‘Dijital Medya ve Çocuk’ ele alındı…

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü ve İLİMER (İnsan Odaklı İletişim Uygulama ve Araştırma Merkezi) tarafından düzenlenen Dijital Medya ve Çocuk Sempozyumu çevrimiçi olarak gerçekleştirildi. Moderatörlüğünü, Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan ve Doç. Dr. Gül Esra Atalay’ın üstlendiği sempozyumda Hukukçu Berrin Sevil Kazancı, Dijital Baba Orhan Toker, Doç. Dr. Derya Gül Ünlü, Prof. Dr. Emel Baştürk, Dr. Öğr. Üyesi Sinan Aşçı ve Gazeteci Esra Öz konuyla ilgili bilgilerini paylaştı.

“Çocuklarımızın bu dijital ortamda birçok ihmal ve istismara uğrama riski var”

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Koruyucu ve Önleyici Hizmetler Daire Başkanı Hukukçu Berrin Sevil Kazancı ilk olarak başkanlığın hizmetlerinden bahsetti: “Çocuk hakları sözleşmesinden kaynaklanarak bizim toplumsal ve kültürel değerlerimizle uyumlu olacak şekilde koruyucu ve önleyici hizmetleri yerine getirmekte. Dijital medya çocuk için risklerin bulunduğu bir alan. Çocuklarımızı teknolojik gelişmelerden uzak tutmamak gerek ama çocuklarımızın bu dijital ortamda birçok ihmal ve istismara uğrama riski var. Dijital bağımlılıkla ilgili yapılan çalışmalardan en önemlisi gerçek alandan çocukların uzaklaşması hakkında. Gerçek hayat faaliyetlerini dijital bağımlılık kampanyası kapsamında gerçekleştirmeye karar verdik. Koruyucu ailelere rutin eğitimler verildi. Bu eğitimlerin içine dijital bağımlılık modülü yerleştirildi. 160’a yakın akademik, bilimsel, kültürel etkinlik yapıldı. Dijital dönüşüm anlamında gelecekle ilgili dijital kurgular yapılırken olumsuzlukları da göz önüne getirmemiz gerektiğiyle ilgili farkındalık yarattık. Sosyal medyada çocuklar için zararlı olduğunu düşündüğümüz bir içeriği direkt olarak internet yer sağlayıcılarına şikâyet edebilirsiniz, BTK’ya bildirebilirsiniz, Alo 183’e ihbar edebilirsiniz ve 0539 918 1117 numaralı WhatsApp ihbar hattımıza başvurabilirsiniz” dedi.

“Teknolojinin çocuklara çok fazla olumlu katkısı var”

Dijital Baba Orhan Toker çevrimiçi ortamdaki tehlikelerden, çocukları bilinçli ailelerin koruyabileceğini söyledi: “Bundan 2 sene öncesine göre 7 kat daha fazla süreyle online olmaya başladık. Günde yarım milyondan fazla internet sapığı da aynı zamanda online ve bunların hedefleri yetişkinler değil, çocuklar. Çocuklar bu konuda korunmasızlar. Teknolojinin çocuklara çok fazla olumlu katkısı var. Zararlarından koruyabilmeleri için aileleri bilinçlendirmeye çalışıyorum” ifadelerini kullandı.

“Dijital ortam ebeveynlik meselesini tartışmaya açtı”

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Doç. Dr. Derya Gül Ünlü, ‘dijital medyada ebeveynlik’ kavramı hakkında konuştu: “Ebeveynlik zamansızlıktı. Çocuk uyuduğunda veya okula gittiğinde bitmeyen, dijital ortamdan devam eden bir hale dönüştü. Önceleri kişiler arası iletişimle öğrendiğimiz ebeveynlik meselesini dijital ortam tartışmaya açtı. Kullanıcı kendi deneyimlerini anlatıyor belki müzakere ediyor ya da müzakere edenleri izliyor. Ebeveynin günlük pratikleri hakkında bilgi sağlayan bir araç. Doğru veya yanlış hızlı bilgi almayı sağlıyor. Doğruluğunu yanlışlığını tartışabiliriz ama geleneksel ebeveynliğin dönüşüm geçirdiği kuşkusuz” şeklinde konuştu.

“Güvenli şekilde içeriklere ulaşabilmek çocukların hakkıdır.”

Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Prof. Dr. Emel Baştürk fazla korumacı ebeveynliğin tartışmalı olduğuna değinerek; “Önce çocukluğu sorgulayalım. Çocuğa olan bakışta bir sorun var birincisi çocuk sürekli bizim korumamız ve gözetmemiz gereken bir nesne mi yoksa özne mi? Tabii ki özne. TÜBİTAK’la siber zorbalık üzerine proje yürüttüğümüzde elimizde veri yoktu 7-8 yıl önce. TÜBİTAK Projesini yazmaya başlamamızın sebebi buydu. Çocuklarla yaptığımız odak grup görüşmelerinde çocukların büyük bir kısmı ebeveynlerin fazla koruyucu olmasından mustaripti. Artık çocukların internete erişebilmeleri bir hak olarak tanımlanıyor. Çocuk okul çağına geldiği andan itibaren interneti kullanmak sosyal ağları kullanmak zorunda değil. Çocukların eline teknolojiyi çok geç verdiğimizde sadece tiktokta gezinmeyi internet kullanmak zannediyorlar. Güvenli şekilde içeriklere ulaşabilmek çocukların hakkıdır. Çocuklar eleştirel yurttaş olarak hangi içeriği izleyip izlemeyeceklerine karar vermeli.” diye konuştu.

“Paniğe kapılmak yerine becerilerini desteklemek daha iyi olabilir”

Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Sinan Aşçı ebeveynlerin endişelerinin dönüştürülebileceğine değindi: “Bu zamana kadar sizlerin vurguladığı o ahlaki paniği körükleyecek çok büyük bir yere gidiyor. Başka açıdan bakma ihtiyacı duymuyoruz. ‘Çocuğum YouTuber olmak istiyor’ diye paniğe kapılmak yerine; çektiği videoyu editliyor olma becerisi, ona başlık bulabiliyor olması, bir cümleyle özetleyebilecek yaratıcı yazım yeteneğinin olması becerilerini desteklemek daha iyi olabilir.” dedi.

“Anneliği meslek haline getirip çocuklarını da kazanç kapıları haline dönüştürdüler”

Gazeteci Esra Öz çocuklarla birlikte herkesin bilinçlenmesi gerektiği yönünde değerlendirmelerde bulundu ve ekledi: “Dijitali çocuklara nasıl doğru kullanacağını öğretmemiz gerekiyor ama bunları çocuklara aktarmadan önce öğretmene, ebeveyne, akademiye aktarmak gerekiyor. Birçoğu anneliği meslek haline getirip çocuklarını da kazanç kapıları haline dönüştürdü. Çocuğun mahremiyetinin sınırları olduğu, o çocuğun onun malı olmadığını, araç olarak kullanamayacağını öğrenmeleri gerekiyor.” dedi

 

Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA)