İletişim Fakültesi - Haberler

10 TEM 2020

Prof. Dr. Nevzat Tarhan: "Z Kuşağı Kayıp Kuşak Olmasın"

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji bölümü ile İletişim Fakültesi tarafından gerçekleştirilen araştırma, gençlerin aile ve evlilik kurumuna ilişkin güncel tutumlarını ortaya koydu. Türkiye’nin 7 bölgesindeki devlet ve vakıf üniversitelerinde öğrenim gören 3 bin 266 öğrencinin katılımıyla gerçekleşen çalışma ilginç sonuçlarıyla dikkat çekti. Gençlerin %58.4’ü evlilik kurumunu “Mutlu bir beraberlik” olarak tanımladı. Araştırmada “Evlilik niçin önemlidir?” şeklindeki soruya  %89,2 oranında “Hayatı sevdiğimle paylaşmak için” yanıtı verildi. Katılımcılar “Eş seçerken nelere dikkat edersiniz?” sorusunda da %80,5 oranla “İyi huylu olması” yanıtını verdi. Tahsilli olması, iyi bir meslek ve iş sahibi olması ise daha az tercih edildi. Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan ise araştırma sonuçlarının iyi okunması ve anlaşılması gerektiğini belirterek “Z kuşağının kayıp kuşak yani sıfır kuşağı olması istenmiyorsa karakter inşaa eden bir eğitim sistemine gidilmesi gerekiyor” uyarısında bulundu. Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı ve Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal sorumluluğunda gerçekleştirilen araştırma, üniversite gençliğinin aile ve evlilik kurumuna bakışını ortaya koymayı hedefledi.“Türkiye Gençlik ve Aile Araştırması” Sonuçları, Covid-19 salgını nedeniyle alınan önlemler kapsamında çevrimiçi düzenlenen basın toplantısında açıklandı. Basın toplantısına Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, Gazetecilik Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal katıldı.Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı: “Küresel boyutta olumsuz gelişmeler, Türk aile yapısı için de risk oluşturuyor”Günümüz toplumlarında toplumsal değişmenin etkisiyle aileye ve evliliğe yüklenilen anlamların farklılaştığını kaydeden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Son zamanlarda eşler arası yaşanan geçimsizlik, çatışma ve boşanma oranlarının yükselmesi gerek çiftler üzerinde gerekse evlenmemiş bireyler üzerinde aile ve evlilik kurumuna ilişkin farklı toplumsal, ekonomik ve psikolojik sonuçlar doğurmaktadır. Öte yandan evliliğin özellikle gençler arasında sorgulanmaya başlanması, yeni yaşam biçimlerinin doğmasına yol açmaktadır. Tek ebeveynli aileler, nikahsız birliktelikler, solo (tekil) yaşamlar aileye alternatif türler olarak ortaya çıkan yaşam biçimleri arasındadır. Bu bağlamda özellikle gençlerin aile ve evlilik kurumuna ilişkin güncel tutumlarının bilimsel alan araştırmalarıyla belirlenerek sonuçlarının kamuoyunun gündemine taşınması önem arz etmektedir. Bu araştırmayla gençlerin aile ve evlilik kurumuna ilişkin tutumlarının geniş bir çerçevede araştırıp analiz ederek, gerek sosyal bilimler literatürüne gerekse uygulayıcılara (devlet kurumları, sivil toplum kuruluşları) katkı sağlanması amaçlanmıştır” dedi.Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal: “Kültürel değerler ve hayata bakış farklılaştı”Gazetecilik Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal ise yeni medya teknolojileri ile birlikte gelen ve dünya genelinde yaygın kullanım oranına kavuşan çevrimiçi etkileşimli ortamların iletişim biçimleri ve ilişkileri dönüştürdüğü bir çağda yaşadığımızı belirterek “Özellikle sosyal ağların sağladığı kolay iletişim ve topluluk oluşturma imkanının küresel boyutta olmasıyla, kültürel değerler ve hayata bakış açıları farklılaştı. Önceleri kuşaktan kuşağa değer aktarımı, yakın çevre ile sınırlıyken şimdilerde özellikle daha erken yaşta teknolojiyle tanışan gençler, dünyanın diğer bir ucundaki değeri benimseyip hayata geçirebiliyor. Böylece yaşanılan toplumda farklı yaş gruplarının farklı değerler sistemini hayata geçirmesiyle, iş yaşamı, sosyal yaşam, aile yaşamı ve evliliğe bakış açıları ve davranışları farklılık gösteriyor” dedi.Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, “Dijitalleşme ile ortaya çıkan “kendi değerler sistemini oluşturma” anlayışı, birlik halinde bulunulan ortamlarda elbette iletişim farklılıklarından doğan anlaşmazlıkları beraberinde getirecektir. Farklı değerler sistemi doğrultusunda, evlilik kararı alsalar bile eşler arası iletişimsel farklılıklar aile birliğini etkileyecektir. Anne, baba, çocuk ilişkilerinin önemini bir kere daha gündeme getiren bu araştırmada anne ve babanın birlikte olup olmaması ve aralarındaki iletişime göre gençlerin evliliğe yükledikleri anlamın farklı olması ve aileye “güven” anlamını yüklemeleri, aile iletişimi ve güven ortamının çocuklar üzerindeki etkisini bir kere daha ortaya koymuştur” dedi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Ailedeki sorunların tespiti ve çözümü için çalışıyoruz”Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan ise toplumun temel taşı olan ailenin öneminin son yıllarda daha da anlaşıldığını belirterek üniversite olarak aile kurumundaki sorunların ortaya çıkarılması ve bu sorunların çözümüne yönelik önerilerde bulunmayı hedeflediklerini kaydetti.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Aileler Üniversitede Projesi ile güçlü toplum hedefleniyor”Bu kapsamda Üsküdar Üniversitesi ve uygulama ortağı NPİSTANBUL Beyin Hastanesi ile Aileler Üniversitede Projesini hayata geçirdiklerini kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Üsküdar Üniversitesi’nin sosyal inovasyon projesi olan bu proje ile bireyin bilinçlenmesini, dolayısıyla sağlıklı aile ve güçlü toplumu hedefliyoruz” dedi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Sağlıklı ve mutlu bir aile için 5S + 1M kuralını öneriyoruz”Bugün sonuçları açıklanan araştırmanın gençlerin aile ve evlilik kurumuna bakışlarını ortaya koyduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, çıkan sonuçlardan yola çıkarak aile içi iletişimin güçlendirilmesi, 5S +1M Güven Modeli ve toplumsal değerlerin öne çıkarılması gerektiğini kaydetti. Tarhan, “Sağlıklı ve mutlu bir aile için odağında manevi birikimler bulunan, sevgi, saygı, sadakat, samimiyet ve sabırı bir arada barındıran bir model öneriyoruz” dedi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Z kuşağı, sıfır kuşağı olmasın”Ailenin bir sığınak olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sağlıklı çocuklar yetiştirmek için sağlıklı ve güven dolu bir aile ortamına ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Z kuşağından sonra önlem alınmazsa kayıp bir sıfır kuşağının gelme tehlikesine dikkat çeken Tarhan, çocuklara bilgelik değerlerinin öğretilmesi gerektiğini söyledi. Kayıp bir nesil istenmiyorsa mutlaka önlem alınması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Türk gençliği arafta. Bu araştırma, gençlerin evlilik ve aileye bakışı konusunda alarm verdiğini söylemek mümkün. Eğer önlem alınmazsa 20 yıl sonra İngiltere ya da Hollanda olabiliriz” uyarısında bulundu.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Karakter inşa eden bir eğitim sistemine gidilmeli”Küresel bağlamda kuralsız, gevşek disiplinli, bilinçsiz, sorumluluk almaktan kaçan, bir anomik nesilden bahseden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 0-6 yaş politakalarının doğru şekilde inşaa edilmesi gerektiğinin altını çizdi. Tarhan, “Gençlerde de karakter inşaa eden bir eğitim sistemine gidilmesi gerekiyor. İnançlı ve bilge bir nesil yetişmesi lazım. Değerlerin öğretilmesi lazım. Bilgeliği eğitim olarak çocuklarımıza öğretmezsek teknolojiyle rekabet edemeyeceğiz. Çocuklara birlikte yaşama bilincini öğretmek gerekiyor. Bu bilinci öğetmezsek benmerkezci kendi çıkarına odaklı bir nesil gelme ihtimali var. O nedenle eğitim sistemimizin yeniden inşaası, ailelerin bu konuda bilinçlendirilmesi ve sosyal projeler yapılması gerekiyor” İfadelerini kullandı. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, yerel değerleri korumanın önemine de işaret ederek “Yerel olmayan evrensel olamaz” dedi.3 bin 266 öğrenci katıldıÇevrimiçi anketle gerçekleştirilen çalışmaya, Türkiye’nin 7 bölgesindeki devlet ve vakıf üniversitelerinde 2019-2020 Akademik Yılında öğrenim gören 18-35 yaş arasında 3 bin 266 ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencisi katıldı. %54,3’ü kadın (1770 kişi), %45,7’i erkek (1491) olan katılımcıların %74,1’i lisans, ,6’sı ön lisans, %7,9’u yüksek lisans ve %1,3’ü ise doktora öğrencisiydi. Katılımcılardan %64,3’ü (2.100) devlet üniversitesi,  %35,7’si ise (1.166) vakıf üniversitesi öğrencisi oldu.Evlilik, mutlu bir beraberliktir“Evlilik sizce nedir?” sorusuna ülke genelinde; yarıdan fazla katılımcı (%58,4) “Mutlu bir beraberlik” cevabını verdi. İkinci sırada ise ,5 ile “sorumluluk” yanıtı verildi.  “Aşk ve tensel uyum” diyenler %9,8 oldu. Katılımcıların evlilikle ilgili farklı ifadeler kullandıkları dikkat çekti:imtihan (%2); esaret (%1,3); mecburiyet (%0,8); alışkanlık (%0,7); “çocuk sahibi olmak” (%2); “kurtuluş” (%0,4).Yarısından çoğu aşk evliliği istiyor“Aşk evliliği mi, mantık evliliği mi tercih edersiniz?” şeklindeki soruya %64,3 oranında genç, aşk evliliği yanıtını verirken; mantık evliliği istediğini belirtenlerin oranı ,7 oldu. Hiç evlenmek istemediğini bildirenlerin oranı ise ,9 olarak belirlendi. Hem aşk hem mantığın bir arada olabileceğini belirten gençlerin oranı ise %7 oldu. Cinsiyete göre aşk evliliği/mantık evliliği karşılaştırıldığında, kadınların aşk evliliğine yönelik görüşlerinin baskın olduğu görüldü. Ayrıca hem aşk hem de mantık evliliğini tercih etmede kadınlar lehine önemli bir farkın olduğu ortaya çıktı.“Evlenmeyi düşünmüyorum” diyenlerin oranında artış gözleniyor“Evlenmeyi düşünmüyorum” diyen gençler, ,6 ile en yüksek Güneydoğu Anadolu bölgesinden çıktı. Bu soruya en az yanıt ise ,2 oranı ile Marmara bölgesinden geldi. Bu soruya tüm bölgelerden yüzde 10’un üzerinde yanıt verildi.Aşk evliliğini tercih edenler, yüksek oranda Ege (%66,5) ve Marmara (%66,5) bölgesinde iken; bu bölgeleri Doğu Anadolu ve İç Anadolu bölgeleri takip etti. Bu bölgelerde oran yüzde 60’ın üzerinde oldu. Mantık evliliği oranları en yüksek Karadeniz (%22,3) ve Güneydoğu Anadolu (%22,1) bölgesinde görüldü.İdeal evlilik yaşı nedir?Öğrencilerin görüşlerinden hareketle erkekler için ideal evlenme yaşı olarak 27-28 civarında çıkarken, kadınlarda bu yaşın 25-26 bandında olduğu saptandı. Genellikle tercih edilen evlenme yaşında kadınların erkeklere göre daha küçük yaşta evlenmesi gerektiği belirlendi.Çalışmada katılanlara “En uzun ilişkisinin süresi” de soruldu. Gençlerin yarısı (%50) 6 ay ile 5 yıl arasında olduğunu belirtirken; “İlişkim olmadı” diyen gençlerin oranı oldu. İlişkisi olmadığını belirtenlerde en yüksek oran İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da bulundu. (). Akdeniz ve Karadeniz bölgelerinde bu oran yüzde 15 civarında oldu. “İlişkim olmadı” diyenlerin oranı en az olan bölge Marmara (%9,9) ve Ege () oldu.Büyük çoğunluk evlilik kararını tek başına alıyorEvlilikle ilgili karar aşamasında uygun durum sorulduğunda; ülke genelinde %67 oranında gençler “Kararı ben veririm, daha sonra ailemden onay alırım” dedi. oranında katılımcı ise “Kararı ben veririm, aileme danışmam” dedi. Bu durumda neredeyse %80 oranında genç kararı kendi vermek istediğini belirtti. “Kararı ailem verir, sonra benim onayımı alır” diyenlerin oranı ise %0.8 gibi oldukça düşük bir oranda kaldı. Aileyle görüş birliği yaparak evlilik kararı almayı bulan gençlerin oranı %20 oldu.Ailesinin karşı çıktığı biriyle evlenip evlenmeyecekleri sorulduğunda “Hayır evlenmem” diyenlerin oranı %65,2 oldu. Evlilik kararı alırken kadınların erkeklere göre ailesinin görüşlerine büyük önem verdiği görüldü. Erkekler bu noktada kadınlara göre kendi kararlarını verebileceğini ve başkasına danışma ihtiyacının olmadığı yönünde görüş belirtti.Ailenin kesin olarak karşı çıktığı biriyle evlenmek istenmesine yönelik öğrencilerin görüşleri incelendiğinde, erkeklerin bu durumda ailesine karşı çıkıp evlenmeyi istediği, kadınların ise evlenmeyi istemediği ortaya çıktı. Bölgelere bakıldığında; Doğu Anadolu bölgesinde %82,2 oranında genç ailesine karşı gelmeyeceğini bildirirken bu oran Güneydoğu Anadolu’da ise %71,4 oldu. Ailem karşı çıksa da evlenirim diyenlerin en yüksek olduğu bölgeler ise %37,6 ile Akdeniz; %36,7 ile Marmara; %35,6 ile Ege; %33,3 ile İç Anadolu Bölgesi oldu.Evlilik aşkı nasıl etkiliyor?“Sizce evlilik aşkı nasıl etkiler?” diye sorulduğunda; %42,1 oranında “aşkı güçlendirir” yanıtı alınırken; %34,9 ile ikinci sırada ise “Tam olarak öldürmese de zaman aşımına uğratır” cevabı verildi. “Sadece evlilik değil uzun süreli ilişkiler de aşkı öldürür” diyenler ,2’dir. Böylece, %48 oranında aşkın zaman aşımına uğrayacağı veya öleceğinin düşünüldüğü ortaya çıktı.Ayrıca %2’lerde seyreden bir grup, aşkın evlilikle birlikte yerini sevgi ve saygıya bırakacağını belirtti.Nikaha ilişkin görüşler sorulduğunda hem resmi hem dini nikah olması gerektiğini belirten gençlerin oranı %76,8 oldu. oranında genç sadece resmi nikah olması gerektiğini, dini nikaha gerek olmadığını düşündüğünü ifade etti.Katılımcıların yarısı iki çocuk istiyorEvlendikten sonra kaç çocuk sahibi olmak istedikleri sorulduğunda; katılımcıların yarısı 2 çocuk (%52) derken, %20,4’ü 3 çocuk, %6,7’si 4 çocuk istediğini belirtti. 5 çocuk isteyen %2 oranında genç bulunmuş, 1 çocuk yeterli diyenler ise ,8 oldu. “Çocuk istemiyorum” diyen gençlerin oranı ise %6,8 oldu. Evlendikten sonra istenilen çocuk sayıları incelendiğinde, erkeklerin kadınlara oranla daha fazla çocuk sahibi olmak istedikleri belirlendi.Tek çocuk olursa kız olsun“Sadece 1 çocuk olsa kız mı erkek mi isterdiniz?” şeklindeki soruya ise katılımcıların %33,1’i kız, %21,5’i erkek çocuk istediklerini belirtti. Fark etmez diyenlerin oranı %45,4 oldu.Sadece tek çocuğa sahip olunması durumunda cinsiyet tercihlerinde erkekler ile kadınlarda da benzer sonuçlar olduğu belirlenmiştir. Böyle bir durumda erkekler genellikle erkek çocuğuna sahip olmayı isterken kadınların ise kız çocuğuna sahip olmak istediği görüldü. Bölgeler açısından bakıldığında; kız çocuk isteyenlerin Doğu Anadolu (%34,9), Marmara (%34,3), Ege (%34) bölgesinde daha çok olmakla birlikte, İç Anadolu (%32,6) ve Akdeniz Bölgesinde (%31,8), Karadeniz Bölgesinde (%27,9) de birinci sırada geldiği söylenebilir.Diğer yandan Güneydoğu Anadolu Bölgesinde erkek çocuk isteyenler daha fazla oldu. (erkek: %20,8; kız: ,5).Kadınlar yaşça büyük eş istiyor“Eş olarak seçeceğiniz kişinin yaşı size göre ne düzeyde olmalı?” sorusuna verilen yanıtlar incelendiğinde “Yaşı benden büyük veya benim kadar olmalı diyenler” ilk sırada yer aldı. (%27,7). Yaş farkı önemli diyenler %21,2, yaşı benden büyük olsun diyenler ,7, yaşı benden küçük veya benim kadar diyenler ,2 oldu. Eş olarak seçilen kişinin yaşının kendisine göre nasıl olması gerektiği ile ilgili görüşler incelendiğinde, kadınların daha çok kendinden büyük ve aynı yaştaki erkeklerle evlenmek istediği, erkeklerin de kendilerinden küçük ya da aynı yaştaki kadınlarla evlenmek istedikleri görüldü.eş“Eş olarak seçeceğiniz kişinin eğitim durumu size göre ne düzeyde olmalı?” sorusuna; yüksek oranda “Benimle aynı düzeyde ya da benden yüksek olmalı” yanıtı verildi. %43. “Eğitim farkı önemli değil” diyenlerin oranı %33,1, “Benimle aynı eğitim düzeyinde olsun” diyenlerin oranı ise oldu.Maddi durum farkı önemsenmiyor“Eş olarak seçeceğiniz kişinin maddi durumu size göre ne düzeyde olmalı?” sorusuna; birinci sırada “Maddi durum farkı önemli değil” yanıtı verildi. (%45,8). İkinci sırada “Maddi durumu benden iyi ya da benimle aynı düzeyde olmalı” diyenler yer aldı. (%31,5). Maddi durumu benimle aynı olsun diyenler ,1 oldu.“Eş seçerken nelere dikkat edersiniz?” sorusuna verilen cevaplar ise şöyle oldu:%80,5 – İyi huylu olması%68,4 – Aynı değerlere sahip olması%57,9 – İyi bir aileden olması%54,2 – Benimle aynı dünya görüşünü paylaşıyor olması%41,2 – Güzel/Yakışıklı olması%26,2 – Tahsilli olması%22,6 – İyi bir meslek sahibi olması%20,5 – İş sahibi olmasıEn az seçilen seçenekler ise %3,6 ile “Aynı takımı tutuyor olması”, %4,3 ile “Askerliğini yapmış olması”, %6,5 ile “Zengin olması” oldu.Eş adayının aynı dinden olması önemliÇalışmada katılanlara evlenecekleri kişiyle ilgili düşünceleri de soruldu. Katılımcıların yarısı evleneceği kişinin kendisiyle aynı dinden olmasının önemli olduğunu söyledi. Elde edilen sonuçlar şöyle oldu: Genel olarak bilinen tanışma usulleri dışında sosyal medyada tanıştığım biriyle evlenirim. %36,7Evleneceğim kişinin benimle aynı dinden olması önemli. %56,2Evleneceğim kişinin benimle aynı memleketten olması önemli. %6,9Evleneceğim kişinin benimle aynı etnik kökenden olması önemli. %23Evleneceğim kişinin benimle aynı siyasi görüşten olması önemli. %29,4Evleneceğim kişinin benimle aynı sosyo-ekonomik statüde olması önemli. %36,5Evleneceğim kişinin herhangi fiziksel engelinin olmaması önemli. %30,5Evleneceğim kişinin sağlıklı olması ve herhangi bulaşıcı hastalığının olmaması önemli %60Evleneceğim kişinin aileme saygı duyması önemli %83,2Evleneceğim kişinin dürüst olması önemli. %86,4Evleneceğim kişinin bana ekonomik güvence sağlaması önemli. %39,5Evleneceğim kişinin bana sadık olması önemli. %85,6 Görücü usulü evlilik çoğunlukla doğru bulunmuyor“Görücü usulü evliliği doğru buluyor musunuz?” sorusuna %42,5 oranında “Hayır” cevabı verildi. Doğru bulan gençlerin oranı ise %25,6; “Bu konuda kesin fikrim yok” diyenlerin oranı ise %31,9 oldu. Bölgelere göre; görücü usulünü doğru bulan %40,5 oranında gencin Doğu Anadolu bölgesinde olduğu bulunmuştur. Bu bölgede doğru bulmayanlar daha azdır (%25).Güneydoğu Anadolu Bölgesinde görücü usulünü doğru bulan ve bulmayanlar eşit orandadır (%34,2). Diğer bölgelerde doğru bulmayanlar çoğunluktadır. Sırasıyla; Marmara Bölgesi (%45,5), Ege (%43,1), Akdeniz (%41,9), Karadeniz (%40,1), İç Anadolu (%37,4).Akraba evliliği sağlıksız bulunuyor“Akraba evliliğinin doğacak çocukların sağlığı açısından olumsuz sonuçlarına inanıyor musunuz?” sorusuna %80 genç “Evet” derken; “Hayır” diyenlerin oranı %9,4 oldu.  Güneydoğu Anadolu Bölgesinde ,5 oranındaki genç bu görüşe katılmadığını bildirdi.Evlenmeden birlikte yaşamak kabul görmüyor“Evlenmeden birlikte yaşamayı onaylıyor musunuz?” sorusuna “Evet” diyenlerin oranı %33,1; “Hayır” diyenlerin oranı ise %51,8 oldu. “Fikrim yok” diyerek kararsız kalanlar ,1 oldu.Birlikte yaşamayı onaylayanlar incelendiğinde en yüksek oranlar sırasıyla; Ege Bölgesi (%38,7), Marmara Bölgesi (%35,5), Akdeniz Bölgesi (%32,9) olurken; onaylayanların azınlıkta olduğu bölgeler; Doğu Anadolu Bölgesi (,7), Güneydoğu Anadolu Bölgesi (,5) oldu.Katılımcılar evlilik şartları olarak şu faktörleri sıraladı:%88,1 – Uygun eş adayı bulmak%82 – İş bulmak%62,6 – Mesleğimde ilerlemek%70,2 – Mezun olmakEn düşük orana sahip şartlar ise; Çeyiz tamamlamak (%8,9), Araba almak (,8), Ev almak (%27,8) oldu.Önceki duygusal ilişkiler engel olarak görülmüyor“Daha önce başkasıyla duygusal birlikteliği olmuş biriyle evlenir misin?” sorusuna; %62,6 oranında genç “Evlenirim” cevabı verirken;  %9,2 “Evlenemem” cevabını verdi. “Düşünmedim” diyenler %28,2. Bölgeler incelendiğinde; “Hayır evlenmem” diyenler en çok Güneydoğu Anadolu Bölgesinde görüldü. (%26). İkinci sırada onaylamayanlar ise Doğu Anadolu Bölgesinde oranında görüldü.“Daha önce başkasıyla cinsel ilişkisi olmuş birisiyle evlenir misiniz?” sorusunda; evet ve hayır diyenler yakın oranda bulundu. Buna göre “Evet evlenirim” diyenler %37,5; “Hayır evlenmem”  diyenlerin oranı ise %38,8 oldu. “Düşünmedim” diyenlerin oranı ise %23,7 oldu.Bölgelere göre bakıldığında “Evet” diyenlerin açık ara farkla “Hayır” diyenlere göre daha yüksek orana sahip olduğu bölgeler Ege (%44,3) ve Marmara (%41,1) oldu. “Hayır evlenmem” diyenler ise en yüksek Doğu Anadolu Bölgesi (Hayır: %68,5; Evet: ,7) ile Güneydoğu Anadolu Bölgesinde (Hayır: %63,6; Evet: ,6) bulundu.Kadınlar birlikte yaşamayı reddediyorEvlenmeden birlikte yaşamayı nasıl gördükleriyle ilgili öğrencilerin görüşleri incelendiğinde, öğrencilerin büyük çoğunluğunun bu durumu onaylamadıkları görüldü. Fakat kadınların erkeklere göre bu durumu şiddetle reddettikleri de ayrıca belirlendi. Ayrıca katılımcıların yaşları ilerledikçe bu durumu onaylayanların sayılarında belirgin bir artış olduğu görüldü.Evlenmeden çocuk sahibi olmayı onaylayıp onaylamadıkları sorulduğunda; %82,6 genç hayır derken, %7,5 evet dedi. “Fikrim yok” diyenlerin oranı %9,9 oldu. Evlenmeden çocuk sahibi olunabileceğini onaylayan gençlerin ,3 oranında Ege Bölgesinde, %9,3 oranla Marmara Bölgesinde bulunduğu görüldü. Akdeniz ve İç Anadolu %5’lerde seyretti.Onaylamayanlar en çok Doğu Anadolu (%1,8) Bölgesi ile eşit oranda düşük iki bölge olan Güneydoğu Anadolu ile Karadeniz Bölgesinde görüldü. (%2,6).Eşlerin aileleri ile yaşamak“Evlendikten sonra ayrı bir ev açmak yerine eşimin ailesiyle yaşayabilirim” ifadesine katılım düzeyleri incelendiğinde; kesinlikle katılmayan ve katılmayanların toplamı %77,8 oldu. Kararsız olanlar ,4 olup bu duruma katılanlar %5,8’dir. Katılanların çoğu Güneydoğu Anadolu Bölgesinde ikamet etmektedir.Krizler evlilik kararını etkiliyor“Krizler (ekonomik, siyasal, salgın) aile kurma kararınızı etkiler mi?” sorusu incelendiğinde; “Evet etkiler” diyenlerin oranı %59,4 oldu. “Hayır, etkilemez” diyenlerin oranı %23,1 olurken; düşünmediğini belirtenlerin oranı ,5 oldu.“Eşinizin çalışma durumuna bakış açınız nasıl olurdu?” sorusuna; %93,5 genç “evet çalışabilir” cevabını verirken; “Hayır” diyenler %2,6, “Hiç düşünmedim” diyenlerin oranı %3,9 oldu.“Evleneceğiniz kişiyle evlilik sözleşmesi imzalar mısınız?” sorusuna; %61,8 oranında katılımcı “Hayır” derken; “Evet” diyenlerin oranı ,8 oldu. “Düşünmedim” diyenlerin oranı %26,5 oldu.“Evlilik sizin için önemli midir?” sorusuna; %82,3 oranındaki genç “Evet” derken; ,7 oranında gencin yanıtı “Hayır” oldu. Evliliğin önemli olmadığını belirtenler bölge bazında incelendiğinde Ege Bölgesi yüksek oranda (%22,1) yer alırken; ikinci sırada; Marmara (,3) sonra Akdeniz (,5) geldi. “Evet” diyenler en yüksek oranda Doğu Anadolu Bölgesinde görüldü. (%91,6).Evlilik hayatı sevdiğiyle paylaşmak için önemli“Evlilik niçin önemlidir?” sorusuna katılımcıların verdiği yanıtlar ve oranları da şöyle oldu:%89,2 – Hayatı sevdiğimle paylaşmak için%73,8 – Daha düzenli bir hayat için%50,8 - Neslin, soyun devamı için%37,5 – Dinimiz emrettiği için%31,1 – Rahat yaşamak için%30,4 – Güvenli yaşamak için%9,7 – Gelenek olduğu içinEvlenmekten korkanların oranı %37,5“Evlenmek sizi korkutuyor mu?” sorusuna; gençlerin yarısı (%51,3) hayır derken, %37,5’i “evet” demiştir. Bunu hiç düşünmedim diyenler ,2’dir.Evlenmekten neden korktukları sorulduğunda verilen cevaplar ise şöyle oldu:%29,1 – Sorumluluk almaktan korktuğum için (Doğu Anadolu)%25,4 – Gelecek hakkında iyimser olmadığım için (Daha çok Ege Bölgesi)%22,8 – Geçim sıkıntısına düşmekten korktuğum için (Daha çok Güneydoğu Anadolu)%21,6 – Evlenmeden önce yaptıklarımı yapamamaktan korktuğum için (Güneydoğu Anadolu)%6,9 – Cinsellik hakkında yeterli bilgiye sahip olmamak (Daha çok Karadeniz Bölgesi)“Anlaşamayan eşlerin boşanması uygun mu?” sorusuna; %87,4 genç uygun olduğunu belirtirken;  %2,9 uygun bulmadı. Fikri olmayanların oranı %9,7 oldu.“Çocuğu olanların boşanması uygun mu?” sorusuna; %72,5 uygunluk belirtirken; ,1 uygun bulmadı. Fikri olmayanların oranı ,4 oldu.“Şiddet” boşanma sebebi olabilir düşüncesine katılım düzeyleri sorgulandığında; %83,5 oranında genç “Kesinlikle katılıyorum” derken; ,8’i “katılıyorum” yanıtı verdi.Daha önce başından evlilik geçmiş biriyle evlenir misiniz sorusuna; “evet” diyenlerin oranı %27,5; “hayır” diyenlerin oranı ise %30,7 oldu.  %41,8 oranında “fikrim yok” denildi.“Bir imkân doğsa, sırf kendinize daha rahat gelecek sağlamak için yurt dışına yerleşmenize yardımcı olacak bir evlilik yapar mıydınız?” sorusuna “evet” diyenlerin oranı %43 olurken;  “Hayır” diyenlerin oranı ise %34,1; “Fikrim yok” diyenlerin oranı %22,9 oldu.“Ailenizle ilişkinizi nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusunda sunulan düzeylere göre; %41,1 katılımcı “iyi” olduğunu belirtti. Çok iyi olduğunu belirtenler %35,9; “orta” diyenlerin oranı , “kötü” diyenlerin oranı %2,8; “çok kötü” diyenlerin oranı %1,2 olarak belirlendi.Katılımcılar, “Kendi kuracağınız ailede, kendi ailenizden farklı olacağını düşündüğünüz konular” konusunda da şu görüşleri verdi:%53,9 – Eşler arası iletişim%45,6 – Ebeveyn ile çocuk ilişkisi%51,4 – Aile için rol ve görev dağılımı%27,8 – Çocuk eğitimi ve terbiyesi%21,1 – yakın akraba ve tanıdıklar ile ilişkilerAile “güven” ifade ediyor“Aile sizin için ne ifade ediyor?” sorusunun karşılığı da tek kelime ile istendi. Bu kelimeler de şöyle oldu:Güven ,9Huzur ,8Herşey %8,2Mutluluk %7,2Sevgi %6,1Hayat %5,7Birlik %5,1Sorumluluk %2,8Aile sizin açınızdan ne ifade ediyor?Ailenin öğrenciler açısından ne ifade ettiği anne/baba birlikteliği açısından incelendiğinde, anne/babası birlikte yaşayan öğrenciler için “mutluluk” olarak, anne/babasından ikisi ya da herhangi biri vefat edenler için “bağlılık” ve anne ve babası ayrı yaşayan/boşanan öğrenciler için ise “güven” olarak görüldü.Evdeki her türlü iş ortak yapılmalıKatılımcılara evde sorumluluk paylaşımı da soruldu. “Genel olarak eşler arasındaki sorumluluk paylaşımı konusunda ne düşünüyorsunuz?” sorusuna; çoğunlukla %67,8 oranında “Evdeki her türlü iş ortak yapılmalı” ifadesine katılım oldu. Neredeyse eşit oranda katılım gösterdikleri iki seçenek ise “Erkek ve kadının yapacağı işler farklıdır” ile “Kadın işlerle baş edemeyecek duruma geldiğinde erkek yardım eder” ifadeleri oldu. Bu durumda %30 oranındaki gencin, kadın ve erkek görev ve rollerinin farklı olduğunu düşündüğü sonucunu ortaya koydu.Sosyal medya kullanım alışkanlıkları da belirlendiÇalışmada katılımcıların sosyal medya alışkanlıklarına ilişkin de soru yöneltildi. “Sosyal medyaya günde kaç saat bağlanırsınız?” şeklindeki soruya verilen yanıtlar şöyle oldu:%46,6’sı günde 1-3 saat,%28,7’si günde 4-6 saat,%6,9’u günde 7 saat ve üzeri bağlanmaktadır. Yani günde 4 saat ve üzeri bağlananlar %35,6’dır.Devamlı bağlı olduğunu bildirenler %6,51 saatten az kullananlar ,4Sosyal medyayı daha çok günün hangi vaktinde kullandıkları sorulduğunda; %43,2’si gün içinde, %28’i hem gün içinde hem de kalkar kalkmaz ve yatmadan önce kullandığını bildirdi. Gece uyumadan önce bağlananlar ,9, sabah uyanır uyanmaz ve gece yatmadan önce bağlananların oranı ,1 oldu.“Sosyal medyada fotoğraf paylaşmadan önce filtre/makyaj uygular mısınız?” sorusuna katılımcıların %38,2’si uyguladığını, %61,8’i uygulamadığını belirtti. En çok yani birinci sırada kullandıkları sosyal medya uygulaması sorulduğunda; %64,5 oranında Instagram; ,4 Twitter; ,9 Youtube kullandıkları bulunmuştur. Facebook %1,6 bulundu.“Daha önce sosyal medyada tanıştığınız biriyle ilişkiniz oldu mu?” sorusuna %42,2’si oldu, %57,8’i olmadı olarak cevap verdi. Hayır diyenler en yüksek oranda Doğu Anadolu (%71,4) ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde (%70,7) olduğu belirlendi.Yalnızlık algısı da ölçüldü“Kendinizi ne sıklıkla yalnız hissedersiniz?” sorusuna; orta seviyede olan düzey olarak “bazen” diyenler %40,8 bulundu. Nadiren olduğunu %30’u belirtirken; sık sık yalnız hissettiğini bildirenler ; her zaman yalnız hissedenler %5,8 oldu.Öğrencilerin kendilerini ne düzeyde yalnız hissettikleri anne/baba birlikteliği açısından incelendiğinde, anne ve babası bir arada yaşayan öğrencilerin büyük çoğunluğunun bazen kendilerini yalnız hissettikleri belirlendi. Anne ve babası ayrı yaşayan/boşanmış öğrencilerin ise anne ve babası beraber yaşayan öğrencilere göre kendilerini daha çok yalnız hissettikleri tespit edildi.

15 HAZ 2020

Yeni Medya ve Gazetecilik programı İLAD tarafından akredite edildi

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik programı İLAD tarafından iki yıl süre ile akredite edildiÜsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik programı 2019 yılında değerlendirmeye alındı ve İletişim Eğitimi Değerlendirme Akreditasyon Kurulu (İLEDAK) tarafından yapılan değerlendirme sonucunda İletişim Araştırmaları Derneği (İLAD) tarafından verilen akreditasyonu almaya hak kazandı. Akreditasyon kararı hem İLEDAK Başkanı Prof.Dr. Halil Nalçaoğlu hem de İLAD Başkanı Prof.Dr. Aysel Aziz imzalarıyla Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi dekanlığına iletildi.Değerlendirme süreci sorunsuz tamamlandıÜsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof.Dr. Süleyman İrvan değerlendirme sürecinin aşamalarını ayrıntılarıyla Haber Üsküdar’a anlattı: “Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü olarak akreditasyon sürecine hazır olduğumuzu düşündük ve YÖK Kalite Kurulu tarafından 2018 yılı başında iletişim eğitimi veren programları akredite etme yetkisi alan İLAD’a başvurumuzu 2019 yılı Bahar döneminde yaptık. Ön başvurumuzun kabul edilmesi sonrasında bölüm ve fakülte olarak hummalı bir çalışmaya giriştik ve özdeğerlendirme raporumuzu hazırladık. Özdeğerlendirme raporunun değerlendirmeyi yapan İLEDAK komisyonu tarafından uygun görülmesi sonrasında saha ziyareti için İLEDAK değerlendirme ekibi oluşturuldu. Ekip başkanı Prof.Dr. Abdülrezak Altun, eş başkan Dr. Recep Yaşar, program değerlendiricileri Prof.Dr. Dilruba Çatalbaş Ürper ve Prof.Dr. Gülseren Şendur Atabek'ten oluşan İLEDAK değerlendirme ekibi, 10-12 Kasım tarihleri arasında Fakülteyi ziyaret ederek görüşmeler yaptı ve mekânları gezdi. Değerlendirme ekibi kurum ziyaretinin son günü olan Salı öğleden sonra gözlem ve değerlendirmelerine dayalı raporunu Üsküdar Üniversitesi Rektör Vekili Prof.Dr. Mehmet Zelka'nın hazır bulunduğu toplantıda okudu. Bu rapor doğrultusunda Yeni Medya ve Gazetecilik programımız İLAD tarafından iki yıl süreyle akredite edilmiş oldu.”“Bu akreditasyon belgesi Üsküdar İletişim’in kaliteli eğitime verdiği önemin bir göstergesidir”Prof.Dr. Süleyman İrvan, Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi olarak kaliteli bir eğitimi hedeflediklerini ve bunu da alınan akreditasyon belgesiyle kanıtladıklarını söyledi. Yeni Medya ve Gazetecilik bölüm adındaki değişikliğe de değinen Prof.Dr. Süleyman İrvan, “Maalesef YÖK Yeni Medya ve Gazetecilik program adındaki yeni medyayı kaldırma ve Medya ve İletişim programının başına ekleme kararı aldı. Biz de program adımızı Gazetecilik olarak değiştirmek zorunda kaldık, çünkü bizde Medya ve İletişim programı da var. Ancak programdaki mevcut öğrenciler Yeni Medya ve Gazetecilik olarak eğitim görmeye ve diploma almaya devam edecekler. Bu onların kazanılmış hakkı” dedi.  Prof.Dr. Nazife Güngör: “Kalite çalışmalarına önem veriyoruz”Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Nazife Güngör, Üsküdar Üniversitesi’nde kalite çalışmalarının üç yıldan beri yoğun bir biçimde devam ettiğini, bu doğrultuda İletişim Fakültesi’ndeki bütün bölümlerin akreditasyon çalışmalarını başlattığını ifade etti. Prof. Güngör, “2019 yılında İletişim Fakültesi bünyesinde kurulan Kalite Komisyonu’nun da gözetiminde sürdürülmekte olan kalite ve akreditasyon çalışmaları sürecinde ilk somut adım Yeni Medya ve Gazetecilik bölümümüzce atılmış olup, Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan tarafından akreditasyon için İLAD’a yapılan başvuru ve ardından başlatılan yoğun çalışmalar sonucunda bölüm süreçten başarıyla çıkmış ve program iki yıl süreyle geçerli olmak üzere akreditasyon almaya hak kazanmıştır. Fakültemizin diğer bölümleri de akreditasyon için hazırlık çalışmalarını sürdürmektedirler. Yeni Medya ve Gazetecilik bölümümüzün bu süreçten başarıyla çıkması diğer bölümlerimiz için de örnek ve model oluşturucu niteliktedir” dedi.NOT: Haberdeki fotoğraflar Koronavirüs süreci öncesine aittir. KAYNAK: HABER ÜSKÜDAR

28 MAY 2020

Doç. Dr. Gül Esra Atalay’ın Kitabı Okuyucu ile Buluşuyor!

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gül Esra Atalay’ın editörlüğünü üstlendiği “Yeni Medya ve Alternatif Gazetecilik: Yeni Olanaklar, Sorunlar ve Tartışmalar” kitabı çıktı.Yeni medyadaki habercilik pratiklerine ilgi duyan herkesin okumalı!Yeni medya platformlarında gazeteciliğin yaşadığı dönüşümü, yeni olanaklar, sorunlar ve tartışmaları on bir farklı yazarın kaleminden yansıtan eserde Zaytung,  Limon Haber ya da Evrim Ağacı gibi güncel ve ilgi çekici alternatif medya örneklerini inceleyen bölümler bulunuyor. Hiper Yayınlarından okuyucusuyla buluşan kitap sadece iletişim alanındaki akademisyenlerin değil, yeni medyadaki habercilik pratiklerine ilgi duyan herkesin okuması ve keyif almasını hedefliyor.“Yeni medyadaki alternatif gazetecilik pratikleri avantajlar sunuyor”Doç. Dr. Gül Esra Atalay, yeni medya ve gazetecilik ile ilgili değerlendirmelerde bulunurken editörlüğünü üstlendiği Yeni Medya ve Alternatif Gazetecilik: Yeni Olanaklar, Sorunlar ve Tartışmalar” kitabının içeriği ile ilgili bilgi verdi.Atalay, “Yeni medya teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla alternatif gazetecilik olanakları bir hayli genişledi. Sabit herhangi bir noktadan denetlenemeyen ve kolay sansür edilemeyen yeni medya mecraları, her türden alternatif kimlik, hareket ve varoluş biçimlerine kendi sözlerini söyleme imkânı veriyor. Medya tekellerinde, ana akımda yoğunlaşan gücü dağıtarak farklı noktalara yayıyor. Bu açıdan yeni medyadaki alternatif gazetecilik pratikleri geleneksel medyaya göre demokratikleşme, farklı seslerin duyulması, halkın haber alma özgürlüğünün gerçekleşmesi, çok-çeşitlilik ve azınlık hakları konularında avantajlar sunuyor. Öte yandan, yeni medyanın haber ve habercilik alanında bir takım yeni sorunlar doğurduğu da yadsınamaz” dedi.Alternatif gazeteciliği yeni medya bağlamında ele alan Yeni Medya ve Alternatif Gazetecilik: Yeni Olanaklar, Sorunlar ve Tartışmalar kitabında yer alan kitap bölümleri şöyle:Dr. Öğr. Üyesi Bahar Muratoğlu Pehlivan: Yeni medyada bilim haberciliği: Bir alternatif habercilik örneği olarak Evrim AğacıDr. Öğr. Üyesi Aylin Tutgun Ünal:  Sosyal medya gazeteciliğiDr. Öğr. Üyesi Gül Esra Atalay: Kültür bozumu ve alternatif medya olanağı olarak Zaytung haberleriGalip Eraydın Türkiye’de alternatif medya: Medyatava ve Medyaradar üzerine bir incelemeKubilay Kos:  Barış gazeteciliğiEda Gedikoğlu: Alternatif medya bağlamında etik değerlerin dönüşümüHediye Yorulmaz: İfade özgürlüğü, basın özgürlüğü ve alternatif medyaSena Özşirin: Bir yurttaş gazeteciliği pratiği: papiroom örneğiEymen Yılmaz, Alternatif medya ve kadın ilişkisi üzerine: Kazete haber sitesi örneğiSalim Gören: @ Limon Haber Çerçevesinde Post Modern yurttaş GazeteciliğiMariye Özçelik: Alternatif Medyada Varolmak: Arama Motoru Optimizasyonu (SEO)

11 MAY 2020

Türk ve Güney Kore Gençlerinin “Sosyal Medya” Karşılaştırması

Koronavirüs döneminde sosyal medyada geçirilen süredeki artış dikkat çekiyor. Türkiye ve Güney Kore’de üniversite öğrencilerinin katılımı ile gerçekleştirilen araştırmada ilginç sonuçlar elde edildi. Araştırma ülkelere göre sosyal medya bağımlılığının farklılaştığını ortaya koydu. Türkiye’deki üniversite öğrencilerinin sosyal medya bağımlılığı düşük seviyede bulunurken, Güney Kore’deki öğrencilerin sosyal medya bağımlılığı orta seviyeye yakın tespit edildi. Araştırmaya göre Türk öğrencilerin yüzde 86.3’ü aileleriyle sosyal medya üzerinden haberleşiyor.Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesinden Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal ile Güney Kore Chung-Ang University The Graduate School of Advanced Imaging Science Multimedya Bölümünden Dr. Man-Ki Moon, İstanbul ve Seul kentlerindeki 270 üniversite öğrencisi ile yürüttüğü araştırmada sosyal medya bağımlılığı ölçeği uyguladı. İki üniversitede yürütülen araştırmada ülkelere göre sosyal medya bağımlılığının farklılaştığı ortaya çıktı.Seul gençleri daha çok sosyal medya bağımlısıÜsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, “Ülke karşılaştırması yapılan araştırmada Güney Kore’deki öğrencilerin sosyal medya bağımlılığı Türkiye’dekilere göre daha yüksek düzeyde bulundu. Türkiye’deki üniversite öğrencilerinin sosyal medya bağımlılığı az seviyede bulunurken, Güney Kore’deki öğrencilerin sosyal medya bağımlılığı orta seviyeye yakın tespit edildi” dedi.Türklerin bağımlılığı düşük düzeyde Alt boyut, tekrarlama boyutu ve çatışma boyutlarında yapılan analizlerin sonuçlarına değinen Ünal, şunları söyledi: “Alt boyutlara göre yapılan analizlerde Güney Kore’deki üniversite öğrencilerinin sosyal medyadan daha fazla duygusal destek aldığı ortaya çıktı. Buna göre Güney Kore’deki öğrencilerin yalnızlıklarını sosyal medya ile giderdikleri ve yaşamlarındaki olumsuzluklardan kaçmak için sosyal medyayı kullandıklarında onlara iyi geldiği sonucuna ulaşıldı. Tekrarlama boyutunda Türkiye’deki üniversite öğrencilerinin sosyal medya bağımlılığı düşük düzeyde bulunurken, Güney Kore’de orta seviyede tespit edildi.Sonuçlara göre Güney Kore’deki öğrencilerin sosyal medya kullanım miktarını azaltmak isteyip başaramadığı, artan dozda kullanıma devam ettikleri sonucuna varılabilir. Bu durum Güney Kore’deki üniversite öğrencilerinin günlük sosyal medya kullanım miktarlarının Türkiye’deki öğrencilerden fazla olduğu sonucunu ortaya koydu.Sosyal medya kullanımı yüzünden işlerini ihmal ediyorlarAyrıca çatışma boyutunda da Güney Kore’deki üniversite öğrencilerinin puanı yüksek bulundu. Sosyal medya bağımlılığı ölçeğindeki çatışma puanının yüksek olması; öğrencilerin sosyal medya kullanımları yüzünden işlerini, ders proje ve ödevlerini ihmal ettikleri, üretkenliklerinin azaldığı, başladıkları işleri zamanında bitiremedikleri, çevrelerindeki kişilerle çatışma halinde oldukları ve pek çok olumsuz sonuç yaşadıkları anlamına geliyor. Sosyal medya bağımlılığının bu denli sorunlara yol açması, diğer bağımlılık türlerinde olduğu gibi tedavi edilmesini gerektiriyor. Ülkemizde internet bağımlılığı klinikleri ayakta tedavi hizmeti sunarken, Güney Kore’de yatılı tedavi imkanları bulunuyor.”Türk öğrencilerin yüzde 20’si devamlı çevrimiçiDr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, sonuçlar doğrultusunda günlük sosyal medya kullanım süresinin sosyal medya bağımlılığını etkilediği söyleyerek sözlerine şöyle devam etti: “Araştırmaya katılan Türkiye’deki üniversite öğrencilerinin yüzde 20’si ‘devamlı çevrimiçi’ olduklarını belirtirken, sosyal medyayı kullanmadıkları zamanlarda da çevrimiçi olduklarını belirtti. Bu durumun da orta seviyede meşguliyet bağımlılığı yarattığı ortaya çıktı.Sonuçlara göre sosyal medya kullanmadıkları zamanlarda sosyal medyada bulunma düşüncelerinin zihinlerini meşgul ettiği, sosyal medyada ne olup bittiğini devamlı düşündükleri söylenebilir. Söz konusu sorunlar günde 4 saat ve üzeri sosyal medya kullanan öğrencilerde de tespit edildi. Güney Kore’deki üniversite öğrencilerinin sosyal medya bağımlılığının günlük kullanım süresine göre farklılaşmadığı ortaya çıktı. Güney Kore’deki öğrencilerin yarısından fazlası günde 4 saat ve üzeri sosyal medya kullandıklarını belirtti.”Seul gençleri orta seviyede bağımlı çıktıTürkiye’de öğrenim gören üniversite öğrencilerinin sosyal medyaya az bağımlı olduğunu vurgulayan Ünal, “Araştırma sonuçları şu an için çok tehlikeli bir bağımlılık sorununu ortaya koymuyor. Güney Kore’deki üniversite öğrencilerinin sosyal medya bağımlılığının ise orta seviyeye yakın bulunması çok yüksek düzeyde bir tehlikeyi ortaya koymamakla birlikte Türkiye’deki öğrencilere göre daha fazla risk altında olduklarını gösteriyor” dedi.Aileler ile online iletişimde Türk gençleri önde Gençlerin sosyal medya üzerinden aileleriyle iletişim kurup kurmadıkları sonucunu da değerlendiren Ünal, “Türkiye’deki üniversite öğrencilerinin yüzde 86.3’ü aileleriyle sosyal medya üzerinden haberleştiğini bildirirken bu oran Güney Kore’de yüzde 64.2 oranında bulundu. Sosyal medya bağımlılığı açısından yapılan incelemede, aileleriyle sosyal medya üzerinden iletişim kuran Türkiye’deki üniversite öğrencilerinde meşguliyet ve duygu durum düzenleme boyutlarında anlamlı farklılaşma görüldü. Aileleriyle sosyal medya üzerinden haberleşen gençlerin sosyal medya kullanım sürelerinin de fazla olduğu ve sosyal medyaya zihinsel meşguliyetlerinin yüksek olduğu ortaya çıktı.Ayrıca Türkiye’deki üniversite öğrenci grubunda, sosyal medya üzerinden ailelerinden duygusal destek alan yüzde 86.3 oranında genç olduğu ortaya çıktı.  Güney Kore’de ise aileyle sosyal medya üzerinden iletişim kurmaya göre zihinsel meşguliyet veya duygusal destek alma bağlamında sosyal medya bağımlılığının farklılaşmadığı görüldü” dedi.

20 NİS 2020

Sosyal medya okuryazarlığı için 10 tavsiye!

Koronavirüsün yol açtığı Covid-19 salgını nedeniyle evde geçirilen zamanın arttığını hatırlatan uzmanlar, bu süreçte sosyal medyanın bilinçli kullanılması gerektiğine dikkat çekiyor. Uzmanlar, sosyal medya okuryazarlığı konusunda yol gösterici olabilecek 10 tavsiyede bulunuyor.Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, bu dönemde en çok zaman geçirilen sosyal medyada okuryazarlığın önemine işaret etti. Sosyal medyanın etki gücü düşünüldüğünde bugünlerde bilinçli kullanımın önemli olmaktan ziyade bir sorumluluk haline geldiğini kaydeden Ünal, “Bu durumda sosyal medya okuryazarı olmada yol gösterici olabilecek on tavsiyeyi hayata geçirebiliriz” dedi.Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, 10 tavsiyeyi şöyle sıraladı:1-Sosyal medya kullanımınızı kısıtlayın: Sosyal medyada geçirilen süre arttıkça sosyal, özel ve iş yaşamında sorunların oluşabilme potansiyeli de artıyor. İnternet bağımlılığı için süre tek başına belirleyici olmamakla birlikte uyku bozukluğu, yapılacak işlerin ertelenmesi, sosyal, özel yaşamdaki kişilere yeterli vaktin ayrılmaması ile ilişki problemleri, yeme bozuklukları, fiziksel birtakım ağrıların oluşumu gibi birtakım olumsuzluklar araştırmacılar tarafından rapor ediliyor. Sosyal medya uygulamalarının oldukça popüler olduğu günümüzde günlük sosyal medya kullanımı 4 saati geçmeye başladığında bir şeylerin bozulmaya başladığı pek çok araştırmada ortaya konuluyor.Sosyal medya bağımlılığı ölçeğinde yer alan bir boyut olan “Zihinsel meşguliyet (Occupation)” bağımlılığı kişilerin sosyal medya kullandığı ve kullanmadığı zamanlarda zihinsel olarak medyaya bağlı olma durumunu gösteriyor. Sosyal medya kullanımından alınan hazzın sosyal medya bağımlılığı olan kişilerde daha fazla kullanma isteği yarattığı bir gerçek.Bu dönemde dışarı çıkmak için hazırlanmak, bir araca binmek, okula gitmek, dolaşmak gibi birtakım rutinlere ayrılan zamanların ortadan kalkması sosyal medya kullanımına ayrılan zamanı arttırabilir. Bu noktada kontrolü elden bırakmamak gerekir. Kitap okumak, yazı yazmak, resim yapmak gibi farklı uğraşlara vakit ayrılabilir.2-Sosyal medyada da sosyal mesafe kuralını uygulayın: Koronavirüs salgını ile ortaya çıkan sosyal mesafe kuralının sosyal medya ağındaki kişilere ve paylaşımlarına karşı da uygulanması gerekiyor. Sosyal medya ağlarında dolaşan asılsız bilgiler, sahte hesapların iyi niyetli olmayan paylaşımları, yalan haberler, nefret söylemleri veya kötücül duyguların yayılmasına vesilen olan albenisi yüksek videolar bilgi kirliliğine ve olumsuz duyguların artmasına öncül oluyor.Bu noktada yapılması gereken seçici olmak. Karşımıza çıkan her içeriği tüketmeyerek, işimize yarayacak birtakım hesapları, devlet kuruluşlarının resmi hesaplarını, yakın arkadaşlarımızı takip ederek, tanımadığımız hesaplardan yayılan enformasyonlara mesafemizi arttırmalıyız.3-Olumsuz içerikler yerine olumlu içerikleri üretim/tüketim olarak tercih edin: Sosyal medyada paylaşılan olumsuz içeriklerin olumluya göre daha hızlı yayılım gösterdiği biliniyor. Şu dönemde sahte ve bot hesaplardan yayılan yalan haberler ile bilgi kirliliği artmış durumda. Karşımıza olumsuz içerikli gönderiler çıktığında beğeni ve tekrar paylaş yapmazsak yayılımını azaltabiliriz. İçeriklerin hangi hesaplardan yayıldığına dikkat ederek bu hesaplar sahte olabilir mi sorgusunu yapabiliriz.Ayrıca, sahte olsun olmasın devamlı olumsuz içerik paylaşan hesapların içeriklerinin sayfamızda görüntülenmemesini sağlayabiliriz.  İçinde bulunduğumuz panik, korku, öfke gibi duyguları sosyal ağlardaki paylaşımlarımıza taşıyarak üretim yapmak yerine bu duyguları hafifletmek için olumlu duyguları yayan enformasyonlarla ilgilenebiliriz. Sosyal medya ağlarında içerik üretiminde ve tüketiminde tercih bizim elimizde.4- Sosyal ağlarda duygusal etkileşim güçlü olduğundan paylaşımlarınızda seçici olun: Yapılan sosyolojik ve deneysel araştırmalarda tıpkı gerçek yaşamda olduğu gibi sosyal medya ağlarında da duygusal bulaşmanın olduğundan bahsediliyor. Gerçek yaşamda bir arada bulunduğumuz kişilerin duygusal durumlarından etkilendiğimiz gibi sosyal ağlarda da ağımızda bulanan arkadaşlarımızın ve arkadaşlarımızın arkadaşlarının duygularından etkilenme oranımız üç dereceye kadar yüksek olup etki derecesi dördüncü seviyede azalıyor.Sosyal medya ağlarında olumsuz duyguları içeren sayısız enformasyonel içeriğin küresel çaptaki yayılım gücü düşünüldüğünde duygusal felaketler kaçınılmaz olur. Koronavirüs ile ortaya çıkan ölümler sebebiyle içinde bulunulan birtakım olumsuz duygularla baş edebilme çabasında sosyal medyanın olumsuz etkileriyle işi zorlaştırmak yerine olumlu etkilerini arttırmak gerekir.Bu yüzden panik, korku, üzüntü, öfke, nefret gibi duyguları direkt olarak barındıran ya da estetize edilerek (içinde eğlence, merak, dikkat unsurları barındırarak) sunulan içerikler yerine olumlu duyguları enformasyonel olarak yaymalıyız.5-Sosyal medyayı bilinçli kullanın: Bu günlerde Koronavirüs hakkında yayılan, doğruluğu kanıtlanmamış pek çok bilginin beğenilerek paylaşılması, sosyal medyanın bilinçli kullanılması gerekliliğini gösterdi. Sosyal medyayı bilinçli kullanma konusu sosyal medya okuryazarlığını gündeme getiriyor. Toplumsal olaylar, siyasi, ekonomik ve biyolojik olayların dünya genelinde yaşandığı bir dönemde nefret söylemleri, doğruluğu teyit edilmeden yapılan bilgi paylaşımları, sahte hesaplardan yayılan kötü niyetli enformasyonların önüne geçmek için sosyal medya okuryazarlığı becerisi şart.Sosyal medya ağlarında faydalı bilgiler dolaştığı gibi sayısız yalan haber, sahte hesaplardan yayılan kötü niyetli mesajlar ve bilgi kirliliği de bulunuyor. Sosyal medyadaki bilgi kirliliği yayılımını azaltmanın ilk aşaması farkındalık yaratmaktır. Farkındalık yaratmak için eğitimler düzenlenebilir. Günümüzde sosyal medya kullanımı bu kadar artmışken sosyal medya okuryazarlığı konusunun örgün veya uzaktan eğitim programlarında ders olarak yer alması gerekiyor.6-Sosyal medya haberciliğine dikkat edin; karşınıza çıkan her haber içeriğini doğruluğunu teyit etmeden paylaşıp beğenmeyin:Bir konu hakkında haber içeriği üretirken veya tüketirken birkaç kaynaktan kontrol edilmesi gerekiyor. Şimdilerde Koronavirüs hakkındaki haberler için devlet kuruluşlarının resmi hesapları dışında haber sitelerinden, çeşitli alanlardaki uzmanlardan ve vatandaşlardan yayılan sayısız enformasyon, devasa çevrimiçi ağlarda içeriklerin birkaç internet alanından daha teyit edilerek tüketilmesi gerektiğini gösterdi. Bu bağlamda, sosyal medyadaki Koronavirüs haberlerini okumadan, paylaşmadan önce kimin paylaştığına (devlet kuruluşu, resmi haber kaynakları, konu uzmanları vs.) dikkat etmek gerekiyor.Böyle dönemlerde sahte ve bot hesapların artarak kötü niyetli içerikler üretme girişimi oluyor. Bunlar hem bilgi kirliliğini hem de olumsuz duyguların yayılımını arttırıyor. Bu dönemde özellikle sayfaya düşen içerikleri kaynağını sorgulamadan beğenip paylaşmamaya dikkat etmek toplumsal bir sorumluluktur.7-Sosyal medyada yetkin olduğunuzu düşündüğünüz alanlardaki bilgi ve becerilerinizi paylaşarak toplumlara faydalı enformasyonlar yaymayı amaçlayın: Sosyal ağlar dünya geneline açılan kapılar olarak küresel iletişime olanak sağlar. Uzmanlık veya ilgi alanı olarak deneyimlenen konularda bilgi paylaşımında bulunmak sosyal medyanın eğitsel alana katkılarını arttırır. Sosyal medya ağları bilgilerin kalıcı olarak depolanmasını sağlayan bir ajanda hizmeti sunarken bilgi paylaşımı ile insanlığa fayda sağlama aracı olmuştur.  Sosyal medyada bilgi ve beceri aktarımı ile eğitimin bir parçası olmak verimli zaman geçirmeye de işaret ederek kişiyi rahatlatır.8. Eğlence/mizah amaçlı sosyal medya kullanımında kişisel verilere ve etik değerlere dikkat edin: Koronavirüs salgınının yarattığı panik ve korku duygularından uzaklaşmak için haberler üzerinden mizah yapılarak üretilen içerikler ile eğlenceli videoların sosyal medya ağlarında dolaşması etik konusunu da gündeme getirdi. Etik değerlere uygun üretilen eğlenceli videolar bu dönemde kişilerin içinde bulunduğu ölüm korkusu ve panik duygularını hafifletmede fayda sağlayabilir.Burada dikkat edilmesi gereken kişilerin izninin olması ve toplumsal konumuna zarar verilmemesidir. Bilinçli yapıldığında olağanüstü hâl dönemlerinde mizahi içerikler rahatlatıcı olabilirken, etik değerler işe katılmadığında içeriklerin kişileri rencide etmesi söz konusu olur ve cezai yaptırımlar gündeme gelir.  Kişilerin içinde bulunduğu olumsuz durumlar, hastalıklar, sosyoekonomik ve sosyokültürel olarak kişinin toplum içindeki konumu eğlence aracı olmamalıdır. Fakat gönüllülük esasına ve usulüne uygun çekilen eğlenceli videolar panik ve korku atmosferinde kişileri rahatlatmada fonksiyonel olacaktır.9. Sosyal medyadaki sağlık haberlerini birkaç farklı internet alanından doğrulamayı ihmal etmeyin: Hastalıkla ilgili bilgi araştırma alışkanlığının internet sitelerinden sonra sosyal medya ağlarında da popüler olduğu görülüyor. Koronavirüs salgınının dünya genelinde yayılım göstermesi ve pandemi olarak ilan edilmesi ardından bu konudaki sosyal medya paylaşımlarının yoğunlaşması bir yandan bilgi kirliliğine de yol açtı.Sosyal medyada güncel haber takibi yapan kuşakların önüne bugünlerde Koronavirüs haberleri dolayısıyla sağlık içerikleri gelmeye başladı ve artan ivmeyle çoğalan hastalığa dair bilgiler ölüm korkusu ve panik duygularıyla karşılandığında kim tarafından paylaşıldığı arka planda kalabiliyor.Koronavirüs ile ilgili uzman paylaşımları ile Sağlık Bakanlığının resmi hesaplarının takip edilmesi gerekirken karşımıza ilgi çekici içerikler gelebilir. Bu durumda kaynağın kim olduğu, içeriğin başka bir internet alanında olup olmadığı, paylaşılan hesabın ne zaman oluşturulduğu gibi birkaç kontrol yapmak gerekir. Gerekmedikçe hastalıkla ilgili olumsuz mesaj veren paylaşımların üretimine ve tüketimine vesile olmayarak, gereksiz bilgi kirliliğine yol açmayarak bu sürece katkıda bulunabiliriz.10. “Sosyal medyada arkadaşım paylaştıysa ben de paylaşayım, beni beğeneni ben de beğeneyim” anlayışına dikkat edin: Sosyal medyada yaygınlaşan davranışlardan birisi de beğeni alışkanlıklarımız ile ilgilidir. Yapılan güncel araştırmalarda özellikle gençlerin beğeni alışkanlıkları sorgulanıyor. “Kişiye göre beğenirim yani içeriğin ne olduğu önemli değil, arkadaşım olduğu için beğenirim” diyenlerin oranı, içeriği görüp beğenenlere göre oldukça yüksek. “Beğeneni beğenirim” anlayışı ile beğeni kazanma davranışının gençlerde giderek yaygınlaşması kontrolü yapılmayan içeriklerin sosyal ağlarda dolaşmasına sebep oluyor. Bu da büyük bir bilgi kirliliğinin yanında tehlikeyi de doğuruyor.Y kuşağı mensubu 314 üniversite öğrencisi ile yürüttüğümüz güncel araştırmada içeriğe bakmaksızın kişiye göre beğenip geçen öğrencilerin sosyal medya bağımlılığı da daha yüksek bulundu. Her gün sosyal ağında bulunan kişilerin tüm paylaşımlarını beğenme alışkanlığı zihinsel olarak orada neler olup bittiğini devamlı düşünmeyi de tetikliyor.  Bu durum hem kişiye hem de kontrol edilmeyen sayısız içeriğin sosyal ağlarda dolaşarak geniş kitlelere yayılmasıyla topluma/toplumlara zarar veriyor.Dünya genelindeki pandemi durumunu göz önüne alarak kişiden ziyade içeriğe göre beğeni alışkanlığına kaymamız gerekiyor. Aksi taktirde insanların içinde bulunduğu korku ve panik duygularını bilinçsizce besleyerek tehdit unsuru yaratabiliriz. Sosyal medya okuryazarı olarak bilinçli davranmak bu dönemde sorumluluktur.

06 NİS 2020

Üsküdarlı öğrencilerden uzaktan eğitime yoğun ilgi!

Koronavirüs nedeniyle uzaktan eğitime geçen Üsküdar Üniversitesi, eğitiminin aksamaması adına öğrencilerine uzaktan eğitimde birçok olanak sundu. Eğitim öğretime hız kesmeden devam eden ön lisans, lisans ve yüksek lisans öğrencileri, farklı dijital uygulamalar üzerinden sağlanan uzaktan eğitim derslerine ilk haftadan itibaren yoğun ilgi gösterdi.100.000’den fazla öğrenci ALMS sistemini kullandıÜsküdar Üniversite öğrencileri ALMS arayüzü ile uzaktan eğitimde akademisyenlerle bir araya geldi. 1 hafta boyunca sanal sınıf uygulaması ALMS üzerinden 827 canlı ders gerçekleşti. 100.000’den fazla öğrenci ALMS sistemine giriş yaptı.  ZOOM üzerinden 243 canlı ders yayını yapıldı…Üsküdar Üniversitesi öğrencilerini uzaktan eğitim için ALMS programının yanı sıra Zoom programı ile de destekledi. Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği Zoom programında akademisyenler, ZOOM üzerinden 243 canlı ders yayını yaptı.STIX sayfası 1.000.000’a yakın kez görüntülediÜsküdar Üniversitesi Yazılım Planlama Birimi tarafından geliştirilen STIX ise derse katılamayan öğrencilerin ders videosuna ulaşıp videoyu izlemesine olanak tanıdı. Üsküdarlı öğrenciler STIX sayfasını 1.000.000’a yakın kez görüntüledi.  Üsküdarlı öğrenciler ÜÜTV’de 35.000 canlı dersi izlediÖğrencilerinin eğitimlerinin aksamaması için uzaktan eğitime başlayan Üsküdar Üniversitesi tüm fakültelerin, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu’nun ve enstitülerin derslerini hazırlanan program çerçevesinde haftanın 6 günü ÜÜ TV’den de canlı olarak yayınladı.ÜÜTV1 ve ÜÜTV2 yayınlarından 35.000 öğrenci canlı dersi izledi. Öğrenciler, 1 hafta da ÜÜ Web sayfasını 275.000 kez görüntüledi.

30 MAR 2020

ÜÜ TV Canlı yayında uzaktan eğitime başladı…

Üsküdar Üniversitesi, YÖK’ün bahar dönemine yönelik kararı doğrultusunda öğrencilerinin eğitimlerinin aksamaması için uzaktan eğitime başladı. Tüm fakültelerin, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu’nun ve enstitülerin dersleri, hazırlanan program çerçevesinde haftanın 6 günü ÜÜ TV’den olarak yayınlanıyor. Üsküdar Üniversitesi, öğrenci odaklı faaliyetlerine Koronavirüs sürecinde de ara vermeden devam ediyor. Bahar döneminde örgün eğitimin yapılamayacak olması nedeniyle üniversitenin kanalı olan ÜÜ TV, Tıp, Sağlık Bilimleri, İletişim, İnsan ve Toplum Bilimleri, Mühendislik ve Doğa Bilimleri fakülteleri, SHMYO, Hazırlık Okulu ve enstitülerin derslerini yayınlayacak. Öğrenciler derslerine uzaktan canlı yayında devam edebilecek.  Uzaktan eğitim canlı yayınları başladıÜÜ TV’de yayınlanmaya başlayan uzaktan eğitim programları Pazartesi - Cumartesi akşamına kadar devam edecek. İlk 5 gün fakültelerin, hazırlık okulunun ve SHMYO’nun dersleri yayınlanacak, Cumartesi günü ise enstitü dersleri canlı yayın ile öğrencilerle buluşacak. Böylece öğrenciler üniversiteye gidemeseler de derslerine kaldıkları yerden etkin bir şekilde devam edebilecekler.ÜÜTV’nin https://tv.uskudar.edu.tr/ sitesi üzerinden başladığı uzaktan eğitimlerin programı ise şöyle;Pazartesi: 09:30 – 12:30 / Tıp Fakültesi, 13:30 – 17:30 / Sağlık Bilimleri FakültesiSalı: 09:30 – 12:30 & 13:30 – 17:30 / İletişim FakültesiÇarşamba: 09:30 – 12:30 & 13:30 – 18:30 / Hazırlık OkuluPerşembe: 09:30 – 12:30 & 13:30 – 17:30 / Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek OkuluCuma: 09:30 – 12:30 / İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, 13:30 – 17:30 / Mühendislik ve Doğa Bilimleri FakültesiCumartesi: 09:00 – 11:00 / Sosyal Bilimler Enstitüsü, 11:00 – 13:00 / Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 13:00 – 15:00 / Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü, 15:00 – 17:00 / Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü, 17:00 – 19:00 / Fen Bilimleri EnstitüsüUzaktan eğitim yayın akışı için tıklayınız: https://uskudar.edu.tr/tr/icerik/5058/uutv-uzaktan-egitim-yayin-akisi

30 MAR 2020

Prof. Dr. Nazife Güngör’ün ‘İletişime Giriş’ kitabının 6’ncı baskısı çıktı!

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör’ün kaleme aldığı İletişime Giriş kitabının 6’ncı baskısı okuyucularıyla buluştu. Siyasal Kitapevi yayınlarından çıkan İletişime Giriş kitabı, geçmişten günümüze uygarlıkların gelişiminde iletişimin önemine dikkat çekiyor. Prof. Dr. Nazife Güngör, İletişime Giriş kitabında iletişimin, uygarlığın belirleyicisi olduğunu ifade ediyor.Uygarlığın gelişmesinde iletişimin önemi…Geniş kitlelere ulaşan, İletişime Giriş kitabı 6’ncı baskısında Prof. Dr. Nazife Güngör, iletişim ve uygarlığın birlikte yaşadığını, birbirini beslediği ve birbirini geliştirdiğini belirtiliyor. İletişime ilgi duyan ve birçok okulda kaynak kitap olarak okutulan İletişime Giriş kitabı, uygarlığın gelişmesinde iletişimin önemine dikkat çekiyor.İletişimde kuramsal çalışmalarıyla bilinen Prof. Dr. Nazife Güngör’ün; İletişim Kuramlar-Yaklaşımlar, Cumhuriyet Döneminde İletişim Kurumlar - Politikalar, Popüler Kültür ve İktidar, Medya İletişim Kültür, Atatürkçü Düşüncenin Bilimsel ve Felsefi Temelleri gibi birçok kitabı da bulunuyor.

23 MAR 2020

Evden çalışmada “zaman yönetimi ve iş disiplini” verimi artırıyor

Koronavirüs salgını ile birlikte dünyada ve ülkemizde gerek günlük yaşamda gerekse iş yaşamında köklü ve radikal değişiklikler yaşıyoruz. Bu süreçte aslında 21. Yüzyılda sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçerken ortaya çıkan esnek çalışma (Flexible working) modellerinden biri olan uzaktan/evden çalışma (teleworking/telecommuting) dünyanın dört bir yanındaki şirketler tarafından zorunlu bir çalışma modeli olarak geniş uygulama alanı buluyor. Uzmanlar, bu süreçte çalışanların zaman yönetimi, iş disiplini ve iletişim becerileri ile bu süreci yönetebileceğine, başarılı iş yerlerinin ise uzaktan çalışma koşullarında çalışanları ile iletişim halinde olarak belirli zamanlarda birlikte sosyalleşebilecekleri keyifli olanaklar ve fırsatları sunabileceğine dikkat çekiyor. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Dinçer Atlı, Koronavirüs salgınıyla gündeme gelen ve pek çok sektörde uygulanan evden çalışma yöntemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Uzaktan çalışma modeli, salgın devam ederse yaygınlaşacakDoç. Dr. Dinçer Atlı, “Uzaktan çalışma genel olarak Türk çalışma kültürünün çok aşina olduğu bir uygulama değil. Daha çok teknoloji yoğun ve çok uluslu şirketlerde gördüğümüz bir tarz. Özellikle yazılımcılar, finans sektörü çalışanları, eğitimciler, web tasarımcılar gibi mesleklerde çalışanlar için daha olası olan uzaktan çalışma, önümüzdeki süreçte virüs salgını devam ederse çok daha yaygınlaşacak. Virüs salgını öncesinde sektörü ve pozisyonu uzaktan çalışmaya uygun olan kişilerin esnek ve uzaktan çalışma uygulamaları ile iş tatminlerinin ve performanslarının olumlu etkilendiğini biliyoruz” dedi.Doğru strateji ile yönetilebilirse pozitif etki sağlanabilirEvden çalışma modelinin işverenler ve çalışanlar doğru bir strateji ile yönetilebilirse kişisel tatmin ve hayat kalitesi üzerinde pozitif etkileri bulunduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Dinçer Atlı, “Çalışanlar için trafikte kaybedilmemiş zaman, buna bağlı olarak daha az stres söz konusu olabiliyor. Daha fazla uyku için zaman bulabilme, daha fazla fiziksel egzersiz için fırsat, fast-food yiyeceklerden uzak kalarak daha sağlıklı beslenme olanağı, uygulanacak birtakım yöntemler ile birlikte daha verimli çalışma gibi faydalar sağlanabiliyor. İşverenler açısından ise süreç doğru yönetilebilirse verimlilik artışı ve kaynak tasarrufu sağlanabiliyor” dedi.Zorluklarına dikkat!Doç. Dr. Dinçer Atlı, “Bununla birlikte içinde bulunduğumuz konjonktür göz önüne alındığında zorunlu uzaktan çalışma birtakım zorlukları da beraberinde getirebiliyor” dedi.Uzaktan çalışma bazı çalışanlar için tercih sebebi ve verim artıran bir yöntem olabilirken bazı çalışanların çalışma tarzlarına uygun olmayabileceğine dikkat çeken Doç. Dr. Dinçer Atlı, “Bu nedenle çalışan farklılıklarını göz önüne almak şirketler için her zamankinden daha önemli. Bu süreçte işverenlerin çalışanlarının yaşadıkları bu zorunlu çalışma modeli değişiminde çalışanları ile mümkün olduğunca iletişim içinde kalarak ve yeni çalışma koşulları ile ilgili bilgilendirmeler yaparak yaşanan değişimin yükünü hafifletmeleri gerekiyor. Uzaktan çalışma konusunda verimin artması ve güven ortamının sağlanması için ise yönetimin çalışanına yeterince güvenmesi ve etkili bir performans sisteminin kurulması hayati önem taşıyor. Bu süreçte olanak varsa çalışan ile yöneticinin güne başlarken ya da günü bitirirken bir telefon görüşmesi yapması da motive edici olabiliyor” tavsiyesinde bulundu.Kurum kültürünün uzaktan yaşatılması önemliÇalışanların kurumsal değerleri benimsemelerinin, şirket vizyonunu ve misyonunu yaşamalarının kurum kültürü ile ilgili olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Dinçer Atlı, şunları söyledi:“Şirketler kurum kültürlerini sadece ofis ortamında değil, uzaktan çalışma ortamında da yaşatabilirler. Bu nedenle uzaktan çalışma durumunda kurum kültürünü yansıtan faaliyetlerin planlanması, önemli günlerin kutlanması, ödüllendirmeler, olumsuz durumlar için ilgili çalışanın yanında olduğunu gösteren uygulamalar bu süreçte de önemini koruyacaktır. İlginç bir uygulama olarak verimlilik ve dostluğu güçlendirmek için yenilikçi ve ilginç bir yol olarak şirket sponsorluğunda video konferans yoluyla ekipçe haftalık öğle yemeği yemek özellikle yurtdışındaki uzaktan çalışma kültürüne sahip şirketlerde görülen ilginç bir uygulamadır. Virüs yayılımını göz önüne alarak sanal öğle yemeği dışarıdan yemek sipariş ederek değil en uygun hijyenik koşullarda hazırlanarak planlanabilir.”Uzaktan çalışmanın zorlukları da varUzaktan çalışma modelinde çalışanlar açısından birtakım olumsuzlukların da olabileceğini kaydeden Doç. Dr. Dinçer Atlı, “Uzaktan çalışırken içsel motivasyonlarını sağlama konusunda zorluklar, zaman yönetimi becerileri ile ilgili sorunlar, sosyal izolasyondan kaynaklı yalnızlık duygusu, diğer çalışanlar ile ilgili iletişim sorunları ve salgın konusundaki endişe, korku ve çaresizlikten kaynaklanan travma sonrası stres bozukluğu gibi sorunlar oluşabiliyor. Tüm bu zorluklar ile baş etmek önemli hale gelirken çalışanın iş arkadaşları, yöneticileri ve iletişimde olduğu paydaşları iletişimini devam ettirmesi önemli hale geliyor” diye konuştu.Dijital ortamda sosyal etkileşim yalnızlık duygusunu azaltıyorBu dönemde uygulanan uzaktan çalışma modelinde yalnızlık duygusunun azaltılmasının dijital ortamda sosyal etkileşimle mümkün olabileceğini kaydeden Doç. Dr. Dinçer Atlı, tavsiyelerini şöyle sıraladı:“Bu süreçte çalışanların; dijital olanaklar ile de olsa sosyal etkileşim içinde olmak iş birliği hissiyatı yaratarak yalnızlık duygusunu azaltır. Bu nedenle evden çalışan kişi için mesai aralarında ya da mesai sonrasında yalnızlık duygusunu azaltabilecek bir iş arkadaşı ya da iş arkadaşları ile sesli ya da görüntülü iletişim içinde olması ya da çalışanın aynı deneyimi yaşayan başka bir şirkette çalışan bir arkadaşı ile iletişim içerisinde olması faydalı olabilir. Olanak varsa çalışanların takım arkadaşları ile yüz yüze ofis deneyimini çoğaltacak video konferans ya da belgeler üzerinde aynı anda düzenleme olanağı sağlayan ekran paylaşımı gibi dijital uygulamalar ile çalışmaları yararlı olabilir.”Zaman yönetiminde Pomodoro TekniğiUzaktan çalışmada zaman yönetimi ve iş disiplininin oldukça önemli olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Dinçer Atlı, “Günün başında yapılacak işleri listelemek ve günlük çalışma çizelgesi hazırlamak ve söz konusu çizelgeye bağlı kalarak bir zaman yönetimi verimlilik açısından faydalı olacaktır.  Bu arada zamanı iyi değerlendirmek için zaman Pomodoro Tekniği de önerebileceğimiz bir teknik olabilir. Bu teknikte pomodoro bir zaman birimi anlamında geliyor. 1 pomodoro birimi, 30 dakikalık süre anlamına geliyor. Teknik, öncelikle yapmak istediğiniz uzun ve kısa vadeli işleri içeren bir çizelge hazırlamakla başlıyor. Ardından öncelikli yapılacak işler belirleniyor. 25 dakikalığına işinize odaklanıyorsunuz, sonrasında 5 dakikalık bir mola veriyorsunuz. Böylece 1 pomodoro tamamlanmış oluyor. Dört pomodoro yaptığınızda, yarım saatlik bir mola verebiliyorsunuz. Günde 6-12 arası pomodoro yapmak, ideal kabul ediliyor. Bu da 3-6 saat arası bir zaman dilimine denk geliyor.  Kişi bu yöntemi kısmen ya da iş yoğunluğuna uygun ise tüm mesaisinde kullanabilir. Bu yöntemde kısa mola dilimlerinde, kahve arası, tatlı atıştırmalıklar, varsa evcil hayvanınızla ilgilenmek, kısa yürüyüş ya da kısa sosyal medyada sörfü gibi kişinin başarısını ödüllendirmesine neden olacak bireysel motivasyonu artırıcı faaliyetler yapılabilir. Gün sonunda yapılan çalışmaları ve sürelerini kaydetmek yine faydalı olabilir” diye konuştu.Doç. Dr. Dinçer Atlı, “Bunun yanında olanak varsa diğer aile bireylerinin çalışanı kesintiye uğratamayacağı bir çalışma yeri verimliliği çok artırıyor” dedi.Zaman yönetimi, iş disiplini ve iletişim becerisi ile bu süreç yönetilebilirDoç. Dr. Dinçer Atlı, “Özetle; bu süreçte çalışanlar zaman yönetimi, iş disiplini ve iletişim becerileri ile bu süreci yönetebilir.  Başarılı iş yerleri ise uzaktan çalışma koşullarında çalışanları ile iletişim halinde olarak belirli zamanlarda birlikte sosyalleşebilecekleri keyifli olanaklar ve fırsatları sunabilir. İşverenler uzaktan çalışmayı yüksek performans yaracak şekilde kurum kültürünün bir parçası olarak geliştirebilirlerse yeteneğin performansa dönüşebileceği bir ortam yaratılabilir” dedi.

19 MAR 2020

Sosyal medyadaki “duygusal bulaşmaya” dikkat!

Sosyal medyanın toplumu ve bireyi etkilemede oldukça güçlü bir araç olduğu biliniyor. Özellikle olumsuz içeriklerin olumluya göre daha hızlı yayılım ve etkileme gücü olduğunu ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, sosyal medyadaki duygusal bulaşmaya işaret ederek sosyal medya okuryazarlığının önemine ve sosyal medyanın bilinçli kullanımına dikkat çekiyor.Koronavirüs nedeniyle evlerde geçirilen zaman uzadı. Doğal olarak sosyal medyada geçirilen zaman da arttı.Sosyal ağlardaki duygusal etkileşim çok güçlüÜsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, sosyal medyadaki duygusal bulaşmaya dikkat çekerek şunları söyledi: “Yapılan deneysel ve sosyolojik araştırmalarda sosyal medyada duygusal bulaşmadan bahsediliyor. Buna göre kişilerin sosyal ağlarında paylaştıkları gönderilerin arkadaşları ve arkadaşlarının arkadaşlarını etkileme gücü oldukça yüksek. Üç dereceye kadar etki yükselirken dördüncü seviyede etkileme gücü azalıyor. Tıpkı virüs gibi duygular da enformasyonel olarak sosyal ağlarda yayılıp insanları derinden etkiliyor. Olumsuz duyguları içeren sayısız paylaşımın küresel çevrimiçi ağlardaki yayılım gücü düşünüldüğünde duygusal felaketler kaçınılmaz oluyor.”Sosyal medya okuryazarlığı önemli Koronavirüs hakkında panik, korku, hatta nefret söylemlerini içeren enformasyonların hızla sosyal medyada yayıldığını belirten Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, “Sosyal medyadaki bilgi kirliliğinin yayılımını azaltmanın ilk aşaması farkındalık yaratmakla sağlanabilir. Biliniyor ki eğitimin ilk aşaması dikkattir. Dikkat sağlanmadıkça ne anlatırsanız anlatın karşınızdaki onu almayacaktır. Tam da bu noktada sosyal medya okuryazarlığının önemi gündeme geliyor” dedi.Sosyal medya bilinçli kullanılmalı!İnternet vatandaşlığı anlayışının geliştiğine dikkat çeken Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal sosyal medya okuryazarlığı müfredatı oluşturularak eğitiminin verilmesi gerektiğini vurguluyor. Ünal, “Toplumsal olaylar, siyasi, ekonomik ve biyolojik olayların dünya genelinde yaşandığı bir dönemde nefret söylemi, doğruluğu teyit edilmeden yapılan bilgi paylaşımları, troll hesaplardan yayılan kötü niyetli enformasyonların önüne geçmek için sosyal medya okuryazarlığı becerisinin kazanılması gerekiyor.Koronavirüs hakkında yayılan, doğruluğu kanıtlanmamış pek çok bilginin beğenilerek paylaşılması, sosyal medyanın bilinçli kullanılması gerekliliğini gösteriyor. Sosyal medya okuryazarlığı eğitimlerinin gerek uzaktan eğitim programlarında gerekse örgün eğitimde okullarda okutulması ve sosyal medya uzmanları tarafından halkı bilinçlendirmeye yönelik hızlandırılmış modüller ile seminerlerin verilmesi oldukça önemli” dedi.Sosyal medyada Koronavirüs paylaşımları dikkat çekiyorSosyal medya üzerinden Koronavirüs hakkında yoğun paylaşımlarında bulunan ülkelere dikkat çeken Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, şunları söyledi: “Dünya geneline baktığımızda yapılan araştırmalar Koronavirüs ile ilgili en çok sosyal medya paylaşımında bulunan ülkelerin başında, birinci sırada Japonya (%23.12), ikinci sırada Amerika (%22,53), üçüncü sırada ise Güney Kore’nin (%3,52) geldiğini gösteriyor. Türkiye ilk 10 sırada yer almamakla birlikte dünya genelinde %2,20 oranında bilgi paylaşımında bulunduğu söyleniyor.Çin’in Wuhan kentinde ilk vakanın görülmesi ardından hızla yayılan Koronavirüs ile ölü sayısı artışının paniğe yol açması sosyal medya ağlarına yansıyarak dünya genelini etkisi altına aldı. Özellikle ölüm oranının fazla olduğu ülkelerde sosyal medya paylaşım oranlarının da yüksek oluşu ölüm korkusunun yayılımını arttırdı. Bu noktada alınacak tedbirler ile ilgili resmi kuruluşlar ile uzmanların paylaştıkları enformasyonel içeriklerin ikinci planda kalması söz konusu oluyor. Çünkü olumsuz içeriklerin olumlu içeriklere göre etki ve yayılım gücü fazladır. Alınacak tedbirler konusuna konsantre olmamız şart.”Olumsuz içerikleri paylaşmayı azaltalımAile içinde yaşanan panik havasını aza indirgemek ve özellikle çocukların güvenini kırmamak adına sosyal medyayı bilinçli kullanmanın önemine değinen Aylin Tutgun Ünal, “Vatandaşlar olarak olumsuz içerikleri paylaşmayı azaltabiliriz. Sağlık Bakanlığından, uzman doktorlardan ve devlet kuruluşlarından hastalık ve tedbirleri ile ilgili, çalışma düzeni ve yaşam koşulları ile ilgili verilen bilgileri takip edebiliriz. Diğer yandan, sosyal medya ağlarında dolaşan bilgilerin doğruluğunun teyit edilmemiş olabileceğini düşünüp paylaşmamaya özen göstermeliyiz. Özellikle trol hesaplar oluşturularak başka ülkelerde gerçekleşen olayların ülkemizde gerçekleşiyor gibi gösterilmesi, asılsız haberlerin oluşturulması için çabaların olması sosyal medya ortamında dolaşan veya birileri tarafından gönderilen iletilerin defalarca sorgulanmasını gerektiriyor” dedi.  Sosyal medya haberciliğine dikkat!Haber ajanslarının da sosyal medya haberciliği konusunda dikkat etmeleri gerektiğini vurgulayan Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, “Instagram, Twitter ve YouTube gibi platformlarda genç kuşakların yoğun olduğu, sosyal medyayı aktif kullandıkları ve sosyal medyanın topluluk oluşturma gücünden yararlandıkları düşünüldüğünde panik duygusundan ziyade birlik ve beraberlik duygusuna yönelik paylaşımlar ile genç kuşağın desteğinden yararlanılabilir. Bu yönde haber ajansları, devlet kuruluşları ve konuyla ilgili uzman kişilerin sosyal medya paylaşımlarını düzenleyerek alınacak tedbirler konusunda genç kuşağı işe katması faydalı olacaktır.Korku yayılımını azaltmada bireysel çaba içinde olmalıyız ki dünya genelinde 275 milyonun üzerinde Koronavirüs ile ilgili paylaşımın çevrimiçi ağlarda dolaştığı bildiriliyor. Sosyal medyanın toplumu ve bireyi etki gücü düşünüldüğünde, faydalı bilgilerin yayılımını arttırabilmek ve panik, korku gibi duyguları azaltabilmek için bireysel olarak yaptığımız paylaşımlar ve yorumlarda daha bilinçli ve kontrollü olmalıyız” dedi.Sosyal medyada da sosyal mesafe kuralı Sosyal mesafe kuralını sosyal medyaya da uygulamamız gerektiğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, “Sosyal medya ağımızdaki kişilerin paylaşımlarına karşı da mesafeli olarak bu süreci atlatabiliriz. Sosyal ağımızda yer alan arkadaşlarımızın ve onların arkadaşlarının iletilerine karşı mesafeli durduğumuzda sosyal ağların üç dereceye kadar olan yüksek etki gücünden korunabiliriz, bunun yanında resmi kurumlar ile önleyici çalışmalar yapan uzmanların hesaplarına ise mesafemizi azaltabiliriz” dedi.

11 MAR 2020

Oyun Sektöründe Tasarım ve Girişimcilik konuşuldu

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı “Oyun Sektöründe Tasarım ve Girişimcilik” etkinliği düzenledi. Etkinliğin konukları; Türk Video Oyunu Programcısı ve Yapımcısı Mevlüt Dinç, Gamelab Türkiye’nin Kurucusu Noyan Culum, Oyun ve Karakter Tasarımcısı Ahmet Gölbaş oldu.Güney Yerleşke Fuat Sezgin salonunda gerçekleşen etkinliğin açılış konuşmasını Görsel İletişim ve Tasarımı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hatice Öz Pektaş yaptı. Öğrenciler, etkinliğe yoğun ilgi gösterdi.“Şu anda dünyada iki milyar oyuncu var”Mevlüt Dinç, günümüz oyun sektörünün durumu ile ilgili bilgi verdi. Dinç, “Şu an dünyada iki milyar oyuncu var. Bu sayının yarısı oyunlara para harcıyor dolayısıyla oyun sektörünün yüz kırk, yüz elli milyar dolar olması hiç şaşırtıcı değil bu ciroyu da otuz küsur yıl gibi çok kısa sürede elde etmeyi başardı. Bu da oyun sektörünün ne kadar hızlı büyüdüğünü gösteriyor ve bu hızla büyümeye de devam edecek” dediOyunun parçası olmak isteyen siz gençler için önemsiyorum”Mevlüt Dinç, mobil oyunların aslında birer fırsat ve gençlerin ulaşabileceği bir sektör olduğunu belirtti. Dinç “Özellikle mobil oyunlarda inanılmaz bir yükseliş var ve bu yükselişin yarısı mobil oyun sektöründen geliyor. Oyun sektörüne girmek, geliştirmek ve oyunun parçası olmak isteyen siz gençler için önemsiyorum bunu. Mobil artık herkese fırsat tanıyor herkes bu işe hızlı bir şekilde girebilir. Nasıl ben seksenli yıllarda bu işe kendi başıma kendi bilgisayarımla öğrenerek yapmaya çalıştıysam sizlerde çok küçük ekiple hatta tek başınıza mobil oyun sektörüne girme imkânınız var.” şeklinde belirtti.“First Samuray 1991 yılın oyunu seçildi”1983 ve 2000 yılları arasında yaptığı ve tasarladığı oyunları tanıtan Mevlüt Dinç, öğrencilere tavsiyelerde bulundu. Mevlüt Dinç “Gerry The Germ 1985 İngiliz Telekom'a sattım, Prodigy 1986, Knightmare 1987, Enduro Racer 1987, First Samuray 1991 yılın oyunu seçildi, Street Racer 1994 Ubisoft’a satıp 10 hafta boyunca listelerde 2 numarada kalmayı başardı. Oyun yapmak tasarlamak için özgün bir şey yapmak daha önce yapılmamış bir şey yapmak anlamına gelmiyor” dedi.“Oyun geliştirmek için mühendis olmanız gerekmiyor”İktisat okuduğunu ve teknik bir geçmişinin olmadığını belirten Dinç oyun sektörünün gençler için ulaşılabilir olduğunu söyledi. Dinç, “Oyun yapmak ve geliştirmek için mühendis olmanız gerekmiyor. Korkmayın Unity gibi oyun motorları var artık kodlama bile bilmeniz gerekmiyor” şeklinde konuştu.  Noyan Culum: “Oyun sektöründe yazılımcı çok, grafiker az”Noyan Culum, grafikere oyun sektöründe ihtiyaç duyulduğunu ve bunun yeni yeni çözülen bir sorun olduğunu ifade etti. Culum, “Oyun sektöründe yazılımcı çok, grafiker az. Çoğu yerde üniversitelerde oyun sektörü semineri olduğu anda programcılarla ve mühendislerle doluyor ve tasarımcıların katılımı düşük oluyor. Bunun nedeni iki yıl öncesine kadar insanlar daha çok baskılı işlere yönelik tasarımlar düşünmeleri. Dijital tasarım ve endüstrisi gelişmemişti. Türkiye'de iki üç yıldır üniversitelerimizin değerli katkısıyla dijital tasarım konusunda önemli bölümler açıldı. Oyun sektörünün gelişmemesinin sebebi biraz da buydu tasarımcıların grafiklerin sektörde çok fazla faaliyet göstermemesiydi” dedi“Ürünleri tutunduracak bir malzeme lazım.”Noyan Culum, geliştirilen ve yapılan oyunların pazarlaması ve nasıl tutundurulması gerektiği ile ilgili bilgi verdi. Culum, “Piyasada ürünü tutundurma sorunu var pazarlama harcaması yapılması gerek. Harcama yapıldıkça karşılığını alamıyorsun dolaysıyla tutundurmak çok önemli. Pazarlama politikasında ürünleri tutunduracak bir malzeme lazım, reklam masraflı bir malzeme” şeklinde konuştu.Ahmet Gölbaş: “Gerçek evren atomlardan oluşuyor bizim evrenimizde de pixel atomdur”Ahmet Gölbaş, dijital çizimin ve tasarımın yapı taşı olan pixel hakkında bilgi verdi. Gölbaş “Her çerçeve gerçek evrende ürettiklerimizi farklı bir evrene çevirir. Kendi içinde kendi kuralları olan bir evrenden bahsediyoruz. Bu pixel art yaparken de tuval üstüne resim yaparken de ya da insan beniyle de bir şey yaparken de gerçek evrenin bir yansımasının kopyasını yapıyoruz. Gerçek evren atomlardan oluşuyor. Bizim evrenimizde pixel atomdur. Bunu tek tek kullanarak bir şeyler yaratıyoruz” dedi.“Gerçekleşen hikâyeyi okuyabileceğinize inanıyorum”Ahmet Gölbaş, Karakter ve oyun tasarımı için aslında sanata da hâkim olup sanat tarihinden ipuçları alınması gerektiğini tavsiye etti. Gölbaş “Çizim alanınız kısıtlandığı zaman orada yaratım devreye giriyor. O yüzden önerim yaratım devreye girdiği için bize ipuçları verecek olan sanat tarihidir. Tek tuval üzerinde tam olarak neyin gerçekleştiği konusunda fikir sahibi olmamız ufkumuzu açacaktır. Gerçekleşen hikâyeyi okuyabileceğinize inanıyorum” ifadelerini kullandı.Program sonrası Mevlüt Dinç, okurlarının kitaplarını da imzaladı.Toplu fotoğraf çekimi ardından etkinlik sonra erdi.

11 MAR 2020

İletişim Fakültesinde Kültürel Afiş Tasarımı Sergisi açıldı

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel İletişim ve Tasarım Bölümü 3’üncü sınıf öğrencileri tarafından Kültürel Afiş Tasarımı Sergisi gerçekleştirildi. Görsel İletişim ve Tasarım Bölümü 3’üncü sınıf öğrencileri kendi yaptıkları afiş ve dergi tasarımlarını sergiledi. Sergiye İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör’ün yanı sıra çok sıra akademisyen de katıldı.Serginin açılış konuşmasını Görsel İletişim ve Tasarımı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hatice Öz Pektaş yaptı. Pektaş, serginin içeriği ile ilgili bilgi verdi.Güney Yerleşke Fuaye alanında gerçekleşen sergiye öğrenciler yoğun ilgi gösterdi.Dergi tasarımları online hale getirildiSergide görücüye çıkan eserlerin bir kısmı İzmir Avrupa Caz festivali afişlerinden, diğer kısmı ise sanat edebiyat ve tiyatro afişlerinden oluşuyor. Ayrıca sergide dergi ve süreli yayın tasarımlarına da yer verildi. Dergi tasarımları ise online hale getirildi. Sergide katılan öğrencilere sertifika takdim edildi. Toplu fotoğraf çekimi ardından etkinlik sona erdi.Sanatseverler sergiyi 10 - 17 Mart tarihleri arasında ziyaret edebilecek.

11 MAR 2020

Venüs’ün Doğuşu tablosu mitoloji ve semiyoloji yardımıyla çözümlendi

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Medya ve İletişim Bölüm Başkanı Doç. Dr. Feride Zeynep Güder, Gösterge Bilimi dersi kapsamında “Venüs’ün Doğuşu Tablosunun Mitoloji ve Semiyoloji yardımıyla çözümlenmesi” konulu etkinlik düzenledi. Etkinliğin konuğu İstanbul Kültür Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi Mehmet Süha Sarıoğlu oldu.Güney Yerleşkede gerçekleşen etkinliğe katılımcılar yoğun ilgi gösterdi.Mehmet Süha Sarıoğlu: “Mitoloji hep ön plandadır”Mehmet Süha Sarıoğlu, mitoloji ve gösterge bilim yardımıyla Rönesans tablosunun çözümlenmesinin nasıl yapılacağı ile ilgili bilgi verdi. Sarıoğlu, “Mitoloji hep ön plandadır. Her sanat eserinin bir hikâyesi mutlaka vardır” şeklinde konuştu.Program sonrası Doç. Dr. Feride Zeynep Güder, İstanbul Kültür Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi Mehmet Süha Sarıoğlu’na plaket takdim etti.

05 MAR 2020

Üsküdarlı iletişimciler 30’uncu Genç İletişimciler Yarışmasına damga vurdu!

Aydın Doğan Vakfı ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti işbirliği ile düzenlenen 30’uncu Genç İletişimciler Yarışmasında Üsküdar Üniversitesine ödül yağdı. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri bir üçüncülük, iki ikincilik ve bir de birincilik ile toplam dört ödül almaya hak kazandı.Bu sene 30’uncusu düzenlenen Genç İletişimciler Yarışmasına 486 öğrenci 537 projeyle katıldı. Hilton İstanbul Bosphorus'ta gerçekleşen törende Üsküdarlı İletişim Fakültesi öğrencileri keyifli anlar yaşadı.Güneşe Dokunan Kadınlardan birincilik ödülü!Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri katıldıkları projeler ile ödül almaya hak kazandı. İletişim Fakültesi Reklam Tasarımı ve İletişimi Dr. Öğr. Üyesi Nihal Toros Ntapıapıs’ın danışmanlığını yürüttüğü projede İletişim Fakültesi öğrencilerinden Ece Özipek, Nuriye Serenay Özkan ve Büşra Kaplan “Güneşe Dokunan Kadınlar” internet sitesi projesi ile birincilik ödülü almaya hak kazandı.Üsküdarlı iletişimcilere iki ikincilik ödülü birden…İnternet Medya Sitesi dalında danışmanlığını İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan’ın üstlendiği İletişim Fakültesi öğrencilerinden Sema Kahriman, “Veriyle.com” adlı web sitesi ile ikincilik ödülünü kazandı. Prof. Dr. Süleyman İrvan’ın danışmanlığında Blog Yayıncılığı dalında ikincilik ödülünü de Nilay Tuğçe Bostancı kazandı.Üsküdar’a sosyal sorumluluk dalında üçüncülük ödülüSosyal Sorumluluk dalında üçüncülük ödülünü ise İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Dr. Öğr. Üyesi Gül Esra Atalay danışmanlığında İletişim Fakültesi öğrencilerinden Meliha Balaman, Muhammet Şahan Şengül, Elif Sena Demiroğlu, Lütfiye Öztunç kazandı.

04 MAR 2020

Game Of Thrones’un tasarımcısı Onur Can Çaylı Üsküdar Üniversitesinde!

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Çizgi Film ve Animasyon Bölümü “Onur Can Çaylı ile Animasyon ve Konsept Tasarımı Üzerine” etkinliği düzenledi. Game Of Thrones gibi pek çok ünlü dizinin tasarımını üstlenen Çaylı, iletişim fakültesi öğrencilerine animasyon ve konsept tasarımı ile ilgili bilgi verdi.Güney Yerleşke Ayhan Songar Konferans salonunda gerçekleşen etkinliğin açılış konuşmasını Çizgi Film Animasyon Bölümü Prof. Dr. Hasip Pektaş yaptı. Öğrenciler, etkinliğe yoğun ilgi gösterdi.“Kendi dünyamda, doğa ile iç içe yaşayan bir çocuktum”Onur Can Çaylı, animasyona nasıl başladığı ile ilgili bilgi verdi. Çaylı, “Belli bir yaşa kadar köyde anneannemlerin yanında kaldım ve bu dönem benim karakterimde çok büyük ve olumlu değişikliklere yol açtı. Doğayı gözlemleme fırsatı buldum, tasarım adına bu bana çok büyük fayda sağladı. Üniversitede kendimi sorgulamaya başladım. Yaptığım çizim ve tasarımları daha farklı kitlelere nasıl ulaştırabilirim derdine düştüm. Birçok farklı program öğrenerek, hiç durmadan çizerek tasarım yolculuğuna başladım” şeklinde konuştu.  “Kalemimi her zaman keskin tutmaya çalıştım”Her zaman anlatmak istediği bir hikâyesi olduğunu dile getiren Çaylı, tasarımın bir hikâye olduğunu ve onun her zaman alt metinde başladığını belirtti. Çaylı, “Tasarım için ilham veren şeyin hem görsel, hem teorik, hem de felsefe bağlamında bir fikir olması gerek. Tüm bunların tasarımın hikâyesini oluşturuyor. Kalemimi her zaman keskin tutmaya çalıştım çünkü bir proje geldiğinde hazır olmam gerekiyordu. O yüzden sürekli çiziyorum. Hala da eskiz yapıyorum, onları hiçbir zaman bırakmıyorum, çizim yapmadan kesinlikle bir projeye başlamam” dedi.“Yaptığım her işin anatomisi var”Anatomiye her zaman önem verdiğini ve yaptığı her işin bir anatomisi olduğunu söyleyen Çaylı, analitik düşünme yöntemiyle olaya yaklaşıldığında tasarlanan her şeyin altında yatan bir fikir olduğunun farkına varılabileceğini ifade etti. Çaylı, “Çok fazla kas ve iskelet sistemi inceledim ve her seferinde fark ettiğim yeni şeyler bana ilham oldu. Merak ettiğim şeyleri biyolojik ve fiziksel anlamda sürekli inceliyorum” şeklinde konuştu.“Ne yapacağımı bilemediğim zamanlarım oldu”Çaylı, sektöre girebilmek adına neler yapılabileceğine değindi. Çaylı, “Okuduğum zaman alabildiğim kadar faklı konu üzerine ders aldım. 2 boyutlu animasyon denedim, renklendirme denedim,  konsept tasarım gibi yapılabilecek her şeyi yaptım. Bana en uygun şeyi bulmaya çalıştım ve 3 boyutu algılayabilme ve konsept yeteneğimi birleştirerek kendime bir ürünü üretebilme metodolojisini kendim yarattım. Bu metodu kullanarak sektöre nasıl başlayacağınızı belirlemiş oluyorsunuz” dedi.Onur Can Çaylı, öğrenciler tarafından merak edilen soruları da cevapladı.Program sonrası Çizgi Film Animasyon Bölümü Prof. Dr. Hasip Pektaş, Onur Can Çaylı’ya teşekkür belgesi taktim etti.Toplu fotoğraf çekimi ardından program sona erdi.Haber/ Fotoğraf: Betül Yiğit

04 MAR 2020

“Sosyal Medya’nın Etkileri” kitabı yayımlandı

Teknoloji sayesinde hayatımızın parçası haline gelen sosyal medyanın etkileri, akademik bir çalışma ile kitap haline getirildi. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal’ın, “Türkiye’de ilk olan” sosyal medya bağımlığı ölçeğinden yola çıkarak hazırladığı, “Sosyal Medya’nın Etkileri” isimli kitabı okuyucusuyla buluştu. Kitabın takdimini yazan Prof. Dr. Nevzat Tarhan ise sosyal medyanın en çok gelişen beyinleri etkilediğine dikkat çekiyor. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, sosyal medya bağımlılığı ölçeğinden yola çıkarak kaleme aldığı “Sosyal Medya’nın Etkileri” isimli kitabını yayımladı. DER Yayınlarından çıkan Genç Bilim Emekçilerine ithafen hazırlanan kitabın içeriğinde sosyal medyanın etkileri, bağımlılığı ve ölçülmesi bilimsel verilerle ele alınıyor.Bilinçli kullanmak isteyene başucu rehberi olacakSadece sosyal medyaya ilgi duyanların değil, sosyal medyayı bilinçli kullanmak isteyen herkesin bu kitaptan yararlanabileceğini ifade eden Ünal, “Sosyal medya hem bireyi hem de toplumu oldukça etkileme gücüne sahip. Bu anlamda sosyal medyayı anlamak önemliydi ve aynı zamanda sosyal medya bağımlılığı çağımızın bir sorunu olarak görülüyor. Sosyal medya bağımlılığı araştırmalarına ve sosyal medya bağımlılığı ölçeğine de yer vererek okurlara faydalı olmasını hedefledim, umarım amacına ulaşır” dedi.İlişkiler daha kolay başlatılıp bitiriliyorDr. Aylin Tutgun Ünal, sosyal medya bağımlılığı ölçeği geliştirilmesiyle bu çalışmanın ortaya çıktığını belirterek şu değerlendirmelerde bulundu: “Sosyal medyanın önemli etkilerinden birisi kısa sürede yeni bir ilişkinin kurulması ve yine kısa sürede ilişkilerin sonlandırılmasının sosyal medyada daha kolay olmasıdır. Diğer taraftan, küresel anlamda tek başına sağlanamayacak olan gücün, sosyal ağlar yardımıyla geniş çapta sağlanması, sosyal medyanın insanları etkileme gücünü ortaya koyuyor. Özellikle politik amaçlı kullanım ile kamuoyuna hitap edilmesi sosyal medyanın toplumsal etkilerini gözler önüne seriyor.Sosyal medya ağları sunduğu pek çok cazip özellik ile bireylerin pek çok ihtiyacına hitap ederek haz almalarını sağlıyor. Sonuç olarak; bu çalışmada öncelikle sosyal medyanın gelişim süreci ile tanım ve özelliklerine yer verilerek sosyal medya ağlarının anlaşılabilmesi amaçlandı. Daha sonra, sosyal medya bağımlılığına geçiş zemini sağlandı. Sosyal medya bağımlılığı bölümünde ise, sosyal medya bağımlılığı tanımlanmaya çalışılarak alanyazındaki araştırmalar konularına ayrılarak verildi. Sosyal medya bağımlılığının ölçülmesi konusu ise son bölümü oluşturdu ve ülkemizde geliştirilen ölçekler ele alındı. Yoğun bir alanyazın araştırması sonucunda derlenen bu çalışmanın sosyal medya bağımlılığı ve ölçülmesi konusunda bir başvuru kaynağı olabileceğini umuyorum.”Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Sosyal medya en çok gelişen beyinleri etkiliyor”Kitabın arka kapağında insan davranışlarını etkileyen dönemlerden bahseden Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın sosyal medya kullanımına ilişkin görüşleri ise şöyle: “Sosyal psikoloji ve iletişim bilimi alanında yapılacak bilimsel alan çalışmaları geleceği öngörme ve mevcut sorunlara alternatif çözümler üretme konusunda çok faydalı hatta gerekli görüyorum.  Artık açıkça görülüyor ki sosyal medya kullanımı bir alışkanlık halinde iken şu anda tutku ve bağımlılık durumuna gelmiştir. Sos­yal medya bağımlılığı 2015 yılında DSM V’de Davranışsal Bağımlı­lık olarak artık sınıflandırma kapsamına alındı. Klinik tanı olma­sı biyolojik ve psikolojik tedavileri konusunda bize sorumluluklar yükledi. Özellikle kültürümüze uygun tanı yöntemleri gerekiyor­du çünkü sosyal medya en çok gelişen beyinleri etkiliyor. Beynin ödül ceza sistemi bozulduğu için bu kişilerin beyni hazza doymuyor ve tıpkı kokain gibi arama davranışına sürüklüyor.”

02 MAR 2020

Prof. Dr. Süleyman İrvan: “Yalan haberle mücadelede medya okuryazarlığı şart”

TRT Radyo 1’de yayımlanan “Ailece” programına telefonla katılan Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan, korona virüs salgını çerçevesinde medyanın tutumuyla ilgili soruları cevaplandırdı.Medyanın korona virüs haberlerine gösterdiği aşırı ilginin nasıl değerlendirilmesi gerektiği şeklindeki soruya İrvan şu cevabı verdi: “Medyanın yeni ortaya çıkan ve hızla yayılan bir virüse ya da aniden ortaya çıkan herhangi bir krize ilgi göstermesi elbette beklenen bir şey. Bunun çok yadırganmaması lazım. Ancak, son korona virüs salgını başladığında medyada birçok komplo teorisi yayıldı. Medya da sever komplo teorilerini. Ama şunu söylemeden geçemeyeceğim. Bugün itibarıyla 90 bine yakın kişiye bulaşmış korona virüsü. Bunların yaklaşık 80 bini Çin’de. Öte yandan 68 ülkede de korona virüse yakalanmış hasta tespit edildi.” Sağlık konusunda uzmanlaşmış muhabirlere ihtiyaç varTürkiye’de henüz bir vaka tespit edilmediğinin altını çizen Prof. Dr. İrvan, “Bu salgının Türkiye’ye ulaşmayacağı anlamına gelmiyor. Burada elbette medyaya çok büyük görev düşüyor. Medyanın doğru, sağlık haberciliğine uygun bir habercilik yapması gerekiyor. Maalesef hem geleneksel medyada hem de sosyal medyada bu salgın çok abartılı biçimde aktarılıyor” dedi. Bu tür bir haberciliğin toplumu paniğe sevk edebileceğini ifade eden İrvan, “Medya sağlıkla ilgili bir haberi verirken nelere dikkat etmeli?” şeklindeki soruya şu cevabı verdi: “Aslında sıkıntı şu. Türkiye’de sağlık konusunda uzmanlaşmış fazla gazeteci yok. Sağlık haberlerini de diğer haberleri yapan muhabirler yapıyor. Aslında sağlık konusu çok önemli ve bu konuda uzmanlaşmış muhabirlere ihtiyaç var. Aynı zamanda, Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere sağlık konusunda yetkili kurumların gazetecileri bilgilendirmeleri gerekiyor.”“Bu haberler verilirken neye dikkat edilmeli?” şeklindeki soruyu da cevaplandıran İrvan, “Öncelikle bu haberlerin kaynağı kim, bilgiler kime dayandırılıyor o önemli. En başta bu haberler doğru kaynaklara, bu konuda uzman kaynaklara dayandırılmalı ve doğru bilgiler aktarılmalı” dedi.“İnsanlar Google’dan hastalıklarla ilgili araştırmalar yapıyorlar, bu konuda ne dersiniz?” sorusuna İrvan, bu durumun internetle birlikte yaygınlaştığını, kendisinin de zaman zaman internette hastalıklarla ilgili bilgi aradığını ifade etti. İrvan, internette doğru bilgiyi bulabilmenin çok önemli olduğunu, bunun için de medya okuryazarlığına önem vermek gerektiğini söyledi. Sosyal medyayı bir veri olarak kabul etmeliyiz “Sosyal medyada çok sayıda yanlış bilgi var, bununla nasıl mücadele edilmeli, kendimizi sosyal medyadan nasıl korumalıyız?” şeklindeki soruyu cevaplandıran Süleyman İrvan, özellikle genç kuşağın sosyal medyadan beslendiğini, sosyal medyayı yok saymanın mümkün olmadığını, sosyal medyanın bir veri olarak kabul edilmesi gerektiğini ifade etti. İrvan, “Peki bu konuda ne yapacağız? Nasıl bir politika üreteceğiz? Benim bu konuda yapabileceğim tek öneri, sosyal medyayı da içine alacak şekilde medya okuryazarlığıdır, çocuklarımızı medya okuryazarı haline getirmektir.” Sosyal medyada yanlış bilgiyle mücadele etmek için birçok yol olduğunun altını çizen İrvan, Sağlık Bakanlığı’nın oluşturacağı bir sosyal medya ekibiyle tıpkı teyit.org’un yaptığı gibi, sosyal medyada sağlıkla ilgili yanlış haberleri, bilgileri anında tespit edip toplumu doğru bilgilendiren bir çalışma yürütebilir.”“İnsanlar, açıklama yapılmazsa bilginin gizlendiğini düşünüyorlar” diyen İrvan, yeterli ve ikna edici bilgi verilmediğinde söylenti ve dedikodunun yayıldığını söyledi. “Bu tür konularda proaktif olmak, yani ön alıcı olmak lazım, ikincisi de önleyici çalışmalara çok ağırlık vermek lazım” dedi. 

28 ŞUB 2020

Üsküdar Üniversitesi, öğrenci memnuniyetinde de iddialı!

Üsküdar Üniversitesi’nde eğitim gören yaklaşık 18 bin öğrenciye yönelik düzenlenen ankette memnuniyet düzeyi ortalamasının yüzde 80’in üzerine çıkması dikkat çekti. 2019-2020 Güz Döneminin sonunda 17 bin 786 öğrenci ile gerçekleştirilen ankette üniversitenin derslik, teknolojik altyapı, AR-GE, laboratuvar ve uygulama alanlarının yanı sıra danışman akademisyenlerin öğrencilerine ayırdığı zaman, Erasmus olanakları ile öğrenci kulüplerine ilişkin görüşler değerlendirildi.Danışman hocam bana gerekli zamanı ayırıyor“Danışman hocam bana gerekli zamanı ayırmakta ve yeterli şekilde benimle görüşmektedir” diyen 11 bin 798 öğrenci olumlu görüş verirken; olumlu görüş bildirenlerin oranı % 81 olarak ölçüldü. Aynı konuda güz döneminde yapılan çalışma, bu konuda memnuniyet oranlarının arttığını gösterdi. Bahar döneminde olumlu görüş verenlerin oranı % 79 olarak tespit edilmişti.Dersliklerin altyapı olanakları açısından yeterliliğinin de değerlendirildiği çalışmada 10 bin 539 kişi % 69 oranında olumlu görüş bildirdi. Bahar dönemindeki çalışmada da oranların yaklaşık olarak aynı olduğu görülmüştü.AR-GE, laboratuvar ve uygulama alanlarını ulaşılabilir bulanların oranı % 73“AR-GE, laboratuvar ve uygulama alanlarının ulaşılabilir ve yeterli” olduğu şeklindeki görüşe ise 9 bin 156 kişi %73 oranında olumlu yanıt verdi. Bahar döneminde aynı konuda yapılan çalışmada memnuniyet oranı % 71 olarak ölçülmüştü.Yerleşke ve teknolojik altyapı % 81 oranında beğeniliyor“Yerleşkeler teknolojik altyapı (bilgisayar, internet, ekranlar vb.) bakımından yeterlidir” şeklindeki değerlendirmeye %81 oranında 12 bin 87 kişi olumlu yanıt verdi. Bahar döneminde aynı konuda yapılan çalışmada ise memnuniyet oranı % 79 oranında olmuştu.“Üniversite eğitimi beklentilerimi karşılıyor”“Üniversitede aldığım eğitim beklentilerimi karşılamaktadır” şeklindeki değerlendirmeye %75 oranında 11 bin 385 kişi olumlu cevap verdi. Bahar döneminde aynı konuda yapılan çalışmada ise memnuniyet oranı % 71olarak ölçülmüştü.Kariyer hizmetlerinde de memnuniyet yüksek“Staj ve uygulama gibi kariyer hizmetleri” konusundaki memnuniyetin de ölçüldüğü çalışmada 8 bin 439 kişi % 69 oranında olumlu yanıt verdi. Bahar döneminde aynı konuda yapılan çalışmada memnuniyet oranı % 65 olarak ölçülmüştü.Erasmus programları ulaşılabilir bulundu“Erasmus öğrenci değişim programlarının ulaşılabilir ve yeterli” olduğuna ilişkin soruya da 7 bin 694 kişi % 76 oranında olumlu yanıt verdi. Bahar döneminde aynı konuda yapılan çalışmada memnuniyet oranı % 72 olarak tespit edilmişti.Sosyal ve dijital medyada yeterlilik üst seviyede“Sosyal medya, mobil uygulama, TV gibi iletişim kanallarının aktif olarak kullanıldığı ve yeterli olduğu” şeklindeki değerlendirmeye 12 bin 823 kişi % 86 oranında olumlu görüş bildirirken; bahar döneminde bu konuda olumlu düşünenlerin oranı %83 olmuştu.Öğrenci kulüpleriyle ilgili memnuniyet de arttı“İlgi ve yeteneklerime uygun kulüpler bulunmaktadır” şeklindeki görüşe ise % 73’lük oranla 9 bin 759 kişi olumlu yanıt verirken; aynı konuda bahar döneminde yapılan çalışmada 8 bin 68 kişi %70 oranında olumlu görüş bildirmişti.Engelliler gözetiliyor“Hizmet alanları engellilerin durumu göz önünde bulundurularak tasarlanmıştır” şeklindeki görüşü %85 oranındaki 10 bin 585 kişi olumlu bulurken, aynı konuda yapılan çalışmada memnuniyet oranı % 83 olarak ölçülmüştü.Sağlık hizmetleri kolay ulaşılabilir ve yeterli bulunduÖğrenciler, akademisyenler ve idari personelden oluşan katılımcılardan 10 bin 535’i, “Sağlık hizmetleri kolay ulaşılabilir ve yeterlidir” şeklindeki görüşe %80 oranında olumlu görüş verdi. Bahar döneminde bu oran %77 olarak ölçülmüştü.Rehberlik hizmetlerinde de memnuniyet yüksek“Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin ulaşılabilir ve yeterli” olduğu yönündeki soruya da 8 bin 929 kişi %80 oranında olumlu görüş bildirdi. Bahar döneminde aynı konuda yapılan çalışmada memnuniyet oranı % 76 olarak görülmüştü.Etkinlikler tatmin edici olarak değerlendirildi“Sanatsal, kültürel ve bilimsel etkinlikler tatmin edici ve yeterlidir” şeklindeki görüşe ise %68 oranındaki 9 bin 384 kişi olumlu yanıt verdi. Bahar döneminde aynı soruya 8 bin 195 kişi olumlu yanıt vermişti.Ulaşım hizmetleri % 88 oranında yeterli bulundu“Yerleşkelere ulaşım hizmetlerinin ulaşılabilir ve yeterli olduğu” şeklindeki soruya 13 bin 515 kişi %88 oranında olumlu yanıt verdi. Bahar dönemine oranla memnuniyet konusunda bir artış gözlendi.İdari hizmetler ve güvenlik hizmetleri değerlendirildi“Yemek ve kafeterya hizmetleri için temizlik, aydınlatma ve ısınma gibi fiziki koşulların uygunluğu” nun da sorulduğu çalışmada katılımcıların 12 bin 132’si %80 oranında olumlu görüş bildirir bahar dönemindeki çalışmada da aynı oranlar elde edilmişti.“Eğitim aldığım yerleşkede güvenlik hizmetleri yeterlidir” şeklindeki görüşe 13 bin 887 kişi olumlu yanıt verirken bahar döneminde %86 olan memnuniyet oranı böylece %90’a yükseldi.İbadet alanlarının ulaşılabilirliği ve yeterliliği konusundaki soru üzerine de 11 bin 273 kişi %88 oranında olumlu değerlendirmede bulundu. Bahar döneminde aynı konuda yapılan çalışmada memnuniyet oranı % 85 olarak ölçülmüştü.

25 ŞUB 2020

Öğrenci Tasarımları Sergisi ziyarete açıldı

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Çizgi Film ve Animasyon Bölümü Öğr. Üyesi Prof. Dr. Hasip Pektaş, Grafik Tasarım ve Ambalaj Tasarımı dersleri kapsamında Görsel İletişim ve Tasarım ikinci ve son sınıf öğrencilerinin oluşturdukları tasarımları sergiledi.Öğrenci Tasarımları Sergisinde görücüye çıkan tasarımları Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan da inceledi.Güney Yerleşkede İletişim Fakültesi Sanat Galerisinde gerçekleştirilen sergiye çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı.  “Öğrenciler, hayali bir marka yerine var olan markalara alternatif tasarımlar yaptı”Serginin amacı ile ilgili paylaşımlarda bulunan Prof. Dr. Hasip Pektaş, öğrencilerin grafik tasarım dersi kapsamında kazanımlarına değindi. Pektaş, “Öğrenciler, grafik tasarım dersi kapsamında görsel iletişim tasarımı ögelerinden olan amblem, logotype tasarımı ile bunların kurumsal kimlik üzerinde uygulanması deneyimi kazandılar. Bir markanın diğer markalardan ayrılmasının ancak farklılığıyla, özgünlüğü ile olabileceğini kavradılar. Hayali bir marka yerine var olan markalara alternatif tasarımlar gerçekleştirdiler” dedi.“Öğrenciler tasarım dünyasına adım attılar”Pektaş, ambalaj tasarımı dersinin öğrencilere sağladığı fayda ile ilgili de bilgi verdi. Pektaş, “Ambalaj tasarımı dersi kapsamında marka, ürün kimliği ve ambalaj tasarımı üzerine uygulama yaptılar. Günlük yaşamda kullanılan ve tüketilen ürünlerin görsel kimliklerini oluşturdular. Ürün markası oluşturmada deneyim kazandılar. Sergide ürün ambalajları, etiketler ve alışveriş poşetleri gibi iki ve üç boyutlu tasarım uygulamaları yer alıyor. Öğrenciler yaptıkları bu çalışmalar ile tasarım dünyasının ilk basamaklarına adım attı” dedi.İletişim Fakültesi Sanat Galerisinde açılan sergi 24 Şubat- 6 Mart tarihleri arasında ziyaret edilebilecek.

11 ŞUB 2020

“Sapa Diyarlar” Sergisi İletişim Fakültesinde!

“Sapa Diyarlar” fotoğraf sergisi Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesinde açıldı. Beykent Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Çeyiz Makal Fairclough’un düzenlediği Sapa Diyarlar sergisiyle iklim değişikliği ve olası sorunlara dikkat çekiliyor.Güney Yerleşkede gerçekleşen sergi katılımcılar tarafından yoğun ilgi gördü.İklim değişikliğini konu alan serginin açılış konuşmasını Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör yaptı.Prof. Dr. Hatice Öz Pektaş: “Fotoğraf çevreye karşı olan sorumluluğumuzu iletebileceğimiz bir yoldur”Prof. Dr. Hatice Öz Pektaş, fotoğrafın iletişim tasarımında çok önemli bir yere sahip olduğuna değinerek problemleri görsel olarak anlatabilmenin büyük önem taşıdığını belirtti. Pektaş, sergideki fotoğrafların daha çok iklim değişikliği ve çevre ile ilgili fotoğraflar olduğunu, bir tasarımcı ve fotoğrafçı olarak bu problemlerin fotoğrafla da dile getirilebileceğini vurguladı. Pektaş, fotoğrafın çevreye karşı olan sorumluluğumuzu iletebileceğimiz en iyi yollardan biri olduğunun altını çizdi.Çeyiz Makal Fairclough “Yerin ruhu, zamanın ruhu”Doktora yaparken hocasının tavsiyesi üzerine doğa ile buluştuğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Çeyiz Makal Fairclough, Manchester’da bir bataklık olan Lindow Moss’u seçerek orada fotoğraflar çektiğini dile getirdi. Makal, “Bazen bataklığa gidiyor, akşama kadar fotoğraf çekmeden orada duruyordum, o ruhu hissetmeye çalışıyordum ve gerçekten bir zaman sonra o ruh bana gelmeye başladı, oradayken her şeyi hissedebiliyordum” ifadelerini kullandı.“Tüm zorluklara rağmen en önemli şey kameramdı”Bataklıkta pek çok zorlukla karşılaştığını söyleyen Makal, tüm bu zorluklara rağmen kendisi için en önemli şeyin kamera olduğunu vurguladı. Bu otobiyografik çalışması sayesinde çevre aktivisti olduğunu dile getiren Makal, çevre için gerçekleştirdiği çalışmalara devam ettiğini belirtti.“Bataklıklar dünyanın böbreği”Dr. Öğr. Üyesi Çeyiz Makal Fairclough, bataklıkların dünyanın böbreği olduğunu ve dünyaya hayat vermek gibi çok önemli bir görevinin bulunduğunu vurguladı. Bu projenin otobiyografik bir çalışma olarak başladığını fakat çevre projesine dönüştüğünü söyleyen Makal, proje üzerine çalışmalar yaptığını getirdi.‘Sapa Diyarlar’ fotoğraf sergisi 10-20 Şubat tarihleri arasında Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Sanat Galerisi’nde sergilenmeye devam edecek.

04 ŞUB 2020

Türkiye’nin en iyi üniversite radyosu ÜÜRadyo seçildi

Üsküdar Üniversitesi Radyosu, MüzikOnAir ve Bahçeşehir Üniversitesi Radyosu iş birliğiyle dördüncüsü bu yıl düzenlenen "Müziğin Yıldızları" ödül töreninde “En iyi üniversite radyosu” ödülünü kazandı. Ödülü Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve Üsküdar Üniversitesi Radyo Sorumlusu Emrah Korkunç aldı.Ödül töreni Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) Fazıl Say Salonunda gerçekleşti. Törenin sunuculuğunu ise sevilen radyo programcısı Ceyhun Yılmaz üstlendi.Üsküdar Üniversitesi en iyi üniversite radyosu ödülünü kazandıAralarında Ayşegül Aldinç, Armağan Çağlayan, Bülent Seyhan, Ertuğrul Özkök, Hakan Gence, Hakan Uç, Hop Dedik Ayhan, Umut Parkın, Özcan Beylan gibi önemli isimlerin jüri üyesi olduğu yarışmada Üsküdar Üniversitesi Radyosu halkoyuyla en iyi Üniversite Radyosu kategorisinin birincisi oldu.Emrah Korkunç: “Üniversite radyolarına kulak verilmesi gerek”Tuğba Özerk’in taktim ettiği ödülü Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve ÜÜ Radyo Sorumlusu Emrah Korkunç birlikte aldı. Emrah Korkunç, üniversite radyolarında genç radyocuların yetiştiğini belirterek, üniversite radyolarına kulak verilmesi gerektiğini söyledi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Sanat ruhlara şifadır”Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sanatın birleştirici, bütünleştirici evrensel bir dili olduğunu belirterek yerel değerlere sahip çıkmanın önemine vurgu yaptı. Tarhan, “Çocuklar konuşmayı bilmediği halde müzikle sanatla iletişim kurabiliyorlar ama sanatın bir özelliği daha var ruhlara şifadır sanat. Sanat tedavi açısından da çok önemli. 2006’dan beri NPİSTANBUL Beyin Hastanesinde canlı müzik tekniğini ile tedavi uyguluyoruz. Yerel olmadan evrensel olamayız. Kendi değerlerimizi harekete geçirmeliyiz, kendi değerlerimizi canlandırarak evrensel akışta kendimizi daha iyi temsil edebiliriz” şeklinde konuştu.Toplam 24 kategoride 2019 yılının en iyilerinin seçildiği ödül törenine Üsküdar Üniversitesi Kurumsal İletişim Direktörü Tahsin Aksu, Medya PR Birim Yöneticisi Şaban Özdemir, Medya PR Birim Asistanı Meryem Özkan’nın yanı sıra çok sayıda sanatçı ve sanatsever de katıldı.Etkinlik, ödül alan sanatçıların toplu fotoğraf çektirmelerinin ardından sona erdi.

24 OCA 2020

Sosyal medya bağımlılığı fakültelere göre farklılaşıyor

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesinden Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal ile Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesinden Prof. Dr. Levent Deniz’in İstanbul’da 1034 üniversite öğrencisi ile yürüttüğü araştırmada öğrencilere sosyal medya bağımlılığı ölçeği uygulandı. Eğitim fakültesi, fen-edebiyat fakültesi ve iletişim fakültesine devam eden öğrencilerin mühendislik öğrencilerine göre sosyal medya bağımlılığı daha yüksek bulundu. Sosyal medya ile en çok meşgul olanların iletişim fakültesi öğrencileri olduğu ortaya çıktı. En az meşgul olanların mühendislik fakültesi öğrencileri olduğu belirlendi. İstanbul’da ikisi devlet, üçü vakıf olmak üzere toplam 5 üniversitenin farklı fakültelerinde 1034 öğrenci ile yürütülen araştırma, fakültelere göre sosyal medya bağımlılığının farklılaştığını ortaya koydu. Eğitim fakültesi, fen-edebiyat fakültesi ve iletişim fakültesine devam eden öğrencilerin mühendislik fakültesine devam edenlere göre sosyal medya ile daha fazla meşgul olduğu ortaya çıktı ve sosyal medya bağımlılığı daha yüksek bulundu.Sosyal medyadan uzak olmak istemiyorlarEğitim, fen-edebiyat ve iletişim fakültesinde öğrenim gören öğrencilerin mühendislik fakültesindekilere göre sosyal medyada bulunma isteklerinin daha fazla olduğu, sosyal medyadan uzaktayken orada bulunma isteklerinin yoğun olduğu, sosyal medyada neler olup bittiğini devamlı merak ettikleri ve sosyal medya olmadığında hayatlarının boş, sıkıcı ve zevksiz geçeceğini düşündükleri ortaya çıktı.Sosyal medya duygu durum düzenlemede kullanılıyorDuygu durum düzenleme boyutunda öğrenim görülen fakülteye göre anlamlı düzeyde bir farklılık bulundu. Buna göre, eğitim fakültesi, fen-edebiyat fakültesi, iletişim fakültesi ve hemşirelik fakültesi öğrencilerinin mühendislik fakültesindekilere göre sosyal medyayı duygu durum düzenlemede daha fazla kullandıkları ortaya çıktı. Yani duygu durum düzenleme boyutunda sosyal medyayı en az mühendislik fakültesi öğrencileri kullanıyor.Hemşirelik öğrencileri sosyal medyadan duygusal destek alıyorDuygu Durum Düzenleme puanları incelendiğinde, en yüksek puan hemşirelik fakültesinde görüldü. Buna göre kadın öğrencilerin çoğunlukta olduğu hemşirelik fakültesi öğrencilerinin diğer fakültelerdeki öğrencilere göre sosyal medyadan daha fazla duygusal destek aldıkları bulundu. Bu öğrencilerin, yalnızlıklarını sosyal medya ile giderdikleri ve yaşamlarındaki olumsuzluklardan kaçmak için kullandıklarında sosyal medyanın onlara iyi geldiği sonucuna ulaşıldı.Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesinden Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, “Araştırmada kadınların erkeklere göre sosyal medyadan daha fazla duygusal destek aldıklarının bulunması, çoğunlukla kadınlardan oluşan hemşirelik fakültesinin de duygu durum düzenleme boyutunda farklılaşmasına sebep olmuştur” dedi.Tekrarlama boyutunda, eğitim fakültesi ve fen-edebiyat fakültesi öğrencilerinin mühendislik fakültesindekilere göre sosyal medyayı anlamlı seviyede daha fazla tekrarladıkları bulundu. Yani eğitim fakültesi ile fen-edebiyat fakültesi öğrencileri belirli bir süre sosyal medya kullanımlarına sınırlama getirseler bile bir süre sonra eski kullanım alışkanlıklarını artan miktarda tekrarladıkları ortaya çıkmıştır.Mühendislik fakültesi öğrencilerinin puanı düşükÜsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesinden Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, fakültelere göre sosyal medya bağımlılığının farklılaşmasına yönelik sonuçlar incelendiğinde, fakültelerin genellikle mühendislik fakültesinden farklılaştığının görüldüğünü belirterek “Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeğinden alınan puanlar incelendiğinde Mühendislik Fakültesinde öğrenim gören öğrencilerin ortalama puanlarının diğer Fakültelere göre daha düşük seviyede olduğu ortaya çıkmıştır” dedi.İletişim öğrencileri en çok meşgul oluyorÖğrencilerin meşguliyet puanları incelendiğinde, sosyal medya ile en çok meşgul olanların İletişim Fakültesi öğrencileri olduğu ortaya çıktı. En az meşgul olanların Mühendislik Fakültesi öğrencileri olduğu belirlendi. Ünal, “Üniversite öğrencileri ile yürüttüğümüz araştırmada Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi yer almıyordu. Bu araştırmadan sonra 2019 yılı Bahar Döneminde Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesinde öğrenim gören 314 öğrenci ile yürüttüğüm araştırmada öğrencilerin diğer Üniversitelerin İletişim Fakültesi öğrencilerine göre bağımlılık düzeyi daha düşük seviyede bulundu” dedi.Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, “Günümüzde kuşaklar ile yürütülen araştırmalarda, Y Kuşağının iş yaşamı ve hayata bakış açılarının, hatta pek çok konuya yönelik davranış ve değerlerinin aynı bölgedeki kurumdan kuruma bile fark edebileceği belirtiliyor. Bu yüzden şimdilerde araştırmaların genelden özele inilerek kurum bazında yürütülmesi önemli görülüyor. Üsküdar Üniversitesinde İletişim Fakültesi ile yürüttüğüm araştırma sonucunda öğrencilerdeki sosyal medya bağımlılığı riskinin az olduğu söylenebilir” dedi.Gençler risk altındaÜnal, araştırma sonucunda, çeşitli fakültelerde öğrenim gören üniversite öğrencilerinin sosyal medyaya az bağımlı olduğu bulunduğunu belirterek “Bu sonuç, şu an için çok tehlikeli bir bağımlılık sorununu ortaya koymamaktadır. Fakat geçmiş yıllara göre günümüzde sosyal medya kullanımının ve çeşitliliğinin giderek artması, kullanım süresi ile kullanılan sosyal medya uygulama sayısının giderek fazlalaşması gençlerin sosyal medya bağımlılığı açısından risk altında olduğunu gösteriyor. Bu önerilere kulak verilmeliDr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, araştırma sonucunda verilen birtakım öneriler ile sosyal medya bağımlılığı riski azaltılabileceğini belirterek şunları söyledi:1.         Sosyal medyanın daha çok kadınlarda zihinsel meşguliyet yaratmasından dolayı, üniversitelerde kadın öğrencilere yönelik (tiyatro çalışmaları, müzik çalışmaları vb. hobi grupları gibi) sosyal etkinliklerin düzenlenmesi önerilebilir. Böylece, öğrenciler söz konusu aktiviteler ile meşgul olacağından hem sosyal medyanın zihinsel meşguliyet yaratma oranı düşecek hem de kendilerini ifade etmelerine imkân sağlanmış olacaktır.2.         Kadınların sosyal medya ile duygu durumlarını düzenlemesi yine sosyal etkinlikler ile azalabileceği gibi yaşamlarındaki olumsuzlukları dışa vurabilmelerine imkân sağlayacak yazma çalışmalarına yönlendirilebilirler. Üniversitelerde özellikle danışman öğretim elemanları bu konuda çalışmalar yapabilir.Zaman kontrolü ve kişisel gelişim seminerleri verilebilir3.         Erkek öğrencilerin sosyal medya ile yaşadığı çatışmadan dolayı mesleki/akademik çalışmalarını ve çevrelerindeki kişileri ihmal etmesi hayatlarında büyük olumsuzluklar yaratacağından, sosyal medya kullanımlarını durdurmak yerine onlara bunu azaltabilecekleri çözüm yollarının geliştirilmesi gerekeceğinden, zaman kontrolü, mesleki/akademik başarı örnekleri ile kişisel gelişim konularında belirli aralıklarda seminerler düzenlenebilir.4.         Hem erkek hem kadın öğrenciler için derse yönelik motivasyonun arttırılması adına derslerin bir kısmı sosyal medya üzerinden yürütülebilir. Derslerin aktivite bölümleri ile ders amaçlı iletişim kurma sosyal medya üzerinden sağlandığında, öğrenciler arkadaşları ve öğretim elemanına rahatlıkla ulaşabileceğinden derse daha çok motive olacak, sosyal ilişkiler kurabilecek, dersle ilgili sorularına daha çabuk yanıt bulabilecek olup böylece sosyal medyadan da uzaklaşmamış olacaklardır.5.         Önleyici çalışmaların öncelikle üniversiteye yeni başlayan Hazırlık ve 1. Sınıf öğrencilerinden başlanabileceği düşünülmektedir. Bu yüzden sosyal medya bağımlılığının yarattığı olumsuzluklar ile zaman kontrolü/planlaması konularında seminerler alt sınıflardan başlanarak verilirse daha önleyici olabilir.Oryantasyon programları düzenlenmeli6.         Özellikle ailesinin yanından ayrılarak başka şehirlerden üniversiteye gelerek yeni bir sosyal ortam ile karşılaşan öğrenciler yabancılık ve yalnızlık çektiğinden dolayı sosyal medyaya daha çok yönelebilmektedir. Bu yüzden bilhassa üniversiteye yeni başlayan öğrenciler için uyum (oryantasyon) programları yapılarak üniversitenin tüm sosyal imkanları (öğrenci kulüpleri, spor salonları vb.) tanıtılabilir, öğrencilerin kaynaşmasını sağlayabilecek tanışma toplantıları ile gezi programları da düzenlenebilir.7.         Üniversite yönetimleri üniversite içinde ve dışında sosyal ve kültürel etkinlikler/geziler düzenleyebilir. Böylece, öğrencilerin sosyal aktivitelere katılımları artacağından günlük sosyal medya kullanım süreleri de azalabilir.Farkındalık oluşturma çalışmaları yapılabilir8.         Araştırma kapsamında fakülteler arasında bulunan sosyal medya bağımlılığına yönelik farklılıklar, çalışmaların nereden başlanabileceği konusunda yardımcı olabilir. Öncelikle fen-edebiyat, eğitim ve iletişim fakültelerindeki öğrencilere, daha sonra mühendislik fakültesine yönelik farkındalık oluşturma ve önleme çalışmalarına başlanabilir.9.         Hemşirelik fakültesinde sosyal medya ile duygu durum düzenlemede ortaya çıkan farklılaşma için, fakültenin çoğunlukla kadın öğrencilerden oluşmasından dolayı kadınların duygu durum düzenlemeleri için verilen önerilerden yararlanılabilir (Madde 1 ve 2).10.       Öğrencilerin sosyal medya üzerindeki davranışları ve aktiviteleri sosyal medya bağımlılığı hakkında fikir verdiğinden, ağlarında öğretim elemanları bulunduğu takdirde öğrencilerin davranışlarında daha kontrollü olmaya çalışacağı düşünülebilir.

21 OCA 2020

Fotoğraf editörümüzün uluslararası alanda başarısı!

Üsküdar Üniversitesi Kurumsal İletişim Direktörlüğü Medya İlişkileri Uzmanı aynı zamanda PsikoHayat Dergisi fotoğraf editörü Mehmet Yaman, Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu bünyesinde Gençlik ve Spor Bakanlığı ile İslam İşbirliği Gençlik Forumu’nun düzenlediği “Gönüllülük” temalı uluslararası fotoğraf yarışmasında derece aldı. Mehmet Yaman, Van- Erciş depreminde çektiği fotoğraflarla yarışmadan 3’üncülük ödülü kazandı.Ayrıca Yaman’ın 2 fotoğrafı da Ankara’da düzenlenecek sergide gösterilmeye değer görüldü.Haiyan Tayfunundan Arap Baharına… Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik eğitimi alan Mehmet Yaman, 2008 yılında basın fotoğrafçılığına başladı. 2015 yılına kadar farklı basın kuruluşlarında foto muhabiri olarak görev yapan Yaman, bu süre zarfında özel haberler, foto röportajlar gerçekleştirdi. Afrika ülkesi Mali’de iç savaşı fotoğraflayan Yaman, Filipinler’de Haiyan Tayfununu, Yemen’de Arap Baharını fotoğrafladı.Objektifini Dünya’nın dört bir yanına çevirdiMehmet Yaman, Bangladeş, Kenya, Irak, Suriye, Filistin, Lübnan, Rusya, Ukrayna, Azerbaycan, Katar, Türkmenistan,  Bosna Hersek, Mısır, Malezya, gibi dünyanın birçok ülkesinde sıcak olayları takip etti.Mehmet Yaman’ın ulusal ve uluslararası alanda birçok ödülü de bulunuyor.Mehmet Yaman’ın kazandığı bazı ödüller;2012 yılında Foto Muhabirleri Derneği'nin düzenlediği Yılın basın fotoğrafları yarışmasında çevre kategorisinde birincilik ödülü.2013 yılında Galatasaraylı Yönetici ve İşadamları derneğinin düzenlediği sarı kırmızı kareler fotoğraf yarışmasından mansiyon ödülü.2014 İstanbul Büyükşehir Belediyesi İstanbul’un Semtleri Fotoğraf Yarışması mansiyon ödülü.2016 SKF TÜRK İzler ve İşaretler Konulu 14. Ulusal Fotoğraf Yarışması sergileme ödülü.2016 Türkiye Diyanet Vakfı’nın Uluslararası İyilik Temalı Fotoğraf Yarışması sergileme ödülü.2019 Gençlik ve Spor Bakanlığı ile İslam İşbirliği Gençlik Forumu’nun düzenlediği “Gönüllülük” temalı uluslararası fotoğraf yarışması 3’üncülük ödülü.2019 Gençlik ve Spor Bakanlığı ile İslam İşbirliği Gençlik Forumu’nun düzenlediği “Gönüllülük” temalı uluslararası fotoğraf yarışması sergileme ödülü.Haber: Meryem Özkan

17 OCA 2020

Üsküdar Üniversitesinden Siirt Köy Okullarına Uzanan El

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler Bölümü 4’üncü sınıf öğrencileri bitirme projeleri kapsamında önemli bir sosyal sorumluluk projesini hayata geçirdi. Öğrenciler “Bir El Uzat Bir Kalbi Aydınlat” isimli kampanyada Siirt’te bulunan 2 köy okuluna yardımda bulundu.2 köy okuluna yardım…Üsküdar Üniversitesi öğrencileri, Siirt Baykan İlçesi Engin Köyünden Engin İlköğretim Okulu ve Şirvan İlçesi Soğanlı İlköğretim Okulu öğrencilerinin ihtiyaçları çerçevesinde giyecek ve kırtasiye malzemeleri yardımında bulundu.Danışman hocaları Dr. Öğretim Üyesi Nejla Polat’ın eşliğinde öğrencilerden Ece İnci ve Dilber Dural Siirt’te yardım ettikleri okulları ziyaret ederek ilkokul öğrencileri ile vakit geçirdi.Öğrenciler hayallerini anlatı…Engin İlköğretim Okulunda güzel vakit geçiren Üsküdar Üniversitesi öğrencileri, onların sevinçlerine ortak oldu, gelecekteki hayallerini dinledi. Öğrenciler daha sonrasında Soğanlı İlköğretim Okulunu ziyaret etti.Dr. Öğretim Üyesi Nejla Polat: “Öğrenciler çok sevinçliydi”Dr. Öğretim Üyesi Nejla Polat’ın danışmanlığında gerçekleşen kampanyada 2 köy okuluna yardım yapıldı. Polat, yapılan yardım sonrası şu değerlendirmelerde bulundu:“Öğrenciler çok sevinçliydi. Öğretmenleri Sibel Erdoğan’ın eşliğinde heyecanla bizi bekliyorlardı. Aldıkları hediyelerden çok memnun kalmışlardı, sevinçten gözleri parlıyordu. Burada öğrencilerle oyunlar oynayıp, geleceğe yönelik hedeflerini dinledik. Akşam velilerden birinin daveti ile köyde kaldık. Tüm öğrencilerin anneleri bizi ziyarete geldiler, hepsi bizim orada olmamızdan memnun kalmışlardı ve duygularını nasıl ifade edeceklerini bilemiyorlardı.”  

08 OCA 2020

Prof. Dr. Güngör: “Bütün farklı karakter ve sorunlarıyla her çocuk özeldir”

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi “Her Çocuk Özeldir Özel Öğrenme Güçlüğü Söyleşisi ve Kısa Film Gösterimi” etkinliği düzenledi. Söyleşide özel öğrenme güçlüğünün ne olduğu, tedavisinin olup olmadığı, eğitim kurumlarının ve farkındalığın önemi tartışıldı. Söyleşinin konukları, Türkiye Disleksi Vakfı Kurucu Başkanı Elif Yavuz, Türkiye Disleksi Vakfı Özel Eğitim Öğretmeni Gözde Durmuşlar ve Anadolu Üniversitesi Sinema Televizyon Bölümü Öğr. Gör. Mehmet Erdem Gösterişli oldu.Güney Yerleşke Fuat Sezgin konferans salonunda düzenlenen söyleşinin moderatörlüğünü Halkla İlişkiler Bölümü 4’üncü sınıf öğrencisi Büşra Ay üstlendi. Katılımcılar etkinliğe yoğun ilgi gösterdi.Prof. Dr. Güngör: “Bütün farklı karakter ve sorunlarıyla her çocuk özeldir”Söyleşinin açılış konuşmasını İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör yaptı. Güngör, Her Çocuk Özeldir projesinin çok özel olduğunu ve disleksinin önemli bir sorun olduğunu söyledi. Güngör, “Toplumdaki çözümü olabilecek sorunları görmezden gelip, o sorunu yaşayan çocukları ötekileştirip kendi haline bırakmak hiç kimseye fayda sağlamaz. Onlara duyarlılık oluşturmak ve sorunların arkasında ki gerçek nedenleri bulup üzerinde durmak da fayda sağlar. Bütün farklı karakter ve sorunlarıyla her çocuk özeldir” dedi.Mehmet Erdem Gösterişli: “Her insan koşulsuz değerlidir” Anadolu Üniversitesi Sinema Televizyon Bölümü Öğr. Gör. Mehmet Erdem Gösterişli, 2016 yılında gerçekleşen ‘Farkında mısınız?’ isimli disleksi temalı kısa film yarışmasında ‘Anlamadılar’ isimli filmiyle birincilik ödülü kazandığını belirterek filmin yapım, çekim aşamasına değindi. Gösterişli, disleksi hakkında bilgi verdi. Gösterişli, “Her insan koşulsuz değerlidir. Anlamak gerekiyor. Her çocuk özeldir, onlar geleceğimizdir. Anlamak zorundayız” şeklinde konuştu.Öğrenme güçlüğünde erken tanının önemi konuşuldu Türkiye Disleksi Vakfı Özel Eğitim Öğretmeni Gözde Durmuşlar, “Özel Öğrenme Güçlüğü Tanımı ve Detayları” adlı sunumunu gerçekleştirdi. Durmuşlar, özel öğrenme güçlülüğünün doğuştan veya sonradan olan bir travma sonucu meydana gelebildiğini belirtti. Öğrenme güçlüğü yaşayan kişilerin okul başarısızlığına bağlı olarak yaşadığı sıkıntılardan bahseden Durmuşlar, erken tanının önemini vurguladı.Elif Yavuz: “Disleksi bir hastalık değil, akademik problemdir”Türkiye Disleksi Vakfı Kurucu Başkanı Elif Yavuz ise “Özel Öğrenme Güçlüğünde Eğitim Kurumlarının Önemi” konulu sunumunu yaptı. Elif Yavuz, kendisinin disleksi olduğunu belirterek otuz sekiz yaşında kızında da aynı belirtileri görmesiyle doktordan disleksi olduğunu öğrendiğini söyledi. Yavuz, disleksinin bir hastalık değil akademik problem olduğunu vurguladı. Yavuz, “Çocukluk ve okul yıllarında ki zorluklar ve bunlarla mücadelede eğitim kurumları öğrenme güçlüğü üzerinde farkındalık oluşturmalı” dedi.Soru cevap eşliğinde devam eden söyleşi ardından Yönetmen Mehmet Erdem Gösterişli’nin ‘Anlamadılar’ adlı kısa filmi seyredildi.Program sonrası Halkla İlişkiler Bölümü 4’üncü sınıf öğrencisi Büşra Ay katılımlarından dolayı konuşmacılara teşekkür belgesi taktim etti.

07 OCA 2020

Ercan Kesal: “Yerli diziler yersiz uzun”

Bir Zamanlar Anadolu’da filmindeki muhtar rolü ile hafızalara kazınan, Çukur dizisindeki İdris Koçovalı karakteri ile milyonları kendine bir kez daha hayran bırakan Oyuncu – Yazar Ercan Kesal, Üsküdar Üniversitesi öğrencileri ile buluştu. Ülkemizde okuma oranlarının azlığından yakınan Kesal, “Esin ve zanaat yazmanın en önemli iki noktası ancak çok okuyarak yazma ustalığına ulaşabilirsiniz. Gençlerimiz yazıyor ama bu esinlenme düzeyinde kalıyor, ustalaşmak için okumak gerekiyor” dedi. Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya Kulübü ve Eğitim & Araştırma Kulüpleri, Oyuncu – Yazar Ercan Kesal’I ağırladı. Merkez Yerleşkesi Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda gerçekleşen ve öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği söyleşide Ercan Kesal hayatındaki dönüm noktalarından bahsederken önemli tavsiyeler paylaştı.Kaybetmekten korkmayın Günümüzde kaybetmekten ve yaralanmaktan korkan bir nesil yetiştiğini söyleyen Oyuncu – Yazar Ercan Kesal, “Kayıplarımızla baş edemiyoruz, çabuk yıkılıyoruz. Kaybetmekten, yaralanmaktan korkmayın çünkü onlar size tecrübe katacak. Benim de kayıplarım oldu ama bana çok şey kattı. Yabancı bir yere gittiğinizde de kaybolabilirsiniz, bu sizi endişelendirmesin, önemli olan kayboldum diye yakınmak değil, önemli olan o durumun içinden nasıl çıkabileceğini bulmak ve size neler kattığını görebilmek. Christoph Colomb kaybolmasaydı Amerika’yı keşfedemezdi. Kayıplarımızdan ziyade kazançlarımızın da keyfine varabiliyor muyuz emin değilim” dedi.Yazıyoruz ama yeterince okumuyoruz Ülkemizde okuma oranlarının azlığından yakınan usta oyuncu Kesal, herkesin birşeyler yazabildiğini söyleyerek sözlerine şöyle devam etti; “Esin ve zanaat yazmanın en önemli iki noktası ancak çok okuyarak yazma ustalığına ulaşabilirsiniz. Gençlerimiz yazıyor ama bu esinlenme düzeyinde kalıyor, ustalaşmak için okumak gerekiyor. Okuyun, yazarken okuduklarınızı taklit ettiğinizi göreceksiniz ama bir süre sonra yazdıklarınızın özgünleştiğini fark edeceksiniz. Rus edebiyatı çok değerlidir, Karamazov Kardeşleri mutlaka okumalısınız. Karamazov Kardeşler benim için Suç ve Ceza’dan daha öndedir. Andrey Tarkovski’nin Mühürlenmiş Zaman kitabı bana çok şey kattı, onu da mutlaka okuyun. Yazmak için okumak şart.”Çukur’dan ayrılma sebebim farklı Son üç yıldır büyük seyirci kitlelerine ulaşan Çukur dizisine ikinci sezonun sonunda veda eden Oyuncu Ercan Kesal, Türkiye’deki dizi sektörü ile ilgili görüşlerini Üsküdar Üniversitesi öğrencileri ile paylaştı. Kesal, “Türkiye’de yerli diziler yersiz uzun. Bir dizi iki buçuk saat sürer mi? Dizi sektöründe hızlı bir değişimle karşı karşıyayız. Son 10 yıldır teknolojik bir gelişim var. Diziler hızla televizyonlardan dijital medyaya kayıyor. Bazen nasıl bu kadar hızla ilerlediğini anlamak zor oluyor. Dizilerin bu hali ile sürdürülebilir olmadığını biliyorum. Bir dizi 3,5, 10 sezon sürer mi? Sürmez, sürmemeli çünkü bir süre sonra senaryo gevşiyor, kendini tekrar etmeye başlıyor. 10 sezonun üzerinde devam eden diziler var, başarısını eleştirmiyorum ancak nasıl devam edebildiğini de anlamak çok güç. Benim diziden ayrılma sebebim dizinin süresi değildi, senaryosunu sevdim ve kabul ettim. İki sezon sette bulundum, farklı şeyler de öğrendim ama ayrılma sebebim farklıydı. Artık farklı işlere yönelmem gerektiğini hisettim. Şu an çok önemli bir yönetmenle sanat filmi için çekimlerimiz devam ediyor” dedi.Kendinizi baştan yaratabilirsiniz Söyleşide hayatına da değinen Kesal, sözlerini öğrencilere tavsiyelerde bulunarak sonlandırdı; “Nevşehir’de bir köyde önce manavlık sonra da gazozculuk yapmış bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldim. İnsan doğarken ailesini, doğduğu yeri ve maddi durumunu seçme şansı olmuyor ama geleceğini şekillendirmek kendi elinde. Ben kendi geleceğimi kendim yarattım. Hekimlik de yaptım ama uzmanlık düzeyinde olmadı, yazarlığa ve 47 yaşımda da oyunculuğa yöneldim. Sizler de bu şansa sahip değilsiniz ama kendi hayatınızı yeniden inşa edebilirsiniz. Bu noktada ciddi bir talepte bulunmanız gerekiyor. Razı olmamak ve inat etmek lazım.”Etkinlik sonrası İletişim Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Gül Esra Atalay katılımlarından dolayı  Oyuncu – Yazar Ercan Kesal'a Hisseden İnsan heykeli taktim etti.Program toplu fotoğraf çekimi ardından sona erdi.

02 OCA 2020

Sanal dünyada çocuk emeği sömürüsüne dikkat!

Çocukların sosyal medya kullanımının mutlaka kontrol edilmesi gerektiğini belirten uzmanlar, özellikle video paylaşım platformu YouTube’daki risklere dikkat çekiyor. Uzmanlar, ebeveynler tarafından kazanç elde etme amaçlı olarak yönetilen hesapların, çocukların kimlik gelişimi, mahremiyet ve özel yaşamı için tehdit oluşturduğuna dikkat çekiyor.Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik bölümünden Dr. Öğretim Üyesi Gül Esra Atalay, 12 farklı ülkeden 24 yazarla beraber kaleme alınan “Critical Global Semiotics: Understanding Sustainable Transformational Citzenship” (Eleştirel Küresel Göstergebilim: Sürdürülebilir Dönüştürücü Vatandaşlığı Anlamak) isimli kitapta YouTube’un çocuklar üzerindeki etkilerine dikkat çekti.Dr. Öğretim Üyesi Gül Esra Atalay, kaleme aldığı “New Age Child Labor in Turkey: Child Influencers on YouTube” (Türkiye’de Yeni Nesil Çocuk İşçiliği: YouTube’da Çocuk Influencerlar) başlıklı bölümde ilginç tespitlerde bulundu.Sosyal medya mecralarının kontrolünün geleneksel medyaya oranla çok daha sınırsız olduğuna dikkat çeken Atalay, bu durumun çocukları çok fazla etkilediğini belirterek “Sosyal medya kullanıcıların ürettikleri içeriklere dayalı platformlar ve buralarda paylaşılan içeriklerin kontrolü geleneksel medyaya göre çok daha sınırlı. İnternete ve gerekli teknolojilere ulaşabilen herkes bir sosyal medya hesabı sahibi olabiliyor.  Ne yazık ki buna çocuklar da dâhil” dedi.Çocuk kullanıcı sayısı hızla artıyorSosyal medya platformlarının belirlediği kullanıcı yaşı alt sınırının birçok ülkede olduğu gibi Türkiye için de 13 olduğunu kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Gül Esra Atalay, “Fakat çok daha küçük yaşlarda çocukların sosyal medyada aktif olduğu görülmektedir. Özellikle videoya dayalı bir platform olan YouTube sosyal medya platformunda çocukların kullanıldığı kanalların sayısı hem dünyada hem de Türkiye’de gittikçe artmaktadır” dedi.Çocuklar kazanç kapısı olarak görülüyorDr. Öğretim Üyesi Gül Esra Atalay, “Ebeveynler tarafından kazanç elde etme amaçlı olarak yönetilen çocuk YouTuber hesapları çocukların kimlik gelişimi, mahremiyet ve özel yaşamı için tehdit oluşturuyor. Takipçilerin ilgisini canlı tutma amacıyla günde iki- üç video çekme baskısıyla karşı karşıya kalan çocuklar oyun ve eğitim için harcamaları gereken değerli vakitlerinden mahrum kalıyor. Problemin bir diğer kısmı bu aktivitelerde çocukların hem izlenme oranlarına bağlı olarak reklam geliri elde etmeleri hem de çeşitli marka ve ürünlerin tanıtımı için influencer olarak kullanılmaları. YouTube’da üzerinde neredeyse hiç konuşulmayan bir çocuk işçiliği ve dolayısıyla da emek sömürüsü oluşmuş durumda” uyarısında bulundu.Önlem alınmalıGeçtiğimiz Eylül ayında Amerika Birleşik Devletleri Federal Ticaret Komisyonu’nun YouTube’a çocukların gizliliğini ihlal etmek suçundan 170 milyon dolar ceza kestiğini hatırlatan Dr. Öğretim Üyesi Gül Esra Atalay, “Bu gelişmenin ardından birkaç hafta önce YouTube 2020 yılından itibaren çocuklara yönelik YouTube kanallarının Amerikan Coppa yani Çocukların Çevrimiçi Gizliliğini Koruma Yasası’na tabi tutulacağını açıkladı. Buna göre çocuklara yönelik kanallarda artık izleyicilere kişiselleştirilmiş reklam gösterilmeyecek. İzleyiciler çocuk kanallarına yorum da yapamayacak. Bu gelişmeler olumlu olmakla beraber YouTube kanallarında kullanılan çocukların korunması için yeterli görünmüyor” diye konuştu.Ebeveynlerin bilinç kazanması gerekiyorDr. Öğretim Üyesi Gül Esra Atalay, çocukların bu kontrolsüz mecralarda içerik üreticisi olmalarının, ürün tanıtma para kazanma sorumlulukları üstlenmelerinin, bir takipçi kitlesi tarafından izlenmelerinin kişilik gelişimleri açısından da sorunlara gebe olduğunu belirterek “Sadece YouTube gibi platformların atacağı adımlarla çözüme ulaşmak zor görünüyor. Ebeveynlerin bu konuda bilinç kazanması, çocuklara okullarda bu konuda uyarılar yapılması ve bu tür faaliyetlerde çocukları kullanan kişilere de cezai yaptırımlar uygulanması gerekiyor” diye konuştu.

31 ARA 2019

Üsküdar’da yeni yıla merhaba…

,Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi 2020 yılına hep birlikte merhaba dedi.İletişim Fakültesi öğrencileri, idari ve akademik kadrosunun organize ettiği yeni yıla merhaba etkinliğine Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör, İletişim Fakültesi akademik ve idari kadrosu ile öğrenciler katıldı.İletişim Fakültesi lobi alanında gerçekleştirilen etkinlikte eğlenceli anlar yaşandı.Prof. Dr. Nevzat Tarhan, düzenlenen programda aynı zamanda Genç İletişimciler Yarışmasında ödül kazanan 9 öğrenciye kitaplarını da imzaladı.

31 ARA 2019

‘Kodlarla Haberler Dijital Sergisi’ açıldı…

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Aylin Tutgun Ünal, Yeni Medya Programlama dersi kapsamında Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü son sınıf öğrencileri ile kodlarla oluşturdukları haber sayfalarını “Kodlarla Haberler Dijital Sergi” etkinliğinde sergiledi.Serginin açılışını Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, İnsan ve Toplum Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör, Yeni Medya ve Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan ile Dr. Öğr. Üyesi Aylin Tutgun Ünal yaptı.“Öğrenciler kodlarla haber yazdı”İletişim Fakültesi Mac Laboratuvarında gerçekleştirilen sergide HTML ve CSS dillerinin kullanıldığı sayfa tasarımlarında öğrenciler yazdıkları haberleri kod yazarak yayınladı.Gerçekleştirilen sergiye katılımcıların ilgisi yoğun oldu.

27 ARA 2019

X kuşağı, iş aidiyeti yerine iş şartlarına önem veriyor

Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Deniz ve Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal’ın sosyal medya kuşaklarına yönelik hazırladıkları Çalışma Hayatı Ölçeği (ÇHÖ) ile yürüttükleri araştırmada ilginç sonuçlar ortaya çıktı. 1965-1979 yılları arasında doğan X kuşağı, geleneksel değerlerden uzak. Bir işe bağlı kalma ve süreklilik sağlamada olumsuz görüşte olan X kuşağı, iş aidiyetinden ziyade iş şartlarına önem veriyor. İş yaşamında henüz bulunmayan Z kuşağının iş yaşamında kuralları ve geleneksel değerleri benimsediği ancak çalışmaya başlayınca bu tutumun değişebileceği belirtiliyor. Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Levent Deniz ile Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal’ın sosyal medya kuşaklarına yönelik Çalışma Hayatı Ölçeği (ÇHÖ) ile yürüttüğü araştırmada ilginç sonuçlar elde edildi.516 kişiden oluşan Baby Boomers kuşağı (1946-1964 yılları arasında doğanlar), X (1965-1979 yılları arasında doğanlar), Y (1980-2000 yılları arasında doğanlar) ve Z (2000 yılı sonrası doğanlar) kuşaklarının işe önem verme ve kurallara uyma bağlamında iş yaşamı değerleri karşılaştırıldı.İşe önem verme ve kurallara uyma yönelimi incelendiÇalışma Hayatı Ölçeğinin “İşe Önem Verme” ve “Kurallara Uyma” isimlerindeki iki alt ölçekten oluştuğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal “İşe Önem Verme alt ölçeği, kişinin iş hayatına ve çalışmaya verdiği önemi, çalıştığı iş yerinde sürekli olma çabasını ve çalıştığı işyerine adanmışlığını; Kurallara Uyma alt ölçeği ise çalışma ortamının disiplinli ve kurallı olmasına ilişkin yönelimini/tercihini içermektedir. Kuşaklara uyguladığımız Çalışma Hayatı Ölçeği (ÇHÖ) ile yaptığımız araştırmada birtakım sonuçlara ulaşıldı” dedi.Z kuşağı geleneksel değerleri benimsiyorDr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, “Kuşakların iş yaşamı değerleri incelendiğinde, iş yaşamında henüz bulunmayan Z kuşağının iş yaşamında kuralları ve geleneksel değerleri benimsediği ortaya çıktı. Diğer kuşaklarla karşılaştırıldığında iş yaşamında en gelenekselci kuşak Z çıktı. Ölçeğin “kurallara uyma” boyutundan alınan puanlar incelendiğinde, Z kuşağının  Baby Boomers kuşağından daha gelenekselci oldukları sonucuna varıldı” diye konuştu.X kuşağı iş şartlarına önem veriyor“İşe önem verme” boyutunda, çalışma hayatında yer alan ve 1965-1979 yılları arasında doğan X kuşağının geleneksel değerlerden uzak olduğu bulundu. Yani bir işe bağlı kalma ve süreklilik sağlamada olumsuz görüşte oldukları, iş aidiyetinden ziyade iş şartlarına önem verdikleri ortaya çıktı. Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, “Çalışma Hayatı Ölçeği toplamına da bu fark yansımış olup diğer kuşaklara göre en geleneksel değerlerden uzak kuşak X bulundu” dedi.İş yaşamında kadınlar daha gelenekselci Cinsiyete yönelik yapılan incelemede kadınların iş yaşamı değerlerinin erkeklere göre geleneksel değerlere daha yakın olduğunu bulundu. Özellikle kurallara uyma boyutunda kadınların erkeklere göre daha gelenekselci olduğu ortaya çıktı. Kadınların kuralları olan bir iş yerini benimseyip süreklilik sağlamada ve aidiyet duymada olumlu tutum sergilediği sonucuna varıldı.X kuşağı kadınlarının iş aidiyeti yüksekDr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, kuşaklar açısından incelendiğinde, X kuşağı kadınlarının erkeklere göre işe önem verme boyutunda farklılaştığının görüldüğünü kaydederek “Yani X kuşağı kadınlarının iş aidiyetinin yüksek olduğu ortaya çıktı. Y kuşağı kadınlarının ise kurallara uyma bakımından erkeklerden farklılaştığı ve kuralları benimsediği saptandı. Baby Boomers ve henüz çalışmayan Z kuşağında cinsiyete göre bir farklılık bulunmamış olup her iki kuşağın geleneksel değerleri benimsediği ortaya çıktı” diye konuştu.Çalışan Y kuşağının iş aidiyeti düşükBir işte çalışıp çalışmamaya göre Y kuşağının kendi içinde farklılaştığının gözlendiğini kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, şu değerlendirmelerde bulundu:“Y kuşağının bir kısmı iş yaşamında yerini alırken bir kısmı üniversite öğrencisi veya çalışmayanlardan oluşuyor. Yaptığımız incelemede çalışan Y kuşağının işe önem vermede gelenekselci olmadığı yani iş aidiyetinin düşük olduğu sonucuna varıldı.  Henüz bir işte çalışmayan Y kuşağının ise iş yaşamına dair daha geleneksel değerleri benimsediği ortaya çıktı. Fakat her iki durumda da ÇHÖ puanlarına bakıldığında çok gelenekselci olmadıkları söylenebilir. Henüz bir işte çalışmayan Y kuşağının halihazırdaki çok gelenekselci olmayan yapısı çalışmaya başladığında gelenekselcilikten daha da uzaklaşıyor.”Sosyal medya kullanımı düştükçe iş yaşamı kuralları benimseniyorİş yaşamı değerlerinin şekillenmesinde sosyal medyanın etkisinin de incelendiğini kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, “Yaptığımız incelemede, 1 saatten az sosyal medya kullananların 4-6 saat kullananlara göre iş yaşamında kurallara uyma değerlerinin daha geleneksel değerlere yakın olduğu yani kuralları benimsediği ortaya çıktı” dedi. Ünal, günde 4 saat ve üzeri sosyal medya kullananların ise geleneksel değerlerden uzaklaştığını yani iş yerinde kuralların olmasından hoşlanmadığının tespit edildiğini kaydetti. Ünal, “Günlük sosyal medya kullanım süresi arttıkça iş yaşamında kuralları benimsemekten uzaklaşıldığı sonucuna varıldı” dedi.Z kuşağının tutumu iş hayatına girince değişebilirDr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, sosyal medya kullanımına istenildiği zaman vakit ayırabilme arzusu iş yaşamının kuralcı yapısına ters düştüğüne dikkat çekerek “Dolayısıyla günlük sosyal medya kullanımı 4 saati geçen kişiler iş yaşamının geleneksel değerlerinden ve kuralcı yapısından uzaklaşarak daha rahat hareket alanı olan işleri tercih etme eğilimine sahip oluyor. Fakat henüz bir işte çalışmayan Z kuşağının sosyal medya kullanımı iş yaşamına bakış açılarının geleneksel değerlerden uzaklaşmasında rol oynamadığı ortaya çıktı. Bu durum Z’lerin aile çevresindeki geleneksel yapının ve çevre faktörünün etkisinde kalmaları ile açıklanabilir. İleride çalışma hayatında nasıl bir Z kuşağı göreceğimiz sosyal medyanın o şartlardaki evrimi ile iş yeri-çalışan etkileşimine göre tekrar ele alınabilir” değerlendirmesinde bulundu.Kamu çalışanları kurallara uymada daha olumluKamu veya özel sektörde çalışanlara yönelik yapılan incelemede, kurallara uyma ve iş yaşamı değerlerinde kamuda çalışanların özel sektör çalışanlarına göre daha geleneksel değerlere yakın oldukları tespit edildi. Yani kamu çalışanlarının kurallara uyma ve süreklilik sağlamada daha olumlu bakış açılarına sahip olduğu bulundu.Kuşaklar arası farklılıklar değerlendirildiMarmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Levent Deniz ise çalışmaya ilişkin şunları söyledi:“Kuşaklara yönelik olarak başladığımız çalışmalarda ulaşabileceğimiz tüm kuşaklara ait değer ve davranışları bir potada eritebileceğimiz, bir araya toplayabileceğimiz bir ölçek oluşturmak amacıyla yola çıktık. Ancak hem sosyal medya kullanımına yönelik davranışların, hem iş hayatı, aile hayatı, arkadaşlık ilişkileri ile ilişkili değerlerin yaptığımız geliştirme çalışmaları sonucunda tek bir ölçek olarak ortaya çıkması mümkün olmadı. Ancak çalışmalarımızı sürdürdükçe elimizdeki madde havuzundan farklı yapılardaki maddeleri sınıflayarak yaptığımız ölçek geliştirme çalışmaları sonucunda, üç bağımsız ölçeği ortaya çıkarmayı başardık. Bu ölçekleri Sosyal Medya Kullanımı Ölçeği, Çalışma Hayatı Ölçeği ve Farklılıkları Kabul Ölçeği olarak adlandırdık. Her bir ölçeğin alt ölçeklerinin olması da ortaya çıkan bu yapıları daha farklı bileşenlerle ele almamızı sağladı.”Çalışma Hayatı Ölçeği 1.,2.,3.,4.,5. Maddeler “İşe Önem Verme” ve 6.,7.,8. Maddeler “Kurallara Uyma” boyutunu ölçüyor. Her bir maddeye 1 ile 5 arasında değer veriniz. 6. Madde hariç diğer tüm maddeler tersten puanlanmalıdır.Ölçeğin toplamından 8 ile 40 arasında puan alınabiliyor. Yüksek puan iş yaşamında geleneksel değerlerden uzaklığı, düşük puan ise geleneksel değerlerin benimsendiğini gösteriyor.(1: Bana hiç uygun değil, 2: Bana az uygun, 3: Bana orta seviyede uygun, 4: Bana çok uygun, 5: Bana tamamen uygun)Kariyerimde ilerlemek için aynı kurumda kalıp belirli bir süre emek vermem gerektiğine inanırım.İş hayatında kademe atlamak için sabredip çalışmak gerektiğine inanırım.Çalışma hayatı yaşamın en önemli parçasıdır.Aynı işte senelerce çalışmak bana güven verir.Maddi karşılığı yeterli olmasa da içinde bulunduğum kurumun/grubun başarısı için fazlasıyla çalışırım.Kuralları ve çalışma saatleri belirgin olan işlerin bana göre olmadığını düşünürüm.Çalışma saatlerinin belirgin ve düzenli olduğu bir işi tercih ederim.Disiplinin ön plana alındığı bir yerde çalışmak isterim.

26 ARA 2019

Yaratıcı Yazarlık Atölyesi, Yazar Nuriye Akman’ı ağırladı

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi “Yaratıcı Yazarlık Atölyesi” etkinliği düzenledi. Medya ve İletişim Bölüm Başkanı Doç. Dr. Feride Zeynep Güder’in moderatörlüğünde gerçekleşen etkinliğin konuğu Gazeteci, Yazar Nuriye Akman oldu.Güney Yerleşke de düzenlenen etkinliğe öğrenciler yoğun ilgi gösterdi.“Kimse kitap okumadan iyi bir yazar olamaz”Liselerde edebiyatın öğrencilere sevdirilmesi çok önemli olduğunu söyleyen Akman, öğrencilerin içlerinde ki edebiyat arzusunun ortaya çıkarılması gerektiğini vurguladı. Yazarların kişiliğine değinen Akman, “Yazar olaylara ne zaman mikroskop altında ve ne zaman teleskop ile bakacağını bilen insandır. Kimse kitap okumadan iyi bir yazar olamaz” dedi.“Edebiyat zihinle görmeyi sağlar” Okumanın ve yazmanın beynimizin çalışmayan bölgelerini çalıştırdığını söyleyen Akman öğrencilerin okuma ve yazma becerilerini geliştirmesi gerektiğini ifade etti. Akman, “Edebiyat zihinle görmeyi sağlar. İyi bir yazar olmanın ilk şartı okumaktır, yazar derdini derman yapan kişidir” şeklinde konuştu.“Arzuya bir engel eklemeniz halinde mükemmelliğe ulaşabilirsiniz”Edebiyatın ciddiyet ve sabır gerektirdiğine değinen Akman, “Bir kimsenin iyi bir yazar olması için tek şart doğuştan edinilmiş bir başarı değildir. Kişi okuyarak ve çaba göstererek de başarılı olabilir. Yazacağınız metinlerde yarattığınız arzuya bir engel eklemeniz halinde mükemmelliğe ulaşabilirsiniz” ifadelerini kullandı.Etkinlik sonunda Gazeteci, Yazar Nuriye Akman öğrencilere gerçekleştirdiği söyleşi üzerine kısa bir metin yazdırıp öğrencilerin sorularını yanıtladı.Program toplu fotoğraf çekimi ardından sona erdi.

26 ARA 2019

3. Halkla İlişkiler Sempozyumunda dijital çağda halkla ilişkiler konuşuldu

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler Bölümü “3. Halkla İlişkiler Sempozyumu” etkinliğini gerçekleştirdi. Üsküdar Üniversitesinde gelenekselleşen sempozyumun bu yılki ana teması “Dijital Çağda Halkla İlişkiler” konusu oldu. Alanında uzman isimleri bir araya getiren sempozyumda birbirinden farklı konu başlıkları ele alındı.3’üncü Halkla İlişkiler Sempozyumunun konukları, Youtuber Uras Benlioğlu, İstanbul Kent Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Duygu Aydın Aslaner, İstanbul Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü Doç. Dr. Betül Onay Doğan, Öykü/Dialogue International Ajans Başkanı Necati Özkan ile Uluslararası Sosyal Medya Derneği Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Said Ercan oldu.Güney Yerleşke İletişim Fakültesi Fuat Sezgin Konferans Salonunda düzenlenen etkinlik katılımcılar tarafından yoğun ilgi gördü. İki ayrı oturumda gerçekleşen sempozyumun açılış konuşmasını İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör yaptı.Güngör: “Öğrencilerimiz hem teorik hem de pratik bilgilerini pekiştiriyor”Sempozyumun her aşamasında halkla ilişkiler öğrencilerinin yer aldığını belirten Prof. Dr. Nazife Güngör, öğrencilerin hem teorik hem de pratik bilgilerini pekiştirdiğini söyledi. Güngör, “Bu sempozyumun 3’üncü yılı bir şeyi sürekli kılmak büyük bir başarı. Yavaş yavaş uluslararası alanına doğru gidecektir. Bu yılın en güzel katkısı sempozyumun her aşamasında etkinlik dersini alan öğrencilerimizin görevlendirilmesi oldu. Halkla ilişkiler bir yandan değerli akademisyenlerle bu platformda tartışılırken bir yandan da öğrencilerimiz eğitim öğretiminin pratik gerekliliklerini yerine getiriyor, hem teorik hem pratik bilgilerini pekiştiriyorlar” şeklinde konuştu.  Youtuber Uras Benlioğlu, “Yanlış kişiye yanlış reklam vermeyin batarsınız”Youtuber Uras Benlioğlu, “Bir Influencer’ın Gözünden Influencer Marketing ve Marka İletişimi” başlıklı konuşmasını yaptı. On dört sene boyunca aktif televizyonculuk yaptığını söyleyen Benlioğlu, televizyondan youtube platformuna geçiş sürecini anlattı. Benlioğlu, 2008 yılında televizyonun yok olacağını gördüm. Artık televizyondan dijitale doğru bir geçiş yaşanıyor. Özellikle önümüzdeki süreçlerde markalar influencerlarla iş birliği yapacak. Ancak bu birliktelikte markalara bir uyarıda bulanmak isterim. Yanlış kişiye yanlış reklam vermeyin batarsınız” dedi.“İçerik üreticisine kendi içeriğini üretme yetkisi vermelisiniz”Youtube içeriğinin çekiciliği kadar algoritmalarında önemli olduğunu vurgulayan Benlioğlu, marka ile yapılan iş birliğinde içerik üreticisine kendi içeriğini üretme yetkisinin verilmesi gerektiğini söyledi. Benlioğlu, “Biz içerik üreticisiyiz yalnızca video çekiyoruz, fotoğraf çekiyoruz. Şans eseri veya belli bir potansiyelle bir yerlere gelebiliyoruz. Bizim içeriğimizin çekiciliği kadar aynı zamanda algoritmalarla da boğuşuyoruz. Bir markanın bunu anlayabilmesi için youtube önem vermesi gerekiyor. Bence hepinizin bu açıdan youtube kanalı olmalı. Markanın istediğini yapmışım elli bin izlenmiş, markaya diretmişim kendi isteğimi yaptırmışım iki buçuk milyon izlenmiş arada ki fark inanılmaz burada içerik üreticisine kendi içeriğini üretmek için yetki vermeniz sizin için ve markanız için çok daha iyi olacaktır” ifadelerini kullandı.Dr. Öğr. Üyesi Duygu Aydın Aslaner: “Türkiye’de beş farklı yerel kuşak var” Dr. Öğr. Üyesi Duygu Aydın Aslaner, “Dijital Çağ ve Türkiye’de Kuşaklar” konulu sunumunu gerçekleştirdi. Kuşak kavramının tanımına değinen Aslaner, Türkiye’de ki yerel kuşaklar hakkında bilgi verdi. Aslaner, “Türkiye’de yerel kuşaklar olarak baktığınızda beş farklı kuşak var. Son kuşağımız alfa kuşağı geldi. Geleneksel kuşak ya da sesiz kuşak biz onları cumhuriyet kuşağı olarak biliyoruz, bebek patlaması kuşağı 68 kuşağı olarak bilinir, X kuşağı ara kuşak, Y kuşak bilgisayar çocukları kuşağı ve Z kuşağı kristal kuşak dediğimiz iki bin yılı sonrası doğanlar” şeklinde belirtti.Doç. Dr. Betül Onay Doğan: “Canlı videolar %300 izleniyor”Doç. Dr. Betül Onay Doğan “Dijital Çağda İçerik Üretimi” başlıklı sunumunu yaptı. Dijitalin geleceği ile ilgili önemli paylaşımlarda bulunan Doğan, içerik üretmenin gün geçtikçe zorlaştığını ifade etti. Doğan, “2025 yılında tükettiğimiz içeriklerin %75’inin video olacağı söyleniyor çok fazla video tüketiyoruz ve artık videolarda bizi kesmiyor özellikle marka iletişimi bağlamında baktığımızda canlı videoların %300 izlenme oranı olduğunu görüyoruz. Çok fazla içerik üretiliyor bu nedenle şaşırma ihtimalimiz, paylaşma ihtimalimiz gün geçtikçe azalıyor” ifadelerini kullandı.Necati Özkan: “Başarılı olmak için değerli olmak zorundasın!”Sempozyumun ikinci oturumunda Ajans Başkanı Necati Özkan, “Siyasal Kampanyalar ve Storytelling” konulu sunumunu gerçekleştirdi. Reklamcılık serüveni ile ilgili bilgi veren Özkan, pazarlama ve iletişim dünyasında başarılı olmak için öğrencilere tavsiyelerde bulundu. Özkan, “Beslendiğiniz kaynaklar neyse o kaynaklara göre dünyayı görüyorsunuz. İş dünyasında özelikle pazarlama ve iletişim dünyasının en temel başarı sırrı stratejidir. Hangi alanda olursanız olun başarılı olmak için değerli olmak zorundasınız. Değerli olabilmenin kuralları çok nettir. Değer dediğiniz şey kişiden kişiye değişir ve tamamen algılarla ilgilidir. Değer fiziki dünyadan bağımsızdır. Değerli olduğuna inandığınız bir şey zamanında aklımızı, kalbimizi fethettiği için onun değerli olduğuna inanırız" dedi.“Markanın özünde bir değer varsa iletişimci o değeri ortaya çıkarır”Değerli olmanın iletişim dünyasının ana konusu olduğunu söyleyen Özkan, bir markayı ya da bir siyasetçiyi değerli hale getirebilmenin yollarına değindi. Özkan, “Elinizdeki siyasetçiyi ya da elinizdeki markayı diğerlerinden daha değerli hale getirebilirsiniz. Ancak elinizdeki marka bu özelliklere sahipse bunu yapabilirsiniz. Markanın ya da siyasetçinin özünde bir değer varsa iletişimci o değerin ortaya çıkarılmasını sağlar” şeklinde konuştu.“Hikâyede sadakat önemlidir”Siyasetin pazarlamasında hikâye yazmak yerine gerçeğin hikâyeleştirilmesi gerektiğini vurgulayan Özkan, hikâyede sadakatin önemli olduğunu belirtti. Özkan, “Akıllı bir iletişimci sıfırdan bir hikâye yazmak yerine gerçeği hikâyeleştirir. Hikâyede sadakat önemlidir. Belirlenen stratejiye uymak gerek, eğer uyulmuyorsa sopayı göstermek ya da kapıdan çıkmak gerekir. Hikâyede dört konuda sadakate ihtiyaç vardır. Koyduğunuz konuda sadakat, dinleyici hedef kitleye sadakat, belli bir kategorideki fikre inanan kişilere sadakat, kendi değerlerinize ve hedeflerinize sadık olmak gerekir. Bunlar kâğıt üzerinde çok kolay gözükür ama uygulamada o kadar kolay değildir” ifadelerini kullandı.  Said Ercan: “İnsan ırkını temsil son kişilersiniz”Uluslararası Sosyal Medya Derneği Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Said Ercan, “Yapay Zekâ ve Sosyal Medya” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Yapay zekâ algoritması ile ilgili önemli paylaşımlarda bulunan Ercan, Türkiye’de sosyal medya kullanımı ile ilgili bilgi verdi. Ercan, siz belki de insan ırkını temsil son kişilersiniz yapay zekâ ile donatılmamış gerçek zekâ ile donatılmış son kişiler olabilirsiniz. Türkiye, Dünya’da instagram uygulamasını kullananlar arasında ikinci, TikTok uygulamasını kullananlar arasında üçüncü sırada yer alıyor” şeklinde konuştu.“Trump’ın metinlerini yapay zekâ yazdı”Sosyal medya hesaplarını kullanan kişilerin farkında olmadan data verdiğini belirten Ercan, yapay zekanın önemine değindi. Ercan, “Trump’a seçimi kazandıran yapay zekâ olmuştur. Trump’ın metinlerini yapay zekâ yazdı. Trump Teksas’a gittiğinde yapay zekâ Teksas’da en iyi ve en kötü konuşulan on maddeyi çıkardı ve önüne metin koydu. Trump konuştuğunda Teksaslı gibiydi oranın bütün meselelerini biliyordu. Sizin attığınız twitler üniversitenin en önemli sorunları ve en iyi konularını ortaya çıkarıyor. Siz farkında olmadan data veriyorsunuz” ifadelerini kullandı.Sempozyumun ardından plaket taktimi ve toplu fotoğraf çekimi gerçekleşti.

25 ARA 2019

Üsküdarlı 9 öğrenci Genç İletişimciler yarışmasında finalist

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) ve Aydın Doğan Vakfı’nın (ADV) ortaklaşa düzenlediği 30’uncu Genç İletişimciler Yarışması’nın finalistleri belli oldu. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesinden 9 öğrenci ödül almaya hak kazandı.İletişim alanında eğitim gören gençlerin yeteneklerini ve yaratıcıklarını geliştirmeleri amacıyla, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ile Aydın Doğan Vakfı'nın işbirliğinde düzenlenen Genç İletişimciler Yarışması’nda dereceye giren öğrenciler açıklandı.Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin çeşitli bölümlerinde okuyan 9 öğrenci jüri tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda ödüle layık görüldü.Üsküdar İletişim’e 4 ödülBu yıl 30’uncusu düzenlenen Genç İletişimciler Yarışması’nda iletişim fakültelerindeki öğrencilerin 2018-2019 eğitim öğretim yılında ürettikleri içerikler jüriler tarafından değerlendirildi.Başvurular yazılı, görsel, işitsel ve internet yayıncılığı ana dallarında yapıldı.24 Aralık 2019 tarihinde açıklanan sonuçlara göre, Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden Sema Kahriman, Nilay Tuğçe Bostancı, Meliha Balaman, Muhammet Şahan Şengül, Elif Sena Demiroğlu, Lütfiye Öztunç, Ece Özipek, Nuriye Serenay Özkan ve Büşra Kaplan finalist oldu.Öğrenciler 4 Mart 2020 Çarşamba günü saat 19.00’da Hilton İstanbul Bosphorus Oteli’nde yapılacak ödül töreni ile ödüllendirilecek.

25 ARA 2019

“Hayata Sen de Dokun” sosyal sorumluluk projeleri tanıtıldı

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Reklam Tasarımı ve İletişimi Bölümü öğrencileri “Hayata Sen de Dokun” etkinliği düzenledi. Şarkıcı Özgün Uğurlu ve eşi Nilda Uğurlu’nun da katıldığı etkinlikte birbirinden farklı sosyal sorumluluk projeleri yer aldı.Sosyal sorumluluk projeleri tanıtıldıÜsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Reklam Tasarımı ve İletişimi Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Nihal Toros’un Kurumsal İletişim Uygulamaları dersi kapsamında, dersi alan öğrenciler tarafından geliştirilen dokuz farklı sosyal sorumluluk projesi ziyaretçilere tanıtıldı. “Güneşe Dokunan Kadınlar, Güneşten Haber Var, Bir El Uzat Bir Kalbi Aydınlat, +1 Dokun, Kafes, Hayvanları Ev’lendiriyoruz, Göz Göre Göre, Bir Bağış Bir Umut, Lösemi Değil İyilik Bulaşıcıdır” isimli sosyal sorumluluk projelerine ziyaretçiler yoğun ilgi gösterdi.Projeler hakkında bilgi verildi İletişim Fakültesi lobi alanında gerçekleştirilen etkinlikte sosyal sorumluluk projelerini yürüten öğrenciler, ziyaretçilere projelerini anlatarak detaylı bilgi verdi. Şarkıcı Özgün Uğurlu ve eşi Nilda Uğurlu da etkinlik kapsamında proje stantlarını gezerek, projeler hakkında bilgi aldı.Tiyatro Kulübü ve Müzik Kulübünün de kısa performanslar sergilediği etkinlikte keyifli anlar yaşandı.Dr. Öğr. Üyesi Nihal Toros’un Özgün Uğurlu ve Nilda Uğurlu’ya adlarına dikilen fidan sertifikalarını takdim etmesiyle etkinlik sona erdi.

23 ARA 2019

Hareket et kendini mutlu et!

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler Bölümü 4’üncü sınıf öğrencileri “Hareket Et Kendini Mutlu Et” konulu sosyal sorumluluk kampanyası düzenledi. Kampanya ile gündelik hayatta hareket kısıtlığının aşılması hedefleniyor.Güney Yerleşke lobi alanında gerçekleşen etkinliğe öğrencilerin yanı sıra idari ve akademik personel de yoğun ilgi gösterdi.Sağlığını korumak ve dinç kalmak için hareket et!İnsanların gündelik hayatta hareket alanları kısıtlı olmasından dolayı sağlığını korumak ve dinç kalmak amacıyla insanları hareket ettirmeye teşvik eden sosyal sorumluluk kampanyasında insanların rahatlıkla hareket edebilecekleri bir gün belirlendi.Hareket etmenin yararları hakkında bilgi verildiHalkla İlişkiler 4’üncü sınıf öğrencileri insanlara hareket etmenin yararları hakkında bilgi vererek hareket etmeye teşvik edici alanlar oluşturdu. Öğrenciler, insanları yürüttükleri kampanyadan haberdar edebilmek için afişler astı, merdivenlere insanları hareket etmeye teşvik etmek amaçlı adım izleri koydu.Parkur alanında egzersiz yapıldıKeyifli anların yaşandığı etkinlikte yürüyüş, pilates çemberiyle bacak açma kapama hareketi, pilates topuyla oturma kalkma hareketi, mekik çekme, dambıl kaldırma, ip atlama ve tek ayak zıplama hareketleri gibi egzersizler yapıldı. Parkuru tamamlayan insanlara harekete teşvik edici hediyeler verildi.Parkur alanında hareket eden katılımcılar sonrasında müzik eşliğinde zumba dansı yaptı.Etkinlik sonrası katılımcılara çekiliş yoluyla hediyeler verildi.

20 ARA 2019

Dizi sektörünün uzmanları sektörün geleceğini tartıştı

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi ve TRT iş birliğinde “TRT Akademi Söyleşileri” kapsamında düzenlenen panelde “dizi sektörünün geleceği” sektörün uzmanlarınca konuşuldu. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör, dizilerin kültürel, toplumsal ve bireysel gelişim açısından çok önemli bir alan olduğunu belirterek “Dizilere çok iş düşüyor. Diziler aracılığıyla verilen mesajlar kültürün dokuları içerisinde yerini alıyor. Kültürün en kılcal damarlarına kadar siniyor, orada kalıyor ve bizim kültürümüzün bir parçası haline geliyor” dedi. Panele katılan yapımcı Faruk Turgut, televizyon yayıncılığının da evrileceğini söyledi. Turgut, “Erkenci Kuş” dizisiyle tanınan oyuncu Can Yaman’ın oynadığı Can Divit karakteri için çok çalıştıklarını kaydetti. Turgut, çok tutulan Can Divit karakterinin mağduriyetini bugünlerde had safhada yaşadıklarını da belirtti. Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonunda “TRT Akademi Söyleşileri” kapsamında düzenlenen “Dizi sektörünün geleceği” başlıklı panelde iletişim ve dizi sektöründen uzmanlar bir araya geldi.Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör, açılış konuşmasında önemli bir paydaş olan TRT ile çok güzel bir iş birliği yapıldığını, bu önemli buluşmanın geleceğin iletişimcileri açısından çok iyi bir fırsat olduğunu söyledi.Prof. Dr. Nazife Güngör: “Dizilere çok iş düşüyor”Türkiye’nin Latin Amerika dizileri ile başladığı dizi macerasının sonra Dallas ile devam ettiğini belirten Güngör, dizilerin kültürel, toplumsal ve bireysel gelişim açısından çok önemli görevleri olduğunu kaydederek şunları söyledi:“İnsanlar o dizilerde hayatın her türlü yönünü gördüler ve çok sevdiler. Artık kendi dizilerimizi üretiyoruz. Yapımcılarımız, senaristlerimiz, oyuncularımız, bolca yapım ortaya koyuyor. Çok önemli bir iş yapılıyor. İşin bir tarafında kültür endüstrisi kavramı var. Diziler uzun soluklu filmlerdir ve insanlar bu uzun soluklu filmlerle birlikte yaşıyor. Empati kuruyor, para sosyal ilişki kuruyor. Orada içselleştirmeler, kültürün yapılarına ve dokularına ekmeler oluyor. Bu nedenle dizi yapımcılarına, senaristlere çok iş düşüyor. Ne verirseniz o diziler aracılığıyla verilen mesajlar kültürün dokuları içerisinde yerini alıyor. Kültürün en kılcal damarlarına kadar siniyor, orada kalıyor ve bizim kültürümüzün bir parçası haline geliyor. Dolayısıyla artık çok önemli. Nüfusun çok önemli bir kısmı saatlerce bunu izliyor. Diziler iyi ve kaliteli yapılırsa eğer çok büyük bir hizmet. Kaliteden taviz verilirse de çok önemli bir taviz. Kültürel, toplumsal ve bireysel gelişim açısından çok önemli bir alan.”TRT Eğitim Müdürü Ekrem Özdemir’in moderatörlük yaptığı panelde TRT1 Kanal Koordinatörü Cemil Yavuz, oyuncu Vildan Atasever, yapımcı Faruk Turgut, yapımcı Onur Güvenatam ve Blu TV İçerik Yöneticisi Şehnaz Uğur panelist olarak yer aldı. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği panelde gündemde olan dijital platformlarda yayınlanan diziler ile televizyon dizileri arasında yaşanan rekabet, sektörel sorunlar, denetim konularının yanı sıra gelecekte dizi sektöründe yaşananlar konuşuldu.Yapımcı Faruk Turgut: “Televizyon yayıncılığı da evrilecek ve dijitale kayacak”Atıf Yılmaz ve Şerif Gören gibi Türk sinemasının usta yönetmenleriyle çalışan, birbirinden başarılı yapımlara imza atan, “Erkenci Kuş” dizisinin yapımcısı Faruk Turgut, ekran kültürünün içinde bulunduğu değişime değinerek “İlk özel televizyonun açıldığı 1993’ten 2012’ye kadar özel televizyonlar en güçlü dönemini yaşadı. 2012 sonrası ise dizi sürelerinin belirli bir süreye erişiminden sonra dizilere olan ilginin gün geçtikçe azaldığının bizler de fark ediyoruz. Şu anda da ağırlık olarak dizi seyircisinin büyük bir bölümünün dijital platformlara kaydığını çok net görüyoruz. Son dönemde özel dizilere özel seyirci geliyor ve dizi tercihi ile dizi seyredip devamlı olarak ekran karşısında kalmıyor. Bu da televizyonun geleceği açısından ciddi bir risk. Evrilecek, şu anki televizyon yayıncılığı daha ağırlıklı olarak dijitale kayacak. Biz de buna dönük gerekli hazırlıkları yapıyoruz” dedi.Faruk Turgut, en önemli şeyin içerik olduğunu belirterek “İçeriğiniz değerliyse öyle ya da böyle bir platformda yayınlama şansını elde edersiniz. Ancak dijital platformların şöyle bir özelliği var. Çağımız hız çağı. İnsanların 140 dakika dizi seyretmeye çok tahammülleri yok. Daha seri daha net ve daha çabuk anlatımları tercih ediyorlar. Bu anlamda da dijital içerikler daha çok öne geçiyor” dedi. Faruk Turgut geleceğin iletişimcilerine çok yönlü olmalarını, dünyayı iyi takip etmelerini, fark yaratmalarını ve bunu fark ettirmek için de çok çalışmaları gerektiğini söyledi.Yapımcı Faruk Turgut: “ Çok tutulan Can Divit karakterinin mağduriyetini yaşıyoruz” Son günlerde gündeme gelen Can Yaman’ın canlandırdığı “Erkenci Kuş” dizisindeki Can Divit karakterini nasıl oluşturduğuna da değinen Turgut, “Son dönemde romantik komedilerin seyirci nezdinde kalitesinin yükseldiğini fark etmiştim. Demet’le arka arkaya üç dizi çektim. Erkenci Kuş projesi bana geldiğinde Can Yaman’a farklı bir proje yapacaktım. Ama sonra şunu fark ettim. İki oyuncunun bir araya gelmesinden oluşacak sinerjiyi hissederek diğer diziyi iptal ettim. Burada en temel şey karakterin tasarımı önemli. Can Yaman daha önce dört dizide oynadı ama hiç bu kadar etkili olmadı. Bunun da temel nedeni styling meselesine, saçına, başına, vücut diline, postürüne ciddi anlamda zaman ayırarak çok titizlenerek bir çalışma yaptık. Cidden ben de bu kadar etki yaratacağını düşünmüyordum ama biraz da fazla bir etki yarattı. Şimdilerde onun mağduriyetini de had safhada yaşıyoruz. Karakter çok sevildi. Romantik komedi karakterinin bu kadar etkili olması Türkiye’de ilk kez olan bir şey” dedi.Yapımcı Onur Güvenatam: “Dijitalin gücü var ama televizyonun da ayrı bir gücü var”“Vatanım Sensin”, “İstanbullu Gelin”, “Hakan Muhafız” ve “Atiye” gibi birçok başarılı dizinin yapımcısı Onur Güvenatam ise çevrimiçi ve dijital platformların çok popüler olmasına rağmen televizyonun yerinin ayrı olduğunu söyledi. Güvenatam, “Dijitalin bir gücü ve kuvvet olduğu kesin ama televizyonun da bir gücü ve kuvveti olduğunu düşünüyorum. Hiçbir platform tek başına tekel değil. İçeriğin bir sınırı ve sonu yok. Bundan 8 yıl önce Netflix yoktu. Bu sürekli değişen bir şey. Ben dijitalde de televizyonda da izleyici kitlesinin her zaman olacağına inanıyorum. Bunun her zaman gelişeceğine ve dönüşeceğine inanıyorum” dedi. Güvenatam, dizilerin en çok duygulara dokunması nedeniyle izlendiğini ve izleyenleri etkilediğini söyledi.Oyuncu Vildan Atasever: “Kendimi keşfettirdim”Son filmi “Dilsiz” ile gündemde olan oyuncu Vildan Atasever de oyunculuğa öğrencilik yıllarında kendi girişimi ile başladığını belirterek “Kendimi keşfettirdim” dedi. Perihan Mağden’in romanı “İki Genç Kız”da Handan karakterini çok beğendiğini, “Keşke kitabın filmi çekilse de Handan’ı ben keşke ben oynasam” dediğini kaydeden Vildan Atasever, bir gün “İki Genç Kız” isimli romanın filme çekileceğini, Behiye karakterinin bulunduğunu ancak Handan karakteri için amatör ya da profesyonel oyuncular arandığını öğrendiğini kaydetti.Oyuncu Vildan Atasever: “O filmle ‘Yılın En İyi Kadın’ Oyuncusu seçildim”Oyuncu seçmeleri için başvurduğunda tıpkı Handan gibi giyindiğini ve onun gibi konuştuğunu ve sonunda Handan karakteri için seçildiğini belirten Atasever, “Yönetmen Kutluğ Ataman’la üç ay prova yaptık. Mezun olduktan sonra ikinci bir okula başlamıştım. Mükemmel bir pratik oldu. Sonra filmimizi çektik, bitti. Kadın İsterse diye bir diziye başladım. Dizi yayınlanırken o film Antalya Altın Portakal Film Festivaline gitti ve o filmle yılın En İyi Kadın Oyuncusu seçildim” dedi.Oyuncu Vildan Atasever: “Seyirciye karşı sorumluluğum var”Vildan Atasever, rol alacağı filmlerde önce anlatılan hikayeye baktığını belirterek “Bir oyuncu olarak seyircileri bir hayal alemine sürüklüyoruz. Hangi aleme sürüklediğiniz benim için çok önemli.  Oynadığım karakterin izleyiciler üzerinde nasıl bir etki bırakacağı benim için önemli. Derinliği var mı, farklılığı var mı? Seyirciye ne katacak onu çok önemsiyorum. Bu bir sorumluluk.  Ben bir sorumluluğumun olduğunu düşünüyorum” dedi.Cemil Yavuz: “Bir dizi 5 kuşak reklam almazsa maliyetini karşılayamaz”TRT1 Kanal Koordinatörü Cemil Yavuz ise televizyonun hiçbir zaman bitmeyeceğini düşündüğünü ancak televizyonun kendini yenilemesi gerektiğini söyledi. Yavuz, “Televizyon pastasından televizyonlara düşen pastayı biliyoruz. Ortalama bir televizyonun bütçesinin % 70’i prime time programlardan geliyor. Bunu hesap ettiğinizde şu ortaya çıkıyor. Bir dizi eğer 5 kuşak reklam almazsa o dizi maliyetini karşılayamıyor” dedi.Üsküdar Üniversitesi Televizyonu (ÜÜ TV) tarafından canlı yayınlanan panel katılımcıların birlikte hatıra fotoğrafı çektirmesiyle sona erdi. 

18 ARA 2019

Senarist Eda Tezcan: “Egonuz yoksa senarist olamazsınız”

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Medya ve İletişim Bölümü Eda Tezcan’la Senaryo Konuşmaları etkinliği düzenledi. Etkinliğin konuğu birçok dizi ve film senaryo yazarı senarist Eda Tezcan oldu. Etkinlikte senaristlik ve senaryo yazma konuları ele alındı.Güney Yerleşke Fuat Sezgin Konferans Salonunda gerçekleşen etkinliğe öğrenciler yoğun ilgi gösterdi.“Senaryo yazımı ve meslekte ilerlemek sabır işi”Tezcan, senarist olmak, senaryo yazma alanına yönelmek ve bu mesleği profesyonel bir şekilde icra etmek isteyen öğrencilere tavsiyelerde bulundu. Tezcan, “İleri düzeyde bir noktaya gelmek gerçekten meşakkatli ve zor bir yol. Ben kendi ekibimi kuracağım ve kendi işlerimi yapacağım diyebileceğiniz bir seviyeye ulaşmak çok zaman alıyor. Vazgeçmemeniz gerekiyor. Senaryo yazımı ve meslekte ilerlemek sabır işi. Çok istekli olmak lazım. Eğer gerçekten istiyorsanız ve vazgeçmeyecekseniz bu yola girmeniz tavsiyemdir” dedi.“Dizi bir sanat dalı değildir”Televizyonun çok çabuk tüketilen bir alan olduğunu belirten Tezcan, televizyonun kitap ya da sinema kadar kalıcı olmadığını ifade etti. Tezcan, “İnsanların evine bedelsiz olarak satın aldıkları bir hizmetten söz ediyoruz. İzleyici kanalı açıyor ve o an canı onu seyretmek isterse seyrediyor. Bunun için herhangi bir bedel ödemiyor. Dizi orada yavaşladığı anda veya izleyiciyi sıkacak bir sahne koyduğun zaman, istemediği karakteri görünce anında kanalı değiştiriyor. Böyle bir mecrada kalıcı olmak zor. Dizi bir sanat dalı değildir. Fakat yine de biz senaristler daha fazla ne ekleyebilirim duygusuna kapılıyor ve bir şeyler katmaya çalışıyoruz” şeklinde belirtti.“Egonuz yoksa senarist olamazsınız”Tezcan, öğrencilere başarılı olmaları için izlemeleri gereken yollardan bahsederek kendi meslek hayatı ile ilgili paylaşımlarda bulundu. Tezcan, “Ben kendi hayatımda acaba ne yazabilirim diyerek bu yola başladım. Hikâye, şarkı sözü, şiir, polisiye hikâye, polisiye dizi, romantizm, dram yazdım. Hangi alan benim kalemime daha çok uyuyor, hangisi duyguma uyuyor öncelikle bunu bularak belirledim. Senarist olmak konusunda çok kararlıydım. Kesinlikle bu işten vazgeçme düşüncesine sahip değildim. Kendinize alanlar açmaya çalışın. Kendinizi bir ekibin içine dahil edin. Bazı yarışmalara katılım sağlayarak projelerinizi sunmanız size yardımcı olabilir. Aranızda senaryo ekipleri oluşturarak çalışmalar yapın. Her şeyi yazmayı deneyin. Kısa filmler çekerek yarışmalara katılın. Kısa film senaryoları yazın. Kaleminize veya senaryonuza güveniyorsanız, kalemini size yakın gördüğünüz güçlü kişilere ulaşın. Egolar bizim mesleğimizde çok ön plandadır. Eğer egonuz yok ise gerçekten senarist olamazsınız” diyerek düşüncelerini aktardı.Etkinlik sonrası İletişim Fakültesi Medya ve İletişim Bölümü Bölüm Başkanı Doç. Dr. Feride Zeynep Güder’ konuşmalarından dolayı senarist Eda Tezcan’a plaket takdim etti. Toplu fotoğraf çekimi ardından etkinlik sona erdi.

11 ARA 2019

Üsküdar Üniversitesi’nde Televizyon Haberciliği konuşuldu

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Medya ve İletişim bölümü tarafından düzenlenen bölüm etkinliklerinin ilki, İletişim Fakültesi Fuat Sezgin Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. “Televizyon Haberciliği ve Haber Muhabirliği” konulu etkinlikte Kanal 7 Ana Haber Muhabiri Ahmet Furkan Başdemir muhabirlikte kazandığı deneyimleri öğrencilerle paylaştı.2019-2020 eğitim-öğretim yılında Medya ve İletişim bölümü tarafından gerçekleştirilen bölüm etkinliklerinin birincisinde “Televizyon Haberciliği ve Haber Muhabirliği” konuşuldu. Kanal 7 Ana Haber Muhabiri Ahmet Furkan Başdemir’in konuk olduğu ve tecrübelerini Üsküdar İletişim öğrencileri ile paylaştığı etkinlikte muhabirlik konusu derinlemesine ele alındı. Muhabir Ahmet Furkan Başdemir basın sektöründe iyi muhabir olmanın ipuçlarına değindikten sonra öğrencilerin muhabirliğe ilişkin sorularını cevaplandırdı.“Tarak ve kumanda ile muhabirleri taklit ederdim”Konuşmasına muhabirlik öyküsünü anlatarak başlayan Ahmet Furkan Başdemir, “Benim muhabirlik öyküm çocukluğuma kadar uzanıyor. Küçükken televizyonda haberler başladığında ve bir haber muhabiri gördüğümde elime bir tarak veya kumandayı alır, söylenenleri tekrar ederdim. Ben muhabirliğe böyle antrenmanlar yaparak başladım. Gazeteciliğe karşı hevesim ise ilkokul ve lise yıllarında başladı. Lisede ekran önünde münazaralar oluyordu ve ben onları yapmak isteyen heveste bir öğrenciydim. Daha sonra bu alanda kendimi yetiştirmek için çeşitli kurslardan eğitimler aldım. Eğitimler sırasında sizlerle hemen hemen aynı yaşlardaydım. Üniversite zamanlarımda diksiyon gibi birçok kursa katılmaya çalıştım. İstanbul Arel Üniversitesi’nde lisans okurken derslerimden geri kalan boş zamanlarımı oyunculuk, diksiyon, sunuculuk gibi eğitimlerle değerlendirmeye çalıştım. Sizlere de naçizane tavsiyemdir, mutlaka boş zamanlarınızı sizler de bu şekilde kurslarda değerlendirin.Daha sonraki yıllarda da kendi üniversitemin radyosunda yayınlar yaptım. Bunun yanı sıra Üsküdar Belediyesi’nde Boğazın Sesi Radyosu’nda çalıştım. Bu radyo kişinin gerçekten kendini geliştirmesi ve yetiştirmesi için çok ideal bir yer. Ardından Fuat Kozluklu Cem Öğretir Gülgün Feyman ,TRT ve birçok özel kanal spikerlerinden mesleğinin önde gelenlerinden eğitim alma şansını yakaladım. Bunların dışında kişisel röportajlar yapıyordum. Mesleğimizin önde gelenleri ile röportaj yapmak ve onların hayat hikâyelerini dinlemek, bu mesleği gerçekten seçmek isteyenler için gözden kaçırılmaması gereken bir eğitim sürecidir.  Bir süre sonra TRT Ankara’da staj yapma şansım oldu ve orada mesleğe karşı ilk temelleri attım. İhlas Haber Ajansı’nda da çalışma fırsatım oldu. Orası ajans haberciliğinin mutfağıdır. Bu mesleğe sevginizi katın ve özen gösterin sizler de orada çalışarak ajans haberciliği ile ilgili kendinizi  geliştirebilirsiniz” dedi.“Muhabirlik istiyorsanız ajans muhabirliğinden başlamalısınız”Öğrencilere muhabirlik hakkında bilgiler veren Başdemir, “Mezun olduktan sonra bir süre işsiz kaldım. İşsizlik bu mesleğin handikapıdır. O süreçlerde yine çeşitli kurslara gitmeye devam ettim. Daha sonra Kanal 7’de işe girdim ve yaklaşık 8 aydır da burada muhabirlik yapıyorum. 1 ay önce “Yılın En İyi Çıkış Yapan Muhabiri” ödülünü aldım. Eğer muhabirliği seçmek istiyorsanız öncelikle ajans muhabirliğinden başlamanızı öneririm. Ajans muhabirliğinin zor tarafları olsa da aslında mesleği asıl öğrenebileceğiniz yer orasıdır. Meslekte sabit kalmayıp öğrenime açık olun Sizlere önerim, kendinizi farklı alanlarda geliştirmek için sektörde farklı alanlarda staj yapmaya çalışın” şeklinde konuştu.Haber merkezinde bir gününü anlattıHaber merkezinde bir gününün nasıl geçtiğini anlatan Başdemir, “Sabah haber merkezine geldiğimizde güne ilk olarak toplantıyla başlarız. Ana haber saati için çalışmalar yaparız. Toplantıda ilk önce gündem belirlenir, bulunan ajans haberleri derlenir ve dosyalanır. Toplantı esnasında Ankara’daki haber merkezi ile iletişime geçilir ve siyasetin gündemi görüşülür. Muhabirler özel haberlerini sunup onaylattıktan sonra haberin taslağını oluştururlar. Daha sonra kameramanlar ile birlikte haber sahasına gidilir. Oluşturulan haber muhabir tarafından montajlanır ve kontrol edilmesi için kurgucuya gönderilir. Kurgucu haberi kontrol eder, eksik taraflarını düzeltir ve yayına hazır hale getirir” ifadelerini kullandı.“Muhabirlik için eğitim almak önemli”Şan ve diksiyon eğitimi almanın muhabirlik için önemli olduğunu vurgulayan Ahmet Furkan Başdemir, öğrencilere konuya ilişkin şu tavsiyelerde bulundu: “Benim sizlere tavsiyem, ses tonunuz ve mesleki  öğreniminizi daha iyi hale getirebilmek için spikerlik ve muhabirlik eğitimi alanıyla ilgili kurslardan iyi bir eğitim almanız olacak. Muhabirlik için bu eğitimlerin çok önemli bir yeri vardır. Özellikle kanallarda yapılan stajlar bu hususta çok önemli bir payı vardır. Hedefiniz muhabirlik ve bu alanda çalışmak  ise heyecanla ve sevgiyle bu işi yapmalısınız.Öğrenciler tarafından yöneltilen soruların cevaplanmasının ardından etkinlik, Medya ve İletişim Bölüm Başkanı Doç. Dr. Feride Zeynep Güder’in Kanal 7 Muhabiri Ahmet Furkan Başdemir’e plaket takdim etmesi ve toplu fotoğraf çekilmesiyle son buldu.

10 ARA 2019

‘Genius’ mezun olmadan öğrencilere reklam ajansı deneyimi yaşatacak

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi bünyesinde geçen sene kurulan ve öğrencilerin pratik yapmalarına yönelik faaliyet gösteren Reklam Atölyesi, bu dönem itibariyle, bilinen atölye anlayışının ötesine geçerek ajans kimliğine bürünüyor. Diğer iletişim fakültesi reklam atölyelerinden farklı bir çalışma modelini getirmeye hazırlanan atölyenin, bundan sonra ‘Genius Creative Boutique’ adıyla faaliyetlerine devam etmesi bekleniyor.Atölyede yaşanan gelişme ile ilgili açıklamada bulunan Reklam Tasarımı ve İletişimi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Özgül Dağlı, “Reklam Tasarımı ve İletişimi bölümü olarak bizden eğitim alan bir öğrencinin mezun olmadan önce mutlaka uygulamalı bir eğitimden geçmesini sağlıyoruz. Bizim için öğrencinin teorik bilgileri ve mesleki formasyonu edinmesi kadar, bu bilgileri uygulamaya ne kadar dönüştürebildiğini ve pratik alana yansıtabildiğini görmek de çok önemli. Bu anlayışla bölüm çatısı altında kurduğumuz reklam atölyesini aynı zamanda, sektörde faaliyet gösteren, profesyonel her hangi bir ajanstan farkı olmayan bir yapıyla zenginleştirerek öğrencilerimizin gerçek zamanlı iş yapmalarını sağlamış olacağız. Böylece, mezun olmadan hem iş hayatında karşılarına çıkabilecek her türlü iş süreçlerini ve zorlukları tanımayı, gerçek müşterilerle nasıl iletişim kurulacağını öğrenecek hem de planlama, problem çözme, strateji üretme ve fikirleri pratik hayata geçirme becerisi kazanacaklar” şeklinde konuştu.    Atölye ve ajans bir arada yürüyecekİletişim Fakültesi bünyesinde uygulamalı öğrenci reklam ajansı olarak hayata geçen Genius, çalışmalarını atölye ve ajans olmak üzere iki farklı uygulama altında, birbirlerini destekleyecek şekilde sürdürmeyi planlıyor. Atölye içinde daha önceden başlanan reklam senaryosu oluşturma, yaratıcı brief yazımı, 360 derece kampanya planlama, fotoğraf çekim teknikleri vb. konularda eğitimler ve küçük çaplı seminerler verilmeye devam ederken, Genius çatısı altında hem kurum içinden hem de kurum dışından alınan ‘brief’ler doğrultusunda özgün, farklı ve yaratıcı reklam çalışmaları üretilmesi bekleniyor.Yaratıcı işler “bi’dolu fikir kovanı”ndan çıkacakReklam Tasarımı ve İletişimi başta olmak üzere diğer bölümden öğrencilerin de yer aldığı Genius’ta çalışmalar, projeler ve yarışmalar, İletişim Fakültesi Reklam Tasarımı ve İletişimi Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Cihan Becan öncülüğünde koordine ediliyor. “Bi’ dolu fikir kovanıyız” mottosuyla harekete geçen ajans, iletişim stratejisinin gücüne olan inancından ve iç görüden ayrılmadan, her zaman daha iyi fikrin peşinden giderek yenilikçi çözümler üretmek misyonuyla yola çıkıyor.Gerçek ajanstan farkı yokGenius adıyla kurulan ajans her ne kadar öğrenci reklam ajansı olsa bile gerçek bir ajansı aratmıyor. Her çalışan öğrenci, profesyonel bir reklam ajansında karşılaştığımız müşteri ilişkileri (account), yaratıcı (creative), stratejik planlama, medya planlama gibi departmanları temsilen görev paylaşımıyla ve bilinciyle hareket ediyor. Belli bir ekip şu anda Açıkhava Reklamcıları Vakfı’nın düzenlediği yarışma için açılan brief’in üzerinde çalışmaya başlarken, ekibin diğer kısmı yeni gelen iki proje üzerinde toplanıyor.Kendine ait logosu olan öğrenci ajansıGerçek bir ajanstan farklı olmadığını ve yapılan işin ciddiyetini göstermek için ajansın kendine ait bir logosu da var. Tamamen beyin fırtınası ile ortaya çıkmış ve kendi öğrenci ekibi tarafından tasarlanmış olan logo, koyu gri fon üzerinde, siyah renkli yazılmış ‘genius’ kelimesinden ve sarı renkli altıgen şeklinden oluşmaktadır. Logonun hemen altında da ‘creative boutique’ yazısı mevcut.Koyu gri renk sağlamlığı ve istikrarlı yenilikleri çağrıştırırken, siyah renk başarıya odaklı olmayı ifade ediyor. Sarı renk ise ekip içindeki bitmeyen enerjiyi ve yeni çözümler bulmanın anahtarını işaret ediyor. Sarı fon rengindeki altıgen ise bal peteğini simgeliyor. Petek figürü, mottodan hareketle, arıların ballarını depoladığı gibi fikirlerin depolanmasını, bitmeyen yaratıcılığı ve çalışkanlığı anlatıyor. ‘İ’ harfinin üzerindeki petekten gelen bal ise özgün fikri içeriyor. Genius kelimesi, keşfedilmeyi bekleyen içimizdeki dâhiliği anlatırken, sarı renkli altıgen figür içindeki ‘us’un ayrı gösterilmesi ise Üsküdar üniversitesini çağrıştırıyor. “Boutique” kelimesi de yenilikçi üretim işini ve özgünlüğü sunuyor.  

09 ARA 2019

İletişim Fakültesi İnsan Hakları için 100 Afiş Sergisi düzenliyor!

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 70. Yıldönümünü kutlamak üzere Paris’te gerçekleşecek sergi ile aynı gün açılacak olan “İnsan Hakları için 100 Afiş Sergisi” etkinliği düzenliyor.Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hatice Öz Pektaş öncülüğünde serginin İstanbul’da gerçekleşmesine, Poster for tomorrow’un Türkiye temsilcisi, İletişim Tasarımcıları Meslek Kuruluşu Derneği de (İTMK) katkı sağladı.“Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için!” İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 70. Yıldönümünü kutlamak üzere Poster for tomorrow tarafından Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Ofisi (OHCHR), Paris Belediyesi ve Artutti Vakfı'nın desteğiyle hazırlanan davetli bir afiş projesidir. 10 Aralık 2017'den itibaren Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 70. Yılı için bir kampanya yürütülmektedir. Poster for tomorrow “Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için!” fikrini destekleyen afişler yapmaları için dünya genelinden 100 tasarımcı davet edildi.10 Aralık 2019 tarihinde Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Galerisi’nde, Paris’teki sergi ile aynı gün açılacak olan “İnsan Hakları için 100 Afiş Sergisi” 31 Aralık 2019 tarihine kadar devam edecek.Bu projeye katılan tasarımcılar;Abedini Reza , IranArbelo Frank , BoliviaArvanitis Dimitris , GreeceAzcona Coqué , SpainBankov Peter , RussiaBar Noma , IsraelBatory Michal , FranceBaur Ruedi , SwitzerlandBecas Diego , ChileBenziman Naama , IsraelBouvet Michel , FranceBundi Stefan , SwitzerlandCabanas Benito , MexicoCarreras Fabián , ArgentinaCerrella Coco , ArgentinaChwast Seymour , United StatesCoffey Edward , AustraliaCvetkovski Ladislav , MacedoniaCzerniakowska Justyna , PolandCórdova Marina , BoliviaDESIGN GROUP BEETROOT , GreeceDeuchars Marion , United KingdomDezzani Massimo , ItalyDoubleday Richard , United StatesDrewinski Lex , GermanyDrueding Alice , United StatesFarkas kiko , BrazilFuentes Mario , EcuadorGallen Marisa , SpainGarla Ricardo , BrazilGatillon Cédric , FranceGatti Mauro , ItalyGlaser Milton , United StatesGramlich Götz , GermanyGulitov Yuri , RussiaGurovich Igor , RussiaHartwig Sarah , GermanyHohl Teija , AustriaJENKO Radovan , SloveniaJerzy Skakun Joanna Gorska , PolandJordan Alex , FranceJunge Abby , IsraelKaric-Hadziahmetovic Dalida , Bosnia and HerzegovinaKath Gitte , DenmarkKatsui Mitsuo , JapanKlotzel Ruth , BrazilKunz Anita , CanadaLe Quernec Alain , FranceLemel Yossi , IsraelLewis Andrew , CanadaLins Rico , BrazilLiu Yang , GermanyLjubicic Boris , CroatiaLoesch Uwe , GermanyLogvin Andrey , RussiaMagallanes Alejandro , MexicoMao Ming , ChinaMarcolla Tomaso , ItalyMatsui Keizo , JapanMenéndez Pepe , CubaMieczyslaw Wasilewski , PolandMilani Armando , ItalyMiyagawa Tomoko , JapanMlodozeniec Piotr , PolandMorainslie Gus , MexicoNewhouse Meta , United StatesNygaard Finn , DenmarkOlivares Eric , MexicoOlivotti Sergio , ItalyOrosz Istvan , HungaryOzis Selcuk , TurkeyPennington Mary Anne , United StatesPerrottet Vincent , FrancePettis Valerie , United StatesPiippo Kari , FinlandPoroli Francesco , ItalyROJAS CAROLINA , ColombiaRouard Jean Pol , BelgiumSalgado María Mercedes , EcuadorScher Paula , United StatesSdralevich Teresa , BelgiumSeylan Ali , TurkeyShih Sophia , TaiwanSonia & gabriel un mundo feliz , SpainSonnoli Leonardo , ItalySosa Elmer , MexicoSpanier Ariane , GermanyStudio Cyan , GermanySun Byoung il , South KoreaTanus Ivan , MexicoTartakover David , IsraelTashakori Parisa , IranTroxler Niklaus , SwitzerlandTóxico Marco , BoliviaVarga Anna Gizella , HungaryVeiga Luís , PortugalVladimir Chaika , RussiaWasik Anita , PolandZiemiszewska Agnieszka , PolandZolezzi Lourdes , Mexico

06 ARA 2019

İletişim Fakültesi öğrencileri Hundez Film Işık firmasında…

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümü öğrencileri, Televizyon Yayın Teknikleri dersi kapsamında Hundez Film Işık firmasında uygulama yaptı.Hundez Işık’ta gerçekleştirilen ışık uygulamalarının mentörlüğünü Yapımcı Görüntü Yönetmeni Radyo Televizyon ve Sinema bölümü Öğr. Gör. Ege Ellidokuzoğlu üstlendi.Öğrenciler ışık ortamları oluşturduİletişim Fakültesi bünyesinde bulunan kamera ve Hundez Işığın yeni nesil aydınlatma araçlarıyla yaratıcı ve öğretici ışık ortamları oluşturuldu. Hundez Film Işık Yönetim Kurulu Başkanı Şenol Toz’un da bulunduğu ışık ortamlarında yönlendirmeyi ışık şefi Mehmet Toz, Şef görevini Emre Çakır asistanlığı ise Levent Toz üstlendi. İletişim Fakültesi öğrencilerinin de ışık ortamlarında aktif rol aldı.  Görüntünün olmazsa olmazı ışık…Görüntünün olmazsa olmaz parçası ışıkla yapılan çalışmalar sonucu, etkileyici resimler ortaya çıktı. İletişim fakültesi öğrencilerinin keyifli anlar geçirdiği uygulamada öğrenciler ekipmanlar ile çalışma yaparak yeni tecrübeler edindi.  ‘Paydos’ verildiEge Ellidokuzoğlu öğrencilerimizi sektöre yönlendirmek ve hazırlamak adına yeni buluşmalar programların yapılacağını belirtti.Toplu fotoğraf çekimi ardından ziyaret sona erdi.

06 ARA 2019

Dr.Öğr. Üyesi Gül Esra Atalay’ın çalışması uluslararası kitapta!

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Gül Esra Atalay’ın da yazarlarından biri olduğu “Critical Global Semiotics: Understanding Sustainable Transformational Citzenship” (Eleştirel Küresel Göstergebilim: Sürdürülebilir Dönüştürücü Vatandaşlığı Anlamak) isimli kitabın tanıtım toplantısı 3 Aralık 2019 Salı günü Londra'da, University College London’da gerçekleşti. 12 farklı ülkeden 24 yazarın katkı sağladığı kitap dünyanın en prestijli akademik yayın evlerinden biri olan Routledge tarafından yayımlandı.Atalay, Türkiye’de yeni nesil çocuk işçiliği konusunda sunum yaptı Londra’daki kitap tanıtım etkinliğe katılan Dr. Öğretim Üyesi Gül Esra Atalay, kaleme aldığı “New Age Child Labor in Turkey: Child Influencers on YouTube” (Türkiye’de Yeni Nesil Çocuk İşçiliği: YouTube’da Çocuk Influencerlar) başlıklı kitap bölümüyle ilgili bir sunum gerçekleştirdi. Çocukların YouTube ve benzeri sosyal medya mecralarında kazanç elde etme amaçlı içerik üretmelerinin sakıncalarına değinen Atalay, çocuklarını bu tür aktivitelere teşvik eden ebeveynlerin çocukluklarını metalaştırdığına, bunun bir emek sömürüsü ve çocuğun mahremiyetinin, kişilik haklarının ve özel yaşamının gizliliğine dair haklarının ihlâli olduğuna dikkat çekti.“YouTuber çocukları en değerli vakitlerini kontrolsüz içerik hazırlamak için harcıyor”Atalay, takipçi kitlelerini kaybetmemek uğruna günde iki-üç video çekme baskısıyla karşı karşıya kalan YouTuber çocukların en değerli vakitlerini bu kontrolsüz içerikleri hazırlamak için kaybettiklerinin, üstelik üretilen içeriklerin izleyen çocuklar için de birçok sakınca barındırdığının altını çizdi. Söz konusu sorunun multidisipliner bir yaklaşımla ve çocukların bu platformlarda yer almalarının kişilik gelişimine ve ruh sağlığına etkilerini de içerecek şekilde ele alınması gerektiğini söyleyen Atalay, kitaba katkı sağlamaktan büyük mutluluk duyduğunu sözlerine ekledi.Kitap tanıtımına çok sayıda yazar katıldıLondra’daki kitap tanıtımına katılan diğer yazarlar Harvard Üniversitesi’nden Prof. Dr. Wendy Purcell, Case Western Reserve Üniversitesi’nden Prof. Per Aage Brandt, Royal Central School of Speech and Drama’dan Prof. Paul Alen Barker, Angila Ruskin Üniversitesi’nden Dr. Alison Greig ve University College London’dan kitabın editörlüğünü yürüten Dr. Maureen Ellis oldu. Critical Global Semiotics: Understanding Sustainable Transformational Citzenship başlıklı kitap, çok modluluk, medya ve matafor üzerine odaklanarak eleştirel gerçekçilik ve sistemik fonksiyonel göstergebilim temelinde, disiplinlerarası bir perspektifle küresel bilinci geliştirmeye yönelik çabaları içeriyor.

04 ARA 2019

Mehmet Çam: “Belgesel çektikten sonra hayatım değişti”

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi ile Sağlık Kültür ve Spor Direktörlüğü koordinatörlüğünde Bir Düşün Sosyal ve Siyaset Kulübü “Mehmet Çam ile Hayat Bize Milyonluk Sorular Soruyor” etkinliği düzenledi.Etkinliğin açılış konuşmasını İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Radyo Televizyon ve Sinema Bölüm Başkan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Can Diker yaptı. Programın moderatörlüğünü Bir Düşün Sosyal ve Siyaset Kulübü Başkanı Emirhan Dursun üstlendi.Üsküdar Üniversitesi Güney Yerleşke Fuat Sezgin Konferans Salonunda gerçekleştirilen etkinliğe öğrenciler yoğun ilgi gösterdi.“30 binin üzerinde mülakat gerçekleştirdim” Program yapımcısı Mehmet Çam katılımcılarla tecrübelerini paylaşarak tavsiyelerde bulundu. Çam, “Bu zamana kadar 30 binin üzerinde mülakat gerçekleştirdim. Bu çok enteresan bir tecrübe. Yaptığım mülakatlar arasında bende iz bırakan üç kişi var. Bu üç kişiye milyonluk soru sordum” şeklinde konuştu.“Yaptığınız işin hakkını verin” Bölüm seçmenin zorluğuna değinen Çam, yapılan iş ne olursa olsun en iyi şekilde yapılması gerektiğini vurguladı. Çam, “Bölüm seçmek evlilik gibidir. Mide spazmı geçiriyor gibi hissedersiniz. Size bu konuda söyleyebileceğim tek şey yaptığınız işin hakkını verin. Yaptığınız iş her ne olursa olsun en iyi şekilde yerine getirin. Ben hayatımın her anında yaptığım her işin hakkını verdim. Bir şeylerin hakkını vererek yaparsanız size mutlaka geri dönüşü olur” dedi.“İçgüdü hayvanlara özgüdür”İçgüdünün insana değil hayvana özgü olduğunu belirten Çam, içgüdüsel olarak bir soruya cevap verilemeyeceğini ifade etti. Çam, “İçgüdü insanda yoktur, hayvanda vardır. Bir insan içgüdüsel olarak cevap veremez. Bir şeye dayandıramıyorsanız o adımı atmayın. Adımlarınızda temkinli olun. Risk alarak başarıya ulaşma olayının doğru olduğunu düşünmüyorum. Daha doğrusu hayatın her yerinde geçerli olmadığını düşünüyorum” şeklinde konuştu.“Belgesel çektikten sonra hayatım değişti”Çam, üniversite yıllarından program yapımcısı olma sürecine ilişkin paylaşımlarda bulundu. “Üniversite yıllarımda sorumsuz ve tembel bir öğrenciydim. Bir gün bir hocamın artık kesin kalacaksın demesiyle kendime geldim. Proje dersi için okula gittim ve benim konumun seçildiğini öğrendim. Seçtiğim konu hakkında belgesel çektikten sonra hayatım değişti. Ödül festivallerine katıldım ve kendimi buldum” dedi.Etkinlik sonunda Mehmet Çam, katılımcıların sorularını da cevapladı.İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Radyo Televizyon ve Sinema Bölüm Başkan Yardımcısı Can Diker katılımlarından dolayı Mehmet Çam’a teşekkür belgesi takdim etti.Toplu fotoğraf çekiminin ardından etkinlik sona erdi.

28 KAS 2019

Marka Konuşuyoruz etkinliğinin konuğu Savaş Ceneviz oldu

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Reklam Tasarımı ve İletişimi Bölümü’nün düzenlediği “Marka Konuşuyoruz” etkinliğinin bu haftaki konuğu, Mitsubishi Electric Türkiye Reklam ve Halkla İlişkiler Müdür Yardımcısı Savaş Ceneviz oldu.Mitsubishi Electric olarak mottomuz “Daha İyisi İçin Değişim”Japonca’da Mitsu’nun “üç”, Bishi’nin ise “elmas” anlamına geldiğini ifade eden Savaş Ceneviz, Mitsubishi Electric markası hakkında bilgiler verdi. Dünya üzerinde Mitsubishi ismini kullanan 250’den fazla şirket olduğunu belirten Ceneviz, marka iletişimindeki en büyük problemlerden birinin markanın zaman zaman Mitsubishi olarak anılması olduğunu söyledi ve sözlerine şöyle devam etti;‘’Bizim şirketimiz Mitsubishi Electric. Mottomuz ise “Changes for the Better” yani “Daha İyisi İçin Değişim”. Mitsubishi Electric bilgi işlem ve iletişim sistemleri, uzay geliştirme ve uydu iletişimleri, tüketici elektroniği cihazları, sanayi teknolojileri, enerji, nakliye ve inşaat makinelerinde kullanılan elektrikli ve elektronik donanımların üretimi, pazarlaması ve satışında dünyadaki ileri gelen markalardan biri olarak kabul ediliyor’’ dedi.Yaz ayları öğrenciler için büyük bir fırsatYaz aylarının öğrenciler için büyük bir fırsat olduğunu söyleyen Ceneviz, ‘’Staj yerlerinizi belirlerken kurumsal yapı ve disipline sahip kurumlarda başlamaya özen gösterin ve işini sevdiğiniz kurumlarda çalışın. Çünkü bu bir örgü gibi ve nereden başlarsanız hayat sizi o tarafa doğru götürüyor. Bu nedenle yaz aylarınızı iyi değerlendirmenizi ve çalışmanızı tavsiye ederim.  Yarı zamanlı ya da tam zamanlı olarak çalışabilirsiniz, yeter ki iş hayatının içerisine girin. Çünkü Türkiye çok ciddi bir genç nüfusa sahip. Dolayısıyla mezun olduktan sonra çalışacağınız alanda önde yer almak için erken yol almak çok önemli’’ dedi.Küresel düşün, yerel hareket etGlobal markaların iletişimde yerelleşme stratejileri üzerine bilgiler veren Ceneviz, markaların toplumların kültürü ile entegrasyonunun kritik öneme sahip olduğunun altını çizdi. Bir iletişimcinin hangi hedef kitleye hitap edilecekse o kitleyi çok yakından tanıması gerektiğini söyleyen Ceneviz, ‘’Eğer global bir markaysanız, bulunduğunuz toplumun dinamiklerine uyum sağlamanız oldukça önemli. Aksi taktirde ciddi marka krizlerini yönetmek durumunda kalabilirsiniz. Biz de Mitsubishi Electric olarak markamızın global stratejilerinin ışığında yerelleştirme çalışmalarına büyük önem veriyoruz. Gerek ürün odaklı iletişim çalışmalarımızda gerek kurumsal iletişimde global bakış açımız ile yerel zenginliklerimizin senkronizasyonu konusunda hassasiyet gösteriyoruz’’ diye konuştu.“Yenilikleri yakından takip edin’’Genç iletişimcilere tavsiyelerde bulunan Ceneviz, iletişimcilerin yenilikleri yakından takip etmesinin büyük önem taşıdığını vurguladı.Etkinlik bitiminde öğrencilerin sorularını yanıtlayan Savaş Ceneviz’e, konuşmasından dolayı Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Reklam Tasarımı ve İletişimi Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Cihan Becan plaket takdim etti. Toplu fotoğraf çekiminin ardından etkinlik sona erdi. 

27 KAS 2019

Geleneksel “Rektörle Buluşmalar” başladı

Üsküdar Üniversitesinin geleneksel olarak düzenlediği 2013 yılından buyana gerçekleştirilen "Rektörle Buluşmalar" etkinliği başladı. Türkiye’de ilk kez Üsküdar Üniversitesinde gerçekleşen rektörle buluşmalar etkinliğiyle öğrencilerin istek, öneri, ihtiyaç ve beklentilerini bire bir ilgililere iletme imkânı buluyor.İletişim Fakültesi Rektörle Buluşmalar etkinliği gerçekleştiMerkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonunda gerçekleştirilen etkinliğin ilki İletişim Fakültesi öğrencileri ile yapıldı. “İletişim Fakültesi Rektörle Buluşmalar” etkinliğine Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Rektör Vekili Prof. Dr. Mehmet Zelka ve İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör katıldı.Öğrenciler etkinliğe yoğun ilgi göstererek istek, beklenti ve önerilerini dile getirdi.Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Rektörle Buluşmalar etkinliği yapıldıİletişim Fakültesi öğrencilerinin ardından “Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Rektörle Buluşmalar” programı yapıldı.Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Rektör Vekili Prof. Dr. Mehmet Zelka, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman Çerezci öğrencilerin soru, istek ve önerilerinin dinleyerek fikir alışverişinde bulundu.Rektörle Buluşmalar etkinliği;Uluslararası öğrenciler ile 13 Aralık tarihinde Nermin Tarhan Konferans Salonunda,Tıp Fakültesi öğrencileri ile 17 Aralık tarihinde İbn-i Sina Konferans Salonunda,Sağlık Bilimleri Fakültesi öğrencileri ile 18 Aralık tarihinde Emirnebi - 1 Konferans SalonundaSağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu öğrencileri ile 18 Aralık tarihinde Emirnebi - 1 Konferans SalonundaHazırlık öğrencileri ile 25 Aralık tarihinde Nermin Tarhan Konferans Salonundaİnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi öğrencileri ile 25 Aralık tarihinde Nermin Tarhan Konferans Salonunda yapılacak.

19 KAS 2019

2 öğrenciden biri tam burslu!

Davranış Bilimleri ve Sağlık alanında özgün eğitim modeliyle Türkiye’de fark oluşturan Üsküdar Üniversitesi, öğrencilerine sunduğu burs olanaklarıyla da dikkat çekiyor. 21 binin üzerinde öğrencisiyle eğitimde niteliği önemseyen Üsküdar Üniversitesinde öğrencilerin %56’sı tam burslu olarak eğitim hayatlarını sürdürüyor. Üniversite, sunduğu yemek ve çalışma burslarıyla da öğrencilere kolaylıklar sağlıyor.Üsküdar Üniversitesi, Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzunda yer alan burs olanakları dışında da öğrencilere zengin burs olanakları sağlıyor.Tercih bursu kapsamında Üsküdar Üniversitesi bölümlerinden birine ilk tercihinden yerleşenlere yüzde 25, ikinci tercihinden yerleşenlere yüzde 15, üçüncü, dördüncü ve beşinci tercihlerinden yerleşenlere ise yüzde 10 oranında indirim veriyor.Öte yandan Üsküdar Üniversitesi uluslararası öğrencileri de destekliyor.  İlk 5 tercihe yüzde 25 bursBurs zenginliğiyle dikkat çeken Üsküdar Üniversitesi ücretli lisans ve ön lisans programlarına kayıt yaptıran öğrencilerden, ilk 5 tercihinin tamamını Üsküdar Üniversitesi olan ve bu tercihlerinden birine yerleşenlere yüzde 25 oranında indirim uygulanıyor.Üsküdar Üniversitesinden ücretsiz yurt ve yemek olanağıÜsküdar Üniversitesi eğitim öğretim hayatına devam eden öğrencilerine şartları sağlamaları halinde ücretsiz yurt ve yemek olanağı da sağlıyor.Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi ÖSYS sonuçlarına göre;İlk 10 içerisinden kayıt yaptıran öğrencilere lisans eğitimi ve başarılarına katkı olarak 8 ay süreyle aylık 5000 TL burs ile ücretsiz yurt ve yemek olanağı,İlk 11-100 içerisinden kayıt yaptıran öğrencilere lisans eğitimi ve başarılarına katkı olarak 8 ay süreyle aylık 4000 TL burs,İlk 101-500 içerisinden kayıt yaptıran öğrencilere lisans eğitimi ve başarılarına katkı olarak 8 ay süreyle aylık 3000 TL burs,İlk 501-1000 içerisinden kayıt yaptıran öğrencilere lisans eğitimi ve başarılarına katkı olarak 8 ay süreyle aylık 2000 TL burs veriliyor.İlk 10 içerisinden kayıt yaptıran öğrencilerden isteğe bağlı İngilizce hazırlık okumak isteyenlere ücretsiz hazırlık kursu verilmektedir.Üniversite giriş bursuÜsküdar Üniversitesi, 4 yıl boyunca Üsküdar Üniversitesinde eğitim öğretim hayatına devam edecek lisans öğrencilerine burs imkânı da sağlıyor. Üsküdar Üniversitesinin Tıp Fakültesi hariç lisans programlarına ÖSYS sonuçlarına göre; İlk 1000 içerisinden kayıt yaptıran öğrencilere; lisans eğitimi ve başarılarına katkı olarak 8 ay süreyle aylık 1000 TL burs veriyor.  Üsküdar Üniversitesinde burs olanaklarıÜsküdar Üniversitesi başarılı öğrencileri de destekliyor. Akademik yıl sonunda başarı gösteren öğrencilerin burs miktarlarını arttırmasına olanak sağlıyor. “Akademik Başarı Bursu” olarak adlandırılan burs, en az iki yarıyıl öğrenim görmüş ve ağırlıklı genel not ortalaması 3,50 ve üzeri olan öğrencilere uygulanıyor. Akademik başarı bursu dışında Üsküdar Üniversitesi bünyesinde Mütevelli Heyeti Bursu, İhtiyaç Bursu, Yabancı Uyruklu Öğrenci Bursu, Engelli Öğrenci Bursu gibi çok sayıda burs olanakları da bulunuyor.ÖSYM bursları kapsamında Üsküdar Üniversitesinin birçok bölümü %50, %75 burslardan oluşurken İletişim Fakültesi, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi gibi kimi fakülte bölümlerinde hiç ücretli kontenjan da bulunmuyor. Bu da öğrenciler için önemli bir fırsat oluşturuyor.Üsküdar Üniversitesinin sunduğu tüm burs olanaklarına aşağıdaki linkten ulaşmak mümkün.https://uskudar.edu.tr/tr/burslar 

14 KAS 2019

Üsküdar Üniversitesinde Reklamcılık Workshopu gerçekleştirildi

Reklam Tasarımı ve İletişim Bölüm Başkanı Doç. Dr. Özgül Dağlı koordinatörlüğünde gerçekleşen etkinliğin konukları Reklamcılık Vakfı Yönetim Kurulu üyesi Tribal Worldwide, İstanbul Ajans Başkanı Arda Erdik ve MindShare Reklam Ajansı İletişim Uzmanı Aslıhan Anarat Çöteleoğlu oldu.“Benim işim marka yaratmak ve yaşatmak” Bir reklamcı olarak markaların kendilerini ona emanet ettiklerini ifade eden Arda Erdik; “Markaları birer bebek gibi düşünün. Henüz bebekken bize gelen bir markayı alıp büyütüp bir yerlere getirmek bizim hedefimiz. Benim işim marka yaratmak ve yaşatmak.” şeklinde konuştu.“Marka yaratmak duygu işidir”Marka yaratmak için reklamcıların insanların önce gönüllerine sonra akıllarına girmeleri gerektiğini söyleyen Erdik; “Marka yaratmak için insanların önce gönüllerine sonra akıllarına girmek gerekiyor. Çünkü insanlar duygusal varlıklar. Bir çok önemli marka var ki hepsi insanların kafalarında duygu yaratır. Marka yaratmak da duygu işidir. İyi reklamcı olmanın baş şartlarından biride budur.“Duygu yaratacak işler yapın”Erdik, sözlerinin sonunda Reklam Tasarımı ve İletişimi Bölümü öğrencilerine tavsiye olarak ise şu sözleri söyledi; “Meslek hayatınız boyunca gerçek hikâyeleri anlatarak, duygu yaratacak işler yapın. Hitap ettiğiniz kişide duygu uyandıracak tüm enstrümanları kullanın.” dedi.“İletişimi ve ikna kabiliyeti yüksek insanlara ihtiyaç var”Günümüzde hızla gelişen makinalaşmanın insanları işlerinden edeceği düşüncesinin yanlış olduğuna değinen Aslıhan Anarat Çöteleoğlu ise “Makinalar gelecek ve işimizi elimizden alacak diye bir şey yok. Makinalar da bile insan emeği var. Bizim sektörde insanların analitik zekâyı kullanarak gerçekten bir fark yarattıklarını görüyorum. Ama IQ’suz analitik zekâ değil. IQ kesinlikle gerekli çünkü gün içerisinde çok fazla insanla irtibat halindesiniz, çok fazla insana dokunuyorsunuz ve sürekli çözüm halindesiniz. Dolayısıyla iletişim becerileri ve ikna kabiliyeti yüksek olan insanlara ihtiyaç duyuyoruz.” şeklinde konuştu.“Sizin için konuşan markaların mesajlarına açıksınız” Sözlerinin devamında markaların müşterilerine mesaj vermekte çokta zorlanmadıklarını söyleyen Çöteoğlu; “Size, sizin için konuşan markaların mesajlarına açıksınız. Ve bunu böyle tercih ediyorsunuz. Dolayısıyla markanın mesajını size iletmeye çalışırken sizi bıktırmadan, usandırmadan başarabiliyor olması çok önemlidir.” ifadelerini kullandı.En çok beğenilen fikre staj fırsatı!Konuşmaların ardından gerçekleştirilen WorkShop çalışmalarında öğrenciler çeşitli reklam filmi fikirlerini konuşmacılara sundu. En çok beğenilen fikrin sahibi Reklam Tasarımı ve İletişimi Bölümü 4’üncü sınıf öğrencisi Enes Yörük, Tribal Worldwide İstanbul Reklam Ajansında staj fırsatı yakaladı.Etkinlik plaket takdimi ve toplu hatıra fotoğrafı çekiminin ardından sona erdi. 

13 KAS 2019

Üsküdar İletişim'de Yeni Medya ve Gazetecilik bölümü akreditasyon sürecinde

İletişim Araştırmaları Derneği (İLAD) adına iletişim alanındaki programların akreditasyon değerlendirme süreçlerini yürüten İLEDAK değerlendirme ekibi, Üsküdar Üniversitesi'ne kurum ziyareti gerçekleştirdi. İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü’nün değerlendirmeye alındığı kurum ziyaretinde değerlendirme ekibi altyapı olanaklarını inceledi; öğretim üyeleriyle, öğrencilerle, mezunlarla, dış paydaşlarla ve Üsküdar Üniversitesi yöneticileriyle görüştü.İlk gün mekânlar gezildiEkip başkanı Prof. Dr. Abdülrezak Altun, eş başkan Dr. Recep Yaşar, program değerlendiricileri Prof. Dr. Dilruba Çatalbaş Ürper ve Prof. Dr. Gülseren Şendur Atabek'ten oluşan İLEDAK değerlendirme ekibi, 10 Kasım Pazar günü öğleden sonra İletişim Fakültesi'ne gelerek akademik personelle ve üniversite yöneticileriyle tanıştı. Fakülte bahçesindeki sohbetin ardından İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör ile Yeni Medya ve Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan, değerlendirme ekibine fakültenin stüdyolarını, bilgisayar laboratuvarlarını, sınıfları, kütüphaneyi, konferans salonlarını ve haber atölyesini gezdirdi.Kurum ziyaretinin ikinci gününde ilk olarak İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör İletişim Fakültesi hakkında değerlendirme ekibini bilgilendirdi. Ardından değerlendiriciler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan'a özdeğerlendirme raporu çerçevesinde sorular sordular ve evrak üzerinden inceleme yaptılar. Paydaşlarla öğle yemeğiÜsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan ile Rektör Vekili Prof. Dr. Mehmet Zelka tarafından verilen öğle yemeğine İLEDAK ekibiyle birlikte İletişim Fakültesi Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör, İletişim Fakültesi dekan yardımcıları Dr. Öğr. Üyesi Can Diker ve Dr. Öğr. Üyesi Pınar Aslan; Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Süleyman ile bölüm öğretim üyeleri Dr. Öğr. Üyesi Gül Esra Atalay, Dr. Öğr. Üyesi Aylin Tutgun Ünal, Dr. Öğretim Üyesi Yıldıray Kesgin, Dr. Öğr. Üyesi Özlem Çetin Öztürk, Dr. Öğr. Üyesi Eren Ekin Ercan ve araştırma görevlileri Atila Erdemir ile Selin Maden; dış paydaşlardan İnternet Gazeteciliği Derneği (TİGAD) Başkanı İzzet Aydın, Toplumsal Bilgi ve İletişim Derneği (TBİD) Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Şafak Sarı, Televizyon İzleme Araştırmaları A.Ş. (TİAK) Başkanı Dursun Güleryüz, Şapka Prodüksiyon Genel Müdürü Fatma Körünoğlu; Üsküdar Üniversitesi Öğrenci İşleri Direktörü Cumhur Bakır, Uluslararası İlişkiler Direktörü Emre Üçsular, Bilgi Teknolojileri Direktörü Celil Çakmak, Kütüphane Direktörü Murat Gündoğdu, Sağlık, Kültür ve Spor Direktörü Özcan Demir, Strateji Geliştirme Direktörü Ayşe Öztürk, Yazı İşleri ve Arşiv Yöneticisi Berna Mutlu, Kalite Uzmanı Namık Demir katıldı.Yemekte ayrıca Yeni Medya ve Gazetecilik bölümünden mezun olan öğrencilerden Zehra Rümeysa Fidan, Esma Aslıbay, Nilay Tuğçe Bostancı, Burak Demirbaş, Ufuk Türkyılmaz, Abdurrahman Yiğit, Sariye Nur Dönmez; Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü Erasmus öğrencisi Andra Gabriel Bichigean ile Öğrenci Konseyi Başkanı Büşra Özdoğan da yer aldı.Üniversite yöneticileri, öğretim üyeleri ve öğrencilerle görüştülerYemeğin ardından değerlendirme ekibi başkanı Prof. Dr. Abdülrezak Altun ile eş başkan Dr. Recep Yaşar önce Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Rektör Vekili Prof. Dr. Mehmet Zelka, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Konuk ile ve ardından da üniversite birim yöneticileriyle görüştüler.Program değerlendiricileri Prof. Dr. Dilruba Çatalbaş Ürper ile Prof. Dr. Gülseren Şendur Atabek ise Yeni Medya ve Gazetecilik programının her sınıfından öğrencilerle ve ardından da bölüm öğretim üyeleri ve araştırma görevlileri ile görüştüler.Çıkış görüşmesinde değerlendirme raporu sunulduKurum ziyaretinin son gününde İLEDAK değerlendirme ekibi gözlem ve değerlendirmelerine dayalı raporunu Üsküdar Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Mehmet Zelka'nın hazır bulunduğu toplantıda okudu ve ardından raporun bir kopyasını Yeni Medya ve Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan'a verdi. Çıkış görüşmesinde İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör, dekan yardımcıları Dr. Öğr. Üyesi Can Diker ve Dr. Öğr. Üyesi Pınar Aslan, Üniversite Genel Sekreteri Selçuk Uysaler, İnsan Kaynakları Direktörü Serdar Karagöz, Kalite Uzmanı Namık Demir ile Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü öğretim üyeleri de hazır bulundu.Bundan sonra ne olacak?İLEDAK değerlendirme ekibi hazırladığı raporunu İLEDAK yönetimine iletecek. İLEDAK yönetimi de raporu inceleyerek karar için İLAD Yönetim Kurulu'na sunacak. Akreditasyon konusunda nihai kararı, değerlendirme ekibinin raporu ve önerisi ışığında İLAD Yönetim Kurulu verecek.

28 EKI 2019

En tutucu kuşak, 2000 sonrası doğan Z kuşağı

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal ve Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Deniz’in sosyal medya kuşaklarına yönelik hazırladıkları ‘Farklılıkları Kabul Ölçeği’ (FKÖ) ile yürüttükleri araştırma ilginç sonuçları ile dikkat çekti. 516 kişinin katıldığı araştırmada farklılıkları kabul etmekte en zorlanan kuşak 2000’li yıllardan sonra doğan Z kuşağı oldu.Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal ve Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Deniz tarafından sosyal medya kuşaklarına yönelik olarak hazırlanan Farklılıkları Kabul Ölçeği (FKÖ) ile yapılan yeni bir araştırma kuşaklar arasındaki farkı ortaya koydu.Çalışmaya ilişkin bilgi veren Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, “Farklılıkları Kabul Ölçeği, kişinin farklı dini/etnik aidiyet sahibi, farklı dış görünüş ve düşüncelerde ve yaşam değerlerine sahip kişileri iş, aile ortamı gibi ortamlarda kabulünü ve bu gruplara ilişkin önyargılarını içermektedir. Böylece FKÖ kendi içinde üç ayrı alt ölçekten oluşmaktadır. ‘Farklı Dini/Etnik Yapıları Kabul’, ‘Farklı Dış Görünüşleri Kabul’ ve ‘Farklı Düşünceleri/Değerleri Kabul’ isimlerindeki alt ölçeklerin her biri kendine özgü maddeler ile ilgili boyuta dair farklılıklara kabul seviyesini belirlemektedir” dedi.Toleransı en düşük Z kuşağıKuşaklara uyguladıkları FKÖ araştırması ile birtakım sonuçlara ulaşıldığını belirten Ünal, “Kuşakların farklılıkları kabul seviyeleri incelendiğinde, farklı dini/etnik yapıları kabul toleransı en düşük kuşak Z bulundu. Hatta Z kuşağının X ve Y kuşakları haricinde 1946-1964 yılları arasında doğan Baby Boomer kuşağından bile anlamlı düzeyde farklılıkları kabul seviyesi düşük çıktı. “Farklı dini inançtan arkadaşlarımın olması beni rahatsız eder”, “Farklı dini inançtan olan insanların yer aldığı ortak çalışma gruplarına katılabilirim” ve “Farklı etnik gruplara ait kişilerle dostluk kurmam” maddelerinin yer aldığı alt ölçeğin uygulandığı Z kuşağının farklı dini/etnik gruplara tahammülünün zayıf olduğu sonucuna varıldı” dedi.Y kuşağı daha toleranslıDiğer alt ölçekler incelendiğinde, farklı dış görünüşleri kabul boyutunda Y kuşağının kabul düzeyinin yüksek bulunduğunu kaydeden Aylin Tutgun Ünal, “Y kuşağının, Z ve Baby Boomer kuşaklarından anlamlı düzeyde farklılaşarak farklı dış görünüşlere yüksek tolerans gösterdiği ortaya çıktı. Alt ölçek maddeleri incelendiğinde ‘Burnuna, kaşına, diline takı (piercing) takan birini kültürel olarak kaybolmuş kabul ederim’, ‘Vücudunun çeşitli yerlerine hızma/piercing takmış birine acırım’ ve ‘İşveren olsam vücudunun her tarafında dövmeler olan birini tercih etmem’ maddelerinin yer aldığı görülüyor. Buna göre, farklılıkları kabul seviyesinin yüksek bulunduğu Y kuşağının özellikle diğer kuşakların toleranssızlığına karşın farklı dış görüntüdeki kişilere daha sahiplenici tavır geliştirdiği ortaya çıktı. Alt ölçekten alınan puanlar incelendiğinde farklı dış görünüşleri kabul seviyesi en düşük olan kuşak Z bulundu. İkinci sırada kabul seviyesinin düşük bulunduğu kuşak ise Baby Boomer kuşağı oldu” dedi.Aylin Tutgun Ünal, farklılıkları kabul ölçeğinin tamamında, Z kuşağının X ve Y’ye göre anlamlı derecede farklılıkları kabul seviyesi düşük bulunurken; Baby Boomer kuşağı ile daha yakın görüşte olduklarının ortaya çıktığını söyledi. Ünal, “Böylece X ve Y kuşağının daha hoşgörülü ve anlayışlı olduğu, Z kuşağının ise farklılıklara karşı daha tutucu olduğu sonucuna varıldı” dedi.Kadınlarda kabul seviyesi yüksekCinsiyete yönelik yapılan incelemede farklılıkları kabul seviyesinin kadınlarda yüksek bulunduğunu kaydeden Ünal, “Alt ölçek ve ölçeğin tamamında yapılan incelemeler sonucunda, kadınların erkeklere göre farklılıklar konusunda daha anlayışlı olduğu ortaya çıktı. Erkekler, farklılıklar konusunda daha tutucu bulundu. Söz konusu farklılıklar farklı dini/etnik yapılar, farklı dış görünüşler ve farklı görüşler olarak sıralandığında tablo pek çok konuya gönderme yapıyor. Örneğin farklı görüş ve düşüncelere toleransının düşük olması durumu erkeklerin aile içi şiddet eğilimini arttırabilir mi? Veya farklı dini/etnik yapıları kabul seviyesi düşük olan bir kişinin çevresinde söz konusu farklılıkta birileri olduğunda toplumsal şiddeti etkiler mi? Sorularının cevabı için FKÖ ile daha geniş çapta ve derinlemesine araştırmalar yapılabilir” dedi.Farklılıkları kabul konusunda sosyal medyanın rolüAraştırmada kuşakların sosyal medya kuşakları olarak adlandırılması zaten sosyal medyanın bu konudaki önemini ortaya koyuyor. Araştırmada da günlük sosyal medya kullanım süresi arttıkça kuşakların farklılıkları kabul seviyesinin arttığı sonucuna ulaşıldı. Özellikle günde 4 saat ve üzeri sosyal medya kullananların farklı dış görünüşleri kabul seviyesi yüksek bulundu. Ayrıca sosyal medya kullanım zamanı da farklılıkları kabul seviyesinde belirleyici bulundu. Daha uzun yıldır sosyal medya kullananların farklı dini/etnik yapıları kabul, farklı dış görünüşleri kabul ve farklı düşünceleri/değerleri kabul seviyelerinin daha yüksek olduğu ortaya çıktı.Prof. Dr. Levent Deniz ise kuşaklara yönelik olarak başladıkları çalışmalarda ulaşabilecekleri tüm kuşaklara ait değer ve davranışları bir potada eritebilecekleri, bir araya toplayabilecekleri bir ölçek oluşturmak amacıyla yola çıktıklarını belirterek şunları söyledi: “Ancak hem sosyal medya kullanımına yönelik davranışların hem iş hayatı, aile hayatı, arkadaşlık ilişkileri ile ilişkili değerlerin yaptığımız geliştirme çalışmaları sonucunda tek bir ölçek olarak ortaya çıkması mümkün olmadı. Ancak çalışmalarımızı sürdürdükçe elimizdeki madde havuzundan farklı yapılardaki maddeleri sınıflayarak yaptığımız ölçek geliştirme çalışmaları sonucunda, üç bağımsız ölçeği ortaya çıkarmayı başardık.Bu ölçekleri Sosyal Medya Kullanımı Ölçeği, Çalışma Hayatı Ölçeği ve Farklılıkları Kabul Ölçeği olarak adlandırdık. Her bir ölçeğin alt ölçeklerinin olması da ortaya çıkan bu yapıları daha farklı bileşenlerle ele almamızı sağladı. Örneğin, Sosyal Medya Kullanımı Ölçeğinde, Süreklilik ve Yetkinlik; Çalışma Hayatı Ölçeğinde, İşe Önem Verme ve Kurallara Uyma; Farklılıkları Kabul Ölçeğinde ise Farklı Dini/Etnik Yapıları Kabul, Farklı Dış Görünüşleri Kabul ve Farklı Düşünceleri/Değerleri Kabul benzeri bileşenler ölçeklere zengin ve çok boyutlu bir yapı sağlamıştır. Ortaya çıkan bu bağımsız üç ölçek aslında içinde yaşadığımız sosyal medya çağında özellikle genç kuşakları (Y, Z kuşakları gibi), daha önceki kuşaklara (baby boomers, X kuşakları gibi) göre sahip oldukları iddia edilen yeni ve farklı davranış ve değerler kapsamında değerlendirebilmek açısından yararlı olacaktır.”Farklılıkları Kabul Ölçeği Ölçekte 1.,2.,3. Maddeler farklı dini/etnik yapıları kabul; 4.,5.,6. maddeler farklı dış görünüşleri kabul; 7.,8.,9. Maddeler de farklı düşünceleri/değerleri kabul boyutunu ölçüyor. Her bir maddeye 1’den 5’e kadar değer verilmesi isteniyor. Ölçeğin toplamından en az 9, en fazla da 45 puan alınabiliyor. Yüksek puan, farklılıkları kabul seviyesinin yüksek olduğunu gösteriyor.(1: Bana hiç uygun değil, 2: Bana az uygun, 3: Bana orta seviyede uygun, 4: Bana çok uygun, 5: Bana tamamen uygun)NOT: Ölçekte 2. madde dışındaki tüm maddeler tersten puanlanıyor.1.    Farklı dini inançtan arkadaşlarımın olması beni rahatsız eder.2.    Farklı dini inançtan olan insanların yer aldığı ortak çalışma gruplarına katılabilirim.3.    Farklı etnik gruplara ait kişilerle dostluk kurmam.4.    Burnuna, kaşına, diline takı (piercing) takan birini kültürel olarak kaybolmuş kabul ederim.5.    Vücudunun çeşitli yerlerine hızma/piercing takmış birine acırım.6.    İşveren olsam vücudunun her tarafında dövmeler olan birini tercih etmem.7.    Sosyal medyada aykırı görüşe sahip olanlarla bağlantımı keserim.8.    Aykırı değer tercihleri olan kişileri aile çevremde görmek istemem.9.    Aykırı yaşam tarzı olan biriyle arkadaşlık etmek beni rahatsız eder.

27 EKI 2019

Üsküdar İletişim, eğitim yılının ilk akademik kurul toplantısını yaptı

 Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi, 2019-2020 eğitim öğretim yılının başlaması dolayısıyla ilk Akademik Kurul toplantısını gerçekleştirdi.  Toplantı, Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Rektör Vekili Prof. Dr. Mehmet Zelka ve fakülte akademik kadrosunun katılımıyla, Merkez Yerleşke Rektörlük Senato Toplantı Odası’nda gerçekleştirildi. Toplantıda 2019-2020 eğitim-öğretim yılında yapılması planlanan çalışmalar ele alındı. Yapılan değerlendirmelerde yıldan yıla büyümeye devam eden Üsküdar İletişim’in artan başarısı ve kalitesi vurgulandı.Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Rektör Vekili Prof. Dr. Mehmet Zelka ve fakülte akademik kadrosunun katılımıyla gerçekleşen İletişim Fakültesi Akademik Kurul toplantısı Fakülte Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör’ün açış konuşmasıyla başladı. Ardından Kurucu Rektör Prof. Dr. Nevzat Tarhan sözü alarak üniversite hakkında genel bir değerlendirme yaptıktan sonra İletişim Fakültesi’nin başarı ve kalitede gelmiş olduğu noktadan oldukça memnun olduklarını ve gurur duyduklarını belirtti. Rektör Vekili Prof. Dr. Mehmet Zelka ise yıllar öncesinde, 2011 yılında başlayan kuruluş sürecinden bu yana alınan yolun ne denli ciddi ve önemli olduğunu vurgulayarak, bu süreçte İletişim Fakültesi’nin geldiği noktaya işaret etti ve gurur duyduklarını belirtti. İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör’ün sözü devralmasıyla devam eden toplantıda, fakülte akademik kadrosuna bu dönem katılan yeni öğretim elemanlarının tanıştırılması gerçekleşti. Ardından ise öğretim elemanları gerek bölümlerine gerekse de genel olarak fakülteye ilişkin görüş ve önerilerini aktardılar.  Üsküdar Üniversitesi AR-GE çalışmalarını önemsiyorÖğretim elemanlarının kendilerini tanıtmalarının ardından Rektör Vekili Prof. Dr. Mehmet Zelka, Üsküdar Üniversitesi’nin AR-GE çalışmalarını çok önemsediğini ve bu alanda çeşitli çalışmalar yapıldığını vurguladı. Prof. Dr. Zelka, üniversitede gerçekleştirilen çalışmalar için İletişim Fakültesi’nden de katkı beklediklerini belirtti. 2019-2020 eğitim-öğretim dönemi itibariyle Üsküdar Üniversitesi’nin 20 bini aşkın öğrencisi olduğunu ifade eden Zelka, tercih edilen bir üniversite olmanın kendilerini çok mutlu ettiğini dile getirdi. Her geçen gün gelişmeye devam eden İletişim Fakültesi’nin de iki binden fazla öğrenciye eğitim verdiğini ve bu rakam ile Üsküdar İletişim’in farkını ortaya koyduğunu ifade etti.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Her öğretim elemanımızın en az bir kitabı ve bir projesi olmalı” Kaliteli eğitimi çok önemsediklerinin altını çizen Kurucu Rektör Prof. Dr. Nevzat Tarhan, fakülte kadrosunda yer alan öğretim elemanlarının mutlaka birer kitap çıkarması ve bir projede yer alması gerektiğini belirtti. Bu konuda herkese destek verileceğini de vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, kaliteli eğitimin ancak kaliteli kadro ile gerçekleşebileceğini ve Üsküdar İletişim’in bu konuda başarılı bir tablo ortaya koyduğunu söyledi.Yeni yüksek lisans programı müjdesiÜsküdar İletişim’de Yeni Medya ve Gazetecilik, Medya ve Kültürel Çalışmalar ve Nöropazarlama olmak üzere üç yüksek lisans programının başarıyla sürdürüldüğünü vurgulayan İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör, akademik kurulda yeni bir gelişmeyi de katılımcılarla paylaştı. Görsel İletişim Tasarımı Yüksek Lisans Programı’nın açılmasına ilişkin süreçlerin tamamlandığını ifade eden Prof. Dr. Güngör, yakın zamanda öğrenci alımına başlanacağının müjdesini verdi. Diğer programlar gibi yeni açılacak programın da büyük ilgi göreceğinden emin olduğunu belirten Güngör, son hazırlıkların yapıldığını söyledi.Akreditasyon çalışmaları tüm hızıyla devam ediyorİletişim Fakültesi bünyesinde akreditasyon başvurusunda bulunan ilk bölüm olma özelliğine sahip Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü’nün devam eden sürecine ilişkin paylaşımların da yapıldığı toplantıda konuya ilişkin çeşitli bilgilendirmeler yapıldı. Yeni Medya ve Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan, “Kısa süre önce öz değerlendirme raporumuzu hazırlayarak İLEDAK’a gönderdik. Kasım ayı içerisinde de İLEDAK değerlendirme ekibi okulumuzu ziyaret ederek, gerekli görüşmeleri yapacaklar. Sürecin olumlu sonuçlanması halinde akredite bir bölüm olarak çalışmalarımıza devam edeceğiz” dedi.Uluslararası İletişim Günleri artık bir marka haline geldiDijital Dönüşüm Sempozyumu başlıklı 6. Uluslararası İletişim Günleri’nin başarı ile tamamlandığını ve kısa süre önce bildiri tam metin kitabının yayımlandığını belirten Prof. Dr. Güngör, İletişim Günleri’nin yedincisi için çalışmaların hızla devam ettiğini söyledi. Güngör, 16-17 Nisan 2020’de Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde gerçekleştirilmesi planlanan etkinliğe yoğun ilgi beklediklerini dile getirdi. Güngör, 2013 yılından bu yana kesintisiz sürdürülen Uluslararası İletişim Günleri etkinliğinin artık bir marka haline geldiğini de sözlerine ekledi. Toplantıda söz alan İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Şaha Özpınar da belirgin biçimde markalaşan Uluslararası İletişim Günleri etkinliği için maddi desteğin de arttırılması gerektiğine dikkat çekti.  6. Uluslararası İletişim Günleri için Rektörlüğümüzün verdiği desteğin yanında TÜBİTAK’tan da destek alındığını, bu yıl da destek için TÜBİTAK’a başvuru yapılacağını belirtti. Sempozyumun hızla markalaştığını ifade eden Özpınar, Üniversite Rektörlüğünün vermekte olduğu desteği biraz daha arttırması gereğinin altını çizdi.Yeni döneme çok daha sorunsuz girildiİletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Can Diker yeni dönem kayıt süreci, kayıt yenileme, danışmanlık vb. konularda genel olarak bilgilendirme yaparak, yeni döneme çok daha organize girildiğini, bu yönde tüm akademik kadronun canla başla çalıştığını, dolayısıyla da tüm hocalarımızın teşekkürü hak ettiğini dile getirdi.Çizgi Film ve Animasyon Bölümü heyecanlı başladıToplantıda İletişim Fakültesi’nin bu yıl yedi lisans programıyla eğitim öğretime başladığı belirtildi. Fakültenin yeni bölümü olan ve bu yıl ilk kez öğrenci alan Çizgi Film ve Animasyon Bölümü Başkanı Prof. Dr. Hasip Pektaş, bölüm öğrencilerinin çok heyecanlı olduklarını, geçtiğimiz hafta sonu uluslararası bir etkinlikte bir araya gelerek mükemmel bir paylaşım gerçekleştirdiklerini, benzer etkinlik katılımlarının aynı coşkuyla süreceğini dile getirdi. Pektaş, fakültenin bu yıl  etkin hale getirilen Sanat Galerisinde de sergilerin planlandığını sözlerine ekledi.Akademik kurul dilek ve temennilerle son bulduKısa süre içerisinde yeni döneme ilişkin kayıt sürecinin başarı ile tamamlandığını ifade eden Prof. Dr. Nazife Güngör, fakültede öğrenim gören her bir öğrenci ile ayrı ayrı ilgilenen ve öğrencilere danışmanlık yapan fakülte akademik kadrosuna özverili çalışmaları nedeniyle teşekkür etti. Akademik kurul, dilek ve temennilerin dile getirilmesinin ardından son buldu. 

23 EKI 2019

Üsküdar İletişim’de yeni medyada gazetecilik konuşuldu

2019-2020 eğitim-öğretim döneminde Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü tarafından düzenlenen bölüm etkinliklerinin ilki, İletişim Fakültesi Fuat Sezgin Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan’ın moderatörlüğünü yaptığı “Yeni Medyada Gazetecilik” konulu söyleşi, DW Türkçe’den Burcu Karakaş, News Lab Turkey’den Mehmet Şafak Sarı ve Medyascope’tan Tamer Durak’ın katılımıyla gerçekleşti. Gazetecilikte güncel sorunların tartışıldığı etkinliğe İletişim Fakültesi öğrencileri yoğun ilgi gösterdi. Meslekte deneyimli gazetecileri öğrencilerle buluşturarak öğrencilerin meslek hakkında bilgilenmelerini amaçlayan Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü etkinliklerinin ilki “Yeni Medyada Gazetecilik” temasıyla gerçekleştirildi. Gelişen teknolojilerle birlikte değişen haber pratiklerinin konuşulduğu etkinlikte, yeni medya mecralarında icra edilen gazetecilik tartışıldı. Sektörden isimlerin konuşmacı olarak katıldığı etkinlikte moderatörlüğü İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan üstlendi. Gazeteci adaylarına tecrübelerini aktaran konuşmacılar, günümüz gazeteciliğini farklı perspektiflerden değerlendirdi. Prof. Dr. İrvan, etkinlik süresince “gazetecilik bugün ne durumda ve nereye gidiyor?” sorularına yanıt aranacağını vurguladı.Burcu Karakaş: “Donanımlı gazeteci donanımlı haber demektir”Gazetecilik öyküsünü anlatarak konuşmasına başlayan gazeteci Burcu Karakaş, öğrencilerin okul yılları boyunca kendilerini donatmaları gerektiğini örnekler üzerinden aktararak şu değerlendirmelerde bulundu: “Gazetecilerin, teknolojik olarak kendilerini donatıp okuyucuya haberi donanımlı şekilde aktarmaları gerekir. Basılı gazetenin yok olmasına ağlayacağımıza, bunun yerine yeni yollar keşfedebiliriz. Örneğin Ankara katliamında yüzlerce insan öldü ancak hiçbir ana akım medya bunu haber yapmadı. Ben ise kendi imkânlarımı kullanarak Periscope üzerinden canlı yayın gerçekleştirdim. Basit bir tripot ve cep telefonu kullanarak yaşanan gelişmeleri izleyenlere aktardım. Olay yerinde bulunan kişilerle yaptığım telefon görüşmeleri ile yaşanan acıyı halka iletme görevi üstlendim. Bugün baktığınızda çok acemi olarak tanımlayabileceğimiz bu yayın aslında bize birkaç araç ile doğru gazeteciliğin yapılabileceğini kanıtlıyor. Bu nedenle öğrencilerimiz kendilerini donatmalı, yeni şeyler öğrenmeli ama bazen de eldeki imkânları kullanmayı bilmeli. Tüm bunları gerçekleştirirken doğru habercilik yapılması gerektiğini unutmamalı.”Tamer Durak: “Gazetecilikte merak kadar inatçı olmak da önemli” Öğrencilerin gazetecilik yapabilmeleri için inatçı olmaları gerektiğini ifade eden gazeteci Tamer Durak konuşmasına gazeteciliğe başlama hikâyesi ile başladı. Kararlılık ilkesinin altını çizen Durak, o günleri şöyle özetledi: “Beni gazeteciliğe sevk eden şey Cağaloğlu Lisesi’nde okumamdı. Lisenin bulunduğu bölge Bab-ı Ali olarak adlandırılan ve birçok gazetenin merkezinin bulunduğu bölgeydi. Hatta birçoğu okulun çevresindeydi. Bir gün okulumuzun önünden bir cenaze kalktı ve bu cenaze Çetin Emeç’e aitti. Ben de arkadaşlarımla birlikte bu cenaze törenine katıldım. Gazeteci olmak istediğimi tam anlamıyla burada anladım ve o gün gazeteci olmaya karar verdim. O zamanlar 3 ayda bir yeni televizyon kanalı ve gazete açılıyordu. Bu da daha geniş bir iş imkânı anlamına geliyordu. İletişim fakültesine başladığım hafta Mehmet Ali Birand ve Uğur Dündar’ın katıldığı bir konferans oldu. Ben de izleyici olarak katıldım. Konferans sonunda usta isimlerin yanına giderek üniversiteye yeni başladığımı, ancak onlarla birlikte çalışmak istediğimi söyledim. Uğur Dündar bir sonraki hafta gelerek yanlarında çalışabileceğimi söyledi. Onların yanına gitmeye karar vermem ve onlara kararlılığımı göstermem hayatım için bir dönüm noktası oldu.”“Bir gazeteci birden çok dil bilmeli” Prof. Dr. Süleyman İrvan tarafından yöneltilen, “Sizce öğrenciler kendilerini nasıl donatmalı?” sorusuna Tamer Durak şu şekilde cevap verdi: “Bu alanda çalışmak isteyen herkesin Türkçe dışında en az bir dili daha biliyor olması şart. Bu dil sadece İngilizce olmak zorunda da değil. Çince, Arapça, Rusça, Azerice, Ermenice gibi farklı bir dil olabilir. Birden fazla dile sahip olmak gazeteciyi her zaman bir adım öne geçirir. Öğrencilerimizin gazeteciliğe karşı bazı endişeleri varsa ve bu meslekten para kazanamayacaklarını düşünüyorlarsa iletişimin diğer alanlarında da kendilerini geliştirmeliler. Fotoğrafçılık, video haber üretimi gibi günümüzde daha popüler olan alanlar yeni iş imkânları anlamına da geliyor. Günümüzde gazeteci, yazı yazmanın yanı sıra habere katkı sağlayacak her türlü beceriye sahip olmalı ve gelişmeleri takip ederek kendini geliştirmeli.”   “Yerel gazetecilik hak ettiği değeri görmüyor” Günümüzde yerel gazetelerin hak ettiği değeri görmediğini ve ikinci plana atıldığını söyleyen Tamer Durak, “Öğrenciler büyük medya kuruluşlarının yanı sıra yerel gazetelerde de çalışma imkânına sahip. Bugün her ne kadar tercih edilmeyen bir alan olsa da aslında insan yakınında olan haberi daha çok merak eder ve öğrenmek ister. İnsanların çevrelerinde olan olaylara karşı tepkileri ve duyguları da daha büyük olur. Türkiye’de ajans haberciliği olarak adlandırdığımız kopyala-yapıştır habercilik revaçta. Çünkü bu habercilik türü, bir yere gidip haber üretmekten daha maliyetsiz ve daha kolay. Ancak masa başında yapılan bu tür haberler büyük ölçüde ülke dışında yaşanan ve muhabir gönderilmeyen haberleri içeriyor. Bu durum Türkiye’de haberciliğin genelden bireysele doğru yapıldığının kanıtı. Oysaki Üsküdar’da yaşanan bir olay, Çin’de meydana gelen bir olaydan daha çok dikkat çeker, okunur ve toplumu ilgilendirir. Öğrenciler bu mesleği yaparken kolay habercilik yapmaktan kaçınmalı ve olay yerinden hikayelere dokunabilecekleri bir haberciliği benimsemeliler” dedi.Mehmet Şafak Sarı: “Çok fazla yalan ve kirli haber var”Gazetecilerin, gelişen teknolojilere ayak uyduran bireyler olması gerektiğini vurgulayan Mehmet Şafak Sarı, “Yeni nesil teknolojiye ayak uyduramayan gazeteciler haberlerini insanlara duyuramıyor. Çok fazla yalan ve kirli haber var ve bu durum, yazınsal açıdan çok donanımlı gazeteciler tarafından üretilen haberlerin önüne geçiyor. Yeni mezun iletişim öğrencilerinin en büyük sorunu da yeni medya mecralarına hâkim olmamaları. Bu da meslekte başarılı olamamalarına neden oluyor. Çok köklü devlet üniversitelerini de bu konuda geriden gelmeleri nedeniyle eleştirmem gerekiyor. Öğrenciler, kaliteli teorik eğitimin yanı sıra yeni teknolojileri de öğrenebilecekleri dersler görmeliler” dedi.“Okullarda verilen gazetecilik eğitimlerini tamamlamaya çalışıyoruz”News Lab Turkey’in toplumda görülen bilgi eksikliğini giderme amacıyla kurulduğunu ve eğitime de çok önem verdiklerini ifade eden Mehmet Şafak Sarı, “Okullarda gösterilen yeni medya ve gazetecilik eğitimlerini nasıl tamamlayabiliriz diye düşündük ve bazı eğitimler verilmesi gerektiğine karar verdik. Genel olarak iletişimcilere pratik eğitimler veriyoruz ve online olarak da internette pratik içerikler yayınlıyoruz. Kısa süre önce sadece kadın gazetecilere yönelik verdiğimiz bir eğitimi tamamladık. Önümüzdeki süreçlerde ise 20 öğrenciye News Lab’da 8 haftalık bir eğitim vereceğiz ve bunun devamında proje üretmeleri için maddi olarak destek olacağız. Tüm bunların yanı sıra bu eğitimlerin sürdürülebilirliği üzerine de çalışmalarımıza devam ediyoruz” şeklinde konuştu.Burcu Karakaş: “Yeni medya yayıncılığında sürdürülebilirlik problemi yaşanıyor”Günümüzde gazeteciliğin ne durumda olduğuna ilişkin soruyu Burcu Karakaş; “Gazetecilik berbat bir durumda. Fakat her berbat durumdan iyi bir şeyler çıkabilir. Günümüzde ana akım medya haber yapamaz duruma geldiği için artık sosyal medya kullanılıyor. Gazeteciler sosyal medya aracılığı ile çeşitli yayınlar yapabiliyor ve büyük kitlelere ulaşabiliyor. İnternet hepimiz için bir alan açtı ama bu dışarıdan görünen kısım. Burada sürdürülebilirlik açısından bir sıkıntı var ve bunu fark etmek oldukça önemli. Ben bu işi hobi olarak değil, iş olarak yapıyorum. Ben paramı yazarak kazanıyorum. Ancak insanlar internette yazı yazmayı ve haber yapmayı iş olarak görmüyorlar. Bana zaman zaman ‘yazı yollar mısın’ diyenler oluyor. Ben de telif öderseniz tabii ki diyorum” sözleriyle yanıtladı.“Gazetecilikte staj önemli” Yeni medyada gazeteciliğin ele alındığı etkinlikte konuşmacıların deneyimlerini aktarmalarının ardından öğrenciler tarafından yöneltilen sorular cevaplandırıldı. Bir öğrencinin “Gazeteciliği seçtim, doğru yolda mıyım?” sorusuna Burcu Karakaş şu yanıtı verdi: “Bunu staj yaparken göreceksin. Her öğrenci, eğitim süreci boyunca mutlaka staj yapmalı. Staj süresince neyi isteyip neyi istemediğini görebiliyor ve çalışmak istediği alana karar verebiliyor. Yaz dönemlerinizi staj yaparak değerlendirebilir ve mesleğiniz için daha emin adımlarla ilerleyebilirsiniz. Sana ‘kağıt getir, kağıt götür, fotokopi çek’ diyenler olabilir. Ama aslında bulunduğun yerden o fotokopi makinasının başına giderkenki süreç sana çok şey öğretecek. Bu sırada gözlemlediklerin sana çok şey katacak ve ne olmak istediğini bu şekilde göreceksin. Bu nedenle tüm öğrenciler kesinlikle her yaz staj yapmalı.”Haber: Emre Sertdemir ve Ömer KaraoğluFotoğraf: Onur Hamzaoğlu

21 EKI 2019

Çizgi film ve animasyon öğrencileri Comikon festivalinde

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Çizgi Film ve Animasyon Bölümü Başkanı Prof. Dr. Hasip Pektaş ve öğrencileri Harbiye Askeri Müzesi’nde bu yıl 4’üncüsü düzenlenen Comikon İstanbul’a katıldı.Harbiye Askeri Müzesi’nde gerçekleşen, Üsküdar Üniversitesi’nin de desteklediği festivalde Çizgi Film ve Animasyon öğrencileri, bölümleri kapsamında workshoplara, seminerlere ve panellere katıldı.Pop Kültür Festivaline ilişkin bilgi veren Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hasip Pektaş, buraya katılmalarındaki amacın bölüme yeni başlayan öğrencilerin hedeflerini belirlemede ve ileride yapacakları iş hakkında bilgi edinmelerinde büyük bir şans olduğunu belirtti. Ardından gelecek yıl etkinliğe daha eylemsel olarak katılacaklarını ifade etti.Pektaş, öğrencileri ile beraber HADO VR gözlükle sanal gerçekçilik oyunlarında eğlenceli vakitler geçirdi.

10 EKI 2019

Üsküdar İletişim’de yeni dönem heyecanı

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi’ni yeni dönem heyecanı sardı. İletişim Fakültesi, bu yıl ilk kez öğrenci alan Çizgi Film ve Animasyon Bölümü ile birlikte 2019-2020 Eğitim-Öğretim yılına yedi bölüm ve iki binin üzerinde öğrenciyle başladı. İletişim eğitiminde teori ve uygulama dengesini gözeten Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi, yenilenen müfredatı ve genişleyen kadrosuyla yeni eğitim yılına iddialı bir giriş yapıyor.  Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin öğrenci sayısı, uzun soluklu bir tercih döneminin ardından fakültemizi tercih eden yeni öğrencilerle birlikte iki bini aştı.Ulaşım kolaylığı, son teknoloji laboratuvar imkânları, uygulama birimleri ve başarılı akademik kadrosuyla iletişim fakülteleri arasında üst sıralarda yer alan Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi, yeni eğitim yılı için oldukça heyecanlı.7 bölüm ile 2 binin üzerinde öğrenci ile eğitim başladı…Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör yeni dönem için şu ifadeleri kullandı: “Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi 7 Ekim Pazartesi günü itibariyle 2019-2020 eğitim-öğretim yılına başlamış bulunuyor. Fakültemiz bu yıl yedi bölümde çok sayıda öğrenciye eğitim verecek. Bu yıl yeni kurulan ve ilk kez öğrenci alan Çizgi Film ve Animasyon Bölümümüz de aktif olarak eğitime başladı. İletişim Fakültemiz, 2 binin üzerinde öğrenci sayısı ve 70’e ulaşan öğretim elemanı kadrosu ile heyecanla yeni dönemi açtı. İletişim Fakültesi, yüksek kapasiteli ve en son teknoloji ile donatılan derslikleri, bilgisayar laboratuvarları, radyo-televizyon stüdyosu, haber ve reklam atölyeleri, zengin kütüphanesi ve sanat galerisi ile öğrencilerine kapılarını açtı. 2019 Haziran’da yaklaşık 500 öğrencisini mezun eden Fakültemiz, 550 dolayında yeni öğrencisiyle ve toplamda 2 bini geçen öğrenci sayısıyla Türkiye’nin öne çıkan İletişim Fakülteleri arasında yer almakta. Fakültemize çeşitli ülkelerden gerek Erasmus kategorisinde gerekse Uluslararası Öğrenci kategorisinde yabancı öğrenciler de ilgi göstermekte. Bu da Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin aynı zamanda uluslararası düzeyde tanınırlığını somut biçimde ortaya koymaktadır. Akademik kadromuz ve değerli öğrencilerimiz başta olmak üzere herkese başarılı bir eğitim yılı dilerim.”Üsküdar İletişim’de teorik ve uygulamalı eğitim bir arada Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin teorik eğitimin yanı sıra uygulamaya da önem verdiğini ve öğrencilerin her iki alanda da geliştirildiğini vurgulayan Prof. Dr. Nazife Güngör: “Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde eğitimin önemli bir kesitini uygulama oluşturmaktadır. Fakültemiz bünyesinde kurulan radyo ve televizyon stüdyoları öğrencilerimize radyo, televizyon ve sinema alanındaki çalışmalarda önemli olanaklar sunmaktadır. Bilgisayar laboratuvarlarıyla görsel iletişim tasarım ve animasyon alanında eğitim görmekte olan öğrencilerimiz sürekli olarak pratik yapma olanağı bulmaktadırlar. Uygulama alanlarında yetişen öğrencilerimizin medya sektörünce kabulü ve istihdamı da çok daha kolay olmaktadır” dedi.Fakülte bünyesinde yapılan akademik çalışmalara da değinen Prof. Dr. Güngör, “Fakültemiz eğitim-öğretimdeki kalitesini akademik çalışmalarla da pekiştirmektedir. Her yıl düzenli olarak gerçekleştirilen Uluslararası İletişim Günleri Sempozyumu’nun bu yıl yedincisine hazırlanıyoruz. Fakültemiz akademik dergisi Etkileşim’in dördüncü sayısı çıktı ve akademik camiadaki tanınırlığı da oldukça iyi. Öğrencilerimizin uygulama gazetesi Haber Üsküdar düzenli olarak yayımlanıyor” ifadelerini kullandı.Prof. İrvan: “Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü akreditasyon sürecinde”Yeni Medya ve Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan yeni eğitim yılına son derece pozitif ve enerjik bir şekilde başladıklarını, eski ve yeni öğrencileriyle buluşmaktan mutluluk duyduklarını ifade etti. İrvan, Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü’nün İLAD (İletişim Araştırmaları Derneği) akreditasyonu sürecinde olduğunu belirterek, İLAD adına akreditasyon süreçlerini yürüten İLEDAK (İletişim Eğitimi Değerlendirme Akreditasyon Kurulu) ekibinin Kasım ayında fakülteye gelerek yerinde değerlendirme yapacağını söyledi. İrvan, Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü’nün lisans programında 380, yüksek lisans programında 67 öğrencisi olduğunu, önümüzdeki yıl YÖK onayı çıkarsa doktora programı açmayı da hedeflediklerini ifade etti. Yeni Medya ve Gazetecilik alanında ilk lisans ve yüksek lisans programlarını Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde açtıklarını söyleyen İrvan, “Bu alanda ilk doktora programını da biz açmak istiyoruz. Bunun için yeterli akademik kadromuz var, iyi bir eğitim verdiğimize de inanıyoruz” dedi.Prof. Dr. Süleyman İrvan, bölümün uygulama olanakları konusunda da şunları söyledi: “İki yıldır verimli biçimde yürüttüğümüz Haber Atölyesi’ni yeni dönemde de öğrencilerimize açacağız. Öğrencilerimiz derslerin dışında bu atölye aracılığıyla haber üretim süreçlerine katılıyor ve bölümün denetiminde yayımlanan basılı Haber Üsküdar gazetesiyle haberuskudar.com internet gazetesine içerik üretiyorlar.  Bu platformlarda yayımlanan haber ve röportajlarla Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Aydın Doğan Genç İletişimciler Yarışması, TRT Geleceğin İletişimcileri Yarışması gibi önemli yarışmalara katılıyoruz. Bütün öğrencilerimizi bu platformlarda kendilerini geliştirmeye davet ediyoruz.”Prof. Hasip Pektaş: “CFA öğrencileri heyecanlı; bizler daha heyecanlıyız!”2019-2020 Eğitim-Öğretim Döneminde ilk kez öğrenci alan Çizgi Film ve Animasyon Bölümü için Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hasip Pektaş şu sözleri kullandı: “Fakültemizin yeni bölümü CFA’nın yeni öğrencileri, her türlü tasarım sorununu çözebilecek, araştırıcı ve yaratıcı güce sahip, kültürlü, yetenekli birer çizgi film ve animasyon tasarımcısı olma yolunda ilk eğitimlerine başladılar. Çok heyecanlılar ve çok istekliler. Tek ihtiyacımızın çalışkan olmak olduğunun farkındalar. Bizler de öğrencilerimizi geleceğe iyi hazırlama, onlara doğru rehberlik etme konusunda istekli ve heyecanlıyız. Biliyoruz ki en iyi çizgi film ve animasyon tasarımcıları, Üsküdar CFA’dan mezun olacak ve bizi hep gururlandıracaklar. Başarı yollarınız açık olsun arkadaşlar. Hoş geldiniz.”Doç. Dr. F. Zeynep Güder: “Medya ve İletişim Bölümü öğrencilerinden geleceğin akademik çalışmalarını bekliyoruz” Öğrencilerine iletişim alanında akademik yetkinlik kazandırmayı hedefleyen Medya ve İletişim Bölümü hakkında bilgiler veren ve öğrencilerden beklediği temenniyi yineleyen Bölüm Başkanı Doç. Dr. Feride Zeynep Güder: “Medya İletişim Bölümüne yeni gelen öğrencilere hoş geldiniz diyorum. Ayrıca bütün sınıflarımızdan her sene beklediğimiz bir temenniyi tekrar ediyorum. Çağın gereklerine uygun bir şekilde kendilerini yetiştirmeleri, alacakları eğitimin hakkını vermeleri ve yüksek düzeyde akademik çalışmalar yapmaları. Herkese bu bağlamda güzel bir dönem ve başarılar diliyorum” dedi.Doç. Dr. Özgül Dağlı: “Bölümümüz, reklamcı olmak isteyen öğrencilerimiz için tüm hazırlıklarını tamamladı”Reklamcılık sektörü için donanımlı ve başarılı öğrenciler yetiştirme gayesiyle hareket eden Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Reklam Tasarımı ve İletişimi Bölümü, her geçen yıl daha iyiyi hedefleyerek çalışmalarını sürdürüyor. 2019-2020 Eğitim-Öğretim Dönemi için tüm hazırlıkların tamamlandığını söylenen Reklam Tasarımı ve İletişimi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Özgül Dağlı, yeni döneme ilişkin, “2019-2020 yılı içerisinde reklam sektörü dinamiklerini de göz önünde bulunduran yenilenen müfredatı ile Reklam Tasarımı ve İletişimi Bölümü öğrencilerini karşılıyor. Bu sene 1. sınıflarda 85 öğrencimiz bulunuyor. Bölümün diğer sınıflar ile birlikte sayısal olarak 400’ün üzerinde öğrencisi bulunmakta. Sektörel dinamikler gereği bu dönem ders programımızda Reklam Ajansı Yönetimi, İleri Reklam Tasarımı gibi çok sayıda uygulama dersimiz de yer alıyor. Reklam tasarımı için öğrencilerimizin aktif olarak çalışabilecekleri bilgisayar laboratuvarımız ve reklam atölyemiz de mevcut. Reklam atölyemizde, her sınıftan gönüllü öğrencilerimiz bir araya gelerek kampanya esaslarını değerlendirip okulumuzu yarışmalarda da temsil edebilecek reklam fikirleri üzerinde tartışmaya şimdiden başladılar bile. Bu sene Reklam Tasarımı ve İletişimi Bölümü, gerek kuramsal dersleri gerekse de uygulamalı dersleri ile reklamcı olmak isteyen öğrencilerimiz için tüm hazırlıklarını tamamladı ve derslere başladı. Tüm öğrencilerimize mutlu ve huzurlu bir akademik dönem diliyoruz” ifadelerini kullandı.Dr. Öğr. Üyesi Şaha Özpınar: “Öğrencilerimiz kendilerini her yönde geliştirme fırsatı buluyorlar”Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Şaha Özpınar ise yeni döneme ilişkin “Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi, tüm dünyada değişen yükseköğretim çıktı hedeflerine uygun şekilde gelişiyor ve bunun bir parçası olmak çok güzel. Burada müfredatımız ve eğitim öğretim araçlarımız dijitalleşmenin gerekleri doğrultusunda güncelleniyor. Öğrencilerimiz iş hayatına hazırlanmak için değerli ipuçları bulabilecekleri etkinlik ve seminerlerle kendilerini her yönde geliştirme fırsatı buluyorlar. İçinde bulunduğumuz çağda üniversite mezunlarının mesleklerinin gerektirdiği alt yapıya sahip olmaları artık yeterli değil; mezunların öğrencilik süresini çok iyi değerlendirmiş olmaları; kendilerini diğerlerinden farklılaştırabilmeleri, belli konu ve alanlarda uzmanlaşmaları; projelerde, organizasyonlarda, sosyal sorumluluk içerikli çalışmalarda yer almış olmaları bekleniyor. Üsküdar Üniversitesi tüm bu konularda sayısız fırsat sunuyor. Öğrencilerimize Fakültemizin kendilerine sunduğu tüm imkânlardan sonuna kadar faydalanmalarını tavsiye ediyor, 2019-2020 akademik yılında başarılar diliyorum” dedi.Dr. Öğr. Üyesi Can Diker: “Bölümümüz aktif bir yıl geçirmeyi hedefliyor”Radyo, televizyon ve sinema alanlarında en üst seviyede yetkinliğe sahip öğrenciler yetiştiren Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü hakkında Bölüm Başkan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Can Diker şunları söyledi: “2015 yılında kurulan Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümümüzün 2019-2020 dönemi itibarıyla artık 400'ü aşkın öğrencisi bulunmakta. Bu yıl itibarıyla İletişim Fakültesi'nin en kalabalık bölümü olan Radyo, Televizyon ve Sinemada öğrenciler alanında uzman akademisyenlerden dersler almakla birlikte, sektörden de çok değerli kişileri tecrübelerini öğrencilerimizle paylaşmak üzere bünyesinde barındırıyor. Aynı zamanda bölümümüz, yapacağı etkinliklerle ve proje jürileriyle aktif bir yıl geçirmeyi hedefliyor. Sinema kulübü gibi öğrenci kulüp faaliyetlerine de bölüm öğretim üyeleri olacak desteğimiz artarak sürecektir. Sahip olduğumuz stüdyolar ve çekim ekipmanlarıyla öğrencilerimizin yaptıkları projeleri sadece birer ödev olarak değerlendirmelerini değil, aynı zamanda çeşitli festivallere ve yarışmalara da katılan önemli eserler olarak görmelerini hedeflemekteyiz. Radyo, Televizyon ve Sinema bölümümüz kaliteli bir şekilde büyümesini sürdürecektir.”Dr. Öğr. Üyesi Tolga Erkan: “Görsel İletişim Tasarımı Bölümü yüksek kaliteyi önemsiyor” İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümünde okuyan öğrencilerin, mezun olduktan sonra sektörde aranan isimler olmasını amaçlayan ve bu doğrultuda kaliteli eğitime önem veren Görsel İletişim Tasarımı Bölümünün çalışmalarını Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Tolga Erkan “Görsel İletişim Tasarımı Bölümü olarak tüm öğrencilerimize 2019-2020 Akademik Yılında başarılar diliyoruz. Bölümümüze yeni katılan öğrenciler aramıza hoş geldiniz. Görsel İletişim Tasarımı Bölümü sektörel gelişmelere uyum sağlayabilmek ve rekabet edebilmek için yaşam boyu eğitime ve akademik çalışmalarda yüksek kaliteye önem vermektedir. Bölümümüz eğitim ve araştırmadaki başarılarını arttırmak, bu alanlardaki olanaklarını zenginleştirerek daha etkili şekilde kullanmak, iyi bir eğitim ortamı oluşturma çabası içerisindedir. Bu çaba, öğrencilerin ve akademik kadronun işbirliğiyle kalite konusunda da başarıyı beraberinde getirecektir” şeklinde özetledi.Dr. Öğr. Üyesi Özge Uğurlu: “Öğrencilerimizi sevgiyle kucaklıyoruz”Aldıkları eğitim ile mezuniyet sonrasında halkla ilişkiler sektöründe çalışacak donanımlı ve yetenekli öğrenciler yetiştirilmesini esas alan Halkla İlişkiler Bölümü de yeni dönemi coşkuyla karşıladı. İletişim Fakültesi bünyesinde öğrenim gören tüm öğrencileri sevgiyle kucakladıklarını dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Özge Uğurlu “Üsküdar Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümü olarak bu yıl ilk mezunlarımızı verecek olmanın gurur ve heyecanını yaşıyoruz. Kendimizi bilimsel formasyon üzerine teorik ve uygulamayı birlikte götürmeye çalışan bir bölüm olarak konumlandırdık. Bugün hem özel sektöre baktığımızda hem kamu alanındaki uygulamaları incelediğimizde halkla ilişkilerin çok önemli bir yerde olması gerektiği kanısındayız. Halkla ilişkiler mesleğini icra etmek isteyen öğrencilerimizin de bilimsel temellere dayalı uygulamalar yapabilmesi, halkla ilişkilerin felsefesinin bilincinde olmaları ve yeni gelişmeleri takip edebilmeleriyle mümkün. Halkla İlişkiler Bölümü olarak birinci sınıfa yeni başlayan tüm öğrencilerimizi sevgiyle kucaklıyor, hoş geldiniz dileklerimizi iletiyoruz. Umarım tüm öğrencilerimiz için başarılı, ferah ve dolu dolu bir öğretim yılı olur” dedi. 

09 EKI 2019

2019-2020 akademik yılı oryantasyon programları sona erdi

Üsküdar Üniversitesinin 2019-2020 akademik yılında Üsküdar Üniversitesini kazanan öğrencilere yönelik, akademik ve idari kadronun katılımıyla gerçekleştirdiği oryantasyon programları sona erdi. 5 gün süren programlarda üniversitenin tüm işleyişi ve çalışmaları hakkında öğrencilere bilgi verildi.Merkez Yerleşke Nermin Tarhan konferans salonu ve Çarşı Yerleşke Emirnebi Konferans salonunda gerçekleşen programlarda Tıp, İletişim, İnsan ve Toplum Bilimleri, Mühendislik ve Doğa Bilimleri, Sağlık Bilimleri Fakülteleri ile Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu, Hazırlık Okulu ve Uluslararası Ofis eğitim görevlileri öğrencileri her yönüyle bilgilendirdi.Oryantasyon programlarında ayrıca Kurumsal İletişim, Öğrenci İşleri, Bilgi Teknolojileri, Sağlık Kültür ve Spor, Kütüphane Dokümantasyon Direktörlüğü, Kariyer Merkezi Direktörlüğü ile Uluslararası İlişkiler Direktörlüğü de öğrencilerle tanışarak birimlerini tanıttı.

07 EKI 2019

“Güneşe Dokunan Kadınlar” kadınlara cesaret vermeyi hedefledi

Üsküdar Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümü öğrencileri tarafından hayata geçirilen “Güneşe Dokunan Kadınlar” projesi, şiddet mağduru kadınların seslerini duyurmalarına imkan sağladı. Şiddete direnen kadınların cesaret dolu hikayelerine dikkat çekilen proje kapsamında hazırlanan web sitesinde projeye ilişkin bilgiler yer alıyor. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler Bölümü öğrencileri Büşra Kaplan, Ece Özipek ve Serenay Özkan tarafından hazırlanan “Güneşe Dokunan Kadınlar Projesi” kadına yönelik şiddete dikkat çekmek, şiddetin korkunç yüzünü tanıtarak tüm kadınların güneşe dokunacağına duyulan ümidin her geçen gün artırılmasını ve bu yönde adımların atılmasını sağlamayı amaçlıyor.Şiddete direnen kadınların hikayesiÜsküdar Üniversitesi Reklam Tasarımı ve İletişimi Dr. Öğretim Üyesi Nihal Toros, yaklaşık bir yıl önce Halkla İlişkiler Bölümü öğrencileri ile yaptıkları Güneşe Dokunan Kadınlar Projesi ile şiddet görmüş ama sonra yüzlerini güneşe dönmüş kadınların hikayelerini aktarmaya çalıştıklarını söyledi.Kadınların susukunluğunu bozmasını istedikProje ile kadınların suskunluklarını bozmalarını istediklerini belirten Dr. Öğretim Üyesi Nihal Toros, “Şiddetin korkunç varlığı tanınsın ki kadınlar güneşe dokunabilsin istedik. 6 ay boyunca birçok farklı hayatla karşılaştık. Bu çalışmayı yaparken kadına şiddet oranlarının çok yüksek olduğunu gördük. 2016 yılında Türkiye’de en az 261 kadın, 2017’de en az 290 kadın, 2018’de en az 255 kadın öldürüldü. 2016 yılında öldürülen 261 kadından 65’i, 2017’de öldürülen 290 kadından 96’sı ve 2018’de öldürülen 255 kadından 76’sı sadece boşanmak ya da ayrılmak istedikleri için %50’nin üzerinden bir oranla eski eşleri ya da eşleri tarafından öldürüldü. 2018 yılında 61 kadına tecavüz edildi, en az 188 kadın tacize uğradı, en az 380 kadın fiziksel şiddet gördü. 2018 yılında kadınlara tecavüz eden erkeklerin sadece %45’i tutuklandı. Karşılaştığımız bu rakamlar bizi Güneşe Dokunan Kadınlar Projesini hazırlamaya itti. Hayatlarını bizimle paylaşan, bizlere başından geçenler anlatan kadınların sessiz kalmayarak ne denli güçlü olduklarının bilinmesine ve böylelikle onların sesi olmayı istedik çünkü onlar yalnız değiller” dedi.Yılmayan kadınları dinledikProje ile şiddet gören ancak yılmayıp mücadele eden kadınların hikayelerini ortaya çıkarmayı hedeflediklerini kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Nihal Toros, “Projemiz, şiddet gören kadınların aydınlığa kavuşacağı ümidi ile onların hikâyelerini dinleyerek yalnız olmadıklarını hatırlatmak ve ne olursa olsun birlikte yaşanılanların üstesinden gelinebileceği inancının yayılması için çalışmak üzerine başladı. Proje kapsamında her hafta düzenli olarak şiddet gören bir kadının hikâyesini dinledik. Kendilerine yeni bir hayat kurmaya çalışan, çoğu zaman korkan ama yılmayan kadınların hayatlarını kayıt altına aldık. Kimliğini vermek isteyen kişiler olduğu kadar gizli tutmak isteyen kişiler de oldu” dedi.Şiddeti tüm boyutlarıyla ele aldık Proje kapsamında konuyla ilgili olarak herkesin bilmesi gerektiğini düşündükleri, farkındalık adına yaptıkları ziyaretler de gerçekleştirdiklerini kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Nihal Toros, “Şiddetin hukuki ve psikolojik boyutlarını, konunun uzmanlarıyla görüşerek videolar halinde sitemize ekledik. Sanatın farklı dallarında kadına şiddet konusunda çalışmalar yapmış tiyatro oyuncuları, yazarları, sinirbilim uzmanlarını, avukatları, aktivistleri, dernek başkanlarını, yönetmenleri, küratörleri ziyaret ederek kendileriyle röportajlar yaptık. Aynı zamanda şiddetin her yönüyle algılanabilmesi adına Türkiye’de rakamlarla şiddetin ne boyuta geldiğinin görülebilmesi için Türkiye’de şiddet istatistiklerine de sitemizde yer verdik” dedi. Web sitesinde bilgilendirmek istedikWeb sitesinin aynı zamanda bilgilendirme görevi üstlenmesini istediklerini kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Nihal Toros,  “Bunun için şiddet gören kadınların hukuki haklarını öğrenmeleri, psikolojik destek almaları konusunda nereye başvurmaları gerektiği ve böyle bir durumla karşılaştıklarında yapmaları gerekenleri bilmeleri açısından faydalı olacak bilgiler ekledik” dedi.Her alandan isim kadına şiddeti konuştuDr. Öğretim Üyesi Nihal Toros, projenin tanıtımı için Üsküdar Üniversitesi Nermin Tarhan Konferans Salonunda Mayıs ayında bir konferans verdiklerini de ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Nihal Toros, “Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, Prof. Dr. Sinan Canan, Psk. Dr. Meltem Narter, Psk. Ayşe Naz Hazal Sezen, gazeteci Ahu Özyurt, tiyatro oyuncusu İrfan Kangı, Av. Canan Arın, Av. Selin Nakıpoğlu, yönetmen Bingöl Elmas ve Ayşe Tükrükçü’nün katıldığı Güneşe Dokunan Konferansı’nda toplumun kadına bakış açısını ve kadının toplumdaki yerini tartıştık. Büyük keyif aldığımız ve farklı hayatlara dokunduğumuz bu proje bize çok şey öğretti. Biz de öğrendiklerimizi, evlerine ve hayatlarına misafir olduğumuz insanların duygularını okuyuculara aktarmayı görev bildik” dedi.

03 EKI 2019

Sosyal Bilimlerde Ölçme Aracı Geliştirme ve Uyarlama Grubu çalışmalara başlıyor

Üsküdar Üniversitesi Proje, Araştırma, Uygulama, Eğitim ve Geliştirme Koordinatörlüğü (PARGE) birimi bünyesinde Sosyal Bilimlerde Ölçme Aracı Geliştirme ve Uyarlama(SBÖAGU) adı altında yeni bir çalışma grubu kuruldu. 2019-2020 Akademik yılında faaliyete başlamayı planlayan grup üyeleri, ilk toplantılarını gerçekleştirdi.Üsküdar Üniversitesi uygulama ortağı NPİSTANBUL Beyin Hastanesinde gerçekleştirilen ilk toplantıyla SBÖAGU çalışmalarına da başlamış oldu.Grup, sosyal bilimlerdeki çeşitli konularda ölçek geliştirerek veya yurtdışındaki ölçekleri Türkçeye uyarlayarak bilime katkı sağlamayı amaçlıyor.Vizyon ve Misyon konuşulduFaaliyete başlayacak olan grubun vizyon ve misyonunun da konuşulduğu toplantıda grubun vizyon ve misyonunun “Gelişen ve değişen dünyada yaşanan pek çok dönüşüm doğrultusunda ölçme araçları geliştirerek veya uyarlayarak insanın içinde bulunduğu durumu anlamak ve bilimsel yazına katkı sağlamak, geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmış bilimsel etik değerlere uygun ölçme araçları geliştirmek veya uyarlamak, bilimsel yazında yer almayan ölçme araçlarını geliştirerek katkı sağlamak, yurt dışında geliştirilmiş ölçekleri Türkçe ’ye uyarlayarak ülkemizde uygulanabilirliğini sağlamak ve geliştirilen veya uyarlanan ölçek ile yapılan araştırmaları yayınlayarak bilimsel yazına katkı sağlamak” olduğu ifade edildi.Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Tayfun Doğan, Psikoloji (İngilizce) Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Asil Özdoğru, Psikoloji Bölümü Öğr. Üyesi Doç. Dr. Cemal Onur Noyan ve NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Uzman Psikolog Ahmet Yılmaz’ın ekip üyeliğini oluşturduğu grubun koordinatörlüğünü ise İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Aylin Tutgun Ünal yapıyor.

23 TEM 2019

Çizgi Film ve Animasyon Bölümü ilk öğrencilerini alacak

Üsküdar Üniversitesi bölümlerine bir yenisini daha ekledi. Çizgi Film ve Animasyon Bölümü, Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesinde açıldı. Merkezi yerleştirme puanı ile öğrenci alacak olan Çizgi Film ve Animasyon Bölümü, öğrencilerini bekliyor. Çizgi Film ve Animasyon Bölümü, teknolojinin son olanaklarıyla donatılan alt yapısı ile eğitim verecek.Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi, Çizgi Film ve Animasyon Bölümünü açarak mevcut bölümlerine bir yenisini daha ekledi.Animasyon, çok geniş bir yelpazede yer alıyorÜsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör, Çizgi Film ve Animasyon Bölümü hakkında şu değerlendirmelerde bulundu:“Günümüzde animasyon; medya ve iletişimin çeşitli alanlarında; güzel sanatlar, mimari, tıp, savunma, yüksek teknolojili sektörler, eğlence vb. çok geniş bir yelpazede kullanılıyor.  İletişim bilimlerinin geleceğe taşınmasında önemli kapılar açma özelliğine sahip olan Çizgi Film ve Animasyon Bölümünde, iletişim alanında teorik bilgiyi, uygulamalı eğitimle destekleyerek aktarmak ve bu alanda sektörün ve üniversitelerin ihtiyacı olan donanımlı meslek ve sanat insanları yetiştirilmesi amaçlanıyor.Donanımlı tasarımcılar yetiştirilmesi hedefleniyorSon teknolojiyle donatılmış bilgisayar laboratuvarları, televizyon stüdyoları, çekim, yapım ve kurgu atölyeleri çizgi film ve animasyon alanında ileri düzeyde eğitim için uygun bir ortam sunmaktadır. Nitelikli akademik kadrosuyla, kendi alanında iddialı ve benzerleri arasında en iyi olmayı hedefleyen bölümümüz teknik becerileri üstün, donanımlı tasarımcılar yetiştirmeyi hedeflemektedir.Hangi dersleri kapsıyor?Ders programı geleneksel çizgi film, 3 boyutlu bilgisayar animasyon ve sinema dersleri üzerine yapılandırıldı. Uzun filmlerden kısa filmlere, reklam filmlerinden etkileşimli tasarımlarda kullanılan filmlere kadar birçok medya, çizgi filmin uygulama alanı içine girdi. Dört yıllık eğitim sonunda, sinema dili, film, video, animasyon teknikleri öğretilerek; reklam, sinema, televizyon, multimedya ve eğitim sektörlerinin çeşitli dallarında görev yapacak mezun vermeyi amaçlamaktayız. Animasyon için gerekli olan çizim yeteneği resim, heykel gibi sanat disiplinlerinden farklı olarak yaratıcılığın ön planda olduğu bir çizim yeteneğidir. Çevreyi gözlemleme ve görsel algı, gözlemlediğini animasyon projesine aktarabilme, animasyonda çizimden çok daha önemlidir. Öğrenci müfredat programında derslerde animasyona yönelik çizimin temeli olan temel çizim ve tasarım kuralları, perspektif, konsept karakter çizimi gibi konularda deneyim kazanabilecektir.Mezunların istihdam alanları neler?Mezun olanlar, animasyon sektöründe Karakter Tasarımcısı, Storyboard Sanatçısı, Konsept Tasarımcısı, 3B Modelleme Sanatçısı, Rigging Sanatçısı, 3B-2B Animatör, Animasyon Yönetmeni, Doku ve Işık Sanatçısı, Senarist, Görsel Efekt Sanatçısı, Ses Tasarımcısı ve Kurgu alanlarında istihdam edilebilirler.”

21 TEM 2019

Üniversite eğitimi ve meslek seçimi

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör üniversite eğitimi ve meslek seçiminde dikkat edilmesi gerekenleri Cumhuriyet Gazetesi'nde değerlendirdi.Üniversite adayları büyük he­yecan ve telaş içerisindeler bugünlerde. Kolay değil elbet. Bundan sonraki tüm yaşamları­nı etkileyecek önemli bir karar verecekler. Bu kararı verirken pek çok noktayı dikkate almala­rı gerekiyor. İnsanın yaşam yolunda kar­şı karşıya kaldığı birkaç önemli kavşak vardır. O kavşaklara gel­diğinde yöneleceği yol onun bü­tün yaşamını biçimlendirir. Bu kavşaklardan biri de üniversite­ye giriş sınavıdır. İşte bu nokta­da genç bireyin bu kavşağa açı­lan tüm yolları, hatta patikaları, o yolların olası uzamlarını tüm ayrıntılarıyla analiz etmesi, doğ­ru kararı vermesi için önemlidir. Ama bireyin, bu kavşağa açılan yol, patika ve uzamların analizi­ni en sağlıklı biçimde yapabilme­si için de öncelikle kendi beyni­nin ve yüreğinin çakışma nokta­larını çok iyi analiz etmesi gere­kir. Yani birey öncelikle kendisi için nasıl bir yaşam hayal ettiği­ni, meslek seçimi sürecinde ak­lının ve duygularının hangi nok­talarda çakışıp hangi noktalarda çeliştiğini anlamalıdır. Vizyoner bakabilmekBirey kendisi için hayal etti­ği yaşam biçimine uygun mes­lekleri kafasında sınıflandırdık­tan sonra ise kendisinin dışın­daki dinamikleri analiz etmeli­dir. Bu noktada öncelikle içeri­sinde yaşadığı toplumsal çevre­nin, ülkenin kendi içerisinde ve uluslararası düzlemdeki sosyo ekonomik, teknolojik, kültürel vs. koşullarını analiz etmesi ge­rekir. İçinde yaşadığı toplumun ve ülkenin istihdam olanakla­rı, o anki ve geleceğe dönük iş­kolları, sektörel ve toplumsal ta­lepler vb. meslek seçimini ger­çekçi yapması açısından önemli­dir. Burada vizyoner bakabilmek de çok önemlidir. Bazı meslek­ler belki bugün için henüz çok cılız düzeyde olabilir, ancak ge­lecekteki koşullarını da görebil­mek gerekir. Bunun için de ülke­nin ve dünyanın gidişatını çok iyi izlemeli. Sorumluluk gençlere yüklenmemeliBütün bu dinamiklerden hare­ketle baktığımızda dikkati çeken önemli bir nokta dünyanın, bu­gün insan beyninin uzantısı ni­teliğindeki teknolojik gelişmeler­le geleceği biçimlendirmekte ol­duğudur. O halde yapay zekâ, ge­netik mühendisliği, bilişim, ya­zılım, nörobilim, psikoloji vb. ge­leceğin çalışma alanları olacağı çok açık. Buna bağlı olarak dijital teknolojik gelişmelerle birlikte iletişim alanının kendi içerisin­de çeşitlenerek, önemli açılımlar yaparak geleceğin parlak meslek­leri arasında yer alacağı da belli. Öte yandan dünya, giderek artan nüfus ve hızlı teknolojik gelişme­ler nedeniyle çevresel ve iklimsel anlamda büyük tehdit altında. Bu da çevre mühendisliği, doğa ve iklim üzerine çalışmaların gide­rek çok daha önem kazanacağını gösteriyor. Bunların yanında ar­tık klasikleşmiş olan hukuk, po­litika, ekonomi, sosyoloji, felse­fe gibi alanlar zaten hep revaçta olacaktır. Tıp bilimleri, fen bilim­leri, matematik vb. bunlar klasik­leşmiş meslekler olup gelişmeler içerisinde kendilerini biçimlen­direrek devam ediyor. Diğer yan­dan teknolojik gelişmelerin iler­lemesine bağlı olarak sektörde iş yapacak ara eleman gereksinimi de hızla artıyor. Örneğin, bilgisa­yar mühendisliğinin yanında, bi­lişim teknikerliği de en az onun kadar önemli. Dolayısıyla mesle­ki teknik eğitimin önemi de gide­rek artıyor. Ancak burada dikkat çekilmesi gereken önemli bir nokta bu ka­rar sürecinde bütün sorumlulu­ğun gençlere yıkılmaması konu­sudur. Ülkenin yönetim ve karar mercilerinin bu noktada kendile­rine düşen sorumluluğu yüklen­meleri gerekiyor. Bunun için de dünyadaki bilimsel ve teknolojik gelişmelerin izlenmesi, bu geliş­meler doğrultusunda ülkenin ye­ni iş ve meslek alanlarına açılma­sı, buna göre ülkede yeni eğitim ve istihdam olanaklarının yara­tılması gerekmektedir. Bu da an­cak kısa, orta ve uzun vadeli doğ­ru politika ve stratejilerin oluştu­rulmasıyla mümkündür. Burada üniversitelere de büyük iş düşü­yor. Yalnızca öğrenci almak üze­rine kurulu bölüm açma anlayı­şından vazgeçip ülkenin ve dün­yanın gereksinimlerine, toplu­mun taleplerine, bilimsel ve tek­nolojik gelişmelere göre yeni bö­lüm ve alan planlamaları yapıl­ması hem genç bireylerin gele­cek yaşam tasarımlarını gerçek­çi biçimde desteklemek, hem de toplumun ve insanlığın gelişimi­ne katkı sunmak açısından bü­yük önem taşımaktadır. Önemli görevO halde burada herkese önem­li görevler düşüyor. Ülkenin yö­netim mercileri doğru istihdam politikaları, mesleki açılım ve eğitim politikalarının oluşturul­masına öncülük etmelidir. Üni­versiteler ve genel olarak eğitim kurumları ülkenin ve dünyanın bugünkü ve gelecekteki gereksi­nimleri doğrultusunda bir eğitim öğretim anlayışını benimseme­li ve uygulamalıdırlar. Meslek ve alan seçimi aşamasındaki genç bireyler ise kendi bireysel istek ve yönelimlerinin yanı sıra ülke­nin ve dünyanın bugünkü dina­miklerini ve geleceğe ilişkin gi­dişatını tüm yönleriyle değerlen­direrek karar süreçlerini buna göre biçimlendirmelidirler.Kaynak: Cumhuriyet Gazetesi

20 TEM 2019

Tercih fuarında Üsküdar Üniversitesine yoğun ilgi!

İstanbul Kongre Merkezinde düzenlenen ve 105 üniversitenin katıldığı üniversite tercih fuarında Üsküdar Üniversitesi standı yine aday öğrenciler ve ailelerin yoğun ilgisiyle karşılaştı. Üsküdar Üniversitesi akademisyenleri, öğrencileri ve uzman tercih danışmanları tercihte bulunacak aday ve velilere her konuda bilgi veriyor.İstanbul Kongre Merkezi Seminer Salonu’ndaki fuara Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan da katıldı. Tarhan ve Arıboğan, aday öğrenci ve velilerle sohbet ederek onların sorularını cevapladı.“Yapacağınız tercih hayatınızın son tercihi değil”Tercih günleri kapsamında, Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan aday öğrencilere bir de konferans verdi. “Değişen Dünyada Doğru Tercih ve Yeni Meslekler” başlıklı konferansta Arıboğan katılımcılara ufuk açıcı söylemlerde bulundu.Adaylara, hayatınızın önemli bir dönemindesiniz hatırlatmasını yapan Arıboğan, tercihin hayatın son tercihi olmadığını, bunun için stresten uzak durulması gerektiğini söyledi.  “Meslekler yeni uygarlık düzlemine ayak uydurmak zorunda” Değişen dünyada yeni bir uygarlık düzlemi oluştuğunu ifade eden Arıboğan, “Yeni uygarlık düzlemi alışılagelmiş meslekleri tahrip ediyor. Meslekler yeni uygarlık düzlemine ayak uydurmak zorunda. Yapay zekâ bilmeyen doktor, avukat olmamalı. Geleceğin mesleklerine bu düzlemde yön verilmeli” şeklinde konuştu.“Herkes doktor olabilir, ama herkes iyi doktor olamaz”Gençleri yetenekleri doğrultusunda mesleklere yöneltmenin önemini vurgulayan Arıboğan, “Bütün gençler kendi yetenekleri doğrultusunda bir mesleğe yönlendirilmeli. Herkes doktor olabilir, ama herkes iyi doktor olamaz. Bir mesleği severek yapmak, o meslekte ilerlemeyi beraberinde getirir” ifadelerini kullandı.“Doğru seçimlerle yolunuzu kısaltabilirsiniz” Prof. Dr. Arıboğan, sözlerinin devamında “Öğrenciler kendi yeteneğiyle uyumlu meslekler yapsın. İstedikleri alanlara yönelsin. Gitar çalmayı seven gitar çalsın, mühendis olmasın. Dikiş dikmeyi seven dikiş alanında uzmanlaşsın. Yeteneğiniz yoksa bir alanda belirli bir yere kadar gidebilirsiniz. Ama yapacağınız doğru seçimlerle yolunuzu kısaltabilirsiniz” diyerek öğrencilere ilgi alanlarına yönelme konusunda tavsiyeler verdi.Program Arıboğan’ın öğrencilerin sorularını cevaplamasının ardından sona erdi.21 Temmuz tarihine kadar sürecek olan fuar 10:00-18:00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek.

17 TEM 2019

Orta yaş üzeri Facebook, genç kuşak Instagram kullanıyor

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi ve Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi tarafından sosyal medya çağında kuşakları anlamak amacıyla gerçekleştirilen ve 516 kişinin katıldığı çalışma, kuşaklar arasındaki farklılıkları ortaya çıkardı. Sosyal medya çağına uyum sağlayan orta yaş ve üzerindekiler, sosyal medyada en çok haber içeriklerini beğeniyor. Çalışmaya göre 1946-1964 arasında doğan Baby Boomer kuşağı Facebook kullanırken;  X kuşağı (1965-1979 yılları arasında doğan) ve Y kuşağı (1980-1999 arasında doğan kuşak) en çok Instagram kullanmayı tercih ediyor. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal ve Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Levent Deniz tarafından 516 kişinin katılımı ile yürütülen bir çalışma, kuşaklar arasında sosyal medya kullanımındaki farklılıkları ortaya koydu.Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, sosyal medya çağında kuşakları anlamaya yönelik geliştirdikleri bir dizi ölçekten bir tanesi olan “Sosyal Medya Kullanımı Ölçeği” (SMKÖ) ile yürüttükleri araştırmada 516 kişiden oluşan Baby Boomer, X, Y ve Z kuşaklarının sosyal medya kullanımlarında kendilerini orta seviyede yetkin bulduklarının ortaya çıktığını söyledi.Kendini en yetkin bulan, Y kuşağıKuşakların sosyal medya kullanım seviyelerinin farklılaşmasına bakıldığında, kendini en yetkin bulan kuşağın Y kuşağı olduğunu belirten Ünal, şunları söyledi: “1980-1999 yılları arasında doğan ve ölçeğin toplamında da fark yaratan Y kuşağının, Z kuşağına göre sosyal medyada daha çok süreklilik sağladığı ve kendilerini yetkin buldukları belirlendi.  Cinsiyete yönelik yapılan incelemelerde 2000 yılı ve sonrasında doğan Z kuşağında farklılık bulundu. Buna göre, Z kuşağı erkekleri aynı kuşaktaki kadınlara göre sosyal medya kullanımında kendilerini daha yetkin görüyor. Günlük sosyal medya kullanım sürelerine bakıldığında, günde üç saatten fazla sosyal medya kullanan Z kuşağı bireyleri daha az kullananlara göre sosyal medya kullanımlarında daha fazla süreklilik sağlamakta ve kendilerini yetkin bulmaktadır.Z kuşağı, sosyal medya bağımlılığı riski altındaDördüncü saatten sonra sosyal medya kullanım seviyeleri değişiklik göstermiyor. Diğer yandan, internet bağımlılığı belirleyicilerinden birisi olarak geçirilen sürenin 4 saati geçmesi, kişinin bağımlılık açısından risk altında olduğunu göstermektedir. Araştırmada Z kuşağının %21’lik bölümü günde 4 saat ve üzeri sosyal medya kullandığını belirtiyor. Bu durum Z kuşağının sosyal medya bağımlılığı açısından risk altında olduğunu gösteriyor. Fakat söz konusu %21’lik grup risk altında olmasına rağmen sosyal medya kullanımında süreklilik gösteriyor ve sosyal medya yetkinlikleri giderek artıyor. Aynı araştırmada Z kuşağının birinci sırada en çok Instagram ve YouTube uygulamalarını kullandığı ve %84’ünün video ve müzik içeriklerini beğenip paylaştığı sonucuna ulaşıldı.”Baby Boomer kuşağı, sosyal medya çağına uyum sağladıDr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, 1946-1964 yılları arasında doğan Baby Boomer kuşağının orta seviyede sosyal medya kullanım seviyesinde olduklarını, bu durumun onların sosyal medya çağına orta seviyede ayak uydurduğunu gösterdiğini kaydetti. Ünal, “Günde en çok 1-3 saat arası sosyal medya kullandıklarını belirten Baby Boomer kuşağında %6 oranında 4-6 saat kullananlara rastlandı. Bu durum aslında sosyal medya ağlarının kuşaklar arası ortak buluşma noktası haline geldiğini gösteriyor” dedi.Baby Boomer kuşağı Facebook, Y ve Z kuşağı Instagram kullanıyorDr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, sosyal medya tercihlerinin de sorgulandığı araştırmada Baby Boomer kuşağının neredeyse yarısı (%41) birinci sırada Facebook’u tercih ettiğini belirtirken; Z kuşağında Facebook kullanımı %3 bulunduğunu söyledi. Hem Y hem de Z kuşağının ise birinci sırada Instagram’ı kullandığı belirtti. Ünal, “Z kuşağının YouTube kullanım oranının da yüksek olması gençlerin Facebook’tan sıkılıp fotoğraf ve video paylaşımlarının yoğun olduğu uygulamalara kaçtığını gösteriyor. Böylece sosyal medya ağlarının Baby Boomer ile Z kuşakları için ortak buluşma noktası olması bir handikap. Fakat Baby Boomer kuşağının neredeyse yarısının sosyal medyada özellikle de Facebook’ta video ve müzik içeriklerini beğendiğini belirtmesi Z kuşağı ile ortak ilgi alanı yaratmaktadır. Bu durum söz konusu iki kuşağın zamanla ortak sosyal medya uygulamalarında daha çok bulunabileceğini göstermektedir” dedi.Baby Boomer, güncel haber ve politik içerikleri beğeniyorBaby Boomer kuşağının sosyal medyada en çok beğendiği içeriklerin başında güncel haberlerin yer aldığını belirten Ünal, “Sosyal medyada güncel haberleri beğenme oranı Baby Boomer kuşağında %50’nin üzerinde olup aynı şekilde X kuşağında ve Y kuşağında da %50’yi geçmektedir. Z kuşağında ise bu oran %22’dir. Güncel haber takip oranı Z kuşağında düşük olmasına rağmen spor içeriklerini beğenme oranı %50’ye yakın bulunmuştur. Spor içeriklerini beğendiğini belirten Baby Boomer kuşağının oranı %20’dir. Bu sonuçlar yine Z kuşağı ile ortak ilgi alanı yakalayan bir Baby Boomer kitlesi olduğunu gösteriyor” dedi. Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, “Son olarak ilgi çeken diğer bir sonuç ise, Baby Boomer kuşağı sosyal medyadaki politik içerikleri %40 oranında beğenirken, Z kuşağında bu oranın %3,7 bulunması oldu. Z kuşağının sosyal medyada politikaya dair içeriklerle ilgilenmedikleri ortaya çıktı” dedi.Sosyal medyada geçirilen süre de farklı“Orta yaş olarak 1965-1979 yılları arasında doğan X kuşağı ve daha büyük yaştaki Baby Boomer kuşağını ele alırsak, teknolojiyle doğmayan ama sonradan ayak uyduran bir kesimden bahsediyoruz” diyen Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, “Araştırmada sosyal medya kullanımlarının orta seviyede bulunması da bu kuşakların ayak uydurduğunu gösteriyor. Sosyal medya kullanımlarında Y ve Z kuşaklarında olduğu gibi kendini yetkin hissetme durumu belirgin değil. X ve Baby Boomer kuşağına yönelik elde edilen araştırma sonuçlarına göre, günlük sosyal medya kullanım süreleri birbirine yakındır. Her iki kuşak da sosyal medyayı günde 1-3 saat kullanıyor. Yine iki kuşak için günde 4-6 saat kullandığını belirtenler %6 ile arasında. Aynı oranlarda günde 7 saatten fazla sosyal medyada vakit geçiren Y ve Z kuşağına rastlanırken X ve Baby Boomer kuşağında 6 saatten fazla vakit geçirene rastlanmadı” dedi.Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Levent Deniz ise “Öncelikle kuşaklara yönelik olarak başladığımız bu çalışmada ulaşabileceğimiz tüm kuşaklara ait değer ve davranışları bir potada eritebileceğimiz, bir araya toplayabileceğimiz bir ölçek oluşturmak amacıyla yola çıktık. Ancak hem sosyal medya kullanımına yönelik davranışların, hem iş hayatı, aile hayatı, arkadaşlık ilişkileri ile ilişkili değerlerin yaptığımız geliştirme çalışmaları sonucunda tek bir ölçek olarak ortaya çıkması mümkün olmadı. Ancak çalışmalarımızı sürdürdükçe elimizdeki madde havuzundan farklı yapılardaki maddeleri sınıflayarak yaptığımız ölçek geliştirme çalışmaları sonucunda, üç bağımsız ölçeği ortaya çıkarmayı başardık. Bu ölçekleri Sosyal Medya Kullanımı Ölçeği, Çalışma Hayatı Ölçeği ve Farklılıkları Kabul Ölçeği olarak adlandırdık. Her bir ölçeğin alt ölçeklerinin olması da ortaya çıkan bu yapıları daha farklı bileşenlerle ele almamızı sağladı” dedi.Sosyal Medya Kullanımı Ölçeği İlk dört madde süreklilik, diğer dört madde ise yetkinlik boyutunu ölçüyor, her bir maddeye 1 ile 5 arasında değer veriniz. Ölçeğin toplamından 8 ile 40 arasında puan alınabiliyor. Yüksek puan sosyal medya kullanım seviyenizin yüksek olduğunu gösteriyor.(1: Bana hiç uygun değil, 2: Bana az uygun, 3: Bana orta seviyede uygun, 4: Bana çok uygun, 5: Bana tamamen uygun)1. Akıllı telefonumdan uzak kaldığımda kendimi eksik, huzursuz hissederim.2. Uyumadan önce ve uyandıktan hemen sonra mutlaka sosyal medya hesaplarımı kontrol ederim.3. Mobil cihazlarımla (tablet, telefon vs.) devamlı çevrimiçi/aktif bulunurum.4. Bir şey okuyup çalışırken sosyal medya bağlantımı da kesmem.5. Sosyal medya ve internet kullanarak her işimi yapabilirim.6. Günlük tüm etkinliklerimi (konuşma, oyun, banka alışveriş vb.) sosyal medya üzerinden yönetebilirim.7. Yaşamımın her alanında sosyal medyayı aktif kullanırım.8. Aynı anda hem tablet, akıllı telefon vb. kullanıp hem de diğer işlerimi yapabilirim. 

06 TEM 2019

Üsküdar Üniversitesi’nin Mezuniyet Coşkusu

Üsküdar Üniversitesi’nin 2018-2019 Akademik Yılı Mezuniyet Töreni’nde ön lisans, lisans ve yüksek lisans programlarından mezun olan 5 bin 943 öğrenci görkemli bir törenle diplomalarını aldı. Genç mezunlara tavsiyelerde bulunan Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Öğrencilerimizin hem başarılı hem mutlu bireyler olmalarının yanı sıra yaşadığı toplum için ve insanlık için hayalleri olan gençler olmalarını istiyoruz” dedi. Çocuk Gelişimi mezunları, “çocuk gelinler” sorununa dikkat çekerken; bilgisayar mühendisliği bölümünden mezun olan Gazzeli Hasan Wasfi Salman Dader, törene katılamayan ailesi ve yakınlarının Gazze’den gelen video mesaj ile duygulu anlar yaşadı.İstanbul Ataşehir’deki Ülker Spor ve Etkinlik Salonu’nda gerçekleştirilen törende Üsküdar Üniversitesi’nin ön lisans, lisans ve yüksek lisans programlarından mezun olan 5 bin 943 öğrenci törenle diplomalarını aldı.Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, mezuniyet konuşmasında ilk mezunlarını 2014 yılında verdiklerini ve o zaman 230 olan mezunların her yıl katlanarak arttığını, bu yıl 5 bin 943 öğrenciyi mezun etmenin gururunu yaşadıklarını söyledi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Öğrenci odaklı üniversiteyiz”Öğrencilerinin sadece başarılı olmaları için değil, iyi insan olmaları için de çalıştıklarını belirten Tarhan, kaliteyi yüksek tutmaya ve öğrenci odaklı olmaya çalıştıklarını belirterek “Öğrenci odaklı olmak gibi bir kalite standardımız var. Bunu önemsiyoruz çünkü kalitenin olmadığı yerde verimli üretim olmuyor. Üniversite olarak kalite çıtasını daha da yükseltmeyi hedefliyoruz” dedi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Kendinizi değiştirmeden dünyayı değiştiremezsiniz”“Üniversiteye gelirken kıvılcımdınız, şimdi alev oldunuz” diyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Alev ne yapar? Etrafını aydınlatmaya ve ısıtmaya başlar ama aydınlatmadan önce kendisinin yanması lazım. Kendinizi değiştirmeden dünyayı değiştiremezsiniz. Eğer bir şeyler yapacaksanız ilk başarınızı, zaferinizi kendinize karşı kazanmanız önemli. Dünyayı düzeltmeye kendinizden başlamanız önemli genç arkadaşlarım” dedi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Yardımlaşma esastır, mücadele istisnadır”Hayat mücadeledir sözünün günümüzde yanlış anlaşılan bir söz haline geldiğini belirten Tarhan, “Hayat mücadeledir sözünde rekabet var. Oysa hayatta yardımlaşma esastır, mücadele istisnadır. İnsan ilişkilerinde de güven esastır, kuşku istisnadır. Kuşkuyu güvensizliği teşvik eden sözler nedeniyle ilişki sermayesini kaybetmeyin” dedi. Tarhan, gelecek kaygısının en büyük sebebinin mutsuzluk, yalnızlık ve amaçsızlık olduğunu söyledi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan’dan tavsiyeler 21. Yüzyılın becerilerinin yenilikçilik, girişimcilik ve en önemlisi de takım çalışması olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, öğrencilerine ego ideallerinin olmasını, gelecekle ilgili plan yapmalarını, bir yabancı dil öğrenmelerini, teknoloji bağımlısı değil ama teknolojiye hâkim olmalarını tavsiye etti. Prof. Dr. Tarhan, “İnsanı iyi niyetli olmak hatadan korumaz, vatansever olmak korumaz, dindar olmak korumaz, insanı koruyan şey hesap verebilirliktir. Muhakkak hesap verme duygunuzu kaybetmemeniz gerekiyor” dedi. Tarhan, “Öğrencilerimizin hem başarılı hem mutlu bireyler olmalarının yanı sıra yaşadığı toplum için ve insanlık için hayalleri olan gençler olmalarını istiyoruz” dedi.Dereceye girenlere ödül verdiİşaret dili eğitmeni Ahmet Kerem Erkan da işaret dili ile Prof. Dr. Nevzat Tarhan’a eşlik etti. Törende ilk üç dereceye giren öğrencilere ödülleri takdim edildi. Dereceye giren öğrencilerin yanı sıra törende Uluslararası Öğrenci Temsilcisi Firomsa David Osman ve Mezunlar Derneği Başkanı Tayfun Gözler birer konuşma yaptı. Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Üsküdar Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Furkan Tarhan ve İDER Vakfı Mütevelli Heyet Üyesi Fırat Tarhan, aralarında birincilerin de bulunduğu mezun öğrencilere diplomalarını verdi. Rektör Yardımcıları, Fakülte Dekanları, SHMYO Müdürü ile diğer akademik kadro da mezunlara diplomalarını takdim etti.Törende üniversiteler arası spor müsabakalarında Üsküdar Üniversitesini başarıya taşıyan futbol, futsal ve basketbol sporcuları da ödüllendirildi.Kızlarına diplomalarını takdim ettiler Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı ve Ak Parti 22, 23 ve 24. Dönem İstanbul Milletvekili Halide İncekara, psikoloji bölümünden mezun olan kızı Ülkü İncekara’ya; Üsküdar Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Hasan Çiçek de İngilizce Psikoloji bölümünden mezun olan kızına diplomasını takdim etti. Törende Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muhammet Güzel Kurtoğlu,  Moleküler Biyoloji ve Genetik İngilizce bölümünden mezun olan kızı Fatma Hacer Kurtoğlu’na diplomasını verdi. Anne-kız birlikte mezun oldu Heyecanlı, coşkulu ve zaman zaman da duygulu anların yaşandığı törende Psikoloji bölümünden mezun olan anne-kız birlikte diploma almanın sevincini yaşadı. Filiz Yılmaz ve kızı Zeynep Yılmaz, törende ilgi odağı oldu.Gazze’den gelen mesajla gözleri doldu Törende bilgisayar mühendisliği bölümünden mezun olan Gazzeli Hasan Wasfi Salman Dader, törene katılamayan ailesi ve yakınlarının Gazze’den gelen video mesaj ile duygulu anlar yaşadı. Dader, kendisiyle gurur duyduğunu belirten ailesinin sözleri nedeniyle hüzünlendi.“Çocuk gelinlere” dikkat çekildi Birbirinden renkli pankartların açıldığı törenin en ilginç ve dikkat çeken mesajını Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi mezunları verdi. “Dünyada her 7 dakikada bir çocuk ‘gelin’ oluyor/Dünyada her 7 dakikada bir çocuk umutlarına küsüyor/Dünyada her 7 dakikada bir yarının ışıklarından biri daha sönüyor” yazılı pankart dakikalarca alkışlandı.Keplerini attılarMezuniyet töreni flama teslim töreni ve mezuniyet andının okunması ile sona erdi. Oldukça coşkulu geçen tören, yeni mezunların kep atmaları ile son buldu. Mezuniyet töreni ÜÜ TV’den ve Üsküdar Üniversitesi Facebook hesabından canlı olarak yayınlandı.

03 TEM 2019

“Zaman, Mekân ve İnsan” Konulu workshop sergisi yapıldı

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü tarafından düzenlenen “Zaman, Mekan ve İnsan” konulu workshop etkinliğinin 3’üncü gününde katılımcıların çalışmaları sergilendi.Radyo Televizyon ve Sinema bölümü tarafından düzenlenen workshop etkinliğinin ilk iki gününde Hacı Bayram Veli Üniversitesi öğretim görevlisi ve belgesel film yönetmeni Dr. Kurtuluş Özgen tarafından katılımcılara eğitim verildi. Eğitimin son gününde ise İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör tarafından açılışı yapılan serginin çalışmaları Mac Laboratuvarında sergilendi.Prof. Dr. Nazife Güngör tarafından yönetmen Kurtuluş Özgen’e teşekkür belgesi takdimi ve toplu hatıra fotoğrafı çekilmesinin ardından eğitim sona erdi.

26 HAZ 2019

“Zaman, Mekan ve İnsan” konulu workshop etkinliği gerçekleştirildi

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü tarafından düzenlenen “Zaman, Mekan ve İnsan” konulu workshop etkinliği, Hacı Bayram Veli Üniversitesi öğretim görevlisi ve belgesel film yönetmeni Dr. Kurtuluş Özgen'in katılımıyla gerçekleştirildi.Üsküdar Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Hale Yaylalı’nın öncülüğünde düzenlenen workshop etkinliği, İletişim Fakültesi Mac Laboratuvarında yapıldı.Katılımcılara belgesel filmin tarihsel geçmişinden başlayarak sinema tarihi ve belgesel sinema hakkında bilgi veren Özgen, kendi çalışma alanlarından örnekler göstererek paylaşımlarda bulundu.Üç gün sürecek olan workshop etkinliğinin ikinci gününde Kurtuluş Özgen tarafından katılımcılara “Video Sanatı” semineri verilecek.Workshop etkinliğinin üçüncü gününde ise katılımcıların flaneur olarak kentte imaj toplayıcılığı yapmaları hedefleniyor.Katılımcılar, özel deneyimlerini merkeze alarak insan, mekân ve zaman ilişkisi üzerine imajlar çekecek ve montajlayacak.Daha sonra ise katılımcıların eserleri “Zaman, Mekân ve İnsan” isimli kolektif görsel hafıza sergisinde paylaşılacak.

24 HAZ 2019

Sedat Simavi Ödülleri’ne başvurular başladı

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından yaratıcı çalışmaları teşvik etmek ve başarıları ödüllendirmek amacıyla düzenlenen Sedat Simavi Ödülleri’ne başvurular başladı. Bu yıl dokuz ayrı kategoride sahiplerini bulacak ödüller için başvurular 30 Eylül 2019’a kadar devam edecek. Radyo ve televizyon kategorisinde yer alan eserleri değerlendiren Seçici Kurulda, alanında tanınmış isimlerin yanı sıra Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör de yer alıyor.1977 yılından bu yana Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından her yıl düzenlenen Sedat Simavi Ödülleri için 2019 yılı başvuruları alınmaya başlandı. Gazetecilik, radyo, televizyon, karikatür, edebiyat, sosyal bilimler, fen bilimleri, sağlık bilimleri ve spor olmak üzere dokuz farklı dalda yarışacak olan eserler için kişiler kendileri aday olabilecekleri gibi öğretim kurumları, mesleki kuruluşlar, Sedat Simavi Ödülleri Ön Araştırma Kurulları ve kişilerce de aday gösterilebilecek. Başvuru sürecinin sona ermesiyle Seçici Kurul Üyeleri tarafından değerlendirilecek olan eserler, basın, radyo ve televizyon yolu ile açıklanacak ve ödül kazanan isimler Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin kuruluşunda öncü olan Sedat Simavi'nin ölüm yıldönümünde düzenlenen törende ödüllendirilecek. Aralık ayında gerçekleştirilecek törende ödül kazanan isimlere, merhum Sedat Simavi'nin küçük bir heykelinin yanı sıra ödül belgesi de verilecek.Seçici Kurulda Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı da yer alıyorSedat Simavi Ödülleri’nin radyo ve televizyon dallarında, radyo ve televizyon için hazırlanmış ve son bir yılda yayınlanmış programların yönetmenleri, yapımcıları ve yazarları yarışacak. Radyo ve televizyon kategorisinde yer alan eserleri değerlendiren Seçici Kurulda, alanında tanınmış isimlerin yanı sıra Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör de yer alıyor.Başarılı eserler ödüllendirilecekSedat Simavi Ödülleri, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu tarafından belirlenen ödül dallarında, en başarılı bilimsel çalışmayı yapmış, en güzel eseri vermiş ve en büyük aşamayı sağlamış başarılı kişilere Sedat Simavi adına ödül vererek, bu dallarda yaratıcı çalışmaları teşvik etmek ve böylece sanat, kültür, bilim ve spor hayatına katkıda bulunmak amacıyla düzenlenmektedir. Sedat Simavi Ödülleri 1977 ve 1978'de 7 dalda, 1979'da 8 dalda, 1980 ve 1981 'de 7 dalda, 1982'de 8 dalda, 1983 ve 1984'te 9 dalda, 1985'te 7 dalda, 1986'da 8 dalda, 1987-1993 arasında 9 dalda, 1994'de 7 dalda, 1995-1996'da 8 dalda verilmiş ve 1997'den sonra ise 9 dalda verilmeye başlanmıştır.Ayrıntılar için tıklayınız.https://www.tgc.org.tr/oduller/sedat-simavi-odulleri.html#tan%C4%B1t%C4%B1m

21 HAZ 2019

Radyo, Televizyon ve Sinema öğrencileri jüri önünde

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü son sınıf öğrencileri, bölüm öğretim üyelerinin danışmanlığında hazırladıkları mezuniyet proje ve tezlerini jüri önünde sundular.Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema bölümü öğrencileri, hazırladıkları preje ve tezlerini bölüm başkanı Doç. Dr. İsmail Arda Odabaşı ile Dr. Öğretim Üyesi Can Diker, Dr. Öğretim Üyesi Hale Yaylalı ve Dr. Öğretim Üyesi Esennur Sirer'den oluşan jüri önünde sundu. Dört günlük maratonToplamda 55 öğrencinin sunum yaptığı jüri toplantıları dört gün sürdü. İlk iki günde 34 öğrencinin hazırladığı 13 projenin sunumu gerçekleştirildi. Projeler kapsamında altı kurmaca film, dört belgesel ve üç de televizyon programının sunumu yapıldı. Kısa film projelerinde öğrenciler uyuşturucu bağımlılığından ölüm olgusuna kadar pek çok konuyu kendi anlatı tarzlarında ele aldılar. Belgesel filmlerde ise öğrenciler İstanbul’da legal ve illegal duvar boyaması yapan gençlerden, belgesel yönetmenleri hakkında bir belgesele kadar ilgi çekici ve çarpıcı konuları ele aldı.21 öğrenci ise yazdıkları tezleri sundular. Tez konuları arasında Sovyet sineması,İran sineması, RTÜK mevzuatı ve etik ilkeler, yeni televizyon yayıncılığı gibi konular yer aldı. Jüri sunumları fotoğraf çekimleriyle sona erdi.Kaynak: Haber ÜsküdarHaberin linki: https://haberuskudar.com/radyo-televizyon-ve-sinema-ogrencileri-juri-onunde

21 HAZ 2019

Yeni Medya ve Gazetecilik öğrencileri proje ve tezlerini jüri önünde sundu

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü son sınıf öğrencileri, bölüm öğretim üyelerinin danışmanlığında hazırladıkları mezuniyet proje ve tezlerini jüri önünde sundu.Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü öğrencileri, bölüm başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan, ile Dr. Öğretim Üyesi Gül Esra Atalay, Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal ve Dr. Öğretim Üyesi Yıldıray Kesgin'den oluşan jüri önünde hazırladıkları gazete ve internet sitesi ile tezlerini başarılı biçimde sundu. Jüri üyelerinin bireysel değerlendirmelerinin ortalamaları öğrencilerin proje/tez notu olarak belirlendi.Mezuniyet çalışması olarak projeyi seçen öğrencilerden Gülşah Kerimoğlu, Elif Başak Kayacık, Zeynep Yeni ve Songül Arslan basılı gazete hazırladı. Ağırlıklı olarak kültür sanat içerikli gazetelerin hazırlanması dikkati çekti. Otuz sekiz öğrenci ise haber sitesi veya tematik internet sitesi geliştirdi.Fatma Karslı, Biz Bize isimli moda, güzellik ve yemek içerikli sitesini anlattı. Esra Aygün, Mint isimli sağlık, beslenme ve güzellik temalı sitesini tanıttı. Mustafa Yalvaçlı, Mürekkep Haber isimli haber sitesi hakkında bilgi verdi. Onur Karataş, Manifesto Haber adını verdiği kültür sanat içerikli haber sitesini tanıttı. Sariye Nur Dönmez, yerli ve yabancı dizilerle ilgili bilgi verdiği Dizi Mizi isimli tematik sitesini anlattı. Şamil Özkaya, Palto isimli kültür sanat haberlerine yer verdiği sitesini tanıttı. Muhammed Enes Yılmaz, Yılmaz Press isimli haber sitesi hakkında bilgi verdi. Enes Esatoğlu, Sürat Haber isimli haber sitesini anlattı. Volkan Türkyılmaz, Emlak Habercisi isimli emlak haberleri veren sitesini tanıttı. Betül Güner, Günebakan isimli haber sitesi hakkında bilgi verdi. Kemal Ünal, İki Yaka adını verdiği haber sitesini tanıttı.Mustafa Karakoç, Tezyinat adını verdiği kültür sanat içerikli haber sitesini anlattı. Ufuk Türkyılmaz, Hasat isimli kültür sanat gazetesi hakkında bilgi verdi. Muhammed Karabulut, Haber Saati 24 isimli haber sitesini anlattı. Sema Kahriman, Veriyle isimli veri gazeteciliğini konu alan haber sitesini tanıttı. Hicran Gümüş, World Tekno Haber isimli teknoloji haberleri sitesi hakkında bilgi verdi. Cengizhan Akdin, Her Anım Spor adını verdiği spor haberleri sitesini tanıttı. Tunahan Yurdakul, Haber Sağlık isimli sağlık haberleri temalı sitesini anlattı. Metehan Gürdal, Haberim Var isimli haber sitesini tanıttı. Safamurad Akbaba, 6 Pas Spor isimli spor haberleri sitesi hakkında bilgi verdi. Yunus Özmen, 10 Things to do in Istanbul isimli turizm içerikli sitesini anlattı. Aslıhan Başkurt, Kafa isimli seyahat sitesini tanıttı. Can Kasırga, NBA Retro isimli basketbol sitesini anlattı. Hüseyin Karadayı, Tekno Online adını verdiği teknoloji sitesini tanıttı. Begüm Gaye Apak, Alternatif Ses adını verdiği haber sitesi hakkında bilgi verdi. Betül Kültür, Kültür Haberleri isimli sitesini anlattı. Esma Selim, Alem-i Arz adını verdiği internet sitesi hakkında bilgi verdi. Site farklı ülkelerle ilgili röportajlardan oluşuyor. Kübra Şenol, Kolay Tarifler isimli yemek tarifleri sitesi hakkında bilgi verdi. Sümeyra Yılmaz, Ligarba adını verdiği güzellik, bakım, makyaj sitesini tanıttı. Aylin Üstünsoy, Mavi Orkide isimli moda ve güzellik sitesi hakkında bilgi verdi. Samet Göl, New World adını verdiği haber sitesini anlattı. Ayşenur Erden, Bizim Dünya isimli kültür sanat haberleri sitesini tanıttı. Gamze Şimşek, Fanus adını verdiği sitesi hakkında bilgi verdi. Metin Kaya, Mercek Altı Spor adını verdiği spor haberleri sitesini anlattı. Hasan Bayraktar, Has Haber isimli haber sitesi hakkında bilgi verdi. Meryem Zelal Direkçi, Arap Baharını konu alan er'rabia el'arabi isimli tematik sitesi hakkında bilgi verdi. Oğuzhan Kaftancı, Sandal adını verdiği kültür sanat haberleri ağırlıklı sitesini tanıttı. Reha Demirbağ, Ekspres Haber isimli haber sitesi hakkında bilgi verdi.Farklı konularda başarılı tezlerYeni Medya ve Gazetecilik Bölümü'nden 40 öğrenci, sosyal medya bağımlılığı, yeni medyada nefret söylemi, siyasetçilerin sosyal medya kullanımı, sosyal medya fenomenleri, sosyal medyanın satın alma alışkanlıkları üzerindeki etkisi, sosyal medyada beğenilme arzusu, e-spor kültürü, tık odaklı habercilik, sosyal medya ve spor kulüpleri, çevrimiçi oyunlar, siber zorbalık, ekran bağımlılığı, dijital pazarlama, online ticaret, internet gazeteciliğinde etik sorunlar, sosyal medyada kadına yönelik nefret söylemi, sosyal medya kullanım biçimleri, gazete okuma alışkanlıkları, sosyal medyada mizah, veri gazeteciliği, sosyal nedya ve toplumsal hareketler, twitter ve suskunluk sarmalı, tanık haberciliği gibi güncel ve önemli konularda yazdıkları tezlerini jüri önünde sundular. Bazı tezlerin yüksek lisans tezi kalitesinde olduğunu ifade eden YMG Böüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan, başarılı tezler yapan öğrencilerin öğrenim hayatlarını yüksek lisans ve doktora çalışmalarıyla devam ettireceklerine inandığını ifade etti.  Kaynak: Haber ÜsküdarHaberin linki: https://haberuskudar.com/yeni-medya-ve-gazetecilik-ogrencileri-proje-ve-tezlerini-juri-onunde-sundu

20 HAZ 2019

İletişim Fakültesi Yıl Sonu Akademik Kurul Toplantısı Gerçekleştirildi

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Akademik Kurul Toplantısı Rektör Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Konuk, Genel Sekreter Selçuk Uysaler, Genel Sekreter Yardımcısı Asil Barış Bağ ve fakülte akademik kadrosunun katılımıyla Üsküdar Üniversitesi Güney Yerleşke bahçesinde gerçekleştirildi. Toplantıda İletişim Fakültesi’nin yükselen başarı grafiğini sürdürmek için yapılması gerekenler konuşuldu.Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin 2018-2019 Eğitim Öğretim Yılı, Üniversite Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın katılımıyla fakülte bahçesinde 19 Haziran günü gerçekleştirilen İletişim Fakültesi Akademik Kurul Toplantısı’nda değerlendirildi. İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör’ün teşekkür konuşması ile başlayan toplantıda, yıl boyunca gerçekleştirilen çalışma ve etkinliklerin yanı sıra yeni eğitim öğretim dönemine yönelik hedefler de ele alındı. İletişim Fakültesi’nin başarılı performansının ödüllü öğrenci projeleri ve sektörden gelen geri bildirimler yoluyla kendilerine ulaştığını belirten Rektör Prof. Dr. Tarhan, İletişim Fakültesi’nde gördüğü ekip ruhu ve aile bilincinin çok önemli olduğunu söyledi.Teori ve uygulamada artan başarı grafiği…Akademik kurul toplantısında fakültenin yıl boyunca ortaya koyduğu eğitim öğretim faaliyetleri, bilimsel toplantılar, yayın faaliyetleri ayrıntılı olarak ele alındı. Yapılan değerlendirmelerde fakültenin teorik ve uygulamalı derslerle eğitim öğretimde başarılı bir yıl geçirdiği değerlendirmesi yapıldı. Toplantıda ayrıca Etkileşim Dergisi, Haber Üsküdar gibi fakülte yayınları üzerinde de konuşuldu. Buna göre fakültenin bilimsel çalışmalarda yakaladığı bu ivmenin bundan sonra da hızlanarak devam etmesi gereği üzerinde duruldu.Medya profesyonellerinden övgü dolu sözler…Toplantıda ayrıca medya sektörünün fakülteye ilişkin değerlendirmeleri de ele alındı. Rektör Tarhan katıldığı medya programları esnasında karşılaştığı medya profesyonellerinin Üsküdar İletişimden olumlu söz ettiklerini, fakülteyi ziyaret etmek,  ders ve konferans vermek yönündeki isteklerine vurgu yaptı. Fakültenin yıllardan beri yüksek öğrenci kontenjanı ve doluluk oranlarının da bu başarıyı somut olarak ortaya koyduğu değerlendirmesinde bulunuldu.Yeni fakülte binası başarı grafiğini artırıyor…İletişim Fakültesi öğretim üyelerinden dekan yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Can Diker fakülteye ilişkin öğrenci memnuniyet anketleri hakkında bilgilendirme yaptı. Memnuniyet grafiğinin sürekli yükselişte olduğunu belirten Diker akademik kadrosunun güçlenmesinin ve fakültenin yeni binasına taşınmasının bu yükselişteki rolüne değindi. İletişim Fakültesi dekan yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Şaha Özpınar Üniversitenin gerçekleştirdiği vizyon toplantısı hakkında bilgilendirme yaptı.  Toplantıda bölüm başkanları da bölümleriyle ilgili bilgilendirmelerde bulundular. Fakültenin bu yıl ilk kez öğrenci alacak bölümü olan Çizgi Film Animasyon Bölümüne ilişkin tanıtım ve vizyon çalışmaları konuşuldu. Prof. Dr. Hasip Pektaş bu konuda güçlü bir planlama yapmakta oldukları bilgisini verdi.Ödül alan iletişim öğrencileri ve başarıları da değerlendirildi…Akademik kurul toplantısında fakülte öğrencilerinin çeşitli yarışmalarda kazandıkları ödüller ve elde ettikleri başarılar da tartışıldı. Yeni Medya ve Gazetecilik Bölüm Başkanı Süleyman İrvan internet gazeteciliği ve gazetecilik uygulamalarında öğrencilerin önemli çalışmalar ortaya koyduklarını dile getirdi.Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü Başkanı Doç. Dr. İsmail Arda Odabaşı öğrencilerin aldıkları kısa film ödüllerine ilişkin bilgilendirme yaptı.Medya ve İletişim Bölüm Başkanı Doç. Dr. Feride Zeynep Güder bölümün memnuniyet anketlerindeki yükselen grafiğine dikkat çekti.Reklam Tasarım Bölüm Başkanı Doç. Dr. Özgül Dağlı da aynı şekilde bölüm memnuniyet grafiğinin yükselişinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.Fakültenin dış vizyonu da konuşuldu…Toplantıda fakültenin dış vizyonu da konuşuldu. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Konuk fakültenin, üniversitenin dış algısı konusundaki katkılarından dolayı teşekkürlerini belirtti. Özellikle de uluslararası öğrenci koordinatörü ve uluslararası algı konusunda fakültenin koordinatörlüğü görevini üstlenen Doç. Dr. Feride Zeynep Güder’e katkılarından dolayı teşekkür etti. Konuk bundan sonraki süreçte bilimsel projeler konusunda da fakülteden çok daha fazla destek beklediklerini de sözlerine ekledi.Hedefte İngilizce bölümler var…Akademik Kurul toplantısında Rektör Prof. Dr. Nevzat Tarhan fakültenin bundan sonraki süreçte İngilizce bölüm açması gereğine de işaret etti. Bu konuda gerekli planlamalara başlanması gerektiğini belirtti.Toplantıda ayrıca üniversite tanıtım dönemine ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu, tanıtımlarda izlenecek stratejiler üzerinde konuşuldu. Prof. Dr. Hasip Pektaş ve Dr. Öğr. Üyesi Aylin Tutgun Ünal’ın tanıtım döneminde sosyal medya kullanımı konusuna katkı yapmaları gereği vurgulandı.Fakülte bahçesinde ikramlarla birlikte gerçekleştirilen toplantı dilek ve önerilerle sona erdi.

13 HAZ 2019

Reklam Tasarımı ve İletişimi Bölümü tezlerini sundu

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Reklam Tasarımı ve İletişimi Bölümü 4’üncü sınıf öğrencileri bir yıl boyunca hazırlıklarını sürdürdükleri tezlerini sundu. Öğrenciler seçtikleri markalar için yürüttükleri reklam kampanyalarını jüri üyeleri ile paylaştı.Üsküdar Üniversitesi Fuat Sezgin Konferans Salonunda 2 gün boyunca gerçekleşen etkinliğin jüri üyeleri arasında Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Reklam Tasarımı ve İletişimi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Özgül Dağlı, Doç. Dr. Dinçer Atlı, Dr. Öğr. Üyesi Nihal Toros Ntapiapis, İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Halkla İlişkiler Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Şaha Burcu Baygül Özpınar, Halkla İlişkiler Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Özge Uğurlu Akbaş, Reklam Tasarımı ve İletişimi Arş. Gör. Burak Çeper ile Reklam Tasarımı ve İletişimi Arş. Gör. Nihan yer aldı.Öğrencilerin kampanyalarını değerlendiren jüri üyeleri yürüttükleri kampanyalar ile ilgili öğrencilere sorular yöneltti.Tezlerini başarı ile sunan öğrenciler mezun olmaya hak kazandı

23 MAY 2019

TRT Geleceğin İletişimcileri Yarışması’nda Üsküdar İletişim’den 6 proje finale kaldı

Türkiye Radyo Televizyon Kurumu (TRT) tarafından düzenlenen TRT Geleceğin İletişimcileri Yarışması'nda Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencilerinin hazırladığı 6 proje finalist oldu. Üsküdar Üniversitesi İletişim fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör, “Fakültemiz için büyük başarı. Öğrencilerimizi ve danışman hocalarını kutluyorum” dedi.12 alt kategoride 120 eser finale kaldıTRT tarafından bu yıl beşincisi düzenlenen Geleceğin İletişimcileri Yarışması'na 52 üniversiteden bin 21 öğrenci 738 eserle başvurdu. 2018 yılında dördüncüsü yapılan Geleceğin İletişimcileri Yarışması'na 40 üniversiteden 750 öğrenci 560 eserle katılmıştı. Yarışmada radyo yayıncılığı, televizyon yayıncılığı, haber yayıncılığı ve internet yayıncılığı olmak üzere dört ana kategori bulunuyor. Radyo yayıncılığı ana kategorisi altında radyo programı ve drama programı; televizyon yayıncılığı ana kategorisi altında televizyon programı, kısa film ve belgesel film; haber yayıncılığı ana kategorisi altında televizyon haberi, televizyon haber programı, televizyon spor haberi, radyo haberi ve internet haberi; internet ana kategorisi altında internet sitesi ve sosyal medya/sosyal sorumluluk projesi olmak üzere toplamda 12 alt kategori yer alıyor. Yapılan ön değerlendirme sonucunda her bir alt kategoride 10 olmak üzere toplamda 120 eser finalist olarak belirlendi.Güneşe Dokunan KadınlarÜsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesinden gönderilen projelerden 6 tanesi bu yılki yarışmada finalist olmayı başardı. Finalistlerden iki proje internet sitesi kategorisinde yer alıyor. Dr. Öğretim Üyesi Nihal Toros Ntapiapis'in danışmanlığını yaptığı Güneşe Dokunan Kadınlar isimli projeyi Halkla İlişkiler Bölümü öğrencileri Büşra Kaplan, Ece Özipek ve Serenay Özkan hazırladı. Projede şiddet görmüş kadınların hikayeleri anlatılıyor ve bu hikayeler üzerinden şiddetin korkunç yüzünü tanıtmayı, şiddet gören kadınların yalnız olmadıklarını göstermeyi amaçlıyor.Vatandaş GazeteciliğiProf. Dr. Süleyman İrvan'ın danışmanlığında geliştirilen Vatandaş Gazeteciliği isimli internet sitesi ise vatandaş gazeteciliği konusunda yapılmış akademik çalışmaları, köşe yazılarını, röportajları ve medya kuruluşlarının whatsapp ihbar hatlarına ilişkin bilgileri derleyen bir başvuru kaynağı niteliğinde. İnternet sitesinin tasarımını Nurşah Yılmaz, Uğur Ayan ve Zelki Erkan yaptı.Şimdi Biz Neyiz?Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya Kulübü üyesi öğrencilerin geliştirdikleri Şimdi Biz Neyiz isimli Youtube kanalı da Sosyal Medya Projesi kategorisinde finalist olmayı başardı. Tam bir gençlik kanalı tadındaki Youtube kanalında film, yemek, spor, yarışma gibi farklı kategorilerde bilgilendirici ve eğlendirici içerikler yer alıyor. Yeni Medya Kulüp Başkanı Sara Nur Güller, Azad Önel ve Aytuğ Göktaş'ın yöneticiliğini yaptığı Youtube kanalında içerik üretimi hız kesmeden devam ediyor.Küfürsüz Futbol SahasıRadyo, Televizyon ve Sinema Bölümü öğrencileri Neslinur Zeynep Mutlu, Didar Yumuşak, Dilan Yalçın ve Dilara Özcan’ın Dr. Öğretim Üyesi Esennur Sirer'in danışmanlığında hazırladıkları Küfürsüz Futbol Sahası başlıklı futbol haberi, Televizyon Spor Haberi kategorisinde finalist oldu. Haberde, Üsküdar Çengelköy'deki Kemah Spor Kulübü'nün antrenman ve maç yaptığı futbol sahasındaki küfürsüz futbol anlayışını konu alıyor. Tartışmanın ve küfür etmenin tümüyle yasak olduğu futbol sahasında çocukların kişisel gelişimlerinin olumsuz etkilenmemesi hedefleniyor.Hapan Kahvesi-AğıRadyo, Televizyon ve Sinema Bölümü öğrencisi Okan Genç, Hapan Kahvesi isimli belgeseliyle Belgesel Film kategorisinde, Batıkan Hitay da Ağı isimli kısa filmiyle Kısa Film kategorisinde finale kalmayı başardılar. Her iki projenin danışmanlığını Dr. Öğretim Üyesi Can Diker yapıyor.Birincilik ödülü almışlardıÜsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencilerinden Zehra Rümeysa Fidan, Elyesa Karatepe, Anıl Emül ve Onuır Kara, 2017 yılında Dr. Öğretim Üyesi Nihal Toros Ntapiapis danışmanlığında gerçekleştirdikleri Göç Eden Hayatlar projesi ile internet yayıncılığı kategorisinde birincilik ödülü almışlardı. Aynı yıl Emre Çelik de Kırmızının Uykusu isimli kısa filmiyle üçüncü olmuştu.

10 MAY 2019

Yeni Medya Sektörle Buluşuyor etkinliğinin üçüncüsü gerçekleştirildi

Üsküdar Üniversitesi Sağlık, Kültür ve Spor Direktörlüğü ve Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya Kulübünün ortaklaşa düzenlediği Yeni Medya Sektörle Buluşuyor etkinliğinin üçüncüsü gerçekleştirildi. Güney Yerleşke Fuat Sezgin Konferans Salonunda gerçekleştirilen ve moderatörlüğünü Yeni Medya Kulübü Başkanı Sara Güller’in yaptığı etkinliğe TRT spikeri Aynur Ayaz konuk oldu.Aynur Ayaz, küçüklükten kendine yol haritası çizdiğini ve çizdiği yol için ilkokuldan beri çalışmalara başladığını söyledi. Gazete, dergi, radyo ve kurumsal ilişkiler derken kendini son olarak televizyonda bulduğunu söyleyen Ayaz, yaklaşık on beş yıldır televizyon dünyasında bulunduğunu belirtti.“Gazetecilerinin gözü ve kulağı dijitalden önde olmalı” Ayaz; “Sosyal mecra tehdit altında çünkü bilgi kirliliği ve kopyala-yapıştırın en üst seviyeye geldiği noktadayız. Araştırma yok hazır alma var. Hazır yemek yemekten ev yemeklerini ararsınız öyle bakın olaya. Hep aynı şeyleri görmek, aynı insanların aynı demeçlerini dinlemek yerine farklı kesimlerden farklı kalemlerin yazılarını okumak her zaman sizi besler, zenginleştirir” dedi. Her şeyin dijitale dönüştüğü ve tehlike sinyallerinin çaldığı bir dönemde gazetecilerin gözünün, kulağının dijitalden önde olması gerektiğini önemle vurguladı.“Doğruları insanlarla paylaşmamız gerekiyor” Öğrencilere hayallerini geniş tutmalarını, sadece ülkemiz içinde değil dünyaya yön verebilecek yeni medyada atış noktalarının olması gerektiğini belirten Ayaz, şuan ki öğrencilerinin imkânının kendi imkânlarından çok daha fazla olduğunu söyledi.Ayaz şunlar söyledi: “Yeni medyada ya da dijital alanda olan arkadaşlarda soru sorma sıkıntısı var, soru sormaktan acizler, iki kelamı yan yana getirmekte, kendilerini ifade etmekte ve kelime dağarcığında boşlar. O kadar dolu Türkçe kelime hazinemiz varken üç kelime ile kendimizi anlatmaya çalışıyoruz. Sürekli tüketim içerisindeyiz. Bizim bulunduğumuz dijital alan daha çok tüketime açık fakat biz bu kaygan zeminde daha çok üretip, doğruları yakalayıp onları insanlarla paylaşmamız gerekiyor” dedi.Etkinlik, soru cevap kısmının ardından Dr. Öğr. Üyesi Gül Esra Atalay’ın Aynur Ayaz’a plaket takdim edilmesiyle sona erdi.

08 MAY 2019

Prof. Dr. Hasip Pektaş Fethiye’de öğrencilerle buluştu

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Çizgi Film ve Animasyon Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasip Pektaş, 11. Uluslararası Fethiye Kültür Sanat Festivaline katıldı.Prof. Dr. Hasip Pektaş 11. Uluslararası Fethiye Kültür Sanat Festivali kapsamında öğrencilere Ekslibris konusunda seminer vererek uygulamalar yaptırdı.Öğrencilerin Pektaş’ın seminerlerine ilgisi yoğun oldu.Pektaş, öğrencilerin Üsküdar Üniversitesine ilişkin merak ettikleri soruları da cevapladı.                   

08 MAY 2019

Dünü, bugünü ve yarınıyla radyo konuşuldu

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi, 6 Mayıs’ta Türkiye’de Radyo’nun yayına başlaması dolayısıyla, “Türkiye’de Radyonun Dünü Bugünü” paneline ev sahipliği yaptı. Sahadan ve akademiden uzman isimler radyoyu her yönüyle ele aldı.Moderatörlüğünü, İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü Başkanı Doç. Dr. İsmail Arda Odabaşı’nın üstlendiği panele konuşmacı olarak TRT İstanbul Radyosu’ndan Dr. Taner Horoz, İstanbul Aydın Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Engin Başcı. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Hale Yaylalı ile Dr. Öğr. Üyesi Nejla Polat katıldı.Prof. Dr. Nazife Güngör: “Radyonun sonu gelmez”Üsküdar Üniversitesi Güney Yerleşke Fuat Sezgin Konferans Salonu’nda İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü ev sahipliğinde gerçekleşen etkinliğin açılış konuşmasını İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör yaptı. Güngör, 6 Mayıs’ta Türkiye’de radyoculuğun başladığını ve TRT’nin kurulmasıyla daha da geliştiğini belirterek, radyonun kitle iletişim araçları arasında ayrı bir yere sahip olduğunu söyledi. Güngör, radyonun sonunun gelmeyeceğini düşündüğünü, çünkü her türlü teknolojik gelişmeye ayak uydurduğunu belirtti.“Türkiye’de düzenli yayınlar Türk Telsiz Telefon Anonim Şirketi’yle başladı”Dr. Öğr. Üyesi Hale Yaylalı, Türk Telsiz Telefon Anonim Şirketi’nden Devlet Radyoculuğuna;  Radyonun İlk Yılları” konu başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Radyonun Türkiye’deki gelişimini kronolojik olarak anlatan Yaylalı, radyonun dünyadaki ilk pratiklerinde iki farklı yaklaşım olduğunu, ilkinin müzik, eğlence ve öykülemeyi ön plana çıkaran ticari model, diğerinin ise kara Avrupa’sında daha gelişmiş kültürel normlara dayanan eğitsel model olduğunu ifade etti. Türkiye’deki ilk radyo yayıncılığının amatör radyocularla deneyimlendiğini,  ilk düzenli radyo yayınlarını ise 6 Mayıs 1927 tarihinden itibaren Türk Telsiz Telefon Şirketi’nin gerçekleştirdiğini belirtti. “Radyo, devletin tekelinde ve yönetiminde siyasal yayın organı olarak, yoğun bir propaganda aracı olarak kullanıldı” Dr. Öğr. Üyesi Nejla Polat da “Çok Partili Dönem ve Partizan Radyoculuk” başlığıyla bir sunum yaptı. Çok partili hayata geçilmesiyle Demokrat Parti’nin iktidara gelmesi üzerine radyoda muhalefet partilerinin konuşmalarının kısıtlandığını belirten Polat, radyonun bu dönemde hükümetin icraatlerini anlatan bir yayın organı olarak kullanıldığını. Özellikle seçim dönemlerinde Demokrat Parti’nin, muhalefeti radyodan uzak tutarak, radyoyu tek taraflı bir propaganda aracına dönüştürdüğünü söyledi. Bu nedenle muhalefet partilerinin seçim kampanyalarını mitingler, afişler ve kendilerini destekleyen gazeteler yoluyla yürüttüklerini belirtti.“Emekleme döneminden geçen bir radyo serüvenimizin var”TRT İstanbul Radyosu’ndan Dr. Taner Horoz “Analogdan Dijitale Günümüz Radyo Yayıncılığı” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. Horoz, eskiden radyonun bir tekel olarak TRT eliyle yayın yaptığını, ancak 1993 yılında yapılan hukuki düzenlemeyle bu tekelin kaldırıldığını ve böylece TRT’nin yanı sıra özel radyo ve televizyonların da yayın yapmasının yolunun açıldığını söyledi. Horoz, “TRT radyosu o dönemde 4 postadan yayın yapıyordu. Radyo 2’de haber sunuluyordu. Fakat zamanla Türk pop müziği ağırlıklı bir postaya dönüştü. Emekleme döneminden geçerek gelişen bir radyo serüvenimiz var” dedi.Gelecekte radyoculuk mesleği bitecek mi? Radyonun dijital mecralara en kolay adapte olan yayın organı olduğunu belirten Horoz, “İnternetle birlikte, internet radyoculuğu da başladı. Radyoya gerek olmadığını düşünenler olsa da, biz, yani program yapanlar, sizin yerinize karar verip müzikleri seçen profesyonelleriz. Bizim işimiz bu. Müzikleri dinleyip, değerlendirip size sunuyoruz” dedi. Dr. Taner Horoz ayrıca radyoculuğun hiçbir zaman sona ermeyeceğini belirtti.“Radyo, sihirli bir araç, büyülü bir dünyadır”İstanbul Aydın Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Engin Başcı da, radyonun hayatımızdaki öneminden bahsederek “Türkiye’de Radyo Haberciliği” başlıklı sunumuna başladı. “Radyo en önemli kitle iletişim araçlarından birisidir. Sihirli bir araçtır. Orada sesin büyülü dünyası vardır ve hayal kurmanızı sağlar. O yüzden biraz kitaba benzer. Sürekli dinlendiği için kulak aşinalığı olur ve radyodaki sesler ailemizden biri haline gelir” dedi.“Dijital medyanın gelişmesiyle radyo etkileşimli hale geldi”Dijital medyanın gelişmesiyle radyonun etkileşimli hale geldiğini söyleyen Başcı, önceden izleyicilerin radyo yayınına bağlanmalarının zor olduğunu, şimdi ise her radyo programının sahip olduğu sosyal medya hesaplarından kolaylıkla ulaşabildiklerini belirtti. Başcı sözlerini “Hangi işi yaparsanız yapın, ister televizyoncu, radyocu ister haberci olun hayattan, sokaktan kopmayın. Hayatın ruhunu haberlerinize, programınıza taşıyın” diyerek konuşmasını sona erdirdi.Panel soru ve cevap bölümünün ardından katılımcılara plaket verilmesi ile sona erdi.

07 MAY 2019

‘Güneşe Dokunan Kadınlar’ şiddet gören kadınların sesi oldu

Üsküdar Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümü öğrencileri tarafından hayata geçirilen “Güneşe Dokunan Kadınlar” projesi, kadına yönelik şiddete dikkat çekmeyi ve bu kadınların seslerini duyurmalarını amaçlıyor. Gazeteci Ahu Özyurt, tiyatro sanatçısı İrfan Kangı, kendisi de şiddet mağduru olan Hayata Sarıl Derneği Kurucusu Ayşe Tükrükçü’nün de aralarında bulunduğu isimlerin katıldığı programda toplumun kadına bakış açısı ve kadının toplum içerisindeki yeri tartışıldı.  Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler Bölümü öğrencileri Büşra Kaplan, Ece Özipek ve Serenay Özkan tarafından hazırlanan “Güneşe Dokunan Kadınlar Projesi” kadına yönelik şiddete dikkat çekmek, şiddetin korkunç yüzünü tanıtarak tüm kadınların güneşe dokunacağına duyulan ümidin her geçen gün artırılmasını ve bu yönde adımların atılmasını sağlamayı amaçlıyor.Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşkesi Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda proje kapsamında düzenlenen program tiyatro, medya, hukuk dünyası ile kadın sorunlarıyla ilgilinen sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerini bir araya getirdi.Dr. Öğretim Üyesi Nihal Toros: “Türkiye’de kadınlar ayrılmak istedikleri için öldürülüyor”Üsküdar Üniversitesi Reklam Tasarımı ve İletişimi Dr. Öğretim Üyesi Nihal Toros, 6 ay önce Halkla İlişkiler Bölümü öğrencileri ile yaptıkları Güneşe Dokunan Kadınlar Projesi ile şiddet görmüş ama sonra yüzlerini güneşe dönmüş kadınların hikayelerini aktarmaya çalıştıklarını belirterek “Kadınların suskunluklarını bozmalarını istedik. Şiddetin korkunç varlığı tanınsın ki kadınlar güneşe dokunabilsin istedik. 6 ay boyunca birçok farklı hayatla karşılaştık. Bu çalışmayı yaparken kadına şiddet oranlarının çok yüksek olduğunu gördük.2016 yılında Türkiye’de en az 261 kadın, 2017’de en az 290 kadın, 2018’de en az 255 kadın öldürüldü. 2016 yılında öldürülen 261 kadından 65’i, 2017’de öldürülen 290 kadından 96’sı ve 2018’de öldürülen 255 kadından 76’sı sadece boşanmak ya da ayrılmak istedikleri için %50’nin üzerinden bir oranla eski eşleri ya da eşleri tarafından öldürüldü. 2018 yılında 61 kadına tecavüz edildi, en az 188 kadın tacize uğradı, en az 380 kadın fiziksel şiddet gördü. 2018 yılında kadınlara tecavüz eden erkeklerin sadece %45’i tutuklandı. Karşılaştığımız bu rakamlar bizi Güneşe Dokunan Kadınlar Projesini hazırlamaya itti. Hayatlarını bizimle paylaşan, bizlere başından geçenler anlatan kadınların sessiz kalmayarak ne denli güçlü olduklarının bilinmesine ve böylelikle onların sesi olmayı istedik çünkü onlar yalnız değiller” dedi.Prof. Dr. Nazife Güngör: “Toplumsal duyarlılığı geliştirmek zorundayız”Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör de üniversitelerin görevinin sadece bilim üretmek, akademik araştırma ve çalışmalar yürütmek değil, toplumun kanayan yarasına ve sorunlarına dokunmak ve bunlara çözüm üretmek olduğunu söyledi. Prof. Dr. Nazife Güngör, kadın-erkek eşitsizliğinin ortadan kaldırılması için kadınların toplumun her alanında yer almasının önemini vurguladı. Güneşe Dokunan Projesinin çok anlamlı olduğunu belirten Güngör, “Bu konuyla ilgili hep birlikte seferberlik başlatmalıyız. Bir aşamasında mutlaka yer almalıyız. Hep birlikte toplumsal duyarlılığı geliştirmek zorundayız” dedi.Prof. Dr. Sinan Canan: “Şiddete uğrayan çocuk büyüyünce şiddet uyguluyor”Üsküdar Üniversitesi Psikoloji Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan Canan ise video konferansla katıldığı programda “Öfke, Şiddet ve Suç, Biyolojik Kökenleri” başlıklı sunumunda bu duyguların kökenlerine değindi. Şiddet eğilimli kişilerin genetik yatkınlık, bozuk zihinsel faaliyet ve çocukluk döneminde şiddet ve suistimal öyküsü bulunduğunu belirten Prof. Dr. Sinan Canan, “Şiddet gören çocuklar gelecekte kendileri de şiddet gösteriyorlar” dedi. Prof. Dr. Sinan Canan, psikopat kişiliklerin bazı özellikleri olduğunu belirterek “Eğer çevrenizde birisi empati yoksunu ise, her şeyi kendine yontan tiplerdense, gereksiz ve sürekli yalan söylüyorsa, insanları kolayca manipüle ediyorsa, suçu hep başkalarına atıyorsa, hareketlerinden pişmanlık duymuyorsa , iki yüzlü ise çevresindekilere karşı sorumluluklarını umursamıyorsa psikopat olma ihtimali yüksek olabilir” dedi.Ahu Özyurt: “Şiddetle mücadele edeceksek kadın ve erkek yan yana durmalı”Woman TV Genel Yayın Yönetmeni Ahu Özyurt, “Medyada Değişen Kadın Rolleri” başlıklı konuşmasında haberlerde, dizilerde, magazin sayfası ve reklamlarda kadına bakışı anlattı. Günümüz dizilerinden örnekler veren Ahu Özyurt, kadının genellikle belli tipolojilerde karakterize edildiğini belirterek gençlerin bu rol modellerinden etkilendiğini söyledi. Ahu Özyurt, şiddetle mücadele edilecekse kadın ve erkeğin mutlaka yan yana durması gerektiğini vurgulayarak “Burada kadınlara da önemli görevler düşüyor. Erkekleri sürekli suçlamamız, onlara biraz alan açmak, dinlemek ve sormak, kendimize de sormak gerekiyor” dedi. Erkeklerin en çok izlediği bir dizide kadın ve erkek karakter arasında geçen bir diyalogdan örnekler veren Ahu Özyurt, “Burada kadın erkek ilişkilerindeki denklik ve iş birliği arayışı, birbirini dinleme arayışı var. Bu diyalog kolay yazılmaz, kadınlar yazmış belli ki. Böyle şeyleri daha çok gördükçe bence şiddetle mücadele etme yollarımız daha çok artacak” dedi.Tiyatro sanatçısı İrfan Kangı: “Kadına yönelik şiddetle mücadelede eğitim şart”Tiyatro sanatçısı İrfan Kangı da “Kadın Kafası” başlıklı konuşmasında Türk tiyatrosunda kadının yeri ve erkek yazarların kadına bakışını ele aldı. Kadınların genel olarak oyunlarda da çok konuşan, dedikodu yapan karakterler olarak tarif edildiğini belirten Kangı, bu bakış açısının değiştirilmesi gerektiğini söyledi. Kadına yönelik şiddetin önlenmesinde kadınların arasındaki bağın güçlenmesinin önemine işaret eden Kangı, “Bugün siyasi haberlerden sonra duyacağınız haber maalesef kadına şiddet haberleri oluyor. Bizim gibi namus ve töre kavramlarının çok farklı değerlendirildiği toplumlarda bunu iki şekilde çözebiliriz. Bunlardan biri eğitim, diğeri de kanunlara ve yaptırımlarla sağlayacağız” dedi. İrfan Kangı da kadının toplumsal hayatın her kademesinde her alanında daha çok yer alması gerektiğini vurguladı.Şiddet, anti aldatılma taktiğinin nedeni mi?Klinik Psikolog Ayşe Naz Hazal Sezen de, “Kadın, Erkek, Şiddet ve Beyin” başlıklı sunumunda şiddetin evrimsel boyutuna değindi. Şiddetin biyolojik, psikolojik nedenleri olduğunu belirten Sezen, “Evrimsel psikologlar şiddet davranışını iki aşamada inceliyor. Nihai ve yakın analiz aşaması. Nihai analiz seviyesinde bakıldığında tüm çok hücreli canlılarda üremek için en çok çabayı gösteren dişi. Çünkü üremeye ve soyunu devam ettirebilmek için muzaazam güzellikte bir yumurta yaratıyor. Az ama değerli. Sperme baktığımızda çok fazla. Bu durum erkeklerin kadınları daha çok etkilemesi için daha çok çaba göstermesini gerekecek. Bu sperm rekabetini ortaya çıkaracak. Doğaya bakıldığında dişi taşıdığı embriyonun kendi genlerini taşıdığından emin olurken erkekler % 100 emin olamadıkları için şiddeti bir anti-aldatılma taktiği olarak kullanacaklar. Ben şiddet uygularsam dişi benimle kalacak ve benim türümü devam ettirecek çünkü en güçlü ve en muhteşem benim anlamına gelecek” dedi.Gerçek Bir Hayat Hikayesi konuşulduProgramda “Gerçek Bir Hayat Hikayesi Üzerinden Kadına Şiddetin Psikolojik ve Hukuki Boyutu” başlıklı bir panel de gerçekleştirildi. Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde Hayata Sarılanlar Derneği Kurucusu Ayşe Tükrükçü, Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı Kurucusu Av. Canan Arın, Okan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğr. Üyesi Av. Selin Nakipoğlu ve Üsküdar Üniversitesi Öğretim Üyesi Meltem Narter konuşmacı olarak yer aldı.Üsküdar Üniversitesi Televizyonu’ndan da canlı olarak yayınlanan program, yönetmen Bingöl Elmas’ın “Çocuk Evlilikler Üzerine Bir Söyleşi” başlıklı söyleşisi ve Evcilik Belgeseli gösterimi ile sona erdi.

06 MAY 2019

Dijital dönüşüm Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde tartışıldı

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından düzenlenen 6. Uluslararası İletişim Günleri’nde (İFİG) iletişimde dijital dönüşüm her yönüyle irdelendi. Sempozyumda Türkiye’nin yanı sıra İngiltere ve İspanya’dan da alanında tanınmış akademisyenlerin katılımıyla dijital dönüşümün etkileri ve geleceği tartışıldı.Yurt içi ve yurt dışındaki çeşitli üniversitelerden yaklaşık 150 akademisyenin bildiri katılımının yanı sıra yerli ve yabancı tanınmış ana konuşmacıların sunumlarıyla iki gün boyunca, eşzamanlı oturumlar biçiminde, 23 oturumla gerçekleştirilen sempozyumda dijitalleşme süreçleri iletişim eksenli olarak çeşitli yönleriyle masaya yatırıldı.Yazılı basından yeni medyaya, sinemadan reklamcılığa, halkla ilişkilerden kişilerarası iletişime, iletişimin tüm boyutlarında etkisini gösteren dijitalleşme olumlu ve olumsuz yanlarıyla ele alındı. İletişim akademisyenleri ve medya profesyonelleri tarafından gerçekleştirilen oturumlarda konular çeşitli yönleriyle tartışıldı.Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen sempozyumun açılış töreninde Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör, altı yıldan bu yana kesintisiz şekilde düzenledikleri etkinlikte bu yıl bir yenilik yaptıklarını ve İletişim Günleri’ni bildirilere açtıklarını söyledi.Prof. Dr. Güngör: “Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi bir markadır, İFİG de fakültemizin marka değerini pekiştirmektedir”Akademik camiayı birlikte tartışmak ve çözüm aramak için davet ettiklerini ifade eden Prof. Dr. Nazife Güngör, “Her yıl akademik camiada tartışılan konulara göre temaları belirleyip tüm üniversitelerin katılımı ile gerçekleştirmeye devam edeceğiz. Son yıllarda özellikle iletişim bilimlerinde dijitalleşmenin etkisi ile çok önemli değişimler oluyor. Dijitalleşme nasıl ki toplumun, kültürün, siyasetin değişik alanlarına, toplumun kılcal damarlarına kadar etkisini gösteriyor ve etkili oluyor, aynı şekilde iletişim bilimlerinin de kılcal damarlarına kadar etkisini göstermeye başladı. Bu çok büyük anlamlar taşıyor. İletişim bilimlerinde şu ana kadar ortaya konulan kurallar ve yaklaşımların, metodolojinin yeniden ele alınması ve üzerinde yeniden düşünülmesi ihtiyacı bulunuyor. Biz de bu nedenle birlikte tartışalım ve iletişim bilimlerinin bu yeniye açılan boyutlarını ele alalım istedik. İletişim bilimleri bu teknolojik dönüşümle birlikte artık çok merkezi bir yerde, iletişim bilimlerinde yeni tartışmalar devam ediyor. Bütün kurum ve kuruluşlarda birimler oluşmaya başladı, bu da gelecekte iletişimciler için önemli istihdam alanları olduğu anlamına geliyor. Değişen dijital süreç ile birlikte bu yıl sempozyumda dijital dönüşümü tartışacağız” dedi. Bu yıl TÜBİTAK desteği ile düzenledikleri sempozyuma yoğun katılımdan duyduğu memnuniyeti vurgulayan Prof. Dr. Nazife Güngör, Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin artık bir marka fakülte olduğunu, Uluslararası İletişim Günleri’nin ise İFİG logosuyla marka bir bilimsel etkinlik haline geldiğini dile getirdi. İFİG’in tam bir takım çalışmasıyla gerçekleştiğinin altını da çizen Güngör,  etkinliğin gerçekleşmesinde emeği geçen herkese teşekkür etti.Prof. Dr. Atasoy: “Dijital dönüşümün suç dünyasına etkisi çok büyük”Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Adli Bilimler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sevil Atasoy, açılış konuşmasında bu yılki konusu “Dijital Dönüşüm” olarak belirlenen, iletişim akademisyenleri ve medya profesyonellerinin katılımı ile gerçekleşecek sempozyumun çok başarılı ve verimli geçeceğini düşündüğünü söyledi. “Dervişin fikri neyse zikri de odur” diyen Prof. Dr. Sevil Atasoy şunları söyledi: “Belki sizlerin dikkatini çekmemiştir ama dijital dönüşümün suç dünyasına etkisi çok büyük. Bu nedenle dönüşümün sağlıklı işleyişi siber suçlarla mücadelenin başarısına bağlı. Teknolojik gelişmeyi patolojik bir suçlunun elindeki baltaya benzeten Albert Einstein kadar kötümser değilim ama hastaneler, telefon şirketleri, bankalar, üniversiteler ve hükümetlerin yanı sıra bireylere yönelik olarak gerçekleştirilen siber saldırılar, suç örgütlerinin en azından şimdilik yasal organizasyonlardan çok daha hızlı ve başarılı bir biçimde dijitalleştiğinin bir göstergesi. Nitekim son 10 yılda hırsızlık, gasp gibi geleneksel suçlar azaldı, buna karşın sahte, çalıntı kredi kartı ya da kredi kartı bilgilerinin kopyalanması ile yapılan online alışverişler, ayrıca hedefin ya da silahın bilgisayar olduğu değişik nitelikte siber suçlar logaritmik olarak arttı. Bu nedenle gerek lisans gerek lisansüstü düzeydeki adli bilimler programlarımızda yer alan kriminalistik ders içeriklerine dijital olay yeri inceleme, siber suçlu profillemesi, siber suç soruşturmasında coğrafi profilleme gibi konuları ekledik.”İnternetin bir de özel yazılımlarla ulaşılabilen darkneti olduğunu kaydeden Prof. Dr. Sevil Atasoy, “Bu karanlık dünyada uyuşturucu, silah, mermi ve patlayıcı satışlarından çocuk pornografisine, kiralık katil bulma sitelerinden ya da 2014 ortalarında hizmete giren Google benzeri arama motorundan ve bütün bu melanetlerle ilgili olarak yapılan reklamlardan haberimiz çok yok. Dijital dönüşüm ile birlikte henüz bilmediğimiz yeni suç tipleri ortaya çıkacak. Hatta adam öldürmek için yeni yöntemler olacak. İnsanoğlunun ilk büyük keşfi ateştir, nasıl ateşin hem bizi ısıtmak, yemeklerimizi pişirmek gibi faydaları, buna karşılık yangın çıkarma gibi zararları varsa dijital dönüşümün de iyi ve kötü yanları bulunuyor. Bunları değerlendirmek için önümüzde 23 oturum var. Ancak unutulmamalı ki dönüşümün henüz çok başındayız” dedi.Prof. Dr. Arıboğan: “İnsanlık tarihi denilen şey, aslında teknolojinin tarihi”Sempozyumun davetli konuşmacıları arasında yer alan Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, “Siyasette Dijital Dönüşüm” başlıklı konuşmasında siyaset biliminin devlet merkezli incelenen bir alan olduğunu ancak son yıllarda teknolojik gelişmeler eşliğinde de okunduğunu söyledi. Siyaset biliminin genel olarak ana laboratuvar alanı olarak kullandığı şeyin tarih olduğunu belirten Prof. Dr. Arıboğan, “Siyasi tarih içerisinde değerlendirilir ve bunlar üzerinden bir dünya okuması yapmaya çalışırız. Yakın zamanlarda uluslararası ilişkiler alanındaki önemli değişikliklerden biri insan psikolojisi üzerinden yapılmaya başlandı. Bir diğeri de teknoloji bilimi üzerinden okumalar ve yeni yaklaşım tarzları ortaya çıktı. Dönüşüm, dijital dönüşüm, yeni dünya dediğimiz şey aslında tarihte ilk defa bu kadar büyük bir hızla, devrimci yapının merkezine doğru vurarak geliyor. İnsanoğlunun, insan topluluklarının tarihin başından beri bir değişim dönüşüm içerisinde olduğu aşikar. İnsanlık tarihi denilen şey, aslında teknolojinin tarihi. Teknoloji geliştikçe insan dönüşüyor, insan değiştikçe teknoloji gelişiyor. İnsanoğlu içinde yaşadığı teknolojiyi bir an kabul ediyor. Aslında bunun ne kadar olağanüstü olduğuyla da çok fazla ilgilenmiyor. Onu hayatın bir parçası olarak düşünüyor. Bugün ilk defa karşımızda insan topluluklarından, yaşam tarzımızdan kısmen bağımsızlaşmaya başlayan ve sanki başka bir uygarlığın izlerini, alarmını bize doğru yansıtmaya başlayan bir dönüşümden bahsediyoruz” dedi.Siyaset bilimi açısından iletişimin çeşitli taktikler sunduğunu, değişimin kaçınılmaz olduğunu ve mutlaka uyum sağlanması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, “Sistem değişiyor, sadece ders anlatım biçimleri değil. Yeni dünyaya adapte olmazsak tamamen out’a çıkma ihtimalimiz var. Bizim deneyimlerimiz ‘Endüsrti 4.0’ın, gençliğin dünyasına yetişemiyor. Onun için zamanı durdurmaya çalışıyoruz. Duvarlı dünya aslında zamanı durdurmaya çalışan orta yaşın dünyası. Bu büyük dönüşümü durdurmanın yolu yok, adapte olamıyoruz. Daha kaç kuşak tarımda büyüdük, sanayide büyüdük, sanayi sonrasında olgunlaştık, bu da dördüncü. Kaç uygarlık birden göçebe yaşayacağız? Bari bunu tutalım diyoruz” diye konuştu.Prof. Dr. Nalçaoğlu: “Geleceğin bilimi yapay zekâ ekseninde biçimlenecektir”Sempozyumun ana konuşmacılarından Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Halil Nalçaoğlu, “Bir Paradigmanın Dönüşümü: Sibernetikten Yapay Zekaya” başlıklı konuşmasında yapay zekanın istihdam alanlarının kapanması, etik sorunlara ve yönetsel/yönetişimsel sorunlara yol açtığını söyledi. Nalçaoğlu, “Yapay zeka kavramı günümüz bilim dünyasına temel oluşturmaya, tüm düşünsel paradigmamızı etkilemeye başladı. Olumlu yanları ve olumsuz yanlarıyla ele alınması gerekiyor. Etik meselesi çok önemli” dedi.Prof. Dr. Antonioi: “Biz hala buzdağının görünen kısmını görüyoruz”Ana konuşmacılardan İspanya Santiago de Compostela Üniversitesi’nden Prof. Dr. Neira Cruz Xose Antonioi ise dijital çağda iletişim yöntemlerini anlattı. Prof. Dr. Neira Cruz Xose Antonioi, gelişen teknolojilerle beraber dijital çağda kullanılan iletişim araçlarının değiştiğini, bunun da kitle iletişiminde çok önemli değişmelere yol açtığını söyledi. Dijital çağda iletişimin yeni bir dile sahip olduğunu belirten Antonioi, kitle iletişiminin beraberinde değerli avantajlar, sayılamayan ihtimaller ve belirsiz sınırlar ortaya koyduğunu kaydederek “Biz hâlâ buzdağının görünen kısmını görüyoruz” dedi.Dijital dönüşüm her yönüyle ele alındıÜÜ TV’den canlı olarak yayınlanan, iki gün süren sempozyumun ilk gününde Güney Yerleşkesi’nde “Dijital Dönüşüm ve Artırılmış Gerçeklik”, “Dijital Dönüşüm ve Pazarlama”, “Popüler Kültür ve Gündelik Yaşam”, “Sosyal Medya ve Sosyal Ağlar”, “Geleneksel Medyadan Yeni Medyaya”, “Dijital Kültür”, “Dijital Dönüşüm ve Sanat”, “Dijital Dönüşüm, Yeni Medya ve Etkileri”,  “Dijital Dönüşüm, Tüketici ve Tüketim”, “Dijital Dönüşüm ve İletişim Bilimleri” ve “Dijital Bağımlılık” başlıklı oturumlar gerçekleştirildi.İletişim Günleri, oturumlar ve kültürel etkinlikler ile ikinci günde de devam ettiSempozyumun ikinci gününde ise davetli konuşmacı Bournemouth Üniversitesi’nden Doç. Dr. Salvatore Scifo, “Radio, Audio and Digitalization: The Changing Roles of Broadcasters Producers and Listeners” başlıklı bir konuşma yaptı İngiltere’de BBC’nin dijital dönüşüme nasıl ayak uydurmaya çabaladığını anlattı. Scifo, radyo dinleme alışkanlıkları açısından kuşaklar arası farkla bulunduğunu ve radyo yayıncılarının da özellikle genç kuşağın beklentilerine uymaya çabaladıklarını söyledi.Basın İlan Kurumu İlan Hizmetleri Müdürü İdris Armağan Çam ise “Basın İlan Kurumu ve Yeni Medyaya İlişkin Faaliyetleri” başlıklı bir konuşma yaparak, Basın İlan Kurumu’nun dijital dönüşüme nasıl hazırlandığını anlattı. Çam, yerel medyanın dijital dönüşümüne de katkı koyduklarını ifade etti. Çam, internet gazeteciliğinin yasal mevzuata henüz sahip olmadığını, Basın İlan Kurumu olarak bu sorunun çözümüne de katkı koymaya çabaladıklarını ifade etti.İkinci günde 11 oturumSempozyumun ikinci gününde davetli konuşmacıların dışında “Haber İncelemeleri”, “Dijital Dönüşüm ve Reklam”, “Gazetecilik”, “Yapay Zekâ”, ”Dijital Çağda Gerçekliğin Yeniden Üretimi”, “Dijital Dönüşüm ve Görsel İletişim Tasarımı”, “Halkla İlişkiler”, “Dijital Dönüşüm ve Yayıncılık”, “Dijital Dönüşüm ve Sinema” ve “Dijital Dönüşüm ve Siyaset” oturumları gerçekleştirildi.Sempozyuma çeşitli üniversitelerden çok sayıda akademisyen bildirileriyle katılırken yine çeşitli üniversitelerden akademisyenler de oturumlarda moderatörlük yaptı. İstanbul Şehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Peyami Çelikcan, İstanbul Üniversitesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Suat Gezgin, Prof. Dr. Yıldız Dilek Ertürk, Prof. Dr. Murat Özgen, Marmara Üniversitesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Filiz Aydoğan, Prof. Dr. Ebru Özgen, Maltepe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Selahattin Yıldız, Yeditepe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Defne Özonur, İstanbul Aydın Üniversitesi’nden Prof. Dr. Özer Kambur ve Doç. Dr. Deniz Yenğin, Ankara Hacı Bayram Üniversitesi’nden Doç. Dr. Aytül Tamer, Doç. Dr. Esra Keloğlu ve Dr. Kurtuluş Özgen, Hacettepe Üniversitesi’nden Doç. Dr. Özlem Pektaş Turgut bildiri ve oturum moderatörlükleriyle sempozyuma destek verenler arasındaydılar.İFİG kapsamında açılan sergiler büyük beğeni aldı6’ıncı İletişim Günleri kapsamında bu yıl öğretim üyelerinin ve öğrencilerin çalışmalarından oluşan sergiler de açıldı. Prof. Dr. Hasip Pektaş’ın Ekslibris Sergisi Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Sanat Galerisi’nde açıldı. Açılışını Rektör Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın yaptığı sergi 12 Mayıs’a kadar ziyarete açık tutulacak.Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü öğrencilerinin Uygulamalı Gazetecilik dersi kapsamında, hocaları Dr. Öğr. Üyesi Aylin Tutgun Ünal’ın danışmanlığında açtıkları Gazete Sergisi de Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan tarafından açıldı.Görsel İletişim ve Tasarım Bölümü öğrencilerinin Grafik Tasarım dersi kapsamında, hocaları Öğr. Gör. Pınar Çelik danışmanlığında gerçekleştirdikleri sergi de bir dijital teknoloji harikası olarak etkinlik kapsamındaki yerini aldı.İFİG kapsamında İletişim Fakültesi öğrencilerinin sosyal sorumluluk projeleri de dikkat çekiciydi. İnsanları su içmeye teşvik eden ‘Su İçin’ sloganlı sosyal sorumluluk projesi sayesinde sempozyum konukları kana kana su içtiler. Bir çevre dostu olarak yeşili korumayı ve organik beslenmeyi teşvik eden projeyle ise konuklara bitkiler dağıtıldı.İFİG genç iletişimcilere etkinlik yönetimi deneyimi kazandırdı6. Uluslararası İletişim Günleri’nde, Etkinlik Yönetimi dersi öğrencileri uygulamalı eğitimin bir parçası olarak görev aldılar. Dr. Öğr. Üyesi Şaha Özpınar tarafından verilmekte olan dersin uygulamalı eğitim kesitini öğrenciler İFİG organizasyonunda görev alarak tamamladılar. İletişim öğrencileri başarılı çalışmalarıyla başka üniversitelerden sempozyuma katılan akademisyenlerin ve öğrencilerin takdirini topladılar.6. Uluslararası İletişim Günleri, İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör’ün teşekkür konuşmasıyla sona erdi. Güngör, teşekkür konuşmasında fakültenin akademik kadrosuna, etkinlikte özveriyle görev alan öğrencilere, sempozyuma bildirileriyle katılan akademisyenlere, oturum başkanı olarak katkı veren akademisyenlere, sempozyuma desteğini esirgemeyen Rektörlük Yönetimi’ne, üniversitenin ilgili idari birimlerine, sempozyuma destek veren TÜBİTAK’a ve etkinlikte kahve sponsorluğu desteği veren Tchibo’ya teşekkürlerini iletti. 

04 MAY 2019

Vatandaş gazeteciliğinde örnek bir çalışma yaptılar

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri örnek bir çalışmaya imza attı. Vatandaş Gazeteciliği dersinde geliştirdikleri web sitesinde vatandaş gazeteciliğine ilişkin akademik bir başvuru kaynağı oluşturdu.Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan’ın koordinatörlüğünde geliştirilen vatandasgazeteciligi.com sitesinde vatandaş gazeteciliğini konu alan akademik makaleler ve tezlere ilişkin haberler, görüş yazılarına verilen linkler, medya kuruluşlarının WhatsApp ihbar hatlarına ilişkin bilgiler, gazeteciler ve akademisyenlerle yapılan röportajlar ile sokak röportajları yer alıyor.Örnek bir proje olsun istedikProjeyi Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından düzenlenen Dijital Dönüşüm Sempozyumu’nda sunduğu bildiri ile tanıtan Prof. Dr. Süleyman İrvan, derslerin daha işlevsel ve faydalı hale gelmesi için çaba gösterdiklerini söyledi. Bu sitenin örnek bir proje haline gelmesini arzuladıklarını ifade eden İrvan, “Birçok farklı gazetecilik uygulaması var, ancak derslerde bazen kaynak bulmakta zorlanıyoruz. Bu proje ile son yıllarda popüler hale gelen vatandaş gazeteciliğini derli toplu olarak bir sitede tanıtmak istedik. Umarız ki hedeflediğimiz gibi bir başvuru kaynağı haline gelir ve benzer türde siteler için iyi bir örnek olur” dedi.Akademik çalışmalar raflarda kalmasın“Akademisyenlerin kaderi yaptıkları çalışmaların raflarda unutulup gitmesidir” diyen Prof. İrvan, öğrencilerin yaptıkları haberler aracılığıyla akademik çalışmalara dikkat çekmeye çalıştıklarını belirtti. Bu haberlerde akademik çalışmalara bağlantılar da yaptıklarını ifade eden İrvan, dileyenlerin özgün kaynaklara zahmetsizce ulaşabilmelerini sağladıklarını söyledi.Etik ilkeler önceliğimizProf. İrvan, vatandaş gazeteciliği konusundaki köşe yazılarına, röportajlara ve Youtube videolarına yer verirken etik ilkelere aykırı bir paylaşım yapmaktan kaçındıklarını, etik ilkelere uygun biçimde özetleyerek, kısa alıntılar yaparak ve mutlaka özgün kaynağa link vererek yararlandıklarını ifade etti.Öğrenci görüşleriNurşah Yılmaz (Tasarım Ekibi Başkanı): “Tasarım ekibi olarak vatandaş gazeteciliği konulu bu siteyi yaparken kendimizi hem tasarımsal yönden düşünmeye zorladık hem de sürekli etkin olan, yeni haberler eklenen bir sitenin nasıl çalıştığı üzerine kendimizi denemiş olduk. Bunun yanı sıra bu site sayesinde vatandaş gazeteciliğiyle ilgili tez ve makaleleri incelemiş ve öğrenmiş olduk. Sokak röportajlarında halkın bu konuda neler düşündüğünü görmüş olduk. Bir dersi yalnızca bir dönemlik seçmeli ders olmakla bırakmayıp nasıl aktif bir ders haline gelebileceğini, bilgilerimizi nasıl faaliyete geçirebileceğimizi bir website yaparak fark etmiş olduk. Ekip çalışması sayesinde birbirimizle sürekli iletişim halinde kalmanın değerini öğrendik.”Büşra Özdoğan (Akademik Çalışmalar Ekibi Başkanı): “Biz akademik çalışmalar ekibi olarak vatandaş gazeteciliği olgusunu tek boyutlu bir okuma pratiği ile ele almadık. Makalelerden tutun tezlere kadar tabiri doğruysa literatürdeki her taşın altına bakarak inceledik. Bizim en büyük avantajlarımızdan biri farklı bakış açılarını, vatandaş gazeteciliğine dair yaklaşım tarzlarını bütüncül bir şekilde görebilmemiz oldu. Bu çalışmaların içerisinde teorik olanları da vardı araştırma içerenleri de vardı. Ancak şunu da söylemek isterim ki şahsen en çok keyif aldığım kısmı, içeriklerin haber olma yolculuğuna doğrudan katıldığım editleme kısmıydı. Bir haber üzerinde konuşmak, başlıkları hakkında tartışmak, onun haber olma aşamalarına şahit olup okuyucusuyla buluşturma heyecanını yaşamak paha biçilemez. Bu şansı veren canımız hocamıza müteşekkiriz.” Meryem Özkan (Röportaj ekibi başkanı): Vatandaş gazeteciliği dersi kapsamında halkın vatandaş gazeteciliğini nasıl değerlendirildiğini merak ettim, sokağa indim ve insanlarla sokak röportajı yaptım. Bu röportaj benim için çok özeldi çünkü ilk defa sokak röportajı yapmıştım. Röportaj öncesinde insanların soruyu doğru anlayamaması, konuyu çarpıtması, röportaj dışında konuyu farklı yerlere çekerek röportajı bir provokasyona dönüştürebilecek olması beni endişelendirmişti çünkü insanların neler söyleyeceğini kestiremiyorsunuz. Bunun yanı sıra, yoldan geçen insanların röportaj teklifimi kabul etmeyeceğine ilişkin kaygılarım da vardı. Ancak insanların çoğu röportaj teklifimizi geri çevirmedi ve çok güzel röportajlar gerçekleştirdik. Sokak röportajı yapmak benim için çok zor ama çok keyifli bir deneyimdi.”Nilay Tuğçe Bostancı (WhatsApp ihbar hatları ekibi başkanı): WhatsApp ihbar hatları ekip başkanı olarak ekipte yer alan arkadaşlarımla beraber yeni nesil gazeteciliğin vatandaşlar tarafından yapılış şeklini görmek, WhatsApp ihbar hatlarına gelen haberlerin hangi süzgeçlerden geçtiğini, doğruluklarının nasıl teyit edildiğini ve etik kurallar çerçevesinde nasıl haberleştirildiklerini anlamak için ulusal ve yerel medyada WhatsApp ihbar hatlarını yönetenlerle görüşmeler yaptık. Hem ayrıntılı bilgi sahibi olduk hem de edindiğimiz bilgileri röportajlar halinde web sitesinde aktardık. Bizim için verimli bir çalışma oldu.

03 MAY 2019

Halkla İlişkiler Bölümü öğrencilerinden sosyal sorumluluk projeleri

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler Bölümü 3. sınıf öğrencileri Halkla İlişkiler Kampanyaları dersi kapsamında sosyal sorumluluk projelerine imza atıyor. Öğrencilerin ders kapsamında yürüttüğü “Yanımda Su Var” ve “Her Eve Tarım” kampanyası yoğun ilgi görüyor.Üsküdar Üniversitesinden projelere tam destek!İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler Bölümü Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Şaha Burcu Baygül Özpınar’ın Halkla İlişkiler Bölümü 3. Sınıf öğrencilerine verdiği Halkla İlişkiler Kampanyaları dersi kapsamında öğrencilerin hayata geçirdiği sosyal sorumluluk projelerine İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör de destek sağlıyor. Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, kampanyayı yürüten öğrencilerin Güney Yerleşke bahçesinde açtıkları standı ziyaret ederek projeleri hakkında bilgi aldı.“Yanımda Su Var” kampanyasına ilişkin bilgi verildiHalkla İlişkiler Bölümü 3. Sınıf öğrencilerinden İsmail Karakuş Erikli su desteği ile yürütülen kampanyanın amacı ve ileriye dönük hedefleri ile ilgili bilgi verdi. Karakuş, “Gündelik hayattaki sözlerle insanlardaki su bilincini oluşturmaya çalışıyoruz, su bir ihtiyaçtır ve su olmazsa olmaz. İnsan sonuna kadar su içebilir. Suyun çok önemli olduğunu biliyoruz ve proje ile insanlarda bilinçli tüketici toplumu oluşturmayı amaçlıyoruz” şeklinde konuştu.“Her Eve Tarım” kampanyasına ilişkin bilgi verildiHalkla İlişkiler Bölümü 3. Sınıf öğrencilerinden Sertan İnan “Her eve Tarım” projesi ile ilgili paylaşımlarda bulundu. İnan, “Projenin genel amacı kentleşmiş yapıda insanların kendi ihtiyaçları sağlamak üzere tarım yetiştirebilmesini sağlamak bunun içinde insanları bilinçlendirmeyi amaçlıyoruz. Meyve sebze fiyatlarındaki artış için insanlara bir alternatif oluşturmak istiyoruz. Tarımın unutulmasını önlemek ve genç kuşakları tarım konusunda bilinçlendirmek istiyoruz” şeklinde ifade etti.

02 MAY 2019

Prof. Dr. Sevil Atasoy: “Dijital dönüşümle bilmediğimiz suç tipleri ortaya çıkacak”

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından 6’ıncı kez gerçekleştirilen Uluslararası İletişim Günleri'nin bu yılki başlığı “Dijital Dönüşüm” olarak belirlendi. Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy, dijital dönüşümün suç dünyasına etkisinin çok büyük olduğunu belirterek “Bu nedenle dönüşümün sağlıklı işleyişi siber suçlarla mücadelenin başarısına bağlı” dedi. Prof. Dr. Sevil Atasoy, dijital dönüşüm ile birlikte henüz bilmediğimiz yeni suç tipleri ortaya çıkacağını söyledi. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından düzenlenen 6.Uluslararası İletişim Günleri, yoğun bir katılımla gerçekleşiyor. Yazılı basında dijitalleşmeden yeni medyaya kadar pek çok alanı etkileyen dijitalleşme, İletişim akademisyenleri ve medya profesyonelleri tarafından gerçekleştirilen çeşitli oturumlarda tartışılıyor.Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşkesi Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen sempozyumun açılış töreninde Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör, altı yıldan bu yana kesintisiz şekilde düzenledikleri bu etkinlikte bu yıl bir yenilik yaptıklarını ve İletişim Günlerini tüm bildirilere açtıklarını söyledi.Prof. Dr. Nazife Güngör: “İletişim biliminde yeni yaklaşımların ele alınması gerekiyor”Akademik camiayı birlikte tartışmak ve çözüm aramak için davet ettiklerini ifade eden Prof. Dr. Nazife Güngör, “Her yıl akademik camiada tartışılan konulara göre temaları belirleyip tüm üniversitelerin katılımı ile gerçekleştirmeye devam edeceğiz. Son yıllarda özellikle iletişim bilimlerinde dijitalleşmenin etkisi ile çok önemli değişimler oluyor. Dijitalleşme nasıl ki toplumun kültürün, siyasetin değişik alanlarına toplumun kılcal damarlarına kadar etkisini gösteriyor ve etkili oluyor, aynı şekilde iletişim bilimlerinin de kılcal damarlarına kadar etkisini göstermeye başladı. Bu çok büyük anlamlar taşıyor. İletişim bilimlerinde şu ana kadar ortaya konulan kurallar ve yaklaşımların metodolojinin yeniden ele alınması ve üzerinde yeniden düşünülmesi ihtiyacı bulunuyor. Biz de bu nedenle birlikte tartışalım ve iletişim bilimlerinin bu yeniye açılan boyutlarını ele alalım istedik. İletişim bilimleri bu teknolojik dönüşümle birlikte artık çok merkezi bir yerde, iletişim bilimlerinde yeni tartışmalar devam ediyor. Bütün kurum ve kuruluşlarda birimler oluşmaya başladı bu da gelecekte iletişimciler için önemli istihdam alanları olduğu anlamına geliyor. Değişen dijital süreç ile birlikte bu yıl sempozyumda dijital dönüşümü tartışacağız” dedi. Prof. Dr. Nazife Güngör, bu yıl TÜBİTAK desteği ile düzenledikleri sempozyumda emeği geçenlere ve sponsorluk desteği için Tchibo’ya teşekkür etti.Prof. Dr. Sevil Atasoy: “Dijital dönüşümün suç dünyasına etkisi çok büyük”Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Bağımlılık Ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü, Mühendislik Ve Doğa Bilimleri Fakültesi Adli Bilimler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sevil Atasoy, açılış konuşmasında bu yılki konusu “Dijital Dönüşüm” olarak belirlenen, iletişim akademisyenleri ve medya profesyonellerinin katılımı ile gerçekleşecek sempozyumun çok başarılı ve verimli geçeceğini düşündüğünü söyledi. “Dervişin fikri neyse zikri de odur” diyen Prof. Dr. Sevil  Atasoy, şunları söyledi: “Belki sizlerin dikkatini çekmemiştir ama dijital dönüşümün suç dünyasına etkisi çok büyük. Bu nedenle dönüşümün sağlıklı işleyişi siber suçlarla mücadelenin başarısına bağlı. Teknolojik gelişmeyi patolojik bir suçlunun elindeki baltaya benzeten Albert Einstein kadar kötümser değilim ama hastaneler, telefon şirketleri, bankalar, üniversiteler ve hükümetlerin yanı sıra bireylere yönelik olarak gerçekleştirilen siber saldırılar, suç örgütlerinin en azından şimdilik yasal organizasyonlardan çok daha hızlı ve başarılı bir biçimde dijitalleştiğinin bir göstergesi. Nitekim son 10 yılda hırsızlık, gasp gibi geleneksel suçlar azaldı, buna karşın sahte, çalıntı kredi kartı ya da kredi kartı bilgilerinin kopyalanması ile yapılan online alışverişler, ayrıca hedefin ya da silahın bilgisayar olduğu değişik nitelikte siber suçlar logaritmik olarak arttı. Bu nedenle gerek lisans gerek lisansüstü düzeydeki adli bilimler programlarımızda yer alan kriminalistik ders içeriklerine dijital olay yeri inceleme, siber suçlu profillemesi, siber suç soruşturmasında coğrafi profilleme gibi konuları ekledik.”Prof. Dr. Sevil Atasoy: “Dijital dönüşümle henüz bilmediğimiz yeni suç tipleri ortaya çıkacak”İnternetin bir de özel yazılımlarla ulaşılabilen darkneti olduğunu kaydeden Prof. Dr. Sevil Atasoy, “Bu karanlık dünyada uyuşturucu, silah, mermi ve patlayıcı satışlarından çocuk pornografisine, kiralık katil bulma sitelerinden ya da 2014 ortalarında hizmete giren Google benzeri arama motorundan ve bütün bu melanetlerle ilgili olarak yapılan reklamlardan haberimiz çok yok. Dijital dönüşüm ile birlikte henüz bilmediğimiz yeni suç tipleri ortaya çıkacak. Hatta adam öldürmek için yeni yöntemler olacak. İnsanoğlunun ilk büyük keşfi ateştir, nasıl ateşin hem bizi ısıtmak yemeklerimizi pişirmek gibi faydaları, buna karşılık yangın çıkarma gibi zararları varsa dijital dönüşümün de iyi ve kötü yanları bulunuyor. Bunları değerlendirmek için önümüzde 23 oturum var. Ancak unutulmamalı ki dönüşümün henüz çok başındayız” dedi.Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan: “İnsanlık tarihi denilen şey, aslında teknolojinin tarihi”Sempozyumun davetli konuşmacıları arasında yer alan Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, “Siyasette Dijital Dönüşüm” başlıklı konuşmasında siyaset biliminin devlet merkezli incelenen bir alan olduğunu ancak son yıllarda teknolojik gelişmeler eşliğinde de okunduğunu söyledi. Siyaset biliminin genel olarak ana laboratuvar alanı olarak kullandığı şeyin tarih olduğunu belirten Prof. Dr. Arıboğan, “Siyasi tarih içerisinde değerlendirilir ve bunlar üzerinden bir dünya okuması yapmaya çalışırız. Yakın zamanlarda uluslararası ilişkiler alanındaki önemli değişikliklerden biri insan psikolojisi üzerinden yapılmaya başlandı. Bir diğeri de teknoloji bilimi üzerinden okumalar ve yeni yaklaşım tarzları ortaya çıktı. Dönüşüm, dijital dönüşüm, yeni dünya dediğimiz şey aslında tarihte ilk defa bu kadar büyük bir hızla, devrimci yapının merkezine doğru vurarak geliyor. İnsanoğlunun insan topluluklarının tarihin başından beri bir değişim, dönüşüm içerisinde olduğu aşikar. İnsanlık tarihi denilen şey, aslında teknolojinin tarihi. Teknoloji geliştikçe insan dönüşüyor, insan değiştikçe teknoloji gelişiyor. İnsanoğlu içinde yaşadığı teknolojiyi bir an kabul ediyor. Aslında bunun ne kadar olağanüstü olduğuyla da çok fazla ilgilenmiyor. Onu hayatın bir parçası olarak düşünüyor. Bugün ilk defa karşımızda insan topluluklarından yaşam tarzımızdan kısmen bağımsızlaşmaya başlayan ve sanki başka başka uygarlığın izlerini, alarmını bize doğru yansıtmaya başlayan bir dönüşümden bahsediyoruz” dedi.Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan: “Yenidünyaya adapte olmalıyız”Siyaset bilimi açısından iletişimin çeşitli taktikler sunduğunu, değişimin kaçınılmaz olduğunu ve mutlaka uyum sağlanması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, “Sistem değişiyor, sadece ders anlatım biçimleri değil. Yenidünyaya adapte olmazsak tamamen out’a çıkma ihtimalimiz var. Bizim deneyimlerimiz Endüsrti 4.0’ın gençliğin dünyasına yetişemiyor. Onun için zamanı durdurmaya çalışıyoruz. Duvarlı dünya aslında zamanı durdurmaya çalışan orta yaşın dünyası. Bu büyük dönüşümü durdurmanın yolu yok, adapte olamıyoruz. Daha kaç kuşak tarımda büyüdük, sanayide büyüdük, sanayi sonrasında olgunlaştık, bu da dördüncü. Kaç uygarlık birden göçebe yaşayacağız? Bari bunu tutalım diyoruz” diye konuştu.Bilgi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Halil Nalçaoğlu, “Bir Paradigmanın Dönüşümü: Sibernetikten Yapay Zekaya” başlıklı konuşmasında yapay zekanın istihdam alanlarının kapanması, etik sorunlara yol açması ve yönetsel/yönetişimsel sorunlara yol açtığını söyledi.Prof. Dr. Antonioi: “Biz hala buzdağının görünen kısmını görüyoruz”İspanya Santiago de Compostela Üniversitesi’nden Prof. Dr. Neira Cruz Xose Antonioi ise dijital çağda iletişim yöntemlerini anlattı. Prof. Dr. Neira Cruz Xose Antonioi, gelişen teknolojilerle beraber dijital çağda kullanılan iletişim araçlarının değiştiğini, bunun da kitle iletişiminde çok önemli değişmelere yol açtığını söyledi. Dijital çağda iletişimin yeni bir dile sahip olduğunu belirten Antonioi, kitle iletişiminin beraberinde değerli avantajlar, sayılamayan ihtimaller ve belirsiz sınırlar ortaya koyduğunu kaydederek “Biz hala buzdağının görünen kısmını görüyoruz” dedi.Dijital dönüşüm her yönüyle ele alınıyorÜÜ TV’den canlı olarak yayınlanan, iki gün sürecek sempozyumun ilk gününde Güney Yerleşkesi’nde “Dijital Dönüşüm ve Artırılmış Gerçeklik”, “Dijtal Dönüşüm ve Pazarlama ”, “Popüler Kültür ve Gündelik Yaşam ”, “Sosyal Medya ve Sosyal Ağlar”, “Geleneksel Medyadan Yeni Medyaya”, “Dijital Kültür”, “Dijital Dönüşüm ve Sanat”, “Dijital Dönüşüm, Yeni Medya ve Etkileri”,  “Dijital Dönüşüm, Tüketici ve Tüketim”, “Dijital Dönüşüm ve İletişim Bilimleri” ve “Dijital Bağımlılık” başlıklı oturumlar gerçekleştirildi.Sempozyumun ikinci günü oturumlarla devam edecekSempozyumun ikinci gününde ise davetli konuşmacılar Bournemouth University’den Assoc. Prof. Dr. Salvatore Scifo, “Radio, Audio and Digitalization: The Changing Roles of Broadcasters Producers and Listeners” ve Basın İlan Kurumu İlan Hizmetleri Müdürü İdris Armağan Çam, “Basın İlan Kurumu ve Yeni Medyaya İlişkin Faaliyetleri” başlıklı konuşmalarını yapacak. Sempozyumun ikinci gününde “Haber İncelemeleri”, “Dijital Dönüşüm ve Reklam”, “Gazetecilik”, “Yapay Zekâ”, ”Dijital Çağda Gerçekliğin Yeniden Üretimi”, “Dijital Dönüşüm ve Görsel İletişim Tasarımı”, “Halkla İlişkiler”, “Dijital Dönüşüm ve Yayıncılık”, “Dijital Dönüşüm ve Sinema” ve “Dijital Dönüşüm ve Siyaset” oturumları gerçekleştirilecek.6’ıncı İletişim Günleri kapsamında Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın açılışını yaptığı 3 sergi de gezilebilecek. İletişim Fakültesi Çizgi Film ve Animasyon Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasip Pektaş’ın hazırladığı “Ekslibris”, Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü öğrencilerinin haberlerden sayfa tasarımına kadar tümüyle kendilerinin hazırladığı gazeteler ve 3’üncü sınıf Halkla İlişkiler dersi kapsamında hazırlanan ‘Her eve tarım’ ve ‘Yanımda Su Var’ sergileri de gezilebilecek.

30 NİS 2019

Yeni Medya ve Gazetecilik öğrencileri gazetelerini sergiledi

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü öğrencileri, haberlerden sayfa tasarımına kadar tümüyle kendilerinin hazırladığı gazeteleri İletişim Fakültesi fuaye alanında sergiye açtı.Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü öğrencilerinin Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal’ın “Gazetecilik Uygulamaları” dersi kapsamında hazırladıkları gazete ve dergiler, İletişim Fakültesi fuaye alanında ziyaretçilerin beğenisine sunuldu.Serginin açılışını Rektör Yardımcısı ve Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Muhsin Konuk, İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör, Yeni Medya ve Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan ile Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal yaptı.Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın da ziyaret ettiği sergide öğrenciler ziyaretçileri hazırladıkları gazeteler hakkında bilgilendirip sorularını yanıtladı.  İletişim Fakültesi akademisyenlerinin ve öğrencilerinin de katılım sağladığı sergide akademisyenler öğrencilerin eserlerini dikkatle inceleyip değerlendirmelerde bulundu.Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi fuaye alanında açılan sergi beş gün boyunca devam gezilebilecek.Fotoğraf – Haber: Burak Demirbaş

30 NİS 2019

Prof. Dr. Güngör: Dijital medya bireyi çevresinden koparıyor

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Güngör, “Şimdi gelinen noktada dijital medyanın, bireyi tümüyle çevresinden koparıp kendi bireysel dünyasına kapattığını görüyoruz.” dedi.Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör, geleneksel aile ve geleneksel iletişim araçlarının belli ölçüde örtüştüğünü söylemenin mümkün olduğunu belirterek, "Her ne kadar özellikle televizyonun aile ilişkilerini zayıflattığını yıllardan beri konuştuysak da şimdi gelinen noktada dijital medyanın, bireyi tümüyle çevresinden koparıp kendi bireysel dünyasına kapattığını gördükçe televizyonun ne kadar masum kaldığını anlayabiliyoruz." dedi.Güngör, AA muhabirine, dijitalleşen çağda, sosyal medya gibi dinamiklerin geleneksel aile değerlerini nasıl etkilediğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Toplumsal hayata yeni bir teknolojinin, dolayısıyla da yeni bir aygıtın dahil olmasının toplumda bir şeylerin değişmesine yol açacağını ifade eden Güngör, "Bu araç veya aygıtın, kendi işlevsellik alanında üretim süreç ve ilişkilerine etki etme derecesi çok önemlidir. Yeni bir teknoloji, bir araç veya bir aygıtın, üretim süreçlerine etki derecesi arttıkça, onun toplumsal değişime etkisi de o ölçüde güçlüdür. Nitekim üretim süreç ve ilişkilerinin değişime uğraması, toplumun çeşitli düzeylerindeki ilişkilerin de değişim göstermesi anlamına gelir." diye konuştu.Güngör, dijitalleşmenin de kendi üretim biçim ve süreçlerini beraberinde getirdiğini anlatarak, şu değerlendirmelerde bulundu:"Küçülen ve taşınabilir makinelerle birlikte üretim biçim, ilişki ve süreçleri de tek merkezlilikten çıkıp çok merkezli, hızlı ve taşınabilir hale geldi. Yani mekân ve zamanın esnekleştiği, merkeziliğin ortadan kalktığı yeni bir üretim biçimi oluşmaya başladı. Buna bağlı olarak çalışma hayatı, çalışma dışı zaman kullanımı, iş ve iş dışı ilişkiler pek çok şey değişim sürecine girdi. Her toplumda medya genelde o toplumun siyasal, ekonomik, kültürel ve diplomasi gibi dinamiklerinden beslenir. Dijitalleşmeyle birlikte medya ekonomik açıdan büyük medya tekellerinin kıskacından çıkmaya başladı. Bir dizüstü bilgisayarla bir gazete çıkarabilir, televizyon yayını yapabilirsiniz. Dolayısıyla da büyük sermayeye gerek olmayabilir."Kültürel açıdan dijital medyanın herkesin, her kültürel kesitin temsil edilebildiği bir alana doğru evrildiğini aktaran Güngör, bunun da kültürel çoğulculuğun yerleşmesi açısından önemli olduğunu söyledi.Dijital medya ve toplumsal etkileriGüngör, dijital medya ve toplumsal etkisinin olumlu yöne gitmesinde hukuksal sınırların önemli olduğunu dile getirerek, "Herkesin kendisine yer bulabildiği, kendisini ifade edebildiği bir ortamın elbette olumlu etkileri vardır. Ancak sistem kurulmazsa, hukuksal kurallar ve normlar oluşturulmazsa yarar yerine zarar da getirebilir. Her şeyden önce bilinçli toplum, bilgi ve akıl sahibi, eğitimli vatandaşların varlığı önem taşımaktadır." dedi.Medyanın toplumu şekillendirme özelliğine dikkati çeken Güngör, sanal ortamların ilişki ağını genişleteceği, mekansal ve zamansal sınırların zayıflayacağı öngörüsünde bulundu.Güngör, insanlar arası ilişkilerin çözüldüğü, bilgi paylaşımı açısından da daha yoğunlaştığı bir toplumsal yapıya doğru gidildiğine vurgu yaparak, şunları kaydetti:"Yani çok bilgi, az ilişki biçiminde bir yapı. Huzur ve mutluluk konusu ise gelecekteki o dönem insanlarının duygu, ruh ve akıl yapılarına bağlı olacağı için şimdiden bir şey söylemek çok zor. Geleneksel aile ve geleneksel iletişim araçlarının belli ölçüde örtüştüğünü söylemek mümkün. Her ne kadar özellikle televizyonun aile ilişkilerini zayıflattığını yıllardan beri konuştuysak da şimdi gelinen noktada dijital medyanın, bireyi tümüyle çevresinden koparıp kendi bireysel dünyasına kapattığını gördükçe televizyonun ne kadar masum kaldığını anlayabiliyoruz. En azından insanlar bir dizi ya da film izlemek, haber dinlemek için televizyon başında bir araya toplanabiliyorlardı. Konuşmasalar bile, birbirlerini görüyorlardı. Bugün ise bireyler aynı evde ama kendi odalarına kapanarak bilgisayarlarıyla baş başa kalırken, diğer bireylerden tümüyle soyutlanmaktalar. Bu da dijitalleşmeyle bireyselleşme, dolayısıyla da grup yapısının dışına çıkma, kendi sanal kalabalıklığında kaybolup gitme tehlikesini getiriyor."Yeni medya kullanımında ebeveyn eğitimiProf. Dr. Güngör, dijital medyanın aile ilişkileri açısından, kontrol altına alınmadığı, insanların, özellikle de ailelerin yeni medyayı kullanım konusunda gerekli biçimde eğitilmemesi durumunda sonucun olumlu olmayacağını söyledi.Medyanın her ne olursa olsun dışarıdan birtakım değerlerin, davranış biçimlerinin, yaşam biçimlerinin aktarıldığı mecralar olduğunu anlatan Güngör, "Dolayısıyla da bir toplumun medyasının içeriği oluşturulurken o toplumun özgün kültürel geleneğinin, değerlerinin, yaşam biçimlerinin, medyanın içeriğindeki yer alış yoğunluğuna bakılması ve medyadaki içerik oluşturma planlamasının da ona göre yapılması gerekir. İnsanlar medya aracılığıyla elbette farklı içeriklerle, başka kültürlerle, başka toplumlarla tanışsınlar, onlar hakkında bilgilensinler ama kendilerine özgü olanın da dışarıda tutulmaması gerekir. Bu oranın ayarlanması da bir planlama işidir, profesyonellik işidir." diye konuştu.Güngör, yeni medya kullanımında eğitimin önemine işaret ederek, "Dijital medyanın ya da yeni medyanın kullanımı konusunda ilkokuldan başlayarak eğitim verilmesi zorunludur. Öncelikle örgün eğitim içerisinde medya okuryazarlığı ve hatta yeni medya okuryazarlığı konuları yeterli oranda yer almalıdır ve bu derslerin konunun uzmanlarınca verilmesi sağlanmalıdır. Ayrıca yetişkin seminerleri gibi birtakım eğitim programlarıyla da sürecin desteklenmesi gerekir." ifadesini kullandı.AA

18 NİS 2019

Brand Camp Marka Günleri 3. kez Üsküdar’da!

Üsküdar Üniversitesi, “Brand Camp Marka Günleri” etkinliğine 3. kez ev sahipliği yapıyor. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesinin geleneksel hale getirdiği Brand Camp Marka Günleri etkinliği sektörün önde gelen isimlerini öğrencilerle buluşturmaya devam ediyor.İletişim Fakültesi Reklam Tasarımı ve İletişimi Bölümü ile Halkla İlişkiler Bölümünün ortaklaşa düzenlediği etkinliğe Wave İstanbul Storyteller Onur Çakı, Promedia PR Ajans Başkanı Feray Alpay, Reklam Derneği Ajans Başkanı aynı zamanda Tazefikir Reklam Ajansı Başkanı Çağlar Gözüaçık, Y&R Team Red ekibinden Reklam Yazarı Burcu Tatari ve Reklam Yazarı Hüseyin Gündüz konuk oldu.Üsküdar Üniversitesi Güney Yerleşke İletişim Fakültesi Fuat Sezgin Konferans Salonunda gerçekleşen etkinliğin sunuculuğunu Reklam Tasarımı ve İletişimi 2. Sınıf öğrencileri Özge Özcan ve Anıl Özkonuş üstlendi. Brand Camp Marka Günleri etkinliği saygı duruşu ardından İstiklal Marşı’nın okunması ile başladı.Etkinliğin açılış konuşmalarını Reklam Tasarımı ve İletişimi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Özgül Dağlı ve İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör yaptı.Doç. Dr. Dağlı: “Brand Camp Marka Günleri öğrencilerimizin oluşturduğu bir fikir”Doç. Dr. Özgül Dağlı, gelenekselleşme yolunda ilerleyen Brand Camp Marka Günleri fikrinin öğrenciler tarafından geliştirildiğini belirterek ortaya çıkış hikâyesini katılımcılarla paylaştı. Dağlı, “Brand Camp Marka Günleri etkinliği bu sene üçüncüsü ile karşınızda aslında bu öğrencilerimizin reklama giriş dersinde geliştirdiği, afiş tasarımları dahi öğrencilerimizin oluşturduğu bir fikir. Umuyorum ki Brand Camp fakültemizde gelenekselleşerek marka olarak anılacak bir etkinlik olacak” dedi.Doç. Dr. Dağlı: “Teknolojik gelişmeler markanın başarısında önemli faktörlerdendir”Reklam sektöründeki teknolojik gelişmelere ilişkin paylaşımlarda bulunan Dağlı, yaşanan teknolojik gelişmelerin marka başarısında önemli rol oynadığını ifade etti. Dağlı, “Reklam ve marka ile ilişkili tüm sektörler için başarının yolu yaratıcılık ve bilimin birlikte harmanlandığı doğru bir pazarlama iletişimi stratejisinden geçiyor. Teknolojik gelişmeler, yoğun rekabette bir markanın başarısında göz önünde bulundurulması gereken önemli faktörlerin başında yer alıyor, reklam sektöründeki hızlı teknolojik dönüşümler reklam ve pazarlama araştırmalarındaki yenilikleri sektörle değerlendirmek oldukça önemli” şeklinde konuştu.Prof. Dr. Güngör: “Sektörle buluşmalar derslikteki eğitimlerin önemli bir pekiştiricisi!”Prof. Dr. Nazife Güngör üniversitede oluşturulan networklerin, yapılan ortak çalışmaların iş hayatında önemli katkıları olduğunu belirterek sektörden isimler ile öğrencilerin bir araya gelmesinin önemli bir fırsat olduğunu ifade etti. Güngör, “Üniversitede kurduğunuz arkadaşlıklar, birlikte yaptığınız çalışmaların uzantısı iş hayatıdır. Her biriniz sektörün bir yerinde yer alacaksınız ve birbirinizden haberdar olacaksınız.  Birtakım işleri hem sektörde hem profesyonel hayatta birlikte çoğaltacaksınız. Sektörle buluşmalar bilimsel çalışmaların, derslikteki eğitimlerin çok önemli bir pekiştiricisi. Sektördeki kişileri burada tanıyarak yavaş yavaş sektöre kayıyorsunuz. Bu tür platformlar önemli buluşma, önemli paylaşım ve önemli işbirliği platformlarıdır” dedi Güngör sektörle buluşmaların sıklıkla yapılması ve desteklenmesi gerektiğini vurguladı.Çakı, Konvansiyonel taraf dijitali, dijital taraf konvansiyoneli kabul etmiyor”Açılış konuşmaları ardından Wave İstanbul Storyteller Onur Çakı, “Marka ve Reklam Üzerine” konulu sunumunu yaptı. Kendisi hakkında bilgi veren Çakı, tecrübelerini katılımcılarla paylaştı. Çakır, 20 senedir hem konvansiyonel alan hem de dijital alanda çalıştığını belirtti. Çakır, “Yaklaşık 20 senedir hem konvansiyonel reklam hem dijital reklam alanında çalıştım ve hep şunu gördüm konvansiyonel taraf hiçbir zaman dijitali, dijital taraf da hiçbir zaman konvansiyonel tarafı kabul etmiyor” dedi.Alpay, “Her şey beyinde başlayıp beyinde bitiyor”Promedia PR Ajans Başkanı Feray Alpay, “Marka ve Reklam Üzerine” konulu sunumunu yaptı. Çalışmaları hakkında bilgi veren Alpay, halkla ilişkiler sektörünün geleceği ile ilgili paylaşımlarda bulundu. Alpay, “Sektörün geleceği ile ilgili yapılan çalışmalarda neuromarketing çalışmalarının önemi büyük, ardından internet ve sosyal medya geliyor. Gelenekselin dışında günümüzde neuromarketing çalışmaları çok önem kazandı” şeklinde konuştu. Teknolojik gelişmelerin takip edilmesi gerektiğini vurgulayan Alpay, öğrencilere tavsiyelerde bulundu. Alpay, “Her şey beyinde başlayıp beyinde bitiyor, beyine bu kadar önem veren bir üniversitede iletişim ile ilgili eğitim alıyorsunuz bunun kıymetini iyi bilin” dedi. Reklam sektöründeki önemli isimler konuşulduEtkinliğin 2. oturumunda Reklam Derneği Ajans Başkanı ve Tazefikir Reklam Ajansı Başkanı Çağlar Gözüaçık,  “Neden Reklamcı Oldum? Nasıl Reklamcı Olursun?” konulu sunum yaptı. Reklam Derneği hakkında bilgi veren Gözüaçık derneğin yaptığı ve yapacağı projelere değindi. Gözüaçık, reklam mesleğini seçme nedenlerini belirterek sektördeki önemli isimler hakkında paylaşımlarda bulundu.Yaratıcı işler üzerinden yaratıcı süreç ele alındıY&R Team Red ekibinden Reklam Yazarı Burcu Tatari ve Reklam Yazarı Hüseyin Gündüz “Reklamda Yaratıcı Strateji Konuşuyoruz” konulu sunum yaptı. Yaratıcı işlerin meydana geliş aşamasında yaşanılan sıkıntılara değinen Tatari, sorunların üstesinden nasıl geldiklerini anlattı. Hüseyin Gündüz ise ödül kazanmış yaratıcı işler üzerinden yaratıcı süreç ile ilgili öğrencilere bilgi verdi.Toplu fotoğraf çekimi ardından etkinlik sona erdi.

16 NİS 2019

Marka Konuşuyoruz'da “Bozkırda Bir Modern” konuşuldu

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü tarafından organize edilen “Marka Konuşuyoruz” etkinliğinin bu haftaki konuğu; ‘Bozkırda Bir Modern’ Belgesel Filmi Yönetmeni Kurtuluş Özgen oldu.Üsküdar Üniversitesi Güney Yerleşkede gerçekleştirilen etkinlikte ‘Bozkırda Bir Modern’ Belgesel Filminin katılımcı öğrencilerle birlikte izlenmesinin ardından yönetmen Kurtuluş Özgen ile belgesel filminin analizi yapıldı.“Türk toplumu üretimden kopup, tüketime yöneldi”Bir toplumun ulusa dönüşebilmesi için kendi ayaklarının üzerinde durması gerektiğini söyleyen Özgen, “Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk sanayi tesisi Sümerbank’tır. Günümüzde Türk toplumu üretimden kopup tüketime yöneldi. Ben de bu filmi bir hatırlatma için yaptım. Bu filmle tarihe şerh düşmek istedik” dedi.Etkinliğin devamında Özgen, öğrencilerin sorularını yanıtladı.Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Hale Yaylalı tarafından Yönetmen Kurtuluş Özgen’e plaket takdiminin ardından etkinlik sona erdi.

12 NİS 2019

Haber Üsküdar web sitesi tanıtıldı

 Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencilerine internet gazeteciliği alanında pratik yapma imkânı sunacak Haber Üsküdar web sitesinin tanıtım toplantısı gerçekleştirildi. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan, İletişim Fakültesi öğrencilerine internet gazeteciliği yapma fırsatı sunacak Haber Üsküdar web sitesini öğrencilere tanıttı.Fuat Sezgin Konferans Salonunda gerçekleşen tanıtımda Prof. Dr. Süleyman İrvan, İletişim Fakültesi’nin basılı bir gazetesinin yanında haber sitesi olmamasının önemli bir eksiklik olduğunu belirterek konuşmasına başladı. Yakında faaliyete geçecek olan haber sitesinin yalnızca hazırlanan haberleri yayımlayan bir site olmayacağını, aynı zamanda öğrenciler açısından eğitici bir işlevi de yerine getireceğini dile getirdi.İletişim Fakültesinin tüm öğrencileri içerik yükleyebilecek İletişim Fakültesi öğrencilerinin tamamının siteye giriş yapıp haber yazabileceğini ifade eden İrvan, öğrenciler tarafından yüklenen haberlerin editörler tarafından kontrol edileceğini ifade etti. İrvan, internet haberciliği alanında öğrencilere tecrübe kazandırmayı hedeflediklerini belirtti.Prof. Dr. Süleyman İrvan’ın ardından söz alan Üsküdar Üniversitesi Yazılım Birimi Yönetici Yardımcısı Engin Bayır öğrencilere yazılım birimi tarafından oluşturulan siteyi tanıttı ve öğrencilerin siteye nasıl giriş yapacaklarını, hazırladıkları haberleri nasıl yükleyeceklerini, yazacakları başlık ve spotların nasıl olması gerektiğini anlattı.Tanıtım sırasında öğrencilerin sorularını da cevaplayan Bayır ve Yazılım Birimi yöneticisi Hakan Özdemir, haber sitesinin yeterli sayıda haber girişi yapıldıktan sonra okurlara açılacağını söyledi. Haber: Berkay ÖzayFotoğraf: Burak Demirbaş  

28 MAR 2019

'Yeni Medya ve Aile Çalıştayı' Üsküdar Üniversitesinde yapıldı

“Yeni Medya ve Aile” Çalıştayı, Üsküdar Üniversitesinde gerçekleştirildi. Üsküdar Üniversitesi ve İstanbul Aydın Üniversitesi ortaklığı, Millî Eğitim Bakanlığı İstanbul İl Müdürlüğü paydaşlığıyla düzenlenen çalıştayda; iletişim, tıp, adli bilimler, psikiyatri, çocuk gelişimi, psikoloji ve sosyoloji gibi farklı alandan 86 uzman, yeni medya ve aile ilişkisini her yönü ile ele aldı. Çalıştay sonunda açıklanan sonuç bildirgesinde, yeni medyanın çocuklarda dikkat eksikliği ve davranış bozukluğuna yol açtığı, çocukların yetişkinler tarafından cinsel tacize açık duruma geldiklerine dikkat çekildi. Bildirgede yeni medyanın eşler arası duygusal bağların zayıflığından yararlandığı da vurgulandı. Ailelerin siber güvenlik konusunda bilgili olmadığına yer verilen bildirgede, siber zorbalıkla ilgili yeni bir yol haritasına ihtiyaç olduğu ve medya okuryazarlığı eğitiminin yaygınlaştırılması gerektiği de vurgulandı. “Yeni Medya ve Aile” Çalıştayı; Üsküdar Üniversitesi, İstanbul Aydın Üniversitesi ve Millî Eğitim Bakanlığı İstanbul İl Müdürlüğü ortaklığı ile Üsküdar Üniversitesi Güney Yerleşkesi’nde düzenlendi.Yeni medyanın etkileri doğru gözlemlenmeliProf. Dr. Fuat Sezgin Konferans Salonunda düzenlenen açılış töreninde konuşan Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör, hayatımızın içerisinde yeni bir olgu olarak yer alan yeni medyanın, kısa sürede gelişerek hızla toplumsal dokulara ve kültürün içine eklemlendiğini söyledi. Bir olgunun toplumsal ve kültürel bir olgu olarak tanımlanmaya başlamışsa, bir toplumun dokuları arasında yer almaya başlamışsa artık toplumsal dönüşümü etkileyeceğini de belirten Güngör, üniversitelerin bu süreci doğru şekilde izleyip gereken önlemlerin alınmasında önemli bir görev üstlendiğini kaydederek “Bu etkinin yönünü belirlemek çok önemli, eğer topluma giren yeni dinamiği kendi haline bırakırsanız o toplumsal değişimin ne tür etkilere neden olacağını kontrolsüz bırakırız. Bu durumda daha sonra ortaya çıkacak olumlu ya da olumsuz her tür süreçten biz sorumluyuz demektir. Üniversitelerin görevi toplumsal hayatın içerisine dahil olan yeni dinamikleri anında gözlemlemek, anında ve doğru izlemek, doğru yöntemlerle izlemek ve bu toplumsal eklemlemelerin doğru bir sentezleme ile yol almasını sağlamaktadır” dedi. Prof. Dr. Nazife Güngör, çalıştayda gerçekleştirilecek komisyon çalışmalarından çıkacak görüş ve önerileri Milli Eğitim Müdürlüğü’nün destekleri ile ilgili kurumlarla paylaşacaklarını söyledi.Çözüm önerileri ortaya konulacakİstanbul Aydın Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hülya Yenğin de iletişimde bir değişim ve dönüşümün yaşandığını, bu durumun toplumun temel taşı olan aileyi etkilediğini belirterek “Toplumun her kesimini etkiliyor, bireylerin alışkanlıklarını da belirliyor, bir yaşam biçim sunuyor, bir yaşam biçimi oluşturuyor. Toplumun temel taşı aile de yeni medyayı seviyor ve kullanıyor. Yeni medya aile yaşamının içine yerleşiyor. Bu çalıştayda yeni medyanın etkileri tartışılacak, oluşturduğu sorunlar belirlenecek. Çözümler bulunacak, yeni medyaya bağımlılık tartışılacak. Yeni medya ve etik masaya yatırılacak, anne baba çocuk iletişiminde yeni medyanın etkisi belirlenecek. Yeni medya ve sağlık sorunları irdelenecek. Sosyal politikalar ve hukuki iyileştirmeler bağlamında tüm etkiler ve sorunlara çözüm önerileri üretilecek” dedi.Çalıştaydan çıkacak sonuçları yol haritası yapacağızİstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Levent Yazıcı da bu tür çalışmaları her zaman desteklediklerini belirterek 2023 vizyonunda çok net belirttikleri gibi okul, çocuk, öğrenci ve ailenin bütünleşmesinin önemine vurgu yaptı. Üniversitelerin çoklu katalizör görevi gördüğü çoklu çalışmaların İstanbul’da yoğun bir şekilde devam ettiğini ifade eden Yazıcı, “Bu çerçevede yeni medyanın çocuğa olan özel etkilerini çok yönlü olarak birlikte görmek çok önemli. Bu sürecin gelişiminde birlikte değerlendirmeler yapmak, önümüze özellikle yeni yol haritaları çıkarmak için bizler de buradayız. Akademik çevrelerce üretilen yeni bilginin, yön verecek uygulamaların ancak buna inanmış, emek verecek insanlarla mümkün olabileceğine inanıyorum. Buradan çıkacak çalışmaları yol haritası yapacağız. Burada elde edilecek sonuçların yeni medya ve aileye yansımalarının mutlaka kendi stratejik çalışmalarımızda yer almasına gayret edeceğiz. Bu birlikteliği uygulama boyutlarında da ele alacağız” diye konuştu.Medeniyet krizi ailede başladıÜsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan ise dünyada gelişmiş ülkelerin ve özellikle Batı’nın bir medeniyet krizi yaşadığını, bunun ailede başladığını ve eğitimi etkileyeceğini söyledi. Eğitimin bir ekosistem olduğunu belirten Tarhan, yeni eğitim vizyonunun o sistemi sadece öğretmen ve öğrenciden ibaret saymadığını ve ailenin de sisteme dahil edildiğini kaydetti.Sosyalliği katleden bir sosyal medyaTarhan, BBC ile Manchester Üniversitesi tarafından dünya genelinde 55 bin kişi üzerinde yapılan bir araştırmanın gençlerle ilgili çok çarpıcı sonuçlar ortaya koyduğuna dikkat çekti. Tarhan, “16-24 yaş arasındaki genç grubunda farklı bir durum, yalnızlık ortaya çıkıyor. Bu yalnızlık dijital bağımlılıkla beraber oluyor. Bu yeni medya demek. Dijital bağımlılığı olan gençler, o kadar çok odaklanmışlar ki kalabalıklar içerisinde yalnızlar. Bu gençlerde sosyal ve psikolojik izolasyon var. Ayrı bir dünyada, sanal bir evrende yaşıyorlar. Adı sosyal medya ama sosyalliği katleden bir sosyal medya. Neden katlediyor? Onlarca arkadaşı var ama biri onu ‘like’ yapmadığı yani beğenmediği zaman ya da kızdığı zaman pat diye kapatıyor. Oysa gerçek hayatta fiziksel sosyallikte öyle değil. Karşındaki kişiyi ikna etmek zorundasın, sosyal temas zorunluluğu var. Sosyal medya bencil ve sahte bir sosyallik ortaya çıkarıyor” dedi.Dijital bağımlılığın üç özelliğiDijital bağımlılıkta üç özelliğin tespit edildiğini belirten Tarhan, “Birincisi bu kişilerin öz bakımları zayıf oluyor. Kişisel temizliklerine özen göstermiyorlar. Sıcak yemek yemiyorlar. İkinci özellikleri dini, milli ve ideolojik aidiyetlere gerek olmadığını düşünüyorlar. Üçüncü özellikleri ise evlilik kurumunu gereksiz görüyorlar” dedi.“Aile güçlenirse sosyal medyadaki sorunlar da düzelir”Prof. Dr. Nevzat Tarhan, çalıştayda verimli sonuçlar elde edilmesini temenni ederek “Ailenin güçlenmesi demek sosyal medyadaki pek çok sorunun düzelmesi demek. Bunun için de üniversitelerle birlikte eğitim sisteminin dahil olması ve öğretmenlerimizin inanması gerekiyor. Anne ve babayı da eğiten öğretmenlerdir. Öğretmenler aslında anne-babaya mesaj veriyor” dedi. “Yeni medya” her yönü ile ele alındı“Yeni Medya ve Bağımlılık”, “Yeni Medya ve Ebeveyn - Çocuk İlişkisi, “Yeni Medya ve Eşler Arası İletişim”, “Yeni Medya ve Sağlık Sorunları”, “Yeni Medya ve Etik” ve “Sosyal Politikalar ve Hukuki İyileştirmeler” başlıklı oturumlarda  iletişim, tıp, adli bilimler, psikiyatri, çocuk gelişimi, psikoloji ve sosyoloji gibi birçok farklı alanda çalışmalarını yürüten 86 uzman bir araya geldi.Çalıştay sonunda grup sözcüleri tarafından tespit, görüş ve çözüm önerileri paylaşıldı. Buna göre grupların tespit ve önerileri şöyle oldu:“Yeni Medya ve Bağımlılık”Tespitler: Bağımlılık, bağlı olma, sosyal medya gibi alana özgü temel kavramların tanımlanmasında sorunlar görülüyor. Sosyal medya, mobil, dijital oyun gibi bağımlılık türlerini belirleyen kriterlerin standart hale gelmemesi. Bilişim teknolojilerinin doğru kullanımı ve bağımlılık konularında anne-babaların teorik ve uygulama boyutunda yetersiz olması. Güncel bilişim teknolojilerinin bilinçli ve güvenli kullanımı konusunda eğitimcilerin yetersiz kalması. MEB’e bağlı okullarda müfredatların güncel bilişim teknolojileri ile entegre hake gelmemiş olması. Medya Okuryazarlığı ve Bilişim Teknolojileri derslerini alan uzmanlarının okutmaması.Öneriler: Temel kavramların tanımlanması ve kriterlerin belirlenmesi noktasında çeşitli akademik ve özel sektöre bağlı kurumlarda ölçek geliştirme çalışmalarının desteklenmesi ve geniş kitlelere uygulanması konusunda kolaylık sağlanmalı. Evlilik arifesinde kurulacak anne-baba okullarında eğitimler verilmeli. Aileler çocuklarını iyi gözlemlemeli yetenekleri doğrultusunda yönlendirmeli. Ailelerin yasaklamaya gitmek yerine aile fertlerinin bir arada dijital detoks yapması ve daha çok bir arada zaman geçirmeye özen göstermesi. Veli-sınıf toplantılarında konunun gündeme getirilmesi ve ailelere sosyal medya aracılığı ile ulaşılması. Eğitim Fakültesi müfredatlarının güncellenmesi, Yeni Medya Bölümü müfredatlarının güncellenmesi. Derslerin geleneksel öğretim yöntem ve araçları dışında güncel yöntem ve dijital araçlarla yönlendirilmesi. Üniversiteler, teknik sorumlular, Milli Eğitim Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, bağımlılık konusunda çalışan dernekler, İl Sağlık müdürlükleri, müftülükler, sosyal yardımlaşma dernekleri ortak çalışmalar yürütmeli. “Yeni Medya ve Etik”Tespitler: Çocuklar da dahil herkes içerik üreticisi haline geldi. Bu da medya okuryazarlığını daha da önemli hale getirdi. Ciddi şekilde dijital emek sömürüsünün yanı sıra yeni medya ile doğru yanlış her tür bilginin/haberin teyit edilmeden yayılması söz konusu. Dijital oyunlarda çok fazla marka reklamı, şiddet, cinsellik ve cinsiyetçilik söz konusu. Yeni medyada özel yaşamın gizliliği ciddi bir şekilde ihlal ediliyor ve nefret söylemi çok fazla.Öneriler: Medya okuryazarlığının yaygınlaştırılması gerekir. Medya Okuryazarlığı dersi zorunlu hale getirilmeli ve dersleri İletişim Fakültesi mezunlarının vermesi sağlanmalıdır. Ailelere ve din görevlilerine de Medya Okuryazarlığı eğitimi verilmelidir. Telif Hakları konusunda çalışma yapılmalıdır. Doğrulama mekanizmaları kurulmalıdır. Etik ilkeler geliştirilmeli. Reklam Öz Denetim Kurulu bir çalışma yapmalı. Sosyal medyadaki mahremiyet ihlallerini gidermeye yönelik Sosyal Medya Etik Konseyi kurulmalı. Habercilikteki  etik ihlalleri gidermek için de medya öz denetim kurumları oluşturulmalı. Nefret söylemini tanımlayan ve önlemeye yönelik yasal çalışmalar yapılmalı. Aynı zamanda etik ilkeler içinde de nefret söylemini ortadan kaldırmaya yönelik öneriler geliştirilmeli. Talim Terbiye Kurulu, Milli Eğitim Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Sanayi Bakanlığı Reklam Kurulu, Reklam Öz Denetim Kurulu, Sosyal Medya Etik Konseyi, gazetecilik meslek örgütleri ortak çalışmalar yürütmeli.“Yeni Medya ve Ebeveyn Çocuk İlişkisi”Tespitler: Çocuklarda dikkat eksikliği, davranış bozukluğu, kaygı problemleri ortaya çıkmaktadır. Birçok çocuk okula gitmek yerine Youtuber ya da gamer (oyuncu) olmak istemektedir. Araştırmalar sonucu siber zorbalık yaşayıp bunu paylaşacağını söyleyen öğrencilerin sayısının çok düşük olduğu görülmüştür. Çocuklar kendi cinsel  fotoğraflarını yayınlamakta ve başkalarından da cinsel fotoğraflar kendilerine gelmektedir. Çocuklar yetişkinler tarafından cinsel tacize açık duruma gelmişlerdir.Öneriler: Konuyla ilgili ebeveynler bilgilendirilmelidir. Olumlu anne-babalık becerilerine sahip olmaları gerekmektedir. Anne-babalık eğitimleri yaygınlaştırılmalıdır. Bu eğitimler de eğitim almış eğitimciler tarafından yapılmalıdır. Ebeveynlerin bilinçlendirilmesinin yanı sıra öğretmenler de bilinçlendirilmelidir.  Okullar rehberlik servisiyle velileri bilinçlendirmeli, konuk çağırmalı. Çevrimiçi risklerden korunmak adına okullarda önleyici çalışmalar sürdürülebilir şekilde yapılmalıdır.  Önleyici çalışmalara ek olarak müdahale de yapılmalıdır. Siber zorbalık vakalarında bir yol haritası olmalıdır. Alternatif içerik üretilmelidir. Ek tedbirlere ihtiyaç vardır.“Yeni Medya ve Eşler Arası İletişim”Tespitler: Yeni medya eşler arası duygusal bağların zayıflığından yararlanır. Yeni medyanın kimlik gizlenerek kullanılması. Ekonomik zorluklar insanların sosyal aktivitelerde bulunmasını zorlaştırmakta ve yeni medya mecralarına yönlendirmektedir.Öneriler: Dijital Medya Okuryazarlığı eğitimleri yapılmalıdır. Bu eğitimler anaokulu ile beraber başlamalı, sosyal hayatta devam etmelidir. Ailede eşler arasındaki duygusal bağların güçlendirilmesi ve aile arasındaki etkileşimin geliştirilmesi gereklidir. Bunun için evlilik öncesi ve sürecinde kurslar ve eğitimler düzenlenmelidir. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları ortak çalışmalar yürütmelidir.“Yeni Medya ve Sağlık Sorunları”Tespitler: Sosyalleşememe, sosyal yaşantının parçalanması. Yeni medyanın psikolojik ve ruhsal sorunları artırması. Fiziksel sağlık sorunlarını artırması. Artırılmış sanal gerçeklik uygulamalarının geleceğe yönelik sağlık sorunlarına yol açması. Sağlık hizmetlerinde hasta ve sağlık çalışanlarının mahremiyetine önem verilmemesi.Öneriler: Aile fertlerinin birlikte zaman geçirmeye yönlendirilmesi. Aile içi iletişim konusunda topyekun eğitimler ve seminerler verilmesi. Hasta ve çalışan hakları yönetmeliklerinde yaptırımlar artırılmalıdır. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları ortak çalışmalar yürütmelidir.“Sosyal Politikalar ve Hukuki İyileştirmeler”Tespitler: Emniyet Müdürlüğü ve yasal süreçlerde görev alacak nitelikli personel eksikliği bulunuyor. Aileler siber güvenlik konusunda bilinçli değil. Çocuklara sosyal medya kullanımı  ve tehlikeleri konusunda farkındalık kazandırılması için bilinçlendirme yapılmalı. Maddi Hukuk ile ilgili olarak mevzuat belirsiz ve dağınık, süreçler yavaş ve mağduriyetleri ve suçu aydınlatma konusu zor. Medyada çocuğun korunmasına ilişkin yasal düzenlemeler yetersiz. Rehberlik ve psikolojik danışmanlık konusunda Milli Eğitim Bakanlığı’nın politika anlamında müfredatına medyanın  etkileri, siber zorbalık gibi konuların yerleştirmesi gerekir.Öneriler: Nitelikli personel konusunda üniversitelerde yüksek lisans ve sertifika programları açılmalı. Temel Aile Eğitimi konusunda bilinçlendirme ve farkındalık çalışmaları yapılmalı. Siber zorbalık konusunda aile ve çocuklar duyarlı hale getirilmeli. İlk adım okulda atılmalı. Çocukların bilgisayar karşısında geçirdiği süre takip edilmeli. Ebeveynler çocukları hangi siteleri ziyaret edecekleri konusunda bilgilendirmeli, kural koymalı. Tanımadığı kişilerle iletişime geçmemesi konusunda uyarmalı, kişisel bilgilerin paylaşımı konusunda mutlaka bilgilendirmeli. Milli Eğitim Bakanlığı, ilgili bakanlıklar, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları ortak çalışmalar yürütmelidir.Alanında uzman birçok isim, bu çalıştayda buluştuÜsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi, İstanbul Aydın Üniversitesi İletişim Fakültesi, Millî Eğitim Bakanlığı İstanbul İl Müdürlüğü, İAÜ Toplumsal Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi (TARMER), İAÜ Yeni Medya Uygulama ve Araştırma Merkezi, ÜÜ İnsan Odaklı İletişim Merkezi (İLİMER) ve ÜÜ Stratejik Araştırma ve Geliştirme Kulübü (ÜSAK) paydaşlığında; yeni medya kavramının sosyal ve kültürel hayattaki etkilerini izlemek ve değerlendirmek amacı ile düzenlenen çalıştay, alanında uzman birçok ismi buluşturdu.Görüşlerini paylaştılar, fikir alışverişinde bulundularÜsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan, Üsküdar Üsküdar Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Serhat Özekes, Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Aylin Tutgun Ünal, Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Dr. Öğr. Üyesi Zekai Genç, NPİSTANBUL Beyin Hastanesinden Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Cemal Onur Noyan, Psikiyatri Uzm. Doç. Dr. Emel Sarı Gökten, Uzm. Klnk. Psk. Ahmet Yılmaz, İstanbul Aydın Üniversitesi Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Özyılmaz, İstanbul Aydın Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cebrail Kısa, Medipol Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Büyükaslan, İstanbul Aydın Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Ayten Övür, İstanbul Aydın Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Şahide Güliz Kolburan, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cem Sefa Sütçü, Trakya Üniversitesi BÖTE Öğretim üy. Doç. Dr. Nilgün Tosun, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Murat Kırık ve daha birçok alanında uzman isim yeni medya ve aile ilişkisini çeşitli açılardan ele aldı.

26 MAR 2019

“Yeni Medya ve Aile” kavramları Üsküdar Üniversitesi ve İstanbul Aydın Üniversitesi ortaklığıyla yapılan çalıştayda konuşulacak

Üsküdar Üniversitesi, İstanbul Aydın Üniversitesi ortaklığı ve Millî Eğitim Bakanlığı İstanbul İl Müdürlüğü paydaşlığıyla düzenlenen çalıştayda; iletişim, tıp, adlî bilimler, psikiyatri, çocuk gelişimi, psikoloji ve sosyoloji gibi birçok farklı alanda yer alan 86 uzman, yeni medya ve aile ilişkisini her yönüyle ele alacak. “Yeni Medya ve Aile” Çalıştayı; Üsküdar Üniversitesi, İstanbul Aydın Üniversitesi ve Millî Eğitim Bakanlığı İstanbul İl Müdürlüğü ortaklığı ile 27 Mart 2019 Çarşamba günü Üsküdar Üniversitesi Güney Yerleşkesi’nde gerçekleştirilecek.Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi, İstanbul Aydın Üniversitesi İletişim Fakültesi, Millî Eğitim Bakanlığı İstanbul İl Müdürlüğü, İAÜ Toplumsal Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi (TARMER), İAÜ Yeni Medya Uygulama ve Araştırma Merkezi, ÜÜ İnsan Odaklı İletişim Merkezi (İLİMER) ve ÜÜ Stratejik Araştırma ve Geliştirme Kulübü (ÜSAK) paydaşlığında; yeni medya kavramının sosyal ve kültürel hayattaki etkilerini izlemek ve değerlendirmek amacı ile düzenlenen çalıştayda; ‘Yeni medya ve bağımlılık’, ‘Yeni medya ve etik’ , ‘ Yeni medya ve ebeyen-çocuk ilişkisi’ , ‘ Yeni medya ve eşler arası iletişim’ , ‘ Yeni medya ve sağlık sorunları’ , ‘Sosyal politikalar ve hukuki iyileştirmeler’ ana başlıklarında, iletişim, tıp, adlî bilimler, psikiyatri, çocuk gelişimi, psikoloji ve sosyoloji vb. birçok farklı alanda çalışmalarını yürüten uzmanlar bir araya gelecek.Yeni Medya teknolojileri hayatımızdaki birçok tesiriyle, aile içi ilişkileri değişime uğratıyor…Toplumun temel taşı olarak görülen aile hayatında yeni medya teknolojilerinin etkisiyle sürekli değişim yaşanıyor. Kontrolsüz, bilinçsiz ve eğitimsiz şekilde kullanıldığında, yararından çok zararlarıyla karşılaşılan yeni medya teknolojilerinin; aile yapısına, aile içi iletişime, çocukların gelişim süreçlerine, fiziksel ve mental sağlıklarına olası etkilerinin vakit çok geç olmadan tespit edilmesi gerekiyor. Bu doğrultuda; eğitim, hukuk ve sosyal politikalar alanlarında gerekli önlemler alınarak sorunların çözümüne dair yol haritaları hazırlanması gerekiyor.Alanında uzman isimler, bu çalıştayda buluşacak“Yeni Medya ve Aile” Çalıştayı, alanında uzman birçok ismi bir araya getirecek. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan, Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurper Ülküer, Üsküdar Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Serhat Özekes, Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Aylin Tutgun Ünal, Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Dr. Öğr. Üyesi Zekai Genç, NPİstanbul Beyin Hastanesinden Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Cemal Onur Noyan, Psikiyatri Uzm. Doç. Dr. Emel Sarı Gökten, Uzm. Klnk. Psk. Ahmet Yılmaz, İstanbul Aydın Üniversitesi Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Özyılmaz, İstanbul Aydın Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cebrail Kısa, İstanbul Aydın Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Ayten Övür, İstanbul Aydın Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Şahide Güliz Kolburan, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cem Sefa Sütçü, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Murat Kırık vb. daha birçok uzman, yeni medya ve aile ilişkisini konuşacak.

21 MAR 2019

Türkiye’de gazetecilik depresyonda mı?

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde düzenlenen söyleşide Habertürk yazarı Sevilay Yılman ile Demirören Haber Ajansı (DHA) Dış Haberler Editörü Galip Eraydın Türkiye’de gazetecilik üzerine önemli değerlendirmelerde bulundu. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan’ın moderatörlüğünü yaptığı söyleşide, gazeteciliğin geçirdiği dijital dönüşüm ile gazetecilerin yaşadıkları sıkıntılar konuşuldu.Açılış konuşmasını yapan İrvan, etkinliği gerçekleştirme amaçlarının gazeteciliğin ülkemizde genel sorunları ve geleceğini tartışmak olduğunu dile getirdi. Aynı zamanda İletişim Fakültesi öğrencilerini deneyimli gazetecilerle bir araya getirerek, onları meslek hayatına hazırlamayı hedeflediklerini de sözlerine ekledi.“Çocukluğumdan beri gazeteci olmak istiyordum”Gazeteciliğe başladığınız dönem ile günümüz gazeteciliği arasındaki fark nedir sorusunu cevaplayan Sevilay Yılman, “Ben çocukluğumdan beri gazeteci olmak istiyordum. Üniversite yıllarımda hocalarımızın gazetecilik ile ilgili söyledikleri her şey bize çok kutsal geliyordu. Hatta 5N1K kuralı bizim için kutsal ayet gibiydi. Sektöre girdiğim zamanda da bu kuralların dışına çıkmak mümkün değildi. Günümüzde ise kurallara uymasanız da olur anlayışı hakim’’ dedi.“Gazetecilik, tıp ve hukuk gibi her zaman devam edecek kutsal bir meslek”Günümüzdeki gazetecilik anlayışını da değerlendiren Sevilay Yılman, “Medya şu anda kısır bir döngü yaşıyor ve sıkıntılı bir süreçten geçiyor. Bunu medyanın girdiği bir depresyon olarak görebilirsiniz. Ancak tüm bunlara rağmen umutsuz değilim. Tam dibe vurduğu zaman bir uyanış gerçekleşecek, çok güçlü bir Türk medyası ortaya çıkacak. Çünkü gazetecilik tıp hekimliği ya da hukuk gibi her zaman devam edecek kutsal bir meslektir. Gazetecilik, hakkı verildiğinde çok güzel şeylere vesile olur. Umutsuzluğa kapılmayın’’ dedi.“İlk haberi yaptığım gün kadar heyecanlıyım” Sevilay Yılman’ın konuşmasının ardından söz alan Galip Eraydın, İhlas Haber Ajansı’nda gazeteciliğe başladığını, ardından Doğan Haber Ajansı’na geçtiğini, gazeteciliği muhabirlik olarak gördüğünü ifade etti. Son görevinin Demirören Haber Ajansı’nda dış haberler servisi şefliği olduğunu aktaran Eraydın, yirminin üzerinde yurtdışı muhabirle birlikte çalıştıklarını söyledi. Gazetecilikte ilk haberi yaptığı gün kadar heyecanlı olduğunu belirten Eraydın, “Yayına koyduğumuz her haberi tek tek okuyorum. Günde yaklaşık otuz haber giriyoruz” dedi. “Doğru kaynakları yakalamalısınız” Bugünün gazetecilik anlayışına da değinen Galip Eraydın, “Biz bu işi yapmaktan zevk alıyoruz. Yaklaşık 190 ülke var dünyada ve bizim serviste çalışıyorsanız hemen her ülke hakkında bir fikir sahibi olmak zorundasınız. Doğru araştırmayı yapmanız için doğru yerden başlamanız gereklidir” dedi. Dış haber servisleri için yabancı dilin önemine vurgu yapan Eraydın, uluslararası yayın yapan haber ajanslarını takip etmenin yaptıkları iş için hayati önemde olduğunu belirtip, mutlaka İngilizce bilinmesi gerektiğinin altını çizdi.“İstikrarlı olun” İletişim Fakültesi öğrencilerine meslek hayatına dair bazı tavsiyelerde de bulunan Eraydın, meslek hayatında en önemli şeyin CV değil, istikrar olduğunu söyledi. “CV doldururken önemli olan şey istikrardır. Farklı alanlarda farklı işler yapmış olabilirsiniz fakat bu sizi işverenin gözünde kararsız insan durumuna da düşürebilir. İlk önce ne yapmak istediğinizi bilin, istikrarlı olun, bir yere iş görüşmesine gittiğiniz zaman işveren sizin gözünüzde o istek ve istikrarı görsün. O zaman CV’nin aslında çokta önemli olmadığını anlayacaksınız” diyen Eraydın, istikrarın sadece meslek hayatında değil, tüm yaşam boyunca olması gereken bir şiar olduğunu belirtti.Söyleşi, konukların öğrencilerden gelen soruları yanıtlamalarının ardından plaket takdimi ile sona erdi.Haber: Nilay Tuğçe Bostancı   / Gamze Tamer                                                 Fotoğraf: Berkay Özay / Gamze Tamer

20 MAR 2019

2019 Golden Axon Liderlik Ödülü Prof. Dr. Nevzat Tarhan’a

Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Beyin Haritalama Vakfı tarafından 2019 Golden Axon Liderlik Ödülü’ne layık görüldü. Liderlik ödülü sahiplerinin arasındaki tek Türk olan Prof. Dr. Nevzat Tarhan’a ödülü, Los Angeles'ta düzenlenen törende takdim edildi. Aynı ödüle 2018’de Nobel Ödüllü Amerikalı Nöropsikiyatrist Eric Kandel layık görülmüştü.ABD merkezli Beyin Haritalama Vakfı (Brain Mapping Foundation) tarafından düzenlenen Yıllık Dünya Beyin Haritalama Kongresi’nde dünyanın önde gelen 800'den fazla bilim insanı buluştu.Los Angeles Kongre Merkezi’nde düzenlenen 2019 Dünya Beyin Haritalama Kongresi kapsamında; İnsani Yardım Ödülü, Tıpta Öncü Ödülü, Teknoloji Gelişiminde Öncü Ödülü ve Golden Axon Liderlik Ödülü sunuldu.Prof. Dr. Nevzat Tarhan Liderlik Ödülü’ne layık görüldü 2019 Golden Axon Liderlik Ödülleri; stratejik programlar, küresel iş birlikleri ve ortaklıklar yoluyla vakıf ve vakıf misyonu hakkında farkındalık yaratmadaki rolleri ile Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Dr. Jeff Wang, Harry Kloor, Oyuncu, Yönetmen ve Yapımcı Sean Stone’a takdim edildi.2019 İnsani Yardım Ödülü, küresel insani ve hayırsever çalışmaları dolayısıyla Dr. Deepak Chopra; Tıpta Öncü Ödülü, Avrupa İnsan Beyin Projesi'nin bilimsel direktörü olarak rol aldığı çalışmaları ve insan beyninin 3B atlasını geliştirmesi nedeniyle Dr. Katrin Amunts ve Teknoloji Gelişiminde Öncü Ödülü ise Musküler Distrofisi olan binlerce hastanın hayatını kurtaran ve hayat kurtarıcı ilaçların tanıtılmasındaki çabaları için Fransız Musküler Distrofisi (AFM) Telethon'una verildi.Öncü olan ve liderlik gösteren kişilere sunuluyor   Prof. Dr. Nevzat Tarhan, liderlik ödülü takdim edilen isimler arasında tek Türk oldu. Aynı ödüle 2018’de Nobel Ödüllü Amerikalı Nöropsikiyatrist Eric Kandel layık görüldü.Beyin Haritalama Vakfı (Brain Mapping Foundation), yıllık toplantıları birçok faklı disiplinden bilim adamlarını, doktorları ve mühendisleri bir araya getiriyor.Bunun yanı sıra nörolojik bozukluğu olan siviller ve yaralı askerlerin bakım ve tedavisi her zaman ön planda yer alıyor. Bu kapsamda hayat kurtaran multidisipliner klinik denemeler de gerçekleştiriyor. Bu organizasyon, her yıl hayırseverlerin yanı sıra bu alanda öncü olan ve liderlik gösteren kişilere ödül veriyor.Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan 2019 Golden Axon Liderlik Ödülü töreninde Türkiye'nin Los Angeles Başkonsolosluğu Muavin Konsolosu Aylin Şenyüz Eleveld ile de bir süre görüştü.Ödül töreninden görüntüler için;Prof. Dr. Nevzat Tarhan'ın 2019 Golden Axon Liderlik Ödülü Töreninde gösterilen filmi için:2019 Golden Axon Liderlik Ödülleri ile ilgili bilgi için;

18 MAR 2019

Üsküdar Üniversitesi’nden binlerce öğrenciye staj imkânı!

Üsküdar Üniversitesi; Psikolojiden, Diyalize; Anesiteziden, Radyoterapiye; Sağlık Yönetiminden, Otopsi Yardımcılığına; Fizyoterapi ve Rehabilitasyondan, Ebeliğe; Dil ve Konuşma Terapisinden, Çocuk Gelişimine kadar birçok bölümde eğitim gören öğrencilerine kamu ve özel hastanelerde staj ve tecrübe imkânı sağlıyor. Başta Üsküdar Üniversitesi’nin bilim ortağı NPİSTANBUL Beyin Hastanesi olmak üzere birçok kurumda tecrübe kazanan öğrenciler, iş hayatına donanımlı bir şekilde hazırlanıyor.Üsküdar Üniversitesi, öğrencilerine staj imkânı sağlıyor. Üsküdar Üniversitesi’nden binlerce öğrenci, bu yıl başta NPİSTANBUL Beyin Hastanesi olmak üzere, kamu & özel hastaneler, rehabilitasyon merkezi, eğitim evi, itfaiye vb. birçok kurum ve kuruluşta staj yaparak tecrübe kazanıyor.3 bin 156 öğrenci staj yapıyor! “Fizyoterapi ve Rehabilitasyon, Fizyoterapi Ön Lisans, Ağız ve Diş Sağlığı, Anestezi, Yaşlı Bakımı, Radyoterapi, Diyaliz, Tıbbi Laboratuvar Teknikleri, Tıbbi Dökümantasyon ve Sekreterlik, Sosyoloji, Sosyal Hizmet, Sağlık Yönetimi, Sağlık Bilgi Sistemleri, Sağlık Kurumları İşletmeciliği, Psikoloji, Patoloji, Otopsi Yardımcılığı, Odyometri, Odyoloji,  Elektronörofizyoloji, Engelli Bakımı ve Rehabilitasyon, Biyomedikal, Çocuk Gelişimi, Dil ve Konuşma Terapisi, Ebelik, Ergoterapi, Evde Hasta Bakımı, Gıda Teknolojisi, Ameliyathane Hizmetleri, Acil Durum ve Afet Yönetimi, Hemşirelik, İlk ve Acil Yardım, Laboratuvar Teknolojisi, Nükleer Teknoloji ve Radyasyon Güvenliği” bölümlerinden bu yıl 3 bin 156 öğrenci, birçok hastane ve kurumda staj yaparak, tecrübe kazanma fırsatı buldu.Kamu & özel hastanelerde tecrübe fırsatıÜsküdar Üniversitesi öğrencileri, başta NPİSTANBUL Beyin Hastanesi olmak üzere, Sultanbeyli Devlet Hastanesi, Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin de aralarında bulunduğu birçok hastane ve kurumda iş hayatına hazırlanıyor.Öğrenciler, akademik hayatlarında öğrendikleri teorik bilgileri, uygulama alanlarında bire bir görme şansını yakalıyor.  

18 MAR 2019

İletişim öğrencileri mesleğin duayenlerini ağırlıyor

İletişim Fakültesi Medya ve İletişim Bölümü Öğr. Gör. Gökhan Karakaş, Suç, Toplum ve Medya dersi kapsamında öğrencilerini mesleğin duayenleriyle buluşturuyor. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Medya ve İletişim Bölümü’nde verilen Suç, Toplum ve Medya dersi kapsamında gazetecilerle öğrencileri buluşturma planı çerçevesinde ağırlanan ilk konuk TGRT Haber İstanbul İstihbarat Şefi Burak Ersemiz oldu.  Sektöre on altı yaşında girdiğini söyleyen ve kendisinden ”alaylıyım”  diyerek bahseden Ersemiz, gazetecilik deneyimlerini öğrencilerle paylaştı.“Ceset görmeye alışmıştım” Mesleğe İstanbul Anadolu Yakası’nda hastane muhabiri olarak başlayan Ersemiz, o dönemde gazetecilik faaliyetlerinin yavaşladığını ve hastane muhabirlerine ihtiyacın doğduğunu söyledi. Ardından gece muhabirliği yapmaya başladığını aktaran Ersemiz, bu meslekte yetişmenin önemli noktalarından birinin de gece muhabirliği olduğunu söyledi. “İtfaiyenin yangına gittiği yeri bulmak için dökülen suyu takip ederdik” dedi. Gece muhabirliği yaptığı esnada neredeyse her gün ceset gördüğünü ifade eden Ersemiz, ”istemeden de olsa karşılaştığımız durumlardan sonra bir şekilde alıştım” dedi.  “Yaptığınız bir haberle olayın akışı değişir” Van depreminde bir hastanede yaptığı haber esnasında haberciliği bir kenara bırakıp kuvözdeki bebekleri kameraman arkadaşıyla beraber kurtarmalarının hikâyesini anlatan Ersemiz, bu haberle Çağdaş Gazeteciler Derneği, Metin Göktepe Ödülleri ve Nezih Demirkent haber ödülünü aldı. Öğrencilerle birlikte o anları tekrar izleyen Ersemiz, “haber için gittiğimiz yerde sadece haber yaparak devam etseydik bu insani açıdan doğru olmazdı” dedi.  Şemdinli Yeşilova’da aldığı bir istihbarat sonrası haber yapmaya giden Ersemiz, ”bir kaçakçılık istihbaratı aldık ve Şemdinli’den bir kamyonetin arkasında Yeşilova’ya geldik. Irak-Türkiye sınırında bulunan o alanda ilkel teleferiklerle kaçakçılık faaliyetleri yürütülüyordu. Biz bunun haberini yaptıktan sonra orada doğabilecek daha büyük bir problemin önüne geçilmiş oldu” dedi. Ersemiz, ”haberin iyisi kötüsü yoktur, sürekli haber yaparsınız ve bir gün öyle bir haber yaparsınız ki olayın akışı değişir”  dedi.  Filistin’deki İsrail saldırıları esnasında da muhabirlik yapan Ersemiz, o günlere ait videoları da öğrencilere izletti.Öğrencilerin sorularıyla devam eden ders, toplu fotoğraf çekimiyle son buldu. Burak Ersemiz Kimdir? 1969 İstanbul Üsküdar doğumlu Burak Ersemiz, 1986 yılında lisede okurken Bulvar ve Tercüman gazetelerinin Anadolu Yakası muhabiri olarak mesleğe adım attı. 1988 yılında göreve başlayan Ersemiz, Hürriyet gazetesinden 1996 yılında ayrılarak Kanal D televizyonunda çalışmaya başladı. 2001 – 2008 yılları arasında Atv Haber’de, 2008 - 2014 yıllarında Show Haber’de haber müdürlüğü görevini üstlendi. 2014-2016 yılları arasında Habertürk gazetesinde mesleğine devam etti. Kasım 2018’den beri TGRT Haber TV’de İstanbul İstihbarat Şefi olarak görev yapıyor. Meslek hayatında muhabirliğin yanı sıra istihbarat şefliği, haber müdürlüğü ve Siyaset Meydanı programının editörlüğünü yaptı. 1998 – 2005 yılları arasında başta İsrail – Filistin olmak üzere Arnavutluk, Afganistan ve Kuzey Irak bölgesinde çatışmaları yerinde izledi.Haber: Burak Demirbaş 

18 MAR 2019

Kerem Kanık iletişim öğrencileriyle buluştu

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Direktörlüğü ile Reklam ve Marka Kulübü “Kerem Kanık ile Söyleşi” etkinliğini gerçekleştirdi. Söyleşinin konuğu Titrifikir Reklam Ajansı Kurucu Ortağı Kerem Kanık oldu. Samimi reklamın önemini vurgulayan Kanık, öğrencilere tavsiyelerde bulundu.Fuat Sezgin Konferans Salonunda düzenlenen etkinliğe İletişim Fakültesi öğrenciler yoğun ilgi gösterdi.“İşinizi iyi yaparsanız, parasız kalmazsınız”Sözlerine önemli kavramlarla başlayan Kanık, maddi kaygıları olan öğrenciler için tavsiyelerde bulundu. Kanık, “Yokluk bölümüne doğru, içinizde ciddi bir seyahate çıkmanız gerektiğini aklınızda tutun. İşinizi iyi yaparsanız, parasız kalmazsınız. İnsan, para kazanmayı da öğrenmeli” şeklinde konuştu.“Zekânızı, fikirlerinizi hak ettiği yerde harcayın”Steve Jobs’un önemli bir adam olduğunu söyleyen Kanık, Steve Jobs’un ‘İnsanlara, hayal ettiklerini değil kendi hayallerinizi verin’ sözünü hatırlatarak yer yer Johan Cruyff, George Orwell, Bruce Lee gibi önemli düşünürlerin sözlerini genç iletişimcilerle paylaştı.Yirmi yıllık meslek hayatında kendi zekâsını yansıtan bir tane iş yapmadığını söyleyen Kanık, “İşimde gayet iyiydim, kendi ajansımı açtım, müşteriler yoğun ilgi gösterdi, ama benim zekâmı yansıtan bir tane iş yapmadım, hala yok, zekâ, iyi iş yapamadığınızda da kullanmanız gereken bir kavramdır. Zekanızı, fikirlerinizi hak ettiği yerde harcayın” dedi.“Tüketici gerçeği müşteriye rağmen, müşteri için…”Kanık, herkesin görmediğini görmenin, kimsenin yapmadığını yapmanın saçmalık olduğunu vurguladı. Kanık, “Kimsenin görmediğini görmek saçmalık çünkü hiç kimsenin görmediğini görürsen, hiç kimsenin yapmadığını yaparsan, hiç kimsenin anlamadığını çıkartırsan; hiç kimse sizi anlamayacaktır” dedi. Kerem Kanık, “Tüketici gerçeği müşteriye rağmen, müşteri için…” dedi“Lütfen! Yakına bakın, uzağa değil!”Yılın en çok itibar kazanan reklam ajansı ödülünü aldıklarını söyleyen Kanık, günümüzde gençlerin çoğunun ödül almak için çaba sarf ettiğini belirtti. Kanık, “Burnunuzun ucundaki şeyi görmek sürekli mücadele gerektiriyor. Lütfen, yakına bakın, uzağa değil!” dedi.“Reklam, bir Türkün yurt dışında yapacağı bir şey değildir”Kanık, Türkiye’nin ve Türkiye’de iş yapmanın önemini ve kültürün reklam üzerinde ne kadar önemli olduğuna vurgu yaptı. Kanık, “Reklam, bir Türkün yurt dışında yapacağı bir şey değildir çünkü reklam kültürdür. Türkün yurt dışında reklam yapması zordur. Türkçe samimi bir dildir, bu yüzden İngilizceye çevrilemeyen kelimeler var” ifadelerini kullandı.“Üniversiteye gelmeden önce hiçbir şeysiniz, çıktıktan sonrada hiçbir şeysiniz”Kanık öğrencilerin kişisel gelişim konusunda gayret göstermeleri gerektiğini söyledi. Kanık, “Üniversiteye gelmeden önce hiçbir şeysiniz, çıktıktan sonrada hiçbir şeysiniz. Alkışlanmayı beklemeyin, zekânızı ispatlamak için değil, çalışılan şeyi yapmak için kulanın, doğru şeyi yapmak için kulanın” şeklinde tavsiyelerde bulundu.Söyleşi sonunda Reklam ve Marka Kulübü öğrencileri Kerem Kanık’a, çiçek takdim etti.

18 MAR 2019

Üsküdar Üniversitesi 2.Bilimsel Araştırma Zirvesi yapıldı

Kamuoyu araştırmalarının demokrasinin sağlıklı işleyişi açısından bir gereklilik olduğunu kaydeden Prof. Dr. Süleyman İrvan, kamuoyu araştırmalarının uluslararası kuruluşlar tarafından belirlenen kriterleri taşıması gerektiğine dikkat çekti. Bir araştırmanın en temel bulgulara sahip olması gerektiğini belirten İrvan, “Bu verilerin şeffaf şekilde açıklanmış olması ve kamuoyu denetiminin olması lazım” dedi.Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşkesi Nermin Tarhan Konferans Salonunda gerçekleştirilen 2. Bilimsel Araştırma Zirvesi’ne siyasal iletişim alanında çalışan akademisyenler ve araştırma şirketlerinin temsilcileri katıldı. Sosyal medyanın seçmen tercihleri üzerindeki etkileri Üsküdar Üniversitesi Sağlık, Kültür ve Spor Direktörlüğü ile Stratejik Araştırma ve Geliştirme Kulübü (ÜSAK)ve insan odaklı İletişim Uygulama ve Araştırma Merkezi(İLİMER) tarafından düzenlenen 2. Bilimsel Araştırma Zirvesi’nde “Sosyal Medyanın Seçmen Tercihleri Üzerindeki Etkisi” konuşuldu.Zirve, Stratejik Araştırma ve Geliştirme Kulübü Başkanı ve VIP Uluslararası Araştırmalar ve Test Merkezi Kurucusu, Araştırmacı Nihal Konçu Akhuy ile Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Gül Esra Atalay’ın açılış konuşmalarıyla başladı.Zirveye konuşmacı olarak Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan, PİAR Gallup Araştırma Şirketi kurucusu Bülent Hasan Tanla, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Murat Kırık, Bahçeşehir Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi Şafak Şahin ile Şehir Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi Övünç Meriç Fermanoğlu katıldı.Prof. Dr. Süleyman İrvan: “Kamuoyu araştırmaları gereklidir”Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan, “Seçimler ve Kamuoyu Araştırmaları” başlıklı sunumunda kamuoyu araştırmalarıyla ilgili iki temel tartışmanın olduğunu söyledi. İrvan, bunlardan birinin bu araştırmaların seçmen tercihlerini yönlendirme amacıyla yapıldığı yönünde olduğunu, ikinci eksenin ise kamuoyu araştırmaları ile seçim sonuçları arasında ortaya çıkan farklılıklara dayalı değerlendirme ve eleştiriler olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Süleyman İrvan, kamuoyu araştırmalarının demokrasinin sağlıklı işleyişi açısından bir gereklilik olduğunu vurguladı.“Etik ilkeler belirlenmeli ve bu ilkeler açıklanmalı”Kamuoyu araştırmalarının seçmenler ve partiler tarafından doğru ve nesnel biçimde anlaşılıp değerlendirilmesi için haberleştirilme sürecinde belli temel bilgileri içermesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Süleyman İrvan,  bir kamuoyu araştırmasının ESOMAR/Avrupa Kamuoyu ve Pazarlama Araştırmaları Derneği ve WAPOR/Dünya Kamuoyu Araştırmaları Derneği’nin belirlediği kriterleri taşıması gerektiğini vurguladı. İrvan, şunları söyledi: “Araştırmayı yapan şirketin adı, araştırmanın kimin adına yapıldığı, kim tarafından finanse edildiği, anketin hangi tarihlerde gerçekleştirdiği, örneklem büyüklüğü, örneklem belirleme yöntemi, anket sorularının nasıl formüle edildiği, anket uygulama yöntemi, hata payı ve kararsızların nasıl dağıtıldığı şeklindeki doneler mutlaka bulunmalıdır. Bir araştırma en temel bulgulara sahip olmalı, bu sorulara yanıt verilmeli. Bu verilerin şeffaf şekilde açıklanmış olması ve kamuoyu denetiminin olması lazım. Araştırmacılar Derneği bu veriyi elinde tutup özdenetim mekanizmasını da kurmalı” dedi. İrvan, akademik çevrelerin ve araştırma şirketlerinin bir araya gelerek etik ilkeler belirlemesi gerektiğini, her seçim döneminde bu ilkelerin açıklanması gerektiğini ifade etti.Bu araştırmaların geliştirilmesi için bilimsel kurumlar çalışmalıSiyasal iletişimin duayenlerinden PİAR Gallup Araştırma Şirketi’nin kurucusu Bülent Hasan Tanla ise “Sosyal Medyanın Seçmen Tercihleri Üzerindeki Etkisi” başlıklı konuşmasında 1983 seçimlerinde yaptıkları tahmin ve ölçümlemelere dikkat çekti. Kamuoyunda bilinenin aksine bir başka partinin başkanı ve partinin iktidara geleceğini tahmin eden kurumun başkanı olarak bazı tavsiyelerde bulunduğunu belirten Tanla; “Kamuoyu araştırmalarının gelişmesi ve geliştirilmesi için mutlaka bu araştırmaların bilimsel bir çalışma olmadığını, anket değil araştırma olduğunun ve mutlaka ölçüm yapılması gerektiğinin bilinmesi gerekir. Mutlaka üniversite ve bilimsel kurumların bu araştırmaların gelişmesi için ülkemiz açısından da üniversitelerin daha etkin olması gerektiğini vurgulamak isterim” dedi.Kamuoyu araştırmalarına olan güvenin önemli olduğunu belirten Tanla, “Sosyal medyaya duyulan güven çok fazla değil. Sosyal medyadan alınan bilgilerin hangisi doğru hangisi yanlıştır ikilemi arasında kalındığı için farklı değerlendiriliyor. Dolayısıyla sosyal medyada yapılacak bir araştırmada profilin belli olması gerekmektedir. İkincisi bunu kullananlar ne için kullanmaktadır, bu ayrıntının bilinmesi gerekmektedir. Bu ikisi bilinmediği müddetçe daha çok tartışırız” dedi.Sosyal medya alternatif sunuyorMarmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Murat Kırık ise “Sosyal Medya ve Algı Yönetimi” başlıklı sunumunda gelişen teknoloji ile beraber geleneksel medya ve iletişim araçlarının sona erdiğini, hayatımızda çok etkin bir şekilde yer alan sosyal medyanın seçmen davranışını değiştirmediğini söylemenin mümkün olmadığını ifade etti. Geleneksel medyanın sona ermesiyle birlikte bir kesimin sesini duyuramadığını kaydeden Kırık, sosyal  medyanın bu anlamda alternatif sunduğunu söyledi.Algı yönetimine karşı mesajlar iyi okunmalıSosyal medyada kullanılan algı yönetimine dikkat çeken ve algı operasyonlarında medyanın etkili olduğunu belirten Doç. Dr. Ali Murat Kırık, sosyal medyadaki algı yönetimine ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “Sosyal medya çok etkili bir güç. Sosyal ağların etkin bir şekilde kullanılması gerekiyor” diyen Doç. Dr. Ali Murat Kırık, sosyal medyada verilen mesajların da iyi okunması gerektiğini, bunun için de iyi eğitimli olmak gerektiğini söyledi.Sosyal medya, siyasal iletişimi nasıl etkiliyor?Bahçeşehir Üniversitesi Dr. Öğretim Görevlisi Şafak Şahin, “Sosyal Medya ve Siyaset” başlıklı sunumunda sosyal medyanın önemli bir güç olduğu günümüzde bireylerin sosyal medyayı bilgilenmek ve gelişmeleri takip etmek için, eğlenmek için ve başkalarının hayatını izlemek için takip ettiğini söyledi. Siyasal iletişimde ise sosyal medyanın bireyin aidiyet duygusuna hitap ettiğini belirten Şahin, siyasetçilerin ve siyasal partilerin sosyal medyayı kullanma biçimlerinden örnekler verdi.Şehir Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi Övünç Meriç Fermanoğlu da “Dijital Demokrasi: Türkiye’de Yeni Medya ve Siyasal Katılım” başlıklı sunumunda 2014 yerel seçimlerinde İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı adaylarının o dönemde sosyal medya kullanımlarına ve seçmenlerin verdiği tepki ve yanıtlara ilişkin yaptığı akademik çalışmadan kesitler sundu. Zirve sonunda katılımcılara plaket, teşekkür belgesi verildi. Katılımcılar birlikte hatıra fotoğrafı çektirdi.

14 MAR 2019

İletişim seminerlerinde “Oyunlaştırma” ve “Gözetim toplumu” konuşuldu

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi seminerlerinde bu hafta Halkla İlişkiler Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Özge Uğurlu Akbaş, Stratejik Yönetim Süreci ve Kurumlarda ‘Oyunlaştırma’ Tasarımı üzerine yaptığı akademik çalışmasını katılımcılarla paylaştı. Fuat Sezgin Konferans Salonu’nda gerçekleşen seminerde Medya ve İletişim Bölümü Araştırma Görevlisi Neslihan Bulur ise ‘Gözetim toplumu’ hakkında konuştu. Halkla İlişkiler Bölüm Başkanı Dr. Özge Uğurlu Akbaş konuşmasına, “Halkla ilişkiler açısından değerlendirildiğinde yönetim süreci, bizim alanımız ve disiplinimiz için çok önemli” diyerek başladı. İnsanların halkla ilişkiler kavramını genellikle dışa yönelik bir tanıtım ya da kurumun kendisini ifade etme şekli olarak görmekte olduğunu kendisinin ise çalışmasında kurum içi halkla ilişkiler bağlamında bir değerlendirme yaptığını söyledi.Geçmişte rastladığımız klasik yönetim anlayışının aksine günümüzde kurumlarda çalışan insanların psikolojik ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik bir takım değişimlerin olduğunu söyleyen Dr. Uğurlu, halkla ilişkiler disiplininin bu süreçte çalışanı tanımak, çalışanın gereksinimlerini bilmek, motive olmasını sağlamak ve kuruma daha bağlı bir çalışan profili ortaya çıkarmak gibi amaçları olduğunu dile getirdi.Oyunlaştırma iş yerlerinde verimi artırıyorDr. Uğurlu son yıllarda çok fazla uygulanan, Türkiye’de de birçok örneği olan oyunlaştırma tasarımını, kurumlarda çalışanların daha verimli çalışmasını sağlayacak, kurumsal dinamiklerin ve kurum kültürünün çalışana daha rahat bir şekilde aktarılmasını sağlayacak bir tasarım şekli olarak tanımladı. Oyunlaştırma tasarımının önemli işlevlerinden birinin de problem çözme mekanizması oluşturmak olduğunu, çalışanlara belli sorumluluklar vermek ve verilen sorumlulukları yerine getirdiklerinde onları ödüllerle motive etmek, daha iyi iş çıktıları ortaya koymak ve bu bağlamda ürünün veya hizmetin kalitesini arttırmaya yönelik bir tasarım olarak karşımıza çıktığını belirtti. Kurum kültürünün benimsenmesinde oyunlaştırmanın payı büyük Oyunu çocukları oyalayabileceğimiz, zaman geçirebileceğimiz, eğlence faktörünün ön planda olduğu bir kavrammış gibi algıladığımızı ifade eden Dr. Uğurlu, oyunun ciddi bir iş olduğunu ifade edip disiplinli bir tasarım gerektirdiğinin altını çizdi. Dr. Uğurlu, “Son çalışmalara baktığımızda oyunu eğitimle ve öğrenmeyle ilişkilendiren birçok model ortaya atılıyor. Özellikle çocukların belli noktalarda, belli seviyelerde, belli şeyleri öğrenmelerinin oyunla gerçekleştirildiğinde çok daha kalıcı ve kolay olduğu söyleniyor” dedi. Kurumların da hem müşterilerini hem de çalışanlarını kurum kimliğine daha kolay adapte edebilmek için oyun mantığını kullandığını ifade eden Dr. Uğurlu, dijital bir çağda yetişen genç çalışanların kurum kültürünü oyunlaştırma stratejileri ile daha kolay benimseyebileceklerini ifade etti.Bilgisayar teknolojileri gözetimi yoğunlaştırıyorProgramın ikinci oturumunda söz alan Araştırma Görevlisi Neslihan Bulur sunumuna gözetim kavramını açıklayarak başladı. İktidar ilişkileriyle birlikte düşünüldüğünde gözetimin önemli bir olgu olduğunu söyleyen Bulur, konuşmasına Karl Marx ve Max Weber gibi ünlü düşünürlerin gözetim hakkındaki fikirlerinden söz ederek devam etti. Gözetim konusuna ilk olarak Karl Marx’ın dikkat çektiğini ve Marx’a göre gözetimin emek ve sermaye arasındaki mücadelenin bir unsuru olduğunu ifade eden Bulur, Weber’in ise kapitalist işletmelerde gözetimin rolünü ve iktidar ilişkilerini kabul ederken gözetimin sadece sınıf ilişkileri bağlamıyla sınırlandırılmasına karşı çıktığını belirtti. 1980’lerin sonlarından başlayarak bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişmesiyle gözetimin karmaşıklaştığından bahseden Bulur, Gary Marx’ın bilgisayar teknolojilerinin gözetimi hem niteliksel hem de niceliksel olarak yoğunlaştırdığını savunduğunu ifade etti.Gözetim toplumu bağlamında FacebookFacebook’un 2017 raporuna göre, fotoğraflarda yüzlerinin yarısı kapalı olsa bile %83’lük doğruluk oranıyla insanları tanımlayabildiğini söyleyen Bulur, Facebook’un gözetim yöntemi olarak izleme çerezleri, etiket önerileri ve beğenileri analiz etme gibi yöntemleri kullandığını belirtti. Bulur konuşmasında Facebook’un canlı yayın özelliğini kullanarak intihar eden kullanıcı vakalarına çözüm olarak intihara meyilli kullanıcıları önceden tespit edip engellemek için bir algoritma ürettiğine de değindi. Facebook üzerinde her 60 saniyede bir 136 bin fotoğraf yüklenip 510 bin yorum gönderildiğini ve 293 bin durum güncellenmesi yayınlanmakta olduğunu ifade eden Bulur, en çok veri üretimine sahip olan ülkenin Amerika Birleşik Devletleri olduğunu ve Facebook’tan en çok veri talep eden ülkenin de yine ABD olduğunu söyledi. Kullanıcı verilerinin reklam gelirlerine dönüştürülme sürecine de değinen Bulur, sosyal medya kullanıcılarının kendi istekleri ile paylaştıkları bilgilerin analiz edilmesiyle üretilen tüketici profillerinin gözetim anlayışını yeni bir boyuta taşıdığını söyledi.Berkay ÖZAY

13 MAR 2019

Kariyer söyleşilerinde iletişim ve gazetecilik konuşuldu

Üsküdar Üniversitesi, Pendik Esenler Kız Anadolu İmam Hatip Lisesinin düzenlediği “Kariyer Söyleşileri” programına katıldı. Medya Pr Birim Yöneticisi Şaban Özdemir aday öğrencilerle iletişim ve gazetecilikle ilgili deneyimlerini paylaştı.Üniversite adaylarıyla iletişim fakültesinde okumanın avantajları ve mesleğe ilişkin saha deneyimlerini paylaşan Özdemir, öğrencilerin merak ettiği soruları da cevapladı.“İnsanlar var oldukları günden bu güne iletişimin içinde olmuşlardır”İletişim ve medyanın çok iç içe olan kavramlar olduğunu belirten Özdemir: “İnsanlar var oldukları günden bu güne hep iletişimin içinde olmuşlardır. Gazetelerden sonra radyo çıktığında, radyodan sonra televizyon çıktığında, dijitalleşme ve internet ile hep bir öncekinin yok olacağı konuşulmuştur. Fakat böyle bir durum söz konusu olmamıştır, sadece birbirlerine dönüşmektedirler.” şeklinde konuştu.“Hepimiz vatandaş gazetecisiyiz”Lise öğrencilerine gazetecilik mesleğini anlatan ve meslekte doğru bilinen yanlışlarla ilgili paylaşımlarda bulunan Özdemir “Bugün bir gazeteci toplumu yakından ilgilendiren bir konuyu kamuoyuna ulaştırmak için, gidip yerinde araştırır, analiz eder, taraflara sorular sorar. Bilgiye ulaşmak ve size ulaştırmak için sizin adınıza sorgular. Bunu günümüzden sosyal medya üzerinden de yapabilmekteyiz, dolayısıyla bugün hepimiz birer vatandaş gazetecisiyiz aslında” ifadelerini kullandı.“Kimsenin torpiliyle değil kendi çabanızla bir yerlere gelmelisiniz”Bu meslekte torpille bir yerlere gelen insanların kalıcı başarıya ulaşamayacağına dikkat çeken Özdemir “Bir tek emekleriyle, tırnaklarıyla kazıya kazıya bir yerlere gelenler sektörde kalıcı olabiliyor ve tutunabiliyorlar. Bu yüzden, iletişimi istihdam kaygılarınızdan dolayı tercih etmiyorsanız kendinize ve mesleğe haksızlık yapmış olursunuz. İşsizlik varsa bu alanın değil Türkiye’nin sorunu.” dedi.“Yaptığınız işin okulunu okumalısınız” Kişinin bir mesleğe kendini yakın görmesi, onunla ilgileniyor olması çok önemlidir ve belirleyicidir diyen Özdemir, ilgi duyulan işin akademisinin okumanın o meslekle ilgili kişiye, entelektüel birikim sağlayacağını söyledi. Bu mesleği alaylı kişilerin de yapabileceği yönündeki soruları da cevaplayan Özdemir, akademiyle kişinin mesleki kuramları ve teorileri öğrenerek evrensel vizyon kazanabileceğini böylece de mesleğine hâkimiyet sağlayacağını vurguladı.İletişimci olmak isteyen kişilerin sahip olunması gereken bazı özellikler olduğunu da söyleyen Özdemir “Bunlardan en önemlisi araştırma ruhu, meraktır. Yenikleri takip etmek, girişimci olmak ve kendini iyi ifade edebilmektir. Sahanın içinde olmak, mutfakta pişmek bir iletişimci için en önemli etkendir” dedi.Üsküdar iletişim neden avantajlı?İletişim eğitiminde akademik kadro kadar uygulama imkânlarının da önemine dikkat çeken Üsküdar Üniversitesi Medya Pr Birim Yöneticisi Şaban Özdemir, bir iletişim fakültesinin öğrencilerine Radyo-Tv stüdyosu, uygulama gazetesi ve ajans gibi uygulama sahalarını kesinlikle sunuyor olması gerektiğini vurgulayarak Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencilerinin bu anlamda da çok avantajlı olduklarını kaydetti.Programın sonunda Özdemir öğrencilerin sorularını da cevapladı.Haber/Fotoğraf: Beste Çağ

13 MAR 2019

Türkiye’nin ilk “sosyal medya ölçeği” hazırlandı

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi ve Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi tarafından ortak yapılan bir çalışma ile “Türkiye’nin ilk sosyal medya bağımlılığı ölçeği” hazırlandı. Üniversite öğrencilerine uygulanan ölçeğe göre, 17-20 yaş aralığındaki öğrencilerin daha büyüklere göre (20-25 yaş) sosyal medyaya zihinsel olarak daha fazla bağlı kalıyor. Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, üniversite ve sonrasında iş yaşamında yer alacak Z kuşağının yaşça büyüklere göre sosyal medya bağımlılığı açısından daha fazla risk altında olduğunu söyledi. Çalışmaya göre kadınlar, sosyal medyadan duygusal destek alıyor, erkekler ise olumsuz etkileniyor, özel hayatlarını ihmal ediyor. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal ve Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Levent Deniz tarafından yapılan çalışma ile “Türkiye’nin ilk sosyal medya bağımlılığı ölçeği” hazırlandı.Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, sosyal medya bağımlılığı ölçeğini İstanbul’da eğitim gören, yaşları 17 ile 45 arasında değişen ve yaş ortalaması 21,6 olan 1034 üniversite öğrencisine uyguladıklarını söyledi.Sosyal medya, bilişsel olarak olumsuz etkiliyorÇalışmaya katılan öğrencilerin İstanbul’daki üçü vakıf, ikisi devlet olmak üzere beş farklı üniversitenin çeşitli fakültelerinde öğrenim gördüğünü ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal,“Araştırma sonucunda üniversite öğrencilerinin sosyal medyaya az bağımlı olduğu bulundu ancak alt ölçekler ayrıca analiz edildiğinde üniversite öğrencilerinin sosyal medya meşguliyetlerinin orta bağımlılık seviyesinde olduğu görüldü. Meşguliyet alt ölçeği kişilerin zihinlerini meşgul eden sosyal medya kullanımını yani bilişsel yöndeki olumsuzlukları kapsıyor” diye konuştu.Kadınlar, sosyal medyadan duygusal destek alıyorCinsiyete göre yapılan incelemelerde, kadınların erkeklere göre sosyal medyadan daha çok duygusal destek aldıklarının anlaşıldığını belirten Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, erkeklerin sosyal medyadan olumsuz etkilendiğine dikkat çekerek şunları söyledi:“Kadınların kişisel problemlerini unutmak, yalnızlığını gidermek, yaşamlarındaki olumsuz düşüncelerden kurtulmak için sosyal medyayı kullandıkları ortaya çıktı. Böylece kadınların sosyal medyaya duygusal olarak bağlandıkları söylenebilir. Erkeklerin ise daha çok sosyal medya ile çatıştıkları yani olumsuz etkilendikleri belirlendi. Çatışma alt ölçeğindeki maddeler incelendiğinde, erkeklerin çalışmalarına olumsuz bir etki yapmasına rağmen sosyal medyayı daha fazla kullandıkları, sosyal medyadan dolayı eş veya aile üyelerini, arkadaşlarını ihmal ettikleri ortaya çıktı. Böylece, erkeklerin sosyal medyadan dolayı başladığı aktiviteleri bitirememesi, işlerini ve yaşamlarındaki kişileri ihmal etmesi ve hatta sosyal medyadan dolayı üretkenliklerinin azalması onların yaşamlarındaki sosyal medya kaynaklı olumsuzluklar olarak raporlanabilir.”Duygusal destek çalışmalarına öncelik verilebilirErkeklere yönelik detaylı incelemelerde, Fen-Edebiyat ve Eğitim Fakültesine devam eden erkek öğrencilerin Mühendislik Fakültesindeki erkek öğrencilere göre çatışma puanlarının daha yüksek bulunduğunu ifade eden Aylin Tutgun Ünal, “Buna göre, erkeklere yönelik yapılacak çalışmalarda öncelikle Fen-Edebiyat ve Eğitim Fakültesinden başlanabileceği söylenebilir. Hemşirelik Fakültesi gibi kadınların yüksek olduğu fakültelerde duygusal destek anlamında çalışmalara öncelik verilebilir” önerisinde bulundu.Z kuşağı risk altında Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, yaşa göre yapılan incelemelerde özellikle 17-20 yaş aralığındaki öğrencilerin daha büyüklere göre (20-25 yaş) sosyal medyaya zihinsel olarak daha fazla bağlı kaldıklarının ortaya çıktığını belirtti. Ünal, “17-20 yaş aralığındaki öğrencilerin sosyal medyada neler olup bittiğini devamlı düşündükleri ve sosyal medyada bulunma isteklerinin çok yüksek olmasından dolayı orada olmadıklarında hayatlarının boş, sıkıcı ve zevksiz geçtiğini düşündükleri ortaya çıkmıştır. Buradan hareketle üniversite ve sonrasında iş yaşamında yer alacak Z neslinin yaşça büyüklere göre sosyal medya bağımlılığı açısından daha fazla risk altında olduğu görülüyor” dedi.Bağımlılık puanı yüksekDr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, günlük kullanım süresinin de incelendiği araştırmada günde 7 saatten fazla sosyal medya kullanan öğrencilerin oranının % 9,9 olduğunu, bu öğrencilerin ölçekten aldıkları bağımlılık puanının da oldukça yüksek olduğunu belirtti.Sosyal medya bağımlılığı kişilerin hayatını etkiliyorGünümüzde aşırı sosyal medya kullanımından kaynaklanan pek çok sorunun olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, böyle bir ölçeğin geliştirilmesinin önemine işaret etti. Söz konusu problemlerin kişinin hayatında çok boyutlu olarak olumsuzluklara yol açtığını belirten Ünal, şunları söyledi:“Az ve kalitesiz uyku, aşırı zihinsel meşguliyet, internet kullanımı kontrol etme veya limit koyma hakkındaki tekrarlayan düşünceler, erişim isteğini önlemede başarısızlık, internette her seferinde daha fazla vakit geçirmek, erişimde değilken arzulamak gibi sosyal medya kullanımdan kaynaklanan günlük yaşamı doğrudan etkileyen olumsuzluklar bilimsel yazında rapor edilmiştir. Dolayısıyla kişiyi pek çok yönden olumsuz etkileyen bu sorunları içeren bir ölçme aracına ihtiyaç vardı. 2015 yılında doktora tezi çalışmamıza başlarken ülkemizde popülerliğinden dolayı Facebook Bağımlılığı ölçeği vardı fakat diğer sosyal medya uygulamalarını kapsayan bir ölçme aracı yoktu. Dolayısıyla Facebook dışında herhangi bir sosyal medya uygulamasını yoğun kullanan kişinin bağımlılık seviyesini ölçmek mümkün değildi. Bu yüzden sosyal medya bağımlılığı ölçeği tüm sosyal medya kullanıcılarını kapsayan bir ölçme aracı olarak önemli görülmektedir. Ayrıca ölçek 2015 yılından bu yana halen ülkemizin çeşitli bölgelerinde ağırlıklı olarak yüksek lisans tezlerinde veri toplama aracı olarak kullanılıyor. Bilimsel alandaki ölçme aracı eksikliğini gidererek, bu alandaki pek çok çalışmaya katkı sağlamış oldu.”Sosyal medya bağımlılığı ölçeği, 41 maddeden oluşuyorSosyal medya bağımlılığı ölçeğinin 41 maddeden oluştuğunu ifade eden Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, “Kişiler ölçekte yer alan maddelerdeki ifadelere “Hiçbir Zaman” ile “Her Zaman” arasındaki beşli derecelendirmeden ne derece katıldığını işaretliyor. Hiçbir Zaman seçeneği “1” puan, Her Zaman seçeneği ise “5” puandır. Buna göre tüm maddelerin puanı toplandığında, ölçekten alınabilecek en düşük puan 41, en yüksek puan ise 205’tir. Ölçeği tamamen dolduran bir kişinin ölçekten aldığı toplam puana göre sosyal medya bağımlılığı seviyesi ortaya çıkıyor” dedi.Doç. Dr. Levent Deniz de sosyal medya bağımlılığı ölçeğinin, sosyal medya bağımlılığının farklı veri toplama araçlarıyla, özellikle ölçeklerle saptanması, bu bağımlılık türünün yaygınlığının anlaşılabilmesi, yaygınlığın gelişiminin takip edilebilmesi ve bu kavramla ilişkili olabilecek diğer kişisel özelliklerle ilişkilerinin ortaya konulabilmesi açısından önem taşıdığını söyledi. Deniz, bu genel ihtiyaçtan dolayı bir sosyal medya bağımlılığı ölçeğinin geliştirilmesine ihtiyaç duyulduğunu söyledi.

12 MAR 2019

İletişim Fakültesi akademik kadrosu güçleniyor

Akademik yetkinliklerinin yanı sıra sanatçı kimlikleriyle de dikkat çeken Prof. Dr. Hasip Pektaş ile Prof. Dr. Hatice Pektaş’ın İletişim Fakültesi akademik kadrosuna katılmasıyla Çizgi Film ve Animasyon Bölümünün kuruluş çalışmaları hız kazandı.Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi akademik kadrosu, alanında önemli isimlerin katılımıyla güçlenmeye devam ediyor. Önümüzdeki eğitim öğretim yılında açılması planlanan Çizgi Film ve Animasyon Bölümüne alanında iki uzman isim katıldı. Akademik hayatının önemli bir bölümünü Hacettepe Üniversitesi’nde geçiren, grafik tasarım ve görsel iletişimin Türkiye’deki önemli isimlerinden biri olarak bilinen Prof. Dr. Hasip Pektaş, akademik çalışmalarını artık Üsküdar Üniversitesi çatısı altında devam ettirmek üzere İletişim Fakültesi ailesine katıldı.Ekslibris alanındaki çalışmalarıyla öne çıkan ve bu sanat dalının Türkiye’de tanınmasına öncülük eden Prof. Dr. Pektaş’ın katılımıyla İletişim Fakültesi özellikle uygulamalı eğitimde önemli bir atılım yapmayı amaçlıyor.Çizgi Film ve Animasyon Bölümü’ne katılan Prof. Dr. Hatice Pektaş ise İletişim Fakültesi akademik kadrosuna katılan bir diğer sanatçı akademisyen. Çizgi Film ve Animasyon Bölümünün kuruluş çalışmalarına aktif olarak başlayan Hatice Pektaş da grafik sanatları ve iletişim tasarımı alanındaki çalışmalarıyla bilinen bir isim olarak öne çıkıyor.Prof. Dr. Hasip Pektaş ve Prof. Dr. Hatice Pektaş’ın iletişim eğitiminin önemli bir kesitini oluşturan uygulamalı eğitimin İletişim Fakültesinde geliştirilmesine büyük bir katkı sunmaları bekleniyor.Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi akademik kadrosu, akademik yetkinliklerinin yanı sıra sanatçı kimlikleri ile de ön plana çıkan yeni akademisyenleriyle öğrencilerine daha geniş bir eğitim vizyonu sunmak için çalışmalarını sürdürüyor.

11 MAR 2019

Elia Kazan sineması ve yeni habercilik türleri

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi seminerlerinde bu hafta Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Araştırma Görevlisi Besna Ağın “Elia Kazan Sineması’nda Gerçekçilik” konulu akademik çalışmasını katılımcılarla paylaştı. Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü Araştırma Görevlisi Selin Maden ise “Yeni Medya ve Yeni Habercilik Türleri” adlı sunumunu gerçekleştirdi. Seminerin ilk oturumunda Arş. Gör. Besna Ağın, 50’li yılların önemli yönetmenlerinden biri olan Elia Kazan'ın filmlerine ve o dönem içerisindeki realizm olgusunun Elia Kazan filmlerdeki işlenişine dikkat çekti. Arş. Gör. Besna Ağın, kırk yıldan fazla yönetmenlik kariyerine sahip olan Elia Kazan’ın, bu süre boyunca Amerikan film endüstrisindeki değişimlere hem tanıklık ettiğini hem de katkıda bulunduğunu aktardı. Besna Ağın, Kazan’ın On The Waterfront, A Streetcar Named Desire, East of Eden ve Splendor in the Grass filmlerinin yakaladığı finansal başarıdan ve son filmi olan The Last Tycoon ile farklarından bahsetti. Bu filmin aynı zamanda literatürdeki Elia Kazan çalışmalarında göz ardı edilen bir film olduğunu belirten Besna Ağın, sunumunda literatürdeki boşluğu doldurmak ve filme hak ettiği değeri vermek üzere bu çalışmayı yaptığını söyledi.  Bir film hem estetik olmalı hem para kazandırmalıThe Last Tycoon filmi üzerinden metot oyunculuğuna ve filmlerindeki karakterlerin iki taraflılığına değinen Ağın, Kazan’ın filmlerindeki en önemli unsurun ambivalence (karşıt duyguları bir arada taşıma) kavramı olduğunu ifade etti. Neredeyse tüm filmlerinde bu kurgunun bir şekilde yer aldığını ileri süren Ağın, bu iki taraflılığın karakterleri tam anlamıyla tanımlama noktasında izleyiciyi zorlayan ve düşündüren bir sürecin oluşmasına zemin hazırladığını belirtti.Şimdi yeni bir sanat öğrenmek gerekiyorElia Kazan’ın diyalog yönetmenliğinden görüntü yönetmenliğine geçiş sürecinin filmler üzerindeki yansımalarını da aktaran Besna Ağın, “Elia Kazan, sinemanın sadece diyaloglardan ve senaryo olgusundan ibaret olmadığını düşünen biriydi. O, filmlerini, farklı perspektifleri göz önüne alarak çeken bir yönetmendi” dedi. Sanat hayatına tiyatro yönetmenliğiyle başlayan Kazan'ın sinemaya geçiş sürecine de değinen Ağın, Elia Kazan'ın bu süreç hakkında hislerini anlatırken çok zorlandığını ve sinemaya yeni ve bambaşka bir sanat dalı olarak baktığını belirtti. Kendisini hem Hollywood içinde hem de dışında bir yönetmen olarak nitelendiren Elia Kazan'ın filmlerini “Sadece film yapıyordum” gibi basit ama realisttik bir bakış açısıyla oluşturduğuna değindi.Gazeteciliğin tarihsel serüveni Seminerin ikinci oturumunda Arş. Gör. Selin Maden sunumuna geleneksel gazeteciliğin ortaya çıkışı, bilgisayar ve internet teknolojilerinin gelişiminden bahsederek başladı. Geleneksel gazeteciliğin başlangıç tarihinin tam olarak bilinmediğini ve konu hakkında çeşitli tartışmalar olduğunu ifade eden Maden “Günümüzde var olan gazetelerin oluşmasına katkı sağlayan en büyük gelişme matbaanın icat edilmesidir” dedi.“Yeni medya demokratik süreçlere katkı sağlamaktadır”Türkiye’de geleneksel gazeteciliğin gelişimini irdeleyen Maden bu sürecin Tanzimat Dönemi, Meşrutiyet Dönemi, Kurtuluş Savaşı Dönemi, Cumhuriyet Dönemi, Çok Partili Hayata Geçiş dönemi ve günümüz şeklinde dönemlere ayrıldığını aktardı. Bu dönemlerde var olan sansür ve denetim uygulamalarına bir alternatif olarak ortaya çıkan yeni medya kavramına değinen Arş. Gör. Selin Maden “Gelişen bilgisayar ve internet teknolojileri ile birlikte basın internet mecrasına kaymış ve çok sayıda gelişme yaşanmıştır. Geleneksel gazetelerin internete taşınmasıyla birlikte, internet gazeteciliği kavramı ortaya çıkmıştır. İlk yıllarda internete özgü içerik üretimi yapılmazken, ilerleyen süreçlerde daha özgün haber üretimleri gerçekleştirilmiştir. Bu gelişmeler sonucunda da habercilik alanında daha demokratik bir süreç başlamıştır” dedi.Yeni medya ve yaşanan dönüşümlerYeni medya kavramının ortaya çıkması ile birlikte gazetecilerin mesleki pratikleri değiştiğini ileri süren Maden “Habere erişim, haberi işleme ve haberi sunma biçimlerinde dönüşümler meydana gelmiştir. Teknolojilerin gelişmesi, yeni habercilik türlerinin ortaya çıkmasına zemin hazırlamış ve vatandaşların haber süreçlerine katılmasına yol açmıştır” dedi. Ardından yeni habercilik türlerine de değinen Selin Maden, mobil habercilik, SMS haberciliği, mobil video haberciliği, halk haberciliği, yurttaş haberciliği, sosyal medya haberciliği, WhatsApp haberciliği, drone haberciliği, robot haberciliği ve veri haberciliği hakkında bilgilerini aktardı.  Yeni habercilik türlerinin ortaya çıkış süreçlerini aktaran Maden, yeni türler üzerine yapılan tartışmalara da değindi. Dünya’da ve Türkiye’de habercilik türlerinin genel durumunu irdeleyen Arş. Gör. Selin Maden, genel bir değerlendirmenin ardından sunumunu sonlandırdı.Haber-Fotoğraf: Gamze Şimşek 

11 MAR 2019

Üsküdar İletişim’de transhümanizm konuşuldu

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Medya ve İletişim Bölümü tarafından gerçekleştirilen Transhümanizm: Yapay Zekâ ve Hukuki Haklar seminerinde teknolojik gelişmelerin birey ve toplumların geleceğini nasıl etkilediği sorusuna yanıt arandı.Medya ve İletişim Bölümü Başkanı Doç. Dr. Feride Zeynep Güder’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen seminerde, Trakya Üniversitesi’nden Doç. Dr. Erdem Öngün ve Dr. Okan Aksu teknolojinin insan doğası üzerindeki etkileri ve teknolojik dönüşümün geleceği üzerine konuştu.Doç. Dr. Erdem Öngün transhümanizm kavramının insanın ötesine geçmek olarak adlandırılabileceğini söylerken kavramın günlük hayatta kullanımının yaygınlaşmasına sebep olan teknolojik ve dijital dönüşümün insan türünü hangi noktalara taşıyacağına değindi. Araç kullanan insan tanımının dijital çağda yeniden şekillendiğini vurgulayan Öngün, bu yeni dünyada araçların kullanıcının ötesine geçtiği ve hatta kullanıcıyı dönüştürdüğü tartışmalarına değindi. Araçların insanların yerini alıp alamayacağı konusundaki farklı bakış açılarına değinen Öngün, geleceğe ilişkin öngörüler farklı olsa da dönüşümün kaçınılmaz olduğunu söyledi.Dr. Okan Aksu ise teknoloji ve insanın dijital yolculuğuna felsefi bir bakış açısıyla bakmak gerektiğine değinirken insan bedenini kutsallaştıran bazı tek tanrılı dinlerin, teknolojinin insan bedenine ve hayatına müdahalesine sıcak bakmadığını ve engellemeye yönelik çalışmalar yaptığını belirtti. Beden ve özne tartışmalarının tarih, felsefe ve din açısından sürekli tartışılan bir konu olduğunu söyleyen Aksu, konunun sadece tek bir disiplinin penceresinden ele alınamayacak ölçüde karmaşık bir dinamiği bulunduğunu ifade etti. Transhümanizmin ilk örneklerine edebiyatta rastlandığını belirten Aksu, özellikle distopik eserlerde sıkça karşılaşılan bir olgu olduğunu belirtti. Yapay zekânın insana yararları ve zararlarının araştırılması gereken bir konu olduğuna değinen Aksu, insan ve yapay zekâ arasındaki sınırların ne olduğunun tartışılması gerektiğini söyledi.Robot hakları tartışmasıErdem Öngün, makinaların hakları tartışması bağlamında robotik özne tanımının çok önemli olduğunu belirtip, dünyada bu konunun vatandaşlık verilen ilk makina olan robot Sofia üzerinden tartışıldığını belirtti. İnsanın dramatik yapısının robotlar için söz konusu olamayacağını belirten Öngün, bu noktada yapay zekâ haklarının insan haklarıyla eşit noktada tartışılamayacağını belirtti. Etkinlik, izleyici sorularının cevaplanmasının ardından Doç. Dr. Feride Zeynep Güder’in Doç. Dr. Erdem Öngün ve Dr. Okan Aksu’ya plaket takdimi ile sona erdi.

08 MAR 2019

Marka Sohbetlerinde imaj ve algı konuşuldu!

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Reklam Tasarımı ve İletişimi Bölümü tarafından organize edilen Marka Konuşuyoruz etkinliğinin konuğu gazeteci, yazar ve aynı zamanda da akademisyen olan Dr. Zehra Güngör’dü. Güngör, imaj ve algı yönetimi hakkında yaptığı sunumunda katılımcılara önemli bilgiler aktardı.“Bir ülkeyi bir marka gibi düşünebilirsiniz”Bir ülkeyi yönetmekle, bir markayı yönetmenin stratejik olarak çok benzer noktalar olduğunu söyleyen Güngör, “Bir ülkeyi bir marka gibi düşünebilirsiniz, ikisinde de yapmanız gereken tek şey algı yönetimi yapmak. Bunu başarabilen herkes amacına ulaşır” dedi.Algıda en önemli fonksiyon: Empatiİletişimde empati duygusunun önemine dikkat çeken Güngör, “Karşınızdaki kişiye empati yaptırmayı başarabilirseniz algısını çok daha rahat yönetirsiniz” dedi ve bu noktada algının empati duygusunun önüne geçebileceğini vurguladı. “İletişim matematik, algı ise bu işin cebiridir” Algı yönetiminin ciddi bir matematik operasyonu olduğunu söyleyen Güngör, “İletişim matematiktir, algı da bu işin cebiridir” dedi ve bu işin matematiğini bilmeyenlerin her zaman algı konusunda kusurlu olacaklarının altını çizdi. “Kandırılmaya müsaitseniz algınız yönetilir”Konuşmasının devamında “Bir şeyin gerçek olmasından önemli olan, söylenenin gerçek olarak algılanmasını sağlamaktır” diyen Güngör, kandırılmaya müsait olan insanların algılarının daha kolay yönetilebileceğini söyledi.“Algı yönetiminden kurtuluş yok” Günümüzde hala daha akıl savaşlarının sürdüğünü söyleyen Güngör, “Dünya döndüğü sürece algı yönetiminden kurtuluş yok” diyerek bu konu hakkında özellikle gençlerin daha çok çalışma yapması gerektiğini vurguladı.Keyifli geçen etkinliğin ardından, Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Reklam Tasarımı ve İletişimi Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Nihal Toros Ntapıapıs, katılımından dolayı Dr. Zehra Güngör’e teşekkür plaket takdim etti.

07 MAR 2019

Üsküdar Üniversitesinde sinema ve sektör konuşuldu

Üsküdar Üniversitesi Sağlık, Kültür ve Spor Kulübü Direktörlüğü ve Üsküdar Üniversitesi Reklam ve Marka Kulübünün düzenlediği söyleşiye sinema yazarı Melikşah Altuntaş konuşmacı olarak katıldı. Güney Yerleşke Fuat Sezgin Konferans Salonunda gerçekleştirilen söyleşide sinema ve sinema sektörüne dair konuşuldu. “Annemle sabaha kadar film izlemeye başladık.”Sinemaya olan ilgisinin çocukluğundan beri olduğunu söyleyen Melikşah Altuntaş, “Tam televizyon dönüşümünün olduğu, özel kanalların ortaya çıkmaya başladığı zamanlarda doğdum. Televizyonda sinema içerikli programlar, filmler gösterilmeye başladı. Annem ve babamda çalıştığı için günümün büyük bir kısmı aslında televizyon karşısında geçmeye başladı.” Dedi. Geceleri uyku problemi olan bir çocuk olduğunu, annesinin en sonunda kendisini yatağa tıkmaktan vazgeçtiğini belirten Altuntaş, sabaha kadar film izlemeye başladıklarını söyledi.“Sansürle ortaya çıkan şey film olmaktan çıkıyor.”Konuşmasının devamında sansür konusuna değinen sinema yazarı, “Bir grup insanın veya bir yapının sizin adınıza neyi izleyip neyi izlemeyeceğinizi değerlendiriyor olması kadar komik ve gereksiz bir şey olamaz.” Diyen Altunbaş, sansürle birlikte ortaya çıkan şey film olmaktan çıkıyor ifadelerini kullandı.Yerli sinemada Nuri Bilge Ceylan’ın olağan üstü bir yönetmen olduğunu belirten Altuntaş, sadece Türkiye’de değil dünya çapında da öyle olduğunu söyledi ve her filmini heyecanla beklediğini ve izlediğini kaydetti. Türkiye’de çok fazla ve çok iyi kadın yönetmenler olduğunun da altını çizen Altuntaş,  örnek olarak Senem Tüzen ve Emine Emel Balcı’yı verdi.Söyleşi soru cevap ve plaket takdimi ardından sona erdi.

01 MAR 2019

Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü mezunlarıyla buluştu

Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü tarafından düzenlenen mezunlar toplantısı Haber Atölyesi’nde gerçekleştirildi. Toplantıya Prof. Dr. Süleyman İrvan, Dr. Öğr. Üyesi Yıldıray Kesgin, Arş. Gör. Atila Erdemir, Arş. Gör. Selin Maden ile Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü 2017-2018 eğitim öğretim yılı mezunları Veysi Can Muharremoğlu, Büşra Taş, Zehra Rümeysa Fidan ve Fatih Ünlüer katıldı.Yeni Medya ve Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan, toplantıya katılan mezun öğrencilerden öğrenim süreçlerini değerlendirmelerinin yanı sıra Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü’nün geliştirilmesine yönelik önerilerde bulunmalarını istedi.Büşra Taş, “Müfredatta öğrencilerin haber yazma pratiklerini geliştirecekleri daha çok uygulama dersi olmalı” önerisinde bulundu. Staj dersi için de görüşlerini belirten Büşra Taş “öğrenciyken staj bulma sürecinde çok zorlandım ve ana akım medya kuruluşlarında staj yapma imkânı elde edemedim. Okulumuzun öğrencilere staj bulma aşamasında yardımcı olması büyük destek sağlar” şeklinde konuştu.Zehra Rümeysa Fidan ise derslere yönelik yaptığı değerlendirmesinde yeni medya ders sayısının arttırılmasının öğrencilere daha çok katkı sağlayacağını ifade etti. Müfredattan kaldırılması ve eklenmesi planlanan dersler ile ilgili de görüşlerini bildiren mezun öğrenciler, bazı derslerin seçmeli olarak değiştirebileceğini söylediler. Eğitim süreleri boyunca Üsküdar Üniversitesi tarafından sunulan imkânlardan memnun olduklarını dile getiren öğrenciler, fakültede bulunan stüdyo, haber atölyesi gibi alanların kendilerine büyük katkı sağladığını ifade ettiler. Mezunlar toplantısı toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.

01 MAR 2019

İletişim eğitiminde vizyon ve kalite geliştirme toplantısı yapıldı

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi, sektörden önemli temsilcilerin katılımıyla gerçekleştirilen  “İletişim Eğitiminde Vizyoner Bir Bakış” konulu toplantıya ev sahipliği yaptı. Toplantıda iletişim eğitiminin kalitesinin arttırılması için neler yapılabileceği konuşuldu.Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi, iletişim eğitiminin kalitesini yükseltmek için neler yapılabileceğini tartışmak amacıyla sektörün önemli temsilcilerini bir araya getirdi. “İletişim Eğitimine Vizyoner Bir Bakış” başlığı altında gerçekleştirilen toplantıya İletişim Fakültesi dekanı, bölüm başkanları, dekan yardımcıları, fakülte öğrenci temsilcisi ve fakültenin dış paydaşları katıldı.Sahadan önemli isimler buluştuToplantıda Fakültenin dış paydaşları Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Sibel Güneş, Televizyon İzleme A.Ş. Genel Müdürü Dursun Güleryüz, Demirören Haber Ajansı’ndan Galip Eraydın, Şapka Ajansı Genel Müdürü Fatma Körünoğlu, Ellidokuzoğlu Yapım Şirketi Genel Müdürü Ege Ellidokuzoğlu, Uluslararası İnternet Gazeteciliği ve Gazeteciler Derneği (UİGAD) Başkanı İzzet Aydın ile UİGAD Genel Sekreteri Selçuk Taşdemir ile Fakültenin iç paydaşlarından İletişim Fakültesi Öğrenci Temsilcisi Büşra Özdoğan yer aldı.Prof. Dr. Nazife Güngör: “Bu tür arama toplantılarını genişleteceğiz”Yeni Medya ve Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen toplantının açılış konuşmasını İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör yaptı. Güngör, sektörü ve İletişim Fakültesini bir araya getiren arama konferansı niteliğindeki ilk toplantı olduğunu belirtip bu tür toplantıların genişletilerek ve daha uzun zaman dilimine yayılarak sürdürüleceğini ifade etti. Güngör katılımcılara teşekkür ettikten sonra sözü, toplantıyı yönetmek üzere Prof. Dr. Süleyman İrvan’a bıraktı.İrvan, ilk sözü Fakülte Öğrenci Temsilcisi Büşra Özdoğan’a verdi. Öğrencilerin kalite geliştirme sürecine dâhil olabilmesi için toplantıda hazır bulunan ve fakültenin iç paydaşları arasında yer alan Öğrenci Konseyi’nin temsilcisi Büşra Özdoğan, öğrencilerden gelen talepleri fakülte yönetimi ve dış paydaşlarla paylaştı. Öğrencilerin üniversite kültürünü önemsediklerini belirten Özdoğan, üniversite kimliğinin benimsenmesi için etkinliklere daha fazla zaman ve kaynak ayrılmasını beklediklerini ifade etti.Öğrencilerin taleplerinin değerlendirilmesinin ardından toplantı Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin dış paydaşlarının gözlem, değerlendirme ve önerilerinin tartışmaya açılması ile devam etti.  Dış paydaş temsilcilerinden Dursun Güleryüz (Televizyon İzleme A.Ş. Başkanı, TİAK), Sibel Güneş (Gazeteci, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri, TGC), İzzet Aydın (Uluslararası İnternet Gazetecileri ve Gazeteciler Derneği, UİGAD Başkanı) ve Selçuk Taşdemir (UİGAD Genel Sekreteri) sektörde ihtiyaç duyulan nitelikler ve bu niteliklerin öğrencilere nasıl kazandırılabileceğinin üzerinde durup müfredata ilişkin önerilerde bulundu.İletişim sektörünün alanında deneyimli isimlerinden olan ve aynı zamanda Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü Öğretim Görevlileri Fatma Körünoğlu ile Ege Ellidokuzoğlu ise fakültenin sağladığı donanım ve stüdyo olanaklarından memnun olduklarını belirtti. Toplantıya katılan sektör temsilcilerinden DHA Dış Haber ekibinden deneyimli gazeteci Galip Eraydın da iletişim öğrencilerinin mezun olduktan sonra karşılaşabilecekleri zorluklardan bahsedip iş görüşmelerinde öne çıkan kriterleri anlattı.Prof. Dr. Süleyman İrvan: “Görüş alışverişi sürekli hale gelecek”Toplantının değerlendirme bölümünde Prof. Dr. Süleyman İrvan bu toplantının arama konferansı niteliğinde bir başlangıç olduğunu, sorunlar ve çözüm önerilerinin genel yönleriyle ele alındığını ancak daha kapsamlı toplantılarda iletişim eğitiminin farklı açılardan ve daha ayrıntılı olarak ele alınarak görüş alışverişlerinin sürekli hale getirilmesi gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Nazife Güngör de toplantının kapanışında fakültedeki akademisyenlerin, öğrencilerin ve dış paydaşların bundan sonra daha sık bir araya gelerek iletişim eğitiminin sorunlarını tartışacaklarını ve ortak çözüm önerileri oluşturmaya gayret edeceklerini dile getirip katılımcılara teşekkür etti.

18 ŞUB 2019

TEDx Uskudar University’de değişen dünya konuşuldu

Üsküdar Üniversitesi, dünyanın en önemli fikir ve tartışma platformlarından biri olan TEDx’e ev sahipliği yapmaya devam ediyor.  Bu yıl “Değişen İnsan, Değişen Bilim” temasıyla gerçekleştirilen TEDx Uskudar University’de siyasetten psikiyatriye pekçok farklı alanda uzman fikirlerini paylaştı. Siyaset bilimci Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, bugün yepyeni bir duvar sisteminden bahsedildiğini belirterek “Artık konumuz Berlin duvarının yıkılışı değil, Meksika duvarının dikilişi. Bu çok önemli bir değişikliiğin göstergesi. Dünya üzerinde politik yapıda ve mimaride çok ciddi değişikliklerin olduğunu gösteriyor” dedi.Üsküdar Üniversitesi Altunizade Kampüsü Nermin Tarhan Konferans Salonunda gerçekleştirilen TEDx Uskudar University, kamuoyunun çok yakından tanıdığı akademisyenleri bir araya getirdi.Artık konumuz Meksika duvarıÜsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan “Dünyamızı Çevreleyen Duvarlar” başlıklı konuşmasında dünya siyasetini uluslar arası ilişkileri fazlasıyla etkileyen ülkeler arasındaki duvalarların sadece dünya siyasetini değil, insanların ve toplumların hayatını etkilediğine dikkat çekti. Prof. Dr. Arıboğan, Berlin duvarının yıkılmasıyla dünyada pek çok şeyin değiştiğini belirterek “Bugün yepyeni bir duvar sisteminden söz ediyoruz. Bir zamanlar Berlin duvarının yıkılışıyla özdeşleştirdiğimiz o yeni dünya paradigmasını, bugün başka bir dünyada başka bir duvarın inşası üzerinden yepyeni formatlar içerisinde tanımlıyoruz.  Artık konumuz Berlin duvarının yıkılışı değil, Meksika duvarının dikilişi. Bu çok önemli bir değişikliiğin göstergesi. Dünya üzerinde politik yapıda ve mimaride çok ciddi değişikliklerin olduğunu gösteriyor. Artık 1980’li yılların sonunda başlayan o çok optimist iyimser hava, dünya üzerinde çok fazla yaygın değil. Küreselleşmeciler, küresel yönetişimciler, liberalleşmeciler, özgürlükçüler seslerini önemli ölçüde kısmış durumdalar. Çünkü artık bugünün dünyasında insan haklarından refahtan sınırları olmayan dünyadan küresel bir köye dönüşmüş gezegenimizden söz etmiyoruz. Tam tersine sınırları uzaydan görünebilen, 3 metreden yüksek duvarlarla tahkim edilmiş, elektrikli dikenli tellerle çevrilmiş ülkesel sınırlardan söz ediyoruz” dedi.Göçmenler, duvarlardan sonra mülteci olduTarihte görülen bütün duvarların aşıldığını belirten Prof. Dr. Arıboğan, çok eski zamanlardan beri var olan göç olgusunun devam ettiğini vurguladı. Bütün duvarların içinde yaşayan insanları kendi içlerine doğru kapattığını, dışarda kalan insanlar için ise o duvarın aşılmasının en büyük motivasyon kaynağı olduğunu belirten Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, şunları söyledi:“Bir yerde bir duvar olduğu zaman o duvar dışında kalan  insanların temel motivasyonu o duvarı aşmaktır. Bu onlar için hayat-memat meselesidir. Hayatlarının ana dinamiğidir. Bugün dünyada 244 milyon göçmenden söz edliyor. 65 milyon mülteciden, 10 milyon vatansızdan söz ediyoruz. Bu rakam 2. Dünya Savaşı koşullarından daha ağır rakamlar. İnsanlar bir yerlere gitmeye çalışıyor. Bütün bu düz dünya sırasında yani sınırları zayıflatılmış dünya sırasında insanlar bir yerden bir yere gitmeye çalıştılar. Bu sırada göçmendiler ama  insanlar ne zamanki duvarlar oluşmaya başladı ondan sonra mültecileşmeye başladılar. Mülteciler hayatlarını kurtarabilmek, evini barkını bırakıp bütün hayatını hatıralarını geride bırakarak sığınmak zorunda kalan, güvenlik endişesi yaşayan insanlardan söz ediyoruz. Bunlar hayatlarını kurtarmak için bir yerlere sığınmaya doğru gelirken duvarların gerisinde yaşayan insanlar için yeni bir motivasyon vardır. Eski hayatlarını korumak, işlerini ve statülerini korumak duygusundadır. Onlar hayatlarını korumak isterken bunlar da hayatlarını korumak istemektedir. Aslında bu çatışma duvarların bitirilişi için kullanılabilecek çok önemli bir motivasyona dönüşmüş. Halk yavaş yavaş ne kadar liberal, özgürlükçü, insani  olursa olsun bunların meşruiyetine inanmaya başlar ve duvarlı dünya kafamızın içerisnde bir yerlere yerleşmeye başlar.”Yaratıcı beyinler engelleri fırsata çeviriyorÜsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü, NP Feneryolu Tıp Merkezi Psikyatri Uzmanı Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar “Daha Yaratıcı Beyinler Geliştirmek” başlıklı sunumunda eşi karikatürist İrfan Sayar’ın çizimlerinden örnekler verdiği sunumunda yaratıcı beyne sahip olan kişilerin aslında sıradışı düşünme tarzına sahip olduklarına işaret etti. Sıradışı düşünme tarzı olan kişilerin özelliklerini sıralayan Sayar, “Engeller karşısında yılmazlar. Bizler genellikle bir engelle karşılaştığımızda motivasyonumuz düşer, bu kişiler aşılması gereken engelleri fırsata çeviriyor. Problemlere daha farklı açılardan bakmayı biliyorlar. Birden fazla ilgi alanlarına sahip olmaları da diğer bir özellikleri. Tarihe baktığınızda da örnekler görüyorsunuz. Einstein keman çalıyor, Churchil resim yapıyor yani sıradışı düşünce tarzına sahip kişiler tek bir alanda çalışmıyorlar, birden fazla ilgi alanları oluyor” dedi.Psikolojik iyi oluşun kaynakları; anlamlı yaşam, umut ve şükran duygusuİnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Tayfun Doğan “Psikolojik İyi Oluşun Kaynakları”nı anlattığı konuşmasında yaşamın anlamlı kılınmasının önemli olduğunu belirterek “Anlamlı yaşam bizim çabalarımız sonucu ortaya koyduğumuz bir şey. Derinlemesine düşündüğümüzde yaptığımız her şeyin neredeyse tamamının yaşamı anlamlı kılmak için yaptığını görürüz. Çocuk sahibi olmak istiyoruz, kariyer yapmak istiyoruz. Anlamlı ilişkiler kurmak istiyoruz. Tüm bunların amacı yaşamımızı daha anlamlı hale getirmek.Bunu başaramazsak iyi yaşayamamış olmanın suçluluğunu duymuş oluyoruz” dedi. Doğan, sosyal destek, umut ve şükran duygusunun da psikolojik iyi oluş kaynakları arasında yer aldığını söyledi.Bebeklik döneminde ebeveynle kurulan ilişki geleceği etkiliyorÜsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Sermin Kesebir “Psikiyatrik Bozukluklar, Bedensel Hastalıklardır (Brain, Mind and Body)” başlıklı konuşmasında depresyon başta olmak üzere Bipolar Bozukluk gibi hastalıkların obezite, hipertansiyon ve diyabet gibi metabolik hastalıklarla olan ilişkisinden bahsetti. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurper Ülküer de “Bebeklikte İçilen ‘Bir Fincan Sevginin’ Yaşam Boyu Süren Hatırı” başlıklı sunumunda özellikle 0-3 yaş arasındaki erken çocukluk döneminde ebeveynle kurulan sağlıklı ilişki ve iletişimin çocuğun gelecek hayatındaki etkilerine dikkat çekti.Üsküdar Üniversitesi Reklam Tasarımı ve İletişimi Dr. Öğretim Üyesi Dinçer Atlı “Yetenek Yönetimi”,  Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Endüstri Mühendisliği Dr. Öğretim Üyesi Rüştü Murat Demirer’in “Gelecekte Yapay Zekâ ve Büyük Veri Paradigmalarında Devrimler Olacak mı?”, Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Dr. Öğretim Üyesi Esin Tümer’in ise “İstanbul! Her Bina Residense, Hwer Oda Ayrı Akıllı. Kentten Önce, Zihni Dönüşüm…” başlıklı konuları ile katıldığı program, Üsküdar Üniversitesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Hüseyin Ünübol’un “Mutsuzluk, Mutluluğun Sermayesidir” başlıklı konuşmasıyla devam etti.Bilim değişiyor, biz değişiyoruzÜsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyomühendislik Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Kaan Yılancıoğlu, “İnsanoğlu Antibiyotiksiz Çağa Hazır mı? Hayatta Kalabilecek miyiz?” başlıklı konuşması ile yer alırken, Üsküdar Üniversitesi GETIPMER Müdürü Dr. Murat Ulusoy ve GETIPMER Bilimsel Danışma Kurulu Üyesi Uzm. Psikolog Nalan Eyin, ’Artırılmış Cinsel Doyum – Expanded Sexuel Response Hipnoz’ Neden ve Niçin Gerekli?” başlıklı konuşmalarında cinsel terapilerde geleneksel tedavi bakış açısına cinsel beynin de katılması gerektiğini belirterek “Geleneksel tedaviler, mekanik ve tekrarlayıcı. Oysa sürekli tekrar edilen ödevler bir süre sonra otomatik davranışlara döner. Ve otomatik davranışlar ne daha fazla düşünmeyi sağlar ne de mutluluk ve haz hormonlarını salgılamamızı teşvik eder. Bilim değişiyor, bizler değişiyoruz. Bugün bilimin önündeki en büyük engel hayal gücünü yok saymak” dedi.Üsküdar Üniversitesi Proje Geliştirme Müdürü, NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Barış Metin’in koordinatörlüğünü yürüttüğü program sonunda katılımcılar birlikte hatıra fotoğrafı çektirdi.

13 ŞUB 2019

"Kültürlerarası Bir İletişim Aygıtı Olarak Radyo" paneli

İSTANBUL (AA) - UNESCO Türkiye Milli Komisyonu İletişim İhtisas Komitesi Üyesi Prof. Dr. Mehmet Murat Erdoğan, dünyayı tanımanın, iletişim kaynakları üzerinden olduğunu belirterek, "Radyonun bunda çok özel bir yeri var çünkü radyo uzunca süre egemenliğini sürdüren, hala nostaljik veya tutku olarak da varlığını sürdürebilen bir kaynak. Eğer iletişim kaynaklarını iyi kullanabilirseniz bu, toplumun bir arada yaşamasına, aynı zamanda kimliğini geliştirmesine de imkan sağlayabilir." dedi.Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi ve UNESCO Türkiye Milli Komisyonu tarafından Dünya Radyo Günü dolayısıyla yöneticiliğini TİAK Genel Müdürü, Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Görevlisi Dursun Güleryüz'ün yaptığı, "Kültürlerarası Bir İletişim Aygıtı Olarak Radyo" başlıklı bir panel düzenlendi.Erdoğan, paneldeki konuşmasında, toplumların her geçen gün yoğun şekilde bir arada yaşamaya devam ettiğini ve toplumsal yapının her geçen gün karmaşıklaştığını dile getirerek, bir arada yaşama kültürünü geliştirmenin en önemli parçasının "iletişim" olduğunu söyledi.Göç hareketlerinin yoğunlaşmasının, iletişimi daha da önemli kıldığına işaret eden Erdoğan, "Dünya nüfusunun artışına, dünyadaki hareketliliğe bakıldığında artık bu hareketliliğin daha da devam edeceğini biliyoruz. İletişim alanıyla ulaşım alanı birbiriyle paralel gidiyor. Hem ulaşım imkanları çoğaldı, başka toplumlara, başka kültürlere daha rahat ulaşabiliyorsunuz hem de iletişim üzerinden dünyanın başka yerlerini görebiliyorsunuz." diye konuştu.Erdoğan, dünyayı tanımanın iletişim kaynakları üzerinden olduğunu belirterek, "Radyonun bunda çok özel bir yeri var çünkü radyo uzunca süre egemenliğini sürdüren, hala nostaljik veya tutku olarak da varlığını sürdürebilen bir kaynak. Eğer iletişim kaynaklarını iyi kullanabilirseniz bu, toplumun bir arada yaşamasına, aynı zamanda kimliğini geliştirmesine de imkan sağlayabilir." dedi.Türkiye'de yaşayan Arapların kendi aralarındaki iletişimin saygıya değer olduğunun altını çizen Erdoğan, "Nasıl Almanya'daki, Fransa'daki Türklerin kendi arasındaki iletişimini önemsiyoruz, doğal olarak bizimle birlikte yaşayan başka kültürlerin kendi iletişim araçlarını geliştirmelerine saygı göstermeli, ayrıca onları teşvik etmeliyiz. Farklılık dünyayı bir yere götürüyor ve o farklılıkları kabullenmenin en önemli yollarından birisi iletişim kanallarına açık olmanız ve onları geliştirebilmeniz." değerlendirmesinde bulundu."Türkiye'de günde 4,5 saatten fazla televizyon izleniyor"Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkan Vekili Esat Çıplak da panelin açılışındaki konuşmasında, köyde tek radyo evlerinde olduğu için köydeki herkesin evlerine geldiğini anlatırken, daha sonra radyonun köydeki, dünyadan haber alınabilen tek iletişim aracı olduğunu anladığını dile getirdi.Artık teknoloji sayesinde her bilgiye kolayca ulaşılabildiğini kaydeden Çıplak, öğrencilere geçmişe, ülkenin değerlerine ve kültürüne bakmalarını tavsiye etti.Çıplak, öğrencilere "Siz, geçmişi, geleceğe kolay intikal ettirebilecek insanlarsınız. Yabancı dil, insan ilişkileri, sosyal ilişkiler, kültürel ilişkiler sizin çok kolay başaracağınız şeyler. Hiçbir zaman yılmadan, mücadeleyi bırakmadan başaracaksınız. Kendinizi 'Olmuyor' diye umutsuzluğa kaptırmayın, gelecek sizlerin ama geçmişle bağları koparmadan geleceği oluşturabiliriz." şeklinde seslendi.Çıplak, soruları yanıtlarken, Türkiye'de günde 4,5 saatten fazla televizyon izlendiğini kaydederek, "Televizyon izlenme alışkanlıkları azaldı görünüyor, ama sosyal medya, cep telefonu üzerinden televizyon izleme de söz konusu." dedi.Radyonun kullanımlarıÜsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon Sinema Bölüm Başkanı Doç. Dr. İsmail Arda Odabaşı ise radyonun tarihçesine ilişkin bilgi verirken, 2. Dünya Savaşı'nın aynı zamanda "radyolar savaşı" olduğunu, taraf devletlerin radyoyu etkin şekilde kullandığını anlattı.Odabaşı, televizyonun radyoyu ortadan kaldırmadığını dile getirerek, "Bugün de internet bazlı yeni medyanın ortaya çıkışı da konvansiyonel, geleneksel medyaları ortadan kaldırmış değil. Televizyon, radyoya önemli bir darbe vurdu ama bu, ölümcül bir darbe değildi. Radyonun bir takım özellikleri, yeni gelişmelere uyarlanmasını sağlıyor." dedi.Radyonun olumlu ve olumsuz kullanımlarının tarihte sayısız örneği olduğunu kaydeden Odabaşı, şunları söyledi:"Hoşgörü için kullanılabileceği gibi tahammülsüzlük, toplum içerisindeki değişik kesimler arasında çatışma yaratmak, provokasyon ve savaş amaçlı da kullanılabilir. Barışa da hizmet edebilir savaşa da hizmet edebilir. Radyolar, belirli toplumsal ve tarihsel koşullarda, belirli sahiplik yapıları içerisinde belirlenir ve o koşullar içerisinde o konjonktüre göre hareket ederler. Kitle iletişim araçlarına ve radyoya da düşen bir takım görevlerden bahsedebiliriz ama sadece radyo ile hoşgörünün, toleransın, barışın sağlanabileceğini ummak da biraz safdillik olur. Dolayısıyla koşullu bir işlevden söz edebiliriz. Radyonun tarihi bize, radyonun kültürler arası bir iletişim aracı, diyaloğu, hoşgörüyü, barışı artırıcı bir araç olarak kullanılabileceğini gösterdiği gibi tam tersini de gösterebiliyor."Kaynak: Anadolu AjansıHaberin linki: https://www.mynet.com/kulturlerarasi-bir-iletisim-aygiti-olarak-radyo-paneli-110104897913

04 ŞUB 2019

6. Uluslararası İletişim Günleri’nde, “dijital dönüşüm” ele alınacak

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi, Uluslararası İletişim Günleri’ne 6. kez ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 2-3 Mayıs 2019 tarihlerinde düzenlenecek olan Uluslararası İletişim Günleri Sempozyumu’nun bu yılki başlığı: “Dijital Dönüşüm”. Alanında uzman birçok ismin yer alacağı sempozyum, bu yıl davetlilerin yanı sıra bildiri sunumlarına da açık olacak.Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından bu yıl 6.’sı düzenlenecek olan Uluslararası İletişim Günleri’nin bu yılki konusu “dijital dönüşüm” olarak belirlendi.“Dijital dönüşüm”, akademisyenler ve medya profesyonelleri ile ele alınacakÜsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör, dijital iletişim teknolojilerinin etkileri hakkında şu değerlendirmelerde bulundu:“Çağa damgasını vuran dijital iletişim teknolojileriyle birlikte medya sektörü ve iletişim bilimleri de önemli bir değişim ve dönüşüm sürecine girdi. Medya profesyonelleri üretim, dağıtım ve yönetimin dijital teknolojiyle sarmalandığı bu yeni döneme uyum sağlamaya çalışırken, akademisyenler söz konusu süreci analiz etmeye yönelik yeni kuramsal ve yöntemsel arayışlara yöneldi. “Dijital Dönüşüm” başlığıyla gerçekleştirilecek olan bu sempozyumla iletişim akademisyenleri ve medya profesyonellerinin katılımıyla dijitalleşme odaklı bu gidişat çeşitli yönleriyle tartışılacaktır. Böylece bilimsel çalışmalara yeni bir vizyon kazandırılmasına katkıda bulunulurken, dijital dünyada tarafların eğitimi, deneyimleri, iş imkânları ve süreçleri irdelenerek iletişim eğitiminde çağın gerekliliklerinin ortaya konulması amaçlanmaktadır.”Sempozyum, bildiri sunumlarına açık olacak“Dijital Dönüşüm” başlıklı uluslararası sempozyumun hakemli bir bilimsel etkinlik olduğunu belirten Prof. Dr. Nazife Güngör “Program, iletişim alanında ulusal ve uluslararası düzeyde tanınmış davetli konuşmacıların yanı sıra hakem değerlendirmeli bildiri sunumları ve poster başvurularına da açık olacaktır” şeklinde konuştu.Prof. Dr. Güngör, sempozyumun konu önerilerine açık olduğunu ifade ederek, programın kapsadığı temaları şöyle sıraladı:“Yazılı basında dijital dönüşümYeni MedyaTelevizyon ve radyoda dijital dönüşümSinemada dijital dönüşümDijital pazarlama iletişimiHalkla ilişkilerde dijital dönüşümReklamda dijital dönüşümGörsel iletişimde dijital dönüşümSanal gerçeklikArtırılmış gerçeklikYapay zekâ”Bildiri özeti ve poster için son teslim tarihi: 15 Mart 2019Prof. Dr. Nazife Güngör, Uluslararası İletişim Günleri başvuruları hakkında şu bilgileri verdi:“Sempozyum sekretaryasına gönderilecek bildiri özetleri, Sempozyum Bilim Kurulu’nca değerlendirilerek, sunum onayı alanlar bildiri özet kitapçığında basılacaktır. Bildiri tam metinleri ise yazarların tercihleri doğrultusunda İletişim Fakültesi Akademik Dergisi ‘Etkileşim’de ya da ‘Sempozyum Bildiri Kitabı’nda yayınlanacaktır. Bildiri özetlerinin 250 sözcüğü geçmemesi gerekmektedir.Bildiri özeti veya poster için son teslim tarihi 15 Mart 2019’dur. Bildiri veya posterlerin kabul edilip edilmediğine ilişkin geri bildirim en son 30 Mart 2019 tarihine kadar yapılmış olacaktır. Bildiri ve posterlerinizi sabırsızlıkla bekliyoruz.”Sempozyumla ilgili tüm ayrıntılar için:  https://uskudar.edu.tr/iletisimgunleri/tr/2019

04 ŞUB 2019

Üsküdar İletişim öğrencileri yerel medyayı irdeledi

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Süleyman İrvan’ın verdiği yerel gazetecilik dersinde öğrenciler yerel medyayı ve sorunlarını irdeledi. Yerel gazeteciler en çok kâğıt maliyetlerindeki artıştan ve reklam alamamaktan şikayetçi.Her öğrenci bir kenti araştırdı  Dersi alan her öğrenci, seçtiği kentte yayımlanan basılı ve internet gazetelerini inceledi ve e-posta üzerinden ulaşabildiği yerel gazetecilerle röportaj yaptı. Prof. Dr. Süleyman İrvan, “Aslında çok zengin bir yerel medyamız var, ama öğrencilerimiz bunun farkında değildi. Kentlerde onlarca gazetenin ve haber sitesinin yayımlanıyor olduğunu görünce şaşırdılar. Ben de aslında farkındalık yaratmak için öğrencilerin yerel medyayı araştırmalarını istemiştim” dedi. Öğrencilerin yerel gazetecilerle e-posta üzerinden iletişime geçtiklerini ve röportajlar yaptıklarını belirten İrvan, “röportaj yapmak için kaynağı ikna etmenin çok kolay bir gazetecilik pratiği olmadığını da görmüş oldular” dedi.Araştırma ve röportaj yapma sürecinde öğrencilerin çok değerli bilgiler topladıklarını söyleyen Prof. Dr. Süleyman İrvan, gazetecilere özellikle yerel medyanın sorunları ve çözüm yolları konusunda sorular sorduklarını ve elde ettikleri bilgileri sınıfta yaptıkları sunumlarla paylaştıklarını belirtti. Gazetecilik toplumun sesi, gözü, kulağı, vicdanıdırYapılan röportajlarda yerel gazetecilerin mesleklerini çok önemsediklerini gördüklerini belirten Prof. Dr. Süleyman İrvan, “gazeteciliği nasıl tanımlıyorsunuz?” sorusuna benzer cevaplar verildiğini, gazeteciliğin toplumun doğru bilgilenmesi açısından önemli bir meslek olarak görüldüğünü, toplumun gözü, kulağı, sesi ve vicdanı olarak tanımlandığını söyledi.Köklü bir yerel medya geçmişi var“Kentlerimizde köklü bir yerel medya geçmişi var” diyen Prof. Dr. Süleyman İrvan, gazetelerin bütün imkânsızlıklara karşın yerel düzeyde yurttaşların haber alma haklarını gerçekleştirmek için çaba gösterdiklerini, bunda da büyük ölçüde başarılı olduklarını belirtti. Gazeteler açısından çeşitlilik de olduğunu ifade eden İrvan, bu zenginliğin korunmasının yerel demokrasi açısından çok önemli olduğunu vurguladı.Ekonomik sorunlar ilk sırada Öğrencilerinin röportajlarında yerel gazeteciliğin sorunlarını da sorduklarını belirten Prof. Dr. Süleyman İrvan, en başta ekonomik sorunların geldiğini, artan kâğıt maliyetleri nedeniyle yerel gazetelerin bazılarının kapanma noktasına geldiğini söyledi. “Birçok gazeteci ayakta kalmaya çalıştıklarını söylüyor” diyen İrvan, gazetecilerin ayrıca okur sayısının azlığından ve resmi ilanlarla reklamların yetersizliğinden yakındıklarını, ücretlerdeki düşüklükten kaynaklı kalifiye eleman bulmakta da zorlandıklarını ifade etti.En çok yerel gazete Antalya ve Balıkesir’deYerel gazetelerin Basın İlan Kurumundan aldıkları ilanlarla ayakta kalmaya çalıştıklarını ifade eden Prof. Dr. Süleyman İrvan, Basın İlan Kurumu verilerine göre 28 gazete ile Antalya’nın en çok yerel gazeteye sahip il olduğunu belirtti. Antalya’yı 25 gazete ile Balıkesir, 24 gazete ile Muğla, 23 gazete ile Konya ve 21 gazete ile Bursa izliyor. Öte yandan, Kars ve Siirt’te 2, Ağrı, Bolu, Nevşehir, Tunceli ve Yalova’da ise 3’er gazete yayımlanıyor.   24 şehirde yerel gazeteler birleştiProf. Dr. Süleyman İrvan, Basın İlan Kurumu’nun 2012 yılından itibaren yerel gazeteleri birleşmeye teşvik ettiğini, böylece hem ilan pastasının büyüyeceğinin hem de kalitenin artacağının öngörüldüğünü ifade etti. Bu birleşme politikası doğrultusunda ilk olarak Erzurum’da yayımlanmakta olan 16 gazetenin 2012 yılında 4 gazete olarak yayına devam etme kararı aldıklarını, Erzurum’u Bolu, Hakkâri, Kırıkkale, Sivas, Adıyaman, Batman, Kars, Ardahan, Van, Bayburt, Mersin, Denizli, Malatya, Elâzığ, Kahramanmaraş, Tokat, Isparta, Hatay, Kayseri, Kırşehir ve Kocaeli’nin izlediğini söyledi. Gazete birleşmelerinin istenen etkiyi yaratamadığını belirten Prof. İrvan, “yerel medyada çalışan gazetecilerin de birleşmelerden memnun olmadıkları görülmektedir” dedi.

24 OCA 2019

Radyo, Televizyon ve Sinema öğrencilerinin mezuniyet proje film gösterimi yapıldı

Üsküdar Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema bölümü öğrencilerinin mezuniyet projeleri kısa film gösterimi Fuat Sezgin Konferans salonunda iki gün süren programla gerçekleştirildi.Film gösterimi programında Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölüm Başkanı Doç. Dr. İsmail Arda Odabaşı, İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Can Diker, Dr. Öğr. Üyesi Hale Yaylalı, Dr. Öğr. Üyesi Esennur Sirer, Dr. Öğr. Üyesi Ömer Osmanoğlu ve Görüntü Yönetmeni Ege Ellidokuzoğlu jüri üyeliği yaptı.Kısa film sunumu programında jüri üyeleri öğrencilerin filmlerini yorumlarken kamera açılarına, renk tonlarına, çekilen mekânlara ve senaryoların önemi üzerinde durdu.Fuat Sezgin Konferans salonunda gerçekleşen film gösterimi iki gün sürdü.Programının ilk gününde Yol, Yaşamak, Baston, Uğur, Balkon, Sığınak, Bu Kadar isimli kısa film gösterimleri yapıldı.İkinci gün ise öğrenciler tarafından çekilen Siyahtan Sonra, Çardaklı, Hapan, Aliye Anne adlı kısa film ile 0 Spor TV programı gösterimi oldu.Öğrencilerin başarılı çalışmalarının sergilendiği film gösterimi jüri üyelerinin puanlamalarıyla sona erdi.

17 OCA 2019

TEDx buluşmaları, 2. kez Üsküdar Üniversitesinde!

Üsküdar Üniversitesi, dünyanın en önemli fikir ve tartışma platformlarından biri olan TEDx’e ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Şubat ayında gerçekleştirilecek programda; Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, Prof. Dr. Sermin Kesebir ve Prof. Dr.  Nurper Ülküer ile Doç. Dr. Gökben Hızla Sayar’ın da aralarında bulunduğu akademisyenler, “Değişen İnsan, Değişen Bilim” başlığı altında, kendi alanlarında en çok ilgi çeken konuları konuşacak.Üsküdar Üniversitesi Altunizade Kampüsü Nermin Tarhan Konferans Salonunda 15 Şubat 2019 Cuma günü gerçekleştirilecek TEDx, kamuoyunun çok yakından tanıdığı akademisyenleri bir araya getirecek.Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan “Dünyamızı Çevreleyen Duvarlar, NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Sermin Kesebir “Psikiyatrik Bozukluklar, Bedensel Hastalıklardır (Brain, Mind and Body)” başlığı ile katılacağı programda, Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurper Ülküer de “Bebeklikte İçilen ‘Bir Fincan Sevginin’ Yaşam Boyu Süren Hatırı” başlıklı konuşması ile yer alacak.Psikolojik iyi oluştan, yaratıcı beyinlere yolculuk…Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar “Daha Yaratıcı Beyinler Geliştirmek”, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Tayfun Doğan “Psikolojik İyi Oluşun Kaynakları”, Reklam Tasarımı ve İletişimi Dr. Öğretim Üyesi Dinçer Atlı “Yetenek Yönetimi” konusunda görüşlerini paylaşacak.Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Endüstri Mühendisliği Dr. Öğretim Üyesi Rüştü Murat Demirer’in “Gelecekte Yapay Zekâ ve Büyük Veri Paradigmalarında Devrimler Olacak mı?”, Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Dr. Öğretim Üyesi Esin Tümer’in ise “İstanbul! Her Bina Residense, Hwer Oda Ayrı Akıllı. Kentten Önce, Zihni Dönüşüm…” başlıklı konuları ile katılacağı program, Üsküdar Üniversitesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Hüseyin Ünübol’un “Mutsuzluk, Mutluluğun Sermayesidir” başlıklı konuşmasıyla devam edecek.Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyomühendislik Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Kaan Yılancıoğlu’nun “İnsanoğlu Antibiyotiksiz Çağa Hazır mı? Hayatta Kalabilecek miyiz?” başlıklı konuşmasını gerçekleştireceği paylaşacağı TEDx – Üsküdar buluşması, Üsküdar Üniversitesi GETIPMER Müdürü Dr. Murat Ulusoy ve GETIPMER Bilimsel Danışma Kurulu Üyesi Uzm. Psikolog Nalan Eyin’in “’Artırılmış Cinsel Doyum – Expanded Sexuel Response Hipnoz’ Neden ve Niçin Gerekli?” başlıklı konuşmaları ile tamamlanacak. Daha fazla bilgi için: https://tedxuskudaruniversity.com/tr/2019

16 OCA 2019

Faruk Atasoy: “Durgunluk dönemlerinde reklam yapmak makroekonomik açıdan önemli”

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Görevlisi Faruk Atasoy, Konya Ticaret Odasında “Durgunlukta Reklam ve Büyüme” başlığıyla bir konferans verdi.Moderatörlüğünü, Selçuk Üniversitesinden Prof. Dr. Hüseyin Altunbaş’ın yaptığı konferansta Atasoy, durgunluk dönemlerinde reklam yapmanın makroekonomik açıdan da önemli olduğunu söyledi. Yaklaşık 3,5 saat süren programda Atasoy, şirketlerin piyasa payı arttırmasına olanak verdiğini tanık olduğu örnek vakalarla anlattı.Markalaşma ve marka olmak, katma değeri yüksek markalı ürün ihracatı için turistik değerler dışında bir Türkiye markası yaratmanın gerekliliği, şehir markalaşması gibi ana konuların yanı sıra, şirket ilgililerinden gelen çok sayıda soru da Atasoy tarafından yanıtlandı.Türkiye’nin en köklü reklam ve PR ajanslarında uzun yıllar yöneticilik yapan Faruk Atasoy reklam, marka, siyasal reklam konularındaki deneyim ve bilgi birikimini şimdilerde Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileriyle ve Üsküdar Üniversitesi Nöropazarlama yüksek lisans öğrencileriyle paylaşmaya devam ediyor.Atasoy’un reklamcılık, marka ve siyasal reklam alanında yapmış olduğu çok sayıda profesyonel çalışma bulunmakta. Atasoy alandaki profesyonel çalışmalarını da hala sürdürüyor.

04 OCA 2019

İletişim seminerlerinde sembolizm ve nöropazarlama konuşuldu

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi seminerlerinde bu hafta Dr. Öğr. Üyesi Ebru Karadoğan İsmayilov, İnterstellar (Yıldızlararası) filminde yer alan sembollerden söz etti. Medya ve İletişim Bölümü Arş. Gör. Zeynep Şehidoğlu ise "Nöropazarlama ve Kamu Spotları" konulu çalışmasını paylaştı. Dr. Öğr. Üyesi Ebru Karadoğan İsmayilov iletişim seminerlerinin bu haftaki oturumunda Interstellar (Yıldızlararası) filminde yer alan imge ve sembolleri filme kattıkları anlam bakımından incelediği sunumunu katılımcılarla paylaştı. İsmayilov, uygarlık tarihi boyunca farklı kültürler tarafından kullanılan ortak simge dizileri bulunduğunu, bu simgelerin tüm kültürel farklılıklara rağmen aynı çağrışımları yaptığını belirtti. Sinemanın sembolik anlatımın en fazla kullanıldığı alanlardan biri olduğunu ifade eden İsmayilov, İnterstellar filminden seçtiği örnek sahneler eşliğinde sembolik anlatımın çeşitli örneklerinin analizini yaptı. Filmde kullanılan sembolleri başka yapımlardaki örneklerle de karşılaştıran İsmayilov, farklı örnekler arasındaki tutarlılığın dikkat çekici olduğunu belirtti.Korku faktörü orta düzeyde olan kamu spotları daha etkili    Seminerin ikinci konuşmacısı olan Arş. Gör. Zeynep Şehidoğlu, "Nöropazarlama ve Kamu Spotları" konulu çalışmasını anlattı. Korku çekiciliği konusunda bir nöropazarlama çalışması yaptığını ve çalışmada kamu spotları örneklerinin ele alındığını aktaran Şehidoğlu, araştırma sürecini detaylı bir şekilde anlattı. Deneysel çalışmada EEG (Elektroensefalografi) cihazı kullanılarak beynin elektriksel aktivitelerinin incelendiğini, izletilen kamu spotlarına verilen tepkilerin ölçümlendiğini aktardı. Şehidoğlu, 18-35 yaş aralığındaki 6 erkek ve 13 kadından oluşan 19 deneğin katılımıyla gerçekleştirilen çalışmada obezite konulu 3 farklı kamu spotunun katılımcılara izletildiğini belirtti. Katılımcıların beyin aktivitelerinin korku çekiciliği orta düzeyde olan kamu spotuna en fazla tepki verdiğinin gözlemlendiğini söyleyen Şehidoğlu, korku öğesinin abartılı kullanıldığı kamu spotlarının ise beklendiği kadar etkili olmadığını belirtti.Burak Demirbaş

02 OCA 2019

Üsküdar İletişim İstanbul Modern’de

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü 1. sınıf öğrencileri, Dr. Öğr. Üyesi Cem Tutar eşliğinde İstanbul Modern Sanat Müzesi’ni ziyaret etti. İstanbul Modern’de bulunan “İnsan Doğası”, “Şimdinin Peşinde” ve “Yıldız Moran: Bir Dağ Masalı” isimli sergileri dolaşan öğrenciler eserler hakkında bilgilendirildi. Dr. Öğr. Üyesi Cem Tutar tarafından düzenlenen ve İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü öğrencilerinin katılımıyla gerçekleşen gezide ilk olarak İngiliz heykel sanatçısı Anthony Cragg’in “İnsan Doğası” isimli sergisi gezildi. Dr. Öğr. Üyesi Cem Tutar, “Sanatçı bu sergide modern sanatın bir özelliği de olan doğal bir modeli kopyalamadan ve pratik işlevi olan bir nesne yaratmadan sadece doğa ve insan arasındaki etkileşim sonucunda çağrışımlar ve doğaçlama eserler ortaya koymuştur” dedi. Sergide yer alan 2008 tarihli “Koşumdan Çıkar” adlı eseri ve 1998 tarihli “Aşınmış Manzara” adlı cam eseri, öğrencilerin beğenisini kazandı.Anthony Cragg tarafından hazırlanan serginin ardından “Şimdinin Peşinde” isimli sergi ile gezi turu devam etti. Sergi hakkında kısa bir bilgilendirme yapan Tutar; “Karma bir sergi olan “Şimdinin Peşinde”,  doğa-kültür, kent-doğa gibi ikili karşıtlıklar üzerinden insanın doğa, kent ve fiziki mekânla ilişkisini kimlik, hafıza, beden ve toplumsal cinsiyet gibi temalar üzerinden tartışıldığı bir sergidir” ifadesini kullandı. Bu sergide yer alan ve Ramazan Bayrakoğlu tarafından 2010 yılında resmedilen “Yangın” adlı eser katılımcılardan büyük beğeni aldı. Toplumsal hafıza ve bellek gibi konuların bir dışavurumu olarak değerlendirilen bu eser, serginin en dikkat çeken eserlerinden biri oldu.Görsel İletişim Tasarımı Bölümü öğrencileri son olarak “Yıldız Moran: Bir Dağ Masalı” adlı sergiyi dolaştı. Türkiye’nin akademik eğitim almış ilk profesyonel kadın fotoğraf sanatçısı olan Moran tarafından hazırlanan bu sergide, portre ve yurt dışında çekilmiş etkileyici fotoğraflar sergileniyor. Eserler hakkında kısa bir bilgilendirme yapan Tutar; “Eserlerinde özellikle 1950 ve 1960’lı yıllarda Anadolu’daki gündelik yaşamı, insan-mekân etkileşimi çerçevesinde oldukça net ve keskin çizgilerle betimlemektedir” şeklinde özetledi.Sergiyi bir bütün olarak değerlendiren ve öğrencilerin yorumlarını da aktaran Dr. Öğr. Üyesi Cem Tutar, geziyle ilgili şunları söyledi: “Öğrencilerden aldığım geribildirim sonucunda verimli bir etkinlik gerçekleştiğini söyleyebilirim. Özellikle grafik sanatlar alanında ürün verecek olan kişilerin mesleki ve kişisel gelişimleri açısından bu tür etkinlikleri takip etmesinin önem taşıdığını düşünüyorum. Çünkü modern sanat ve onun içerdiği sanat akımları kentsel alanda yaşayan insanların yaşamını biçimlendiren makro dinamiklerin soyut bir dışavurumu olarak kentli insanın gündelik yaşamına ışık tutuyor. İstanbul Modern’i ziyaretimizde gezdiğimiz sergilerde zaman-mekân algısı, kültür ve doğa karşısındaki insanın durumu, toplumsal bellek gibi konular tartışılıyordu.”

28 ARA 2018

İletişim Fakültesi seminerlerinde sinema konuşuldu

İletişim Fakültesi seminerlerinde bu hafta, en eski film örneklerinden dijital dönüşümün sinema sektörü üzerindeki etkisine kadar geniş bir yelpazede sinema konuşuldu. İletişim Fakültesi Fuat Sezgin Konferans Salonu’nda düzenlenen seminerde, Radyo Televizyon ve Sinema Bölüm Başkanı Doç. Dr. İsmail Arda Odabaşı, “Ayastefanos Anlatısı”  başlıklı çalışmasını paylaştı. Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Can Diker ise Netflix üzerinden dijital dönüşümün etkilerini ele aldı.Medya tarihi alanındaki çalışmalarıyla bilinen ve geçtiğimiz yıl “Milli Sinema” isimli kitabıyla İletişim Araştırmaları Derneği (İLAD) tarafından Yılın İletişim Araştırması Ödülü’ne layık görülen Radyo Televizyon ve Sinema Bölüm Başkanı Doç. Dr. İsmail Arda Odabaşı, İletişim Fakültesi seminerleri kapsamında “Ayastefanos Anlatısı” başlıklı sunumunu katılımcılarla paylaştı. Sunumuna 1914 tarihli “Ayastefanos’taki Rus Abidesinin Yıkılışı” isimli filmin çekim öyküsü ve yapımcısı Fuat Uzkınay hakkındaki bilgilerle başlayan Odabaşı, ilgili filmin “ilk Türk sinema filmi” olarak kabul edilmesini sağlayan anlatının geçtiğimiz yüzyıl boyunca hangi aşamalardan geçerek inşa edildiğini anlattı. Günümüzde henüz bir kopyasına ulaşılamamış olan film hakkındaki bilgilerin belge eksikliği nedeniyle bir anlatı üzerine inşa edildiğini vurgulayan Odabaşı, bu anlatıya getirilen itirazların da bulunduğunu belirtti. Filmin aslında hiç çekilmemiş olabileceği iddiasına Osmanlı arşivlerinden ulaştığı ve filmin gösterimini duyuran ilanlar nedeniyle şüpheyle yaklaşılması gerektiğini belirten Odabaşı, Makedon asıllı Osmanlı vatandaşı olan Manaki Kardeşler’in ilk filmlerinin 1905 tarihli olması nedeniyle, 1914 tarihli “Ayastefanos’taki Rus Abidesinin Yıkılışı”nın ilk Türk sinema filmi olarak kabul edilemeyeceğini ileri sürenlerin de bulunduğunu belirtip, ünlü yönetmen Metin Erksan’ı örnek gösterdi. Medya tarihi çalışmalarında araştırmacıların karşılaştıkları zorluklardan da bahseden Doç. Dr. Odabaşı, arşivlerin doğru kataloglanmaması nedeniyle mevcut pek çok belgenin henüz değerlendirilmemiş olabileceğini, kataloglama çalışmaları sürdüğü için araştırmacıların da arşivleri sürekli ziyaret etmeleri gerektiğini belirtti. Netflix’i en ucuz kullanan ülke Türkiye   Netflix örneği üzerinden dijital dönüşümün sinema sektörünü nasıl etkilediğini merkeze alan sunumuyla Dr. Öğr. Üyesi Can Diker, Netflix’in büyüme stratejisi ve Netflix benzeri dijital platformların Türkiye’de karşılaşabileceği yasal yaptırımlar üzerinde durdu.Netflix’in 1997 yılında DVD kiralama hizmetiyle başlayan yolculuğunun günümüzde küresel ölçüde bir dijital hakimiyete dönüştüğünü veriler eşliğinde anlatan Diker, internet ortamındaki mevcut veri akışının yüzde 15’inin Netflix kaynaklı olduğunu belirtti. Netflix’in kısa zamanda gerçekleştirdiği bu büyümenin sinema sektörü tarafından bir tehdit olarak algılandığını, film stüdyolarından dünyaca ünlü yönetmenlere kadar sektörden birçok isim tarafından sinema sanatı ve film izleme kültürüne zarar vermekle itham edildiğini belirten Diker, içeriğin dijitalleşerek mekânsızlaştırılmasının sinema kültürünü olumsuz etkileyeceği yönündeki eleştirilere de değindi.Netflix’in Türkiye pazarında tutunmak için izlediği stratejiden bahseden Diker, Netflix’in en ucuz izlendiği ülkenin Türkiye olduğunu, pazardaki yerini sağlamlaştırmak adına platformun “Hakan: Muhafız” dizisi örneğinde olduğu gibi yerel yapımlara da yer vermeye başladığını belirtti. Son olarak Netflix ve benzeri dijital platformların RTÜK’ün de dikkatini çektiğini belirten Diker, bu platformlardaki içeriğin nasıl denetleneceği sorusunun yakın gelecekte daha çok tartışma konusu olacağını vurguladı.

25 ARA 2018

Üsküdar’da GZT ekibi ile söyleşi gerçekleşti

Üsküdar Üniversitesi Sağlık ve Spor Direktörlüğü ile Yeni Medya Kulübünün düzenlediği “GTZ Ekibi ile söyleşi” programına GZT sosyal medya editörü Beyza Kaymak ve GZT metin yazarı Ayşegül Arslan konuk oldu.Güney Yerleşkede gerçekleşen etkinlikte metin yazarı Ayşegül Arslan öncelikle GZT ekibi hakkında genel bilgileri sunarak yaptıkları çalışmaları ve bu çalışmaların sonuçlarını anlattı.“Fenomen ve indluencer aynı şey değil”Fenomen ve influencer tam olarak aynı şey olmadığını belirten Arslan “çok takipçili bir sosyal medya hesabınız olabilir ama siz paylaşımlarınızla onları harekete geçiremiyorsanız influencer değilsinizdir. Markalar bu ayrımı yapıp stratejilerini de buna göre kurgulamalı‘’ dedi.“Her mecranın amacına ve hedef kitlesine uygun paylaşımlar yapıyoruz”Markalar ve yayıncılar için sosyal medyanın çok önemli olduğuna değinen Sosyal Medya Editörü Beyza Kaymak ise “Tüketicilerin orada vakit geçirme oranları çok yüksek. Hedef kitlemizi kolayca bulabiliyoruz. Her mecranın amacına ve hedef kitlesine uygun paylaşımlar yapıyoruz. Gündemi iyi takip edip olaylarla hızlı refleks vermeye çalışıyoruz” dedi.“Soruları cevapsız bırakmıyoruz”Kaymak şunları söyledi; “Instagram için hazırladığımız paylaşımların ilk bakışta anlaşılabilir olmasına özen gösteriyor, kullanıcı eğlendirirken aynı zamanda bilgi vermeye çalışıyoruz olabildiğince tek bir görselde olayı özetlemeye çalışıyoruz. Takipçi etkileşimi bizim için çok önemli o yüzden kullanıcılarımızda doğrudan iletişime geçiyor, sorularını cevapsız bırakmıyoruz. GZT ekibi olarak kendimize has üslubumuz var elimizden geldiğince onu kullanmaya çalışıyoruz.”Samimi bir ortamda geçen söyleşi öğrencilerin GZT ekibine takdim ettikleri hediyelerin ardından toplu fotoğraf çekimiyle son buldu.

20 ARA 2018

Emir Çağdaş Pekçetin : “Ya bir hikâye yazarsınız ya da bir hikâye okursunuz”

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Direktörlüğü ile Bir Düşün Sosyal ve Siyaset Kulübünün birlikte düzenlediği “Dijital Dünyada Gazetecilik ve Girişim” etkinliğinin konuğu Sosyalans Medya Genel Müdürü Emir Çağdaş Pekçetin oldu. Birçok tanınmış kişi ve markanın sosyal medya danışmalığını yapan Pekçetin, öğrencilere girişimcilik konusunda bilgiler verdi.Güney Yerleşke İletişim Fakültesinde gerçekleştirilen etkinliğin açılış konuşmasını Bir Düşün Sosyal ve Siyaset Kulübü Başkanı Emirhan Dursun yaptı. Dursun, kulüp ve faaliyetleri hakkında genel bilgiler verdi.“Her şeyden önce kendinize bir kalıp belirleyin”Dijital medya piyasasını ele alan Sosyalans Medya Genel Müdürü Emir Çağdaş Pekçetin, hayat boyunca bir sıralama yapmak gerekirse paranın her zaman son sıralara doğru yer alması gerektiğini söyledi. Günümüzde dijital medyanın sadece maddi gelir amaçlı olarak görüldüğünü söyledi ve “Dijital medyada bir konseptiniz olmalı ve sürekli yeni içerikler üretmelisiniz. Her şey den önce dijital medya alanında kendinize bir kalıp belirleyin” dedi.“Sosyal medyaya girişte yaş sınırı olmalı”Günümüzde insanların sosyal medyayı evleri gibi kullandığını söyleyen Pekçetin, yoldan geçen yabancıları evimize almadığımızı, fakat sosyal medyada tanımadığımız yüzlerce kişiyle özel hayatımızı paylaştığımızı kaydetti. Bu yüzden günümüzde olduğu gibi her yaştan çocuğun sosyal medyaya girmesinin çok zararlı olduğunu, bunun için de bir yaş sınırlaması getirilmesi gerektiğini belirtti. Bu yaş sınırının da artı 18 olması gerektiğini vurguladı.Sonrasında kendi hayatından bazı anekdotlar paylaşan Pekçetin, öğrencilere motivasyon konusunda kısa bir konuşma yaptı.“Yola çıktıkça yol şekillenmeye başlıyor”Zamanında bayram harçlıklarını biriktirerek malzeme aldığını, bazen parasının kalmadığını ama yine de inat ettiğini ve başardığını söyleyen Pekçetin, öğrencileri yola çıkmaya, bir yerden başlamaya davet etti. Pekçetin, “Yola çıkın, yola çıktıkça yol şekillenmeye başlıyor” diye vurguladı.“Cebimde su içecek param yoktu ama başardım”Hayatının hiçbir döneminde “Ben oldum” diye bir cümle kurmadığını söyleyen Pekçetin,  “hala daha öğreneceğim çok şey olduğunu düşünüyorum. Bu günlere gelene kadar çok zor günler geçirdim ama pes etmedim. Pes edersek kaybederiz” dedi. Başarmaya inandığı ilk zamanlarda cebinde su içecek parası olmadığını söyleyen Pekçetin, “Yaşamınız boyunca ya bir hikâye yazarsınız, ya da bir hikâye okursunuz. Ben kendi hikâyemi yazdığıma inanıyorum” dedi.Etkinlik sonunda Pekçetin, Kulüp Başkanı Emirhan Dursun'a uğurlu kravatını hediye etti.Plaket takdimi ve toplu fotoğraf çekiminin ardından etkinlik sona erdi.Haber-Fotoğraf: Şüheda Damgacı

20 ARA 2018

İletişim seminerlerinde bu hafta kamusal alan ve itibar yönetimi konuşuldu

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi akademisyenlerinin araştırma alanlarında yaptıkları çalışmalarını paylaştıkları fakülte seminerlerinin dördüncüsü gerçekleştirildi. İletişim Fakültesi Fuat Sezgin Konferans Salonunda düzenlenen seminerde Görsel İletişim Tasarımı Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Cem Tutar, “Tarih Boyunca Kent ve Kamusal Alan” konulu akademik çalışmasını paylaştı. Ardından Halkla İlişkiler Bölümü Arş. Gör. Şükrü Güler, “Dijital Ortamda Kurumsal İtibar Yönetimi ve Viral Uygulamalar İlişkisi” konulu akademik çalışmasını sundu.  Her hafta Çarşamba günü düzenlenen ve İletişim Fakültesi akademisyenlerinin çalışma alanlarının incelendiği fakülte seminerlerinin dördüncüsü gerçekleştirildi. Seminerin ilk oturumunda “Tarih Boyunca Kent ve Kamusal Alan” konusu Dr. Öğr. Üyesi Cem Tutar tarafından aktarıldı.Antik Yunan’dan postmodern kente kamusal alan Ekonomik ve siyasal anlamda düzenli bir kent anlayışının ilk kez Antik Yunan’da başladığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Cem Tutar, araştırmasında kaynak olarak kullandığı Richard Sennett ve Hannah Arendt’in bakış açılarıyla Antik Yunan ve Roma İmparatorluğu’ndaki kamusal alan kavramına dikkat çekti. Tutar, bazilika ve peristil yapılar hakkında bilgi verdikten sonra Kale Kent olarak nitelendirilen Orta Çağ Dönemi’ndeki “burjuvazinin doğuşu”na kadar geçen süreyi ve yapı bilgilerini anlattı. Tutar, Jurgen Habermas’tan hareketle 19. yüzyılda ortaya çıkan kamusal alan ve kentler hakkında bilgi verdikten sonra postmodern kent kavramını açıklayarak sunumunu sonlandırdı.“İtibar oluşturmada viral reklamlar daha etkili” Seminerin ikinci oturumunda Halkla İlişkiler Bölümü Arş. Gör. Şükrü Güler, “Dijital Ortamda Kurumsal İtibar Yönetimi ve Viral Uygulamalar İlişkisi” konulu sunumunu katılımcılarla paylaştı. İlk olarak itibar kavramını ve kurumlar için itibar kavramının önemini aktaran Güler, ölçme kriterleri hakkında bilgiler verdi. Yüksek lisans tez çalışması olarak belirlediği bu konunun çıkış noktasını da aktaran Güler, araştırma yöntemi hakkında şu ifadeleri kullandı: “Araştırma aşamasında lisans ve yüksek lisans öğrencileri içerisinden seçilen kişilere, belirlediğim üç reklamı izleyip izlemediklerini sordum. İzlemeyen bireyler araştırmaya dahil edilmedi. İzleyen 220 kişilik kesime de anket yaptım.” Anket sonuçlarını değerlendiren Güler, viral reklamların hedef kitle tarafından daha etkileyici ve eğlenceli bulunduğunu, etki düzeyinin de bu nedenle daha yüksek olduğunu belirtti.Haber: Nilay Tuğçe BostancıFotoğraf: Burak Demirbaş

20 ARA 2018

Haber Atölyesi’nde toplumsal cinsiyet odaklı habercilik konuşuldu

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü tarafından düzenlenen ve her hafta Çarşamba günü gerçekleştirilen Haber Atölyesi etkinliklerinin bu haftaki gündem konusu haberde cinsiyetçlikti. Atölye’nin konuğu ise Üsküdar Üniversitesi Medya ve Kültürel Çalışmalar Yüksek Lisans öğrencisi Deniz Katıel oldu. Üsküdar Üniversitesi Medya ve Kültürel Çalışmalar Yüksek Lisans öğrencisi Deniz Katıel’in konuk olduğu Haber Atölyesi’nde ‘Toplumsal cinsiyet odaklı habercilik’ konusu ele alındı. Toplumsal cinsiyet odaklı haberciliğin toplumsal etkilerine değinen Katıel, haber dilinin önemini vurguladı. Katıel, habere konu olan kişilerin cinsiyetlerine değil, olaya dikkat çekilmesi gerektiğini söyledi. 5N1K Yetmez! 5N1K kuralının gazeteciliğin olmazsa olmazı olarak tanımlandığını söyleyen Deniz Katıel, toplumsal cinsiyet odaklı habercilikte bu soruların olayı anlamaya ve tarif etmeye yetmeyeceğini, çok daha fazlasının sorulması gerekebileceğini belirtti. Olayın içeriğine bağlı olarak kimi zaman bu soruların hepsinin cevaplanmasının yanlış olabileceğini ifade eden Katıel, olayın mağdurları açısından telafi edilemeyecek sonuçlara sebebiyet verebileceğini söyledi. Katıel, özellikle cinsel suçlara ilişkin haber diline dikkat edilmesi gerektiğinin de altını çizdi. Eşitliği haberin vitrinine değil, odağına yerleştir! Eşitliğin haberin asıl konusu olması gerektiğini savunan Deniz Katıel, toplumda kadının sadece moda, makyaj, ev işi, çocuk bakımı ya da erkek şiddeti gibi konularda haber olarak geçmemesi gerektiğini dile getirdi. Katıel, “Bir haberde kadın, erkek işi olarak nitelendirilen araba tamirciliği yaptığı için ‘tırnaklarında oje yerine motor yağı var’ başlığı kullanıldı. Erkek mesleği olarak bilinen bir iş alanında çalışan kadınlar haber konusu olabilir. Ancak haberi yazarken bu örnekte olduğu gibi oje vb. haberle ilgisiz ayrıntılar verilmesi toplumsal cinsiyet rollerini yeniden üretir’’ dedi.Haberde cinsiyetçilikten kaçınmak için yapılması gerekenleri sıralayan Katıel, cinayet ya da şiddet içerikli haberlerin fail lehine bahane üretilerek verilmemesi gerektiğini söyledi. Cinnet manşetleri atmak, saldırganı hastaymış gibi yansıtmak, şiddeti romantikleştirmek, saldırganla empati kurmak gibi hataların yapılmaması gerektiğini vurguladı.Katıel ayrıca haberlere nasıl başlanması gerektiği, haber kaynaklarıyla olan iletişimin önemi, haber dili, haber görseli gibi konuları örneklerle açıkladı. Fakülte öğrencilerinin katılımıyla gerçekleştirilen etkinlikte Katıel, öğrencilerden cinsel taciz konulu bir iddianameyi haberleştirmelerini istedi. Öğrencilerin haberlerinin değerlendirilmesinin ardından atölye çalışması fotoğraf çekimiyle sona erdi.Fotoğraf: Burak DemirbaşHaber: Nilay Tuğçe Bostancı

12 ARA 2018

Haber Atölyesi’nde görsel tasarım konuşuldu

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü tarafından düzenlenen ve her hafta Çarşamba günü gerçekleştirilen Haber Atölyesi etkinliklerinin bu haftaki konuğu, Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü Dr. Öğr Üyesi Aylin Tutgun Ünal oldu. Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Aylin Tutgun Ünal tarafından gerçekleştirilen görsel tasarım konulu eğitimde görsel tasarım öğeleri ve tasarım ilkeleri üzerinde duruldu.Görsel tasarım ürünleri oluştururken dikkat edilmesi gereken prensipler olduğunu belirten Tutgun Ünal, bu tasarım ürünlerinin oluşumunun iletişim sürecinin bir parçası olduğunu ve ne söylemek istediğimizi açıkça yansıtması gerektiğini söyledi.Detaylar ne kadar azalırsa algılanması o kadar kolay olur Aylin Tutgun Ünal, tasarım sürecinde anlatılmak istenen durumun tasarıma yansıdığı noktada mümkün olduğunca ortak dil kullanılması gerektiğini söyledi. Görsel içeriğin tasarımcı ile hedef kitlenin geçmiş yaşantılarının ortak unsurları üzerine kurulması durumunda başarılı olacağını belirten Ünal, tasarımda kullanılan görsel unsurların kültürel çerçevesinin de önemli olduğunun altını çizdi.Çizgi, şekil, alan, boyut, doku ve renk gibi temel tasarım öğeleri olduğunu belirten Ünal, “detaylar ne kadar azalırsa algılanması o kadar kolay olur“ dedi.Aylin Tutgun Ünal ayrıca tüm tasarım öğelerinin etkilerinden bahsetti. Tasarımda bütünlük, denge, vurgu, hizalama, yakınlık ve Gestalt ilkelerinden söz eden Ünal, bazı yazı tiplerinin okumayı kolaylaştırdığını, yazı tipinin metne göre şekillendirilmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.Haber-Fotoğraf:Burak Demirbaş ÜHA

12 ARA 2018

Rektör buluşmalarının ilki İletişim öğrencileriyle yapıldı

Geleneksel hale gelen Rektörle Buluşmaların ilki İletişim Fakültesi öğrencileriyle gerçekleştirildi. Prof. Dr. Nevzat Tarhan öğrencilere 3 amacınız olsun tavsiyesinde bulundu.Rektör Prof. Dr. Nevzat Tarhan, buluşmaların ilkini İletişim Fakültesi öğrencileriyle gerçekleştirdi. Etkinlikte Prof. Dr Nevzat Tarhan'ın yanı sıra Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Konuk ve İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör öğrencilerle buluştu.İletişim Fakültesi Fuat Sezgin Konferans Salonunda gerçekleşen etkinlikte İletişim Fakültesi öğrencilerini dinleyen Tarhan, Konuk ve Güngör öğrencilerin soruları yanıtlayarak, onlarla sohbet etti.Prof. Dr. Nevzat Tarhan,  öğrencilere “Biz bir aileyiz ve sizler bu ailenin birer ferdisiniz, her şeyi dile getirmek sizin hakkınız” diyerek üniversitenin kurumsal bir yapı olmasının dışında aile ortamı sıcaklığı sunduğunu dile getirdi.Ayrıca Üsküdar Üniversitesi'nin Mottosu olan Eleştirilebilirlik, Özgürlükçülük, Katılımcılık, Çoğulculuk anlayışına da değinerek bu maddelerle öğrencilere eleştirme imkânı ve bunun peşi sıra gelen özgürlükçülük imkânı sunduklarının da altını çizdi.Bilime ve bilimciye önem veren bir üniversite anlayışına sahip olduklarını ve bütün öğrencilerin üniversitede aktif olarak her çalışmaya katılabileceklerini söyleyen Tarhan, “Girişken olun” dedi. Bireyin tek başına bir takım kadar başarılı olamayacağının altını çizen Tarhan, takımların birbirini tamamladığını söyleyerek çoğulculuk anlayışını bu sebeple motto edindiklerini dile getirdi. Tarhan; “Kendiniz, insanlık ve ülkeniz ile 3 amacınız olsun” dedi.Öğrencilerin istek ve önerilerini paylaştığı toplantıya katılım oldukça fazlaydı.

07 ARA 2018

Rap sanatçısı Resul Aydemir Üsküdar Üniversitesi’nde

Yeni Medya Kulübü’nün Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda üçüncüsünü düzenlediği Sosyal Medya Sohbetleri etkinliğine Rap Sanatçısı Resul Aydemir konuk oldu.Söyleşide gassallıkla başlayan meslek hayatından rap müziğe ve  ‘O Ses Türkiye’ finalistliğine uzanan başarı öyküsünü anlatan Resul Aydemir, rap müziğini 8-9 yaşlarında şiir yazarken keşfedip âşık olduğu bir kültür olarak benimsediğini söyledi. Aydemir, “Abim şehit olduktan sonra müezzin oldum. Gassallık  asıl mesleğim. Şimdi ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde sanatçı olarak görev yapıyorum” dedi.“Sanat sempatik gösterdi, insanlar bir gassalı sevdi”Ana akım medyanın etkisiyle icra ettiği sanatın sonuçlarına değinen Aydemir, “O Ses Türkiye’de finale kalmadan daha  ilk turda hayatım değişti. Medya sayesinde meselâ bir teyze torununu tanıyamıyor ama beni tanıyor, çünkü ben televizyondayım. Televizyonda gassal olduğumu söyledim. İki gün boyunca Türkiye’de google üzerinde en çok aratılan kelime gassallık olmuş. Bu sayede ana akım medyanın ne olduğunu anladım. Sanat sempatik gösterdi, insanlar bir gassalı sevdi” dedi.O Ses Türkiye sürecini anlatan Resul Aydemir gassallık yaptığı zamanda yaşadığı bir anısını anlattı. Aydemir, “Cenaze olduğu bir gün gasilhanede üstümde doktor önlüğü ile görevimdeyken, cenaze sahibi kişiler benim yanıma gelip fotoğraf çektirmek istediler. Sonra beni müdürlükten çağırdılar. Sen buranın düzenini bozuyorsun, O Ses Türkiye’ye gitme dediler” dedi.“Biz iyi bir çocuk olursak, şirinleri görebileceğimize inanan çocuklardık”İletişim Fakültesi bölümlerinin çok önemli olduğunu vurgulayan Resul Aydemir, medyanın özellikle çocuklara yönelik bilinçaltı mesajlarının yeni nesilleri olumsuz etkilediğini dile getirdi. Aydemir, “Ben çevremde, çocuklarını medya ile ilgili bölümlere gönderen anne-baba hiç görmedim. Çocuklara hep doktor, mühendis olma düşüncesi benimsetildi. Bunun sonucunda da medya geliştikçe çocuklar için olumsuzluklar yarattı. Biz iyi bir çocuk olursak, şirinleri görebileceğimize inanan çocuklardık. Şimdi medya o kadar bilinçaltına yönelik ki 6 yaşındaki oğlum kırmızı pelerin giyince uçabileceğini sanıyor. Çocuklar pikachu diyerek camdan atlıyor ya da mavi balina adlı oyun yüzünden birçok çocuk intihar ediyor. Bu algıları engellemek adına medya bölümleri çok önemli. Bu bölümün değerini bilin” dedi.Öğrencilerin sorularını yanıtlayan Aydemir’e son olarak Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya Kulübü tarafından okulun simgesi olan “Hisseden İnsan” ödülü takdim edildi.Haber: Nilay Tuğçe BostancıFotoğraf: Burak DemirbaşÜHA

07 ARA 2018

Dursun Güleryüz: “Günde ortalama 4 saat televizyon izliyoruz”

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi akademisyenlerinin araştırma alanlarındaki çalışmalarını paylaştığı fakülte seminerlerinin üçüncüsü gerçekleştirildi. İletişim Fakültesi Fuat Sezgin Konferans Salonu’nda düzenlenen seminerde Medya ve İletişim Bölümü öğretim görevlisi ve TİAK A.Ş. Genel Müdürü Dursun Güleryüz, Türkiye’de televizyon izleme ölçüm sistemi konulu bir sunum gerçekleştirdi.Üçüncüsü gerçekleştirilen İletişim Fakültesi Seminerleri’nde öğretim görevlisi ve TİAK (Televizyon İzleme Araştırmaları A.Ş.) Kurucu Genel Müdürü olan Dursun Güleryüz, Türkiye’de televizyon izleme ölçümleri konusunda yaptıkları çalışmaları anlattı. Yapılan izleme ölçümleri neticesinde dünya ortalamasına göre Türkiye’nin televizyon izleme oranlarının çok yüksek olduğunu istatistiksel verilerle paylaşan Güleryüz, “Türkiye, 4.21 saat ortalama ile dünya ortalamasının epeyce üstünde. Asya, Avrupa ya da Amerika’da bu süre daha az. Bizi sadece Saudi Arabistan 6.37 saat ortalamayla geçiyor” dedi. Güleryüz’ün paylaştığı verilere göre dünya ortalaması 2.56 saat.“Kuralları ihlâl eden haneler ölçümden çıkarılıyor”TİAK’ın gerçekleştirdiği televizyon izleme ölçümlerinin reklam piyasasının şekillenmesinde önemli bir yeri olduğunu belirten Güleryüz, sağlıklı sonuçlara ulaşabilmek adına sıkı bir etik çerçevede hareket ettiklerinin altını çizdi. Evine ölçüm aleti yerleştirilen ailelerin eğitimden geçirildiğini, evde bulunan 5 yaş üstü her birey için televizyon kumandasında bir tuş yer aldığını ve aile bireylerinin ölçüm aletine sahip oldukları bilgisini gizli tuttuklarından emin olmaya çalıştıklarını söyleyen Güleryüz, araştırmanın kurallarını ihlâl eden ya da ettiğinden şüphelenilen hanelerin çalışmadan derhal çıkarıldığını da sözlerine ekledi.“En çok diziler izleniyor”Hane bazlı televizyon izleme ölçümlerinin ayrıntılarını paylaşan Dursun Güleryüz, program kategorilerine göre en çok izlenen yayınlar ve izleyici profiline dair ayrıntılı verilere ulaştıklarını ifade etti. Güleryüz, çalışmanın güncel sonuçlarına göre Türkiye’de sırasıyla en çok diziler, haber programları ve çocuk programlarının izlendiğini, spor ve eğlence programlarının ise sanıldığı kadar yüksek oranlarda izlenmediğini söyledi. Dursun Güleryüz’ün izleme ölçümlerine dayanarak verdiği bilgilere göre kadınlar erkeklerden daha çok televizyon izliyor. 55 yaş ve üstündekiler televizyonu en çok izleyen grubu oluştururken, en az izleyen yaş grubu ise 12-19 yaş aralığı. İzmir bölgesi de televizyon izleme süresi açısından ilk sırada yer alıyor. Yıl içinde televizyon izleme Ocak ve Şubat aylarında en yüksek noktaya çıkarken, Temmuz ayında en düşük seviyeye iniyor.“Çoklu ekran ölçümlerine geçmeyi planlıyoruz”TİAK’ın gelecek hedeflerinden de bahseden Güleryüz: “Televizyon izleme oranları düşüyor. Artık daha çok tabletlerden, bilgisayarlardan ya da cep telefonlarından içerik izliyoruz. 1995 yılından 2017’ye kadar olan verilere bakınca televizyon izleme oranlarında dünyada bir düşüş söz konusu olduğu görülüyor. Evet, televizyon hala en çok izlenen ekran ama nüfus yenilendikçe düşüş hızı da artıyor. Diğer taraftan farklı mecralardaki izleme oranını henüz hesaplayamıyoruz. 2019 yılı için hedeflerimiz arasında çoklu ekran ölçümleriyle birlikte 5500 haneli bir tabanda veri üretmeye devam etmek de yer alıyor” diyerek konuşmasını bitirdi.Haber: Nilay Tuğçe Bostancı; Fotoğraf: Burak Demirbaş /ÜHA

06 ARA 2018

‘Yeni Nesil Gazetecilik’ Üsküdar Üniversitesinde konuşuldu

Üsküdar Üniversitesinde Sağlık, Kültür ve Spor Direktörlüğü ve Yeni Medya Kulübü’nün düzenlediği “Yeni Nesil Gazetecilik” söyleşisi gerçekleştirildi. Programa konuşmacı olarak Yenişafak Gazetesi ve GZT Editörü-Gazeteci Yunus Emre Şahin, Gazeteci Nazif Menteş katıldı.Güney Yerleşkede gerçekleşen etkinlikte konuşmacılar kendilerinden, şuan çalıştıkları GZT kuruluşuna nasıl geldiklerinden ve orada neler yaptıklarından kısaca bahsetti. Söyleşiye gelen öğrencilere; haber nasıl yazılır, haberde nelere dikkat edilmesi gereklidir, infografik haber nedir? Canlı yayın ve videolar nasıl yapılır? Sorularını cevapladı.“İnternetin gücü her geçen gün artıyor”Klasik geleneksel medya tarafına bakıldığı zaman televizyon ve gazetenin devam edeceğini ama internetin bundan çok daha ileriye gideceğini belirten Yunus Emre Şahin “interneti yıllardır kullanıyor olmamıza rağmen aslında çok başında olduğunu ve bunun içine yapay zekâ makina üretimi, yeni teknolojileri kattığımızda internetin ne kadar daha emekleme aşamasında olduğunu” söyledi.Şahin şöyle konuştu “Sosyal mecraların ve internetin, televizyonun birbirine bağlandığı noktalar var. Mesela televizyonda bir bilgi yarışması var, soru sorulduktan sonra reklama giriyor. İnsanlar haliyle reklamı 7 dakika beklemek istemiyorlar ve internete bu soruyu yazıyorlar. Karşısına ilk sizin yazdığınız haber geldiği zaman oradan bir trafik elde etmiş oluyorsunuz. Aslında siz eldeki bir şeyle kanalları, kitleleri yönlendirmiş oluyorsunuz. Bu yönden de internetin gücü hakikaten azımsanacak seviyede değil ki her geçen günde bu güç artıyor” dedi. Şahin, öğrencilere internet işlerine yönelmeleri konusunda tavsiyelerde bulundu.“Çağımızın sorunu kitap okumamak”Kitap okumanın çok önemli olduğunu belirten Şahin, çağımızda her ne kadar bu işten para kazanılsa da sosyal medyalarda çok fazla vakit harcandığını ve çağımızın hastalığının odaklanamamak olduğunu dile getirdi. Bunu geliştirmek için de çok yol bulunduğunu, bunlardan birinin de kitap okuma olduğunu ifade etti. “Bir saat boyunca telefonunuza bakmayıp, kitap okuduğunuzda ve sonrasında telefona baktığınızda oluşan hazzın aslında hem kitap okumaktan gelen hem de bir saat sonra telefonunuza nelerin geldiğini görmekteki hazdır” örneğini verdi.“Sade bir haber, cafcaflı bir haberden daha çok okunur”Haber yazarken dikkat edilmesi gerekenlere ilişkin de dikkat çeken Şahin, öncelikle belli bir taslağı olması gerektiğini, romanda olduğu gibi giriş-gelişme-sonuç bölümlerinin olmasının önemli olduğunu, kelimelerin birbiriyle uyumuna dikkat edilmesi gerektiğini belirtti. İnsanların haberden sıkılmaması için sade ve anlaşılır bir dilin önemli olduğunu belirten Şahin, sade bir haberin cafcaflı haberden daha çok okunduğunu söyledi. Şahin, şu değerlendirmelerde bulundu; “Haberde insanlar daha duru kesin net bir bilgi istiyorlar. Samimi bir dil kullanmak gerekiyor. Ciddilik yerine samimi, konuşma havasında yazmak gerekiyor. Bol fotoğraf kullanmamız lazım yani haberi çeşitlendirmemiz gerekir. Video ve infografik haber insanların haberi daha iyi anlamasını sağlıyor.” “Hafızanızı diri tutun”Gündem takibi kadar geçmişi hatırlamanın da önemli olduğunu vurgulayan Gazeteci Menteş ise “Gündem takibi gazeteciliğin temelidir. Ama geçmişi de çok iyi kovalamak lazım. Bir yerde bir şey iz bıraktıysa senin de o ize dâhil olman lazım. 5 yıl önce olan bir şey hiç bir anlam ifade etmiyorken 2025' te o şey bizim için önemli olabilir. O yüzden hafızamızı diri tutmamız lazım” şeklinde konuştu.“Bill Gates yılın iki haftasını sadece kitap okumaya ayırıyor”Kitap okumamaya gerekçe olarak yoğunluğun gösterilemeyeceğini Bill Gates'ten yola çıkarak açıklayan Menteş; “Herkes kendini önemli kılmak için günü değerlendirir. Mesela ben sabah kalktım, spor yaptım, o gün 5-10 tane haber yazdım, infografik yaptım. Benim kitap okumaya vaktim kalmadı.”  İfadelerini kullandı. Bill Gates’in kendi kitap okuma alışkanlıkları dışında her senenin iki haftası sadece kitap okunması için zaman ayırdığını belirten Menteş, Gates’in o yoğunlukta kitap okumaya vakit bulup, bir çok kişinin bulamıyor olmasını da anlamakta zorluk yaşadığını kaydetti.Söyleşinin sonunda katılımcılara teşekkür belgesi takdim edildi.Toplu fotoğrafın çekilmesi ile program sona erdi.

06 ARA 2018

Halkla İlişkiler Sempozyumunda “Kurumsal Sosyal Sorumluluk” ele alındı

Bu yıl ikincisi düzenlenen Halkla İlişkiler Sempozyumu etkinliği, Üsküdar Üniversitesi Güney Yerleşke Fuat Sezgin Konferans salonunda gerçekleşti. Kurumsal sosyal sorumluluk kavramının ele alındığı sempozyumun sunuculuğunu Halkla İlişkiler bölümü öğrencisi Serra Betül Kösoğlu üstlendi.“Halkla İlişkiler algısı değişti”Halkla İlişkiler Sempozyumu etkinliğinin açılış Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör tarafından gerçekleştirildi. Güngör, halkla ilişkilerin geçmişten günümüze gelişimine değinerek halkla ilişkiler algısının değiştiğini ifade etti. Halkla ilişkilerin çok ciddi bir disiplin haline geldiğini belirten Güngör, halkla ilişkilerin arka planının sağlam bilimsel ve bilişsel zemine dayanması gerektiğinin de altını çizdi.“Bilimsel eğitim ile birlikte halkla ilişkiler felsefesi de öğretilmeli” Halkla İlişkiler Sempozyumu etkinliğinin ikinci açılış konuşmasını Halkla İlişkiler Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Özge Uğurlu Akbaş gerçekleştirdi. Kamu ve özel sektörde halkla ilişkiler faaliyetlerine değinen Akbaş, halkla ilişkiler ile ilgili verilen eğitimin bilimsel olmasının yanı sıra halkla ilişkiler felsefesi ile birlikte verilmesi gerektiğini vurguladı.  “Monologdan ziyade diyalog gerçekleştirilmeli”Halkla İlişkiler Sempozyumu etkinliğinin birinci oturum konuşmasını Prof. Dr. Ebru Özgen gerçekleştirdi. Geçmişten günümüze halkla ilişkiler konusunda paylaşımlarda bulunan Özgen, halkla ilişkiler bünyesinde çalışanların birer iletişimci olduğunun altını çizdi. Gerçekleştirilen iletişimlerin iletimden çok iletişim olması gerektiğini vurgulayan Özgen, monologdan ziyade insanlarla diyalog halinde olunması, bunun içinde öncelikle karşımızdakini anlamamız gerektiğini ifade etti.    “Halkla ilişkiler algı yönetimidir”Prof. Dr. Ebru Özgen, halkla İlişkiler kavramının toplum mühendisliği olduğunu, halkla ilişkilerin toplum mühendisliğini pozitif bir şekilde inşa ettiği belirtti. Özgen, halkla ilişkilerin bir algı yönetim şekli olduğunu dile getirerek çarpıcı algı yönetimi ve manipülasyon örneklerinden bahsetti. Özgen, halkla ilişkilerin algı yönetim şekli olmasının yanı sıra halkla ilişkiler ile iyi niyet tasarlanabileceğini de ifade etti.“Bireysel olarak sosyal sorumluluk anlayışına sahip olmalıyız”Prof. Dr. Ebru Özgen, insanı kötülükten ayıracak, mükemmelleştirecek, iyiye hizmet ettirecek yegâne işin sosyal sorumluluk olduğunu ifade etti. Kendi sosyal sorumluluk anlayışının Kant’ın ödev ahlakına dayandığını ifade eden Özgen, sosyal sorumluluğun sadece kurumlardan, devletten beklenilmemesini, insanın bireysel olarak da sosyal sorumluluk anlayışına sahip olması gerektiğinin altını çizdi.“Sosyal sorumluluk, kendi evimizin önünü temizlemek demek değil”Sosyal sorumluluk kavramının sadece kendi evimizin önünü temizlemeden ibaret olmadığını belirten Özgen, kurumsal sosyal sorumluluğunun önce kurum içinde başlaması gerektiğini belirtti. Stratejik sosyal sorumluluk kavramına değinen Özgen, sosyal sorumluluk projeleri yürüten markaların hedefinde satışları artırma, marka farkındalığı oluşturma gibi nedenlerin yattığını belirterek markaların sosyal sorumluluk kampanya örneklerine yer verdi.“Ölçülemeyen iletişimin başarısı bilinemez”Sosyal sorumluluğun kriz sonrası oluşan marka algısını değiştirebilecek etkisinin olduğunu belirten Özgen, bu süreçte araştırma ve analizin çok önemli unsurlar olduğunu ifade etti. Sosyal sorumluluk projelerinde ölçümlemenin önemine değinen Özgen, ölçülemeyen iletişim başarısının bilenemeyeceğine, sosyal sorumluluk projesinin amacına ulaşıp ulaşmadığının anlaşılması için ölçümleme yapılması gerektiğini belirtti.Konuşmasının ardından Prof. Dr. Ebru Özgen’e Üsküdar Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Özge Uğurlu Akbaş tarafından plaket taktim edildi.Wilo’nun sosyal sorumluluk projeleri hakkında bilgi verildiHalkla İlişkiler Sempozyumu etkinliğinin birinci oturumunda ikinci konuşmayı bina teknolojileri, endüstri, su ve atık su yönetimi alanlarında faaliyet gösteren Wilo Pazarlama Koordinatörü Melis Öner gerçekleştirdi. İlk olarak sektöre girişi hakkında bilgi veren Öner, Wilo markası ile ilgili farkındalık yaratmak için gerçekleştirdikleri sosyal sorumluluk projelerine değindi.“Sosyal sorumluluk projeleri ile toplum bilinci yaratıldı”Öner, yürütülen sosyal sorumluluk projeleri kapsamında Wilo’nun marka bilinirliğini artırdığını, küresel düzeyde yer alan bir marka haline geldiğini belirtti. Öner, düzenledikleri fotoğraf yarışmaları, sergiler, su için yürüyoruz projesi gibi birçok sosyal sorumluluk faaliyeti sonrasında suyun önemi ile ilgili toplum bilincinin yaratıldığını ve konunun köşe yazarları tarafından da ele alındığını ifade etti.Wilo Pazarlama Koordinatörü Melis Öner’in konuşması ardından Üsküdar Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Necla Polat tarafından kendisine plaket taktim edildi.Küresel trendler ışığında sosyal sorumluluk kavramı ele alındıHalkla İlişkiler Sempozyumu etkinliğinin ikinci oturumu Arçelik Kurumsal İletişim Uzmanı Yasemin Başçavuşoğlu tarafından gerçekleştirildi. Küresel trendler ışığında kurumsal sosyal sorumluluk kavramına değinen Başçavuşoğlu, küresel trendlerin iş dünyasının dinamiklerini belirlediğini ifade etti. Başçavuşoğlu, Arçelik olarak değişen ve gelişen dijital trendlere uyum sağlamaya çalıştıklarını, teknolojik anlamda her türlü gelişime ve değişime açık olduklarının belirtti.Arçeliğin yürüttüğü sosyal sorumluluk kampanyaları hakkında bilgi verildiYasemin Başçavuşoğlu, Arçelik tarafından düzenlenen toplumsal sosyal sorumluluk kampanyaları hakkında bilgi verdi. Toplumsal cinsiyet ayrımı konusunda bilinç oluşturmak adına “Eşit sözlükle dilini eşitle” projesini anlatan Başçavuşoğlu, dilde bir dönüşüm sağlamak için yola çıkıldığını belirterek projenin şirket içinde çok sahiplenildiğini ifade etti. Başçavuşoğlu, düzenledikleri sosyal sorumluluk projeleri sonrasında gelen ödül ve başarılar hakkında bilgilendirmede bulundu.Arçelik Kurumsal İletişim Uzmanı Yasemin Başçavuşoğlu konuşması ardından merak edilen soruları yanıtladı. Üsküdar Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Özge Uğurlu Akbaş, Yasemin Başçavuşoğlu’na plaket taktim etti.“Tezhip ve minyatür anlatım sanatıdır”Halkla İlişkiler Sempozyumu etkinliğinin ikinci oturumunda son konuşmayı Tezhip ve Minyatür sanatçısı Sabiha Şeker gerçekleştirdi. Tezhip ve minyatür sanatı hakkında bilgi veren Şeker, Tezhip ve minyatürün bir anlatım sanatı olduğunu ifade etti. Tezhip öğretmenliği yapan Şeker, çalışmalarını Şeker Sanat Evi’nde sürdürdüğünü belirtti. Şeker Sanat Evi’nde gerçekleştirilen sosyal sorumluluk projeleri hakkında bilgi verdi. Şeker, otizmli, down sendromlu ve spastik çocuklar ile birlikte yürüttüğü çalışmalara değindi.Etkinliğin son oturumunda Sabriye Şeker merak edilen soruları yanıtladı.Üsküdar Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Necla Polat tarafından Sabriye Şeker’e plaket taktim edildi.Toplu fotoğraf çekimi ardından etkinlik sona erdi.Haber: Meryem ÖzkanFotoğraf: Esra Gül Batal

06 ARA 2018

Gazeteci Kemal Öztürk: Dijital devrime direnmek, tsunamiye direnmektir!

 Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya Kulübü tarafından düzenlenen “Dijital Devim ve Gazeteciliğin Geleceği” konulu etkinliğe gazeteci-yazar Kemal Öztürk konuk oldu. Anadolu Ajansı eski Genel Müdürü Kemal Öztürk, günümüzde gazeteciliğin şekil değiştirdiğini, dijital devrime direnmenin tsunamiye direnmekle eşdeğer olduğunu söyledi. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Direktörlüğü ile Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya Kulübünün birlikte düzenlediği ve moderatörlüğünü Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan’ın yaptığı söyleşi Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Güney C Blok 202 numaralı derslikte gerçekleştirildi. Gazetecilik hayatını anlatarak konuşmasına başlayan Öztürk, sanayi devrimi ile bugünün devrimi olarak nitelediği dijital devrim arasındaki farkları öğrencilerle paylaştı. Öztürk, dijital devrimin sanayi devrimine göre 100 kat daha hızlı ve etkili olduğunu ifade etti. Öztürk, “Bir zamanlar en büyük şirketler Mercedes, BMW, Coca-Cola gibi şirketlerdi. Şimdi ise Google, Facebook, Apple, Microsoft gibi dijital şirketler en büyük şirketler haline geldi” diyerek dijital devrimin sonuçlarını ortaya koydu. “Dünya’nın en büyük gazetelerini bir gün müzede göreceksiniz” Gazete yayıncılığın matbaadan çok artık dijital mecralara kaydığını dile getiren Öztürk, çok sayıda basılı gazetenin tiraj sayıları ile bu gazetelerin internet sitelerinin tıklanma oranları arasındaki farkları verdiği örneklerle pekiştirdi. Türkiye’de ulusal gazetelerin toplam tirajının üç milyon civarında göründüğünü, ancak bu rakamların yüzde 60’ının şişirme olduğunu ifade eden Kemal Öztürk, oysa sadece Milliyet gazetesinin internet sayfasını altı milyon bireysel kullanıcının ziyaret ettiğini belirtti. “Dünyanın en büyük gazetelerini bir gün müzede göreceksiniz. Bu durum gazeteciliğin bittiği anlamına gelmiyor. Gazetecilik aynen devam ediyor ama artık kağıda değil dijitale kaydı” diyen Öztürk, dijital devrime direnmenin tsunamiye direnmeye benzediğini, Osmanlı zamanında hattatların da matbaanın yaygınlaşmasına karşı direndiklerini ifade etti. “Ülkeler kendi arama motorlarını geliştiriyor”Dijital devrimle beraber yeni bir pazar oluştuğunu da dile getiren Öztürk, günümüzde yeni bir meslek dalı haline gelen Youtuberlığı örnek verdi. İnsanların bir internet sitesinden ciddi izleyici kitlelerine ulaşarak ciddi paralar kazandıklarını ve bunun sektör içindeki ekonomik ilişkileri etkilediğini söyledi. Arama motorlarına da değinen Öztürk, özellikle Rusya ve Çin gibi ülkelerin Google'ın bir güvenlik sorunu oluşturduğunu düşündükleri için kendi arama motorlarını geliştirdiklerini belirtti.“Sıradan olmayın”Konuşmasının sonunda öğrencilere tavsiyelerde bulunan Öztürk, “Hayali olmayanlar başarıya ulaşamazlar, kendinize bir hikâye oluşturun ve peşinden gidin. Bir gün sizin hikâyenizi de benim gibi bir gazeteci bir yerlerde anlatsın. Sıradan olmayın” dedi.Etkinlik plaket takdimi ve toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.Haber-Fotoğraf: Şüheda Damgacı

03 ARA 2018

Üsküdar İletişim ‘Dark marketing’ reklamcılığını masaya yatırdı

İletişim alanındaki yasal düzenlemelerin reklam sektöründeki yansımalarından biri olan ‘Dark Marketing’ kavramı Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde mercek altına alındı.Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü tarafından düzenlenen ‘Dark Marketing ve Görsel Okuma’ etkinliğinde reklam sektörünün iletişim alanındaki yasal düzenlemelerden nasıl etkilendiği konusu masaya yatırıldı. Etkinliğin konuğu olan grafik tasarım uzmanı Orkun Kızıltay, ‘dark marketing – karanlık pazarlama’ kavramının nasıl ortaya çıktığını görsel örneklerle ve kendi sektör deneyiminden hikayelerle iletişim öğrencilerine anlattı.Dark marketing piyasada öğreniliyorPiyasada öğrendiğim pazarlama yöntemini anlatmaya karar verdim diyen Kızıltay, okullarda bu konu üzerinde hiç durulmuyor hatta hiç öğretilmiyor diyerek sektör ile eğitim kurumları arasındaki bağlantısızlığı vurguladı. Kızıltay, Üsküdar Üniversitesi’nin bu yönüyle söz konusu etkinlik ile örnek bir adım attığını ifade etti.Dark marketing ajansta çalışırken hadi yapalım dediğiniz bir şey değil, sadece başkalarına anlatırken söylüyorsunuz diyen Kızıltay, bu pazarlama dilinin birileri tarafından öğretilen bir yöntem olmaktan daha çok, reklam sektörü çalışanlarının karşılaştıkları engelleri aşmak için bireysel yaratıcılıklarını devreye sokarak öğrendikleri bir yöntem olduğunu belirtti. Dark marketing ile tanışma hikayesini anlatan Kızıltay sözlerine şöyle devam etti: İlk işimde bir proje için görseller hazırladım fakat bana hazırladığım görseller hakkında ‘o logoyu koyamazsın, yasak’ denildi. İşte o zaman karanlık pazarlamayla tanıştığımı anlamış oldum. Reklamcılıkta buna iletişim regülasyonları, yani iletişim düzenlemeleri diyoruz. İletişim yasağı gelen markalar tekrar konum almak zorunda çünkü ürünlerini ancak böyle satabiliyorlar.Dark marketing grafik tasarımcılar için bir fırsatİletişim düzenlemeleri nedeniyle yeni bir reklam diline ihtiyaç duyan markaların reklamcılardan çağrışım yoluyla müşteride marka algısı oluşturacak yaratıcı grafik tasarımlar beklediğini söyleyen Kızıltay, bu noktada reklamcılar ile grafik tasarımcıların birlikte çalışmaya mecbur olduklarını belirtti. Kızıltay, bu yönüyle iletişim düzenlemelerinin reklamcılık sektörüne getirdiği sınırlamaların dolaylı olarak grafik tasarımcılar için önemli bir çalışma sahası açtığını vurguladı. Markaların ihtiyaç duyduğu görsel okumanın ancak iyi grafik tasarımcılar tarafından müşteriye ulaştırılabileceğinin altını çizen Kızıltay, tasarım öğrencilerinin bu nedenle teknik becerilerinin yanı sıra yaratıcılıklarını da geliştirmeleri gerektiğini belirtti.Kendi tasarımlarından örnekleri de öğrencilerle paylaşan Kızıltay, ‘Markanın değerleri, grafik stilleri, şekilsel anlatımı ve fotoğraf dili gibi biz grafikçilerin kullandığı özellikler vardır; markaların sahiplendiği tüm bu değerlerin görsel ifadeleri, başarılı grafik tasarımcılar tarafından marka adı doğrudan kullanılmadan müşteriye ulaşmayı sağlar’ dedi.Etkinlik, plaket sunumu ve toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.

29 KAS 2018

RATEM ve Üsküdar Üniversitesi, Fikir Yarışmasında bir araya geldi

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde Radyo Televizyon Yayıncıları Meslek Birliği (RATEM)'in düzenlediği “Aklıma Bir Fikir Geldi Üniversiteler Arası Fikir Yarışması” kapsamında öğrencilerin projelerinin yer aldığı sergi açılışı yapıldı.Açılışı RATEM Başkanı Yusuf Gürsoy, Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Temsilcisi Hakan Evrim Tütüncü,  Sanatçı Özgün Uğurlu, Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan ve İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör yaptı. Projeler İletişim Fakültesi lobi alanında sergilendi.Sergi açılışının ardından "Radyo Televizyon Yayıncılığı ve Telif " konulu konferans İletişim Fakültesi Fuat Sezgin Konferans Salonunda gerçekleştirildi.Konferansın açılış konuşmasını İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör yaptı. Güngör konuşmasında RATEM'in önemine değindi. “Bizler sizlerin geleceğini planlamak zorundayız” diyen Güngör, yarışma vesilesiyle genç beyinlerin projelerine destek oldukları için RATEM ailesine teşekkürlerini sundu.Sonrasında konferansın moderatörlüğünü üstlenen Yeni Medya ve Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan genel bir giriş konuşması yaptı.Programın devamında RATEM Başkanı Yusuf Gürsoy Ratem hakkında genel bilgi verdi.“Dünyada refahın gelişiminde üretmek vardır”Gürsoy, düzenledikleri “Aklıma Bir Fikir Geldi Üniversiteler Arası Fikir Yarışması’nın detaylarını dinleyicilerle paylaştı ve projenin öneminden bahsetti. Projenin hem genç öğrencilere girişim desteği sağladığını hem de kendilerini deneme şansı verdiğini dile getirdi. “Dünyada refahın gelişiminde üretmek vardır. Fikir her şeyden üstündür” dedi.Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Temsilcisi Hakan Evrim Tütüncü ise Telif Hakları konusunda bir konuşma gerçekleştirdi.Telif hakkı nedir, hangi alanlarda telif hakkı vardır, kimler telif hakkına sahiptir gibi soruların cevaplarını verdi.“Devlet sanatı ve sanatçıyı korur”Tütüncü, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından telif hakları kapsamında sanata ve sanatçıya büyük önem verildiğini ve Bakanlığın “Devlet sanatı ve sanatçıyı korur”  ilkesine göre hareket ettiğini söyledi.Tütüncü aynı zamanda bandrol uygulaması, eser sahibi hakları ve telif sürelerine de değindi.Sanatçı Özgün Uğurlu ise kendi meslek hayatından söz ederek üye olduğu meslek birliklerine değindi. Uğurlu, meslek hayatında türlü telif hakları sorunlarıyla karşılaştığını da dile getirdi.Programın devamında Prof. Dr. Süleyman İrvan İletişim Fakültesini temsilen "Telif Hakları ve Gazetecilik" konulu bir sunum gerçekleştirdi.İrvan, sunumunda internet gazeteciliğinde çok sık karşılaşılan ve meslek sorunu haline gelen haber hırsızlığı konusuna değindi. Geçmişten günümüze haber hırsızlığı sonucunda gazetelerin ve ajansların uyguladığı cezai yaptırımlarından da bahsetti.Sonrasında dinleyicilerin soruları konuklar tarafından cevaplandı.Etkinlik toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.

29 KAS 2018

Haber Atölyesi’nde haber fotoğrafçılığı irdelendi

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü tarafından düzenlenen ve her hafta Çarşamba günü gerçekleştirilen Haber Atölyesi’nin bu haftaki konuğu, Üsküdar Üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı Bölüm Başkanı Dr. Öğr Üyesi Tolga Erkan oldu.  Atölye çalışmalarına her hafta farklı bir konuyu masaya yatırarak devam eden Haber Atölyesi, İletişim Fakültesi öğrencilerini bu kez de haber fotoğrafçılığı eğitimi ile buluşturdu. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Tolga Erkan’ın anlatımıyla gerçekleştirilen eğitimde, Robert Capa, Nick Ut, Steve McCurry ve Margaret Bourke-White gibi ünlü fotoğrafçıların savaş fotoğrafları üzerinden fotoğrafın haberin değerine katkısı ele alındı. Dr. Erkan, “Fotoğrafların isme ihtiyacı yoktur. Fotoğraflar zaten olayı anlatır“ dedi.  Vietnam Savaşı’nın sembolik fotoğraflarından da örnekler gösteren Tolga Erkan, “Fotoğraflar savaşın diğer yönlerini de gösterir. Savaş fotoğrafları savaşı farklı açılardan görmemize olanak sağlar. Bireyler yaşanan olaylar hakkında fotoğraflar sayesinde bilgi sahibi olurlar“ dedi.Fotoğraf haberi canlı tutar Haber fotoğrafının tanımını yapan Tolga Erkan, “Olayın yaşandığı anı anlatır, olayın öncesi ve sonrası hakkında okuyucuya bilgi vermez“ dedi. Erkan sözlerine haber fotoğrafının özelliklerini sıralayarak devam etti. Fotoğrafın bir haberi canlı tuttuğunu, fotoğrafın tam olarak anı yakalaması gerektiğini ve metin olmasa da haberi anlatması gerektiğini söyledi. Günümüzde görsel ile haber metninin ayrılmadığını belirten Erkan, fotoğrafın ikna edici olması gerektiğini ve çekilen fotoğrafın hiçbir şekilde değiştirilmemesi, kadrajı ile oynanmaması gerektiğini de sözlerine ekledi. Haber fotoğraflarının tekrar kullanımı ile alakalı bilgiler de veren Erkan, haber fotoğraflarının gösteriminin ülkeden ülkeye değişiklik gösterebileceğini, bir ülkenin kendisini olumsuz etkileyecek bir görseli daha az gösterirken, başka bir ülkede bu fotoğrafların günlerce gösterilebileceğini ifade etti.

28 KAS 2018

Üsküdarlı öğrenciler “Deliler” filmini oyuncularıyla seyretti

Üsküdar Üniversitesi Görsel Sanatlar Kulübü ve Üsküdar Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümü öğrencilerinin birlikte düzenlediği programda Üsküdar Üniversitesi öğrencileri Deliler filmi oyuncularıyla buluştu. Etkinliğin öncülüğünü ise Radyo Televizyon ve Sinema bölümü 3. sınıf öğrencisi Muhammed Fırat Yarar yaptı.Capitol Avm sinema salonunda gerçekleşen etkinliğe Deliler filmi oyuncularından Cem Uçan, Mehmet Ali Karakuş, Mehmet Pala, Batın Uçan, Baran Öztürk, İbrahim Ethem Arslan ve Serhat Şahin katıldı.Öğrencilerle birlikte filmi izleyen ekip, filmin ardından lobi alanında mini bir söyleşi gerçekleştirerek öğrencilerden film hakkındaki görüşlerini aldı.Sonrasında film, oyuncular, senaryo gibi konularda öğrencilerin merak ettiği sorulara cevap verdi. Yapılan söyleşi ardından program sona erdi.

26 KAS 2018

Üsküdar İletişim, sektörü derse taşıdı

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler Bölümünün Dijital Pazarlama dersi kapsamında Öğr. Gör. Yasemin Kızıldoğan tarafından düzenlenen dijital pazarlama konulu etkinliğe Mopp Media’dan Ufuk Cebeci ve pazarlama iletişimi uzmanı Burhanettin Mirzooğlu konuk oldu. İletişim Fakültesi öğrencilerinin sektörün işleyişi hakkında ilk elden bilgi sahibi olmasını amaçlayan ‘dijital pazarlama’ konulu etkinlik sektörden önemli isimlerin katılımıyla gerçekleştirildi. Markalar yaratıcı çözümlere ihtiyaç duyuyorMoop Media’dan Ufuk Cebeci, başarılı dijital kampanyaların fikir geliştirme aşamasından uygulama sürecine kadar nasıl geliştirildiğini uygulamalı örnekler eşliğinde öğrencilerle paylaştı. Cebeci, “Farklı sektörlerde büyük firmalara hizmet veriyoruz ve artık markalar bir şekilde hem prodüksiyon hem dijital pazarlama hem de yaratıcı çözümlemelere ihtiyaç duyuyorlar. Çünkü artık ne yaratıcılık ne de dijital pazarlama tek başına yeterli” dedi. Cebeci, her zaman “Farklı ne yapabiliriz?” sorusunu sorduklarını belirtti. Başarının sırrı, değişimin gerisinde kalmamakPazarlama iletişimi uzmanı Burhanettin Mirzooğlu ise internetin ilk günlerinden günümüze kadar gelen süreçte şirketlerin pazarda tutunma stratejilerinden ve kullanıcı deneyimlerinden bahsetti. Pazarlamada başarının sırrının değişimin gerisinde kalmamak olduğunu belirten Mirzooğlu, iyi bir iletişimcinin yalnızca günümüz trendlerini değil, yarının eğilimlerini de öngörmek zorunda olduğunu ifade etti. Mirzooğlu, “2009 senesinde hocalarımız mobil kullanım masaüstünü geçecek derlerdi ve inanmazdık, ancak günümüzde mobil kullanım gerçekten de masaüstünü geçti” dedi. Mevcut durumda dijital sektörün en önemli markaları haline gelen Google, Facebook ve Twitter örneklerinin nasıl başarılı olduklarını anlatan Mirzooğlu, markaların dijitalde tutunabilmek için kendi platformlarını kullanıcıya ücretsiz olarak sunmaları gerektiğini anlattı. Mirzooğlu, “Dijital markalar ticari beklentilerini son kullanıcıyı ücretlendirmekten çok son kullanıcıya reklamlar aracılığıyla ulaşmaya çalışan diğer firmaların reklam giderlerine dayandırmalı” dedi.  

22 KAS 2018

Jak Şalom: “Roman okumayandan romancı, film izlemeyenden sinemacı olmaz”

Üsküdar Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümünün düzenlediği  "Sinematek Söyleşisi " İletişim Fakültesi Fuat Sezgin Konferans Salonunda gerçekleştirildi.Programın konuğu Türk Sinematek Derneği'ne ilk kayıt olmuş 1 numaralı üye kimlik kartına sahip olan ve 1966-1972 yılları arasında Türk Sinematek Derneği'nde, 1972-1977 yılları arasında Fransız Sinematek'inde profesyonel olarak çalışan Jak Şalom'du.  Üsküdar Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölüm Başkanı Doç. Dr. İsmail Arda Odabaşı'nın moderatörlüğünü yaptığı etkinlikte 1965 yılında kurulan ve günümüzde tekrar hayat bulan Sinematek Derneği'nin çalışmaları, etkinlikleri ve projeleri konuşuldu. Aynı zamanda Jak Şalom geçmişten günümüze sinema kültürü ve film koleksiyonculuğu hakkında da dinleyicilere bilgiler verdi.Sinematek'in ne olduğuna değinen Şalom, Sinematek'i bir müze gibi görmemiz gerektiğini, bir resim müzesi, bir heykel müzesi neyse Sinematek'in de öyle olduğunu söyledi. Sinematek’in kelime anlamının “Sinema Evi” olduğunu da ekledi.“Ticari yönü değil, sanat yönü ağır basan bir sinemayı savunuyor”Sinematek Derneği'nin amacından bahseden Şalom, günümüzde sinemaların ticari amaçla çalıştığını ve artık eski sanat kaygısını çok fazla gütmediklerini söyledi. Sinematek Derneği'nin ise sinemanın ticari değil, sanat yönünün ağır bastığı bir sinemayı savunduğunu söyledi.“Roman okumayandan romancı, film izlemeyenden sinemacı olmaz”Her işin belli bir ustalık ve birikim gerektirdiğini söyleyen Şalom, “Nasıl ki hayatında hiç roman okumamış bir insandan romancı olmazsa film izlemeyenden de sinemacı olmaz. Zengin seyir deneyimi size birikim sağlar” dedi.“Sinematek'ler birer koleksiyon evidir”Sinematek'lerin birikimler sonucunda ortaya çıktığını söyleyen Şalom, içeriklerinde sadece filmlerin değil, film arşivleri, film fotoğrafları, filmlerle ilgili giysiler, senaryolar gibi sembolik örneklerin de olduğunu ifade etti.  Bunların hepsinin uzun sürelerde bir araya getirildiğini ve muhafaza edildiğini de ekledi.“Filmden haz almak istiyorsanız filmi sinemada izleyin”Eskiden film izlemenin ustalık gerektiren bir tekniği olduğunu söyleyen Şalom, günümüzde bu tekniklerin git gide kaybolduğunu, film izlemek için artık sinemaya gitmek yerine herkesin cep telefonundan film izlediğini ve sonunda bir haz alınmadığını dile getirdi. Sözlerinin devamında somut örneklere yer veren Şalom “Mona Lisa'dan haz almak istiyorsanız, onu gidip Fransa'da yerinde görmeniz lazım telefon ekranından fotoğrafını görerek haz alamazsınız. Aynı şekilde filmden haz almak istiyorsanız filmi sinemada izlemeniz lazım” şeklinde konuştu.Günümüz Sinematek Derneği'nin yeniden kurulması konusuna değinen Şalom yapımı devam eden bina ve planlanan çalışmalar hakkında bilgi verdi.“Sinemacıların bu yapıya sahip çıkmasını istiyoruz”Sinemanın sahip çıkılması gereken bir kültür mirası olduğunu söyleyen Şalom, yapımı devam eden binanın herkese ve her faaliyete açık olduğunu dile getirdi. Özellikle sinemacıların bu yapıya sahip çıkmasını ve bu yapının gelecek kuşaklara da aktarılmasını istedi.Program, plaket takdiminin ardından sona erdi. Haber-Fotoğraf: Şüheda Damgacı

22 KAS 2018

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Seminerleri’nin ikincisi düzenlendi

İletişim Fakültesi akademisyenlerinin araştırma alanlarındaki çalışmalarını paylaştığı fakülte seminerlerinin ikincisi yapıldı. İletişim Fakültesi Fuat Sezgin Konferans Salonu’nda düzenlenen etkinlikte Reklam Tasarımı ve İletişimi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Dinçer Atlı “Neuromarketing” (Nöropazarlama) konulu sunumunu gerçekleştirdi. Reklam Tasarımı ve İletişimi Bölümü Araştırma Görevlisi Nihan Barlas ise “Televizyon Reklamlarında Uygulanan Reklam Çeşitleri ve Hedef Kitle İle İlişkisi” konulu çalışmasını katılımcılarla paylaştı.İkincisi gerçekleştirilen İletişim Fakültesi Seminerleri’nin ilk oturumunda Doç. Dr. Dinçer Atlı “Nöropazarlama” alanı hakkındaki bilgilerini dinleyicilere aktardı. Atlı, “Nörobilim ve pazarlama çalışmalarının birleşmesinden doğan bir isim olan Nöropazarlama kavramı, Türkiye’de reklamcılık alanında ve sınırlı sayıdaki çeşitli şirketlerin ilgisini çekmiş henüz başlangıç seviyesinde olan alternatif, destekleyici ve tamamlayıcı bir araştırma yöntemi olarak karşımıza çıkıyor” dedi.Atlı konuşmasını; “Reklamlara ek olarak logo, afiş çalışmaları gibi alanlarda da kullanılan nöropazarlama araçları, insanın karar verme aşamasındaki reflekslerini, beyin dalgalarını ve aktivitelerini inceleyen pek çok ileri teknoloji ürünü cihazdan faydalanmaktadır. Nöropazarlama araçları klasik araştırma yöntemlerine ek olarak Eye Tracking gibi göz bebeklerinin hareketlerini analiz eden, EEG gibi beyindeki elektrik aktivitelerinin nereye odaklandığını gösteren, pahalı ve çok büyük boyutlardaki FMRI cihazı gibi beyindeki oksijen seviyesini ölçen makineler ile klasik araştırma yöntemlerine ek olarak kullanılan geniş bir çalışma alanına sahiptir. Bütün bunlar kişinin tercihlerini ve yönelimlerini ölçmektedir” sözleriyle sürdürdü.  Doç. Dr. Dinçer Atlı ayrıca gelecek yılların en önemli konuların başında nörobilimin geleceğini ve hakkında çok az bilgiye sahip olduğumuz beyin hakkında dünyada çeşitli ülkelerde hızla yatırımlar yapıldığını, Türkiye’nin de bu fırsatı kaçırmaması gerektiğini vurguladı.Reklamın hedef kitlesi: KadınDoç. Dr. Dinçer Atlı’nın konuşmasının ardından Reklam Tasarımı ve İletişimi Bölümü Araştırma Görevlisi Nihan Barlas Türkiye’de gündüz kuşağında yer alan reklamların içerik analizini yaptığı çalışmasını ve ulaştığı sonuçları konuklar ile paylaştı. Barlas konuşmasında; “Gündüz kuşağında izleyiciyle buluşturulan “Müge Anlı ile Tatlı Sert” programının aralarında yayınlanan reklamları Kasım 2015 ile Ocak 2016 tarihleri arasında inceledim. Toplam 4 bin 563 reklamı analiz ettim. Amacım televizyon programlarında uygulanan reklam çeşitlerinin hedef kitle ile olan ilişkisini ortaya çıkarmaktı” dedi. Araştırmasının sonuçlarını grafikler eşliğinde aktaran Barlas;  “Çalışmamın sonucunda incelediğim reklamların hedef kitle olarak kadınları seçtiği sonucuna ulaştım. Reklamlarda tanıtılan ürünleri 13 grup altında topladım. Hem Kasım hem de Aralık ayında en fazla gösterilen reklam içeriği ‘yiyecek’ kategorisinde toplayabileceğimiz ürünlerden olmuştur ” dedi.Araştırma Görevlisi Nihan Barlas ayrıca 2014 TÜİK verilerini de katılımcılara aktardı. Barlas, “Verilere göre, iş gücüne katılım oranları en düşük kesim olan ev kadınları günde ortalama 2.5 saatini televizyon karşısında geçiriyor. Bu nedenle de reklamların hedef kitlesi haline geliyorlar” dedi. 

21 KAS 2018

Prof. Dr. Nevzat Tarhan iletişimcileri tebrik etti

Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, yaptıkları çalışmayla ikincilik ödülünü kazanan İletişim Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Gül Esra Atalay ile Reklam Tasarımı ve İletişimi Bölümü öğrencilerini makamında kabul etti. Tarhan, ödül alan öğrencileri tebrik ederek onlara yeni projelerinde başarılar diledi.İstanbul Aydın Üniversitesi Toplumsal Araştırmalar Araştırma ve Uygulama Merkezi (TARMER) tarafından ikincisi bu yıl düzenlenen Halit Aydın Bilim ve Araştırma Ödülleri’nde “Son Beş Yılda Türkiye'de Boşanmaya Etki Eden Faktörler ve Sonuçları” konulu çalışmayla Üsküdar İletişim Fakültesi ikincilik ödülü kazanmıştı.Üsküdar Üniversitesinden Dr. Öğr. Üyesi Gül Esra Atalay ile Reklam Tasarımı ve İletişimi öğrencileri araştırmacı Nihal Koncu Akhuy, Tugay Candan, Gülseren Çoban ve Zehra Güneş “Son beş yılda Türkiye’de boşanmalara etki eden bir faktör olarak yeni medya teknolojileri ve sosyal medya” konulu eserleriyle ödüle hak kazanmıştı.Üsküdar Üniversitesi’nin adını daha çok duyuracağızGörüşmenin ardından öğrenciler duygularını şu şekilde ifade etti:Reklam Tasarımı ve İletişimi Öğrencisi 3.sınıf öğrencisi Tugay Candan, “Rektörümüz Prof. Dr Nevzat Tarhan Hocamızın bizi tebrik etmesi çok mutluluk verici oldu. Bundan sonra atacağımız adımlar için motive edici oldu.”Reklam Tasarımı ve İletişimi 3.sınıf öğrencisi Gülseren Çoban, “Bizim için çok önemli olan bu başarıda sevincimize ortak olan rektörümüze çok teşekkür ederim.”Reklam Tasarımı ve İletişimi 3.sınıf öğrencisi Araştırmacı Nihal Koncu Akhuy, “ Rektörümüz Prof. Dr Nevzat Tarhan ve Dekanımız Prof. Dr Nazife Güngör hocalarımızın destekleri ile gerçekleştirdiğimiz çalışmamızda ödül almaktan çok mutluluk duyduk. Rektörümüzün bizleri tebrik etmesi bizler için onur ve gurur kaynağı oldu.”Reklam Tasarımı ve İletişimi 3.sınıf öğrencisi Zehra Güneş, “Nevzat Hocamızın tebrikleri bizleri çok mutlu etti ve büyük bir motivasyon kaynağı oldu. Bunun için kendisine çok teşekkür ederiz. Üsküdar Üniversitesi’nin adını daha çok duyuracağız.‘’

19 KAS 2018

Üsküdar’dan sonra Harvard ve Yale Üniversitesinde okutuluyor

“Mutluluk Bilimi” olarak da bilinen Pozitif Psikoloji, empati, duygusal zeka, sıkıntılarla başa çıkma gibi kişisel becerilerin artırılmasını hedefliyor. Amerika’daki Yale ve Harvard üniversitelerinde ders olarak okutulan Pozitif Psikoloji, Üsküdar Üniversitesi’nde 2012’den bu yıla zorunlu ders olarak okutuluyor. “Mutluluk Bilimi” olarak da bilinen Pozitif Psikoloji, bireyin empati, duygusal zeka, stres ve sıkıntılarla başa çıkma gibi kişisel becerilerinin artırılmasını ve kişinin sosyal başarı konusunda hedefliyor.Amerika’daki Yale ve Harvard üniversitelerinde ders olarak okutulan Pozitif Psikoloji, Üsküdar Üniversitesi’nde 2012’den bu yıla zorunlu ders olarak okutuluyor.Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, hayat başarısında akademik donanım, mesleki bilgi ve tecrübenin önemli olduğunu ancak insani ilişkilerin güçlü olması, empati kurma gibi özelliklerin de fark oluşturduğuna dikkat çekti.Üniversite olarak “iyi insan” yetiştirmeyi amaçladıklarını belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Akademik donanımın yanı sıra öğrencilerimize Proje Kültürü, İletişim Becerileri ve Pozitif Psikoloji derslerini zorunlu olarak veriyoruz. Harvard Üniversitesi’nin en çok tercih edilen dersi pozitif psikoloji. Çığır açan ders olarak web sitelerinde duyurdular. Yale Üniversitesi’nde de Pozitif Psikoloji ders olarak müfredatta yer alıyor. Üniversite olarak biz 2012 yılından bu yana Pozitif Psikoloji bilimini ders olarak veriyoruz. Sadece akademik başarıyı önemsemiyoruz. Bu sayede sosyal başarı, mutluluk bilimini ve insani değerleri öğretmeyi hedefliyoruz. Harvard ve Yale Üniversiteleri bu dersi daha yeni vermeye başladılar” dedi.

14 KAS 2018

İletişim Fakültesi Namık Kemal Kütüphanesi hizmete açıldı

Üsküdar Üniversitesi Güney Yerleşke İletişim Fakültesinde zengin arşivi ve konforlu çalışma alanıyla yeni bir kütüphane açıldı. Namık Kemal Kütüphanesi çok sayıda kaynağa erişim imkânı sunuyor.Üsküdar Üniversitesinde kütüphanecilik geleneği güçlenerek devam ediyor. Merkez ve Çarşı Yerleşkelerdeki kütüphanelere ek olarak şimdi de Güney Yerleşkede yeni bir kütüphane açıldı.Çok sayıda basılı kitap, dergi ve gazetenin yanı sıra e kitap, e dergi ve e gazete arşivleriyle,  e bağlantılarıyla ve kütüphaneler arası ödünç alma yöntemiyle Üsküdar Üniversitesinde kütüphanecilik hizmetleri oldukça iddialı bir anlayışla ilerliyor.İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör kütüphanelerimizde yalnızca kaynak taranması veya kitap ödünç alınması değil, aynı zamanda da öğrencilerimiz için çok konforlu çalışma ortamları bulunmaktadır diyerek “24 saat açık kütüphanelerimizde öğrencilerimiz gerek sanal gerekse basılı  ortamda istedikleri kaynaklara ulaşabilmekte, kütüphanelerimizin sessiz ve konforlu ortamında çalışmalarını sürdürebilmektedirler” ifadelerini kullandı.

09 KAS 2018

Üsküdar İletişim’e yeni bir ödül

İstanbul Aydın Üniversitesi Toplumsal Araştırmalar Araştırma ve Uygulama Merkezi (TARMER) tarafından ikincisi bu yıl düzenlenen Halit Aydın Bilim ve Araştırma Ödülleri yapılan törenle sahiplerini buldu. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Gül Esra Atalay, Reklam Tasarımı ve İletişimi Bölümü öğrencileriyle yaptığı çalışmayla ikincilik ödülünü kazandı. (TARMER) tarafından bu yıl ikinci kez düzenlenen ve konusu “Son Beş Yılda Türkiye'de Boşanmaya Etki Eden Faktörler ve Sonuçları”  olan yarışmada 31 eser arasından ilk 3’e girenlere ödül verildi.Yarışmanın adını aldığı Halit Aydın’ın hayatıyla ilgili video gösterimiyle başlayan programda Eski Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış, İstanbul Aydın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yadigar İzmirli ile Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Mustafa Aydın konuştu. TARMER Yönetim Kurulu Üyesi Prof.Dr. Kazım Yetiş’in yarışmanın değerlendirme detaylarını ve bunun için işleyen süreci anlatmasıyla devam eden programda Prof. Dr. Kazım Yetiş, yarışmanın amacının Türkiye’nin sosyal, kültürel ve ekonomik problemlerinin irdelenmesi, çözümler üretilmesi olduğunu söyledi. Yetiş, ortaya çıkacak özgün ve bilimsel çalışmaların ilgili merciler ve kamuoyuyla paylaşılması gayesiyle düzenlendiğini de ifade etti.Sosyal medyanın boşanmalara etkisi çalışmasıyla ikincilik ödülü Yarışmada üçüncülük derecesini ve 10 bin TL’lik para ödülünü Prof. Dr. İrfan Kalaycı adına İstanbul Üniversitesi Öğr. Gör. Hatice Özkurt alırken, ikincilik derecesi ve 15 bin TL’lik para ödülünü Üsküdar Üniversitesinden Dr. Öğr. Üyesi Gül Esra Atalay ile Reklam Tasarımı ve İletişimi öğrencileri araştırmacı Nihal Koncu Akhuy, Tugay Candan, Gülseren Çoban ve Zehra Güneş “Son beş yılda Türkiye’de boşanmalara etki eden bir faktör olarak yeni medya teknolojileri ve sosyal medya” konulu eserleriyle kazandı. Birincilik derecesi ve 25 bin TL’yi ise Erciyes Üniversitesi’nden Prof. Dr. Hayriye Atik kazandı.MEB Din Eğitimi Dairesi Eski Başkanı Şükrü Öztürk’ün ödül takdimini yaptıktan sonra konuşmacı olarak kürsüye davet edilen Dr. Öğr. Üyesi Gül Esra Atalay öğrencileriyle yaptıkları çalışmanın detaylarını anlattı ve çalışmalarının ödüle layık görülmesinin kendileri için çok önemli olduğunu söyledi.Atalay, İstanbul Aydın Üniversitesi’ne ve grup çalışması yaparak ödül kazanan bir çalışmaya imza atan öğrencilerine teşekkür ederek konuşmasını sonlandırdı.

06 KAS 2018

RATEM Başkanı Yusuf Gürsoy Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi’ni ziyaret etti

Radyo Televizyon Yayıncıları Meslek Birliği (RATEM) Başkanı Yusuf Gürsoy Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör’ü ziyaret etti. Ziyarette RATEM’le Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi işbirliğiyle düzenlenecek etkinlikler konuşuldu.Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör, sektör ile üniversiteler arasındaki işbirliğini güçlendirmeyi amaçlayan RATEM’in Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Gürsoy’u makamında kabul etti. RATEM Başkanı Gürsoy, Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya Bölüm Başkanı Süleyman İrvan’ın ve İletişim Fakültesi Dekan yardımcısı Dr. Öğretim Üyesi Şaha Özpınar’ın da katıldığı buluşmada, RATEM’in kuruluş amacı ve faaliyetleri hakkında bilgi verdi. Kuruluş olarak iletişim sektöründeki problemleri iletişim fakülteleri ile birlikte ele almak istediklerini belirten Gürsoy, iletişim öğrencilerinin eğitim sürecinin ardından sektöre daha kolay girebilmeleri için sektör ile üniversiteler arasında süreklilik gösteren mekanizmalara ihtiyaç duyulduğunu belirtti.Faaliyetlerine 2001 yılında başlayan RATEM’in diğer sivil toplum kuruluşlarından farklı olarak yasa ile kurulduğunu ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı olarak faaliyet gösterdiğini belirten Gürsoy, kamuya açık faaliyet gösteren ve bir yayın hizmeti veren her türlü işletmenin RATEM’den lisans alması gerektiğini ifade etti. Hizmetleri arasında televizyon, radyo vb. yayınları barındıran otel, alışveriş merkezi ya da kahvehanelerin de kendilerinden lisans almaları gerektiğinin altını çizen Gürsoy, oldukça geniş bir çalışma alanında faaliyet gösterdiklerini söyledi.Yayıncılık alanındaki sorunların çözümü için üniversiteler ile işbirliğine büyük önem verdiklerini belirten RATEM Başkanı Gürsoy, üniversite öğrencilerini teşvik etmek amacıyla düzenledikleri ‘Aklıma Bir Fikir Geldi’ yarışmasını bu yıl 10. kez düzenlediklerini ifade etti. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi ile de ortak çalışmalar yürütmek istediklerini dile getiren Gürsoy, Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör’ün önerisiyle Kasım ayı içerisinde ‘Radyo Televizyon Yayıncılığı ve Telif’ başlıklı bir panel düzenlemek için çalışmalara başlayacaklarını ifade etti.Toplantının ardından Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör’ün eşliğinde iletişim fakültesi bünyesindeki televizyon stüdyosu, konferans salonu, haber atölyesi ve görsel tasarım laboratuvarlarını gezen RATEM Başkanı Gürsoy, Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileriyle de sohbet etti. Burada gördüğü imkânların pek çok üniversitede bulunmadığını belirten Gürsoy, öğrencilere bu imkânları mutlaka en iyi şekilde değerlendirmelerini tavsiye etti.

01 KAS 2018

“Yapay zekâ, işe ruh katamaz”

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin düzenlediği Marka Atölyesi etkinliği Güney Yerleşkede gerçekleştildi. Programın konuğu Neslihan Muradoğlu oldu. Muradoğlu, İletişim Fakültesi öğrencilerine “İletişim kocaman bir dünya, sizin alanınız ne olacak? konulu bir sunum gerçekleştirdi.Son iki senedir kariyer üzerine çalışmakta olduğunu belirten Muradoğlu “Kariyer deme bana adlı kitabım 2019'da raflarda olacak. Bu kitap tam sizlere yönelik bir kitap. Benim kurumsal hayatımı anlatan, teoriden uzak, pratik tabanlı bir kitap ve sizlere katkı sağlayacağını düşünüyorum” dedi.“Dijital medya iletişimcilerin önünü kolay kolay kesemez”Dijital öyle bir noktaya gelecek ki insan gerektiren işlerin sayısı yüzde otuz azalacak diyen Muradoğlu “Fakat yapay zekâ, işe ruh katamaz bu sebepten dolayı iletişimcilerin meslek hayatındaki avantajı çok yüksek. Dijital medya iletişimcilerin önünü kolay kolay kesemez” şeklinde konuştu.“İletişimi en iyi boyutta sağlayacaksınız”Neslihan Muradoğlu şunlar söyledi: Arkadaşlar ister firma, ister ajans, ister müşteriye yakın ya da uzak çalışın her halükarda insanlarla iletişiminiz olacak. Bir gün aynı gün içerisinde dört farklı iş yapacaksınız ve bunu iletişimci olarak en iyi şekilde yönetmelisiniz. İnsanlarla en iyi şekilde koordine olmalısınız. Yapacağınız her iş farklı gibi gözükse de bir biri ile bağlantılı ve iç içe olacak tüm bunların ayarlamasını siz yapacaksınız. İnsanı yapay zekâdan ayıran bu, işe ruh katacak, iletişimi en iyi boyutta sağlayacaksınız.“İletişimci olarak bir şey koyamıyorsanız bu bir kayıptır”Gençlerden gelen maillerin ortak konusunun öz geçmişimizi nasıl yazalım sorusu olduğunun altını çizen Muradoğlu “Bunun cevabını zaten internet veriyor, ayrıca buna iletişimci olarak bir şey koyamıyorsanız bu bir kayıptır. İletişimci olarak sizlerin çok iyi Türkçe yanı sıra çok iyi İngilizce bilmeniz gerekmektedir. Akıllı, hızlı ve güler yüzlü olunması iletişimciler için önemli konular” diye belirtti.“İletişiminizi en iyi şekilde kullanmanız gerekiyor”İş hayatından bahseden Muradoğlu, “Herkes aynı enerjide olmak zorunda değil, fakat benim enerjimi düşüremezsin bu yüzden herkesin çalıştığı yerde güler yüzlü olması çok önemli. İletişim okuyorsunuz ve çalıştığınız ajansta, kanalda aslında her yerde, çalışanların hepsi ile iletişiminize dikkat etmeniz ve en iyi şekilde kullanmanız gerekmektedir” ifadelerini kullandı.“Kaygılanmayın ve kalıpların dışına çıkın”CV’ler üzerinde duran Muradoğlu, “İçerisinde hedeflere yönelik yapılan, işe yönelik giriş cümlesine ihtiyacım var. Öncelikle duygunuzu o CV'de görmem gerekiyor. Kaygılanmamanız gerekiyor, kalıpların dışında samimi düzgün bir şeyler çıkartın. Farklı olun fakat farklı olurken kendiniz olun ve samimi olun en önemlisi kariyerinize odaklanın” diyerek öğrencileri uyardı.Toplu fotoğraf çekiminin ardından program sona erdi.

31 EKI 2018

Üsküdar İletişim, Yemekneredeyenir.com’un kurucusu İlker Kulaksız’ı misafir etti

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler Bölümü’nde verilen Dijital Pazarlama dersi kapsamında Öğr. Gör. Yasemin Kızıldoğan tarafından düzenlenen etkinliğe yemekneredeyenir.com’un kurucusu İlker Kulaksız konuk oldu. İlker Kulaksız, öğrencilere sektörle ilgili önemli bilgiler verdi. Dijitalleşmenin insan hayatında artık her alanda var olduğunu belirten Kulaksız, sohbet havasında geçen konuşmasının ardından öğrencilerin sorularını da yanıtladı.Yanlış paylaşımlardan doğan hataları telafi etmek zor!   Sosyal medya kavramı, kullanımı ve gücü hakkında öğrencileri bilgilendiren İlker Kulaksız, sosyal medyanın önemiyle ilgili keyifli bir sohbet gerçekleştirdi. Sosyal medyanın günümüzde çok önemli olduğunu belirten İlker Kulaksız, sosyal medyanın gücüne değinerek öğrencilerle deneyimlerini paylaştı. Sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlarda çok dikkatli olunması gerektiğini vurgulayan Kulaksız; “Sektörde yanlış paylaşımlardan doğan hataları telafi etmek çok zordur. Yapılan hataların ardından süreç, mahkemeye kadar gidebilir” diyerek öğrencileri sosyal medya kullanımı hakkında uyardı. Yemekneredeyenir.com olarak sosyal medyadaki varlıkları ile ilgili olarak ise; “Biz başlangıçta Instagram’ı sadece pazarlama (marketing)  için kullanmıştık. Daha sonra iyi bir planlama yaptık ve bu süreci başarılı bir şekilde yürüttük. Atılan doğru adımlar sayesinde büyüdük ve bugünlere geldik. Ancak biz bile bu kadar büyüyebileceğimizi tahmin etmemiştik” dedi.“Doğru görsel için çağa ayak uydurmak gerekiyor”Sosyal medyada kullanılan görsellerin önemine de değinen Kulaksız; “Sosyal medyada dikkat edilmesi gereken kurallar vardır. Paylaşılan görseller dikkat çekici olmalıdır. Bu noktada doğru görseli yakalayabilmek için çağa ayak uydurmak çok önemlidir” dedi. Yemekneredeyenir.com’un sosyal medya paylaşımlarıyla ilgili olarak istatiksel bilgiler de paylaşan Kulaksız; “Her bir görselimiz 500 bin ile 1 milyon arası görüntüleniyor. Takipçilerimizin yüzde 68’ini kadınlar oluşturuyor. Takipçilerimizin yüzde 90’ı İstanbul’da yaşayan bireylerken, yüzde 10’u ise diğer illerden” dedi.“Hedef kitleyi bulmanız gerekiyor”Sosyal medyanın doğru kullanımı için hedef kitleyi belirlemenin önemini vurgulayan İlker Kulaksız; “Hedef kitleyi bulmanız çok önemlidir.  Kime hitap ettiğinizi bilmeniz gerekiyor. Sürekli yanı başımızda olan bir dijitalleşme sürecinin içerisindeyiz” diyerek hedef kitleyi doğru belirleme ve başarı ilişkisinin altını çizdi. Son olarak öğrencilerin sorularını yanıtlayan İlker Kulaksız, “Mail Marketing kavramının gücüne inanıyor musunuz? Yoksa Mail Marketing bitti mi?” şeklinde yöneltilen soruya; “maillerinizi aktif bir şekilde kullanıyorsanız bitmemiştir” cevabını verdi.

26 EKI 2018

TBMM Başkanı Binali Yıldırım’a Üsküdar Üniversitesi’nden Fahri Doktora

TBMM Başkanı Binali Yıldırım, günümüzde insanların ve kurumların artık belirledikleri alanlarda referans gösterilecek işler yapmaya yöneldiğini belirterek “Üsküdar Üniversitesi'nin de bu çerçevede nöroloji, psikiyatri, psikoloji birlikteliğini gerçekleştirerek, teşhisten tedaviye çok disiplinli yaklaşımı Türkiye'ye taşımaya çalıştığını görüyoruz” dedi.Davranış Bilimleri ve sağlık alanında Türkiye'nin ilk tematik üniversitesi olan Üsküdar Üniversitesi 2018-2019 Akademik Yıl Açılış Töreni, TBMM Başkanı Binali Yıldırım’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Törende TBMM Başkanı Binali Yıldırım’a Fahri Doktora unvanı takdim edildi ve Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan tarafından cübbesi giydirildi.Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşkesi Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda düzenlenen 2018-2019 Akademik Yıl Açılış Törenine TBMM Başkanı Binali Yıldırım, İstanbul Valisi Vasip Şahin, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Prof. Dr. Erman Tuncer, Üsküdar Kaymakamı Murat Sefa Demiryürek, Kadıköy Kaymakamı Dr. Mustafa Özarslan,  İl Halk Sağlık Hizmetleri Başkanı Dr. Abdullah Emre Güner, Üsküdar İlçe Sağlık Müdürü Dr. Yusuf Taşçı, Üsküdar Üniversitesi Mütevelli Heyeti Üyesi Mustafa Ataş, Kredi Yurtlar İl Müdürü Cemil Bağlama katıldı.Prof. Dr. Tarhan: “Ar-Ge odağı olarak nörobilimi seçtik”Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, törenin açılış konuşmasını yaptı. “Değişen Dünya ve Gençlik” başlıklı akademik yılın ilk dersini veren Tarhan, 7. Akademik Yıl Açılışını gerçekleştirdiklerini üniversitenin 14 bin mezun verdiğini, 5 fakülte, 1 sağlık meslek yüksekokulu ve enstitülerde 19 bin civarında öğrencilerinin bulunduğunu söyledi. Bir vakıf üniversitesi olarak en iyiyi yapmaya çalıştıklarını belirten Tarhan, üniversitelerin 4 önemli fonksiyonu olduğuna dikkat çekerek “Meslek edindirme, toplumu bilgilendirme, Ar-Ge yapmak ve bilginin ürüne dönüştürülmesini sağlamak. Biz bu dördüne birlikte yönelmeye özen gösteriyoruz. Üniversite olarak Ar-Ge odağı olarak nörobilim üzerine çalışıyoruz” dedi.Niyetin nörobiyolojisi araştırılıyorDünyada şu anda niyetin nörobiyolojisinin araştırıldığını ifade eden Tarhan, “İnsanın karar verme bölgesi aynı zamanda niyet bölgesi. Neye niyet ediyorsanız, beyniniz bir şeyi hayal ettiği zaman mesela yemek yemeyi hayal ederken beynin o bölgesi, yemek yiyormuş gibi çalışıyor. Bunun için niyetlenmiş davranışın insanların davranışında temel davranış olduğu biliniyor. Bu bizi pozitif psikoloji çalışmalarına götürdü, ahlakın nörobiyolojisine götürdü. Kişi niyetlediği zaman beynin ayna nöronları çalışıyor. Bu nedenle niyetlenmiş davranış, artık bilimsel bir kategori. Sadece edebiyatçıların ve dil bilimcilerin ele alabileceği bir konu değil, psikoloji biliminin de konusu. Şu anda Harvard Üniversitesi’nde pozitif psikoloji dersi okutuluyor” dedi.Üsküdar Üniversitesinde 2012’den bu yana pozitif psikoloji dersinin zorunlu dersler arasında olduğunu ifade eden Tarhan, “Bu derste insani değerleri öğretiyoruz. Pozitif Psikoloji kuramı sanki Mevlana’dan alınmış, sistematize edilmiş, metodoloji haline getirilmiş, bilimsel gerekçelerle anlatılıyor ama maalesef referans vermemişler. Bu da bizim kusurumuz” dedi.Eleştirisel düşünceden vazgeçmek, düşüncenin ilerlemesini durdurduOsmanlı’nın sanayi devrimini kaçırmasının nedenlerine değinen Prof. Dr. Tarhan, “18. Yüzyılda medreselerden mantık, matematik, astronomi, felsefe dersleri kaldırıldı. İbni Sina, İbni Rüşt, İkinci Aristo denilen Farabi eğitimden çıkarıldı. Ortaçağ’da Avrupa eleştirisel düşünce okuluna başlamışken vakıf korumasındaki medrese eğitiminde eleştirisel düşünceden vazgeçerek korumacı davrandı. Düşüncenin ilerlemesini durdurdu” dedi.Eleştirel düşünmeyi öğretmek gerekiyorProf. Dr. Tarhan, eleştirel düşüncenin mekteplerde öğretilmesinin önemine işaret ederek “Din eğitimi ile pozitif bilimlerin beraber verilmesi burada çok önemli. Düşüncenin ilerlemesini sağlamak açısından. Eleştirebilen ve sorgulayabilen bir kuşak yetişmesi bu açıdan önemli” dedi.Değer içerikli eğitim önemliYapay zeka konusunun dünya genelinde konuşulan bir konu olduğunu, şu an hem Batı’da hem de Doğu’da bir medeniyet krizi yaşandığını belirten Tarhan, “Bununla ilgili değişen bir gençlik var. Değer içerikli bir eğitim olması önemli. Yardımseverliği, bağışlayıcılığı, iyi insan olmayı öğretebilmek önemli. Yeni yetişen gençleri böyle kazanabiliriz” dedi.Gençlerin psikolojik ihtiyaçlarına karşılık vermeliyizGünümüzde gençlerin üç kırılgan noktasının olduğunu ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Genç kuşakta adalet beklentisi yüksek. Buyurgan yaklaşımdan nefret ediyorlar ve özgürlük beklentileri yüksek. Gençlerin bu beklentilerine ve psikolojik ihtiyaçlarına uygun biçimde karşılık vermezsek genç kuşaklarla aramızda bağlantı kurmak çok zor oluyor. Sultan Abdülhamid çok iyi liderdi, padişahtı. Güçlü bir askeri yapıya kadar büyük işler yaptı fakat bunu yaparken bir yerde bir açık verdi; o açık da genç kuşaklarla diyalog kuramadı. Bu nedenle yetiştirdiği çocuklar ona karşı oldular. Bu nedenle buradan ders alarak gençlerle duygusal bağ kurabilmeyi başarmamız gerekiyor” diye konuştu.Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, fahri doktora gerekçesini okuduÜsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Rektör Danışmanı Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, fahri doktora gerekçesini okumasının ardından fahri doktora töreni gerçekleştirildi. Fahri Doktora gerekçesinde “Üsküdar Üniversitesi Senatosu’nun aldığı kararla; bugüne kadar gerçekleştirdiği sosyal sorumluluk ve altyapı çalışmalarıyla, toplumu birleştiren kişiliğiyle ve ilkeli duruşuyla Türk siyasetine, demokrasimize ve Türk Halkına yaptığı anlamlı katkılardan dolayı TBMM Başkanı Binali Yıldırım’a Fahrî Doktora takdim edildiği belirtildi.TBMM Başkanı Binali Yıldırım’a fahri doktora takdim edildiTBMM Başkanı Binali Yıldırım’a Fahri Doktora takdim edildi ve Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan tarafından cübbesi giydirildi. Üsküdar Üniversitesi Hisseden İnsan Heykelinin de verildiği törende Yıldırım, bir konuşma yaptı.TBMM Başkanı Binali Yıldırım: “Bu gençler istikbalimizin umudu haline geliyorlar”Temelleri 1999 yılında NP Grup tarafından atılan Üsküdar Ünivesitesi’nde 4 fakülte, 5 enstitü ve 1 yüksekokulunda 19 binin üzerinde gencin eğitim gördüğünü ifade eden Binali Yıldırım, “Bu gençler aldıkları formasyon eğitimiyle, istikbailimizin umudu haline geliyorlar. Çünkü Üsküdar Üniversitesi; gerçekleri arayan pozitif bilimlerle; iyi, güzel ve doğruyu arayan sosyal bilimleri buluşturan bir üniversitedir. Arkadaşlarımız üniversitenin Türkiye'nin ilk davranış ve sağlık temalı üniversitesi olduğunu söylediler bana." diye konuştu.Üsküdar Üniversitesi, teşhisten tedaviye çok disiplinli yaklaşımı Türkiye’ye taşımaya çalışıyorGünümüzde her alanda, her konuda iyi olmanın mümkün olmadığını, 'Her işi yaparım ağabey' döneminin artık tarihte kaldığını belirten Yıldırım, şunları söyledi:“İnsanlar ve kurumlar artık belirledikleri alanlarda referans gösterilecek işler yapmaya yöneliyorlar. Üsküdar Üniversitesi'nin de bu çerçevede nöroloji, psikiyatri, psikoloji birlikteliğini gerçekleştirerek, teşhisten tedaviye çok disiplinli yaklaşımı Türkiye'ye taşımaya çalıştığını görüyoruz. Bu yönüyle diğer üniversitelerden ayrılan bir üniversite olduğunu da söyleyebilirim. Bu arada sağlık bilimlerini klasik alandan bilgisayar tabanlı gerçeğe taşımaya çalıştığı da bir gerçek. Üniversitenin bu vasfının psikoloji ve davranışsal sağlık bilimlerine ilgi duyan gençlerimize iyi hitap ettiğini söyleyebilirim. Evren, şehir manasına gelen üniversite yerelden evrensele ulaşmanın kapısıdır. Evreni bir bütün olarak kabul eder, insanlığın birikimlerinden yararlanarak farklı inanç, düşünüş ve yorumlarla yeni bir senteze ulaşmaya çalışır. Bu noktada ideolojik, doğmatik davranmamak çok önemlidir. Bilgiyi sistematik şekilde üretmek, akademik düşünceyi öğretip, analiz gücünü elde etmek için üniversitelere ihtiyaç olduğu aşikar. Farklılıkları zenginlik olarak görüp, iletişim ve istişare kültürünü geliştirerek, demokrasiyi olgunlaştırmak için yine üniversitelere ihtiyacımız var. Bu manada sağlık, mühendislik, sosyal bilimler gibi sahalarda, bilgi ve değer üreten üniversiteler insanlık ailesine çok büyük katkı sağlıyor.”Meclis Başkanı Yıldırım’dan Rektör Tarhan’a teşekkür  TBMM Başkanı Binali Yıldırım, “İlkelerini eleştiriye açık, özgürlükçü, çoğulcu ve katılımcı olarak ifade eden Üsküdar Üniversitesi’nin size çok müthiş imkanlar sunduğunu bugün yakından gördüm, şahit oldum. Bir kez daha bu üniversitenin düşüncesini ortaya koyan, gerçekleştiren başta Prof. Dr. Nevzat Tarhan olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi.Sosyal sorumluluk projelerini takdir ettiÜsküdar Üniversitesi’nin sadece akademik eğitim-öğretim ile meşgul olmayıp, toplumsal sorumluluk projeleri de gerçekleştirdiğini öğrendiğini de kaydeden Yıldırım, “Haydi Tut Elimi, Mutlu Yuva Mutlu Yaşam Derneği gibi sivil toplum kuruluşları marifeti ile istismara uğrayan, barınma ihtiyacı olan yavrularımıza, gençlerimize el uzatıyor olmanızı da takdirle karşılıyorum. Toplumla bütünleşmek ve nazariyeden uygulamaya yönelmek işte budur. Toplumsal sorunlarımızı çözme noktasında faal bir şekilde sahada olmanızdan dolayı da ayrıca tebrik ediyorum” dedi.Bu yıllar sizin altın yıllarınız, iyi değerlendirin“Sevgili gençler, Türkiye’nin istikbalini korumasında, istikbale umutla bakmasında şüphesiz en iyi güvencemiz, güç kaynağımız sizlersiniz” diyen Binali Yıldırım, “Mutlaka üniversitedeyken bir dil öğrenin. Yazmayı, konuşmayı, her yönüyle bir dil öğrenin. Bu yıllar sizin altın yıllarınız. Eğer bu sıralarda öğrenmemişseniz, sonrası biraz daha zor oluyor. 45 yaşıma geldim, 2 sene yurt dışına gittim, çoluğu çocuğu bıraktım lisan öğrendim. İhtisas da yaptım. Ama buna ihtiyacımız var. Hangi mesleğin eğitimini alırsanız alın, eğer dünyaya açılmak istiyorsanız, dünyada ne oluyor, ne bitiyor anlamak istiyorsanız, mutlaka bir lisan öğrenin. 1 tane öğrenin, hangisi olursa olsun” tavsiyesinde bulundu.Meclis Başkanı Yıldırım: “Okumayı bırakmayın”Öğrenmenin yaşının olmadığını belirten TBMM Başkanı Binali Yıldırım, "Okumayı bıraktığınız an yaşlandınız demektir. İster 60, ister 20 yaşında olun okumak insanı genç tutar. Onun için gençler okuyacağız. Daha çok okuyacağız. Okumak insanları bir anlamda törpüler. Kavgacı kimliğini tamamen ortadan kaldırır. Okumak, her şeyi karşılıklı anlayışla halletmenin daha doğru olduğu noktasına getirir” dedi.Prof. Dr. Sevil Atasoy, cübbelerini takdim ettiTörende Akademik Yükseltme Cübbe Giyme Merasimi gerçekleştirildi. Törende doktor öğretim üyeliği, doçentlik ve profesörlük unvanı alan hocalara yeni cübbeleri takdim edildi.İlk olarak doktor öğretim üyeliğine yükselişi olan hocalara cübbeleri Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy tarafından takdim edildi. İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji (İngilizce) Bölümü’nden Merve Çebi, Sağlık Bilimleri Fakültesi Ergoterapi Bölümü’nden Zeynep Bahadır Ağce, Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Çetin Sayaca, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Eczane Hizmetleri Programından Sultan Mehtap Büyüker, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Laboratuvar Teknolojisi Programından Ebru Özkan Oktay, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Nükleer Teknoloji ve Radyasyon Güvenliği Programından Feride Kulalı, Miraç Kamışlıoğlu, Özge Kılıçoğlu,  Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Programından Tuğba Kaman cübbelerini giydi.Prof. Dr. Mehmet Zelka, doçentlik cübbelerini giydirdiDoçentlik unvanı alan hocalara ise cübbeleri Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Zelka tarafından takdim edildi. İletişim Fakültesi Medya ve İletişimi Bölümünden Feride Zeynep Güder, Reklam Tasarımı ve İletişimi Bölümünden Özgül Dağlı ve Dinçer Atlı, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Felsefe Bölümünden Çiğdem Yazıcı, Psikoloji Bölümünden Işıl Göğcegöz Gül, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Yazılım Mühendisliği Bölümünden Türker Tekin Ergüzel, Sağlık Bilimleri Fakültesi Ergoterapi Bölümünden Cemal Onur Noyan, Biyomedikal Cihaz Teknolojisi Programından Mesut Karahan, Sağlık Yönetimi Bölümünden Tuğba Altıntaş, Radyoterapi Programından Hüseyin Ozan Tekin cübbelerini giydi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan, profesörlük cübbelerini takdim ettiProfesörlük unvanı alan akademisyenlere ise cübbeleri Prof. Dr. Nevzat Tarhan tarafından takdim edildi. Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik (İngilizce) Bölümünden Tunç Çatal, Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümünden Nedret Hızel, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümünden Defne Kaya, Odyoloji Bölümünden Arif Şanlı, Sosyal Hizmet Bölümünden Abdullah Karatay ve İsmet Galip Yolcuoğlu ile Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü Programından Niyazi Beki’ye cübbeleri takdim edildi.ÜÜ TV’den canlı olarak yayınlanan tören sonunda birlikte hatıra fotoğrafı çektirildi.Tören sonrası öğle yemeğini de Üsküdar Üniversitesinde yiyen Binali Yıldırım’a Erzincan fasulyesinden yapılmış özel kuru fasulye yemeği ikram edildi.

26 EKI 2018

“İnternet Gazeteciliğinde İmkanlar ve Sorunlar” konuşuldu

Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü tarafından Prof. Dr. Süleyman İrvan moderatörlüğünde "İnternet Gazeteciliği: İmkanlar ve Sorunlar" paneli, Üsküdar Üniversitesi Güney Yerleşkesi Fuat Sezgin Konferans Salonunda gerçekleştirildi. Etkinliğe konuşmacı olarak, Uluslararası İnternet Gazeteciliği ve İnternet Gazetecileri Derneği (UİGAD) Genel Başkanı İzzet Aydın, UİGAD Genel Başkan Vekili ve Kent Meydanı Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Yasemin Yıldırım, İhlas Haber Ajansı'ndan Cenk İşver ve Yenisöz Gazetesi Haber Müdürü Fırat İpek katıldı.“Sosyal medyada kamuoyu oluşturup, iktidar sahiplerine ulaşabilirsiniz”İnternet gazeteciliğine giriş aşamasından bahseden Fırat İpek, “İnternet gazeteciliği de olsa dergi de olsa bir firmanın yazı işleri müdürlüğünü de yapsanız gazeteci kimliğinizi bozmamanız gerekir. Çünkü yeni medyanın, sosyal medya üzerinden bütün kitleleri tek bir platformda buluşturma hedefi vardır. Bugün geldiğimiz noktada bu hedef kısmen yerini buldu ama çoğu dönemde yerini bulmadı” dedi.Sosyal medyanın gücüne örnek olarak Arap Baharı ve 15 Temmuz’u veren İpek, bu dönemlerde sosyal medya üzerinden bir kamuoyu oluşturulduğunu, halkın bu sayede bu olaylardan haberdar olup sokağa çıktığını söyledi. Vatandaşların sosyal medya üzerinden gerek siyasi gerek ekonomik veya toplumsal problemler hakkında etkileşim oluşturabileceklerini ve bu etkileşim sayesinde iktidar sahiplerine de ulaşabileceklerini ekledi.  “İlk haberi ben yapacağım diye kitleleri ve toplumları yalan haberlerle kandıramazsınız”Sosyal medya içerisinde oluşan gayri etik durumları ve sarfedilen argo uslübu da eleştiren, bu durumları düzeltebilecek yegane kişilerin Yeni Medya ve Gazetecilik öğrencileri olduğunu ve bölümün kurulma amaçlarının birçok nedene dayanabileceğini söyleyen İpek, öncelikle kendimizden ve etrafımızdan başlayıp daha sonra tüm topluma sirayet edecek şekilde kullanılan bu argo kelimelerin önüne geçilmesi gerektiğini vurguladı. Konuşmasını son olarak, “İlk haberi ben yapacağım diye kitleleri ve toplumları yalan haberlerle kandıramazsınız” diyerek bitirdi.“İlk olarak heberciliğin neresinde olmak istediğinize karar verin”İhlas Haber Ajansı’ndan Cenk İşler, bu mesleğin zorluklarından bahsetti. İlk aşamada haberciliğin neresinde olmak istediğimizin kararını vermemiz gerektiğini söyleyen İşler, habercilikte inanılmaz bir bilgi kirliliğinin olduğunu ve bu konuda dikkatli olmamız gerektiğini vurguladı.“İstismara uğrayan çocuğun değil, zanlının fotoğrafı çekilmeli”Kanlı ve parçalanmış uzuv görüntülerinin paylaşılmasının habercilik açısından etik olmadığının altını çizen İşler, kontrolsüz haberin bu noktada ortaya çıktığını belirtti. Özellikle çocuk haberlerinde çok dikkatli davrandığını, istismara uğrayan çocuğun değil, zanlının fotoğrafının çekilmesi gerektiğini belirtti ve “Bu meslek diğer mesleklere göre çok farklı, içerisine girince bırakamıyorsunuz ve ben mesleğimi çok seviyorum” diyerek öğrencilere bu noktada fikir verdi.“Gazete dağıtımında öğrencileri tercih ediyoruz”Kent Meydanı Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Yasemin Yıldırım, yerel medyanın ne olduğundan, öneminden, nasıl çıkarıldığından ve nelere dikkat edilmesi gerektiğinden bahsetti. Bir bayan olarak ulusal medyada çalışmanın zorluğunu yaşadığını söyleyen Yıldırım, işini çok severek yaptığını da ekledi.Gazete dağıtımı için öğrencileri tercih ettiklerini ve onlara adım adım gazeteciliği sevdirdiklerini söyleyen Yıldırım, ayrıca gazete çıkarılırken en önemli unsur olan matbaayı da  önceden tanımamız gerektiğini vurguladı ve iyi bir gazetecinin özgür, eleştirel, hayal gücü kuvvetli, meraklı, insaflı ve dürüst olması gerektiğine değindi.“Yerel gazetecilerin ve internet gazetecilerinin de bir konumu olmalı” Uluslararası İnternet Gazeteciliği ve İnternet Gazetecileri Derneği (UİGAD) Genel Başkanı İzzet Aydın, kurulan bu derneğin amaçlarından bahsetti. Derneğin kadrosunda avukat, sosyolog ve psikolog arkadaşların da olmasını hedeflediklerini söyleyen Aydın, yerel gazetecilerin ve internet gazetecilerinin de bir konuma sahip olmaları gerektiğine ve bununla ilgili bir basın kartı çalışmalarının olduğuna değindi.Katılımcılara derneğe üye olabileceklerini ve bu alanda gerek iş gerekse deneyim konusunda yardımcı olabileceklerini söyledi.Programın sonunda plaket taktimi yapıldı ve toplu fotoğraf çekildi.Haber: Rubaşa ErginFotoğraf: Esra Gül Batal

25 EKI 2018

İletişim Fakültesi seminerleri başladı

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi akademisyenlerinin araştırma alanlarındaki çalışmalarını birbirleriyle paylaştığı fakülte seminerleri başladı. İlk oturumda Yeni Medya ve Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan kamuoyu araştırmalarını irdeleyen bir sunum gerçekleştirildi. Görsel İletişim Tasarımı Bölümü Araştırma Görevlisi Denizcan Kabaş da televizyon dizilerinde militarist söylem konulu bir sunum yaptı.“Kamuoyu araştırmalarının haberleştirilmesinde sorunlar var”Yeni eğitim yılının ilk akademik sunuşunu yapan İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan, 24 Haziran genel seçimleri öncesinde yapılan kamuoyu araştırmalarının haber sitelerinde haberleştirilmesine ilişkin yaptığı çalışmayı aktardı.Seçim dönemlerinde seçmen tercihlerini tahmin etmek üzere yapılan kamuoyu araştırmalarının her zaman tartışma ve eleştiri konusu olduğunu ifade eden İrvan, bütün eleştirilere karşın demokrasinin sağlıklı işleyişi açısından kamuoyu araştırmalarının bir gereklilik olduğunu belirtti.24 Haziran seçimlerini tahmine yönelik araştırmaların haberleştirilmesindeki sorunlara da değinen İrvan şu değerlendirmeleri yaptı: “Araştırma şirketlerinin büyük çoğunluğunun açıkladıkları sonuçları sağlıklı biçimde değerlendirebileceğimiz temel bilgiler eksik. Anketleri kimlerin, hangi partilerin finanse ettiği bilinmiyor. Örneklem belirleme yöntemi verilmemekte. Anketlere katılım oranı konusunda bilgi sahibi değiliz.Anketleri uygulama yöntemi çoğu araştırmada belirsiz. Hata paylarına ilişkin bilgiler yayımlanan araştırmaların yarısında verilmemiş durumda. Anket sorularına ilişkin sağlıklı değerlendirme yapabilme olanağından uzağız. Kararsızlara ilişkin bilgiler eksik ve kararsızların nasıl, hangi yöntemle dağıtıldığı belli değil.”   “Siyasi ve askeri dinamikler televizyon dizilerine de yansıyor’’Prof. Dr. Süleyman İrvan’ın ardından, Görsel İletişim Tasarımı Bölümü Araştırma Görevlisi Denizcan Kabaş, Selma Koç Akgül ve Betül Pazarbaşı editörlüğündeki “Küresel Ağlar Odağında Kültür, Kimlik ve Mekân Tartışmaları” adlı kitapta yayımlanan “TV Dizilerinde Militarist Söylemler” başlıklı çalışmasını sundu. ‘Söz’, ‘İsimsizler’ ve ‘Savaşçı’ dizilerini eleştirel söylem analizi çerçevesinde inceleyen Kabaş, bu çalışmada edindiği bulguları video gösterimleri aracılığıyla aktardı.Gerçekliğin yeniden üretimi, izleyicinin dizilerdeki karakterlerle özdeşleşmesi ve farklı tarihsel-toplumsal olayların ilgili anlatılarda çözüme kavuşturulması konularına da değinen Arş. Gör. Denizcan Kabaş, televizyon dizi yapımlarının teknik özelliklerinin de bu konularda etkili olduğunu vurguladı. Sunumunda söz konusu dizilerin olay örgüsü ve karakter gelişimlerinin ortak temalar ekseninde şekillendiğinin altını çizen Kabaş: “Her ne kadar üç dizide farklı anlatı ve olaylar ele alınsa da, temel şablonlar üzerinden işleyen bir yapıyla karşılaşmaktayız.Bu yapı da aslında her türden televizyon dizisinin izleyiciyle yakın bir ilişki kurabilmesini sağlayan belli formüllere dayanmaktadır.İzleyicinin hikâyenin içine çekilmesini ve karakterleri kolayca benimsemesini sağlayan bu formüller, bir anlamda da gerçekliğin yeniden üretilmesinin temel kaynağını oluşturmaktadır. Tüm bu süreçlerin somut olarak ele alınabileceği alanların başında da izleyicilerin kendi aralarında çeşitli tartışmalar yürüttüğü sosyal medya platformları gelmektedir.Buradaki tartışmalarda dizi sahneleri ve karakterlerinin gerçekmiş gibi benimsendiği, izleyicilerin ideoloji, beklenti ve tepkilerini birbirlerine yönelttiği görülebilmektedir. Televizyon dizilerinin de bu tartışma ortamlarından beslenerek, hem izlenilirliğini arttırdığı hem de izleyici beklentilerini karşılayan yeni hikâye örgüleri oluşturarak devamlılığını sağladığı söylenebilmektedir” dedi. Arş. Gör. Denizcan Kabaş sunumunun sonunda, sosyal medya platformlarındaki çeşitli tartışmaları çalışmasında edindiği bulgular çerçevesinde değerlendirdi.

24 EKI 2018

Haber atölyesi ilk dersle başladı

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü tarafından düzenlenen haber atölyesi “haber ve haber değerleri” konulu ilk dersle başladı.Eğiticiliğini Yeni Medya ve Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan’ın yaptığı, bölüm araştırma görevlileri Atila Erdemir ile Selin Maden’in koordine ettiği haber atölyesinin ilk dersinde haber kavramı ve haber değerleri üzerinde duruldu.Haberin değeri ne?Prof. Dr. Süleyman İrvan, haberin toplumu ilgilendiren güncel olaylara ve gelişmelere ilişkin, özgün bir tarzı olan yazı türü olarak tanımlandığını ve bir yazıya haber denilebilmesi için güncel olması, toplumu ilgilendirmesi ve olgusal bir dille yazılmış olması gerektiğini söyledi. Haber değerleri hakkında da bilgi veren İrvan, “Çevremizde meydana gelen her olay haber haline gelmez. Bir konu ya da olayın haber haline gelebilmesi için bazı niteliklere sahip olması gerekir. Biz bu niteliklere haber değeri adını veriyoruz” diyerek önemli haber değerlerini şöyle sıraladı: güncellik, etki, olumsuzluk, çatışma, yakınlık, olağandışılık, önemli kişi, yenilik, başarı, ilginçlik ve mucize.Prof. Dr. İrvan, haber atölyesine katılan öğrencilere, “Haber Üsküdar gazetesinde yayımlanabilecek nitelikte haberler üretmenizi bekliyoruz. Haber atölyesine haber fikirleriyle gelin, birlikte tartışalım” dedi ve bir sonraki hafta haber yazma teknikleri hakkında bilgi vereceğini söyledi.Gazetecilik merak, araştırma ve kararlılık isterProf. Dr. Süleyman İrvan, amaçlarının gazeteci olmayı hedefleyen öğrencileri teşvik etmek olduğunu söyledi. “Gazetecilik merak, araştırma ve kararlılık ister. Etrafında olup biteni görmeyen bir kişi istese de iyi gazetecilik yapamaz. Haber kokusu alabilmesi gerekir, ancak merak tek başına yeterli değildir. İyi bir gazeteci aynı zamanda iyi bir araştırmacıdır. Yılmadan, kolayca vazgeçmeden araştırması, haberini tam ve doğru olarak aktarabilmesi için ısrarcı olması gerekir” diyen İrvan, haber atölyesinin başarısını öğreniclerin kararlılığının belirleyeceğini belirtti. Röportaj ve haber fotoğrafçılığı dersleri de verilecek!Haber atölyesinde röportaj ve haber fotoğrafçılığı konularında da dersler verilecek. Dört hafta sürecek eğitimi yapacakları haber ve röportajlarıyla başarılı biçimde tamamlayan öğrencilere sertifika almaya hak kazanacak.    

22 EKI 2018

UİGAD Yönetim Kurulu Üsküdar İletişim’i ziyaret etti

Uluslararası İnternet Gazeteciliği ve Gazeteciler Derneği (UİGAD) Yönetim Kurulu üyeleri, Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi’ni ziyaret ederek Dekan Prof. Dr. Nazife Güngör ile Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan’la görüş alışverişinde bulundu.Ziyarette UİGAD Başkanı İzzet Aydın, UİGAD Başkan Vekili Yasemin Yıldırım, UİGAD Genel Sekreteri Selçuk Taşdemir, UİGAD Genel Başkan Yardımcısı Yusuf Gül ve UİGAD Arapça çevirmeni Mualla Böleli yer aldı.İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör, fakülte olarak sektörle ve sektörü temsil eden derneklerle görüş alışverişi ve işbirliği yapmaktan mutluluk duyduklarını, uygulama derslerine sektörden uzmanları getirdiklerini, dersler, uygulamalar ve etkinliklerle öğrencileri geleceğe en iyi biçimde hazırlamaya çalıştıklarını belirtti. Prof. Dr. Süleyman İrvan: “Gazetecilik yeni medya ile iç içe geçmiş durumda”Yeni Medya ve Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan da UİGAD heyetinin ziyaretinden memnuniyet duyduğunu ve bölüm olarak UİGAD gibi medya sektörünü temsil eden dernekleri ve kuruluşları Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü’nün dış paydaşı olarak nitelendirdiklerini söyledi. Gazeteciliğin günümüzde yeni medya ile iç içe geçtiğini belirten İrvan, UİGAD’ın yeni bir dernek olarak internet medyasının sorunlarının çözümüne katkı sunmada başarılı olmasını diledi.Gazetecilik internete evrildiUİGAD Genel Başkanı İzzet Aydın da dernek ve çalışmaları hakkında bilgiler verdi. Gazeteciliğin internete evrildiğine vurgu yapan Aydın, iletişim fakültelerindeki akademisyenlerin bilgi ve tecrübelerinden yararlanmak istediklerini ifade etti. İzzet Aydın, misafirperverliğinden dolayı Yeni Medya ve Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan’a bir teşekkür plaketi verdi.İnternet gazeteciliğinin imkânları ve sorunları panelde irdelenecekZiyaret kapsamında Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü’yle UİGAD’ın işbirliğinin bir göstergesi olarak internet gazeteciliğinin imkânlarının ve sorunlarının irdeleneceği bir panel planlandı. Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan’ın yöneteceği panelde UİGAD Başkanı İzzet Aydın, UİGAD Başkan Vekili ve Kent Meydanı gazetesi yazı işleri müdürü Yasemin Yıldırım, İhlas Haber Ajansı’ndan Cenk İşver ile Yeni Söz gazetesi haber müdürü Fırat İpek konuşmacı olarak yer alacaklar. Panel, 25 Ekim Perşembe günü İletişim Fakültesi konferans salonunda gerçekleştirilecek.   

12 EKI 2018

İletişim Fakültesi mezunları kariyer planlama çalışmasında

Üsküdar Üniversitesi, Mezunlar Derneği ve Kariyer Merkezinin ortak çalışması olan, mezunlara yönelik kariyer planlama çalışmalarının ikinci etkinliği iletişim fakültesi mezunları için gerçekleştirildi. Güney Yerleşke, İletişim Fakültesi Fuat Sezgin konferans salonunda gerçekleştirilen etkinliğe fakülte mezunları katılım gösterdi.Etkinliğin açılış konuşmasını Üsküdar Üniversitesi Mezunlar Derneği Başkanı Tayfun Gözler yaptı. Gözler, mezunlar derneğinin kuruluş amacından ve çalışmalarından bahsetti.Kariyer merkezi mezunlar ofisi sorumlusu Remziye Çopur ise Mezunlar Derneği internet adresi olan www.usumed.org.tr adresine nasıl kayıt yapılacağı, kayıt sonrası mezunların yararlanabileceği imkânlardan bahsetti.Medya ve İletişim Bölüm Başkanı Doç. Dr. Feride Zeynep Güder ise mezunlara yabancı dil ve diğer konularda donanımlı olmalarını,  deneyimli olmalarını fakat bu deneyimi sadece Türkiye bazında kısıtlamamaları gerektiğini, dünya çapında ulaşabildikleri kadar yere ulaşıp kendilerini geliştirmelerini ve asla pes etmemeleri gerektiğini söyledi.Sonrasında Dr. Öğr. Üyesi Gül Esra Atalay öğrencilere iş bulmaları konusunda bazı tavsiyelerde bulundu.“İşin nereden geleceği belli olmuyor”Mezunlara kendi iş arayış maceralarını da anlatan Atalay, mezunlara asla çekingen olmamaları gerektiğini vurguladı. “Etrafınızdaki herkes iş aradığınızı bilsin, çok fazla yere cv gönderin ve cv'nizde yaratıcı olun” şeklinde konuştu.Kişisel marka olmakReklam Tasarımı Bölüm Başkanı Doç. Dr. Dinçer Atlı ise “Kişisel marka olmak” konusunda öğrencilerin kendilerini nasıl markalaştıracağına ve bu markaları nasıl pazarlayabileceklerine dair önerilerde bulundu.“Birçok şeye ilginiz olsun ama bir konuda uzman olun”Öğrencilere farklılaşmak, sosyal faaliyetlerde aktif olmak, sosyal medyayı dozunda ve yerinde kullanmak gibi konularda bilgiler veren Atlı “Birçok şeye ilgiliniz şeye olsun ama bir konuda uzman olun” dedi.Toplu fotoğraf çekiminin ardından etkinlik sona erdi.

05 EKI 2018

Öğrenci oryantasyon programları tamamlandı

Üsküdar Üniversitesinin öğrencilere yönelik, akademik ve idari kadronun katılımıyla gerçekleştirdiği oryantasyon programları sona erdi. 5 gün süren programlarda üniversitenin tüm işleyişi ve çalışmaları hakkında bilgilendirmeler yapıldı.Merkez Yerleşke Nermin Tarhan konferans salonu ve Çarşı Yerleşke Emirnebi Konferans salonunda gerçekleşen programlarda İletişim, İnsan ve Toplum Bilimleri, Mühendislik ve Doğa Bilimleri, Sağlık Bilimleri Fakülteleri ile Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu, Hazırlık Okulu ve Uluslararası Ofis eğitim görevlileri öğrencileri her yönüyle bilgilendirdi.Oryantasyon programlarında ayrıca Kurumsal İletişim, Öğrenci İşleri, Bilgi Teknolojileri, Sağlık Kültür ve Spor, Kütüphane Dokümantasyon Direktörlüğü, Kariyer Merkezi Direktörlüğü ile Uluslararası İlişkiler Direktörlüğü öğrencilerle tanışarak birimleriyle ilgili üniversiteyi anlattı.

26 EYL 2018

İletişim fakültesi yeni binasında

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi teknik donanımıyla, televizyon stüdyosuyla, laboratuvarlarıyla, atölyeleriyle ve kütüphane olanaklarıyla Altunizadenin tam merkezindeki yeni binasında, güçlü kadrosuyla eğitim öğretime başlıyor.Son teknolojiyle donatılmış televizyon stüdyosuBugüne kadar Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşkede eğitim öğretim faaliyetlerini sürdüren Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi 2018-2019 eğitim öğretim yılına yeni binasında başlayacak.Yeni binayla ilgili bilgi veren Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör son teknolojiyi kullandıklarını belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:Binanın tüm birimleri en son teknikle donatıldı, iletişim eğitim için tüm ayrıntılar düşünüldü. Son teknolojiyle donatılan Televizyon Stüdyosu ise özellikle televizyon ve sinema öğrencilerinin en gözde birimi olacağa benziyor. Radyo Televizyon ve Sinema Bölümünün çoğu uygulama dersleri bu stüdyoda yapılacak. Stüdyonun sahne yapısı, ışıklandırması, kamera ve kurgu ünitesi, çekim alanı, program ve dersleri izlemek için oluşturulan oturma alanıyla İstanbul’un da en dikkat çekici stüdyolarından biri olma özelliğine sahip. Stüdyo yalnızca eğitim için değil, aynı zamanda bant ve canlı yayın çekimler için de kullanılmaya elverişli donanıma sahip bulunmaktadır.Güngör: "Harika Mac Laboratuvarları"İletişim Fakültesinin yeni binasında en son versiyona sahip profesyonel ekran Macintosh bilgisayarlardan oluşan yüksek kapasiteli laboratuvarlar da yer alıyor. Görsel İletişim ve Tasarım öğrencilerinin uygulama dersleri bu laboratuvarlarda gerçekleştirilecek.Haber AtölyesiBilgisayar donanımlı haber atölyesi de Haber Üsküdar Gazetesinin uygulama alanı olarak tasarlandı. Yeni Medya ve Gazetecilik öğrencilerinin uygulama alanı olarak tasarlanan birimde akademisyenler ve öğrenciler Haber Üsküdar Gazetesinin yayın işlerini, web sayfasını vb. uygulamaları gerçekleştirecek.Güngör: "Gösterişli Konferans Salonu"İletişim Fakültesinin yeni binasında çok gösterişli ve teknik donanımıyla göz dolduran geniş bir konferans salonu da bulunmakta. Fakültenin etkinlikleri, seminerler, konferanslar ve bazı dersler bu konferans salonunda planlanmakta.Kütüphane OlanaklarıYeni binada harika bir kütüphane mekânı da oluşturuldu. Sessiz, renkli, keyifli bir çalışma alanı ve zengin yayın olanaklarıyla İletişim Fakültesi Kütüphanesi üniversitenin tüm öğrencilerine açık bulunmakta.Güngör: "Muhteşem Bir Bahçe"İletişim Fakültesinin yeni binasının en çekici alanlarından biri ise sevimli bahçesi. Kamelyalarıyla, ağaçlarıyla, çiçekleriyle, çimleriyle öğrencilerimiz için keyifli vakit geçirecekleri bir ortam sunuyor.Geniş Dersliklerİletişim Fakültesi öğrencileri bu eğitim öğretim yılında çok daha ferah ve konforlu dersliklerde ders yapacaklar. Bunun başarılarına da yansıyacağını tahmin ediyoruz. Güngör: "En Uygun Lokasyon"Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi lokasyon olarak da İstanbul’un tam merkezinde olup, Üsküdar’ın kalbi niteliğindeki semti olan Altunizade’nin tam merkezinde. Öğrencilerimiz İstanbul’un neresinde yaşıyor olurlarsa olsunlar, günün 24 saati otobüs, metrobüs, metro, dolmuş, minibüs gibi toplu taşım araçlarıyla ulaşım sağlayabilirler.”Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi şimdi yeni binasında, dikkat çekici mekânları ve güçlü akademik kadrosuyla yeni eğitim öğretim yılına başlıyor.

21 EYL 2018

Prof. Dr. Nazife Güngör’ün İletişim Kuramlar Yaklaşımlar kitabı 4 baskısıyla raflarda

Bugüne kadar Türkiye’de yazılmış en kapsamlı temel kitaplardan olan, iletişim fakültelerinde de okutulan Prof. Dr. Nazife Güngör’ün ‘İletişim: Kuramlar ve Yaklaşımlar’ kitabı 4. Baskısıyla raflarda.  Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör’ün kaleme aldığı, Türkiye’de iletişim alanında bugüne kadar yazılmış en kapsamlı temel kitaplardan biri olan İletişim: Kuramlar ve Yaklaşımlar kitabı iletişim bilimleri alanındaki son gelişmelerle güncellendi.İletişim bilimleriyle sosyal bilimlerin çeşitli alanlarının bir kesişme alanı gibi de hazırlanmış olan kitap yalnızca iletişim camiasından değil tüm sosyal bilimler camiasından büyük ilgi görüyor.Güngör: “Batılılar bizden daha derin düşünmüyor”İletişim bilimleri alanını kurucu düşünürleriyle başlayan kitap, aynı alanda yazılmış olan diğer kitaplardan farklı olarak Türkiye’deki çalışmalara da yer vermeyi ihmal etmiyor. Türkiye’deki çalışmalarda, yazılan makaleler ve kitaplar genellikle Batılıların çalışmalarıyla sınırlı tutulmakta.Oysa Profesör Güngör’e göre “Türkiye’de bir takım çalışmalar yapılıyor. Sayıları az olabilir, ama Batılıların çalışmalarını aktarırken kendi ülkemizde yapılıp edilenleri de görmezden gelmemek lazım. Biz kendimizi görmezsek, kendi yaptıklarımıza kapalı kalırsak başkaları bizi hiç görmez. Üzerimizdeki özgüven yokluğundan kurtulmanın zamanı geldi de geçiyor bile. Batılılar bizden daha derin düşünmüyor, yalnızca bizden daha özgüvenliler, bizden daha çok çalışıyorlar ve en önemlisi de çalışmalarını dünyaya yaymakta bizden çok daha becerikliler. Bizim de artık içerisine sıkışıp kaldığımız kabuğumuzu kırmak ve dünyaya açılmak zamanımızdır.”Prof. Dr. Nazife Güngör’ün bu yöndeki düşüncelerinin ortaya koyduğu kitap ve makalelere de yansıdığı dikkati çekiyor.İletişim: Kuramlar ve Yaklaşımlar kitabı bu yönüyle alanda yazılmış en kapsamlı ve en özgün çalışmalardan biri olup alanda gördüğü ilgi dolayısıyla da dördüncü baskısıyla okurlarıyla yeniden buluştu.

21 EYL 2018

“Etkileşim Dergisi” ikinci sayısıyla yayında

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Akademik Dergisi “Etkileşim”, ikinci sayısıyla ulusal ve uluslararası düzeyde iletişim bilimi ve sosyal bilimler alanına katkı sağlamaya devam ediyor.İkinci sayısıyla okurların karşısına çıkan Etkileşim, iletişim konusunu çeşitli açılardan ele alan orijinal ve derinlikli araştırma, derleme ve kitap incelemeleriyle akademik etkileşime devam ediyor.Bu sayının önemli isimlerinden biri: Henry JenkinsEtkileşim’in ikinci sayısı da tıpkı birinci sayısı gibi ulusal ve uluslararası düzeyde tanınmış düşünür, aydın ve iletişim bilimcilerin yazılarıyla hazırlandı. İkinci sayının öne çıkan yazılarından biri, dünya çapında ünlü düşünür ve iletişimci Henry Jenkins’in “yakınsama kültürü” üzerine yazmış olduğu makale olarak karşımıza çıkıyor.Jan De Vos, dijital çağda özneyi sorguluyorBu sayı, Southern California Üniversitesi Profesörü, Annenberg İletişim ve Gazetecilik Okulu Dekanı ve “Cesur Yeni Medya: Teknolojiler ve Hayran Kültürü” kitabının yazarı Henry Jenkins’in çalışması ile birlikte, Ghent Üniversitesi Öğretim Üyesi Jan De Vos’un “dijital çağda özneyi sorgulayan” makalesi yer alıyor. “Etkileşim”, değerli isimleri ağırlamaya devam ediyorEtkileşim Dergisi’nin bu sayısında Prof. Dr. Süleyman İrvan’ın Araştırmacı Gazetecilik konusundaki makalesi alana önemli derecede katkı sağlayacak nitelikte. Prof. Dr. Yıldız Dilek Ertürk, Pınar Aslan ve Betül Onay tarafından Facebook kullanımı üzerine yapılan araştırmanın da Etkileşim için önemli bir katkı olduğu gözlemlenirken; Çeyiz Makal Fairclough tarafından kaleme alınan sosyal bilimlerde fotoğrafın bir yöntem olarak kullanılmasına ilişkin makale de yine iletişim alanı için önemli bir yere sahip.Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar tarafından suç ve medya konusunda yazılan makalenin de iletişim ve psikolojinin bir kesişme alanı olarak kaleme alındığı dikkat çekmektedir. Bunların yanı sıra dergide iletişim tarihi, bireysel emeklilik, animasyon, bağımlılık konularında da önemli yazılara yer verilmektedir. Güçlü makalelerle, iletişim alanına katkı sağlıyorUlusal hakemli bir dergi olarak yayın yaşamına doğan ve henüz ilk sayısıyla alanda tanınmaya başlayan Etkileşim’in birinci sayısı gibi ikinci sayısı da güçlü yazılarla alana katkı sağlamaya devam ediyor. Derginin Nisan’da yayımlanacak üçüncü sayısı için de makaleler gelmeye başladı. Akademik camianın da desteğiyle Etkileşim, kısa sürede Türkiye’de ve uluslararası düzeyde tanınırlık düzeyi yüksek bir yayın haline gelme yolunda ilerlemektedir.Dergiye ulaşmak için:https://etkilesimdergisi.com/

02 AĞU 2018

Doç. Dr. Odabaşı’ndan Ayastefanos Hakkında Yeni Belge

Fuat Uzkınay’ın çektiği Ayastefanos’taki Rus Abidesi’nin Yıkılışı isimli belge filmi Türk sinema tarihinin bilindiği gibi başlangıç filmi olarak kabul edilir. 1990’lı yıllarda bu tarih sembolik olarak Türk sinemasının doğum yılı olarak kabul edilerek 14 Kasım tarihinde resmi olarak törenler ve etkinlikler düzenlenir. Sinema tarihimizin en tartışmalı filmlerinden olan Ayastefanos’la ilgili şimdiye kadar pek çok yazar yazı yazmasına karşın hâlâ filmin hangi şartlarda, kim tarafından, nasıl çekildiğine dair soru işaretleri vardır. Ancak Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-Televizyon ve Sinema Bölümü Başkanı Doç. Dr. Arda Odabaşı’nın yayımladığı makale filmin kimler tarafından çekildiği ve ne zaman, nerede gösterildiğine dair önemli bilgiler veriyor.Müteferrika dergisinin 53. sayısında konu ile ilgili bir makale kaleme alan Odabaşı, makalesinde Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde Prof. Dr. Süleyman Beyoğlu’nun nüshasına ulaştığı Sinema Haberleri isimli gazete içerisinde yer alan Ayastefanos’la ilgili detaylı bir haberi paylaşıyor.Haberde şu bilgiler yer alıyor:“İslamiyet düşmanı devletlere karşı cihat ilanını tebcilen Fatih Cami-i Şerifi havalisinde tertip edilen tezahürat-ı milliyenin birçok safahatı ile Ayastefanos civarında Moskoflar tarafından vaktiyle dikilmiş olan heykel-i melunun tahribine müteallik birçok menâzır (Ali Efendi Sineması) şeriki operatör Ali Fuat Bey ile Mösyö Mordo tarafından pek büyük fedakârlık ihtiyariyle şeritlere alınmış ve icra kılınan ameliyat muvaffakiyetle neticelenmiştir. Devolopman edilmek üzere Budapeşte’ye gönderilen mezkur şeritlerin birkaç güne kadar şehrimize vürut ve ilk defa olarak Ali Efendi Sineması’nda gösterileceği muhterem ve kadirşinas halkımıza tebşir olunur."[1]Daha önce İstanbul Bilgi Üniversitesi bünyesinde ve Nezih Erdoğan’ın yönetiminde 2006-2010 yılları arasında yürütülen bir araştırma projesi olan Türkiye Sinema-Seyir Belge Arşivi çalışmalarında İkdam gazetesinin 25 Kânunuevvel 1914 tarihli nüshasında “Ayastefanos’taki Moskof Heykelinin Tahribi” ilânı paylaşılmıştı. Odabaşı’nın makalesinde belirttiği Sinema Haberleri gazetesindeki haber de bu ilânı tamamlamış olur.Filmin başına tam olarak ne geldi, filmin kopyaları bir yangında mı yandı yoksa bir ihmalkârlık sonucu mu yok oldu bilinmese de, son yayımlanan makaleler filmin çekilip gösterildiğine dair önemli bilgileri ortaya koymaktadır.Rakım Çalapala, Nijat Özön, Giovanni Scognamillo, Burçak Evren, Ali Özuyar ve Dilek Kaya’nın da içerisinde bulunduğu pek çok yazar, tarihçi ve akademisyen bu konuda yazı yazmış, her biri Ayastefanos’u farklı bir yerinden ele alarak meselenin farklı veçhelerine ışık tutmuştur. Son belge de bu çalışmaları tamamlaması açısından önem kazanmaktadır.Kaynak: Türk Sinema AraştırmalarıHaber Linki: https://tsa.org.tr/tr/haber/haberdetay/2151/ayastefanos-hakkinda-yeni-belge-bulundu

28 TEM 2018

İletişim lisansüstü programlarıyla güçlü ve doğru akademik kariyer planlaması fırsatı

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi lisans eğitimindeki kalitesini yüksek lisansa da taşıyor. Fakültenin lisans programlarının uzantısı olmak üzere güçlü akademik kadro ve çağdaş bilimsel kriterlere dayalı olarak üç yüksek lisans programında eğitim veriliyor.  Yüksek lisans programlarına ilişkin bilgi veren İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör şu değerlendirmelerde bulundu:Medya ve Kültürel Çalışmalar tezli ve tezsiz yüksek lisans programı“Medya ve Kültürel çalışmalar yüksek lisans programı üçüncü yılına girmiş bulunmaktadır. İlk mezunlarını vermeye başlayan program teli ve tezsiz olarak sürdürülmektedir. Program medya çalışmaları ve kültürel çalışmalar olmak üzere iki bilim dalı üzerine kurulmuş bulunmaktadır. İnterdisipliner bir yapıya sahip olan programda entelektüel ve bilimsel düzeyi oldukça yüksek bir eğitim verilmektedir.”Güçlü akademik kadroAkademik kadronun güçlü olduğunun altını çizen Güngör, aralarında kendisinin de bulunduğu akademik kadroda iletişim alanının öne çıkan isimlerin bulunduğunu söyleyerek şu ifadeleri kullandı:  “Prof. Dr. Süleyman İrvan, Doç. Dr. İ. Arda Odabaşı, Dr. Tacettin Ertuğrul, Doç.Dr. Barış Erdoğan, Dr. Gül Esra Atalay, Dr. Can Diker, Dr. Özlem Çetin Öztürk ders vermektedir.”Programa çeşitli alanlardan mezunlar başvuruda bulunabileceğini de ifade eden Güngör, programın disiplinlerarası yapısı, özellikle de sosyal bilimlerin tüm alanlarından başvuru alınmasına izin vermekte olduğunu kaydetti.Programdan mezun olanların iletişim alanının tüm branşlarında doktoraya devam edebileceğini belirten Güngör; “Programın temel amacı başta iletişim bilimleri olmak üzere sosyal bilimlerin çeşitli alanlarına akademisyen yetiştirmektir. Programa uluslararası düzeyde de çok sayıda öğrenci başvurusu bulunmaktadır. Bu da programın uluslararası düzeydeki açılımını ortaya koymaktadır.” Dedi. Güngör şu ifadeleri kullandı:Yeni Medya ve Gazetecilik yüksek lisans programı“Yeni Medya ve Gazetecilik tezli ve tezsiz yüksek lisans programı bu isimle yalnızca Üsküdar Üniversitesinde bulunmaktadır. Program yeni medya ve gazetecilik olmak üzere iki bilim dalı üzerinden eğitim vermektedir. Programın amacı hem gazetecilik alanına hem de yeni medya alanına, genel olarak da iletişim alanına güçlü akademik kadrolar yetiştirmektir. Kendimin de aralarında bulunduğu programda gazetecilik alanının öne çıkan isimleri arasında Prof. Dr. Süleyman İrvan, yeni medya alanında Dr. Gül Esra Atalay ve Dr. Özlem Çetin Öztürk de bulunuyor. Program, alanında tanınmış güçlü akademik kadroyla eğitim öğretimine devam etmektedir.Programa esas olarak iletişim fakültesi mezunları alınmakla birlikte, gazetecilik, yeni medya ve genel olarak iletişim alanına meraklı ve çalışmalarını bu alanlarda sürdürmek isteyen adaylar da akademik başarı durumlarına bakılarak programa kabul edilebilmektedirler. İlk mezunlarını veren programa ilginin yoğunluğu, kalitedeki kararlı ve ısrarlı gidişimizin de kanıtı olarak değerendirilebilir.Nöropazarama tezli/tezsiz yüksek lisans programıNöropazarlama yüksek lisans programı ilk olarak Üsküdar Üniversitesinde açılmış olup biricikliğini sürdürmektedir.Reklamcılık, halkla ilişkiler, pazarlama, işletme gibi alanların lisansüstü uzantısı olan program için Üsküdar Üniversitesi olabilecek en uygun ortamdır. Çünkü programın yerleştirildiği sacayakları Üsküdar Üniversitesinin akademik yapısı içerisinde ancak mümkün olabilir.Nörobilimde tanınmış isimlerNöropazarlama Yüksek Lisans Programı dört sacayağı üzerine oturtulmuş olarak sürdürülmektedir. Bu sacayaklarından en önemlisi nörobilimdir. Bilindiği gibi nörobilim alanında Üsküdar Üniversitesi dünya çapında tanınmış akademisyenleri ve akademik çalışmalarıyla bilinmektedir.Nöropazaralamnın ikinci sacayağı psikolojidir. Bu alanda da Üsküdar Üniversitesinin öncülüğü ve kalitesi tartışmasızdır.Nöropazarlamanın üçüncü sacayağı iletişimdir. Bu alanda da Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi güçlü akademik kadrosuyla alana destek vermektedir.Nöropazarlama alanının dördüncü sacayağı ise pazarlamadır. Bu alanda da Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesinin reklam tasarım ve iletişim bölümü ile halkla ilişkiler bölümlerindeki güçlü akademik kadro önemli bir pazarlama akademik desteği sunmaktadır.Programdan mezun olan öğrenciler pazarlama, işletme, reklamcılık, halkla ilişkiler sektörlerinde,  günün gelişmeleriyle de uyumlu yeni açılımlar yapmakta, yeni yöntem ve tekniklerle önemli başarılara imza atmaktadırlar.Nöropazarlama programında ders veren hocalar arasında. Prof. Dr. Sinan Canan, Prof. Dr. Tayfun Uzbay, Prof. Dr. Nazife Güngör, Prof. Dr. Süleyman İrvan, Doç. Dr. Hüseyin Ünibol, Dr. Kılınç Orhan, Dr. Şaha Özpınar, Dr. Özge Uğurlu yer almaktadır.”

03 TEM 2018

Yeni Medya ve Gazetecilik yüksek lisansı ilk mezununu verdi

Yeni medya ve gazetecilik alanında açılan ilk yüksek lisans programı olma özelliğini taşıyan Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yeni Medya ve Gazetecilik Yüksek Lisans Programı ilk mezununu verdi.  Yerel internet gazeteciliğini incelediÇorum Radyo’nun sahibi yerel gazeteci Meltem Dudu Çınar, Yeni Medya ve Gazetecilik yüksek lisans programı yöneticisi Prof. Dr. Süleyman İrvan’ın danışmanlığında hazırladığı, Çorum’da yayın yapan yerel internet gazetelerini konu alan “Yerel İnternet Gazeteciliği: Çorum Örneği” başlıklı tez çalışmasını jüri önünde başarıyla savundu.İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör, Prof. Dr. Süleyman İrvan ve Şehir Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Dr. Övünç Meriç’ten oluşan jürinin başarılı bulduğu tez, Türkiye’deki yerel internet gazeteciliği pratiğini Çorum örneği üzerinden değerlendiriyor.     Yerelde özgün haberler ağırlıktaAltı yerel gazetede bir hafta içinde yayımlanan 888 haberin incelendiği araştırma kapsamında elde edilen bulgulara göre, ulusal düzeyde yayın yapan çoğu internet gazetesinin aksine yerel düzeyde yayın yapan internet gazeteleri özgün haberlere daha çok ağırlık veriyor. Araştırma bulgularına göre, toplam haberlerin yüzde 83’ü internet gazetelerinin muhabirleri ya da haber merkezleri tarafından üretiliyor. Ulusal internet gazetelerinin aksine, yerel düzeyde haber ajanslarına bağımlı gazetecilik yapılmıyor.İnternet gazeteciliği imkânları sınırlı biçimde kullanılıyor  Araştırma bulgularına göre, haberin özgün kaynağına link verme, haber içinde hiperlink kullanma, haberi okur yorumlarına açma gibi imkânlar sınırlı biçimde kullanılıyor. Öte yandan, çoğu yerel internet gazetesi, haberlerinin sosyal medyada paylaşılmasını kolaylaştıran sosyal medya ikonlarına haberlerinin altında yer veriyor.Gazeteler haberlerde doğruluğu önemsiyor Araştırmada, yerel internet gazetelerinin yayımladıkları haberlerde doğruluğa önem verdikleri ve özellikle sosyal medyada sıkça karşılaşılan yalan haberlere kadar duyarlı oldukları görülüyor. Öğrencinin gazete yöneticileriyle yaptığı röportajlarda da yöneticilerin haberlerde doğruluğa çok önem verdiklerinin altını çizdikleri görülüyor.İrvan: “Türkiye’de iyi bir yerel gazetecilik geleneği var.”Tezin danışmanılığını yapan Prof. Dr. Süleyman İrvan, internet gazeteciliğinin Türkiye’de hızla geliştiğini, basılı gazetelerin yerini internet gazetelerinin aldığını söylüyor ve bu gelişmenin yerel medya için de geçerli olduğunun altını çiziyor. Türkiye’de iyi bir yerel gazetecilik geleneği bulunduğunu ifade eden İrvan, “buna karşın yerel medyaya ilişkin araştırmalar çok sınırlı” diyor. Öğrencisi Meltem Dudu Çınar tarafından yapılan yerel internet gazeteciliği araştırmasının hem nicel bir içerik analizine hem de gazete yöneticileriyle yapılmış röportajlara dayandığını, benzer araştırmalar için örnek teşkil edebileceğini belirtiyor. 

05 HAZ 2018

Yeni Medya ve Gazetecilik öğrencileri tezlerini jüri önünde sundu

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü son sınıf öğrencileri, Prof. Dr. Süleyman İrvan’ın danışmanlığında hazırladıkları mezuniyet tezlerini üç kişilik jüri önünde sundular.Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü öğrencileri, Üsküdar Üniversitesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Süleyman İrvan, Dr. Öğr. Üyesi. Gül Esra Atalay ve Dr. Öğr. Üyesi Özlem Çetin Öztürk’ten oluşan jüri önünde tezlerini başarılı biçimde sundular. Jüri üyelerinin bireysel değerlendirmelerinin ortalamaları öğrencilerin sunum puanları olarak belirlendi. Jüri önünde yirmi iki öğrenci sunum yaptı.Farklı başlıklarda başarılı tezlerÖğrencilerin tez danışmanlığını yürüten Yeni Medya ve Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan, öğrencilerin sosyal medya bağımlılığı, medyada nefret söylemi, siyasetçilerin sosyal medya kullanımı, haktivizm, çocuklarda ekran bağımlılığı, medyada LGBTi temsili, internet gazeteciliğinde etik sorunlar, internet aktivizmi, çevrimiçi oyunlar, veri gazeteciliği, uluslararası medyada Türkiye imajı, youtube videoları ve çocuklar, sosyal medya ve beğenilme arzusu, yeni medya okuryazarlığı, tık odaklı habercilik, yurttaş gazeteciliği, bir gazetecilik yazı türü olarak röportaj, sosyal medya ve gösteri toplumu, yeni medya ve toplumsal hareketler, üçüncü sayfa haberlerinde kadın, telefon bağımlılığı gibi güncel ve önemli konularda çalışmalar gerçekleştirdiklerini ifade etti. Bazı tezlerin yüksek lisans tezleri kalitesinde olduğunu ifade eden Prof. İrvan, “Umarım tezlerine büyük emek sarfeden bu başarılı öğrencilerimiz, öğrenim hayatlarını yüksek lisans ve doktora çalışmalarıyla devam ettirirler” dedi.  

25 MAY 2018

İletişim fakültesi öğrencileri hazırladıkları gazeteleri sergiledi

Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü 3’üncü sınıf öğrencileri, danışmanlığını Öğretim Görevlisi İsmail Doğan’ın yaptığı gazetecilik uygulamaları dersi final ödevi kapsamında hazırladıkları 21 gazete tasarımlarını Merkez Yerleşke fuaye alanında sergiledi.Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan da fuaye alanında İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör ve Prof. Dr. Süleyman İrvan ile birlikte öğrencilerin gazete tasarımlarını inceledi.Öğrencilerin hazırladıkları gazeteleri tek tek inceleyip onlarla sohbet eden Tarhan, öğrencilerle toplu fotoğraf da çektirdi.

18 MAY 2018

Araştırmanın dünü, bugünü, yarını konuşuldu

Üsküdar Üniversitesi Stratejik Araştırma ve Geliştirme Kulübünün düzenlediği ‘1. Araştırma Zirvesi’ Nermin Tarhan Konferans salonunda gerçekleşti. Programa Piar Gallup Araştırma şirketi kurucusu ve eski milletvekili Bülent Hasan Tanla ile Araştırmacı - Gazeteci Kadir Çelik konuşmacı olarak katıldı.Konferansın açılış konuşmasını yapan İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör “Akademik camia araştırma konusunda yıkılıyor. İçinde araştırma ve strateji geçen bir kulüp ve bu kulübün iletişimcilerden gelmesi ayrı bir keyif ”  diye konuştu.Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan da araştırmanın bir öğrenci kulübü tarafından yapılmasının sevindirici olduğunu vurguladı. Seçim döneminde çok araştırma çalışması olacağına dikkat çeken Tarhan, araştırmanın da bir etiği olması gerektiğine dikkat çekti.“Bir araştırmacının en büyük düşmanı yanlış bilgidir”Açılış konuşmalarının ardından moderatörlüğünü Üsküdar Üniversitesi Reklam Tasarımı ve İletişimi Bölümü Öğrencisi - Araştırmacı Nihal Konçu Akhuy’un yaptığı “Araştırmanın Dünü, Bugünü, Yarını” konulu oturuma geçildi.Oturumun ilk konuşmacısı olan Piar Gallup Araştırma şirketi kurucusu ve eski milletvekili Bülent Hasan Tanla “Araştırma denilen konunun bir tarafında insan vardır. Araştırma da en önemli konu örnektir. Araştırma çalışması bilimsel yöntem değildir” dedi.Araştırılacak kitlelerde demokratik özellikler çok önemlidir diyen Tanla, kitlelerin eğitim, lokasyon, yaş ve cinsiyet gibi özelliklerin sonuçları etkileyeceğini söyledi. Araştırma yaparken hem sosyoloji bilmenin hem de bilgi sahibi olmanın önemine vurgu yapan Tanla, soru sorarken yaratıcı ve özverili olmak önemlidir dedi.Tanla, “Araştırma sonuçlarında çıkan tabloları okumak yerine bu tabloların ne anlama geldiğini anlatmak gerektiğine de dikkat çekti. Bir araştırmacının en büyük düşmanı yanlış bilgidir” şeklinde konuştu.“Araştırma çalışmalarında ahlak çok önemli”Gazeteci- Yazar Kadir Çelik ise, “Ülkemizde araştırma ile ilgili bir araştırma yapsak insanların araştırmayı sadece seçim çalışmaları demek olduğunu anladıkları ortaya çıkar. Oysa araştırmanın çok geniş bir alanı var. Buzdolabı üreticisi bile araştırma yaptırmak istiyor” şeklinde konuştu.Araştırma çalışmalarında olması gereken özelliğin “ahlak” olduğunu söyleyen Çelik, “kişi kafasında bir sonucu doğrulatmak için manipüle sorularla araştırma yapıyor” ifadelerini kullandı.Türkiye’de siyasi araştırma yapmanın zor olduğunu söyleyen Çelik, “Toplumda fişleniyor muyuz diye bir algı oluşuyor. Bu bilgiler başka bir yerde karşıma çıkar mı diye düşünen kişinin verdiği veriler doğru olmuyor” şeklinde konuştu.Soru cevabın ardından Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan katılımlarından ötürü Tanla ve Çelik’e plaket takdim etti.Toplu fotoğrafın ardından program sona erdi.

12 MAY 2018

Doç. Dr. Arda Odabaşı’na Yılın İletişim Araştırması Ödülü

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-Televizyon ve Sinema Bölümü Başkanı Doç. Dr. Arda Odabaşı, “Milli Sinema” adlı eseriyle İletişim Araştırmaları Derneği (İLAD) tarafından Yılın İletişim Araştırması Ödülü’ne layık görüldü. İletişim Araştırmaları Derneği (İLAD) tarafından her yıl düzenli olarak verilen ödüller kapsamında İstanbul Bilgi Üniversitesinde tören düzenlendi. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Arda Odabaşı Yılın İletişim Araştırması Ödülü’yle, Hürriyet gazetesi okur temsilcisi Faruk Bildirici de Hıfzı Topuz İletişim Onur Ödülü’yle ödüllendirildi. Arda Odabaşı ödülünü İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Halil Nalçaoğlu’nun elinden alırken, Faruk Bildirici’nin ödülünü ise duayen iletişimci Hıfzı Topuz verdi.Faruk Bildirici’ye ödülün, “Gerçeklerin peşinde koşan, sorgulayan ve araştıran gazetecilik ve iletişim anlayışı; gücün ve güçlünün yanında bir gazetecilik yerine, güçten ve güçlüden zarar görenlerin ve gerçeğin yanında yer alan duruşu ve yazıları nedeniyle” verildiği ifade edildi. Doç. Dr. Arda Odabaşı da 2017 yılında yayımlanan “Milli Sinema: Osmanlı’da Sinema Hayatı ve Yerli Üretime Geçiş” adlı eseriyle iletişim çalışmaları alanına yaptığı katkı nedeniyle ödüllendirildi.Panelde medya etiği tartışıldı Ödül töreninin ardından İLAD Başkanı Prof. Dr. Aysel Aziz’in moderatörlüğünde bir panel gerçekleştirildi. Teknoloji Çağında Medya ve Etik başlıklı panelde konuşan Hıfzı Topuz, medya etiği konusunda ciddi bir kriz olduğunu ifade etti. Medya etiğini iletişim danışmanlığı perspektifinden değerlendiren Sibel Asna, halkla ilişkiler mesleğinin medya ile çıkar ilişkisine girmeden de yapılabileceğini, etik değerlerin her iki meslek için de çok önemli olduğunu vurguladı. Faruk Bildirici, son yıllarda medya etiğinde görülen erimeden söz etti. Medyanın girdiği bataktan çıkabilmesi için etik değerleri yeniden keşfetmesi gerektiğini ifade etti. Doç. Dr. Itır Erhart ise sivil toplum perspektifinden medya etiğinde yaşanan sorunlara değindi.

11 MAY 2018

Haberini iletişim öğrencilerinden al

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri Elif Yeşilalioğlu ve Papatya Mecit habercilik alanında oluşturdukları “haberinial.com” haber sitesiyle İletişim Fakültesi öğrencilerine örnek oluyor.Şevket Altuğ, Ömür Gedik, Vildan Atasever, Ayla Alga gibi alanlarında usta isimlerle röportaj yaparak dikkatleri üzerlerine çekmeyi başaran ikili, bu haberleriyle de ulusal gazetelere, televizyon kanallarına konu oluyor.Yeni bir site olmalarına rağmen hedefledikleri okunma oranlarının iki katına çıkarak başarılarını zirveye taşıyan Yeşilalioğlu ve Mecit ile bu yolculuktaki serüvenlerini Üsküdar Haber Ajansı muhabiri Didem Düz konuştu.“İki kadın olarak bunu yapıyor olmak bizi gururlandırdı”Haberinial.com haber sitesinin fikri kime ait, bu haber sitesini kurmaya nasıl karar verdiniz?Elif Yeşilalioğlu: Fikir bana aitti. Benim böyle bir fikrim var bunu kime yöneltebilirim, kimi yanıma alabilirim diye gözlemledim en başında. Papatya’da karar kıldım ona bu fikrimi söyledim daha bu proje fikir aşamasındayken Papatya’da olumlu karşıladı, hatta baya istekli karşıladı. İkimiz birlikte başlattık bunu. Site tasarımını, teknik anlamda her şeyini biz ikimiz yaptık. İlk ay boyunca oldukça fazla haberler girdik ve iki kadın olarak bunu yapıyor olmak bizi o anlamda da gururlandırdı. Papatya ile yola çıktık daha sonra ekibimiz çoğaldı.Haber sitenizi kuralı ne kadar bir süre oldu ve kaç kişilik bir ekiple çalışıyorsunuz? Papatya Mecit: Şuan 4 kişilik bir ekibimiz var. Biz Elif ile bütün alanlarda haber yazımı yapıyoruz yani muhabirlik yapıyoruz, sunuculuk yapıyoruz aynı zamanda da gazetecilik yapıyoruz. Onun haricinde magazin bölümünde bir haber yazarımız var bir de teknik anlamda montaj ve kamerada bize yardım eden bir arkadaşımız var. Şuan için 4 kişilik bir ekibiz. Ne zamandan beri dersek 2 ayı geçti bu projeyi hayata geçireli daha yeni doğmuş bir proje ama kısa bir zamanda çok yükselen bir proje televizyon kanallarına, gazetelere çıkan haberlerimiz var.Haberinial.com haber sitesinin isim babası kimdir? Papatya Mecit: Biz şöyle çok üstünde fikir telakkisinde bulunduk. Bu haber sitesi geçen yıldan beri bizim alt yapısını oluşturduğumuz bir şey yani bu haber sitesi düşüncesi geçen yıldan beri devam ediyor. Çok düşündük gerçekten ne olabilir, net, öz ve bizi anlatan aynı zamanda haber sitemiz hakkında bilgi verecek sonradan bu fikir çıktı ortaya. Nasıl çıktığını da Elif anlatsın.Elif Yeşilalioğlu: Şöyle ki bunlar aynı zamanda alan ve domain üzerinden yapılıyor. Alan adını sürekli kontrol ediyorduk hani boşalırsa istediğimiz isimler falan diye. Aslında bu isim en başında bizim aklımıza gelmedi. Açıkçası daha farklı isimlere yöneldik daha farklı şeyler düşündük. Ondan sonra ben bir gün dedim haberinial.com’a bir bakayım öyle bir site var mı diye baktım ve boş olduğunu gördüm boşken hemen aldık. Bu 2 aylık bir süreç ama biz onun öncesinde her şey mükemmel olsun diye çok beyin fırtınası yaptık. En ince ayrıntısına kadar mükemmel düşündük yani kısa ve net bizi tam yansıtmasını istedik. Zaten haber sitesi özel haber ağırlıklı gideceğimiz bir yol tabi şuan gündem, siyaset hepsinde aynı eşitlikte gidiyoruz. O nedenle haberini al biraz da manidar oldu.“Rengimiz ne olursa olsun doğrunun, hakikatin yanında olmayı amaçladık”Günümüzde pek çok site var. Neden böyle bir site açma gereği duydunuz yani sizi bu siteyi açmaya yönlendiren şey neydi? Elif Yeşilalioğlu: Bizim ülkemizde çok fazla haber sitesi var ama bizim zaten sloganımız olan doğru, güvenilir ve tarafsızlıktır. Biz hiçbir şekilde bizim rengimiz ne olursa olsun doğrunun, hakikatin yanında olmayı amaçladık. İnsanların şuan da doğru habere erişmesi çok zor. Mesela bazı haber ajanslarında bir yanlılık görüyorsunuz bunun şuanda bir ortası yok. Biz bunun ortasını yapmaya çalışıyoruz. Bu anlamda bir yenilik getirmek istiyoruz. Görüşlerimiz ne olursa olsun biz doğruyu tarafsız, objektif bir şekilde yansıtıyoruz. Herkesin ve her şeyin ortasında doğruyu bulmaya çalışıyoruz. Biz sadece iç karartan haberler değil aynı zamanda sanat, kültür anlamında da bir şeyler yapıyoruz. Ülkemizde kötü şeylerin yanında iyi şeyler de olduğunu insanlara iletiyoruz. Standart haber sitelerinden farkımızı burada göstermiş oluyoruz.Papatya Mecit: Büyük haber sitelerinin ve haber kanallarının ekonomik kaygıları oluyor, reklam anlamında, sponsor anlamında ama bizim öyle bir ekonomik kaygımız yok. O nedenle popüler medyada yer almayan haberlere de yer veriyoruz.“Sıcakkanlı, samimi ve pozitif olmamız insanların hoşuna gidiyor”Çevrenizde ki insanlar bu girişiminizi nasıl karşılıyor? Papatya Mecit: İnsanlar hem üniversite öğrencisi olduğumuz için bize sıcakkanlı davranıyorlar hem de konuşma kabiliyetimizden ve insanlarla konuşma biçimimizden bize çok saygı duyuyorlar. Ciddi bir şekilde bize bakıyorlar yani üniversite öğrencisi olduğumuz için bize acemice davranmıyorlar da profesyonelmişiz gibi bize bakıyorlar. Zaten röportajlarımızda da hemen hemen her insan gerçekten profesyonel oldu diyerek teşekkür ediyor. Yakın çevremize geldiğimiz zaman da gerçekten destekliyor ve arkadaşlarımız her haberimizi takip ediyorlar. Haberi ilk sizden aldık diyorlar bu da bizi mutlu ediyor. Şöyle diyebilirim sıcakkanlı, samimi ve pozitif olmamız insanların hoşuna gidiyor o nedenle biz de çevremizden gayet olumlu yorumlar alıyoruz.“Kendi sınırlarımızı zorlamaya çalışıyoruz”İnsanlar neden haberinial.com haber sitesini okumalı? Elif Yeşilalioğlu: Biz şuan her işimize profesyonel yaklaşıyoruz ama hepimiz öğrenciyiz. Bizim teknikçi arkadaşımız öğrenci, yazar arkadaşlarımız öğrenci, biz aynı zamanda öğrenciyiz, hukuk danışmanımız öğrenci yani bir öğrenci platformu olduğu için insanların bizi okuması bize çok büyük destek olur. Aynı zamanda diğer öğrenci arkadaşlarımıza da örnek oluruz. Biz rakip olarak kimseyle bir didişme halinde değiliz. Biz kendimiz kendimizin en iyisini yapmaya çalışıyoruz yani yapabileceğimizin en iyisini yapmayı istiyoruz. Kendi sınırlarımızı zorlamaya çalışıyoruz o anlamda. Son olarak gelecekte ki vizyonunuz, hedefiniz nedir?Elif Yeşilalioğlu: Yakın zamanda şirketleşme gibi bir planımız var onun dışında bu işi büyütüp haber merkezi ya da zirve olarak kanal sahibi o olmak istiyoruz şuan hedeflerimiz bunlardır.Siteyi ​https://www.haberinial.com adresinden takip edebilirsiniz.

10 MAY 2018

Nöropazarlama, insanın özelliklerini hesaba katarsa başarılı olur

Üsküdar Üniversitesi 4. Nöropazarlama Zirvesi’ne katılan Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, insanın bilinçaltı, duyguları, inançları, grubu, statüsü ve bunlara göre tercihleri olan bir varlık olduğunu belirterek “Bu özellikler insana özgürlüğünün ve özgünlüğünün şifrelerini sağlar.  Nöropazarlamanın başarısı insanın bu özelliklerinin hesaba katılmasından geçer” dedi. Duygular ve tutku olmadan gerçeği aramanın sözkonusu olamayacağını belirten Tanrıdağ, “Eğer tutkuları, duyguları devre dışına çıkarırsanız kendinizi robotlaştırırsınız. Eti, kanı, siniri olan bir robot haline gelirsiniz” dedi.  Üsküdar Üniversitesi 4. Nöropazarlama Zirvesi,  akademi ve bilim dünyasından uzmanları ve sahada çalışan profesyonelleri öğrencilerle bir araya getirdi.Prof. Dr. Nazife Güngör: “Üsküdar Üniversitesi, dünya trendini izliyor”Üsküdar Üniversitesi Altunizade Yerleşkesi Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda düzenlenen kongrenin açılış konuşmasını yapan Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör, Üsküdar Üniversitesi’nin nöropazarlama programına sahip olmasının yeniliklere açık, cesur ve dünya trendini izleyen bir üniversite olmasının önemli bir göstergesi olduğunu söyledi. Nöropazarlama programını hayata geçirirken önemli bazı noktalara dikkat ettiklerini belirten Prof. Dr. Nazife Güngör, nöropazarlama programının nörobilim, iletişim, psikoloji ve pazarlama olmak üzere önemli dört sac ayağı bulunduğunu ve bu dört sac ayağının iyi bir bilimsel sentezle yapılandığı yerin de Üsküdar Üniversitesi olduğunu söyledi. Nöropazarlama programının akademik kadrosu ve laboratuvarlarıyla önemli imkanlara sahip olduğunu vurgulayan Güngör, “Umarım bu alanda bilimsel doğrular ışığında etik yanını asla ihmal etmeden sağlam bir biçimde yetişecek, altyapı laboratuvar desteğimizle bu alanda bilinçli ve başarılı uzmanların yetişmesine öncülük edeceğiz” dedi.Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ: “Nöro, şaka kabul etmez”Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Nörobilim Anabilim Dalı Başkanı ve NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, “Nöropazarlama: İnsan Doğasını Öğrenmeye Bir Adım Daha” başlıklı konuşmasında nöropazarlamayı öğrenmek için nöro kavramının iyi öğrenilmesi gerektiğini belirterek “Nöro, şaka kabul etmez bir kavramdır. Eğer nöropazarlamaya ilgi duyuyorsanız bunları iyi öğreneceksiniz. Pazarlamaya ilgi duyabilirsiniz, nöropazarlama yeni bir kavram olarak çok hoşunuza gitmiş olabilir. Yeni keşiflerden hoşlanmış olabilirsiniz, yeni modalar peşine takılmış olabilirsiniz, nöroyu öğrenmeden nöropazarlamadan hiçbir şey anlamayacağınıza garanti veriyorum” diye konuştu. Tanrıdağ, beyinle ilgili temel bilgilerin mutlaka öğrenilmesi gerektiğini de vurguladı.Duygular olmadan gerçeği aramak söz konusu olamazGeleneksel yaklaşımda sosyal bilimler, doğa bilimleri, ekonomi ve nörobilimin ayrı değerlendirildiğini ancak bunun değiştirilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Tanrıdağ, günümüzde az bilinen birlikteliklerin ortaya çıktığını, bunlardan birinin de ekonomi-nörobilim ilişkisi olduğunu söyledi. Tanrıdağ, “Duygular olmadan, tutku olmadan, hakikati aramak gerçeği aramak asla sözkonusu değildir. Eğer tutkuları, duyguları devre dışına çıkartırsanız kendinizi robotlaştırırsınız. Eti, kanı, siniri olan bir robot haline gelirsiniz” dedi.Nöropazarlama insanı anlamaya yeni bir adım oluşturuyor“İnsanı nasıl anlıyorsak nöropazarlamayı da öyle anlamalıyız” diyen Prof. Dr. Tanrıdağ, insanın bilinçaltı, duyguları, inançları, grubu, statüsü ve bunlara göre tercihleri olan bir varlık olduğunu belirterek “Bu özellikler insana özgürlüğünün ve özgünlüğünün şifrelerini sağlar.  Nöropazarlamanın başarısı insanın bu özelliklerinin hesaba katılmasından geçer. Bu yaklaşımıyla nöropazarlama insanı anlamaya yönelik yeni bir adım oluşturur” dedi.Sosyal nörobilim çağındayızSosyal nörobilim çağında olduğumuzu belirten Tanrıdağ, “Beyin davranışları, tercihleri, kararları otomatik ya da mekanik olarak üreten bir yapı değildir. Tarih, kültürler, ideolojiler bireyle ilgili çalışmasını yönlendirirler. Hepimiz ideolojik beyinlere sahibiz. İtiraz etmemizin bir faydası yok. İnsan toplumları içinde doğduk, doğduğumuz günden itibaren dünya vatandaşlığından uzaklaştık. İdeolojik, o kültürün bireyleri haline geldik. Değişik şekillerde savunuyoruz bunu. Hiçbirimiz dünya vatandaşı değiliz, beynimizden dolayı olamayız” dedi.Prof. Dr. Sinan Canan: “Annesile oynayan çocuk dahi olur”Üsküdar Üniversitesi Psikoloji Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan Canan ise “Nöro-Manya” başlıklı konuşmasında nöro çağının içerisinde bulunduğumuzu ve nöro kavramının günümüzde bilinip bilinmediğine bakılmaksızın her kavramın başına eklendiğine dikkat çekti. Prof. Dr. Sinan Canan, nöropazarlama ve nörobilim programları ile bu alanda gerçek bilgiye ulaşmak isteyen kişilere yardımcı olmayı hedeflediklerini, nörobilimin sınırlarını iyi bilen uzmanlar yetiştirmeyi istediklerini söyledi. Günlük yaşantımızda beyin ve nörobilim konusunda karşımıza çıkan “Beynimizin sadece ’unu kullanırız, Mozart dinleyen çocuk dahi olur” gibi nöro-mitlerden de bahseden Prof. Dr. Canan, “Hiç gerek yok, annesiyle oynayan çocuk dahi olur. Anneyle oynamak çocuğun dahi olmasında yeterli olur” dedi.Nöropazarlama ciddi bir araştırma alanıdırProf. Dr. Sinan Canan, insan beyninin 3.5 milyar yıllık bir Ar-Ge sürecinin ürünü olduğunu belirterek “Beynimiz bir makine ya da bilgisayar değildir. Nörobilim dünyanın en karmaşık sorunuyla uğraşır. Nöropazarlama şakaya gelmez, ciddi bir araştırma alanıdır. Uzman bir beyin olmadan hiçbir araştırma size nihai sonucu veremez” dedi.Hanzade Acar: “Satın almaya duygularımızla karar veriyoruz” Pazarlama Tasarımcısı Hanzade Acar da “Pazarlama ve Nöropazarlamada Hikaye Anlatımı” başlıklı konuşmasında markaların bir hikayeye sahip olması gerektiğini belirterek “Çünkü hikaye anlatmak duyguları harekete geçiriyor. Bizler bir şey satın almaya karar verirken duygularımızla karar veriyoruz” dedi.Üsküdar Üniversitesi 4. Nöropazarlama Zirvesi,  Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi  Dr. Yener Girişken, YouthWorks Ajans Başkanı Serhat Gürcü, Neuro Discover CEO’su Kılınç Orhan Erdemir ve Akbank Direkt Bankacılık Satış ve Pazarlama Bölümü Rıza Doruk Ercan gibi isimleri ağırladı.

09 MAY 2018

Güventürk Görgülü: “Haberi farklı kılan şey nasıl yorumlandığıdır”

Moderatörlüğünü Üsküdar Üniversitesi Medya ve İletişim Bölüm Başkanı Doç. Dr. Feride Zeynep Güder’in üstlendiği, İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi, öğretim üyesi Güventürk Görgülü’nün konuk olduğu “iletişim biliminde güncel okumalar” adlı söyleşi Nermin Tarhan Konferans salonunda gerçekleştirildi.“Bu çağda kimse kolay kolay gazeteci olmak istemiyor”Bu çağda kimsenin kolay kolay gazeteci olmak istemediğinin altını çizen Görgülü “aslında çağ ne olursa olsun, insanlar her zaman hikâye dinleme eğilimindedir. Hikâye anlatan insan her zaman bir adım öndedir ve onlara bir mesaj verme kapasitesini taşıyabilecek insan durumundadır. Biz insanların ilgisini çekeceğini bildiğimiz için haber yaparız” dedi.“Amacımız haber yapma yetkinliği olan öğrenci kazandırmak”Haberin ne olup olmadığına, neyin anlatılmaya değer olup olmadığına karar vermenin bir yetkinlik meselesi olduğunu da vurgulayan Görgülü şöyle konuştu; “Bizim burada yaptığımız şey yazı yazmaktan öte o yetkinliği kazandırmak, bu neyin haber olduğunu görebilme ve kararını verebilme meselesidir. İletişim Fakültesi öğrencilerinin haber yazmayı bilerek mezun olması gerekir.”“Haberi farklı kılan şey nasıl yorumlandığıdır”Aynı haberleri farklı yayınların da yapabileceğini,  haberi farklı kılan şeyin onu nasıl yorumlamak olduğundan da bahseden Görgülü  “haberlerin herkese hitabı başka olabilir, aslında bu haber değeridir. Yayınlar aynı olayları hitap ettiği kitleye göre farklı yorumlayabilir, bu yayınların hepsi aynı anda aynı haberleri de yapsalar onları farklı yorumlamış oldukları için aynı anda var olabiliyorlar” şeklinde konuştu.Programın sonunda katılımlarından dolayı Görgülü’ye plaket takdim edildi. Toplu fotoğrafın çekilmesinin ardından program sona erdi.

03 MAY 2018

Dijital kültür Üsküdar İletişim’de her yönüyle irdelendi

Bu yıl beşincisi 26-27 Nisan tarihlerinde gerçekleşen “dijital kültür” temalı Uluslararası İletişim Günleri etkinliği sona erdi. Bilimsel etkinlikte medya teorisyenlerinden Prof. Henry Jenkins, Gent Üniversitesi’nden Dr. Jan dev Vos ile Türkiye’nin iletişim alanında önemli isimleri sunumlar gerçekleştirdi. Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “İnsanlığın ürettiği en büyük cihaz internet” Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, İletişim Günleri etkinliğinin açılışında yaptığı konuşmada insanlığın ürettiği en büyük cihazın internet olduğunu söyledi. “Egemen olmak isteyen kimse bilgiye hükmetmek zorunda. 5-10 sene sonra bu bilişim devrimiyle beraber her şey değişecek, zaten şu anda da tek kültür düzeni başlamış bulunmak. Yakın zamanda birçok kültür yok olacak, yerel kültürümüze sahip çıkmakla mükellefiz. Yerel olmadan evrensel olamayız” diyen Prof. Tarhan, dijital devrimin sosyal ilişkileri de etkilediğini belirtti: “Dijitalleşme birçok kolaylık getirdi ama birçok dezavantajı da beraberinde getirdi. Otistik insanlar çoğaldı. Otizmin artmasının en büyük sebeplerinden birisi de sosyal ilişki biçiminin değişmesi. Sosyal ilişki biçiminde duygusal aktarımlar vardı, göz teması vardı. Karşılıklı konuşma vardı. Şimdi sanal gerçeklik nedeniyle göz teması olmuyor. İnsan kendi kimliğini saklayarak farklı kimliklerde var olabiliyor. Çok rahat yalan söyleyebiliyor. Gerçekliğin sınırları değişti.” Tarhan, “Dijitalleşmeye karşı koymak yerine onu doğru kullanmayı öğrenirsek yani patron olabilirsek korkmayalım. Sanayi devriminde figüran olduk, dijital devrimde de figüran olmak istemiyorsak muhakkak dijital gücü en iyi şekilde kullanmamız gerekiyor” dedi.Prof. Dr. Nazife Güngör: “Dijital teknoloji insan beyninin uzantısıdır”İletişim Günleri etkinliğinin açılış konuşmasını yapan Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör, günümüzde yaşadığımız dijital devrimin ikinci teknoloji devrimi olarak adlandırıldığını ifade etti. Güngör, “Dijital devrim, sanayi devriminden farklı olarak kültürün, toplumların, insanların en ayrıntılarına, toplumların en kılcal damarlarına kadar sirayet eden bir yenilik oldu. Birinci sanayi devrimi daha makro düzeydeydi, ama dijital teknoloji çok daha mikro etkiler yaptı. Çünkü birincisi insanların bedenlerinin uzantısıydı, makro düzeydeki yapıları etkiledi, fakat dijitalleşme insanların beyninin uzantısı oldu. Mikro düzeydeki pek çok yapıyı, süreci ve ilişkiyi etkiliyor. Gerçek anlamda kültürel değişim oluyor” dedi.Prof. Dr. Haluk Şahin: “Teknolojiler toplumsal yapıyı değiştiriyor”Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi, gazeteci ve yazar Prof. Dr. Haluk Şahin, etkinlikte yaptığı konuşmada, uzun yıllar medya uygulayıcısı, bir gazeteci, bir televizyoncu olarak çalıştığını, hem de akademik kariyerini sürdürdüğünü ifade etti. Konuşmasında dijital teknolojinin medya alanına girişini ve yaptığı etkileri izleyebilme fırsatını bulduğunu söyleyen Şahin, “Bizim ürettiğimiz teknolojiler, bir toplumsal yapı içine girdikleri zaman onu çeşitli şekillerde değiştiriyorlar” dedi.  Konuşmasında medya ve demokrasi ilişkisine de değinen Prof. Haluk Şahin, “Demokrasilerin sağlıklı ve sürekli bilgiye ihtiyacı devam ediyor. Başka türlü olabilmesi mümkün değil, ama dijital kültür ortamında bu nasıl olacak sorusu dev bir soru olarak karşımızda duruyor. Sizlerin bu soruyu çözeceğine inanmak istiyorum” dedi.Dr. Jan De Vos: “İnternet bir psikolog değildir”İletişim Günleri’nin konuk konuşmacısı, Gent Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Jan de Vos, internet ve psikoloji ilişkisini irdeleyen bir konuşma yaptı. Dijitalleşmenin beynimizi ve psikolojimizi nasıl şekillendirdiği veya değiştirdiğine bakmak yerine, modellerin dijitalleşmeyi nasıl şekillendirdiğine eleştirel olarak bakmalıyız diyen Jan De Vos,  son yıllarda internet kullanımında daha sosyal ve daha az anonim olmaya doğru bariz bir yönelme görüldüğünü, anonim takma adlar, elektronik posta adresleri veya avatarlarla kurulan iletişimin gitgide çevrim dışı sosyal hayatı yansıtan bağlara ve gerçek kimliklere dayanan çevrim içi sosyal ağlarla yer değiştirmekte olduğunu ifade etti. Jan De Vos konuşmasında internet ve psikoloji ilişkisine de değindi. “İnternet bir psikolog gibi değildir. İnternet bir psikolog gibi yapılanmıştır. Yani bizim derin psikolojik arzularımızı, bizim psikolojimizi açıklayamaz ama bizim psikolojimizi şekillendirmek, biçimlendirmek ve yönlendirmek için yapılandırılmıştır” dedi.Prof. Dr. Peyami Çelikcan : “Çocukların bu dijital evrende hapsolması benim esas endişemdir”Dijital Kültür başlıklı oturumun moderatörlüğünü yapan İstanbul Şehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Peyami Çelikcan, bir karikatür yarışması’nda ödül alan iki karikatür göstererek, “Bizim saatlerce konuşacaklarımızı bu iki kare anlatıyor. Karikatürde sanal olan ile gerçek olan yer değiştirmiştir. Dijitalleşmeyle ve robotlarla yaşamaya alışacakmışız gibi görünüyor. Çocukların bu dijital evrende hapsolması benim esas endişemdir. Bu durum vazgeçilmeyecek bir alışkanlık haline gelecek gibi hissediyorum. Sadece çocuklar değil, yetişkinler de tehdit altında” dedi.Prof. Dr. Halil Nalçaoğlu: “Makineler insan dilini, düşüncesini taklit edebilir ama düşünemez”İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Halil Nalçaoğlu, dijital kültür oturumunda yaptığı konuşmada Facebook’un robotlarının birbirleriyle nasıl müzakere ettiği üzerinde durdu. Nalçaoğlu, “İş çığırından çıktı ve robotlar kendi dillerini üretti. Kamusal bir hal aldı. Belki de bu robotlara bakarak insanların sanat yaklaşımını anlayabilir miyiz gibi ya da insanlığın dili nasıl keşfettiğine dair ipuçlarını alabiliriz gibi sorular, yorumlar aldım. Yapay zekâ öyle bir noktaya geldi ki, 15 bin kişilik bir konferansın ilk elemelerini robotlar yapabiliyor. Bir de araştırmaların ışığında daha basit, genel işlerle uğraşan robotların bir felakete sürükleyebileceği konusunda herkes hemfikirdir. Makineler insan dilini, düşüncesini taklit edebilir ama düşünemez” dedi.Ozan Onat: “Telefonla video çekiyor, televizyonla internete giriyoruz” CNN TÜRK Program Müdürü Ozan Onat, oturumda yaptığı konuşmaya bir anısını anlatarak başladı: “2007’de CNN’in Atlanta’daki merkezinde 3-4 haftalık eğitim için gittim. Yöneticilerle bir araya gelip soru cevap seansı yaptık. Sıra bana geldiğinde karşımdaki kişiye, ‘Sizce internet televizyonu bitirecek mi’ diye bir soru yönelttim. Yapımcı, ‘ben öyle düşünmüyorum, bence televizyon hep televizyon olarak kalacaktır’ dedi. Ben o zaman da öyle düşünmüyordum şimdi de düşünmüyorum. Çünkü aynı yıl Steve Jobs İphone telefonu çıkardı.” Youtube’da yüklenen ilk videoyu göstererek konuşmasına devam eden Onat, “Bu videodaki kişi youtube’un kurucularından Jawed Karim. Bu video hiçbir şey anlatmayıp çok şey anlatmaktadır. Artık herkes sosyal mecrada içerik üretici durumunda. Eskiye baktığımızda telefonlarımız vardı, telefonla konuşurduk, televizyonlar vardı, televizyon izerdik, fotoğraf makinelerimiz vardı, fotoğraf çekerdik, walkmanle müzik dinleyip, oyun konsollarımızla oyun oynardık. Şimdi öyle bir zamana geldik ki, telefonla video çekiyor, izliyor, televizyonlarımızla internete giriyoruz” dedi.Prof. Dr. Aslı Tunç: “İnternette ölümsüzlüğü arıyoruz”İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Aslı Tunç, bir yüzü sağa bir yüzü sola bakan ikiyüzlü Roma tanrısı Janus’tan söz ederek başladığı konuşmasında internetin gelişim süreci ve üzerine sürdürülen tartışmalara değindi. Günümüzde toplumsal protesto hareketlerinin sosyal medyada örgütlendiğine dikkat çeken Tunç, aynı zamanda slacktivizm (tembel aktivizmi) eleştirilerinin de söz konusu olduğunu belirtti. Konuşmasında, “sosyal medyanın gerçek bir kamusal alan olma şansı vardı” diyen Tunç, zamanla big data kavramının ortaya çıktığını, Facebook, Twitter, Snapchat gibi şirketlerin yapay zekaya büyük yatırımlar yaptıklarını, Cambridge Analytica skandalını unutmamak gerektiğini hatırlattı. Aslı Tunç, “bugün bulut sistemine kaptırılmış bir insanlık var ve biz bugün bundan 2500 yıl öncesinin Gılgamış Destanı’ndaki gibi belki de hala ölümsüzlüğü aramaktayız” dedi.Defne Andaç: “Türk insanı okumayı sevmiyor”Dijital kültür oturumunun son konuşmasını yapan Uzman TV Kurucusu ve Genel Müdürü Defne Andaç, Uzman TV’yi 2007’de kurduklarını ifade ederek başladığı konuşmasında, “Amacımız, okumayı sevmediğimiz için bilgi veren videolar çekmekti, çünkü Türk insanı okumayı sevmez” dedi. Bugüne kadar 11 yıl içinde 65 bin video çektiklerini ifade eden Andaç, “En büyük sorun, güvenilir bilgiye ulaşma sorunudur. Büyük manipülasyonun olduğu Google’da aramakla esas bilgiye ulaşamayız. Sahte haberler, troller yüzünden doğru bilgiye çok zor ulaşıyoruz” dedi. Konuşmasında dijital mecraların yaşadığı gelir sorununa da değinen Andaç, “Türkiye’de 2017’de 2.2 milyar liralık harcama yapıldı ve yüzde 85’i google ve youtube gibi kurumlara gitti” dedi.Lisansüstü öğrencileri çalışmalarını sunduİletişim Günleri etkinliğinde bu yıl ilk kez yüksek lisans öğrencileri de çalışmalarını sundu. Dr. Öğretim Üyesi Gül Esra Atalay’ın moderatörlüğünde gerçekleşen oturumda Medya ve Kültürel Çalışmalar yüksek lisans programından Havvanur Özdemir “Nesnelerin İnterneti”, İlkin Altınok ”İnternet Gazeteciliği”, Emir Ünlüer “Analogtan Dijitale Fotoğrafçılık”, Alihan İspiroğlu “Çevrimiçi Televizyon Platformları” başlıklı sunumlarını gerçekleştirirken; Yeni Medya ve Gazetecilik yüksek lisans programından Özlem Önder “Dijital Emek”, Gizem Ülke “Dijital Okuryazarlık” ve Tufan Ali Yağmur ile Hakan Koluman da “ Yeni Medya Okuryazarlığı” konulu konuşmalar yaptılar.Prof. Henry Jenkins: “Herkesin kendi hikâyesini aktarabildiği bir medya alanı söz konusu” 5. Uluslararası İletişim Günleri’nin ikinci gününe videolu sunumuyla katılan Güney Kalifornia Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Henry Jenkins,“Merhaba Türkiye’deki arkadaşlarım” diyerek başladığı konuşmasında yakınsamalı kültür üzerinde durdu. Jenkins, ”Kesinlikle bir geçiş dönemindeyiz, geleneksel medya sisteminin ölmekte ve yeni medya sisteminin doğmakta olduğu, izleyici kültürünün yerini katılımcı kültürün aldığı, hikaye anlatıcılığı mekanizmasını kontrol eden az medya kuruluşunun olduğu bir toplumdan, ortalama bir yurttaşın medya teknolojilerini kullanarak kendi hikayelerini aktarabildiği daha karmaşık bir medya alanlarına dönüşmüştür” dedi. Toplumun medyanın kontrolünü kendi eline almaya başladığını söyleyen Jenkins, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hayatımıza girdiği gibi medyayı kontrol altına alıyoruz ve bu da yakınsama kültürünün esasıdır. Yakınsama kültürü her bir hikayenin, sesin, markanın, imgenin, ilişkinin çok sayıda medya kanalının karşısında tamamlandığı bir dünyadır.” Doç. Dr. Zeynep Özarslan: “Yaratıcı kültür endüstrilerinin ekonomideki rolü artıyor”Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Süleyman İrvan’ın moderatörlüğünde yapılan dijital gazetecilik başlıklı oturumda konuşan Nişantaşı Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Zeynep Özarslan, dijital kültür endüstrisi kavramı üzerinde durdu. Türkiye’de dijital kültür üzerine çok çalışma olmasına karşın dijital kültür endüstrisini irdeleyen bir tez olmadığını aktaran Özarslan, UNESCO raporlarında yaratıcı kültür endüstrisi kavramının kullanıldığını hatırlattı. “Artık ülkeler kültürü, sürdürülebilir ekonomik planlarına dahil etmektedirler. Yaratıcı kültür endüstrilerinin ekonomideki rolü artmaktadır” diyen Özarslan Türkiye’nin de yaratıcı kültür endüstrilerine daha fazla önem vermesi gerektiğini ifade etti.Öğr. Gör. Orhan Şener: “Gazeteciler kitlelere ulaşmak için hibrit formatlar kullanmak durumunda” Nişantaşı ve Kültür Üniversitelerinde yeni medya dersleri veren Öğr. Gör. Orhan Şener, yeni medya haberciliğinde içerik trendleri konulu bir konuşma yaptı. Yeni medyanın özelliklerini sıralayan Şener, “sosyal medya bize şimdiciliği, şu anda ne yaptığımızı sorarak sağlıyor. Uçuculuğun anlamı ise artık içeriğin sadece şu anla ilgili olmasıdır. Örneğin Snapchatte mesaj gider ve yok olur. İlgi ekonomisi kavramı şudur. Biz bu mecralara para ödemiyoruz. Mecralar bizim ilgimizi satarak reklam alıyorlar. İnternet ilk başta yazılır ve okunurdu. Zamanla görsellik önem kazandı ve artık içeriği, metni görselle anlatabiliyoruz. Yani internet başlangıçta okunan bir mecrayken şimdi izlenen bir mecra haline geldi. Son olarak da post-truth kavramı var” dedi. “Yeni medyanın enformasyonel kaosu içerisinde gazeteci kitlelere nasıl ulaşacak” diye soran Orhan Şener, kitlelere hangi mecradalarsa, o mecranın özüne uygun, gerektiğinde hibrit formatlar kullanarak ulaşılabileceğini örneklerle aktardı.Arş. Gör. Dr. Bilge Narin: “Niteliğin hız için feda edildiği bir gazetecilik çağında yaşıyoruz” Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Arş. Gör. Dr. Bilge Narin de dijital gazetecilik oturumunda yaptığı konuşmada bak-geç gazeteciliğini anlattı: “Bak- geç gazeteciliğine yapılan eleştiriler, hiper hız ve hiper anındalık, hiper kişileştirilmiş haber, metin ve görselin bozulan dengesi, yer kısıtının dönüşü ve de bağımlılık ve dikkat dağınıklığıdır” diyen Narin, bu gazetecilik anlayışının fırsatları da içerdiğini belirtti. “Her yerden erişme, kişiselleştirme, anında haberdar olma, hız ve ekran koruyuculuğu.” İnternet gazeteciliğindeki hız baskısının daha da artacağını, niteliğin hız için feda edilmeye devam edeceğini belirten Bilge Narin, bak-geç gazeteciliğinde baskın olanın görsellik olduğunu ifade etti. Narin, “Akıllı telefonlara günde en az 100 kere bakıyoruz. Bu sayı ilerde 300-500’ü bulacaktır. Az miktarda bilgi içeren, sık haber akışı kullanıcıları rahatsız edip dikkati dağıtmaktadır. Sonuç olarak, bak-geç gazeteciliği, okurlar için yeni bir enformasyon kaynağı, gazeteciler içinse yeni bir çalışma alanıdır” diyerek sözlerini tamamladı. Dr. Öğr. Üyesi Nurhan Kavaklı: “Yalan haber, kasıtlı olarak üretilmiş ve yanlış olduğu kanıtlanabilir haberdir” Dijital gazetecilik oturumunda son konuşmayı yapan Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Dr. Nurhan Kavaklı konuşmasına yalan haberi tanımlayarak başladı. “Yalan haber, kasıtlı olarak üretilmiş ve yanlış olduğu kanıtlanabilir haberdir” diyen Kavaklı yalan haberlerin sosyal medyada daha fazla olmasına ilişkin şunları söyledi: “Haber doğrulama mekanizmalarının devredışı kalması, haberin kolay manipülasyona uğraması, algoritmaların tartışılan rolü sosyal medyayı yalan haberlerin mecrası haline getirdi.” Yalan haberle mücadelenin bu tür içeriklerin kaldırılması, medya okuryazarlığının teşviki, algoritmaların yalansavar sekilde geliştirilmesi, internet haber doğrulama sitelerinin artması ve güçlendirilmesi şeklinde gerçekleşebileceğini ifade eden Nurhan Kavaklı, bu tür önlemlerin sansüre de zemin hazırlayabileceğini, ayrıca bu kadar fazla datanın içinde yalan haberi tespit etmenin güçlüğünü vurguladı. Konuşmasında Türkiye’deki doğrulama sitelerine de değinen Kavaklı yaşanan sorunları sıraladı. Doç. Dr. Burak Özçetin: “Popülizm bir siyasal iletişim tarzıdır” İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Nilüfer Timisi’nin moderatörlüğünde gerçekleşen “dijital çağ ve geleceğin medyası” başlıklı beşinci oturumda konuşan  Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Burak Özçetin, yeni medyanın popülist siyasetle ilişkisini irdeledi. “Popülizm kelimesi herkesin dilinde, siyaseti anlamak adına kullanılan bir kelime haline geldi. Çağımızın siyasetini ve popülizm kelimesini anlamanın yolu bir yandan popülist aktörlerle medya arasındaki ilişkiyi anlamaktan geçiyor. Bir başka deyişle günümüzün populist hareketlerini medyayı ayrıntılı bir şekilde ele almadan, kavramadan anlamak pek de mümkün değil. Popülizmi hem siyaset bazlı bir ideoloji hem de siyasal bir iletişim tarzı olarak ele almalıyız. Seçkincilik karşıtı, dışlayıcılık, kriz ilanı, basit ve doğrudan bir dil kullanımı, lidere bağımlılık gibi unsurlar popülizmi anlamıza yarıyor. Popülizm ve medya gibi karmaşık bir ilişkiyi anlamak için hem siyasal iletişimin bugününe hem de popülist aktörlerin medyayı kullanış biçimine bakmamız gerekmektedir.”Doç. Dr. Ertan Kardeş: “Dijital çağda savaşlar da değişti”  İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Ertan Kardeş, oturumda yaptığı konuşmada dijital çağda savaşların da yeni biçimler aldığını,tarihe bakıldığında savaştan bağımsız bir barışın olmadığının görüldüğünü ifade etti. Savaşlarda kullanılan dronlara da değinen Kardeş, “dronlar her şeyi görerek, kategorileştirerek, parazitini  yok etmeye çalışır”dedi.Dr. Öğretim Üyesi Tacettin Ertuğrul: “Dijital çağı anlamak için Heidegger’den yararlanabiliriz”İstanbul Esenyurt Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Tacettin Ertuğrul, Heidegger felsefesinden hareketle dijital çağı nasıl anlayabileceğimizi örneklerle anlattı. Dijital teknolojiyi anlayabilmek için Heidegger’in gestell kavramından yararlanabileceğimizi belirten Ertuğrul, teknolojinin başlı başına bir amaç olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti. Ege Ellidokuzoğlu: “Sinemanın sinema salonunda izlenmesini isterim” Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Dr. Can Diker’in moderatörlüğünde bir söyleşi gerçekleştiren görüntü yönetmeni Ege Ellidokuzoğlu, TRT’ye sınavla girdiğini ve mesleğe kamera asistanlığı ile başladığını ifade etti. Ellidokuzoğlu, daha sonra Ankara’dan İstanbul’a göç ettiğini ve görüntü yönetmenliği yaptığını belirtti. Konuşmasında sinemanın dönüşümüne de değinen Ellidokuzoğlu, sinemanın evde değil sinema salonunda izlenmesi gerektiğini ifade etti.Doç. Dr. İsmail Arda Odabaşı: “Eski iletişim modellerini yeni platformlarda yaşıyoruz”  İletişim Günleri etkinliğinin genel bir değerlendirmesini yapan Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. İsmail Arda Odabaşı, “Oturumlarda sanal gerçeklik, yakınsamalı kültür, kasiyersiz supermarket, internet gazeteciliği gibi konulardan bahsedildi. Bugünkü yeni medyanın da eskidiğine değinildi. Açıkçası benim hoşuma giden turbo gazeteciliği oldu. Ben daha çok tarihten yola çıkıp, tarihsel empatiden bahsedeceğim. Tarihsel empati, daha önceki olayları anlamak gibi yorumlanabilir. İlk medya eleştirmeni Platon’dur. Retorik kullanan sofistleri manipülasyonla suçluyor. Yalan haber de yine o dönemdeki gibi eleştiri alan bir alan. Bazı çok eski şeyleri yeni platformlarda yeniden yaşıyor olabilir miyiz diye sorabiliriz” dedi. Sanal kimlik ve avatar meselesine de değinen Odabaşı, “Eskiden isimsiz broşürler vardı. Matbaa ortaya çıktıktan sonra, sansürden kaçabilmek için matbaalar yanlış adres yazarlardı. 1500 senesine gelindiğinde, ‘Öyle çok kitap var ki başlıklarını okumaya zaman yetmez’ denirmiş. Bu da bugünkü bilgi bombardımanı eleştirisine denk bir eleştiridir” dedi.İletişim Günleri etkinliği Akbank Kısa Film Festivali ödüllü filmler gösterimiyle sona erdi.           

26 NİS 2018

Dijital devrim, sosyal ilişkileri etkiledi

Üsküdar Üniversitesi 5. Uluslararası İletişim Günleri, Türkiye’den ve dünyadan alanında uzman isimlerin katılımıyla gerçekleşiyor. Medyadan sinemaya kadar pek çok alanda etkili olan dijital kültürün tüm yönleriyle ele alınıyor. Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sınırların kalktığı dijitalleşen dünyada yerelleşmenin önemini vurguladı. “Yerel olamazsak evrensel de olamayız. Yerel değerlerimizi ve kültürümüzü korumamız gerekiyor” diyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, dijital devrimin sosyal ilişkileri de etkilediğini söyledi. Tarhan, “Otizmin artmasının en büyük sebeplerinden birisi de sosyal ilişki biçiminin değişmesi” dedi. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından düzenlenen 5. Uluslararası İletişim Günleri alanında önemli isimleri ağırlıyor. Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör’ün ev sahipliğinde gerçekleştirilen programda medyadan kültüre ve sinemaya kadar dijital kültür ele alındı.Egemen olmak isteyen bilgiye hükmetmeliÜsküdar Üniversitesi Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, açılış konuşmasında bilişim devriminin artık toplumun her kesimi tarafından kabul edildiğini belirterek “Analog bilgi dijital bilgiye dönüştü. Bu beraberinde bağlanabilirlik getirdi. Telefon, televizyon ve bilgisayarın aynı anda kullanılabilir olması devrim niteliğinde. Burada artık bilginin herkese ulaşabilmesi demektir. Bu bilişim devriminin ortaya çıkmış olması demektir. İnsanlığın ürettiği en büyük cihaz internet. Bu cihazla bir bilgiye ulaşmak, o bilgiyi işlemek, o bilgiyi yönetmek ve arşivlemek en büyük güç. Egemen olmak isteyen kimse bilgiye hükmetmek zorunda. Bir insanın bilgiye hükmedebilmesi için de o bilgiyi kullanmayı bilmesi gerekiyor” diye konuştu.Yerel olamazsak evrensel de olamayızBilişim devriminin dünyada çok şeyi değiştireceğini ifade eden Tarhan, dünyanın şu anda tek kültürlü bir dünyaya doğru gittiğini belirterek “Hollywood kültürü, şu anda dünyanın tek kültürü olmak yolunda. 50 sene sonra belki de birçok kültür yok olacak. Bu nedenle biz eğer yerel olmazsak evrensel de olamayacağız. Bir müddet sonra bunun yok olduğunu göreceğiz.Bir insan yerel değilse, kendi kültürünü koruyamıyorsa o kimse ayakta kalamıyor. Afrika’da Güney Amerika’da Avustralya’daki birçok kültürün yok olması gibi. Birçok kültür de önümüzdeki yüz yıllarda yok olacak. Bu nedenle muhakkak yerel değerlerimizi yaşatmamız gerekiyor. Yerel değerlerimizi terk edersek tarihin çöp sepetine atılabiliriz. Bunun için kıyafetten tutun da yemeklerimize kadar yerel değerlerimize sahip çıkmamız gerekiyor. Kültürel değerlerimizi koruyarak modernleşmek konusunda adımlar atmaya ihtiyaç var” uyarısında bulundu.Dijitalleşmeyle sosyal ilişki biçimi değiştiDijital devrimin sosyal ilişkileri de etkilediğini belirten Tarhan, “Dijitalleşme birçok kolaylık getirdi ama birçok dezavantajı da beraberinde getirdi. Otistik insanlar çoğaldı. Otizmin artmasının en büyük sebeplerinden birisi de sosyal ilişki biçiminin değişmesi. Sosyal ilişki biçiminde duygusal aktarımlar vardı, göz teması vardı. Karşılıklı konuşma vardı. Şimdi sanal gerçeklik nedeniyle göz teması olmuyor. İnsan kendi kimliğini saklayarak farklı kimliklerde var olabiliyor. Çok rahat yalan söyleyebiliyor. Gerçekliğin sınırları değişti” diye konuştu.“Dijital kültürün patronu olamazsak figüranı oluruz”  Dijitalleşmenin kültürleri de değiştirdiğini belirten Tarhan, “Dijitalleşmeye karşı koymak yerine onu doğru kullanmayı öğrenirsek yani patron olabilirsek korkmayalım. Sanayi devriminde figüran olduk, dijital devrimde de figüran olmak istemiyorsak muhakkak dijital gücü en iyi şekilde kullanmamız gerekiyor. Dijital kültürün patronu olamazsak figüranı oluruz” dedi. Prof. Dr. Tarhan, dijital devrimi kaçırmamak için Ar-Ge yapmanın önemine işaret etti.Dijital devrim, insan beyninin uzantısı olduÜsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör de açılış konuşmasında bu yılki etkinliğin temasının dijital kültür olduğunu söyledi. Dijitalleşen bir çağda dijital devrimin ikinci sanayi devrimi ya da ikinci teknoloji devrimi olarak tanımlandığını belirten Güngör, “Dijital devrim, sanayi devriminden farklı olarak kültürün, toplumların, insanların en ayrıntılarına, toplumların en kılcal damarlarına kadar sirayet eden bir yenilik oldu. Birinci sanayi devrimi daha makro düzeydeydi, toplumsal, siyasal ve ekonomik yapıları etkiledi. Ama dijital teknoloji çok daha mikro etkiler yaptı. Çünkü birincisi insanların bedenlerinin uzantısıydı. İnsanlar bedenlerinin uzantılarını icat etmişlerdi. Daha makro düzeydeki yapıları etkiledi fakat dijitalleşme insanların beyninin uzantısı oldu. Mikro düzeydeki pek çok yapıyı, süreci ve ilişkiyi etkiledi. Dolayısıyla gerçek anamda kültürel değişim oldu” diye konuştu.Prof. Dr. Haluk Şahin: “Demokrasilerin sağlıklı ve sürekli bilgiye ihtiyacı devam ediyor” “Dijitalleşmeye Genel Bakış” başlıklı konferansta Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi, gazeteci- yazar Prof. Dr. Haluk Şahin “Geleneksel Medyadan Dijital Medyaya Tarihsel Bir Perspektif”  başlıklı konuşma yaptı. Gazeteci, televizyoncu, medya uygulayıcısı ve akademik kariyerini bir arada yürüttüğünü belirten Prof. Dr. Şahin, dijital teknolojinin medya alanında yaptığı değişim ve etkileri kendi yaşamından örnekler vererek anlattı. İletişim ihtiyacının hep var olduğunu ve gelecekte de devam edeceğini belirten Şahin, “Demokrasilerin sağlıklı ve sürekli bilgiye ihtiyacı devam ediyor. Başka türlü olabilmesi mümkün değil ama bu dijital kültür ortamında nasıl olacak sorusu dev bir soru olarak karşımızda duruyor. Sizlerin bu soruyu çözeceğine inanmak istiyorum” dedi.HoGent Gent Üniversitesi’nden Dr. Jan De Vos ise   “Dijital İçin Hangi Özne? Dijitalizasyonun (nöro)psikolojizasyondaki köklerin bir eleştirisi” başlıklı konuşmasıyla konferansa katıldı. Dr. Jan De Vos, “Psikoloji sosyal medyanın iş modelini kurmak için dijital kapitalizmin totolojik temelini sağlayarak döngüsel bir mantığı kullanır. Bu yüzden internet bir psikolog gibi değildir. İnternet bir psikolog gibi yapılanmıştır. Yani bizim derin psikolojik arzularımızı, bizim psikolojimizi açıklayamaz ama bizim psikolojimizi şekillendirmek, biçimlendirmek ve yönlendirmek için yapılandırılmıştır” dedi.Dijital kültürden dijital çağa her şey konuşulduİletişim Günlerinde “Dijital Kültür”, “Dijital Gazetecilik”, “Dijital Çağ ve Geleceğin Medyası”, “Dijital Çağda Sinema” başlıklı oturumlar gerçekleştiriliyor. Türkiye ve İngiltere’den çeşitli üniversitelerin iletişim fakültelerinden akademisyenler, Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü’nden akademisyenler ve ulusal televizyon kanallarından programcılar konuşmacı olarak yer alıyor.Lisansüstü Öğrenci Kolokyumu’nun da gerçekleşeceği İletişim Günleri iki gün sürecek. ABD’den Prof. Henry Jenkins’in de bir video sunumla katılacağı İletişim Günleri’nde Prof. Dr. Süleyman İrvan, Prof. Dr. Peyami Çelikcan, Prof. Dr. Halil Nalçaoğlu ve Prof. Dr. Aslı Tunç, Ozan Onat ve Defne Andaç’ın da aralarında bulunduğu akademisyen, medya profesyoneli ve uzman isim dijital kültürü çeşitli yönleriyle ele alacak.Program, Akbank Kısa Film Festivali Ödüllü Filmler Gösterimi ile sona erecek.

24 NİS 2018

5. Uluslararası İletişim Günleri’nde “Dijital Kültür” her yönüyle konuşulacak

 Üsküdar Üniversitesi 5. Uluslararası İletişim Günleri, 26-27 Nisan 2018 tarihlerinde gerçekleştirilecek. Türkiye’den ve dünyadan alanında uzman isimlerin katılacağı konferansta medyadan sinemaya kadar pek çok alanda etkili olan “Dijital Kültür” ele alınacak. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından 26-27 Nisan 2018 tarihlerinde düzenlenecek olan 5. Uluslararası İletişim Günleri alanında önemli isimlere ev sahipliği yapacak.Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda gerçekleştirilecek ve Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör’ün ev sahipliğinde gerçekleştirilecek programın açılış konuşmalarını Üsküdar Üniversitesi Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör yapacak.Prof. Dr. Haluk Şahin konferans verecekÜsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy’un moderatörlüğünde düzenlenecek “Dijitalleşmeye Genel Bakış” başlıklı konferansta Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi, gazeteci- yazar Prof. Dr. Haluk Şahin “Geleneksel Medyadan Dijital Medyaya Tarihsel Bir Perspektif”  başlıklı konuşma yapacak.HoGent Gent Üniversitesi’nden Dr. Jan De Vos ise   “Dijital İçin Hangi Özne? Dijitalizasyonun (nöro)psikolojizasyondaki köklerin bir eleştirisi” başlıklı konuşmasıyla konferansa katılacak.İletişim Günlerinde “Dijital Kültür”, “Dijital Gazetecilik”, “Dijital Çağ ve Geleceğin Medyası”, “Dijital Çağda Sinema” başlıklı oturumlar gerçekleşecek.Türkiye ve İngiltere’den çeşitli üniversitelerin iletişim fakültelerinden akademisyenler, Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü’nden akademisyenler ve ulusal televizyon kanallarından programcılar konuşmacı olarak yer alacak.Lisansüstü Öğrenci Kolokyumu’nun da gerçekleşeceği İletişim Günleri iki gün sürecek. ABD’den Prof. Henry Jenkins’in de bir video sunumla katılacağı İletişim Günleri’nde Prof. Dr. Süleyman İrvan, Prof. Dr. Peyami Çelikcan, Prof. Dr. Halil Nalçaoğlu ve Prof. Dr. Aslı Tunç, Ozan Onat ve Defne Andaç’ın da aralarında bulunduğu akademisyen, medya profesyoneli ve uzman isim dijital kültürü çeşitli yönleriyle ele alacak.Akbank Kısa Film Festivali Ödüllü Filmler Gösterimi ile sona erecek olan konferans, ÜÜTV ve ÜÜRadyo’dan canlı olarak yayınlanacak. Konferansa Kurukahveci Mehmet Efendi sponsor olarak destek verecek.

20 NİS 2018

Üsküdar İletişimli öğrencilerin Şevket Altuğ röportajı ses getirdi

Üsküdar Üniversitesi öğrencileri Elif Yeşilalioğlu, Yiğit İlker Arıkan ve Seda Tezcan’ın Türk tiyatrosunun ve sinemasının önemli ismi, Perihan Abla ve Süper Baba dizilerinin unutulmaz karakteri Şevket Altuğ’la yaptıkları röportaj medyada yankılandı. Öğrencilerin gerçekleştirdiği video-röportajın haberinial.com uzantılı Youtube kanalında yayımlanmasından sonra, röportajı Hürriyet gazetesi yazarı Cengiz Semercioğlu köşesine taşıdı: “Neden sadece cenazelerde gördüğümüz konusunda Şevket Altuğ’dan yanıt geldi. Uzun bir aradan sonra Dostlar Tiyatrosu’ndan arkadaşı olan Dursun Ali Sarıoğlu’nun cenazesinde ortaya çıkmıştı Şevket Altuğ...Ben de 75 yaşındaki oyuncunun tıpkı Şener Şen gibi neden kendini seyirciden sakladığını sormuş, bunun haksızlık olduğunu söylemiştim.Çok sevdiğim Şevket Abi konuyla ilgili yanıt verdi. Hem de ne yanıt... Bütün televizyon ve dizi sektörünün bu kısacık yanıttan çıkaracağı çok ders var. Haberinial adlı YouTube kanalında dün yüklendi bu görüntü... Elif Yeşilalioğlu ve Yiğit İlker Arıkan adlı iki genç meslektaşım Şevket Altuğ’un kapısını çalmış ve bu konuyu sormuşlar. Şevket Altuğ da ‘sizi neden göremiyoruz’ sorusuna aynen şu yanıtı vermiş: ‘Türk toplumunun değerleri değişti. Türk toplumuna sunulan işlerin içerikleri değişti. Yani ben şu andaki içeriklerle hiçbir dizinin içinde olamam.”Cengiz Semercioğlu’nun yazısının ardından röportaja ilişkin haberler birçok gazetede ve internet sitesinde yayımlandı. Haber, Sözcü gazetesinde “Şevket Altuğ: Ben şu andaki içeriklerle hiçbir dizinin içinde olamam”; T24 haber sitesinde, “Şevket Altuğ anlattı; neden dizilerde rol almıyor?”; Haber Sol gazetesinde “Şevket Altuğ dizilerde neden rol almadığını açıkladı”; haberdetaylari.com haber sitesinde “Şevket Altuğ: Ben şu andaki içeriklerle hiçbir dizinin içinde olamam”; Diken.com haber sitesinde “Oyuncu Şevket Altuğ’un ‘uzaklaşma’ nedeni: Toplumun değerleri değişti, bu ortamda olamam”; Medyaradar.com internet sitesinde “Şevket Altuğ merak edilen soruyu cevapladı: Neden dizilerde oynamıyor?”; Medyatava.com internet sitesinde “Şevket Altuğ: Ben bu dizi ortamında olmam”; Medyafaresi.com internet sitesinde “Şevket Altuğ: Ben şu andaki içeriklerle hiçbir dizinin içinde olamam” başlıklarıyla yer aldı.Röportaj ayrıca köşe yazılarının da konusu oldu. Habertürk’te Esin Övet, Yeni Akit gazetesinde Ali Osman Aydın ve Posta gazetesinde Mesut Yar, Şevket Altuğ’un röportajda yaptığı açıklamaları köşelerine taşıdılar.Şevket Altuğ: Türk toplumunun beğenileri değiştiMedyada geniş yankı bulan röportajda Şevket Altuğ, günümüz dizilerinin öldürmeye dayalı olduğunu ve çok fazla şiddet içerdiğini söylüyor. Sanatçı , uzun süredir ekranlarda olmamasının nedenini ise şöyle açıklıyor: “Türk toplumunun beğenileri değişti. Türk toplumuna sunulan işlerin içerikleri değişti ve ben bu içeriklerin içinde olamam. Şimdi tüm yapılan işlerde, tabanca ve tüfek ile millet birbirini öldürüyor. Ben bu ortamda olamam, çünkü biz yaptığımız işlerde topluma sevgiyi, hoşgörüyü, toleransı, birlikte yaşamayı ve dayanışmayı öğretmeye çalıştık. Ama bahsettiğim şekilde bir senaryo ile karşılaşırsam, yaşıma rağmen hâlâ oynayabilirim.” 

18 NİS 2018

Ünlü haber spikeri Ayşe Olcay İletişim Fakültesinde seminer verdi

Sunuculuk hayatına TRT’de başlayıp, ardından ulusal çapta çeşitli özel televizyon kanallarında spikerlik yapan Ayşe Olcay, İletişim Fakültesinde Fatma Körünoğlu tarafından verilen Radyo Televizyon Haberciliği dersinin konuğu oldu. Olcay derste öğrencilere sunuculuk ve spikerlik konusunda mesleki bilgiler ve meslek sırları niteliğindeki birtakım ipuçları verdi.  Ayşe Olcay, öğrencilerin talebi üzerine onlara canlı sunum örnekleri de aktardı.Olcay seçtiği haberlerden okuduğu örneklerle öğrencileri büyüledi.Derste öğrencilere diksiyon pratiği de yaptıran Olcay, öğrencilerden büyük ilgi gördü.Diksiyon sınavlarına hazırlanan öğrencilerden biri ise ders esnasında Ayşe Olcay’a mesleğe ilişkin birtakım püf noktalarını sordu. Bunun üzerine Olcay, spikerlik ve sunuculuk mesleğine ilişkin birtakım incelikleri de paylaştı.Ders esnasında özellikle aksan ve şive sorunu olan bazı öğrencilerin, “bizler de sunucu olabilir miyiz” şeklindeki sorularını ise Olcay, öğrencileri yüreklendirici yanıtlarla “İstekli ve heyecanlı herkesin spiker olabilir” ifadelerini kullandı.

18 NİS 2018

“Türk izleyicisi dram seviyor”

Üsküdar Üniversitesi İnsan Odaklı İletişim Uygulama ve Araştırma Merkezi (İLİMER) tarafından organize edilen ‘Marka Konuşuyoruz’ etkinliğinin konukları BPN İstanbul TV Planlama Trading Genel Müdür Yardımcısı Ayşe Yılmaz, ZEO Ajans İş Geliştirme Yöneticileri Mehmet Cemre Çetin ve Mehmet Aktuğ’du.Üsküdar Üniversitesi Nermin Tarhan Konferans Salonunda düzenlenen etkinlikte açılış konuşmasını İletişim Fakültesi Reklam Tasarımı ve İletişimi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Dinçer Atlı yaptı. Atlı, “Üniversiteler ilk ortaya çıktığında iş öğretiyordu zamanla araştırmada eklendi. Şimdi ise üniversiteler misyon kazandı ve eğitim, araştırma, bilgi yönlerini artık üretime döküyor. Artık üniversiteler girişimci üniversite olmaya başladı. Öğrencileri okurken iş kurmaya yönlendiriyorlar. Bizde öyle olmalıyız” dedi.“Bize reklamı siz yaptırıyorsunuz”İki oturumda gerçekleşen etkinlikte ilk konuşmacı olarak kürsüye çıkan BPN İstanbul TV Planlama Trading Genel Müdür Yardımcısı Ayşe Yılmaz, reklam ve pazarlamanın yanı sıra reytingler ile ilgili de bilgiler verdi. Konuşmasında hedef kitlenin çok önemli olduğunu belirten Yılmaz, “Reklam ve pazarlamada en önemli şey hedef kitleyi belirlemek. Eğer hedef kitleyi doğru seçerseniz başarıya gidersiniz. Kullanıcıyı tanırsanız, neleri sevdiğini, nelerle ilgilendiğini bilirseniz sonuca ulaşmak daha kolay olur. Girilen dataların hepsi bir, bize pazarlama desteği oluyor. Sizin bilgileriniz sayesinde size uygun reklam yapıyoruz ve size ulaşıyoruz. Televizyon reklamcılığın da ise en parlak dönem yaz ayları. Çünkü televizyonun en çok izlediği dönem senenin son 3 ayıdır” dedi.“Türk dizileri gelişmeye başladı”Türk izleyicisinin televizyon reytingleri hakkında da konuşan Yılmaz, Türk izleyicisinin duygusallığına değindi. Yılmaz, “Türkiye’de artık Türk dizileri çok fazla gelişmeye başladı. Yabancı ülkelerden uyarlamalar eskisi kadar yok artık. Türk izleyicisinin izlediği şeyler dönemsel olarak değişiyor. Yaz aylarında televizyonda eğlence istiyor, diğer 9 ay ise duygusallık ön plana çıkıyor. Türk izleyicisi en çok dram izlemeyi seviyor ama değişik bir şekilde Survivor en çok izlenenler arasına giriyor. Eğlenceyi izliyoruz ama sonrasında duygusallığa yine kapılıyoruz. Son bir kaç yılda ilk kez darbe döneminde haber kanalları reyting listelerinde birinci sıralara çıktı” dedi.Etkinliğin ilk oturumu soru-cevabın ardından Yılmaz’a plaket takdim edilmesi ile sona erdi.“Markayı araştıran insanların ne arattığına bakıyoruz”İkinci oturumun konuşmaları ZEO Ajans İş Geliştirme Yöneticileri Mehmet Cemre Çetin ve Mehmet Aktuğ’du. İkili ZEO Ajans hakkında bilgiler verdi.İlk olarak söz alan Çetin, danışmanlık hizmeti verdikleri firmalara karşı nasıl strateji izledikleri hakkında bilgi verdi. Çetin, “Biz danışmanlık firması olarak bize sorunun ne olduğunu söylüyorlar. Bizde bir araştırma yapıp sorunun ne olduğunu söylüyoruz. Markayı araştıran insanların ne arattığına bakıyoruz sonrasında markanın internet sitesine bakıyoruz, aramaları istedikleri sonuçları karşılıyor mu diye. Markanın kendi sitesinde bu sorunun cevabı yoksa hemen bununla ilgili çözüm sunuyoruz. İnceleme yapıyoruz ve ne yapılması gerektiğini söylüyoruz çözümü biz uygulamıyoruz. Sorunu bizim dediğimiz gibi uygulayan firmaların çoğu başarıya ulaşıyorlar” dedi.“Müşterilerimizle gurur duymayı hedefliyoruz”Mehmet Aktuğ ise, çalışma ortamları hakkında konuştu. Aktuğ, “Biz müşterileri ile standart bir anlaşma yapan sıradan bir ajans değiliz. Müşterilerimizle gurur duymayı hedefleyen ve en temel noktanın mutlu olmak olduğuna inanıyoruz. Biz bir plazada ki iş arkadaşları değiliz, biz iyi bir arkadaşız. Bazen sosyalleşmek için dışarı bile çıkmıyoruz. Ofiste eğleniyoruz ancak bu çalışmamız gerektiği zaman ya da bir strateji yapmamız gerektiği zamanda aynı performansta devam ediyor” dedi.Konuşmaların ardından, katılımcılara plaket takdim edildi. Toplu fotoğrafın çekilmesinin ardından program sona erdi.

18 NİS 2018

İletişim fakültesi dekanları Adana’da toplandı

26’ncı İletişim Fakültesi Dekanları Konseyi (İLDEK Konseyi) toplantısı Çukurova Üniversitesi İletişim Fakültesi ev sahipliğinde Adana’da yapıldı. 12-13 Nisan tarihlerinde yapılan toplantının ilk gününde gündem maddeleri ele alınırken, ikinci gününde iletişim eğitiminde akreditasyon konusunda bilgilendirme gerçekleştirildi. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör ile Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölüm Başkanı ve İletişim Eğitimi Değerlendirme ve Akreditasyon Kurulu (İLEDAK) üyesi Prof. Dr. Süleyman İrvan’ın da katıldığı Konsey toplantısının sonunda yapılan seçimlerle yeni yürütme kurulu üyeleri belirlendi.Prof. Dr. Aysel Aziz başkanlığa seçildiToplantı sonunda yapılan seçimlerle belirlenen Yürütme Kurulu’nda Yeni Yüzyıl Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Aysel Aziz, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ergün Yolcu, Fırat Üniversitesi Teknoloji Fakültesi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Asaf Varol, Giresun Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazım Elmas, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Abdülrezak Altun ve Çukurova Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hatice Çubukçu görev aldı.Kurul kendi arasında yaptığı seçimlerle Prof. Dr. Aysel Aziz’i başkanlığa, Prof. Dr. Ergün Yolcu’yu da başkan yardımcılığına getirdi.Sonuç bildirgesiİLDEK Konseyi toplantısının sonucunda yayımlanan sonuç bildirgesinde iletişim eğitimini ve mezunların durumlarını konu alan bir dizi karar alındı. Toplantının gündem maddelerinden biri İletişim Fakülteleri’ne ÖSYS sınavı ile yerleştirilecek öğrencilerde aranacak puan türü konusu oldu. Puan türünde önemli değişikliklerin yapıldığı göz önüne alınarak hangi puan türü ile öğrenci alınmasının daha uygun olacağı hususunda bir çalışma yapılmasına karar verildi.Toplantıda, iletişim fakültelerinde öğretim görevlilerinin istihdamı konusunda farklı uygulamaların söz konusu olduğu gündeme getirildi. İletişim fakültelerinde öğretim görevlisi istihdamı yapılabilmesi konusunda ilgili kurumlar nezdinde girişimlerde bulunmak üzere çalışmalar başlatıldı.Toplantıda ayrıca, ortaöğretim kurumlarında okutulmakta olan medya okuryazarlığı da dahil olmak üzere iletişim alanlarıyla ilgili derslerin durumları da görüşüldü. Söz konusu derslerin iletişim fakültesi mezunları tarafından verilmesini sağlamak amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı’nın ilgili birimleri ile temasa geçilmesi kararlaştırıldı. Mezunların aldıkları unvanların tescili konusunda çalışma yapılacakToplantıda ele alınan önemli gündem maddelerinden biri de iletişim fakültesi mezunlarının istihdam alanlarının arttırılması konusundaki öneriler oldu. İletişim fakültesi mezunlarının istihdam sorununu ortadan kaldırmaya yönelik çalışmalar başlatılarak mezunların aldıkları farklı unvanların tescili ve bu doğrultuda kadro ihdas edilmesi amacıyla Başbakanlık Personel Daire Başkanlığı ile iletişime geçilmesi kararlaştırıldı. Akademik çalışmalara ödül verilecekİLDEK toplantısında alınan karar doğrultusunda, iletişim alanındaki başarılı akademik çalışmalara ödül verilmesi konusunda çalışma yapılması kararlaştırıldı. Fakülteler arasında işbirliği yapılacakAlınan önemli bir karar da, iletişim fakülteleri arasında işbirliğini güçlendirmek yönünde oldu. Bu karara göre, iletişim fakültelerinin araç, gereç ve fiziki mekânlarının diğer iletişim fakülteleri öğrencileri ve öğretim elemanları tarafından kullanılabilmesi için çalışma yapılması kararlaştırıldı. İletişim eğitiminde akreditasyon çalışmaları hakkında bilgi verildiİLDEK toplantısının ikinci gününde, İLEDAK akreditasyon süreci hakkında bilgilendirme yapıldı. Toplantının başlangıcında İLAD Başkanı Prof. Dr. Aysel Aziz, İLEDAK’ın Yükseköğretim Kalite Kurulu tarafından iletişim eğitimi alanında akreditasyon vermek üzere yetkilendirilme sürecini paylaştı. Ardından, Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Süleyman İrvan, akreditasyon sürecinin nasıl işleyeceği konusunda dekanlara bilgi verdi. İLEDAK üyesi olan Prof. İrvan, akreditasyon başvurularında dikkat edilmesi gereken hususların neler olduğunu, özdeğerlendirme raporunun nasıl hazırlanacağını ve değerlendirme sürecinin nasıl gerçekleştirileceğini anlattı. 

17 NİS 2018

“Kodlama öğrenmek yeni bir dil öğrenmektir”

Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşkesinde gerçekleşen “Marka Atölyesi” etkinliğin konuğu 25 yıldır metin yazarlığı yapan Neslihan Muradoğlu’ydu. “İletişim kocaman bir dünya, sizin alanınız ne olacak?” içerikli sunumu ile iletişim fakültesi bölümü öğrencileri ile bir araya gelen Neslihan Muradoğlu, dijital medya üzerinden reklam ve marka konusunda öğrencilere bilgiler verdi.“Call Center’lar Endüstri 4.0 ile çalışacak”Kodlama öğrenmenin “Dijital Çağ” noktasında önemine vurgu yapan Muradoğlu “Kodlama öğrenmek yeni bir dil öğrenmektir” dedi. Aynı zamanda dijital teknolojilerin Endüstri 4.0’da da önemli etkilere sahip olduğunu belirtti. Yakın bir zamanda Call Centerların da Endüstri 4.0’a geçiş yapacağını ve telefon uygulamalarında olan robot konuşma sistemleri ile iletişim sağlanacağını düşündüğünü ifade etti.Konuşmasının ardından Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Nihal Toros Ntapiapis tarafından, Neslihan Muradoğlu’na plaket taktim edildi.

11 NİS 2018

Üsküdar Üniversitesi üç okur temsilcisini söyleşide buluşturdu

Türk medyasının üç önemli okur temsilcisi, Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya Kulübünün düzenlediği söyleşide öğrencilerle buluştu. Hürriyet okur temsilcisi Faruk Bildirici, Milliyet okur temsilcisi Belma Akçura ve Sabah okur temsilcisi İbrahim Altay, okur temsilciliğinde yaşadıkları deneyimleri paylaştı. Okur temsilciliği en etkili özdenetim kurumuModeratörlüğünü Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan’ın yaptığı söyleşi, Nermin Tarhan Konferans Salonunda yapıldı. Prof. İrvan, söyleşinin açılışında konukları tanıttıktan sonra kendisinin de KKTC’de bir gazetede okur temsilciliği deneyimi yaşadığını ve okur temsilciliği kurumunun en etkili özdenetim kurumu olduğuna inandığını ifade etti.     Okur temsilciliği müşteri temsilciliği değilSöyleşide ilk sözü  alan Hürriyet gazetesi okur temsilcisi Faruk Bildirici, “bizi müşteri hizmetleri sanıyorlar” dedi.  “Okurlar, okur temsilciliğini müşteri temsilciliği gibi görüyor. Sürekli destek bekliyor ve ne isterlerse o olsun istiyorlar” diyen Bildirici, okur temsilciliğinin medya kuruluşlarında genelde sevilmeyen kişiler olduğunu ifade etti. Bildirici şunları söyledi: “Hollandalı bir arkadaşım yıllar önce ombudsmanları gazetelerde kimse sevmez demişti. Ben, hiç öyle olacağını sanmıyorum diye karşılık vermiştim, ama öyle de oldu, sekiz yıl sonra Hollandalı arkadaşım haklı çıktı. Ben gazetenin iyiliği için şikayetleri yukarıya taşıdım ama bu sefer sevilmemeye başladım.” Faruk Bildirici, okur temsilciliğini doğru dürüst yapabilmek için ideal bir gazetecilik ortamına gerek olduğu şeklindeki görüşlere katılmadığını, ideal gazetecilik yapıldığı zaman zaten okur temsilciliğine gerek kalmayacağını belirtti.  Biz bir köprüyüzMilliyet gazetesi okur temsilcisi Belma Akçura, okur temsilcisi kavramı yerine ombudsmanlığı kullanmayı tercih ettiğini belirtti. Akçura, “Ben ne okuyucuyu ne de gazeteyi temsil ediyorum. Ben ikisi arasındaki köprüyüm. Gelen tepkileri çok iyi incelemek gerekiyor. Şikâyet geldiği zaman yazı işlerinden savunma istiyorum ama bunu suçlamak amaçlı yapmıyorum. İki tarafın yazdıklarını kıyaslıyorum ona göre karar veriyorum” dedi. Akçura, okur temsilciliğinin özünde bir hak savunuculuğu olduğunu, gazetecilere mesleki etik kuralları hatırlattığını ifade etti. “Ombudsmanlık konusunda bir gerçek durum var bir de ideal olan var” diyen Akçura, medyanın durumu iyileşmeden ombudsmanlığın ideal bir şekilde yapılamayacağını belirtti. Kopyala yapıştır haberciliğinden vazgeçilmesi gerekiyorSöyleşide konuşan Sabah gazetesi okur temsilcisi İbrahim Altay, internet gazeteciliğinin yaygınlaşmasıyla okur temsilciliğinin daha zor hale geldiğini söyledi. “Eskiden basılı gazetede yüz kadar haber yayımlanırdı, ama şimdi web sayfasına günde beş yüzden fazla haber giriliyor” diyen Altay, şikayetlerin arttığını ve haber takibinin zorlaştığını ifade etti. Türk medyasının en önemli sorununun özgün içerik üretememek olduğunu kaydeden İbrahim Altay, “Artık orijinal haber çok az. Bütün haberler aynı olmaya başladı. Ajanslardan haber alınıyor, kopyala yapıştır yapılıyor ve her sitede aynı haber yayımlanıyor. Bu habercilikten uzaklaşmak ve orijinal haber üretmek gerekiyor” dedi. Gazetede ne kadar orijinal haber yayımlandığına ilişkin yaptığı araştırmaya da değinen Altay, durumun hiç iç açıcı olmadığını ifade etti.Söyleşi, öğrencilerin sorularına verilen cevapların ardından Prof. Dr. Süleyman İrvan’ın katılımcılara plaket takdimi ve toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

11 NİS 2018

Dijitalin altın çağını yaşıyoruz

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesinde Yeni Medya Kulübü tarafından düzenlenen “Yeni Medya Sektörle Buluşuyor” etkinliğinde konuşan Onedio editörleri, içerik platformunun başarı hikayesini öğrencilerle paylaştı. Üsküdar Üniversitesi Nermin Tarhan Konferans Salonunda düzenlenen etkinliğin açılışında bir konuşma yapan İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör, “öğrencilerimizin sektörle buluşması çok önemli.Sektörden gelen konuklarımızı dinlemeleri, deneyimlerinden yararlanmaları çok önemli. Bizim umudumuz öncelikle burada sizleri öğrencilerimizle buluşturmak, daha sonra da stajlar yoluyla bu pırıl pırıl gençleri geleceğe en iyi şekilde hazırlamak” dedi.Dr. Öğretim Üyesi Gül Esra Atalay’ın moderatörlüğünü yaptığı söyleşiye Onedio ekibinden video editörü Hasan Karakuş, sponsorlu içerik editörü Zeynep Çalışkan ve içerik editörü Soner Çağlayan katıldı.Facebook içerik temelli, Youtube star odaklıOnedio video editörü Hasan Karakuş, ürettikleri videolar hakkında bilgiler verdi. Temelde iki video platformu olduğunu ifade eden Hasan Karakuş, Facebook kullanıcılarının içerik temelli videoları, youtube kullanıcılarının ise star odaklı videoları tükettiklerini söyledi.“Biz Onedio olarak Facebook’tan biraz uzaklaştık, Youtube videolarına yoğunlaşacağız” diyen Karakuş, Youtube izleyicisinin izleme alışkanlıklarının çok farklı olduğunu belirtti. “Biz Youtube’da uzun soluklu seriler üreteceğiz” diyen Karakuş, üniversiteler arası bilgi yarışması da yapacaklarını belirtti. Hedef kitleyi anlamak çok önemliOnedio sponsporlu içerik editörü Zeynep Çalışkan, sponsorluk içerik üretiminin ne anlama geldiğini ve bu sürece nasıl başladıklarını anlattı. “Sponsorlu içerik bir ihtiyaçtan doğdu. Reklam kampanyaları yürüten firmalar bizi buldu, içeriklerimizi beğendi” diyen Çalışkan, reklam kampanyalarının dijital ayağını yürüttüklerini ifade etti. “Öncelikle hedef kitleyi tanımlamaya başlıyoruz. Hedef kitleyi anlamak çok önemli” diyen Çalışkan, Onedio’da hiç kimsenin gereksiz reklama maruz kalmadığını söyledi.  Herkes dijitaldeGünümüzde herkesin dijital platformlarda olduğunu ifade eden Zeynep Çalışkan, “Annelerimiz babalarımız da dijitalin içinde. Bizim bile görmediğimiz filtreleri falan kullanmaya başladılar. Yorumlara gif koymayı öğrendiler.Onlar da bu seviyeye geldiklerine göre gerçekten dijitalin altın çağını yaşıyoruz” dedi.Sosyal medya en önemli haber kaynağıOnedio’da gündeme moderatör ekibin baktığını ifade eden içerik editörü Soner Çağlayan, Onedio’nun 2017’de haber formatını değiştirdiğini ve diğer haber sitelerinden farklılaşmaya başladığını, moderatör ekibin sosyal medya platformlarında gündemde olan konuları takip ettiğini ve öne çıkan konuları ele alan haberler yaptığını ifade etti. Bu formatta önce olayın anlatıldığını, ardından da sosyal medyadaki tepkilerin verildiğini belirtti. “Güzel bir akış oluyor. İnsanların fikir sahibi olmasını sağlayan bir içerik oluşturuluyor” diyen Çağlayan, fark yaratan bu formatın beğenildiğini söyledi.Soru-cevap şeklinde devam eden etkinliğin sonunda konuşmacılara plaket takdim edildi.

09 NİS 2018

“Nörobilim ve Nöropazarlama sanılandan daha önemli”

“Marka Konuşuyoruz” etkinliğinde Kılınç Orhan Erdemir pazarlamaya dair önemli paylaşımlarda bulundu.Üsküdar Üniversitesinde gerçekleştirilen etkinlikte Neuro Discover kurucu ve CEO'su Kılınç Orhan Erdemir, Nöropazarlama ve Nöropazarlama cihazlarından bahsetti.Erdemir, Nörobilim ve Nöropazarlama sanılandan daha önemli dedi ve EEG, Eye Tracking, GSR gibi Nöropazarlamada kullanılan cihazlar hakkında bilgi verdi.Üsküdar Üniversitesinin yüksek lisans alanında birçok üniversiteden daha çok avantajlı olduğunu vurgulayan Erdemir, “Üsküdar Üniversitesi’nin şöyle bir avantajı var; hocaların çoğu sosyal bilimler ve nörobilim’in entegrasyonuna inanıyor” dedi. Erdemir, “Üsküdarda yüksek lisans yaparsanız pazarlama bilimi ve nörobilim alanında muazzam bir fark kazanırsınız.Bu imkânları size başka bir üniversite sağlayamaz” şeklinde konuştu.Etkinlik sonunda öğrencilerle toplu fotoğraf çekildi.Haber-Fotoğraf: Ahmet Zeren

06 NİS 2018

Türk toplumu olarak Balkanlar’a sahip çıkmalıyız

Üsküdar Üniversitesi, Türkiye ile Yunanistan arasında 1923’te yapılan sözleşme uyarınca yaşanan mübadele, “Göç Eden Hayatlar” başlıklı programda konuşuldu. Lozan Mübadilleri Vakfı Genel Sekreteri Sefer Güvenç, göçlerin sebebinin savaşlar olduğunu belirterek mübadele sürecinde ve sonrasında her iki milletin büyük acılar çektiğini söyledi. Araştırmacı Av. Özcan Pehlivanoğlu ise günümüzde Balkanlar’da halen çok sayıda bulunan Türk nüfusun Türkiye’den ilgi beklediğini vurgulayarak “Maalesef Türk toplumu olarak Balkanlar’a gereken hassasiyeti göstermiyoruz. Oradaki kültürümüzü ve Türkleri unutmamalıyız” dedi.Üsküdar Üniversitesi Altunizade Kampüsü Nermin Tarhan Konferans Salonunda düzenlenen “Göç Eden Hayatlar” başlıklı programda 1923 yılında Lozan Barış Antlaşması'na ek olarak yapılan sözleşme uyarınca Türkiye ve Yunanistan’ın kendi ülkelerinin yurttaşlarını din esası üzerine zorunlu göçe tabi tutmasıyla gerçekleşen mübadele konuşuldu.Sosyal sorumluluk ve sosyal duyarlılık açısından çok önemliÜsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör, açılış konuşmasında etkinliğin sosyal sorumluluk ve sosyal duyarlılık açısından çok önemli olduğunu söyledi. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Nihal Toros Ntapiapis ve İletişim Fakültesi öğrencilerinin hayata geçirdiği “Göç Eden Hayatlar Projesi’nin uzun süreden beri devam ettiğini ifade eden Güngör, “Bu projede bu duyarlılık dile getirildi.Yaptıkları web sayfası ve röportajlarla ki bunlar önümüzdeki aylarda çok ilginç, belgesel nitelikli bir filme de dönüşecek.Önemli bir trajedi ve dram yanı olan, ilginç hikayeleri olan ve insana dokunan bir kesit. İki toplumun ve kültürlerin önemli kesit alanlarını buluşturan filmin İletişim Fakültesi öğrencileri tarafından çalışılması öğrencilerimizin duyarlılığı açısından önemli bir durum” diye konuştu.Yalçın Bayer: “Hem anne hem baba tarafında hasretler yaşandı”Göç Eden Hayatlar Projesi’ni hazırlayan öğrencilerin geçen yıl ziyaret ettikleri Hürriyet Gazetesi Yazarı Yalçın Bayer de programa katıldı. 1963 yılında Cumhuriyet’te başladığı meslek hayatına 1993’ten buyana Hürriyet’te devam ettiğini belirten Bayer, ailesinin de Balkanlar’dan göç ettiğini söyledi. Bayer, “Babam Roman göçmeni sayar kendisini, Varna’nın 50 km üstünde Pazarcık vardır, o Pazarcıklıdır. 1932’de o zaman Bulgaristan toprakları Türkiye’ye doğru daha az.Oralar 2. Dünya Savaşından sonra Bulgaristan’a Romanya’dan yeni yerler verdiler. Babam kendisini daha çok Romen göçmeni sayar. Annem de şu anda o dönemde Yugoslavya Federal Cumhuriyeti bünyesinde yer alan Kosova’nın Gilan ilçesinden.Onların da acı hikayeleri vardır. 1910’lu yıllarda babası kardeşleriyle birlikte eşi ve üç kızını manda arabasıyla 15 günde getiriyorlar. Ailemizde bu hikayeler çok konuşuldu, hem baba hem anne tarafında hasretler yaşandı” diye konuştu.Sefer Güvenç: “Türk toplumu göç kökenlidir”Lozan Mübadilleri Vakfı Genel Sekreteri Sefer Güvenç, Göç Eden Hayatlar Projesi’ni hazırlayan ekibi tebrik ederek başladığı konuşmasında mübadeleyi ele aldı. 80 milyonluk Türkiye’nin yarısının göç kökenli olduğunu belirten Güvenç, “Nerelerden geldik? Balkanlar’dan geldik, Kafkaslar’dan geldik, en önemli göç hareketleri bizim tarihimizde Kırım Savaşı ile başlar. 1850’lerden bu yana Osmanlı elinden çıkan topraklardan elinde kalan topraklara göç almıştır” dedi.Tarihsel süreçte göç hareketlerine değinen Güvenç, Osmanlı Rus Savaşı sonrası ortaya çıkan göç dalgası ile 1912 Balkan Savaşı sonrası yaşanan göç dalgalarını anlattı.Göçlerin sebebinin savaşlar olduğunu ve günümüzde de devam ettiğini belirten Güvenç, mübadele sürecinde ve sonrasında hem Türk hem Yunan milletinin büyük acılar çektiğini söyledi.Güvenç, “Vakıf olarak insanların doğduğu topraklardan zorla sürülmesine, göçe zorlanmasına karşıyız. Çalışmalarımızı da bu doğrultuda yapıyoruz” dedi.Özcan Pehlivanoğlu: “Balkanlar’ı ihmal ediyoruz”Araştırmacı Av. Özcan Pehlivanoğlu ise “Balkanlar Üzerine Bir Ufuk Turu” başlıklı konuşmasında günümüzde büyük bir coğrafya olan Balkanlar’da Yunanistan, Kosova, Bulgaristan, Makedonya’da halen çok sayıda Türk nüfusu, varlığı ve tarihi mirasın bulunduğunu söyledi. Balkanlar’da yaşayan Türklerin Türkiye’den ilgi beklediğini vurgulayan Pehlivanoğlu “Maalesef Türk toplumu olarak Balkanlar’a gereken hassasiyeti göstermiyoruz. Türklerin oraya kattığı çok eser var.Oradaki kültürümüzü ve Türkleri unutmamalıyız” dedi.“Rumeli’nin kaybında tek suçlu Türk milletinin kendisidir” Bu geniş coğrafyada çok ağır sıkıntılar yaşandığını, bugün de o sıkıntıların devam ettiğini belirten Av. Özcan Pehlivanoğlu, “Bu sıkıntılar nereden çıktı? Bir suçlu olması lazım, birilerinin bir kabahati olması lazım.2. Doğu Orduları Komutanı Mahmut Muhtar Paşa’nın kocaman bir kitabı vardır; Rumeli’nin Kaybı diye. ‘Rumeli’nin kaybında tek suçlu Türk milletinin kendisidir’ der.Balkanlar’daki insanlar sıkıntı çekiyorlarsa, kültürel, dini, milli bir asimilasyona uğruyorlarsa, geçim sıkıntısı yaşıyorsa, inançlarını yaşayamıyorlarsa, devamlı baskı, tehdit ve katliam korkusu içerisindeyseler o dönem içinde yaşayanların suçudur bu diyor ve ben de buna yüzde 100 katılıyorum. Eğer başımıza yarın bir şey gelirse hepimizin suçudur diyorum ” dedi.Programın devamında Kemerburgaz Mübadilleri Halit Aktaş, Yalçın Bölükbaşı ve Erdoğan Ünal hikayelerini, ailelerinin ve kendilerinin yaşadıkları anılarını paylaştı.Program Çağan Irmak’ın “Dedemin İnsanları” filminin gösterimiyle sona erdi.

22 MAR 2018

“Marka Konuşuyoruz”da bu hafta alışılmışın dışında düşünenler vardı

“Alışılmışın dışında düşünen danışmanlar” sloganıyla çalışan Zeo ekibinden Zeynep Taşan Uğursoy ve Cemre Çetin bu haftaki “Marka Konuşuyoruz” etkinliğinin konuğuydu.Üsküdar Üniversitesi’nde gerçekleşen programda katılımcılar Zeo’daki süreçleri, danışmanlık hizmetini ve Digitalzone konularındaki bilgilerini aktardılar.“Bizde hiyerarşik bir ortam yok, insanlar daha motive çalışıyorlar. Çalıştığımız yer de çok çözüm odaklı. Staj döneminde gelen arkadaşlara işi, iş sorumluluğunu aşılamaya çalışıyoruz” diyen Uğursoy şirkette yürüyen düzenden söz etti.“Bonus sistemi adında bir uygulamamız var”Katılımcılardan Cemre Çetin de “Birbirimize bonus veriyoruz yani “konuyu ne güzel halletmiş” diyerek birbirimize puan veriyoruz. Bazı şirketlerde prim vardır. Biz bonus biriktiriyoruz. Bu bonuslarla da internette alışveriş yapıyoruz. Bize hediye gibi geliyor” şeklinde konuştu.Öğrencilerin sorularına cevap veren Çetin “Bu bonus programın yazılımı tamamen bizde. Bu nedenle istediğimiz şekilde bonuslarımızı alıverişe çevirebiliyoruz. Maddi olarak motive olmak evet önemli ama bir yere kadar kişiyi takdir de çok önemli. Yapıların tüm şirketler için biraz değişmesi lazım bence. Fiziksel iş gücünün çoğu zamanla makinelerle yapılabilecek” dedi.Öğrencilerle fotoğraf çektiren konuklar teşekkür plaketlerini de Üsküdar Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Dr. Nihal Toros’tan aldı. 

13 MAR 2018

Sibel Asna: “Halkla ilişkiler geleceğin mesleğidir”

 Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler Bölümünün düzenlediği “Pazarlama İletişimi, Halkla İlişkiler ve Marka” konulu sempozyum Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.Sempozyumun açılış konuşmasını yapan İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör, Türkiye’de halkla ilişkiler mesleğinin duayenlerinden birisi olan Sibel Asna’yı ağırlamaktan mutlu olduklarını söyledi. Öğrencilere, bu tür mesleki toplatılardan azami fayda sağlamalarını öğütleyen Güngör, kendilerini geliştirmeleri yönünde tavsiyelerde bulundu.Empati kültürünü geliştirmeniz gerek A&B İletişim ile Artı C şirketlerinin kurucusu Sibel Asna, konuşmasına mesleğe nasıl karar verdiğini anlatarak başladı. Gazeteci olmak ile halkla ilişkilerci olmak arasında bir tercih yapması gerektiğini, sonunda gazeteciliği değil halkla ilişkileri seçtiğini söyledi.“Üniversiteye başlarken öncelikli hedefim gazetecilikti. İkinci sınıftan sonra, ben gazetecilik mi yapmak istiyorum, yoksa gündemi oluşturmak, iyi gitmeyen şeyleri değitirmek mi istiyorum diye sordum. Bu sorular beni halkla ilişkilere yöneltti” diye konuşan Sibel Asna, bir halkla ilişkilercinin empati kültürünü kavramasının çok önemli olduğunu, bunun için de sivil toplum kuruluşlarına vakit ayırmak gerektiğini belirtti.Konuşmasında halkla ilişkiler sektörüne de değinen Sibel Asna, “bu mesleğin önü çok açık, hatta geleceğin mesleği diyebiliriz, ancak öncelikle öğrenmemiz gereken temel disiplinler var. Bunlar sosyoloji, finans, ekonomi, hukuk gibi alanlar, ardından mutlaka iyi bir dil eğitimi, muhakkak İngilizce eğitimi, mümkünse ikinci bir dil, tercihen Çince mutlaka öğrenilmeli” dedi.Hedef kitle, doğru mesaj ve sürekli öğrenmenin halkla ilişkilerin temelini ouşturduğunu söyleyen Asna, öğrencilere sabır, zaman ve emek kavramlarının önemini anlattı. Konuşmanın sonunda Halkla İlişkiler Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Özge Uğurlu Sibel Asna’ya bir teşekkür plaketi takdim etti.Pazarlamanın ve iletişimin “anlatılmayan” sırlarıÜsküdar Üniversitesi’nde Nöropazarlama yüksek lisans programı öğrencisi Deniz Karaca da sektöre girmeden önce dikkat edilmesi gerekilen konular hakkında bilgi verdi.Reklamcı, pazarlamacı, iletişimci kavramları arasında farklar olduğunu vurgulayan Deniz Karaca, profesyonel kariyer yaparken markanın kimliğine bürünmek gerektiğini ifade etti. Karaca, insanı tanımak için roman, şiir okumak gerektiğini söyledi ve “öykü ve günlük denemeleri yapın, anlatım dilinizi sadeleştirin, iyi ve doğru sorular sorun” dedi. Karaca ayrıca verilerle konuşabilmenin öneminden bahsederek, parayı iyi yönetmenin pazarlamanın temeli olduğunu söyledi.Gelecek dijital pazarlamadaSempozuyumun son konuşmacısı Yasemin Kızıldoğan, dijital pazarlamanın artan önemini anlattı. Aynı zamanda Üsküdar Üniversitesi Nöropazarlama Yüksek Lisans Programı öğrencisi olan dijital pazarlama uzmanı Yasemin Kızıldoğan, 2017’de internet kullanımının yüzde 66 oranında arttığını, her dört kişiden birinin alışverişini internetten yaptığını söyledi. Kızıldoğan, dijital pazarlama için internet terminolojisini ve işleyişini iyi bilmek gerektiğini söyledi.Sempozyum, iletişim fakültesi öğrencilerinin konuşmacılarla fotoğraf çektirmesinin ardından sona erdi.

13 MAR 2018

Sibel Asna: “Halkla ilişkiler geleceğin mesleğidir”

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler Bölümünün düzenlediği “Pazarlama İletişimi, Halkla İlişkiler ve Marka” konulu sempozyum Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.Sempozyumun açılış konuşmasını yapan İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör, Türkiye’de halkla ilişkiler mesleğinin duayenlerinden birisi olan Sibel Asna’yı ağırlamaktan mutlu olduklarını söyledi. Öğrencilere, bu tür mesleki toplatılardan azami fayda sağlamalarını öğütleyen Güngör, kendilerini geliştirmeleri yönünde tavsiyelerde bulundu. Empati kültürünü geliştirmeniz gerek A&B İletişim ile Artı C şirketlerinin kurucusu Sibel Asna, konuşmasına mesleğe nasıl karar verdiğini anlatarak başladı. Gazeteci olmak ile halkla ilişkilerci olmak arasında bir tercih yapması gerektiğini, sonunda gazeteciliği değil halkla ilişkileri seçtiğini söyledi. “Üniversiteye başlarken öncelikli hedefim gazetecilikti. İkinci sınıftan sonra, ben gazetecilik mi yapmak istiyorum, yoksa gündemi oluşturmak, iyi gitmeyen şeyleri değiştirmek mi istiyorum diye sordum. Bu sorular beni halkla ilişkilere yöneltti” diye konuşan Sibel Asna, bir halkla ilişkilercinin empati kültürünü kavramasının çok önemli olduğunu, bunun için de sivil toplum kuruluşlarına vakit ayırmak gerektiğini belirtti.Konuşmasında halkla ilişkiler sektörüne de değinen Sibel Asna, “bu mesleğin önü çok açık, hatta geleceğin mesleği diyebiliriz, ancak öncelikle öğrenmemiz gereken temel disiplinler var. Bunlar sosyoloji, finans, ekonomi, hukuk gibi alanlar, ardından mutlaka iyi bir dil eğitimi, muhakkak İngilizce eğitimi, mümkünse ikinci bir dil, tercihen Çince mutlaka öğrenilmeli” dedi.Hedef kitle, doğru mesaj ve sürekli öğrenmenin halkla ilişkilerin temelini oluşturduğunu söyleyen Asna, öğrencilere sabır, zaman ve emek kavramlarının önemini anlattı.Konuşmanın sonunda Halkla İlişkiler Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Özge Uğurlu Sibel Asna’ya bir teşekkür plaketi takdim etti.Pazarlamanın ve iletişimin “anlatılmayan” sırlarıÜsküdar Üniversitesi’nde Nöropazarlama yüksek lisans programı öğrencisi Deniz Karaca da sektöre girmeden önce dikkat edilmesi gerekilen konular hakkında bilgi verdi.Reklamcı, pazarlamacı, iletişimci kavramları arasında farklar olduğunu vurgulayan Deniz Karaca, profesyonel kariyer yaparken markanın kimliğine bürünmek gerektiğini ifade etti. Karaca, insanı tanımak için roman, şiir okumak gerektiğini söyledi ve “öykü ve günlük denemeleri yapın, anlatım dilinizi sadeleştirin, iyi ve doğru sorular sorun” dedi. Karaca ayrıca verilerle konuşabilmenin öneminden bahsederek, parayı iyi yönetmenin pazarlamanın temeli olduğunu söyledi.Gelecek dijital pazarlamadaSempozuyumun son konuşmacısı Yasemin Kızıldoğan, dijital pazarlamanın artan önemini anlattı. Aynı zamanda Üsküdar Üniversitesi Nöropazarlama Yüksek Lisans Programı öğrencisi olan dijital pazarlama uzmanı Yasemin Kızıldoğan, 2017’de internet kullanımının yüzde 66 oranında arttığını, her dört kişiden birinin alışverişini internetten yaptığını söyledi. Kızıldoğan, dijital pazarlama için internet terminolojisini ve işleyişini iyi bilmek gerektiğini söyledi.Sempozyum, İletişim Fakültesi öğrencilerinin konuşmacılarla fotoğraf çektirmesinin ardından sona erdi.

06 MAR 2018

Bilim gazeteciliği Üsküdar Üniversitesinde irdelendi

 Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya ve Gazetecilik bölümünün düzenlediği Bilim Gazeteciliği konulu söyleşide konuşan Tevfik Uyar, bilim haberlerini anlayabilmek ve değerlendirebilmek için bilim okuryazarlığı eğitimi verilmesi gerektiğini söyledi.Yeni Medya ve Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan’ın moderatörlüğünde Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda gerçekleşen söyleşide Yalansavar yazarı ve Açık Bilim yayın yönetmeni Tevfik Uyar, bilim gazeteciliği konusunda düşüncelerini paylaştı ve soruları cevaplandırdı.Birçok politik karar bilime dayalıdırTevfik Uyar konuşmasına bilimin ne denli önemli olduğunu anlatarak başladı. “Bilim sadece bilim insanlarının konusu değildir. Birçok politik karar aslında bilime, bilimsel bulgulara dayanır” diyen Uyar, kamuoyunun sağlıklı bilgilendirilmesinde bilim gazeteciliğinin çok önemli olduğunu vurguladı. Bilim haberciliği konusunda yaptığı sınıflandırmayı aktaran Tevfik Uyar, bilim haberlerini niyet açısından iyi niyetli ve kötü niyetli; bilimsellik açısından da bilimsel olan ve bilimsel olmayan şeklinde iki kesişen eksende değerlendirdi. Uyar, toplumsal zarar açısından en tehlikeli haberlerin kötü bilim kategorisinde yer alan haberler olduğunu söyledi. Konuşmasını görsellerle destekleyen Tevfik Uyar, kötü bilim haberleriyle ilgili olarak sağlık haberlerini örnek gösterdi. Uyar, kötü bilim olarak nitelenebilecek sağlık haberlerinin toplumu çok olumsuz etkilediğini ifade etti.Bilim okuryazarı olmak gerekiyorSüleyman İrvan’ın, bu tür kötü bilim haberleriyle nasıl başedebiliriz şeklindeki sorusunu cevaplayan Uyar, “Bilim okuryazarı olmak gerekiyor. Örneğin bir araştırmanın insan üzerinde mi yoksa tüpte mi yapıldığını bilmek bize haberi yorumlamada yardımcı olabilir. Çünkü tüpte olumlu sonuç veren bir deney insan bedeninde aynı etkiyi yapmayabiliyor” dedi. Bilim haberleri yapan gazetecilerin haber yaptıkları konularda bilgi sahibi olmak zorunda olduklarını ifade eden Tevfik Uyar, Türk medyasında bilimsel açıdan tartışmalı çok sayıda haber yayımlandığını belirtti.Bilim haberlerini belli süzgeçlerden geçirmek gerekiyorBir öğrencinin, “Birikimlerinize dayanarak konuşuyorsunuz. Peki bu konuda uzman olmayan bizler bu haberleri nasıl değerlendireceğiz?” şeklindeki sorusunu cevaplandıran Uyar, haber bir bilimsel araştırmaya dayanıyorsa örneklem büyüklüğüne, örneklemin temsili olup olmamasına, bilimsel tutarlılığa, neden sonuç ilişkisinin doğru kurulup kurulmadığına bakmak gerekiyor dedi.Astroloji sözdebilimdirKonuşmasında astrolojiye de değinen Tevfik Uyar, astrolojinin kendisini bilim gibi sunmaya çalıştığını ancak gerçek bir bilim olmadığını, çünkü astrologların burçlar konusunda söylediklerinin yanlışlanamayacağını ifade etti. Kendi yaptığı testi anlatan Uyar, “Örneğin Koç burcu olduğunu söyleyen birine Koç burcu diye Başak burcunun yorumunu okuyorum. Evet beni anlatıyor diyor. Burç yorumları herkese uyar” dedi. 

01 MAR 2018

Aydın Doğan Vakfından Üsküdar İletişime iki ödül

Aydın Doğan Vakfı'nın iletişim fakülteleri öğrencilerinin uygulama çalışmalarına destek vermek ve başarılı genç iletişimcileri ödüllendirmek için her yıl düzenlediği Genç İletişimciler Yarışması’nın 29. ödül töreni gerçekleştirildi. Üsküdar Üniversitesi öğrencileri bir ikincilik bir de üçüncülük ödülü kazandı. 42 üniversitenin iletişim fakültelerinden 1087 öğrencinin 917 proje ile katıldığı Genç İletişimciler Yarışması’nda yazılı, görsel, işitsel, reklamcılık, internet yayıncılığı ve halkla ilişkiler alanlarındaki toplam 21 kategoride başarılı çalışmalara ödül verildi.Dünya dijital dönüşümün etkisi altındaYeditepe Üniversitesinde gerçekleştirilen törenin açılışında bir konuşma yapan Aydın Doğan Vakfı Başkanı Hanzade Doğan Boyner, tüm dünyanın dijital dönüşümün etkisi altında olduğunu ve dijital bir geleceğe doğru evrildiğimizi söylerek başladığı konuşmasında teknoloji devriminin istisnasız her sektörü etkilediğini ifade etti.Boyner şunları söyledi: “Teknolojiden en çok etkilenen alanların başında iletişim geliyor. Bilgiye ulaşma yolumuz, herhangi bir konuda kanaat oluşturma yöntemimiz, kendimizi ifade etme şeklimiz kökten değişti. Daha kısa bir süre önce e-posta ile iletişime, cep telefonlarına devrim derken, şimdi onlarca whatsapp grupları vasıtasıyla, facebook mesajları, instagram postlarıyla kendimizi ifade ediyoruz, birbirimizle iletişim kuruyoruz.”Artık kitleye yapılan iletişim yerine kitleler arası iletişimin geldiğini belirten Doğan Boyner, bu dönüşümün bir bakış açısına göre bireyi güçlendirdiğini, gerçeği şeffaflaştırdığını ve bilgiye ulaşmayı kolaylaştırdığını ifade etti. “Ancak bir başka bakış açısıyla bu değişim müthiş bir bilgi kirliliği yarattı. Gerçeğe ulaşmayı, gerçeği anlamayı çok zorlaştırdı. Teknoloji, sanal dünyanın sanal hayatlarını, sanal dünyanın sanal gerçeklerini yarattı. Post-truth yani gerçek ötesi kavramını hayatımıza soktu” diyen Boyner, hiç aslı olmayan haberlerin sosyal medya vasıtasıyla milyonlara ulaştığını ve sanki gerçekmiş gibi toplum tarafından kabul edildiğini yüzlerce örnekle gösterebileceğini ifade etti.Konuşmasının sonunda genç iletişimcilere seslenen Doğan Boyner, samimiyetle gerçeği aramaktan vazgeçmememiz gerektiğini, akıllı algoritmalar karşısında ancak bu değerlerle durulabileceğini belirtti. Doğan Boyner şunları söyledi: “Şeffaf bir şekilde doğruyu aramak, attığımız tweet’te de, yayımladığmız post’ta da, yaptığımız televizyon programında da, gazete köşemizde de yaptığımızın arkasında durmak bizi gerçek iletişimci yapar ve bizi algoritmalardan ayırır diye düşünüyorum.”Röportaj dalında ikincilik, internet medya sitesi dalında üçüncülükÜsküdar Üniversitesi İletişim fakültesi öğrencisi Sariye Nur Dönmez, öğrenci uygulama gazetesi Haber Üsküdar’da yayımlanan “Kuşun gözünden bakınca hepimiz engelliyiz” başlıklı röportajıyla ikincilik ödülünü kazandı. Zehra Rümeysa Fidan, Elyesa Karatepe, Anıl Emül ve Onur Kara ise “Göç Eden Hayatlar” isimli projeleri kapsamında hazırladıkları internet sitesi ile üçüncülük ödülünü kazandı. Ödül töreninde ayrıca yarışmada derece elde eden iletişim fakülteleri dekanlarına birer plaket takdim edildi.    Ödül törenine öğrencilerle birlikte İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör, dekan yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Can Diker, Yeni Medya ve Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan ve Göç Eden Hayatlar proje ekibinin danışmanı Yrd. Doç. Dr. Nihal Toros Ntapiapis de katıldı.

22 ŞUB 2018

Mehmet Kara internet gazeteciliğini anlattı

Türkiye’de birçok gazetede ekonomi muhabirliği yapan ve şimdilerde Dünya Gazetesi’nde köşe yazarlığı yapan, birçok başarıya imza atmış olan Mehmet Kara, Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya ve Gazetecilik öğrencileri ile bir araya geldi.  “Günümüz dünyasında her şey web tabanlı. Ne yaparsanız yapın ortak noktanız web olacaktır” sözleriyle konuşmasına başlayan Kara, kariyerinde internet gazeteciliğine nasıl geçtiğini, yaşadığı süreci ve karşılaştığı durumları anlattı. Bu işte önemli olanın; içerik üretmek, sürekli bilgileri güncellemek ve muhakkak bir ilgi alanının olması gerektiği konusuna dikkat çekti.Gazeteciler fikir işçileridirKara, “Gazetecilikte her şeyden siz sorumlusunuz. Mutfakta yemek yapmanız için gerekli malzemeleri kimse vermeyecek. Bütün araç gereçleri kendiniz arayıp bulup, yemeği ortaya koyacaksınız. İşte bu yüzden gazetecilere fikir işçileri denir” diyerek öğrencilere iş dünyasında karşılaşacakları durumları anlattı.“Yazacağınız konuda uzmanlaşmanız gerekir. Oturup ders çalışır gibi yazacağınız konuyu çalışmalısınız. Kendinizi sürekli yeni bilgilerle geliştirmelisiniz. Gazetecileri diğerlerinden ayıran en önemli etken, bir olayı anlatma şeklidir” diye de belirtti.İlgi alanlarınıza karar verinBir internet sayfasının kurulum aşamaları, bu süreçte gerekli olan unsurlar, nelere dikkat edilmesi gerektiğinin altını çizen Kara, internet sitelerindeki reklam alma durumları ve bu işten kar etme süreçlerini değerlendirdi.Öğrencilerin şimdiden bu tarz girişimlerde bulunmaları gerektiğini ve kendilerini, yazılarını geliştirerek, ilgi alanlarını bulması gerekliliği konusunda tavsiyeler de bulundu.

21 ŞUB 2018

Reklamcılığın duayen ismi Faruk Atasoy da Üsküdar Üniversitesi akademik kadrosuna katıldı

Türkiye’de siyasal reklamcılık alanının önemli isimlerinden, bir dönem Turgut Özal ile de çalışan duayen reklamcı Faruk Atasoy artık üniversitemizde. İlk dersini, Reklam Tasarımı ve İletişimi Bölümü öğrencilerine veren Atasoy reklamda yaratıcılık, reklamın sektördeki önemi ve reklamın temeli konularına değindi.1986 yılında reklamcılık ve danışmanlık şirketi kuran Faruk Atasoy Türkiye'de reklam ve reklamcılık denilince akla gelen isimlerden. Reklama büyük önem veren Atasoy, reklamı bir yatırım olarak görüyor.Reklamın gücüUzun yıllar sektörde ülkemizi temsil eden Atasoy "40 küsur yıllık deneyimim var. Sizin derslerde okuduğunuzun birçoğunun uygulaması bunlar. Deneyimin yararı şu, iş hayatına girdiğiniz zaman o kitaplardaki bilgiler birebir işinize yaramıyor, yaramayacak." dedi."Reklamda yaratıcılığın daha ağır bastığı görevler var. Bizim için kişinin diplomasından çok bakış açısı, kafa yapısı önemli." diyen Atasoy, günümüzdeki reklamlara değindi ve şunları ekledi.“Reklam iyi midir, kötü müdür bu çok eskiden beri tartışılıyor. Eskisi kadar kalmadı ama hala insanların böyle reklamları kullandığı oluyor. Reklam kapitalizmin aracı gibi şeyler denebiliyor. Reklam içinde bulunduğumuz sektörün aracı. Tek başına reklam olmuyor artık. Reklamın işlevleri yeteri kadar ele alınmıyor. Reklamın ekonomide hızlandıran bir etkisi var. Reklam yapılırsa talep bir şekilde artabilir” dedi.Reklamın ticari bir işlevi var Reklamcıların düşüncelerine de değinerek “Reklam olunca talep oluyor. Talep olunca firmalar cesaretleniyor. Üretim yapmaları gerekiyor. Çalışana ihtiyaç duyuyorlar. Bu çok basit bir mekanizma. Bu böyle gidiyor” diyen Atasoy “Türkiye'de bu konuda çalışma yapılmadı ama 2000'lerde Avrupa’da yapıldı. Reklam vermek eskiden pek bilinçli değildi. Firmalar o dönemde reklam verirsek mallarımız satmıyor da satmaya çalışıyoruz gibi görülür diyorlardı. Şimdi bu bir güç göstergesi haline geldi, iyi durumda. Reklamın ticari bir işlevi var” dedi. Yaratıcılık çok önemli!“Bir reklam ajansını tanımlamak gerekirse temelde yaratıcılık olmalı. Ajansların yapısı değişiyor. Eskiden küçükten başlayarak gelen insanlar vardı. Artık günümüzde kendini ifade etmek çok önemli. Yaratıcılığımızı geliştirmemiz çok çok önemli. Günümüzde reklamlarda bizi almaya itecek şeyler görmüyoruz. Demek ki yaratıcılık gelişmeli."Bilinçli yayınla ilgili konuşan Atasoy "Bilinçli bilinçsiz meselesi sadece reklamı yayınlayanlarla ilgili değil. Reklamı yaratanla da ilgili bir durum." dedi.

16 ŞUB 2018

Haber Üsküdar’ın beşinci sayısı yayımlandı

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencilerinin uygulama gazetesi olan Haber Üsküdar’ın beşinci sayısı, özel haberleriyle ve röportajlarıyla yayımlandı. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencilerinin gazetecilik mesleğine ilk adımlarını attıkları gazetede etkinlik haberlerinin yanı sıra, öğrencilerin uygulama derslerinde hazırladıkları özel haber ve röportajlar da yer alıyor.Araştırmacı gazetecilik yapıyorlarGazetenin son sayısında birbirinden önemli konularda yapılmış araştırmacı gazetecilik haberleri dikkati çekiyor. Gazetede, Büşra Özdoğan’ın uyuşturucu sorununu ele alan “Çığ gibi büyüyen tehlike” haberi; Şeyma Soral’ın aile içi şiddeti konu alan “Kadın sığınma evleri yetersiz” haberi; Gamze Batmaz’ın yurt dışına evlenerek giden kadınların yaşadıkları oturma izni sorununu ele alan “Kader’in umut yolculuğu” haberi; Ayşe Güven’in çocuk yaşta evlilikleri konu alan “İstatistiklerde görünmüyorlar ama…” başlıklı haberi; Rumeysa Kara’nın halk kütüphanelerine yönelik ilgisizliği konu alan “Yüz kişiden sadece ikisi halk kütüphanesine gidiyor” haberi; Cemre Nur Korkmaz’ın sigortasız işçi çalıştırma sorununu konu alan “Sigorta yoksa güvence yok” haberi; Gizem Zengin’in devlet hastanelerindeki sağlık hizmetlerinin yetersizliğini konu alan “Devletin hastanesi millet yetmiyor” haberi yer alıyor.Okunmalık röportajlarHaber Üsküdar’ın son sayısında güzel röportajlar da var. Gülşah Kaya’nın, sağlık haberciliği konusunda önde gelen gazetecilerden birisi olan Didem Seymen Balcı ile sağlık haberciliğini konu alan röportajı, Meryem Özkan’ın Mustafa Can, Kaan Batır, Kerem Kanık ve Hulusi Demir’le reklamcılığı konu alan röportajı,  Sinem Uyar’ın Leyla Bilginel’le yaptığı röportaj, Gülşah Kerimoğlu’nun albino Elif Kayalar’la albinizm ve Elif Kayalar’ın belgesel filmi “Kar Taneleri” üzerine yaptığı röportaj, Sariye Nur Dönmez’in serebral palsi’li Ezgi Sahillioğlu ile zumba hakkında yaptığı röportaj okunmaya değer yazılar.“Hedefimiz her sayıda daha iyiyi yakalamaya çalışmak”Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölüm Başkanı ve Haber Üsküdar gazetesinin yazı işleri sorumlusu olan Prof. Dr. Süleyman İrvan, özellikle gazetecilik alanında eğitim gören öğencilere iyi bir uygulama imkânı sunmaya çalıştıklarını ve öğrencileri doğru, iyi araştırılmış ve gazetecilik etik değerlerine uygun haberler yapmaları konusunda teşvik ettiklerini söyledi. Her yeni sayıda bir önceki sayıdan daha iyi gazete yapmayı hedeflediklerini belirten İrvan, “iyi gazeteciliğe duyulan ihtiyaç her geçen gün artıyor. Biz öğrencilerimizi iyi gazeteciliği hedefleyecek şekilde yetiştirmeye çalışıyoruz. Kendilerini gelecekteki meslek yaşamlarında iyi gazetecilik yaparken görürsek daha da mutlu olacağız” dedi. 

23 OCA 2018

Ödevden festivallere “kırmızının uykusu”

Üsküdar Üniversitesi Radyo-Televizyon-Sinema 3. Sınıf öğrencisi Emre Çelik çektiği kısa filmle art arda başarılara imza attı. Final ödevi amacıyla çektiği “Kırmızının Uykusu” adlı filmi önce Adana Kısa Film Festivalinde ardından TRT Geleceğin İletişimciler Yarışması Televizyon Yayıncılığı kategorisinde derece aldı. Çelik filmiyle şimdilerde uluslararası platformlarda ülkemizi temsil edecek.İkinci sınıfta kısa film çekmeye karar verdiğini, önce sınıf arkadaşlarıyla bir ekip oluşturduğunu belirten Çelik, sonrasında oyuncu bulup, mekanları tespit edip, senaryoyu hazırladıklarını belirtiyor.- Peki senaryo süreci nasıldı?Senaryo süreci baya uzun sürdü. Kesinleştirdik sonra tekrardan başa aldık, çıkarmalar yaptık, çekim aşamasında da çıkardığımız sahneler oldu. Çektik hoşumuza gitmedi, kurguda kullanmadık veya o an çekerken bu olmasa da olur dedik çekmedik. Çekim aşamasında baya bir aksilikler yaşadık aslında çekim yapacağımız harabe vardı orası iki gün öncesinde yıkılmaya başlanmış, duvarlar çökmüş, gittiğimizde kapısına kilit vurulmuştu. Emlakçıyla görüştük tekrardan açtırdık izin aldık.- Peki bu senaryoyu yazıp çekmeye başladığınızda hedefiniz neydi, başlarken hangi amaçla başladınız?Bu benim ilk projemdi. Daha önce hiç kısa film çekmedim. Başlarken kendimi denemek, sınamak istiyordum. Aslında ne yapabilirim ne edebilirim gibisinden, ekip oluştuktan sonra çekmeye başladık ben kurgu aşamasında iki ay gibi bir süre uğraştım kısa film olmasına rağmen baya bir uğraştım. Filmi çıkardıktan sonra bir şansımı deneyeyim dedim. Açıkçası festivallerle ilgili hiç bir bilgim yoktu, güzel oldu olmadı pek karar veremiyordum. Ben fazlada beğenmedim filmi yüzde otuzluk kısmı gözüme hoş geliyor geri kalan kısımları pek hoşuma gitmedi. Zaten ilk filmim. Türkiye de 20’ye yakın festivale gönderdim filmi iki festivalden geri dönüş aldım.İlki, Adana Film Festivali. Orada filmim finalist oldu. Ardından TRT’den geri dönüş aldım. Ödül aldığım haberi geldi. Ankara’ya gittim ödül aldım sonra yine festivaller açıklanmaya başladı. Baya bir süre boşluk oldu. Ben filmden ümidi kesmeye başladım, bir şey olmayacak derken iki hafta önce bir mail geldi. Fransa’da Clermont Film Festivalinde Türkiye’yi temsilen filmler gidiyordu oraya göndermiştim oradan geri dönüş aldım festival kataloğunda bulunacak yani Türkiye’yi temsil ediyoruz orada.15 film arasına girmeyi başardık. Üç gün önce de İtalya'dan haber aldım. Orada da filmimiz festivale kabul edildi. 2018 Haziran ayında festival başlayacak.- Filmin içeriğinde biraz bahseder misiniz?Filmin içeriğinde biz tüketim toplumunu eleştirmek istedik. Ben kalabalık bir ortama girince insanların ne yaptıklarına bakarım telefonlarla mı oynuyorlar, sohbet mi ediyorlar bunları baya gözlemlerim. Kalabalık ortama girince dışa çıkarım insanlara bakarım genellikle telefonlarıyla oynarlar. İşte tüketim toplumunu bilirsiniz, bazı popüler restaurant, kafeler vardır hep doludurlar buralar.- Bu filme başlarken TRT’ye göndermek gibi bir amacınız yoktu ödev olarak başladınız önce nasıl buralara gelindi?Evet ödev olarak başladım ama içimde heves vardı göndersem ne olur gibisinden. Film bittikten sonra dedim ki güzel olmadı yani göndermeyeyim dedim sonra, bir şey kaybetmeyiz göndereyim diye düşündüm. Ve gönderdik. Adana’dan ilk geri dönüş geldi sonra TRT’den geri dönüş aldık sonra dedik göndermeye devam edelim belki bir şeyler çıkar yine böyle devam etti, gitti…- Kaç kişi başladınız çekime, kaç kişilik bir ekipsiniz?Bu işe Baki Kalma ile başladık sınıf arkadaşım. Fikir aklıma gelmişti, işte şöyle bir senaryo var olur mu dedim, o da olur çekelim dedi. Ben bu senaryo aşamasında tek başıma güzel bir şey yapamayacağımı biliyordum. Senin görmediğin şeyi başkası görebiliyor, hatayı yakalıyor bir de ekiple çalışınca daha güzel şeyler çıkıyor ortaya. Biri ortaya bir fikir atıyor, sürekli fikir gelişiyor mesela… Biri başka bir şey diyor, sen bir şey diyorsun bir şekilde netleşiyor. 1-2 gün bir evde buluşup orada kaldık senaryo üzerinde çalıştık. En son bitirdik senaryoyu çekim aşamasına geldik.- Peki bir ödevin böyle TRT’de dereceye girmesi, Adana’da dereceye girmesi, dikkat çekmesi nasıl bir duygu? Sonuçta sizin elinizden çıkmış bir yapım?Güzel bir duygu, baya güzel… Şöyle, ben filmi yöneten olmama rağmen gerçekten filmi beğenmedim. Ama şaşırmadım da değil. Baya şaşırdım, beklemiyordum açıkçası. Şuan şaşkınlık ve sevinci bir arada yaşıyorum.Röportaj: Beyza BıyıkoğluFotoğraf: Didem Düz

18 OCA 2018

Medya ve Kültürel Çalışmalar Yüksek Lisans Programı ile nitelikli akademisyen ve uzmanlar yetişiyor

Medya ve Kültürel Çalışmalar Yüksek Lisans Programı, ülkemizdeki medya ve kültür çalışmalarına destek verirken; iletişim alanında nitelikli akademisyen ve uzmanlar yetiştirmeyi hedefliyor.Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör, Medya ve Kültürel Çalışmalar Yüksek Lisans Programı’nın henüz ikinci yılında olmasına rağmen kalitesi ve ciddiyetiyle akademik çevrelerin dikkatini çektiğini söyledi.Prof. Dr. Nazife Güngör, “Program kendi içerisinde interdisipliner bir yapıya sahip olan program, hem iletişim fakültesinin hem de başka üniversitelerin nitelikli ve alanda uzman akademik kadrolarından destek almaktadır” dedi.Program, mezunlarına geniş bir açılım sunuyorTürkiye’deki medya ve kültür çalışmalarına destek vermek ve alanda nitelikli akademisyen ve uzmanlar yetiştirmek amacıyla açılan programın mezunlarına geniş bir açılım sunduğunu belirten Prof. Dr. Nazife Güngör, “Programdan mezun olanlar iletişim fakültelerinin her alanında akademik kadro olanağı yakalayabiliyor. Diğer yandan programdan mezun olanlar aynı zamanda sosyal bilimlerin sosyoloji, antropoloji, tarih, siyaset bilimi vb. alanlarında da akademik kadro şansı yakalayabilmekte ve doktora programlarına devam edebilmekteler” açıklamasında bulundu.

17 OCA 2018

Nöropazarlama yüksek lisans programında uygulamalı eğitim Üsküdar Üniversitesinde

Bireylerin satın alma davranışlarını inceleyen nöropazarlama, ülkemizde yeni gelişen bir alan olarak dikkat çekiyor. Üsküdar Üniversitesinde iletişim, nörobilim, pazarlama ve psikoloji olmak üzere dört önemli temel üzerinde verilen Nöropazarlama Yüksek Lisans Programı’nda sektör deneyimine sahip uzmanlar da ders veriyor. Kuramsal dersler nöropazarlama laboratuvarında uygulamalı eğitimle pekiştiriliyor. Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Ensitüsü’ne bağlı gerçekleştirilen Nöropazarlama Yüksek Lisans Programı’na yeni kayıtlar devam ediyor.Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör, dünyada son birkaç yıldan beridir konuşulmakta ve uygulanmakta olan, Türkiye’de ise çok daha kısa bir geçmişi bulunan Nöropazarlama alanında ilk ve tek yüksek lisans eğitimini veren üniversite olduklarını söyledi.Alanında uzman isimler ders veriyorDördüncü yılına giren Nöropazarlama Yüksek Lisans Programı’nın ilk ve tek olmanın avantajını kaliteye dönüştürerek yoluna devam ettiğini ifade eden Prof. Dr. Nazife Güngör, “İletişim, nörobilim, pazarlama ve psikoloji gibi dört temel alan üzerine yapılandırılan Nöropazarlama Yüksek Lisans Programında, kendi alanlarında dünyada ve Türkiye’de tanınmış bilim insanları ve sektör deneyimine sahip uzmanlar ders vermektedir” diye konuştu.Nöropazarlama Laboratuvarında uygulamalı eğitimProgramda verilen kuramsal derslerin nöropazarlama laboratuvarında uygulamalı eğitimle pekiştirildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Nazife Güngör, “Son cihazlarla donatılmış Nöropazarlama Laboratuvarındaki çalışmalarıyla öğrencilerimiz Nöropazarlama literatüründeki yerlerini almaya başladılar bile. Üsküdar Üniversitesi Nöropazarlama Yüksek Lisans Programı bu alanda Türkiye’de ve hatta dünyada yeni bir çığır açacak potansiyele sahiptir. Türkiye’nin ilk nöropazarlama uzmanlarını yetiştirmekte olan programa ilgi giderek artıyor” dedi.Prof. Dr. Sinan Canan: “Nöropazarlama son yılların gözde alanı”Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan Canan ise nöropazarlamanın bireyin satın alma davranışları ile ilgili bazı gerçeklerin ortaya çıkartılmasını sağlaması sebebiyle özellikle son yıllarda çok gözde ve umut bağlanan bir araştırma alanı haline geldiğini belirtti.Karar alma mekanizması araştırılıyorGeleneksel sorgulama yöntemleri ile keşfedilmesi zor olan “karar alma mekanizması”nın nöropazarlama teknikleri ile anlaşılmasının mümkün olabildiğini belirten Prof. Dr. Canan, şunları söyledi:“Nöropazarlama ya da bir başka ilişkili alan olarak nöroekonomi, insanın ekonomik tercihlerinin, satın alma, beğenme veya beğenmeme gibi davranışlarının bilişsel temellerini ve sinirsel mekanizmalarını açıklamayla ilgilenen bir sinirbilim dalıdır. İnsanların tüketim davranışlarını ölçümlemenin birçok yolu zaten mevcuttur. Bunların büyük bir kısmı tüketicilerden çeşitli yollarla alınan beyanlara dayanır. Ancak bugün insanların birçok kararının, sözel olarak ifade edebildikleri bilinçli zihinlerinden ziyade, bilincin ulaşamadığı dürtüsel zihin bileşenleriyle alındığını biliyoruz. Bunların nasıl çalıştığını ve nasıl karar ürettiğini ise geleneksel sorgulama yöntemleri ile keşfetmek zor. Bu nedenle nöropazarlama ve sinirbilimsel ölçüm teknikleri, son yıllarda bu alanda en fazla tercih edilen araştırma teknikleri haline geldi.”

16 OCA 2018

Türkiye'nin ilk 'Yeni Medya ve Gazetecilik Yüksek Lisans Programı' Üsküdar'da

 Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde açılan Yeni Medya ve Gazetecilik Yüksek Lisans Programı, ilk öğrencileriyle eğitime başladı. Programların yürütücüsü Prof. Dr. Süleyman İrvan, Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü olarak sadece lisans düzeyinde değil, yüksek lisans düzeyinde de iddialı olduklarını söyledi. İrvan, gazeteciliğin büyük ölçüde internete kaydığı günümüzde, yeni medyanın olanaklarıyla donanmış medya profesyonellerine duyulan ihtiyacın giderek arttığını söyledi. Yüksek lisans programında iki temel hedef gözettiklerinİ belirten Prof. Dr. Süleyman İrvan, yeni medyanın gazetecilik üzerindeki etkilerini, akademik düzeyde inceleyecek akademik çalışmalara öncülük etmek istediklerini açıkladı.Yeni medyada gazetecilik yapacak olan medya profesyonelleri için cazip bir eğitim programı hazırladıklarını söyleyen İrvan, “Gazeteciliğin büyük ölçüde internete kaydığı günümüzde, yeni medyanın olanaklarıyla donanmış medya profesyonellerine duyulan ihtiyaç giderek artmaktadır. Programdan mezun olacak öğrenciler hem geleneksel gazetelerde ve gazetelerin internet versiyonlarında hem de doğrudan internet temelli medyada donanımlı profesyoneller olarak çalışabileceklerdir. Tezli programımız, yeni medya ve gazetecilik alanında ya da iletişim alanında akademik kariyer yapmak isteyenler için de cazip bir programdır” dedi.Yeni medya gazeteciliği olumlu yönde dönüştürme potansiyeline sahipYüksek lisans programlarını yürütecek güçlü bir akademik kadroya sahip olduklarının altını çizen İrvan, alana ilgi duyan adayları beklediklerini söyledi.Yeni medyayı, “Üretimi, programlanması ve depolanması konusunda bilgisayara veya mobil teknolojilere ihtiyaç duyan, dağıtımı ve gösterimi internet aracılığıyla gerçekleştirilen, etkileşim özelliğine sahip medya” olarak tanımlayan Prof. Dr. Süleyman İrvan, yeni medyanın gazeteciliği olumlu yönde dönüştürme potansiyeline sahip olduğunu vurguladı. Okurların daha iyi bilgilenmesine, farklı kaynaklardan beslenmesine ve içerik üretimine katkıda bulunmasına hizmet edilebilmesi için yeni medyanın özelliklerini iyi kullanabilen gazetecilere ihtiyaç duyulduğunu söyledi.Türkiye’de bu isimle açılan ilk yüksek lisans programıÜsküdar Üniversitesi Yeni Medya ve Gazetecilik Yüksek Lisans Programı, Türkiye’de bu isimle açılan ilk yüksek lisans programı olma özelliğini taşıyor. Program hakkında daha fazla bilgi almak isteyenler, Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü web sayfasını ziyaret edebilirler.Öğrenciler ise Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya ve Gazetecilik Yüksek Lisans Programı hakkında görüşlerini şu şekilde belirtti:Gizem Ülke: “Yeni açılan bir program olmasına rağmen gerek hocaların eğitim alanında göstermiş oldukları başarılar gerekse de derslerin işleniş biçimiyle başarılı olacağına inandığım bir program. Derslerde interaktif eğitimin bütün imkanları kullanılmakta ve dersler fazlasıyla verimli, yoğun ve dolu geçmektedir. Bu bölümde iletişim çalışmaları alanında iyi şeyler başarılacağına inanıyorum.”Özlem Önder: “Ben İstanbul Üniversitesi gazetecilik mezunuyum. Yeni medya, üzerine yoğunlaşmak ve literatüre yeni şeyler katmak istediğim bir alandı. O yüzden yeni medya alanında yüksek lisans yapmak istedim. Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya ve Gazetecilik alanındaki ilk yüksek lisans programını açtığında çok heyecanlandım. Yeni mezun olup, doğrudan istediğim alanda çalışmaya başlama imkânım olacaktı. Düşündüğüm gibi de oldu. Doğru bir tercih yaptığıma inanıyorum. Aldığımız derslerin güncelliği, derslerimize giren hocalarımızın bilgi ve birikimiyle çok şey öğreniyorum. Bölümümüz teorik ve teknik açıdan eğitim verirken aynı zamanda bizlerin entelektüel birikimi açısından çok çeşitli kitaplarla da eğitimimizi destekliyor.”Hakan Koluman: “Programın ilk öğrencilerinden biri olarak acaba aksaklıklar olabilir mi diye aklımdan geçirmiştim. Ancak her şeyin planlanmış ve sistemli olduğunu gördüğümde bu düşüncelerim dağıldı. Daha sonrasında seçmeli derslerin sayısının fazla olması ve bu derslere giren hocaların oldukça başarılı kişiler olmaları benim için oldukça sevindirici bir gelişme oldu. Şu ana kadar girdiğim tüm derslerden tam verim aldım ve hocalarımın yönlendirmesi sayesinde birikimimi arttırmaya devam ediyorum. Dönem boyunca en çok dikkat ettiğim şey ise, hocaların tamamının ders içerisinde olduğu kadar, ders dışı zamanlarda da kendilerine danışan öğrencilere vakit ayırması ve doğru yönlendirmesi oldu. Dönemi değerlendirdiğimde yaptığım tercihin son derece doğru olduğunu görüyorum.”

05 OCA 2018

Gerçekten Organik mi?

Organiğe dair merak edilen her şeyi Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Görevlisi, Milliyet Gazetesi Haber Araştırma Müdür Yardımcısı Gürkan Akgüneş, “Organik Gerçeği” isimli kitabında kaleme aldı. Akgüneş, organik ürün nasıl anlaşılır, sofradaki GDO, seradaki hormon tehlikesi, toprağı çoraklaştıran gübreler gibi bir çok konuyu mercek altına alıyor.Milliyet Gazetesi’nde bugüne kadar önemli kent ve çevre haberlerine imza atan, Milliyet Pazar’da ‘Bak Yeşil Yeşil’ adlı köşesinde ekoloji yazıları kaleme alan Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Görevlisi Gürkan Akgüneş, “Organik Gerçeği” isimli yeni kitabını okuyucusuyla buluşturdu. Yeni İnsan Yayınevinden çıkan kitapta Akgüneş, organiğe dair önemli başlıkları mercek altına alıyor.Öğünlerimiz artık doğal değil!Açlığa çare olarak lanse edilen “yeşil devrim”le endüstrileşerek pakete giren gıdaların doğallığını yitirdiğini vurgulayan Akgüneş, artık neredeyse her öğünde tarım ilaçları, kimyasal gübreler, katkı maddeleri, hormonlar, antibiyotikler ve Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) ile bulaşık ürünleri tükettiğimizin altını çiziyor.Tehlikenin ne kadar farkındayız?Soframıza gelen hemen hemen her üründe türlü hilelerle karşılaştığımıza dikkat çeken Gürkan Akgüneş, şu değerlendirmelerde bulundu: “Zeytini zehirli tekstil boyasıyla anar olduk, balı mısır şurubuyla. Çilek yerken ‘hormon’dan korkar hale geldik, bebek maması alırken GDO'dan. Her gün birilerinin daha kansere yakalandığını duyduğumuz bu günlerde herkes ne yiyip ne içtiği konusunda diken üstünde. Peki, tehlikenin ne kadar farkındayız? Hekimler bile artık, doğallığını kaybeden ürünler için kötü kalpli cadının Pamuk Prenses'e verdiği ‘zehirli elma’ benzetmesini yapıyorken, 'Cadı' nın tuzağına düşmemek için organik dünyanın kapılarını aralayalım dedik. Gıdanız ilacınız, ilacınız gıdanız olsun. Hipokrat'ın çağlar öncesi dile getirdiği bu söz, bu kitabı özetleyecek en doğru ifade olsa gerek.”Organiğe dair tüm soruların yanıtları, ekoloji kitaplığı serisinde okuyucusuyla buluşan “Organik Gerçeği” ile elinizin altında bulunuyor. 

02 OCA 2018

İletişim öğrencileri magazin haberciliğini uygulayarak işledi

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Medya ve İletişim Sistemleri bölümü öğrencileri,  Gazetecilik ve Haber dersinde uygulamalı olarak magazin haberciliğini önemli isimlerin katılımıyla işledi. “Magazin Gazeteciliği ve Röportaj” dersi kapsamında şarkıcı Betül Demir ve Milliyet Cadde Haber Müdürü Abdullah Malkoç katıldı.Medya ve İletişim Sistemleri bölümü 2. sınıf öğrenciler ilk röportajlarını Betül Demir ile yaptı.Keyifli geçen derste öğrenciler sordukları sorular ile Betül Demir’i zaman zaman sıkıştırsa da Demir, içten ve dürüst bir şekilde tüm sorulan yanıtladı.Yapılan röportajın ardından Milliyet Cadde Haber Müdürü Abdullah Malkoç da öğrencilere magazin haberciliği ile ilgili önemli bilgiler paylaştı.Malkoç, kariyerine bu alanda devam etmek isteyen öğrencilere meslekte kendilerini nelerin beklediğini anlattı.Gazetecilik ve Haber dersi öğretim görevlisi ve aynı zamanda Milliyet Gazetesi yazarı olan Gürkan Akgüneş’in dersi kapsamında öğrencilerle buluşan ikili sonrasında öğrencilerle hatıra fotoğrafı çektirdi.Dersin sonunda Akgüneş, yeni çıkan “Organik Gerçeği”  adlı kitabını Betül Demir’e, imzaladı.

29 ARA 2017

Ünlü çift Üsküdar Üniversitesinde öğrencilerle buluştu

Sevilen oyuncu Uraz Kaygılaroğlu ve sosyal medyada adından sıkça söz ettiren eşi Melis Kaygılaroğlu, Yeni Medya Kulübü tarafından gerçekleştirilen “sosyal medya sohbetleri” etkinliği kapsamında Nermin Tarhan konferans salonunda Üsküdar Üniversitesi öğrencileriyle bir araya geldi. Soru-cevap şeklinde ilerleyen söyleşide tanışma hikâyelerinden mesleğe başlama serüvenlerine kadar birçok soruyu cevaplayan konuklar, oyunculuğa ilgi duyan gençler için bazı püf noktalara değinmeyi de ihmal etmedi.“Kendimi fenomen olarak adlandırmam”Melis Kaygılaroğlu öğrencilerden gelen “Sosyal medya fenomeni olmak nasıl bir duygu?” sorusuna, “Eşimle tanışmadan önce de sosyal medyayı aynı oranda kullanıyordum. Her gün 2-3 paylaşımda bulunuyor ve sevdiğim insanların fotoğraflarına güzel yorumlar yazıyordum. Bir anda takipçi sayımın artışı önlenemez bir hal aldı. Bu durumdan oldukça memnunum ama yine de kendimi sosyal medya fenomeni olarak adlandıramam” dedi.“Kalbimi açıyorum”Sosyal medya paylaşımlarına eklediği ve beğeni toplayan yazılar hakkında ise, “Yazdığım şeylerin karşılığını bulduğumun farkındayım. İnsanlara kalbimi açıyorum ve onlar da bunu görüyor ya da hissediyor. Kitap yazmak tabi ki de çok istediğim bir şey ancak bunu edebiyatın hakkını vererek yapmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum.”Siber zorbalıkla karşılaşma tehlikesi varSosyal medyanın dezavantajlarına da değinilen söyleşide son günlerin en önemli konularından biri olan siber zorbalık da konuşuldu. Büyük bir takipçi kitlesine sahip olmanın kendilerini korkuttuğunu belirten konuklar, belki şu an değil ama birkaç nesil sonrası için çok korkutucu sonuçların doğabileceğini söylediler. Özellikle gençlerin hayatlarını sosyal medyaya göre şekillendirmelerinin ve hayal dünyasında yaşamalarının bunun bir kanıtı olduğunu belirttiler.“120 dakika komedi zor iş”Oyunculuk ve sektör hakkında bilgi sahibi olmak isteyen öğrencilerin sorularını cevaplandıran Uraz Kaygılaroğlu, son dizisi Klavye Delikanlıları’nın erken final yapmasıyla ilgili olarak, dizinin yapım aşamasındayken 90 dakika olması fikriyle bu işe başladıklarını, ancak 120 dakikaya çıkan sürede komedi yapmanın onları ve senaristleri zorladığını söyledi. Ayrıca özel kanalların dizilere çok fırsat vermediğini ve birkaç hafta içerisindeki reyting sonuçlarıyla dizilere final kararı aldırabildiklerini de sözlerine ekledi.“Uç karakterler benim en sevdiğim nokta”Bir öğrencinin, “Özellikle oynamak istediğin bir karakter var mı?”  sorusuna, “Uç karakterler benim en sevdiğim nokta. İyiyse çok iyi, kötüyse çok kötü bir karakter oynamak isterim. Mesela psikopat bir katili oynamak güzel olabilirdi” diye cevaplandırdı. Meslek hayatında başka işler de yapmak istediğini belirten Uraz Kaygılaroğlu, talk show yapmak gibi bir düşüncesi olduğunu, bu yüzden sunuculuk deneyimi edinmeye çalıştığını belirtti. “Orası bambaşka bir dünya. O dünyada başarısız olma gibi bir şansınız yok. Bu yüzden oyunculuktan vazgeçmek bile gerekebilir. Şöyle ki, bir dizinin başarısızlığında bir sürü insanın payı olabilir ancak tek başına yaptığın bir show’da büyük kazançların olabileceği gibi büyük kayıpların da olabilir” dedi.Söyleşinin ilerleyen bölümlerinde sosyal medyada en az onlar kadar ünlü olan çocukları hakkında hikâyeler anlatarak ve fotoğraflar paylaşarak ebeveyn olma içgüdüsü hakkında konuşma yapan çift, dinleyenlere keyifli anlar yaşattı.Etkinlik sonunda konuklara Yrd. Doç. Dr. Gül Esra Atalay tarafından plaket takdim edildi.   

27 ARA 2017

Radyo-Televizyon Yayıncılığının Geleceği ve RTÜK Üsküdar’da konuşuldu

Üsküdar Üniversitesinde “Radyo ve Televizyon yayıncılığının geleceği ve RTÜK” konuşuldu.“Radyo ve Televizyon Yayıncılığının Geleceği ve RTÜK” başlıklı program Üsküdar Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dursun Güleryüz moderatörlüğünde Nermin Tarhan Konferans salonunda yapıldı. Üniversite Kültürü Dersi kapsamındaki programa RTÜK Üst Kurul Üyesi Taha Yücel konuşmacı olarak katıldı.Rektör Tarhan ile TV yayınlarına ilişkin fikir alışverişinde bulunulduTaha Yücel ve beraberindekiler program öncesinde Rektör Prof. Dr. Nevzat Tarhan ile bir araya geldi. Yücel’i makamında kabul eden Tarhan, TV yayınları ve toplum üzerindeki etkilerine ilişkin bir süre fikir alışverişinde bulundu.“RTÜK demokratik, en refah ve içi dışı bir diyebileceğim bir kurumdur.”RTÜK’ün kuruluşunu ve ne olduğunu anlatan, anayasada yer aldığı için de anayasal bir kurum olduğunu belirten Yücel, RTÜK’ün bağımsızlık ve özerklik konusunda önemli rol oynadığını söyledi.“Demokratik olamayan ülkelerde RTÜK yoktur.”RTÜK’ün düzenleyici ve denetleyici bir kurum olduğunu belirten Yücel , “Ben düzenleme yönünü daha çok önemsiyorum. RTÜK’ün ne kadar daha çok cezalar ve yaptırımlar yaptığı yansıtılsa da düzenleme yönü daha kalıcıdır. Demokratik olamayan ülkelerde RTÜK yoktur.” Dedi.“İçerik kraldır deniliyor aslında izleyici kraldır demek daha doğrudur.”İçerik kaliteliyse, talep görüyorsa izleyiciye hitap ediyor, dokunuyor, izleyicinin beğenisini kazanıyorsa çok kritik bir üretim olduğunu ve yapılan yatırımın da kişiyi zarara uğratmayacağını ifade eden Yücel,  “İçerik kraldır deniliyor aslında izleyici kraldır demek daha doğrudur.” İfadelerini kullandı.İzleyici artık özgürleşiyorProgramın devamında konvansiyonel yayıncılığa, isteğe bağlı yayıncılığa ve yakınsama konusuna dikkat çeken Yücel, “Sonuç olarak artık izleyici özgürleşiyor izleyiciye teknolojik olarak bu imkânlar sunuluyor ve istediği zaman istediği yayını izliyor bu da geleneksel yayıncılığın kaliteli içerik üretemezse ve iyi bir şekilde ürünlerini satamazsa giderek etkisinin azalacağını gösteriyor” dedi.İnternet yayıncılığı dünyada tartışılıyorİnternet televizyonculuğuna da değinen Yücel, bu konuda düzenleme yapılıp yapılmaması için çalışılması gerektiğini, internet yayıncılığının nasıl olması gerektiğine kolayca cevap veremeyeceğini ama dünyada tartışılan bir konu olduğunun da altını çizdi.Katılımcıların sorularını da cevaplayan Taha Yücel’e Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema bölüm başkanı Doç. Dr. İsmail Arda Odabaşı teşekkür plaketi verdi.

21 ARA 2017

Reklamcılar Üsküdar Üniversitesi’nde

Üsküdar Üniversitesi’nde ikincisi bu yıl düzenlenen Brand Camp Marka ve Reklam Günleri etkinliğinde reklam sektörünün temsilcileri deneyimlerini öğrencilerle paylaştı.Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Reklam Tasarımı Bölümü ile Reklam ve Marka Kulübünün ortaklaşa düzenlediği Brand Camp Marka ve Reklam Günleri”nin ikincisi merkez yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonunda gerçekleştirildi. Etkinlikte Y&R Team Red Reklam Ajansı’ndan Can Yıldız ve Aycan Semizer, Koro reklam ajansı sahibi Mustafa Can,Project House Yaratıcı Yönetmeni Kağan Batır, Titrifikir Reklam ajansı kurucu ortağı Kerem Kanık deneyimlerini öğrencilerle paylaştılar. Etkinliğin son oturumunda ise GODE reklam ajansı sahibi Kaan Uskanlı ve ekibi, uygulamalı bir çalışma gerçekleştirdi.Prof. Dr. Nazife Güngör: “Sektörle işbirliğinin güzel bir örneği”Etkinliğin açılış konuşmasını yapan İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör, Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi olarak öğrencileri sektörle buluşturmanın önemine inandıklarını ve farklı etkinliklerle bunu gerçekleştirmeye çabaladıklarını söyledi. Bu yıl ikincisi yapılan Brand Camp ve Marka ve Reklamcılık Günleri’nin sektörle yaptıkları işbirliğinin güzel bir örneği olduğunun altını çizen Güngör, öğrencilerin bu tür etkinliklerden azami fayda sağlamaya çalışmaları gerektiğini ifade etti.“İşin püf noktası, reklam filmi için iyi bir hikaye bulmakta yatıyor” Brand Camp Marka ve Reklam Günleri etkinliğinin ilk konuşmacıları olan Team Red ajansından Can Yıldız ve Aycan, Team Red Ajansı’nın gerçekleştirdiği reklam filmleri ve stratejileri hakkında bilgiler verdiler. Temsil ettikleri kurumların kendi sektörlerinde ciddi bir rekabet içinde olduklarının altını çizen konuşmacılar, reklamcılıkta fark yaratan şeyin hikaye olduğunu vurguladılar. “Aslında işin özü reklam filmi için sağlam hikaye bulmakta yatıyor. Sen hikayeyi bul, kimi oynatırsan oynat, yeter ki hikayen güzel olsun” diyen Can Yıldız, öğrencilere şu tavsiyede bulundu:“Reklam sektöründe çalışmak istiyorsanız, sizi öne çıkaracak şey fikirdir. Reklamcılık stresli, emek isteyen, sadece para kazanmak için yapılacak bir iş değil, bu işi sevmeniz lazım.” Aycan Semizer de Vodafone GSM firması adına düzenledikleri, kadına yönelik şiddeti önlemeye yönelik olarak geliştirilmiş “kırmızı ışık” uygulamasını anlattı.Bir öğrencinin, “Reklam yazarı olmak istiyorum, bunun yetenekli olmakla ilgisi var mı?”Şeklindeki sorusunu cevaplandıran Can Yıldız, “Sürekli kendinizi geliştirmeli ve deneyimlemelisiniz, izlediğim reklamları ben yazsam nasıl yazardım diye deneyimleyerek başlayabilirsiniz. Pes etmemek gerekiyor. Kötü fikriniz olmadan, iyi bir fikriniz olamaz” dedi. Konuşmaların sonunda Reklam Tasarımı ve İletişimi Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Dinçer Atlı konuşmacılara plaket takdim etti.“Uygulayamadığınız tüm fikirler çöptür”Brand Camp Marka ve Reklam Günlerinin ikinci konuşmacısı Mustafa Can, on yıldır sektörde ajans başkanı olarak çalıştığını belirterek, reklamcı olmakla ilgili dikkat çekici noktalara değindi. Reklamcıların ana ihtiyacının fikir olduğunu söyleyen Can, yaratıcı bir zihin için kullanma kılavuzundan söz etti. Can’a göre, yaratıcı zihnin dört temel özelliği söz konusu: Eleştirel bakış; soru sormayı bilmek; öğrenmek, öğrenmek, öğrenmek; heyecan ve motivasyon.Konuşmasında fikirlerin uygulanabilir olmasının önemine değinen Can, “Uygulayamadığınız tüm fikirler çöptür” dedi ve Facebook örneğini anlattı. Fikir üretmede heyecanın öneminden de söz eden Can, “Kendinize daha anlamlı heyecanlar bulmalısınız. İnsanlarla tanışın, fikir üretirken o insanlara ihtiyacınız olacak” dedi. “Motivasyonunuz düştüğünde ne yapıyorsunuz” şeklindeki bir soruyu, “Birisiyle tanışıyorum, mesela terziye gidiyorum, onun hayat hikayesini ve işini nasıl yaptığını dinliyorum” diye cevaplayan Can, “İnsanlarla tanışın, onların hikayelerini dinleyin” dedi.Konuşma sonunda Reklam Tasarımı Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Özgül Dağlı tarafından Mustafa Can’a plaket verildi.ProjectHouse Yaratıcı Yönetmeni Kağan Batır, dijital reklamcılık konusunda detaylı bir sunum gerçekleştirdi ve ödül aldıkları reklam kampanyasının detaylarını öğrencilerle paylaştı.Titrifikir Reklam ajansı kurucu ortağı Kerem Kanık ise bir reklam ajansında işlerin nasıl yürüdüğünü anlattı. Reklam sektöründe müşteri bakış açısı ile reklam ajansı bakış açılarının farklılaşabildiğini belirten Kanık, bu süreçte müşteriye doğruları aktarırken ajansın danışman rolünün önemini vurguladı. Etkinliğin son oturumunda GODE reklam ajansı başkanı Kaan Uskanlı ve ekibi, DAIKIN’den gelen müşteri briefi doğrultusunda uygulamalı bir çalışma gerçekleştirdi.

20 ARA 2017

TV yayıncılığı ve rekabet Üsküdar’da konuşuldu

Üsküdar Üniversitesinde “Türkiye’de Dijitalleşme ve Yakınsama Bağlamında Televizyon Yayıncılığı ve Rekabet” konuşuldu. “Türkiye’de Dijitalleşme ve Yakınsama Bağlamında Televizyon Yayıncılığı ve Rekabet” başlıklı program Üsküdar Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dursun Güleryüz moderatörlüğünde Nermin Tarhan Konferans salonunda yapıldı. Üniversite Kültürü Dersi kapsamında Rekabet Kurumu 2. Başkanı Arslan Narin’in konuşmacı olarak katıldığı programda Narin ilk olarak “Rekabet Nedir? Neden İyidir?” başlıklı videoyu izletti.  Devletin rekabet ortamı sağlama görevi varDevletin piyasada rekabet ortamını sağlama görevi var, anayasa bunu devlete veriyor diyen Narin, “Kanunun temel amacı rekabetin korunmasını sağlamaktır. Bu kapsamda rekabetin Türkiye sınırları içerisinde mal ve hizmet piyasalarında faaliyet gösteren her türlü teşebbüs tamamen rekabet kurumunun kapsamı altındadır” ifadelerini kullandı. Narin, rekabet ihlallerine ilişkin de örnekler verdi.Amaç toplumsal refahın korunmasıRekabet hukukunun amacının rekabetin korunması hükümleriyle toplumsal refahın artışı ve tüketicinin korunmasının hedeflendiğini belirten Narin, rekabeti koruyarak hedefin iktisadi etkinliğini rekabetin korunması argümanlarıyla sağladıklarını söyledi.Hizmet ve cihaz yakınsaması yeni medyayı ortaya çıkardıArslan Narin, konuşmasının devamında Rekabet Kurumunun genel yayıncılık sektörünü neden incelediklerini anlattı ve yayıncılığın genel bakışını geleneksel telekomünikasyon ve yeni telekomünikasyon sektörünü karşılaştırdı. Bu kapsamdaki teknolojik yakınsama bağlamında altyapı, hizmet ve cihaz yakınmasının ortaya çıkmasıyla sonuç olarak yeni bir sektör olan yeni medyanın ortaya çıktığını ve bu sektör ile neler sunulduğunu söyledi.Televizyon yayıncılığı sektöründe rekabet açısından ön plana çıkan hususlara da dikkat çeken Narin, Türkiye’deki yayıncılık sektörünün iletim platformlarına vurgu yaparak şu değerlendirmelerde bulundu. Sayısal karasal yayına hala geçilemedi“Türkiye’de hala karasal analog yayınları var. Sayısal karasal yayıncılığa bir türlü geçilemedi Türkiye’de, bu birden fazla teşebbüs olmasına rağmen başarısızlıkla sonuçlandı. Dolayısıyla burada hala karasal analog yayıncılığı devam ediyor ve gelişme sağlanamıyor.”Türkiye’nin iletim ortamlarında ki dağılımını %81.10, Uydu .94, Karasal Analog %5.50, Kablo ve %1.46 IPTV oranlarında açıkladı.Sunumun devamında Türkiye’nin yayıncılık sektörünü; sırasıyla ödemeli platformlara erişim, açık televizyon yayıncılığı, ödemeli platform işletmeciliği, birincil içeriğe erişim başlıkları altında anlattı.Katılımcıların sorularını da yanıtlayan Arslan Narin’e Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör teşekkür plaketi verdi.

18 ARA 2017

Radyo D Üsküdar’da

Radyo D’nin sevilen programcıları Polat Labar, Sunny ve Sarı Şeker Sema Üsküdar Üniversitesi’ndeydi. Sabah yayınını Üsküdar Üniversitesi’nden gerçekleştiren radyocular, sonrasında Üsküdarlı öğrenciler söyleşti.Radyo D güne Üsküdar Üniversitesi’nden başladı.Polat Labar ‘Sabah Sabah’ isimli programını Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşkesi önünde konumlanan RADYO D canlı yayın aracından yaptı. Keyifle dinlenen programa Üsküdar Üniversitesi öğrencileri de konuk olarak katıldı.Daha sonra radyocular Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen söyleşiye katıldı.“Radyo D” yayıncıları Polat Labar, Sunny ve Sarı Şeker Sema öğrencilerden gelen soruları cevapladı.Radyocular öğrencilere meslek hakkında tavsiyelerde bulundu.Söyleşinin sonunda radyoculara plaket takdim edildi.

08 ARA 2017

Pop sanatçısı Emir Üsküdar Üniversitesi’nde

Sevilen pop sanatçısı Emir, Yeni Medya Kulübü’nün düzenlediği söyleşide sevenleriyle bir araya geldi. Sahneye ‘’Eline Düştüm’’ şarkısıyla giriş yapan sanatçı, sanat yaşamı hakkında bilgiler verdi.Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya Kulübü’nün düzenlediği söyleşi Nermin Tahran Konferans salonunda gerçekleşti. Yeni Medya Kulübü Başkanı Zehra Rümeysa Fidan’ın moderatörlüğünde gerçekleşen söyleşi, “Başarınızı neye borçlusunuz?” sorusuyla başladı. Sanatçı Emir, “Başarımı güzel şarkılara ve aynı zamanda güzel isimlerle çalışmama borçluyum” dedi. Herkesin ve kendisinin de hayran olduğu Tarkan’la, Ozan Çolakoğlu vasıtasıyla tanıştığını, bu yüzden şanslı olduğunu belirtti.“Önemli olan dış dünyada neler olduğu değil, iç dünyada neler olduğudur”Emir, “Mevsim Sonbahar şarkısını tanıdığımın vefatı üzerine yağmurlu bir mayıs günü karamsar duygularla yazdım. Önemli olan dış dünyada neler olduğu değil, içimizde neler olduğudur” dedi. “Şarkıyı sanki başkası yazmış gibi dinliyorum. O şarkıyı ben yazdığım için de aynı zamanda gurur duyuyorum” diyen şarkıcı Emir, yazdığı şarkıları önce arkadaşları başta olmak üzere kardeşine ve şirkette beraber çalıştığı kişilere dinlettiğini ifade etti.‘’Ben fotoğraf konusunda takıntılıyım…’’Söyleşi sırasında fotoğraf çekilirken, “Ben fotoğraf konusunda takıntılıyım da güzel çıksın aynı zamanda. Sosyal medya sohbetlerine benim gibi sosyal medyayla pek haşır neşir olmayan birini davet ettiğiniz için de çok teşekkür ederim’’ dedi. Söyleşide sempatik tavırlar sergileyen şarkıcı Emir, öğrencilerin sorularını içtenlikle cevapladı. Tarkan’la ilgili bir soru üzerine, Tarkan’ın kibirli, havalı ve ulaşılmaz biri olmadığını, çok mütevazı biri olduğunu belirtti.“Kaygılarla iş yapmıyorum”Şarkılarını yazarken, yeni şeyler denemeye çalıştığını ifade eden şarkıcı Emir, güzel işler yapmaya çalıştığını söyledi. “Bir kalıbın üstüne söz çalışıyorum, ben melodi istiyorum o melodi üstüne şarkı yazıyorum” diyen Emir, yaptığı şarkılardan örnekler verdi.“Psikoloji okumak istiyordum”Söyleşinin ilerleyen vakitlerinde öğrencileri şaşırtan bir açıklama yapan pop sanatçısı Emir, üniversiteye hazırlanırken psikoloji okumak istediğini, fakat matematikten sadece 4 net yapabildiğini açıkladı. Psikolojinin puanının yüksek olduğunu ve matematik sevmediği için kazanamadığını, bunun üzerine Radyo televizyon okumaya karar verdiğini söyledi. Okulunun ilk yıllarında staj yapmaya başladığını aktaran Emir, Yılan Hikâyesi ve Teke Tek gibi programlarda stajyer olarak çalıştığını, bir süre magazin muhabirliği de yaptığını ifade etti.“Ben değişmiyorum, karşımdakiler değişiyor”Şarkılarıyla tanınmaya başladıktan sonra arkadaşları ve yakın çevresine karşı tavırlarının değişip değişmediği şeklindeki soruya, aslında kendisinin değil karşısındaki insanların değiştiğini söyleyerek herkesi şaşırttı. “Kıskanılan bir tipim, Başak burcuyum, durmadan insanları ve kendimi eleştiririm” dedi. Sezen Aksu’ya da hayran olduğunu belirten Emir, Tarkan ve Sezen Aksu gibi sanatçılarla tanışma fırsatı bulduğu için kendisini çok şanslı hissettiğini söyledi.“Her şey para değil, düşük bütçeyle büyük işler yapılabilir”Şarkılarının kliplerini kardeşi ve Murat Küçük’le birlikte çektiklerini belirten sanatçı Emir, klip çekimini baştan sona kadar yakından takip ettiğini söyledi. “Maddiyat önemli ama asıl önemli olan fikir” diyen sanatçı, müzik camiasında yeni isimlerin duyulmasının önemli olduğunu ifade etti. Söz yazarlığına ‘’Bi Ağla’’ şarkısıyla başladığını dile getiren Emir, söz yazmayı çok sevdiğini, şarkılarını, içinden ne zaman gelirse o zaman yazdığını ifade etti.Emir'i seven iki lise öğrencisi de konuşma ve şarkılarını işaret dili ile aktardığı söyleşinin sonunda Yeni Medya Kulübü Başkanı Zehra Rümeysa Fidan sanatçıya plaket takdim etti. Kapanışı ‘’Mevsim Sonbahar’’ şarkısıyla yapan Emir, öğrencilerle özçekim de yaptı.

06 ARA 2017

‘Marka Konuşuyoruz’ un bu haftaki konuğu Neslihan Muradoğlu

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Reklam Tasarımı ve İletişimi Bölümü tarafından organize edilen “Marka Konuşuyoruz” etkinliğinin bu haftaki konuğu; 25 yıldır metin yazarlığı yapan Neslihan Muradoğlu’ydu. Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşke B Blok 302 numaralı derslikte gerçekleştirilen etkinliğe öğrencilerin katılımı oldukça yoğun oldu.Mesleki tecrübelerinden yola çıkarak sektörle ilgili önemli bilgiler veren yazar Neslihan Muradoğlu, İletişimci olmaya nasıl karar verdiğini, önüne çıkan engelleri, bu yollarda yaşadığı zorlukları, çok az para kazanarak çok değerli şeyler öğrendiğini, çalışma hayatının gerçekleriyle birlikte net bir şekilde gözler önüne serdi.

05 ARA 2017

Youtube fenomeni Aslı Kızmaz Üsküdar Üniversitesi’nde

Youtube fenomeni Aslı Kızmaz, Üsküdar Üniversitesi’nde düzenlenen “Sosyal Medya ve Pazarlama” başlıklı söyleşide dijital dünyayı gerçek dünyanın bir yansıması olarak tanımladı. Kızmaz, sosyal medyadaki paylaşımların kişinin kendisini en enerjik, en üretken hissettiği zamanlarda yapılması gerektiğini söyledi.Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya Kulübü’nün düzenlediği söyleşi Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda gerçekleşti. Aslı Kızmaz konuşmasına kendi eğitim hayatından başladı ve meslek hayatıyla devam etti. Kızmaz, eğitim hayatını anlatırken öğrencileri sık sık güldürdü. 9 Eylül Üniversitesinde Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü’nü bitirdikten sonra İngiltere’de Pazarlama İletişimi alanında eğitim aldığını söyleyen Kızmaz, ardından İstanbul’a döndüğünü ve farklı şirketlerin kurumsal iletişim departmanlarında çalışarak tecrübe kazandığını anlattı.“Dijital dünyayı seviyorum”Aslı Kızmaz konuşmasının önemli bir bölümünü sosyal medyaya ayırdı. Kızmaz, sosyal medyayı neden sevdiğini şu sözlerle ifade etti: “İstediğini yapabiliyorsun, herkesle eşit hakka sahipsin, çok özgürsün, televizyon veya radyoda olduğu gibi belli normlara uymak zorunda değilsin, tamamen kendin olarak oradasın ve vermek istediğin mesajı istediğin gibi verebiliyorsun.” Kızmaz, değişik işyerlerinde çalıştıktan sonra “kendi işinde çalışıp daha az para kazanma” kararı aldığını ve kendi ajansını kurduğunu ifade etti.“Dijital dünya hayatın ta kendisidir”İçerik üretimi konusunda çok soru alan Aslı Kızmaz, içerik üretiminde püf noktanın, bizi mutlu eden, yapmayı sevdiğimiz şeyleri yapmamız gerektiğini vurguladı. Doğallığı da çok önemli bir yere oturttu. Kızmaz, sosyal medyada içerik üretimi konusunda şunları söyledi: “Bunun bir formülü yok. Spesifik bir alana hizmet etmediğiniz müddetçe bunun bir formülü yok. Sizinle özdeşleşen içerikler üretmelisiniz. Ben enerjik olduğum anda üretirim. Dijital dünyayı hep Matrix’teki kırmızı hapı alanlar ve gerçek dünyayı mavi hapı alanlar sanıyorlar. Dijital hayat ile gerçek hayat birbirinin aynısıdır. Aslında gerçek hayatta da yaptığınız gibi; siz insanlara hayatınızın ne kadarını göstermek istiyorsanız dijital dünyada o kadarını gösterirsiniz. Ama sadece dijital dünya için bir şey yaparsanız, o dijital dünyada yer bulmaz. Çünkü dijital dünya hayatın ta kendisidir. Yani kendi hayatınızla, sizle birebir özdeşleşen içerikler üretmeniz lazım. Ben çok mutlu, çok enerjik, çok iyi hissettiğim anlarda bir şeyler paylaşmayı, içerik üretmeyi seviyorum.”“İki tip insan var: İyi insan ve kötü insan”Sosyal medya fenomeni Aslı Kızmaz, sosyal medya kullanımı konusunda bir filtresi olmadığını, insanların neyi nasıl anlayacağını çok umursamadığını, takipçi kazanıp kaybetme kaygısıyla paylaşımlar yapmadığını söyledi ve “Benim için iki tip insan vardır; iyi insan ve kötü insan. İnsanlar da beni böyle tanısın istiyorum” dedi.Soru cevaplarla sona eren söyleşinin sonunda Aslı Kızmaz’a Yeni Medya Kulübü adına Yrd. Doç. Dr. Gül Esra Atalay tarafından bir teşekkür plaketi verildi.

04 ARA 2017

Robot gazetecilik özgün habercilik için bir fırsat mı?

Üsküdar Üniversitesi Sağlık, Kültür ve Spor Direktörlüğü ile Yeni Medya Kulübü’nün düzenlediği gazetecilik atölyesi etkinliğinde konuşan Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Görevlisi Dr. Sarphan Uzunoğlu, internet gazeteciliğinde sıradan olunmaması gerektiğini söyledi.Haber odalarında görevler değişiyorÜsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşkesinde gerçekleştirilen söyleşide Sarphan Uzunoğlu konuşmasına tüm dünyada haber odalarının küçülmeye gittiğini, haber odalarında görevlerin değişmeye başladığını, yeni medya teknolojilerine bağlı olarak muhabir sayılarının azaltıldığını söyleyerek başladı.Ayağa giden gazeteciler iş yapacakUzunoğlu, yeni medya döneminde özgün haber üreten, etnografik bağlamda insanların ayağına giderek gözlem yapan, Yaşar Kemal’in Cumhuriyet’te yaptığı röportajlara benzer işler yapan gazetecilerin ayakta kalacağını söyledi. Robot gazeteciliğin birçok alanda başarılı işler yapabileceğini ancak asla gerçek gazetecilerin yerini alamayacağını savunan Dr. Sarphan Uzunoğlu, “robot gazeteciliği tehdit gibi görünüyorsa da aslında özgün habercilik üzerine yoğunlaşmak için bir fırsattır“ dedi.Habercilikte yeni ekonomi modellerine ihtiyaç varTürkiye’de gazeteciliğin kolay vazgeçilebilir bir hale geldiğini belirten Uzunoğlu, günümüzde bir gazetecinin temel bilgisayar programlarını bilmesi gerektiğini, bu programları bilmeyen bir gazetecinin haber odasında editör olarak görev yapmasının artık mümkün olmadığını söyledi. Haberin yaşayan bir olgu olduğunu ifade eden Uzunoğlu, haberle alakalı kısa videoların, fotoğraf karelerinin de olması gerektiğini vurguladı. Türkiye’de medyanın ekonomi modelinin yetersiz olmasından dolayı çoğu gazetecinin bu tür bir haberciliğe girişmediğini belirten Uzunoğlu, özgün bir haberin maliyetinin olacağını, bu yüzden yeni ekonomi modellerine gereksinim duyulduğunu belirtti.  Ajans haberciliğinden kurtulmak gerekiyorKonuşmasının sonunda dijital hikaye anlatmanın önemine değinen Uzunoğlu, “klasik anlamda 5N1K ile oluşturulan ajans haberciliğinden kurtulmamız gerekir“ dedi. Etkinliğin sonunda Yeni Medya ve Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan, konuşmacı Sarphan Uzunoğlu‘na bir plaket takdim etti.

30 KAS 2017

Halkla İlişkiler’in duayenleri öğrencilerle buluştu

Üsküdar Üniversitesi’nde düzenlenen sempozyumda Duayenler halkla ilişkileri anlattı.Halkla İlişkiler alanının duayen eğitimcileri ve sektörün önemli isimleri, Üsküdar Üniversitesi’nde düzenlenen Geçmişten Geleceğe Halkla İlişkiler Sempozyumu’nda mesleğin dününü, bugününü ve geleceğini anlattılar. Merkez Yerleşke ’de yer alan Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen Sempozyuma öğretim üyeleri ve çok sayıda öğrenci katıldı.Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Özge Uğurlu, sempozyumla halkla ilişkileri tartışma gündemine taşımayı hedeflediklerini söyledi. Halkla ilişkilerin imaj, itibar ve algının doğru yönetilmesi sürecini anlatan bir kavram olduğunu söyleyen Uğurlu, halkla ilişkiler mesleğini icra edecek öğrencilerin halkla ilişkiler felsefesinin bilincinde olması gerektiğini belirtti.İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör de açılışta yaptığı konuşmada akademik temelin önemine vurgu yaptı. “Çok iyi bir entelektüel temel oluşturmak için çokça okumanız gerekiyor” diyerek öğrencilere seslenen Prof. Güngör, “ürettiğiniz mal istediğiniz kadar kaliteli olsun, eğer reklamını ve tanıtımı yapmadığınız sürece bir işe yaramaz” dedi. Halkla ilişkiler eğitiminin araştırmalarla desteklenmesi gerektiğini belirten Prof. Güngör, “Fakülte olarak her yıl daha iyisini yapmak için çaba göstermeliyiz” dedi. Prof. Balta Peltekoğlu: “Halkla ilişkilere farklı isimler aramaktan vazgeçmeliyiz”Sempozyumda “Halkla ilişkileri anlamak” başlıklı bir konuşma yapan Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Filiz Balta Peltekoğlu, halkla ilişkilerin adlandırma ve anlamlandırma sorunu yaşadığını söyledi.Halkla ilişkilere algı yönetimi, itibar yönetimi gibi adlar verilmeye çalışıldığını ifade eden Peltekoğlu, dünyada bu meslek alanında bulunan 69 dernekten 64’ünün isminde halkla ilişkiler olduğunu, dolayısıyla mesleğe başka isimler vermeye çalışmaktan vazgeçilmesi gerektiğini belirtti. “Halkla ilişkiler, basın bülteni yazmak değildir, röportaj ayarlamak, imaj oluşturmak değildir, sadece etkinlik düzenlemek değildir” diyen Prof. Filiz Balta Peltekoğlu, halkla ilişkilerin kapsamının çok geniş olduğunu örneklerle anlattı.Konuşmasının sonunda yapılması gerekenleri de belirten Peltekoğlu, yenilikleri takip etmeliyiz, iletişim becerilerimizi geliştirmeliyiz, medyanın işleyişi hakkında bilgi sahibi olmalıyız, başka kültürleri anlamalı, etnosentrik olmamalıyız ve kütüphanemizi zenginleştirmeliyiz dedi.Prof. Otay Demir: “Halkla ilişkiler eğitiminde interdisipliner yaklaşım gerekli” Konuşmasında halkla ilişkiler eğitiminin nasıl olması gerektiği üzerinde duran Maltepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Filiz Otay Demir, halkla ilişkiler eğitimini başka alanlarla desteklemek gerektiğini, iyi bir halkla ilişkilercinin sosyoloji, psikoloji, uluslararası ilişkiler, pazarlama bilmesinin önemli olduğunu, bütün bunlar harmanlandığında ortaya iyi bir sonuç çıkacağını ifade etti ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Mümkünse yandal yapın, çift anadal yapın, o da olmuyorsa seçimlik derslerinizi başka alanlardan seçerek kendinizi geliştirin.”Prof. Ülger: “Sosyal medyayı iyi analiz etmeliyiz”Konuşmasını halkla ilişkiler ve sosyal medya üzerine inşa eden Yeditepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Billur Ülger, bugün dünya nüfusunun yarısının internet erişimine sahip olduğunu, yüzde 37’sinin sosyal medya kullandığını, yüzde 66’sının cep telefonu kullanıcısı olduğunu ifade etti.Türkiye’de oranların dünya ortalamasının çok üstünde olduğunu söyleyen Ülger, nüfusun yüzde 52’sinin sosyal medya kullanıcısı olduğunu belirtti.Türkiye’deki sosyal medya kullanıcılarının günde üç saatlerini sosyal medyada geçirdiklerinin altını çizen Prof. Ülger, sosyal medyayı anlamadan halkla ilişkilerde başarılı olmanın mümkün olmadığını, insanların medya kullanım alışkanlıklarının değiştiğini söyledi. İdeal bir sosyal medya kampanyasının etkileşimci, zorlamaya dayanmayan, bilgiyi olabildiğince paylaşan ve inandırıcı olması gerektiğini belirten Prof. Billur Ülger, konuşmasını başarılı bir sosyal medya kampanyası hakkında bilgi vererek tamamladı.Uygulamada halkla ilişkiler Senem Çapa Marketing Communications Başkanı Senem Çapa ve Ajans Koordinatörü Esil Sönmez, birlikte yaptıkları sunumda halkla ilişkilerin sektörel boyutunu değerlendirdiler. Özellikle müşterilerinden aldıkları briefleri nasıl halkla ilişkiler uygulamalarına dönüştürdüklerini anlatan Çapa ve Sönmez,ajansın yürüttüğü halkla ilişkiler faaliyetlerinden örnekler verdiler.

06 KAS 2017

“Milli Sinema” 100 yıllık sinema tarihimize ışık tutuyor

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo TV ve Sinema Bölüm Başkanı Doç. Dr. İsmail Arda Odabaşı’nın “Milli Sinema – Osmanlı’da Sinema Hayatı ve Yerli Üretime Geçiş” isimli yeni kitabı raflardaki yerini aldı. Dergâh Yayınları’ndan çıkan kitapta Osmanlı döneminde İstanbul’daki sinema hayatı, ilk yerli filmlerin üretim ve gösterimi, Osmanlı’da sinema salonları ve sinema seyircisi konu ediliyor. Doç. Dr. İsmail Arda Odabaşı tarafından kaleme alınan “Milli Sinema – Osmanlı’da Sinema Hayatı ve Yerli Üretime Geçiş” okuyucuyla buluştu.Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo TV ve Sinema Bölüm Başkanı Doç.Dr. İsmail Arda Odabaşı, 2017 yılının Türk sinemasının ilk kurmaca filmlerinin yüzüncü yıldönümü olduğunu söyledi.Sinema arkeolojisi1917’de Sedat Simavi’nin yönettiği “Casus ve Pençe” gibi dramatik filmler ile “Bican Efendi” gibi komedi filmlerinin Osmanlı yazarlarınca yerli veya milli sinemacılığın başlangıcı sayıldığını belirten İsmail Arda Odabaşı, bir sinema arkeolojisi görüntüsü veren kitabında, Türk sinemasının ilk kurmaca filmlerini, bu filmlerin üretim ve gösterim süreçlerini mercek altına aldı.Sinema, Osmanlı’da kitle eğlencesiydi“Milli Sinema – Osmanlı’da Sinema Hayatı ve Yerli Üretime Geçiş” isimli kitap, bir yandan geleneksel sinema tarihi anlatılarını ve yerleşik kalıpları sorgularken, bu süreç hakkındaki yanlışları birincil kaynaklara dayanarak düzeltiyor. Kitap sinemanın daha Osmanlı döneminde sıradan insanın kitle eğlencesi haline geldiğini, 1917-1918’de kayda değer büyüklükte bir seyirci kitlesi bulunduğunu belgeliyor. I. Dünya Savaşı’nın Türkiye’de sinema için bir dönüm noktası sayılabileceğini ortaya koyuyor.Osmanlı dönemi sinema hayatı anlatılıyorİlk müstehcen film konusunun, sinemacılığın gelişiminde İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin rolünün, Ayastefanos filminin sinema tarihimizdeki gerçek yerinin tartışıldığı eser, Osmanlı dönemi İstanbul’undaki sinema hayatını zengin bir kaynakçaya yaslanarak resmediyor. Türk sinemasında yerli üretime I. Dünya Savaşı sırasında geçilmesinin bir tesadüf olmadığının altını çizerken, Osmanlıların, gerçek dünyaları yıkılırken kurmaca dünyalarını inşa etmeye koyuluşlarının öyküsünü anlatıyor.

27 EKI 2017

Yeni akademik yılın açılış dersi Sağlık Bakanı Dr. Ahmet Demircan’dan

Üsküdar Üniversitesi 2017-2018 Akademik Yılı, Sağlık Bakanı Dr. Ahmet Demircan’ın da katıldığı bir törenle başladı. Sağlık Bakanı Dr. Ahmet Demircan, “açılış dersi”nde bilgi üretmenin önemine işaret ederek “Bilgiye hakimseniz, bilgi üretebiliiyorsanız, bilgiyi teknolojiye dönüştürüyorsanız elbette ki gücü elde edersiniz” diye konuştu. Bakan Demircan öğle yemeğini de öğrencilerle birlikte sıraya girerek tabldottan yedi.Üsküdar Üniversitesi Altunizade Yerleşkesi Nermin Tarhan Konferans Salonunda düzenlenen 2017-2018 Akademik Yılı Açılış Töreni’ne Sağlık Bakanı Dr. Ahmet Demircan, Üsküdar Üniversitesi Mütevelli Heyeti Üyesi, ASDER Onursal Başkanı ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı E. General Adnan Tanrıverdi, İstanbul Valisi Vasip Şahin, Üsküdar Kaymakamı Murat Sefa Demiryürek, İstanbul İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Aile ve Sosyal Politikalar İstanbul İl Müdürü Selim Çelenk, Üsküdar Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı A. Furkan Tarhan ve üyeleri katıldı.Prof.Dr. Nevzat Tarhan: “Dünya standartlarında eğitimle bilim insanı yetiştirmeyi hedefliyoruz” Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Nevzat Tarhan, törenin açılış konuşmasında üniversite olarak dünya standartlarında eğitim verme idealiyle 700 öğrenci ile çıktıkları yolda bugün 16 bin öğrenciyle üst düzey kalitede eğitim imkanı sunduklarını söyledi. Öğrencilerini alanlarında çığır açacak buluşlara sahip bilim insanları olmaları için teşvik ettiklerini ifade eden Prof.Dr. Tarhan, bugüne kadar 7 bin 500 öğrenciyi mezun ettiklerini kaydetti. 4 fakülte, bir sağlık hizmetleri meslek yüksek okulu, 5 enstitüde 35 lisans, 56 önlisans, 30 yüksek lisans ve 5 doktora programına sahip olduklarını ifade eden Tarhan, 200’e yakın Erasmus anlaşması ile psikoloji alanında en fazla Erasmus anlaşması olan üniversite olduklarının altını çizdi.Proje Kültürü ve Pozitif Psikoloji’yi önemsiyoruz350’yi aşkın akademik kadroyla öğrencilerini tam donanımlı yetiştirmeyi hedeflerken aynı zamanda ailesine ve topluma yararlı, yüksek değerlere sahip iyi birer insan olmaları hedefiyle çalıştıklarını kaydeden Tarhan, öğrencilerinin gelecek hedeflerini belirlemeleri ve bunu öğrenmeleri için Proje Kültürü dersini zorunlu tuttuklarını söyledi.Öğrencilerimiz fikirlerini ürüne dönüştürmeliÜniversite olarak Pozitif Psikoloji’ye önem verdiklerini de kaydeden Tarhan, AR-GE çalışmalarını da önemsediklerini ve öğrencilerinin üniversite yıllarında tecrübe kazanmaları adına geçtiğimiz yıl Brain Park Kuluçka Merkezi’ni de faaliyete geçirdiklerini, fikirlerin ticari ürüne dönüşmesine katkıda bulunduklarını ifade etti.Prof. Dr. Tarhan, şunları söyledi: “Öğrencilerimize proje kültürü ve girişimciliği öğreterek bu anlamda öğrencilerimizin bir kimliği olmasını istiyoruz. Girişimciik alanında ve proje kültüründe yetiştirmek gençlere heyecan katıyor ve daha araştırma odaklı oluyorlar. Bu nedenle müfredatımıza Pozitif psikoloji ve Proje Kültürü dersi koyduk. Üniversite sadece meslek edindiren bir kurum değildir.  Meslek edindirmenin yanı sıra AR-GE’ye yani bilginin ürüne dönüşmesini de önemsiyoruz. Örneğin Türkiye’de ilk yerli enzimi üretecek projemiz bulunuyor. Bu çalışmaların artmasını ve gençlerin de bu çalışmaların içinde olmasını istiyoruz.”İyi işler takdir edilmeliProf. Dr. Nevzat Tarhan, iyi yapılan işlerin teşvik için övülmesi gerektiğini belirterek “YÖK bu sene fakültelerini birincilikle kazanan öğrencilere kutlama belgesi verdi. Biz de senatomuzda bu belgeleri öğrencilerimize takdim ettik. Bu gibi çalışmaların teşvik edici olduğunu ve artması gerektiğini düşünüyorum. İyi davranış ve çabaların övülmesi gerekiyor” dedi.Davranış Bilimleri ve Sağlık alanında uzmanlaşmış bir üniversite olduklarının altını çizen Tarhan, “Yeni bölümlere öncelik veriyoruz. Ortez protez, ergoterapi ve dil konuşma gibi yeni alanlarda istihdam olanağı var. O nedenle aldığınız eğitimin fırsatını kaçırmayın, aldığınız eğitimden iyi faydalanın” tavsiyesinde bulundu.Törene katılımından dolayı Sağlık Bakanı Dr Ahmet Demircan’a da teşekkür eden Prof. Dr. Tarhan, “Sağlık Bakanımız bugün bize katıldı. Bize enerji güç ve motivasyon verdi, açılış dersi bize önemli bir katkı olacak. Yeni akademik yılın tekrar hayırlı olmasını diliyorum” dedi.Sağlık Bakanı Demircan’dan ilk dersSağlık Bakanı Dr. Ahmet Demircan da törende akademik yılın ilk dersini verdi. Türkiye’nin konumu gereği çok pahalı bir coğrafyada bulunduğunu belirten Demircan, tıp öğrencisi olduğu 1970’li yıllarda Sultan Abdülhamit’in yazdığı hatıratı okuduğunu söyledi.Bilgiye hakimseniz gücü elde edersinizSultan Abdülhamid’in hatıratında “Ne yapalım ki atalarımız çadırlarını sırtlanların yolu üzerine kurmuş” dediğini belirten Dr. Ahmet Demircan, şunları söyledi:“Bu cümle beni çok etkilemişti ben de bunun üzerine şöyle bir fikri metafor oluşturuyordum: Osmanlı bu coğrafyayı sırtlanlardan koruyan bir aslandı ama koruyamadı ömrü vefa etmedi, Osmanlı tarih sahnesinden çekilirken bu aslanın yavrusu Türkiye Cumhuriyeti doğdu, elbette onun üzerine gelecekler. Onlar biliyorlar ki aslanın yavrusu büyüyünce aslan olacak, oluyor da. Onu bildikleri için uğraşıyorlar ama biz bu coğrafyanın kıymetini bilen özgür yaşamayı bilen, onun diyetini ödeyen bir milletin torunlarıyız, çocuklarıyız. Bu sadece fiziki bir mücadeleyle olmuyor.  Bu mücadelenin önemli ayaklarından biri ki gücü temin edecek en önemli unsur bilgi. Bilgiye hakimseniz bilgi üretebiliiyorsanız bilgiyi teknolojiye dönüştürüyorsanız elbette ki gücü elde edersiniz.”Bakan Demircan: “Bilgiye bilgi katmalıyız!”Bu coğrafyada atalarımızın büyük medeniyetler inşa ettiğini belirten Bakan Demircan, “Biz bu büyüklüğün faturasını ödüyoruz. Çaresi için zihin yormamız lazım. Bir dönem bilgi ile akıl ile çok iyi işler yapan bu coğrafyayı inşa eden insanlar, bir dönem ayağı takılmış. Ayağı takıldığı yer sendeleyip sıkıntı yaşadığımız yer, bilgi üretiminden kopmak sorgulayıcı akılla aramızda sıkıntı doğması. Bilgi üretimini tekrar yakalamalıyız. Bilgiyi elde etmekten daha öte bir şey söylemeye çalışıyorum. Var olan bilgiye ulaşırsınız öğrenirsiniz elbette ama bilgiye bilgi katmanın görevimiz olduğunu unutmayalım. Bu noktada değilsek daima arkadan gideriz. Bu coğrafyanın parlayan yıldızı, umudu mazlumlara umut vaad eden Türkiye  siz gençlersiniz. Bu coğrafyanın umudusunuz. Bilgi üretecek insanların hizmetine sunacaksınız biz gençleri bu noktada bulmak görmek istiyoruz. Eğer biz bunu yakalayamaz başaramazsak etrafta bu konuda zaafa uğrayan örnekleri görüyoruz. Parça parça ediliyorlar, birbirine düşürülüyorlar” diye konuştu.Türkiye’nin sağlıkta üretim yapmasını hedefliyoruzÜlkemizde üniversite olmayan şehrimiz kalmadığını vurgulaan Dr. Ahmet Demircan, bunun büyük bir sorumluluğu da beraberinde getirdiğini ve yeni akademisyenler yetiştirmenin üniversitelerin gelişimi için önemli olduğunu söyledi. Dr. Ahmet Demircan, bakanlık olarak gerçekleştirdikleri çalışmalara da değinerek Türkiye’nin sağlıkta üretim yapması, dışarı açılması, kaliteyi yükseltmesi ve sürdürülebilir olmasını hedeflediklerinin altını çizdi.Profesörlük cübbeleri takdim edildiTörende ayrıca Akademik Yükseliş Unvan Takdim Töreni gerçekleştirildi. Doçentlik ve Profesörlük Unvanı alan akademisyenlere törenle cübbeleri giydirildi. Törende Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Abulfaz Süleymanov ve Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı’ya profesörlük cübbeleri İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof.Dr Mithat Baydur tarafından takdim edildi.Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr Haydar Sur, Üsküdar Üniversitesi Odyoloji Bölüm Başkanı Prof.Dr. Muhammed Kürşat Yelken ve Prof. Dr. Nurper Ülküer’e cübbelerini giydirdi.Prof. Dr. Mehmet Zekai Pekkafalı, Prof.Dr. Murat Kalemoğlu ve Prof.Dr. Tuğrul Akın’a ise profesörlük cübbelerini Üsküdar Üniversitesi SHMYO Müdürü Prof. Dr. Şefik Dursun tarafından takdim edildi. Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Elif Erhan ise Prof.Dr. Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü Müdür Yardımcısı Prof.Dr. Osman Nuri Küçük’e cübbesini giydirdi.Törenin sonunda Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Sağlık Bakanı Dr. Ahmet Demircan’a Hisseden Adam Heykeli ve çini tabak hediye etti.Sıraya girdi öğrencilerle tabldot yemek yediBakan Demircan, öğle yemeğini de öğrencilerle birlikte sıraya girerek tabldotta yemeğini yedi. Bakan Demircan’a Rektör Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve beraberindekiler de eşlik etti.Üsküdar Üniversitesi Televizyonu tarafından da canlı olarak yayınlanan törenin ardından Bakan Dr. Ahmet Demircan ve beraberindekiler, Üsküdar Üniversitesi Klinik Farmakogenetik, İleri Toksikoloji ve Deney Hayvanları Laboratuvarlarını gezerek çalışmalar hakkında yetkililerden bilgi verdi.

27 EKI 2017

İnternet gazeteciliği ve haber doğrulama paneli büyük ilgi gördü

Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü tarafından düzenlenen "İnternet Gazeteciliği ve Haber Doğrulama" etkinliği Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonunda gerçekleştirildi. Yeni Medya ve Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan moderatörlüğünde yapılan etkinliğin konukları dogrulukpayi.com Kurucusu Baybars Örsek ve teyit.org Editörü Gülin Çavuş'tu. Toplantının açılış konuşması yapan Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör; "Haber yapmak önemli ama yapılan haberin doğruluğu daha önemli. O yüzden doğru haber yapmaya ve haberinize sağlam, güvenilir kaynak bulmaya çalışın." dedi.“Gazetecilerin yapması gereken doğrulamayı yapıyoruz”Baybars Örsek, Doğruluk Payı sitesinin siyasetçilerin iddia ve beyanlarını kontrol ve doğrulama amacı güttüğünü ve bu amacı gerçekleştirirken aslında gazetecilerin yapmaları gereken “bilgi doğrulama” (fact checking)  pratiğini hayata geçirdiklerini anlattı. Örsek, TBMM’deki 300 milletvekilinin twitter kullanıcısı olduğunu ve dogrulukpayı.com’un  bu hesapları takip ettiğini ve gerektiğinde açıklamaları kontrol ettiğini belirtti. Doğruluk Payı sitesi çalışmaya başladıktan sonra siyasetçilerin daha dikkatli olmaya başladıklarını kaydeden Örsek, bugüne kadar yaptıkları değerlendirlemelerin yanlış olduğunu söyleyen bir siyasetçinin çıkmadığını, hatta kendilerine teşekkür eden siyasetçilerin olduğunu belirtti. Bu konuda milletvekili danışmanlarına eğitim de verdiklerini kaydeden Örsek, konuşma metinlerini hazırlarken doğru bilgi kullanmalarının önemli olduğunu danışmanlara anlattıklarını belirtti. “Bizim derdimiz, toplumun doğru bilgilendirilmesidir” diyen Örsek demokratik karar alma süreçleri açısından doğru bilgiye duyulan ihtiyacın giderek arttığını ifade etti.“Yanlış haberler en çok kriz anlarında yayılıyor”Gülin Çavuş ise teyit.org sitesinin doğruluk payı’ndan farklı olarak haberlerle sosyal medyada dolaşıma giren çeşitli içeriklerin doğrulamasını yaptıklarını anlattı. Çavuş, özellikle kriz anlarında yanlış bilgi ve haberlerin çok hızlı bir şekilde yayıldığını ve bu dönemlerde doğrulamanın öneminin arttığını söyledi. Bir içeriği doğrulama analizine almak için aciliyet, viral olma ve önemlilikten oluşan üç kriteri dikkate aldıklarını anlatan Gülin Çavuş, içeriğin yanlış olduğunu ortaya koymak için en az iki kanıt aradıklarını belirtti. Konuşmasında yalan haber konusuna değinen Gülin Çavuş, “biz yalan haber ifadesini kullanmıyoruz, yanlış ya da eksik haber diyoruz, çünkü çoğu durumda gazetecinin bilerek yalan haber ürettiği iddiasında değiliz” dedi.Prof. Dr. Süleyman İrvan da katkı olarak kriz anlarında insanların her tür habere inanma eşiğinin düştüğüne ilişkin araştırmalar olduğunu söyledi.“Girişimci olun”Yeni Medya ve Gazetecilik öğrencilerinin sorularını yanıtlayan konuklar genç iletişimcilere boş zamanlarında farklı alanlardaki kuruluşlarda staj yaparak deneyim kazanmalarını, mutlaka yabancı dil öğrenmelerini ve medya alanında dünyadaki yenilikleri takip ederek girişimcilik yanlarını geliştirmelerini tavsiye ettiler.

26 EKI 2017

Birinciler Üsküdar Üniversitesi Senatosunda

Üsküdar Üniversitesi Senatosu, 2017-2018 öğretim yılında Üsküdar Üniversitesindeki fakültelerini birincilik ile kazanan öğrencilere YÖK’ten gelen kutlama belgelerinin takdim etti. Birinciler; Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Adli Bilimler Bölümü öğrencisi Umut Kend&