Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Programları | ÜÜ - Haberler

25 EYL 2020

Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programına Yoğun İlgi

Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesindeki Klinik Psikoloji  tezli Yüksek Lisans Programı’na giriş sınavı 18 Eylül Cuma günü yapıldı. 2020-2021 eğitim öğrenim yılında Üsküdar Üniversitesi’nde yüksek lisans programı okumak isteyen 327 aday, Çarşı yerleşkede gerçekleşen bilim sınavında başarılı olmak için çaba sarf etti.  Adaylar sınıflarda, maksimum 15 kişi olacak şekilde maske ve sosyal mesafe kuralına uyularak sınava alındı. Heyecanla beklenen bilim sınavının sonuçları 25 Eylül Cuma günü açıklandı.Psikoloji alanında kitaplar hazırlanıyor Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesindeki Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı’na yoğun ilginin sebebi, öğrencilerin de dahil edilerek yürütüldüğü başarılı proje ve çalışmalar olarak görülüyor. Klinik Psikoloji Yüksek Lisans öğrencileri, öğretim üyeleri ile birlikte 2019-2020 eğitim öğretim yılında 18 kitap ya da kitap bölümü hazırladı. Bunlardan 8’inin basımı tamamlanırken, 10 kitabın yayın süreci devam ediyor.Klinik deneyim ve istihdam imkanı sunuluyorÜsküdar Üniversitesi, programı başarı ile tamamlayan öğrencilere NPİSTANBUL Beyin Hastanesi, Feneryolu Tıp Merkezi ve Üsküdar Üniversitesi Psikolojik Danışma Birimi işbirliği ile teorik eğitimin yanında pratik yapabilme ve klinik deneyim imkanı sunuyor. Ayrıca programlardan mezun olan öğrenciler, aynı birimlerde istihdam şansına sahip oluyor. Öğrenciler aktif rol alıyorlar Klinik Psikoloji Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar, programla ilgili görüşlerini şöyle paylaştı:“Klinik Psikoloji Yüksek Lisans programımızda öğrenciler sadece eğitim değil, araştırma, sosyal sorumluluk projeleri, kongreler, kitap çalışmaları içinde bulunmak istiyorlar. Bu imkanı bol bol tanıyoruz. Klinik psikoloji öğrencilerimizin aktif görev aldıkları ve düzenleme kurulunda bulundukları 5 sempozyum ve kongre düzenledik. Bu yıl psikoloji lisansüstü öğrencilerimiz 20 uluslararası – ulusal bilimsel makalede yazar olarak yer aldılar. Uluslararası kongre ve sempozyumlarda 13, ulusal kongre ve sempozyumlarda 29 sözel bildiri ya da poster sundular, başarılı çalışmaları nedeniyle 3 ödül aldılar. Kazanan yeni öğrencileri de tebrik ediyorum. Onlarla da yeni çalışmalara hızlıca başlayacağız.” Üsküdar Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek Lisans programının akademik çalışmalarına şu bağlantıdan ulaşılabilir:https://uskudar.edu.tr/sobe/klinik-psikoloji-yuksek-lisans-programi-yayinlar-ve-tezler

11 EYL 2020

Üsküdar Üniversitesinden Çocuğun Ruhsal Gelişimine Destek Projesi

Çarşı Yerleşkede yapılan projenin ilk odak toplantısında aile hekimleri ile bir araya gelinerek çocukluk döneminde uygun yaklaşımlarla ilgili politikalar hakkında uzman görüşü alındı.“İşbirliğimizi sürdürme kararı aldık”Sahada aktif bir şekilde çalışan deneyimli profesyonel aile hekimleriyle proje çerçevesinde detaylı bir görüşme yaptıklarını belirten Özşahin, “Öncelikle aile hekimlerimizin konuya hâkim olduklarını, işlerini sahiplendiklerini ve profesyonel bir yaklaşım sergilediklerini gözlemlemek bizi mutlu etti. Bizlere aktardıkları saha deneyimleri ve gözlemleri bu projede bize yol gösterici olacak. Bu çalışmanın bundan sonraki süreci içerisinde etkin işbirliğimizi sürdürme kararı aldık’ şeklinde konuştu.“Nasıl başlarsa öyle gider”Projenin danışma kurulunda yer alan Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar da “Bu projeyi çok önemsiyoruz. ‘Nasıl başlarsa öyle gider’ sloganı ile yola çıktık. 0-3 yaş dönemindeki çocuklara uygun yaklaşımın, gerek bireyin gerekse tüm toplumun ruh sağlığı için çok önemli olduğunu biliyoruz.” İfadelerini kullandı.Toplantıda pandemi koşullarına uygun biçimde maske ve sosyal mesafe kuralına uyuldu.

09 AĞU 2020

Akademik Başarılarıyla Dikkat Çekiyorlar

Üsküdar ÜniversitesiSosyal Bilimler Enstitüsü Psikoloji Doktora Programı öğrencileri başarılı akademik çalışmalara imza atmaya devam ediyor.Psikoloji Bölümü Doktara öğrencileri 2017-2020 yılları arasında 100’den fazla, birbirinden farklı ulusal ve uluslararası hakemli dergide makale, sözel bildiri, kitap ve kitap bölümlerinde akademik çalışmaya imza attı.Başarılı yayınlarının yanı sıra psikoloji doktora öğrencileri Epidemiyolojik Araştırmalar Çalışma Grubu'nun yürüttüğü saha araştırmalarında, sosyal sorumluluk projelerinde ve Gri Cevher psikoloji eğitimi platformu eğitimlerinde de aktif görev almaktalar."Toplamda 100’den fazla akademik çalışmaya imza atıldı”17 uluslararası hakemli dergide makale, 24 ulusal hakemli dergide makale, 64 uluslararası/ulusal sözel bildiri ve 6 kitap/kitap bölümünde akademik çalışma yapan öğrencilere Psikoloji Doktora programı akademik kadrosundan Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar, Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdür Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Ünübol başta olmak üzere pek çok akademisyen destek oldu.Bu yayınların listesine şu bağlantıdan ulaşılabilir:https://uskudar.edu.tr/sobe/psikoloji-doktora-programi-yayinlar-ve-tezler

27 TEM 2020

Sosyal Bilimlerde Lisansüstü Eğitim Fırsatı

“Üsküdar ile Daha Yüksek Bir Gelecek Seni Bekliyor” mottosu ile yola çıkan Üsküdar Üniversitesi, lisansüstü tanıtımlarına devam ediyor. Farklı alanlara yönelik geniş yelpazedeki yüksek lisans ve doktora programlarına ilişkin adayların sorularının yanıtlandığı buluşmaların dördüncüsünde Sosyal Bilimler Enstitüsü eğitim programları hakkında bilgi verildi.Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü akademik kadrosunun katıldığı programın moderatörlüğünü Eğitim Kurumları ve Rehberlik Hizmetleri Yöneticisi Uzm. Psk. Dan. Ece Tözeniş üstlendi.Zoom Webinar üzerinden gerçekleşen programda aynı zamanda Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdür Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Remziye Keskin, Enstitü sorumlusu Aslı Işık, Öğrenci Muhasebesi Sorumlusu Şeyma Kaya ve Mezun İlişkileri Yöneticisi Aslı Cevahir Arabacı Keleşabdioğlu da yer aldı.Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar: “Bilimsel Araştırmalar ile Destekleniyor”Sosyal Bilimler Enstitü Müdürü Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar Klinik Psikoloji ve Psikoloji Doktora Programları ile ilgili katılımcılara bilgi verdi. Sayar; “Doktora programımızda 48 akademik üyeden oluşan geniş bir kadro var. Psikoloji doktora programımız genel bir psikoloji programıdır, klinik değildir. Klinik psikoloji doktora programımızın da açılmasını hedefliyoruz. Doktora programımıza başvurular için lisans eğitiminden ziyade yüksek lisans eğitiminizi psikoloji alanında bitirmiş olmanız gerekmektedir. 4 yıllık bir doktora programında 15 öğrenci kontenjanımız var. Özellikle bilimsel araştırmalar ve uygulamaya yönelik derslerimizle öğrencilerimizi desteklemeyi hedefliyoruz. Klinik psikoloji yüksek lisans programımızda da doktora programımızda olduğu gibi oldukça geniş akademik kadromuz mevcut. Hafta içi gündüz ve akşam, hafta sonu olarak üç gruba ayırarak çalışan öğrencilere de alternatif sunmayı hedefliyoruz.” Dedi.Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Ünübol: “Uygulamalı Psikoloji Hayatın Her Alanıyla Kesişiyor”Katılımcılara uygulamalı psikoloji ile ilgili bilgileri paylaşan Uygulamalı Psikoloj Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Ünübol ise; “Son dönemlerde hayatımızda hızla aktif olan teknolojik gelişmeler var. Siyasi, politik veya herhangi bir tasarım üretmek için teknolojiden faydalanmak durumundayız. Bu gibi zorunluluklar teknolojiyi değişime ve gelişime uğratıyor. Uygulamalı Psikoloji programını kesişen bir nokta olduğunu düşünerek açtık. Ne işle uğraşırsak uğraşalım insanoğlu için yaşıyoruz. Ve bu durumun merkezinde insan psikolojisi var. Dolayısıyla gerek müşterilerimizle doğru çalışmamız için, gerek bazı tasarımlar ve yenilikler için insan psikolojisini anlamamız gerekiyor. Bir dil öğrenmek nasıl önem arz ediyorsa psikolojiyi bilmek de son derece önemlidir.” İfadelerini kullandı.  Dr. Öğr. Üyesi Mert Akcanbaş: “Programımız Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Yönergeleri ile İlerletiliyor”Aile Danışmanlığı Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Mert Akcanbaş, aile danışmanlığının Türkiye’de gelişen bir meslek olduğuna değinerek; “Aile danışmanlığı almak isteyen bireyler iki farklı yol seçiyorlar. Bunlardan birincisi sertifika programı, diğeri ise aile danışmanlığı yüksek lisans programıdır. İkisinde de kazanılacak unvan aile danışmanlığıdır. Ancak anabilim dalımız Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı yönergeleri ile ilerletiliyor. Programa dâhil olmak için belirli lisans bölümlerinden mezun olunması gerekmektedir. Bunlar psikoloji, sosyoloji, çocuk gelişimi gibi bölümlerdir. Bunun dışındaki bölümlerden gelen öğrencilerin unvan alabilmesi için akademik eğitimini doktora ile devam ettirmesi gerekmektedir. Derslerimiz daha çok uygulamaya yönelik tasarlanmıştır. Türkiye’de önemli rol oynayan bir meslek olarak iş alanı her geçen gün genişlemektedir.” Dedi.Prof. Dr. Hatice Öz Pektaş: “Tasarım Araştırmalarını Temel Alan Bir Programdır”Görsel İletişim Tasarımı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hatice Öz Pektaş, Görsel İletişim ve Tasarım Bölümü Yüksek Lisans programı hakkında merak edilenleri anlattı. Pektaş; “Görsel İletişim Tasarımı adından da anlaşılacağı üzere üç ayrı disiplini barındırmaktadır. Birinci olarak tasarımı içermektedir. Ancak iletişim bilimini temel alan tasarım programıdır. İletişim kuramlarının yanı sıra görsel tasarım içeren derslerimizde bulunmaktadır. Temelde lisans programımız uygulamaya dayansa da yüksek lisans programımız özellikle tasarım alanında araştırma etiğinden yola çıkarak daha çok tasarım araştırmalarına yönelmiş bir programdır. Görsel iletişim tasarımı farklı alanlardan mezun arkadaşlarımızın da oldukça ilgisini çekmektedir. Bunun en büyük nedeni teknolojiyle iç içe bir program olmasıdır.” İfadelerini kaydetti.“Medya ve Kültürel Çalışmalar Programı Farklı Alanları Bir Arada Yürütmeyi Hedefler”Medya ve Kültürel Çalışmalar Yüksek Lisans programı ile ilgili detayları paylaşan İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör; “Medya ve Kültürel Çalışmalar Yüksek Lisans programı iletişim bilimleri temelinde çalışmalar yürüten bir programdır. Aynı zamanda interdisipliner yapısıyla çalışmaları birlikte yürütmeyi hedeflemekteyiz. Bir tarafta medya çalışmalarını öbür yanda kültürel çalışmaları destekleyerek karşılıklı etkileşim içerisinde devam etmekteyiz. Lisansüstü eğitim, öğrencinin uzmanlaşmak istediği alanda ilerlemesini hedefler. Bu nedenle hangi alanda beslenmek istiyorsanız o alanlarda seçmeli ders alarak, tez yazarak uzmanlaşmanızı destekliyoruz. Burada psikoloji, nörobilim çalışmaları, pazarlama, yeni medya gibi farklı pek çok iletişim alanlarını merkeze koyarak iletişim çalışmalarına farklı bakış açısı kazandırmayı hedefliyoruz. Programımıza ilgi duyan her alandan öğrenciyi kabul etmekteyiz.” Dedi.Prof. Dr. Sinan Canan: “Türkiye’nin En Kapsamlı Nöropazarlama Laboratuvarına Sahibiz”Nöropazarlama Yüksek Lisansı ile ilgili merak edilenleri cevaplayan Nöropazarlama Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sinan Canan; “Türkiye’de başka hiçbir örneği olmayan bölümleri açmaya cesaret gösteren Üsküdar Üniversitesi, benim de uzun süredir peşinde olduğum Nöropazarlama anabilim dalını açtı. Nöropazarlama 2000’li yılların başından beri teknolojinin en çok kullanıldığı bir alan oldu. Bu alanda akademik çalışmalar yapılması beni çok heyecanlandırıyor. İnsanların satın alma davranışlarını nörobilimsel açıdan incelenmesi bütün dünyada yankı uyandırdı. Üsküdar Üniversitesinin bu alanda bir program oluşturmasının başlıca hedefi nörobilimsel açıdan akademik eğitim almış uygulayıcılar yetiştirmektir. Programımıza katılım ve ilgi oldukça yüksek. Öğrencilerimizin hemen hemen hepsini tanıyorum proje çalışmalarında beraber hareket ediyoruz. Öğrencilerimizle birlikte gerçekten bu alanda enterasan fikirler yürütecek tez çalışmaları yapıyoruz. Şu anda Türkiye’nin en büyük en kapsamlı nöropazarlama araştırma laboratuvarına sahibiz. Nöropazarlama her yıl gelişen müfredatın ışığında dinamik olarak güncellenen bir alandır.” Şeklinde konuştu.Nöropazarlama Programı Nedir?Dr. Öğr. Üyesi Şaha Baygül Özpınar katılımcılarla Nöropazarlama anabilim dalının detaylarını paylaştı. Özpınar; “İki dönem derslerle ilerledikten sonra tezli programlarda tezlerle, tezsiz programda ise projelerle ilgilenerek, geliştirerek programı sonlandırıyoruz. Öğrencilerimiz toplamda 10 ders alıyorlar. Daha önceden pazarlama alanında yüksek lisans derecesi varsa bazı derslerden muaf olabiliyorlar. Ancak temel nörobilim derslerin tümünü eğitim olarak veriyoruz. Nörobilim kavramına yaklaştırabilmek için beyindeki temel işlevler, kişilik kuramları gibi derslerimiz de bulunuyor. Öğrenciler diğer anabilim dallarının derslerinden de seçmeli olarak eğitim alabiliyorlar. Hedefimiz nörobilim kavramlarıyla birlikte farklı bakış açıları da kazanarak eğitim alabilmeleridir.” Dedi.Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı: “Hedefimiz Sosyoloji Alanında Hem Teorik Hem Pratik Donanım Kazandırmak”Sosyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, akademik araştırmalar bağlamında Sosyoloji yüksek lisans programı hakkında bilgiler paylaştı. Süleymanlı; “Sosyolojinin temelinde dinamizm vardır. Değişme hızının baş döndürücü etkilerinin deneyimlerini gördüğümüz bir dünyada yaşıyoruz. Toplumsal güvenlik, yalnızlık sorunları, pandemi gibi global sorunlar gibi gündelik hayatımızı etkileyen tüm faktörler sosyolojinin temel ilgi alanlarındandır. Üsküdar Üniversitesi olarak sosyoloji alanında yaptığımız çok farklı çalışmalar oldu. Yüksek lisans programımızda bir seneyi geride bıraktık. Özellikle öğrencilerimizi tanırken sosyal gerçekler üzerine çalışmayı tercih eden öğrenciler yetiştirmeyi hedeflemekteyiz. Özellikle öğrencilerimize bu alanda hem teorik hem pratik bilgi ve donanım katarak, araştırmaya yönelik sosyolog yetiştirmeye gayret ediyoruz.” Şeklinde konuştu.“Herhangi İç Meseleyi Uluslararası Boyutta İrdelemeyi Hedefliyoruz”Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Havva Kök Arslan; “Felsefi, psikolojik, sosyolojik ve siyasi konuları uluslararası boyutta incelemeye çalışıyoruz. Öğrencilerimizin herhangi bir iç meseleyi uluslararası boyutta anlamaları ve kavramalarını sağlamayı amaçlıyoruz. Her ne kadar adı siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler olsa da bizim markalaşmaya çalıştığımız alanlar var. Daha çok vurgulamaya çalıştığımız şey kamu diplomasisi ve hiç vurgulanmayan incelenmeyen kültürel diplomasidir. Arabuluculuk, para sorunu, çatışmaların çözümü gibi konulara değinerek analiz yapmayı hedefliyoruz. Özellikle de dijital çağda yaşıyor olmamız nedeniyle dijital diplomasinin önemli olduğunu vurguluyoruz. Çalışma alanı oldukça geniş. Öğrencilerimizin ilgi alanına göre kamuda her alanda çalışabilirler.” İfadelerini kaydetti.“Yeni Medya ve Gazeteciliğin Zengin Bir Eğitim Yapısı Var”Yeni Medya ve Gazetecilik program ile ilgili merak edilen soruları yanıtlayan Yeni Medya ve Gazetecilik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan; “Temel olarak dijital medyayı içeren bir bakış açısıyla gazetecilik çalışmalarını yürüten bir program. Bir yandan yeni medya dediğimiz tüm alanlarda varlığını sürdüren etkilerini irdelerken öbür yandan “Yeni medya ortamında gazeteci ve gazetecilik profesyonelleri nasıl yetişiyor?” Bunlara yönelik derslerle eğitim vermeyi amaçlıyoruz. 10 temel dersimiz var. Seçmeli ders olarak diğer iletişim alanındaki anabilim dallarından eğitim alabiliyorlar. Nöropazarlama, kültürel çalışmalar gibi farklı anabilim dallarının seçmeli derslerinden alarak kendi uzmanlaşmak istedikleri alana doğru yönelebiliyorlar. Bu açıdan Yeni Medya ve Gazetecilik anabilim dalı oldukça zengin bir eğitim sistemine sahip diyebiliriz.” Dedi.Sosyal Bilimler Alanında Lisansüstü Eğitim İçin Hangi Şartlar Gerekli?Enstitü sorumlusu Aslı Işık ise Sosyal Bilimler Enstitüsü yüksek lisans şartlarını anlatarak; “Lisansüstü aday öğrencilerin öncelikle kayıt işlemi için online başvuru yapmaları gerekiyor. 15 Haziran itibariyle online başvurularımız başladı. Öğrencilerimizin başvuru yaptıkları anabilim dallarının bilim sınavlarına katılmaları gerekmektedir. Bilim sınavı sonrası kesin kayıt hakkı kazanan öğrencilerimiz, kesin kayıt evraklarıyla başvurmalıdır. Bunlar tezli öğrenciler için ALES sınav sonucu, transkripti, mezuniyet belgesi, kimlik fotokopisi ve fotoğraflardan oluşuyor. Tezsiz öğrencilerden ALES puanı aramıyoruz fakat diğer tüm şartları kesin kayıt sırasında yanlarında bulundurmaları gerekiyor. İngilizce programlara katılmak isteyen öğrencilerin yabancı dil puanı bulunması gerekiyor.” İfadelerini kullandı.

17 TEM 2020

Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Öğrencilerinin Gururlandıran Tablosu

Üsküdar Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek Lisans programı öğrencileri 48 öğretim üyesi eşliğinde yıl boyu yaptıkları akademik çalışmalar ile göz doldurdu. Klinik Psikoloji Yüksek Lisans öğrencileri öğretim üyeleri ile birlikte 2019-2020 eğitim öğretim yılında 18 kitap ya da kitap bölümü hazırladı. Bunlardan 8’inin basımı tamamlanırken, 10 kitabın yayın süreci devam ediyor.Konuyla ilgili görüşlerini bildiren Klinik Psikoloji Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar şunları iletti:“Klinik Psikoloji Yüksek Lisans programımızda öğrenci memnuniyetimiz yüksek, çünkü öğrenciler sadece eğitim değil, araştırma, sosyal sorumluluk projeleri, kongreler, kitap çalışmaları içinde bulunmak istiyorlar. Bu imkânı bol bol tanıyoruz. Pandemi sürecinin tüm dezavantajına rağmen öğrencilerimizle birlikte başarılı ve verimli bir yıl geçirdik. Klinik psikoloji öğrencilerimizin aktif görev aldıkları ve düzenleme kurulunda bulundukları 5 sempozyum ve kongre düzenledik. Bu yıl psikoloji lisansüstü öğrencilerimiz 20 uluslararası – ulusal bilimsel makalede yazar olarak yer aldılar. Uluslararası kongre ve sempozyumlarda 13, ulusal kongre ve sempozyumlarda 29 sözel bildiri ya da poster sundular, başarılı çalışmaları nedeniyle 3 ödül aldılar.”NPİSTANBUL Beyin Hastanesi ve Feneryolu Tıp Merkezi’nde öğrencilerin klinik çalışma yaptıklarını ifade eden Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar şunları söyledi: “Müfredat gereği tamamlamaları gereken klinik çalışmanın yanı sıra dileyen öğrenciler bu birimlerde çalışan deneyimli psikiyatrist ve klinik psikologlar ile birlikte gönüllü çalışmalar da yapabilmektedirler. Ayrıca klinik psikoloji yüksek lisans öğrencileri Üsküdar Üniversitesi Psikolojik Danışma Birimi’nde de gönüllü çalışarak mesleki deneyimlerini artırma fırsatı bulmaktadırlar. Bu birimde ayda ortalama 120 görüşme yapılmaktadır. Programlardan mezun olan öğrenciler aynı birimlerde istihdam şansı bulabilmektedir. Mezunların istihdamı konusunda mezunlar derneği de olanaklar sunmaktadır.”Üsküdar Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek Lisans programının akademik çalışmalarına şu bağlantıdan ulaşılabilir:https://uskudar.edu.tr/sobe/klinik-psikoloji-yuksek-lisans-programi-yayinlar-ve-tezler

08 TEM 2020

Epidemiyolojik Araştırmalar Çalışma Grubu 1 Yılda Önemli Başarılara İmza Attı…

Üsküdar Üniversitesi Epidemiyolojik Araştırmalar Çalışma Grubu 1 yıla aşkın süredir önemli başarılara imza attı.  Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar, Uygulamalı Psikoloji Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Ünübol, Sosyal Bilimler Enstitüsü Psikoloji Doktora Öğr. Gör. İdil Arasan Doğan 2019 Ocak – 2020 Temmuz tarihleri arasında birbirinden farklı önemli bilimsel çalışmaları hayata geçirdi. Çok sayıda bilimsel araştırma…Epidemiyolojik araştırmalar çalışma grubu; başta ruh sağlığı olmak üzere, sağlıkla ilgili olayları tanımlamak ve görülme sıklığını ölçmek, hastalık ya da kazaların nedenlerini inceleyen çözümleyici çalışmalar yapmak, uygulanan sağlık hizmetinin veya programlarının etkinliğini ölçme ve değerlendirme çalışmaları yapmayı hedefiyle çalışmalar gerçekleştiriyor.En iyi klinik çalışma ödülü kazandılarEpidemiyolojik Araştırmalar Çalışma Grubu bünyesinde yapılan araştırmalardan Nebile Topcu, Banu Bostancı ve Gökben Hızlı Sayar’ın “Doğum yapma korkusunun evlilikte eşlerin uyumu ile ilişkisi” konulu araştırması en iyi klinik çalışma ödülünü kazandı.Türkiye Bağımlılık Risk Profili ve Ruh Sağlığı Haritasını (TURBAHAR) çıkardılarSahada çalışan 125 Klinik Psikoloji Lisansüstü öğrencisi ile 24 bini aşkın kişi üzerinde Türkiye Bağımlılık Risk Profili ve Ruh Sağlığı Haritası (TURBAHAR) çalışması bitirildikten sonra, 2019 yılı Şubat ayında proje çıktısı sunumu da gerçekleştirildi. Bu saha araştırması Türkiye’de en geniş, dünyada ise ikinci en büyük çalışma olma özelliği gösteriyor. Bu araştırmada ortaya çıkarılan kimyasal ve davranışsal bağımlılık risk profili, bağımlılık risk profili, bağımlılıkların önlenmesi, nüksün azaltılması konusunda yardımı olacak sosyopsikolojik desteğin hangi alanlarda ve hangi bölgelerde yapılması gerektiği konusunda önemli bilgiler sunuluyor.TURBAHAR Proje sonuç raporu kitabı Üsküdar Üniversitesi yayınlarından çıktı.TURBAHAR ödül getirdiDr. Öğr. Üyesi Hüseyin Ünübol ve Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar koordinatörlüğünde yürütülen TURBAHAR çalışmasının bir parçası olan “Sigarayı Kimler İçer, Kimler Bırakabilir?” başlıklı araştırma, Türkiye Psikiyatri Derneği 23. Yıllık Toplantısı ve Klinik Eğitim Sempozyumu’nda ikincilik ile ödüllendirildi.Türkiye’nin Koronafobi Haritasını çıkarıldılarDoç. Dr. Gökben Hızlı Sayar ve Psikoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Ünübol’un öncülüğünde yürütülen çalışma kapsamında 81 ilde yapılan online araştırma ile Türkiye’nin Koronafobi Haritası çıkarıldı. Koronavirüsün yol açtığı Covid-19 salgını ile ilgili kişilerin kaygı düzeylerini, duygularını, stres yaratan durumları incelendi. Türkiye genelinde Covid-19 psikolojisi üzerine uygulanmış ilk geniş kapsamlı araştırmanın sonuçları online basın toplantısı ile kamuoyuna duyuruldu. Projenin kitabı da çok yakında yayımlanacak.3 büyük basın toplantısıDoç. Dr. Gökben Hızlı Sayar ve Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Ünübol Dünya Sigarayı Bırakma Günü öncesinde yapılan basın toplantısında “Türkiye’nin Bağımlılık Risk Profili ve Ruh Sağlığı Haritası” ile ilgili araştırma sonuçlarını basın mensupları ile paylaştı.Öte yandan, Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar ve Psikoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Ünübol’un öncülüğünde yürütülen çalışma kapsamında Hostilite (Öfke-Düşmanlık-Saldırganlık) Analizi’nin sonuçları basın mensuplarıyla paylaşıldı. Toplantıda “Kadınlar Ölmesin Anneler Ağlamasın” sosyal sorumluluk projesi kapsamında İstanbul Emniyet Müdürlüğü ile ‘Sosyal ve Bilimsel İşbirliği Protokolü’ imzaladıkları, protokolün Emniyet Müdürlüğü ile eğitim, bilimsel araştırma ve geliştirme alanlarında iş birliğini kapsadığı bilgisi verildi.Ayrıca, Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar ve Psikoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Ünübol’un öncülüğünde yürütülen çalışma kapsamında 81 ilde yapılan online araştırma ile Türkiye’nin Koronafobi Haritası çıkarıldı. Koronavirüsün yol açtığı Covid-19 salgını ile ilgili kişilerin kaygı düzeylerini, duygularını, stres yaratan durumları incelendi. Türkiye genelinde Covid-19 psikolojisi üzerine uygulanmış ilk geniş kapsamlı araştırmanın sonuçları online basın toplantısı ile kamuoyuna duyuruldu.Psikoloji araştırmaları sempozyumu gerçekleştirildiÜsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü ve Gri Cevher iş birliği ile bu yıl ilki düzenlenen Psikoloji Araştırmaları Sempozyumu yapıldı. Psikoloji alanında bireysel araştırmalar ve tez çalışmalarının sunulduğu sempozyuma ilgi oldukça yoğundu. Sempozyumda 63 sözel bildiri yer aldı. Sempozyum kitabı çok yakında Üsküdar Üniversitesi yayınlarından çıkacak.Psikopolitik güvendelik araştırma projesi yapıldıSosyal Bilimler Enstitüsü ile Politik Psikoloji Uygulama Araştırma Merkezi işbirliğinde yürütülen araştırmada İstanbul genelinde farklı yaş gruplarından 7 bin 200 katılımcıya psikopolitik güvendelik algıları, pozitif ve negatif duyguları ve dayanıklılık soruları yöneltildi. Yürütülen saha araştırmasında 75 yüksek lisans ve doktora öğrencisi görev aldı. Araştırmanın kapanış toplantısı Çarşı Yerleşke Emir Nebi 1 Konferans Salonunda gerçekleştirildi.“Akademideki usta-çırak ilişkisini önemsiyoruz’’Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar, Epidemiyolojik Araştırmalar Çalışma Grubu’nu şu sözlerle tanımladı. Sayar, “Epidemiyolojik Araştırmalar Çalışma Grubu’nda küçük ama çalışmayı seven, meraklı bir ekibimiz var. İşin mutfağındaki çekirdek ekibimiz küçük ama çok sayıda yüksek lisans ve doktora öğrencimiz saha çalışmalarında bizlerle birlikte çalışıyorlar. Örneğin Türkiye Bağımlılık ve Ruh Sağlığı Profili araştırmasında sahada 125 yüksek lisans öğrencimiz ile birlikte çalıştık. Psikopolitik Güvendelik Çalışmasında da sahada 67 yüksek lisans ve doktora öğrencimiz ile birlikteydik. Böylece büyük çaplı araştırmalar yapılabiliyor. Fakat en çok önemsediğimiz bir konu daha var: Öğrencilerimiz ve akademisyen olma yoluna adım atmış doktorantlarımız ekip çalışmasına, sorunları birlikte çözebilmeye, iş bölümü ve iş birliği yapabilmeye alışıyorlar. Akademik merakımızı birlikte besleyip çoğaltıyoruz. Öğrencilerimizin ilk bilimsel araştırmalarında onlara yol gösteriyoruz. Akademideki bu usta – çırak ilişkisini önemsiyoruz.” İfadelerini kullandı.“Üretmeyi seviyoruz…”Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Ünübol, “Bizim Gökben Hocayla olan bir çekirdek grubumuza zamanla İdil, Tayfun, Büşra ve Enstitümüzde çalışan diğer arkadaşlarımız dâhil oldu. Güzel bir aile olduk. Bence paylaşmak, ekip ruhunun en önemli kriteri ve biz bunu seviyoruz. Böyle olunca da işler daha da güzel oluyor. Açıkçası üretmeyi seviyoruz. Sanki üretmek bizim açımızdan farklı alanlarla ilgili yaratıcılığımızı arttıran bir sisteme dönüştü denebilir. Üretmek motivasyon sağlıyor, motivasyon üretmeyi sağıyor” Dedi.“En küçük detay için gayretle çalışıyoruz…”Öğr. Gör. İdil Arasan Doğan “Motivasyonum psikoloji alanında bir diğerine faydalı olmaktan aldığım mutluluk beraberinde, Gökben ve Hüseyin hocamla ekip olarak hareket etmek ve beraberinde gelişen güven, açık ve etkin bir iletişimde olmaktan geliyor. Bununla birlikte mentörüm Gökben Hocamızın eğitim ve gelişim fırsatları sunarak sorumluluk vermesi, kendimi gerçekleştirme adına pozitif etki sağladığından motivasyonumu artıcı en temel noktalardan birisi. SOBE ekibinin bir parçası olmak benim yaşamımda bir doyum kaynağı. Örneğin bir çalışma için karar verilir, süreçler ve kimin ne yapacağı bellidir. Fakat bununla birlikte herkes, her an her işe koşmak için hazırdır. Bu ekip; üretmek, yeni bir şeyler ortaya koymak ve yaratıcı olmak noktasında birlik ve beraberlik içinde hareket ederken, yapılan çalışmanın en iyi sonucu vermesi adına en küçük detaya kadar büyük bir gayret içinde çalışır” Şeklinde konuştu.Yeni saha çalışmaları yapacaklar Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar, Epidemiyolojik Araştırmalar Çalışma Grubu’nu gelecek hedefleri konusunda değerlendirmelerde bulundu. Sayar, “Şu an bitirmiş olduğumuz araştırmalarımıza ait yirminin üzerinde makaleyi yayına hazırlıyoruz. Ancak Ağustos ayı içinde yine klinik psikoloji yüksek lisans öğrencilerimizle planladığımız davranışsal bağımlılıklarla ilgili yeni bir saha çalışmamız başlayacak. Bunun dışında günümüz gençliği gözüyle evlilik kurumu, travmaların yaygın ruhsal etkileri ve bazı psikososyal müdahalelerin geliştirilmesi konularında araştırma planlarımız var.” Dedi. 

29 HAZ 2020

‘Psikoloji Araştırmaları Sempozyumu’ Yapıldı

Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü ve Gri Cevher iş birliği ile bu yıl ilki düzenlenen Psikoloji Araştırmaları Sempozyumu yapıldı. Psikoloji alanında bireysel araştırmalar ve tez çalışmalarının sunulduğu sempozyuma ilgi oldukça yoğun oldu.Sempozyumda 63 sözel bildiri yer aldıDüzenleme kurulunda Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar, Müdür Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Ünübol ve Dr. Öğr. Üyesi Remziye Keskin, Öğr. Gör. İdil Arasan Doğan ile Öğrenci Konseyi Başkanı Büşra Özdoğan’ın yer aldığı sempozyum 7 oturum şeklinde gerçekleşti. 63 kişinin sözel bildiri sunduğu, Psikoloji Araştırmaları Sempozyumunda tüm bildiriler Gri Cevher Youtube kanalı üzerinden de yayımlandı.Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar:“Covid- 19 ile birlikte sempozyum, kongre alışkanlıklarımız değişti.”Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar, Covid- 19 salgınıyla birlikte değişen alışkanlıklara ve günümüzün yeni normallerine değindi. Hızlı Sayar, “Covid- 19 salgınıyla birlikte birçok alışkanlığımız değişti. Sempozyum ve kongre alışkanlıklarımızın değişmesi de bunlardan biri. Eskiden yüz yüze kongrelerde etkileşimin daha fazla olması avantajı vardı. Ancak bunun yanı sıra kabul edilebilen katılımcı kapasitesinin sınırlı olması, şehir dışından katılan katılımcıların sayısının düşük olması,  kongre ya da sempozyuma katılmak için normal hayattaki sorumluluklarınızın bazılarını bir tarafa bırakarak belirli bir mekânda bulunma zorunluluğu gibi dezavantajları da vardı. Çevrim içi olan bu sempozyumda salon kapasitemiz sınırsızdı, şehir dışından katılabildiler, ulaşım zorluğu yoktu ve hiçbir sorumlulukları da aksamadı. Sempozyumun oturumlarını ilk gün 800 civarı kişi izledi. Çevrim içi etkinliklerin avantajı, video kayıtlar dijital ortamda sunulmaya devam ettikçe, izlenmeye de devam edecek ve daha çok kişiye ulaşacaktır.” İfadelerini kullandı.“Yeni bir sempozyum için yoğun talep aldık”Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar, yeni bir sempozyum yapılıp yapılmayacağı konusuna ilişkin ise şunları söyledi: “Sempozyumu yapıp bitirmemizle birlikte yeni bir sempozyum için çok sayıda talep geldi. Her akademik dönem sonunda mesela Şubat ve Haziran aylarında sempozyum düzenlemeyi düşünüyoruz. Bu da altı ayda bir yapılmasına denk geliyor. Katılmak isteyenlere buradan duyurmuş olalım. Sonraki araştırma şenliğine hazırlanmaya başlasınlar.” Dedi.“Gri Cevher Psikoloji Eğitim Platformu 5 bin kişilik bir aile oldu”Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar, Gri Cevher platformu ile ilgili paylaşımlarda bulundu. Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar, “Gri Cevher platformu adı altında Psikoloji Eğitim platformu kurduk. Covid-19 süreciyle başladığımız bir oluşumdu. Başarılı bir dönem geçirdik. 30 üzerinde eğitim semineri, psikoloji yarışmaları, kitap hediyeleri, soru bankası projesi, kitap bölümleri, kitap hediyeleri, istihdam duyuruları, proje duyuruları ve sempozyum gerçekleştirdik. Kendisini geliştirmek isteyenlerin faydalanacakları bir grup.  Bu gruba katılmak isteyenlerin gokben.hizlisayar@uskudar.edu.tr mail adresine eğitim bilgilerini mail atarak katılmaları mümkün. 5 bin kişilik bir Gri Cevher grubumuz var. Bu grup genellikle psikoloji lisans, yüksek lisans, doktora öğrencileri, psikiyatristler, psikolojik danışmanlar, çocuk gelişimciler, alanın diğer çalışanları ve psikoloji meraklılarından oluşuyor. Güncel eğitim duyurularını da mail grubumuzdan, Youtube hesabımızdan ve Instagram hesabımızdan (@gricevher)  takip edebilirsiniz.” Şeklinde konuştu.Dereceye girenler ödüllendirildiSempozyumdaki 63 sözel bildiri psikoloji ve psikiyatri alanından kişilerden oluşan 5 kişilik bir jüri tarafından bilimsel içerik, dil içeriği, sunum kalitesi, anlatımda sadelik, araştırmanın gerektirdiği emek, alana katkı gibi kriterler ile titizlikle değerlendirildi. Sempozyumda ilk üç belirlenirken finale kalan 7 çalışmaya da başarı belgesi verildi.Sempozyumun birinciliğini; Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Olan Çocukların Ailelerinde DEHB Belirtilerinin Taranması ve Aile İşlevlerinin Değerlendirilmesi ile Zeynep Gamze Kalkanlı ve arkadaşları, ikinciliği, Otizm Spektrum Bozukluğunda Covıd-19 Sürecine Uyumu Etkileyen Bireysel Faktörlerin Araştırılması çalışması ise Zehra Babat ve arkadaşları, üçüncülük derecesini de Yetişkinlerin, Çocukluk Döneminde Deneyimledikleri Annelik Algısı, Halihazırdaki Baş Etme Becerileri ve Stres Algıları Arasındaki İlişki çalışması ile Yasemin Ozan Şavkay kazandı.Finalistlere başarı ödülü verildiSempozyumda finale kalan diğer 7 çalışmaya da başarı belgesi verildi. Başarı belgesi alan öğrenci ve çalışma isimleri şu şekilde:Annelerin Öz-Yeterlik Düzeylerinin Çocuklarının Beslenmelerine Yönelik Tutumlarına Etkisi - Mürüvvet Nil GönceBir Ortaokulda Obezite Prevalansı Sosyal Anksiyete, Depresyon ve Benlik Saygısı ile İlişkisi - Samet Taşkıran ve Ark.Çarkçı Tiyatro Sanatçıları Öz yeterlik Ölçeği Geliştirme Geçerlik Güvenirlik Çalışması - Jaklin Çarkçı ve Ark.Eşi Şizofreni Tanısı Almış Kadınların Akıl Hastalıklarına Yönelik İnançları: Karşılaştırmalı Bir Çalışma - Büşra Özdoğan ve Ark.Kişilerarası Psikoterapi Temelli Alzheimer Bakım Veren İyi Oluş Programı- İdil Arasan Doğan ve Ark.Sağlık Çalışanlarının Fark Edilmeyen Gebeliklerle İlgili Farkındalık ve Tutumları. Banu Bostancı Seçmenlerde Kaygı, Belirsizliğe Tahammül ve Yenilikçiliğin Siyasi Tutum ile İlişkisi- Ümran Okan Dereceye giren öğrenciler duygularını anlattıDereceye giren öğrenciler duygu ve düşüncelerini paylaştı. Birincilik derecesi kazanan Zeynep Gamze Kalkanlı, “Bu kadar çalışma arasında birinci olmak benim için büyük bir mutluluk ve gurur kaynağı oldu.” Dedi.İkincilik derecesi kazanan Zehra Babat, “Öncelikle bu çalışmayı staj yerimdeki hocalarımla beraber gerçekleştirdik. İkincilik ödülünü beraber aldık. Mutluluğumu tarif edemem. İlk defa böyle bir çalışmaya katılıyorum ve katıldığım ilk sempozyumda ödül almak beni oldukça motive etti.” Şeklinde konuştu.Üçüncülük ödülü kazanan Yasemin Ozan Şavkay, “Çalışmamın sosyal değişime katkısının kıymetli hocalarımız tarafından da desteklenmiş olmasının bana verdiği mutluluk tarif edilemez.” İfadelerini kullandı.  Kalkanlı: “Farklı konulardaki bildiri sunumları bilgilerimi zenginleştirdi”Dereceye giren öğrenciler gerçekleştirilen sempozyumun kendilerine neler kazandırdığını anlattı. Zeynep Gamze Kalkanlı “Bu sempozyum sayesinde tez çalışmamı yayınlayabildim. Bu benim için büyük bir şanstı. Ayrıca farklı konulardaki bildiri sunumları bilgilerimi zenginleştirdi. Bu açıdan da çok kıymetliydi.” Dedi.Zehra Babat, “Sempozyum son sınıf öğrencisi olarak bana inanılmaz bir tecrübe kattı. Bölümümde tez çalışması yok. Bu sempozyum ile hocalarımla birlikte çalışma yapmayı deneyimledim.” Şeklinde konuştuYasemin Ozan Şavkay ise “Bu sempozyumla beraber çalışmamı baştan sonra tekrar gözden geçirmeme ve değerlendirmeme neden oldu. Bu da benim için çok faydalı oldu” İfadelerini kullandı Kalkanlı: “Gri Cevher Covid-19 sürecinden güçlenerek çıkmamızı sağladı”Derece girmeye hak kazanan öğrenciler, Gri Cevher Eğitim Platformu çalışmaları hakkında paylaşımlarda bulundu. Birincilik derecesi kazanan Kalkanlı “Gri Cevher Covid-19 sürecinden güçlenerek çıkmamızı sağladı. Başta Gökben Hızlı Sayar olmak üzere Üsküdar Üniversitesine teşekkür ediyorum.” Dedi.İkincilik derecesi almaya hak kazanan Babat ‘Hocalarımızın Gri cevher projesi bende hayranlık oluşturdu. Bizimle birebir ilgilenilmesi ve Youtube kanalında çok özel eğitimler verilmesinin sağlaması konusunda olağanüstü bir çaba sergilendiğini düşünüyorum. Tüm bunlar klinik psikoloji yüksek lisansımı kesinlikle Üsküdar Üniversitesinde yapmam gerektiğiyle ilgili bir düşünce oluşturdu bende, bu kadar ilgili ve bu kadar üretken hocalarımı başka yerde bulamam.” Şeklinde konuştu.Üçüncülük derecesi kazanan Yasemin Ozan Şavkay, “Gri Cevher Eğitim Platformu birçok alandaki farklı bilgileri yüzlerce kişiye ulaştırıyor. Bu sebeple Gri Cevher’in topluma uzmanlara ve bilime katkısı oldukça fazla ve kıymetli. Umarım Gri Cevher’in çalışmaları bu şekilde başarıyla devam eder.” İfadelerini kullandı. 

29 NİS 2020

Türkiye’nin “Koronafobi Haritası” Açıklandı!

Koronavirüsün yol açtığı Covid-19 salgının toplum psikolojisine yansımaları bakımından Türkiye’nin en geniş katılımlı araştırması, Üsküdar Üniversitesi tarafından gerçekleştirildi. 81 ilde 6 bin 318 kişinin katılımıyla gerçekleşen araştırmaya göre, Covid-19 korku ve kaygı açısından en çok Doğu Anadolu ve Ege’yi etkiledi. “Koronavirüsten çok korkuyorum” diyenlerin oranı Doğu Anadolu’da %50, Ege’de % 49 oldu. Bu oranı %47 ile Akdeniz bölgesi izlerken; Marmara, İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da bu oran %43 oldu. Karadeniz bölgesi ise %41 ile en az korkan bölge oldu. “Koronavirüsle ilgili haberleri izlerken gergin ve endişeli oluyorum” diyenlerin oranı ise %56 ile en çok Akdeniz bölgesi oldu. Tüm bu korku ve kaygılara rağmen katılımcıların büyük kısmı psikolojik olgunlaşma bildirdi. En yüksek oran ise %74 ile “sahip olduklarının kıymetini bilme” konusunda oldu. Kadın katılımcıların korku ve kaygıları daha fazla, erkek katılımcıların ise psikolojik olgunlaşma süreçleri daha zayıf. Araştırma, sürecin yönetimine ilişkin algıları da ortaya koydu. Katılımcıların %58’i “Covid-19 ile tıbbi mücadele konusunda dünyadaki gelişmiş ülkelere göre ülkemi daha başarılı görüyorum” derken; katılımcıların %82’si, bu süreçte sağlık çalışanlarına yönelik düşüncelerinin olumlu yönde geliştiğini söyledi. Araştırma sonuçlarını değerlendiren Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, insanlığın şu andan itibaren daha yalnızlaşmaya alışması gerektiğini belirterek “Yalnızlık birkaç sene kaderimiz olacak. İnsanlar bu yalnız olma döneminde ruh sağlığımı nasıl korurum kısmına odaklanmalı” dedi.Koronavirüsün toplum psikolojisine yansımaları bakımından Türkiye’nin en geniş katılımlı araştırması, Üsküdar Üniversitesi tarafından gerçekleştirildi. Araştırma, Küresel Covid-19 salgını ile ortaya çıkan davranış değişikliklerinin birey ve toplum psikolojisine etkisini gözler önüne serdi. Türkiye genelinde 81 ilde geniş katılımla gerçekleştirilen, 6 bin 318 kişinin katıldığı, online anket üzerinden yapılan “Türkiye Koronafobi ve Salgınla İlişkili Duygu Çalışması” başlıklı araştırmanın sonuçları salgın kapsamında alınan önlemler doğrultusunda online düzenlenen basın toplantısında açıklandı.Dört boyutta değerlendirme yapıldıÜsküdar Üniversitesi Epidemiyolojik Araştırmalar Çalışma Grubu tarafından gerçekleştirilen araştırma, Covid-19 salgınının kişilerde oluşturduğu kaygı, korku, süreç yönetimi ile ilgili algı ve olgunlaşma olmak üzere dört boyutta değerlendirme yapılmasını hedefledi. Araştırmaya katılan 897 sağlık çalışanına ilişkin çarpıcı verilerin de ortaya çıktığı çalışmada, korku ve kaygılar açısından en çok etkilenen bölgelerden salgının hayatımıza etkilerine kadar ilginç veriler yer aldı.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Yaşamı etkileyecek düzeydeki korku ve kaygı düzeylerinin belirlenmesi amaçlandı”Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, selamlama konuşmasında küresel salgından etkilenen ülkemizde toplumun salgınla ilgili yaşamı etkileyecek düzeydeki korkuların, içinde bulunulan sürece ve geleceğe yönelik kaygıların, süreç yönetimi ile ilgili algıların ve psikolojik olgunlaşma düzeylerinin belirlenmesinin amaçlandığını söyledi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Bugünkü durumu tespit edersek daha sağlıklı kararlar alırız”Prof. Dr. Nevzat Tarhan, yaklaşık 1.5 aydır ciddi bir kriz yaşadığımızı belirterek “Bütün krizlerin iki boyutu vardır. Biri tehlike boyutu diğeri de fırsat boyutu. Sürekli tehlike boyutu üzerinde enfeksiyon hastalıkları uzmanları ya da mikrobiyoloji uzmanlarının yönlendirmesiyle büyük çoğunlukta hepimiz tehlike boyutunu fazla ön plana çıkarıyoruz. Bu gerekli elbette. Sosyal mesafenin tartışılması doğru değil.Bir taraftan da olumsuz etkilenme durumu söz konusu.Ortaya çıkan pandemi anksiyetesi gibi kavram var. Bu konuda yapılan bilimsel çalışmalarda Mısır, Fransa, Kanada ve İngiltere’de yapılan çalışmalarda toplumda kaygı duyanların oranı %70 civarında olduğu tespit edilmiş.  O nedenle biz bu etkilenmeyi gördük. Özellikle Nisan ayının ortalarına doğru böyle bir araştırma yapmaya karar verdik. Bu araştırmanın sosyal değerlendirmeye katkı sağlamasını istedik. Bugünkü durumu tespit edersek sonraki kararların daha sağlıklı alınacağını düşünüyoruz. Heyecan verici sonuçlar ortaya çıktı” dedi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Ceza adaleti sistemi kurulmalı”Araştırmada ortaya çıkan “geleceğe yönelik belirsizlik kaygısı” ve “ceza infaz yasasındaki değişikliklerin sonucuna ilişkin kaygıya” dikkat çeken Tarhan, “17 - 25 Nisan arasında yapılan bu çalışmamızda belirsizlik kaygısı yüksekti ama 25 Nisan’dan sonra bu belirsizliğin düştüğünü söyleyebiliriz. Sürece güven daha da artmış olabilir. Geleceğe yönelik belirsizlik kaygısının çok yüksek olduğunu görüyoruz.Ceza infaz yasasındaki değişiklikteki endişe için ortaya çıkan %46’lık oran bizi biraz şaşırttı.Demek ki toplumda bunun tam karşılığı yok. Ya da topluma tam anlatılması gerekiyor. Dışarı çıkan insanların yeniden suç işleyeceğine dair, tekrar döneceklerine dair, ıslah olmadan çıktıklarına dair bir algı var. O nedenle Adalet Bakanlığının bu veriyi değerlendirmesi ve yasa değişikliği ile dışarı çıkanlar için bir takip sistemini oluşturması ve bu konuyu politika belirlemede ayrı bir başlık olarak değerlendirmesinde fayda var. Ceza adaleti sistemi çok önemli. Türkiye’de şu anda ceza adaleti sisteminin kurulmasının gerektiğini gösteren bir durum bu” dedi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Ülkemizde güven duygusu daha yüksek”Kadınların %49’unun, erkeklerin %35’inin hayatlarını etkileyecek biçimde korktuğunun anlaşıldığını, literatürdeki çalışmalarda dünyada bu oranın %70 civarında olduğunu belirten Tarhan, “Türkiye’de gelecekle ilgili sürecin yönetimi ile ilgili insanların korkusunun daha az olması bu anlamda güven duygusunun daha yüksek olduğunu gösteriyor. Sağlık çalışanları açısından bizi en çok şaşırtan şey Sağlık Çalışanları koronavirüs’ten daha fazla oranda kendilerine şiddet uygulanmasından, maruz kalmaktan korkuyorlar. Sağlık çalışanları şu anda cephedeki asker gibi. Çocuğunu evini bırakmış otelde kalanlar var. Covid pozitif olmuş iyileşip dönüp tekrar çalışanlar var. Bu korkunun politika belirleyenlerin göz önüne almasında fayda var” dedi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Türkiye şu anda olgunlaşma sürecinde”Olgunlaşma süreci verilerinin ayrı bir önemi olduğunu belirten Tarhan, “Tüm korku ve kaygılara rağmen katılımcıların büyük kısmı ümitsiz, karamsar değil. Psikolojik olgunlaşma süreci bulunuyor. Burada en yüksek oran olarak ‘Sahip olduklarımın kıymetini bilme’ %74 oranında çıktığını görüyoruz. Önem verdiğimiz öncelik sırası değişti, zorlukları göğüslemeyi öğrendim, olayları olduğu gibi kabulleniyorum oranları da dikkat çekiyor. Manevi konulara ilgim arttı %49, ilişkilerimde daha çok emek sarf ediyorum diyenler yüksek oranda çıktı. Burada toplumda daha çok güven oluşturacak bilgilendirmelere ihtiyaç var.Türkiye şu anda olgunlaşma sürecinde. İnsanlarda şu anda zihinsel dönüşüm etkisi var. Daha az bencil, çıkarcı olacak, daha fazla empati yapabilecek, insani değerlerin farkına varacak. Haz ve hız peşinde koşan bir sosyal algılama vardı bunun sorgulandığını görüyoruz. Bu aslında krizin bizim için geliştiren travma potansiyeli olduğunu gösteriyor. Bunun da orta ve uzun vadede insanlığa bir kazanım olacağını düşünüyoruz. Covid 19 salgını doğaya, çevreye insani değerlere daha saygılı olmamız konusunda bir farkındalığa sebep oldu diyebiliriz” diye konuştu.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Yalnız kalma döneminde ruh sağlığını korumaya odaklanılmalı”Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “İnsanlığın şu andan itibaren daha yalnızlaşmaya alışması gerekiyor. Yalnızlık birkaç sene kaderimiz olacak. İnsanlar bu yalnız olma döneminde ruh sağlığımı nasıl korurum kısmına odaklanmalı. Yalnızlığını gidererek mutlu olmaya alışmış kişiler için çok zor. Ciddi bir davranış değişikliği gerektirir” dedi.Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar: “7 bölgeden 6 bin 318 kişi katıldı”Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü ve NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar, araştırma ile ilgili genel bilgilendirme yaptı.  Sayar, 17-25 Nisan 2020 tarihleri arasında internet üzerinden doldurulan formlarla yürütülen araştırmaya Marmara’dan 3 bin 121, Ege’den 567, Akdeniz’den 483, İç Anadolu’dan 892, Karadeniz’den 569, Doğu Anadolu’dan 240, Güneydoğu Anadolu’dan 292 olmak üzere toplam 6 bin 318 kişinin katıldığını söyledi.Araştırmaya 18-79 yaşları arasında katılan erkeklerin yaş ortalamasının 33.6 olduğunu kaydeden Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar, 19-97 yaş aralığındaki kadın katılımcıların yaş ortalamasının 34.3 olduğunu ifade etti. Sayar, araştırmaya katılanların 3 bin 728 kişinin büyükşehir (%59), bin 77 kişinin il merkezi (.1) ve bin 513 kişinin ise ilçe ve altı yerleşim yerinde (%23.9) yaşadığını kaydetti.Araştırmaya katılan kişilerden 3 bin 103 kişinin bekar (%49.1), 3 bin 50 kişinin evli (%48.3) olduğunu kaydeden Sayar, 388 kişinin ortaokul ve altı (%6.2), bin 168 kişinin lise (.5), 3 bin 152 kişinin önlisans ve lisans (%49.8) ve bin 610 kişinin yüksek lisans ve doktora (%25.5) mezunu olduğunu söyledi.897 sağlık çalışanı çalışmaya katıldıAraştırmaya bin 391 öğrenci (%22), 897 sağlık çalışanı (.2), 883 akademisyen (), 610 ev hanımı (%9.7), 528 hukuk/kamu çalışanı (%8.4), 404 işsiz (%6.4) ve 1605 diğer meslek gruplarından (%25.3) kişi katıldı.Araştırmaya katılanların çalışma durumuna bakıldığında 754 ofis-ev dönüşümlü (.9), bin 327 evde (%21), 1040 kişi Covid öncesi çalışırken şimdi çalışmıyor (.5). 841 kişi sürekli işyerinde çalışırken (.3), 2 bin 356 kişi Covid öncesi çalışmıyordu, şimdi de çalışmıyor. (%37.3)Dr. Öğretim Üyesi Hüseyin Ünübol, araştırma sonuçlarını açıkladıÜsküdar Üniversitesi Epidemiyolojik Araştırmalar Çalışma Grubu Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Hüseyin Ünübol ise araştırma bulguları hakkında yaptığı sunumunda, araştırma sonuçlarının korkular, salgın ilişkili kaygılar, süreç yönetimi algısı ve olgunlaşma başlıkları altında değerlendirildiğini söyledi.En çok Doğu Anadolu ve Ege korkuyorAraştırma sonuçlarına göre “Koronavirüsten çok korkuyorum” diyenlerin oranı %50 ile Doğu Anadolu Bölgesi ve % 49 oranı ile Ege Bölgesi oldu. Bu oranı %47 ile Akdeniz bölgesi izlerken; Marmara, İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da bu oran %43 oldu. Karadeniz bölgesi ise %41 ile en az korkan bölge oldu.Koronavirüsten hiç korkmadığını söyleyenlerin oranı ise Karadeniz bölgesinde , Güneydoğu Anadolu bölgesinde , İç Anadolu bölgesinde , Ege ve Doğu Anadolu bölgelerinde , Marmara’da ve Akdeniz’de olarak belirlendi.Akdeniz bölgesi Koronavirüs haberlerini izlerken gergin ve endişeli“Koronavirüsle ilgili haberleri izlerken gergin ve endişeli oluyorum” diyenlerin oranı %56 ile Akdeniz bölgesi olurken; Akdeniz bölgesini %55 ile Doğu Anadolu, %54 ile Ege bölgesi takip etti. Marmara ve Güneydoğu Anadolu bölgesindebu oran %50 olurken; Karadeniz bölgesinde bu oran %45 ile en düşük oran oldu.“Koronavirüs hakkında düşünmek beni çok rahatsız ediyor” diyenlerin oranı da %51 ile en yüksek Doğu Anadolu bölgesinde oldu. Koronavirüs düşüncesi, %50 ile Akdeniz, %49 ile Ege ve Güneydoğu Anadolu, %47 İç Anadolu bölgesini çok rahatsız ederken; Marmara ve Karadeniz bölgelerinde bu oran %45 oldu.Koronavirüs nedeniyle ölmekten çok korkuyorum“Koronavirüs nedeniyle hayatımı kaybetmekten çok korkuyorum” diyenlerin oranı Ege bölgesinde %43 ile en yüksek olurken; Doğu Anadolu’da %40 oldu. İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde bu görüşte olanların oranı %39 iken; Akdeniz bölgesinde %38, Marmara ve Karadeniz bölgelerinde ise %37 oldu.“Ne zaman Koronavirüsü düşünsem ellerim titriyor” diyenlerin oranı ile en yüksek Güneydoğu Anadolu bölgesinde ölçüldü. Bunu %9 ile Doğu Anadolu bölgesi izlerken; Marmara, Ege, Akdeniz ve Karadeniz bölgelerinde %8 oldu. İç Anadolu bölgesi ise %7 ile geride kaldı.Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da uykular kaçıyor“Koronavirüs kapmaktan endişeli olduğum için uykum kaçıyor” diyenlerin oranı ise ile Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri oldu. Akdeniz bölgesinde olan bu oran Marmara, Ege ve İç Anadolu bölgelerinde oldu. Karadeniz’de bu oran olarak belirlendi.Koronavirüs düşüncesi, kalp çarpıntısına yol açıyor“Ne zaman Koronavirüs kapmakla ilgili düşünsem kalp çarpıntım oluyor” diyenlerin oranı ise %20 ile en yüksek Güneydoğu Anadolu bölgesinde oldu. Akdeniz’de olan bu oran, Ege ve Doğu Anadolu’da olan bu oran, Marmara ve İç Anadolu’da , Karadeniz bölgesinde ise oldu.Kadınlar erkeklere göre daha çok korkuyorAraştırma cinsiyete, çocuk sahibi olma durumuna, yerleşim yerine, Covid-19 testi pozitif bir birey tanımaya, Covid-19 nedeniyle hastanede yatan birini tanımaya, Covid-19 nedeniyle vefat eden bir birey tanımaya göre korkuların oranlarının değiştiğini gözler önüne serdi. Buna göre, kadınların korku, endişe, Covid hakkında düşününce rahatsız olma ve Covid nedeniyle hayatını kaybetmekten çok korkma oranları erkeklere göre daha yüksek. Büyükşehir ve metropollerde yaşayanların haber ve sosyal medya izlerken endişe duyma oranları %52 iken ilçe ve kasabada yaşayanlarda bu oran %47 çıktı.Salgın sürecinin belirsizliği kaygılandırıyorAraştırmada salgın ilişkili farklı kaygı konuları dikkat çekti. Buna göre katılımcıların %49.6’sı salgın sürecinin belirsizliği nedeniyle kaygı yaşıyor.Ceza İnfaz Yasasındaki düzenleme sonuçları kaygı veriyorSalgın nedeniyle gerçekleştirilen Ceza İnfaz Yasası’ndaki  düzenleme sonuçlarını kaygı verici bulanların oranı ise %45.6 oldu. Sosyal ilişkilerden uzak kalmak %40.9, kişinin ölümü halinde aile bireylerinin geleceği ile ilgili kaygısı %35.3, yeterli sağlık hizmeti alamama endişesi %31.3, koruyucu ekipmana ulaşamama endişesi %31.1, ekonomik sorunlar yaşama kaygısı %30.8, kendi ya da çocuğunun eğitiminin aksaması %24.8, evden dilediği zaman çıkamamak %27.8, aile bireylerinin ruhsal durumları %27.6, fiziksel güvenliği sağlayamama kaygısı %26.6, toplumda silahlanma yaşanması kaygısı %23.4, etkinlik/ibadet/hobileri sürdürememek %23.1, gerekli durumda il dışına çıkamamak %22.0, işsiz kalma kaygısı %21.3 olarak belirlendi.Sağlık çalışanlarında kaygılarAraştırma, Koronavirüsle mücadelede en önde savaşan sağlık çalışanlarının kaygılarına ilişkin verileri de ortaya koydu. Çalışmaya katılan 897 sağlık çalışanı, sağlık çalışanlarına yönelik şiddetle ilgili %55 oranında kaygı taşıyor. Sürecin belirsizliğini kaygı verici bulan sağlık çalışanlarının oranı %50, İnfaz düzenlemesi değişikliğini kaygı verici bulan sağlık çalışanlarının oranı %49 oldu. Sağlık çalışanları yeterli koruyucu ekipmana ulaşamamak konusunda %44, ölümü halinde aile bireylerinin gelecekleri konusunda %43 oranında kaygı duyuyor.Tıbbi-bilimsel süreci %58 başarılı bulduAraştırmada katılımcıların süreç yönetimine ilişkin algılarıyla ilgili oranlar da ortaya çıktı. Süreçle ilgili kamu otoritelerinin çalışmalarını yeterli ve tatmin edici buluyorum” diyenlerin oranı %46 oldu. Katılımcıların %58’i “Covid-19 ile tıbbi mücadele konusunda dünyadaki gelişmiş ülkelere göre ülkemi daha başarılı görüyorum” değerlendirmesinde bulundu.Sağlık çalışanlarına yönelik düşünceler olumlu yönde gelişti“Covid-19 sürecinde sağlık çalışanlarına yönelik düşüncelerim olumlu yönde gelişti” diyenlerin oranı %82 oldu.Covid-19 olgunlaşmaya katkı sağladıSalgın sürecinin olgunlaşmaya etkilerinin de ölçüldüğü araştırmada katılımcıların %74’ü “Elimdekilerin kıymetini daha iyi anladım”, %59’u “Yaşamda önem verdiğim şeylerin öncelik sırası değişti” dedi. “Zorlukları göğüsleyebileceğimi anladım” ve “Olayları olduğu gibi kabulleniyorum” diyenlerin oranı %56 olurken; “Manevi konulara ilgim arttı” diyenlerin oranı %49 oldu. Katılımcıların %48’i de “İlişkilerime daha çok emek sarf etmeye başladım” dedi.Kadınlarda olgunlaşma oranları daha yüksekSalgın sürecinde kadınlar, erkeklere oranla daha fazla oranda psikolojik olgunlaşma bildirdi. Sonuçlara göre kadınlar önceliklerinin değişmesi açısından %61 oranında etkilenirken erkeklerde bu oran %50 oldu. Kadınlarda maneviyat %53 oranında artarken erkeklerde bu oran %38 oldu. İlişkilere emek kadınlarda %51, erkeklerde ise %40 olarak belirlendi.Araştırma sonuçları altı başlıkta toplandıÜsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan da araştırmanın sonuçlarını açıkladı. Araştırmanın sonuçları “süreç yönetimi”, “geleceğe yönelik kaygılar”, “korkular”, sağlık çalışanları”, “olgunlaşma” ve “cinsiyet farklılıkları” olmak üzere altı başlıkta toplandı.Süreç yönetimi: Sağlık çalışanları çok büyük oranda daha pozitif algılanıyor. (%82) Katılımcıların yarıdan fazlasıtıbbi ve bilimsel süreçlerin yönetimini gelişmiş ülkelerden daha iyi buluyor. (%58)Geleceğe yönelik kaygılar: Sürecin belirsizliği (%50), ceza infaz yasası düzenlemesinin sonuçlarına dair endişe (%46), sosyal ilişkilerden uzak kalmak (%41), sağlık hizmetine ulaşamama kaygısı (%31) genel toplumda en yüksek kaygılar.Korkular: Taranan toplumda kadınların %49‘u, erkeklerin %35’i hayatlarını etkileyecek biçimde korkuyor. Haberler ve sosyal medya takip ederken yaşanan endişeler yüksek (%51)Sağlık çalışanları: Korkuları daha düşük olmakla birlikte kaygıları toplum genelinden daha farklı. Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olaylarının artması endişesi (%55), koruyucu ekipman bulamama korkusu (%44)  ve kendi ölümleri halinde aile bireylerinin refahları ile ilgili endişe (%43) duyuyorlar.Olgunlaşma: Tüm bu korku ve kaygılara rağmen katılımcıların büyük kısmı psikolojik olgunlaşma bildirmekte. En yüksek oran, sahip olduklarının kıymetini bilme konusunda (%74).Cinsiyet farklılıkları: Kadın katılımcıların korku ve kaygıları daha fazla, erkek katılımcıların ise psikolojik olgunlaşma süreçleri daha zayıf.Türkiye olgunlaşıyorAraştırmanın sonuç bölümünde önerilere de yer verildi:Türkiye olgunlaşıyorKrizin pozitif boyuKadın erkek farklarıBelirsizliklerin olabildiğince azaltılmasıCeza İnfaz düzenlemeleri konusundaki kaygının ele alınmasıSağlık çalışanlarının kaygılarıSağlıkta Şiddet Yasası zamanlamasıSağlık çalışanlarının ölümleri halinde çocuklarının gelecekleri ile ilgili endişeleriSağlık çalışanlarını pozitif algılamaCovid-19 kaynaklı ölümlerde yakınlara psikolojik destekÜsküdar Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen "Türkiye Koronafobi ve Salgınla İlişkili Duygu Çalışması" sunumuna linkten ulaşabilirsiniz: Türkiye koronafobi haritası.pdf

07 ŞUB 2020

Üsküdar Üniversitesinde Çözüm Odaklı Terapi Yöntemleri konuşuldu

Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Çözüm Odaklı Terapi Uygulama Örnekleri etkinliği düzenledi. Sosyal Bilimler Enstitüsü öğrenci ve mezunlarına yönelik düzenlenen etkinlikte çözüm odaklı terapi yöntemleri konuşuldu. Etkinliğin konuğu Psikoterapist Lütfü Kaan Özdemir oldu.Çarşı Yerleşke Emir Nebi 1 Konferans Salonunda gerçekleşen etkinliğin açılış konuşmasını Sosyal Bilimler Enstitüsü Psikoloji Doktora Programı Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar yaptı. Eğitim dizisinin ilk etkinliğini gerçekleştiğini belirten Sayar, düzenli olarak her ay bu etkinliklere devam edileceğini ifade etti.Özdemir: “Çözüm odaklı terapinin amacı kısa sürede fayda sağlamaktır”Programı konuşmacı olarak katılan Lütfü Kaan Özdemir, eğitim niteliğindeki etkinlikte çözüm odaklı terapi yöntemleri ile ilgili paylaşımlarda bulundu. Özdemir, çözüm odaklı terapinin kısa süreli ekollerden bir tanesi ve psiko - analizin alternatifi olarak çıkarılmış bir yöntem olduğunu söyledi.  Özdemir: “Her an mutlu olma beklentisi bizi her an mutsuz yapar”Psikoloji ve terapi gibi kavramların tanımına değinen Özdemir, tüketim toplumu kapitalizmin insanlara dayattığı ‘her an mutlu olman gerekiyor’ önergesi ile ilgili bilgi verdi. Özdemir, her an mutlu olmamızın mümkün olmadığını, hem aile hem ilişki hayatında da durumun geçerli olduğunu dile getirdi. İlişkilerdeki tartışma konusuna da değinen Özdemir; “Tartışılan ilişki değil tam tersine tartışılmayan ilişki en büyük problemdir. Bütün ilişkilerin ve insanların kalitesi tartışma becerisi kadardır. O yüzden ilişkilerde ailede her an mutlu olmak ya da mükemmellik beklentisi o ilişkiyi kötü yapar. Aslında her an mutlu olma beklentisi bizi her an mutsuz yapar” dedi.“Kişiyi olduğu yerden olmak istediği yere getiriyoruz”Terapi yöntemlerinden bahseden Özdemir, çözüm odaklı terapi yöntemlerinde bazı tekniklerin tercih edilmediğini ifade etti. Özdemir, “Temel olarak mantığımız; kişiyi olduğu yerden olmak istediği yere getirmek. Çözüm odaklı terapi toplumun yüzde yüzüne uygulanabilecek bir terapidir. Çünkü herhangi bir hastalık bozukluk sınıflandırılmaları kabul etmiyor. Temel olarak terapi şimdiki an ve gelecek üzerine odaklıdır ve ortalama 8-10 seans sürer’ şeklinde konuştu.“En iyi terapist, terapide olmayan terapisttir”Özdemir, terapistin nasıl davranması gerektiği ile ilgili bilgi verdi. Özdemir “Çözüm odaklı terapi de, en iyi terapist terapide olmayan terapisttir. Yani biz terapist olarak dini görüş, inançlar gibi değil sadece çözüm teknikleriyle orada olmalıyız. Çözüm odaklı terapide ‘ben hiç orada yokum sadece tekniklerim var’ mantığı bulunmaktadır” dedi.Soru cevap şeklinde gerçekleşen etkinliğin ardından Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar, Psikoterapist Lütfü Kaan Özdemir’e plaket taktim etti.

21 OCA 2020

Nöropazarlamaya Giriş dersinin son oturumu yapıldı

Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Nöropazarlama Lisansüstü programı “Nöropazarlamaya Giriş” dersi 2019 güz akademik dönemi kapanış dersi gerçekleşti. Dersin son oturumu da Öğr. Gör. Sinan Fındık tarafından yapıldı.Güney Yerleşke Fuat Sezgin Konferans Salonunda düzenlenen etkinliğe Nöropazarlamaya Giriş dersini alan öğrenciler ve konuya ilgili olan misafirler katıldı.Nörobilim gelişmelerine odaklanan sekiz kitap değerlendirildi Dersi alan yüksek lisans öğrencileri gruplar halinde; beyin araştırmaları, nörobilim gelişmelerine odaklanan sekiz önemli kitabı nöropazarlama çerçevesinde ele alıp sunumlarını gerçekleştirdi. Bu kitaplar; ‘Dan Ariely - Akıldışı Ama Öngörülebilir, Antonio R. Damasio -Descartes'ın Yanılgısı, Christian Keysers - Empatik Beyin, Dean Burnett - Aptal Beyin, David Eagleman - Beynin Gizli Hayatı, Nancy C. Andreasen - Cesur Yeni Beyin, David Eagleman - Beyin Senin Hikâyen, Nancy C Andreasen - Yaratıcı Beyin’.Kitapların kritik edildiği son derste öğrenciler kitaplar üzerinde değerlendirmelerde bulundu.Program, döneme dair genel değerlendirme ve toplu fotoğraf çekimi ardından sona erdi.

12 KAS 2019

En iyi araştırma, en iyi klinik çalışma ödülü Üsküdar’ın…

Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Klinik Psikoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Yazılım Mühendisliği Bölüm Başkanı Doç. Dr. Türker Tekin Ergüzel, 8’incisi düzenlenen International Society of Interpersonal Psychotherapy kongresinde iki ödül kazandı.İki yılda bir kez düzenlenen Uluslararası Kişilerarası İlişkiler Psikoterapisi Kongresi'nin 8’incisi, 6-9 Kasım 2019 tarihlerinde Macaristan’da yapıldı.10 araştırma sunulduKongrede Üsküdar Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek Lisans ve Psikoloji Doktora Programlarında Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar ve Dr. Hüseyin Ünübol koordinatörlüğünde 2018-2019 yıllarında yürütülmüş olan 10 araştırmada psikoloji doktora programı öğrencileri ve öğretim üyeleri tarafından sunuldu.En iyi araştırma poster ödülü…“Yapay zekâ ve derin öğrenme teknolojilerinin psikoterapide kullanım alanları” konulu araştırmalarıyla Doç. Dr. Türker Tekin Ergüzel ve Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar en iyi araştırma poster ödülüne layık görüldü.En iyi klinik çalışma ödülü…Nebile Topcu, Banu Bostancı ve Gökben Hızlı Sayar’ın “doğum yapma korkusunun evlilikte eşlerin uyumu ile ilişkisi” konulu araştırması ise en iyi klinik çalışma ödülünü kazandı.Psikoterapi eğitimi konuşuldu29 ülkeden katılımcıların bir araya geldikleri kongrede gelecekte yapılacak ortak araştırmaların yanı sıra dünyanın farklı bölgelerinde daha iyi psikoterapi sunulabilmesi için yapılması gerekenler ve psikoterapist eğitimi için en uygun koşulların sağlanması için fikirler masaya yatırıldı.Ödüllerini alan Üsküdar Üniversitesi akademisyenleri daha sonra toplu fotoğraf çektirdi.

31 EKI 2019

55. Ulusal Psikiyatri Kongresine Üsküdarlı lisansüstü öğrenciler damga vurdu!

55. Ulusal Psikiyatri Kongresi’ne Üsküdar Üniversitesi akademisyenleri yanı sıra Sosyal Bilimler Enstitüsü Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı ve Psikoloji Doktora Programı öğrencileri de katıldı. Öğrenciler çalışmalarını alanında uzman isimlere sunduÜsküdar Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı ve Psikoloji Doktora Programı öğrencileri Üsküdar Üniversitesi Klinik Psikoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar ve Üsküdar Üniversitesi Uygulamalı Psikoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Hüseyin Ünübol koordinatörlüğünde yürüttükleri son araştırmalarını alanında uzman ruh sağlığı çalışanlarına sunma fırsatı buldu.23 - 27 Ekim 2019 tarihleri arasında İstanbul Pullman Otelde gerçekleştirilen kongreye Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü öğrencileri birbirinden farklı araştırma konuları ile katıldı.Kongrede sunum yapan Sosyal Bilimler Enstitüsü öğrencileri ve araştırma yürüttükleri konular;Banu Bostancı: Engeli Olan ve Olmayan Bireylerin Bağlanma Stillerinin KarşılaştırılmasıÇisem Uzun: Genç Erişkinlerde Psikiyatri Başvuru Durumunun Çeşitli Psikiyatrik ve Sosyodemografik Özelliklere Göre Yordayıcılığının İncelenmesiAyşe Şenay Koç: Türkiye’de Beliren Yetişkinlerde Oyun Bağımlılığını Yordayan Sosyodemografik ve Psikolojik FaktörlerZeynep Gamze Kalkanlı: Orta Yaş ve Üzeri Kişilerde Beden Kitle İndeksi ile Sosyodemografik Özellikler ve Çeşitli Psikolojik Değişkenler Arasındaki İlişkinin İncelenmesi” Gül Koçyiğit “Türkiye'de Öznel İyi Oluşa Etki Eden Faktörlerİlknur Uz:  Engelli Olan Bireylerle Engelli Olmayan Bireyler Arasındaki Psikolojik Semptom Farklılıklarının DeğerlendirilmesiMürüvvet Nil Gönce: Negatif Duygulara Etki Eden FaktörlerFatima Serra Arslan: Türkiye'de Pozitif Duygulara Etki Eden FaktörlerNeslihan Aslıhan İlsan:30-38 Yaş Arası Kişilerin Bağlanma Stilleri ve Kişisel İyi Oluşlarının Medeni Duruma Göre İncelenmesiSeher Tunçer: Alkol Kullanan Bireylerde Psikolojik Belirtiler ile Kişisel İyi Oluş İlişkisinin İncelenmesiKudret Yavuz: Türkiye'de Somatizasyona Etki Eden FaktörlerTuba Nur Yazıcı: Türkiye’de Çok Çocuklu Ailelerdeki Kişisel İyi Oluşun, Cinsiyet ve Eğitime Göre DeğerlendirilmesiBetül Dursun: 18-23 Yaş Arası Kişilerde Beden Kitle İndeksinin Sosyodemografik Özellikler ve Psikolojik Değişkenlerle İlişkisiSimru Kavak: Beden Kitle İndeksi’ni etkileyen çeşitli sosyodemografik faktörler ve psikolojik değişkenler arasındaki ilişkinin 30-38 yaş arasındaki kişilerde incelenmesiKübra Özkaya - Melisa Aksu: Genç yetişkinlerde ebeveyne duygusal erişilebilirlik ve algılanan ebeveynlik biçiminin benlik saygısı ile ilişkisiBurçin Ustabaşı- Melisa Aksu: Kişilerarası ilişki tarzı ile danışmanlık öz-yeterliği ve problem çözme becerisi arasındaki ilişki

31 EKI 2019

Üsküdar Üniversitesi ve Kadıköy Belediyesi’nden Alzheimer hasta yakınlarına destek

Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü ve Kadıköy Alzheimer Merkezi iş birliği ile düzenlenen Alzheimer Hasta Yakını Destek Grubu toplantılarının ilk grup çalışması gerçekleştirildi. Mayıs 2020’ye kadar ayda bir kez düzenlenecek toplantılarda Alzheimer hasta yakınlarına destek verilmesi hedefleniyor.Üsküdar Üniversitesi ile Kadıköy Belediyesi’nin Alzheimer hastalarına ve hasta yakınlarına sosyal destek vermek amacıyla kurduğu Kadıköy Alzheimer Merkezi arasında önemli bir iş birliği hayata geçirildi.2019 Ekim ve 2020 Mayıs döneminde ayda bir defa olmak üzere yapılması kararlaştırılan  Alzheimer Hasta Yakını Destek Grubu toplantılarının ilk grup çalışması, Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Öğretim Görevlisi Psk. İdil Arasan Doğan yönetiminde Kadıköy Alzheimer Merkezi’nde yoğun katılımla gerçekleştirildi.Alzheimer Hasta Yakını Destek Grubu toplantılarında hasta yakınlarının Alzheimer hastalığı  üzerine psikoeğitim temelinde yaşadıkları sorunların tespit edilmesi ve bu sorunların çözümüne yönelik olarak çözüm üretilmesi ve yapılması gerekenler konusunda rehberlik edilmesi hedefleniyor.  Alzheimer hastalarının yakınlarından oluşan 20-30 kişilik grup sayısı aralığında ve çember şeklinde oturum sağlanarak yürütülecek olan bu toplantılarda hasta yakınları yaşadıkları sorun ve problemleri paylaşma imkanı bulurken; hastalarının içinde bulunduğu durumu anlamalarına ve kişisel destek mekanizmalarını fark etmelerine ilişkin çalışmalar yürütülüyor. Hasta yakınları, bu süreci ilişkisel olarak nasıl yöneteceklerini öğreniyor.Kadıköy Belediyesi’nin Alzheimer hastalarına ve hasta yakınlarına sosyal destek vermek amacıyla kurduğu Kadıköy Alzheimer Merkezi’nde teşhisi konulan bir ve ikinci dereceden Alzheimer hastalarına sosyal, fiziksel ve zihinsel rehabilitasyon desteği veriliyor.Alzheimer tanısı alan hastaların yakınları yararlanabiliyorKadıköy Alzheimer Merkezi’ne Kadıköy’de ikamet eden, heyet raporu ile Alzheimer tanısı almış birinci ve ikinci evredeki hastalar kabul ediliyor. Merkezde tıbbi bakım hizmeti verilmiyor. Hasta ulaşımında, hasta yakının yazılı onayı olması şartı ile hastalar evlerinden kuruma ait araçlarla alınabiliyor.Merkezde hastalar için verilen bazı hizmetler şunlar: Hatıraları canlandırma, zihinsel aktiviteler (Hikaye anlatma, bulmaca çözme vb)Ev içi aktiviteler (Çorap eşleştirme, pirinç nohut, fasulye ayıklama vb.)Psiko-motor aktiviteler (Düğme dikme, sulu boya, hamur yoğurma vb)Sosyo-duygusal aktiviteler ( Anılarını aktarma, sohbet)Eğlence ve hobi, sanat aktiviteleri (Ahşap boyama, çiçek yapımı, nefes ve ritim çalışmaları)Fiziksel aktiviteler (Bedensel egzersizler, germe gevşeme egzersizleri, yürüyüş, gezi)Gezi programları (Mahalle parkı gibi yakın yerlere gezi)Hasta yakınları için verilen bazı hizmetler ise şu şekilde sıralanıyor: Hasta yakınlarına destek, bilgilendirme seminerleri ( Yaşlı bakımı, Alzheimer hastalarında beslenme, ev güvenliği, fizyoterapi vb)Hasta yakınlarına danışma ve psikolojik destek programları,Evde bakımı yapılan hastaların yakınlarına veya bakıcılarına evde hijyenik bakım, ilaç düzenleme eğitimi. 

22 EKI 2019

Üsküdar Üniversitesi’nde yeni doktora ve yüksek lisans programları açıldı

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü ve Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde yeni doktora ve yüksek lisans programları açıldı. Günümüzün gözde alanlarından biri olan İş Sağlığı ve Güvenliği alanında doktora yapmak isteyenler ve Görsel İletişim Tasarımı alanında yüksek lisans eğitimi almak isteyenler başvuruda bulunabilecek.Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü ve Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde yeni doktora ve yüksek lisans programları açıldı.Sağlık Bilimleri Enstitüsü’nde açılan İş Sağlığı ve Güvenliği Ana Bilimdalı ve İş Sağlığı ve Güvenliği Doktora Programı, akademik çalışma yapmak isteyen ve bu alanda uzmanlaşmak isteyenlere olanak sağlayacak.Görsel iletişimde yüksek lisans olanaklarıSosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde ise Görsel İletişim Tasarımı Tezli Yüksek Lisans Programı ve Görsel İletişim Tasarımı Tezsiz Yüksek Lisans Programı açıldı.Günümüzün en gözde alanlarından biri olan görsel iletişim tasarımı konusunda uzmanlaşmak isteyen ve bu alanda akademik kariyer hedefleyenler için her iki yüksek lisans programı, önemli fırsatlar sunuyor.Yüksek lisans ve doktora programları yer alıyorÜsküdar Üniversitesi’nde ayrıca Aile Danışmanlığı Yüksek Lisans Programı (Tezli), Bilgisayar Mühendisliği Yüksek Lisans Programı (Tezli-Tezsiz/Türkçe-İngilizce), Elektrik Elektronik Mühendisliği Yüksek Lisans Programı  (Tezli-Tezsiz/İngilizce), Siber Güvenlik Yüksek Lisans Programı (Tezli-Tezsiz/Türkçe-İngilizce), Sosyoloji Yüksek Lisans Programı (Tezli), Uluslararası İlişkiler Yüksek Lisans Programı (Tezli-Tezsiz), İslam Medeniyeti Düşüncesi Tarihi ve Edebiyatı Doktora Programı yer alıyor.

04 EKI 2019

Oxford Üniversitesi ve Üsküdar Üniversitesi Dünya Barışı İçin Adımlar Atıyor

Üsküdar Üniversitesi Politik Psikoloji Merkezi, 1-3 Ekim 2019 tarihleri arasında Oxford Üniversitesi’nde çeşitli iş birliği toplantılarına katıldı. İki kurumun ortak çalışmalar yürütmesine ilişkin görüşmeler yapıldı. Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde tamamlanan TURBAHAR (Türkiye Bağımlılık Risk Profili ve Ruh Sağlığı Haritası) çalışmasının koordinatörleri Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar ve Dr. Öğretim Üyesi Hüseyin Ünübol, projenin çıktılarından oluşan “Türkiye Duygu Haritası ve Politik Yansımaları” başlıklı bir sunum yaptı. Kurucu Rektör Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın da katıldığı programda Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan ise Üsküdar Üniversitesi Politik Psikoloji Merkezinin son bir yılda yaptığı araştırmalardan bahsetti.Üsküdar Üniversitesi Politik Psikoloji Merkezi, 1-3 Ekim 2019 tarihleri arasında Oxford Üniversitesi’nde çeşitli iş birliği toplantılarına katıldı.Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Rektör Danışmanı ve Politik Psikoloji Merkezi Müdürü Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar, Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdür Yardımcısı ve Uygulamalı Psikoloji Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Hüseyin Ünübol’dan oluşan ekip, Harris Manchester College bünyesindeki Center for the Resolution of Intractable Conflict (CRIC)’in davetlisi olarak toplantılarda yer aldı.“Hibrit Savaşlar Çağında Şiddet İçermeyen Direniş Doktrini” temalı üç günlük konferansta Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, Üsküdar Üniversitesi Politik Psikoloji Merkezinin son bir yılda yapmış olduğu araştırmalardan ve önümüzdeki yıl için planladığı çalışmalardan bahsetti.İlgiyle dinlenen Prof. Dr. Arıboğan, Mayıs 2020’de ikincisi gerçekleştirilecek olan Üsküdar Üniversitesi Uluslararası Politik Psikoloji Sempozyumu’nu da duyurarak alanda çalışan önemli uluslararası isimleri sempozyuma davet etti. Arıboğan, halen merkez bünyesinde yürütülmekte olan Psikopolitik Güvendelik Anketi çalışması ile ilgili bilgiler verdi.Türkiye’nin Ruh Sağlığı Haritasını sundularSempozyum kapsamında Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde tamamlanan TURBAHAR (Türkiye Bağımlılık Risk Profili ve Ruh Sağlığı Haritası) çalışmasının koordinatörleri Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar ve Dr. Öğretim Üyesi Hüseyin Ünübol, projenin çıktılarından oluşan “Türkiye Duygu Haritası ve Politik Yansımaları” başlıklı bir sunum yaptı. Türkiye’nin farklı coğrafi bölgelerindeki baskın duyguların, o bölgelerdeki politik tercihlerle ilişkisini inceleyen araştırma bulguları katılımcılarca büyük ilgi gördü.Oxford Üniversitesi ile iş birliği toplantısı gerçekleştirildiÜsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Politik Psikoloji Merkezi Müdürü Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, Oxford Üniversitesi St. Benet’s Hall Direktörü Prof. Richard Cooper ile iş birliği toplantısında bir araya geldi. İki kurumun ortak çalışmalar yürütmesi konusunda yapılan iş birliği toplantısı sonunda Prof. Cooper’a Üsküdar Üniversitesi plaketi takdim edildi. 

25 EYL 2019

Türkiye Bağımlılık Risk Profili ve Ruh Sağlığı Haritası (TURBAHAR) kitabı çıktı

Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde, Dr. Öğretim Üyesi Hüseyin Ünübol ve Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar koordinatörlüğünde yürütülen ve 125 klinik psikoloji yüksek lisans öğrencisinin görev aldığı TURBAHAR-Türkiye Bağımlılık Risk Profili ve Ruh Sağlığı Haritası Proje sonuç raporu kitabı ÜÜ yayınlarından çıktı.Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Klinik Psikoloji Ana Bilim Dalı akademisyen ve öğrencilerinin gerçekleştirdiği çalışma okurları ile buluşuyor.Yaklaşık 25 bin kişi ile görüşüldü…Sahada çalışan 125 Klinik Psikoloji Lisansüstü öğrencisi ile 24 bini aşkın kişi üzerinde Türkiye Bağımlılık Risk Profili ve Ruh Sağlığı Haritası (TURBAHAR) çalışması bitirildikten sonra, 2019 yılı Şubat ayında proje çıktısı sunumu da gerçekleştirildi.Şuana kadar yapılmış en geniş araştırma…Bu saha araştırması ülkemizde bağımlılıklar alanında şu ana kadar yapılmış en geniş araştırma. Araştırma sonuçlarına göre bağımlılıklar için coğrafi bölgesel farklılıklara dikkat çekiyor.Bu araştırmada ortaya çıkarılan kimyasal ve davranışsal bağımlılık risk profili gerek bağımlılık risk profili, gerek bağımlılıkların önlenmesi, gerekse nüksün azaltılması konusunda yardımı olacak sosyopsikolojik desteğin hangi alanlarda ve hangi bölgelerde yapılması gerektiği konusunda önemli bilgiler sunuyor.

05 AĞU 2019

Aile Danışmanlığı gözde meslekler arasında yer alıyor

Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde yer alan “Aile Danışmanlığı Yüksek Lisans Programı” öğrenci kabulüne başladı. Sosyal hizmet, psikoloji, sosyoloji, psikolojik danışmanlık ve rehberlik, tıp, hemşirelik ve çocuk gelişimi alanlarında lisans eğitimlerini tamamlayanlar programa başvuruda bulunabilecek.Günümüz yaşam koşullarında aile içi sorunlara destek olmanın ve “Aile Danışmanlığı” mesleğinin önemine değinen Üsküdar Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve AİLEMER Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Mert Akcanbaş, bu meslek grubunun başlıca görevinin herhangi bir sorun olmadan negatif gelebilecek durumları engellemek olduğuna dikkat çekti.Donanımlı aile danışmanları yetiştiriliyorSosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde yer alan Aile Danışmanlığı Yüksek Lisans Programına öğrenci kabulüne başlandığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Mert Akcanbaş,aile ilişkileri ve yapısı açısından doğru değerlendirme kabiliyetine sahip etik standartlar çerçevesinde uzmanlaryetiştirmeyi hedeflediklerini vurguladı. Akcanbaş, Üsküdar Üniversitesi’nin güçlü akademik kadrosu ile birlikte, farklı kültüre sahip kişilere yönelik bireysel, ilişkisel ve sosyal problemlerde tedavi hizmetisunacak yetkin Aile Danışmanları yetiştirmek üzere bir Yüksek Lisans Programı oluşturduklarını belirtti.Hem danışmanlık hem de akademik kariyere yönelik dersler bulunuyorÜsküdar Üniversitesi Aile Danışmanlığı Yüksek Lisans Programı kapsamında öğrencilere aile terapisi, danışmanlık uygulamalarının yanı sıra akademik kariyer hedefi olanlara yönelik derslerden oluşan bir program hazırladıklarını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Mert Akcanbaş; sosyal hizmet, psikoloji, sosyoloji, psikolojik danışmanlık ve rehberlik, tıp, hemşirelik ve çocuk gelişimi alanlarından birinde lisans tamamlamış kişilerin bu programa başvurabileceklerini belirtti.Çalışma imkanları geniş bir alanBu meslekteki iş olanakları ile ilgili bilgi veren Dr. Öğr. Üyesi Mert Akcanbaş; “Aile Danışmanı unvanına sahip kişiler, aile sağlığı ile ilgili kamu kurumlarında, sivil toplum kuruluşlarında, aile sağlığı merkezleri, üniversiteler, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve bu bakanlıklara bağlı özel kurum ve kuruluşlarda, özel aile danışma merkezlerinde, belediyelerin ilgili birimlerinde “Aile Danışmanı” olarak çalışma imkanları olacaktır” dedi.

15 NİS 2019

Türkiye Bağımlılık Risk Profili ve Ruh Sağlığı Haritası Çalışmasına Araştırma Ödülü

Üsküdar Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen Türkiye Bağımlılık Risk Profili ve Ruh Sağlığı Haritası çalışmasının bir parçası olan “Sigarayı Kimler İçer, Kimler Bırakabilir?” başlıklı araştırma, Türkiye Psikiyatri Derneği 23. Yıllık Toplantısı ve Klinik Eğitim Sempozyumu’nda ikincilik ile ödüllendirildi.Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde, Dr. Öğretim Üyesi Hüseyin Ünübol ve Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar koordinatörlüğünde yürütülen ve 125 klinik psikoloji yüksek lisans öğrencisinin görev aldığı TURBAHAR-Türkiye Bağımlılık Risk Profili ve Ruh Sağlığı Haritası çalışmasının bir parçası olan “Sigarayı Kimler İçer, Kimler Bırakabilir?” başlıklı araştırma, Türkiye Psikiyatri Derneği 23. Yıllık Toplantısı ve Klinik Eğitim Sempozyumu’nda ikincilik ile ödüllendirildi.Türkiye’de en geniş, dünyada ikinci en büyük çalışmaÜsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdür Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Ünübol, araştırmanın önemini şu sözlerle vurguladı:“Bu araştırma sigara bağımlılığının psikolojik yönleri üzerine ülkemizde yapılmış en geniş, dünyada ise ikinci en büyük çalışma. 81 ilde 25 bine yakın kişi ile görüşüldü. Sigara kullanımının nedenleri konusunda birçok araştırma yapılmış olmakla birlikte bu araştırmada temel odak noktamız bırakabilenlerin özelliklerinin saptanmasıydı. Zira taranan 18 yaş üstü toplumda; erkeklerde %53, kadınlarda %34 gibi bir sigara bağımlılığı ile karşılaştık. Sigara içenlerin 2/3’ü sigarayı bırakmak istiyor, birçoğu başarısız oluyor. Eğer sigarayı bırakabilenlerin ortak psikolojik özellikleri saptanabilirse, bırakmak isteyip de zorlananlara yardımcı olunabilmesi için önemli bir adım olacaktı. Bu araştırmada önemli ipuçları elde ettik ve bilim dünyası ile paylaştık.”

25 MAR 2019

Dünyanın öncü sinirbilim merkezine tam burslu olarak kabul edildi

Davranış bilimleri ve sağlık alanında Türkiye'nin ilk tematik üniversitesi olan Üsküdar Üniversitesi dünya genelinde başarılarını sürdürüyor. Üniversitenin yüksek lisans öğrencisi Güliz Altınbaşak dünyanın sinirbilim alanında öncü merkezlerinden biri olarak kabul edilen RIKEN Brain Science Institute'ün yaz araştırma programından tam finansal destek bursu kazandı.Harvard Üniversitesi adaylarını geride bıraktı…Üsküdar Üniversitesi yüksek lisans öğrencisi Güliz Altınbaşak, Japonya’da bulunan RIKEN Brain Science Institute'ün yaz araştırma programından, Harvard Üniversitesi öğrencilerinin de aralarında bulunduğu pek çok adayı geride bırakarak tam finansal destek bursu almaya hak kazandı.Deneyimlerini nörobilim öğrencileriyle paylaşacakAltınbaşak şimdi araştırma programı kapsamında dünya genelinden seçilmiş 45 uzman araştırmacı ile bir araya gelerek nöroteknoloji ve beyin hastalıklarıyla ilişkili laboratuvar teknikleri alanında çalışma yapacak. Altınbaşak, Türkiye'ye dönüşü sonrasında edindiği bilimsel araştırma ve başvuru süreci ile ilgili tecrübelerini Nörobilim programında eğitim almakta olan Üsküdar Üniversitesi öğrencileriyle de paylaşacak.

25 ŞUB 2019

Bilgiyi toplumla buluşturan uygulama ilk kez Üsküdar’da kullanılıyor

 İnternet ortamında yayınlanan akademik makalelerin, başta sosyal medya olmak üzere yayınlandığı ortamlarda ne kadar etkileşim aldığını ve kaç kişiye ulaştığını belirlemek amacıyla kullanılan PlumX ve Altmetrics’i Türkiye’de uygulayan ilk üniversite Üsküdar Üniversitesi oldu. Uygulamayla akademik çalışmaların herkese ulaşması hedefleniyor. Doç. Dr. Türker Tekin Ergüzel, Üsküdar Üniversitesi tarafından yayınlanan dergilerde yer alan tüm makalelerin yaklaşık üç aydır PlumX ve Altmetrics sistemine dâhil edildiğini söyledi.Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Yazılım Mühendisliği Bölüm Başkanı ve Bilgisayar Mühendisliği Öğretim Üyesi Doç. Dr. Türker Tekin Ergüzel, Üsküdar Üniversitesi’nin Türkiye’de ilk kez PlumX ve Altmetrics sistemini kullanan üniversite olduğunu söyledi.Akademik makaleler topluma ne kadar ulaşıyor?Doç. Dr. Türker Tekin Ergüzel, PlumX ve Altmetrics’in, internet ortamında yayınlanan akademik makalelerin; haberlerde bahsedilme oranı ya da hakkında yapılan sosyal medya paylaşım sayısı gibi etkileşim kriterleri göz önüne alınarak hazırlanan bir beğeni göstergesi olduğunu ifade etti. Ergüzel, sistemin akademik verilerin anlamlandırılabilmesini ve karşılaştırma yoluyla analiz edilebilmesini sağladığına dikkat çekti.Üsküdar Üniversitesi, bir ilki gerçekleştirdiÜsküdar Üniversitesi'nde üç aydan bu yana kullanılan PlumX ve Altmetrics çalışmaları ile üniversite tarafından yayınlanan dergilerdeki tüm makalelerin bu iki sisteme dahil edildiğini kaydeden Doç. Dr. Türker Tekin Ergüzel, sistemle ilgili şu bilgileri verdi:“Bu iki metrik, iki farklı firma gibi düşünülebilir. Biz ikisinden de istifade ediyoruz.  research.uskudar.edu.tr’de ikisi de var. Bu şu işe yarıyor; örneğin televizyonda akademik içerikli bir yayın yapıldı. Bu yayını sadece akademik içerikli mecralarda paylaşıyoruz ama sosyal etkisinin olabilmesi için sosyal mecralarda da paylaşılıyor. Bu yayının daha basitleştirilmiş formatını özet bir metinle research.uskudar.edu.tr’de paylaşıyoruz.Bilimsel veriler topluma ve insana ulaşmalıBilimsel çalışmaların topluma etki etmesinin önemli olduğunu düşünüyoruz. Bir akademik çalışmanın insana dokunan noktası neresi veya insanlar bundan nasıl istifade edebilir şeklinde bir endişemiz olduğu için research.uskudar.edu.tr’yi oluşturduk. İngilizce tam metni veriyoruz. Bu web metrikler şunu yapıyor. Ben girdim research.uskudar.edu.tr’de bir kişinin hazırladığı makaleye ulaştım. Özetini de okudum. O özeti Twitter’da Facebook’ta ya da sosyal mecralarda paylaştığım zaman bu web metrikler, ilgili kişinin söz konusu çalışmasını Facebook’ta 4 kişi, Twitter’da 10 kişi tarafından paylaşıldığını gösteriyor. Bir pasta dilimli grafik var, bu paylaşımı onun üzerinde gösteriyor. Bu neye yarıyor? Bizim akademik çalışmamızın kaç insana dokunduğunun ölçülmesine yarıyor. Bu web metrikler, bir standart olacak.”Bilgi rafta kalmamalıUygulamanın yaygınlaşması gerektiğini belirten Doç. Dr. Türker Tekin Ergüzel, “Türkiye’de sadece Üsküdar Üniversitesi’nde kullanılıyor. Yurt dışında yeni yeni standart olmaya başladı. Research aslında research.uskudar.edu.tr, kendi adına yeni bir mecra. Bunun da örneği yok. Bunun sosyal mecrada paylaşımına dair de bir örneği yok. Her ikisi de bu anlamda çok kıymetli” diye konuştu.Akademik makale ve çalışmaların topluma ulaşmasının anlamlı olduğunu belirten Doç. Dr. Türker Tekin Ergüzel, şunları söyledi:“Yaptığınız bilimin sadece akademik mecrada kalması yeterli değil. Akademik çalışmaların topluma ve insana dokunması da önemli. Annemin buradaki meditasyon ile ilgili çalışmayı okuyup hoşuna gittiğini bilirim. Bu tip sonuçlara niye sadece akademik bakışla bakılsın ki? Toplum ile bilim insanları veya bilimle olan mesafenin kapanması, bir vizyon katacak insana. Bu bir yöntemdir ve yöntemle öğreniyor insanlar. Metot öğreniyorlar ve bilimsel bir bakış analiz tecrübesi kazanıyorlar.”

09 ŞUB 2019

Prof. Dr. Nevzat Tarhan: "Türkiye’nin ruh sağlığı hizmetine ciddi katkı yaptınız"

Üsküdar Üniversitesi Türkiye Bağımlılık Risk Profili ve Ruh Sağlığı Haritası Araştırması Proje Kapanış toplantısı gerçekleştirildi. Projede görev alan klinik psikoloji alanında yüksek lisans eğitimi gören 125 öğrenciye teşekkür belgesi takdim edildi. Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, araştırmanın çok önemli sonuçları ortaya koyduğuna dikkat çekerek “Siz Türkiye’nin ruh sağlığı hizmetine ciddi katkı yaptınız” dedi. Üsküdar Üniversitesi Altunizade Yerleşkesi Nermin Tarhan Konferans Salonuda düzenlenen proje kapanış toplantısına Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü ve NP Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar ve Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Öğretim Üyesi Hüseyin Ünübol katıldı.Prof. Dr. Nevzat Tarhan’dan genç psikologlara tavsiyelerAraştırma, Üsküdar Üniversitesinde klinik psikoloji alanında yüksek lisans eğitimi gören 125 öğrencinin tüm katılımcılarla bire bir görüşmesi ile gerçekleşti. Toplantıda konuşma yapan Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, projede görev alarak önemli bir çalışmaya imza atan yüksek lisans öğrencilerine mesleki tavsiyelerde bulundu.Bu sadece bir tez çalışması değilAraştırmayı yapan öğrencilere seslenen Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan; “Klinik psikoloji ve psikolog olma yolculuğunuzun son noktasındasınız. Çok güzel bir çalışma yaptınız. Siz sadece bir tez çalışması yapmamışsınız aynı zamanda bir Türkiye’nin ruh sağlığı hizmetine ciddi bir katkı yaptınız. Devletin yapmaya çalıştığı birçok şeyi, örneğin risk haritasının çıkarılması, ruh sağlığı profilinin çıkarılması, toplum şu anda ruh sağlığı açısından hangi noktada, madde kullanımı açısından hangi noktada, çeşitli davranışsal bağımlılıklar konusunda ne durumdayız bunlar ortaya çıktı” dedi.Bu tarz risk haritaları önlem açısından önemliProf. Dr. Nevzat Tarhan, bu alandaki ilk çalışmayı 1990’lı yıllarda kendisinin GATA’da madde kullanımı ile ilgili yaptığını ve doktora tez konusu olarak verdiğini belirterek “Asker kökenliler ve yedek subaylar arasında bir araştırma yapmıştık. Şimdi madde ve alkol kullanım oranlarını o zamanki durumu ve bugün arasında kıyaslıyorum çok ciddi ve önemli farklar var. Dünyadaki gidiş de böyle, sadece Türkiye’de değil. Bu nedenle bu gibi politika belirleyicilerde hangi kararları alacaksın, önlemler nerelerde alınacak, bunlarla ilgili karar verirken bu tarz risk haritaları çok önemli. Nereye yatırım yapılmalı, hangi konular üzerinde durulmalı. Bu çalışmalar stratejik öncelikleri belirleniyor. Önceliklere göre bilgiler ve ekipler ona göre belirleniyor. Bence bu çalışma sonucunda devlet psikolog kadrolarını artıracak bu çalışmanızın sonucu böyle bir sonuca çıkacak bence… Çünkü bir ihtiyaç var. Dev gibi gelen sorunlar var. Durup dururken psikologluk gözde meslek olmuyor. Bu çalışmayla bunun verileri verilmiş oldu. Güzel bir çalışma oldu emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi.Önce iyi insan olunmalıÖğrencilere bazı tavsiyelerde de bulunan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, her şeyden önce iyi insan olmanın önemine işaret ederek “Artık teorik dersler bitti tez de bitmek üzere. Bana katıldığım programlarda iyi hekim, iyi psikolog, iyi terapist nasıl olur diye sorduklarında onlara birinci olarak iyi insan olmak gerekir diyorum. Bir insan iyi insan olamıyorsa iyi mühendis de olamaz, iyi hekim de olamaz. İyi psikolog da olamaz. Bütün meslekler için önemli ama psikolog olmakta iyi insan olmak çok önemli” dedi.Toplumla ve insanlıkla ilgili hayallerimiz olsun2000’li yıllarda ABD’de suç oranlarının ve şiddetin arttığını, insanın niye kötülük yaptığının araştırıldığını ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, şunları söyledi:“New York State Üniversitesi Adli Psikiyatri Birimi bir ölçek geliştirdi. Psikiyatride kötülüğün temel anlamı araştırılıyor. İnsanlar başarılı zengin ama mutlu değil niye depresyon, şiddet artıyor araştırması yapılırken ortaya mutluluk bilimi yani pozitif psikoloji çıkıyor. 2015’te Harvard Üniversitesinde ve 2018’de Yale Üniversitesinde bu dersleri koydu. Biz de zorunlu ders olarak 2013’te koyduk. Ne anlatıyor Pozitif Psikoloji, iyi insan olmak anlatılıyor. Bilimsel metodoloji ile sadece başarılı olmak değil, hayatımız sonuna gelince nasıl insan olmak istiyoruz önemli olan bu. Bizim toplumla ilgili insanlık ile ilgili hayallerimiz olsun. İyi insan olmanın en büyük faydası kendimize oluyor. Başkasını mutlu ettikçe kendimiz de mutlu oluyoruz.”Tarhan: “Psikologluk sadece bir meslek değil sanattır”Öğrencilere mesleki anlamda tavsiyelerini de sıralayan Prof. Dr. Tarhan, “Gelen hastalar iyi niyeti okur. Hastalar iyi niyet kokusu alıyor ve tedaviye sadakat çıkıyor. Ama iyi niyet yoksa, çıkarcı odaklı düşünüyorsa hasta bunu anlıyor ve hemen kopuyor.  İyi niyetiniz sonucu tedavi güveni oluşuyor. İyi niyet ve iyi çaba, terapist danışan ilişkisinde çok önemli. İkinci önerim iyi dinleyici ve gözlemci olun. Gelen danışana hemen kafamızdaki şeyi uygulamak yerine önce onu analiz etmek ve iyi gözlemci olmak önemli. Hastanın ne söylediğini değil söylemediğini, söylediklerindeki satır aralarını okumak önemli, bu da dinleyerek olur. Tabi bu tecrübeyle oluşur. Psikologluk sadece bir meslek değil sanattır çünkü ustalaştığınız zaman en iyi hizmeti verirsiniz. Dinledikçe yıllar içinde ustalaşacaksınız. Aktif dinleyici olmak, gözlemci olmak, yıllar içinde olgunlaşmanıza sebep olur” diye konuştu.Tedavi çantanızda terapi teknikleri de medikal teknikler de olsun“Üçüncü bir nokta; bir tedavi çantanızın olması” diyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Karşınıza sorunlu bir danışan geldiği zaman ‘Ben sadece bir şey biliyorum bunu uygulayayım’ demek yerine bir sorunu varsa farklı yöntemlerle yardımcı olmaktır. Tedavi çantanızda terapi teknikleri olsun, medikal teknikler de olsun. Hastanın ilaç kullanıp kullanmaması, nöromodülasyona mı ihtiyacı var bunlar bilinmeli. Ppsikofarmakolojinin ilaç yazmanın büyük bir sorumluluğu var. Tedavi çantamız varsa daha az hata yaparsınız” tavsiyesinde bulundu.Prof. Dr. Nevzat Tarhan, son olarak şunları söyledi: “Ve muhakkak etik standartlarımızın olması lazım. Şundan önemlidir, insan beyni bu benim uymam gereken ilkelerdir, diye düşünür. İlkeli olan kimsede farkında olmadan zihinsel jüri, iç bekçi oluşur ve içindeki etik standartlar, yanlış adımda kendini farkında olmadan engeller. Yanlış yapma ile ilgili içindeki etik standartlar devreye girer ve hem hasta hem bizi korur. Erdemli olmak orta ve uzun vadede her zaman kazandırır. Etik çalışan bir terapist olmak hayatta sizi de koruyacaktır. Başınız dikdolaşmanıza sebep olacaktır” dedi.Bölge temsilcileri araştırmaya ilişkin bilgi verdiÜsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Öğretim Üyesi Hüseyin Ünübol’un projenin ana hatları ile ilgili sunumunun ardından, proje kapsamında araştırma tarafında 3 büyük bölge temsilcisi olan Şenay Dayan, Gaye Göklü ve Sena Varlık “Bağımlılık Tipleri ve Risk Haritaları” hakkında bilgi verdi. Bir büyük bölge temsilcisi Ayşe Naz Hazal Sezen ise “Ruh Sağlığı Değişkenleri ve Risk Haritaları”na ilişkin sunumlar yaptı.125 öğrenciye teşekkür belgesi verildiProgram, poster başı sunumların ardından Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü ve NP Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar ve Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Öğretim Üyesi Hüseyin Ünübol projede görev alan klinik psikoloji alanında yüksek lisans eğitimi gören 125 öğrenciye teşekkür belgesi takdimi ile sona erdi.Fotoğraf: Zahid Aslan/Meryem Özkan

08 ŞUB 2019

Üsküdar Üniversitesinden dev araştırma

Üsküdar Üniversitesi tarafından yapılan dev araştırma, Türkiye’nin Bağımlılık Risk Profili ve Ruh Sağlığı Haritasını ortaya çıkardı. “Dünya Sigarayı Bırakma Günü” öncesinde düzenlenen basın toplantısında açıklanan verilere göre, sigara içme oranında erkekler %52,9 ile ilk sırada yer alırken; kadınlarda bu oran %34,1 olarak belirlendi.Aynı araştırma cinsiyet, yaş ve bölgelere göre sigara, alkol, alışveriş, kumar, teknoloji gibi davranış bağımlılıklarına ilişkin çarpıcı rakamları gözler önüne serdi. Araştırmaya göre; Türkiye’nin en mutlu bölgesi Batı ve Orta Karadeniz olurken en mutsuz bölge Doğu Anadolu oldu. Kumar ve oyun bağımlılığının erkeklerde kadınlara oranla daha fazla izlendiği ortaya çıkarken, alışveriş ve yeme bağımlılığı kadınlarda daha yüksek oranlarda görülüyor. Kadınlarda en sık sosyal medya, yeme ve alışveriş bağımlılığı, erkeklerde ise en sık yeme, sosyal medya ve oyun bağımlılığı görülüyor. Üsküdar Üniversitesi Altunizade Merkez Yerleşkede gerçekleştirilen basın toplantısında Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü ve NP Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar, araştırma ile ilgili genel bir bilgi verdi. Dünya Sigarayı Bırakma Günü öncesinde yapılan basın toplantısında Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Öğretim Üyesi Hüseyin Ünübol, “Türkiye’nin Bağımlılık Risk Profili ve Ruh Sağlığı Haritası” ile ilgili araştırma sonuçlarını paylaştı.24 bin 494 kişi ile görüşüldüTürkiye genelinde 81 ilde, 24 bin 494 kişi ile yüz yüze yapılan çalışma, davranışsal bağımlılık alanında Türkiye’de bir ilk olması ile birlikte, dünyada davranışsal bağımlılık alanında yapılan en geniş çalışma olarak dikkat çekiyor. Araştırma, Üsküdar Üniversitesinden klinik psikoloji alanında yüksek lisans eğitimi gören 125 öğrencinin tüm katılımcılarla bire bir görüşmesi ile gerçekleşti.Araştırmaya 12 bin 191 kadın, 12 bin 303 erkek olmak üzere 18 – 81 yaş arası 24 bin 494 kişi katıldı. Katılımcılar dört nüfus sayımı bölgesi olan Akdeniz ve Ege %24,5, Anadolu %34,5 Karadeniz 18,8, Marmara %32,2 olarak temsil edildi. Katılımcıların %43,1’i evli olduğunu, %39,3’ü çocuk sahibi olduğunu ve  %43,6’sı sigara içtiğini belirtti. Türkiye ortalamasında her gün alkol kullanımı %3 oranında bulundu.Sigara bırakabilmede eğitim ve cinsiyet ayrımı yokAraştırma, Türkiye genelinde sigara içme oranlarını ortaya koydu. Sigara içme oranında erkekler %52,9, kadınlar ise %34,1 olarak belirlendi. Sigara içenlerden sigarayı bırakanların oranı erkeklerde ,5 iken, kadınlarda ,45 olarak görüldü.Bölgesel olarak da bakıldığında oransal olarak sigarayı bırakma oranlarının eşit olduğu görüldü. Sigarayı bırakma durumları cinsiyet, eğitim ve bölgesel durumlardan etkilenmemekte, her cinsiyette, her eğitim geçmişinde ve her bölgede eşit oranlarda sigaranın bırakıldığı görülüyor. Bu da sigarayı bırakma kararının eğitim, cinsiyet ve bölgeden bağımsız başka faktörlerden etkilendiğini ortaya koydu.Eğitime göre dağılımda sigara içme oranlarıSigara içenlerin eğitim durumlarına bakıldığında okuryazar %36,  ilkokul %42, ortaokul %52, lise %47, üniversite %42 ve lisansüstü %36 olduğu görülüyor. Ortaokul mezunlarında sigara içme oranının arttığı, eğitim seviyeleri arttıkça sigara içme oranlarında bir düşüş olduğu dikkat çekiyor.En mutlu bölgeler; Batı ve Orta Karadeniz ile TrakyaTürkiye’nin Bağımlılık Risk Profili ve Ruh Sağlığı Haritasına duygu durum oranlarına göre en mutlu bölgeler Batı ve Orta Karadeniz ile Trakya olurken; en mutsuz bölge Doğu Anadolu bölgesi oldu.İstanbul, en çok alkol tüketimi olan şehirTürkiye’nin Bağımlılık Risk Profili açısından yapılan değerlendirmede ise bölgesel olarak en fazla alkol kullanılan bölge %46’lık oranla Ege Bölgesi oldu. Ege bölgesini %45 oranı ile Marmara bölgesi takip etti. İl olarak İstanbul ilk sırada yer alıyor.Alkol tüketimi Doğu Anadolu’da düşükAlkol kullanımının en düşük olduğu bölge ise , 7 oranı ile Doğu Anadolu bölgesi oldu.Her gün içenlerin oranı Batı Marmara’da en yüksekAlkol tüketme sıklığının da belirlendiği araştırmaya göre, Batı Marmara’da her gün alkol alan kişi oranı % 4, 9 olurken İstanbul’da bu oran % 4,7 olarak belirlendi. İç Anadolu bölgesi ise her gün alkol alan % 1,4 kişi oranı ile en düşük bölge oldu.Alkol tüketme alışkanlığı eğitimle artıyorAraştırma, Türkiye genelinde alkol tüketme alışkanlığının eğitimle birlikte giderek arttığını ortaya koydu. Araştırmaya göre ilkokul mezunlarının ’ü alkol alırken Yüksek Lisans mezunlarının % 42,5’i alkol alıyor. Bu oranın gelir düzeyi ile ilişkili olabileceği düşünüldü.Araştırma, hemen hemen her gün alkol alma oranlarında eğitimin herhangi bir etkisinin olmadığını da ortaya koydu. Bu oran tüm eğitim seviyelerinde %3 olarak belirlendi. Bu oran da hemen hemen her gün alkol almak ile eğitim arasında bir ilişki bulunmadığını gösterdi.Kumar bağımlılığı eğitim seviyesi düşük olanlarda daha yüksekAraştırma davranış bağımlılıklarından biri olan kumar bağımlılığı ilgili de çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. Araştırmaya göre, ülkemizde kumar bağımlılığı en yüksek ilkokul ve altı eğitime sahip olanlarda görülüyor. Bu oran en düşük lisansüstü mezunlarında görülüyor.Alışveriş bağımlılığında lisansüstü mezunları ilk sırada yer alıyor Günümüzün en çok konuşulan bağımlılıklarından alışveriş bağımlılığı ile ilgili rakamlar da ilginç sonuçları ile dikkat çekiyor. Alışveriş bağımlılığında lisansüstü mezunları önde yer alıyor. Bölgesel dağılıma bakıldığında Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri alışveriş bağımlılığı için en riskli bölgeler olarak bulundu.Sosyal medyada üniversite mezunları önde yer alıyorHayatımıza son yıllarda teknoloji ile beraber giren sosyal medya bağımlılığı da araştırmada yer aldı. Sosyal medya bağımlılığında üniversite mezunları ilk sırada yer alıyor. İlkokul mezunları bu kategoride en son sırada yer aldı. Kadınlarda sosyal medya bağımlılığı erkeklere oranla daha yüksek bulundu.Yeme bağımlılığında eğitim farkı bulunmuyorken, oyun bağımlılığında lise mezunları ilk sırada yer alıyor.  Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde en yüksek oranda izlenen yeme bağımlılığında eğitim farkı bulunmadı. Oyun bağımlığı ise aynı bölgelerde daha çok görülmekle birlikte en çok lise mezunlarını etkiliyor.Davranışsal bağımlılıkta Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu önde yer alıyorBölgelere göre dağılımda kumar bağımlılığında en düşük Akdeniz ve Doğu Anadolu olurken; en yüksek oran Batı Karadeniz, Ege bölgesinde ve Ankara ilinde izlendi. Alışveriş bağımlılığında en yüksek Doğu Anadolu olurken en düşük bölgenin Batı Marmara olduğu tespit edildi. Sosyal medya bağımlılığında ise en yüksek Doğu Anadolu olurken; en düşük oran İç Anadolu ve Trakya olarak belirlendi. Yeme bağımlılığında en yüksek Doğu Karadeniz, en düşük Batı Marmara oldu. Oyun bağımlılığında ise en yüksek Doğu Anadolu, en düşük Batı Marmara oldu. Bu sonuçlara göre Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu, davranışsal bağımlılıkların en fazla görüldüğü bölgelerken, Ege ve Batı Marmara en az görülen bölgeler olarak dikkat çekti.Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan yaptığı konuşmada; “Özellikle sigara bırakma konusunda politik açıdan Türkiye’de ciddi bir çalışma yapıldı. Ancak sonuçta çok etkili olmadığını görüyoruz. Korkutmaya dayalı yapılan yasaklamalar sigara bırakmayı tetiklemiyor. Bu nedenle zarar ve yasaklama yerine sigara içmelerini düzeltecek bir çalışmaya ihtiyaç var. Dijital bağımlılık çok yüksek görünüyor bu rakamlara baktığımızda. Yeme bağımlılığında tatlandırıcıların yeme bağımlılığını artırıyor. Beyindeki hazları tetiklendiren maddeler barındırıyor ve bu da obezite ve bağımlılığa itiyor. Çin Tozu bu anlamda risklidir. Bağımlılıkla tilt olma durumu vardır. Bu vakalarda artış olduğunu görüyoruz. Yani kumar oynamayan aniden kumar oynamaya başlıyor, alkol almayan kişi birden aşırı alkol almaya başlıyor. Bu vakaların daha çok arttığını görüyoruz. Öte yandan Türkiye’de kenevir ile ilgili bir politika var. Ekonomi açısından çok önemli fakat bu farklı bir risk de oluşturuyor. Genetiği değiştirilmiş kenevirler bağımlılık ile birlikte şizofreniye neden oluyor bu nedenle genetiği oynamış kenevir ile daha sıkı bir denetim mutlaka gerekiyor. Son olarak eklemek isterim; Bağımlılık tedavisinde artık kişiye özel bağımlılık tedavileri var o nedenle kimse tedavi olamadım diyemeyecek. İnsanlar mutlu olunca yalnız kalmıyor ve bağlanacak bir nesne arayışına girmiyor. Başarı odaklıdan ziyade iyi insan odaklı eğitim politikaları geliştirmek çok önemli. Bunun üzerine çalışmalıyız.” dedi.Mide ameliyatı diğer bağımlılıkları tetikliyor!Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık Uygulama ve Araştırma Merkezi (ÜSBAUMER) Danışma Kurulu Üyesi, NPİSTANBUL Beyin Hastanesi AMATEM Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Onur Noyan ise bağımlılık tedavilerindeki son gelişmeler hakkında bilgi verdi. Doç. Dr. Onur Noyan özellikle mide ameliyatı olan kişilerde diğer bağımlılık oranlarında artış olduğuna dikkat çekerek; “Kişi mide ameliyatı olmadan önce mutlaka diğer sigara vb. gibi bağımlılık alanlarını sonlandırmalı çünkü yeme alışkanlığı bitince mutlaka alkol veya başka bir bağımlılığa eğilim olma durumu yükseliyor” dedi.

03 OCA 2019

Klinik Psikoloji Yüksek Lisans programında son ders

Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı 2018-2019 Eğitim Öğretim Döneminde mezun olacak öğrencilere son ders Enstitü Müdürü Psikiyatri Uzm. Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar tarafından verildi.Derste, sağlık hizmetlerinde çalışan her bireyin gerekli teknik becerileri gösterebilmesinin öneminin yanı sıra insani ilişkilerde de hünerli olması gerektiğinin altı çizildi. Psikoloji mesleğinin etik kurallarının yanı sıra zor klinik olgulara yaklaşımla ilgili önerilerde bulunuldu.“Sağlık profesyonelleri uyguladığı tedaviden değil uygulamadığı tedavilerden de sorumlu”Derse katılan Üsküdar Üniversitesi Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan sağlık profesyonelinin sadece uyguladığı tedaviden değil, hastayı mahrum bıraktığı, uygulamadığı tedavilerden de sorumlu olduğunu hatırlattı.Mezuniyet sonrasında da üniversite olarak mezunlarının yanında yer aldığına ve kurulan iletişim ağıyla mezunların gerekli durumlarda süpervizyon ya da danışma desteği alabileceklerini, öğretim üyeleri ile her zaman temas halinde olabileceklerini vurgulayan Tarhan, tüm mezunlara başarılı bir meslek yaşamı diledi.

26 EKI 2018

TBMM Başkanı Binali Yıldırım’a Üsküdar Üniversitesi’nden Fahri Doktora

TBMM Başkanı Binali Yıldırım, günümüzde insanların ve kurumların artık belirledikleri alanlarda referans gösterilecek işler yapmaya yöneldiğini belirterek “Üsküdar Üniversitesi'nin de bu çerçevede nöroloji, psikiyatri, psikoloji birlikteliğini gerçekleştirerek, teşhisten tedaviye çok disiplinli yaklaşımı Türkiye'ye taşımaya çalıştığını görüyoruz” dedi.Davranış Bilimleri ve sağlık alanında Türkiye'nin ilk tematik üniversitesi olan Üsküdar Üniversitesi 2018-2019 Akademik Yıl Açılış Töreni, TBMM Başkanı Binali Yıldırım’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Törende TBMM Başkanı Binali Yıldırım’a Fahri Doktora unvanı takdim edildi ve Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan tarafından cübbesi giydirildi.Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşkesi Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda düzenlenen 2018-2019 Akademik Yıl Açılış Törenine TBMM Başkanı Binali Yıldırım, İstanbul Valisi Vasip Şahin, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Prof. Dr. Erman Tuncer, Üsküdar Kaymakamı Murat Sefa Demiryürek, Kadıköy Kaymakamı Dr. Mustafa Özarslan,  İl Halk Sağlık Hizmetleri Başkanı Dr. Abdullah Emre Güner, Üsküdar İlçe Sağlık Müdürü Dr. Yusuf Taşçı, Üsküdar Üniversitesi Mütevelli Heyeti Üyesi Mustafa Ataş, Kredi Yurtlar İl Müdürü Cemil Bağlama katıldı.Prof. Dr. Tarhan: “Ar-Ge odağı olarak nörobilimi seçtik”Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, törenin açılış konuşmasını yaptı. “Değişen Dünya ve Gençlik” başlıklı akademik yılın ilk dersini veren Tarhan, 7. Akademik Yıl Açılışını gerçekleştirdiklerini üniversitenin 14 bin mezun verdiğini, 5 fakülte, 1 sağlık meslek yüksekokulu ve enstitülerde 19 bin civarında öğrencilerinin bulunduğunu söyledi. Bir vakıf üniversitesi olarak en iyiyi yapmaya çalıştıklarını belirten Tarhan, üniversitelerin 4 önemli fonksiyonu olduğuna dikkat çekerek “Meslek edindirme, toplumu bilgilendirme, Ar-Ge yapmak ve bilginin ürüne dönüştürülmesini sağlamak. Biz bu dördüne birlikte yönelmeye özen gösteriyoruz. Üniversite olarak Ar-Ge odağı olarak nörobilim üzerine çalışıyoruz” dedi.Niyetin nörobiyolojisi araştırılıyorDünyada şu anda niyetin nörobiyolojisinin araştırıldığını ifade eden Tarhan, “İnsanın karar verme bölgesi aynı zamanda niyet bölgesi. Neye niyet ediyorsanız, beyniniz bir şeyi hayal ettiği zaman mesela yemek yemeyi hayal ederken beynin o bölgesi, yemek yiyormuş gibi çalışıyor. Bunun için niyetlenmiş davranışın insanların davranışında temel davranış olduğu biliniyor. Bu bizi pozitif psikoloji çalışmalarına götürdü, ahlakın nörobiyolojisine götürdü. Kişi niyetlediği zaman beynin ayna nöronları çalışıyor. Bu nedenle niyetlenmiş davranış, artık bilimsel bir kategori. Sadece edebiyatçıların ve dil bilimcilerin ele alabileceği bir konu değil, psikoloji biliminin de konusu. Şu anda Harvard Üniversitesi’nde pozitif psikoloji dersi okutuluyor” dedi.Üsküdar Üniversitesinde 2012’den bu yana pozitif psikoloji dersinin zorunlu dersler arasında olduğunu ifade eden Tarhan, “Bu derste insani değerleri öğretiyoruz. Pozitif Psikoloji kuramı sanki Mevlana’dan alınmış, sistematize edilmiş, metodoloji haline getirilmiş, bilimsel gerekçelerle anlatılıyor ama maalesef referans vermemişler. Bu da bizim kusurumuz” dedi.Eleştirisel düşünceden vazgeçmek, düşüncenin ilerlemesini durdurduOsmanlı’nın sanayi devrimini kaçırmasının nedenlerine değinen Prof. Dr. Tarhan, “18. Yüzyılda medreselerden mantık, matematik, astronomi, felsefe dersleri kaldırıldı. İbni Sina, İbni Rüşt, İkinci Aristo denilen Farabi eğitimden çıkarıldı. Ortaçağ’da Avrupa eleştirisel düşünce okuluna başlamışken vakıf korumasındaki medrese eğitiminde eleştirisel düşünceden vazgeçerek korumacı davrandı. Düşüncenin ilerlemesini durdurdu” dedi.Eleştirel düşünmeyi öğretmek gerekiyorProf. Dr. Tarhan, eleştirel düşüncenin mekteplerde öğretilmesinin önemine işaret ederek “Din eğitimi ile pozitif bilimlerin beraber verilmesi burada çok önemli. Düşüncenin ilerlemesini sağlamak açısından. Eleştirebilen ve sorgulayabilen bir kuşak yetişmesi bu açıdan önemli” dedi.Değer içerikli eğitim önemliYapay zeka konusunun dünya genelinde konuşulan bir konu olduğunu, şu an hem Batı’da hem de Doğu’da bir medeniyet krizi yaşandığını belirten Tarhan, “Bununla ilgili değişen bir gençlik var. Değer içerikli bir eğitim olması önemli. Yardımseverliği, bağışlayıcılığı, iyi insan olmayı öğretebilmek önemli. Yeni yetişen gençleri böyle kazanabiliriz” dedi.Gençlerin psikolojik ihtiyaçlarına karşılık vermeliyizGünümüzde gençlerin üç kırılgan noktasının olduğunu ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Genç kuşakta adalet beklentisi yüksek. Buyurgan yaklaşımdan nefret ediyorlar ve özgürlük beklentileri yüksek. Gençlerin bu beklentilerine ve psikolojik ihtiyaçlarına uygun biçimde karşılık vermezsek genç kuşaklarla aramızda bağlantı kurmak çok zor oluyor. Sultan Abdülhamid çok iyi liderdi, padişahtı. Güçlü bir askeri yapıya kadar büyük işler yaptı fakat bunu yaparken bir yerde bir açık verdi; o açık da genç kuşaklarla diyalog kuramadı. Bu nedenle yetiştirdiği çocuklar ona karşı oldular. Bu nedenle buradan ders alarak gençlerle duygusal bağ kurabilmeyi başarmamız gerekiyor” diye konuştu.Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, fahri doktora gerekçesini okuduÜsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Rektör Danışmanı Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, fahri doktora gerekçesini okumasının ardından fahri doktora töreni gerçekleştirildi. Fahri Doktora gerekçesinde “Üsküdar Üniversitesi Senatosu’nun aldığı kararla; bugüne kadar gerçekleştirdiği sosyal sorumluluk ve altyapı çalışmalarıyla, toplumu birleştiren kişiliğiyle ve ilkeli duruşuyla Türk siyasetine, demokrasimize ve Türk Halkına yaptığı anlamlı katkılardan dolayı TBMM Başkanı Binali Yıldırım’a Fahrî Doktora takdim edildiği belirtildi.TBMM Başkanı Binali Yıldırım’a fahri doktora takdim edildiTBMM Başkanı Binali Yıldırım’a Fahri Doktora takdim edildi ve Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan tarafından cübbesi giydirildi. Üsküdar Üniversitesi Hisseden İnsan Heykelinin de verildiği törende Yıldırım, bir konuşma yaptı.TBMM Başkanı Binali Yıldırım: “Bu gençler istikbalimizin umudu haline geliyorlar”Temelleri 1999 yılında NP Grup tarafından atılan Üsküdar Ünivesitesi’nde 4 fakülte, 5 enstitü ve 1 yüksekokulunda 19 binin üzerinde gencin eğitim gördüğünü ifade eden Binali Yıldırım, “Bu gençler aldıkları formasyon eğitimiyle, istikbailimizin umudu haline geliyorlar. Çünkü Üsküdar Üniversitesi; gerçekleri arayan pozitif bilimlerle; iyi, güzel ve doğruyu arayan sosyal bilimleri buluşturan bir üniversitedir. Arkadaşlarımız üniversitenin Türkiye'nin ilk davranış ve sağlık temalı üniversitesi olduğunu söylediler bana." diye konuştu.Üsküdar Üniversitesi, teşhisten tedaviye çok disiplinli yaklaşımı Türkiye’ye taşımaya çalışıyorGünümüzde her alanda, her konuda iyi olmanın mümkün olmadığını, 'Her işi yaparım ağabey' döneminin artık tarihte kaldığını belirten Yıldırım, şunları söyledi:“İnsanlar ve kurumlar artık belirledikleri alanlarda referans gösterilecek işler yapmaya yöneliyorlar. Üsküdar Üniversitesi'nin de bu çerçevede nöroloji, psikiyatri, psikoloji birlikteliğini gerçekleştirerek, teşhisten tedaviye çok disiplinli yaklaşımı Türkiye'ye taşımaya çalıştığını görüyoruz. Bu yönüyle diğer üniversitelerden ayrılan bir üniversite olduğunu da söyleyebilirim. Bu arada sağlık bilimlerini klasik alandan bilgisayar tabanlı gerçeğe taşımaya çalıştığı da bir gerçek. Üniversitenin bu vasfının psikoloji ve davranışsal sağlık bilimlerine ilgi duyan gençlerimize iyi hitap ettiğini söyleyebilirim. Evren, şehir manasına gelen üniversite yerelden evrensele ulaşmanın kapısıdır. Evreni bir bütün olarak kabul eder, insanlığın birikimlerinden yararlanarak farklı inanç, düşünüş ve yorumlarla yeni bir senteze ulaşmaya çalışır. Bu noktada ideolojik, doğmatik davranmamak çok önemlidir. Bilgiyi sistematik şekilde üretmek, akademik düşünceyi öğretip, analiz gücünü elde etmek için üniversitelere ihtiyaç olduğu aşikar. Farklılıkları zenginlik olarak görüp, iletişim ve istişare kültürünü geliştirerek, demokrasiyi olgunlaştırmak için yine üniversitelere ihtiyacımız var. Bu manada sağlık, mühendislik, sosyal bilimler gibi sahalarda, bilgi ve değer üreten üniversiteler insanlık ailesine çok büyük katkı sağlıyor.”Meclis Başkanı Yıldırım’dan Rektör Tarhan’a teşekkür  TBMM Başkanı Binali Yıldırım, “İlkelerini eleştiriye açık, özgürlükçü, çoğulcu ve katılımcı olarak ifade eden Üsküdar Üniversitesi’nin size çok müthiş imkanlar sunduğunu bugün yakından gördüm, şahit oldum. Bir kez daha bu üniversitenin düşüncesini ortaya koyan, gerçekleştiren başta Prof. Dr. Nevzat Tarhan olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi.Sosyal sorumluluk projelerini takdir ettiÜsküdar Üniversitesi’nin sadece akademik eğitim-öğretim ile meşgul olmayıp, toplumsal sorumluluk projeleri de gerçekleştirdiğini öğrendiğini de kaydeden Yıldırım, “Haydi Tut Elimi, Mutlu Yuva Mutlu Yaşam Derneği gibi sivil toplum kuruluşları marifeti ile istismara uğrayan, barınma ihtiyacı olan yavrularımıza, gençlerimize el uzatıyor olmanızı da takdirle karşılıyorum. Toplumla bütünleşmek ve nazariyeden uygulamaya yönelmek işte budur. Toplumsal sorunlarımızı çözme noktasında faal bir şekilde sahada olmanızdan dolayı da ayrıca tebrik ediyorum” dedi.Bu yıllar sizin altın yıllarınız, iyi değerlendirin“Sevgili gençler, Türkiye’nin istikbalini korumasında, istikbale umutla bakmasında şüphesiz en iyi güvencemiz, güç kaynağımız sizlersiniz” diyen Binali Yıldırım, “Mutlaka üniversitedeyken bir dil öğrenin. Yazmayı, konuşmayı, her yönüyle bir dil öğrenin. Bu yıllar sizin altın yıllarınız. Eğer bu sıralarda öğrenmemişseniz, sonrası biraz daha zor oluyor. 45 yaşıma geldim, 2 sene yurt dışına gittim, çoluğu çocuğu bıraktım lisan öğrendim. İhtisas da yaptım. Ama buna ihtiyacımız var. Hangi mesleğin eğitimini alırsanız alın, eğer dünyaya açılmak istiyorsanız, dünyada ne oluyor, ne bitiyor anlamak istiyorsanız, mutlaka bir lisan öğrenin. 1 tane öğrenin, hangisi olursa olsun” tavsiyesinde bulundu.Meclis Başkanı Yıldırım: “Okumayı bırakmayın”Öğrenmenin yaşının olmadığını belirten TBMM Başkanı Binali Yıldırım, "Okumayı bıraktığınız an yaşlandınız demektir. İster 60, ister 20 yaşında olun okumak insanı genç tutar. Onun için gençler okuyacağız. Daha çok okuyacağız. Okumak insanları bir anlamda törpüler. Kavgacı kimliğini tamamen ortadan kaldırır. Okumak, her şeyi karşılıklı anlayışla halletmenin daha doğru olduğu noktasına getirir” dedi.Prof. Dr. Sevil Atasoy, cübbelerini takdim ettiTörende Akademik Yükseltme Cübbe Giyme Merasimi gerçekleştirildi. Törende doktor öğretim üyeliği, doçentlik ve profesörlük unvanı alan hocalara yeni cübbeleri takdim edildi.İlk olarak doktor öğretim üyeliğine yükselişi olan hocalara cübbeleri Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy tarafından takdim edildi. İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji (İngilizce) Bölümü’nden Merve Çebi, Sağlık Bilimleri Fakültesi Ergoterapi Bölümü’nden Zeynep Bahadır Ağce, Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Çetin Sayaca, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Eczane Hizmetleri Programından Sultan Mehtap Büyüker, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Laboratuvar Teknolojisi Programından Ebru Özkan Oktay, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Nükleer Teknoloji ve Radyasyon Güvenliği Programından Feride Kulalı, Miraç Kamışlıoğlu, Özge Kılıçoğlu,  Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Programından Tuğba Kaman cübbelerini giydi.Prof. Dr. Mehmet Zelka, doçentlik cübbelerini giydirdiDoçentlik unvanı alan hocalara ise cübbeleri Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Zelka tarafından takdim edildi. İletişim Fakültesi Medya ve İletişimi Bölümünden Feride Zeynep Güder, Reklam Tasarımı ve İletişimi Bölümünden Özgül Dağlı ve Dinçer Atlı, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Felsefe Bölümünden Çiğdem Yazıcı, Psikoloji Bölümünden Işıl Göğcegöz Gül, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Yazılım Mühendisliği Bölümünden Türker Tekin Ergüzel, Sağlık Bilimleri Fakültesi Ergoterapi Bölümünden Cemal Onur Noyan, Biyomedikal Cihaz Teknolojisi Programından Mesut Karahan, Sağlık Yönetimi Bölümünden Tuğba Altıntaş, Radyoterapi Programından Hüseyin Ozan Tekin cübbelerini giydi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan, profesörlük cübbelerini takdim ettiProfesörlük unvanı alan akademisyenlere ise cübbeleri Prof. Dr. Nevzat Tarhan tarafından takdim edildi. Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik (İngilizce) Bölümünden Tunç Çatal, Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümünden Nedret Hızel, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümünden Defne Kaya, Odyoloji Bölümünden Arif Şanlı, Sosyal Hizmet Bölümünden Abdullah Karatay ve İsmet Galip Yolcuoğlu ile Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü Programından Niyazi Beki’ye cübbeleri takdim edildi.ÜÜ TV’den canlı olarak yayınlanan tören sonunda birlikte hatıra fotoğrafı çektirildi.Tören sonrası öğle yemeğini de Üsküdar Üniversitesinde yiyen Binali Yıldırım’a Erzincan fasulyesinden yapılmış özel kuru fasulye yemeği ikram edildi.

25 EYL 2018

Gelişmekte olan ülke doktorantları TÜBİTAK desteğiyle çalışmalarını Üsküdar’da yapabilecek

Uluslararası birçok öğrenci doktora kapsamında bilimsel çalışmalarını, TÜBİTAK’ın desteğiyle UNESCO tarafından tayin edilen Türkiye’nin ilk mükemmeliyet merkezi Üsküdar Üniversitesinde yapacak. Davranış Bilimleri ve Sağlık alanında Türkiye’nin ilk tematik üniversitesi olan Üsküdar Üniversitesi, geçtiğimiz günlerde UNESCO tarafından Nörobiyoloji, Bilişsel Tıp ve Beyin Araştırmaları alanındaki çalışmalarından ötürü mükemmeliyet merkezi olarak tayin edilmişti.The World Academy of Sciences (TWAS) / Dünya Bilimler Akademisi – TWAS’ın Türkiye’de mükemmeliyet merkezi olarak seçtiği ilk üniversite, Üsküdar Üniversitesi olmuştu. TWAS, UNESCO tarafından Gelişmekte olan ülkelerin bilim anlamında ileri düzeye çıkmalarını sağlamak amacıyla kurulmuş olan bir organizasyondur. Bunun için kendilerince seçilmiş olan ileri düzey alt yapıya sahip kurum ve kuruluşları “mükemmeliyet merkezi” olarak belirleyip, gelişmekte olan ülkelerin genç ve parlak beyinlerini kendisi seçerek, mükemmeliyet merkezlerinde eğitimlerini sağlamaktadır.Mükemmelliyet Merkezine giden süreçÜsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Konuk, Gelişmekte Olan Dünya için Bilimler Akademisi Koordinatörü Dr. Max Paoli’nin Üsküdar Üniversitesini ziyaretini ve süreci değerlendirdi.Üsküdar Üniversitesinin sahip olduğu laboratuvar ve araştırma merkezlerini gezen Dr. Max Paoli’nin çok etkilendiğini ve TWAS’ın Türkiye’de mükemmeliyet merkezi olarak Üsküdar Üniversitesi’ni seçtiğini belirten Prof. Dr. Muhsin Konuk, bu ziyareti ve sonrasındaki gelişmeleri şöyle anlatmıştı:“Dünya Bilimler Akademisi’nin koordinatörü, UNESCO ile Dünya Bilimler Akademisi arasındaki koordinasyonu sağlayan Dr. Max Paoli İstanbul’da Dünya Bilimler Akademisi’nin düzenlediği bir toplantı münasebetiyle İstanbul’a geldiğinde, Dünya Bilimler Akademisi’nin Türkiye üyesi olan arkadaşına, İstanbul’a gelmişken akademisyenlere bir konuşma yapmak istediğini söylüyor. Arkadaşı da beni aradı. Bir görüşme organize ettik, Dr. Max Paoli ile üniversitemizde görüştük.Protein mühendisi olmasından dolayı kendisine üniversitemizin laboratuvarlarını gezdirdik. Laboratuvarlarımızı ve çalışma alanlarımızı gördü. Deney hayvanı ünitelerimizi; farmakogenetik, moleküler biyoloji, genetik, nörobilim ile nöroteknoloji laboratuvarlarımızı dolaştıktan sonra kendisi bana bir teklifte bulundu. ‘Biz Dünya Bilimler Akademisi olarak gelişmekte olan ülkelerin doktora öğrencilerinin, kendi belirlediğimiz mükemmeliyet merkezlerinde çalışmalarını sağlıyoruz.Özellikle üniversitenizin, nörobilim, beyin ve bilişsel süreçlerle ilgili çalışmalarından dolayı, size bir teklif getirsek kabul eder misiniz?’ dedi. Bundan sonra bu süreç gelişti.”TWAS’ın mükemmeliyet merkezi seçtiği Türkiye’deki ilk üniversiteBu süreç içerisinde, gelişmekte olan ülkelerin akademisyenlerinin, UNESCO’nun kendi çağrısı ile başvuranlar arasından seçtiği doktora öğrencilerini, Dünya Bilimler Akademisi Mükemmeliyet Merkezine kabul ettiğine değinen Prof. Dr. Muhsin Konuk, “TWAS, öğrencileri farklı yerlere gönderip çalışmalarına orada devam etmelerini sağladı. Dolayısıyla şu an Türkiye’de TWAS’ın mükemmeliyet merkezi olarak seçtiği ilk üniversite biz oluyoruz” şeklinde değerlendirmelerde bulunmuştu.TÜBİTAK desteğiyle çalışacaklarİyi insan yetiştirmeye odaklanmış olan Üsküdar Üniversitesinin dünyanın farklı bölgelerinde insan yetiştireceğinin altını çizen Prof. Dr. Muhsin Konuk, “Bu sadece üniversitemiz açısından değil, ülkemiz açısından da ciddi anlamda bir prestij artışı demek.Prof. Dr. Muhsin Konuk şunları söyledi: “Bununla ilgili olarak gelecek öğrencilerin beslenme ve konaklama sağlamak adına, TÜBİTAK ile yaptığımız görüşmeler neticesinde TÜBİTAK bir destekleme programında daha önceden 12 ay olan destek süresini bizim teklifimizle 36 aya çıkardı. Dolayısıyla, bizim vesilemizle bütün Türkiye üniversitelerinin faydalanacağı yeni bir destekleme programı geliştirilmiş oldu. Bu konuda başta Sayın TÜBİTAK Başkanımız, Başkan yardımcıları, Daire başkanları, Uzman ve uzman yardımcısı olarak bu süreçte bize destek olan ve yardımlarını esirgemeyen tüm TÜBİTAK personeline teşekkür etmeyi Üsküdar Üniversitesi olarak bir borç biliyoruz.”Bu çalışmalar neticesinde anlaşma metnine TÜBİTAK desteği maddesini de ekleterek TÜBİTAK’ın ismini de geçirmiş olduklarını ifade eden Konuk, “TÜBİTAK gelişmekte olan ülkelerden gelecek olan Doktora öğrencilerine maddi destek sağlayacak, bizim laboratuvarlarımız ve araştırma imkânlarımız dâhilinde hocalarımızın danışmanlığında gelen uluslararası öğrenciler çalışmalarını tamamlayacaklar ve kendi ülkelerinde bizim araştırma disiplinimiz ve metotlarımızı model alarak kendi laboratuvarlarını kurup onlar da insan yetiştirmeye başlayacaklar.” şeklinde konuştu.

25 HAZ 2018

Lisansüstü eğitim ile yeni uzmanlık alanları kazanın

Üsküdar Üniversitesi, beş enstitüde çok sayıda lisansüstü programı ile akademik kariyer yapmak ve alanında uzmanlaşmak isteyenlere yüksek lisans imkânları sunuyor. Adli Bilimlerden tasavvufa kadar çok farklı alanda uzmanlaşmak isteyenler için ilgi alanlarına uygun seçenekler mevcut. Ayrıca Sağlık Bilimleri Enstitüsüne bağlı 4, Sosyal Bilimler Enstitüsüne bağlı 1 doktora programı bulunuyor.Üsküdar Üniversitesi,  Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü, Fen Bilimleri Enstitüsü, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Sosyal Bilimler Enstitüsü ve Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü çatısı altında çeşitli yüksek lisans programları düzenliyor. 5 farklı enstitüde 30 farklı programda lisansüstü programı olanağı sunuyor.Adli Bilim uzmanı yetiştiriliyorBağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü, Türkiye’de bir ilki hedefleyerek dokuz farklı programla hemen her lisans dalından mezun olanlara uluslararası kalitede lisansüstü eğitim ve öğretim vermeyi amaçlıyor.Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Adli Bilimler Anabilim Dalı altında; Adli Kimya, Adli Toksikoloji, Adli Moleküler Biyoloji, Adli Genetik, Adli Hemşirelik/Ebelik, Olay Yeri İnceleme ve Kriminalistik, Adli Bilişim ve Dijital Deliller, Adli Psikoloji ve Davranış Delilleri ile Suç Önleme ve Analizi programları yer alıyor.Adalet hizmetlerindeki ihtiyaçlar gözetiliyorProgram, adalet hizmetleri, bağımlılık ve suç önleme konularında temel gereksinimleri karşılamayı ayrıca birey, aile ve toplumun mağduriyetini engellemeyi amaçlıyor. Programda suçu ve suçluyu kuşkuya yer bırakmayacak biçimde modern teknolojilerle kanıtlayabilmek, bu alanlarda yeni teknolojiler geliştirmek ve ülkemizi dışa bağımlı olmaktan çıkartacak bilimsel araştırmalar yapmak için ileri düzey bilgi, anlayış ve beceri ile donanmış uygulayıcı, eğitici ve araştırmacı adli bilimcilerin yetiştirilmesi hedefleniyor.Evrensel bilime katkı sağlayacak uzmanlar yetiştiriliyorSağlık Bilimleri Enstitüsü, üniversitenin davranış ve sağlık bilimleri alanlarındaki deneyim ve bilgi birikimini kullanarak, ulusal ve uluslararası düzeyde tercih edilen, saygın yaratıcı ve evrensel bilime katkı yapan bilim insanları ve alanında yetkin uzmanlar yetiştirmeyi amaçlıyor. Enstitü bünyesinde Çocuk Gelişimi, İş Sağlığı Ve Güvenliği, Nörobilim, Sağlık Yönetimi, Sosyal Hizmet, Dil ve Konuşma Terapisi, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon, Bağımlılık Danışmanlığı ve Rehabilitasyon, Hemşirelik, Psikiyatri Hemşireliği, Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği, İç Hastalıkları Hemşireliği, Toplum Ruh Sağlığı Hemşireliği ve Sağlık Yönetimi yüksek lisans programları yer alıyor.Doktora yapma olanağı sunuluyorSağlık Bilimleri Enstitüsünde ayrıca Sağlık Yönetimi Doktora Programı, Moleküler Nörobilim Doktora Programı, Dil ve Konuşma Terapisi Doktora Programı ve Hemşirelik Anabilim Dalı Doktora Programı yer alıyor.AR-GE çalışmalarına katkı sağlanıyor Fen Bilimleri Enstitüsünde ise Biyomühendislik Anabilim Dalı Yüksek Lisans ve Moleküler Biyoloji Bilim Dalı Yüksek Lisans programlarında eğitim veriliyor.Bilim, sağlık ve teknoloji alanındaki gelişmeleri takip eden Üsküdar Üniversitesi’nin lisansüstü eğitim-öğretim ve araştırma faaliyetlerinde önemli yeri olan Fen Bilimleri Enstitüsü, geleceğin bilim insanlarını yetiştirme amacıyla çalışmalarını sürdürüyor.Üsküdar Üniversitesi’nin AR-GE faaliyetlerine de katkıda bulunan ve gelecekte de bu alanda çalışmalar yürütecek nitelikli insan gücünü yetiştirmeyi hedefleyen enstitü, ulusal ve uluslararası düzeydeki akademik çalışmalarına devam ediyor.Uygulama imkanları sunuluyorSosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde ise Klinik Psikoloji, Uygulamalı Psikoloji, Nöropazarlama, Medya ve Kültürel Çalışmalar, Yeni Medya ve Gazetecilik Yüksek Lisans Programları yer alıyor.Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesindeki yüksek lisans programları, akademik bilgi birikiminin yanı sıra uygulama imkânları sunuyor. Programa katılanlar, Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi, NP Feneryolu Tıp Merkezi, Üsküdar Üniversitesi uygulama ortağı olan NPİSTANBUL Beyin Hastanesinde bulunan laboratuvarlarda çalışma, uygulama ve staj olanaklarından yararlanabiliyor.Psikoloji doktora programı varSosyal Bilimler Enstitüsü Psikoloji Doktora Programı ise eğitim ve araştırma kariyerine hazırlıyor.Tasavvuf her yönüyle ele alınıyorTasavvuf Araştırmaları Enstitüsü bünyesindeki Tasavvuf Kültürü ve Edebiyatı Tezli ve Tezsiz Yüksek Lisans Programları içeriği; başta tasavvuf doktrini olmak üzere, tasavvuf tarihi, tasavvuf edebiyatı konularını birbirleriyle ve temel İslâm bilimleri ile bütünlüklü, İslâm düşünce ve medeniyet tarihi konuları başta olmak üzere sosyal bilimlerin çeşitli disiplinleri ile ilişkilendirilerek yapılandırıldı.Aynı zamanda kendi kültür coğrafyamızı konu alan “İslâm medeniyeti, tasavvuf düşüncesi ve kültürü” perspektifine dayalı disiplinler arası kültür çalışmaları üretimine katkı sağlamayı hedefleyen program, her branştan ilgiliye tasavvuf ve ilgili konularında lisansüstü eğitim yapma imkânı sağlıyor.Daha fazla ayrıntı için:https://uskudar.edu.tr/tr/enstituler

12 OCA 2018

Klinik Psikoloji’de tezsiz yüksek lisans olanağı

Usta-çırak modeli içinde yüksek lisans imkânı sunuluyor Üsküdar Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek Lisans programına yeni dönem kayıtları başladı. Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar, “Akademik kadromuzda çok sayıda tecrübeli hekim hocalarımızın olması, belki de en büyük avantajlarımızdan birisi. Bu yapılanma öğrencilerimizi standart eğitimin dışında bir usta-çırak modeli içinde yetiştirmemizi, derslerimizi zengin klinik örneklere dayandırabilmemizi ve öğrencilerimizin edindikleri bilgilerin çalışma hayatındaki uygulanışını görmelerini sağlıyor” dedi. Davranış Bilimleri ve Sağlık alanında eğitim veren Üsküdar Üniversitesi, yüksek lisans programları ile alanında uzmanlaşmak isteyenlere ya da akademik kariyer yapmak isteyen lisans mezunlarına yüksek lisans yapma olanağı sunuyor. Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde bulunan Üsküdar Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek Lisans programında yeni dönem kayıtları başladı.Uzman akademisyenlerle çalışma imkânıÜsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programının zengin akademik kadrosu ve öğrencilerine sunduğu olanaklar ile fark oluşturduğunu ve yoğun ilgi gördüğünü söyledi.Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar, programla ilgili şu bilgileri verdi:“Akademik kadromuzda çok sayıda tecrübeli hekim hocalarımızın olması, belki de en büyük avantajlarımızdan birisi. Bu yapılanma öğrencilerimizi standart eğitimin dışında bir usta-çırak modeli içinde yetiştirmemizi, derslerimizi zengin klinik örneklere dayandırabilmemizi ve öğrencilerimizin edindikleri bilgilerin çalışma hayatındaki uygulanışını görmelerini sağlıyor. Klinik staj ile her öğrencimiz teorik ve uygulamalı bilgilerini pekiştirme imkânı buluyor, çalışma hayatının gerçeklerine ve şartlarına hazırlanıyor. Ayrıca nöromodülasyon teknikleri, farmakogenetik uygulamalar, nörogörüntüleme teknikleri gibi çalışma yaşamında karşılaşacakları yeni teknolojilere aşina hale geliyorlar.”Mezuniyet sonrası çalışma hayatına donanımlı giriş yapabilirlerÖğrencilerden gelen talepler doğrultusunda bu yıl tezsiz yüksek lisans programını da açtıklarını ifade eden Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar, “Mezuniyet sonrası klinik psikolog olarak çalışma hayatına donanımlı bir giriş yapmak isteyen öğrencilerimiz için tezsiz yüksek lisans, akademik kariyere devam etmek isteyen öğrencilerimiz için tezli yüksek lisans programımızı öneriyoruz. Klinik psikoloji yüksek lisansı, öğrencilerimize sadece kliniğin kapısını açmıyor, aynı zamanda havacılık psikolojisi, adli psikoloji, perinatal psikoloji, geriatrik psikiyatri, bağımlılık danışmanlığı gibi farklı alanlara geçiş için de imkânlar yaratıyor. Mezunlarımız aldıkları kaliteli eğitim ile klinikler, üniversiteler, özel sektörde tercih ediliyorlar” dedi.Psikoloji mezunları başvurabilecekPsikoloji, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık lisans mezunları ile tıp doktoru olarak mezun olanlar tezsiz ve tezli yüksek lisans yapma imkânına sahip olacak.Klinik Psikoloji Yüksek Lisans programı ile duygu ve davranışlarda gözlenen sorunların teşhis edilmesini ve giderilmesi, kültürel patolojilerin ülkemiz perspektifinden değerlendirilerek anlaşılmasına katkıda bulunulması, eklektik anlamda teorilerin pratik alana yansıtılması, nörobilim imkanlarıyla psikoloji uygulama ve araştırmalarının entegre edilmesi hedefleniyor.Klinik Psikoloji Yüksek Lisans programı, klinik psikolog olabilmek için teorik ve pratik bilgi ve becerilere sahip, sosyal ve etik sorumluluk sahibi uzmanlar yetiştirilmesini amaçlıyor.NPİSTANBUL Beyin Hastanesi’nde staj ve uygulama olanağıPrograma katılan öğrenciler, Üsküdar Üniversitesi’nin bilim ortağı olan NPİSTANBUL Beyin Hastanesi’nde pratik yapma olanağına sahip oluyor. Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı’nın akademik kadrosu, NPİSTANBUL Beyin Hastanesi doktor ve psikologlarından oluşuyor.Klinik Psikoloji Yüksek Lisans programında psikoterapi ilişkisi ve klinik görüşme teknikleri, meslek etiği, psikopatolojik değerlendirme, psikolojik değerlendirme, psikoterapi ve araştırma yöntemleri konularında eğitim veriliyor.Bilimsel çalışmalara olanak sağlanıyorProgramda ayrıca öğrencilerin bilimsel araştırma yapması ve yüksek lisans tezlerini ya da projelerini yayınlanabilir formatta bir bilimsel ürün olarak sunmaları amaçlanıyor. Programda edinilecek donanımın, klinik psikoloji alanında doktora derecesi almak isteyen öğrenciler için de uygun alt yapıyı sağlaması hedefleniyor.

22 ARA 2017

Prof.Dr. Nesrin Dilbaz: “Şimdinin çocukları tombalayla mutlu olmuyor”

Bir zamanlar yılbaşı akşamlarında oynanan, büyük küçük herkesi mutlu eden tombala ile şimdiki çocukların asla mutlu olmayacaklarını belirten Psikiyatrist Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, “Çünkü onlar çok daha hızlı bir biçimde beyninde dopminini artıracak oyunlarla mutlu oluyorlar” dedi. Madde bağımlılığı ile mücadelede gençlere hayır demeyi öğretmek olduğunu, ilk kullanılan maddenin filmlerde olduğu gibi bir yabancıdan değil, hep en yakın arkadaştan geldiğine dikkat çeken Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, gençlere kendini korumayı öğretmek  gerektiğini söyledi.  Anne ve babalara da seslenen Dilbaz, “Onlara sadece öğüt vermeyin, lütfen onları çok iyi dinleyin. Çocuğun kendini bulmasına yardım edin, sorumluluklarını öğretin ve özgüvenini geliştirmesi için destekleyin” tavsiyesinde bulundu.Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi AMATEM Koordinatörü ve Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, Kocaeli Ticaret Odası’nda “Bağımlıysam Ne Zararı Var” başlıklı seminerde madde kullanım bozukluğu, bağımlılık , koruyucu hizmetler adına yapılması gerekenler ve ileri tedavi yöntemlerine ilişkin önemli bilgiler verdi.Kocaeli Ticaret Odası (KOTO) Burhan Kasım Meclis Salonu’nda gerçekleştirilen seminerde KOTO üyeleri ve Kocaeli Milli Eğitim Müdürlüğü’ne bağlı liselerde görevli rehberlik öğretmenleri Prof. Dr. Nesrin Dilbaz’ı ilgiyle dinledi.Gençlere emek vermeyi öğretmek gerekiyorBağımlılığın bir beyin hastalığı olduğunu belirten Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, bağımlılık ve madde kullanımında beynin yapısının bozulduğunu belirterek “İnsanlar neden madde kullanıyor? Bu alanda çalışan biri olarak şunu söyleyebilirim: Temel sorun buradan başlıyor, hayattan hazlar almayı anllık hazlar üzerine yerleştirdiğimizde yani uzun vadeli huzur yerine anlık hazları mutlu olmanın merkezine yerleştirdiğimizde, örneğin çabuk zengin olayım, hemen karnım doysun, hiç emek vermeden dersleri geçeyim dediğimizde bağımlılık yapan maddelere yönelmek anlamına geliyor ki gençlerle ilgili koruyucu önlemlere buradan başlamak gerekiyor. Gençlere emek harcamayı, çaba göstermeyi öğretmek birşeylerle ilgilenirken haz almayı öğretmek gerekiyor” diye konuştu. Şimdiki çocuklar tombalayla mutlu olmazEskiden yılbaşı akşamlarında tombala oynandığını, en az yarım saatle 40 dakika arasında süren oyunda tüm ev halkının mutlu olduğunu ve sosyalleştiğini anlatan Dilbaz, "Şimdi hiç bir çocuğa yılbaşı gecesinde tombala oynatamazsınız neden çünkü çok daha hızlı bir biçimde beyninde dopminini artıracak oyunlarla beyni karşı karşıya gelmiş. Nasıl, bilgisayar karşısında bir düğmeye basıp birilerini, öldürerek güç kazandığında dopamini 100’e çıkıyorsa 40 dakika bekleyip de tombala oyunundan zevk almıyor” diye konuştu.Milli piyango bağımlılık yapıyor mu?Kişinin dopaminini artıran şeylere yöneldiğini belirten Dilbaz,  “Bir şey ne kadar hızlı dopamini yükseltirse o kadar bağımlı oluyoruz. Sigaranın en önemli tarafı bu. Kumar bağımlılığı gibi davranış bağımlılıklarında da aynı durum var, beyin ödül kazandıkça dopamin salgılıyor ve mutlu oluyor. Milli Piyango o yüzden bağımlılık yapmıyor çünkü bilet aldıktan sonra çıkması için günlerce beklemek gerekiyor" dedi.Ön beyin üniversite dönemlerine kadar gelişiyorMadde bağımlılığına başlamada en öncelikli etkenin merak olduğunu, deneme yaşının ise 15-25 arası olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, "Beynin ön bölgesi üniversite dönemine kadar gelişiyor, gençlerde bu bölge henüz gelişmediği için çalışmıyor. Firen mekanizması yok, bana bir şey olmaz diye düşünüyor. Dolayısıyla bu dönemde dikkatli olmak lazım” dedi.Gençler maddeye Nuri Alço'dan alışmıyorMadde bağımlılığını önlemenin tek yolunun çocuğa hayır demeyi öğretmek ve sorumluluk bilincini aşılamak olduğunu belirten Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, "Çocuk arkadaşlarından çok etkileniyor. Çocuk ya da genç maddeyi öyle filmlerde olduğu gibi Nuri Alço'dan, tecavüzcü Coşkun'dan almıyor, maddeyi en yakın arkadaşı veriyor. Tehlike çok yakınında. Çocuğa o yüzden hayır demeyi öğretmek, çocuğa kendini korumayı öğretmek son derece önemli" dedi.Çocuğunuzu çok iyi dinleyinMadde bağımlılığının birtakım belirtilerine de dikkat çeken Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, “Çocukta durgunluk, uykusuzluk, arkadaş çevresinin değişmesi, sürekli odasına kapanma gibi davranışların madde kullanımına  ilişkin ipucu olabilir. Anneler babalar çocuklarını mutlaka çok iyi dinlemeli. Sadece öğüt vermemeli. Çocuklarını çok sevmeli ve bunu göstermeli. Bazı anne babalar ben onunla arkadaş gibiyim diyor. Hayır arkadaşı değilsiniz siz onun anne ve babasınız. Çocuğun kendini bulmasına yardım edin, sorumluluklarını öğretin ve özgüvenini geliştirmesi için destekleyin" dedi.Rehabilitasyon merkezleri konfor yerine sorumluluk vermeliDevletin madde bağımlılığı ile mücadelede önemli görevleri olduğunu, bu konuda önemli çalışmalar yaptığını da vurgulayan Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, hazırlanan rehabilitasyon merkezlerinde lüks ve konforun yerine gençlere   sorumluluk veren, kişisel ihtiyaçlarını kendilerinin karşılayacakları ortamın yaratılması gerektiğini söyledi. Yıllar önce Ankara'da açılan bir rehabilitasyon merkezinde piyanodan havuza kadar pekçok konforun sağlandığını ancak bunların hiçbir işe yaramadığını belirterek "Şartlar gerçekçi olmalı. Yurt dışında pek çok rehabilitasyon merkezi gezdim, bir köy evi düşünün, çocuklar kendi yemeklerini hazırlıyorlar. Temizliklerini yapıyorlar. Oradan kendileri sorumlu, akşam bir araya gelip sosyalleşiyorlar. Bizde de benzer bir yaklaşım hayata geçirilmelidir" diye konuştu.İleri tedavi uygulamalarından söz ettiNPİSTANBUL Beyin Hastanesi’ndeki bağımlılığa ilişkin ileri tedavi uygulamaları hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, bağımlılıkla mücadelede aileden belediyelere kadar toplumun her kesimine önemli görevler düştüğünün altını çizdi. Yeşil alanların artırılmasını, gençlerin bir arada zaman geçirmeleri için gerekenlerin yapılması gerektiğini vurguladı.Kocaeli Ticaret Odası’nın sosyal sorumluluk projesi kapsamında gerçekleştirilen seminerin açılış konuşmalarını Kocaeli Valisi Hüseyin Aksoy, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı Mücahit Arslan ve Kocaeli Ticaret Odası Başkanı Necmi Bulut yaptı.Seminerin gerçekleştiği Kocaeli Ticaret Odası’nda Üsküdar Üniversitesi ve NPİSTANBUL Beyin Hastanesi de stand açtı.

07 ARA 2017

5 enstitüde yüksek lisans imkanı

Üsküdar Üniversitesi yüksek lisans programları güçlü akademik kadrosu ile nitelikli uzman yetiştirmek üzere öğrenci kabulüne başladı.Tezli ve tezsiz programlar çerçevesinde eğitim alan yüksek lisans öğrencileri, teorik bilgilerin yanı sıra Üsküdar Üniversitesinin bütün laboratuvarlardan da faydalanabiliyor.Yüksek Lisans Programları; ulusal ve uluslararası arenada kariyer sahibi olmak isteyenler için yeniçağın getirdiği ihtiyaçlara uygun yetenek ve donanıma sahip bireyler yetiştirmek üzere güçlü bir akademik kadro eşliğinde uygulanıyor.Üsküdar Üniversitesi; Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü, Fen Bilimleri Enstitüsü, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Sosyal Bilimler Enstitüsü ve Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü olmak üzere 5 enstitü altında 30’dan fazla yüksek lisans programı sunuyor.Yüksek lisans öğrencileri %30’a varan burs olanakları ile birlikte, tüm laboratuvarlardan yararlanmanın yanı sıra gerekli koşullar sağlandığı takdirde Erasmus’un bütün imkânlarından da faydalanabiliyor. Yüksek lisans programları hakkında bilgi için; https://uskudar.edu.tr/tr/sayfa/331/enstituler#

21 AĞU 2017

Üsküdar Üniversitesinden Bağımlılık Dergisi

Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık Uygulama ve Araştırma Merkezi, Güncel Bağımlılık Araştırmaları Dergisi “Current Addıctıon Research” ilk sayısını bilim dünyasına sundu. Türkçe ve İngilizce yayınları kabul edecek olan hakemli dergi yılda dört kez basılacak. Derginin ilk sayısında önemli araştırmalar bulunuyor.Üsküdar Üniversitesi akademik yayınlarına bir yenisini daha ekledi.Sosyal Bilimler, The Journal of Neurobehavioral Sciences (JNBS) Dergilerinden sonra şimdi de Güncel Bağımlılık Araştırmaları Dergisi “Current Addıctıon Research” ni akademiye kazandırdı.Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından NPİSTANBUL Beyin Hastanesi AMATEM Koordinatörü Prof. Dr. Nesrin Dilbaz editörlüğünde çıkarılan dergi, alkol/madde ve davranışsal bağımlılıklar ile tedavileri konusunda günceli yakalamayı hedefliyor. Bu konularla ilgilenen klinisyenler ve sağlık profesyonelleri için açık erişimli ve herhangi bir yayın ücreti olmayan güncel bağımlılık araştırmaları kapsıyor.İlk sayısını çıkan hakemli derginin kapsamını, madde ilişkili bağımlılıklar ve davranışsal bağımlılıklar üzerine genetik, nörobiyolojik, klinik ve psikolojik araştırmaları içeren bağımlılık pratiğindeki gelişmeler oluşturuyor.Yılda 4 kez İngilizce ve Türkçe olmak üzere iki dilde çıkacak derginin ilk sayısında önemli araştırmalar bulunuyor.- Türkiye’de uyuşturucu ile mücadele çalışmaları                                                                                                          - Bergen facebook kullanım bozukluğu ölçeğinin Türkçe formunun üniversite öğrencilerinde geçerlik ve güvenirlik çalışması                                                                                                                                                                                                        - Özel bir psikiyatri hastanesinde yatarak tedavi gören hastalarda akut ajitasyon durumlarında uygulanan tedavi ve yaklaşımlar                                                                                                                            - Alkol kullanım bozukluğunun genetiği gibi konulara ilk sayıda yer alan başlıklar.Dergi PDF için:https://currentaddiction.org/

08 TEM 2017

Üsküdar Üniversitesi görkemli törenle 4. mezunlarını uğurladı

 Üsküdar Üniversitesi 2016-2017 Akademik Yılı Mezuniyet Töreni, Ülker Sports Arena’da gerçekleştirdi. Ön lisans, lisans ve yüksek lisans bölümlerinden mezun 3 bin 808 öğrenciye diplomaları görkemli bir törenle verildi. Heyecanlı ve duygulu anların yaşandığı törende Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan alınlarından öperek mezun ettiği öğrencilerine “Son Ders ve Mezunlara Veda” başlıklı bir de konuşma yaptı. Törende 7 Haziran 2016 tarihinde İstanbul Vezneciler'de gerçekleştirilen terör saldırısında şehit olan Üsküdar Üniversitesi öğrencisi polis memuru Duha Beker de anıldı. Fizyoterapi bölümü öğrencileri, diplomalarını alırken bu yıl kendileriyle beraber mezun olacak Duha Beker’i de unutmadılar. “Seni unutmayacağız” yazılı pankart açan arkadaşları salonda dakikalarca ayakta alkışlandı. Üsküdar Üniversitesi, 2016-2017 Akademik Yılı sonunda ön lisans, lisans ve yüksek lisans öğrencilerini mezun etmenin sevincini ve gururunu yaşadı. Ataşehir Ülker Sports Arena’da gerçekleştirilen 4. mezuniyet töreninde 3 bin 808 öğrenci diplomalarını aldı.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Mutlaka bir amacınız ve yol haritanız olsun”Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Son Ders ve Mezunlara Veda” başlıklı konuşmasında eğitimin hayat boyu sürdüğünü belirterek önemli tavsiyelerde bulundu:“Mesleğinizi yaparken ne yaptığınız kadar nasıl yaptığınız da önemli. Özellikle sağlık alanında çalışacak mezunlarımız size danışan hasta ve hasta yakınlarını sanki ailenizin bir üyesi gibi düşünmeyi ihmal etmeyin. Üniversiteye başladığınızda bir kıvılcımdınız şimdi alev oldunuz bundan sonra bulunduğunuz yeri ısıtacak, aydınlatacak ve canlandıracaksınız. Burada öğrendiğiniz bilgileri kendinizi geliştirerek hayatınızın sonuna kadar götürmeniz önemli. Mutlaka hayatta bir hedefiniz olmalı, yaşam amacınız olmalı. Bunun için nereye gittiğinizi bilmeniz gerekiyor onun için de mutlaka bir yol haritanız olmalı. Daha iyilerden mutlaka yardım alın danışmadan karar vermeyin. Gelecek projeleriniz olmalı hedefe giderken karşınıza çıkan zorluklardan asla yılmayın. Uçurtmayı uçuran rüzgâr değil uçurtmanın rüzgâra karşı aldığı pozisyondur. O nedenle siz olaylara karşı doğru pozisyon alırsanız o pozisyon sizi uçurabilir. Doğru pozisyonu almak için ne yapacağız? Bir bilenden yardım alacağız. Kendimizi tanıyacağız, niyetimize bakacağız. Niyetimiz iyiyse ve ilkeli yaşamayı başarıyorsak iyi pozisyonu mutlaka yakalıyoruz. Bireysel fayda yerine toplumsal faydayı hedefleyen kişiler başarılı oluyor.”Törene Adnan Tanrıverdi ve Mustafa Ataş da katıldıÜniversiteden birinci, ikinci ve üçüncülükle mezun olan öğrenciler anons edilerek ödülleri takdim edildi. Törene katılan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Üsküdar Üniversitesi Mütevelli Heyeti Kurucu Üyesi Mustafa Ataş, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Adnan Tanrıverdi,  Üsküdar Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Furkan Tarhan ve Mütevelli Heyet Üyesi Fırat Tarhan, aralarında birincilerin de bulunduğu mezun öğrencilere diplomalarını verdi.Rektör yardımcılarının mutlu günüÜsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mehmet Zelka ve Prof. Dr. Muhsin Konuk da kızlarını mezun etmenin heyecanını yaşadı. Prof. Dr. Mehmet Zelka, Fen Bilimleri Enstitüsü Moleküler Biyoloji Bölüm Birincisi Meryem Kevser Zelka’ya, Prof. Dr. Konuk ise bu yıl psikoloji bölümünden mezun kızı Büşra Konuk’un diplomasını verdi.Birincilikle mezun olan öğrenciler konuşma yaptıTörende ön lisans birincisi Odyometri bölümünden Mehtap Dölen, lisans birincisi Sosyal Hizmetler Bölümünden Nurefşan Tomaç ve yüksek lisans mezunlarını temsilen Lebriz Canpoyraz Germen bir konuşma yaptı.Üsküdar Üniversitesi’nde okuyan yabancı öğrencileri temsilen de Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik bölümünden Muna Mohamed Abdalla bir konuşma yaptı. Duygu yüklü konuşmasında Abdalla zaman zaman gözyaşlarını tutamadı.Tarhan birincileri alınlarından öptüLisans birincisi Nurefşan Tomaç ve önlisans birincisi Mehtap Dölen, konuşmalarının ardından yaş kütüğüne plaka çaktı. Rektör Tarhan birinci olan öğrencilerini alınlarından öptü.Arkadaşları şehit polis Duha Beker’i unutmadıÖğrenci ailelerinin de bulunduğu 12 bin kişi mezuniyet sevincine ortak oldu. Duygusal anların yaşandığı törende 7 Haziran 2016 tarihinde İstanbul Vezneciler'de gerçekleştirilen hain terör saldırısında şehit olan Üsküdar Üniversitesi öğrencisi polis memuru Duha Beker de anıldı.Fizyoterapi bölümü öğrencileri, diplomalarını alırken bu yıl kendileriyle beraber mezun olacak Duha Beker’i de unutmadılar. “Seni unutmayacağız” yazılı pankart açan arkadaşları salonda dakikalarca ayakta alkışlandı.Sosyal Sorumluluk Özel Ödülü verildiTörende terör olaylarını protesto etmek için geçtiğimiz Ocak ayında İstanbul’dan Ankara’ya yürüyen Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ergoterapi Bölümü öğrencisi İsa Kör’e de Sosyal Sorumluluk Özel Ödülü verildi. Kör’e plaketi Üsküdar Üniversitesi Mütevelli Heyeti Kurucu Üyesi Mustafa Ataş verdi.Sürpriz evlilik teklifiTörende Tıbbi Dökümantasyon ve Sekreterlik Bölümü’nden mezun olan Musa Geyik, aynı bölümden mezun olan Ebru Cengiz’e evlenme teklif etti. Diplomalarını almak için sahneye çıkan Musa Geyik, hazırladığı pankartı açarak salondakilerin huzurunda Ebru Cengiz’e “Benimle evlenir misin?” dedi. Musa Geyik’in sürprizi karşısında şaşıran genç kız arkadaşlarının alkışları arasında kabul etti.  Törene annesi Elif Kantar’ın kucağında katılan 2,5 aylık Ahmet Emir de ilgi odağı oldu.Törende önlisans, lisans ve yüksek lisans programlarından mezun olan öğrenciler diplomalarını aldı.Bayrak ve flama teslim törenlerinin de gerçekleştirildiği programda mezun öğrencilerden Begüm Aygördü, bayrağı Mücahit Ayhan’a, flamayı ise lisans birincisi Nurefşan Tomaç, Ayça Turan’a teslim etti.Tören sonunda mezunlar Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur eşliğinde Üsküdar Üniversitesi andını okudular. Mezuniyet töreni yeni mezunların kep atmaları ile sona erdi.

08 MAY 2017

Psikoloji meraklıları Üsküdar Üniversitesinde bir araya geldi

Üsküdar Üniversitesi Psikoloji Yüksek Lisans öğrencileriyle NP İSTANBUL Beyin Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Mahir Yeşildal tarafından organize edilen Psikoloji Meraklıları toplantılarının bu haftaki konuğu Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan'dı. Sohbetlerini Prof. Dr. Nevzat Tarhan'ın İnanç Psikolojisi ve Bilim; “Ruh, Beyin ve Akıl Üçgeninde İnsanoğlu” kitabı üzerine kuran katılımcılar, ünlü İslam düşünürü, mutasavvıf, yazar ve şair Muhyiddin İbnü'l-Arabî ile Bediüzzaman Said Nursî düşünce ve bakış açıları üzerine de değerlendirmelerde bulundu.Toplantıda tam adı Muhyiddin Muhammed bin Ali bin Muhammed el-Arabî et-Tâî el-Hâtimî olan ve Şeyhü'l Ekber unvanı ile bilinen İbnü'l-Arabî ile Bediüzzaman Said Nursî'nin çok yakın söylemleri olduğu, her ikisinin de benzeri fikir yapılarına sahip olduğundan bahsedildi.İyilik ve kötülük kavramlarına değinen Tarhan;"İnsanlarda iyicil ve kötücül duyguların vardır. İyicil duyguların beslersek, iyi oluruz; kötücül duyguları beslersek kötü oluruz. Kötücül duygularını besleyen bir insanın eline bir silah verilirse birini vurur ya da bir bankacıya bütün yetkileri vermeniz durumunda bankayı soyabilir. Kötülükler, materyalistlerin her şey dünyadan ibaret sözcüğü ile açıklanamaz ve dünyadan iyilikleri kaldırsanız, dünya daha kötüye gider. Doğuştan itibaren bir çocuğa iyi olmayı öğretmezsek, o çocuk bir cani olabilir." dedi.

17 MAR 2017

Üsküdar Üniversitesi V. Ulusal Biyomühendislik Öğrenci Kongresi başladı

Üsküdar Üniversitesi tarafından düzenlenen Ulusal Biyomühendislik Öğrenci Kongresi beşincisi başladı. İki gün sürecek olan kongreye, 800 civarında öğrenci kayıt yaptırdı. Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonu'nda başlayan kongrenin açılış konuşmasını, Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay yaptı.Kongreye gösterdikleri yoğun ilgiden dolayı katılımcı öğrencilere teşekkür eden Uzbay, bu yıl 5. kez düzenlenen kongrenin bir bilimsek şölen olduğunu, öğrencilik döneminde katılacakları bu tip kongrelerin meslek hayatlarındaki başarı için kendilerine çok faydasını olacağını söyledi.Son 20-30 yılda 70 bin yıllık gelişim kaydettikUzbay; "Bilgi çağı baş döndürücü bir hızda ilerliyor ve gelişiyor. Tarım devrimi, sanayi devrimi gibi uzun süreli dönüşümlerle kıyasladığımızda internetin hayatımıza girmesiyle son 20-30 yılda yaşadığımız gelişme, 70 bin yılda yaşadığımızdan daha fazla. O nedenle bu kongreler çok hızlı gelişen biyoteknolojiyi yakından takip etmek ve kariyer için mesleki gelişimi sağlamak konusunda çok faydalı. Biyoteknoloji günümüzün yükselen değeri olarak dikkat çekiyor." dedi.Prof. Dr. Tayfun Uzbay'ın ardından bir açılış konuşmasını da Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan yaptı. Tarhan, artık biyoloji, tıp ve mühendisliğin içiçe girdiğini, birbirini tamamlayan bilimler haline geldiğini vurguladı.Biyoloji, tıp ve mühendislik ayrılmaz hale geldiTarhan; "Biyomühendislik yeni bir ala, çok önemli hale geldi çünkü çok hızlı gelişiyor. Diğer yandan biyoloji ve mühendislik artık birleşiyor. Neredeyse mühendis olmadan tıpta adım atamaz hale geldik. O yüzden biyomühendislere çok büyük görev düşüyor. Biyomühendislerin artık yazılım konusunda da bilgi sahibi olması gerekiyor. Onlar da küçük bir yazılımcı gibi çalışmalı, tabii ki daha üst düzeyde yazılım biliyorsa çok daha faydalı olur. Biyomühendislerin matematiksel modelleme yapabilir hale gelmesi de önemli hal almaya başladı. Çünkü tıpta sanal gerçeklik kullanılmaya başlandı. Eğer bunu yapabiliyorsanız hem iş bulma konusunda, hem de akademik kariyer tarafında çok faydası olacaktır. Tıp artık dijitalleşiyor ve nakledilebilir hale geliyor. Koku bile dijital hale çevrildi ve nakledilebiliyor. Radyo frekansları sayesinde elektromanyetik dalgalar tedavi ve bilgi iletme çalışmaları da devam ediyor. Sağlık bilimleri içinde olanların yazılım bilmesi çok önemli hale geldi artık." dedi.Kansere savaş açan bilim adamı Salih GencerKanserin, teşhis ve tedavisinde yardımcı olacak yeni bir sinyal yolağı keşfeden ve çok sayıda uluslararası ödül alan Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi, Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Salih Gencer metastatik kanserlerin erken tanı ve tedavisine dair yaptığı çalışmaları anlatan bir sunum yaptı.Yaptığı sunum ilgiyle dinlenen Gencer, Münih’te European Organization for Research and Treatment of Cancer (EORTC), National Cancer Institute (NCI) ve American Association for Cancer Research (AARC)’nin birlikte düzenlediği, 35 farklı ülkeden 3 bin bilim adamının katıldığı sempozyumda “ENA Travel Grant Award” ile ödüllendirilmiş ve hayatını kanseri yenmeye adayan adam olarak nitelenmişti.Kongre yoğun katılımla devam ediyorİki sürecek olan Üsküdar Üniversitesi V. Ulusal Biyomühendislik Öğrenci Kongresi'nde çok sayıda akademisyen ve sektör uzmanı konuşma ve sunumlar yaparak biyoteknoloji dünyasındaki en son gelişmeleri paylaşacak.Kongre, 18 Mart Cumartesi günü yapılacak 4 oturumun ardından 18.00'de sona erecek.Kongreyle ilgili daha geniş bilgi ve programa biyomuhendislik2017.uskudar.edu.tr adresinden ulaşabilirsiniz.

19 OCA 2017

Hangi psikoloji ile satın alıyoruz? Nöropazarlama yüksek lisans kayıtları sürüyor.

Bireyin ekonomik tercihlerinin, satın alma, beğenme ya da beğenmeme gibi davranışlarının bilişsel temellerini inceleyen nöropazarlama, tüketiciye en uygun şekilde ulaşmanın yollarını araştırıyor. Üsküdar Üniversitesi Nöropazarlama Yüksek Lisans Programı’nda yalnız teorik eğitimin değil, laboratuvar ve pratik yapma olanaklarının da bulunduğunu belirten Prof. Dr. Sinan Canan, “Bu programı tamamlayan yüksek lisans öğrencileri karar verme süreçlerinin sinir bilimsel mekanizmalarının yanı sıra modern pazarlama ve üretim optimizasyonu gibi konularda da deneyim sahibi olacaklar” dedi.Üsküdar Üniversitesi, insan ve davranış bilimleri alanında Türkiye’nin tek tematik üniversitesi olarak nöropazarlama alanında da yüksek lisans programını devreye sokarak çok önemli bir ihtiyaca cevap veriyor.Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan Canan, nöropazarlamanın bireyin satın alma davranışları ile ilgili bazı gerçeklerin ortaya çıkartılmasını sağlaması sebebiyle özellikle son yıllarda çok gözde ve umut bağlanan bir araştırma alanı haline geldiğini belirtti.Kararlar dürtüsel zihin bileşenleriyle alınıyor!Geleneksel sorgulama yöntemleri ile keşfedilmesi zor olan “karar alma mekanizması”nın nöropazarlama teknikleri ile anlaşılmasının mümkün olabildiğini belirten Prof. Dr. Canan, şunları söyledi:“Nöropazarlama ya da bir başka ilişkili alan olarak nöroekonomi, insanın ekonomik tercihlerinin, satın alma, beğenme veya beğenmeme gibi davranışlarının bilişsel temellerini ve sinirsel mekanizmalarını açıklamayla ilgilenen bir sinirbilim dalıdır. İnsanların tüketim davranışlarını ölçümlemenin birçok yolu zaten mevcuttur. Bunların büyük bir kısmı tüketicilerden çeşitli yollarla alınan beyanlara dayanır. Ancak bugün insanların birçok kararının, sözel olarak ifade edebildikleri bilinçli zihinlerinden ziyade, bilincin ulaşamadığı dürtüsel zihin bileşenleriyle alındığını biliyoruz. Bunların nasıl çalıştığını ve nasıl karar ürettiğini ise geleneksel sorgulama yöntemleri ile keşfetmek zor. Bu nedenle nöropazarlama ve sinirbilimsel ölçüm teknikleri, son yıllarda bu alanda en fazla tercih edilen araştırma teknikleri haline geldi.”Tüketiciye ulaşmadaki en mantıklı yolNöropazarlamanın ürün ve hizmetlerin tüketiciye en doğru şekilde ulaştırılabilmesi için gerekli teknikleri de içeren bir çalışma şekli olduğunu da belirten Prof.Dr. Sinan Canan, “Bu da piyasadaki üretim maliyetlerinden tasarruf edilerek ürün veya hizmetlerin hedef kitleye en uygun şekilde tasarlanmasına yardımcı olarak gereksiz maliyetlerin önüne geçilmesini kolaylaştırmaktadır “ diye konuştu. Suistimallerin önlenmesi için tercübeli araştırmacılar gerekliProf. Dr. Sinan Canan, henüz çok taze yeni keşfedilen bir alan olan nöropazarlamada içi boş ve bilimsel olmayan vaatlerle bu sektörde hizmet verme iddiasında olan kişilerin suistimallere neden olduğuna dikkat çekti. İyi bir eğitim almış nöropazarlama uzmanları ile bu durumun engellenebileceğini belirten Prof. Dr. Canan, şöyle konuştu:“Öncelikle genç bir bilim alanı olarak nöropazarlama, daha birçok veriye ve araştırmaya ihtiyaç duyuyor; zira henüz emekleme aşamasındaki bir bilim dalı. O nedenle üniversitelerin hızla bu alana yönelmeleri temel bir gereksinim. Üsküdar Üniversitesi de deneyimli kadrosuyla birçok alanda olduğu gibi bu alanda da öncülük yapıyor. Ayrıca maalesef birçok yeni bilgi alanında olduğu gibi bu alanın da maddi olarak piyasada sömürülmeye çalışıldığına, insanlara altı boş ve bilimsel olmayan vaatlerle nöropazarlama hizmeti verme iddiasında çeşitli kişi ve kurumlara da denk gelebiliyoruz. Bu gibi suistimallerin önüne geçilmesinde de yine üniversiteler bünyesinde bu alanda yetkin ve bilgili gerçek araştırıcılar yetiştirilmesinin büyük önemi var. Hızla gelişen ülkemizde birçok yeni üretim alanının açılması, nöropazarlama gibi alanlarda uzmanlığı olan insanlara olan ihtiyacı da her geçen gün artırıyor. Bu sektörde bilgi ve tecrübe sahibi araştırmacılar, ileriki süreçlerde Türkiye’deki araştırma sektörüne de yön verici olacaklar. Bu nedenle, bu tip interdisipliner programlar oldukça önemli.” Teorinin yanında uygulama imkânı da sağlanıyor Üsküdar Üniversitesinin insan ve davranış bilimleri alanında Türkiye’nin ilk tematik üniversitesi olarak nöropazarlama alanında da yüksek lisans programını devreye sokarak çok önemli bir ihtiyaca cevap verdiğini belirten Prof. Dr. Sinan Canan, “Bu programdan mezun olan yüksek lisans öğrencileri karar verme süreçlerinin sinir bilimsel mekanizmalarının yanı sıra, modern pazarlama ve üretim optimizasyonu gibi konularda da tecrübe sahibi olacaklar. Hangi alanda çalışıyor olursa olsun, özellikle ticari alanlarda çalışan tüm araştırıcıların çok yarar sağlayacağı bir ders programımız ve içeriğimiz var. Diğer yandan eğitim boyunca yapılacak araştırma ve projelerle de sadece teorik bilgiyle değil, uygulamalar yaparak pratik ve laboratuvar deneyimleriyle de donanacak olan öğrencilerimiz, çalışma alanlarında fark yaratacak bir eğitim tecrübesine sahip olacaklar.” diye konuştu.Multidisipliner olarak alt çalışma gruplarına ayrıldı Amacı nörobilim eğitimi ve öğretimi alanında yeni bilgi ve yaklaşımları izleyebilen, nörobilimin temel alanlarında yeterli bilgiye ve nörobilim bakış açısının gerektirdiği araştırmacı özelliklere sahip, güncel sorunlara nörobilim bakış açısıyla yaklaşabilen bireyler yetiştirmek olan program; multidisipliner olarak alt çalışma gruplarına ayrıldı. Bu gruplar...1) Hesaplamalı Nörobilim (Computational Neuroscience)2) Gelişimsel Nörobilim (Developmental Neuroscience)3) Sistemler Nörobilim (Systems Neuroscience)4) Kognitif Nörobilim (Cognitive Neuroscience)5) Klinik Nörobilim (Clinical Neuroscience)Nörobilim Yüksek Lisans Programı ilgili olarak; akademik kadro, başvuru ve ücretler, dersler ve içerikler, yayınlar, tezler ve etkinlikler hakkında geniş bilgiye programın web sayfasından ulaşabilirsiniz.BİLGİ İÇİN:

17 OCA 2017

Medya ve kültürel çalışmalar yüksek lisans programında toplumsal ve kültürel gelişimin iz sürümü yapılıyor.

Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde Medya ve Kültürel Çalışmalar Yüksek Lisans Programı bahar dönemi kayıtları devam ediyor. Bu program kapsamında insani, toplumsal ve kültürel gelişim, değişim ve dönüşüm, iletişim ve medya olguları ekseninde ele alınacak. Bu çerçevedeki akademik çalışmalarla insanlığın ve toplumun gelişim sürecine katkı yapılması amaçlanıyor.Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde Medya ve Kültürel Çalışmalar Yüksek Lisans Programı ile insanal, toplumsal ve kültürel gelişim, değişim ve dönüşümü, iletişim ve medya olguları ekseninde ele almak, alanda kapsamlı akademik çalışmalar ortaya koyarak insanlığın ve toplumun gelişim sürecine katkı sağlanması amaçlanıyor.Medya merkezli çalışma alanıProgramla ilgili bilgi veren Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör, şunları söyledi:“İletişim ve kültür İnsanal ve toplumsal gelişmenin iki sihirli kavramı. Özellikle de değişim ve dönüşüm dönemlerinde merkezi konumdadırlar. Toplumsal kaos dönemlerinde, değişim ve dönüşüm süreçlerinde medyanın, ürettiği anlamlarla, aktardığı bilgilerle insanlar ve toplumlarda nasıl bir etki yarattığı üzerinde düşünmek, ayrıntılı ve derinlikli çalışmalar yapmak bu programın öncelikli amaçları arasında yer almaktadır. Medya ise insan ve toplum yaşamında gerek eş zamanlı gerekse ardışık zaman içerisinde anlam üretiminin ve bilgi aktarımının hiç kuşkusuz en önemli alanı ve aracı olarak işleyiş gösterir. Medya ve Kültürel çalışmalar programı ise iletişimin ve kültürün bu merkezi öneminden hareketle açılmış bir programdır. Programda yer alan derslerde öncelikle medyanın yapısı, işleyişi, içerik üretimi, anlam üretim alanı olarak medya, medya izleyicisi, iletilerin ve anlamların alınması, algılanması ve anlaşılması, toplumsal ve kültürel etkileri üzerinde ayrıntılı olarak durulmaktadır.Alana katkı yapan düşünürlerden besleniyoruzProgram, alana katkı yapan, iletişim, kültür ve de sosyal bilimlerin çeşitli alanlarında düşünen, eserler ortaya koyan, ortaya koydukları düşünce, kuram ve modellerle topluma ve insanlara öncülük eden, bilimsel çalışmalara yön veren düşünürler üzerinde de ayrıntılı olarak durulmaktadır. Bu bağlamda Frankfurt Okulu düşünürleri, kültürel çalışmacılar, popüler kültür araştırmacıları, iletişimbilimciler, toplumbilimciler, felsefeciler, siyaset kuramcıları, psikoloji biliminin temel kuramcıları vb. bu programda ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.”Temeli ilk olarak 1964 yılında İngiltere’de, Birmingham Üniversitesinde atılan “kültürel çalışmalar” alanının insanı ve toplumu anlamak için gerek teorik, gerekse metodolojik açıdan araştırmacılara, aydınlara, akademisyenlere ve de medya profesyonellerine geniş bir hareket alanı sunduğunu belirten Prof.Dr. Nazife Güngör, “Kültürel Çalışmalar, insanı anlamak ve anlamlandırmak isteyenler için çok zengin bir beslenme alanıdır. İletişim bilimleri içerisinde geliştirilmiş olan kuram, yöntem, analiz teknikleri, veri toplama ve inceleme teknikleri kullanılarak insanların, toplumların ve kültürlerin anlam üretim alanlarının derinliklerine inilmekte, anlamsal örüntüler incelenmekte ve anlam haritaları çıkarılabilmektedir. Bir başka deyişle insanın anlam dünyası deşifre edilerek, onlar tarafından oluşturulan toplumsal ve kültürel yapılar tüm ayrıntılarıyla incelenmektedir. Bu araştırma, analiz ve irdelemelerden hareketle ortaya konulan anlam haritaları ise insanal ve toplumsal gelişmenin iz sürümünü yapmamıza olanak vermektedir” diye konuştu.Şimdi tam zamanıProf.Dr. Nazife Güngör, “Batı dünyasında 20. Yüzyılın ortalarında doğan ve bugün önemli bir akademik ve entelektüel alan olarak gelişen Kültürel Çalışmalar, dijital iletişim teknolojilerinin geliştiği ve toplumların siyasal, ekonomik vb. çeşitli boyutlarda gidişatı üzerinde önemli etkiler yaptığı şu günlerde ihtiyaç duyulan medya ve iletişim merkezli kültür araştırmaları açığını kapatabilecek” dedi.Günümüz dünyasında yaşanan hareketliliğin bir değişim ve dönüşüm eşiğinde olduğumuzun işareti olarak değerlendirilebileceğini belirten Prof.Dr. Güngör, “Siber uzaydaki hareketliliğin de buna eklenmesi, görünen odur ki olası değişim ve dönüşüm sürecinin hızını yükseltmek yönünde bir etki yapacaktır. Dolayısıyla da iletişim ve medya konularında ileri düzeyli araştırmalar yapmak, akademisyenler, araştırmacılar yetiştirerek söz konusu alana ilişkin sorun saptayıcı çalışmaların ortaya konulmasına, projelerin gerçekleştirilmesine, çözümlerin üretilmesine, toplumsal duyarlılık ve farkındalık oluşturulmasına katkı sağlamak açısından Üsküdar Üniversitesi bünyesinde Medya ve Kültürel Çalışmalar Yüksek Lisans Programı açılmış bulunmaktadır” diye konuştu.Göç ve mülteci sorunuMedya merkezli kültürel çalışmaların günümüz Türkiye’si açısından özel önemine dikkat çekmek gerektiğini belirten Prof.Dr. Güngör, “Ortadoğu’da yaşanmakta olan savaş ve ardılı olarak ortaya çıkan göç ve mülteci hareketliliği hem toplumsal hem de kültürel anlamda ülkemizde önemli bir hareketlilik oluşturmuş bulunmaktadır. Bu sürecin toplumsal ve kültürel anlamda nasıl en başarılı biçimde yönetilebileceği, söz konusu gidişatın toplumsal ve kültürel yapımız üzerinde ne tür etkiler yaratacağı, ülkemizdeki varlıklarının sürekli hale gelmesi durumunda, göçmen ve mülteci grupların toplumsal, kültürel uyumlanmalarında iletişimin ve medyanın olanaklarından nasıl yararlanılacağı gibi konularda geliştirilecek olan politikaların biçimlenmesinde Medya ve Kültürel Çalışmalar Programı kapsamında yapılması planlanan çalışmaların önemli bir etkisinin ve katkısının olacağını bekliyoruz” dedi.Kültürel Çalışmalar herkese açık olacakMedya ve Kültürel Çalışmalar Programı sadece akademisyen adaylarına değil, aynı zamanda medya, iletişim, kültür konularında daha disiplinli ve bilimsel temeli sağlam çalışmalar ortaya koymak isteyen medya profesyonellerine, aydınlara ve araştırmacılara da çok şey katacak.Medya ve Kültürel Çalışmalar alanında yüksek lisansını yapacak olan öğrenciler, akademik alanda ilerlemek istedikleri takdirde iletişim bilimlerinin hemen tüm alanlarında (iletişim bilimi, medya çalışmaları, gazetecilik, halkla ilişkiler, reklamcılık, televizyon, sinema vb. ) doktora yapma imkanına sahip olacak.Medya ve Kültürel Çalışmalar Programına, dört yıllık lisans mezunu herkes başvuruda bulunabilecek. Sosyal bilimler alanları (iletişim bilimleri, edebiyat, antropoloji, tarih, sosyoloji, felsefe, filoloji, siyaset bilimi) öncelikli olmakla birlikte diğer alanlardan mezun olanlar da programa kabul edilebilecek.

21 ARA 2016

Klinik psikoloji eğitiminde yüksek kalite...

Üsküdar Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık Birimi, Sosyal Bilimler Enstitüsü ile işbirliği içinde çalışmalarına devam ediyor. Klinik Psikoloji Yüksek Lisans öğrencilerinin eğitim kalitelerini arttırmak için yeni adımlar atan birim, üç yeni aynalı odayla toplam oda sayısını beşe yükseltti. Ayrıca yeni bireysel ve grup psikolojik danışmanlık uygulama alanları birime kazandırıldı. Üsküdar Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık Birimi, ikisi aynalı olmak üzere dört psikoterapi odası, bir grup terapilerinin yapıldığı çok işlevsel aynalı oda ile supervizyon sınıfı olarak tasarlanmış odayla, uluslararası düzeyde Klinik Psikoloji Yüksek Lisans eğitimini sürdürüyor.Hedef eğitim standardını zirveye çekmekÖğrencilerin psikoterapi seanslarını kayıt alabilmeleri için hazırlanan iki kamera, derslerin etkisini ve uygulanabilirliğini en üst seviyeye çekiyor. Supervizyon dersi hocaları böylece kameralar tarafından çekilen görüntülere bilgisayarlarından online olarak ulaşabiliyor ve öğrencilerle birlikte ayrıntılı değerlendirebiliyor. Birime kazandırılan yeni aynalı odalar ve süpervizyon sınıfı psikolojik araştırmaların verimliliğini de artırıyor.Teori ve pratik bir arada… Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı, sağladığı yeni imkânlarla bilimsel verilerin saha pratiğiyle de desteklendiği modern bir öğrenim ortamında dünya standartlarında eğitim kalitesi sunuyor. Ayrıca hastane ortamında pratik yapma olanağı sağlayarak öğrencilere saha içinde yetişebilme ve gereken donanıma sahip olabilme imkânı da tanıyor.Bilimsel araştırmalar hedefleniyorHer geçen gün artan olanaklarıyla, klinik psikoloji eğitiminde öğrencilerin bilimsel araştırma yapması ve yüksek lisans tezlerini ya da projelerini yayınlanabilir formatta bir bilimsel ürün olarak sunmaları daha da kolaylaşıyor.Duygu ve davranışlarda gözlenen sorunların teşhis edilmesini ve giderilmesi, kültürel patolojilerin ülkemiz perspektifinden değerlendirilerek anlaşılmasına katkıda bulunulması, eklektik anlamda teorilerin pratik alana yansıtılması, nörobilim imkanlarıyla psikoloji uygulama ve araştırmalarının entegre edilmesi bölümün en önemli hedefi olarak dikkat çekiyor.

26 EYL 2016

Üsküdar Üniversitesinden yeni yüksek lisans ve doktora programları…

Davranış Bilimleri ve Sağlık alanında Türkiye’de gerek teori gerek ise pratikte öğrencilere ve topluma önemli kazanımlar sağlayan Üsküdar Üniversitesi, alanında derinleşmek isteyenlere de açtığı lisansüstü eğitimlerle imkân sunuyor. Üsküdar Üniversitesi yeni akademik yıl öncesi 5 yeni programı açtı.Ön kayıtları devam eden yeni açılan yüksek lisans ve doktora programları şöyle:Sağlık Bilimleri EnstitüsüFizyoterapi ve Rehabilitasyon Yüksek Lisans Programı (Tezli-Tezsiz)Bağımlılık Danışmanlığı ve Rehabilitasyon Yüksek Lisans Programı (Tezli-Tezsiz)Sağlık Yönetimi Doktora ProgramıSosyal Bilimler EnstitüsüPsikoloji Doktora ProgramıBağımlılık ve Adli Bilimler EnstitüsüAdli Bilimler Yüksek Lisans Programı (Tezli-Tezsiz)Adli KimyaAdli ToksikolojiAdli Moleküler BiyolojiAdli GenetikOlay Yeri ve KriminalistikAdli Bilişim ve Dijital DelillerAdli Psikoloji ve Davranış DelilleriSuç Önleme ve Analizi

26 EYL 2016

Üsküdar Üniversitesi yeni Yüksek Lisans ve Doktora Programlarıyla iddialı!

Üsküdar Üniversitesi, akademik ve mesleki kariyerde ilerlemek, kişisel gelişimlerine katkıda bulunmak isteyenler için 5 yeni yüksek lisans ve doktora programı açtı. Yeni açılan bu programlara 2016-2017 Akademik Yılı’nda ilk kez öğrenci kabul edilecek.Davranış Bilimleri ve Sağlık alanında Türkiye’nin ilk tematik üniversitesi olan Üsküdar Üniversitesi, mesleki ve akademik kariyer konusunda ilerlemek ve kişisel gelişimine katkıda bulunmak isteyenler için farklı alanlarda özgün lisansüstü programlarıyla nitelikli eğitim imkânı sunuyor. Güçlü akademik kadrosuyla 5 enstitüde 29 programda yüksek lisans ve doktora eğitimi veren Üsküdar Üniversitesi bu yıl 5 yeni program açtı.Sağlık Bilimleri Enstitüsü bünyesinde Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Yüksek Lisans Programı,  - Bağımlılık Danışmanlığı ve Rehabilitasyon Yüksek Lisans Programı ve Sağlık Yönetimi Doktora Programı açıldı. Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde Psikoloji Doktora Programı ve Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü bünyesinde Adli Bilimler Ana Bilim Dalı Yüksek Lisans Programı açıldı. Öğrencilere uygulama olanağıYeni açılan bu programlara 2016-2017 Akademik Yılı’nda ilk kez öğrenci kabul edilecek. Üsküdar Üniversitesi, yüksek lisans ve doktora programı öğrencilerine NPİSTANBUL Hastanesi, Uygulama ve Araştırma Merkezleri ve laboratuvarında uygulama avantajı da sağlıyor.Bağımlılık tedavisinde eğitilmiş personel açığı kapatılacakÜsküdar Üniversitesi Bağımlılık Uygulama ve Araştırma Merkezi (ÜSBAUMER) Müdürü Prof.Dr. Nesrin Dilbaz, dünyada olduğu gibi ülkemizde de bağımlılığın gittikçe artan bir sorun olarak karşımıza çıktığını belirterek bu artışa paralel olarak tedavide ya da hastalığın yönetiminde görev alacak ve yeterince eğitilmiş personel eksiğinin olduğuna dikkat çekti.Bağımlılık Danışmanlığı ve Rehabilitasyon Yüksek Lisans Programı’nın bu alandaki açığı kapatmada etkili olacağını belirten Prof.Dr. Dilbaz, “Bu personel eksiğini de doktorlar ya da yardımcı sağlık personeli veya psikologlarla çözmeye çalışıyoruz ama onlar da yeterli değil. Gerçekten bu anlamda çok ciddi bir boşluk dolduracak ve bağımlılık danışmanı olarak eğitim görecek bir program hazırladık. Bizim için bu programın en büyük özelliği bu”  dedi.Öğrenciler mesleklerine göre branş seçebilecekÜsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü, Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Sevil Atasoy, tezli ve tezsiz olmak üzere iki tip yüksek lisans eğitiminin yapılacağı Adli Bilimler Ana Bilim Dalı Yüksek Lisans Programı’nda Adli Kimya, Adli Toksikoloji, Adli Moleküler Biyoloji, Adli Genetik, Olay Yeri ve Kriminalistik, Adli Bilişim ve Dijital Deliller, Adli Psikoloji ve Davranış Delilleri, Suç Önleme ve Suç Analizi gibi alt branşların olacağını söyledi.Prof. Dr. Atasoy, üniversitelerin farklı bölümlerinden lisans eğitimini tamamlayanların başvurabileceğini belirterek “Bu ana bilim dalının altında farklı programlar yürüteceğiz. Bu programlar, başvuran öğrencilerin mesleklerine göre şekillendirilen programlar olacak. Öğrencilerin mezun olduğu lisans dalına göre tabii ki dersler zorunlu dersler ve seçimli dersler olarak şekillendirilecek. Bu programlardan mezun olacak öğrencilerin diplomalarında da branşlaştığı alanlara göre örneğin ‘Adli Psikoloji alanında Adli Bilimler Yüksek Lisansı’ yazacak” diye konuştu.Fizyoterapide bilişsel yöntem ve nörobilim kullanımı işlenecekÜsküdar Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Defne Kaya, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Yüksek Lisans Programı’nda bir çok programdan farklı olarak, bilişsel yöntem ve nörobilimin fizyoterapi rehabilitasyonun her alanında nasıl kullanılacağının işleneceğini ayrıca yüksek lisans öğrencilerinin “akademik klinik çalışma”  dersi ile kliniklerde proje ve çalışmalar yaparak akademisyenliğe güçlü bir şekilde hazırlanacaklarını söyledi. Doç.Dr. Defne Kaya, “Bu programı tamamlayan mezunlar, fizyoterapi ve rehabilitasyonun çeşitli özelleşmiş alanlarındaki klinik ve akademik çalışmalarında uzmanlık düzeyinde derinleştirdiği ve geliştirdiği yeterlilikleri kullanabilir ve ileri düzeyde mesleki uygulama ve araştırma yapabilir” dedi.Üsküdar Üniversitesi Yüksek Lisans ve Doktora programları için ayrıntılı bilgi;https://enstitu.uskudar.edu.tr/

01 EYL 2016

Klinik Psikolojide teori ve pratik önemli!

Davranış bilimleri ve sağlık alanında Türkiye’nin ilk tematik üniversitesi olan Üsküdar Üniversitesi, başarılı ve geniş akademisyen kadrosuyla Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı’nda uzman klinisyenler yetiştiriyor.  Üsküdar Üniversitesi, Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı ile hastane ortamında pratik yapma olanağı sağlayarak öğrencilere saha içinde yetişme ve gereken donanıma sahip olma imkânı sağlıyor.NPİSTANBUL Hastanesi doktor ve psikologlarından oluşan güçlü eğitim kadrosuyla bilimsel verilerin saha pratiğiyle de desteklendiği modern bir öğrenim ortamında dünya standartlarında eğitim kalitesi sunuyor.Program, bir klinik psikolog olabilmek için teorik ve pratik bilgi ve becerilerle donanmış, sosyal ve etik sorumluluk sahibi uzmanlar yetiştirmeyi hedefliyor. Programdan mezun olacak ve Klinik Psikoloji Yüksek Lisans diploması alacak psikologlar;Psikoterapi ilişkisi ve klinik görüşme teknikleri,Meslek etiği,Psikopatolojik değerlendirme,Psikolojik değerlendirme (testler): Bilişsel ve kişilik boyutları,Psikoterapi (psikoanalitik/psikodinamik, bilişsel-davranışçı, hümanistik ve grup)Araştırma yöntemleri, bilgi ve becerilerine sahip olacak. Yoğun süpervizyon eğitimi alacaklarKlinik beceri açısından, öğrenciler yoğun süpervizyon altında psikoterapi ve psikolojik değerlendirme alanlarında uygulamalı olarak yetiştirilecekler. Programda ayrıca, öğrencilerin bilimsel araştırma yapması ve yüksek lisans tezlerini ya da projelerini yayınlanabilir formatta bir bilimsel ürün olarak sunmaları amaçlanıyor. Programda edinilecek donanım, klinik psikoloji alanında doktora derecesi almak isteyebilecek öğrenciler için de uygun alt yapıyı sağlıyor.Bölümün temelinde duygu ve davranışlarda gözlenen sorunların teşhis edilmesini ve giderilmesi, kültürel patolojilerin ülkemiz perspektifinden değerlendirilerek anlaşılmasına katkıda bulunulması, eklektik anlamda teorilerin pratik alana yansıtılması, nörobilim imkanlarıyla psikoloji uygulama ve araştırmalarının entegre edilmesi yatıyor.Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programına Psikoloji, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Lisans mezunları ile Tıp Doktoru olarak mezun olanlar kabul ediliyor.Programla ilgili detaylı bilgi için;

26 AĞU 2016

Uzman psikologlar Üsküdar Üniversitesinde yetişiyor.

Üsküdar Üniversitesi Uygulamalı Psikoloji Yüksek Lisans Programı, psikoloji mezunlarının uzmanlaşmalarına olanak sağlıyor. 1 Eylül’e kadar kayıtların devam ettiği program sayesinde yüksek lisans öğrencilerinin istatistik, araştırma yöntemleri ve test geliştirmede uzmanlaşmaları amaçlanıyor.Davranış Bilimleri ve Sağlık alanında Türkiye'nin ilk tematik üniversitesi olan Üsküdar Üniversitesi, Uygulamalı Psikoloji Yüksek Lisans Programı psikoloji alanında lisans diploması olanlara uzmanlaşma imkanı sağlıyor. Sosyal Bilimler Enstitüsü’ne bağlı programa kayıtlar, 1 Eylül’e kadar devam edecek.Psikoloji mezunlarının profesyonel meslek yaşamlarında karşılaşabilecekleri psikolojik sorunlara yönelik uygulamalı dersleri içeren program, gelişim psikolojisi, endüstri psikoloji, eğitim psikolojisi, klinik psikoloji alt alanlarına yönelik dersleri destekleyecek, seçmeli konuları içeren yan alan derslerini ve öğrencilerin istatistik, araştırma yöntemleri ve test geliştirmede uzmanlaşmalarını sağlayacak ders ve uygulamaları kapsıyor. Öğrencilerin programı tamamlayabilmesi için alan stajını ve uzmanlık tezini bitirmeleri gerekiyor.Uygulamalı Psikoloji Yüksek Lisans Programı’na lisans eğitimini, psikoloji ve rehberlik ve psikolojik danışmanlık alanlarında tamamlamış olanlar, psikoloji bölümü dışından mezun olan ancak psikoloji bilim dalına ilgi duyan ve bu alanda kariyer yapmak isteyenler, hastaneler, psikiyatri klinikleri, mahkemeler, okullar, üniversiteler, halk sağlığı merkezleri, cezaevleri gibi tüm özel ve kamu kuruluşlarında psikoloji yüksek lisans mezunu olarak çalışmak isteyenler ve akademik kariyer yapmak isteyenler başvurabilecek.Programla ilgili detaylı bilgi için:

25 AĞU 2016

Üsküdar Üniversitesi Nöropazarlamada suistimallere karşı yetkin araştırmacılar yetiştiriyor!

Bireyin ekonomik kararlarının, satın alma, beğenme, yahut beğenmeme gibi davranışlarının bilişsel temellerini inceleyen nöropazarlama, tüketiciye en doğru şekilde ulaşmanın yöntemlerini araştırıyor. Üsküdar Üniversitesi Nöropazarlama Yüksek Lisans Programı’nda sadece teorik eğitimin değil, laboratuvar ve uygulama imkanlarının da bulunduğunu belirten Prof. Dr. Sinan Canan, “Bu programı tamamlayan yüksek lisans öğrencileri karar verme süreçlerinin sinirbilimsel mekanizmalarının yanı sıra modern pazarlama ve üretim optimizasyonu gibi konularda da deneyim sahibi olacaklar” diye konuştu.Üsküdar Üniversitesi, insan ve davranış bilimleri alanında Türkiye’nin ilk tematik üniversitesi olarak nöropazarlama alanında da yüksek lisans programını devreye sokarak çok önemli bir ihtiyaca cevap veriyor. Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan Canan, nöropazarlamanın bireyin satın alma davranışları ile ilgili bazı gerçeklerin ortaya çıkartılmasını sağlaması nedeniyle son yıllarda çok gözde ve umut bağlanan bir araştırma alanına dönüştüğünü söyledi.Geleneksel yöntemlerin yetersiz olduğu noktada nöropazarlama devreye giriyor…Geleneksel sorgulama yöntemleri ile keşfedilmesi zor olan “karar alma mekanizması”nın nöropazarlama teknikleri ile anlaşılmasının mümkün olabildiğini belirten Prof. Dr. Canan, şunları söyledi:Karararlar dürtüsel zihin bileşenleriyle alınıyor!“Nöropazarlama yahut bir başka ilişkili alan olarak nöroekonomi, insanın ekonomik kararlarının, satın alma, beğenme, yahut beğenmeme gibi davranışlarının bilişsel temellerini ve sinirsel mekanizmalarını açıklamayla ilgilenen bir sinirbilim dalıdır. İnsanların tüketim davranışlarını ölçümlemenin bir çok yöntemi zaten mevcuttur. Bunların büyük bir kısmı tüketicilerin çeşitli yöntemlerle alınan beyanlarına dayanır. Fakat bugün insanların birçok kararının, sözel olarak ifade edebildikleri bilinçli zihinlerinden ziyade, bilincin ulaşamadığı dürtüsel zihin bileşenleriyle alındığını biliyoruz. Bunların nasıl çalıştığını ve nasıl karar ürettiğini ise geleneksel sorgulama yöntemleri ile keşfetmek zor. Bu nedenle nöropazarlama ve sinirbilimsel ölçüm teknikleri, son yıllarda bu alanda en fazla başvurulan araştırma teknikleri haline geldi.”Tüketiciye ulaşmadaki en doğru tekniği içeriyorNöropazarlamanın üretilen ürün ve hizmetlerin tüketiciye en doğru şekilde ulaştırılabilmesi için gerekli teknikleri de içeren bir çalışma yöntemi olduğunu da belirten Prof.Dr. Sinan Canan, “Bu da piyasadaki üretim maliyetlerinden tasarruf edilerek ürün veya hizmetlerin hedef kitleye en uygun şekilde tasarlanmasına yardımcı olarak gereksiz maliyetlerin önüne geçilmesini kolaylaştırmaktadır “ diye konuştu.Suistimallerin önlenmesi için yetkin araştırmacılara ihtiyaç var Prof. Dr. Sinan Canan, çok yeni bir alan nöropazarlama alanında altı boş ve bilimsel olmayan vaatlerle bu alanda hizmet verme iddiasında olan kişilerin suistimallere yol açtığına dikkat çekti. İyi eğitim almış nöropazarlama uzmanları ile bu durumun önüne geçileceğini belirten Prof. Dr. Canan, şöyle konuştu:“Öncelikle genç bir bilim alanı olarak nöropazarlama, daha birçok veriye ve araştırmaya ihtiyaç duyuyor; zira henüz emekleme aşamasındaki bir bilim dalı. O nedenle üniversitelerin hızla bu alana yönelmeleri temel bir gereksinim. Üsküdar Üniversitesi de deneyimli kadrosuyla birçok alanda olduğu gibi bu alanda da öncülük yapıyor. Ayrıca maalesef birçok yeni bilgi alanında olduğu gibi bu alanın da maddi olarak piyasada sömürülmeye çalışıldığına, insanlara altı boş ve bilimsel olmayan vaatlerle nöropazarlama hizmeti verme iddiasında çeşitli kişi ve kurumlara da rastlayabiliyoruz. Bu gibi suiistimallerin önlenmesinde de yine üniversiteler bünyesinde bu alanda yetkin araştırıcılar yetiştirilmesinin büyük önemi var.Hızla gelişen ülkemizde birçok yeni üretim alanının açılması, nöropazarlama gibi alanlarda uzmanlığı olan insanlara olan ihtiyacı da günden güne artırıyor. Bu alanda bilgi ve deneyim sahibi araştırmacılar, önümüzdeki dönemlerde Türkiye’deki araştırma sektörüne de yön verici olacaklar. Bu açıdan bu tip interdisipliner programlar oldukça önemli.”Sadece teori değil, uygulama olanağı da varÜsküdar Üniversitesi’nin insan ve davranış bilimleri alanında Türkiye’nin ilk tematik üniversitesi olarak nöropazarlama alanında da yüksek lisans programını devreye sokarak çok önemli bir ihtiyaca cevap verdiğini belirten Prof. Dr. Sinan Canan, “Bu programı tamamlayan yüksek lisans öğrencileri karar verme süreçlerinin sinirbilimsel mekanizmalarının yanı sıra, modern pazarlama ve üretim optimizasyonu gibi konularda da deneyim sahibi olacaklar. Hangi sektörde faaliyet gösterirse göstersin, özellikle ticari alanlarda çalışan tüm araştırıcıların çok fayda sağlayacağı bir ders programımız var. Ayrıca eğitim boyunca yapılacak araştırma ve projelerle de sadece teorik bilgiyle  değil, pratik ve laboratuvar deneyimleriyle de donanacak olan öğrencilerimiz, çalışma alanlarında fark yaratacak bir eğitim deneyimine sahip olacaklar” diye konuştu.Eylül ayı mülakat sınavının 6 Eylül’de yapılacağı Nöropazarlama Yüksek Lisans Programı’nda alanında uzman akademisyenler ders verecek. Programla ilgili ayrıntılı detaya aşağıdaki linkten ulaşılabilir.LİNK

Üniversitemizle ilgili “AKLINDA NE VARSA” bize sor!