Aday Üsküdar | Dünyayı Değiştirmeye Var mısın? uskudar.edu.tr/aday

Yeni Medya ve Gazetecilik Akademik Etkinlikler

25 TEM 2021

Yeni Medya ve Gazetecilik yüksek lisans programı alanında ilk ve tek

Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde açılan Yeni Medya ve Gazetecilik yüksek lisans programı alanında ilk ve tek program olma özelliğini taşıyor. Başvuruların devam ettiği yüksek lisans programı tezli ve tezsiz kategorilerde öğrenci kabul ediyor.Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde açılan Yeni Medya ve Gazetecilik tezli ve tezsiz yüksek lisans programı açıldığı 2017-2018 eğitim yılından itibaren özgün müfredat yapısı ve güçlü akademik kadrosuyla mezunlar vermeye devam ediyor. Tezli programdan bugüne kadar 20 öğrenci, tezsiz programdan da 4 öğrenci mezun oldu.Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik lisans programının uzantısı olarak açılan Yeni Medya ve Gazetecilik Yüksek Lisans programında verilen derslerde iki temel hedef gözetiliyor. Birincisi, yeni medyanın gazetecilik pratikleri üzerindeki dönüştürücü etkileri üzerinde ayrıntılı çalışmaların yapılması; ikincisi ise, yeni medya ortamlarında gazetecilik yapmayı hedefleyen mezunların en yetkin biçimde yetişmelerinin sağlanması.Prof. İrvan: “Güçlü bir akademik kadroya sahibiz”Yeni Medya ve Gazetecilik Yüksek Lisans Programı sorumluluğunu da üstlenen Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan, ana bilim dalının güç bir akademik kadroya sahip olduğunu ifade etti. Programda Prof. Dr. Nazife Güngör, Prof. Dr. Süleyman İrvan,Prof. Dr. Nilüfer Timisi Nalçaoğlu, Doç. Dr. Gül Esra Atalay, Doç. Dr. Aylin Tutgun Ünal ve Dr. Öğr. Üyesi Yıldıray Kesgin dersler veriyor. Öğrenciler ayrıca Medya ve Kültürel Çalışmalar, Nöropazarlama, Görsel İletişim Tasarımı, Sosyoloji ve Felsefe yüksek lisans programlarından da seçimlik dersler alabiliyor. Prof. Dr. Süleyman İrvan programla ilgili olarak şunları söyledi: “Günümüzde gazeteciliğin büyük ölçüde internet mecralarına kaydığı günümüzde internetin sunduğu olanakları iyi bilen ve kullanabilen muhabirlere duyulan ihtiyaç giderek artmaktadır. Biz bu programda geleneksel gazetecilikten çok internet gazeteciliğine odaklanmış durumdayız. Ayrıca, tezli programımız, yeni medya, gazetecilik ve iletişim alanlarında akademik kariyer yapmak isteyenler için de cazip bir programdır.” Prof. Güngör: “Yeni medya olgusu ile gazetecilik olgusunu birbirinden ayrı tutamayız”Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör, Üsküdar Üniversitesi’nin iletişim alanında adından söz ettiren bir üniversite haline geldiğini belirtti ve programla ilgili olarak şunları söyledi: Birkaç yıldan beri Türkiye’de yeni medya kavramı iletişim camiasında sıklıkla tartışılıyor. Ancak, yeni medya tartışmalarının çoğu zaman gazetecilik kavramı dışarıda tutularak yapıldığını görüyoruz. Oysa yeni medya olgusu ile gazetecilik olgusunu birbirinden ayrı tutamayız. Dijital iletişim teknolojilerinin kullanımıyla birlikte gazetecilik mesleği dönüşerek ve çok daha güçlenerek gelişiyor. Günümüz gazetecileri dijital teknolojiyi etkin biçimde kullanmak durumundalar. İşte biz de Yeni Medya ve Gazetecilik Yüksek Lisans programımızda gerek gazetecilik ve iletişim alanında akademik kariyer yapmak gerekse de dijital ortamlarda gazetecilik yapmak isteyen gençlere iyi bir eğitim vermeye çabalıyoruz. Üsküdar Üniversitesi Yeni ve Medya Gazetecilik Yüksek Lisans programının bu isimdeki ilk ve tek yüksek lisans programı olduğunu özellikle vurgulamak isterim. Akademik kadromuz ve ders programımız konusunda da oldukça iddialıyız.”Programa kimler başvuruda bulunabilir?Yeni Medya ve Gazetecilik Yüksek Lisans programına iletişim fakültelerinin tüm bölümleri ile sosyal bilimler alanlarında dört yıllık lisans eğitimi diplomasına sahip her aday başvuruda bulunabilir. Tezli programa başvuru yapabilmek için ALES sınavına girmiş ve en az 55 sözel puan almış olma koşulu bulunuyor. Tezli programa her dönem en fazla 15 öğrenci kabul edilebildiği için başvuru yapanların ALES puanının yüzde 65’i ile lisans mezuniyet not ortalamasının yüzde 35’i alınarak yapılan bir sıralama yapılıyor. Tezsiz programda ALES zorunluluğu yok. Sıralama, lisans not ortalamasının yüzde 50’si ile ALES puanının yüzde 50’si alınıyor (ALES puanı olmayanların ALES’i 55 kabul ediliyor).Programda kaç ders var?Medya ve Gazetecilik Yüksek Lisans programı her dönem 2’si zorunlu 3’ü seçimlik olmak üzere iki dönemde toplam 10 dersten oluşuyor. Ayrıca tezli programa kaydolan öğrenciler ikinci dönemde Seminer dersini de almak zorundalar. Dersler genelde hafta içi her gün akşam saat 19.00-22.00 arasında yapılıyor. Böylece çalışan öğrenciler derslere devam etmekte zorluk yaşamıyorlar. Öğrenciler isterlerse bazı seçimlik dersleri başka programlardan alabiliyor. Tezsiz programa kaydolan öğrenciler üçüncü dönemde danışmanlarının rehberliğinde bir proje hazırlıyorlar. Tezli programdaki öğrencilere ise tez yazmaları için iki dönem veriliyor. Tezi süresinde tamamlayamayan öğrenciler 2 dönem ek süre kullanabiliyorlar.Not: Haberde kullanılan sınıf fotoğrafı pandemi öncesinde çekilmiştir. Kaynak için: Haber Üsküdar

06 TEM 2021

Narin Demirci: Şiiri sokağa indirdik

Gazeteci-şair Narin Demirci, Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi'ni ziyaretinde yeni yayımlanan kitabı Narince'nin öyküsünü anlattı.Gazeteci-şair Narin Demirci’nin ünlü isimlerle gerçekleştirdiği röportajların yanı sıra kendi şiirlerinin de yer aldığı Narince isimli kitabı yayımlandı. Demirci, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeki Doğu Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde lisans eğitimini aldığı sırada fakültenin dekanı olan Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan’ı ziyaret ederek kitabını armağan etti.Prof. Dr. Süleyman İrvan’ın kendisinin gazetecilik mesleğine yönelmesi ve kitaptaki röportajların gerçekleşmesinde çok önemli katkılarının bulunduğunu dile getiren Narin Demirci, kitabının yayımlanma sürecine kadar yaşadığı zorlukları ve mesleğine duyduğu sevgiyle bu zorlukların nasıl üstesinden geldiğini anlattı.Şiirlerinde Narince mahlasını kullanan Narin Demirci’nin lise yıllarında hissettiği yalnızlık duygusu ile başladığı şiir yazma serüveni, gazetecilik mesleğini sürdürürken de devam ederek önce bir sergiye ardından da kitaba dönüşmüş. Şiirin başkenti olarak anılan ve her yıl şiir festivalinin gerçekleştirildiği Kahramanmaraş’ta gazetecilik yapan Demirci, şiirlerini bir sergide paylaşmak istediğinde resmi makamlardan gerekli izinleri alamadığını, şiirin sergilenmesi fikrinin kabul görmediğini belirtiyor. Engellere rağmen sergi fikrini gerçekleştirmekten vazgeçmeyen Demirci, şiirlerini resim şövaleleri üzerine yerleştirerek resim sergisi görünümünde bir şiir sergisi açarak bürokratik engelleri aşmış. Kahramanmaraş'ın bilinen mekânlarından Şelale Park’ta açtığı şiir sergisini kalıcı hale getirmiş ve şiirlerin sergilendiği sokağa Narince Şiir Sokağı adı verilmiş. Narin Demirci, şiir sergisi fikrine önyargılı yaklaşan pek çok ismin daha sonra sergiyi ziyaret edip kendisini tebrik ettiğini belirtiyor. Serginin en önemli kazanımının insanlardaki ön yargıyı kırmak olduğunu belirten Demirci, şiiri sokağa indirerek bir ön yargıyı kırmaya çalıştığını ifade ediyor.Şair kimliği kadar gazeteciliğe de dört elle sarılan Narin Demirci’nin kitabında ünlü isimlerle gerçekleştirdiği röportajlar da yer alıyor. Demirci’nin röportaj serüveni üniversite eğitimi sürecinde karşılaştığı zorlukları aşmaya çalışırken alanında başarılı isimlerin bunu nasıl başardıkları sorusunu sormasıyla başlamış. Alanında kendisini ispatlamış isimlerin bu süreçte neler yaşadıklarını birinci ağızdan dinlemek isteyen Demirci, sürekli kamuoyunun önünde yaşayan isimlere yaşadıkları sorunların nasıl üstesinden geldiklerini sormuş. Demirci, kamuoyunun yakından tanıdığı isimlerle gerçekleştirdiği röportajların kişisel gelişim alanında okuyucuya önemli bir kaynak olacağına inandığını belirtiyor.Kitapta 20 röportaj, 130 şiir varGazeteci-şair Narin Demirci'nin kitabı Narince'de 20 ünlü isimle farklı tarihlerde yapılmış  röportajlar yer alıyor. Röportaj yapılan isimler: Süleyman Dilbirliği, Mehmet Tatar, Bahaettin Karakoç, Ahmet Selçuk İlkan, Coşkun Sabah, Mine Geçili, Orhan Hakalmaz, Haldun Dormen, Şükriye Tutkun, Ataol Behramoğlu, Aşık Ayten Gülçınar, Esat Kabaklı, Burcu Karadağ, Edip Akbayram, Zara, İlke Susuzlu, Mehmet Kurt, Rutkay Aziz, Sami Özer, Yıldırım Bekçi.Kitabın şiirlere açılan yüzünde ise 130 şiir yer alıyor. Bu şiirlerden bir tanesi "Gitmeler" başlığını taşıyor: Gitmeler iyidir bazen / Bir şehirden, bir yürekten / Bıraktığın yerlerden toplayıp izlerini / Gitmeler iyidir bazen.  Kaynak için: Haber Üsküdar

01 TEM 2021

UİGAD yöneticileri Üsküdar İletişim'i ziyaret etti

Uluslararası İnternet Gazeteciliği ve Gazeteciler Derneği (UİGAD) Genel Başkanı Cesim Yener ve UİGAD Genel Sekreteri Selçuk Taşdemir Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi’ni ziyaret ederek Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan ve bölüm öğretim üyeleriyle görüş alışverişinde bulundu.Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü dış paydaşlarından Uluslararası İnternet Gazeteciliği ve Gazeteciler Derneği (UİGAD) Genel Başkanı Cesim Yener ve UİGAD Genel Sekreteri Selçuk Taşdemir, Gazetecilik Bölümü akademisyenleri ile bir araya gelerek internet gazeteciliğinin hukuki bir çerçeveye sahip olması için yapılması gerekenler hakkında görüş alış verişinde bulundu. Toplantıya Gazetecilik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan’ın yanı sıra Doç. Dr. Gül Esra Atalay, Dr. Öğr. Üyesi Yıldıray Kesgin ve Gazetecilik Bölümü Araştırma Görevlileri Selin Maden ile Atila Erdemir de katıldı.Kurulduğu günden beri internet gazeteciliğinin hukuki bir statüye kavuşması için mücadele eden UİGAD yöneticileri, Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi’ni ziyaretlerinde konuyla ilgili çalışmalarını sürdürdüklerini belirtti. UİGAD Genel Başkanı Cesim Yener, internet gazeteciliğinin hukuki belirsizliğinin giderilmesi, dijital ortamda mesleğini sürdüren gazetecilerin özlük haklarının korunması ve sosyal medyadaki bilgi kirliliğinin önlenebilmesi için bir mevzuata ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. Türkiye genelinde yerel medyadan akademisyenlere kadar geniş bir çerçevede işbirliği faaliyetlerini sürdürdüklerini ifade eden Yener, UİGAD’ın konuyla ilgili önerilerini bir basın bildirisi ile kamuoyu ile de paylaşmak istediklerini belirtti.İnternet yayıncılığının hukuki çerçevesinin çizilmesi konusunda akademisyenlerin katkılarını da almak istediklerini ifade eden UİGAD Genel Başkanı Cesim Yener, Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan, Doç. Dr. Gül Esra Atalay ve Dr. Öğr. Üyesi Yıldıray Kesgin’in konuyla ilgili görüş ve önerilerini de almak istediklerini söyledi. UİGAD’ın hazırladığı internet gazeteciliği yasa önerisi hakkındaki basın bildirisine dair Prof. Dr. Süleyman İrvan’ın öneri ve eleştirilerini dinleyen UİGAD yetkilileri, toplantıda ele alınan noktaların bildirinin hazırlanmasında önemli bir katkısının olacağını belirttiler. Hazırlanacak internet medyası yasasının basın kartı alma şartlarından internet haberciliğinde telif problemlerine, iletişim fakültelerinin müfredatlarına ilişkin önerilerden haber sitelerinin künyelerinin daha belirgin hale getirilmesine kadar geniş bir çerçevede çözümler getirmesi gerektiğinin altı çizildi.Toplantıda Prof. Dr. Süleyman İrvan, Gazetecilik Bölümü eğitim kalitesinin yükseltilmesi adına dış paydaş olarak UİGAD’ın önerilerini dinlemek istediklerini ifade etti. UİGAD Genel Sekreteri Selçuk Taşdemir, Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin hem yayınları hem de düzenlediği etkinlikler ile adını duyurduğunu belirtti. Taşdemir, geleceğe yönelik olarak UİGAD’ın iş birliği yürüttüğü yerel ve ulusal medya kurumlarına Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden daha fazla stajyer öğrencinin yönlendirilmesi tavsiyesinde bulundu. UİGAD Genel Sekreteri Selçuk Taşdemir, Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi ile sürdürdükleri iş birliğinin, UİGAD’ın diğer şehirlerde gerçekleştirdiği etkinlikleri de kapsayacak şekilde genişletilmesinin de önemli bir adım olacağını ifade etti.Kaynak için: Haber Üsküdar

14 HAZ 2021

Üsküdar İletişim pandemi sürecinde akademik yayın rekoru kırdı

Üniversitesi İletişim Fakültesi Akademik Kurul toplantısı, Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Rektör Vekili Prof. Dr. Mehmet Zelka, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Konuk ve fakülte akademik kadrosunun katılımlarıyla çevrim içi olarak yapıldı. İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör’ün konuşmasıyla açılan toplantıda 2020-2021 eğitim-öğretim yılı değerlendirildi.Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Rektör Vekili Prof. Dr. Mehmet Zelka, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Konuk ve fakülte akademik kadrosunun katılımıyla gerçekleşen İletişim Fakültesi Akademik Kurul toplantısı, İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör’ün açılış konuşmasıyla başladı. Fakülte Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör, 2020-2021 eğitim öğretim yılına ilişkin istatiksel verileri paylaşarak, eğitim-öğretim ile bilimsel çalışmalar hakkında bilgilendirmelerde bulundu. İletişim Fakültesi öğretim üyelerinin pandemi dönemini çok verimli geçirdiklerini vurgulayan Güngör, aynı akademik yılda 2 kez uluslararası konferans düzenleme başarısını gösterdiklerini de ekledi. Kurucu Rektör Prof. Dr. Nevzat Tarhan, İletişim Fakültesi’nin başarıda ve kalitede gelmiş olduğu noktayı değerlendirerek pandemi sürecinde artan akademik çalışmalardan memnuniyet duyduğunu dile getirdi. Rektör Vekili Prof. Dr. Mehmet Zelka, İletişim Fakültesi’nin kuruluş sürecinden bu yana büyük yol kat ettiğini ve her geçen gün daha çok geliştiğini vurgulayarak, ilerleyen süreçte de var olan eksikliklerin giderilmesi için gerekli desteğin verileceğini söyledi. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Konuk ise proje çalışmaları başta olmak üzere üniversite genelinde yapılan akademik çalışmalara katkı koyan İletişim Fakültesi akademisyenlerine teşekkür etti.2020-2021 eğitim öğretim yılı değerlendirildiÜsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından yapılan Akademik Kurul Toplantısı’nda 2020-2021 eğitim öğretim yılına ilişkin yapılan genel değerlendirmenin ardından, proje çalışmaları, akademik yayınlar, akademik ve bilimsel etkinlikler, akreditasyon ve kalite çalışmaları, fakültenin fiziksel ve teknik ihtiyaçları gibi çeşitli konular ele alındı. Ardından Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan, Çizgi Film ve Animasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hasip Pektaş, Görsel İletişim Tasarımı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hatice Öz Pektaş, Reklamcılık Bölüm Başkanı Doç. Dr. Özgül Dağlı, Yeni Medya ve İletişim Bölüm Başkanı Doç. Dr. Feride Zeynep Güder, Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Özge Uğurlu ve Radyo, Televizyon ve Sinema Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Esennur Sirer söz alarak bölümlerine yönelik bilgilendirmelerde bulundu. Son olarak, İletişim Fakültesi akademisyenleri de söz alarak geçtiğimiz eğitim-öğretim yılında yaşadıkları deneyimleri paylaştılar.Akademik yayın rekoru kırıldıÜsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim elemanları pandemi sürecinde akademik yayın rekoru kırdılar. Akademik Kurul toplantısında paylaşılan bilgilere göre, akademisyenler 2020-2021 eğitim yılı içinde 8 kitap, 53 kitap bölümü, 40 ulusal ve uluslararası dergilerde makale, 105 ulusal ve uluslararası konferans bildirisi, 6 kitap editörlüğü, 2 dergi editörlüğü, 26 kişisel ve karma sergi ve 6 proje olmak üzere toplam 246 akademik faaliyete imza attılar. İletişim Fakültesi ayrıca Güz döneminde 7. Uluslararası İletişim Günleri ile Bahar döneminde 8. Uluslararası İletişim Günleri'ni başarıyla gerçekleştirdi. Kaynak için: Haber Üsküdar

27 MAY 2021

Birinci oturumda pandemi döneminde enformasyon arayışı ve infodemi irdelendi

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından 26-28 Mayıs tarihler arasında düzenlenen 8. Uluslararası İletişim Günleri / Dijital Çağda Kriz İletişimi Sempozyumunun birinci oturumunda pandemi döneminde enformasyon arayışı ve infodemi başlığı altında bildiriler sunuldu.Hacettepe Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden Prof. Dr. Mutlu Binark’ın başkanlığında gerçekleşen oturumda Doç, Dr. Özgür Arun, Dr. Öğr. Üyesi Duygu Özsoy, Beren Kandemir, Gül Şahinkaya, Arş. Gör. Hakan Kürkçüoğlu, Dr. Öğr. Üyesi Meryem Serdar, Öğr. Gör. Dr. İsmail Baydili, Dr. Öğr. Üyesi Evin Doğan, Dr. Öğr. Üyesi Asuman Kutlu ve Dr. Öğr. Üyesi Eren Ekin Ercan birer bildiri sundu.Oturum başkanı Prof. Dr. Mutlu Binark, Covid-19 pandemisinde Türkiye’de yaşlıların enformasyon arama pratiklerini konu alan, hazırlayanlar arasında kendisinin de yer aldığı bildiri ile birlikte oturumu başlattı. Beren Kandemir: "Dijital sermaye bakımından en dezavantajlı grubun yaşlı kadınlar olduğunu söyleyebiliriz"Hacettepe Üniversitesi’nden Beren Kandemir, Prof. Dr. Mutlu Binark, Doç. Dr. Özgür Arın, Dr. Öğr. Üyesi Duygu Özsoy ve Gül Şahinkaya ile birlikte hazırladıkları, "Covid-19 pandemisinde Türkiye’de yaşlıların enformasyon arama pratikleri" başlıklı bildirisini sunarken, “Pandemi sürecinde 65 yaş ve üzeri yaşlılarla ilgili hangi enformasyona gereksinim duyduklarını ve bilgi düzeylerinin ne olduğunu ortaya koymak çalıştık" dedi. Kandemir, "Türkiye’deki 65 yaş ve üzeri yaşlıları temsil eden örneklemin yüzde 33’ünün dijital sermaye sahibi olmadığını gördük. Dijital sermaye sahibi olmayan katılımcıların yüzde 35'i kadın, yüzde 31'i erkek. Kültürel soylulara baktığımızda, katılımcıların yüzde 86’lık düzeyle en yüksek olarak kültürel soylulardan oluştuğunu görüyoruz.Dijital sermaye hacmi sınıfsal aidiyet ile birlikte genişleyen ya da daralan bir şey, bu araştırma sonuçlarından da en et olarak gördüğümüz şey buydu” dedi. Kandemir, Türkiye’deki yaşlı nüfus için geleneksel medyanın özellikle de televizyonun enformasyon arama gereksiniminde hala birincil araç konumunda olduğunu ifade etti.Gül Şahinkaya: "Gazete okumak için ayrılan süre salgın sırasında azaldı"Araştırmanın yöntemini ve veri toplama sürecini Gül Şahinkaya anlattı. "Çalışmada, 12 istatistiki bölgeyi temsil eden Antalya, Ankara, Bursa, Çanakkale, Diyarbakır, Erzurum, İstanbul, İzmir, Kayseri, Samsun, Trabzon ve Van illerinde ikamet eden Türkiye’nin 65 yaş ve üstü nüfusu temsil eden örneklem grubundan, telefon ve yüz yüze görüşme teknikleri kullanılarak veri toplanmıştır” dedi. Şahinkaya, "Salgın süresince radyo ve televizyon için ayrılan süre ise neredeyse aynıdır. Çevrimiçi görüşme programları salgın süresinde artmıştır” şeklinde konuştu. Şahinkaya, katılımcıların salgınla ilgili enformasyon aktarımı için tercih ettiği kişi ve kurumların başında yüzde 80 gibi büyük bir oranla Sağlık Bakanlığı'nın ön plana çıktığını ifade etti. Gül Şahinkaya, ”Salgın öncesi ve sırasında kullanılan enformasyon kaynaklarının oranına baktığımız zaman salgın sırasında enformasyon kaynakları bütün yaşlar için genel olarak artmıştır” şeklinde belirtti. "Katılımcıların Covid- 19 salgınına ilişkin bilgi düzeyleri çok yüksektir. En çok bilinen yanlış ifade, Coronavirus Çin’de laboratuvar ortamında üretilmiştir oldu. En fazla doğru bilinen bilgiler ise maske, mesafe ve temizlik oldu” dedi. Gül Şahinkaya, “İletişim araçlarına duyulan güven düzeylerine bakacak olursak, katılımcıların hem geleneksel hem yeni medyaya karşı güven düzeyleri oldukça düşüktür ama geleneksel medyaya yeni medyaya kıyasla daha fazla güvenmektedirler” diyerek açıkladı.Araş. Gör. Hakan Kürkçüoğlu: "Yanlış bilgiyi engellemenin en önemli yollarından biri, onu doğru bilgiyle boğmaktır"Oturumda ikinci bildiriyi sunan İstanbul Üniversitesi'nden Araş. Gör. Hakan Kürkçüoğlu, "Twitter'daki doğrulanmamış haber kaynaklarının Covid-19 sürecindeki rolü" başılıklı bildirisini sundu. Kürkçüoğlu şunları söyledi: "İncelemek istediğim olgunun henüz isimlendirilmiş bir hali bulunmamakta, o yüzden kendim bir tanım yapmaya çalıştım. Doğrulanmamış haber kaynağı derken Twitter üzerinde profesyonel bir gazete ya da haber sitesi görünümünde tasarlanmış ancak haber takibi vb. haber kritiklerine sahip olmayan twitter hesaplarını kast ediyorum. Bunun dışında, çalışma açısından önemli başka tanımlar var; yalan haber, okuyucuyu kasıtlı veya bilmeden yanlış yönlendiren, yanlış bilgi veren haberler ve hakikatin önemsizleşmesi terimi var, onunla ilgili de gerçek ile ona ilişkin yargıların ortadan kalkmasının umursanmaması olarak bir tanım yapılmış.Doğrulanmamış haber kaynaklarıyla birlikte haberin asıl kaynağına yönlendirmeyen, etkileşim ve hız odaklı bir habercilik anlayışının değerlilik kazandığı görülmektedir. Bu hesapların etki gücü çok yüksek ve bu hesaplarda çok basit bir düzeyde bile bir habercilik pratiğinin olmadığını görüyoruz. Yanlış bilgiyi engellemenin en önemli yollarından biri, onu doğru bilgiyle boğmaktır diye tabir ederim ve bu nedenle doğru bilgi üretimine teşvik edecek fon çözümlerine veya yine doğrulama platformlarında yapılacak çalışmalara başvurulması gerekir." Dr. Öğr. Üyesi Meryem Serdar: "Sağlıkla ilgili kaygıların postmodern dönemde çok ön planda olduğunu görüyoruz"Sağlık Bilimleri Üniversitesi'nden Dr. Öğr. Üyesi Meryem Serdar, "Covid-19 pandemisinde medya: Hiper gerçeklik ve dezenformasyon" başlıklı çalışmasını sunarken şunları söyledi: "Covid-19 dünyada birçok dengeyi değiştiren bir süreci başlattı fakat ne dünyanın yaşadığı en büyük salgın ne de en büyük felaket. Tarihsel süreç içerisinde salgınlara baktığımız zaman insan ve mikrop arasındaki mücadelenin ilk çağlardan beri devam ettiğini görüyoruz. Tarihte daha önce iki önemli salgın yaşandı, fakat zamanın ilerlemesi ve aşılanma bilinciyle toplumlar salgın konusunda daha donanımlı hale geldi. Covid-19'u diğer salgınlardan ayıran husus önceki dönemlerde salgının hem virüs olarak hem de bilgi kaynağı olarak yayılımı çok daha geniş bir zaman diliminde oluyordu, ama iletişim biçimlerinin değişmesi, küreselleşme dediğimiz sürecin içinde olmamızın katkısı var. Küresel dünyada Covid-19 itibariyle çok kısa bir sürede dünyanın bir ucundan diğer bir ucuna hem virüs hem de bununla ilgili üretilen bilgiler ulaşmaya başladı ve bu bilgiler bir anda yanlışlığı ya da doğruluğu teyit edilmeden insanlığın kullanımına sunulmaya başlandı. Sosyal medyanın ağırlık kazandığı bu dönemde herkesin bir bilgi üretim aracı haline gelmesi söz konusu ve bu bireysel olarak işletilen hesaplar herhangi bir denetime maruz kalmadan herhangi bir denetim altında olmadan istenilen şekilde, gelişigüzel bilgiler paylaşılmaya başlandı. Sağlıkla ilgili kaygıların postmodern dönemde çok ön planda olduğunu görüyoruz. Sağlıkla ilgili bilgi verme davranışının çok olduğunu görüyoruz ama bununla birlikte doğru bilgiyi yanlış bilgiden ayıklama sürecinin kamusal denetim kısmında zayıflık olduğunu çok rahat bir şekilde söyleyebiliriz." Öğr. Gör. Dr. İsmail Baydili: "Verilerin işlenmesi birçok şeyi değiştirdiği gibi, gazeteciliği de değiştirdi"Fırat Üniversitesi'nden Öğr. Gör. Dr. İsmail Baydili, "Veri gazeteciliği: Pandemi dönemi uygulama örnekleri" başlıklı sunumunda şunları söyledi: "Bildiğiniz gibi, çağın en büyük kaynaklarından biri büyük veridir ve büyük veri artık yeni bir zenginlik olarak kabul edilmektedir. Toplumların zenginlik olarak kabul ettiği önemli noktalardan birisi, veriye sahip olabilmedir. Verilerin işlenmesi birçok şeyi değiştirdiği gibi, gazeteciliği de değiştirdi. Veri gazeteciliği denilen kavram ortaya çıktı. Veri gazeteciliği, mevcut verilerden, dijital ayak izlerinden bir hikaye çıkarabilmeye denir. Veri gazeteciliğinde çıkarılan hikayenin kamu yararına olabilmesi amaçlanır. Veri haberi oluşturulurken veriler toplanıp, analiz edilip, görselleşitirilip hikayeleştirme aşamasından geçer. İletişim alanında dijitalleşmeye yönelinmesi gerekiyor. Dijitalleşme ile birlikte bu verileri nasıl daha iyi kullanabileceğimizi biliyor olmamız gerekiyor, çünkü bu yöntem sadece mevcudu anlatmıyor aynı zamanda geleceğe de ışık tutulabilecek bir yöntem. Hem haberi yapanların hem haberi okuyanların teknoloji okur yazarlığının daha da güçlenmesini gerektiren bir yöntem. Bu haberlerin en önemli özelliklerinden birisi verileri güncelleyebilme ihtimali ile birlikte haberin gündemde kalmasını da sağlayabiliyoruz. Bu teknik haberi okuyan insanlarda güven oluşturulmasını sağlar." Dr. Öğr. Üyesi Asuman Kutlu: "Belirsizlik içeren durumlar kişilerin medyaya yönelmesine neden olmaktadır"Beykent Üniversitesi'nden Dr. Öğr. Üyesi Asuman Kutlu, Dr. Öğr. Üyesi Evin Doğan ile birlikte hazırladıkları "Dijital medyada kriz iletişimi ve etik" başlıklı bildiriyi sundu ve konuşmasında kriz iletişimi ile etik ilişkisini irdeledi: "Günümüz dünyasında pek çok krizle karşı karşıyayız. Savaşlar, kitlesel göç hareketleri ve içinde bulunduğumuz salgın gibi ve bu sorunlar belirli lokasyonlarla sınırlı değil, kitlesel bir nitelik de kazanmış durumda. Krizler çeşitlendikçe ve kapsadığı alan da genişledikçe bu krizlerin yarattığı olumsuz etkiler ve yarattığı tehditler de eşdeğer bir şekilde büyüyor, kriz iletişimini kriz gerçeğiyle krize yönelik alınan tedbirlerin algılanılmasına ilişkin stratejilerin geliştirilmesi ve uygulanması olarak tanımlayabiliriz, dolasıyla kriz iletişiminde algı yönetimi sürecinin de baskın olduğunun altını çizmek isterim. Kriz dönemlerinde genellikle öngörülemeyen, aniden gelişen, belirsiz olaylar içeren durumlar olarak ifade edebiliriz. Bu belirsizlik içeren durum kişilerin daha fazla enformasyon ihtiyacını karşılamak için medyaya yönelmesine neden olmaktadır, tabii burada haber üretim sürecinde aktif olarak çalışan kişilerin yaşadığı zorluklar da vardır, çünkü onların da bilgi edinme, bilgiyi teyit etme, servis etme sorumlulukları daha da zorlaşmaktadır. Buna ek olarak çalışanlar siyasal, ekonomik veya toplumsal parametrelerden bağımsız haber sunamamaktadır. Genel olarak medya etiğini medya çalışanlarının uygulamada uyması gereken ilke ve değerler olarak ifade edebiliriz. Pek çok kurum ve kuruluş medya etiğinin neler olması gerektiğine ilişkin ilke ve değerlerden bahsetmişlerdir, biz burada belli başlı olanları ifade etmek istedik. Bunlardan örneğin ABD'nin en eski gazetecilik derneği olan Profesyonel Gazeteciler Derneği dört temel ilke belirlemiştir. Bunlar; gerçeği aramak, zararı en aza indirmek,bağımsız olmak ve hesap verebilir olmak gibi değerlere yer vermektedir." Dr. Öğr. Üyesi Eren Ekin Ercan: "Habermas'ın kamusal alanı aslında devlet ve toplum arasındaki bir soyut kamusal alandır"Oturumun son konuşmacısı Üsküdar Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Eren Ekin Ercan, "Kamusal alan, haber ve enformasyon: İnternet gazeteciliğinin kamusal alanla ilişkiselliği üzerine bir model önerisi" başlıklı bildirisini sundu. Ercan, "Habermas'ın kamusal alanı aslında devlet ve toplum arasındaki bir soyut kamusal alandır" dedi. Eren Ekin Ercan konuşmasını şöyle sürdürdü: "Basının önemine değinmek gerekiyor, televizyolarda sürekli basın özgürlüğünün çok önemli olduğu söyleniyor, bunun ardalayan tek şey aslında bizler temsili demokrasilerde sandıktan sandığa oylarımızı kullanmıyoruz, seçimlerimizi sandıklarda yapmıyoruz, seçimlerimizi, kanaatlerimizi oluştururken yapıyoruz. Cristian Fuchs’un siyasal enformasyon süreci modeline baktığımız zaman kanaat oluşumu burada önemli, medyadan gelen enformasyon ve bilgiler doğrultusunda kanaat oluşumunun bilişssel bir süreç olduğu söyleniyor burada. Bu durum web 2.0 ve sonrasındaki gelişmelerle aslında tamamen değişti, niye, çünkü bu aracılar tamamen ortadan kalktı, doğrudan doğruya kamusal alana sirayet edilebiliniyor." Kaynak için: Haber Üsküdar

18 MAY 2021

Video Haberciliği Söyleşisi

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü tarafından gerçekleştirilen ve moderatörlüğünü Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan'ın yaptığı söyleşide 'video haberciliği' konusu ele alındı. Söyleşiye, Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya ve Gazetecilik yüksek lisans programı öğrencisi ve A Haber video editörü Emre Yiğithan Akbulut konuk oldu."Röportajdaki bilgiyi desteklemek için olayla ilgili görüntü verilir"Çevrim içi olarak düzenlenen söyleşide video haberciliğinin detaylarına değinen Emre Yiğithan Akbulut, "Haberi bir seslendirmen okur ve haberi o şekilde yayınlarsınız. Haberleri grafik aracılığıyla kullanabilirsiniz. Haberi görsel anlamda canlı tutmanız gerekiyor. Örneğin bir öğrenci arkadaşımız, Üsküdar’daki herhangi bir pazara gitti ve oradaki karpuz fiyatlarını araştırıyor. Halkın tepkisini de o fiyatlara göre ölçmeye çalışıyor. Anons çeker ve röportaj yapar. Röportaj yaptıktan sonra fiyat aralığı yazar. Haldeki fiyatı ve pazardaki fiyatı grafikler ile karşılaştırarak bize kolaylık sağlayabilir. Sözlü olarak anlatmakta zorlanacağımız şeyleri grafikler aracılığı ile rahat bir şekilde gösterebiliriz. Bizim kelebek formatı dediğimiz bir format var. Bu sadece televizyon kanallarında kullanılmıyor. Sosyal medyada da kullanılan bir format bu. Kelebek formatında muhabir vardır ve yanında da konunun uzmanı olan kişi bulunur. Pencere dediğimiz olayı biz 2’ye ya da 3’e böleriz. Örneğin, bir tarafta spiker bir tarafta uzman olur. Röportajdaki bilgiyi desteklemek için olayla ilgili görüntüyü veririz. Röportaja hangi görüntü uygunsa onu bölünmüş ekranda veririz. Bu da bizim insanımızda izleyince algıyı pekiştiriyor. Bir kişi televizyonu açtığında tek başına bir adamı izlemek istemez. Hangi haber kanalını açarsanız açın mutlaka kelebek formatı vardır. Bu kelebek yöntemi montajla da yapılabiliyor. Burada benim de içinde bulunduğum bir reji ekibi var. Onun içeriğini hazırlayan, her şeyinin onayını alan bir yönetmen var. Herkesin görevi farklıdır. Amaç yayınları bölüşmek ve birleştirmektir. Görüntüler tamamen haberi üreten kişinin isteğine bağlı olarak değişebilir" ifadelerini kullandı."Şimdiki gençler telefon, bilgisayar gibi teknolojik aletleri çabuk öğrenip kavrayabiliyorlar"Prof. Dr. Süleyman İrvan tarafından yöneltilen, "Bu kelebek formatını video haberci tek başına yapabilir mi?" sorusuna Akbulut şöyle cevap verdi: “Yapar. Aslında şimdiki gençler telefon, bilgisayar gibi teknolojik aletleri çabuk öğrenip kavrayabiliyorlar. Açıp Youtube’dan kelebek formatının yapılışına dair birçok bilgiyi edinebilirler. Haberci bunu çok basit ve çabuk bir şekilde yapabilir.”"İzleyici kitlesine detayı göstermeniz gerekiyor"Haberlerin izleyici kitlesinden de söz eden Emre Yiğithan Akbulut, “İzleyici kitleniz çok önemli. Örneğin bir çocuk bir yerden atlıyor. Biz bunu rahatlıkla görebiliyoruz. Ancak izleyici kitlesine detaylı bir şekilde göstermemeniz gerekiyor. Çünkü dediğim gibi hitap ettiğiniz kitle önemli. Photoshop bilginizin olması gerekir. Bu şekilde haberi renklendirebilirsiniz. Fotoğrafların kullanılmasında şöyle bir durum var; eğer ki bizim elimizde herhangi bir görüntü ya da materyal yoksa internetten araştırıp adamın adını ve soyadını, birkaç bilgisini de alıp fotoğrafını ekranın bir köşesine koyuyoruz. Aslında televizyon haberciliğinde durağan ve sabit görüntü kullanmamak gerekir. Hareketli görüntü izleyicinin ilgisini çeker. Bazen bir haber gelir. Bilgi var görüntü yok. Görüntü yoksa bu görüntüyü oluşturmamız gerekir. Muhabirle konuşuruz ve onun görüntüyü sağlamasına çalışırız. Haberimizi hazırlarken yürüyen haber olmasına dikkat etmemiz gerekiyor."Kaynak için: Haber Üsküdar

04 MAY 2021

Çağdaş Turan: Türkiye'ye dergi mezarlığı derler

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü tarafından düzenlenen etkinlikte “Türkiye’de Dergi Yayıncılığı” konusu ele alındı. Moderatörlüğünü Dr. Öğr. Üyesi Eren Ekin Ercan’ın üstlendiği etkinliğe Maltepe Üniversitesi'nden Çağdaş Turan konuk oldu.Söyleşiye Çağdaş Turan’ı tanıtarak başlayan Dr. Öğr. Üyesi Eren Ekin Ercan, “Çağdaş Turan, Akdeniz Üniversitesi Turizm ve Otel İşletmeciliği mezunudur. Maltepe Üniversitesi'nde 2002 yılından beri öğretim görevlisi olarak çalışıyor. Kendisi 1976 doğumludur. Çağdaş hoca marifetleri fazla olan biridir. Profesyonel diyebileceğimiz şekilde müzikle ilgileniyor. Grup ile beraber 3 albüm çıkarmıştır. Kendisi grupta hem solist hem gitaristtir. Onun dışında Velespit diye bir yayınevi var. Gamlıbaykuş, Alacakaranlık gibi korku öykülerinin yer aldığı dergilere sahip. Mikrop dergisini de çıkardı. Geçtiğimiz yılda  Hayalciler diye bir kitap yayımladı” dedi."Dergi çıkarmanın ticari boyutu riskli görünüyor"Velespit isminin nereden geldiğini ve dergiye başlama sürecine değinen Çağdaş Turan, “O da ilginç bir şey. Ben memur çocuğuyum. Dolayısıyla ne zaman ticarete atılmak istesem hep böyle ailem tarafından galeyanla karşılaşmışımdır. Benim ortaokulda bir bisikletim varmış. Ben o bisikletimi bizimkilerden habersiz bir arkadaşıma satmışım ve parasını da alamamışım. Ondan sonraki yıllarda ne zaman ticari bir şey yapsam hep böyle bir örnek verilirdi bana. Bana 30’lu yaşlarda bile sorulan argüman buydu. En sonunda ben de buna bir tepki olarak bu yayınevinin adını Velespit koydum. Benim söylediğim gibi birden fazla alana ilgim var. Fakat çocukluğumdan beri en çok ilgi duyduğum alanlardan biri edebiyattı biri de müzikti. Müzikte üniversite yıllarımda daha çok vakit harcayabildim. Edebiyatta da o dönemde sürekli olarak yazıyordum, dergilerde yayınlanıyordu. O biraz sonradan oldu. Edebiyat kısmı ile daha çok haşır neşir olmam sonraki yaşlarıma denk geldi” ifadelerine yer verdi."Türkiye’ye dergiler mezarlığı derler"Türkiye’de dergilerin çıkış sürecini ve devamlılığını değerlendiren Turan, “Bu aslında her şairin ve her yazarın içinde olan bir şeydir. Şimdi Türkiye’ye baktığımız zaman, Türkiye’ye “Dergiler Mezarlığı” falan derler. O kadar çok dergi çıkmıştı ki bunların yüzde sekseni ikinci sayısını görememiştir. Herkeste dergi çıkarma hevesi vardı. Fikirlerimizi açık açık söyleyemediğimiz bir yerde yaşıyoruz. Hepimizde bir istek var ve karşı tarafa bir şekilde aktarmak istiyoruz. Fakat bunu yapabileceğimiz çok da fazla mecra yok. Belki o yüzdendir. Plansız dergi çıkarmayın derim. Bunları yaşadım ve tecrübelerimi size aktarmak istiyorum. Beni dinleyen arkadaşlara da bunları söylemek istiyorum. Bir yandan müzikle ve bir yandan da edebiyatla uğraşınca kafamda dergi çıkarma fikri oluştu. Bu dergi çıkarma fikrini de arkadaşlarımla paylaştım. Onlar da edebiyatı seven, yazmayı ve çizmeyi seven arkadaşlarımdı. Bir yayınevi de açarak bu süreci başlatmış oldum. Yayınevi de kurulunca derginin yanında kitaplar da belirdi. Fakat ben normal kitaptan çok dergi basmayı seviyorum. Çok kadar stresli bir iş. Ekip çalışması, hiçbir zaman sağlıklı bir şekilde ilerlemez. İlerlemeler, aksaklıklar, durgunluklar, bozukluklar meydana gelir ama bana göre dünyanın en güzel şeylerinden biri. İnanın ki o çıkardığımız dergileri raflarda gördüğüm zaman çok mutlu oluyorum. Sonrasında Gamlıbaykuş dergisini çıkarmaya karar verdik.”"Dergi çıkarıp milyoner olan kimseyi görmedim"Dr. Öğr. Üyesi Eren Ekin Ercan’ın “Bir basılı dergi çıkarmak için kaç kişilik ekip ile çalışmak lazım?” sorusunu cevaplayan Çağdaş Turan, “Teorik olarak aslında ihtiyaç sahibinin ve yazı işleri müdürünün belirli olması yeterlidir. Eğer isterse kişi ikisini de kendisi belirlerse tek kişi olarak da yürütebilir. Fakat arkasında o kadar derin çalışmalar var ki bu çok mümkün olmuyor. Dergi çıkarmak istiyorsanız birtakım izin almanız gereken yerler var. Bunlar bağlı bulunduğunuz yerin savcılığından izin alırsınız. Sizden birtakım belgeler isterler. İkametgah, sabıka kaydı gibi bilgileri sizden isterler. Eğer yazı işlerinde olmak istiyorsan minimum ortaokul mezunu olman gerekiyor. Belgeler isterler ve bu belgelerden sonra süreli yayınların çıkarılması hakkında başvuruda bulunulması gerekir. ÜSSM kısmını da dergilerde belirtmek zorundasınızdır. Başta derginin sahibi ve yazı işleri müdürü gelir. Bir hukuki sorun çıktığı zaman bunda sorumlu yazı işleri müdürü olur. Bir de genel yayın yönetmeni olur. Dergi kuracak arkadaşlara bazı önerilerim var. İlk olarak derginin ismini belirlemeniz gerekiyor. İkincisi boyutlarını, renk- renksiz ayarı, yazı tipi gibi ayarları iyi belirlemeleri lazım. Takip ettikleri dergilerin ebatlarına da bakabilirler. Bu hiç problem değil. Derginin bir çıkarılma sebebi olacak. Okurda merak uyandıracak bir nitelikte olması lazım. Sonrasında dergimizin tarzı da önemlidir. Bizim tuttuğumuz taraf ya da hangi edebi türlere yer verebileceğimizi önceden belirlememiz gerekiyor. Aslında işin aslını şöyle söylemek istiyorum. Dergi çıkarıp da milyoner olan hiç kimse görmedim. Arkadaşlarım onlarca dergi çıkarıyor ve sürekli sohbetimiz belki de bunun üzerinedir. Ne kadar kazandığımızdan değil de ne kadar borca girdiğimizin konusunu konuşuyoruz” sözlerine yer verdi."Telif konusu dergiler için sıkıntılı"Dergi yayıncılığından gönüllülük ve keyif ile verim alabileceğini ifade eden Çağdaş Turan, "Türkiye’de dergilerin telif vermediğinden şikayet ederler. Gönül ister bol bol telif dağıtalım. Fakat o kadar çok masraf var, kazanılan bir şey yok ortada. O yüzden gönüllülük esasına dayanılan bir şey olmalıdır. Bu işler keyif alacak verim alacak bir şey olması lazım. Tasarım yapmaktan anlayan birileri muhakkak olacak. Diğer dergilere para kaptırmayacak şekilde dergilerinizi çıkarmanız lazım. Dergi çıkarmadan önce dergi çıkaran birçok kişi ile sohbette bulunmuştum. 3 sayı birden hazır olduktan sonra derginizi basmaya başlayın dediler. O zaman öyle bir girdabın içine giriyorsunuz ki başka şeylerle uğraşmaya zamanınız olmuyor" dedi.Kaynak için: Haber Üsküdar

27 NİS 2021

Haber Atölyesi: Gazetecilikte Türkçe

Üsküdar Ünivrsitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü tarafından gerçekleştirilen ve moderatörlüğünü Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan'ın yaptığı Haber Atölyesi eğitimlerinin dördüncüsünde gazetecilikte Türkçe konusu ele alındı.Çevrimiçi olarak düzenlenen eğitimde gazetecilikte Türkçeyi doğru kullanmanın önemine değinen Prof. Dr. Süleyman İrvan, "Dilin kullanımındaki kurallar zamanla  değişebiliyor. Kelimelerin bitişik mi ayrı mı yazılacağını öğrenmeye çalışırken bir bakıyorsunuz kurallar değişiveriyor, bu yüzden kuralları sürekli olarak kontrol etmek gerekiyor. Kurallara hakim olmadığınızda, yanlış bir kelime yazdığınızda okuyucu tarafından eleştirilebilirsiniz. Eş veya benzer anlamlı sözcükleri birlikte, aynı cümle içinde kullanmamalıyız. Örneğin, "Bu yaptığın şeyin kimseye bir yarar ya da fayda sağlamayacağı açıktır" cümlesindeki 'fayda' ve 'yarar' sözcükleri aynı anlama gelir, dolayısıyla tekrardır. Anlamı karıştırılan sözcükler var: ayrıntı/fark, azımsamak/küçümsemek, belirten/gösteren, sağlamak/vermek gibi. Bu sözcükleri de doğru anlamlarıyla kullanmalıyız.  Kelimelerin doğru yazılışını bilemediğimiz durumlarda Türk Dil Kurumu'nun sözlüklerinden, kılavuzlarından kontrol etmeliyiz" ifadelerini kullandı.En çok hata de/da bağlacının yazımında yaşanıyorKonuşmasında de/da bağlacına özellikle vurgu yapan Prof. Dr. Süleyman İrvan, "Çok basit gibi görünen de/da bağlacı kullanımı ile durum eki olan -de/da kullanımında çok yanlışlar yapıldığını görüyorum. Biz bir türlü bunu öğretemedik, başarısız olduk yani. Oysa bunu doğru yapabilmenin çok basit bir yöntemi var: Eğer 'de'yi cümleden çıkardığımızda cümlenin yapısı bozuluyorsa, durum eki olan -de söz konusu demektir ve birlikte yazılması gerekir. Cümlenin anlamı bozulmuyorsa ayrı yazılması gerekir. Bu kadar basit aslında" dedi. Prof. Dr. Süleyman İrvan, sunumunun ardından Haber Atölyesi katılımcılarına 25 soruluk bir test de uyguladı. Sıklıkla yanlış kullanılan ve birbiriyle karıştırılan sözcüklerin yer aldığı testin sonunda doğru cevaplar aktarıldı.Kaynak için: Haber Üsküdar

26 NİS 2021

Haber Atölyesi, Gazetecilikte Türkçe eğitimi ile devam ediyor

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü tarafından gerçekleştirilen Haber Atölyesi eğitimlerinde bu hafta ‘Gazetecilikte Türkçe’ konusu anlatılacak.Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü tarafından öğrencilerin pratik yapmaları amacıyla gerçekleştirilen Haber Atölyesi eğitimlerinde bu hafta ‘Gazetecilikte Türkçe’ konusu ele alınacak. Söyleşi kapsamında haber dili, gazetecilikte Türkçenin doğru kullanımının önemi ve yanlış yazılan kelimeler üzerinde durulacak. 27 Nisan Salı günü çevrimiçi olarak gerçekleştirilecekÇevrimiçi ortamda yapılacak olan toplantı Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan ve bölüm araştırma görevlilerinin katılımıyla 27 Nisan Salı günü saat 14.30’da Zoom üzerinden gerçekleştirilecek. Tüm öğrencilerin katılımına açık olan etkinliğe aşağıdaki Zoom linkinden erişebilirsiniz.https://uskudar-edu-tr.zoom.us/j/2529525457Meeting ID: 252 952 5457Kaynak için: Haber Üsküdar

20 NİS 2021

Haber Atölyesi: Derleme Haber

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü tarafından gerçekleştirilen ve moderatörlüğünü Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan'ın yaptığı Haber Atölyesi eğitimlerinin üçüncüsünde derleme haber çalışmaları üzerine konuşuldu.Çevrimiçi olarak düzenlenen eğitimde ilk olarak öğrenciler tarafından önerilen özel haber konuları değerlendirildi. Ardından derleme haber konusuna değinen Prof. Dr. Süleyman İrvan şunları söyledi: “Bugün derleme haber konusuna değinmek istiyorum. Derleme ve süregiden haberler çok değerli. Süregiden haber tanımı bana ait biliyorsunuz. Süregiden haberler devamlılığı olması gereken haberler, ama derleme haberlerde devamlılık gibi bir zorunluluk yok.Derleme haber, farklı  zamanlarda gerçekleşmiş olayları  ya da herhangi bir konu ile ilgili olarak yapılmış açıklamaları biraraya getiren ve bütünlükçü bir bakış açısı sunan haberdir. Bu tür haberlerde hipermetin özelliğinin kullanılması da haberleri zenginleştirmektedir. Haberinizi güçlü ve etkili yapmak için bağlantılarla başka haberlere köprü kurmalısınız. Türkiye'de gündem çok hızlı değişiyor. Haber konusu bakımından zengin bir toplumda yaşıyoruz. Ancak gündeme gelen konular da hızla unutulabiliyor. işte derleme haberler bu açığı ortadan kaldırabilir. Kim ne zaman ne söylemiş, bunları tek bir haberde anlamlı bir biçimde aktarabilirsiniz. Bu şekilde, kaynaklara link bağlantı vererek yaptığınız derleme haberleri yalanalayabilmek de neredeyse imkânsızdır." Kaynak için: Haber Üsküdar

20 NİS 2021

Haber Atölyesi eğitimleri haber çalışmalarını değerlendirme toplantısı ile devam ediyor

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü tarafından gerçekleştirilen Haber Atölyesi eğitimlerinde bu hafta haber çalışmalarını değerlendirme toplantısı yapılacak. Düzenlenen atölye etkinliğinde öğrenciler tarafından yapılan haberler değerlendirilecek.Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü tarafından bahar döneminde gerçekleştirilen ilk Haber Atölyesi eğitiminde öğrenciler, özel ve rutin haber konusu hakkında bilgilendirilmiş, ikinci atölyede ise öğrenciler tarafından bulunan haber konuları dinlenmişti. Haber Atölyesi'nin bu haftaki eğitiminde ise öğrencilerin haber çalışmaları değerlendirilecek ve ardından Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan tarafından derleme haber konusu anlatılacak.20 Nisan Salı günü çevrimiçi olarak gerçekleştirilecekÇevrimiçi ortamda yapılacak olan toplantı Prof. Dr. Süleyman İrvan ve araştırma görevlilerinin katılımıyla 20 Nisan Salı günü saat 14.30’da Zoom üzerinden gerçekleştirilecek. Tüm öğrencilerin katılımına açık olan etkinliğe aşağıdaki Zoom linkinden erişebilirsiniz.https://uskudar-edu-tr.zoom.us/j/2529525457Meeting ID: 252 952 5457Kaynak için: Haber Üsküdar

07 NİS 2021

Fakülte Semineri / Kıbrıs Türk Medyasında Özdenetim Uygulamaları

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Seminerleri kapsamında düzenlenen "Kıbrıs Türk Medyasında Özdenetim Uygulamaları" konulu etkinlik Prof. Dr. Süleyman İrvan’ın sunumuyla gerçekleştirildi. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi bünyesinde gerçekleştirilen fakülte seminerlerinde Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan, Kıbrıs Türk medyasında özdenetim uygulamalarını ve bu konuda kendi deneyimlerini paylaştı. KKTC’deki Doğu Akdeniz Üniversitesi'nde öğretim üyesi olarak çalıştığı dönemde okur temsilcisi ve Medya Etik Kurulu Başkanı olarak yaptıklarını anlattı. Süleyman İrvan, özdenetimin sağlıklı işleyebilmesi için medyanın eleştiriye açık olması gerektiğini vurguladı."Ödenetim, bir meslek grubunun kendi kendini denetlemesidir"Özdenetimden ne anladığıyla ilgili bir çerçeve oluşturarak sunumuna başlayan Prof. Dr. Süleyman İrvan, "Özdenetim dediğimiz şey, bir meslek grubunun kendi kendini denetlemesi anlamına geliyor. Dışarıdan herhangi bir müdahale olmadan, kendi belirlediği ilkeler çerçevesinde kendi uygulamalarını, pratiklerini denetlemesi anlamına geliyor. Bir meslek grubu kendisini denetleyebilecek anlayışa sahipse ona dışarıdan müdahale edilmesi zordur. Gazetecilikte özdenetim pratikleri 20. yüzyılda yaygınlaştı. Özdenetimin başında etik ilkeleri görüyoruz. Etik ilkeler; meslek grubunun uymaya söz verdiği temel mesleki ilkelerden oluşuyor. Bu ilkeler de yine o meslek grubu tarafından belirleniyor. Aslında kendileri, kendilerinin uymaları gereken ilkeleri belirliyorlar. Dışarıdan bir müdahale söz konusu değil. İlkeler zamanla güncel sorunlara karşılık verebilecek şekilde geliştririliyor" şeklinde konuştu."Önemli gördüğüm iki özdenetim modeli var"Özdenetim modellerinden iki tanesini önemli gördüğünü belirterek konuşmasına devam eden Prof. Dr. İrvan, ‘"Birincisi basın konseyi modeli. Bu model isveç'te 20. yüzyılın başlarında başladı ama popüler hale gelmesi İngiltere ve ABD'de 1950'lerden sonra oluşturulan basın konseyleri ile oldu. Basın konseyi genelde meslek örgütü temsilcileri, akademisyenler, hukukçular, okuyucu temsilcileri gibi kişilerden oluşuyor. Konseyin temel görevi, belirlenen ilkeler çerçevesinde kendisine gelen şikayetlerle ilgili kararlar almak. Konsey, etik ilkelerde ihlâl söz konusu ise ihlâlin ağırlığına göre uyarı ve kınama kararları alabiliyor. Benim görebildiğim, üç temel sorunu var basın konseylerinin. Birincisi karar alma süreçlerinin çok uzaması. Süre uzayınca olay sıcaklığını yitiriyor ve konu önemsiz hale gelebiliyor. İkinci sorun yaptırımın niteliğiyle ilgili. Konsey sadece uyarı ve kınama kararları verebilir ve bu da medya kuruluşları ve gazeteciler tarafından kaale alınmayabiliyor. Üçüncü sorun da medya kuruluşlarının ve gazetecilerin basın konseyini benimsememelerinden kaynaklanıyor. Şikayet hakkında savunma istediğinizde sizi dikkate almayabiliyorlar" dedi."Okur temsilciliği modeli daha işlevsel"Okur temsilciliği modelinin daha hızlı çalışan ve daha işlevsel olan bir özdenetim modeli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. İrvan, "Okur temsilciliği temel olarak bir medya kuruluşunun kendisini denetlemesi, eleştirmesi için bir uzmanı görevlendirmesidir. Okur temsilcisinden beklenen, okurdan gelen eleştirileri değerlendirilmek ve etik sorunlar varsa gazetecileri uyarmak şeklinde. Aslında okur temsilciliği bir kurumun kendisini eleştiriye açması anlamına geldiği için çok değerli. Teorik olarak bakıldığında çok iyi bir özdenetim uygulaması. Ben okur temsilcisi olarak yazdığım ilk yazıda 'Okur temsilciliğinin temel amacı haberleri eleştiri süzgecinden geçirerek gazetenin benimsediği etik ilkeleri yaşama geçirmesine yardımcı olmak’ şeklinde tanımlamıştım. Eğer bir medya kuruluşu etik ilkelere uygun davrandığını düşünüyor ve çaba gösteriyorsa, okur temsilcisinin işlevi etik ilkeleri hayata geçirmesinde medya kuruluşuna yardımcı olmaktır" ifadelerini kullandı."KKTC'de özdenetim uygulamaları 1999 yılında başlamış" Konuşmasında KKTC Medya Etik Kurulu başkanlığı ile okur temsilciliği deneyimlerini de paylaşan Prof. Dr. Süleyman İrvan şunları söyledi: "Aslında KKTC'de özdenetim uygulamaları 1999 yılında oluşturulan Kıbrıs Türk Basın Konseyi ile başlamış. Ben 21 yıldır faaliyette olmasına rağmen Kıbrıs Türk Basın Konseyi’nin tarihçesini anlatan bir belgeye, yazıya ulaşamadım. Sadece haberlerden takip edebildiğim kadarıyla zaman zaman açıklamalar yapıyor ama gerçek anlamda bir özdenetim faaliyeti yaptığını söyleyebilmem mümkün değil. Kıbrıs’taki okur temsilciliği kurumunu 2012 yılında ben başlattım. KKTC'de yayımlanan Yenidüzen gazetesinde iki yıl kadar okur temsilcisi olarak değerlendirmeler yaptım. Ardından, 2013 yılında  Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği'nin öncülüğünde diğer meslek örgütlerinin de katılımıyla oluşturulan Medya Etik Kurulu'nun ilk başkanı oldum. Bu kurul Türkiye'deki Basın Konseyi'ne benzemekle birlikte çok daha işlevsel bir kurul. Neden, çünkü biz başlarken hazırladığımız Medya Etik Kurulu Deklarasyonu ve etik ilkeler belgesini medya kuruluşlarının yöneticilerine imzalattık, onların onayını alarak işe başladık. Bu büyük bir avantaj oldu bizim için." "Medya kuruluşları sosyal medyadaki eleştirilerin yeterli olduğunu düşünüyor"Sunumunun ardından kendisine yöneltilen soruları cevaplandıran Prof. Dr. Süleyman İrvan, "Gazeteciler ve okurlar direkt etkileşime girebiliyorlar. Bu durum okur temsilciliğinin önemsizleşmesine sebebiyet vermiş olabilir mi?" sorusuna yönelik düşüncelerini şu sözlerle dile getirdi: ‘"Temel olarak dünyadaki uygulamalara bakıldığında medya kuruluşları bu gerekçeyi sunuyorlar. ‘Zaten sosyal medyadan o kadar çok eleştiriliyoruz ki, okur temsilcisine ne gerek var’ diyorlar. New York Times falan da okur temsilcisini bu sebepten kaldırdı. Türkiye’deki gazdeteler de sanıyorum bu nedenle okur temsilciliği uygulamasına son verdiler. Bir de, eleştiri kültürü çok gelişmemiş aslında.Her ne kadar gazeteciliğin asıl görevi eleştiri yapmak ise de, kendisine yönelik bir eleştiri geldiğinde toz kondurmazlar" dedi.Kaynak için: Haber Üsküdar

30 MAR 2021

Haber Atölyesi: Haber Toplama

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü tarafından gerçekleştirilen ve moderatörlüğünü Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan'ın yaptığı Haber Atölyesi eğitimlerinin ikincisinde haber toplama çalışması yapıldı.30 Mart Salı günü saat 14.30’da çevrimiçi olarak düzenlenen eğitimde, öğrenciler tarafından bulunan haber önerileri dinlenerek değerlendirildi. Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan, Arş. Gör. Selin Maden ve Arş. Gör. Atila Erdemir'in haber konuları hakkında fikirlerini aktardığı atölyede, öğrencilerin kendilerini fotoğraf alanında da geliştirebilmeleri amacıyla bir dergi çalışması yapılabileceği ifade edildi."Haber dilinizin gelişmesi gerekiyor"Özel haber bulma konusunda zaman harcanması gerektiğine değinen Prof. Dr. Süleyman İrvan, “Türkiye, haber konusunun bol olduğu bir ülke ancak önemli olan haberi görebilmek. Her zaman, her olaya haber olabilir gözüyle bakmanız gerekiyor. Haber, gözünüzün önünde olabilir ama bunu fark edebilmeniz oldukça önemli. Coğrafi konumumuz gereği haber her yerde var. Örneğin, spor dalında bir şey yapmak istiyorsanız, bunu sadece ‘futbol’ ile sınırlandırmamalısınız. Her yerde olan haberlerden ziyade spora farklı bakış açıları ile bakmalısınız. Yerelde yaşanan olayların da haber değeri taşıdığını bilmelisiniz. Fenerbahçe Spor Kulübü'nün haberini yaptığınızda fark yaratmanız zor, çünkü en az 50 Fenerbahçe muhabiri vardır, ama bir mahalle takımının bir maçını haberleştirdiğinizde, o takım için çok önemli bir şey yapmışsınızdır. Tüm bunların yanı sıra haber dilinizi de geliştirmelisiniz. Bunun için iyi muhabirleri takip ederek haberleri nasıl yazdıklarına da göz atmalısınız. Özgün dilinizi bu şekilde yavaş yavaş oluşturabilirsiniz. Bu noktada gerçekten bir işi istemek ve yapmak gerekiyor. Vaktinizi, zamanınızı ayırmadan bu işler yürümez” dedi.Öğrencilerin fotoğraf konusunda kendilerini geliştirmeleri sağlanacakÖğrencilerin fotoğraf alanında kendilerini geliştirebilmeleri amacıyla bir dergi çalışması yapılabileceğine değinen Arş. Gör. Selin Maden, “İletişim Fakültesi'nde okuyan öğrencilerinçektiği fotoğraflardan oluşan bir dergi çıkarabiliriz. Bu dergi Haber Üsküdar gazetesinin bir eki olarak da çıkabilir. Öğrencilerimizin farklı yerlerden ve anlardan çektiği fotoğrafları basarak hem kendilerini geliştirmelerini hem de çeşitli yarışmalara katılmalarını sağlayabiliriz. Fotoğrafların altına, o kareyi anlatan metinler de yazabilirsiniz. Bu hem haber dilinizin hem de fotoğraf becerilerinizin gelişmesine katkı sağlayacaktır. Anlık ve çarpıcı fotoğraflar bu anlamda önem taşıyor. Önceki senelerde kadın, çocuk işçi gibi temaların işlendiği fotoğrafların yarışmalarda ödül aldığını da gördük. Her zaman karşınıza bu gibi anlar çıkmayabilir fakat değerli konular fotoğraflanırsa ödül almak kaçınılmaz olur” şeklinde konuştu. Arş. Gör. Atilla Erdemir ise, “Fotoğraf konusunda dergideki gerekli düzenlemeyi ve tasarımı yapabiliriz. Fotoğrafın kalitesinin yüksek olduğu, boyutlandırma ve tasarımın öne çıktığı eserler her zaman ön plana çıkan etkenlerden. Bu etkenler doğru kullanıldığında öğrencilerin katılımı ile birlikte ortaya güzel çalışmalar çıkabilir” ifadelerini kullandı.Kaynak için: Haber Üsküdar

30 MAR 2021

İnternet Gazeteciliğinin İmkanları ve Sorunları Söyleşisi

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü tarafından düzenlenen söyleşiye Diken Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Erdal Güven konuk oldu. Prof. Dr. Süleyman İrvan’ın moderatörlüğünü yaptığı etkinlikte internet gazeteciliğinin imkânları ve sorunları ele alındı.Gazetecilik mesleğine girişini ve geleneksel medyadan ayrılıp internet gazeteciliğine geçiş sürecini anlatarak söze başlayan Diken Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Erdal Güven, “Ben 30 yıldır gazeteciyim. Gazeteciliğe Cumhuriyet gazetesinde başladım. Sonrasında Yeni Yüzyıl gazetesinde devam ettim. Yeni Yüzyıl gazetesi, Sabah gazetesi grubunun çıkardığı gazeteydi. Daha entelektüel, daha liberal bir gazeteydi. Sonrasında 1996’dan 2011 yılına kadar Radikal gazetesinde çalıştım. 2011 yılında Radikal gazetesinden ayrıldım. Bir süre gazeteciliğe ara verdikten sonra 2014 yılında diken.com.tr haber sitesini kurduk. Ben haber sitesinin editöryal sorumluluğunu aldım. Arkadaşım da teknik, lojistik, finansal bölümü ile ilgilendi. 7 yıldır siteyi yayımlamaya devam ediyoruz. Kaliteli bir platform olduğunu okuyucularımıza hissettirmeye çalışıyoruz. Öncelikli amacımız bu” ifadelerini kullandı.“Küçük bir bütçeyle milyonlarca okura ulaştık”Finansal açıdan kısıtlı olsalar da editöryal bakımdan Diken gazetesi ile yüksek tirajlara ulaştıklarını ifade eden Erdal Güven, “Türkiye’de internetten gazeteciliğe devam etmemin birkaç sebebi var. Bir tanesi Radikal’den ayrılış sebebimdi. Gazete ile aidiyet bağımı yitirmiştim. Dolayısıyla kendi kaynaklarımızla, kendi bildiğimiz gazeteciliğimizi nasıl yaparız diye düşünürken en kolay, en özgür ve bağımsız bir şekilde yapacağımız yerin internet ortamı olduğunu gördük. Özellikle Türkiye’de Gezi Parkı eylemlerinden sonra geleneksel medyaya çok büyük bir güven kaybı oluştu. Bağımsız haberciliğe şöyle değinecek olursak; olanı aktarma ve özgür bir biçimde yorumlama keyfiyetinden bahsediyorum. İnternetin gündelik hayatta artık daha sık kullanıldığı, sosyal medyanın artık gündelik hayatın bir parçası olması, çok kolay erişilebilmesi ve tüketilmesi bizim hızlı bir şekilde ilerlememize sebep oldu. Temelde bizi cazip kılan şey, yapılamayan birçok haberi yapmamız ve o güven kaybının yarattığı boşluğu iyi bir şekilde kapatmamızdır. Bizim de beklemediğimiz sürede yüzlerce, binlerce, milyonlarca insana ulaştık. Bizim için önemli olan sadece rakam değil. Biz aynı zamanda prestijin de peşindeyiz. Yaptığımız işle kalitemizi konuşturmaya çalışıyoruz. Kediye kedi demeye çalışıyoruz” ifadelerini kullanarak Diken haber sitesinin misyonunu aktardı.“Kısıtlı imkânlarla ayakta kalmaya çalışıyoruz”Gündemi etkileme çabasında olduklarını belirten Erdal Güven, “Gündemi etkilemeye çalışıyoruz. Ne kadar etkilediğimiz sorgulanabilir ama bunun üzerinde çalışıyoruz. Dolayısıyla editöryal açıdan baktığımızda çok kısıtlı ve çok az imkânlarla çalışmamıza rağmen Diken, bu anlamda bir başarı hikâyesidir. Bağımsız gazetecilik açısından pazarlamacıların tabiri ile “marka” olmaya başladık. Bu işin memnun edici tarafı, fakat Türkiye’de bağımsız gazetecilik bu şartlarda bir maraton koşusuna benzetilebilir. Çok yıpratıcı, yorucu ve çok vakit alıcı bir iş. Bizim yürüdüğümüz yolda popülerlik gözetmeksizin bu potansiyel içinde hareket ediyoruz. Bunun mali olarak bize negatif getirisi var. Bizim finansal performansımız, editoryal performansımızın çok gerisinde. Reklam gelirlerinde çok sınırlı yerlerde kaldık. O yüzden mali açıdan zorlanıyoruz. Haber yoğun dönemlerde rahatlıyoruz” ifadelerini kullandı.“Etki yaratacak haberler üzerinde yoğunlaşmalarını tavsiye ediyorum”Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. İrvan’ın, “Gazetecilik bölümü öğrencileri haber konusu bulma evresinde problemler yaşıyor. Haberi göremiyorlar ya da nasıl yazacaklarına tam olarak karar veremiyorlar. Deneyimli bir gazeteci olarak öğrencilere nelere bakmalarını tavsiye edersiniz?” şeklindeki sorusu üzerine Erdal Güven şunları söyledi: “Sizin öğrencileriniz olduğu için zaten yeterli donanımı kısa sürede kazanacaklardır. Ancak şunu dile getirebilirim, biz kendi platformumuzda ilk önce etki yaratma üzerine duruyoruz. Tabii bunu başlıkta bazen merak uyandırarak değil de okuyucuya hak ettiği bilgiyi vererek yapıyoruz. Bu anlamda tepki de alıyoruz esasında. ‘Haberin tamamını başlıkta vermişsiniz’ gibi söylemler de geliyor bana. Etik ilkelere uygun davranmaya çalışıyoruz. Etki yaratma ve etik ilkeler bunlar çok değerli kavramlar. Öğrencilere başka bir konuda tavsiye verecek olursam, kesinlikle İngilizce bilmek üzerine olabilir. İngilizce düzeyim zamanında iyi olmasaydı belki çok farklı bir yolda da gidebilirdim. İngilizce ve mümkünse yanına bir dil daha bilmek gerekiyor. Sektörde her şeyi yapacaklar ve bu size kapı açacaktır. Seçenekleriniz çoğalarak sizin daha rahat olmanızı sağlayabilir” dedi.Kaynak için: Haber Üsküdar

29 MAR 2021

Haber Atölyesi eğitimleri haber toplama çalışması ile devam ediyor

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü tarafından gerçekleştirilen Haber Atölyesi eğitimlerinde bu hafta haber toplama çalışması yapılacak. Düzenlenen atölye etkinliğinde öğrenciler tarafından bulunan haber önerileri değerlendirilecek.Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü tarafından bahar döneminde gerçekleştirilen ilk Haber Atölyesi eğitiminde öğrenciler, özel ve rutin haber konusu hakkında bilgilendirilmişti. Haber ve röportaj konusu bulurken özgünlüğün de önemli olduğu ifade edilen eğitimde, öğrencilerden haber konusu bulmaları istenmişti. Haber Atölyesi'nin bu haftaki eğitiminde ise haber toplama konusu üzerinde durularak öğrencilerin konu önerileri dinlenecek.30 Mart Salı günü çevrimiçi olarak gerçekleştirilecekÇevrimiçi ortamda yapılacak olan toplantı Prof. Dr. Süleyman İrvan ve araştırma görevlilerinin katılımıyla 30 Mart Salı günü saat 14.30’da Zoom üzerinden gerçekleştirilecek. Tüm öğrencilerin katılımına açık olan etkinliğe aşağıdaki Zoom linkinden erişebilirsiniz.  https://uskudar-edu-tr.zoom.us/j/2529525457Meeting ID: 252 952 5457Kaynak için: Haber Üsküdar

23 MAR 2021

Haber Atölyesi: Bilgilendirme

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü tarafından düzenlenen Haber Atölyesi'nin bahar dönemindeki ilk eğitimi gerçekleştirildi. Çevrimiçi olarak yapılan Haber Atölyesi'nde öğrenciler, özel ve rutin haber konusu hakkında bilgilendirildi.Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü tarafından öğrencilerin pratik yapmalarını teşvik etmek amacıyla düzenlenen Haber Atölyesi eğitimlerinin ilki, 23 Mart Salı günü saat 14.30’da Zoom uygulaması üzerinden gerçekleştirildi. Moderatörlüğünü Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan yaptığı eğitimde, Haber Üsküdar sitesinde yer alan haber kategorileri incelenerek haber konuları da ele alındı. Gazetecilik Bölümü Araştırma Görevlileri Selin Maden ve Atila Erdemir ise öğrencilerin sorularını cevaplandırarak haber konusu bulma sürecine ilişkin yönlendirmelerde bulundu."Bu yarışmada iyi olanlar kazanıyor"Prof. Dr. Süleyman İrvan, haber ve röportaj konusu bulmanın önemli olduğunu vurgularken, iletişim fakültesi öğrencilerine yönelik düzenlenen yarışmaların önemine şu sözlerle ifade etti: “Bugün, bahar döneminde Haber Atölyesi kapsamında yapmayı planladığımız toplantıların ilkini gerçekleştiriyoruz. Güz döneminde daha çok alandan kişileri eğitimlerimize davet ederek sizlerle buluşturmuştuk. Ancak bu dönem daha çok haber konusu bulmanızı ve uygulama yapmanızı istiyoruz. Her hafta düzenli olarak bir araya gelerek sizlerin haber ve röportaj konularınızı dinleyeceğiz. Haber yazma konusunda sorularınız olursa onları da cevaplandıracağız. Haber sitemiz için yaptığınız iyi haberleri basılı gazetemizde de yayınlamak istiyoruz. Biliyorsunuz ki her dönem bir gazete çıkarıyoruz. Biz bu gazeteyi hem sizlerin kendinizi geliştirmeniz hem de yarışmalara katılmanız için çıkarıyoruz. Çok proje çıkarmamıza rağmen çok fazla ödül alamıyoruz. Aslında önemli olan ödül almak değil, önemli olan yarışmaya katılacak projeler üretmek. Bazı arkadaşlarımız da bunu biliyor. Aynı zamanda bu yarışmalar sayesinde rakiplerinin de ne yaptıklarını görüyorlar. Aslında bu temelde bir yarışma zaten. Fakülteden başlayan bu yarışma hayatta da devam ediyor. Sonuçta bu yarışmada iyi olanlar kazanıyor. Siz de kendinizi geliştirmeye bakınız.”"Özel haber konusu bulmak zor bir süreç"Öğrencilerin haber konusu bulmaları noktasında bazı ayrıntılara değinilmesi gerektiğinin altını çizen Arş. Gör. Selin Maden,  “Bu hafta öğrencilerimize, ne tür olayların haber konusu olacağından bahsedeceğiz. Bir sonraki toplantıya kadar da onlardan haber konusu düşünmelerini isteyeceğiz. Çünkü özel haber konusu bulmak zor bir süreç ve üzerine düşünmek gerekiyor. Bugün ilk olarak, ne tür haberler istiyoruz biraz onları anlatacağız” dedi.“Toplamda 8 kategorili haber sitemiz var”Eğitimde, öğrenciler tarafından yapılan haberlerin yayınlandığı Haber Üsküdar sitesindeki kategorileri de açıklayan Prof. Dr. Süleyman İrvan, “Haber Üsküdar bizim haber sitemiz. Bu mecra, bizim için çok büyük bir fırsat. Çoğu iletişim fakültesinde olmayan bir şans aslında. Sitemizde yayınladığımız haberler çeşitli kategorilere ayrılıyor. Bizim ne tür haberler yaptığımız bu kategorilere bakılarak anlaşılabilir. ‘Yaşam’, ‘üniversite’, ‘sağlık’, ‘araştırma-inceleme’, ‘kültür-sanat’, ‘bilim-teknoloji’, ‘medya-iletişim’ ve ‘spor’ kategorisi olmak üzere toplamda 8 kategorimiz var” diyerek öğrencilerin haber yapabileceği temaları gösterdi.Özgün haberlerin önemi vurgulandıProf. Dr. Süleyman İrvan, kategorilerin işlevlerini anlatarak, “Yaşam kategorisinde; gündelik yaşam, pandemi, hayat standartları gibi konuları ele alan haberleri yayımlıyoruz. Pazar, alış-veriş, geçim sıkıntısı haberleri de bu kategoriye dahil olabilir. Çok düşünmenize gerek yok. Sıradan olayları da haberleştirebilirsiniz. Bir başarı öyküsü, hayata tutunma öyküsü de bu kategoriye uygun olabilir. Kültür-sanat kategorisi altında magazin olmayan, kültür ve sanata dair haberlere yer veriyoruz. Kültür-sanat konusunda da çok haberimiz var. Gezdiğiniz yerleri, önemli eserleri haber yapıp yayımlatabilirsiniz. Bir diğer kategorimiz ise üniversite kategorisidir. Bu kategoride üniversitedeki haberler yayınlanıyor. Ağırlıklı olarak İletişim Fakültesi’nin haberleri oluyor. İletişim Fakültesi’nin yaptığı toplantıları, elde ettiği başarıları ve kazandığı ödülleri bu başlık altındaki haberlerde görebilirsiniz. Burada bu sene çok haber ürettik. Çünkü uluslararası bir konferansımız vardı ve konferanstaki arkadaşlarımızla toplamda 35 oturum yaptık. Bir konferansın bütün oturumlarını haber yapan tek İletişim Fakültesi biz olabiliriz. Bu haberler aslında bizim rutin haberlerimiz. Bu haberleri öğrenci asistan arkadaşlarımız yapıyor. Sizin de etkinlik haberleri yapmanız ve kendinizi bu alanda geliştirmeniz gerekir. Üniversite Kültürü dersi kapsamındaki etkinliklerini de haberleştirebilirsiniz. İyi yazılmış ve haber niteliği olan haberler varsa biz bunu yayınlayabiliriz. Sağlık kategorisine baktığımız zaman, hastanelerin durumu ile alakalı ya da aşılar ile ilgili hemşire ya da uzman hekimler ile konuşabilirsiniz. ‘Aşılar ne kadar güvenilir?’ konusu araştırılabilir. ‘Süregiden haber’ kategorisini de biraz geliştirelim istiyorum. Farklı şeyler bulalım istiyorum. Sitemizde araştırma-inceleme kategorimiz de var. Burada birçok güzel konumuz var aslında. Kısa çalışma ödeneği konusu gibi istatistik, araştırma konusu olan haberlerimizi yayımlıyoruz. Sıcak haberleri çok yapmak istemiyoruz. Mesela ekonomi haberleri buna örnektir. Biz yavaş haber yaptığımız için, bizim böyle bir kategorimiz bulunmuyor. Bu dönem bilim-teknoloji kategorisinde fazla haber yapamadık. Buraya da ağırlık vereceğiz. Aranızda bilim, bilim alanları, bilim adamları ile ilgili haber ve röportaj yapmak isteyen olursa yapıp bize gönderebilir. Medya-iletişim kategorisinde ise medya ile ilgili olan haberleri ve medya alanından uzman kişiler ile yapılan röportajları yayımlayabiliriz. Spor kategorisinde ise daha çok amatör sporları ve sporcuları ele alıyoruz. Fenerbahçe, Beşiktaş gibi takımların maç haberlerini yayımlamıyoruz. Özgün haberler aramamız gerekiyor” dedi.“Yapacağınız haberde ses kaydı almalısınız”Prof. Dr. Süleyman İrvan, haber üretim aşamasında oluşabilecek herhangi bir aksiliğe karşı ses kaydı almanın gerekliliğinden söz ederek şunları söyledi: “Yaptığımız söyleşilerin video kayıtları bazen alınamıyor. Kayıt alırken bir problem çıkabiliyor. Bu yüzden herhangi bir toplantı ya da haberleştireceğiniz bir söyleşiyi mutlaka cep telefonunuz ile kayıt altına alın. Bizde video varsa kullanırsınız ama video yoksa kaydettiğiniz sesi deşifre eder, haberini yazarsınız. O söyleşiye öğrenci gibi değil de bir nevi gazeteci olarak gitmeniz gerekir. Örneğin, bugün etkinlik yapılmışsa yarına kadar etkinlik haberini yayımlamak isteriz. Üç gün sonra göndereceğiniz haberler güncelliğini korumaz." Kaynak için: Haber Üsküdar

23 MAR 2021

Doç. Dr. Aylin Tutgun Ünal: Kadınlar farklılıklara daha toleranslı

Marmara Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen “Psiko-Sosyal Tükenmişliğin Medyatik Tüketimi: Şiddet” konulu sempozyumun sosyoloji başlıklı oturumunun konuğu olan Üsküdar Üniversitesi Çözüm Odaklı Kadın Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi (ÜSÇÖZÜM) Müdürü ve İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Aylin Tutgun Ünal, kadına yönelik şiddetin sosyolojik kökenleri ile sosyal medyada şiddetin yayılımı hakkında değerlendirmelerde bulundu. Başkanlığını Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Prof.Dr. Melda Cinman’ın yaptığı oturumda ayrıca Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden Prof. Dr. Sema Yıldırım Becerikli, Hacettepe Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden Doç. Dr. Ayşe Nevin Yıldız, Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi'nden Doç. Dr. Özlem Uluç Küçükcan ve Yakın Doğu Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden Doç. Dr. Eylem Ümit Atılgan birer konuşma yaptı.Prof. Dr. Melda Cinman: "Eğitim her zaman suçu engelleyemiyor”Oturum başkanı Prof. Dr. Melda Cinman, oturumun açılışında yaptığı değerlendirmede suçu engellemede eğitimin tek başına yeterli olmadığını ifade etti. Prof. Cinman şunları söyledi: “Şiddetin çoğu erkeklerden kaynaklanıyor. Her yüz bin kişiden üç yüz elli biri ceza infaz kurumunda. Çocuk yaşta girenler de oldukça fazla. Cinayet suçu işleyenlerin yüzde otuzluk kesimi ortaokul ve dengi okullardan mezun olanlar. Yükseköğretim kurumu mezunları ise en çok yaralama suçu işlemişler. Eğitim maalesef her zaman suçu engelleyemiyor. Şiddeti engellemek için yeni yapılan adliyeleler, hapishaneler yetmiyor. Şiddetin nedenlerine bakacak olursak psikolojik, sosyolojik, ekonomik, kültürel olarak ayırabiliriz. Çözüm aslında adil bir düzen ve sosyal adaletin olduğu yaşam. Bu unsurların mevcut olduğu ülkelerde şiddet oranına çok daha az rastlanıyor.”Doç. Dr. Aylin Tutgun Ünal: "Araştırmalar kadınların farklılıklara daha toleranslı olduğunu gösteriyor"Üsküdar Üniversitesi Çözüm Odaklı Kadın Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi (ÜSÇÖZÜM) Müdürü ve İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Aylin Tutgun Ünal, kadına yönelik şiddetin sosyolojik kökenleri ile sosyal medyada şiddetin yayılımı hakkında değerlendirmelerde bulundu. Ünal, yaptığı konuşmada fiziksel şiddetin belirtilerinin daha belirgin olduğunu, psikolojik şiddetin ihmal edildiğini vurguladı. Tutgun Ünal, “Farkındalığın oluşması ve önleyici / tedavi edici çalışmaların yapılması için sorunun kök nedenlerinin araştırılması gerekmektedir. ÜSÇÖZÜM merkezimizde bu konudaki çalışmalara yoğunlaştık” dedi. Doç. Dr. Aylin Tutgun Ünal konuşmasını şöyle sürdürdü: “Farklılıkların kabul edilmesi önemlidir. Farklılıkları Kabul Ölçeği ile yürüttüğümüz pek çok araştırmada kadınların farklılıklara daha fazla tolerans gösterdiği ortaya çıktı. Erkeklerin farklı görüşlere, değerlere toleransı daha düşük. Farklılıklara tolerans göstermeye yönelik araştırmalar ve çözüm yolları önemlidir. Çevresindeki farklılıklara tolerans gösteremeyen kişilerin şiddete başvurmaya daha eğilimli olduğunu söyleyebiliriz." Kaynak için: Haber Üsküdar

23 MAR 2021

Haber Atölyesi bahar döneminde de çalışmalarına devam ediyor

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü bünyesinde faaliyet gösteren Haber Atölyesi, bahar döneminde de eğitimlerine devam ediyor. Haber atölyesinde öğrencilerin habercilik konusunda pratikler yapması sağlanacak.Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü tarafından öğrencilerin pratik yapmalarını teşvik etmek amacıyla bahar döneminde düzenlenen Haber Atölyesi eğitimlerinin ilki, 23 Mart Salı günü saat 14.30’da Zoom uygulaması üzerinden gerçekleştirilecek.Eğitimler çevrimiçi olarak devam edecekAtölye bünyesinde çevrimiçi ortamda yapılacak olan ilk toplantıya Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan ile bölüm öğretim üyeleri ve araştırma görevlileri katılarak öğrencileri bilgilendirilecek. Tüm öğrencilerin katılımına açık olan etkinliğe aşağıdaki Zoom linki ile erişebilirsiniz.https://uskudar-edu-tr.zoom.us/j/2529525457Kaynak için: Haber Üsküdar

17 MAR 2021

Kampüsten İş Yaşamına İletişim Söyleşileri'nin ilki gerçekleştirildi

Üsküdar Üniversitesi İnsan Odaklı İletişim Uygulama ve Araştırma Merkezi (İLİMER) tarafından düzenlenen 'Kampüsten İş Yaşamına İletişim Söyleşileri'nin ilk konuğu, gazeteci-köşe yazarı Hatice Kübra Özdemir oldu. Moderatörlüğünü Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan'ın yaptığı söyleşide 'internet gazeteciliği' ele alındı.Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü'nden mezun olduktan sonra Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Gazetecilik Anabilim Dalı'nda yüksek lisans yapan Hatice Kübra Özdemir, Prof. Dr. Süleyman İrvan'ın yönelttiği “Seni gazeteciliğe çeken ne idi?” sorusuna şu yanıtı verdi: “Lise sıralarında Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) hayali kurarken gazeteciliği seçeceğimi planlamıyordum. İmam Hatip mezunu olduğum için, 28 Şubat sürecinde puanların kırılması tehlikesiyle karşı karşıya kaldıktan sonra, hocalarımın da tavsiyesi ile başka alanlara yöneldim. Kırıkkale Üniversitesi'nde 2 yıllık Radyo Televizyon Yayıncılığı Bölümü'nü kazandım. Ankara’ya da yakın olması nedeniyle burada okudum. Ardından dikey geçiş sınavına girdim, Ankara İletişim’i kazandım ve bitirdikten sonra Gazi Üniversitesi’nde yüksek lisans yaptım. Görsel sanatlara ilgimden dolayı ilk başta radyo, televizyon ve sinemayı tercih etmiştim. Ankara İletişim teorisi fazla, biraz da akademisyenliğe yöneliktir. O sıralar ‘Akademisyenlik mi,  sinema sektörüne mi geçiş yapsam, yönetmen mi olsam’ diye düşünürken bir anda kendimi habercilikte buldum. Sinema sektörünün İstanbul’da olması nedeniyle aslında habercilik daha cazip geliyordu. TV kanallarında muhabir olmayı düşünürken stajyer sayılarının kısıtlı olması nedeniyle internet haberciliğine yöneldim.""Twitter'ın haberciliği çok etkilemediğini gördüm" Gazeteci Kübra Özdemir, yüksek lisans tez çalışması olarak Twitter'ın haberciliğe etkisini araştırdığını ifade etti. Özdemir, "Çok büyük hayallerle böyle bir tez yazdım. Twitter'ın gazeteciliğe etkileri üzerine tezim var. Yalnız enteresan bir şekilde çalışma yaptıktan sonra benim tahmin ettiğim kadar büyük bir etkisi olmadığını fark ettim. Çalışmanın sonucunda Twitter'ın çok etkilediğini bulacağımı falan düşünüyordum. Etkilemediğini gördüm” dedi. Süleyman İrvan'ın, “Ben etkiliyor diye biliyorum. Etkilemiyor mu?” sorusu üzerine Özdemir, “Çok etkiliyor gibi geliyor ama içerik analizi yaptım. Ben yaptığım içerik analizi sonucunda bütün haberlerin sadece yüzde 2 kadarının Twitter kaynaklı olduğunu buldum. Görünüşte çok daha fazla bekliyorsunuz, ama yine de çalışmamı yaptığım dönemden sonra etkisinin arttığını düşünüyorum. Tahmin ettiğimiz gibi ana akım medya hala çok etkili. Yaptığım gözlemler ve araştırmalar sonucunda buna vardım. Evet sosyal medya çok etkili ama ana akım medya çok daha etkili." “İnternet haberciliğinde mekânsal problemleriniz yok”Prof. Dr. İrvan'ın “12 yıl boyunca home office çalışırken neler yaşadın?” sorusunu gazeteci Özdemir şu şekilde yanıtladı: “Yaklaşık ilk üç veya dört sene İnternet Haber'in Ankara temsilciliği vardı. Meclise yakın olması nedeniyle koşuşturma içerisinde haberleri yazıyorduk. Daha sonrasında ofise gerek olmadığına karar verdiler ve evden çalışmaya başladık. Çünkü internet haberciliğinde mekânsal problemleriniz yoktur ve yaklaşık dokuz yıl boyunca haberlerimi evden çalışarak yaptım. Sadece özel haberlerimde dışarıya çıkarak, röportajlarımı gerçekleştirdim. Pandemi süresince de işler tamamıyla home office sistemine döndü. Sadece pandeminin getirmiş olduğu zorunluluktan dolayı evde çalışmak biraz yorucuydu. Yorulunca da verimlilik biraz olsun azalıyor. 2009 yılında pek bilinmiyorken Twitter’dan az okuyucu olmasına rağmen haberlerimi ilk oralarda paylaşmaya başladım. Aynı zamanda Twitter’da röportaj yapan ilk isimlerdenim. Gazeteci ve ünlüler ile röportajları bu mecrada yaptım. ‘Twitter Havadis’ isimli sayfamda bir köşe oluşturarak bunları gerçekleştirdim.”"İnternet gazeteciliği merdiven altı gazetecilik olarak algılandı"Prof. Dr. Süleyman İrvan'ın, “Peki, gazeteci kimliği konusunda ne düşünüyorsun? Kendini gazeteci olarak mı tanımlıyorsun? Gazeteci olarak tanımlıyorsan, mesela sarı basın kartın var mıydı? Neden internetle çalışan gazetecilere, gazeteci gözüyle bakılmıyor?” sorusunu gazeteci Özdemir, “Bence bu sorunun çözülmesi gerçekten çok zor. İnternetin ülkemize girişini hatırlarsak, doğru dürüst bir yasal çerçeve çizilmedi. İnternette kurulan ilk haber siteleri başlarda merdiven altı gazetecilik gibi anlaşıldı. İnternet kötü niyetli kişiler tarafından kullanıldı. Meselâ birisi bir skandal yaratmak istediğinde interneti kullandı. Dolayısıyla internetin ilk başta algısı çok kötü oldu, 'internete düşmek’ tabiri ortaya çıktı. Daha sonra burada ciddi gazetecilik de yapılmaya başlandı. Şu anda da yazılı gazetenin fersaf fersah ilerisine geçen bir hal aldı. Ama devlet nedense internet gazeteciliği yasası için çaba sarf etmiyor. Bir milletvekili veya bir siyasetçi konuştuğu zaman bunun haberini hemen internet sitelerine gönderirler. Haberi sizde görmek isterler. haberi yayımlamazsanız 'Haberimizi neden yayım lamadınız' derler, ama yasasını yapmıyorlar. Çalışanları gazeteci sınıfına sokmuyorlar. Yıllardır çalışıyorum ama sarı basın kartı alamıyorum, neymiş, internette gazetecilik yapıyormuşum” şeklinde yanıtladı."Kadın haberleri ile ilgili çok büyük sıkıntılar olduğunu düşünüyorum"Prof. İrvan’ın, ‘Eril dil neden medyada bu kadar etkili ve neden değişmiyor?’ şeklindeki sorusuna gazeteci Özdemir, “Çoğunluktan yana olmadınız mı sistem sizi dışlar. Bir kadın gazeteci olarak medyada yer almak istiyorsan o dili benimsemek zorunda kalıyorsun. Eğer yönetici olmak istiyorsan erkeklerle yarışmak için aynı dili konuşmak zorunda kalıyorsun. Kadınların sayısı zaten çok az, tutunmak için o dili kullanıyorsun. Meselâ kadın haberleri ile ilgili çok büyük sıkıntılar olduğunu düşünüyorum. Keşke kadın gazeteciler bu konuda biraz cesaret gösterebilse, keşke birlik olabilseler ve keşke ‘bu dile hayır diyoruz’ kampanyası başlatabilseler. İnternet medyasında şöyle bir sıkıntı var. Bir taciz, şiddet haberinde failin fotoğrafı buzlanırken mağdur kadının fotoğrafı açıktan gösteriliyor, adı açıktan yazılıyor. Suçlunun kısaltılıyor. Bunlar çok basit şeyler ama haberde çok dikkat edilmesi gereken şeyler. Bu konulara üniversitelerde yer vermek gerekiyor” diyerek cevaplandırdı.“Gazetecilik yapmak 7/24 fark etmeksizin zaman ister”Prof. Dr. Süleyman İrvan, "Bu sektörde kadın olmak zor. Sektör evli kadın, çocuklu kadın istemiyor. Sen de evli ve çocuğu olan bir gazetecisin. Bu konuda ne söylersin?" şeklindeki sorusunu Hatice Kübra Özdemir gazeteciliğin 7/24 yapılan bir meslek olduğunu söyleyerek cevapladı: “Kadın gazeteciler zaten evlenemiyorlar. Bu sektörde evlenmek çok zor. Yani şöyle, ben bu işe başladığımda zaten evlenmiştim ve oradan yırttım, diğer türlü evlenmek mümkün değil. Çünkü gazetecilik 7/24 çalışma istiyor. Bu meslekte son dakika bitmez, gecenin dördünde kabine değişir ve haberini girmek zorundasındır. Evde oturuyorum, çocuk bakıyorum vesaire gibi bahaneler kabul edilmezi. O siteye o haberler girilecek. Genelde de evlenenler aynı sektörden kişilerle evleniyorlar, ancak bu sayede yürütebiliyorlar.” Hatice Kübra Özdemir, sektörde maaşlar arasında da ciddi uçurumlar olduğunu, muhabirlerin çok düşük ücretlere çalıştırıldığını, köşe yazarlarının ise ünlü oldukları için yüksek ücretler aldığını ifade etti.Söyleşinin sonunda İLİMER Başkanı Doç. Dr. Gül Esra Atalay, gazeteci Hatice Kübra Özdemir'e teşekkür etti ve merkez olarak öğrencilere yol gösterecek etkinlikler yapmaya devam edeceklerini ifade etti. Kaynak için: Haber Üsküdar

17 MAR 2021

31. Genç İletişimciler Yarışması'ndan Üsküdar İletişim’e dört ödül

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve Aydın Doğan Vakfı tarafından bu yıl 31.si düzenlenen Genç İletişimciler Yarışması’nın sonuçları belli oldu. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden finale kalan 7 öğrenci, yaptıkları projelerle bir birincilik ve üç ikincilik ödülünün sahibi oldular.İletişim alanında eğitim gören gençlerin yeteneklerini ve yaratıcılıklarını geliştirmek amacıyla Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve Aydın Doğan Vakfı tarafından düzenlenen 31. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Aydın Doğan Genç İletişimciler Yarışması’nda finale kalan isimler, düzenlenen törenle ödül derecelerini öğrendiler. Finale kalan öğrenciler, “yazılı dal” ana kategorisi altında ‘haber-haber araştırma’, ‘röportaj’, ‘mizanpaj’, ‘fotoğraf’ ve ‘spor’; “görsel dal” ana kategorisi altında ‘televizyon haberi’, ‘belgesel’ ve ‘kısa film’; “işitsel dal” ana kategorisi altında ‘radyo haber spikerliği’ ve ‘radyo programcılığı’; “internet yayıncılığı” ana kategorisi altında ise ‘internet sitesi’, ‘blog’, ‘sosyal medya projesi’ ve ‘internet medya sitesi’ olmak üzere toplamda 14 alt kategoride ödül aldılar.Üsküdar İletişim’e bir birincilik üç ikincilikTürkiye’nin dört bir yanındaki iletişim fakültelerinden öğrenci projelerinin yarıştığı 31. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Aydın Doğan Genç İletişimciler Yarışması’nda, Üsküdar İletişim’den yedi öğrenci finale kalmayı başarmıştı. 16 Mart Salı akşamı canlı olarak yayımlanan ödül töreni ile öğrenciler derecelerini öğrendiler. İnternet Yayıncılığı Dalı’nda yarışan eserler Bircan Özbaş başkanlığında; Feride Başbuğ, Hakan Güldağ, Harun Simavi, Murat Sabuncu, Oğuz Güven ve Semra Kardeşoğlu’ndan oluşan jüri tarafından değerlendirildi. Yapılan değerlendirme sonucunda Üsküdar İletişim’den 6 öğrenci İnternet Yayıncılığı Dalı’nda dereceye girdiÜsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Reklamcılık Bölümü’nden Ceyda Er ve Nilay Soysev ile Halkla İlişkiler Bölümü’nden Rozerin Özbay ve Zeynep Şahin, İnternet Yayıncılığı Dalı İnternet Sitesi Kategorisi’nde Dr. Öğr. Üyesi Nihal Toros Ntapiapis danışmanlığında hazırladıkları ‘Güneşten Haber Var' isimli projeleri ile birincilik ödülünün sahibi oldular. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü öğrencisi Emre Sertdemir, İnternet Yayıncılığı Dalı Blog Kategorisi’nde Prof. Dr. Süleyman İrvan, Arş. Gör. Selin Maden ve Arş. Gör. Atila Erdemir'in danışmanlığında hazırladığı ‘Emre Sertdemir’in Blogu’ isimli projesi ile ikincilik ödülü aldı. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler Bölümü öğrencisi Dilan Dilber Dural ise İnternet Yayıncılığı Dalı İnternet Medya Sitesi Kategorisi’nde Arş. Gör. Selin Maden’in danışmanlığında hazırladığı ‘Futboliçe’ isimli projesi ile ikincilik ödülünün sahibi oldu. Yazılı Dal’da yarışan eserler ise Niyazi Dalyancı başkanlığında; Ayşe Özek Karasu, Çiğdem Toker, Emre Oral, Ercan Arslan, Gözde Tüzer, Gürcan Bilgiç, Mehmet Arslan, Mine Söğüt, Mustafa Bakacak ve Pınar Aktaş’tan oluşan jüri tarafından değerlendirildi. Yapılan değerlendirmeler sonucunda Üsküdar İletişim’den Merve Şişman Yazılı Dal’da dereceye girdi. Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü öğrencisi Merve Şişman, Yazılı Dal Röportaj Kategorisi’nde Prof. Dr. Süleyman İrvan ve Arş. Gör. Selin Maden’in danışmanlığında hazırladığı ve Haber Üsküdar gazetesinin 10. sayısında yayımlanan ‘Terör Saldırısının Canlı Tanığı: Ahmet Bulut’ isimli röportajı ile ikincilik ödülü kazandı.Kaynak için: Haber Üsküdar

Üniversitemizle ilgili “AKLINDA NE VARSA” bize sor!