Haberler

08 AĞU 2019

Kurban kesimi uzman kasaplar tarafından yapılmalı

Kurban Bayramı yaklaşırken; uzmanlar profesyonel kasaplardan yardım almak yerine kurbanlarını kendileri kesmeyi tercih eden acemi kasaplara uyarılarda bulunuyor. Kesimin mutlaka uzman kasaplar tarafından yapılması gerektiğini vurgulayan uzmanlar, aletlerin temiz ve keskin olması gerektiğine dikkat çekiyor. Üsküdar Üniversitesi İş Güvenliği, İş Sağlığı ve Çevre Sağlığı Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Rüştü Uçan, kesim sırasında yaşanabilecek olası kazalara karşı tavsiyelerde bulundu.Kesimi uzman kasaplar yapmalıKesim sırasında yaşanacak olası kazaların önüne geçmek için işin uzmanlarından yardım alınması gerektiğini ve özellikle büyükbaş hayvanların kesiminin kasaplar tarafından yapılması gerektiğini kaydeden Rüştü Uçan, “İş güvenliğinin en önemli unsurlarından biri işi, o işi uzman olan kişiye yaptırmaktır. Özellikle büyükbaş hayvan kesimini kasaplara yaptırmak kaza sayısını önemli oranda azaltacaktır. Aletler keskin ve temiz olmalı, kesim sırasında kullanacağınız kesici aletler tam olmalıdır. Bu aletler her sene bilenmelidir. Ayrıca olası el kesilmelerine karşı, çelik örgülü ve bilekten kemerli kasap eldivenlerinin kullanılması gerekir” uyarısında bulundu.Bıçaklar antiseptikle yıkanmalıKesim sırasında kullanılan aletlerin hijyen olması gerektiğini de vurgulayan Dr. Öğretim Üyesi Rüştü Uçan, “Kesimde kullanılacak bıçakların ve tüm kesici aletlerin antiseptikle yıkanması ve temizlenmesi gerekir. En azından alkol veya kolonya ile silinmelidir. Aletler ne fazla aşırı keskin ne de fazla kör olmalıdır. Çok keskin olduğunda yaralanmalar daha ağır şekilde sonuçlanabilmektedir.  Aletlerin keskin olmaması sebebiyle kurban eziyet çekmektedir” dedi.1 metrelik mesafe korunmalıKurban kesimi sırasında çevre güvenliğinin de önemli olduğunu ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Rüştü Uçan, “Kurban kesimi sırasında yakındaki kişilerle arada en az 1 metre mesafe olması gerekmektedir. Herhangi bir kazayı önlemek açısından bu mesafe önemlidir. Kurbanın can havli ile sıçramaları da başka bir risk olup, kurban çok iyi bağlanmalıdır” dedi.Kurbanlık hayvan veteriner kontrolünden geçmiş olmalıKurbanlık alırken veteriner kontrolünden geçmiş olmasına dikkat edilmesi gerektiğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Rüştü Uçan, “Çünkü hayvanlardan direkt kişilere geçen bulaşıcı hastalıklar bulunmaktadır. Kontrollü hayvan alarak bunu önlemiş olursunuz. Kulaklarındaki kontrol işaretleri bunu sağlar. Belediyelerce belirlenen alanları kullanın. Belediyeler hijyen kurallarına azami özen göstermektedir. Gerek kesim sırasında gerekse kesim sonrası hijyen kurallarına uyulmalıdır” diye konuştu.Kurban derisinin yaralamadan çıkarılmasını ve kaya tuzuyla ovularak saklanması gerektiğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Rüştü Uçan, “Ekonomiye katkı sağlamak adına bu işlem önem arz etmektedir. Dolayısı ile hem ekonomik, hem de güvenlik nedeniyle bu iş için de uzman kişilerin bulunması faydalı olacaktır” dedi.Plastik kaplar zehir saçıyorKurban etlerinin saklanmasında bazı noktalara değinen Üsküdar Üniversitesi Öğretim Görevlisi Tekstil Kimya Mühendisi Mustafa Cüneyt Gezen ise kurban etlerinin saklanmasında kesinlikle plastik kap kullanılmaması gerektiğini vurguladı. Plastiklerin içinde bulunan kimyasalların, gıda ile temas ettiğinde gıdaya geçtiğini kaydeden Gezen, “Bu kimyasallara örnek olarak Bisfenol A, PCB, PBB ve PBDE’ler verilebilir. Bunların gıdaya geçişleri sıcaklığın etkisiyle olmaktadır. Sıcaklık arttıkça, zararlı maddelerin yiyeceğe geçişi daha kolay olur. Üstelik bunlar vücudumuzda pseudo östrojen yani östrojen mimik şeklinde metabolize olmaktadır. Bunun sonucunda erkeklerde ve kadınlarda kısırlığa, kadınlarda göğüs kanserlerine ve nöropsikolojik rahatsızlıklara neden olmaktadır. Bu yüzden yağlı ve sıcak gıdaların, plastik kaplarda saklanması daha zararlıdır” dedi.Kurban etini sıcakken poşete koymayınKurban Bayramı’nda kesilen kurban etlerinin, dışarıda hiç dinlendirilmeden sıcak sıcak plastik poşetlere konularak paylaşılmasının da sakıncalı olduğunu belirten Mustafa Cüneyt Gezen, tavsiyelerini şöyle sıraladı: “Plastikte bulunan zehirli kimyasallar, sıcağın etkisiyle kurban etine bulaşmakta buradan da insanlara geçmektedir. Dolayısıyla kurban etlerini belirli bir süre soğumaya bıraktıktan sonra poşetler ile taşıyınız. Sızıntı yapmayacak, kalın poşetler kullanınız. Poşete koymadan tepsiler vasıtası ile taşınması daha uygundur. Bu süre zarfında etler soğur ve bakteri üretmesi durumu azalır. Soğuduktan sonra dağıtılacak etler poşetlenmelidir.”Etler yağlı kâğıda sarılmalıPlastiklerin içinde bulunan karsinojen kimyasalların yiyecekle temasının, insan sağlığı açısından oldukça tehlikeli olduğunu vurgulayan Gezen, “Bu tür bulaşmaları engellemek amacıyla kurban etinin önce yağlı kâğıda sarılması ve daha sonra poşetlenmesi doğru olacaktır. Poşetlerin ağzını da açık tutmakta yarar olacaktır. Ayrıca kurban etinin soğuk zincire dâhil edilerek, sağlıklı bir şekilde saklanması tavsiye edilir” dedi.

05 AĞU 2019

Yolcu otobüslerine bir kapı daha ilave edilmeli!

Balıkesir’de ikisi çocuk beş kişinin yaşamını yitirdiği otobüs yangını, yolcu otobüslerindeki kaçış güvenliğini gündeme getirdi. Yolcu otobüslerinin acil durumda kaçış kapısı haline gelebilecek şekilde üretilen tüm pencerelerinin yakınına kırma çekici yerleştirilmesi gerektiğine dikkat çeken uzmanlar, yolcu otobüslerinin arka kısımlarına bir kapı daha ilave edilmesi gerektiğini vurguluyor. Uzmanlar, yolcu otobüslerinde en az bir adet 6 kilogramlık sulu taşınabilir söndürme cihazı bulundurulması gerektiğinin de altını çiziyor.Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan ve Öğr. Gör. Abdurrahman İnce, yolcu otobüsleri başta olmak üzere tüm kapalı alanlardaki olası yangın tehlikelerinde en önemli noktanın kaçış güvenliği ve kaçış imkanları olduğunu söyleyerek önemli uyarılarda bulunuyor.Arkada kaçış kapısı bulunmuyorOtobüslerin ön tarafında iki kapı bulunmasına rağmen diğer kapının orta kısımlarda bulunduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, “Otobüslerin ön tarafında iki kapı bulunmaktadır. Birisi şoför kapısı diğeri ise en önden otobüse biniş-iniş kapısıdır. Otobüsün arkası için durum böyle değildir. Arka kapı çoğunlukla otobüsün en arka kısmında değil, orta kısmın biraz arkasında bulunmakta otobüse arka kapıdan biniş-iniş eylemleri bu orta kapıdan yapılmaktadır. Yangın bu orta kapı tarafında başlayıp da bu çıkışı geçilmez hale getirecek olursa, bu noktanın ön tarafında bulunanlar ön kapılardan kaçış imkanına sahip olabilmektedirler. Ancak bu noktanın arka tarafında bulunanlar için arkada başka bir kaçış kapısı bulunmamaktadır” dedi.Beş kişinin ölümüyle sonuçlanan yolcu otobüsü yangınında ilk bilgilere göre; yangının kahve makinesinden başladığının bildirildiğini kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Rüştü Uçan, “Yaygın uygulamaya göre şoför muavinleri yolculara yapılacak ikramları, bu orta kısımdaki kapının dibinde hazırlamaktadırlar, hazırlama işlemleri için kahve makinesi ve su ısıtıcısı gibi elektrikli aletler de kullanılmaktadır. Bu olayda da düşünüldüğü gibi kahve makinesinden başlayan yangın bu kaçış kapısını geçilmez hale getirebilmektedir” diye konuştu.Arka kısma kapı ilave edilmelidirBenzer olası durumların bir daha yaşanmaması için yolcu otobüslerinin arka kısımlarına bir kapı daha ilave edilmesi gerektiğini belirten Rüştü Uçan ve Öğr. Gör. Abdurrahman İnce, şu tavsiyelerde bulundu: “Bu trajik kayıpların bir daha yaşanmaması için orta ve uzun vadede, bundan sonra üretilecek yolcu otobüslerinin en arka kısmına da ilaveten biniş-iniş kapısının yapılması önerilir.Yolcular mutlaka bilgilendirilmelidirMevcut durum için tüm yolcu otobüslerinin acil durumda kaçış kapısı haline gelebilecek şekilde üretilmiş tüm pencerelerinin yakınına kırma çekici yerleştirilmelidir.Otobüs hareket etmeden önce yolculara bir yangın acil durumunda bu pencereleri nasıl acil çıkış kapısı haline getirebilecekleri öğretilmeli, hatırlatılmalıdır.Elektrikli aletler kullanılmamalıAyrıca kısa vadede yolcu otobüslerinde kahve makinesi ve su ısıtıcısı gibi elektrikli aletlerin kullanımı yasaklanmalıdır, yasaklanamıyorsa otobüsün en arka tarafına alınmalıdır. Bu aletlerin kullanımına devam edilecekse standartlarında belirtilen periyodik kontrol, test ve bakımları aksatılmamalıdır.Elektrik tesisatı denetlenmelidirYangının çıkmasına sebebiyet veren çok sayıda farklı elektriksel ısınma söz konusudur. Yolcu otobüslerinin tüm elektrik tesisatının da, standartlarında belirtilen asgari periyodik kontrol, test ve bakımları aksatılmadan yapılmalı ve bu işlemler bir otorite tarafından boşluk bırakmadan denetlenmelidir.Yolcu otobüsü yangınları mercek altına alınmalıdırDevletimizin ilgili kurumları “Yolcu Otobüslerindeki Yangınlar” konusunu masaya yatırmalıdır. Türkiye’de yılda 500 ila bin adet otobüs yangını meydana geldiği bilgisi araştırılmalı, sebepler ve kök sebepler ortaya çıkarılmalıdır. Yolcu otobüsleri bu açıdan denetlenmelidir.Arızalı araçlar seferden men edilmeliYolcu otobüslerinin varsa bakım eksiklerinin giderilmesi sağlanmalıdır. Arızalı araçlar seferden men edilmelidir. Şoförlerin ve diğer kabin görevlilerinin yangına müdahale konusunda eğitim eksiklikleri varsa giderilmelidir.Sulu taşınabilir söndürme cihazı bulundurulmalıMevzuat ve standartlarda yer almasa dahi, yolcu otobüslerinde en az bir adet 6 kilogramlık sulu taşınabilir söndürme cihazı bulundurulması tarafımızdan önerilir.”

20 TEM 2019

Tercih fuarında Üsküdar Üniversitesine yoğun ilgi!

İstanbul Kongre Merkezinde düzenlenen ve 105 üniversitenin katıldığı üniversite tercih fuarında Üsküdar Üniversitesi standı yine aday öğrenciler ve ailelerin yoğun ilgisiyle karşılaştı. Üsküdar Üniversitesi akademisyenleri, öğrencileri ve uzman tercih danışmanları tercihte bulunacak aday ve velilere her konuda bilgi veriyor.İstanbul Kongre Merkezi Seminer Salonu’ndaki fuara Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan da katıldı. Tarhan ve Arıboğan, aday öğrenci ve velilerle sohbet ederek onların sorularını cevapladı.“Yapacağınız tercih hayatınızın son tercihi değil”Tercih günleri kapsamında, Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan aday öğrencilere bir de konferans verdi. “Değişen Dünyada Doğru Tercih ve Yeni Meslekler” başlıklı konferansta Arıboğan katılımcılara ufuk açıcı söylemlerde bulundu.Adaylara, hayatınızın önemli bir dönemindesiniz hatırlatmasını yapan Arıboğan, tercihin hayatın son tercihi olmadığını, bunun için stresten uzak durulması gerektiğini söyledi.  “Meslekler yeni uygarlık düzlemine ayak uydurmak zorunda” Değişen dünyada yeni bir uygarlık düzlemi oluştuğunu ifade eden Arıboğan, “Yeni uygarlık düzlemi alışılagelmiş meslekleri tahrip ediyor. Meslekler yeni uygarlık düzlemine ayak uydurmak zorunda. Yapay zekâ bilmeyen doktor, avukat olmamalı. Geleceğin mesleklerine bu düzlemde yön verilmeli” şeklinde konuştu.“Herkes doktor olabilir, ama herkes iyi doktor olamaz”Gençleri yetenekleri doğrultusunda mesleklere yöneltmenin önemini vurgulayan Arıboğan, “Bütün gençler kendi yetenekleri doğrultusunda bir mesleğe yönlendirilmeli. Herkes doktor olabilir, ama herkes iyi doktor olamaz. Bir mesleği severek yapmak, o meslekte ilerlemeyi beraberinde getirir” ifadelerini kullandı.“Doğru seçimlerle yolunuzu kısaltabilirsiniz” Prof. Dr. Arıboğan, sözlerinin devamında “Öğrenciler kendi yeteneğiyle uyumlu meslekler yapsın. İstedikleri alanlara yönelsin. Gitar çalmayı seven gitar çalsın, mühendis olmasın. Dikiş dikmeyi seven dikiş alanında uzmanlaşsın. Yeteneğiniz yoksa bir alanda belirli bir yere kadar gidebilirsiniz. Ama yapacağınız doğru seçimlerle yolunuzu kısaltabilirsiniz” diyerek öğrencilere ilgi alanlarına yönelme konusunda tavsiyeler verdi.Program Arıboğan’ın öğrencilerin sorularını cevaplamasının ardından sona erdi.21 Temmuz tarihine kadar sürecek olan fuar 10:00-18:00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek.

06 TEM 2019

Üsküdar Üniversitesi’nin Mezuniyet Coşkusu

Üsküdar Üniversitesi’nin 2018-2019 Akademik Yılı Mezuniyet Töreni’nde ön lisans, lisans ve yüksek lisans programlarından mezun olan 5 bin 943 öğrenci görkemli bir törenle diplomalarını aldı. Genç mezunlara tavsiyelerde bulunan Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Öğrencilerimizin hem başarılı hem mutlu bireyler olmalarının yanı sıra yaşadığı toplum için ve insanlık için hayalleri olan gençler olmalarını istiyoruz” dedi. Çocuk Gelişimi mezunları, “çocuk gelinler” sorununa dikkat çekerken; bilgisayar mühendisliği bölümünden mezun olan Gazzeli Hasan Wasfi Salman Dader, törene katılamayan ailesi ve yakınlarının Gazze’den gelen video mesaj ile duygulu anlar yaşadı.İstanbul Ataşehir’deki Ülker Spor ve Etkinlik Salonu’nda gerçekleştirilen törende Üsküdar Üniversitesi’nin ön lisans, lisans ve yüksek lisans programlarından mezun olan 5 bin 943 öğrenci törenle diplomalarını aldı.Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, mezuniyet konuşmasında ilk mezunlarını 2014 yılında verdiklerini ve o zaman 230 olan mezunların her yıl katlanarak arttığını, bu yıl 5 bin 943 öğrenciyi mezun etmenin gururunu yaşadıklarını söyledi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Öğrenci odaklı üniversiteyiz”Öğrencilerinin sadece başarılı olmaları için değil, iyi insan olmaları için de çalıştıklarını belirten Tarhan, kaliteyi yüksek tutmaya ve öğrenci odaklı olmaya çalıştıklarını belirterek “Öğrenci odaklı olmak gibi bir kalite standardımız var. Bunu önemsiyoruz çünkü kalitenin olmadığı yerde verimli üretim olmuyor. Üniversite olarak kalite çıtasını daha da yükseltmeyi hedefliyoruz” dedi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Kendinizi değiştirmeden dünyayı değiştiremezsiniz”“Üniversiteye gelirken kıvılcımdınız, şimdi alev oldunuz” diyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Alev ne yapar? Etrafını aydınlatmaya ve ısıtmaya başlar ama aydınlatmadan önce kendisinin yanması lazım. Kendinizi değiştirmeden dünyayı değiştiremezsiniz. Eğer bir şeyler yapacaksanız ilk başarınızı, zaferinizi kendinize karşı kazanmanız önemli. Dünyayı düzeltmeye kendinizden başlamanız önemli genç arkadaşlarım” dedi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Yardımlaşma esastır, mücadele istisnadır”Hayat mücadeledir sözünün günümüzde yanlış anlaşılan bir söz haline geldiğini belirten Tarhan, “Hayat mücadeledir sözünde rekabet var. Oysa hayatta yardımlaşma esastır, mücadele istisnadır. İnsan ilişkilerinde de güven esastır, kuşku istisnadır. Kuşkuyu güvensizliği teşvik eden sözler nedeniyle ilişki sermayesini kaybetmeyin” dedi. Tarhan, gelecek kaygısının en büyük sebebinin mutsuzluk, yalnızlık ve amaçsızlık olduğunu söyledi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan’dan tavsiyeler 21. Yüzyılın becerilerinin yenilikçilik, girişimcilik ve en önemlisi de takım çalışması olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, öğrencilerine ego ideallerinin olmasını, gelecekle ilgili plan yapmalarını, bir yabancı dil öğrenmelerini, teknoloji bağımlısı değil ama teknolojiye hâkim olmalarını tavsiye etti. Prof. Dr. Tarhan, “İnsanı iyi niyetli olmak hatadan korumaz, vatansever olmak korumaz, dindar olmak korumaz, insanı koruyan şey hesap verebilirliktir. Muhakkak hesap verme duygunuzu kaybetmemeniz gerekiyor” dedi. Tarhan, “Öğrencilerimizin hem başarılı hem mutlu bireyler olmalarının yanı sıra yaşadığı toplum için ve insanlık için hayalleri olan gençler olmalarını istiyoruz” dedi.Dereceye girenlere ödül verdiİşaret dili eğitmeni Ahmet Kerem Erkan da işaret dili ile Prof. Dr. Nevzat Tarhan’a eşlik etti. Törende ilk üç dereceye giren öğrencilere ödülleri takdim edildi. Dereceye giren öğrencilerin yanı sıra törende Uluslararası Öğrenci Temsilcisi Firomsa David Osman ve Mezunlar Derneği Başkanı Tayfun Gözler birer konuşma yaptı. Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Üsküdar Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Furkan Tarhan ve İDER Vakfı Mütevelli Heyet Üyesi Fırat Tarhan, aralarında birincilerin de bulunduğu mezun öğrencilere diplomalarını verdi. Rektör Yardımcıları, Fakülte Dekanları, SHMYO Müdürü ile diğer akademik kadro da mezunlara diplomalarını takdim etti.Törende üniversiteler arası spor müsabakalarında Üsküdar Üniversitesini başarıya taşıyan futbol, futsal ve basketbol sporcuları da ödüllendirildi.Kızlarına diplomalarını takdim ettiler Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı ve Ak Parti 22, 23 ve 24. Dönem İstanbul Milletvekili Halide İncekara, psikoloji bölümünden mezun olan kızı Ülkü İncekara’ya; Üsküdar Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Hasan Çiçek de İngilizce Psikoloji bölümünden mezun olan kızına diplomasını takdim etti. Törende Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muhammet Güzel Kurtoğlu,  Moleküler Biyoloji ve Genetik İngilizce bölümünden mezun olan kızı Fatma Hacer Kurtoğlu’na diplomasını verdi. Anne-kız birlikte mezun oldu Heyecanlı, coşkulu ve zaman zaman da duygulu anların yaşandığı törende Psikoloji bölümünden mezun olan anne-kız birlikte diploma almanın sevincini yaşadı. Filiz Yılmaz ve kızı Zeynep Yılmaz, törende ilgi odağı oldu.Gazze’den gelen mesajla gözleri doldu Törende bilgisayar mühendisliği bölümünden mezun olan Gazzeli Hasan Wasfi Salman Dader, törene katılamayan ailesi ve yakınlarının Gazze’den gelen video mesaj ile duygulu anlar yaşadı. Dader, kendisiyle gurur duyduğunu belirten ailesinin sözleri nedeniyle hüzünlendi.“Çocuk gelinlere” dikkat çekildi Birbirinden renkli pankartların açıldığı törenin en ilginç ve dikkat çeken mesajını Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi mezunları verdi. “Dünyada her 7 dakikada bir çocuk ‘gelin’ oluyor/Dünyada her 7 dakikada bir çocuk umutlarına küsüyor/Dünyada her 7 dakikada bir yarının ışıklarından biri daha sönüyor” yazılı pankart dakikalarca alkışlandı.Keplerini attılarMezuniyet töreni flama teslim töreni ve mezuniyet andının okunması ile sona erdi. Oldukça coşkulu geçen tören, yeni mezunların kep atmaları ile son buldu. Mezuniyet töreni ÜÜ TV’den ve Üsküdar Üniversitesi Facebook hesabından canlı olarak yayınlandı.

06 TEM 2019

İş Sağlığı ve Güvenliği Teknikerleri baret taktı!

Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Teknikerliği Bölümü “Baret Takma Töreni” gerçekleştirildi. İş Sağlığı ve Güvenliği 2. Sınıf öğrencilerinin ailelerinin de katıldığı tören Çarşı Yerleşke Emir Nebi Konferans Salonunda yapıldı.“Önce kendinizle yarışın” Törenin açılış konuşmasını yapan İş Sağlığı ve Güvenliği Program Başkanı Öğrt. Gör. Gamze Kağan, öğrencilere mezun olduktan sonra da bir yarışın içinde olduklarını söyleyerek; “Hayatınız boyunca bir yarış içerisinde olacaksınız. Hayatınız boyunca kendinize misyon ve vizyon edinin. Önce kendinizle yarışın. Biz size anahtar bilgiler veriyoruz. Siz bu bilgilerin üstüne daha fazla bilgi katın” dedi.“Biz sizlere can emanet ediyoruz”Açılış konuşmalarının ikincisini ise İş Sağlığı ve Güvenliği Öğrt. Gör. Ömer Faruk Okuyucu gerçekleştirdi. Okuyucu, konuşmasında öğrencilere vereceği öğütleri öğrenim hayatları boyunca vermeye çalıştığını belirterek “Biz sizlere can emanet ediyoruz. Bu iş ağır sorumluluk gerektiriyor. Siz bugün bu sorumluluğu kabul ettiniz demektir. Bu baret takma töreniyle de bunu bugün tescilliyorsunuz” ifadelerini kullandı.“İşinizi iyi yaparsanız rahat uyursunuz”İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan ise konuşmasında İş Sağlığı ve Güvenliğinin saygın bir dal olduğuna inandığını vurguladı. Uçan, sözlerine şu ifadelerle devam etti: “Eğitim süreklilik isteyen bir şey. 2 yıl okudum bitti diye düşünmeyin, hayatınızın sonuna kadar eğitiminizi devam ettirin. İşinizi iyi yapın. İşinizi iyi yaparsanız rahat uyursunuz.”Açılış konuşmalarının ardından öğrencilerin hazırladıkları video gösterisi izlendi.Bölüm 1’inci 2’nci ve 3’üncülerine plaket takdiminin ardından bölüm akademisyenleri tarafından mezun olan İş Sağlığı ve Güvenliği öğrencilerine baretleri giydirildi.Toplu hatıra fotoğrafı çekimi sonrasında öğrenciler müzik eşliğinde keyifli anlar yaşadı.

25 HAZ 2019

Dünya Sağlık Örgütünden Üsküdar’a davet

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından desteklenen AB tarafından finanse edilen Zihinsel Engelli Bireyler için Sosyal İçerme başlıklı projeye Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurper Ülküer davet edildi.Zihinsel engelli kişilerin sosyal içermesini sağlamayı amaçlıyorDünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından alınan teknik destek ve Sağlık ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlıklarının işbirliği ile uygulanan proje 27-28 Haziran 2019 tarihlerinde Ankara Crown Plaza Oteli'nde gerçekleşecek. Proje, kaliteli toplum temelli destek hizmetleri sunarak zihinsel engelli kişilerin sosyal içermesini sağlamayı amaçlıyor.Sürekli mesleki gelişimi destekleyecekMoH, MoFLSS ve Yükseköğretim Kurulu katılımcılarının yanı sıra üniversitelerden, eğitim kurumlarından ve akademisyenlerden gelen temsilcileri bir araya getiren proje kapsamında 2 günlük toplantılar yapılacak.Bilimsel içeriğe sahip olacak olan toplantılar, zihinsel sağlık alanında çalışan personellerin sürekli mesleki gelişimini destekleyecek.

20 HAZ 2019

Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Sağlıkta önce hasta çıkarı düşünülmeli”

Üsküdar Üniversitesi, Ordu Üniversitesi ve Uluslararası Stratejik Sağlık Araştırmaları Merkezi (USSAM) iş birliği ile düzenlenen 4. Uluslararası Sağlık Bilimleri ve Yönetimi Kongresi’nde bu alanda çalışan yerli ve yabancı uzmanlar bir araya geliyor. Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sağlık yönetiminde geçmiş dönemlerin aksine hasta odaklı yaklaşımın öne çıktığını belirterek “Hasta odaklı düşünüyorsan o hastanın geleceği için kafa yoracak ve gayret göstereceksin” dedi. Hasta odaklı olmanın insani ve mesleki bir durum olduğunu belirten Tarhan, “Sağlık hizmetini seçen kişilerin kendi çıkarlarından önce hastanın çıkarlarını düşünmek gibi etik bir sorumlulukları var” dedi.Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşkesi Nermin Tarhan Konferans Salonunda başlayan kongrenin bu yılki teması “Hasta Dostu Sağlık Hizmetleri ve Hastane” olarak belirlendi.Doç. Dr. Sedat Bostan: “Sağlık bilimlerinin yönetimle ilişki kuran her alanına hitap etmeyi amaçlıyoruz”3 gün sürecek kongrenin açılış konuşmasını yapan kongre eş başkanı, Ordu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nden Doç. Dr. Sedat Bostan, kongreye katkılarından dolayı Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur’a teşekkür ederek ilkini Gümüşhane’de düzenledikleri kongreyi sırasıyla Trabzon ve Sofya’da gerçekleştirdiklerini, dördüncü kongrenin de Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlendiğini söyledi. Kongrenin temel amacının sağlık bilimlerinin yönetimle ilişki kuran her alanına hitap etmek olduğunu belirten Doç. Dr. Sedat Bostan, “Sadece heltcare management değil, bütün sağlık bilimleri alanlarının yönetimle ilişki kurduğu her türlü çalışmasına kapı açtık” dedi.Prof. Dr. Haydar Sur: “Bu tip kongrelerin yaygınlaşması lazım” Kongre eş başkanı,  Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur ise açılış konuşmasında USSAM çatısı altında gerçekleştirilen yararlı çalışmaları imrenerek izlediğini belirterek bu yıl da Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleşmesini büyük bir sevinçle karşıladığını ifade etti. Kongrenin büyük bir uyum içerisinde gerçekleştirildiğini belirten Prof. Dr. Haydar Sur, “Bu tip kongrelerin yaygınlaşması için katkıda bulunmamız lazım. Kongremiz toplam 220 sözel bildiri, 50 civarında poster bildiri ile sizin emeklerinizle taçlanmış olması bizim için bir şereftir. Sağlık yönetimi alanında genellikle o kadar çok bildiri gönderilmez, çalışma ve saha araştırması da yapılmaz ama bu kongreye ilgi çok güzel oldu. Birbirinden değerli yabancı konuşmacılarımız var. Kongremizin alanımıza hayırlar getişrmesini, yeni bilimsel görüşleri zihninizde tetiklemesini ve bunların hayata geçmesi için kıvılcım saçmasını diliyorum” dedi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Hasta odaklı anlayış için zihinsel dönüşüm gerekiyordu”Kongrenin açılış konferansını veren Üsküdar Üniversitesi Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sağlık yönetimi alanında yaşadığı tecrübelerden örnekler vererek hasta odaklı yaklaşımın önemine vurgu yaptı. Sağlık yönetiminin kavramsal değerinin şu anda tam olarak anlaşılmadığını düşündüğünü belirten Tarhan, “Bu anlaşılmadığı için de sağlık alanında sağlık hizmetlerinde yeteri kadar katkı sağlayamıyor” dedi.Sağlık alanında geçmiş dönemlerin aksine hasta odaklı yaklaşımın öne çıktığını belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 90’lı yıllarda hizmet sektöründe bir devrim yaşandığını kaydederek “Hizmet sektöründeki devrim müşteri odaklı hizmet devrimiydi. Daha önce genellikle şirketler patron odaklı, hastaneler de doktor odaklı işliyordu. Böyle bir durumda oradaki hizmet ve menfaat dağılımı adil olmuyordu. Patronuna hizmet eden bir iş yeri oluyordu ya da doktor öncelikli bir iş yeri oluyordu. Orada hizmet alanla hizmet verenin adil hizmet alması gerekirdi. Anadolu’daki dükkanlarda müşteri ‘Veli nimetimizdir’ yazar. Bu aslında ne demek? Müşteri odaklı hizmet, kendine değil senden hizmet almak için gelene öncelik ver anlamına geliyor. Otobüstesiniz, bir otobüste tek değilsiniz başka yolcular da var. Hizmet, ihtiyaç, menfaat dağılımı hepsine dengeli bir şekilde yapılması gerekir. Adil olarak yapılabilmesi için zihinsel bir dönüşüm gerekiyordu” dedi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Patron, hastadır” Türkiye’de  2005’ten sonra sağlıkta dönüşüm planının başladığını belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, hasta odaklı düşünmenin hastanın geleceği açısından çaba göstermeyi gerektirdiğini belirterek şunları söyledi:“Bir ülkeye yenilik getirildiği zaman ilk başta o yeniliğe insanlar saçma diye gülerler. O yenilik işe yaradığı zaman şiddetle karşı çıkarlar, üçüncü safhada da ‘Ne var ki bunda bunu zaten biliyoruz’ derler. Sağlıkta dönüşüm programı ikinci ya da üçüncü safhada mı bilmiyorum ama hala aşılmamış dirençler var. Biz Türkiye’nin ilk nöropsikiyatri hastanesini 2003’te kurmuştuk, o dönemde hastanede bir idari toplantıda ‘Arkadaşlar burada patron ben değilim. Burada patron hasta’ dedim. Muzip bir bilgisayar mühendisi arkadaş vardı; ‘Evet patron, hasta’ dedi. Böyle dirençlerle karşılaşıyoruz. Kimi zaman cep telefonu numarasını hastaya vermek istemeyen doktorlar oluyor, mesai dışında ilgilenmediğini söylüyor. O zaman neden psikiyatriyi seçtin? Askerlikte önemli bir kavram vardır. Yüksek sorumluluk duygusuyla ilgili bir anlayış vardır. ‘Komutan sadece yapılan işlerden değil, yapılmayan işlerden de sorumludur” denir. Ben bu sözü; “Hekim sadece yaptığı tedavilerden sorumlu değildir, yapılmayan tedavilerden de sorumludur” şeklinde çevirip hastanede çerçeveletip astım. Hastanın geleceği için kafa yormak gerekiyor. Bunun tedavisi yok düzelmez deyip kestirip atmamak lazım. O hastalığın tedavisi dünyanın bir yerinde mutlaka vardır, onu bulmak gerekiyor. Hasta odaklı düşünüyorsan o hasta için kafa yoracaksın. Hastanın sağlık vekaletini alıyorsunuz, bu nedenle hastaya yararlı olmak için ne gerekiyorsa yapmak ve bunun için gayret göstermeniz gerekir.”Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Zihinleri dönüştürmek daha zor”İşletmecilikte zihinleri dönüştürmenin ekipman ve makinayı dönüştürmekten daha zor olduğunu belirten Tarhan, “Zihinlerdeki bariyerler çok daha fazla engelliyor. Hasta odaklı sağlık hizmetinde aşılacak en önemli duvar ve direnç, zihinlerdeki yaklaşımlar. Sağlık hizmeti veriyorsak Hipokrat yemini var, hatta biz bu sözün altına bir söz daha yazdık; ‘Hastaya zarar verme türlerinden biri de hastayı tedavisiz bırakmaktır.’ Türkiye’ye ilk kez beyin görüntüleme yöntemlerini, QEG ve Manyetik Uyarım Tedavisini getirdiğimiz zaman İbrahim Müteferrika’ya hak verdim, mesleki bir dirençle karşılaştık. ‘Ne gerek var bunlara?’ diyen meslektaşlarımız oldu. Oysa bir hata doktor açısından %1 hata olur, hasta açısından 0 hata olur. Biz hekim olarak hasta açısından düşünmek zorundayız. Bu nedenle hasta odaklı hizmet burada kritik ve sihirli  kavram” dedi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Hasta odaklı olmak insani bir durum”Geçmişte hekimlerin oluşturduğu bir saltanat olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “İstediği saatte gelip dilediği saatte çıkıyordu. Hastayı azarlayıp tersliyordu. Bunun ister istemez değişmesi gerekti. Devlette de öyle özel sektörde de öyle. Hasta odaklı olmak insani bir durum ve mesleki bir durum. Sağlık hizmetini seçen kişilerin kendi çıkarlarından önce hastanın çıkarlarını düşünmek gibi etik bir sorumlulukları var. Onun için meslek etiği olan dünyadaki tek meslek tıp mesleğidir” dedi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sağlık yönetiminde sağlık yöneticisinin hekim ayağını-hasta ayağındaki dengeyi ayarlaması gerektiğini de vurguladı.Prof. Dr. Nevzat Tarhan’a plaket verildiÜÜ TV’den canlı yayınlanan açılış töreni sonunda USSAM Başkanı Prof. Dr. Musa Özata tarafından Prof. Dr. Nevzat Tarhan’a plaket verildi. Açılış konuşmalarının ardından sağlık yönetimi alanına katkıları nedeniyle Ankara Üniversitesi Emekli Sağlık Yönetimi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Rıfkı Önder ve Hacettepe Üniversitesi Emekli Sağlık Yönetimi Öğretim Üyesi Dr. Çetin Akar’a teşekkür plaketi verildi. Sağlık sorunları nedeniyle törene katılamayan Dr. Çetin Akar’ın plaketini İsmail Ağırbaş aldı.Kongrede paneller gerçekleştirildiAçılış töreninin ardından gerçekleştirilen“Farklı Ülkelerde Hasta Dostu Yaklaşımlar ve Sağlık” başlıklı ilk panelde Üsküdar Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Ayhan Özşahin moderatörlüğünde Dr. Roxane Berjaouı,Prof. Dr. Oleg Medvedev, Dr. Laszlo Gorove ve Doç. Dr. Motasem Hamdan birer konuşma yaptı.Öğleden sonraki bölümde ise “Hasta Dostu Bağlamında Özel Hastaneler” başlıklı panel gerçekleştirildi. Dr. Uğur Baran’ın moderatörlüğündeki panelde Aytün Leymun ve Ömer Karahan konuşmacı oldu. Üç gün boyunca sürecek kongrede sözlü ve poster sunumlar gerçekleştirilecek.

20 HAZ 2019

İSG Genel Müdür Yardımcısı Burhanettin Kurt Üsküdar Üniversitesini ziyaret etti

T.C. Aile, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdür Yardımcısı Burhanettin Kurt, Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümünü ziyaret etti. Kurt, İSG Bölümü tarafından lisans eğitimlerinin uygulamalı olarak verildiği Prof. Dr. Hilmi Sabuncu İş Güvenliği Laboratuvarı ve yazılımlar ile acil durumların etkilerinin de çalışıldığı bilgisayar laboratuvarını ziyaret etti. Kurt, uygulamalı eğitimin önemine dikkat çekti.İş Sağlığı ve Güvenliği alanında ön lisans, lisans ve yüksek lisans düzeyinde eğitim veren Üsküdar Üniversitesi geçtiğimiz günlerde ACSGB’den İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdür Yardımcısı Burhanettin Kurt ve ekibini ağırladı.“Uzaktan eğitim ile bu çalışmalar yapılamaz”Burhanettin Kurt, ölçüm, koruyucu ekipmanlar donanımı ile güvenlik laboratuvarı, uluslararası yazılımların kullanıldığı bilgisayar laboratuvarı ve yüksekte çalışma uygulamalarının yapılabileceği açık laboratuvar alanları ile halen devam eden iş güvenliği eğitimleri hakkında bölüm başkanı Dr. Öğretim Üyesi Rüştü Uçan’dan bilgi aldı. Kurt, bu alandaki uygulamalı eğitimin gerekliliğine dikkat çekerken, “uzaktan eğitim ile bu çalışmaların yapılamayacağını” vurguladı.Program kapsamında Burhanettin Kurt’a iş sağlığı ve güvenliği konusunda çalışan akademisyenlerin doçentlik kriterleri konusunda yaşadıkları problemler ile ilgili bilgi verildi. Üsküdar Üniversitesi ve Bakanlık eğitim protokolü çerçevesinde,  ACSGB’nin çıkardığı İş Sağlığı ve Güvenliği dergisine Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü olarak destek verileceği belirtildi.

19 HAZ 2019

Dr. Rüştü Uçan: “YÖK’te İSG’nin tanımlaması yok”

Üsküdar Üniversitesi İş Güvenliği, İş Sağlığı ve Çevre Sağlığı Uygulama ve Araştırma Merkezi ÜSGÜMER ile MESKA Vakfı işbirliğince düzenlenen 1 Konu 1 Konuk programının 18. Oturumu gerçekleşti. Oturumun konuğu İSG Uzmanı Eral Yüksel olurken, Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, Türkiye’de Yüksek Öğretim Kurumu’nda iş sağlığı ve güvenliğinin tanımlamasının olmadığı, YÖK’ün bunu tanımadığına dikkat çekti.Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonunda gerçekleşen etkinliğin sunuculuğunu, Üsküdar Üniversitesi Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi (ÜSEM) Genel Sekreteri Bengisu Altınten üstlendi.Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan: “Türkiye’de iş sağlığı alanında hiçbir şey yapılmıyormuş gibi algılanıyor”Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı ÜSGÜMER ve ÜSEM Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan İş sağlığı ve güvenliği alanında yaşanan gelişmelere değindi. Uçan, “İş sağlığı alanında birçok kişi kendi çabaları ile birçok yerde bir takım şeyler yapıyor, uğraşlar var, yok değil ama hepsi parça parça ve hepsi yarım yani bildirilmiyor bir yere iletilmiyor. İletilmeyen bu şeyler de kısa zaman sonra unutuluyor. Bu seferde sanki Türkiye’de bu konu ile ilgili hiçbir şey yapılmıyormuş gibi algılanıyor” şeklinde konuştu.Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan: YÖK’te iş sağlığı ve güvenliğinin tanımlaması yok!Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği başlığı altında çok sayıda yazılmış tez olduğunu belirten Uçan, ilgililerin bu tezlere ulaşabilmeleri için çözümler ürettiklerini söyledi Uçan, “Türkiye’de Yüksek Öğretim Kurumu’nda iş sağlığı ve güvenliğinin tanımlaması yok, YÖK bunu tanımıyor. Bu konu ile ilgili yapılan tezleri inşaat gibi ana başlıklar altına koyuyoruz. İnsanların bu tezlerin içeriğine daha rahat erişebilmeleri için tezlerin özetlerini MESKA Vakfı’nın ana sayfasına koyacağız. Tez özetlerini ve YÖK’te ki tez linklerini vererek paylaşacağız. İlgililerin bu tezlerden yararlanması gerek çünkü gerçekten çok güzel çalışmalar mevcut” dedi.Yüksel: “2010 - 2011 yılları içerisinde mobil yaşam yatay hattı çok yoğun bir biçimde kullanılmıyordu”Kendisi ve yaptığı çalışmalar hakkında bilgi veren Yüksel, mobil yatay yaşam hatları ile ilgili çalışmalarına değindi. Yüksel, “Mobil yatay yaşam hatları ile ilgili çalışmamız yaklaşık 2 yıl sürdü. Aslında inşaat aşamalarının desteği ile gerçekleştirdik. 2010 - 2011 yılları içerisinde mobil yaşam yatay hattı çok yoğun bir biçimde kullanılmıyordu aslında çok büyük kurumsal firmalarda vardı ve kullanılmasının şartları da o zamanlarda bu kadar net belirlenmemişti ayrıca bu yaşam hatlarının sistemleri de oldukça pahalıydı. Günümüzde ise daha uygun fiyatlara daha rahat bir şekilde ulaşabileceğimiz duruma geldik” şeklinde konuştu.Yüksel: “İlk çiviyi çakan kişi, ilk tahtayı koyan kişi sizsiniz”Kaba yapı iş kaleminde yüksekten düşmelerin çok sık yaşandığını söyleyen Yüksel, bu düşmeleri ve yaralanmaları önleyebilmek adına mobil yaşam hatları konusunda çalışmaya ağırlık verdiğini belirtti. Yüksel, “Kaba yapıda özelikle yüksekten düşmeleri kaba yapı iş kaleminde ne kadar fazla olduğunu görmeye başladık. İnşaatta yüksekten düşme çok sık karşılaştığımız bir durum. Kaba yapıda yüksekte çalışırken alabildiğimiz önlem çok sınırlı çünkü ilk çiviyi çakan kişi, ilk tahtayı koyan kişi sizsiniz. Atmosfer boşluğunda yapabileceğiniz şeyler o kadar kısıtlı ki, dolayısıyla mobil yaşam hatları bu noktada çok daha önemli olduğunu düşünerek bu çalışmaya ağırlık vermeye başladık. Soru cevap eşliğinde gerçekleşen etkinliğin sonunda konuşmalarından dolayı Eral Yüksel’e Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı ÜSGÜMER ve ÜSEM Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan plaket taktim etti.Toplu fotoğraf çekimi ardından etkinlik sona erdi.

22 MAY 2019

İSG öğrencileri için baret töreni düzenlendi

Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği 1’inci sınıf öğrencilerine, mesleğe giriş baret takma töreni gerçekleştirildi.Nermin Tarhan Konferans Salonunda gerçekleşen törenin açılış konuşmasını Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şefik Dursun yaptı. Dursun; “İş sağlığı güvenliği ile ilgili dünyadaki çok sayıda ülkede önemli gelişmeler var” diyerek bu eğitimi vermek için eğitim ekibinin olması ve bu ekibin iyi yetiştirilmesi gerektiğini belirtti. Öğrencilerin, mutlaka mezun olduktan sonra bir yerlerde çok önemli görevler yapacağına inandığını dile getiren Dursun, onları bir fidana benzeterek, gittiği yerlerde milletin önemli sorunlarına çözüm olmaları dileğinde bulundu.“Türkiye’nin en iyi eğitimini verdiğimizi iddia ediyoruz”Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, “Hocalarımız, laboratuvarlarımız ile Türkiye’nin en iyisi olduğumuzu iddia ediyoruz. Sizde bu 4 yıllık zamanda lisanınızı geliştirin. Artık İngilizce olmazsa eliniz kolunuz kırık oluyor” diyerek öğrencilere tavsiyelerde bulundu.Açılış konuşmalarının ardından baret takma töreni gerçekleştirildi 

22 MAY 2019

1 Konu 1 Konuk programının 17. Oturumu gerçekleştirildi

Üsküdar Üniversitesi, MESKA Vakfı ve İSGDER’in birlikte organize etmiş olduğu 1 Konu 1 Konuk programının 17. Oturumu gerçekleştirildi. OMRON Hareket Kontrol & Sürücü ve Robot Ürün Pazarlama Müdürü Yusuf Safran ve OMRON Makine Emniyet Uzmanı Mecnun Beycan öğrencilere önemli bilgiler paylaştı.Robotların hareket kısmından bahseden Safran OMRON'un bir Japon fabrikası olup, İş Sağlığı ve Güvenliği mezunlarının çalıştığı yerlerdeki endüstriyel robotları üreten bir firma olduğunu belirterek, konunun öğrenciler için önemli olduğuna dikkat çekti.“Neden kolaboratif robotlar?”Endüstrilerde artık seri üretim mantığının olup, tüketicinin talebine dayalı üretime dönüşmeye başlandığını belirten Safran, fabrikaların iş birlikçi anlamına gelen kolaboratif robotları tercih ettiğini söyledi. Çünkü bu robotların uygulamaya uygun tasarlanmış ve insanlar ile birlikte çalışmaya uygun özelliklere sahip robotlar olduğunu belirterek diğer robotlardan ayıran özelliklerinin; emniyet izlemeli durdurma, el ile kontrol, kuvvet ve güç sınırlama, hız ve bölge sınırlandırma olduğunu dile getirdi. Safkan, uygulamada kolaylık sağladığını dile getirerek, fabrikalarda ne kadar kolaboratif robotlar kullanılırsa kullanılsın risk değerlendirilmesi gerekliliğinin altını çizdi.“Robot tek başına bir iş yapabilir mi?”OMRON Makine Emniyet Uzmanı Mecnun Beycan ise hareket kısmı ardından robotun emniyet kısmından bahsetti. Robotu alıp kutudan çıkardığınız zaman kendi başına bir iş yapabilir mi? sorusuna en fazla bir yerden bir yere gitme veya çekme yapabilir diyerek cevap veren Beycan, robotun üzerine bir ekipman koymak gerektiğini ifade etti ve ekledi. “Hiçbir zaman analizsiz bir çalışma yapamazsınız. Siz küçük bir risk değerlendirmesi yaptığınız zaman genelde 3 tane soru soruyorsunuz; şiddet ölçüsü nedir? Frekansı nedir? Kazadan kaçınabilme olasılığı nedir?”“Bu sektörde İngilizce çok önemli!”Beycan, kolaboratif robotların teknik ve emniyet açılarından bahsettikten sonra, öğrencilere tavsiyelerde bulundu. Beycan; “İş Sağlığı ve Güvenliği uzmanı olacaksınız. Okuyacağınız ve kendinizi geliştireceğiniz çalışmaların %99'u İngilizce kaynak olacak. Çok fazla ekipman ve bilgi var. Bunları çok iyi bir şekilde anlayıp yorumlayıp uzman olarak çalıştığınız yere aktarmanız gerekiyor. Bu yüzden İngilizcenizi geliştirin. Bu çok önemli” dedi.Sunum sonunda kolaboratif robotu öğrencilere tanıtıldı.Soru cevap kısmı ardından İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan ve Dr. Öğr. Üyesi Müge Ensari Özay katılımcılara plaket takdim etti.Konferans toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.

20 MAY 2019

Dil ve Konuşma Terapisi Öğrencileri tezlerini sundu…

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi (DKT) Bölümü ev sahipliğinde 2. Dil ve Konuşma Terapisi Öğrenci Sempozyumu ve Kariyer Günleri düzenlendi. Dil ve Konuşma Terapisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Konrot’un öncülüğünde gerçekleşen etkinlikte Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü 4. sınıf öğrencileri tezlerini sundu.Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonunda gerçekleştirilen sempozyumda öğrenciler, sundukları tezlerde Dil ve Konuşma Terapisine dair önemli bilgiler aktardı.“Meslek hayatınıza atıldığınızda alan araştırmalarını siz oluşturacaksınız”Sempozyumun açılış konuşmasını Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Konrot yaptı. Konrot, konuşmasında Dil ve Konuşma Terapisi öğrencilerine tavsiye niteliğinde şu sözleri söyledi:“Araştırmaya yönelin bir DKT Bölümü olduk”“Geçen yıl ilkini yapmış olduğumuz sempozyum bize çok olumlu sonuçlar verdi. Siz değerli öğrencilerim ve değerli meslektaşlarımın katkı ve destekleriyle daha çok araştırmaya yönelen bir Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü olduk. Meslekte önemli basamaklardan biri de araştırma ve geliştirme. Sadece öğrencilik yıllarınızda değil, meslek hayatınızda da alan araştırmasını iyi yapmanız gerekiyor. Alan araştırmalarını sizin yapacağınız araştırmalar oluşturacak” dedi.Konrot, sözlerinin devamında sempozyuma sponsor olan ve sempozyumu kariyer günleri ile birleştirmelerini sağlayan firmalara teşekkür etti.Daha sonra Öğrt. Gör. Özlem Oğuz, Öğrt. Gör. Tuğba Kaya, Öğrt. Gör. Yasemin Yalal Duru, Öğrt. Gör. Eyüp Sezer, Dr. Öğr. Üyesi Emrah Cangi, Dr. Öğr. Üyesi Evrim Gerçek ve Dil ve Konuşma Terapisi Uzmanı Egemen Nakışçı’nın moderatörlüğünde gerçekleşen  Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü Öğrencileri katılımcılara tezlerini sundu.İki gün süren sempozyumda 14 oturum ve 69 bildiri yayınlandı.Programın sonunda katılımcılara teşekkür belgesi takdim edildi.

13 MAY 2019

2. FTR öğrenci sempozyumu yapıldı

Üsküdar Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon (FTR) Bölümü ev sahipliğinde 2. FTR Öğrenci Sempozyumu düzenlendi. ‘Ağrı, Beyin ve Egzersiz’ konulu sempozyumun başkanlığını, Prof. Dr. Defne Kaya ve Doç. Dr. Baran Yosmaoğlu üstlenirken sempozyumda önemli başlıklar da ele alındı. Egzersiz, bir fizyoterapistin olmazsa olmazıdır diyen Prof. Dr. Defne Kaya, akıl kadar bedeni de güçlendirecek şeyin egzersiz olduğunu kaydetti.2. FTR Öğrenci Sempozyumu Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonunda gerçekleştirildi. Uzman konuşmacıların yer aldığı sempozyuma öğrencilerin ilgisi yoğun oldu.Program Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı ve Tıp Fakültesi Tıbbı Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay’ın ‘Görünmeyen Beyin’ konulu konuşması ile başladı. Uzbay, Görünmeyen Beyin kitabını yazma gerekçesini, evrimi ve beyni başka bir açıdan yaklaşarak anlattı.“Beyin beyin olalı, Türkiye'deki kadar ıstırap çekmemiştir”Beynin fizyoterapist alanının çok önemli bir parçası olduğunu belirten Uzbay, ‘Görünmeyen Beyin’ adlı kitabını bir tepki olarak yazdığını ve yazmadaki motivasyonunun beyin hakkında çok hatalı bilgilerin aktarılmış olmasına bağladı. Uzbay; “Beyin beyin olalı Türkiye'deki kadar ıstırap çekmemiştir. Ağzı olan beyni konuştu ve çok hatalı bilgilerde aktarıldı. Çünkü dünya literatürdeki beyni bilmeyen insanlar birçok şey söylediler” dedi.Kalp, sevginin ve aşkın sembolü mü?Antik Yunandaki felsefeci Aristo’nun ‘Kalp, bedenin merkezi organıdır. Zekâ, hareket ve duyguların merkezidir. Beynin en önemli görevi sıcak ve kuru olan kalbi serinletmektir’ sözü ile geçmişten günümüze gelerek ve sevginin ve aşkın ifadesi olarak ele alındığını belirten Uzbay, “14 Şubat sevgililer gününde hala kalpli çikolata hediyeler alıyoruz. Kimse beyin desenli bir şeyler yapmıyor Aslında kalp, beyinle çok benziyor. İkisinde bir sağ bir sol tarafı var ve dört bölgeye ayrılıyor. Ama hala Aristo mantığı devam ediyor” diyerek kalbin, aşk ve sevginin sembolü olmadığını belirtti.Prof. Dr. Tayfun Uzbay’ın konuşmasının ardından sempozyumda oturumlara geçildi.İlk oturum, Doç. Dr. Baran Yosmaoğlu moderatörlüğünde ‘Ağrı Hakkında Deli Sorular 1’ oturumu gerçekleşti. Konuşmacılar; Yrd. Doç. Dr. Fatma Duygu Kaya Yertutanol 'Beyin Ağrıyı Nasıl Algılar? ' başlıklı, Yrd. Doç. Dr. Zeynep Bahadır Ağce 'Ağrıyı Gerçekten Değerlendirebilir miyiz?', Prof. Dr. Defne Kaya ise 'Kronik Ağrıda Beyinde Ne, Nasıl Değişiyor, Ağrı Varlığında Vücudumuzda Ne, Nasıl Değişiyor?' başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. “Ağrı doku hasarı ile ilgili bir deneyimdir”İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji bölümü öğretim Üyesi, NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Fatma Duygu Kaya Yertutanol, ‘Beyin Ağrıyı Nasıl Algılar ?’ adlı sunumuna “Ağrı doku hasarı ile ilgili bir deneyimdir” diyerek başladı. Ağrının sadece duyusal bir süreç değil karmaşık bir süreç olduğunu söyleyen Kaya, çok büyük bir travma, doku hasarı oluştuğu zaman, insanların ağrı farkındalığı olmadan veya ağrıyı uyaran doku hasarı yokken, empati ve hayal ederek ağrıyı hissedebileceğini söyledi. Kaya, “Ne kadar ağrı hissedeceğimize beynimiz karar veriyor” diyerek ağrının nörobilimsel açıdan nasıl oluştuğunu anlattı. Sonuç olarak ise ağrı durumunda sadece ağrılı dokunun değil sinir sistemininde;  yoga, meditasyon, hipnoz gibi yöntemlerle tedavi edilmesinin önemli olduğunu belirtti.“Beyin, kalçadan hiç hoşlanmaz!”Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Defne Kaya, beynin aşağıda bir yerlerde yaralanma meydana geldiğinde buna çok daha fazla reaksiyon verdiği için beynin kalçadan hiç hoşlanmadığını belirtti. Kaya “Bunu orayı daha fazla koruyabilmek için yapıyor. Herhangi bir yaralanma sürecinde bizde kendimizi postüre alıyoruz ve bu durumu biz fark etmeden beyin yaptırıyor. Biz fizyoterapistlerin yapacağı ise egzersiz veya kas gevşetmek değil ana sorunu bulup orada düzeltmektir. Fizyoterapistlerin unutmaması gereken şey; beyin periferden gelen uyarılara çok hızlı bir şekilde cevap veriyor ve uyum sağlıyor” dedi.“Akıl kadar bedeni de güçlendirecek şey egzersizdir”Prof. Dr. Defne Kaya, kronik ağrıların değerlendirilmesinde ve buna yönelik ağrı çalışma basamaklarını; hastaya belirtileri sorma, ona eğitim verme, yeniden değerlendirme ve en son terapi uygulama olduğunu belirtti. Ardından bir fizyoterapist olarak kendilerine hastayı dinlendirin’ denilmesine çok sinirlendiğini söyledi ve ekledi. “Çünkü fizyoterapi demek hareket demektir. Akıl kadar bedeninde güçlendirecek şey egzersizdir. Hastalara egzersiz vermekten korkmayın.”Prof. Dr. Defne Kaya'nın moderatörlüğünü üstlendiği; Ağrılı Eklemler, Uygun İşlevsel Egzersizler ve Beyindeki Etkileri konulu ikinci oturumun konuşmacıları; Doç. Dr. İrem Düzgün 'Omuz Eklemi', Yrd. Doç. Dr. Emel Sönmezer 'Kalça', Yrd. Doç. Dr. Bahar Anaforoğlu Külünkoğlu da 'Ayak/ Ayak Bileği' başlıklı sunumlarını gerçekleştirdi.Moderatörlüğünü Yrd. Doç. Dr. İrem Düzgün'ün üstlendiği son oturumun konusu; Ağrı Hakkında Deli Sorular 2 oldu. Konuşmacılar; Prof. Dr. Semin Akel 'Müzik, Beyin, Ağrı ve Egzersiz', Yrd. Doç. Dr. Çetin Sayaca 'Nöroplastisite, Beyin, Ağrı ve Egzersiz', Öğr. Gör. Mahmut Çalık 'Hormonlar, Beyin, Ağrı ve Egzersiz', Uz. Fzt. Görkem Dizdar da 'NöroKinetik, Beyin ve Ağrı' başlıklı sunumlarını gerçekleştirdi.Sempozyum, Florame sponsorluğunda Ecz. Ayşegül Birlik'in gerçekleştirdiği 'Fizyoterapistler İçin Aromaterapi' adlı atölye çalışmasıyla devam etti. Sempozyum, konuşmacılara teşekkür belgesi verilmesi ardından toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.

09 MAY 2019

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kamu-Üniversite-Sanayi İşbirliği il temsilcisi Doç. Dr. Mesut Karahan oldu

Üsküdar Üniversitesi akademik kadrosundan; Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Mesut Karahan, Kamu-Üniversite-Sanayi İşbirliği il temsilciliği görevine getirildi. Doç. Dr. Mesut Karahan çok sayıda Lisansüstü tez ve araştırma projelerinde (Ulusal-Uluslararası) görev aldı. Birçok uluslararası ve ulusal makale, kitap, kitap bölümü, bildirileri mevcuttur.Karahan, Ar-Ge ve yenilikçilik kapasitesini artırarak ülke ekonomisinin gelişmesinde önemli bir yeri bulunan Kamu-Üniversite-Sanayi İşbirliğini (KÜSİ) güçlendirmek ve yaygınlaştırmak üzere çalışmalarını sürdürecek.Çalışma Grubu Üyeleri 1 yıl süre ile görevlendirilmekte olup, her yıl bakanlığın talebi doğrultusunda rektörlükler tarafından önerilen ve bakanlıkça uygun bulunan akademisyenler bakan oluru ile KÜSİ Çalışma Grubu Üyesi olarak görevlendiriliyor.Bu yıl İstanbul’da 9 devlet 40 vakıf toplamda 49 üniversite arasından, Bakanlığın KÜSİ İstanbul İl Temsilcisi olarak 6, Türkiye genelinde ise 90 akademisyenden görevlendirilecek.Üniversitemizin akademik kadrosundan Karahan Mayıs 2019’ da görevine başladı.

07 MAY 2019

Odyoloji Bölümü öğrencileri projelerini sundu

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi “Sadece Öğrenci Sempozyumu” etkinliğini gerçekleştirdi. Öğrencilerin aktif rol aldığı sempozyumda Sağlık Bilimleri Fakültesi Odyoloji bölümü 4’üncü sınıf öğrencileri proje sunumlarını gerçekleştirdi.Sunumların değerlendirilmesi için oluşturulan jüri ekibinde, Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Odyoloji Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Didem Şahin Ceylan, Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Reklam Tasarımı ve İletişimi Dr. Öğr. Üyesi Nihal Toros Ntapiapis, Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Dr. Öğr. Üyesi Tolga Erkan, Üsküdar Üniversitesi Genç Beyinler Akademisi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü, PARGE Proje Geliştirme Direktörü Dr. Nebiye Yaşar, Üsküdar Üniversitesi Kurumsal İletişim Direktörü Tahsin Aksu, Üsküdar Üniversitesi İşaret Dili Eğitmeni Ahmet Kerem Erkan, Üsküdar Üniversitesi Yazı İşleri ve Arşiv Yöneticisi Feray Bayav, Uzm. Odyolog Engin Danışmen, Erişçi Ürün Müdürü Mine Tuna, İşitme Engelliler ve Aileleri Derneği Erişilebilirlik Komisyonu Başkanı Onur Cantimur görev aldı.“Sadece Öğrenci Sempozyumu” ile ilgili bilgi verildiÜsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonunda gerçekleşen sempozyum saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başladı. Sempozyumun sunuculuğunu Odyoloji Bölümü 4. Sınıf öğrencilerinden Tuğba Nida Aydoğan üstlendi. Odyoloji Bölümünün gerçekleştirdiği etkinliklerle ilgili kesitler sunan Aydoğan, Sadece Öğrenci Sempozyumunun her aşamasının öğrencilere ait olduğunu, öğrenci odaklı bir sempozyum olduğunu ifade etti.Öğrenciler projelerini sundu!Açılış konuşması ardından Odyoloji Bölümü 4’üncü sınıf öğrencileri proje sunumlarını gerçekleştirdi. Projeleri hakkında bilgi veren öğrenciler, jüri üyelerinin değerlendirmelerini ve eleştirilerini dinledi. Proje sunumları soru cevap eşliğinde gerçekleşti.Odyoloji Bölümü mezun öğrenciler de bir araya geldiÜsküdar Üniversitesi Odyoloji Bölümü mezun öğrencileri Esra Buğra, Hilal Kavrut, Kübra Binay, Sedanur Dangır, öğrencilerle sektör deneyimlerini paylaştı. İşe giriş süreci ve iş hayatı ile ilgili paylaşımlarda bulunan mezun öğrenciler, meslektaş adaylarına işlerini severek yapmalarını öğütledi. Konuşmalarından dolayı Esra Buğra, Hilal Kavrut, Kübra Binay, Sedanur Dangır’a, Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Odyoloji Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Didem Şahin Ceylan teşekkür belgesi takdim etti.  Sempozyumunda tiyatro gösterimi de gerçekleşti.Merkezi sinir sistemi (MSS) video ve kahoot bilgi yarışmasının da yer aldığı sempozyumda kazanan gruplara ödül verilmesi ardından sempozyum sona erdi.

06 MAY 2019

Üsküdar'da 1. Beslenme ve Diyetetik Zirvesi gerçekleştirildi

Beslenme ve Diyetetik Kulübünün düzenlediği 1.Beslenme ve Diyetetik Zirvesi katılımın yoğun olduğu bir programla Üsküdar Üniversitesinde gerçekleştirdi. Çok sayıda uzman isim zirvede önemli başlıkları ele aldı.Çarşı yerleşke Emir Nebi 1 Salonundaki zirveye Prof. Dr. Halil Coşkun 'Obezite Cerrahisinde Doğru Bilinen Yanlışlar', Uzm. Dyt. Nil Yıldız 'Obezite Cerrahisi Öncesi ve Sonrası Beslenme', Uzm. Dyt. Orçun Kürüm 'Dayanıklılık Sporlarında Beslenme & Bir Diyetisyenin Girişimcilik Hikâyesi', Uzm. Dyt. Yunus Emre Bakırhan 'Nutrigenetik: Gen Analizine Uygun Beslenme, Dyt. Canan Aksoy' Tavuk Etinin Sağlıklı Beslenmedeki Yeri', Veteriner Hekim Erdal Elmas 'Tavuk Eti Yetiştiriciliği', Biyolog Dyt. Burçak Çubukçu 'Kanser & Beslenme', Dr. Dyt. Gizem Köse 'Yeme Farkındalığı' başlıklı sunumlarıyla katılım sağladı.Bezmialem Üniversitesi Genel Cerrahi ABD öğretim üyesi olup aynı zamanda kurucusu olduğu BariatrikLab Obezite ve Metabolik Cerrahi Merkezinde çalışmalarına devam etmekte olan Prof. Dr. Halil Coşkun, ‘Obezite Cerrahisinde Doğru Bilinen Yanlışlar’ adlı sunumunu gerçekleştirdi. Coşkun,  şu anda gündemde olan bariyaktik yani obezite cerrahisi hakkında bilgiler verdi.“Obezite sadece beslenme kusuru, irade yetersizliği değil, hastalıktır”Coşkun, obezitenin sadece beslenme kusuru, irade yetersizliği değil, hastalık olduğunu belirterek “Onları tedavi etmemiz lazım fakat genel anlamda obeziteye çözüm üretmek istiyorsak yapılması gereken şey obezitenin engellenmesidir. Bir hastalığı engelleyebilmek için hasta olmayan bireyler üzerinde çalışma yapmak lazım” dedi ve obez olmayan bireylere bu konuyla ilgili bilgilendirme çalışmaları yapılırsa obezliğin azalmasına sebebiyet vereceğini vurguladı.  “Obezitenin çok etkili bir tedavisi yok”Obezitenin çok etkili bir tedavisi olmadığını, egzersiz, beslenme, davranış ve en sonra cerrahi tedavisi olduğunu söyleyen Coşkun, cerrahi tedavisinin çok arttığını belirtti. Bu yüzden obezite terimini kullanırken obeziteye tedavi etmek değil de obeziteye çözümlemek ifadesini kullanmanın daha doğru yaklaşım olacağını, öyle bir tedavinin ortada olmadığını söyledi.“Gıda sektörüne denetim getirmek lazım”Obeziteyi engellemek için gıda sektörüne denetim getirilmesi gerektiğini fakat ekonomi düşeceği için ülkelerin bunu yapmadığını belirten Coşkun, “Böyle olunca da bizler daha çok işlenmiş gıdalarla temas halinde kalıyoruz dolayısıyla obezite artıyor.” dedi. Sonrasında Cerrahi bir müdahale olan mide ameliyatlarının arttığını belirterek türlerini ve nasıl uygulandıklarını katılımcılara anlattı.“Amacımız; her bir tükettiğim anıda ilk ısırıktaki tadı almak”Diğer konuşmacıların ardından son olarak  “Yeme Farkındalığı” konusu Dr. Dyt. Gizem Köse tarafından anlatıldı. Köse, yeme farkındalığı dediğimiz şeyin açlığın hissedilmesiyle beraber o anda durmak, düşünmek mümkünse bir nefes almak sonrasında harekete geçmek ile yediklerini farkında olarak yemek olduğunu söyledi. “Amacımız her bir tükettiğim anıda ilk ısırıktaki tadı almak” olduğunu belirten Köse, bu farkındalığın kilo almak istemeyenlere, diyabetlilere faydası olduğunu, bu sayede porsiyon küçültüp duygusal açlığını değil de biyolojik açlığını doyurduğunu söyledi.“Sevmiyorsan yeme seviyorsan da tadını çıkar” "Sevmiyorsan yeme seviyorsan da tadını çıkar” ana temalarının bu cümle olduğunu belirten Köse, diyet kelimesinin Türkçe karşılığının bir şeyin bedelini ödemek olduğunu söyleyerek bu kelime yerine yeme farkındalığının kullanılması gerektiğini dile getirdi. Çünkü insan ne kadar kısıtlanırsa o kadar çabuk ondan vazgeçtiğini ve eski yeme düzenine döneceğini bu yüzden insanların diyet yerine yeme farkındalığına başlamaları gerektiğini belirtti.1. Beslenme ve Diyetetik Zirvesi konuşmacıları adına hatıra ormanına bir fidan dikildiği belirtilerek Doç. Dr. Mesut Karahan ile Dr. Dyt. Pınar Hamurcu Varol’un plaket takdimi ardından toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.

03 MAY 2019

Çocuğunuza 6 aydan itibaren kitap okuyun

Üsküdar Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü ev sahipliğinde gerçekleştirilen 6. Çocuk Gelişimi Ulusal Öğrenci Kongresi’ne katılan Boston Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediyatri Bölümü Onursal Başkanı Prof. Dr. Barry Zuckerman, 0-3 yaş arasındaki dönemde kitap okumanın beyin ve dil gelişimine önemli katkıları olduğunu söyledi. Kitabın çocukla anne-baba arasındaki ilişkide köprü görevi üstlendiğini, duygusal paylaşım ve etkileşim açısından önemli bir araç olduğunu belirten Prof. Dr. Barry Zuckerman, çocuğa 6 aydan itibaren kitap okunması gerektiğini kaydetti. Üsküdar Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü ev sahipliğinde gerçekleştirilen ve bu yılki teması “Oku-Boya-Dans Et” olarak belirlenen 6. Çocuk Gelişimi Ulusal Öğrenci Kongresi’ne katılan Boston Tıp Merkezi, Boston Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediyatri Bölümü Onursal Başkanı Prof. Dr. Barry Zuckerman, çocuk gelişimine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.Kitap okumak, erken gelişim dönemini etkiliyorÇocuk gelişimi alanında çalışmaları bulunan Prof. Dr. Barry Zuckerman, özellikle 0-3 yaş arasındaki erken çocukluk gelişiminin desteklenmesinde kitap okumanın önemli olduğunu kaydetti. Erken gelişim döneminde beyne giden uyaranların önemli olduğunu, bunlardan birinin de kitap olduğunu ifade eden Zuckerman, kitabın çocukla anne-baba arasındaki ilişkide köprü olduğunu söyledi.Duyguların aktarımını sağlıyorDoğumdan önce ya da doğar doğmaz çok erken aşamalarda duyusal yolakların oluştuğunu belirten  Prof. Dr. Barry Zuckerman, “İşitme ve görme, ardından 6’ıncı aydan itibaren lisan becerileri yükseliyor. Beyin neye hazırsa girdiler de o yönde oluyor. Erken aşamada okuma çok önemli. Bence erken okuma doğumda başlıyor. Anne-babanın sesi önemli. Şarkı söylemeleri, konuşmaları çok önemli. Bebeğe bakması, duyguların aktarımı önemli. Çocuğa 6 aydan itibaren okumak iyi bir şey. 6’ncı aydan itibaren çocuk sesten etkileniyor, annesiyle arasında duygusal bir paylaşma oluyor. İlk yıllarda duygusal paylaşım oluyor. 2 yaş sonrası dil gelişimi ile beraber iletişime geçiyor. Köpek nerede, hayvan nerede gibi soru soruyorsunuz. Sonrasında hikâyeyi anlatmaya başlıyorsunuz. 2,5 yaşına geldiğinde 5 yıla kadar hikâyeye kadar götüren bir sıralama ortaya çıkıyor. 2-3 yaş arasında uyku öncesi okuma yapmak ve bunu bir rutin haline getirmek çok önemli” dedi.“Kitap sayfasını çevirmek ince motor gelişimini destekliyor”0-3 yaş arasındaki dönemde kitap okumanın çocuğun ince motor gelişimine faydalı olduğunu, anne ve çocuk arasında iletişimi güçlendirdiğini, etkileşim sağladığını kaydeden Prof. Dr. Barry Zuckerman, “Kitap çocuğun anne ve babasıyla birlikte zaman geçirmesi için çok önemli bir araç. Kitap evrensel bir uyaran. Çocuk anne ve babasıyla bir arada zaman geçiriyor. Anne ve çocuk arasında çok önemli bir etkileşim sağlıyor. Özellikle karşılıklı diyalog kurmak, etkileşimi artırıyor. Sayfa çevirmek ince motor gelişimini destekliyor. Önemli olan çocuğa kitap okumak değil, karşılıklı etkileşim ve paylaşımda bulunmak” dedi.Çocuk kitapları neye göre seçilmeli?Çocuğa seçilen kitapların özelliklerini de anlatan Prof. Dr. Barry Zuckerman, “Çocuğa seçilen kitapta renkler, resimler, kitapların sayfa kalınlığı önemli. 0-2 yaş arasında kitap sayfası daha kalın olmalı. Kitapta az yazı ve bebek ve hayvan yüzlerinin belirgin ve anlaşılır olması önemli. Bardak, tabak, sandalye gibi bilinen nesnelerin resimlerinin de bulunması da gerekli. Kitabın kafiyeli, çocuk açısından kolayca tekrar edilebilecek bir metine sahip olmalı” dedi.Prof. Dr. Barry Zuckerman kimdir?Prof. Dr. Barry Zuckerman, 1972 yılında Georgetown Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirdi. Düşük gelirli ailelerde büyüyen çocuklarda çevresel faktörlerin büyüme ve gelişime etkisi ile ilgili çalışmalar yapmaktadır. Birçok sosyal projeye de önayak olmuştur. Çocuk Sağlığı, Düşük Gelirli Aileler, Halk Okur-Yazarlığı gibi konularda uzman olan Zuckerman, halen Boston Üniversitesi’nde Pediatri Profesörü olarak görev yapmaktadır.

29 NİS 2019

Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Dezavantajlılara yaklaşım ülkenin gelişmişliğinin göstergesi”

Üsküdar Üniversitesi Ergoterapi Öğrenci Kongresi’nin ilkini gerçekleştirdi. Alanında çok önemli isimlerin katıldığı kongrenin açılış konuşmasını yapan Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, dezavantajlı kişilere vurgu yaptı. Gelişmiş ve gelişmemiş olan ülkeleri ayıran en önemli faktörün dezavantajlı insanlara yaklaşım olduğunu kaydeden Tarhan, “Dezavantajlı insanları önemseyip onlarla ilgileniyorsa o ülke gelişmiştir.” ifadelerini kullandı.Üsküdar Üniversitesi Merkez yerleşke Nermin Tarhan Konferans salonunda gerçekleşen 1. Ergoterapi Öğrenci Kongresi etkinliğinin açılış konuşmalarını ilkini Sağlık Bilimleri Fakültesi Ergoterapi Bölüm Temsilcisi Berkay Karpuz yaptı.Kongreye farklı üniversitelerden çok sayıda akademisyen ve öğrencinin katılım sağladığı kongrede daha sonra Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şefik Dursun ve Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan kürsüye geldi.Prof. Dr. Dursun: “Üsküdar Üniversitesi’nin eğitim anlayışı tamamen öğrenci odaklı”Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şefik Dursun, 2019-2020 eğitim öğretim yılında öğrencilerini alacak olan tıp fakültesinden bahsetti. Dursun, açılacak olan tıp fakültesinin tam tematik bir üniversite olarak toplumumuza hizmet sunacak bireyler yetiştireceğini belirtti. Dursun; “Üsküdar Üniversitesi’nin eğitim anlayışı tamamen öğrenci odaklı. Mezun olduktan sonra gittiğiniz her yerde efendiliğinizle Üsküdar Üniversitesi’ni temsil edeceğinizi söylemek istiyorum. Bu ilk kongrenin hayırlı olmasını diliyor, başarılar diliyorum” diyerek güzel dileklerini sundu.“Olumsuz duyguları satın almayın, her zaman olumluları cebinizde taşıyın.”Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, ergoterapinin Türkiye’de çok fazla bilinmemesine rağmen kongreye farklı üniversitelerden hocaların gelmesi üzerine gururlandığını ifade etti. Gelişmiş ve gelişmemiş ülkeyi ayıran en önemli şeyin dezavantajlı insanlara yaklaşımı olduğunu vurgulayan Tarhan; “Dezavantajlı insanları önemseyip onlarla ilgileniyorsa o ülke gelişmiştir. Bir insanla karşılaşınca o insandaki üç şeye dikkat etmek gerekiyor. Özeline, özrüne ve kutsalına. Bir insanda bunlara dikkat etmez, önemsemezseniz o insanı kaybedersiniz” şeklinde konuştu. Tarhan, Ergoterapi öğrencilerine hastalarını severek ve empati kurarak iletişim kurmaları gerektiğini söyleyerek öğrencilere tavsiyelerde bulundu. Tarhan, “Hiçbir zaman olumsuz duyguları satın almayın, her zaman olumluları cebinizde taşıyın” dedi.Açılış konuşmalarının ardından kongreye geçildi. İlk oturum; Bilgi Üniversitesi Ergoterapi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Deniz Demirci öncülüğünde gerçekleşti. Doç. Dr. Barış Yılmaz; Cerrah Gözüyle Ergoterapi, Uzm. Psk. Hüma M. Çokakoğlu; Onkolojide Ergoterapi Uygulamalarının Psikolojik Açıdan Önemi, Prof. Dr. Banu Kuran; Romatoid Artrit Rehabilitasyonu ve Ergoterapi, Uzm. Fzt. Emre Erden; Kurumsal Hastanelerde Ergoterapi Departmanının Yaygınlaşması konusunda sunum gerçekleştirdi.Kongrenin ikinci oturumu ise Doç. Dr. Ergoterapist Ümit Uğurlu öncülüğünde gerçekleşti. Uğurlu;  Romatizmal Hastalıklarda Ergoterapi, Doç. Dr. Onur Noyan; Bağımlılık ve Ergoterapi, Ody. ve Kon. Boz. Uzm. Çiğdem Ergül; Çocuklarla Etkileşim ve iletişim Kurarken Bireysel Farklılıkların Etkisi, Dr. Fzt. Aymen Balıkçı; Nöromotor Bozukluklarda Ekolojik Perspektif konusunda sunum yaptı.Bağımlılık seçim midir yoksa hastalık mıdır?Konuşmasına katılımcılara, bağımlılığın seçim mi yoksa hastalık mı olduğunu sorarak başlayan Doç. Dr. Onur Noyan, ‘Bağımlılık ve Ergoterapi’ başlıklı sunumunda önemli paylaşımlarda bulundu. Bireyin sadece seçim yapıp denediğini söyleyen Noyan, deney sonrasında beynin verdiği tepkiye göre seçimine devam ederse meydana gelen şeyin kronik bir hastalık olarak adlandırıldığını ifade etti. Hastayı değerlendirdikten sonra tedaviyi uygulayıp 2-3 hafta sonra taburcu ettiklerini belirten Noyan, beyinde, seks yapmak, kitap okumak, resim yapmak gibi eylemlerde salgılanan dopamin hormonunun uyuşturucu madde kullanımında daha fazla salgılandığı söyledi ve ekledi. Noyan, “Beyin uyuşturucu maddeyi almadan mutlu olamaz ve bireyi yaşamdan uzaklaştırır. Bu değişimde beyin kendine yeni yollar buluyor ve günlük yapılan işlemlerden zevk alamaz hale getiriyor. Bağımlılık tedavisindeki asıl başarı, bağımlı kişiyi bir sonraki randevuya ikna etmektir” şeklinde konuştu.Üsküdar Üniversitesi Ergoterapi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sevda Asqarova’nın öncülüğünde gerçekleşen 3’üncü oturumda Fzt. Ebru Sidar, Yetişkinlerde Travma ve Duygu Bütünleme İlişkisi, Erg. Muammer Aydoğdu Ergoterapinin Sinaptik Bağlantı Oluşumuna ve Miyelizasyona Etkisi, Uzm. Dilek Özdemir Geropsikiyatri Rehabilitasyonda Ergoterapi, Uzm. Fzt. Senem Dallıoğlu Serebral Persi'de Nörogelişimsel Müdahalelerin Değişen Yüzü, Öğr. Grv. Elif Konar Özkan Anlatıların; Masal ve Hikâyelerin Şifa Gücü adlı sunumlarını gerçekleştirdi.Kongrenin 4’üncü oturumu Dr. Öğr. Üyesi Fzt. Serkan Pekçetin moderatörlüğünde gerçekleşti. Pekçetin; Bebeklik ve Erken Çocukluk Döneminde Duyu Bütünleme Müdahaleleri, Öğr. Gör. Ümit Ertem; Seçilmiş İnsanlar; Özel Gereksinimli Çocuğun Ailesi Olmak, Arş. Gör. Gülşah Zengin Şizofreni Tanılı Birey Merkezli Ergoterapi Müdahale Programının Etkinliğinin Yaratıcı Beceriler Modeline Göre İncelenmesi, Öğr. Gör. Nilüfer Esin Berberoğlu Sanatın İyileştirici Gücü, Erg. İsa Kör Türk Ergoterapist Olarak Güney Amerika'daki Uygulanan Ergoterapi Gözlemleri adlı sunumunu gerçekleştirdi. MÜTEM-NUN Okulları Minik Dostlar Grubunun sunumlarıyla oturum sona erdi.“Bizleri çok küçük meblağlarla çalıştırıyorlar ve işimizi gasp ediyorlar”Üsküdar Üniversitesi Ergoterapi bölümü mezunu İsa Kör, Türk Ergoterapist olarak “Güney Amerika'daki Uygulanan Ergoterapi Gözlemleri” konusunda yaptığı sunumda şunları söyledi: “Mezun olduktan sonra bir şeylerin yanlış olduğunu gördüm ve değiştirmek istedim. Bizleri çok küçük meblağlarla çalıştırıyorlar ve işimizi gasp ediyorlar. İnsanlık hayatında birbirimizi zengin-fakir, bilgili-cahil gibi tek bir çizgi ile ayırıyoruz. İnsanlar olarak kötü yönleri görmeye meyilliyiz. İnsanların iyi yönlerini görmeye körüz, kötü yönlerini arıyoruz. Mutluluğu unutup paraya sığınıyoruz. Ülke ülke gezip ergoterapinin başka ülkelerde nasıl uygulandığını inceledim” dedi.Kongrenin 5’inci oturumu ise Dr. Yeşim Ünveren öncülüğünde gerçekleştirildi. Ünveren, Beynin Nörobiyolojisi Yemeyi Nasıl Etkiliyor, Metabolik İhtiyacın Ötesinde Yeme Bozuklukları, Öğr. Gör. Erg. Shahram Mohseni; Otizmli Çocukların Rehabilitasyonunda İnterdisipliner Yaklaşım, Erg. Aslı Koçak; El Rehabilitasyonunda Sahadan Veriler, Erg. Mehmet Kaan İldiz; Teknolojik Rehabilitasyonun Ergoterapide Kullanım Potansiyeli, Kadriye Yağmurcu; Depresyon Tedavisinde Dans ve Yaratıcı Hareket Analizi adlı sunumunu gerçekleştirdi.Kongrenin 6’ıncı oturumu ise Dr. Öğr. Üyesi Emre Serdar Atalay öncülüğünde gerçekleştirildi. Öğr. Gör. Sümeyye Belhan; Adli Kurumlarda Ergoterapi Müdahaleleri, Öğr. Gör. Fzt. Yavuz Sultan Selim Kavrık; Üst Ekstremite Amputasyonlarında Ergoterapi Müdahaleleri, Erg. Sedanur Yılmaz; Dislekside Ergoterapi, Erg. Begüm Mine Doğan; Terapi Boyutunda İşaret Dili ve İşitme Engeli, Psk. Ebru Ayda Aktay Sanatın İyileştirici Gücü / Ebru Sanatının Terapötik Özelliği konularında sunum yaptı.Kongrenin son oturumu Dr. Öğr. Üyesi Fzt. Gülşah Kınalı öncülüğünde gerçekleşti. Kınalı; Pediatrik Rehabilitasyonda Bütünsel Yaklaşım: Nöroduyusal Mobilizasyon Terapisi, Op. Dr. Bekir Eray Kılınç; Ön Çapraz Bağ Yaralanmasında Uygulanan Ameliyat Tekniğinin Post-Operatif Rehabilitasyona ve Aktivite ye Etkisi, Öğr. Grv. Erg. Andrea Güvenç; Almanya ve Diğer Avrupa Ülkelerinde Ergoterapi, Ecem Tuğçe Akbulut; Müziğin İnsan Hayatına Etkisi, Erg. Emre Savaş; Türkiye'de Ergoterapistlerin Yeri ve Önemi ( İstatistik Veriler) adlı sunumunu gerçekleştirdi.Üsküdar Üniversitesi Ergoterapi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sevda Asqarova’nın kapanış konuşması ardından 1. Ergoterapi Öğrenci Kongresi sona erdi.

24 NİS 2019

Üsküdar’da V. Endüstride Proses Güvenliği ile İş Sağlığı ve Güvenliği Sempozyumu gerçekleştirildi

Üsküdar Üniversitesi, “V. Endüstride Proses Güvenliği ile İş Sağlığı ve Güvenliği Sempozyumu” etkinliğine ev sahipliği yaptı. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan öncülüğünde gerçekleşen sempozyumda sektörün önde gelen iş sağlığı ve güvenliği uzmanları öğrencilerle bir araya gelerek deneyimlerini paylaştı.Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonunda gerçekleşen sempozyuma, Tofaş Gövde Fabrika İş Sağlığı Uzmanı Taner Çetindaş, UNILEVER İş Güvenliği Müdürü Selimcan Menemencioğlu, Seyir Akademi İş Güvenliği Uzmanı Hülay Mutlu, İş Güvenliği Uzmanı Cüneyt Çakır, İnşaat Mühendisi Kamil Erdinç Diler, Makine Mühendisi Ahmet Altan Akbaş, Elemanlar Vakfı Başkanı Suat Hayri Akpınar, Karadeniz Holding İş Sağlığı Güvenliği ve Çevre Koordinatörü Gökhan Güzel konuk oldu.  Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan sempozyumun açılış konuşmalarını Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şefik Dursun ve Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy yaptı.    Dr. Öğr. Üyesi Uçan: “İş kazalarından dolayı milyarca kaybımız var”Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, iş sağlığı ve güvenliğinin önemine dikkat çekti. Uçan ülkemizde yaşanan iş kazaları ve ihmallere değinerek alınması gereken tedbirleri belirtti. Uçan, “Meslek hastalıkları ve iş kazalarından dolayı milyarca kaybımız var. Bu kayıpları en aza indirmek için doğru eğitim verilmesi gerek bu kadar önemli bir konuda üniversitemiz Türkiye’de ilk defa iş sağlığı ve güvenliği laboratuvarı kurdu” dedi.Türkiye’de ilk Üsküdar’da kurulduUçan Türkiye’de ilk kez kurulan iş sağlığı ve güvenliği laboratuvarı ile ilgili bilgi verdi. Açılışı Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk tarafından gerçekleşen laboratuvarda çeşitli doz ve ölçü aletleri mevcut. Bunun yanı sıra yüksekte çalışma, yangında çalışma ile ilgili çalışma sahaları var. Bu laboratuvarın oluşmasında firmalardan da destek aldık. Bu laboratuvar Türkiye’de iş güvenliği eğitiminin nasıl yapılması gerektiğine ile ilgili gerçek anlamda yapılan ilk model” şeklinde konuştu.Üsküdar Üniversitesi İSG Koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan İş Kazaları ve Meslek Hastalıkları dolayısıyla oluşan kayıp gayri safi milli hasılanın %2-%3’ü kadar olduğu tahmin edilmekte olduğunu belirtti. Uçan, bu büyüklükteki bir kaybı önlemek için mutlaka çok yönlü mücadele gerektiğini söyledi.Uçan şunları söyledi: "Üniversitelerde İş Güvenliği konusunda bilim insanı yetişebilmesi için, Fen Bilimleri Enstitüsü altında İş Güvenliği Bilim Dalı açılması ve bunun altında da branşlar olması gerekmektedir. Bu gün için bu dalda çalışan bizlerin doçent olması mümkün olmamaktadır."Prof. Dr. Dursun: “İnsan hayatına güzel şeyler sunma imkân ve yeteneğine sahibiz”Prof. Dr. Şefik Dursun, iş kazalarına engel olmak için doğru eğitimin verilmesi gerektiğini vurguladı. Dursun, Türkiye’de yaşanan iş kazalarının nedenlerine değindi. Dursun, “Türkiye, iş güvenliği konusunda Batı’da yaşanan bilimsel araştırmaları, teknolojik gelişmeleri belli bir noktaya geldikten sonra takip ediyor. Herkes insan hayatına güzel şeyler sunma imkân ve yeteneğine sahip. Bu imkân ve yeteneklerden faydalanarak insanların hayatına güzel şeyler katmalıyız. Üsküdar Üniversitesi de milletine hizmet etme arzusu ile kalabalık bir öğrenci kitlesini eğitiyor” şeklinde ifade etti.Üsküdar Üniversitesi ön lisans, lisans ve lisansüstünde İş Sağlığı ve Güvenliği bölümleri bulunduğunu belirten Dursun, "Türkiye’de ilk defa kapsamlı “Prof. Dr. Hilmi Sabuncu İSG Laboratuvarı ve Eğitim Sahası’nı üniversitemizde kuruldu. Cuma günü sayın Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk tarafından açıldı. İnsan hayatı ile ilgili bu dalda eğitimde mutlaka laboratuvar, staj, eğitim sahaları gerekmektedir. Uzaktan eğitimle bunun gerçekleşmesi mümkün olmayacaktır. Üsküdar Üniversitesi’nde İSG eğitiminde ekip olarak kaliteli hizmet verilmektedir. Bu da bu alanda üniversitemize olan ilgiyi arttırmaktadır" şeklinde konuştu.Prof. Dr. Atasoy: “İş kazaları ve meslek hastalıkları önlenebilir!”Prof. Dr. Sevil Atasoy, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili uluslararası alanda yapılan çalışmalara değindi. Atasoy, iş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenebilir olduğunu ifade ederek iş kazaları ve meslek hastalıkları nedeniyle yaşamını yitiren çok sayıda insan olduğunu belirtti. Atasoy, “Dünya’da her yıl 2 milyon 780 bin kişi iş kazaları ve meslek hastalıkları yüzünden yaşamını kaybediyor. Bunların 2 milyon 400 bini meslek hastalıklarından ölüyor ayrıca 374 milyon kişi de ölümle sonuçlanmayan iş kazalarının mağdurları. Hâlbuki herkes iş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenebilir olduğunu biliyor” dedi.İnsan doğası ile ilgili analizlere değinildiTofaş Gövde Fabrika İş Sağlığı Uzmanı Taner Çetindaş, “İnsan Doğası ile ilgili Analizler” konulu sunumunu yaptı. Kendisi ve iş yaşamı ile ilgili paylaşımlarda bulunan Çetindaş, insan doğası analizlerine değinerek sürücülerin zihinsel ve psikomotor becerilerini ölçen viyana testi ile ilgili bilgi verdi. Taner Çetintaş; “Human Nature&Viyana Testi” çalışanların yapacağı işlerde, istenen becerilerini belirleyecek Viyana testi uyguladıklarını belirten Çetintaş, "Bu testi yaparken İsveç değerlendirmesine göre sonuçları değerlendirdiğimizde hata payının çok olduğunu görerek, kendimize göre değerlendirme kriterleri oluşturduk. Beş yılda bir testleri tekrarlıyoruz, bu testle işe giriş ve ekipman kullananları değerlendiriyoruz" şeklinde konuştu.İhmal sonucu oluşan iş kazası örneklerine yer verildiUNILEVER İş Güvenliği Müdürü Selimcan Menemencioğlu, “Kapalı Alanlarda Güvenli Çalışma” konulu sunumunu yaptı. Kapalı alanlarda çalışmanın zorluğuna değinen Menemencioğlu, tedbirsizlik ve ihmalsizlik sonucu yaşamını yitiren iş kazası örneklerine yer verdi.Kapalı alanlara giriş belki de iş güvenliği alanındaki en karmaşık konuların başında geldiğinin altını çizen Selimcan Menemencioğlu, "çünkü doğru güvenlik önlemleri alınmazsa bu alanlar çalışanlar için bir ölüm tuzağına dönüşür. Kapalı alan tanımına bazen iskeleleri bazen 1,5 mt. derinlikteki çukurlarda girmektedir. Kapalı alanlara girişler kontrolü yapılmadır." şeklinde konuştuEndüstriyel kazaların etkileri tartışıldıSeyir Akademi İş Güvenliği Uzmanı Hülay Mutlu, İş Güvenliği Uzmanı Cüneyt Çakır ve Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, “Büyük Endüstriyel Kazaların Domine Etkileri ve Analizinin Bir Organize Sanayi Bölgesinde Uygulanması” konusunda sunum gerçekleştirdi. Endüstriyel kazaların etkileri tartışıldı.Programda, endüstriyel kazaların dinamo etkileri ve analizinin bir organize sanayi bölgesinde uygulanması” Seyir Akademiden Hülay Mutlu ve Cüneyt Çakır Üsküdar üniversitesinde Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan’ın tez danışmanı olduğu çalışmada bir organize sanayi bölgesinde fabrikalarda bulunan tanklar değerleri değerlendirilerek phast programı ile domino etkisi anlatıldı.Mutlu, tank sızıntıları salınım ve dağılım (toksik radyasyon ve patlama) ayrı ayrı incelenerek  alınan sonuçlar itfaiye ile paylaştı.Dönüşüm projelerinde güvenlik konuşulduKaradeniz Holding İş Sağlığı Güvenliği ve Çevre Koordinatörü Gökhan Güzel, “Dönüşüm Projelerinde Güvenlik” konulu sunumunu yaptı. Güzel, dönüşüm projelerini değerlendirerek dönüşüm projelerinin önemini ele aldı.Karadeniz Holding'in 14 yüzer elektrik santralleri olduğunu (475 MVA) belirten Gökhan Güzel, ihtiyaç halinde birkaç ayda yeni santral kurabildiklerini bunun dünyada örneğinin olmadığını belirtti. Güzel, yakıtın yerel sağlayacılarından alınarak yerine 135 Kv ile elektrik enerjisi verildiğini soğutma suyunun deniz saunasına zarar vermeyecek şekilde +4 derece olarak verildiğini söyledi.Güzel, ayrıca patlama veya yangın için özel önlem aldıklarını statik için eş potansiyel uyguladıklarını ifade etti.“Basınça Ekipmanlarında Yaşanan Büyük Endüstriyel Kazalar”İş Müfettişi Dr. Baran Akınbingöl kaza nedenlerinin paylaşılması ve kök nedene inilmesi gerektiğini belitti. Kazanın büyüklüğüne göre firmalarda Genel Müdürün dahil kaza incelemeye katıldığını belirten Akınbingöl "Kazalar ceza ve hukuk alanları ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Olayların kök nedenine inilmeli ve kaza olaylarının sonuçları araştırılıp yayınlanmalıdır. Kriterler belirlenerek doğru karar verilmelidir" şeklinde konuştu.Etkinlik soru cevap ardından sona erdi.

22 NİS 2019

Beslenme ve Diyetetik bölümü öğrencileri beyaz önlüklerini giydi

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi 1 ve 2’nci sınıf Beslenme ve Diyetetik Bölümü öğrencileri önlük giyme heyecanı yaşadı. Beyaz önlük giyme törenine öğrencilerin aileleri de katıldı.Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Doç. Dr. Mesut Karahan öncülüğünde gerçekleştirilen tören Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonunda yapıldı.Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan törende Üsküdar Üniversitesi Kurumsal filmi izlenmesinin ardından açılış konuşmaları gerçekleştirildi.“Öncelikli amacımız nitelikli birey yetiştirmek”Açılış konuşmasını gerçekleştiren Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Doç. Dr. Mesut Karahan, önlük giyecek öğrenciler adına çok heyecanlı olduğunu dile getirerek, şu ifadeleri kullandı: “İnsanların hayatlarında unutamadığı bazı anlar vardır. Siz de beyaz önlüklerinizi giydiğiniz bu günü asla unutmayın. Bizim amacımız nitelikli akademisyen ve diyetisyen yetiştirmek. Fakat bunlardan önceki asıl amacımız nitelikli birey yetiştirmek” dedi.“Önlüklerinizi menfaat ve çıkar uğruna kirletmeyin”Karahan, sözlerinin devamında önlük giyen öğrencilere şu öğütlerde bulundu: “Mesleğe bugün adım atacaksınız. Etik ve ahlaka bağlı kalarak işinizi yapın ve eğitimi asla bırakmayın. Kendinizi sürekli geliştirin. Bu önlüklerinizi menfaat ve çıkar uğruna sakın kirletmeyin” ifadelerini kullanarak öğrencilere ileriki meslek hayatlarında başarılar diledi. Törenin devamında Prof. Dr. Sevda Asqarova, Doç. Dr. Mesut Karahan, Dr. Öğrt. Üyesi Pınar Hamurcu Varol, Dr. Öğrt. Üyesi Aziz Erdoğan, Öğrt. Gör. Canan Uysal, Öğrt. Gör. Belgin Gökçe, Öğrt. Gör. Sabiha Keskin tarafından öğrencilere beyaz önlükleri giydirildi.Hatıra fotoğrafı çekiminin ardından tören sona erdi.

20 NİS 2019

Türkiye’nin ilk “İş Sağlığı ve Güvenliği Laboratuvarı” Üsküdar Üniversitesinde açıldı

Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Laboratuvarı ve Eğitim Sahası, Üsküdar Üniversitesinde açıldı. Türkiye’nin ilk İş Sağlığı ve Güvenliği Laboratuvarının açılış töreni, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’un katılımları ile gerçekleşti. Türkiye’de bir ilk olma özelliğini taşıyan, “Prof. Dr. Hilmi Sabuncu İş Sağlığı ve Güvenliği Laboratuvarı ve Eğitim Sahası”, 19 Nisan 2019 Cuma günü, Üsküdar Üniversitesi Çarşı Yerleşkesinde açıldı. Açılışı Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk yaptıBu yıl 6.’sı düzenlenen Bilim ve Fikir Festivali Ödül Töreni’ne katılan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, program sonunda Türkiye’nin ilk İş Sağlığı ve Güvenliği Laboratuvarının açılışını da gerçekleştirdi. Laboratuvarı gezen Selçuk, yetkililerden laboratuvarla ilgili de bilgi aldı. Bakan Selçuk, burada baretli İSG öğrencileriyle fotoğraf da çektirdi.“Uzaktan eğitim ile bu alanda insan yetiştirmek mümkün değil”Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, şunları kaydetti:“Bugün Sayın Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı, Zehra Zümrüt Selçuk’un katılımı ile Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümüne bağlı ‘Prof. Dr. Hilmi Sabuncu İş Sağlığı ve Güvenliği Laboratuvarı ve Eğitim Sahası’nın açılışı yapıldı. Türkiye’de bu konuya yönelik ilk laboratuvar ve eğitim sahası olarak uygulamalı eğitim imkânı sunulacaktır.”“İSG’de uygulamalı eğitim çok önemli”Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın da yer aldığı törende Tarhan ise; “İş Sağlığı ve Güvenliği eğitimi insan sağlığıyla doğrudan bağlantılı olduğu için uzaktan verilen eğitim, muhakkak dokunarak, uygulamalı olan eğitimle desteklenmelidir. İdeal olan eğitim uygulamalı olarak verilmesidir. Açılışını gerçekleştirdiğimiz bu laboratuvar bu anlamda büyük önem taşımaktadır. ‘Prof. Dr. Hilmi Sabuncu İş Sağlığı ve Güvenliği Laboratuvarı ve Eğitim Sahası’nın oluşmasına katkı sağlayan herkese teşekkür ediyoruz” İfadelerini kullandı.

17 NİS 2019

Katedral yangını önlenebilir miydi?

Gotik mimarinin en önemli yapılarından biri olan Notre Dame Katedrali’nde meydana gelen yangın, güvenlik sistemlerinin önemini bir kez daha gün yüzüne taşıdı. Bu yangının dünya çapında bir kayıp olduğunu ifade eden uzmanlar, katedraldeki algılama sisteminin mevcut; yangın algılama sistemlerinin çalışır halde tutulmasının önemini vurguladı. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan ve Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü İş Sağlığı ve Güvenliği Yüksek Lisans Programı Öğretim Görevlisi Abdurrahman İnce, dünyanın en önemli mimari yapılarından biri olan Notre Dame Katedrali yangını ve mimari binaların güvenlik sistemleri hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu.Kasten yakılma ihtimali göz ardı edilmemeli“Yangının çıkış sebebi henüz belli değil, renovasyon ve restorasyon çalışmaları işlemleri sebebi ile kasıtsız olarak başlamış olabileceği ihtimali üzerine soruşturmaların bu yönde sürdürüldüğü bildiriliyor” diyen Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, kasten yakılma ihtimalinin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti.“Kanserin dördüncü evresi gibi”“Yaklaşık 850 yıllık bu dünya mirası binanın total boyutta yanması dünya çapında bir kayıp” diyen Öğretim Görevlisi Abdurrahman İnce,“Binanın iç kısmının ahşap olduğu anlaşılıyor. Algılama sisteminin mevcut olduğu ama yetersiz olduğu anlaşılıyor. 18:20 deki ilk sinyalde algılanan adresin tespit edilememesi kabul edilemez bir eksiklik. Tespit edilebilseydi başlangıçta, küçükken ve çok az bir zararla söndürülebilirdi. İkinci alarmda başlangıç adresi tespit edilebilmiş ama arada 23 dakika var. Böyle bir ahşap bina yangınında 23 dakika çok geç algılama ‘too late’ (kanserin dördüncü evresi gibi) anlamına gelir. Katedral yangınının devasa tahribatında en önemli neden bu çok geç algılamadır. Tüm tarihi binalarda yangını gecikmeden algılayacak sistemlerin aksaksız çalışır halde tutulması son derece önemlidir. Hatta elektrik pano dolapları gibi ilgili bölümlere çok erken algılama (VESDA: Very Early Smoke Detection) sistemleri kurulabilir” şeklinde konuştu.Katedral binasında uygun sprinkler sistemi olmalıydıÜsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü İş Sağlığı ve Güvenliği Yüksek Lisans Programı Öğretim Görevlisi Abdurrahman İnce, “Bina ahşap olduğu için, yangında kor oluşacağı için ve ayrıca içeride devasa hacim, yani hava büyüklüğü faktörü çok fazla olduğu için boğucu söndürme sistemleri etki edemez, su buharı dahil hiç bir tür söndürme gazı ile katedral iç hacminde total söndürme gazı sistemi ve boğma yöntemi uygulanamaz” diyerek, sözlerini şöyle tamamladı:“Otomatik yağmurlama (sprinkler) sistemi bu tip tarihi binalara uygun olarak tasarlanırsa çıkacak ve kor oluşturacak yangınlar söndürülebilir, elbette suyun vereceği biraz zarar olacaktır ama yanmaktan koruyacaktır. Bu katedral binasında uygun sprinkler sistemi olmalıydı. Olsaydı çıkan yangını %94 başarı ile söndürürdü.”

17 NİS 2019

Yelekçi: “Koruyucu anneliği AVM anneliği olarak görmeyin”

Üsküdar Üniversitesi ile Kalben (Koruma Altında Yetişen Gençler ve Koruyucu Aile) Derneğinin ortaklaşa düzenlediği “Koruyucu Aile Farkındalık Paneli”  Üsküdar Üniversitesi Nermin Tarhan Konferans Salonunda gerçekleştirildi.Panele Kalben Derneği kurucusu Pelin Çalışkanoğlu, Kalben Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Müge Canan Yelekçi, Koruyucu Aile ve Evlat Edindirme Birimi Şube Müdürü Ahmet Emin Baysal ve Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Abdülhakim Beki panelist olarak katıldı.Dünyada üzerindeki nüfus itibarıyla baktığımız zaman 0-18 yaş arasındaki çocukların korunmaya ihtiyacı olan, risk altında bulunan çocuklar olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Abdülhakim Beki, korunmaya ihtiyacı olan çocukların sosyal devlet anlayışının da gereği olarak devlet koruması ve güvencesi altına alındığının altını çizdi.“Kurumlar çocukların gideceği en son nokta olması gerekiyor”Dr. Öğr. Üyesi Beki, “Biz sosyal hizmet perspektifinden baktığımız zaman kurumlar elbette olmalıdır fakat kurumlar çocukların gideceği en son nokta olması gerekiyor. Yani çocukların biyolojik, psikolojik, sosyal ve manevi olarak mutlu olabilecekleri, gelişimlerini sağlıklı bir şekilde gerçekleştirebilecekleri en güzel mekân bir ailenin yanında bakımını sağlayabilmektir. Bu, öz ailesi olamıyorsa da ikinci dereceden akrabalarının yanında kalması, bu da mümkün değilse koruyucu aile modeliyle çocukların bakımlarını sağlayabilmek gereklidir” dedi.“Yaşama hakkı başta olmak üzere pek çok hakkı güvence altına alınıyor”Sosyal hizmet perspektifinden Aile Bakanlığı, Sosyal Hizmetleri Bakanlığı ve koruyucu aile sistemi noktasında konuşan Ahmet Emin Baysal, “Bulunduğu toplumda normal kabul edilen bir aile yaşantısını elde edemeyen çocuklar diyebiliriz. Zaten sosyal hizmetlerin temelinde de normal kabul ettiğimiz çizgiyi yakalayamamış, normal hayat standartlarını elde edememiş, dezavantajlı gruplar dediğimiz gruplar temel hedef kitlemizdir. Bu şekilde bir insanın en temel hakkı olan yaşama hakkı başta olmak üzere, pek çok hakkı bu şekilde güvence altına alınıyor” ifadelerini kullandı.“Yaraları sarmaya başlayınca dünyada tek olmadığımı anladım”Altı aylıkken parkta çimlerin üzerinde bulunduğunu, koruyucu ailesiyle rastlantısal bir şekilde denk geldiğini söyleyen Çalışkanoğlu, üniversitede hayat deneyimini paylaştığı hocasının “Kendi yaranı sarabilmek için kendi benzer hikayene sahip arkadaşlarını bulmak zorundasın. Hem onların yaralarını, hem de aslında kendi yaralarını saracaksın. Ben sana çocuk dramasının nasıl yapıldığını öğreteceğim, sen de giderek kurum bakımında kalan çocuklarla bunu paylaşacaksın.” Dediğini söyledi ve “Aslında benim için işin sırrı ve sihri buymuş. Çocuklarının yaralarını sarmaya başlayınca dünyada tek olmadığımı anladım.” şeklinde konuştu.İşin ebeveyn kısmını anlatan Müge Canan Yelekçi ise bir insanın, bir annenin koruyucu aile olmadan hangi aşamadan, hangi ruh halinden geçtiğinden bahsetti. Bu işte altın kuralın çocuk sevmek olduğunu söyleyen Yelekçi, “Sadece kendi genetiğinizden olan çocukları değil, tüm çocukları sevebilme kapasitenizin olması ve bu kapasiteye içinizde güvenebilmeniz lazım” dedi.“AVM anneliği olarak görmeyin!”Çocuklu hayatın çocuksuz hayattan çok farklı olduğunun altını çizen Yelekçi, ailenin buna hazır olması gerektiğini ve bunun için çocuk sevmesi gerektiğini söyledi. “Hiçbir zaman koruyucu anneliği ben çocuğumu giydireceğim, elinden tutup AVM’lerde dolaştıracağım deyip, AVM anneliği olarak görmeyin. Çünkü bu çocukların farklılıkları var. Birebir anne ve baba sevgisinden, şefkatinden yoksun kalmış çocuklar” şeklinde konuştu.Panel, soru cevap kısmının ardından Sosyal Hizmet Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdullah Karatay’ın panelistlere Hisseden İnsan heykelini vermesinin ardından sona erdi.

11 NİS 2019

Bilinçli Anne – Güvenli Çocuk eğitimlerinde sona gelindi

Üsküdar Üniversitesi ve Tuzla Belediyesi işbirliği ile düzenlenen Bilinçli Anne-Güvenli Çocuk Eğitim Programı” eğitimlerinde sona gelindi. Eğitim kapsamında şuana kadar bin 439 çocuk ve bin 549 anne eğitimlerden yararlandı.Annelere ve çocuklara bilinçli, güvenli, güçlü bir gelecekGeçtiğimiz aylarda Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve Tuzla Belediye Başkanı Dr. Şadi Yazıcı tarafından imza altına alınan protokol kapsamında Tuzla’da anneler ve çocuklara bilinçli ve güvenli bir gelecek için harekete geçilmişti.Tuzla Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü tarafından, Üsküdar Üniversitesi işbirliğiyle hayata geçirilen projede; akademisyenler, çocuk gelişim uzmanları, sosyal hizmet uzmanları ve hemşireler eğitim verdi.Her ay 3 kur süren eğitimler verildiEğitim Merkezlerinde; her ay 1 kez ve 2’şer saat olmak üzere, toplamda 3 kur süren eğitimler verildi.3-6 yaş arası çocuklar için eğitim oyunlarıyla desteklemiş olan projede, çocukların gelişimlerini göz önünde bulundurup onları geleceğe hazırlama hedeflendi.Anneler için de verilen eğitimlerde, annelerin en sık karşılaştığı sorunlara çözüm bulmak ve bu konuda onları doğru davranışlara yönlendirmek amaçlandı.Anneler için; dürtü kontrolü ve çocuk ruh sağlığı, çocuk cinsel sağlık eğitimi, çocuklarda özgüven kazandırma yöntemleri çocuklar için de eğitim oyunları konularında eğitimler verildi.

11 NİS 2019

Üsküdar Fizyoterapi ilk mezunlarını veriyor!

2018-2019 eğitim öğretim yılında ilk mezunlarını verecek olan Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü 4’üncü sınıf öğrencileri için temsili mezuniyet töreni düzenlendi.Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonunda gerçekleştirilen törene Fizyoterapi ve Rehabilitasyon 4’üncü sınıf öğrencileri ve ailelerinin yanı sıra bölüm akademisyenleri de katıldı.Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan törenin açılış konuşmasını Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü 4. sınıf koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi Yıldız Erdoğanoğlu yaptı.“Öncelikli teşekkürüm ailelere”Konuşmasının başlangıcında bölüm olarak ilk mezunlarını vermenin gururunu yaşadığını dile getiren Erdoğanoğlu, büyük emekler vererek evlatlarını kendilerine emanet eden ailelere teşekkürlerini iletti.“Bütün çabamız iyi öğrenci yetiştirmek için”Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Defne Kaya ise duygularını şu cümlelerle ifade etti;  “Son sınıf öğrencileriyle biz hep kavga ettik. İlk günden bugüne kadar hep öyle oldu. Sebebimiz onların iyi yetişmesi, bizim aldığımızın eğitimin aynısını hatta daha iyisini almalarını istememizdi. Bizim bütün stresimiz bu çocuklar mezun olduklarında Üsküdar Üniversitesinde iyi fizyoterapistler yetiştiğini bilmemiz ve çevreden bunu duymak istiyor oluşumuzdan kaynaklı. Onlar benim ve bütün ekip arkadaşlarımın gözbebeği. Bu mesleği yapıyor olmak, insanlara iyi bir şekilde dokunuyor olmak çok güzel bir şey. Bu duyguyu doya doya yaşayın” dedi.Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Zelka da yaptığı konuşmada kurum olarak verilen eğitimin yanı sıra bu konuda ailelerin yadsınamaz bir desteğinin olduğunu vurgulayarak, öğrencilerin mezuniyetlerini tebrik etti.Açılış konuşmalarının ardından Üsküdar Üniversitesi müzik kulübünün gerçekleştirdiği müzik dinletisi ile öğrenciler ve aileleri keyifli anlar yaşadı.Öğrencilere temsili diplomalarının takdiminin ardından çektirilen hatıra fotoğrafı ile tören sona erdi.

09 NİS 2019

Ergoterapi mezun toplantısının ikincisi gerçekleştirildi

Üsküdar Üniversitesi Ergoterapi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sevda Asqarova öncülüğünde düzenlenen Geleneksel Ergoterapi Mezunları Toplantısı, Mezunlar Derneği Başkanı Tayfun Gözler, ergoterapi bölümü öğrencileri ve mezunlarının katılımlarıyla gerçekleştirildi.İkinci Ergoterapi Mezun Toplantısını gerçekleştiklerini belirten Prof. Dr. Sevda Asqarova, mezunları misafir etmekten çok mutlu olduklarını ifade etti. Mezunlar Derneği Başkanı Tayfun Gözler de mezunlar için yapmak istediği etkinliklerden ve yeni yapılanmaya giren derneklerinden bahsetti. 2015 yılında kurulan derneği anlatan Gözler, mezunlar için de Erasmus sürecini başlatmak istediğini belirtti.Mezunlar yaşadıklarını anlattıErgoterapi bölümü mezunu Mehmet Kaan İldiz, iki dalda yaptığı yüksek lisans programından, yeni yapılanmakta olan ‘Sanal Gerçeklik’ projesinden, çalıştığı kurumdan ve yapmak istediklerinden bahsetti.Üniversitenin işaret dilindeki eğitimi ile konuşulan öğrencisi Begüm Mine Doğan da işaret dili eğitimlerini farklı üniversitelerde verdiğini, bitirme projesinde konu alan işaret dilinin kendi hayatı için büyük bir yerde olduğunu, federasyon tarafından tescilli bir işaret dili eğitmeni olarak atandığını anlattı. Yüksek Lisansını Nörobilim üzerine yapan Doğan, ergoterapi mesleğinin geleceğinden bahsetti.“Ergoterapi mesleğinin önü açık” Bölümün ilk mezunlardan NPİSTANBUL Beyin Hastanesinde Ergoterapist olarak çalışan Muammer Aydoğdu ise, ergoterapi bölümü ilk açıldığında klinik için çok emek verdiklerini ve öğrencilik anılarını anlattı. Çalıştığı yerden çok memnun olduğunu ifade eden Muammer Aydoğdu ergoterapi mesleğinin önünün açık olduğunu ve bunu çalıştığı kurumda her defasında gördüğünü belirtti. Onu dinleyen bölüm öğrencilerine meslek hayatı ile ilgili tavsiyelerde bulundu.Yüksek lisansını ergoterapi üzerine yapan, Muhammed Rohat Yazıcı da kişinin lisans mezunu olduğu okulun öneminden bahsetti. Üsküdar Üniversitesine duyduğu aidiyet duygusunu anlatan Yazıcı, mezun olduğu okulu sevdiğini, yeni dönemde ergoterapi bölümüne araştırma görevlisi olarak alındığını söyledi.Rabia Hamza da mezun olduğundan bu yana iki farklı kurumda çalıştığını söyledi ve iş hayatındaki maceralarını bölüm öğrencileri ile paylaştı. Çalıştığı kurumla ilgili bilgiler veren Hamza, kurumdaki memnuniyetini anlattı ve özel eğitim kurumlarında çalışmanın öneminden bahsetti.  Son olarak sözü alan İsa Kör, dördüncü sınıfta okurken aynı zamanda çalıştığını ve bu durumun ona çok şey kattığını ifade etti. Mezuniyetinden sonra bir kliniğin kuruluşuna önemli katkılarda bulunduğunu belirten Kör, hayatının iyilik ve karşılık verme üzerine kurulu olduğunu belirtti. Güney Amerika’ya yaptığı gezide birçok kurumda gönüllü çalıştığını, kültürel farklılıkların ve ekonomik yapılanmaların bireyleri nasıl etkilediğine ilişkin paylaşımlarda bulunan Kör, yakın zamanda on beş günlüğüne Afrika’da bir yardım kuruluşuna gönüllü destek vermeye gideceğini ve şu sıralar ise özel olarak çalıştığını söyledi.Etkinlik, ergoterapi bölümü öğrencileri ve mezunlarının Prof. Dr. Nevzat Tarhan ile görüşmesinin ardından toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

08 NİS 2019

Hareketsiz yaşam omurganın yükünü artırıyor!

“Omurga Sağlığı Sempozyumu”, 6 Nisan 2019 tarihinde Üsküdar Üniversitesi’nde gerçekleştirildi. Alanında uzman birçok akademisyenin yer aldığı sempozyumda, “instabiliteler” konusu ele alındı. Omurga sorunlarının, günümüzde yaşam kalitesini en çok etkileyen durumlardan biri olduğunu belirten uzmanlar, omurga instabilitelerinin ağrı ve fonksiyon kısıtlanmalarına yol açarak, günlük yaşamın sürdürülmesini olanaksız hale getirebildiğine dikkat çekti. Omurga Sağlığı Sempozyumu, 6 Nisan 2019 Cumartesi günü, Üsküdar Üniversitesinde düzenlendi. Alanında uzman birçok isim, “instabiliteler” konusunun ele alındığı sempozyumda bir araya geldi. Sempozyumun açılış konuşmasını, Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şefik Dursun gerçekleştirdi.Sempozyum başkanlığını Prof. Dr. Serdar Kahraman ve Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Yıldız Erdoğanoğlu’nun yürüttüğü sempozyumda, “Servikal Bölge  İnstabiliteleri”,  “Lumbal Bölge İnstabiliteleri”,   “Spinopelvik Bölge İstabiliteleri” ve “ Omurga İnstabilitelerinde Rehabilitasyon Yaklaşımları Diğer Yöntemler” başlıklı oturumlar düzenlendi.Omurga instabiliteleri, fonksiyon kısıtlanmasına yol açıyor         Dr. Öğretim Üyesi Yıldız Erdoğanoğlu, instabiliteler hakkında şu bilgileri verdi:                             “Omurga sorunları, günümüzde yaşam kalitesini en çok etkileyen durumlardan biridir.  Sağlıklı bir omurga, üzerine binen yükler altında hem omurilik hem de sinir köklerine zarar vermeyecek kadar yer değiştirme yeteneğine sahiptir. Hareketsiz yaşama bağlı kas desteğinin azalması, travmalar ve yaşlanma gibi nedenlerle omurgamızın yük taşıma fonksiyonunda ortaya çıkan aksamalara kısaca ‘instabilite’ diyoruz. Omurga instabiliteleri, ağrı ve fonksiyon kısıtlanmasına yol açarak, kimi zaman günlük yaşam aktivitelerinin sürdürülmesini dahi olanaksız hale getirir.”İlk amaç, omurgaya yönelik egzersiz uygulamaları olmalıTanı ve tedavi sürecinin iş gücü kaybının yanı sıra zaman ve maliyet anlamına da geldiğini ifade eden Yıldız Erdoğanoğlu,  “Bu nedenle sürecin çok katmanlı yürütülmesi, yani ilgili tıp bölümlerinin ortak çalışması gerekmektedir. Hastaların mümkün olduğunca cerrahi tedavi olmaksızın,  omurgaya yönelik özel egzersizlerin uygulanması ile günlük yaşamına geri döndürülmesi ilk amaç olup, cerrahi tedavinin geciktirilmesi ya da cerrahi tedavi uygulananların iyileşme sürelerinin kısaltılması diğer amaçlardır. Yine cerrahi tedavi yöntemin farklılığına göre uygun fizyoterapi ve rehabilitasyon yaklaşımlarının uygulanması gerekmektedir. Bu sempozyum multidisipliner olarak, yani çok katmanlı bakış açısıyla omurga instabilitelerini güncel yaklaşımlarla irdeleyecektir. Tanı ve tedavi yaklaşımları hem cerrahi, hem de fizyoterapi ve rehabilitasyon modaliteleri yönünden katılımcılara aktarılacaktır” şeklinde konuştu.Alanında uzman birçok isim, bu sempozyumda buluştuÜsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşkesinde gerçekleşen sempozyumda, Prof. Dr. Serdar Kahraman, Prof. Dr. Erkan Kaptanoğlu, Prof. Dr. Filiz Can, Prof. Dr. Deniz İnal İnce, Prof. Dr. Ekin Akalan, Dr. Öğretim Üyesi Yıldız Erdoğanoğlu, Dr. Öğretim Üyesi Çetin Sayaca, Doç. Dr. Sevil Bilgin, Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Özkeskin, Doç. Dr. Merit Enercan, Uzman Fizyoterapist Mahmut Çalık, Prof. Dr. Semin Akel, Dr. Öğretim Üyesi Serkan Usgu, Uzman Fizyoterapist Mesut Selami, Uzman Fizyoterapist Görkem Dizdar, Fizyoterapist Çağlar Türetken ve Fizyoterpist  Zafer Aksungur konuşmacı olarak yer aldı. 

25 MAR 2019

Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü kutlandı

Üsküdar Üniversitesi Ergoterapi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sevda Asqarova önderliğinde düzenlenen “Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü” etkinliğine ADER (Alternatif Yaşamı Destekleme Derneği) kurucusu Saruhan Singen ve beraberinde gelen downlu bireyler katıldı.Etkinliğin açılış konuşmasını Prof. Dr. Sevda Asqarova yaptı. Şişli Down Cafe ve ADER kurucusu Saruhan Singen ile Down Cafe üyesi downlu bireyler de Ergoterapi öğrencilerine tanıtıldı. Güney Yerleşke Şehit Duha Beker Salonunda gerçekleşen etkinliğe öğrenciler tarafından büyük ilgi gösterildi.Down Cafe açma serüveni anlatıldıAçılış konuşmalarının ardından konuşmasına kendini tanıtarak başlayan Saruhan Singen, 37 yıl önce doğan kız çocuğunda mental problemler yaşadığını ve daha sonrasında ADER vakfını kurduğunu anlattı. Yaptığı belediye ziyaretlerinden ve çabalarından bahseden Singen, sonunda Down Cafe’yi açma serüvenlerini anlattı.“Her şehre Down Cafe açılmalı”Formatı mental problemlere sahip, Down Sendromu içeren ve otizm hastası olan bireylerin çalışan kadrosunu oluşturduğu Down Cafe’nin çalışmalarından bahseden Singen, bu konseptli bir cafe açma fikrinin büyük ilgi gördüğünü ve defalarca başka şehirlerden kendisi ile irtibata geçtiklerini belirtti. Belediye Başkanının desteği ile daha büyük işler yapabileceğine inandığını söyleyen Singen, sadece İstanbul’da bile 25 taneden fazla Down Cafe’ye ihtiyaç olduğunu, diğer şehirlerde mutlaka açılması gerektiğini vurguladı.Sadece bir cafe olmadıklarının altını çizen Singen, aynı zamanda işaret dili eğitimi verdiklerini, gösteri ekibi çıkarttıklarını ve drama gibi etkinlikler yaptıklarını dile getirdi.“Sadece bir gün değil her gün bizim günümüz”“Sadece bir gün değil her gün bizim günümüz” diyen Singen, 21 Mart’ı tek başına kabul etmediğini ifade etti. Prof. Dr. Sevda Asqarova’ya Ergoterapistlerle seve seve iş birliği yapabileceğini söyleyen Saruhan Singen, teşekkürlerini iletti.Down Cafe’de çalışan iki downlu ise Down Cafe’de geçirdikleri bir günü anlattı. Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sevda Asqarova ve Ergoterapi öğrencilerinin sorularını cevaplayan ikili, bu işi çok sevdiklerini ve üniversiteye gelmekten çok mutlu olduklarını da sözlerine ekledi.Konuklar daha sonra Ergoterapi öğrencilerinin işaret dili ve ritim eğitimine davet edildi.Her Cumartesi gerçekleşen bu eğitime geleceklerinin sözünü veren öğrenciler, Şişli Down ve Tebessüm Kurumlarında çalışması yapacaklarını planladı. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yrd. Dr. Öğretim Üyesi Abdülhakim Beki tarafından Ergoterapi Bölümü adına misafirlere fidanlık belgesi ve çiçek takdim edildi.Davetliler son olarak Prof. Dr. Sevda Asqarova’nın eşliğinde yemek yedi.

20 MAR 2019

Çatakoğlu: “İskele demir yığını değil can demektir”

Üsküdar Üniversitesi İş Güvenliği, İş Sağlığı ve Çevre Sağlığı Uygulama ve Araştırma Merkezinin düzenlediği 1 Konu 1 Konuk programının 15. Oturumu Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşkesi Nermin Tarhan Konferans Salonunda gerçekleşti.Programa konuşmacı olarak Yüksek Endüstri Mühendisi, Afix Proje Koordinatörü Koray Özalp ve Öğr. Gör. Burak Çatakoğlu katıldı.Programda “Yeni yönetmelik değişikliğiyle güvenli iskele kurulumu ve yüksekte çalışma”  üzerine bilgiler verildi.“İş sağlığı ve güvenliği ciddi bir eğitim gerektiriyor”İş yerlerindeki kazalardan bahseden Öğr. Gör. Burak Çatakoğlu iş sağlığı ve güvenliği konusundaki ihmallere değinerek şunları söyledi: “İş sağlığı ve güvenliği ciddi bir eğitim gerektiriyor.  Eğitim, kazalardaki riski azaltır. Özellikle bugünkü konumuz olan iskele kurulumu ve yüksekte çalışma konusunda bilgilenmeye ihtiyacımız var” dedi.“Bahsi geçen konu insan canı”Günümüzde en büyük ihmallerin iskele kurulumlarında olduğunu söyleyen Çatakoğlu, aslında en çok önemin iskelelere verilmesi gerektiğini dile getirdi.  Çatakoğlu sözlerinin devamında iskele deyince herkesin aklına demir yığınları geldiğini, aslında burada bahsi geçen konunun insan canı olduğunu vurguladı.Programın sonundan Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, katılımlarından dolayı Koray Özalp ve Burak Çatakoğlu’na plaket takdim etti.Toplu fotoğrafın çekilmesinin ardından program sona erdi.

20 MAR 2019

2019 Golden Axon Liderlik Ödülü Prof. Dr. Nevzat Tarhan’a

Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Beyin Haritalama Vakfı tarafından 2019 Golden Axon Liderlik Ödülü’ne layık görüldü. Liderlik ödülü sahiplerinin arasındaki tek Türk olan Prof. Dr. Nevzat Tarhan’a ödülü, Los Angeles'ta düzenlenen törende takdim edildi. Aynı ödüle 2018’de Nobel Ödüllü Amerikalı Nöropsikiyatrist Eric Kandel layık görülmüştü.ABD merkezli Beyin Haritalama Vakfı (Brain Mapping Foundation) tarafından düzenlenen Yıllık Dünya Beyin Haritalama Kongresi’nde dünyanın önde gelen 800'den fazla bilim insanı buluştu.Los Angeles Kongre Merkezi’nde düzenlenen 2019 Dünya Beyin Haritalama Kongresi kapsamında; İnsani Yardım Ödülü, Tıpta Öncü Ödülü, Teknoloji Gelişiminde Öncü Ödülü ve Golden Axon Liderlik Ödülü sunuldu.Prof. Dr. Nevzat Tarhan Liderlik Ödülü’ne layık görüldü 2019 Golden Axon Liderlik Ödülleri; stratejik programlar, küresel iş birlikleri ve ortaklıklar yoluyla vakıf ve vakıf misyonu hakkında farkındalık yaratmadaki rolleri ile Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Dr. Jeff Wang, Harry Kloor, Oyuncu, Yönetmen ve Yapımcı Sean Stone’a takdim edildi.2019 İnsani Yardım Ödülü, küresel insani ve hayırsever çalışmaları dolayısıyla Dr. Deepak Chopra; Tıpta Öncü Ödülü, Avrupa İnsan Beyin Projesi'nin bilimsel direktörü olarak rol aldığı çalışmaları ve insan beyninin 3B atlasını geliştirmesi nedeniyle Dr. Katrin Amunts ve Teknoloji Gelişiminde Öncü Ödülü ise Musküler Distrofisi olan binlerce hastanın hayatını kurtaran ve hayat kurtarıcı ilaçların tanıtılmasındaki çabaları için Fransız Musküler Distrofisi (AFM) Telethon'una verildi.Öncü olan ve liderlik gösteren kişilere sunuluyor   Prof. Dr. Nevzat Tarhan, liderlik ödülü takdim edilen isimler arasında tek Türk oldu. Aynı ödüle 2018’de Nobel Ödüllü Amerikalı Nöropsikiyatrist Eric Kandel layık görüldü.Beyin Haritalama Vakfı (Brain Mapping Foundation), yıllık toplantıları birçok faklı disiplinden bilim adamlarını, doktorları ve mühendisleri bir araya getiriyor.Bunun yanı sıra nörolojik bozukluğu olan siviller ve yaralı askerlerin bakım ve tedavisi her zaman ön planda yer alıyor. Bu kapsamda hayat kurtaran multidisipliner klinik denemeler de gerçekleştiriyor. Bu organizasyon, her yıl hayırseverlerin yanı sıra bu alanda öncü olan ve liderlik gösteren kişilere ödül veriyor.Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan 2019 Golden Axon Liderlik Ödülü töreninde Türkiye'nin Los Angeles Başkonsolosluğu Muavin Konsolosu Aylin Şenyüz Eleveld ile de bir süre görüştü.Ödül töreninden görüntüler için;Prof. Dr. Nevzat Tarhan'ın 2019 Golden Axon Liderlik Ödülü Töreninde gösterilen filmi için:2019 Golden Axon Liderlik Ödülleri ile ilgili bilgi için;

18 MAR 2019

Üsküdar Üniversitesi’nden binlerce öğrenciye staj imkânı!

Üsküdar Üniversitesi; Psikolojiden, Diyalize; Anesiteziden, Radyoterapiye; Sağlık Yönetiminden, Otopsi Yardımcılığına; Fizyoterapi ve Rehabilitasyondan, Ebeliğe; Dil ve Konuşma Terapisinden, Çocuk Gelişimine kadar birçok bölümde eğitim gören öğrencilerine kamu ve özel hastanelerde staj ve tecrübe imkânı sağlıyor. Başta Üsküdar Üniversitesi’nin bilim ortağı NPİSTANBUL Beyin Hastanesi olmak üzere birçok kurumda tecrübe kazanan öğrenciler, iş hayatına donanımlı bir şekilde hazırlanıyor.Üsküdar Üniversitesi, öğrencilerine staj imkânı sağlıyor. Üsküdar Üniversitesi’nden binlerce öğrenci, bu yıl başta NPİSTANBUL Beyin Hastanesi olmak üzere, kamu & özel hastaneler, rehabilitasyon merkezi, eğitim evi, itfaiye vb. birçok kurum ve kuruluşta staj yaparak tecrübe kazanıyor.3 bin 156 öğrenci staj yapıyor! “Fizyoterapi ve Rehabilitasyon, Fizyoterapi Ön Lisans, Ağız ve Diş Sağlığı, Anestezi, Yaşlı Bakımı, Radyoterapi, Diyaliz, Tıbbi Laboratuvar Teknikleri, Tıbbi Dökümantasyon ve Sekreterlik, Sosyoloji, Sosyal Hizmet, Sağlık Yönetimi, Sağlık Bilgi Sistemleri, Sağlık Kurumları İşletmeciliği, Psikoloji, Patoloji, Otopsi Yardımcılığı, Odyometri, Odyoloji,  Elektronörofizyoloji, Engelli Bakımı ve Rehabilitasyon, Biyomedikal, Çocuk Gelişimi, Dil ve Konuşma Terapisi, Ebelik, Ergoterapi, Evde Hasta Bakımı, Gıda Teknolojisi, Ameliyathane Hizmetleri, Acil Durum ve Afet Yönetimi, Hemşirelik, İlk ve Acil Yardım, Laboratuvar Teknolojisi, Nükleer Teknoloji ve Radyasyon Güvenliği” bölümlerinden bu yıl 3 bin 156 öğrenci, birçok hastane ve kurumda staj yaparak, tecrübe kazanma fırsatı buldu.Kamu & özel hastanelerde tecrübe fırsatıÜsküdar Üniversitesi öğrencileri, başta NPİSTANBUL Beyin Hastanesi olmak üzere, Sultanbeyli Devlet Hastanesi, Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin de aralarında bulunduğu birçok hastane ve kurumda iş hayatına hazırlanıyor.Öğrenciler, akademik hayatlarında öğrendikleri teorik bilgileri, uygulama alanlarında bire bir görme şansını yakalıyor.  

18 MAR 2019

Onkoloji hemşiresi ne yapar?

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü öğrencileri, Anadolu Sağlık Merkezinden Uzman Hemşire Sevgi Aktaş’ı ağırladı. Aktaş, onkoloji hemşireliği ve tedavi yaklaşımları, kemoterapi ve ilaç hazırlama aşaması ve vaka yönetimine dair önemli paylaşımlarda bulundu.Aktaş, onkoloji hemşireleri hakkında bilgi verdiÜsküdar Üniversitesi Çarşı yerleşke Emir Nebi 2 salonunda gerçekleşen “Onkoloji ve Tedavi Yaklaşımları” konulu programın konuğu, Anadolu Sağlık Merkezinden Uzman Hemşire Sevgi Aktaş oldu. Aktaş, onkoloji hemşirelerini belirli aşamalardan geçirerek seçtiklerini, sonrasında oryantasyon programları verdiklerini ve çalışacağı birimi kendi tercihine bıraktıklarını söyledi. Aktaş onkoloji hemşirelerinin çalıştıkları alanlara ilişkin de bilgi verdi: Aktaş, “ Kemoterapi, kitve onkoloji bölümünde yatan hasta katında, primer ve ilaç hazırlama hemşireliğinde, vaka yönetiminde,  navigatör ve bölüm hemşireliği gibi bölümlerde görev alabiliyorlar” dedi."Kemoterapi ilaçlarını hemşireler hazırlamıyor! "Kemoterapi ilaçlarını hemşirelerin hazırlamadığını söyleyen Aktaş, hastanelerinde ilaçların pyxis denilen ilaç istasyonlarında bulundurulduğunu, tüm güvenlik önlemleri alınarak iki biyolog tarafından hazırlandığını belirtti ve güvenlik önlemlerin önemine dikkat çekti. Birçok hastanede güvenlik önlemleri ve özel kabin olmadığını dile getiren Aktaş, "Eğer siz onkoloji bölümünde çalışmak istiyorsanız tercih edeceğiniz hastanenin bu güvenlik önlemlerine ne kadar dikkat ettiğine bakın" diyerek öğrencilere önemli tavsiyede bulundu.“9 yıl vaka yönetimi yaptım”9 yıl vaka yönetimi yaptığını ve konuya hâkim olduğunu söyleyen Aktaş, vaka yönetiminin ne olduğunu öğrencilere açıkladı. Bakım ve tedavi hizmetlerinin kalitesini yükseltmek amacıyla uygulanan bir sunum şekli olduğundan bahsederek,  hastayla sürekli iletişim halinde bulunulan bir sistem olduğunu ifade etti.Navigatör Hemşire nedir?  Vaka yönetimi konusu ardından kemoterapi bölümünün genel akış şemasındaki navigatör hemşireliğin ne olduğunu anlatan Aktaş, tıpkı bir navigasyon gibi insanlara yol gösterdiğini, adını buradan aldığını söyledi. Gelen hastaya kanser veya herhangi bir hastalık teşhisi konulduğunda, hastanın doktorun verdiği tahlilleri anlayamadığını ve ne yapacağını karıştırdığını, bu anda navigatör hemşirenin devreye girdiğini ve hastaya yol gösterdiğini belirtti.Eğitim şeklinde gerçekleşen sunum öğrencilerin soruları ile devam etti.Pragram, Uzman Hemşire Sevgi Aktaş’a çiçek takdimi ve toplu fotoğraf çekimi ile program sona erdi.

15 MAR 2019

Ergoterapi öğrencilerinin önlük heyecanı

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi 1. Sınıf Ergoterapi Bölümü öğrencileri önlük giyme heyecanı yaşadı. Altıncısı düzenlenen beyaz önlük giyme töreni öğrencilerin aileleri de katıldı.Ergoterapi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sevda Asgarova öncülüğünde Nermin Tarhan Konferans Salonunda bu yıl 6’ncısı düzenlenen beyaz önlük giyme töreninde duygusal anlar da yaşandı.Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan törende Üsküdar Üniversitesi Kurumsal filmi ile Ergoterapi bölüm tanıtım çalışmaları seyredildi.Daha sonra konuşmalara geçildi. Mezuniyet töreninin açılış konuşmasını Ergoterapi Bölüm temsilcileri 2. Sınıf öğrencisi Berkay Karpuz ile 1. Sınıf öğrencisi Ayşe Metin yaptı. Karpuz ve Metin, neden ergoterapi bölümünü seçtiklerini, bugüne kadar edindikleri kazanımları anlatarak akademik kadroya teşekkür etti.Ardından kürsüye Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şefik Dursun geldi. Dursun, öğrencilere iyi temenniler ve tavsiyelerde bulundu: “Çalışın arkadaşlar, çalışmak önce sizin için sonra milletimiz için gerekli. Kendine yeten bir toplum olabilmek için çalışmak gerek” dedi.   Törene, Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Zelka, Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur, Dil ve Konuşma Terapisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Kontrot’un yanı sıra akademik kadrodan Prof. Dr. Halis Köylü, Prof. Dr. Ahmet Usta, Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, Doç. Dr. Abdülhalim Beki, Dr. Orhan Karaciğan Doç. Dr. Tuğba Altıntaş, Öğr.Gör. Shahram Mohseni, Ergoterapist Aslı Koçak, Dr. Öğr. Üyesi Zehra Akgül, Dr. Öğr. Üyesi Yeşim Ünveren Dr. Öğr. Üyesi Hamiyet Sayan, Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Bahadır Ağce de katıldı.Zaman zaman duygulu anların yaşandığı program toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi. 

14 MAR 2019

Üsküdar Üniversitesi DKT öğrencileri başarılı bildirileri ile ödüllendirildi

Üsküdar Üniversitesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü öğrencileri, Anadolu Üniversitesi’nde gerçekleştirilen 1. Ulusal DKT Öğrenci Kongresi’nde başarılı bildirilerle ödüllerin sahibi oldu. Yüksek Lisans Öğrencisi Zehra Turan, “Yetişkin Kekemeliğinde Bilişsel Davranışçı Terapinin Etkililiğinin Karma Araştırma Yöntemleriyle İncelenmesi:Vak’a Serisi” başlıklı sözlü bildirisi ile birinci oldu.Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi(DKT) Bölümü öğrencileri, 8-9 Mart 2019 tarihlerinde Anadolu Üniversitesi’nde gerçekleştirilen ve değişik üniversiteden 750 DKT öğrencisinin katıldığı 1. Ulusal Dil ve Konuşma Terapisi Öğrenci Kongresi’ne sözlü ve poster bildirileri ile katıldı.“Yetişkin kekemeliği” bildirisi ile birinci oldularÜsküdar Üniversitesi yüksek lisans öğrencisi Zehra Turan ile danışmanı Dr. Öğretim Üyesi Emrah Cangi’nin “Yetişkin Kekemeliğinde Bilişsel Davranışçı Terapinin Etkililiğinin Karma Araştırma Yöntemleriyle İncelenmesi:Vak’a Serisi” başlıklı sözlü bildirisi birincilik ödülüne layık görüldü.İkincilik ödülü de aldılarÜsküdar Üniversitesi Dil ve Konuşma Terapisi üçüncü sınıf öğrencileri Begüm Altunbaş ve İrem Güneş ile danışmanları Dr. Öğretim Üyesi Şaziye Seçkin Yılmaz’ın “Türkiye’deki Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü Lisans Öğrencilerinin Mesleki Eğilimlerinin ve Kariyer Kararı Öz-Yeterliklerinin İncelenmesi” başlıklı sözlü bildirisi ise ikincilik ödülünün sahibi oldu.Prof. Dr. Ahmet Konrot: “Öğrencilerimiz üniversitemizi başarıyla temsil etti”Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Konrot, bölüm öğrencilerinin başarılı sunumları ile üniversiteyi başarıyla temsil ettiklerini ve sunumlarının ödüllendirildiğini söyledi.Kongreye katılım sağlayan ve üniversiteyi başarıyla temsil eden öğrencileri kutlayan Prof. Dr. Ahmet Konrot, “Üniversitemizi lâyıkıyla temsil eden tüm öğrencilerimizi, onlara yol gösteren, destekleyen, yetiştiren tüm öğretim elemanlarımızı kutluyorum. Üniversitemize de, başta Rektörümüz sayın Nevzat Tarhan olmak üzere destekleri için çok teşekkür ediyoruz” dedi.

11 MAR 2019

Üsküdar Üniversitesinde “Kulak İzi ve Kulak Kalıbı” semineri gerçekleştirildi

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Odyoloji Bölümü tarafından düzenlenen “Kulak İzi ve Kulak Kalıbı” Semineri, Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşkede gerçekleştirildi.Nermin Tarhan Konferans Salonundaki 2 gün süren seminerin açılış konuşmasını Üsküdar Üniversitesi Odyoloji Bölüm Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Didem Şahin Ceylan yaptı.“Az sürede, az kişiyle büyük işler başardık”Üsküdar Üniversitesi Odyoloji Bölümü hakkında katılımcılara bilgi veren Ceylan, Odyoloji bölümünün yeni kurulan bir bölüm olmasına rağmen kısa zamanda çok yol kat ettiğini söyledi ve sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Odyoloji bölümü olarak yeni sayılabilecek bir bölümüz. 4 kişilik eğitim kadromuzla kısa zamanda çok büyük işlere imza attık ve başarı seviyesi olarak çok yükseldik.”“Uygulama esaslı eğitim veriyoruz”Odyoloji bölümünde akademik planda çok fazla klinik uygulaması olmadığını söyleyen Ceylan, bu uygulamaları 1. ve 4. sınıflar arasında başlattıklarını ifade etti. Bu uygulamaları sadece hasta üzerinde değil, akademik anlamda da öğrencilerle gerçekleştirdiklerinin altını çizdi. Odyoloji Bölüm Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Didem Şahin Ceylan, uygulamaların öğrencilere sağladığı yararlardan bahsetti.Açılış konuşmasının ardından Kulak İzi ve Kulak Kalıbı ile ilgili çeşitli sunumlar yapıldı.2 gün süren seminere öğrencilerin ilgisi yoğundu.

04 MAR 2019

Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Modernizm, psikiyatri ve ortopedide vaka sayısını artırdı”

Üsküdar Üniversitesinin düzenlediği Spor Travmatolojisi ve Rehabilitasyon Kongresinin 2. gününe Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan da katıldı. Spor cerrahisi ve spor rehabilitasyonu alanında uzman birçok bilim insanını bir araya geldiği sempozyumun öğleden sonraki oturumunda konuşan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Psikiyatri ve ortopedi kliniklerine modernizmin etkisi ile birçok vaka geliyor” ifadelerini kullandı.“Psikiyatri ve ortopedi kliniklerine modernizmin etkisi ile birçok vaka geliyor”Hekimlik tecrübelerini paylaşan Tarhan, psikiyatri ve ortopedi kliniklerinin modernizmin etkisi ile çok sayıda vaka geldiğini belirtti. “GATA’da en çok vaka iki kliniğe gelirdi biri ortopedi diğeri psikiyatriydi. Bunun nedenini sorgularken şunun farkına vardım modernizmin getirdiği sosyal hareketliliğin insana iki etkisi oldu. Sosyal hareketlilik stresi artırdı, beyin fonksiyonlarını, insanın ruh sağlığını bozdu. Bu nedenle birçok insan psikiyatri kliniğine gidiyor diğer yandan da sosyal hareketlilik sonucu hızlı yaşantı başladı, insanların hızlı yaşantıya uyum sağlayabilmek için kendilerini zorlaması sonucu ortopedi kliniklerine de çok sayıda vaka geliyor” dedi.“Toplumun ruh sağlığına etki etmesi için pozitif psikoloji dersleri verilmeye başladı”Günümüz toplumunun ruh sağlığı ile ilgili bilgi veren Tarhan, pozitif psikoloji dersinin önemine değindi. Tarhan, “Toplumun refah seviyesi arttı, insanlar daha da zenginleşti, yaşam standartları yükseldi ama insanlar mutlu değil. Toplumun ruh sağlığına etki etmesi için pozitif psikoloji dersleri verilmeye başladı. Pozitif psikoloji dersi 2015 yılında Harvard tarihinde çığır açan ders olarak sunuldu, aynı ders 2018 yılında Yale Üniversitesinde verilmeye başladı. Üsküdar Üniversitesi ise bu konuda öncü, biz pozitif psikoloji derslerini 2013 yılında vermeye başladık” dedi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan ortopedi alanında yaşanan gelişmelere değindiPozitif psikolojinin kazandırdıkları ile ilgili paylaşımlarda bulunan Tarhan, dersin içeriği ile ilgili bilgi verdi. Tarhan ortopedi alanında gelişmelere değinerek yeniliklerin, gelişmelerin konuşulması gerektiğini vurguladı. “Ortopedi de giydirilmiş teknolojiler, ortez protez oldukça dikkat çekiyor. Hatta ortez protez, klasik protezin yerini almaya başladı. Kök hücrelerin de bazı protezlerin yeri alması konusunda gelişmeler mevcut. Bütün bu yenilikler, gelişmeler konuşulmalı” şeklinde ifade etti.

01 MAR 2019

Sporcularda en sık karşılaşılan yaralanmalar konuşuluyor

Üsküdar Üniversitesi 2. Spor Travmatolojisi ve Rehabilitasyonu Kongresi’nde spor cerrahisi ve spor rehabilitasyonu alanında ülkemiz bilim insanları bir araya geliyor. Kongrede sporcularda en sık karşılaşılan yaralanmalar, tedavi ve rehabilitasyon süreçlerindeki yeni ve güncel gelişmeler ele alınıyor. Üsküdar Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Defne Kaya, spor yaralanmaları sonrası rehabilitasyon aşamalarının sporcunun profesyonel yaşamı açısından önemli olduğunu belirterek sempozyumda tüm bu aşamaların ortopedi ve fizyoterapi uzmanları ile tartışılacağını söyledi.Üsküdar Üniversitesi 2. Spor Travmatolojisi ve Rehabilitasyonu Kongresi, spor yaralanmaları, tedavi yöntemleri ve sonrasındaki rehabilitasyon süreçleri tüm yönleriyle ele alınıyor. Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşkesi Nermin Tarhan Konferans Salonunda düzenlenen ve iki gün sürecek kongrede ortopedi ve fizyoterapi uzmanları, spor yaralanmaları, tedavi ve rehabilitasyon süreçlerini tartışacak.Üsküdar Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Defne Kaya, 2016 ve 2017 yıllarında aynı isimle sempozyum olarak yine Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen, 2018’de ilkini düzenledikleri kongrenin bu yıl da içerik ve konuşmacı olarak dopdolu olduğunu belirtti. Prof. Dr. Defne Kaya, “Bu yıl düzenleme kurulunun abisi Prof. Dr. Tahsin Beyzadeoğlu, kongremizin başkanı olarak yer almaktadır. Düzenleme kurulu ise Üsküdar Üniversitesinden Prof. Dr. Defne Kaya, Hacettepe Üniversitesinden Doç. Dr. İrem Düzgün ve Medipol Üniversitesinden Doç. Dr. Mehmet Emin Erdil’den oluşmaktadır” diye konuştu.Sporcu sağlığı için bu soruların yanıtı önemliSpor yaralanmaları sonrasındaki tedavi ve rehabilitasyon sürecinin önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Defne Kaya, “Spor yaralanmaları sonrası kişi cerrahi adayı mı, ne zaman cerrahi olsun, hangi cerrahi seçenekler en doğrusu ve daha da kritiği sporcu ve cerrahiye göre rehabilitasyon aşamaları, dikkat edilmesi ve korunması gereken durumlar neler, spora ne zaman dönmeli sorularının yanıtı çok büyük önem taşımaktadır. Bu kongrede daha önceki yıllarda olduğu gibi güncel cerrahi ve rehabilitasyon aşamalarını alanında bilgi ve tecrübesiyle isim yapmış önemli ortopedi ve fizyoterapi uzmanları ile tartışacağız” diye konuştu.Gerçek vakalar üzerinden tartışmalar yapılacakKongrede bu yıl değişik bir tarz gerçekleştirdiklerini belirten Prof. Dr. Defne Kaya, “Video oturumlarımız ve vaka tartışma oturumlarımız var. Cerrahi ve rehabilitasyon aşamalarını video üzerinden anlatacağız. Vaka tartışmalı 5 N 1 K oturumlarında ise gerçek vakalar üzerinden ne, neden, nasıl, ne zaman ve niçin sorularına yanıt arayacağız” diye konuştu.En sık karşılaşılan yaralanmalar konuşuluyorSporcularda en sık karşılaşılan yaralanmalara ait cerrahi ve rehabilitasyon yaklaşımlarının tartışılacağız bu kongrede spor rehabilitasyonunda gövde eğitimi, kas mimarisine göre tedavi programı belirleme, beyin plastisitesi, biyopsikososyal yaklaşım ve teknoloji de tartışılacaktır. Ayrıca iki öğle aramızda da konuşmacı konuklarımız sporcu takviyeleri ve ESWT kullanımı hakkında atölye çalışması yapacaklardır” diye konuştu.Genç fikirler ödüllendiriliyorProf. Dr. Defne Kaya, spor cerrahisi ve spor rehabilitasyonu alanında ülkemiz bilim insanlarını bir araya getiren kongrede geçen yıl olduğu gibi bu yıl da üç gence “Bir Fikrim Var” yarışması bünyesinde ödül verileceğini söyledi. Prof. Dr. Defne Kaya, kongrenin bilimsel paylaşımlarını yapacak olan tüm değerli konuşmacılara ve kongrenin gerçekleşmesinde desteklerini esirgemeyen Gentek Medikal, Elsa Ortopedi, Generica İlaç, Bioaktif Ortopedi ve İstanbul Tıp Kitabevine, her yıl olduğu gibi sıcak ev sahipliği yapan Üsküdar Üniversitesi’ne gönülden teşekkür ettiklerini söyledi.Konferanslar ve uydu sempozyumlar gerçekleştiriliyorÜsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde iki gün sürecek kongrede “Periferik Eklem Cerrahisi Sonrası Core Eğitimi”,  “Kas Mimarisi Temelli Yüklenme Modelleri”, “Ön Çapraz Bağ Cerrahisi Sonrası Artrofibrozis”, “Spor Rehabilitasyonunda Nöroplasti”, “Spor Rehabilitasyonunda Biyopsikososyal Model”, “Spor Rehabilitasyonunda Teknoloji” başlıklı konferansların yanı sıra Spor Eczacısı Ayşegül Birlik tarafından “NEM-3’lü Güçlü Etki’’ başlıklı uydu sempozyum verilecek. Sempozyumun ikinci gününde de “Spor Yaralanmalarında ESWT” başlıklı bir uydu sempozyum daha düzenlenecek.Omuz cerrahisi de konuşulacakÜsküdar Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Defne Kaya’nın “Kıkırdak Cerrahisi Sonrası Rehabilitasyon Prensipleri”, Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Kerem Canbora’nın “Anterior Omuz İnstabilitesinde Cerrahi Tedavi: Video Sunum” ile katılacağı kongrede Üsküdar Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Öğr. Gör. Uz. Fzt. Mahmut Çalık, “Omuz Olgu Tartışmalı Oturum: 5N1K” oturumunda tartışmacı olarak yer alacak. Sporcu yaralanmaları her yönüyle tartışılıyorKongrede Prof. Dr. Özlem Ülger, Prof. Dr. Mehmet Aşık, Prof. Dr. İbrahim Tuncay, Prof. Dr. Seyit Çıraker, Prof. Dr. Ertuğrul Akşahin, Prof. Dr. Tahsin Beyzadeoğlu, ’ Prof. Dr. Volga Bayrakçı Tunay, Prof. Dr. Alper Kaya, Prof. Dr. Ahmet Atay, Prof. Dr. Ömer Taşer, Prof. Dr. İnci Yüksel, Doç. Dr. Tüzün Fırat, Op. Dr. Asım Kayaalp, Doç. Dr. Hande Güney Deniz, Doç. Dr. Gökhan Polat, Op. Dr. Atilla Kocabaş, Doç. Dr. Gülcan Harput’un da aralarında bulunduğu çok sayıda uzman ve fizyoterapist, “Kalça Video Oturumu”, “Diz Video Oturumu”, “Kalça Olgu Tartışmalı Oturum:5N1K”, “Kıkırdak Video Oturumu”, “Diz ve Kıkırdak Olgu Tartışmalı Oturum: 5N1K”, “Menisküs Video Oturumu”, “Ayak Bileği Video Oturumu”, “Ayak Bileği Olgu Tartışmalı Oturum:5N1K”, “Omuz Video Oturumu”, “Omuz Olgu Tartışmalı Oturum:5N1K” başlıklı oturumlar gerçekleştirilecek.

27 ŞUB 2019

Üsküdarlı öğrencilere Denver II Testi eğitimi

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Direktörlüğü ile Çocuk Gelişimi kulübü tarafından “Denver II Testi” eğitimi iki gün süren program ile gerçekleşti. Denver II testi eğitiminin konukları Nörolog Doç. Dr. Gülşen Köse, Çocuk Gelişimi Uzmanı Esra Tiftik, Aslı Alp, Elif Bursalıoğlu ve Hayriye Ebru Durmuş oldu.Öğrencilerinde aktif bir şekilde katıldığı programda gelişim çağındaki çocukların yaş ile orantılı olarak fiziksel ve zihinsel beceri durumlarının karşılaştırılması öğretildi. Programda gelişim bozukluğu olduğu düşünülen çocuklarda uygulanan testlerden bahsedildi bu testlerde çocukların kişisel-sosyal, uyumsal, dil ve kaba motor becerilerinin nasıl ölçüldüğü öğrencilere ayrıntılı bir şekilde aktarıldı. 0-6 yaş aralığında olan çocuklara yüz yüze yapılması gereken testler katılımcı öğrencilere uygulamalı olarak gösterildi.Çocuk Gelişimi öğrencilerine yönelik gerçekleştirilen Denver II testi etkinliğinin sonunda öğrencilere katılım belgesi verildi.

27 ŞUB 2019

Türk hemşire, Afrika’daki sağlık çalışmalarını anlattı

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü Seminerlerinin düzenlediği Çarşı yerleşke Emir Nebi-1 salonunda gerçekleştirildi.Programın konuğu Uzm. Hemşire Mülkiye Okyay oldu. Programda Afrika’ya gönüllü gitme yolları, koli hazırlıkları ve seyahat maceralarını anlatan Okyay, Afrika yolculuğunu özetledi. Kenya mülteci kampını, sünnet projelerini ve bölgedeki hastanelerin çaresiz durumunu çektiği fotoğraflarla anlatan Uzm. Hemşire Mülkiye Okyay, Afrika’daki hastaların içinde bulunduğu zor durumu katılımcılar ile paylaştı.“Siz iyi olursanız, bizler de iyiye doğru gideriz”Programın açılış konuşmasını Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şefik Dursun yaptı.Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nin, Türkiye’de YÖK’ün izin verdiği 14 bölümden 13’ünü açmış olan bir fakülte olduğunu belirten Dursun, Sağlık Bilimleri Fakültesinin öneminden bahsetti. Üniversite bölümlerinin görevinin eğitim ve araştırma olmakla beraber, bir diğer önemli görevinin de mensup olduğu bölüme kaliteli insanları getirmek olduğunu söyledi. Hemşirelik bölümü öğrencilerinin iyi olmak için gayret göstermeleri gerektiğini belirten Prof. Dr. Şefik Dursun, "Siz iyi olursanız biz de Üsküdar Üniversitesi olarak iyiye doğru gideriz. Siz bizim evladımızsınız. Hocalar sizin rol modeliniz" şeklinde konuştu.Programın konuğu Uzm. Hemşire Mülkiye Okyay oldu“Hemşirelik Her Yerde: Afrika Örneği” programının konuğu olan ve Eyüp Devlet Hastanesi'nde hemşirelik görevini yürüten Uzm. Hemşire Mülkiye Okyay, çalışmalarını katılımcılar ile paylaştı. AKUT macerasını, 1997 depreminde gerçekleştirdiği hemşirelik görevini ve ilk defa 1999 depreminde ameliyathane hemşiresi olarak görev aldığını anlatan Okyay, depremde göçük altına gittiğini ve orada 47 gün kaldığını ifade ederek, bu olaydan çok etkilendiği için ilk yardıma profesyonel şekilde başladığını belirtti.Okyay, yolculuğa çıkmadan önce hazırlanan koli içerisine ameliyat ipliğinden tuvalet kâğıdına kadar her şeyin götürülmesi gerektiğini söyleyerek, "Orada ilk yardım çok zor. Ülkede doktor yok. Buradaki ameliyat ipliğinden tuvalet kâğıdına kadar her şeyi siz götürüyorsunuz. Her şeyi planlıyorsunuz, 17 kişi gidiyorsanız orada ne yiyip içileceğini ve bütün lojistiği sağlamanız lazım” dedi.“Afrika bende bir aşka dönüştü”"Sudan'da 1 ay kaldım. Sonra Afrika bir aşka dönüştü bende" diyen Okyay, hemşirelik öğrencilerine gitmek istedikleri takdirde nasıl bir yol izlemeleri gerektiğini anlattı. Gönüllüler için ilgili derneklerin olduğunu ifade eden Mülkiye Okyay, "Gönüllü ve aynı zamanda tecrübeli oluyorsunuz. Tecrübeli olduktan sonra da 'Ben gidebilirim' diyorsunuz ve derneğe başvuruyoruz. Dernek ‘Tamam’ dediğinde ilgili bakanlığa giderek, onaylanıyor. TİKA da destekliyor. Malzeme olanakları ile uçak biletlerini karşılıyorlar" diyerek öğrencileri bilgilendirdi.“Onları gözünüzle gördüğünüzde hayata bakış açınız değişiyor!”Okyay, "Afrikalı aç çocukları televizyonlarda görürsünüz böyle akbabalar olur başlarında. Onları gözünüzle gördüğünüzde hayata bakış açınız değişiyor" diyerek, Afrikalı çocukların yılın 160 günü hasta geçtiğini, her 5 saniyede 10 yaşın altındaki bir çocuğun açlık nedeniyle öldüğünü ve Afrikalıların %40'ının her gece aç yattığını belirtti.İnsanların yüzde 80’i tek tip gıda ile besleniyorAfrika'daki açlığa değinen Okyay, Safra Afrika’sındaki insanların %80'nin doğumdan ölüme kadar tek muhabbet kuşlarına verilen darı yemine benzeyen bir tek tip gıda ile beslendiklerini, kadınların bunları dövüp kabuğunu çıkartarak iki taşın arasına koyup, lapasını kendilerinin yediklerini, suyunu da çocuklarına içirdiklerini söyledi.“Oradaki imkânlar kısıtlı!”Gelen hasta ve yaralıların nasıl hayatta kaldığına inanamayan Hemşire Okyay; "Oradaki imkânlar kısıtlı Türkiye’de olsa belki bir müdahale yapabilirsiniz; ama orada pansuman yapabilirsiniz antibiyotik verebilirsiniz" dedi. Doktorların oradaki imkânlara uygun şekilde nasıl müdahale ettiğini çekilen fotoğraflarla gösteren Okyay, ameliyathaneleri çamaşır suyu ile dezenfekte ederek müdahaleye uygun hale getirdiklerini ve buradaki makamları bir kenara bırakıp sadece “insan” olarak orada çalıştıklarını ifade etti.“Göbek adı Mülkiye olsun”Başından geçen mutluluk verici anı gelen katılımcılarla paylaşan Okyay, Afrikalı bir çocuğun doğumunun gerçekleştirildikten sonra bebeğin hiç bir şekilde tepki vermediğini gördüğünü, hızlıca ameliyathaneye götürmesi ile yapılan müdahaleler sonucu bebeğin ağlamasını duyduklarını söyledi. Uz. Hemşire Mülkiye Okyay, "Benim için en mutlu andı. Tarif edilemez bir duygu. Bu yüzden göbek adını Mülkiye koydular. Onların kullandıkları dilleri için söylemesi biraz zor olmuştur. Hatta bu durum gazetelerde de çıkmıştı" dedi.Afrika'da Sünnet Projesi!Afrikalı çocuklar için “Toplu Sünnet Projesi”ni gerçekleştirdiklerini belirten Okyay, "Havyaları orda bırakıyoruz ve kabile liderlerine kendi topluluğunda çocukları sünnet etsinler diye eğitim veriyoruz. Yerel halka sünnet yapmayı öğretiyoruz" diye konuştu.Program, Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şefik Dursun’un çiçek ve teşekkür belgesi takdimi ile program sona erdi.

26 ŞUB 2019

“Klinikte Lazım Olur” Sempozyumu, Üsküdar Üniversitesi’nde düzenlendi

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Odyoloji Bölümü tarafından düzenlenen “Klinikte Lazım Olur” Sempozyumu, Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşkede gerçekleştirildi.Nermin Tarhan Konferans Salonunda gerçekleştirilen sempozyumda Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şefik Dursun öğrencilere hitap etti.“Hepiniz bize ailelerinizin emanetisiniz”Öğrencilerine duyduğu şefkat ve sevgiyi dile getiren Prof. Dr. Şefik Dursun, “Hepiniz bizlere ailelerinizin emanetisiniz ve benim evladım gibisiniz.  Üsküdar Üniversitesi Odyoloji eğitimini sizin gibi öğrencilerle sürdürdüğü için çok şey kazanıyor. Ayrıca, üniversitemizden Yüksek Öğretim Kurumu’nda da bahsediliyor. Üsküdar Üniversitesi en iyi gelişim gösteren üniversitelerden biri ve bu gelişimi öğrencilerimize de pozitif olarak yansıtıyor” dedi.Üsküdar Üniversitesinin en önemli iddiasının en iyi öğrencileri yetiştirme iddiası olduğuna dikkat çeken Dursun, üniversitenin mottosu olan “insanı anlamak”  ilkesini sonuna kadar yerine getirdiğini söyledi. Dursun, aynı zamanda Üsküdar Üniversitesinin sağlık alanında tematik bir üniversite olduğunu ve çalışmalarını bu alanda geliştirmeye devam ettiğini vurguladı.“Kısa zamanda çok iş başardık”Prof. Dr. Şefik Dursun’un ardından konuşmasını gerçekleştiren Odyoloji Bölüm Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Didem Şahin Ceylan, Üsküdar Üniversitesi Odyoloji Bölümü hakkında katılımcılara bilgi verdi.Ceylan, “Odyoloji bölümü olarak yeni sayılabilecek bir bölümüz. 4 kişilik eğitim kadromuzla kısa zamanda çok büyük işlere imza attık ve başarı seviyesi olarak çok yükseldik” dedi.  “Klinik uygulamalarını başlattık”Odyoloji bölümünde akademik planda çok fazla klinik uygulaması olmadığını söyleyen Ceylan, bu uygulamaları 1. ve 4. sınıflar arasında başlattıklarını ifade etti. Bu uygulamaları sadece hasta üzerinde değil, akademik anlamda da öğrencilerle gerçekleştirdiklerinin altını çizdi.  Odyoloji Bölüm Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Didem Şahin Ceylan, bununla beraber öğrencilere derslerde uygulama yaptırdıklarını ve bu uygulamaların öğrencilere sağladığı yararlardan bahsetti.“Odyoloji bölümü usta-çırak ilişkisine dayanan bir bölüm”Ceylan, bu güne kadar yaptıkları tüm bölüm etkinliklerinde yardımlaşma unsurunu göz önünde bulundurduklarını belirterek, Odyoloji bölümünün genel anlamda bir usta-çırak ilişkisine dayandığını ve herkesin yanındaki kişiden mutlaka bir şeyler öğrendiğini dile getirdi.Odyoloji Bölüm Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Didem Şahin Ceylan’ın ardından, Üsküdar Üniversitesi Etkinlik Komitesi adına, Tuğba Nida Aydoğan, Etkinlik Komitesi hakkında bilgiler verdi.“Türkiye’de bir ilki başardı”Etkinliğe, Türkiye’de "koklear implant" ameliyatı olan ilk çocuk olan Ece Saygı ve annesi Nimet Saygı konuşmacı olarak katılarak; tedavi sürecini ve yöntemlerini paylaştı.“Hastalığımı ilk annem keşfetti”8 aylıkken geçirdiği bir rahatsızlık sonucu işitme yetisini kaybettiğini ve annesinin rahatsızlığını fark ettiğini belirten Ece Saygı, annesinin duyup duymadığını anlamak için tencere kapaklarını birbirine vurup onu test ettiğini, tepki vermediğini görünce de doktora götürdüğünü söyledi.“İşitme cihazı takıldı ama fayda etmedi” Saygı, işitme kaybının çok ileri derecede olduğunu ve işitme cihazlarının bile duyabilmesine yardımcı olmadığını dile getirdi.  Bunun sonucunda ailesinin yurt dışından “koklear implant” getirdiğini bu implant sayesinde duyma yetisine kavuştuğunu belirtti.“Ece’nin hikâyesi uzun ince bir yol” Ece Saygı’nın annesi Nimet Saygı ise bu dönemi, “Ece’nin hikâyesi uzun ince bir yol. Çok uzun, bilinmez, el yordamıyla gidilen bir yol aslında. Ama biz azmettik, inandık ve başardık” şeklinde ifade etti.“Benim gibi olan çocuklara yardım edeceğim”Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölümü mezunu olan Ece Saygı, kendisi gibi olan çocuklara yardım etmek ve onlar için yeni cihazlar üretmek için çalıştığını söyledi.Sempozyum, Odyoloji Bölüm Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Didem Şahin Ceylan’ın Ece Saygı ve annesi Nimet Saygı’ya teşekkür belgesi ve çiçek takdimi ile sona erdi.

18 ŞUB 2019

TEDx Uskudar University’de değişen dünya konuşuldu

Üsküdar Üniversitesi, dünyanın en önemli fikir ve tartışma platformlarından biri olan TEDx’e ev sahipliği yapmaya devam ediyor.  Bu yıl “Değişen İnsan, Değişen Bilim” temasıyla gerçekleştirilen TEDx Uskudar University’de siyasetten psikiyatriye pekçok farklı alanda uzman fikirlerini paylaştı. Siyaset bilimci Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, bugün yepyeni bir duvar sisteminden bahsedildiğini belirterek “Artık konumuz Berlin duvarının yıkılışı değil, Meksika duvarının dikilişi. Bu çok önemli bir değişikliiğin göstergesi. Dünya üzerinde politik yapıda ve mimaride çok ciddi değişikliklerin olduğunu gösteriyor” dedi.Üsküdar Üniversitesi Altunizade Kampüsü Nermin Tarhan Konferans Salonunda gerçekleştirilen TEDx Uskudar University, kamuoyunun çok yakından tanıdığı akademisyenleri bir araya getirdi.Artık konumuz Meksika duvarıÜsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan “Dünyamızı Çevreleyen Duvarlar” başlıklı konuşmasında dünya siyasetini uluslar arası ilişkileri fazlasıyla etkileyen ülkeler arasındaki duvalarların sadece dünya siyasetini değil, insanların ve toplumların hayatını etkilediğine dikkat çekti. Prof. Dr. Arıboğan, Berlin duvarının yıkılmasıyla dünyada pek çok şeyin değiştiğini belirterek “Bugün yepyeni bir duvar sisteminden söz ediyoruz. Bir zamanlar Berlin duvarının yıkılışıyla özdeşleştirdiğimiz o yeni dünya paradigmasını, bugün başka bir dünyada başka bir duvarın inşası üzerinden yepyeni formatlar içerisinde tanımlıyoruz.  Artık konumuz Berlin duvarının yıkılışı değil, Meksika duvarının dikilişi. Bu çok önemli bir değişikliiğin göstergesi. Dünya üzerinde politik yapıda ve mimaride çok ciddi değişikliklerin olduğunu gösteriyor. Artık 1980’li yılların sonunda başlayan o çok optimist iyimser hava, dünya üzerinde çok fazla yaygın değil. Küreselleşmeciler, küresel yönetişimciler, liberalleşmeciler, özgürlükçüler seslerini önemli ölçüde kısmış durumdalar. Çünkü artık bugünün dünyasında insan haklarından refahtan sınırları olmayan dünyadan küresel bir köye dönüşmüş gezegenimizden söz etmiyoruz. Tam tersine sınırları uzaydan görünebilen, 3 metreden yüksek duvarlarla tahkim edilmiş, elektrikli dikenli tellerle çevrilmiş ülkesel sınırlardan söz ediyoruz” dedi.Göçmenler, duvarlardan sonra mülteci olduTarihte görülen bütün duvarların aşıldığını belirten Prof. Dr. Arıboğan, çok eski zamanlardan beri var olan göç olgusunun devam ettiğini vurguladı. Bütün duvarların içinde yaşayan insanları kendi içlerine doğru kapattığını, dışarda kalan insanlar için ise o duvarın aşılmasının en büyük motivasyon kaynağı olduğunu belirten Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, şunları söyledi:“Bir yerde bir duvar olduğu zaman o duvar dışında kalan  insanların temel motivasyonu o duvarı aşmaktır. Bu onlar için hayat-memat meselesidir. Hayatlarının ana dinamiğidir. Bugün dünyada 244 milyon göçmenden söz edliyor. 65 milyon mülteciden, 10 milyon vatansızdan söz ediyoruz. Bu rakam 2. Dünya Savaşı koşullarından daha ağır rakamlar. İnsanlar bir yerlere gitmeye çalışıyor. Bütün bu düz dünya sırasında yani sınırları zayıflatılmış dünya sırasında insanlar bir yerden bir yere gitmeye çalıştılar. Bu sırada göçmendiler ama  insanlar ne zamanki duvarlar oluşmaya başladı ondan sonra mültecileşmeye başladılar. Mülteciler hayatlarını kurtarabilmek, evini barkını bırakıp bütün hayatını hatıralarını geride bırakarak sığınmak zorunda kalan, güvenlik endişesi yaşayan insanlardan söz ediyoruz. Bunlar hayatlarını kurtarmak için bir yerlere sığınmaya doğru gelirken duvarların gerisinde yaşayan insanlar için yeni bir motivasyon vardır. Eski hayatlarını korumak, işlerini ve statülerini korumak duygusundadır. Onlar hayatlarını korumak isterken bunlar da hayatlarını korumak istemektedir. Aslında bu çatışma duvarların bitirilişi için kullanılabilecek çok önemli bir motivasyona dönüşmüş. Halk yavaş yavaş ne kadar liberal, özgürlükçü, insani  olursa olsun bunların meşruiyetine inanmaya başlar ve duvarlı dünya kafamızın içerisnde bir yerlere yerleşmeye başlar.”Yaratıcı beyinler engelleri fırsata çeviriyorÜsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü, NP Feneryolu Tıp Merkezi Psikyatri Uzmanı Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar “Daha Yaratıcı Beyinler Geliştirmek” başlıklı sunumunda eşi karikatürist İrfan Sayar’ın çizimlerinden örnekler verdiği sunumunda yaratıcı beyne sahip olan kişilerin aslında sıradışı düşünme tarzına sahip olduklarına işaret etti. Sıradışı düşünme tarzı olan kişilerin özelliklerini sıralayan Sayar, “Engeller karşısında yılmazlar. Bizler genellikle bir engelle karşılaştığımızda motivasyonumuz düşer, bu kişiler aşılması gereken engelleri fırsata çeviriyor. Problemlere daha farklı açılardan bakmayı biliyorlar. Birden fazla ilgi alanlarına sahip olmaları da diğer bir özellikleri. Tarihe baktığınızda da örnekler görüyorsunuz. Einstein keman çalıyor, Churchil resim yapıyor yani sıradışı düşünce tarzına sahip kişiler tek bir alanda çalışmıyorlar, birden fazla ilgi alanları oluyor” dedi.Psikolojik iyi oluşun kaynakları; anlamlı yaşam, umut ve şükran duygusuİnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Tayfun Doğan “Psikolojik İyi Oluşun Kaynakları”nı anlattığı konuşmasında yaşamın anlamlı kılınmasının önemli olduğunu belirterek “Anlamlı yaşam bizim çabalarımız sonucu ortaya koyduğumuz bir şey. Derinlemesine düşündüğümüzde yaptığımız her şeyin neredeyse tamamının yaşamı anlamlı kılmak için yaptığını görürüz. Çocuk sahibi olmak istiyoruz, kariyer yapmak istiyoruz. Anlamlı ilişkiler kurmak istiyoruz. Tüm bunların amacı yaşamımızı daha anlamlı hale getirmek.Bunu başaramazsak iyi yaşayamamış olmanın suçluluğunu duymuş oluyoruz” dedi. Doğan, sosyal destek, umut ve şükran duygusunun da psikolojik iyi oluş kaynakları arasında yer aldığını söyledi.Bebeklik döneminde ebeveynle kurulan ilişki geleceği etkiliyorÜsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Sermin Kesebir “Psikiyatrik Bozukluklar, Bedensel Hastalıklardır (Brain, Mind and Body)” başlıklı konuşmasında depresyon başta olmak üzere Bipolar Bozukluk gibi hastalıkların obezite, hipertansiyon ve diyabet gibi metabolik hastalıklarla olan ilişkisinden bahsetti. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurper Ülküer de “Bebeklikte İçilen ‘Bir Fincan Sevginin’ Yaşam Boyu Süren Hatırı” başlıklı sunumunda özellikle 0-3 yaş arasındaki erken çocukluk döneminde ebeveynle kurulan sağlıklı ilişki ve iletişimin çocuğun gelecek hayatındaki etkilerine dikkat çekti.Üsküdar Üniversitesi Reklam Tasarımı ve İletişimi Dr. Öğretim Üyesi Dinçer Atlı “Yetenek Yönetimi”,  Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Endüstri Mühendisliği Dr. Öğretim Üyesi Rüştü Murat Demirer’in “Gelecekte Yapay Zekâ ve Büyük Veri Paradigmalarında Devrimler Olacak mı?”, Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Dr. Öğretim Üyesi Esin Tümer’in ise “İstanbul! Her Bina Residense, Hwer Oda Ayrı Akıllı. Kentten Önce, Zihni Dönüşüm…” başlıklı konuları ile katıldığı program, Üsküdar Üniversitesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Hüseyin Ünübol’un “Mutsuzluk, Mutluluğun Sermayesidir” başlıklı konuşmasıyla devam etti.Bilim değişiyor, biz değişiyoruzÜsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyomühendislik Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Kaan Yılancıoğlu, “İnsanoğlu Antibiyotiksiz Çağa Hazır mı? Hayatta Kalabilecek miyiz?” başlıklı konuşması ile yer alırken, Üsküdar Üniversitesi GETIPMER Müdürü Dr. Murat Ulusoy ve GETIPMER Bilimsel Danışma Kurulu Üyesi Uzm. Psikolog Nalan Eyin, ’Artırılmış Cinsel Doyum – Expanded Sexuel Response Hipnoz’ Neden ve Niçin Gerekli?” başlıklı konuşmalarında cinsel terapilerde geleneksel tedavi bakış açısına cinsel beynin de katılması gerektiğini belirterek “Geleneksel tedaviler, mekanik ve tekrarlayıcı. Oysa sürekli tekrar edilen ödevler bir süre sonra otomatik davranışlara döner. Ve otomatik davranışlar ne daha fazla düşünmeyi sağlar ne de mutluluk ve haz hormonlarını salgılamamızı teşvik eder. Bilim değişiyor, bizler değişiyoruz. Bugün bilimin önündeki en büyük engel hayal gücünü yok saymak” dedi.Üsküdar Üniversitesi Proje Geliştirme Müdürü, NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Barış Metin’in koordinatörlüğünü yürüttüğü program sonunda katılımcılar birlikte hatıra fotoğrafı çektirdi.

14 ŞUB 2019

Sağlık Akademisinden Üsküdar’a başarı belgesi

İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü Sağlık Hizmetleri Başkanlığı Sağlığın Geliştirilmesi Birimi Eğitim Bölümü tarafından düzenlenen ‘Sağlık Akademisi Eğitim Programı’ tamamlandı. Eğitimi başarıyla tamamlayan Üsküdar Üniversitesi Sağlık Yönetimi 4. Sınıf öğrencisi Zeynal Abidin Kocadağ da başarı belgesi almaya hak kazandı.İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü tarafından teorik bilgilerin saha ile bütünleştirilmesi, alanında uzman ve deneyimli yöneticilerin yeni yönetici adaylarına bilgi ve tecrübelerini aktarması amacıyla düzenlenen Sağlık Akademisi Eğitim Programı 04.09.2018- 21.11.2018 tarihleri arasında gerçekleştirildi.Eğitimin tamamlanmasının ardından İl Sağlık Müdürlüğü Sultanahmet Ek Hizmet Binasında kapanış töreni düzenlendi.Törenin açılış konuşmasını İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Kemal Memişoğlu gerçekleştirdi.  Başkan ve Başkan Yardımcılarının da katıldığı törende, Üsküdar Üniversitesi Sağlık Yönetimi 4. Sınıf öğrencisi Zeynal Abidin Kocadağ göstermiş olduğu başarıyı istinaden başarı belgesi ve katılımcı belgesi almaya hak kazandı.

04 ŞUB 2019

Duyu Bütünleme Terapisi Nörobiyolojik Temeli ve Klinik Kökleri Sertifika Eğitim Programı tamamlandı

Üsküdar Üniversitesi Ergoterapi Bölümü Başkanı Prof. Dr. Sevda  Asqarova, ÜSEM ve MÜTEM koordinatörlüğünde ikincisi yapılan, Dr. Yeşim Ünveren’in verdiği Duyu Bütünleme Terapisi Nörobiyolojik Temeli ve Klinik Kökleri Sertifikalı Eğitim Programı tamamlandı.Birçok üniversiteden Fizyoterapistlerin katıldığı eğitim başarıyla tamamlanırken, Üsküdar Üniversitesi Ergoterapi Bölümünden mezun olan ve farklı illerde başarılı bir şekilde çalışan Ergoterapistler de kursa katılarak hem eğitimden faydalandı, hem de hocalarıyla hasret giderdi.Eğitimin son gününde sertifikaları ile fotoğraf çektiren kursiyerler modüllerin devamını da heyecanla beklediklerini vurguladı.

28 OCA 2019

Çocuk bakım profesyonelleri eğitimi Üsküdar’da yapıldı

Belediyelerin Kreş, Yuva ve Gündüz Bakımevlerinde Çalışan Çocuk Bakım Elemanlarının Bilgi ve Becerilerinin Geliştirilmesi projesinin eğitim programı Üsküdar Üniversitesinde gerçekleştirildi.Beyoğlu, Esenyurt, Kadıköy, Kartal, Maltepe, Sancaktepe, Sarıyer, Sultanbeyli Belediyelerine bağlı olarak çalışan bakım verenlerin katılımıyla oluşturulan projeye Üsküdar Üniversitesi ev sahipliği yaptı.Çarşı Yerleşke Emir Nebi konferans salonunda gerçekleştirilen programda saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından Çocuk Gelişimi Bölümü Arş. Gör. Pınar Demir, açılış konuşması yaparak katılımcılara program hakkında genel bilgi verdi.Sonrasında Üsküdar Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurper Ülküer, Kent95 projesine değinerek katılımcılarla detayları paylaştı.“İstanbul’a 95 cm’den bakmak”Bernard Van Leer Vakfı tarafından oluşturulan Kent95 projesinin amacının Kente 3 yaşındaki sağlıklı bir çocuğun gözünden, yani 95 cm’den bakmanın sadece çocukların gelişimine hizmet etmediğini söyleyen Ülküer, aynı zamanda yetişkinlere de çocukları daha iyi anlama fırsatı vereceğini de dile getirdi.“Bakım ve eğitimin iç içe girmesi gerekir”Aynı zamanda bakım verenlere bir eğitim niteliğinde olan programda bakım ve eğitim kelimelerinin önemini vurgulayan Ülküer, çocuk gelişimci ve bakım verenlerin bakım konusuna daha çok önem vermesi ve bakım kelimesinin içinin daha çok doldurulması gerektiğinin de altını çizdi.İstanbul Bilgi Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Nilgün Sarp ise katılımcılara 3-6 yaş çocuk gelişimi ve bakımı hakkında bilgi verdi.“Yaşanılan çevre kişiyi çok etkiler” Prof. Dr. Nilgün Sarp, gelişimi etkileyen faktörlerin kalıtım, çevre ve hormonlar olduğunu, fakat bunların arasında kişiyi en çok etkileyen faktörün çevre faktörü olduğunu belirtti.Sonrasında çocuklarda psikomotor gelişimine değinen Sarp, psikomotor gelişimi hakkında uygulanan testlerin çocuk gelişiminde önemli bir yere sahip olduğunun altını çizdi. Ayrıca bu testlerin çocuklara birebir emir-komut yapılmasındansa oyun içinde yapılmasının daha sağlıklı olacağını vurguladı.“Çocukluk dönemi tüm hayatı etkiler”Bilişsel gelişimin dünyayı anlamlandırmak olduğunu söyleyen Sarp, bilişsel gelişimde en önemli olayın anlamlandırma olduğunu söyledi. Aynı zamanda çocukluk dönemlerinde edinilen tatsız tecrübelerin insanın tüm hayatını etkileyeceğini de dile getirdi.Üsküdar Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü Arş. Gör. Pınar Demir ise 3-6 yaş çocuklarda nörolojik sistem gelişimi hakkında katılımcılara bilgi verdi.“Beyin kıvrımları, beynin kapasitesiyle alakalıdır”Doğum öncesinde beyin gelişimini etkileyen faktörler arasında gebelikte beslenme ve folik asit kullanımının önemine dikkat çeken Demir, insan beyninin hayvan beyninden farklı olduğunu ve beyinde ne kadar çok kıvrım varsa beynin kullanım kapasitesinin o kadar yüksek olduğunu söyledi.Demir, aynı zamanda yeni doğanlarda beynin sadece %25 ‘inin geliştiğini, 0-2 yaş grubunda bu oranın %75’e çıktığını ancak 5 yaş ve sonrasında beyin gelişiminin %90’ının tamamlanabildiğini de dile getirdi.2 gün süren etkinlikte, katılımcılar gruplar halinde sınıflarda atölye çalışmaları gerçekleştirdi.Haber-Fotoğraf: Şüheda Damgacı

28 OCA 2019

Üsküdar Üniversitesi ilk doktora mezununu verdi

Davranış Bilimleri ve Sağlık alanında özgün eğitim modeliyle dikkat çeken Üsküdar Üniversitesi ilk doktora öğrencisini mezun etti. Dr. Abdulkadir Ertaş, “Hastanelerde Örgüt Kültürünün Bilgi Yönetimi Uygulamalarına Etkisi” başlıklı teziyle Sağlık Yönetimi Doktora programından üniversitenin ilk Dr (PhD) mezunu oldu.Dr. Abdulkadir Ertaş’ın tezinin danışmanlığını Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcı Prof. Dr. Mehmet Zelka yaptı.Doktora tezini veren Ertaş’ı tebrik eden Zelka, Ertaş’a doktora cübbesini giydirerek fotoğraf çektirdi.Öte yandan, Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan doktorasını başarıyla tamamlayan Dr. Abdülkadir Ertaş’ı kutlayarak “İlk araştırma görevlilerimizden ve ilk doktora öğrencilerimizden olan Dr. Abdülkadir Ertaş’ı ve değerli hocalarını tebrik ederim. Bir üniversitenin en birinci üretimi yetkin ve nitelikli akademisyen yetiştirmektir. Bilim dünyasına katkı yapmaya devam edeceğiz” şeklinde değerlendirmelerde bulundu.

24 OCA 2019

Prof. Dr. İsmet Galip Yolcuoğlu’nun 15. kitabı raflardaki yerini aldı

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmet Galip Yolcuoğlu’nun kaleme aldığı “1000 Kitabın Öğrettiği: Nasıl Yaşamalıyız?” adlı kitabı okuyucularla buluştu. Sosyal Hizmet Bilimi alanında en çok kitabı bulunan Prof. Dr. İsmet Galip Yolcuoğlu’nun 15. Kitabı Nar Yayınevi tarafından yayınlandı.Sakarya Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Zafer Danış, kitabın önsözünde “kendinizi kesinlikle 1000 kitabın bilgeliğiyle, daha yüksek ve Homo Sapiens'e özgü, huzurlu kavrayışlara ulaştığınız yüksek platolarda hissedeceksiniz” diye vurguladı.     

17 OCA 2019

TEDx buluşmaları, 2. kez Üsküdar Üniversitesinde!

Üsküdar Üniversitesi, dünyanın en önemli fikir ve tartışma platformlarından biri olan TEDx’e ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Şubat ayında gerçekleştirilecek programda; Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, Prof. Dr. Sermin Kesebir ve Prof. Dr.  Nurper Ülküer ile Doç. Dr. Gökben Hızla Sayar’ın da aralarında bulunduğu akademisyenler, “Değişen İnsan, Değişen Bilim” başlığı altında, kendi alanlarında en çok ilgi çeken konuları konuşacak.Üsküdar Üniversitesi Altunizade Kampüsü Nermin Tarhan Konferans Salonunda 15 Şubat 2019 Cuma günü gerçekleştirilecek TEDx, kamuoyunun çok yakından tanıdığı akademisyenleri bir araya getirecek.Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan “Dünyamızı Çevreleyen Duvarlar, NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Sermin Kesebir “Psikiyatrik Bozukluklar, Bedensel Hastalıklardır (Brain, Mind and Body)” başlığı ile katılacağı programda, Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurper Ülküer de “Bebeklikte İçilen ‘Bir Fincan Sevginin’ Yaşam Boyu Süren Hatırı” başlıklı konuşması ile yer alacak.Psikolojik iyi oluştan, yaratıcı beyinlere yolculuk…Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar “Daha Yaratıcı Beyinler Geliştirmek”, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Tayfun Doğan “Psikolojik İyi Oluşun Kaynakları”, Reklam Tasarımı ve İletişimi Dr. Öğretim Üyesi Dinçer Atlı “Yetenek Yönetimi” konusunda görüşlerini paylaşacak.Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Endüstri Mühendisliği Dr. Öğretim Üyesi Rüştü Murat Demirer’in “Gelecekte Yapay Zekâ ve Büyük Veri Paradigmalarında Devrimler Olacak mı?”, Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Dr. Öğretim Üyesi Esin Tümer’in ise “İstanbul! Her Bina Residense, Hwer Oda Ayrı Akıllı. Kentten Önce, Zihni Dönüşüm…” başlıklı konuları ile katılacağı program, Üsküdar Üniversitesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Hüseyin Ünübol’un “Mutsuzluk, Mutluluğun Sermayesidir” başlıklı konuşmasıyla devam edecek.Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyomühendislik Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Kaan Yılancıoğlu’nun “İnsanoğlu Antibiyotiksiz Çağa Hazır mı? Hayatta Kalabilecek miyiz?” başlıklı konuşmasını gerçekleştireceği paylaşacağı TEDx – Üsküdar buluşması, Üsküdar Üniversitesi GETIPMER Müdürü Dr. Murat Ulusoy ve GETIPMER Bilimsel Danışma Kurulu Üyesi Uzm. Psikolog Nalan Eyin’in “’Artırılmış Cinsel Doyum – Expanded Sexuel Response Hipnoz’ Neden ve Niçin Gerekli?” başlıklı konuşmaları ile tamamlanacak. Daha fazla bilgi için: https://tedxuskudaruniversity.com/tr/2019

27 ARA 2018

MasterChef birincisi Üsküdar mutfağına konuk oldu

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Direktörlüğü, Gastronomi ile Beslenme ve Diyetetik Kulübünün düzenlediği “Yılbaşı Atıştırmalıkları Workshop'u” ikinci oturumuna MasterChef birincisi Uğur Kardaş konuk oldu.Katıldığı yarışma programındaki performansıyla Türkiye’nin sevgisini kazanan Aşçı Uğur Kardaş Üsküdar Üniversitesinin misafiri oldu.MasterChef birincisi Kardaş, Gastronomi ile Beslenme ve Diyetetik Kulübünün düzenlediği “Yılbaşı Atıştırmalıkları Workshop'u” programına katıldı.Kardaş ve öğrenciler birlikte atıştırmalıklar hazırlayarak birçok püf noktası öğrendi.Eğlenceli geçen program toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.

27 ARA 2018

Masal terapi ile mutluluk…

Üsküdar Üniversitesi Sağlık, Kültür ve Spor Kulübü Direktörlüğü ile Çocuk gelişimi kulübü tarafından “Anlatacak bir hikâyem var ve mini kahkaha terapisi” konulu etkinlik düzenledi. Programa Çocuk Gelişim Uzmanı Sebahat Bağbars konuk oldu. Bağbars; “Amacımız yetişkinlerin içindeki çocuğu ortaya çıkarabilmek. Yalancı kahkahalarla doğru nefes alıp, gerçek kahkahalara ulaşmaya çalışmak ve bunu da çocuksu oyunlarla yapmaktayım” dedi.Çarşı Yerleşkede düzenlenen etkinlikte Sebahat Bağbars masal ve kahkaha terapisinin önemine işaret etti.“Amacım yetişkinlerin içindeki çocuğu ortaya çıkarabilmek”Kahkaha masal terapisini, masal anlatıcılığı ile birleştirdiğini belirten Bağbars “Aynı zamanda çocuklara masal anlatıyorum. Burada amacımız yetişkinlerin içindeki çocuğu ortaya çıkarabilmek. Yalancı kahkahalarla doğru nefes alıp, gerçek kahkahalara ulaşmaya çalışmak ve bunu da çocuksu oyunlarla yapmaktayım. Burada amaç tamamen insanların mutluluk hormonunu salgılayabilecekleri, unuttukları çocuklusu oyunlarla, unuttukları çocuklarına gönderme yapmaktır’’ dedi.Çocuk gelişimi öğrencileri ile masal ve yetişkinlerin çocuk üzerinde oluşan psikolojik etkilerin rolleri üzerine değinen Bağbars “Yetişkinler masal anlatırken masallarda söyleyemedikleri şeyleri masal içirişindeki objelerle anlatabilirler. Örneğin bir ayna yâda oyuncak ayı diyelim. Söylemek istediği şeyi anneden babadan yada bir yetişkinden duyduğunda çocuk direk etkilenecekse bir ayıyı misyon olarak yükleyebilir bunu yansıma gibi kullanarak dolaylı olarak anlatmak istediklerini daha sağlıklı şekilde aktarabilirler” şeklinde konuştu.Masallarla kahkaha terapi Kahkaha terapi öncelikle doğru nefesin kullanılması gerektiğini vurgular diyen Bağbars, “Doğru nefesin dışında çocuksu oyunlar yaptığınız zaman sonunda atılan yalancı kahkahalarla gerçek kahkahalara ulaşılır ve böylelikle endorfin salgılanmış olur. Endorfinin salgılanması sonucunda insanların üzerindeki mutluluk etkisi artıyor” diye ifade etti.Bağbars nefesin nasıl doğru şekilde alınacağını Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurper Ülküer ile birlikte katılımcılara uygulamalı olarak gösterdi.Öğrencilerin katılımı ile eğlenceli geçen etkinlik, Bağbars’a takdim edilen teşekkür belgesinin ardından toplu fotoğraf çekimi ile son buldu.

24 ARA 2018

Prof. Dr. Nevzat Tarhan : “İtfaiyecilik, askerlik, doktorluk gibi kutsal bir meslektir”

Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Türkiye Belediyeler Birliği ve Üsküdar Üniversitesi işbirliği ile İtfaiye Daire Başkanlıkları ve Müdürlüklerine yönelik gerçekleştirilen İtfaiyecilik Mesleğinde Psikososyal Risk Etkenlerinin konuşulduğu Meslek Hastalıkları Sempozyumuna katıldı. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, katılımcılara İtfaiyecilerde "Stres Altında Beynin Tepkileri" konulu konferans verdi. Tarhan, “Zihinsel yavaşlığı olan kişiler itfaiyeci olamaz” dedi.Açılış ve protokol konuşmaları yapıldıİstanbul Hilton Otel’de düzenlenen sempozyum, saygı duruşu ardından İstiklal Marşı’nın okunması ile başladı. Meslek Hastalıkları Sempozyumunun açılış ve protokol konuşmaları yapıldı.“Meslek hastalıkları ülkemizin kanayan yarasıdır”Meslek Hastalıkları Sempozyumunun ilk açılış ve protokol konuşmasını Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan yaptı. Uçan, Türkiye’deki meslek hastalığı oranına değinerek “Meslek hastalıkları ülkemizin kanayan yarasıdır” dedi. Uçan, meslek hastalıklarının oluşumundaki etkenleri sıralayarak çok tehlikeli sınıfta yer alan itfaiye çalışanlarının da meslek hastalıklarına maruz kaldığını belirtti.Sempozyumun ikinci açılış ve protokol konuşmasını Türkiye Belediyeler Birliği Genel Sekreter Vekili Ahmet Kazan gerçekleştirdi. Kazan, Türkiye Belediyeler Birliğinin yapısı ve düzenlenen faaliyetler hakkında bilgi verdi.  Meslek Hastalıkları Sempozyumunun üçüncü açılış ve protokol konuşmasını Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Zelka yaptı. Prof. Dr. Zelka, günümüzde çalışanların çalışma hayatında fiziki ve yapısal tehlikelere maruz kaldığını belirterek bu tehlike ve risklerin giderilebilmesi için eğitim çalışmalarının önem arz ettiğini belirtti.“Travmanın ilacı koşulsuz sevgidir”Meslek Hastalıkları Sempozyumunun birinci oturumunda itfaiyecilerde travma sonrası stres bozukluğu, panik atak ve anksiyete bozukluğu konuşuldu. Oturumun başkanlığını Prof. Dr. Mehmet Zelka üstlendi. Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Mert Akcanbaş itfaiyecilerde travma sonrası stres bozukluğu ile ilgili bilgi verdi. Akcanbaş, “Travmanın ilacı koşulsuz sevgidir” dedi.  “Risklerin minimalize edilmesi için sosyal eğitim verilmeli”Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Prof. Dr. Orhan Doğan, itfaiyeciliğin yoğun iş temposuna sahip yüksek riskli ve önemli bir meslek olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Doğan, risklerin minimalize edilmesi için sosyal eğitimin verilmesi gerektiğini kaydetti.  Prof. Dr. Doğan, panik atak ve anksiyete bozukluğu ile ilgili paylaşımlarda bulundu.Kaygı bozukluğu hakkında bilgi verdiMeslek Hastalıkları Sempozyumunda birinci oturumun son konuşmasını Uzm. Psikolog Yasemin Ozan yaptı. Ozan, travma sonrası stres bozukluğunu ve klinik stres bozukluğunu içine alan kaygı bozukluğu hakkında bilgi verdi. Ozan, kaygı ve korku arasındaki farka değindi.Birinci oturumun sonunda konuşmacılar merak edilen soruları yanıtladı.Oturum Ankara Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanı Uğur Olgun’un konuşmacılara teşekkür belgesi taktim etmesi ile sona erdi.“Depresyon duygu durum bozukluğudur”İtfaiyecilik Mesleğinde Psikososyal Risk Etkenlerinin konuşulduğu Meslek Hastalıkları Sempozyumunun ikinci oturumunda itfaiyecilerde depresyon ve tükenmişlik sendromu konuşuldu. İkinci oturumun başkanlığını Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan gerçekleştirdi. Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğr. Gör. Murat Otoğlu, depresyon ile ilgili bilgi verdi. Otoğlu, “Depresyon duygu durum bozukluğudur” dedi.“Tükenmişlik sendromu hastalık değildir”Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Mert Akcanbaş, tükenmişlik sendromu ile ilgili açıklamalarda bulundu. Akcanbaş, tükenmişlik sendromunun hastalık olmadığını belirtti. “Tükenmişlik sendromu, iş yerindeki motivasyonu zaman içinde yok eden bir stres grubudur, hastalık değildir” dedi.İkinci oturumun sonunda konuşmacılar merak edilen soruları yanıtladı. Oturum Adana Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanı Fahri Durukan’ın konuşmacılara teşekkür belgesi taktim etmesi ile sona erdi.“Kişilerarası ilişkileri düzeltmeden mutlu olamayız”Meslek Hastalıkları Sempozyumunun üçüncü oturumunda itfaiyecilerde iyilik hali ve psikolojik sağlamlık, mobbing konuları konuşuldu. Üçüncü oturumun başkanlığını Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur üstlendi.Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Tayfun Doğan, iyilik hali ve psikolojik sağlamlık kapsamında pozitif psikoloji ile ilgili bilgi verdi. İyimserlik ve mutluluk kavramlarına değinen Doç. Dr. Doğan, “Kişilerarası ilişkileri düzeltmeden mutlu olamayız” dedi.Uzm. Psikolog Yasemin Ozan iş yerinde uygulanan mobbing örneklerine yer vererek, mobbing ile mücadele etme yöntemlerine değindi.   Üçüncü oturumun sonunda konuşmacılar merak edilen soruları yanıtladı.Oturum Denizli Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanı Murat Başlı’nın konuşmacılara teşekkür belgesi taktim etmesi ile sona erdi.İtfaiyecilerin sahada yaşadığı tecrübeler paylaşıldıSempozyumunun dördüncü oturumunda, Denizli Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanı Murat Başlı, Ankara Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanı Uğur Olgun, Adana Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanı Fahri Durukan ve İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanı Bülent Tosun sahada yaşanmış tecrübelerini paylaştı. Oturumun başkanlığını Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Öğr. Üyesi Abdurrahman İnce yaptı.Dördüncü oturumun sonunda Marmara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Hamza Burak Eryiğit konuşmacılara teşekkür belgesi taktim etti.“Psikososyal risk etkenleri modern yaşantının içinde yer alan herkes de görülmektedir”İtfaiyecilik Mesleğinde Psikososyal Risk Etkenlerinin konuşulduğu Meslek Hastalıkları Sempozyumunun kapanış konferansını Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan tarafından gerçekleştirildi. Prof. Dr. Tarhan, katılımcılara ‘İtfaiyecilerde Stres Altında Beynin Tepkileri’ ile ilgili bilgi verdi. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, psikososyal risk etkenlerinin sadece itfaiyecilerde değil modern yaşantının içinde yer alan herkes de görüldüğünü söyledi.“Zihinsel yavaşlığı olan kişiler itfaiyeci olamaz”Prof. Dr. Tarhan, itfaiyecilik mesleğinin dikkat isteyen bir iş olduğunu söyleyerek itfaiyeciliği hastanelerde ki acil servislere, askeri birliklere benzetti. Acil servis çalışanları, askeri birlik çalışanları ve itfaiyecilerde olması gereken 3 temel özelliğe değinen Prof. Dr. Tarhan, buralarda çalışan kişilerin kriz yönetimi, risk analizi yapabilmeleri ayrıca hızlı karar verebilmeleri gerektiğini ifade etti. Prof. Dr. Tarhan “Zihinsel yavaşlığı olan kişiler itfaiyeci olamaz” dedi.“Yangın tehlikesi ile ilgili simülasyonlar yapılmalı”Prof. Dr. Tarhan, itfaiyecilik mesleğinde kişilere verilen eğitimde otomatik tepkiler oluşturmak yerine itfaiyeciye otomatik tepkiyi verdirebilecek ustalığı kazandırmanın önemine değindi. Prof. Dr. Tarhan, otomatik tepkinin kazandırılabilmesi için yangın tehlikesi ile ilgili simülasyonların yapılması gerektiğini kaydetti. Prof. Dr. Tarhan “Bu kişiler deneme yanılma yöntemi ile kriz yönetiminde de başarılı olurlar” dedi.  “Kişi kriz yönetimini başarabilirse stresi de yönetebilir”Kişinin kendi kendinin lideri olması halinde krizi yönetebileceğini söyleyen Prof. Dr. Tarhan, kriz yönetiminde dikkati ve zamanı yönetebilmenin önemini vurguladı. Tarhan “ Zamanı yönetebilmek için kişi önem sırasını bilmeli, dikkati yönetebilmek içinde öncelik sırasını bilmesi gerek” dedi. Prof. Dr. Tarhan, kişinin kriz yönetimini başarabilmesi halinde stresi de yönetebileceğini belirtti.“İtfaiyecilik de askerlik, doktorluk gibi kutsal bir meslektir” Prof. Dr. Tarhan, itfaiyecilik mesleğinin askerde cephede nöbet tutanlardan, acil servislerde çalışanlardan bir farkı olmadığını belirtti. Prof. Dr. Tarhan, “İtfaiyecilerin riski göze alıp ateşin içine dalmaktadır bu nedenle itfaiyecilik de askerlik, doktorluk gibi kutsal bir meslektir devletin bu mesleği de kutsal görüp sahip çıkması gerek.” dedi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan konferansın ardından merak edilen soruları yanıtlandı.Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan’a Doç. Dr. Alparslan Hamdi Kuzucuoğlu tarafından çiçek taktim edildi.Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur’a da çiçek taktim edildi.Sempozyum toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi. 

24 ARA 2018

Karagöz: "Hemşirelik hem beden hem de ruhsal çaba gerektirir!"

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Direktörlüğü ile Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümünün düzenlediği ‘Bakım Bilimi: Hemşirelik’ seminerini gerçekleştirildi. Seminerin konuğu Bilgi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Süreyya Karagöz oldu. Karagöz, Bakım kavramını kendi düşünceleriyle katılımcılara anlattı."Hemşireliğin varlık nedeni bakımdır!" Çarşı Yerleşkede gerçekleşen seminerde bakım ve hemşireliğin bağlantısını, hemşirelik mesleğinin temelinde neyin olduğunu, Sağlık Bilimi Fakültesi öğrencilerine anlatan Karagöz: "Hemşirelik denildiği zaman aklımıza gelecek en temel kavram bakım kavramıdır ve hemşireliği ele alan birçok uzman, bakım kavramıyla özleştirmiştir. Hemşireliğin varlık nedeni bakımdır" diyerek bakım kavramının önem taşıdığını vurguladı.“Hemşirelik, hem bedensel hem ruhsal çaba gerektiriyor”Bakımın Türk Dil Kurumundaki karşılığının, birinin gereksinimini üstlenmek sağlama girişimi ve verilen emek olduğunu söyleyen Karagöz, emek kelimesinin bütün ahlaki değerlerin temeli olduğunu, bedensel ve ruhsal olarak çaba harcamak olduğunu açıkladı. Sadece insana değil bir çiçeğe bir nesneye de bakım yapıldığını, hem beden hem ruh çabası olduğunu ifade etti."Giderek mesleğe yabancılaşıyoruz "Bakım kavramının hemşirelikte yeterli ilgiyi görmemesinden yakınan Karagöz: "Bakım kavramı hemşirelik de çokta yeterli ilgiyi görmemiş maalesef. Hemşireler varlık nedenlerini önemsememişler, değersiz görmüşler ve ondan uzaklaşmışlar. Oysa benim varlık nedenim bakımdı ve dolayısıyla mesleğine giderek yabancılaşmaya başlamışlar. Çünkü her meslek var oluş nedeninden uzaklaşınca aslında kendi mesleğine de yabancılaşıyor. Bu maalesef Hemşirelik mesleğinde daha yaygındır" dedi.Karagöz: “İlaç vermeyi belki ilerde robotlarda yapabilir. Dolayısıyla ben şu anda robot gibiyim! Özgür olmak için varlık nedenim olan bakıma dönmek durumundayım “Bu kapitalizm sistemin özünde insanı merkeze almayan bir sistem olduğunu bunun için bakım kavramında çok uygun olmadığını ve maalesef bu yüzden bakımın tadına da varamadığını belirten Karagöz; “Ben hemşire olarak insanlar yaşasın istiyorum. Çünkü benim varlık nedenim olan bakım böyle diyor. Ama bu sistem ona önem vermediği için ben bunu yapamıyorum. Bizi özgürleştirecek şey bakımın kendisidir biz bakımdan vazgeçerek aslında özgürlüğümüzü de başkalarının eline bırakmış durumdayız.Bakımın özündeki anlamını, sadece hekimin hastaya günde 4 kere ilaç ver gibi söylemini uygulayarak yapamıyorum. İlaç vermeyi belki ilerde robotlarda yapabilir. Dolayısıyla ben şu anda robot gibiyim. Özgür olmak için varlık nedenim olan bakıma dönmek durumundayım” dedi ve öğrencilere soru sormaktan vazgeçmemelerini tavsiye etti.Seminer, Prof. Dr. Süreyya Karagöz’e çiçek taktimi ve toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.

21 ARA 2018

Atıf Tokar: “Disleksinin ilacı Ergoterapidir”

Üsküdar Üniversitesi Ergoterapi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sevda Asqarova ve Duyu Bütünleme Uzmanı Fzt. Dr. Yeşim Ünveren, Disleksi Farkındalık etkinlikleri kapsamında Ergoterapinin Disleksi Çocuklar Üzerindeki Etkisi” konusunda seminerler verdi. Seminerde konuşan Türkiye Disleksili Çocuklar Vakfı ve Albatros Derneği Başkanı Atıf Tokar disleksinin ilacının ergoterapi olduğunu belirtti.Türkiye Disleksili Çocuklar Vakfı ve Albatros Derneği Başkanı Atıf Tokar’ın düzenlediği programda, ellişer kişiden oluşan 4 ayrı gruba seminer verildi. Seminere özel eğitimciler, psikologlar, PDR uzmanları, ergoterapistler ve öğrenci aileleri katıldı.“Üsküdar Üniversitesi mezunu Ergoterapistler ile ciddi yol alıyoruz”Yoğun bir ilginin olduğu seminerin sonunda konuşan Türkiye Disleksili Çocuklar Vakfı ve Albatros Derneği Başkanı Atıf Tokar şunları söyledi: “Muhteşem bir seminerdi! İyi ki derneğimiz var, iyi ki paydaşız ve iyi yürekli insanlarla birlikte oluyoruz, onları ailelerimizle buluşturuyoruz. Üsküdar Üniversitesi Ergoterapistleri yetiştirirken Psikoloji tandanslı yetiştiriyor. Onun için dislekli çocuklarımız Üsküdar Üniversitesi mezunu Ergoterapistler ile ciddi yol alıyor. Onun için derneğimiz ve vakfımız Üsküdar Üniversitesinin peşini bırakmıyor. Ergoterapi disleksili çocukların ilacıdır.”Ergoterapi gününü kutladılarKonuşmaların ardından Albatros Disleksi Öğrenme Güçlüğü Kurumunda çalışan Üsküdar Üniversitesi mezunları, hocalarıyla hasret giderdi. Sonrasından pasta kesilerek Ergoterapi Günü kutlandı.

20 ARA 2018

Nehir Meniroslu: “Otizmin bir ilacı yok çaresi eğitim”

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Spor ve Kültür Spor Direktörlüğü ile Mucizeye İlk Dokunuş kulübü tarafından düzenlenen “Otizm de Farkındalık” konferansının konuğu Tohum Otizm Vakfı Eğitim Koordinatörü Nehir Meniroslu oldu. Meniroslu; otizmin giderilmesinin eğitimle mümkün olduğunu katılımcılara belirtti.Çarşı Yerleşkede gerçekleşen etkinliğin açılış konuşmasını Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Güler Cimete'nin yaptığı Otizm’ de Farkındalık konferansında; otizm spektrum bozukluğu, aile ve çocuğum tutumu, ebelik bakımı, klinik uygulamalarda yaşanan zorluklar, test ve videolar eşliğinde anlatıldı.Vakfın çalışmaları anlatıldıTohum Otizm Vakfındaki yapılan farkındalık çalışmalarına değinen Meniroslu; “Destek eğitimlerimizle faaliyette sorun çalışmalarıyla ilgili otizm çocuklu ailelerin eşit, sağlık ve eğitim haklarından yararlanması için çeşitli projeler düzenliyoruz, farkındalık çalışmaları yapıyoruz ve salon çalışmaları yönetiyoruz. Farkındalık çalışmalarında da sizlerle buluşup otizm ne olduğunu anlatarak katkı sağlamaya çalışıyoruz” dedi.Merinoslu internet uygulaması “kahoot.it” ile ilgili hazırladığı testi katılımcılara uygularken, çıkan sonuca göre şu değerlendirmelerde bulundu: “Otizmli çocukların normal insanlardan farklı olduğunu fakat otizmli çocukları dış görünüşleriyle ayırt edemediğimizi, otizmli insanların adını seslendiğimizde bize bakmadığını, göz teması kuran otizmlilerin var olduğunu fakat genel olarak baktığımızda göz temasının olmadığının bilgilisini katılımcılarla paylaştı.“Sosyal etkileşimleri zayıf”Otizmli çocukları 16-18 aylıktan itibaren gözlemleyebiliyoruz fakat tam olarak üç yaşından itibaren kendini gösteriyor diyen Merinoslu, tüm belirtilerini üç yaşına kadar görebildiklerini kaydetti.İşaret becerisini ekstra eğitim yaparak öğretebildiklerini belirten Meniroslu “Bu onlarda otomatik olarak kazanılan bir beceri değil. Sosyal etkileşimleri maalesef zayıf” şeklinde konuştu. Daha sonra teste en başarılı olan 5 kişiyi sahneye davet ederek, Termo grander adındaki otizmli bir bayan yazar tarafından, otizmin iç dünyasında neler olduğuyla ilgili yazılan kitabı öğrencilere hediye etti.“Erken tanı ve sürekli eğitim çok önemli”Erken tanı ve sürekli eğitimin öneme değinen Meniroslu; “Otizm konusunda erken tanı ve sürekli eğitim çok önemli. Otizm bir hastalık değildir, hastalığın bir ilacı vardır ama maalesef otizmin bir ilacı yok çaresi eğitim. Bize çocuk geliyor, biz ona eğitim veriyoruz sonra ailesi ile tatile çıkıyor, döndüğünde eğitime baştan başlamamız gerekiyor. Bu yüzden ailenin sürekli eğitime devam etmesi gerekiyor” dedi.“Güler yüzünüzü eksik etmeyin”Ailenin çocuğunun otizm olduğunu öğrendikten sonraki bunalımından bahseden Meniroslu, aileye empati kurarak yaklaşılması gerektiğini, olabildiğince yumuşak dille yaklaşılması gerektiğinin tavsiyesini verdi.Programın sonunda katılımlarından dolayı Meniroslu’ya plaket takdim edildi. Toplu fotoğraf çekimi ardından etkinlik sona erdi.

14 ARA 2018

Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “İş kazalarında duygusal ihmaller önemli”

İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl ikinci düzenlenen “Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi Fuarı IOHS EXPO” kapsamında gerçekleştirilen “Çalışanlarda Psikolojik Motivasyon ve Ödüllendirme Sistemlerinin Performansa Yansımaları” adlı konferansın moderatörlüğünü Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan yaptı. Tarhan, iş kazalarında psikolojik faktörlerin ve duygusal ihmallerin de önemli bir rol oynadığını kaydetti.Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda gerçekleşen oturum Prof. Dr. Nevzat Tarhan'ın moderatörlüğünde Prof. Dr. Acar Baltaş, Derek Smıth, Doç. Dr. İdil Işık ve Mehmet Erhan Doğrul İş Sağlığı ve Güvenliği alanındaki sunumlarını gerçekleştirdi.Tarhan konuşmasında bu kongrenin İş Sağlığı ve Güvenliği için önemli bilgilerin paylaşıldığı, deneyimlerin birlikte analiz edildiği bir ortam olduğunu ve buradaki bilgilerin paylaşımının sahada da yayılmasının son derece faydalı olduğunu dile getirdi.Geçtiğimiz yıl da bu kongreye katıldığını söyleyen Tarhan,  kongrenin özellikle İş Sağlığı ve Güvenliği alanında çalışan veya eğitim gören kişilere etkisinin büyük olduğunu söyledi.“İş sağlığı ve güvenliği bir kültür haline gelmeli”İş Sağlığı ve Güvenliğinin bir kültür haline gelmesini sağlamanın önemine değinen Tarhan,  İş Sağlığı ve Güvenliği algısının insanların zihin haritasına bir seçenek olarak yerleşmesi gerektiğinin ve bir iş yaparken insanların İş Sağlığı ve Güvenliğini bir seçenek olarak görmelerinin şart olduğunun altını çizdi. İş kazalarında psikolojik faktörlerin ve duygusal ihmallerin de önemli bir rol oynadığını, çalışanlardaki psikolojik motivasyonun İş Sağlığı ve Güvenliği ile doğru orantılı olduğunu da ekledi.“Beklenmeyen ödül daha çok motive eder”İnsanın en önemli davranış geliştiren sisteminin ödül-ceza sistemi olduğunu söyleyen Tarhan,  ödül-ceza sisteminin bir bağımlılık haline geldiğini dile getirdi. Ve bu bağımlılığın yeni adının “Ödül yetmezliği sendromu” olduğunu, insanların ödüle doymadığını ve daha fazla ödül istediklerini bunun da yeni bir sendrom haline geldiğini kaydetti. Tarhan, beynin ödül ceza sisteminde alışılmış ödüllerin değil de beklenmeyen ödüllerin daha çok motive ettiğini de dile getirdi.Konuşmasının devamında İş Sağlığı ve Güvenliği ile Pozitif Psikoloji ilişkisine değinen Tarhan,  Pozitif Psikolojinin çalışan sağlığı konusunda ele alınmasının çok faydalı olduğunu ve insanların pozitif psikolojiyi hem yaşam felsefesi hem de çalışma odağı olarak görmelerinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.“Eksiyi sıfıra getirmek değil, sıfırı ileriye götürmektir”Pozitif Psikolojinin bir mutluluk bilimi olduğunu söyleyen Tarhan, Pozitif Psikolojinin “Daha iyi nasıl yaşarım?” sorusunu benimsediğini söyledi. Ve aynı zamanda pozitif psikolojinin eksiyi sıfıra götürmediğini aksine sıfırı daha ileriye götürdüğünün de altını çizdi.İstanbul Büyükşehir Belediyesi İş Sağlığı ve Güvenliği Müdürü Süleyman Bakan tarafından plaket takdim edilmesinin ardından çekilen hatıra fotoğrafı ile konferans sona erdi.Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği fuarındaLütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı fuar alanında ise Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği bölümü öğrencileri tarafından kurulan stantta gün boyu ziyaretçilere İş Sağlığı ve Güvenliği Lisans ve Yüksek Lisans bölümleri hakkında bilgi verildi.                       

28 KAS 2018

Çocuk Gelişimi bölümü mezunları kariyer planlama çalışmasında

Üsküdar Üniversitesi Mezunlar Derneği ve Kariyer Merkezi’nin ortak çalışması olan, mezunlara yönelik Kariyer Çalışmalarının sekizincisi Sağlık Bilimleri Fakültesi’ne bağlı Çocuk Gelişimi bölümü mezunları için gerçekleştirildi.Çarşı Yerleşke Emirnebi1 de gerçekleşen program, Çocuk Gelişimi Bölümü Başkanı Prof. Dr. Nurper Ülküer, Dr. Öğr. Üyesi Filiz Shine Edizer, Öğr. Gör. Neşe Şekerci ve Araş. Gör. Begüm Gamiş’in katılımları ile yapıldı.Derneğin çalışmalarına yönelik bilgiler verildiEtkinliğin açılış konuşması Mezunlar Derneği Başkanı Tayfun Gözler tarafından yapıldı. Gözler, konuşmasında derneğin açılışından bu güne kadar yapılan çalışmalardan ve ileriki dönemlerdeki hedeflerinden bahsetti.Kariyer Merkezi Direktörlüğü Mezunlar Ofisi Sorumlusu Remziye Çopur ise derneğe ait web sayfasının içerikleri ve mezun kimlik kartını temini hakkında bilgi verdi.Ülküer: “Mezunlar iş ararken bilgilerini de artırmayı unutmamalı”Çocuk Gelişimi Bölümü Başkanı ve aynı zamanda Çocuk Gelişimi ve Eğitimcileri Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Nurper Ülküer, üniversitemizin dernek çalışmalarını yakından takip ettiklerini ve başarılı bulduklarını söyledi. Ayrıca başkanı olduğu CGE DER (Çocuk Gelişimi ve Eğitimcileri Derneği) hakkında da bilgi verdi ve iki derneğin ortak çalışmalara imza atabileceğini belirtti. Bu derneklere aktif katılmalarının kariyerlerini geliştirmeleri ve istedikleri işi bulmaları açısından yararlı olabileceğini vurguladı. Ülküer, diğer taraftan, mezunların iş ararken, bilgilerini de yenileme ve arttırmayı unutmamaları gerektiğini hatırlattı. Remziye Çopur, bu konuda Üniversitenin Sürekli Eğitim Programlarının da kendilerine yardımcı olabileceğini belirtti.Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü Arş. Gör. Begüm Gamiş, CGE DER’in yaptıkları faaliyetleri hakkında kısa bir sunum yaparken Üsküdar Üniversitesi işbirliği ile yapılan etkinliklerden de bahsetti.Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Filiz Shine Edizer ise yakın zamanda bölüm mezunları hakkında bir çalışma yapacaklarını ve bu çalışmaya göre mezun olan öğrencilerin nerelerde hangi görevlerde olduklarını, yaşadıkları sıkıntıları takip etmek istediklerini dile getirdi.Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü Öğr. Gör. Neşe Şekerci ise Türkiye’deki üniversitelerin mezun etkinlikleri ile yurt dışındaki etkinliklerin benzer ve farklı yönleri hakkında bilgi paylaşımında bulundu.Etkinlik, daha sonra iş hayatına atılan iki mezun öğrencinin, iş başvuru sürecinde ve mülakat sürecinde yaşadığı tecrübeleri diğer mezun arkadaşları ile paylaşımı ile devam etti.Katılım gösteren mezun öğrenciler bir araya gelmekten mutluluk duydukları dile getirdi.

26 KAS 2018

Üsküdar Hemşirelik Bölümü öğrencileri yönetici hemşirelerle

Üsküdar Üniversitesi Hemşirelik Bölümü Seminerleri kapsamında Çarşı Yerleşkesinde gerçekleştirilen “Hemşirelik Öğrencileri Yönetici Hemşirelerle Buluşuyor” konulu programın konuğu Anadolu Sağlık Merkezi Hemşirelik Hizmetleri Direktörü Uzm. Hem. Elif Akbal oldu.Akbal, hemşirelik hizmetlerinin yönetimi sürecinde Anadolu Sağlık Merkezinde kendi yaptıkları uygulamaları örneklerle anlatarak öğrencilere, profesyonel hemşireler olarak esas görevlerinin bakım olduğunu ve bireylerin bakımında çok özenli olmaları gerektiğini söyledi. Hemşirelerin hastanelerde hizmetin niteliğini arttırmada büyük rolü olduğunu ifade eden Akbal, öğrencilere çalışmalarında sürekli yenilikleri takip ederek ilerlemeyi, kendilerini geliştirmeyi hedef edinmelerinin önemini vurguladı.Öğrencilerin sorularını da yanıtlayan Akbal, Üsküdar Üniversitesi mezunları ve öğrencilerinin kurumlarındaki çalışmalarından çok memnun olduğunu belirterek, mezunlarımıza her zaman öncelik verdiklerini ifade etti ve eğitimlerinin kıymetini bilmelerini hatırlattı.Program,  Elif Akbal’a katkılarından ötürü teşekkür edilmesi ve fotoğraf çekilmesi ile sona erdi.

26 KAS 2018

Üsküdar Üniversitesinde Vaka Yönetimi Semineri gerçekleştirildi

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü Seminerleri kapsamında düzenlenen “Vaka Yönetimi Semineri” Çarşı Yerleşke Emir Nebi-1 konferans salonunda gerçekleştirildi.Açılış konuşmasını Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Besti Üstün’ün yaptığı seminerin konuğu, Radyolojik Onkoloji Vaka Yöneticisi Uzm. Hemşire Özlem Topkaya idi.“Bir rol modeli görme şansınız yok!”Vaka yöneticiliği ile ilgili rol modeli görme olanağımızın olmamasından yakınan Üstün; ‘Bir dolu hastaneye gidiyorsunuz, vaka yöneticiliğiyle ilgili pek bir rol modeli görme şansınız olmuyor. Ama Anadolu Sağlık Merkezinden Özlem Hanım bu işin uygulayıcısı olarak, ondan dinleme şansımız olacak. Ben geldikleri ve bize zaman ayırdıkları için kendilerine çok teşekkür ediyorum. Ondan dinlemek çok keyifli olacaktır” dedi.“Vaka yönetimi problem çözme yöntemidir” Kendi okul hayatından kısaca bahseden ve 12 yıldır Anadolu Sağlık Merkezinde çalıştığını belirten Topkaya, onkolojik bilimlerle başladığını, son 4-5 yıldır da vaka yönetimi hemşireliği yaptığını söyledi.Topkaya, öğrencilere vaka yönetimi nedir?  Bizim için faydaları nelerdir? Hastalar için nasıl hizmet verdiklerinden bahsetti. Vaka yönetimini kaynakları etkin bir şekilde kullanılarak bakım ve tedavi yöntemin kalitesini yükseltmek amacıyla uygulanan bir hizmet sunum şekli olduğunu söyleyen Topkaya, “Bireylerin sağlık gereksinimini karşılamak için ihtiyaç duyulduğu girişimlerin planlandığı uygulandığı ve hastayla sürekli iletişim halinde olduğu bir sistemdir. Vaka yönetimi bir problem çözme yöntemidir. İlk olarak 1970’li yılların başında sigorta şirketleri tarafından kullanılmaya başlanmış, 1985’lerde hastanelerde kullanılmaya başlanmıştır” şeklinde konuştu. Dünyada kronik hastalıkların hızla artması nedeniyle komplike sağlık hizmeti alan bireylerin sayısının artmakta olduğunu dile getiren Topkaya, vaka yönetiminin kimlere uygulandığını,  yönetim sürecini, bağlantılı olduğu kurumları, hangi meslek gruplarının uygulayabileceğini ve hemşirelik bölümünün vaka yönetiminde ki avantajlarını konferansa katılan hemşirelik bölümü öğrencilerine anlattı.Soru ve cevap bölümünün ardından katılımlarından dolayı Özlem Topkaya’ya teşekkür belgesi takdim edildi.Toplu fotoğrafın çekilmesinin ardından program sona erdi.

26 KAS 2018

Üsküdar'da, Nörolojik Rehabilitasyon ve Yutma Bozuklukları Sempozyumu yapıldı

Üsküdar Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü tarafından düzenlenen Nörolojik Rehabilitasyon & Yutma Bozuklukları Sempozyumu’nda rehabilitasyon ve tedavi yöntemlerinden uygulamalara kadar pekçok başlık konuşuldu. Üsküdar Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Yıldız Erdoğanoğlu, robot destekli tedaviler, vücut ağırlığı destekli koşu bandı, fonksiyonel elektrik stimülasyon, sanal gerçeklik, beyin stimülasyonu, aktüatör cihazlar ve beyin-makine arayüzlerinin fizyoterapistlerin bireysel hasta seviyesini geliştirmeye yönelik uygulamalarını desteklediğini söyledi. Erdoğanoğlu, yeni teknolojilerin terapide uygulama için birçok avantaj sağladığını belirterek geleneksel tedaviye kıyasla çok daha yüksek bir motivasyon sağladığını kaydetti.Fiziksel kazalar ya da nörolojik hastalıklar sonrası ortaya çıkan beyin travması, inme, Parkinson veya başka bir nörolojik hastalık sonrası beyindeki nöronların hasar görmesi, bireyin günlük yaşantısını olumsuz etkileyen motor bozukluklara neden oluyor. Bu bozuklukların tedavisi, rehabilitasyon uygulamaları ve kullanılan teknolojik yöntemler, Üsküdar Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü tarafından düzenlenen Nörolojik Rehabilitasyon & Yutma Bozuklukları Sempozyumu’nda konuşuldu.Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşkesi Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen ve onursal başkanlığını Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşe Karaduman’ın yaptığı sempozyumun açılış konuşmalarını Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Defne Kaya ve Sağlık Bilimleri Fakültesi’nden Dr. Öğretim Üyesi Çetin Sayaca yaptı.Sempozyumun düzenlenmesinde en büyük desteği veren Üsküdar Üniversitesi ile katılımcılara teşekkür eden Prof. Dr. Defne Kaya, sempozyumun verimli geçmesini temenni etti.  Prof. Dr. Kaya bir öğretmen olarak başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere şehit öğretmenlerin ve tüm öğretmenlerin  Öğretmenler Günü’nü kutladı.Nörolojik rehabilitasyonda bilinmeyenler konuşulacakSempozyum Başkanı, Üsküdar Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Çetin Sayaca, sempozyumun ana temasını “Nörolojik Rehabilitasyon” ile sıklıkla nörolojik bir hastalık sonucu ortaya çıkan ve fonksiyon bozukluğu olan “Yutma Bozukluğu” üzerine planladıklarını söyledi.Sempozyum programının ana çıkış fikrinin “Nörolojik Rehabilitasyonda az konuşulan konular nelerdir?” sorusuna yanıt aramak olduğunu ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Çetin Sayaca, “Zaman zaman rehabilitasyon sürecinde karşılaştığımız ancak farklı sebeplerle geçiştirdiğimiz veya cevap aramadığımız konu ve sorulara yanıt bulabileceğimiz bir sempozyum olmasını hedefliyoruz. Bu konularda da farklı branşlardan, alanında uzman ve rehabilitasyon ekibinin vazgeçilmezleri olan değerli hocalarımız sempozyumda yer almaktadır” dedi.Yutma bozuklukları hakkında farkındalık oluşturulması hedefleniyorSempozyumun rehabilitasyon sürecinde yer alan farklı disiplinleri bir araya getirerek sonuca etki eden ancak daha az fikir sahibi olunan konular üzerinde konuşmak olduğunu ifade eden Sayaca, “Sempozyumda rehabilitasyon ekip üyelerinin bilgi sahibi olmalarını sağlamayı hedefliyoruz. Ayrıca bir fonksiyon bozukluğu olan yutma bozukluğu konusunda farkındalık oluşturmak, yutma bozukluğu olan bireylerin yutma sorunları ile tek başına bırakılmasının önüne geçmek ve doğru yapılan rehabilitasyon sonucunda iyileşebilen bir bozukluk olduğunu göstererek hem toplumun hem de sağlık çalışanlarının dikkatini çekmeyi hedefliyoruz” diye konuştu.Robotik rehabilitasyon gerçekten etkili midir?Üsküdar Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Yıldız Erdoğanoğlu, “Nörolojik Rehabilitasyonda Az Bilinenler” başlıklı oturumda “Nörolojik Rehabilitasyonda Teknolojik Yenilikler Nelerdir? Robotik Rehabilitasyon Gerçekten Etkili midir?” başlıklı bir sunum yaptı.Beynimizdeki nöronlardan gelen hareket komutlarını kaslarımıza göndererek hareket ettiğimizi belirten Dr. Öğretim Üyesi Yıldız Erdoğanoğlu, “Sinyaller, nöronlardan nöronlara, rölatif kuvvetlerini ayarlayabilen ve hareketleri öğrenmemize ve iyileştirmemize izin veren sinapslarla iletilir. Travmatik bir beyin hasarı, inme, spinal kord yaralanması veya başka bir nörolojik hastalık sonrası beyindeki nöronların hasar görmesi veya sinyal yollarının kesilmesi, günlük yaşantımızı olumsuz etkileyen motor bozukluklara neden olur. Yaralanma ile ilişkili faktörlerin çözülmesi, tekrarlanan aktivite ve eğitim, işlevselliği iyileştirmek için merkezi sinir sistemini değiştiren nöroplastisiteyi tetikler” diye konuştu.Gelişen teknoloji fizyoterapistlere de kolaylık sağlıyorDr. Öğretim Üyesi Yıldız Erdoğanoğlu, günümüzde hızlı ve durmaksızın gelişen teknoloji kullanımının gerek evde gerek sosyal hayatımızda bize kolaylıklar sunarken, fizyoterapistler ve hastalar için de hem gelişmiş ve etkili tedavi yöntemleri hem de müdahale etkisini değerlendirebilecek yeni imkânlar sunduğunu ifade etti.Robot destekli tedaviler devreye giriyorNörolojik rehabilitasyonda, robot destekli tedaviler, vücut ağırlığı destekli koşu bandı, fonksiyonel elektrik stimülasyon, sanal gerçeklik, beyin stimülasyonu, aktüatör cihazlar ve beyin-makine arayüzlerinin fizyoterapistlerin bireysel hasta seviyesini geliştirmeye yönelik uygulamalarını desteklediklerini kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Yıldız Erdoğanoğlu, söz konusu uygulamaların geleneksel yaklaşımların etkilerinin sınırlı kaldığı yerlerde devreye girebildiğini kaydetti.Hastanın motivasyonu yükseltilebiliyorDr. Öğretim Üyesi Yıldız Erdoğanoğlu, hastalara uygulamalar bu yeni teknolojilerle, göreve özel, değişken ve verimli bir şekilde planlanırken, hastalarda yüksek  motivasyon sağlamak açısından da birçok seçenek sağlayabildiğini ifade etti.Yeni yöntemler hastaları bağımsız hale getirebiliyorBu teknolojik yöntemlerin, hastaların yürümesine destek verirken, omuz, dirsek, el bileği ve elin fonksiyonlarını geliştirmeye yardımcı olduğunu ve günlük yaşamda hastaları daha hızlı bağımsız hale getirebildiğini ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Yıldız Erdoğanoğlu, “Bilimsel kanıtlar bunu göstermektedir. Bazı yeni teknolojilerin hala normalde avantajlardan daha ağır basan birkaç sorunu olduğunu bilmek gerekir, özellikle maliyet anlamında ve hasta seçiminde hem avantaj hem de dezavantajların gözönünde bulundurulmasında fayda vardır” dedi.Nörolojik rehabilitasyon ve yutma bozuklukları konuşulduSempozyum “Nörolojik Rehabilitasyonda Az Bilinenler”, “Pediatrik Nörolojik Hastalıklarda Rehabilitasyon”, “Erişkin Nörolojik Hastalıklarda Rehabilitasyon” ve “Yutma Bozukluklarında Çoklu Disiplin Yaklaşımları” ve “Yutma Bozukluklarında Rehabilitasyon Yaklaşımları” başlıklı oturumlardan oluştu.Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Duygu Kaya Yertutanol, “Yutma Korkusuna Psikiyatrist Yaklaşımı Nasıl Olmalıdır?” Üsküdar Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi Zeynep Bahadır Ağce de “Ergoterapi Uygulama Prensipleri  Nelerdir?” başlıklı sunumlarını yaptı.

21 KAS 2018

1 Konu 1 Konuk’un 11. Oturumu gerçekleştirildi

Üsküdar Üniversitesi İş Güvenliği, İş Sağlığı ve Çevre Sağlığı Uygulama ve Araştırma Merkezi (ÜSGÜMER) tarafından düzenlenen 1 konu 1 konuk programının 11. oturumu  Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşkesi Nermin Tarhan Konferans Salonunda gerçekleştirildi. Programa konuk olarak Avukat Arif Nihat Alpsoy ve Avukat Damla İzbudak katıldı.“Eşit derecede sorumludurlar”Hukuki sorumlulukları açıklayan Damla İzbudak; “İş güvenliği uzmanı, her ne kadar iş veren vekili daha sorumlu gözüksede eşit derecede sorumludurlar. İş kazası söz konusu oldugunda, üç farklı konu bulunmakta, bunlar ; ceza hukuku, hukuki boyutlar ve idari yaptırımlardır” şeklinde konuştu.“Kusursuz sorumluluk , sorumluluğun en geniş hali”Kusursuz sorumluluk , sorumluluğun en geniş hali olduğunu belirten İzbudak “Siz her şeyi yapsanızda kusurunuz olmasa dahi bu büyük bir sorumluluk oluyor. Size hukuka aykırı eylemde zarar gelirse bunu ödemekte zorunlusunuz ve  buna maddi tazminat denilmektedir”dedi.“Arkadaşınızın hakkında edindiğiniz bilgiler bir başka dava da geçerli olmayabilir”İş güvenliği uzmanlarının ya kendisinin ya da tanıdıklarının davası vardır. O davalarda çeşitli fikirleri olur, fakat ne yazık bir arkadaşınızın hakkında edindiğiniz bilgiler bir başka dava da geçerli olmayabilir diyerek sözlerine başlayan Avukat Arif Nihat Alpsoy da yargıtay kararları ışığında iş güvenliği uzmanlarının hukiki ve cezai sorumluğu hakkında sunumunundan bahsetti.“Haksız fiil hukuka aykırı ve karşıt tarafa zarar veren bir fiil”Haksız fiil hukuka aykırı ve karşıt tarafa zarar veren bir fiil olduğunun altını çizen Alpsoy,  trafik kazasından örnek verdi. Alpsoy “Hukuka uygun değil veya  zarar gören kişi o anda başkasını öldürmeye çalışıyorsa bu hukukun kendi tanımlarıya birlikte haksız fiilken haklı fiile dönüşür” diye belirtti.“Asıl iş veren sorumluluğa sahiptir”Bazı tazminat davalarında sadece iş güvenliği  uzmanına dava açıldığını söyleyen Alpsoy; davanın asıl iş verene de açılması gerektiği, böyle bir davayla karşılaşılırsa asıl iş verenin sorumlu olduğunu vurguladı.Plaket takdimi ve toplu fotoğrafın ardından program sona eriyor.

19 KAS 2018

Üsküdar’dan sonra Harvard ve Yale Üniversitesinde okutuluyor

“Mutluluk Bilimi” olarak da bilinen Pozitif Psikoloji, empati, duygusal zeka, sıkıntılarla başa çıkma gibi kişisel becerilerin artırılmasını hedefliyor. Amerika’daki Yale ve Harvard üniversitelerinde ders olarak okutulan Pozitif Psikoloji, Üsküdar Üniversitesi’nde 2012’den bu yıla zorunlu ders olarak okutuluyor. “Mutluluk Bilimi” olarak da bilinen Pozitif Psikoloji, bireyin empati, duygusal zeka, stres ve sıkıntılarla başa çıkma gibi kişisel becerilerinin artırılmasını ve kişinin sosyal başarı konusunda hedefliyor.Amerika’daki Yale ve Harvard üniversitelerinde ders olarak okutulan Pozitif Psikoloji, Üsküdar Üniversitesi’nde 2012’den bu yıla zorunlu ders olarak okutuluyor.Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, hayat başarısında akademik donanım, mesleki bilgi ve tecrübenin önemli olduğunu ancak insani ilişkilerin güçlü olması, empati kurma gibi özelliklerin de fark oluşturduğuna dikkat çekti.Üniversite olarak “iyi insan” yetiştirmeyi amaçladıklarını belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Akademik donanımın yanı sıra öğrencilerimize Proje Kültürü, İletişim Becerileri ve Pozitif Psikoloji derslerini zorunlu olarak veriyoruz. Harvard Üniversitesi’nin en çok tercih edilen dersi pozitif psikoloji. Çığır açan ders olarak web sitelerinde duyurdular. Yale Üniversitesi’nde de Pozitif Psikoloji ders olarak müfredatta yer alıyor. Üniversite olarak biz 2012 yılından bu yana Pozitif Psikoloji bilimini ders olarak veriyoruz. Sadece akademik başarıyı önemsemiyoruz. Bu sayede sosyal başarı, mutluluk bilimini ve insani değerleri öğretmeyi hedefliyoruz. Harvard ve Yale Üniversiteleri bu dersi daha yeni vermeye başladılar” dedi.

19 KAS 2018

Ergoterapi öğrencileri vizelerin stresini Boğaz’da attı

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Direktörlüğü ile Ergoterapi bölümünün birlikte düzenlediği Ergoterapi birinci sınıf öğrencilerine Hoşgeldiniz ve vizelere veda etkinliği düzenlendi. Etkinlik Üsküdar Belediyesi Valide Sultan Gemisi'nde gerçekleştirildi.Ergoterapi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sevda Asqarova, Ergoterapi Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Hamiyet Sayan, Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Bahadır Ağce ve Öğr. Gör. Shahram Mohseni'nin de katıldığı etkinlikte keyifli anlar yaşandı.Çay ve simit eşliğinde Boğaz turu yapan öğrencilere uzman rehber tarafından İstanbul'un tarihi yerleri ve geçmişi de anlatıldı.Sonrasında öğrencilere müzik eşliğinde keyifli vakit geçirdi.Toplu fotoğraf çekiminin ardından etkinlik sona erdi.

15 KAS 2018

Prof. Dr. Konrot'tan Alaşehir'de disleksi semineri

Alaşehir Memur-Sen İlçe Temsilciği tarafından, Disleksi farkındalık semineri düzenledi.Seminere konuşmacı olarak katılan Üsküdar Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Ahmet Konrot, akıcı ve esprili bir dille katılımcıları bilgilendirdi.Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşının okunmasıyla başlayan programda bir konuşma yapan Alaşehir Memur-Sen İlçe Temsilcisi Ömer Şeker, "Hayata dokunan sendika anlayışı ile ilçede otizm ve disleksi hastalığına dikkat çekmek ve bilgilendirmek amacıyla bu semineri düzenledik. Memur-Sen Konfederasyonu olarak önceliğimiz, bütün memurların hak ve menfaatleri için çalışmak olsa da, ‘Hayata dokunan sendika' anlayışı doğrultusunda toplumsal sorunlara karşı duyarlı olmak, çözüm sunmak ve olabildiğince fazla insana dokunmak asıl maksadımızdır. Bu bağlamda Memur-Sen Konfederasyonu olarak 1 - 7 Kasım 2018 Disleksi Farkındalık Haftası münasebetiyle bu etkinliğimizi düzenledik." dedi.Seminere konuşmacı olarak katılan İstanbul Üsküdar Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Ahmet Konrot, akıcı ve esprili bir dil kullanarak öğrenme bozuklukları, dil ve konuşma bozuklukları, disleksi ve kekemelik konularını anlattı. Prof. Dr. Ahmet Konrot dil ve konuşma bozuklukları, iletişimin genel tanımı, insan iletişimi, dilin temel özellikleri, dil ve konuşma gelişimi, iletişim sorunları, kekemelik, okuma ve yazma sorunları, etkileşim de iletişim, dil ve konuşmanın önemi gibi konularda bilgiler verdi.Seminer sonunda Alaşehir Memur-Sen İlçe temsilcisi Ömer Şeker tarafından sunumu gerçekleştiren Prof. Dr. Ahmet Konrot'a plaket takdim edildi.Şehit Fethi Sekin Gençlik Merkezi'nde Alaşehir Memur-Sen İlçe Başkanı Ömer Şeker'in ev sahipliğinde düzenlenen seminere Alaşehir Kaymakamı Abdullah Uçgun, Alaşehir AK Parti İlçe Başkanı Murat Ertürk, İlçe Milli Eğitim Müdürü Hüseyin Güneş, İlçe Orman ve Tarım Müdürü Tarık Memiş, Alaşehir Eğitim Bir-Sen İlçe Başkanı Mustafa Yılmaz, sendika üyeleri ve eğitimciler katıldı.Kaynak: İHAHaber linki: http://www.iha.com.tr/manisa-haberleri/prof-dr-konrottan-alasehirde-disleksi-semineri-2155760/

09 KAS 2018

Ergoterapi bölümü seminerlerinin konuğu Dr. Yeşim Ünveren oldu

Üsküdar Üniversitesi Ergoterapi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sevda Asqarova’nın öncülüğünde işlenen Rehabilitasyonda İnterdisipliner Yaklaşım dersine, Duyu Bütünleme Uzmanı Fzt. Dr. Yeşim Ünveren konuk oldu.Ergoterapi’nin öneminden ve daha önce uluslararası çalıştığı Ergoterapistlerden bahseden Dr. Yeşim Ünveren, çocuklarla başlayan serüveni ve öğrenme güçlüğü hakkında bilgiler verdi. Ünveren, daha çok harfler, şekiller, renkler, sağ-sol karıştırması ve hikâye sıralaması konusunda problem yaşayan çocukların nasıl tedavi olması gerektiğini anlattı.Dr. Yeşim Ünveren, duyu bütünlemenin çocuklar üzerinde öğrenme potansiyelini büyük ölçüde ortaya çıkardığını aktararak, çocukların sürekli bir kılavuza ihtiyaç duyduklarını belirtti. Ünveren, dersin sonunda öğrencilerin sorularını da cevapladı.Ergoterapi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sevda Asqarova katılımlarından dolayı Dr. Yeşim Ünveren’e çiçek takdim etti.

07 KAS 2018

En etkili CV nasıl hazırlanmalı?

Üsküdar Üniversitesi Mezunlar Derneği tarafından organize edilen, İş Sağlığı ve Güvenliği Mezunlar Semineri Emir Nebi konferans salonunda gerçekleşti. Seminere Babuda İnsan Kaynakları Yönetici Ortağı Eda Dağdelen katıldı. Dağdelen; mezun öğrencilere, CV hazırlama ve mülakatlara kadar birçok bilgi verdi.“CV'ler kısa ve öz olmalı”“CV'lerin öneminin büyük olduğunun altını çizen Eda Dağdelen “Hâlâ bizlere sayfalarca cv gönderen arkadaşlar var hatta en son 23 sayfa cv gönderen bir kişi olmuştu” dedi.CV’nin kısa ve öz olması, yeni mezunlar için en fazla 2 sayfa olması gerektiğini belirten Dağdelen, “İmla kuralları bir diğer önemli olan konu. Bu sadece cv için geçerli değil. Bütün kariyer hayatınız boyunca imla kurallarını bilmeniz gerekmektedir. Öte yandan sizi diğerlerinden ayıracak karşınızdakileri inandıracak bir ön yazı yazmanız gerekiyor” şeklinde konuştu.“Ters kronoloji yapmak çok önemli”Bir sekiz yıl önce istatistiklere baktığımızda bir cv incelenme süresi 3-5 dakika arasında olduğunu söyleyen Dağdelen “günümüzde özellikle büyük şehirlerde 3 saniye civarında, bu yüzden ters kronoloji yaparak en son gerçekleştirilen işleri en başa almak çok önemli çünkü bu yöntemle seçilebilir ve ayırt edilebilir olacaksınız” dedi.“Geç kaldığımız için elenmek pek hoş olmayacaktır”Mülakattan da bahseden Dağdelen, “Mülakata gitmeden önce şirket veya nerede yapılacaksa önceden bilgilenirseniz, mülakat sırasında bu bilgiler size fayda sağlayacaktır. Her mülakatta olduğu gibi zaman çok önemlidir. Çok istediğimiz bir yerden, mülakata geç kaldık diye elenmek pek hoş olmayacaktır” dedi.“Stres mülakatını doğru bulmuyorum”Mülakatın inceliklerine değinen Dağdelen şunları söyledi: “Artık mülakatlarda bir takım farklı sorular sorulmaktadır bunlara örnek vermemiz gerekirse neyi kötü yaparsın?  Ne kadar tuhafınız? Gibi sorular sorulabilir. Ülkemizde uygulanan stres mülakatını doğru bulmuyorum. 2 yıldır insan kaynaklarında çalışan birinin stres mülakatı yapması doğru değil. Bizler böyle konularda, ilgili alanlarda uzman kişilerden yardım alıyoruz. Şu an stressiz bir iş zaten düşünülemez. Profesyonel iş hayatında rahat, stressiz bir işte hiç çalışmadık umarım çalışırız.”“Doğrudan ret değildir”Tecrübeli eleman aranıyor diyen yerlere başvuru yapmanın doğrudan ret olmadığından bahseden Dağdelen,  “eğer hiç tecrübeniz yoksa CV'yi dolu şekilde, dikkatlerini çekecek şekilde doldurmak gerekiyor. Bir mezun daha önce kadrolu olarak hiç çalışmamıştır fakat kendine çok fazla şey katmıştır, bu gibi durumlarda işe alımı sağlanabilir” diye konuştu.Program toplu fotoğrafın çekilmesinin ardından sona erdi.Haber-Fotoğraf: Betül Yiğit

06 KAS 2018

Sağlık Bilimleri mezun öğrencileri için kariyer planlaması yapıldı

Üsküdar Üniversitesi Mezunlar Derneği tarafından organize edilen mezun öğrenci kariyer planlama çalışmalarının 5. ayağı  Üsküdar Üniversitesi  Sağlık Bilimleri Fakültesi mezun öğrencileri  için düzenlendi.  Kariyer planlama çalışması, kariyer merkezi mezunlar ofisi sorumlusu Remziye Çopur  ve Sağlık Bilimleri Fakültesi  odyoloji  bölüm başkanı Dr. Öğr. Üyesi  Didem Şahin Ceylan tarafından gerçekleştirildi.“Çalışma koşulları önceden belirlenmeli”Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Ceylan, mezun öğrencilerin mevcut iş durumu, iş problemleri, çalıştıkları işlerde edindikleri  deneyim ve tecrübeleri dinleyerek  yapacakları iş başvurularında çalışma şartlarının önceden belirlenmesi gerektiğini ifade etti.Üsküdar Üniversitesi mezunlar derneği ile ilgili bilgi verildiEtkinliğin 2. konuşması kariyer merkezi mezunlar ofisi sorumlusu Remziye Çopur  tarafından gerçekleştirildi. Çopur, Üsküdar Üniversitesi  Kariyer Merkezi  tarafından  mezun öğrenciler için hazırlanan www.usumed.org.tr adresine nasıl kayıt yapılacağı,kayıt sonrası mezunların yararlanabileceği imkanlar ve yürüttükleri etkinliklere ilişkin bilgi verdi.

05 KAS 2018

Ergoterapi Bölümü öğrencilerine uluslararası staj fırsatları anlatıldı

Üsküdar Üniversitesi Ergoterapi bölümü, öğrencilere yönelik bilimsel seminerlerine devam ediyor.Ergoterapi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sevda Asqarova’nın öncülüğünde düzenlenen seminer, oldukça verimli bir atmosferde gerçekleşti.Üsküdar Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Direktörü, Erasmus Koordinatörü Öğr. Görevlisi Emre Üçsular’ın konuşmacı olarak katıldığı seminerde Üçsular, üniversitenin Erasmus bağlantısı olan uluslararası üniversiteler konusunda geniş bilgiler vererek öğrencilerin ilgisini çeken temalar üzerinde durdu.Ergoterapi Bölümü 3.sınıf öğrencisi Sena Albay, Almanya’da yaptığı staj hakkında arkadaşlarına bilgiler aktardı.Seminer sonunda Üçsular öğrenci ve bölüm hocalarının sorularını cevapladı.Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sevda Asqarova’nın oldukça yoğun ve ilgiyle dinlenilen seminerin ardından Emre Üçsular’a teşekkür etmesinin ardından toplantı sona erdi.

31 EKI 2018

Sağlık mezunları kariyer planlama çalışmasında

Üsküdar Üniversitesi Mezunlar Derneği ve Kariyer Merkezi’nin ortak çalışması olan, mezunlara yönelik Kariyer çalışmalarının dördüncüsü Sağlık Yönetimi ve Sağlık Kurumları İşletmeciliği bölümü mezunları için gerçekleştirildi.Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen etkinlikte Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur, mezunlarla buluştu.“En büyük zaafım öğrencilerim” vurgusu yapan Sur “Mezun olan öğrencilerinin mezuniyet sonrasında da kendisini istedikleri zaman ziyaret edebileceklerini ve kendilerine her türlü desteği sağlamak için elinden geleni yapacağını belirtti.Türkiye’nin şu günlerde içinde bulunduğu ekonomik durumdan ötürü işverenlerin personel ihtiyacı olsa bile işe alımların durdurulduğu söyleyen Sur, “Ama sizler bu durumu lehinize çevirmek için mutlaka farklı bir dil öğrenmek için vakit ayırmaya çalışın. Bu süre zarfında çeşitli gönüllü projelerde, kurs ve seminerlerde yer alabilir, bu sayede network dediğimiz kişisel bağlarınızı kuvvetlendirebilirsiniz” şeklinde konuştu.Mezunlar Derneği Başkanı Tayfun Gözler ise özellikle yapılması hedeflenen yurtdışı bağlantılı mezunlar dernekleri ile ilgili hedeflerinden bahsetti.

30 EKI 2018

Ergoterapist adayından duygulandıran konuşma

Üsküdar Üniversitesi Ergoterapi bölümü öğrencileri 27 Ekim Dünya Ergoterapi Günü'nü kutlama amacıyla eğlenceli bir etkinlik düzenledi. Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonu'nda gerçekleşen etkinlikte duygulu bir o kadar da keyifli dakikalar yaşandı. Bir ergoterapist adayının duygulandıran konuşması geceye damgasını vurdu.Ergoterapi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sevda Asqarova'nın öncülüğünde düzenlenen etkinliğin “Hoşgeldiniz” konuşmasını ergoterapi 2. sınıf öğrencisi Berkay Karpuz yaptı.Sonrasında 1., 2., 3. ve 4. sınıflardan birer öğrenci sınıfları adına konuşma yaparak ergoterapinin ne olduğu, tarihçesi, iş olanakları ve bölümle ilgili duygu ve düşüncelerini katılımcılara aktardı."Benim ilk ergoterapistim annem oldu"Konuşma yapan öğrenciler arasında en çok dikkat çeken konuşma ise 1. sınıf öğrencisi Edanur Yıldız'ın yaptığı konuşma oldu. Yıldız, “ben 6 aylıkken doğdum ve doğduğum günden beri pek çok sağlık sorunu yaşadım. Doktorların “ doğduğunda yaşayamaz, yaşasa bile yürüyemez” dediği bir çocuktum. Şu an ise bir ergoterapist adayıyım. Ve benim ilk ergoterapistim annem oldu. Şimdi ben de benim gibi sıkıntılarla doğan, ümit yok denilen bebeklere umut ışığı olacağım” dedi.Ardından 1. ve 2. sınıf öğrencilerinin ortaklaşa hazırladıkları “Ergoterapistin bir günü” adlı tiyatro oyunu sergilendi. Ergoterapinin tedavi süreci ve olumlu etkileri tiyatro ile izleyicilere aktarıldı.Üçüncü sınıf öğrencileri Sena Eraslan ve Sena Yıldırım ise Prof. Dr. Sevda Asqarova başkanlığında geliştirdikleri “Ergoterapi İle Pozitif Uyum Pozitif Denge” adlı projeyi anlattı. Sunumda 14-16 yaş grubundaki sosyal hayata katılmakta zorluk çeken çocuklara yönelik yapılan çalışmalar anlatıldı.Ergoterapi bölümü öğrencileri tarafından geliştirilen Prinot projesi de öğrencilere tanıtıldı. 3D yazıcılarla ergoterapi malzemeleri yapılan bu projenin detayları öğrencilere aktarıldı.Soru-cevap bölümünde sorulara doğru cevap veren öğrencilere yazıcılarla yapılmış ergoterapi malzemeleri dağıtıldı.Bölüm öğrencilerinin hazırladığı müzik dinletisi ve dans gösterisinin ardından toplu fotoğraf çekimiyle etkinlik sona erdi.Gün boyu tüm yerleşkelerde kurulan ergoterapi standları ise diğer bölüm öğrenci ve hocaları tarafından büyük ilgi gördü.Fahri doktora ve akademik yıl açılış töreninin ardından TBMM Başkanı Binali Yıldırım Ergoterapi öğrencilerinin lobi alanındaki kurdukları standı da gezidi. Öğrencilerden bölümleri ilgili bilgili alan Yıldırım onlarla fotoğraf da çektirdi.

27 EKI 2018

Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Çocuğu yok saymak, çocuğu dövmekten daha kötü”

Üsküdar Üniversitesi - Bernard Van Leer Vakfı iş birliği ile “Belediyelerin Kreş, Yuva ve Gündüz Bakım Evlerinde Çalışan Çocuk Bakım Elemanlarının Bilgi ve Becerilerinin Geliştirilmesi Projesi” kapsamında toplantı düzenledi. Çocukların beyin gelişimi ve bakımının ele alındığı toplantıda, Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, önemli değerlendirmelerde bulundu.Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Çocuk Gelişimi Anabilim Dalı ve dezavantajlı çocukların gelişimine uluslararası düzeyde destek veren Bernard Van Leer Vakfı iş birliğinde düzenlenen toplantı, 26 Ekim 2018 tarihinde gerçekleşti. Toplantıya; Sultanbeyli Belediye Başkanı Hüseyin Keskin, Sultanbeyli Belediye Başkan Yardımcısı Zafer Söğütçü, Esenyurt Belediyesi Başkan Yardımcısı Pakize Bahadır, Beyoğlu Belediyesi Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürü Hülya Kömürcü, Kadıköy Belediyesi Sağlık İşleri Müdürü Filiz Ünlü ve kreş yetkilileri katıldı.Duygusal kontrol, beyin gelişiminde büyük rol oynuyorToplantının açılış konuşmalarını, Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurper Ülküer gerçekleştirdi. “Son yapılan beyin gelişimi çalışmaları erken çocukluk dönemindeki deneyimlerin, çocuğun çevresinden aldığı uyarıların, çocuğun beyin yapısını etkilemekte olduğunu ve bu etkinin de bir yaşam boyu devam ettiğini bize anlatıyor” diyen Ülküer, duygusal kontolün önemine değinerek,“İlk 3 yılda çocuklar, duygusal kontrolle ilgili beyin gelişiminde çok önemli bir yol kat ediyorlar ve bu ilk 3 yıl beyin gelişimine çok önemli bir ‘fırsat penceresi’ diyoruz. Eğer bu fırsat penceresini açık olduğu dönemde iyi bir şekilde doldurabilirsek, ondan sonra daha rahat edeceğimizi biliyoruz. Duygusal kontrol çok önemli. Bu bizim öfkemiz, öfke kontrolümüz ve diğer insan ilişkilerimizle ilgili. İlk 3 yılda beyin gelişiminde yeni yapılan beyin çalışmaları bize gösteriyor ki, çocuklar ilk 3 yılda belli bir ölçüde beceri kazanırlar” şeklinde konuştu.Prof. Dr. Nurper Ülküer’in ardından konuşmasını gerçekleştiren Bernard Van Leer Vakfı Türkiye Temsilcisi Yiğit Aksakoğlu, “Biz özellikle erken çocuk dönemiyle ilgili iş birlikleri kurarak alanda bazı şeyleri değiştirmeye çalışıyoruz. İş birliklerine önem veriyoruz ve bunları tek seferde ve kısa dönemde yapılan çalışmalar olarak görmek yerine uzun bir yolculuk olarak görmeyi tercih ediyoruz. Onun için Üsküdar Üniversitesi ile yaptığımız bu iş birliğinde umarım belediyeler ile birlikte iyi sonuçlar elde edeceğiz” dedi.Temel güven duygusu oluşmayan çocuklarda, beyin gelişimi duruyorToplantıya katılan Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, konuşmasına Bernard Van Leer Vakfı’na teşekkür ederek başladı.“Özellikle erken çocukluk dönemine yapılan yatırımlar, orta ve uzun vadeli yatırımlardır. Bunun meyvesi de sonradan toplanıyor” diyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, çocuk gelişiminde şu noktalara dikkat çekti:“0-6 yaş, çok kıymetli bir dönem. Koruma altına alınmış çocukların kişisel bakımı çok iyi yapılsa da çocukta duygusal ve sosyal bakımlar buna paralel olmuyor. Çünkü 6 – 8 saatte bir bakıcı değişiyor. Çocuklarda temel güven duygusu oluşmuyor ve bu çocuklarda ani ölümler meydana geliyor. Yapılan araştırmalarda, temel güven duygusu oluşmayan çocuklarda büyüme hormonunun salgılanmadığı ve beynin gelişmediği görülüyor. Bu nedenle bağlanma, kalıcı ve tutarlı ilişkinin olması çok önemli.“Çocuğa zaman ayırmadığımızda, mesafesiz terk ediş meydana geliyor”Bazı ailelerde, çalışmayan anneler evdedir ama çocuğa zaman ayırmaz. Zaman ayırmadığımızda biz çocuğu mesafesiz terk etmiş oluyoruz. Yani çocuk anne ile beraber; fakat çocuğa zaman ayırmamış. Böyle çocuklarda çocukluk ihmali oluyor. Duygusal ihmal çocuk için çok önemli. Hatta bazı çocuklar var annesini babasını kızdırır, dövdürür kendini rahatlar. ‘Beni dövüyor ama hiç olmazsa benim varlığımın farkında’ diye düşünüyor çocuk. Çocuğu yok saymak, çocuğu dövmekten daha kötü. Çocukluk psikosomatik hastalığının arkasında, çocuğun mutsuz olduğunu ve çocukluk depresyonu olduğunu görüyoruz. Anne yoksunluğu, çocukta otizmin artış sebeplerinden birisidir.”Proje kapsamında 8 belediye görev alacakGünlük bakım hizmeti veren profesyonellerin “kaliteli bakım” konusunda bilgi ve becerilerinin geliştirilmesi, yönetici ve denetçiler için “kaliteli bakım” konusunda farkındalık sağlanması ve seçilen belediyelerde çocuk bakım hizmetlerinin sağaltımı konusundaki ihtiyaçların belirlenmesinin amaçlandığı, “Belediyelerin Kreş, Yuva ve Gündüz Bakım Evlerinde Çalışan Çocuk Bakım Elemanlarının Bilgi ve Becerilerinin Geliştirilmesi Projesi”nde; Maltepe, Kadıköy, Sarıyer, Sultanbeyli, Sancaktepe, Beyoğlu, Kartal ve Esenyurt Belediyesi görev alacak.

27 EKI 2018

SABAK Üsküdar’da

Sağlık Bilimleri Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (SABAK) kurum eğitimi vermek için Üsküdar Üniversitesini ziyaret etti. Nermin Tarhan konferans salonunda gerçekleşen eğitimin açılış konuşması Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Defne Kaya gerçekleştirdi.Açılış konuşmasının ardından Sağlık Bilimleri Eğitim Programları ve Değerlendirme Akreditasyon Derneği başkanı ve kurucu üyesi Prof. Dr. Özlem Ülger’i SABAK hakkında bilgilendirmede bulundu.“SABAK dernek statüsünde bir sivil toplum örgütüdür”Ülger, 2015 yılında kurulan SABAK’ın dernek statüsünde bir sivil toplum örgütü olduğunu ve amacının farklı disiplinlerdeki sağlık eğitim programları için akreditasyon, değerlendirme ve bilgilendirme çalışmaları yaparak Türkiye’de sağlık bilimleri eğitiminin kalitesinin yükseltilmesine katkıda bulunmak olduğunu dile getirdi. Ülger, SABAK’ın YÖK Genel Kurulu tarafından 2 yıl geçerlilik süresi ile kalite değerlendirme ve tescil belgesi almaya hak kazanmış bir dernek olduğunu da ifade etti.SABAK’ın örgüt yapısı tanıtıldıProf. Dr. Özlem Ülger, Sağlık Bilimleri Eğitim programlarının değerlendirilmesi ve akreditasyon kararlarının alınması Sağlık Bilimleri Programları Akreditasyon Kurulu (SAK) tarafından yürütüldüğünü belirterek SAK üyelerini tanıttı. Ülger, SABAK’ın örgüt yapısı içinde yer alan Eğitim Komitesi, Aday Belirleme Komitesi, Ölçüt Belirleme Komitesi, Değerlendirme, akreditasyon ve izleme komitelerinin görevlerine ilişkin açıklamalarda bulundu.“Akreditasyon sürecinde ön değerlendirme raporu önemli”Ülgen, akreditasyon belgesinin öğrenci seçiminde kıstas olduğunu, uluslararası dolaşıma katkı sağladığını belirterek akreditasyon sürecine ilişkin bilgilendirmelerde bulundu. Akreditasyon sürecinde ön değerlendirme raporunun önemine dikkat çeken Ülger, başvuru koşulları ve değerlendirme ölçütlerine değindi. Lisans eğitim programları genel değerlendirme ölçütleri olarak; eğitim programı, program çıktıları, öğrenciler, öğretim elemanları, altyapı, yönetim yapısı, kurum desteği maddi kaynaklar, sürekli yenilenme ve gelişim, disipline özgü ölçütler ile ilgili bilgilendirmede bulundu.Soru cevap şeklinde interaktif olarak verilen eğitim, toplu fotoğraf çekimi ve plaket takdimi ile son buldu.

26 EKI 2018

TBMM Başkanı Binali Yıldırım’a Üsküdar Üniversitesi’nden Fahri Doktora

TBMM Başkanı Binali Yıldırım, günümüzde insanların ve kurumların artık belirledikleri alanlarda referans gösterilecek işler yapmaya yöneldiğini belirterek “Üsküdar Üniversitesi'nin de bu çerçevede nöroloji, psikiyatri, psikoloji birlikteliğini gerçekleştirerek, teşhisten tedaviye çok disiplinli yaklaşımı Türkiye'ye taşımaya çalıştığını görüyoruz” dedi.Davranış Bilimleri ve sağlık alanında Türkiye'nin ilk tematik üniversitesi olan Üsküdar Üniversitesi 2018-2019 Akademik Yıl Açılış Töreni, TBMM Başkanı Binali Yıldırım’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Törende TBMM Başkanı Binali Yıldırım’a Fahri Doktora unvanı takdim edildi ve Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan tarafından cübbesi giydirildi.Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşkesi Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda düzenlenen 2018-2019 Akademik Yıl Açılış Törenine TBMM Başkanı Binali Yıldırım, İstanbul Valisi Vasip Şahin, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Prof. Dr. Erman Tuncer, Üsküdar Kaymakamı Murat Sefa Demiryürek, Kadıköy Kaymakamı Dr. Mustafa Özarslan,  İl Halk Sağlık Hizmetleri Başkanı Dr. Abdullah Emre Güner, Üsküdar İlçe Sağlık Müdürü Dr. Yusuf Taşçı, Üsküdar Üniversitesi Mütevelli Heyeti Üyesi Mustafa Ataş, Kredi Yurtlar İl Müdürü Cemil Bağlama katıldı.Prof. Dr. Tarhan: “Ar-Ge odağı olarak nörobilimi seçtik”Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, törenin açılış konuşmasını yaptı. “Değişen Dünya ve Gençlik” başlıklı akademik yılın ilk dersini veren Tarhan, 7. Akademik Yıl Açılışını gerçekleştirdiklerini üniversitenin 14 bin mezun verdiğini, 5 fakülte, 1 sağlık meslek yüksekokulu ve enstitülerde 19 bin civarında öğrencilerinin bulunduğunu söyledi. Bir vakıf üniversitesi olarak en iyiyi yapmaya çalıştıklarını belirten Tarhan, üniversitelerin 4 önemli fonksiyonu olduğuna dikkat çekerek “Meslek edindirme, toplumu bilgilendirme, Ar-Ge yapmak ve bilginin ürüne dönüştürülmesini sağlamak. Biz bu dördüne birlikte yönelmeye özen gösteriyoruz. Üniversite olarak Ar-Ge odağı olarak nörobilim üzerine çalışıyoruz” dedi.Niyetin nörobiyolojisi araştırılıyorDünyada şu anda niyetin nörobiyolojisinin araştırıldığını ifade eden Tarhan, “İnsanın karar verme bölgesi aynı zamanda niyet bölgesi. Neye niyet ediyorsanız, beyniniz bir şeyi hayal ettiği zaman mesela yemek yemeyi hayal ederken beynin o bölgesi, yemek yiyormuş gibi çalışıyor. Bunun için niyetlenmiş davranışın insanların davranışında temel davranış olduğu biliniyor. Bu bizi pozitif psikoloji çalışmalarına götürdü, ahlakın nörobiyolojisine götürdü. Kişi niyetlediği zaman beynin ayna nöronları çalışıyor. Bu nedenle niyetlenmiş davranış, artık bilimsel bir kategori. Sadece edebiyatçıların ve dil bilimcilerin ele alabileceği bir konu değil, psikoloji biliminin de konusu. Şu anda Harvard Üniversitesi’nde pozitif psikoloji dersi okutuluyor” dedi.Üsküdar Üniversitesinde 2012’den bu yana pozitif psikoloji dersinin zorunlu dersler arasında olduğunu ifade eden Tarhan, “Bu derste insani değerleri öğretiyoruz. Pozitif Psikoloji kuramı sanki Mevlana’dan alınmış, sistematize edilmiş, metodoloji haline getirilmiş, bilimsel gerekçelerle anlatılıyor ama maalesef referans vermemişler. Bu da bizim kusurumuz” dedi.Eleştirisel düşünceden vazgeçmek, düşüncenin ilerlemesini durdurduOsmanlı’nın sanayi devrimini kaçırmasının nedenlerine değinen Prof. Dr. Tarhan, “18. Yüzyılda medreselerden mantık, matematik, astronomi, felsefe dersleri kaldırıldı. İbni Sina, İbni Rüşt, İkinci Aristo denilen Farabi eğitimden çıkarıldı. Ortaçağ’da Avrupa eleştirisel düşünce okuluna başlamışken vakıf korumasındaki medrese eğitiminde eleştirisel düşünceden vazgeçerek korumacı davrandı. Düşüncenin ilerlemesini durdurdu” dedi.Eleştirel düşünmeyi öğretmek gerekiyorProf. Dr. Tarhan, eleştirel düşüncenin mekteplerde öğretilmesinin önemine işaret ederek “Din eğitimi ile pozitif bilimlerin beraber verilmesi burada çok önemli. Düşüncenin ilerlemesini sağlamak açısından. Eleştirebilen ve sorgulayabilen bir kuşak yetişmesi bu açıdan önemli” dedi.Değer içerikli eğitim önemliYapay zeka konusunun dünya genelinde konuşulan bir konu olduğunu, şu an hem Batı’da hem de Doğu’da bir medeniyet krizi yaşandığını belirten Tarhan, “Bununla ilgili değişen bir gençlik var. Değer içerikli bir eğitim olması önemli. Yardımseverliği, bağışlayıcılığı, iyi insan olmayı öğretebilmek önemli. Yeni yetişen gençleri böyle kazanabiliriz” dedi.Gençlerin psikolojik ihtiyaçlarına karşılık vermeliyizGünümüzde gençlerin üç kırılgan noktasının olduğunu ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Genç kuşakta adalet beklentisi yüksek. Buyurgan yaklaşımdan nefret ediyorlar ve özgürlük beklentileri yüksek. Gençlerin bu beklentilerine ve psikolojik ihtiyaçlarına uygun biçimde karşılık vermezsek genç kuşaklarla aramızda bağlantı kurmak çok zor oluyor. Sultan Abdülhamid çok iyi liderdi, padişahtı. Güçlü bir askeri yapıya kadar büyük işler yaptı fakat bunu yaparken bir yerde bir açık verdi; o açık da genç kuşaklarla diyalog kuramadı. Bu nedenle yetiştirdiği çocuklar ona karşı oldular. Bu nedenle buradan ders alarak gençlerle duygusal bağ kurabilmeyi başarmamız gerekiyor” diye konuştu.Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, fahri doktora gerekçesini okuduÜsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Rektör Danışmanı Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, fahri doktora gerekçesini okumasının ardından fahri doktora töreni gerçekleştirildi. Fahri Doktora gerekçesinde “Üsküdar Üniversitesi Senatosu’nun aldığı kararla; bugüne kadar gerçekleştirdiği sosyal sorumluluk ve altyapı çalışmalarıyla, toplumu birleştiren kişiliğiyle ve ilkeli duruşuyla Türk siyasetine, demokrasimize ve Türk Halkına yaptığı anlamlı katkılardan dolayı TBMM Başkanı Binali Yıldırım’a Fahrî Doktora takdim edildiği belirtildi.TBMM Başkanı Binali Yıldırım’a fahri doktora takdim edildiTBMM Başkanı Binali Yıldırım’a Fahri Doktora takdim edildi ve Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan tarafından cübbesi giydirildi. Üsküdar Üniversitesi Hisseden İnsan Heykelinin de verildiği törende Yıldırım, bir konuşma yaptı.TBMM Başkanı Binali Yıldırım: “Bu gençler istikbalimizin umudu haline geliyorlar”Temelleri 1999 yılında NP Grup tarafından atılan Üsküdar Ünivesitesi’nde 4 fakülte, 5 enstitü ve 1 yüksekokulunda 19 binin üzerinde gencin eğitim gördüğünü ifade eden Binali Yıldırım, “Bu gençler aldıkları formasyon eğitimiyle, istikbailimizin umudu haline geliyorlar. Çünkü Üsküdar Üniversitesi; gerçekleri arayan pozitif bilimlerle; iyi, güzel ve doğruyu arayan sosyal bilimleri buluşturan bir üniversitedir. Arkadaşlarımız üniversitenin Türkiye'nin ilk davranış ve sağlık temalı üniversitesi olduğunu söylediler bana." diye konuştu.Üsküdar Üniversitesi, teşhisten tedaviye çok disiplinli yaklaşımı Türkiye’ye taşımaya çalışıyorGünümüzde her alanda, her konuda iyi olmanın mümkün olmadığını, 'Her işi yaparım ağabey' döneminin artık tarihte kaldığını belirten Yıldırım, şunları söyledi:“İnsanlar ve kurumlar artık belirledikleri alanlarda referans gösterilecek işler yapmaya yöneliyorlar. Üsküdar Üniversitesi'nin de bu çerçevede nöroloji, psikiyatri, psikoloji birlikteliğini gerçekleştirerek, teşhisten tedaviye çok disiplinli yaklaşımı Türkiye'ye taşımaya çalıştığını görüyoruz. Bu yönüyle diğer üniversitelerden ayrılan bir üniversite olduğunu da söyleyebilirim. Bu arada sağlık bilimlerini klasik alandan bilgisayar tabanlı gerçeğe taşımaya çalıştığı da bir gerçek. Üniversitenin bu vasfının psikoloji ve davranışsal sağlık bilimlerine ilgi duyan gençlerimize iyi hitap ettiğini söyleyebilirim. Evren, şehir manasına gelen üniversite yerelden evrensele ulaşmanın kapısıdır. Evreni bir bütün olarak kabul eder, insanlığın birikimlerinden yararlanarak farklı inanç, düşünüş ve yorumlarla yeni bir senteze ulaşmaya çalışır. Bu noktada ideolojik, doğmatik davranmamak çok önemlidir. Bilgiyi sistematik şekilde üretmek, akademik düşünceyi öğretip, analiz gücünü elde etmek için üniversitelere ihtiyaç olduğu aşikar. Farklılıkları zenginlik olarak görüp, iletişim ve istişare kültürünü geliştirerek, demokrasiyi olgunlaştırmak için yine üniversitelere ihtiyacımız var. Bu manada sağlık, mühendislik, sosyal bilimler gibi sahalarda, bilgi ve değer üreten üniversiteler insanlık ailesine çok büyük katkı sağlıyor.”Meclis Başkanı Yıldırım’dan Rektör Tarhan’a teşekkür  TBMM Başkanı Binali Yıldırım, “İlkelerini eleştiriye açık, özgürlükçü, çoğulcu ve katılımcı olarak ifade eden Üsküdar Üniversitesi’nin size çok müthiş imkanlar sunduğunu bugün yakından gördüm, şahit oldum. Bir kez daha bu üniversitenin düşüncesini ortaya koyan, gerçekleştiren başta Prof. Dr. Nevzat Tarhan olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi.Sosyal sorumluluk projelerini takdir ettiÜsküdar Üniversitesi’nin sadece akademik eğitim-öğretim ile meşgul olmayıp, toplumsal sorumluluk projeleri de gerçekleştirdiğini öğrendiğini de kaydeden Yıldırım, “Haydi Tut Elimi, Mutlu Yuva Mutlu Yaşam Derneği gibi sivil toplum kuruluşları marifeti ile istismara uğrayan, barınma ihtiyacı olan yavrularımıza, gençlerimize el uzatıyor olmanızı da takdirle karşılıyorum. Toplumla bütünleşmek ve nazariyeden uygulamaya yönelmek işte budur. Toplumsal sorunlarımızı çözme noktasında faal bir şekilde sahada olmanızdan dolayı da ayrıca tebrik ediyorum” dedi.Bu yıllar sizin altın yıllarınız, iyi değerlendirin“Sevgili gençler, Türkiye’nin istikbalini korumasında, istikbale umutla bakmasında şüphesiz en iyi güvencemiz, güç kaynağımız sizlersiniz” diyen Binali Yıldırım, “Mutlaka üniversitedeyken bir dil öğrenin. Yazmayı, konuşmayı, her yönüyle bir dil öğrenin. Bu yıllar sizin altın yıllarınız. Eğer bu sıralarda öğrenmemişseniz, sonrası biraz daha zor oluyor. 45 yaşıma geldim, 2 sene yurt dışına gittim, çoluğu çocuğu bıraktım lisan öğrendim. İhtisas da yaptım. Ama buna ihtiyacımız var. Hangi mesleğin eğitimini alırsanız alın, eğer dünyaya açılmak istiyorsanız, dünyada ne oluyor, ne bitiyor anlamak istiyorsanız, mutlaka bir lisan öğrenin. 1 tane öğrenin, hangisi olursa olsun” tavsiyesinde bulundu.Meclis Başkanı Yıldırım: “Okumayı bırakmayın”Öğrenmenin yaşının olmadığını belirten TBMM Başkanı Binali Yıldırım, "Okumayı bıraktığınız an yaşlandınız demektir. İster 60, ister 20 yaşında olun okumak insanı genç tutar. Onun için gençler okuyacağız. Daha çok okuyacağız. Okumak insanları bir anlamda törpüler. Kavgacı kimliğini tamamen ortadan kaldırır. Okumak, her şeyi karşılıklı anlayışla halletmenin daha doğru olduğu noktasına getirir” dedi.Prof. Dr. Sevil Atasoy, cübbelerini takdim ettiTörende Akademik Yükseltme Cübbe Giyme Merasimi gerçekleştirildi. Törende doktor öğretim üyeliği, doçentlik ve profesörlük unvanı alan hocalara yeni cübbeleri takdim edildi.İlk olarak doktor öğretim üyeliğine yükselişi olan hocalara cübbeleri Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy tarafından takdim edildi. İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji (İngilizce) Bölümü’nden Merve Çebi, Sağlık Bilimleri Fakültesi Ergoterapi Bölümü’nden Zeynep Bahadır Ağce, Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Çetin Sayaca, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Eczane Hizmetleri Programından Sultan Mehtap Büyüker, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Laboratuvar Teknolojisi Programından Ebru Özkan Oktay, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Nükleer Teknoloji ve Radyasyon Güvenliği Programından Feride Kulalı, Miraç Kamışlıoğlu, Özge Kılıçoğlu,  Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Programından Tuğba Kaman cübbelerini giydi.Prof. Dr. Mehmet Zelka, doçentlik cübbelerini giydirdiDoçentlik unvanı alan hocalara ise cübbeleri Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Zelka tarafından takdim edildi. İletişim Fakültesi Medya ve İletişimi Bölümünden Feride Zeynep Güder, Reklam Tasarımı ve İletişimi Bölümünden Özgül Dağlı ve Dinçer Atlı, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Felsefe Bölümünden Çiğdem Yazıcı, Psikoloji Bölümünden Işıl Göğcegöz Gül, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Yazılım Mühendisliği Bölümünden Türker Tekin Ergüzel, Sağlık Bilimleri Fakültesi Ergoterapi Bölümünden Cemal Onur Noyan, Biyomedikal Cihaz Teknolojisi Programından Mesut Karahan, Sağlık Yönetimi Bölümünden Tuğba Altıntaş, Radyoterapi Programından Hüseyin Ozan Tekin cübbelerini giydi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan, profesörlük cübbelerini takdim ettiProfesörlük unvanı alan akademisyenlere ise cübbeleri Prof. Dr. Nevzat Tarhan tarafından takdim edildi. Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik (İngilizce) Bölümünden Tunç Çatal, Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümünden Nedret Hızel, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümünden Defne Kaya, Odyoloji Bölümünden Arif Şanlı, Sosyal Hizmet Bölümünden Abdullah Karatay ve İsmet Galip Yolcuoğlu ile Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü Programından Niyazi Beki’ye cübbeleri takdim edildi.ÜÜ TV’den canlı olarak yayınlanan tören sonunda birlikte hatıra fotoğrafı çektirildi.Tören sonrası öğle yemeğini de Üsküdar Üniversitesinde yiyen Binali Yıldırım’a Erzincan fasulyesinden yapılmış özel kuru fasulye yemeği ikram edildi.

25 EKI 2018

Yrd. Doç. Dr. Başak Ayık: Dünya’da her 68 çocuktan biri otizmli

Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Başak Ayık tarafından, Üsküdar Üniversitesi Kuleli salonunda Kadıköy’ de görev yapan aile sağlığı personeline otizm konusunda ikinci eğitim verildi. Eğitime yaklaşık 80 kişiden oluşan ebe ve hemşire katıldı.Erken tanıda ebe ve hemşireler önemliOtizmin spektrum bozuklularının çocukluk çağında görülen bir nörogelişimsel bozukluk olarak tanımlayan Ayık, belirtilerinin yaşamın erken çocukluk çağında başladığını söyledi. Ayık, otizmde en önemli konunun erken tanı olduğunu bu yüzden ebe ve hemşirelere büyük görevler düştüğünü kaydetti.Dünya genelinde otizm artıyorYıllara göre otizmin arttığını, dünyada her 68 çocuktan birinin otizmli olduğunun altını çizen Ayık, artışın sebeplerini; tanı kriterlerindeki değişiklikler, hastalık hakkında daha fazla bilgi sahibi olunması, farkındalık artışı, doktora ve sağlık hizmetlerine ulaşım kolaylığında artış ve ileri anne ve baba yaşı olduğuna dikkat çekti.Bilim İnsanı Gibi Her şeyi Ayrıntısına Kadar BiliyorlarHafif otizmli çocuklarda veya yüksek IQ’lu otizmde çocuğun bir ilgi alanı olabileceğini söyleyen Ayık, şunları söyledi. “Anormal ilgi alanları oluyor örneğin dinozorlara ilgi duyuyordur tüm türler hakkında bilgi sahibi oluyorlar. Nasıl beslendikleri, kaç tane türleri olduğunu en ufak ayrıntısına kadar her şeye hâkimler. Bir insanı gibi tüm ayrıntılarını biliyorlar. Bizim için sorun olan ne? Tuhaf bir ilgi alanının olması onun için sorun olabilir. İkincisi günlük hayatında problemler yaşıyor olabilir. Örneğin ders çalışmak yerine sürekli dinozorları araştırıyorlarsa bu sadece akademik bir soruna yol açmaz insanlarla iletişim kurmak istememesini de etkiler.”Temel tedavi: EğitimOtizm tedavisinde temel tedavinin bireye özgü belirlenmiş eğitim programları olduğunu belirten Ayık, kimi çocuklar için dil terapisi, eşlik eden ciddi psikiyatrik belirtilerde ise ilaç tedavisi önerdiklerini açıkladı.

24 EKI 2018

Üsküdar’da işitme cihazı semineri gerçekleştirildi

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Odyoloji bölümünün gerçekleştirdiği “işitme cihazı semineri” Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans salonunda gerçekleşti. Seminerde Odyoloji bölümü öğrencilerine alandaki teknolojik cihazların bilgilendirmesi yapıldı.“Yeni işitme cihazı teknolojileri sizin kurtarıcınız olacak”Seminere işitme merkezleri Türkiye satış müdürü Mehmet Bakır Konuk ve Uzman odyolog ve eğitim sorumlusu Muhammer Gültekin konuk oldu.  İşitme cihazlarından bahseden Konuk “ yeni işitme cihazı teknolojileri sizin kurtarıcınız olacak” dedi.  Odyoloji alanındaki yenilikleri anlatan Konuk, “Gözlükle yardımcı olamayacağımız kişilere baş bandı yada taç ile özellikle kız çocuklarına kemik yolu baş bandı mevcut. Aynı işi görüyor ama uygulama farklı oluyor” şeklinde konuştu.“Her hastanın rezonansı birbirinden çok farklıdır”Uzman odyolog ve eğitim sorumlusu Muhammer Gültekin de cihazların programlanması yapılırken cinsiyet ve özellikle doğum tarihi kullanmanın zorunlu olduğunu belirtti. Gültekin, “Her hastanın rezonansı birbirinden çok farklıdır. Özelllikle pediyatrik hastalara da doğum tarihi girmediğinizde işitme cihazının pediatrik fiting algoritmaları aktif hale gelmiyor” dedi.Cihazların kullanımı hakkında da bilgi veren Muhammer Gültekin, öğrencilerin sorularını da cevapladı.Program toplu fotoğrafın çekilmesinin ardından sona erdi.

23 EKI 2018

Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Sizler akıncılar gibisiniz”

Üsküdar Üniversitesi, Mezunlar Derneği ve Kariyer Merkezinin ortak çalışması olan, mezunlara yönelik kariyer planlama çalışmalarının üçüncü etkinliği Ergoterapi mezunları ve birinci sınıflar için gerçekleştirildi.Güney Yerleşke Duha Beker konferans salonunda gerçekleşen programda Üsküdar Üniversitesi Ergoterapi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sevda Asqarova, “Bugün burada hem mezunlar olarak hem de yeni başlayan birinci sınıflar olarak bir aradayız. Mezun olduktan sonra sizler neler yapıyorsunuz, nerelerde çalışıyorsunuz ve deneyimleriniz neler?  Hep beraber bunları konuşalım ve birinci sınıfta olan arkadaşlarımıza da bir yol olalım, onları aydınlatalım istiyorum” şeklinde konuştu.“Mezun öğrencilerimize tek tek ulaştık”Resmi bir dernek olan Mezunlar Derneği 2015 yılında kurulduğuna dikkat çeken Mezunlar Derneği Başkanı Tayfun Gözler ise şunları söyledi: “2017 yılında genel kurul seçimi olunca ben ve arkadaşlarım seçilerek derneğe kurumsal bir kimlik oluşturmak adına çalışmalara başladık. Mezunlar derneği web sayfasını açtık ardından 7 bin 8 mezun öğrenciyi tek tek aradık; öğrenciler nerede ikamet ediyor, şu an çalışıyorlar mı gibi bilgiler edindik bu bilgiler ışığında etkinlik planlamaları yaparak katılımları kolaylaştırdık.”"Mezunlar bu kart sayesinde okulun imkânlarından faydalanabilecek"Mezun kartlarını temin eden tüm mezunların okula giriş çıkışlarını sağlayabileceğine değinen Gözler “Yemekhane,  kütüphane ve diğer imkânlardan faydalanmaya devam edebilecekler. Bunların yanı sıra mezunlar için uluslararası yurt dışı çalışma fırsatları hakkında düşüncelerimiz var. Uluslararası mezunlar derneği oluşturarak mezunlarımızın yurt dışında çalışma imkânına erişmelerini istiyoruz” dedi.“İnsanlığın sizlere ihtiyacı var”Programın son bölümünde ergoterapi öğrencileriyle bir araya gelen Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof Dr. Nevzat Tarhan da öğrencilerle kısa süreliğine sohbet etti. Tarhan, “Sizler akıncılar gibisiniz, şimdi ve daha sonra insanlığın sizlere ihtiyacı var. Ergoterapi ihtiyaç olunan bir şey. İyi yerlere geleceksiniz” dedi.Mezunlar buluşması toplu fotoğraf çekimi ardından sona erdi.

22 EKI 2018

Prof. Dr. Ahmet Konrot: “Kekemelik 4 bin yıldır var olan bir sorun”

Türkiye’nin kekeme bireylerce kurulan ilk derneği olma özelliğini taşıyan Kekemeler Derneği’nin 3. Türkiye Konferansı, Üsküdar Üniversitesi’nde düzenlendi. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Konrot, kekemeliğin 4 bin yıldır bilinen bir sorun olduğunu söyledi. Akıcı konuşmayı sağlamanın zor olmadığını ifade eden Prof. Dr. Konrot, akıcı konuşmanın günlük yaşam içerisine aktarılabilmesinin önemini vurguladı.Her yıl 22 Ekim, Dünya Kekemelik Günü olarak anılıyor. Kekemeler Derneği’nin düzenlediği 3. Türkiye konferansında kekeme bireylerin yaşadığı zorluklar ele alındı.Üsküdar Üniversitesi Çarşı Yerleşke Emir Nebi Konferans Salonu’nda düzenlenen konferansın açılış konuşmasını yapan Kekemeler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı F. Özüm Kipel, derneğin amacı, kuruluş aşaması ve çalışmalarından söz etti. Programın ilk konuşmacıları; Kekemeler Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Azad Bedirhan ve Üsküdar Üniversitesi Dil ve Konuşma Terapisi Kulübü Başkanı Anıl Akkaya oldu. Konuşmaların ardından moderatörlüğünü Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Konrot tarafından gerçekleştirilen panele geçildi.Prof. Dr. Ahmet Konrot: “4 bin yıldır varlığını bildiğimiz bir sorun”Kekemelik farkındalığının önemine işaret eden Prof. Dr. Ahmet Konrot, sorunun bilimsel boyutta çözümü için çaba harcadıklarını kaydetti.“1988’den beri 22 Ekim Uluslararası Kekemelik Farkındalık Günü olarak kutlanıyor. İlginç değil mi? Aşağı yukarı 4 bin yıldır varlığını bildiğimiz bir sorunun, farkındalığının yıl olarak başlaması, 1988” diyen Prof. Dr. Ahmet Konrot, “Bir sorunun farkında olmak için illa ki o sorunu yaşamanız gerekmiyor. Bizler de sorunun bilimsel boyutta çözümlenebilmesi için çabalıyoruz. 2017’den beri Kekemeler Derneği Türkiye’de bu etkinliği başlatarak, Dünya Kekemelik Günü farkındalığı etkinlikleri çerçevesinde, bizleri yönlendirmeye çalışıyor. Ben bugün, meseleyi kekemelerin talepleri ve onların kapasiteleri açısından değil, dil ve konuşma terapistlerinden beklenen talepler ve onların kapasiteleri açısından irdelemek istiyorum” şeklinde konuştu.“Duyarsızlaşma, çok kolay kazanılabilecek bir şey değil” Kekeme bireylerin terapilerinde duyarsızlaştırma çalışmalarının çok önemli boyutları olduğunu belirten Prof. Dr. Ahmet Konrot, “Benzer şeyi ben de yaşadım. Yıllardır ben de işitme cihazı takmaktan kaçındım. Ne zaman ki işitme sorunumun olduğunu kabul edip de işitme cihazımı takıp sınıfa girdim, işte o zaman  daha farklı bir konuma geldim. Ama duyarsızlaşma da o kadar kolay kazanılabilecek bir şey değil. Dil ve konuşma terapistinin bunu size tek başına kazandırabileceğini düşünüyorsanız, orada biraz yanılıyorsunuz. İşte onun için sorunun sahipleriyle, bu duruma iyi niyetli çözüm bulan kişilerin ve kurumların bir araya gelmesi çok önemli” dedi.“Dil ve konuşma terapistleri, soruna bireysel olarak yaklaşmalı”“Akıcı konuşmayı sağlamak o kadar da zor bir şey değil. 10 – 15 dakika içerisinde bir tekniği kullanarak yaptırırsınız ama önemli olan, bunun günlük yaşam içerisine aktarılabilmesi için vereceğiniz uğraş. Asıl sihirli nokta burası. Asıl zor olan kısım burası” diyen Prof. Dr. Ahmet Konrot, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dil ve konuşma terapistlerinin mutlaka soruna bireysel olarak yaklaşması lazım. İlk mezunlarımızı 1986’da verdik. Özel Eğitim’de de aynı şekilde. Umarız dil ve konuşma terapistliği mesleği de günün birinde bir yerlere gelecek. Ama hiçbir zaman unutmayalım ki 4 bin yıldır ortadan kalkmayan bu sorun, bıçakla kesilir gibi ortadan kalkmayacak. Şunu söylemeliyim ki bir sorunu tek başına bir kişinin çözebilmesi, hiçbir zaman mümkün değildir.   Eğer ben bir şeylerle tek başıma baş edemezsem; bir psikolog, psikiyatrist arkadaşımdan da desteğini istiyorum, istemek durumundayım ve bunu yapmazsam, bir şeyleri eksik bırakırım diye düşünüyorum.”Uluslararası Kekemelik Sempozyumu düzenlenmesi hedefleniyorProf. Dr. Ahmet Konrot, “Üsküdar Üniversitesi olarak hedeflerinden birinin de uluslararası katılımlı bir ‘Kekemelik Sempozyumu’ düzenlemek” olduğunu söyledi.Panelistler Ozan Altıntaş, Güneş Işık ve Cüneyt İldam kekemelerin yaşadığı sorunlara değinerek beklentilerini dile getirdi. Dil ve konuşma terapistlerinin, konuşma terapilerinden önce kekeme bireyleri mevcut durumları ile barıştırmaları gerektiğini vurgulayan panelistler, “Terapi aşamasında en önemli şey duyarsızlaştırmayla birlikte terapinin götürülmesi” diyerek, duyarsızlaştırmanın önemine değindi.Panelin ardından gerçekleştirilen oturumlarda kekemelik farklı açılardan ele alındı.  Kekemeler Derneği Özyardım Üyesi Gökhan Teker, Dr. Öğretim Üyesi Evrim Gerçek ve  Kekemeler Derneği Özyardım Üyesi Anıl Çelik birer konuşma yaptı. Çelik’in ardından Öğr. Görevlisi Özlem Oğuz, “Kekemelik – Toplum Farkındalığı” başlıklı sunumunu gerçekleştirirken, Kekemeler Derneği Özyardım Üyesi Pınar Karabulut da programa konuşmacı olarak katılım sağladı.  Konferans, Arş. Gör. İlkem Kara’nın “Davranışlarımızı Yöneten Duygu ve Düşünceleri Fark Etmek” başlıklı sunumunu takiben şiir dinletisi ve kısa film gösterimi ile sona erdi.

19 EKI 2018

Oktay: “Hemşirelik fakülte olduğunda hıçkıra hıçkıra ağladım

Üsküdar Üniversitesi Çarşı yerleşke Emirnebi-1 konferans salonunda gerçekleşen “Hemşire Liderlerle Öğrencilerle Buluşuyor” etkinliğinin konuğu Prof. Dr. Sevgi Oktay oldu. Oktay, hemşirelik öğrencilerine “dünden bugüne hemşirelik” konulu bir sunum gerçekleştirdi.“Hemşirelik, fakülte olduğunda hıçkıra hıçkıra ağladım.”        Mezun olduktan hemen sonra Gaziantep hastanesinde başhemşire olarak göreve başlayan Oktay, hemşirelik fakültesini iletişim fakültesine benzettiğini belirterek öğrencilerin hastalarla iyi bir iletişim kurması gerektiğini belirtti.52 yıldır hemşirelik mesleğini icra eden Oktay: “Eski yıllarda sağlık koleji mezunları ile meslek yüksekokulları arasında çekişmeler vardı. Hemşirelik mesleğinin değer kazanmasına çok sevindiğim. Hemşirelik fakültesi açıldığını duyduğumda hıçkıra hıçkıra ağladım.” diyerek mesleğin önemini öğrencilere belitti.“Hemşirelik sisteminde halen sorunlar var”Oktay, 1975’te hemşireliğin üniversite bünyesine bağlandığı için mutlu olduğundan ancak halen hastanelerde uygulanan fonksiyonel hemşirelik sisteminin sorunlu olduğunu, vakaların belirli bir hemşiresi olmadığını vurguladı.      “Hemşirelik hayatınızı iyi değerlendirin”Eski dönem 1960 hemşirelik kuramları ile bu dönem uygulanan hemşirelik kuramlarının farklı olduğunu belirten Oktay:” Değerli olan bir şeyler yapabilmeniz, bir şeyler katabilmenizdir.” diyerek öğrencilere bu yıllarını hemşirelik hayatlarını iyi değerlendirmelerinin tavsiyesini verdi.Program Prof. Dr. Sevgi Oktay’a katılımlarından dolayı çiçek verilmesi ve toplu fotoğrafın çekilmesi ile sona erdi.           

17 EKI 2018

İletkenliği artırılmış ayakkabıdan uzak durun!

Üsküdar Üniversitesi İş Güvenliği, İş Sağlığı ve Çevre Sağlığı Uygulama ve Araştırma Merkezinin düzenlediği 1 Konu 1 Konuk programının bu hafta ki konuğu Serdar Paker oldu. İnsan vücudunun yürürken sürtünmeden dolayı elektrik yükleyebildiğine dikkat çeken Paker, bu sebepten ötürü iletkenliği artırılmış bir ayakkabı giyilmemesi gerektiğine dikkat çekti. Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşkesi Nermin Tarhan Konferans Salonunda gerçekleştirilen programa konuşmacı olarak Elektrik mühendisi Serdar Paker katıldı. Paker, “Elektrik Tesisatı Denetmeleri ve Uluslararası Dayanakları” konulu bir sunum yaptı.Elektrik İşlevsel Yönetmeliği Neler Yapar?Standart yönetmeliklere bakıldığında Türkiye'nin de altına imza attığı IEC (Uluslararası Elektrik Komisyonu)'nu takip ettiklerini belirten Aker şunları söyledi: “Peki elektrik işlevsel yönetmeliği neler yapar? Elektrik çarpması, yangınlar, patlamalar gibi meydana gelen tehlikeler var. Bu tehlikeleri önlemek adına yöntemler geliştirir. Elektrik çarpmasını önlemek için iki yöntem bulunmaktadır; birinde izolasyon, eldiven giyilmesi ve ayağın altına paspas koymak gibi yöntemler kullanılırken bir diğeri olan aktif yöntemlerde ise sigortaların kesilmesi tehlikelere karşı alınabilecek önlemlerdir.”“Küçük gerilimlerde elektrik çarpmaz”Serdar Paker, “küçük gerilimler, yani 50 volt altı bir gerilimde,  güvendeyiz demektir, eğer 50 volt altı kaynak varsa problem olmaz. Örneğin, akü bir elektrik çarpmasına sebebiyet vermez” dedi.“Birçok tesiste kontroller yaptım”Birçok tesiste kontroller yaptığını belirten Paker, “binlerce fabrika gezmiş olabilirim, buralarda tiroit halka şeklinde şalterler koyuyorlar fakat hiç biri devrede değil, bir de pahalı bunlar, koyuyoruz ve kullanmıyoruz” şeklinde konuştu.“İletkenliği artırılmış ayakkabı giymemek lazım”İnsan vücudunun yürürken sürtünmeden dolayı elektrik yükleyebildiğine dikkat çeken Paker, bu sebepten ötürü iletkenliği artırılmış bir ayakkabı giymemek lazım. Elektrikçilerin de yalıtkan ayakkabı kullanması gerekmektedir uyarısında bulundu.“Türkiye'de bu cihazı yeni yeni görmekteyiz”Aktif önlemler; otomatik sigortalar, kaçak elektrik röleleri ve AFCI cihazlarıdır diyen Paker “Eksik kontak üzerinden yangınlar sürekli olarak çıkmaktadır ve AFCI cihazı bunu fark eder.  ABD'de bu cihazlar zorunlu hale getirilmiştir fakat Türkiye'de bu cihazı yeni yeni görmekteyiz” dedi.“Beş test zorunlu” İş ekipmanlarının kullanımında sağlık ve güvenlik şartları yönetmeliği beş testi zorunlu hale getirdiğini söyleyen Paker,  “İş müfettişi geldiğinde; elektrik tesisatının denetlenmesi, topraklama testinin yapılması, paratoner kontrolü, akülerin kontrolü, trans monitör kontrolü ve bakımını denetlemelidir. Bunları tesis içinde yetkili kişiler yapabilir veya dışarıdan destek de alınabilir” diye belirtti.Programın sonundan Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, katılımlarından dolayı Serdar Paker'e plaket takdim etti.Toplu fotoğrafın çekilmesinin ardından program sona erdi.Haber-Fotoğraf: Betül Yiğit

13 EKI 2018

Üsküdar Üniversitesinde "ÖÇB’de Propriyosepsiyonlar" tartışıldı

Türkiye Spor Yaralanmaları Artroskopi ve  Diz  Cerrahisi Derneği (TUSYAD) ve Üsküdar Üniversitesi’nin katkılarıyla düzenlenen “ÖÇB’de Propriyosepsiyonları Tartışıyoruz” başlıklı sempozyum uzmanları bir araya getirdi. Üsküdar Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Defne Kaya, ön çapraz bağın uylukla bacak kemiğimiz arasındaki ilişkiyi kontrol ettiğini belirterek ön çapraz bağ duyusunun güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Duyu kayboldukça düşmelerin arttığını belirten Prof. Dr. Defne Kaya, “Sporcuların ÖÇB’lerini yırtmaması ya da yırtmadan spor yapmaları için bu duyunun mutlaka geliştirilmiş olması gerekiyor” dedi.Spor yaralanmalarının en önemli konuları arasında yer alan ÖÇB (Ön Çapraz Bağ) propriyosepsiyonları Üsküdar Üniversitesi’nde düzenlenen sempozyumda tartışıldı.  Altunizade Yerleşkesi Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda düzenlenen sempozyum, Türkiye Spor Yaralanmaları Artroskopi ve  Diz  Cerrahisi Derneği TUSYAD Ön Çapraz Bağ Kurulu ve Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü’nün katkılarıyla düzenlendi. Prof. Dr. Defne Kaya: “Ön çapraz bağ duyusunun güçlendirilmesi önemli” Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Defne Kaya, yaklaşık 3-4 cm uzunluğunda ve 1 cm kalınlığında bir doku olan ön çapraz bağın bütün dünyada çok konuşulan karmaşık bir konu olduğunu söyledi. Dünyada halen ÖÇB tedavisi, cerrahi tedavisi, korunma yolları, niye yırtıldığı, yırtmadan nasıl spor yapılabilir konularının hala tartışıldığına dikkat çeken Prof. Dr. Defne Kaya, “Amerika’da her yıl 200 bin kişi ön çapraz bağını yırtıyor. Her yıl hem cerrahiye hem de arkasından gelen fizyoterapi sürecinde 10 milyar dolar para harcanıyor. Aslında hareket sırasında en çok kullanılan bağ değil ama tedavisi ve sonrasında harcanan para ve zaman kaybı önemli. İnsanlar 8 ay spora dönemiyorlar, sporcu olmayan kişilerin işlerinin başa dönmesi 3-4 ayı bulabiliyor. Özellikle fizik tedavide geliştirmeye çalıştığımız bir duyu bu. Bununla ilgili dünyada yazılan ilk kitabı yazdık. Burada da ön çapraz bağ ve propriyosepsiyon Türkiye’de ilk kez böyle bir sempozyumda tartışılıyor” diye konuştu.  ÖÇB koptuğunda tedavi sonrası %70 geri dönüyor Ön çapraz bağın yüzde 1’inin sinirden oluştuğunu belirten Prof. Dr. Defne Kaya, “Uylukla bacak kemiğimizin arasındaki ilişkiyi kontrol ediyor. Ama aynı zamanda gözümüzü kapattığımızda dizimizin hangi açıda olduğunu, mesela merdivene ayağımızı koymak istiyoruz ama dizimizin kaç derece açıda olduğuna normalde eğilip bakmıyoruz. Beynimiz onu otomatik yapıyor. Bu bağ koptuğunda bakmak zorunda kalıyoruz. Gözümüzü kapattığımızda dizimizin kaç derecede olduğu konusunda bizi bilgilendiren bağ bu. Bu bağ koptuğu zaman cerrahisinden 3 yıl sonra bile bu his % 70 geri dönüyor. O nedenle hem cerrahlar hem de fizyoterapistler için bu çok kıymetli bir duyu. Hem sporcular ÖÇB’lerini yırtmasınlar, yırtmadan spor yapsınlar demek için bu duyunun mutlaka geliştirilmiş olması gerekiyor. O milyar dolarlık bütçeler sadece koruyucu fizyoterapi programlarıyla önlenebilir. Biz bu toplantıda bunu vurgulayacağız” dedi. Klinikte özellikle bu duyuyu geliştirecek egzersizlerin çok önemli olduğunun altını çizen Prof. Dr. Defne Kaya, “Tedavide bütün hastalıklar için, çocuk hasta için, göğüs hastaları, spor yapanlar ve yaşlılar için çok önemli çünkü bu duyu kayboldukça düşmeler başlıyor. O nedenle bu duyunun gelişimi çok önemli” diye konuştu. Prof. Dr. Yavuz Kocabey: “En çok sporcularda görülüyor” TUSYAD Ön Çapraz Bağ Kurul Başkanı Prof. Dr. Yavuz Kocabey ise ön çapraz bağ kopmasının genellikle sporcularda görüldüğünü belirterek “Çünkü kopması için aşırı kuvvet isteyen bir bağdır genellikle de hızlı bir spor sırasında olan bir olaydır. Ancak başka hastalıkları vardır, kas sorunları gibi sorunlarda da çok ufak travmalarda da bu sorun oluşabilir” dedi.  Sempozyumun önemine işaret eden ve TUSYAD olarak farkındalık oluşturmaya çalıştıklarını belirten  Prof. Dr. Yavuz Kocabey, “Propriyosepsiyon aslında koruma amaçlı bir olaydır. Dizin kendisini koruma olayıdır. Bu nedenle çok önemli bir noktadır ön çapraz bağ için propriyosepsiyon. Propriyosepsiyonu farkındalık olarak açıklayabiliriz. Bu sempozyum, bu yıl kuruldaki beşinci toplantımız. Amacımız ön çapraz bağdaki ortopedist ve fizyoterapistleri bilgilendirmek. Yenilikleri göstermek, ne yapabileceğimizi ortaya sunmak” dedi. Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Propriyosepsiyon geleceğin konularından biri” Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, açılış konuşmasında propriyosepsiyon duyusunun önemli bir kavram olduğunu söyledi. AR-GE odağı olarak nörobilimle uğraştıklarını belirten Tarhan, şunları söyledi:“Propriyosepsiyon da bu açıdan çok önemli. Daha önceden 5 duyu kabul ediliyordu. Şimdi ise 33 civarında duyudan bahsediliyor. Bu duyulardan bir tanesi de propriyosepsiyon. Kimyasal ve manteyik duyular var. Özellikle çocuk gelişiminde çocuk yürümeye başladığı zaman su bardağını eline alır ve suyu döker. Hep yaramazlık yapıyor zannederiz fakat aslında çocuk yer çekimine karşı reseptörlerini geliştiriyor. Beyindeki propriyoseptik duyusunu geliştirme çalışmaları bunlar ve bu bir duyu bütünleme tedavisi olarak tıbba girdi. Bu, geleceğin konularından birisi. Bu konuda hakikaten derinleşilirse, birçok keşif ile tedavisiz hastalıkların tedavi edilebilirliğini göreceğiz. Kişinin iç duyularının farkına varması ve iç duyularını hissetmesi bu açıdan çok önemli.” Alanında uzman isimler konuştu 5 oturumdan oluşan ÖÇB propriyosepsiyonları sempozyumunun moderatörlüklerini; Prof. Dr. Nurzat Elmalı, Prof. Dr. Egemen Turhan, Doç. Dr. Tolga Tüzüner, Doç. Dr. Gülcan Harput, Prof. Dr. Yavuz Kocabey, Prof. Dr. Defne Kaya, Doç. Dr. Hakan Çiçek, Doç. Dr. Baran Yosmaoğlu, Doç. Dr. Hasan Bombacı ve Doç. Dr. Hande Güney Deniz gerçekleştirdi.  Çapraz ön bağ propriyosepsiyonlarının her yönüyle ele alındığı sempozyumda, Prof. Dr. Nurzat Elmalı, “Propriyosepsiyon nedir, neden önemlidir”; Doç. Dr. Hande Güney Deniz, “Propriyosepsiyon nasıl değerlendirilir”; Prof. Dr. Egemen Turhan, “Propriyosepiyon cerrahi ile değişir mi?” başlıklı sunumlarını yaptı.  Üsküdar Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü Başkanı Prof. Dr. Defne Kaya, “Propriyosepiyon rehabilitasyon ile değişir mi” başlıklı sunumunu yaptığı sempozyumda Doç. Dr. Hasan Bombacı, “Tek tünel ÖÇB”; Op. Dr. Haluk Çelik, “Kullanılan greft”; Doç. Dr. Emin Bal, “Çift Tünel”; Prof. Dr. Yavuz Kocabey, “All inside”; Doç. Dr. Gülcan Harput, “ÖÇB ve propriyosepsiyon”; Doç. Dr. Hakan Çiçek, “ÖÇB yaralanmaları ve propriyosepsiyon”; Doç. Dr. Tolga Tüzüner, “ÖÇB cerrahileri, propriyosepsiyon ve spora dönüş” ve Doç. Dr. Baran Yosmaoğlu, “ÖÇB rehabilitasyonu ve propriyosepsiyon” başlıklı sunumlarını gerçekleştirdi. ÜÜ TV’den canlı yayınlanan sempozyum, hatıra fotoğrafı çektirilmesiyle sona erdi.

11 EKI 2018

“Meslek ahlakını sembolize eden şey, beyaz önlüktür”

Üsküdar Üniversitesi Odyoloji bölümü önlük giyme töreni Üsküdar Üniversitesi Çarşı Yerleşkesi Emir Nebi Konferans Salonunda gerçekleştirildi. Programın açılış konuşmasını Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur yaptı. Odyoloji Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Didem Şahin Ceylan, Odyoloji Bölümünün tanıtımı, tarihi ve Üsküdar Üniversitesine geliş süreci hakkında kısa bir sunum gerçekleştirdi.Prof. Dr. Haydar Sur: “Hastalarınıza şefkat ve hikmetle yaklaşın”Beyaz önlüğün sağlık alanındaki yerinden bahseden Prof. Dr. Haydar Sur, “meslek ahlakını sembolize eden şey, beyaz önlüktür” dedi. Beyaz renginin; temizliği, dürüstlüğü ve dostluğu temsil ettiğini söyleyen Sur, beyaz önlüğü giyen her bireyin bu sorumluluğu üstüne aldığının altını çizdi. Konuşmasının sonunda, katılımcılara birkaç tavsiye veren Sur, “hastalarınıza şefkat ve hikmetle yaklaşın, onlara güven verin, verecek hiçbir şeyiniz yoksa güler yüzünüzü gösterin ki kendilerini iyi hissetsinler” dedi.Odyoloji Bölümünün tarihinden, tanımından ve Üsküdar Üniversitesine geliş aşamasından bahseden Dr. Öğr. Üyesi Didem Şahin Ceylan ise bölüm hakkında bilgi verirken zaman zaman mizahi videolarla katılımcıları eğlendirdi. .Öğrenciler önlüklerini giydiTörende, Odyoloji Bölümü öğrencisi Sema Nur Kısa, katılımcılara keman dinletisi de sundu. Kısa’nın canlı performansı ilgiyle dinlendi.Daha sonra öğrencileri önlükleri giydirildi.Başta Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur olmak üzere önlükler bölüm hocaları tarafından giydirildi.Tören, öğrenci ve hocalarının toplu olarak hatıra fotoğrafı çekilmesinin ardından sona erdi.

05 EKI 2018

Normal doğumun güvencesi: Ebelik

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur, tıbben bir zorunluluk hali yoksa mutlaka normal doğumun tercih edilmesi gerektiğine dikkat çekti.  Ebeliği, normal doğumun güvencesi olarak tanımlayan Prof. Dr. Haydar Sur, normal doğum yapacak kişilerin uzman hekime gitmesinin ancak kontrol maksatlı olacağını, ebeliğin ise gözde meslekler arasındaki yerini koruyacağını belirtti.Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur, Ebelik mesleğinin önemine dikkat çekti.Türkiye’de sağlık mesleklerinin hızlı bir gelişim süreci yaşadığını belirten Prof. Dr. Sur, bir yandan eski sağlık mesleklerinin 21. yüzyıla uygun hale getirilmesi ve yeni sağlık mesleklerinin sürecini tamamlamasına yönelik gerçekleştirilen çalışmaların yoğun olarak sürdürüldüğünü ifade etti. “Ebelik, tarihin en eski sağlık mesleği”Ebeliğin tarihin en eski sağlık mesleği olarak kabul edildiğini belirten Prof. Dr. Haydar Sur, “İlk insandan bu yana doğumla üreyen diğer canlı türleri gibi insan yavrusu ile nesil devam ederken, hiç kimsenin yardımı olmadan doğum gerçekleşiyordu. Zamanla doğumun getirdiği riskler ve bunlarla baş etme yolları hakkında bilgiler geliştikçe, ebelik bir maharet haline geldi. Daha sonra profesyonelce bu işin yapılmaya başlanması ile bir mesleğe dönüştü. Ebelik mesleğinin uygulamalarının özünü; gebelerin takibi ve değerlendirilmesi, normal doğumun gerçekleştirilmesi, lohusa ve bebeğin sağlığının izlenip değerlendirilmesi ve desteklenmesi oluşturmaktadır” şeklinde konuştu.20. yüzyılın son 30 yılında, doğumların sezaryen ameliyatları ile gerçekleştirilmesinin oldukça yaygın hale geldiğinin altını çizen Prof. Dr. Sur, gelişen sağlık ve tıp teknolojilerinin yanı sıra ameliyathane koşullarına sahip steril doğumhanelerin yaygınlaşması ve kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarının çoğalması vb. faktörlerin sezaryen tercihini artırdığını belirtti.  “Tıbben bir zorunluluk hali yoksa mutlaka normal doğum tercih edilmelidir”Dünya Sağlık Örgütü’nün normal doğumun çeşitli faydaları arasında özellikle anne ve bebeğin birbiriyle kaynaşması ve bebeğin bağışıklık sisteminin güçlenmesi açısından önemini vurguladığını ifade eden Prof. Dr. Sur, “Bu açılardan normal doğumun yerini hiçbir şey tutamaz. Tıbben bir zorunluluk hali yoksa mutlaka normal doğum tercih edilmelidir” dedi.Prof. Dr. Haydar Sur, son dönemlerde başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan olmak üzere, birçok üst düzey kişinin de bu konuya ilgi gösterdiğini belirterek, Türkiye’de yeni bir sosyal mobilizasyon ile normal doğumun desteklenmesinin hedeflendiğini ifade etti. Üniversitelerde Ebelik bölümünün doluluk oranı: yüzde 100Ebeliğin kadın doğum hemşireliğinden çok farklı uygulamalara sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Haydar Sur, sözlerini şöyle tamamladı: “Ebelik normal doğumun ülkede güvencesi olan meslektir. Normal doğum yapacak kişilerin uzman hekime gitmesi ancak kontrol maksatlı olacaktır. Ebelik mesleği bu gelişmelerin kaldıraç gücüyle yeniden kalkınacak ve gözde meslekler arasındaki yerini koruyacaktır. Son yıllarda üniversitelerimizin ebelik bölümlerine ilgi çok artmış ve kontenjanlar  % 100 dolmuştur.”

05 EKI 2018

Öğrenci oryantasyon programları tamamlandı

Üsküdar Üniversitesinin öğrencilere yönelik, akademik ve idari kadronun katılımıyla gerçekleştirdiği oryantasyon programları sona erdi. 5 gün süren programlarda üniversitenin tüm işleyişi ve çalışmaları hakkında bilgilendirmeler yapıldı.Merkez Yerleşke Nermin Tarhan konferans salonu ve Çarşı Yerleşke Emirnebi Konferans salonunda gerçekleşen programlarda İletişim, İnsan ve Toplum Bilimleri, Mühendislik ve Doğa Bilimleri, Sağlık Bilimleri Fakülteleri ile Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu, Hazırlık Okulu ve Uluslararası Ofis eğitim görevlileri öğrencileri her yönüyle bilgilendirdi.Oryantasyon programlarında ayrıca Kurumsal İletişim, Öğrenci İşleri, Bilgi Teknolojileri, Sağlık Kültür ve Spor, Kütüphane Dokümantasyon Direktörlüğü, Kariyer Merkezi Direktörlüğü ile Uluslararası İlişkiler Direktörlüğü öğrencilerle tanışarak birimleriyle ilgili üniversiteyi anlattı.

27 EYL 2018

Hemşirelik öğrencilerine yönelik kariyer çalışması gerçekleştirildi

Hemşirelik Bölümü ve Mezunlar Derneği’nin ortaklaşa hazırladığı Hemşirelik Bölümü öğrencilerine yönelik “Kariyer Çalışması” Üsküdar Üniversitesi Çarşı Yerleşke Emir Nebi Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.Açılış konuşmasını Üsküdar Üniversitesi Mezunlar Derneği Başkanı Tayfun Gözler yaptı. Gözler, Mezunlar Derneği’nin yaptığı çalışmalardan bahsetti.Kariyer Merkezi Mezunlar Ofisi Sorumlusu Remziye Çopur da Mezunlar Derneği internet adresi olan www.usumed.org.tr  hakkında bilgi verdi.Sonrasında, Hemşirelik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sevgi Kızılcı mezunlara yönelik yaptıkları ve yapacakları çalışmalara dair bilgi verdi.Bu çalışmaları yaparken mezun öğrencilerin görüş ve önerilerine de büyük önem verdiklerini vurguladı.Hemşirelik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Elçin Babaoğlu ise “Odak Grup Çalışması” hakkında bilgiler verdi.Toplu fotoğraf çekiminin ardından etkinlik sona erdi.

27 EYL 2018

İSG Genel Müdürlüğü ile işbirliği protokol imzalandı

Üsküdar Üniversitesi ile T.C Aile, Çalışma, Sosyal Hizmetler Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü, İş Sağlığı ve Güvenliği alanında eğitim, araştırma ve danışmanlık çalışmaları işbirliği protokolü imzaladı. Protokol Rektör Prof. Dr. Nevzat Tarhan ile İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürü Op. Dr. Orhan Koç arasında imzalandı.“Bağımlılık ve ruhsal sorunlar kaza riskini artırıyor”Üsküdar Üniversitesi Senato toplantı odasında gerçekleşen imza töreninde konuşan Prof. Dr. Nevzat Tarhan eğitimde öğrencilere yeterli alt yapıyı sağlamaya çalıştıklarını ve yüksek lisans öğrencilerden geri bildirimlerin güzel olduğunu belirtti.Tarhan: “İSG Kültürünü topluma yayacak projeler yapılmalı” Kişilerin bağımlılık, dikkat bozukluğu, ruhsal sorunları gibi problemlerin kaza sebebini arttırdığına dikkat çeken Tarhan,  sağlıkta koruyucu hekimliğe vurgu yaptı. Asıl hekimliğin koruyucu hekimlik olduğunu belirten Tarhan, kaza çıkmaması için İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) alanındaki bu yöndeki çalışmaların da önemli olduğunu söyledi. Ülkemizde İSG kültürünü oluşturmamız gerekiyor diyen Tarhan, ortak projelerle toplumda yaygın etki oluşturmak gerektiğini belirtti. Tarhan bunun için de sosyal medyayı İSG’ye katacak projelerin yapılması gerekliliğinden bahsetti.“Üniversitelerle proje bazlı araştırmalara sıcak bakıyoruz”Davranış değişikliğini yapabilmek davranış değişikliğini de beraberinde getirdiğini söyleyen Op. Dr. Orhan Koç, “Özellikle üniversitenin kapasitesinden faydalanmak istiyoruz. İş yerlerindeki psiko-sosyal etkiler mobbing ve bağımlılık süreçleri gibi konuların sosyal bir önemi var. Son dönemlerdeki engelli istihdamı 160 bine yakın. Bu istihdamlarda sosyal bilimlerin katkısı daha da ön plana çıkıyor. İş yerlerinde öz sağlık personelleri içinde mutlaka psikologların olması gerekli. Üsküdar Üniversitesindeki akademik kapasite iyi, bu bizim için çok önemli ” şeklinde konuştu.İş yerlerinde özellikle bağımlılık konusunu işlemeye başladıklarını belirten Koç, “özellikle stajyer döneminde ve genç iş hayatında kimya sanayi gibi riskli alanlarda bağımlılık konusunda çalışmalar yapıyoruz. Bu anlamda da çalışma yapabiliriz. Üniversitelerle proje bazlı araştırmalara sıcak bakıyoruz” şeklinde konuştu.Op. Dr. Orhan Koç 1 konu 1 konuk’a katıldıProtokol imzanın ardından Dr. Orhan Koç, Nermin Tarhan Konferans salonunda Üsküdar Üniversitesi İş Güvenliği, İş Sağlığı ve Çevre Sağlığı Uygulama ve Araştırma Merkezi (ÜSGÜMER) ile MESKA Vakfı ve İSGDER tarafından düzenlenen 1 Konu 1 Konuk Programına konuşmacı olarak katıldı.Katılımın oldukça yoğun olduğu programda Koç, “İş Sağlığı ve Güvenliğinde yaşanan gelişmeler ve gelecek vizyonumuz” konulu bir sunum gerçekleştirdi. Akademisyen, iş sağlığı ve güvenliği uzmanları ve öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği programda Koç, katılımcıların sorularını da cevapladı.Genel Müdür Koç, eğitim sahasında tatbikatı izlediÜsküdar Üniversitesi Çarşı Yerleşkesi iş sağlığı ve güvenliği yüksekte çalışma eğitim sahası eğitim tatbikatını izleyen Koç, Prof. Dr. Hilmi Sabuncu İş Sağlığı ve Güvenliği laboratuvarlarını da gezdi.Programın sonunda Op. Dr. Orhan Koç’a Prof. Dr. Nevzat Tarhan tarafından plaket takdim edildi.

26 EYL 2018

Harran Üniversitesinde yılın ilk dersini Prof. Dr. Besti Üstün verdi

Harran Üniversitesi 2018-2019 Eğitim Öğretim yılı açılışı Sağlık Bilimleri Fakültesi töreni ile başladı. Yılın ilk dersini Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Besti Üstün verdi.Üstün,  hemşirelikte çalışma yöntemlerini anlattı.Osmanbey Yerleşkesi Prof. Dr. Hüseyin Apan Konferans salonunda düzenlenen açılış programına Harran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ramazan Taşaltın, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ali Sarıışık, Prof. Dr. Bürhan Akpunar, Fakülte Dekanları, Üniversite Genel Sekreteri, Öğretim Elemanları ve öğrenciler katıldı.Hemşirelikte çalışma yöntemleriAçılış konuşmalarının ardından Prof. Dr. Besti Üstün “Hemşirelikte Çalışma Yöntemi” başlığıyla öğrencilere, mesleki konuda neler yapacaklarını, örnek ve lider bir hemşirenin nasıl olabileceğini anlattı.Yaklaşık 2 saat süren program, çekilen hatıra fotoğrafıyla son buldu.

25 EYL 2018

Akademisyenlerin başucu kitabı raflarda yerini aldı

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi Dahili Tıp Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hasan Hüseyin Eker’in birlikte kaleme aldıkları “Giriş Kapısı Akademisyenliğe İlk Adım” kitabı okuyucuları ile buluştu.Kitapta, akademisyen olmak isteyen kişiler için önemli bilgilerin yer aldığı, nasıl öğretim üyesi olunur? Öğretim üyesi ile bilim insanının arasındaki farklılıklar, öğretmenlikle öğretim üyeliğinin karıştırılmaması gerektiği gibi önemli konular yer alıyor.Sage Yayıncılık tarafından çıkan, Prof. Dr. Haydar Sur ve Prof. Dr. Hasan Hüseyin Eker’in kaleme aldıkları, Prof. Dr. Nilgün Sarp’ın da yazılarının bulunduğu “Giriş Kapısı Akademisyenliğe İlk Adım” kitabı akademisyenler için bir başucu kitabı olacak.Kitapta;Üniversite Kültürü, Ortaya Çıkışı ve EvrimiEğitimi ProgramıÖlçme DeğerlendirmeEğitimde Dokümantasyonun ÖnemiEğitimde Kalite Kavramı ve UygulamalarıTablo ve Grafik HazırlamaSlayt HazırlamaKonuşma BecerileriHazırlıklı Konuşmalarİletişim ve İlişkili Kavramlarİletişimde Beden Dili ve ÖnemiBologna SüreciBaşlıkları yer alıyor.

03 EYL 2018

Sağlık bilişimi ile düşük maliyet, nitelikli hizmet hedefleniyor

Davranış Bilimleri ve sağlık alanında Türkiye'nin ilk tematik üniversitesi olan Üsküdar Üniversitesi, “Sağlık Bilişimi Yüksek Lisans Programı” ile Türkiye’de yetiştirilen sağlık personelinin bilişim yetkinliklerini artırmayı hedefliyor. Alandaki dışa bağımlılığın da azaltılmasının amaçlandığı program ile katma değer üreten projelerin üretilmesi de hedefler arasında.Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Türker Tekin Ergüzel Sağlık Bilişimi Yüksek Lisans Programı hakkında önemli bilgiler verdi.Düşük maliyet, yüksek nitelik ve kolay erişim amaçlanıyorArtan ve yaşlanan dünya nüfusu ile birlikte ortaya çıkan sağlık taleplerinin artmasıyla, sağlık alanında dünya çapında dönüşüm yaşandığını belirten Ergüzel, “Özellikle son yıllarda gelişen medikal cihazlar, veri toplama ve veri analiz yöntemleri ile birlikte toplanan verinin klinik karar verme ve tedavi süreçlerine oldukça önemli katkısı bulunmaktadır. Medikal verinin gerek yüksek çözünürlüklü büyüklüğü, gerek içerdiği bilginin anlamlılığının ortaya konması gerekliliği, veri işleme ve analiz yöntemlerine olan ihtiyacı beraberinde getirmektedir. Sağlık Bilişimi Yüksek Lisans Programı temel olarak, yeni sağlık modellerinin ve düşük maliyetli, yüksek nitelikli sağlık hizmetine kolay erişim için gereken bilişim teknolojileri çözümlerinin sağlanması ile klinisyenlerin kanıt temelli ve kişiselleştirilmiş tıp yaklaşımlarını uygulamalarına destek veren uzmanlar yetiştirmeyi amaçlamaktadır” şeklinde konuştu.Ülke ekonomisine katkıda bulunacak sistemler geliştirilecekDoç. Dr. Türker Tekin Ergüzel, Sağlık Bilişimi Yüksek Lisans Programı kapsamında öğrencilere, “yapay zekâ ve akıllı sistemler” başlığı altında dünyada yürütülmekte olan çalışmalar ile ilgili bilinç kazandırmayı hedeflediklerini belirtti. Ergüzel, ülke ekonomisine katkıda bulunacak modüler ve akıllı sistemler geliştirme süreçlerini başlatma ve yürütme, üniversite ve sanayi iş birlikleri için zemin hazırlama ve girişimci gençlere kuluçka merkezi, hızlandırıcılara yönlendirme ve akademik çalışmalar yapma süreçlerinde katkıda bulunacaklarını dile getirdi.“Dışa bağımlılığı azaltmak programın nihai amaçlarından”Sağlık Bilişimi Yüksek Lisans Programı ile ülkemizde yetiştirilen sağlık personelinin bilişim yetkinlikleri de artırılarak başta elektronik sağlık kayıtları ve standartları, teletıp ve mobil uygulamalar, hesaplamalı nörobilim, sağlık bilişiminde veri madenciliği, medikal veri analizi, karar destek sistemleri ve tanılama süreçleri alanlarında uzmanlar yetiştirilmesi ile sağlık personeline bilişim yetkinlikleri olan mühendisleri de dâhil etmeyi amaçladıklarını belirten Ergüzel, “Bu sayede alandaki dışa bağımlılığı azaltmak ve katma değer üreten projelere, araştırma geliştirme çalışmalarına katkıda bulunabilecek bu çalışmalara öncülük edebilecek insan kaynağını da yetiştirmek programın nihai amaçlarındandır” dedi.

15 AĞU 2018

1 Konu 1 Konuğun 8’incisi yapıldı

Üsküdar Üniversitesi İş Güvenliği, İş Sağlığı ve Çevre Sağlığı Uygulama ve Araştırma Merkezi (ÜSGÜMER) MESKA Vakfı ve İSGDER tarafından düzenlenen 1 Konu 1 Konuk Programının 8. oturumu, Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşkesi Nermin Tarhan Konferans Salonunda gerçekleştirildi. Programa konuk olarak Necmi Türer katıldı.“Geçmişte amaç iş güvenliği değil, üretimdi”Öncelikle eğitim sürecinden bahseden CMSE (Certified Machinery Safety Expert) Uluslararası Makine Emniyeti Uzmanı Necmi Türer, iş sağlığı ve güvenliğinin çok önemli ve üzerine düşülmesi gereken bir bölüm olduğunun altını çizdi. Geçmişten bugüne üretilen makine türlerini karşılaştıran Türer, o dönemde amacın iş güvenliği olmadığını aksine üretmek olduğunu söyledi.“Teknoloji geliştikçe iş güvenliğine dikkat edilmeli”Teknolojinin gelişmesiyle iş sağlığı ve güvenliğini bağdaştıran Türer, “ Teknoloji geliştikçe iş güvenliğine dikkat etmeliyiz, iş kazalarının artması ve ihmal edilmesi ölümlere sebep olabilir. Minimum şartlar sağlandıktan sonra öncelik iş güvenliğidir, daha sonra üretimi artırmak umurumuzda olmalı” diyerek iş sağlığı ve güvenliğinin önemini vurguladı.İş güvenliği emniyetiİş güvenliğinde emniyetle ilgili alınması gereken tedbirlerin hiyerarşik sıralamasından da bahseden Türer, tedbirlerin şu şekilde sıralanması gerektiğini söyledi; Fiziksel kapaklar, koruma otomasyon ekipmanları, personel koruma ekipmanları, yasaklamalar, talimatlar, eğitimler, kayıtlar, denetimler ve yaptırımlar. Makinelerin tüm yaşam döngülerinin belirlenmesinden de bahseden Türer, taşıma, kurulum, ayar, kullanım, temizlik, hata ve sökülmelerin bu noktaya dahil olduğunu belirtti.İş kazaları sonucunda açılabilecek davalarİş kazalarının sonucunda bazen yaralanmaların, nadiren de olsa ölümlerin olduğunu söyleyen Türer, bu kazalar sonucunda kamu davalarının açılabileceğini ve bu konuda; SGK Rücu Davaları, Tazminat Davaları ve Ceza Davaları gibi 3 tür dava olduğunu belirtti.Programın sonunda katılımcılarla birlikte toplu fotoğraf çekildi ve ÜSGÜMER Müdürü, Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, Necmi Türer’e plaket takdim etti.Haber-Fotoğraf: Rubaşa Ergin

14 AĞU 2018

Uluslararası donanımlarda iş sağlığı ve güvenliği eğitimi

Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği alanında ön lisans, lisans ve yüksek lisans eğitimleri ile uygulamalı eğitimin öncüsü konumunda. Açık ve kapalı laboratuvarları ile dikkat çeken bölüm, sağlıklı ve güvenli ortamlarda sürdürülebilir bir hayat hedefliyor.T.C Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın çalışma hayatında “Güvenli ve Sağlıklı” çalışanlar ve iş yerleri için sürdürdüğü yaklaşımın bir parçası olan İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmeti, Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü ve Üsküdar Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi (USEM)’nin yoğun çalışmaları ile destekleniyor.“Ahlak ve gayret önemli”Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu.Bugün üniversitemizde okuyan her öğrencinin yarının ülkemize katkı sağlayacak birer çalışan olacağını vurgulayan Uçan, “Öğrencilerin vatana millete hayırlı işler yapması zemini bu yıllarda atılıyor. Sağlıklı ve güvenli ortamlarda sürdürülebilir bir hayat için önce ahlak, ardından gayret gerekli” dedi.Güçlü eğitim kadrosuÖğretim kadrosunun, Türkiye’de bu işi kamusal alanda ve özel sektörde en iyi bilen ve uygulayan akademisyenlerden oluştuğunu belirten Uçan, “Her bir hocamız kendini iş güvenliği konusunda yetiştirmekte, 2. master veya 2. doktoralarını bu alanda yapmaktadır. Diğer bölümlerimizde olduğu gibi İş Sağlığı ve Güvenliği alanında da uygulamalı eğitim olmaz ise olmaz gereklerden biridir. İş Sağlığı ve Güvenliği bölümümüze özel Yüksekte Çalışma Platformu, İş Sağlığı ve Güvenliği Laboratuvarı bulunmaktadır. Ayrıca bilgisayar laboratuvarımızda dünyanın en kapsamlı proses tehlike analizi tasarımı ve operasyonlarına ait uluslararası yazılımlar (PHAST, MAROS, TARO, SAFETI ve SISTEMA vb.); uzmanların kullanacağı ve akademik çalışmaların gerektirdiği programlar (AUTOCAD, SPSS) ile MEDİTEK İSG ve MEDİTEK PKD gibi ulusal programlarımız bulunmaktadır” şeklinde konuştu.Uluslararası donanımlara sahip tek iş sağlığı ve güvenliği bölümüDr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, ulusal ve uluslararası yazılımların hem lisans hem de yüksek lisans düzeyinde öğrencilerin çalışmalarında kullanıldığını belirterek, ülkemizde bu donanıma sahip tek iş sağlığı ve güvenliği bölümünün Üsküdar Üniversitesinde olduğunun altını çizdi. Uçan sözlerini şöyle sürdürdü:“Bugüne kadar mezun verdiğimiz tüm sınıflarımızdan her yıl en az bir veya iki lisans öğrencimizin yurt dışında bir dönem okuyup çok olumlu referanslar ile dönmeleri, akademik kadromuzun ders vermek üzere Avrupa Birliği’ne davet edilmeleri, eğitim kalitemizin göstergelerinden sadece bir kaçı. Bölüm, akademik çalışmalarını Gebze Teknik Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi ortak şekilde ve artık gelenekselleşen bilimsel kongrelerle sürdürürken; akademik kadromuz bakanlığın her yıl düzenlediği uluslararası kongrede hakem olarak yer almaktadır. İş Sağlığı ve Güvenliği bölümü tarafından sürdürülen sahaya yönelik ‘1. Seviyede Yangın Eğitici Eğitimi’, ‘Yüksekte Çalışma Eğitici Eğitimi’, ‘Patlamadan Korunma Dokümanı Hazırlama Eğitimi’ sertifika programları ve ‘Laboratuvar ve Saha’ uygulamaları ile birlikte sürdürülmektedir. Öğrencilerimizin mezuniyet öncesi donanımlarını en üst noktaya taşıdık. Önümüzdeki akademik takvim ile 3. dönem mezunlarını verecek olan bölümümüzden mezun İş Sağlığı ve Güvenliği uzmanlarımız, uluslararası firmalarda çalışmaya başlamış olup halen kamu ve özel sektörün en çok talep ettiği uzmanlar konumundadır.”

06 AĞU 2018

Türkiye’nin en büyük Sağlık Bilimleri Fakültesi Üsküdar Üniversitesinde

Davranış bilimleri ve sağlık alanında Türkiye'nin ilk tematik üniversitesi olan Üsküdar Üniversitesi, Türkiye’nin sağlık üssü olarak çalışmalarına devam ediyor. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi, 13 bölümü ve 2 bin 950 öğrencisi ile Türkiye’nin en büyük Sağlık Bilimleri Fakültesi olma özelliğine sahip. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur, 13 bölüm ve 2 bin 950 öğrenci ile Üsküdar Üniversitesinin Sağlık Bilimleri Fakültesinin Türkiye’nin en büyük Sağlık Bilimleri Fakültesi olduğunu vurguladı.“Aynı özellikleri taşıyan ikinci bir fakülte yok”Türkiye’de 13 bölümü olan ikinci bir Sağlık Bilimleri Fakültesi olmadığının altını çizen Prof. Dr. Haydar Sur, “Türkiye’de Sağlık Bilimleri Fakülteleri sayısı 50-55 arasındır. Toplam bölüm sayısı 16’dır. Bunlardan 13 tanesi bizim fakültemizde var. Aynı özellikleri taşıyan ikinci bir fakülte yok” şeklinde konuştu.Fakültede 13 bölüm yer alıyorÜsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi: Beslenme ve Diyetetik, Çocuk Gelişimi, Dil ve Konuşma Terapisi, Ebelik, Ergoterapi, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon, Hemşirelik, İş Sağlığı ve Güvenliği, Odyoloji, Ortopedik Protez ve Ortez, Perfüzyon, Sağlık Yönetimi ve Sosyal Hizmet bölümlerini içinde barındırıyor.

01 AĞU 2018

Türkiye’nin ilk Ergoterapist Klinik Psikologluğuna adım adım…

Türkiye’nin ilk ve tek Ergoterapist Klinik Psikolog unvanı alma yolunda ilerleyen Üsküdar Üniversitesi Ergoterapist bölümü mezunu C. Burak Çebi, şimdi de Klinik Psikoloji yüksek lisansa kabul edildi.Üsküdar Üniversitesi çift ana dal ile Ergoterapi ve Psikoloji bölümlerini aynı anda bitiren Burak Çebi, bir kez daha Üsküdar Üniversitesi dedi.Klinik psikolog olma yolunda ilerleyen Çebi, farklı bir üniversitenin Klinik Psikoloji sınavını kazandığı halde tercihini yine Üsküdar Üniversitesinden yana kullandı.Aynı anda farklı bir üniversitenin klinik psikolog yüksek lisans programına başvuran Çebi 500 kişiden 30 kişinin arasında seçilmesine rağmen Üsküdar Üniversitesini tercih etti.Çebi, Üsküdar Üniversitesinin açtığı sınavda ise 1000 kişi arasında ilk 60’a girerek Üsküdar Üniversitesi Klinik Psikoloji Programına kayıt yaptırdı.Çebi şimdi Türkiye’nin ilk Ergoterapist Klinik psikoloğu olma yolunda ilerliyor.Başarısıyla diğer üniversitelerin de tebrik ettiği Burak Çebi, başarısını başta danışman hocası Üsküdar Üniversitesi Ergoterapi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sevda Asqarova ve eğitim aldığı bölümdeki diğer hocaları sayesinde olduğunu belirtti.Çebi, sosyal medya hesabından Prof. Asqarova’ya teşekkürlerini iletti.Çebi şu ifadeleri kullandı:“Hocam bu gün çok sevinçli haberleri verebiliyorsam sizin sayenizde verebiliyorum. Tek Ergoterapist Klinik Psikolog unvanını sizin adınızla, sizi utandırmadan taşıyacağıma söz veriyorum, başta Rektörümüz Prof. Dr. Nevzat Tarhan hocamıza, üniversiteme ve size her şey için teşekkür ediyorum.”Prof. Dr. Sevda Asqarova ise şu değerlendirmelerde bulundu:“Burak Çebi’nin başarılı olacağını başından beri biliyordum. Saygısı, öz verili çalışmalarıyla başarısı tesadüf değil. Kendisiyle gurur duyuyoruz.Türkiye’nin ilk ergoterapist klinik psikoloğu olacak olması ise bizi ayrıca mutlu ediyor. Üniversite olarak burada da bir ilke imza atıyoruz.Tüm Üsküdar ailesi olarak. Ergoterapi ve psikoloji bölümlerindeki başarısını eminim ki Klinik Psikolojide de sürdürecektir. Kendisini tebrik ediyorum.”

18 TEM 2018

İşçinin 3G’si garanti edilmeli

Üsküdar Üniversitesi İş Güvenliği, İş Sağlığı ve Çevre Sağlığı Uygulama Merkezinin düzenlediği, 1 Konu 1 Konuk programının 7. Oturumu “İşçi Sağlığı ve İş Güvenliğinde Sendikaların Rolü” adlı seminer, Üsküdar Üniversitesi Kuleli Salonunda gerçekleştirildi. Programa konuşmacı olarak, Petrol İş Sendikası İş Güvenliği Uzmanı Ceyhun Gürpınar katıldı.Sendikalar neler yapmalı?Öncelikle sendikaların neler yapması gerektiğinden bahseden Gürpınar sendikaların, işyeri denetimleri, İSİG (İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği) konusunda sektörel istatistik oluşturmak, üyelerine yönelik İSİG eğitimleri, Ulusal ve sektörel İSG politikalarının belirlenmesinde katkı sunmak, mevzuat gelişimine yön vermek gibi birçok konuyu üstlendiğini söyledi.İşçinin 3G’siİşçinin kendisine garanti edinmesi gerektiği üç faktörden de bahseden Gürpınar bunların; güvenceli çalışma, güvenli çalışma ve geçinilebilir ücret olduğunu söyledi.Sendikal eğitimlerin çeşitleriSendikal eğitimlerin birçok çeşidinin var olduğunu söyleyen Gürpınar, bu eğitimleri şu şekilde sıraladı; Şube eğitimleri, aktif üye eğitimleri, yeni üye eğitimleri, temsilci eğitimleri, şube yönetim/denetim/disiplin kurulu eğitimleri, uluslararası eğitimler ve ihtiyaç eğitimleri.“Olayların kök nedenine inilmelidir”İş hataları noktasında olayların kök nedenine inilmesi gerektiğini söyleyen Gürpınar, işverenin iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına aynen uyması gerektiğini konu alan iş sağlığı ve iş ehemmiyeti isimli 52. Maddeyi katılımcılarla paylaştı.Programın sonundan Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, katılımlarından dolayı Ceyhun Gürpınar plaket takdim etti.Toplu fotoğrafın çekilmesinin ardından program sona erdi.

09 TEM 2018

Üsküdarlı hemşireler yeminlerini etti

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik bölümü 2017-2018 eğitim öğretim yılı mezun olan öğrenciler, Çarşı yerleşke Emir Nebi Konferans Salonunda gerçekleşen törenle meslek yeminleri etti.Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan törenin ardından bölüm hocalarından Doç. Dr. Sevgi Kızılcı öğrencilere mezun mesajlarını iletti.“Hemşirelik bilim ve sanattan oluşan bir sağlık disiplinidir”Hemşireliğin bilim ve sanattan oluşan bir sağlık disiplinin olduğunu belirten Kızılcı, “hemşirelik insanların sağlığını korumak ve geliştirmek için bilimsel bilgiler doğrultusunda yardım etme sanatıdır” şeklinde konuştu.Kızılcı öğrencilerden mesleği yaparken hemşirelik etik ilkeleri doğrultusunda hemşirelik andını hiç unutmadan her koşulda yerine getirmelerini istedi.“Asıl üniversite ana-baba ocağıdır”Aile ocağı eğitiminin önemini vurgulayan Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur “asıl üniversite ana baba ocağıdır. Tek başına üniversite yetmez. Diplomalı birçok cahil nesil var. Biz diplomalı ve cahil olmayan bir nesil yetiştirdiğimize inanıyoruz” diye konuştu.“En faydalı insan insanlara en faydalı olandır”Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Zelka da her sonun bir başlangıç olduğunu vurguladı. Zelka şöyle konuştu: “Siz güzel bir başlangıç yapacaksınız. Çok güzel şeyler yapacaksınız. İnsanlara faydalı olma noktasında pek az kişiye nasip olan hizmetleri yapma imkânı bulacaksınız. Biz biliyoruz ki en hayırlı insan, insanlara en faydalı olanlardır.”Doç. Dr. Sevgi Kızılcık’ın öğrencilere hemşirelik andını okutmasının ardından öğrenciler keplerini havaya attı.Mezun hemşireler mesleki yeminlerinin ardından Ülker Sports Arena’da gerçekleştirilen görkemli mezuniyet törende de sahne aldı.Öğrenciler ailelerinin huzurunda aldıkları diplomalarının ardından keplerini bir kez de burada fırlattı.

21 HAZ 2018

Kaliteli sağlık hizmeti için güçlü hemşirelik şart

Yaşlı nüfus ve kronik hastalıkların artması, küreselleşme, sağlık hizmetlerinin hastaneden topluma yönelmesi gibi nedenler hemşirelik mesleğinin önemini ortaya koyuyor. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Selma Doğan, toplumların sağlık hizmetlerinin gelişmesinde bilgi, beceri ve yasal yönden güçlendirilmiş hemşirelik hizmetlerine gereksinim olduğunu vurguladı.Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Selma Doğan, hemşirelik mesleğinin toplumdaki yeri ve önemine değindi.Prof. Dr. Selma Doğan, hemşirelik mesleğinin doğası gereği her yaştaki, her ortamdaki bireyler ve topluluklara uzun süreli ve doğrudan bakım hizmeti veren ve sağlık çalışanları içinde sayıca en fazla olan profesyonel sağlık mesleklerinden biri olduğunu söyledi.Günümüzde hemşirelik mesleğinin önemi artmıştır“Günümüzde yaşlı nüfusun ve kronik hastalıkların artması, küreselleşme, bilimsel ve teknolojik gelişmeler, sağlık hizmetlerinin hastaneden topluma yönelmesi gibi nedenlerle hemşireliğin önemi daha da artmıştır” diyen Prof. Dr. Selma Doğan, “Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü Uluslararası Hemşireler Konseyi’nin katkısıyla Şimdi Hemşirelik Zamanı (Nursing Now) kampanyası başlatarak 21. yüzyıl sağlık hedeflerine ulaşmak için hemşirelerin mesleki konumlarının, bilgi ve becerilerinin geliştirilmesini, bu yolla sağlık hizmetlerinde etkinliğinin artırılmasını hedeflemektedir” şeklinde konuştu.Hemşirelik mesleğinin etkinliğinin artırılması hedefleniyorUlusal hemşirelik örgütü Türk Hemşireler Derneği’nin, ülkemizde hemşireliğin konumunun güçlendirilerek sağlık hizmetlerinin sunumunda daha etkin yer alması için bazı talepleri olduğunu belirten Prof. Dr. Selma Doğan, bu talepleri şu şekilde sıraladı:“1. 6283 sayılı Hemşirelik Kanunu ile güvence altına alınan “Hemşire” unvanın korunması, Hemşirelik uygulamasının kapsamını güvence altına alan Hemşirelik Yönetmeliğinin  uygulanması, Hemşirelik hizmetlerinin yönetiminin hemşireler tarafından yürütülmesi, hemşirelerin özlük ve emeklilik haklarının insanca yaşamaya elverişli hale getirilmesi,2. Hemşirelik Kanununun 8. Maddesi uyarınca Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanan hemşirelik uzmanlık diplomalarına istinaden uzmanlık kadrolarının tahsis edilmesi,3. Sağlık meslek liselerinin Hemşire Yardımcılığı bölümlerinde öğretime son verilmesi,Halk Sağlığı Hemşireleri olmalı4. Aile Sağlığı Merkezlerinde, aile sağlığı elemanı olarak değil, toplum sağlığını koruyacak ve yükseltecek bir sistem içerisinde “Halk Sağlığı Hemşireleri” olarak görev yapması, taşeron ve güvencesiz çalışma koşullarının ortadan kaldırılması, başka sağlık mesleklerine hemşireliği icra yetkisinin verilmemesi, hemşirelerin “yardımcı sağlık personeli”, “hekim dışı sağlık personeli”, “diğer sağlık personeli” olarak adlandırılmaması.Uluslararası Hemşireler Konseyi de hedeflerini açıkladıProf. Dr. Selma Doğan, dünyada da hemşirelik mesleğinin taleplerinin bulunduğunu ifade ederek Uluslararası Hemşireler Konseyi’nin 2020 yılı sonunda ulaşıldığını görmek istediği hedefleri şöyle sıraladı:“Mesleğin eğitimi, mesleki gelişme, meslek standartları, meslekle ilgili mevzuat ve meslek mensubunun işe alınma işte çalıştırılma koşullarının iyileştirilmesi için daha fazla yatırım yapılmış olması.Hemşirelikte meslek icrasının daha etkin ve yenilenmeye açık bir icra haline gelmesi için iyileştirilmeler yapılmış ve bu icra biçiminin yaygınlaştırılmış olması.Ulusal ve küresel sağlık politikalarının belirlenmesi ve hayata geçirilmesinde hemşire ve ebelerin etkisinin artırılmış, sağlık işgücünün karar verme süreçlerinde yer almaları için gösterilecek gayretlerin daha da genişletilmiş olması.Liderlik pozisyonlarında daha fazla hemşireye yer verilmiş ve her hizmet düzeyinde çalışanlara gelişimleri için daha fazla fırsat sağlanmış olması.Hemşireliğin en fazla etkili olabileceği alanın neresi olabileceği konusu ile hemşirelerin sahip oldukları potansiyeli / gücü tam olarak kullanmaları karşısındaki engeller ve nedenleri hakkında politika oluşturucularla karar vericilere doğru politikalar oluşturup, doğru kararlar vermelerini sağlayıcı verilerin sunulmuş olması.”Sağlık hizmetlerinin gelişmesi için hemşirelik mesleği güçlendirilmeliProf. Dr. Selma Doğan, toplumların sağlık hizmetlerinin gelişmesinde, toplumun sağlık hakkının sağlanmasında bilgi, beceri, yasal yönden güçlendirilmiş hemşirelik hizmetlerine gereksinim olduğunu vurguladı.

20 HAZ 2018

1 Konu 1 Konuk’a Serkan Aykas katıldı

Üsküdar Üniversitesi İş Güvenliği, İş Sağlığı ve Çevre Sağlığı Uygulama ve Araştırma Merkezinin düzenlediği 1 Konu 1 Konuk programının 5. Oturumu Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşkesi Nermin Tarhan Konferans Salonunda gerçekleşti.Programa konuşmacı olarak, uzak yol kaptanı ve İSG müdürü Serkan Aykas katıldı. Aykas, ‘yurtdışındaki projelerde İSG profesyonellerinin görevleri ve çalışma prensipleri’ konulu bir sunum yaptı.İSG profesyoneli kime denir?İSG profesyonelinin iş sağlığı ve güvenliği alanında görevli olan kişi olduğunu söyleyen Aykas, işyeri hekimleri, iş güvenliği uzmanları ve diğer sağlık personellerinin de bu alana girdiğini belirtti.İSG profesyonelinin görevleriİSG profesyonelinin görevlerinden de bahseden Aykas, bu görevleri; ilgili işin sahada planlanması anlamına gelen rehberlik, sahada yapılacak her türlü ilerleme hakkında yapılması gereken risk değerlendirmesi, çalışma ortamının gözetiminin yapılması, çalışanların bilinçli eğitimi ve ilgili birimlerle işbirliği olarak sıraladı.İSG’nin eğitim müfredatıİSG’nin eğitim müfredatı ve tekniğinden bahseden Aykas, birçok eğitim tekniğinin olduğunu ve bunların çoğunun, fiili bir şekilde gerçekleştirildiğini söyledi. Yüksekte çalışma eğitimi, yangından korunma ve mücadele eğitimi, KKD kullanımı eğitimi ve kaynak tehlikeleri eğitimini fotoğraflı bir şekilde katılımcılara sundu.İSG’nin saha tatbikatlarıSahada uygulanan birçok tatbikattan da bahseden Aykas, adam kurtarma tatbikatları, sızıntı ile mücadele tatbikatları ve yangınla mücadele tatbikatlarının yanında işbaşı toplantıları ve ödüllendirmelerden de bahsetti.Yurtdışında çalışmanın avantajları ve dezavantajlarıİSG alanında uzmanlaşmak için yurtdışında çalışma ve sertifika alma faktörlerinin öneminden bahseden Aykas, yurtdışının birçok avantajı yanında dezavantajlarının da olduğunu söyledi.Maaşların dolgun olması, yabancı dil geliştirme olanağı, çalışma şartlarının daha iyi olması, iş güvenliği yönetimsel desteği, özgüven ve sektörel farkındalığı avantaj olarak değerlendirdi.Kültürlere adaptasyon süreci, iklim farkı ve etkileri, aile özlemi, sosyal yaşam ve hobilerden ayrı kalmayı, dil farkı ve zorluğunu ise birer dezavantaj olarak belirtti.Yurtdışında çalışmak için ne gerekiyor?Yurtdışında çalışmak için birçok şeye ihtiyaç olduğunu söyleyen Aykas, İngilizce konuşma ve yazışma hâkimiyetinin güçlü olması gerektiğini, İngilizce özgeçmişe sahip olunması gerektiğini, mesleki sertifikalara (NEBOSH, OSHA) ve diplomaya ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.Programın sonundan Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, katılımlarından dolayı Serkan Aykas’a plaket takdim etti.Toplu fotoğrafın çekilmesinin ardından program sona erdi.

25 MAY 2018

Geleceğin odyoloji uzmanları, başarıya koşuyor

Üsküdar Üniversitesi Odyoloji Bölümü öğrencileri, katıldıkları yarışmalarda önemli başarılar elde etti. 3. Ulusal İstanbul Odyoloji Kongresi’nde düzenlenen bilgi yarışmasında Ece Ataç birinci, Ceren Özer de üçüncü oldu. Proje yarışmasında ise Gülay Kaşmer, dördüncü seçildi. 4. Uluslararası Katılımlı Odyoloji Öğrenci Kongresi’nde ise Gamze Topkaya birinci seçilerek dereceye girdi.Üsküdar Üniversitesi Odyoloji Bölümü 4. Sınıf öğrencileri, üniversite ve bölümlerini farklı iller ve üniversitelerde düzenlenen yarışmalarda başarılı bir şekilde temsil ediyor.Üsküdar’ın öğrencileri dereceye girdi Üsküdar Üniversitesi Odyoloji Bölümü 4. Sınıf öğrencileri,  10-12 Mayıs’ta 3. Ulusal İstanbul Odyoloji Kongresi’nde düzenlenen bilgi yarışmasında önemli bir başarıya imza attı. Bilgi yarışmasında öğrencilerden Ece Ataç birinci, Ceren Özer de üçüncü oldu. Proje yarışmasında ise Gülay Kaşmer, dördüncü oldu.Engelleri kaldıran yarışmada birinci oldu12-13 Mayıs 2018 tarihlerinde düzenlenen 4. Uluslararası Katılımlı Odyoloji Öğrenci Kongresi’nde ise “İşitme Engelli Olmak, Engelleri Kaldırmak” adlı yarışmada Üsküdar Üniversitesi Odyoloji Bölümü öğrencisi Gamze Topkaya birinci oldu.

24 MAY 2018

Türk akademisyenlerden dünya literatürüne önemli katkı

Dünyadaki birçok bilim insanının üzerinde çalıştığı ancak hakkında çok az sayıda kitap bulunan “propriyoseptif duyu” konusu, Üsküdar Üniversitesi akademisyenlerinin de aralarında bulunduğu bilim insanları tarafından kaleme alındı. Dünyanın sayılı ve saygın tıp kitapevlerinden Springer tarafından “Proprioception in Orthopaedics, Sports Medicine and Rehabilitation” adıyla yayımlanan kitap, kas-iskelet sistemi yaralanmaları, problemleri, cerrahi ve rehabilitasyonunun propriyoseptif duyuya etkisini anlatıyor.Üsküdar Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Defne Kaya, ülkemizden üç bilim insanının editörlüğünde yayına hazırlanan kitabı, dünya literatürüne kazandırdıklarını söyledi. Kitabın baş editörlüğünü yapan Doç. Dr. Defne Kaya, kitapla ilgili şunları söyledi.Propriyoseptif duyu neden önemli?Propriyoseptif duyunun önemine işaret eden Doç. Dr. Defne Kaya, “Propriyoseptif duyu, bizim her bir noktamızın beyin tarafından biliniyor ve kontrol altında tutuluyor olması diye tarif edilebilir.Hem kas-iskelet sistemini hem de sinir sistemini tutan hastalıklarda bu duyu olumsuz etkilenebilir, düşme ve yaralanmalar meydana gelebilir hatta iyileşmeyi bozabilir ve kötüleştirebilir” dedi.Hakkında yazılan kitap sayısı çok azDoç. Dr. Defne Kaya, dünyada birçok bilim insanının bu konuda çalışmakta, yüzlerce makale bu konu hakkında kaleme alınmakta ama ne yazık ki konuyla ilgili çok az sayıda kitap yazıldığını belirterek bu sayılı yayınlar arasında, kendisinin 2016 yılında elektronik ortamda yayımlanan kitabının da bulunduğunu kaydetti.Bir ayda binden fazla indirildi“Proprioception in Orthopaedics, Sports Medicine and Rehabilitation” isimli kitabın ülkemizden üç bilim insanının editörlüğünde yayımlandığını belirten Doç. Dr. Defne Kaya şu bilgileri de verdi:“Kas-iskelet sistemi yaralanmaları, problemleri, cerrahi ve rehabilitasyonunun propriyoseptif duyuya etkisini anlatan ilk kitap, dünyanın sayılı ve saygın tıp kitapevlerinden birisi olan Springer tarafından 2018 Mayıs ayında hem basılı hem de elektronik ortamda yayımlandı.Üsküdar Üniversitesi’nden 6 öğretim üyesi de bölüm yazarıYayımlandığı tarih henüz 1 ayı doldurmasa da bin defadan fazla indirildi. Ülkemizden üç bilim insanının editörlüğünde yayımlanan bu kitabın yazarları hem Türkiye’den hem de dünyadan çok sayıda tanınan isimden oluşmaktadır.Ayrıca Üsküdar Üniversitesinden altı öğretim üyesi de bu kitapta bölüm yazarlığı yapmıştır.Dünya literatürüne kaynak kazandırdıkÜlkemiz bilim insanlarının editörlüğünde, uluslararası arenada saygın bir yere sahip yayınevinden çıkan, hem ülkemiz hem de yurt dışında alanında başarılı ve ünlü isimleri bir araya getiren bu kitapla dünya literatürüne, bol atıf alacak ve büyük bir ihtiyacı karşılayacak bir kaynak kazandırmış olduk.”

23 MAY 2018

Öğrencilikten Mesleğe Geçiş ve Hemşirelikte Hizmet İçi Eğitimi gerçekleştirildi

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü ve Anadolu Sağlık Merkezi Johns Hopkins Hastanesi işbirliği ile düzenlenen “Öğrencilikten Mesleğe Geçiş ve Hemşirelikte Hizmet İçi Eğitim” semineri Emir Nebi Konferans salonunda gerçekleşti.Anadolu Sağlık Merkezi İnsan Kaynakları Eğitim ve Girişim Yöneticisi Şehnaz Zerengül “Y kuşağı iş hayatında” konu başlıklı konuşmasını gerçekleştirdi.Anadolu Sağlık Merkezi eğitim sorumlu hemşiresi Özge Hayta da hemşirelikte hizmet içi eğitim konularını interaktif bir şekilde öğrencilere sundu.Etkinliğe özellikle çalışma hayatına daha yakın olan son sınıf öğrencilerinin ilgisi ve katılımı oldukça yoğundu.Sunumlarda kişinin özellikleri ve mesleğin şartlarının uyumu, işe alım süreçleri, hemşirelikte çalışma hayatındaki hizmet içi eğitim süreçleri gibi hemşirelik öğrencileri için çok değerli olan pek çok bilgi paylaşıldı.Programda Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Selma Doğan katılımcılara teşekkürlerini bildiren bir konuşma gerçekleştirdi.Toplu fotoğrafın çekilmesinin ardından program sona erdi.

23 MAY 2018

Prof. Dr. Nurper Ülküer, ikinci kez ÇGEDER Başkanı oldu

Çocuk Gelişimi ve Eğitimcileri Derneği (ÇGEDER), yapılan genel kurulda genel başkanını seçti. Üsküdar Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurper Ülküer ikinci kez başkanlığa seçildi. Ülküer, 2 yıl daha başkanlık yapacak.ÇGEDER, Ankara Üniversitesi ATAUM Salonunda 20-21 Mayıs 2018 tarihlerinde düzenlenen “Çocuk Gelişimi Günleri I- 21. Yüzyılda Çocuk Gelişimci Olmak” etkinlikleri kapsamında genel kurulunu da yaptı. Genel Kurulda Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurper Ülküer derneğin ikinci kez başkanı seçildi.20 Mayıs Çocuk Gelişimciler Günü ilan edildiEtkinlikte derneğin kuruluşunun 15. Yılı olan 20 Mayıs tarihi “Çocuk Gelişimciler Günü” olarak ilan edildi.21. yüzyılda çocuk olmakEtkinliğin ikinci gününde, ÇGEDER Genel Başkanı Prof. Dr. Nurper Ülküer 21. Yüzyılda Çocuk olmanın ne anlama geldiğini, çocukların ayrıcalıklarının ve aynı zamanda karşılaşacakları olası risklerin altını çizdi. Bu risklerin önlenmesinde Çocuk Gelişimcilerin rollerini belirlemenin ÇGEDER’in en temel amacı olduğunu belirtti.Etkinlik kapsamında düzenlenen panellerde ise Sağlık Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığında çalışan Çocuk Gelişimciler, sahadaki çalışmalarından örnekler sundu.Yeni hedefler belirlendiProf. Dr. Nurper Ülküer, yeni yönetim kadrosu olarak gelecek iki yılda gerçekleşmek üzere öncelikli üç hedef belirlediklerini söyledi. Ülküer, bu hedefleri şöyle sıraladı:“1. İlgili bakanlıklar ile işbirliğinde kadro ihtiyaç analizi ve projeksiyonu yapmak.2. Mesleki Etik Kurulu liderliğinde, mevzuat ve süreçleri belirlemek.3. MYK ile birlikte ve ilgili bakanlıklar, STK’lar ve üniversitelerin Çocuk Gelişimi Bölüm başkanlarının desteğiyle, meslek standartları ve yeterlikleri çalışmalarını tamamlamak.”Meslek yasası çıkarmak istiyoruzGiderek meslek örgütü haline geldiklerini belirten Başkan Prof. Dr. Nurper Ülküer şu değerlendirmelerde bulundu:“Öncelikle çalışanların mevzuatını düzenlemek ve haklarını korumak istiyoruz. Uzun vadeli hedeflerimiz arasında ise çocuk gelişimi mesleğini tam anlamıyla tanınan, mevzuatı, ilkeleri ve sınırlarıyla mesleği bir meslek yasasına çevirmek istiyoruz. Dernek olarak meslek yasası çıkarmak istiyoruz. Bizim mesleğimizin öznesinde çocuk var. Çocuk gelişimini yüceltmeden mesleğimizi yüceltemeyiz.”Programın sonunda Prof. Dr. Nurper Ülküer, Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Prof. Dr. Alper Cihan’a derneğin 15. yıl plaketini takdim etti.

21 MAY 2018

Floortime eğitimi Üsküdar’da

Üsküdar Üniversitesi Dil ve Konuşma Terapisi kulübünün düzenlediği DIR Floortime başlangıç düzeyi eğitim için, Fizyoterapist, Odyoloji ve Konuşma Bozuklukları Uzmanı ve DIR Floortime Eğitimcisi Çiğdem Ergül Üsküdar Üniversitesine konuk oldu.Nermin Tarhan konferans salonunda gerçekleşen etkinliğin ilk günün de DIR Floortime nedir konusunun üzerinde duruldu. Duygusal fonksiyonel gelişim basamakları ile çocuğu tanımak, regülasyon ve ortak dikkat, etkileşim sağlamak, duygusal fonksiyonel gelişim basamakları, iki yönlü iletişim, ortaklaşa sosyal problem çözme, sembolik düşünme, dil gelişimi ve düşünceler arasında köprü kurma, bireysel farklılıklar ve vaka sunumları üzerine konuşuldu.Sözlerine “Neden DIR? Development yani gelişimsel fonksiyonel, duygusal gelişim kapasitesi 9 basamak ile tanımlanır. I yani individual, bireysel, fizyolojik, nörolojik, psikolojik gelişim ile iletişim, duygusal işlemleme farklılıkları çocuğun bireysel özelliklerini belirler. R ise relationship, etkileşimle çocuğa nasıl yaklaşacağımız. İlişki, çocuğun deneyimlerini organize etmesine yardım eder” diyerek başlayan Ergül şöyle devam etti:Erken tanı ve müdahale hayati önem taşıyor“Toprağın altında kökler var besinlerin ve suyun yukarı çıkması için araç yani çocuğun sosyal çevresinden bahsediyoruz. Fonksiyonel, sosyal gelişimine yardımcı oluyor. Meyveler, yapraklar çıkıyor bir kısmı genel kapasiteyle bir kısmı akademik becerilerle ilgili. Biz bu ağaç şemasıyla çocuğun gelişimini daha iyi anlıyoruz. Biz çocuğun düşünmesini sağlıyoruz, ona bir şey öğretmiyoruz. Ebeveynler çok önemli, çocuğun gelişiminin yapı taşları. Otizm geniş bir yelpaze o yüzden spektrum bozukluğu diyoruz. Nörobiyolojik temelleri var. Erken tanı ve erken müdahale hayati önem taşıyor. Görülme sıklığının giderek arttığını görmekteyiz. Üç temel özellik var bunlar; tekrarlayıcı davranışlar, sosyalleşme ve iletişim zorlukları. Tanıyı alan her çocuk aynı değil, hiçbir çocuk diğerine benzemez. Terapi yaklaşımları birincisi davranışçı yaklaşımlar yani çocuk kapalı kutu olarak kabul edilir. Dışarıdan kolayca gözlenebilen davranışları becerileri ortaya çıkarmak hedeflenir. Davranışlar hakkında bilgi toplamak ve bu bilgiyi değerlendirme yoluyla geliştirmek burada önemli. İkinci olarak ilişki temelli yaklaşımlar yani ülkemizde bilinenler DIR Floortime ve RDI Yöntemi. Ana hedef çocukta gözlenebilen yüzeysel davranışları değiştirmek değil, içsel değişiklikleri kazandırmak. Duyguların ve heyecanın üzerinde duruyoruz yani kontrol çocukta.”İletişim konuşmadan önce gelirKonuşmasına DIR Floortime’ın güncel çalışmalarıyla ilgili videolarla devam eden Ergül “Fonksiyonel gelişim basamakları var. Saymak gerekirse bizim burada üzerinden geçeceğimiz şu şekilde; altı basamaktan bahsedeceğiz. İlki regülasyon ve dikkat, ikincisi ilişkisellik, üçüncüsü amaca yönelik iki yönlü iletişim, dördüncüsü ortaklaşa problem çözme benlik duygusu, beşinci olan yaratıcı düşünce, temsili oyun yani sembolik oyun ve altıncı olarak köprü kurma, mantıksal soyut ve duygular ile düşünme. İletişim konuşmadan önce gelir. Oyunda kullanılan duygusal temalardan bazılarını doyurma ve bağlılık, keyif ve heyecan, meraklılık, güç ve atılganlık sergileme, kızgınlık ve öfkesini gösterme, korku, kaygı, empati kurabilme, kontrol şekilden sayabiliriz” dedi.Programın ikinci günde DIR Floortime prensipleri, I-VI gelişim basamaklarında Floortime, DIR Floortime terapisti olmak ve sertifika programına devam etmek için izlenecek yol konuşuldu.Haber-Fotoğraf: Beyza Bıyıkoğlu

17 MAY 2018

Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Konuşma güçlüğü çeken kimselerin tedavisinde sıkıntı çekiyoruz”

Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan ‘1. Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü Öğrenci Sempozyumu’ na katıldı. Nermin Tarhan Konferans salonunda gerçekleşen programda Tarhan, dil konuşma güçlüğü çeken birçok kimsenin tedavisinde sıkıntı çektiklerini ifade etti. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, geçmişte Almanya’ya gittiğinde oradaki psikiyatrik kliniklerde dil konuşma terapistinin sayısının psikolog sayısı kadar olduğuna dikkat çekti.Tarhan, “Almanlar konuşma özürlü de mi bu kadar dil konuşma terapisti var diye merak etmiştim. Psikiyatrik tedavi ile uğraştığımız için dil konuşma güçlüğü çeken birçok kimsenin tedavisinde hep sıkıntı çekiyoruz” şeklinde konuştu.“İyi insan olmak önemli”Öğrenmenin birinci şartı merak ve hayret duygusu bu duygu varsa kişi öğrenebiliyor bunu sordukça öğrenebilirsiniz diyen Tarhan şu değerlendirmelerde bulundu:“Bazı yaptığım sunumlarda hep şöyle söylüyorum; iyi psikolog, iyi hekim, iyi dil ve konuşma terapisi olmak istiyorsan önce iyi insan olmak önemli. İyi insan olursanız bundan sonraki işinizin diğer unsurları bundan sonra geliyor.Yoksa bire bir insana dokunan meslekler olduğu için hastayla güven ilişkisi kurmak önemli. Onun için de hastaya çıkarcı bir bakış hasta da bir müddet sonra fark ediliyor. Çıkarcı ve kibirli kişiler sarımsak soğan yenilmiş gibilerdir.Ne kadar karanfil çiğneseler de bu kokulardan anlaşılır. Bu yüzden bizim birincil önceliğimiz işimizi iyi yapmak olacak. Hatta bunu 3 cümlede topluyorum:1. Yaptığımız işi sevmek2. Yaptığımız işte mükemmeliyetçi olmaya çalışmak3. Muhakkak sabırlı ve tahammüllü olmak gerekiyor.”Prof. Dr. Ahmet Kontrot: “Sizler benim ilk göz ağrım olacaksınız”Dil ve konuşma terapisi bölüm başkanı Prof. Dr. Ahmet Konrot da konuşmasında, araştırma becerileri dersi kapsamında dil ve konuşma bozukluklarıyla ilgili her bir öğrencinin belli bir konuyu ele aldığını ve bugün de bunların değerlendirileceğini söyledi.Sadece sizler değil, size danışmanlık yapanlar ve sizi bu sürece sokan bizler de kendi kendimizi değerlendireceğiz diyen Konrot, “Sizler benim 35yıldır beklediğim ilk göz ağrım olacaksınız. Ben 83 yılında geldiğim zaman 8 yıl içerisinde dil ve konuşma terapistlerinin lisansını başlatılır diye düşünüyordum. 35 yıl geçti ilk lisans mezunu öğrencileri vermekte yüksek lisans ama lisans benim için daha önemliydi o nedenle benim için gerçekten ilksiniz, özelsiniz o bakımdan her birinize bu 4 yıl içerisinde verdiğiniz çaba ve gayret için çok teşekkür ediyorum bizleri motive ettiniz. Emeği geçen bütün öğretim elemanı arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum”  şeklinde konuştu.Tam gün devam eden sempozyumda Dil ve Konuşma Terapisi bölümü öğrencileri farklı başlıklarda sunum gerçekleştirdi.

16 MAY 2018

1 Konu 1 Konuk’a Prof. Dr. Haydar Sur katıldı

Üsküdar Üniversitesi İş Güvenliği, İş Sağlığı ve Çevre Sağlığı Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin düzenlediği “Sağlık Yönetiminde Risk Değerlendirmesi” adlı program Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşkesi Nermin Tarhan Konferans Salonunda gerçekleştirildi. Programa konuşmacı olarak, Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur katıldı.“Sağlık ve güvenlik yönetilirse, işyerindeki kazalar ve istenmeyen durumlar önlenebilir”Sağlık kuruluşlarındaki risk değerlendirmelerinden bahseden Sur, iş sağlığını iş ve iş ortamının ilişkili olduğu bedenen, ruhen ve sosyal yönden tam iyilik hali olarak niteledi. Sağlık ve güvenliğin yönetildiği surette, işyerindeki kazaların ve istenmeyen durumların önlenebileceğini söyleyen Sur, iş güvenliğinin bir kültür meselesi haline getirilmesi gerektiğini vurguladı.Sağlık hizmet kurumlarında risk ne düzeyde?Hastanelerin yüksek risk grubuna dâhil olduğuna değinen Sur, diğer sağlık hizmet kuruluşlarının orta ve düşük risk grubunda olduğunu, idari alanlarda çalışanların ise düşük risk grubunu kapsadığını söyledi. İş güvenliği için çoğu şeyden feragat edilmesi gerektiğini de vurgulayan Sur, bunları şu şekilde sıraladı; maliyet, zaman, özenli çaba ve kesintisiz takip.“Tehlike” ve “risk”“Tehlike” ve “ risk” kavramlarını ele alan Sur, tehlikeyi, işyerinde var olan ya da dışarıdan gelebilecek, çalışanı veya işyerini etkileyebilecek zarar veya hasar verme potansiyeli olarak tanımlarken, riski, belirli bir alandaki tehlike olasılığına göre kaybedilecek değerlerin ölçüsü olarak tanımladı.Risk yönetiminin tarihçesiRisk yönetiminin tarihçesinden de kısaca bahseden Sur, 1700’lü yıllara kadar risk kavramının yalnızca sezgilerle ele alındığını, 1960’lardan sonra “risk algısı” konusunda psikolojik çalışmaların başladığını söyledi. Sur, ilk zamanlar çeşitli oyun kuramlarıyla hesaplanmaya çalışılan riskin daha sonra örneklemeyle bulunmaya çalışıldığına da değindi.Sağlık çalışanlarının riskleri neler olabilir?Sağlık çalışanlarının risklerini de maddeler halinde sıralayan Prof. Dr. Haydar Sur, bu risklerin fiziksel, sosyal, ruhsal ve finansal olabileceğinin altını çizdi. Sur, fiziksel olarak saldırıya uğramada bel fıtığı olma, ruhsal olarak iş yoğunluğundan dolayı tükenmişlik sendromuna girme, sosyal olarak mecburi hizmete gönderilme, finansal olarak da düşük ücretle çalışılmaya mecbur bırakılma olarak örneklemeler yaptı.Risk etkenleriRisk etkenlerinden de bahseden Sur, personelin deneyimsizliğini, yeni yöntem veya araçların kullanılmaya başlanmasını, ihtiyaçların değişkenliğini, deprem fayları üzerinde kurulmuş yerlerde yaşamayı ve kaygan yol koşullarında araba kullanmayı risk etkenleri çatısı altında topladı.Risk etkisinden de bahseden Sur, hastanenin hizmette kusur/ihmal nedeniyle hastaya ödediği tazminatın ve hemşirenin eline kontamine enjektör batması nedeniyle edindiği hastalık nedeniyle çalışamadığı yıllar ya da bu hastalık nedeniyle beklenenden erken ölümünün risk etkisi adı altında değerlendirilebileceğini vurguladı.Risk analizinde 5 adımRisk analizine girişmeden önce, doğabilecek bütün zararlara ilişkin tehlikelerin kaba ama kapsayıcı bir listesini oluşturmak gerektiğinin altını çizen Sur, risk analizinde 5 adımı şu şekilde sıraladı;- Tehlike odaklarını bulmaya çalışmak- Kimlerin ve nasıl zarar uğrayabileceğini değerlendirmek- Riskleri incelemek ve alınan önlemlerin riskleri önlemeye yetip yetmeyeceğini incelemek- Bulguları kaydetmek- Değerlendirmeleri gözden geçirmek ve isabetsizse yeniden analize girişmek.“Doğru kişi, doğru işte, doğru zamanda, doğru ücretle çalıştırılmalı”Hastanedeki risk yönetimine de değinen Sur, çalışma ortamında sağlığa zarar veren fiziksel, kimyasal, biyolojik, psikolojik, ergonomik tehlike ve risklerin, meslek hastalıkları ve iş kazalarının olmadığı güvenli hastane ortamını sağlamak üzere yapılan çalışmaların risk analizini kapsadığını söyledi.Sağlık çalışanlarının sağlığının ve güvenliğinin de bu noktada çok önemli olduğunu vurgulayan Sur, çalışma ortamlarında sağlığımıza tehlike doğuran ne varsa bunların ortamdan uzaklaştırılması ya da en azından kontrol altına alınması gerektiğini vurguladı. Bu durumda işverene düşenin, güvenli işyeri, güvenli iş altyapısı ve teçhizat, güvenli iş sistemi sağlamak olduğunu söyleyen Sur, doğru kişiyi, doğru işte, doğru zamanda ve doğru ücretle çalıştırmanın işverene düşen en önemli görevlerden biri olduğunun altını çizdi.Programın sonunda Prof. Dr. Haydar Sur’ a plaket taktimi yapıldı, öğrenciler baret ve yelekleriyle hatıra fotoğrafı çektirdi.                 Haber-Fotoğraf: Rubaşa Ergin                                          

08 MAY 2018

Süleyman Demirel Üniversitesi öğrencileri Üsküdar Üniversitesini ziyaret etti

Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi Sağlık Yönetimi bölümü akademisyen ve öğrencileri Üsküdar Üniversitesi Çarşı Yerleşkesini ziyaret etti. Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur öğrencilere önemli tavsiyelerde bulunurken günümüzde 40 bin yöneticiye ihtiyaç olduğunu belirtti.“Sektörü yönlendiren kişiler derslere katılıyor”Prof. Dr. Haydar Sur, Sağlık Yönetimi bölümü öğrencilerine meslek hayatından önce tecrübe kazanmanın çok önemli olduğunu söyledi. Sur; “sektöre yön veren kişiler derslere iştirak ediyor, Üsküdar Üniversitesi bu yönüyle avantajlı” diye belirtti.“40 bin yöneticiye ihtiyaç var!”Yönetici açığının olduğunu vurgulayan Sur; “Bugün ki ihtiyaçlara göre çeşitli alanlarda 40 bin yöneticiye ihtiyaç var. Mezun olanlar ne yapıyor araştırmak lazım!” şeklinde konuştu.“Yabancı dil mutlaka öğrenilmeli”Prof. Dr. Haydar Sur Sağlık Yönetimi öğrencilerine yabancı dili öğrenmelerinin gerekli olduğunu söyledi. Yabancı dilin bu işin temeli olduğunu aktaran Sur; “Hayatta hedefiniz büyük olsun, çekirge gibi oradan oraya zıplayarak yaşamayın ve mutlaka yabancı dil öğrenin” dedi.“Afrin’ de sağlık sistemi kurmak istiyorum”Sur; “Afrin’de düzenli işleyen bir sağlık sistemi yok. Ben savaştan çıkmış bir toplumun sağlık sistemini kurarak sevaba girmek istiyorum” dedi.Sur, geçici görevle giden doktorlarla düzen sağlanamayacağını, oraya mutlaka bir sistem kurulması gerektiğini vurguladı. “Afrin’e sağlık sistemi kurmak ismimin yanına bir yıldız ekler” şeklinde paylaşımlarda bulundu.“Şansın adaleti vardır”Öğrencilerden her zaman hazır olmalarını isteyen Sur, “Şansın adaleti vardır, herkesin bir gün mutlaka kapısını çalacak. O kapıyı duyarsın veya duymazsın ancak daima hazır olmalısın” diye belirtti.Haber-Fotoğraf: Ahmet Zeren

07 MAY 2018

Hemşireler güçlendikçe hasta bakım kalitesi de artıyor

Hemşirelik Haftası kapsamında düzenlenen “Sağlık Hakkı ve Hemşireliğin Güçlendirilmesi’’ konulu konferans Üsküdar Üniversitesi Emir Nebi Konferans salonunda gerçekleşti.“Sağlık Hakları” adlı sunumu gerçekleştiren Hasta Hakları Birim Sorumlusu Uzm. Sümeyra Ergin, hastaların ve hemşirelerin haklarından bahsetti. Hastaların sağlık hizmetlerinden faydalanırken sağlık kuruluşunu seçme ve değiştirme hakkının yanında personel tanıma, personel seçme ve değiştirme haklarının da bulunduğunu belirtti. Aynı zamanda öncelik sıralamasının belirlenmesinin de hasta tarafından seçilebileceğini vurgulayan Ergin, hastaların mahremiyetine saygı gösterilmesi gerektiğini ve bilgilerinin gizli tutulması gerektiğini dile getirdi.Uzm. Sümeyra Ergin, tıbbi müdahalelerde hastanın rızasının alınması gerektiğini ve tedaviyi reddetme veya durdurma hakkının bulunduğunu söyledi.Hemşireler arası dayanışma motivasyonu arttırıyorÜsküdar Üniversitesi Hemşirelik Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Besti Üstün ise, “Hemşireliğin Güçlendirilmesi”  adlı konuşmasında, Türkiye’de hemşirelerin güçlendirme algı paunlarının orta düzeyde olduğunu dile getirdi. Motivasyon açısından meslektaş dayanışmasının önemine vurgu yapan Üstün, “Hemşireler arasında dayanışma iyi olursa çalışma ortamında motivasyon artıyor” dedi. “Hemşireler güçlendikçe hasta bakım kalitesi artacaktır”Prof. Dr. Besti Üstün, hemşirelerin kendileri güçlü bulamama nedenlerinin hekimlerin otorite olarak algılanmasından, rol belirsizliğinden ve kurumların hiyerarşik yapısından kaynaklandığını belirtti. Buna bağlı olarak tükenmişlik, ikincil travma gibi durumlarla karşılaşılabileceği gibi hemşirelerin hayata bakış açısını olumlu yönde değiştirme, iletişim becerilerini geliştirme, yaşamdaki önceliklerin değişmesi gibi olumlu sonuçlara evirilebileceğini dile getiren Prof. Dr. Üstün, hemşirelerin güçlendirilmesi sonucunda hasta bakım kalitesinin artacağını, hemşirelerin problem çözme becerilerinin gelişeceği ve iş doyumunun artacağını vurguladı.Ayrıca bu yıl uluslararası Hemşireler Birliği ve Dünya Sağlık Örgütü’nün, sağlık çalışanları arasında hemşirelerin sayıca en büyük ve hastayla en uzun süreyi geçiren grup olması nedeniyle hemşireliğin güçlendirilmesinin global sağlığın geliştirilmesine, toplumsal cinsiyet eşitliğine ve ekonomiye katkı yaparak üçlü bir etki yaratacağı vurgulayan üç yıllık “Nursing Now” adlı bir kampanya başlattığını belirtti.Hemşirelik mesleğinin gücünü artırmak için, hemşirelerin kendi güçlerinin farkına varmasının sağlanması, toplum politikalarını etkileyen pozisyonlara daha çok hemşire yerleştirilmesi, meslek içinde ve dışında ittifaklar oluşturulması, hemşirelik bakım sonuçlarını ortaya koyan daha çok araştırma yapılması ve hemşirelikte liderliğin geliştirilmesinin desteklenmesini içeren eylem planı önerisini sundu.Konuşmalarının ardından Uzm. Sümeyra Ergin’e ve Prof. Dr. Besti Üstün’e plaket taktim edildi.

07 MAY 2018

Özelleşmiş fizyoterapistlere ihtiyaç var!

Üsküdar Üniversitesi ‘Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Öğrenci Sempozyumu’ alanın uzmanlarını fizyoterapi adaylarıyla buluşturdu. Türkiye’de fizyoterapi eğitiminin gelişimi ve  Türkiye’de fizyoterapide gelinen son durumun ele alındığı sempozyumda omurga rehabilitasyonunda fizyoterapist, riskli bebek rehabilitasyonunda fizyoterapist gibi konularda uzmanlar sunumlarını yaptı. Doç. Dr. Defne Kaya: “Temel fizik tedavi kliniklerinden çıkıp, spesifik alanlarda özelleşmiş fizyoterapi uzmanlarına ihtiyaç var.” İfadelerini kullandı.  Üsküdar Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Kulübü’nün katkılarıyla Nermin Tarhan Konferans Salonunda düzenlenen sempozyumda alanında uzman akademisyenler ve sahada çalışan fizyoterapistler tecrübelerini öğrencilerle paylaştı.İçeriğiyle Türkiye’de ilk öğrenci sempozyumu olma özelliği taşıyan sempozyumun açılışında konuşan Üsküdar Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon (FTR) Bölüm Başkanı Doç. Dr. Defne Kaya, mezun olduklarında ne yapacaklarını bilmeyen öğrenci arkadaşlarımızın kafalarındaki soru işaretlerinin gidirilmesi adına sempozyumun önemli olduğunu kaydetti. Kaya şu değerlendirmelerde bulundu:Doç. Dr. Defne Kaya: “ 50’nin üzerinde çalışma alanı var ancak bilinmiyor” “Günümüzde Türkiye’de 53 üniversitenin FTR bölümü var. Bu bölümlerden bu yılın sonunda mezun olacaklarla birlikte ülkemizde 17 binden fazla fizyoterapist olacak. Bir çok meslekte olduğu gibi bu bölüm mezunu arkadaşlarımızın da nerede iş bulacakları, nasıl yapacakları, acaba mezun olduklarında mutlu olabilecekler mi ve nerelerde istihdam edileceklerine ilişkin kafalarında onlarca soru işareti var. Dolayısıyla öğrencilerimiz biraz kaygılı. Halbuki kaygıya gerek yok. Çünkü şuan 50’nin üzerinde alanda çalışma imkanı bulabilmekteler. Ancak öğrenciler bu alanları bilmiyorlar. Bunları öğrenci iken öğrenmeden kendilerini bir anda mezun olmuş buluyorlar. Daha öğrenciyken bu alanları bilseler, ilgi alanlarını, okumalarını, akademik çalışmalarını okuldayken bu alanlarda yapabilseler, mutlu ve çalışacağı alanı öğrenciyken belirlemiş olacak. İşte bu sempozyum ile üniversite olarak bunu amaçladık. Onlara farklı bakış açısı katmak istedik. İçeriği itibariyle öğrenci sempozyumu olarak Türkiye’de bir ilk. Üniversite olarak FTR’den henüz mezunumuz yok. Önümüzdeki yıl vereceğiz. Öyle ki şu an sempozyumumuza farklı üniversitelerden mezunlar, son sınıf öğrencileri de katılım gösteriyor. Çünkü öğrencilerin kafaları karışık. Rehber meslektaşların yol hikayelerini dinlemeye, başka hangi alanlarda çalışabilirler, bunları bilmeye ihtiyaçları var. Biz bu sempozyum ile bu alandaki kafa karışıklıklarını gidermeye çalışacağız .”“Özelleşmiş fizyoterapistlere ihtiyaç var”FTR alanında uzmanlaşmanın önemine dikkat çeken Kaya; “ dünyada bizim alanımızda uzmanlaşmaya ciddi bir yönelim var. Sadece yutmada, sadece çene eklem sorunlarında, sadece diz ile, sadece felçle, sadece riskli bebekle, sadece omurga problemleri ile çalışıyorlar mesela… Türkiye’de bununla ilgili bir yol gösterici çalışmalar yeni yeni yapılıyor. Derneğimiz çok kıymetli çalışmalar yürütüyor evet... Obezite, diyabet, görme bozukluklarında, denge kayıplarında, sağlık turizminde, solunum hastalıklarında, sporcuda uzmanlaşmak çok önemli. Temel fizik tedavi kliniklerinden çıkıp, spesifik alanlarda özelleşmiş fizyoterapi uzmanlarına ihtiyaç var. Bu bakış açışını gençlere kazandırmamız gerekiyor. Şöyle düşünelim! Türkiye’de kaç tane solunum fizyoterapisti var. 50 tane bile yok toplasanız. Ama bu ülkede yüz binlerce KOAH hastası var, çocukluk solunum yolları hastalıkları var… İstanbul’da bile 2-3 merkez var. Kimi Avrupa ülkesinde o kadar çok solunum terapisti var ki, o ülkelerin nüfusu İstanbul’un nüfusuna eş. Bu sayıdaki uzman fizyoterapist Türkiye gibi kalabalık nüfusa yeterli mi? Değil tabii ki. Yalnız İstanbul değil Türkiye’nin bir çok şehrinde çalışacak uzmanlaşmış fizyoterapistler yetiştirmeliyiz.” İfadelerini kullandı.“Hastalıklarda tek tek uzmanlaşmalı” Alanın kıdemli akademisyenlerinden Prof. Dr. Fzt. Candan Algun’un da konuşmacı olarak yer aldığı sempozyumda Algun öğrencilere “Türkiye’de fizyoterapi eğitiminin gelişimi” başlıklı sunum yaptı. FTR’nin tarihi gelişimine ilişkin öğrencilerle bilgi paylaşan Algun’un da gündeminde meslekte uzmanlaşma vardı. Hastalıklarda tek tek uzmanlaşmak gerekir diyen Algun: “Diyabette özelleşmeliyiz. Obezitede fizyoterapi diyorum… Çünkü burada, fiziksel aktivite önemli. Onkolojik rehabilitasyon çok önemli. Erkek sağlığında fizik tedavi yine önemli. Kronik böbrek hastalıkları. MS, Parkinson… Hastalıklarda tek tek uzmanlaşmalıyız…”Bir FTR uzmanının sorumluluk taşımalı, en iyi uygulamayı yapmalı, düsüt, fedekar, güvenilir ve herkese eşit davranmalı diyen Algun, iş bulamazsınız diyenlerin suç işlediklerine dikkat çekerek öğrencilere bunları düşünürek moralinizi bozmayın uyarısında da bulundu.Tam gün süren sempozyuma Uzm. Fzt. Reyhan Özgöbek de “Türkiye’de fizyoterapide gelinen son durum, beklentiler ve umutlar” başlıklı sunumu ile katıldı.Farklı alanlardaki fizyoterapi uygulamaları konuşulduKonuşmaların ardından panellere geçildi. Prof. Dr. Fzt. Candan Algun’un moderatörlüğndeki ilk oturumda Fzt. Deniz Aktan “Omurga Rehabilitasyonunda Fizyoterapist”, Uzm. Fzt. Feride Bilir, “Riskli Bebek Rehabilitasyonunda Fizyoterapist”, Dr. Öğr. Üyesi Fzt. Numan Demir, “Yutma Rehabilitasyonunda Fizyoterapist”,  Doç. Dr. Fzt. Muhammed Kılınç “Rehabilitasyon Teknolojilerinin Üretiminde Fizyoterapistler Nerede?”, Fzt. Mustafa Doğru “Ortez-Protez Rehabilitasyonunda Fizyoterapist”, Doç. Dr. Fzt. Gürhan Kayıhan “Yurt Dışında Fizyoterapist Olmak”, Fzt. Ezdeşir Kemali “Türkiye’deki Manuel Terapi Uygulamaları Dünyanın Neresinde?”,Üsküdar Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Fzt. Defne Kaya “Klinik Uygulama Işığında Akademik Yolculuk” başlıklı sunumlarıyla önemli bilgiler paylaştı.Pilates, yoga, dans ve fizyoterapi ele alındıİkinci oturumda moderatörlüğü Dr. Öğr. Üyesi Fzt. Gamze Şenbursa gerçekleştirirken Uzm. Fzt. Gamze Kılıç “Vertigo Rehabilitasyonunda Fizyoterapist”, Fzt. Burcu Esmer “Klasik Pilates ve Fizyoterapist, Uzm. Fzt. Çiğdem Kılıç “Girişimci Kadın Fizyoterapist”, Fzt. Zafer Aksungur “Girişimci Erkek Fizyoterapist”, Uzm. Fzt. Ömer Şevgin “Evde Sağlık Hizmetlerinde Fizyoterapist”, Uzm. Fzt. Görkem Dizdar “Dans, Yoga ve Fizyoterapist” başlıklı sunumlarında popüler spor ve danslarla fizyoterapi ilişkisini değerlendirdi.Hamilelik ve doğum sürecinde fizyoterapi Üsküdar Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Fzt. Defne Kaya’nın moderatörlüğünde gerçekleştirilen üçüncü oturumda ise Uzm. Fzt. Ayle Gezgen “Kardiyopulmoner Rehabilitasyonda Fizyoterapist”, Uzm. Fzt. İbrahim Küçükcan “Erkek Sağlığında Fizyoterapist”, Dr. Öğr. Üyesi Fzt. Gamze Şenbursa “Refleks Terapide Fizyoterapist”, Fzt. Ahmet Burak Sezgin “Psikonöroimmünolojide (PNI) Fizyoterapist”, Uzm. Fzt. Ayça Aklar Çörekçi “Lenf-Ödem Rehabilitasyonunda Fizyoterapist”, Fzt. Ferda Saraçoğlu “Hamilelik ve Doğum Sürecinde Fizyoterapist”, Fzt. Yelda Pekbay “Pelvik Taban Patolojileri ve İnkontinans Rehabilitasyonunda Fizyoterapist”, Uzm. Fzt. Gülşah Başandaç “Sporcu Sağlığı ve Fizyoterapist” başlıklı sunumlarıyla önemli bilgiler paylaştı.Sempozyum, Üsküdar Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Fzt. Defne Kaya’nın kapanış konuşması ile sona erdi.

30 NİS 2018

Disleksinin ilacı ergoterapi!

 Üsküdar Üniversitesi ve Disleksili Çocuklar Vakfı tarafından “Öğrenme Güçlüğüne Multidisipliner Yaklaşım” başlıklı sempozyum düzenlendi. Öğrenme güçlüğü yaşayan çocukların öğrenme modellerinin farklı olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Tarhan , özel öğrenme güçlüğünde ilaç tedavisi değil, bireyselleşmiş eğitimin olduğunu vurguladı. Disleksili çocukların yaşamsal kaynağının eğitim olduğunun altını çizen Disleksili Çocuklar Vakfı Başkanı Atıf Tokar ise  eğitimin ana unsurunun ergoterapi, ergoterapinin disleksili çocukların ilacı olduğunu kaydetti.Üsküdar Üniversitesi Ergoterapi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sevda Asqarova koordinatörlüğünde, Sağlık, Kültür ve Spor Direktörlüğü, Ergoterapi Kulübü ve Disleksili Çocuklar Vakfı tarafından düzenlenen  “Öğrenme Güçlüğüne Multidisipliner Yaklaşım” başlıklı sempozyumda öğrenme güçlüğü yaşayan bireylerin sorunları ve bu sorunlara yönelik çözüm önerileri konuşuldu. Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Öğrenme güçlüğü yaşayan kişilerin en büyük ihtiyacı özel eğitim”Üsküdar Üniversitesi Altunizade Kampüsü Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda düzenlenen programın açılış konuşmasını yapan Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, toplumda öğrenme güçlüğü yaşayan büyük bir nesil olduğunu ve bu kitlenin eğitime ihtiyaç duyduğunu söyledi. Psikiyatri profesyonelleri olarak bu sorunla kendilerine danışan kişilerin bir dizi testten geçerek tanının konulduğunu belirten Tarhan, “Daha sonra 'özel eğitime gidilecek' deniliyor. Fakat sadece klasik özel eğitim yeterli olmuyor. Bu durumda birçok konularda yetersiz kalıyoruz. Bunu dünyada araştırdığımız zaman öğrenme güçlüğü olan çocuklarla ilgili yeni bakış açıları var. Bunlar neler diye araştırdığımızda karşımıza ergoterapi çıkıyor" diye konuştu.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Bu çocukların öğrenme modelleri farklı”Özel öğrenme güçlüğü yaşayan çocukların öğrenme modellerinin farklı olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “Burada gördük ki, bu çocukların öğrenme modeli farklı. Bu çocukların elinde değil. Zihinleri farklı çalışıyor bu çocukların. Sınıfta otururken herkes gülerken bu çocuklar anlayamadığı için gülemiyorlar. Sınıfta yalnız kalıp, mutsuz oluyorlar. Sınıfta marijinal kalıyorlar, müthiş izole oluyorlar. Müthiş hırçın ve öfkeli oluyorlar, depresif oluyorlar. Bu çocuklara dereyi geçerken köprüyü kullanmayı öğretmek gerekiyor. Diğer çocuklar sosyal öğrenmeyle öğrenirken bu çocuklar bire bir yöntemlerle öğreniyor. Bu çocuklara sosyal katılımı öğreteceğiz. Eksik becerisi ne ise onu öğreteceğiz. Bunun için ergoterapistlerin geliştirdiği Duyu Bütünleme Bataryası var. Bunda da çocuklar denge, görsel algılama, dokunsal algılama konusunda taranıyor. Zayıf alanı bulunuyor ve o alanda kişiye özel eğitim veriliyor ve çocuk o kadar mutlu oluyor ki şaşırıyorsunuz. Çünkü öğrenince başarıyor ve mutlu oluyor" diye konuştu.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “0-6 yaş arasındaki müdahale çok önemli”Öğrenme güçlüğüne müdahalede 0-6 yaşın çok önemli olduğunun altını çizen Prof. Dr. Tarhan, “Öğrenmeyle ilgili beyindeki nöral network daha henüz oluşmadan özel öğrenme eğitimine girerlerse çok daha hızlı, normale çok daha yakın hale geliyorlar. Geç kalınırsa çok daha zor oluyor. Bu nedenle 0-6 yaş arasında bu çocukları tespit edip bu konuda beceri çalışması yapmak burada çok önemli. Özel öğrenme güçlüğünde ilaç tedavisi yok, bireyselleşmiş eğitim var. Bireyselleşmiş eğitimde de o kişinin bireysel ihtiyacını belirlemek çok önemli” uyarısında bulundu.Prof. Dr. Nevzat Tarhan, yapılan tüm çalışmaların toplanıp yayınlaştırılmasının bu alandaki gelişmelere önemli katkılar sağlayacağının altını çizdi.Atıf Tokar: “Derneği yol göstermek için kurduk” Disleksili Çocuklar Vakfı Başkanı Atıf Tokar ise derneğin kurulduğu 2013 yılında Türkiye'de disleksi kavramını bilen kişilerin çok az sayıda olduğunu belirterek dernek olarak çok ciddi çalışmalar yürüttüklerini söyledi. Dernek olarak farkındalık çalışmaları yürüttüklerini ve üniversitelerle hiç bağlarını koparmadıklarını belirten Tokar, öğrenme güçlüğü yaşayan çocukların ve ailelerinin yaşadığı zorluklardan bahsetti.Atıf Tokar: "Ergoterapi Disleksili çocukların ilacı"Bu bireylere ve ailelerine yol göstermek için çalıştıklarını belirten Tokar, “Bu sadece kendisinde var zannediyor. Çünkü hiçbir şey bilmiyor, onlara yol gösteren yok. Derneği bu amaçla kurduk ve artık farkındalık çalışmaları bitti. Artık şimdi eğitim zamanı. Disleksili çocukların yaşamsal kaynağı eğitimdir. Disleksili çocuklar için eğitimin ana unsuru da ergoterapidir. Ergoterapi disleksili çocukların ilacıdır. Disleksili çocukların hayatına dokunmak istiyorsanız eğitim vermelisiniz. Eğitim vermek istiyorsanız, ergoterapist, dil konuşma uzmanı, özel eğitimci olmalısınız. Bu üç kişi benim çocuğuma dokunabiliyor. Sınıf öğretmenleri, psikologlar sonra devreye giriyor. Eğitim verildikten sonra çocuk çok fazla değişiyor” diye konuştu.Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ergoterapi Bölüm Temsilcisi İsa Kör de özgül öğrenme güçlüğünü anlamak, anlatmak ve çözümler üretebilmek adına burada bulunduklarını belirterek, her türlü imkanı sağladıkları için üniversiteye teşekkür etti.Sahadan veriler paylaşıldı Moderatörlüğünü Disleksili Çocuklar Vakfı Başkanı Atıf Tokar’ın yaptığı ilk oturumda Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğü Şube Müdürü  Müberra Oğuz “Sahadan Veriler” başlıklı sunumunda bireyin özelliklerine göre eğitim verilmesinin altını çizdi. Oğuz, Milli Eğitim’de yapılan kaynaştırma eğitimleri hakkında bilgiler paylaştı.Aynur Sayım: “Biz onların yaşam yardımcısıyız” Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi’nden Çocuk Ergen Psikolog Aynur Sayım, “Öğrenme Güçlüklerinin Okul Yaşantısına Etkisi” başlıklı sunumu ile katıldı. Klinik alanda bu yaptıkları çalışmalardan bahseden Sayım, bütüncül yaklaşımın önemine işaret etti. Özel öğrenme güçlüğünde çocuk, aile, okul ve tedavi ekibi arasındaki işbirliğinin önemini vurgulayan Sayım, özellikle okul dönemindeki çocukları kaygı, öfke, okul korkusu, depresyon gibi sorunlar yaşadığını belirterek “Bu çocuklar bize yardım almaya geliyorlar, biz onların yaşam yardımcısıyız” diye konuştu.Suna Varol Cörüt: “Okul, aile ve rehabilitasyon merkezi arasındaki işbirliği önemli”Türkiye Disleksi Meclisi Meclis Başkanı Suna Varol Cörüt de “Disleksili Bireylerin Rehabilitasyon Merkezlerinden Beklentisi” başlıklı sunumunda okul, aile ve rehabilitasyon merkezi arasındaki işbirliğinin önemine dikkat çekti. Cörüt, “Bu çok önemli çünkü  bu üç ayaktan bir tanesi eksik kalırsa çocuğa verilen hizmet eksiz ve yetersiz oluyor ve ulaşılması gereken noktaya ulaşmıyor” diyerek özel eğitim alanındaki uzmanların sayısının artırılması gerektiğini vurguladı.Duyu Bütünlemenin Öğrenme Üzerine Etkisi konuşulduModeratörlüğünü Duyu Bütünleme Uzmanı Fzt. Yeşim Ünveren’in yaptığı ikinci oturumda ise Ünveren, “Duyu Bütünlemenin Öğrenme Üzerine Etkisi” başlıklı sunum yaptı. MKÜ Özel Eğitim Bölümü Bölüm Başkanı Doç. Dr. Ayşegül Şükran Öz, “Öğrenme Güçlüğü Yaşayan Çocukların Eğitim Ortamlarına Farklı Bir Açıdan Bakmak : Yükleme Teorisi” başlıklı sunumuyla katıldı. Ergoterapi Bölümü 4. Sınıf Öğrencisi  Göksel Aydın ise “Dislekside Ergoterapi Aktiviteleri Olarak - Oyun TERAPİ” başlıklı sunumunu yaptı.Ergoterapi öğrencileri de sunumlarıyla katıldıProgramın üçüncü oturumun moderatörlüğünü Çocuk Nöroluğu Doç. Dr. Barış Ekici gerçekleştirdi. Ergoterapist Öykü Su Unay, “Gelişimsel Dispraksi (Gelişimsel Koordinasyon Bozukluğu), Ergoterapi Bölümü 3. Sınıf Öğrencisi İrem Hayta “Yaşam Boyu Disleksi” başlıklı sunumlarıyla katıldı.Son oturumun moderatörlüğünü ise Üsküdar Üniversitesi Ergoterapi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sevda Asqarova gerçekleştirdi. Üsküdar Üniversitesi Öğr. Gör. Shahram Mohseni “Otizmli Çocuklarda Disleksi” konusunu ele aldığı panelde Kadriye Yağmurcu, “Öğrenme Güçlüğünde İntern Model Olarak Müzik ve Dans Terapisi” ve  Ergoterapi Bölümü 4. Sınıf Öğrencisi İsa Kör, “Albatros Özel Eğitim Merkezindeki Ergoterapi Uygulamaları” başlıklı sunumunu yaptı.

26 NİS 2018

İş kazalarında can kaybı yıldan yıla artıyor

Üsküdar Üniversitesi Öğretim Görevlisi Jale Yazgın’ın koordinatörlüğünü üstlendiği İş Sağlığı ve Güvenliği konferansı, Üsküdar Üniversitesi Nermin Tarhan Konferans Salonunda gerçekleştirildi. Konferansa konuşmacı olarak katılan İrfan Sayar, Türkiye’de iş kazasından dolayı can kaybının yıllara göre arttığını belirtti.“İş güvenliği ve sağlığı için eğitim şarttır” Konferansa konuşmacı olarak katılan iş güvenliği uzmanı İrfan Sayar iş kazalarının profilinden bahsetti. İş sağlığı ve güvenliğinde eğitimin şart olduğunu ve bununla kalmayıp alınan eğitimin hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.İş kazalarında can kaybı yıldan yıla artıyorTürkiye’nin iş kazası istatistiklerinden de bahseden Sayar, Türkiye’de iş kazasından dolayı can kaybının yıllara göre arttığını belirtti. Kazaların dört ana nedeninden bahseden Sayar, bu nedenleri şu şekilde sıraladı; görmedim, düşünmedim, bilmiyorum, acelem var. Sayar, tehlikeli hareketler, tehlikeli durumlar ve öngörülemeyen durumlar sonuncunda da iş kazalarının ortaya çıkabileceğini vurguladı.“Pazarlık edilemeyecek tek şey insan hayatıdır”Sayar, iş kazalarını adeta bir canlı olarak göstererek onların ağzından şu sözlere yer verdi,  “Şu bir gerçek ki iş kazası olarak insan ayırmam. Makam veya mevkii peşinde değilim, ne zaman ve nerede karşınıza çıkacağım da belli değildir. “İş güvenliği ve sağlığı üzerine yazdığı  “İnsan Hayatı” kitabında bu sözlere yer veren Sayar, “pazarlık edilemeyecek tek şey insan hayatıdır” diyerek bu konuda hassasiyetli olunmasını önerdi.Kimler iş güvenliği uzmanı olabiliyor?Sayar, teknik öğretmenler, mühendislik ve mimarlık eğitimi veren fakültelerden mezun olan kişiler ve fizikçi, kimyager ve biyolog unvanlarına sahip olan kişilerin iş güvenliği uzmanlığı belgesine sahip olabileceklerini belirtti. Sorularıyla öğrencileri motive eden Sayar, öğrencilerin iş güvenliği hakkındaki tezlerini açıklamalarını istedi.“İş güvenliği, kutsal kitap olan Kur'an-ı Kerim'de de geçmektedir”Konuşmasında, ayetlere de yer veren Sayar, Maide Suresi'nin 32. Ayetini, "...Her kim de birini(hayatını kurtararak) yaşatırsa, sanki bütün insanlığı yaşatmıştır..." söyleyerek, kutsal kitap olan Kur'an-ı Kerim' in de bu konuya yer verdiğine değindi. İş güvenliği uzmanlarının hayat kurtarmak için yola çıka neferler olduğunu vurgulayan Sayar, kendisine ait birçok söz ile tezlerini destekledi.Peki, ne yapacağız?“Kendimizi bu alanda geliştirmeliyiz, örgütlenmeliyiz ve etik kurallar çerçevesinde çalışmalıyız ki mesleğimiz itibar kazansın” diyen Sayar, plaket takdiminin ardından öğrencilerin sorularını yanıtladı.Sayar, program sonunda öğrencilerin kitaplarını imzaladı ve onlarla sohbet etti.

20 NİS 2018

Ergoterapi, Fizyoterapi ve Odyoloji öğrencileri önlüklerini giydi!

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ergoterapi, Fizyoterapi, Odyoloji bölümü öğrencileri Nermin Tarhan Konferans Salonunda düzenlenen törenle önlüklerini giydi.Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ergoterapi, Fizyoterapi, Odyoloji Bölümü öğrencilerinde önlük heyecanı yaşandı.Önlük giyme törenine Mustafa Kemal Atatürk ve şehitlerimizin anısına saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlandı.Ardından Üsküdar Üniversitesi kurumsal videosu izlendi.Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Zelka'nın öğrencilere iyi temennilerde bulundukları konuşmalarının ardından öğrencilere öğretim üyeleri tarafından önlükleri giydirildi.Öğrenci ailelerinin de katıldı törende duygusal anlar da yaşandı.Ergoterapi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sevda Asgerova, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Defne Kaya, Odyoloji Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Didem Şahin Ceylan’ın da yer aldığı tören toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

19 NİS 2018

Ucuz bakıcı televizyon, konuşmayı geciktiriyor

Üsküdar Üniversitesi’nde düzenlenen II. Çocuk Gelişimi ve Nörolojisi Kongresinde çocuk gelişimi açısından 0-3 yaş arasındaki dönemin önemi vurgulandı. Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, çocuğun sadece temel ihtiyaçlarının karşılanmasının yetersiz olduğunu vurgulayarak “Çocukla ilgilenilmeyince, oyun oynanmayınca duygusal ihmal oluşuyor. Mesafesiz terk ediş oluyor, çocukların beyni daha az gelişiyor” dedi. Büyük kentlerde yaşayan çocukların risk altında olduğunu belirten Tarhan, “Televizyon ucuz bakıcı. Çocukta geç konuşmaya sebep oluyor” uyarısında bulundu.Üsküdar Üniversitesi Altunizade Kampüsü Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda düzenlenen ve ana teması, “Sağlıklı Gelişim İçin Harekete Geçin, Çocuğu Geliştiren Bakım: 0 – 3 Yaş” olarak belirlenen kongrede; uluslararası davetli konuşmacılar, sunumlar, panel ve bilimsel araştırma sunumları yer aldı.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Çocuğa yapılan her yatırım geleceğine etki ediyor”Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, çocuk gelişiminde 0-3 yaş döneminin çok önemli olduğunu belirterek bu dönemde yapılan yatırımın geleceğe yapılan yatırım olduğunu söyledi. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, nöro-gelişimsel bozuklukların çocuğun beyin ve zihin gelişimiyle ilgili olduğunu belirterek “0-6 yaş arasındaki bir çocuğun öğrendiği bilgi bütün hayatında öğrendiği bilgiden daha fazla olduğu bilimsel çalışmalarla kabul edilen bir görüş. Beynin nasıl çalıştığı anlaşıldıkça bu alandaki yeni bilgiler ortaya çıktıkça çocuğa yapılan her yatırım geleceğine etki ediyor” dedi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Mesafesiz terk ediş, beyin gelişimini engelliyor”Çocuk ruhsal gelişimi içerisinde mesafesiz terk ediş kavramı olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “Bir çocuk evde annesiyle birlikte yaşıyor. Annesi onu yediriyor, temel ihtiyaçlarını karşılıyor ancak kendini işlerine veriyor. Çocukla ilgilenmiyor, çocukta duygusal ihmal oluşuyor. Çocukla birlikte zaman geçirme, oyun oynama ya da kucağına almak yok. Böyle durumlarda çocukta mesafesiz terk ediş oluyor, çocukların beyni daha az gelişiyor. Nöroplastisite daha zayıf oluyor. Böyle durumlar ilerde çocukluk çağı travmalarına sebep oluyor.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Ucuz bakıcı televizyon konuşmayı geciktiriyor” Çocuğu televizyon karşısına oturtuyor. Klip sendromu diye bir sendromdan bahsediliyor. Önce otizm zannediliyordu. Gecikmiş konuşmayla çocuk 3-4 yaşlarında çocuk psikiyatrisine geliyor. Bir araştırıyorsunuz ki çocuk bütün gün televizyon karşısında. Televizyon ucuz bakıcı. Çocuk iyi vakit geçiriyor ancak sözcük üretme ihtiyacı hissetmediği için beyninde konuşmayla ilgili alanlar uyarılmıyor. Uyaran olmadığı için çocukta gecikmiş konuşma ortaya çıkıyor. Böyle durumlarda uzmanlar çocuğu televizyondan uzaklaştırıp arkadaş ortamına sokuyorlar.  Günümüzde koşulların getirdiği bir risk var, apartman hayatı. Anadolu’da çocuk yürümeye başladıktan itibaren arkadaşlarıyla sosyal temasa geçer. Büyük kentlerde sosyal temas yok, kardeşi yoksa tek çocuksa tek arkadaşı televizyon oluyor” diye konuştu.Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 0-3 yaş çocukları geleceğe hazırlamak için anne ve babaların eğitilmesi gerektiğini, annelik babalık pratiği iyi değilse çocuğun iyi yetişmediğini belirterek bu kongrenin bu anlamda önemli faydalar sağlayacağını söyledi.Prof. Dr. Haydar Sur: “Dünyayı çocuklar kurtaracak”Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur ise bir halk sağlığı uzmanı olarak bakanlığın çeşitli kademelerinde çalıştığını, hayatının %90’ının çocuk sağlığı ile ilgili konularda geçtiğini söyledi. Çocuk gelişiminin çok önemli olduğunu ifade eden Sur, “Çocuğa yapılacak her yatırım gerçekten inanılmaz derecede geri dönüşümler sağlayacak, dünyayı çocuklar kurtaracak” dedi.Prof. Dr. Nilgün Sarp: “Ne kadar erken müdahale edersek o kadar güçlü oluruz”Üsküdar Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nilgün Sarp da okul öncesi dönemin çok önemli olduğunu ifade ederek “Bu seneki temamız Dünya Sağlık Örgütü ve UNICEF’in 2030 yılı hedefi, geliştiren bakım 0-3 yaş. Fransa zorunlu eğitim yaşını 3 yaşa indirdi. Kaçırıyoruz, ne kadar erken o kadar başarılı. 0-3 yaştaki çocukları kaçırmamamız gerekiyor. Hem beynin haritalanması açısından hem ülkenin geleceğini şekillendirmesi açısından çünkü dünyada 800 milyon 5 yaş altı çocuk var. Ülkemizde 22 milyon. Ne kadar erken müdahalede bulunursak o kadar sağlam toplum oluşturabileceğiz” diye konuştu.Dr. Aigul Kuttumuratova, Dünya Sağlık Örgütü’nün çalışmalarını anlattı Kongreye katılan Dünya Sağlık Örgütü Kopenhag Avrupa Bölge Ofisi’nden Dr. Aigul Kuttumuratova, “Çocuk ve Yetişkin Sağlığı” başlıklı bir konferans verdi. Dr. Aigul Kuttumuratova, Dünya Sağlık Örgütü olarak 0-3 yaş arasındaki dönemin çok önemli olduğunu ve bu dönemle ilgili dünya çapında çalışmalar yaptıklarını anlattı. DSÖ olarak erken çocukluk dönemine odaklandıklarını ifade eden Kuttumuratova, çocuğu geliştiren bakım konusunda devletlerin, sivil toplum kuruluşlarının, ailelerin, eğitim sistemlerinin önemli görevleri olduğunun altını çizdi. Kuttumuratova, özellikle mülteci çocuklar, azınlık çocuklar, seks işçilerinin çocukları ve HIV’li kişilerin çocukları gibi zor koşullar altında yaşayan, beslenme ve sağlık sorunları yaşayan çocukların sorunlarına da odaklanılması gerektiğini vurguladı.Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi, Dünya Sağlık Örgütü Genel Merkezi, UNICEF, Çocuk Gelişimi ve Eğitimcileri Derneği, Gelişimsel Çocuk Nörolojisi Derneği, Gelişimsel Pediatri Derneği ve Üsküdar Belediyesi’nin katkılarıyla düzenlenen II. Çocuk Gelişimi ve Nörolojisi Kongresi’nde; eğitimciler, akademisyenler, çocuk gelişimcileri, psikologlar, psikiyatristler, anne-baba ve idarecilerin bilgi ve deneyimlerini paylaştı.İki gün sürecek kongreye Üsküdar Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü’nden Prof. Dr. Nurper Ülküer, Üsküdar Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Defne Kaya, Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Abulfaz Suleymanov, Üsküdar Üniversitesi’nden Prof. Dr. Sinan Canan, Dr. Öğr. Üyesi Duygu Korkem, Dr. Öğr. Üyesi Filiz Shine Edizer, UNICEF Türkiye’den Dr. Mehmet Ali Torunoğlu, ABD’den Dr. Jane Lucas da katılarak alanlarıyla ilgili sunumlar yaptı.

16 NİS 2018

Prof. Dr. Haydar Sur öğrencilerle buluştu

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur Siyavuşpaşa Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi konferans salonunda düzenlenen “Sağlık çalışanı olmak” adlı etkinlikte üniversite adaylarıyla bir araya geldi.Konuşmasına kendi kariyeri ve eğitim hayatından örnekler vererek başlayan Sur, öğrencilere sevdikleri meslekleri yapmaları gerektiğinin altını çizdi.Sur, “Hayatta sevmediğiniz bir şeyi yapmayın, insanın eğer sevmediği bir şey onun mesleği haline gelmişse bu insan gerçekten acınacak bir haldedir, işe gelmek istemez stresli ve huzursuz olur” diye belirtti.Günümüzde bunun gibi birçok insan olduğuna dikkat çeken Sur, “Sevdiği işi yapmanın kişilerin başarı oranlarını üçe beşe katlar bu bilinen bir şeydir” dedi.Sağlıkçı olmanın avantajları Kolay iş bulma avantajının yanında kendi kararlarını verme olanaklarının sağladığı mesleki hazza da değinen Sur, “Yapacağınız işlerin bir kısmını kendi kararınızla yürütecek olmak iş tatmini verir, mesela acil müdahale gibi durumlarda sadece hastayla siz varsınızdır” şeklinde konuştu.Sur, “Sağlıkçılıkta kendi kararlarını verme imkânı olduğu için insan sıkılmadan monotonluğa düşmeden bu mesleği senelerce yürütebiliyor. Bir işe yaradığınızı hissedersiniz ve tatmin olursunuz. Aslında ağır koşulları olmasına rağmen diğer mesleklere göre sizi sürekli şarj eder ve bir daha işe yaramak istersiniz. Birisi size hayır- dua eder, mutlu olur böyle renkli bir ortamda çalışırsınız” dediSağlık Bilimleri Fakültesinin bölümlerine ilişkin de bilgi veren Sur öğrencilere bölümleri anlattı.Özellikle Ergoterapi bölümüne dikkat çeken Sur, bu mesleğin Türkiye’de çok az bulunduğunu ve oldukça önemli olduğunu da söyledi.Konuşmasının sonunda da katılımlarından dolayı Sur’a plaket takdim edildi.

30 MAR 2018

Ortopedi ve fizyoterapi uzmanları, sporcu sağlığını konuştu

Üsküdar Üniversitesi’nin düzenlenlediği Spor Travmatolojileri ve Rehabilitasyonu Kongresi’nde bir araya gelen ortopedi ve fizyoterapi uzmanları sporcu sağlığını ve en çok karşılaşılan spor yaralanmalarını masaya yatırdı. Üsküdar Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Defne Kaya, kongre içeriğinde sporcularda daha sık rastlanan omuz, diz, ayak bileği, kalça ve kıkırdak yaralanmaları ile birlikte temel bilimler ve klinik pratik uygulamaların tartışılacağını, bilgi ve tecrübelerin paylaşılacağını söyledi.Üsküdar Üniversitesi tarafından bu yıl üçüncü kez düzenlenen Spor Travmatolojileri ve Rehabilitasyonu Kongresi, alanında uzman ortopedi ve fizyoterapi uzmanlarını bir araya getirdi. “Spor Yaralanmaları Patalojilerine Ortopedist ve Fizyoterapist Ortak Bakışı” başlıklı kongrede sporcu yaralanmaları, tedavi ve koruyucu önlemler ve sporcu sağlığı konuşuldu.Üsküdar Üniversitesi Altunizade Yerleşkesi Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen kongre, geniş bir katılımla gerçekleşti.Kongre Düzenleme Kurulu üyesi, Üsküdar Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Defne Kaya, kongrenin başkanı olmadığını, kongre başkanının konuşmacılar ve katılımcılar olduğunu belirterek teşekkür etti. Kongrenin ortopedist ve fizyoterapistleri bir araya getirdiğini belirten Doç. Dr. Kaya, klinisyenlerin tecrübelerini aktaracağı verimli bir kongre olmasını beklediğini söyledi.Doç. Dr. Defne Kaya: “Sağlık profesyonellerine büyük iş düşmektedir”Dünyada ve ülkemizde sporun oldukça popüler olduğunu belirten Doç. Dr. Defne Kaya, kongreyle ilgili şunları söyledi: “Ulusal ve uluslararası platformlarda sporcuların takımlarını ve ülkelerini temsil ettiği, toplumlar tarafından ilgi gören, dostluk, centilmenlik, hoşgörü ile birlikte rekabetinde eşlik ettiği hem sporculara hem de izleyicilere keyifli bir zaman geçirmesini sağlayan organizasyonlardır. Ancak bu organizasyonlarda yaralanmalar da sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Spor yaralanmalarının tedavisinde ve sporcunun spora dönüşünde sağlık profesyonellerine büyük iş düşmektedir. Kongremizde olası spor yaralanmaları ortopedist ve fizyoterapist ortak bakışı ile incelenecektir. Kongremize alanında çok tecrübeli, ulusal ve uluslararası platformlarda klinik ve bilimsel katkılarda bulunan çok değerli Ortopedist ve Fizyoterapistler davet edilmiştir. Bununla beraber iki yabancı konuğumuz da spor yaralanmalarında kullanılan güncel uygulamalar ile ilgili tecrübelerini paylaşacaklardır.”En sık karşılaşılan yaralanmalar konuşulacakSpor Travmatolojisi ve Rehabilitasyonu Kongremizin ilk gününde Omuz İnstabilitelerinde Rehabilitasyon ve Patellar İnstabilitelerde Rehabilitasyon olmak üzere iki kurs düzenlendiğini ifade eden Doç. Dr. Defne Kaya, “Bu kurslarla omuz ve patellarinstabilitelere dair daha detaylı bilgilerin paylaşılması hedeflenmiştir. Kongre içeriğinde sporcularda daha sık rastlanan omuz, diz, ayak bileği, kalça ve kıkırdak yaralanmaları ile birlikte temel bilimler ve klinik pratik uygulamaların tartışılacağı, bilgi ve tecrübelerin paylaşılacağı keyifli olacağına inandığımız oturumlar bulunmaktadır” dedi.Doç. Dr. Defne Kaya, “Kongre dahilinde genç araştırmacılarımızı desteklemeyi de unutmadık. Düzenlenen ‘Bir Fikrim Var’ yarışması ile araştırmacılarımızın hayal gücünü zorlamayı ve olası proje önerilerinin ortaya çıkarılmasını hedefledik. Üsküdar Üniversitesinin ev sahipliğinde, akademik ve klinik tecrübelerin aktarıldığı, Ortopedist-Fizyoterapist iş birliğinin tekrar altının çizildiği keyifli bir kongre olmasını diliyoruz” diye konuştu.Prof. Dr. Haydar Sur: “Sporcu sağlığına önem verilmeli”Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur, üniversite yıllarında profesyonel olarak voleybol oynadığını, sağ omuz bağının kopması sonucu spor hayatının sona erdiğini belirterek sporcu sağlığının önemine işaret etti. Bir halk sağlığı uzmanı olarak bu konunun kafasını her zaman kurcaladığını, ülkemizde bu konuda güzel şeyler olmasını istediğini belirten Prof. Dr. Sur, Türkiye’deki büyük kulüplerin sporcu sağlığı konusuna yeteri kadar önem vermediklerini vurguladı. Beşiktaş Spor Kulübü’nde iki yıl sağlık kurulunda görev yapan biri olarak genç sporculara standart sağlık eğitimi verilmesi şeklindeki önerisinin dikkate alınmadığını belirten Prof. Dr. Haydar Sur, “Bir eğitim kiti hazırladık. Yıldız Takımı, Genç Takımı ya da kulübe transfer edilen kimler varsa bu eğitimi almadan takıma alınmasın dedim ancak emeklerle hazırladığım kitin kapağını açan olmadı. Türkiye’nin en önemli kulübü olacaksınız ve eğitime bu kadar önem göstermeyeceksiniz. Diğer büyük kulüpler de farklı değil. Koruyucu sağlık hizmetlerine önem verilmesi gerektiğini düşünüyorum” dedi.Prof. Dr. Mehmet Zelka: “Nitelikli bireylerin yetişmesinde sporun önemi büyük”Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Zelka ise bir toplumun sahip olabileceği en önemli kaynağının nitelikli yetişmiş insan gücü olduğunu belirterek “Asla kıymetli altınlar cevherler vs değil. Bunlar elbette önemli tabiatın bir unsuru olarak zenginliğin bir parçasıdır. Fakat en önemlisi yetişmiş, nitelikli insan gücüdür. İşte bu nitelikli insan gücünün niteliği, sayısı ne kadar fazla olursa o toplum o kadar zengin bir potansiyele sahip demektir. Bu niteliği kazandırmanın yollarından bir tanesi spor olsa gerek. İnsanların hem zihnen hem bedenen sağlıkçılarımızın belirttiği şekilde tam sağlık durumuna ulaşmalarında ciddi katkıları oluyor” dedi.İstatistiklere bakıldığında 4.5 milyon lisanslı sporcumuzun olduğunu ifade eden Zelka, “Ülkemizde 710 bin civarında faal spor yapan sporcularımız var. Toplumun hemen her kesiminde artık şuur arttığı için spora karşı büyük bir ilgi var. Spor popüler bir alan. Sporun yaygınlaşmasıyla beraber istenmese de yaralanmalar, travmalar oluşabiliyor. Bunların önlenmesi de ancak yetişmiş, nitelikli profesyonellerle mümkündür. O nedenle bu kongremiz profesyonellerin yetişmesine katkıda bulunacak mahiyette, nitelikli bir kongre olacaktır” diye konuştu. Üniversite olarak bu tür etkinliklere büyük önem verdiklerini belirten Zelka, bu kongrenin de oldukça verimli sonuçları olacağına inandığını ifade etti.Açılış konuşmalarının ardından “Spor Yaralanmaları Patolojilerine Ortopedist ve Fizyoterapist Ortak Bakışı” başlığı altında kongreye geçildi.Prof. Dr. Doral: “Spor cerrahları ve fizyoterapistler birlikte çalışmalı”Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mahmut Nedim Doral, “Spor Cerrahı Gözüyle Yumuşak Doku Mimarisi” başlıklı sunumunda yumuşak doku yaralanmalarının önemine işaret etti. Prof. Dr. Doral, kırık ve yaralanmalarda daha çok kemiğin gördüğü hasarın önemsendiğini belirterek yumuşak doku yaralanmalarının da dikkate alınması gerektiğini vurguladı. Spor cerrahları, ilgili branş hekimleri ve fizyoterapistlerin birlikte çalışmasının önemli olduğunu ifade eden Prof. Dr. Doral, rehabilitasyon sürecinde sporcu ile iletişimin önemini de vurguladı.Prof. Dr. İnci Yüksel, rehabilitasyon sürecinin önemini anlattıDoğu Akdeniz Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Prof. Dr. İnci Yüksel de “Spor Rehabilitasyonunda Motor Kontrol” başlıklı sunumunda rehabilitasyon uygulamalarıyla ilgili bilgi vererek spor travması ve yaralanmalarda tedavi sonrası rehabilitasyonun önemini anlattı.Sporcu Omzu konuşulduModeratörlüğünü Prof. Dr. Mahmut Nedim Doral’ın yaptığı “Sporcu Omzu” başlıklı oturumda Prof. Dr. Tahsin Beyzadeoğlu ve Prof. Dr. Gül Baltacı, “İlk Omuz Çıkığı” başlıklı sunumları ile katıldı. Prof. Dr. Tahsin Beyzadeoğlu, genç sporcularda ilk omuz çıkığında ameliyatı önerdiklerini ifade etti.Doç. Dr. Ali Erşen ve Dr. Fzt. Elif Turgut’un “Omuzda Çok Yönlü İnstabilite” başlıklı sunum yaptıkları oturumda, Doç. Dr. Kerem Canbora ve Doç. Dr. Derya Çelik, “Rotator Kılıf Problemleri”; Doç. Dr. Kerem Birsel ve Doç. Dr. İrem Düzgün ise “Biceps Patolojileri” başlıklı sunumları ile yer aldı.Atölye çalışması düzenlendiBirinci oturumun ardından Ftz. Havier Gonzalaz Gorriz’in öncülüğünde “Spor Yaralanmalarında Tecar Terapi Kullanımı ve Güncel Yaklaşımlar” başlıklı atölye çalışması düzenlendi.Atölye çalışmasının ardından moderatörlüğünü Prof. Dr. Ömer Taşer’in gerçekleştirdiği “Sporcuda Diz Bağ Yaralanmaları” başlıklı ikinci oturum gerçekleştirildi. Oturuma Opr. Dr. Asım Kayaalp ve Uzm. Fzt. Abdulhamit Tayfur, “İzole İç Yan Bağ Yaralanmaları”; Prof. Dr. Reha Tandoğan ve Doç. Dr. Baran Yosmaoğlu, “Çoklu Bağ Yaralanmaları”; Prof. Dr. Egemen Turhan ve Doç. Dr. Defne Kaya, “Medial Patellofemoral Ligament Patolojileri”; Prof. Dr. Ömer Taşer ve Uzm. Fzt. Mesut Selami ise “Kısmi Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları” başlıklı sunumları ile katıldı.Aşil Tendon Patalojileri konuşuldu“Sporcuda Ayak Bileği Yaralanmaları” başlıklı diğer oturumun moderatörlüğünü Prof. Dr. Reha Tandoğan yaptı. Oturumda, Doç. Dr. Kaan Irgıt ve Doç Dr. Hande Güney, “Aşil Tendon Patolojileri”; Doç. Dr. Barış Kocaoğlu ve Prof. Dr. Nilgün Bek, “Ayak Bileği Kronik İnstabiliteleri”; Doç. Dr. Kaya Akan ve Doç. Dr. Gürsoy Coşkun, “Sindezmoz Yaralanmaları”; Doç. Dr. Semih Ayanoğlu ve Arş. Gör. Mahmut Çaluk, “Plantar Fasiit” başlıklı sunumları ile yer aldı.Özel Terapatik yaklaşımlar masaya yatırıldı“Özel Terapatik Yaklaşımlar” oturumunun moderatörlüğünü Doç. Dr. Defne Kaya gerçekleştirirken, Fzt. Erdem Yörükoğlu, “Graston Tekniği: Yaralanmalardan Korunma ve Yaralanmalardan Sonra Uygulamaları” ve Uzm. Fzt. Görkem Dizdar, “Kas – Enerji Teknikleri: Spor Yaralanmalarından Korunma ve Yaralanma Sonrası Uygulamaları” başlıklı sunumları ile programa katıldı.Spor Travmatolojileri ve Rehabilitasyonu Kongresi’nin birinci gününde Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi’nde, kongre bünyesinde iki ayrı kurs verildi.31 Mart 2018 Cumartesi kongrenin üçüncü gününde ise, alanında uzman fizyoterapist ve hekimler gerçekleştirdikleri sunumlar ile katılımcılarla bir araya gelecek.

28 MAR 2018

“Türkiye’de sağlıkla ilgili araştırmalar hep ihmal edildi”

Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) Genel Sekreteri Prof. Dr. Bayram Yılmaz, Üsküdar Üniversitesi akademisyenlerine TÜSEB’in kuruluşu, insan kaynakları yapılanması ve proje destek programları ile ilgili sunum gerçekleştirdi.“TÜSEB sağlıkçılara motivasyon verecek”Üsküdar Üniversitesi Senato toplantı odasında gerçekleşen programın açılış konuşmasını yapan Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, TÜSEB’in varlığının sağlık projelerinde ve yapılacak araştırmalarda yeni bir heyecan oluşturacağını belirtti.Tarhan şunları söyledi: “Sağlık bilimleri konusundaki araştırmalar TÜBİTAK içinde harcanıp gidiyor. Ülkemizde ilaç, enzim ve nörobilim alanlarında projeler var. Ancak TÜBİTAK’ta mühendisler bunları anlayamıyor, sağlıkçılar azınlıkta kalıyor.Sağlıkla ilgili araştırmalar hep ihmal edildi. Kötü niyet yok ama sağlık alanında bizim gelişmemizi engelledi. TÜBİTAK sadece mühendislik kurumunda işliyordu.TÜSEB ile birlikte daha değişik yapılanma şeklinde yol alacağız. Sağlık alanında yapılan çalışma ve projelerde yeni bir heyecan oluşturacağını, sağlıkçılara motivasyon vereceğini rahatlıkla söyleyebilirim.İnşallah bu uygulama alanında da ortaya çıkar.”Sağlığın TÜBİTAK’ıyızTürkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) Genel Sekreteri Prof. Dr. Bayram Yılmaz da “Türkiye’de uluslararası rekabete uygun bilimsel araştırma yapacaksak ekosistemin abc’sini yeniden yapılandırmamız gerekmektedir” dedi.Kuruluş amacımızı soranlara sağlığın TÜBİTAK’ıyız diyen Yılmaz, “devletimiz TÜSEB’i sağlık araştırmalarını, sağlık argesini fonlayıcı kuruluş olarak kurdu.Sağlık alanında çalışmalar üzerinde strateji değişikliğine gidildi, sağlığa bambaşka bir sayfa açmak için yola koyulduk” şeklinde konuştu.Devletin sağlık alanındaki araştırmaları stratejik olarak gördüğüne dikkat çeken Yılmaz “görmesi de gerekiyordu. Geç kalınmış bir proje ama nerden başlanırsa kâr.Devleti yönetenler bu kadar sağlık harcamalarıyla hastanenin sarf malzemeleri, malzemelerin tedariklerinin yurtdışından yapıldığını, ilaç ve tıbbi cihaz sektöründe bugün bir inisiyatif alıp başlarsak 10-15 yıl sonunda bir şey karşımıza gelebilir ama bugün başlamazsak 20 yıl sonra devletimizin bütçesinin çok büyük bir kısmını uluslararası ilaç şirketlerine, sigorta şirketlerine teslim etmek zorunda kalacağımızı gördü. Bugün başlayınca ne zaman bir ürün çıkacak bilmiyoruz.Ama 80 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı arasında, Türk bilim diasporası için harikulade işler çıkartan insanların olduğunu biliyoruz.İnşallah bunu görmeye de bizim ömrümüz vefa eder” dedi.Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nilgün Sarp tarafından katılımlarından dolayı Yılmaz’a teşekkür belgesi ve plaket takdim edildi.Akademisyenlerle toplu fotoğraf çekiminin ardından program sona erdi. 

26 MAR 2018

Üsküdar Üniversitesi’nde ‘İş Sağlığı ve Güvenliği’ semineri gerçekleştirildi

Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü öğretim üyelerinden Dr. Öğr. Üy. Hacer Kayhan ve Dr. Öğr. Üy. Rüştü Uçan'ın moderatörlüğünü yaptığı “İş Sağlığı ve Güvenliği” seminerinin konuğu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Müfettişi Hüseyin Baran Akınbingöl idi.Nermin Tarhan Konferans salonunda gerçekleşen program da “İş güvenliği uzmanı sadece iş sağlığı ve güvenliğini değil, borçlar kanunu, yönetmelikler, kanun gibi konulara hâkim olmalı” diyen Akınbingöl kök ve neden analizi konularına da değindi.Akınbingöl, “Öncelikle kaza inceleme metodu ortaya koymamız lazım. Metodoloji ortada yok, sadece sorular ve cevaplar ortada. Bu incelemenin eksik kalmasına, gereksiz yere inceleme yapılmasına neden olur. Normlar hiyerarşisinde 160 sözleşmelerindeki 119 no'lu sözleşme, işin tekniği bakımından önemli bir sözleşme. Dünyada makinelerin kurguları için harcanan para bugün 5.6 milyar dolar. Türkiye'nin bu payda etkisi sıfır” şeklinde konuştu.“Kontrol parametrelerinde ekonomiklik önemli bir detay”İş sağlığı ve güvenliği risk değerlendirme yönteminde kabul edilebilir risk seviyesi önemli bir madde diyen Akınbingöl, “Önleme ve ramak kala olay da devamında gelen değerlendirme yöntemleridir. Risk, risk değerlendirmesi ve tehlike tanımlarına İSG uzmanının dikkat edip, bu tanımlara uyarak hareket etmesi gerekiyor” dedi.“Risk eşittir hedefler üzerindeki belirsizliğin etkisi”"Risk değerlendirmesinin bir ekip işi olduğuna dikkat çeken Akınbingöl, “İşveren, ihtiyaca göre bu ekip dışındaki kişi ve kuruluşlardan da yardım alabilir. Risklerin belirlenmesi ve analizinde etkilerin büyüklüğü ve önemi belirleyici bir detay. Risk zararın olma olasılığı ile şiddetin kombinasyonudur” diye belirtti.Konuşmasının ardından sorulara yanıt veren Akınbingöl'e katılımlarımdan dolayı plaket takdimi yapıldı.Haber ve Fotoğraflar: Beyza Bıyıkoğlu

23 MAR 2018

Onlar da bağımsız birey olabilir!

Bilim ve Ötesi Kulübünün gerçekleştirmiş olduğu “Down sendromu ve farkındalık günü” etkinliğine Prof. Dr. Yasemin Alanay konuşmacı olarak katıldı. Üsküdar Üniversitesi Emir Nebi Konferans Salonunda gerçekleşen etkinliğe Dil ve Konuşma Terapisi bölümü öğrencileri ile Çocuk Gelişimi bölümü öğrencileri katıldı.Down sendromu ile ilgili toplumsal farkındalık oluşturma amacıyla gerçekleşen etkinlikte Alanay, down sendromunun nasıl oluştuğunu, downlu bireylerde gözlemlenebilecek belirtileri ve down sendromlu bireylerde nelere dikkat edilmesi gerektiğine ilişkin önemli paylaşımlarda bulundu.Down sendromunun birçok kromozom hastalığından yalnızca biri olduğunu belirten Alanay, bunun çok yaygın bir hastalık çeşidi olduğunu ifade etti. Alanay “down sendromlu bireyler anne babalarından çok birbirlerine benzerler’’ dedi.“Desteklenmeyen downlu birey konuşamayabiliyor’’Downlu bireylerin hafif zihinsel yetersizliklerinin olduğunu, uygun tedavi ve rehabilitasyon yöntemleri ile bunun en aza indirilebileceğini ve desteklenirse lise düzeyinde eğitimlerini tamamlayabileceklerinin altını çizen Alanay, downlu bireylerin ancak bu şekilde bağımsız bireyler olabileceğini vurguladı. Tam aksi olan desteklememe ve yetersiz rehabilitasyon durumunda ise downlu bireyin konuşmayı bile öğrenemeyeceğini, topluma karışamayacağını belirtti.“Down sendromunu bebek anne karnındayken de öğrenmek mümkün!’’Down sendromunun laboratuvar testleri ile bebek henüz anne karnındayken de öğrenilmesinin mümkün olabileceğini söyleyen Alanay, bu durum karşısında aileyi hazırlamak adına ailelere Down Sendromu ile ilgili genetik danışmanlık verilerek, bu süre içerisinde aileye bilinçlendirme yapılabileceğini dile getirdi.“Bugün Down sendromlu bireylerin yaş ortalaması, downsuz bireyler ile aynı’’Alanay, down sendromunun öğrenildiği andan itibaren ailenin kendisini buna hazırlamasının ve uygun tedavilerin, rehabilitasyonların uygulanmasının ardından downlu çocuğun henüz onlu yaşlarda hazırlanması gerektiğini vurguladı. Down sendromlu bireylerin eskiden otuz yıl süren ömrünün ise günümüz şartlarının iyileşmesi ile ortalama down sendromlu olmayan bir birey ile aynı olduğunu açıkladı.Downlu bireylerde sağlık problemleri ile psikolojik problemlerin birleşmesi ile hipoteni gibi kas gevşekliğine, üşengeçliğe, yorgunluğa, sinirliliğe sebep olan rahatsızlıklar ortaya çıkabileceğini de belirten Alanay, günümüzde down sendromu tedavisi için bir ilaç olmadığını fakat kobaylar üzerinde gerçekleştirilen deneyler sonucunda gelecekte ilaç üretileceğini belirtti.Gerçekleşen etkinliğin ardından Alanay’a, Bilim ve Ötesi Kulübü tarafından plaket takdim edildi.

12 MAR 2018

Prof. Dr. Haydar Sur “Kapitalizm, gölgesini satamayacağı ağacı keser”

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur, Fatih Ali Emiri Kültür Merkezinde konuşmacı olarak katıldığı “Sağlıkta Ahlak Sempozyumu” nda ‘Modern Tıbbın Ahlakı’ konusunu ele aldı.Batı tıbbının kapitalist sistemde kullanılması kötüdürProf. Dr. Haydar Sur, Batı tıbbının kötü olmadığına dikkat çekti. Sur, “Batı tıbbının bugünkü kapitalist sistemde kullanışı kötüdür” dedi.Hekim lafının yerleşmesi için mücadele edeceğim!Sur, tabip kelimesinin robotluğa yakın bir terim olduğunu vurguladı ve ekledi ; “Türk Tabipler Birliği ismini yeniden şekillendirirsek hekim lafının yerleşmesi için mücadele edeceğime söz veriyorum.”Sağlık Endüstrisi olmasaydı ahlaksızlıklarımız daha insani hatalar düzeyinde kalacaktıProf. Dr. Haydar Sur iki grup hasta sistemden uzaklaşmalı dedi. Bu iki grubu “ne yapsan iyileşecek hastalar ve ne yapsan ölecek hastalar” olarak dile getirdi. Asıl ahlaksızlık bu iki grubun sistemde olması diyen Sur şunları kaydetti. “Sistemde bunlar üzerinden ekonomi oluşturuluyor. Sağlık endüstrisi olmasaydı ahlaksızlıklarımız daha insani sınırlarda ve daha insani hatalar düzeyinde kalacaktı” şeklinde konuştu.“Kapitalizm, gölgesini satamayacağı ağacı keser”Kapitalizm gölgesini satamayacağı ağacı keser diyen Prof. Dr. Haydar Sur, kapitalizmin dini, imanı, ahlakı ve vicdanı olmadığına dikkat çekti. Sur, tıbbi hizmetlerin de kapitalizm çukuruna düşmüş olduğunu söyledi.“Yoğun bakımlar cenaze merasimlerinin arka bahçesi haline geldi”“Yoğun bakımlarda ölüm anı yaklaşmış insanların evlerine gönderilmesinden yanayım” diyen Sur, “Cenaze merasimlerinin ve ölümün ağırlığının evde hissedilmemesi için yoğun bakımlar onların arka bahçesi haline geldi.Böyle bir şey yok. Ölümle herkes barışacak” dedi.“Ahlaksızlığın esas kodları: ihtiyaç, talep, kullanım”Prof. Dr. Haydar Sur “sağlık hizmetlerinde talep esnektir, başka bir deyişle ihtiyaç olunmayan şeyler size satılabilir. Talebi tam belirleyemediğimiz için kullanım oranları devreye giriyor.Bu da yükseldikçe toplumun çok ihtiyacı varmış gibi bir hava estiriliyor” diye belirtti.“Hastalarını eve paket gibi yollayan sağlık örgütleri değiştirilmeli” Prof. Dr. Haydar Sur, hastaları paket gibi taburcu eden sağlık örgütlerinin bir an önce değiştirilmesi gerektiğini vurguladı.Sur; “sosyal hizmetlerle desteklenmeyen sağlık hizmetleri hastalarını eve paket gibi yollamaktan daha öteye geçemez” dedi.Programın sonunda katılımlardan dolayı Sur’a plaket takdim edildi.Haber ve Fotoğraflar: Ahmet Zeren 

08 MAR 2018

Ergoterapi “kadınlar” için var

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ergoterapi Bölüm Başkanı ve MÜTEM Müdürü Prof. Dr. Sevda Asqarova öncülüğünde Ergoterapi Kulübü, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün anlamına  ithafen “Ergoterapi ve Kadın" temalı üç poster hazırladı.Ergoterapi Külübü Başkanı Gizem Aytar ve Başkan Yardımcısı Berkay Karpuz , bireyin bağımsızlığını ve kişinin yaşam kalitesini ele alan Ergoterapi Kulübü olarak 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününde kadınların sorun yaşadığı kişinin günlük yaşamını etkileyen faktörleri ele aldığını, ‘Kadına Şiddette Ergoterapi’, ‘Meme Kanserinde Ergoterapi’ ve ‘Kadın Sağlığında Ergoterapi konularında posterler hazırladıklarını anlattı.Gizem Aytar ve Berkay Karpuz’un verdiği bilgiye göre posterlerin teması şöyle:Meme Kanserinde Ergoterapi: Kanser tanısı öğrenildiğinden itibaren hem kişi hem de ailesi için birçok güçlüğü beraberinde getirmektedir. Bu süreçte her bir bireyde çeşitli fiziksel, duygusal ve davranışsal tepkiler ortaya çıkabilmektedir. Ergoterapi yaklaşımlarıda bireyin fiziksel, duygusal, psikolojik ve psikososyal fonksiyon bozuklukları semptomlarını incelerken kişi merkezli problem çözücü bir yaklaşım geliştirilir. Tedavi sürecinde adapte olmasında, günlük yaşam aktivitelerini gerçekleştirebilmek için ergoterapistler bir yol gösterici olarak hastaya bu konuda yardımcı olabilir.Kadına Şiddette Ergoterapi: Kadına uygulanan psikolojik veya fiziksel şiddet, kadınların benlik saygısını, ekonomik bağımsızlığını, gereken istihdamı almasını ve bağımsız olarak toplumda yaşayabilmesini engelleyebilir. Ergoterapistler kişinin benlik saygısını korumasını, yaşam kalitesinin artmasının sağlanmasını, hayata bağımsız devam edebilmesinin sağlanmasını ve kişinin güvenliğini önemseyen müdahale yöntemleri gerçekleştirir. Bu yöntemler şöyle sıralanabilir:1) Güvenlik planlaması2) Uyuşturucu ve alkol bilinci3) Güvenli seks uygulamaları4) Saldırganlık ve savunma beceri eğitimi5) Öfke yönetimi6) Stres yönetimi7) Sınır belirleme8) Mesleki ve eğitimsel beceri belirleme9) Para yönetimi belirme10) Konut başvurusu11) Serbest zaman aktivitesi12) Hijyen, ilaç rutini ve beslenme.Kadın Sağlığında Ergoterapi: Ruh ve beden sağlığı her insan için bir bütün olarak kabul edilmelidir. Bir taraf eksik kaldığında diğer sorunlardan dolayı tüm beden etkilenmektedir. Çalıştıkları meslekler, yaşam standartları, ruhsal bozuklukları, bulundukları ortamlar gibi son derece dikkat edilmesi gereken konular, kadınların hastalıklara vermiş oldukları tepkileri belirler. Ergoterapistler, hastalarının mevcut rollerinin yerine getirilmesi konusunda endişe duyduğunda hastalarına enerji tasarrufu teknikleri öğretmek gibi geleneksel olarak etkili stratejileri ve aktivite uygulamalarını kullanabilir. Ayrıca, bir grup bağlamında fiziksel aktivitelerin geliştirilmesi sosyalleşmeyi teşvik edebilir.”

05 OCA 2018

Şarkıcı Özgün Üsküdar Üniversite'sinde

Sevilen şarkıcı Özgün, Üsküdar Üniversitesi Dil ve Konuşma Terapisi Kulübünün düzenlediği "Özgün ile +1 Fark'la Söyleşi" ye katıldı. Down sendromlu oğlu olan Özgün, hastalık ve farkındalığına ilişkin önemli paylaşımlarda bulundu.  Üsküdar Üniversitesi Nermin Tarhan Konferans Salonu'nda gerçekleştirilen söyleşinin açılış konuşmasını yapan Dil ve Konuşma Terapisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Konrot, down sendromu, tipleri, nasıl geliştiği, risk faktörleri ile neden olduğu sağlık sorunları ve yaşama etkisi gibi konu başlıklarına değindi.Down sendromunu, kromozom anomalisi olarak tanımlayan Konrot, 21. kromozomun iki yerine üç adet oluşarak geliştiğini söyledi. Down sendromlu kadınların doğum yapma şansının %50 olduğunu ancak; doğumların büyük bir kısmının düşükle sonuçlandığına dikkat çeken Konrot, down sendromlu bireylerde kalplerinin doğuştan arızalı olmasının yanı sıra; lösemi, erken yaşlanma, obezite, uyku apnesi, iskelet sistemi anormallikleri gibi sağlık problemlerinin de gözlenmekte olduğunu belirtti.Yaşam süreleri uzayabilirÖzbakım becerileri gelişmiş sendromlu bireylerin yaşam sürelerinin uzadığını, bu kişilerin 50 yaşına kadar yaşayabildiklerini ifade eden Prof. Dr. Ahmet Konrot, yaşam sürelerinde çevresel koşulların ve topluma katılmalarının da oldukça önemli olduğunu söyledi.Dil, hayatın kısaltmasıdırDil eğitimini oldukça önemsediklerini söyleyen Konrot, dilimizi kullanarak yaşamımızı nasıl kontrol altına aldığımızdan bahsederken Konrot dilin öğrenme sürecini hızlandırdığını kaydetti.  Konrot’un konuşmasının ardından sevilen şarkıcı Özgün davet edildi.Daha çok ilgi göstermelisinizKonuşmasına iki buçuk yaşındaki down sendromlu oğlu Ediz'den bahsederek başlayan Özgün, hastalığın farkındalığının önemine dikkat çekerek;"Çocuğu toplumdan soyutlarsanız hayattan koparmış olursunuz. Down sendromuna ise daha çok ilgi göstermelisiniz. O yüzden biz de Ediz'i özel eğitime götürdük." İfadelerini kullandı.Özgün, Türkiye şartlarında sendromlu ve engeli olan çocuklara sunulan imkânlara ilişkin ise şu değerlendirmelerde bulundu:"Normal insanlar için bile hayat oldukça zor. Yapılması gereken çok şey var. Okullarda ayrımcılıklar olabiliyor.”Konuşmasında diğer çocukların sendromlu çocuklarla aynı sınıfta olmak istemediklerine de vurgu yapan Özgün, sosyal hayatta yapılan çalışmaların yetersizliğinden bahsetti.Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği söyleşi; çiçek, plaket takdimi ve fotoğraf çekimiyle sona erdi.

28 ARA 2017

Stajyerlikte tutum ve davranış nasıl olmalı?

Ergoterapi bölümü son dönem seminerinin konusu “Stajyerlikte Tutum ve Davranış” konuğu ise NPİSTANBUL Beyin Hastanesinden Uzm. Klnk. Psk. Yıldız Burkovik idi.Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ergoterapi bölümü tarafından düzenlenen seminerlerin sonuncusu yapıldı.Bölüm başkanı Prof. Dr. Sevda Asqarova’nın öncülüğünde düzenlenen ilk dönem seminerlerin sonuncunun konusu “Stajyerlikte Tutum ve Davranış” dı.Klnk. Psk. Yıldız Burkovik’in konuşmacı olarak katıldığı seminere öğrencilerin ilgisi yoğun olurken seminerin açılış konuşmasını Prof. Dr. Sevda Asqarova yaptı.Burkovik, staj yapmanın amaçlarından ve stajın öğrencilere katkılarının önemine dikkat çektiği konuşmasında, staja veya uygulamaya çıkan öğrencilere gittikleri kurumda veya ortamda nelere dikkat etmeleri gerektiği konusunda paylaşımlarda bulundu.NPİSTANBUL Beyin Hastanesi olarak bünyelerinde stajyerler bulundurduklarını ifade eden Burkovik, öğrencilerin konuya ilişkin merak ettikleri soruları da cevapladı.Asqarova, katılımından ve verdiği bilgilerden dolayı Burkovik’e teşekkür ederek çiçek takdim etti.Etkinlik fotoğraf çekimiyle sona erdi.

18 ARA 2017

Felsefe ve Ergoterapi konuşuldu

Üsküdar Üniversitesi Ergoterapi Bölümü güz dönemi seminerleri kapsamında “Felsefe ve Ergoterapi” başlıklı bir seminer gerçekleştirdi. Seminere konuşmacı olarak Prof. Dr. İbrahim Özdemir katıldı.Güney Yerleşke Duha Beker Salonunda yapılan seminere Sağlık Bilimleri Fakültesi öğrenci ve öğretim üyelerinin ilgisi yoğun oldu.Üsküdar Üniversitesi Felsefe Bölüm Başkanı Prof. Dr. İbrahim Özdemir’in konuşmacı olarak katıldığı seminerin açılış konuşmasını Ergoterapi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sevda Asqarova yaptı.Daha sonra Prof. Dr. İbrahim Özdemir Ergoterapinin Felsefi Temelleri üzerine önemli değerlendirmelerde bulundu.Özdemir konuşmasında, felsefenin kelime anlamını ve zaman içindeki gelişimini anlattı. Sokrates, Platon, Gazali, Konfüçyus gibi önemli filozofların düşüncelerini ve sordukları soruları açıklayarak felsefenin öneminden ve sorgulamanın gerekliliğine dikkat çeken Özdemir, Ergoterapi mesleğinin felsefik temellerine vurgu yaptı. Mevlana’nın öğretilerinden olan ‘Ne olursan ol, yine gel!’ öğretisinin Ergoterapi mesleğinde ne kadar önemli olduğunu anlatan Özdemir, öğrencilere mezun olduklarında herkese eşit ve saygılı hizmet vermelerinin önemini verdiği örneklerle anlattı.İlginin yoğun olduğu seminer sonunda Prof. Dr. Sevda Asqarova Özdemir’e öğrencileri adına çiçek takdim etti.

13 ARA 2017

Haklarını bil güçlü ol!

Üsküdar Üniversitesi 10 Aralık İnsan Hakları Günü kapsamında “Haklarını Bil Güçlü Ol” başlıklı bir konferans düzenledi. Konferansa konuşmacı olarak Prof. Dr. Celal Erbay katıldı. Erbay, her birimizin birbiri üzerinde hakkı olduğunu ifade eden Erbay, toplumdaki dejenerasyonun toplumdaki hak ve hürriyetlerin ihlalinden dolayı yaşandığını kaydetti.Üsküdar Üniversitesi Küresel Gençlik Araştırmaları Merkezi KÜGEMER'in düzenlediği “Haklarını Bil Güçlü Ol” konferansı Üsküdar Üniversitesi Nermin Tarhan Konferans Salonunda yapıldı.Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği konferansa konuşmacı olarak katılan 23.Dönem Düzce Milletvekili, İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim Üyesi Prof. Dr. Celal Erbay, İnsan hak ve ihlalleriyle ilgili önemli paylaşımlarda bulundu.Haklarımız toplumu güzelleştiriyorHiçbir hukuk sisteminin “Yaradan” kadar insan haklarını gözetmediğine dikkat çeken Erbay, temel hak ve hürriyetlerimizin Allah’ın bize bir lütfu olduğunu, onlar sayesinde hayatımızı, toplumumuzu güzelleştirdiğimizi kaydetti.Konuşmasında Roma Hukuku’na da değinen Erbay şu değerlendirmelerde bulundu:“Roma hukuku bir köle hukukudur. İnsan haklarına önem verilmez, kadının hiçbir değeri yoktur bu sistemde.”Hak ihlali toplumu dejenere ediyorHer birimizin birbiri üzerinde hakkı bulunduğunu ifade eden Erbay, toplumdaki dejenerasyonun nedeninin ise hak ve hürriyetlerin ihlal edilmesinden ortaya çıktığını söyledi.  Prof. Dr. Celal Erbay, “Dış mihraklar, yerli birlikleri vasıtasıyla Türkiye’de hak ve hürriyetleri ihlal etmiştir, edecektir.” diyerek de konuşmasını sonlandırdı.Konuşmanın sonunda Prof. Dr. Celal Erbay’a Sosyal Hizmet Bölüm Başkanı, KÜGEMER Müdürü Doç. Dr. İsmail Barış hediye takdiminde bulundu.

11 ARA 2017

Ergoterapi öğrencilerine teknoloji bağımlılığı anlatıldı

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ergoterapi Bölümü tarafından Ergoterapi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sevda Asqarova’nın öncülüğünde düzenlenen seminerde konuşma yapan NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, teknoloji bağımlılığına dikkat çekti. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ergoterapi Bölümü tarafından öğrencilere yönelik düzenlenen seminerler dizisi devam ediyor. Üsküdar Üniversitesi Güney Kampüsü Duha Beker Konferans Salonu’nda düzenlenen seminere konuşmacı olarak NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin katıldı.“Ben Bağımlı Değilim” başlıklı bir sunum yapan Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, bağımlılık problemini el aldığı konuşmasında teknoloji bağımlılığı başta olmak üzere Bağımlılığın Epidemiyolojisi ve Etiyolojisi, Bağımlılığın Nörobiyolojisi, bağımlılık davranışı, bağımlılıkta beyinde neler oluyor, bağımlılık riskini artıran faktörler konularına değindi.Teknolojinin hayatımızdaki yerine de değinen Yrd. Doç. Dr. Alptekin Çetin, hangi durumların teknoloji bağımlılığı olduğunu da anlattı. Katılımın oldukça yoğun olduğu seminer çiçek takdimi ve fotoğraf çekimiyle sona erdi.

07 ARA 2017

Otistik öğrencilerin performansı ayakta alkışlandı

3 Aralık engelliler günü kapsamında Üsküdar Üniversitesi otizmli çocuk ve gençleri misafir etti. “Özel Ritim” etkinliğine onlarca otistik öğrenci katıldı. Öğrencilerin canlı performansları ise katılımcılardan tam not aldı. Üsküdar Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü ve Çocuk Gelişimi Kulübünün 3 Aralık Engelliler Günü kapsamında organize ettiği “Özel Ritim” etkinliği öğrenciler tarafından büyük ilgi gördü.Nermin Tarhan konferans Salonu’nda gerçekleştirilen etkinliğe Bağcılar Lokman Hekim Özel Eğitim Merkezi ile Hayriye Kemal Kusun Özel Eğitim Uygulama Okulunda otizm tanılı öğrenciler katıldı.Üsküdar Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nilgün Sarp’ın açılış konuşması yaptığı etkinlikte otizm farkındalığına dikkat çekildi.Otizmli öğrencilerin oluşturduğu koro birbirinden güzel parçaları seslendirildi.Öğrencilerin seslendirdiği eserlere ilerleyen dakikalarda velileri ve katılımcılar da eşlik etti.Öğrencileri Üsküdar Üniversitesi öğrencileri de yalnız bırakmadı. Onlar da sahneye çıkarak öğrencilerle dans edip, keyifli dakikalar geçirdi.Etkinlik Üsküdar Üniversitesi’ne teşekkür konuşmasının ardından sona erdi.

01 ARA 2017

Geleceğin Terapistlerine Duyu Bütünleme Terapisi

Üsküdar Üniversitesi Ergoterapi Bölüm Başkanı Prof.Dr. Sevda Asqarova’nın öncülüğünde düzenlenen ‘’Duyu Bütünleme’’ seminerine katılan Duyu Bütünleme Terapisti, Uzman Fizyoterapist Aymen Balıkçı, klinikte terapistlerin nelere dikkat etmesi gerektiği hakkında bilgiler verdi. Üsküdar Üniversitesi Güney Yerleşke Duha Beker Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen Duyu Bütünleme Semineri’ne katılan Uzman Fizyoterapist Aymen Balıkçı, tecrübelerini genç öğrencilerle paylaştı.Ergoterapi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sevda Asqarova’nın öncülüğünde düzenlenen seminerde Aymen Balıkçı, Duyu Bütünleme üzerine çalışmalarını anlattı.Ergoterapist Jean Ayres’in geliştirdiği duyu bütünleme teorisini ve zaman içindeki gelişiminden bahseden Aymen Balıkçı, duyu bütünleme teorisindeki temel duyu sistemlerinin fizyolojisini açıkladıktan sonra klinikte terapistlerin nelere dikkat etmesi gerektiğini vurguladı.Duyu bütünleme teorisi üzerine geliştirilen modelleri anlatan Balıkçı, literatürde yer alan diğer modellere de değindi.  Ayres’i anlatan belgesel bir bölüm ve duyu bütünleme değerlendirmesi videosu gösteren Aymen Balıkçı’nın semineri büyük ilgi gördü.Katılımcıların ilgi gösterdiği seminerde soruları da cevaplayan Aymen Balıkçı’ya Ergoterapi bölümü adına çiçek taktim edilerek fotoğraf çekimiyle sona erdi.

16 KAS 2017

Ergoterapi öğrencileri moral depoladı

 Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ergoterapi Bölümü öğrencileri vizeler öncesi bölüm yemeği ve moral eğlencesinde buluştu. Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşke Yemekhanesinde gerçekleştiren programa Ergoterapi bölümü öğrencilerinin yanı sıra Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur ve Ergoterapi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sevda Asqarova da katıldı. Yemek öncesi tüm öğrencilere sınavlarında başarılar dileyen Sur; “Ergoterapi bölümünün gerçekleştirdiği bu etkinliği artık tüm bölümlerde yapmak istiyorum. Sizler buna öncü oldunuz dedi.”Yemekten sonra Nermin Tarhan Konferans Salonu’na geçen ekip, moral etkinliğine devam etti.Nermin Tarhan Konferans Salonunda önce karaoke yapan öğrenciler daha sonra şarkılar söyleyip, dans etti.Birincilere kitap hediyesiSon olarak ödüllü dudak okuma yarışması yapan öğrencilerden birinci olan takıma Prof. Dr. Haydar Sur ve Prof. Dr. Sevda Asqarova tarafından, Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın kitapları hediye edildi.Sur ve Asqarova’dan resitalEtkinliğin kapanışını ise Prof. Dr. Haydar Sur ud çalarak, Prof. Dr. Sevda Asqarova ise piano çalarak "Üsküdar’a Giderken" şarkısı ile yaptılar.

03 KAS 2017

Ergoterapi öğrencileri duyu bütünleme söyleşisinde

Üsküdar Üniversitesi, Ergoterapi Bölümü tarafından organize edilen "Duyu Bütünleme Üzerine Söyleşi" etkinliğine ev sahipliği yaptı. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ergoterapi Bölüm Başkanı ve MÜTEM Müdürü Prof. Dr. Sevda Askarova'nın öncülüğünde organize edilen söyleşinin konuğu İngiltere'den Uzman Fizyoterapist Ebru Albayrak Sidar'dı. Söyleşiyi, Sağlık Bilimleri Fakültesi ve Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu'ndan çok sayıda akademisyen ve öğrenci ilgiyle takip etti.Söyleşi öncesi bir açılış konuşması yapan Prof. Dr. Sevda Askarova, ergoterapinin öneminden bahsetti, şu an öğrenim hayatı devam eden öğrencilere mesleğin günümüzde ulaştığı durumu hakkında bilgiler verdi.Daha sonra söz alan Uzman Fizyoterapist Ebru Albayrak Sidar konuşmasının büyük kısmında İngiltere'deki ergoterapi çalışmalarından bahsetti. Sahibi olduğu Duyusal Akademi'yi de anlatan Sidar, duyu bütünlemeyle ilgili önemli konuların altını çizdi.Ergoterapi hangi alanlarda kullanılıyor?Ergoterapinin tanımını yapan ve uygulama sahaları hakkında bilgiler veren Uzman Fizyoterapist Ebru Albayrak Sidar; "Duyu bütünleme terapisi; bütün dünyada çocuklar için dikkat eksikliği, hiperaktivite, uyku sorunları, yemek bozuklukları, prematürite kaynaklı sorunlar, tuvalet kaçırma problemleri, öğrenme sorunları gibi farklı alanlardaki gelişimsel problemlerin tedavisinde kullanılan ve bilimsel çalışmalar ışığında uygulanan bir terapi şeklidir. 0-16 yaş arasındaki tüm çocuklara uygulanmaktadır.Ergoterapi tedavisinin faydalarıTerapide çocuğun sinir sisteminin gelişmesi sağlanarak kalıcı nörolojik destek sağlanır ve bu sayede duygusal, davranışsal, algısal ve fiziksel gelişimler hızla desteklenir. Terapinin başında çocuğun duyusal profili tespit edilir ve uygulanacak terapi bu profile göre belirlenir. Duyu bütünleme terapisi, bu alanda problemler yaşayan çocuğa özel hazırlanmış olan eğlenceli oyun ve aktiviteler eşliğinde uygulanan bir tedavi şeklidir. Duyu bütünleme problemleri tek başına farklı sorunlara sebep olarak gözlemlenebileceği gibi, çocukluk çağında karşılaşılan farklı bozukluk ve tanılara eşlik edebilir." dedi.Etkinliğin sonunda Ergoterapi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sevda Askarova, katılımından dolayı Ebru Albayrak Sidar'a bir teşekkür çiçeği takdim etti.

31 EKI 2017

Sağlık Hizmetlerinde İnsani İlişki Odaklı Yaklaşım

Psikiyatrist Oğuz Omay, Üsküdar Üniversitesinde düzenlenen ‘Sağlık Hizmetlerinde İnsani İlişki Odaklı Yaklaşım’ Konferansının konuğu oldu. Konferansa çok sayıda akademisyen ve sağlık bölümlerinden öğrenciler katıldı. Üsküdar Üniversitesi Çarşı ve Merkez Yerleşkelerinde düzenlenen, kişilerarası odağı sağlamak, çalışanları verimli kılmak ve sağlık bölümlerinde öğrenim görenleri meslek hayatına pozitif olarak hazırlamak amacıyla gerçekleşen programa ilgi çok yoğun oldu.Hastanın tedavi sürecinde sağlık çalışanın a büyük görev düşüyorHastaların yalnızlık, kopukluk, terk edilmişlik hissiyatına kapıldığı anlarda sağlık çalışanına büyük bir vazife düştüğünü vurgulayan Psikiyatrist Oğuz Omay, sıcak yakınlaşma anları başlığı altında bu gibi durumlarla baş edebilmenin formüllerini öğrenciler ile paylaştı. Omay, bu noktada hastaya anlaşıldığını ve yardıma değer görüldüğünü hissettirmenin son derece önemli olduğunu vurguladı.Oğuz Omay, hasta ile kurulan ilişkide; hastanın kim olduğunu bilmenin, hasta ile ilgili bilgilerin sağlık çalışanı açısından önemli olduğunu düşündürmenin, hastaya karşı duyarsız bir davranışın olumsuz sonuçlar doğurabileceğinin, hastaya kimlerin destek verdiğini bilmenin ve hastaya destek olanlara destek olmanın son derece önemli, kritik noktalar olduğunu belirtti.Konuşmasının sonunda, içimizdeki hüneri canlı tutmak ve yeşertmek, hüner üzerine konuşmayıp hüneri göstermek gerek diyerek öğrencilere tavsiyede bulunan Omay, konuşmasının ardından öğrencileri ufak bir sınava tabi tuttu.Oğuz Omay Kimdir?Tıp eğitimini Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinde tamamlayan Dr. Oğuz Omay, psikiyatri uzmanlık eğitimini ise Fransa Lyon'da, Claude Bernard Üniversitesi'nde aldı. Otuz yıldır Fransa'da yaşayan Omay, Güney Fransa'da, La Teppe Tıp Merkezi'nde kendi kurduğu Perinatal Psikiyatri Servisinin şefi olarak görev yapıyor.

30 EKI 2017

Sağlık Bakanı Demircan ergoterapi stantında

Ülkemizde yeni yeni tanınmaya başlayan “ergoterapi” uygulamalarına dikkat çekmek ve bu konudaki farkındalığı artırabilmek amacıyla kolları sıvayan Üsküdar Üniversitesi Ergoterapi Lisans Öğrencileri, 27 Ekim Dünya Ergoterapi Günü’nde Üsküdar Üniversitesi Kuzey, Güney ve Çarşı Yerleşkelerinde kurdukları stantlarda öğrencilerle buluştu.  Üsküdar Üniversitesi 2017-2018 Akademik Yılı Açılış Töreni kapsamında Üsküdar Üniversitesinde ilk dersi veren Sağlık Bakanı Dr. Ahmet Demircan’ın ziyaretiyle taçlanan stantlara ilgi bir hayli yoğundu.Temel amaç bireyi topluma kazandırmakÜsküdar Üniversitesi Ergoterapi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sevda Asgerova önderliğinde ergoterapinin çalışma ve ilgi alanları, tedavi yöntemleri hakkında ziyaretçilere bilgi veren ergoterapi öğrencileri, standı ziyaret edenlere tedavi yöntemlerinden bazılarını uygulamalı olarak gösterdi.Temel amacı, bireyin hayatına değer katan ve onun için önemli olan aktiviteleri desteleyip geliştirmek ve kişinin toplumsal hayata katılımını arttırmak olan ergoterapi, kişinin sahip olduğu bu yetkinleri hiç kimseye muhtaç olmadan yapmasını sağlıyor. Parkinson hastalığından en basit çorap giyememe sorununa kadar birçok alanda tedavi şansı sunan ergoterapi, anlamlı ve amaçlı aktivitelerle sağlığı ve refahı geliştiren kişi merkezli bir uygulama olarak dikkat çekiyor.

30 EKI 2017

Yrd. Doç. Dr. Rahmi Oruç Güvenç, Dünya Ergoterapi Günü'nde anıldı

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ergoterapi Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Rahmi Oruç Güvenç, Ergoterapi Bölümü tarafından gerçekleştirilen Dünya Ergoterapi Günü’nde düzenlenen törenle anıldı. 5 Mart 2017 tarihinde hayatını kaybeden Güvenç, Orta Asya Kültürü’nü günümüze taşıyan müzikle tedavi konusunda önemli çalışmalara imza atmıştı.Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşkesi Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen törene, Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Zelka ve Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur, Ergoterapi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sevda Asgerova, Yrd. Doç. Dr. Rahmi Oruç Güvenç’in kızı aynı zamanda Üsküdar Üniversitesi Öğretim Görevlisi Kanıkey Güvenç Akçay, kardeşi Yusuf Güvenç ve çok akademisyen ve öğrenci katıldı.“Onu unutmamak için onun öğrettiği yolda yenilerimizin yetişmesine çaba sarf ediyoruz” Ergoterapi Bölümünün düzenlediği programının açılışında konuşan Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur, Yrd. Doç. Dr. Rahmi Oruç Güven’in örnek alınması gereken bir insan olduğunu ve onun gibi öğrenciler yetiştirmek için çaba sarf ettiğini söyleyerek; “Sanki bizden bir anma günü bekledi gibi hissediyorum. Hocanın fotoğraflarına baktığımda, beni unutmayın der gibi bir ifadeyle karşılaşıyorum. Onu unutmamak için onun öğrettiği yolda yenilerimizin yetişmesine çaba sarf ediyoruz.” dedi.Törenin devamında söz alan, Yrd Doç. Dr. Rahmi Oruç Güvenç’in kızı Kanıkey Güvenç Akçay babasının ailesini, öğrenim gördüğü okulları, müziğe nasıl başladığını, katıldığı programları ve Türk Musikisini Araştırma ve Tanıtma Grubu’nu (TÜMATA) nasıl kurduğunu anlattı.Törende olmasının bir nedenini de Türk kültüründeki müzik ve hareket tedavisi geleneğinin ergoterapi yöntemiyle bağlantısını açıklamak ve örnekler sunmak olduğunu belirten Akçay, konuşmasının sonunda TÜMATA Grubu olarak babasının yazdığı “Allah’ın Sevdikleri Mevlana” kitabını Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Prof. Dr. Mehmet Zelka ve Prof. Dr. Haydar Sur’a hediye etti.Etkinlikte söz alan Yrd. Doç. Dr. Rahmi Oruç Güvenç’in ağabeyi Yusuf Güvenç de kardeşi için; “Oruç kardeşim yaşça benden küçük ama başça benden büyüktür. Her zaman bunu takdir ederim, bize ve bütün sevenlerine yol gösterdi.” dedi. “Onun hem hatırasını yaşatalım hem de müzikle terapi etkinliklerini bilimsel temele oturtup taçlandıralım” Konser öncesi son sözü alan Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan da hem ergoterapi alanını hem de Yrd. Doç. Dr. Rahmi Oruç Güven’in yaptıklarını anlattı.Güvenç ile tanışma hikâyelerini paylaşan Tarhan, Güvenç’in müzik ile tedaviye bilimsel değer kazandırdığını belirtti.Tarhan; “Ergoterapi okuyan genç arkadaşlara bu konuya sahip çıktıkları için teşekkür ederim. Bu konuda tez çalışmaları yapmalarını öneriyorum. Oruç Güvenç’in hem hatırasını yaşatalım hem de müzikle terapi etkinliklerini bilimsel temele oturtup taçlandıralım.” dedi.Törenin sonunda Yrd. Doç. Dr. Rahmi Oruç Güvenç’in kurucusu olduğu TÜMATA Grubu’nun düzenlediği gösteride katılımcılar ile birlikte su sesi eşliğinde baskı dansı ve su terapisi yapıldı.Ardından verilen konserle, müzikler ve ilahiler eşliğinde program sona erdi.

27 EKI 2017

Yeni akademik yılın açılış dersi Sağlık Bakanı Dr. Ahmet Demircan’dan

Üsküdar Üniversitesi 2017-2018 Akademik Yılı, Sağlık Bakanı Dr. Ahmet Demircan’ın da katıldığı bir törenle başladı. Sağlık Bakanı Dr. Ahmet Demircan, “açılış dersi”nde bilgi üretmenin önemine işaret ederek “Bilgiye hakimseniz, bilgi üretebiliiyorsanız, bilgiyi teknolojiye dönüştürüyorsanız elbette ki gücü elde edersiniz” diye konuştu. Bakan Demircan öğle yemeğini de öğrencilerle birlikte sıraya girerek tabldottan yedi.Üsküdar Üniversitesi Altunizade Yerleşkesi Nermin Tarhan Konferans Salonunda düzenlenen 2017-2018 Akademik Yılı Açılış Töreni’ne Sağlık Bakanı Dr. Ahmet Demircan, Üsküdar Üniversitesi Mütevelli Heyeti Üyesi, ASDER Onursal Başkanı ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı E. General Adnan Tanrıverdi, İstanbul Valisi Vasip Şahin, Üsküdar Kaymakamı Murat Sefa Demiryürek, İstanbul İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Aile ve Sosyal Politikalar İstanbul İl Müdürü Selim Çelenk, Üsküdar Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı A. Furkan Tarhan ve üyeleri katıldı.Prof.Dr. Nevzat Tarhan: “Dünya standartlarında eğitimle bilim insanı yetiştirmeyi hedefliyoruz” Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Nevzat Tarhan, törenin açılış konuşmasında üniversite olarak dünya standartlarında eğitim verme idealiyle 700 öğrenci ile çıktıkları yolda bugün 16 bin öğrenciyle üst düzey kalitede eğitim imkanı sunduklarını söyledi. Öğrencilerini alanlarında çığır açacak buluşlara sahip bilim insanları olmaları için teşvik ettiklerini ifade eden Prof.Dr. Tarhan, bugüne kadar 7 bin 500 öğrenciyi mezun ettiklerini kaydetti. 4 fakülte, bir sağlık hizmetleri meslek yüksek okulu, 5 enstitüde 35 lisans, 56 önlisans, 30 yüksek lisans ve 5 doktora programına sahip olduklarını ifade eden Tarhan, 200’e yakın Erasmus anlaşması ile psikoloji alanında en fazla Erasmus anlaşması olan üniversite olduklarının altını çizdi.Proje Kültürü ve Pozitif Psikoloji’yi önemsiyoruz350’yi aşkın akademik kadroyla öğrencilerini tam donanımlı yetiştirmeyi hedeflerken aynı zamanda ailesine ve topluma yararlı, yüksek değerlere sahip iyi birer insan olmaları hedefiyle çalıştıklarını kaydeden Tarhan, öğrencilerinin gelecek hedeflerini belirlemeleri ve bunu öğrenmeleri için Proje Kültürü dersini zorunlu tuttuklarını söyledi.Öğrencilerimiz fikirlerini ürüne dönüştürmeliÜniversite olarak Pozitif Psikoloji’ye önem verdiklerini de kaydeden Tarhan, AR-GE çalışmalarını da önemsediklerini ve öğrencilerinin üniversite yıllarında tecrübe kazanmaları adına geçtiğimiz yıl Brain Park Kuluçka Merkezi’ni de faaliyete geçirdiklerini, fikirlerin ticari ürüne dönüşmesine katkıda bulunduklarını ifade etti.Prof. Dr. Tarhan, şunları söyledi: “Öğrencilerimize proje kültürü ve girişimciliği öğreterek bu anlamda öğrencilerimizin bir kimliği olmasını istiyoruz. Girişimciik alanında ve proje kültüründe yetiştirmek gençlere heyecan katıyor ve daha araştırma odaklı oluyorlar. Bu nedenle müfredatımıza Pozitif psikoloji ve Proje Kültürü dersi koyduk. Üniversite sadece meslek edindiren bir kurum değildir.  Meslek edindirmenin yanı sıra AR-GE’ye yani bilginin ürüne dönüşmesini de önemsiyoruz. Örneğin Türkiye’de ilk yerli enzimi üretecek projemiz bulunuyor. Bu çalışmaların artmasını ve gençlerin de bu çalışmaların içinde olmasını istiyoruz.”İyi işler takdir edilmeliProf. Dr. Nevzat Tarhan, iyi yapılan işlerin teşvik için övülmesi gerektiğini belirterek “YÖK bu sene fakültelerini birincilikle kazanan öğrencilere kutlama belgesi verdi. Biz de senatomuzda bu belgeleri öğrencilerimize takdim ettik. Bu gibi çalışmaların teşvik edici olduğunu ve artması gerektiğini düşünüyorum. İyi davranış ve çabaların övülmesi gerekiyor” dedi.Davranış Bilimleri ve Sağlık alanında uzmanlaşmış bir üniversite olduklarının altını çizen Tarhan, “Yeni bölümlere öncelik veriyoruz. Ortez protez, ergoterapi ve dil konuşma gibi yeni alanlarda istihdam olanağı var. O nedenle aldığınız eğitimin fırsatını kaçırmayın, aldığınız eğitimden iyi faydalanın” tavsiyesinde bulundu.Törene katılımından dolayı Sağlık Bakanı Dr Ahmet Demircan’a da teşekkür eden Prof. Dr. Tarhan, “Sağlık Bakanımız bugün bize katıldı. Bize enerji güç ve motivasyon verdi, açılış dersi bize önemli bir katkı olacak. Yeni akademik yılın tekrar hayırlı olmasını diliyorum” dedi.Sağlık Bakanı Demircan’dan ilk dersSağlık Bakanı Dr. Ahmet Demircan da törende akademik yılın ilk dersini verdi. Türkiye’nin konumu gereği çok pahalı bir coğrafyada bulunduğunu belirten Demircan, tıp öğrencisi olduğu 1970’li yıllarda Sultan Abdülhamit’in yazdığı hatıratı okuduğunu söyledi.Bilgiye hakimseniz gücü elde edersinizSultan Abdülhamid’in hatıratında “Ne yapalım ki atalarımız çadırlarını sırtlanların yolu üzerine kurmuş” dediğini belirten Dr. Ahmet Demircan, şunları söyledi:“Bu cümle beni çok etkilemişti ben de bunun üzerine şöyle bir fikri metafor oluşturuyordum: Osmanlı bu coğrafyayı sırtlanlardan koruyan bir aslandı ama koruyamadı ömrü vefa etmedi, Osmanlı tarih sahnesinden çekilirken bu aslanın yavrusu Türkiye Cumhuriyeti doğdu, elbette onun üzerine gelecekler. Onlar biliyorlar ki aslanın yavrusu büyüyünce aslan olacak, oluyor da. Onu bildikleri için uğraşıyorlar ama biz bu coğrafyanın kıymetini bilen özgür yaşamayı bilen, onun diyetini ödeyen bir milletin torunlarıyız, çocuklarıyız. Bu sadece fiziki bir mücadeleyle olmuyor.  Bu mücadelenin önemli ayaklarından biri ki gücü temin edecek en önemli unsur bilgi. Bilgiye hakimseniz bilgi üretebiliiyorsanız bilgiyi teknolojiye dönüştürüyorsanız elbette ki gücü elde edersiniz.”Bakan Demircan: “Bilgiye bilgi katmalıyız!”Bu coğrafyada atalarımızın büyük medeniyetler inşa ettiğini belirten Bakan Demircan, “Biz bu büyüklüğün faturasını ödüyoruz. Çaresi için zihin yormamız lazım. Bir dönem bilgi ile akıl ile çok iyi işler yapan bu coğrafyayı inşa eden insanlar, bir dönem ayağı takılmış. Ayağı takıldığı yer sendeleyip sıkıntı yaşadığımız yer, bilgi üretiminden kopmak sorgulayıcı akılla aramızda sıkıntı doğması. Bilgi üretimini tekrar yakalamalıyız. Bilgiyi elde etmekten daha öte bir şey söylemeye çalışıyorum. Var olan bilgiye ulaşırsınız öğrenirsiniz elbette ama bilgiye bilgi katmanın görevimiz olduğunu unutmayalım. Bu noktada değilsek daima arkadan gideriz. Bu coğrafyanın parlayan yıldızı, umudu mazlumlara umut vaad eden Türkiye  siz gençlersiniz. Bu coğrafyanın umudusunuz. Bilgi üretecek insanların hizmetine sunacaksınız biz gençleri bu noktada bulmak görmek istiyoruz. Eğer biz bunu yakalayamaz başaramazsak etrafta bu konuda zaafa uğrayan örnekleri görüyoruz. Parça parça ediliyorlar, birbirine düşürülüyorlar” diye konuştu.Türkiye’nin sağlıkta üretim yapmasını hedefliyoruzÜlkemizde üniversite olmayan şehrimiz kalmadığını vurgulaan Dr. Ahmet Demircan, bunun büyük bir sorumluluğu da beraberinde getirdiğini ve yeni akademisyenler yetiştirmenin üniversitelerin gelişimi için önemli olduğunu söyledi. Dr. Ahmet Demircan, bakanlık olarak gerçekleştirdikleri çalışmalara da değinerek Türkiye’nin sağlıkta üretim yapması, dışarı açılması, kaliteyi yükseltmesi ve sürdürülebilir olmasını hedeflediklerinin altını çizdi.Profesörlük cübbeleri takdim edildiTörende ayrıca Akademik Yükseliş Unvan Takdim Töreni gerçekleştirildi. Doçentlik ve Profesörlük Unvanı alan akademisyenlere törenle cübbeleri giydirildi. Törende Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Abulfaz Süleymanov ve Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı’ya profesörlük cübbeleri İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof.Dr Mithat Baydur tarafından takdim edildi.Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr Haydar Sur, Üsküdar Üniversitesi Odyoloji Bölüm Başkanı Prof.Dr. Muhammed Kürşat Yelken ve Prof. Dr. Nurper Ülküer’e cübbelerini giydirdi.Prof. Dr. Mehmet Zekai Pekkafalı, Prof.Dr. Murat Kalemoğlu ve Prof.Dr. Tuğrul Akın’a ise profesörlük cübbelerini Üsküdar Üniversitesi SHMYO Müdürü Prof. Dr. Şefik Dursun tarafından takdim edildi. Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Elif Erhan ise Prof.Dr. Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü Müdür Yardımcısı Prof.Dr. Osman Nuri Küçük’e cübbesini giydirdi.Törenin sonunda Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Sağlık Bakanı Dr. Ahmet Demircan’a Hisseden Adam Heykeli ve çini tabak hediye etti.Sıraya girdi öğrencilerle tabldot yemek yediBakan Demircan, öğle yemeğini de öğrencilerle birlikte sıraya girerek tabldotta yemeğini yedi. Bakan Demircan’a Rektör Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve beraberindekiler de eşlik etti.Üsküdar Üniversitesi Televizyonu tarafından da canlı olarak yayınlanan törenin ardından Bakan Dr. Ahmet Demircan ve beraberindekiler, Üsküdar Üniversitesi Klinik Farmakogenetik, İleri Toksikoloji ve Deney Hayvanları Laboratuvarlarını gezerek çalışmalar hakkında yetkililerden bilgi verdi.

26 EKI 2017

Birinciler Üsküdar Üniversitesi Senatosunda

Üsküdar Üniversitesi Senatosu, 2017-2018 öğretim yılında Üsküdar Üniversitesindeki fakültelerini birincilik ile kazanan öğrencilere YÖK’ten gelen kutlama belgelerinin takdim etti. Birinciler; Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Adli Bilimler Bölümü öğrencisi Umut Kendüz, İletişim Fakültesi Reklam Tasarımı ve İletişimi Bölümü öğrencisi Merve Bora, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü öğrencisi Bahar Özak toplantı öncesi senato üyeleriyle tanıştı.Daha sonra kutlama belgelerini Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Rektör Yardımcısı, Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay, İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör ile Dil ve Konuşma Terapisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Konrot'un elinden aldı.Prof. Tarhan ve tüm senato üyeleri öğrencilere üniversite hayatlarında başarılar diledi.

16 EKI 2017

10 kişiden 8’i bel ağrısı yaşıyor!

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi Rehabilitasyon Bölümü tarafından düzenlenen ‘Omurga Sağlığı Sempozyumu’nda omurganın en önemli bölümü bel ve bel ağrısına etki edebilecek tüm eklem ve sistemler masaya yatırıldı. Klinik uygulamalarda son yıllarda bel ağrısının sıklıkla karşılaşılan bir hastalık olduğuna dikkat çekilirken, bel ağrısının endüstrileşmiş toplumların % 80’inin sorunu olduğunun altı çizildi.    Üsküdar Üniversitesi Altunizade Yerleşkesi Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen “Lumbopelvik Ritim Patolojilerine Yaklaşım” başlıklı Omurga Sağlığı Sempozyumu, konunun uzmanlarını bir araya getirdi.Sempozyum başkanlığını yapan Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Yıldız Erdoğanoğlu, 16 Ekim’in Omurga Sağlığı Günü olduğunu belirterek sempozyum için özellikle bugünü seçtiklerini söyledi. Klinik uygulamalarda bel ağrısının artık sıklıkla karşılarına çıktığını belirten Erdoğanoğlu,  “Özellikle endüstrileşmiş toplumlarda nüfusun % 80’i hayatının bir döneminde en az bir kere bel ağrısı şikayeti yaşıyor. Biz de bu noktadan yola çıktık” dedi.Bel ağrısı büyük bir travma olmadan da ortaya çıkabiliyorLiteratürde son yıllarda konuşulmaya başlanmış ama netlik kazanmamış lumbopelvik bölgenin sagital plandaki hareketlerini incelemek istediklerini belirten Erdoğanoğlu, “Çünkü artık literatür gösteriyor ki bize bel ağrısıyla gelen hastaların çoğu herhangi büyük bir travma yaşamadan da gelebiliyor. Bazen ‘Sadece kalem almak için öne uzanmıştım’. ‘Sadece bir bardağı almak için uzanmıştım sonra bel ağrısı şikayetim başladı’ gibi bulgularla geliyor. Literatür son yıllarda gösterdi ki lumbopelvik bölgenin ritim bozukluğu olan hastalarda büyük bir travma olmadan da bel ağrısı, hem bel ve hem kalça eklemini içeren şikayetleri görülebiliyor. Biz de bu sempozyumda hem bunun biyomekanik ve kinezyolojik yönünü hem beyin cerrahı, ortopedist hocalarımızın tanı koyarken nelere dikkat ediyorlar? Neleri göz önünde bulundurmalıyız? Bunları konuşmak istedik. Onun dışında fizyoterapi hocalarımız lumbopelvik ritmin vücuttaki diğer eklemlerle olan ilişkisini farrklı egzersiz teknikleriyle olan etkilerini ve farklı tedavi teknikleriyle tedavi yaklaşımlarının etkisini konuşuytoruz. Sempozyumun sonunda da literatürde yeni başlayan bu konunun yeni yapılacak bilimsel çalışmalara ufuk açacağını düşünüyoruz” dedi.Yrd. Doç. Dr. Erdoğanoğlu, sempozyumda sadece omurganın kör bölgesi denilen lumbopelvik bölgenin omurgayla ilgilenen uzmanların yanı sıra omurga dışında çalışan uzmanların da irdeleyeceği ve bu anlamda önemli katkı sağlayacaklarını söyledi.Bel ağrısı oranı giderek artıyor Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Defne Kaya da açılışta “İlk insandan bize omurganın evrimi” başlıklı bir konuşma yaptı. İlk insandan bu yana en çok ağrı çektiğimiz bölgenin omurgamız olduğunu belirten Kaya, “İlk zamanda kıvrımları olmayan ve dik durmayan omurgamız, zorlu doğa şartlarına uyum sağlamak ve hayatta kalmak için dikleşmeye zorlanmıştır. Bu da omurlarımız arasındaki disklere yük binmesine ve bitmek bilmeyen bel ve omurga sorunlarına yol açmıştır. Günlük yaşamın hareketsizliği, sporun ve egzersizin azalması, hastalıklar, obezite gibi durumlar da bel ağrısını tetiklemiştir. Eskiden bel ağrısının tanı ve tedavisinde standart programlar varken günümüzde tanı ve tedaviler bireye özgü olmaktadır. Bel ağrısı görülmesi oranı yaygın bir hastalık olarak giderek artmaktadır. Travma, ani hareket, birden veya yavaş yavaş başlayan bel ağrısının sebebinin bulunması tedaviyi belirleyecektir. O yüzden tanı ve tedavinin belirlenmesi, doğru tedavi ve başarılı sonuç için çok önemlidir. Bu sempozyumda bel ağrısına etki edebilecek tüm eklem ve sistemler konuşulacaktır” dedi. Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur,  Üsküdar Üniversitesi SBF’nin Türkiye’de var olan 54 SBF içinde yelpazesi en geniş fakülte olduğunu belirken, Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Zelka da 5 yıllık genç bir üniversite olmasına rağmen bu kısacık sürede pekçok benzer üniversitenin 10-15 yılda kat edemediği mesafeyi kat etme imkanı bulduklarını söyledi.NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahı Prof.Dr. Kaya Aksoy ve İstinye Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Prof. Dr. Ali Cımbız’ın da aralarında bulunduğu önemli isimler katıldı.Sempozyumun “Lumbopelvik Ritmin İşlevsel Anatomisi” başlıklı ilk oturumunda Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Filiz Can moderatörlük yaparken Prof. Dr. Ali Cımbız,  Ar.Gör. Fzt. Mahmut Çalık, Öğr.Gör. Uz. Fzt. Çetin Sayaca, Yrd. Doç. Dr. Eda Akbaş ve Yrd. Doç. Dr. Duygu Körkem sunumlarını gerçekleştirdi.Sempozyumun “Lumbopelvik Bölge Ağrı Odakları: Neden Gelişir? Hangi Tedavi Yöntemi? Ne zaman?” başlıklı ikinci oturumunda Doç Dr. Defne Kaya moderatörlük yaparken Prof.Dr. Kaya Aksoy,  Doç. Dr. Bekir Yavuz Uçar, Prof. Dr. Ahmet Alanay, Prof. Dr. Filiz Can omurgaya dair bilinmeyenleri sundu. Sempozyumda “Lumbopelvik Bölgeye Rehabilitasyon Yaklaşımları: Motor Kontrol Egzersizleri”,  “Lumbopelvik Bölgeye Rehabilitasyon Yaklaşımları: Manipulatif Tedavi: Neden? Ne Zaman? Hangi Durumda? Nereye? Nasıl?” başlıklı oturumlar da gerçekleşti.

05 EKI 2017

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesinden rehber öğretmenlere özel seminer

 Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü akademisyenleri, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı Ümraniye ilçesi rehberlik uzmanları için özel bir seminer düzenledi. “Eğitim Ortamlarında Gözlenen Dil ve Konuşma Bozukluklarının Yönetimi ” başlığında gerçekleştirilen seminere 72 rehberlik ve araştırma merkezi uzmanı katıldı. NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Konferans Salonu'nda düzenlenen seminerde, üniversite bünyesinde görevli altı farklı akademisyen de uzmanlık alanlarıyla ilgili sunumlar yaptı.Dil ve Konuşma Terapisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Konrot'un açılış sunumuyla başlayan seminerde; Yrd. Doç. Dr. Emrah Cangi, Öğr. Gör. Maral Yeşilyurt, Öğr. Gör. Dilek Eroğlu Uzun, Arş. Gör. İbrahim Yaşa ve Arş. Gör. Gamze Yeşilli; İletişim-Dil-Konuşma Bozukluklarında Temel Kavramlar, Artikülasyon ve Fonolojik Bozukluklar, Gelişimsel Dil ve Konuşma Bozuklukları, Ses Bozuklukları ve Ses Hijyeni, Edinilmiş Dil Bozuklukları, Özgül Öğrenme Bozuklukları, Disleksi ve Kekemelik konularında eğitimler verildi.Akademisyenler, seminerin sonunda uzmanlardan gelen sorulara da yanıt verdi.Rehberlik uzmanları etkinliği sonunda NPİSTANBUL Beyin Hastanesi'nin sahip olduğu özel imkânları yerinde görmek için bir hastane turuna katıldı, ergoterapi ve duyu bütünleme merkezini ziyaret etti.

28 AĞU 2017

“Giydirilmiş teknolojileri öğreten” bölüm Ortez Protez

Üniversitemizin Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde yer alan Ortez Protez Bölümü, “giydirilmiş teknolojileri öğreten” bölüm olarak öne çıkıyor. Ortez Protez Bölümümüzü tercih etmeyi düşünen adaylar, 05 Eylül 2017’ye kadar devam edecek ek yerleştirme döneminde farklı burs olanaklarından yararlanarak Üsküdar Üniversitesinde ayrıcalıklı bir eğitimin kapılarını aralayabilirler.Ek Yerleştirme Dönemine özel burs imkanları ile ilgili ayrıntılı bilgi için http://uskudar.edu.tr/tr/sayfa/159/ek-kontenjanlar

28 TEM 2017

Özel Gereksinimli Bireyler, Zagreb’te konuşulacak!

Üsküdar Üniversitesi, uluslararası önemli bir organizasyona daha imza atmaya hazırlanıyor. Dil ve Konuşma Terapisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Konrot başkanlığında 16-18 Ekim 2017 tarihleri arasında Hırvatistan’ın başkenti Zagreb’te Özel Gereksinimli Bireylere Yönelik Uluslararası Konferans gerçekleştirilecek.Üsküdar Üniversitesi başkanlığında gerçekleştirilecek Özel Gereksinimli Bireylere Yönelik Uluslararası Konferansı, Hırvatistan’ın başkenti Zagreb’te yapılacak.16-18 Ekim 2017 tarihleri arasındaki konferansa alanda çalışma yapan uluslararası akademisyenler, profesyoneller katılacak. Katılımcılar deneyimlerini, proje ve araştırmalarını bir biriyle paylaşacak.Konferans temaları aşağıdaki şekilde belirlendi:•          Özel gereksinimli erişilebilirlik konuları•          Yardımcı Teknolojiler•          Özel ihtiyaçları olan bireyler için değerlendirme ve değerlendirme•          Özel ihtiyaçları olan bireyler için kariyer planlaması ve geliştirilmesi•          Özel ihtiyaçları olan bireyler için hükümlerin kültürel modelleri•          Özel ihtiyaçlar için müfredat planlaması ve uygulanması•          BİT ve özel ihtiyaçlar•          Özel ihtiyaç eğitiminde öğretim stratejisi•          Özel ihtiyaçları olan bireyler için öğretim materyali•          Özel ihtiyaçları olan öğrenciler için entegrasyon ve kapsamlı eğitim•          Özel ihtiyaçları olan çocuklar için çok disiplinli ve destekleyici hizmetler•          Özel ihtiyaç sahibi bireyler için hukuki ve savunma konuları•          Özel ihtiyaç eğitiminde politika ve yönetim•          Özel ihtiyaçlar konusunda devam eden araştırmalar•          Özel ihtiyaçları olan bireyler için geçiş modelleri•          Özel ihtiyaçları olan bireyler için mesleki eğitim•          Diğer ilgili konularAyrıntılı bilgi için:http://www.iconsenconference.com/

23 TEM 2017

Sağlık dünyasının yükselen yıldızı perfüzyon

Hem Sağlık Bilimleri Fakültesi hem de Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu'nda eğitim verdiği bölümleriyle sağlık dünyasına yetişmiş, kalifiye personel kazandıran Üsküdar Üniversitesi, son dönemin en dikkat çekici mesleklerinden biri haline gelen perfüzyon için; 2017-2018 öğretim döneminde öğrenci alma hazırlıklarını sürdürüyor. Tanıtım ve tercih döneminin son hız devam ettiği günlerde perfüzyon bölümü, hakkında en çok soru sorulan bölümlerden biri olarak dikkat çekiyor.Kalp ameliyatlarında cerrah kalp ya da akciğer üzerinde çalışırken vücudun ihtiyacı olan ve ameliyat sırasında durmaması, normal şekilde devam etmesi gereken kan dolaşımını kullanmış olduğu özel bir makine sayesinde sürdüren kişi olarak bilinen perfüzyonistler, hayati önem taşıyan bir görevi yerine getiriyor. Yasalarda yapılan düzenlemelerle meslek tanımına kavuşan perfüzyonistlik artık üniversitelerin 4 yıllık lisans eğitiminin ardından sahip olunabilen bir meslek haline geldi.“Perfüzyonistlik meslek olarak tanım buldu”Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur, perfüzyon bölümü ve perfüzyonistlik mesleğinin geldiği son noktayı şu sözlerle anlattı."Perfüzyonistlik Türkiye'de uzun zamandır bilinen ancak yakın zamana kadar tam ve yerleşik bir eğitimi olmayan çok önemli bir meslekti. Sağlık Bakanlığı tarafından verilen 3 ya da 6 aylık sertifikasyon eğitimleri sonrası hemşirelik ya da sağlık memurluğu yapan kişilerin yürüttüğü bir görev olarak sürdürülüyordu. Yapılan kanuni düzenlemeyle, perfüzyonistlik mesleği için üniversitelerde eğitimi verilecek 2 yıllık ön lisans eğitim programlarından mezun olmak gerekliliği getirildi. Ancak ihtiyaçları büyüyen sağlık dünyasında 2 yıllık eğitimin de yetersiz kaldığı fark edildi ve artık 4 yıllık lisans programı haline getirildi. Şu an Üsküdar Üniversitesi olarak Türkiye'de 4 yıllık lisans programı perfüzyon bölümünü açan ikinci üniversiteyiz. Zaten ülkemizde sadece iki üniversitede eğitimi verilen bir meslek. Şu an 4 yıllık lisans programına öğrenci alıyoruz ancak bunun yanında 2 yıllık ön lisans programımız da eğitime devam edecek. Meslek Yüksek Okulu'nda 2 yıllık ön lisans programına devam edeceğiz, Sağlık Bilimleri Fakültesi'nde 4 yıllık lisans programı eğitimi vereceğiz."“Perfüzyonist insanı anlamalı”Kalp cerrahisi ameliyatlarının vazgeçilmez gereksinimlerinden biri olan perfüzyonistler, insan vücuduna dokunan ve hayati önem arz eden bir görevi yerine getiriyor. Prof. Dr. Haydar Sur, bu işin önemini vurgulamak için; "Perfüzyonist; makinenin dilinden anlayacak, insanın dilinden anlayacak, kalbin, damarın, kanın dilinden anlayacak, üç boyutta kendini geliştirmiş olacak." diyor.Şu an çok ciddi istihdam açığı bulunan perfüzyon mesleğinde hem 2 yıllık ön lisans hem de 4 yıllık lisans mezunları için iş bulamama gibi bir kavram ortadan kalkıyor. Koroner kalp hastalıklarının en yaygın kronik hastalıklar arasında olması nedeniyle artan ihtiyacı karşılamak için her yıl yeni perfüzyonistlerin mesleğe adım atması ve kalp damar cerrahlarıyla birebir çalışması gerekiyor.

21 TEM 2017

İstanbul'un ilk ergoterapistleri sahaya çıkıyor

İstanbul'da eğitim veren üniversiteler arasında ergoterapi bölümünü ilk açan Üsküdar Üniversitesi, ilk mezunlarını da verdi. Toplum ve insan sağlığı için çok önemli bir görevi icra eden Üsküdar Üniversiteli ergoterapistler, artık sahada mesleklerini sürdürmek ve ülke gereksinimlerini karşılamak için sağlık dünyasına adım attı. Mezunlar İstanbul’un ilk ergoterapistleri olma özellikleriyle de önem taşıyor.Kişilerin toplumsal katılımını etkileyen fiziksel, sosyal ve çevresel faktörler değerlendirilerek bunları ortadan kaldırmak veya azaltmak, kişilerin günlük yaşam aktivitelerine katılımını sağlamak, anlamlı ve amaçlı aktivitelerle sağlığı ve refahı geliştiren kişi olarak bilinen ergoterapistler, dezavantajlı kişiler için de çok değerli hizmetler sunuyor.Ergoterapistler artık ASM’lerde Fiziksel ve zihinsel ergoterapi aktiviteleri ile kişilerin yaşam stilini değiştirmeyi içeren koruyucu stratejiler geliştiren ergoterapistler için, Sağlık Bakanlığı tarafından da çok önemli karar alındı. Son düzenlemeye göre, Aile Sağlığı Merkezleri'nde artık doktor ve hemşirelerin dışında ergoterapistler de istihdam edilecek, toplum sağlığına katkı sağlamaları hedeflenecek.Yeni düzenlemeyi değerlendiren Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur, "Aile Sağlığı Merkezleri'nde artık kadro genişliyor. Doktor ve hemşirelerin yanında bu birimlerde ergoterapist, fizyoterapist, odyolog ve çocuk gelişimcisi gibi uzmanlar da görevlendirilecek. Ergoterapistlerden öncelikle evde bakım hizmetleri tarafında, hastanın evindeki hayat standardını yükseltilmesi, yaşam kalitesinin arttırılması beklenecek" dedi.Diplomalı ergoterapistler için çok sayıda istihdam alanıTürkiye'de çok az sayıda ergoterapist bulunduğuna dikkat çeken Prof.Dr. Sur, mevcut ergoterapistlerin 4 yıllık lisans programlarından mezun olmadığını, birçoğunun katıldıkları kurslar sonrası aldığı sertifikalarla mesleği icra ettiğini belirtti. Ancak Üsküdar Üniversitesinden mezun olan ergoterapistlerin sahip oldukları diploma sayesinde çok değerli hale geldiğini vurgulayan Prof. Dr. Haydar Sur, Sağlık Bakanlığı'nın yeni düzenlemesiyle zaten istihdam sorunu bulunmayan ergoterapistlerin çok hızlı şekilde kadrolara yerleşeceğinin altını çizdi. 

08 TEM 2017

Üsküdar Üniversitesi görkemli törenle 4. mezunlarını uğurladı

 Üsküdar Üniversitesi 2016-2017 Akademik Yılı Mezuniyet Töreni, Ülker Sports Arena’da gerçekleştirdi. Ön lisans, lisans ve yüksek lisans bölümlerinden mezun 3 bin 808 öğrenciye diplomaları görkemli bir törenle verildi. Heyecanlı ve duygulu anların yaşandığı törende Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan alınlarından öperek mezun ettiği öğrencilerine “Son Ders ve Mezunlara Veda” başlıklı bir de konuşma yaptı. Törende 7 Haziran 2016 tarihinde İstanbul Vezneciler'de gerçekleştirilen terör saldırısında şehit olan Üsküdar Üniversitesi öğrencisi polis memuru Duha Beker de anıldı. Fizyoterapi bölümü öğrencileri, diplomalarını alırken bu yıl kendileriyle beraber mezun olacak Duha Beker’i de unutmadılar. “Seni unutmayacağız” yazılı pankart açan arkadaşları salonda dakikalarca ayakta alkışlandı. Üsküdar Üniversitesi, 2016-2017 Akademik Yılı sonunda ön lisans, lisans ve yüksek lisans öğrencilerini mezun etmenin sevincini ve gururunu yaşadı. Ataşehir Ülker Sports Arena’da gerçekleştirilen 4. mezuniyet töreninde 3 bin 808 öğrenci diplomalarını aldı.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Mutlaka bir amacınız ve yol haritanız olsun”Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Son Ders ve Mezunlara Veda” başlıklı konuşmasında eğitimin hayat boyu sürdüğünü belirterek önemli tavsiyelerde bulundu:“Mesleğinizi yaparken ne yaptığınız kadar nasıl yaptığınız da önemli. Özellikle sağlık alanında çalışacak mezunlarımız size danışan hasta ve hasta yakınlarını sanki ailenizin bir üyesi gibi düşünmeyi ihmal etmeyin. Üniversiteye başladığınızda bir kıvılcımdınız şimdi alev oldunuz bundan sonra bulunduğunuz yeri ısıtacak, aydınlatacak ve canlandıracaksınız. Burada öğrendiğiniz bilgileri kendinizi geliştirerek hayatınızın sonuna kadar götürmeniz önemli. Mutlaka hayatta bir hedefiniz olmalı, yaşam amacınız olmalı. Bunun için nereye gittiğinizi bilmeniz gerekiyor onun için de mutlaka bir yol haritanız olmalı. Daha iyilerden mutlaka yardım alın danışmadan karar vermeyin. Gelecek projeleriniz olmalı hedefe giderken karşınıza çıkan zorluklardan asla yılmayın. Uçurtmayı uçuran rüzgâr değil uçurtmanın rüzgâra karşı aldığı pozisyondur. O nedenle siz olaylara karşı doğru pozisyon alırsanız o pozisyon sizi uçurabilir. Doğru pozisyonu almak için ne yapacağız? Bir bilenden yardım alacağız. Kendimizi tanıyacağız, niyetimize bakacağız. Niyetimiz iyiyse ve ilkeli yaşamayı başarıyorsak iyi pozisyonu mutlaka yakalıyoruz. Bireysel fayda yerine toplumsal faydayı hedefleyen kişiler başarılı oluyor.”Törene Adnan Tanrıverdi ve Mustafa Ataş da katıldıÜniversiteden birinci, ikinci ve üçüncülükle mezun olan öğrenciler anons edilerek ödülleri takdim edildi. Törene katılan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Üsküdar Üniversitesi Mütevelli Heyeti Kurucu Üyesi Mustafa Ataş, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Adnan Tanrıverdi,  Üsküdar Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Furkan Tarhan ve Mütevelli Heyet Üyesi Fırat Tarhan, aralarında birincilerin de bulunduğu mezun öğrencilere diplomalarını verdi.Rektör yardımcılarının mutlu günüÜsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mehmet Zelka ve Prof. Dr. Muhsin Konuk da kızlarını mezun etmenin heyecanını yaşadı. Prof. Dr. Mehmet Zelka, Fen Bilimleri Enstitüsü Moleküler Biyoloji Bölüm Birincisi Meryem Kevser Zelka’ya, Prof. Dr. Konuk ise bu yıl psikoloji bölümünden mezun kızı Büşra Konuk’un diplomasını verdi.Birincilikle mezun olan öğrenciler konuşma yaptıTörende ön lisans birincisi Odyometri bölümünden Mehtap Dölen, lisans birincisi Sosyal Hizmetler Bölümünden Nurefşan Tomaç ve yüksek lisans mezunlarını temsilen Lebriz Canpoyraz Germen bir konuşma yaptı.Üsküdar Üniversitesi’nde okuyan yabancı öğrencileri temsilen de Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik bölümünden Muna Mohamed Abdalla bir konuşma yaptı. Duygu yüklü konuşmasında Abdalla zaman zaman gözyaşlarını tutamadı.Tarhan birincileri alınlarından öptüLisans birincisi Nurefşan Tomaç ve önlisans birincisi Mehtap Dölen, konuşmalarının ardından yaş kütüğüne plaka çaktı. Rektör Tarhan birinci olan öğrencilerini alınlarından öptü.Arkadaşları şehit polis Duha Beker’i unutmadıÖğrenci ailelerinin de bulunduğu 12 bin kişi mezuniyet sevincine ortak oldu. Duygusal anların yaşandığı törende 7 Haziran 2016 tarihinde İstanbul Vezneciler'de gerçekleştirilen hain terör saldırısında şehit olan Üsküdar Üniversitesi öğrencisi polis memuru Duha Beker de anıldı.Fizyoterapi bölümü öğrencileri, diplomalarını alırken bu yıl kendileriyle beraber mezun olacak Duha Beker’i de unutmadılar. “Seni unutmayacağız” yazılı pankart açan arkadaşları salonda dakikalarca ayakta alkışlandı.Sosyal Sorumluluk Özel Ödülü verildiTörende terör olaylarını protesto etmek için geçtiğimiz Ocak ayında İstanbul’dan Ankara’ya yürüyen Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ergoterapi Bölümü öğrencisi İsa Kör’e de Sosyal Sorumluluk Özel Ödülü verildi. Kör’e plaketi Üsküdar Üniversitesi Mütevelli Heyeti Kurucu Üyesi Mustafa Ataş verdi.Sürpriz evlilik teklifiTörende Tıbbi Dökümantasyon ve Sekreterlik Bölümü’nden mezun olan Musa Geyik, aynı bölümden mezun olan Ebru Cengiz’e evlenme teklif etti. Diplomalarını almak için sahneye çıkan Musa Geyik, hazırladığı pankartı açarak salondakilerin huzurunda Ebru Cengiz’e “Benimle evlenir misin?” dedi. Musa Geyik’in sürprizi karşısında şaşıran genç kız arkadaşlarının alkışları arasında kabul etti.  Törene annesi Elif Kantar’ın kucağında katılan 2,5 aylık Ahmet Emir de ilgi odağı oldu.Törende önlisans, lisans ve yüksek lisans programlarından mezun olan öğrenciler diplomalarını aldı.Bayrak ve flama teslim törenlerinin de gerçekleştirildiği programda mezun öğrencilerden Begüm Aygördü, bayrağı Mücahit Ayhan’a, flamayı ise lisans birincisi Nurefşan Tomaç, Ayça Turan’a teslim etti.Tören sonunda mezunlar Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur eşliğinde Üsküdar Üniversitesi andını okudular. Mezuniyet töreni yeni mezunların kep atmaları ile sona erdi.

03 TEM 2017

Fizyoterapistliğini Mahmut Çalık'ın yaptığı Tekerlekli Sandalye Basketbol Erkek A Milli Takımımız Avrupa Şampiyonu oldu

 Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Öğretim Üyesi Arş. Gör. Mahmut Çalık'ın fizyoterapist olarak görev yaptığı Tekerlekli Sandalye Basketbol Erkek A Milli Takımı "Avrupa Şampiyonu" oldu. İspanya'nın Tenerife Adası'nda düzenlenen şampiyonada, muhteşem bir performans sergileyen Türk Milli Takımı, mücadele ettiği 8 maçın tamamını kazanarak, namağlup şekilde şampiyonluğa uzanmayı başardı.Final maçında Büyük Britanya'yı mağlup eden millilerimiz, bu zafer sayesinde 2018'de Dünya Şampiyonası'na gitmeye de hak kazandı.Bu yıl 23. sü düzenlenen şampiyonaya daha önceki yıllarda da katılan A Milli Takım; 2009, 2013 ve 2015'te de ikinciliği elde etmişti.

25 MAY 2017

Psikiyatri Hemşireliği Çalıştayı Üsküdar Üniversitesinde başladı

 Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü ve Psikiyatri Hemşireleri Derneği tarafından organize edilen "Ruh Sağlığı ve Psikiyatri Hemşireliği Çekirdek Eğitim Programı Çalıştayı" başladı. Çalıştayda iki gün boyunca, psikiyatri hemşireliği eğitiminde öğretim yöntemleri ve uygulama standartları ele alınacak. Çalıştaya hem sahada hem de akademik alanda çalışan çok sayıda psikiyatri hemşireliği uzmanı katılıyor.  Çarşı Yerleşke Emirnebi Konferans Salonu'nda düzenlenen çalıştay, mesleki alanda gelişimi hedefliyor.Çalıştayda açılış konuşmalarını Psikiyatri Hemşireleri Derneği Başkanı Doç. Dr. Fahriye Oflaz ve Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Selma Doğan yaptı.Duayen isimlerin katıldığı çalıştayÇalıştayın organizasyonunda en büyük rolü üstlenen isimlerden biri Doğan, çalıştayın psikiyatri hemşireliği eğitimi için çok faydalı olacağını vurguladı ve çalıştayın ilerleyen dönemlerde de sürdürüleceğini, eğitim yöntemlerini geliştirmekte çok önemli katkılar sağlayacağını söyledi.Prof. Dr. Selma Doğan, katılımları ve katkılarından dolayı psikiyatri hemşireliği eğitiminin duayen isimlerine teşekkür etti.Açılış konuşmalarının ardından söz alan, Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Ergoterapi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Arif Aktuğ Ertekin ve Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Konuk da çalıştayın psikiyatri hemşireliği eğitiminin gelişimi için çok yararlı sonuçları olacağı dile getirdi.Açılış konuşmalarının ardından başlayan panellerde psikiyatri hemşireliği eğitiminin uzmanları belirlenen konu başlıklarında sunumlar gerçekleştirdi.Prof. Dr. Çaylan Pektekin oturum başkanlığını yaptığı ve Prof. Dr. Perihan Güner’in katıldığı ilk panelde; "Psikiyatri Hemşireliği Eğitiminde Öğretim Yöntemleri" ele alındı.Hemşirelik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Selma Doğan, panelin sonunda Prof. Dr. Çaylan Pektekin ve Prof. Dr. Perihan Güner'e birer teşekkür belgesi takdim etti.Verilen aranın ardından geçilen ikinci panele Prof. Dr. Ayşe Özcan başkanlık etti ve Doç. Dr. Sevim Ulupınar; "Psikiyatri Hemşireliği Eğitiminde Ölçme Değerlendirme" başlıklı bir sunum gerçekleştirdi.Çalıştayda başlıklar halinde önemli konular ele alınacakKonferansın devam eden oturumlarında;* Psikiyatri Hemşireliği'nde Lisans, Yüksek Lisans ve Doktor Komisyonu Çalışmaları Paneli; Prof. Dr. Kadriye Buldukoğlu, Prof. Dr. Fatma Öz ve Prof. Dr. Besti Üstün tarafından* Psikiyatri Hemşireliği'nde Lisans Programının Büyük Gruba Sunulması ve Tartışması Paneli, Prof. Dr. Sevim Buzlu tarafından* Psikiyatri Hemşireliği'nde Yüksek Lisans Programının Büyük Gruba Sunulması ve Tartışması Paneli, Prof. Dr. Olcay Çam tarafından* Psikiyatri Hemşireliği'nde Doktora Programının Büyük Gruba Sunulması ve Tartışması Paneli, Prof. Dr. Nesrin Aştı tarafından* Psikiyatri Hemşireliği Uygulama Standartlarının Oluşturulması Ön Çalışmalarının Sunumu ve Tartışma Paneli, Doç. Dr. Nurhan Eren tarafından* Ruh Sağlığı ve Psikiyatri Hemşireliği Çekirdek Eğitim Programı Çalıştayı Sonuçlarının Tartışılması ve Genel Değerlendirme Paneli de Prof. Dr. Selma Doğan ve Doç. Dr. Fahriye Oflaz tarafından gerçekleştirilecek.

17 MAY 2017

Acil servislere akıllı sistem projesi ödül getirdi

Sağlıkta Parlak Fikirler Arıyoruz sloganıyla düzenlenen Geleceğin Sağlık Yöneticileri Yarışması'na katılan Üsküdar Üniversitesi öğrencileri Mehmed Burhan Topsöğüt ve Hasan Kutlu, birinci oldu. ‘Acil Servis Aşırı Kalabalıklığının Belirlenmesi, Azaltmak İçin Strateji Geliştirilmesi ve Çözümler, ASRİ Acil Servis Rağbet İşleyişi’ ismini verdikleri proje, en yaratıcı proje olarak birinci oldu.LİV Hospital’in düzenlediği yarışmada dereceye girenler, Sağlık ve Sigorta Yöneticileri Derneği (SASDER)'nin 11-14 Mayıs tarihlerinde Antalya'da düzenlenen 5. Ulusal Kongresi'nde açıklandı. Projede birinci olan Mehmed Burhan Topsöğüt ve Hasan Kutlu, kongrede ödüllerini aldı.Mesleki deneyimlerinden doğan projeUzun süredir acil serviste hemşirelik yapan Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Sağlık Yönetimi Yüksek Lisans Mehmed Burhan Topsöğüt ve Hasan Kutlu ikilisi, acil servislerde oluşan aşırı yoğunluk sebebiyle yaşanan sıkıntıları gözlemledi. Bu sorunun çok ağır sonuçlara neden olduğunu tespit eden Topsöğüt ve Kutlu, acil servisin maksimum kapasiteye ulaşmak üzere olduğunu tespit edip, servisin işlevsiz duruma düşmesine izin vermeden hastane yönetimini uyaran bir sistem geliştirdi.Temel amaç acil servisleri daha verimli hale getirmek Proje ile;Acil servislerin yoğunluk durumunu ölçmek,Acil servisin aşırı yoğunluğu ile olumsuz hasta bakım sonuçları arasındaki ilişkiyi belirlemek, Yoğunluk tahmini aracı ile erken uyarı sistemi ve kademeli merkezi kontrol sistemi kurmak, 112 ambulanslarını uygun acil servislere yönlendirmek amaçlanırken, proje ile aynı zamanda hastanelerin ve kurumların finansal açıdan kaybını en aza indirgemesi, faturalandırma işlemlerinde uygulanan hizmet ve malzeme kaybını da azaltmak amaçlandı. Proje ile temelde acil servislerin daha verimli halde kullanılması hedeflendi.Yoğunluk durumu renklerle ifade ediliyorTrafik lambalarındaki ışık sisteminden esinlenen Mehmed Burhan Topsöğüt ve Hasan Kutlu'nun ASRİ Sistemi'nde yeşil renk; normal işlevsel durumdaki acil servisi, sarı renk; uyarı durumundaki acil servisi ve kırmızı renk de alarm durumundaki acil servisi temsil ediyor. Sistem özellikle hastanelerin acil servislerine, acil hasta yetiştiren 112 ambulansları için hayati bir önem taşıyor, bu sistem sayesinde ambulanslar yoğun olduğu bilinen acil servis yerine daha az yoğun olan acil servise yönleniyor.Adım adım bilgilendirme ve istatistikSistem aynı zamanda sağlık sistemindeki yönetim kademelerine de yoğunluk konusunda düzenli bilgi akışı sağlıyor. Sistem önce hastane yönetimine daha sonra İl Sağlık Müdürlüğü ve İl Afet Koordinasyon birimine, son adım olarak da Sağlık Bakanlığı'na kadar bilgi akışı sağlıyor. ASRİ, aynı zamanda istatistiki bilgi hafızası olarak gelecekteki karar ve uygulamalar için de referans kaynağı oluyor.“Elimizi taşın altına sokmak istedik”ASRİ Sistemi öncesinde uzun bir süre gözlem ve araştırma yapan Mehmed Burhan Topsöğüt ve Hasan Kutlu, bu sistemi geliştirirken mesleki deneyimlerinden yararlandıklarını söyledi.Mehmed Burhan Topsöğüt; "Biz de bu sektörde uzun süredir bulunan sağlık çalışanları olarak elimizi taşın altına sokmak istedik. Bu konuda çok ciddi sorunlar yaşıyoruz. Çözüm üretmek istedik ve çok önemli bir başarıya imza attık. ASRİ sayesinde yoğunluk sorunu kaynaklı ortaya çıkan birçok problemi en aza indirmeyi hedefledik” dedi.Hedef tüm acil servisler! Bu projenin temel hedef kitlesi Türkiye’de bulunan kamu ve özel sektöre ait tüm acil servisler ve 112 komuta merkezleri olarak belirlendi.ASRİ, tedavi alacak hastalar için bekleme sürelerini kısaltılırken, potansiyel hasta girişlerinin erken belirlenerek acil servislere girişleri etkili bir şekilde yönetmek için bir dizi proaktif politika öneriyor. Bu sayede, hastaların acil servislere başvurmadan önce yoğunluğun oluşmasını bekleyen standart uygulama yerine, yoğunluğun ne zaman artacağını belirlemek ve önlem olarak, acil servisler kalabalık olmaya başlamadan önce hastaları yönlendiren öngörülere ulaşılıyor ve aynı sayıda hastaya hizmet verirken daha kısa gecikmelere sağlanıyor.Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Sağlık Yönetimi Yüksek Lisans Bölümü öğrencileri Mehmed Burhan Topsöğüt ve Hasan Kutlu birincilik ödülü olarak, burs ve para ödülü kazandı.

12 MAY 2017

Üsküdar Üniversitesinde gönüllü itfaiyecilik eğitimi

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Acil Durum ve Afet Yönetimi ile İş Sağlığı ve Güvenliği Önlisans Programları öğrencileri Gönüllü İtfaiyecilik Eğitimi aldı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı ve Üsküdar Üniversitesi işbirliği ile gerçekleştirilen eğitimde öğrenciler; gönüllü olarak kurtarma, yangına müdahale etme, trafik kazaları ve benzeri acil durumlarda itfaiyeye yardımcı olunması için gerekli eğitimi, gönüllü itfaiyeci eğitmenleri Orhan Sönmez ve Özdemir Günday tarafından aldı.Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Rüştü Uçan, Acil Durum ve Afet Yönetimi Program Başkanı Öğr. Gör. Jale Yazgan ile İş Sağlığı ve Güvenliği Program Başkanı Öğr. Gör. Gamze Kağan başkanlığında düzenlenen programda, 30 saatlik teorik eğitim verildi. Eğitim sonunda programa katılan öğrencilere sınav yapılarak, sınav başarısına göre yine bu etkinlik kapsamında Kocaeli Büyük Şehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı bünyesindeki Kocaeli KOBİTEM’de uygulamalı eğitim verildi.Başarıyla tamamlanan eğitimin ardından gönüllü itfaiyecilik eğitmenleri Orhan Sönmez ve Özdemir Günday’a Yrd. Doç. Dr. Rüştü Uçan ve Öğr. Gör. Gamze Kağan tarafından teşekkür amaçlı fidan belgesi ve hediye takdim edildi.

09 MAY 2017

Üsküdar Üniversitesi ilk ergoterapi sempozyumunu gerçekleştirdi.

Üsküdar Üniversitesi, yine bir ilke imza attı ve ilk Ergoterapi Sempozyumu'nu gerçekleştirdi. Otizm ve down sendromunu konu edinen sempozyumda, bu alanda yeni bir adım atmanın heyecanı yaşandı. Üsküdar Üniversitesi Çarşı Yerleşke Emir Nebi Konferans Salonunda gerçekleştiren sempozyuma, öğrencilerin katılımı oldukça yoğun olurken tam 21 enstrüman çalan otizmli gencin canlı performansı ise ayakta alkışlandı.  Sempozyum, Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı aynı zamanda Ergoterapi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Arif Aktuğ Ertekin’in açılış konuşmasıyla başladı.Aktuğ; "İlkini düzenlediğimiz bu önemli sempozyumda, her sene gündemimizi değiştirerek ve daha da büyüyerek sempozyumlarımıza devam edeceğiz.” dedi.Ergoterapi anlamlı bir amaç bütünüdürÜsküdar Üniversitesi Ergoterapi Bölümü 3. Sınıf öğrencisi Özge Özgenç’in ‘Ergoterapi Nedir?’ isimli sunumu ile devam eden sempozyumda, Özgenç ergoterapinin amacından bahsetti ve insanların yeteneklerini geliştirmede yardımcı olduğunu vurguladı.Kısa zamanda büyük değişimlerTürkiye’de ergoterapinin yeni bir alan olduğunu ama hızlı ve sağlam adımlarla ilerlediğini vurgulayan Üsküdar Üniversitesi Ergoterapi Böümü Öğretim Görevlisi Shahram Mohseni, ergoterapinin diğer danışmanlık hizmetlerinden farklı olduğunu, sadece danışmanlıkla kalmadığını, birebir yaşadığını belirtti.Mohseni; “Her anı sadece sözlü olarak değil, aynı zamanda fiili olarak da işliyoruz ve bu da kısa zamanda büyük değişimler görmemizi sağlıyor.” dedi. Sempozyumda müzik ziyafeti arasıGitarla beraber tam 21 enstrüman çalan genç bir otizmli, konferans salonunun havasını bir anda değiştirdi. Mini bir konser veren, gitar çalıp, şarkı söyleyen Rabia Aytek'e salondakiler de tempo tuttu. Otizmli Rabia Aytek'in gösterisi ile doğru eğitimin, tedavinin ve ilgili ailenin bu süreçte ki öneminin ve neler başarılabileceğinin kanıtı oldu.Yaptığımız her şeyi kognitif ile açıklıyoruzErgoterapi Bölümü Öğretim Görevlisi Zeynep Ağce de konuşmasında rahatsızlıkların tedavi sürecindeki dikkat dağınıklığına vurgu yaptı; “Yaptığımız her şeyi kognitif ile açıklıyoruz; konuşma, yürüme, yeme. Bunları farklı ve çekici eğitim yolları ile aşıyoruz." dedi.Üretmek için mesleki rehabilitasyonlara ihtiyaç varErgoterapi Bölümü Araştırma Görevlisi Esra Alan da; “Sağlıklı ve yararlı üretimler için mesleki rehabilitasyonlara ihtiyaç var” dedi. İşinden uzak kalmış ya da kaza sonucu sorumluluklarını yerine getiremeyen, yeni bir alana geçenlere mesleki rehabilitasyonlar üzerinde çalıştıklarını anlatan Alan, verimliliği artıracak bir uygulama olduğunu söyledi.Duyu bütünleme terapisi ana değil, yardımcı etmendirUzman Fizyoterapist ve Duyu Bütünleme Terapisti Aycan Akfidan bebeğin annesini emmesini, onunla iletişim kurmasını, denge sistemini, duyu bütünleme terapisi dahilinde inceleme süreçlerini aktardı.Sempozyumun kapanışından önce de katılımcılarla soru-cevap etkinliği düzenlendi.Konuşmacılara plaket ve takdir belgelerinin takdiminin ardından sempozyum sona erdi.

09 MAY 2017

Hemşirelik çok yönlü konuşuldu!

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi ve NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Hemşirelik Hizmetleri biriminin birlikte düzenlediği Hemşirelik Haftası etkinliklerinde, sağlık çalışmaları be hemşirelik hizmetlerinde tıbbi malpraktis ve sonuçları, psikiyatri kliniklerinde hatalı uygulamalar ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmada hemşirenin rolü başlıkları ele alındı. Üsküdar Üniversitesi Çarşı Yerleşke Emir Nebi Konferans Salonunda gerçekleşen etkinliğe, mesleğe adım atmak için gün sayan hemşire adaylarının ilgisi büyük oldu. Etkinlik, Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur’un ud çalarak söylediği keyifli şarkılar ve mini konserle başladı.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Başka meslekler hata yapabilir ama bir sağlıkçı hata yapmaz”Aktif hekimliğini sürdüren Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan açılış konuşmasında sağlık sektöründe çalışmanın çok önemli olduğunu, sağlık çalışanlarının mesleği uygularken çok dikkatli olması gerektiğinin altını çizdi; “Sağlık sektöründeki meslekler, vebali olan mesleklerdir. Diğer meslekler hata yapabilir belki ama bir sağlıkçı hata yapamaz.” dedi.Prof. Dr. Muhsin Konuk: “Siz öyle bir meleksiniz ki, insana annesinden sonra en yakın olansınız”Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Muhsin Konuk ise, hemşire adaylarını motive edici bir yaklaşım sergiledi ve “Siz öyle bir meleksiniz ki insana annesinden sonra en yakın olansınız” dedi.Prof. Dr. Haydar Sur: “Hemşirelikte hangi dalı seçerseniz, ona yoğunlaşın”Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur da, hemşirelik mesleğinin öneminden ve dallarından bahsetti, mesleğe adım atmaya hazırlanan hemşire adaylarına önemli tavsiyelerde bulundu, Sur; “Hemşirelikte hangi dalı seçmeyi düşünüyorsanız, eğitim döneminde ona yönelin.” dedi.Hemşireler bireylerin sağlığını koruma, güvenli, etkili ve kaliteli bir bakım ve rehabilitasyon sağlamada öncü bir role sahiptir diyen Hemşirelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Selma Doğan, ülkemizde bugün 152 binden den fazla hemşirenin görev yaptığını, sayının 2023 de 320 bin olmasını beklediklerini kaydetti. Doğan şunları dile getirdi:"Ülkemizde vakıf üniversiteleri dahil toplam 118 hemşirelik lisans programından yılda 10 bine yakın öğrenci mezun edilmektedir. Üniversitemizde hemşirelik programında lisans ve lisansüstü eğitimler sürmektedir. Bölümümüzde şu anda toplam 420 öğrencimiz lisans programında öğrenim görmektedir. Günümüzde tüm dünyada yaşlı birey sayısı ve kronik hastalıkların artması,  ailelerin bakımda zorlanmaları ve sağlık hizmet maliyetlerinin artması  hemşirelerin toplumda uzmanlaşmasını zorunlu hale getirmiştir. Bu anlamda, halen açık bulunan lisansüstü programlarımızın önemi artmaktadır. Üniversitemizde hemşirelik lisansüstü programlarda eğitimlerimiz devam etmektedir. Üsküdar Üniversitesi olarak, toplumun sağlığını geliştirmeye en iyi şekilde hizmet edecek hemşireler yetiştirmeye gayret ediyoruz. Bu yıl "sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmada hemşirenin rolü” teması işlenirken toplam 17 maddeden oluşan Sürdürülebilir kalkınma hedefleri dünyanın refahı, gönenci, barışını güçlendirmeyi, yoksulluk ve açlığın giderilmesini hedefleyen bir eylem planı olup 2015 yılında Newyorktaki Birleşmiş Milletler Zirvesinde  193 ülkenin imzasıyla kabul edilmiştir."Etkinlikte söz alan Avukat Nesrin Özkaya, Tıbbi Uygulamalardan Doğan Yasal Sorumluklar sunumuyla katılımcılara sağlık hukukun ne olduğunu, neden gerekli olduğunu, sosyal hayatı düzenleyen kuralları, normlar hiyerarşisini ele aldı, tıbbi uygulama kapsamında yasal sorumluluklara teorik açıdan genel bakışı, istatistik bilgiler üzerinden alınan örnek kararları anlattı ve mesleki tavsiyelerde bulundu.Uzman Hemşire Tülay Demiray ise, psikiyatri hemşireliğinde hatalı uygulamalar sunumuyla etkinliğe katıldı. Tülay Demiray sunumunda hemşirelik ve etik sorunların gelişim sürecinden, hemşirelik mesleğinin değerlerinden, hemşirelik yasalarından, etik ilkelerden bahsetti.Demiray, psikiyatri hemşireliğinde gözlem yapmanın hemşirelik için en önemli şey olduğunu vurguladı ve daha sonra hemşirelikte oluşabilecek hatalı uygulamalar için yapılanlar ve yapılabileceklere örnekler verdi.Etkinlikte son olarak Üsküdar Üniversitesi Hemşirelik Bölümü öğrencileri Kadir Yılmaz, Seray Uçar, Behriban Nurhaklı; “Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ve Hemşirenin Rolü” isimli bir sunum yaptı.

08 MAY 2017

Üsküdar Üniversitesinin şenliği çocukları coşturdu

 Üsküdar Üniversitesi hafızalara kazınacak özel bir çocuk şenliğine daha ev sahipliği yaptı. Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu ve Çocuk Gelişimi kulüplerinin ortaklaşa çalışmasıyla düzenlenen 3. Çocuk Şenliği keyifli saatlere sahne oldu. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı ve Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Nilgün Sarp'ın açılış konuşmasıyla başlayan şenlik; dans ve sahne gösteriyle devam etti.Eğlenceli müzikler eşliğinde dans eden çocuklar ve anne-babalar keyifli şovların ve tiyatro gösterilerinin tadını çıkardı.Sonrasında sahneye çıkan Tuzla Anadolu Lisesi Müzik Korosu şarkılarıyla şenliğe katılanları coşturdu.Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Ergoterapi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Arif Aktuğ Ertekin de, şenlik boyunca eğlenceli etkinliklerdeki yerini aldı.Verilen öğle yemeğe arasından sonra atölye çalışmalarına geçen çocuklar, hazırlanan oyun alanları ve ikramların tadını çıkardı; dans, gösteri, yüz boyama, kermes, balon şişirme, köpük savaşları, resim ve oyun etkinliklerine katıldı.Tüm gün sürek şenlik boyunca çocukların ve ailelerinin mutluluğu yüzlerinden okundu.Haydi Gülümset ve Benimle Oynar Mısın? Kulüplerinin de desteğiyle düzenlenen şenliğin sonunda çocuklara çeşitli hediyeler dağıtıldı.

01 MAY 2017

Prof. Dr. Nevzat Tarhan Sağlıkta Ortak Çözüm Toplantıları'na katıldı

 Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği'nin (OHSAD) 2017 Kurultayı kapsamında bu yıl 8'incisi düzenlenen 'Sağlıkta Ortak Çözüm Toplantıları' etkinliğinin önemli konuklarından biri Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan'dı. Antalya'nın Serik İlçesi'ndeki Belek Turizm Bölgesi'ndeki Sueno Hotels Deluxe'de düzenlenen etkinlikte Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur da bir konuşma yaptı ve panel moderatörlüğü görevi üstlendi.Türk Silahlı Kuvvetleri'nden Psikiyatrist Tabip Albay rütbesiyle emekli olduktan sonra NP İstanbul Beyin Hastanesi ve Türkiye'nin ilk sağlık temalı üniversitesi Üsküdar Üniversitesi'ni kuran Prof. Dr. Nevzat Tarhan, kurultaydaki konuşmasında uzun yıllara dayanan hekimlik, hastane yöneticiliği ve rektörlük tecrübelerini diğer özel hastane ve sağlık kuruluşu yöneticileriyle paylaştı.Katılımın yoğun olduğu buluşmada Tarhan merak edilen soruları da cevapladı.Kendilerine öncelikle kendi yaşadığı süreçlerden edindiği değerli mesleki bilgi ve deneyimlerini aktaran Tarhan, tüm katılımcılara çok çalışmayı ve azimli olmayı anlattı.Toplantıda Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur da bir konuşma yaparak alanla ilgili deneyim ve öngörülerini katılımcılarla paylaştı. 

30 NİS 2017

Çocuk Gelişimi ve Nörolojisi 2 gün süren Sempozyumda masaya yatırıldı.

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü ve Çocuk Gelişimi Derneği ortaklığıyla Çocuk Gelişimi ve Nörolojisi Sempozyumu düzenlendi. Sağlıklı gelişim için harekete geçin” teması ile gerçekleştirilen sempozyumda çocuk gelişimi alanında çalışan akademisyen, psikiyatrist ve psikologlar çocuk gelişimi ve nörolojisi ile ilgili sunumlarıyla iki gün boyunca ele alındı. Üsküdar Üniversitesi Altunizade Yerleşkesi Nermin Tarhan Konferans Salonunda bu yıl ilk kez gerçekleştirilen Çocuk Gelişimi ve Nöroloji Sempozyumu’nun teması “Sağlıklı Gelişim için Harekete Geçin” olarak belirlendi. Sempozyumda bir araya gelen akademisyen, psikiyatrist ve psikologlar çocuk gelişimi ve nörolojisi ile ilgili sunumlarıyla katkıda bulundu.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Sempozyum, çocuk gelişimi alanına önemli katkılar sunacak”Sempozyumun açılış konuşmasını video konferans ile gerçekleştiren Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 0-6 yaş arasında öğrenilen bütün bilgilerin insanın hayatında öğrendiği bilgilerden daha fazla olduğuna dikkat çekerek “Şu anda AR-GE odakları içerisinde sinirbilimin çalışmaları içerisinde çocuk beyni çok ilgi çekiyor. Çocuk beyni 0-6 yaş arasında nasıl gelişim gösteriyor, beynin duygular proses eden alanları nasıl çalışıyor, çocuk somut ve soyut kavramları nasıl öğreniyor? Bütün bunlar sinir biliminin önemli çalışmaları arasında yer alıyor. Çocukluk çağı travmaları ileri yaştaki ruhsal sorunların sebeplerinden birisi. Bütün bunları incelediğimizde çocuğun zihinsel gelişimi ve sosyal davranışı önemli bir alan oluşturuyor. Sosyal nörobilimin çocukla ilgili boyutları var. Tüm bunların bu sempozyumda konuşulmasının çocuk gelişimi alanında eğitim alanlar ve bu alanın uzmanları açısından çok yararlı olacağını düşünüyoruz” dedi.Prof. Dr. Nilgün Sarp: “Her şey anne karnından başlayarak 0-6’da, 0-18’de gizli”Üsküdar Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü Başkanı Prof. Dr. Nilgün Sarp, çocuğun dünyanın merkezi olduğunu belirterek “Çocuk gelişimcileri de çocukla ilgili branşların merkezinde. Bizsiz bir şey olmaz. Çocuğun gelişiminde okul öncesi dönem çok önemli.  Her şey anne karnından başlayarak 0-6’da, 0-18’de gizli” dedi. Toplum olarak çocukla ilgili pek çok sorunların yaşandığını hatırlatan Sarp, “Hala çocuk gelinler sorunu var, hala istismar sorunları var bunları görmezden gelemeyiz ama umudumuz var. Bu alanda güçlü yetişen çocuk gelişim uzmanları var, çocuk gelişiminin önemi giderek daha iyi anlaşılıyor” dedi.Halide İncekara: “Şehirleşmeyle beraber çocuk gelişimi uzmanlarının önemi artacak”Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı Halide İncekara da üç dönem milletvekilliği yaptığı mecliste çocukların sorunlarıyla ilgili önemli çalışmalara imza attığını belirterek “Biz üç araştırma komisyonunda çocuğun ana rahmine düşmesinden itibaren kamu yönetimi ve siyasetin çocuğa karşı sorumluluklarını irdelemek üzere üç araştırma komisyonu kurduk. İlkinde çocuklarda artan şiddet eğiliminin sebepleri, ikinci dönemde kayıp çocuklarımız, çocuklarımızın mağduriyetine sebep olan şartlar, üçüncü dönemde de özel yetenekli çocuklarımızı çalıştık.Bugün bu salonda olan genç arkadaşlarımız yarın hepimizin hayatına profesyonel olarak girecekler. Şehirleşmenin getirdiği profesyonelleşme bu. Şehirleşmeyle beraber çekirdekleşen ve yalnızlaşan ailenin çocuğuna bakmakta işi güçlenen anne ve babaya hepiniz destek vereceksiniz” diyerek çocuk gelişimi alanındaki eğitimin önemine dikkat çekti.Üsküdar Belediye Başkan Yardımcısı Zeki Bıyık da çocuk gelişiminin önemine değinerek Üsküdar Üniversitesini bu alandaki çalışmaları dolayısıyla kutladı.İrfan Sayar: “Yaratıcılık çocuk büyüdükçe köreliyor!”Sempozyumun ilk oturumuna kızı Zeynep ile beraber katılan Zihni Sinir karakterinin mimarı, karikatürist İrfan Sayar, “Zihni Sinir ile Yaratıcılık” başlıklı sunumunda yaratıcılığı “doğada var olan maddelerden yeni bir mana yaratmak” olarak tanımlayarak kızıyla beraber yaptıkları yaratıcı çalışmalardan örnekler sundu. Çocukların yaratıcılık gibi çok önemli özellikleri olduğunu belirten Sayar,“Bu özellik çocuk büyüdükçe köreliyor. Oysa yaratıcılığı canlı tutmamız gerekiyor.Rutin hayat yaratıcılığımızı yavaş yavaş köreltiyor. Hâlbuki insanın en temel özelliği olan bu yaratıcı özelliği canlı tutmak gerekiyor. Ne yapmamız lazım? Hayata farklı açılardan bakma testleri yaparak kendimizde zaten var olan o yaratıcı özelliği yeniden ön plana çıkartabiliriz” tavsiyesinde bulundu.Prof. Dr. Kalbiye Yalaz’ın moderatörlük yaptığı “Beyin ve Mental İyi Oluş” başlıklı panelde ise Üsküdar Üniversitesi Psikoloji Bölümünden Doç. Dr. Tayfun Doğan “Çocuklarda Mental İyi Oluş ve Yaşam Kalitesi” başlıklı sunumunda son yıllarda önemi anlaşılan pozitif psikolojinin hastalıklardan öte bireyin iyi oluşunu, mutluluğunu ve yaşam kalitesini ön planda tutan bir alan olduğunu söyledi.Doç. Dr. Tayfun Doğan: “Tam bir iyilik halinde olması gerekiyor”Dünya Sağlık Örgütü’nün sağlığı tanımlarken sadece hastalık ve sakatlık olmayışı değil fiziksel ruhsal ve sosyal açıdan tam bir iyilik hali olarak tanımladığını vurgulayan Doç. Dr. Tayfun Doğan, “Çocukta hastalığın olmaması onun iyi olduğunun göstergesi değildir. Fiziksel açıdan iyi olacak, sosyal açıdan tam bir iyilik hali içinde olması gerekiyor.Mental sağlık dediğimizde birey belli yeteneklerinin farkında olacak, stresle baş etmeyi bilecek, iş yaşamında üretken ve faydalı olacak ayrıca topluma bir katkı yapacak. Mental iyi oluş dediğimiz şey mutluluk konusudur. Çocuğun mutlu olması, psikolojik iyi oluşunun yerinde olması mental iyi oluşla alakalıdır” dedi.Doç. Dr. Tayfun Doğan: “Çocuk büyüdükçe iyi oluş düzeyi düşüyor”Çocuğun mindfullnes denilen farkındalık halinin yetişkinlere oranla çok yüksek olduğunu belirten Doğan, “Çünkü çocuk geçmişi ya da geleceği çok fazla düşünmüyor. Yani yaşadığı anda hissettiği olumlu duygular ve keyif gibi duygulara odaklanıyor. Kendine yönelik düşünceleri negatif değildir çünkü hiçbir çocuk bedeninden ve dış görüntüsünden rahatsızlık duymaz. Çocuklar büyüdükçe iyi oluş düzeyleri düşüyor” dedi.Güvenli bağlanma geleceğini etkiliyorBebeklik döneminde yaşanan güvenli bağlanmanın önemine işaret eden Doğan, “0-2 yaş arası çok önemli. Anne ya da anne yerine geçen kimse çocuğun onunla ilişkisinin çok önemli olduğunu biliyoruz. Bugün psikolojide bağlanma konusu en popüler konulardan birisidir ve biz pek çok konuyu bağlanma konusuyla açıklarız. Bireyin ilerdeki evlilik ilişkilerinden iş yaşamına, depresyona girip girmemesine kadar pek çok konu bugün bağlanma konusuyla ilişkilendiriliyor. Özellikle 0-2 yaş arasında anne ile bebek arasındaki ilişkidir. Bu dönemde güvenli bağlanma sağlanmış ise ileride de ilişkilerini doğrudan etkiliyor. Eş seçimini ve ruhsal durumunu doğrudan etkileyebiliyor. Çocuğun bu dönemde kendini güvende hissetmesi, ihtiyaçlarının karşılanması önemli, sevgi şefkat gösterilmesi, annesinin ona dokunması çok önemli. Bunlar olmazsa güvensiz bağlanma ortaya çıkıyor bu da ilerleyen yaşamda ciddi problemler oluşturuyor” diye konuştu.Prof. Dr. Ahmet Altındağ, “Çocukta Beyin Gelişiminde Anne Babalara Öneri” başlıklı sunumunda özellikle dijital cihazların kullanımının 5 yaşına kadar engellenmesi gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Banu Anlar, “Beyin Gelişimini Görerek İnceleyelim” başlıklı sunumu ile beyin görüntüleme alanındaki gelişmelere değinirken; Prof. Dr. Kalbiye Yalaz tarafından “Erken Tanı ve Yöntemlerinin Önemi” başlıklı bir konferans verildi.“Çocuğun Nörolojik Gelişimi” başlıklı panelde ise Prof. Dr. Banu Anlar moderatörlük yaparken Doç. Dr. Gülşen Köse, Prof. Dr. Güler Cimete ve Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay panele konuşmacı olarak katıldı.Sempozyumun ikinci gününde ise Prof. Dr. Türker Kılıç “Yaşam Algımızı Değiştirebilecek Önemde 3 Bilimsel Gelişme” başlıklı sunumuyla yer aldı.Üsküdar Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Defne Kaya’nın moderatörlük yaptığı "Gelişimsel Bakış Açısı ve Disiplinler Arası Yaklaşımlar” panelinde Prof. Dr. Nermin Aral, “Neden Çocuk Gelişimi”, Dr. Bülent Madi ise “Çocukta Gelişim Desteği ve Multidisipliner Yaklaşımlar” başlıklı sunumlarıyla panelist olarak bulundu.Prof. Dr. Nilgün Sarp ve NPİSTANBUL Beyin Hastanesinden Nöroloji Uzmanı Prof.Dr. Oğuz Tanrıdağ, “ Dil ve Beyin”  başlıklı sunumları ile katıldı.Sunumların ardından ise Sanat Atölyeleri altında gerçekleştirilen workshoplara katılan Sanat Terapisi Atölyesi- Uzm. Emine Bauer, Bütünleştirilmiş Eğitim ve BEP Atölyesi’nden Uzm. Funda Korkusuz Poyraz, Uzm. Aysu Karaca, Uzm. Elif Ceren Kaya, Dram Atölyesi’nden ise Öğr. Gör. Gaye Göklü önemli paylaşımlarda bulundu.

25 NİS 2017

Prof. Dr. Haydar Sur: “Cinsellik konuşmak utanılacak bir olgu değil”

Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonu Sağlık Bilimleri Fakültesi'nin Ebelik Haftası kapsamında düzenlediği “Güvenli Cinsellik” seminerine ev sahipliği yaptı. Prof. Dr. Haydar Sur “Cinsellik konuşmak utanılacak bir olgu değil, aksine konuşulmaması bazı şeylerin yanlış öğrenilmesine ve hastalıklara yol açabilecek büyük bir tehlike” dedi. Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur’un açılış konuşmasıyla başlayan programın diğer konuşmacıları Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Ergoterapi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Arif Aktuğ Ertekin, Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Güler Cimete ve Üreme Sağlığı Eğitimcisi Nurşen Kambur’du.Prof. Dr. Haydar Sur’un “cinsellik konuşmak utanılacak bir olgu değil, aksine konuşulmaması bazı şeylerin yanlış öğrenilmesine ve hastalıklara yol açabilecek büyük bir tehlike” cümleleri ile başlayan seminer de Sur, cinsellikle ilgili konuların ehli kişilerle dinen de bilimsel olarak da konuşulması gerektiğinin üzerinde durdu.Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Ergoterapi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Arif Aktuğ Ertekin kadınların ve erkeklerin genital sistem anatomisi üzerinde durarak çalışma sistemlerinden ve farklılıklarından bahsetti. Erkek sisteminde işlerin biraz daha basit, kadınların sistemininse oldukça komplike olduğuna değinen Ertekin, sünnetli erkeklerin daha sağlıklı olduğunu hatta sünnetli erkeklerin eşlerinin de sağlık açısından daha güvende olduğunu açıkladı.Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Güler Cimete, “cinsel ilişki sorumluluk isteyen bir deneyimdir ” dedi.  Nurşen Kambur da gebelikten korunma yolları ve güvenli cinsel ilişkiye dair bilgiler verdi.

24 NİS 2017

Üsküdar Üniversitesinde 23 yeni bölüm ve program açıldı!

Davranış bilimleri ve sağlık alanında Türkiye’nin ilk tematik üniversitesi olan Üsküdar Üniversitesinde yeni bölümler açıldı. Yeni bölümler arasında Çizgi Film ve Animasyon, Adli Bilimler, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler(Türkçe) ile Yazılım Mühendisliği bulunuyor.Davranış bilimleri ve sağlık alanında Türkiye’nin ilk tematik üniversitesi olan Üsküdar Üniversitesi, 4 fakülte, 5 enstitü ve 1 meslek yüksekokulu bünyesinde yeni bölümler açtı.İletişim Fakültesi’nde Çizgi Film ve Animasyon Bölümü, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi’nde Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü(Türkçe),  Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi’nde Adli Bilimler(Türkçe), Kimya-Biyoloji Mühendisliği (İngilizce), Yazılım Mühendisliği (İngilizce) bölümleri açıldı.Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde Ortez Protez ve Perfüzyon bölümleri açılırken Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) bünyesinde, Çevre Sağlığı, Çocuk Koruma ve Bakım Hizmetleri, Denizci Sağlığı, Evde Hasta Bakımı, Laboratuvar Teknolojisi, Nükleer Teknoloji ve Radyasyon Güvenliği, Sağlık Bilgi Sistemleri Teknikerliği, Sosyal Güvenlik, Otopsi Yardımcılığı bölümleri açıldı.SHMYO açılan ikinci öğretimler ise Ağız ve Diş Sağlığı, Biyomedikal Cihaz Teknolojisi, Eczane Hizmetleri, Gıda Teknolojisi, Tıbbi ve Aromatik Bitkiler bölümleri oldu.Sağlık Bilimleri Enstitüsünde ise; Dil ve Konuşma Terapisi (Tezli) Programı açıldı.

24 NİS 2017

Milli basketbolcu Semih Erden: “Fizyoterapist ile kurulan diyalog iyileşme sürecini hızlandırıyor”

Üsküdar Üniversitesi, Türkiye Spor Yaralanmaları Artroskopi ve Diz Cerrahisi Derneği, Türkiye Spor Hekimleri Derneği ve Spor Hukuku Enstitüsü ortaklığında düzenlenen sempozyuma katılan milli basketbolcu Semih Erden, bir sporcu için rehabilitasyon döneminin ve rehabilitasyon uzmanının çok önemli olduğunu söyledi. Yaklaşık iki ay önce sol omuzundan bir operasyon geçiren Semih Erden, sporcunun fizyoterapisti ile kuracağı diyaloğun iyileşme sürecine önemli katkılar sağladığını söyledi.Üsküdar Üniversitesi Kuzey Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonunda düzenlenen ‘Spor Yaralanmalarında Farklı Bakış Açılarıyla Güncel Tedavi ve Rehabilitasyon Yaklaşımları- II’ Sempozyumu,  milli basketbolcu Semih Erden, basketbol hakemi Erşan Kartal ve fizyoterapist Mustafa Çetintaş’ı ağırladı.Sempozyum Başkanı Prof. Dr. Tahsin Beyzadeoğlu’nun moderatörlüğünü yaptığı “Spor Yaralanmaları ve Medya” başlıklı oturumda fizyoterapist ve sporcu ilişkisi konuşuldu.Milli basketbolcu Semih Erden: “Fizyoterapistin rolü çok önemli”Milli basketbolcu Semih Erden, sporcunun hayatında fizyoterapistin özel bir yeri olduğunu söyledi.  Fizyoterapi uzmanı Mustafa Çetintaş ile yaklaşık 13 yıldan bu yana beraber çalıştıklarını, hayatında çok önemli bir rolü olduğunu belirterek “Çünkü siz bizi sadece ekranlardan takip ediyorsunuz oysa bunun bir de perde arkası var.  Gerçekten çok zahmetli ve sabır gerektiren bir iş, yaklaşık iki ay önce omuzdan bir ameliyat oldum. Ameliyatım çok başarılı geçti fakat bu ameliyattan sonraki en büyük süreç Mustafa ile benim aramdaki süreç. Mustafa ile her gün pazartesinden cumartesiye kadar günde 3-4 saat görüşüyoruz. Buradaki amaç bu omuzu eski performansına geri döndürebilmek. Mustafa ne kadar beni bu işe motive edebilecek, ben Mustafa’dan ne kadar alabilirim aslında bu biraz da hastaya bağlı. Çünkü siz ne kadar bu işe kendinizi adarsanız bunun yanıtıını o derece alırsınız” diye konuştu.Adamlar nasıl sıçrıyor diye bakıyoruz! NBA’deki sağlık uygulamalarından da örnekler veren Erden, “Filipinler’den ABD’ye döndüğüm dönemde Oklahoma’da bütün sağlık ekibi beni bekliyordu. Beni uçaktan aldılar, hastaneye kadar götürdüler. Check-up’tan diğer tetkiklere kadar baktılar. Ertesi gün de antrenman salonlarına gittim, inanılmaz bir yer yapmışlar ve iki antrenman alanını bölmüşler, her 10 metrede farklı çalışmalar yaptım, ail tendonundan saçımın çıktığı yöne kadar baktılar. Sonra oturup şunu söylüyoruz; adama bak nasıl sıçrıyor diyoruz. Onların yaptığı küçük kas gruplarını çalıştırmak. Tabi pekçok olanakları var bizim elimizde olmayan, aletlerinden cihazlarına kadar..” dedi.Hakem Erşan Kartal tedavi sürecini anlattıBasketbol hakemi Erşan Kartal da yaklaşık 5 ay önce Darüşşafaka Doğuş – Muratbey Uşak maçında yaşadığı kazayı ve tedavi sürecini anlattı. Ön çapraz bağ ameliyatı geçirdiğini belirten Kartal, sonrasında 5 hafta fizyoterapi gördüğünü, bu dönemde hastanın bilgilendirilmesinin önemine işaret etti.Prof.Dr. Tahsin Beyzadeoğlu: “Fizyoterapist şifa veren eldir”Prof. Dr. Tahsin Beyzadeoğlu da fizyoterapistin anatomi ve kas iskelet sistemi bilgisinin çok iyi olması gerektiğini belirterek “Doktorla koordineli bir şekilde hastayla iyi diyalog kurması gerekiyor. Burada okuduğumuz süreçte üniversiteden bilgi alırız. Hayat üniversiteden sonraki süreçte başlıyor çünkü tüm sertifika ve kurs programlarına katılarak el becerilerinizi geliştirmeniz gerekiyor. Ben cerrahım iyi el kötü el denir, aynı şey fizyoteraide de vardır. Şifa veren elsiniz bunu da okul sonrası geliştireceksiniz” tavsiyesinde bulundu.Fizyoterapist Mustafa Çetintaş: “Dokunarak tedavi ediyoruz”Fizyoterapist Mustafa Çetintaş ise fizyoterapistlerin manuel olarak kendini geliştirmesi gerektiğini ifade ederek “Çünkü bizim hastayla iletişim kurduğumuz ilk yer hastaya ilk dokunduğumuz an. Sporcular da söylüyor, elektroterapi evet önemli ama manuel terapi çok önemli. Hastanın ağrısını ne kadar dokunarak minimalize edersek o kadar başarılı oluruz” dedi. Çetintaş, sporcularda fonksiyonel egzersizlere yönelmek gerektiğini ve vurguladı.

21 NİS 2017

Spor Yaralanmaları Sempozyumu başladı.

Üsküdar Üniversitesi, Türkiye Spor Yaralanmaları Artroskopi ve Diz Cerrahisi Derneği, Türkiye Spor Hekimleri Derneği ve Spor Hukuku Enstitüsü ortaklığında düzenlenen sempozyumda “spor yaralanmalarına dair her şey” konuşuldu. Sempozyumda vurgulamak istedikleri en önemli şeyin yeni tedavi yöntemleri olduğunu belirten Sempozyum Başkanı Doç. Dr. Defne Kaya, “Bir sporcu spora başlarken o branşa uygun olup olmadığı belirlenmeli. Sporcuların branş seçiminde antrenör tecrübeleri önemli ancak artık geride kaldı. Teknolojinin de yardımıyla bazı analizler yaparak kişiyi doğru spora yönlendirmemiz mümkün” dedi. Sempozyumun ilk gününe radyo programcısı ve spor yazarı Yetkin Etkin katılırken; milli basketbolcu Semih Erden de yarınki konuklar arasında yer alacak.Üsküdar Üniversitesi Kuzey Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonunda düzenlenen ‘Spor Yaralanmalarında Farklı Bakış Açılarıyla Güncel Tedavi ve Rehabilitasyon Yaklaşımları- II’ Sempozyumu programının açılış konuşmasını Üsküdar Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Defne Kaya, Prof. Dr. Tahsin Beyzadeoğlu, Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur ve Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Zelka yaptı.Doç. Dr. Defne Kaya: “Eski yöntemleri kenara bırakarak yeni gelişmeleri izlemek gerek”Sempozyum Başkanı Doç. Dr. Defne Kaya, sempozyumda en çok vurgulamak istedikleri konunun yeni tedavi yöntemleri olduğunu belirterek “Günümüzde spor yaralanmaları sporcular ve takımlar için çok önemli bir bütçe. Bir oyuncunun sahadan birkaç hafta hatta birkaç gün bile ayrı kalması çok büyük bir maddi kayıp hem sporcu için hem takımlar için. O nedenle eski yöntemleri bir kenara bırakarak dünyada nasıl gelişmelerin olduğunu izlememiz lazım. Bu sempozyumun en göz alıcı kısmı bu, yeni değerlendirme ve tedavi yöntemleri. Bu sene en çok görülen yaralanmalar ve en çok problem görülen eklemleri ele aldık. Üç tane spor hekimimiz var, sporcu nasıl değerlendirilir, değerlendirmelerde en önemli şey nedir bunları tartışacağız. Sahalarda en çok görülen ani kalp durmaları yüzünden sporcular yaralanabiliyor, hatta ölümle sonuçlanan olaylar yaşanıyor. Onları tartışacağız” dedi.Kaya: “Sporcunun branş seçiminde antrenör tecrübeleriyle seçim artık geride kaldı!”Bir sporcunun o branşa uygun olup olmadığının bilinmediğini, sporcu yaralanmalarının da oluşmasında bunun da etkisi olduğunu ifade eden Doç. Dr. Defne Kaya, “Özellikle çocukluk çağlarında spora yönlendirilen çocuklarda branş seçimini antrenörlerin tecrübelerine bırakıyoruz. Bacaklarına bakarak koşabileceğini söylüyoruz oysa bundan geçeli çok oldu. Elbette antrenörlerin tecrübeleri ve bakış açıları çok değerli bize çok şey katıyor ama artık teknolojinin de yardımıyla bizim bazı analizler yaparak çocuğu doğru spora yönlendirmemiz lazım. Mesela heyecanlı bir maça çıkmaya kalbi çok uygun olmayabilir ama biz onu belki de futbolcu yapacağız. Çok yükselecek, kas-iskelet sistemi buna çok uygun olacak ama bir gün Allah korusun maçın ortasında kalp durmasıyla hayatını kaybedecek. Mesela Arda Turan için çok iyi bisikletçi olabileceğini söylüyorlar kalça pozisyonu nedeniyle ama o senelerdir kalça ağrısıyla futbol sahalarında. Sempozyumda benzer konuları tartışacağız” dedi.Sporcu yaralanmalarında yeni tedavi yöntemi: Kök hücreSpor yaralanmalarının tedavilerinde yenileyici tıp, kök hücre tedavilerine doğru gidildiğini belirten Doç.Dr. Defne Kaya, “Ameliyat olmadan, biz dokuyu normal seyrinde iyileştirelim, fizik tedavi de o yönde gidiyor. Artık bilinen fizik tedavi yöntemleri de ortadan kalktı, bu sempozyumda işte o yeni yöntemleri vurgulayacağız” dedi.Üsküdar Üniversitesinin yeni bir fizik tedavi merkezi kurduğunu belirten Doç.Dr. Defne Kaya, “Burada Sporcu Sağlığı Merkezimiz olacak. Bu nedenle biz kendimizi de yenilemek istedik, kendi bakış açımızla başka bakış açılarını bir araya getirmek istedik” dedi.Prof.Dr. Tahsin Beyzadeoğlu: “Hekimler ve fizyoterapistler açısından yol gösterici olacak”Sempozyum Başkanı Prof. Dr. Tahsin Beyzadeoğlu ise sporun her geçen gün hem yapan kişi sayısının artması hem de toplumun çok farklı spor dallarına ilgisinin arttığını belirterek sempozyumun hekimler ve fizyoterapistler için yol gösterici olacağını söyledi. Prof .Dr. Tahsin Beyzadeoğlu, şunları söyledi:”Sporcu yaralanmaları hem profesyonel hem amatör sporcuların karşılaşabilecekleri bir olay. Dolayısıyla bu yaralanmaların tedavisinde farklı tıp disiplinleri ve branşları yardımcı olmaktadır. Bunların en başına da ortopedi ve travmatoloji uzmanları ve kas iskelet sistemiyle ilgilenenler gelmekte. Fizyoterapistler de gerek ameliyatsız tedavilerin yönlendirilmesinde gerek ameliyat sonrası rehabilitasyon aşamasında ortopedi ve travmatoloji uzmanlarının el ve ayağı olmaktadır. Bugün burada düzenleyeceğimiz sempozyumuzda hem hekimlerin hem fizyoterapistlerin bir arada olduğu, son derece yoğun katılımlı, 500 kişinin katılımıyla gerçekleşen, ilgi gören, bilimsel konuların seçildiği bunun yanında sosyal ve hukuki yönlerinin değerlendirileceği bir sempozyum olacak. Sempozyumun sağlık profesyonelleri tarafından takip edilmesi de çok önemli. İnsanımıza düzgün modern ve kaliteli sağlık hizmetinin sunulması açısından yararlı olacaktır”Spor yaralanması nedeniyle liglerden çekilen eski bir voleybolcu olduğunu belirten Prof. Dr. Haydar Sur da bu alandaki yenilikler ve yeni tedavi yöntemleri sayesinde sporcuların spor hayatlarının kesintiye uğramayacağını, bu nedenle sempozyumun çok önemli olduğunu ifade etti.Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Mehmet Zelka da Sağlık Bilimleri Fakültesinin Üsküdar Üniversitesinin amiral gemisi olduğunu belirterek araştırma ve geliştirme faaliyetine ağırlık verdiklerini, geçen yıl sadece 119 bilimsel etkinlik gerçekleştirdiklerini söyledi. Prof.Dr. Zelka, bilimsel alanda yapılan bu çalışmaların katma değerinin çok önemli olduğunu belirterek sempozyumun da verimli geçeceğine önemli sonuçlar getireceğine dikkat çekti.Talus kemiği, hasarları ve tedavi yöntemleri konuşulduAçılış konuşmalarının ardından sempozyuma geçildi. “Basketbol Oturumu: Talus” başlıklı oturumda Doç. Dr. Mehmet Emin Erdil ve Doç.Dr. Zübeyir Sarı moderatörlük yaptı. Doç. Dr. Semih Ayanoğlu, Doç.Dr. Kaan Irgıt,  Doç.Dr. Mehmet Emin Erdil ve Uzman Fzt. Mesut Selami, Talus kıkırdak hasarlarına ilişkin sunumlarını yaptı.Türkiye Spor Hekimleri Derneği Oturumunda ise “Spora Katılım Öncesi Sağlık Durum Değerlendirmesi” ele alındı. Prof. Dr. Ferda Dokuztuğ Üçsular ve Doç. Dr. Defne Kaya’nın moderatör olduğu oturumda Uzm. Dr. Şensu Dinçer, Uzm. Dr. Sertaç Yakal ve Uzm. Dr. Ömer Batın Gözübüyük “kas – iskelet sistemi, kardiyak değerlendirilmesi ve sporcu EKG’sı nasıl yorumlanmalı” konularına değindi.Spor yazarı Yetkin Etkin de katıldıSempozyumun konukları arasında radyo programcısı ve spor yazarı Yetkin Etkin de yer aldı. “Yetkin Etkin İle Canlı Canlı Spor” başlıklı özel oturum gerçekleştirildi.Sempozyumun bir diğer oturumu “Futbol Oturumu: Labrum” oldu. Prof.Dr. Mehmet Aşık ve Prof. Dr. İbrahim Tuncay’ın moderatör olduğu oturumda Op. Dr. Gökhan Polat, Prof. Dr. İbrahim Tuncay, Prof.Dr. Mehmet Aşık ve Öğr. Gör. Uz.Fzt. Çetin Sayaca  “kalça sıkışma sendromu ve labral yırtıklar” üzerinde durdu.Sempozyuma katılan Prof. Dr. Gül Baltacı, “Spor Rehabilitasyonu Nereye Gidiyor?” başlıklı özel oturumda bir konuşma yaptı.Süper Sporcu Olunur mu, Doğulur mu, Yapılır mı?Sempozyumun ilginç başlıkları arasında yer alan “Süper Sporcu Olunur mu, Doğulur mu, Yapılır mı?”  başlıklı oturumda Üsküdar Üniversitesinden genetik uzmanı Doç. Dr. Korkut Ulucan, “Süper Sporcu Doğululur mu?” başlıklı konuşmasında genetik bakışı ele aldı.Yrd. Doç.Dr. Aylin Büyükkaragöz, beslenme açısından Ecz. Ayşegül Birlik ise farmakolojik açıdan değerlendirmelerde bulundu.Sempozyumun ilk günü “spor rehabilitasyonunda özel teknikler ve teknolojiler” başlıklı oturumla sona erdi. Üsküdar Üniversitesinden Yrd. Doç. Dr. Yıldız Erdoğanoğlu, “spor rehabilitasyonunda sanal ve artırılmış gerçeklik” başlıklı sunumuyla katıldı.Sempozyumun ikinci gününde ise Üsküdar Üniversitesi’nden Prof. Dr. Sinan Canan, “Sporcu Beyni” başlıklı açılış konuşmasını yaptı. Sempozyumun ikinci gününe milli basketbolcu Semih Erden de katıldı. Sempozyumun son gününde spor ve hukuk konularına da değinildi.

21 NİS 2017

Modern Bir Bilim Olarak Psikoloji

Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Kulübü tarafından düzenlenen Modern Bir Bilim Olarak Psikoloji etkinliğinin bu hafta ki konuğu Yrd. Doç. Dr. Meltem Narter'di. Narter, konuşmasında modern psikoloji tanımını yaptı, konuyla ilgili detaylı bilgiler verdi.Psikolojiyi var eden davranıştır diyen Yrd. Doç. Dr. Meltem Narter; "Geçen zaman ile birlikte sosyoloji ve psikoloji değişim göstermekte. İnsanlar yazmaya, çizmeye, ritim tutmaya başladığından beri kendileriyle alakalı şeyleri merak etmeye başlıyorlar. İngilizlerin test etmeden yapamazsın dedikleri fikirleri var. Bir de olgular olmadan bir şey yapamazsın diyen pozitivizm var. Psikoloji dediğimiz şey insanların çözümsüz görünen soyut bilgilere verilen çözüm yolu gibi görünüyor. Böyle olmamalı. Psikoloji bir sistem önerir. İnsan duyuları tarafından kendi yaşadığı kültürel özelliğe göre davranan ve bu davranışları topluma yansıtan varlıktır. Psikolojinin en büyük yararı şu olabilir, bir insanın bazı durumlarda bazı işleri yapabilme becerisine itmeniz gerekiyor. Mars'a su bulmaya giden bilim sistemi uzun serüvenler içinde gelmiştir, gelişmiştir. İnsanoğlu için psikoloji bir laboratuvarla başlayıp, insan davranışını devam ettiren bilim dalıdır. Psikoloji her şeyi çözmüş bir şey değildir."  dedi.

21 NİS 2017

İş Sağlığı ve Güvenliği alanından yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri konuşuldu.

Bu yıl 5. kez düzenlenen “Türkiye'de İş Sağlığı ve Güvenliği Alanından Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Önerileri” Sempozyumu, Üsküdar Üniversitesinin işbirliğinde Yıldız Teknik Üniversitesinde yapıldı. Alanda yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri önemli isimlerin katılımıyla tartışıldı. Sempozyumunun açılış konuşmalarını, Yıldız Teknik Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Uğur Buğra Çelebi, Yıldız Teknik Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yücel Şahin ve Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilgün Sarp yaptı.Paneller şeklinde düzenlenen sempozyumda, konunun uzmanı çok sayıda akademisyen söz aldı ve iş sağlığı ve güvenliği alanında devam eden çalışmaları paylaştı.Sempozyuma Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Rüştü Uçan da katıldı.

20 NİS 2017

Otizmli çocuklardan keyifli saatler

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi bölümü tarafından düzenlenen otizm etkinliğinde renkli ve eğlenceli saatler yaşandı. Otizmli bir öğrencinin başarılı bir şekilde sunuculuk yaptığı programda “Gökkuşağı Sesi” adlı müzik grubunun gösterisi ilgiyle izlendi.Üsküdar Üniversitesi, Nisan ayı Otizm farkındalık etkinlikleri kapsamında bir etkinliğe ev sahipliği yaptı.Üsküdar Üniversitesi Çarşı Yerleşkesinde Bağcılar Lokman Hekim Özel Eğitim Uygulama Merkezi öğrencileri ve öğretmenleri tarafından otizmle ilgili duyarlılığının arttırılması ve farkındalık oluşturulması amacıyla bir program gerçekleştirildi.Otizmli bir öğrencinin başarılı bir şekilde sunuculuğunu yaptığı programda Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nilgün Sarp ve Bağcılar Lokman Hekim Özel Eğitim Uygulama Merkezi Müdürü Nasuh Deveci  birer konuşma yaptı.Bağcılar Lokman Hekim Özel Eğitim Uygulama Merkezi öğretmenlerinden Cem Taştemir’in otizm hakkında bilgi verdiği programın devamında keyifli bir müzik şöleni gerçekleştirildi.Duygularını müzikle ifade etmekten ne kadar çok mutlu olduklarını hissettiren, ritm ve ritm aletleriyle bütünleşen "Gökkuşağı Sesi" adlı müzik grubunun gösterisi, Üsküdar Üniversitesi akademisyenleri, öğrencileri ve tüm katılımcılar tarafından büyük ilgi gördü.Çocuk Gelişimi bölümü öğrencileri tarafından hazırlanan hediyelerin çocuklara sunulmasıyla sona eren programın ardından beraber öğle yemeği yenildi.

19 NİS 2017

2. İş Sağlığı ve Endüstride Proses Güvenliği Sempozyumu

Üsküdar Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi, Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Koordinatörlüğü ve Gebze Teknik Üniversitesi tarafından birlikte organize edilen 2. İş Sağlığı ve Endüstride Proses Güvenliği Sempozyumu yoğun ilgi gördü. Amacı Büyük Endüstriyel Kazaların önlenmesi ve zararlarının azaltılması için Proses Güvenliği Yönetimi kavramını tartışmaya açmak ve ülkemizdeki gelişimine katkıda bulunmak olan sempozyumun açılış konuşmasını Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur yaptı.Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Rüştü Uçan da, iş sağlığı ve endüstride proses güvenliğiyle ilgili olarak mevcut durumu ve olması gerekenlerin ele alındığı programda Üsküdar Üniversitesinin standı da yoğun ilgi gördü.Sempozyumda en dikkat çekici açıklamalardan biri de gelişmiş ülkelerde sıfır ölümlü iş kazası vizyonu oluştuğu, ancak ülkemizde maalesef güvenlik önlemlerinin uygulanmasında zafiyet görüldüğü için ölüm oranının yüksek olduğu şeklinde yapılan açıklama oldu. En büyük zararın can kaybı olduğu vurgulanırken iş kazalarıyla buna bağlı oluşan meslek hastalıklarının da hazinede çok büyük bir yük oluştuğu vurgulandı.

18 NİS 2017

Sağlık öğrencileri önlüklerini giyerek mesleğe ilk adımı attı

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi öğrencileri önlük giyme töreniyle hayallerini kurdukları mesleğe ilk adımı atmanın mutluluğunu yaşadı. Fakülte hocaları ve aileleri bu mutlu ve önemli günde öğrencileri yalnız bırakmadı, beyaz önlüğe kavuştukları anı ölümsüzleştirdi. Öğrencilerin heyecanı ve mutluluğu da yüzlerinden okundu.  Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonu'nda düzenlenen törenin açılış konuşmasını yapan Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur, öğrencilerin kutsal ve çok önemli bir göreve ilk adımı attıklarını ve toplum sağlığını en üst seviyede tutmak için hayatlarının geri kalanında mücadele etmeleri gerektiğini söyledi.Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Zelka da bu özel günde Sağlık Bilimleri Fakültesi öğrencilerini yalnız bırakmadı ve yaptığı konuşmada öğrencilere mesleki hayatlarında başarılar diledi.Düzenlenen törende Beslenme ve Diyetetik Bölümü öğrencileri, Prof. Dr. Mehmet Zelka, Prof. Dr. Haydar Sur, Yrd. Doç. Dr. Elif Dinçerler ve Öğr. Gör. Pınar Hamurcu'nun elinden önlüklerini giydi.Ardından Ebelik Bölümü öğrencileri; Prof. Dr. Güler Cimete, Prof. Dr. Haydur Sur ve Prof. Dr. Arif Aktuğ Ertekin ile birlikte beyaz önlüklerine kavuştu.Ergoterapi Bölümü öğrencileri de, yine Prof. Dr. Arif Aktuğ Ertekin, Öğr. Gör. Zeynep Bahadır ve Arş. Gör. Esra Alan'la önlüklerini giydi.Son olarak Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü öğrencileri beyaz önlüklerine kavuştu. Bölüm akademisyenleri; Doç. Dr. Defne Kaya, Yrd. Doç. Yıldız Erdoğanoğlu ve Öğr. Gör. Çetin Sayaca öğrencilere ilk önlüklerini giyerken eşlik etti.

17 NİS 2017

Fizik tedavi ve rehabilitasyon öğrencileri sahada!

 Üsküdar Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Direktörlüğü ile Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Kulübü'nün birlikte düzenlediği etkinlikte Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü öğrencileri, Üsküdar Belediyesi Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi’ni ziyaret etti.Özel eğitime gereksinimi olan bireylerin eğitim ve sosyal ihtiyaçlarını karşılamak için kurulan kuruma yapılan ziyarette; Üsküdar Üniversitesi öğrencileri psikolog, pedagog, psikolojik danışman, çocuk gelişim uzmanı, okul öncesi öğretmeni ve fizyoterapistlerden görevleri ve yaptıkları çalışmalar hakkında bilgiler aldı.Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü öğrencileri, 0-16 yaş grubuna yönelik hizmet veren merkezdeki özel eğitim alanlarını yakından inceleme fırsatı buldu.

10 NİS 2017

Ses her yönüyle konuşuldu!

Üsküdar Üniversitesi Dünya Ses Günü kapsamında ‘Profesyonel Sesin Eğitimi Korunması ve Tedavisi’ başlıklı bir sempozyum gerçekleştirdi.  Ses; pedagojik, teknik ve medikal tüm yönleriyle önemli isimlerin katıldığı etkinlikte masaya yatırıldı.Üsküdar Üniversitesi önemli bir bilimsel etkinliğe daha imza attı.Dünya Ses Günü kapsamında Ses Konuşma ve Yutma Bozuklukları Derneği ve Üsküdar Üniversitesinin düzenlediği sempozyum Nermin Tarhan Konferans Salonunda gerçekleştirildi. Ses; pedagojik, teknik ve medikal yönleri ele alınırken alanında çok önemli isimler sempozyuma konuşmacı olarak katıldı.Programın açılış konuşmalarını Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Konrot ve Ses Konuşma Yutma Bozuklukları Derneği Başkanı, Üsküdar Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Kürşat Yelken yaptı.Geçmişte gerçekleştirilen sempozyumların tarihçesi hakkında bilgi veren Prof. Dr. Ahmet Konrot, Dünya Ses Günü kapsamında bu yıl Türkiye'de 6 farklı konferans düzenleneceğini, Dünya genelinde 263 etkinlik organize edileceğini söyledi.Sempozyumunun içeriği ve akışını paylaşan Prof. Dr. Kürşat Yelken de, sesle ilgili her şeyin sempozyumda konuşulduğunun altını çizdi.Türkiye'nin çok farklı şehirlerinde yaşayan akademisyen, öğrenci ve ses uzmanlarının katıldığı sempozyuma ilgi çok büyük oldu. Karşılıklı fikir ve bilgi alışverişi şeklinde geçen sempozyumda ses konusunda birçok konu başlıkları halinde tartışıldı.Uzmanlar en değerli bilgileri katılımcılarla paylaştıPaneller şeklinde düzenlenen sempozyum üç ana konu başlığı altında düzenlendi.Op. Dr. Seher Şiri; ses anatomomisi ve fizyolojisi, Doç. Dr. Sevtap Akbulut; ses tedavisinde kullanılan ilaçlar, Op. Dr. Elad Azizli; ses ve reflü ilişkisi, Doç. Dr. Hakan Birkent; profesyonel şarkıcı ve ses eğitimi alan kişilerde görülen ses hastalıkları, Op. Dr. Necati Enver; profesyonel ses hastalıklarında tanı, Prof. Dr. Kürşat Yelken; ses hastalıkları tedavisinde ameliyatın yeri, Prof. Dr. Güzin Gürel; ses türleri, renkleri ve tonları, Gayem Köprücü; güvenli bağırma, Meral Yeşilyurt; ses terapisinde ses hijyeni çalışmaları, Gamze Yeşilli; ses terapisi basamakları, uygulama şekilleri, terapinin değerlendirilmesi, Ayşegül Aral Altıok; şarkı söyleme sırasında endoskopi, değişik şarkı stillerinde lareks ve farenksin hareketi, Nuran Acar; Türk Sanat Müziği üslup ve tavır eğitiminde ses eğitiminin önemi, Erol Saklıca; profesyonel seste terapinin ses bozukluklarının tedavisindeki etkinliği ve tedavide başarıyı etkileyen faktörler, Canan Özgür; vibratonun koro ve opera şarkıcılığındaki yeri, Ardan Beyarslan; sarkı söyleme esnasından heyecandan kaynaklanan nefes alış veriş düzenini değişmesiyle sesin kullanımı, Tuğçem Kar; ses eğitimi sürecinde kişilik özelliklerinin etkileri konusunda sunumlar yaptı.Panellerin sonunda, etkinlikte sunum yapan panelistlere Üsküdar Üniversitesi tarafından teşekkür plaketi takdim edildi.

03 NİS 2017

Odyoloji öğrencileri önlüklerini giyerek mesleğe ilk adımı attı

 Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Odyoloji Bölümü öğrencileri düzenlenen törenle beyaz önlüklerini giydi. Böylece sağlık mesleğine ilk adımlarını da atmış olan öğrenciler, törende duygu dolu anlar yaşadı. Öğrencileri bu anlamlı günde, aileleri de yalnız bırakmadı. Çarşı Kampüsü Emirnebi Konferans Salonunda törene Odyoloji Bölüm Başkan Yrd. Doç. Dr. Burak Öztürk ve öğretim üyeleri de katıldı.Önlüklerini hocalarının elinden giyerek mesleğine ilk adımlarını atan öğrenciler salondakileri duygu dolu anlar da yaşattı.Öğrenciler fotoğraflarla bu özel günü ölümsüzleştirdi.

03 NİS 2017

Otizm Üsküdar Üniversitesinde ele alındı

 Üsküdar Üniversitesi Sağlık, Kültür ve Spor Direktörlüğü ile Dil ve Konuşma Terapisi Kulübü’nün birlikte organize ettiği “Nörolojik Açıdan Otizm Spektrum Bozukluğu” isimli etkinliğin konuğu Uzm. Dr. Semih Ayta'ydı. Uzun zamandır otizm konusunda çalışmalar yürüten ve tedavisi konusunda tecrübeli olan Ayta, rahatsızlığın ortaya çıkışı ve seyri hakkında katılımcılara detaylı bilgiler verdi.Çarşı Yerleşke Duha Beker Konferans Salonu’nda düzenlenen etkinliğe, Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü öğrencilerinin ilgisi büyük oldu.Üç yaşından önce başlayan ve ömür boyu süren, sosyal etkileşime ve iletişime zarar veren, sınırlı ve tekrarlanan davranışlara yol açan beynin gelişimini engelleyen bir rahatsızlık olarak bilinen otizmi, sistemsel muayenede fark etmenin bazen zor olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Semih Ayta, çekilen beyin MR'ının da normal gözükebildiğini belirtti.Otizim’in erken çocukluk çağının sık görülen bir bozukluk olduğunu söyleyen Ayta; "Otizmlide üç temel sorun gözlemliyoruz. Birincisi, toplumsal ilişkilerde sorun. İkincisi, sözel ve sözel olmayan iletişimde ve oyun etkinliğinde çeşitli bozukluklar, üçüncüsü de kısıtlı ilgi ve sık sık tekrarlanan hareketler olarak dikkat çekiyor. Otizmli kişide iletişim genel olarak bozuktur ve zaman zaman tamamen sessiz kalmayı tercih edebiliyor." dedi.Otizimin genetik bir sorun olduğuna dair çok fazla veri olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Semih Ayta, erkek çocuklarda daha çok görüldüğünü vurgulayarak, hem çocuk hem de ailesi için çok zor bir durum olduğunu belirtti.Etkinliğin sonunda, Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü Öğretim Görevlisi Dilek Eroğlu Uzun, katılımından dolayı Uzm. Dr. Semih Ayta'ya bir teşekkür belgesi takdim etti.

28 MAR 2017

Üsküdar Üniversitesinden işçi sağlığı ve güvenliğine destek

Türkiye Petrol Kimya Lastik İşçileri Sendikası Petrol-İşe bağlı İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Servisinin koordinasyonunda yürütülen fiili hizmet süresi zammı uygulamasının çerçevesinin genişletilmesi çalışmaları kapsamında 22 Mart 2017 Çarşamba günü, Petrol-İş Sendikası Genel Merkez binasında bir değerlendirme toplantısı yapıldı. Toplantıya fiili hizmet süresi çalışma grubundan Petrol-İş Sendikası İş Güvenliği Uzmanı Ceyhun Gürpınar, Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı ve ÜSEM Müdürü Yrd. Doç. Rüştü Uçan, Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Hacer Kayhan, Kimya Mühendisi Mustafa Cüneyt Gezen, Kimya Mühendisi Hasan Tahsin Durmuş ve Stajyer Tuğba Eroğlu katıldı.Toplantıda, çalışma kapsamında hazırlanan teknik raporlar gözden geçirildi, MKE Kurumu'ndan emekli olan üyelerle gerçekleştirilen sağlık anketi sonuçları tartışıldı. Ayrıca önümüzdeki günlerde çalışma ile ilgili yapılacak faaliyetler planlandı.İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Servisi'nin çalışmaları önümüzdeki günlerde yapılacak olan toplantılarla devam edecek.

26 ŞUB 2017

Arusyak Safa: "Konuşma terapisinde en büyük destekçimiz hayal gücümüz"

 Üsküdar Üniversitesi Sağlık, Kültür ve Spor Direktörlüğü ile Dil ve Konuşma Terapisi Kulübü'nün birlikte organize ettiği, "Özel Gereksinimli Bireylerde Dil ve Konuşma Terapisi" isimli etkinliği konuğu Uzman Dil ve Konuşma Terapisti Arusyak Safa’ydı. Üsküdar Üniversitesi Güney Yerleşke Şehit Duha Beker Konferans Salonu'nda düzenlenen konferansa, öğrencilerin ilgisi büyük oldu.Günümüzde terapistlerin çalışma alanlarından ve dil ve konuşma terapisinin önemi ve ihtiyaçlarından söz eden Safa, dil ve konuşma terapisi konusundaki bilgi ve tecrübelerini Üsküdar Üniversitesi öğrencileriyle paylaştı.Çalışma alanınız genel anlamda belli ama şahsi çalışma alanlarınızın kalitesini arttırmak sizin işiniz diyerek sözlerine başlayan Arusyak Safa, bazen terapistlerin gördüklerinin anne ve babaların dahi görmediğini, bu nedenle yeni nesil terapistlerin ne denli ciddi bir iş yaptıklarını vurguladı."Bizim işimiz hayal gücü"Çocuklarında rahatsızlığın kabullenilmesinde ailelere çok büyük görev düştüğü ve süreçteki duruşu önemli olduğunu vurgulayan Dil ve Konuşma Terapisti Arusyak Safa; "Hayal gücünüz bu işte en büyük destekçiniz. Çünkü karşınızda kişi kimi zaman 6-7 yaşında belki bacakları olmayan bir çocuk olacak. Onunla ortak bir dil bulmak zorundasınız, bu bazen bir çığlık bazen bir tren sesi olacak. Bu noktada işimiz bazı meslek gruplarıyla ortak fikir alış verişleri gerektirecek.” dedi.Safa'nın uzun bir sürece dayanan mesleki bilgi ve tecrübelerini paylaştığı interaktif bir ortamda yapılan panelin ardından Sağlık, Kültür ve Spor Direktörlüğü ile Dil ve Konuşma Terapisi Kulübü Arusyak Safa'ya bir teşekkür plaketi takdim etti.

23 ŞUB 2017

Sağlımızı tehdit eden vektörleri sanat ile anlattılar

Üsküdar Üniversitesi, halk sağlığı konusunda akademisyen ve öğrencilerin farkındalığını arttırmak ve yeni nesilde vektörlere karşı bilinç oluşturmak amacıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sağlık Daire Başkanlığı Sağlık ve Hıfzıssıhha Müdürlüğü Vektörlerle Mücadele Birimi ile ortaklaşa bir farkındalık organizasyonu düzenledi. Üniversitelere yönelik başlatılan çalışmanın ilki Üsküdar Üniversitesinde yapıldı. Organizasyona Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy,  Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur ile ÜSGÜMER ve ÜSEM Müdürü Yrd. Doç. Dr. Rüştü Uçan da katıldı.İnsan sağlığını tehdit eden, sivrisinek, kene, fare, böcek gibi zararlıların ortak adı olan vektörler konusunda hem öğrencileri hem de akademisyenleri bilinçlendirmek amacıyla yapılan farkındalık organizasyonu, birbirinden anlamlı tiyatro oyunları, canlı performans ritim gösterileri ile Türk Sanat Musikisi dinletisi tadında eğitici ve öğretici şarkılar sunan koro grubundan oluşuyor. Tüm içerik ve sunumlar İstanbul Büyükşehir Belediyesi Vektörlerle Mücadele Birimi çalışanları tarafından sahneleniyor.Amaç vektörel kaynaklı hastalıklara dikkat çekmekSıtma, tifüs, sarıhumma, ensefalit gibi hastalıklar, gelişen teknolojiye rağmen birçok ülkede büyük tehlike oluştururken, vektörlerle taşınan hastalıkların birçoğuna karşı aşı ile korunmanın mümkün olmaması, vektörlerin insan sağlığı için büyük tehdit oluşturmasına neden oluyor.  Ayrıca dünyada her yıl yaklaşık 1 milyon kişinin vektör kaynaklı hastalıklardan hayatını yitirmesi dolayısıyla Dünya Sağlık Örgütünün yayınları listesinde de vektörler kaynaklı hastalıklar en önemli hastalıklar grubunda gösteriliyor.Tiyatro, müzik, sanatla en güzel farkındalık oluşturulması hedefleniyorVektörlerle mücadelede, bilinçsiz olan ve çaresiz kalan bireylere karşı eğitici ve öğretici içeriğe sahip farkındalık organizasyonunda; halk sağlığı ve vektörlerle mücadele konusunda katılımcılar bilinçlendirilecekken, birbirinden ilginç sahne tasarımı ve kostümlerle sergilenen oyunlar, müzikler, izleyicilere keyifli anlar yaşattı.Halk sağlığı konusunda bir ilkÜsküdar Üniversitesinin İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile sanatsal anlamda gerçekleştireceği halk sağlığı ile vektörler konusundaki farkındalık çalışması, üniversiteler arasında bir ilk olarak dikkat çekti. İlki Üsküdar Üniversitesinde gerçekleştirilen çalışma diğer üniversitelere de taşınacak.

15 ŞUB 2017

Dünyanın otorite Ergoterapistleri Üsküdar Üniversitesi’ndeydi.

Dünyanın birçok ülkesinde Ergoterapi bölümünün kurulması ve geliştirilmesinde görev alan İsveç Stockholm Linköping Üniversitesi’nden Prof. Dr. Helena Hemmingsson ve Yrd. Doç. Dr. Maria Borgestig Üsküdar Üniversitesi’ndeydi.Türkiye’nin Ergoterapi Bölümü bulunan sayılı Üniversitelerinden olan Üsküdar Üniversitesi dünyaca ünlü iki akademisyeni misafir etti.İsveç Stockholm Linköping Üniversitesinden Prof. Dr. Helena Hemmingsson ve  Yrd. Doç. Dr. Maria Borgestig Üsküdar Üniversitesinde Ergoterapi öğrencileriyle buluştu.Rusya, Avrupa ve Tayvan gibi dünyadaki birçok ülkede Ergoterapi bölümünün kurulması ve geliştirilmesi için süpervizörlük ve danışmanlık yapan Helena, çalışmalarını Üsküdar Üniversitesi’nde katıldığı derste anlattı. İsveç, dünyada en çok Ergoterapistin bulunduğu üçüncü ülke olması açısından önem taşıyor.İsveç’te Ergoterapinin nasıl olduğuyla ilgili istatistikleri de öğrencilerle paylaşan Prof. Helena kendisinin geliştirdiği değerlendirme formunun (School Setting Interview – SSI) workshopını da paylaştı.Ergoterapi alanının önemli diğer ismi de bir gün sonra öğrencilerle buluştu. Dr. Maria Borgestig, doktorası için yaptığı proje ile ilgili katılımcılara bilgi verdi, çalışmalarını anlattı.  Sonrasında ise “Goal Attainment Scale” isimli değerlendirme formunu ve nasıl uygulandığını paylaştı.Dersin sonunda hocalara Üsküdar Üniversitesi özel Hisseden Adam Heykeli kendilerine takdim edildi.

14 ŞUB 2017

Sağlıkta parlak fikirler aranıyor

Üsküdar Üniversitesi ve Liv Hospital işbirliğiyle düzenlenen "Sağlıkta Parlak Fikirler Arıyoruz" yarışması, geleceğin yaratıcı sağlık yöneticilerini ortaya çıkarmayı hedefliyor. Katılımcılar arasından ilk üçe girenlere, para ödülü ve burs verilecek, staj imkânları sağlanacak.Hastane işletmesi, insan kaynakları, pazarlama ve kurumsal iletişim, kalite, tıbbi hizmetler, yalın yönetimi sistematiği, biyomedikal, teknik hizmetler, sağlık turizmi, otelcilik, hasta memnuniyeti, hasta kabul hizmetleri, hasta bakım hizmetleri, satın alma, mali işler, medikal muhasebe, bilgi sistemleri konularında yaşanan sorunlara yönelik, günlük hayata entegre edilebilecek en yaratıcı çözümleri içeren üç proje yarışma sonunda ödüllendirilecek.Proje yarışması, Türkiye'deki üniversitelerin sağlık yönetimi bölümlerinde okumakta olan ön lisans, lisans ve yüksek lisans öğrencilerini kapsıyor.Proje başvuruları 25 Nisan'a kadar livgeleceginsaglikyoneticileri.com adresi üzerinden on-line olarak yapılabiliyor.Yarışmanın jürisi üniversitelerin sağlık yönetimi bölümlerinde görevli akademisyenler ve sektör profesyonellerinden oluşuyor. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur jüri üyeleri arasında yer alıyor.Yaratıcı çözümler ödüllendirilecekYarışmada dereceye giren ilk üç projenin sahibine mesleki ve sosyal ihtiyaçlarını karşılayabilecek ödüller verilecek.1. projeye ... 3 bin TL verilecek. Tam burslu master yada sertifikasyon programı ve sponsor kurumlarda staj imkanı sağlanacak.2. projeye ... 2 bin TL verilecek. İleri düzeyde bir eğitim kursu ve sponsor kurumlarda staj imkanı sağlanacak.3. projeye ... 1 bin TL verilecek. Yabancı dil kursu imkanı ve sponsor kurumlarda staj imkanı sağlanacak.Ödül töreni; 11 Mayıs'ta Antalya'da SASDER 5. Ulusal Kongresi'nde yapılacak.Ayrıntılı bilgi için tıklayın:

31 OCA 2017

Rektör Tarhan, Ankara’dan dönen öğrencisini karşıladı

Terör saldırılarını proteste etmek ve farkındalık oluşturmak için Üsküdar Üniversitesinden Ankara’ya yürüyen Ergoterapi Bölümü öğrencisi İsa Kör’ü Rektör Prof. Dr. Nevzat Tarhan karşıladı. Örnek davranışı için Kör’ü tebrik eden Tarhan, terörle mücadelenin sadece sözle değil davranışlarla da yapılması gerektiğine dikkat çekerek yürüyüşün Türkiye üzerinde asimetrik savaş yapanlara karşı da iyi bir mesaj olduğunu söyledi.Üsküdar Üniversitesi Sağlık  Bilimleri Fakültesi Ergoterapi Bölümü öğrencisi İsa Kör, 21 Ocak Cumartesi sabahı İstanbul Altunizade’de bulunan Üsküdar Üniversitesinin Merkez Yerleşkesinden çıktığı Ankara yürüyüşünü tamamladı.Günde 12-13 saat yürüyüşle 10 gün boyunca yürüyen İsa Kör Gazi Meclis’te Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreter Yardımcısı Erbay Kücet ve kalabalık bir basın ordusu karşılamıştı.Kör’ü dönüşte Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan makamında misafir etti.Genel Sekreter Selçuk Uysaler’in de bulunduğu karşılamada Tarhan öğrencisi İsa Kör’e kitaplarından oluşan bir set hediye ederken demokratik eylemi için de teşekkür etti.Terörle mücadelenin sadece sözle olmayacağını, insan davranış ve fiilleriyle de çarpıcı eylemlerle mücadelenin seslendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Tarhan, Kör’ün bu hissiyat ile Türkiye’ye ve dünyaya iyi bir örnek olduğunu söyledi.Tarhan İsa Kör’ün yürüyüşünün Türkiye üzerinde asimetrik savaş yapanlara iyi bir de mesaj olduğunu kaydetti.

16 OCA 2017

Fizyoterapi ve rehabilitasyonda uygulama ve araştırma imkânı!

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü bünyesinde eğitim veren Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Yüksek Lisans Programı, içerik ve uygulama imkânları bakımından benzer programlardan uzman akademik kadrosu ve zengin içeriğiyle belirgin şekilde ayrılıyor. Programın en güçlü yanı, öğrencilerin Araştırma ve Uygulama Merkezi bünyesinde araştırmalar yapabilmesi. Proje ve makale yazma dersleriyle başlayan araştırma süreci, öğrencilerin yüksek lisanslarını en az bir isimli makale yazmasıyla tamamlanıyor. Makale yazma tecrübesi, yüksek lisans öğrencilerini doktora ve akademisyenliğe güçlü bir şekilde hazırlıyor.Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü bünyesinde eğitim veren Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Yüksek Lisans Programı, alanında bilimsel ve teknolojik gelişimleri izleyen, eğitim, araştırma ve uygulamalarında ileri ve derin bilgi, beceri ve tutum kazanmış, bilgilerini klinik ve bilimsel çalışmalarla bütünleştirebilen, sonuçlarını yorumlayabilen, yaşam boyu öğrenmeye devam edebilen, fizyoterapi ve rehabilitasyon ile ilgili eğitim programlarına katkı verebilen, ulusal ve uluslar arası düzeyde uzman fizyoterapistler yetiştirmeyi amaçlıyor.Akademik klinik çalışma dersi fark yaratıyorYüksek lisans programı hakkında bilgi veren Üsküdar Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Defne Kaya, programın zengin içeriğine ve alanında uzman akademisyen kadrosuna dikkat çekerek "Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Yüksek Lisans Programı’nda bir çok programdan farklı olarak, Üsküdar Üniversitesi'nin teması olan bilişsel yöntem ve nörobilimin; fizyoterapi ve rehabilitasyonun her alanında nasıl kullanılacağı işliyor. Ayrıca yüksek lisans öğrencileri ‘Akademik Klinik Çalışma’ dersi ile kliniklerde proje ve çalışmalar yaparak akademisyenliğe güçlü bir şekilde hazırlanıyor" diye konuştu.Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü bünyesinde Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı'nda bilim uzmanlığı programı 2016-2017 eğitim-öğretim yılında başladı. Bu programı tamamlayan mezunlar, fizyoterapi ve rehabilitasyonun çeşitli özelleşmiş alanlarındaki klinik ve akademik çalışmalarında uzmanlık düzeyinde geliştirdiği yeterliliklerini kullanabilir ve ileri düzeyde mesleki uygulama ve araştırma yapabiliyor.Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Yüksek Lisans Programı mezunları “yüksek lisans” derecesi alarak mezun olabilirken, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Tezli Yüksek Lisans Programı’ndan mezun olmak için 2 yıl, toplam 120 AKTS kredilik programını başarılı ile tamamlamış ve tezini başarıyla savunmuş olması gerekiyor.Programda, fizyoterapi ve rehabilitasyona özelleşmiş alanlarda klinik ve akademik çalışmalarını uzmanlık düzeyinde yürütebilen ve geliştirebilen fizyoterapistler yetiştiriliyor. Fizyoterapi ve rehabilitasyon bilim uzmanlığı programı mezunları, toplumu destekleyip, yönlendirebilmekte, fiziksel aktiviteye katılımı desteklemede, fonksiyonları iyileştirerek fizyoterapi ve rehabilitasyona özel ölçümler ışığında yaşam kalitesini yükseltmede uzman kişiler olarak programı tamamlıyor.

12 OCA 2017

Sağlık yöneticiliğinde kalite yükseliyor!

Sağlık hizmetleri, hizmet sektöründe hatasız yürütülmesi gereken öncelikli hizmetlerin başında geliyor. Sağlık hizmetlerinden yararlanan hasta ve yakınlarının hatasız ve memnuniyet düzeyini artırıcı hizmeti alabilmesi en temel gereklilik olarak kabul ediliyor. Sağlık hizmetleri sektöründe görev alan tüm çalışan meslek gruplarının, performans, etkinlik ve verimliliklerinin arttırılması nedeniyle hastane yöneticiliği ve sağlık yönetimi alanlarındaki eğitimler daha çok önem kazanıyor.  Sağlık alanında genel yönetim ve işletme yönetimi dışında hastane yöneticiliği gibi bölümler her geçen gün öne çıkıyor. Son yıllarda değişen yasalara göre, hastane yöneticiliği dünyada ve ülkemizde gözde meslekler arasında gösteriliyor. Ülkemizde sağlık yönetimi giderek önem kazanan bir meslek haline geliyor.Hedef profesyonel yöneticiBu mesleği en iyi şekilde icra edebilecek ve bu konuda gerekli donanıma sahip kişiler yetiştirmeyi amaç edindiklerini ifade eden Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitü Müdürü Prof. Dr. Nilgün Sarp, şu değerlendirmelerde bulundu:“Sağlık Yönetimi Yüksek Lisans Programı, her türlü sağlık kurum ve kuruluşunun, yönetimi, işletilmesi, Türkiye’nin sağlık altyapısının tanımlanması ve geliştirilmesine yönelik ulusal veya uluslararası araştırılmaları, planlama, yürütme ve değerlendirme konularında profesyonel insan gücü yetiştirmeyi hedefliyor.Mezunlar kaynakları verimli yönetiyorSağlık Yönetimi Yüksek Lisans Programı’ndan mezun olanlar; sağlık kurumu yöneticiliğinde kaynaklarını yeterince verimli, etkili, ekonomik, erişilebilir ve kaliteli olarak kullanılmasını sağlayabiliyor. Yöneticisi olduğu kuruma değer katıyor, marka ve kurum bilinirliğini arttırıyor.”Zengin içerik, uzman kadroProf. Dr. Nilgün Sarp, Üsküdar Üniversitesi Sağlık Yönetimi Yüksek Lisans Programı sahip olduğu zengin içerik ve uzman eğitimci kadrosuyla, hastane yöneticiliği eğitiminde referans kabul edildiğini kaydetti. Sarp şunları söyledi:“Her geçen gün eğitim kalitesini daha üst seviyeye çıkaran program; Sağlık Kurumlarında Yönetim ve Organizasyon, Temel Muhasebe ve Finans Kavramları, Sağlık Ekonomisi, Sağlık Kurumlarında İnsan Kaynakları Yönetimi, Sağlık Hukuku ve Mevzuatı,  Sağlık Kurumlarında Etik, Sağlık Kurumlarında Performans Yönetimi, Araştırma Yöntemleri ve Biyoistatistik Karşılaştırmalı Sağlık Sistemleri, Sağlık Hizmetlerinde Kalite ve Verimlilik, Sağlık Politikaları ve Planlanması, Sağlık Kurumlarında Duygusal Yetenekler, Sağlık Kurumlarında Bilgi Sistemleri, Sağlık Kurumlarında Mali Analizler gibi zorunlu ve çok sayıda alandan seçmeli dersleri kapsıyor.”

05 OCA 2017

Sosyal hizmette 3 ihtiyaç!

 Son yıllarda artan kentleşme ve kentleşmeyle gelen sorunlar, ülkemizde sosyal hizmete ihtiyaç duyan kişi sayısındaki artışı beraberinde getirirken yalnız hizmet ya da bu alanda çalışacak profesyonellere değil, profesyonelleri yetiştirecek akademik kadroya da ihtiyacı gündeme getirdi.Üsküdar Üniversitesi Sosyal Hizmet Yüksek Lisans Programı ihtiyaç duyulan bu talebi en doğru şekilde dolduran içeriğiyle karşılıyor.Davranış bilimleri ve sağlık alanında eğitim veren Üsküdar Üniversitesi, Türkiye'nin bu alandaki güçlü akademik kadrosuyla sağlık bilimlerindeki kalitesini ve deneyimini bu programa da taşıyor.Sağlık bilimleriyle bağlantılı diğer dallardan da faydalandıklarını ifade eden Üsküdar Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölüm Başkanı Doç. Dr. İsmail Barış, multidisipliner yaklaşımla geleceğin parlak sektörüne nitelikli uzman yetiştirdiklerini kaydetti. Barış şu değerlendirmelerde bulundu.Akademisyen sayısı halen yetersizArtan personel ihtiyacı sadece lisans düzeyinde çalışacak sosyal hizmet uzmanlarıyla sınırlı değil. Lisansüstü eğitim ile çeşitli sosyal sorun alanlarında (sosyal yardımlar, alternatif çocuk bakım koruma hizmetleri, suça sürüklenen çocuklar, çocuk ihmal ve istismarı, aile içi şiddet vb.) uzmanlaşmış eleman ihtiyacının daha da artacağını ön görüyoruz. Halen sosyal hizmet alanında mevcut akademisyen sayısının, açılan sosyal hizmet bölümlerinin akademik kadro ihtiyaçlarını karşılayamadığı ortada. Üsküdar Üniversitesi Sosyal Hizmet Yüksek Lisans Programı ile bütün bu ihtiyaçların karşılanmasını hedefliyoruz. Üsküdar Üniversitesi merkezi lokasyonlarıyla profesyonellerin sorun alanlarına ulaşması, araştırma ve iş birliği açısından önemli avantaj teşkil ederken, akademik açıdan da başarılı çalışmalara aday.Amaç kaliteyi arttırmakSosyal Hizmet Yüksek Lisans Programı ile günümüzün ve geleceğin gözde çalışma alanlarında nitelikli uzman sayısını artırmayı amaçladıklarını kaydeden Barış, bilim dünyasına sosyal hizmetler alanında çalışan; ülkenin ve toplumun ihtiyaçlarına duyarlı ve vizyon sahibi akademisyenler kazandırmak da en önemli hedefleri arasında bulunduğunu sözlerine ekledi.

02 OCA 2017

Çocuk gelişimcilere drama ve dans eğitimi

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü öğrencileri, düzenlenen eğitim çalışmalarıyla yetkinliklerini arttırmaya devam ediyor. Son çalışma, öğrencilerin drama ve dans konusundaki bilgi ve tecrübelerini geliştirmeye yönelik oldu.Mimar Sinan Üniversitesi Modern Dans Yüksek Lisans öğrencisi Cengizhan Sürücü tarafından iki ders olarak beden dili, ses, ritim, doğaçlamayı kapsayan bir eğitim verildi. Çocuk Gelişimi Bölümü öğrencilerinin katılımıyla Çarşı Yerleşkede gerçekleştirilen eğitimde, katılımcıların ortak fikri; çalışmanın çok yararlı ve mutluluk verici olmasıydı. Birçoğu ilk kez böyle bir eğitim alırken öğrenciler kariyerleri için çok etkili bir eğitime sahip olduğunu düşünüyor.Drama ve dans eğitimi yılın son iki etkinliği olarak sömestre sonunda tamamlanmış oldu.Çocuk Gelişimi Bölümü öğrencilerin için kişisel ve mesleki gelişimi hedefleyen benzeri eğitim çalışmaları 2017 yılı içinde de sürdürülecek.

23 ARA 2016

Rektörle Buluşmalar devam ediyor

Üsküdar Üniversitesinin öğrenci ve yönetim diyaloğuna geliştirmeye yönelik çalışması olan "Rektörle Buluşmalar" devam ediyor. Buluşmaların 2'inci gününde iki oturum düzenlendi.Çarşı Yerleşkisi Emirnebi 1 Konferans Salonu'nda yapılan buluşmaların ilkine; Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Konuk ve Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur ile Sağlık Bilimleri Fakültesi öğrencileri katıldı.Öğrencilerin istek ve önerilerini paylaştığı toplantıya katılım oldukça fazlaydı.Buluşmaların ikincisi de yine Emirnebi 1 Konferans Salonu'nda yapıldı.  Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Prof. Dr. Muhsin Konuk ile Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokul Müdürü Prof. Dr. Şefik Dursun SHMYO öğrencileri ile buluştu.Öğrenciler, okul ve bölümle ilgili isteklerini Rektör Prof. Dr. Nevzat Tarhan ile paylaştı.  Öğrencilerin istek, talep ve önerileri her iki oturumda dikkatle dinlendi.  

22 ARA 2016

Yunan profesörden önemli konferans

Yunanistan Thessaloniki Alexander Technologic Eğitim Enstititüsü Hemşirelik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Dimitris Theofanidis, Üsküdar Üniversitesini ziyaret etti. Yunan profesör, Erasmus programı kapsamında Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü'nde çeşitli incelemeler ve çalışmalar yaptı.Theofanidis, Çarşı Kampüsü'nde tüm öğrenci ve öğretim üyelerine yönelik “Ethical Issues in Health Sciences -Sağlık Alanında Etik Konular” konulu bir de konferans verdi.Prof. Dr. Theofanidis, ziyaret süresince Hemşirelik Bölümü lisans ve yüksek lisans öğrencileriyle “Sağlık ve Hemşirelik Alanında Etik Sorunlar” konusunda bilgi ve deneyim paylaştı.Avrupa-Türkiye arasındaki etik duyarlılık ve farkındalık temaları üzerine yoğunlaşan profesörün paylaşımları ilgiyle takip edildi.

22 ARA 2016

Hayatın Sesine Ellerinizle Dokunun!

İşitme engelliler için farkındalık yaratmayı amaçlayan Üsküdar Üniversitesi Sağlıklı Yaşam Kulübü, İşaret Dili Eğitmeni Ahmet Kerem Erkan'ın öncülüğünde, Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda anlamlı bir etkinlik düzenledi. Yoğun bir katılıma sahne olan etkinlikte; tiyatro gösterisi, kısa film gösterisi, işaret dili korosu ve işaret dili şarkı düet sergilendi. Sağlık Bilimleri Fakültesi, Hemşirelik bölümü akademisyen ve öğrencileri de etkinlikte sahne aldı.Sağlık, Kültür ve Spor Direktörlüğü’nün desteklediği etkinlik, Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Selma Doğan’ın konuşmasıyla başladı. Doğan konuşması boyunca toplumumuzda dezavantajlı insanların desteklenmesi gerektiğini, onların sorunları için farkındalık yaratan organizasyonlar düzenlenmesine ihtiyaç olduğunu söyledi. Selma Doğan, yetişen yeni neslin engelli insanları duyarlı bireyler olarak yetiştirilmesini istedi.Esas amacımız yaşam kalitesi olmalıEtkinlikte söz alan Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur, sağlık hizmetlerinden ziyade yaşam kalitesinin önemi dikkat çekti ve “Yaptığımız işin kalitesi yaşama kattığımız değerle ölçülmeli. O nedenle önceliğimiz engellilerimiz ve yaşlılarımız.” dedi.İnsanların özeline, özrüne ve kutsalına dokunmayın!Etkinliği ilgiyle takip eden Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan da engelli insanların toplumdan tek beklentisinin empati ve anlaşılmak olduğunu, o nedenle böyle etkinliklerin toplum bilgilendirme ve bilinç oluşturma açısından çok önemli olduğunu vurguladı. İnsanları engelliler ve engelli adayları olarak ikiye ayıran Tarhan; “Tedavisi en zor olan engellilerin, ahlaki engelliler olduğunu kaydetti. Bu kişiler iyilik değil kötülük yaparlar diyen Tarhan, “Biz psikiyatrik olarak insanları uyarır ve üç önemli yaraya dokunmayın deriz. Bunlar kişinin özeli, özrü ve kutsalıdır. Bunlara dokunmayın.” dedi.Açılış konuşmalarının ardından işitme engellilerin günlük hayatta yaşadıkları zorluklara dikkat çekmeyi amaçlayan kısa film gösterildi. Ardından da tiyatro oyunu sahnelendi.Etkinlikte işaret diliyle söz alan Anadolu Sağırlar Federasyonu Başkan Yardımcısı Serkan Ural da işitme engellilerin yaşadığı sorunlara dikkat çekti, toplumun kendilerine daha fazla destek olmasını istedi.Ural, Sağlıklı Yaşam Kulübü’nün düzenlediği organizasyon çok etkilendiğini ve daha önce bu kadar büyük bir kalabalık görmediğini söyledi.Etkinlik, işaret dili korosu ve işaret dili şarkı düetleriyle sona erdi.Programın sonunda Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Zelka organizasyonda emeği geçen katılımcılara ve akademisyenlere plaket ve teşekkür belgelerini sundu.

13 ARA 2016

Özel yetenekli çocukların eğitimi nasıl olmalı?

Üsküdar Üniversitesi, özel yetenekli çocukların aileleri ve öğretmenlerine rehberlik etmek amacıyla bir panel düzenledi. Panelin açılış konuşmasını yapan Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan,  özel yetenekli çocukların öğrenme modellerinin farklı olduğunu belirterek “Klasik, baskıcı eğitim modellerinde çocuğun özgüveni zedeleniyor, çocuk köreliyor. Özel yetenekli çocukların pozitif iletişim yöntemiyle eğitilmesi gerekiyor. İnsan eğlenceli ve disiplinli olursa öğreniyor. Bu çocuklara eğlenceli öğrenme ortamı sunacaksınız. Böyle durumlarda beyindeki öğrenmeyle ilgili alanları kullanmayı başarabiliyoruz. Bunun için bu alanda muhakkak çalışmalar yapılması gerekiyor” diye konuştu. Üsküdar Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren Özel Yetenekli Çocuklar Uygulama ve Araştırma Merkezi (ÖYEMER) tarafından ÖYEMER Müdürü Halide İncekara Koordinatörlüğünde Özel Yetenekli Çocuklarla Pozitif İletişim Paneli düzenlendi. Üsküdar Üniversitesi’nden uzmanlar, özel yetenekli çocukların aile ve öğretmenlerine, çocuklarla iletişim kurarken kullanılabilecek pozitif iletişim yolları hakkında bilgi verdi. Altunizade Yerleşkesi Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen panelin moderatörlüğünü Üsküdar Üniversitesi Öğretim Görevlisi Ümit Ertem yürüttü.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Eğlenceli öğrenme ortamı sunulmalı”Panelin açılış konuşmasını yapan Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, özel yetenekli çocukların eğitiminde tüm dünyada farklı eğitim modellerinin uygulandığını belirterek “Özel yetenekli çocukların sadece mantıksal zekâlarını ölçerek değil, çoklu zekâ prensibi çerçevesinde öğrenme modellerini belirleyip buna göre eğitim vermek son 20 yıl içerisinde eğitimcilerin odaklandığı bir alan. Beyin temelli eğitim olarak geçen, kişinin beynini çalışma biçimine uygun öğrenmeyi sağlamak amaçlanıyor” dedi.Özel yetenekli çocukların öğrenme modellerinin farklı olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “Özel yetenekli çocuklara özel yöntem geliştirilmezse bu çocuklar harcanıyorlar, sıra dışı kalıyorlar, yaramaz diye biliniyorlar. Bu çocukların öğrenme modelleri farklı, bire bir öğrenebiliyorlar. Klasik, baskıcı eğitim modellerinde çocuğun özgüveni zedeleniyor, çocuk köreliyor. Özel yetenekli çocukların pozitif iletişim yöntemiyle eğitilmesi, sihirli bilgi burada. O çocuklarla nasıl pozitif iletişim kuracaksınız? Elbette kolay değil ama bunun farklı yaklaşımları var, insan eğlenceli ve disiplinli olursa öğreniyor. Bu çocuklara eğlenceli öğrenme ortamı sunacaksınız. Böyle durumlarda beyindeki öğrenmeyle ilgili alanları kullanmayı başarabiliyoruz. Bunun için bu alanda muhakkak çalışmalar yapılması gerekiyor. Sürekli kişiye özel çözümler bulmak gerekiyor” diye konuştu.Mentörlük sistemine ihtiyaç varÜsküdar Üniversitesi olarak özel yetenekli çocukların eğitimine ilişkin çalışmalar yürüttüklerini belirten Tarhan, “İSTKA desteğiyle yürüttüğümüz projede şu anlaşıldı. Bu çocukların mentörlük sistemi gibi birebir yol göstericiye ihtiyaç var, rehbere ihtiyaç var. Bu projenin bu alanda önemli bir açığı kapatacağına inanıyoruz” diye konuştu.Sağlıklı ve pozitif iletişimin elbette tüm çocuklar için gerekli olduğuna vurgu yapan Özel Yetenekli Çocuklar Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Halide İncekara, üstün yetenekli çocukların çevreleri tarafından önyargılar ve yüksek beklentilere maruz kalıyor olmalarının sağlıklı ve pozitif iletişim ihtiyaçlarını üst seviyelere çıkarmakta hatta zaruri kılmakta olduğunu kaydetti.Üstün zekâlı ve yetenekli çocukların farklılıklarıyla kabul edilmedikleri ortamlarda, gruptan kendilerini soyutladığını, dikkat çekme/kabul görme amaçlı gösterilerde bulunduğunu veya herkes gibi görünmeye çalışarak yeteneklerini gizlediğine dikkat çeken İncekara, aileler, öğretmenler ve diğer yetişkinlerin sağlıklı yaklaşımlar ve pozitif bir iletişim ile bu çocukların başarı ve sosyalleşme yollarına ışık tutabileceğini söyledi.Duygusal zekâyı artırmak potansiyellerini ortaya çıkarıyorÜsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Nazende Ceren Öksüz, üstün yetenekli çocukların duygusal zekâlarını artırıcı bir yaklaşıma ihtiyaçları olduğunu belirterek “IQ’su yüksek çocuklar kendilerini ifade etmekte zorlanıyor, elde ettiği bilgileri bir ürüne dönüştüremiyor, öğrendiklerini hayata geçiremiyor. Bu noktada duygusal zekânın önemi anlaşılıyor. Üstün yetenekli çocuklar, duygusal zekâlarını artırıcı bir yaklaşım içinde mevcut potansiyellerini çok daha iyi bir şekilde ortaya koyabiliyor. Çocuğun özgüvenini geliştirmek, onun kendini ifade etmesini teşvik etmek gerekiyor” dedi. Üstün yetenekli çocukların eğitiminde pozitif iletişim kurmak ve kural koymanın önemine işaret eden Öksüz, anne, baba ve eğitimcilerin yanlış yaklaşımlar nedeniyle yüksek beklenti yaratabileceklerine, bunun da çocuğun gelişimine olumsuz etkileri olacağını söyledi. Toplumun ve ailelerin özel yetenekli çocuklardan beklentisinin çok yüksek olduğunu belirten Öksüz, bu çocuklara da başarısızlık hakkı tanınmalı diyerek tek hedefin yüksek notlar olmaması gerektiğini söyledi. Öksüz IQ’nun yüksek olmasının başarı anlamına gelmediğini de sözlerine ekledi.Disiplin uygularken bu önerilere kulak verinÜsküdar Üniversitesi öğretim üyeleri Doç. Dr. Cumhur Taş, “Problemli özel yetenekli çocuklara yaklaşım” konusunda yaptığı sunumda bu çocukların karşılaştıkları sorunlara değindi. Özel yetenekli çocuklarda disiplin konusunda tavsiyelerde bulunan Taş, “Kuraları uygularken tutarlı olunmalı, kuralların arkasındaki mantık açıklanmalı, kuralların belirlenmesinde çocuğun aktif katılımı sağlanmalı, soğukkanlı ve net olarak bir davranışın neden arzu edilmediği açıklanmalı” tavsiyesinde bulundu. Ailelerin kendi hayatlarında başaramadığı işleri çocuklardan bekler hale geldiğini ifade eden Taş, “Zaman zaman zeki ve özel yetenekli çocukların karıştırılıyor. Özel yetenekliler sahip olduğu farklı özelliklerle kendini belli eder. Özel yetenekli çocukların mizah yönü çok güçlüdür ancak alaycı söylemler onları olumsuz etkiler. Süreçleri doğru yürütüp özel yetenekleri kazanmalıyız çünkü en önemli nokta özel yeteneğin günlük yaşamda uygulanabilir olmasıdır.” dedi.Özel yetenekli çalışanlar geleceğin petrolüYrd. Doç. Dr. Dinçer Atlı da “Üstün yetenekli çocuklar ve iş hayatında yetenek yönetimi” başlıklı sunumunda 2000’li yıllardan itibaren öne çıkan yetenek yönetimi kavramının günümüzde en değerli kavramlar arasında yer aldığını belirterek “Dünya küçülürken bedenle yapılan işler yerine yetenek gerektiren, fark yaratan işler ve kişiler önem kazanıyor. Kurumlar ya da şirketler bu kişilerden en üst düzeyde yararlanıyor” dedi. Üstün yeteneğin yaratıcılık, zeka ve motivasyon olmak üzere üç unsurun bir araya gelmesinden oluştuğunu ifade eden Atlı, zeka, yaratıcılık ve motivasyon birlikteliğinin önemine dikkat çekti. “Bunlardan herhangi biri olmadan özel yeteneği kullanmak mümkün değildir. Özel yetenekli insanlara çok önemli bir amaca hizmet etme duygusu kazandırılmalı. İçinde bulunduğumuz çağ özel yetenekliler çağıdır. Ancak yetenekli insanları yönetmek zordur, o nedenle motivasyon ve güven çok önemlidir. Onları belli kalıplara sokamazsınız, yaratıcılığını ortaya çıkarmak için özerk yaşamaları gerekiyor. Amacımız güçlü yönlerine odaklanıp, ham yeteneği gerçek yeteneğe dönüştürmek olmalı. Özel yetenekli çalışanlar geleceğin petrolüdür.” diye konuştu.Panel Üsküdar Üniversitesi TV’den canlı olarak yayınlandı.

12 ARA 2016

Üsküdar Üniversitesi Senatosu’ndan terörü kınama (2016-12-12)

Üsküdar Üniversitesi Senatosu, cumartesi akşamı İstanbul Beşiktaş'ta Vodafone Arena yakını ve Maçka Parkı'nda gerçekleştirilen hain saldırıyı kınadı. ‘Şehitlerimize yüce Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve milletimize başsağlığı, yaralılarımıza acil şifalar’ ifadelerinin yer aldığı açıklamada ‘Bugün, dünden daha çok teröre karşı güçlü daha kararlı ve daha yüksek bir azimle mücadele ve kararlılık içinde olacağımızı kamuouyuna ifade ederiz’ dendi.Üsküdar Üniversitesi Senatosu, 10 Aralık Cuma akşamı İstanbul Beşiktaş’ta gerçekleştirilen çifte bombalı saldırının ardından yayımladığı kamuoyuna duyuruda şu ifadelere yer verdi:“ KAMUOYUNA DUYURUDefalarca kitlesel terör eylemlerine kalkışan bu menfur odaklar ne millitimizi bölmeyi başarabildiler ne de teröre karşı dik ve kararlı duruşumuzda bir zaaf göstermimize yol açtılar. Bugün, dünden daha çok teröre karşı güçlü daha kararlı ve daha yüksek bir azimle mücadele ve kararlılık içinde olacağımızı kamuouyuna ifade eder, bu hain saldırıyı bir kez daha lanetlerken, şehitlerimize yüce Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve milletimize başsağlığı, yaralılarımıza acil şifalar dileriz.ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ SENATOSU”

10 ARA 2016

Fakültelerini birincilikle kazanan öğrencilere YÖK’ten başarı belgesi

Üsküdar Üniversitesini birincilikle kazanan öğrencilere YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç'ın başarı belgesi, senatoda düzenlenen program ile verildi. Öğrenciler belgelerini Rektör Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın elinden aldı.Üsküdar Üniversitesi Senatosu bu kez fakültelerini birincilikle kazanan ve kayıt yaptıran öğrencileri misafir etti.Yüksek Öğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç tarafından 2016-2017 eğitim-öğretim yılında fakültelerini birincilikle kazanan ve kayıt yaptıran Üsküdar Üniversitesi öğrencilerine gönderilen başarı belgeleri, senato üyelerinin katılımıyla düzenlenen toplantıda takdim edildi.Öğrencilere belgelerini bizzat Rektör Prof. Dr. Nevzat Tarhan verdi. Fakülte dekanlarının da yer aldığı törende başarı gösteren öğrencilerin isimleri şu şekilde:İletişim Fakültesi Oğuzhan Emre Parlak,Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Tuğkan Gençer,Sağlık Bilimleri Fakültesi Ayşe Zeynep Ekici,İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Esra Erez oldu.Başarılarından ötürü öğrencileri kutlayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, başarıyı her zaman desteklediklerini ve destekleyeceklerini söyledi.

25 KAS 2016

Çocuk ve aile sorunları konuşuldu.

Üsküdar Üniversitesi Küreselleşme ve Gençlik Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi önemli bir konuyu masaya yatırdı. “Küreselleşen Dünyada Çocuk ve Aile Sorunları” başlıklı seminere konuşmacı olarak Adli Bilimler Uzmanı Oben Südütemiz katıldı.Üsküdar Üniversitesinin gündeminde bu hafta “Küreselleşen Dünyada Çocuk Ve Aile Sorunları” vardı.Üsküdar Üniversitesi Çarşı Yerleşke, Emir Nebi konferans salonunda gerçekleştirilen seminere konuşmacı olarak Adli Bilimler Uzmanı Oben Südütemiz katıldı.Küreselleşme ve Gençlik Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi ve Sosyal Hizmet kulübünün düzenlediği seminere öğrencilerin ilgisi yoğundu.Öğrencilerin konuyla ilgili sorularını da cevaplayan Südütemiz, önemli paylaşımlarda bulundu.Südütemiz konuşmasında “Çocuğun yaşam ve gelişme hakkı çok önemlidir, asla ve asla engellenemez” vurgusu yaptı.

09 KAS 2016

Üsküdar Üniversitesi IV. Uluslararası ve VIII. Ulusal Psikiyatri Hemşireliği Kongresinde.

IV. Uluslararası ve VIII. Ulusal Psikiyatri Hemşireliği Kongresi gerçekleştirildi. Psikiyatri Hemşireliği Derneği ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi işbirliğiyle 6-9 Kasım 2016’da Manisa da gerçekleştirilen kongreye Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü Psikiyatri Hemşireliği öğretim üyelerinden Prof. Dr. Selma Doğan, Prof.Dr. Besti Üstün, Arş. Gör. Elif Ardıç ve Psikiyatri Hemşireliği yüksek lisans öğrencilerinin yansıra NP İstanbul Hastanesi hemşireleri de katıldı. Kongrede Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay da davetli konuşmacı olarak yer aldı.Celal Bayar Üniversitesi Süleyman Demirel Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen kongrede paneller gerçekleştirildi.“Dünden Bugüne Psikiyatri Hemşireliği Eğitimi ve Araştırma” başlıklı oturum başkanlığını Prof. Dr. Selma Doğan’ın yaptığı panelde Dr. Doğan, “Psikiyatri Hemşireliği Yüksek Lisans Eğitiminin Ülkemizde ve Dünyadaki Mevcut Durumu”, Prof. Dr. Besti Üstün, “Doktora Eğitiminde Ülkemizde ve Dünyadaki Mevcut Durumu ve Gelecek Yönelimleri” konulu sunum yaparken, Üstün, “Psikiyatri Uygulama Alanında Göz Ardı Edilen Bir Boyut Olarak Fiziksel Sağlık Sorunlarının ve Hemşirenin Rolü” başlıklı panelin oturum başkanlığını yürüttü.Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay ise  “Psikofarmakolojik Akılcı İlaç Kullanımı” konulu oldukça ilgi gören konferans verdi.  Kongrede Üsküdar Üniversitesinden 4 poster 2 sözel bildiri sunulurken Prof. Dr. Selma Doğan ve doktora öğrencisi Elvan Ata sözel bildiri birincilik ödülü ve Prof.  Dr. Perihan Velioğlu Hemşirelik Fonu Teşvik Ödülü'ne layık görüldü.  Toplantıda, V. Psikiyatri Hemşireliği Lisans ve Lisansüstü Eğitimi ve Uygulaması Çalıştayının  Haziran 2017 de Üsküdar Üniversitesinde yapılması kararlaştırılmıştır.Kongrede; psikiyatri hemşireliğinde klinik bakım, toplum ruh sağlığı açısından riskli gruplar (LGBT, adli vakalar, mülteciler gibi) ve psikiyatrik rehabilitasyon alanlarındaki gelişmeler, çalışma örnekleri, sorunlar ve yapılması gerekenler paylaşılmış ve bu alanlarda psikiyatri hemşireliğinin gelecek yönelimleri ele alındı.

08 KAS 2016

Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Üsküdar Üniversitesi’nden işbirliği

Futbol ve basketbolda yeni yetenekler keşfedilecekGençlik ve Spor Bakanlığı ile Üsküdar Üniversitesi; çocuk, genç ve engellilerin futbol ve basketbola olan yeteneklerinin keşfedilmesi ve geliştirilmesine yönelik projeyi birlikte hayata geçirecek. Ulusal Sağlıklı Nitelikli Sporcu Mentör Ağı adlı proje için ön protokol görüşmesi gerçekleşti.  Spor ve Gençlik Bakanlığı ile Üsküdar Üniversitesi, "Ulusal Sağlıklı Nitelikli Sporcu Mentör Ağı" projesi için işbirliği yapacak. Bir yıl sürecek proje kapsamında 6-18 yaş arası 200 çocuk, genç ve engelli bireyin basketbol ve futbol branşlarına özgü yeteneklerinin ortaya çıkarılması ve geliştirilmesi amaçlanıyor.Üsküdar Üniversitesi’nden Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Defne Kaya, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Kaan Yılancıoğlu ve Genç Beyinler Akademisi Koordinatörü Dr. Nebiye Yaşar, makamında ziyaret ettikleri Gençlik ve Spor Bakanlığı İstanbul İl Müdürü İbrahim İlhami Koç ile proje için ön protokol görüşmesi yaptı. Görüşme sonunda proje için ortak çalışma kararı alındı.Sağlıklı sporcu bilincinin oluşturulmasına yönelik programın geliştirilmesi için fiziksel, psikolojik ve genetik değerlendirme yapılacak. Bu amaçla kurulacak rehabilitasyon biriminde bireyin ihtiyacına göre spor rehabilitasyonu ve/veya spor psikolojisi terapileri yapılacak. Bunun yanı sıra oluşturulacak sanal/artırılmış gerçeklik odasında belirlenen spor dalına yönelik olarak yetenek eğitimi verilecek. Proje kapsamında kurulacak teknoloji ofisinde ise bireye özgü spor ve sporcu sağlığıyla ilgili ulusal teknolojilerin geliştirilmesi planlanıyor.

27 EKI 2016

Ergoterapi gününde ebru sergisi açıldı!

Üsküdar Üniversitesi, 27 Ekim Dünya Ergoterapi Günü kapsamında NPİSTANBUL Hastanesi danışanlarının yaptığı ebrulardan oluşan bir sergi açtı. Farklı renk ve desenlerden oluşan 25 çalışma görücüye çıktı. Öte yandan güne özel Ergoterapi öğrencileri de ziyaretçilere üzerinde “Ergoterapi Bağımsızlıktır” yazılı şeker dağıttı.27 Ekim Dünya Ergoterapi Günü, ülkemizde yeni yeni tanınmaya başlayan ergoterapi uygulamalarına dikkat çekmek ve bu konudaki farkındalığı artırabilmek amacıyla her yıl kutlanıyor.Üsküdar Üniversitesi Ergoterapi Günü kapsamında 25 çalışmanın yer aldığı ebru sergisi açtı.Her biri NPİSTANBUL Hastanesi’nde tedavi gören danışanlar tarafından yapılan sergi Kuzey Yerleşke Lobi alanında 1 hafta boyunca gezilebilecek.27 Ekim Dünya Ergoterapi Günü kapsamında Ergoterapi bölümü öğrencileri de Müzik Terapi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Sevda Asgerova öncülüğünde kurdukları stantta ziyaretçilere üzerinde “Ergoterapi Bağımsızlıktır” yazılı şeker dağıttı.

26 EYL 2016

Üsküdar'da yeni eğitim yılı heyecanla başladı…

Üsküdar Üniversitesi 2016-2017 Akademik yıla bugün merhaba dedi. 15 bine yaklaşan öğrencisiyle yeni yıla heyecanla başlayan Üsküdar Üniversitesi, güçlü akademik kadrosuyla eğitim yılının ilk gününde öğrencilerine kapılarını açtı.Davranış Bilimleri ve Sağlık alanında Türkiye’nin ilk üniversitesi olan Üsküdar Üniversitesi, 2016-2017 Akademik yıla merhaba dedi.Yeni yıla 15 bine yaklaşan öğrencisiyle başlayan Üsküdar Üniversitesi okulun ilk gününde arkadaşları ve hocalarıyla buluştu. Güçlü Akademik Kadro Uluslararası arenada çok önemli görevlerde bulunan akademisyenler Üsküdar Üniversitesinde ders verecek. Başta Rektör Prof. Dr. Nevzat Tarhan, BM Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu üyesi ve adli bilimler uzmanı Prof. Dr. Sevil Atasoy, Birleşmiş Milletler Çevre Programında (UNEP) danışman olarak görev yapan Prof. Dr. İbrahim Özdemir, beyin araştırmaları konusundaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Sinan Canan, şizofreni patentine sahip Prof. Dr. Tayfun Uzbay, pek çok siyasetçiye danışmanlık yapmış olan Prof. Dr. Mithat Baydur, siyasetçi ve akademisyen Doç. Dr. Merve Kavakçı, nöroloji alanının önde gelen isimlerinden Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, dil ve konuşma bozuklukları uzmanı Prof. Dr. Ahmet Konrot, bağımlılık alanında önemli bir isim olan Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, sağlık bilimleri alanında çalışmaları ile tanınan Prof. Dr. Haydar Sur, psikolojik danışmanlık, gelişim ve öğrenme alanlındaki akademik çalışmaları ile tanınan Prof. Dr. Hasan Bacanlı gibi pek çok alanda uzman geniş bir akademik kadro ile eğitim sunuyor.Dünyanın saygın üniversiteleriyle işbirliği…Üsküdar Üniversitesi Hazırlık programı olan ALFSI; İngiltere, ABD, Kanada, Avustralya, İspanya, Almanya, Çin gibi pek çok ülkenin üniversiteleriyle yapmış olduğu anlaşmalarla öğrencilerine hazırlık eğitiminden, lisans ve yüksek lisansa kadar dünya standartlarında bir eğitim sunuyor. Böylece öğrenciler ister hazırlığa, isterlerse de akademik programlara yurtdışında katılabiliyor veya yaz dönemini kısa süreli programlar ile değerlendirebiliyor.Üsküdar Üniversitesi ve NPİSTANBUL Hastanesi’nden Almanya’da merkezDavranış bilimleri ve sağlık alanında birçok ilke, önemli projelere imza atan Üsküdar Üniversitesi ve NPİSTANBUL Hastanesi eğitim-sağlık alanında sunduğu hizmetlerini uluslararası arenaya taşıyor. Bu kapsamda ilk girişimini Almanya’nın Köln kentinde faaliyete geçirdi.“Proje Kültürü ve Pozitif Psikoloji” dersleri ile fark yaratıyorÜsküdar Üniversitesinde öğrenciler “İnsanı anlama” hedefi ile akademik olarak en yeni bilgilerle donatılmış olmasının yanı sıra “Üniversite Kültürü ve Girişimcilik” dersleri kapsamında sektörün önde gelen isimleri ile bir araya geliyor, “Proje Kültürü” dersleri ile de mezun olmadan önce proje yazmayı öğreniyor. “Pozitif Psikoloji ve İletişimi Becerileri” dersleri ile de sadece akademik başarı değil, sosyal başarı ve mutluluk bilimini de öğreniyor.Sosyal Üsküdar… Üsküdar Üniversitesi, öğrencilerinin ilgi alanları doğrultusunda oluşturdukları öğrenci kulüpleri, birbirinden farklı etkinliklere imza atıyor. 3 bin öğrencinin üye olduğu 50’den fazla öğrenci kulübü sosyal sorumluluk projeleri, bilimsel etkinlikler, sanatsal etkinlikler, kültürel söyleşiler, spor organizasyonları ve konserler gibi pek çok sosyal imkanlara sahip… Erasmus programıÜsküdar Üniversitesinin Bologna süreci esas alınarak birçok ülkeden farklı üniversiteler ile değişim programları bulunuyor.  Psikoloji lisans alanında Türkiye’de en fazla ERASMUS anlaşmasına sahip üniversite olan Üsküdar Üniversitesinin, Avrupa’da birçok üniversite ve bölümlerle ERASMUS anlaşması bulunuyor.

08 EYL 2016

Fizyoterapi ve rehabilitasyonda bilişsel yöntem ve nörobilim dönemi!

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü bünyesinde Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Yüksek Lisans Programı açıldı.  İlk öğrencilerini kabul edecek program, fizyoterapi ve rehabilitasyonda bilişsel yöntem ve nörobilimin kullanılması, akademik klinik çalışma dersi ile benzerlerinden ayrılıyor. Üsküdar Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Defne Kaya, Sağlık Bilimleri Enstitüsü bünyesinde açılan Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Yüksek Lisans Programı’nın içerik ve uygulama imkânları bakımından benzer programlardan ayrıldığını söyledi.Akademik klinik çalışma dersi olacak!Doç. Dr. Defne Kaya, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Yüksek Lisans Programı’nda bir çok programdan farklı olarak, bilişsel yöntem ve nörobilimin fizyoterapi rehabilitasyonun her alanında nasıl kullanılacağının işleneceğini ayrıca yüksek lisans öğrencilerinin “akademik klinik çalışma”  dersi ile kliniklerde proje ve çalışmalar yaparak akademisyenliğe güçlü bir şekilde hazırlanacaklarını söyledi. Doç. Dr. Defne Kaya, şu bilgileri verdi:“Üniversitemiz Sağlık Bilimleri Enstitüsü bünyesinde Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı'nda bilim uzmanlığı programı 2016-2017 eğitim-öğretim yılında başladı. Bu programı tamamlayan mezunlar, fizyoterapi ve rehabilitasyonun çeşitli özelleşmiş alanlarındaki klinik ve akademik çalışmalarında uzmanlık düzeyinde derinleştirdiği ve geliştirdiği yeterlilikleri kullanabilir ve ileri düzeyde mesleki uygulama ve araştırma yapabilir.Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Yüksek Lisans Programı mezunları “yüksek lisans” derecesi alarak mezun olurlar. Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Tezli Yüksek Lisans Programı’ndan mezun olmak için en az 2 yıl, toplam 120 AKTS kredilik programını başarılı ile tamamlamış ve tezini başarıyla savunmuş olmak gerekmektedir.Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Yüksek Lisans Programımızın amacı, alanında bilimsel ve teknolojik gelişimleri izleyen, eğitim, araştırma ve uygulamalarında ileri ve derin bilgi, beceri ve tutum kazanmış, bilgilerini klinik ve bilimsel çalışmalarla bütünleştirebilen, sonuçlarını yorumlayabilen, yaşam boyu öğrenmeye devam edebilen, fizyoterapi ve rehabilitasyon ile ilgili eğitim programlarına katkı verebilen, ulusal ve uluslar arası düzeyde uzman fizyoterapistler yetiştirmektir.Fizyoterapi ve rehabilitasyona özelleşmiş alanlarda klinik ve akademik çalışmalarını uzmanlık düzeyinde yürütebilen ve geliştirebilen fizyoterapistler yetiştirilmektedir. Fizyoterapi ve rehabilitasyon bilim uzmanlığı programı mezunları, toplumu destekleyip, yönlendirebilmekte, fiziksel aktiviteye katılımı desteklemede, fonksiyonları iyileştirerek fizyoterapi ve rehabilitasyona özel ölçümler ışığında yaşam kalitesini yükseltmede hünerlidir.”Fizyoterapi ve rehabilitasyonda bilişsel yöntem ve nörobilim kullanılacak!Doç. Dr. Defne Kaya, bir çok programdan farklı olarak, bilişsel yöntem ve nörobilimin fizyoterapi rehabilitasyonun her alanında nasıl kullanılacağının işleneceğini belirterek ayrıca yüksek lisans öğrencilerinin “akademik klinik çalışma”  dersi ile kliniklerde proje ve çalışmalar yaparak akademisyenliğe güçlü bir şekilde hazırlanacaklarını sözlerine ekledi.

02 EYL 2016

Bağımlılık Danışmanları Üsküdar’da yetişiyor…

Bağımlılık, ülkemizde ve dünyada gittikçe artan bir sorun olarak karşımıza çıkarken bağımlılıkla mücadelede profesyonellerin eğitimi ve uzmanlaşmaları da önem taşıyor.  Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü bünyesinde Bağımlılık Danışmanlığı ve Rehabilitasyon Yüksek Lisans programını açtı. Bu programla bağımlılık danışmanlarının yetiştirilmesi hedefleniyor.Üsküdar Üniversitesi bağımlılıkla mücadelede ülkenin nitelikli uzman ihtiyacını karşılama adına lisansüstü eğitim programlarını çeşitlendiriyor.Bu kapsamda Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimler Enstitüsü çatısı altında tezli ve tezsiz olmak üzere Bağımlılık Danışmanlığı ve Rehabilitasyon Yüksek Lisans Programı açıldı.Program, Sağlık Bilimleri Enstitüsü bünyesinde bağımlılık danışmanlığı ve rehabilitasyonu kapsaması açısından Türkiye’de bir ilk.Programın önemi ve neden ihtiyaç duyulduğuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü, NPİSTANBUL Hastanesi AMATEM Koordinatörü Prof. Dr. Nesrin Dilbaz,  bir beyin hastalığı olarak değerlendirdiği bağımlılığı hekimliği, tıbbı ilgilendirdiği gibi hastalığın psikolojik, sosyolojik, felsefik tarafı olduğunu söyledi. Böyle olunca bağımlılığın diğer bilim dallarını da ilgilendirdiğinin altını çizen Dilbaz şu değerlendirmelerde bulundu.Bağımlıların sayısı artarken aynı artış mücadele edecek personel sayısında görülmüyor“Biz hastamızı hasta olarak ele aldığımız zaman tıbbi tedavisini ve rehabilitasyonu sonrasında kişinin tedavisinin devam edebilmesi için diğer bilim dallarına da ihtiyacımız söz konusu oluyor. Bu noktada özellikle de bağımlılık danışmanlarına. Ülkemizde bağımlılık gittikçe artan bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Öncelikli olarak sadece ülkemizde değil,  bütün dünyada haz ilkesine yönelme olduğundan özellikle hazza yönelik bir davranışın sonucunda davranışsal madde bağımlılığının gelişiminde yıllar içinde artış gözleniyor. Ancak aynı yükselişi tedavide ya da hastalığın yönetiminde görev alacak eğitilmiş personel noktasında görülmüyor. Burada bir eksiğimiz var. Personel eksiğini doktorlar ya da yardımcı sağlık personeli veya psikologlarla çözmeye çalışıyoruz ama onlar da yeterli değil. Bu ihtiyaca istinaden yaşanan ciddi boşluğu dolduracak ve bağımlılık danışmanı olarak eğitim görecek bir program hazırladık.”  Deneyimli hocalarla bizzat klinikte çalışma şanları olacak!Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık Danışmanlığı ve Rehabilitasyon Programı olarak bu alandaki ihtiyacı karşılamayı hedeflediklerini belirten Dilbaz, öğrencilere önemli avantajlar sunduklarını söyledi. İngilizce ve Türkçe Psikolojisi eğitimleriyle çok deneyimli bir üniversite olduklarını, NÖROPSİKİYATRİ hastanesinde AMATEM birimlerinin olmasının da öğrencilerin eğitiminde ciddi avantaj olduğunu belirtti. Dilbaz şunları kaydetti.“Ben de danışman olarak burada çalışıyorum. Biz zaten çok uzun zamandan beri dünyadaki tüm tedavi olanaklarını hastalarımıza sunan, bu anlamda ilaç tedavisi, somatik tedavi ya da psikoterapiyi rehabilitasyonla birlikte sunmaya çalışan ekibiz. Öğrenci arkadaşlarım bir taraftan hem bu konunun uzmanı hocalardan teorik bilgiyi alacaklar öte yandan bu konuda klinik deneyimi olan hocalarla bizzat klinikte çalışma şansları olacak. Hatta şimdiki programımıza göre bireysdel olarak bağımlılıkla ilgili danışman olarak da staj yapma olanakları olacak. Özellikle tezli olan grup da bu tez sırasında ve diğer dönemde de direkt olarak bağımlılık danışmanı olarak stajlarını ve pratiklerini yapabilme şansları olacak. Bu anlamda da ilk olacağız.”

02 EYL 2016

Sağlık Yönetimi Doktora Programı Açıldı!

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü çatısı altında sağlık yönetim doktora programı açıldı. Program ile Türkiye’de gerek saha araştırmacılarına gerek ise ihtiyaç duyulan akademisyenlerin karşılanması hedefleniyor. Kayıtları devam eden programa 10 öğrenci alınacak.21. yüzyılın gözde meslekleri arasında gösterilen sağlık yönetiminin önemi ülkemizde de gönden güne artıyor.Bu bağlamda Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü olarak Sağlık Yönetimi Yüksek Lisans programından sonra aynı isimle doktora programını açtı.Enstitü müdürü Prof. Dr. Haydar Sur, program ile bu mesleği en iyi şekilde icra edebilecek, gerekli donanıma sahip kişiler yetiştirmeyi hedeflediklerini söyledi.Sağlık Yönetimi Lisansüstü programlarıyla kurumların ihtiyaç duyduğu çağdaş ve modern sağlık yöneticilerini sağlık hizmetiyle buluşturacaklarını belirten Sur, bu alandaki hizmetlerinin daha iyi planlanıp, örgütlenerek, koordinasyon, icra ve denetiminin yapılacağını kaydetti.Yaklaşık 500 sağlık yönetimi alanında akademisyene ihtiyaç var!Ülkemizde profesyonel sağlık yöneticileri için lisans eğitimi veren kurumların 30’un üzerinde olduğuna dikkat çeken Sur, ülkemizde lisans eğitimi veren akademisyenlere de ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Lisansüstü programlarla profesyonel lisansiyer yetiştirme çabası içinde sağlık yönetimi öğrencilerinin hocalarını yetiştirmeyi hedeflediklerini belirten Sur, günümüzde bu alanda yaklaşık 500 akademisyene ihtiyacı olduğunu kaydetti.Bu bağlamda üniversite olarak ülkemizin ihtiyacının karşılanmasında önemli bir açılım sağladıklarını belirten Prof. Dr. Haydar Sur şu değerlendirmelerde bulundu.“Doktora demek bir bilimin felsefesi ve düşüncesine bilimsel çalışmalarına hizmet edecek donanıma sahip olmak demek. Şunu söylemeliyim ki bu alanda literatür yetersiz. Saha araştırmalarını yapacak kişilerin de en az doktora eğitimi alması gerekir. Böylece bilim adamı üretimine de katkı sağlayacağız. Bu kişiler proje de üretecek. Projeler yayına dönüşecek, literatüre girecek. Ulusal ve uluslararası yayınlarla ülkemizin uluslararası arenada prestijini  de artıracak.”Üniversite olarak bu alanda akademisyene ihtiyacı duyduklarını, programı başarıyla tamamlayan kişileri istihdam edeceklerini de sözlerine ekleyen Sur, doktora programına 10 kişi alacaklarını, kayıtların sürdüğünü söyledi.

01 EYL 2016

Lisansüstü programlarla Hemşirelikte nitelik artıyor...

Üsküdar Üniversitesi hemşirelikte önemli bir ihtiyacı karşılıyor. Ülkemizde hemşirelik alanında doktora eğitimi veren program ve doktora eğitimi alan hemşirelerin sayıca yetersiz olmasından yola çıkan Üsküdar Üniversitesi hemşirelik doktora programı ile hemşirelere akademik kariyer imkanı sunuyor. Sağlık Bilimleri Enstitüsü Hemşirelik Anabilim Dalı tarafından verilen eğitimle hemşireler hem yükseklisans hem de doktora yapma şansı yakalıyor.Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü çatısı altında geçtiğimiz yıl açılan programla doktoralı hemşireler yetişiyor.Sağlık alanının temel mesleklerinden ve bilimsel bir disiplin olan hemşirelikte, kendine özgü bilgi birikimi ile topluma güçlü bir hizmet sunmada doktora programlarının büyük önem taşıdığını belirten Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdürü ve Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Selma Doğan, bu program sayesinde hemşirelerin doktora yapma imkanına sahip olduklarını ifade etti.Prof.Dr. Selma Doğan, şunları söyledi:“Hemşirelik Doktora Programının amacı hemşirelik ve sağlık hizmetlerini geliştirmeye odaklı bağımsız ve özgün araştırmalar yapabilen, elde ettiği verilerden derin ve geniş bir bilgi ortaya koyarak ulusal ve küresel düzeyde bilim ve insanlığın yararına sunabilen, hemşireliğin kuramsal temellerini irdeleyerek yeni bir senteze ulaşan, çalıştığı alanda kanıta dayalı uygulamalar gerçekleştiren, bireylerin bakımında hemşirelik modellerinin etkinliğini test edebilen ve yeni bakım modelleri geliştirebilen, toplumun sağlık sorunlarıyla ilgili politikalar üretebilen, etik konularda duyarlı akademisyenler ve uygulama alanlarında öncü lider hemşireler yetiştirmektir. Ülkemizde hemşirelik alanında doktora eğitimi veren program ve doktora eğitimi alan hemşirelerin sayıca yetersiz olması, üniversitemiz bünyesinde açılan doktora programının önemini arttırmaktadır. ”Araştırmacı hemşireler yetişiyor!Prof.Dr. Doğan, Hemşirelik Doktora Programı ile hemşireliğin temel uzmanlık alanlarında evrensel bilimin gelişmesine katkıda bulunacak araştırmacı hemşirelerin yetiştirilmesinin amaçlandığını, araştırmalar yoluyla kanıta dayalı klinik bakım ve diğer hizmet alanlarının geliştirilmesi ve mesleğin bilgi birikimine ve bilimsel gelişimine katkı sağlanmasının hedeflendiğini dile getirdi.Hemşirelikte nitelik amaçlanıyor!Prof.Dr. Selma Doğan, programla üniversitelerdeki lisans ve lisansüstü eğitim programları ve hemşirelik bakım hizmetlerinin geliştirilmesine öncülük edecek geleceğin öğretim üyelerinin yetiştirilmesi ve doktoralı öğretim elemanları aracılığıyla hemşirelik eğitimi niteliğinin yükseltilmesine katkı sağlanmasının hedeflendiğini de dile getirdi.Hemşirelik Anabilim Dalı Doktora Programı; hemşirelik uzmanlık alanları olan Psikiyatri Hemşireliği, İç Hastalıkları Hemşireliği, Cerrahi Hastalıkları Hemşireliği, Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği, Toplum Sağlığı Hemşireliği, Hemşirelik Esasları ve Yönetimi uzmanlık alanlarını kapsıyor.Ayrıntılı bilgi;

28 TEM 2016

Üsküdar Üniversitesinden 5 yeni bölüm...

Davranış bilimleri ve sağlık alanında Türkiye’nin ilk tematik üniversitesi olan Üsküdar Üniversitesi, yeni açılan bölümleriyle adaylara alternatifler meslekler sunuyor. Üniversite açtığı 5 yeni bölüm ile 4 fakültede toplam 27 bölüme, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulunda ise 29 bölüme ulaştı.Üsküdar Üniversitesi, davranış bilimleri ve sağlık alanında ihtiyaç duyulan uzman ve personel yetiştirmek amacıyla çalışmalarını sürdürüyor.Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde; Halkla İlişkiler, Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde; Beslenme ve Diyetetik, Ebelik bölümleri ile Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu’nda; Patoloji Laboratuvar Teknikleri, Acil Durum ve Afet Yönetimi programları açıldı.Üsküdar Üniversitesi, yeni açılan bölüm ve programlarla 4 fakültede toplam 27 bölüme, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu’nda da 29 programa ulaştı.2016-2017 Akademik Yılı’na yeni bölümlerle büyüyerek ve daha da güçlenerek hazırlanan üniversite, kadro olarak da büyürken alanında deneyimli uzman kadrosuyla eğitim sınırlarını genişletiyor.Meslek ve Üniversite seçimine dair Üsküdar Üniversitesi tercih ve tanıtım günleri 5 Ağustos’a kadar devam ediyor.

20 TEM 2016

Sağlıkta Kariyer İmkânları…

Üsküdar Üniversitesi, Üniversite Tercih Fuarı’nda üniversite adaylarına yol gösterecek. Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur, “Sağlık Bilimlerinde Kariyer Olanakları” nı anlatacak. Üsküdar Üniversitesi, 22-24 Temmuz 2016 tarihleri arasında İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenecek olan Üniversite Tercih Fuarı’nda adaylarla buluşacak.Adaylar, Üsküdar Üniversitesi’nin standını üç gün boyunca 10:00 – 19:00 saatleri arasında ziyaret edebilecek.Üsküdar Üniversitesi’nin uzmanları, adaylara rehberlik hizmeti de verecek.Üniversiteler ve bölümler hakkında bilgi verecek uzmanlar, adaylara doğru tercih konusunda önerilerde de bulunacak.Adaylar ayrıca 23 Temmuz 2016 Cumartesi günü saat 16:00’da Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur’un  “Sağlık Bilimlerinde Kariyer Olanakları” başlıklı sunumunu da dinleyebilecekler.Sur adaylara, sağlık bilimlerinde okumanın avantajları, iş imkânları… vs. bir çok konuda aday öğrencilerin sorularını cevaplayacak.

13 TEM 2016

Üsküdar Üniversitesinden dikkat çekici araştırma!

Doğu insanı olumsuz, batı insanı olumlu duyguları daha kolay ayırt ediyorÜsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü’nün, Türkiye’nin doğu, batı, kuzey ve güneyindeki insanlarla gerçekleştirdiği duygu tanıma testinden ilginç sonuçlar çıktı. Buna göre Doğu insanı olumsuz, Batı insanı ise olumlu duyguları daha kolay ayırt ve taklit ediyor.  Batı ve Kuzey’dekiler, tiksinme yüz ifadesini kolaylıkla ayırt ederken,  korkmuş ve şaşırmış olanların ayrımında herkes zorlanıyor. Çalışmaya göre; yüz ifadelerini tanımada kadınlar, erkeklerden daha başarılı olurken, eğitim düzeyi yükseldikçe de tanıma oranları artıyor.Yaşamı anlamlandırma, karar verme ve uygulama aşamalarında büyük bir rolü olan duygular genelde yüz ifadelerine yansıyarak karşımıza çıkıyor. İnsanlar için temel sosyal-bilişsel becerilerin başında ise yüzdeki duygu ifadelerini algılamak ve tanımak geliyor.Türkiye’de yapılmış, Türk toplumundan seçilen bireylere ait duygusal yüz ifadelerinden oluşan bir duygu tanıma testinin olmayışı Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Nörobilim Yüksek Lisans Programı araştırma görevlilerini harekete geçirdi. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Nörobilim Yüksek Lisans Programı dahilinde; Doç. Dr. Cumhur Taş danışmanlığında, yüksek lisans öğrencisi Fatma Turan tarafından hazırlanan çalışma; Türkiye’nin doğu, batı, kuzey ve güneyinden gelen ve İstanbul’da yaşayan 72 kişi ile gerçekleşti. 18-60 yaş aralığındaki katılımcılar ile yapılan “Türk Toplumunda Sağlıklı Bireylerin Yüz İfadelerinden Oluşan Duyguları Tanımlama Testi Oluşturulması ve Geçerlilik ile Güvenilirliğinin Uygulanması” araştırması iki aşamadan oluştu.İlk aşamada katılımcıların 6 temel duygu(Mutluluk, hüzün, şaşkınlık, korku, tiksinme ve öfke) ile nötr duyguyu ifade eden yüz fotoğraflarının çekimi gerçekleştirildi. İkinci aşamada ise, katılımcılardan ekranda gördükleri fotoğraflara odaklanıp ifade edilen duyguyu söylemeleri istendi.Kadınlar, erkeklere göre yüz ifadelerini daha iyi tanıyorTürkiye’de yaşayan bireylerin yüz ifadelerini ne derece tanıyabildiklerine dair yapılan araştırmada bulgular; yaş aralığı, coğrafi bölge ve cinsiyete göre ayrıştırıldı. Test sonuçlarına göre;Batı insanı, öfke ve üzüntülü yüz ifadesini tanımakta zorlanılırken, Doğu insanı kolaylıkla ayırt edilebiliyor.Batı ve Kuzey insanı tiksinme yüz ifadesi kolaylıkla ayırt edilebiliyor.Hepsi korkmuş ve şaşırmış yüz ifadesinde ayrımında zorlanıyor. Çalışmanın bir başka ilginç sonucu ise kadın ve erkekler arasındaki fark oldu. Yüz ifadelerini kadın katılımcılar, erkeklere kıyasla daha yüksek oranda tanıdı. Katılımcıların eğitim düzeyi yükseldikçe de duygusal yüz ifadelerini tanıma oranları arttı. Çalışma sırasında yapılan empati testinde de kadınların ve eğitim düzeyi yüksek katılımcıların daha başarılı olduğu görüldü.

11 TEM 2016

Üsküdar Üniversitesi adaylara yol gösteriyor!

LYS sonuçlarının 18 Temmuz’da açıklanması bekleniyor, sonrasında da tercih dönemi başlayacak. Hayatlarının en önemli kararını verecek gençlerin 26 Temmuz-2 Ağustos 2016 tarihleri arasında istedikleri bölüm, şehir ve üniversiteyi tercih etmesi gerekiyor. Üsküdar Üniversitesi Altunizade Yerleşkesi’nde başlayan Tercih ve Tanıtım Günleri’nde adaylara meslek seçimi konusunda bilgi veriliyor. Adayları öğrenciler karşılıyor…Kişinin yaşamında önemli dönemlerden biri olan üniversite ve bölüm seçimleri sağlıklı yapılmadığında kişi için telafisi mümkün olmayan kayıpları beraberinde getirebiliyor. LYS sonuçlarının 18 Temmuz’da açıklanması bekleniyor, sonrasında da zorlu bir süreç, tercih dönemi başlayacak. Üniversite adayları, 26 Temmuz – 2 Ağustos 2016 tarihleri arasında tercihlerini yapacak.Üsküdar Üniversitesi, bu dönemde adaylara yol göstermek amacıyla tercih ve tanıtım günlerine başladı. 11 Temmuz – 5 Ağustos tarihleri arasında Altunizade başta olmak üzere diğer yerleşkelerde Üsküdar Üniversitesi’nin deneyimli akademik kadrosu, adaylara meslek seçimi ile ilgili bilgiler veriyor. Üsküdar Üniversitesi eğitim uzmanı-tercih danışmanı Ece Tözeniş ve Ahmet Alkayış ile birlikte çok sayıda tercih danışmanı da adaylara yol gösterecek.Kararsız gençlere Kariyer Testi Üsküdar Üniversitesi, seçeceği meslek konusunda kararsız kalan adaylara kariyer testi imkânı da sunuyor.“Holland Meslek Tercihi Puanlama Cetveli” olarak da bilinen Kariyer Testi, 90 sorudan oluşuyor. Adayların sorulara verdiği “hoşlanırım” ya da “hoşlanmam” yanıtı adayların kişilik tipini ortaya çıkarıyor.“Gerçekçi”, “Araştırıcı”, “Artistik”, “Sosyal”, “Girişimci” ve “Geleneksel” olarak belirlenen tiplerin belirgin özelliklerinin öne çıktığı Kariyer Testi’nde bu tiplere uygun etkinlikler ve tipik meslekler anlatılıyor.Kariyer Testi, seçeceği meslekle ilgili karar vermekte zorlanan adaylara ilgi duydukları alan konusunda yardımcı olmayı amaçlıyor.Meslek seçiminde halen kararsızlık yaşayan gençler Kariyer Testi’ne ulaşabilir.Kariyer Testi İçin

30 HAZ 2016

İş Sağlığı ve Güvenliğinde yeni dönem!

İşyeri hekimi açığı “sağlık uzmanı” ile kapatılabilir…1 Temmuz’dan itibaren az tehlikeli ve 50’den az çalışanı olan kamu ve özel tüm işyerlerine iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi bulundurma zorunluluğu geliyor. Bu tarihten itibaren, bir kişi bile çalıştıran binlerce işyeri için yeni dönem başlıyor.  İşyeri hekim sayısının yetersiz olması nedeniyle bazı sorunlar yaşanabileceğini belirten İSG uzmanı Yrd. Doç. Dr. Rüştü Uçan, “Sağlık alanından mezun olanlara verilecek sağlık uzmanı eğitimi ile bu açık kapatılabilir” önerisinde bulundu.Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Başkanı Yrd. Doç. Dr. Rüştü Uçan, yeni uygulamanın özellikle işyeri hekiminin az olması nedeniyle bazı sorunları da beraberinde getirebileceğini söyledi.Uçan, şunları söyledi:“1 Temmuz 2016 tarihinden itibaren kamu ve özel tüm işyerlerine iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi hizmeti almak zorunluğu gelmektedir. 2012 yılındaki istatistiklere göre 1 milyon 654 bin işletme bulunmaktadır. Uygulamayla beraber bu işletmeler risk analizi, acil durum planı gibi çalışmaların yanı sıra çalışanlarına İSG eğitimi aldırmak zorunda olacaktır.Sadece 10’dan az çalışanı bulunan ve az tehlikeli sınıfta yer alan iş yerlerinde –iş giriş ve periyodik muayeneler hariç iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin işveren veya işveren vekili tarafından yürütülmesi için usul ve esaslar düzenlendi.Türkiye’de işyeri hekimi sayısının yetersiz olması nedeniyle uygulamanın bazı sorunları beraberinde getirebileceğini belirten Uçan, “İşyeri hekimi ücretleri çok artacaktır. Şu anda da işyeri hekimi saat ücreti iş güvenliği uzmanı ücretinin dört katına ulaşmıştır.1 Temmuz’dan sonra yeni düzenleme getirilmezse 5 veya 6 katına çıkacaktır” diye konuştu.Sağlık uzmanı sertifikası verilebilirYrd. Doç. Dr. Rüştü Uçan, bu nedenle oluşacak açığın da kapatılması amacıyla sağlık uzmanı tanımlanması gerektiğini belirterek şu öneride bulundu: “Sağlık Bakanlığı’nca uygun görülen sağlık fakültesi, eczacılık ve diş hekimliği bölüm mezunlarına eğitim verilebilir. Bu bölüm ve fakültelerden mezun olanlardan isteyenler meslek hastalıkları, risk analizi ve biyolojik riskler programlarından 220 saatlik eğitim alabilirler. Sağlık Bakanlığı’nda sınava girerek kazananlara sağlık uzmanı unvanı verilir. Bu uzmanlar, 50’den az çalışanı olan az tehlikeli ve tehlikeli işletmelerde çalışabilir. Böylece koruyucu/önleyici sağlık hizmeti veren uzman sayısı artacağı için hizmet fiyatı da makul seviyeye çekilebilir”

21 HAZ 2016

Üsküdar Üniversitesi Ailesi Geleneksel İftar Yemeğinde Buluştu…

Üsküdar Üniversitesi ailesi geleneksel hale getirdiği iftar buluşmalarının birini daha gerçekleştirdi. Hilton Kozyatağın’da gerçekleştirilen programda çok sayıda Üsküdar Üniversitesi çalışanı bir araya geldi. Samimi bir ortamda gerçekleştirilen yemekte Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan Ramazan’ın önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Birlik, beraberlik, dayanışma ve paylaşmanın önemli olduğu bir ayda bir araya gelmenin huzurunu yaşadığını belirten Tarhan, aile üyelerinin yaklaşan bayramlarını da tebrik etti.Üsküdar Üniversitesi’nin geleneksel hale getirdiği iftar programı bu yıl da Hilton Kozyatağı’nda yoğun katılımla gerçekleştirildi.Yemeğe Mütevelli Heyeti Başkanı Furkan Tarhan, Mütevelli Heyeti Üyesi Fırat Tarhan, Genel Sekreter Selçuk Uysaler, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Zelka, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Konuk, Rektör Danışmanı Halide İncekara, Fakültelerin dekanları ile akademik ve idari personel ve aileleri katıldı. Samimi bir ortamda gerçekleştirilen iftar buluşmasında aile üyelerine seslenen Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bu anlamlı buluşmaya katılan herkese teşekkürlerini sunarak, aynı sofranın etrafında bir arada bulunmaktan mutluluk duyduğunu kaydetti.Ramazan ayının önemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tarhan, bu ayın insanın arınmasında, kendini bulmasında çok önemli bir dönem olduğunun altını çizdi. Ramazan’ın psiko­lojik arınma dönemi, manevi yıkanma dönemi, insanın kötü huylarından, kötü alışkanlıklarından arınma iyi ve güzel şey­lere niyetlendikleri bir ay olduğunu belirten Tarhan bu ayın aynı zamanda aile bağlarını güç­lendiği, bütün kötü huylarından arınmaya vesile olduğunu da vurguladı.Bir araya gelmenin mutluluğu ve huzurunu yaşadığını ifade eden Tarhan, Üsküdar Üniversitesi ailesinin günden güne büyüdüğünü, 700 öğrenci ile başlanılan yolda bugün 10 binin üzerine çıkıldığını söyledi.“Bu mübarek akşamda sizlerle birlikte olmaktan ve aynı iftar sofrasında bulunmaktan duyduğum mutluluğu bir kez daha ifade etmek istiyorum” diyen Tarhan, katılımcılara teşekkür etti.Üsküdar Üniversitesi ailesinin üyeleri de günün anlam ve önemine ilişkin görüşlerini gecede paylaştı.İftar buluşmasında bir de sürpriz yaşandı. Üsküdar Üniversitesi için hazırlanan tanıtım videosu da ilk kez bir arada seyredildi.

15 HAZ 2016

Millilerimizin Fizyoterapisti Üsküdar Üniversitesi’nden…

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Araştırma Görevlisi Mahmut Çalık, Nisan 2015’te Tekerlekli Sandalye Basketbol Erkek A Milli Takım kampına “Fizyoterapist” olarak davet edildi. 2015’te İngiltere’de düzenlenen Avrupa Şampiyonası’nda milli takım fizyoterapisti olarak kafilede yer alan Çalık, 2016 Rio Paralimpik Oyunları kapsamında özel turnuva ve kamplar süresince milli takım fizyoterapisti olarak görevlendirildi.  Üsküdar Üniversitesi millilerimizin yanındı.Tekerlekli Sandalye Basketbol Erkek A Milli Takımı 7-18 Eylül 2016’da Brezilya’nın Rio kentinde gerçekleşecek olan Paralimpik Oyunları kapsamında çalışmalarını tüm hızıyla sürdürüyor. 2015 yılında İngiltere’nin Birmingham şehrinde gerçekleşen Avrupa Şampiyonası’nda final oynama başarısını gösteren milli takımımız Avrupa ikincisi olarak “2016 Paralimpik Oyunları”na katılma hakkı elde etti.2009, 2013 ve 2015 yıllarında Avrupa Şampiyonalarında üç kez Avrupa ikincilik kupasını Ülkemize kazandıran milli takımımız 2014 yılında da Dünya Şampiyonasında Dünya üçüncüsü olmuştu. Paralimpik Oyunlarına tarihinde ilk kez 2012 Londra Paralimpik Oyunlarına katılan millilerimiz, 2016 Rio Paralimpik Oyunlarına da katılarak arka arkaya iki paralimpik oyuna katılma başarısı gösterecek.Süper Lig’in sona ermesiyle birlikte hazırlık kamplarına başlayan milli takımımız, 17-26 Mayıs tarihleri arasındaki İstanbul kampının hemen ardından 26 Mayıs-2 Haziran tarihleri arasında Kanada’da özel bir turnuvaya katıldı. Takım, çalışmalara 15-30 Haziran’da İstanbul’daki kamp ve “Garanti Cup” turnuvasıyla devam edecek. Ardından temmuz ayı içerisinde Amerika, Almanya ve Hollanda’da gerçekleştirilecek olan özel turnuvalara katılacak. Ağustos’ta da çalışmalarını kamp ve özel turnuvalarla devam edecek takımımız, Ağustos sonunda Rio’ya hareket edecek ve ülkemiz adına madalya için mücadele edecek.Nisan 2015’te Tekerlekli Sandalye Basketbol Erkek A Milli Takım kampına “Fizyoterapist” olarak davet edilen Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Araştırma Görevlisi Mahmut Çalık, devam eden kamp ve özel turnuvalarda milli takım kampına katılıp, 2015’te İngiltere’de düzenlenen Avrupa Şampiyonası’nda milli takım fizyoterapisti olarak kafilede yer aldı. Çalık, 2016 Rio Paralimpik Oyunları kapsamındaki yukarıda belirtilen özel turnuva ve kamplar süresince milli takım fizyoterapisti olarak görevlendirildi.  

13 HAZ 2016

Üsküdar Üniversitesi, mezunlarına “Senin Hikâyen Şimdi Başlıyor” filmiyle seslendi…

İstanbul Ataşehir Ülker Sports Arena’da gerçekleştirilen Üsküdar Üniversitesi 2015-2016 Akademik Yılı Mezuniyet Töreni’nde ön lisans, lisans ve yüksek lisans programlarından 2 bin 500 öğrenci mezun oldu.Türkiye’nin ilk tematik üniversitesi olan Üsküdar Üniversitesi, 2016 Akademik Yılı sonunda ilk lisans mezunlarını verdi. Ataşehir Ülker Sports Arena’da gerçekleşen ve yaklaşık 10 bin kişinin katıldığı Üsküdar Üniversitesi, 2016 Mezuniyet Töreni’nde öğrencilerine özel olarak Mapping yöntemi ile bir  film hazırladı. Film ile geleceğe hazırladığı mezunlarına “Senin hikâyen asıl şimdi başlıyor!” diyerek seslendi.Film’de yer alan ve mezunlara son tavsiye niteliğinde dikkat çeken her bir söz öğüt niteliğindeydi…Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan tarafından kaleme alınan o öğütler; Geleceğini planlaHayal etmekten korkmaBaşarı için zorluklara tahammül etEstetik değerlerin olsun. Güzelliği takdir et.Etik değerlerin olsun. İnsanlığa değer ver.İnsanı insan yapan değerleri hiç kaybetme. Yenilikçi ol. Yeni deneyimlere açık ol. Risk almaktan çekinme.Yelkenli gemi gibi değil, buharlı gemi gibi ol, başkası seni yönlendirmesinÖzgür olSosyal sermayeni biriktirTek rakibin sensin. Cesur ve özgüven sahibi ol.Hak ve sorumluluk dengeni koruAdil ve demokrat olİsimsiz iyilikler yapİyilikle alçak gönüllüğü birleştirPozitif düşünZorluklardan yılmaGizli cahilliğe dikkat etUnutma, fırtınada yönünü belirlerken rüzgâr sana zarar değil, güç verir.Kendini geliştirme iradeni ve azmini hep koruFarkında olİz bırakDeğiştirİnsanı anla dünyayı değiştir.Her insanın bir hikâyesi varVe senin hikâyen asıl şimdi başlıyor.VİDEO İÇİN

29 MAY 2016

Sporcu sağlığı reyting kaygısı nedeniyle göz ardı ediliyor!

Üsküdar Üniversitesi’nde düzenlenen sempozyumda spor yazarı Dr. Doğan Sarıbeyoğlu, Milliyet gazetesi spor yazarı Ümit Avcı ve A Spor’dan Sonat Göksel geçmişten günümüze spor yaralanmalarını, kulüplerin, medyanın ve spor izleyicisinin bu konuyu nasıl ele aldığını tartıştı. Bu alanda akademik çalışmaların yapılması ve hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Dr. Doğan Sarıbeyoğlu, “Toplumumuzda bir üniversite ilk defa bir işe soyunmuş, bugüne kadar bu hiç olmadı. Üsküdar Üniversitesi, başladığı bu güzel hareketi eğer hayata geçirirse Türk sporuna çok önemli bir hizmet verilmiş olur” dedi.Türkiye Spor Yaralanmaları, Artroskopi ve Diz Cerrahisi Derneği (TUSYAD) ve Üsküdar Üniversitesi işbirliği ile “Spor Yaralanmalarında Farklı Bakış Açılarıyla Güncel Tedavi ve Rehabilitasyon Yaklaşımları” başlıklı bir sempozyum düzenlendi.Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşkesi Nermin Tarhan Konferans Salonu’nsa düzenlenen sempozyumda farklı konu başlıklarında düzenlenen oturumlarda spor yaralanmalarına dair farklı başlıklar, tedavi ve fizik tedavi yöntemleri konuşuldu.Spor yaralanmalarının önlenmesinde fikir birliği sağlanacak TUSYAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Spor Hekimliği Ortopedik Rehabilitasyon Kurul Başkanı Doç. Dr. Hakan Özsoy, açılış konuşmasında 1987 yılında kurulan derneğin spor yaralanmalarının önlenmesi amacıyla çalışmalar yürüttüğünü belirterek “Bu derneğin kurduğu Spor Hekimliği Ortopedik Rehabilitasyon Kurulu hem spor hekimlerinin hem rehabilitasyon uzmanlarının bu yaralanmaların tanı tedavi ve önlenmesinde ortak bir fikir birliği geliştirmeyi amaçlamaktadır. Bu toplantıyla kurulumuzun en önemli aktivitesini gerçekleştiriyoruz” dedi.Tedavi hizmetleri bir bütün olarak ele alınmalıÜsküdar Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü Başkanı, aynı zamanda da Sempozyum Başkanı olan Doç. Dr. Defne Kaya da Spor Hekimliği Ortopedik Rehabilitasyon Kurulu’nun TUSYAD çatısı altında kurulduğunu belirterek kurulun ilk sempozyumunu gerçekleştirdiklerini söyledi. Üsküdar Üniversitesi’ne bu sempozyumun düzenlenmesinde verdiği destek için teşekkür eden Kaya, sempozyumla sporcuları bilgilendirmeyi ayrıca tedavi eden hekimlerin ve rehabilitasyon uzmanlarının bir bütün olarak görülmesinin sağlanmasının hedeflendiğini söyledi.Sporcu yaralanmalarına karşı bilimsel toplantıÜsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur ise üniversitelerin bilimsel faaliyet gösteren, bilim üreten kurumlar olduğunu belirterek “Üsküdar Üniversitesi çatısı altında böyle bilimsel toplantılar düzenlenmesinden gurur duyuyorum. Çok prestijli bir konunun çok prestijli bir ortamda düzenlenen bu bilimsel faaliyetin yararlı olacağını düşünüyorum.” dedi.“Spor Yaralanmaları, Medya ve Teknoloji” başlıklı ilk oturumda spor yazarı Dr. Doğan Sarıbeyoğlu, Milliyet gazetesi spor yazarı Ümit Avcı ve A Spor’dan Sonat Göksel geçmişten günümüze spor yaralanmalarını, kulüplerin, medyanın ve spor izleyicisinin bu konuyu nasıl ele aldığını tartıştı.Spor doktoru yerine kadın doğum uzmanı görev yapıyorduModeratörlüğünü gazeteci Şaban Özdemir’in yaptığı oturumda aynı zamanda genel cerrah olan Dr. Doğan Sarıbeyoğlu, spor yaralanmaları konusunda büyük kulüplerin bakış açılarının çok değiştiğini belirterek “Bir dönem Galatasaray’da sportif yaralanmaları ve sporcu sağlığı ile ilgili sorumluluk üstlenmiştim. Genel cerrah olduğum için ortopedistlerin devreye girmesi gerektiğini savunmuştum. İlk yaptığım yararlı iş, Fenerbahçe’nin doktoru kadın doğum uzmanıydı. Beşiktaş’ınki dâhiliyeciydi, bizdeki bevliyeciydi. İlk yaptığımız şey değiştirip onların yerine spor hekimlerini getirmekti” diye konuştu.Sporcu sağlığı reyting kaygısı nedeniyle göz ardı ediliyor!Sporcu sağlığı ile ilgili bakış açısının günümüzde değiştiğini belirten Sarıbeyoğlu, “Bu anlayış elbette çok değişti, olumlu gelişmeler yaşandı ama halen çok yeterli olduğunu söylemek mümkün değil” dedi. Medyadaki reyting ya da tiraj kaygısı nedeniyle sporcu yaralanmalarıyla ilgili haberlerin ne yazık ki ilgi görmediğini belirten Dr. Doğan Sarıbeyoğlu,  sporcuların özel hayatının daha çok ilgi gördüğünü söyledi.Akademik çalışmalar hayata geçirilmeliBu alanda akademik çalışmaların yapılması gerektiğinin altını çizen Dr. Sarıbeyoğlu, bu çalışmaların hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. “Toplumumuzda bir üniversite ilk defa bir işe soyunmuş, bugüne kadar hiç olmadı. Üsküdar Üniversitesi başladığı bu güzel hareketi eğer hayata geçirirse Türk sporuna çok önemli bir hizmet verilmiş olur” dedi. Sarıbeyoğlu bu alanda yapılacak her türlü çalışmaya destek olacağını söyledi.Türk futbolunda son dönemde yaşanan şiddet olaylarına da değinen Dr. Doğan Sarıbeyoğlu, “Burada önemli olan beynin kalite ve kültürüdür. Beynin kalite ve kültürünü maalesef para mağlup ediyor” dedi. Sarıbeyoğlu, toplumda ilk kez bir üniversitede bu alanda bir sempozyum düzenlenmesinin önemine dikkat çekerek “Bu çok önemli bir adım.  Sağlık kuruluşlarının desteği ile bakış açısı değişiyor A Spor’dan Sonat Göksel de bir dönem profesyonel olarak futbol oynadığını, 20 yaşında geçirdiği bir yaralanma nedeniyle bir ameliyat olduğunu ve sempozyuma konu olan tüm aşamaları bire bir yaşadığını belirterek “Tüm bunlar sporcuyu hem fizik hem de psikolojik olarak çok etkiliyor ama bunlar göz ardı ediliyor” dedi. Göksel, büyük sağlık kuruluşlarının sponsorlukları ve destekleri ile beraber günümüzde bu bakış açısının değişmeye başladığını söyledi.Türkiye’de sporun iyi tarafları görülmüyorKulüp yöneticilerinin ve medyanın kullandığı dilin spor camiasında son derece önemli etkili olduğunu belirten Göksel, sporun iyi taraflarının görülmediğine dikkat çekerek “Hep kavga ve şiddetten besleniyoruz. Burada kulüp yöneticilerinin ve medyanın kullandığı dil çok önemli. Birleştirici ve barışçıl bir dil kullanmak çok önemli. Öfke kontrolü kültür gerektiren bir şey” dedi. Spor medyasında çok ciddi bilgi eksikliği olduğunu belirten Göksel, bilgi düzeyinin yükseltilmesiyle bu alandaki eksikliklerin giderilebileceğini söyledi.Basının en büyük kaygısı: Sporcu ne kadar uzak kalacak?Milliyet Gazetesi spor yazarı Ümit Avcı da spor yaralanmaları konusunda medyayı en çok ilgilendiren konunun “sporcunun sahalardan ne kadar uzak kalacağı” meselesi olduğuna dikkat çekti. Avcı, “Bu konuyla ilgili medya olarak gelecekte kendimizi daha çok geliştireceğimizi umut ediyoruz” dedi.Bedava bileti ortadan kaldırmak otokontrol sağlıyorToplumun ve kamuoyundan gelen beklentilerin gündemi belirlemede etkili olduğunu belirten Avcı, “Bir konunun gündeme gelmesinde okuyucu talebi çok önemli. Bu konuda talebi olanlar seslerini duyurmak için çaba göstermeli” dedi. Sporda şiddetin önlenmesinde kulüplerin ve yöneticilerin önemli olduğunu belirten Avcı, “Taraftar seçmek önemli. Siz salonunuzu güzel bir salon haline getirdiğiniz zaman bedava bileti yok ettiğiniz zaman o olayları çıkartanların %90’ı bedava biletle geliyor. Siz onu yok ettiğiniz zaman orada otokontrol oluşuyor” dedi.İlk oturumun ardından sonra diğer panellere geçildi.Moderatörlüğünü Prof. Dr. İrfan Esenkaya’nın yaptığı “Omuz Dislokasyonları” başlıklı oturumda Doç.Dr. Derya Çelik, Prof.Dr. Tahsin Beyzadeoğlu, Prof.Dr. Mahir Mahiroğulları, Prof.Dr. İrfan Esenkaya, Prof.Dr. Metin Ergün, Doç. Dr. Atacan Atalar ve Doç.Dr. İrem Düzgün görüşlerini paylaştı.“Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları” başlıklı oturumda Doç.Dr. Hakan Özsoy oturum başkanlığı yaparken Doç. Dr. Mehmet Erdil, Prof.Dr. Yavuz Kocabey, Prof.Dr. Ahmet Özgür Atay, Doç.Dr. Baran Yosmaoğlu, Prof.Dr. Bülent Ülkar ön çapraz bağ yaralanmalarının nedenlerini ve uygulanan tedavi yöntemleriyle ilgili konuştu.Prof.Dr. Bülent Ülkar moderatörlüğünde düzenlenen “Aşil Tendon Yaralanmaları” başlıklı oturumda ise Doç.Dr. Barış Kocaoğlu, Doç.Dr. Egemen Turhan, Doç.Dr. Hakan Özsoy, Doç.Dr. Defne Kaya, Yrd.Doç.Dr. Gürhan Dönmez önemli bilgiler paylaştı. “Sporda Özel Konular” başlıklı bir başka oturumda ise Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Hasan Bacanlı “Spor İzleyicisi Olmak” ve Üsküdar Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç.Dr. Korkut Ulucan da “Spor Yaralanmaları” hakkında konuştu.

17 MAY 2016

Prof.Dr. Haydar Sur: “Sağlık hizmeti kullanım kültürü oluşturulmalı”

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur, Marmara, Medipol Üniversiteleri ile Bursa Hemşireler Derneği’nin programlarında konuştu.Prof. Dr. Haydar Sur, Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğrenci Platformu (Avicenna Platformu) tarafından Marmara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Konferans Salonu’nda düzenlenen konferansta “Sağlıkta Şiddet ve Psiko-Sosyolojik Boyutları” başlıklı bir sunum yaptı.Sağlığın bedeni olduğu kadar psikolojik ve sosyal boyutlarının da olduğunu, bunun için sağlık profesyonellerinin hizmet verdiği toplumu ve bireyleri çok iyi anlamış ve çözümlemiş olması gerektiğini vurgulayan Sur, şiddete eğilimli bir toplum haline gelmemizin bir açıdan sıkıntısını da sağlık görevlilerinin çektiğini kaydetti. Prof. Dr. Sur, sağlık hizmeti kullanım kültürü oluşturmamız gerektiğini söyledi.  21’inci yüzyılda sağlıkta yeni meslekler ortaya çıkacakÜsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur, Bursa Hemşireler Derneği’nin davetlisi olarak Hemşirelik Haftası Etkinlikleri’ne konuşmacı olarak katıldı.Prof. Dr. Sur, “Sağlıkta şiddet ve psiko-sosyolojik boyutu” başlıklı sunumunda 21’inci yüzyılda sağlık mesleklerinin kaçınılmaz olarak yaşayacağı değişimlere değindi. Meslekler arası sınırların iyice zayıflayacağını ve birlikte hizmetin oranının artacağını belirttiler.  21’inci yüzyılda yepyeni sağlık mesleklerinin ortaya çıkacağını belirten Prof.Dr. Sur, var olan sağlık mesleklerinin buna kendilerini hazırlayarak yeni rollerini iyice çözümlemesinin ve benimsemesinin önemini vurguladı.Sağlık yönetiminin önemiProf. Dr. Haydar Sur, Medipol Üniversitesi Sağlık Yönetimi Öğrenci Platformu tarafından düzenlenen 3. Sağlık Yönetimi Zirvesi’nde yaptığı konuşmada ise “21. Yüzyılda Sağlık Yönetimi”ne değindi.Sağlık yönetiminin öneminin 21’inci yüzyılda giderek arttığını dile getiren Prof. Dr. Sur, kaynakların ve sağlık teknolojilerinin yönetiminin önemi kadar insan kaynaklarının da çehresinin değişeceğini ifade etti.  Sur, 21. yüzyıl sağlık yöneticilerinin iletişim uzmanı, yönetim gurusu, sağlık diplomatı, uzman bir mentor olması gerektiğini söyledi.

16 MAY 2016

Üsküdarlı öğrenciler Siirtli öğrencilere kitap desteğinde bulundu.

Üsküdar Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümü öğrencileri, Siirt 14 Eylül Anadolu Lisesi öğrencilerine kitap desteğinde bulundu.Üniversitenin İyilik Atölyesi Öğrenci Kulübü üyelerince düzenlenen kitap toplama kampanyasında toplanan kitaplar, lisedeki öğrencilere gönderildi.Okul müdürü Mehmet Nezir Çakar, gençlerin geleceğe emin adımlarla yürüyen bir gençlik oluşturmak hedefiyle topladıkları kitapları kendilerine ulaştırdıklarını söyledi.Çakar, "Bizler de bu kitapları, geçtiğimiz ay TÜRGEV tarafından okulumuza kazandırılan kütüphanemize yerleştirdik. Duyarlılıklarından dolayı üniversiteli öğrenci arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı.Çakar, ilk ve ortaokul düzeyindeki kitapları da bazı okullara gönderdiklerini sözlerine ekledi.Haber 7

10 MAY 2016

İş Sağlığı ve Güvenliği öğrencileri uygulamaları yerinde inceledi.

Bilimsel alan ve uygulama alanında sorunların yaşandığı İş Sağlığı ve Güvenliği alanında Üsküdar Üniversitesi farklı bir uygulamaya imza atıyor. İSG eğitimi alan öğrenciler için BOTAŞ LNG Tesisleri’nde bir gezi gerçekleştirildi.Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası kapsamında İş Sağlığı ve Güvenliği bölümü öğrencileri için uygulama alanını görebilecekleri bir gezi düzenledi.Bilimsel alan ile uygulama alanında ciddi sıkıntılar yaşayan iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin ortak dilde üniversite-pazar arasında koordinasyonunu sağlamak, bu alanda eğitim gören öğrencilere araştırma alanı, sektöre, tezlerle bilimsel çalışma zemini kurgulamak adına BOTAŞ LNG Tesisleri Teknik Gezisi düzenledi. Bu yıl beşincisi yapılan gezi kapsamında bir de seminer verildi.Üsküdar Üniversitesi, BOTAŞ LNG İşletme Müdürlüğü ve Trakya Elektrik İşletmesi işbirliğinde 4-5 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilen etkinlik Tekirdağ’daki BOTAŞ LNG İşletmesi’nde gerçekleştirildi.Birinci gün işletme müdür ve teknik uzmanlarca yapılan sunumların ardından işletmede bulunan bölümler, depolama sahaları, tanklar, gaz yoğunlaştırma alanlar gezildi. Uzmanlar tarafından prosesle ilgili teknik bilgiler yerinde gösterilerek aktarıldı. Daha sonra aynı bölgede bulunan Trakya Elektrik İşletmesi’ne ait dönüşüm santraline geçildi. Santralda görevli teknik uzmanlarca dönüşüm işlemine dair teknik bilgileri ve İSG uygulamalarını içeren sunum yapıldı.İkinci gün ise BOTAŞ LNG İşletme Müdürlüğü’nde düzenlenen seminerde Üsküdar Üniversitesi akademisyenleri tarafından sunumlar yapıldı. Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Programları Koordinatörü, ÜSGÜMER Müdürü Yrd. Doç. Dr. Rüştü Uçan ‘Bakım ve Onarım Standartlarına Göre İş Sağlığı ve Güvenliği Değerlendirmeleri ve Pratik Bilgiler’, öğretim görevlisi Nuri Bingöl ‘D tipi Exproof Ekipmanların Kurulumu, İşletilmesi, Bakım ve Onarımı’, öğretim görevlisi Mustafa Kemal Çınarlık ‘Boru Hattı Tesislerinin Güvenli İşletimi ve Acil Durumlarda Müdahale’, öğretim görevlisi Turabi Karadağ ‘İşyerlerine İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemlerinin Entegre Edilmesi’ başlıklı sunumlar yaptı.

10 MAY 2016

Üsküdar Üniversitesi desteğiyle İş Sağlığı ve Güvenliği İle Endüstride Proses Güvenliği Sempozyumu Yapıldı.

Marmara bölgesinin önemli sanayi merkezi konumundaki Gebze’de iş sağlığı ve güvenliğine dikkat çekmek amacıyla Üsküdar Üniversitesi ve Gebze Teknik Üniversitesi işbirliğinde gerçekleştirilen sempozyumda alınacak önlemler, iş sağlığı ve güvenliği konuları masaya yatırıldı.Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü, sanayi tesislerinin ağırlıklı bulunduğu Marmara bölgesinde sürdürülebilir iş sağlığı ve güvenliği amacı ile üniversite-sanayi işbirliği hedefi ile Gebze Teknik Üniversitesi ile ortaklaşa sempozyum dizisinin ilkini gerçekleştirdi.Üsküdar Üniversitesi ve Gebze Teknik Üniversitesi işbirliği ile Gebze Teknik Üniversitesi’nde yapılan I. İş Sağlığı ve Güvenliği ile Endüstride Proses Güvenliği Sempozyumu’na Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği bölüm öğretim üyeleri, öğretim görevlileri ile İş Sağlığı ve Güvenliği öğrencileri katıldı.Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Programları Koordinatörü, ÜSGÜMER Müdürü Yrd. Doç. Dr. Rüştü Uçan, “İSG Eğitiminde Yeni Yaklaşımlar ve İş Güvenliği Mühendisliği’”, öğretim görevlisi Nuri Bingöl, “D Tipi Ekipmanlarda Kurulum, Bakım ve Onarım”, öğretim görevlisi Efari Bahçevan “Sayısal Verilerle Risk Analizinde Yaşanan Problem ve Çözümler” ve öğretim görevlisi  Turabi Karadağ “Güvenli İskele Kurulumu ve Esasları” başlıklı sunumlar yaptı.

10 MAY 2016

Türkiye’de iş sağlığı sorunları ve çözüm önerileri konuşuldu

Üsküdar Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi tarafından birlikte düzenlenen sempozyumda “Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliği Alanında Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Önerileri” masaya yatırıldı.Üsküdar Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi Mezunlar Derneği iş birliğinde her yıl İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası’nda düzenlenen sempozyum bu yıl Yıldız Teknik Üniversitesi Oditoryumu’nda gerçekleştirildi.II. İş Sağlığı ve Güvenliği Alanında Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Önerileri” konulu sempozyuma Üsküdar Üniversitesi İSG Bölümü öğretim üyeleri ve öğretim görevlileri önemli başlıklarda sunumlar yaptı. Sempozyuma ayrıca Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü öğrencileri de katıldı.Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Programları Koordinatörü, ÜSGÜMER Müdürü Yrd. Doç. Dr. Rüştü Uçan, ‘İSG Eğitiminde Yeni Yaklaşımlar ve İş Güvenliği Mühendisliği’, Yrd. Doç. Dr. Esin Tümer ‘Kamu Kurumlarında İSG Eğitim Modülleri’, öğretim görevlisi Nuri Bingöl ‘Yapı İşlerinde Eğitimin Önemi’, öğretim görevlisi M. Kemal Çınarlık ‘Rusya Federasyonu ve Diğer BDT Ülkelerinde İSG Uygulamaları’, öğretim görevlisi Turabi Karadağ ‘Yeni Binaların Yapım Aşamasında Güvenli Yapılması’, öğretim görevlisi Abdurrahman İnce ‘Dış Cephelerde Yangın Güvenliği’, Dr. Kaan Karadağ ‘İnşaat İşçilerinde Mesleki Solunum Hastalıkları Riskinin Yönetimi’ başlıklı sunumlarıyla sempozyuma katıldı.

04 MAY 2016

Üsküdar Üniversitesi Ergoterapi öğrencileri bölümlerini anlattı

Üsküdar Üniversitesi Ergoterapi bölümü öğrencileri, Ankara’da düzenlenen Ergoterapi Kongresi’ne katıldı. Öğrenciler, ergoterapi bölümünü, aldıkları eğitimleri ve yıl boyunca gerçekleştirdikleri etkinlikleri tanıttı.Üsküdar Üniversitesi Ergoterapi bölümü öğrencileri, Ankara Hacettepe Üniversitesi’nde düzenlenen Ergoterapi Kongresi’ne katıldı. Ergoeterapi Bölümü ikinci sınıf öğrencisi İsa Kör bir sunum yaparak okul tanıtımını yaptı.İsa Kör, Üsküdar Üniversitesi’ni, öğrencilerin üye olduğu Ergoterapi Kulübü’nü, Ergoterapi bölümünü ve  dönem içerisinde bölüm olarak yaptıkları etkinlikleri paylaştı. Kör, ergoterapi ile ilgili farkındalık yaratmak ve topluma bilgi vermek amacıyla Ergoterapi Günü kapsamında gerçekleştirilen etkinlikler hakkında bilgi verdi.İsa Kör, ergoterapinin tanıtılması ile ilgili çok önemli katkı sağlayan bu etkinliklerin ergoterapi öğrencilerine örnek bir kaynak olmasının yanı sıra ergoterapinin yaşam içindeki bir tedavi olduğunu göstermesi açısından önemli olduğunu da söyledi.İsa Kör,  konuşmasını her zaman kendilerini destekleyen Üsküdar Üniversitesi yönetimine teşekkür ederek tamamladı. Kör, şunları söyledi:“Bizler Ergoterapi bölümü öğrencileri olmaktan buyuk gurur duyduğumuzu ifade etmek istiyorum ve bu imkanları bizlere sağlayan başta Rektörümüz Prof. Dr. Nevzat Tarhan hocamız başta olmak üzere Üsküdar Üniversitesi yönetimine, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanımız Prof. Dr. Haydar Sur hocamıza ve çalışmalarımızda her zaman yanımızda olan Bölüm Başkanımız Prof. Dr. Sevda Asqarova hocamıza tüm öğrenciler adına teşekkür ve şükranlarımızı sunuyorum.”

02 MAY 2016

Çocuklar Üsküdar Üniversitesi Çocuk Şenliğinde eğlendi…

Üsküdar Üniversitesi ‘Benimle Oynar Mısın’ ve ‘Haydi Gülümse Kulübü’ öğrencilerinin düzenlediği Çocuk Şenliği’nde çocuklar gönüllerince bir gün yaşadı. Masal anlatıcısı Ümit Özkan’ın masalları, müzik kulübünün danslarıyla eğlenen çocuklar, keçe, dokuma, bowling, uçurtma gibi çalışma atölyelerinde birçok şeyi deneyimleme imkânı buldu.Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi bölümü öğrencilerinin organizasyonu, ‘Benimle Oynar Mısın’ ve ‘Haydi Gülümse’ Kulübü öğrencilerinin desteğiyle Çocuk Şenliği’nin ikincisi bu yıl düzenledi.Çarşı Yerleşkesi bahçesinde tam gün düzenlenen etkinlikte misafir çocuklar gönüllerince bir gün yaşadı.Öğretim üyesi Ümit Ertem’in koordinasyonunda hazırlanan tiyatro, müzik ve animasyon gösterileri ile minikler eğlenceli saatler yaşadı. Yazar, masal anlatıcısı Ümit Özkan’ın masal saati ile çocuklar Özkan’ın anlattığı masalları ilgiyle dinledi.Müzik Kulübünün dans ve çocuklarla müzik performansları ise çocuklara eğlenceli dakikalar yaşattı.Çocuklar için atölye çalışmaları da düzenlendi.Keçe, dokunma, müzik ritm, kurabiye süsleme, parmak boyama, bowling, geleneksel oyun, survivor, yüz boyama, uçurtma ve doğru yol yanlış atölyeleri ile çocuklar birçok şeyi deneyimleme imkânı buldu.Bahçede kurulan balon, hediye, pamuk şekeri, fotoğraf ve diş bakım stantlarıyla da çocuklar eğlendi.   ÜHA

Üniversitemizle ilgili “AKLINDA NE VARSA” bize sor!