Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi - Haberler

11 KAS 2019

Dr. Öğr. Üyesi Burcu Gürbüz Almanya’da seminer verdi

Üsküdar Üniversitesi, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Dr. Öğr. Üyesi Burcu Gürbüz, Almanya’da bulunan Johannes Gutenberg-Mainz Üniversitesi (Johannes Gutenberg-Universität Mainz)'nde “SIR salgın modellerinin çözümü için sayısal bir yaklaşım” konulu seminer verdi.Yaptığı çalışmalar hakkında bilgiler paylaştıDr. Öğr. Üyesi Burcu Gürbüz, Johannes Gutenberg-Mainz Üniversitesinin teklifi üzerine Post-Doctoral Research Associate (Doktora Sonrası Araştırmacı) olarak geçici görev yaptığı Matematik Enstitüsü'nde “SIR salgın modellerinin çözümü için sayısal bir yaklaşım” başlığı altında, yaptığı çalışmalara dair önemli paylaşımlarda bulundu.“Nümerik çözümlerinin hastalık dinamiklerinin anlaşılmasında oldukça önemli”Matematik Enstitüsünde görev alan öğretim üyeleri, doktora öğrencileri ve akademisyenlerin katılımcı olarak yer aldığı seminer yoğun ilgi gördü. Gürbüz, epidemik modellerin nümerik çözümlerinin hastalık dinamiklerinin anlaşılmasında oldukça önemli olduğunu vurguladı.Gürbüz, seminer sonrasında katılımcıların sorularını da yanıtladı.

09 KAS 2019

Dijital paralar hakkında bilginiz yoksa dikkat!

Türkiye'nin dört bir yanından yüzlerce kişiyi sanal para bitcoin borsasında dolandıran “Bitcoin Safiye” lakaplı kadın broker Safiye G. Y. ile gündeme gelen dijital para, şifreli ve dijital bir para birimi. Uzmanlar, 2008 yılında Satoshi Nakamoto takma adlı kişi veya grup tarafından yayınlanan bir dokümanla hayatımıza giren Bitcoin’i, merkezi bir kuruluşa bağlı olmayan açık kaynaklı, şifreli ve dijital bir para birimi olarak tanımlanıyor. Uzmanlar, “kişilerin kendi kontrolünde olmayan ve güvenilirliği tam olarak test edilmemiş yatırım araçlarına başvurmamaları gerekiyor” uyarısında bulunuyor. Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü ve Adli Bilimler Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serhat Özekes, Bitcoin’in ülkemizde popüler bir yatırım aracına dönüştüğünü ancak dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.Prof. Dr. Serhat Özekes, BTC kısaltması ile gösterilebilen Bitcoin’in herhangi bir kurum ya da kuruluşa bağlı olmayan ve herkesin kullanımına açık bir teknoloji olduğunu belirterek “Bitcoin transfer işlemlerini içeren dijital küresel hesap defterine Blokzincir adı veriliyor. Kişiler sahip oldukları Bitcoinleri, Bitcoin cüzdanı adı verilen programlar sayesinde kolaylıkla kullanabiliyor. BTC istendiği zaman Türk Lirası, Amerikan Doları, Euro veya diğer para birimlerine takas edilebiliyor” dedi.Yatırım aracı olarak dijital para kullanırken dikkat edin!Aydın'da kendisini ekonomist ve broker olarak tanıtarak Bitcoin dolandırıcılığı yapan ve Bursa’da yakalanan Bitcoin Safiye olarak adlandırılan Safiye G. Y. ile gündeme gelen dolandırıcılık olayını da değerlendiren Prof. Dr. Serhat Özekes, şu uyarılarda bulundu:“Bu vakada hemşireden, polise çeşitli meslek gruplarından 40 kişi, Safiye. G. Y.’yi ekonomist-broker olarak benimseyip yüksek kazanç vaatlerine inanarak toplamda 600 Bitcoin karşılığı 30 milyon lira dolandırılmış. Bu olay bize Bitcoin’in ülkemizde ne kadar popüler bir yatırım aracına dönüştüğünü gösteriyor. Fakat dijital paralar hakkında yeterli bilgiye sahip olmayan kişilerin, yatırımlarını gözleri kapalı bir şekilde bir aracıya emanet etmeleri ve içinde ne olduğunu bilmedikleri kapalı bir kutudan çıkacak sonucu beklemeleri ciddi risk taşıyor. Ülkemizde gerçekleşen benzer dolandırıcılık olayları da göz önüne alındığında, kişilerin kendi kontrolünde olmayan ve güvenilirliği tam olarak test edilmemiş yatırım araçlarına başvurmamaları gerekiyor.”Bitcoin henüz gelişimini tamamlamadı Bitcoin’in henüz gelişimini tamamlamadığını ve insanlık tarihinin sadece son 10 yılında var olan deneysel bir para birimi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Serhat Özekes, “Bitcoin hakkındaki bilgi birikimi arttıkça daha güvenli bir yatırım aracı haline gelebilir. TÜBİTAK aracılığıyla bir Blokzincir teknolojik araştırma laboratuvarının kurulması ve 2020 Yılı Cumhurbaşkanlığı yıllık programında Blokzincir tabanlı dijital merkez bankası parasının uygulamaya konma çalışmalarının planlandığı haberleri toplumun dijital para birimleri konusunda bilinçlendirilmesi doğrultusunda önemli gelişmelerdir. Ayrıca şifreli dijital para alım-satım yapan şirketlerin kanunlarla denetlenerek, bireylerin hukuki güvenliğinin sağlanması sayesinde güven ortamı oluşacağından Bitcoin Safiye olayındaki gibi dolandırıcıların toplumu kandırması önlenebilir” dedi. Bitcoin neden değerli? Veri madenciliği ve yapay zeka konusunda çalışmalar yürüten Prof. Dr. Serhat Özekes Bitcoin sisteminin toplam 21 milyon Bitcoin üretilebilecek şekilde tasarlandığını belirtit. Prof. Dr. Serhat Özekes, “Kasım 2019 itibariyle 18 milyon adet ile tüm Bitcoin’lerin %85’i üretilmiş olup piyasa değeri 165 milyon dolar civarındadır. Alt yapısında SHA-256 özet (hash) fonksiyonu kullanıldığından ve yüksek performanslı bilgisayarlar kullanan Bitcoin madencileri (Bitcoin miners) tarafından üretilecek yeni Bitcoin’lerin daha önce üretilmemiş bir özet değerine ulaşması gerektiği için, her yeni Bitcoin bloğunun üretilmesi işlemi giderek zorlaşmaktadır. Günde 1800 adet olan Bitcoin üretiminin giderek zorlaştığı da düşünüldüğünde, son Bitcoin’in 2140 yılında üretileceği tahmin ediliyor. İlk ve en çok kullanılan şifreli para birimi Bitcoin olsa da 2300’ü aşkın şifreli para birimi bulunuyor. Şifreli para birimlerinin toplam piyasa değeri 245 milyon dolar civarında” dedi.Kimlik bilgileri gizli kaldığı için tercih ediliyor İnternet üzerinde Bitcoin kullanılarak yapılan alışverişlerde kullanıcı kimlik bilgilerinin gizli kalması konusuna da değinen Prof. Dr. Serhat Özekes, “Kimlik bilgilerinin gizli kalması ve takip edilmesinin zorluğu gibi nedenlerle, internet ortamının büyük bir bölümünü oluşturan ve internetin karanlık tarafını ifade eden darkweb ortamındaki yasa dışı alışverişlerde çoğunlukla Bitcoin kullanılıyor. Bunun yanında artan hacmi ile yatırım aracı olarak görülen Bitcoin’in saklanması için kullanılan online cüzdanlar, mobil cüzdanlar, çevrim dışı cüzdanlar, fiziksel cüzdanlar ve kâğıt cüzdanların yanında Bitcoin borsaları, kolay kullanımları nedeniyle yatırımcılar tarafından çoğu zaman tercih ediliyor. Bitcoin borsasında da Bitcoin fiyatı diğer geleneksel para birimlerinin etkilenebileceği faktörlere bağlı olarak dalgalanabilir” dedi. 

06 KAS 2019

Kendi cilt sorununa çözüm ararken yeni bir marka ortaya çıkardı!

Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik (İngilizce) Bölüm Başkan Yardımcısı Dr. Öğretim Üyesi Shirin Tarbiat, kendi girişimiyle geliştirdiği cilt bakım serisi ile dikkat çekiyor. Dr. Shirin’s markası ile oluşturulan cilt bakım kremi ve peeling tozu ile doğal kozmetik ürün kategorisine yeni bir marka ile katıldı.Bir akademisyen olarak kendi cildinde yaşadığı sorunlara çözüm bulmak için iki yılı aşkın süre boyunca yaptığı çalışmaların ardından elde ettiği ürünleri Dr. Shirin’s markası altında toplayan Dr. Öğretim Üyesi Shirin Tarbiat, oluşturduğu doğal cilt bakım serisi ürünleri geliştirmeye devam ediyor.İlk etapta cilt bakım kreminin formülünü oluşturan Dr. Öğretim Üyesi Shirin Tarbiat çalışmaları hakkında şunları söyledi:Tamamen organik malzemelerden üretildi…“Dr. Shirin’s doğal cilt bakımı serisi, tamamen organik malzemelerden üretilen bir seridir. Aslında ilk başta kendi cilt problemime çözüm bulmak için başladığım çalışmalar beni bu noktaya getirdi. Benim gibi alerjik ve hassas cilt problemine sahip kadınların doğal bileşenli ürünlerle sağlıklı bir cilde kavuşmalarını istiyorum. Alınan olumlu sonuçlarla birlikte cilt bakım kategorisinde yeni ürünler geliştirmeye devam edeceğiz.”“Saf, doğal ve güvenilir ürün sunmayı hedefliyoruz”Dr. Shirin’s markasının temel prensibi ve dayanağının dürüstlük ve doğruluk olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Shirin Tarbiat, “Bir ürünün cilt sağlığınıza iyi gelmesinin yanı sıra aynı zamanda güvenilir bir ürün olması çok önemli. Dr. Shirin’s markasının vizyonu sadece güzelliğe odaklanmak değil, saf, doğal ve güvenilir ürün sunmaktadır. Ürünlerin yapımında hiçbir kimyasal madde yer almamaktadır. Bu hassasiyetimizle ürün içeriklerini web sitemizde ve ürün etiketlerinin üzerinde paylaşıyoruz. Şu anda iki ürünümüz bulunuyor, biri cilt bakım kremi diğeri de peeling tozu…” dedi.Dr. Shirin’s Peeling Tozu; İçeriğinde, kayısı çekirdeği kabuğu, nar yağı, deniz tuzu, pirinç unu, mısır nişastası bulunan Dr. Shirin’s  Peeling Tozu cildi tahriş etmeden pürüzsüz ve parlak bir cilt görünümü sağlamaktadır.Dr. Shirin’s Yaşlanma Karşıtı Yüz Bakım Kremi; İçerdiği 7 doğal avokado, zeytin, Hint, üzüm çekirdeği, limon kabuğu, Shea ve Hindistan cevizi yağları ile birlikte kuru ve yıpranmış ciltleri yenileme özelliği taşımaktadır. Paraben ve silikon içermeyen ürünler gündüz ve gece kullanımı ile cildi yeniler, bakımını sağlamaktadır.

01 KAS 2019

Üsküdar Üniversitesinden yeni uygulama

Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi son sınıf öğrencisi Mustafa Mert Topuz, bitirme projesi olarak doğal kaynaklarının korunması, kâğıt kullanımının azaltılması, kâğıt tasarrufunun sağlanması amacına yönelik QR kod destekli uygulama geliştirdi.  Yazılımın ilk uygulaması Türkçe ve İngilizce olmak üzere Nermin Tarhan Konferans Salonunda iki oturumda gerçekleştirildi.Üsküdar Üniversitesi öğrencisinden çevre bilincine destekÜsküdar Üniversitesi birinci sınıf öğrencilerinin, birinci sınıf müfredatında bulunan Üniversite Kültürü dersine katılımları ve derse dair raporlarını QR kod desteği ile oluşturup gönderebildiği uygulama doğal kaynakların korunması, kâğıt kullanımının azaltılması için bilinç oluşturmayı hedefliyor.Öğrencilere Kahoot testiMühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi son sınıf öğrencisi Mustafa Mert Topuz’un geliştirdiği yazılımın ilk uygulaması Türkçe ve İngilizce olmak üzere Nermin Tarhan Konferans Salonunda iki oturumda yapıldı. Oturumun tamamlanması ardından öğrencilere Kahoot testi yapıldı.Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman Çerezci, Kahoot testi sonunda dereceye giren öğrencilere ödüllerini takdim etti.

01 KAS 2019

Üsküdarlı öğrencinin geliştirdiği 3D yazıcının teslim töreni gerçekleşti

Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi 4’üncü sınıf öğrencisi Ahmet Faruk Şenormancı’nın geliştirdiği 3D yazıcı makinesinin Sağlık Bilimleri Fakültesine teslim töreni gerçekleştirildi.Merkez Yerleşke Kanlıca Toplantı Salonunda gerçekleştirilen teslim törenine Rektör Vekili Prof. Dr. Mehmet Zelka, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman Çerezci, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şefik Dursun, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Biyomühendislik Bölümü Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Tuba Sevimoğlu ve akademisyenler katıldı.Törene katılanlar başarılarından dolayı Ahmet Faruk Şenormancı ve Biyomühendislik Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Tuba Sevimoğlu’nu tebrik etti.Program toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.

22 EKI 2019

Biyomühendislik 1’inci sınıf öğrencileri kahvaltıda buluştu

Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyomühendislik Bölümü 1’inci sınıf öğrencileri tanışma kahvaltısında bir araya geldi.Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşke Fuaye Alanı’nda gerçekleşen organizasyona Mühendislik ve Doğa Bilimleri Dekanı Prof. Dr. Osman Çerezci başta olmak üzere Mühendislik ve Doğa Bilimleri Dekan Yardımcısı ve Biyomühendislik Bölümü Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Tuba Sevimoğlu, Dr. Öğr. Üyesi Fatma Gizem Avcı, Dr. Öğr. Üyesi Zihni Onur Çalışkaner ve Ar. Gör. Ecem Kaplan da katıldı.Biyomühendislik bölümü 1’inci sınıf öğrencilerine yönelik düzenlenen kahvaltıda öğrencilere dekan ve bölüm hocaları ile tanışma ve birbirleri ile yakından iletişim kurma fırsatı sunuldu.Organizasyonda aynı zamanda bölüm akademisyenleri tarafından öğrencilerin merak ettikleri sorular da cevaplandı.

09 EKI 2019

2019-2020 akademik yılı oryantasyon programları sona erdi

Üsküdar Üniversitesinin 2019-2020 akademik yılında Üsküdar Üniversitesini kazanan öğrencilere yönelik, akademik ve idari kadronun katılımıyla gerçekleştirdiği oryantasyon programları sona erdi. 5 gün süren programlarda üniversitenin tüm işleyişi ve çalışmaları hakkında öğrencilere bilgi verildi.Merkez Yerleşke Nermin Tarhan konferans salonu ve Çarşı Yerleşke Emirnebi Konferans salonunda gerçekleşen programlarda Tıp, İletişim, İnsan ve Toplum Bilimleri, Mühendislik ve Doğa Bilimleri, Sağlık Bilimleri Fakülteleri ile Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu, Hazırlık Okulu ve Uluslararası Ofis eğitim görevlileri öğrencileri her yönüyle bilgilendirdi.Oryantasyon programlarında ayrıca Kurumsal İletişim, Öğrenci İşleri, Bilgi Teknolojileri, Sağlık Kültür ve Spor, Kütüphane Dokümantasyon Direktörlüğü, Kariyer Merkezi Direktörlüğü ile Uluslararası İlişkiler Direktörlüğü de öğrencilerle tanışarak birimlerini tanıttı.

02 EKI 2019

Üsküdarlı öğrenciler kanserin izini sürüyor…

Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü 4’üncü sınıf öğrencisi Orhun Karakuş’un “CD27’nin Olası Etkisinin İncelenmesi Gastrik Kanserinde Genel Polimorfizm olası etkisinin araştırılması” çalışması Haliç Üniversitesinde gerçekleşen 7’nci Uluslararası Moleküler Tıp Kongresinde poster olarak sunuldu.Karakuş’un çalışması İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Aziz Sancar Deneysel Tıp Araştırma Enstitüsü Moleküler Tıp Anabilim Dalı ve Üsküdar Üniversitesi işbirliği ile gerçekleştirildi. İstanbul Üniversitesi Tıp fakültesi Aziz Sancar Deneysel Tıp Araştırma Enstitüsü Moleküler Tıp ABD Başkanı Prof. Dr. İlhan Yaylım danışmanlığında yapıldı.Çalışma aynı zamanda TÜBİTAK 2209 A programı Bilim İnsanı Destekleme Daire başkanlığı tarafından da desteklendi.“Mide kanseri hastaları çalışmaya dâhil edildi”Çalışmada, genlerin neden olduğu hastalıkların teşhisini kolaylaştıran ve bunlara tanı koyulmasını sağlayan genetik polimorfizm ile CD27 geninin sahip olduğu mutasyonların mide kanseri üzerindeki etkilerin araştırılması üzerine polimorfizm çalışmaları yapıldı.CD27 SNP'lerinden biri olan rs2267966'i ilk kez dünyada mide kanserli hastalarda ve Türk popülasyonunda araştırıldığı çalışmada İstanbul Eğitim Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği dalı tarafından tanısı koyulmuş 22 Kadın 45 erkek olmak üzere 67 mide kanseri hastası incelendi.Kontrol grubu olarak ise 49 kadın, 54 erkek olmak üzere toplam 103 sağlıklı gönüllü birey çalışmaya dâhil edildi.Projenin sonuçları, "Yaş parametrelerine göre yapılan değerlendirme sonucunda hasta ve kontrol gurubu içerisinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Mide kanserli nod metastası olan 59 hastanın %42.4 yani 25 kişi CD27 geninde AT genotipi taşırken nod metastası olmayan 8 hastanın AT genotipini hiç taşımadığı gözlemlendi. Bu bulgu istastiksel olarak anlamlıdır. Her ne kadar CD27 genotipi risk anlamında hasta ve kontrol grunu arasında her hangi bir genotipsel (genetiksel) farklılık göstermese de, AT genotipinin özellikle pozitif nod metastası (N+) olan hastalar negatif nod metastası (N-) olanlara göre istatiksiksel olarak anlamlıdır. Bu nedenle hasta grubuda belkide CD27'nin genotip durumu hastalığın ilerleyişi ile alakalı bir parametre olarak yer alabileceği ön görülmektedir." şeklinde açıklandı.

17 EYL 2019

Dr. Öğr. Üyesi Hasan Çiçek Macaristan’daki konferansa katıldı

Üsküdar Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Hasan Çiçek Macaristan’ın Budapeşte şehrinde düzenlenen Fifth International Mediterranean Congress on Natural Sciences, Health Sciences and Engineering -MENSEC 5 konferansına katıldı.Konferansta oturum başkanlığı da yapan Çiçek, “The Malfunctions in Supply Chain Management causes the remarkable reduction in companys profil”  konulu makalesini de sözlü olarak sundu. Dr. Öğr. Üyesi Hasan Çiçek, konferansta Üsküdar Üniversitesi hakkında da katılımcılara bilgi verdi.Öte yandan konferansa Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Görevlisi Ayşe Özçetin Şenöz de katılarak makalesini sözlü olarak sundu.

04 EYL 2019

Doç. Dr. Türker Tekin Ergüzel Yapay Zekâ ve Gelecek vizyonunu anlattı

Üsküdar Üniversitesi Yazılım Mühendisliği Bölüm Başkanı Doç. Dr. Türker Tekin Ergüzel, Beşiktaş İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından “Öğretmeni ile Güçlü Okul Projesi” kapsamında düzenlenen konferansa konuşmacı olarak katıldı. Doç. Dr. Türker Tekin Ergüzel konuşmasında yapay zekâ teknolojileri ve gelecek vizyonu konularında önemli bilgiler verdi.İstanbul Kabataş Erkek Lisesi konferans salonunda gerçekleşen programda Ergüzel, Beşiktaş İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde görevli öğretmenlere yönelik “Yapay Zekâ ve Gelecek Vizyonu” başlığında konferans verdi.Konferansa öğretmenlerin ilgisi yoğun oldu.Doç. Dr. Türker Tekin Ergüzel konferansın sonunda öğretmenlerin sorularını da cevapladı.

26 AĞU 2019

Gene göre spor ile süper çocuklar yetiştirmek mümkün

Daha çok kanser tedavilerinde gündeme gelen genetik testler, gençlerin başarılı olabileceği spor dallarını belirlemede de kullanılıyor. Üsküdar Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğrt. Gör. Genetik Uzmanı Doç. Dr. Korkut Ulucan, erken yaşta yapılacak analizlerle sporcuların önemli başarılar elde edebileceğini söylüyor.Tıp dünyasının insan genom projesini tamamlamasından sonra genlere bakılarak yapılan tedaviler, en çok kanser alanında kullanılmaya başladı. Tümörün genetik haritasının çıkarılması ile gelişen immünoterapilerle kanser tedavisinde önemli başarılar elde edildi. Ancak genetik bilgiden sadece kanser tedavisinde değil hayatın tüm alanlarında faydalanılıyor.Genler, “süper sporcuların” yetiştirilmesinde de kılavuz oluyor.Üsküdar Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğrt. Gör.Genetik Uzmanı Doç. Dr. Korkut Ulucan öncülüğünde Ulusal Spor Genom Projesi’nde, genç sporcuların genetiğine bakılarak uygun antreman modelleri, beslenme ve psikolojik destek yönetimleri oluşturulmaya çalışılıyor. Proje kapsamında bir gen havuzu oluşturulduğunu ve yaklaşık 2000 sporcunun genetik materyalinin toplandığını söyleyen Doç. Dr. Ulucan, “Hedef uluslararası başarılara imza atan sporcular yetişmesine destek olmak” dedi.GERÇEK DOPİNG GENLERDE GİZLİKişinin birçok özelliğinin genetik yapısında gizli olduğunu söyleyen Doç. Dr. Ulucan “Kaslarımızın çalışma şeklinden kasılmalarına, oksijen tüketimlerinden ortam değişikliklerine adaptasyonları genlerin kontrolünde oluyor. Günümüzde genlerdeki bu değişiklikleri belirleyebiliyoruz. Bu farklılıklara bakılarak bir kişinin ne tarz bir fiziksel aktiviteye yatkın olabileceği belirleniyor. Kişinin özelliklerine göre de bireysel antreman programları ile sporcu performansları geliştirilebiliyor. Amacımız, gençleri bir spor dalına yönlendirmek değil, ilgi duydukları spor dalında hangi alanda daha başarılı olabileceklerini belirlemek. Mesela atletizme ilgi duyuyorsa, maratonda mı yoksa kısa mesafe koşuda mı daha başarılı olabileceğini tespit edebiliyoruz. Amaç, dopingsiz, sürdürülebilir başarılara ulaşmak. Hep şunu söylüyoruz gerçek doping genlerinizde gizli. Başka bir maddeye gerek yok. Eğer biz sporculara genetik, biyokimyasal açıdan ve fizyolojik açıdan güzel yaklaşım yapmayı bilirsek dopingsiz süper sporcular yetiştirebiliriz” diye anlattı.16 GEN BÖLGESİ ARAŞTIRILIYORGenç sporcu adaylarının genetik testlerinin Marmara Üniversitesi ve Üsküdar Üniversitesi’ndeki laboratuvarlarda yapıldığını anlatan Doç. Dr. Ulucan, “Ulusal Spor Genom Projesi için bir çekirdek gen grubu belirledik. 15-16 gen bölgesine bakıp bireyler hakkında sonuç elde edebiliyoruz. Bunu istersek 100 tane gene de bakıp yapabiliriz. Şu anda sakatlığa yatkınlıklarına, atletik performanslarına ve psikolojik durumlarına etki eden genleri okuyoruz. Benim asıl isteğim bunu federasyonlarla ortak geliştirmek. Birkaç pilot konu belirleyip genetik haritalamayı olimpik sporculara, bizim U 15, U 14 sporcularımıza uygulayarak pilot çalışma yapmak. Zaten bu çalışmanın çıktıları ele alındığında fark ortaya çıkacak, bütün takımlar bunu uygulayacak. Bilim bu yöne doğru gidiyor” dedi.İngiliz olimpik sporcuların ve Barcelona, Almanya ve Polonya’nın bu testleri yaptıklarını anlatan Doç. Dr. Ulucan, genetik testlerin etkinliğinin en çarpıcı örneğinin Mısır millî futbol takımında yaşandığını söyleyerek; “Mısır futbol millî takımı 2015’te tüm futbolcuların beslenme ve atletik performans genlerine baktırdı ve Mısır 30 yıl aradan sonra dünya kupasına katıldı” dedi.ÇOCUĞUNU SPORA YÖNLENDİREN AİLELERE REHBERGenetik testler çocuğunu spora yönlendiren ve bu şekilde eğitim bursu kazanması için çaba gösteren aileler için de rehber. Olimpik sporcular yetiştirebilmek için federasyonların bu konuya el atmasını isteyen Doç. Dr. Korkut Ulucan, “Bütün kabiliyetlerimiz genlerde gizli. Hastalıklara yatkınlık, zayıf ve güçlü yönlerimiz DNA’mızda... Son yıllardaki bilimsel gelişmeler, genetik materyalleri okuyarak sağlığı yönlendirmek üzerine kuruluyor” dedi.HER YAŞIN EGZERSİZİ VARHer yaşta egzersiz tavsiye edildiğini hatırlatan Doç. Dr. Korkut Ulucan, “Şunu unutmamak gerekir ki, egzersiz ilaçtır. Özellikle damar sisteminin iyi çalışması için metabolizmaya uygun egzersiz yapılmalıdır. Egzersiz kalpte ve beyinde plak birikimini engeller ve zararlı maddeleri temizler. O yüzden egzersiz yapanların Alzheimer’a yakalanma riskleri daha düşüktür. Ayrıca egzersiz, mutluluk hormonu olarak da bilinen endorfin salgılanmasını sağlayarak sağlık verir. Her yaşın, her hastalığın egzersizi var. Yatalaksanız bile uzmanların tavsiye ettiği ezgzersizi yapmak zorundasınız” dedi.Egzersizin uzman tavsiyesi ile yapılması gerektiğine dikkat çeken Doç. Dr. Ulucan özellikle ileri yaşta bunun çok önemli olduğunu belirterek, aşırı egzersizin zararlı olduğunu belirtti. Her dönemde yapılacak egzersizin farklı olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Ulucan, “İleri yaşta en iyi egzersiz yürüyüştür. Diğer sporları yapmak isteyenlerin öncelikle aile hekimlerine giderek sağlık kontrollerini yaptırmaları ve onların izin verdiği ağırlıkta spor yapmaları daha faydalıdır. Ezbere yapılan ağır sporlar ileri yaşta kalp krizi riskini artırır” dedi.ŞİŞMANLIĞIN TEMELİNDE DE GENETİK YATIYORObezitenin gelişiminde çevresel faktörlerin yanında genetik altyapının da çok önemli etkisinin olduğunu söyleyen Doç. Dr. Korkut Ulucan, “İki kişi aynı yaşta, kilosu her şeyi aynı. Aynı egzersizi yapıyor, aynı şeyleri yiyip içiyor, biri kilo verebiliyor diğeri veremiyor. İşte burada kişinin gen yapısı devreye giriyor. Bizi birbirimizden farklı kılan binde birlik genom farkıdır. Bizler laboratuvarda bu binde birlik farkları analiz edip, ona göre “sen şunu şu kadar yersen senin için daha iyi olabilir” tavsiyesinde bulunuyoruz. Bizim yaptığımız genetik testler, kişinin dışarıdan aldıklarından bağımsız olarak olaya karşı verdiği cevabı gösteriyor. Mesela, kafeini metabolize eden geni analiz edip kişiye gün içinde kaç gram kafein tüketebileceğinin tavsiyesini yapabiliyoruz. Bu genetik bilgiye sahip olmak neyi engeller? Taşikardi, yüksek tansiyon gibi problemlerin ortaya çıkışını, genç bireylerse gebelikteki düşük riskini engeller” dedi.METABOLİZMAYI HIZLANDIRALIM AMA NE KADAR?Son yıllarda “metabolizmayı hızlandırmak”la alakalı birçok tavsiye duyuyoruz. Beslenme uzmanları spor hocaları sağlığın, kilo vermenin ve daha fit görünmenin formülünün metabolizmayı hızlandıran davranışlardan geçtiğini savunuyorlar. Peki metabolizmayı hızlandırmanın bir sınırı var mı? Doç. Dr. Korkut Ulucan, her yaşın metabolizma hızının farklı olması gerektiğini söylüyor. Aşırı sporla metabolizmayı hızlandırmaya çalışmanın tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini hatırlatan Doç. Dr. Ulucan, “25 yaşındaki bir insanın metabolizma hızı ile 55 yaşındaki bir insanın metabolizma hızı bir değil. Benim en çok karşı çıktığım olay, herkese ‘metabolizma hızını hızlandırın’ tavsiyesi yapılması. Hayır, belli bir yaşta metabolizmanın yavaşlaması lazım. Metabolizmanın yavaşlaması birçok hastalığın yayılmasını engelliyor” diyor.ANİ KALP ÖLÜMLERİ DE ÖNLENEBİLİRGenetik testler sayesinde genç yaştaki sporcu ölümlerinin önüne geçebileceğini belirten Doç. Dr. Korkut Ulucan, “Ailesel formları olan kalp-damar hastalıkları önceden tahmin edilebilir, tedbirleri daha belirtiler başlamadan alınabilir. Özellikle profesyonel sporcular hayatlarında sadece bir defa yaptırabilecekleri genetik testlerle herhangi bir hastalığa yatkın olup olmadıklarını öğrenebilirler” dedi.Ziyneti Kocabıyık​TÜRKİYE GAZETESİ​​​

29 TEM 2019

Sporcuların atletik performansını gaita nakli artabilir mi?

Son yıllarda önemi anlaşılan, birçok hastalığın tedavisi konusunda umut veren ve “mikrobiyata” olarak adlandırılan bağırsakta bulunan mikroorganizmalar, aktif sporcuların performansını artırmada etkili olabilir mi?  Spor genetiği alanında çalışmalar yapan uzmanlar, gaita naklinin sporcuların performansını artırmada etkili olabileceğini belirtiyor. Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Korkut Ulucan, önemi son yıllarda anlaşılan mikrobiyatanın (bağırsaklarda bulunan mikroorganizmalar) aktif sporcuların performansını artırmasına yönelik çalışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Son 4-5 yılda önem kazanan mikrobiyotanın (bağırsakta bulunan mikroorganizmalar) birçok hastalığın tedavisine umut verdiğini belirten Doç. Dr. Korkut Ulucan, “Birçok hastalığın tedavisinde fekal transplantasyonların nakli hızla gelişiyor ve ilerliyor. Sadece bağırsak sorunlarına karşı değil, obeziteden metabolik sendroma, birçok psikiyatrik hastalıkların tedavisinde uygulamalar hastalıkların semptomlarının giderilmesinde güzel sonuçlar veriyor” dedi.Dışkı nakli ile ümit vaat ediyor Yapılan çalışmalarda etkinliği kanıtlanan gaita naklinin aktif sporcularda işe yarayabileceğinin akıllara geldiğini belirten Doç. Dr. Korkut Ulucan, “Bağırsağımızda yaklaşık 100 trilyon bakterinin yaşadığı tahmin ediliyor. Bu bakteriler bizler için bazı büyük molekülleri parçalarken bizlere hormon gibi, vitamin gibi metabolizmamız için gerekli kimyasal moleküller sentez ediyor. Yani bir çeşit mutual yaşam söz konusu. Bu bakterilerin 500- 1000 farklı tür olabileceği ve genetik çeşitlilik olarak bizden çok daha fazla farklılık gösterdiği biliniyor. Mikrobiyota konusunda bir dolu çalışma yapıldı ve bu konu daha da bilim dünyasını meşgul edecek gibi gözüküyor. Özellikle sağlıklı bireyler ile hasta bireylerin mikrobiyota farkı, fekal mikrobiyota transplantasyonunu yani kabaca dışkı naklini gündeme getirdi ve ümit vaat eden sonuçlar elde edildi” diye konuştu.Fekal mikrobiyota atletik performansı artırmak için yapılabilirAtletik performans ve mikrobiyota ilişkisine ilişkin çalışmaların da gündeme geldiğini belirten Doç. Dr. Korkut Ulucan, mikrobiyatanın egzersiz için önemli olduğunu kaydederek “Atletik performans konusunda da güzel çalışmalar yapılıyor ve alanında daha başarılı sporcuların mikrobiyota analizleri gerçekleştirildiğinde toplumun genelinden daha farklı olduğu gözlemleniyor. Son yapılan çalışmalarda her ne kadar iki farklı kişinin mikrobiyatası aynı olmasa da sporcularda birbirine çok yakın olduğu gözlemlenmiş. Mikrobiyotayı oluşturan bakterilerden Veillonella’nın başarılı sporcularda daha fazla bulunduğunu analiz edilmiş. Bu bakteriyi denek hayvanlara aktardıklarında deneklerin performansının daha arttığını gözlemlemişler. Bu bakterinin egzersiz sonucunda oluşan laktatı tekrar metabolizmaya sokarak farelerin daha fazla enerji sağlamasına yol açtığı gözlenmiş. Bu çalışma gösteriyor ki mikrobiyota egzersiz için önemli” dedi.Sorulara çalışmalar yanıt verecekDoç. Dr. Korkut Ulucan, “Tabi akla birçok soru geliyor; acaba egzersizin sonucu olarak bu bakterilerin florada sayısı mı artıyor, yoksa bu bakterilerin çoğalması sonucu mu atletik performans artıyor. Bu tip çalışmalar ile bu ilişki daha da irdelenecek gibi görünüyor” diye konuştu.Fekal mikrobiyota transplantasyonu doping sayılacak mı?Doping uygulamasının çok hassas olduğunu belirten Doç. Dr. Korkut Ulucan, bu konuda daha fazla çalışma yapılması gerektiğine dikkat çekerek şunları söyledi:“WADA ve iştirakçileri bu konuda çok hassas, vücudumuza doğal olmayan ve atletik performansı artıran aktiviteler doping uygulaması içine alınabilir. Bu bakterilerin zaten doğal yollarla sayısının artması, örneğin beslenme ile doping uygulaması olarak kabul edilemez. Ancak normal sınırları artırmak için bu tip uygulamalar yapılır ve vücutta zararlı olabilecek yan etkilere sebep olursa o zaman doping mi, değil mi tartışması alevlenebilir. Çalışmaların zamanla artması ve mikrobiyota metabolizmanın daha da aydınlatılması, bu soruların cevabı da olacaktır. Bu konuda daha fazla çalışma yapılması gereklidir.”

20 TEM 2019

Tercih fuarında Üsküdar Üniversitesine yoğun ilgi!

İstanbul Kongre Merkezinde düzenlenen ve 105 üniversitenin katıldığı üniversite tercih fuarında Üsküdar Üniversitesi standı yine aday öğrenciler ve ailelerin yoğun ilgisiyle karşılaştı. Üsküdar Üniversitesi akademisyenleri, öğrencileri ve uzman tercih danışmanları tercihte bulunacak aday ve velilere her konuda bilgi veriyor.İstanbul Kongre Merkezi Seminer Salonu’ndaki fuara Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan da katıldı. Tarhan ve Arıboğan, aday öğrenci ve velilerle sohbet ederek onların sorularını cevapladı.“Yapacağınız tercih hayatınızın son tercihi değil”Tercih günleri kapsamında, Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan aday öğrencilere bir de konferans verdi. “Değişen Dünyada Doğru Tercih ve Yeni Meslekler” başlıklı konferansta Arıboğan katılımcılara ufuk açıcı söylemlerde bulundu.Adaylara, hayatınızın önemli bir dönemindesiniz hatırlatmasını yapan Arıboğan, tercihin hayatın son tercihi olmadığını, bunun için stresten uzak durulması gerektiğini söyledi.  “Meslekler yeni uygarlık düzlemine ayak uydurmak zorunda” Değişen dünyada yeni bir uygarlık düzlemi oluştuğunu ifade eden Arıboğan, “Yeni uygarlık düzlemi alışılagelmiş meslekleri tahrip ediyor. Meslekler yeni uygarlık düzlemine ayak uydurmak zorunda. Yapay zekâ bilmeyen doktor, avukat olmamalı. Geleceğin mesleklerine bu düzlemde yön verilmeli” şeklinde konuştu.“Herkes doktor olabilir, ama herkes iyi doktor olamaz”Gençleri yetenekleri doğrultusunda mesleklere yöneltmenin önemini vurgulayan Arıboğan, “Bütün gençler kendi yetenekleri doğrultusunda bir mesleğe yönlendirilmeli. Herkes doktor olabilir, ama herkes iyi doktor olamaz. Bir mesleği severek yapmak, o meslekte ilerlemeyi beraberinde getirir” ifadelerini kullandı.“Doğru seçimlerle yolunuzu kısaltabilirsiniz” Prof. Dr. Arıboğan, sözlerinin devamında “Öğrenciler kendi yeteneğiyle uyumlu meslekler yapsın. İstedikleri alanlara yönelsin. Gitar çalmayı seven gitar çalsın, mühendis olmasın. Dikiş dikmeyi seven dikiş alanında uzmanlaşsın. Yeteneğiniz yoksa bir alanda belirli bir yere kadar gidebilirsiniz. Ama yapacağınız doğru seçimlerle yolunuzu kısaltabilirsiniz” diyerek öğrencilere ilgi alanlarına yönelme konusunda tavsiyeler verdi.Program Arıboğan’ın öğrencilerin sorularını cevaplamasının ardından sona erdi.21 Temmuz tarihine kadar sürecek olan fuar 10:00-18:00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek.

19 TEM 2019

Üsküdar Üniversitesinde “Gıda ve Bağırsak Kök Hücreleri” konuşuldu

MIT ve Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ömer Yılmaz, Üsküdar Üniversitesinde ‘Gıda ve Bağırsak Kök Hücreleri’ başlıklı konferans verdi.Merkez Yerleşke Ayhan Songar Konferans Salonunda yapılan etkinliğe Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Rektör Yardımcılarından Prof. Dr. Mehmet Zelka, Prof. Dr. Muhsin Konuk, Rektör Danışmanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şefik Dursun da katıldı. Konferansta Doç. Dr. Ömer Yılmaz, açlık oruçları, bağırsak kök hücreleri gibi konularda katılımcılara önemli bilgiler aktardı.Bağırsak kök hücreleri birçok anlamda ele alındıKonuşmasının başlangıcında bağırsak kök hücrelerinden bahseden Doç. Dr. Ömer Yılmaz : “Bağırsak epitelyumunda kök hücre özelliği gösteren hücreler Lgr5+ olarak karakterize edilmekte ve kript bölümünde Paneth hücreleri ile komşuluk içerisinde yerleşim göstermektedir. Bu kök hücreler izole edilerek kültür ortamında mini-bağırsak organoidlerinin oluşumunda kullanılabilmektedir. Paneth hücreleri kök hücrelerin çoğalma ve farklılaşmasında yardımcı görev oynamaktadır. Kültür ortamına dâhil edilmeleri halinde organoid oluşumunu arttırırlar. Yapılan çalışmalardan elde edilen en önemli bulgulardan biri Yüksek Yağlı Diyet (YYD) sonucunda Paneth hücreleri bulunmayan kültürlerde dahi organoid oluşumunu arttırmasıdır” şeklinde konuştu.Yüksek yağlı diyetin etkileriSözlerinin devamında yüksek yağlı diyetin etkilerine değinen Yılmaz, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “ Bu etki Paneth hücreleri varlığında daha da artmaktadır. Görülen etkinin PPAR-delta reseptörü aktivasyonuna bağlı olduğu gösterildiği düşünülmüş ve bu hipotez PPAr-delta agonisti GW501516 uygulaması sonucunda da aynı etkinin gözlenmesi ile doğrulanmıştır. PPAR-delta aktivasyonu bağırsak kök hücre sayısını ve proliferasyonunu arttırmaktadır ve bu süreçlerde elzemdir. İlginç olarak, aynı yolak üzerinden kök hücre olmayan progenitör hücreler de indüklenebilmekte ve organoid oluşumuna neden olabilmektedir.Obezite kaynaklı tümör oluşumuDoç. Dr. Yılmaz: “Obezite kaynaklı tümör oluşumlarında, diğer indükleyicilerle oluşanlardan farklı olarak, hem bağırsak kök hücre kökenli hem de kök hücre olmayan "progenitör" hücre kökenli kompozit bir yapı görülmektedir. Sonuçta, YYD sonucunda bağırsak kök hücrelerinin nişten bağımsız hale geldikleri ve kök hücre olmayan hücrelerin de kök hücre karakteri kazandıkları gösterilmiştir. PPAR-delta reseptörü üzerinden aktive olan hücre içi yolaklarda en önemli hedef olarak HMGCS2 öne çıkmaktadır. İlginç olarak, açlık (fasting) halinde kök hücre sayısında normale göre 20 kat, YYD sonucunda ise 5 kat artış görülmüştür. HMGCS2 enziminin hız sınırlayan basamağı oluşturduğu ketogenez yolağının temel ürünü olan beta-HB seviyeleri karakteristik olarak kök hücrelerde çok yoğun olup, en az Paneth hücrelerinde görülmektedir. HMGCS2 nakavt farelerde kök hücrelerin salgılama görevi üstlenen Paneth hücrelerine dönüştüğü görülmüştür. Bunun temelini oluşturan mekanizma olarak beta-HB'nin HDAC1 inhibisyonunu neden olması ve Notch sinyalini düşürmesi önerilmektedir.” İfadelerini kullanarak obezite kaynaklı tümör oluşumları hakkında da dinleyicilere bilgi verdi.Konuşmasının ardından Doç. Dr. Ömer Yılmaz, katılımcıların sorularını da cevapladı.Konferansın sonunda Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Doç. Dr. Ömer Yılmaz’a plaket takdim etti.Konferans, toplu hatıra fotoğrafı çekiminin ardından sona erdi.

06 TEM 2019

Üsküdar Üniversitesi’nin Mezuniyet Coşkusu

Üsküdar Üniversitesi’nin 2018-2019 Akademik Yılı Mezuniyet Töreni’nde ön lisans, lisans ve yüksek lisans programlarından mezun olan 5 bin 943 öğrenci görkemli bir törenle diplomalarını aldı. Genç mezunlara tavsiyelerde bulunan Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Öğrencilerimizin hem başarılı hem mutlu bireyler olmalarının yanı sıra yaşadığı toplum için ve insanlık için hayalleri olan gençler olmalarını istiyoruz” dedi. Çocuk Gelişimi mezunları, “çocuk gelinler” sorununa dikkat çekerken; bilgisayar mühendisliği bölümünden mezun olan Gazzeli Hasan Wasfi Salman Dader, törene katılamayan ailesi ve yakınlarının Gazze’den gelen video mesaj ile duygulu anlar yaşadı.İstanbul Ataşehir’deki Ülker Spor ve Etkinlik Salonu’nda gerçekleştirilen törende Üsküdar Üniversitesi’nin ön lisans, lisans ve yüksek lisans programlarından mezun olan 5 bin 943 öğrenci törenle diplomalarını aldı.Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, mezuniyet konuşmasında ilk mezunlarını 2014 yılında verdiklerini ve o zaman 230 olan mezunların her yıl katlanarak arttığını, bu yıl 5 bin 943 öğrenciyi mezun etmenin gururunu yaşadıklarını söyledi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Öğrenci odaklı üniversiteyiz”Öğrencilerinin sadece başarılı olmaları için değil, iyi insan olmaları için de çalıştıklarını belirten Tarhan, kaliteyi yüksek tutmaya ve öğrenci odaklı olmaya çalıştıklarını belirterek “Öğrenci odaklı olmak gibi bir kalite standardımız var. Bunu önemsiyoruz çünkü kalitenin olmadığı yerde verimli üretim olmuyor. Üniversite olarak kalite çıtasını daha da yükseltmeyi hedefliyoruz” dedi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Kendinizi değiştirmeden dünyayı değiştiremezsiniz”“Üniversiteye gelirken kıvılcımdınız, şimdi alev oldunuz” diyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Alev ne yapar? Etrafını aydınlatmaya ve ısıtmaya başlar ama aydınlatmadan önce kendisinin yanması lazım. Kendinizi değiştirmeden dünyayı değiştiremezsiniz. Eğer bir şeyler yapacaksanız ilk başarınızı, zaferinizi kendinize karşı kazanmanız önemli. Dünyayı düzeltmeye kendinizden başlamanız önemli genç arkadaşlarım” dedi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Yardımlaşma esastır, mücadele istisnadır”Hayat mücadeledir sözünün günümüzde yanlış anlaşılan bir söz haline geldiğini belirten Tarhan, “Hayat mücadeledir sözünde rekabet var. Oysa hayatta yardımlaşma esastır, mücadele istisnadır. İnsan ilişkilerinde de güven esastır, kuşku istisnadır. Kuşkuyu güvensizliği teşvik eden sözler nedeniyle ilişki sermayesini kaybetmeyin” dedi. Tarhan, gelecek kaygısının en büyük sebebinin mutsuzluk, yalnızlık ve amaçsızlık olduğunu söyledi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan’dan tavsiyeler 21. Yüzyılın becerilerinin yenilikçilik, girişimcilik ve en önemlisi de takım çalışması olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, öğrencilerine ego ideallerinin olmasını, gelecekle ilgili plan yapmalarını, bir yabancı dil öğrenmelerini, teknoloji bağımlısı değil ama teknolojiye hâkim olmalarını tavsiye etti. Prof. Dr. Tarhan, “İnsanı iyi niyetli olmak hatadan korumaz, vatansever olmak korumaz, dindar olmak korumaz, insanı koruyan şey hesap verebilirliktir. Muhakkak hesap verme duygunuzu kaybetmemeniz gerekiyor” dedi. Tarhan, “Öğrencilerimizin hem başarılı hem mutlu bireyler olmalarının yanı sıra yaşadığı toplum için ve insanlık için hayalleri olan gençler olmalarını istiyoruz” dedi.Dereceye girenlere ödül verdiİşaret dili eğitmeni Ahmet Kerem Erkan da işaret dili ile Prof. Dr. Nevzat Tarhan’a eşlik etti. Törende ilk üç dereceye giren öğrencilere ödülleri takdim edildi. Dereceye giren öğrencilerin yanı sıra törende Uluslararası Öğrenci Temsilcisi Firomsa David Osman ve Mezunlar Derneği Başkanı Tayfun Gözler birer konuşma yaptı. Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Üsküdar Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Furkan Tarhan ve İDER Vakfı Mütevelli Heyet Üyesi Fırat Tarhan, aralarında birincilerin de bulunduğu mezun öğrencilere diplomalarını verdi. Rektör Yardımcıları, Fakülte Dekanları, SHMYO Müdürü ile diğer akademik kadro da mezunlara diplomalarını takdim etti.Törende üniversiteler arası spor müsabakalarında Üsküdar Üniversitesini başarıya taşıyan futbol, futsal ve basketbol sporcuları da ödüllendirildi.Kızlarına diplomalarını takdim ettiler Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı ve Ak Parti 22, 23 ve 24. Dönem İstanbul Milletvekili Halide İncekara, psikoloji bölümünden mezun olan kızı Ülkü İncekara’ya; Üsküdar Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Hasan Çiçek de İngilizce Psikoloji bölümünden mezun olan kızına diplomasını takdim etti. Törende Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muhammet Güzel Kurtoğlu,  Moleküler Biyoloji ve Genetik İngilizce bölümünden mezun olan kızı Fatma Hacer Kurtoğlu’na diplomasını verdi. Anne-kız birlikte mezun oldu Heyecanlı, coşkulu ve zaman zaman da duygulu anların yaşandığı törende Psikoloji bölümünden mezun olan anne-kız birlikte diploma almanın sevincini yaşadı. Filiz Yılmaz ve kızı Zeynep Yılmaz, törende ilgi odağı oldu.Gazze’den gelen mesajla gözleri doldu Törende bilgisayar mühendisliği bölümünden mezun olan Gazzeli Hasan Wasfi Salman Dader, törene katılamayan ailesi ve yakınlarının Gazze’den gelen video mesaj ile duygulu anlar yaşadı. Dader, kendisiyle gurur duyduğunu belirten ailesinin sözleri nedeniyle hüzünlendi.“Çocuk gelinlere” dikkat çekildi Birbirinden renkli pankartların açıldığı törenin en ilginç ve dikkat çeken mesajını Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi mezunları verdi. “Dünyada her 7 dakikada bir çocuk ‘gelin’ oluyor/Dünyada her 7 dakikada bir çocuk umutlarına küsüyor/Dünyada her 7 dakikada bir yarının ışıklarından biri daha sönüyor” yazılı pankart dakikalarca alkışlandı.Keplerini attılarMezuniyet töreni flama teslim töreni ve mezuniyet andının okunması ile sona erdi. Oldukça coşkulu geçen tören, yeni mezunların kep atmaları ile son buldu. Mezuniyet töreni ÜÜ TV’den ve Üsküdar Üniversitesi Facebook hesabından canlı olarak yayınlandı.

21 HAZ 2019

Prof. Dr. Osman Çerezci Türk Dünyası Mühendislik, Mimarlık ve Şehircilik Zirvesine katıldı

Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman Çerezci Türk Dünyası Mühendislik, Mimarlık ve Şehircilik Zirvesi ve Türk Üniversiteler Birliği buluşmasına katıldı.Türk Dünyasının sivil toplum ve resmi kuruluşları tarafından müşterek hazırlanan etkinlikte 14 farklı Türk Cumhuriyetlerinden gelen Rektörler ve Bakanlardan oluşan katılımcılar ile Türk dünyasında Ortak şehircilik kültürünün ve ortak Mühendislik Eğitiminin gelişimi konularında forumlar yapılarak karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu.Bir hafta süren etkinlik süresince İstanbul’un tarihi mekânları ziyaret edildi. Ayrıca programın Sakarya’da devam eden etkinliğinde de Kırgızistan Oş şehri ile Sakarya’nın kardeşlik protokolü imzalandı. Sakarya Türküsü okunarak Türk dünyası resim sergileri ve müzik gösterileri yapıldı.

22 MAY 2019

Üsküdar Üniversitesi öğrencileri “Molecular Medicine Symposium by the Bosphorus” kongresinde!

Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyomühendislik 4. Sınıf öğrencileri Özge Gül ve Sümeyye Çimen International Molecular Medicine Symposium by the Bosphorus kongresinde tezlerini sundu. Kongrede sadece Üsküdar Üniversitesi öğrencileri lisans düzeyinde sözlü sunum gerçekleştirdi.Bahçeşehir Üniversitesinde gerçekleşen kongrede Özge Gül ‘The Human Microbiota Analysis Techniques’ sunumunu yaparken, Sümeyye Çimen ise ‘Neurodevelopmental Disorders and miRNA Association’ adlı bitirme tezlerini sundu.Lisans düzeyinde sözlü sunumu sadece Üsküdar Üniversitesi öğrencileri yaptı16-18 Mayıs 2019 tarihleri arasında Bahçeşehir Üniversitesinde gerçekleşen International Molecular Medicine Symposium by the Bosphorus kongresinde lisans düzeyinde sözlü sunumu sadece Üsküdar Üniversitesi Biyomühendislik öğrencileri Özge Gül ve Sümeyye Çimen yaptı. Özge Gül ve Sümeyye Çimen Üsküdar Üniversitesini başarı ile temsil ettiler.

17 MAY 2019

Yeniliği arama davranışı, beyni olumlu etkiliyor

Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü tarafından düzenlenen Alzheimer Sempozyumunda konunun uzmanları moleküler, fizyolojik ve nörolojik olarak hastalığı çok yönlü ele aldı. Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, beynin kullandıkça açılan bir organ olduğunu belirterek “Yeniliği arama davranışı olanlarda beyin, büyüme faktörü üretiyor. Beyinde yeni bağlantılar oluşuyor, beynini çok yoğun kullanan kimsenin Alzheimer’la ilgili genetik yatkınlık da olsa Alzheimer benim kaderim dememesi gerekiyor. Beyin sağlığı üzerinde en çok durulan şeyler, kişinin yeni deneyimlere açık olması, yeni şeyler öğrenmesi” dedi.Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşkesi Nermin Tarhan Konferans Salonunda düzenlenen Alzheimer Sempozyumu, bu alanda çalışma yapan uzmanları bir araya getirdi.Doç. Dr. Belkıs Atasever Arslan: “Alzheimer farklı yönleriyle ele alınacak”Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Belkıs Atasever Arslan, açılış konuşmasında birbirinden değerli konuşmacıların Alzheimer’ı çok çeşitli yönlerden ele alacağını belirterek “Moleküler, fizyolojik ve nörolojik olarak, multidisipliner bakış açısıyla farklı yönlerini de görmüş olacağız. Sizlerden etkin bir şekilde konuşmalara dahil olmanızı istiyoruz çünkü her yeni soru yeni fikir ve projeler olarak dönüş yapacaktır ” dedi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Alzheimer, demans grubunun %60’ını oluşturuyor”Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan da Alzheimer’ın hastalık olarak Üsküdar Üniversitesi’nin de AR-GE odaklarından biri olduğunu belirterek “Alzheimer, şizofreni, otizm, Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu öncelikli araştırma alanlarımız arasında yer alıyor. Moleküler, genetik ve nöropatolojik boyutları var ve en çok kliniğe yansıyan da psikiyatrik ayağı var. Alzheimer, demans grubunun yarıdan biraz fazlasını %60 gibi bir kısmını oluşturuyor. Diğer demans türleri de var ama Alzheimer teşhisi bir Alman tarafından bulunuyor. Hastalık da onun ismiyle anılıyor ve bir gözlem sonucu bulunuyor. Tıpta gözlem çok önemli. Hiç kimsenin görmediği ayrıntıları fark edebilmek önemli, keşifler de böyle oluyor. Sizin de yeniliği arama ve keşifler konusunda bağlantılar kurarak düşünmeniz gerekiyor” dedi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Beyin kullandıkça açılan bir organ”Alzheimer hastalığının beynin bellekle ilgili hipokampus bölgesindeki bozulmayla ilgili olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Amiloid plakalar birikiyor fakat Alzheimer’la ilgili kliniğe yansıyan şöyle tecrübe var; Kaliforniya’da bir matematik profesörü satranç oynarken 8 hamle sonrasını düşünürken artık 5 hamle sonrasını düşündüğünü ve hafızasında bir problem olabileceğini belirterek doktora başvuruyor. Yapılan kontrollerde herhangi bir demans ya da Alzheimer belirtisine rastlanmıyor. Ölümünden sonra beyninde yapılan incelemelerde beyninde yoğun Alzheimer plağı bulunuyor. O kadar yoğun plak olan kişide Alzheimer belirtilerinin, bellek bozukluklarının olması gerekirken bu kişi hiç birini yaşamamış. Bunun nedeni araştırılırken kişi beynini yoğun kullanan biri. Beyin öyle bir organ ki kuyu gibi, kuyudan su çektikçe kuyu açılır. Beyin de kullandıkça açılan bir organ. Alzheimer’la ilgili plaklar beyinde oluşuyor fakat kişi beynini kullandıkça beyni kolleteral yollarını oluşturuyor yan yollarını oluşturuyor. Oluşan yollar nedeniyle beyin yeni öğrenmeler yaptığı için hemen yeni snaptik ateşlemeler yapıyor. Yeniliği arama davranışı olanlarda beyin, büyüme faktörü üretiyor. Beyinde yeni bağlantılar oluşuyor, beynini çok yoğun kullanan kimsenin Alzheimer’la ilgili genetik yatkınlık da olsa Alzheimer benim kaderim dememesi gerekiyor. Beyin sağlığı üzerinde en çok durulan şeyler, kişinin yeni deneyimlere açık olması, yeni şeyler öğrenmesi. Eve giderken bile aynı yolu kullanmayın deniyor. Beslenme tarzı önemli, bütün bunlar epigenetik faktörler” dedi.Alzheimer’da keşfedilecek çok şey varAlzheimer’ın yeni bir keşif alanı olduğunu belirten Tarhan, “Newton’a daha neler keşfedeceğini soruyorlar; ‘Biz gerçekler denizinin kenarında oynayan çocuklar gibiyiz’ diyor. Denizin kenarında oynayan çocukların denizden ne kadar haberi varsa bizim de gerçeklerden o kadar haberimiz var. Şu anda Alzheimer’de yapılan keşifleri de ben buna benzetiyorum. Alzheimer denizinin kenarında dolaşıyoruz. Daha keşfedilecek çok şey var” dedi.Prof. Dr. Scott Brady, Alzheimer’da Aksonal Transport’u anlattıChicago Illınois Üniversitesi’nden Prof. Dr. Scott Brady, Alzheimer’da Aksonal Transport” başlıklı konferansında ilerleyen yaşla beraber Alzheimer arasındaki ilişkiden bahsetti. Alzheimer alanında yaptıkları çalışmaları anlatan Prof. Dr. Scott Brady, Alzheimer’ın ortaya çıkmasından sonra beyinde meydana gelen değişikliklere ilişkin bilgileri paylaştı. Alzheimer’a yol açan plakları hedefleyen klinik çalışmalar olduğunu ancak bunlardan tam olarak sonuç alınamadığını kaydetti.Prof. Dr. Kemal Türker: “Diş kaybı arttıkça düşünme kapasitesi azalıyor”Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Kemal Türker, “Alzheimer Hastalarında Motor Fonksiyonlar” başlıklı konuşmasında Alzheimer hastalığının yaşlandıkça ortaya çıkma olasılığının güçlü olduğunu belirterek “Alzheimer giderek daha çok artacak. Alzheimer’in  yaşlanmayla ilgisi var. Yaşlandıkça kaslarda erime ortaya çıkıyor. Ne kadar çalıştırırsak o kadar güçlenir. Sinir kas kavşaklarında bozulmalar başlıyor. Hızlı kas lifleri daha çok etkileniyor. Motor birimlerin özellikleri değişiyor. Atım frekansları azalıyor dolayısıyla zayıflıyor ve kuvvetsiz hale geliyor” dedi.Prof. Dr. Kemal Türker, yapılan karşılaştırmalı çalışmalarda Alzheimer hastalarının daha kısa, daha yavaş adım attığını belirterek “Adımlar arasında daha uzun süre bekliyor. Adımlar arasında bekleme ve adım atma için geçen süreleri daha belirsiz olduğu saptanmış” dedi. Yapılan çalışmaların ağız ve diş sağlığı ile Alzheimer arasında bağlantıyı da gösterdiğini belirten Prof. Dr. Kemal Türker, “Diş çekildikçe Alzheimer arasında bağlantı olduğuna ilişkin bulgular var. Diş ve ağız sağlığına dikkat etmeniz Alzheimer’ı önlemede işe yarayabilir. Diş kaybı ile düşünce kapasitesi kaybı arasında negatif bir ilişki bulunmaktadır. Diş kaybı arttıkça düşünme kapasitesi azalmaktadır. Birçok çalışma çoklu diş kaybının düşünme kapasitesini azalttığını göstermektedir. Sağlıklı diş ve ağız sağlığı düşünsel gerilemelerin görünme oranını azaltmaktadır ” dedi.Alzheimer hastalarıyla yapılan araştırmayı anlattıMoleküler Biyoloji ve Genetik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Belkıs Atasever Arslan ise “Alzheımer Hastalığında Mikro RNA’ların Biyomarker Potansiyeli” başlıklı sunumunda Prof. Dr. Scott Brady’nin başkanlık yaptığı, Ümraniye Devlet Hastanesi ile beraber Alzheimer tanılı hastalara ilişkin yaptıkları araştırmaya ilişkin bilgiler verdi.Prof. Dr. Nihan Erginel Ünata: “ Türkiye’de demans hastalarının oranı %2”İstanbul Üniversitesi Aziz Sancar Deneysel Tıp Araştırma Enstitüsü’nden Prof. Dr. Nihan Erginel Ünata ise “Alzheimer Hastalığı ve Genetik” başlıklı konuşmasında hastalığın en sık görülen nörodejeneratif hastalıklardan biri olduğunu belirterek “Nöronların ilerleyici ve geri dönüşümsüz kaybı bulunmaktadır. Demans hastalarının sayısının her 20 yılda 2 kat kadar artması beklenmektedir. Türkiye’de demans hastalarının oranı %2’dir. Alzheimer demansın en sık görülen formudur. Bu oran %50-70 arasında değişmektedir” dedi. Prof. Dr. Nihan Erginel Ünata, Alzheimer’ın genetik nedenlerinin halen belli olmadığını, bu alandaki çalışmaların devam ettiğini söyledi.Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Moleküler Biyoloji ve Genetik (İngilizce) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Muhsin Konuk “Nörodejenerasyonda Hücre Tedavisi”, Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı ve NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ ise “Alzheimer Hastalarında Klinikte Erken Tanı” başlıklı sunumlarıyla katıldı. NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Barış Metin de “Alzheimer ve Diğer Demanslarda Nörogörüntüleme” başlıklı sunumunu yaptı.Üsküdar Üniversitesi Televizyonunda da canlı olarak yayınlanan sempozyumda ayrıca Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Ozansoy, “Alzheimer Hastalığının Patogenezinde Astrositlerin Rolü”, Doç. Dr. Başar Bilgiç, “Alzheimer Hastalığının Farklı Yönleri”, Dr. Bedia Marangozoğlu, “Alzheimer Hastalığında Biyoişaretleyicilerin Klinik Kullanımı”, Prof. Dr. Tamer Demiralp “Nörokognitif Ağların Görüntülenmesi ve Nörodejeneratif Hastalıklar” başlıklı sunumları ile katıldı.

14 MAY 2019

Biyomühendislik öğrencileri Dr. Kateb ile buluştu

Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyomühendislik Bölümü öğrencileri - Beyin Haritalama ve Tedavi Derneği Bilimsel Direktörü ve Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Babak Kateb ile bir araya geldi.Biyomühendislik Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Tuba Sevimoğlu’nun koordinatörlüğünde gerçekleşen ve Society for Brain Mapping and Therapeutics (SBMT) - Beyin Haritalama ve Tedavi Derneği Bilimsel Direktörü ve Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Babak Kateb ile bağlantılarla devam eden Nanoneurobioscience dersi kapsamında Biyomühendislik öğrencileri Dr. Kateb ile İstanbul’da buluştu. Kaliforniya’da gerçekleşecek olan 17th Annual World Brain Mapping Konferansı için poster sunumları hazırlayan öğrencilerle seçtikleri konular ve yaptıkları çalışmalar konusunda görüşen Dr. Kateb öğrencilerden çok memnun olduğunu belirtti.

10 MAY 2019

Biyomühendislik öğrencilerine interaktif Nanoneurobioscience dersi!

Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyomühendislik Bölümünde 2018-2019 Eğitim-Öğretim yılı Bahar Döneminde seçmeli olarak açılan Nanoneurobioscience dersi Biyomühendislik Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Tuba Sevimoğlu’nun koordinatörlüğünde, Society for Brain Mapping and Therapeutics (SBMT) - Beyin Haritalama ve Tedavi Derneği Bilimsel Direktörü ve Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Babak Kateb bağlantıları ile devam ediyor.İnteraktif olarak gerçekleştirilen derste Dr. Kateb öğrencilerle birebir konuşma imkânı buluyor. Öğrencilerin nano boyutta tedavi ve teşhis yöntemlerini öğrendiği derste geçtiğimiz hafta Güney Kaliforniya Üniversitesi’nden Otolarinjoloji Bölümünden Dr. Vicky Yamamoto Baş ve Boyun Kanserleri ve bunların nanoteknoloji ile teşhis ve tedavileri konusunda bir sunum gerçekleştirdi.

06 MAY 2019

Üsküdar Üniversitesi 7. Biyomühendislik ve Genetik Günleri programı gerçekleştirildi

Üsküdar Üniversitesi Biyomühendislik ve Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümlerinin ortak olarak düzenlediği 7. Biyomühendislik ve Genetik Günleri etkinliği katılımın yoğun olduğu bir programla gerçekleştirildi.Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonunda gerçekleştirilen programın açılış konuşmalarını Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman Çerezci ve Biyomühendislik Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Tuba Sevimoğlu gerçekleştirdi.Biyomühendislik bölümü hakkında bilgi veren Dr. Sevimoğlu, Biyomühendisliğin nasıl ortaya çıktığını anlattı. Bu sene üçüncü mezunlarını vereceklerini ifade eden Dr. Sevimoğlu öğrencileriyle gurur duyduğunu kaydetti.“İnsanı anla dünyayı değiştir sözcüğü bize çok şey veriyor”Prof. Dr. Osman Çerezci, Üsküdar Üniversitesinin insan odaklı, insana ve topluma hizmet etmeyi önemli bir şiar edinmiş ve önemli bir ölçü olarak sunduğunu belirtmesinin ardından “İnsanı anla dünyayı değiştir sözcüğü bize çok şey veriyor. Çünkü insanı anladığımız zaman yeryüzünü anlamış olacağız. Dünyayı ve evreni anlamış olacağız. Bu bize bilimsel araştırmalarımızda son derece yardım edecektir çünkü evrende var olan kanunları anlamaya çalışıyoruz.” ifadelerini kullandı.“İnsanı kontrol etmenin en eski metodu zihin kontrolüdür”Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Selim Şeker de, uzaktan zihin kontrolü veya medya tacizi hakkında konuştu. İnsanı kontrol etmenin en eski metodunun zihin kontrolü olduğunu söyleyen Dr. Şeker, “Bu metot ile kimyasal madde kullanılarak kişiler, insanlara istediklerini yaptırmıştır. İnsanları çeşitli cinayetlere ve suçlara itmişlerdir. 15 Temmuz olaylarına benzer çok çok kötü şeyler yaptırılmıştır” diyerek ve insanı o hale soktuktan sonra bir daha kontrol etmenin mümkün olmadığının altını çizdi.“Çok değerli bir alandasınız”Üsküdar Üniversitesi SHMYO Müdürü Doç. Dr. Hüseyin Ozan Tekin, biyomühendislik ile radyasyon arasındaki ilişkiyi ne anlamda değerlendirmemiz gerektiğini ve günümüzde radyasyonla ilgili konularda radyobiyoloji ve radyasyon biyolojisini veya ileri adımlarında biyomedikal teknolojileri düşünmemenin mümkün olmadığını söyledi. Dr. Tekin; “Radyasyon ile ilgili çalışmalar uzun vadede bilimsel literatüre çok katkı yapacaktır ve günümüzde de trend olacaktır. Çok multidsipliner ve değerli bir alandasınız.” ifadelerini kullandı.7. Biyomühendislik Günleri programa konuşmacı olarak katılan Acıbadem Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof Dr. Cengiz Yakıcıer,  Sabancı Üniversitesi Mekatronik Mühendisliği Bölümünden Prof Dr. Ali Koşar,  Acıbadem Üniversitesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim üyes Doç Dr. Ali Rıza Cenk Çelebi, Yesil Science CEO’su ve kurucusu Dr. Yusuf Yeşil ve Geen Biyoteknoloji kurucusu Arda Deniz Dokuzoğlu’na Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Promer Müdür Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Vildan Enisoğlu Atalay ve Biyomühendislik Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Tuba Sevimoğlu’utarafından plaket takdim etmesiyle sona erdi.

02 MAY 2019

TOSB’da Elektromanyetik Radyasyon Ölçüm projesi tamamlandı

Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman Çerezci, 80 civarında firmanın faaliyet gösterdiği TOSB Otomotiv Yan Sanayi İhtisas Organize Sanayi Bölgesinde, fabrikaların dış mekân işletme alanlarında ELF ve RF frekans bandlarında elektromanyetik alan ölçüm ve inceleme projesini tamamladı.Prof. Dr. Osman Çerezci tarafından hazırlanan, Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından Resmî Gazetede yayınlanan ”İyonlaştırıcı Olmayan Radyasyonun Olumsuz Etkilerinden Çevre Ve Halkın Sağlığının Korunmasına Yönelik Yönetmelik” kapsamındaki projede sona gelindi.Çalışma sonunda elde edilen sonuçlar elektromanyetik alan seviyeleri İş Sağlığı ve İş Güvenliği açısından değerlendirilerek TOSB yetkililerine elektromanyetik radyasyon maruziyet raporu olarak sunuldu.İstanbul Maltepe ve Bursa Nilüfer Belediyelerine Elektromanyetik Kirlilik konusunda danışmanlık yapan Prof. Dr. Osman Çerezci, öte yandan eğitim kurumlarına elektromanyetik kirlilikten korunma konusunda seminerler veriyor.

02 MAY 2019

“Dijitalleşen Dünyada Siber Riskler” Semineri Gerçekleştirildi

Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi fakülte seminerleri kapsamında önemli bir ismi misafir etti. “Dijitalleşen Dünyada Siber Riskler” konulu seminere Boğaziçi Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri Siber Güvenlik Merkezi yöneticisi Doç. Dr. Bilgin Metin konuşmacı olarak katıldı.Seminerde ilk olarak Üsküdar Üniversitesi Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Selim Şeker konuştu. 5G nesnelerin internetinin iletişim teknolojisin kullanımı sonucunda ortaya çıkan elektromanyetik radyasyon kirliliğinin siber riskler açısından değerlendirmesini yapan Şeker, elektromanyetik radyon kirliliğinin gelecekte oluşturacağı olumsuzluklar hakkında da katılımcılara önemli bilgiler aktarıldı.Doç. Dr. Bilgin Metin ise siber güvenliğin günümüzde şirketlerin siber saldırılara karşı, fikri mülkiyetlerin, finansal bilgilerin ve şirketlerin itibarının korunması konusunda önemine değindi. İş sürekliliğinin sağlanarak üretim kesintilerinin yaşanmamasında kritik bir rol oynamakta olduğunu vurgulayan Metin, akıllı şehirlerdeki ulaşım, haberleşme, finans, sağlık tesisleri ile elektrik, su gibi kamu hizmetlerinin, siber tehditler açısından göz ardı edilemeyeceğini söyledi. Metin, siber güvenliğin ulusal savunma açısından önemini ve siber tehditlere karşı stratejik bir bakış hakkında yapılan uygulamalardan da örnekler verdi.Seminerin sonunda Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman Çerezci, siber güvenlik konusunda Ülkemizin ihtiyaç duyduğu elaman ihtiyacı dolayısıyla öğretim planlarında yeni düzenlemeler ulusal ve uluslararası ortaklıklı eğitim programları oluşturma çalışmaları yapmakta olduklarını açıkladı.

15 NİS 2019

Prof. Dr. Muhsin Konuk 10’uncu Biyoloji Günlerine katıldı

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Konuk Süleyman Demirel Üniversitesi Biyoloji bölümü tarafından düzenlenen 10’uncu Biyoloji Günleri etkinliğine katıldı.Isparta Süleyman Demirel Üniversitesinde gerçekleşen programda Konuk, farklı üniversitelerden gelen üniversite öğrencilerine “Farmakogenetik ve Uygulamaları” konulu bir konuşma gerçekleştirdi.Konuk’un sunumuna öğrenciler büyük ilgi gösterdi.Programın sonunda Konuk, öğrencilerin sorularını da yanıtladı.

20 MAR 2019

2019 Golden Axon Liderlik Ödülü Prof. Dr. Nevzat Tarhan’a

Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Beyin Haritalama Vakfı tarafından 2019 Golden Axon Liderlik Ödülü’ne layık görüldü. Liderlik ödülü sahiplerinin arasındaki tek Türk olan Prof. Dr. Nevzat Tarhan’a ödülü, Los Angeles'ta düzenlenen törende takdim edildi. Aynı ödüle 2018’de Nobel Ödüllü Amerikalı Nöropsikiyatrist Eric Kandel layık görülmüştü.ABD merkezli Beyin Haritalama Vakfı (Brain Mapping Foundation) tarafından düzenlenen Yıllık Dünya Beyin Haritalama Kongresi’nde dünyanın önde gelen 800'den fazla bilim insanı buluştu.Los Angeles Kongre Merkezi’nde düzenlenen 2019 Dünya Beyin Haritalama Kongresi kapsamında; İnsani Yardım Ödülü, Tıpta Öncü Ödülü, Teknoloji Gelişiminde Öncü Ödülü ve Golden Axon Liderlik Ödülü sunuldu.Prof. Dr. Nevzat Tarhan Liderlik Ödülü’ne layık görüldü 2019 Golden Axon Liderlik Ödülleri; stratejik programlar, küresel iş birlikleri ve ortaklıklar yoluyla vakıf ve vakıf misyonu hakkında farkındalık yaratmadaki rolleri ile Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Dr. Jeff Wang, Harry Kloor, Oyuncu, Yönetmen ve Yapımcı Sean Stone’a takdim edildi.2019 İnsani Yardım Ödülü, küresel insani ve hayırsever çalışmaları dolayısıyla Dr. Deepak Chopra; Tıpta Öncü Ödülü, Avrupa İnsan Beyin Projesi'nin bilimsel direktörü olarak rol aldığı çalışmaları ve insan beyninin 3B atlasını geliştirmesi nedeniyle Dr. Katrin Amunts ve Teknoloji Gelişiminde Öncü Ödülü ise Musküler Distrofisi olan binlerce hastanın hayatını kurtaran ve hayat kurtarıcı ilaçların tanıtılmasındaki çabaları için Fransız Musküler Distrofisi (AFM) Telethon'una verildi.Öncü olan ve liderlik gösteren kişilere sunuluyor   Prof. Dr. Nevzat Tarhan, liderlik ödülü takdim edilen isimler arasında tek Türk oldu. Aynı ödüle 2018’de Nobel Ödüllü Amerikalı Nöropsikiyatrist Eric Kandel layık görüldü.Beyin Haritalama Vakfı (Brain Mapping Foundation), yıllık toplantıları birçok faklı disiplinden bilim adamlarını, doktorları ve mühendisleri bir araya getiriyor.Bunun yanı sıra nörolojik bozukluğu olan siviller ve yaralı askerlerin bakım ve tedavisi her zaman ön planda yer alıyor. Bu kapsamda hayat kurtaran multidisipliner klinik denemeler de gerçekleştiriyor. Bu organizasyon, her yıl hayırseverlerin yanı sıra bu alanda öncü olan ve liderlik gösteren kişilere ödül veriyor.Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan 2019 Golden Axon Liderlik Ödülü töreninde Türkiye'nin Los Angeles Başkonsolosluğu Muavin Konsolosu Aylin Şenyüz Eleveld ile de bir süre görüştü.Ödül töreninden görüntüler için;Prof. Dr. Nevzat Tarhan'ın 2019 Golden Axon Liderlik Ödülü Töreninde gösterilen filmi için:2019 Golden Axon Liderlik Ödülleri ile ilgili bilgi için;

18 MAR 2019

Üsküdar Üniversitesi’nden binlerce öğrenciye staj imkânı!

Üsküdar Üniversitesi; Psikolojiden, Diyalize; Anesiteziden, Radyoterapiye; Sağlık Yönetiminden, Otopsi Yardımcılığına; Fizyoterapi ve Rehabilitasyondan, Ebeliğe; Dil ve Konuşma Terapisinden, Çocuk Gelişimine kadar birçok bölümde eğitim gören öğrencilerine kamu ve özel hastanelerde staj ve tecrübe imkânı sağlıyor. Başta Üsküdar Üniversitesi’nin bilim ortağı NPİSTANBUL Beyin Hastanesi olmak üzere birçok kurumda tecrübe kazanan öğrenciler, iş hayatına donanımlı bir şekilde hazırlanıyor.Üsküdar Üniversitesi, öğrencilerine staj imkânı sağlıyor. Üsküdar Üniversitesi’nden binlerce öğrenci, bu yıl başta NPİSTANBUL Beyin Hastanesi olmak üzere, kamu & özel hastaneler, rehabilitasyon merkezi, eğitim evi, itfaiye vb. birçok kurum ve kuruluşta staj yaparak tecrübe kazanıyor.3 bin 156 öğrenci staj yapıyor! “Fizyoterapi ve Rehabilitasyon, Fizyoterapi Ön Lisans, Ağız ve Diş Sağlığı, Anestezi, Yaşlı Bakımı, Radyoterapi, Diyaliz, Tıbbi Laboratuvar Teknikleri, Tıbbi Dökümantasyon ve Sekreterlik, Sosyoloji, Sosyal Hizmet, Sağlık Yönetimi, Sağlık Bilgi Sistemleri, Sağlık Kurumları İşletmeciliği, Psikoloji, Patoloji, Otopsi Yardımcılığı, Odyometri, Odyoloji,  Elektronörofizyoloji, Engelli Bakımı ve Rehabilitasyon, Biyomedikal, Çocuk Gelişimi, Dil ve Konuşma Terapisi, Ebelik, Ergoterapi, Evde Hasta Bakımı, Gıda Teknolojisi, Ameliyathane Hizmetleri, Acil Durum ve Afet Yönetimi, Hemşirelik, İlk ve Acil Yardım, Laboratuvar Teknolojisi, Nükleer Teknoloji ve Radyasyon Güvenliği” bölümlerinden bu yıl 3 bin 156 öğrenci, birçok hastane ve kurumda staj yaparak, tecrübe kazanma fırsatı buldu.Kamu & özel hastanelerde tecrübe fırsatıÜsküdar Üniversitesi öğrencileri, başta NPİSTANBUL Beyin Hastanesi olmak üzere, Sultanbeyli Devlet Hastanesi, Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin de aralarında bulunduğu birçok hastane ve kurumda iş hayatına hazırlanıyor.Öğrenciler, akademik hayatlarında öğrendikleri teorik bilgileri, uygulama alanlarında bire bir görme şansını yakalıyor.  

14 MAR 2019

Uluslararası öğrenciler ülkelerindeki kadınları anlattı

Üsküdar Üniversitesi Çözüm Odaklı Kadın Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi (ÜSÇÖZÜM) ev sahipliğinde 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında “Ülkemde Kadın Olmak” konulu program Üsküdar Üniversitesinde bulunan 40 farklı ülkeden gelen uluslararası öğrencilerin katılımıyla gerçekleştirildi.8 Mart Dünya Kadınlar Günü uluslararası öğrencilerin ‘Ülkemde Kadın Olmak’ başlıklı sunumlarıyla coşkulu ve anlamlı bir şekilde gerçekleşti.Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi, Biyomühendislik Bölümü ve Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğrencilerinin çoğunlukta olduğu etkinlik renkli görüntülere sahne oldu. Etkinlikte Etiyopya, Filistin, Nijerya, Nijer, Hindistan, Yemen, Libya, Mısır, Suriye gibi on farklı ülkeden gelen uluslararası öğrenciler, ülkelerinde siyaset, eğitim ve iş hayatında isim yapmış kadınları, hazırladıkları başarılı sunumlar ile anlattı.Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonunda gerçekleştirilen programın sunuculuğunu yapan Üsküdar Üniversitesi Uluslararası Öğrenci Kulübü Başkanı Abdülmecid Çacabo’nun kadınların bu özel gününde Türkçe sunum yapması seyirciler tarafından hayranlıkla karşılandı.Daha sonra ÜSÇÖZÜM Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Ayşenur Kurtoğlu günümüzde kadınlara asıl tehdidin başkaları tarafından zamanlarının örgütlemesi olduğuna dikkat çekerek özellikle sosyal medya okuryazarlığı eğitiminin önemini dile getirdi. Ayrıca tam bir kadın dayanışması örneği olarak gerçekleştirilen etkinlikte Dr. Kurtoğlu, akademisyenler adına Biyomühendislik Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Tuba Sevimoğlu’na teşekkür etti.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Bilgi gücüyle kadınlar ön plana çıktı”Programa katılarak bu güne verdiği önemi gösteren Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan konuşmasında günümüzde eskisi gibi kol ve makine gücünün ön planda olmadığını, artık gücün bilgi ve bilimde olduğunu söyledi. Artık hüzünlü kadın değil bilge kadın rolünün öneminin arttığını dile getiren Tarhan, İslam’ın kadına verdiği önemi de ayrıca vurguladı.Kadınlar günü erkeklerin de yoğun katılımı ile renkli görüntülere sahne oldu. Bunlardan birisi de programda uluslararası öğrencilerin ülkelerine özgü motiflerle sergiledikleri rap ve dans gösterileri idi.Etkinlikte Üsküdar Üniversitesi öğrencileri de ülkelerindeki kadınları anlattı.Programın kapanış konuşmasında Küreselleşme ve Gençlik Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi (KÜGEMER) Müdürü Doç. Dr. İsmail Barış yaptı. Barış, gençlere çok çalışıp kadınların hak ve özgürlüklerini temin edilmesi gerektiğini ifade ederek, bütün dünya kadınlarının kadınlar gününü kutladı.Samimi bir ortamda tamamlanan program sonrasında farklı yeni etkinlikler için de planlanmalar yapıldı.Programa seyirci olarak katılan öğrencilere karanfil takdim edildi ve program toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.Üsküdar News Agency (ÜNA)

05 MAR 2019

Suçun önlenmesinde yapay zekâ ve derin öğrenme konuşuldu

Üsküdar Üniversitesi Elektronik Mühendislik bölümün düzenlediği programa Brezilya University of Campinas (Unicamp) öğretim üyesi Prof. Anderson Rocha konuşmacı olarak katıldı. Rocha, derin öğrenme ve yapay zekâ yöntemleri konularında önemli bilgiler paylaştı.Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans salonunda gerçekleşen programda Prof. Anderson Rocha sofistike suçların ve terör tehditlerinin giderek daha yaygın hale gelmesi, sahte haberlerin ortaya çıkması ve yayılması gibi olaylara dikkat çekti. Rocha, bu olaylarda “kim” “hangi koşullarda”, “neden” ve “nasıl” gibi soruları cevaplamaya yardımcı olmak için derin öğrenme, yapay zeka yöntemleri kullanılarak geliştirilen araçlar ve bu konuda yürütülen araştırmalar hakkında bilgi verdi.Programda ayrıca araştırma ve işbirliği olanakları konularına da değinildi.Programın sonunda katılımlarından dolayı Rocha’ya plaket taktim edildi.

18 ŞUB 2019

Keçiboynuzu araştırması Pharmacognosy Dergisinde

Üsküdar Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü mezunu Fehmi Kiğılı’nın TÜBİTAK Projesi kapsamında yaptığı çalışmayla ilgili makalesi, Pharmacognosy Magazine (SCI-E) dergisi tarafından kabul edildi. Söz konusu araştırma, “Keçiboynuzu ektresinin Androjen reseptörü (NR3C4) gen düzenlenme mekanizmaları üzerine etkisini” inceliyor.Üsküdar Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik (Türkçe) bölümü mezunu Fehmi Kiğilı'nın TÜBİTAK Projesi’ne ilişkin makalesi bilim dünyasının önemli yayınlarından biri olan Pharmacognosy Magazine (SCI-E) dergisi tarafından kabul edildi.Üsküdar Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik (Türkçe) Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Belkıs Atasever Arslan’ın danışmanı olduğu 2209-A TÜBİTAK Projesi’nde Fehmi Kiğılı, “Keçiboynuzu ekstresinin Androjen reseptörü (NR3C4) gen düzenlenme mekanizmaları üzerine etkisini” araştırdı.Söz konusu araştırma ile keçiboynuzu ektresinin Androjen reseptörü (NR3C4) gen düzenleme mekanizmaları üzerine etkileri araştırıldı.

18 ŞUB 2019

TEDx Uskudar University’de değişen dünya konuşuldu

Üsküdar Üniversitesi, dünyanın en önemli fikir ve tartışma platformlarından biri olan TEDx’e ev sahipliği yapmaya devam ediyor.  Bu yıl “Değişen İnsan, Değişen Bilim” temasıyla gerçekleştirilen TEDx Uskudar University’de siyasetten psikiyatriye pekçok farklı alanda uzman fikirlerini paylaştı. Siyaset bilimci Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, bugün yepyeni bir duvar sisteminden bahsedildiğini belirterek “Artık konumuz Berlin duvarının yıkılışı değil, Meksika duvarının dikilişi. Bu çok önemli bir değişikliiğin göstergesi. Dünya üzerinde politik yapıda ve mimaride çok ciddi değişikliklerin olduğunu gösteriyor” dedi.Üsküdar Üniversitesi Altunizade Kampüsü Nermin Tarhan Konferans Salonunda gerçekleştirilen TEDx Uskudar University, kamuoyunun çok yakından tanıdığı akademisyenleri bir araya getirdi.Artık konumuz Meksika duvarıÜsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan “Dünyamızı Çevreleyen Duvarlar” başlıklı konuşmasında dünya siyasetini uluslar arası ilişkileri fazlasıyla etkileyen ülkeler arasındaki duvalarların sadece dünya siyasetini değil, insanların ve toplumların hayatını etkilediğine dikkat çekti. Prof. Dr. Arıboğan, Berlin duvarının yıkılmasıyla dünyada pek çok şeyin değiştiğini belirterek “Bugün yepyeni bir duvar sisteminden söz ediyoruz. Bir zamanlar Berlin duvarının yıkılışıyla özdeşleştirdiğimiz o yeni dünya paradigmasını, bugün başka bir dünyada başka bir duvarın inşası üzerinden yepyeni formatlar içerisinde tanımlıyoruz.  Artık konumuz Berlin duvarının yıkılışı değil, Meksika duvarının dikilişi. Bu çok önemli bir değişikliiğin göstergesi. Dünya üzerinde politik yapıda ve mimaride çok ciddi değişikliklerin olduğunu gösteriyor. Artık 1980’li yılların sonunda başlayan o çok optimist iyimser hava, dünya üzerinde çok fazla yaygın değil. Küreselleşmeciler, küresel yönetişimciler, liberalleşmeciler, özgürlükçüler seslerini önemli ölçüde kısmış durumdalar. Çünkü artık bugünün dünyasında insan haklarından refahtan sınırları olmayan dünyadan küresel bir köye dönüşmüş gezegenimizden söz etmiyoruz. Tam tersine sınırları uzaydan görünebilen, 3 metreden yüksek duvarlarla tahkim edilmiş, elektrikli dikenli tellerle çevrilmiş ülkesel sınırlardan söz ediyoruz” dedi.Göçmenler, duvarlardan sonra mülteci olduTarihte görülen bütün duvarların aşıldığını belirten Prof. Dr. Arıboğan, çok eski zamanlardan beri var olan göç olgusunun devam ettiğini vurguladı. Bütün duvarların içinde yaşayan insanları kendi içlerine doğru kapattığını, dışarda kalan insanlar için ise o duvarın aşılmasının en büyük motivasyon kaynağı olduğunu belirten Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, şunları söyledi:“Bir yerde bir duvar olduğu zaman o duvar dışında kalan  insanların temel motivasyonu o duvarı aşmaktır. Bu onlar için hayat-memat meselesidir. Hayatlarının ana dinamiğidir. Bugün dünyada 244 milyon göçmenden söz edliyor. 65 milyon mülteciden, 10 milyon vatansızdan söz ediyoruz. Bu rakam 2. Dünya Savaşı koşullarından daha ağır rakamlar. İnsanlar bir yerlere gitmeye çalışıyor. Bütün bu düz dünya sırasında yani sınırları zayıflatılmış dünya sırasında insanlar bir yerden bir yere gitmeye çalıştılar. Bu sırada göçmendiler ama  insanlar ne zamanki duvarlar oluşmaya başladı ondan sonra mültecileşmeye başladılar. Mülteciler hayatlarını kurtarabilmek, evini barkını bırakıp bütün hayatını hatıralarını geride bırakarak sığınmak zorunda kalan, güvenlik endişesi yaşayan insanlardan söz ediyoruz. Bunlar hayatlarını kurtarmak için bir yerlere sığınmaya doğru gelirken duvarların gerisinde yaşayan insanlar için yeni bir motivasyon vardır. Eski hayatlarını korumak, işlerini ve statülerini korumak duygusundadır. Onlar hayatlarını korumak isterken bunlar da hayatlarını korumak istemektedir. Aslında bu çatışma duvarların bitirilişi için kullanılabilecek çok önemli bir motivasyona dönüşmüş. Halk yavaş yavaş ne kadar liberal, özgürlükçü, insani  olursa olsun bunların meşruiyetine inanmaya başlar ve duvarlı dünya kafamızın içerisnde bir yerlere yerleşmeye başlar.”Yaratıcı beyinler engelleri fırsata çeviriyorÜsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü, NP Feneryolu Tıp Merkezi Psikyatri Uzmanı Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar “Daha Yaratıcı Beyinler Geliştirmek” başlıklı sunumunda eşi karikatürist İrfan Sayar’ın çizimlerinden örnekler verdiği sunumunda yaratıcı beyne sahip olan kişilerin aslında sıradışı düşünme tarzına sahip olduklarına işaret etti. Sıradışı düşünme tarzı olan kişilerin özelliklerini sıralayan Sayar, “Engeller karşısında yılmazlar. Bizler genellikle bir engelle karşılaştığımızda motivasyonumuz düşer, bu kişiler aşılması gereken engelleri fırsata çeviriyor. Problemlere daha farklı açılardan bakmayı biliyorlar. Birden fazla ilgi alanlarına sahip olmaları da diğer bir özellikleri. Tarihe baktığınızda da örnekler görüyorsunuz. Einstein keman çalıyor, Churchil resim yapıyor yani sıradışı düşünce tarzına sahip kişiler tek bir alanda çalışmıyorlar, birden fazla ilgi alanları oluyor” dedi.Psikolojik iyi oluşun kaynakları; anlamlı yaşam, umut ve şükran duygusuİnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Tayfun Doğan “Psikolojik İyi Oluşun Kaynakları”nı anlattığı konuşmasında yaşamın anlamlı kılınmasının önemli olduğunu belirterek “Anlamlı yaşam bizim çabalarımız sonucu ortaya koyduğumuz bir şey. Derinlemesine düşündüğümüzde yaptığımız her şeyin neredeyse tamamının yaşamı anlamlı kılmak için yaptığını görürüz. Çocuk sahibi olmak istiyoruz, kariyer yapmak istiyoruz. Anlamlı ilişkiler kurmak istiyoruz. Tüm bunların amacı yaşamımızı daha anlamlı hale getirmek.Bunu başaramazsak iyi yaşayamamış olmanın suçluluğunu duymuş oluyoruz” dedi. Doğan, sosyal destek, umut ve şükran duygusunun da psikolojik iyi oluş kaynakları arasında yer aldığını söyledi.Bebeklik döneminde ebeveynle kurulan ilişki geleceği etkiliyorÜsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Sermin Kesebir “Psikiyatrik Bozukluklar, Bedensel Hastalıklardır (Brain, Mind and Body)” başlıklı konuşmasında depresyon başta olmak üzere Bipolar Bozukluk gibi hastalıkların obezite, hipertansiyon ve diyabet gibi metabolik hastalıklarla olan ilişkisinden bahsetti. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurper Ülküer de “Bebeklikte İçilen ‘Bir Fincan Sevginin’ Yaşam Boyu Süren Hatırı” başlıklı sunumunda özellikle 0-3 yaş arasındaki erken çocukluk döneminde ebeveynle kurulan sağlıklı ilişki ve iletişimin çocuğun gelecek hayatındaki etkilerine dikkat çekti.Üsküdar Üniversitesi Reklam Tasarımı ve İletişimi Dr. Öğretim Üyesi Dinçer Atlı “Yetenek Yönetimi”,  Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Endüstri Mühendisliği Dr. Öğretim Üyesi Rüştü Murat Demirer’in “Gelecekte Yapay Zekâ ve Büyük Veri Paradigmalarında Devrimler Olacak mı?”, Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Dr. Öğretim Üyesi Esin Tümer’in ise “İstanbul! Her Bina Residense, Hwer Oda Ayrı Akıllı. Kentten Önce, Zihni Dönüşüm…” başlıklı konuları ile katıldığı program, Üsküdar Üniversitesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Hüseyin Ünübol’un “Mutsuzluk, Mutluluğun Sermayesidir” başlıklı konuşmasıyla devam etti.Bilim değişiyor, biz değişiyoruzÜsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyomühendislik Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Kaan Yılancıoğlu, “İnsanoğlu Antibiyotiksiz Çağa Hazır mı? Hayatta Kalabilecek miyiz?” başlıklı konuşması ile yer alırken, Üsküdar Üniversitesi GETIPMER Müdürü Dr. Murat Ulusoy ve GETIPMER Bilimsel Danışma Kurulu Üyesi Uzm. Psikolog Nalan Eyin, ’Artırılmış Cinsel Doyum – Expanded Sexuel Response Hipnoz’ Neden ve Niçin Gerekli?” başlıklı konuşmalarında cinsel terapilerde geleneksel tedavi bakış açısına cinsel beynin de katılması gerektiğini belirterek “Geleneksel tedaviler, mekanik ve tekrarlayıcı. Oysa sürekli tekrar edilen ödevler bir süre sonra otomatik davranışlara döner. Ve otomatik davranışlar ne daha fazla düşünmeyi sağlar ne de mutluluk ve haz hormonlarını salgılamamızı teşvik eder. Bilim değişiyor, bizler değişiyoruz. Bugün bilimin önündeki en büyük engel hayal gücünü yok saymak” dedi.Üsküdar Üniversitesi Proje Geliştirme Müdürü, NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Barış Metin’in koordinatörlüğünü yürüttüğü program sonunda katılımcılar birlikte hatıra fotoğrafı çektirdi.

07 ŞUB 2019

Türk bilim insanları, atık sudan elektrik üretti

Türk bilim insanları kenevir metabolitlerini kullanarak, elektrik üretmeyi başardı. Üsküdar Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi iş birliği ile gerçekleştirilen çalışma,  Bioresource Technology Reports dergisinde yer aldı.Üsküdar Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi kenevirin temel etken maddesinin ürünlerini içeren atık sudan elektrik üretti.Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tunç Çatal, Biyomühendislik Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Vildan Enisoğlu Atalay, Uzm. Selma Özilhan, Uzm. Murat Özdemir ve İstanbul Teknik Üniversitesinden Prof. Dr. Hakan Bermek’in Bioresource Technology Reports dergisi için yazdıkları makalede, mikrobiyal yakıt hücrelerinde şimdiye dek kullanılmamış bir atık suyu enerji kaynağı olarak kullandıklarını belirtti. “THC, kişiye sarhoşluk veren ana bileşiktir”Biyoyakıt hücreleri doğaya kullanılmadan bırakılan ve kimi zaman çok zararlı olabilen biyokimyasal bileşiklerin yıkımını yapan ve katma değer olarak da düşük güçte ama kesintisiz DC voltaj üretimi gerçekleştirmek için özel bakterileri kullanan biyo-elektrokimyasal araçlardır. Bu çalışmada söz konusu molekül; COOH-THC (aka 11-Nor-9-carboxy-THC), THC'nin (delta9-tetrahydrocannabinol) biyolojik parçalanmasının ana ürünü olarak karşımıza çıkmaktadır. THC kenevir bitkisinden elde edilir ve kişiye “sarhoşluk veren” ana bileşiktir. Hint kenevirinin etken maddesi THC, karaciğerdeki sitokrom p450'nin enzimatik reaksiyonları yoluyla çeşitli küçük ve çoğunlukla biyo-aktif moleküllere metabolize edilir. Ana yıkım ürünleri arasında Δ9-THC, 11-OH-THC ve 11 veya 9 carboxy Δ9 tetrahydrocannabinol (COOH-THC) bulunmaktadır. İkincisi, insan idrarında bulunan primer glukuronid konjugatıdır. “Kenevir metabolitlerinin atık sulara karışmasının nedeni kenevir kullanıcılarının idrarları”Kenevir metabolitlerinin atık sulara karışmasının temel kaynağının kenevir kullanıcılarının idrarları olduğunu belirten Prof. Dr. Tunç Çatal,“Peki, bu nasıl gerçekleşiyor? Yıkım ürününün (metabolitin) hem doğaya verdiği olası zararın ortadan kaldırılması ve hem de aynı anda elektrik üretimi nasıl mümkün olacak?” Yeni yayımlanan bilimsel makaleye göre, hava katodlu mikrobiyal yakıt hücrelerinde (MFC) bu madde idrarla birlikte bakteriler tarafından yıkılmakla kalmayıp, yanında 0.3 Volta ulaşan elektrik üretildi.MFC'ler şu şekilde çalışıyor: Karbon bazlı bileşikleri parçalayan ekzoelektrojenik mikroorganizmalar, elektronları elektrik üretiminde kullanmak üzere değerlendirebiliyor. Bu elektronlar bir katoda taşınıyor ve süreçte bir elektrik akımı üretiyor. Bu ekzoelektrojenik bakteriler, polisakkaritler gibi karbon temelli substratları özellikle tercih ederken, hiç tahmin bile edemeyeceğiniz çok zehirli veya kanserojen kimi maddeleri de bertaraf edebiliyorlar” şeklinde konuştu.  Bu teknik, birçok alanda başarı ile kullanıldıBu teknik; tüm karbohidrat türevleri, amonyak, hidrokarbonlar, etanol, propanol, etilen glikol, gliserol, halkalı ve polialkoller, formik asit vb. gibi standart biyomoleküllerden sonra her çeşit zararlı endüstriyel ve evsel atık sularda ve hatta çok yakın zamanda idrar gibi direkt atıklarda da başarıyla kullanılmıştır. Hem sentetik hem de COOH-THC bulunan gerçek idrar elektrik üretimi bazında karşılaştırıldı. Son olarak Prof. Dr. Tunç Çatal ve birlikte çalıştığı bilim insanları tarafından, doğaya insan atıkları içerisinde karışarak çok zararlı olma potansiyeli mevcut olan antibiyotikler veya keyif verici madde metabolitleri-kokain, kannabinoid gibi substratlar bu amaçla kullanılmıştır. Araştırmacılar, bu son çalışmada örneklerden COOH-THC'nin %62'sinden fazlasını bertaraf etmeyi başardılar.“İdrar kullanarak elektrik üretmek mümkün”İstanbul Protein Araştırma-Geliştirme ve İnovasyon Merkezi (PROMER), Mikrobiyal Biyoteknoloji laboratuvarında gerçekleştirilen çalışma ile ilgili olarak PROMER Müdürü Prof. Çatal, “İdrar kullanılarak herhangi bir ön muameleye gerek kalmaksızın elektrik üretiminin mümkün olabildiğinin gösterildiğinin, bu çalışma ile doğaya idrarla karışarak tahribata yol açan kenevir metabolitlerinin dikkate değer oranda giderilebildiğinin altını çizdi.“Mikrobiyal yakıt hücreleri, geleceğin vazgeçilmez teknolojilerinden biri olacak”Araştırmanın katılımcılarından ve Türkiye’ye mikrobiyal yakıt hücreleri çalışmalarını ilk tanıtan kişilerden biri olan İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Bermek, çalışma hakkındaki düşüncelerini şöyle ifade etti:“Özellikle bugünün enerji kaynakları ve bunların kullanımına dayalı dünyaya verdiğimiz hasar artık yeni enerji kaynaklarının ve teknolojilerinin kullanılmasını kesinlikle zorunlu hale getirmiştir. Mikrobiyal yakıt hücrelerinin bu aşamada avantajı, elde edilen enerji seviyesinin şu an itibarıyla biraz düşük kalmasına rağmen, doğayla son derece uyumlu bir yaklaşımla atık arıtımını da beraberinde mümkün kılması sebebiyle kesinlikle geleceğin vazgeçilmez teknolojilerinden biri olacaktır. Biz de bu sebeple 10 yıldan fazla bir süredir buradaki örnekte görüldüğü türden çalışmalarımızı MFC (microbial fuel cell) üzerine yoğunlaştırmış biçimde sürdürmekteyiz.”Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan da çalışmaya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:“Hesaplamalı kimya ile hesaplamalı psikiyatri birleştiğinde bağımlılıkla mücadele daha kolay olacak. Çünkü madde kullananların kendilerine ve doğaya verdikleri zaralar ölçülebilecek ve görülebilecek. Böylece hasta ve yakınlarımız yaptıkları işin sonucunu kötü tecrübe yaşamadan görebilecekler, bağımlılıkla mücadele kolaylaşacak. Üsküdar Üniversitesi Laboratuvarlarında bu çalışmaların yapılabilmesi Türkiye için şanstır.”

06 ŞUB 2019

Üsküdar Üniversitesi, zayıflama çayındaki “yasaklı maddeyi” tespit etti

Üsküdar Üniversitesi İleri Toksikoloji Analiz Laboratuvarı tarafından bir zayıflama çayında yapılan incelemede “yasaklı madde” tespit edildi. Şikâyet üzerine yapılan incelemelerde, zayıflama amaçlı kullanılan üründe kalp hastaları için ciddi risk oluşturan “sibutramin” etken maddesine rastlandı. Söz konusu maddeyi ihtiva eden zayıflama hapı, 2010 yılında genç bir kadının ölümüne neden olmuş, bunun üzerine Sağlık Bakanlığı ve İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü, “sibutramin” etken maddeli ilaçların ruhsatlarını askıya almıştı.Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesinde tedavi gören ve zayıflama çayı kullanan bir hastanın şikâyeti üzerine, hastanın kullandığı ürün, Üsküdar Üniversitesi İleri Toksikoloji Analiz Laboratuvarında LC-MS/MS yöntemi ile analiz edildi. Söz konusu ürünün içeriğinde “sibutramin” etken maddesi tespit edildi. Hastadan idrar örneği alınarak yapılan analizde ise; sibutramin metabolizasyonu sonucu vücutta oluşan iki aktif metabolit tespit edildi.“Sibutramin” sinir sistemi ve kardiyovasküler hastaları için risk oluşturuyorSağlık Bakanlığı ve İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü tarafından Türk Eczacıları Birliğine gönderilen 22 Ocak 2010 tarihli yazı ile “sibutramin” etken maddesi içeren ilaçların “kardiyovasküler hastalarda oluşturduğu risk gerekçesiyle” ruhsatları askıya alınmış ve ilgili  (eczane, ecza deposu, hastane vb.) yerlerden geri çekme işleminin uygulandığı bildirilmişti. Bakanlığın Beşeri Tıbbi Ürünler Ruhsatlandırma Danışma Komisyonunca alınan karar gereği,  farmakovijilans verilerine dayanılarak sibutramin etkin maddesi içeren müstahzarlara ait ruhsatnamelerin askıya alındığı 21 Ocak 2010 tarihinde bildirilmişti.2010’da can almıştıBakanlığın 2010 yılında söz konusu kararı almasından yaklaşık 6 ay önce Kastamonu’da 23 yaşındaki Nilay Dinçer, “sibutramin” etken maddesi ihtiva eden bir zayıflama ilacı kullandıktan sonra hayatını kaybetmişti. Üsküdar Üniversitesinin yaptığı inceleme, aradan geçen 9 yılda Bakanlığın ruhsatları askıya almasına rağmen bazı firmaların ürünlerinde tüm riskleri göz ardı ederek “sibutramin” kullanmakta ısrar ettiğini ortaya koydu.“Zayıflama çaylarının incelenmemesi, önemli bir halk sağlığı sorunu”Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, piyasada bulunan ve zayıflama çayı adı ile kullanıma sunulan örneklerle ilgili şu uyarılarda bulundu:“Piyasada bulunan ve ‘zayıflama çayı’ adı ile kullanıma sunulan örneklerin sibutramin içerip içermediklerinin tespitinin önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bu madde özelikle psikoz, depresyon gibi ruhsal hastalıkları tetikler. Kişide muhakeme ve dikkat bozukluğu yapar.Özellikle ergenlikte akademik yaşamı da olumsuz etkiler. Tarım ve Orman Bakanlığının uygun görmesi durumunda, piyasada mevcut ürünlerin söz konusu analizlerini, uluslararası ölçekte ISO 17025 akreditasyon belgesine sahip olan Üsküdar Üniversitesi İleri Toksikoloji Analiz Laboratuvarında yapabiliriz. Toplum sağlığını tehdit eden böylesine hassas bir konu için Üniversite olarak üzerimize düşen görevi yapmaya hazırız.”

31 OCA 2019

Deney Hayvanları Kullanım Sertifikası eğitim programı başladı

Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesinin bu yıl beşincisini düzenlediği Deney Hayvanları Kullanım Sertifikası eğitim programı başladı. 10 gün sürecek olan programa 50 öğrenci katılacak.Eğitim programının açılış konuşmasını Rektör Danışmanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay geçekleştirdi.Prof. Dr. Tayfun Uzbay hayvanlar üzerinde deney yapılabilmesi için bu sertifikanın gerekli olduğunu vurguladı. Genellikle sıçan ve fare üzerine çalışılacağını belirten Uzbay önemli olan öğrencilerin öğrenciyken laboratuvarlardan uzak kalmaması gerektiğini söyledi. Uzbay bu işin ciddi bir iş olduğunu, çalışılan organizmaların canlı organizmalar olduğunu ve çalışmalar için bu hayvanların canlarından olacağını bu yüzden de daha çok araştırıp kitap okunulması gerektiğini kaydetti.Bakanlık onaylı sertifika programına toplamda 50 kişi katılırken, 10 gün sürecek programda alanlarında uzman akademisyenler ders verecek.Lisans mezunu olmayan öğrencilere B, lisans mezunu olan öğrencilere ise A sınıfı sertifika verilecek.Haber-Fotoğraf: Melek Ozat

23 OCA 2019

Türk bilim insanları kokain tespitinde yeni biyosensör geliştirdi

Üsküdar Üniversitesi ve NPİSTANBUL Beyin Hastanesi iş birliği ile kokain tespitinde yeni bir çalışmaya imza atıldı. Yürütülen araştırmada, insan idrarında kokain metabolitlerinin tespit edilmesi ile ilgili yeni bir mikrobiyal biyosensör geliştirildi.Üsküdar Üniversitesi ve NPİSTANBUL Beyin Hastanesi iş birliğinde kokain tespitinde yeni bir yönteme imza atıldı.Üsküdar Üniversitesi, İstanbul Protein Araştırma Geliştirme ve İnovasyon Merkezi (PROMER), Kişiye Özel Tedavi Merkezi (KİMER) ve NPİSTANBUL Beyin Hastanesi ortaklığında yürütülen araştırmada, insan idrarında kokain metabolitlerinin tespit edilmesi ile ilgili yeni bir mikrobiyal biyosensör geliştirildi.Araştırma, Prof. Dr. Tunç Çatal öncülüğünde gerçekleştiÜsküdar Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi ve PROMER Kurucu Müdürü Prof. Dr. Tunç Çatal öncülüğünde tamamlanan araştırmada, Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Biyomühendislik Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Vildan Enisoğlu Atalay, KİMER Müdürü Uzm. Ecz. Selma Özilhan, Uzm. Aykut Kul, Uzm. Murat Özdemir ve İstanbul Teknik Üniversitesinden Prof. Dr. Hakan Bermek araştırmacı olarak yer aldı.Çalışmanın çıkış noktası: Kokainin doğaya verdiği zararın önlenmesi Çalışmanın çıkış noktasının, dünyada artan kokain kullanımına bağlı olarak idrarla doğaya karışan kokain metabolitlerinin, doğal yaşama ve ekosistemdeki özellikle sucul canlılara geri dönüşümündeki olumsuzlukların önüne geçebilmek olduğunu belirten Prof. Dr. Tunç Çatal,“Araştırmayı yürütürken kokainin idrarda bulunan başlıca metaboliti olan benzoylecgonine konsantrasyonu ile voltaj üretimi arasında anlamlı korelasyon bulduk ve yaptığımız analizlerde idrardan bu metabolitlerin biyogideriminin mümkün olduğunu gösterdik. Mikrobiyal yakıt hücreleri kullanılarak geliştirilen yöntemde, analit spesifisitesinin artırılmasına yönelik çalışmalar devam etmektedir” şeklinde konuştu.PROMER Müdür Yardımcısı ve Biyomühendislik Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Vildan Enisoğlu Atalay ise “İdrarda kokain tespit mekanizmasını hesaplamalı kimya yöntemleri uygulayarak aydınlattık” dedi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: "Hesaplamalı kimya ile hesaplamalı psikiyatri birleştiğinde bağımlılıkla mücadele daha kolay olacak."Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan da çalışmaya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:“Hesaplamalı kimya ile hesaplamalı psikiyatri birleştiğinde bağımlılıkla mücadele daha kolay olacak. Çünkü madde kullananların kendilerine ve doğaya verdikleri zaralar ölçülebilecek ve görülebilecek. Böylece hasta ve yakınlarımız yaptıkları işin sonucunu kötü tecrübe yaşamadan görebilecekler, bağımlılıkla mücadele kolaylaşacak. Üsküdar Üniversitesi Laboratuvarlarında bu çalışmaların yapıılabilmesi Türkiye için şanstır.”Araştırma sonuçları, Uluslararası saygın dergilerden Journal of Power Sources dergisinde ve cannabinoid metabolitleri ile ilgili sonuçlar Bioresource Technology Reports dergilerinde yayınlandı.https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0378775318314290https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S2589014X19300039

17 OCA 2019

TEDx buluşmaları, 2. kez Üsküdar Üniversitesinde!

Üsküdar Üniversitesi, dünyanın en önemli fikir ve tartışma platformlarından biri olan TEDx’e ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Şubat ayında gerçekleştirilecek programda; Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, Prof. Dr. Sermin Kesebir ve Prof. Dr.  Nurper Ülküer ile Doç. Dr. Gökben Hızla Sayar’ın da aralarında bulunduğu akademisyenler, “Değişen İnsan, Değişen Bilim” başlığı altında, kendi alanlarında en çok ilgi çeken konuları konuşacak.Üsküdar Üniversitesi Altunizade Kampüsü Nermin Tarhan Konferans Salonunda 15 Şubat 2019 Cuma günü gerçekleştirilecek TEDx, kamuoyunun çok yakından tanıdığı akademisyenleri bir araya getirecek.Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan “Dünyamızı Çevreleyen Duvarlar, NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Sermin Kesebir “Psikiyatrik Bozukluklar, Bedensel Hastalıklardır (Brain, Mind and Body)” başlığı ile katılacağı programda, Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurper Ülküer de “Bebeklikte İçilen ‘Bir Fincan Sevginin’ Yaşam Boyu Süren Hatırı” başlıklı konuşması ile yer alacak.Psikolojik iyi oluştan, yaratıcı beyinlere yolculuk…Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar “Daha Yaratıcı Beyinler Geliştirmek”, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Tayfun Doğan “Psikolojik İyi Oluşun Kaynakları”, Reklam Tasarımı ve İletişimi Dr. Öğretim Üyesi Dinçer Atlı “Yetenek Yönetimi” konusunda görüşlerini paylaşacak.Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Endüstri Mühendisliği Dr. Öğretim Üyesi Rüştü Murat Demirer’in “Gelecekte Yapay Zekâ ve Büyük Veri Paradigmalarında Devrimler Olacak mı?”, Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Dr. Öğretim Üyesi Esin Tümer’in ise “İstanbul! Her Bina Residense, Hwer Oda Ayrı Akıllı. Kentten Önce, Zihni Dönüşüm…” başlıklı konuları ile katılacağı program, Üsküdar Üniversitesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Hüseyin Ünübol’un “Mutsuzluk, Mutluluğun Sermayesidir” başlıklı konuşmasıyla devam edecek.Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyomühendislik Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Kaan Yılancıoğlu’nun “İnsanoğlu Antibiyotiksiz Çağa Hazır mı? Hayatta Kalabilecek miyiz?” başlıklı konuşmasını gerçekleştireceği paylaşacağı TEDx – Üsküdar buluşması, Üsküdar Üniversitesi GETIPMER Müdürü Dr. Murat Ulusoy ve GETIPMER Bilimsel Danışma Kurulu Üyesi Uzm. Psikolog Nalan Eyin’in “’Artırılmış Cinsel Doyum – Expanded Sexuel Response Hipnoz’ Neden ve Niçin Gerekli?” başlıklı konuşmaları ile tamamlanacak. Daha fazla bilgi için: https://tedxuskudaruniversity.com/tr/2019

02 OCA 2019

Üsküdar MDBF öğrencileri Berko ve Aromsa üretim tesislerini gezdi

Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi, Biyomühendislik Bölümü öğrencileri, Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Tuba Sevimoğlu ile Berko İlaç Sultanbeyli Üretim Tesisi ile Aromsa Üretim Tesisini ziyaret etti.Berko İlaç üretim tesisiGezinin ilk ayağı Biyomühendislik 3. Sınıf öğrencileri ile Berko İlaç Sultanbeyli Üretim Tesisine yapıldı.1984 yılında Berko İlaç ve Kimya Sanayi Ltd. Şti. olarak ilaç sanayinde yerini alan tesis, T.C. Sağlık Bakanlığı ruhsatlı farmasötik ürünlerin ve T.C. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan ruhsatlı takviye edici gıda preparatlarının üretiminin gerçekleştirilmesi yönüyle önem taşıyor. Öğrenciler hammaddenin tartımı işlemlerinden, ilacın paketlemesine kadar olan bütün süreçleri ilgiyle takip edildi.Aromsa üretim tesisine ziyaret İkinci gezi 4. Sınıf öğrencileri ile Aromsa üretim tesislerine yapıldı.Aromsa Türkiye’de aroma arttırıcılar konusunda üretim yapan, yabancı ortağı olmayan tek Türk firma olarak dikkat çekerken öğrenciler üretim tesislerinde aroma arttırıcılar, şuruplar, meyve tozları gibi ürünler mevcut olan tesisin ARGE laboratuvarlarını gezdi. Öğrenciler ilgililerden yapılan çalışmalar hakkında bilgi aldı.

29 ARA 2018

Üsküdar Üniversitesi IPEG 2018’de

Üsküdar Üniversitesi İsviçre’de her iki yılda bir gerçekleştirilen IPEG 2018 konferansına katıldı. Konferansta Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Endüstri Mühendisliği Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Murat Demirer ve matematikçi Robert Kozma ortak bildiri sundu.International Pharmaco- EEG Society tarafından düzenlenen IPEG 2018 konferansına Üsküdar Üniversitesi "Search for new stratified psychiatry from smooth mixing information flows in scalp EEG fields" ortak bildiri sundu.Dünyada ilk defa EEG akışları matematiksel olarak tanımlanmış olacağını ifade eden Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Endüstri Mühendisliği Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Murat Demirer “Farklı bandlardaki akışların yavaş olarak karıştığı ve bilgi geçişini sıfır entropi üzerinden yapıp sonra tekrar normal entropiye döndüğünü ispatladık ve buna bağlı kestirimsel biyobelirteçleri tanımladık” şeklinde konuştu. 

27 ARA 2018

Prof. Dr. Tayfun Uzbay: “Hazlarınız sizi değil siz hazlarınızı yöneteceksiniz!”

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Direktörlüğü ile Pozitif Psikoloji kulübü tarafından düzenlenen ‘Hazdan Bağımlılığa’ konferansı gerçekleştirildi. Konferansa konuşmacı olarak Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay katıldı.‘Hazdan Bağımlılığa’ kitabının yazarı olan Uzbay, Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşkede psikoloji bölümü öğrencilerine, bağımlılığı, türld ve haz duyduğumuz şeylerin nasıl bağımlılığa dönüştüğünü anlattı.“İnsan hazza ve konfora yatkındır”“İnsan hazza ve konfora yatkındır” diyen Uzbay, Canan Karatay vb. kişilerin toplum içerisinde ön planda olmasının, medyanın dikkatini çekmesinin ve medyanın sürekli olarak bunları ön plana çıkartmasının nedenini, bu kişilerin limbik konuşması ve hazza odaklı duymak istediklerimizi söylediğine bağladı. Uzbay; “Duymak istediğinizi söyleyen insanlara daha toleranslısınızdır. Sizi eleştiren insanlar, gerçekten dostunuz olsa ve gerçekten doğru şeyleri söylese bile duymak istemediğiniz şeyleri size iletiyorlarsa onlarla tartışırsınız. Homosapiens dediğimiz bizler yani modern homosapiens tembeldir, hazdan yanadır” dedi.“Haz almak sonsuz ve sınırsızdır”Haz veren şeylerin pekiştirici ve tekrarlama eğiliminde olduğunu dile getiren Uzbay; “Bir kere haz alın bırakmazsınız. Haz almak sonsuz ve sınırsız bir şeydir ve tekrarlayıcı, pekiştiricidir. İnsanların pekiştirilmiş hazları, zaaflarını oluşturur. Yani hazlarınız zaaflarınızla ilişkilidir. Pekiştirildiği zaman zaaflarınız ortaya çıkar” dedi. İnsanın zaaflarını yönetmek zorunda olduğunu, zaafların aynı zamanda insanın zayıf noktası olduğunu ve hayatta kalma ihtimalini düşürdüğünü bunun sonucunda çevreyle adaptasyonuyla ilgili sıkıntıların çıkabileceğini söyledi. “Zaaflarınızı yönetemediğiniz zaman zaaflarınız davranışlarınızı yönetmeye başlar. Ve haz veren şeyin bağımlısı olursunuz” diye ekledi.Bağımlılığın en tehlikeli dönemi: Gençlik!Bağımlılığın, en çok gençlik yani ergenlik döneminde oluştuğunu söyleyen Uzbay; “Bağımlılığın olabilmesi için gençlik en tehlikeli dönemdir. Birçok bağımlılık yapan madde ile insanların ilk tanışması ezici bir çoğunlukla ergenlik dönemidir. Sigara bağımlılığında ergenlikte ne kadar erken nikotine bağlanmışsanız o kadarda bırakmanız zordur veya alkol davranış bozukluğu şeklinde ne kadar erken kullanılmaya başlanmışsa o kadar bundan kurtulmak zorlaşır” dedi.Elektronik sigara, saf nikotin bağımlılığını başlatıyor!Elektronik sigaranın nikotin bağımlılığından kurtulmak için sigaranın kesildiği dönemde belli bir süre sonra bırakmak koşuluyla, çok işe yaradığını ama bırakılmazsa saf nikotini alıp yine bağımlılığın aslında sürdürüldüğünü dile getiren Uzbay: “Burada tek farklı olan şey şu; tütünün yanma ürünlerinden akciğerlerinize karaciğerinize veya başka organlarınıza gelen zarar buradan gelmiyor. Ama bunun ne gibi zararları olup olmadığını ilerleyen dönemler bize gösterecek. Daha tehlikelisi bu elektronik sigaraların içine bonzai başta olmak üzere tabi uyuşturucular da eklenerek bu şekilde de maalesef kullanılabiliyor” dedi.“Obezite bir yeme bağımlılığıdır ama her obezite bir yeme bağımlılığı değildir”Prof. Dr. Tayfun Uzbay: “Şöyle bir kavram karmaşası var obezite bir yeme bağımlılığıdır ama her obezite bir yeme bağımlılığı değildir. Bazı obezler yeme bağımlısıdır ama birçok yeme bağımlısı fittir. Yani bir insan fit olarak da yeme bağımlısı olabilir. Bir özelliği de yeme bozukluğudur. Bunlar tıkanıncaya kadar yerler sonra gidip kusarlar sonra gelip yine yerler. O da bir yeme bozukluğu bağımlılığı içinde değerlendirilebilir. Yeme bağımlısı ve obezite iki farklı şekilde değerlendirilmesi gereken ve iki farklı kanaldan tedavi edilmesi gereken hastalıktır. Bunun farkına varmamız lazım” diyerek ikisinin aynı kavram olmadığını belirtti.Öğrencilere eleştirel düşünmeyi analitik yaklaşımları benimsemeleri tavsiyesinde bulunan Uzbay; “Eğer iyi bir eğitim modeli içindeyseniz ve kendinizi doğru yetiştirmişseniz hazlarınız olacak ama hazlarınız sizi değil siz hazlarınızı yöneteceksiniz” diyerek sonlandırdı.Konferansın sonunda Doç. Dr. Tayfun Doğan tarafından Prof. Dr. Tayfun Uzbay’a çiçek taktim edildi.Uzbay program sonunda ‘Hazdan Bağımlılığa’ kitabını öğrencilere imzaladı.

25 ARA 2018

MDBF Bölüm seminerlerinin ikincisinde moda ve e-ticaret konuşuldu

Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesinin düzenlediğin MDBF Bölüm Seminerlerinin ikincisi yapıldı. Programa ’LTB' adlı markanın Pazarlama Müdürü Eda Uz,  E- ticaret Müdürü Sertaç Biriken konuk oldu.Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşkede gerçekleşen seminerin açılış konuşmasını Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Endüstri Mühendisliği Dr. Öğr. Üyesi Serap Tepe gerçekleşirdi. Seminerde tekstil, ticaret ve marka olmak için yapılması gerekenler hakkında bilgilendirilme yapıldı.“Modanın kalbi İstanbul”Standartlara yön vermek ve geleceği şekillendirmek için çalışan Çak Group'un her sektörde insan odaklı yaklaşımı ile aslında dünya kalite standartlarında faaliyet gösterdiklerine vurgu yapan Uz, “Türkiye’de 31 bin tane firma olduğu bilinmektedir. Sektörü oluşturan firmaların %61’lik kısmı İstanbul’da ve bu da İstanbul ekonomisinin %20’sini oluşturmakta yani modanın kalbi İstanbul diyebiliriz. İstanbul’dan sonra da İzmir, sektörün ikinci önemli şehri. Biz yılda 15 milyon jean ve 6-7 milyonda üst giyim üretiyoruz. Aslında bir yıllık planımızı yaparken jeanı her zaman ayrıştırırız ve çok iddialı oluruz. 72 ülkedeyiz. Türkiye’de olduğumuz kadar yurt dışında da varız” şeklinde konuştu.Hem Türk piyasasına hem de yurtdışı piyasasında olmanın çok kolay bir şey olmadığını belirten Uz, “Asıl üretim Türkiye’de gerçekleşiyor. Burada üretirken yurt dışının hava şartlarını ve daha fazla giyileceğini düşünmek zorundayız. Oradaki satış temsilcilerimizi ara sıra Türkiye’ye getirip eğitim veriyoruz” dedi.“Başarı, küçük doğruların bir araya gelmesiyle olur!”Sektöre atıldığı zaman kısa zamanda gelişmediğini, arkasındaki küçük ayrıntılarla ilgilenmek gerektiğini dile getiren Uz; “Çünkü başarı dediğiniz şey, aslında küçük küçük doğruların bir araya gelmesiyle olur. Ben pazarlama bölümü olarak her Eylül ayında bütçemi ayarlıyorum. Sizden yıllık planınızı isteyecekler ve o plana göre yol haritası ayarlanacak.Planı hazırlarken önce bir sektörünüze bakmanız gerekiyor. Sektörde neler olduğunu ve ekonomi dergilerini takip etmeniz gerekiyor. Daha sonra kendi firmanızın iç görünümüne bakmanız gerekiyor” dedi.“Markalaşma zordur!”Türkiye ‘de çok fazla firma olduğunu söyleyen Uz; “Çok fazla firma var ama çok fazla marka yok. Markalaşma zordur. Bunun için çok büyük bir savaş veriliyor ve bu savaş, moda sektöründe daha da zordur” dedi.“İnsanlara alternatif sunmak istiyoruz” LTB markasının e-ticaret müdürü olan Sertaç Biriken ise, öğrencilere teslimat sürecini anlattı. “Teslimat sürecinizi ne kadar hızlandırırsanız, ciro o şekilde artıyor. Bunu gerçekleştirmeye çalıştık. Teslim sürecimiz uzundu, 48 saate indirdik. İnsanlara alternatif sunmak istiyoruz. 2019’ da mağaza teslimatına başlayacağız” dedi.“Müşteriler özel günleri takip ediyor”Biriken şöyle konuştu: “Bizim fiyat ve kalite oranımızın iyi olduğunu düşünüyorum. E-ticaret konusunda kafalarda çok soru var. Mağaza fiyatlarıyla internet fiyatları farklı mı olmalı? İnsanlar internet fiyatlarının daha düşük olması gerektiğini düşünüyor. Fakat o zaman da mağazaya gitme oranı düşüyor. Biz bu konuya şöyle bir çözüm getirdik. İnternet ile mağaza fiyatları aynı, sadece özel günlerde internet indirimi yaptık. Böylece müşteriler özel günleri takip ediyor. Ayrıca insanların ayağı alışsın diye ilk siparişlerde indirim kampanyalar başlattık.”Soru cevap şeklinde ilerleyen seminer, gelen konuklara çiçek takdimi ardından toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.

18 ARA 2018

Ali Bakaner; “Zoru başarın, imkânsız zaman alsın”

Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi “Bölüm Seminerleri” ne bir yenisi daha eklendi. Etkinliğin konuğu Alfa Metal Alüminyum Şirketi’nin sahibi Ali Bakaner oldu. Bakaner, öğrencilere iş hayatındaki tecrübeleri aktardı.Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Endüstri Mühendisliği Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Serap Tepe’nin koordinatörlüğünde, Merkez Yerleşke Kuleli salonda gerçekleşen etkinlikte Bakaner, Endüstri Mühendisliği bölümü öğrencilerine Endüstri Mühendisliği, İnsan Kaynakları Yönetimi, İş ve Staj imkânları konusunda bir sunum gerçekleştirdi.Konuşmasına kendi iş ve sosyal hayatından bazı kesitler anlatarak başlayan Bakaner, iyi bir mesleğe sahip olmaktaki en önemli unsurun istekli olmak olduğunu vurguladı.“Alan el değil, veren el olun”Öğrencilere mesleklerini istekli yapmaları konusunda tavsiyeler veren Bakaner, iş hayatında sıradan olmamaları konusunda öğrencileri uyardı ve “Sıradan maaşlı mühendis olmayın, sıra dışı olun. Alan el değil, veren el olun“ dedi.“Parasız iş yaparsınız ama itibarsız iş yapamazsınız”Sonrasında itibar konusuna değinen Bakaner, itibar konusunun kendi adına çok mühim bir konu olduğunun da altını çizdi. Dinleyen öğrencilere kendi itibarları oluşturma konusunda ısrarcı olmaları gerektiğini söyledi, parasız iş yaparsınız ama itibarsız iş yapamazsınız dedi.Bu konuda kendi hayatından bir örnek veren Bakaner, “Benim kasamın anahtarı muhasebecimde durur. İçindeki parayı da çeki de ben bilmem, o bilir. Bu muhasebecimin bana verdiği güvendir, bende bıraktığı itibardır. Siz de iş hayatınızda ve sosyal hayatınızda böyle güzel itibar oluşturmaya çalışın” dedi.“Çöpçü bile olsanız kaliteli olun”Firma olarak gelen CV’lerde neye dikkat ettiklerini anlatan Bakaner, CV’de akademik bilginin yanında aradıkları tek unsurun “kalite” olduğunu söyledi. İşi iyi ve doğru yapmanın yanı sıra yapılan işin kaliteli olmasının çok önemli olduğuna değinen Bakaner, “Sadece mühendislikte değil, hayatınızın her alanında kaliteli olmanız gerekiyor. Çöpçü bile olsanız kaliteli olun. Kaliteli mal kendini sattırır, kötü malı satmak için siz taviz verirsiniz. Taviz veren değil, taviz verdirten taraf olun” şeklinde konuştu.“Çevre en büyük sermayedir” Sonrasında Endüstri Mühendisliği iş ve staj imkânlarından bahseden Bakaner,  iş sahibi olabilmenin ilk ve en önemli unsurunun kendine güvenmek olduğunu söyledi. Kişinin kendine olan güvenini yitirmesi sonucu hiçbir işte başarılı olamayacağının da altını çizdi. Aynı zamanda stajın öğrencilerin kendilerini geliştirmek konusunda en büyük fırsat olduğunu vurgulayan Bakaner, “gerek staj, gerek iş konusunda çevreniz sizin en büyük sermayenizdir. Çevrenizi geniş tutun ve çevrenizdeki herkes işe yarar insanlardan oluşsun” diye ifade etti.“Zoru başarın, imkânsız zaman alsın”Stajın hem sosyal hem de teknik bir hayat olduğunu söyleyen Bakaner, “Staj esnasında işverenin gözüne girerseniz bu sizin ileri dönemdeki iş hayatınızı hazırlamış olur. Mezun olmadan işiniz hazır olabilir. Hiçbir şey imkânsız değildir. Zoru başarın, imkânsız zaman alsın” dedi.Bakaner konuşmasının sonunda ise öğrencilere “Alacağınız yol uzun, zamanınız az, hızlı hareket edin ki aradaki açığı kapatın” diye uyarıda bulundu.Dr. Öğr. Üy. Serap Tepe tarafından Bakaner’e Hisseden İnsan Heykeli takdim edildi. Etkinlik toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.Haber-Fotoğraf: Şüheda Damgacı

17 ARA 2018

Üsküdarlı öğrenciler İzmit KORDSA’yı ziyaret etti

Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi, Endüstri Mühendisliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Hasan Çiçek ile Endüstri ve Liderlik Kulübü, 1973 senesinde Sabancı Holding iştiraki olarak kurulan dünyanın en büyük kord bezi üreticisi KORDSA’nın İzmit’teki genel merkezini ziyaret etti.Dünyanın önde gelen endüstriyel naylon ve polyester iplik, lastik kord bezi ve tek kord üreticisi olarak hizmet veren KORDSA gezisine öğrenciler yoğun katılım ve ilgi gösterdi.Öğrenciler ilgililerden bilgi alırken, sonrasında toplu fotoğraf çektirdi.

11 ARA 2018

Prof. Dr. Muhsin Konuk Bozüyük’te öğrencilerle buluştu

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Konuk, Üsküdar Üniversitesi ve Bozüyük İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliği ile düzenlenen Bozüyük Kariyer Günleri’nin konuğu oldu. Prof. Dr. Konuk, Bozüyük ilçesi genelindeki 400 lise öğrencisine Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü hakkında bilgiler verdi.Bozüyük Kariyer Günleri’nin Mühendislik günleri kapsamında Bozüyük Fen Lisesi Konferans Salonunda öğrencilerle buluşan Prof. Dr. Muhsin Konuk aday öğrencilere kariyerleri alanında önemli bilgiler verdi.Üsküdar Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümüne ilişkin paylaşımlarda bulunan Konuk öğrencilerin sorularını da cevapladı.Programın sonunda Bozüyük İlçe Milli Eğitim Müdürü Servet Çetinkaya katılımlarından dolayı Prof. Dr. Muhsin Konuk’a plaket ve çiçek taktim etti.Toplu fotoğrafın çekilmesinin ardından program sona erdi.

10 ARA 2018

Üsküdar Üniversitesi TÜSEB'i ziyaret etti

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Konuk ile öğretim üyeleri Doç. Dr. Türker Ergüzel ve Doç. Dr. Barış Metin, TÜSEB Genel Sekreteri Prof. Dr. Bayram Yılmaz'ı makamında ziyaret etti.Toplantıya TÜSEB Türkiye Halk Sağlığı ve Kronik Hastalıklar Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. İlhan Satman’ın yanı sıra TÜSEB Daire Başkanları ve Müşavirleri de katıldı.Toplantıda, TÜSEB’in çalışmaları ve Ar-Ge projelerine yönelik destek programları ele alındı.TÜSEB’in bilimsel araştırma proje destek programları için 2019 yılı içerisinde çağrıya çıkmayı planladığını belirten TÜSEB Genel Sekreteri Yılmaz, ülkemizin sağlık alanındaki dışa bağımlılığın azaltılabilmesi için bilimsel ekosistemin kurulmasının önemine ve TÜSEB’in buradaki rolüne dikkat çekti.

06 ARA 2018

Yeni nesil robotlar artık hissediyor

Üsküdar Üniversitesinde “Biomedikal Mühendisliğinde Tıbbi Cerrahi, DA Vinci Robot, Görünmez Tehlikeler ve Gelecek” adlı program gerçekleştirildi. Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Endüstri Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. R. Murat Demirer tıp alanında geliştirilen robotlar hakkında önemli bilgiler verdi.Robotlar cerrahların yerini mi alacak?Nermin Tarhan Konferans salonunda gerçekleşen etkinlikte Demirer, tıp alanı için geliştirilen robotların cerrahların yerini alamayacağını belirtti. Demirer şunları söyledi: “Bu robotlar cerrahların yerini mi alacak? Hayır, biz şuan ki aşamada cerrahlara yardımcı olacak robotlar geliştiriyoruz. Peki, burada ne yapıyoruz, arada fark var mı? Ne yazık ki, bunun hep iyi tarafları anlatılıyor ama bunların zayıf tarafları da var” dedi.Cerrahi robotların iyi ve kötü yönlerini bir doktorla karşılaştıran Demirer “İnsanlarda karar verme özelliği mükemmel. Robot cerrahide karar verme henüz yok. El göz koordinasyonları sınırlı, yorum yapamıyor. Dokunma hissi verilmeye çalışıyor ama doktor seviyesine ulaşılamıyor. Cerrahın el ve göz koordinasyonu mükemmel, el yetenekleri çok iyi. Doktor bilgi kaynaklarını gözüyle, kulağıyla, dokuyla birleştirebiliyor. Fakat robotlar bunu yapamıyor, robotlarda bu tarz problemler var ama avantajları da var; mesela geometrik göz açısından milimetrik rezolüsyon yapabiliyor ve hiç yorulmuyor, kararlı bir yapısı var aynı zamanda tomografi altında da uzun süre çalışabiliyor bir doktorun eli kadar mükemmel değil, onu hissetmesi gerekli” şeklinde konuştu.Yeni nesil robotlar artık hissediyor Yeni nesil robotların artık hissettiğini, çok amaçlı optimizasyon yapısı olduğunu vurgulayan Demirer “medikal robotlar 3’e ayrılıyor. Aktif, yarı aktif ve pasif olarak 3 çeşit sınıflandırma var. Aktif robotlar şu anda dünyada yok 21.yüzyılın sonlarında olması ihtimal. Pasif robotlar doktorların kontrolleriyle çalışırken yarı aktif robotlar karar vererek doktorları yönlendiriyor. Yarı aktif robotlar pasif aktif robotlardan daha fazla tercih ediliyor” dedi.Şu anda ne durumdayızRobotların, obje tanıma yeteneği 2, el yeteneği 6, sosyal tanıma 8 yaşında olduğunu belirten Demirer, “bir robotu tanımlamak için 6 koordinat gerekiyor. Üç boyutlu, uzayda x, y, z olarak gösteriliyor. Cerrahi robot yapabilen ülkeler gelişmiş ülkelerdir. Cerrahi robot yaptığınız zaman askeri robotta yapabilir, belirli bir bilimsel güce de erişmiş olursunuz” dedi.Program soru ve cevap bölümünün ardından sona erdi.Haber: Melek Ozat

03 ARA 2018

5 G beraberinde sorunları da getirecek!

Günlük yaşantımızın bir parçası haline gelen cep telefonlarının yaydığı elektromanyetik radyasyon olumsuz etkileriyle yaşam kalitesini bozabiliyor. Kısa dönemde uykusuzluk ve halsizlik gibi etkileri hissedilen elektromanyetik radyasyon, biyolojik yapıdan hormonlara ve DNA’ya kadar vücudumuzda pek çok değişikliğe yol açıyor. Özellikle cep telefonu gibi cihazların kullanımında mesafenin önemli olduğuna dikkat çeken uzmanlar, telefonda konuşurken cihazı 1 cm uzakta tutmanın radyasyonu - %20 oranda azalttığına dikkat çekti.Üsküdar Üniversitesi Elektrik- Elektronik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Şeker, son zamanlarda sıkça gündemi meşgul eden elektromanyetik radyasyonun canlılar üzerinde oluşturduğu etkilere değindi. Hay Kitap’tan da okuyucusuyla buluşan ‘5G Nesnelerin İnterneti ve Sağlığımız” isimli kitabında da konuları ayrıntılı bir şekilde ele alan Prof. Dr. Şeker, insanların çok sık maruz kaldığı cep telefonu radyasyonu hakkında bilgi vererek cep telefonundan alınan radyasyonu en aza indirecek önlemleri anlattı. 5G teknolojisinin hayatımıza girmesi ile meydana gelecek değişimlere dikkat çeken Şeker, 5G’nin sağlık açısından oluşturduğu sorunlar hakkında bilgi verdi.“Elektromanyetik radyasyon ve elektromanyetik alan birbirinden farklıdır”Elektromanyetik radyasyon ve elektromanyetik alan kavramlarının birbirinden farklı olduğunu belirten Prof. Dr. Selim Şeker, elektromanyetik radyasyonun bütün elektrik enerjisini kullanıp normal fonksiyonlarını icra ettiğini ve bu nedenle yüksek frekanslı cihazların radyasyon yaydığını, düşük frekanslı cihazların örneğin ev aletlerinin radyasyondan ziyade elektromanyetik alan yaydığını ifade etti.“İnsan DNA’sını etkiliyor”Elektromanyetik radyasyonun canlılar üzerinde en belirgin etkilerinin 2004 yılında yayımlanan Refleks çalışması ile ortaya çıktığını ifade eden Şeker, bu çalışmanın sonucunda elektromanyetik radyasyonun çocuklarda ve yetişkinlerde birbirinden farklı etkilerin görüldüğüne dikkat çekti. Elektromanyetik radyasyonun kısa dönem etkileri uykusuzluk, halsizlik olarak görülürken uzun dönem etkilerinin insanın biyolojik yapısını, hormonal aktivitelerini ve insan genetiğini değiştirdiğini insanın DNA’sını etkileyerek zararlarının sonraki nesillerde dahi ortaya çıkabileceğini ifade etti.Elektromanyetik radyasyon, beynin savunma mekanizmasını etkiliyorElektromanyetik radyasyon ve insan ruhunun birer enerji olduğunu ifade eden Prof. Dr. Selim Şeker, insanın bir günde harcadığı gücün 40 watt civarında olduğunu belirtti. Prof. Dr. Şeker, iki enerjinin birbiri ile etkileşimi sonucu elektromanyetik radyasyonun beyne etki ederek beynin savunma mekanizmasına zarar verdiğini ve beynin kısımlarını girip beyinde Alzheimer, Parkinson gibi hastalıklara neden olduğunu, standardın bin kat altındaki radyasyonların ise nöronların ölmesine sebep olduğunu ve bunun da insan yaşamını tehlikeye soktuğunu söyledi.“Kullanım süresi ve mesafe radyasyonu etkiliyor”Elektrikli cihazların yaydığı radyasyonların bazı ölçütlere göre değişiklik gösterdiğini ifade eden Prof. Dr. Şeker, 5 dakika kullandığımız saç kurutma makinasının yaydığı radyasyonu vücudun geri kalan zamanda atabildiğini belirterek çok sık kullanılan cep telefonlarının yaydığı radyasyonun etkilerinin vücuttan atılmasının zor olduğunu ifade etti.Mesafeye dikkatElektrikli cihazlardan yayılan radyasyonun kullanım sıklığı dışında değişiklik gösterdiği diğer ölçütün ise mesafe olduğunu ifade eden Prof. Dr. Şeker, elektrikli aletlere ne kadar yakın olunursa o denli radyasyondan etkilenildiğini, telefonda konuşurken telefonu 1 cm uzakta tutmanın radyasyonu - %20 oranda azalttığına dikkat çekti.Cep telefonları sigaradan bile daha zararlıElektrikli cihazların en tehlikelisinin cep telefonu olduğunu belirten Şeker, herkesin sigara içmediğini ama herkesin telefon kullandığını bu nedenle cep telefonlarının sigaradan bile daha zararlı olduğunu ifade etti. Cep telefonlarının yaptığı hasarın hücreler üzerinde ve kalıcı olduğunu belirten Şeker, bu zararı telafi edebilmek için vücuda fırsat vermediğimizi bu durumun kalıcı hasarlara neden olduğunu ifade etti.Cep telefonları kanser yapan cihazlar listesindeDünya Sağlık Örgütü tarafından evlerde kullanılan elektrikli cihazların kanser yapma ihtimali olduğuna dair listeye alındığını belirten Şeker, cep telefonlarının ise 2011’de listeye alındığını ifade etti. Prof. Dr. Selim Şeker, 1993’te cep telefonu firmalarının isteği üzerine yapılan araştırma bulgularında dahi cep telefonunun kansere neden olduğu saptandığını ancak 6 sene süren araştırmanın sonuçlarının cep telefonu firmalarınca yayımlanmasının engellendiğini ifade etti.Cep telefonu kullanırken dikkat edilmesi gerekenlerCep telefonu kullanırken radyasyonun kulağımızdan içeri girip beyne ulaştığını ifade eden Şeker, kafatasının radyasyonu engellemediğini belirterek cep telefonundan yayılan radyasyonun etkisinin azaltılması için önerilerde bulundu. Cep telefonunun aradığınız kişiye ulaşabilmesi için yüksek dozda güç yaydığını belirten Şeker, bundan korunmak için karşı tarafın cevap vermesinden sonra kulağımıza götürmemiz gerektiğini aynı zamanda, kulaklık kullanmanın hoparlörde konuşmanın radyasyonu azalttığını ifade etti. Telefonu gün içerisinde sıkça kullanmak yerine kısa mesaj göndermenin radyasyon etkisini azalttığını belirten Şeker, uyuduğumuz yerde cep telefonunun bulundurmamız gerektiğinin altını çizdi.5G teknolojisi nedir?5G teriminin kablosuz teknoloji için kullanıldığını ifade eden Prof. Dr. Şeker,  5G’nin daha hızlı ve daha yüksek yayılım kapasitesi sağladığını belirterek 5G teknolojisinin çevremizde bulunan mikrodalga ve milimetrik dalga radyasyonlarını aşırı derecede artıracağını ifade etti. 5G teknolojisinin Türkiye’de çalışabilmesi için birkaç milyon baz istasyonu kurulması gerektiğini belirten Şeker, bunun da her 3 metre ile 10 metre arasında baz istasyonu ile karşılaşma anlamına geldiğini ifade etti.5G teknolojisi beraberinde sağlık sorunlarını da getiriyor 5G teknolojisinin kullanımı ile doğada elektrosisin artacağını belirten Şeker, 5G’nin getirdiği radyasyondan dolayı doğal ekosistemi ve hatta atmosferi olumsuz etkileyeceğini ifade etti. İnsan vücudunun daha önce hiç tanımadığı, hiç karşılaşmadığı türden bir radyasyona maruz kalacağını ifade eden Şeker, bunun sonucunda oluşabilecek sağlık sorunlarına dikkat çekti. 5G’nin hücre büyümesi ve organlara etki ederek kanserlerin artmasına neden olacağına, bağışıklık sisteminde, kalp ve dolaşım sisteminde, biyolojik işlevlerde kaçınılmaz olarak etki edeceğine değinen Şeker, ayrıca ısısal etkilerin göz yüzeyinde ve gözde hasar oluşturmanın yanı sıra deriyi de etkilediğini ifade etti.    Şeker, dünyanın pek çok yerinde, evlerin yakınında baz istasyonu yapmak yerine fiber optik kabloların döşenmesi gerektiğini belirtti. Fiber optik kablolamanın daha hızlı, emniyetli ve yüksek kapasiteli olduğunun altını çizen Şeker, iletişim şirketlerinin daha çok kar elde etmek istemelerinden dolayı fiber optik yerine kablosuz mobil telefon üyeliğini tercih ettiğini ifade etti. 

21 KAS 2018

Prof. Dr. Osman Çerezci cep telefonu kullanımı konusunda uyardı!

Günlük hayatın vazgeçilmezi olan cep telefonları, bataryaların patlama riski nedeniyle kimi zaman tehlike oluşturabiliyor. Bataryaların ömrünü uzatmak ve batarya patlamalarının önüne geçebilmek için uzmanların önerilerine kulak vermek gerekiyor: Telefonlar sıcak ortamlarda bulundurulmamalı, hızlı şarj edilmesi durumunda bile yüksek enerji verilmemeli ve arızalı telefonların tamiri için profesyonel destek alınmalı. Orijinal şarj cihazları kullanılmalı. Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği (İngilizce) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Osman Çerezci, son günlerde patlayan cep telefonu bataryaları ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.Telefonunuzu sıcak ortamlarda bulundurmayın!Batarya patlamalarının alınacak bazı önlemlerle mümkün olduğunu belirten Prof. Dr. Osman Çerezci, “Batarya patlamalarının önüne geçebilmek için cep telefonları sıcak ortamlarda bırakılmamalıdır. Telefonun hızlı şarj edebilmesi durumunda dahi  yüksek enerji verilmemelidir. Çünkü yüksek enerji bataryanın içerisindeki kimyasal sıvıya zarar vererek patlama gibi beklenmedik olaylara yol açabilmektedir. Telefon bataryalarının patlamasında çok değişik faktörler bulunmaktadır. Kullanılan ürünün testten geçmiş olması, CE belgesi alan ürün olmasına dikkat edilmelidir” uyarısında bulundu.Orijinal parça ve malzemeler tercih edilmelidirCep telefonlarında yan sanayi ürünlerinin kullanılmaması gerektiğini de vurgulayan  Prof. Dr. Osman Çerezci, “Arıza yapan cep telefonunu tamir edecek kişi dikkatli seçilmelidir. Batarya tamir edilirken batarya zarar göreceği ortamlarda kalabilir. Farkına varmadan başka batarya ile değişebilir. Takılan parçaların orijinal olmaması nedeniyle cep telefonu ile uyum sağlayamayabilir ve bu durum patlamalara neden olabilir” diye konuştu.Bataryanın görünümündeki değişiklilik patlamanın habercisi olabilir!Tüketici olarak teknolojinin doğru kullanımı ile ilgili bilinçli olmanın da önemine işaret eden Prof. Dr. Osman Çerezci, “Bataryaların fiziksel görünümündeki değişiklikler, patlamanın habercisi olabilir. Eskiyen ve yıpranan bataryalara dikkat edilmelidir. Bataryada aşırı şekilde ısınma fark edilmesi halinde cep telefonunu kapatılıp bir müddet bırakılmalıdır. Sonrasında bataryanın fiziksel görünüşü mutlaka kontrol edilmelidir” uyarısında bulundu.Şarjda olan telefonu kullanmayınProf. Dr. Osman Çerezci, Üsküdar Üniversitesi olarak cep telefonlarının elektromanyetik radyasyon etkisi, kullanımı ve günlük hayatta nasıl kullanılması gerektiğine dair okullara giderek bilgilendirmelerde bulunduklarını ifade ederek “Şarjda olan telefonu kullanmak bataryanın bozulma sürecinde etkendir. Şarj cihazlarının da orijinal olmasına dikkat etmek gereklidir. Bu uyumsuzluk, bataryayı zayıflatan etkenler arasında yer almaktadır” diye konuştu.

19 KAS 2018

5G Nesnelerin interneti sağlığımızı nasıl etkiliyor?

Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Şeker’in “5G Nesnelerin İnterneti ve Sağlığımız” kitabı raflardaki yerini aldı.Hayy Kitap yayınlarından çıkan kitap, teknolojinin beşinci nesli ve nesnelerin interneti” konularından okuyucuları aydınlatıyor.Dünya Ekonomik Forumu, 5G ve nesnelerin internetini, siber güvenlik ve doğal afetlerden sonra dünyanın en büyük üçüncü riski ilan etti ve uyardı:- Dünyanın etrafına yerleştirilecek en az 20 bin uydu ile radyasyonsuz hiç bir yer kalmayacak!- Nesnelerin interneti ile saldırılar çok daha yıkıcı olabilir.- Uçak düşürme, arabaları durdurma veya çalıştırma, seçim sonuçlarını değiştirme, tıbbi cihazları uzaktan etkileyerek cinayet işleme gibi sonsuz ihtimaller var!Peki, kişisel çabamızla bizler ne yapabiliriz?Bilgi sahibi olmak çok önemli; kitap bu gibi sorulara cevap veriyor.

19 KAS 2018

Üsküdar’dan sonra Harvard ve Yale Üniversitesinde okutuluyor

“Mutluluk Bilimi” olarak da bilinen Pozitif Psikoloji, empati, duygusal zeka, sıkıntılarla başa çıkma gibi kişisel becerilerin artırılmasını hedefliyor. Amerika’daki Yale ve Harvard üniversitelerinde ders olarak okutulan Pozitif Psikoloji, Üsküdar Üniversitesi’nde 2012’den bu yıla zorunlu ders olarak okutuluyor. “Mutluluk Bilimi” olarak da bilinen Pozitif Psikoloji, bireyin empati, duygusal zeka, stres ve sıkıntılarla başa çıkma gibi kişisel becerilerinin artırılmasını ve kişinin sosyal başarı konusunda hedefliyor.Amerika’daki Yale ve Harvard üniversitelerinde ders olarak okutulan Pozitif Psikoloji, Üsküdar Üniversitesi’nde 2012’den bu yıla zorunlu ders olarak okutuluyor.Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, hayat başarısında akademik donanım, mesleki bilgi ve tecrübenin önemli olduğunu ancak insani ilişkilerin güçlü olması, empati kurma gibi özelliklerin de fark oluşturduğuna dikkat çekti.Üniversite olarak “iyi insan” yetiştirmeyi amaçladıklarını belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Akademik donanımın yanı sıra öğrencilerimize Proje Kültürü, İletişim Becerileri ve Pozitif Psikoloji derslerini zorunlu olarak veriyoruz. Harvard Üniversitesi’nin en çok tercih edilen dersi pozitif psikoloji. Çığır açan ders olarak web sitelerinde duyurdular. Yale Üniversitesi’nde de Pozitif Psikoloji ders olarak müfredatta yer alıyor. Üniversite olarak biz 2012 yılından bu yana Pozitif Psikoloji bilimini ders olarak veriyoruz. Sadece akademik başarıyı önemsemiyoruz. Bu sayede sosyal başarı, mutluluk bilimini ve insani değerleri öğretmeyi hedefliyoruz. Harvard ve Yale Üniversiteleri bu dersi daha yeni vermeye başladılar” dedi.

15 KAS 2018

UNESCO TWAS tarafından belirlenen tek Türk Mükemmeliyet Merkezi Üsküdar Üniversitesi oldu

Uluslararası birçok öğrencinin doktora kapsamındaki bilimsel çalışmalarını TÜBİTAK’ın desteğiyle gerçekleştirdiği Üsküdar Üniversitesi, UNESCO TWAS’ın Mükemmeliyet Merkezi olarak belirlediği Çin, Endonezya, Lübnan, Mexico, Filipinler ve Tayvan’da yer alan merkezler arasındaki tek Türk Üniversitesi oldu. UNESCO tarafından Nörobiyoloji, Bilişsel Tıp ve Beyin Araştırmaları alanındaki çalışmalarından ötürü mükemmeliyet merkezi olarak tayin edilen Davranış Bilimleri ve Sağlık alanında Türkiye’nin ilk tematik üniversitesi olan Üsküdar Üniversitesi, UNESCO TWAS tarafından Mükemmeliyet Merkezi olarak tayin edilen kurumlar arasındaki tek Türk Üniversitesi oldu.The World Academy of Sciences (TWAS) / Dünya Bilimler Akademisi – TWAS’ın Türkiye’de mükemmeliyet merkezi olarak seçtiği ilk üniversite Üsküdar Üniversitesi. TWAS, UNESCO tarafından gelişmekte olan ülkelerin bilim anlamında ileri düzeye çıkmalarını sağlamak amacıyla kurulmuş olan bir organizasyondur. Bunun için kendilerince seçilmiş olan ileri düzey alt yapıya sahip kurum ve kuruluşları “mükemmeliyet merkezi” olarak belirleyip, gelişmekte olan ülkelerin genç ve parlak beyinlerini kendisi seçerek, mükemmeliyet merkezlerinde eğitimlerini sağlamaktadır.Mükemmelliyet Merkezine giden süreçÜsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Konuk, Gelişmekte Olan Dünya için Bilimler Akademisi Koordinatörü Dr. Max Paoli’nin Üsküdar Üniversitesini ziyaretini ve süreci değerlendirdi.Üsküdar Üniversitesinin sahip olduğu laboratuvar ve araştırma merkezlerini gezen Dr. Max Paoli’nin çok etkilendiğini ve TWAS’ın Türkiye’de mükemmeliyet merkezi olarak Üsküdar Üniversitesi’ni seçtiğini belirten Prof. Dr. Muhsin Konuk, bu ziyareti ve sonrasındaki gelişmeleri şöyle anlattı:“Dünya Bilimler Akademisi’nin koordinatörü, UNESCO ile Dünya Bilimler Akademisi arasındaki koordinasyonu sağlayan Dr. Max Paoli İstanbul’da Dünya Bilimler Akademisi’nin düzenlediği bir toplantı münasebetiyle İstanbul’a geldiğinde, Dünya Bilimler Akademisi’nin Türkiye üyesi olan arkadaşına, İstanbul’a gelmişken akademisyenlere bir konuşma yapmak istediğini söylüyor. Arkadaşı da beni aradı. Bir görüşme organize ettik, Dr. Max Paoli ile üniversitemizde görüştük.Protein mühendisi olmasından dolayı kendisine üniversitemizin laboratuvarlarını gezdirdik. Laboratuvarlarımızı ve çalışma alanlarımızı gördü. Deney hayvanı ünitelerimizi; farmakogenetik, moleküler biyoloji, genetik, nörobilim ile nöroteknoloji laboratuvarlarımızı dolaştıktan sonra kendisi bana bir teklifte bulundu. ‘Biz Dünya Bilimler Akademisi olarak gelişmekte olan ülkelerin doktora öğrencilerinin, kendi belirlediğimiz mükemmeliyet merkezlerinde çalışmalarını sağlıyoruz.Özellikle üniversitenizin, nörobilim, beyin ve bilişsel süreçlerle ilgili çalışmalarından dolayı, size bir teklif getirsek kabul eder misiniz?’ dedi. Bundan sonra bu süreç gelişti.”TWAS’ın mükemmeliyet merkezi seçtiği Türkiye’deki ilk üniversiteBu süreç içerisinde, gelişmekte olan ülkelerin akademisyenlerinin, UNESCO’nun kendi çağrısı ile başvuranlar arasından seçtiği doktora öğrencilerini, Dünya Bilimler Akademisi Mükemmeliyet Merkezine kabul ettiğine değinen Prof. Dr. Muhsin Konuk, “TWAS, öğrencileri farklı yerlere gönderip çalışmalarına orada devam etmelerini sağladı. Dolayısıyla şu an Türkiye’de TWAS’ın mükemmeliyet merkezi olarak seçtiği ilk üniversite biz oluyoruz” şeklinde değerlendirmelerde bulundu.TÜBİTAK desteğiyle çalışacaklarİyi insan yetiştirmeye odaklanmış olan Üsküdar Üniversitesinin dünyanın farklı bölgelerinde insan yetiştireceğinin altını çizen Prof. Dr. Muhsin Konuk, “Bu sadece üniversitemiz açısından değil, ülkemiz açısından da ciddi anlamda bir prestij artışı demek.Prof. Dr. Muhsin Konuk şunları söyledi: “Bununla ilgili olarak gelecek öğrencilerin beslenme ve konaklama sağlamak adına, TÜBİTAK ile yaptığımız görüşmeler neticesinde TÜBİTAK bir destekleme programında daha önceden 12 ay olan destek süresini bizim teklifimizle 36 aya çıkardı. Dolayısıyla, bizim vesilemizle bütün Türkiye üniversitelerinin faydalanacağı yeni bir destekleme programı geliştirilmiş oldu. Bu konuda başta Sayın TÜBİTAK Başkanımız, Başkan yardımcıları, Daire başkanları, Uzman ve uzman yardımcısı olarak bu süreçte bize destek olan ve yardımlarını esirgemeyen tüm TÜBİTAK personeline teşekkür etmeyi Üsküdar Üniversitesi olarak bir borç biliyoruz.”Bu çalışmalar neticesinde anlaşma metnine TÜBİTAK desteği maddesini de ekleterek TÜBİTAK’ın ismini de geçirmiş olduklarını ifade eden Konuk, “TÜBİTAK gelişmekte olan ülkelerden gelecek olan Doktora öğrencilerine maddi destek sağlayacak, bizim laboratuvarlarımız ve araştırma imkânlarımız dâhilinde hocalarımızın danışmanlığında gelen uluslararası öğrenciler çalışmalarını tamamlayacaklar ve kendi ülkelerinde bizim araştırma disiplinimiz ve metotlarımızı model alarak kendi laboratuvarlarını kurup onlar da insan yetiştirmeye başlayacaklar.” şeklinde konuştu.UNESCO TWAS’ın Mükemmeliyet Merkezleri tam listesini aşağıdaki linkten görebilirsiniz.   https://twas.org/sites/default/files/assoccentres.pdf

14 KAS 2018

Prof. Dr. Tayfun Uzbay, İnme ve Nörolojik Bozukluklar konulu konferansa katıldı

Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay, İstanbul Polat Rezidans Otel’de düzenlenen 5. İnme ve Nörolojik Bozukluklar (5th Annual Conference on Stroke and Neurological Disorders) konulu toplantıya katıldı.Prof. Dr. Tayfun Uzbay, toplantıda Gen esnekliği (Genoplasticity) ve nöropsikiyatrik hastalıkların ilişkisini ve geleceğe yönelik tedavi stratejilerini anlattı.Yoğun ilgi gören programın sonunda, katkılarından dolayı Uzbay’a teşekkür belgesi takdim edildi.

09 KAS 2018

Prof. Dr. Muhsin Konuk Uluslararası Tıbbi ve Biyolojik Bilimler Kongresine katıldı

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Konuk,  Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi tarafından düzenlenen “Uluslararası Tıbbi ve Biyolojik Bilimler Kongresi”ne Davetli konuşmacı olarak katıldı. Uluslararası Tıbbi ve Biyolojik Bilimler Kongresi,  Sidney’den Avustralya’ya, Japonya’dan İngiltere’ye dünyanın dört bir yanından gelen katılımcılara ev sahipliği yaptı.Brain Initiative ve Brain Precision Medicine projelerine ilişkin bilgi verildiÜsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Konuk, ABD Eski Başkanı Barack Obama öncülüğünde 2013 yılında hayata geçirilen ve Türkiye'deki temsilciliğini ve proje ortaklığını Üsküdar Üniversitesinin yürüttüğü Brain Initiative Project  ve Precision Medicine Project konularını içeren farmogenetik ve Nörobilim temelli 2 panel gerçekleştirdi ve bu panellerin moderatörlüğünü üstlendi.Kongreye Üsküdar Üniversitesi  Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi  Dr. Öğr. Üyesi Pınar Öz’ de Nörobilim panelinde konuşmasını  gerçekleştirdi.Kongre sırasında Afrikada yayın yapan ilk ve tek TV olan Doğal TV’ye de röportaj veren Konuk, Üsküdar Üniversitesinin başlangıçtan bugüne geldiği noktaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Pakistan ekibi Üsküdar Üniversitesine  yoğun ilgi gösterdiProf. Dr. Muhsin Konuk, konuşmasında Üsküdar Üniversitesinin Farmogenetik, Nörobilim dalında UNESCO’nun TWAS tarafından Nörobiyoloji, Bilişsel Tıp ve Beyin Araştırmaları alanındaki çalışmalarından ötürü mükemmeliyet merkezi seçildiğini ifade etti. Pakistan ekibinin yoğun ilgisi ile karşılaşan Konuk, önümüzdeki yıl içerisinde Üsküdar Üniversitesinin Pakistan’dan doktora öğrencilerin üniversiteye geleceğini söyledi.Yoğun katılımın olduğu panelin sonunda Konuk, katılımcıların sorularını yanıtladı. 4 gün süren kongre Kapadokya gezisi  ile sonlandı.

26 EKI 2018

TBMM Başkanı Binali Yıldırım’a Üsküdar Üniversitesi’nden Fahri Doktora

TBMM Başkanı Binali Yıldırım, günümüzde insanların ve kurumların artık belirledikleri alanlarda referans gösterilecek işler yapmaya yöneldiğini belirterek “Üsküdar Üniversitesi'nin de bu çerçevede nöroloji, psikiyatri, psikoloji birlikteliğini gerçekleştirerek, teşhisten tedaviye çok disiplinli yaklaşımı Türkiye'ye taşımaya çalıştığını görüyoruz” dedi.Davranış Bilimleri ve sağlık alanında Türkiye'nin ilk tematik üniversitesi olan Üsküdar Üniversitesi 2018-2019 Akademik Yıl Açılış Töreni, TBMM Başkanı Binali Yıldırım’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Törende TBMM Başkanı Binali Yıldırım’a Fahri Doktora unvanı takdim edildi ve Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan tarafından cübbesi giydirildi.Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşkesi Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda düzenlenen 2018-2019 Akademik Yıl Açılış Törenine TBMM Başkanı Binali Yıldırım, İstanbul Valisi Vasip Şahin, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Prof. Dr. Erman Tuncer, Üsküdar Kaymakamı Murat Sefa Demiryürek, Kadıköy Kaymakamı Dr. Mustafa Özarslan,  İl Halk Sağlık Hizmetleri Başkanı Dr. Abdullah Emre Güner, Üsküdar İlçe Sağlık Müdürü Dr. Yusuf Taşçı, Üsküdar Üniversitesi Mütevelli Heyeti Üyesi Mustafa Ataş, Kredi Yurtlar İl Müdürü Cemil Bağlama katıldı.Prof. Dr. Tarhan: “Ar-Ge odağı olarak nörobilimi seçtik”Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, törenin açılış konuşmasını yaptı. “Değişen Dünya ve Gençlik” başlıklı akademik yılın ilk dersini veren Tarhan, 7. Akademik Yıl Açılışını gerçekleştirdiklerini üniversitenin 14 bin mezun verdiğini, 5 fakülte, 1 sağlık meslek yüksekokulu ve enstitülerde 19 bin civarında öğrencilerinin bulunduğunu söyledi. Bir vakıf üniversitesi olarak en iyiyi yapmaya çalıştıklarını belirten Tarhan, üniversitelerin 4 önemli fonksiyonu olduğuna dikkat çekerek “Meslek edindirme, toplumu bilgilendirme, Ar-Ge yapmak ve bilginin ürüne dönüştürülmesini sağlamak. Biz bu dördüne birlikte yönelmeye özen gösteriyoruz. Üniversite olarak Ar-Ge odağı olarak nörobilim üzerine çalışıyoruz” dedi.Niyetin nörobiyolojisi araştırılıyorDünyada şu anda niyetin nörobiyolojisinin araştırıldığını ifade eden Tarhan, “İnsanın karar verme bölgesi aynı zamanda niyet bölgesi. Neye niyet ediyorsanız, beyniniz bir şeyi hayal ettiği zaman mesela yemek yemeyi hayal ederken beynin o bölgesi, yemek yiyormuş gibi çalışıyor. Bunun için niyetlenmiş davranışın insanların davranışında temel davranış olduğu biliniyor. Bu bizi pozitif psikoloji çalışmalarına götürdü, ahlakın nörobiyolojisine götürdü. Kişi niyetlediği zaman beynin ayna nöronları çalışıyor. Bu nedenle niyetlenmiş davranış, artık bilimsel bir kategori. Sadece edebiyatçıların ve dil bilimcilerin ele alabileceği bir konu değil, psikoloji biliminin de konusu. Şu anda Harvard Üniversitesi’nde pozitif psikoloji dersi okutuluyor” dedi.Üsküdar Üniversitesinde 2012’den bu yana pozitif psikoloji dersinin zorunlu dersler arasında olduğunu ifade eden Tarhan, “Bu derste insani değerleri öğretiyoruz. Pozitif Psikoloji kuramı sanki Mevlana’dan alınmış, sistematize edilmiş, metodoloji haline getirilmiş, bilimsel gerekçelerle anlatılıyor ama maalesef referans vermemişler. Bu da bizim kusurumuz” dedi.Eleştirisel düşünceden vazgeçmek, düşüncenin ilerlemesini durdurduOsmanlı’nın sanayi devrimini kaçırmasının nedenlerine değinen Prof. Dr. Tarhan, “18. Yüzyılda medreselerden mantık, matematik, astronomi, felsefe dersleri kaldırıldı. İbni Sina, İbni Rüşt, İkinci Aristo denilen Farabi eğitimden çıkarıldı. Ortaçağ’da Avrupa eleştirisel düşünce okuluna başlamışken vakıf korumasındaki medrese eğitiminde eleştirisel düşünceden vazgeçerek korumacı davrandı. Düşüncenin ilerlemesini durdurdu” dedi.Eleştirel düşünmeyi öğretmek gerekiyorProf. Dr. Tarhan, eleştirel düşüncenin mekteplerde öğretilmesinin önemine işaret ederek “Din eğitimi ile pozitif bilimlerin beraber verilmesi burada çok önemli. Düşüncenin ilerlemesini sağlamak açısından. Eleştirebilen ve sorgulayabilen bir kuşak yetişmesi bu açıdan önemli” dedi.Değer içerikli eğitim önemliYapay zeka konusunun dünya genelinde konuşulan bir konu olduğunu, şu an hem Batı’da hem de Doğu’da bir medeniyet krizi yaşandığını belirten Tarhan, “Bununla ilgili değişen bir gençlik var. Değer içerikli bir eğitim olması önemli. Yardımseverliği, bağışlayıcılığı, iyi insan olmayı öğretebilmek önemli. Yeni yetişen gençleri böyle kazanabiliriz” dedi.Gençlerin psikolojik ihtiyaçlarına karşılık vermeliyizGünümüzde gençlerin üç kırılgan noktasının olduğunu ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Genç kuşakta adalet beklentisi yüksek. Buyurgan yaklaşımdan nefret ediyorlar ve özgürlük beklentileri yüksek. Gençlerin bu beklentilerine ve psikolojik ihtiyaçlarına uygun biçimde karşılık vermezsek genç kuşaklarla aramızda bağlantı kurmak çok zor oluyor. Sultan Abdülhamid çok iyi liderdi, padişahtı. Güçlü bir askeri yapıya kadar büyük işler yaptı fakat bunu yaparken bir yerde bir açık verdi; o açık da genç kuşaklarla diyalog kuramadı. Bu nedenle yetiştirdiği çocuklar ona karşı oldular. Bu nedenle buradan ders alarak gençlerle duygusal bağ kurabilmeyi başarmamız gerekiyor” diye konuştu.Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, fahri doktora gerekçesini okuduÜsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Rektör Danışmanı Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, fahri doktora gerekçesini okumasının ardından fahri doktora töreni gerçekleştirildi. Fahri Doktora gerekçesinde “Üsküdar Üniversitesi Senatosu’nun aldığı kararla; bugüne kadar gerçekleştirdiği sosyal sorumluluk ve altyapı çalışmalarıyla, toplumu birleştiren kişiliğiyle ve ilkeli duruşuyla Türk siyasetine, demokrasimize ve Türk Halkına yaptığı anlamlı katkılardan dolayı TBMM Başkanı Binali Yıldırım’a Fahrî Doktora takdim edildiği belirtildi.TBMM Başkanı Binali Yıldırım’a fahri doktora takdim edildiTBMM Başkanı Binali Yıldırım’a Fahri Doktora takdim edildi ve Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan tarafından cübbesi giydirildi. Üsküdar Üniversitesi Hisseden İnsan Heykelinin de verildiği törende Yıldırım, bir konuşma yaptı.TBMM Başkanı Binali Yıldırım: “Bu gençler istikbalimizin umudu haline geliyorlar”Temelleri 1999 yılında NP Grup tarafından atılan Üsküdar Ünivesitesi’nde 4 fakülte, 5 enstitü ve 1 yüksekokulunda 19 binin üzerinde gencin eğitim gördüğünü ifade eden Binali Yıldırım, “Bu gençler aldıkları formasyon eğitimiyle, istikbailimizin umudu haline geliyorlar. Çünkü Üsküdar Üniversitesi; gerçekleri arayan pozitif bilimlerle; iyi, güzel ve doğruyu arayan sosyal bilimleri buluşturan bir üniversitedir. Arkadaşlarımız üniversitenin Türkiye'nin ilk davranış ve sağlık temalı üniversitesi olduğunu söylediler bana." diye konuştu.Üsküdar Üniversitesi, teşhisten tedaviye çok disiplinli yaklaşımı Türkiye’ye taşımaya çalışıyorGünümüzde her alanda, her konuda iyi olmanın mümkün olmadığını, 'Her işi yaparım ağabey' döneminin artık tarihte kaldığını belirten Yıldırım, şunları söyledi:“İnsanlar ve kurumlar artık belirledikleri alanlarda referans gösterilecek işler yapmaya yöneliyorlar. Üsküdar Üniversitesi'nin de bu çerçevede nöroloji, psikiyatri, psikoloji birlikteliğini gerçekleştirerek, teşhisten tedaviye çok disiplinli yaklaşımı Türkiye'ye taşımaya çalıştığını görüyoruz. Bu yönüyle diğer üniversitelerden ayrılan bir üniversite olduğunu da söyleyebilirim. Bu arada sağlık bilimlerini klasik alandan bilgisayar tabanlı gerçeğe taşımaya çalıştığı da bir gerçek. Üniversitenin bu vasfının psikoloji ve davranışsal sağlık bilimlerine ilgi duyan gençlerimize iyi hitap ettiğini söyleyebilirim. Evren, şehir manasına gelen üniversite yerelden evrensele ulaşmanın kapısıdır. Evreni bir bütün olarak kabul eder, insanlığın birikimlerinden yararlanarak farklı inanç, düşünüş ve yorumlarla yeni bir senteze ulaşmaya çalışır. Bu noktada ideolojik, doğmatik davranmamak çok önemlidir. Bilgiyi sistematik şekilde üretmek, akademik düşünceyi öğretip, analiz gücünü elde etmek için üniversitelere ihtiyaç olduğu aşikar. Farklılıkları zenginlik olarak görüp, iletişim ve istişare kültürünü geliştirerek, demokrasiyi olgunlaştırmak için yine üniversitelere ihtiyacımız var. Bu manada sağlık, mühendislik, sosyal bilimler gibi sahalarda, bilgi ve değer üreten üniversiteler insanlık ailesine çok büyük katkı sağlıyor.”Meclis Başkanı Yıldırım’dan Rektör Tarhan’a teşekkür  TBMM Başkanı Binali Yıldırım, “İlkelerini eleştiriye açık, özgürlükçü, çoğulcu ve katılımcı olarak ifade eden Üsküdar Üniversitesi’nin size çok müthiş imkanlar sunduğunu bugün yakından gördüm, şahit oldum. Bir kez daha bu üniversitenin düşüncesini ortaya koyan, gerçekleştiren başta Prof. Dr. Nevzat Tarhan olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi.Sosyal sorumluluk projelerini takdir ettiÜsküdar Üniversitesi’nin sadece akademik eğitim-öğretim ile meşgul olmayıp, toplumsal sorumluluk projeleri de gerçekleştirdiğini öğrendiğini de kaydeden Yıldırım, “Haydi Tut Elimi, Mutlu Yuva Mutlu Yaşam Derneği gibi sivil toplum kuruluşları marifeti ile istismara uğrayan, barınma ihtiyacı olan yavrularımıza, gençlerimize el uzatıyor olmanızı da takdirle karşılıyorum. Toplumla bütünleşmek ve nazariyeden uygulamaya yönelmek işte budur. Toplumsal sorunlarımızı çözme noktasında faal bir şekilde sahada olmanızdan dolayı da ayrıca tebrik ediyorum” dedi.Bu yıllar sizin altın yıllarınız, iyi değerlendirin“Sevgili gençler, Türkiye’nin istikbalini korumasında, istikbale umutla bakmasında şüphesiz en iyi güvencemiz, güç kaynağımız sizlersiniz” diyen Binali Yıldırım, “Mutlaka üniversitedeyken bir dil öğrenin. Yazmayı, konuşmayı, her yönüyle bir dil öğrenin. Bu yıllar sizin altın yıllarınız. Eğer bu sıralarda öğrenmemişseniz, sonrası biraz daha zor oluyor. 45 yaşıma geldim, 2 sene yurt dışına gittim, çoluğu çocuğu bıraktım lisan öğrendim. İhtisas da yaptım. Ama buna ihtiyacımız var. Hangi mesleğin eğitimini alırsanız alın, eğer dünyaya açılmak istiyorsanız, dünyada ne oluyor, ne bitiyor anlamak istiyorsanız, mutlaka bir lisan öğrenin. 1 tane öğrenin, hangisi olursa olsun” tavsiyesinde bulundu.Meclis Başkanı Yıldırım: “Okumayı bırakmayın”Öğrenmenin yaşının olmadığını belirten TBMM Başkanı Binali Yıldırım, "Okumayı bıraktığınız an yaşlandınız demektir. İster 60, ister 20 yaşında olun okumak insanı genç tutar. Onun için gençler okuyacağız. Daha çok okuyacağız. Okumak insanları bir anlamda törpüler. Kavgacı kimliğini tamamen ortadan kaldırır. Okumak, her şeyi karşılıklı anlayışla halletmenin daha doğru olduğu noktasına getirir” dedi.Prof. Dr. Sevil Atasoy, cübbelerini takdim ettiTörende Akademik Yükseltme Cübbe Giyme Merasimi gerçekleştirildi. Törende doktor öğretim üyeliği, doçentlik ve profesörlük unvanı alan hocalara yeni cübbeleri takdim edildi.İlk olarak doktor öğretim üyeliğine yükselişi olan hocalara cübbeleri Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy tarafından takdim edildi. İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji (İngilizce) Bölümü’nden Merve Çebi, Sağlık Bilimleri Fakültesi Ergoterapi Bölümü’nden Zeynep Bahadır Ağce, Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Çetin Sayaca, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Eczane Hizmetleri Programından Sultan Mehtap Büyüker, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Laboratuvar Teknolojisi Programından Ebru Özkan Oktay, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Nükleer Teknoloji ve Radyasyon Güvenliği Programından Feride Kulalı, Miraç Kamışlıoğlu, Özge Kılıçoğlu,  Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Programından Tuğba Kaman cübbelerini giydi.Prof. Dr. Mehmet Zelka, doçentlik cübbelerini giydirdiDoçentlik unvanı alan hocalara ise cübbeleri Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Zelka tarafından takdim edildi. İletişim Fakültesi Medya ve İletişimi Bölümünden Feride Zeynep Güder, Reklam Tasarımı ve İletişimi Bölümünden Özgül Dağlı ve Dinçer Atlı, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Felsefe Bölümünden Çiğdem Yazıcı, Psikoloji Bölümünden Işıl Göğcegöz Gül, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Yazılım Mühendisliği Bölümünden Türker Tekin Ergüzel, Sağlık Bilimleri Fakültesi Ergoterapi Bölümünden Cemal Onur Noyan, Biyomedikal Cihaz Teknolojisi Programından Mesut Karahan, Sağlık Yönetimi Bölümünden Tuğba Altıntaş, Radyoterapi Programından Hüseyin Ozan Tekin cübbelerini giydi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan, profesörlük cübbelerini takdim ettiProfesörlük unvanı alan akademisyenlere ise cübbeleri Prof. Dr. Nevzat Tarhan tarafından takdim edildi. Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik (İngilizce) Bölümünden Tunç Çatal, Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümünden Nedret Hızel, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümünden Defne Kaya, Odyoloji Bölümünden Arif Şanlı, Sosyal Hizmet Bölümünden Abdullah Karatay ve İsmet Galip Yolcuoğlu ile Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü Programından Niyazi Beki’ye cübbeleri takdim edildi.ÜÜ TV’den canlı olarak yayınlanan tören sonunda birlikte hatıra fotoğrafı çektirildi.Tören sonrası öğle yemeğini de Üsküdar Üniversitesinde yiyen Binali Yıldırım’a Erzincan fasulyesinden yapılmış özel kuru fasulye yemeği ikram edildi.

25 EKI 2018

FEDEK akreditasyon belgeleri takdim edildi

Üsküdar Üniversitesi Psikoloji Türkçe-İngilizce, Moleküler Biyoloji ve Genetik Türkçe-İngilizce ile Felsefe bölümleri FEDEK akreditasyon katılım belgeleri Merkez Yerleşke Senato toplantı odasında gerçekleştirilen törenle fakülte dekanlarına takdim edildi.Üsküdar Üniversitesi 5 farklı programla FEDEK akreditasyonu aldıFEDEK tarafından ilk kez genel değerlendirmesi yapılan birinci örgün öğretim lisans programları ile Nisan ayında 5 farklı programa akreditasyon verildiği belirtilmişti.Bu kapsamda Üsküdar Üniversitesi; Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesinin Moleküler Biyoloji ve Genetik (Türkçe) ile Moleküler Biyoloji ve Genetik (İngilizce) programları, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesinin Felsefe, Psikoloji (Türkçe) ve Psikoloji (İngilizce) programları yapılan değerlendirmeler sonucunda FEDEK Akreditasyonu almaya hak kazanmıştı.Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, FEDEK yönetim kurulu üyeleri Prof. Dr. Kenan İnan, Prof. Dr. Figen Kadırgan ve Üsküdar Üniversitesi öğretim üyelerinin katıldığı toplantıda akreditasyon belgeleri takdimi gerçekleşti.FEDEK Yönetim Kurulu tarafından Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay ile İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan’a akreditasyon katılım belgeleri verildi.

25 EKI 2018

Akademik kurul toplantısı gerçekleşti

Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi 2018-2019 eğitim öğretim yılının ilk akademik kurul toplantısı Merkez Yerleşke Senato toplantı salonunda gerçekleştirildi.Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın katılımı ve Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay’ın başkanlığında toplanan kurulda akademik personel de hazır bulundu.Sıcak ve samimi bir havada geçen toplantıda gündeme dair konularda fikir alışverişinde bulunuldu.

22 EKI 2018

Prof. Dr. Muhsin Konuk: Proje tabanlı çalışma kültürünü oturtmaya çalışıyoruz

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Konuk, Kumral Abdal Anadolu Lisesi’nin başvurduğu “TÜBİTAK 4007 Bilim Şenliği Projesi” kapsamında Bilecik ve Bozüyük’te “Biyolojik Bilimler ve Geleceğimiz” başlıklı konuşmasıyla liselilerle buluştu.4 gün süren etkinlikte 11 ve 12. sınıflar ile buluştuklarını ifade eden Konuk, “Bu 4 gün içeresinde değişik üniversitelerden eğitimciler de katıldı.  Etkinlik sonrası öğrencilerle konuşma fırsatım oldu. Gençlerin yaşam bilimlerine yönelik sorularını yanıtlandım.Etkinliğin diğer konuşmacıları fizikçiler, kimyacılar ve astrofizikçilerdi. Çarşamba günü başlayıp cumartesi akşamı biten etkinlikte öğrencilerle atölye çalışmaları gerçekleştirildi” şeklinde konuştu.“Bilim şenlikleri lise çağındaki çocuklar ile gerçekleştirilmeli”Prof. Dr. Muhsin Konuk Türkiye’de temel bilimlerdeki çöküş, öğrencilerin temel bilimleri tercih etmemesi gibi nedenlerden ötürü gençleri temel bilimlere yönlendirmek, kafalarında kıvılcım oluşturabilmek adına bilim şenliklerinin lise çağındaki çocuklar ile gerçekleştirilmesinin kazanımları olduğuna inandıklarını belirtti.Konuk “özellikle öğrencilere vurguladığım şeyler biyoteknoloji, bitki ve hayvan biyoteknolojisi, bitki ve hayvan doku kültürleri ve bu sayede neler ürettiğimiz, nano biyoteknoloji, kök hücreler ve uygulamaları, bireyselleşmiş tıp-farmakogenetik, gelişmekte olan bir alan olarak nörobilim gibi konuların temellerini anlattım. Amacımız gençlerin hayal ve düşüncelerinde bir kıvılcım çaktırıp, kafalarında bir şeyler canlandırmaya çalışmaktır” dedi.Etkinlikte gençleri proje bazlı çalışmaları gerektiği konusunda uyardığının altını çizen Konuk “Geçtiğimiz hafta içeresinde 2 farklı lise benden projeleri ile ilgili destek istediler. Ben de bir tanesinin konusunun yeterince özgün olmadığını başka bir konu üzerine yönelmesi gerektiğini belirttim” dedi.“Proje tabanlı çalışma kültürü hedefliyoruz”Üsküdar Üniversitesinin düzenlediği Bilim ve Fikir Festivali öğrencileri proje tabanlı çalışmaya yöneltmekte olduğunu söyleyen Konuk “Proje kültürü olmayan bir millet olduğumuz için öğrencileri proje tabanlı çalışmaya yöneltmenin semeresini yakın bir gelecekte daha etkin göreceğiz. Proje tabanlı çalışma kültürünü oturtmaya çalışıyoruz ve bu da tabi ki zaman alacak” şeklinde konuştu.

22 EKI 2018

PROMER 3. MMG AR-GE ve İnovasyon Zirvesi ve sergisine katıldı

17 – 18 Ekim tarihlerinde İstanbul Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte, Üsküdar Üniversitesi, İstanbul Protein Araştırma-Geliştirme ve İnovasyon Merkezi (PROMER) çalışmaları tanıtıldı.PROMER Müdürü Prof. Dr. Tunç Çatal, Müdür Yrd. Dr. Öğr. Üyesi Vildan Enisoğlu Atalay ve laboratuvar sorumlusu Rümeysa Cebecioğlu’nun katıldığı ARGE etkinliğinde sanayiden firmalarla görüşmeler yapıldı.Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Mehmet Fatih Kacır, İstanbul Kalkınma Ajansı (İSTKA) Genel Sekreteri Özgül Özkan Yavuz ve MMG Genel Başkanı Osman Balta Üsküdar Üniversitesi PROMER standını ziyaret ederek, PROMER Merkez faaliyetleri ile ilgili bilgi aldı.PROMER Plos One’da…Etkinlikte, 18 Ekim tarihinde Plos One dergisinde yayınlanan ve Ulusal patent başvuru yapılan çalışmalar da tanıtıldı. PROMER Müdür Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Vildan Enisoğlu Atalay, Hücre Kültürü Araştırma Laboratuvarı Direktörü Doç. Dr. Belkıs Atasever Arslan, PROMER Müdürü Prof. Dr. Tunç Çatal ve KİMER Müdürü Uzm. Selma Özilhan öncülüğünde yürütülen çalışmada Uzm. Aykut Kul, Promer İleri Protein Analiz Laboratuvar Sorumlusu Rümeysa Cebecioğlu, Moleküler Biyoloji ve Genetik lisans programı mezunu Buğra Yaman ve Biyomühendislik lisans mezunu Fatih Özen araştırmacı olarak görev aldı.PloS One dergisinde çevrimiçi yayınlanan İstanbul Kalkınma Ajansı destekli disiplinler arası araştırma makalenin tam metni için;https://journals.plos.org/plosone/article?id=10.1371/journal.pone.0205817

18 EKI 2018

En pahalı tedavi, etkisiz tedavi!

Üsküdar Üniversitesi Farmakogenetik Laboratuvarı kurucusu merhum Prof. Dr. Tuncel Özden’i anmak amacıyla ikincisi bu yıl düzenlenen “İlaçtan Genetiğe” başlıklı Kişiye Özel Tedavi Paneli’nde psikiyatrik hastalıklarda kişiye özel tedavinin önemi konuşuldu. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 2009 yılında kurulan Farmakogenetik Laboratuvarının ülkemizde bir ilk olduğunu belirterek “Tedaviye dirençli hastalar için bu laboratuvarı kurduk. Bir insanı tedavisiz bırakmanın maliyeti daha pahalıdır. O nedenle en pahalı tedavi etkisiz tedavidir diyoruz. Bu nedenle biz ızdırap içinde tedavi arayan insanlara çare bulmak istiyoruz” dedi.Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşkesi Nermin Tarhan Konferans Salonunda düzenlenen “İlaçtan Genetiğe” başlıklı Kişiye Özel Tedavi Panele merhum Prof. Dr. Tuncel Özden’in eşi Seçkin Özden de katıldı.Prof. Dr. Tuncel Özden’in anısını yaşatmak istiyoruzÜsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, açılış konuşmasında hem Farmakogenetik Laboratuvarının kurucusu merhum Prof. Dr. Tuncel Özden’i anmak ve onun anısını yaşatmak hem de farmakogenetik alanındaki yenilikleri güncel hale getirmek ve yenilikleri takip etmeyi amaçladıklarını söyledi.Tedaviye dirençli hastalar için kurulduÜsküdar Üniversitesi’nin 2015 G20 Toplantısına katılan tek üniversite olduğunu belirten ve Ar-Ge odağının beyin araştırmaları olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, Farmakogenetik Laboratuvarının kuruluş öyküsünü anlattı. Prof. Dr. Nevzat  şunları söyledi: “2013 yılında Obama, Beyin İnisiyatifi Projesi başlattı. Orada şöyle söyledi: ‘Biz genetik bilimlere 1 yatırdık, 147 dolar kazandık. Şimdi de beyin araştırmalarına aynı şekilde yatırım yapacağız ve aynı sonuçları bekliyoruz.’ 2015’te bunu 10 yıllık plana çevirdi. Bu çerçevede nörogenetik ve farmakogenetik ön plana çıktı. Bununla ilgili NASA’nın içerisinde bulunduğu büyük önemli çalışmalar var. Nöralnetwork’le genetik algoritmanın ve davranış bilimlerinin birleştiği bir dünyaya doğru gidiyoruz. Hatta bu yıl Davos’ta zihin kontrolü, yapay zeka konuşuldu. Üniversitemizin Ar-Ge odağı da bu çerçevede. Farmakogenetik Laboratuvarını 2009 yılında şu gerekçelerle kurduk: Tedaviye dirençli hastalarımız var. Bununla ilgili dünyada hangi yenilikler var diye araştırırken bilimsel referansı olan yeni çalışmalar, ilaç genetiği çalışmaları, farmakonenetik çalışmalar karşımıza çıktı. O dönemde Türkiye’de yoktu ve bu laboratuvarı kurmaya karar verdik.  Araştırma yaparken Tuncel Hoca’yı Ankara’da bulduk, laboratuvarda ilaç kan düzeyinin bakılmasıyla ilgili çalışıyordu. Daha sonra Selma Hanım, Uğur Hocam bir araya geldiler. Şu anda Ankara Tıp’ta psikiyatride ilaç kan düzeyi bakıldığını öğrendim, çok sevindim. Sadece bizde değil başka yerde de yapılması ve kabul görmesi çok güzel.”En pahalı tedavi, etkisiz tedavidirBu alandaki yapılan çalışmalara kaynak aktarılmasının bazı çevrelerde gereksiz bulunduğunu ve eleştirildiğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Tıpta bir söz vardır; en pahalı tedavi, etkisiz tedavidir diye. Bazıları niye bu kadar yatırım yapıyorsunuz diye soruyor. Ben onlara bu sözü hatırlatıyorum. Bir insanı tedavisiz bırakmanın maliyeti daha pahalıdır. Bu nedenle biz ızdırap içinde tedavi arayan insanlara çare bulmak istiyoruz. Zor olan bu, biz zor olana talip olduk. Dirençli psikiyatri hastalıklarının tedavisinde önemli olan bir yöntem. Bu nedenle bu yöntemin daha çok yaygınlaşması ve kabul görmesi bizim için önemlidir” dedi.DNA pasaportunun kullanımı yaygınlaştırılmalıAvrupa Farmakogenetik Derneği Başkanı ve Erasmus Üniversitesi Farmakogenetik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Rohn Van Schaik, “Günümüzde ve Gelecekte Farmakogenetik Testlerin Klinik Kullanımı” başlıklı sunumunda farmakogenetik çalışmaların ve kişiye özel tedavi yöntemlerinin önemine işaret etti. “DNA pasaportu” tanımını kullanan Prof. Dr. Schaik, bilim insanlarının DNA’nın ilaçlara olan tepkilerini araştırdığını belirterek şunları söyledi:“Önemli olan bir şey olmadan önce öngörüde bulunup olmamasını sağlamak. Kişiye özel ilaçlar konusu çok önemli. Şöyle bir zaman gelecek mi dersiniz? Kişi eczaneye gidip DNA pasaportunu gösterecek ve karşılığında alması gereken ilacı, hangi dozda olması gerektiğine göre alacak. Hangi hastaların ilaçlara yan etkilerinin olabileceği bu sayede öğrenilebilecek. Yan etkilerden dolayı ölenlerin sayısı ciddi oranda ve bunu azaltmak bu yöntemle mümkün. Herkesin aynı metabolik yapıda olduğunu düşünemeyiz. Bu farklılıklar insan ırkları arasında da mevcut ve etnik geçmişleri ile de alakalı. Hastanın genotipini biliyorsanız, çok doğru bir karar vermeye daha yakınsınız. Bu konuda oldukça bilgiye sahibiz. Psikiyatride yan etkilerden dolayı ilaçlarını bırakanlar var. Psikiyatri, kardyoloji, onkoloji gibi birçok alanda faydalı. Türkiye’de de DNA pasaportunun tanıtılıp kullanımının genişletilmesi gerekir. Hastayı tedavi edeceksek, onlara en güvenli ilaçları sunmalıyız.”Depresyon tedavisinde farmakogenetik çalışmaları anlattıÜsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kemal Arıkan, aynı zamanda moderatörlüğünü yaptığı panelde “Farmakogenetik Klinik Avantajları” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Depresyon tedavisi gören hastalarda farmakogenetik çalışmaların önemine işaret eden Arıkan, “Üsküdar Üniversitemizin veri tabanlı bir projesi var. Çok yakında hayata geçecek. O zaman bu tür çalışmalarda daha doyurucu bilgilere ulaşma ihtimalimiz olacak” dedi.Prof. Dr. Uğur Atik: 3 yılda 45 bin analiz yapıldıÜsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi Prof. Dr. Uğur Atik ise “Farmakogenetik Laboratuvarı İlaç Düzeyleri İzleme (TDM) Deneyimleri” başlıklı sunumunda” Farmakogenetik Laboratuvarının kuruluşundan bu güne kadar geçen süreçte yaşananları ve Prof. Dr. Tuncel Özden’in bu süreçte yaptığı çalışmaları özetledi. Laboratuvarda 2015-2018 yılları arasında 45 bin 204 ilacın analizinin yapıldığını belirten Prof. Dr. Uğur Atik, “NPİSTANBUL Beyin Hastanesi ile beraber yaklaşık 10 yıldır eşgüdümlü çalışan laboratuvarımızın verileri, bireyin genetik yapısına özel, akılcı ilaç kullanımı uygulamalarına yardımcı olmakta, sağlık ekonomisine katkı sağlamakta, hastalık merkezli tedaviden bireyselleştirilmiş tedaviye geçişte önemli mesafeler alınmasına aracı olmaktadır” dedi.Üsküdar Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Korkut Ulucan, “Güncel Farmakogenetik Uygulamalar; Üsküdar Üniversitesi Örneği” başlıklı sunumunda üniversitede bu alanda yapılan çalışmaları anlattı. Doç. Dr. Korkut Ulucan, 2015’ten bu yana 5-HTT (Serotonin Geri Alım Proteini) analizlerini laboratuvarlarında yaptıklarını belirterek “2015’te 24 analiz yaptık, 2016’da bu sayı 30’a çıktı. 2017’de ise 49’a ulaştı. Şu ana kadarki ortalama böyle giderse 70’leri bulabilir” dedi.TDM, ilaç dozunu ayarlama imkanı veriyorÜsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi ve Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi, NPİSTANBUL Beyin Hastanesi psikiyatri uzm.  Doç. Dr. Gül Eryılmaz, “Tedavisel ilaç kan düzeyi ölçümü” başlıklı sunumunda klinik örnekler verdi. Doç. Dr. Eryılmaz, terapötik ilaç kan düzeyi monitorizasyonunun farmakoterapiyi optimize etmek için en geçerli yol olduğunu belirterek TDM’nin klinisyene ilaç dozunu hastanın kişisel özelliklerine göre ayarlayabilmesi için imkan tanıdığını ifade etti.

15 EKI 2018

Prof. Dr. Tayfun Uzbay: “Kanıta dayalı tıbba kulak vermek gerek”

Probiyotik Prebiyotik Derneği tarafından bu yıl beşincisi düzenlenen Ulusal Bağırsak Mikrobiyotası ve Probiyotik Kongresinin açılış konuşmasını Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay gerçekleştirdi.Antalya Gloria Golf Otel’de düzenlenen etkinlikte Uzbay, "cehalet bilimi ve akademik cehaleti destekleyen medyamın halk sağlığı üzerine olumsuz etkileri" konusuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Halkın ilaç ve sağlık okuryazarlığının düşük olduğuna dikkat çeken Uzbay, akademisyenlerin popülist ve spekülatif yaklaşımlarının da halkı yanlış yönlendirerek, zarar görmesine neden olduğunu söyledi. Uzbay, kanıta dayalı tıbba ve etik kaygı ile hareket eden akademisyen ve sağlık profesyonellerine kulak vermek gerektiğinin de altını çizdi.Programın sonunda katılımlarından dolayı Uzbay’a teşekkür belgesi takdim edildi.Prof. Dr. Tayfun Uzbay eczacı gençlik buluşmalarına katıldıUzbay öte yandan, İstanbul Eczacı Odası Gençlik Meclisinin düzenlediği “Eczacı Gençlik Buluşmasına” katıldı.Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Evinde, mesleğe atılacak eczacılık fakültesi öğrencilerin, çeşitli sektörler hakkında bilgilenmesi ve İstanbul’daki eczacılık fakültesi öğrencilerinin kaynaşması amacıyla düzenlenen etkinlikte Uzbay, öğrencilere bir sunum gerçekleştirdi.Türkiye’de Nobel’i düşünmek ve İcat çıkarmak konulu sunum gerçekleştiren Uzbay’a katılımlarından dolayı plaket takdim edildi.

09 EKI 2018

Geleceğin çevre sorunu: Elektromanyetik kirlilik!

Cep telefonu ile konuşmaya başlanıIdığı andan itibaren elektromanyetik radyasyon baş çevresinde yoğunlaşmaya başlıyor. Cep telefonunun başa yaklaştırıldığı her milimetrede radyasyona maruz kalma seviyesinin arttığını belirten uzmanlar, cep telefonu ile uzun süre konuşan kişilerin ciddi oranda risk altında olduğunun altını çiziyor.Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği (İngilizce) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Osman Çerezci, cep telefonları ve baz istasyonlarının yaydığı radyasyon ve etkilerine dair önemli değerlendirmelerde bulundu.Cep telefonları masum değil!“Dünya sağlık örgütü cep telefonu ve baz istasyonlarının kullandığı RF frekanslı radyasyonu ‘2B sınıflı kanserojen’ olarak  web sayfasında duyurmaktadır. Hiçbir cep telefonunun ve baz istasyonun bu bakımdan masum olduğu söylenemez” diyen Prof. Dr. Osman Çerezci, “Güvenlik standartlarının da yüzde yüz güvenli olmayacağı bilinmektedir. Bazı ülkeler, mevcut limitlerin çok altında sınır değerleri (Örneğin; İsviçre) uygulayarak  halkını  elektromanyetik  kirlilikten korumaya çalışmaktadır” şeklinde konuştu.Reklamlar, toplumu elektromanyetik kirliliğe itiyor!“Tüketim toplumu olmak için sürekli yapılan reklamlar aslında arka planda insanları elektromanyetik kirlilik isimli bir çorbanın kazanına itmektedir” diyen Prof. Dr. Osman Çerezci,“Su dolu kabın içine havlu sokulunca nasıl ki havlu suyu emerse, çevremizde de elektromanyetik radyasyon varsa, aynı şekilde vücudumuz da elektromanyetik radyasyonu emer.  Elektrikle çalışan bedenimizin her bir hücresi, çevresindeki elektromanyetik dalgalara duyarlı bir anten özelliğinde olması dolayısıyla hücrelerimiz elektromanyetik kirlilikten olumsuz yönde etkilenir. Literatürde, radyasyona düşük dozlarda fakat uzun süreli maruz kalınması halinde; baş ağrısı, migren, beyin hücrelerinin ölümü, hafıza kaybı gibi birçok olumsuzluklardan bahsedilmektedir. Nilüfer Belediyesi tarafından ücretsiz dağıtılan ”EMA (Elektromanyetik Alan) Kirliliği“ kitabımızda bu konuda daha  geniş açıklamalar yapılmıştır.  Geleceğin çevre sorunu: Elektromanyetik kirlilik!Prof. Dr. Osman Çerezci, “‘Nasıl korunabiliriz’ sorusu çok yönlü ele alınabilir. Biz, Üsküdar Üniversitesi olarak okullarla yapmış olduğumuz proje faaliyetlerinde ve verdiğimiz seminerlerde gençlerimizi, ‘Teknolojiyi Doğru Kullanalım’ parolası ile bilinçlendirmeye gayret ediyoruz” diyerek, sözlerini şöyle sürdürdü:“Baz istasyonları ve cep telefonları kaynaklı elektromanyetik kirlilik, geleceğin en önemli çevre sorunlarından birisi olacaktır. Ülke olarak bu konuda daha duyarlı tedbirler alınmalıdır. Cep telefonu ile haberleşmesi  çok güzel;  fakat bunun sonucunda çevremizde bulunan baz istasyonlarının daha hızlı iletişim sağlamak için daha çok elektromanyetik radyasyon  gönderdiğinin  farkında mıyız? Acaba kaçımız evimizin içindeki radyasyon seviyesinden  haberdarız?Elektromanyetik radyasyona maruz kalınınca vücudumuzun en çok etkileneceği; beynimiz, gözümüz ve işitme organımız cep telefonu fiyatı ile mukayese edilebilir mi ? Elektromanyetik  kirliliği Çevre ve Sağlık Bakanlığı tarafından mercek altına almalı ve bizim gibi bağımsız ölçüm ve araştırma yapan bilim odaklarının çalışmaları desteklenmelidir. Elektromanyetik kirliliğe karşı önlem almada lider ülke olmalıyız.”

05 EKI 2018

Öğrenci oryantasyon programları tamamlandı

Üsküdar Üniversitesinin öğrencilere yönelik, akademik ve idari kadronun katılımıyla gerçekleştirdiği oryantasyon programları sona erdi. 5 gün süren programlarda üniversitenin tüm işleyişi ve çalışmaları hakkında bilgilendirmeler yapıldı.Merkez Yerleşke Nermin Tarhan konferans salonu ve Çarşı Yerleşke Emirnebi Konferans salonunda gerçekleşen programlarda İletişim, İnsan ve Toplum Bilimleri, Mühendislik ve Doğa Bilimleri, Sağlık Bilimleri Fakülteleri ile Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu, Hazırlık Okulu ve Uluslararası Ofis eğitim görevlileri öğrencileri her yönüyle bilgilendirdi.Oryantasyon programlarında ayrıca Kurumsal İletişim, Öğrenci İşleri, Bilgi Teknolojileri, Sağlık Kültür ve Spor, Kütüphane Dokümantasyon Direktörlüğü, Kariyer Merkezi Direktörlüğü ile Uluslararası İlişkiler Direktörlüğü öğrencilerle tanışarak birimleriyle ilgili üniversiteyi anlattı.

26 EYL 2018

Prof. Dr. Tayfun Uzbay: “Ülkede bilim iklimini oluşturmak zorundasınız”

Dünya Eczacılık Günü dolayısıyla TEB Eczacılık Akademisi tarafından düzenlenen "Eczacılık Akademisi Bilim Hizmet ve Teşvik Ödülleri", Ankara Marriott Otel’de düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Törende Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı ve TEB Eczacılık Akademisi Başkanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay bir konuşma gerçekleştirdi.“iyi çalışan bilim insanlarına ihtiyacımız var”TEB Eczacılık Akademisi Başkanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay, bilimin ilerleyebilmesi için sadece üniversitelerin iyi olmasının yetmediğine, ilkokuldan başlayarak eğitim sisteminin çok iyi bir şekilde kurulmuş olmasının gerekli olduğuna işaret etti.Üniversitelerin temel amacı bilimin ürettiği bilgileri ezberleyen değil, bu bilgilerin nasıl üretildiğini anlayan öğrenciler yetiştirmek olması gerektiğini belirten Uzbay, “Bunun için de özerk üniversitelere ve düzgün, iyi çalışan bilim insanlarına ihtiyacımız var" şeklinde konuştu.“Adil bir eğitim sistemi olması gerekiyor”Eğitim, bilim ve sanatta fırsat eşitliği ve adil bir eğitim sistemi olması gerektiğini söyleyen Uzbay, “Muassır medeniyet seviyesinin ilerisine geçebilmek istiyorsak öncelikle ülkede bilim iklimini oluşturmak zorundasınız” dedi.Türkiye'nin son yıllarda ciddi bir beyin göçü verdiğine dikkati çeken Uzbay, bilim ve liyakate önem vererek Türkiye'den yurt dışına giden değerli bilim insanlarının kazanılabileceğini vurguladı.

25 EYL 2018

Elektromanyetik kirlilikten koruyan kitap!

Dijital teknolojinin kullanımı sonucu yaşamın her alanını istila eden elektromanyetik radyasyon hayatımızı ne kadar etkiliyor? Maruz kaldığımız radyasyon ve etkilerini Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Osman Çerezci “Görülmez-Duyulmaz Risk Elektromanyetik Alan Kirliliği” kitabında her yönüyle irdeliyor. Kitapta, elektriğin kirli yüzünden, elektromanyetik kirliliğin ölçümlenesinin önemine, elektromanyetik radyasyon maruziyetinin farkına varılmasından, kablosuz iletişim araçları ve çevreye yayılmış olan elektromanyetik radyasyon seviyelerine, günlük yaşamımızda vazgeçemeden kullandığımız EMR kaynaklarına kadar birçok önemli konular yer alıyor.Ayrıca kitapta günlük hayatta merak edilen, elektromanyetik radyasyon nükleer radyasyon gibi etkili midir? Cep telefonları mı yoksa baz istasyonları mı daha zararlı olabilmektedir? gibi sorulara açıklık getiriliyor.İlaçla zehri ayıran ‘doz’ durDuyularımızla farkına varamadığımız ve çeşitli frekanslı elektromanyetik radyasyonla kuşatılmış bir çevrede yaşadığımızı belirten Prof. Dr. Osman Çerezci, geçmişte çevre kirliliği olarak su kirliliği, hava kirliliği, gürültü kirliliği biliniyorken şimdi iletişim teknolojisinin oluşturduğu yeni bir kirlilikte karşı karşıya kaldığımızı söyledi. Duyularımızla fark edemediğimiz ve giderek çevremizde arttığı için diğerlerine göre daha fazla dikkat edilmesi gereken elektromanyetik kirliliğe karşı günlük yaşamımızda elektromenyatik alan maruziyetinin olabildiğince en düşük seviyede düşük tutulmasını başarmak gerektiğinin altını çizen Çerezci; “Bilindiği gibi ilaçla zehri birbirinden ayıran şey tayin edilen ‘doz’ dur” ifadelerini kullandı.

25 EYL 2018

Üsküdar Üniversitesinde TÜBİTAK Destekli Proje Yazma Eğitimi verildi

Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Moleküler Biyoloji (İngilizce) Bölüm Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Tunç Çatal ve Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mesut Karahan tarafından Nermin Tarhan Konferans salonunda “TÜBİTAK Destekli Proje Yazma Eğitimi” verildi.Eğitim programının açılış konuşmasını Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Konuk yaptı.Açılışın ardından Prof. Dr. Tunç Çatal Mikrobiyal Biyoteknoloji Araştırma Laboratuvarı ile İleri Protein Analiz laboratuvarları ve PROMER faaliyetleri hakkında katılımcılara bilgiler verdi.Çatal, bilimsel bir projenin yeni bilgiler üretmek, bilginin uygulamaya dönüştürülmesi, bilimsel çıktılar için yazıldığını belirtti.Doç. Dr. Mesut Karahan ise sunumunda, ideal proje yazmak ve proje metninin hazırlanmasında konusunda katılımcıları bilgilendirdi.Karahan, ideal bir projenin hazırlanma sürecinin 3-6 ay olması gerektiğini, proje metninin hazırlanması ve nihai hale getirilmesi için yaklaşık 6 haftalık bir süreye ihtiyaç olduğunu söyledi.Nermin Tarhan Konferans Salonunda gerçekleştirilen eğitime, öğretim görevlilerinin katılımı oldukça yoğun oldu.   Katılımcılara Prof. Dr. Haydar Sur ve Prof. Dr. Hasan Hüseyin Eker’in kalem aldığı “Giriş Kapısı-Akademisyenliğe İlk Adım” kitabı da dağıtıldı.  

28 AĞU 2018

Dr. Öğr. Üyesi Hasan Çiçek İskoçya’daki konferansa katıldı

Üsküdar Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Hasan Çiçek, Birleşik Krallık’a bağlı İskoçya’nın Edinburg şehrinde düzenlenen “8th International Conference on Information Communication and Management (ICICM 2018)” konferansına katıldı.40 ülkeden bilim adamlarının katıldığı konferansta Türkiye’den makale sunan tek kişi olan Çiçek, konferansta “Difficulties and Solution Proposals Relevant in the Application of ISO 9001:2015 Quality Management System Standards to Small and Medium Sized (SME) Companies” adlı makaleyi sundu.Konferansta Üsküdar Üniversitesini tanıtma imkânı da bulduğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Çiçek, farklı ülkelerden çok sayıda bilim insanı ile tanışma fırsatı yakaladığını da sözlerine ekledi.

16 AĞU 2018

PROMER enzim çalışmalarında yeni gelişme

Üsküdar Üniversitesi, İstanbul Protein ve Araştırma ve İnovasyon Merkezi (PROMER) laboratuvarlarında yürütülen çalışma “Preparative Biochemistry and Biotechnology” dergisinde yayına kabul edildi.PROMER Müdürü Prof. Dr. Tunç Çatal danışmanlığında Üsküdar Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik ve Biyomühendislik lisans programı öğrencilerinden Betül Zehra Karakuş, İlknur Korkmaz, Kübra Demirci, Kadir Sinan Arslan isimli lisans mezun öğrenciler ve Dr. Öğr. Üyesi Özge Ünlü tarafından gerçekleştirilen çalışma yaklaşık bir buçuk yıl sürdü.Merkez altyapı imkânları ile izole edilerek tanımlanan Bacillus sp. türü mikroorganizmaların Uluslararası GenBank veritabanına kayıtlarının yaptırıldığını belirten Prof. Dr. Tunç Çatal, “Araştırmada endüstride yaygın kullanımı olan amilaz enzim üretim süreci araştırılmış ve uygulanan deneysel yöntem ve optimizasyon çalışmaları ile enzim üretimi de arttırılmıştır” şeklinde konuştu. Milli bir ürünİstanbul Kalkınma Ajansı desteği ile yürütülen çalışmanın, aynı zamanda alan uygulamaya dönük enzim üretim metodunu da kapsayan milli bir ürün olarak tasarlanıp patent başvurusu Teknoloji Transfer Ofisi, Üsküdar Üniversitesi Rektörlüğü ve Mütevelli Heyeti desteği yapılmıştır.

15 AĞU 2018

Üsküdar Üniversitesinde milli ilaç geliştirecek merkez açıldı

Üsküdar Üniversitesi Transgenik Hücre Teknolojileri Ve Epigenetik Uygulama Ve Araştırma Merkezi (TRGENMER) ülkemizin epigenetik tabanlı milli ilaç geliştirme çabalarına katkı sağlıyor. Ülkemizdeki tıbbi araştırmalara destek veren merkez, milli ürünler geliştirerek, dışa bağımlığı azaltmayı amaçlıyor.Ülke ekonomisine katkı sağlayacakTÜİK verilerine göre eczacılık ürünleri kalemi ithalatına ayrılan bütçe her yıl artmakta olup, bu kalemin ithalatı 2017 yılında yaklaşık 4,5 milyar dolar civarında seyretmiştir. Bu nedenle, ülkemize ithalatı yapılabilecek biyoteknolojik ürünleri gelecekte sınırlarımız dâhilinde üreterek ülke ekonomisine katkıda bulunmak amacıyla, ülkemizdeki tıbbi araştırmalara destek verecek, milli ürünler geliştirecek, bu noktada dışa bağımlığı azaltmayı amaçlayan merkez Üsküdar Üniversitesi bünyesinde açıldı.“Dışa bağımlılığı azalmayı amaçlıyoruz”TRGENMER Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Kaan Yılancıoğlu merkez hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu. Ülkemizde transgenik hücre teknolojileri ve epigenetikin yeni gelişmekte olan alanlar olduğuna dikkat çeken Yılancıoğlu,  bu alanların dünyadaki öneminin gittikçe arttığını ifade etti.Yılancıoğlu “Merkezimizde transgenik hücre teknolojileri ve epigenetik mekanizmalar araştırılarak, yeni transgenik hücre hatları oluşturulacak, kök hücre araştırmaları yapılacak, rekombinant protein üretimi gerçekleştirilecek, yeni tanı kitleri geliştirilecek, peptit ve peptidomimetik tabanlı ilaç adayı moleküller tasarlanacaktır. Böylece biyoteknolojide dışa bağımlılığın azaltılması amaçlanmaktadır” şeklinde konuştu.Transgenik Hücre Teknolojileri Ve Epigenetik Uygulama Ve Araştırma Merkezinin bölgede kimya ve ilaç sektöründe hizmet veren firmalar belirlenip ziyaret edileceğini belirten Yılancıoğlu, “KOSGEB, TOBB ve benzeri resmi kurumlardan ve veri tabanları incelenecektir. Ürettikleri ürünler ve üretim aşamasında kullandıkları ilişkili biyolojik makromoleküller hakkında veriler toplanacaktır. Firmalarla görüşmeler doğrultusunda bu konuda beraber yapılabilecek faaliyet ve projeler belirlenecektir” dedi

10 AĞU 2018

İnsan neden bağımlı olur?

Prof. Dr. Tayfun Uzbay, yeni kitabı “Hazdan Bağımlılığa”da bağımlılık ve bağımlılığın insan beyni ile doğrudan ilişkisini anlatıyor. Birçok bağımlılık alanında güncel bilgiler veren kitap, bağımlılık hakkında bilgi sahibi olmak isteyen herkes için kaynak yayın olma özelliği taşıyor.Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay, “Hazdan Bağımlılığa” adlı yeni kitabında, bağımlılığı tüm yönleri ile ele aldı.Hazdan Bağımlılığa, 3 bölüm ile karşımıza çıkıyorProf. Dr. Tayfun Uzbay, yeni kitabında ilk olarak bağımlılığı biyolojik bir yaklaşımla ele alarak, bu durumun nasıl oluştuğunu bilimsel gerçekler ışığında anlatıyor.Ardından bağımlılık yapan maddelere dayalı bağımlılık tiplerinin açıklandığı kitapta, Türkiye’deki temel sorunlar, madde bağımlılığı özelinde bağımlılık ile mücadele ve bağımlılığın sosyokültürel boyutları ayrı bir bölüm olarak yer alıyor.Son bölümde ise yeme, alışveriş, kumar ve seks bağımlılığı gibi diğer bağımlılık tipleri hakkında güncel bilgiler veriliyor. “Hazdan Bağımlılığa” kitabı, bağımlılık alanında çalışma yapmak isteyenlerin kaynak olarak yararlanabilecekleri bir başvuru kitabı olma özelliği taşıyor.“Bağımlılık, insanlık tarihi kadar eski bir kavram”Prof. Dr. Tayfun Uzbay’ın bağımlılıkla ilgili açıklamaları yeni kitabında şu şekilde karşımıza çıkıyor:  “Bağımlılık insanlık tarihi kadar eski bir kavramdır. Bağımlılık yapan tüm eylem ve nesnelerin ortak özelliği haz verici olmalarıdır. İnsani hazların tümü evrenseldir ve haz veren her şey bağımlılık yapabilir. İnsanlar sadece çeşitli maddelere bağımlı olmazlar. Kumar, alışveriş, çeşitli gıdalar, seks, internet ve medya gibi insanların dikkatini çeken veya kullanmaktan hoşlandıkları birçok nesne ve yapmaktan hoşlandıkları eylem de bağımlılığa yol açabilir. Bu kitapta karmaşık ve bilimin farklı alanlarını ilgilendiren bir olgu olarak gelecekte de sorun olmaya devam edecek gibi görünen bağımlılık, tüm yönleriyle anlaşılır bir şekilde ele alınmaya çalışılmış ve her zaman gerek toplum gerekse medya için önemli bir ilgi odağı olan bağımlılık hakkında yanlış anlamalara neden olan bazı inanış ve yanlış değerlendirmelerin düzeltilmesi ve okuyucunun aydınlatılması amaçlanmıştır.”

09 AĞU 2018

UNESCO, Türkiye’nin ilk mükemmeliyet merkezini seçti

Davranış Bilimleri ve Sağlık alanında Türkiye’nin ilk tematik üniversitesi olan Üsküdar Üniversitesi, UNESCO tarafından Nörobiyoloji, Bilişsel Tıp ve Beyin Araştırmaları alanındaki çalışmalarından ötürü mükemmeliyet merkezi olarak tayin edildi. Bu kapsamda, Üsküdar Üniversitesi’ne birçok ülkeden doktora öğrencisi gelecek. Academy of Sciences for the Developing World / Gelişmekte Olan Dünya için Bilimler Akademisi – TWAS’ın Türkiye’de mükemmeliyet merkezi olarak seçtiği ilk üniversite, Üsküdar Üniversitesi oldu.Prof. Dr. Muhsin Konuk, o ziyareti anlattıÜsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Konuk, Gelişmekte Olan Dünya için Bilimler Akademisi Koordinatörü Dr. Max Paoli’nin bir süre önce davetleri üzerine Üsküdar Üniversitesi’ni ziyaret ettiğini söyledi.Üsküdar Üniversitesi’nin sahip olduğu laboratuvar ve araştırma merkezlerini gezen Dr. Max Paoli’nin çok etkilendiğini ve TWAS’ın Türkiye’de mükemmeliyet merkezi olarak Üsküdar Üniversitesi’ni seçtiğini belirten Prof. Dr. Muhsin Konuk, bu ziyareti ve sonrasındaki gelişmeleri şöyle anlattı:“Dünya Bilimler Akademisi’nin koordinatörü, UNESCO ile Dünya Bilimler Akademisi arasındaki koordinasyonu sağlayan Dr. Max Paoli İstanbul’da Dünya Bilimler Akademisi’nin düzenlediği bir toplantı münasebetiyle İstanbul’a geldiğinde, Dünya Bilimler Akademisi’nin Türkiye üyesi olan arkadaşına, İstanbul’a gelmişken akademisyenlere bir konuşma yapmak istediğini söylüyor. Arkadaşı da beni aradı. Bir görüşme organize ettik, Dr. Max Paoli ile üniversitemizde görüştük. Protein mühendisi olmasından dolayı kendisine üniversitemizin laboratuvarlarını gezdirdik. Laboratuvarlarımızı ve çalışma alanlarımızı gördü. Deney hayvanı ünitelerimizi; farmakogenetik, moleküler biyoloji, genetik, nörobilim ile nöroteknoloji laboratuvarlarımızı dolaştıktan sonra kendisi bana bir teklifte bulundu. ‘Biz Dünya Bilimler Akademisi olarak gelişmekte olan ülkelerin doktora öğrencilerinin, kendi belirlediğimiz mükemmeliyet merkezlerinde çalışmalarını sağlıyoruz. Özellikle üniversitenizin, nörobilim, beyin ve bilişsel süreçlerle ilgili çalışmalarından dolayı, size bir teklif getirsek kabul eder misiniz?’ dedi. Bundan sonra bu süreç gelişti.”TWAS’ın mükemmeliyet merkezi seçtiği Türkiye’deki ilk üniversite Bu süreç içerisinde, gelişmekte olan ülkelerin akademisyenlerinin, UNESCO’nun kendi çağrısı ile başvuranlar arasından seçtiği doktora öğrencilerini, Dünya Bilimler Akademisi Mükemmeliyet Merkezine kabul ettiğine değinen Prof. Dr. Muhsin Konuk, “TWAS, öğrencileri farklı yerlere gönderip çalışmalarına orada devam etmelerini sağladı. Dolayısıyla şu an Türkiye’de TWAS’ın mükemmeliyet merkezi olarak seçtiği ilk üniversite biz oluyoruz” şeklinde konuştu.Üsküdar Üniversitesi iyi insan yetiştirecekİyi insan yetiştirmeye odaklanmış olan Üsküdar Üniversitesi’nin dünyanın farklı bölgelerinde insan yetiştireceğinin altını çizen Prof. Dr. Muhsin Konuk, “Bu sadece üniversitemiz açısından değil, ülkemiz açısından da ciddi anlamda bir prestij artışı demek. Bununla ilgili olarak gelecek öğrencilerin beslenme ve konaklama sağlamak adına, TÜBİTAK ile yaptığımız görüşmeler neticesinde TÜBİTAK bizim vesilemizle bütün Türkiye üniversitelerinin faydalanacağı yeni bir destekleme programı geliştirdi. Aslında eskiyi geliştirmiş oldu. Yani TÜBİTAK öğrencilere maddi desteği sağlayacak, bizim laboratuvarlarımızda bilim insanlarımızın ve hocalarımızın danışmanlığı altında bu öğrenciler çalışmalarını tamamlayacaklar” şeklinde konuştu.

09 AĞU 2018

Üsküdar Üniversitesinde yapay zekâ ve robotik çalışmalar konuşuldu

Üsküdar Üniversitesi, tercih ve tanıtım günleri kapsamında düzenlediği tercih buluşmalarının üçüncüsü gerçekleşti. Aday öğrenci ve velileri, alanlarında uzman akademisyenler ile bir araya gelerek bilgisayar mühendisliği alanındaki gelişmeler hakkında bilgi sahibi oldu.Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Serhat Özekes ve Dr. Öğr.  Üyesi Ihab Elaff Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonunda Yapay Zekâ ve Robotik Çalışmaları konulu konferanslarını gerçekleştirdi.Yapay zekânın gelişimi, temel dinamikler, yeni nesil robotlar ve programlar gibi konuların anlatıldığı konferansta, yakın geçmişte hayata geçirilmiş projelerden örnekler verilerek gelecekte gerçekleşmesi planlanan projelere değinildi.Öğrenme ve çalışmanın zekâya etkisi var mı?Yapay zekânın tanımını yapmadan önce zekâ tanımının ve türlerine değinen Doç. Dr. Serhat Özekes, araştırmaların sonucunda alışmanın ve yeni bilgilere ulaşmanın, bu bilgileri kendi benliğimize yerleştirmenin zekâ üzerinde pozitif yönde bir katkısı olduğunu ortaya çıktığını aktardı. Özekes, yapay zekâ için, “İnsanın düşünme yapısını anlamak ve bunun benzerini ortaya çıkartarak bilgisayarın işlem yapmasını sağlamayı amaçlayan bir bilim dalıdır” dedi. Yapay zekânın, bilgi edinme ve bu edindiği bilgiye göre belirli bir algılama ve görme işlemleri sonrasında karar verme aşamalarını içerdiğini söyleyen Özekes, bunları benimseyen ve bunları yapabilen bilgisayar ürünlerinin ortaya konmasını amaçladığını söyledi.Yapay zekâ yaklaşımlarıDoç. Dr. Serhat Özekes, iki tür yapay zekâ yaklaşımı olduğunu, birinin zayıf yapay zekâ, diğerinin ise kuvvetli yapay zekâ yaklaşımı olduğunu belirtti. Özekes şunları söyledi: “Zayıf yapay zekâ yaklaşımında makinelerin hiçbir zaman insanlar gibi düşünerek zekice hareketler yapamayacağı öngörüsünden geliyor. Bu yaklaşıma göre makineler düşünemezler ancak yeterince doğru bir şekilde eğitilmeleri durumunda belirli bazı işlemleri çok iyi bir şekilde yapabilirler. Kuvvetli yapay zekâ yaklaşımında ise makinelerin düşünerek karar verebilecekleri, kendi kendilerine çevrelerinden öğrenebilecekleri ve kendi kendilerine insanlarla etkileşime girebilecekleri öngörülüyor.”Yapay zekâ alanında çalışmalar yapan ünlü isimlerden de bahseden Doç. Dr. Serhat Özekes, devamında bu alanda geliştirilmiş uygulamaları ve robotları sunum içerisinde videolar ile örnekledi.“Bu alanı seçecek adayları zevkli bir iş hayatı bekliyor”Üsküdar Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği akademisyeni Dr. Öğr. Üyesi Ihab Elaff da “Gerçek bir dünya ürünü ortaya koymak düşünülenden oldukça zor bir mesele, gerçekten önemli olan bu” diyerek Üsküdar Üniversitesi olarak bu konuda yapılmış olan bazı çalışmaları katılımcılarla paylaştı.Bu branşı seçecek olan öğrenci adaylarının onları oldukça zevkli bir iş hayatının beklediğine değinen Özekes ise tüm öğrenciler için başarı dileğinde bulundu.

08 AĞU 2018

Üsküdar Üniversitesi “Yapay Zekâ” da iddialı!

Üsküdar Üniversitesi bünyesinde kurulan Yapay Zekâ ve Akıllı Sistemler Uygulama ve Araştırma Merkezi (YAZAMER), akıllı sistemler ve yapay zekâ alanında hızla gelişen ve değişen teknolojiler ile kurumları bir araya getirecek. Teknolojik gelişmelerle ilgili detaylı araştırmaları dahilinde birçok alanda iş birliği hedefleyen YAZAMER, eğitim alanında da önemli çalışmalar gerçekleştirmeye hazırlanıyor.  Üsküdar Üniversitesi, akıllı sistemler ve yapay zeka alanındaki tüm çalışmalarını Üsküdar Üniversitesi Yapay Zekâ ve Akıllı Sistemler Uygulama ve Araştırma Merkezi (YAZAMER) çatısı altında birleştiriyor. YAZAMER’den iş birliğiYapay Zekâ ve Akıllı Sistemler Uygulama ve Araştırma Merkezi, akıllı sistemler ve yapay zekâ alanında hızla gelişen ve değişen teknolojileri takip etme, veri toplama ve analiz etme, katma değer üretme potansiyeli olan ürün ortaya çıkarma, akademik yayın yapma, ulusal/uluslararası projelere katılma ve katkı sağlama noktasında akademisyenler, kuluçka merkezleri, hızlandırıcılar ve teknoloji transfer ofisleri ile iş birliği yapmaya hazırlanıyor.YAZAMER ulusal ve uluslararası düzeyde yapay zekâ sistemleriyle ilgili danışmanlık hizmeti de verecek. Merkez aynı zamanda sağlık bilişimi, sanayi ve hizmet sektörlerinde yapay zekâ özelindeki ulusal ve uluslararası projelere de katılmaya hazırlanıyor.Lisansüstü programların açılmasına destek olacakYAZAMER, ilgili Üniversitenin bölüm ve anabilim dalları ile iş birliği yaparak yurt içinde ve yurt dışında özellikle yapay zekâ uygulamaları ile ilgili akademik anlamda bilimsel çalışmalar yapmayı, projeler oluşturmayı ve devam eden projelere katılmayı hedefliyor.YAZAMER, çalışmalarını toplum ve ekonomi yararına sunmayı amaçlıyorYAZAMER’in amacının öncelikle yüksek katma değerli ürün geliştirme sürecine katkıda bulunmak olduğunu söyleyen YAZAMER Müdürü Doç. Dr. Türker Tekin Ergüzel merkeze ilgili şu bilgileri verdi.Doç. Dr. Türker Tekin Ergüzel; “Bu merkez ile teorik ve teknik bilgiyi kişilerle ve kurumlarla paylaşmanın yanında elde edilecek fiziksel ve sanal (yazılım) ürünleri toplum ve ekonomi yararına sunmayı hedefliyoruz.  Üniversitemizin deneyimli eğitim kadrosunu, gelen talepler doğrultusunda yönlendirmeyi, akıllı sistemler ve yapay zeka alanında talepte bulunan kurum veya akademisyenlerin ürün elde etme ve gelişme süreçlerine katkıda bulunmayı amaçlıyoruz” dedi.

18 TEM 2018

Petshop’lardaki büyük tehlike!

Beslediği kobra yılanı tarafından zehirlenen illüzyonist Aref Ghafouri için gereken panzehire yurt dışında ulaşılması, Türkiye’deki olası tehlikeyi de gündeme getirdi. “Aref’in en büyük sıkıntısı bu yılanı yurt dışından getirtmiş veya getirmiş olması. Dolayısıyla o yılan nereden gelmişse, panzehiri o bölgede var” diyen Prof. Dr. Muhsin Konuk, farklı yılan türlerinin ülkemize getirilmesinin altında yatan tehlikeye dikkat çekti. Prof. Dr. Muhsin Konuk, dünyanın çeşitli yerlerinden getirilen farklı yılan türlerinin bir süre sonra sahipleri tarafından kanalizasyona atıldığını belirterek bu durumun benzer olaylara yol açabileceğini ifade etti.Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Muhsin Konuk, yurt dışından  getirtilen hayvanlar ve zehirlenme vakaları ile ilgili önemli bilgiler verdi.En büyük sıkıntı yılanın yurt dışından getirilmesi “Türkiye’de aslında kobra yılanı yok değil. Bize özgü “çöl yılanı” dediğimiz tür, Türkiye’nin özellikle Güneydoğu bölgesinde var; ancak tabii ki bizim kendi ülkemizde yaşayan bu tür zehirli yılanlara karşı geliştirdiğimiz sistemler sayesinde panzehirleri de normal bir şekilde üretiliyor” diyen Prof. Dr. Muhsin Konuk, şunları söyledi: “Aref’in en büyük sıkıntısı bu yılanı yurt dışından getirtmiş veya getirmiş olması. Dolayısıyla o yılan nereden gelmişse doğal olarak nerede yaşıyorsa o bölgedeki insanlarda panzehiri var.Zaten haberlerde de takip ettiğim kadarıyla Fransa’da da bu panzehirin bulunduğu söyleniyordu. Gelişmiş ülkeler özellikle insanların çok yoğun olarak gittiği ülkelerde benzer olaylar göz önünde bulundurularak bu panzehiri üretiyorlar.”Yılanın ıssırık şiddeti önemliKobra zehirinin Aref Ghafouri’nin vücuduna yayılmamış olmasının temelinde ıssırığın şiddeti olduğunu belirten Prof. Dr. Muhsin Konuk, “Kılcal damarlar vasıtasıyla veya damarlar aracılığıyla vücuda bu zehir girdi, zehir özellikle yılanın ısırık şiddetine bağlı olarak girdi. Bu da yılanın karşı taraftan ne kadar korktuğuyla alakalı bir durum. Yılan zehir kesesindeki zehrin tamamını boşaltıyor ya yarısını boşaltıyor ya da üçte birini boşaltıyor.Zannediyorum korkusu çok fazla değildi” değerlendirmesinde bulundu.Prof. Dr. Muhsin Konuk, Aref Ghafouri’ye hastanede yapılan ilk müdahalenin hayatta kalmasında etkili olduğunu söyledi.Petshop’lardaki büyük tehlike!Özellikle kobra yılanlarının zehirlerinin 2 saat içerisinde ölüme yol açtığını belirten Prof. Dr. Muhsin Konuk, “Esas olan yılanın ne kadar zehiri boşalttığını bilmemiz yani kesedeki zehirin tamamını boşalttıysa bu çok hayati tehlike taşıyor” dedi.Bu olayın ülkemizdeki gizli bir tehlikeyi de gündeme getirdiğini ifade eden Prof. Dr. Muhsin Konuk, şunları söyledi:“Petshopların  çoğalmasıyla birlikte ülkemize ait olmayan bir sürü hayvan ülkemize getirildi. Özellikle şu anki sıkıntı o yılanın ülkemize ait olmaması. Dolayısıyla farklı yılan türleri de farklı hayvanlar da ülkemize getirildi.Bir dönem bu konu basına da yansımıştı; hayvanların bakımını yapmamak için ya da artık onlardan bıktıklarından dolayı onları kanalizasyon kuyularına veya kanalizasyon yolaklarına boşaltmaya başladılar. Belki önümüzdeki dönemde bizi bekleyen diğer sıkıntılardan bir tanesi de bu olacak. Yani başka ülkeden getirtilmiş yılan türleri, elimizde antidotu yok, antidotu olmayan hayvanlar ileride kanalizasyon sistemiyle birlikte bazı evlere girebilir. İşte orada çok önemli sıkıntılar ortaya çıkabilir.”Ülkemizde yaşayan bütün zehirli yılanlara karşı panzehirimiz varTürkiye’de yaşayan bütün zehirli yılanlara karşı panzehirin üretildiğini ifade eden Prof. Dr. Muhsin Konuk, “Ülkemizin toprakları üzerinde yaşayan veya yakın bölgelerde yaşayan zehirli yılanların özellikle iki tanesi bizim için çok zehirli.Diğer 10 tanesinin zehiri o kadar çok şiddetli değil yani hayati bir tehlike oluşturacak düzeyde zehirinden bahsetmemek gerekir ama iki tanesi  hakikaten zehirli. Her ne kadar çok ya da az zehirli de olsa hayati tehlike olup olmamasına bakmaksızın bence günümüz itibarı ile bizim ülkemizde yaşayan bütün zehirli yılanlara karşı ülkemiz kendi antidotlarını panzehirlerini üretmiş durumda. Bunlarla ilgili hiçbir sıkıntı yok zaten sağlık kurumlarımızda da bu antidotlara ulaşmak çok mümkün yeter ki ısırık olur olmaz hemen zehir boşaltılsın ve acil bir şekilde sağlık kurumuna yetiştirilsin” şeklinde konuştu.Yılan zehirlenmeleri iki farklı şekilde etki gösteriyorYılan zehirlenmelerinin iki farklı şekilde etkileri olduğunu ifade eden Prof. Dr. Muhsin Konuk, “Bir tanesi özellikle kan damarlarımızın içerisinde bizim kanımıza kırmızı rengini veren alyuvar hücrelerimizin parçalanmasını sağlıyor.Böyle bir etkisi var; zaten o ısırığın etrafındaki morarma ve kanlanma onun en büyük işareti. İkinci olarak da yılan zehirleri özellikle beynimizdeki merkezi sinir sistemimizdeki solunum merkezini felç ediyor.Bu merkez felç olduktan sonra zaten insanlar yılan ısırdıktan sonra ölmüşlerse nefes alamadıkları için ölmüş oluyorlar. Solunum merkezi felç olduğu için bu refleks yani nefes alıp verme olayı duruyor buna bağlı olarak ölüm gerçekleşiyor.Çok şiddetli ağrımalar, zonklamalar, morarmalar ve kanlanmalar özellikle ısırık bölgesinde varsa hemen boşaltmak mümkün değilse bile o bölgenin boğularak çok sıkı olmayacak şekilde bir anda kana karışmasının önlenmesi gerekiyor” uyrısında bulundu. 

05 HAZ 2018

6 öğrenci projesi daha TÜBİTAK desteği aldı

Üsküdar Üniversitesi öğrencilerinin hazırladıkları projeler, TÜBİTAK 2209-A - Üniversite Öğrencileri Araştırma Projeleri Destekleme Programı kapsamında kabul edildi.Danışmanlığını, Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesinden Doç. Dr. Mesut Karahan’ın yaptığı projede, Biyomühendislik 3. Sınıf Öğrencisi Cansu Aydın’ın “Metronidazol yüklü insan serum albümin nanopartiküllerinin üretimi ve karakterizasyonu” başlıklı projesi kabul edildi.Hedef dokuya istenilen sürede ilaç etkisiBu projede; gelişmekte olan kontrollü ilaç salınım sistemlerindeki çalışmalarda faydalı olacağını düşündüklerini belirten Doç. Dr. Mesut Karahan “İlaç etken maddesi Metronidazolü nanopartikül hale getirilmiş İnsan Serum Albumine yüklenmesini, karakterizasyonunu ve in vitro salınım çalışmalarının gerçekleştirilmesidir. Oluşturulan nanopartikül yüklü ilaç etken maddesi kontrollü ilaç salınımı ve ilacın hedeflenmesi için çok önemli bilgiler verecektir. Bu proje ışığında nano boyutlu ilaç sistemlerinin etki göstereceği yere giderek daha etkin tedavi amaçlanırken, ilaca yüklenen nanopartükülün sadece hedef dokuya, istenilen zaman diliminde etkisi amaçlanmaktadır” şeklinde konuştu.Danışmanlığını, Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Belkıs Atasever Arslan’ın yaptığı projeleri de 3 öğrencinin projesi kabul edildi.Keçi boynuzunun testosteron etkisi araştırılacakMoleküler Biyoloji ve Genetik (Türkçe) bölümü öğrencisi Fehmi Kiğılı  “Ceratonia siliqua (Keçi Boynuzu) Ekstresinin Androjen Reseptörü (NR3C4) Gen Düzenlenme Mekanizmaları Üzerine Etkisi” başlıklı projesi kabul edildi.Projenin amacının bu bitkinin androjen reseptör gen kontrol mekanizmaları üzerine etkisini araştırmak olduğunu belirten Doç. Dr. Belkıs Atasever Arslan “Hücre içinde hangi sinyal yolakları üzerinden androjen reseptörlerini etkilediğini belirlemektir. Spermatogenezin ana hormonu testosterondur. Ayrıca kas gücü ve kütlesi, vücut yağ dağılımı ve kemik yoğunluğunun sağlanmasında önemli rol oynar. Obezite, hipertansiyon, dislipidemi ve insülin direnci gibi kardiyovasküler risk faktörleri ve serum testosteron seviyesi arasındaki ters ilişki gösterilen bir durumdur. Androjen düzeyi kadar androjen reseptörünün fonksiyon bozuklukları da bu hastalıklara yol açabilmektedir. Bu nedenle androjen reseptörünün düzeyini arttıran yeni ilaç moleküllerinin keşfedilmesi ve hücre içi sinyal yolaklarının belirlenmesi oldukça önemlidir” şeklinde konuştu.ALS’de folik asit etkisiMoleküler Biyoloji ve Genetik (Türkçe) bölümü öğrencisi Büşra Özcan  “Amyotrofik Lateral Skleroz (ALS) Hastalığının Hücresel Modellemesinde Folik Asitin Etkisin Araştırılması” başlıklı projesi kabul edildi. Doç. Dr. Belkıs Atasever Arslan, projenin amacının Amyotrofik Lateral Skleroz (ALS) hastalığının hücresel modellemesini oluşturarak folik asitin etkisini araştırmak olduğunu söyledi.Alzheimer tedavisinde östrojen etkisi araştırılıyorBir diğer proje ise Biyomühendislik bölümü öğrencisi Halime Eda Yalçın “Östrojenin Nöroinflamasyon Üzerine Etkisi” başlıklı projesi. Doç. Dr. Belkıs Atasever Arslan “östrojenin, TNF-α aracılı nöroinflamasyon mekanizmasının moleküler düzeyde araştırılması ve östrojenin hücre içi sinyal mekanizmalarının belirlenmesidir. Östrojenin nörodejenaratif bir hastalık olan Alzheimer üzerinde olumlu etkileri öngörülmektedir. Östrojenin nörodejenerasyon üzerine moleküler mekanizmasının anlaşılması etkin tedavi yöntemlerinin geliştirilmesi için önemlidir” diye belirtti.İstanbul Üniversitesinden Prof. Dr. İlhan Yaylım'ın danışmanlığında yaptığı,  "Mide kanserli olgularda CD27 gen polimorfizminin olası etkisinin araştırılması" başlıklı proje ile Üsküdar Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik (Türkçe) Bölümü 2. sınıf öğrencisi  Orhun Karakuş TÜBİTAK desteği alan beşinci öğrenci oldu.Öte yandan Moleküler Biyoloji ve Genetik (Türkçe) öğrencisi Efe Cuma Yavuzsoy’un da 2209-A TÜBİTAK projesi kabul edildi."Yetişkin Nörogenezin Düzenlenmesi İçin SVZ ve SGZ Nöral Progenitör Hücreleri Üzerinde Sitokininlerin Farmakolojik Etkileri”  isimli proje Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Pınar Öz'ün danışmanlığında sürdürülüyor.  Dr. Öğr. Üyesi Pınar Öz, projenin amacını şu sözlerle açıkladı: "Yetişkin beyninde sınırlı sayıda bölgede nöral kök hücre bulunur ve bu hücreler uygun mikroçevre içerisinde yeni nöron üretimine devam eder. Memeli beyninde subventriküler zon isimli bölgeden olfaktör kortekse yeni ara nöronlar ve subgranüler zon isimli bölgeden de uzun dönemli bellekte kilit rol oynayan hipokampusa yeni granül hücreler üretilir. Özellikle, hipokampustaki yeni nöron üretimi bellek kapasitesinin kontrolü ve nörogelişimsel bozukluklarda görülebilecek uzun süreli bellek bozuklukları ile ilgili de önemli bir farmakolojik hedef oluşturuyor. Bu süreci kontrol eden mikroçevrenin farmakolojik uygulamalarla nasıl düzenlenebileceğini üzerine yaptığımız çalışmaların devamı niteliğindeki bu projede, bitki büyüme hormonlarının yetişkin nöral kök hücrelerin çoğalma ve farklılaşma potansiyeline etkilerini hücre kültüründe araştırıyoruz."

18 MAY 2018

Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü öğrencileri tez sunumlarını gerçekleştirdi

Üsküdar Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik (İngilizce) bölümü 4. Sınıf öğrencileri tez sunumlarını gerçekleştirdi.Öğrenciler hazırladıkları poster sunumlarını, Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Muhsin Konuk, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay ile öğretim üyelerine büyük bir heyecanla sundular.

11 MAY 2018

En ölümcül hastalık sepsis Üsküdar’da konuşuldu

İstanbul Protein Araştırma Geliştirme ve İnovasyon Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşke Kuleli Salonu’nda gerçekleştirdiği sepsis Konferansı’nda konuşmacılar gün boyu sepsis hakkında bilgiler verdi.Programın ilk konuşmacısı olan Üsküdar Üniversitesi PROMER Müdürü Doç. Dr. Tunç Çatal PROMER’in kuruluş aşamasından ve hedeflerinden bahsetti.Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Prof. Dr. Füsun Eroğlu konuşmalarını yaparken sepsisin ne olduğunu ve neden önemli olduğuna vurgu yaptı.Uzayan yaşamın ve çok fazla antibiyotik kullanımının zararlarına değinen Eroğlu, “Dünyadaki en pahalı ve en fazla öldüren hastalığı sepsistir” ifadelerini kullandı.Memorial Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Cem Erdoğan da sepsisin çürüme demek olduğu gibi birtakım açıklayıcı bilgiler verdi ve sepsisin belirli tanı kriterlerini katılımcılara aktardı.Ardından kürsüye çıkan Memorial Hastanesi Op. Dr. Güray Batmaz ise sepsis için erken teşhisin önemi ve birtakım tedavi yöntemlerine dikkat çekti.Acıbadem Üniversitesi Prof. Dr. Uğur Sezerman, başlattıkları PANOGA Psikanaliz Programı hakkında bilgiler verdi.Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dr. öğretim üyesi Öğr. Burcu Gürbüz “Sepsis ve Matematik” başlığı altında konuşmasını gerçekleştirdi.“Matematik bizim için çok önemli, sepsis içinse başta tanınması çok önemli.  Sepsis, vücuttaki herhangi bir enfeksiyona vücudun aşırı tepki vermesi durumu” diyen Gürbüz sepsisin aşamalarına da değindi.“Aşamaları var, zamanla gitgide artış göstererek ilerliyor, vücuttaki birçok organ hasar görmüş oluyor. En son da vücuttaki tüm organların yok olmasıyla ölüm meydana geliyor. Dünya Sağlık Örgütünün belirttiğine göre dünyada saniyede 3 kişi bu sebepten hayatını kaybediyor” diyen Gürbüz katılımcıların sorularını da yanıtladı.Konferansın son konuşmacısı Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dr. öğretim üyesi. R. Murat Demirer’di.Demirer yoğun bakım hastalarında sepsis değerlendirilmesine çok boyutlu bir yaklaşım başlıklı konuşmasını gerçekleştirdi.

04 MAY 2018

“Robotların yapamayacağı işlere odaklanmalı”

Üsküdar Üniversitesi 6. Biyomühendislik ve Genetik Günleri’ne katılan ABD Nevada Üniversitesi’nden Makine Mühendisi Prof. Dr. Yunus Ali Çengel mühendislere önemli tavsiyelerde bulundu. Mühendislik inovasyondur, mühendis, olmayan şeyleri yapmak ve var olanları iyileştirmek için vardır diyen Çengel, önümüzdeki yıllarda ayakta kalmak istiyorsak robotların yapamayacağı işlere odaklanmak gerektiğine dikkat çekti. Prof. Dr. Nevzat Tarhan ise dünyada iddialı olmak için Ar-Ge konusuna kafa yormanın ve bu konuda yatırımın şart olduğunun altını çizdi. Üsküdar Üniversitesi 6. Biyomühendislik ve Genetik Günleri,  akademi ve bilim dünyasından uzmanları ve sahada çalışan profesyonelleri öğrencilerle bir araya getirdi. Onursal Başkanları Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay olan kongreye öğrenciler yoğun ilgi gösterdi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Biyomühendisliğe yapılacak yatırımlar uzun vadeli”Üsküdar Üniversitesi Altunizade Yerleşkesi Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda düzenlenen kongrenin açılış konuşmasını yapan Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, kuruldukları tarihten bu yana Ar-Ge’ye büyük önem verdiklerini, biyomühendisliğe yapılacak yatırımların kısa değil uzun vadeli olduğunu belirterek “Biyomühendislik ve genetik birçok kimsenin öneminin farkında olmadığı ama gittikçe değeri anlaşılan hatta G20’de bilim politikaları belirlenirken ele alınan bir konu. Bilginin hesaplanabilmesi, veri madenciliği konusu. Burada sadece rakamlar yok sezgisel hesaplamalar da var. Birçok keşif sezgisel olarak ortaya çıkmış. Önce zihinsel odaklanma, sonra duygusal yoğunlaşma gerekiyor. Zihinsel odaklanma, duygusal yoğunlaşma birleştiği zaman keşif ortaya çıkıyor. Veri madenciliğinde birçok keşif bununla oluyor” dedi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Merak ve hayret duygusunu artıran işler yapın”Üsküdar Üniversitesi olarak projeleri desteklemek için çaba sarf ettiklerini ve nitelikli ortamı sağlamaya çalıştıklarını ifade eden Tarhan, “Dünyada Ar-Ge’ye yapılan yatırım % 3 devlet bütçesinden Türkiye’de halen % 1. Türkiye’de son senelerdeki desteğe rağmen %1’i bile bulmadı maalesef. Eğer biz dünyada iddialı olmak istiyorsak Ar-Ge konusuna kafa yormadan  bu konuda yatırım yapmadan, zihinsel önyargıları dağıtmadan dünyada söz sahibi olamayız. Hamasetle maalesef bilimde ilerleme olmuyor. Bunun için araştırma yapacağız, yaptığımız işi yayınlayacağız ve sabırla bekleyeyeceğiz. Veri madenciliğinde iki kritik kelime var; biri merak ve hayret duygusu, ikincisi zaman ve sabır duygusu. Bu iki sezgiye sahipsek sonuç alırız. Bu nedenle genç arkadaşlarımıza merak ve hayret duygusunu artıran işler yapmalarını ve bunun için de acele etmemelerini, sabırlı olmalarını tavsiye ederim” diye konuştu.Prof. Dr. Tayfun Uzbay: “Buradaki hocaları geleceğiniz için dinleyin” Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay da bu etkinliğin öğrenciler açısından çok verimli geçeceğine inandığını belirterek “Konuşma başlıklarının vizyon oluşturacak başlıklar olduğunu görüyorum. Bu toplantıları izleyenlerin hocalarımızın bilgi birikimlerinden faydalananların önemli kazanımları olduğunu ve olacağını düşünüyorum gelecekleri açısından. Bu tip akademisyenlerle alanında araştırmalar yapan veya belli bir birikim sağlamış kademisyenlerle bu yaşlarda bu düzeyde tanışmak son derece önemli. Onları dinlemek önemli. Siz buradan geleceğinizi planlama, kendinizi kanalize etme ve birtakım yöntemler öğrenme konusunda da epeyce bilgi sahibi olacaksınız. Buradaki hocaları sadece anlattıkları konularla değerlendirmeyin, onların akademik özgeçmişlerini dikkatlice inceleyin, akademik duruşlarına dikkat edin ki sizler de onlar gibi birikim yaratan, belli bir noktaya gelen akademisyenler olasınız” tavsiyesinde bulundu.Prof. Dr. Yunus Ali Çengel: “Robotların yapamayacağı işlere odaklanmalı”Üsküdar Üniversitesi Mütevelli Heyeti Üyesi, ABD Nevada Üniversitesi’nden Makine Mühendisi Prof. Dr. Yunus Ali Çengel, “Mühendisliğin Geleceği ve Geleceğin Mühendisliği” başlıklı sunumunda mühendisliğin sürekli değişim ve gelişim gösteren bir alan olduğunu belirterek “Mühendislik inovasyondur. Mühendis, olmayan şeyleri yapmak ve var olanları iyileştirmek için vardır. Önümüzdeki yıllarda ayakta kalmak istiyorsak robotların yapamayacağı işlere odaklanmak gerekir. Değişen bir ortamda yerinde duran geriye gider. Değişimin motoru bilim ve teknolojidir” dedi. Teknoloji gelişmişliğinin ölçüsünün patent olduğunu, Türkiye’nin ülkelerce verilen patent sayısı listesinin çok gerisinde kaldığını belirten Çengel, “Türkiye’de her milyar dolarlık Ar-Ge harcaması başına diğer ülkelere kıyasla daha az patent başvurusu ve daha az yüksek teknolojili ürün yapılmaktadır. Türkiye’nin Ar-Ge yapısının yenilenmesi ve elden geçmesi lazım” dedi.Prof. Dr. Yunus Ali Çengel: “Çok iyi İngilizce öğrenin” Prof. Dr. Yunus Ali Çengel, genç mühendis adaylarına mutlaka kendilerini geliştirmelerini tavsiye ederek “Eğitim düzeyiniz elbette iyi olmalı. İletişim ve liderlik vasıfları da çok önemli. Eleştirel düşünce, iyi iletişim kurmak ve problem çözme becerisine sahip olmak da çok önemli” diyerek dünya çapındaki teknoloji şirketi kurucularının temel özelliğinin girişimci olmaları olduğuna dikkat çekti. Çengel, mühendislik öğrencilerinin mutlaka iyi düzeyde İngilizce bilmelerinin da önemini vurguladı.Dr. Mutlu Topal: “Çalışmaya ve öğrenmeye hevesli eleman açığı var”Türkiye’nin ilk yerli aşı tedarikçilerinden olan Dr. Mutlu Topal ise 2013 yılında Hacettepe Üniversitesi ile başladıkları iş birliği çalışmaları sonucu Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi bünyesinde kurulan Aşı Ar-Ge Laboratuvarı’nda yaptıkları çalışmalardan bahsetti. Hindistan’daki iş ortaklarının da katkısı ile Rekombinant Hepatit B aşısının teknoloji çalışmalarını 2016’da tamamladıklarını ve İnaktif Hepatit A aşısının da yerli üretimi için hazırlık süreçlerinin devam ettiğini belirten Dr. Mutlu Topal, genç mühendislere önemli tavsiyelerde bulundu.Dr. Topal, “Ülkemizde biyoteknolojik ilaçlar anlamında yeni üretimler için yeni fabrikalar açılıyor. Biyomühendislik ve genetik temelli çalışmalar yapan sanayici olmak isteyen arkadaşlarımız bu firmaları staj için zorlayın. Kendinizi şimdiden tanıtın çünkü ciddi bir çalışacak eleman eksikliği var. Mühendis eksiği yok, çalışmaya hevesli ve öğrenmeye hevesli eleman açığı var. Öğrendikleriniz siz okulu bitirene kadar eskiyor. Teknoloji çok hızlı gelişiyor” diyerek sanayi sektöründe çalışmak isteyenlerin mutlaka staj için başvuru yapması gerektiğini söyledi. Dr. Mutlu Topal, mühendislik öğrencilerinin mutlaka iyi düzeyde İngilizce bilmeleri ve anlaşılabilir bir CV’ye sahip olmaları gerektiğini de kaydetti.6. Biyomühendislik ve Genetik Günleri’nde Prof. Dr. Engin Ulukaya, Prof. Dr. Yusuf Tutar, Burçak Aksöz ve Can Garipoğlu da sunumlarıyla katıldı.

17 NİS 2018

Üsküdar artık FEDEK akreditasyonuna sahip

Eğitimde kaliteyi ilke edinen Üsküdar Üniversitesi 3 gün süren FEDEK değerlendirmesini başarıyla tamamladı. Psikoloji Türkçe-İngilizce, Moleküler Biyoloji ve Genetik Türkçe-İngilizce ve Felsefe bölümleri artık FEDEK akreditasyonuna sahip bölümler oldu.2009 yılında kurulan ve Türkiye’de Fen – Edebiyat fakültelerinde öğretimin kalitesinin yükseltilmesine katkıda bulunmak amacıyla çalışmalarını sürdüren FEDEK (Fen, Edebiyat, Fen-Edebiyat, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakülteleri Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği) Üsküdar Üniversitesini de değerlendirdi.Psikoloji Türkçe-İngilizce, Moleküler Biyoloji ve Genetik Türkçe-İngilizce ile Felsefe bölümleri öğretim programlarını inceleyen FEDEK bu bölümleri akredite etti.İlgili bölüm başkanları, fakülte dekanları, rektör yardımcıları ve idari direktörlüklerin hazır bulunduğu değerlendirme, 11 ana madde ve alt başlıklarında gerçekleştirildi.Değerlendirme sonunda Üsküdar Üniversitesinin ilgili bölümleri FEDEK akreditasyonuna dâhil edildi. 

09 NİS 2018

Prof. Dr. Tayfun Uzbay Boğaziçi Bilim Kulübü’nün konuğu oldu

Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı, Nöropsikofarmakoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (NPFUAM) Müdürü Prof. Dr. Tayfun Uzbay, Boğaziçi Üniversitesinde Boğaziçi Bilim Kulübü'nün konuğu oldu.XII. Moleküler Biyoloji ve Genetik Günlerinde “Bağımlılığın Nörobiyolijisini” konulu sunum gerçekleştiren Uzbay, “Beynimizde bir haz merkezi var ve bunun kontrolü kaybetmesi madde, alışveriş, kumar, yeme ve seks bağımlılığın neden olabilir. Bağımlılık yapan nesneler evrenseldir. Bağımlılık biyolojik temeli olan bir beyin hastalığıdır” şeklinde konuştu.

12 MAR 2018

Prof. Dr. Tayfun Uzbay İzmir’de Görünmeyen Beyin’i anlattı

Üsküdar Üniversitesi, Mühendislik ve Doğa Bilimler Fakültesi Dekanı, Nöropsikofarmakoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Tayfun Uzbay, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen ‘Sinirbilim Alanında Güncel Durum ve Gelecek’ başlıklı konferansa konuşmacı olarak katıldı.Moderatörlüğünü Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tezan Bildik’in yaptığı konferansta, Uzbay’ın yanı sıra Prof. Dr. Zeki Yüncü, Prof. Dr. Serpil Erermiş, Yrd. Doç. Dr. Bülent Kıran, Dr. Helin Yılmaz Kafalı ve Dr. Hakan Kayış da katılımcı olarak yer aldı.Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi 20 Mayıs Amfisi’nde gerçekleşen konferansta Uzbay, ‘Görünmeyen Beyini’ anlattı.İlgiyle takip edilen konferansın ardından konferansın ardından Uzbay, kitapseverler için kitabını imzaladı.

26 ŞUB 2018

Eksi 80 dereceye kadar donmayı engelleyen madde bulundu

Üsküdar Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi araştırmacıları, yaptıkları çalışmalar sonunda yeni bir madde sentezledi. Antifriz özelliğe sahip olan bu madde; eksi 80 dereceye kadar donmayı engelliyor. Canlı hücrelere karşı toksik olmayan maddenin, hücre dondurma işlemlerinde kullanılabileceği açıklandı.Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Belkıs Atasever Arslan, İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi Anorganik Kimya Bölüm Başkanı Doç. Dr. Bahri Ülküseven ve Mühendislik Fakültesi Kimya Bölümü Anorganik Kimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tülay Bal Demirci buluşlarının patenti için başvuru yaptı.Yrd. Doç. Dr. Belkıs Atasever Arslan buluşları hakkında açıklamalarda bulundu: “Yaptığımız çalışma sonucunda sağlıklı hücrelerde bu maddenin toksik etki göstermediğini ve canlı hücrelerin dondurulmasında kullanılabileceğini bulduk. Bu madde toksik olmaması nedeniyle canlı yapıların dondurulmasında kullanılabilir. Ayrıca çok düşük sıcaklıklarda donmayı engellediği için antifriz maddelerin diğer kullanım alanları olan motorlu taşıtlarda, tarım alanında, soğutma sistemlerinde ve donmanın engellenmesi gereken cihazlarda da  kullanılabilir.”Araç sahiplerine güzel haberKış aylarında araç sürücülerinin en çok dikkat ettiği bakımların başında, araç motoruna antifriz eklenmesi geliyor. Antifrizsiz araç kullanımı motor içerinde paslanmalara ve kışın silindir bloğunun çatlamasına sebep oluyor. Bu durum ciddi masrafları da beraberinde getirebiliyor. Bilim insanları artık sert geçen kış koşullarında çok düşük sıcaklıklarda donmayı engelleyen yeni bir antifriz maddenin patent başvurunu gerçekleştirdi.

26 ŞUB 2018

Prof. Dr. Tayfun Uzbay’dan antidepresanlar ve cinsel işlev bozuklukları eğitimi

Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay, Türkiye Eczacılar Birliği 14. Bölge Kahramanmaraş Eczacılar Odası’nın düzenlediği ‘Antidepresanlar ve Cinsel İşlev Bozuklukları Eğitimi’ konulu seminerine konuşmacı olarak katıldı.Kahramanmaraş Eczacılar Odası binasında bir gün süren eğitimde, antidepresanlar ve cinsel işlev bozuklukları konusunda katılımcılara eğitim verildi.14. Bölge Kahramanmaraş Eczacı Oda Başkanı Eczacı Bahtiyar Murat Aras, Genel Sekreter Eczacı Ebru Kaya, Yönetim Kurulu üyesi Eczacı Nilgün Karslıgil de katıldığı programda Uzbay katılımcılara antidepresanlar ve cinsel işlev bozukluklularına ilişkin önemli bilgiler verdi.Katılımın yoğun olduğu eğitimin ardından Başkan Dr. Bahtiyar Murat Aras Tayfun Uzbay’a hediye takdim etti.

15 ŞUB 2018

Prof. Dr. Tayfun Uzbay “Görünmeyen Beyini” anlattı

Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay, Acıbadem Üniversitesinde ‘Görünmeyen Beyin’ başlıklı bir konuşma yaptı.Acıbadem Mehmet Ali Aydınlar Üniversitesi Kerem Aydınlar Kampüsü’nde gerçekleşen, ACUGEN 1. Bilim Konferansının konuğu, çok sayıda kitabı bulunan, birçok bilimsel yayının çeviri editörlüğünü yapan ve Eylül 2017’de yayınlanan “Görünmeyen Beyin” kitabının sahibi Prof. Dr. Tayfun Uzbay oldu.Uzbay beyne dair bilinmeyen, önemli paylaşımlarda bulundu. Öğrenciler ve katılımcılar tarafından yoğun ilgi gören konferans sonunda Uzbay, yöneltilen sorulara da cevap verdi.Söyleşinin sonunda Uzbay okurlarına kitaplarını imzaladı.

06 ŞUB 2018

Prof. Dr. Tayfun Uzbay Kıbrıs’ta “Görünmeyen Beyin” i anlattı.

Yakın Doğu Üniversitesinde gerçekleştirilen “Görünmeyen Beyin” Konferansında, beyinle ilgili konuşulmayan detaylar anlatıldı.Yakın Doğu Üniversitesi, Deneysel Sağlık Bilimleri Araştırma Merkezi tarafından, bilim dünyasındaki yeni gelişmelerin ve öne çıkan konuların tartışıldığı “Periyodik Konferanslar Dizisi”nin dördüncüsü “Görünmeyen Beyin” başlığı altında gerçekleştirildi.Yakın Doğu Üniversitesi İrfan Günsel Kongre Merkezinde gerçekleştirilen konferansın konuğu, çok sayıda kitabı bulunan, birçok bilimsel yayının çeviri editörlüğünü yapan ve Eylül 2017’de yayınlanan “Görünmeyen Beyin”  kitabının sahibi Prof. Dr. Tayfun Uzbay oldu.Konuşmasında “Görünmeyen Beyin” adlı kitabında yer alan yazar beynin gizemleriyle ilgili merak edilen birçok bilimsel araştırmayı, doğru bilinen yanlışları bir araya getirdiğini ifade eden Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay, “Bu kitapta öncelikle, bilgi kirliliğinin giderek arttığı bir ortamda, beyinle ilgili geçerli bilgilerin yani beynin görünen yüzünün anlaşılır bir dille aktarıldığına; ikinci olarak da beyin konusundaki güncel sorular eşliğinde, hâlâ açıklayamadığımız tartışmalı noktaların ele alınarak bu kez de beynin görünmeyen yüzünün aydınlatıldığına şahit olacaksınız" dedi.Örnekler Vererek Bilgiler Aktardı…Beynin algılarla ilişkisine değinen Prof. Dr. Uzbay, beynin ön alın lobunun iradenin kaynağı olduğunu, algılarımızın ve kendimize dair farkındalığımızın tutarlı hale dönüştürülmesinde rol oynadığını, kısaca hayata anlam yüklediğimiz alan olduğundan söz etti.Prof. Dr. Tayfun Uzbay şunları anlattı: “Algı yönetimi toplumların duygularını, motivasyonlarını ve davranışlarını etkilemek amacıyla seçilen bilgileri ve göstergeleri gerçekleri karartarak kendi istediği şekilde empoze etme eylemidir. Bunun için medya tarafından üniversite ve bilim adamları, popüler yazarlar, popüler sanatçılar, din adamları ve toplumun kanaat önderleri bilerek ya da bilmeyerek kullanılır ve böylece toplumda istenilen şekilde bir algı oluşturulur. Oysa gerçek başkadır. İnsanlar duymak istedikleri şeylere kolayca inanmaya da meyillidir.”Beynin Gizemleriyle İlgili Merak Edilen Birçok Bilimsel Araştırmalarla Doğru Bilinen Yanlışları Bir Araya Getirildi…Beyin konusunda son yıllarda çok önemli gelişmeler ve keşiflerin olduğu vurgulanan konferansta, beyinle ilgili bilinmeyen birçok şey olduğu ve bilim insanlarının henüz beyinden kaynaklanan otizm, şizofreni, madde bağımlılığı ve Alzheimer gibi hastalıkların kesin tedavisinde radikal çözümler üretemediği anlatıldı. Beyin-zihin ilişkisinde, özgür iradede ve ruh-beyin ilişkisinde hala belirsizlikler var olduğu üzerinde durulurken, bütün bunların beyni oldukça ilgi çekici ve popüler bir tartışma alanı yaptığını ifade etti.Konferans Yoğun İlgi Gördü... Öğrenciler ve katılımcılar tarafından yoğun ilgi gören konferans sonunda, Prof. Dr. Tayfun Uzbay konferans sonunda, sunumunda yaptığı konular ile ilgili yöneltilen sorulara cevap verdi. Konferansa gösterilen yoğun ilgiden dolayı Yakın Doğu Üniversitesi rektörlük üyelerine ve öğrencilere teşekkür eden Prof. Dr. Uzbay, Yakın Doğu Üniversitesinde bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.Detay Kıbrıs

25 OCA 2018

Entropi artıyor

Yüzyıl önce insanlar daha dürüst, daha samimi ve daha mı etikti? Bu konuyu “Entropi” ile açıklamak mümkün mü? Prof. Dr. Selahattin Gültekin’in konuşmacı olarak katıldığı seminerde bu konu masaya yatırıldı.  “Gün geçtikçe cahilliğimi anlamaya çalıştım.”Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Selahattin Gültekin, Nermin Tarhan Konferans Salonunda gerçekleştirilen seminerde insani değerleri entropi bağlamında değerlendirdi.Konuşmasına bilginin sınırsızlığı ile başlayan Gültekin, “Kırk beş yıldır üniversitede hocayım ancak fazla bir şey bildiğimi düşünmüyorum. Gün geçtikçe cahilliğimi anlamaya çalıştım.” dedi.Evrenin Sırrı Periyodik TabloEvrenin sırrı periyodik tablo da gizli diyen Gültekin, “Bilime inanmak, bilimi felsefi açıdan incelemek önemli. Bunların bir arada olması tesadüf değil.” Değerlendirmelerinde bulundu.Entropi’nin fiziksel anlamına dikkat çeken Gültekin, “Karışıklığın içinde de düzen vardır. Evrendeki bazı olaylar tek yönlüdür ve geri çevrilemez. Entropi belirsizliğin ta kendisidir.” İfadelerini kullandı.Sayı kendi başına bir şey ifade etmiyor.Termodinamiğin ikinci yasasına göre her şeyin bir enerjisi ve miktarı olduğunu belirten Gültekin, “Sayı kendi başına bir şey ifade etmiyor, kalite burada açığa çıkıyor. Entropi’nin ikinci yasası bunu anlatıyor.” Dedi.Termodinamik ile uğraşan insanın kendini Allah’a daha yakın hissettiğini belirten, kâinatı incelediği zaman ne kadar muazzam olduğunu anlayacaktır ifadelerini kullanan Gültekin önemli değerlendirmelerde bulundu. Entropimiz arttı“Entropimiz arttı. Bugün ki insanlar geçmişe nazaran daha az etik. Hangi numarayı ezberleyeceğimizi şaşırdık. Telefon numarası, okul numarası, kimlik numarası derken konsantre olamıyor, tam öğrenemiyor, öğrendiğimizi sanıp kendimizi kandırıyoruz. Bu da etik problemlerimizi ortaya çıkartıyor. Geçmişte öyle değildi. Eskiler daha düzenli ve konsantreydi. Daha az işle uğraşıyor, daha motiveydiler.”İlahiyatçılar Entropi’yi benimserse daha mütevazı olurlarEntropi ile ilişkili birçok ayetin olduğunu belirten Gültekin, ilahiyatçıların entropiyi benimsemeleri halinde daha da mütevazı olabileceklerini kaydetti.Tarhan: Entropiyi yükselten insan!Üsküdar Üniversitesi rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın da katıldığı programda Tarhan, entropi ile ilgili paylaşımlar bulundu. “Dünyadaki böcekler yok olsa elli sene sonra dünya da yaşam biter. İnsanlar yok olsa dünya elli sene içerisinde güzelleşir. Evrendeki düzensizliği en fazla insanlar artırıyor. Entropiyi yükselten, dengeyi bozan tek şey insan” dedi.

20 ARA 2017

Prof. Dr. Tayfun Uzbay: “Algı ile çıkar elde edenlere karşı irademizi eğitmeliyiz”

Prof. Dr. Tayfun Uzbay, İlim Kültür ve Eğitim Vakfı (İKEV) yurtlarında kalan üniversite öğrencileriyle bir araya geldi. Öğrencilere “Algı yönetimine karşı iradeyi kullanma becerisi” başlıklı konferans veren Uzbay,  ülkemiz ve dünyada algı operasyonlarıyla insanların yanlış yönlendirildiğini anlattı.Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı, Moleküler Biyoloji ve Genetik Anabilim Dalı Başkanı Profesör Doktor Tayfun Uzbay, Esenler Hacı Bayram Hacıevliyagil Anadolu Gençlik Yüksek Öğretim Erkek Öğrenci Yurdu Konferans Salonu’nda, Bahçelievler ve Esenler Yurdu’nda kalan Üniversite öğrencilerine konferans verdi.Uzbay, “Algı yönetimine karşı iradeyi kullanma becerisi” başlıklı konferansta, ülkemizde ve dünyada algı operasyonları ile insanların yanlış yönlendirildiğini örnekleriyle anlattı, eleştirilerde bulundu, gençleri uyardı ve önemli tavsiyelerde bulunda.Yaptığı konuşmada Uzbay, bilgisizliğin yayılmasında internetin ve sosyal medyanın rolünün önemli olduğunu belirterek, İnternet ve sosyal medya kıymeti kendinden menkul uzmanlar yaratıyor ve bunlar kasıtlı olarak cehalet yaymak isteyen güçlü çıkar gruplarına hizmet ediyor dedi. Ticari çıkarlar saf bilimsel veri görüntüsüne öyle başarılı uyarlanmıştır ki bazı yanlışlar sanki bilimsel doğruymuş gibi anlatılmaktadır diyen Uzbay, bu konuda irademizi kullanma becerisi elde etmeliyiz ifadesini kullandı.Prof. Dr. Tayfun Uzbay verdiği konferansta şu bilgileri aktardı:ALGI“Algı, dışarıdan gelen bilginin alınması, yorumlanması, seçilmesi ve düzenlenmesi sonucu beyinde ortaya çıkan bir süreçtir. Beynin ön alın lobu iradenin kaynağı olmalarının yanı sıra, algılarımızın ve kendimize dair farkındalığımızın tutarlı hale dönüştürülmesinde rol oynarlar. Yani burası hayata anlam yüklediğimiz alandır.ALGI YÖNETİMİAlgı yönetimi toplumların duygularını, motivasyonlarını ve davranışlarını etkilemek amacıyla seçilen bilgileri ve göstergeleri gerçekleri karartarak kendi istediği şekilde empoze etme eylemidir. Bunun için medya tarafından üniversite ve bilim adamları, popüler yazarlar, popüler sanatçılar, din adamları ve toplumun kanaat önderleri bilerek ya da bilmeyerek kullanılır ve böylece toplumda istenilen şekilde bir algı oluşturulur. Oysa gerçek başkadır. İnsanlar duymak istedikleri şeylere kolayca inanmaya da meyillidir.İnsanoğlu avcı-toplayıcı dönem, tarım dönemi, endüstri döneminden geçerek günümüz bilgi çağına ulaştı. Bilgi çağında artık dünyayı yöneten ortak bir küresel zekâ söz konusu. Ülkeler küresel zekâları ölçüsünde sistemin yönetimine katılır veya sistem tarafından yönetilirler. Ülke zekâsını belirleyen ise eğitime ve bilime verdiği önemdir. Küreselleşme çağı olarak adlandırılan yaşadığımız dönemde hemen her alanda çarpıcı değişiklikler görülmekte ve karmaşık bir çevre içinde yaşama zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Farklı dil, din, kültür, eğitim ve coğrafyadan insanları küreselleşme başlığı altında ticaret ve para birleştirmektedir. Böyle bir sistem içinde iyi bir eğitim sistemine, güçlü kültürel birikime ve mirasa, güçlü ekonomiye ve adil bir hukuk sistemine sahip olanlar küresel rüzgârların yönünü belirlerken, sahip olmayanlar küresel rüzgârlar önünde savrulur ve yönetilirler.CEHALET BİLİMİAgnotoloji (Bilgisizlik bilimi/Cehaletin bilimi) bir fikri yerleştirmek ya da bir ürünü satmak için, yani siyasi veya ticari bir çıkar elde etmek için kasıtlı olarak kafa karışıklığı yaratılması ve yalan bilgi yayılmasıdır. Maalesef köklü bir cehalet döneminde yaşıyoruz… Akademisyen cehaleti veya akademisyenler eliyle yayılan cehalet toplumsal gelişiminin önündeki en büyük engel… Bu çağda bilgiye ulaşmak çok kolay… Sorun ulaşılan bilginin geçerli olup olmaması; hatalı bilgi ile cehalet yayar, cehalet bilimi yaparsınız.Bilginin erişilebilir olması o bilgiye ulaşıldığı anlamına gelmiyor. Ulaşmanız istenen bilgi ile algınız ve tercihleriniz yönlendirilebiliyor. Bu bilgileri doğru sanıp bazı şeyleri doğru yaptığınızı düşünürken zarar görüyorsunuz ve yönlendirilmiş algınız yüzünden sizi uyaranları düşman gibi görüp, gerçek bilgileri kabullenmiyorsunuz. Gelişen teknoloji ile bilgiye erişim kolaylaştıkça agnotolojinin etki alanı da genişliyor. Medya desteği ile topluma idol olarak sunulan akademisyenler veya bazı popüler kişiler bilerek ya da bilmeyerek cehaletin sözde bilgi ile yayılmasına destek veriyor.İNTERNET VE SOSYAL MEDYANIN ETKİSİBilgisizliğin yayılmasında internetin ve sosyal medyanın rolü önemlidir. İnternet ve sosyal medya kıymeti kendinden menkul uzmanlar yaratıyor ve bunlar kasıtlı olarak cehalet yaymak isteyen güçlü çıkar gruplarına hizmet ediyor. Ticari çıkarlar saf bilimsel veri görüntüsüne öyle başarılı uyarlanmıştır ki bazı yanlışlar sanki bilimsel doğruymuş gibi anlatılmaktadır.BİLGİ SAHİBİ VE FİKİR SAHİBİ OLMAKHem kendilik duygusu taşıyan hem de kendi dışında olabilen eylem ve düşünce olarak “doğru”, “yanlış” algılamasına sahip tek canlı türü biziz. Çıplak dikkat, algıyı takip eden anlarda bize aslında ne olduğumuzun ve içimizde ne olduğunun açık ve dürüst farkındalığıdır. Kişinin tarafsız bir şekilde kendini gözlemlemesi ve gerek kendisi gerekse çevresi hakkında tarafsız bir farkındalık yaratması durumudur. Bu aslında iç görü veya özeleştiri dediğimiz durumun bir karşılığı olabilir. Neyi bilmediğinin farkında olmak yeni bilgi üretmek ve doğru bilgiye ulaşmak için şarttır. Bunun için okunacak kaynağa ulaşmayı bilmek ve çok okumak gerekir. Doğru kaynaktan okumak ve öğrenmek önemlidir. Öğrencilere ilk öğretmemiz gereken doğru bilgiye nasıl ulaşacakları ve yanlışı nasıl ayırt edecekleri olmalı. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmamalıdır.Uzbay konferans sonunda öğrencilerin sorularına da cevap verdi. Öğrenciler, konferans sonunda Tayfun Uzbay ile görüşmeler yaparak, çeşitli proje ve eğitim konularında destek ve tavsiye istedi.

18 ARA 2017

2. CRISPR-CAS9 DNA Ameliyatı Çalıştayı Üsküdar Üniversitesinde yapıldı

DNA hasarı nedeniyle zararlı protein üretimine neden olan bozuklukların DNA’da yapılacak müdahale ile ortadan kaldırılmasını sağlayan CRISPR/Cas9 çalıştayı ikinci kez Üsküdar Üniversitesi’nde yapıldı. Çalıştay, uygulamalı olmasıyla Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilirken yöntem, genetik hastalıkların ortadan kaldırılması açısından oldukça önem taşıyor.CRISPR/Cas9 yöntemi; DNA hasarı neticesinde ya fazla protein üretimi ya da fonksiyonel olmayan, hatta zararlı protein üretimine neden olan bozuklukların ve genetik hastalıkların DNA’da yapılacak müdahale ile ortadan kaldırılmasını sağlıyor.2012 yılında ortaya konulan bu yöntem; hızlı, kolay ve ucuz bir yöntem olması yönüyle de dikkat çeken bir metot olarak görülüyor. Özellikle kalıtsal nedenlere bağlı hastalıkların ortadan kaldırılması için kullanılabilecek bir yöntem olması da ayrı bir özelliği.Hastalık etmeni bozuk DNA’nın düzeltilerek hastalıklı yerlerdeki hücrelere tekrar verilmesi nedeniyle DNA AMELİYATI=DNA DÜZENLEME tekniği olarak da bilinen yöntem, bu özellikleriyle de önümüzdeki yıllarda genetik hastalıkların, kanserin, diyabetin, enfeksiyon hastalıklarının ve bunlar gibi birçok sağlık probleminin ortadan kaldırılması açısından oldukça önemli bir yer tutacağı, oldukça ümit verici bir teknik olacağı da düşünülmekte.CRISPR/Cas9 yöntemine ilişkin Türkiye’nin ilk uygulamalı çalıştayı geçen yıl Üsküdar Üniversitesi’nde gerçekleştirilmişti. Bu yıl ikincisi yapılan çalıştaya İstanbul başta olmak üzere Türkiye'nin çeşitli üniversitelerinden çok sayıda akademik personel, hekim, öğrenci ve profesyoneller katıldı.1 gün süren çalıştayın ilk oturumu in silico/bilgisayarlı eğitim, öğleden sonra ise laboratuvarda uygulama yapıldı.Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Konuk, Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Kaan Yılancıoğlu’nun organizasyonunda gerçekleştirilen çalıştaya eğitimci olarak Abdullah Gül Üniversitesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Oktay Kaplan, Medeniyet Üniversitesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Cihan Aydın, Acıbadem Üniversitesinden Dr. Cihan Taştan, İzmir Ekonomi Üniversitesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Osman Doluca ve GENZ Biyoteknoloji'den Umut Ağyüz katıldı.Çalıştayın sonunda katılımcılara sertifikaları dağıtıldı.

08 ARA 2017

Türkiye’nin ilk yerli enzimi PROMER’de üretilecek

Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “AR-GE yapılabilen nitelikli ortam oluşturmak için çalışıyoruz” Üsküdar Üniversitesi tarafından İstanbul Kalkınma Ajansı desteği ile kurulan ve YÖK tarafından onaylanan İstanbul Protein Araştırma Geliştirme ve İnovasyon Merkezi (PROMER)’de Türkiye’nin ilk yerli enzimi üretilecek. PROMER Projesi’nin tanıtımı ile ilgili düzenlenen toplantıda konuşan Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bir üniversitenin önceliği AR-GE yapılabilen nitelikli ortam oluşturmak, nitelikli eleman yetiştirebilmek ve bununla ilgili gerekli girişimlerde bulunabilmek. Biz de bunu yapmaya çalışıyoruz”  dedi.  Türkiye’nin ilk ulusal mikroorganizma kültür koleksiyonunun oluşmasına ve yüzde 100 yerli enzim üretim alt yapısının kurulmasına öncülük eden PROMER Projesi tanıtıldı. Proje kapsamında endüstride kullanılan ve yurt dışından ithal edilen enzimlerin merkezde üretilmesi amaçlanıyor. İstanbul Kalkınma Ajansı desteği ile kurulan ve Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından onaylanan İstanbul Protein Araştırma Geliştirme ve İnovasyon Merkezi’nin (PROMER) İstanbul bölgesinde ve ülkemizde öncü olması bekleniyor.Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen tanıtım toplantısına Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Konuk, Gebze Kaymakamı Mustafa Güler, Üsküdar Kaymakamı Murat Sefa Demiryürek, İSTKA Genel Sekreteri Özgül Özkan Yavuz, THY İnovasyon Başkanı Adem Yılmaz, Stratejik Planlama Derneği Başkanı İsmail Haznedar’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi katıldı.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Anadolu topraklarındaki hazinenin keşfedicisi olalım”Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Anadolu topraklarının Hipokrat ve Gale gibi sağlık konusunda öncü olan isimleri çıkardığını belirterek tarihteki ilk adımların ülkemizde atıldığını söyledi. Prof. Dr. Tarhan, “Demek ki bu coğrafyada bir malzeme var. Biz bu malzemenin bekçisi olmayalım, hazinenin keşfedicisi de olalım. Bu nedenle bu tarzdaki ilaç ve protein çalışmaları çok önemli” dedi.Üsküdar Üniversitesi olarak bilimsel çalışmalara önem verdiklerini ifade eden Tarhan, 2013’te ABD Başkanı Barack Obama’nın 2013 yılında başlattığı Brain İnitiative (Beyin İnisiyatifi) Projesi’nde Türkiye’yi temsil ettiklerini, G20 Zirvesi’nde düzenlenen Antalya, Hannover ve Çin’deki organizasyonlara davet edildiklerini anlattı.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Öğrencilerimizin daha çok desteğe ihtiyacı var”Bilimsel çalışmalar alanında özellikle son 10 yılda önemli gelişmelerin yaşandığını ve toplum olarak özgüvenin kazanıldığını ifade eden Tarhan, araştırmanın uzun bir yolculuk olduğunu belirterek üniversitelerin dört fonksiyonu olduğunu söyledi. Klasik üniversitelerin mesleki eleman yetiştirdiğini, Ar-Ge üniversitelerinin araştırma yaptığını belirten Tarhan, üçüncü fonksiyonun bilginin ürüne dönüştürülmesi, bilginin sanayileştirilmesi, dördüncü fonksiyon olarak da toplumu bilgilendirmesi olarak sıraladı.Motivasyon ve desteğe ihtiyaç var!Üsküdar Üniversitesi’nde proje yapmak isteyen çok heyecanlı öğrencilerin olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Onların çok güzel planları var. Bu konuda daha çok motivasyonlarını artıracak daha çok desteklere ihtiyaç var. Zihinsel yatırımımızı önem sırasına göre yapmalıyız. Önceliklerimizi iyi belirlememiz lazım. Bir üniversitenin önceliği AR-GE yapabilen nitelikli ortam oluşturmak, nitelikli eleman yetiştirebilmek, bununla ilgili gerekli girişimlerde bulunabilmek. Biz de bunu yapmaya çalışıyoruz”  dedi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan, üniversite olarak Proje Kültürü ve Girişimcilik dersini önemsediklerini ve zorunlu ders olarak verdiklerini, geçtiğimiz yıldan bu yana KOSGEB’le beraber çalışmalar yürüttüklerini ve öğrencilerinin sertifika aldığını da anlattı. Prof.Dr. Nevzat Tarhan, İSTKA ile hayata geçirdikleri diğer projelerden de bahsederek “Bizim insanımızın önü açılırsa her şeyi yapabilir” dedi.Yerli enzimde dışa bağımlılıktan kurtulmak amaçlanıyor Üsküdar Üniversitesi PROMER Proje Koordinatörü Doç. Dr. Tunç Çatal, İstanbul Protein Araştırma Geliştirme ve İnovasyon Merkezi ile ilgili bilgi verdi. PROMER’de özellikle endüstride kullanılmak üzere mikrobiyal kaynaklı yerli enzim ve sağlık sektöründe önemli ürünlerin üretim alt yapısının sağlanmasının amaçlandığını belirten Çatal, “Bu kapsamda AR-GE ve yenilik çalışmaları, dışa bağımlılığın azaltılması, nitelikli personelin yetiştirileceği alt yapı oluşturulması, Kuluçka Merkezi ile öğrenci, akademisyen, sektör çalışanları ve girişimcilerin buluşacağı ortak bir platformun oluşturulması hedeflenmektedir” dedi. Çatal, ülkemizde yaşam kalitesinin yükseltilmesi için kentsel hizmetlerde yenilikçi uygulamaların geliştirilerek hayata geçirilmesinin sağlandığını ve yapılacak bilimsel faaliyetler ile sektörde farkındalık yaratılmasının ve yetişen öğrencilerin sanayi ile buluşmalarının da amaçları arasında olduğunu ifade etti.İSTKA tarafından sağlanan toplam bütçenin 892 milyon 786 bin 80 TL olduğunu belirten Tunç Çatal, proje süresince 12 bursiyerin de çalışmalara katıldığını söyledi. Çatal, laboratuvarda yürütülen ana çalışma konularının ise mikrobiyal enzimler ve proteinler, besin, ilaç ve kozmetik endüstrisine yönelik enzimler, mikrobiyal proteinler ve antimikrobiyel ile çeşitli ilaç potansiyeli taşıyan mokelüllerin keşfedilmesi olduğunu söyledi. Prof. Dr. Tayfun Uzbay: “Sadece laboratuvar kurmak yetmez; patente ve teknolojiye dönüşecek” Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay ise bilgi çağında artık dünyayı yöneten ortak bir küresel zekânın söz konusu olduğunu belirterek “Ülkeler küresel IQ’ları veya zekâları ölçüsünde sistemin yönetimine katılır veya sistem tarafından yönetilirler. Ülke IQ’sunu belirleyen ise eğitim düzeyi ile bilime verdiği önemdir” diye konuştu. Prof. Dr. Tayfun Uzbay, bilimsel bilginin teknolojiye dönüşebilmesi için yenilikçi AR-GE’ye ihtiyaç olduğunun altını çizdi. Prof. Dr. Tayfun Uzbay, teknoloji ve bilime yatırım yapan ülkelere de değinerek ülkemizin de bu listede yer alması gerektiğini vurguladı. Buna ulaşmak için sadece laboratuvarlar kurmanın yetmediğini de belirten Prof.Dr. Tayfun Uzbay, “Oturup çalışacağız. Yatırımlar yapacağız. Sadece bu laboratuvarları kurmakla kalmayacağız. Bu laflar burada kalmayacak. Bunlar patente ve teknolojiye dönüşecek” diye konuştu.Enzimler yerli kaynaklardan elde edilecekİSTKA Genel Sekreteri Özgül Özkan Yavuz, dünya nüfusunun hızlı artışıyla beraber gıda ve sağlık endüstrisindeki ihtiyaçların arttığını belirterek bu alandaki çalışmaların önemine işaret etti. Üsküdar Üniversitesi’nin İSTKA desteğiyle hayata geçirdiği PROMER ile bilimsel anlamda önemli katkılar sağlayacağına ve yol göstereceğine inandığını söyledi. Yavuz, “Merkezde sadece gıda ve sağlık değil, ilerleyen dönemlerde tekstil ve kozmetik endüstrilerinde de kullanılan pek çok enzmin üretilmesi ve yerli kaynaklardan elde edilmesi mümkün olacak” dediBilim değere dönüşmeliTHY İnovasyon Başkanı Adem Yılmaz ise özellikle AR-GE alanında iş dünyasının üniversitelere destek vermesi gerektiğini belirterek Üsküdar Üniversitesi’ne de gereken desteği vermeye çalıştıklarını söyledi. Yılmaz, üniversitelerde üretilen bilimin çok önemli ve değerli olduğunu kaydederek “Fakat biz bunu değere dönüştüremezsek kapitalize edemezsek, bir market oluşturamazsak maalesef inovasyon olmaz sadece bir keşif olur” dedi.Stratejik Planlama Derneği Başkanı İsmail Haznedar, Gebze Kaymakamı Mustafa Güler ve Üsküdar Kaymakamı Murat Sefa Demiryürek de konuşmalarında PROMER projesinden dolayı Üsküdar Üniversitesi’ni ve proje ekibini tebrik etti.Programın sonunda katılımcılara plaket verilirken, son olarak aile fotoğrafı çektirildi.Daha sonra tüm katılımcılar PROMER Laboratuvarını gezerek, yetkililerden çalışmalara ilişkin bilgi aldı.

04 ARA 2017

Prof. Dr. Tayfun Uzbay 11. Ulusal Alkol ve Madde Bağımlılığı Kongresi’ne katıldı

Bağımlılık Psikiyatrisi Derneği ortaklığı ile Türkiye Psikiyatri Derneği ve Türkiye Yeşilay Cemiyeti’nin iş birliği ile gerçekleştirilen 11. Ulusal Alkol ve Madde Bağımlılığı Kongresi, 23-26 Kasım 2017 tarihlerinde Xanadu Otel-Antalya’ da gerçekleştirildi.‘’Bağımlılığın karmaşık süreci, öğrendiklerimiz ve bizi ufukta bekleyenler’’ ana konusuyla 4 gün süren kongrenin üçüncü gününde konuşmacı olan Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekan’ı Prof. Dr. Tayfun Uzbay ‘’Beyin Ödül Sisteminin Bağımlılıktaki Yeri’’ adlı bir sunum yaptı. NPİSTANBUL Beyin Hastanesi AMATEM ekibi 11. Ulusal Alkol ve Madde Bağımlılığı Kongresi’nde bağımlılık ile ilgili yeni bilgileri paylaştı. 11. Ulusal Alkol ve Madde Bağımlılığı Kongresi’ne Prof. Dr. Nesrin Dilbaz’ın Koordinatörlüğünü yaptığı NPİSTANBUL Beyin Hastanesi psikolog ve psikiyatristlerden oluşan AMATEM biriminden 8 kişilik bir heyet katılım gösterdi.NPİSTANBUL Beyin Hastanesi AMATEM Ekibi kongre boyunca alkol ve madde bağımlılığı ve neden olduğu hastalıklar üzerine sunumlar yaparak, tanı ve tedavi alanında son bilgileri paylaştılar. 

29 KAS 2017

Endüstri mühendisi adaylarından fabrika ziyareti

Üsküdar Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü öğrencileri, Bölüm Başkanı Yrd.Doç.Dr. Hasan Çiçek’le beraber İzmit’teki Pirelli fabrikasını ziyaret ederek lastik üretimi aşamalarını yerinde izledi.Üsküdar Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü ile Endüstri ve Liderlik Kulübü tarafından Kocaeli İzmit’ e bulunan Pirelli firmasına teknik bir ziyaret gerçekleştirildi.Üsküdar Üniversitesi Endüstri Mühendisliği (İngilizce) Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Hasan Çiçek, Yrd. Doç. Dr. O. Murat Anlı ve 24 öğrenci, ziyarette lastik üretim aşamalarını yakından gördü. Geleceğin endüstri mühendisi olan öğrenciler, firma yetkililerinden üretim aşamalarına ilişkin bilgi aldı.

06 KAS 2017

'Genç Araştırmacı Ödülü' Yrd. Doç. Dr. Salih Gencer'in

Tıbbi Biyoloji ve Genetik camiasının ülkemizdeki en önemli etkinliği olarak kabul edilen Ulusal Tıbbi Biyoloji ve Genetik Kongresi bu yıl 15. kez Fethiye'de düzenlendi. 30 yıllık bir geçmiş sahip olan kongre, bu sene ilk kez doçent veya profesör unvanını henüz almamış genç araştırmacıları tanımak ve camiayla tanışmalarını sağlamak için Genç Araştırmacılar Ödülü vermeye başladı. Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Salih Gencer, kongre tarafından kanser alanındaki uluslararası başarıları ve Biyoaktif Sfingolipid Seramid ile TGF-Beta Sinyal Yolağının Regülasyonu ve Tümör Metastazının Baskılanması konusunda yaptığı çalışmalardan dolayı "ilk" Genç Araştırmacılar Ödülü'ne layık görüldü. Ulusal Tıbbi Biyoloji ve Genetik Kongresi aynı zamanda uluslararası katılıma açık olması nedeniyle sektör için ayrı bir önem arz ediyor.Çok sayıda yerli-yabancı hekim ve akademisyenin katıldığı XV. Ulusal Tıbbi Biyoloji ve Genetik Kongresi'nde dikkat çekici bir sunum yapan ve ilgiyle dinlenen Yrd. Doç. Dr. Salih Gencer, metastazik kanserlerin erken tanı ve tedavisi konusundaki araştırmaları anlattı. Kansere karşı yaptığı araştırmalarıyla tüm otoritelerin takdirini kazanan ve çok sayıda ödüle layık görülen Gencer, bu kongrede de kanser konusunda çalışma yürüten birçok isme ilham kaynağı oldu. CV'si ve özgeçmişi tüm katılımcılarla paylaşılan Yrd. Doç. Dr. Gencer, ödülünü Tıbbi Biyoloji ve Genetik Dernek Başkanı ve aynı zamanda Kongre Başkanı da olan Prof. Dr. Ali Nur Turgut Ulutin ve Kongre Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ersan Kalay'ın elinden aldı.Bu zamana kadar aldığı çok sayıda uluslararası ödülün kendisini çok mutlu ettiğini söyleyen Gencer, Türkiye’de ilk kez verilmeye başlayan bu ödüle layık görülmenin kendisini daha da motive ettiği söyledi.Tedavi ve kliniğe yansıyan bilgiler paylaşmak önemliGencer; “Tabii ki böyle bir ödülle onurlandırılmak gurur verici ancak ülkemizde kanserli hastaları tedavi etmek için çaba harcayan hekimlerle bir araya gelmek benim için daha önemliydi. Onlarla kanser tedavisinin tanı ve tedavisinin ulaştığı noktayı paylaşmak ve tedavi sürecinde fayda sağlayabilmek, benim için ilk sırada geliyor. Hekimlerle bağlantı kurabilmek ve kliniğe yansıyacak bilgiler paylaşmak bu kongrede en çok önemsediğim konuydu. Tabii ki, bu ve benzeri ödüller beni daha da güçlendiriyor ve azmimi katlıyor.” dedi.Kanser tedavisinde yeni tedavi stratejisi Metastazik kanserlerin erken tanı ve tedavisinde yeni bir tedavi stratejisi ortaya koyan Yrd. Doç. Dr. Salih Gencer, bu zamana kadar uluslararası çapta çok sayıda ödüle layık görüldü ve Dünya’nın saygın kanser araştırmaları merkezleri tarafından yakından takip ediliyor.

30 EKI 2017

Katran’ın antibakteriyel ve antikanser özelliği kanıtlandı

Anadolu topraklarında asırlardır değişik amaçlarla kullanılan katranın yüksek derecede antibakteriyel, antioksidan ve antikanser etkinliğe sahip olduğu Üsküdar Üniversitesinin ortağı olduğu projede kanıtlandı. Katran projesinde sona gelindi. Fransa, Türkiye ve Fas ortaklığında yürütülen ONGUENT Projesi ekibi, son bilimsel toplantısını gerçekleştirmek üzere Üsküdar Üniversitesinde buluştu. Projenin finalinde, katranın yüksek derecede antibakteriyel, antioksidan ve antikanser etkinliğinin bulunduğu araştırmacılar tarafından paylaşıldı.Anadolu katranının içeriğinde bulunan ve yeni ilaç potansiyeli taşıyan birçok aktif madde ilk kez Türk bilim insanlarınca kanıtlanmış oldu.Uzun soluklu çalışmanın sonuçları, yeni kanser ilaçlarının keşfinde kullanılma potansiyeli taşıdığı gibi, başka birçok hastalığın ilacı olabilecek yeni moleküllerin katran içerisinde bulunduğunu gösterdi.Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi, projede araştırmacı olarak bulunan Yrd. Doç. Dr. Kaan Yılancıoğlu şunları söyledi:“Dirençli bakterilerin yol açtığı ölümlerin önüne geçilebilmesinin yanı sıra çoklu ilaç dirençli bakterilere karşı etkinliği olan moleküllerin de katran içerisinden elde edilmesinin yolu açılarak, bilimsel alanda önemli sonuçlar elde edildi.”Yeni ilaç adayı molekül veya moleküller araştırılacakBu aşamadan sonra yapılacak diğer projeler ile yeni ilaç adayı moleküllerin daha detaylı çalışılmasına karar verildi. Farklı ülkelerden gelen araştırmacılar heyecan verici bulguları paylaştıktan sonra, yeni proje hazırlıkları yapmak üzere Üsküdar Üniversitesi ile protokolde anlaşarak, ülkelerine uğurlandı.‘Past And Present Medicinal Wood Tars in The Mediterranean-Geçmişte ve Günümüzde Akdeniz’de Tıbbi Ağaç Katranı’ isimli projede Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Konuk projenin Türkiye yürütücüsü, Yrd. Doç. Dr. Kaan Yılancıoğlu ise araştırmacı olarak yer aldı.Kimyacı, arkeolog, antropolog, eczacı, ekolog, orman mühendisi, biyolog ve toksikologların bulunduğu ekipte Fransa; kimyasal analizleri, Fas; antibakteriyal, antioksidan ve antifungal çalışmalarını, Türkiye ise mutajenik/antimutajenik ve genotoksik/antigenotoksik, sitotoksik/antisitotoksik etkilerini araştırdı.Avrupa, Kuzey Afrika ve Türkiye’de yetiştirilen katranların çıkarılma yöntemleri, halk tarafından kullanılma yolları ve amaçları belirlendi. Bahsedilen üç coğrafi bölgeden elde edilen değişik katran örneklerinin sitotoksisite çalışmaları da tamamlandı. Bu çalışma sonuçların da yukarıda bahsedilenlerle uyumlu bir şekilde ortaya çıktığı belirtildi.

27 EKI 2017

Yeni akademik yılın açılış dersi Sağlık Bakanı Dr. Ahmet Demircan’dan

Üsküdar Üniversitesi 2017-2018 Akademik Yılı, Sağlık Bakanı Dr. Ahmet Demircan’ın da katıldığı bir törenle başladı. Sağlık Bakanı Dr. Ahmet Demircan, “açılış dersi”nde bilgi üretmenin önemine işaret ederek “Bilgiye hakimseniz, bilgi üretebiliiyorsanız, bilgiyi teknolojiye dönüştürüyorsanız elbette ki gücü elde edersiniz” diye konuştu. Bakan Demircan öğle yemeğini de öğrencilerle birlikte sıraya girerek tabldottan yedi.Üsküdar Üniversitesi Altunizade Yerleşkesi Nermin Tarhan Konferans Salonunda düzenlenen 2017-2018 Akademik Yılı Açılış Töreni’ne Sağlık Bakanı Dr. Ahmet Demircan, Üsküdar Üniversitesi Mütevelli Heyeti Üyesi, ASDER Onursal Başkanı ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı E. General Adnan Tanrıverdi, İstanbul Valisi Vasip Şahin, Üsküdar Kaymakamı Murat Sefa Demiryürek, İstanbul İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Aile ve Sosyal Politikalar İstanbul İl Müdürü Selim Çelenk, Üsküdar Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı A. Furkan Tarhan ve üyeleri katıldı.Prof.Dr. Nevzat Tarhan: “Dünya standartlarında eğitimle bilim insanı yetiştirmeyi hedefliyoruz” Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Nevzat Tarhan, törenin açılış konuşmasında üniversite olarak dünya standartlarında eğitim verme idealiyle 700 öğrenci ile çıktıkları yolda bugün 16 bin öğrenciyle üst düzey kalitede eğitim imkanı sunduklarını söyledi. Öğrencilerini alanlarında çığır açacak buluşlara sahip bilim insanları olmaları için teşvik ettiklerini ifade eden Prof.Dr. Tarhan, bugüne kadar 7 bin 500 öğrenciyi mezun ettiklerini kaydetti. 4 fakülte, bir sağlık hizmetleri meslek yüksek okulu, 5 enstitüde 35 lisans, 56 önlisans, 30 yüksek lisans ve 5 doktora programına sahip olduklarını ifade eden Tarhan, 200’e yakın Erasmus anlaşması ile psikoloji alanında en fazla Erasmus anlaşması olan üniversite olduklarının altını çizdi.Proje Kültürü ve Pozitif Psikoloji’yi önemsiyoruz350’yi aşkın akademik kadroyla öğrencilerini tam donanımlı yetiştirmeyi hedeflerken aynı zamanda ailesine ve topluma yararlı, yüksek değerlere sahip iyi birer insan olmaları hedefiyle çalıştıklarını kaydeden Tarhan, öğrencilerinin gelecek hedeflerini belirlemeleri ve bunu öğrenmeleri için Proje Kültürü dersini zorunlu tuttuklarını söyledi.Öğrencilerimiz fikirlerini ürüne dönüştürmeliÜniversite olarak Pozitif Psikoloji’ye önem verdiklerini de kaydeden Tarhan, AR-GE çalışmalarını da önemsediklerini ve öğrencilerinin üniversite yıllarında tecrübe kazanmaları adına geçtiğimiz yıl Brain Park Kuluçka Merkezi’ni de faaliyete geçirdiklerini, fikirlerin ticari ürüne dönüşmesine katkıda bulunduklarını ifade etti.Prof. Dr. Tarhan, şunları söyledi: “Öğrencilerimize proje kültürü ve girişimciliği öğreterek bu anlamda öğrencilerimizin bir kimliği olmasını istiyoruz. Girişimciik alanında ve proje kültüründe yetiştirmek gençlere heyecan katıyor ve daha araştırma odaklı oluyorlar. Bu nedenle müfredatımıza Pozitif psikoloji ve Proje Kültürü dersi koyduk. Üniversite sadece meslek edindiren bir kurum değildir.  Meslek edindirmenin yanı sıra AR-GE’ye yani bilginin ürüne dönüşmesini de önemsiyoruz. Örneğin Türkiye’de ilk yerli enzimi üretecek projemiz bulunuyor. Bu çalışmaların artmasını ve gençlerin de bu çalışmaların içinde olmasını istiyoruz.”İyi işler takdir edilmeliProf. Dr. Nevzat Tarhan, iyi yapılan işlerin teşvik için övülmesi gerektiğini belirterek “YÖK bu sene fakültelerini birincilikle kazanan öğrencilere kutlama belgesi verdi. Biz de senatomuzda bu belgeleri öğrencilerimize takdim ettik. Bu gibi çalışmaların teşvik edici olduğunu ve artması gerektiğini düşünüyorum. İyi davranış ve çabaların övülmesi gerekiyor” dedi.Davranış Bilimleri ve Sağlık alanında uzmanlaşmış bir üniversite olduklarının altını çizen Tarhan, “Yeni bölümlere öncelik veriyoruz. Ortez protez, ergoterapi ve dil konuşma gibi yeni alanlarda istihdam olanağı var. O nedenle aldığınız eğitimin fırsatını kaçırmayın, aldığınız eğitimden iyi faydalanın” tavsiyesinde bulundu.Törene katılımından dolayı Sağlık Bakanı Dr Ahmet Demircan’a da teşekkür eden Prof. Dr. Tarhan, “Sağlık Bakanımız bugün bize katıldı. Bize enerji güç ve motivasyon verdi, açılış dersi bize önemli bir katkı olacak. Yeni akademik yılın tekrar hayırlı olmasını diliyorum” dedi.Sağlık Bakanı Demircan’dan ilk dersSağlık Bakanı Dr. Ahmet Demircan da törende akademik yılın ilk dersini verdi. Türkiye’nin konumu gereği çok pahalı bir coğrafyada bulunduğunu belirten Demircan, tıp öğrencisi olduğu 1970’li yıllarda Sultan Abdülhamit’in yazdığı hatıratı okuduğunu söyledi.Bilgiye hakimseniz gücü elde edersinizSultan Abdülhamid’in hatıratında “Ne yapalım ki atalarımız çadırlarını sırtlanların yolu üzerine kurmuş” dediğini belirten Dr. Ahmet Demircan, şunları söyledi:“Bu cümle beni çok etkilemişti ben de bunun üzerine şöyle bir fikri metafor oluşturuyordum: Osmanlı bu coğrafyayı sırtlanlardan koruyan bir aslandı ama koruyamadı ömrü vefa etmedi, Osmanlı tarih sahnesinden çekilirken bu aslanın yavrusu Türkiye Cumhuriyeti doğdu, elbette onun üzerine gelecekler. Onlar biliyorlar ki aslanın yavrusu büyüyünce aslan olacak, oluyor da. Onu bildikleri için uğraşıyorlar ama biz bu coğrafyanın kıymetini bilen özgür yaşamayı bilen, onun diyetini ödeyen bir milletin torunlarıyız, çocuklarıyız. Bu sadece fiziki bir mücadeleyle olmuyor.  Bu mücadelenin önemli ayaklarından biri ki gücü temin edecek en önemli unsur bilgi. Bilgiye hakimseniz bilgi üretebiliiyorsanız bilgiyi teknolojiye dönüştürüyorsanız elbette ki gücü elde edersiniz.”Bakan Demircan: “Bilgiye bilgi katmalıyız!”Bu coğrafyada atalarımızın büyük medeniyetler inşa ettiğini belirten Bakan Demircan, “Biz bu büyüklüğün faturasını ödüyoruz. Çaresi için zihin yormamız lazım. Bir dönem bilgi ile akıl ile çok iyi işler yapan bu coğrafyayı inşa eden insanlar, bir dönem ayağı takılmış. Ayağı takıldığı yer sendeleyip sıkıntı yaşadığımız yer, bilgi üretiminden kopmak sorgulayıcı akılla aramızda sıkıntı doğması. Bilgi üretimini tekrar yakalamalıyız. Bilgiyi elde etmekten daha öte bir şey söylemeye çalışıyorum. Var olan bilgiye ulaşırsınız öğrenirsiniz elbette ama bilgiye bilgi katmanın görevimiz olduğunu unutmayalım. Bu noktada değilsek daima arkadan gideriz. Bu coğrafyanın parlayan yıldızı, umudu mazlumlara umut vaad eden Türkiye  siz gençlersiniz. Bu coğrafyanın umudusunuz. Bilgi üretecek insanların hizmetine sunacaksınız biz gençleri bu noktada bulmak görmek istiyoruz. Eğer biz bunu yakalayamaz başaramazsak etrafta bu konuda zaafa uğrayan örnekleri görüyoruz. Parça parça ediliyorlar, birbirine düşürülüyorlar” diye konuştu.Türkiye’nin sağlıkta üretim yapmasını hedefliyoruzÜlkemizde üniversite olmayan şehrimiz kalmadığını vurgulaan Dr. Ahmet Demircan, bunun büyük bir sorumluluğu da beraberinde getirdiğini ve yeni akademisyenler yetiştirmenin üniversitelerin gelişimi için önemli olduğunu söyledi. Dr. Ahmet Demircan, bakanlık olarak gerçekleştirdikleri çalışmalara da değinerek Türkiye’nin sağlıkta üretim yapması, dışarı açılması, kaliteyi yükseltmesi ve sürdürülebilir olmasını hedeflediklerinin altını çizdi.Profesörlük cübbeleri takdim edildiTörende ayrıca Akademik Yükseliş Unvan Takdim Töreni gerçekleştirildi. Doçentlik ve Profesörlük Unvanı alan akademisyenlere törenle cübbeleri giydirildi. Törende Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Abulfaz Süleymanov ve Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı’ya profesörlük cübbeleri İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof.Dr Mithat Baydur tarafından takdim edildi.Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr Haydar Sur, Üsküdar Üniversitesi Odyoloji Bölüm Başkanı Prof.Dr. Muhammed Kürşat Yelken ve Prof. Dr. Nurper Ülküer’e cübbelerini giydirdi.Prof. Dr. Mehmet Zekai Pekkafalı, Prof.Dr. Murat Kalemoğlu ve Prof.Dr. Tuğrul Akın’a ise profesörlük cübbelerini Üsküdar Üniversitesi SHMYO Müdürü Prof. Dr. Şefik Dursun tarafından takdim edildi. Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Elif Erhan ise Prof.Dr. Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü Müdür Yardımcısı Prof.Dr. Osman Nuri Küçük’e cübbesini giydirdi.Törenin sonunda Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Sağlık Bakanı Dr. Ahmet Demircan’a Hisseden Adam Heykeli ve çini tabak hediye etti.Sıraya girdi öğrencilerle tabldot yemek yediBakan Demircan, öğle yemeğini de öğrencilerle birlikte sıraya girerek tabldotta yemeğini yedi. Bakan Demircan’a Rektör Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve beraberindekiler de eşlik etti.Üsküdar Üniversitesi Televizyonu tarafından da canlı olarak yayınlanan törenin ardından Bakan Dr. Ahmet Demircan ve beraberindekiler, Üsküdar Üniversitesi Klinik Farmakogenetik, İleri Toksikoloji ve Deney Hayvanları Laboratuvarlarını gezerek çalışmalar hakkında yetkililerden bilgi verdi.

26 EKI 2017

Birinciler Üsküdar Üniversitesi Senatosunda

Üsküdar Üniversitesi Senatosu, 2017-2018 öğretim yılında Üsküdar Üniversitesindeki fakültelerini birincilik ile kazanan öğrencilere YÖK’ten gelen kutlama belgelerinin takdim etti. Birinciler; Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Adli Bilimler Bölümü öğrencisi Umut Kendüz, İletişim Fakültesi Reklam Tasarımı ve İletişimi Bölümü öğrencisi Merve Bora, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü öğrencisi Bahar Özak toplantı öncesi senato üyeleriyle tanıştı.Daha sonra kutlama belgelerini Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Rektör Yardımcısı, Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay, İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör ile Dil ve Konuşma Terapisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Konrot'un elinden aldı.Prof. Tarhan ve tüm senato üyeleri öğrencilere üniversite hayatlarında başarılar diledi.

20 EKI 2017

Merhum Hocamız Prof. Dr. Tuncel Özden’i “bilimle” andık

5 Şubat 2017 tarihinde hayatını kaybeden Üsküdar Üniversitesi İleri Toksikoloji Analiz Laboratuvarı Direktörü Prof. Dr. Salih Tuncel Özden, düzenlenen törenle anıldı. Törende konuşan Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, kişiye özel tedavi başta olmak üzere çok önemli çalışmaları bulunan Prof. Dr. Özden’in bilim dünyasına olan katkılarının ve bilimsel desteğinin unutulmayacağını vurgulayarak “Kişiye özel tedavi kavramı Türkiye’de uygulanabilir olduysa sadece kitaplarda kalmadıysa bunda Tuncel Hocamızın çok büyük bilimsel desteği var” diye konuştu. Kızlarıyla beraber törene katılan Prof. Dr. Seçkin Özden, duygusal anlar yaşadı. Prof. Dr.Tuncel Özden’in ismi, Üsküdar Üniversitesi Klinik Farmakogenetik Laboratuvarı’na verildi. Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşkesi Nermin Tarhan Konferans Salonunda gerçekleştirilen törene Prof. Dr. Salih Tuncel Özden’in eşi Prof. Dr. Seçkin Özden ve kızları Seçil ve Selin Özden’in de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi katıldı.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Bilimsel katkıları unutulmaz”Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, törenin açılış konuşmasında Prof. Dr. Tuncel Özden’in bilim dünyasına katkılarının ve bilimsel desteğinin unutulmaz olduğunu söyledi. Prof.Dr. Tuncel Özden’le çalışmalarının yaklaşık 10 yıl önceye dayandığını belirten Tarhan, şunları söyledi:Kimyasalları değil insanları da analiz ediyordu“2008’de ilaç kan düzeyi ve genetik polimarize çalışmaları vardı. Farmakogenetik çalışmalar konuşuluyordu. Literatürü araştırdık, bu laboratuvarı burada kurabiliriz dedik. İsim ararken birkaç yerden sorduk, bütün isimler Tuncel Hoca’ya gidiyordu, oklar onu gösteriyordu. Türkiye’de en iyi analitikçinin Tuncel Hoca olduğu söyleniyordu. Sonra kendisine ulaştık ve davet ettik. Şu anda üç LC-MS/MS cihazımız var. İlk cihazımızı alırken defalarca toplantı yaptık. Kendisi açık, şeffaf, güven veren, bilimsel derinliği olan biriydi. Tuncel Hoca sadece kimyasalları değil insanları da analiz ediyordu. Tuncel Hocamız hep doğru kararlar vermemize vesile oldu. Bilmediğimiz bir alanda bize yaptığı rehberlik çok işimize yaradı. Yeni yöntemler geliştirdi, laboratuvarımızda 72 ilacın kan düzeyine bakabiliyoruz. Bu klinikte çok işimize yarıyor. Kişiye özel tedavi kavramı Türkiye’de uygulanabilir olduysa sadece kitaplarda kalmadıysa bunda Tuncel Hocamızın çok büyük bilimsel desteği var. Kişiliğinin motive edici yönü var. İşbirliği ve takım çalışmasına açık olması var.Selma Özilhan:” Laboratuvarımız sayesinde doğru ilaç doğru dozda alındı”Üsküdar Üniversitesi Klinik Farmakogenetik Laboratuvarı Sorumlusu ve Üsküdar Üniversitesi Kişiye Özel Tedavi Uygulama ve Araştırma Merkezi – KİMER Müdürü Uzm. Ecz. Selma Özilhan da Klinik Farmakogenetik Laboratuvarının Prof.Dr. Tuncel Özden’in emek ve katkılarıyla önemli başarılara imza attığını söyledi. Laboratuvarlarının yurt dışından getirdiği AR-GE cihazı ilk LC-MS/MS ile analitik çalışmalara ve metod değiştirme faaliyetlerine başladıklarını anlatan Özilhan, “Kısa sürede 40’ın üzerindeki ilaç molekülü ve metabolitiğe tek bir örnekle analiz edebilecek ucuz ve kolay bir metod geliştirdik. Validasyonlarını yaptık ve çalışmalara başladık. Bu olayı rutine taşıdık. Böylelikle Nöropsikiyatri Hastanesindeki hastalarımız ilaç toksikesinden korundular, ilaç etkisizliğinden korundular, hiçbir şekilde yanlış ilaç alınmadı. Doğru ilaç doğru dozda kullanıldı. Bunlara ek olarak hastalarımızın genotipik ve fenotipik özelliklerini dikkate alarak tamamen kişiye özel tedavi ülkemizde ilk kez hastanemizde laboratuvarımız ve hocalarımız tarafından uygulandı. Kişinin fenotipik özelliklerini tespit eden rutin testler Türkiye’de ilk kez rutin klinik olarak laboratuvarımızda uygulandı. Bu işleri yaparken Tuncay Hoca her zaman yanımızdaydı, yol göstericimiz oldu ve bizi destekledi” diye konuştu.Türk ilaç sektörüne önemli katkıları anlatıldı Törene katılan Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tijen Önkol, Ali Raif İlaç’tan Prof. Dr. Serdar Ünlü ve Atabay İlaç’tan Bülent Atabay da birer  konuşma yaparak Prof. Dr. Tuncel Özden’le ilgili duygularını dile getirdi. Prof. Dr. Serdar Ünlü ve Bülent Atabay, Prof. Dr. Özden’in Türk ilaç sektörüne çok önemli katkıları bulunduğunu vurguladı. Prof. Dr. Özden’in biyoeşdeğerlilik konusunda çalışmalar yaptığını belirten Atabay, “Bu çalışmalar  bizler için çok faydalı olmuştur. Hocamız iyi bir analitikçiydi. Bizzat analiz yapar ve bunlarla ilgili geniş dökümanlar hazırlardı” dedi.Duygulu anlar yaşadıKızlarıyla beraber törene katılan Prof. Dr. Seçkin Özden, duygusal anlar yaşadı. Prof. Dr. Tuncel Özden’in Üsküdar Üniversitesi’nde çalışmaktan çok mutlu olduğunu belirten Prof. Dr. Seçkin Özden, anma töreninin kendileri için çok anlamlı olduğunu kaydederek teşekkür etti.Kişiye Özel Tedavi konuşulduKonuşmaların ardından “İlaçtan Geleceğe” başlıklı 1. Kişiye Özel Tedavi Toplantısı gerçekleştirildi. Moderatörlüğünü Üsküdar Üniversitesi Tıbbi Laboratuvar Teknikleri Yöneticisi Prof. Dr. Uğur Atik’in yaptığı oturumda Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay,  Doç. Dr. Ela Kadıoğlu, Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezinden Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar ve Prof. Dr. Sinan Süzen konuşmacı olarak yer aldı. Prof. Dr. Özden’in akademik çalışmaları ve bu alandaki başarılarına değinen  Prof. Dr. Tayfun Uzbay, Özden’in kişiye özel tedavi konusunda çok önemli çalışmaları olduğunu vurguladı.Programın ardından düzenlenen tören ile Prof. Dr. Tuncel Özden’in ismi, Üsküdar Üniversitesi Klinik Farmakogenetik Laboratuvarı’na verildi.  Katılımcılar laboratuvarı gezdi.Prof.Dr. Tuncel Özden kimdir?Ankara’da 1946 yılında doğan Prof. Dr. Tuncel Özden, TED Ankara Koleji’ni bitirdikten sonra 1968’de Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nden mezun oldu. Yüksek lisans ve doktorasını aynı üniversitede tamamladı ve 1980 yılında Doçent, 1986 yılında Profesör unvanlarını aldı.Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekan Yardımcılığı, Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekan ve Rektör Yardımcılığı, TÜBİTAK Başkan Danışmanlığı, TÜBİTAK Mali İşler ve Finansman Daire Başkanlığı, Gazi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdürlüğü, TÜBİTAK Enstrümantal Analiz Laboratuvarı Müdürlüğü, Gazi Üniversitesi Rektör Yardımcılığı, TÜBİTAK Denetleme ve Değerlendirme Başkanlığı, Novagenix İlaç Ar-Ge Merkezi Genel Müdürlüğü görevlerinde bulundu.  Ayrıca; İngiltere ve Fransa’da bilimsel çalışmalar yaptı.Prof. Dr. Tuncel Özden, 2009 yılından itibaren NPİSTANBUL Beyin Hastanesi’nde Klinik Farmokogenetik Laboratuvarının kuruluşuna fahri danışmanlık hizmeti de verdi. Bu laboratuvarda geliştirdiği özgün analiz yöntemleriyle nöropsikiyatride ilaca yönelik kişisel cevabın anlaşılması amacıyla 60’ın üzerinde ilaç analizinin yapılmasını başararak “kişiye özel tedaviye” önemli katkı sağlamıştır. 2013 yılından itibaren Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde görev yapan Prof. Dr. Tuncel Özden’in yaklaşık 90 adet makalesi ve 80 adet bildirisi bulunuyor.Prof. Dr. Tuncel Özden’in son olarak yönettiği ve sorumlusu olduğu proje; İstanbul Kalkınma Ajansı tarafından 2014 yılında desteklenen “Toksik ve Bağımlılık Yapan Maddelerin Kanıta Dayalı Tayin Tarama ve Danışma Merkezi” başlıklı projedir. Kurduğu ekiple bu projenin başarıyla tamamlanmasını sağladı. Bağımlılık yapan madde analizlerinin Üniversitemiz Farmakogenetik Laboratuvarında altın standart olarak kabul edilen bir yöntemle çalışılmaya başlaması bağımlılıkla mücadele alanına getirilmiş önemli bir hizmettir ve TÜRKAK tarafından ISO/IEC 17025 standartlarına göre akredite edilmiştir. 5 Şubat 2017 yılında aramızdan ayrılan Prof. Dr. Özden evli ve iki çocuk babasıydı.

09 EKI 2017

Prof. Dr. Muhsin Konuk, Farmakogenetikte Üsküdar Üniversitesi örneğini anlattı

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Konuk, Uşak Üniversitesinin düzenlediği “Farmakogenetikte Güncel Yaklaşımlar” Paneline katıldı. Konuk, “Farmakogenetik ve Bireyselleşmiş Tıp: Üsküdar Üniversitesi Örneği” başlığında konuşma yaptı.Uşak Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürlüğünün düzenlediği Panel, Mustafa Kemal Paşa Amfisinde gerçekleştirildi.“Farmakogenetikte Güncel Yaklaşımlar” Panele ilgi yoğun olurken Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Konuk da panelistler arasında yer aldı.Konuk, “Farmakogenetik ve Bireyselleşmiş Tıp: Üsküdar Üniversitesi Örneği” başlığında katılımcılara bilgiler verdi.

05 EKI 2017

Katran Çalıştayı sona erdi

Tıbbi Ağaç Katranı Çalıştayı'nın kapanış toplantısı Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Muhsin Konuk'un öncülüğünde Üsküdar Üniversitesinde tamamlandı. Katranın kanser tedavisinde etkili olabileceğini belirten Konuk çalışmayı Avrupa Birliği projesine dönüştürmeyi hedeflediklerini kaydetti.Merkez Yerleşke Senato Salonu'nda düzenlenen çalıştaya; Türk, Fransız ve Faslı bilim insanlarından oluşan 22 kişinin yanı sıra Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan da katıldı.Fransa tarafından desteklenen 100 bin Euro'luk bir proje olarak başlayan katran çalıştayı, 2 yıl boyunca multidisipliner açıdan ele alındı. Bünyesinde arkeolog, kimyager, moleküler biyoloji uzmanı, eczacı, genetik uzmanı akademisyenleri barındıran çalıştay grubu, toplantıda ulaşılan son bulguları masaya yatırdı.Binlerce yıldır kullanılan katranın insanlar ve hayvanlar için tıp, veterinerlik, botanik bilimi, ziraat alanındaki faydalarını inceleyen ekip, başka hangi alanlarda faydalı olabileceğine dair araştırmalar yaptı.Prof. Dr. Muhsin Konuk, çalıştayın son toplantısında ortaya çıkan sonuçları değerlendirdi.Katran kanser tedavisinde etkili olabilir!Konuk; "Hiç bir sentetik yönü olmayan tamamen doğal bir madde olarak ağaçlardan elde edilen katranın kanser tedavisinde etkili olabileceğini düşünüyoruz. Önce Fransa'da daha sonra da Fas'ta yaptığımız toplantının ardından İstanbul'daki son toplantıyla projeyi daha ileri taşımak için araştırmaları multidisipliner olarak Avrupa Birliği Projesi haline getirmeye karar verdik. Bu çalışma ve araştırmaların, daha sonra yapılacak araştırmalar için de zemin oluşturmasını hedefliyoruz." dedi.Tam adı; "Geçmişten Günümüzü Akdeniz Bölgesi Tıbbi Ağaç Katranı" olan çalıştaya Fransa Marsilya Üniversitesi'nden Sylvain Burri, Carine Cenzon-Salvayre, Anne Cloarec, Sterenn Le Maguer, Didier Genin, Fransa Nice Üniversitesi'nden; Angelina Delgado Robles, Martine Regert, Xavier Fernandez, Fas Cadi Ayyad Üniversitesi'nden Muhammed Alifriqui, Forest research Center’dan Prof Dr Badr Satrani ve Prof Dr Mohamed Ghamni, ABD Maine Üniversitesi'nden Aline Durand, Üsküdar Üniversitesi'nden Yrd. Doç. Dr. Kaan Yılancıoğlu, Uşak Üniversitesi'nden Doç. Dr. Recep Liman, Afyon Kocatepe Üniversitesi'nden Doç. Dr. İbrahim Hakkı Ciğerci gibi konunun uzmanı önemli akademisyenler katıldı.

02 EKI 2017

Prof. Dr. Tayfun Uzbay Sağlık Bakanlığı’nın çalıştayına katıldı

Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Nöropsikofarmakoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (NPFUAM) Müdürü Prof. Dr. Tayfun Uzbay, Sağlık Bakanlığı tarafından düzenlenen Psikiyatrik İlaçların Kullanımında Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Önerileri Çalıştayı'na katıldı. Uzbay, İzmir Çeşme'de düzenlenen çalıştayda bu ilaçlar ilgili bilgi ve tecrübelerini meslektaşlarıyla paylaştı.İki gün süren çalıştayda çoklu ilaç kullanımı konusunda akılcı kullanım ilkeleri üzerine çalışmalar yürütüldü.Çalıştaya, Prof. Dr. Ersin Yarış, Prof. Dr. Ayşegül Ketenci, Prof. Dr. Mesut Sancar, Doç. Dr. Erol Ozan, Dr. Üryan Öztürk, Ecz. Ayfer Karaman, Dr. Alp Karan, Dr. Melihat Kelleci, Dr. Mustafa Yiğitbaşı, Uzm.Dr. Berker Duman, Hemşire/Sosyolog Asuman Baylan ve TİTCK Akılcı İlaç Dairesi Başkanı Ecz. Mesil Aksoy katkı verdi.Melis Aksoy çalıştayda yaptığı konuşmada, Sağlık Bakanlığı'nın ilaçta reklama izin vermeyeceğini net bir şekilde ifade etti.

20 EYL 2017

Prof. Dr. Tayfun Uzbay, beynin görünmeyen yüzünü yazdı

“Beyninizin karanlık tarafını ne kadar tanıyorsunuz?” sorusunun cevabını vermek için yola çıkan Prof. Dr. Tayfun Uzbay, beyinle ilgili bu zamana kadar hiç sorulmayan, konuşulmayan ve yazılmayanları kaleme aldı, tüm çalışmalarını yeni kitabı Görünmeyen Beyin'de bir araya getirdi.Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Nöropsikofarmakoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (NPFUAM) Müdürü Prof. Dr. Tayfun Uzbay, “Görünmeyen Beyin” isimli yeni kitabında beyinle ilgili konuşulmayan detayları kaleme aldı.Bu zamana kadar çok sayıda kitap yazan, birçok bilimsel yayının çeviri editörlüğünü yapan Prof. Dr. Tayfun Uzbay, bu kez beyin gibi karmaşık yapıyı en anlaşılır ve sade bir dille anlattı.Yeni kitabı Görünmeyen Beyin’de beynin gizemleriyle ilgili merak edilen birçok bilimsel araştırmayı, doğru bilinen yanlışları bir araya getirdiğini ifade eden Prof.Dr. Uzbay, “Bu kitapta öncelikle, bilgi kirliliğinin giderek arttığı bir ortamda, beyinle ilgili geçerli bilgilerin yani beynin görünen yüzünün anlaşılır bir dille aktarıldığına; ikinci olarak da beyin konusundaki güncel sorular eşliğinde, hâlâ açıklayamadığımız tartışmalı noktaların ele alınarak bu kez de beynin görünmeyen yüzünün aydınlatıldığına şahit olacaksınız." dedi.Yıllarını beyin araştırmalarına veren bir nöropsikofarmakolog olarak, kitabın yazımı öncesinde cevabı merak edilen birçok soru üzerinde uzun süreli çalışma ve araştırmalar yapan Prof.Dr. Tayfun Uzbay, yeni kitabında "Psikopatların beyninin karanlık taraflarında neler var?”, “Beynin özgür iradesi var mı?  , “Suçlu mu? Hasta mı?”, “Geleceğin beyin odaklı hukuku: Nörohukuk”, “Beyin neden ve nasıl hastalanıyor?”, “Tedaviden ne anlamalıyız?”, “Düşünce gücüyle başka beyinleri yönetmek mümkün mü?”, “Yaşadığımız deneyimler beynimizi nasıl değiştiriyor?”, “Beynimizi yeniden inşa etmek mümkün mü?”, “Genetik mirasımız kaderimiz mi?”, “Erkek beyni, kadın beyni: Ne kadar farklı?" sorularının cevabını verdi.Destek Yayınları’ndan çıkan “Görünmeyen Beyin” kitabına seçkin kitabevlerinden ve online kitap mağazalardan ulaşabiliyor.

18 EYL 2017

Kansere savaş açan Gencer, bilim dünyasını aydınlatıyor

5. Uluslararası Moleküler Biyoloji Kongresi MolBiyoKon'17, 8-10 Eylül tarihlerinde Boğaziçi Üniversitesinde düzenlendi. Moleküler Biyoloji Derneği tarafından organize edilen kongreye uluslararası ve ulusal çapta yaklaşık 400 kadar bilim adamı katıldı. Dünya'nın önde gelen üniversite ve enstitülerinde görevli bilim adamları 2 boyunca çalışmalarını meslektaşlarıyla paylaştı.Kansere karşı yaptığı araştırmalarıyla tüm otoritelerin takdirini kazanan Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Salih Gencer de kongrede söz aldı.Metastatik kanserlerin erken tanı ve tedavisinde yeni bir tedavi stratejisi ortaya koyan ve çok sayıda ödüle layık görülen Gencer, kansere karşı yaptığı laboratuvar araştırmalarının kliniğe ve hastalara uygulanabilir ve ilaca dönüştürülebilir bir potansiyele sahip olduğunu belirtti.Kanser tedavisinde erken teşhisin önemini vurgulayan Gencer bu konuyla ilgili olarak yaptığı çalışmaları tüm bilim insanlarıyla paylaştı.Gencer’in üzerinde çalıştığı molekül, anti kanser özelliği ile bilinen biyoaktif sfingolipid olan “Seramid”. Kanserin celladı olarak nitelendirdiği Seramid’in TGF-beta sinyal yolağını nasıl kontrol ettiği ve bu mekanizmanın tümör metastazındaki rolünün açığa kavuşturulması, çalışmasının ana amacını oluşturuyor. Kanser gibi pek çok patolojik durumda ilaç olma potansiyeli taşıdığı öngörülen Seramid’in, bu çalışma ile klinik açıdan öneminin ön plana çıkartılması ayrıca hedeflendi ve tartışıldı. Bütün bu bulgular, Seramid’in ilgili sinyal yolakları üzerinden tümör metastazını kontrol ederek tedavi edici potansiyel ihtiva eden bir hedef olabileceğini gösterdi. Yrd. Doç. Dr. Salih Gencer’in sunmuş olduğu bu çalışması dünyaca ünlü Science Signaling dergisinde yayınlanmak üzere kabul edildi.

18 EYL 2017

Türkiye’nin ilk Moleküler Nörobilim Doktora Programı Üsküdar’da

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü çatısı altında Türkiye’de ilk Moleküler Nörobilim Doktora Programı açıldı.2013 yılında ABD’de başlatılan “Brain initiative Project” in Türkiye ve Ortadoğu koordinatörlüğünü yürüten Üsküdar Üniversitesi’nde bu programın bir ihtiyaç olduğu düşünülerek doktora programı açıldı.Donanımlı akademisyenler yetiştirilecekMoleküler Nörobilim Doktora Programı ile öğrencilere psikiyatrik ve nörodejeneratif bozukluklar dahil bir dizi beyin hastalığının gösterdiği temel ve deneysel sinirbilim hakkında derinlemesine bilgi sağlamak, bugünün ve yarının hastalıkları için çözüm aramada önemli bir rol oynamak isteyen bu konuda yeterliliği yüksek, kaliteli eğitmen ve akademisyenlerin yetiştirilmesi amaçlanıyor.Doktora programını bitirenler moleküler ve hücresel nörobilim alanında olduğu gibi temel nörobilim alanlarında da çalışabilecekler. Öğrencilerin bu alandaki gerekli bilgileri öğrenebilmeleri için alması gereken zorunlu dersler ve çalışmak istediği alana uygun olan seçmeli dersleri alabilecek.  Alana özgü gerekli bilgileri hem de istedikleri alan ile ilgili bilgileri eksiksiz edinebilmeleri için geniş yelpazeli ders programı öğrencilere sunulacak.Nöronal fonksiyonların temel mekanizmaları anlaşılmalıÜsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Moleküler Nörobilim Anabilim Dalı Başlanı Prof. Dr. Muhsin Konuk, beynin işlevinin, sinyalleme birimlerinin son derece karmaşık bir entegrasyonunun sonucu olduğunu belirterek “Nöronların sağlık ve hastalıktaki rolünü anlamak için, nöronal fonksiyonun altında yatan temel mekanizmaları anlamak oldukça önemlidir. Son yıllarda genetikte kaydedilen ilerlemeyle birlikte, bu genlerin nöronal sistemlerde ne yaptığını anlamak büyük bir istek haline gelmiştir. Ülkemizin bu konuda dünya çapında hızla artan bilgi birikimini yakalaması ve bu alanın öncü çalışmalarını üretecek alt yapıyı oluşturması gerekmektedir” dedi. Prof. Dr. Muhsin Konuk, “Moleküler ilkelere ilişkin temel anlayışın Bipolar bozukluklar, Otizm, Şizofreni, Alzheimer ve Parkinson gibi nörolojik hastalıklar için eşsiz tedavi paradigmalarına ait doğru anahtarı elde tutmak” olduğunu söyledi.Ayrıntı için:https://sbe.uskudar.edu.tr/tr/sayfa/molekuler-norobilim-doktora-programi-hakkinda

13 EYL 2017

Eskişehir'den Üsküdar'a önemli ziyaret

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi Uygulama ve Araştırma Merkezi (ETTOM) Müdürü Prof. Dr. Ahmet Çabuk, Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Sertaç Eroğlu ve Modül Koordinatörü Nihan Tomris Küçün, Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Muhsin Konuk’u makamında ziyaret etti. Merkez Yerleşkede gerçekleşen ziyarette, kurumlararası akademik ve bilimsel işbirliği konuları ele alındı.Yakın gelecekte Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi ve Üsküdar Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi arasında yapılacak ortak çalışmalar hakkında fikir alışverişinde bulunan akademisyenler, aynı zamanda Üsküdar Üniversitesi'nin uzun zamandır yürüttüğü ve Türkiye'de ilk olan nöropazarlama çalışmaları hakkında da bilgi sahibi oldu.Teknoloji Transfer Ofisleri girişimciliği teşvik edecekGörüşme sırasında, ETTOM hakkında tecrübelerini paylaşan Prof. Dr. Ahmet Çabuk, akademik girişimciliğin teşvik edilmesi yönünde evrensel yaklaşımlar izlenerek ekonomik ve toplumsal gelişmeye katkıda bulunulmasını temel amaç edindiklerini vurguladı.Hem Üsküdar hem de Osmangazi Üniversitesi akademisyenleri, öğrencilerin şirket kurma üzerine yönlendirilmeleri ve teknoloji transfer ofislerinin daha etkin kullanmaları konusunda teşvik edilmeleri konusunda uzlaştı.Her iki üniversite de kısa vadede ortak projelere imza atmayı hedefliyor.

21 AĞU 2017

Sürdürülebilir kalkınmada eğitimin önemi

Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Hasan Çiçek İtalya Venedik’te düzenlenen “Uluslararası sosyal bilimler, sanat iş ve eğitim konferansı” na katıldı. Çiçek, sürdürülebilir kalkınmada eğitim ve Türkiye’nin yol haritası konusuna ilişkin bilgiler verdi.‘International Conference on Social Science, Arts, Business and Education’ temalı konferans 16-17 Ağustos tarihlerinde İtalya’ nın Venedik kentinde gerçekleştirildi.Katılımın yoğun olduğu konferansa Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Hasan Çiçek de konuşmacı olarak katıldı.Çiçek, Konferansta sürdürülebilir kalkınmada eğitim: Türkiye’nin yol haritası (Education for sustainable Development: A route Map for Turkey) hakkında sunum yaptı.Sürdürebilir kalkınmanın her ülke için önem arz ettiğinin altını çizen Çiçek, okullarda verilen eğitimin toplumu doğru yönlendirebilirse kalkınmanın daha hızlı olacağı ve refah seviyesinin bu bağlamda artacağının önemine dikkat çekti.Konuyla ilgili önemli değerlendirmelerde bulunan Çiçek, Üsküdar Üniversitesi hakkında da bilgiler verdi.

08 TEM 2017

Üsküdar Üniversitesi görkemli törenle 4. mezunlarını uğurladı

 Üsküdar Üniversitesi 2016-2017 Akademik Yılı Mezuniyet Töreni, Ülker Sports Arena’da gerçekleştirdi. Ön lisans, lisans ve yüksek lisans bölümlerinden mezun 3 bin 808 öğrenciye diplomaları görkemli bir törenle verildi. Heyecanlı ve duygulu anların yaşandığı törende Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan alınlarından öperek mezun ettiği öğrencilerine “Son Ders ve Mezunlara Veda” başlıklı bir de konuşma yaptı. Törende 7 Haziran 2016 tarihinde İstanbul Vezneciler'de gerçekleştirilen terör saldırısında şehit olan Üsküdar Üniversitesi öğrencisi polis memuru Duha Beker de anıldı. Fizyoterapi bölümü öğrencileri, diplomalarını alırken bu yıl kendileriyle beraber mezun olacak Duha Beker’i de unutmadılar. “Seni unutmayacağız” yazılı pankart açan arkadaşları salonda dakikalarca ayakta alkışlandı. Üsküdar Üniversitesi, 2016-2017 Akademik Yılı sonunda ön lisans, lisans ve yüksek lisans öğrencilerini mezun etmenin sevincini ve gururunu yaşadı. Ataşehir Ülker Sports Arena’da gerçekleştirilen 4. mezuniyet töreninde 3 bin 808 öğrenci diplomalarını aldı.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Mutlaka bir amacınız ve yol haritanız olsun”Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Son Ders ve Mezunlara Veda” başlıklı konuşmasında eğitimin hayat boyu sürdüğünü belirterek önemli tavsiyelerde bulundu:“Mesleğinizi yaparken ne yaptığınız kadar nasıl yaptığınız da önemli. Özellikle sağlık alanında çalışacak mezunlarımız size danışan hasta ve hasta yakınlarını sanki ailenizin bir üyesi gibi düşünmeyi ihmal etmeyin. Üniversiteye başladığınızda bir kıvılcımdınız şimdi alev oldunuz bundan sonra bulunduğunuz yeri ısıtacak, aydınlatacak ve canlandıracaksınız. Burada öğrendiğiniz bilgileri kendinizi geliştirerek hayatınızın sonuna kadar götürmeniz önemli. Mutlaka hayatta bir hedefiniz olmalı, yaşam amacınız olmalı. Bunun için nereye gittiğinizi bilmeniz gerekiyor onun için de mutlaka bir yol haritanız olmalı. Daha iyilerden mutlaka yardım alın danışmadan karar vermeyin. Gelecek projeleriniz olmalı hedefe giderken karşınıza çıkan zorluklardan asla yılmayın. Uçurtmayı uçuran rüzgâr değil uçurtmanın rüzgâra karşı aldığı pozisyondur. O nedenle siz olaylara karşı doğru pozisyon alırsanız o pozisyon sizi uçurabilir. Doğru pozisyonu almak için ne yapacağız? Bir bilenden yardım alacağız. Kendimizi tanıyacağız, niyetimize bakacağız. Niyetimiz iyiyse ve ilkeli yaşamayı başarıyorsak iyi pozisyonu mutlaka yakalıyoruz. Bireysel fayda yerine toplumsal faydayı hedefleyen kişiler başarılı oluyor.”Törene Adnan Tanrıverdi ve Mustafa Ataş da katıldıÜniversiteden birinci, ikinci ve üçüncülükle mezun olan öğrenciler anons edilerek ödülleri takdim edildi. Törene katılan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Üsküdar Üniversitesi Mütevelli Heyeti Kurucu Üyesi Mustafa Ataş, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Adnan Tanrıverdi,  Üsküdar Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Furkan Tarhan ve Mütevelli Heyet Üyesi Fırat Tarhan, aralarında birincilerin de bulunduğu mezun öğrencilere diplomalarını verdi.Rektör yardımcılarının mutlu günüÜsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mehmet Zelka ve Prof. Dr. Muhsin Konuk da kızlarını mezun etmenin heyecanını yaşadı. Prof. Dr. Mehmet Zelka, Fen Bilimleri Enstitüsü Moleküler Biyoloji Bölüm Birincisi Meryem Kevser Zelka’ya, Prof. Dr. Konuk ise bu yıl psikoloji bölümünden mezun kızı Büşra Konuk’un diplomasını verdi.Birincilikle mezun olan öğrenciler konuşma yaptıTörende ön lisans birincisi Odyometri bölümünden Mehtap Dölen, lisans birincisi Sosyal Hizmetler Bölümünden Nurefşan Tomaç ve yüksek lisans mezunlarını temsilen Lebriz Canpoyraz Germen bir konuşma yaptı.Üsküdar Üniversitesi’nde okuyan yabancı öğrencileri temsilen de Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik bölümünden Muna Mohamed Abdalla bir konuşma yaptı. Duygu yüklü konuşmasında Abdalla zaman zaman gözyaşlarını tutamadı.Tarhan birincileri alınlarından öptüLisans birincisi Nurefşan Tomaç ve önlisans birincisi Mehtap Dölen, konuşmalarının ardından yaş kütüğüne plaka çaktı. Rektör Tarhan birinci olan öğrencilerini alınlarından öptü.Arkadaşları şehit polis Duha Beker’i unutmadıÖğrenci ailelerinin de bulunduğu 12 bin kişi mezuniyet sevincine ortak oldu. Duygusal anların yaşandığı törende 7 Haziran 2016 tarihinde İstanbul Vezneciler'de gerçekleştirilen hain terör saldırısında şehit olan Üsküdar Üniversitesi öğrencisi polis memuru Duha Beker de anıldı.Fizyoterapi bölümü öğrencileri, diplomalarını alırken bu yıl kendileriyle beraber mezun olacak Duha Beker’i de unutmadılar. “Seni unutmayacağız” yazılı pankart açan arkadaşları salonda dakikalarca ayakta alkışlandı.Sosyal Sorumluluk Özel Ödülü verildiTörende terör olaylarını protesto etmek için geçtiğimiz Ocak ayında İstanbul’dan Ankara’ya yürüyen Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ergoterapi Bölümü öğrencisi İsa Kör’e de Sosyal Sorumluluk Özel Ödülü verildi. Kör’e plaketi Üsküdar Üniversitesi Mütevelli Heyeti Kurucu Üyesi Mustafa Ataş verdi.Sürpriz evlilik teklifiTörende Tıbbi Dökümantasyon ve Sekreterlik Bölümü’nden mezun olan Musa Geyik, aynı bölümden mezun olan Ebru Cengiz’e evlenme teklif etti. Diplomalarını almak için sahneye çıkan Musa Geyik, hazırladığı pankartı açarak salondakilerin huzurunda Ebru Cengiz’e “Benimle evlenir misin?” dedi. Musa Geyik’in sürprizi karşısında şaşıran genç kız arkadaşlarının alkışları arasında kabul etti.  Törene annesi Elif Kantar’ın kucağında katılan 2,5 aylık Ahmet Emir de ilgi odağı oldu.Törende önlisans, lisans ve yüksek lisans programlarından mezun olan öğrenciler diplomalarını aldı.Bayrak ve flama teslim törenlerinin de gerçekleştirildiği programda mezun öğrencilerden Begüm Aygördü, bayrağı Mücahit Ayhan’a, flamayı ise lisans birincisi Nurefşan Tomaç, Ayça Turan’a teslim etti.Tören sonunda mezunlar Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur eşliğinde Üsküdar Üniversitesi andını okudular. Mezuniyet töreni yeni mezunların kep atmaları ile sona erdi.

30 HAZ 2017

Gıda sektöründe yerli ürünlerin ticarileşmesi hedefleniyor

Üsküdar Üniversitesi ve İstanbul Kalkınma Ajansı (İSTKA) işbirliğiyle geliştirilen İstanbul Protein Araştırma ve İnovasyon Merkezi PROMER'in kuruluş başvurusu Yüksek Öğretim Kurumu YÖK tarafından onaylandı. Kurulan merkez kapsamında İstanbul bölgesinde öncelikli olarak gıda sektöründe kullanılan enzimler olmak üzere, ülkemize ithal edilen enzimlerin belirlenmesi ve yerli üretiminin gerçekleştirilmesi için gerekli AR-GE ortamını sağlayarak teknolojilerin geliştirilmesi ve bu konuda çalışacak yerli işletmelerin ilgili AR-GE ve inovasyon çalışmalarını arttırmalarını destekleyecek bilgi ve teknoloji üretimi ve ortaya çıkacak olan yerli ürünlerin ticarileşmesi hedefleniyor. Merkezin müdürlüğü görevini Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tunç Çatal, müdür yardımcılığı görevini de Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyomühendislik Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Vildan Enisoğlu Atalay yürütecek.Kuruluşundan bu yana çok sayıda benzer projeye imza atan, hem teknoloji geliştirip hem de nitelikli kadrolar yetiştiren Üsküdar Üniversitesi, PROMER ile birlikte yine çok önemli çalışmalara imza atacak.Proje aşamasında üç temel amaca odaklanan PROMER'in öncelikleri şu şekilde belirlendi.• Gıda sektöründe kullanılmak üzere ithal edilen enzimlerin belirlenmesi ve daha sağlıklı ve güvenilir olan yerli üretiminin gerçekleştirilmesi.• Üniversite ve sanayi arasında işbirliği sağlayarak aradaki bilgi akışını hızlandırmak ve neticesinde Ar-Ge imkânlarını arttırıp nitelikli personel yetiştirerek yerli ürünlerin üretileceği platformu oluşturmak.• Oluşturulacak kuluçka merkezi ile tüm Türkiye’den protein alanında çalısmak isteyen öğrenciler bu merkezde toplanarak ortak çalışma fırsatı bulacak, projelerini bu merkezde yürütebilecek, kendi firmalarını kuracak veya projelerini yatırımcıya ulaştıracakları platform oluşturmak.PROMER'de geliştirilecek birçok projenin ülkemizde yepyeni çalışmalara öncülük etmesi de hedefleniyor.

09 HAZ 2017

Karamuk dikeni diyabete çare olacak mı?

Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü 2. Sınıf öğrencisi Yiğit Deveci’nin “Karamuk dikeni bitkisinin antidiyabetik etkisi” konulu projesi TÜBİTAK tarafından kabul edildi. Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü 2. Sınıf öğrencisi Yiğit Deveci, karamuk dikeni bitkisinin diyabete etkisini araştıracak.Proje danışmanı Yrd. Doç. Dr. Belkıs Atasever Arslan’ın desteğiyle TÜBİTAK’a başvuran Yiğit Deveci’nin “Karamuk dikeni bitkisinin antidiyabetik etkisini” araştıracağı proje kabul edildi.Tip 2 diyabet ülkemizde en sık görülen kronik inflamatuar hastalıklardan biri olarak dikkat çekiyor.  Bu hastalıkta vücutta insülin olmaması durumunda kanda yüksek düzeyde glikoz salgılanması veya vücudun insülini etkili bir biçimde kullanamadığı kronik bir inflamasyon meydana geliyor. Projede karamuk dikeni bitkisinin, pankreas hücrelerinde insülin üreten beta hücrelerinde, insülin geninin kontrol mekanizmaları üzerine etkisi araştırılacak. Aynı zamanda bu hücrelerde apoptozu engelleyici etkisine bakılacak.  Berberis crataegina – Karamuk dikeni, Türkiye'ye ve İran'a özgü olan 2 metreye kadar yükselebilen çok yıllık, çok dikenli sarı renk çiçekli bir çalıdır. Meyveleri önce kırmızı, olgunlaştıktan sonra siyah renk olur. Türkiye’de en geniş yayılımını İç Anadolu ve Batı Toros Dağları'nda yapar (Türkiye Bitkileri Veri Servisi, 2016). Ülkemizin Akdeniz bölgesinde halk arasında diyabete karşı suyunun içildiği bilinmektedir. Ancak bitkinin bu özelliği olduğunu moleküler düzeyde gösteren bilimsel bir çalışma bulunmamaktadır.

07 HAZ 2017

Psikofarmakolojik ilaçlara dair her şey bu kitapta

Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Nöropsikofarmakoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (NPFUAM) Müdürü Prof. Dr. Tayfun Uzbay, nöropsikofarmakoloji alanının dünyadaki duayen isimlerinden biri olan Prof. Dr. Stephen M. Stahl'ın "Stahl's Essential Psychopharmacology" adlı kitabını Türkçe'ye çevirerek tıp literatürüne önemli bir katkı yaptı. "Stahl'ın Temel Psikofarmakolojisi Reçete Kılavuzu" adıyla Türkçe'ye çevirilen kitap, klinikte psikotrop ilaçların nasıl kullanılacağıyla ilişkili uygulamaya yönelik pratik bilgiler veriyor.California San Diego Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde Öğretim Üyesi ve Nörobilim Eğitim Enstitüsü Müdürü olan Prof. Stephen M. Stahl; alana sunduğu eserlerle ülkemizde de nörobilim, nöroloji, psikiyatri, farmakoloji ve klinik psikoloji alanında çalışanlar için nöropsikiyatrik hastalıkların farmakoterapisi çerçevesinde çok değerli bilimsel referansları oluşturuyor.Prof. Dr. Stephen M. Stahl'ın "Stahl's Essential Psychopharmacology" adlı kitabı Türkçeye çevrildi. Çeviri editörlüğünü Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Nöropsikofarmakoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (NPFUAM) Müdürü Prof. Dr. Tayfun Uzbay yaparken bölüm çevirmenleri arasında yine Üsküdar Üniversitesinden Yrd. Doç. Dr. Fatma Duygu Kaya Yertutanol, Yrd. Doç. Dr. Pınar Öz ile Ar. Gör. Merve Çebi de bulunuyor.“Prospektüs yerine buraya bakmak daha sağlıklı olacaktır”Kitabın çevirisi için, uzun süren bir çalışma yürüten Prof. Dr. Tayfun Uzbay; “Stahl’ın Temel Psikofarmakolojisi - Reçete Yazanların Kılavuzu adıyla yayımlana kitap ilaç etkileşmelerinden, gebelik ve emzirmedeki risk durumuna kadar ilaçların güvenli kullanımına dair kısa, öz ve anlaşılır bilgiler veriyor. Öte yandan kitaptan çocuk, ergen ve yaşlılara yönelik özel bilgiler, dirençli olgular için güçlendirme tedavileri, atılım organları ile sorun olanlarda doz ayarlamaları ve ilaca yanıtsızlık durumlarında başka ilaca geçmenin püf noktaları ile ilişkili çok değerli bilgiler alabilirsiniz. Her bir ilaca ait bilgilerin sonunda yer alan “inciler” bölümü hiçbir yerde bulamayacağınız pratik hap bilgiler içeriyor. Bu özellikleri ile kitap psikiyatri kliniklerinde her zaman el altında bulunması gereken pratik bir başvuru rehberi niteliğini de sahip. Çevirinin nöropsikofarmakoloji veya nöropsikiyatrik hastalıkların farmakoterapisi ile ilgilenenler için iyi bir kaynak olacağına inanıyoruz. Kitap, ilaçların tüm dünyada geçerli jenerik isimleriyle adına göre sıralanmış bir dizin. Her bir ilaç için ticari isimlerini, etki düzeneğine, etki ediş biçimine göre sınıflandırılmasını, nasıl etki ettiğini, ne kadar sürede etki ettiğini, eğer bir kişide etki görülmezse bunun olası nedenlerini, yan etkilerini, dozlarının nasıl ayarlanacağını, böbrek, karaciğer, kalp, hastaları yaşlılar, çocuk ve ergenler, ve gebelerdeki kullanımı için önemli bilgileri gebelik ve emzirme önemli bilgileri tedavide dikkate değer önemli püf noktalarını ve daha fazla bilgi için kaynakları içeriyor. Prospektüs yerine buraya bakmak daha sağlıklı olacaktır.” dedi.Akademisyenlerden önemli destekUzbay'a bu çeviri çalışması boyunca bazı meslektaşları da destek oldu.Üsküdar Üniversitesi, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Psikoloji Bölümü (İngilizce) Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Fatma Duygu Kaya Yertutanol, Üsküdar Üniversitesi, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi, Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü (İngilizce) Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Pınar Öz, Almanya'dan Psychiatrisches Krankenhaus Rickling, Uzman Psikiyatrist Uzm. Dr. Selda Şahin, Medipol Üniversitesi, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Psikoloji Bölümü (İngilizce) Araştırma Görevlisi Elçin Tunçkol ve Üsküdar Üniversitesi, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Psikoloji Bölümü (İngilizce) Araştırma Görevlisi Merve Çebi de kitabın çevirisi sürecinde Prof. Dr. Tayfun Uzbay’a yardımcı oldu.İstanbul Tıp Kitabevleri tarafından yayımlanan Stahl’ın Temel Psikofarmakolojisi - Reçete Yazanların Kılavuzu'na seçkin kitabevlerinden ve internetteki dijital satış portallarından ulaşabilirsiniz.

25 MAY 2017

Dünya, Üsküdarlı Kanser Araştırmacısı Salih Gencer'i takip ediyor

 Metastatik kanserlerin erken tanı ve tedavisinde yeni bir tedavi stratejisi ortaya koyan ödüllü çalışmalarıyla dünya çapında tanınan Üsküdar Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Salih Gencer, yeni bir ödülün daha sahibi oldu. Brezilya'da Amerika Kanser Araştırma Derneği tarafından organize edilen AACR International Conference on Translational Cancer Medicine Kongresi’ne katılan Yrd. Doç. Dr. Salih Gencer, “kansere karşı yaptığı laboratuvar araştırmalarının kliniğe ve hastalara uygulanabilir ve ilaca dönüştürülebilir bir potansiyele sahip olması” dolayısıyla “Scholar-in-Training Awards Ödülü’ne layık görüldü. Gencer, bu ödülle dünyaca takibe alındı. Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Salih Gencer, Brezilya’nın , São Paulo kentinde Amerika Kanser Araştırma Derneği (American Association for Cancer Research – AACR) tarafından organize edilen AACR International Conference on Translational Cancer Medicine Kongresi’ne katıldı.Yrd. Doç. Dr. Salih Gencer, “kansere karşı yaptığı laboratuvar araştırmalarının kliniğe ve hastalara uygulanabilir ve ilaca dönüştürülebilir bir potansiyele sahip olması” dolayısıyla “Scholar-in-Training Awards Ödülü’ne layık görüldü.Dünya çapında düzenlenen konferansta ödüle değer 4 bilim adamından biri olan Yrd. Doç. Dr. Salih Gencer’e verilen ödül, çalışmaları yakından takip edilen bilim adamlarını daha ileri düzeyde çalışmalar yapmaları için teşvik eden ödül olarak dikkat çekiyor.Yrd.Doç.Dr. Salih Gencer: “Bu ilgi beni teşvik ediyor” Şu an iki önemli kanser araştırma projesi üzerinde çalışan Yrd. Doç. Dr. Gencer, Amerikan Kanser Araştırmaları Derneği tarafından takdim edilen bu ödülün her bilim adamının CV'sinde bulunmasını isteyeceği bir ödül olduğunu belirterek "Türkiye'den bir bilim adamının kanser tedavisi araştırmalarında bu boyutta çalışmalar yapması ve tüm dünya tarafından takibe alınması beni mutlu ediyor. Araştırmaları daha üst seviyeye taşımak için sürekli laboratuvarda çalışmanın yanında, çok sayıda kongre, konferans ve eğitim çalışmalarına katılıyorum. Sunumlarım birçok bilim adamı tarafından ilgiyle dinleniyor ve beğeni kazanıyor. Özellikle metastaz üzerinde yaptığımız araştırmalar yakından takip ediliyor. Bu ilgi beni daha ötesi için teşvik ediyor. Verilen bu kadar çok ödül, aynı zamanda ilerleyen dönemlerde alacağımız araştırma destekleri için de çok önemli bir referans kaynağı olarak kabul ediliyor" dedi. Kanser araştırmaları için durmaksızın çalışıyor Hayatını kanserle mücadeleye adayan Yrd. Doç. Dr. Salih Gencer, laboratuvar çalışmalarından kalan zamanda kongre ve konferans çalışmalarını da sürdürüyor. Dünyanın dört bir yanından davetler alan Gencer, São Paulo'daki konferans öncesi ve sonrasında bir dizi çalışmaya da katıldı. Newyork'ta Stony Brook Üniversitesinin davetlisi olarak kanser araştırmaları kongresine katılan Gencer, bir hafta süren kongrede dünyaca ünlü kanser araştırmacılarına sözlü sunum yaptı. Yrd. Doç. Dr. Salih Gencer'in sunumu büyük takdir topladı. Ardından Brezilya'daki 4 günlük konferansa katılıp burada da ödül alan Yrd. Doç. Dr. Salih Gencer, daha sonra Boston'daki Harvard Üniversitesi'nde DNA ameliyatıyla (CRISPR) ilgili 3 günlük eğitim çalışmasına katıldı.Burada kanser araştırmaları yürüten bilim adamlarıyla bir araya gelen Salih Gencer, daha sonra Güney Karolina'daki Medical University of South Carolina Üniversitesini ve buradaki hocası Prof. Dr. Besim Öğretmen’i ziyaret etti. Bir takım ortak çalışmalar için buradaki bilim insanları ve hocası Prof. Dr. Öğretmen ile görüştü. Prof. Dr. Besim Öğretmen’in danışmanlığında yaptığı çalışmalar neticesinde kazandığı bu büyük ödülü birlikte kutladı. Yeni durak Yunanistan Yrd. Doç. Dr. Salih Gencer, kongre çalışmalarına 24 Mayıs'ta Yunanistan'ın Spetses Adası'nda devam edecek. Avrupa BiyoKimya Derneği (FEBS The Federation of European Biochemical Societies) tarafından düzenlenen ve kanser araştırmaları yapan çok önemli bilim adamlarının davet edildiği kongreye özel davetli olarak katılacak olan Salih Gencer, bir hafta sürecek bu kongrede sözlü sunum yapacak. Hayatını kanseri yenmeye adadıMetastatik kanserlerin erken tanı ve tedavisinde yeni bir tedavi stratejisi ortaya koyan ve dünyada bu alandaki çalışmalara yön veren sayılı bilim adamlarından biri olarak gösterilen Yrd. Doç. Dr. Salih Gencer, hayatını kanseri yenmeye adayın Türk bilim insanı olarak tüm dünyada tanınıyor ve çalışmaları çok yakından takip ediliyor. Yrd. Doç. Dr. Salih Gencer, daha önce Amerikan Patoloji Araştırmacıları Derneği'nin (ASIP) Genç Öğretim Üyesi Ödülü'ne ve European Organization for Research and Treatment of Cancer (EORTC), National Cancer Institute (NCI) ve American Association for Cancer Research (AARC) tarafından ENA Travel Grant Award Ödülü’ne layık görülmüştü.

17 MAY 2017

Tayfun Uzbay kongre ve konferanslar serisini sürdürüyor

 Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay; kongreler, konferanslar ve eğitim çalışmalarına devam ediyor. Uzbay, geçtiğimiz hafta kendi rekorunu geliştirdi, binlerce kilometre gitti, saatler süren konuşmalar yaptı ve eğitimler verdi. Kendini, meslektaşlarının ve öğrencilerinin gelişimine adayan Uzbay, Kıbrıs’tan Antalya’ya Niğde’den İstanbul’a mekik dokudu.Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Nöropsikofarmakoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (NPFUAM) Müdürü Prof. Dr. Tayfun Uzbay, yoğun programının arasına çok sayıda etkinliği sığdırmaya başarıyor.Prof. Dr. Tayfun Uzbay, geçtiğimiz hafta İstanbul Arel Üniversitesinde düzenlenen 4. Uluslararası GEN-AREL Moleküler Biyoloji ve Genetik Öğrenci Kongresine katıldı. Uzbay, uzun yıllardır üzerinde çalıştığı şizofreni ve polyamin tezi hakkında önemli bir konferans verdi.Arel Üniversitesi'nin ardından Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesine geçen Prof. Dr. Tayfun Uzbay kariyer günleri kapsamında yapılan konferansa katıldı ve "Türkiye'de Nobel'i Düşlemek ve İcat Çıkarmak" başlıklı sunumu gerçekleştirdi. Uzbay'ın sunumu; öğrenciler, öğretim üyeleri ve Rektör Prof. Dr. Adnan Görür tarafından ilgiyle izlendi.Ardından Muğla'ya geçen Prof. Dr. Tayfun Uzbay, Muğla Eczacılar Odası'nın 14 Mayıs Eczacılık Bayramı etkinlikleri kapsamında düzenlediği eğitim çalışmasına katıldı. Muğla Eczacılar Odası'nın Başkanı Ecz. İbrahim Ertürk tarafından düzenlenen eğitimde, Prof. Dr. Tayfun Uzbay Muğla'da faaliyet gösteren eczacılara antidepresanlar ve kullanım şekilleri hakkında eğitim verdi.Muğla'dan tekrar İstanbul'a geçen Uzbay bu kez de dekanı olduğu Üsküdar Üniversitesinde Bio-Genus Kulübü tarafından organize edilen “Prof. Dr. Tayfun Uzbay ile Bilim ve Sanata Pozitif Bakış” isimli konferansa katıldı. Uzbay, bu konferansta mutluluğun bilimsel formülünü anlattı.İstanbul'un ardından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne giden Prof. Dr. Tayfun Uzbay, Magosa'daki Kıbrıs Doğu Akdeniz Üniversitesi Eczacılık Akademisi tarafından düzenlenen EMPUSS's 2nd Annual Congress'e katıldı. Uzbay, bu önemli kongrede polyamin stresi ve şizorfreniyle ilişkisine dair bir sunum yaptı. Uzbay'ın sunumunu, Kıbrıs Doğu Akdeniz Üniversitesi Eczacılık Dekanı Prof. Dr. Fethi Şahin ve Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof.Dr. İlkay Erdoğan da takip etti.Kıbrıs'tan Antalya'ya geçen Prof. Dr. Tayfun Uzbay bu kez de Türkiye Psikiyatri Derneği Antalya Şubesi tarafından düzenlenen etkinlikte antidepresanların çocuklarda kullanımıyla ilgili bir eğitim verdi. Bu eğitimin ardından bir başka eğitim sunumu da daha yapan Uzbay, kadın viagrası olarak bilinen filibanserin maddesini anlattı.Konferanslar serisini İstanbul'da sürdüren Prof. Dr. Tayfun Uzbay Bezmi Alem Üniversitesi'nde Eczacılık Günü etkinlikleri kapsamında "Türkiye'de Nobel'i Düşlemek ve İcat Çıkarmak" başlıklı sunumu gerçekleştirdi.Uzbay, 19 Mayıs'ta Çeşme'de İzmir Eczacılar Odası'nın düzenleyeceği konferansta yine "Türkiye'de Nobel'i Düşlemek ve İcat Çıkarmak" başlıklı sunumunu gerçekleştirecek.

11 MAY 2017

Prof. Dr. Tayfun Uzbay hayata pozitif bakmanın ipuçlarını verdi

Üsküdar Üniversitesinin en yeni kulüplerinden biri olan Bio-Genus Kulübü, ikinci etkinliğine imza attı. Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonu'nda düzenlenen Prof. Dr. Tayfun Uzbay ile ‘Bilim ve Sanata Pozitif Bakış’ isimli konferansın ana konusu mutlu olmak ve hayata pozitif bakmaktı. Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Nöropsikofarmakoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (NPFUAM) Müdürü Prof. Dr. Tayfun Uzbay'ın konuşması öğrenciler tarafından ilgiyle dinlendi.Etkinlik, Bio-Genus Kulübü başkanı Mahsun Özdemir'in konuşmasıyla başladı.Özdemir, "Biz bu kulübü kurduğumuz zaman Tayfun Hocamız bize sizler kolayı değil zoru seçtiniz, bu okul 100 sene sonra var olacak ama bu kulüp 100 yıl kalıcı olursa başarılı olacaksınız demişti. Biz bu kulübü kalıcı yapmak için çalışacağız. Bizden sonra gelecek arkadaşların da büyütmek için elinden geleni yapacaklarına inanıyoruz. Kulübümüzün açılmasında bize destek olan bütün hocalarımıza teşekkür ediyoruz." dedi.Mahsun Özdemir'in açılış konuşmasının ardından kürsüye çıkan Prof. Dr. Tayfun Uzbay konuşmasına Bio-Genus Kulübü'nün kuruluş sürecini anlatarak başladı.Uzbay; "Bu kulüp geleceğin prototipi olacak, bu çocuklar Türkiye'nin özlemini duyduğu özlediği sentezi bilim düzeyinde gerçekleştireceklerini düşünüyorum. Onlara inanıyorum." dedi.Başarı için niyet, gayret ve ümit gerekliHayata pozitif olarak bakın diyen Uzbay; "Hayatta bir şeyler başarmak için hayata pozitif bakmak gerekiyor. Mutlu olduğumuz zaman her şeyi rahatça yaparız. Mutluluğun formülü var. Farkındalık, geliştirme gayreti, yeteneği kullanma ve beklentimizin büyüklüğü. Bunlardan en önemlisi ise doğal yeteneğimizin farkına varmak. Bir şeyi başarmak için niyet, gayret ve ümit gerekiyor. Niyeti gayretle beslemeniz gerekmekte. Başarmak için ise ümitle çalışacaksınız. Ümidi kaybettiğiniz de niyeti de yeteneği de kaybedersiniz." dedi.Parayı değil ideallerinizi tercih edinProf. Dr. Tayfun Uzbay; "Dil, din, kültür, eğitim ve coğrafyanın birleştiği tek nokta para. Ama siz parayı değil idealist olmayı hedefleyin. İdealist olursak idealist yapıda insanlar yetiştirirsek ülkemiz de gelişir, vicdanımız da gelişir." diyerek konuşmasını sonlandırdı.İnsanların pozitif olması için bazı gereksinimlere ihtiyacı olduğunu vurgulayan Uzbay; “Tarafsız olun, özeleştiri yapın, özgüven sahibi olun, gücünüzün ve sınırlarınızın farkında olun, ilkeli ve etik davranın, sebatkar olun ve yaptığınız işe kendinizi adayın, bilginizi paylaşın ve yayın, toplum çıkarlarınızı kendi çıkarlarınızdan daha yukarıda görün.” tavsiyelerinde bulundu.Değerli olunDünyanın en ünlü bilim adamı Albert Einstein’tan da örnekler veren Prof. Dr. Tayfun Uzbay; “Merakınızın peşinden gidin, azimli olun, tek bir işe odaklanın, hayal gücünüzü kullanın, hata yapmaktan korkmayın, anı verimli yaşayın, başarılı değil değerli olun yani dünyada kalıcı bir değer yaratın, kendinizi değiştirin, kuralları iyi öğrenin.” dedi.Başarı ve değer kavramının üzerinde özellikle duran Prof. Dr. Tayfun Uzbay, Zeki Müren örneğini vererek iki kavram arasındaki farklılığı anlattı; “Dünyada çok sayıda başarılı insan var ama hangisi daha değerli, hangisini daha iyi hatırlıyoruz, biliyoruz yaptığı işin değerli olduğunu düşünüyoruz? Aranızda Zeki Müren dinleyen var mı? Kaç yıl önce öldü, yıllar önce şarkılar yaptı, söyledi ama hala keyifle dinliyoruz, hem çok başarılı hem de çok değerli. Bu yüzden öncelikle değerli olmak için çalışın.” dedi.Uzbay’ın konuşmasının ardından sahneye Üsküdar Üniversitesi Müzik Kulübü'nü çıktı. Kulüp, mini bir konserle etkinliği sonlandırdı.Etkinliği organize eden Bio-Genus Kulübü programın sonunda katılımından dolayı Prof. Dr. Tayfun Uzbay’a bir teşekkür çiçeği takdim etti.

03 MAY 2017

Prof. Dr. Tayfun Uzbay: "Evrim üzerinde tartışılması gereken bilimsel bir teoridir"

Üsküdar Üniversitesi Sağlık, Kültür ve Spor Direktörlüğü'ne yapılan başvurunun onaylanmasının ardından kurulan Biyogenus Kulübü, ilk toplantısını Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Nöropsikofarmakoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (NPFUAM) Müdürü Prof. Dr. Tayfun Uzbay'ın katılımıyla gerçekleştirdi. Evrim Teorisi üzerinden tartışan ve iki farklı görüşü savunan öğrencilerin bir araya gelmesiyle kurulan Biyogenus Kulübü, mevcut kulüplerden farklı fikir yapılarıyla dikkat çekiyor. Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü öğrencilerinin ağırlıklı olduğu kulüpte, İletişim ve Sosyoloji öğrencileri de fikirlerini paylaşıyor.İlk toplantı organizasyonlarını Üsküdar Gençlik Merkezi Has Oda'da yapan Biyogenus Kulübü, evrim teorisinin etrafında devam eden bir tartışma gerçekleştirdi. Prof. Dr. Tayfun Uzbay teoriye farklı bir açıdan baktı.Uzbay; "Evrim Teorisi hakkında konuşmak ve tartışmak için, onu derinlemesine okuyun, iyi araştırın ve arka planına dikkatle bakın. Özellikle internette evrim teorisi ve birçok başka konuyla ilgili olarak çok fazla bilgi kirliliği var. Bu kirlilikten olumsuz etkilenmemek ve hatalı yorumlara gitmemek için teoriyi doğru analiz etmek gerekiyor. Ayrıca bu konu hakkında ilgili ilgisiz ve bilgili bilgisiz herkes konuşuyor, fikir belirtiyor ve konferanslar veriyor. Konferanslarda konuşuyor olması, bu kişilerin evrim teorisini çok iyi bildikleri anlamına gelmez. Evrim teorisi birçok başka bilimsel teori gibi henüz tüm yönleriyle kesin olarak kanıtlanmamış, bir teoridir. Örneğin, şizofreniyi açıklamak için ileri sürülen dopamin teorisinin de; geçerli olan, üzerinde tartışılan ve geçerliliğini yitirmiş bölümleri vardır. Bilim; sınama, yanılma ve yanılgıyı ayıklama süreciyle ilerleyen, kendini eleştiren bir yapıdır. Ne evrim ne de başka teoriler, üniversitelerde veya çeşitli okullarda kesinleşmiş mutlak doğru gibi anlatılmamalıdır. Şu an evrim teorisinin Türkiye'de tartışılma şeklinin aslında 50'li 60'lı yıllarda Amerika'da gözlemlemiştik. Onların o yıllarda konuştuğu şekilde, şimdi biz tartışıyoruz. O dönemlerde bir kısım bilimci tamamen ideolojik yaklaşımlarla evrimi, dine karşı bir argüman olarak ele almıştı. Doğal olarak din cephesinde de, buna karşı bir tepki gelişmişti. Sonuçta sanki; ya evrimi savunacaksınız ya da dindar olacaksınız, dindar olan bir kimsenin evrimle işi olmaz, bir bilim insanı da dindar olamaz gibi hatalı ve gereksiz bir tartışma ortaya çıkmıştı. Bugün evrim teorisinin kabul gören veya görmeyen, üzerinde tartışmalar devam eden birçok yönü vardır. An itibariyle örneğin; insanların ve diğer canlıların yaşadığı çevreye adaptasyonları yine evrimden çıkarabileceğimiz çok hayati bir bilgidir. Bilim bize yaşam kalitemizi arttıracak bilgiyi elde etmek için yollar gösterir. Evrim teorisinde yapılan en büyük hata, onu din ekseninde ve sanki dine karşı bir argüman olarak ele almak yada din penceresinden bakarak tamamen reddetmektir. Bilim dine karşı yada herhangi bir inanç sistemine karşı yapılamaz, din de bilimin bir alternatifi olarak ele alınamaz. Din ve bilimi, Fenerbahçe-Galatasaray rekabeti gibi ele almamak gerekiyor. İnsanların artık daha barışçıl, daha huzurlu, birbirlerini çok daha iyi anladığı bir hayat sürmesi gerekiyor. İnsanların ayrışmaya değil barışçı bir eksende birleşmeye ihtiyacı var." dedi.Uzbay'ın konuşmasının ardından soru-cevap bölümünde teoriyi sorgulayan düşünceler paylaşan kulüp üyeleri, en yakın zaman tüm Üsküdar Üniversitesi öğrencilerinin de katılacağı bir etkinlik planlamak için kolları sıvama kararı aldı.

25 NİS 2017

Üsküdarlı öğrenciler GOSB TeknoPark'ı ziyaret etti

Üsküdar Üniversitesi akademisyenleri ve öğrencileri kısa adı GOSB olan Gebze Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren teknoparka ziyaret gerçekleştirdi. Sosyoloji, felsefe, psikoloji, beslenme ve diyabetik, bilgisayar mühendisliği ve medikal öğrencileriyle birlikte gerçekleştirilen ziyarette, Üsküdar Üniversitesi öğrencileri teknoparkta yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı.Üsküdar Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi Yetkilisi Mebrure Şehitoğlu ve Bilgisayar Mühendisliği Bölümü öğrencisi Burak Kızılgeçit öncülüğündeki ziyarete katılanlar için özel bir sunum yapan GOSM Teknopark Yetkilisi Tolga Bildirici; girişimci olmak isteyen, bir fikri olan ve yatırım yapmak isteyenlere teknopark bünyesinde ne gibi imkânlar sağlandığını anlattı.Sunumun ardından teknoparkta faaliyetini sürdüren Luteg, Altaca, Robostate, Whitecad şirketlerini yerinde ziyaret eden öğrenciler, girişimcilik ve firma faaliyetleri konusunda şirket yöneticilerinden bilgiler aldı.

24 NİS 2017

Üsküdar Üniversitesinde 23 yeni bölüm ve program açıldı!

Davranış bilimleri ve sağlık alanında Türkiye’nin ilk tematik üniversitesi olan Üsküdar Üniversitesinde yeni bölümler açıldı. Yeni bölümler arasında Çizgi Film ve Animasyon, Adli Bilimler, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler(Türkçe) ile Yazılım Mühendisliği bulunuyor.Davranış bilimleri ve sağlık alanında Türkiye’nin ilk tematik üniversitesi olan Üsküdar Üniversitesi, 4 fakülte, 5 enstitü ve 1 meslek yüksekokulu bünyesinde yeni bölümler açtı.İletişim Fakültesi’nde Çizgi Film ve Animasyon Bölümü, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi’nde Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü(Türkçe),  Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi’nde Adli Bilimler(Türkçe), Kimya-Biyoloji Mühendisliği (İngilizce), Yazılım Mühendisliği (İngilizce) bölümleri açıldı.Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde Ortez Protez ve Perfüzyon bölümleri açılırken Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) bünyesinde, Çevre Sağlığı, Çocuk Koruma ve Bakım Hizmetleri, Denizci Sağlığı, Evde Hasta Bakımı, Laboratuvar Teknolojisi, Nükleer Teknoloji ve Radyasyon Güvenliği, Sağlık Bilgi Sistemleri Teknikerliği, Sosyal Güvenlik, Otopsi Yardımcılığı bölümleri açıldı.SHMYO açılan ikinci öğretimler ise Ağız ve Diş Sağlığı, Biyomedikal Cihaz Teknolojisi, Eczane Hizmetleri, Gıda Teknolojisi, Tıbbi ve Aromatik Bitkiler bölümleri oldu.Sağlık Bilimleri Enstitüsünde ise; Dil ve Konuşma Terapisi (Tezli) Programı açıldı.

24 NİS 2017

Üsküdar California State iş birliği

Üsküdar Üniversitesi California State University Los Angeles Kampüsünde iş birliği görüşmelerinde bulundu. Daha önce imzalanan CSU-LA kapsamında ilişkilerin daha da geliştirilmesi adına uluslararası ilişkiler bölümü ve bazı bölümlerle toplantılar gerçekleştirildi.Üsküdar Üniversitesi yurt dışı temaslarını sürdürüyor. Bu kapsamda Rektör Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Konuk, Öğretim Üyelerinden Doç. Dr. Barış Metin, Doç. Dr. Cumhur Taş, Yrd. Doç. Dr. Murat Demirer ile Uluslararası İlişkiler Direktörü Emre Üçsular daha önce protokolü imzalanan CSU-LA kapsamında ilişkilerin fazla geliştirilmesi adına California State University Los Angeles Kampüsünde ziyaretlerde bulundu.Bu kapsamda uluslararası ilişkiler bölümü ve bazı bölümler ile toplantılar gerçekleştirildi.California State University-Los Angeles, Psikoloji Bölümü ile bu bağlamda görüşmeler yapıldı.İkili işbirliği ve ortaklık çalışmaları kapsamında Uluslararası ilişkiler Dekanı Dr Eric A. Bullar,  California State University Los Angeles Kampüsü Uluslararası İlişkiler Direktörü Amy Wang, Prof Senqi Hu, Prof Ramani Durvasula ve Robert Kennison ile bir araya gelindi.

07 NİS 2017

Doç. Dr. Korkut Ulucan: “Canlıyla ilgili olan her şey bir evrime, farklılığa uğrar”

Üsküdar Üniversitesi Sağlık, Kültür ve Spor Direktörlüğü ile Sosyal Sağlıkçılar Kulübünün birlikte düzenlediği, Doç. Dr. Korkut Ulucan ile Davranış Genetiği Söyleşisi, Üsküdar Üniversitesi Güney Yerleşke Şehit Polis Duha Beker Konferans Salonu'nda gerçekleştirildi.Davranış genetiğinin ne olduğuna ve kapsadığı konularına değinen Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim görevlisi Doç. Dr. Korkut Ulucan; “Canlıyla ilgili olan her şey bir evrime, farklılığa uğrar.” dedi.“Birçok canlının en önemli silahı sayısal üstünlüktür” diyerek davranışı örneklendiren Ulucan, gen-davranış ilişkisinden bahsederek bazı davranışların doğuştan geldiğini, bazı davranışların ise çevreden etkilenerek ortaya çıktığını örneklendirerek anlattı.Davranış-kişilik bozuklukları ve davranış genetiğinin çalışma metotlarından da bahseden Doç. Dr. Korkut Ulucan; “Hep çalışmak güzel ama programlı çalışmak daha da güzel.” Diyerek sözlerini tamamladı.

17 MAR 2017

Üsküdar Üniversitesi V. Ulusal Biyomühendislik Öğrenci Kongresi başladı

Üsküdar Üniversitesi tarafından düzenlenen Ulusal Biyomühendislik Öğrenci Kongresi beşincisi başladı. İki gün sürecek olan kongreye, 800 civarında öğrenci kayıt yaptırdı. Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonu'nda başlayan kongrenin açılış konuşmasını, Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay yaptı.Kongreye gösterdikleri yoğun ilgiden dolayı katılımcı öğrencilere teşekkür eden Uzbay, bu yıl 5. kez düzenlenen kongrenin bir bilimsek şölen olduğunu, öğrencilik döneminde katılacakları bu tip kongrelerin meslek hayatlarındaki başarı için kendilerine çok faydasını olacağını söyledi.Son 20-30 yılda 70 bin yıllık gelişim kaydettikUzbay; "Bilgi çağı baş döndürücü bir hızda ilerliyor ve gelişiyor. Tarım devrimi, sanayi devrimi gibi uzun süreli dönüşümlerle kıyasladığımızda internetin hayatımıza girmesiyle son 20-30 yılda yaşadığımız gelişme, 70 bin yılda yaşadığımızdan daha fazla. O nedenle bu kongreler çok hızlı gelişen biyoteknolojiyi yakından takip etmek ve kariyer için mesleki gelişimi sağlamak konusunda çok faydalı. Biyoteknoloji günümüzün yükselen değeri olarak dikkat çekiyor." dedi.Prof. Dr. Tayfun Uzbay'ın ardından bir açılış konuşmasını da Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan yaptı. Tarhan, artık biyoloji, tıp ve mühendisliğin içiçe girdiğini, birbirini tamamlayan bilimler haline geldiğini vurguladı.Biyoloji, tıp ve mühendislik ayrılmaz hale geldiTarhan; "Biyomühendislik yeni bir ala, çok önemli hale geldi çünkü çok hızlı gelişiyor. Diğer yandan biyoloji ve mühendislik artık birleşiyor. Neredeyse mühendis olmadan tıpta adım atamaz hale geldik. O yüzden biyomühendislere çok büyük görev düşüyor. Biyomühendislerin artık yazılım konusunda da bilgi sahibi olması gerekiyor. Onlar da küçük bir yazılımcı gibi çalışmalı, tabii ki daha üst düzeyde yazılım biliyorsa çok daha faydalı olur. Biyomühendislerin matematiksel modelleme yapabilir hale gelmesi de önemli hal almaya başladı. Çünkü tıpta sanal gerçeklik kullanılmaya başlandı. Eğer bunu yapabiliyorsanız hem iş bulma konusunda, hem de akademik kariyer tarafında çok faydası olacaktır. Tıp artık dijitalleşiyor ve nakledilebilir hale geliyor. Koku bile dijital hale çevrildi ve nakledilebiliyor. Radyo frekansları sayesinde elektromanyetik dalgalar tedavi ve bilgi iletme çalışmaları da devam ediyor. Sağlık bilimleri içinde olanların yazılım bilmesi çok önemli hale geldi artık." dedi.Kansere savaş açan bilim adamı Salih GencerKanserin, teşhis ve tedavisinde yardımcı olacak yeni bir sinyal yolağı keşfeden ve çok sayıda uluslararası ödül alan Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi, Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Salih Gencer metastatik kanserlerin erken tanı ve tedavisine dair yaptığı çalışmaları anlatan bir sunum yaptı.Yaptığı sunum ilgiyle dinlenen Gencer, Münih’te European Organization for Research and Treatment of Cancer (EORTC), National Cancer Institute (NCI) ve American Association for Cancer Research (AARC)’nin birlikte düzenlediği, 35 farklı ülkeden 3 bin bilim adamının katıldığı sempozyumda “ENA Travel Grant Award” ile ödüllendirilmiş ve hayatını kanseri yenmeye adayan adam olarak nitelenmişti.Kongre yoğun katılımla devam ediyorİki sürecek olan Üsküdar Üniversitesi V. Ulusal Biyomühendislik Öğrenci Kongresi'nde çok sayıda akademisyen ve sektör uzmanı konuşma ve sunumlar yaparak biyoteknoloji dünyasındaki en son gelişmeleri paylaşacak.Kongre, 18 Mart Cumartesi günü yapılacak 4 oturumun ardından 18.00'de sona erecek.Kongreyle ilgili daha geniş bilgi ve programa biyomuhendislik2017.uskudar.edu.tr adresinden ulaşabilirsiniz.

09 ŞUB 2017

Prof. Dr. Konuk ve Prof. Dr. Uzbay, YÖK Toplantısı’nda

 Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Dr. Faruk Özlü ve YÖK Başkanı Prof. Dr. M. A. Yekta Saraç; Türkiye'nin bilim, sanayi, teknoloji alanlarının eğitim odaklı strateji ve politikalarını görüşmek üzere üniversitelerin dekanları ile YÖK Konferans Salonu'nda bir araya geldi. Bu önemli toplantıda Üsküdar Üniversitesini Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Konuk ve Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay temsil etti.Üniversitelerin ilgili mühendislik ve teknoloji fakültelerinin dekanları, fen bilimlerinin enstitü müdürleri, Türk Bilim dünyasının önemli enstitülerinin yetkilileri ve ilgili akademik birim yöneticilerinin katıldığı toplantının açılışında YÖK Başkanı Saraç ve Bakan Özlü birer konuşma yaptı.Üniversitelerin yakın zamana kadar sürdürdükleri kendi kapalı devre anlayışlarından çıkmaları gerektiğini söyleyen YÖK Başkanı, üniversitelerin bölgelerine, çevrelerine ekonomik değer katan kurumlar haline gelmelerinin kaçınılmaz olduğunu ve artık bunun gerçekleşmesi gerektiğini ifade etti.Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Dr. Faruk Özlü ise, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı denilince akla ilk olarak fen ve mühendislik bölümlerinin geldiğini belirterek, sanayi ve teknoloji ne kadar Bakanlığının konusu ise bütün olarak bilimin de kendilerinin konusu olduğuna işaret etti.Bakanlığının üniversitelerle ilişkisinin de sadece üniversite-sanayi işbirliği ve teknoloji geliştirme üzerine kurulmadığını vurgulayan Özlü, üniversitelerin tamamını, bilim dallarının her birini çok önemsediklerini, özellikle TÜBİTAK programlarında bilim dallarının hepsine yönelik desteklerinin bulunduğunu söyledi.

03 ŞUB 2017

Deney hayvanları kullanımı sertifikası eğitim programı 3. mezunlarını verdi

 Büyük ilgi gören ve 90 kursiyerin katıldığı Üsküdar Üniversitesi Deney Hayvanları Kullanımı Sertifikası Eğitim Programının üçüncüsü, düzenlenen sertifika töreniyle sona erdi. Eğitimi başarıyla tamamlayanlar düzenlenen törenle sertifikalarını aldı. Başarı gösteren kursiyerler şimdi deney hayvanlarını kullanım konusunda bilgi ve tecrübe sahibi kişiler oldu.Uzmanlar tarafından hazırlanan teorik ve pratik Deney Hayvanları Kullanımı Sertifikası Kurs Eğitim Programı, Türkiye'de bir ilke imza attı ve 5 saatlik görüntülü interaktif eğitimiyle fark oluşturdu.İki hafta ve toplam 12 gün üzerinden düzenlenen sertifika eğitim programı sonunda kursiyerlere tüm Türkiye'de hatta Dünya'nın birçok ülkesinde geçerli olan bir sertifika verildi. Kursiyerler sertifikalarını Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay, Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Emel Serdaroğlu Kaşıkçı ve Kurs Koordinatörü Veteriner Hekim Burcu Çevreli’nin elinden aldı.Bu sertifikaya sahip olan kursiyerler deney hayvanlarını kullanım konusunda bilgi ve tecrübe sahibi kişiler olarak değerlendiriliyor.Hedef nitelikli deneysel çalışmaÜsküdar Üniversitesi bünyesinde İstanbul’daki ilk ve tek Nöropsikofarmakoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (NPFUAM) tarafından düzenlenen bu sertifika eğitim programında temel amaç; katılımcılara kurs sonunda hayvanlar üzerinde deneysel çalışma yapabilmek için gerekli teorik ve pratik yeterli bilgiyi aktararak etik bilinç ile nitelikli deneysel çalışmalar yapabilecek bilgi ve beceriyi kazandırmak.

23 OCA 2017

Deney hayvanları eğitimde görüntülü interaktif eğitim dönemi başladı

 Tüm eğitim faaliyetlerinde en iyisi olmak için çalışmalarını durmaksızın sürdüren Üsküdar Üniversitesi bir ilke daha imza attı. İnteraktif eğitimin sağladığı faydaları her dönemde gözlemleyen Üsküdar Üniversitesi akademisyenleri, Deney Hayvanları Kullanımı Sertifikası Eğitim Programı’nda Türkiye’de ilk kez yapılacak bir çalışmaya hayat verdi. Eğitimde en üst verimliliği amaçlayan program, teorik eğitim sonrası programa dahil edilen görüntülü interaktif eğitimle, uygulama aşamasında en anlaşılır ve kaliteli çalışmayı amaç ediniyor.İki hafta ve toplam 12 gün üzerinden planlanan sertifika eğitim programı yaklaşık 5 saatlik görüntülü interaktif eğitimle destekleniyor ve çok daha etkili hale getiriliyor. Anlaşılır ve basit anlatımla hazırlanan uygulama videoları, pratik eğitimlerde zaman kazandırarak çalışmaların etkinliğini arttırıyor.Motivasyonu yükseltiyorÜsküdar Üniversitesi Deney Hayvanları Kullanımı Sertifikası Eğitim Programı Kurs Koordinatörü Veteriner Hekim Burcu Çevreli, Türkiye’de ilk kez yapılan bu çalışmanın eğitime özel bir değer kattığını ve katılımcıların motivasyonunu yükselttiğini belirtti.80 saatlik teorik ve pratik eğitimÜsküdar Üniversitesi Hayvan Deneyleri Yerel Etik Kurulu tarafından düzenlenen sertifika programına 90 kursiyer başvurdu. Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın hazırladığı mevzuata uygun olarak düzenlenen program, 80 saatlik teorik ve pratik eğitimi kapsıyor.Hedef nitelikli deneysel çalışmaÜsküdar Üniversitesi bünyesinde İstanbul’daki ilk ve tek Nöropsikofarmakoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (NPFUAM) tarafından düzenlenen bu sertifika eğitim programında temel amaç; katılımcılara kurs sonunda hayvanlar üzerinde deneysel çalışma yapabilmek için gerekli teorik ve pratik yeterli bilgiyi aktararak etik bilinç ile nitelikli deneysel çalışmalar yapabilecek bilgi ve beceriyi kazandırmak.

19 OCA 2017

Üsküdar Üniversitesinden dünya bilimine yön verecek araştırma

Üsküdar Üniversitesi akademisyenleri Yrd. Doç. Dr. Murat Demirer, Doç. Dr. Barış Metin ve Doç. Dr. Cumhur Taş tarafından yapılan bir çalışmada, entropi ve termodinamik ilişkilerini, duygu ve durum bozuklarında (bipolar ve major depresyon) nasıl bir değişikliğe yol açtığını açıklamak için bir biyogösterge (biomarker) oluşturdu. Üsküdar Üniversitesi ve NPİstanbul Hastanesi işbirliğiyle yapılan araştırma çalışması, bilim dünyası için önemli bulgular içeriyor.Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan'ın öncülüğünde dünyada ilk kez yapılan bir araştırmaya imza atan, beyni termodinamik yani ısı üreten bir makina olarak ele alan Yrd. Doç. Dr. Murat Demirer, ısı artışıyla beyindeki faz-genlik bağlantısı üzerindeki bilgi akışının, çok kanallı beynin elektriksel aktivitesinin (EEG) üzerinden, duygu ve durum bozukları üzerinde nasıl bir etki yaptığını araştırdı. Araştırmaya Üsküdar Üniversitesi akademisyenlerinden Doç. Dr. Barış Metin ve Doç. Dr. Cumhur Taş da klinik araştırma desteği verdi. Bu çalışma bilinen QEEG çalışmalarına dahil edilen bir araştırma olacak.Amerika’dan ödül aldıBipolar ve depresyon konusu üzerinde yapılan biyogösterge çalışmasının sonuçları Amerika'daki Arkansas Üniversitesi'nde bilim dünyasına sunuldu. Tüm akademisyenlerin beğenisini kazanan araştırma, University of Arkansas tarafından ödüle layık görüldü ve araştırmayı yapan Biyomedikal Mühendisi Yrd. Doç. Dr. Murat Demirer'e bir ödül sertifikası takdim edildi.Bipolar ve depresyondaki fark ortaya konulduAraştırma, beyindeki bilgi akışıyla sıcaklık arasındaki ilişkiyi gözlemledi ve beynin elektriksel aktivitesi EEG üzerindeki yansımasını matematiksel olarak araştırdı. Çalışmanın sonucunda normal bireylerle, bipolar ve depresyon hastası bireyler arasındaki temel fark ortaya çıkarıldı.

19 OCA 2017

Üsküdar Üniversitesi öğrencilerinin TÜBİTAK başarısı

Bilime ve teknolojiye yaptığı yatırımlarıyla dikkat çeken Üsküdar Üniversitesi çalışmalarının meyvesini toplamaya devam ediyor. Lisans ve yüksek lisans öğrencilerinin insana dair yaptığı çok özel araştırmalar, TÜBİTAK tarafından desteklenmeye layık görüldü. Toplam beş Üsküdar Üniversiteli, TÜBİTAK bursunu almaya hak kazandı.Kefir yaşlanmaya geciktiriyor mu?Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü öğrencisi Hatice Kübra Gökalp’ın kefir üzerinde yaptığı çalışmalar sona erdiğinde, kefirin bilişsel fonksiyonlar, hafıza ve öğrenme üzerindeki etkisi ortaya çıkacak. Laboratuvar ortamında deney hayvanlarına doğal yaşlanma modeli oluşturan Hatice Kübra Gökalp, kefirin antioksidan etkisi ve beynin yaşlanmasıyla ilgili araştırmalarını uzun zamandır sürdürüyor.Alkol ve enerji içeceğinin birlikte kullanımı zararlı mı?Sağlık Bilimleri Enstitüsü Nörobilim Yüksek Lisans Programı öğrencisi Tayfun Gözler’in alkol ve enerji içecekleri kombinasyonu üzerine yaptığı çalışmalar, Dünya’da ilk kez alkol ve enerji içecekleri kombinasyonun epilepsi üzerindeki etkisini ortaya çıkaracak. Son dönemde alkol ve enerji içeceğinin birlikte tüketimi artmış ve çeşitli sağlık sorunlarına sebep olduğu iddia edilmişti. Gözler araştırması, epilepsi üzerindeki iddiaları gerçeğe kavuşturacak.Çevrenin öğrenmeye pozitif etkisi var mı?Zenginleştirilmiş çevrenin; yaşlanmaya bağlı hastalıklarda ortaya çıkan öğrenme, bellek ve psikiyatrik bozukluklar üzerindeki etkisini araştıran Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü 4. Sınıf öğrencisi Kevser Bayrak'ın projesi de bilişsel ve davranışsal işlevlerdeki değişiklikleri ortaya çıkarmayı hedefliyor.Zika virüsüne karşı büyük adımBiyomühendislik Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mesut Karahan ve Biyomühendislik Bölümü 4. Sınıf öğrencisi Fulya Çalman’nın tüm Dünya’da görülen zika virüsüne karşı aşı prototipi geliştiren projesi TÜBİTAK'tan onay aldı. Bu çalışma, zika aşısı üretimi için model olabilecek bir araştırma olarak değerlendiriliyor.Kafein bağımlılığı tedavi edilebilir mi?Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü 3. Sınıf öğrencisi Fatmanur Akpunar'ın kafein bağımlılığını agmatinle tedavi edilmesi çalışması birçok bağımlılığın tedavisine ışık tutabilecek bir proje olarak çok büyük önem arz ediyor. Erkek ve dişi fareler üzerinde farklı dozlarda kafein bağımlılığı modeli oluşturan Akpunar, agmatinle bağımlılığın etkileri en aza indirmeyi hedefliyor.

17 OCA 2017

Kafein bağımlılığı tedavi edilebilir mi?

Beyinde sentezlenen ve depolanan bir sinir hücresi ileticisi olan agmatin, kafein bağımlılığı tedavisinde etkili olabilir mi? Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü 4. sınıf öğrencisi Fatmanur Akpunar'ın kafein bağımlılığını agmatinle tedavi edilmesi çalışması TÜBİTAK tarafından desteklenecek projeler arasına alındı. Araştırma, birçok bağımlılığın tedavisine ışık tutabilecek bir proje olarak önem taşıyor. Dünyada oldukça yaygın biçimde kullanılan bir psikoaktif madde olan kafeinin kronik kullanımı tolerans ya da duyarlılaşmaya neden olabiliyor. Alkol, kafein, nikotin ve amfetamin gibi maddelerin kronik kullanımda duyarlılaşmaya neden olması, aynı zamanda madde bağımlılığı ile ilişkilendiriliyor.Agmatin kafein bağımlığına çare olabilir mi?Daha önce yapılan deneysel çalışmalarda; beyinde sentezlenen ve depolanan bir sinir hücresi ileticisi olan agmatinin, alkol bağımlılığı tedavisinde faydalı etkileri görüldü. Bulgular agmatinin, maddenin kötüye kullanımı ve madde bağımlılığının tedavisinde bir potansiyele sahip olabileceğine işaret ediyor.Bu araştırmanın sonuçlarından yola çıkan Fatmanur Akpunar, kronik kullanımda cinsiyete ve doza bağlı gelişen kafein bağımlılığında, agmatinin tedavi edici rol oynayabilme ihtimali üzerinde çalışıyor.Erkek ve dişi fareler üzerinde farklı dozlarda kafein bağımlılığı modeli oluşturan Akpunar, agmatinle bağımlılığın etkilerini en aza indirmeyi hedefliyor. Ortaya çıkacak sonuçlar birçok bağımlılığın agmatinle birlikte tedavi edilebilmesini sağlayabilir.Çalışmalarını Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay’ın danışmanlığında sürdüren Fatmanur Akpunar, araştırmanın sonuçlarına en kısa sürede ulaşmayı hedefliyor.Prof. Dr. Tayfun Uzbay, agmatinin kendisinin de bağımlılık oluşturabileceği ve kafenin yerine geçebileceğinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti.

11 OCA 2017

Zenginleştirilmiş çevrede düşük hastalık riski!

Görsel ve işitsel açıdan zenginleştirilmiş, çok fazla uyaranın bir arada bulunduğu bir çevre, bireylerin öğrenme, bellek ve davranışlarını nasıl etkiliyor, bu kişilerin özellikle ileri yaşlarda beyinle ilgili hastalıklara yakalanma riski nedir? Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü 4. Sınıf öğrencisi Kevser Bayrak, beynin önemli bir kimyasal ileticisi olan glutamat ile tedavinin öğrenme, bellek ve davranış üzerindeki etkisini araştıracak. Bayrak'ın projesi TÜBİTAK tarafından desteklenecek.Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü 4. Sınıf öğrencisi Kevser Bayrak, proje danışmanı Prof. Dr. Şule Gök ile önemli bir araştırma yapıyor. Proje, TÜBİTAK tarafından desteklenecek.Kevser Bayrak, projenin yaşlanmaya bağlı hastalıklarda ortaya çıkan öğrenme, bellek ve psikiyatrik bozuklukların gerek hastaların gerekse yakınlarının yaşam standartlarında ileri derecede bozulmaya yol açması ve bu konudaki gerekliliklerin henüz karşılanmamış olması nedeniyle ortaya çıktığını söyledi.Son yıllarda Alzheimer hastalığını önlemeye yönelik yapılan deneysel çalışmalarda, genç yaşlardan itibaren görsel ve işitsel açısından zenginleştirilmiş çevrede yetiştirilen hayvanlarda ileri dönemde hastalık gelişme riskinin düşük olduğunun görüldüğünü belirten Kevser Bayrak, “Projede uzun dönem zenginleştirilmiş çevreye maruz bırakılacak olan yaşlı farelerin, mGluR5 antagonisti olan MPEP ile kronik tedavi edilmeleri sonucu, bilişsel ve davranışsal işlevlerindeki değişiklikler araştıracak. Böylece zengin çevrenin yaşlı hayvanlarda gözlenmesi beklenen olumlu etkilerinin, mGluR antagonistleri tarafından güçlendirileceği yönündeki hipotez ilk defa çalışılmış olacak” dedi.Proje danışmanı Prof. Dr. Şule Gök de “Bu projede, aktif yaşam sürdürmekte olan genç kişilerin koruyucu önlemlere karşı duyarlılığının düşük olacağından yola çıktık. Zenginleştirilmiş çevrenin yaşlı hayvanlardaki koruyucu etkisini araştırmayı ve bunu beynin önemli bir kimyasal ileticisi olan glutamat ile ilişkilendirmeyi amaçladık” diye konuştu.                                                                                               

04 OCA 2017

Prof. Dr. Tayfun Uzbay: "Rahat durmadım, icat çıkardım"

Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay, Tuzla Behiye Nevhiz Işıl Anadolu Lisesi'nde düzenlenen konferansta "Türkiye'de Nobeli Düşlemek ve İcat Çıkarmak" isimli bir sunum yaptı. Anlatımını, bilimsel hayatı boyunca yaşadıkları üzerinden yapan Uzbay'ın bilgi ve tecrübeleri, öğrenciler tarafından ilgiyle dinlendi.Tüm yaşantısını bilime, araştırmalara adayan ve hayatı boyunca hayallerinin peşinden koşan Prof. Dr. Tayfun Uzbay, bilimsel başarıda kilit noktanın azim ve doğru iklimde bulunmak olduğunu vurguladı.Çok defa yabancı devletlerde iş teklifleri aldığını ancak bunların hepsine hayır cevabı verdiğini belirten Uzbay; "Çocukluğumdan beri bilim özellikle nörobilimle ilgileniyorum. Çok uzun zamandır bu konuda çalışmalar yapıyorum ve birçok icat çıkardım. Amerika ve Avrupa devletlerinden takdir toplayan araştırmalarım sonucunda, birçok kez iş teklifleri aldım. Çalışmalarımı farklı ülkelerde yürütmem istendi ama ben doğup büyüdüğüm topraklara, ülkeme faydalı olmak için Türkiye'den ayrılmadım. Burada araştırmalarımı sürdürdüm. Beyin göçüne izin vermedim. Sizler de buna izin vermeyin. Ancak çalışmaktan da vazgeçmeyin, yılmayın. Rahmetli babaannem icat çıkarma diye hep bana kızardı ama ben rahat durmadım, çıkardım." dedi.2015 yılında Nobel Kimya Ödülü'nü kazanan Türk bilim insanı Aziz Sancar'dan örnek veren Prof. Dr. Tayfun Uzbay, Türkiye her zaman yeni Aziz Sancarlar çıkaracak potansiyeli sahiptir, ilerleyen yıllarda yine Nobel Ödülü kazanacak bilim insanlarımız olacaktır, dedi.

03 OCA 2017

Prof. Dr. Muhsin Konuk ‘Ulusal Uygulamalı Biyolojik Bilimler Kongresi’ne katıldı.

Uygulamalı Biyolojik Bilimler adı altında disiplinler arası kaynaşma ve projeler ile işbirliğinin sağlanması amacıyla gerçekleştirilen “Ulusal Uygulamalı Biyolojik Bilimler Kongresi” Konya’da gerçekleştirildi. Kongreye Üsküdar Üniversitesi Rektörü Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Konuk da konuşmacı olarak katıldı.‘Ulusal Uygulamalı Biyolojik Bilimler Kongresi’ 26-29 Aralık tarihleri arasında Konya Dedeman Otel’de yapıldı.Nobel Bilim ve Araştırma Merkezi önderliğinde gerçekleştirilen kongre ile Uygulamalı Biyolojik Bilimler adı altında disiplinler arası kaynaşma ve projeler ile işbirliğinin sağlanması, daha fazla irtibat ve koordinasyon için bir platformun oluşturulması hedefleniyor.Bilim insanları, politikacılar, sanayiciler, kamu kurum ve kuruluşları ile gönüllü kurum ve kuruluşlar arasında stratejik işbirliği kurulabilmesi, multidisipliner bir yaklaşımla bilime yenilik önerileri getirilebilmesi amacıyla düzenlenen kongreye Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muhsin Konuk da konuşmacı olarak katıldı.

02 OCA 2017

Üsküdar Üniversitesi'nden zika virüsüne karşı büyük adım

Üsküdar Üniversitesi, tüm dünyada görülen zika virüsü ile ilgili önemli bir çalışma yürütüyor. Biyomühendislik Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mesut Karahan ve Biyomühendislik Bölümü 4. Sınıf öğrencisi Fulya Çalman’nın beyin fonksiyonlarında bozukluklara ve bebeklerde anomalilere yol açan zika virüsüne karşı geliştirdikleri aşı prototipi projesi TÜBİTAK'tan onay aldı.İnsanlara sivrisineklerden ve cinsel yoldan geçen zika virüsü, beyin fonksiyonlarında bozukluklara ve bebeklerde anomalilere neden oluyor. İnsan sağlığı için en büyük tehditlerden biri olarak kabul edilen zika virüsüne karşı Üsküdar Üniversitesi’nin başlattığı bu çalışma, aşı üretimi için model olabilecek bir araştırma olarak değerlendiriliyor.Davranış bilimleri temelinde pek çok bilimsel proje üreten Üsküdar Üniversitesi’nin Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Laboratuvarları, daha önce de TÜBİTAK desteği ile Slovakya Bilimler Akademisi ikili işbirliği kapsamında Q humması aşı üretiminde kullanılmayı hedefleyen bir çalışmayı başlatmıştı.Zika virüsü tüm dünyada yayılıyorÜsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mesut Karahan yeni nesil peptid aşı çalışmaları hakkında şu değerlendirmelerde bulundu: “Zika virüsü ilk kez 1947 yılında Uganda’da keşfedildi ve sonrasında tropikal iklime sahip Afrika, Asya kıtasının güneydoğusu ve Pasifik adalarında görülmeye devam etti. Fakat şimdilerde çok hızlı bir şekilde tüm dünyada yayılmaya başladı. Mayıs 2015'te Amerikan Sağlık Örgütü, Güney Amerika ülkelerinden Brezilya’da görüldüğünü bildirdi. O tarihten sonra bu virüsün Amerika kıtasının tropikal bölgelerinde ve hatta Avrupa’da bile görüldüğü rapor edildi. Bu kadar hızlı görülmeye başlanmasının en büyük sebebi ise sivrisineklerle yayılmasıdır. Yeni doğan bebeklerde görülmesi büyük bir endişeye neden oluyor. Bu virüs hamile kadınlarda yayılarak, onların fetuslarındaki bebeklerin kafatasında küçülme (mikrosefali) ve dolayısıyla mental geriliğe sebep veriyor. 2015 yılının sonlarına kadar milyonlarca insana enfekte olmuş durumda. Hali hazırda aşısı bulunmamakla beraber bu projede peptid aşıları prototipi üretilerek tüm dünya ile aynı anda aşı çalışmaları başlayacak. Böylelikle milli aşısını kendi üreten hatta ihraç edecek ülkemizin, 2023 yılındaki ulusal hedefleri arasında yer alan "Dünyada ilk 10 büyük ekonomi arasında olma" hedefi için büyük bir adım atılacak.”Dünya Sağlık Örgütü endişeliBrezilya’da binlerce kişiyi esir alan ve 20'den fazla ülkeye yayılan zika virüsü, dünyanın gündemine bir anda alevlenen sağlık tehdidi olarak oturdu. Bebeklerin yaşam süresini kısaltan virüs, beyin fonksiyonlarında da bozukluklara ve beynin yetersiz gelişime neden oluyor. Yeni doğan bebeklerde görülen ve “küçük kafa” olarak da tanımlanan bu hastalıktan korunmak için sivrisinek kovucular kullanmak ve uzun kollu kıyafetler giymek, sineklerden arındırılmış mekânları seçmek tavsiye ediliyor.

29 ARA 2016

İlaç ve medya ilişkisinin etiği tartışıldı.

Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay ve gazetecilerin katılımıyla medyada ilaç masaya yatırıldı. Gazeteci Sibel Güneş’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen panele Gazetecilerden Mesude Erşan ve Ziyneti Kocabıyık katıldı.Medya ve İlaç Etiği, Hilton İstanbul Bomonti Hotel ve Konferans Merkezi’nde yapılan 13. Türkiye Eczacılık Kongresi’nde masaya yatırıldı.Medya ve İlaç paneline konuşmacı olarak Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı, Türk Eczacıları Birliği Eczacılık Akademisi Başkanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay konuşmacı olarak katıldı.Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Sibel Güneş'in moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelin diğer konuşmacıları ise Hürriyet Gazetesi'nden Mesude Erşan ve Türkiye Gazetesi'nden Ziyneti Kocabıyık oldu. Panelde ilaç ve medya ilişkisinin etik boyutu her yönüyle ele alındı.

29 ARA 2016

Biyologlar Üsküdar’da buluştu.

Üsküdar Üniversitesi Farmakogenetik Kulübü, biyologlarla ve biyoloji öğrencilerini bir araya getiren bir organizasyona imza attı. Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda düzenlenen etkinlikte, Biyologlar Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Patıhan, geleceğin biyologlarıyla bilgi ve tecrübelerini paylaştı.Mesleki bilgiler içeren bir sunum üzerinden konuşma yapan Patıhan, Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü'yle, Biyomühendislik Bölümü öğrencilerine eğitimini aldıkları meslek hakkında, derinlemesine bilgiler verdi.Öncelikle dernek ve faaliyetleri hakkında açıklamalar yapan Tarık Patıhan amaçlarının toplumda biyologlara karşı farkındalık oluşturmak olduğunu belirtti.Mesleki görev tanımı hazırladıkSektörel konulara da değinen Patıhan, çok önemli ve değerli bir görevi icra eden biyologların resmi bir görev tanımı olmadığını ancak dernekleşerek bu sorunu aştıklarını, hazırlanan meslek ve görev tanımının yakın zamanda Resmi Gazete’de yayınlanacağı söyledi.Patıhan; “Türkiye’de yaklaşık 150 bin biyolog var. Ancak 100 bin kadarı aktif olarak görevi icra ediyor. Bunların 20 bin kadarı da kamuda çalışıyor. Bu kadar çok mensubu olan bir mesleğin yasal görev tanımı yoktu ama biz oluşturduk ve yakında resmiyet kazanıp, onaylanacak.” dedi.Dernek üyelerinin de katıldığı konferansta Patıhan, biyologların çalışma alanları, sorunları, çözümleri hakkında konuştu, sektörel analizler yaptı, mesleğe hazırlanan Üsküdar Üniversitesi öğrencilerine değerli tavsiyelerde bulundu.Konferansın sonunda Üsküdar Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Emel Serdaroğlu Kaşıkçı, Tarık Patıhan’a plaket takdim etti.

26 ARA 2016

Dünyada ilk kez Üsküdar Üniversitesi araştıracak!

Alkol ve enerji içeceğinin birlikte tüketiminin epilepsiye etkisi, dünyada ilk kez genç bir Türk bilim insanı tarafından araştırılıyor. Aynı zamanda Nörobilim Yüksek Lisans Programı öğrencisi olan Tayfun Gözler’in bu alandaki çalışmasını TÜBİTAK da destekleme kararı aldı. Son dönemde özellikle gençler arasında alkol ve enerji içeceklerinin birlikte kullanılması gittikçe yaygınlaşıyor. Yapılan araştırmalar ise kafeinin epilepsiyi tetiklediğini gösteriyor. Dünyada ve Türkiye’de epilepsi hastası olmayan bazı kişilerin enerji içeceği tükettiği için epilepsi nöbeti geçirdiği iddiaları gündeme geldi.Yüksek oranda kafein içeren enerji içeceklerinin alkolle birlikte tüketilmesinin çok daha ağır sonuçları olabileceği yönündeki iddialar bilim dünyasında mercek altına alındı.Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Nörobilim Yüksek Lisans Programı öğrencisi Tayfun Gözler, alkol ve enerji içecekleri kombinasyonu üzerindeki çalışmalarıyla dikkat çekiyor.Araştırmasını TÜBİTAK’a sunan Gözler, BİDEB Yüksek Lisans Bursu’na ve ARDEB’in desteğine layık görüldü. Tayfun Gözler, projesiyle bu yıl TÜBİTAK tarafından destek alması uygun görülen 121 kişi arasına girmeyi de başardı.Alkol ve enerji içecekleri kombinasyonun epilepsi üzerindeki etkilerini araştıran çalışmalarıyla bu alanda dünyada ilk bilim insanı da olan Gözler, TÜBİTAK’ın kendisine verdiği destekle beraber yürüteceği çalışmalarıyla söz konusu iddiaları araştıracak ve bilimsel bir temele dayandıracak.Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Nörobilim Yüksek Lisans Programı öğrencisi Tayfun Gözler, araştırmalarını Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay’ın danışmanlığında ve Nöropsikofarmakoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde 2017 yılı içerisinde tamamlamayı hedefliyor.

23 ARA 2016

Kefir yaşlanmayı geciktiriyor mu?

Üsküdar Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü öğrencisi Hatice Kübra Gökalp’ın kefir üzerinde yaptığı çalışmalar TÜBİTAK tarafından desteğe layık görüldü. Gökalp’in çalışması sona erdiğinde, kefirin bilişsel fonksiyonlar, hafıza ve öğrenme üzerindeki etkisi ortaya çıkacak.Laboratuvar ortamında deney hayvanlarında doğal yaşlanma modeli oluşturan Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü öğrencisi Hatice Kübra Gökalp, “kefir ve beynin yaşlanması” ilişkisini araştırıyor.Gökalp, kefirin antioksidan etkisi ve beynin yaşlanmasıyla ilgili araştırmalarını uzun zamandır sürdürüyor. Çalışmaları TÜBİTAK tarafından takibe alınan Gökalp, araştırmasını daha ileri düzeye götürmek için maddi desteğe layık görüldü.İnsan sağlığına faydaları bilinen ve çok uzun zamandır tüketilen kefirin, günlük beslenmeye uygulanması ve kolayca temin edilmesinin de etki gücünü artırdığını kaydeden, projenin danışmanı Yrd. Doç. Dr. Emel Serdaoğlu Kaşıkçı, özellikle bağışıklık sistemini uyarıcı etkileri nedeniyle tercih edilen kefirin bu çalışmanın ardından başka bir faydasının da gün yüzüne çıkabileceğini sözlerine ekledi.Çalışmada beyinde yaşlılığa neden olan oksidatif stres ve nörodejenerasyona karşı koruyucu etki göstereceğini düşündükleri ‘Kefir’ olarak bilinen fermente edilmiş süt ürününün kullanılacağını belirten Yrd. Doç. Dr. Emel Kaşıkçı, şunları söyledi:“Bu ürünün sağlığa faydalı etkileri biliniyor ve yüzyıllardır insanlar tarafından tüketiliyor. Ancak beyindeki etki mekanizması henüz tam olarak anlaşılamamıştır.  Bu amaçla çalışmanın literatüre katkıda bulunacağını, aynı zamanda kefirin kolay elde edilmesi, ticari olarak maliyetinin düşük olması sebebiyle günlük beslenmeye kolayca ilave edilebilmesi sonucu insan sağlığı için önemli bulgular sunacağını düşünmekteyiz.”

22 ARA 2016

Üsküdar Üniversitesi öğrencileri rektörüyle buluşuyor…

Katılımcı ve çoğulcu bir yönetim anlayışını benimseyen Üsküdar Üniversitesinin her dönem düzenlediği "Rektörle Buluşmalar" a başladı. İlk gün İletişim ile Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi öğrencileriyle bir araya gelen Rektör Prof. Dr. Nevzat Tarhan öğrencileri dinledi, sorularını cevapladı. Kaliteli eğitim ve başarı için tam destek vermeye hazır olduğunu belirten Tarhan, öğrencilere proje avcısı olun çağrısında bulundu.  Nermin Tarhan Konferans Salonunda gerçekleştirilen buluşmalara ilk olarak İletişim Fakültesi öğrencileri katıldı. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Zelka ve İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör'ün de hazır bulunduğu buluşmada, öğrencilerimiz Rektör Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve üniversite yönetimiyle istek ve dileklerini paylaştı.Karşılıklı fikir alışverişinde geçen toplantının ikinci oturumu, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin katılımıyla düzenlendi.Bu oturuma da yine Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan ile Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay katıldı.Öğrencilerin istek ve önerilerinin dinlendiği buluşmada, üniversite ve fakültelerin çok daha başarılı hale getirilmesi için neler yapılabileceği konuşuldu.Her iki oturuma da katılan öğrenciler, isteklerini doğrudan okul yönetimine aktarabilme imkânı bulurken kalite ve başarıda çıtanın yükseltilebilmesi adına görüş alışverişinde de bulunuldu.Birçok yeni fikrin ortaya atıldığı buluşmalar, 23 Aralık Cuma 14:00'de Emirnebi 1 Konferans Salonu'nda yapılacak Sağlık Bilimleri Fakültesi oturumu, 15:15'te Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, 29 Aralık 14:00 İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi oturumuyla devam edecek.

22 ARA 2016

Kanserin Stratejisini Çözen Salih Gencer’e Avrupa’dan Saygın Bir Ödül

Kanser tedavisinde, ödüllere layık görülen çalışmalarıyla tüm Dünya'nın takdirini kazanan, Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi, Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Salih Gencer'e bir ödül de 28. EORTC-NCI-AARC Symposium on Molecular Targets and Cancer Therapeutics' ten verildi.Gencer, metastaz konusundaki dikkat çeken çalışmaları nedeniyle ödüle layık görüldü. Metastatik kanserlerin erken tanı ve tedavisinde yeni bir tedavi stratejisini ortaya koyan Salih Gencer, Münih'te European Organization for Research and Treatment of Cancer (EORTC), National Cancer  Institute (NCI) ve American Association for Cancer Research (AARC)'nin birlikte düzenlediği, 35 farklı ülkeden yaklaşık 3000 bilim insanının katıldığı sempozyumda ‘’ENA Travel Grant Award’’ ile ödüllendirildi. Kendini Kanseri Yenmeye Adadı Dünya'da kanser tedavisi ve metastaz konusundaki çalışmalara yön veren bilim adamlarından biri olan Salih Gencer, Münih'teki sempozyumda aldığı ödülle Türkiye'nin ismini bir kez daha duyurmayı başardı, ülkemizde bu konuda yapılan çalışmalar hakkında tanınmışlık sağladı. Çalışmaları Dünya'nın saygın kuruluşları tarafından dikkatle takip edilen Salih Gencer, önümüzdeki dönemde ABD'den ve AB'den bu ve benzeri çalışmaları için destekler alacak. Özellikle California Üniversitesi tarafından yakın takibe alınan, genç bilim adamı Dünya'da metastaz üzerinde araştırmalar yapan üniversite ve kurumlar tarafından da ilgiyle takip ediliyor. Kanser tedavisi ve ilaç üretimi konusunda çok önemli fikirlerin paylaşıldığı Münih'teki sempozyum, patent başvurusu için de bir adım oldu, Gencer bu konuda da ilk adımları attı.

12 ARA 2016

Üsküdar Üniversitesi Senatosu’ndan terörü kınama (2016-12-12)

Üsküdar Üniversitesi Senatosu, cumartesi akşamı İstanbul Beşiktaş'ta Vodafone Arena yakını ve Maçka Parkı'nda gerçekleştirilen hain saldırıyı kınadı. ‘Şehitlerimize yüce Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve milletimize başsağlığı, yaralılarımıza acil şifalar’ ifadelerinin yer aldığı açıklamada ‘Bugün, dünden daha çok teröre karşı güçlü daha kararlı ve daha yüksek bir azimle mücadele ve kararlılık içinde olacağımızı kamuouyuna ifade ederiz’ dendi.Üsküdar Üniversitesi Senatosu, 10 Aralık Cuma akşamı İstanbul Beşiktaş’ta gerçekleştirilen çifte bombalı saldırının ardından yayımladığı kamuoyuna duyuruda şu ifadelere yer verdi:“ KAMUOYUNA DUYURUDefalarca kitlesel terör eylemlerine kalkışan bu menfur odaklar ne millitimizi bölmeyi başarabildiler ne de teröre karşı dik ve kararlı duruşumuzda bir zaaf göstermimize yol açtılar. Bugün, dünden daha çok teröre karşı güçlü daha kararlı ve daha yüksek bir azimle mücadele ve kararlılık içinde olacağımızı kamuouyuna ifade eder, bu hain saldırıyı bir kez daha lanetlerken, şehitlerimize yüce Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve milletimize başsağlığı, yaralılarımıza acil şifalar dileriz.ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ SENATOSU”

10 ARA 2016

Fakültelerini birincilikle kazanan öğrencilere YÖK’ten başarı belgesi

Üsküdar Üniversitesini birincilikle kazanan öğrencilere YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç'ın başarı belgesi, senatoda düzenlenen program ile verildi. Öğrenciler belgelerini Rektör Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın elinden aldı.Üsküdar Üniversitesi Senatosu bu kez fakültelerini birincilikle kazanan ve kayıt yaptıran öğrencileri misafir etti.Yüksek Öğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç tarafından 2016-2017 eğitim-öğretim yılında fakültelerini birincilikle kazanan ve kayıt yaptıran Üsküdar Üniversitesi öğrencilerine gönderilen başarı belgeleri, senato üyelerinin katılımıyla düzenlenen toplantıda takdim edildi.Öğrencilere belgelerini bizzat Rektör Prof. Dr. Nevzat Tarhan verdi. Fakülte dekanlarının da yer aldığı törende başarı gösteren öğrencilerin isimleri şu şekilde:İletişim Fakültesi Oğuzhan Emre Parlak,Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Tuğkan Gençer,Sağlık Bilimleri Fakültesi Ayşe Zeynep Ekici,İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Esra Erez oldu.Başarılarından ötürü öğrencileri kutlayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, başarıyı her zaman desteklediklerini ve destekleyeceklerini söyledi.

08 ARA 2016

Prof. Dr. Tayfun Uzbay: “Bağımlılığın en önemli risk faktörü gençlik”

Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı, Türk Eczacılar Birliği Eczacılık Akademisi Başkanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay, madde bağımlılığında en önemli risk grubunun gençler olduğunu hatırlatarak aileleri dikkatli olmaları konusunda uyardı.Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı, Türk Eczacılar Birliği Eczacılık Akademisi Başkanı Prof. Dr. İsmail Tayfun Uzbay, Muğla Valiliği ve 32. Bölge Muğla Eczacılar Odası tarafından düzenlenen ‘Tüm yönleriyle madde bağımlılığı ve bonzai' isimli konferansa katıldı.Bağımlılığın en önemli risk faktörünün gençlik olduğuna dikkat çeken Uzbay, tüm hastalıklarda olduğu gibi madde bağımlısı olma riskini artıran çeşitli etkenler söz konusu olduğunu söyledi. Uzbay konuşmasında şu değerlendirmelerde bulundu:“Nasıl aşırı kalorik beslenme, obez olma, yüksek kolesterol, az egzersiz yapma ve yaşlılık kalp ve damar hastalıkları için bir risk faktörü ise doğuştan gelen, çevresel faktörlerden kaynaklanan veya yaşam tarzı ile ilişkili olan bazı faktörler de madde kötüye kullanımı veya bağımlılığına önemli ölçüde katkıda bulunur ve bu hastalığa yakalanma riskini artırır. Kanserin en önemli risk faktörü sigara olurken madde bağımlılığının da en önemli risk faktörü gençliktir. Ergenlik dönemi gençlerin cinsiyetlerinin belirlenmesine yönelik hormonal faaliyetlerin en yoğun olduğu dönemdir. Hormonal aktivitedeki aşırı artış ve vücuttaki fiziksel değişiklikler ile buna beynin tepkisi bu dönemi adaptasyonu güç ve risk almaya yatkın bir dönem haline getirmektedir. Bu dönemde gençlerin duygu durumunda ortaya çıkan değişiklikler genellikle tepkisel olmayı ve risk almaya yatkınlığı destekler."

09 KAS 2016

Üsküdar Üniversitesi IV. Uluslararası ve VIII. Ulusal Psikiyatri Hemşireliği Kongresinde.

IV. Uluslararası ve VIII. Ulusal Psikiyatri Hemşireliği Kongresi gerçekleştirildi. Psikiyatri Hemşireliği Derneği ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi işbirliğiyle 6-9 Kasım 2016’da Manisa da gerçekleştirilen kongreye Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü Psikiyatri Hemşireliği öğretim üyelerinden Prof. Dr. Selma Doğan, Prof.Dr. Besti Üstün, Arş. Gör. Elif Ardıç ve Psikiyatri Hemşireliği yüksek lisans öğrencilerinin yansıra NP İstanbul Hastanesi hemşireleri de katıldı. Kongrede Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay da davetli konuşmacı olarak yer aldı.Celal Bayar Üniversitesi Süleyman Demirel Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen kongrede paneller gerçekleştirildi.“Dünden Bugüne Psikiyatri Hemşireliği Eğitimi ve Araştırma” başlıklı oturum başkanlığını Prof. Dr. Selma Doğan’ın yaptığı panelde Dr. Doğan, “Psikiyatri Hemşireliği Yüksek Lisans Eğitiminin Ülkemizde ve Dünyadaki Mevcut Durumu”, Prof. Dr. Besti Üstün, “Doktora Eğitiminde Ülkemizde ve Dünyadaki Mevcut Durumu ve Gelecek Yönelimleri” konulu sunum yaparken, Üstün, “Psikiyatri Uygulama Alanında Göz Ardı Edilen Bir Boyut Olarak Fiziksel Sağlık Sorunlarının ve Hemşirenin Rolü” başlıklı panelin oturum başkanlığını yürüttü.Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay ise  “Psikofarmakolojik Akılcı İlaç Kullanımı” konulu oldukça ilgi gören konferans verdi.  Kongrede Üsküdar Üniversitesinden 4 poster 2 sözel bildiri sunulurken Prof. Dr. Selma Doğan ve doktora öğrencisi Elvan Ata sözel bildiri birincilik ödülü ve Prof.  Dr. Perihan Velioğlu Hemşirelik Fonu Teşvik Ödülü'ne layık görüldü.  Toplantıda, V. Psikiyatri Hemşireliği Lisans ve Lisansüstü Eğitimi ve Uygulaması Çalıştayının  Haziran 2017 de Üsküdar Üniversitesinde yapılması kararlaştırılmıştır.Kongrede; psikiyatri hemşireliğinde klinik bakım, toplum ruh sağlığı açısından riskli gruplar (LGBT, adli vakalar, mülteciler gibi) ve psikiyatrik rehabilitasyon alanlarındaki gelişmeler, çalışma örnekleri, sorunlar ve yapılması gerekenler paylaşılmış ve bu alanlarda psikiyatri hemşireliğinin gelecek yönelimleri ele alındı.

08 KAS 2016

Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Üsküdar Üniversitesi’nden işbirliği

Futbol ve basketbolda yeni yetenekler keşfedilecekGençlik ve Spor Bakanlığı ile Üsküdar Üniversitesi; çocuk, genç ve engellilerin futbol ve basketbola olan yeteneklerinin keşfedilmesi ve geliştirilmesine yönelik projeyi birlikte hayata geçirecek. Ulusal Sağlıklı Nitelikli Sporcu Mentör Ağı adlı proje için ön protokol görüşmesi gerçekleşti.  Spor ve Gençlik Bakanlığı ile Üsküdar Üniversitesi, "Ulusal Sağlıklı Nitelikli Sporcu Mentör Ağı" projesi için işbirliği yapacak. Bir yıl sürecek proje kapsamında 6-18 yaş arası 200 çocuk, genç ve engelli bireyin basketbol ve futbol branşlarına özgü yeteneklerinin ortaya çıkarılması ve geliştirilmesi amaçlanıyor.Üsküdar Üniversitesi’nden Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Defne Kaya, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Kaan Yılancıoğlu ve Genç Beyinler Akademisi Koordinatörü Dr. Nebiye Yaşar, makamında ziyaret ettikleri Gençlik ve Spor Bakanlığı İstanbul İl Müdürü İbrahim İlhami Koç ile proje için ön protokol görüşmesi yaptı. Görüşme sonunda proje için ortak çalışma kararı alındı.Sağlıklı sporcu bilincinin oluşturulmasına yönelik programın geliştirilmesi için fiziksel, psikolojik ve genetik değerlendirme yapılacak. Bu amaçla kurulacak rehabilitasyon biriminde bireyin ihtiyacına göre spor rehabilitasyonu ve/veya spor psikolojisi terapileri yapılacak. Bunun yanı sıra oluşturulacak sanal/artırılmış gerçeklik odasında belirlenen spor dalına yönelik olarak yetenek eğitimi verilecek. Proje kapsamında kurulacak teknoloji ofisinde ise bireye özgü spor ve sporcu sağlığıyla ilgili ulusal teknolojilerin geliştirilmesi planlanıyor.

07 KAS 2016

Farklı yaklaşımla Şizofreni tartışıldı…

Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin düzenlediği konferansa konuşmacı olarak katıldı. Uzbay Poliaminler ve Agmatin çerçevesinde şizofreniyi farklı bir yaklaşımla anlattı.Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin düzenlediği konferansa konuşmacı olarak katıldı.Prof. Dr. Necla Özdemir Konferans Salonunda gerçekleştirilen “Şizofreniye Yeni Bir Yaklaşım Poliamin Sistemi ve Agmatin” başlıklı konferansta Uzbay, Poliaminler ve Agmatin çerçevesinde şizofreniyi farklı bir yaklaşımla tartıştı.

04 KAS 2016

Bağımlılığın nedeni terörist nöronlar mı?

Dünya genelinde en yaygın beyin hastalığı olan bağımlılığın tedavisinde çığır açacak teori Türkiye’den bir profesör tarafından ortaya atıldı. Bağımlılık alanında çalışmalar yapan Prof. Dr. Tayfun Uzbay’ın dünyaca ünlü Acta Physiologica’nın son sayısında yayınlanan teorisine göre, bağımlılıklar terörist nöronlardan kaynaklanıyor. Uzbay, “Bunları tekrar sağlıklı nöronlara dönüştürebilecek ya da tamamen yok ederek yerlerini terörist olmayanların almasını sağlayabilecek ilaç, aşı veya başka bir yöntem madde bağımlılığını tam olarak tedavi edebilir” diyor.Üsküdar Üniversitesi Nöropsikofarmakoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü ve Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay, madde bağımlılığının terörist nöronlardan kaynaklandığına yönelik teorisi, bilim dünyasında yankı bulurken, madde bağımlılarına da umut oldu. Teorinin kanıtlanması halinde Alzheimer ve şizofreni gibi çözüm bekleyen en önemli nöropsikiyatrik hastalıklar arasında yer alan madde bağımlılığının kesin tedavisi de mümkün olabilecek. Prof. Dr. Tayfun Uzbay, bağımlılığın nedenini beyindeki nöronlar arası iletişimin herhangi bir moleküler kademedeki aksamasından ziyade farklı görev tanımına sahip sıra dışı nöronların oluşumu sonucu ortaya çıkan kaosa bağlıyor. Buna bizzat bağımlılık yapan maddenin kendisinin neden olabileceğini de ekliyor. Bu nöronların nörolojik incelemelerde normal nöronlardan ayırt edilemeyebileceğini belirten Uzbay, bunları ise “terörist nöronlar” olarak tanımlıyor. Terörist nöronların genetik kodlarından gelen farklı görev tanımları gereği kritik beyin bölgelerinde kaos oluşturmak üzere organize olup beynin normal işleyişine darbe vurabileceklerini söyleyen Uzbay’ın yaklaşımına göre terörist nöronlar madde alımının teşvik edilmesi ve bağımlılığın başlaması sürecini de yönetiyor.Terörist nöronlar kaos yaratıyorMadde alınmadığı zaman ortaya çıkan ve ancak madde tekrar alınınca yatışan yoksunluk krizine de bu nöronların belli beyin bölgelerinde yarattığı kaosun neden olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tayfun Uzbay, “İndirgemeci bir yaklaşım ile sadece nöronlar arasındaki iletişimin moleküler kademelerine müdahale etme kalıcı bir çözüm yaratmıyor, çünkü asıl problem nöronlar arası sinyal iletim sisteminde değil nöronun kendisinde” diyor.  Bu teoriyi geliştirmek ve kanıtlamak için bilimsel verilerle teyide ihtiyaç olduğunun da altını çizen Uzbay, şunları söylüyor: “Teori kanıtlanırsa bu nöronlara yeni görev tanımı vermeyi başardığımız anda madde bağımlılığını da kökten çözebiliriz. Bunları tekrar sağlıklı nöronlara dönüştürebilecek ya da tamamen yok ederek yerlerini terörist olmayanların almasını sağlayabilecek bir ilaç, aşı veya başka bir tedavi yöntemi madde bağımlılığını tam olarak tedavi edebilir.”Prof. Dr. Tayfun Uzbay, bu yaklaşımın beyin işlevlerinde tüm faaliyetlerin nöronlar tarafından yürütüldüğü doğru ve geçerli ise bir anlamı olabileceğini, gelecekte beyinde nöronlar dışında zihinsel süreçlere etki eden başka hücrelerin de ortaya çıkabileceğini, hatta bunların belki nöronları da yönettiğinin anlaşılmasının sürpriz olmayacağını da sözlerine ekliyor.

28 EKI 2016

Uzbay Osmangazi Üniversitesinde Şizofreniyi anlatacak.

Prof. Dr. Tayfun Uzbay, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin düzenlediği konferansa konuşmacı olarak katılacak. Uzbay “Şizofreniye Yeni Bir Yaklaşım Poliamin Sistemi ve Agmatin” başlıklı konuşma yapacak.Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay şimdi de Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’ne gidiyor.Uzbay, Tıp Fakültesi’nin düzenlediği “Şizofreniye Yeni Bir Yaklaşım Poliamin Sistemi ve Agmatin” başlıklı konferansa konuşmacı olarak katılacak.Konferans 4 Kasım Cuma günü Prof. Dr. Necla Özdemir Konferans Salonunda gerçekleştirilecek.

20 EKI 2016

Üsküdar Üniversitesi ve NPİSTANBUL Hastanesi Kişiye Özel İlaç Uygulamalarını ve bu alandaki başarılarını anlattı…

Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve farmakogenetik alanında çalışmalar yapan Prof. Dr. Tuncel Özden, Prof. Dr. Uğur Atik Bahçeşehir Üniversitesi’nde bu yıl 4’Üncüsü düzenlenen “Drug Design Congress” ine katıldı. Tarhan, Özden ve Atik, 5 yıldır Üniversite ve NPİSTANBUL Hastanesi olarak nöropsikiyatrik vakalarda ilaç kan genetiği ve kan düzeyine ilişkin elde ettikleri çalışmaların raporunu sundu.Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Kişiye Özel Tedavi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Tuncel Özden ve Prof. Dr. Uğur Atik, Bahçeşehir Üniversitesi’nin bu yıl 4’üncüsünü düzenlediği “Drug design congress” ine katıldı.Türkiye’yi dışa bağımlılıktan kurtarma adına önem taşıyan ilaç tasarımı kongresinde Tarhan, Özden ve Atik, Üsküdar Üniversitesi ve NPİSTANBUL Hastanesi’nin bu alanda bugüne kadar yapmış oldukları çalışmaları sundu.Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde;- Bireye özel ilaç kullanımı.- Genotipleme, fenotipleme ve TDM uygulamalarında amaç nedir? Bu uygulamaların avantajları ve kısıtlamaları nedir?- Üsküdar Üniversitesi Farmakogenetik araştırma merkezinde ne tür çalışmalar yapıldığı. Bu çalışmaların analiz sonuçları.- Üsküdar üniversitesi Farmakogenetik araştırma merkezinde yapılan ilaç analizlerinin yıllara göre hangi ilaçlardan ne kadar yapıldığının istatiksel değerlendirilmesi. Bu analiz sonuçlarının klinik olarak değerlendirilmesi. Hekimlere, tedavide öncelikle uygun doz ayarlamasının yapılması gerektiği ve bu mümkün olmuyorsa aynı etkiye sahip olan farklı bir ilacın kullanılması gerektiği.- İdrar kullanılarak yapılan analizlerde analizi yapılacak idrarın yapılması gereken analiz için uygun olup olmadığının tespitinde uygulanan analiz yöntemleri.- Bağımlılık oluşturan sentetik maddelerin tespitinde kullanılan analiz yöntemleri. Bu yöntemlerin oluşturulmasındaki zorluklar. Sürekli piyasaya yeni çıkan sentetik maddeler nedeniyle sentetik madde tespitindeki sıkıntılar konuları ele alındı.Üniversite ve hastane olarak 5 yıldan buyana kişiye özel ilaç kullanımını uyguladıklarını, özellikle nöropsikiyatride tedaviye dirençli vakalarda ilaç genetiği ve ilaç kan düzeyine bakılarak elde edilen sonuçların raporlarını panelde paylaştıklarını belirten Tarhan, tıbbın bu konudaki yeni vizyonunu anlattıklarını, özellikle kanser ve psikiyatrik hastalıkların tedavisinde kişiye özel tedavinin çok önemli olduğunu söyledi.Ayrıntı için:

20 EKI 2016

Prof. Dr. Uzbay, “Cinsellik ve Cinsel Tedaviler Kongresi” ne katıldı.

Cinsel Eğitim, Araştırma ve Tedavi Derneği’nin bu yıl 11’incisini düzenlediği Cinsellik ve Cinsel Tedaviler Ulusal Kongresi yapıldı. Önemli çok sayıda başlığın ele alındığı kongreye Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay da katıldı. Uzbay, “Kadın Viagrası Mümkün Mü?” Başlıklı konuşma yaptı.Cinsel Eğitim, Araştırma ve Tedavi Derneği(CETAD) nin bu yıl 11’incisini gerçekleştirdiği Cinsellik ve Cinsel Tedaviler Ulusal Kongresi 11-16 Ekim tarifleri arasında Bilgi Üniversitesi Santral İstanbul Kampüsünde yapıldı.Zor zamanlarda Cinsellik ana temasıyla gerçekleştirilen kongrede; Toplumsal kabul gören cinsel travmalar, çocukluk travmalarının erişkin cinselliğine etkisi, cinsel suçlarda tedaviler ve ceza infazı, yeni yasa ve uygulama zorlukları, cezaevleri ve cinsellik, evrimsel açıdan şiddet, şehvet ve cinsellik gibi çok sayıda başlık ele alındı.Üsküdar Üniversitesi’nden Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay’ın da katıldığı kongrede Uzbay, cinsel isteksizlik ve kadın viagrasını anlattı.Kongreye ilişkin ayrıntılı bilgi için:

29 EYL 2016

Üsküdarlı bilim insanları Akdeniz Anemisi tedavisinde yeni bir ilaç molekülü geliştirdi!

Türk bilim insanları, Akdeniz Anemisi ya da tıptaki adıyla Talasemi tedavisinde kullanılmak üzere yeni bir ilaç adayı molekül geliştirdi. Üsküdar Üniversitesi ve Sabancı Üniversitesi ortaklığı ile üç yıldır devam eden çalışmalar sonunda mikroalglerden yeni bir şelatör ilaç molekülü elde edildi. Talasemi hastalarında ölüme yol açan demir yığılımını önleyen ilaç adayı molekülünü ilaca dönüştürmek üzere Avrupa Patent başvurusu yapıldı.Akdeniz Anemisi ya da tıptaki adıyla Talasemi tedavisinde kullanılmak üzere Üsküdar Üniversitesi ve Sabancı Üniversitesi ortaklığında 2013 yılında başlatılan çalışmalar kapsamında yeni bir ilaç adayı molekülü elde edildi.TÜBİTAK Projesi kapsamında Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Belkıs Atasever Arslan ve Biyomühendislik Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Kaan Yılancıoğlu, Sabancı Üniversitesi’nden Dr. Ahmet Can Timuçin ve Prof. Dr. Selim Çetiner 3 yıl süren araştırmaları sonucunda mikroalglerden yeni bir şelatör ilaç molekülü elde etti.Talasemi tedavisinde kullanılabilecek ilaç adayı molekülün ilaca dönüştürmek üzere Avrupa Patent başvurusu yapıldı. Bu patent ile dünyada Talasemi dışında demir yığılımı olan birçok hastalıkta kullanılabilecek ve ülke ekonomisine yüksek katma değer sağlayacak, düşük maliyetli ulusal ilaç üretiminin gerçekleştirilmesi hedefleniyor.  Akdeniz Anemisinin (Talasemi) ülkemizin de içerisinde bulunduğu Akdeniz bölgesinde, Orta Doğu, Hindistan, Uzak Doğu ve Afrika’da sıklıkla görülen kalıtsal bir hastalık olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Belkıs Atasever Arslan, “Dünyada her yıl 300 binden fazla çocuk bu hastalıkla dünyaya gelirken hastalığın çeşitli alt grupları bulunmaktadır” dedi.  Şelatör ilaçlar demir yığılımını önlüyorHastalığın tedavisinde kullanılan şelatör ilacın demir yığılımını önlediğini belirten Arslan, “Özellikle beta talasemi majör hastalığında yaşam boyu düzenli kan transfüzyonu yapılması gerekmekte ancak bu vücutta demir yığılımına neden olmaktadır. Demir yığılımı, kalp yetmezliği, siroz ve endokrin anormalliklere yol açar ve Akdeniz anemisinde ana ölüm nedenlerinden biri demir yığılımıdır. Bu nedenle hastalar demiri uzaklaştıran şelatör ilaç tedavisi görmektedirler” diye konuştu.  

28 EYL 2016

Prof. Dr. Tayfun Uzbay Bakan Özlü’ye Bilimsel Çalışmalarını Anlattı…

Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü ile bir araya geldi. Bakan Özlü’ye Üsküdar Üniversitesi’nin bilimsel çalışmaları ve Türkiye’de ilaç Ar-Ge’si gibi birçok konuda bilgi aktaran Uzbay, Özlü’den tavsiyeler de aldı.Üsküdar Üniversitesi bilimsel çalışmalarını bürokrasiyle de paylaşıyor.Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay bu kapsamda Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü ile bir araya geldi.Samimi bir ortamda gerçekleştirilen görüşmede Prof. Dr. Uzbay Bakan Özlü’ye Üsküdar Üniversitesi araştırma projeleri, bilimsel çalışmalar, Nöropsikofarmakoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi, TEB Eczacılık Akademisi faaliyetleri ile Türkiye'de ilaç Ar-Ge'si gibi birçok konuda bilgi verdi.Uzbay’ı ilgiyle dinleyen Bakan Özlü, bilim, sanayi ve teknolojiye ilişkin de Uzbay’a tavsiyelerde bulundu.

26 EYL 2016

Üsküdar'da yeni eğitim yılı heyecanla başladı…

Üsküdar Üniversitesi 2016-2017 Akademik yıla bugün merhaba dedi. 15 bine yaklaşan öğrencisiyle yeni yıla heyecanla başlayan Üsküdar Üniversitesi, güçlü akademik kadrosuyla eğitim yılının ilk gününde öğrencilerine kapılarını açtı.Davranış Bilimleri ve Sağlık alanında Türkiye’nin ilk üniversitesi olan Üsküdar Üniversitesi, 2016-2017 Akademik yıla merhaba dedi.Yeni yıla 15 bine yaklaşan öğrencisiyle başlayan Üsküdar Üniversitesi okulun ilk gününde arkadaşları ve hocalarıyla buluştu. Güçlü Akademik Kadro Uluslararası arenada çok önemli görevlerde bulunan akademisyenler Üsküdar Üniversitesinde ders verecek. Başta Rektör Prof. Dr. Nevzat Tarhan, BM Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu üyesi ve adli bilimler uzmanı Prof. Dr. Sevil Atasoy, Birleşmiş Milletler Çevre Programında (UNEP) danışman olarak görev yapan Prof. Dr. İbrahim Özdemir, beyin araştırmaları konusundaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Sinan Canan, şizofreni patentine sahip Prof. Dr. Tayfun Uzbay, pek çok siyasetçiye danışmanlık yapmış olan Prof. Dr. Mithat Baydur, siyasetçi ve akademisyen Doç. Dr. Merve Kavakçı, nöroloji alanının önde gelen isimlerinden Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, dil ve konuşma bozuklukları uzmanı Prof. Dr. Ahmet Konrot, bağımlılık alanında önemli bir isim olan Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, sağlık bilimleri alanında çalışmaları ile tanınan Prof. Dr. Haydar Sur, psikolojik danışmanlık, gelişim ve öğrenme alanlındaki akademik çalışmaları ile tanınan Prof. Dr. Hasan Bacanlı gibi pek çok alanda uzman geniş bir akademik kadro ile eğitim sunuyor.Dünyanın saygın üniversiteleriyle işbirliği…Üsküdar Üniversitesi Hazırlık programı olan ALFSI; İngiltere, ABD, Kanada, Avustralya, İspanya, Almanya, Çin gibi pek çok ülkenin üniversiteleriyle yapmış olduğu anlaşmalarla öğrencilerine hazırlık eğitiminden, lisans ve yüksek lisansa kadar dünya standartlarında bir eğitim sunuyor. Böylece öğrenciler ister hazırlığa, isterlerse de akademik programlara yurtdışında katılabiliyor veya yaz dönemini kısa süreli programlar ile değerlendirebiliyor.Üsküdar Üniversitesi ve NPİSTANBUL Hastanesi’nden Almanya’da merkezDavranış bilimleri ve sağlık alanında birçok ilke, önemli projelere imza atan Üsküdar Üniversitesi ve NPİSTANBUL Hastanesi eğitim-sağlık alanında sunduğu hizmetlerini uluslararası arenaya taşıyor. Bu kapsamda ilk girişimini Almanya’nın Köln kentinde faaliyete geçirdi.“Proje Kültürü ve Pozitif Psikoloji” dersleri ile fark yaratıyorÜsküdar Üniversitesinde öğrenciler “İnsanı anlama” hedefi ile akademik olarak en yeni bilgilerle donatılmış olmasının yanı sıra “Üniversite Kültürü ve Girişimcilik” dersleri kapsamında sektörün önde gelen isimleri ile bir araya geliyor, “Proje Kültürü” dersleri ile de mezun olmadan önce proje yazmayı öğreniyor. “Pozitif Psikoloji ve İletişimi Becerileri” dersleri ile de sadece akademik başarı değil, sosyal başarı ve mutluluk bilimini de öğreniyor.Sosyal Üsküdar… Üsküdar Üniversitesi, öğrencilerinin ilgi alanları doğrultusunda oluşturdukları öğrenci kulüpleri, birbirinden farklı etkinliklere imza atıyor. 3 bin öğrencinin üye olduğu 50’den fazla öğrenci kulübü sosyal sorumluluk projeleri, bilimsel etkinlikler, sanatsal etkinlikler, kültürel söyleşiler, spor organizasyonları ve konserler gibi pek çok sosyal imkanlara sahip… Erasmus programıÜsküdar Üniversitesinin Bologna süreci esas alınarak birçok ülkeden farklı üniversiteler ile değişim programları bulunuyor.  Psikoloji lisans alanında Türkiye’de en fazla ERASMUS anlaşmasına sahip üniversite olan Üsküdar Üniversitesinin, Avrupa’da birçok üniversite ve bölümlerle ERASMUS anlaşması bulunuyor.

19 EYL 2016

Üsküdar Üniversitesi 23. Ulusal Biyoloji Kongresi’ne en çok çalışmayla katılan Üniversite oldu.

Üsküdar Üniversitesi, Gaziantep’te düzenlenen 23. Ulusal Biyoloji Kongresi’ne katıldı. “Moleküler Biyoloji ve Genetik” başlıklı panele en çok çalışmayla katılan üniversite olduklarını belirten Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi öğretim görevlisi Doç. Dr. Korkut Ulucan, kongrenin oldukça verimli geçtiğini söyledi.23. Ulusal Biyoloji Kongresi, Gaziantep’te 5-9 Eylül 2016 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Katılımın yoğun olduğu kongreye Üsküdar Üniversitesi, iki sözel sunum ve 10 poster tebliği ile toplamda 12 çalışma ile Kongrede yer aldı. Üsküdar Üniversitesi, “Moleküler Biyoloji ve Genetik” başlıklı panele en çok çalışma ile katılan üniversite oldu. Panelde Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü öğrencileri, gerçekleştirdikleri çalışmaları sundu.Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Korkut Ulucan “Milli Bayan Tenisçilerimizde Atletik Performansa Etki Eden Genetik Profillerin Belirlenmesi”, proje asistanı Canan Sercan ise “Türk Futbolcu ve Basketbolcularda Alfa- Aktinin-3 (ACTN3 R577X) Gen Polimorfizmlerinin Belirlenmesi” başlıklı sunumları ile kongreye katıldı.Üsküdar Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Moleküler Biyoloji Yüksek Lisans öğrencisi Sezgin Kapıcı’nın “Otizmli Çocuklarda Katekol-O-Metiltransferaz (COMT) Geni Val(108/158)Met Polimorfizminin Belirlenmesi” isimli poster sunumu büyük ilgi gördü. Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhsin Konuk danışmanlığında yürütülen söz konusu çalışma, aynı zamanda yüksek lisans öğrencisi Öznur Yılmaz’ın da tezi ile birlikte “Otizm Genetiği” adı altında sunulan ilk çalışma özelliğini taşıyor.Kongrede ayrıca Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mesut Karahan, öğretim görevlisi Tuğba Kaman ve lisans öğrencileri İpek Yüksel, Büşra Çetin, Rümeysa Can, Kadir Sinan Arslan, Betül Bıyık ve Hamza Kulaksız’ın çalışmaları poster bildirisi olarak sunuldu.Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi öğretim görevlisi Doç. Dr. Korkut Ulucan, kongrenin oldukça verimli geçtiğini söyledi.

19 EYL 2016

Futbol, tenis derken şimdi bisikletçilerin genetik profilleri araştırılıyor!

Üsküdar Üniversitesi, Ulusal Spor Genom Projesi kapsamında futbolcu ve tenisçilerden sonra bisikletçilerin de genetik profillerini deşifre etmeye başladı. Spor genetiği uzmanı ve proje danışmanı Doç. Dr. Korkut Ulucan, “Amacımız uygun genetik profilleri belirleyip sporcuların uygun antrenman programlarına yönlendirilmesi. Bu sayede sporcuların genetiklerine uygun branşlara yönlendirilmesini ve dolayısıyla ülkemizin sportif başarılarının artırılmasını hedefliyoruz” diye konuştu.Spor genetiği konusunda çalışmaları önemseyen Üsküdar Üniversitesi, Türk sporuna desteğe devam ediyor. Bu kapsamda daha önce profesyonel futbolcu, basketbolcu ve tenisçilerin genetik profillerini incelemek üzere gerçekleştirilen çalışmaların ardından şimdi de bisikletçilerin genetik parametrelerini araştırıyor.Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Görevlisi, spor genetiği uzmanı Doç. Dr. Korkut Ulucan, bisikletçilerde özellikle hücrelerde epigenetik mekanizmalara etki eden genetik faktörlerin ve sporcuların mental konsantrasyonuna neden olan genetik faktörlerin incelendiğini söyledi.Atletik performansa etki eden genetik faktörler araştırılıyorDoç. Dr. Ulucan, çalışmanın Üsküdar Üniversitesi Öğretim Görevlisi Tuğba Kaman ve öğrenciler Canan Sercan ile Sezgin Kapıcı başta olmak üzere geniş bir ekip tarafından gerçekleştirildiğini ve halen devam ettiğini belirterek “Şu anda ise bu sporcuların atletik performanslarına etki eden genetik faktörler çalışıyor. İlginç olan bisikletçilerimizin genelinin motivasyonu yüksek, epigenetik olarak da herhangi bir eksikleri bulunmamakta yani hücresel olarak oldukça avantajlılar. Özellikle antrenman ve müsabaka sonrası hücrelerin yenilenmesi ve toparlanmasında epigenetik faktörler çok önemli. Belki de bu tip sporlarda çok önemli bir parametre karşımıza çıktı. Şimdi bu parametreleri diğer sporcularda da araştırmaya başlayacağız” diye konuştu.Amaç dopingde illegal uygulamalardan kurtulmak.Bu çalışmaların ülkemizin spor alanındaki başarılarının artmasında, sporcuların genetiklerine uygun beslenme ve antrenman programlarının yetiştirilmesinde önemli olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Korkut Ulucan, “Ülke olarak ne kadar çok sporcu ile çalışırsak bu konuda o kadar fazla ilerleriz. Amacımız uygun genetik profilleri belirleyip sporcuların uygun antrenman programlarına yönlendirilmesi. Bu sayede doping gibi illegal uygulamalardan da kurtulacağız. Yakında farklı sporcularla yeni çalışmalara başlayacağız ve hızla bunların analizlerini tamamlayıp spor bilimciler ile paylaşacağız” diye konuştu.Doç. Dr. Korkut Ulucan, “Amacımız sporcularımızın genetik yatkınlıklarını belirleyip Türk sporcuların atletik performansına etki eden tüm genetik parametreleri belirlemek. Böylece Genetik Spora Yatkınlık Tanı Kiti’ni geliştirebileceğiz. Bu sayede herkes erken yaşta genlerine uygun egzersiz dallarına yönelecek, belki de olimpiyatlara daha çok sporcu gönderebileceğiz” diye konuştu.

08 EYL 2016

Madde bağımlılığına neden olan terörist nöronlar araştırılıyor!

Üsküdar Üniversitesinden Prof. Dr. Tayfun Uzbay, Düzce Üniversitesinde düzenlenen 42’inci Ulusal Fizyoloji Kongresi’ne katıldı. Madde Bağımlılığının Nöroplastisitesi başlıklı konferansta Uzbay, terörist nöronlar ile bağımlılık ilişkisini anlattı.Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay, Düzce Üniversitesinde 42. Ulusal Fizyoloji Kongresi'ne konuşmacı olarak katıldı. Türk Fizyolojik Bilimler Derneği’nin düzenlediği kongrede Uzbay Madde Bağımlılığının Nöroplastisitesi başlıklı konferansta ‘Terörist nöronlar ile bağımlılığın ilişkisi’ üzerine konuşma yaptı.Konuşmasında, bağımlılığın nedeninin maddenin nöronlar arası iletişimi bozmasından ziyade farklı görev tanımına sahip sıra dışı, farklı görev tanımı olan nöronların oluşumuna neden olabileceğini belirten Uzbay, farklı bir kuram üzerinden konuyu değerlendirdi. Bunu geliştirmek ve kanıtlamak için ciddi bilimsel verilere ihtiyacım olacak diyen Uzbay, şimdilik kulağa hoş gelse de bunun doğruluğunun kanıtlanmasıyla bu nöronlara yeni görev tanımı vermeyi başardıklarında madde bağımlılığını da çözebileceklerini söyledi. Uzbay, ‘Tabii ki bu iş beyinde sadece nöron düzeyindeyse’ dedi.

05 EYL 2016

Rüyalarımda bile çalışırdım

Yrd. Doç. Dr. Salih Gencer genç bir bilim insanı… Kanser alanında yaptığı çalışmayla Amerikan Patoloji Araştırmacıları Derneği (ASIP)’nin Genç Öğretim Üyesi Ödülü’nü alan ilk Türk. Bu başarının arkasında ailesinin “Yeter artık, çalışma” diye fırçalamasına neden olacak kadar yoğun bir emek ve adanmışlık var. Öyle bir çalışma ki rüyalarında bile devam ediyor. Günün birinde belki de kanserin çaresini bulacak. Çok sevdiği ve örnek aldığı Aziz Hocası (Sancar) gibi Nobel alacak. İnanın bu hiç de uzak bir ihtimal değil… Bilim dünyasında saygınlığı çok yüksek bir kongrede çok önemli bir ödül kazandınız. Bunu konuşacağız ama önce sizi biraz tanıyalım…Üsküdar Üniversitesi’nin kuruluşundan bu yana Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü’nde öğretim üyesiyim. Görevlendirmeli olarak Amerika’ya gittim, 5,5 yıl kaldım ve çalışmalarıma Medical University of South Carolina’da devam ettim. Burada daha çok kanser üzerine çalıştım. Oradaki hocam Prof. Dr. Besim Ögretmen’e teşekkür etmek istiyorum. Bana çok büyük katkısı oldu.Neden kanser? Kanser bilindiği üzere dünyadaki en büyük problemlerden biri. Herkesin kendi ya da bir yakının hayatında yüzleştiği bir hastalık. Günümüzde her 3 kişiden biri kansere yakalanıyor. Önümüzdeki 10 yıl ve sonrasında da bu oran giderek artacak gibi görünüyor. Ben de çalışmalarımla problemin çözümüne bir katkı sunmak istiyorum.Siz de yüzleştiniz mi ailenizde ya da yakın çevrenizde bu hastalıkla?Evet, bu hastalık nedeniyle ablamın eşini kaybettik. Daha 36 yaşındaydı. Çalışmalarımı kanser üzerinde yoğunlaştırmamda bunun da etkisi var tabii. Bu kayıp benim için bir kırılma noktası oldu. Eniştemi kaybettikten 6 ay sonra karar verdim yurtdışına gitmeye.İyi ki gitmişsiniz… Önemli bir ödül kazandınız oradaki çalışmalarınızla…Evet… Deneysel Biyoloji Kongresi Amerika’da her yıl düzenlenen ve bilim dünyasında saygınlığı çok yüksek olan bir kongre. Her yıl dünyanın her yerinden yaklaşık 15 bin bilim insanı katılıyor. Bu yıl Aziz Sancar da vardı. Bu önemli kongreye sponsor olan önemli kuruluşlardan biri de Amerikan Patoloji Araştırmacıları Derneği (ASIP). İşte bu yıl ASIP’nin verdiği ‘Genç Öğretim Üyesi Ödülü’nü aldım. Bu hem kurumumuz hem ülkemiz adına gurur verici bir olay.DOĞRU KABLOYU KESTİMTekrar tebrik ederiz. Peki, ödül alan çalışmanızı anlatır mısınız?Dünya üzerinde kanserden ölen insanların ölüm nedenleri yüzde 90 metastaz yani kanserin çıktığı organdan başka bir organa sıçraması. Ben de metastaz tespitinin kolaylaştırılması ve alternatif tedavi şekli geliştirmek için çıktım yola. Kanserin, özellikle de metastatik kanserlerin teşhis ve tedavisinde hedef olabilecek yeni bir sinyal yolağını keşfettim. Çok karmaşık bir kablo ağı gibi düşünebilirsiniz. Bir tanesini kesiyorsunuz, sonucuna bakıyorsunuz. Hepsini kesmeniz mümkün değil. Tahmin etmeniz lazım. Tahmin etmek için de bir sürü deney yapıyorsunuz laboratuvarda. Sistemi bozmadan, zarar vermeden, doğru adımlar atarak… Bunu yapmak da en az 5 yıl sürüyor işte.Doğru kabloyu kestiniz yani…Evet, 5 yıllık bir çalışma sonucunda “Doğru kabloyu kestim” diyebilirim. Bu çalışma yalnızca en üst düzey bilimsel çalışmaların yer aldığı yaklaşık 150 yıllık dünyaca ünlü bilim dergisi Nature’da da yayınlanacak.Nasıl bir emek var bu başarının arkasında?Annemin, babamın, kardeşlerimin ‘Yeter çalışma artık’ diye bana fırça atacağı kadar yoğun bir çalışma (gülüyor). Mesela ailem gece gündüz ne zaman telefon etse beni laboratuvarda bulurdu. Annem “Ne olacak bu işin sonu, yapma, etme” derdi. Tabii şu an büyük gururla takip ediyorlar. Ben bu işin sırrını Aziz Hoca’ya da sormuştum. “Gece- gündüz çalışmak hatta deneyleri rüyanızda görmek ve inanmak” demişti. O da ilk yıllarda öyle kaptırmış ki kendini “Biri sağ kolumu istese kesip verirdim” diyordu. O kadar adamış kendini. Laboratuvardaki arkadaşları “Bak deneylerinden sonuç çıkmıyor, ülkene geri dön” diyorlar. Hırs yapıyor, azimle gece gündüz çalışıyor, haftalarca eve gitmiyor ve sonuç çok güzel oluyor.Kilit kelime ‘adanmışlık’ galiba…Kesinlikle… Gece-gündüz, hatta rüyalarınızda bile çalışmak zorundasınız. Bilim ancak bu şekilde ilerliyor çünkü. Ben gerçekten de rüyalarımda bile çalışmalarımı görürdüm. Çoğu zaman laboratuvarda sabahlar yemek yemeği unuturdum.KIZLAR BENDEN KAÇTIKız arkadaşınız ne diyor bu duruma? Kız arkadaşlarım oldu ama sürmedi. Onlar da dayanamadı muhtemelen bu çalışma temposuna. Aziz Hoca’nın dediği gibi bütün kızlar benden kaçtı. Kimse laboratuvar kapısında beklemedi.Yakından tanır mısınız Aziz Sancar’ı?Çok yakından tanırım hem de… Sık sık ziyaret ederdim kendisini. Hatta ödül aldığım kongrede de oradaydı. Ödül heyecanını birlikte yaşadık. Kendisi gerçekten örnek aldığım bir insan. Ben kendisiyle 2006 yılında İstanbul’da bir kongrede tanışmıştım. 2010 yılında İsveç’te Götenburg kentinde düzenlenen bir kongrede tekrar karşılaştık. 2 saat muhabbet ettik. Hayat hikâyesini o zaman çok detaylı bir şekilde anlatmıştı. Nobel aldıktan sonra yazılanların hepsini ben o zaman bizzat kendisinden dinlemiştim. Kalecilik olayını, milli formayı giydiğini de anlatmıştı. “Dünyanın karşısına göğsümde Türk bayrağıyla çıkmak en büyük hayalimdi” diyordu. Üniversite yıllarında bunu yapamayacağını anlamış ve kendini bilimsel araştırmaya adamış. O da gece gündüz laboratuvardaydı. Hepimiz aynı kapıdan geçiyorduk. Suyunuzu sıkıyorlar ama araştırma terbiyesini de öğretiyorlar. Önemli olan orada öğrenilenleri burada hayata geçirebilmek. İnsanlara öğretebilmek.‘Aziz Sancar’ olma, Nobel alma hayaliniz var mı? Doktora esnasında yine gece gündüz çalışır eve bile gitmezdim. Hocam, “Sen Nobel alacak insansın” derdi.Gençlere köprü olacağımBundan sonraki hedefiniz ne?Bu çalışmayı geliştirmek… Bu şartları ülkemde bulacağıma inanıyorum. TÜBİTAK’a vermek üzere yazdığım iki projem var. Eylül ayında Portekiz’in Lizbon şehrinde düzenlenecek EMBO (Avrupa Moleküler Biyoloji Organizasyonu) Young Scientists Forum’a da seçildim. Ayrıca yine Eylül ayında Almanya’nın Mannheim şehrinde gerçekleştirilecek olan 7.EMBO Toplantısı’na sınırlı sayıda kişiye verilen ‘EMBO Travel Grant’ ile katılmaya hak kazanarak bu kongrede ‘Metastatik Kanserlerin Teşhis ve Tedavisinde Yeni bir Yöntem’ ile ilgili bir sözlü sunum yapacağım. Okulumuzdaki genç arkadaşlarla çalışacağız. Amerika’daki hocam gelecek. Okulumuzdan genç arkadaşları oraya göndereceğiz. Belki bizden çok daha önemli projelere imza atacaklar. Bu köprüyü kurmak önemli. Bunun için çalışacağım. Çünkü ben de böyle bir köprü sayesinde bu başarıyı yakaladım.Arzu AkyolAkşam

10 AĞU 2016

Kanserin stratejisini çözen Türk'e ABD'den ödül

Dr. Salih Gencer, kanser araştırmalarıyla ASIP ödülünü alan ilk Türk oldu.Salih-GencerAmerikan Patoloji Araştırmacıları Derneği (ASIP)’nin Genç Öğretim Üyesi Ödülü sahibini buldu. Üsküdar Üniversitesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Salih Gencer, metastatik kanserlerin erken tanı ve tedavisinde yeni bir tedavi stratejisini ortaya koyduğu çalışmalarıyla Amerikan Patoloji Araştırmacıları Derneği’nin Genç Öğretim Üyesi Ödülü’nü kazandı. Bu ödülü Türkiye’den ilk kazanan akademisyen olan Gencer’in çalışması, dünyanın önde gelen bilim dergisi Nature’da da yayınlanacak.Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi, Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Salih Gencer, Amerika’da düzenlenen ve Nobel ödüllü Aziz Sancar’ın da aralarında bulunduğu dünyanın önde gelen 14 bin akademisyenin katıldığı Deneysel Biyoloji Kongresi’nden büyük ödülle döndü.Gencer, metastatik kanserlerin erken tanı ve tedavisinde yeni bir tedavi stratejisini ortaya koyduğu çalışmalarıyla bilim dünyasına yaptığı katkılardan dolayı Amerikan Patoloji Araştırmacıları Derneği’nin Genç Öğretim Üyesi Ödülü’nü aldı. San Diego kentinde gerçekleşen Kongre’de verilen tek ödülün sahibi olan Salih Gencer, aynı zamanda bu ödülü Türkiye’den kazanan ilk akademisyen de oldu.Amerika’da uzun yıllar kanser üzerine çalışmalar gerçekleştirdiÜsküdar Üniversitesi’nden önce uzun yıllar Amerika’daki Medical University of South Carolina’da kanser üzerine çalışmalar yürüten Dr. Gencer, yaptığı çalışmalar sonucunda kanserin tedavisinde etkili olabilecek, özellikle de metastatik(değişen) kanserlerin teşhis ve tedavisinde hedef olabilecek yeni bir sinyal yolağını keşfetti.Kanser hücrelerinin büyümesi ve metastaz yapmasında önemli rolleri olan hücredeki TGF-beta sinyal yolağının yeni bir mekanizma ile nasıl düzenlendiğini ortaya çıkardı.Yrd. Doç. Dr. Gencer’in bu çalışması ayrıca yalnızca en üst düzey bilimsel çalışmaların yer aldığı yaklaşık 150 yıllık dünyaca ünlü bilim dergisi Nature’da da yayınlanacak.Avrupa’da ülkemizi temsil etmeye devam edecekYrd. Doç. Dr. Salih Gencer, beyin, karaciğer, lösemi gibi pek çok kanser türünde, hücre ölüm mekanizmaları ve metastatik kanserlerin oluşum mekanizmalarında yeni tanı ve tedavi yöntemleri üzerine geliştirdiği çalışmalarıyla Eylül ayında Portekiz’in Lizbon şehrinde düzenlenecek EMBO Young Scientists Forum’a da seçildi. İleriye yönelik projelerin ve yürütülen bilimsel çalışmaların konuşulup tartışılacağı bu önemli toplantıda Üsküdar Üniversitesi’ni ve Türkiye’yi temsil edecek. Avrupa’nın önde gelen kuruluşlarından biri olan “European Molecular Biology Organization’’ (EMBO-Avrupa Moleküler Biyoloji Organizasyonu), her yıl Türkiye’nin de aralarında olduğu Avrupa ülkelerine ciddi miktarlarda proje desteği veriyor.Yrd. Doç. Dr. Gencer, EMBO tarafından organize edilen ve Eylül ayında Almanya’nın Mannheim şehrinde gerçekleştirilecek olan 7.EMBO Toplantısı’na sınırlı sayıda kişiye verilen ‘’EMBO Travel Grant’’ ile katılmaya hak kazanarak, bu kongrede ‘’Metastatik Kanserlerin Teşhis ve Tedavisinde Yeni bir Yöntem’’ ile ilgili bir sözlü sunum yapacak.

11 TEM 2016

Üsküdar Üniversitesi adaylara yol gösteriyor!

LYS sonuçlarının 18 Temmuz’da açıklanması bekleniyor, sonrasında da tercih dönemi başlayacak. Hayatlarının en önemli kararını verecek gençlerin 26 Temmuz-2 Ağustos 2016 tarihleri arasında istedikleri bölüm, şehir ve üniversiteyi tercih etmesi gerekiyor. Üsküdar Üniversitesi Altunizade Yerleşkesi’nde başlayan Tercih ve Tanıtım Günleri’nde adaylara meslek seçimi konusunda bilgi veriliyor. Adayları öğrenciler karşılıyor…Kişinin yaşamında önemli dönemlerden biri olan üniversite ve bölüm seçimleri sağlıklı yapılmadığında kişi için telafisi mümkün olmayan kayıpları beraberinde getirebiliyor. LYS sonuçlarının 18 Temmuz’da açıklanması bekleniyor, sonrasında da zorlu bir süreç, tercih dönemi başlayacak. Üniversite adayları, 26 Temmuz – 2 Ağustos 2016 tarihleri arasında tercihlerini yapacak.Üsküdar Üniversitesi, bu dönemde adaylara yol göstermek amacıyla tercih ve tanıtım günlerine başladı. 11 Temmuz – 5 Ağustos tarihleri arasında Altunizade başta olmak üzere diğer yerleşkelerde Üsküdar Üniversitesi’nin deneyimli akademik kadrosu, adaylara meslek seçimi ile ilgili bilgiler veriyor. Üsküdar Üniversitesi eğitim uzmanı-tercih danışmanı Ece Tözeniş ve Ahmet Alkayış ile birlikte çok sayıda tercih danışmanı da adaylara yol gösterecek.Kararsız gençlere Kariyer Testi Üsküdar Üniversitesi, seçeceği meslek konusunda kararsız kalan adaylara kariyer testi imkânı da sunuyor.“Holland Meslek Tercihi Puanlama Cetveli” olarak da bilinen Kariyer Testi, 90 sorudan oluşuyor. Adayların sorulara verdiği “hoşlanırım” ya da “hoşlanmam” yanıtı adayların kişilik tipini ortaya çıkarıyor.“Gerçekçi”, “Araştırıcı”, “Artistik”, “Sosyal”, “Girişimci” ve “Geleneksel” olarak belirlenen tiplerin belirgin özelliklerinin öne çıktığı Kariyer Testi’nde bu tiplere uygun etkinlikler ve tipik meslekler anlatılıyor.Kariyer Testi, seçeceği meslekle ilgili karar vermekte zorlanan adaylara ilgi duydukları alan konusunda yardımcı olmayı amaçlıyor.Meslek seçiminde halen kararsızlık yaşayan gençler Kariyer Testi’ne ulaşabilir.Kariyer Testi İçin

21 HAZ 2016

Üsküdar Üniversitesi Ailesi Geleneksel İftar Yemeğinde Buluştu…

Üsküdar Üniversitesi ailesi geleneksel hale getirdiği iftar buluşmalarının birini daha gerçekleştirdi. Hilton Kozyatağın’da gerçekleştirilen programda çok sayıda Üsküdar Üniversitesi çalışanı bir araya geldi. Samimi bir ortamda gerçekleştirilen yemekte Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan Ramazan’ın önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Birlik, beraberlik, dayanışma ve paylaşmanın önemli olduğu bir ayda bir araya gelmenin huzurunu yaşadığını belirten Tarhan, aile üyelerinin yaklaşan bayramlarını da tebrik etti.Üsküdar Üniversitesi’nin geleneksel hale getirdiği iftar programı bu yıl da Hilton Kozyatağı’nda yoğun katılımla gerçekleştirildi.Yemeğe Mütevelli Heyeti Başkanı Furkan Tarhan, Mütevelli Heyeti Üyesi Fırat Tarhan, Genel Sekreter Selçuk Uysaler, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Zelka, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Konuk, Rektör Danışmanı Halide İncekara, Fakültelerin dekanları ile akademik ve idari personel ve aileleri katıldı. Samimi bir ortamda gerçekleştirilen iftar buluşmasında aile üyelerine seslenen Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bu anlamlı buluşmaya katılan herkese teşekkürlerini sunarak, aynı sofranın etrafında bir arada bulunmaktan mutluluk duyduğunu kaydetti.Ramazan ayının önemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tarhan, bu ayın insanın arınmasında, kendini bulmasında çok önemli bir dönem olduğunun altını çizdi. Ramazan’ın psiko­lojik arınma dönemi, manevi yıkanma dönemi, insanın kötü huylarından, kötü alışkanlıklarından arınma iyi ve güzel şey­lere niyetlendikleri bir ay olduğunu belirten Tarhan bu ayın aynı zamanda aile bağlarını güç­lendiği, bütün kötü huylarından arınmaya vesile olduğunu da vurguladı.Bir araya gelmenin mutluluğu ve huzurunu yaşadığını ifade eden Tarhan, Üsküdar Üniversitesi ailesinin günden güne büyüdüğünü, 700 öğrenci ile başlanılan yolda bugün 10 binin üzerine çıkıldığını söyledi.“Bu mübarek akşamda sizlerle birlikte olmaktan ve aynı iftar sofrasında bulunmaktan duyduğum mutluluğu bir kez daha ifade etmek istiyorum” diyen Tarhan, katılımcılara teşekkür etti.Üsküdar Üniversitesi ailesinin üyeleri de günün anlam ve önemine ilişkin görüşlerini gecede paylaştı.İftar buluşmasında bir de sürpriz yaşandı. Üsküdar Üniversitesi için hazırlanan tanıtım videosu da ilk kez bir arada seyredildi.

13 HAZ 2016

Üsküdar Üniversitesi, mezunlarına “Senin Hikâyen Şimdi Başlıyor” filmiyle seslendi…

İstanbul Ataşehir Ülker Sports Arena’da gerçekleştirilen Üsküdar Üniversitesi 2015-2016 Akademik Yılı Mezuniyet Töreni’nde ön lisans, lisans ve yüksek lisans programlarından 2 bin 500 öğrenci mezun oldu.Türkiye’nin ilk tematik üniversitesi olan Üsküdar Üniversitesi, 2016 Akademik Yılı sonunda ilk lisans mezunlarını verdi. Ataşehir Ülker Sports Arena’da gerçekleşen ve yaklaşık 10 bin kişinin katıldığı Üsküdar Üniversitesi, 2016 Mezuniyet Töreni’nde öğrencilerine özel olarak Mapping yöntemi ile bir  film hazırladı. Film ile geleceğe hazırladığı mezunlarına “Senin hikâyen asıl şimdi başlıyor!” diyerek seslendi.Film’de yer alan ve mezunlara son tavsiye niteliğinde dikkat çeken her bir söz öğüt niteliğindeydi…Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan tarafından kaleme alınan o öğütler; Geleceğini planlaHayal etmekten korkmaBaşarı için zorluklara tahammül etEstetik değerlerin olsun. Güzelliği takdir et.Etik değerlerin olsun. İnsanlığa değer ver.İnsanı insan yapan değerleri hiç kaybetme. Yenilikçi ol. Yeni deneyimlere açık ol. Risk almaktan çekinme.Yelkenli gemi gibi değil, buharlı gemi gibi ol, başkası seni yönlendirmesinÖzgür olSosyal sermayeni biriktirTek rakibin sensin. Cesur ve özgüven sahibi ol.Hak ve sorumluluk dengeni koruAdil ve demokrat olİsimsiz iyilikler yapİyilikle alçak gönüllüğü birleştirPozitif düşünZorluklardan yılmaGizli cahilliğe dikkat etUnutma, fırtınada yönünü belirlerken rüzgâr sana zarar değil, güç verir.Kendini geliştirme iradeni ve azmini hep koruFarkında olİz bırakDeğiştirİnsanı anla dünyayı değiştir.Her insanın bir hikâyesi varVe senin hikâyen asıl şimdi başlıyor.VİDEO İÇİN

13 HAZ 2016

DNA Ameliyatı Çalıştayı Üsküdar Üniversitesi’nde yapıldı…

DNA Ameliyatı Çalıştayı Üsküdar Üniversitesi’nde yapıldı…DNA hasarı nedeniyle zararlı protein üretimine neden olan bozuklukların DNA’da yapılacak müdahale ile ortadan kaldırılmasını sağlayan CRISPR/Cas9 çalıştayı Üsküdar Üniversitesi’nde yapıldı. Çalıştay, uygulamalı olmasıyla Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilirken yöntemin gelecek yıl klinikte uygulanması düşünülüyor. Yöntem, önümüzdeki yıllarda genetik hastalıkların ortadan kaldırılması açısından oldukça önem taşıyor…CRISPR/Cas9 yöntemi; DNA hasarı neticesinde ya fazla protein üretimi ya da fonksiyonel olmayan, hatta zararlı protein üretimine neden olan bozuklukların DNA’da yapılacak müdahale ile ortadan kaldırılmasını sağlıyor.2012 yılında ortaya konulan bu yöntem; hızlı, kolay ve ucuz bir yöntem olması yönüyle de dikkat çeken bir metot olarak görülüyor. Özellikle kalıtsal nedenlere bağlı hastalıkların ortadan kaldırılması için kullanılabilecek bir yöntem olması da ayrı bir özelliği.Hastalık etmeni bozuk DNA’nın düzeltilerek hastalıklı yerlerdeki hücrelere tekrar verilmesi nedeniyle DNA AMELİYATI=DNA OPERASYONU tekniği olarak da bilinen yöntem, bu özellikleriyle de önümüzdeki yıllarda genetik hastalıkların ortadan kaldırılması açısından oldukça önemli bir yer tutacağı, oldukça ümit verici bir teknik olacağı da düşünülmekte.CRISPR/Cas9 yöntemine ilişkin Türkiye’nin ilk uygulamalı çalıştayı Üsküdar Üniversitesi’nde gerçekleştirildi. Gelecek yıl klinikte uygulanması düşünülen yönteme ilişkin çalıştaya Erzurum, Uşak, Afyon, Konya, Gebze TUBİTAK-MAM, Sakarya, İzmir ve İstanbul'daki üniversitelerden çok sayıda akademik personel katıldı.1 gün süren çalıştayın ilk oturumu in silico eğitim, öğleden sonra ise laboratuvarda uygulama yapıldı.Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Konuk, Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Kaan Yılancıoğlu’nun organizasyonunda gerçekleştirilen çalıştaya eğitimci olarak Medeniyet Üniversitesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Oktay Kaplan ile Dr. Osman Doluca katıldı.Çalıştayın sonunda katılımcılara sertifikaları dağıtıldı.

09 HAZ 2016

Türk bilim adamları antibiyotik direncine çare arıyor...

ABD’de aralarında Üsküdar Üniversitesi Öğretim Üyesi Kaan Yılancıoğlu’nun da bulunduğu bilim insanları tüm antibiyotiklere karşı direnç gösteren bir bakteriye karşı sinerjistik olarak adlandırılan bir ilaç kombinsayonu geliştirdi. Yapılan bu çalışma sistem biyolojisinin en prestijli ve en etkili dergisi Molecular Systems Biology’nin Haziran sayısında kapak olarak yayınlandı.ABD Savunma Bakanlığı’nın kaleme aldığı raporda, ülkede ilk kez tüm antibiyotiklere karşı dirençli bir bakteriye rastlandığı ortaya çıktı. Pennsylvania eyaletinde bir hastanın idrar yolları enfeksiyonu tedavisi sırasında karşılaşılan bakteriye, en güçlü antibiyotik olan ve tüm diğer antibiyotikler yetersiz kaldığında ‘son çare’ olarak kullanılan Colistinin bile işe yaramadığı gösterildi.ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC) yöneticisi Tom Frieden, yolun sonunun yaklaştığını ifade ederek “Bu durum bize gösteriyor ki antibiyotikler için yolun sonu uzak değil. Bir gün tedavisi için antibiyotiği olmayan yoğun bakım hastalarımız ya da idrar yolu enfeksiyonu geçiren hastalarımız olabilir. Hissettiğimiz tam bir korku ve çaresizlik. O nokta bizim gelmememiz gereken bir yer” dedi.Tedavi edilemeyen bu bakterinin tüm ülkede ve dünyada yayılmasından endişe ediliyor. Tam da bu noktada Harvard Üniversitesi ve MIT Üniversiteleri ortaklığında, Harvard Tıp Fakültesi’nde araştırmacı olan Doç. Dr. Murat Çokol, Üsküdar Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Kaan Yılancıoğlu, Antalya Uluslararası Üniversitesi Öğretim Üyesi Hilal Kazan ve Araştırmacı Melike Çakmak’ın yer aldığı bir çalışma sistem biyolojisinin en prestijli ve en etkili dergisi Molecular Systems Biology Dergisi’nin Haziran sayısında kapak olarak yayınlandı.Sinerjistik ilaç kombinasyonları ile ümitler yeşeriyorMakalede aralarında Türk akademisyenlerin de yer aldığı bilim insanlarının üzerinde çalıştığı ilaç kombinasyonuyla ilgili çalışma anlatıldı. Makalede şu görüşlere yer verildi:“Yeni antibiyotik arayışının geldiği son noktada ümitlerin tükenmesi, yeni antibiyotiklerin bulunamaması bilim adamlarını çaresiz bırakıyor, bu durumda birlikte kullanıldıklarında etkinlikleri artan sinerjistik olarak adlandırılan ilaç kombinasyonlarının kullanılması en hızlı ve tek çare olarak göze çarpıyor.Türk bilim adamlarının yaptığı çalışmaya göre dirençli olsun veya olmasın bakteriler sinerjistik ilaç kombinasyonlarından yüksek oranda etkileniyor. Halk arasında vereme yol açtığı bilinen tüberküloz bakterisi, Mycobacterium tuberculosis, idrar yolları enfeksiyonları başta olmak üzere birçok enfeksiyonun kaynağı olan koli basili, Escherichia coli ve Staphylococcus aureus bakterileri üzerinde yapılan çalışma sonucunda gelecekte hekimlerin klinikte kullanabileceği birçok ilaç kombinasyonunun bulunması ümitleri yeşertti.Türk bilim adamları bu çalışmanın sonuçlarının kısa vadede meyvelerini vereceği ve antibiyotik direncine çare olabileceği görüşünü paylaşıyor.”

09 HAZ 2016

Uzbay TOBB öğrencilerine Bağımlılığı anlattı…

Prof. Dr. Tayfun Uzbay bağımlılık konferanslarını sürdürüyor. Bu kapsamda Uzbay, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Psikolojik Bakış Topluluğu’nun düzenlediği konferansa konuşmacı olarak katıldı. Uzbay, her yönüyle bağımlılığı anlattı.Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi, Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay üniversiteli öğrencilerle buluşmalarını sürdürüyor.Uzbay bu bağlamda TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi öğrencileriyle bir araya geldi.Psikolojik Bakış Topluluğu’nun düzenlediği konferansa konuşmacı olarak katılan Prof. Dr. Tayfun Uzbay öğrencilerle bağımlığa dair her şeyi anlattı.Uzbay konferansın ardından öğrencilerle iftar yaptı.

06 HAZ 2016

34 yıl sonra mezun olduğu fakültenin mezunlarına seslendi…

Üsküdar Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tayfun Uzbay, mezun olduğu İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi 2016 yılı mezuniyet törenine katıldı. Uzbay mezun öğrencilere seslendi.Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay, İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nin düzenlediği 2016 yılı mezuniyet törenine katıldı.Ord. Prof. Dr. Cemil Bilsel Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen mezuniyet töreninde mezun öğrencilere seslenen Uzbay, aynı okuldan mezun olmanın gururunu taşıdığını ifade ederek, bu anlamlı günde mezunu olduğum Üniversite ve Fakülte'nin genç mezunlarına tam 34 yıl sonra hitap etmenin kendisi için onur verici olduğunu söyledi.

30 MAY 2016

Uzbay eczacılara “Görünmeyen Beyni” anlattı…

Üsküdar Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay, Gazi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü tarafından düzenlenen konferansa konuşmacı olarak katıldı. Uzbay eczacılara “Görünmeyen Beyni Anlattı.”Üsküdar Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay, Perşembe Konferansları Serisi kapsamında Gazi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsünün konuğu oldu.Eczacılık Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen konferansa ilgi yoğundu.Uzbay “Görünmeyen Beyin” başlıklı sunumunda beyne dair önemli bilgiler verdi.

23 MAY 2016

Kanser Araştırmalarında Üsküdar-Mohammed Üniversitesi İşbirliği…

Üsküdar Üniversitesi akademik çalışmalarında uluslararası işbirliğini sürdürüyor. Bu kapsamda Fas’ın Rabat şehrinde bulunan Mohammed Üniversitesi’nden Prof. Dr. Souad Amghar Üsküdar Üniversitesi’ni ziyaret etti. Prof. Dr. Muhsin Konuk ile görüşen Amghar, endemik bitki ekstrelerinin muhtemel anti-kanserojenik etkilerinin araştırılması konusunda işbirliği yaptı.Üsküdar Üniversitesi uluslararası arenada sürdürdüğü bilimsel işbirliklerine bir yenisini ekledi.Üsküdar Üniversitesi’nin çalışmalarını yerinde görmek üzere İstanbul’a gelen Fas’ın Rabat şehrinde kurulu olan Mohammed Üniversitesi’nden Prof. Dr. Souad Amghar Üsküdar Üniversitesi’ni ziyaret etti.1 haftalık çalışma ziyaretinde bulunan Amghar Rektör Yrd. Prof. Dr. Muhsin Konuk ile görüştü.Ziyaretinde daha önceden Üsküdar Üniversitesi’ne 2 aylığına gelen Post Doc. öğrencisi Dr Houda Sbayou’nun yaptığı çalışmaları da gözleyen Amghar, Prof. Dr. Konuk, Yrd. Doç. Dr. Belkıs Atasever Arslan ve Yrd. Doç. Dr. Kaan Yılancıoğlu ile 3 kez toplantı yaptı.Toplantılar sonrasında Fas'a endemik bitki ekstrelerinin muhtemel anti-kanserojenik etkilerinin araştırılması konusunda işbirliği yapılmasına karar verildi.Üsküdar Üniversitesi’ndeki çalışmaları ilgiyle izleyeceklerini ifade ederek ülkesine dönen Prof. Dr. Souad Amghar, Ekim 2016’da Rabat'ta yapılacak uluslararası kongreye Prof. Dr. Muhsin Konuk'u Üsküdar Üniversitesi’nde yürütülmekte olan Farmakogenetik uygulamaları anlatmak üzere konuşmacı olarak davet etti.

16 MAY 2016

Üsküdar Üniversitesi 2. BİTEK bilim konferansı yapıldı.

Üsküdar Üniversitesi Bilim ve Teknoloji Kulübü tarafından gerçekleştirilen organize edilen 2. BİTEK Ulusal Bilim Konferansı yapıldı. Beyni Yeniden Düşünmek temalı konferansa alanında uzman çok sayıda isim konuşmacı olarak katıldı.Bilim ve Teknoloji Kulübü’nün geleneksel hale getirdiği BİTEK Ulusal Bilim Konferansı’nın 2’incisi yapıldı.Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen konferansta çok sayıda konu ele alındı. Bu yıl ‘Beyni Yeniden Düşünmek’ temalı düzenlenen konferansa önemli konularda değerli isimler konuşmacı olarak katıldı.Prof. Dr. Işıl Aksan Kurnaz, Sinir Hücreleri Ölüm Kalımında ETS ProteinleriProf. Dr. Fatih Abasıyanık – Dr. Zeynep Aydın, Genetikte BağımlılıkYrd. Doç. Dr. Nathan Lack, Identification Of Novel Anti-Androgens That Target The BF3 Site Of The Androgen ReceptorDoç. Dr. Ahmet Tarık Baykal, Proteomiks Analizle Nörolojik Hastalık Mekanizmalarının AraştırılmasıYrd. Doç. Dr. Burcu Kasapoğlu, Nörodejeneratif hastalıklarda Kök Hücre TedavisiProf. Dr. Mustafa Çulha, Concepts in Nanobiotechnology: From Detection to NanosafetyPoster sunumlarının da gerçekleştirildiği konferansa mini konser de yer aldı.Programın sonunda katılımcılara belgeleri verildi.Bilim ve Teknoloji Kulübü Başkanı Sinem Gamze Yayman alanında uzman isimleri buluşturan etkinliğin çok verimli geçtiğini belirtti.

16 MAY 2016

Prof. Dr. Tayfun Uzbay’dan “Nobel’i Düşlemek, İcat Çıkarmak” Konferansları

Üsküdar Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Tayfun Uzbay “Türkiye’de Nobel’i Düşlemek: İcat Çıkarmak” konferanslar serisini Türkiye’nin farklı şehirlerinde sürdürüyor. Bu kapsamda Uzbay, Trabzon ve Denizli’deydi.Üsküdar Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tayfun Uzbay, ‘Türkiye’de Nobel’i Düşlemek: İcat Çıkarmak” konferanslarını Türkiye genelinde sürdürüyor.Şizofreni alanında Üsküdar Üniversitesi’nde çalışmalarını sürdüren Uzbay bu kapsamda,  bilimsel eczacılığın 177’inci yılı etkinlikleri bağlamında 18’inci Bölge Trabzon Eczacı Odası'nın konuğu oldu.  Karedeniz Teknik Üniversitesi Eczacılık Fakültesi'nin ilk mezunlarına yönelik gerçekleştirilen etkinlikte Uzbay beyin nasıl bağımlı olduğunu da anlattı. Uzbay Denizli Eczacı Odası'nın düzenlediği konferansa katıldı. Denizli Eczacı Odası'nın eski ve yeni yönetici ile üyelerinin yanı sıra çok sayıda kişinin takip ettiği konferansta Uzbay Nobel’i düşlemeyi, icat çıkarmayı anlattı.Uzbay, GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi'nin düzenlediği 8. Türk Silahlı Kuvvetleri Ulusal Hemşirelik Kongresi'ne de katıldı. Uzbay, Beynimizin nasıl bağımlı olduğuna ilişkin katılımcılara sunum yaptı.

16 MAY 2016

Prof. Dr. Tayfun Uzbay’a ‘Şizofreni Dostu’ Ödülü…

Şizofreni Dernekleri Federasyonu ve Türkiye Ruh Sağlığı ve Tedavi Vakfı, şizofreni alanındaki çalışmalarından ötürü Üsküdar Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Tayfun Uzbay’a "Mine Öz - Kamil Genç Şizofreni Ödülü" nü takdim etti.Üsküdar Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölüm Başkanı Prof.Dr. Tayfun Uzbay, 14 Mayıs Eczacılık Bayramında şizofreni alanındaki çalışmalarından ötürü anlamlı bir ödüle layık görüldü.2016 yılı "Mine Öz - Kamil Genç Şizofreni Ödülü",  Şizofreni Dernekleri Federasyonu ve Türkiye Ruh Sağlığı ve Tedavi Vakfı tarafından Uzbay’a takdim edildi.Uzbay’a ödül, Ankara Hukuk Fakültesi Mahmut Esat Bozkurt Salonu'nda bu yıl 5’incisi gerçekleştirilen Toplum ve Şizofreni Sempozyumu, ‘Şizofrenide İlaç Araştırmaları’ başlıklı konuşmasının hemen ardından verildi. Ödülü Uzbay’a Türkiye Ruh Sağlığı ve Tedavi Vakfı Başkanı Prof. Dr. Coşkun Şarman verdi.Ödülü bu anlamlı günde almanın kendini mutlu ettiğini belirten Uzbay, bilim insanı duruşundan ve etik ilkelerden hiçbir zaman taviz vermeksizin elinden geldiğince çalışmalarını sürdürerek, bilim yolu ile ülkesine hizmet etmeye gayret edeceğini söyledi.

06 MAY 2016

Üsküdar Üniversitesi Katran Projesi tanıtım toplantısını Fransa Marsilya Üniversitesi'nde yaptı.

Anadolu topraklarında asırlardır antibakteriyel, antifungal ve yara iyileştirme özelliği dolayısı ile kullanılan katran bir Akdeniz Projesi’ne dönüşüyor. Türkiye, Fransa ve Fas’tan üç üniversitenin yürüteceği “Geçmişte ve Günümüzde Akdeniz’de Tıbbi Ağaç” isimli projenin açılış toplantısı Fransa Marsilya Üniversitesi’nde 10 saat süren çalıştayda gerçekleştirildi. Projenin Türkiye yürütücüsü Prof. Dr. Muhsin Konuk çalışmalara ilişkin bilgi verdi.Üsküdar Üniversitesi moleküler biyoloji alanında yürüttüğü çalışmaları uluslararası platformlara taşıyor.    Anadolu topraklarında asırlardır antibakteriyel, antifungal ve yara iyileştirme özelliği dolayısı ile kullanılan katran, Üsküdar Üniversitesi’nin de destek verdiği bir proje ile araştırılacak.“Past and present Medicinal wood tars in the Mediterranean- Geçmişte ve Günümüzde Akdeniz’de Tıbbi Ağaç Katranı”  isimli projede Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı  Prof. Dr. Muhsin Konuk projenin Türkiye yürütücüsü, Yrd. Doç. Dr. Kaan Yılancıoğlu ise araştırmacı olarak yer alıyor.Bu bağlamda proje ortakları çalışmaları değerlendirme üzere ilk bilimsel toplantıda bir araya geldi. Fransa Marsilya Üniversitesi’nde gerçekleştirilen toplantı yaklaşık 10 saat sürdür. Çalıştayda Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Proje Türkiye yürütücüsü Prof. Dr. Muhsin Konuk, diğer katılımcılara bilgi verdi. Konuk, katranın biyolojik özellikleri ve onun genotoksitesini belirlemek için yapılacak testlere ilişkin bilgi verdi.Proje ortağı olan, Fransa’dan University of Aix Marseille, University of Nice üniversitelerine bağlı 6 araştırma merkezi ile Fas’tan Institut du Patrimoine Marocain, Haut commissariat aux eaux et forêts et à la lutte contre la désertification bazı isimler Haziran ayında Afyon, Aydın, Antalya’da arazi çalışması yapmak üzere Türkiye’ye gelecek. Değişik ağaçlardan elde edilen katranın nasıl çıkarıldığını yerinde gözlemleyecek. Kimyacı, antropolog, eczacı, ekolog, orman mühendisi, biyologlarların bulunduğu ekipte Fransa; kimyasal analizleri, Fas; antibaktariyal ve antifungal çalışmalarını, Türkiye ise mutajenik ve genotoksik etkileri araştıracak.Proje hakkında bilgi veren Prof.Dr. Muhsin Konuk, yüzyıllar boyunca halk tarafından çeşitli amaçlarla kullanılan katranın araştırılması için gerçekleştirilecek projede yer almanın önemli olduğunu belirterek projenin bilim dünyası açısından önemli sonuçları olacağını söyledi. Antiseptik özelliği varProf.Dr. Konuk, “Katran, ağaç, kömür, kemik ve öteki organik maddelerin damıtılmasıyla elde edilen koyu renkli ağır bir yağdır. Ağaç katranı ise yapışkan, viskoz, koyu kahve-silah renkte, kuvvetli kokulu ve keskin tatlı yarı sıvı bir maddedir. Geleneksel olarak ardıç, çam ve sedirden elde ediliyor. Özellikle Anadolu’da çok yaygın olan bu türlerden halkımız katran eldesini gerçekleştiriyor. Katran geleneksel olarak antihistaminik, antiseptik ve antimikrobiyal işlevleri ile hayvanların yaralanan yerlerinin tedavisi, haşarıların kovulması, yılan akrep gibi sürüngenler ile kene vb hayvanların uzak tutulması amacıyla kullanılıyor.” dedi.

Üniversitemizle ilgili “AKLINDA NE VARSA” bize sor!