Evlilik, ‘birlikte yürümek’ demektir…

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Hürriyet Aile köşesinde bu hafta evlilik ve boşanma konusuna ilişkin bir yazı kaleme aldı. 

‘Evlilik’ demek ‘cepheleşmek’ demek değildir; evlilik ‘birliktelik, birlikte yürümek’ demektir. Cepheleşerek evliliği yürütürseniz, o sana tabak fırlatır sen de tabak fırlatırsın. Evlilikte böyle bir anlam yoktur. İyi niyet varsa evlilikteki çatışmalar kolay bir şekilde çözülür.

Boşanmalar küresel olarak hızla artıyor. Bu hızlı artışın çok çeşitli nedenleri var elbette. Şu anda ise en çok aileye yüklenen anlam değişikliği dikkat çekiyor.

Son 50 yılda özellikle 1960’tan sonra aileye yüklenen anlam değişti. Bu tarihlerden sonra kadının özgürleşme hareketi başladı. Haklı bir hareketti ancak; hareket birdenbire doz aşımı yaşadı. Kadının özgürleşme hareketi bir müddet sonra aile içerisinde kadın erkek savaşlarına dönüştü. Yıkıcı bir feminizm tarzında oldu bu. Bunun sonucunda da özellikle erkek kültürünün tam hazır olmadığı toplumlarda kadına yönelik şiddet arttı, bu da artan boşanmaları beraberinde getirdi.

Ülkemizde boşanma oranları artıyor

Dünyada evliliğin ilk beş yılında boşanma oranı Kuzey Avrupa ülkelerinde ve Kuzey Amerika ülkelerinde %50’yi geçiyor. Türkiye’de ise bu oran %39’dur. Bu eskiye göre çok fazla bir orandır. Eskiden 10 vakadan biri boşanıyordu şimdi % 10’lardan % 40’lara kadar ulaştı… Yani dünyadaki genel ortalamaya yaklaşıyoruz. Aile içi şiddet açısından da 2019 raporu var. Kadına yönelik şiddette maalesef dünyada birinciyiz. İkinci sırada Amerika, üçüncü sırada Yeni Zelanda var.

Bütün bunlar ailedeki dağılmanın ve kırılgan aile yapısının işaretidir. Kırılgan aile yapısı çalışmalarında istatistik var. Beş hanelik ev hızla azalıyor. İki üyelik haneler azalıyor. Üçte artış var. İkide artış var. Yani bekâr yaşamda ciddi şekilde grafik yükseliyor. Son 10-15 beş yıl içerisinde bu daha da belirginleşti.

Bütün bunlar gösteriyor ki aileyle ilgili şu anda Avrupa’nın özellikle Kuzey İskandinav ülkelerinin yaşadığı sorunları biz 10-20 yıl sonra yaşayacağız gibi gözüküyor. Orada ailede sorunlar ne? Evlilik dışı çocuk sahibi olma oranı İsveç’te % 59, İzlanda’da %69 civarıdır. Türkiye’de bu oran yani evlilik dışı çocuk doğum oranı % 2.5 şu anda.

Ailede kriz var…

Bütün bunlar aileyle ilgili bir krizi gösteriyor. Sonuç olarak da boşanma hızında artış var. Dünyada en çok boşanma hızı artışı ABD’dedir. Oradaki insanlar zenginleşiyor, maddi refah seviyesi yüksek ama psikolojik refah seviyesi, manevi refah seviyesi aynı oranda bir yükselme göstermiyor. Stabil kalıyor, hatta aşağıya doğru gidiyor.

Bunun sonucunu da somut olarak ailelerin dağılması şeklinde görüyoruz. Bunlar küresel sonuçları, zamanın getirdiği sonuçlardır. Böyle sonuçlara herkes maruzdur ama bazı aileler daha kırılgan, bazı aileler daha dayanıklıdır. Bunlara baktığımız zaman hangi aileler kırılgandır?

Eşler benmerkezciyse boşanma çok hızla ortaya çıkıyor. Bir sorun çıktığı zaman taraflar birbirlerine karşı hak, güç, hâkimiyet mücadelesine giriyorlar. Böyle durumlarda da iki taraf da kaybediyor. Yani kazanını olmuyor. Hâlbuki aile içi ilişkilerin rekabetçi değil, tamamlayıcı olması gereklidir. Yakın ilişki ve yaşantıları yani evin güvenli alan olması için, insan evine geldiği zaman kendisine rakip olan, ayağını kaydıran kadın ya da erkek fark etmez, kendini güvende hissetmesi lazımdır. Kendini emniyetli hissedemezse mutlu olamaz.

Ömür boyu aşkın formülü

Daha önceki çalışmalarda biz yuvaya sevgi yuvası diyorduk şu anda güven yuvası diyoruz. Çünkü zaten sevgi güven sağlarsa faydalı oluyor, sağlamazsa sevgi de bir işe yaramıyor. Onun için sevgi + iş birliği = güven ortaya çıkıyor. Daha sonra da ömür boyu aşk ortaya çıkıyor.

Evlilikteki boşanmaların nedeni evlilikte sorun çözme stilinin bilinmemesidir. En önemlilerinden biri ise ego savaşlarıdır.

Evlilikte üç dönem vardır

Evlilikte 3 dönem vardır. Birincisi romantik duyguların olduğu dönem. En fazla 2 yıl sürer, 2 yıl sonra buhar olup uçar. Kimi evliliklerde bu durum balayında biter. İkincisi güç çatışması, kişilik çatışması dönemi. 3’ncüsü ise bağlılık dönemi… İşte bu güç çatışmasının yaşandığı kriz döneminde taraflar sorunları çözebilirlerse evlilik yaşar.

Evliliklerin olumluluk dönemi önemli. Bu dönemde bakıyorsunuz ileri yaşta olup da böyle gözlerinin içine bakan, el ele tutuşmuş kişiler görüyorsunuz. Bu çiftler, bu bağlılık ve güvenli bağlanmayı sağlamış kişilerdir. Herkes huzurlu oluyor, mutlu oluyor. Bu nedenle evlilikte iş birliği kurma becerisi çok önemlidir.

Çiftlerde evlilik olgunluğu varsa boşanmalar daha az oluyor

Kişilerde evlilik olgunluğu varsa boşanma daha az oluyor. Evlilik olgunluğu yoksa zaten bu kişilerde muhakkak bir yerden kriz çıkıyor. Daha öncelerde geniş aileler vardı. Anneanneler, babaanneler vardı. Evde anne baba kavga ederken televizyonun kumandasını kullanmayı bilmeyen anneanne gider anneye bir şey söyler, babaya bir şey söyler. Bir bakarsınız birdenbire kavga bitmiş. Herkes gülüyor. İşte buna duygusal zekâ deniyor.

Geniş aileler, sosyal dayanaklar evliliğin sigortası konumundadır. Geniş ailede, anneanne babaanneler gelip yardım ederdi. Çekirdek aile modelinde onlar da dolayısıyla uzaklaştılar. Günümüzde gençler hata yapmaya başlıyor. Küçük bir hata yapınca ve onu düzeltmeyi başaramayınca hata büyüyor, büyüyor ve ilişkiye zarar vermeye başlıyor.

Evlilikte duygusal zekâ düşüklüğü mutsuzluğa, kimi zaman da boşanmaya kadar götüren sonuçlara yol açabiliyor. Bir evde mutsuzluk varsa çiftler, boşanmaya doğru gider. O nedenle evde sıcak atmosfer ve güvenli alan oluşturmak gereklidir. Aile bireyleri o eve gelirken koşa koşa gelmelidir. Mutlulukla huzurun bir farkı vardır. Mutlulukta kişi, alkol ya da uyuşturucu alır mutludur ama huzurlu değildir.

Narsisizm, evliliğin en büyük düşmanıdır. Kimi bireyler, güç elindeyse, para da varsa eşini köleleştirmek ister. Evlilikte sorun olduğu zaman konuşabilmeyi ve eşit ilişkiyi, yatay ilişkiyi başarmak gerekiyor. Kadın erkek ilişkilerinde kimse tek başına evin reisi değildir.

Mutlu ailelerin üç özelliği var

Bunun için evlilikte ikinci döneme bakıyoruz. Kadın kendini çocuklara veriyor, erkek işine veriyor. Bir çalışma yapmışlar. Bu çalışmada mutlu ailelerde üç tane özellik tespit edilmiş. Birincisi birlikte zaman geçirmek, ikincisi takdir, onay, övgü sözleri çok kullanılıyor, üçüncüsü birlikte ilişki kuran aileler olmuş bunlar. Bu ne demektir? Yaşam felsefeleri ortak. Bu ailelerde aynı zamanda empati var.

Evlilik, birlikte yürümektir

Evlilik demek cepheleşmek demek değildir; evlilik birliktelik, birlikte yürümek demektir. Cepheleşerek evliliği yürütürseniz, o sana tabak fırlatır sen de tabak fırlatırsın. Evlilikte böyle bir anlam yoktur. İyi niyet varsa evlilikteki çatışmalar kolay bir şekilde çözülür.

 Dayanıklılık becerisi olan kişiler, orta ve uzun vadeli planlar yapabiliyorlar. Bunu biz pozitif psikolojide öğretiyoruz. Eskiden öğreniliyordu ama şu an toplum öğretemiyor. Bunun eğitimin verilmesi gerekiyor. Evlilikte de bu geçerlidir.


HÜRRİYET AİLE