Tıp Fakültesi - Haberler

09 EKI 2019

Prof. Dr. Nevzat Tarhan’dan geleceğin hekimlerine önemli tavsiyeler

Bu yıl ilk öğrencilerini alan Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi, düzenlenen törenle 2019-2020 akademik yılına başladı. Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Memorial Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkan Vekili Yaşar Aydın ve Memorial Sağlık Grubu CEO’su Uğur Genç’in de katıldığı törende akademik yükseltme cübbe giyme merasimi de gerçekleştirildi. Üniversite olarak kaliteli ve altyapısı sağlam tıp eğitimi vermeyi hedeflediklerini kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, tıp mesleğinin sadece meslek değil, sanat olduğunu söyledi. Değişim ve acı çekmenin gelişmenin bir parçası olduğunu belirten Tarhan, eleştirel düşünce ve sorgulamanın önemine işaret ederek iş birliği, takım çalışması ve iletişimin önemini vurguladı. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, geleceğin hekimlerine hayal kurun tavsiyesinde bulundu.Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonunda düzenlenen törenin açılış konuşmasını yapan Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 2011 yılında kurulan ve 2012’de ilk öğrencilerini alan Üsküdar Üniversitesinin 5 fakülte ve bir sağlık meslek yüksekokulunda 20 binin üzerinde öğrencisine eğitim verdiğini söyledi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Alt yapısı güçlü ve kaliteli tıp eğitimi vermeyi hedefledik”Davranış bilimleri ve sağlık alanında tematik üniversite olmaları dolayısıyla tıp fakültesinin kendileri için önemli bir basamak olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, alt yapısı güçlü ve kaliteli bir tıp eğitimi vermek için çalıştıklarını, ortalamanın üzerinde standartları oluşturduklarını ve 2019-2020 akademik yılında ilk öğrencilerini aldıklarını söyledi. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, NPİSTANBUL Beyin Hastanesi ve Memorial Sağlık Grubu ile iş birliği halinde takım olarak yola çıktıklarını belirtti.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Tıp mesleği sadece meslek değil, sanattır”Tıp mesleğinin sadece meslek değil, sanat olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, tıp öğrencilerine “kıdemli bir yol arkadaşın tavsiyeleri” şeklinde önerilerde bulundu. 21. yüzyıl becerilerinin geleceği yakalamak açısından önemine işaret eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, öğrencilerinin bu becerilere sahip olması için çalışacaklarını söyledi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Değişmek ve acı çekmek gelişmenin bir parçasıdır”21. yüzyıl becerilerinin sadece bugünün ihtiyaçlarını değil, geleceğin ihtiyaçlarını karşılamayı hedeflediğini belirten “Geleceğin ihtiyaçlarını gören bir anlayış olursa insan buna göre gelişir ve ilerler. İnsan hayatında değişmek ve gelişmek kimi zaman sancılı ve zordur. Tıp öğrencileri neredeyse 24 saat çalışmak zorundadır. Değişmek ve acı çekmek de gelişmenin bir parçasıdır. Zora talip olacaksınız ve acı çekeceksiniz ve bu şekilde kişi kendini geliştirebilir. Kişi, gelecekteki kazanımları düşünerek şu andaki zorluklara katlanabilir. Dayanıklılık eğitimi bunun için pozitif psikolojinin eğitimlerinden bir tanesidir” dedi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Deneyimleyerek öğrenmede bilgi kalıcı oluyor”21. Yüzyıl becerilerinden bir tanesinin deneyimleyerek öğrenmek olduğunu kaydeden Tarhan, “Teorik bilgi unutuluyor, oysa yaşayarak ve deneyimleyerek öğrendiği zaman onu unutmuyor. Belleğimize kalıcı bilginin yansıması için sadece görme ve işitme gibi beş duyumuz yetmiyor. Sezgi ve duyguların da devreye girmesi gerekiyor. O zaman bilgi kalıcı oluyor. Biz üniversite olarak bunu yapmaya çalıştık. Hibrit Yönetim ve Eğitim Sistemini uygulamaya çalıştık. Eski klasik sistem yerine uygulamanın daha ilk yıldan yapılmasını hedefledik. Tıp öğrencilerimiz deneyimleyerek öğrensin istedik” dedi.İş birliği, iletişim ve hayal kurmanın önemini vurguladıEleştirel düşüncenin ve sorgulamanın önemini de vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, öğrencilerine çok soru sormalarını ve meraklı olmalarını tavsiye etti. Üniversite olarak öğrenen örgüt felsefesini benimsediklerini, öğrencilerin de hocaların da öğrendiğini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, iş birliği, takım çalışması ve iletişimin önemini vurguladı. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, hekimr adaylarına şimdiden network’lerini oluşturmalarını tavsiye etti ve kuvvetli bir hayal gücüne sahip olmaları gerektiğini vurguladı.Prof. Dr. Haydar Sur: “Yüzlerce yıllık tecrübeyle şekilleneceksiniz”Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur da tıp fakültesini kurarken çileli zorlu bir yoldan geçtiklerini ve Memorial Grubu ile yaptıkları iş birliğinin önemli olduğunu söyledi. Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve akademisyenlere de teşekkür etti. Prof. Dr. Haydar Sur, “Siz yenisiniz, fakülte yeni ama şu akademik kadronun yüzlerce yılı bulan tecrübesiyle siz burada şekilleneceksiniz” dedi.Memorial Sağlık Grubu CEO’su Uğur Genç: “Çok çalışın ve fark yaratın”Memorial Grubu CEO’su Uğur Genç de açılış konuşmasında bu iş birliğine çok önem verdiklerini belirterek “Sizlere değer katmak ve iyi hekimler yetiştirmek için bu yolculuğa çıktık” dedi. Uğur Genç, hekim adaylarına “Çok çalışın. Çalışmayan başarılı olamaz. Fark yaratın, sıradan olmayın” tavsiyesinde bulundu.Prof. Dr. Nevzat Tarhan, törene katılan Memorial Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkan Vekili Yaşar Aydın’a Hisseden İnsan heykeli takdim etti. Yaşar Aydın da iş birliğinden duydukları memnuniyeti dile getirdi.İlk dersi Prof. Dr. Nevzat Tarhan verdiKurucu Rektör Prof. Dr. Nevzat Tarhan “Pozitif Psikolojinin Tanımı ve Temel Kavramlar” başlıklı ilk dersi verdi. Pozitif psikolojinin doğumdan ölüme kadar bireylerin yaşama bağlanmalarına ve yaşamı daha olumlu bir noktaya götürmelerine yardımcı olan bir alan olduğunu belirten Tarhan, 2000’li yılların başında ortaya çıkan pozitif psikoloji diğer adıyla mutluluk biliminin mutluluğu kazanma silahı olduğunu söyledi.Cübbe giyme merasimi gerçekleştirildiKurucu Rektör Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Rektör Vekili Prof. Dr. Mehmet Zelka, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur,  Memorial Grubu CEO’su Uğur Genç ve Memorial Grubu Yönetim Kurulu Başkan Vekili Yaşar Aydın tarafından Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesine atanan Dr. Öğretim Üyeleri Sait Cahit Alkış, Ayhan Özşahin, Mehmet Güven Günver, Yunus Veli Emir, Songül Özer, Aydın Enver Süzer, Seda Nur Akyol, Güzin Oğuz Yıldırım, Mehmet Soyarslan, Necati Alp Tabak, Merve Setenay İris Koç, İlknur Bozkurt, Deniz Ergeç, Sevda Yeşm Özdemir ve Yusuf İlker Çömez’e cübbeleri giydirildi.Törende doçentlikten profesörlüğe atanan Prof. Dr. Turan Tunç, Prof. Dr. Cihan Meral, Prof. Dr. Nur Dilek Bakan, Prof. Dr. Cem Çelik, Prof. Dr. Fehmi Kaçmaz, Prof. Dr. Engin Acıoğlu, Prof. Dr. Argun Ediz Yorgancılar, Prof. Dr. Mehmet Kerem Canbora ve Prof. Dr. Umut Demirci’ye de cübbeleri takdim edildi. Üsküdar Üniversitesi TV’den canlı olarak yayınlanan törenin sonunda hatıra fotoğrafı çektirildi.

09 EKI 2019

2019-2020 akademik yılı oryantasyon programları sona erdi

Üsküdar Üniversitesinin 2019-2020 akademik yılında Üsküdar Üniversitesini kazanan öğrencilere yönelik, akademik ve idari kadronun katılımıyla gerçekleştirdiği oryantasyon programları sona erdi. 5 gün süren programlarda üniversitenin tüm işleyişi ve çalışmaları hakkında öğrencilere bilgi verildi.Merkez Yerleşke Nermin Tarhan konferans salonu ve Çarşı Yerleşke Emirnebi Konferans salonunda gerçekleşen programlarda Tıp, İletişim, İnsan ve Toplum Bilimleri, Mühendislik ve Doğa Bilimleri, Sağlık Bilimleri Fakülteleri ile Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu, Hazırlık Okulu ve Uluslararası Ofis eğitim görevlileri öğrencileri her yönüyle bilgilendirdi.Oryantasyon programlarında ayrıca Kurumsal İletişim, Öğrenci İşleri, Bilgi Teknolojileri, Sağlık Kültür ve Spor, Kütüphane Dokümantasyon Direktörlüğü, Kariyer Merkezi Direktörlüğü ile Uluslararası İlişkiler Direktörlüğü de öğrencilerle tanışarak birimlerini tanıttı.

30 EYL 2019

Yeni akademik yıl tıp ve hazırlık öğrencilerinin oryantasyonuyla başladı

2019-2020 Akademik yıl öğrencilerin oryantasyonuyla başladı. İlki olarak Tıp Fakültesi ve hazırlık öğrencileri oryantasyon programına katıldı. Öğrenciler, akademik ve idari alandaki çalışmalara dair bir çok konuda bilgilendirildi. NP Yerleşkesi İbn-i Sina Konferans salonunda Tıp Fakültesi öğrencileri için düzenlenen programda üniversitenin tüm işleyişi ve çalışmaları anlatıldı.“Tıp eğitiminde hiçbir şey hayali değildir”Programda konuşma yapan Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur, üniversite hayatının insanın olgunluğa geçişinde en önemli ön aşama olduğunu söyledi. Tıp eğitimi uzun bir maratonun adıdır diyen Sur; “Ama bu insan odaklı olduğu için çok zevklidir. Bu eğitimde hiçbir şey hayali değildir, gerçek hayatta insan bedeni ve ruhundaki somut şeyleri öğreniriz” ifadelerini kullandı.“Herkes bir enstrüman öğrenerek mezun olacak”Tıp eğitiminin sadece tıpla sınırlandırılmasının kişiyi eksik bırakacağına vurgu yapan Sur, “Ağır bir eğitiminiz olacak. Ancak sosyal yaşamdan kopmanızı istemeyeceğiz. Sosyal faaliyetlerle, müzik ve resim gibi hobilerinizle ilgilenmenizi istiyoruz. Çünkü bu şekilde hastanızla bir araya geldiğinizde ruh ve zihin bütünlüğü sağlayabilirsiniz. Buradan mezun olan her öğrencinin bir enstrüman öğrenmesini istiyoruz”  şeklinde konuştu.“Beyaz önlük giymek dikkat ister”Beyaz önlük töreni düzenleyeceklerini de ifade eden Sur, “Beyaz önlük giymek dikkat ister. Bir kez giyerseniz çıkaramazsınız. Beyaz önlük temizliği, dürüstlüğü ve hastanızın yaşama dair ümitlerini pozitif yönde olmasını temsil eder” ifadelerini kullandı.İdari birimler öğrencileri bilgilendirdiÜsküdar Üniversitesi Genel Sekreteri Selçuk Uysaler’in de katıldığı programın devamında Kariyer Merkezi Direktörü Asil Barış Bağ, Kurumsal İletişim Direktörü Tahsin Aksu, Öğrenci İşleri Direktörü Cumhur Bakır, Sağlık Kültür ve Spor Direktörü Özcan Demir, Kütüphane ve Dokümantasyon Direktörü Murat Gündoğlu ile Bilgi Teknolojileri Direktörlüğünden Dış Kaynak Yazılım Birim Yöneticisi Regaip Kırkıl birim ve işleyişiyle ilgili öğrencileri bilgilendirdi.Programın sonunda Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur, akademik kadroyu öğrencilere tanıttı.Hatıra fotoğrafının çekilmesinin ardından program sona erdi.Oryantasyon programları Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu ve diğer fakültelerle devam edecek.

23 EYL 2019

Üsküdar Üniversitesi Akademisyenleri Bilim İletişim Zirvesi’nde buluştu

Üsküdar Üniversitesi bilimsel desteğiyle BİAKADEMİ tarafından “İnsanın Anlam Arayışı” temasıyla düzenlenen ‘Bilim İletişim Zirvesi’nde Üsküdar Üniversitesi akademisyenleri konuşmacı olarak yer aldı. “İnsan, karnı doyunca arıza çıkaran tek canlı”Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın yaptığı açılış konuşmasının ardından Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğr. Üyesi Prof. Dr. Sinan Canan “Anlamın Parçası Olarak İnsan” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi.Prof. Dr. Canan, geçmişten günümüze insanın canlılar arasındaki en garip varlık olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Yaşamları boyunca canlılardan beklenen üç şey var. Beslen, hayatta kal ve üre... Ama bunlar insana yetmiyor. İnsan bir türlü doymak bilmiyor. Dünya üzerinde insandan başka karnı doyunca arıza çıkaran canlı göremezsiniz.” “Anlam arayışı insanlığın en kadim sorunu” Tarih boyunca insanlığın hep bir anlam arayışı içinde olduğunu vurgulayan Canan, “İnsanın anlam arayışı insanlığın en kadim sorunudur. Bilimde ciddi bir sınırlılığımız var. İleriye gidemiyoruz, ama gideceğiz” şeklinde konuştu. “Ölüm bilinci hayata anlam katıyor”Canan, insan dışında hiçbir varlıkta ölüm bilincinin olmadığını dile getirerek “Öleceğimizi biliyor olmak hayatımıza anlam katıyor. Sonu bilmemek herkesi yorar. Dünyada herkesin ölmeden önce yapmak için çabaladığı şeyler var” dedi. “Evlilik aşkı öldürmez”Zirvenin sonraki konuşmacısı olan Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı, Psikoloji Bölümü Öğr. Üyesi Doç. Dr. Tayfun Doğan ise “İnsanın Anlam Arayışı: Bir İnsan Ömrünü Neye Vermeli?” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi.Doç. Dr. Doğan, konuşmasının başlangıcında alışma sonucu olaylardan ve durumlardan alınan hazzın giderek azalması durumu olarak tanımlanan hedonik adaptasyona dikkat çekti: “Yaşamımızın her alanında hedonik adaptasyon var. Evlilik de hedonik adaptasyona uğrar. Zaman geçtikçe duygular azalır. Aşkı öldüren evlilik değil, hedonik adaptasyondur.” dedi.“Anlam arayışı yalnızca insana özgüdür”Anlam arayışının insan varoluşunun ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayan Doğan; “Anlam arayışı yalnızca insana özgüdür. İnsan varoluşunun ayrılmaz bir parçasıdır. İnsan aynı zamanda dünyadaki var olan şeylere anlam verebilen ve anlam üretebilen tek canlıdır. İnsanın anlam arayışının sonucunda spor, bilim gibi pek çok şey üretilmiştir ifadelerini kullandı. “Tutkulu aşk tehlikelidir”“Aşkın sosyolojisi” başlıklı sunumunu gerçekleştiren Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğr. Üyesi Doç. Dr. Barış Erdoğan ise aşkın otoriteler tarafından çok sevilmediğine değinerek “Tutkulu aşk tehlikelidir. Çünkü tutkulu aşk kişiyi sosyal hayatından, ailesinden ve işinden soyutlayabilir. Bu yüzden tehlikelidir” şeklinde konuştu.“Aşk evrensel bir olgudur”Geçmişten bugüne tüm toplumlarda aşk kavramının olduğunu belirten Erdoğan, zaman ve mekân değiştikçe aşkın şekil değiştirdiğini vurgulayarak “Aşk evrensel bir olgudur. Zaman veya mekân fark etmeden tüm toplumlarda aşk kavramını görmek mümkün. Aşk sadece şekil değiştirir.” dedi.“İnsan beyni hazza odaklıdır”Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı, Tıp Fakültesi Dâhili Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay, “Kadın Beyni, Erkek Beyni” başlıklı sunumunda insan beyninin genel olarak hazza odaklı olduğunu vurguladı. Uzbay, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “İnsan beyni haz ve konfor odaklıdır. Haz ve konfor alışkanlık yapar. İnsan, konforlu ortamdan daha az konforlu bir ortama girdiğinde ortama adapte olamaz.” “Sağ beyin/ sol beyin ayrımı yapmak yanlıştır”Günümüzde yaygın bir anlayış olan “Erkekler sol beyinli, kadınlar sağ beyinlidir.” Anlayışının yanlış olduğunun altını çizen Uzbay, “Erkekler mantık odaklı, analitik odaklı, objektif, liderlik anlayışına sahip oldukları için sol beyinli olarak kabul görürken kadınlar duygu odaklı, sezgisel ve empatik olduğu için sağ beyinli olarak kabul görmekte. Ama bu yaygın anlayış tamamıyla yanlış. Kadınlar da erkekler de gereken durumlar da hem sağ beyinlerini hem de sol beyinlerini kullanabiliyor.” şeklinde konuştu. Konuşmaların ardından BİAKADEMİ Kurucusu Dağhan Rasim Işık, konuşmacılara hediyelerini takdim etti.   

24 TEM 2019

Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Hayalim Nobel’e aday olacak öğrenciler yetiştirmek”

Üsküdar Üniversitesi Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan katıldığı radyo programında hayalinin Nobel’e aday olacak öğrenciler yetiştirmek olduğunu belirtti.“Hayalim, tıp fakültesinde Nobel’e aday olacak öğrenciler yetiştirmek” Üsküdar Üniversitesi Radyosunda Emrah Korkunç ile Doğru Tercih programına katılan Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Yeni açılan tıp fakültesiyle neyi hedefliyorsunuz” sorusu üzerine şu değerlendirmelerde bulundu:“Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesinde de zorunlu olarak proje kültürü ve girişimcilik dersini müfredata ekledik. Bunu yaparak Nobel’e aday olacak gençler yetiştirmek istiyoruz. Kendi kuşağıma Nobel ödülü gibi bir hedef koymam gerçekçi değil ama hiç olmazsa yeni yetişen gençlere bu hedefi ve amacı koyalım. Yeni yetişen gençler amaçsız ve hayatın anlamı yok diye yetişiyor. Ben Nobel’e aday olacak bir çalışma yapacağım derse anlamlı bir şeyin parçası olacak ve hayattan, yaşamaktan zevk almış olacak.” dedi.“Kişi anlamlı bir değerin parçası olduğunu hissederse mutlu oluyor”Tarhan sözlerinin devamında, “Tercih yapacak öğrenci arkadaşlarım kendine ne seçecekse onun bir parçası olduğunu hissetsin ki çalıştığı, öldükten sonra boşa gitmesin. Ömrünü nerede harcadığını bilsin. Sadece kendine çalışan bir insan bu felsefeyi yakalayamadığı için mutsuz oluyor. Kişi anlamlı bir değerin parçası olduğunu hissederse mutlu oluyor.” değerlendirmelerinde bulundu.“İnsanlar ölmeyi bir çare olarak görüyor” Ölümden sonraki yaşamın bilincine varamamış olanların çareyi intiharda aradığını dile getiren Tarhan, “Avrupa ülkesinin birinde her gün trenler yarım saat ara verirmiş birisi kendini trenden atıyor diye. Çünkü yüksek bir değere inanmıyor, ölümden sonraki yaşamla ilgili bir bilinç oluşturamamış anlamlı bir değerin parçası gibi hissetmiyor kendini ve böyle durumlarda ölmeyi çare olarak görüyorlar.  Bunun için bunları gençlere anlatmak, öğretmek gerekiyor ve biz bunu pozitif psikoloji dersiyle yapıyoruz.” ifadelerini kullandı.

24 TEM 2019

Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi, 21. yüzyılın hekimlik anlayışını getirecek

Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi 2019-2020 akademik yılında ilk öğrencilerini alacak. Hibrit eğitim modeli ile öğrencilerine 21. Yüzyılın gerektirdiği bir eğitim altyapısı hazırladıklarını belirten Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur; “Bilimin hızıyla koşmak zorundayız. Bunun için de hayat boyu öğrenme ortamı oluşturmaya çalışıyoruz. Öğrenci, öğrenim süresince değil, hayatı boyunca öğrensin diye çabalıyoruz. 21. yüzyılın hekimlerini yetiştireceğiz” dedi.Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur, bu yıl ilk öğrencilerini alacak Tıp Fakültesi ile ilgili bilgi verdi.Üsküdar Üniversitesini 2011 yılında kurduklarında stratejik olarak Tıp Fakültesini hemen kurmadıklarını, sağlığın diğer alanlarıyla ilgili bölümler tamamlandığında Tıp Fakültesiyle taçlandırmayı düşündüklerini belirterek “Üsküdar Üniversitesi, kuruluşundan itibaren sağlık mesleklerinin neredeyse her alanında diploma veren bir üniversite oldu. Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesini açarak üniversitemizi taçlandırmış olduk. Bugüne kadar tıpta ve diğer sağlık bilimlerinde gereken tüm altyapı ve akademik kadro kurulmuş oldu. En büyük avantajımız bu oldu. Sağlık Bilimleri Fakültesindeki denemeler Tıp Fakültesinin kurulumuna ışık tuttu. Böylece daha tecrübeli bir şekilde başladık” diye konuştu.Sadece tıp öğrencilerine ait alan…Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesinin farklıklarına değinen Prof. Dr. Haydar Sur, tıp fakültesi öğrencileri için her ayrıntının düşünüldüğünü kaydederek şunları söyledi:“Tıp Fakültesi olarak birçok ayrıcalığımız var. 6 bin metrekarelik bir alana kurulmuş ve sadece tıp öğrencilerine ait başka bir tıp fakültesi olduğunu düşünmüyorum. Çok zengin ve estetik bir altyapımız var. Harika bir kütüphanemiz var. Tıp eğitimi diğer eğitim dallarından biraz daha fazla çalışma ortamı gerektiriyor. Tıp öğrencilerinin büyük bir çoğunluğunun zamanı kütüphanede geçer. Dolayısıyla kütüphane tıp öğrencilerinin ana konforlu alanı olmak zorundadır. Ben bizim kütüphanemizi gördüğümde keşke öğrenciliğimi yeniden yaşasam diyorum. Laboratuvarlarımız eğitimi en kolay verebileceğimiz şekilde tasarlanmış durumda. Öğrencilerimiz bu laboratuvarlarda eğitim gördükten sonra anlaşmalı olduğumuz NPİSTANBUL Beyin Hastanesi ve Ataşehir Memorial Hastanesinde uygulama imkânı bulacak. Akademik olarak ise Yükseköğretim Kurumu yeni açılan bir Tıp Fakültesine ilk üç yıl en az 19 hocayla çalışma zorunluluğu koyuyor. Biz şu anda 45 akademisyenle yola çıktık 40 akademisyenin daha gelmesi söz konusu. Bir öğrenciye bir buçuk akademisyen düşecek.”Hayat boyu öğrenme ortamı hazırladıkTıp ve tıp teknolojilerinin sürekli gelişen ve değişime açık bir alan olduğunu kaydeden Prof. Dr. Haydar Sur, “Tıp bilgisinin yarılanma ömrü 2,9 yıl olarak belirlendi. 3 yıldan daha kısa bir sürede bugün öğrencilerimize anlattığımız bilgilerin yarısı bilim tarafından yanlışlanacak. Bu da her zaman iyi kalabilmek için sürekli çalışmak gerektiği anlamına geliyor.  Dolayısıyla akademisyenler olarak biz de okuyacağız, öğrencilerimiz de sürekli okuyacak, tembellik etmek yok. Bilimin hızıyla koşmak zorundayız. Bunun için de hayat boyu öğrenme ortamı oluşturmaya çalışıyoruz. Öğrenci, öğrenim süresince değil, hayatı boyunca öğrensin diye çabalıyoruz. 21. yüzyılın hekimlerini yetiştireceğiz” dedi.Tıp Fakültesinde hibrit eğitim modeli uygulanacakTeknolojiler ve bunun sağladığı olanakların bir yandan eğitim modellerini geliştirirken, bir yandan da eğitimin dizaynında da değişikliklere yol açtığını belirten Prof. Dr. Haydar Sur, “Dünyada binlerce yıldır gelen bir yöntem vardır. Hoca ders anlatır, öğrenciler soru sorar. Eğitimde bilgisayar teknolojileri,  simülasyon ortamları gibi yeni yöntemler sonucunda hibrit modeller gibi değişik modeller de ortaya çıktı. Hibrit model dediğimiz, hem probleme dayalı öğrenme hem de entegre sistemi benimseyen fakülte anlamına geliyor. Üsküdar Üniversitesi olarak kendimize hibrit bir tıp fakültesi müfredatı belirledik. Yeri geldiğinde hoca öğrencilerine ödev verecek, sonra zamanı geldiğinde hoca ve öğrenciler bir masanın etrafına oturup o konuyu tartışacaklar. Sonra hocalar katkıları verecek. Böylelikle o problem tartışmalı olarak aktif öğrenme ortamında öğrenilmiş olacak. Entegre sistemde solunum, sindirim, dolaşım sistemleri gibi sistemler var. Mesela sindirim sistemi komite usulü anlatılacak. Aynı sistem etrafında tıbbın değişik alanları ele alınacak. Birbirinden farklı anabilim dalları aynı sistem içinde entegre edilecek. Modern çağın öğrenme yöntemi böyle olmalıdır. Artık öğrenciyi sıraya oturtup aklına zorla bilgi sokmaya çalışmak devri bitti” diye konuştu.Öğrenciler her an bilgiye ulaşabilecekÜsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi laboratuvarlarının en yeni sistemlerle donatıldığını, her öğrenciye bir mikroskop düştüğünü ifade eden Prof. Dr. Haydar Sur, “Teknoloji olarak ekranlarımız var. Öğrencilerimize aplikasyon yaptırdık. Dersler öğrenciler tarafından istenirse evde tekrar izlenebiliyor. Stix programı üzerinden irtibata geçme olanakları var. Bunların hepsi rüya gibi şeyler yeter ki öğrenmek istesinler. ‘Ben öğrenmek istedim ama bilgiye ulaşamadım’ mazeretini ortadan kaldırmış oluyoruz” dedi.Tıp fakültesi öğrenci adaylarına ve geleceğin hekimlerine tavsiyede de bulunan Prof. Dr. Haydar Sur, “Bir hekim olarak önce siz kendi vücudunuza iyi bakın, sağlıklı yaşam stillerini birinci sınıftan itibaren öğreteceğiz. Kendi sağlığına sahip çıkmayan, başkasının sağlığına hiç sahip çıkamaz” dedi.Ülkemizin hekim ihtiyacının arttığını belirten Prof. Dr. Haydar Sur, “Nüfusumuz yaşlanıyor ve nüfusumuz artıyor. Yaşlı demek, hekime daha çok ihtiyaç duyacak kişi demektir. İnsan yaşlandıkça baş etmesi çok daha zor hastalıklar geçirmeye başlar. Doğal olarak hekime ihtiyacı artar. İnsanların kalan hayatlarını en iyi şekilde yaşatmak da bizim en önemli görevimiz. Hekimlerin bilgilerini hayatları boyunca taze tutmaları gerekiyor. Biz 21. Yüzyılın hekimlik anlayışını getiriyoruz” şeklinde konuştu. Haber: Şüheda Damgacı

20 TEM 2019

Tercih fuarında Üsküdar Üniversitesine yoğun ilgi!

İstanbul Kongre Merkezinde düzenlenen ve 105 üniversitenin katıldığı üniversite tercih fuarında Üsküdar Üniversitesi standı yine aday öğrenciler ve ailelerin yoğun ilgisiyle karşılaştı. Üsküdar Üniversitesi akademisyenleri, öğrencileri ve uzman tercih danışmanları tercihte bulunacak aday ve velilere her konuda bilgi veriyor.İstanbul Kongre Merkezi Seminer Salonu’ndaki fuara Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan da katıldı. Tarhan ve Arıboğan, aday öğrenci ve velilerle sohbet ederek onların sorularını cevapladı.“Yapacağınız tercih hayatınızın son tercihi değil”Tercih günleri kapsamında, Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan aday öğrencilere bir de konferans verdi. “Değişen Dünyada Doğru Tercih ve Yeni Meslekler” başlıklı konferansta Arıboğan katılımcılara ufuk açıcı söylemlerde bulundu.Adaylara, hayatınızın önemli bir dönemindesiniz hatırlatmasını yapan Arıboğan, tercihin hayatın son tercihi olmadığını, bunun için stresten uzak durulması gerektiğini söyledi.  “Meslekler yeni uygarlık düzlemine ayak uydurmak zorunda” Değişen dünyada yeni bir uygarlık düzlemi oluştuğunu ifade eden Arıboğan, “Yeni uygarlık düzlemi alışılagelmiş meslekleri tahrip ediyor. Meslekler yeni uygarlık düzlemine ayak uydurmak zorunda. Yapay zekâ bilmeyen doktor, avukat olmamalı. Geleceğin mesleklerine bu düzlemde yön verilmeli” şeklinde konuştu.“Herkes doktor olabilir, ama herkes iyi doktor olamaz”Gençleri yetenekleri doğrultusunda mesleklere yöneltmenin önemini vurgulayan Arıboğan, “Bütün gençler kendi yetenekleri doğrultusunda bir mesleğe yönlendirilmeli. Herkes doktor olabilir, ama herkes iyi doktor olamaz. Bir mesleği severek yapmak, o meslekte ilerlemeyi beraberinde getirir” ifadelerini kullandı.“Doğru seçimlerle yolunuzu kısaltabilirsiniz” Prof. Dr. Arıboğan, sözlerinin devamında “Öğrenciler kendi yeteneğiyle uyumlu meslekler yapsın. İstedikleri alanlara yönelsin. Gitar çalmayı seven gitar çalsın, mühendis olmasın. Dikiş dikmeyi seven dikiş alanında uzmanlaşsın. Yeteneğiniz yoksa bir alanda belirli bir yere kadar gidebilirsiniz. Ama yapacağınız doğru seçimlerle yolunuzu kısaltabilirsiniz” diyerek öğrencilere ilgi alanlarına yönelme konusunda tavsiyeler verdi.Program Arıboğan’ın öğrencilerin sorularını cevaplamasının ardından sona erdi.21 Temmuz tarihine kadar sürecek olan fuar 10:00-18:00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek.

16 TEM 2019

Tarhan: "Egosu yüksek kişi daha fazla öfkeleniyor!"

Hayatın her alanında karşılaşılan öfke kontrolsüzlüğü sorunu, toplumsal yaşamı etkiliyor. Gelişmiş ülkelerde suç işleyenlere empati eğitimi verildiğini belirten Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, öfke kontrolü için empati eğitimi verilmesi gerektiğine dikkat çekti. Öfke kontrolsüzlüğünün altında başka sorunların da olabileceğini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, uzmana danışılması gerektiğini söyledi.Üsküdar Üniversitesi Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, geçtiğimiz hafta Türkiye gündemine oturan olayla gündeme gelen ve benzerlerine ülkemizde sık rastlanan trafikte öfke kontrolüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Yüksek egoda öfke kontrol sorunu yaşanıyorTrafikte öfke kontrolüne ilişkin her gün pek çok örnekle karşılaşıldığını belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, egosu yüksek kişilerde öfke kontrol sorununun daha çok ortaya çıktığını söyledi. Egosu yüksek olan kişilerin engellenme eşiği düşük kişiler olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Egosu yüksek olan kişide hak duygusu kendine yöneliktir ve kendi hakkının engellediğini düşünürler. Böyle durumlarda empati yapamazlar. Egosu yüksek kişiler, empati yapamadığı için genellikle narsistik kişiliklerdir” dedi.Öfkeli davranış, toplumda kabul görüyorsa dikkat!Öfke kontrolü sağlanamamasında psikolojik ve kültürel faktörlerin etkili olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Egosu yüksek kişiler kendilerine fazlasıyla güvenirler, ‘Bana kimse bir şey yapamaz’ tarzında bir duyguya sahiptirler. Öfkelerini ifade etmekten rahatsızlık duymazlar. Psikolojik faktörler burada önemli.  Kişinin yapısı, kişisel özellikleri ve kendisini, bu konuda eğitmemiş olması en önemli etkenlerdendir. Kültürel faktörler de önemlidir. Öfke ve öfke kontrol sorunu, onaylayan kültürlerde daha çok yaygınlaşıyor. Öfke kontrol sorunu yaşayan kişi, toplum tarafından onaylanıyorsa, kişinin yaptığı davranış ‘Aferin aslansın, iyi yapmışsın’ gibi onay veren tarzda bir kabul görüyorsa bu davranış devam eder” diye konuştu.“Öfke bir iletişim şekli olarak görülmemeli”Öfkeli davranışın toplum tarafından onaylanmasının çocukluk döneminde başladığına dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bu durum özellikle çocukluk döneminde başlıyor. Çocukluk döneminde kişinin öfkeli davranışları onaylanıyor ise birey öfkeyi bir iletişim şekli olarak kabul ediyor. Öfkeyi bir otorite aracı olarak ve bir güç ifadesi olarak kullanmaya başlıyor. Öfke ve şiddeti ikna yöntemi olarak kullanan kültürlerde bu olur. İlkel ve vahşi kültürler hiddeti besler. Oysa gelişmiş kültürlerde öfke ifadesi yerine ikna etme yöntemi kullanılmaya ve öfkenin yatıştırılmasına çalışılır. Geçenlerde yine trafikte böyle bir olaya rastladık. İki araba çarpıştı. Araç sürücülerinden biri aracından öfkeyle çıktı, diğer sürücünün üzerine gidecekti ki diğer otomobilin sürücüsü hemen elini uzattı ve ‘Geçmiş olsun kardeşim’ dedi. Bir anda karşı tarafın öfkesi geçti” diye konuştu.“Öfke, hak arama yöntemi olarak kullanılmamalı”Trafikteki öfke sorununda engellenme eşiği olmasının önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, toplumumuzda kültürel olarak zaman zaman öfkenin sorun çözme ve hak arama yöntemi olarak kullanıldığını belirterek şunları söyledi:“Bizim kültürümüzde maalesef sorun çözme yöntemi olarak, öfkeyi hak arama yöntemi olarak kullanmayı onaylayan özelliklerimiz var. Öfke ve şiddeti, hak arama ve sorun çözme yöntemi olarak kullanan ve bu anlayışı onaylayan kişiler daha kolay öfkeleniyor. Burada toplumun rol model olarak kabul ettiği kişiler, yöneticilerin olumsuz örnek teşkil etmemesi gerekiyor. Mesela anne ve babada öfke modeli varsa çocukta öfke ortaya çıkıyor. Öfke modeli olan büyükler varsa o kişilerin çocuklarında öfke vardır.”Şiddetin üç türü varŞiddet üzerine yapılan çalışmalarda üç örnek inceleniyor. Birincisi canlı şiddet. İkincisi televizyonlarda gösterilen, çizgi filmlerdeki çocuklara öğretilen ya da dizilerdeki şiddet. Üçüncü şiddet türü ise akran şiddeti. Bunlar incelendiği zaman kişide en etkili olan şiddetin canlı şiddet olduğu anlaşılıyor. Eğer ailede birinci derecede yakınların arasında yani çocuğun yetiştiği ortamda şiddet varsa, çocuk şiddeti hak arama yöntemi, sorun çözme ve hâkimiyet kurma yöntemi olarak kullanıyor” dedi.Şiddeti onaylayan kültürler, şiddeti artırıyorŞiddet olayından sonra kişinin pişmanlık duyup duymamasının önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Pişmanlık duyuyorsa ve bu davranışı bir anlık öfkeyle yaptıysa kişinin öfke konusunda eğitim alma ve bu eğitimden kazanımlar elde etme ihtimali daha yüksek. Bu tarzdaki şiddet olaylarında muhakkak sosyal çalışma da yapmak gerekiyor. Şiddeti onaylayan ve öfkeyi onaylayan kültürler şiddeti arttırıyor” dedi.Öfkenin altında başka bir neden yatabilirÖfke kontrolü konusunda sorun yaşayan kişilerin mutlaka uzmana başvurması gerektiğini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, altında başka psikiyatrik sorunların yatabileceğini söyledi. Prof. Dr. Tarhan, “Öfke bozukluğu yaşayan bir öğretmen hanımın sorununun arkasında örtülü depresyon vardı. Yapılan kontrollerde serotonin azaldığı ve buna bağlı öfke kontrolü sorunu yaşadığını tespit ettik. İlaçları verdik, üç hafta sonra geldiğinde, ‘Öfkem öyle bir geçti ki; öğrenciler sıraların üzerinde dolaşıyor yine de kızamıyorum’ demişti. Bazen öfkenin hastalık boyutu da oluyor; bu durumda uzmanlara yönlendirmek gerekebiliyor” dedi.  Empati eğitimi şart!Öfke kontrolünün sağlanmasında yasaların tek başına yeterli olmadığını, saygı, edep ve empati gibi kavramların ve toplumsal değerlerin daha ilkokuldan başlayarak öğretilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, şunları söyledi:“Kendi kültürümüzü öğreten bir ders olmalı ve bu seçmeli değil, temel ders olmalı. Değer içerikli eğitim verilmesi gerekiyor. Öfke kontrolü de bunlardan birisi olmalı. Etik değerleri, anne, baba ve okul birlikte öğretecek. İyi bir mühendis yetiştirmeden önce iyi bir insan yetiştirmemiz lazım. İyi olan bir insan empati duygusu olan bir insandır. Öfke, empati eksikliğinden kaynaklanıyor. Gelişmiş ülkelerde suç işleyenlere empati eğitimi veriliyor. ‘Bu yaptığın şeyi bir annene ya da ablana birisi yapsa ne hissederdin?’ diye soruluyor ve empati öğretiliyor. Topluma empati eğitimi gerekiyor. Bütün kötülüklerin kapısını empati yoksunluğu açıyor. Etik değerlerin eğitimi küçük yaşta başlarsa öfke kontrolsüzlüğünün de azalacağını düşünüyorum.”

06 TEM 2019

Üsküdar Üniversitesi’nin Mezuniyet Coşkusu

Üsküdar Üniversitesi’nin 2018-2019 Akademik Yılı Mezuniyet Töreni’nde ön lisans, lisans ve yüksek lisans programlarından mezun olan 5 bin 943 öğrenci görkemli bir törenle diplomalarını aldı. Genç mezunlara tavsiyelerde bulunan Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Öğrencilerimizin hem başarılı hem mutlu bireyler olmalarının yanı sıra yaşadığı toplum için ve insanlık için hayalleri olan gençler olmalarını istiyoruz” dedi. Çocuk Gelişimi mezunları, “çocuk gelinler” sorununa dikkat çekerken; bilgisayar mühendisliği bölümünden mezun olan Gazzeli Hasan Wasfi Salman Dader, törene katılamayan ailesi ve yakınlarının Gazze’den gelen video mesaj ile duygulu anlar yaşadı.İstanbul Ataşehir’deki Ülker Spor ve Etkinlik Salonu’nda gerçekleştirilen törende Üsküdar Üniversitesi’nin ön lisans, lisans ve yüksek lisans programlarından mezun olan 5 bin 943 öğrenci törenle diplomalarını aldı.Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, mezuniyet konuşmasında ilk mezunlarını 2014 yılında verdiklerini ve o zaman 230 olan mezunların her yıl katlanarak arttığını, bu yıl 5 bin 943 öğrenciyi mezun etmenin gururunu yaşadıklarını söyledi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Öğrenci odaklı üniversiteyiz”Öğrencilerinin sadece başarılı olmaları için değil, iyi insan olmaları için de çalıştıklarını belirten Tarhan, kaliteyi yüksek tutmaya ve öğrenci odaklı olmaya çalıştıklarını belirterek “Öğrenci odaklı olmak gibi bir kalite standardımız var. Bunu önemsiyoruz çünkü kalitenin olmadığı yerde verimli üretim olmuyor. Üniversite olarak kalite çıtasını daha da yükseltmeyi hedefliyoruz” dedi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Kendinizi değiştirmeden dünyayı değiştiremezsiniz”“Üniversiteye gelirken kıvılcımdınız, şimdi alev oldunuz” diyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Alev ne yapar? Etrafını aydınlatmaya ve ısıtmaya başlar ama aydınlatmadan önce kendisinin yanması lazım. Kendinizi değiştirmeden dünyayı değiştiremezsiniz. Eğer bir şeyler yapacaksanız ilk başarınızı, zaferinizi kendinize karşı kazanmanız önemli. Dünyayı düzeltmeye kendinizden başlamanız önemli genç arkadaşlarım” dedi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Yardımlaşma esastır, mücadele istisnadır”Hayat mücadeledir sözünün günümüzde yanlış anlaşılan bir söz haline geldiğini belirten Tarhan, “Hayat mücadeledir sözünde rekabet var. Oysa hayatta yardımlaşma esastır, mücadele istisnadır. İnsan ilişkilerinde de güven esastır, kuşku istisnadır. Kuşkuyu güvensizliği teşvik eden sözler nedeniyle ilişki sermayesini kaybetmeyin” dedi. Tarhan, gelecek kaygısının en büyük sebebinin mutsuzluk, yalnızlık ve amaçsızlık olduğunu söyledi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan’dan tavsiyeler 21. Yüzyılın becerilerinin yenilikçilik, girişimcilik ve en önemlisi de takım çalışması olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, öğrencilerine ego ideallerinin olmasını, gelecekle ilgili plan yapmalarını, bir yabancı dil öğrenmelerini, teknoloji bağımlısı değil ama teknolojiye hâkim olmalarını tavsiye etti. Prof. Dr. Tarhan, “İnsanı iyi niyetli olmak hatadan korumaz, vatansever olmak korumaz, dindar olmak korumaz, insanı koruyan şey hesap verebilirliktir. Muhakkak hesap verme duygunuzu kaybetmemeniz gerekiyor” dedi. Tarhan, “Öğrencilerimizin hem başarılı hem mutlu bireyler olmalarının yanı sıra yaşadığı toplum için ve insanlık için hayalleri olan gençler olmalarını istiyoruz” dedi.Dereceye girenlere ödül verdiİşaret dili eğitmeni Ahmet Kerem Erkan da işaret dili ile Prof. Dr. Nevzat Tarhan’a eşlik etti. Törende ilk üç dereceye giren öğrencilere ödülleri takdim edildi. Dereceye giren öğrencilerin yanı sıra törende Uluslararası Öğrenci Temsilcisi Firomsa David Osman ve Mezunlar Derneği Başkanı Tayfun Gözler birer konuşma yaptı. Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Üsküdar Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Furkan Tarhan ve İDER Vakfı Mütevelli Heyet Üyesi Fırat Tarhan, aralarında birincilerin de bulunduğu mezun öğrencilere diplomalarını verdi. Rektör Yardımcıları, Fakülte Dekanları, SHMYO Müdürü ile diğer akademik kadro da mezunlara diplomalarını takdim etti.Törende üniversiteler arası spor müsabakalarında Üsküdar Üniversitesini başarıya taşıyan futbol, futsal ve basketbol sporcuları da ödüllendirildi.Kızlarına diplomalarını takdim ettiler Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı ve Ak Parti 22, 23 ve 24. Dönem İstanbul Milletvekili Halide İncekara, psikoloji bölümünden mezun olan kızı Ülkü İncekara’ya; Üsküdar Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Hasan Çiçek de İngilizce Psikoloji bölümünden mezun olan kızına diplomasını takdim etti. Törende Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muhammet Güzel Kurtoğlu,  Moleküler Biyoloji ve Genetik İngilizce bölümünden mezun olan kızı Fatma Hacer Kurtoğlu’na diplomasını verdi. Anne-kız birlikte mezun oldu Heyecanlı, coşkulu ve zaman zaman da duygulu anların yaşandığı törende Psikoloji bölümünden mezun olan anne-kız birlikte diploma almanın sevincini yaşadı. Filiz Yılmaz ve kızı Zeynep Yılmaz, törende ilgi odağı oldu.Gazze’den gelen mesajla gözleri doldu Törende bilgisayar mühendisliği bölümünden mezun olan Gazzeli Hasan Wasfi Salman Dader, törene katılamayan ailesi ve yakınlarının Gazze’den gelen video mesaj ile duygulu anlar yaşadı. Dader, kendisiyle gurur duyduğunu belirten ailesinin sözleri nedeniyle hüzünlendi.“Çocuk gelinlere” dikkat çekildi Birbirinden renkli pankartların açıldığı törenin en ilginç ve dikkat çeken mesajını Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi mezunları verdi. “Dünyada her 7 dakikada bir çocuk ‘gelin’ oluyor/Dünyada her 7 dakikada bir çocuk umutlarına küsüyor/Dünyada her 7 dakikada bir yarının ışıklarından biri daha sönüyor” yazılı pankart dakikalarca alkışlandı.Keplerini attılarMezuniyet töreni flama teslim töreni ve mezuniyet andının okunması ile sona erdi. Oldukça coşkulu geçen tören, yeni mezunların kep atmaları ile son buldu. Mezuniyet töreni ÜÜ TV’den ve Üsküdar Üniversitesi Facebook hesabından canlı olarak yayınlandı.

01 TEM 2019

Prof. Dr. Nevzat Tarhan’dan tıp öğrencilerine önemli tavsiyeler

Konya Selçuk Üniversitesi ve Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencileri Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan ile bir araya geldi. Tarhan, hekim adaylarına deneyimlerinden yola çıkarak önemli tavsiyelerde bulundu.Merkez Yerleşke Kuleli Salonda gerçekleşen ziyarette Tarhan, öğrencilere hekimlik, iyi insan olma ve meslek hayatına dair önemli paylaşımlarda bulundu.“Talep ederseniz öğrenirsiniz”Prof. Dr. Nevzat Tarhan, konuşmasının başında öğrenmenin yaşı olmadığının altını çizerek; “Talep ederseniz öğrenirsiniz, öğrenci talep ederse öğrenir ve öğrenince başarılı olur” ifadelerini kullandı.“Hekimliği teorilerden çok vakalar öğretir”Kendi öğrencilik ve hekimlik zamanlarından örnekler vererek konuşmasını sürdüren Tarhan, “Hekimlikte akılda kalan şeyler teoriler değil, vakalardır. Karşınıza çıkan vakalar sizin meslek hayatınızda çok önemli. Ben pratisyen hekimken teori olarak okuduğum şeyler değil, vaka olarak karşıma çıkan bilgiler daha çok aklımda kalırdı” şeklinde konuştu.“İyi insan olmadan iyi hekim olamazsınız” Tarhan, tıp fakültesi öğrencileri ve geleceğin hekimlerine tavsiye niteliğinde ise şu sözleri söyledi: “İyi insan olmadan iyi hekim olamazsınız. İyi bir hekim olmak için insanlara yardım etmekten zevk almak gerekiyor. İnsanlık tarihinde etik değerlerle uyuşan ilk meslek hekimliktir.”“Hekimin hatasını toprak örter” Konuşmasının devamında hekimlik mesleğinin hata götürmez bir meslek olduğunu vurgulayan Tarhan, “Aşçının hatasını maydanoz, terzinin hatasını ütü, hekimin hatasını ise toprak örter” sözünü örnek gösterdi.Tıp alanındaki son gelişmelere ilişkin de önemli bilgiler veren Tarhan hekimler olarak yeni tedavi yöntemlerine açık olmak gerektiğini vurguladı.Konuşmasının sonunda Prof. Dr. Tarhan, öğrencilerden gelen soruları da cevapladı.Toplu fotoğraf çekiminin ardından program sona erdi.

10 MAY 2019

Prof. Dr. Tayfun Uzbay Adana ve Hatay’da konferans verdi

Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı ve Tıp Fakültesi Tıbbı Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay Adana ve Hatay’da konferanslara katıldı.Prof. Dr. Tayfun Uzbay ilk olarak Adana Eczacı Odasının düzenlediği “Hazdan Bağımlılığa” konferansına konuşmacı olarak katıldı.Uzbay, konferansın ardından okurları için kitaplarını da imzaladı.Uzbay’ın bir sonraki durağı ise Hatay Eczacı Odası oldu. Uzbay, “Cehalet Bilimi” başlıklı bir konuşma gerçekleştirdi.Her iki konferansta da katılımcılar Uzbay’a yoğun ilgi gösterdi.

06 MAY 2019

Prof. Dr. Tayfun Uzbay Sivas ve Aksaray’da konferans verdi

Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı ve Tıp Fakültesi Tıbbı Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay, Sivas ve Aksaray’da konferanslara katıldı.Prof. Dr. Tayfun Uzbay Sivas da ilk olarak Cumhuriyet Üniversitesi Eczacılık Fakültesi öğrencileri ile buluştu.Uzbay öğrencilere Nobel’i düşünmek, icat çıkarmak konulu konuşma yaptı.Uzbay daha sonra Sivas Eczacılar Odasında düzenlenen konferansa katıldı. Uzbay burada “Çocuklarda psikiyatrik ilaçların akılcı kullanımı” konulu konferans verdi.Sivas’ta konferanslarını tamamlayan Prof. Dr. Tayfun Uzbay daha sonra Aksaray’da Aksaray Eczacı Odasının halka açık düzenlediği “Cehalet Bilimi” konferansına konuşmacı olarak katıldı.Uzbay’a Aksaraylıların da ilgisi yoğun oldu.

24 NİS 2019

Prof. Dr. Tayfun Uzbay 5. PDR günlerine katıldı

Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı, Tıp Fakültesi Dâhili Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay, Küçükçekmece Rehberlik Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen 5. PDR günlerine konuk oldu.Prof. Dr. Tayfun Uzbay, program kapsamında rehber öğretmenlere “Hazdan Bağımlılığa” başlığında konferans verdi.Uzbay, rehber öğretmenlere tüm yönleri ile bağımlılığı anlattı.Konferansa 300 rehber öğretmen katılım sağladı.

22 NİS 2019

Üsküdar Tıp Fakültesinin denetlemesi gerçekleştirildi

Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesine 2019-2020 eğitim - öğretim yılında öğrenci alınmasına ilişkin yapılan hazırlıkların yerinde gözlem ve değerlendirilmesine ilişkin YÖK Komisyonu Tıp Fakültesini ziyaret etti.Ziyaret kapsamında fakülte eğitim – öğretim programı,  akademik ve idari kadrosu, kütüphane, derslik, laboratuvarlar ve sosyal yaşam alanları gezildi.Komisyonu Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın başkanlığında üniversitenin bütün üst yöneticileri ve tıp fakültesinin akademik ve idari tüm personeli ağırladı.Komisyon ziyaret sırasında yapıcı ve destekleyici önerilerde bulundu.

16 NİS 2019

Mental Doping Yakında Bir Halk Sağlığı Problemi Haline Gelebilir!

Mental doping ile ilgili sorun giderek büyüyor ve dikkate alınması gerekiyor. Prof. Dr. Uzbay, “Yakın bir gelecekte mental aktiviteyi artırma yollarının etik ve halk sağlığı boyutuyla ele alınabileceğini ve bazı kısıtlamaların söz konusu olabileceğini düşünebiliriz” diyor.Bazı sporcuların sık sık kullandığı ancak etik açıdan hiç de uygun olmayan doping, sağlığımız için de pek çok risk oluşturuyor.Beyni etkileyen bu ilaçların giderek daha fazla ve kontrolsüz kullanımı “mental doping” meselesini de ortaya çıkardı. Mental dopingi, “Beyin, zihin, düşünce veya zekâ kapasitesini, mevcudun daha üzerine çıkarmak amacıyla kullanılan güçlendirici, uyarıcı veya destekleyici ilaç, kimyasal ya da takviye ürünler ya da beynin çeşitli fizyolojik süreçlerine dışarıdan müdahaleler.” olarak tanımlayan Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöropsikofarmakoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tayfun Uzbay DOZ’ a yaptığı açıklamada,“Amaç beynin idrak, konuşma, hafıza, problem çözme, dikkat, hesap ve görsel-işitsel algı vb. bilişsel işlevlerini artırmak ve mental aktivite gerektiren durumlarda başkalarına ya da diğer yarışanlara avantaj sağlamaktır. Giderek yaşlanan nüfusun Alzheimer korkusu, insanların kalabalıklar içinde zekâları ile ön plana çıkma arzusu, endüstrileşme ve bireyselleşmenin getirdiği yalnızlığa bağlı mutsuzluk, pratik bir şekilde mutlak mutlu olma arzusu, çocuklara iyi bir eğitim alıp iyi bir mesleğe sahip olmalarının getirdiği zorunluluğun yarattığı baskı, giderek artan bir şekilde zekâyı, beynin kavrama yeteneğini ve hafızayı güçlendirici pratik yollara yönelimi de artıyor. Beyni güçlendirmenin en kolay yolu ise mucize ilaçlar, gıda takviyeleri veya kanıta dayalı tıbbın dışında kalan çeşitli yollar olarak görülmeye başlıyor” ifadelerini kullandı.“Serotonini artıran ilaçlar en kestirme yol olarak gösteriliyor”Aldous Huxley’in 20. yüzyılın ilk yarısında Cesur Yeni Dünya isimli kitabında bahsettiği mucizevi mutluluk kaynağı “soma” isimli ilacın belki de günümüzde hala ilaçla mental aktivitesini, yaratıcılığını ve mutluluğunu artırmaya çalışanlara ilham vermeye devam ettiğini ifade eden Prof. Dr. Uzbay, “Doksanlı yılların sonlarına doğru ortaya çıkan yeni nesil antidepresanların prototip ilacı fluoksetin etken maddeli ilaç, ihtiyaç duyan gerçek depresyon hastalarının ötesinde yaygın bir kullanım alanı buldu. Serotonin ‘mutluluk hormonu’ ilan edilirken, bunu artıran ilaçlar mutluluğun en kestirme yolu olarak görülüyor” dedi.“IQ’yu artırdığını vadeden ilaçlar zaman kaybıdır”Mental doping yapanların başka bir beklentisinin ise daha zeki olmak olduğunu ifade eden Uzbay, “IQ’nuzu ve buna benzer parametreleri artıracağı vaadi ile sunulan ilaç veya yöntemler de aslında zaman kaybından başka bir şey değildir.” dedi. Bağımlılık veya başka nedenlerle sürekli kullanımının getireceği ilave sağlık sorunlarının da pek çok kişi tarafından farkına varılmadığını sözlerine ekleyen Uzbay, “Ancak sorun giderek büyüyor ve dikkate alınmayı hak ediyor. Yakın bir gelecekte mental aktiviteyi artırma yollarının etik ve halk sağlığı boyutuyla ele alınabileceğini ve bazı kısıtlamaların söz konusu olabileceğini düşünebiliriz.” ifadelerini kullandı.“Psikiyatrik ilaç kullanımında en büyük artış çocuk ve ergenlerde”Mental dopingin önemli alanlarından birinin de 21. Yüzyılın başlarında tanı ölçütlerinin genişletilmesiyle dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) olarak yeniden tarif edilen hastalığın tedavisinde kullanılan metilfenidat ve benzeri stimülan ilaçların kontrolsüz kullanımı oluşturduğunu sözlerine ekleyen Uzbay, şunları kaydetti:“Bugün gelinen noktada kimsenin hiperaktif olmasına gerek yok. Metilfenidat ve benzeri amfetaminler, DEHB olmayan sağlıklı kişilerin de konsantrasyonunu artırdığından, konuları çabuk kavramak, sınavlara kolay hazırlanmak ve sınavlarda konsantrasyonu artırarak daha başarılı sonuçlar elde etmek için çoğunluğunu sağlık bilimleri alanından olan öğrenciler tarafından da talep ediliyor ve kullanılıyor.Ayrıca bu ilaçları kullanan çocuk ve ergenlerin okullarda diğer arkadaşlarına da verdiğine ilişkin ciddi raporlar söz konusu. İngiltere’den farmakoloji ve psikiyatri profesörü Joanna Moncrieff, dilimize de çevrilen ‘İlaçla Tedavi Efsanesi’ isimli kitabında psikiyatrik ilaç kullanımında en büyük artışın çocuk ve ergenlerde olduğunu ve bunun nedeninin özellikle tanı ölçütleri sürekli genişletilen hastalıklar olduğunu ifade ediyor. Moncrieff kitabında endüstri ve medyanın gereksiz ve riskli kullanımı teşvik eden tutumunu da şiddetle eleştiriyor.”Plasebo etkiden yararlanıyorlar!Mental doping sağlamak amacı ile eczane dışında da satılan ginseng, ginko bloba ve benzeri bitki özlerini tek başına veya bazı vitamin ve minerallerle kombine şekilde içeren gıda takviyelerinin de kullanıldığı bilgisini veren Uzbay, “Ancak bunları kullanmak bilemediğimiz ve öngöremediğimiz şekilde pek çok enzim ve hücre sistemi üzerinde istenenlerin yanı sıra istenmeyen bazı etkilere de neden olabilir. Kaldı ki bunların hiçbirinin ne Alzheimer’i önleyici ne de tedavi edici etkisi vardır. Yani bunları hafıza güçlendirmek veya beynin kavrayış yeteneğini artırmak için kullananlar gereksiz yere para harcıyorlar. Bunları aldıktan sonra kendilerini daha iyi hissedenler ise aslında ‘plasebo’ etkiden yararlanıyor.” açıklamasında bulundu. Kafein çocukların zihnini açar mı?Kahvenin aşırı miktarda tüketilmesi nedeni ile yaşanabilecek sıkıntılara de değinen Uzbay, “Bazı sportif yarışmalarda doping kabul edilen, bağımlılık yapma potansiyeli olan ve belli bir doz aralığından itibaren ‘kafeinizm’ denen ciddi yan etkilere yol açan kafein çocuklarından okul ve sınav başarısı bekleyen aileler tarafından önemli ölçüde kabul gördü. Bunu verdiğim konferanslarda, zihni açılsın diye çocuklarının kahve ve kafeinli enerji içeceklerini sınırsızca kullanmasına göz yuman ailelerin itirazlarından biliyorum. Bazılarını ikna etmek de oldukça güç. Çünkü medyatik akademisyenlere inanıyorlar.” dedi.Mental dopingin yer edindiği diğer bir alanın ise yaratıcılık gerektiren durumlarda, kısa sürede bir eser yaratmak isteyen ya da şöhret basamaklarını hızla tırmanmak isteyenler için sihirli ilaç ve karışımlarla zihinsel performansın artırılması için cazip bir seçenek olarak sunulduğunu ifade eden Uzbay, “Bazı önemli yazarların, şairlerin, ressamların ve müzisyenlerin bağımlılık yapan maddelerin etkisi altında önemli eserlerini ürettiği söylencesi yaygındır. Bu kısmen doğrudur. Bağımlılık yapan maddeler beyninizi ve düşünce süreçlerinizi doğrudan etkiler. Ancak beynin performansını artırmazlar. Tersine daraltırlar. Halüsinojen nitelikli madde kullanımı beynin dinamik faaliyetlerini azaltıp, kronik kullanımda ise şizofreni benzeri etkiler ortaya çıkarabiliyor. Bunların etkisi altında düşünme süreçlerinde ortaya çıkan değişikler aslında hastalanan beynin yansımaları.” dedi.“Daha sabırla çalışarak daha çok şey üretebiliriz”Bazı maddeler, başlangıçta konsantrasyonu artırıp yaratıcılığı artırıyormuş gibi etkiler sağlasa da, sürekli kullanım ve ortaya çıkan bağımlılık sonrası; kişilerin normal hayatlarını da sürdüremeyerek hastalandığını belirten Uzbay, “Belki de daha sabırla çalışarak daha çok şey üretebilecekken ya hayattan ya da yaratıcılık alanından çekiliyorlar. Öte yandan madde kullanmaksızın eser üreten birçok insan söz konusu. Yaratıcılık aynı zamanda eğitim, yetenek, uygun çevre ve doğru zaman gibi pek çok başka faktörden etkilenir.” ifadelerini kullandı.Kaynak: Doz DergisiSayı: 24 / 2019

04 NİS 2019

Damarlarımız kadar yaşlıyız!

Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesinin düzenlediği “Kalp hastası olmadan nasıl yaşamalıyız” etkinliğine Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Akman ve Varol Akademi kurucusu Koray Varol konuk oldu.Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans salonunda gerçekleşen etkinlikte, kalp sağlığını korumak için neler yapılmalı konularına ilişkin önemli bilgiler verildi.Fazla kilo, zararlı maddeler kalbin düşmanıBir insanın yaşına göre daha genç görünmesinin en iyi göstergesinin damar yaşı olduğunu dile getiren Prof. Dr. Mehmet Akman, “Ne kadar yaşlıyım sorusunun cevabını ise damarlarınız kadar yaşlısınız” dedi.Damarlarımızın çok erken yaşlandırabileceğini, damarlarımızda da zaman içerisinde tıkanmaların olabileceğini söyleyen Akman, damar çeperinde kolesterol depolayan hücrelerin birikmesi damar sertleşmesine sebep olduğunu kaydetti. Akman, damarların elastik yapısının sertleşmesi ile kan basıncına yanıt vermeyeceğini de dile getirdi.Damarların tıkanması ve yeterince kanın kalbimize gitmemesi durumunda kalp krizi geçirebileceğimizi vurgulayan Akman, ölüm oranlarının kadınlarda yüzde 55, erkeklerde ise yüzde 45 kalp damar hastalıklarından dolayı olduğunu dile getirdi. Akman, fazla kilonun, zararlı maddelerin ve genlerin kalp hastalıklarına sebep olduğunu dile getirdi.“Haftada 3 gün yürüyüş yapmalıyız”Sporun ve beslenmenin hayatımızda önemli bir faktör olduğunu vurgulayan Akman “Tempolu yürüyüşte hafif, kalp hızımı duyacağım kadar hızlı ama yanımdaki ile konuşabileceğim kadar da yavaş yürümeliyiz” dedi. Akman, haftada 3 gün yürüyüş yapmamızın yararlı olabileceğini söyledi.Korbonhidratlar bizim için en önemli enerji kaynağı olduğunu dile getiren Akman,  karbonhidratların mümkün olabileceği kadar arınmış olması gerektiğini de kaydetti.“Hepimizin kendi içinde bir yetenekleri var”Varol Akademi kurucusu Koray Varol da “Hepimizin kendi içinde  yetenekleri var. İçe dönüklük bir yetenek dışa dönüklükte bir yetenektir” dedi. Kendi yeteneklerinizi keşfetmeye çalışmanız yaşamınızdan daha çok tatmin almanıza neden olabileceğini belirten Varol, “Kendi yetenekleriniz doğrultusunda bir iş bulursanız ve ona yönelik olarak bir yaşam planlaması yaparsanız çok ciddi anlamda yaşam tatmini alırsınız” ifadelerini kullandı.Varol, yaşam tatmini aldığımız yerlerde kendimizi daha değerli daha huzurlu hissettiğimizi bunun da kalbimize çok ciddi anlamda bir faydasının olduğunu dile getirdi.Program katılımcılara plaket taktimi ve toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.

18 MAR 2019

Prof. Dr. Tayfun Uzbay Bursa’da Eczacılar ile bir araya geldi

Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı, Türk Eczacıları Birliği Eczacılık Akademisi Başkanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay, Bursa Eczacı Odasının düzenlediği etkinlikte “Hazdan Bağımlılığa” konulu sunum yaptı.Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı, Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji ABD Başkanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay, Bursa Eczacı Odasında meslektaşları ile bir araya geldi. Uzbay, haz ve bağımlılık konulu eğitim verdi.  Uzbay, meslektaşlarına hazdan bağımlılığa giden yolu anlattı.Katılımın yoğun olduğu eğitimde Uzbay, haz, zaaf, bağımlılık gibi birçok konuda katılımcılara paylaşımda bulundu.

11 MAR 2019

Prof. Dr. Tayfun Uzbay Görünmeyen Beyni anlattı

Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı, Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji ABD ve Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay “5. Farmasötik Gelişim Günleri” etkinliğinde “Görünmeyen Beyin” konulu sunum gerçekleştirdi.Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kültür Kongre Merkezinde düzenlenen etkinliğin açılış konuşmasını Dr. Öğrt. Üyesi Bilge Sözen yaptı.Katılımcıların yoğun ilgi gösterdiği 5. Farmasötik Gelişim Günleri etkinliğine Prof. Dr. Tayfun Uzbay, beyne dair bilinen ve bilinmeyen konuları “Görünmeyen Beyin” başlığı altında ele aldı.

12 ŞUB 2019

Prof. Dr. Haydar Sur Sağlık Turizmi Çalıştayına katıldı

Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur Sağlık Turizmi Çalıştayına katıldı.Prof. Dr. Haydar Sur, İstanbul Esenyurt Fatih Sultan Mehmet Çok Programlı Lisesinde düzenlenen Sağlık Turizmi Çalıştayının açılış konuşmasını gerçekleştirdi.Çalıştaya akademisyenler, doktorlar ve sağlık personeli katıldı.

16 MAR 2018

Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi resmen kuruldu

Davranış Bilimleri ve Sağlık alanında ülkemizin ilk tematik üniversitesi olan Üsküdar Üniversitesinde Tıp Fakültesi resmen kuruldu. Kararın 14 Mart Tıp Bayramı sürecinde Resmi Gazetede yayımlanmasıyla Üsküdar Üniversitesinin fakülte sayısı 5’e çıktı.Davranış Bilimleri ve Sağlık alanında Türkiye’nin ilk tematik üniversitesi olan Üsküdar Üniversitesi, tıp eğitimi de vermeye başlayacak. Üsküdar Üniversitesi Rektörlüğü’ne bağlı olarak Tıp Fakültesi kuruldu.“Bazı Yükseköğretim Kurumlarına Bağlı Olarak Fakülte Kurulması ve Kapatılması Hakkında Karar”, 14 Mart Tıp Bayramı kutlamalarının yapıldığı dönemde Resmi Gazetede yayınlandı.  Tıp Fakültesi’nin açılmasıyla Üsküdar Üniversitesinde fakülte sayısı 5’e çıktı. 3 Mart 2011’de Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan rektörlüğünde İDER (İnsani Değerler) Vakfı altında kurulan Üsküdar Üniversitesi, iletişim, sağlık bilimleri, mühendislik ve doğa bilimleri, insan ve toplum bilimleri alanında multidisipliner uzmanlık anlayışıyla dört fakülte, bir meslek yüksekokulu ve beş enstitüsünde 16 binin üzerinde öğrencisine eğitim veriyor.İletişim, Sağlık Bilimleri, Mühendislik ve Doğa Bilimleri ile İnsan ve Toplum Bilimleri fakültelerinin yanı sıra Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu ile Sosyal Bilimler, Fen Bilimleri, Sağlık Bilimleri, Adli Bilimler ve Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü yer alıyor.Üsküdar Üniversitesi öğrencilerine akademik bir eğitimin yanı sıra sahip olduğu laboratuvarlarda araştırma imkânı veriyor.Öğrenciler, uygulama ortağı olan NPİSTANBUL Beyin Hastanesi ve NP Etiler ve NP Feneryolu Tıp merkezlerinde staj ve uygulama fırsatından yararlanabiliyor.Üsküdar Üniversitesinin birçok ülkeden farklı üniversiteler ile değişim programları bulunuyor.Psikoloji alanında Türkiye’de en fazla ERASMUS anlaşmasına sahip üniversite olan Üsküdar Üniversitesinin, Avrupa’da birçok üniversite ve bölümlerle ERASMUS anlaşması bulunuyor.

Üniversitemizle ilgili “AKLINDA NE VARSA” bize sor!