Ak Parti İstanbul Milletvekili Markar Esayan: “Virüsle dolmuş yazılımı değiştirmek gerek”



Üsküdar Üniversitesi Siyaset Okulu Eğitim Programı’nda bu hafta Ak Parti İstanbul Milletvekili Markar Esayan ders verdi. Başkanlık sisteminin büyük bir reform olduğunu belirten Esayan başkanlık sistemine neden ihtiyaç duyulduğunu bilgisayar örneğiyle açıkladı. Esayan, “Bu önemli bir reform ama bir rejim değişikliği değil, bir bilgisayar düşünün 95 Windows kullanıyorsunuz virüs dolmuş, sizin verdiğiniz komutu yerine getirmiyor, bu yazılımın değişmesi lazım. Virüslere kapatmak lazım, virüs dediğimiz vesayet, dolayısıyla yapacağımız şey yeni bir yazılımla açıklanabilir” dedi.

Üsküdar Üniversitesi Postkolonyal Çalışmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi- PAMER ile Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nün işbirliğiyle “Yeni Bir Paradigmaya Doğru-Küresel Düzlemde Etnik Kimlik, Sistem ve Güvenlik Sorunları” başlığında gerçekleşen “Siyaset Okulu” programının bu haftaki konukları AK Parti İstanbul Milletvekili Markar Esayan, yazar Yıldız Ramazanoğlu ve ABKAD Başkan Yardımcısı Can Baydarol oldu.Üsküdar Üniversitesi Altunizade Merkez Yerleşkede Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programın ilk konuğu yazar Yıldız Ramazanoğlu oldu. Ramazanoğlu, “Post-Kolonyal Sinema Anlayışı Üzerine İncelemeler” başlıklı sunumunda değerlendirmeler yaptı. ABKAD Başkan Yardımcısı Can Baydarol da “Son Gelişmeler Işığında TR-AB İlişkileri: Dünü, Bugünü, Yarını” başlıklı sunumu ile programa katıldı. Baydarol, geçmişten günümüze Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerin gelişimini anlattı.Siyaset Okulu Eğitim Programı’nın bu haftaki son dersini ise Ak Parti İstanbul Milletvekili Markar Esayan verdi.  Esayan, “Artı ve Eksileriyle Başkanlık Sisteminin Genel Bir Analizi ve Türkiye Özelinde İşlevselliği” başlıklı sunumunda değerlendirmelerde bulundu.

Bizim parlamenterizmimiz vesayetçi
 
Kurtuluş Savaşı bu kadar değerliyken ve çoğulcuyken kuruluş pratiğine bunun yansıtılamadığını belirten Esayan, “Kuruluş pratiğinin toplumla kuramadığı ilişkinin, devleti tasarlarken toplumun çeşitli yapılarını o devlete dahil edememesinin hatta onu tehdit olarak algılamasının, homojenizasyona itmeye çalışmasının, önce azınlıkların tasfiyesi Kürtlerle kurulan ilişkilerin yanlışlığı, dindarlara yapılan bastırma veya onları kamusal alandan temizleme devlete katmama noktası bizim parlamenterizmimizin vesayetçi olmasına yol açtı. Yani bizim parlamenterizmimiz vesayetçi parlamenterizm” dedi.

“Bizim hükümet sistemimizde ciddi bir yapısal sorun var” diyen Esayan, “Biraz önce bahsettiğim saiklerle kurgulanmış, her darbede bu saikler biraz daha kurumsal hale gelmiş, 60 darbesinde kurulan vesayet kurulları gibi MGK’sından yüksek yargıya verilen yetkiler ve siyaseti boğmak üzere verilen yetkiler hep kendisini takip etmiş.  82 Anayasasında cumhurbaşkanlığının gelecek hükümeti kontrol edebilmesi için sorumsuz ama çok geniş yetkilere sahip olmasına yönelik değişiklik gibi bu öyle bir kurumsal kültür geliştirmiş ki bürokratik vesayet, atanmışlar her zaman seçilmişler üzerinde daha fazla araç gereç sahibi ve sorumsuzlar. Halktan meşruiyet almak gibi bir dertleri yok, halka hesap vermek gibi bir mekanizmaya tabi değiller ve burada bürokrasiyi karalama anlamında söylemiyorum. Burada çok net söyleyeyim şu anda bu sistemi değiştirmezsek sizin içinizdeki en radikal demokrat kişi o sistemin içine girsin en fazla 2-3 yıl veriyorum, 3 yıl sonra o sistemi savunmaya başlar” dedi.

“Bizim parlamenter sistemimizin vesayetçi olmasının nedeni halkla kuramadığı ilişki, çoğulculukla kuramadığı ilişkiyle ilgilidir” diyen Esayan, “Dolayısıyla bu sistemin mutlaka tartışılması gerekiyor ve geçmişimizde seçilmiş siyasetçiler işin içine girdiklerinde nasıl bir kurumsal vesayet baskısı altına girdiklerini, iş yapamadıklarını iyi gördüklerinde halkla ilişkili olup da seçilmiş popüler liderlerin hepsi başkanlığı savunmuştur. Ama hep lafla savunmuştur çünkü yapacakları güçleri yoktur. Bu bilinç bugünlerdeki gibi oluşmamıştır, idam sehpasından kurtaramamıştır 15 Temmuz’da olduğu gibi, bu da bizim demokrasi hikâyemiz. Rahmetli Demirel’in rahmetli Erbakan’ın ve rahmetli Türkeş’in bu sistemi neden savunduğunu ben de sizler gibi siyasete yeni girmiş biri olarak daha iyi anlıyorum.  Atanmışların ve kendilerine üstün bir kişilik amaç atfetmiş atanmışların nasıl seçilmişlerin üstünde nasıl bir baskı kurabildiğini, kırmızı çizgiler çizdiğini ve geçmişe baktığınızda Özal gibi sıra dışı örnekler çok az örnek var, bunlar dışında seçilmiş hükümetlerin bakanlık gibi çalıştırıldığını görürsünüz. Maaş öde, kırmızı çizgiyi aşma” diye konuştu.Cumhurbaşkanı Demirel’in çok iyi bir siyasetçi olduğunu belirten Esayan, “Ama Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı şeyi yapamadı. Uzlaşırsanız reform yapamazsınız” dedi.

Şu anki sistemde güçler ayrılığı yok
 
Önerdikleri sistem değişikliğinin büyük bir reform olduğunu belirten Esayan, “Bizim halkla bir sorunumuz yok, halk 15 Temmuz’da olduğu gibi kendini ortaya koyuyor zaten ama yapısal bir problem. Bunu bilgisayara benzetiyorum. Bu önemli bir reform ama bir rejim değişikliği değil, bir bilgisayar düşünün 95 Windows kullanıyorsunuz virüs dolmuş, sizin verdiğiniz komutu yerine getirmiyor, bu yazılımın değişmesi lazım. Virüslere kapatmak lazım, virüs dediğimiz vesayet dolayısıyla yapacağımız şey yeni bir yazılımla açıklanabilir. Burada meşruiyeti halka dayalı, reformlardan en önemli bir tanesi şu an parlamenter sisteme sahip değiliz. Şu anki sistemde güçler ayrılığı yok. Yasama ve yürütme dediğimiz erk, yani hükümet icracı bakan hükümetin kullandığı yasaları yapan parlamento ve ona eşit düzeydeki yargı. Böyle bir şey yok aslında. Yasama ve yürütme birleşmiş durumda. Bu şu sonucu doğuruyor eğer hâkim partiyseniz bizim gibi işler yolunda gidebiliyor çünkü yasanın içerisinden farklı hükümet çıkıyor ama siz oy attığınızda Ahmet mi Ayşe mi başbakan olacak tam kestiremezsiniz değişebilir, başkanlıkta bu türden sürprizlere yer yok. Kazanan aktör her zaman hükümeti kuran kişidir. Kime oy verdiğinizi, 5 yıl boyunca sizi kimin yöneteceğini kimden hesap soracağınızı bilirsiniz.
Esayan, hem yasama hem yürütmenin sert bir şekilde ayrılacağı ve birbirini çeken ana sistemlerin bağlanacağı ve çift seçimli meşruiyetle parlamentonun ve yürütmenin ortaya çıkacağı bir sistem olacağını sözlerine ekledi.

PAMER - Siyaset Okulu 
Üsküdar Üniversitesi Öğretim Üyesi ve PAMER Müdürü Doç. Dr. Merve Kavakçı ile Üsküdar Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mithat Baydur’un koordinatörlüğünü üstlendiği “Siyaset Okulu” sertifikalı eğitim programı önemli isimleri ağırladı.
Ak Parti İstanbul Milletvekili Burhan Kuzu ve CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin’in konuk olduğu  “Yeni Bir Paradigmaya Doğru-Küresel Düzlemde Etnik Kimlik, Sistem ve Güvenlik Sorunları” başlıklı “Siyaset Okulu” Eğitim Programı, 24 Aralık’ta sona erecek.
Son haftaki konuşmacılar ise Gençlik ve Spor Bakanı Yardımcısı Abdurrahim Boynukalın, Ak Parti İstanbul Milletvekili Ravza Kavakçı ve Sabancı Üniversitesinden Dr. Doğan Üçok olacak.

 

Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA)