Her zaman yanımızda bir köşeleri olmalı!

Yaşlıların itibar görmeye en çok ihtiyaç duydukları bu dönemlerde onların onurlarına yakışır bir şekilde bakım ve ilgi görmelerini sağlamanın herkesin görevi olduğunun altını çizen Prof. Dr. Gülten Kaptan, dünya ülkelerinde yaşanan içe dönük bireysel yaşam, iletişimsizlik, yabancılaşma gibi sorunları yaşlılara mümkün olduğunca yaşatılmaması gerektiğini hatırlatıyor.

Her insan için değişik bir anlamı olan yaşlanma, düşünülenin aksine yaşamın özel bir dönemi aslında. Yaşlıların itibar görmeye en çok ihtiyaç duydukları bu dönemlerde onların onurlarına yakışır bir şekilde bakım ve ilgi görmelerini sağlamanın herkesin görevi olduğunun altını çizen Prof. Dr. Gülten Kaptan, dünya ülkelerinde yaşanan içe dönük bireysel yaşam, iletişimsizlik, yabancılaşma gibi sorunları yaşlılara mümkün olduğunca yaşatılmaması gerektiğini hatırlatıyor.

Ülkemizde her yıl 18-24 Mart tarihleri arasında kutlanan “Yaşlılara Saygı Haftası” dolayısıyla bir açıklama yapan Kaptan, yaşlılığın önemine dikkat çekerek, yaşlılık dönemine ilişkin önemli hatırlatmalarda bulunuyor. Kaptan yaşlıları herkesin bilge olarak görmesi ve her zaman başköşelerinde onlara bir yer açması gerektiğine dikkat çekiyor.

Yaptığı açıklamada Kaptan;

Her insan için değişik anlamı olan yaşlanma, düşünülenin aksine yaşamın özel bir dönemidir. Bu dönem yaşlıların itibara en çok ihtiyaç duydukları dönemdir. Yaşlı bireylerin toplumla bütünleşmesi, daha aktif olması ve yaşama bağlı kılınmaları gerekir.

Shakspeare’in ünlü oyunu “Nasıl Hoşunuza Giderse” nin bir bölümünde karakterlerden Soytarı, oyunun bir yerinde, “Saat on” der, işte böyle izliyoruz zamanın gidişini,  bir saat önce dokuzdu ya bir saat sonra da on bir olacak böyle bizler saatten saate olgunlaşıp saatten saate çürüyoruz. Zaman böylesine çabuk geçer ve dünya bizi aldatır. Bir saat sonra çabucak geliverir, Shakespeare’in dediği gibi.

Bu nedenle yılların buruşturduğu cilt olmamalı yaşamın ön planında, aksine heyecanımızı bitirip ruhumuzu buruşturmamalıyız. Kalbi sevdikçe, neşe duydukça, güzellikleri fark ettikçe, beyni yeni şeyler keşfettikçe, herkes gençtir. Ancak yıllar bilgeliği beraberinde taşır. Taaa Oğuz boylarından gelmektedir, yaşlıya saygı. Gelenekleri ile yaşamış ve bu değerleri saygı ile sürdürebilmeyi başarmış olmalıyız ve nesilden nesile aktarmalıyız. Çünkü bizim kültürümüzde yaşlılar bir ömrün büyük kısmını çocuklarına, topluma ve ülkeye hizmetle geçirmiştir.

Yaşlanıp bakıma muhtaç oldukları dönemde, yaşadıkları sürece onurlarına yakışır bir şekilde bakım ve ilgi görmelerini sağlamak görevimiz olmalıdır. Onları bağımsız kılabilmek, bir bilge olarak görebilmek, onların hayatını kolaylaştırmak eziyet değil, bizler için meziyet olmalıdır.

Dünyanın birçok ülkesinde yaşanan içe dönük bireysel yaşam, iletişimsizlik, yabancılaşma gibi sorunlar, mümkün olduğunca yaşatılmamalı her zaman yanımızda bir köşeleri olmalıdır.

Tüm bu dilekler, gençlere kendilerinin de yaşlanmaktan korkmayacakları, çiçeklerle bezenmiş bir kapı açacaktır. Sevgi, saygı ile birlikte iken değerlidir.”