Facebook Pixel Code

Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan: “Duvarlarla çevrili bir Dünya'da yaşıyoruz”



Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi seminerlerinin bir yenisi daha gerçekleşti. İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan'ın “Dünyamızı Çevreleyen Duvarlar ve Uluslararası Siyaset” konulu semineri Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonunda gerçekleşti.



Seminerin açılış konuşmasını İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Psikoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Tayfun Doğan yaptı.

Sonrasında Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan iki yıldır üzerinde çalışmış olduğu Dünyamızı Çevreleyen Duvarlar ve Uluslararası Siyaset konususun özeti niteliğinde bir seminer vermeyi amaçladığını dile getirdi.

Konuşmasına Berlin Duvarı'nın yıkılışını ele alarak başlayan Arıboğan katılımcılara 1987’de Berlin Duvarı’nın yıkımında yapılan canlı yayının video görüntülerini izletti. Dünyanın iki kutuplu sisteminden bahsetmenin en önemli simgesinin Berlin Duvarı olduğunu söyledi.  Ayrıca Berlin Duvarı'nın yıkılmasıyla herkesin sınırları olmayan bir dünya hayali içerisine girdiğini ve Berlin Duvarı'nın bir paradigmanın çöküşü ve yeni bir paradigmanın doğuşu olduğunu da dile getirdi.



“Duvarlarla çevrili bir Dünya'da yaşıyoruz”

Arıboğan, Berlin Duvarı'nın yıkıldığı dönemde dünyada sadece 12 ülkenin duvarları olduğunu, ancak günümüzde 70'den fazla ülkenin sınırlarını duvarlarla çevirdiğini ve duvarlarla çevrili bir dünyada yaşadığımızı söyledi.
Arıboğan, insanın psikolojik olarak en gerisine gidip, konuyu oradan başlayarak ele aldığını söyledi. İlk konunun ana rahmi olduğunu dile getirdi. “İnsan ana rahminden fırlatılmıştık ve boşlukta kalmış olarak bağırarak, çığlık atarak doğuyor bakıldığı zaman ana rahminde bile dört yanımız çeperlerle çevrili”  dedi.

Tarihsel olarak insanın geçmişine de değinen Arıboğan bu konuyu şu şekilde ifade etti;

“İnsanoğlunun ilk yaptığı şey kendisine duvarlar örerek kendisini korumak. İlk çağlarda bu mağara duvarlarıyken son zamanlarda bu duvarlar ev duvarları, şehir duvarlarına dönüşüyor.”

“Sınırları tahkim etmek”

Duvarların başka bir anlamının da sınırları tahkim etmek olduğunu söyleyen Arıboğan, sınır sorunları yaşayan ülkelerin belirli ülkeler üzerinde hak iddialarını artırmak için sınırlarını kalınlaştırdığını, duvar sınırları uzaydan bile görünecek hale geldiğini ve  duvarların hangi yöne doğru yapıldığı, hangi tarafın güvensiz olduğunu ve hangi tarafa aidiyetin gösterildiğini belirttiğini söyledi.

“Göçe karşı duvarlar”

Göçün tarihsel bir olgu olduğunu ama zaman zaman ivme kazanabildiğini söyleyen Arıboğan, göçlerin ekonomik, sosyal veya politik nedenli olabileceğini de vurguladı.

Aynı zamanda duvarların yerli halkın işlerini, kültürlerini, güvenliklerini ve kimliklerini kaybetmemeleri için savunma hattı olarak görüldüğünün de altını çizdi.

Konuşmasında Çin'e ve Çin'in ekonomik yayılmasına karşı duvarlara dikkat çeken Arıboğan Napoleon'un Çin için söylediği “Uyuyan ejderhayı uyandırmayın, uyandığında her şey alt üst olacak” sözünü hatırlatarak yeni yüzyılın Atlantik'te değil, Pasifik'te şekillendiğini söyledi.

Arıboğan, devamında Rusya'nın askeri yayılmasına karşı duvarlardan bahsetti ve Rusya'nın tarihi stratejisinin sıcak denizlere inmek olduğunu söyledi. Aynı zamanda Baltık ülkelerinin Rus sınırına duvar inşa etmesinin güvenlik amaçlı değil, NATO'nun sınırlarını belirleme amaçlı olduğunu vurguladı.



“Dijitalleşmeye karşı Türkiye de önlem alacak”

Konuşmasının devamında dijital yayılıma karşı duvarlardan bahseden Arıboğan, Çin ve Rusya'nın bu konuda ciddi bariyerler koyduğunu ve Türkiye'nin de bu konuda çok yakın zamanda önlem alacağını dile getirdi. Aynı zamanda duvarları aşmak için de kalınlaştırmak için de teknolojinin önemli olduğunu vurguladı.

Arıboğan konuşmasının sonunda alarmda durmamız ve duvarları sağlam tutmamız gerektiğini söyledi.

Seminer soru cevap bölümünün ardından sona erdi.
 

Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA)