Mütefekkir, mutasavvıf Ahmed Avni Konuk, ölümünün 80’inci yılında anıldı



Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü tarafından Kerim Vakfı’nın katkılarıyla düzenlenen "Büyük İslam Mütefekkiri Ahmed Avni Konuk" panelinde mutasavvıf, şair, bestekâr Ahmed Avni Konuk anıldı. Torunu Yüksel Akbalta’nın da katıldığı panelde Konuk'un hayatı ve eserleri konuşuldu. Ahmed Avni Konuk’un çok yönlü ve örnek alınması gereken bir şahsiyet olduğu anlatıldı.

Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşkesi Nermin Tarhan Konferans Salonu'nda düzenlenen panelde mutasavvıf, mütefekkir, şair ve bestekâr Ahmed Avni Konuk'un hayatı ve eserleri hakkında çalışmalar yapan isimler Konuk’u çeşitli yönlerden ele aldı.



Prof. Dr. Emine Yeniterzi: “Ahmed Avni Konuk, çok yönlü bir şahsiyet”

Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Emine Yeniterzi, Ahmed Avni Konuk'un Osmanlı geleneğinde yetişmiş, 20. Yüzyılın en büyük mutasavvıflarından biri olduğunu söyledi. 1938'de vefat eden Konuk'un aynı zamanda âlim, arif, bestekâr ve bürokrat olduğunu ifade eden Yeniterzi, böyle seçkin bir insanı, kendisi hakkında çalışmalar yapan seçkin akademisyenlerin anlatacağını kaydetti.

Prof. Dr. Yeniterzi, Ahmed Avni Konuk’un çok yönlü bir şahsiyet ve çok yönlü eserleri olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Çok ilginç bir hayatı var. 9 yaşındayken annesini ve babasını kaybetmiş, hayata öksüz ve yetim olarak başlamış. İlkokulu bitirdikten sonra Kuran-ı Kerim hafızı olmuş. Darüşşafaka’dan mezun oluyor, sonra postanede memur olarak çalışmaya başlıyor. Memuriyeti sırasında Hukuk Fakültesine devam ediyor. Mektebi Hukuku Şahane’yi birincilikle bitiriyor. Alim, arif, şair, musikişinas, bestekar, derviş ve de bürokrat. Arapça, Farsça, Fransızca bilen bir entelektüel. Çok yönlü olduğu gibi çok sayıda da eseri olan.

Hz. Mevlana’nın Mesnevisi’ni ve Fihi Ma-Fih’ini, İbnü’l Arabi’nin Fusus'ül Hikem’ini şerh eden büyük bir şarih. Tasavvuf kültürünü Osmanlı medrese ve dergâhlarında okunan temel eserleri üzerinde çalışma yapan, 30’a yakın eser kaleme alan, bu uğurda bir ömür veren âlim bir insan. Aynı zamanda bir hal ilmi olan tasavvufu yaşayan bir Sufi. Ömrünü hep Allah rızasını kazanma amacıyla geçirmiş, Allah dostu bir insan. Onu bu dev eserlerin şerhlerinde ilim ve irfanının derinliğinin yanında büyük bir azmi ve şevki olduğu çok açıkça görülür” diye konuştu.



Sargut’tan Prof. Dr. Mustafa Tahralı’ya teşekkür

Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanlarından, Mutasavvıf Yazar Cemalnur Sargut da açılış konuşmasında panelistlerden Prof. Dr. Mustafa Tahralı’ya Ahmed Avni Konuk ile ilgili yaptığı araştırmalar ve çalışmalar dolayısıyla teşekkür etti. Sargut, “Kendisi bu kadar yüksek, bilgili, keşif ehli bir Allah sevgilisini eserleriyle bize kazandırdı ve bu şekilde doğru bir yerden Füsus’u takip etme imkânını bize verdi. Mesnevi de aynı şekilde. Bu ilim kitabi bir ilim değildir. Keşfi ilimdir. Biz de keşfi ilim sahiplerinin eserlerinden İbnü’l Arabi ve Mevlana’yı anlamaya çalışıyoruz” diye konuştu.



Bu eserleri anlayacak ve anlatacak nesiller yetişmeli

Panelistler mütefekkir, mutasavvıf Ahmed Avni Konuk’u çeşitli açılardan değerlendirdi.

Paneli yöneten Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden Prof. Dr. Mustafa Tahralı, Ahmed Avni Konuk’u tanıtmak ve gelecek kuşaklara aktarmak için eserlerini ve hayatını incelediğini, bu çalışmaları yaparken panelistler Dr. Savaş Barkçin, Prof. Dr. Safi Arpaguş ve Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç’ın önemli destekleri olduğunu söyledi. Prof. Dr. Tahralı, bu eserleri anlayacak gençlerin yetişmesinin önemli olduğunu belirterek “İnşallah bu ilimle uğraşıp bizim gibi anlamayanlara öğreten nesiller yetişir. Bu Türkiye’miz, İslam alemi ve bütün dünya için kazançtır ama neticesi Hakk’a anlayan arif kul olmaktır” dedi.



Ahmed Avni Bey’in hayatı ibret doludur

Dr. Savaş Barkçin, “Ahmed Avni Konuk ve Tevhid Musikisi” başlıklı konuşmasında Konuk’un ahlaki yönden örnek alınması gereken bir şahsiyet olduğunu belirterek “Ahmed Avni Bey’in hem hayatında hem eserlerinde pek çok ibret var. Üstadın eserlerinden neler alacağımızı bilmemiz lazım. Manayı alalım. Musiki içindeki nimeti aramalıyız. Ahmed Avni Bey’in amacı da budur” dedi.



Ahmed Avni Bey,  15 yılda Fusus şerhini yazdı

Prof. Dr. Safi Arpaguş, Ahmed Avni Konuk ve Mesnevi-i Şerif Şerhi’nin Tasavvuf açısından önemini ele aldı. Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü’nden Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç, “Ahmed Avni Bey’in Fusus Şerhi” başlıklı konuşmasında Ahmed Avni Bey’in Fusus şerhini çok zor şartlar altında yazdığını belirterek “Birinci Cihan Harbi, Osmanlı toz duman. Olayın sosyo-politik dönemine de bakmak gerekiyor. 1915’te Fusus’u şerh etmeye başlıyor ve 15 yıl sürüyor. 1929’da tamamlıyor.
1925’te dergâhlar kapanıyor. Basılmasını göremiyor. Harf inkılabı oluyor” dedi. Kılıç, yıllar sonra Prof. Dr Mustafa Tahralı’nın himmetleriyle uzun emek verilerek başta olmak üzere Fusus Şerhi ve Mesnevi Şerhi’nin günümüz harfleriyle basılabildiğini kaydetti. Kılıç, Osmanlı Döneminde güçlü bir şerh geleneğinin olduğunu, İbn-i Arabinin eserlerine dair şerhlere özellikle yapılan Fusus şerhlerine değinerek, Osmanlı düşünce sistemi içerisindeki önemine vurgu yaptı.
Osmanlının Mevlana ve İbn-i Arabinin ortaya koyduğu anlayıştan uzaklaştıkça gerileme dönemine girdiğini ifade etti.   Kılıç “Şimdi bu değerli eserlerin okunup, yutulup, hazmedilip, ona bağlı bir düşünce sistemi inşa edilmesi gerekecek” dedi.



ÜÜ TV’den canlı yayınlanan panel sonunda,  Panelistlere plaketleri Ahmed Avni Bey’in torunu Yüksel Akbalta tarafından takdim edildi.




 

Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA)