Spor Psikiyatrisi 23. Ulusal Sosyal Psikiyatri Kongresi’nde konuşuldu…

23’üncüsü bu yıl Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen Ulusal Sosyal Psikiyatri Kongresi’nin önemli başlıkları arasında spor psikiyatrisi de vardı. Ülkemizde bu alandaki çalışmalar yeterli olmazken, Üsküdar Üniversitesi spor psikiyatrisini de gündeme getirdi.

Konunun önemini ve gerekliliğini “Spor ve Psikiyatri İlişkinini Keşfi” panelinin konuşmacılarından olan Prof. Dr. İbrahim Balcıoğlu Milat Gazetesi’ndeki köşesine de taşıdı.

İşte Balcıoğlu’nun o yazısı:

Spor psikiyatrisi ile ilgili çalışmalar nispeten daha azdır. Nitekim ilk bilimsel toplantılar düzenlenmeye başlandı. Bu bağlamda 23. Ulusal Sosyal Psikiyatri Kongresi 1-2-3 Eylül 2016 tarihinde İstanbul'da düzenlendi. Üsküdar Üniversitesi'nin ev sahipliğindeki kongrede değişik kişilerle farklı konular ele alındı. Kongre konuların zenginliği yönünden dikkat çekecek seviyede idi.

Bu bağlamda “Spor ve Psikiyatri İlişkisinin Keşfi” konulu panel düzenlendi. Konuşmacılar Prof. Dr. İbrahim Balcıoğlu, Prof. Dr. Orhan Doğan, Doç. Dr. Rıdvan Üney ve Dr. Emre Tan idi. Konuya ilgi yoğun olmakla beraber daha çok yeniydi. Spor psikiyatrisi spor kamuoyunun gündemine yeni giriyor. Akademik düzeyde daha da taze biçimde gündeme geliyor.

Biz panelde “Psikiyatrik ve Genel Tıbbi Tedavilerde Sporun Yeri” konulu konuşma yaptık. Konuşmamızın özeti şöyledir.

Ölüm sebepleri ülkelere göre farklılık gösterir. Ölüm sebepleri arasında kaza, kanser ve kalp-damar hastalıkları ön sıradadır. İleri ülkelerde hangi sebebe bağlı olursa olsun sportif etkinlikler ölümü azaltır.

Spor ile tip II diyabetin gelişim riskini ve şekillerini azaltır. Spor ile gebelik diyabet riskinin azaltılması mümkündür. Günde otuz dakikalık orta düzey idman tavsiye ediliyor. Spor kan yağlarının değişimini ve yapısını etkiler, şişmanlığı geriletir, beden şekillerini değiştirir. Spor kas iskelet sisteminin çalışmasını ve yapısını olumlu yönde etkiler.

Düzenli ve uzun süreye yayılmış idmanlar orta ve ileri yaşlarda her türlü riski ortadan kaldırabilir. Bağırsak, göğüs akciğer, uterus, over kanserlerinde sporun riski düşürücü etkisinden söz edilebilmektedir. Spor ile bağışıklık sistemi arasında yakın ilişkiden söz edilebilir. Emeklilik döneminde spor yapılırsa emeklilik yaşı daha ileri evrelere atılır.

Madde bağımlısı kişi spor yaparak disiplinli bir hayat tarzı kazanır, özgüvenleri artar, rekabet ve arkadaşlık duyguları uyanır. Bağımlı olan kişide depresyon ile birlikte “İZOLASYON” problemi ortaya çıkar. Bu problemi ancak spor ile yenmek, üstesinden gelmek mümkündür. Uykusuzluğu gidermek için meşguliyet tedavisi ile idman denenmelidir.

Engellilerin rehabilite edilmesinde, çevreye uyum sağlayabilmelerinde, gerilimden kurtulmada spor tavsiye edilmektedir. Hayatın sağlıklı ve dengeli bir şekilde sürebilmesi için hareket zorunluluktur. Spor ile stresin doğurduğu baş ağrısı, uyku bozukluğu, kaslardaki gerilimin düştüğünü biliyoruz. Sportif faaliyetler belirgin mizaç canlanmasına, semptomların düzelmesine yol açabilmektedir.

Depresyon tedavisinde son yıllarda bütüncül bir yaklaşım göstermektedir. Tedavi yeni yaklaşımı bağlamında bazı psikiyatri kliniklerinde terapiye spor da eklenmiştir. Ancak bu yaklaşımı spor bilimi, psikoloji ve psikiyatri arasında yakın işbirliğini gerektirir. Fakat sportif etkinliğin psişik etkenler üzerindeki etkisini açıklayan bir konsept yoktur.

Sonuç: “Spor psikolojisi ve psikiyatrisi gittikçe önem kazanmaktadır. Temenni ve arzu edilir ki takımlarımız bu kavramlara ağırlık versinler, uygulamaya koysunlar.”

 

Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA)