Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü’ne Özel Program…

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ergoterapi Bölümü, Prof. Dr. Sevda Asqarova öncülüğünde “21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü” özelinde bir program düzenledi. Zoom üzerinden gerçekleşen ve moderatörlüğünü Ergoterapi Kulüp Başkanı Berkay Karpuz’un üstlendiği programa Ergoterapi Bölümü Kulüp Başkanları ve alanında uzman ergoterapistler konuşmacı olarak katıldı. 


“Bilişsel hızları yaşıtlarına göre yavaş ve gecikmeli”

Down Sendromlu bireylerin çektiği öğrenme güçlüklerinden ve zihinsel süreçlerinden bahseden Üsküdar Üniversitesi Disleksi ve Ergoterapi Kulübü Başkanı Serra Korkmaz; “Down Sendromlu çocuklar bilişsel gelişim, normal gelişim gösteren çocuklara göre aslında aynı sırayı izliyor. Buna rağmen bilişsel hızları yaşıtlarına göre yavaş ve gecikmeli oluyor. Bunun sonucunda öğrenme güçlüğü görülebiliyor. Bunun yanında çevreyi algılaması, koordinasyonu, dil gelişimi buna bağlı olarak iletişim-etkileşim becerileri, nörolojik olarak zihinsel süreçlerin etkilenmesi sonucu olumsuzluğa yol açar. Öğrenmeyi sağlayan ‘girdi’, ‘entegrasyon’, ‘hafıza’, ‘çıktı’ adımlarından birinde sorun yaşanır. Down sendromluların özgün bilişsel profili gelişimle, yaşam deneyimleriyle, eğitimle ve sürecin dinamik doğasının etkisiyle değişmiştir.” Dedi.

“Bazı süreçler ister istemez aileyi yorabiliyor”

Dezavantajlı çocuklarla multidispliner şekilde ilgilenilmesi gerektiğini vurgulayan Ergoterapist İsa Kör; Çocuklar doğduğunda saf niyetleri olur, başkalarıyla dalga geçme dürtüleri olmaz ama birçok şeyi aileden öğrenirler. Belli bir yaştan sonra aile, çocuğu sosyalleştirmek ister ve o baskıyla çocuğun dışarıdaki sosyal ortamı değiştirmeye çalışır. Belli bir zaman sonra anne-baba olmayınca sosyal ortama giremezler. Günlük yaşam aktivitelerini yerine getiren çok fazla Down sendromlu birey var. Birçok kişide farkındalık oluşturmak amacıyla ve iş yapabilirliğini gösteren kurumlar var. Fakat buradaki sorun bütün çocuklara ulaşamamamız. Bazı süreçler ister istemez aileyi yorabiliyor. Biz terapistler aileyi yönetirken, danışanlarımızla ilgilenirken 20-30 yıllık süreçlere bakmamız gerekiyor. Çünkü aile bu süreçleri yönetebilecek mi bu önemli. Bazen bu süreçleri bazı aileler yürütemiyor. Bu noktada bizim farklı ilgi alanlarını arttırarak, çocuklarda eksik gördüğümüz yerlere müdahale etmemiz gerek. Bunun son derece önemli.” İfadelerinde bulundu.

“Müzik Terapi, Down sendromlu bireylerin gelişiminde büyük yer kaplıyor” 

Sanat Terapisinin gelişim geriliği, öğrenme bozukluğu, kişilik bozuklukları, depresyon, nörolojik bozukluklar, travma sonrası stres bozukluğu gibi birçok hastalık üzerinde etkisi olduğuna değinen Üsküdar Üniversitesi Ergoterapide Pozitif Uyum Kulüp Başkanı Şevval Ateş; “Ergoterapideki sanatsal aktiviteler danışanların duygu ve düşüncelerini ses, ritim, hareket, renk, form, desen ve benzeri araçlar kullanarak ifade etmesini sağlar. Tüm bu sanatsal araçlar, danışanların ifade edebilmeleri için farklı bir dil sunar. Danışanların yaptıkları işe odaklanarak rahatlamalarını sağlayarak yeteneklerini ve becerilerini keşfetmelerine, geliştirmelerine yardımcı olur, özgüvenlerinin yeniden inşasına katkıda bulunur. Down sendromlu çocuklar müzik ve çeşitli ritim algıları ile yaptıkları çalışmalarda çok mutlu olurlar. Bireyin gelişim basamaklarının tümünde geniş yer kaplayan müzik eğitimi, Down sendromlu bireylerin gelişiminde oldukça fazla yer kaplamaktadır.” Dedi.  

“Ergoterapi, birçok alanda uygulanabilen planlı bir tedavi”

Down sendromunda duyu bütünleme terapisinin kullanabileceği alanlar ve müdahale üzerinde duran Üsküdar Üniversitesi Ergoterapi ve Duyu Bütünleme Kulüp Başkanı Melike Şahan; “Duyu bütünleme bozukluğu modülasyon problemi, duyusal diskriminasyon problemi, fiziksel motor planlama ve koordinasyon problemleri olarak gözlenmektedir. Postural fiziksel problemler, sosyal-davranışsal problemler, öğrenme problemleri alanlarında kullanılmaktadır. Ergoterapi, Down sendromlu bireylerde bebeklik ve oturma dengesi, yürüme gibi en temel aktivitelerden akademik başarı, sosyal yaşama uyum gibi hayatın birçok alanına kadar uygulanabilen planlı bir tedavidir. Bu sebeple ergoterapi merkezinde kişinin durumu takip edilmelidir.” İfadelerinde bulundu.

“Ergoterapide, Down sendromlu bireylerin takibe alınması 9-12 aylık süreçte başlar”

Down sendromlu bireylerde duyu bütünleme alanı ve takip süreçlerinde neler olduğuna değinen Ergoterapist Muammer Aydoğdu; “Aile, çocuk 2-3 yaş arasına geldiğinde genellikle terapilere başvurur. Ancak bu yanlıştır. Çünkü duyu sisteminin entegrasyonu beyinde 3-4 yaş civarında gerçekleşen bir reaksiyondur. O yüzden ergoterapi biliminde Down sendromlu bireylerin takibe alınmasına 9-12 aylık süreçte başlanır. Bu süreçte duyusal olarak reaksiyonlar belirginleşmeye başlar. Bu süreçte takibe almak en faydalı yollardan biridir. Bireylerin gelişimlerinin, sosyal hayatlarının takip edilmesi gerekir.” Diye konuştu.

En önemli fark, manipülatif becerilerde görülüyor

Normal gelişen çocuklarla Down sendromlu çocukların gelişim farklılıklarından söz eden Üsküdar Üniversitesi Serebral Palsi ve Ergoterapi Kulüp Başkanı Sevilay Tunç ise; “Motor gelişim basamaklarına ulaşım süreci açısından, Down sendromlu çocuklar ile engeli olmayan akranları arasındaki en önemli fark, manipülatif becerilerde görülmektedir. Down sendromlu bireylerde kalp rahatsızlıkları, tedavi sürecinin uzun süreç gerektirmesi ve tedavi süresince inaktif yaşam süreçleri gibi dezavantajlar, bireylerin motor gelişim basamaklarına daha geç ulaşmalarına ve akranları ile aralarında büyük oranda gelişimsel farklılıklar oluşmasına neden olur.” Dedi.

Programda ayrıca, kulüp başkanlarının Tebessüm Kahvesi Proje Koordinatörü Şermin Çoban ve Kahve çalışanı Emrah’la yaptıkları röportaja da yer verildi. Tebessüm Kahvesi,  Down Sendromlu gençlerin sosyalleştikleri iş yeri hem de kişisel gelişimleri için eğitim aldıkları okul niteliği taşıyor.

 

 

Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA)