Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü - Haberler

06 EYL 2019

Sanal dünyadaki tuzaklara dikkat!

Sosyal medya üzerinden kurulan sanal ilişkiler, kimi zaman istenmeyen şekilde sonuçlanabiliyor. Sanal dünyadaki tuzaklara karşı alınabilecek önlemler olduğunu belirten Prof. Dr. Sevil Atasoy, özellikle çocukların aileleri tarafından bilgilendirilmesinin önemli olduğunu vurguladı. Sahte profillere, profil fotoğraflarına ve kimlik bilgilerine dikkat etmek gerekiyor.  Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy, internet üzerinden kurulan tuzaklara karşı bilinçlenmenin önemine işaret etti.İnternet üzerinden kurulan ilişkilerin bir kısmının hayal kırıklığıyla ya da istenmeyen şekilde sonuçlanabildiğini belirten Prof. Dr. Sevil Atasoy, “Sanal dünyada arkadaş aramak isteyenler için şartlar çok cazip gibi görünebiliyor. Kişi, evinde yani kendini en güvende ve en konforlu olduğu alanda iletişim kuruyor. Sosyal medya platformları iletişimi kolaylaştırdı. Ancak ne yazık ki karşısındaki kişi gerçek bir kişi olmayabilir. Profildeki fotoğraf, gerçekten o kişi olmayabilir ve bu işin sonu hiç beklenmedik noktalara da gidebilir” dedi.Profil fotoğrafı geriye dönük aranabilirSosyal medya hesaplarında sahte fotoğraf ve isimle kendine hayali bir kimlik uyduran kişileri saptamanın bazı yöntemleri olduğunu belirten Prof. Dr. Sevil Atasoy, “En basiti profildeki fotoğraf araştırılabilir. Google’da yer alan, geriye yönelik fotoğraf arama motorunu kullanarak söz konusu fotoğrafın daha önce başka bir yerde yayınlanıp yayınlanmadığını tespit edebilirler. İkincisi bu kişinin belirttiği yerde oturup oturmadığını anlayabilmek üzere IP sayısının bildirdiği şehirle bağlantılı olup olmadığına bakılabilir. Google’ın IP arama motorundan yararlanılabilir” diye konuştu.Gerçekten aynı okulda mı okuduk?Sosyal medya üzerinden tanımadığı kişilerle bağlantı kurmak isteyen kişilerin, karşı tarafla eski okulundan ya da eski iş yerinden olduğunu iddia ederek iletişime geçtiklerini belirten Prof. Dr. Sevil Atasoy, bu kişinin gerçekten kendisini tanıyıp tanımadığını tespit etmek için bazı sorular sorulması gerektiğini söyledi.Prof. Dr. Sevil Atasoy, basit gibi görünen ama karşı tarafı rahatsız eden sorular yöneltilmesi gerektiğini ifade ederek “Mesela ‘Hangi liseye gittin?’ sorusu sorulabilir. Ya da ‘Hangi öğretmeni en çok seviyordun? O öğretmen hangi dersi anlatıyordu?’ şeklinde sorular yöneltilerek kontrol edilebilir. Geriye yönelik sorularla o kişiyi rahatsız etmek hem de onu kontrol etmek mümkün olabilir. Bunun yanı sıra karşımızdaki kişiden bir elektronik posta adresi istediğimizde bu kişi bir elektronik posta adresi vermekte tereddüt ediyorsa bu da büyük bir soru işareti” uyarısında bulundu.Tehditten korkmamak gerekiyorSanal dünyada kurulan bu tip ilişkilerin kimi zaman tehdit ve şantaja varan olaylarla sonuçlanabileceği tehlikesine dikkat çeken Prof. Dr. Sevil Atasoy, şu değerlendirmelerde bulundu:“Sosyal medya üzerinden karşısındaki kişiyi tanımadan uzunca bir süre ilişki yürüten, kimi zaman cinsellik içeren iletişime giren, kimi zaman karşısındaki kişiye özel fotoğraflarını gönderen kişiler bir süre sonra bu ilişkiyi sonlandıramıyor. Çünkü korkuyorlar. ‘Ya bu ilişki ortaya çıkarsa, ya benim böyle bir şeyler yazdığım birisi tarafından aileme iletilirse, ailem tarafından onlara verdiğim fotoğraf anlaşılırsa çok zor durumda kalırım’ diyerek korku ve endişe yaşıyorlar. Ancak bundan korkmamak lazım çünkü zararın ve tehlikenin neresinden dönülürse kardır.”Bu tuzakların bir numaralı nedeni; ekonomik çıkarBu tip tuzak ve tehlikelerin en büyük nedeninin ekonomik çıkar olduğunu belirten Prof. Dr. Sevil Atasoy, “Ekonomik çıkar için bunu yapan insanlar var. Yani internet üzerinden görüştüğünüz kişi bir gün sizi bir yere davet eder ve buluşmaya gidersiniz ya da ‘Yanına gelmek istiyorum ama param yok’ diye bir süre sonra sızlanmaya başladığı zaman büyük hata yapar ve para göndermeye başlarsınız. İşin içine para girdiği zaman burada bir ekonomik çıkar oluyor. Ne yazık ki onun yanına gitmeye kalktığınız zaman ve de kendinize göre uzunca süre bir ilişki kurmak için gittiğinizde daha ağır bedeller ödeyebilirsiniz. Bu kişiyle iyi anlaştığınızı ve artık bir arada yaşamak istediğinizi düşünüyorsunuz. Eğer sizin kendi paranız yoksa yavaş yavaş evdekilerin eşyalarını ya da annenizin altınlarını dahi alıp yollara düşebilirsiniz. Ve gittiğiniz yerde de maalesef sizi aslında bir çete bekliyor olabilir” uyarısında bulundu.Çocuklara tehlikeleri anlatmak gerekiyorSosyal medyadaki tehlikeler konusunda ailelerin çocuklarını mutlaka kontrol etmelerini, gereken uyarılarda bulunmalarını ifade eden Prof. Dr. Sevil Atasoy, “Çocuklara başka şeyler öğretmek gerekiyor. Bunlardan bir tanesi tabi ki internet üzerinden görüştüğü hiç kimseye güvenmemesi gerektiği anlatılmalı. İletişim kurduğu kişinin aslında başka biri olabileceği, kimliğini gizlemiş biri olabileceği, 11-12 yaşında olduğunu zannettiği kişinin aslında erişkin biri ya da kız olarak tanıdığı kişinin aslında yetişkin bir erkek olabileceği söylenmelidir. İnternet üzerinden görüşülen kişiyle buluşulmaması gerektiği ya da bu kişinin adresini öğrenmek istemesine karşı özel bilgilerin kesinlikle verilmemesi gerektiği anlatılmalı. Bu tip bilgilerin istenmesi halinde çocuğun mutlaka ailesini haberdar etmesi istenmeli. Çocukla her zaman yakın ilişkide bulunmak ve güçlü bir iletişim kurmak önemli” diye konuştu.Hiçbir erişkinin bir çocuğun yardımına ihtiyacı yokturDışarıdaki tehlikelere karşı çocuğa bilgi vermenin önemine işaret eden Prof. Dr. Sevil Atasoy, “Çocuğun şunu bilmesi lazım; hiçbir erişkinin bir çocuğun yardımına ihtiyacı yoktur. ‘Köpeğimi kaybettim gel beraber arayalım’ diye çocuktan yardım istenmez ya da ‘Şuraya nasıl gidilir?’ diyerek yol tarifini çocuğa sormaz. Böyle bir soruyla karşılaştığı zaman çocuğun bundan tedirgin olmasını öğretmek lazım.  İkinci önemli nokta, hiçbir şekilde bir yabancıyla bir otomobile binmemesi gerekiyor. Okuldan onu kim alacaksa o kişiyle beraber okuldan ayrılması gerekiyor” uyarısında bulundu.Prof. Dr. Sevil Atasoy, ailelere çocuklara özel bölgelerine yani mayonun örttüğü yerlere kimsenin dokunmaması gerektiğini öğretmek gerektiğini de bir kez daha vurguladı.

08 AĞU 2019

Özbekistan Emniyet Müdürlüğü Kriminal Daire Başkanı Adli Bilimler Enstitüsünü ziyaret etti

Özbekistan Emniyet Müdürlüğü Kriminal Daire Başkanı Nail Galipshin ve beraberindeki heyet, Prof. Dr. Sevil Atasoy önderliğinde çalışmalarını sürdüren Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsünü ziyaret etti. Yeni binasına taşınan Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsüne ziyaret devam ediyor.Özbekistan Emniyet Müdürlüğü Kriminal Daire Başkanı Nail Galipshin, Özbekistan Emniyet Müdürlüğü Kriminal Daire Başkan Yardımcısı Aziz Salimov, Özbekistan Dışişleri Bakanlığı Dış İşleri Sorumlusu Bakir Urkinbayey ve Adalet Bakanlığı Yapı İşleri Müdürü Olga Belozyora Adli Bilimler Enstitüsüne ziyaret etti.Heyet, Adli Bilimler Fakültesi Mdr. Yrd. Dr. Öğr. Üy. Kaan Yılancıoğlu’ndan enstitü hakkında bilgi aldı.Adli Bilimler laboratuvarlarını da gezen heyet, enstitüyü çok beğendiklerini ve ilerleyen dönemlerde birlikte ortak çalışmak yapabileceklerini ifade etti.Toplu fotoğraf çekimi ardından ziyaret sona erdi.

25 TEM 2019

Adli Bilimler, “işin mutfağında” öğretiliyor

Üsküdar Üniversitesi Adli Bilimler Kompleksi, geleceğin adli bilimcilerine pratik yapma ve uygulama imkanı sunuyor. Öğrenciler, Prof. Dr. Sevil Atasoy önderliğinde son teknolojiye sahip laboratuvar ve cihazların yer aldığı komplekste uluslararası standartlarda bilgi ile donatılıyor. DNA’nın her türlü analizini yapacak cihazlar, Türkiye’de sayılı olarak bulunan belge ve imza inceleme için kullanılan son teknoloji ile donatılan cihazlar, balistik yani silah bilimi eğitimi için gerekli olan mukayese mikroskoplarına kadar pek çok cihaz komplekste bulunuyor.Üsküdar Üniversitesi, Türkiye’de ilk kez tam donanımlı Adli Bilimler Kompleksi ile geleceğin adli bilim uzmanlarını yetiştiriyor. Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Adli Bilimler bölümü ile Adli Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans programı öğrencileri, Adli Bilimler Kompleksinde akademik bilgileri uygulama ile buluşturma imkanına sahip oluyor.Prof. Dr. Sevil Atasoy öncülüğünde adli bilimler eğitimiÜsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy önderliğinde Türkiye’nin ilk Adli Bilimler lisans eğitiminde öğrenciler, teknolojinin son imkanları ile donatılan laboratuvarlarda olay yeri inceleme, DNA analizi, balistik inceleme, toprak analizi, sahte imza gibi adli bilimleri ilgilendiren alanlarda bilgi edinerek uygulama yapma imkanı buluyor.Adli Bilimler lisans eğitimi ilk kez Üsküdar Üniversitesi’nde başladıAdli Bilimler bölümünden mezun olan kriminalistlerin olay yeri incelemeden DNA analizine, balistikten toprak analizine, yazı ve imzadan dijital delillere varan çok geniş yelpazede bilgi ve beceri ile donatıldığını belirten Prof. Dr. Sevil Atasoy, “Böylece yurt içi ve yurt dışından delil inceleyen resmi ya da özel kurumlarda en iyi şekilde görev yapabilecekleri gibi, bilirkişi olarak da hizmet edebilirler. Bölümden mezun olanlar, yine üniversitemizin sunduğu yüksek lisans ve doktora programlarını da tamamlayabilirler. Dünyada üniversitelerde Adli Bilimler lisans eğitimi yıllardır veriliyor. Adli Bilimler lisans eğitimi ülkemizde ilk kez Üsküdar Üniversitesinde donatılmış derslik ve laboratuvarlarda uluslararası standartlarda bir eğitim sunuyoruz” dedi.Prof. Dr. Sevil Atasoy, sayısal ile girilen Adli Bilimler lisans programı mezunlarının çalışma alanlarının çok geniş olduğunu belirterek Adli Tıp Kurumu gibi resmi kurumların yanı sıra su analizinden bir çanta ya da ayakkabının gerçek bir markaya mı yoksa sahte mi olduğunu belirleyen özel ve kamu kurumlarında çalışabileceklerini kaydetti.Modası hiç geçmeyen meslekAdli Bilimlerin hiçbir zaman modası geçmeyecek bir meslek olduğunu belirten Prof. Dr. Sevil Atasoy, “İnsanoğlu var olduğu sürece suç da her zaman olacaktır ve bu suçu aydınlatacak olan, gerçek suçlu ile masumları birbirinden ayırt edecek olan uzmanlar her zaman gerekecek. Gelecekte pek çok şeyi robotlar yapsa bile bu robotlar da bir noktada suç işleyecek. Burada yazılımı yapanları mı robotu mu cezanlandıracağız? Burada mutlaka mahkemelere iş düşecek ve o zaman da bilirkişiler yani adli bilimler uzmanları devreye girecek” dedi.Önlisanstan doktoraya kadar eğitim… Adli Bilimler lisans programında uygulamalı bir eğitim sunduklarını belirten Prof. Dr. Sevil Atasoy, “Adli Bilimlerde teorik bilginin yanı sıra en önemli olan uygulama eğitimidir. Biz çok ciddi bir altyapı hazırladık. Böyle bir eğitim şu anda dünyada bile yok. Bu konuda çok iddialıyız. Ön lisanstan doktoraya kadar Adli Bilimler Kompleksinde eğitim sunuyoruz. Örneğin otopsi yardımcılığında mevcut eğitiminin yanı sıra delil toplamayı olay yeri incelemeyi de öğretiyoruz. Bizim ayrı bir binamız var. Bu binamızda çok önemli laboratuvarlarımız var. Burada DNA’nın her türlü analizini yapacak cihazlar, Türkiye’de iki üç tane bulunan belge inceleme, imza inceleme için kullanılan son teknoloji ile donatılan cihazlar, balistik yani silah bilimi eğitimi için gerekli olan mukayese mikroskopları, böcekleri karşılaştırmak için kullanılan mikroskoplar gibi pek çok cihaza ve alt yapıya sahibiz” dedi.Amerikan Adli Bilimler Akademisi ile görüşmeler sürüyorAkreditasyon açısından dünyada Adli Bilimler eğitiminin akreditasyonunu yapan tek kuruluş olan Amerikan Adli Bilimler Akademisi ile görüşmelerinin olduğunu belirten Prof. Dr. Sevil Atasoy, “Bunun yanı sıra üçüncü sınıftan dördüncü sınıfa geçecek olan öğrencilerimiz için Los Angeles Polis Kriminal ve Şerif Kriminalde bir süre çalışma ve öğrencilerimizin oraları görmelerine imkan tanımaları için çalışmalar yürütüyoruz” dedi.Dışa bağımlılıktan kurtulmak için uzman yetiştirilmeliAdli Bilimler alanında uzman yetirştirmenin adli bilim alanındaki dışa bağımlılıktan kurtulmada önemli bir etken olduğunu belirten Prof. Dr. Sevil Atasoy, “Sınırların kaldırıldığı, suçlu ve suçun sınır tanımadığı günümüzde, teknolojik gelişmeler yasa dışı güçler tarafından da yakından izlendiğinden adli bilimler alanında çalışacak profesyonellerin, gelişmiş ülkelerden sadece bilgi ve teknoloji transferi ile yetinmeyip, ülkemizi dışa bağımlılıktan kurtaracak, patent almaya yönelik yeni araç-gereç, yöntem ve teknolojiler geliştirecek şekilde eğitilmeleri gerekir” dedi.

27 HAZ 2019

Prof. Dr. Sevil Atasoy: “Bağımlı her bireyin tedavi, rehabilitasyon ve bakıma hakkı vardır”

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Birleşmiş Milletler Uyuşturucu Kontrol Kurulu (INCB) üyesi Prof. Dr. Sevil Atasoy, 26 Haziran Uyuşturucu Madde Bağımlılığı ve Kaçakçılıkla Mücadele Günü kapsamında önemli açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Sevil Atasoy, “Bağımlıların hapisle cezalandırılması yerine alternatif çözümler üretilmeli, verilecek cezaların suçla orantılı olmasına dikkat edilmelidir” diyerek, bağımlı her bireyin tedavi, rehabilitasyon ve tedavi sonrası bakım hakkına sahip olduğunu vurguladı.  Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Birleşmiş Milletler Uyuşturucu Kontrol Kurulu (INCB) üyesi Prof. Dr. Sevil Atasoy, 26 Haziran Uyuşturucu Madde Bağımlılığı ve Kaçakçılıkla Mücadele Günü kapsamında önemli değerlendirmelerde bulundu.Adaletsizlikler, milyonlarca insanı etkiliyor“Bu yıl 26 Haziran’da dünya genelinde ‘Adalet için Sağlık, Sağlık için Adalet’ teması üzerinde duruluyor. Böylelikle tüm dünya vatandaşlarının, özellikle çocuk, kadın, yaşlı ve engellilerin sağlığı için adaletin vazgeçilmezliğine dikkat çekilecek” diyen Prof. Dr. Sevil Atasoy,“Madde bağımlılarının yan sıra madde satıcılarının da adalete ihtiyacı olduğu açıktır.  Orantısız cezalar, yargısız infazlar, tedavi ve sosyal bütünleşmenin önündeki engeller, yasal ve toplumsal damgalamalar milyonlarca insanı etkiliyor” şeklinde konuştu.“Yargısız infaz, insan hakkı ihlalidir”Uluslararası sözleşmelerin madde bağımlılarına, insan hakları ve onuruna saygılı bir muameleyi şart koştuğunu kaydeden Prof. Dr. Sevil Atasoy,“Benzer şekilde verilecek cezaların da suçun niteliği ile orantılı olmasını gerektirir. Uyuşturucu bağlantılı suçlarda ister devlet memurları tarafından, isterse onların cesaretlendirmesi sonucunda gerçekleştirilen yargısız infazlar, insan hakkı ihlalidir, sözleşmelere aykırıdır ve kesinlikle kabul edilemez. Madde bağımlıları ve satıcılarına yönelik bu tür yasa dışı şiddet eylemlerinde bulunanların soruşturulması ve kovuşturulması şarttır” dedi.  Bağımlılar için alternatif çözümler üretilmeli“Bağımlıların hapisle cezalandırılması yerine alternatif çözümler üretilmeli, verilecek cezaların suçla orantılı olmasına dikkat edilmelidir” diyerek, sözlerini şöyle tamamladı:“Bazı ülkelerde madde bağımlılarının idamla cezalandırılması kaygı uyandırmakta olup, uluslararası gelişmelere uygun biçimde düzenlemelere gidilmelidir. “Bağımlı her bireyin tedavi, rehabilitasyon ve tedavi sonrası bakıma hakkı vardır”Adil bir toplum, en marjinal bireylerinin dahi sağlığına önem veren toplumdur. Uluslararası sözleşmeler doğrultusunda her bağımlı bireyin tedavi, rehabilitasyon ve tedavi sonrası bakıma hakkı vardır. Bu kişilerin toplumla yeniden bütünleşmesi sağlanmalı ve damgalanmaları önlenmelidir. 1961’den bu yana uyuşturucu ile mücadeleyle ilgili üç temel sözleşmenin hükümetler tarafından uygulanmasını izlemekle görevlendirilen bağımsız, yarı-yargısal yetkiye sahip Birleşmiş Milletler Uyuşturucu Kontrol Kurulu her zaman olduğu gibi, bireyin sağlık ve refahını merkeze yerleştiren uyuşturucuyla mücadele politikalarını özendirmeyi ve gerekli desteği vermeyi sürdürecektir.”

21 HAZ 2019

Atasoy, internetteki çocuk avcıları anlattı

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Adli Bilimler bölüm başkanı Prof. Dr. Sevil Atasoy, Kadıköy İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Kadıköy Rehberlik Araştırma Merkezinin düzenlenen Travma ve Okul Temelli Müdahale Sempozyumuna konuşmacı olarak katıldı. Atasoy, İstanbul genelindeki rehber öğretmenlere “internetteki çocuk avcıları” konulu sunum gerçekleştirdi.“Kaçırılan çocuklar üçüncü saatinde öldürülüyor”Kadıköy Anadolu İmam Hatip Lisesi 15 Temmuz Şehitleri Konferans ve Spor Salonunda gerçekleşen konferansta Atasoy, cinsel sebeplerden dolayı kaçırılan çocukların öldürülme ihtimallerinin yüksek olduğunu belirtti. Kaçırılan çocukların kaçırıldıkları andan itibaren üçüncü saatinde öldürüldüğüne dikkat çeken Atasoy, “aileler çocukları kaçırıldıklarında polise haber vermek için iki saat bekliyor, bu da polisin elinde bir saat bırakıyor. Çocuk tahmin edilen yerde değilse mutlaka polise haber verilmeli. Çocuğun son görüldüğü yer çok önemli” şeklinde konuştu.“Çocuğu gören son kişi olabiliriz”Hepimizin birey olarak etrafta olup bitene çok dikkat etmemiz gerektiğini vurgulayan Atasoy, belki bir çocuğu gören son kişi olabiliriz dedi.Türkiye genelinde çocuk tacizi vakalarının çok fazla olduğuna değinen Atasoy, çocuklara kimlerin kötülük yapabilecekleri konusunda değerlendirmelerde bulundu. Atasoy, çocuklara zarar verenlerin büyük bölümünün çocuğun tanıdığı, akraba ya da komşusu olabileceğine dikkat çekti.Atasoy şunları söyledi: Çocuklara cinsel tacizde bulunanlar genellikle bekâr, kendi ailesi ya da yalnız yaşayan, bilgi ve beceri gerektirmeyen işlerde çalışan ya da işsiz olan insanlar. Ama bazen istisnalar olabiliyor. Nice seri katiller vardır ki öğretmen, sevecen bir dede ya da spor takım antrenörü de tehdit olabiliyor.“Hiçbir görüntü, ses ve mekân gerçeği yansıtmayabilir”Prof. Dr. Sevil Atasoy, kendi çocuklarımız ve okuttuğumuz öğrencilere öğütler vermemiz gerektiğini internetteki hiçbir görüntü, ses ve mekânın gerçeği yansıtmayabileceğini söyledi.Ailelerin plajda çektikleri çocuklarının fotoğraflarını sosyal medyada paylaşanların olduğunu fakat bu fotoğrafın bir yerlerde para karşılığı satılarak o çocuğu hedef haline getirdiğini belirtti.Teknolojinin çok değerli olduğu belirten Atasoy teknolojinin bazen de suçların işlenmesi için bir silah haline geldiğini söyledi.“Çocuğun her söylediğine inanmak gerekiyor”İlerleyen günlerde ampulün olduğu her yerde internete ulaşılabileceğini belirten Atasoy, tek çare neyle karşılaştığımızı bilebilmek. Bir çocuk aile içinde sır saklamamalı. Her türlü olayı iyi ya da kötü olayı paylaşabilmeli. Çocuğun her söylediğine inanmak gerekiyor” şeklinde konuştu.Prof. Dr. Sevil Atasoy konuşmasının ardından izleyicilerin sorularını yanıtladı.Programın sonunda Atasoy okurları için kitaplarını imzaladı.

22 NİS 2019

Prof. Dr. Sevil Atasoy BİOEXPO fuarında okuyucuları ile buluştu

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Adli Bilimler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sevil Atasoy, BIOEXPO “Yaşam Bilimleri Forumu” ve ANALYTECH fuarında söyleşi ve imza gününe katıldı.İstanbul Lütfi Kırdar Kongre Merkezi Akdeniz Salonunda Labmedya sponsorluğunda düzenlenen fuarda Prof. Dr. Sevil Atasoy “Mucize Deliller” konulu söyleşi gerçekleştirdi.Atasoy’un söyleşisine ziyaretçiler yoğun ilgi gösterdi.Söyleşinin ardından Atasoy, okuyucuları için kitaplarını imzaladı.

16 NİS 2019

Dersi olay yerinde işliyorlar

Üsküdar Üniversitesi Adli Bilimler Bölümü, özel ya da resmi kriminal laboratuvarlarda görev yapacak, bilimsel araştırmalar yürütecek, yeni yöntem ve gereçler geliştirecek, bunları uygulamaya geçirecek profesyonellerin eğitimine devam ediyor. Bu yıl yeni binasına taşınan Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü öğrencileri en son teknoloji laboratuvarlarda alanında uzman isimlerden dersler alıyor.Üsküdar Üniversitesi adli bilimcileri suçu aydınlatmaya, suçluyu bulmaya yönelik yenilikler üretmeyi hız kesmeden sürdürüyor.Öğrencilere, başarılı bir soruşturmanın vazgeçilmez unsurlarından olan, adli fotoğrafı, olay yeri inceleme, delil toplama ve yeniden canlandırmanın teori ve pratiği özel laboratuvarlarda öğretiliyor.İntihar, cinayet, kaza, cinsel saldırı ya da hırsızlık senaryolarıyla düzenlenen sahte olay yeri (mock crime scene) laboratuvarlarında lisanstan doktoraya her düzeyde adli bilim öğrencilerinin yanı sıra otopsi teknisyenleri de eğitim görüyor.

15 NİS 2019

Adli Bilimciler ve Ceza Hukukçuları bir arada

Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü tarafından düzenlenen 1. Uluslararası Adli Bilimciler ve Ceza Hukukçuları Kongresi’nde cinsel şiddet ve cinsel suçlar, adli ve hukuki yönleriyle ele alınıyor. Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, cinsel şiddet ve cinsel suçlara yönelik panik yasaların çözüme yönelik olduğunu, bu durumun suçun önlenmesinde yeterli olmadığını söyledi. Teknolojinin yaygınlaştığı günümüzde yasaklamaların sonuç vermeyeceğini ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bireylerde zarar algısının oluşturulması gerektiğini belirterek “Bu algı oluştuğunda kişi, bu yaptığım şey bana zarar veriyor, bunu yaptığımda başkasına zarar vereceğim diye düşünerek kendi kendini durdurabilir noktaya geliyor. Asıl özgürlük içindeki ayartıcı ve suça yöneltici duygulara hayır diyebilmek” dedi. Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşkesi Kuleli Salonu’nda düzenlenen 1. Uluslararası Adli Bilimciler ve Ceza Hukukçuları Kongresi’nde cinsel şiddet ve cinsel suçlar tüm yönleriyle ele alınıyor.Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, kongrenin açılış konuşmasında kongrenin cinsel şiddet ve cinsel suçlara önemli bir bakış açısı getireceğini belirterek özellikle birbirinden farklı disiplinlerin sadece fen filimlerinde değil, sosyal bilimler, hukuk ve adli bilimler alanında ortak çalışmalar yapmasının önemine işaret etti. Prof. Dr. Tarhan, “Bu multidisipline çalışmalar olmazsa sorunlar çözülemiyor ve daha karmaşık bir hal alıyor” dedi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Panik yasalar suçun önlenmesinde yeterli olmuyorProf. Dr. Sevil Atasoy’un açılış konuşmasında bahsettiği ceza hukukçusu Ord. Prof. Dr. Sulhi Dönmezer’in 1984 yılında vurguladığı “panik yasası”na değinen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, günümüzde cinsel saldırı ve cinsel şiddet suçlarına yönelik panik yasaların ortaya çıktığını ancak bunun sadece sonuca yönelik olduğunu, suçların önlenmesine ve caydırıcılık konusunda etkisinin bulunmadığını söyledi. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Şu an sonuçlar üzerinden gidiliyor. Elektronik kelepçe ve 6 ay uzaklaştırma gibi cezalar veriliyor ama problem azalmıyor daha da artıyor. Travma olduktan sonra ikincil üçüncül travmalar olur, şiddet olur; bu sefer ikincil şiddetle olmaya başladı demek ki metod yanlış. Bunun gözden geçirilmesi gerekir. Buradan çıkacak sonuç bildirgesinde bunun üzerinde durulmasında fayda var. Cinsel suçlar ceza adaleti, ceza hukuku ve adli bilimlerin kesiştiği önemli bir alan” diye konuştu.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Yasaklayarak sonuç alınamaz”Cinsel şiddet suçlarının 1960’lı yıllardan sonra tüm dünyada artış gösterdiğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, bunda alkol ve madde bağımlılığındaki artışın etkisi olduğunu, bunun artmasıyla beraber cinsel şiddet suçlarının arttığına dikkat çekti. ABD Başsavcılar Yüksek Kurulu’nun bir kararında cinsel şiddet suçlarıyla erotik pornografik materyal kullanımı arasında nedensellik ilişkisi olduğuna yer verildiğini belirten Tarhan, bu tür suçların önlenmesinde zarar algısının vurgulanmasının önemli olduğunu söyledi. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Teknolojinin bu kadar yaygınlaştığı bir dönemde yasaklayarak sonuç alamayız. İnsanlarda zarar algısını oluşturmamız gerekiyor. Bağımlılığı önlemek için en çok üzerinde durduğumuz konu, kişide zarar algısı oluşması. Bu algı oluştuğunda kişi, bu yaptığım şey bana zarar veriyor, bunu yaptığımda başkasına zarar vereceğim diye düşünerek kendi kendini durdurabilir noktaya geliyor. Asıl özgürlük içindeki ayartıcı ve suça yöneltici duygulara hayır diyebilmek” dedi.Prof. Dr. Sevil Atasoy: “Sadece cezaların artırılması sorunu çözmüyor”Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy ise programın birbirinden farklı ancak birbirine çok bağlı iki disiplinin adli bilimler ve ceza adaleti birlikteliğinden oluştuğunu söyledi. Prof. Dr. Sevil Atasoy, cinsel saldırının hiç kuşkusuz vahim bir toplumsal sorun olarak karşımızda durduğunu belirterek Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’nün 2005 ile 2015 yıllarına ilişkin yayınladığı cinsel saldırı suç ve  sayıları başlıklı bültene göre, cinsel saldırı suçunu işlediği iddia edilen her 100 kişiden 73’ü öyle ya da böyle gerçekleştirmiş olduğu fiil sebebiyle suçlu bulunduğunu söyledi. Prof. Dr. Sevil Atasoy, “Bu suçun önlenmesinden başlayarak suçlunun topluma kazandırılmasına varan geniş yelpazedeki bütün faaliyetler ülkemize uygun bir suç siyasetini  yansıtmalıdır. Ancak bir suç tipi yaygın hale geldiği zaman sadece kanunda ön görülen cezaların artırılması suretiye suçun işlenmesinin azaltılabileceği bir başka deyişle panik mevzuatla düzeltilebileceği gibi hatalı bir anlayış bulunmaktadır. İşte tam da bu yüzden 1. Uluslarası Adli Bilimler ve Ceza Hukuku Kongresinin cişnsel saldırı suçuna odaklanmasını çok doğru bulmaktayım” dedi.Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Ceza Adaleti Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Gülsün Ayhan Aygörmez Uğurlubay da kongreye destek veren Üsküdar Üniversitesi’ne, Prof. Dr. Nevzat Tarhan’a ve Prof. Dr. Sevil Atasoy’a teşekkür ederek kongrenin önemli sonuçları olacağını söyledi.Aile ve okulda eğitim şartKongrenin “Cinsel Şiddet Olgusu” başlıklı ilk oturumu, Prof. Dr. Sevil Atasoy’un moderatörlüğünde  gerçekleştirildi. Üsküdar Üniversitesi Adli Bilimler Bölümü’nden Umut Kendüz’ün cinsel şiddet olgusunu ele aldığı oturumda, Üsküdar Üniversitesi Radyo TV Sinema ve Psikoloji Bölümü öğrencisi Onur Özyalçın ve Üsküdar Üniversitesi Psikoloji ve Sosyoloji Bölümü öğrencisi Ceren Atlı, “medyada cinsel şiddet  olgusu ve psikolojisi” konuşuldu; cinsel şiddet olgusuna karşı aile ve okullarda bilgilendirme çalışması yapılmasının önemine dikkat çekildi.Alman ve Türk Ceza Kanunlarında cinsel suçlar konuşulduÖzyeğin Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Dr. Yener Ünver’in moderatörlüğünü yaptığı “Cinsel Suçlar: Alman ve Türk hukuk mevzuatında cinsel suç düzenlemeleri” başlıklı oturumla devam eden kongre, Özyeğin Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Özlem Yenerer Çakmut’un moderatörülüğünde “Alman ve Türk Hukuk Mevzuatında Cinsel Suç Düzenlemeleri”, Üsküdar Ünbiversitesi Adli Bilimler Bölümü Öğretim Üyesi Zekai Genç’in moderatörlüğünde “Cinsel Suçlarda Güncel Tartışmalar ve İfadelerden Kaynaklanan Sorunlar” başlıklı oturumlarla devam etti.Kongre iki gün sürecekKongrenin ikinci gününde ise Prof. Dr. Sevil Atasoy moderatörlüğünde “Cinsel Suç Nedenleri, Profilleme ve Suç Önleme Stratejileri”, Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Ceza Adaleti Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Gülsün Ayhan Aygörmez Uğurlubay’ın moderatörlüğünde “Cinsel Suçları Önlemeye Yönelik Stratejiler ve Çözüm Önerileri” ve Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Ensititüsü Adli Bilimler Doktora Öğrencisi Hacer Eşref Atik Tosunlar’ın moderatörlüğünde “Cinsel Suç Mağdurlarını Korumaya Yönelik Gelişmeler ve Öneriler” başlıklı oturumlar gerçekleştirilecek.

05 NİS 2019

Adli Bilimler Enstitüsünün ilk ziyaretçileri Polis Akademisi Müdürlüğü Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsünden

Polis Akademisi Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. İbrahim Dursun ve Md. Yrd. Doç. Dr. Mehmet Ali Tekiner, Prof. Dr. Sevil Atasoy önderliğinde çalışmalarını sürdüren Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsünü ziyaret etti.  Yeni binasına taşınan Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsünün ilk ziyaretçileri Polis Akademisi Adli Bilimler Enstitüsünden oldu.Polis Akademisi Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. İbrahim Dursun ve Md. Yrd. Doç. Dr. Mehmet Ali Tekiner Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsünü ziyaret etti.Dursun ve Tekiner, Adli Bilimler Fakültesi Mdr. Yrd. Dr. Öğr. Üy. Kaan Yılancıoğlu, Doç. Dr. Gülsün Ayhan A. Uğurlubey, Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Ünsal, Dr. Öğr. Üyesi Zekai Genç, Öğr. Gör. Duygu Yavuz, Öğr. Gör. Buse Sabiha Bozaslan ile toplantı gerçekleştirdi.“Öğrencilerimiz önce suçların sınıflandırılması tanımlanmasına yönelmelidir”Toplantıda, öğrencilere verimli bir eğitim verilmesi gerektiğinden, asayiş şubedeki veri eksikliğine ve bunun nasıl düzeltilmesi gerektiğine kadar birçok konudan bahsedildi.Öğrencilerin önce veri eksikliğine ve suçların sınıflandırılması, tanımlanmasına yönelmesi gerektiğini belirten Dursun; “Mevcut verileri talep etmek yerine mevcut verilerin sağlıklı edinilmesini sağlamamız gerekiyor. Hırsızlık tek başına bana bir şey ifade etmiyor. Onu tanımlamak lazım. Bizim önce bir şey vermemiz gerekiyor ki sonra talep edelim. Biz mevcut veriyi işlediğimiz zaman bu bize ülke olarak aleyhte bir durum. Bizim sınıflandırmalara ve sokaktaki gerçeklere değinmemiz gerekiyor. Öğrencilerimiz önce suçların sınıflandırılması tanımlanmasına yönelmelidir” dedi.Toplantının ardından, Polis Akademisi Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. İbrahim Dursun ve Md. Yrd. Doç. Dr. Mehmet Ali Tekiner’e öğretim görevlileri Adli Bilimler laboratuvarlarını gezdirdi.Toplu fotoğraf çekimi ardından ziyaret sona erdi.

04 NİS 2019

Üsküdar Üniversitesi Emniyetin 174. Kuruluş yıldönümü programına katıldı

Üsküdar Üniversitesi Adli Bilimler öğretim üyeleri, Emniyet Teşkilatının 174. kuruluş yıl dönümü kapsamında İstanbul Polis Eğitim ve Kongre Merkezinde yapılan “Dijital Çağda Güvenliğin Dönüşümü ve Bir İç Güvenlik Aktörü Olarak Polis" sempozyumuna katıldı.Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsünü temsilen Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdür Yardımcısı Dr. Öğretim Üyesi Kaan Yılancıoğlu, Dr. Öğretim Üyesi Aylin Yalçın Sarıbey, Dr. Öğretim Üyesi Tuğba Ünsal ve Dr. Öğretim Üyesi Zekai Genç ile Strateji Geliştirme Direktörü Ayşe Öztürk, İstanbul İl Emniyet Müdürü Dr. Mustafa Çalışkan’ın davetlisi olarak sempozyuma katılım sağladı.Sempozyuma İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı, İstanbul İl Emniyet Müdürü, çeşitli Üniversitelerin Rektörleri, Emniyet teşkilatı mensupları ile akademisyenler de katılım sağladı.İl Emniyet Müdürünün 2018 yılı Suç Profili sunumuyla başlayan sempozyum, diğer konuşmacıların “Dijital Dönüşümde Suç ve Suçluyla Mücadele” konuları hakkındaki görüş alışverişi ve tartışmaları ile son buldu.Emniyet Teşkilatının 174. kuruluş yıl dönümü sebebiyle Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan da  İl Emniyet Müdürü Dr. Mustafa Çalışkan’a çiçek gönderdi.

20 MAR 2019

Merak edilen o soruya cevap verdi: Seri katiller...

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy, "Türkiye'de seri katil yoktur denir, ben buna katılmıyorum. Bunu söyleyebilmek için son 50 yılda çözülememiş hiç cinayetinizin olmaması lazım. Bizde aydınlatılamamış olay var, kayıp da çok." dedi.Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) Bucak Hikmet Tolunay Meslek Yüksekokulu tarafından bu yıl 13'üncüsü düzenlenen Kariyer Günleri toplantısında konuşan Prof. Dr. Sevil Atasoy, üniversite öğrencilerine kariyerinin dönüm noktalarını anlattı.Bir öğrencinin sorusu üzerine "Kusursuz cinayet yoktur" sözünün çok fazla bilinir olduğunu ifade eden Atasoy, "Bir olay çözülemiyorsa öncelikli olarak olay yeri incelemede problem var demektir. İyi bir olay yeri incelemesi yapılırsa mutlaka olayların aydınlatılma oranı yükselir." diye konuştu.SAHNELENEN OLAY YERLERİ VARAtasoy, her olay yerine aynı kalitede personeli göndermenin mümkün olmadığını belirterek, "Sahnelenen olay yerleri var, yani intihar gibi olan aslında cinayettir. Cinayet gibi duran da intihardır. Olay yerlerine ön yargı ile yaklaşılıyor ve ilk görülen şeye inanılıyor. Ona göre deliller toplanıyor. Bu bir açmaza girdiği zaman da tekrar olay yerine dönülemiyor. Ön yargı olmadan bu senaryolar düşünülerek delillerin toplanması lazım." ifadelerini kullandı."Kusursuz cinayet hakikaten yoktur." diyen Atasoy, kusurlu personel ve laboratuvar çalışanı, kasten yanlış yapan laboratuvar çalışanı olduğunu söyledi.Atasoy, insanların deneyim sahibi olmasının önemine işaret ederek, şöyle konuştu:"KAYIP DA ÇOK""Türkiye'de seri katil yoktur' denir mesela. Ben buna katılmıyorum, bunu söyleyebilmek için son 50 yılda çözülememiş hiç cinayetinizin olmaması lazım. Böyle bir şey yok. Bizde aydınlatılamamış olay var, kayıp da çok. Memleketi mi terk etti, dağa mı çıktı, yoksa bir yerde öldürüldü mü? Bilmediğimiz bir sürü insan var. Çünkü seri katil 3 ya da daha fazla kişiyi arada soğuma evreleri olmak kaydıyla öldürene diyoruz. Ama bu soğuma evresi 10 yıl olabiliyor, 15 yıl olabiliyor."Atasoy'a günün anısına, MAKÜ Rektörü Prof. Dr. Adem Korkmaz tarafından hediye verildi.Kaynak: Hürriyet GazetesiHaberin Linki: http://www.hurriyet.com.tr/gundem/merak-edilen-o-soruya-cevap-verdi-seri-katiller-41154979

11 MAR 2019

Atasoy Aydın’da ‘Mucize Deliller’ i anlattı

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy Nazilli Belediyesinde “Mucize Deliller” konulu söyleşi gerçekleştirdi.Nazilli Belediyesi Mehmet Yüzügüler Kültür Merkezinde gerçekleşen söyleşiye katılımcılar yoğun ilgi gösterdi.Mucize Deliller sunumunda gelişen teknoloji ile birlikte adli olaylarda delil olarak kullanılan materyallere dikkat çeken Atasoy, aydınlatılmış ve aydınlatılamayan cinayet örneklerine değindi.Atasoy söyleşi sonrası okurlarının kitaplarını imzaladı.Atasoy’a yoğun ilgi gösteren okurlar, Atasoy ile bol bol fotoğraf çektirdi.

05 MAR 2019

Prof. Dr. Sevil Atasoy 2018 uyuşturucu dünya raporunu Üsküdar Üniversitesinde açıkladı

 Birleşmiş Milletler (BM) Uluslararası Narkotik Kontrol Kurulu (INCB) tarafından oluşturulan 2018 Raporu, dünya ile aynı anda paylaşıldı. Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, 2005-2010 ile 2017-2022 dönemleri Birleşmiş Milletler Narkotik Kontrol Kurulu Üyesi ve önceki başkanı Prof. Dr. Sevil Atasoy, Orta Doğu ülkelerindeki uyuşturucu mücadeleye ilişkin verilerin yanı sıra rapordaki Türkiye’ye ilişkin rakamları da paylaştı.    Türkiye’nin, Afganistan’dan eroinin kullanıcısı olan Avrupa ülkelerine transit olarak geçtiği, klasik Balkan yolu üzerinde bulunduğunu ve transit rolünü sürdürdüğünü belirten Prof. Dr. Sevil Atasoy, “Geçtiğimiz yıla göre neredeyse iki kat eroin yakalamış durumdayız. Yani yakalamada muazzam bir artış var. Benzer şekilde geçtiğimiz yıllara oranla neredeyse 10 kat anhidrit yakalamış durumdayız. Uyuşturucu ile mücadelede bir önceki yıla oranla 0 artmış bir başarı var” dedi.   Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşkesi Senato Salonunda düzenlenen basın toplantısında Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, 2005-2010 ile 2017-2022 dönemleri Birleşmiş Milletler Uyuşturucu Kontrol Kurulu Üyesi, önceki dönem başkanı Prof. Dr. Sevil Atasoy, Birleşmiş Milletler (BM) Uluslararası Narkotik Kontrol Kurulu (INCB) tarafından oluşturulan 2018 Raporu, dünya ile aynı anda paylaştı.  Uluslararası Narkotik Kontrol Kurulu (INCB) hakkında bilgi veren Prof. Dr. Sevil Atasoy,  “Tıbbi ve bilimsel kullanım dışında narkotik ve psikotrop maddelere erişimi, ayrıca bunların üretim, imalat, dağıtım, kullanım ve ticaretini denetlemek suretiyle, dünya vatandaşlarının sağlık ve refahını korumayı hedefleyen uluslararası nitelikte üç Birleşmiş Milletler Sözleşmesi bulunur. Bunlara, Okyanusya’daki birkaç ada devlet dışında, bütün üye ülkeler taraftır.  BM’nin başka hiçbir düzenlemesi bunlar kadar evrensel kabul görmemiştir. Sözleşmelere uyumu BM’nin bağımsız organı Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu (INCB) denetler.  Sözleşmelere göre Ekonomik ve Sosyal Konsey tarafından beş yıllığına seçilen ve 13 uzmandan oluşan Kurul, her yıl, sadece Hükümetlerin yetkili organlarının bildirimlerine dayanarak kaleme aldığı bir rapor ile eklerini yayınlamak zorundadır” dedi.  2018 INCB Raporu’nun öncelikle Cannabis’in (esrar) tıbbi amaçla kullanımının risk ve yararlarına odaklandığını, ayrıca Cannabis’in tıp dışı kullanımı ile ilgili yasal gelişmeleri değerlendirdiğini belirten Prof. Dr. Sevil Atasoy, şunları söyledi: “Raporun “Uluslararası Denetime Tabi İlaçlara Erişim” başlığını taşıyan bir de özel eki var. Ayrıca 5 Mart 2019 günü, 2018 Öncüller Raporu da dünyanın dört bir yanında basın mensuplarına sunulacak. Bir dizi bölgesel gelişmeye değinen bu raporlar Afganistan’ın uyuşturucu madde ile mücadelede karşılaştığı sorunlarla başa çıkabilmesi için mali ve teknik destek çağrısında da bulunuyor.”  “Dünyanın eroin ve morfin kullanımını önlemek için önce Afganistan sorunu çözülmeli”   Prof. Dr. Sevil Atasoy, Afganistan’ın bu yıl yasal ihracat gelirlerinin çok üzerinde afyon üzerinden kazanç elde ettiğini belirterek “Afganistan sorunu çözülemediği takdirde dünyadaki eroin bağımlığının ve morfin kullanımının önüne geçmek mümkün değil” uyarısında bulundu.  Yakalama oranında % 100 oranında başarı var  Ülkemizde alınan önlemler, eğitimli personel gibi çeşitli etkenlerle yakalanma oranında ciddi bir başarı tablosu olduğunu belirten Prof. Dr. Sevil Atasoy, yakalanma oranlarında en az 0 elde edilmiş başarı olduğuna dikkat çekti. Prof. Dr. Sevil Atasoy, şunları söyledi: “Türkiye’nin Afganistan’dan eroinin kullanıcısı olan Avrupa ülkelerine transit olarak geçtiği, klasik Balkan yolunun önemini bu yıl da aynen devam ettirdiğini görüyoruz. Yani azalan pek şey yok. Kuzey yolu güney yolu denilen birçok yol var ise de en ucuzu, en kolayı, en hızlısı Balkan yolu. Dolayısııyla bu memleketin üzerinden bu geçiyor. Önemli olan geçtiğimiz yıla göre neredeyse iki kat eroin yakalamış durumdayız. Yani böyle muazzam bir yakalamada artış var. Benzer şekilde geçtiğimiz yıllara oranla neredeyse 10 kat anhidrit yakalamış durumdayız. Uyuşturucu ile mücadelede 2018 raporu, 2017 raporundaki Türkiye’nin durumu ile karşılaştırıldığında en az 0 artmış bir başarı var. Bu başarının ölçüsü Kontrol Kurulu için yakalanan torbacı sayısı değil. Kilogram, litre, ton, yani makro düşünmek gerekiyor. Mühim olan güvenlik görevlilerinin arzla olan mücadelesi.”  Yakalamada en üst seviyedeyiz  Ülkemizin üzerinden geçen maddenin yakalanma oranının dünyada en üst seviyede olduğunu ifade eden Prof. Dr. Atasoy, “0’ün yakalanmasının zaten mümkün değil. Türkiye’nin polis ve Jandarması her zaman takdir edilen bir performans gösteriyor. Ancak bu yine de Avrupa’daki eroin bağımlılığın artması, önlenmesi ve erişim fiyatına etki edilemiyor” dedi. Bu mücadele bitmez!  “Uyuşturucu ile mücadele bitmeyecek bir mücadeledir” diyen Prof. Dr. Sevil Atasoy, “Binlerce yıldır insanlar değişik nedenlerle değişik maddeleri kullanıyor. Çünkü insan beyni kendine yetemiyor. İyi olma halini spor gibi uğraşlarla yani başka şekilde elde etmeyi topluma, gençlere öğretmek gerekiyor” dedi. Bu raporda ülkelerin kendi adlarının geçmesini hiç istemediklerini ifade eden Prof. Dr. Sevil Atasoy, “Raporda az geçmek en büyük hedefidir. Türkiye’nin adının geçtiği yerler görüyoruz ama bunların büyük çoğunluğu iyi şeyler” dedi. Genç nüfusu olan bir ülkeyiz, dikkatli olmak zorundayız  Prof. Dr. Sevil Atasoy, basın mensuplarının Türkiye’de geçen yıla göre kullanımın ne durumda olduğu soru üzerine “Uyuşturucu madde kullanımının rastlanma sıklığına dair çok araştırma yapma şansınız olmuyor. Okul öğrencisine anket yapmak mümkün değil bunun en büyük nedeni özendirme kaygısı, çünkü hiç bilmediği bir maddeyi öğrenebilir. O nedenle okullar bilinemiyor. Çok genç nüfusu olan bir ülkeyiz, meraklı bir gençlik var. Dikkat etmek gerekiyor” uyarısında bulundu.  Kadınlar sert maddeler kullanmıyor  Kadınların esrar ve eroin gibi sert maddeler kullanmadığını, bunun yerine reçeteyle yazılan ilaçları tercih ettiğini belirten Atasoy, bu durumun dünyaya engelli gelen bebeklerin sayısındaki artışta etkili olabileceğine dikkat çekti.  Türkiye’ye 20 konuda atıfta bulunuluyor  Prof. Dr. Sevil Atasoy, Orta Doğu ülkelerindeki uyuşturucu mücadeleye ilişkin verilerin yanı sıra rapordaki Türkiye’ye atfedilen bölümlere ilişkin de şu bilgileri verdi: “INCB 2018 Raporu Türkiye’ye yaklaşık 20 kadar konuda atıfta bulunmaktadır.  2016’ya göre haşhaş ekimi alanlarının Türkiye dahil dünya genelinde azaldığı, ancak morfince zengin afyon ham maddesi stokunun en büyüğünün Türkiye’nin elinde bulunduğu ( 725 ton morfin eşdeğeri stokun 161 tonu)Türkiye’nin Uluslararası ithalat – ihracat Yetkilendirme Sistemi’ni (I2ES) aktifleştiren 40 ülkeden biri ve siteme bilgi yükleyen 10 ülkeden biri olduğuAfganistan kaynaklı olup Batı ve Orta Avrupa ülkelerini hedefleyen opiatların (eroin, morfin, afyon) başlıca Balkan Yolu’nu kullandığı ve yolun İran İslam Cumhuriyeti, Türkiye ve Balkan ülkeleri üzerinden geçtiğiTürkiye’nin, 10-11 Kasım 2017 tarihlerinde Özbekistan tarafından düzenlenen Orta Asya’da Güvenlik ve Sürdürülebilir Gelişme Uluslararası Konferansı’na katıldığıMadde kullanım bozukluklarının tedavisi, rehabilitasyon, sosyal reentegrasyon ve madde kullanımını izleme konularının yanı sıra çok sayıda hukuki düzenleme ve güvenlik önlemini kapsayan 2018 – 2023 Ulusal Strateji Belgesi ve Eylem Planını kabul ettiğiYetkililerin, Türkiye’de ele geçen eroin ile asetik anhidrit miktarlarındaki artış yüzünden 2017-2018 döneminde Avrupa piyasalarına giren eroin miktarında yükselme görüleceğini belirttikleriTürkiye’de 2016 yılında 5.5 ton eroin yakalanırken 2017’de bu sayının 17.7 tona yükseldiği2018 yılı Ocak ve Haziran ayları arasında 9.5 ton eroin yakalandığı2016’da 337 kilogram afyon ele geçerken, 2017 yılında bu sayının 933 kilogram olduğuYetkililerin bildirimine göre, İran İslam Cumhuriyetinden yola çıkan, İran plakalı kamyonların Türkiye üzerinden hedef piyasaların bulunduğu Avrupa’ya geçişlerinde artış gözlendiğiYetkililere göre, Türkiye’de ele geçen afyonun Avustralya, Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri yasa dışı piyasalarını hedeflediğiKuzey Irak’ta eroin imalatının gerçekleştiğine dair işaretler olduğu, Kuzey Irak’tan Türkiye’ye giren eroin yakalamalarında artış gözlenmesinin, ayrıca Irak’a gitmekte olan ciddi miktarda asetik anhidritin Türkiye’nin batı sınır bölgesinde ele geçmesinin bu durumu desteklediğiTürkiye’de yakalanan Cannabis (esrar) miktarının ciddi artış gösterdiği, 2016 yılında ele geçen 36 tona karşılık, bu sayının 2017 yılında 81 tona eriştiğiYakalanan kenevir bitkisi miktarında ise azalma olduğu, 2016 yılında 110 ton kenevir ele geçerken, 2017 yılında bu sayının 94 ton olarak gerçekleştiğiTürkiye’nin ciddi biçimde esrarın daha etkili biçimi olan “skunk” adlı uyuşturucunun kaçakçılığı ile karşılaştığı. Bir önceki yıla göre dört kat artışla 2017 yılında 6.5 ton skunk yakalandığı,Yetkililere göre Skunk’ın menşeinin Hollanda başta olmak üzere Avrupa olduğu, maddenin Orta ve Güney-Doğu Avrupa (başlıca Yunanistan) üzerinden Türkiye’ye ulaştığıTürkiye’deki kokain yakalamaları arttığı, 2016 yılında 845 kilogram ele geçtiği halde 2017 yılında bu miktarın 1.5 ton’a yükseldiğiYetkililere göre kokain kaçakçılığının Brezilya, Kolombiya ve Venezuela gibi Güney Amerika ülkelerinden doğrudan ya da Nijerya ve Güney Afrika gibi Afrika ülkelerinden transit geçerek gerçekleştiği, bu amaçla sıklıkla İstanbul Atatürk Hava Limanı kullanıldığı. Yetkililere göre Türkiye’nin “captagon” kaçakçılığında transit ülke olmayı sürdürdüğü. Captagon’un başta Suriye Arap Cumhuriyeti olmak üzere Orta Doğu’da imal edildiği ya da satıldığıCaptagon kaçakçılığında terörist ve isyancı grupların da yer aldığıTürkiye’de asetik anhidrit yakalamalarının büyük artış gösterdiği, 2016 yılında 1588 litre abhidrit ele geçtiği halde, 2017 yılında bu sayının 23000 litre olduğu, 2018 yılı Ocak ve Haziran ayları arasında da 34000 litre yakalandığı, buna göre eroin sentezinin vazgeçilmezi olan asetik anhidrit kaçakçılığının bütün hızıyla sürdüğü.Yetkililere göre asetik anhidritin kaynağının genellikle Almanya ve Hollanda olmak üzere Orta ve Batı Avrupa ülkeleri, hedefin ise İran İslam Cumhuriyeti ve Irak olduğuMayıs 2017’de Türkiye’nin, piyasada gözlenen yeni psikoaktif maddelerdeki artış yüzünden 138 adet merkezi sinir sistemi baskılayıcı maddeyi denetlemeye başladığı, yılın Ağustos ayında da denetime 31 yeni maddeyi eklediği kaydedilmiştir.

25 ŞUB 2019

Bilgiyi toplumla buluşturan uygulama ilk kez Üsküdar’da kullanılıyor

 İnternet ortamında yayınlanan akademik makalelerin, başta sosyal medya olmak üzere yayınlandığı ortamlarda ne kadar etkileşim aldığını ve kaç kişiye ulaştığını belirlemek amacıyla kullanılan PlumX ve Altmetrics’i Türkiye’de uygulayan ilk üniversite Üsküdar Üniversitesi oldu. Uygulamayla akademik çalışmaların herkese ulaşması hedefleniyor. Doç. Dr. Türker Tekin Ergüzel, Üsküdar Üniversitesi tarafından yayınlanan dergilerde yer alan tüm makalelerin yaklaşık üç aydır PlumX ve Altmetrics sistemine dâhil edildiğini söyledi.Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Yazılım Mühendisliği Bölüm Başkanı ve Bilgisayar Mühendisliği Öğretim Üyesi Doç. Dr. Türker Tekin Ergüzel, Üsküdar Üniversitesi’nin Türkiye’de ilk kez PlumX ve Altmetrics sistemini kullanan üniversite olduğunu söyledi.Akademik makaleler topluma ne kadar ulaşıyor?Doç. Dr. Türker Tekin Ergüzel, PlumX ve Altmetrics’in, internet ortamında yayınlanan akademik makalelerin; haberlerde bahsedilme oranı ya da hakkında yapılan sosyal medya paylaşım sayısı gibi etkileşim kriterleri göz önüne alınarak hazırlanan bir beğeni göstergesi olduğunu ifade etti. Ergüzel, sistemin akademik verilerin anlamlandırılabilmesini ve karşılaştırma yoluyla analiz edilebilmesini sağladığına dikkat çekti.Üsküdar Üniversitesi, bir ilki gerçekleştirdiÜsküdar Üniversitesi'nde üç aydan bu yana kullanılan PlumX ve Altmetrics çalışmaları ile üniversite tarafından yayınlanan dergilerdeki tüm makalelerin bu iki sisteme dahil edildiğini kaydeden Doç. Dr. Türker Tekin Ergüzel, sistemle ilgili şu bilgileri verdi:“Bu iki metrik, iki farklı firma gibi düşünülebilir. Biz ikisinden de istifade ediyoruz.  research.uskudar.edu.tr’de ikisi de var. Bu şu işe yarıyor; örneğin televizyonda akademik içerikli bir yayın yapıldı. Bu yayını sadece akademik içerikli mecralarda paylaşıyoruz ama sosyal etkisinin olabilmesi için sosyal mecralarda da paylaşılıyor. Bu yayının daha basitleştirilmiş formatını özet bir metinle research.uskudar.edu.tr’de paylaşıyoruz.Bilimsel veriler topluma ve insana ulaşmalıBilimsel çalışmaların topluma etki etmesinin önemli olduğunu düşünüyoruz. Bir akademik çalışmanın insana dokunan noktası neresi veya insanlar bundan nasıl istifade edebilir şeklinde bir endişemiz olduğu için research.uskudar.edu.tr’yi oluşturduk. İngilizce tam metni veriyoruz. Bu web metrikler şunu yapıyor. Ben girdim research.uskudar.edu.tr’de bir kişinin hazırladığı makaleye ulaştım. Özetini de okudum. O özeti Twitter’da Facebook’ta ya da sosyal mecralarda paylaştığım zaman bu web metrikler, ilgili kişinin söz konusu çalışmasını Facebook’ta 4 kişi, Twitter’da 10 kişi tarafından paylaşıldığını gösteriyor. Bir pasta dilimli grafik var, bu paylaşımı onun üzerinde gösteriyor. Bu neye yarıyor? Bizim akademik çalışmamızın kaç insana dokunduğunun ölçülmesine yarıyor. Bu web metrikler, bir standart olacak.”Bilgi rafta kalmamalıUygulamanın yaygınlaşması gerektiğini belirten Doç. Dr. Türker Tekin Ergüzel, “Türkiye’de sadece Üsküdar Üniversitesi’nde kullanılıyor. Yurt dışında yeni yeni standart olmaya başladı. Research aslında research.uskudar.edu.tr, kendi adına yeni bir mecra. Bunun da örneği yok. Bunun sosyal mecrada paylaşımına dair de bir örneği yok. Her ikisi de bu anlamda çok kıymetli” diye konuştu.Akademik makale ve çalışmaların topluma ulaşmasının anlamlı olduğunu belirten Doç. Dr. Türker Tekin Ergüzel, şunları söyledi:“Yaptığınız bilimin sadece akademik mecrada kalması yeterli değil. Akademik çalışmaların topluma ve insana dokunması da önemli. Annemin buradaki meditasyon ile ilgili çalışmayı okuyup hoşuna gittiğini bilirim. Bu tip sonuçlara niye sadece akademik bakışla bakılsın ki? Toplum ile bilim insanları veya bilimle olan mesafenin kapanması, bir vizyon katacak insana. Bu bir yöntemdir ve yöntemle öğreniyor insanlar. Metot öğreniyorlar ve bilimsel bir bakış analiz tecrübesi kazanıyorlar.”

21 OCA 2019

Prof. Dr. Sevil Atasoy ve Sinan Canan okurları ile buluştu

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy ve Prof. Dr. Sinan Canan Yeni Nesil Kitap Fuarı İstanbul’da okurları ile buluştu.NAP Fuarcılık tarafından Zorlu PSM’de hayata geçirilen ve şehrin merkezinde gerçekleştirilen programda Atasoy, “Mucize Deliller” adlı bir söyleşi düzenledi.Atasoy, söyleşinin ardından okurları için kitaplarını imzaladı.Fuarda Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan Canan da okurları ile bir araya geldi.Prof. Dr. Sinan Canan “Beyin ve Hayal” adlı söyleşi gerçekleştirdi.Söyleşinin ardından Canan, okurları için kitaplarını imzaladı.11-20 Ocak tarihlerinde gerçekleştirilen Yeni Nesil Kitap Fuarı’na, Türkiye’nin önde gelen yayınevleri ve yazarları katıldı.

15 OCA 2019

Prof. Dr. Sevil Atasoy İstanbul Erkek Lisesinde öğrencilerle buluştu

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy İstanbul Erkek Lisesi öğrencileri ile bir araya geldi. İstanbul Erkek Lisesi öğrencilerine “Mucize Deliller” başlığında konferans veren Atasoy, “Kusursuz cinayet yoktur ama kusursuza yakın cinayet vardır” dedi.  “Hiçbir şey apaçık ortada görünen kadar aldatıcı değildir”Prof. Dr. Sevil Atasoy, ortada gerçek gibi görünen hiçbir olaya gerçek gözüyle bakmamak, şüphe ile yaklaşmak gerektiğini ifade etti. “Hiçbir şey apaçık ortada görünen kadar aldatıcı değildir, dolayısıyla alternatif düşünmek, farklı ihtimallerin de olabileceğini unutmamak gerek” dedi.“Her temas bir iz bırakır”İnsanın bulunduğu ortamlarda kendine ait izler bıraktığını söyleyen Atasoy, bırakılan izlerle ilgili örneklere yer verdi. “Oturduğunuz sıralarda bile DNA’larınız var. Başınızdan düşen saç, elinizin teri ile oralara bulaşmakta veya iki futbolcu maç sonunda birbirlerine formlarını vererek birbirlerine lifler aktarırlar özetle her temas bir iz bırakır” dedi.“Adermatoglifiya, parmak izi olmama hastalığıdır” Prof. Dr. Sevil Atasoy, adli olaylarda suç delili olarak sıkça parmak izlerine başvurulduğunun altını çizdi. Parmak izlerinin nasıl oluştuğu ile ilgili kesin bir bilgi olmadığını belirten Atasoy her kişide farklı olan hatta tek yumurta ikizlerinde bile farklılık gösteren parmak izlerinin bazı insanların genetik faktörler nedeniyle bulunmadığını söyledi. Parmak izi olmama hastalığının adermatoglifiya olarak adlandırıldığını ifade eden Atasoy, adermatoglifiya hastalığı ile ilgili bilgi verdi.“Her parıltı bir delildir”Mucize deliller ile ilgili paylaşımlarda da bulunan Atasoy, “Parlak olan ışıltıyı yansıtan her şey delil. Bir oje ile bir ruj ile aydınlatılan birçok cinayet var” dedi. Atasoy, pırıldayan deliller sonucu aydınlatılan olaylarla ilgili örnekler verdi.Programın sonunda Atasoy, öğrencilerin sorularını cevapladı.Haber-Fotoğraf: Merve Özkan

02 OCA 2019

Türkiye’de ilk kez Üsküdar Üniversitesinde

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Direktörlüğü, Bilim Ofisi ve Biyomühendislik öğrenci kulübünün düzenlediği  “Olmak İstediğin Yerde Misin?” etkinliği gerçekleştirildi. Etkinliğin konuşmacısı  Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi  Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Kaan Yılancıoğlu oldu.Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşkede gerçekleşen etkinlikte Yılancıoğlu, Adli Bilimlerin ne olduğu, tam olarak ne işe yaradığı, mezun olduktan sonra hangi pozisyonda çalışılacağı hakkında öğrencilere önemli bilgiler verdi.“Adli bilimlerin içerisinde neredeyse her şey var”Öncelikle adli bilimlerin; kriminoloji olarak da geçen suç bilimini konu alan, suçu bilim olarak gören ve bu suçu bilimsel olarak irdeleyen bir bilim dalı olduğunu söyleyen Yılancıoğlu; “Özellikle Adli Bilimler tek başına bir alan değil. Adli bilim dediğimiz zaman elle tutabileceğiniz, anlatabileceğiniz bir alandan bahsedemezsiniz. Birçok alanı barındırır içerisinde; fiziki bilimler, fenni bilimler, fizik, kimya, biyoloji, jeoloji, coğrafya, siyaset, suç önlemeyle alakalı alanlar var. İçerisinde neredeyse her şey var” dedi.“Türkiye’de ilk kez Üsküdar Üniversitesinde!”Yılancıoğlu; “Hâkim, bilmediği konularda teknik bilgiye ihtiyaç duyduğunda bilirkişiden yardım alır. Bu bilirkişilerin hepsinin bir özelliği vardır. Bunun içinde adli tıp kurumuna başvurulur. Bunun bir tanesi bizim üniversitededir. ‘Adli Bilimler Enstitüsü’. Türkiye’de ilk kez var o da Üsküdar Üniversitesinde başka bir yerde yok. Prof. Dr. Sevil Atasoy tarafından kurulan bir bölümdür. İlk olarak bizim üniversitede var ve öğrenciler bu alanda iyi bir eğitim alıyorlar” dedi.Sonrasında adli bilimcilerin ne işe yaradığından bahseden Yılancıoğlu; “Adli bilimler hâkimin karar verme sürecinde etkili oluyor. Bu noktada değer kazanıyorlar bir avukat gibi bir şekilde topluma hizmet ediyorlar. Bir adli bilimci bir olay yeri incelemesinden, bir genetik incelemeden, bir adli fizik, adli kimya incelemesinden, bir belge incelemeden, bir dijital delil incelemesinden hepsine vakıf olabilecek bir alt yapıya sahip oluyor” dedi.Etkinlik, Yılancıoğlu’nun katılan öğrencilerle fotoğraf çektirmesi ile sona erdi. 

18 ARA 2018

Prof. Dr. Sevil Atasoy dünyanın 23 ünlü adli bilimcisinden biri

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Adli Bilimler bölüm başkanı Prof. Dr. Sevil Atasoy, dünyadaki 23 ünlü adli bilimciden biri. CRIMES LAB’ın listesinde yer alan tek Türk olan Atasoy, 14. Sırada bulunuyor.Suçu önleme ve suçlunun yakalanması adına bugüne kadar yaptığı çalışmalarla bir çok başarıya imza atan Prof. Dr. Sevil Atasoy, Adli Bilimler alanında dünya listesine girdi.Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü aynı zamanda da Adli Bilimler Bölüm başkanı olan Prof. Dr. Sevil Atasoy dünya sıralamasındaki tek Türk oldu.CRIMES LAB’ın “23 ünlü kadın adli bilim insanı listemiz” başlığında yayınladığı çalışmada Prof. Dr. Sevil Atasoy 14. Sırada yer alıyor.Listedeki tek Türk isim olan Prof. Dr. Sevil Atasoy böylece Türkiye’yi bu alanda Dünyada temsil eden bilim insanı olarak da kayıtlara geçti.Çalışmada Atasoy ile ilgili şu bilgilere yer verilmiştir.Prof. Dr. Sevil AtasoySevil Atasoy, lisansını Kimya alanında, yüksek lisansını Biyokimyada, doktorasını felsefede ve doktora derecesini Biyokimya alanında yapmıştır. Adli Bilimler, madde bağımlılığı ve bağımlılık alanlarında uluslararası bir liderdir. Sevil, Türkiye’de ki Masumiyet Projesinin direktörü olmakla beraber İstanbul’da bulunan Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Sosyal Bilimler ve Suç Önleme Merkezinin başındadır. Bakanlıklar arası Uyuşturucu Önleme Komisyonu üyesidir. Türkiye’de kriminologlar ve suçların çözülmesi için kullandıkları fiziksel kanıtlar hakkında bir televizyon programı vardır.Ayrıntı için:https://www.crimeslab.com/famous-female-forensic-scientists/

17 ARA 2018

Prof. Dr. Sevil Atasoy Van Kitap Fuarı’nda okurlarıyla buluştu

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy Doğu Anadolu Bölgesinin en büyüğü olan Van Kitap Fuarı’nda okurlarıyla bir araya geldi.Van Büyükşehir Belediyesi ve Van Valiliği öncülüğünde, Organize Sanayi Bölgesi Fuar ve Kongre Merkezinde düzenlenen etkinlikte Atasoy “kusursuz cinayetler” konulu bir söyleşi de gerçekleştirdi.Söyleşinin ardından okurları için kitaplarını imzalayan Atasoy’a yoğun ilgi gösterildi.Atasoy katılımcılarla hem hatıra fotoğrafları çektirdi, hem de onlara kitaplarını imzaladı.Fuara İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa gibi birçok ilden 150’nin üzerinde yayın evi ve kitap evi katılım sağladı.

17 ARA 2018

Sevil Atasoy uyardı: Yüksek elektrik-su faturalarına dikkat

Birleşmiş Milletler (BM) Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu (INCB) Üyesi ve Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy, "Uyuşturucu artık evlerin balkonlarında, teraslarında, mutfaklarında bile yetiştirilebilir hale geldi. Maalesef uyuşturucuyu her yerde yetiştiriyorlar. Burada polisin, komşuların, apartman yöneticilerinin, su ve elektrik faturası görevlilerinin, yangına müdahale eden itfaiyecilerin bile dikkatli olması gerekiyor" dedi.Atasoy, uyuşturucuyla mücadeleye ilişkin bir kongreye katılmak için geldiği Antalya'da, 2005'ten bu yana 190'dan fazla ülkenin arz ve talepler mücadelesini dünyada izleyen 13 kişiden biri olduğunu söyledi.Türkiye'deki madde bağımlılarının sayısının dünyanın birçok ülkesinden az olduğunu ama bu sayının giderek arttığını vurgulayan Atasoy, gençlerin uyuşturucu bağımlısı olmasının tehdit oluşturduğunu dile getirdi.Atasoy, şunları kaydetti:Türkiye Asya ile Avrupa arasında köprü konumunda ama her şeyin köprüsündeyiz, kötülüklerin de köprüsündeyiz. Afganistan'dan yola çıkan İran'dan geçerek Batı'ya ulaşan eroin trafiğinin üzerindeyiz.Avrupa'da 1,5 milyon eroin bağımlısı var. Eroin bağımlıları bu maddeyi buluyor. Bu eroin de önemli ölçüde Türkiye'den Kuzey Karadeniz'den ya da Arap Yarımadası'ndan gidiyor."Kazanılan para teröre dönüştürülüyorArzla mücadelenin yetmediğini, taleple mücadele edilmesi gerektiğini vurgulayan Atasoy, şöyle konuştu:"İnsanların madde kullanmasını engellemek lazım. Madde kullanmasını engelleyemiyorsak hızlıca tedavi etmemiz lazım. Bağımlı bir kişi 'Tedavi olmak istiyorum' dediği anda buna mutlaka imkan sağlamamız lazım. Yoksa bu kişiler hemen vazgeçebiliyor.Tedavi kanıta dayalı bilimsel yöntemle olmak zorunda. Tedavi ömür boyudur. Bağımlılığın tedavisi mümkün ama devamlı olmalı. Tedavi edilen kişiler topluma kazandırılmalı ve psikososyal destek verilmesi gerekiyor. Afganistan'dan Batı'ya giden uyuşturucu trafiğinden 32 ülke etkileniyor. Buradan elde edilen gelir 10 milyar dolar. Bu da birtakım örgütlere aktarılıyor, teröre dönüştürülüyor. Terör örgütü uyuşturucudan elde ettiği parayla sadece silah almıyor, Afgan köylüsünü de finanse ediyor.Batı'ya Kolombiya'daki gibi uyuşturucu ve terör örgütleri arasındaki ilişkiye benzer bağlantıyı bir türlü bizim için kurduramıyoruz. Kanıt istiyorlar. Türkiye'nin haklı olduğu pek çok konuda Batı bizden olmadık kanıtlar istiyor. Uyuşturucu ve terör örgütleri arasındaki bağlantının kanıtları hiç olmadığı halde başka ülkeler için ne güzel kararlar alındığını biliyoruz. Zor bir coğrafyada yaşıyoruz ama biz Türk'üz. Bu işin de üstesinden geliriz."Herkes dikkatli olmalıAtasoy, parçalanmış ve aile içi şiddetin olduğu durumlarda çocukların risk altına girdiğini belirterek, şunları söyledi:"Okullarda bu çocuklara özel destek verilmesi gerekiyor. Rehberlik öğretmenlerinin risk altındaki çocuklarla ilgili nasıl hareket etmesi gerektiğinin iyi öğretilmesi lazım. Anne ya da babadan birisinin cezaevinde olması da risk. Çocuğun tacize, istismara uğraması da risk. Risk sadece aile işi şiddet, eşler arasındaki problemlerden oluşmuyor. Bu çocuklara okul öncesi iyi eğitim ya da öğretmen destekli yol göstermemiz gerekiyor.Uyuşturucu artık evlerin balkonlarında, teraslarında, mutfaklarında bile yetiştirilebilir hale geldi. Maalesef uyuşturucuyu her yerde yetiştiriyorlar. Burada polisin, komşuların, apartman yöneticilerinin, su ve elektrik faturası görevlilerinin, yangına müdahale eden itfaiyecilerin bile dikkatli olması gerekiyor. Elektrik faturalarına, su sarfiyatlarına dikkat edilmeli. Farklı kokulara duyarlı olunmalı çünkü yasak olmayan maddelerle bile uyuşturucu madde sentezlemenin yöntemleri internette anlatılıyor. Maalesef yabancı akıl hocaları oluyor."Kaynak: Anadolu AjansıHaberin linki: https://www.yenisafak.com/gundem/sevil-atasoy-uyardi-yuksek-elektrik-su-faturalarina-dikkat-3415401

12 ARA 2018

Prof. Dr. Sevil Atasoy Adli Bilimlerin gizemli dünyasını anlattı

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy İstanbul Üniversitesinde öğrencilerle bir araya geldi. Atasoy öğrencilere adli bilimler konusunda merak edilenleri anlattı.İstanbul Üniversitesi Aziz Sancar Deneysel Tıp Araştırmaları Enstitüsünde gerçekleşen programda Atasoy, “Adli Bilimlerin Gizemli Dünyası” konulu bir sunum gerçekleştirdi.Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği programda Atasoy, öğrencilerin sorularını da cevapladı.Programın sonunda katılımlarından dolayı Atasoy’a plaket takdim edildi.Atasoy sonrasında ilgili bölüm hocalarıyla da bir araya geldi.

10 ARA 2018

Atasoy ve Arıboğan’ı 5 bin öğrenci dinledi

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy ile İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan Bahçelievler Kongre Merkezi’nde düzenlenen 4. Kariyer günlerine katıldı. Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği seminerde Atosoy ve Arıboğan’ı 5 bin öğrenci dinledi.Bahçelievler İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı olarak çalışan Rehberlik araştırma merkezi müdürü Mehmet Hilmi Eren ve ekibinin çabaları ile 4 sene önce ilki yapılan Kariyer günlerinin bu sene 4’üncüsü Bahçelievler Kongre merkezinde yapıldı.Birçok yayınevi, diğer kurum ve kuruluşların stant açtığı 4. kariyer günlerine öğrenciler yoğun katılım sağladı.Üsküdar Üniversitesinin de bulunduğu etkinliğe Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy ve İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan da seminerleriyle katıldı.İki farklı günde gerçekleştirilen Atasoy ve Arıboğan’ın seminerlerine öğrencilerin ilgisi yoğun oldu.

10 ARA 2018

Prof. Dr. Sevil Atasoy “Uluslararası Uyuşturucu Konferansına” katıldı

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve BM Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu (INCB) Üyesi Prof. Dr. Sevil Atasoy, Polis Akademisi Başkanlığı Suç Araştırmaları ve Kriminoloji Araştırma Merkezi Müdürlüğü (SAMER) tarafından düzenlenen “Türkiye'de ve Dünyada Uyuşturucuyla Mücadele” temalı konferansa katıldı.Konferansta, Prof. Dr. Sevil Atasoy programın giriş konuşmasını gerçekleştirdi.İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun katılımıyla Antalya Belek Turizm Merkezi’nde gerçekleştirilen Uluslararası Uyuşturucu Konferansı'nda siyasal bilimlerden psikiyatriye, medyadan sivil toplum kuruluşlarına kadar farklı konular ele alındı.Konferansta, farklı disiplinlerin, ulusal ve uluslararası kuruluşların bir araya getirilerek olgunun derinlemesine analiz edilmesi ve uyuşturucuyla etkin bir mücadele için öneriler sunulması konuları üzerinde duruldu.

19 KAS 2018

Prof. Dr. Sevil Atasoy Ankara’da tıp öğrencileriyle buluştu

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü, Adli Bilimler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sevil Atasoy, Ankara’da düzenlenen 2. Ulusal CDS Tıpta Kariyer ve Bilimsel Araştırmalar Zirvesine katıldı.Ankara Neşet Ertaş Sanat ve Gösteri Merkezinde düzenlenen programda Atasoy, Türkiye’nin dört bir yanından gelen tıp öğrencileriyle bir araya geldi.Atasoy, Viyana Spiegelgrund Hastanesinde bedensel ve zihinsel özürlü yüzlerce çocuğa uyguladığı ötanazi sayesinde elde ettiği otopsi materyalini değerlendiren ve yaptığı bilimsel yayınlarla şeref madalyası alan psikiyatri ve nöroloji uzmanı Dr. Heinrich Gross’u, anatomi kitaplarının nasıl yazıldığını konularında öğrencileri bilgilendirdi.Atasoy’a öğrencilerin ilgisi ise oldukça yoğundu.

19 KAS 2018

"Suçlu, olaya bilimsel yaklaşmadığı için çabuk yakalanır"

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy, cinayetlerin büyük bir bölümünün DNA analizlerinin yanı sıra adli tıp uzmanı, toksikoloji ya da balistik uzmanı gibi farklı mesleklerin profesyonelleri sayesinde çözüldüğünü anlattı.Atasoy, "Adli bilimlerin değişik alanlarında bilgi sahibi olan bir kişi, yakalanma riskini azaltabilir, hatta kusursuz cinayeti işleyebilir mi? Olay yerini inceleyen polislerin neyi arayacaklarını bilse, o delilleri bırakmamaya özen göstererek adaletten kaçabilir mi? Hatta suçu başka birinin üzerine atabilir mi? Medyada yer alan suç haberlerinin fazla ayrıntılı olması, dünyanın dört bir yanında bu soruların sorulmasına yol açar." diye konuştu.Olay yeri incelemesinin tıpkı adli bilimlerinin diğer uzmanlık alanları gibi kuralları olan, sistematik biçimde yürütüldüğünü vurgulayan Atasoy, suç işleyecek olanların suç olgusuna bilimsel biçimde yaklaşmadıkları için çabuk yakalandıklarını dile getirdi.Otopsinin ölümden sonra geçen zamanı saptadığını, hatta kurbanın en son ne zaman ne yediğini, ölüm şeklini, kullanılan silahın cinsini, kimi zaman hangi silahın kullanıldığını bile söylediğini vurgulayan Atasoy, bu ayrıntıların, suçluya götüren ipuçları olduğunu kaydetti.DNA analizi ele veriyorBeden üzerinde hiçbir iz bırakılmasa bile olay yerinde mutlaka DNA örneği bulunduğunu vurgulayan Atasoy, şöyle devam etti:"Bir kere DNA profili bilinirse, aradan on yıllar geçse, hatta katil toprak altına bile girse, uzak bir akrabasının suç işlemesiyle birlikte kim olduğunun anlaşılması an meselesidir. Hatta, akrabası suç işlememiş olsa bile, biyolojik örneğine ulaşılması yeter. Berbere gidip saç kestirmiş, çiğnediği sakızı yere tükürmüş, şimdilerde pek revaçta olan kökenini öğrenmek amacıyla DNA analizi yaptırmış olabilir. İnsan haklarına aykırı diyecek olursanız, polisler size katili yakalamanın daha önemli olduğunu söyleyecektir. Bedenden kurtulmak için yakmayı ya da asitte eritmeyi aklından geçirirse de başarılı olma ihtimali yoktur. Çünkü ne yakarak, ne de litrelerce asitte haftalarca bekletmekle bedenin tamamını yok etmek mümkündür. Bu arada, bir bedeni çamur haline getirmek için yüz litre kadar aside ihtiyaç vardır. Bunu da köşedeki bakkaldan alamayacağını belirtelim."Atasoy, tarihte ceset olmadığı halde mahkum edilen nice katile rastlandığını ifade ederek, "Kanımca olayların nasıl çözüldüğüne yer veren haberlerin özendirici olmaktan çok caydırıcı yanı var. Ayrıca nasıl hastalık yok, hasta var diyorsak, her suç farklı biçimde soruşturulur, farklı şekilde delil aranır ve bulunur. Unutmayalım ki, polisin basınla paylaştığı bilgiler de her zaman suçluya götüren asıl kanıtı içermez." dedi.Kaynak: Anadolu AjansıHaber linki: https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/prof-dr-faruk-asicioglu-sucluya-giden-delillerin-kamuoyuyla-paylasilmasi-caydirici-olur/1314531

26 EKI 2018

TBMM Başkanı Binali Yıldırım’a Üsküdar Üniversitesi’nden Fahri Doktora

TBMM Başkanı Binali Yıldırım, günümüzde insanların ve kurumların artık belirledikleri alanlarda referans gösterilecek işler yapmaya yöneldiğini belirterek “Üsküdar Üniversitesi'nin de bu çerçevede nöroloji, psikiyatri, psikoloji birlikteliğini gerçekleştirerek, teşhisten tedaviye çok disiplinli yaklaşımı Türkiye'ye taşımaya çalıştığını görüyoruz” dedi.Davranış Bilimleri ve sağlık alanında Türkiye'nin ilk tematik üniversitesi olan Üsküdar Üniversitesi 2018-2019 Akademik Yıl Açılış Töreni, TBMM Başkanı Binali Yıldırım’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Törende TBMM Başkanı Binali Yıldırım’a Fahri Doktora unvanı takdim edildi ve Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan tarafından cübbesi giydirildi.Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşkesi Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda düzenlenen 2018-2019 Akademik Yıl Açılış Törenine TBMM Başkanı Binali Yıldırım, İstanbul Valisi Vasip Şahin, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Prof. Dr. Erman Tuncer, Üsküdar Kaymakamı Murat Sefa Demiryürek, Kadıköy Kaymakamı Dr. Mustafa Özarslan,  İl Halk Sağlık Hizmetleri Başkanı Dr. Abdullah Emre Güner, Üsküdar İlçe Sağlık Müdürü Dr. Yusuf Taşçı, Üsküdar Üniversitesi Mütevelli Heyeti Üyesi Mustafa Ataş, Kredi Yurtlar İl Müdürü Cemil Bağlama katıldı.Prof. Dr. Tarhan: “Ar-Ge odağı olarak nörobilimi seçtik”Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, törenin açılış konuşmasını yaptı. “Değişen Dünya ve Gençlik” başlıklı akademik yılın ilk dersini veren Tarhan, 7. Akademik Yıl Açılışını gerçekleştirdiklerini üniversitenin 14 bin mezun verdiğini, 5 fakülte, 1 sağlık meslek yüksekokulu ve enstitülerde 19 bin civarında öğrencilerinin bulunduğunu söyledi. Bir vakıf üniversitesi olarak en iyiyi yapmaya çalıştıklarını belirten Tarhan, üniversitelerin 4 önemli fonksiyonu olduğuna dikkat çekerek “Meslek edindirme, toplumu bilgilendirme, Ar-Ge yapmak ve bilginin ürüne dönüştürülmesini sağlamak. Biz bu dördüne birlikte yönelmeye özen gösteriyoruz. Üniversite olarak Ar-Ge odağı olarak nörobilim üzerine çalışıyoruz” dedi.Niyetin nörobiyolojisi araştırılıyorDünyada şu anda niyetin nörobiyolojisinin araştırıldığını ifade eden Tarhan, “İnsanın karar verme bölgesi aynı zamanda niyet bölgesi. Neye niyet ediyorsanız, beyniniz bir şeyi hayal ettiği zaman mesela yemek yemeyi hayal ederken beynin o bölgesi, yemek yiyormuş gibi çalışıyor. Bunun için niyetlenmiş davranışın insanların davranışında temel davranış olduğu biliniyor. Bu bizi pozitif psikoloji çalışmalarına götürdü, ahlakın nörobiyolojisine götürdü. Kişi niyetlediği zaman beynin ayna nöronları çalışıyor. Bu nedenle niyetlenmiş davranış, artık bilimsel bir kategori. Sadece edebiyatçıların ve dil bilimcilerin ele alabileceği bir konu değil, psikoloji biliminin de konusu. Şu anda Harvard Üniversitesi’nde pozitif psikoloji dersi okutuluyor” dedi.Üsküdar Üniversitesinde 2012’den bu yana pozitif psikoloji dersinin zorunlu dersler arasında olduğunu ifade eden Tarhan, “Bu derste insani değerleri öğretiyoruz. Pozitif Psikoloji kuramı sanki Mevlana’dan alınmış, sistematize edilmiş, metodoloji haline getirilmiş, bilimsel gerekçelerle anlatılıyor ama maalesef referans vermemişler. Bu da bizim kusurumuz” dedi.Eleştirisel düşünceden vazgeçmek, düşüncenin ilerlemesini durdurduOsmanlı’nın sanayi devrimini kaçırmasının nedenlerine değinen Prof. Dr. Tarhan, “18. Yüzyılda medreselerden mantık, matematik, astronomi, felsefe dersleri kaldırıldı. İbni Sina, İbni Rüşt, İkinci Aristo denilen Farabi eğitimden çıkarıldı. Ortaçağ’da Avrupa eleştirisel düşünce okuluna başlamışken vakıf korumasındaki medrese eğitiminde eleştirisel düşünceden vazgeçerek korumacı davrandı. Düşüncenin ilerlemesini durdurdu” dedi.Eleştirel düşünmeyi öğretmek gerekiyorProf. Dr. Tarhan, eleştirel düşüncenin mekteplerde öğretilmesinin önemine işaret ederek “Din eğitimi ile pozitif bilimlerin beraber verilmesi burada çok önemli. Düşüncenin ilerlemesini sağlamak açısından. Eleştirebilen ve sorgulayabilen bir kuşak yetişmesi bu açıdan önemli” dedi.Değer içerikli eğitim önemliYapay zeka konusunun dünya genelinde konuşulan bir konu olduğunu, şu an hem Batı’da hem de Doğu’da bir medeniyet krizi yaşandığını belirten Tarhan, “Bununla ilgili değişen bir gençlik var. Değer içerikli bir eğitim olması önemli. Yardımseverliği, bağışlayıcılığı, iyi insan olmayı öğretebilmek önemli. Yeni yetişen gençleri böyle kazanabiliriz” dedi.Gençlerin psikolojik ihtiyaçlarına karşılık vermeliyizGünümüzde gençlerin üç kırılgan noktasının olduğunu ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Genç kuşakta adalet beklentisi yüksek. Buyurgan yaklaşımdan nefret ediyorlar ve özgürlük beklentileri yüksek. Gençlerin bu beklentilerine ve psikolojik ihtiyaçlarına uygun biçimde karşılık vermezsek genç kuşaklarla aramızda bağlantı kurmak çok zor oluyor. Sultan Abdülhamid çok iyi liderdi, padişahtı. Güçlü bir askeri yapıya kadar büyük işler yaptı fakat bunu yaparken bir yerde bir açık verdi; o açık da genç kuşaklarla diyalog kuramadı. Bu nedenle yetiştirdiği çocuklar ona karşı oldular. Bu nedenle buradan ders alarak gençlerle duygusal bağ kurabilmeyi başarmamız gerekiyor” diye konuştu.Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, fahri doktora gerekçesini okuduÜsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Rektör Danışmanı Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, fahri doktora gerekçesini okumasının ardından fahri doktora töreni gerçekleştirildi. Fahri Doktora gerekçesinde “Üsküdar Üniversitesi Senatosu’nun aldığı kararla; bugüne kadar gerçekleştirdiği sosyal sorumluluk ve altyapı çalışmalarıyla, toplumu birleştiren kişiliğiyle ve ilkeli duruşuyla Türk siyasetine, demokrasimize ve Türk Halkına yaptığı anlamlı katkılardan dolayı TBMM Başkanı Binali Yıldırım’a Fahrî Doktora takdim edildiği belirtildi.TBMM Başkanı Binali Yıldırım’a fahri doktora takdim edildiTBMM Başkanı Binali Yıldırım’a Fahri Doktora takdim edildi ve Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan tarafından cübbesi giydirildi. Üsküdar Üniversitesi Hisseden İnsan Heykelinin de verildiği törende Yıldırım, bir konuşma yaptı.TBMM Başkanı Binali Yıldırım: “Bu gençler istikbalimizin umudu haline geliyorlar”Temelleri 1999 yılında NP Grup tarafından atılan Üsküdar Ünivesitesi’nde 4 fakülte, 5 enstitü ve 1 yüksekokulunda 19 binin üzerinde gencin eğitim gördüğünü ifade eden Binali Yıldırım, “Bu gençler aldıkları formasyon eğitimiyle, istikbailimizin umudu haline geliyorlar. Çünkü Üsküdar Üniversitesi; gerçekleri arayan pozitif bilimlerle; iyi, güzel ve doğruyu arayan sosyal bilimleri buluşturan bir üniversitedir. Arkadaşlarımız üniversitenin Türkiye'nin ilk davranış ve sağlık temalı üniversitesi olduğunu söylediler bana." diye konuştu.Üsküdar Üniversitesi, teşhisten tedaviye çok disiplinli yaklaşımı Türkiye’ye taşımaya çalışıyorGünümüzde her alanda, her konuda iyi olmanın mümkün olmadığını, 'Her işi yaparım ağabey' döneminin artık tarihte kaldığını belirten Yıldırım, şunları söyledi:“İnsanlar ve kurumlar artık belirledikleri alanlarda referans gösterilecek işler yapmaya yöneliyorlar. Üsküdar Üniversitesi'nin de bu çerçevede nöroloji, psikiyatri, psikoloji birlikteliğini gerçekleştirerek, teşhisten tedaviye çok disiplinli yaklaşımı Türkiye'ye taşımaya çalıştığını görüyoruz. Bu yönüyle diğer üniversitelerden ayrılan bir üniversite olduğunu da söyleyebilirim. Bu arada sağlık bilimlerini klasik alandan bilgisayar tabanlı gerçeğe taşımaya çalıştığı da bir gerçek. Üniversitenin bu vasfının psikoloji ve davranışsal sağlık bilimlerine ilgi duyan gençlerimize iyi hitap ettiğini söyleyebilirim. Evren, şehir manasına gelen üniversite yerelden evrensele ulaşmanın kapısıdır. Evreni bir bütün olarak kabul eder, insanlığın birikimlerinden yararlanarak farklı inanç, düşünüş ve yorumlarla yeni bir senteze ulaşmaya çalışır. Bu noktada ideolojik, doğmatik davranmamak çok önemlidir. Bilgiyi sistematik şekilde üretmek, akademik düşünceyi öğretip, analiz gücünü elde etmek için üniversitelere ihtiyaç olduğu aşikar. Farklılıkları zenginlik olarak görüp, iletişim ve istişare kültürünü geliştirerek, demokrasiyi olgunlaştırmak için yine üniversitelere ihtiyacımız var. Bu manada sağlık, mühendislik, sosyal bilimler gibi sahalarda, bilgi ve değer üreten üniversiteler insanlık ailesine çok büyük katkı sağlıyor.”Meclis Başkanı Yıldırım’dan Rektör Tarhan’a teşekkür  TBMM Başkanı Binali Yıldırım, “İlkelerini eleştiriye açık, özgürlükçü, çoğulcu ve katılımcı olarak ifade eden Üsküdar Üniversitesi’nin size çok müthiş imkanlar sunduğunu bugün yakından gördüm, şahit oldum. Bir kez daha bu üniversitenin düşüncesini ortaya koyan, gerçekleştiren başta Prof. Dr. Nevzat Tarhan olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi.Sosyal sorumluluk projelerini takdir ettiÜsküdar Üniversitesi’nin sadece akademik eğitim-öğretim ile meşgul olmayıp, toplumsal sorumluluk projeleri de gerçekleştirdiğini öğrendiğini de kaydeden Yıldırım, “Haydi Tut Elimi, Mutlu Yuva Mutlu Yaşam Derneği gibi sivil toplum kuruluşları marifeti ile istismara uğrayan, barınma ihtiyacı olan yavrularımıza, gençlerimize el uzatıyor olmanızı da takdirle karşılıyorum. Toplumla bütünleşmek ve nazariyeden uygulamaya yönelmek işte budur. Toplumsal sorunlarımızı çözme noktasında faal bir şekilde sahada olmanızdan dolayı da ayrıca tebrik ediyorum” dedi.Bu yıllar sizin altın yıllarınız, iyi değerlendirin“Sevgili gençler, Türkiye’nin istikbalini korumasında, istikbale umutla bakmasında şüphesiz en iyi güvencemiz, güç kaynağımız sizlersiniz” diyen Binali Yıldırım, “Mutlaka üniversitedeyken bir dil öğrenin. Yazmayı, konuşmayı, her yönüyle bir dil öğrenin. Bu yıllar sizin altın yıllarınız. Eğer bu sıralarda öğrenmemişseniz, sonrası biraz daha zor oluyor. 45 yaşıma geldim, 2 sene yurt dışına gittim, çoluğu çocuğu bıraktım lisan öğrendim. İhtisas da yaptım. Ama buna ihtiyacımız var. Hangi mesleğin eğitimini alırsanız alın, eğer dünyaya açılmak istiyorsanız, dünyada ne oluyor, ne bitiyor anlamak istiyorsanız, mutlaka bir lisan öğrenin. 1 tane öğrenin, hangisi olursa olsun” tavsiyesinde bulundu.Meclis Başkanı Yıldırım: “Okumayı bırakmayın”Öğrenmenin yaşının olmadığını belirten TBMM Başkanı Binali Yıldırım, "Okumayı bıraktığınız an yaşlandınız demektir. İster 60, ister 20 yaşında olun okumak insanı genç tutar. Onun için gençler okuyacağız. Daha çok okuyacağız. Okumak insanları bir anlamda törpüler. Kavgacı kimliğini tamamen ortadan kaldırır. Okumak, her şeyi karşılıklı anlayışla halletmenin daha doğru olduğu noktasına getirir” dedi.Prof. Dr. Sevil Atasoy, cübbelerini takdim ettiTörende Akademik Yükseltme Cübbe Giyme Merasimi gerçekleştirildi. Törende doktor öğretim üyeliği, doçentlik ve profesörlük unvanı alan hocalara yeni cübbeleri takdim edildi.İlk olarak doktor öğretim üyeliğine yükselişi olan hocalara cübbeleri Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy tarafından takdim edildi. İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji (İngilizce) Bölümü’nden Merve Çebi, Sağlık Bilimleri Fakültesi Ergoterapi Bölümü’nden Zeynep Bahadır Ağce, Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Çetin Sayaca, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Eczane Hizmetleri Programından Sultan Mehtap Büyüker, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Laboratuvar Teknolojisi Programından Ebru Özkan Oktay, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Nükleer Teknoloji ve Radyasyon Güvenliği Programından Feride Kulalı, Miraç Kamışlıoğlu, Özge Kılıçoğlu,  Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Programından Tuğba Kaman cübbelerini giydi.Prof. Dr. Mehmet Zelka, doçentlik cübbelerini giydirdiDoçentlik unvanı alan hocalara ise cübbeleri Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Zelka tarafından takdim edildi. İletişim Fakültesi Medya ve İletişimi Bölümünden Feride Zeynep Güder, Reklam Tasarımı ve İletişimi Bölümünden Özgül Dağlı ve Dinçer Atlı, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Felsefe Bölümünden Çiğdem Yazıcı, Psikoloji Bölümünden Işıl Göğcegöz Gül, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Yazılım Mühendisliği Bölümünden Türker Tekin Ergüzel, Sağlık Bilimleri Fakültesi Ergoterapi Bölümünden Cemal Onur Noyan, Biyomedikal Cihaz Teknolojisi Programından Mesut Karahan, Sağlık Yönetimi Bölümünden Tuğba Altıntaş, Radyoterapi Programından Hüseyin Ozan Tekin cübbelerini giydi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan, profesörlük cübbelerini takdim ettiProfesörlük unvanı alan akademisyenlere ise cübbeleri Prof. Dr. Nevzat Tarhan tarafından takdim edildi. Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik (İngilizce) Bölümünden Tunç Çatal, Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümünden Nedret Hızel, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümünden Defne Kaya, Odyoloji Bölümünden Arif Şanlı, Sosyal Hizmet Bölümünden Abdullah Karatay ve İsmet Galip Yolcuoğlu ile Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü Programından Niyazi Beki’ye cübbeleri takdim edildi.ÜÜ TV’den canlı olarak yayınlanan tören sonunda birlikte hatıra fotoğrafı çektirildi.Tören sonrası öğle yemeğini de Üsküdar Üniversitesinde yiyen Binali Yıldırım’a Erzincan fasulyesinden yapılmış özel kuru fasulye yemeği ikram edildi.

22 EKI 2018

Prof. Dr. Sevil Atasoy Kayseri kitap Fuarı’nda okurları ile buluştu

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği 2. Kayseri Kitap Fuarı’nda okurları ile buluştu.“Kanıt Peşinde” konulu bir sunum da gerçekleştiren Atasoy’un programına ilgi yoğun oldu.Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşının kriminal incelemesinden örneği anlattığı konuşmasında Atasoy, şunları kaydetti:Ceset bulunamasa bile cinayeti kanıtlamak mümkün"Amerika'da bir Türk; adı Fikret, annesi ve 2 ağabeyi ile beraber evde oturuyorlar. Fikret, o gün işe gitmiyor. Can sıkıntısından o bölgede hizmet veren bir masaj firmasına telefon ediyor ve masaj yaptırmak için birini çağırıyor. Onlar diyor ki 'Biz elemanımızın giriş saatini tespit ederiz, bize haber verir. Hiçbir şekilde soyulmaya zorlanamaz. Hiçbir şekilde ilişkiye giremezsiniz, sadece usulüne uygun olarak masaj yaptıracaksınız'. Fikret, 'Peki' diyor. Masör kadın eve geliyor ama bir daha ortada gözükmüyor. Fikret'in evine polis geliyor; ama birkaç gün sonra gelebiliyorlar. Önce hiçbir şey bulamıyorlar. Sonra Kriminal Daire Başkanı'nı arayıp, delil bulamadıklarını söyleyip, onu da çağırıyorlar. Müdür geldiği zaman evin sabun koktuğunu anlıyor ve 'Yere yatın ve halıya yüzünüzü dayayın' diyor. Islak olduğunu anlıyorlar. Müdür, 'Kaldırın halıyı' diye sesleniyor. Duvardan duvara olan halı kaldırıldığında altından kan çıkıyor. O kanın miktarını hesap ediyorlar. 'Bir insan bu kadar kanamışsa mutlaka ölmüştür' diyorlar. Ortada ceset olmadığı halde Fikret, ömür boyu hapse mahkum oldu. Ama bu olaydan 4 yıl sonra da 50 kilometre ötede bir bahçede kadının cesedi, parçalanmış halde gömülmüş olarak bulundu. Buradan çıkaracağımız olay, ceset bulunamasa bile bir cinayeti kanıtlamak mümkün."Kayseri Dünya Ticaret Merkezi’nde düzenlenen fuarda Atasoy’un okurları kitaplarını imzalatabilmek için uzun kuyruklar oluşturdu.Okurlarının kitaplarını imzalayan Atasoy, onlarla hatıra fotoğrafı da çektirdi.Kaynak: DHA

19 EKI 2018

Prof. Dr. Sevil Atasoy: “Keyif amaçlı esrarın serbest bırakılması kaygı verici”

Prof. Dr. Sevil Atasoy, Kanada’nın keyif amaçlı esrar kullanımını serbest bırakan C-45 Yasası’nı değerlendirdi. “C-45 Yasası, Kanada’nın da imzaladığı ve uyuşturucuların sadece bilimsel ve tıbbi amaçlarla üretim, imalat, ithalat, ihracat, dağıtım ve ticaretine izin veren 1961 Uyuşturucu Maddeler Tek Sözleşmesi’ne aykırıdır” diyen Prof. Dr. Sevil Atasoy, “Bu siyasi tercihin başta Kanada gençliği olmak üzere,  gelecek kuşakların sağlığı üzerinde meydana getireceği zararlardan kaygı duyduğunu ifade etti. Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve BM Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu (INCB) Üyesi ve Prof.  Dr. Sevil Atasoy, Kanada’nın 17 Ekim 2018 tarihinde kabul ederek keyif amaçlı esrar kullanımını yasal hale getirdiği C-45 Yasası hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu. “C-45 Yasası, 1961 Uyuşturucu Maddeler Tek Sözleşmesi’ne aykırıdır”“Kanada, 17 Ekim 2018 tarihinde kabul ettiği C-45 yasası ile keyif amaçlı cannabis (esrar) kullanımını yasal hale getirdi. Bu uygulama, Birleşmiş Milletlere üye ülkelerin uymakla yükümlü olduğu sözleşmelere ters düşmektedir” diyen Prof. Dr. Sevil Atasoy, “C-45 Yasası, Kanada’nın da imzaladığı ve uyuşturucuların sadece bilimsel ve tıbbi amaçlarla üretim, imalat, ithalat, ihracat, dağıtım ve ticaretine izin veren 1961 Uyuşturucu Maddeler Tek Sözleşmesi’ne aykırıdır” dedi.Prof. Dr. Sevil Atasoy: “Kanada’nın kararı gelecek kuşaklar açısından kaygı verici”Sözleşmelerin uygulanışını denetleyen BM Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu (INCB) üyesi olan Prof. Dr. Sevil Atasoy, Kanada Hükümeti’nin bu davranışı ile yasal ve siyasi yükümlülüklerini yerine getirmediğini, uluslararası düzeyde uyuşturucu ile mücadeleye sekte vurduğunu ve bu siyasi tercihin başta Kanada gençliği olmak üzere,  gelecek kuşakların sağlığı üzerinde meydana getireceği zararlardan kaygı duyduğunu belirtti. INCB Kurulu, Kanada ile görüşmelerini sürdürecek2005-2010 yılları arasında BM Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu Üyeliği ve Başkanlığı görevini yürüten Prof. Dr. Sevil Atasoy, “BM Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu, bu ciddi konuda Kanada Hükümeti ile istişarelerine devam edecek ve konuyu 30 Ekim – 16 Kasım 2018 tarihlerinde Viyana’da toplanacak 123. oturumunda irdeleyecektir” diyerek, kurul hakkında şu bilgileri verdi: “INCB, bağımsız bir BM organı olup, 1961 TEK Sözleşmesi ile kurulmuştur. BM ülkelerinin imzaladığı üç adet uluslararası sözleşmenin denetimi ve ülkelerin sözleşmelere uyumunu desteklemekle yükümlüdür. 13 üyesi, Ekonomik ve Sosyal Konsey tarafından beş yıllığına seçilir.”

12 EKI 2018

Prof. Dr. Sevil Atasoy’dan yeni adli bilimler binası müjdesi

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Adli Bilimler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sevil Atasoy Adli Bilimler ve Otopsi Yardımcılığı bölümlerini kazanan birinci sınıf öğrencilerini ikinci sınıflarla tanıştırmak için bir etkinlikte buluşturdu. Atasoy, yapım aşamasında olan yeni Adli Bilimler binasının bitmesine çok az kaldığını söyledi.“Üst sınıflarınız sizin mihmandarınız olacak”Merkez Yerleşke Ayhan Songar konferans salonunda düzenlenen etkinlikte birinci sınıflara yönelik yaptığı konuşmada “Biz bir aileyiz” vurgusu yapan Atasoy, ikinci sınıftaki öğrencilere de birinci sınıflara yardımcı olmaları konusunda onlardan destek istedi.Sonrasında sırasıyla bölüm hocalarını tanıtan Atasoy, kapılarının her zaman bütün öğrencilere açık olduğunu söyledi.“Adli Bilimler yeni binasında çok daha fazla aktif olacak”Yapım aşamasında olan yeni Adli Bilimler binasının bitmesine çok az kaldığını müjdeleyen Atasoy, “yeni binamızda çok daha gelişmiş, yenilikçi projelerle sahalarda olacağız bunun için öğrencilerimizin desteğine ve azmine ihtiyacımız var” dedi.Etkinlik sonunda geçtiğimiz yıl Adli Bilimler ve Otopsi Yardımcılığı öğrencilerinin birlikte kurmuş olduğu Adli Bilimler ve Ceza Adaleti Kulübünün yeni başkanları seçildi. Kulüp başkanlığını Otopsi Yardımcılığı ikinci sınıf öğrencisi Muhammet Aksar üstlenirken, Kulüp eş başkanı Adli bilimler ikinci sınıf öğrencisi Pelin Su Gençay oldu.

24 EYL 2018

Prof. Dr. Sevil Atasoy’a “11 İyi Adam Dedektif Ödülü” verildi

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy’a Özel Dedektifler Derneği Tarafından “11 İyi Adam Dedektif Ödülü” verildi.IKD’nin 21. Genel Kurul Toplantısı 14-16 Eylül tarihlerinde ÖDD’nin ev sahipliğinde İstanbul’da yapıldı.Özel Dedektifleri Derneği ile IKD – Uluslararası Özel Dedektifler Dernekleri Federasyonu tarafından oluşturulan kurulun belirlemesi ile ÖDD Türkiye’nin 11.kuruluş yılı nedeniyle Türkiye’de Özel Dedektiflik Mesleğinin gelişimi ve uluslararası alanda itibarını artırmada katkıda bulunanlara verilmek üzere “11 İyi Adam Dedektif Ödülleri” ile birlikte “Onur Sertifikaları”  verildi.Türkiye'den Prof. Dr. Sevil Atasoy, İsmail Yetimoğlu, Yusuf Vehbi Dalda, Murat Söylemez, Ayla Yorulmaz, Oya Söylemez, Prof. Dr. Gazi Uçkun Oryal Ünver, Feridun Bayram, Yurdışından, Tony Imossı ve George Hırtl'a takdim edildi.

12 EYL 2018

Üsküdar Üniversitesi Interpol’de

Üsküdar Üniversitesi, Prof. Dr. Sevil Atasoy başkanlığında 8. Avrupa Adli Bilimler Akademisi Kongresi’ne katıldı. Türkiye’deki Adli Bilimler eğitiminden balistiğe, çapraz sorgu uygulamalarından suç korkusuna kadar birçok alanda bilginin paylaşıldığı kongrede, Dr. Öğr. Üyesi Kaan Yılancıoğlu’nun sözlü sunumu büyük bir ilgi ile karşılanırken, oturum başkanı Prof. Dr. Eric Baccino, Montpellier Üniversitesi ile Üsküdar Üniversitesi arasında iş birliği teklifini sağladı.  Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Adli Bilimler Bölümü ve Otopsi Yardımcılığı programı öğretim üyeleri ile lisansüstü öğrencilerinden oluşan sekiz kişilik ekip, 8. Avrupa Adli Bilimler Akademisi Kongresi’ne katıldı. Üsküdar Üniversitesi’nin sözlü ve poster sunumlar ile katıldığı kongre, 27 – 31 Ağustos 2018 tarihleri arasında Fransa’nın Lyon kentinde gerçekleşti.Dr. Öğr. Üyesi Kaan Yılancıoğlu’nun sunumu büyük bir ilgi gördüAvrupa Adli Bilim Enstitüleri Ağı (ENFSI – European Network of Forensic Science Institutes) tarafından üç yılda bir düzenlenen kongre, 2003 yılında iki bine yakın delegenin katılımı ile İstanbul’da toplanmıştı.Türkiye’deki Adli Bilimler eğitiminden balistiğe, çapraz sorgu uygulamalarından suç korkusuna ve DNA analizlerine varan çok geniş bir yelpazede bilgi paylaşılan kongrede, Dr. Öğr. Üyesi Kaan Yılancıoğlu’nun DNA analizleri ile robot resim çizimine ilişkin deneysel bulgularını kapsayan sözlü sunumu büyük bir ilgi ile karşılanırken, oturum başkanı Prof. Dr. Eric Baccino, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığını yürüttüğü Montpellier Üniversitesi ile Üsküdar Üniversitesi arasında anılan konuda iş birliği teklifini sağladı.Heyet, Interpol mensupları tarafından karşılandıProf. Dr. Sevil Atasoy başkanlığındaki heyet, kongrenin ardından Interpol’ün Lyon’daki merkezini ziyaret etti. Interpol’de görevli Türk Emniyet Müdürleri ve Interpol Suç Örgütleri Birimi Müdür Yardımcısı Jose de Gracia tarafından karşılanan heyete, teşkilatın farklı birimlerinin yöneticileri tarafından brifing verildi. Heyet, bu çerçevede Komuta ve Koordinasyon Merkezi’nin yanı sıra, Para ve Kıymetli Doküman İncelemeleri, Uyuşturucu Suçları ile Mücadele, DNA Analizleri, ayrıca Yüz Tanıma Bölümlerini ziyaret etti. Üsküdar Üniversitesi öğretim üyesi ve öğrencilerinin Lyon’daki Interpol Merkezi’nin farklı bölümlerinde ve Singapur’da kurulmuş olan Siber Suçlarla Mücadele Birimi’nde öte yandan çalışma ve staj olanakları da görüşüldü.

10 EYL 2018

Prof. Dr. Sevil Atasoy Sivas Kitap Fuarı’nda okurları ile buluştu

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy, “4 Eylül Sivas Kongresi Kültür ve Sanat Şenlikleri” etkinlikleri kapsamında düzenlenen Sivas 7. Kitap Günleri’nde okurları ile buluştu.Sivas Tarihi Kent Meydanı, Şifaiye Medresesi yanında düzenlenen fuarda Atasoy’un okurları kitaplarını imzalatabilmek için uzun kuyruklar oluşturdu.Okurlarının kitaplarını imzalayan Atasoy, onlarla hatıra fotoğrafı da çektirdi.100 yayınevinin 90 stantta kitapseverlerle buluştuğu fuar, 9 Eylül'de sona erdi.

12 AĞU 2018

“Türkiye’nin ilk ve gerçek kriminalistleri Üsküdar Üniversitesinde”

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy, Üsküdar Üniversitesi Tercih ve Tanıtım Günleri Buluşmaları kapsamında, üniversite adayları ve veliler ile bir araya geldi.Prof. Dr. Sevil Atasoy: “Tarihin ilk kadın seri katili mutfaktan çıkmıştır”Tarih boyunca varlığını sürdüren bir cinayet şekli olarak; zehirleyerek öldürme vakalarından örnekler aktaran Atasoy, “Siz siz olun mutfaktakine her zaman dikkat edin, nitekim yazılı tarihin ilk kadın seri katili mutfaktan çıkmıştır” dedi.Otopsi ve olay yeri incelemenin yapılmaması, cinayetleri karartıyorOsmanlı’da, Tanzimat fermanından sonra kurulan Nizamiye Mahkemeleri ve 1858 tarihli Ceza Kanunu’nda zehrin ilk defa bir cinayet silahı olarak kabul gördüğüne dikkat çeken Atasoy, tıbbi ya da kozmetik amaçlı kullanımları olmakla birlikte ölüme de yol açabilen otuzun üzerinde doğal madde ve kimyasal bileşiğin İmparatorluğun dört bir yanında serbestçe satılabilmesinin, zehirle cinayet salgınına yol açtığını belirtti. Atasoy, “Esrar, afyon, sıçanotu, aksülümen, balıkotu, horasani, kara çöğleme, tatula tohumu, kunduz böceği, kargabüken, ebucehil karpuzu, göztaşı gibi maddelerin bakkallardan, berberlerden, kökçülerden, aktarlardan kolayca temin ediliyordu. Esnafın denetlenmesi ve cezalandırılması yönünde genelgeler yayınlandı. Hekim ve eczacılar yetkilendirildi ama personel eksikliği nedeniyle uygulanamadı. Yasa çıkarmak yetmiyor, bunu izleyecek, uygulayacak kişiler gerekli. Keşif, otopsi ve olay yeri incelemesindeki eksiklikler özellikle zehirle cinayetlerin karanlıkta kalmasına yol açar, suçlular cezasını bulmaz. Günümüzde de aynı sorunlar yaşanıyor” şeklinde konuştu.Bir cinayet şekli olarak: Çorbaya zehir katmaKadınların geçmişten bugüne kadar ellerini kana bulamaktan çekindiklerini ifade eden Atasoy, “Ya zehirle öldürmüşler ya da başka birine öldürtmüşlerdir. Osmanlı kadınları genellikle zehirleme tekniği olarak,  yiyecek ve içeceklere özellikle de çorbaya madde katarak kişileri zehirlemişlerdir” diye belirterek, örnekler verdi.“Seri katil” kime denir?İki ya da daha fazla kişiyi aradaki bir soğuma evresinden sonra öldüren kişilere seri katil tanımlaması yaptıklarını belirten Prof. Dr. Sevil Atasoy, ”Bir anda 8-10 kişiyi öldürene seri katil demiyoruz. Dünya’da her on erkek seri katile karşılık, bir kadına rastlanıyor. Ülkemizde de hemen her suç tipinde aynı oran geçerli.” dedi.Atasoy, dünyanın en tanınmış kadın seri katillerinden Viyanalı Bayan Elfriede Blaunsteiner’in kumar parası için tek başına yaşayan, akrabası bulunmayan en az on zengin ve yaşlı erkeği gazete ilanı ile bulup öldürdüğünü belirtti.“Birisi birini öldürmeyi aklına koydu mu bunun önüne geçilemez”Zehirlemenin günümüzde gündemini korumakta olduğunu belirten Atasoy, sözlerini şöyle sürdürdü:“Zehirleyen maddelerin giderek arttığı bir dünyada yaşıyoruz. Daha önceki kuşakların bildikleri arsenik, siyanür ya da mantar gibi zehrin ötesinde, bugün akla hayale gelmeyecek başka maddeler ve tekniklerle zehirlemek mümkün. Bütün bunları açığa çıkarabilmek için çok güçlü adli bilimler teknolojisine, alt yapısına ve bilgisine sahip olan bir ülkede yaşamanız lazım. Bugün Afrika ve Asya’nın birçok ülkesinde zehirlenme vakaları doğal ölüm zannedilerek üzeri kapansa da gelişmiş ülkelerde kriminal laboratuvarların yetenekleri ve otopsilerdeki beceriler sayesinde mümkün olduğunca aydınlatılmaya çalışılıyor. Ama birisi birini öldürmeyi aklına koydu mu bunun önüne geçilemez.”Adli Bilimlerde 4 yıllık lisans eğitimi, ilk kez Üsküdar ÜniversitesindeBiyoloji, kimya, fizik, matematik, arkeoloji, antropoloji,  sosyoloji, psikoloji gibi her mesleğin suçun aydınlatılması ve suçlunun ortaya çıkarılması için Adli Bilimler şemsiyesi altında hizmet ettiğini belirten Prof. Dr. Sevil Atasoy,“Üsküdar Üniversitesinde suçla mücadele eden birimler var. Bunları topluca “Adli Bilimler Kompleksi” olarak adlandırıyoruz. Başta, Türkiye’de ilk defa ve sadece Üsküdar Üniversitesinde olmak üzere 4 yıllık bir lisans eğitimi var.  Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi bünyesinde yürütülen 4 yıllık lisans eğitimi sonunda mezun olacaklar birer kriminalisttir. Yani olay yerinden elde edilen delilleri inceleme yeteneğine sahip olan kişiler. Onlar Türkiye’nin ilk ve gerçek kriminalistleri olarak adalete hizmet edecek. Bu arada Üsküdar Üniversitesi’nin Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü’nde farklı bilim alanlarında Adli Bilimler Yüksek Lisansı ve Doktora eğitimi almak da mümkün. Ayrıca Adli Bilimler gibi adalete hizmetin ayrılmaz parçası olan Ceza Adaleti Yüksek Lisans eğitimi ile, Vakıf Üniversiteleri arasında bir ilki daha gerçekleştirdik. Adli Bilimler Kompleksi, Sağlık Meslek Yüksek Okulu bünyesindeki Otopsi Yardımcılığı’nı, Şiddet ve Suçla Mücadele Uygulama ve Araştırma Merkezi’ni, Bilirkişilik Temel Eğitimi’ni, kurulan Tıp Fakültesi’ndeki Adli Tıp Anabilim Dalı’nı ve mezunlarımıza bir kariyer merkezi olarak da hizmet edecek Adli Bilimler Derneği’ni kapsıyor.Programın sonunda aday öğrenci ve velilere soğuk çorba ikramı yapıldı.

10 AĞU 2018

Ceza Adaleti Yüksek Lisansı Türkiye’de ilk kez Üsküdar Üniversitesinde açıldı

Üsküdar Üniversitesi Türkiye’de bir ilki daha gerçekleştirdi. Her geçen yıl, bünyesine yeni bölüm ve programlar ekleyen Üsküdar Üniversitesi, vakıf üniversitelerinde olmayan Ceza Adaleti Anabilim Dalı Ceza Adaleti Yüksek Lisans Programını Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü çatısı altında açtı. Enstitü, öte yandan Adli Bilimler Doktora programına da öğrenci kabul edecek.Prof. Dr. Sevil Atasoy önderliğinde geçen yıl Türkiye’de ilk Adli Bilimler lisans eğitiminin açılmasının ardından Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü bir ilki daha gerçekleştirdi. Enstitü, Ceza Adaleti Anabilim Dalı Ceza Adaleti Tezli/Tezsiz Yüksek Lisans Programını açtı.Bir yeni program da doktorada gerçekleşti. Adli Bilimler Anabilim Dalı Adli Bilimler Doktora Programı 2018-2019 güz yarıyılı için öğrenci alacak. Prof. Dr. Sevil Atasoy: “Türkiye için çok çağdaş ve yeni bir uygulama”Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy, Ceza Adaleti Anabilim Dalı Ceza Adaleti Yüksek Lisansı Programının Türkiye için çok çağdaş ve yeni bir uygulama olduğunu ifade etti.  “Vakıf üniversitelerinde olmayan bir ilki gerçekleştiriyoruz” diyen Atasoy, Adli Bilimler tezli lisans okuyanların burada tezsiz okuma imkânı da bulduğunu belirtti. Atasoy: “Cezaların insancıl özellikler içermesini hedefliyoruz” Ceza Adalet Yüksek Lisans Programında; suçun önlenmesi, suçların karşılığının verilmesi ve suçlunun iyileştirilmesine yönelik konularda ileri düzeyli akademik çalışmaların yapılmasının hedeflendiğinin altını çizen Atasoy, “Toplumdaki hastalıkların ve yaraların sarılmasına,  cezaların insancıl özellikler içermesi, bilgisizlik ve birtakım yanlışlar sonucunda işlenen suçların özel durumlarını, kişisel sorumluluk bilinçlerini cezalandırmada göz önünde bulunduran kuşakların yetişmesine katkıda bulunmayı amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı. İsteyen istediği alanda uzmanlaşacak!Atasoy, Ceza Adaleti Yüksek Lisans Programının ders içeriklerine ilişkin ise şunları söyledi:“Adli bilimler alanındaki gelişmeler, kriminoloji alanındaki uygulama ve teoriler, kolluk faaliyetleri, infaz yöntem ve hedeflerinin yanı sıra, öğrencinin uzmanlaşmak istediği alana uygun şekilde terör ve terörizm, siber suçlar, suç haritaları, olay yeri inceleme, delil toplama, alkol ve uyuşturucunun sosyal etkileri, bilgi güvenliği, suç önleme ve analizi, görüşme teknikleri gibi dersler verilecek.” Adli Bilimlerde doktora programı hedefleriEnstitü bünyesinde Adli Bilimler Anabilim Dalı Doktora Programını da hayata geçirdiklerini belirten Prof. Dr. Sevil Atasoy, “Bilimsel yöntemleri kullanarak bilgi ve uygulamalara kanıt oluşturacak araştırmalar yapma, yapılan çalışmaların sonuçlarını yorumlama ve sentez yaparak mesleğe katkı sağlama, ileri düzeyde bilirkişilik hizmeti verme niteliklerinin kazandırılmasını hedefliyoruz” şeklinde konuştu.  Atasoy, “Adli Bilimler Anabilim Dalı Doktora Programı çatısı altında; Adli Psikoloji ve Davranış Delilleri, Kriminalistik ve Olay Yeri İnceleme, Adli Moleküler Biyoloji ve Genetik, Adli Kimya, Adli Bilişim ve Dijital Deliller, Adli Suç Önleme ve Analizi Bilim Dalı bulunmaktadır” dedi. 

05 AĞU 2018

Tercih günleri fuarında Üsküdar Üniversitesine yoğun ilgi

Milli Eğitim Bakanlığı desteğiyle Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda 140 üniversitenin katıldığı tercih fuarında Üsküdar Üniversitesi standı yoğun ilgi gördü.Üsküdar Üniversitesi öğrenci adayları ve velilerin heyecanına ortak olurken, Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy da standı ziyaret edip, aday öğrenciler ve velilerle sohbet ederek onların sorularını cevapladı.Bu yıl “Dünyayı Senin Beynin Değiştirecek” sloganıyla yola çıkan Üsküdar Üniversitesi uzman tercih danışmanları ve akademisyenleri ile adayların aklındaki sorular ve doğru tercih konularına açıklık getiriyor.Kusursuz kariyer yoktur!Tercih günleri kapsamında, Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy da Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı Konferans Salonu’nda “Kusursuz Kariyer Yoktur” konulu konuşmasını gerçekleştirdi.Konuşmasında kusursuz cinayet olmadığı gibi kusursuz kariyerin de olmadığına değinen Prof. Dr. Sevil Atasoy kendi hayatındaki tecrübelerinden örnekler sundu.Çocukken başlangıçta kuaför olmak, gazete satmak veya mimar olmak gibi meslekleri isterken ailesinin etkisiyle biyokimya uzmanı olmaya yöneldiğinden bahseden Prof. Dr. Sevil Atasoy, hiç düşünmediği bir alanda hiç beklemediği bir meslekte ilk adımlarını atarken başına gelen bir olaydan etkilenip adli bilimlere yöneldiğini anlattı. Atasoy, kusursuz kariyerin de olmadığını vurguladı.“Meslekte fark yaratmalısınız” Gelecekteki meslekleri ve bölüm seçimleri hakkında kararsız olan adaylara yönelik, hedefiniz olmayabilir, başlangıçta herhangi bir mesleğe girebilirsiniz, mühim olan o meslekte bir fark yaratmak için kendinizde dürtü hissetmeniz diyen Atasoy, mühim olanın rakibin sadece öğrencinin kendisi olduğunu ve başkalarıyla kendilerini karşılaştırmamaları gerektiğini de sözlerine ekledi.Üsküdar Üniversitesi olarak Türkiye’de ilk defa, 2017 yılında lisans düzeyinde Adli Bilimler bölümü açtıklarından söz eden Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy, bunun mesleki kariyerinde en tepe nokta olduğunu belirtti.Konuşmasının ardından aday öğrenciler Prof. Dr. Sevil Atasoy ile fotoğraf çektirdi.6 Ağustosa kadar sürecek olan fuar 10.00-18.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek.

04 AĞU 2018

Tercih buluşmaları Üsküdar’da başlıyor…

Üsküdar Üniversitesi, Tercih ve Tanıtım Günleri’nde akademisyenleri adaylarla buluşturacak. “Tercih Buluşmaları”, üniversite adaylarına gelecekle ilgili verecekleri kararda önemli ölçüde yol gösterecek. Programın ilk konuğu Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan olacak. Adaylarla 5 Ağustos 2018 Pazar günü bir araya gelecek olan Prof. Dr. Arıboğan, “Değişen dünyada yeni fırsatlar ve kariyer fırsatları” başlıklı bir konuşma yapacak.Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşkesi Nermin Tarhan Konferans Salonunda düzenlenecek “Tercih Buluşmaları”, üniversite adaylarına gelecekle ilgili verecekleri kararda önemli ölçüde yol gösterecek.Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy, Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, Prof. Dr. Sinan Canan, Prof. Dr. Sultan Tarlacı, Doç. Dr. Serhat Özekes ve Dr. Öğretim Üyesi Ihab Elaff adaylarla bir araya gelecek.“Tercih Buluşmaları” nın ilk konuğu, akademisyen Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan olacak.Prof. Dr. Arıboğan, 5 Ağustos 2018 Pazar günü “Değişen dünyada yeni fırsatlar ve kariyer fırsatları” başlıklı bir konuşma yapacak.Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 12 Ağustos 2018 Pazar, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy 10 Ağustos 2018 Cuma günü gençlerle buluşacak.

26 TEM 2018

Prof. Dr. Sevil Atasoy: “Önyargısız, gerçeğin peşinde Adli Bilimciler yetiştiriyoruz”

Üsküdar Üniversitesinin düzenlediği “Kanıt Peşinde Semineri”, Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşkesi Nermin Tarhan Konferans Salonunda gerçekleştirildi. Yüksek lisans adayları ve lisans aday öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği seminere konuşmacı olarak Prof. Dr. Sevil Atasoy katıldı.“Kanıt dizisi tekrar yapılabilir”Konusu, “Kanıt Peşinde” olan seminerde Üsküdar Üniversitesi Rektör Yrd. Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü, Adli Bilimler Bölüm Başkanı Atasoy, Kanıt dizisinin aynı kadroyla olmak suretiyle tekrar yapılabileceğini söyledi. Birçok şehirde ve ülkede Kanıt dizisinin izlendiğinden de bahseden Atasoy, bu dizinin oldukça rağbet gördüğünü kaydetti.İnsanın hayatının her noktasında kanıt peşinde olduğunu, bunun bazen aşkta, işte ve eğitim hayatında da söz konusu olduğunu vurgulayan Atasoy, adaletin kanıtsız olmayacağının ve kanıtın bu noktada çok önemli olduğunun altını çizdi.Tarihteki ilk kanıt belgesi5. Moğol Hanı Kubilay Han’dan bahseden Atasoy, tarihte var olan en geniş topraklara sahip olan ve en büyük imparatorluğu kurmuş olan lider olduğunu da konuşmasına ekledi. Kubilay Han ile Marco Polo’nun çok yakın olduğunu ve bu iki şahsiyetin yazdığı, içeriği “kanıt” olan tarihteki ilk kanıtsal nitelikli belge yerine geçen “Hataları Yıkamak (Sung Tz’u)” adlı eserden bahsetti. Atasoy, tarihin ilk bilinen otopsisinin “Sezar Suikasti, bıçak yarası (M.Ö. 44,23)” olduğunu da söyledi.“En önemli kanıt örneği parmak izidir”En önemli kanıt örneği olan parmak izini 1880 yılında ortaya koyan William James Herschel ve Henry Faulds de bahseden Atasoy, Osmanlı İmparatorluğunda da parmak izinin kanıt olarak kabul eden ilk kullanan padişahın 2. Abdülhamid (1898) olduğuna değindi.“Parmak izi konusunda bir uzman gözü çok önemlidir”2004 yılında Madrid’deki bir tren istasyonunda aynı anda birçok bombanın patlamasıyla yüzlerce insanın can verdiğini söyleyen Atasoy, tarihin en büyük terör eylemlerinden biri olan bu patlamanın failinin bir parmak izi yoluyla bulunmaya çalışıldığını fakat neticenin doğru sonuç vermediğini söyledi. Atasoy, parmak izinin öncelikle bilgisayar arayıcılığıyla veri tabanında arandığını, daha sonra bir listenin çıkarıldığını söyledi. Parmak izi konusunda bir uzman gözünün de çok önemli olduğunun altını çizdi.Dünyanın dört bir yanında, önyargı yaygındırDünyanın dört bir yanında önyargının yaygın olduğunu söyleyen Atasoy, bunun sonuçlarının da birçok haksızlığa neden olduğunu vurguladı. Atasoy; “aynı şeylere farklı pencerelerden bakıldığı surette farklı şeyler görürüz ve ne görmek istiyorsak karşımızda da onu görürüz” dedi.“Ön yargısı olmayan ve gerçeğin peşinde çabalayan Adli Bilimcilere ihtiyacımız var”Üsküdar Üniversitesinde 2016’da başlanıp büyük bir hızla devam eden Adli Bilimler Bölümü, ilk olarak Yüksek Lisans formatıyla müfredata girdi. Daha sonra lisans eğitimi olarak da eğitim hayatına dâhil olan bu bölümde önceliğin, ön yargısı olmayan ve gerçeğin peşinde çabalayan Adli Bilimcilerin yetiştirilmesi olduğunu söyleyen Atasoy, bu bölümün Türkiye’de bir ilk olduğunu da vurguladı. Türkiye’de olay yerlerinin iyi delillendirilmediğini söyleyen Atasoy, yetiştirilen bu öğrencilere bu nokta da yardım edileceğinden bahsetti.“Bu iş tek başına yapılacak bir iş değildir”İşinin sadece eğitim olmadığını, onun dışında toplantılara ve kongrelere katıldığını söyleyen Atasoy, bu programlara Adli Bilimler ve Otopsi Yardımcılığı Bölümlerinde okuyan öğrencilerle beraber gittiğine değindi. Son olarak bu işin tek başına yapılamayacağını, tek başına adaletin söz konusu olmayacağını, ancak bir grup eşliğinde yapılabileceğini söyleyen Atasoy, bu işin zor bir iş olduğunun da altını çizdi.Programın sonunda Atasoy öğrencilerin sorularını yanıtladı.Sonrasında öğrenciler için kitaplarını imzaladı.Programa katılan Azerbaycanlı ressam Garip Garibli Atasoy’a kendi çizdiği resmi hediye etti.

25 TEM 2018

Yüksek lisansla adli bilimci olabilirsiniz

Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü çatısı altında verilen Adli Bilimler Ana Bilim Dalı Yüksek Lisans Programı, adli bilimci olmak isteyenlere çok farklı konularda imkânlar sunuyor. Saha deneyimi bulunan akademik kadrolarla Adli Kimya, Adli Farmakoloji ve Toksikoloji, Adli Biyoloji, Adli Genetik, Adli Hemşirelik/Ebelik, Olay Yeri ve Kriminalistik, Adli Bilişim Suçları, Adli Psikoloji ve Suç Önleme ve Analizi alanlarında eğitimler veriliyor. Üsküdar Üniversitesi, ülkemizde daha çok yeni bir alan olan Adli Bilimler alanında yüksek lisans eğitim programları düzenliyor.Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü çatısı altında yer alan Adli Bilimler Ana Bilim Dalı Yüksek Lisans Programı, bu alana meraklı olan, adli bilimler konusunda uzmanlaşmak isteyen kişilere önemli fırsatlar sunuyor. Eğitimler, saha deneyimi bulunan akademik kadrolarla veriliyor.Prof. Dr. Sevil Atasoy: “Ülkemizin ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlıyoruz”Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy, programın ülkemizin adalet hizmetleri, bağımlılık ve suç önleme konularında temel gereksinimlerini karşılamayı amaçladığını söyledi.Prof. Dr. Sevil Atasoy, programda ayrıca birey, aile ve toplumun mağduriyetini engellemek, suçu ve suçluyu kuşkuya yer bırakmayacak biçimde modern teknolojilerle kanıtlayabilmenin amaçlandığını söyledi. Prof. Dr. Sevil Atasoy, “Programda bu alanlarda yeni teknolojiler geliştirmek ve ülkemizi dışa bağımlı olmaktan çıkartacak bilimsel araştırmalar yapmak için ileri düzey bilgi, anlayış ve beceri ile donanmış uygulayıcı, eğitici ve araştırmacı adli bilimcilerin yetiştirilmesi hedeflenmektedir” diye konuştu.Adli Bilimler Ana Bilim Dalı Yüksek Lisans Programı kapsamında Adli Kimya, Adli Farmakoloji ve Toksikoloji, Adli Biyoloji, Adli Genetik, Adli Hemşirelik/Ebelik, Olay Yeri ve Kriminalistik, Adli Bilişim Suçları, Adli Psikoloji ve Suç Önleme ve Analizi alanlarında eğitimler veriliyor.Lisans mezunları başvurabilirBağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü,  9 farklı uzmanlık alanıyla hemen her lisans dalından mezun olana uluslararası kalitede lisansüstü eğitim ve öğretim vermenin yanı sıra, suç önleme ve suç analizine odaklanarak, özellikle kadına ve çocuğa karşı şiddetin önlenmesi ve suçun öngörülmesi konularını ele alıyor.

09 TEM 2018

Katil aramaya katılır, aileyle ağlar

Bir yanda ayakları kesilen, gözleri oyulan köpekler... Çuvallara doldurulup çöpe atılan, yakılan kediler… Diğer yanda kaçırılan, tecavüz edilen, açlıktan ölüme terkedilen çocuklar… Bu vahşet birbiriyle ilintili mi? Kimler tecavüze daha yatkın? Çocuklarımızı nasıl koruyabiliriz? İdam cezası, kimyasal kastrasyon çare mi? Dünya nasıl yapıyor? Türkiye’nin en önemli adli tıp profesörü Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Sevil Atasoy sorularımıza çok çarpıcı örneklerle yanıt verdi.- Eylül’e kıyan cani daha önce de iki köpeğe tecavüz edip telle boğmuş. Bu vahşet ortaya çıkınca büyük tepki gösterdiniz; "10 yıldan fazla oldu söyleyeli. Sakalım yok ki dinlesinler” diye bir tweet attınız. İkisi arasında nasıl bir bağlantı var?Muhtemelen 10 yıldan fazla oldu. Hayvan haklarıyla ilgili çalışan bir ekip benden bir konferansa katılmamı istedi. Konferans verirken, “Siz hayvan haklarından yola çıkarak bunu gündeme getiriyorsunuz ama yanlış bir noktadasınız. Çünkü mesele hayvan hakkı değil, insan hakkı. İnsanların güvenliğini sağlayabilmek için de hayvanlara şiddet gösterenleri durdurmanız gerekir, bu noktadan hareket edin” dedim ve örnekler vermeye başladım. Baştan söyleyelim, elbette her hayvana fena muamele yapan çocuğun ileride insana şiddet göstereceğini söylemiyorum. Burada hayvana kötü muamele dediğimiz zaman kediyi canlı canlı toprağa gömenden, karnını açıp içine bakandan, kulağını, burnunu kesip gözünü çıkarandan, aç hayvanları bir kafese koyup hiç yemek vermeyerek birbirlerini yedirtenden söz ediyorum. Bunları yapanların yarın öbür gün şiddet eylemi gösterebileceğinin altını çiziyorum. Seri katiller üzerine yapılan araştırmalar da bununla ilgili önemli şeyler söylüyor.Mesela?FBI’ın yaptığı büyük bir araştırma vardır, sonra başka ülkelerde de tekrarlanmıştır. Seri katillerin geçmişlerinde mutlaka hayvana yönelik fena muamelenin, işkencenin ve öldürmelerin olduğu, bunların önemli bir bölümünün insanlara uyguladığı tekniği daha önce hayvanlara uygulayarak deneyim kazandıklarını biliyoruz.Bu kişilerin aileleri hakkında ne biliyoruz?Ailelerinde hayvanlara fena muamele edenler var ve onları görüyorlar. Belki normalleştiriyorlar, belki de genetik bir geçişi var. Onu bilmiyoruz ama her halükarda hayvana fena muamele, yarın öbür gün şiddete yol açıyor. Dövme, yaralama, giderek de adam öldürmeye varıyor. Nitekim bugünün psikiyatri uzmanları, DSM denilen ruh hastalıklarını tasnifte kullandıkları bir rehberde hayvana fena muameleyi bir davranış kusuru olarak gösteriyor artık ve “Bu bir risk” diyor.Riskin ortaya çıkış yaşı kaç?3-4 yaşında ortaya çıkabiliyor. Aile görüyor, öğretmen görüyor, mahalleli tanık oluyor. Tek yaptıkları “Yapma” demek, en iyi ihtimalle cezalandırıyor. Fakat hiçbir işe yaramıyor, çünkü bu profesyonel destek isteyen bir şeydir. Kanada’da Luka Magnotta adlı bir üniversite öğrencisi, sınıf arkadaşı olan bir Çinli’yi öldürdü, parçalara ayırdı, parçaları farklı çöplere attı, bir bölümünü yedi. Hatta bir takım siyasetçilere posta içinde videolarını gönderdi. Bu genç, bir model, yani bir erkek güzeliydi. Önce Paris, sonra Almanya’ya kaçtı. Almanya’da bir internet kafe’nin yöneticisi Türk bunu fark etti, polise haber verdi, yakalandı. Şimdi bu adamın, olaydan çok daha önce internette boğmuş olduğu kedilerin fotoğraflarını ve kısa video filmlerini paylaştığı biliniyor. Hayvan hakları savunucuları da bunu polise bildirdiği halde kimse ilgilenmemiş. O zaman engellenseydi, o Çinli öldürülmemiş olacaktı. Bu örnekler çok fazla.Türkiye’deki durum hakkında bilgi sahibi miyiz?Sorulmadığı için bilmiyoruz. İlk ifade alma sırasında mutlaka “Hayvana yönelik bir şiddet gösterdiniz mi” veya “Ailenizde kimse kediye, köpeğe zarar verdi mi” diye sorulmalı. Cezaevlerinde bu konuda anket yapılmalı. Çocuklarının böyle bir şiddete eğimi olduğunu gören aile, derhal yardım almalı. Kedinin boynuna ip bağlayıp çekeni gördüğünüzde bile bildirmeniz gerekiyor. Yarın öbür gün muhakkak hayvana ve tabii ki insana daha çok zarar verecektir.Ayakları kesilen... poposuna silikon sıkılıp bağırsakları patlatılan... gözleri oyulan köpekler... Çuvallara doldurulup çöpe atılan, yakılan kediler var. Bu nasıl bir gözüdönmüşlüktür?Patolojik. Akıl hastalığı. Öğrenilen bir şey değil. Acıma hissi, empati duyguları yok. Canlarının yanacağını hissetmiyorlar.Yıllarca bu konular üzerine çalışmış bir bilim insanısınız. Bu vahşet artış mı gösteriyor, yoksa hep vardı da biz mi yeni farkediyoruz?Tabii ki bu konuya yönelik farkındalığımız arttı. Bu farkındalık iyi bir şey aslında ama sayısal olarak neydi de ne oldu derseniz, bir istatistik verimiz yok.Toplumu derinden sarsan son iki olay Eylül ve Leyla! Tüm o süreci izlerken ne düşündünüz? İlk nereye bakmak gerekiyordu böyle bir durumda?Çocukların kaybolmasıyla ilgili çok değişik sebepler vardır. Bunlardan biri çeker gider, kaçar. Durduk yerde kaçmaz. Ya dayak yiyordur, ya istediği bir şey alınmıyordur, bunu alışkanlık haline getirmiş çocuklar vardır. Eğer böyle birisiyse “Dur, gelir” deniyor. Gelemeyebilir. İkincisi, kaçırılmalardır -ki kaçırılmanın da envai çeşidi var. Bir ülkede iç savaş vardır, kaçırılan çocuk asker olarak kullanılır. Fidye için kaçırılanlar vardır, aile boşanıyordur, biri çocuğu kaçırır. Cinsel taciz maksadıyla kaçırılmış olmaksa bizim için en yaralayıcı olan, ona tahammül edemiyoruz. Fakat altını çizmemiz gerekir, elbette cinsel taciz maksadıyla da çocuklar kaçırılıyor ama çok sık değil. Ayrıca cinsel tacize uğramış çocuk da her zaman öldürülmüyor. Bu, bütün dünyada aşağı yukarı yüzde 1. Tabii bir kişi bile çok değerli.Yüzde 1 dediniz; peki öldürmeye nasıl karar veriyor?Bu amaçla kaçırılıp, öldürülen çocuk kaçırılmayı takip eden üç saat içinde öldürülüyor. Bu insanların maalesef yüzde 90 kadarı çocuğun tanıdığı ve elbette güvendiği biri. Bu kişi, çocuk olayı anlatacak ve kim olduğunu söyleyecek diye korkar. O yüzden öldürür. Erken saatte öldürmesinin nedeni de karşısındaki çocuk ağlar, bağırır. Onun başında beklemeyecektir.Yüzde 90’ı çocuğun tanıdığı, güvendiği biridir, dediniz. Bu daha da korkutucu…Tabii. Hatta çocuğu öldürdükten sonra aramalara katılabilir. Bu, çok rastlanan bir şeydir. Aileyle beraber ağlar, koşturur, yardımcı olur. Aslında uzak bir akrabadır, daha önce bu kadar da yakınlığını görmediğiniz biridir ama sizinle gece-gündüz tarla, otluk, bahçe demeden dolaşır. Eve gelen misafirlere şeker tutar, kahve yapar. Bu kişilerden mutlaka şüphelenmek gerekir. Zaten polis bunu fark ederse sorguya alır. Yeter ki siz aile olarak birini işaret edin.Bizde aileler “Allah razı olsun, zor günümüzde bizi bir dakika yalnız bırakmadı” diye bakıyor…Öyle ama neredeyse aileden çok üzülen, arayan, teselli etmeye çalışan, özellikle de soruşturmanın yönü hakkında “Polis geldi mi, nereyi aradılar” gibi çok soru soran kişilerden mutlaka kuşkulanmak gerekir.Nitekim 8 yaşındaki Eylül Yağlıkara’yı öldürdüğü suçlamasıyla tutuklanan Uğur Koçyiğit, Eylül’ü arama çalışmalarına katılmıştı.Tabii. Bu kişiler o kadar ailenin yanındadır ki, polisle de muhabbet eder. “Abi şurayı aradınız mı” diye sorar örneğin. “Aradık” diye cevap alırsa, nasılsa aranmıştır diye cesedi gidip oraya atabilir. Risk analizini yapıp, “Bu tehlikeli bir olay” diyebilmeli. Eylül ve Leyla’yı ele alalım. Her ikisi de güzel, sosyal, güleç, insanlara kolay güvenen çocuklara benziyorlar. Polis zaten “Nasıl bir çocuktu” diye sorduğu, bir de fotoğraf gördüğü zaman bunun tehlikeli bir hadise olduğunu anlar. Elde çocuğa ait en son çekilmiş fotoğraf hazır bulundurulmalı. Üstünde ne olduğunu tarif etmek her zaman kolay değildir. Maalesef ailelerin bu detayı her zaman akıllarında tutmaları gerekir. Çünkü iş çığrından çıkar da toplumun katkısı istenirse bunlar işe yarayacaktır. Neticede TV’lerde çocukların fotoğrafının gösterildiği noktaya kadar gidebilir. Özel ihbar hatları kurulabilir ki Türkiye bu konuda çok eksik. Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Buna kaynak ayırmak lazım. 3 milyon Suriyelinin olduğu bir ülkede göçmenlerle ilgili problemlerin de olduğunu, bunların giderek artacağını çocuğun maalesef ‘para ettiğini’ hesaba katmamız gerekiyor. Bu yüzden kaçırmalar arasında öldürülme oranları azdır.Çok önemli bir uyarınız da oldu; “Türkiye’de çocukla teması olan mesleklere insan alımında sicil araştırması iyi yapılmıyor” dediniz. Bu meslekten kişilere çok rastlanıyor mu?Bunlar hemen her zaman çocuklara ulaşmanın kolay olduğu mesleği seçer. Daha çok kimsesiz çocukların barınaklarında ya da küçük çocuklara spor öğretmenliği, yüzme öğretmenliği, servis şoförlüğü, kantin personeli olmayı tercih ederler. Her pedofil mutlaka bu eylemini hayata geçirecek diye bir şey yok. Çok büyük bir bölümü de bu durumu fantezilerinde veya internetteki çocuk pornografi sitelerinde yaşar. Eyleme hiçbir şekilde dönüşmez, kaybedecek şeyleri vardır. Ortaya çıkarsa “Mesleğimden atılırım, işimi kaybederim” diye korkar.Bu adamlar evlenir, çoluk çocuk sahibi olur mu?Tabii ki.MAYONUN ÖRTTÜĞÜ YERLERE ANNE DAHİ DOKUNMASIN!Çocuklarımızı iyi koruyabiliyor muyuz?Tabii ki hayır... Olayı paranoya haline getirmemek lazım ama inanın eviniz güvenlikli bir sitede olsa da, çocuğunuzu o sitenin içindeki büfeye sadece su almaya gönderseniz bile başına bir şey gelebilir. Burada ailenin dikkatinden ziyade çocuğun eğitimi önemli. Çocuğa ne öğretilecek? Mesela mahrem yerlerine anne dahil kimse dokunmamalı. Mahrem yer dediğimiz, mayonun örttüğü yerler. Bunu ailelere anlatmak o kadar zor ki. Tuvalete giden çocuğun altını kendi silmek istiyor. “Yıkanamaz” diyor, bunu ileri yaşlara kadar yapabiliyorlar. “Yaptın mı, yapmadın mı” falan çıplakken kontrol ediyor. Devamlı ortalıkta olan bir cinsel organlar meselesi var. Çocuk herkesin önünde soyunabileceğini sanıyor. Bunun kötü bir şey olmadığını düşünüyor. Annem-babam yapıyorsa amcam da dayım da abim de, komşunun oğlu da yapar diye düşünüyor. Orada itiraz etmiyor artık. Oysa biz kaçamayacağına göre, bağırmasını, ısırmasını, tekme atmasını, direnmesini istiyoruz. Sonra çocuğu tek başına bırakmayacaksınız. Alışveriş merkezinde annesinin elini bırakıyor, şuraya kadar gidip geleceğim diyor, dönmeyebilir.Biz sokakta oynardık. O zamanlar farklı mıydı?Farklıydı. Çünkü büyük bir aileydik aslında. Herkes herkesin çocuğunu bilirdi, eksikliğini fark ederdi, kapı arkasında olur olmaz hareketlerde bulunurlarsa, büyükler tarafından kenara çekilirlerdi. Komşu gözü dediğimiz bir şey vardı. Şimdi kimse kimseyi tanımıyor ve buradan geri dönüş yok. Artık başka bir dünyada yaşıyoruz.TÜİK verilerine göre kayıp çocuk vakamız son 8 yılda 100 bini aşmış. Dünyayla karşılaştırdığımızda bu rakamlar çok mu?Nüfusa orantılı oranda söylenmediği takdirde mukayese etmemiz mümkün değil. Ayrıca kayıpların ne kadarının bulunduğunun takibi de yapılmıyor. Aile dahi haber vermiyor.KUNDAKTA BEBEĞE TECAVÜZÜ GÖRDÜKDaha çok kız çocukları seçiliyor ama erkek çocuklar da hedefte değil mi?Erkeklerin küçükleri istismarı olduğu gibi, kadınların da küçükleri istismarı vardır. Buna değinilmiyor ama fazla. Erkek çocuklara sorun, size yaşça büyük üst komşu hanımın tacizde bulunduğuyla ilgili bir şeyler anlatacaktır. Ama ötekiyle karşılaştırıldığında zararsız görünüyor. Hele eski kuşakların hiç üzerinde durmadığı bir şey. Şimdilerde önemsenir oldu.Tanık olduğunuz “Bu kadarı da olmaz artık” dedirten bir olay var mı?Kundakta bebeğe tecavüzü görmüştük. Detayını konuşmak istemiyorum.İDAM HİÇBİR SUÇ İÇİN ÇÖZÜM DEĞİLHepimizin içi acıyor ve doğal olarak büyük infial iç Akla ilk gelen de idam cezası oluyor... İdam cezasına nasıl bakıyorsunuz?Haksız olarak idama mahkûm olup da 20-30 yıl idamını bekleyen onlarca insan olmuştur, sonra masum oldukları anlaşılmıştır. İdam edilip masum oldukları anlaşılanlar da vardır. Bundan her zaman çok korkarım. Çünkü çocuk buydu diye işaret ettiği zaman ne olursa olsun o kişi kendini savunamaz artık. Halbuki benzetebilir, kardeşidir, ağabeyidir, çocuk bu, insanları birbirine benzetebilir. İleri yaşta kadınların bile kendilerine tecavüz edenleri karıştırdıkları çok olur. Travmanın etkisiyle o panik sırasında ayrıntıya bakmamıştır, benzetir. Haksız mahkûmiyetlerin en yüksek olduğu alan budur. Çünkü aynı zamanda görgü tanıklığının en yüksek olduğu alan budur. Bana göre idam hiçbir suç için çözüm değil.Caydırıcı etkisi olmaz mı?Hayır. Mesela Amerika’da idam cezasının olduğu ve olmadığı eyaletler var. Aynı memleketin içinde farklı uygulamalar. İdam cezası olan yerlerde yükselen bir cinayet trendi söz konusu, olmayan yerlerde oran düşüyor. Bunu izah etmek mümkün değil. Caydırıcı olsaydı orada da olurdu.Yakında kimyasal kastrasyon Türkiye’de uygulanacak gibi görünüyor. Peki bu yöntem çözer mi?Kimyasal kastrasyon belli bazı ilaçların verilmesini öngören ve cinsel arzuları baskılayan tıbbı tedavilerdir. Bu ilaçların belli aralıklarla verilmesi ya da o iğnelerin düzenli kullanılması gerekiyor. Bu ilaçların verilmesini takip edemeyecek Türkiye. Kimse takip edemiyor. Kim bu ilaçları kullanmak ister ki?Kim istemez ki? Sonuçta iğrenç bir şey yapıyor…O normal gibi görüyor. Uyuşturucu madde bağımlılığından herkes kurtulmak istiyor ama tedaviye gitmiyor. “Sigara zararlı, ölürsün” diyorlar; içiyoruz. Bu da böyle bir şey. Kendisi bu davranışın onu mutlu ettiğini düşünüyor. Ben denetimli serbestliğe imkân tanımamak kaydıyla ömür boyu ağırlaştırılmış hapis cezasını öngörürüm.TEK BİR YAPRAK BİLE ÇÖZERCinayetleri sosyal medya üzerinden adeta hep birlikte çözmeye çalışıyoruz. Peki polisin işini kolaylaştırıyor muyuz sizce?Polisiyelerin, dizilerin, sosyal medyanın etkisi soruşturmayı bazen yanlış yönlendiriyor. 8 yaşındaki Eylül ile ilgili yapılan araştırmada görenler vardı, çok çabuk biri üzerinde şüphelenildi, nitekim olay daha kolay çözüldü. Diğerinde önemli olan şuydu: “Biz burayı aradık, bir şey yoktu” dediler. Sonra cenazeyi önceden baktıkları yerde buldular. Polisin nerede arama yaptığını katil de biliyordu. Kriminolojide “Suça Yolculuk” diye bir şey vardır. Eğer işin içinde intikam yoksa 500 kilometre öteden gelip de çocuğa böyle bir şey yapmaz. Bu kişi, zaten nerelerde arama yapıldığını görüyor, biliyor ve aranmış yere gidip cesedi bırakıyor. Çünkü, “Zaten burası arandı, bir daha gelmezler” diye düşünüyor.Olay yeri inceleme mekanizması doğru işliyor mu?İşte en önemli nokta. Burada önemli olan, bu çocuğu nereden getirip, buraya bıraktı. Bunu bulursanız faile daha da yaklaşırsınız. Bir cenaze bir yerden başka bir yere götürülürken mutlaka üzerinde o ilk yere ait ot, toprak, böcek bir şey vardır. Bu veriler sayesinde bu çocuğun buraya nereden getirildiğini bulabiliriz. Çünkü toprak, bitki örtüsü 10 metre mesafede bile fark eder. Ancak bizde otopsi yapıldığı zaman hiçbirine dikkat edilmiyor. Olay yeri incelemenin önemi çok büyüktür. Avustralya’da bir tek yapraktan bulunmuş bir olay vardır. Bir posta memuru o tek yaprağı tanır, “böyle bir ağaç sadece bilmem kimlerin bahçesinde var” der ve cinayet aydınlatılır.BİR FOTOĞRAFTAN EVİ BİLE BULUNUR!Çocukların sosyal medyada fotoğraflarının paylaşılması da tartışılıyor..Yapmamak lazım. Çeşitli nedenleri var. Bunlardan biri paylaşan ünlü biriyse onu korkutmak ve parasını alabilmek için çocuğu kaçırılabilir. Çocuk hakkında hangi okulda okuduğuna kadar tüm detayları bulabilir. O fotoğraftan ev adresi anlaşılır. Çocuk pornografik amaçla kullanılabilir. Yarın öbür gün çocuğunuzun fotoğraflarını birden bire hiç ilgisiz yerlerde görmeye başlarsınız. Paylaşmamak gerektiği gibi çocukların paylaşımlarına da dikkat etmek gerekir.Kaynak: HürriyetHaberin linki: http://www.hurriyet.com.tr/gundem/katil-aramaya-katilir-aileyle-aglar-40890529 

04 TEM 2018

Prof. Dr. Sevil Atasoy: “İyi otopsi iyi olay yeri incelemesine ihtiyaç var”

Ankara’da Eylül Yağlıkara, Ağrı’da Leyla Aydemir’in ölümüyle gündeme gelen çocuğa yönelik şiddet ve cinsel saldırı olayları toplumda infial oluştururken uzmanlar, ailelere önemli görevler düştüğünün altını çiziyor. Çocukları asla yalnız bırakmamak gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Sevil Atasoy, her olayda iyi bir otopsi, iyi bir olay yeri incelemesi ve bu delillerin iyi çalışılmasına ihtiyaç olduğunun altını çizdi. Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Adli Bilimler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sevil Atasoy, çocuğa yönelik şiddet ve cinsel suçları gerçekleştiren kişilerin, çok büyük bölümünün çocuğun yakın çevresinde bulunan kişiler olduğuna dikkat çekti.Saldırgan çocuğun yakınında olabilirProf. Dr. Sevil Atasoy, dünya genelinde erkek popülasyonunun %1 ile %5 oranının küçük çocukları, yani 12 yaş altı çocukları kız ve ya erkek fark etmeksizin bir cinsel uyaran olarak gören kişiler olduğunu söyledi. Bu kişilerin genellikle çocukların çok yakınında bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Atasoy, “Bunları anlamak mümkün değil ama bu kişilerin nerelerde çalıştığına bir kere bakarsak, çocuklara ulaşabilmenin kolay olduğu yerlerde çalışırlar. Mesela öğretmendirler, bir yurt müdürüdürler küçük çocukların olduğu ya da bir spor takımının koçudur, yüzme antrenörüdür ya da sahilde çalışan bir şezlongcudur. Her halükarda çocuklara ulaşmanın kolay olduğu meslekleri seçerler” diye konuştu.İstihdam öncesi iyi araştırma yapılmalıÇocuklarla iletişimin çok fazla olduğu meslek gruplarında işe alınan personel seçiminin önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Sevil Atasoy, “Öncelikle aklımızda tutmamız gereken şey bu gibi mesleklerde personel istihdam ettiğimiz zaman bu kişilerin geçmişlerini çok iyi araştırmamız gerekiyor. Dolayısıyla herkesi işe almamak gerekiyor, minibüs şoförlerinden kantin çalışanlarına varıncaya kadar” uyarısında bulundu.Çocuklar hiçbir zaman yalnız bırakılmamalıİkinci önemli konunun “çocukları hiçbir zaman yalnız bırakmamak” olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Sevil Atasoy,  şunları söyledi:“Çocukları hiçbir zaman yalnız bırakmamak gerekiyor.  Ne yaparsanız yapın, ne kadar güvenlikli bir yerde olursanız olun yine de çocukların çok kolay bir yere yönlendirilebildiğini akıldan çıkarmamak gerekiyor. Çocukların kendilerine çeşitli bahanelerle kuş, böcek ya da köpek göstereceği gerekçesiyle kimsenin olmadığı bir yere çok kolayca gidebileceklerini ve de üstelik bu kişi tanıdığı birisi ve hatta akrabaysa çok daha kolay bir şekilde bu kişinin peşi sıra gidebileceğini unutmamak gerekiyor. Çocuklar kolay kolay direnç gösteremiyorlar.Uygulamada örnek olunmalıBiz ne kadar öğretsek de mesela ‘Mayonun örttüğü yerlere dokundurtma diye öğretsek de hatta anne ve babaya dahi ‘Çocuğun mahrem yerlerini siz yıkamayın. Bırakın kendisi yıkasın, bunlar dokunulmaz bölgelerdir’ şeklinde onlara öğretsek de yakın bir tanıdığı olduğu takdirde buna hayır demesi mümkün değil. Çocuğa yüksek sesle hayır demeyi öğretmeyi istediğiniz kadar öğretin bunu uygulamada örnek olmanız lazım. Anne dahi çocuğun kendini bildiği tarihten itibaren mahrem yerini yıkamayacak. Çocuğa başka kimsenin kendine dokundurtmaması gerektiği ancak böyle öğretilebilir. Çünkü anne bile diyelim ki bir amcayı birbirinden tefrik edemez yani akrabayı tefrik edemez. Anne de o kişiyi yakını diye görebilir.”Türkiye’de aranan başka kayıp çocuklar varÇocuklara yönelik cinsel suç ve saldırılarda hedefin erkek ya da kız fark etmediğini, her yaş grubundan çocuğun hedefte olabileceğini belirten vurgulayan Prof. Dr. Sevil Atasoy, “Sadece kız çocukları değil, erkek çocukları da hedef seçilebiliyor.Türkiye’de şuan aranan başka kayıp çocuklar da var. Hepsini bilmiyor kamuoyu. Bildiklerinin üzerinde tabi ki yorum yapıyor. Ben bunu doğru bulmuyorum. Önemli bilgi kirlilikleri var.Sosyal medyanın bu konularla ilgilenmesini doğru bulmuyorum çünkü bu çok profesyonelce bir iştir. Ülkemizde yaşanan her olayda iyi bir otopsi, iyi bir olay yeri incelemesi ve bu delillerin iyi çalışılmasına ihtiyaç var.Bu da birtakım soruları zaten yanıtlar. Yani aç mı bırakılmış ondan mı ölmüş veyahut bir yerde öldürülmüş sonra başka bir yere mi taşınmış saat kaçta öldürülmüş hangi gün öldürülmüş vs. yani soruşturmaya gerekecek her türlü bilgiyi zaten bu ekipler çözer.Yeter ki meselelere önyargılı yaklaşılmasın ve de herkes kendi işini yapsın” diye konuştu.Olay yerine sadece yetkililer girmeliBu tür olaylarda olay yeri incelemesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Sevil Atasoy, olay yerine birçok kişinin girdiğini belirterek bu durumun delilleri yok etmesine ya da onlara yeni bir şeyler eklenmesine yol açabileceğine dikkat çekti.Olay yerine sadece yetkili kişilerin girmesi gerektiğini ifade etti.

02 TEM 2018

Prof. Dr. Atasoy: Cezaevleri ‘Ben yapmadım’ diyenlerle dolu

BURSA, (DHA)- ÜSKÜDAR Üniversitesi Rektör Yardımcısı Adli Bilimci Prof. Dr. Sevil Atasoy, bir suçlunun, uzaya gider gibi giyinmediyse eğer, mutlaka olay yerinde delil bırakacağını söyledi. Atasoy, hatalı ve eksik deliller, yanlış görgü tanıklıkları nedeniyle cezaevlerinin, 'Ben yapmadım' diyenlerle dolu olduğunu söyledi.Prof. Dr. Sevil Atasoy, Bursa Barosu’nun organizasyonuyla Bursa Akademik Odalar Birliği'nde (BAOB), 'Ceza ve Hukuk Davalarında Bilimsel Deliller’ konulu konferans verdi. Bursa Barosu Başkanı Av. Gürkan Altun’un sunuş konuşmasıyla başlayan konferansta Prof. Atasoy, öncelikle Cargill ile ilgili AİHM kararı nedeniyle Bursa Barosu’nu kutladı.'Her dava bir kararla sonuçlanır, ancak her karar doğru değildir' sloganı önünde konuşan Prof. Dr. Atasoy, İstanbul Kumkapı’da 2002 yılında işlenen bir cinayet olayından yola çıkarak diş ve ısırık izi karşılaştırmasının artık ‘çöp bilim’ olarak adlandırıldığını söyledi. Bu olayda öldürülen ev sahibinin yanağındaki diş izinin kiracısı olan kadına ait olduğunun, şüpheliye karakolda şeftali ısırtarak tespit edildiğini gülerek anlatan Atasoy, “Böyle bir yöntem olamaz” dedi.'TECAVÜZE UĞRAYAN, ‘BUYDU’ DEDİĞİ ANDA BİTTİ'Her gün onbinlerce suç işlendiğini ve masumların tutsak edilmemesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Atasoy, “Görgü tanıklığı ve yalancı tanıklık en önemli sorun. Tecavüze uğrayan bir kadın, birini işaret ederek ‘Bana bu tecavüz etti’ dediği anda kimse karşısında duramıyor. Yanılma çok oluyor ne yazık ki. Çok büyük hatalar olabiliyor. Bilirkişi incelemelerinde, otopsilerde çok büyük hatalar olabiliyor. Bilirkişilerin, o işi ne kadar bildiklerini sorgulayan bir mekanizma yok. O kişinin ne yaptığını, nasıl yaptığını görmemiz lazım aslında. Otopsi yapan hekimleri sınayacak mekanizma da yok. O kadar ciddi eksiklikler var ki; şaşırıp kalıyorsunuz” diye konuştu.'EN ÇOK MEZAR AÇTIRAN ÜLKEYİZ'Prof. Dr. Sevil Atasoy, kriminal laboratuvarların teknolojisinin çok yüksek olduğunu, dokunmayla geçen DNA’yı bile ayırabildiğini belirterek şöyle konuştu:“Olay yerlerinde tek eldiven değil, iki kat eldiven kullanmak gerekiyor. Hatta her delilden sonra değiştirmek gerek. Polisler olay yerinde sigara içiyor, buzdolabını açıp su içiyor, tuvalete giriyor.Farklı kişilere ait olabilecek delilleri aynı torbaya dolduruyor. Yerdeki bıçağı alıp, dolabın üstüne koyan var. Hiç değilse telefonunuzla olay yerinin fotoğraf çekin.Önyargıyla bakan görevli, kendince yeterli delili topladığına kanaat getirip, delil toplamayı bırakabiliyor. Muhbirlik ve ihbar müessesesi de çok kişinin canını yakıyor.Özellikle hapiste birinin, ‘rüyasında ben öldürdüm dedi’ demesi, delil sayılabiliyor. Yetersiz savunma da büyük sorun olabiliyor. Haksız mahkumiyetlerin 4’te 3’ünün nedeni görgü tanıkları.873 haksız mahkumiyetin nedenleri şöyle: Cinayetlerin yüzde 64’ünde yalan tanıklık, iftira. Cinsel saldırıların yüzde 80’inde hatalı görgü tanıklığı.Çocuk cinsel istismarında da yüzde 74 yalan tanıklık, iftira ve diğer suçlarda da yüzde 51 oranında hatalı görgü tanıklığı. Bu nedenle dünyada en fazla mezar açan ülkeyiz.Mesela, aynı çamaşır makinesinde yıkanan erkek çamaşırından çocuk çamaşırına bulaşmış DNA bulunabiliyor. Üzeri tozlanmış olsa bile parmak izinden DNA elde edebiliyoruz.Silah atış artığı da elleri kelepçeli bir kişiyi polis aracına bindirip indirin, polislerin artıklarından bulaşabilir.”'İMZANIZDA ADINIZ SOYADINIZ OKUNSUN'Prof. Dr. Sevil Atasoy, mürekkep yaşı belirleme konusunda uzman olmadığını ifade ettiği sunumunda, yeni imzalanmış bir belgenin, üzerine ütü basarak ya da saç kurutma makinesiyle eskitilebileceğini, imzalarda da mutlaka ad ve soyadın okunması gerektiğini söyledi.Atasoy, imzanın ad ve soyadla yazıya dönüşmesi halinde taklidinin zorlaşacağını bildirdi.En önemli iki sorundan birinin ‘transfer deliller’ olduğunu, her yerde, her şekilde bulaşma olabildiğini, diğerinin de sahnelenen olay yerleri olduğunu kaydeden Prof. Atasoy, yıllar önce Bursa’da yaşanan bir olayı örnek gösterdi.Bir tarlada sırtından vurulmuş kişinin, önyargılı inceleme yapıldığı için hep katil zanlısı arandığını, oysa ölen kişinin, ağaca tüfek bağlayıp, arkasını dönerek iple tetiği çektiğinin sonradan anlaşıldığını hatırlattı.Atasoy, konuşmasını “Olay yerine ilk giden görevli mutlaka fotoğraf çekmeli. Önyargısız şekilde delil toplamalı. Çünkü cezaevlerinde ‘Ben yapmadım’ diyen tutuklu ve hükümlü dolu.Ayrıca bir insan uzaya gider gibi giyinmediyse eğer, mutlaka delil bırakır” sözleriyle tamamladı.Kaynak: DHAHaber linki: http://www.hurriyet.com.tr/prof-dr-atasoy-cezaevleri-ben-yapmadim-diy-40882353

25 HAZ 2018

Lisansüstü eğitim ile yeni uzmanlık alanları kazanın

Üsküdar Üniversitesi, beş enstitüde çok sayıda lisansüstü programı ile akademik kariyer yapmak ve alanında uzmanlaşmak isteyenlere yüksek lisans imkânları sunuyor. Adli Bilimlerden tasavvufa kadar çok farklı alanda uzmanlaşmak isteyenler için ilgi alanlarına uygun seçenekler mevcut. Ayrıca Sağlık Bilimleri Enstitüsüne bağlı 4, Sosyal Bilimler Enstitüsüne bağlı 1 doktora programı bulunuyor.Üsküdar Üniversitesi,  Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü, Fen Bilimleri Enstitüsü, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Sosyal Bilimler Enstitüsü ve Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü çatısı altında çeşitli yüksek lisans programları düzenliyor. 5 farklı enstitüde 30 farklı programda lisansüstü programı olanağı sunuyor.Adli Bilim uzmanı yetiştiriliyorBağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü, Türkiye’de bir ilki hedefleyerek dokuz farklı programla hemen her lisans dalından mezun olanlara uluslararası kalitede lisansüstü eğitim ve öğretim vermeyi amaçlıyor.Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Adli Bilimler Anabilim Dalı altında; Adli Kimya, Adli Toksikoloji, Adli Moleküler Biyoloji, Adli Genetik, Adli Hemşirelik/Ebelik, Olay Yeri İnceleme ve Kriminalistik, Adli Bilişim ve Dijital Deliller, Adli Psikoloji ve Davranış Delilleri ile Suç Önleme ve Analizi programları yer alıyor.Adalet hizmetlerindeki ihtiyaçlar gözetiliyorProgram, adalet hizmetleri, bağımlılık ve suç önleme konularında temel gereksinimleri karşılamayı ayrıca birey, aile ve toplumun mağduriyetini engellemeyi amaçlıyor. Programda suçu ve suçluyu kuşkuya yer bırakmayacak biçimde modern teknolojilerle kanıtlayabilmek, bu alanlarda yeni teknolojiler geliştirmek ve ülkemizi dışa bağımlı olmaktan çıkartacak bilimsel araştırmalar yapmak için ileri düzey bilgi, anlayış ve beceri ile donanmış uygulayıcı, eğitici ve araştırmacı adli bilimcilerin yetiştirilmesi hedefleniyor.Evrensel bilime katkı sağlayacak uzmanlar yetiştiriliyorSağlık Bilimleri Enstitüsü, üniversitenin davranış ve sağlık bilimleri alanlarındaki deneyim ve bilgi birikimini kullanarak, ulusal ve uluslararası düzeyde tercih edilen, saygın yaratıcı ve evrensel bilime katkı yapan bilim insanları ve alanında yetkin uzmanlar yetiştirmeyi amaçlıyor. Enstitü bünyesinde Çocuk Gelişimi, İş Sağlığı Ve Güvenliği, Nörobilim, Sağlık Yönetimi, Sosyal Hizmet, Dil ve Konuşma Terapisi, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon, Bağımlılık Danışmanlığı ve Rehabilitasyon, Hemşirelik, Psikiyatri Hemşireliği, Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği, İç Hastalıkları Hemşireliği, Toplum Ruh Sağlığı Hemşireliği ve Sağlık Yönetimi yüksek lisans programları yer alıyor.Doktora yapma olanağı sunuluyorSağlık Bilimleri Enstitüsünde ayrıca Sağlık Yönetimi Doktora Programı, Moleküler Nörobilim Doktora Programı, Dil ve Konuşma Terapisi Doktora Programı ve Hemşirelik Anabilim Dalı Doktora Programı yer alıyor.AR-GE çalışmalarına katkı sağlanıyor Fen Bilimleri Enstitüsünde ise Biyomühendislik Anabilim Dalı Yüksek Lisans ve Moleküler Biyoloji Bilim Dalı Yüksek Lisans programlarında eğitim veriliyor.Bilim, sağlık ve teknoloji alanındaki gelişmeleri takip eden Üsküdar Üniversitesi’nin lisansüstü eğitim-öğretim ve araştırma faaliyetlerinde önemli yeri olan Fen Bilimleri Enstitüsü, geleceğin bilim insanlarını yetiştirme amacıyla çalışmalarını sürdürüyor.Üsküdar Üniversitesi’nin AR-GE faaliyetlerine de katkıda bulunan ve gelecekte de bu alanda çalışmalar yürütecek nitelikli insan gücünü yetiştirmeyi hedefleyen enstitü, ulusal ve uluslararası düzeydeki akademik çalışmalarına devam ediyor.Uygulama imkanları sunuluyorSosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde ise Klinik Psikoloji, Uygulamalı Psikoloji, Nöropazarlama, Medya ve Kültürel Çalışmalar, Yeni Medya ve Gazetecilik Yüksek Lisans Programları yer alıyor.Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesindeki yüksek lisans programları, akademik bilgi birikiminin yanı sıra uygulama imkânları sunuyor. Programa katılanlar, Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi, NP Feneryolu Tıp Merkezi, Üsküdar Üniversitesi uygulama ortağı olan NPİSTANBUL Beyin Hastanesinde bulunan laboratuvarlarda çalışma, uygulama ve staj olanaklarından yararlanabiliyor.Psikoloji doktora programı varSosyal Bilimler Enstitüsü Psikoloji Doktora Programı ise eğitim ve araştırma kariyerine hazırlıyor.Tasavvuf her yönüyle ele alınıyorTasavvuf Araştırmaları Enstitüsü bünyesindeki Tasavvuf Kültürü ve Edebiyatı Tezli ve Tezsiz Yüksek Lisans Programları içeriği; başta tasavvuf doktrini olmak üzere, tasavvuf tarihi, tasavvuf edebiyatı konularını birbirleriyle ve temel İslâm bilimleri ile bütünlüklü, İslâm düşünce ve medeniyet tarihi konuları başta olmak üzere sosyal bilimlerin çeşitli disiplinleri ile ilişkilendirilerek yapılandırıldı.Aynı zamanda kendi kültür coğrafyamızı konu alan “İslâm medeniyeti, tasavvuf düşüncesi ve kültürü” perspektifine dayalı disiplinler arası kültür çalışmaları üretimine katkı sağlamayı hedefleyen program, her branştan ilgiliye tasavvuf ve ilgili konularında lisansüstü eğitim yapma imkânı sağlıyor.Daha fazla ayrıntı için:https://uskudar.edu.tr/tr/enstituler

11 MAY 2018

Adli Bilimler alanındaki kullanılan cihazlar semineri verildi

Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Öğretim Üyeleri, Leica Avrupa Bölge Müdürü Michael Doppler, Türkiye Endüstiriyel Uygulamalar Müdürü Tolga Özgür ve Satış Müdürü Aytek Aytekin ile düzenlenen seminerde bir araya geldi.Seminerde, Adli Bilimler alanında balistik, belge ve doküman inceleme, adli biyolojik örnek inceleme, alet izi ve lif incelemeleri, kimyasal madde incelemeleri için kullanılan makroskop ve mikroskop cihazları hakkında bilgiler verildi.Ayrıca mukayese makroskopları, stereo makroskoplar ve son teknoloji ürünü dijital mikroskoplar ile yapılan görüntüleme, ölçüm ve analiz uygulamaları hakkında bilgilendirici bir eğitim de verildi.

07 MAY 2018

Prof. Dr. Sevil Atasoy Ankara’da gençlerle buluştu

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy Türkiye Diyanet Vakfı Kadın Aile ve Gençlik Merkezi’nin (TDV KAGEM), düzenlediği Kocatepe Gençlik Fuarına katıldı.Ankara Kocatepe Camii Fuar Alanında düzenlenen ve beşincisi gerçekleştirilen fuarda bu yıl “İrade, Erdem ve Hürriyet” kavramları öne çıkarıldı. Prof. Dr. Sevil Atasoy’un yanı sıra çok sayıda akademisyen, yazar ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının katıldığı fuarın açılışı Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş tarafından gerçekleştirildi.“Kusursuz kariyer yoktur” konulu söyleşi düzenleyen Atasoy’a gençlerin ilgisi büyük oldu.11’i uluslararası, 27’si de ulusal olmak üzere 38 sivil toplum kuruluşunun katıldığı fuarda tanıtım, söyleşi, sergi ve ortak alan etkinliklerinin düzenlenecek. Fuar 5 ve 6 Mayıs’ta 10.00-21.30, 7 ve 8 Mayıs’ta ise 16.00-21.30 saatlerinde açık olacak.

16 NİS 2018

Adli Bilimler lisans ve yüksek lisans öğrencileri yılın en önemli ulusal meslek kongresinde

Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimler Fakültesi Adli Bilimler Bölümü lisans 1. sınıf ve Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü yüksek lisans öğrenci ve öğretim üyeleri 15. Adli Bilimler kongresi için Antalya’daydı.Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı  Prof. Dr. Sevil Atasoy’un öğrencileri yılın en önemli ulusal meslek kongresine katıldı.Antalya Paloma Foresta Resort otelde 12-15 Nisan tarihlerinde gerçekleşen etkinliğe ilgi yoğun oldu.

12 NİS 2018

Atasoy’dan ‘İnsanlar neden suç işler?’ konferansı

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy, Antalya Sahil Güvenlik Okul Komutanlığı’nın konuğu oldu. Atasoy, “insanlar neden suç işler” konulu bir konferansı verdi.Prof. Dr. Sevil Atasoy şehir dışı konferanslarına devam ediyor.Atasoy bu kapsamda Anlatya’daydı.Antalya Sahil Güvenlik Okul Komutanlığı’nın konuğu olan Atasoy, “insanlar neden suç işler” konulu bir konferansı verdi.İlginin oldukça yoğun olduğu konferansta Atasoy’a teşekkür plaketi takdim edildi.

02 NİS 2018

Narkoterörizm Sarmalında Afganistan

Güney Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (GASAM) ve Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi (FSMVÜ) işbirliğiyle “Narkoterörizm Sarmalında Afganistan ” konulu panel düzenlendi.Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcı ve BM Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu (INCB) Üyesi Prof. Dr. Sevil Atasoy'un katıldığı panele; Güvenlik ve Savunma Uzmanı Dr. Merve Seren, Afganistanlı Gazeteci-Yazar Mohammad Hashim Hamdam panelist olarak katıldı.Panelde, Afganistan’daki siyasi istikrarsızlık, bölgedeki terörizmin ana finans kaynağı olan uyuşturucu ticareti konuları masaya yatırıldı.

26 MAR 2018

Prof. Dr. Sevil Atasoy Bursa’da kitapseverlerle buluştu

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy TÜYAP Bursa Fuarcılık AŞ tarafından Türkiye Yayıncılar Birliğinin iş birliğiyle düzenlenen Bursa 16. Kitap Fuarı’na katıldı. Okurlarıyla söyleşen Atasoy, kitaplarını da imzaladı.TÜYAP Bursa Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen söyleşi ve imza gününde kitapseverler Atasoy’a büyük ilgi gösterdi.Söyleşinin ardından Atasoy’a kitaplarını imzalatmak isteyen yüzlerce kişi uzun kuyruklar oluşturdu.Okurlarının kitaplarını imzalayan Atasoy onların fotoğraf isteklerini de geri çevirmedi.

23 MAR 2018

Prof. Dr. Sevil Atasoy İstanbul’da öğrencilerle buluştu

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy, Beşiktaş Sakıp Sabancı Anadolu Lisesi öğrencilerine “Başarılı bir kariyer yolculuğu nasıl olmalı, bu kariyer yolculuğunda önümüze çıkan fırsatları nasıl değerlendirmeliyiz” başlıklarında deneyimlerini paylaştı.Atasoy ayrıca, Üsküdar Üniversitesinde Adli Bilimler bölümünde yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi. Programa öğrencilerin ilgisi oldukça yoğun oldu.Öğrencilerin soruları yanıtlayan Atasoy’a programın sonunda katılımlarından dolayı plaket takdimi yapıldı.

12 MAR 2018

Prof. Dr. Sevil Atasoy Isparta’da kitapseverlerle buluştu

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy, Isparta 2. Kitap Fuarında kitapseverlerle buluştu.Gökkubbe Fuar ve Kongre Merkezinde düzenlenen kitap fuarına on binlerce insan akın etti. Sevdikleri yazarları görmek ve kitaplarını imzalatmak için stantların önünde uzun kuyruklar oluşturdu. Atasoy’a da kitapseverlerin ilgisi yoğun oldu. Söyleşi ve kitap imzalarının ardından sevenleri Atasoy’la bol bol fotoğraf çektirdi.Isparta Belediye Başkanı Yüksek Mimar Yusuf Ziya Günaydın katılımlarından dolayı Atasoy’a plaket takdim etti.

09 MAR 2018

Prof. Dr. Sevil Atasoy başarıya ulaşma sırlarını anlattı

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Sevil Atasoy, Bahçeşehir Üniversitesi tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında gerçekleştirilen "Başarıya Ulaşmanın Sırrı" konferansına katıldı.İktisadi İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi tarafından Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Güney Kampüsü B Konferans salonunda gerçekleşen konferansa Atasoy’un yanı sıra, İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Canan Karatay, Yazar Dr. Pınar Kür ve Emekli Büyükelçi Uluç Özülker de konuşmacı olarak katıldı.Başarıya ulaşmanın sırlarının konuşulduğu programda Atasoy, tarihte kadınların nasıl liderlik yaptığına dair örnekler sundu.

08 MAR 2018

Prof. Dr. Sevil Atasoy Yalova Üniversitesi öğrencileriyle buluştu

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy, Yalova Üniversitesi Hukuk Topluluğunun düzenlediği ‘Masumiyeti Kanıtlanıncaya Kadar Suçlu’ adlı konferansa katıldı.Yalova Üniversitesi Özgecan Aslan Salonunda gerçekleşen konferansı izlemek için akademisyenler ve öğrenciler salonu doldurdu. Konferansın sonunda katılımlarından dolayı Atasoy’a plaket ve çiçek takdim edildi. Programın sonunda öğrenciler için kitaplarını imzalayan Atasoy’la öğrenciler fotoğraf çektirdi.

15 ŞUB 2018

An’lara Tutunmak Konuşmaları

Okyanus Koleji’nde düzenlenen “An’lara Tutunmak” temalı TEDx Youth programına Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy konuşmacı olarak katıldı.Dünyanın en önemli fikir ve tartışma platformlarından biri olan TEDx’e ilgi oldukça yoğundu.Programa, Prof. Dr. Sevil Atasoy’un yanı sıra iş kadını Simay Dinç, kök hücre araştırmacısı İnci Kadribegiç ve Psikolog Serdar Vatansever de konuşmacı olarak katıldı.Programın sonunda Prof. Dr. Sevil Atasoy’a katılımlarından dolayı Okyanus Koleji tarafından teşekkür plaketi takdim edildi.

18 OCA 2018

Atasoy liselilerle buluşmalarını sürdürüyor

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy liselilerle ‘Kariyer, motivasyon’ buluşmalarını sürdürüyor.  Atasoy şimdi de Ahmet Sani Gezici Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencileriyle bir araya geldi. Atasoy, öğrencilere kariyer ve kariyer planlamayla ilgili önemli paylaşımlarda bulundu.Prof. Dr. Sevil Atasoy’un durağı bu kez Kadıköy Ahmet Sani Gezici Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencileriydi.Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği Atasoy, kariyer yolculuğuna dair önemli paylaşımlarda bulundu.Kariyer yolculuğuna ilişkin yaşamından örnekler veren Atasoy, öğrencilere gayret ve mücadeleyi hiçbir zaman elden bırakmamaları gerektiğini söyledi.Türkiye’nin Adli Bilimler karnesine ve bu alanının bugüne nasıl geldiğine ilişkin de bilgiler veren Atasoy, Üsküdar Üniversitesinin bu alandaki çalışmalarını da anlattı.Öğrencilerin merak ettiği soruları da yanıtlayan Atasoy daha sonra öğrencilerle hatıra fotoğrafı çektirdi.

03 OCA 2018

Atasoy “Tenzile Erdoğan Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi” öğrencileriyle buluştu

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy, Tenzile Erdoğan Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde öğrencilerle buluştu. Atasoy, öğrencilere kariyer ve kariyer planlamayla ilgili önemli paylaşımlarda bulundu.Öğrencilerle buluşmalarını sürdüren Prof. Dr. Sevil Atasoy’un durağı bu kez Tenzile Erdoğan Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi’ydi.Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği Atasoy, kariyer yolculuğuna dair önemli paylaşımlarda bulundu.Her zaman bir hedefiniz olmalı diyen Atasoy, öğrencilere gayret ve mücadeleyi hiçbir zaman elden bırakmayın uyarısında bulundu.Türkiye’de Adli Bilimlerin bugüne nasıl geldiğine ilişkin de bilgiler veren Atasoy, Üsküdar Üniversitesinin bu alandaki çalışmalarını da anlattı. Atasoy daha sonra öğrencilerle hatıra fotoğrafı çektirdi.

22 ARA 2017

Sevil Atasoy öğrencilerinin aileleriyle bir araya geldi.

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Bağımlık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy, öğrencilerinin aileleriyle buluştu. Çocuklarının okul ortamlarında bulunma fırsatının mutluluğunu yaşayan ailelere Atasoy, okul ve derslere ilişkin paylaşımlarda bulundu. Ailelere ‘Biyokaçakçılık’ konusunda da sunum yapıldı.Prof. Dr. Sevil Atasoy, Adli Bilimler ve Otopsi Yardımcılığında eğitim gören öğrencilerinin aileleriyle bir araya geldi.D Blok Ayhan Songar Konferans Salonunda gerçekleştirilen buluşmaya öğrencilerin aileleri yoğun ilgi gösterdi.Öğrencilerin yakınlarını bir araya getirmek isteyerek böyle bir toplantıyı uygun gördüğünü belirten Atasoy, “Burada herkes bizim çocuğumuz” ifadelerini kullanarak ders ve program içeriklerinden ailelere bahsetti.Atasoy, ailelere tek tek de söz hakkı vererek onların duygu ve düşüncelerini dinledi.Böyle bir imkânın diğer üniversitelerde tanınmadığın ifade eden aileler ise, Üsküdar Üniversitesine teşekkür ederek bu buluşmaların sürekli olmasını istedi.Buluşmada Dr. Çiler Erkan da ‘Biyokaçakçılık’ başlığında sunum yaptı.Aileler ile buluşmanın sonunda hatıra fotoğraf çektirmeyi de ihmal etmedi.

19 ARA 2017

Sevil Atasoy “Adalet ve Kimya” Konferansına Katıldı!

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü ve Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu (INCB) Üyesi Prof. Dr. Sevil Atasoy, Marmara Üniversitesi Kimya ve Sektör Kulübü’nün düzenlediği Adalet ve Kimya Konferansına katıldı.Türkiye'de adli tıp ve kriminal denince akla gelen ilk isim olan ve bu konuda otorite olarak kabul edilen Prof. Dr. Sevil Atasoy, Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Konferans Salonu’nda düzenlenen konferansa katıldı.Kimya ve Sektör Kulübü öğrencilerinin düzenlediği konferansta Atasoy, adli tıp dünyasındaki son gelişmelere dair bir konuşma yaptı ve mesleki tecrübelerini de katılımcılarla paylaştı. Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği programda Atasoy, gelen soruları da cevapladı.

11 ARA 2017

Atasoy’dan Kriminoloji Suç ve Delil Konferansı

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy, Selçuk Üniversitesi Hukuk ve Kariyer Topluluğu’nun düzenlediği “Kriminoloji Suç ve Delil” söyleşisine katıldı. Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği konferansta Atasoy kariyerler planlamasına ilişkin önemli paylaşımlarda bulundu.Söyleşi Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy “Kriminoloji Suç ve Delil başlığında öğrencilere ‘Kusursuz cinayet yoktur’ bağlamında paylaşımda bulundu.Atasoy öğrencilerin merak ettiği soruları da cevapladı.Öğrencilerin yoğun ilgisiyle karşılaşan Atasoy öğrencilere kitaplarını da imzaladı.Atasoy yeni kitabını imzaladıAtasoy hafta sonu da Trump Alışveriş Merkezi’nde okuyucularıyla buluştu.“Züppe Kocanın Şarkıcı Karısı ve Başka Nahoş Gerçekler” adlı yeni kitabı imzası için okuyucularıyla bir araya gelen Atasoy, onlarla uzun uzun da söyleşti.Atasoy’a burada da ilgi oldukça yoğundu.

07 ARA 2017

5 enstitüde yüksek lisans imkanı

Üsküdar Üniversitesi yüksek lisans programları güçlü akademik kadrosu ile nitelikli uzman yetiştirmek üzere öğrenci kabulüne başladı.Tezli ve tezsiz programlar çerçevesinde eğitim alan yüksek lisans öğrencileri, teorik bilgilerin yanı sıra Üsküdar Üniversitesinin bütün laboratuvarlardan da faydalanabiliyor.Yüksek Lisans Programları; ulusal ve uluslararası arenada kariyer sahibi olmak isteyenler için yeniçağın getirdiği ihtiyaçlara uygun yetenek ve donanıma sahip bireyler yetiştirmek üzere güçlü bir akademik kadro eşliğinde uygulanıyor.Üsküdar Üniversitesi; Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü, Fen Bilimleri Enstitüsü, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Sosyal Bilimler Enstitüsü ve Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü olmak üzere 5 enstitü altında 30’dan fazla yüksek lisans programı sunuyor.Yüksek lisans öğrencileri %30’a varan burs olanakları ile birlikte, tüm laboratuvarlardan yararlanmanın yanı sıra gerekli koşullar sağlandığı takdirde Erasmus’un bütün imkânlarından da faydalanabiliyor. Yüksek lisans programları hakkında bilgi için; http://uskudar.edu.tr/tr/sayfa/331/enstituler#

27 KAS 2017

Atasoy Mersinlilerle buluştu

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy, Mersin Valiliği ve Mersin Büyükşehir Belediyesinin birlikte düzenlediği 3. CNR Mersin Kitap Fuarında kitapseverlerle buluştu. Önce “Kusursuz Cinayet Yoktur” söyleşisi yapan Atasoy’a kitapseverlerin ilgisi yoğundu. Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü ve Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu (INCB) Üyesi Prof. Dr. Sevil Atasoy bu kez Mersinlilerle bir araya geldi.CNR EXPO Yenişehir Fuar Merkezi’nde düzenlenen etkinliğe Atasoy’u sevenler yoğun ilgi gösterdi.Atasoy ilk olarak “Kusursuz Cinayet Yoktur” söyleşisi ile kitapseverlerin karşısına çıktı. Her yaştan kişinin katıldığı söyleşide Atasoy, katılımcılara tavsiyelerde de bulundu.Söyleşinin ardından okuyucularına kitaplarını imzalayan Atasoy’a burada da yüzlerce kişi ilgili gösterdi.Atasoy, standın önünde uzun kuyruklar oluşturan okurlarının önce kitaplarını imzaladı sonra da onlarla fotoğraf çektirdi.

21 KAS 2017

Prof. Dr. Sevil Atasoy uyardı! Türkiye üzerinden iki kat fazla eroin geçecek, önlem alınmalı!

BM Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu’nun Viyana’da gerçekleştirilen 120. Oturumuna katılan Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Sevil Atasoy, bu yıl Afganistan’da haşhaş ekilen arazinin 2016’ya oranla % 63 oranında artması nedeniyle 9 bin ton gibi rekor düzeyde afyon üretileceğini, bu durumun da küresel risk oluşturduğunu söyledi. Prof.Dr. Sevil Atasoy, “Bu rekor eroinin Avrupa ülkelerine taşınmasında başlıca güzergah olan Balkan Yolu üzerinden yani Türkiye üzerinden bir önceki yıla oranla neredeyse iki kat daha fazla eroin geçmesine sebep olacak. Başta İran ve Türkiye olmak üzere güvenlik güçlerinin olası gelişmelere uygun önlemler alması gerekiyor” uyarısında bulundu. Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü ve Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu (INCB) Üyesi olan Prof. Dr. Sevil Atasoy, Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu’nun Viyana’da gerçekleştirilen 120. Oturumu ile ilgili bilgi verdi.Afganistan’daki rekor üretim konuşulduUluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu’nun 120. Oturumu’nun 31 Ekim ile 17 Kasım 2017 tarihleri arasında üç hafta sürdüğünü belirten Prof. Dr. Sevil Atasoy, kurulun öncelikli olarak BM’ye üye ülkelerin dikkatini Afganistan’daki gelişmelere çektiğini vurguladı. Sevkiyat iki kat artacak, önlem alınmalıBu yıl, Afganistan’da haşhaş ekilen arazinin 2016’ya oranla % 63 oranında artarak 127 bin hektardan 328 bin hektara yükselmiş olması yüzünden 9 bin ton gibi rekor düzeyde afyon üretileceğini, bunun da küresel anlamda pek çok riski doğuracağını belirten Prof.Dr. Sevil Atasoy, şunları söyledi:“Bilindiği gibi eroinin ham maddesi afyondur. Korkutan bu rekor, sadece Afganistan ve çevre ülkelerinin yasa dışı piyasalarında daha fazla eroin bulunmasına, daha fazla kişinin bağımlı olmasına; şiddet, istikrarsızlık ve rüşvetin artmasına, küresel operasyonlarını uyuşturucu parasıyla yürüten terörist grupların daha fazla gelir elde etmesine neden olmayacak. Eroinin Avrupa ülkelerine taşınmasında başlıca güzergah olan Balkan Yolu üzerinden yani Türkiye üzerinden bir önceki yıla oranla neredeyse iki kat daha fazla eroin geçmesine sebep olacak. Bu yüzden, başta İran ve Türkiye olmak üzere güvenlik güçlerinin olası gelişmelere uygun önlemler alması gerekiyor. Ayrıca piyasadaki eroin fazlalığı, fiyatının da düşmesine yol açacağı için dünya genelinde daha fazla kişi eroin kullanacak, sağlık problemleri ve sosyal sorunlar artacak.”Prof. Dr. Sevil Atasoy, Kurulun masaya yatırdığı bir başka sorunun, bazı ülke ya da eyaletlerde gözlenen, cannabis, yani esrarın, tıbbi olmayan (non-medikal) amaçlara yönelik ekimi ve/veya dağıtımı ile ilgili olduğunu belirterek “Kurul, esrarla ilgili bu uygulamaların, 1961 TEK Sözleşmesinin 4 (c) maddesine göre yasak olduğunu, sözleşmeye göre cannabis’in tıpkı morfin ve kokain benzeri diğer denetime tabi maddeler gibi, sadece  tıbbi ve bilimsel amaçlarla kullanılabileceğini tekrarladı” dedi.Dünya raporu Mart 2018’de yayınlanacakDünyanın 190 ülkesinin yıl içindeki uyuşturucu madde arz ve talebiyle mücadelesinin uluslararası sözleşmelere uyumunun yanı sıra, kontrole tabi kimyasalların ithalat ve ihracatını, ayrıca üye ülkelerin talep ettiği haşhaş ekim alanlarını değerlendiren ve onaylayan Kurul, 2018 Mart ayında yayınlanacak dünya raporu üzerinde çalışmalarını sürdürdü.Prof. Dr. Sevil Atasoy, madde bağımlılarının insan haklarına uygun tedavi hakkının yanı sıra, yasa dışı internet eczaneleri, piyasaya sürülen yeni psikoaktif maddeler, denetime tabi maddeler içeren ilaçları bulunduran yolcuların gümrüklerde karşılaştığı sorunlar, uyuşturucu suçu işleyenlere verilen orantısız cezalar, hatta bunların yargılanmadan infazı, 2017’de sadece ABD’de yirmi bin kişinin ölümüne yol açan sentetik opioid nitelikte bir ağrı kesici olan yasal fentanil ve yasadışı fentanil türevlerinin yarattığı halk sağlığı krizi de incelenen konular arasında olduğunu ifade etti.Kurul ayrıca İnterpol, Dünya Gümrük Birliği, BM Uyuşturucu ve Suç Ofisi ile Uyuşturucu Madde Komisyonu başkanlarını dinleyerek 2017 yılı etkinlikleri hakkında bilgi aldı.Prof. Dr. Sevil Atasoy, Cenevre’deki toplantıya da katıldıKurulun Mali ve İdari İşler Komitesi Başkanlığını da yürüten Prof.Dr. Sevil Atasoy, bu çalışmalar dışında 6 – 9 Kasım tarihlerinde Cenevre’de yapılan Dünya Sağlık Örgütü’nün 39. Madde Bağımlılığı Uzmanlar Komitesi toplantısına katılarak Kurul’u temsil etti.Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu’nun bir sonraki toplantısı 2018 Şubat ayında, yine Viyana’da yapılacak.

01 KAS 2017

Prof. Dr. Sevil Atasoy, Viyana’daki BM Uyuşturucu Kontrol Toplantısında

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Adli Bilimler Bölümü Başkanı Prof. Dr. Sevil Atasoy,  31 Ekim- 17 Kasım 2017 tarihleri arasında Viyana’da gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler (BM) Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu’nun oturumuna katıldı. Kurulun 13 üyesinden biri olan Atasoy, toplantıların ilk iki gününde Tahminler Daimi Komitesi’nin çalışmalarında yer aldı.Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Adli Bilimler Bölümü Başkanı Prof. Dr. Sevil Atasoy, 31 Ekim- 17 Kasım 2017 tarihleri arasında Viyana’da toplanan Birleşmiş Milletler (BM) Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu’nun 120’nci oturumunda.Birleşmiş Milletler (BM) Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu, uluslararası sözleşmeler ışığında dünya ülkelerinin uyuşturucu ve öncül kimyasalların yasa dışı arz ve talebiyle mücadelesini izleyerek yasal ihtiyaç, üretim, imalat, ihracat ve ithalatı onaylıyor.Kurulun ayrıca ambargo teklif etme yetkisi bulunuyor.Birleşmiş Milletler (BM) Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu’nun, BM tarafından beş yıllığına seçilen 13 üyesinden biri olan Prof. Dr. Sevil Atasoy, toplantıların ilk iki gününde Tahminler Daimi Komitesi’nin çalışmalarında yer aldı.Prof. Dr. Sevil Atasoy, 5-9 Kasım 2017 tarihleri arasında Cenevre’de yapılacak Dünya Sağlık Örgütü toplantısında kurulu temsil ederek, piyasaya yeni giren psikoaktifler  ile esrar etkin maddelerinin denetimi konusunda görüş bildirecek.

23 EKI 2017

Prof. Dr. Sevil Atasoy’un yeni kitabı raflarda

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü ve Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu (INCB) Üyesi olan Prof. Dr. Sevil Atasoy'un son kitabı "Züppe Kocanın Şarkıcı Karısı ve Başka Nahoş Hikayeler" Kayseri Kitap Fuarı'nda yapılan lansmanın ardından, raflardaki yerini aldı.Fuarda önce bir söyleşi düzenleyen Prof. Dr. Sevil Atasoy ardından Doğan Kitap standında hayranları için kitaplarını imzaladı. Hem söyleşi de hem de imza etkinliğinde Atasoy'a ilgi büyüktü.Türkiye'de Adli Bilimler ve Kriminoloji denince akla gelen ilk isim olan Prof. Atasoy, yıllar boyunca karşılaştığı olaylardan derlediği öykülerle çok sayıda kitaba imza atmıştı.Atasoy, kitabını şu sözlerle anlattı;"Bildiğiniz gibi ben çok uzun yıllardır Adli Bilimleri her türlü uygulama alanıyla popülerleştirmeye çalışıyorum. Hak arama bilincini geliştirmeye, delillerin öneminin altını çizmeye ve artık ben gördüm ya da ben yaptım diyenlerin ifadelerine fazla rağbet etmeyip bütün olayları somut delillere dayandırarak aydınlatmanın ne kadar önemli olduğunu anlatmaya çalışıyorum. Bu kitabımda, dünya genelinde adli bilimlerde karşılaşılan ve çok yıldızlaşan soruşturmaların yanı sıra bir soruşturma sırasında yapılan hata yüzünden haksız mahkumiyetlere varan ve biraz daha iç acıtan fakat kızım sana söylüyorum gelinim sen anla tarzında kısa öyküler yazdım. Gerçek öyküler bunlar. Bu sefer haksız yere idam edildiği artık bilimsel olarak da kanıtlanmış yüzyıl önceki bir olayı ele aldım. Züppe Koca o işte. Öte yandan sadece kırmızı elbiseli kadınlara saldıran seri katillerden, on binlerce kişiden örnek alarak bir katili bulmaya çalışan İtalyan savcıya, FBI akademisine heykeli dikilen bir başka savcıya varıncaya kadar, çok değişik alanlarda kolay okunabilir, kolay anlaşılabilir ama kaynak da vererek bilimsel dipnotlarla her meslekten, her yaştan kişiye ulaşmayı denedim. Hayali bir unsur içermiyor. Hem profesyonellere, polislere, savcılara, jandarmalara, olay yeri inceleme timlerine, kriminal laboratuvar çalışanlarına hem de tamamen farklı bir meslekten bir sosyoloğa bir psikoloğa ya da bir ev hanımına, lise öğrencisine varıncaya kadar okuyunca anlaşılabilir."Kitabın önsözü ve kapağında…Efsane polisler, heykeli dikilen savcılar, yıldızlaşan delil avcıları arasında yeni bir yolculuğa hazır mısınız? Kırmızı elbise giymeye korkan kadınlar, buz üzerindeki seks işçileri, cinlere perilere inananlar sizi bekliyor. Çinliler Uygurların DNA’sını neden topladı?Kadın savcı on binlerce kadın ve erkek arasında yeşil gözlü katili nasıl buldu?Kusursuz cinayeti işlemek mümkün mü?İnsanoğlu ne kadar vahşileşir? Bu soruların ve daha nicelerinin yanıtlarını veren Züppe Kocanın Şarkıcı Karısı, baş döndürücü tekniklerle yürütülen başarılı soruşturmaların yanı sıra, masumları yıllarca hapiste tutan hatalar, “sihirli bir değnek” sanılan DNA’nın neden olduğu haksızlıklar gibi nahoş gerçekleri mercek altına alan yeni bir Sevil Atasoy kitabı.Tek bir söz Bu sizinle sekizinci buluşmamız. İlki 2006 Ekim’de raflarda yerini alan Labirent: Adli Bilimlerin Gizemli Dünyası adını taşıyordu ve ilk satırları şöyleydi: “Size, akıllara durgunluk veren Ölüler Meydanı Jemaa el-Fna’yı anlatabilirdim. Ya da Kathmandu’danLhassa’ya planladığınız yolculukta yanınıza alacaklarınızı. Gelin görün ki paylaşmak istediğim başka şeyler var.” O tarihten bu yana geçen yıllarda, sıra bir türlü Fas ve Tibet yolculuklarımın keyifli anılarına gelemedi. Bir polisiye roman yazmama da henüz sıra gelemedi. Çünkü bana kalırsa suçla mücadele eden profesyonellerin kimi zaman parlak, kimi zaman çok karanlık sonuçlarla noktalanan serüvenlerinin bilinmesi gerekiyor. Ancak bu şekilde mesleğe ilgiyi artırabilir; ama daha önemlisi nerede, nasıl ve neden yanlış yapıldığını bilirsek adli hataları önlemeye çalışır, haksız mahkumiyetleri engeller, hak arama bilincini geliştirebiliriz. İşte on bir yılda üç yüze yakın öyküyle size benim dünyamın güzellik ve çirkinliklerini tanıtmaya çalışmam bundan.

18 EKI 2017

Genç kriminalistlerin ilk laboratuvar deneyimi

 Türkiye'nin lisans düzeyindeki ilk adli bilimler eğitimine başlayan Üsküdar Üniversitesi öğrencileri, laboratuvar çalışmalarına da başladı. Adli tıp ve kriminolojinin Türkiye'deki marka ismi Prof. Dr. Sevil Atasoy öncülüğünde oluşturulan bölüm müfredatı, uygulama ve laboratuvar çalışmalarıyla da dikkat çekiyor.Yrd. Doç. Tuğba Ünsal, Yrd. Doç. Dr. Pınar Şen ve Arş. Gör. Özlem Şimşek ile kimya ve biyoloji derslerinin laboratuvar uygulamasını yapan genç adli bilimciler, ilerleyen dönemde fizik dersinin uygulaması için de laboratuvar araştırmaları yapacak.Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü ve Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu (INCB) Üyesi olan Prof. Dr. Sevil Atasoy, yapılan kimya ve biyoloji laboratuvar uygulamasının klasik çalışmalardan farklı olduğu belirtti.Adli bilimlerin biyoloji ve kimyası farklı!Atasoy; "Bizim için önemli olan adli bilimlerin biyoloji ve kimyası. Mühendislik fakültelerindeki kimya ve biyolojiden farklı eğitimler veriyoruz. Eğitimin hedefi; buradan mezun olacak olan kişilerin kriminal laboratuvarlarda ve her türlü suç deliliyle çalışacak olan resmi ve özel kurum ve kuruluşlarda uzman personel olarak çalışmalarını sağlayabilmek. O nedenle fizik, kimya ve biyolojinin temel prensiplerden sonra; boya analizi, toprak analizi, mürekkep analizi gibi kimyayla ilgili konular üzerinde diğer yandan kan ve DNA analizleri üzerinde çalışmalar yapacağız. Daha önce çoğu teorikte kalan dersleri artık uygulamaya ve laboratuvara alarak çok daha nitelikli, amaca yönelik adli bilimciler yetiştirmeyi amaç edindik." dedi.Programın yüklendiği misyonun çok önemli olduğunu da belirten Prof. Dr. Sevil Atasoy, Adli Bilimler Lisans Programı'yla Türkiye'nin adli tıp alanında dışa bağımlılığının en aza ineceğinin altını çizdi.

02 EKI 2017

Prof. Dr. Sevil Atasoy ABİDER Kongresi’ne katıldı

Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü ve Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu (INCB) Üyesi Prof. Dr. Sevil Atasoy, Adli Belge İncelemecileri Derneği ABİDER'in düzenlediği 1. Ulusal Adli Belge İnceleme Kongresi'ne katıldı.Türkiye'de adli tıp ve kriminal denince akla gelen ilk isim olan ve bu konuda otorite olarak kabul edilen Prof. Dr. Sevil Atasoy adli tıp dünyasındaki son gelişmelere dair bir konuşma yaptı ve mesleki tecrübelerini de katılımcılarla paylaştı.Lionel Hotel’de gerçekleştirilen kongrenin sonunda ABİDER üyeleri Prof. Dr. Sevil Atasoy'a bir teşekkür plaketi takdim etti.

24 TEM 2017

Üniversite adayları “Hayat Tercihtir” Buluşmalarında

2017 Üniversite Tercih Dönemi'nde 21-23 Temmuz 2017 tarihlerinde İstanbul Kongre Merkezi Harbiye'de gerçekleştirilen Educaturk Üniversite Tercih Fuarı, üniversiteler ile öğrencileri aynı çatı altında buluşturdu.Üsküdar Üniversitesi'nden Eğitim Kurumları ve Rehberlik Hizmetleri Yöneticisi Uzm. Psk. Dan. Ece Tözeniş ve TV Programcısı - Gazeteci Şaban Özdemir’in katılımıyla düzenlenen “Hayat Tercihtir” söyleşisinde ikili aday öğrencilerle tercih ve kariyer planlarına dair söyleşti.Yüzlerce öğrencinin katıldığı söyleşiye öğrenciler akıllarında ne varsa ikiliye sorma şansı buldu.Yapılan soru-cevaptan sonra sahneyi Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü ve Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu (INCB) Üyesi, aynı zamanda da Rektör Yardımcılığı görevinde bulunan Prof. Dr. Sevil Atasoy devraldı.Atasoy, mesleğe nasıl başladığını ve yaşadığı zorlukları anlattı.‘Kusursuz Kariyer Yoktur’ isimli söyleşide Atasoy; “Benim gençlik zamanımda da üniversite sınavı tercihi vardı fakat bu kadar kapsamlı üniversiteler yoktu ve kimya okudum. Şimdi ise hayali mi gerçekleştirdim “Adli Bilimler” bölümünü açtım dedi.”Konuşmaların sonunda Tözeniş, Özdemir ve Atasoy’a katılımlarından dolayı teşekkür plaketi takdim edildi.

23 TEM 2017

Prof. Dr. Sevil Atasoy: "81 ile Adli Tıp Şube Müdürlüğü kurulması çok yerinde bir karar."

Geçtiğimiz günlerde bir dizi etkinliğe katılmak için Yozgat'a giden Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Adli Tıp Kurumu Yozgat Şube Müdürlüğü Hizmet Binası’nın açılışında yaptığı konuşmada, 2017 yılının sonuna kadar Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğü olmayan ilin kalmayacağını söyledi. Bakan Bozdağ; "Bakanlık olarak Adli Tıp Kurumu şube müdürlüklerini, Türkiye’nin 81 ilin tamamında faaliyete geçirme kararı aldık." dedi. Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü ve Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu (INCB) Üyesi olan Prof. Dr. Sevil Atasoy, bakanlığın almış olduğu kararı çok yerinde bularak, "Adalet hizmeti hızlanacak ve kalitesi artacak." dedi.Türkiye'de adli tıp ve kriminal denince akla gelen ilk isim olan ve bu konuda otorite olarak kabul edilen Prof. Dr. Sevil Atasoy, Türkiye'nin 81 ilinde kurulması planlanan Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlükleri’nin özellikle otopsi konusunda yaşanan sıkıntıları en aza indireceğini vurguladı.“Adalet hizmeti hızlanacak, kalitesi artacak”Atasoy; "Şubelerin az sayıda olması öncelikli olarak otopsilerin sağlıklı biçimde yapılamamasına neden oluyordu. Her ilde şube müdürlüğü kurulmasıyla; otopsi, olay yeri inceleme yani keşif, toksikoloji ve DNA analizi gibi konularda yerinde hizmet verilmesi sağlanacak. En büyük sorun; analiz için toplanan örneklerde bir yerden bir yere nakil sırasında görülen kirlenme ve bozulmaydı. Artık nakil gerekmeyeceği için, bozulma ve kirlenme olmayacak, hem adalet hizmeti hızlanacak hem de kalitesi artacak. Çok yerinde bir karar." dedi.Üsküdar Üniversitesinde önce Adli Bilimler Yüksek Lisans Programını ardından da Adli Bilimler Lisans Programını hayata geçirdiklerini ifade eden Prof. Dr. Sevil Atasoy, Bakanlığın bu girişimiyle hem yüksek lisans hem de lisans programında mezun olacak kriminalistler için çok değerli bir istihdam alanının ortaya çıktığının altını çizdi.“Üsküdar Üniversitesi’nden mezun olacak adli bilimciler için istihdam alanı açıldı”Atasoy; "Bu karar, 1 yıl sonra vereceğimiz yüksek lisans mezunlarımız ve 4 yıl sonra vereceğimiz lisans mezunlarımız için istihdam alanını inanılmaz ölçüde genişletmiş oldu. 81 il demek, en az 300'ün üzerinde kriminalist personel demek. Ama unutmamak gerekiyor ki, otopsi yapılan her yerde bir de otopsi yardımcılarına ihtiyaç var. Üsküdar Üniversitesinde bu yıl açılan otopsi yardımcılığı ön lisans programı için de müthiş bir istihdam alanı açılmış oldu. Üsküdar Üniversitesi olarak büyük bir avantaj elde etmiş olduk. Adli tıp konusunda eğitilmiş olay yeri inceleme uzmanı inanılmaz bir fark yaratır. Çünkü olay yerinde polis ve jandarmanın yanında adli tıp kurumunun kendi olay yeri inceleme personeli olduğu takdirde çok daha iyi delil toplanacak. Üsküdar Üniversitesinde mezun olmuş, adli bilimler konusunda eğitilmiş teknik personel adalet hizmetinin sağlanmasında kaliteyi yükseltecek." dedi.Daha önce Bağımlılık ve Adli Bilimleri Enstitüsü çatısı altında Adli Bilimler Yüksek Lisans Programı açan Üsküdar Üniversitesi, 2017-2018 öğretim yılında Türkiye'nin ilk ve tek Adli Bilimler Lisans Programı'nı hayata geçirdi. Başvurusu YÖK tarafından onaylana bölüm, ilk öğrencilerini bu yıl alacak ve Türkiye'nin yeni nesil adli tıpçılarını yetiştirecek.

08 TEM 2017

Üsküdar Üniversitesi görkemli törenle 4. mezunlarını uğurladı

 Üsküdar Üniversitesi 2016-2017 Akademik Yılı Mezuniyet Töreni, Ülker Sports Arena’da gerçekleştirdi. Ön lisans, lisans ve yüksek lisans bölümlerinden mezun 3 bin 808 öğrenciye diplomaları görkemli bir törenle verildi. Heyecanlı ve duygulu anların yaşandığı törende Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan alınlarından öperek mezun ettiği öğrencilerine “Son Ders ve Mezunlara Veda” başlıklı bir de konuşma yaptı. Törende 7 Haziran 2016 tarihinde İstanbul Vezneciler'de gerçekleştirilen terör saldırısında şehit olan Üsküdar Üniversitesi öğrencisi polis memuru Duha Beker de anıldı. Fizyoterapi bölümü öğrencileri, diplomalarını alırken bu yıl kendileriyle beraber mezun olacak Duha Beker’i de unutmadılar. “Seni unutmayacağız” yazılı pankart açan arkadaşları salonda dakikalarca ayakta alkışlandı. Üsküdar Üniversitesi, 2016-2017 Akademik Yılı sonunda ön lisans, lisans ve yüksek lisans öğrencilerini mezun etmenin sevincini ve gururunu yaşadı. Ataşehir Ülker Sports Arena’da gerçekleştirilen 4. mezuniyet töreninde 3 bin 808 öğrenci diplomalarını aldı.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Mutlaka bir amacınız ve yol haritanız olsun”Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Son Ders ve Mezunlara Veda” başlıklı konuşmasında eğitimin hayat boyu sürdüğünü belirterek önemli tavsiyelerde bulundu:“Mesleğinizi yaparken ne yaptığınız kadar nasıl yaptığınız da önemli. Özellikle sağlık alanında çalışacak mezunlarımız size danışan hasta ve hasta yakınlarını sanki ailenizin bir üyesi gibi düşünmeyi ihmal etmeyin. Üniversiteye başladığınızda bir kıvılcımdınız şimdi alev oldunuz bundan sonra bulunduğunuz yeri ısıtacak, aydınlatacak ve canlandıracaksınız. Burada öğrendiğiniz bilgileri kendinizi geliştirerek hayatınızın sonuna kadar götürmeniz önemli. Mutlaka hayatta bir hedefiniz olmalı, yaşam amacınız olmalı. Bunun için nereye gittiğinizi bilmeniz gerekiyor onun için de mutlaka bir yol haritanız olmalı. Daha iyilerden mutlaka yardım alın danışmadan karar vermeyin. Gelecek projeleriniz olmalı hedefe giderken karşınıza çıkan zorluklardan asla yılmayın. Uçurtmayı uçuran rüzgâr değil uçurtmanın rüzgâra karşı aldığı pozisyondur. O nedenle siz olaylara karşı doğru pozisyon alırsanız o pozisyon sizi uçurabilir. Doğru pozisyonu almak için ne yapacağız? Bir bilenden yardım alacağız. Kendimizi tanıyacağız, niyetimize bakacağız. Niyetimiz iyiyse ve ilkeli yaşamayı başarıyorsak iyi pozisyonu mutlaka yakalıyoruz. Bireysel fayda yerine toplumsal faydayı hedefleyen kişiler başarılı oluyor.”Törene Adnan Tanrıverdi ve Mustafa Ataş da katıldıÜniversiteden birinci, ikinci ve üçüncülükle mezun olan öğrenciler anons edilerek ödülleri takdim edildi. Törene katılan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Üsküdar Üniversitesi Mütevelli Heyeti Kurucu Üyesi Mustafa Ataş, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Adnan Tanrıverdi,  Üsküdar Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Furkan Tarhan ve Mütevelli Heyet Üyesi Fırat Tarhan, aralarında birincilerin de bulunduğu mezun öğrencilere diplomalarını verdi.Rektör yardımcılarının mutlu günüÜsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mehmet Zelka ve Prof. Dr. Muhsin Konuk da kızlarını mezun etmenin heyecanını yaşadı. Prof. Dr. Mehmet Zelka, Fen Bilimleri Enstitüsü Moleküler Biyoloji Bölüm Birincisi Meryem Kevser Zelka’ya, Prof. Dr. Konuk ise bu yıl psikoloji bölümünden mezun kızı Büşra Konuk’un diplomasını verdi.Birincilikle mezun olan öğrenciler konuşma yaptıTörende ön lisans birincisi Odyometri bölümünden Mehtap Dölen, lisans birincisi Sosyal Hizmetler Bölümünden Nurefşan Tomaç ve yüksek lisans mezunlarını temsilen Lebriz Canpoyraz Germen bir konuşma yaptı.Üsküdar Üniversitesi’nde okuyan yabancı öğrencileri temsilen de Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik bölümünden Muna Mohamed Abdalla bir konuşma yaptı. Duygu yüklü konuşmasında Abdalla zaman zaman gözyaşlarını tutamadı.Tarhan birincileri alınlarından öptüLisans birincisi Nurefşan Tomaç ve önlisans birincisi Mehtap Dölen, konuşmalarının ardından yaş kütüğüne plaka çaktı. Rektör Tarhan birinci olan öğrencilerini alınlarından öptü.Arkadaşları şehit polis Duha Beker’i unutmadıÖğrenci ailelerinin de bulunduğu 12 bin kişi mezuniyet sevincine ortak oldu. Duygusal anların yaşandığı törende 7 Haziran 2016 tarihinde İstanbul Vezneciler'de gerçekleştirilen hain terör saldırısında şehit olan Üsküdar Üniversitesi öğrencisi polis memuru Duha Beker de anıldı.Fizyoterapi bölümü öğrencileri, diplomalarını alırken bu yıl kendileriyle beraber mezun olacak Duha Beker’i de unutmadılar. “Seni unutmayacağız” yazılı pankart açan arkadaşları salonda dakikalarca ayakta alkışlandı.Sosyal Sorumluluk Özel Ödülü verildiTörende terör olaylarını protesto etmek için geçtiğimiz Ocak ayında İstanbul’dan Ankara’ya yürüyen Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ergoterapi Bölümü öğrencisi İsa Kör’e de Sosyal Sorumluluk Özel Ödülü verildi. Kör’e plaketi Üsküdar Üniversitesi Mütevelli Heyeti Kurucu Üyesi Mustafa Ataş verdi.Sürpriz evlilik teklifiTörende Tıbbi Dökümantasyon ve Sekreterlik Bölümü’nden mezun olan Musa Geyik, aynı bölümden mezun olan Ebru Cengiz’e evlenme teklif etti. Diplomalarını almak için sahneye çıkan Musa Geyik, hazırladığı pankartı açarak salondakilerin huzurunda Ebru Cengiz’e “Benimle evlenir misin?” dedi. Musa Geyik’in sürprizi karşısında şaşıran genç kız arkadaşlarının alkışları arasında kabul etti.  Törene annesi Elif Kantar’ın kucağında katılan 2,5 aylık Ahmet Emir de ilgi odağı oldu.Törende önlisans, lisans ve yüksek lisans programlarından mezun olan öğrenciler diplomalarını aldı.Bayrak ve flama teslim törenlerinin de gerçekleştirildiği programda mezun öğrencilerden Begüm Aygördü, bayrağı Mücahit Ayhan’a, flamayı ise lisans birincisi Nurefşan Tomaç, Ayça Turan’a teslim etti.Tören sonunda mezunlar Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur eşliğinde Üsküdar Üniversitesi andını okudular. Mezuniyet töreni yeni mezunların kep atmaları ile sona erdi.

19 HAZ 2017

Prof. Dr. Sevil Atasoy’dan suçun psikolojisi

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcı, Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü ve Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu (INCB) Üyesi olan Prof. Dr. Sevil Atasoy, Etik ve İtibar Derneğinin düzenlediği 7. Uluslararası Etik 2017 Zirvesi'ne katıldı.Bilgi Üniversitesi'nde düzenlenen zirvede Atasoy'un "Bataklıkta Sular Çekilmez" isimli etkileyici sunumu büyük beğeniyle izlendi.Prof. Dr. Sevil Atasoy, İnsanlar Neden Suçlar İşler? sorusunun cevabı adli bilimler dünyasından örneklerle anlattı.İlgiyle dinlenen buluşmada Atasoy, merak edilen soruları da cevapladı.

05 HAZ 2017

Sevil Atasoy, Kadıköy Kitap Günleri’nde okurlarıyla buluştu

 Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü ve Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu (INCB) Üyesi olan Prof. Dr. Sevil Atasoy, Kadıköy Kitap Günleri kapsamında düzenlenen imza gününde okurlarıyla bir araya geldi.Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy, hafta sonu Doğan Kitap tarafından düzenlenen kitap günlerine katıldı.Haydarpaşa Tren Garı'nda düzenlenen etkinlikte Atasoy’un okurları uzun kuyruklar oluşturdu.Atasoy katılımcılarla hem hatıra fotoğrafları çektirdi, hem de onlara kitaplarını imzaladı.200 yayınevinin stant açtığı kitap günleri, 11 Haziran’a kadar devam edecek.

18 MAY 2017

Prof. Dr. Sevil Atasoy: “Bağımlıların hapsi değil rehabilitasyonu hedefleniyor”

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy, Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu’nun 119’uncu oturumuna katılmak üzere Viyana’ya gitti. Prof. Dr. Sevil Atasoy, Kurul’un önümüzdeki bir yılda bağımlıların kaliteli ve etkili tedaviye ulaşabilmesi amacıyla hükümetlerle işbirliği yapılması, bağımlıların hapsedilmesi yerine tedavi ve rehabilitasyon gibi alternatif uygulamalara geçilmesi konusunda hükümetlerin cesaretlendirilmesi konularında çalışmalar yürüteceklerini söyledi. Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Atasoy, Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu’nda 2022 yılına kadar görev yapmak üzere Ekonomik ve Sosyal Konsey tarafından yeniden ve en yüksek oyu alarak seçilmişti. Kurulda 13 üyenin kendi arasında yaptığı görev dağılımında Mali ve İdari İşler Komisyonu Başkanı olarak seçilen Prof.Dr. Sevil Atasoy, 2010 – 2015 yılları arasında da kurulda başkanlık yapmıştı.Prof. Dr. Sevil Atasoy: “Ceza yerine tedavi için hükümetler cesaretlendirilecek”Prof. Dr. Sevil Atasoy, Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu’nun 119’uncu oturumuna katılmak üzere Viyana’ya gitti.Viyana’ya hareketinden önce açıklama yapan Prof. Dr. Sevil Atasoy, önümüzdeki bir yılın hedeflerini şu şekilde sıraladı:“Orta ve düşük gelirli ülkelerde ağrı kesici opiyatlara erişimin arttırılması, bağımlıların kaliteli ve etkili tedaviye ulaşabilmesi amacıyla hükümetlerle işbirliği yapılması, uyuşturucu bağlantılı suçlara orantılı cezalar verilmesi, bağımlıların hapsedilmesi yerine tedavi ve rehabilitasyon gibi alternatif uygulamalara geçilmesi konusunda hükümetlerin cesaretlendirilmesi konularında çalışmalar yürüteceğiz.”Ülkelerin aldığı önlemler gözden geçirilecek26 Mayıs’a kadar sürecek olan 119. oturumda üyeler, Ekonomik ve Sosyal Konsey, Narkotik Maddeler Komisyonu ve Dünya Sağlık Örgütü başkanlarıyla bir araya gelerek değerlendirmeler yapacak.Ayrıca ülkelerin tıbbi ve bilimsel amaçla kullanmak üzere talep ettiği narkotik ve psikotrop madde miktarlarını inceleyip onaylayacak. Uyuşturucuların yasadışı üretiminde kullanılan asetik asit anhidrit gibi öncül maddelerin kaçakçılığına engel olmak üzere ülkelerin aldığı önlemleri gözden geçirecek Kurul, piyasaya sürülen yeni psikoaktif maddeler hakkındaki gelişmeleri, bunlarla mücadele yöntemlerini ve toplumların sağlığına verdiği zararları değerlendirecek.Kurul’un bir diğer görevi, 200’ün üzerinde ülke ve bölgenin, uyuşturucu maddelerin denetimini düzenleyen 1961, 1971 ve 1988 tarihli uluslararası sözleşmelere uyumunu izlemek ve özellikle Afganistan’daki gelişmeleri mercek altına alarak çözüm önerileri geliştirmek.Kurulda kimler var?Kurulda Prof. Dr. Sevil Atasoy’un yanısıra Cornelis P. de Joncheere (Hollanda), Wei Hao (Çin), David T. Johnson (A.B.D.), Galina A. Korchagina (Rusya) Bernard Leroy (Fransa), Raúl Martín del Campo Sánchez (Meksika), Richard Mattick (Avustralya), Luis A. Otárola Peñaranda (Peru), Jagjit Pavadia (Hindistan), Viroj Sumyai (Tayland), Francisco E. Thoumi (Kolombiya) ve Jallai Toufiq (Fas) yer alıyor.Kurul üyeleri ülkelerini temsil etmiyor. 13 üyeden üçü Dünya Sağlık Örgütü’nün, 10’u ise hükümetlerin gösterdiği adaylar arasından seçiliyor. 1909’dan bu yana faaliyet gösteren Kurul’un sözleşmelere uygun davranmayan ülkelere ambargo konulması için Birleşmiş Milletlere teklif götürme yetkisi bulunuyor.

01 MAY 2017

Üsküdar Üniversitesi hocalarından İzmir Kitap Fuarı’na çıkarma!

 Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü ve Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu (INCB) Üyesi olan Prof. Dr. Sevil Atasoy ve İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan Canan 22. İzmir Kitap Fuarı'nda düzenlenen imza günü etkinliklerinin konukları oldu.Çok sayıda hayranı ve okuru için kitaplarını imzalayan Prof. Dr. Sevil Atasoy, fuarın en kalabalık kitap standlarından biri olmasıyla dikkat çekti.Uzun yıllar kriminoloji ve adli tıp dünyasında çalışan ve Türkiye'nin sayılı uzmanlarından biri olan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy, özellikle mesleki tecrübe ve hikayelerini paylaştığı kitaplarını imzaladı.Okurları Atasoy ile öz çekimi de ihmal etmedi.İzmir Kitap Fuarının bir diğer önemli konuğu ise Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan Canan’dı.22. İzmir Kitap Fuarında hayranları ve okurlarıyla buluşan bir diğer isim olan Canan, beyin alanındaki dikkat çekici tespit ve gözlemlerinin yer aldığı kitaplarını okurlarına imzaladı, hayranlarıyla bol bol fotoğraf çekildi.

25 NİS 2017

Sevil Atasoy Boğaziçi Üniversitesindeydi

Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü ve Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu (INCB) Üyesi olan Prof. Dr. Sevil Atasoy Boğaziçi Üniversitesi Yaşamboyu Eğitim Merkezi tarafından düzenlenen ‘Yarın Bugündür’ Seminerinin konuğu oldu. BÜYEM Aktif Yaşam Seminerleri kapsamında düzenlenen etkinliği teması "Hayatı İyi Yaşaydı" olarak belirlendi.Uzun yıllar kriminoloji ve adli tıp dünyasında çalışan ve Türkiye'nin sayılı uzmanlarından biri olan Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy, hayatını uyuşturucuyla mücadeleye adayan biri olarak bilgi ve tecrübelerini katılımcı öğrencilerle paylaştı.

19 NİS 2017

Prof. Dr. Sevil Atasoy Marmara Üniversitesinin konuğu oldu

 Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü ve Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu (INCB) Üyesi olan Prof. Dr. Sevil Atasoy, Marmara Üniversitesi İbn-i Sina Sağlık Kulübü ve Avicenna Sağlık Platformu tarafından düzenlenen "Adli Tıp ve Uyuşturucu Kontrolü" isimli konferansa katıldı. Uzun yıllar kriminoloji ve adli tıp dünyasında çalışan ve Türkiye'nin sayılı uzmanlarından biri olan Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Atasoy, hayatını uyuşturucuyla mücadeleye adayan biri olarak bilgi ve tecrübelerini katılımcı öğrencilerle paylaştı.Uyuşturucunun tarihini anlatan Prof. Dr. Sevil Atasoy, uyuşturucuyla mücadele etmenin yollarını da anlattı, dünyada ve Türkiye'de uyuşturucuyla mücadele için neler yapıldığını dile getirdi.Öğrencilerin ilgi gösterdiği konferans sonunda katılımından dolayı Prof. Dr. Sevil Atasoy'a bir teşekkür çiçeği takdim edildi.

17 NİS 2017

Prof. Dr. Sevil Atasoy seri katilleri anlattı

Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy, Acıbadem Üniversitesinde düzenlenen “Seri Katiller” isimli panele katıldı. Prof. Dr. M. Oğuz Polat da, Atasoy'a panelde eşlik etti. Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu (INCB) Üyesi olan Prof. Dr. Sevil Atasoy panelde uzun yıllarını verdiği kriminoloji ve adli tıp dünyasıyla ilgili bilgi ve tecrübelerini öğrencilerle paylaştı.Özellikle seri katiller ve seri cinayetler üzerine değerlendirmelerde bulunan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy, seri cinayetlerin tarihçesini anlattı.Seri katillerin yakalanma hikâyelerini de anlatan Atasoy, polis ve adli tıbbın seri cinayetleri çözerken nasıl çalıştığını da katılımcılarla paylaştı.

24 MAR 2017

Şiddetle mücadelede sosyal çalışma sistemi şart!

Üsküdar Üniversitesi şiddeti masaya yatırdı. Önemli akademisyenlerin katılımıyla ‘Medya ve Adli bilimler’ başlıklarında iki farklı panelin yer aldığı “Şiddet Sempozyumu” nda şiddetin nedenleri tartışıldı. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, şiddetin sosyal çalışma sisteminin kurulmasıyla önlenebileceğine dikkat çekerken Prof. Dr. Sevil Atasoy şiddetin önlenebileceğinin altını çizdi. Prof. Dr. Nazife Güngör ise şiddetin yalnız cinsler arasında değil her yerde olduğunu söyledi.Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü, Şiddet ve Suçla Mücadelede Uygulama ve Araştırma Merkezi ile İnsan Odaklı İletişim Uygulama ve Araştırma Merkezlerinin birlikte düzenlediği “Şiddet Sempozyumu” Nermin Tarhan Konferans Salonunda yapıldı.Güngör: “Şiddet her yerde”Üsküdar Üniversitesi Televizyonundan da canlı yayınlanan sempozyumda ‘Medyayla Şiddet’ ve ‘Adli Bilimler’ başlıklarında iki farklı oturum gerçekleştirildi. Açılış konuşması kapsamında insanların birbirlerine acımasızca davranıp, şiddet uygulamaları ve birbirlerini ezmelerinin öteden beri değişmediğine dikkat çeken İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör, şiddetin sadece cinsler arasında olmadığını, iş hayatından, özel hayatta, arkadaşlık ilişkilerine kadar birçok yerde şiddetin olduğunu söyledi.Atasoy: “Şiddet hastalık olarak kabul edilseydi tedavi geliştirilirdi”Kürsüye gelen Rektör Yardımcısı, Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy Dünya Sağlık Örgütü’nün raporlarına dikkat çekti. 3 kadından 1’i hayatında bir kez fiziksel, cinsel şiddete maruz kaldığını ifade eden Atasoy, kadına yönelik şiddet hızla yayılan bir hastalık olsaydı hastalığa karşı ilaçlar, tedavi yöntemlerinin geliştirilebileceğini kaydetti. Kadına şiddette hiçbir tedavi geliştirilmediği ve şiddetin hızla yayıldığını vurgulayan Atasoy, şiddetin risk faktörlerinin altını çizerek şunları söyledi.Atasoy: “Seri katillere bakın her biri çocukluğunda hayvana şiddet uygulamıştır”“Şiddeti önceden tespit etmek önemli. Şiddet bu şekilde önlenebilir. Örneğin hayvana yönelik şiddet uygulayan bir çocuk ileride şiddete aday kişiler olabiliyor. Tüm seri katillere bakın çocukluklarında hayvana şiddet uyguladığı görülür. Ya bir kedinin ve ya köpeğin kuyruğunu, kulağını, karnını kesmiştir.Dolayısıyla çevresinde her hangi bir hayvana şiddet uygulayan kişi görüldüğünde onun profesyonel bir yardım almasını sağlıyor olmamız gerekiyor. Aksi halde ileride şiddet uygulayacak kişilere aday bireyler olarak yetişirler. Cinsel istismarda çocukların, hayvana şiddette hayvanların suçu olmadığı gibi kadınlara şiddette de tek suçlu kadınlar değildir. Şiddetle topyekûn mücadele etmek gerekiyor.”Tarhan: “Çocuk şiddeti modelliyor”Açılış konuşmaları kapsamında son olarak kürsüye Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan çıktı. Şiddetin psikolojik yönüne vurgu yapan Tarhan, şiddet davranışının bir kötülük davranışı, kötü karakterli kişilerin şiddete daha eğilimli kişiler olduğunu söyledi. Şiddetin onaylandığı ortamlarda, kültürlerde yetişen çocukların şiddeti modellediğini hatırlatan Tarhan,  şiddet mağduru olmamak için şu uyarıda bulundu:Şiddete tepki göstermeyen kadın daha ağırına maruz kalıyor“Kadın kendine ilk şiddet uygulandığında şiddete karşı tepkisini ortaya koymalı. Aksi halde erkeğin şiddetinin dozu her geçen gün artarak devam edecektir. Kadın ne olursa olsun şiddeti onaylamadığını ifade etmelidir.”Tarhan: “Şiddetle mücadelede sosyal çalışma sistemi şart”Şiddeti önlemeye yönelik kelepçe önleminin çözüm olmadığını da kaydeden Tarhan, çevresindeki kişilerin de tahrikiyle ceza alan kişilerin daha çok tahrik olabileceğini, şiddet uygulama davranışının tetiklenebileceğini dile getirdi. Tarhan, çözümün yasalardan ziyade sosyal çalışma sistemi ile gerçekleştirilebileceğini, sosyal çalışma sisteminin kurularak mahalle, bölge, semtlerin risk haritalarının çıkarılıp ona göre stratejilerin belirlenmesi gerektiğini belirtti.Açılış konuşmalarının ardından sempozyumun panel bölümüne geçildi. İki oturumda düzenlenen panellerin ilkinde moderatörlüğü Prof. Dr. Nazife Güngör yaptı. "Medyayla Şiddet" temalı panelde ilk sözü Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Gül Esra Coşkun aldı. Çoşkun, “Şiddeti Haber Yapmak: Gazeteciler ve Travma" adlı sunumunda medyada yer alan şiddet haberlerine değindi. Panelin ikinci konuşmacısı olan Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Medya ve İletişim Sistemleri Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Feride Zeynep Güder de “Yeni Medya, Yeni Şiddet Mekânları ve Değişen Şiddet Algıları” isimli sunumunda yeni medya olarak adlandırılan dijital medyada şiddet olgusunu ele aldı. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Birsen Çetin ise, "Radikal Şiddet Karşısında Donald Trump 'ın Ayrılıkçı Söylemlerinin Yazılı Basında Ele Alınış Biçimi" isimli sunumunda Donald Trupm'ın seçim kampanyası üzerinden siyasi şiddet kavramını tartıştı. İlk panelin son konuşmacısı olan Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan ise "Kadına Yönelik Şiddet Haberlerinde Etik Sorunlar" isimli sunumunda ahlaki açıdan şiddet haberlerini yorumladı.Aranın ardından panelin 2. bölümüne geçildi.Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy'un yönettiği “Adli Bilimler” isimli ikinci bölümde şiddet adli açıdan ele alındı.  Ebe İnci Yağmur Tezbasan “Gebelikte Şiddet”, G. Sara Berber “Eğitimde Şiddet”, Kriminal Adalet Araştırmacısı Rugby Oyuncusu Ali Bayer “Sporda Şiddet”,  Psk. Dan. Betül Kılınç “Cinsel Şiddet – Ensest”, Ant. Semra Ay “Duygusal Şiddet”, Stj. Av. Yeşim Bucak “Çocuğa Şiddet”,  Av. Hatice Yılmaz “Şiddete Karşı Başvurulacak Yasal Yollar”, Av. Özgür Eraslan “İstanbul Protokolü ve Hukuki Şiddet” konularında değerlendirmelerde bulundu. 

13 MAR 2017

Kadın Adli Bilimciler Üsküdar'da buluştu

Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında çok anlamlı bir etkinliği imza attı. Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy ve Adli Bilimler Yüksek Lisans öğrencilerinin birlikte organize ettiği Kadın Adli Bilimciler Konferansı, adli bilimlerin uzman kadınlarını biraraya getirdi. Konferansın açılış konuşmasını yapan Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy, Türkiye'de Adli Tıp Kurumu'nun kurulmasıyla beraber kriminoloji ve adli bilimler alanlarında çok hızlı bir gelişme sağlandığını ve bu gelişimde payı olduğu için çok mutlu olduğunu söyledi. Üsküdar Üniversitesi bünyesinde Adli Bilimler Yüksek Lisans Programı'nın kurulmasını sağlayan Atasoy, 4 yıllık lisans programı olarak Adli Bilimler Bölümü'nün açılması için çalışmaların ve sürecin devam ettiğini de belirtti.Prof. Dr. Sevil Atasoy'un ardından söz alan İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi avukatlarından Yüksel Yangel de, kadınların halen hak mücadelesine devam ettiğini ancak hiç bir zaman erkek haklarını konuşmadığımızı söyledi. Yangel, erkeklerin güçlü olduğu için haksızlık yapmaya hakları olmadığını belirtti.Üsküdar Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şule Gök'ün moderatörlüğünü yaptığı konferansın 1. oturumunda; Uzman Doktor Zeynep Orhan; Adli Tıp ve Kriminoloji, Ebe İnci Yağmur Tezbasan; Adli Ebelik, Hemşire Merve Eyüp; Adli Hemşirelik ve Antropolog Semra Ay da Adli Antropoloji hakkında mesleki bilgiler içeren bir sunum gerçekleştirdi.Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdür Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Meltem Narter'in moderatörlüğünü yaptığı konferansın 2. oturumunda; Avukat Hatice Yılmaz; Masumiyet Projesi ve ülkemizde yürütülen çalışmalar, Avukat Murat Yılmaz; Adli Bilişim ve Hukuk, Avukat Yeşim Bucak; Adli Arama, Avukat Özgür Eraslan da Adli Bilimler ve Hukuk konularında bilgi ve tecrübelerini paylaştı.Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy'un moderatörlüğünü yaptığı konferansın 3. oturumunda; Doktor Erkin Kırkpınar; Toksikoloji ve Adli Toksikoloji, Kimyager Reyyan Özdemir; Adli Kimya, BiyoMühendis Hüma Erkoç; Biyolojik Savaş ve Biyosilahlar, Biyolog Hamide Sümeyye Bozkurt; Adli Biyolojide Gelişmeler, Biyolog Fatma Gizem Uğur; Adi Entomoloji ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü Polis Memuru Burcu Özsoy da Olay Yeri İnceleme konularında birer konuşma yaptı.Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Gökben Hızlısayar'ın moderatörlüğünü yaptığı konferansın 4. oturumunda; Psikolog Oktay Çavuş; Adli Piskoloji, Psikolojik Danışman Betül Kılınç; ARDIÇ Projesi ve Adli Görüşme Odaları, Psikolog Gizem Akıncılar; Kiriminal Profilleme, Matematik Öğretmeni Güzide Sara Berber de Havacılık Güvenliği konularında dikkat çekicisi sunumlar yaptı.Çok yoğun bir katılıma sahne olan konferansın sonunda, söz alan katılımcılara oturum moderatörleri tarafından teşekkür belgeleri takdim edildi.

08 MAR 2017

Delil hatası ölüme götürüyor!

 Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy, Doğan Kitap ve Tavsiye Evi işbirliğiyle düzenlenen sohbete katıldı. Tavsiye Melekleri'nin sorularını yanıtlayan Atasoy, günümüzde çok fazla delil hatası yapıldığına dikkat çekerek, “Olay yerinde zaman kaybı oluyor ve deliller kaybediliyor. Birçok kişi delil hatası yüzünden müebbet hatta idam cezasına çarptırılıyor.” Dedi.Farklı bir konsepte markalarla kadınları bir araya getiren Tavsiye Evi, aynı zamanda Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu (INCB) Üyesi olan Prof. Dr. Sevil Atasoy'la yazarlığa ilgi duyan kadınları buluşturdu. Atasoy, sohbet boyunca katılımcılara yazarlık konusunda tavsiyelerde bulundu, mesleki deneyimlerini onlarla paylaştı.Haksız mahkûmiyet dünyanın her yerindeSuç, olay yeri inceleme, yargılama, ceza ve deliller üzerine gelen sorulara cevap veren Prof. Dr. Sevil Atasoy; suçluların bulunmasında, olay yeri incelemenin önemine dikkat çekti.Atasoy; "Olay yerinde zaman kaybı oluyor ve deliller kaybediliyor. Çok fazla sayıda delil hatası yapılıyor. Birçok kişi delil hatası yüzünden müebbet hatta idam cezasına çarptırılıyor. Ancak birçoğunun sonradan ortaya çıkan delillerle, suçsuzluğu ispatlanıyor. Amerika'da idam cezası alan ve hücresinde cezasının infazını bekleyen yaklaşık 40 kişinin suçsuz olduğu 2. kez yapılan test ve analizlerde ortaya çıktı. Eskiden DNA testi olmadığı için delil hataları olabiliyordu. Masumiyet Projesi adıyla geliştirilen proje kapsamında, eldeki biyolojik deliller yeniden DNA testine alınarak, bir kez daha analiz ediliyor ve suçlular yeniden yargılanıyor. Bu çalışma sonunda birçok mahkûmun suçsuz olduğu ortaya çıktı. Şu ana kadar Amerika'da 400'ün üzerinde kişi yeniden muhakeme edilerek, cezaevinden tahliye edildi. Bu kişilerin ortalama cezaevinde kalma süresi 12 yıl civarı. Bu çok uzun bir süre. Maalesef Dünya'nın her yerinde haksız mahkûmiyet var." dedi.Suç işlemeye karar veren her şekilde işliyor!Son yıllarda kadınların suç ve şiddet içerikli polisiye roman ve dizilere ilgisinin arttığını söyleyen Prof. Dr. Sevil Atasoy, sanıldığının aksine bu tip kitap ve filmlerin suça teşvik ettiğine dair çok net bulgular olmadığını söyledi.Atasoy; "Suçu işlediği ispatlanan ve hapis cezası alan kişilere bu konuda sorular yöneltiliyor. Şu ana kadar hiç kimse çok net olarak filmden ya da romandan etkilendiğini söylemiş değil. Suç işlemeye karar veren her şekilde işliyor zaten. Dizi ya da filmleri izleyip, ben de oradakiler gibi bir şey yapayım demiyor." dedi.Atasoy hayranlarına imzalı kitap hediye ettiSohbetin sonunda etkinliğe katılanlar, Prof. Dr. Sevil Atasoy'un Doğan Kitap tarafından yayımlanan "Acayip İşler" isimli kitabını imzalatma imkânı bulurken, Atasoy’la fotoğraf çekildi.

03 MAR 2017

Bağımlı 5 kadından sadece 1’i tedavi görüyor!

Dünya genelindeki bağımlıların üçte birini kadınların ve genç kızların oluşturduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Sevil Atasoy, “Bu sayı, gelir düzeyi yüksek ülkelerde daha fazla. Yapısal, sosyal, kültürel ve kişisel nedenler bağımlı kadınların tedavi merkezlerine başvurmasını engelliyor” dedi. Uyuşturucu suçlarından tutuklanan kadın sayısında da artış olduğunu vurgulayan Atasoy, bağımlı 5 kadından sadece 1’inin tedavi gördüğünün da altını çizdi. Birleşmiş Milletler (BM) Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu üyesi ve Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin yaptığı açıklamada dünyanın birçok ülkesinde geçtiğimiz yıllara göre uyuşturucu bağımlısı kadınların sayısındaki artışın erkeklere oranla çok daha yüksek bir noktaya ulaştığını söyledi.Bağımlılığı önlemeye yönelik daha fazla kaynak ayrılmalı!Bu duruma karşı uyuşturucu politikalarında ve mücadele programlarında gerekli çalışmaların yapılması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Sevil Atasoy, şu değerlendirmelerde bulundu:“Bu beklenmedik durum, hükümetlerin uyuşturucu politikalarında ve mücadele programlarında kadın sayısındaki artışı göz önüne almalarını gerektiriyor. Bu çerçevede, bağımlı kadınların sağlık kurumlarına ulaşımını mümkün kılmalı ve tedavilerine, ayrıca kadınlar arasında uyuşturucu bağımlılığının yaygınlaşmasını önlemeye daha fazla kaynak ayırmalılar. Öte yandan uyuşturucu madde kullanan ya da uyuşturucu suçundan mahkûm olan kadınların ve ailelerinin de haklarının gözetilmesine ihtiyaç bulunuyor.”Bağımlı 5 kadından sadece 1’i tedavi görüyor Dünya genelindeki bağımlıların üçte birini kadınların ve genç kızların oluşturduğunun altını çizen Prof. Dr. Sevil Atasoy, “Bu sayı, gelir düzeyi yüksek ülkelerde daha fazla. Yapısal, sosyal, kültürel ve kişisel nedenler bağımlı kadınların tedavi merkezlerine başvurmasını engelliyor. Bu yüzden bağımlı kadınların sadece beşte biri tedavi görüyor. Kadınlar erkeklere göre daha çok reçeteye tabi narkotikler ve anksiyete ilaçları kullanmaktalar. Dolayısıyla esrar ya da eroin yerine adı geçen ilaçlara karşı bağımlılık gelişiyor. Örneğin Almanya ve Sırbistan’da reçeteye tabi ilaç doz aşımından ölen kadın sayısı erkeklere oranla çok daha fazla” diye konuştu. Uyuşturucu suçlardan tutuklanan kadın sayısı artıyor! Öte yandan uyuşturucu bağlantılı suçlardan tutuklanan kadın sayısında da artış gözlendiğini belirten Prof. Dr. Sevil Atasoy, “Kadın mahkûmlar ve seks işçileri başlıca risk grupları arasında. Ayrıca cezaevine düştükten sonra bağımlı olan kadın sayısı da erkeklere göre daha yüksek. Seks işçiliği ile madde bağımlılığı arasında da güçlü bir ilişki var. Birçok kadın uyuşturucu parası kazanabilmek amacıyla seks işçiliğine yöneldiği gibi, bu alanda çalışanlar işin gerekleri ve doğasıyla başa çıkabilmek için uyuşturucu kullanıyor. Kadın mahkûmlar ise evlerinden, aile ve çevrelerinden uzakta kalmanın oluşturduğu stres ve buna bağlı olarak gelişen çeşitli ruhsal sorunlar nedeniyle de madde kullanıyor. Tam da bu nedenlerle gerek cezaevlerindeki kadınlara gerekse seks işçilerine yönelik özel önleme programlarının uygulanması gerekiyor” dedi.

27 ŞUB 2017

Prof. Dr. Sevil Atasoy: "21. Yüzyıl parmak izi değil, dijital delillerin devri olacak"

 Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy, son dönemde hayatımızın her evresine giren internet ve teknolojinin artık suçun da merkezi olduğunu belirterek "21. Yüzyıl parmak izinin değil, dijital delillerin devri olacak. Çünkü parmak izi ve DNA'da hata ihtimali halen olsa da dijital delillerde hata ihtimali çok az oluyor” dedi.Üsküdar Üniversitesi Sağlık, Kültür ve Spor Direktörlüğü ve Bilişim Kulübü tarafından düzenlenen Bilişim Güvenliği ve Bilişim Suçları Konferansı'nın katılımcıları Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy, Sızma Testi Uzmanı Mert Sarıca ve Siber Güvenlik Araştırmacısı Halit Alptekin'di.Üç oturum şeklinde üç saatten fazla süren konferansta, hacker'lık, siber dünyanın güvenliği, sanal alemin yeraltı dünyası, siber suçlar, bilişim delilleri konularında üzerinde bilgi ve tecrübe paylaşımı yapıldı. Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonu'nda düzenlenen konferansa, Üsküdar Üniversiteli öğrencilerin ilgisi büyük oldu.Bilgisayar korsanlığında kariyer şansıKonferansta ilk sözü alan Bilişim Güvenliği ve Sızman Testi Uzmanı Mert Sarıca, Ethical Hacking yani Ahlaki Bilgisayar Korsanlığı kavramını ele aldı ve iyi bir hacker'ın suçu karışmadan bu bilgi ve yeteneğini çok faydalı işlerde kullanabileceğini söyledi.Sarıca; "Ethical Hacker yani ahlaklı bilgisayar korsanı tüm kurumların ihtiyaç duyduğu bir kişi. Eğer sizin yazılımlar konusunda bilginiz varsa bunu kanuna aykırı işler yaparak değil geliştirilen yazılımları denetlemek ve sistem açıklarını bularak kurumlara yardımcı olma yönünde kullanabilirsiniz. Artık bu iş bir kariyer hedefine geldi ve bu işi yapanlar çok iyi paralar kazanıyor. Kanuna aykırı olarak sistemleri hack'leyenler; bankalara, hastanelere ve benzeri kurumlara zarar verenlerin sonu cezaevi oluyor. Eğer bu konuda bir yetkinliğiniz varsa alacağız eğitimlerle bu konuda da daha gelişip, kariyerinizi daha üst seviyeye taşıyabilirsiniz." dedi.Ahlaklı bilgisayar korsanı yani etik hacker olmak isteyenlere iyi derecede İngilizce bilmelerini gerektiğini hatırlatan Mert Sarıca, sık sık pratik yapın ve gündemi yakından takip edin, önerisinde bulundu.Yeraltı dünyasının sonu cezaeviKonferansta ikinci sırada söz alan Siber Güvenlik Araştırmacısı Halit Alptekin de siber güvenlik aleminin yeraltı dünyası olarak nitelenen underground'a dair bilgiler verdi. Hacker'ların zaman zaman farkında bile olmadan çok büyük suç örgütlerine yardımcı olduğunu işler yaptığını söyleyen Alptekin, "İnternetin yeraltında dünyasında işler yapan hacker'lar silah satışı ve uyuşturucu ticareti yapılan platformların kurucusu ya da üyesi olabiliyor. Ancak bu faaliyetlerin içinde yaralan bilgisayar korsanları er ya da geç yakalanıp cezaevine giriyor. Bu bilgi ve yeteneğin insanlığa yararlı şekilde kullanmasın çok önemli" dedi."21. yüzyıl dijital deliller devri olacak"Konferansta son olarak söz alan Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy, son dönemde hayatımızın her evresine giren internet ve teknolojinin artık suçun da merkezi olduğu belirtti ve "21. Yüzyıl parmak izinin değil dijital delillerin devri olacak. Çünkü parmak izi ve DNA'da hata ihtimali halen olsa da dijital delillerde hata ihtimali çok az oluyor. Bununla beraber artan teknolojiyle beraber çok ciddi bir suç örgütlenmesi olmasına rağmen bilişim suçlarını araştıran emniyet güçleri sayısında yetersizlik var, personel ihtiyacı bulunuyor. İnternet ve teknolojisi sayesinde insan kaçakçılığı, uyuşturucu tacirliği, çocuk pornografisi gibi suçlarda çok ciddi artış oldu çünkü terör örgütleri siber dünyayı kullanıyor, iletişim kanalı haline getiriyor." dedi.“Dijital deliller iki tarafı da keskin bıçak gibidir” diyen Atasoy, çok çabuk yok edilen ya da tahrip edilen dijital delillerin takibi için çok iyi yetiştirilmiş uzman güvenlik güçlerine ihtiyaç olduğunun altını çizdi. Konferansın sonunda Prof. Dr. Sevil Atasoy, Mert Sarıca ve Halit Alptekin’e birer teşekkür belgesi takdim etti.

25 OCA 2017

Prof. Dr. Sevil Atasoy İKSV'nin konuğuydu

 İstanbul Kültür Sanat Vakfı İKSV ve Doğan Kitap işbirliğiyle düzenlenen yazar sohbetlerinin bu ay ki konuğu Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy'du. Salon İKSV'de düzenlenen "Beni Katil Ettiniz" isimli söyleşide Yazar Rıza Kıraç da, Atasoy'a eşlik etti.Aynı zamanda Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü de olan Prof. Dr. Sevil Atasoy, hayatını uyuşturucuyla mücadeleye adayan bir adli tıp uzmanı olarak söyleşide yıllara dayanan tecrübelerini paylaştı, yazarlığı ve kitaplarıyla ilgili paylaşımlarda bulundu.Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu (INCB) üyesi olan Prof. Dr. Sevil Atasoy adli tıp ve kriminolojiyle ilgili olarak şu ana kadar 7 kitap yazdı ve birçok televizyon programı hazırladı.

16 OCA 2017

Yılın Yıldızı Prof. Dr. Sevil Atasoy

 Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) İşletme Kulübü tarafından bu yıl 15.si düzenlenen “Yılın Yıldızları Ödülleri” gerçekleştirilen törenle sahiplerini buldu. Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy, Yılın Yıldızı Ödülü'ne layık görüldü. Yıldız Teknik Üniversitesi Davutpaşa Kampüsü Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen ödül töreni, Türkiye’nin önde gelen isimlerini bir araya getirdi. Geceye medya, sanat, ekonomi ve spor dünyasından çok sayıda ünlü isim katıldı.Prof. Dr. Sevil Atasoy ve Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın NTV Televizyonu'nda birlikte hazırlayıp sundukları “Gel Zaman Git Zaman” isimli program 2016 Yılının En Beğenilen Kültür Sanat Programı seçildi.Alanlarının sadece Türkiye'de değil dünyada en başarılı isimleri arasında sayılan Prof. Dr. Sevil Atasoy ile Prof. Dr. İlber Ortaylı gündemin sıcak konularını, suçun tarihini ve çok daha fazlasını bu programda ele alıyor, olayları farklı bir bakış açısıyla yorumluyor.

14 OCA 2017

Prof. Dr. Sevil Atasoy: "İdam cezası vermek, uyuşturucu kullanımını engelleyemiyor"

 Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy, İstanbul Medipol Üniversitesi Eczacılık Fakültesi'nden gelen daveti üzerine "21. Yüzyılda Uluslararası Uyuşturucu Denetimi" isimli bir konferans verdi. Medipol Üniversitesi Kavacık Kampüsü'nde düzenlenen konferansa, Eczacılık Fakültesi akademisyenleri ve öğrencileri katıldı. Aynı zamanda Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu (INCB) üyesi olan Prof. Dr. Sevil Atasoy'a konferans boyunca çok yoğun ilgi gösterildi.Hayatını uyuşturucuyla mücadeleye adayan Atasoy, konferansa uyuşturucuyla mücadelenin tarihini anlatarak başladı. Yaklaşık 100 yıllık bir geçmiş olan uyuşturucuyla mücadele tarihinde, önemli toplantı, anlaşma ve çalışmalara değinen Prof. Dr. Sevil Atasoy, hiç bir ülkenin tek başına uyuşturucuyla mücadele etmesinin mümkün olmadığını, uyuşturucuyla mücadelede uluslararası işbirliği en önemli gereksinim olduğunu belirtti.Çözümün yolu talebi azaltmakGeçen yıl 100 yıllık dönem içinde, uyuşturucuyla mücadele için çok çeşitli yollar denendiğini hatta Filipinler, İran gibi ülkelerde idam cezası olduğunu, çok ağır cezalara rağmen uyuşturucu kullanımının hala bitirilemediğine dikkat çeken Atasoy, bunun temel sebebinin talebin oluştuğu noktadaki sorunun çözülememesi olduğunu kaydetti.Atasoy; "1909 yılından bu yana yapılan çalışmalar ve alınan önlemler, uyuşturucu hammaddesi yetiştirilmesi ve üretilmesi konusunda çok ciddi azalmalar sağlasa da halen uyuşturucu kullanımı devam ediyor. Çünkü ana sorun kaynağı olan talebin oluşmasına müdahale edemiyoruz. İnsanların uyuşturucu kullanma gereksinimini ortadan kaldırmak gerekli. Talep oluşan yerde arz hemen oluşur. Arz edenle mücadele etmek yeterli sonucu vermiyor. Ölüm cezası olmasına rağmen insanlar uyuşturucu kullanmaya devam ediyor." dedi.Uyuşturucuyla mücadele konusunda başarılıyızTürkiye'nin uyuşturucuyla mücadelede çok önemli bir rol oynadığını ve uluslararası anlaşmaları uygulayarak çalışmalara destek verdiğini belirten Prof. Dr. Sevil Atasoy, afyon ya da haşhaş gibi uyuşturucu hammaddelerinin sadece tıbbi amaçlarda kullanılmak için çok kısıtlı ve yasal yollarla yetiştirilmesini gerektiğinin önemini vurguladı. Türkiye'de jandarmanın bu konudaki başarısını dile getiren Atasoy; "Türkiye'de üretim çok başarılı şekilde kontrol altında tutuluyor ancak ne yazık ki sentetik yani kimyasal uyuşturucuların hayatımıza girmesiyle bu kez farklı boyutta yeni tehlikeler ortaya çıkmaya başladı. Özellikle Orta Asya ülkelerinden tüm dünyaya yayılan bu tehlike konusunda herkesin dikkatli olması gerekiyor." dedi.Eczacılık Fakültesi öğrencilerinden Sevil Hoca'ya büyük ilgiKonferansın sonunda, İstanbul Medipol Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şeref Demirayak ve Farmasotik Toksikoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gülden Zehra Omurtag, Prof. Dr. Sevil Atasoy'a teşekkür plaketi takdim etti.Yoğun katılımın olduğu konferans sonunda Eczacılık Fakültesi öğrencileri Prof. Dr. Sevil Atasoy ile fotoğraf çektirme yarışına girdi, çok sayıda akademisyen ve öğrenci Dünya'nın sayılı isimleri arasında bulunan Atasoy'la fotoğraf çekildi.

05 OCA 2017

Prof. Dr. Sevil Atasoy ile Adli Bilimler Yüksek Lisans Programı

Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü, Adli Bilimler Anabilim Dalı'na bağlı olarak eğitim veren Adli Bilimlerde Yüksek Lisans Programı dünyaca ünlü akademik kadrosu ve özgün eğitim programıyla dikkat çekiyor. Suç delillerinin incelenmesinde uygulayıcıların yanı sıra; bilim üreterek, yeni yöntem ve teknolojiler geliştirmeyi hedefleyen enstitü, bu alanda ülkemizi dışa bağlılıktan kurtarmayı amaçlıyor. 30 yıldır Adli Tıp başlığı altında biyokimya, toksikoloji, genetik, kriminalistik ve kriminolojinin farklı alanlarında lisans, yüksek lisans ve doktora dersleri veren ve tüm Dünya'nın adli tıp konusunda saygı duyduğu bir isim olan Prof. Dr. Sevil Atasoy, yüksek lisans programını yönetiyor.Vizyon ve misyon açısından ülkemizdeki bir ilki hedefleyen Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü, sekiz farklı programla her lisans dalından mezun olana uluslararası kalitede lisansüstü eğitim ve öğretim vermenin yanı sıra, suç önleme ve suç analizine odaklanarak, özellikle kadına ve çocuğa karşı şiddetin önlenmesi ve suçun öngörülmesi konularını ele alıyor.Temel amaç suçu önlemekBağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü, Adli Bilimler Anabilim Dalı altında; Adli Kimya, Adli Toksikoloji, Adli Moleküler Biyoloji, Adli Genetik, Olay Yeri ve Kriminalistik, Adli Bilişim ve Dijital Deliller, Adli Psikoloji ve Davranış Delilleri, Suç Önleme ve Analizi programları ile ülkemizin adalet hizmetleri, bağımlılık ve suç önleme konularında temel gereksinimlerini karşılamak; birey, aile ve toplumun mağduriyetini engellemek, suçu ve suçluyu kuşkuya yer bırakmayacak biçimde modern teknolojilerle kanıtlayabilmek, bu alanlarda yeni teknolojiler geliştirmek ve ülkemizi dışa bağımlı olmaktan çıkartacak bilimsel araştırmalar yapmak için ileri düzey bilgi, anlayış ve beceri ile donanmış uygulayıcı, eğitici ve araştırmacı adli bilimcilerin yetiştirilmesini amaçlıyor.Prof. Dr. Sevil Atasoy: "Bilim ve teknoloji üretecek bir program"Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy; programın hem kişiye hem de topluma kazandırdıklarına ilişkin şu ifadelerde bulundu."Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü’nde suç delillerinin incelenmesinde uygulayıcıların yanı sıra; bilim üretecek, yeni yöntem ve teknolojiler geliştirecek, ülkemizi dışa bağlılıktan kurtaracak gençlere ulaşmayı hedefliyoruz. Bu amaçla programları Sağlık, Fen ve Sosyal Bilimlerin ötesinde daha ayrıntılı olarak planladık. Ayrıca ülkemizin başını giderek ağrıtan bağımlılıkla mücadeleyi de her programın içine entegre ettiğimiz gibi, suçu işlendikten sonra delillendirmeye dayanan geleneksel adli bilimleri, suçu önleme ve öngörme boyutuna taşıdık. Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü’nün önemli bir yeniliği, açılacak programları ve bu programlarda yer alacak zorunlu ve seçimlik dersleri, konu ile ilgili kamu ve özel kurumların yöneticileri, akademisyenler ve profesyonellerle istişareler sonucu belirlemiş olmamız. Şu gerçeğin altını çizmek isterim. Genç kuşakların Adli Bilimlere ilgisinin filmler, televizyon dizileri ve polisiye romanlar sayesinde arttığının farkındayız. Ancak medyada aktarılanların cazibesi sizi yanıltmamalı. Genellikle olay yeri incelemeden başlayan uzun soluklu bir süreç çok sayıda meslek sahibinin sabırla, bir arada ve uyum içinde çalışmasını, bilgilerini lisansüstü eğitiminden sonra da sürekli güncellemesini gerektirir. Bu zor, ama çok keyifli yolculuğa çıkmak isteyenler için en doğru program."Olay yeri uzmanları da ders veriyor Üsküdar Üniversitesinin güçlü akademik kadrosuyla eğitimlerini sürdüreceklerini belirten Atasoy, dışarıdan da alanının duayenlerini öğrencileriyle buluşturduklarını söyledi.“Olay Yeri İncelemede çalışmış olan çok deneyimli polisler ve genetik laboratuvarında DNA analizleri yaparak ömrünü geçirmiş uzmanlar bize omuz veriyor. Uzman akademik kadromuzun yanında saha tecrübesine çok tecrübeli isimler en güncel teknolojiyi uygulamayla bize kazandırıyor."Program suçu aydınlatma dışa bağımlılığı azaltıyorFarklı branşlarda eğitim almış isimlerin katılımıyla yerli adli tıp teknolojisinin de gelişime katkı sunan program, özellikle mühendislik mezunlarının ilgisini çekiyor. Programla beraber hem kimyasal hem de teknik alanda ihtiyaç duyulan materyallerin geliştirilmesine katkı sunuluyor. Geliştirilmesi hedeflenen yerli teknoloji, suçu aydınlatmada dışa bağımlılığı azaltıyor.Hak arama bilincinin geliştiriyorAdli bilimlerin amacının, varlık nedeninin toplumda adaletin tecellisinde çalışacak olanları bilgilendirmek olduğunu belirten Atasoy, buna paralel olarak bir hak arama bilincini toplumda geliştirdiklerini söyledi.“Mahkemeler çok daha iyi bilirkişi raporlarına ulaşabilecekleri gibi bu eğitime tabi olan insanlar arasında da toplumu geniş çaplı bilgilendirecek olanlar da çıkıyor. Bizim için bu açıdan çok önemli bunun bir de Olay Yeri İnceleme ve kriminalistlik dediğimiz önemli bir bölümü var ki çok daha spesifik ve çok daha profesyonellere yönelik bir alan. Herkes olay yeri inceleme yapamaz ve herkes de bu bilgilere sahip olmayabilir ve ihtiyaç da olmayabilir. Ama en azından bunu yapacak olanların çok güncel, çok çağdaş bilgiyle donatılmasını ve bu alanda kullanılacak malzeme ve araç gerecin neler olduğu hakkında çok daha günümüz batı dünyasının gelişmelerinden haberdar olarak da mezun olmalarını sağlayacaklar.”Kimler başvurabilir?Bu programlara; Hukuk Fakültesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Fen Fakültesi (Biyoloji, Kimya, Matematik, İstatistik, Fizik) Eczacılık Fakültesi, Mühendislik Fakültesi (Bilgisayar Mühendisliği, Elektrik-Elektronik Mühendisliği, Biyomühendislik, Endüstri Mühendisliği, Gıda Bilimleri ve Mühendisliği, Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümleri) Veteriner Fakültesi (Temel ve Klinik Öncesi Bölümler) İlahiyat Fakültesi (Temel İslam Bilimleri Bölümü) Eğitim Fakültesi (Eğitim Bilimleri Bölümü) Hemşirelik Fakültesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi (Hemşirelik Bölümü, İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü, Sosyal Hizmet Bölümü) Mimarlık Fakültesi (Şehir ve Bölge Planlama Bölümü) Spor Bilimleri Fakültesi (Spor Yöneticiliği Bölümü), İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi (Psikoloji, Sosyoloji Bölümleri) mezunları başvurabiliyor.

21 KAS 2016

Suç soruşturmasında hayal gücü, zekâ ve yetenek!

Prof. Dr. Sevil Atasoy, Türkiye Zekâ Vakfı ve ODTÜ işbirliğiyle Ankara’da düzenlenen 4. Zekâ ve Yetenek Kongresine katıldı. Atasoy, “Suç soruşturmasında hayal gücü, zekâ ve yetenek” başlıklı konuşma yaptı.Türkiye Zekâ Vakfı ve ODTÜ işbirliğiyle 19-20 Kasım'da Ankara’da düzenlenen 4. Zekâ ve Yetenek Kongresi Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kültür ve Kongre Merkezi'nde yapıldı.Çok sayıda akademisyen, eğitimci, zekâ ve yetenek konularında tanınmış isimlerin konuşmacı olarak katıldığı programa Üsküdar Üniversitesi Rektörü Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy da katıldı. Atasoy,  “Suç soruşturmasında hayal gücü, zekâ ve yetenek” konusunda konuşma yaptı.

28 EKI 2016

Atasoy: “Gerçek, duyduğuna ve gördüğüne inanmamakta!”

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy Toplum Gönüllüler Vakfı’nın organize ettiği Gönülden Sohbetler programına konuşmacı olarak katıldı. “Gerçek Nerede” başlıklı konuşma yapan Atasoy, gerçeğin ne duyduğumuza ne de gördüğümüze inanmamakta olduğunu, kanıta dayalı hareket etmek gerektiğini söyledi.Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy, Toplum Gönüllüler Vakfı’nın, gençlerin sosyal sorumluluk projelerini desteklemek amacıyla gerçekleştirdiği ‘Gönülden Sohbetler’ etkinliğine konuşmacı olarak katıldı.Adahan İstanbul Hotel’de gerçekleştirilen, vakıf yönetimi kurulu üyeleri ile destekçilerin katıldığı programda Atasoy “Gerçek Nerede?’’ başlıklı konuşma yaptı.Türkiye'yi anlamamız ve insanların nasıl doğruyu söylediklerini, aldatılıp ya da kandırılmamak, kötü bir duruma düşmemek ve o kanıya varmamak için neler yapmamız gerektiğiyle sözlerine başlayan Atasoy, gerçek, öldürücü darbenin kim tarafından yapıldığını anlamak için Sezar örneğine dikkat çekti. Adli bilimin önemine vurgu yapan Atasoy, “Hiçbir şeyin apaçık ortada göründüğü kadar aldatıcı değildir'' diyerek iyi soruşturmacılar ve gerçek faili bulmaya yatkın olan kişilerin bu cümleyi slogan olarak benimsemeleri gerektiğini aktardı.Eğer gördüğünüze inanan biriyseniz, cinayeti intihar zannedebilirsiniz yahut hayat sigortasından yararlanabilmek için intiharı cinayet gibi gösterenlere inanabilirsiniz diyen Atasoy, DNA analizlerinin sihirli bir değnektir olduğunu söyledi. Atasoy son DNA analizinin son 20 yılın bütün gidişatını değiştiren bir analiz olduğunu söyleyerek hata yapılma payına da dikkat çekti.Sorgu tekniklerinin kişilerin ''ben yaptım'' demesine yol açtığını belirten Atasoy, ''İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük kentlerde delil toplamak daha kolayken, köylerde yaşanan birçok olayın aydınlatılamadığı için sonuçsuz kaldığını sözlerine ekledi. Avukatların önemine dikkat çeken Atasoy, avukatların yetiştirilmesinde ciddi problemlerin olduğunu kaydetti.Konuşmasında Türkiye ayağını yönettiği Masumiyet Projesine de yer veren Atasoy, masum 347 kişinin 20'si idamı beklerken, DNA sayesinde serbest kaldığını söyledi.Polislerin yetiştirilmesi, hukukçuların daha dikkatli olması gerektiğine vurgu yapan Atasoy, ‘Gerçek Nerede?’ sorusuna ise “Gerçek için ne duyduğumuza ne gördüğümüze inanmamalıyız” diyerek cevap verdi. 

27 EYL 2016

Prof. Dr. Sevil Atasoy: “Maddeyle mücadele basite alınacak bir şey değil!”

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy, İstanbul Kalkınma Ajansı tarafından desteklenen, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü Özel Eğitim ve Rehberlik Şubesi tarafından yürütülen “Fark Et Fark Ettir-Yaşam Becerisi Eğitim Programı” program kapsamındaki sempozyuma konuşmacı olarak katıldı. Her ülkenin uyuşturucuyla ilgili deneyimlerinin olduğuna dikkat çeken Atasoy, uyuşturucuyla mücadelenin basite alınacak bir şey olmadığını söyledi.İstanbul Kalkınma Ajansı tarafından desteklenen, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü Özel Eğitim ve Rehberlik Şubesi tarafından yürütülen “Fark Et Fark Ettir-Yaşam Becerisi Eğitim Programı” projesi kapsamındaki çocukların ve gençlerin bağımlılık yapıcı maddelerden uzak durmaları için hazırlanmış önleme programı gerçekleştirildi.Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi Topkapı Yerleşkesinde gerçekleştirilen programa Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy da konuşmacı olarak katıldı. Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Duman, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Faruk Yelkenci’nin de yer aldığı “Bağımlılıkla Mücadelede Kapsamında Önleyici Çalışmalar” konulu sempozyumunda Atasoy uyuşturucu maddeyle mücadelede önemli değerlendirmelerde bulundu.Birleşmiş Milletler (BM) Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu üyesi de olan Atasoy, Birleşmiş Milletlerin bağımlılık yapan maddelere karşı olan tutumundan ve ülkelerin bağımlılıkla mücadelede uyguladığı çalışmalara dikkat çekti.Her ülkenin kendine özgü uyuşturucu maddelerde deneyimi vardır diyen Atasoy bir ülkede başarılı olmuş bir bağımlılık çalışmasının başka bir ülkede başarılı olmayabileceğine vurgu yaptı. Uyuşturucuyla mücadelenin basite alınacak bir şey olmadığının üzerinde duran Atasoy şu değerlendirmelerde bulundu.“Türkiye’nin her yerinde birçok bağımlı kişi var. Öğrenciler için bağımlılık ciddi tehlike oluşturuyor. Bağımlılık tedavi edilebilen bir beyin hastalığıdır. Madde ile mücadelede herkesin elinden geleni yapması gerekir. Lütfen herkes elinden geleni yapsın çünkü ülke olarak bu konuda bir kişiyi bile kaybedecek lüksümüz yok.” Dedi.

26 EYL 2016

Üsküdar Üniversitesinden yeni yüksek lisans ve doktora programları…

Davranış Bilimleri ve Sağlık alanında Türkiye’de gerek teori gerek ise pratikte öğrencilere ve topluma önemli kazanımlar sağlayan Üsküdar Üniversitesi, alanında derinleşmek isteyenlere de açtığı lisansüstü eğitimlerle imkân sunuyor. Üsküdar Üniversitesi yeni akademik yıl öncesi 5 yeni programı açtı.Ön kayıtları devam eden yeni açılan yüksek lisans ve doktora programları şöyle:Sağlık Bilimleri EnstitüsüFizyoterapi ve Rehabilitasyon Yüksek Lisans Programı (Tezli-Tezsiz)Bağımlılık Danışmanlığı ve Rehabilitasyon Yüksek Lisans Programı (Tezli-Tezsiz)Sağlık Yönetimi Doktora ProgramıSosyal Bilimler EnstitüsüPsikoloji Doktora ProgramıBağımlılık ve Adli Bilimler EnstitüsüAdli Bilimler Yüksek Lisans Programı (Tezli-Tezsiz)Adli KimyaAdli ToksikolojiAdli Moleküler BiyolojiAdli GenetikOlay Yeri ve KriminalistikAdli Bilişim ve Dijital DelillerAdli Psikoloji ve Davranış DelilleriSuç Önleme ve Analizi

26 EYL 2016

Türkiye’nin adli bilimlerde iyi yetişmiş gazetecilere ihtiyacı var!

Prof. Dr. Sevil Atasoy, Türkiye’de adli bilimler konusunda iyi yetişmiş gazetecilerin gerekliliğine vurgu yaptı. Bu alanda yetişen bir gazetecinin haber ya da yazısını hazırlarken her söyleneni doğru kabul etmeyip, kuşkucu yaklaşarak doğru kişilere ulaşıp doğru bilgileri kamuoyuna aktarabileceğini söyledi.Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Bağımlılık ve Adli Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy Ülke Tv’de katıldığı Artı Eksi programında Türkiye’de adli bilimlerde yetişmiş gazetecilere ihtiyaç duyulduğunu söyledi.Konuyla ilgili Şaban Özdemir’in sorularını cevaplayan Prof. Dr. Sevil Atasoy bir adli muhabirin ve köşe yazarının adli bilimler hakkında bilgi sahibi olması gerektiğine dikkat çekti. Adli bilimler alanını bilen gazetecinin hem haberini hem de yazısını daha kaliteli hale getirebileceğini belirten Atasoy, böylece hatalı, yanlış bilgi ve yazımların da önüne geçilebileceğini kaydetti.Atasoy canlı yayında şu değerlendirmelerde bulundu:“Bu alanda yetişen bir gazetecinin haberi ya da yazısını hazırlarken her söyleneni doğru kabul etmeyip, kuşkucu yaklaşıp doğru kişilere ulaşarak doğru bilgileri kamuoyuna aktarabilmeli. Aksi halde kamuoyunda kafa karışıklığı yaşanabilir. Bununla ilgili ülkemizde çok sayıda örnek var. Özellikle de son 5 yılda. Bir gazeteci diyelim ki adliye muhabiri olduğunda haberini yaparken çok daha sağlıklı verilerle çok daha bilinçli olarak haberini yapacak ve hatasız olarak yapacak. Suçun nedenlerini, insanların neden suç işlediğini ve kimlerin suç işleyebileceğini ve bunun nasıl önlenebileceğini teorisini de bilerek sahaya çıkacak. Cinayet davalarından, siyaset davalarına kadar eksik bilgi ve duyduklarını doğru farz etmeyecek.”Ülkemizin genç kuşakları adil bilimlerle olan tanışıklığının büyük ölçüde filmler, diziler ve polisiye romanlarla olduğunu ifade eden Atasoy, bu konuda çok dikkatli olunması gerektiğini söyledi. Adli bilimlerin alanda uygulanmasının kesinlikle filmlerde, dizilerde görüldüğü gibi olmadığını kaydeden Atasoy, adli bilimlerin emek isteyen ve büyük ekiplerin işi olduğunu dile getirdi.Suçun önlenmesi ve bu alanda daha bilinçli bir toplum oluşturmak için Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimleri Enstitüsü bünyesinde Adli Bilimler yüksek lisans programını hayata geçirdiklerini ifade eden Atasoy ilgi duyan herkesin lisansüstü eğitime katılabileceğini vurguladı. 

26 EYL 2016

Adli Bilimlerde Yüksek Lisans Prof. Dr. Sevil Atasoy ile Başlıyor...

Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimleri Enstitüsü çatısı altında Adli Bilimler yüksek lisans programı açıldı. Tüm lisans mezunlarının kayıt yaptırabileceği programla olay yeri inceleme ve kriminalistlik gibi spesifik alanlarda öğrencilere donanım sağlanacak. Adaletin tecellisinde çalışacak olanları bilgilendirmek, buna paralel bir hak arama bilincini toplumda geliştirmek ve suçun aydınlatılmasında dışa bağımlılığı azaltmanın hedeflendiği eğitimlerle güncel, batı dünyasında ki gelişmeler de yakından takip edilecek.Üsküdar Üniversitesi, Türkiye’de ihtiyaç duyulan önemli bir alanda daha lisansüstü eğitimlerine başlıyor.Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü altında;Adli KimyaAdli ToksikolojiAdli Moleküler BiyolojiAdli GenetikOlay Yeri ve KriminalistikAdli Bilişim ve Dijital DelillerAdli Psikoloji ve Davranış DelilleriSuç Önleme ve Analizi programlarında eğitimler başlayacak.Enstitüye ve çalışmalara ilişkin bilgi veren Enstitü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy, YÖK tarafından enstitü ve programların tescil edilmesinin kendilerini çok sevindirdiğini söyledi. Bundan 30 yıl önce İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü’nde başlattığı yüksek lisans ve doktora programlarının bu kez Üsküdar Üniversitesi’nde de hayata geçirmiş olmanın gururunu yaşadığını belirten Atasoy şu değerlendirmelerde bulundu.“Adli Bilimler Ana Bilim Dalı altında farklı programlar yürüteceğiz. Bu programlar, başvuran öğrencilerin mesleklerine göre şekillendirilen programlar olacak. Herkesin mezun olduğu lisans dalına göre zorunlu ve seçmeli dersler olacak. Ortak girecekleri dersler de olacak olay yeri inceleme ve kriminalistlik ya da ceza hukuku ve deliler bunlardan bazıları. Programlarla adli biyoloji, adli genetik, adli farmakoloji ve toksikoloji, adli psikoloji , davranış delillleri, suç önleme ve suç analizi de bunun alt branşlaşmaları olacak. Alacakları diplomalarda ‘Adli Psiloloji alanında Adli Bilimler Yüksek Lisansı’ yazacak.”Tezli ve tezsiz olmak üzere iki eğitim olacağını belirten Atasoy, programlara kabulde lisans sınırlamasının bulunmadığını belirterek şunları kaydetti. Hangi bölümler katılabiliyor?Biz bu programa üniversitelerin biyoloji, moleküler biyoloji ve genetik, sağlık bilimleri, tıp, eczacılık, veterinerlik, matematik, fizik, kimya, eczacılık, psikoloji, sosyoloji, sosyal hizmet, gazetecilik, hemşirelik, malzeme mühendisliği, kimya mühendisliği, makina mühendisliği gibi birbirinden çok farklı dallarda hatta görüntü işleme, hukuk, kamu yönetimi gibi sosyal bilim dallarından da öğrenci alacağız.”Hak arama bilincinin geliştirilmesi hedefleniyorAdli bilimlerin amacının, varlık nedeninin toplumda adaletin tecellisinde çalışacak olanları bilgilendirmek olduğunu belirten Atasoy, buna paralel olarak bir hak arama bilincini toplumda geliştirmeyi hedeflediklerini söyledi.“Mahkemeler çok daha iyi bilirkişi raporlarına ulaşabilecekleri gibi bu eğitime tabi olan insanlar arasında da toplumu geniş çaplı bilgilendirecek olanlar da çıkacak. Bizim için bu açıdan çok önemli bunun bir de Olay Yeri İnceleme ve Kriminalistlik dediğimiz önemli bir bölümü var ki çok daha spesifik ve çok daha profesyonellere yönelik bir alan. Herkes olay yeri inceleme yapamaz ve herkes de bu bilgilere sahip olmayabilir ve ihtiyaç da olmayabilir. Ama en azından bunu yapacak olanların çok güncel, çok çağdaş bilgiyle donatılmasını ve bu alanda kullanılacak malzeme ve araç gerecin neler olduğu hakkında çok daha günümüz batı dünyasının gelişmelerinden haberdar olarakk da mezun olmalarını sağlayacaklar.”Güçlü akademik kadro! Üsküdar Üniversitesi’nin güçlü akademik kadrosuyla eğitimlerini sürdüreceklerini belirten Atasoy, dışardan da alanının duayenlerini öğrencileriyle buluşturacaklarını söyledi.“Olay Yeri İnceleme’de çalışmış olan çok deneyimli polisler var ya da genetik laboratuvarında DNA analizleri yaparak ömrünü geçirmiş olanlar var. Bunlar da bize omuz verecekler. Büyük bölümü ders ücreti bazında bize gelecek ama kendi kadrolarımız da bunu götürecek.”Suçun aydınlatılmasında dışa bağımlılığı azaltacağız!Atasoy eğitimlerle Türkiye’nin suçu aydınlatmada dışa bağımlılığını da azaltmayı hedeflediklerini kaydetti.“Herkeste çok büyük bir heyecan var. Diyelim ki mühendislik fakültesinde çalışmakta olan bir elektrik-elektronik mühendis, birdenbire delil inceleyecek. Bir alanın kapısı daha açılmış oluyor. Belki kişiler bundan daha fazla zevk alır, belki de bu delilleri inceleyecek yeni gereçlerin geliştirilmesinde, yeni yazılımların yazılmasında ilgi duyarlar ve Türkiye dışa bağımlı olmaktan kurtulur. Maalesef delillerin incelenmesinde çok büyük ölçüde neredeyse dışa bağımlı hem araç gereç  hem kimyasal madde açısından. Bu da akademik bir eğitimden geçenlerin sayısının azlığından kaynaklanıyor. Verilecek projelerle gerek yurt içi gerek yurt dışında projelerle bu açığın kapatılmasında ivme kazandırabiliriz. Türkiye’nin dört bir yanından da öğrenci kabul edebiliriz.” Ayrıntı İçin:

26 EYL 2016

Üsküdar Üniversitesi yeni Yüksek Lisans ve Doktora Programlarıyla iddialı!

Üsküdar Üniversitesi, akademik ve mesleki kariyerde ilerlemek, kişisel gelişimlerine katkıda bulunmak isteyenler için 5 yeni yüksek lisans ve doktora programı açtı. Yeni açılan bu programlara 2016-2017 Akademik Yılı’nda ilk kez öğrenci kabul edilecek.Davranış Bilimleri ve Sağlık alanında Türkiye’nin ilk tematik üniversitesi olan Üsküdar Üniversitesi, mesleki ve akademik kariyer konusunda ilerlemek ve kişisel gelişimine katkıda bulunmak isteyenler için farklı alanlarda özgün lisansüstü programlarıyla nitelikli eğitim imkânı sunuyor. Güçlü akademik kadrosuyla 5 enstitüde 29 programda yüksek lisans ve doktora eğitimi veren Üsküdar Üniversitesi bu yıl 5 yeni program açtı.Sağlık Bilimleri Enstitüsü bünyesinde Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Yüksek Lisans Programı,  - Bağımlılık Danışmanlığı ve Rehabilitasyon Yüksek Lisans Programı ve Sağlık Yönetimi Doktora Programı açıldı. Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde Psikoloji Doktora Programı ve Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü bünyesinde Adli Bilimler Ana Bilim Dalı Yüksek Lisans Programı açıldı. Öğrencilere uygulama olanağıYeni açılan bu programlara 2016-2017 Akademik Yılı’nda ilk kez öğrenci kabul edilecek. Üsküdar Üniversitesi, yüksek lisans ve doktora programı öğrencilerine NPİSTANBUL Hastanesi, Uygulama ve Araştırma Merkezleri ve laboratuvarında uygulama avantajı da sağlıyor.Bağımlılık tedavisinde eğitilmiş personel açığı kapatılacakÜsküdar Üniversitesi Bağımlılık Uygulama ve Araştırma Merkezi (ÜSBAUMER) Müdürü Prof.Dr. Nesrin Dilbaz, dünyada olduğu gibi ülkemizde de bağımlılığın gittikçe artan bir sorun olarak karşımıza çıktığını belirterek bu artışa paralel olarak tedavide ya da hastalığın yönetiminde görev alacak ve yeterince eğitilmiş personel eksiğinin olduğuna dikkat çekti.Bağımlılık Danışmanlığı ve Rehabilitasyon Yüksek Lisans Programı’nın bu alandaki açığı kapatmada etkili olacağını belirten Prof.Dr. Dilbaz, “Bu personel eksiğini de doktorlar ya da yardımcı sağlık personeli veya psikologlarla çözmeye çalışıyoruz ama onlar da yeterli değil. Gerçekten bu anlamda çok ciddi bir boşluk dolduracak ve bağımlılık danışmanı olarak eğitim görecek bir program hazırladık. Bizim için bu programın en büyük özelliği bu”  dedi.Öğrenciler mesleklerine göre branş seçebilecekÜsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü, Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Sevil Atasoy, tezli ve tezsiz olmak üzere iki tip yüksek lisans eğitiminin yapılacağı Adli Bilimler Ana Bilim Dalı Yüksek Lisans Programı’nda Adli Kimya, Adli Toksikoloji, Adli Moleküler Biyoloji, Adli Genetik, Olay Yeri ve Kriminalistik, Adli Bilişim ve Dijital Deliller, Adli Psikoloji ve Davranış Delilleri, Suç Önleme ve Suç Analizi gibi alt branşların olacağını söyledi.Prof. Dr. Atasoy, üniversitelerin farklı bölümlerinden lisans eğitimini tamamlayanların başvurabileceğini belirterek “Bu ana bilim dalının altında farklı programlar yürüteceğiz. Bu programlar, başvuran öğrencilerin mesleklerine göre şekillendirilen programlar olacak. Öğrencilerin mezun olduğu lisans dalına göre tabii ki dersler zorunlu dersler ve seçimli dersler olarak şekillendirilecek. Bu programlardan mezun olacak öğrencilerin diplomalarında da branşlaştığı alanlara göre örneğin ‘Adli Psikoloji alanında Adli Bilimler Yüksek Lisansı’ yazacak” diye konuştu.Fizyoterapide bilişsel yöntem ve nörobilim kullanımı işlenecekÜsküdar Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Defne Kaya, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Yüksek Lisans Programı’nda bir çok programdan farklı olarak, bilişsel yöntem ve nörobilimin fizyoterapi rehabilitasyonun her alanında nasıl kullanılacağının işleneceğini ayrıca yüksek lisans öğrencilerinin “akademik klinik çalışma”  dersi ile kliniklerde proje ve çalışmalar yaparak akademisyenliğe güçlü bir şekilde hazırlanacaklarını söyledi. Doç.Dr. Defne Kaya, “Bu programı tamamlayan mezunlar, fizyoterapi ve rehabilitasyonun çeşitli özelleşmiş alanlarındaki klinik ve akademik çalışmalarında uzmanlık düzeyinde derinleştirdiği ve geliştirdiği yeterlilikleri kullanabilir ve ileri düzeyde mesleki uygulama ve araştırma yapabilir” dedi.Üsküdar Üniversitesi Yüksek Lisans ve Doktora programları için ayrıntılı bilgi;http://enstitu.uskudar.edu.tr/

Üniversitemizle ilgili “AKLINDA NE VARSA” bize sor!