Facebook Pixel Code

Prof. Dr. Tayfun Uzbay: “Algı ile çıkar elde edenlere karşı irademizi eğitmeliyiz”



Prof. Dr. Tayfun Uzbay, İlim Kültür ve Eğitim Vakfı (İKEV) yurtlarında kalan üniversite öğrencileriyle bir araya geldi. Öğrencilere “Algı yönetimine karşı iradeyi kullanma becerisi” başlıklı konferans veren Uzbay,  ülkemiz ve dünyada algı operasyonlarıyla insanların yanlış yönlendirildiğini anlattı.

Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı, Moleküler Biyoloji ve Genetik Anabilim Dalı Başkanı Profesör Doktor Tayfun Uzbay, Esenler Hacı Bayram Hacıevliyagil Anadolu Gençlik Yüksek Öğretim Erkek Öğrenci Yurdu Konferans Salonu’nda, Bahçelievler ve Esenler Yurdu’nda kalan Üniversite öğrencilerine konferans verdi.

Uzbay, “Algı yönetimine karşı iradeyi kullanma becerisi” başlıklı konferansta, ülkemizde ve dünyada algı operasyonları ile insanların yanlış yönlendirildiğini örnekleriyle anlattı, eleştirilerde bulundu, gençleri uyardı ve önemli tavsiyelerde bulunda.
Yaptığı konuşmada Uzbay, bilgisizliğin yayılmasında internetin ve sosyal medyanın rolünün önemli olduğunu belirterek, İnternet ve sosyal medya kıymeti kendinden menkul uzmanlar yaratıyor ve bunlar kasıtlı olarak cehalet yaymak isteyen güçlü çıkar gruplarına hizmet ediyor dedi. Ticari çıkarlar saf bilimsel veri görüntüsüne öyle başarılı uyarlanmıştır ki bazı yanlışlar sanki bilimsel doğruymuş gibi anlatılmaktadır diyen Uzbay, bu konuda irademizi kullanma becerisi elde etmeliyiz ifadesini kullandı.

Prof. Dr. Tayfun Uzbay verdiği konferansta şu bilgileri aktardı:


ALGI
“Algı, dışarıdan gelen bilginin alınması, yorumlanması, seçilmesi ve düzenlenmesi sonucu beyinde ortaya çıkan bir süreçtir. Beynin ön alın lobu iradenin kaynağı olmalarının yanı sıra, algılarımızın ve kendimize dair farkındalığımızın tutarlı hale dönüştürülmesinde rol oynarlar. Yani burası hayata anlam yüklediğimiz alandır.



ALGI YÖNETİMİ
Algı yönetimi toplumların duygularını, motivasyonlarını ve davranışlarını etkilemek amacıyla seçilen bilgileri ve göstergeleri gerçekleri karartarak kendi istediği şekilde empoze etme eylemidir. Bunun için medya tarafından üniversite ve bilim adamları, popüler yazarlar, popüler sanatçılar, din adamları ve toplumun kanaat önderleri bilerek ya da bilmeyerek kullanılır ve böylece toplumda istenilen şekilde bir algı oluşturulur. Oysa gerçek başkadır. İnsanlar duymak istedikleri şeylere kolayca inanmaya da meyillidir.

İnsanoğlu avcı-toplayıcı dönem, tarım dönemi, endüstri döneminden geçerek günümüz bilgi çağına ulaştı. Bilgi çağında artık dünyayı yöneten ortak bir küresel zekâ söz konusu. Ülkeler küresel zekâları ölçüsünde sistemin yönetimine katılır veya sistem tarafından yönetilirler. Ülke zekâsını belirleyen ise eğitime ve bilime verdiği önemdir. Küreselleşme çağı olarak adlandırılan yaşadığımız dönemde hemen her alanda çarpıcı değişiklikler görülmekte ve karmaşık bir çevre içinde yaşama zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Farklı dil, din, kültür, eğitim ve coğrafyadan insanları küreselleşme başlığı altında ticaret ve para birleştirmektedir. Böyle bir sistem içinde iyi bir eğitim sistemine, güçlü kültürel birikime ve mirasa, güçlü ekonomiye ve adil bir hukuk sistemine sahip olanlar küresel rüzgârların yönünü belirlerken, sahip olmayanlar küresel rüzgârlar önünde savrulur ve yönetilirler.

CEHALET BİLİMİ
Agnotoloji (Bilgisizlik bilimi/Cehaletin bilimi) bir fikri yerleştirmek ya da bir ürünü satmak için, yani siyasi veya ticari bir çıkar elde etmek için kasıtlı olarak kafa karışıklığı yaratılması ve yalan bilgi yayılmasıdır. Maalesef köklü bir cehalet döneminde yaşıyoruz… Akademisyen cehaleti veya akademisyenler eliyle yayılan cehalet toplumsal gelişiminin önündeki en büyük engel… Bu çağda bilgiye ulaşmak çok kolay… Sorun ulaşılan bilginin geçerli olup olmaması; hatalı bilgi ile cehalet yayar, cehalet bilimi yaparsınız.
Bilginin erişilebilir olması o bilgiye ulaşıldığı anlamına gelmiyor. Ulaşmanız istenen bilgi ile algınız ve tercihleriniz yönlendirilebiliyor. Bu bilgileri doğru sanıp bazı şeyleri doğru yaptığınızı düşünürken zarar görüyorsunuz ve yönlendirilmiş algınız yüzünden sizi uyaranları düşman gibi görüp, gerçek bilgileri kabullenmiyorsunuz. Gelişen teknoloji ile bilgiye erişim kolaylaştıkça agnotolojinin etki alanı da genişliyor. Medya desteği ile topluma idol olarak sunulan akademisyenler veya bazı popüler kişiler bilerek ya da bilmeyerek cehaletin sözde bilgi ile yayılmasına destek veriyor.



İNTERNET VE SOSYAL MEDYANIN ETKİSİ
Bilgisizliğin yayılmasında internetin ve sosyal medyanın rolü önemlidir. İnternet ve sosyal medya kıymeti kendinden menkul uzmanlar yaratıyor ve bunlar kasıtlı olarak cehalet yaymak isteyen güçlü çıkar gruplarına hizmet ediyor. Ticari çıkarlar saf bilimsel veri görüntüsüne öyle başarılı uyarlanmıştır ki bazı yanlışlar sanki bilimsel doğruymuş gibi anlatılmaktadır.

BİLGİ SAHİBİ VE FİKİR SAHİBİ OLMAK
Hem kendilik duygusu taşıyan hem de kendi dışında olabilen eylem ve düşünce olarak “doğru”, “yanlış” algılamasına sahip tek canlı türü biziz. Çıplak dikkat, algıyı takip eden anlarda bize aslında ne olduğumuzun ve içimizde ne olduğunun açık ve dürüst farkındalığıdır. Kişinin tarafsız bir şekilde kendini gözlemlemesi ve gerek kendisi gerekse çevresi hakkında tarafsız bir farkındalık yaratması durumudur. Bu aslında iç görü veya özeleştiri dediğimiz durumun bir karşılığı olabilir. Neyi bilmediğinin farkında olmak yeni bilgi üretmek ve doğru bilgiye ulaşmak için şarttır. Bunun için okunacak kaynağa ulaşmayı bilmek ve çok okumak gerekir. Doğru kaynaktan okumak ve öğrenmek önemlidir. Öğrencilere ilk öğretmemiz gereken doğru bilgiye nasıl ulaşacakları ve yanlışı nasıl ayırt edecekleri olmalı. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmamalıdır.

Uzbay konferans sonunda öğrencilerin sorularına da cevap verdi.

Öğrenciler, konferans sonunda Tayfun Uzbay ile görüşmeler yaparak, çeşitli proje ve eğitim konularında destek ve tavsiye istedi.


 

Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA)