Üsküdar Üniversitesinde “İlm-i Siyaset Sohbetleri”



Üsküdar Üniversitesi, siyasetin sosyolojik, ekonomik, bilimsel ve hukuki yönleriyle ele alınacağı ve alanında uzman isimleri buluşturacak yeni bir etkinlik düzenliyor. Her ay düzenli olarak gerçekleştirilecek olan İlm-i Siyaset Sohbetleri’nin ilk konukları İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Hasan Köni ve gazeteci-yazar Avni Özgürel oldu.

Üsküdar Üniversitesi Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda düzenlenen 1. İlm-i Siyaset Sohbetleri, Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mithat Baydur’un yönetiminde gerçekleşti.
Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mithat Baydur,  “Ak Parti önceden Gazi Mustafa Kemal diyordu şimdi Atatürk demesiyle beraber bir tartışma oldu. Nasıl ki Cumhuriyet bir reklam arası değildir, Ak Parti dönemi de bir reklam arası değildir. Türkiye’nin sosyolojik dinamiklerinin bir tezahürüdür. Ben çok olumlu karşıladım bu çıkışı” diyerek başladığı konuşmasında şunları söyledi:

“Milli mücadelede döneminde çok büyük bir kompozisyon vardı. Bütün değerlerin adeta bir kompozisyonuydu. Aslında radikal gelişim ve dönüşüm programlarında bir tür sosyal mühendislik projesiydi. Bana kalırsa halkın % 80’i kırsal kesimde yaşıyordu, ’i kentsel kesimde yaşıyordu yani kente özgü bir tür sivil askeri bürokrasinin manifestosu niteliğindeydi. Bu tabi milli mücadele sırasında esir düşmüş İstanbul’daki halife sultanı da kurtarma isteği vardı dolayısıyla Cumhuriyetten sonra toplumun böyle bir travması da oldu. Millet ve devlet arasında iflah olmaz büyük bir boşluk oluştu. O günkü siyasal kutuplaşmayı bile hala buralara oturtmak mümkün. Milli mücadele sırasındaki Müslüman vatanseverleriyle seküler yurtseverliğin bir sentezi yapılabilir.



Avni Özgürel: Cumhuriyetin ilk döneminde yapılan hataları sürükledik

Gazeteci-yazar Avni Özgürel de “Cumhuriyetin ilk yıllarında yapılmış son derece fahiş hatalar olmadı da diyemeyiz ama her şeyi o hataların üstüne inşa edersek ortaya farklı bir doku çıkıyor” dedi. Avni Özgürel, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Diyelim ki tekke ve zaviyelerin kapatılmasıyla ilgili ilk çalışma Abdülhamit dönemindedir, çarşafın yasaklanması da ilk Abdülhamit dönemindedir. Bütün bunlara bakmak gerek sebepleri ne diye. Kılıç burhanı yapan dervişlere bakıyorsunuz sırf gösteriş olsun diye kılıcı sokuyor karşısındakinin iç organlarını döküyor ortalığa. İşin tasavvufi yönü bitmiş tribün kısmındakilere gösteriye dönmüş, onun için bazı şeylerin intifaya uğramış olması ki Mustafa Kemal’in Mevlevi Dergâhlarına bir nevi düşkün olduğunu biliyoruz hatta dedeyi özel olarak sevdiğini de biliyoruz ama ona rağmen Mevlevi dergâhının kapatılmaması için araya giren herkesi geri çevirmiş ve özür dilemiş. Onun ötesinde bize o dönemde ters halada içimizi acıtan uygulamalar var; özellikle de Batı’da birilerine ‘Bizde şapka devrimi oldu’ deseniz bize gülerler. Dünyada böyle bir değişim yaşayıp da alfabesini değiştiren bir biz varız. Onun için okumak yazmak bitti, kendi dedesinin babasının mezar taşını okumaktan aciz bir nesil çıktı ortaya hatta bunu okumanın ayıp olduğu yani bütün bu karmaşayı altüst oluşu yaşayan bir kuşak çıktı. Elbette Atatürk’ün de dâhil olduğu ‘Atatürk iyiydi de ama etrafı kötüydü’ diyenler var. Hayır, öyle bir şey yok, yanlışlar hep bir arada yapılır. Recep Peker’e atılırdı her şey, yukarıdaki emir vermese Recep Peker ne yapabilirdi ki.”

Cumhuriyetin ilanında tek bir muhalefet yoktu

Avni Özgürel, Atatürk’ün Cumhurbaşkanı seçildiği dönemdeki şartlarını ve meclisin bu şartlara karşı gelip kendi şartlarını sunduğunu belirterek Atatürk’ün bu şartları kabul etmesindeki sürece değindi. Özgürel, “Cumhuriyet’in ilanında tek bir muhalefet dahi yoktur. Cumhuriyet oy birliğiyle ilan edilmiştir. Muhalefet hilafetin fıtratındadır, itiraz onadır. Dolayısıyla bakıldığında Cumhuriyetin ilk döneminde yapılan hataları sürdürdük, sürükledik, günümüze getirdik ve bu tartışmalar bugünün siyasetine prim getiriyor. Kötü olan, biz yeni sayfa açmayı bir türlü beceremedik” diye konuştu.



İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Hasan Köni ise Osmanlı’nın çöküş dönemini değerlendirdiği konuşmasında “Çöken bir sistemde, tabi ki o sistemde yaşayan insanlar vatanı kurtarmak istiyorlar. Bir kere padişah kurtarmak istiyor, niye çünkü devlet padişahın kendi malı. O yüzden yapacakları şey Tanzimat’tan itibaren kendilerini döven güce benzeyerek yani bakıyorsunuz bu takım nasıl şampiyon oldu, onun gibi olursam ben de yenilmez olurum, sporcu olurum, bu psikolojidir. Tanzimat reformları yani güçlenebilme boyutu. Peşinden diğer psikolojik olaylar da geliyor; dikkat ederseniz 1. Dünya Savaşı’ndan evvel Balkan Savaşları, 1. Dünya Savaşı, sonra Kurtuluş Savaşı. Bu savaşı yapanlar uluslararası cephelerde savaşabilmiş askerlerdir, ondan sonra böyle uluslararası cephede savaşabilmiş adamımız yok bilmiyorum. Kurtuluş savaşında söylenmeyen olaylar var mesela askere adam alıyorsunuz milletin yarısı askerden kaçıyor. İleri taarruzda arkaya makineli tüfek koyuyorlar, niye koyuyorlar biliyor musunuz? Geriye dönecekleri vurmak için korkup da dönerseniz kendi askerinizde sizi tarıyor korkup kaçmayın diye. O yüzden devlet yönetimi öyle siyasi analizlerdeki gibi kolay değil.” diye konuştu.



1946 ve 1956 yıllarındaki seçimlerde yapıldığı iddia edilen hilelere değinen Hasan Köni, 1960 darbesinin yaşandığı döneme ve o sürece giden ekonomik ortamı değerlendirdi.Sohbetin devamında Avni Özgürel cumhuriyetin ilk döneminde hanedanın sürgün edilmesine ilişkin görüşlerini açıkladı. Daha sonra toprak bütünlüğüne, Kürt meselesine, Enver Paşa ve Kazım Karabekir’e kısaca değindi.

Sohbetin sonunda Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof .Dr. Nevzat Tarhan,  konuklara plaket takdim etti. Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mithat Baydur da katılımcılara kitaplarını imzaladı.

 

Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA)