Haberler

25 KAS 2021

Üsküdar Üniversitesinde Öğretmenler Günü coşkusu yaşandı

Üsküdar Üniversitesi Öğrenci Konseyi Temsilcileri, öğrenci konseyi başkanı Emine Sıla Kanat önderliğinde 24 Kasım Öğretmenler Gününü akademik kadronun tamamına kahve ve lokum dağıtarak kutladı. Üsküdar Üniversitesinin Merkez, Çarşı ve Güney Yerleşkelerinde akademisyenleri karşılayan konsey temsilcileri tüm gün lobi alanlarında, oturma alanlarında ve odalarında akademisyenlerimize kahve ve lokum dağıtarak 24 Kasım Öğretmenler Gününü kutladı.Kendilerine lokum ve kahve hediye eden öğrencilerini gören İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Baver Demircan, İletişim Fakültesi Yeni Medya Ve İletişim Bölüm Başkanı Doç. Dr. Feride Zeynep Güder, İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Doç. Dr. Gül Esra Atalay mutluluklarını gizleyemedi.

25 KAS 2021

Nanoteknoloji ve Tıptaki Yeri etkinliği gerçekleştirildi

“Nanoteknoloji de çevremizdeki canlılardan örnek alınır”Maddelerin nano büyüklükte farkı davranışlar ve olağanüstü davranışlar gösterdiğine dikkat çeken Aker; “ Normal koşullarda ışığı ve elektriği iletmeyen maddeler, nano büyüklükte tam tersi özellikler gösterir. Nano ölçekte işler yapılabileceğinden ilk bahseden bilim insanı 1918 yılında Amerika’da doğan Richard Philip Feynman’dır. Denizdeki yosunlar, düz yüzeylerde tutunarak çoğalırlar, ancak köpek balığının derisindeki nano yüzeyler sayesinde yosunlar tutunamazlar. Deride ki nano yüzeyler aynı zamanda köpek balığının suyu yararak daha hızlı hareketini sağlar. Nanoteknoloji de çevremizdeki canlılardan örnek alınır. Örümcek, ağ ve mukozası günümüz teknolojisinde hala bilinmezliğini korumaktadır. Doğadan alınan bu ilhamla olmaz denilen şeyler birer birer tasarlanıp insan hayatını daha kolay ve daha kusursuz hale getiriyor.” şeklinde konuştu.“Nanotıbbın amacı canlıya yarar sağlar”Nanoteknolojinin en çok kullanıldığı alanlardan birinin tıp olduğunu söyleyen Öğr. Gör. Dilek Aker; “ Hastalıkların teşhisinden tedavisine kadar tüm alanlarda çok yaygın olarak kullanılır. Canlı bir hücre nano ölçekte işlevini sürdüren biyolojik bir sistemdir. Diğer bir bakış açısıyla; hücre, içinde nano büyüklükte parçalar olan doğal bir motor gibidir. Bu doğal motor. Hücre çekirdeğindeki DNA’dan aldığı bilgi doğrultusunda protein üretir. Proteinler birere nanorobot gibi çalışarak hücre sisteminin devamlılığını sağlar. Nanotıbbın amacı da bu sistemin işleyişini canlıya yarar sağlayacak şekilde kontrol altına almaktır. Nanotıp son yıllarda ilaç ve aşıların vücuda daha kolay alınmasını sağlayabilecek taşıyıcıların geliştirilmesin de kullanılıyor. Bu teknoloji kullanılarak elde edilen yeni moleküller sayesinde çok dayanıklı ve hafif suni kemik oluşturulabiliyor. Kemiği oluşturan hidroksiapatit (HA) kristallerinin yeniden yapılandırılmasıyla nano-HA kristaller elde ediliyor.” dedi.“Nanoteknoloji sayesinde hayvanların beynindeki davranışlar takip edilebilir”Öğr. Gör. Dilek Aker; “Yapay DNA, Japon bilim insanları nenoteknoloji yardımıyla 2007 yılında ilk defa yapay DNA oluşturdu. İlk olarak şeker yapısındaki iskeleti oluşturdular. Bu iskeletin üzerine, yine yapay olarak elde edilen 4 farklı bazı yerleştirdiler. Yapay bazlar asetilen bağlarıyla deoksiriboz iskelete birleştirildi. Bu şekilde elde edilen DNA zinciri benzer şekilde oluşturulan diğer bir zincirle birleştirildiğinde, DNA’nın tipik ikili sarmal yapısı oluşturuldu. Nanorobotları, vücuda giren tüm yabancı moleküllere saldıran hücrelerden ve antikorlardan korumak gerekir. Düzgün ve yuvarlak yüzeyleri, küçük hacimleri ve görevlerini çok kısa sürede yapabilme özellikleri nanorobotları hücre saldırılarından büyük ölçüde koruyacaktır. Nanorobotlar sayesinde vücudun istenilen her bölgesine hata her hücresinde gerekli, kimyasal maddelerin gönderilmesi amaçlanmaktadır. Kanser tedavisindeki en büyük kısıtlamalardan biri, ilaçların kanser hücrelerine etki ederken diğer sağlıklı hücrelere zarar vermesidir. Kısaca bu teknoloji sayesinde ilaç tam olarak doğru adrese ulaşmaktadır. Nanoteknoloji sayesinde beyindeki hücreleri takip etmek mümkün olabilmektedir. Hayvanların beyninden elde edilen hücre kültürleri içine yerleştirilen bazı moleküller sayesinde, bu hücrelerin beyindeki davranışı takip edilebilir.” ifadelerine yer verdi.

22 KAS 2021

Renal Replasman Tedavilerine Genel Bakış etkinliği gerçekleştirildi

Böbrek yetmezliği yaşayan bireylerin ihtiyaç duyduğu tedaviler hakkında bilgi veren Öğr. Gör. Meliha Çakmak; “Bu noktada öncelikle böbrek yetmezliği ile ilgili böbreğin görevlerinden bahsetmek gerekir. Böbreklerimiz ne işe yarar? Vücudun sıvı dengesini düzenlenmesinde rol oynar. Asit-baz ve sıvı-elektrolit dengesini sağlar. Vücudun homeostatik dediğimiz iç dengesini korur. Toksik maddelerin ve metobolik atıkların atılmasında görevlidir. Aslında en temel görevi budur. Renin hormonu salgılayarak, su ve sodyum dengesini korur ve kan basıncı düzenlenmesinde etkilidir. Glikoz sentezinde görev yapar. Eritropoetin hormonunun salgılanmasında büyük rol oynar. Bu şekilde vücudumuzun kan dengesini korur. Böbrek yetmezliği görülen hastalarda kansızlık problemi oldukça yüksektir. Bir de bununla beraber böbreklerimiz, D vitaminini aktif hale getirir. Bu bilgiler doğrultusunda; son dönem böbrek hastalığı ve kronik böbrek yetmezliği tanısı alan ve bu saydığımız görevleri yerine getiremeyen böbreklerle yaşayan hastalarımızın mutlaka bir tedaviye ihtiyacı olur. Biz bunlara Renal Replasman Tedavisi diyoruz. Bilinen iki tedavi şekli vardır: Diyaliz ve Böbrek Transplantasyonu. Bu tedavilerin her koşulda birincil amacı; hastaların yaşam sürelerini uzatmak ve bununla beraber hastanın yaşam kalitesini artırmaktır. ” dedi.“Üreme ve Renal Replasman Tedavisi birçok komplikasyonla ilişkilidir; Renal replasman tedavi yöntemlerinin hangi durumlarda uygulanabilir olduğundan bahseden Öğr. Gör. Meliha Çakmak; “Acil olarak böbrekle alakalı dönemde hangi durumlarda Renal Replasman tedavisine ihtiyaç duyulur derseniz; üreme, nöropati, miyopati, ensefalopati, perikardit gibi durumlarda. Böbrek dışı sebeplerle gerçekleşen herhangi bir ağır sepsis durumunda ya da septik şokta sıvı-beslenme idamesinde renal replasman tedavisine ihtiyaç duyulur. Deprem ülkesi olarak bölgemizde de, göçük altında kalan vatandaşlarımızda, Crush (ezilme) Sendromu, görülür. Crush sendromunda da özellikle renal replasman tedavisi çok sıkça tercih edilir ama genelde dediğim gibi, bu durumda üç aya kadar süren akut böbrek yetmezliği bulguları vardır. Bu süreçte vücudun sıvı-elektrolit, asit-baz dengesi düzenlenerek böbrekler eski çalışır haline geri gelir.” şeklinde konuştu.“Ülkemizde en çok hemodiyaliz tercih edilir ve uygulanır”Hastaların diyaliz tedavisi sırasında yaşadığı süreçten bahseden Öğr. Gör. Meliha Çakmak; “Diyaliz yarı geçirgen bir zar aracılığıyla iki solüsyonu karşı karşıya getirmek ve hedef solüsyonlardan istenmeyen maddeleri uzaklaştırmak ya da eksik maddeleri o solüsyona yeniden ekleme işlemidir. Yani amaç, burada kanı bir şekilde en ideal solüsyona benzetmek. Bunun için; hemodiyaliz tadavisi ile hemodiyalizat ve periton diyalizi tedavisi ile peritondiyalizat solüsyonları kullanılır. Hemodiyaliz nedir? Diye bakacak olursak; özel bir membran ve özel bir makine yardımı ile sıvı-solüt içeriğinin tekrar düzenlenmesini amaçlıyoruz. Hemodiyaliz işlemi, toplamda 4 saat sürer. Hekimin direktifine göre, hemodiyaliz tedavi planı, hastanın kan değerlerine göre değişkenlik gösterir. Fakat rutinde Kronik Böbrek Yetmezliği görülen hastalarda, bu işlem 4 saat kadar sürer ve bu durum haftada 3 kez tekrarlanır. Bu tedavi işlemi için, özel damar yolları kullanılır.” dedi.  “Özel diyaliz merkezlerinde cihaz sayıları daha fazla” Hemodiyaliz cihaz sayılarına bakıldığında Türk Nefroloji Derneği 2019 yılın raporuna göre, medikal süreçlerin ve tedavi maliyetlerinin değişmesiyle beraber en fazla diyaliz makinesinin özel diyaliz merkezlerinde bulunduğunu belirten Çakmak, “Bu hastalık eskiden bu kadar çok bilinmiyordu. Şu anda artık iki sokak arasında bir diyaliz merkezi görebiliyoruz. Dolayısıyla Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerde veya üniversite hastanelerine göre özel diyaliz merkezlerinde cihaz sayıları daha fazla.” dedi.

22 KAS 2021

SHMYO Akademik Kurul Toplantısı gerçekleştirildi

Akademisyenlerin proje yapmasının gerekli olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Tarhan, ön lisans öğrencileriyle birlikte çalışmaların yapılıyor olmasının son derece önemli olduğunu vurguladı.SHMYO mevcut kontenjanların ek yerleştirmelerle beraber %90 oranında doluluğa ulaştığına ve geçmiş senelere oranla öğrenci sayılarının birçok programda artış gösterdiğine dikkat çeken Doç. Dr. Mesut Karahan, toplantı sırasında gerçekleştirdiği sunum ile SHMYO öğrenci sayılarına, akademik ve idari yapılanmaya, SHMYO Komisyonlarına, FTS verilerine ve yapılan seminerlerden detaylı olarak bahsetti.İdari ve akademik kadronun yer aldığı toplantıda Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu’nun artıları, eksileri ve gelecek planları hakkında fikir alışverişinde bulunuldu.Program öğretim elemanları dilek ve temennilerini belirtmeleri ile sona erdi.

18 KAS 2021

1 Konu 1 Konuk etkinliğinin 43. oturumu gerçekleştirildi

“Kaynakla ilgili riske maruz kalma iş güvenliğinde önemlidir”‘İSG Eğitimlerindeki Dijital Çözümler’ başlıklı sunumunu gerçekleştiren Yılmaz, 0 yerli tasarlanan Intelligent Dojo sistemiyle ilgili bilgiler verdi. Yılmaz, “Yankı Ekibi tarafından tasarlanan, özel okul, işletme, fabrika, kişi ya da kamu kurumlarına tablet, etkileşimli duvar, VR, OR ve Simülatörlerle dijital ortamda eğitim veren bir sistemdir. Intelligent Dojo, 0 yerli olarak tasarlanmıştır. Bir tarafı yazılımla ilgili bir tarafı da içerik geliştirmeyle ilgilidir.” dedi.Sistemlerine Intelligent Dojo demelerinin sebebini açıklayan Yılmaz; “İnsanoğlu Sümerlerden bu tarafa yazıyı bulduğundan itibaren deneyimini başka nesillere bırakmak istemiş. Tabi ki önce mağaralara şekiller çizmiş, yazıyı bulunca da iş kolaylaşmış ve matbaayla beraber daha da hızlanmıştır. Aslında insanlığın istediği şey budur. Eski zamandan beri bir şeyleri paylaşmak istiyorlar. Bizim de Intelligent Dojo dememizin sebebi Japonların da eğitim merkezlerinin adı Dojo’dur. Bütün otomotiv sektörü de bu Dojo’ya aşikardır. Dojo’daki temel mantık aslında otomotiv sektöründe herhangi bir bölümde çalışan başlamadan önce risklerin farkına varabilmesi için uygulama yapmaları ve pratik geliştirmeleridir. Mesela ben bir kaynak bölümünde çalışacaksam kaynakla ilgili riske maruz kalma iş güvenliğinde önemlidir.” dedi.“Intelligent Dojo, 0 yerli olarak tasarlanmıştır”Intelligent Dojo’nun nasıl bir mantıkla işlediğini anlatan Yılmaz; Yankı Ekibi tarafından tasarlanan, özel okul, işletme, fabrika, kişi ya da kamu kurumlarına tablet, etkileşimli duvar, VR, OR ve simülatörlerle dijital ortamda eğitim veren bir sistemdir. Intelligent Dojo, 0 yerli olarak tasarlanmıştır. Bir tarafı yazılımla ilgili bir tarafı da içerik geliştirmeyle ilgilidir. Biz iş sağlığı ve güvenliği özelinde bunu birleştirdik ve uygulamalarını da arttırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklikle destekliyoruz ya da gerçek simülatörler koyarak destekliyoruz.” şeklinde konuştu.“Uygulama sanal gerçeklikle destekleniyor”İnsanlar sistem sayesinde anlatırken de öğrenebiliyor diyen Yılmaz; ‘‘Bu sistemle çalışanlar, iş güvenliği, iş başı eğitimlerini sanal ve gerçeklikle güvenli ortamlarda deneyimleyerek sertifika alıyor. Uygulama sanal gerçeklikle destekleniyor. Bir yüksekte çalışma uygulaması veya kapalı alan simülasyonu deneyimlenebiliyor. Mesela bir otomotiv fabrikası mevsimlik işçilerle ilgili olan kısımda 3 tane sık yaşanan kaza türü vardı. Onlara dönük bir kaza simülasyonu hazırlandı ve katılımcılar bu işe başlamadan önce simülasyonlar izletildi. O sezon olaylarla ilgili hiçbir kaza yaşanmadı. Sanal gerçeklikte hayalleriniz kadar sarılıyız. Hazır bir içerik dışında da işletmeye özgü risklere göre de içerikler oluşturulabilir.” ifadelerini kullandı.

04 KAS 2021

Covıd- 19 için ek dozlara ihtiyaç var mı?

“Yeni nesil aşılar çok farklı çeşitlerde bulunuyor”Öğr. Görevlisi Öznur Özge Özcan, viral enfeksiyonlara karşı neden bu teknolojiler günümüzde kullanılmaya başlandı? Sorusunun cevabını şu ifadelerle yanıtladı; “Yeni teknolojik aşılar enfeksiyonlardan öte kanser gibi Aids gibi hastalıklara çünkü onların herhangi bir patolojik durumları birden fazla sebebe bağlı olabiliyordu. Mesela kanseri düşünelim, bunu bir viral enfeksiyonda tetikleyebiliyor. Genetik sebepler de olabiliyor aileden gelme gibi nedenler de olabiliyor. İnsanlar biz bu hastalıklardan nasıl kurtulabiliriz diye düşünüyor. Bizim geleneksel dediğimiz virüsü veya bakteriyi veya herhangi bir hastalık yapıcı mikro organizmayı aşı olarak kullanıyorduk. Kanser gibi bu hastalıklarda bunu yapamıyoruz çünkü bunun sebepleri daha farklı, zaman sizin bir teknolojiye ihtiyacınız var. Bu tabiki de profilaktik yani koruyucu olan ilaçlar aşı olarak adlandırdığımız ilaçlardır. Bu mRNA aşısı ilk kanserde çalışılmaya başlandı ve uzun seneler çalışıldı. DSÖ’nün faz çalışmalarını tamamladığı raflarda olan ve bununla ilgili hâlihazırda bulunan mRNA aşıları var daha önceden de biliniyordu. Prof. Dr. Uğur Şahin Almanya’da yaptığı çalışmada mRNA aşısını bileşen aşılardan mRNA aşılarını bizim hayatımıza soktu BioNTech sayesinde hızlı bir çalışma oldu onların çalışması son bir buçuk yılda ülkemizde bu tarz teknolojik aşıların altyapısını kurmaya başladı.” dedi.“Kendilerinin varyasyonlarını üretiyorlar”Covıd-19 virüsünü tüm detaylarıyla ele alan Özcan; “Covid-19 yuvarlak bir virüs ve normal virüsler gibi ayakları yok bu virüsün taçları var şeklini internete yazarak görebilirsiniz bu taç proteinleri aşı üretirken bizim için çok önemli oldu neden? Özellikle akciğerimizi alt üst eden tabi vücudun farklı yerlerine de etki ettiğine dair çalışmalar var. Bizim hücrelerimizin dışında bir katman var bu virüs boynuz proteinleriyle hücrelerimizin üstündeki proteinlere tutunup kendini hücrenin içine giriş yolu buluyor ve kendini çoğaltıyor. Biliyorsunuz ki Erciyes Üniversitesi Virüs Benzeri Partikülleri çalışmaya başladı. Covid-19 DNA bazlı aşı kullanamayız çünkü Covid-19 sadece RNA ya sahip yani kendini çoğaltmak için hücreye ihtiyacı var. Şimdi virüsler nasıl çoğalıyor basit bir şekilde anlatayım. Virüslerin içlerinde uygun materyalleri yok bunun için konakçı bir hücreye ihtiyacı var kendilerini çoğaltmak için bizlerde gelişmiş canlılar olduğumuz için içimize girerek kendilerini çoğaltıyorlar. Kendilerinin varyasyonlarını üretiyorlar.” şeklinde konuştu.“Ek dozlara mutlaka ihtiyaç var”Şu anda bulunan tüm aşıların ek doza ihtiyacı olduğuna dikkat çeken Özcan; “Ek dozlara maalesef ihtiyaç duyuyoruz şu anda bulunan bütün aşılar olsun Erciyes Üniversitesinin ürettiği aşı olsun ek dozlara mutlaka ihtiyaç var. Bilim insanları bunu nasıl tek doza düşürürüz. Enjeksiyon dışında nasıl yapılabilir bu teknoloji üzerinde çalışılıyor. Madem daha iyisi çıkacak niye bugün bu aşıyı oluyorum diye düşünmeyin. Şu anda elimizde bu var savaşabileceğimiz yarın onu yenebilecek bir silah bulabiliriz her zaman bir kalkanımız olacak o da bilimdir.” dedi.Yerli aşılardan bahseden Öznur Özcan sözlerini şu ifadelerle noktaladı; “ODTÜ-Bilkent Üniversitesi, Virüs Benzeri Parçacık yöntemiyle yürüttükleri aşı adayı DSO listesinde preklinik aşamada görünmekle birlikte 27 Mart 2021 de Ankara Onkoloji Hastanesinde Faz 1 çalışmasına başlamış durumda. Sağlık Bakanlığı VLP aşılarını genetik materyali olmayan boş virüs kabuklarının hastalığa sebep olan virüsün yapısını taklit ederek yerleştiği canlıda antikor üretimini sağlaması, prensibi ile hazırlanan aşı olarak tanımlıyor. Geliştirilen virüs benzeri parçacıklar (Virüs Kabukları) virüsü enfeksiyon oluşturmayacak şekilde taklit ediyor. Hastalığa neden olmayan bu parçacıklar bağışıklık tepkisi uyandırıyor.”

28 EKI 2021

Doç. Dr. Mesut Karahan: “Covid, kendi aşınızı, ilacınızı üretmelisiniz dedirtti”

 “Kendi aşınızı üretmelisiniz, kendi ilacınızı üretmelisiniz”Aşı sistemlerinden bahseden Karahan; “Covid-19 hastalığı bizlere aşının ne kadar kıymetli olduğunu, ilaç sektörünün ne kadar kıymetli olduğunu bize gösterdi. Klasik aşıların teknoloji geliştikçe tipleri de değişiyor. Klasik aşılar biraz daha çoğalan virüs veya bakterinin inaktivasyonu var. Şu anda Turkovac’ı duyuyorsunuz. Orada virüsün önce izolasyonu sonra da onu inaktif hale getirip bu tarzda bir aşı sistemine gidildi. Arkadaşlar yaklaşık 12-13 tane böyle değişik farklı modellerde Covid-19 aşısıyla ilgili desteklendiler. Çünkü bu tarz deneyleri yapabilmek için alt yapı ve birçok kimyasala, çalışana ihtiyaç var. Dolayısıyla covid Türkiye’ye ‘Kendi aşınızı üretmelisiniz, kendi ilacınızı üretmelisiniz’ dedirtti. İlaç ile ilgili bir sıkıntı yaşamadık ama aşı bir tık daha zor. Erciyes Üniversitesi’nin biraz daha yeteneğe, laboratuvara, bilgi ve beceriye ihtiyacı vardı. TÜSEB de bunları fonladı ve Turkovac iyi gidiyor” ifadelerini kullandı.“Hasta değilsiniz ama o virüse karşı antikor üretiyorsunuz”Aşıların çalışma prensibine değinen Karahan; genelde zayıflatılmış virüs veya bakteriler bir adjuvantla beraber size enjekte ediliyor. Şimdi inaktif olduğu için sizi hasta etmiyor ama vücuda yabancı bir madde girdiği için vücudun immün sistemi bunu tanıyor. Adjuvantlar yardımıyla immün sistem bunu daha çok arıyor gibi düşünelim ve antikor seviyesi çok fazla oluşuyor. Vücut antikor üretmeye başlıyor. Hasta değilsiniz ama o virüse karşı antikor üretiyorsunuz. Kanınızda da bu antikor geziyor. Gerçek bir virüs dışardan geldiği zaman da antikorunuz hazır olduğu için hemen o virüsü yok etme mantığıyla çalışıyor. Böylelikle aşı olmuyorsunuz. Aşı sistemleri böyledir.” şeklinde konuştu.“Turkovac çok iyi gidiyor”Aşılar ile ilgili görüşlerini dile getiren Karahan; “Sağlık alanında yapılan bütün harcamaların getirisi çok büyük oluyor. Özellikle Biontech’in bu aşamada olmasının, ilk aşıyı çıkarmasının en büyük sebebi alt yapısının önceden olmasıydı. Kansere karşı yapılan bir çalışma Covid-19 çıkınca hemen ona devşirildi ve ilk onlar çıkardı. Bu projede bizim en büyük avantajımız 12-13 yöntemle bir alt yapımızın oluşmasıdır. Artık herkes ne yapabileceğini biliyor. Gerekecek tüm cihazlar alındı. Özellikle Aykut hocaya da çok teşekkür etmek lazım, Turkovac çok iyi gidiyor.” dedi.

28 EKI 2021

İSG bağlamında yeni nesil beton donatıları konuşuldu

“Betonun her noktasında fiberler bulunuyor”MTOCON Kurucu Ortağı Taner Oral fiberin kullanım alanlarından bahsetti Oral; “Fiberin metreküpte kullanılacak dozajlarını belirlerken bazı hesaplamalar yapıyoruz. Betonun miktarı, sınıfı, beton üzerine gelecek yük, betonun zemin kat sayısı gibi parametreleri kullanarak bir hesaplama yapıyoruz. Uçak hangarlarında metreküpte 5 kilogram fiber donatı kullanılarak çözüm üretiliyor ya da bisiklet, yürüyüş yollarında metreküpte 1.8 ile 2 kilogram arasında kullanılarak çözüm sağlanıyor. Otoparklarda, tır parklarında, fabrika betonlarında farklı dozajlarda çözümler üretilebiliyor. Hibrit çözüm dediğimiz çift kat çelik uygulaması yapılacaksa tek kat çelik hasır ile tek kat fiberi birlikte kullanıyoruz. Betonun her noktasında bulunan fiberin bu uygulama sayesinde önünü keserek engelliyoruz. Fiber iletken bir madde olduğu için petrol kimya sahalarında yoğun kullanılamıyor. Fakat iletken olmayan bir ürün tercih edildiğinde bu ürün rahatlıkla kullanılabiliyor. İletken olmadığı için ekstra bir talep, ekstra bir kullanım durumuna rastlamadık.” ifadelerini kullandı.  “Çalışanlar birçok alanda fiziksel yorgunluk yaşıyor”Sahada karşılaştığı fiziksel ve ruhsal sağlık sorunlara değinen Oral; “Zaman yönetiminin önemli olduğu inşaat ve maden projelerinde iş sağlığı güvenliği, işin yürütülmesi ve sistemli çalışmasının sağlanması gerekiyor. Makro sentetik ve mikro fiber donatılar İGS açısından çelik hasıra göre oldukça avantajlı. Sahada bizzat şahit olduğumuz sorunlardan en önemlisi çalışanların fiziksel yorgunluk yaşaması. Yorgunluk hissinin üzerine bir de iş baskısı ve zaman baskısı eklendiğinde büyük bir strese neden oluyor. Yapılan araştırmalara göre iş süresinin azaltılması ile iş kazalarının belli bir oranda azaldığı ortaya konmuş. İş yoğunluğu özellikle kas ve iskelet sistemlerinde birçok hastalığa neden oluyor. Fiziksel hastalıkların nedeni ise iş ve işçi uyumsuzluğu, tekrarlayan hareketler ve sıklığı; fiziksel güç ve yetersizliğine bağlı zorlanma, ergonomik koşulların yetersizliği gibi birçok sebep olabiliyor.” dedi.

19 EKI 2021

Yeni akademik yıl oryantasyon programları devam ediyor…

Prof. Dr. Şefik Dursun: “İyi bir Üsküdar Üniversitesi mezunu olarak hayata atılacaksınız”Yeni eğitim yılında Üsküdar Üniversitesine yeni başlayan öğrencilere nasihatler veren Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şefik Dursun; “Üsküdar Üniversitesi 12.yılını bitirdi ve şimdi 25 bine yakın öğrencisi olan oldukça kalabalık bir aile haline geldi. Sayın Kurucu Rektörümüz Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın vizyonuyla sağlık alanında da çok gelişmiş bir üniversite. Biz Üsküdar Üniversitesi olarak sizlere her alanda istediği eğitimi vermeye hazırız. Üsküdar Üniversitesinin fiziki imkânlarından ziyade hocalarımızın sizlere verecekleri önemli. Bu oryantasyon programının Fİ-JİTAL diye görüyorsunuz. Ben daha kolay anlaşılabilsin diye açıklayayım; akşam bir dersim vardı zoom diye bir programımız var. Dersleri çevrimiçi oradan anlatıyoruz. Yani bizleri yüz yüze olmayan eğitimde öğrencilerimiz oradan dinliyor. İlk dersim dün akşamdı ve çok rağbet vardı sevindim. Çocuklar siz derse rağbet ederseniz önce hocalarınız mutlu olur. İstanbul’a yeni gelenleriniz için söylüyorum, İstanbul gezilecek yer tabii ki gezeceksiniz. Ama unutmayın sizin birinci göreviniz Üsküdar Üniversitesinden iyi bir öğrenci olarak ayrılmak. Burası size istediğinizi verecek göreceksiniz. İyi bir Üsküdar Üniversitesi mezunu olarak hayata atılacaksınız. Zaman çok hızlı geçiyor. İşlerimiz çok olacak, uygulamalarımız çok olacak bir bakacaksınız ki 4 yıl olmuş.” şeklinde konuştu.Doç. Dr. Mesut Karahan: “Üniversite Kültürü dersi ile sizin sosyalleşmenizi istiyoruz”Üniversitede sosyalleşmenin ve projeler yapmanın önemine değinen Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu müdürü Doç. Dr. Mesut Karahan; “Benim çok değer verdiğim bir şey var. TÜBİTAK öğrenci projeleri. Normalde bu proje hakkı sadece fakültelere verilmişti bu sene ilk kez meslek yüksekokullarına da verildi. Ara dönemde bir TÜBİTAK projesi nasıl yazılır konusunda bir günlük eğitim vermek istiyoruz. Alanınızda veya farklı bir alanda hocalarınızla görüşerek projeler yazmanızı istiyoruz. Tabii ki eğitim-öğretimde başarılı olmanız da çok önemli. Ama bunun sonucunda diploma alacaksınız. Biz sizin sosyalleşmenizi de istiyoruz. Kulüplere üye olun, aktif olun. Alanında uzman kişiler; hocaları, iş adamlarını davet edelim. Bakın geçen sene 86 tane seminer yaptık. Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu tarihinde bir rekor kırıldı. Kendi seminerlerimiz oluyor, hepsini sizlere açtık. Ayrıca 1.sınıf olduğunuz için SKS Direktörlüğü bir seçim yapacak; sınıf temsilcileriniz belirlenecek. İşte dersin hocasıyla, program başkanıyla, danışmanınızla iletişiminizi hep onlar sağlayacak. Sizler dilek ve temennilerinizi sınıf temsilcilerinize, onlar program başkanlarına onlarda müdüriyete iletecek. Böylelikle, daha rahat iletişim halinde olacağız.” dedi.

18 EKI 2021

SHMYO ve Öğrenci Konsey buluşması gerçekleştirildi

SHMYO Müdürü Doç. Dr. Mesut Karahan’ın başkanlığıyla gerçekleşen toplantıya SHMYO Müdür yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Ömer Faruk Karasakal, Öğrenci Konsey Başkanı Emine Sıla Kanat ile Medya ve İletişim Sorumlusu İbrahim Bahçekapılı katıldı.2021-2022 Güz Dönemi için Planlamalar Yapıldı!SHMYO ve Öğrenci konseyi arasında gerçekleştirilen toplantıda, öğrenci konseyi ile işbirliği içerisinde güz dönemi için gerekli planlamalar ele alındı.Toplantıda, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) Müdürü Doç. Dr. Mesut Karahan, güz döneminde yürütülecek olan Fi-jital Eğitim modelinden bahsetti. SHMYO’da yer alan 36 programın genel hatlarıyla dönem içerisinde gerçekleştireceği etkinlik planlamalarına ve ayrıca tüm programlarda yer alan öğrencilerimizin “TÜBİTAK Öğrenci Projeleri’ne” başvurabileceğine değindi. Karahan, başvuruları yapabilmeleri için özel proje yazma eğitimleri planladıklarını da anlattı.“SHMYO Web sayfasını devamlı olarak takip etmeliler”SHMYO Müdür yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Ömer Faruk Karasakal, güz dönemi hazırlıklarının tamamlandığını ve aynı zamanda SHMYO Web sitesini aktif bir şekilde kullandıklarını vurguladı. Duyurular ve etkinlikler sekmesinde, yürütülen her türlü sürecin duyurulduğundan bahsetti. Bu sebeple, öğrencilerin özellikle SHMYO Web sayfasını devamlı olarak takip etmeleri gerektiğini hatırlattı.Dönem içerisinde bir toplantı daha gerçekleştirilecek!Öğrenci Konsey Başkanı Emine Sıla Kanat, konseyin planladığı yeni etkinlikler ve yürüteceği yeni projeler hakkında bilgiler verdi. Toplantının sonunda dönem içerisinde, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO)  ve Öğrenci Konseyi arasında yeni bir değerlendirme toplantısı yapılmasına karar verildi.

12 EKI 2021

Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) Kurul Toplantısı Gerçekleştirildi

07.10.2021 Perşembe günü gerçekleşen toplantıda SHMYO Müdürü Doç. Dr. Mesut Karahan, fi-jital eğitim modelinin, SHMYO bünyesinde yürütülen akademik çalışma süreçleri ve proje çıktılarının öneminden bahsetti.SHMYO ’da yer alan çeşitli komisyonlar ve süreçlerini paylaşan SHMYO Müdür Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Ömer Faruk Karasakal, SHMYO ’da yer alan güncel bölüm ve program başkanlıklarını açıklarken SHMYO Müdür Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Salih Tuncay, 2021-2022 güz dönemi hazırlıkları ve bu hazırlıklar kapsamında tamamlanan süreçler ile ilgili tüm öğretim elemanlarına detaylı bilgiler verdi.Toplantı öğretim elemanlarının dilek ve temennilerini belirtmeleri ile sona erdi.

05 EKI 2021

İşte ikinci ek yerleştirmede tercih edilebilecek programlar…

Gelecekte istihdam olanakları oldukça fazlaYÖK tarafından tanınan ikinci ek yerleştirme imkanından TYT puanı asgari 140, AYT / YTD puanı asgari 170 olan adayların yararlanabileceği açıklandı. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Laboratuvar Teknolojisi Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ebru Özkan Oktay ve Gıda Teknolojisi Program Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Salih Tuncay, gelecekte istihdam olanağı sunan bölümlerle ilgili bilgiler paylaştı.İstihdam olanakları oldukça fazlaLaboratuvar Teknolojisi Programı’ndan mezun olan öğrencilerin özel sektör, çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarının laboratuvarlarında tekniker olarak çalışabildiklerini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Ebru Özkan Oktay, “Tarım ve Orman Bakanlığı’nda ilgili birimlerde, tarımsal araştırma enstitüleri, gıda kontrol laboratuvarları, atık su arıtma tesisleri, Devlet Su İşleri, zirai mücadele merkez araştırma enstitüleri, gıda ve yem fabrikalarının laboratuvarları, üniversitelerin ilgili bölüm laboratuvarları ve tarımsal amaçlı laboratuvarlarda istihdam imkanı bulabilecekler. Gerekli izin ve koşullar sağlandıktan sonra kendi iş yerlerini de kurabilirler.” dedi.DGS ile 4 yıllık bölümlere devam edilebilecekLaboratuvar Teknolojisi Programı’nı bitiren öğrencilerin ÖSYM tarafından gerçekleştirilen Dikey Geçiş Sınavı’na girerek 4 yıllık programlara geçiş yapabileceklerini ifade eden Oktay, “Genetik ve Biyomühendislik, Gıda Mühendisliği, Gıda Teknolojileri, Hemşirelik, Moleküler Biyoloji ve Genetik, Organik Tarım İşletmeciliği gibi birçok gelecek vaad eden bölüme geçiş yapılabilecek. Ayrıca Turizm İşletmeciliği, Halkla İlişkiler ve Tanıtım, İşletme, Uluslararası İlişkiler ve Kamu Yönetimi gibi açıköğretim lisans programları da tercih edilebilecek.” ifadalerini kullandı.Uygulamalı derslerle sektörü tanımaları sağlanıyorDr. Öğr. Üyesi Ebru Özkan Oktay, Laboratuvar Teknolojisi Programı’ndaki uygulama eğitimlerinden şöyle bahsetti:“Müfredatımızda yer alan Laboratuvar Teknikleri, Gıda Analizleri, Bitki ve Toprak Analizleri, Genel Mikrobiyoloji derslerimizde teorinin yanı sıra uygulamalı eğitim de veriliyor. Mevcut laboratuvarlarımızda alanında uzman akademisyenler tarafından öğrencilere çeşitli uygulamalar öğretiliyor. Alan uygulaması dersi ile öğrencilerimiz sektörde uygulama imkanı da buluyor. Bu sayede ileride çalışacakları veya faaliyette bulunacakları sektörü tanımaları, sektörün ihtiyaç duyacağı çalışan profiline uygun birer mezun olarak göreve başlamaları hedefleniyor.”Yiyecek ve içecek üretimine odaklanıyorGıda Teknolojisi programının yiyecek ve içecek üretimine odaklanan bir akademik disiplin olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Salih Tuncay,  “Yapısı gereği farklı disiplinlerin gücünü bünyesinde barındıran Gıda Teknikerliği mesleği; kişiye inovatif yaklaşımlar kazandırarak küçük, orta ve büyük ölçekte gıda üretimi yapan işletmelere yardımcı teknik elemanlar yetiştiriyor. Gıda teknikeri, gıda maddelerinin sağlık koşullarına uygun olarak üretilmesi, ambalajlanması, depolanması sırasında fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik analizlerini yapan, gıda güvenliği ile gıda mevzuatı hakkında teorik ve pratik bilgilere sahip olan yardımcı meslek elemanıdır.” dedi.Gıda teknikerleri yetiştiriliyorGıda Teknolojisi programının gıda sanayinde üretim ve kalite kontrol alanlarında ‘’Gıda Teknikeri” unvanı ile çalışabilecek insan gücünü yetiştirmeyi amaçladığını ifade eden Tuncay, “Müfredatımızda yer alan ‘İşletmede mesleki eğitim’ dersi kapsamında öğrenciler alan uygulamasına çıkarak mesleki deneyim kazanıyor ve meslek örgütleriyle iletişim kurabiliyorlar.” diye konuştu.İşte Gıda Teknikerlerinin istihdam olanakları…Gıda teknikerlerinin iş etiği kurallarına ve hijyen gibi önemli konulara dikkat etmeleri gerektiğini vurgulayan Tuncay, “Bu alanda yetişenler, meslek hayatlarında ürün analizleri ve üretim ile ilgili organizasyonlara kadar birçok iş ile ilgileniyorlar. Gıda teknikerleri meslek hayatlarının çoğunluğunu laboratuvarlarda geçiriyorlar. Diyetisyenlik, gıda mühendisliği, tarımsal genetik mühendisliği gibi kariyer imkânlarına sahip oluyorlar.” dedi.Dr. Öğretim Üyesi Salih Tuncay, gıda teknikerlerinin istihdam olanaklarını şöyle sıraladı:Gıda sanayii ile ilgili kamu kurum ve kuruluşları•    Tarım ve Orman Bakanlığı kontrol laboratuvarları,•    Halk Sağlığı Müdürlüğü (Hıfzıssıhha Enstitüsü)•    Belediyeler,•    Catering firmaları,•    İl Sağlık Müdürlükleri,•    Gıda üreten fabrikaların gıda laboratuvarları, kalite kontrol birimleri,•    Ara teknik eleman olarak özel gıda laboratuvarları ve,•    Kendilerine ait özel gıda işletmeleri.

22 EYL 2021

Üniversiteli olmak için yeni bir şans!

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri ve Meslek Yüksekokulu Sağlık Kurumları İşletmeciliği Program Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Öznur Karaloğlu ve Tıbbi Tanıtım ve Pazarlama Program Başkanı Öğretim Görevlisi Damla Yılmazoğlu bölümlerinin öğrencilere sunduğu avantajlar hakkında önemli bilgiler paylaştı.Öğrendiklerini meslek stajı ile pekiştirebileceklerTıbbi Tanıtım ve Pazarlama Programı’nın ilaç ve medikal sektöründe istihdam edilmek üzere sektörün ihtiyaçları dahilinde öncelikli olarak tercih edilen ve istihdam edilen nitelikli personeli yetiştirerek sektöre kazandırmayı amaçladığını belirten Öğr. Gör. Dr. Damla Yılmazoğlu, “Tıbbi Tanıtım ve Pazarlama programı müfredatı, sektörün ihtiyaç duyduğu nitelikli eleman ihtiyacını karşılamaya yönelik oluşturuldu. Öğrenciler teorik derslerle öğrendiklerini uygulama dersleri ve meslek stajları ile pekiştirme olanağına sahip oluyorlar.” dedi.İşte programın sunduğu avantajlar…Öğr.Gör. Dr. Damla Yılmazoğlu, Tıbbi Tanıtım ve Pazarlama programı mezunlarının ulusal ve uluslararası ilaç firmalarında, medikal firmalarda ve ecza depolarında Tıbbi Tanıtım Temsilcisi unvanıyla istihdam edildiğini söyledi. Yılmazoğlu programın öğrencilere sağladığı avantajları şöyle sıraladı:•    Öğrenciler, etkili iletişim ve müzakere bilgisiyle Türkçeyi ve beden dilini doğru kullanabilirler,•    Genel sağlık, ilaç tıbbi cihaz sektör bilgisine sahiptir ve bu bağlamda temel tıbbi kavramları anlayabilir ve aktarabilirler,•    Modern satış ve iletişim yöntemleri becerisine sahip olurlar,Alanında edindiği temel düzeydeki bilgi ve becerileri kullanarak verileri yorumlayarak değerlendirme yapabilirler. Çift anadal ve DGS ile lisansa geçiş imkanı sağlanıyorTıbbi Tanıtım ve Pazarlama programında okumakta olan öğrencilerin çift ana dal konusunda bazı avantajlara sahip olduklarını ifade eden Yılmazoğlu,  sözlerine şöyle devam etti:“Öğrenciler; Optisyenlik, Biyomedikal Cihaz Teknolojisi, Eczane Hizmetleri ve Sağlık Kurumları İşletmeciliği programlarında çift anadal yapabilme olanağına sahip oluyorlar. Programı tamamlayarak mezun olan öğrenciler, ÖSYM'nin yaptığı Dikey Geçiş Sınavında başarılı olmaları durumunda, tercih ettikleri programlarına uygun bir lisans programına kayıt hakkı kazanıyorlar. Bu programlarda uygulanan intibak ve dört yarıyıllık Lisans tamamlama eğitiminden sonra, lisans diploması almaya hak kazanıyorlar. DGS ile Halkla İlişkiler, Halkla İlişkiler ve Tanıtım, Pazarlama, Uluslararası Ticaret, Uluslararası Ticaret ve Finansman, Uluslarası Ticaret ve İşletmecilik lisans programlarına geçiş yapabiliyorlar.”Uygulama ortağı hastanede yaz stajı yapabileceklerÜsküdar Üniversitesi’nin uygulama ortağı olan NPİSTANBUL Beyin Hastanesi ile Sağlık Kurumları İşletmeciliği programında sunulan teorik bilgilerin uygulamaya aktarılmasında avantaj sağladığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karaoğlu ise, “Öğrenciler müfredatta yer alan yaz stajı için uygulama ortağı hastanedeki deneyimli ekibin desteğinden faydalanabiliyor. Aynı zamanda birçok devlet ve özel sağlık kurumunda öğrencilerin pratik bilgiye erişimi de sağlanıyor.” dedi.Bir Üniversite İki Diploma uygulaması mevcutİşe alım konusunda öğrencilerden yalnızca akademik başarı beklenmediğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karaoğlu, sözlerine şöyle devam etti:“Adaylardan alanla ilgili donanımlarının yüksek olması, iletişim becerilerinin kuvvetli olması, ekip çalışmasının gerektirdiği sorumluluğu alabilecek olması, sorunları tanımlayabilen ve çözüm önerileri geliştirebilen özelliklere sahip olması bekleniyor. Sağlık Hizmetleri ve Meslek Yüksek Okulu olarak öğrencilere isteğe bağlı olarak İngilizce hazırlık eğitimi sunuyoruz. Aynı zamanda çift anadal öğrenimi ile başarılı öğrencilerin ikinci bir programın derslerini de başarıyla geçerek “bir Üniversite-iki diploma” almalarını sağlayan uygulama da mevcut. Öğrenciler, Sağlık Kurumları İşletmeciliği programı için belirlenen farklı programlar ile birlikte iki diplomaya sahip olabiliyor ve istihdam olanaklarını arttırabiliyorlar.”Erasmus ve TUBİTAK projelerine destek imkanı da sağlanıyorSağlık Kurumları İşletmeciliği öğrencilerinin ERAMUS Koordinatörlüğü bünyesindeki staj hareketliliği programı kapsamında yurtdışında staj yapma imkanına sahip olduklarını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karaoğlu, “Staj hareketliliği, öğrencilere iki akademik yıl arasında yaz aylarında veya öğrenciyken başvuru yapılmış olması şartıyla mezun olduktan sonra Avrupa Birliği Üyesi ülkelerden birinde uluslararası iş deneyimi edinme şansı sunuyor. Aynı zamanda TÜBİTAK’tan 2209-A kapsamında proje alabilmek için ön lisans öğrencileri de başvuruya dahil edildi. Sağlık Kurumları İşletmeciliği programı öğrencilerinden de proje fikirleri olan ve fikirlerini hayata geçirmek için uygun koşulları arayan öğrencilerimiz düzenlenecek Özel Proje Hazırlama Eğitimlerine katılarak hem mesleki becerilerini hem de akademik becerilerini pekiştirme fırsatına sahip olacaklar.” diye konuştu.

07 EYL 2021

Anne Kızın Ortak Mezuniyet Heyecanı

“İlkokuldan ikinci üniversiteye uzanan yol”Evlendiğinde ilkokul mezunu olduğunu ifade eden Fatma Acar, ikinci üniversitesini kızıyla aynı okulda okuyarak mezun oldu.Acar: “Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Laboratuvar Teknolojisi programından 7.dönemde 42 yaşımda mezun oldum. Kızım Rabia Acar, 23 yaşında ve İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi İngilizce Psikoloji bölümünden bu sene mezun oldu. Ben evlendiğimde ilkokul mezunuydum, eğitim hayatım 2005 yılında tekrar başladı. İlk olarak açık öğretimden ortaokul ve liseyi tamamladım. Daha sonra ise Anadolu Üniversitenden açık öğretim ile Adalet okudum. İlkokulda çok başarılı bir öğrenciydim, öğretmenlerim aileme okumam için fikir vermişlerdi fakat maddi imkânsızlık ve köy hayatındaki yetersizlikler nedeniyle okuyamadım. Evlendikten sonra İstanbul’da bir hastanenin kafeterya bölümünde çalışmaya başladım. Burada sağlık alanına olan ilgimi fark ettim ve tekrar üniversite sınavına hazırlandım. Tercihlerim arasında %75 bursla Üsküdar Üniversitesi Laboratuvar Teknolojisi bölümüne yerleştim.” dedi.“Anne kız ortak mezuniyet heyecanı”İlk olarak kızının Üsküdar Üniversitesinde eğitime başladığını ifade eden Acar, kendisinin kızından önce mezun olduğunu aktardı. Acar: “Kızım Üsküdar Üniversitesi Psikoloji bölümüne yerleşti o yıl ben de tekrar üniversite sınavına hazırlanmaya karar verdim. Hayatım boyunca sağlık alanına bir ilgim vardı, bu konuda araştırmalar yapıyordum. Hastanede çalışmaya başladıktan sonra sağlık alanında çalışmak istediğimi fark ettim. Tercihlerim sırasında ise Laboratuvar Teknolojileri Bölüm Başkanı Ebru Özkan Oktay hocamızla iletişim kurunca bu bölüme yerleşmeye karar verdim. Üsküdar Üniversitesi serüvenimiz işte bu şekilde başladı. Benim bölümüm 2 senelik olduğu için geçen sene mezun oldum, kızım da bu sene. Pandemi dolayısıyla mezuniyet töreni yapılamamıştı. Bu sene kızımla aynı anda mezun olma coşkusu ve gururu yaşadım.” şeklinde konuştu.“Kızımla aynı okulda okumak gurur vericiydi”Bir insanın evladıyla aynı anda mezun olmasının çok gurur verici bir duygu olduğunu ifade eden Acar; “Kızımla aynı okulda okuduğumuzu duyan herkes çok şaşırıyordu, gıpta ile bakıyordu bize. Kızımla bir yandan okul arkadaşıydık fakat fakültelerimiz ayrı olduğundan birbirimizi çok göremiyorduk. Kızım da benimle aynı okulda okumaktan oldukça memnundu bu durumu arkadaş çevresine gururla anlatıyordu. Bu süreçte eşim ve iki oğlumda hep destek oldular, hiçbir zaman eğitimimize engel olmadılar.“Acar: Kariyer hedefim sağlık alanında çalışmak”Gelecek hedefinin mezun olduğu Laboratuvar Teknolojileri bölümü alanında çalışmak olduğunu aktaran Acar; “Benim ilk önceliğim kendi hastanemde bu alanda işe başlamaktı ama bazı nedenlerden dolayı şu an eski görevim olan kafeterya bölümünde çalışmaya devam ediyorum. Fakat en yakın zamanda sağlık alanında çalışmayı hedefliyorum. Tabi olağanüstü bir süreç olan pandemi sürecini yaşıyoruz, bu koşullarda iş değiştirmek o kadar kolay değil. Fakat ileride bu alanda çalışmayı çok isterim.” dedi.Muhabir: Esmanur Tuna

03 EYL 2021

Üsküdar’da renkli ve coşkulu diploma heyecanı!

Üsküdar Üniversitesi 2019-2020 Akademik Yılı 7. Dönem ve 2020-2021 Akademik Yılı 8. Dönem Mezuniyet Töreni, Şaban Özdemir ve Ece Tözeniş’in sunumlarıyla Ümraniye Millet Bahçesi Etkinlik Alanında gerçekleştirildi.Küçük Üsküdarlılar ilgi odağı olduPandemi nedeniyle seyreltilmiş olarak düzenlenen ve üç gün boyunca devam eden mezuniyet töreninde mezunlar heyecanlı ve coşkulu anlar yaşadı. Tören ilginç ve renkli anlara da sahne oldu. Bazı mezun öğrenciler, bebekleri ve çocukları kucaklarında diplomalarını aldı. Sağlık Bilimleri Fakültesi Törenine annesiyle birlikte katılan minik bebek, kendine özel dikilen cübbesiyle de hocaların ve katılımcıların ilgi odağı oldu.Minik kızıyla diplomasını aldıİkinci gün düzenlenen törenlerde de Sağlık Hizmetleri Yüksekokulu Diş Protez programından mezun olan Ebru Yiğit Akgül de minik kızıyla diplomasını aldı. Çiçeği burnunda mezun Akgül, minik kızıyla diploma sevinci yaşadı. Bazı mezunlar da törene sevimli dostları ile katıldı.Kendi törenleri için çalıştılarİletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü 2019-2020 Akademik Yılı mezunlarından Şahan Şengül ve Rüveyda Gönülalçak hem mezun oldular hem de mezuniyet töreni organizasyonunda görev aldılar. Üsküdar Üniversitesi Kurumsal İletişim Birimi’nde çalışan Şahan Şengül, diplomasını almak için sahneye çıkarken yüzleri gülümseten bir pankart taşıdı.Pankartta son dönemde sosyal medya platformlarında gündem olan bir akıma ait olan bir ifade yer aldı. Pankartta “Sizce ben mezun olduğum üniversitede işe girip, kendi mezuniyet törenimi düzenlemiş miyimdir?” yazarken, Rüveyda Gönülalçak ise diplomasını almak için sahneye çıkana kadar ve diplomasını aldıktan sonra da Üsküdar Üniversitesinin kurumsal sosyal medya hesaplarını yönetmeye devam etti.Şengül ve Gönülalçak öğrencilik dönemlerinde Kurumsal İletişim Direktörlüğünde yarı zamanlı olarak çalışmaya başladılar, gösterdikleri üstün gayret ve performansı beğenilince mezun olduktan sonra Kurumsal İletişim Direktörlüğünde profesyonel iş hayatına adım attılar.İSG mezunları baretleriyle diploma aldıSağlık Hizmetleri Yüksekokulu İş Sağlığı ve Güvenliği mezunları da kırmızı baretleri ile diplomalarını aldı.Mezuniyet töreni, Üsküdar Üniversitesi ÜÜ TV ve Üsküdar Üniversitesi resmi Youtube sayfasından da canlı olarak yayınlandı.İlk günkü törende enstitüler, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi ve Sağlık Bilimleri Fakültesi mezunlarına diplomaları takdim edildi. İkinci günde Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi, İletişim Fakültesi ve Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu 1. Töreni gerçekleştirildi. Mezuniyet Töreninin üçüncü gününde Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu mezunları diplomalarını aldı. 

12 AĞU 2021

El titremesini önleyen bileklik tasarlandı!

Üsküdar Üniversitesi BrainPark Kuluçka Merkezi’nin girişimci şirketi ALEA, giyilebilir teknoloji ürünleri üretmeye başladıBrainPark TTO desteğiyle,  Üsküdar Üniversitesi BrainPark Kuluçka Merkezinde kurulan ALEA Nöroteknoloji ve AR-GE Anonim A.Ş., özellikle giyilebilir nöroteknoloji alanında hizmet vermeyi hedefliyor.Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Nörobilim Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı ve ekibi Pusat Furkan Doğan ile Metehan Kaya’nın öncülüğünde kurulan ALEA tarafından geliştirilen özel bileklik, “tremor” olarak adlandırılan el titremesi hastalığının tedavisine imkân sunuyor.El titremesini önleyen bileklik tasarlandıALEA şirketi, “tremor” olarak adlandırılan el titremesi hastalığının tedavisine yönelik çalışmalar yürütüyor. Kişinin yeme-içme eylemlerinin zorlaşmasına, günlük aktivitelerin aksamasına, yazı yazma ve alet kullanmada halsizliğe, yorgunluk ve denge kaybı gibi zorluklar yaşanmasına neden olan bir hastalık olan tremor, bireyin yaşam kalitesini düşürüyor. ALEA tarafından tasarlanan sönümleyici bileklik ile tremorun azaltılması, hastaya ağırlık yapmadan titremeyi engellemesi ve hastaya kaliteli bir hayat imkânı sunması hedefleniyor.Tremor Hastalığının Tedavisinde Türkiye’de İlk Yerli ÜrünGiyilebilir nöroteknoloji alanında Tremor Hastalığının tedavisinde Türkiye’de bir rakibi bulunmayan ALEA, hem fiyat hem de sunduğu özellikler ile sektörde öne çıkıyor. Global pazara açılmak için hazırlık yapan ALEA, pratik ve uygun maliyetli çözüm önerisi ile ön plana çıkmaktadır.Prof. Dr. Sultan Tarlacı: “Tremoru tedavi etmeyi hedefliyoruz”ALEA Nöroteknoloji ve AR-GE Anonim A.Ş. Kurucu Ortağı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, yaşlanma, stres, hipertiroid, inme, travma ve parkinson gibi çeşitli nedenlerden kaynaklanan tremoru tedavi etmeyi ve hastanın yaşam kalitesini yükseltmeyi hedeflediklerini söyledi.Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Yaş ve cinsiyetten bağımsız olarak gerçekleşen, uzuvlarda yaşanan titremelerin, hayat kalitesini düşürdüğünü ve bu titreme yüzünden birçok sorunla baş etmeye çalışan insanların daha depresif olduğunu gözlemledik. Geliştirdiğimiz bileklik ile titremeleri azaltarak hayat kalitesini artırmayı hedefliyoruz.” dedi.ALEA giyilebilir ürünlerle birçok hastalığı tedavi edecekGiyilebilir nörolojik ürünlerle birçok hastalığa tedavi imkanı sunmayı planladıklarını ifade eden Prof. Dr. Tarlacı, “Şimdilik sadece el bilekliği ile başladığımız yola diğer uzuvlardaki titremeyi iyileştirecek giyilebilir teknolojiler ile devam edeceğiz. Bunun yanı sıra epilepsi, migren, depresyon, ülseratif kolit, atriyal fibrilasyon, hipertansiyon, diyabet ve tinnitus (kulak çınlaması) gibi nörolojik hastalıklar için de geliştirdiğimiz ürünleri çok yakında tanıtacağız. Üsküdar Üniversitesi BrainPark Kuluçka Merkezi’nde şirketimizi kurduk. Ticarileşme, yatırım ve globale açılma konularında Kuluçka Merkezi’mizle birlikte hareket etmekten ve verdikleri destekten ötürü çok memnunuz. Yerel ve global pazarda pratik ve uygun fiyatlı giyilebilir teknoloji sunmanın gururunu yaşıyoruz.” dedi.

10 AĞU 2021

Artık ön lisans öğrencisi de TÜBİTAK projesi yürütücülüğü yapabilecek

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Yüksek Okulu (SHMYO) ve Fen Bilimleri Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Mesut Karahan, sağlık hizmetleri yüksekokulunda eğitim görmenin avantajlarını değerlendirdi.Doç. Dr. Mesut Karahan, “Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) olarak multidisipliner yaklaşımları benimseyen vizyonumuz ile öğrencilerimizin eğitim süreçlerinde sağlık bilimlerinin temeli olan insan sağlığına hizmet verebilecekleri gerekli donanımları kazandırmak hedefimizdir. Üniversitemizde, teorik derslerden öğrendiklerini gerek Laboratuvarlarımızda gerekse de iş sahalarına yöneldiklerinde aldıkları uygulamalı eğitimlerin katkısı da çok büyük olacaktır. Öğrencilerimiz ders programlarındaki teorik ve uygulamalı dersleri Üsküdar Üniversitesi Çarşı Yerleşkesinde almaktadır.” dedi.Uygulama ve pratik beceri önemseniyor…Doç. Dr. Mesut Karahan, öğrencilerin uygulama ve pratik becerilerini geliştirmek için alandaki uygulamalı derslerini modern ve gelişen teknolojik çağa uygun donanıma sahip üniversite laboratuvarları, NPİSTANBUL Beyin Hastanesi, birçok devlet ve özel sağlık kurumlarında gerçekleştirebildiğini söyledi.“Sadece eğitim değil hayat yolunda da yol gösteriyoruz…”Dünyada artık teknolojinin ileri boyutlara taşındığını kaydeden Doç. Dr. Mesut Karahan, “Gelecek nesillere bu hızla gelişen bilimi kazandırmanın en önemli adımı onlara teknolojik imkanlarıyla beraber sunulacak bir eğitim vermektir. Z kuşağı olarak adlandırılan dinamik ve üniversite eğitimine adım atmaya hazırlanan gençlerimiz dijital bir çağ içinde yetişmektedir. SHMYO, üniversitemiz bünyesinde bulunan diğer fakültelerle iş birliği içinde olup yapay zekadan yeni nesil tıbbi yaklaşım tekniklerine kadar modern teknolojinin bir yuvasıdır. Öğrencilerimiz üniversitemizin tüm imkânlarından faydalanabilmektedir. Geleceğe mutlu ve üreten bireyler yetiştirmek istiyorsak onlara her daim olanaklar sunmak ve bu imkânları nasıl kullanabileceklerine dair yollar göstermeliyiz. SHMYO ailesi akademik kadromuz sadece eğitim değil, aynı zamanda öğrencilerine hayat yolunda daha emin adımlarla yürüyebilmeleri için her konuda her daim yol göstermektedir.” diye konuştu.İş tabanlı eğitim modeli sunuluyorÜsküdar Üniversitesi SHMYO’nun öğrencilerine sunduğu avantajlara değinen Doç. Dr. Mesut Karahan, şunları söyledi:“Tüm öğrencilere iş tabanlı eğitim modeline uygun olarak teorik, uygulamalı ve çeşitli staj eğitimleriyle mesleki beceriyi iki yıl gibi kısa sürede kazandırmaktadır. Artık günümüzde birçok mezun bulunduğundan işe alım konusunda en önemli dikkat çeken noktalardan birisi de mezunların donanımlarıdır. SHMYO olarak öğrencilerimiz Türkçe olarak görülen tüm bölüm derslerimizin yanında isteklerine bağlı olarak İngilizce hazırlık eğitimi alabilmektedirler. SHMYO ailesi olarak yetiştirdiğimiz öğrencilerimize çift anadal öğrenimi konusunda da birçok fırsat sunmaktayız. Çift anadal önlisans ya da lisans programında üstün başarı gösteren öğrencilerin esas programlarına yakın içerikteki ikinci bir programın derslerini de başarıyla geçerek “bir Üniversite-iki diploma” almalarını sağlayan uygulamadır. Öğrencilerimiz yerleştikleri bölümlere içerik olarak yakın diğer bir SHMYO programı ile birlikte iki diplomaya sahip olarak gelecekte başvuracakları istihdam olanaklarını daha fazla arttırabilir, iki farklı programda eğitim ile daha donanımlı olarak meslek hayatlarına atılabilirler.”Yurt dışında staj olanakları bulunuyorÖğrencilerine üniversitede bulunan ERAMUS Koordinatörlüğü bünyesinde yurtdışında staj yapma imkânları sağlandığını kaydeden Doç. Dr. Mesut Karahan “Akademik kariyerini daha ileri boyutlara taşımak isteyen ve Dikey Geçiş Sınavı (DGS) sonucunda Üsküdar Üniversitesi’nin lisans programlarını tercih eden Üsküdar Üniversitesi SHMYO mezunlarımıza burs fırsatları da sağlanmaktadır. DGS ile lisansını tamamlayan ön lisans girişli tüm adaylarımız çalışma azmi ve gelecek arzusuyla yüksek lisans hatta doktora sınıflarımıza kadar özel burs imkânlarıyla ilerleyebilirler.” diye konuştu.Bu yıl ilk kez önlisans programları TÜBİTAK projelerine katılabilecekDoç. Dr. Mesut Karahan, Üsküdar Üniversitesi’nin TÜBİTAK’tan ön lisans programlarının 2209-A kapsamında proje alabilmek için başvuruya dahil olduğunu belirterek “Senelerdir birçok fakültemiz ve enstitümüzde TÜBİTAK’ın çeşitli çağrı programlarına başvuru yapmış ve birçok başarı elde etmiş bulunmaktayız. Ancak bugüne kadar lisans eğitimi alan öğrencilerimiz 2209-A çağrılarına başvurabiliyordu artık ön lisans programına kayıtlı öğrencilerimiz de bu proje çağrısına başvurabilecek.” dedi.Özel Proje Hazırlama Eğitimi verilecekŞimdiye kadar ön lisans öğrencilerinin de önemli başarılara imza attığını kaydeden Doç. Dr. Mesut Karahan, “Akademik anlamda da daha ileri fırsatları görebilmesi adına verdiğimiz eğitimlerde literatüre değinen, makale çıkarma potansiyellerini keşfettiğimiz ve SHMYO’dan da makale sahibi olan ön lisans mezunlarımız oldu. Onların başarıları bizim her zaman gurur duymamıza ve evet biz Üsküdar Üniversitesi SHMYO ailesi olarak onlara ‘Hayat yolunda sadece sahada mesleki becerileri değil, akademik anlamda da beceriler kazandırabiliyoruz’ dedirtti. Proje fikirleri olan ve fikirlerini hayata geçirmek için uygun koşulları arayan öğrencilerimiz ile bu proje kapsamında Özel Proje Hazırlama Eğitimi düzenleyerek güçlü akademik kadromuzla öğrencilerimize akademik beceriler kazandırma arzumuzun heyecanıyla gelecek eğitim ve öğretim dönemine yüz yüze başlamayı iple çekiyoruz.” diye konuştu.TÜBİTAK projesine katılım önemli avantajlar sağlayacakDoç. Dr. Mesut Karahan, “SHMYO programlarının mezunu olarak sağlık sektörlerinde iş imkânı arayan mezun öğrencilerimiz, TÜBİTAK projelerinde yürütücü olarak multidisipliner anlayış ile sağlık için çalışan farklı sektörlerde de imkân bulabilmesini sağlamak en büyük hedeflerimizdendir. Akademik anlamda kazanılan her beceri daha geniş vizyonlarla ülkemizin bilimsel ve sektörel olarak kalkınmasına destek veren bireylerin yetişmesi demektir. Bu sebepten ön lisans öğrencilerimizin TÜBİTAK projesi yazma, yürütmesi, sonuçlandırması ve bu sonuçlarını makaleye dönüştürmeleri de bu tecrübe ve bilginin gücüyle bambaşka iş imkânları bulmaları kaçınılmazdır. Son olarak üniversite sınavı asla yetenek ve beceri ölçmez bu sebepten dolayı parlayan ve keşfedilmeyi bekleyen ancak sınav sonucunda umutlu olmayanları keşfetmek için, onlarla sadece mesleki beceri değil, akademik becerilerini de tatmak ve ilerletmek için biz Üsküdar Ailesi olarak burada bekliyoruz.” diye konuştu.

05 AĞU 2021

Tercih maratonu uzadı…

“Hayat Tercihtir” yol gösteriyorÜsküdar Üniversitesi akademik kadrosunun desteğiyle hazırlanan ve üniversite adaylarına meslek seçimi ve doğru tercihler konusunda yol gösterecek olan “Hayat Tercihtir” programı, Cumartesi ve Pazar günleri saat 12:05’te TV 100 ekranlarında izleyicisiyle buluşmaya devam ediyor. Gazeteci Şaban Özdemir’in moderatörlüğünde, Uzm. Psk. Dan. Ece Tözeniş’in daimi konuk olduğu programda, alanında uzman akademisyenler misafir ediliyor.Tercihler boyunca hafta sonu ekranlarda…Çekimleri Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Kütüphanesi’nde gerçekleştirilen “Hayat Tercihtir” programında  7 Ağustos 2021 Cumartesi gününün konukları, Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan ve  Rektör Yardımcısı, Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hikmet Koçak olacak. Arıboğan ve Koçak, Üsküdarlı olmak, İTBF bölümleri, Tıp eğitimi, geleceğin meslekleri, doğru tercih ve meslek seçiminin püf noktaları konusunda adaylara önerilerde bulunacak.8 Ağustos Pazar, fi-jital üniversite konuşulacakProgramın 8 Ağustos 2021 Pazar günkü bölümünde ise Üsküdar Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Mehmet Zelka ile Rektör Yardımcısı ve Moleküler Biyoloji ve Genetik (İngilizce) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Muhsin Konuk adaylarla buluşacak. Prof. Dr Mehmet Zelka ve Prof. Dr. Muhsin Konuk, fi-jital eğitim, Üsküdar’da öğrenci olmak, AR-GE çalışmaları, üniversitelerde proje kültürü, sosyal, kültürel etkinlikler, doğru tercih ve meslek seçiminin püf noktaları konusunda bilgiler verecek.Tahsin Aksu danışmanlığı, Ebranur Özdemir editörlüğünde gerçekleştirilen program tercih döneminde her cumartesi-Pazar 12:05’te TV100 ekranlarında.

05 AĞU 2021

Kariyer Testi ile mesleğinizi seçin

1 milyon kişi, Kariyer Testi ile mesleğini bulduÜsküdar Üniversitesi, YKS’nin en önemli aşamalarından biri olan tercih döneminde adaylara önemli bir hizmet sunuyor. Üniversite tarafından 2015’ten bu yana uygulanan Kariyer Testi, meslek seçiminde kararsız olan adaylar için önemli bir yol gösterici oluyor.Yaklaşık 1 milyon kişiye kılavuz olduKariyer Testi sayesinde adaylar ilgi, yetenek ve kişilik özelliklerine uygun meslekleri görme şansına sahip olabiliyor. Bugüne kadar kariyer testini yaklaşık 1 milyon aday çözerek kariyerine yön verdi.Kariyer Testi, başarılı olunabilecek alanları belirliyorBu test ile kararsız olanlar kendi yetenek ve ilgileri doğrultusunda başarılı olabileceği alanları belirleyebilirken, mesleğiyle ilgili karar vermiş olanlar da o mesleğin kendine ne kadar uygun olup olmadığını test etmiş oluyor.Kariyer Testi nedir?Eğitim Kurumları ve Rehberlik Hizmetleri Yöneticisi Uzm. Psk. Dan. Ece Tözeniş: “Holland Meslek Tercihi Puanlama Cetveli olarak da bilinen Kariyer Testi, 90 sorudan oluşuyor. Adayların sorulara verdiği ‘hoşlanırım’ ya da ‘hoşlanmam’ yanıtı adayların kişilik tipini ortaya çıkarıyor. ‘Gerçekçi’, ‘Araştırıcı’, ‘Artistik’, ‘Sosyal’, ‘Girişimci’ ve ‘Geleneksel’ olarak belirlenen tiplerin belirgin özelliklerinin öne çıktığı Kariyer Testinde bu tiplere uygun etkinlikler ve tipik meslekler anlatılıyor.” dedi.Tercih danışmanları yol gösteriyorÜsküdar Üniversitesi, her yıl olduğu gibi bu yıl da aday öğrencilere, aldıkları puanlara göre, doğru bölümleri tercih etmeleri için uzman rehberler eşliğinde hizmet veriyor. 30 Temmuz-13 Ağustos 2021 tarihleri arasında tercih tanıtım günleri kapsamında adaylar merak ettikleri her şeyi uzmanlardan öğrenebilecek.Tercih uzmanları yardımcı oluyorAdaylar, kariyer danışmanı Uzm. Psk. Dan. Ece Tözeniş önderliğinde, eğitim uzmanı Ertuğrul Tut ve beraberindeki rehber uzmanlar ile tercihlerini yapabiliyor. Adaylar öte yandan sunulan tercih robotu hizmetiyle de başarı sırasına göre yine tercih danışmanları ile tercih listesi oluşturabiliyor.Güçlü akademik kadro ile bir arada olma imkanıÜsküdar Üniversitesi’nin yerleşkelerini ziyaret eden adaylar, aralarında Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Prof. Dr. Sevil Atasoy, Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, Prof. Dr. Haydar Sur, Prof. Dr. Muhsin Konuk ve Prof. Dr. Sinan Canan’ın da bulunduğu önemli isimlerle bir araya gelme fırsatı da buluyor.Hem yüz yüze hem çevrimiçi görüşme imkânıPandemi sürecinde öğrencilerini fi-jital eğitim anlayışıyla tanıştıran Üsküdar Üniversitesi pandemi tedbirleri kapsamında özellikle de şehir dışında olan adaylar için bu yıl yüz yüze tanıtımın yanı sıra online tercih danışma hizmetleri de veriliyor. Üsküdar Üniversitesi çevrimiçi iletişim merkezi, farklı kanallarla adaylara yol gösteriyor. Adaylar, her zaman her yerden ulaşabilecekleri bu merkezde çevrimiçi görüşme, canlı destek, çağrı merkezi, WhatsApp hattı, bilgi formu ve sosyal medya gibi pek çok kanaldan bilgiye ulaşabiliyor.360° Sanal Tur ile tek tıkla Üsküdar’ı keşfet!Üsküdar Üniversitesini ziyaret etme imkânı bulamayan öğrenci adayları için sanal tur ile üniversitede kısa bir sanal tur da yapılabiliyor. Adaylar üniversitenin tüm alt yapısını uzaktan görebilme olanağı buluyor.Adayları yine “Sarı Tişörtlüler” karşılıyorÜsküdar Üniversitesini ziyaret eden adaylara, bu yıl da üniversitenin öğrencileri karşılıyor. Nam-ı diğer “Sarı tişörtlü”ler, üniversitenin bölümlerini adaylara gezdirerek merak ettikleri her konuda kendilerini bilgilendiriyor.Kariyer testine aşağıdaki linkten ulaşılabiliyor:https://uskudar.edu.tr/tr/kariyer-testi

03 AĞU 2021

Alevler ortasında kalındığında ne yapılmalı

Cam şişe, kırık cam ve naylon poşetler orman yangınına davetiye çıkarıyorÜlkemizin çeşitli yerlerinde devam eden orman yangınlarıyla mücadele çok yönlü sürüyor. Orman yangınlarının çıkış nedenlerine dikkat çeken uzmanlar, ormanlık alanda söndüğü sanılan kütüklerin daha sonra yeniden alev alabildiğine dikkat çekiyor. Cam şişe, kırık cam ya da poşetlerin yangınlara neden olduğu uyarısında bulunan uzmanlar, alınabilecek önlemleri sıralıyor. Uzmanlar, alevin ortasında kalınması halinde neler yapılması gerektiğini de anlatıyor…Orman yangınlarının çıkış sebeplerinin farklı olabileceğini kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Nuri Bingöl, “Orman yangınlarının pek çok sebebi olabilmektedir. Söndü zannedilerek bırakılan mangallar, söndüğü sanılan bir kütük de yangına sebebiyet verebilir. Yanan bir kütük dışına su vurulunca dış kısmı sönmüş gibi görünse de için için yanar. Bunu Manavgat yangınında gördük. İtfaiyenin söndürdüğü kısımdaki ağaçlardan bazılarının kovuklarından tekrar alevlenme olduğu görüldü.” dedi.Cam şişeler ve çöp poşetleri de yangına sebep olabilirOrmanların üzerinden geçen yüksek gerilim hatlarının da yangınlara yol açabildiğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Nuri Bingöl, “Sıcakla esneyen kablolar rüzgârın etkisiyle birbirine değebilir veya sert rüzgâr ile kopabilir ve bu durum da yangını başlatabilir. Ormanda temizlenemeyen kuru otların üzerlerine bırakılan cam şişeler hatta kırılan cam şişeler yangına sebebiyet verebilir. Yüksek ısı ile camın büyüteç görevi görerek güneş ısınlarını odaklaması ile tutuşturucu kaynak görevi görebilmektedir. Koyu renk poşetler ile kenarda otların üzerinde bırakılan çöp poşetleri de içindeki bazı ürünlerin kendi kendine tutuşabilmesi ile yangın başlatabilir.” uyarısında bulundu.Çam kozalaklarının yapısı itibarı ile sıkıştırılmış reçine gibi olduğunu kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Nuri Bingöl, “Çam kozalakları tutuştuğunda içindeki bu sıkışmış reçineler aynı füze yakıtının alev alarak füzeyi ateşlemesi gibi kozalağı metrelerce ileriye doğru yanmış halde savurur. Bu da ileride yangın olmayan başka bir bölgenin tutuşabilmesi olasılığı demektir.” diye konuştu.Bu tavsiyelere dikkat!Yangınların önlenmesinde yapılması gerekenlere de dikkat çeken Dr. Öğretim Üyesi Nuri Bingöl, şu tavsiyelerde bulundu:Yüksek gerilim hatlarının bakımının sıcak havalarda sık yapılması, bunların altındaki kuru otların hatta çam fidanı veya ağacı gibi kolay yanıcıların sık sık temizlenmesi gerekmektedir.Ateşli piknik yapmanın ve ormanda ateş yakmanın sıcak havalarda kesinlikle yasaklanması önem arz eder.Çabuk tutuşabilen ve yangının çabuk yayılmasına neden olan ağaçların aralarına bölüm bölüm  arazinin uygunluğuna göre zor yanabilen ve yangın yayılma hızı düşük olan ağaçlar dikilerek orman çeşitlendirilmelidir.Yerleşim yerlerinden belirli bir uzaklıkta olacak şekilde gerektiğinde 100 – 200 metre açıklıkta ağaçsızlaştırma çalışmaları yapılmalıdır.Yangının yayılmasını ( çıktığında ) önleyici geniş açıklıklardaki bölüm bölüm ağaçsızlaştırmalar yapılmalı, olan açıklıklar çoğaltılmalıdır.Ormanlar seyreltilmeliOrmanların seyreltilmesinin önemli bir önlem olduğunu kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Nuri Bingöl, “Böylece yangın yükü yani yanabilecek malzemenin azaltılması söz konusudur. Yıllardan beri bu teknik uygulanmakla birlikte, köylerdeki nüfusun azalması ile orman memurlarının seyreltme için köylülere de kışın yakacak olarak kullanacağı ağaçların kesilmesinde son 5- 10 yıldır zafiyet olduğunu düşünüyorum. Doğalgazın her yere ulaşması ve kullanım kolaylığı da buna etken olabilir.” dedi.Piknik alanları gözetim altında tutulmalıPiknik alanlarının sürekli online sistemle ve belediye ekipleri tarafından sürekli gözetim altında tutulması gerektiğini vurgulayan Dr. Öğretim Üyesi Nuri Bingöl, “Yanmayan çöp konteynerları konulmalı ve düzenli olarak her akşam bu alanlar boşaldıktan sonra çöpler ve piknikçi kalıntıları temizlenmeli. Ormanlık alana çöp atanlara veya bırakanlara da ağır para cezaları içeren düzenlemeler yapılarak denetlemeler ile bunun önüne geçilmeli ve çöp atmama kültürü yavaş yavaş oluşturulmalıdır.” dedi.Alevler ortasında kalan ne yapmalı?Orman yangınının ortasında kalma durumunda yapılması gerekenlere de değinen Dr. Öğretim Üyesi Nuri Bingöl, “Alevlerin ve rüzgârın yönü hesaplanmalı, duman içinde kalmadan yangın alanından boş alanlara, su kenarlarına ulaşarak kaçılmalıdır. Dumandan etkilenmemek için yere yakın gitmek, ağızı ve burunu bir bez ile mümkünse ıslak bir bezle kapatmak zehirlenme olasılığını azaltacaktır.  Çünkü duman içinde karbon monoksit dahil bir çok zehirleyici kimyasalı içerebilmektedir. Alevler birkaç yönden gelebilir bu yüzden rüzgârın aksi istikamete doğru alevlerin olmadığı alana olabildiğince gelinmeli geniş açıdan durum değerlendirildikten sonra etrafı dolaşılarak alevlerden uzaklaşılmalıdır. Çok zor durumda ve alevlerin içinde kalındığında ise, dere içlerine otsuz ve kayalık alanlarda çukur yerlerde yerde yatacak şekilde sığınılabilir. Su bulunursa üzeriniz ıslatılmalıdır. Önce dumanın zehirleyebileceği hiçbir zaman unutulmamalıdır.” diye konuştu.Tesis ve oteller hangi önlemleri almalı?Özellikle Güney bölgelerimizde ormanlar ile turistik tesis ve otellerin iç içe bulunduğuna dikkat çeken Dr. Öğretim Üyesi Nuri Bingöl, bu tesislerde yangına karşı önlemlerin de alınabileceğini belirterek tavsiyelerini şöyle sıraladı:“Bunlar büyük çapta tesislerdir. Bu tesisler aynı zamanda birer işyeridir. İş Güvenliği Kanunları’na tabidir. Nasıl bir endüstriyel tesis yangın güvenliği konusunda önlemler almak, acil durum ekipleri oluşturmak ve bu ekiplerin donanımlı ve eğitimli olmasını sağlamak zorunda iseler, bu turistik tesis işyerleri de aynen bunları kanunen yapmak durumundadır. Birçok otel, havuzlarını doldurdukları deniz suyunu motopomp ile basmaktadırlar.Hâlbuki bu gibi yangınlarda birer hidrant otellerin önüne konulabileceği gibi ( görüldüğü üzere risk çok büyük ) bu tip 8-10 bar basınçla su basabilen motopomplarını yangına karşı da kullanma eğitimi alınmalı ve gerektiğinde kullanabilmelidir. Tabii ki riskli ormana yakın bölgelerde, önce bu motopomplara yangın güvenliği bakımından sahip olmaları gerekiyor.  Yine yakın alanları orman bölge müdürlüğünün kontrolünde belli mesafelerinin ağaçsızlaştırılması ve bu yakın ağaçsız bölgelerin otlarının da bu tesisler tarafından düzenli olarak temizlenmesi de çok önemlidir.”Önlem, otoyol kenarlarında da alınmalı!Dr. Öğretim Üyesi Nuri Bingöl, otoyolların kenarlarının da yine benzer önlemler ile güvenlik altına alınmasının ve kaçış yollarının açık tutulması gerektiğini vurgulayarak “Bu yolların aynı zamanda müdahale ekipleri tarafından kullanılma zorunluluğu bulunmaktadır. Söndürme ekiplerinin gerekli müdahaleyi zamanında yapabilmesi bu yolların güvenliğine bağlıdır. Yazın sıcak aylarında gönüllü hatta yarı zamanlı çalışan elemanlardan oluşan yangın gözetleme timleri oluşturulmalıdır. İHA lar bu iş için yine gönüllü timler tarafından kullanılabilir. Çok sayıda İHA pilotumuz bu eğitimleri alarak oluşmaya başladı.  Yangınla mücadele yangının başlangıcında kolaydır. Zaman geçtikçe mücadele çok zorlaşır.” diye konuştu.

18 HAZ 2021

Hızlı nüfus artışı doğal çevreyi olumsuz etkiliyor

Doğal çevreyi korumak için neler yapılmalıİnsan nüfusu arttıkça ve gelişimi sürdükçe doğal çevre de değişime uğruyor.  Hızlı nüfus artışı, artan endüstrileşme ve şehirleşme sebebiyle yapay çevrelerin hava kirliliği, ormansızlaşma ve çölleşme gibi zararlara yol açtığını vurgulayan uzmanlar, bu gibi olumsuz etkilerle karşılaşmamak için doğal çevrenin korunması gerektiğini ifade ediyor. Uzmanlar otomobil yerine daha fazla bisiklet kullanılarak küresel ısınmanın azaltılabileceğine, tüketilen su miktarının ve plastik kullanımının azaltılarak doğal çevrenin korunabileceğine işaret ediyor.Nüfusun çoğunluğu yapay çevrede yaşıyorDoğal çevrenin dünya üzerinde yaşayan ve cansız tüm varlıkların içinde bulunduğu, insan yapımı olmayan çevre ve koşulları ifade ettiğini söyleyen Öğretim Görevlisi İnci Karakaş, “Doğal çevre kavramında hayvanlar, mikroorganizmalar, toprak, kayaçlar, atmosfer ve bunların sınırları içinde meydana gelen doğal olayları içeren, insan etkisinin olmadığı doğal sistemlerdir. Yapay çevre ise insanlığın başlangıcından günümüze kadar olan gelişim sürecinde doğal çevreden yararlanılarak insan eliyle yaratılan tüm değerleri ve varlıkları kapsıyor. Yollar, hastaneler, barajlar, tarlalar, okullar, köprüler, evler, fabrikalar, hava alanları, limanlar, seralar ve göletleri içine alan yapay çevrenin genellikle ihtiyaçlardan dolayı oluşturulduğunu söyleyebiliriz. İnsan nüfusunun büyük çoğunluğu da yapay çevrelerde ve şehirlerde yaşıyor.” dedi.Doğal çevre birçok canlı türü barındırıyorÖğretim Görevlisi İnci Karakaş, doğal çevre ve yapay çevre arasındaki farkları şöyle paylaştı:“Doğal çevrede insan etkisi yoktur fakat yapay çevrenin insanlar tarafından oluşturulduğunu söyleyebiliriz. Doğal çevrede doğal varlıklar yer alırken, yapay çevrede yapay varlıklara doğal varlıklardan daha fazla rastlanılır. Yani bu doğal çevrede yapay çevreye kıyasla birçok canlı türünün yaşadığı anlamına da geliyor. Doğal çevrenin oluşumu uzun yıllar alıyor fakat yapay çevre kısa sürede oluşabiliyor.”Yapay çevre doğal çevreye zarar veriyorİnsanın nüfus artırdığı ve gelişmeyi sürdürdüğü sürece etkileri ile doğal çevreyi hızla değiştirdiğinin altını çizen Karakaş, “Hızlı nüfus artışı, artan endüstrileşme ve şehirleşme sebebiyle yapay çevrenin; iklim değişikliği, temiz suya ulaşmada zorluk, hava kirliliği, tehlikeli atıklarda artış, ormansızlaşma ve çölleşme gibi zararlarından bahsedebiliriz. Bu gibi olumsuz etkilerle karşılaşmamak için doğal çevrenin korunması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.Otomobil yerine bisikletHava, su ve toprak gibi doğal kaynakların verimli şekilde kullanılıp, bu kaynakların sonsuz olmadığının unutulmaması gerektiğini vurgulayan Çevre Sağlığı Program Başkanı İnci Karakaş, “Hava kirliliğinin azaltılabilmesi açısından bireysel olarak alınabilecek önlemlere bakıldığında, araç kullanmak yerine bisikletler tercih edildiğinde bu sayede atmosfere daha az karbondioksit salınımı gerçekleşiyor. Böylelikle küresel ısınmanın azalması sağlanabiliyor ve halk sağlığı korunabiliyor.” dedi.Bu önlemlerle doğal çevre korunabilirTarımda kimyasal gübre kullanımının toprak kirliliğini büyük ölçüde artırdığına dikkat çeken Karakaş, “Daha az zararlı kimyasal kullanımıyla hem sağlığı hem de çevreyi uzun vadeli olumsuz etkilerden korumak mümkün olabiliyor. Tüketilen su miktarının azaltılabilmesiyle, atık su miktarı azaltılırken su kaynakları da korunabiliyor. Plastik kullanımının azaltılmasıyla ve tek kullanımlık ürünler yerine yeniden kullanılabilir ürünlerin tercih edilmesiyle toprak kirliliği belli ölçüde önlenebiliyor ve sağlık üzerine olumsuz etkiler sınırlandırıliyor. Doğal çevrede yaşayan canlıların doğaya bırakılan plastikler sebebiyle riske maruz kalması da önlenebiliyor.” ifadelerini kullandı.

09 HAZ 2021

Müsilaj, Marmara Denizi’nde ciddi ekolojik tahribat yaptı

Marmara Denizi yüzeyinde son haftalarda bitkilerin ve mikroorganizmaların oluşturduğu “Müsilaj” olarak tanımlanan kalın yapışkan madde, önemli bir çevre sorunu haline geldi. Müsilajın Marmara Denizi’nde ciddi ekolojik tahribata yol açtığını ifade eden uzmanlar, evsel ve endüstriyel atıkların da bu kirliliğin oluşmasında etkili olduğunu vurguluyor. Müsilajın halk arasında denize girme, balık ve midye gibi ürünlerin tüketimi ile ilgili soru işaretlerine yol açtığına dikkat çeken uzmanlar, bu soruların yanıtlanması için ekolojik analiz yapılması gerektiğini söylüyor.Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu (SHMYO) Dr. Öğretim Üyesi Sultan Mehtap Büyüker, Marmara Denizi’nde son günlerde meydana gelen Müsilajla ilgili değerlendirmelerde bulunarak ;Bu soruların yanıtı merak ediliyor: Denize girilebilir mi? Balık ve midye tüketilmeli mi? sorularına cevap verdi.Deniz ısısının artması da Müsilaja yol açıyorMarmara Denizi’nde görülen müsilaj probleminin herkesi çok üzdüğünü ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Sultan Mehtap Büyüker, “Müsilaj, deniz salyası olarak da biliniyor. Bitkilerin ve mikroorganizmaların oluşturmuş olduğu kalın yapışkan maddeyi müsilaj olarak tanımlıyoruz. Müsilaj sorunu aslında Marmara’da uzun zamandır olan bir problem. Müsilaj oluşumunun sebeplerine bakıldığında da uygun biyolojik ve kimyasal ortam oluştuğunda müsilaj oluşabiliyor. Deniz ısısının artması, denizlerin gereğinden fazla kirlenmesi ve deniz hareketinin azalması gibi faktörler müsilaj oluşumuna neden olabiliyor.” dedi.Net bilgi analiz sonuçları ile verilebilirDoğal olarak bu durumun halk arasında bazı soru işaretlerine yol açtığını belirten Büyüker, “Denize girebilecek miyiz, balık ve midye gibi deniz ürünlerini tüketebilecek miyiz gibi  soruların cevabını verebilmek için öncelikle müsilaj olan bölgelerden, deniz suyundan ve müsilajdan örnekler alınarak ekolojik analizlerin yapılması gerekiyor. Analiz sonuçları olmadan ‘müsilaj toksik etki yaratır, zehirlenmelere sebep olabilir’ veya ‘balık, midye gibi deniz ürünlerini yemekte sakınca var, zehirlenmeler ortaya çıkabilir’ gibi ifadelerde bulunmak doğru değil. Ancak toksikolojik analizlerden sonra bunu söyleyebiliriz.” diye konuştu.Evsel ve endüstriyel atıklar kirlilik oluşturuyorDr. Öğretim Üyesi Sultan Mehtap Büyüker, toksisite dışında müsilaj denizin kirliliğine bağlı olarak oluştuğu için özellikle Marmara Denizi’nin etrafında çok sayıda insan yaşamı söz konusu olduğunu ifade etti ve sözlerini şöyle tamamladı:“Evsel atıkların ve endüstriyel atıkların denize boşaltılması zamanla bu kirliliği oluşturmuş ve şu anda ciddi anlamda ekolojik tahribat yaşanıyor. Bunun sonucu olarak canlılar yaşayamadıkları ortamı terk ederler ya da ölürler. Burada bir çürümeden ve bozulmadan bahsedebiliriz. Doğal olarak ve çürümeye bağlı olarak da mikrobiyolojik bir ortam oluşması söz konusu. Yani mikrobiyolojik açıdan denize girmek şu anda belki sakıncalı olabilir ama bütün bunların net bir cevabı ancak mikrobiyolojik ve toksikolojik analizler yapıldıktan sonra söylenebilir. Analizler yapılmadan kesin bir şey konuşmak şu an için doğru değil.”

26 MAY 2021

“Kültürel Yapı, Meme Kanserine Yakalanma Yaşını Değiştirebiliyor”

Üsküdar Üniversitesi Patoloji Laboratuvar Teknikleri Programı Öğr. Gör. Eda Yetimoğlu’nun moderatörlüğünü yaptığı etkinliğe, Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İbrahim Öztek konuşmacı olarak katıldı. “Kültürel yapı meme kanserine yakalanma yaşını değiştirebiliyor”Öztek, ülkelerin kültürel yapılarının kansere yakalanmada yaş aralığını değiştirdiğini söyleyerek, “Literatürde en çok 45-55 yaşlarında rastlanmaktadır. Yıllarca yapmış olduğumuz çalışmalarımızı daha önceki üniversitelerdeki görevlerimizde yaptığımız çalışmaları bugün Üsküdar Üniversitesinde devam ettirmekteyiz. Çalışmalarımızın sonucunda tespit ettik ki Türkiye’deki kadınların en çok 61-70 yaşları arasında olduğunu gördük. Tabi literatürde her ne kadar 45-55 yaşlarında rastlanır desek de ülkemizde en çok kullanılan literatür Amerikan literatürü. Görüyoruz ki Amerika’da Avrupa’dakinden çok daha fazla meme kanseri var. Türkiye de ise bu ülkelerden az. Bunlara sırası geldikçe sebeplerinden bahsedeceğiz ama örneğin bunun evlenme yaşı var. Doğurganlık yaşı var. Emzirme yaşı var. Bütün bunların hepsinin fonksiyonları var bu fonksiyonlara göre de bu yaş aralığı değişiyor.” ifadelerini kullandı.“Akciğer kanseri şu anda birinci sırada”Ölümcül hastalıkların çeşitlerinden söz eden Prof. Dr. Öztek; “Meme kanseri, kadınlardaki tüm kötü huylu tümörlerin %22’si ile %30’unu teşkil etmektedir. Şöyle de düşünebiliriz; insan ölümlerinde ve kadın ölümlerinde en başta daha önceleri meme kanseri ön sıralardayken şu anda akciğer kanseri hem kadında hem de erkekte ön plana çıktı. Kadında ikinci sırada meme kanseri, erkekte ikinci sırada prostat kanseri var. Üçüncü sırada ise her ikisinde de ortaya çıkan kolon kanseri var. Bunları da bilmemizde yarar var. Yani kanser dediğimiz zaman insanları en çok üç veya dört cins kanser bu şekilde tehdit etmiş oluyor. Yüz kadına karşılıkta bir erkekte meme kanseri olabiliyor.” dedi.“Hastaya hekimin ve aile fertlerinin yaklaşımı çok önemlidir”Hastaya hekimlerin ve aile fertlerinin yaklaşımının tedavide büyük ölçüde etkili olacağını belirten Prof. Dr. Öztek; “Toplumda teknoloji ve endüstri gelişimi genel olarak kanser vakalarını arttırmaktadır. Yaşam boyunca her 7-8 kadından biri meme kanserine yakalanmakta. Meme kanserine bağlı vakaların %90’ı ağrısız oluyor. Böyle olunca da pek fark edilemiyor. Onun için erken teşhis hayat kurtarır. Hastaya hekimin ve aile fertlerinin yaklaşımı çok önemlidir. ‘Evet, bir tümör var ama bu tümörü halledeceğiz. Cerrah olarak, onkolog olarak veya diğer ilgili hekimler olarak.’ şeklinde çözümcü yaklaşılması lazım. Çünkü bu hastayı etkiliyor. Hasta ruhsal bunalıma giriyor. Bunlarla ilgili olarak doktorun hastaya telkinlerde bulunması lazım. Aile fertlerinin hastaya sevecen bir şekilde yaklaşması lazım ve de hastayı sevgi çemberine alarak ona hastalığını unutturması lazım.” şeklinde konuştu.

18 MAY 2021

Tıbbi bitkilerde üretim teknikleri konuşuldu

“Yapılan toprak analizleri çok önemli”Araziye dikimden önce toprak analizinin önemine değinen Mehmet Ali Altıokka; “Toprak analizi ile birlikte mevcut tarım alanında bulunan besin miktarı, PH durumu, organik madde miktarı detaylı bir şekilde görülebiliyor. Analiz örneğinin yağışlı havalarda alınmaması gerekiyor. Analiz örneğini alırken tümsek ve çukur alanlardan almamak da önemli. Hayvanların uzun süre yattığı yerler ile çok su biriken yerler analize uygun değil. Eğimin üst ya da alt kısmında farklı toprak tipleri oluyor. Bunlara da dikkat etmek gerek. Yapılan toprak analizleri çok önemli.” diye konuştu.“Su, üretimin en önemli parçalarından biri”Suyun üretime katkılarından bahseden Altıokka; “Verimi maksimum seviyede etkileyen faktörlerden biri sudur. Anadolu ve kasabaların taş yapılarında daha yüksek seviyelerde kanallar dikkat çeker ve bunlar tarım alanlarına temin edilebilir. Akarsu ve dereler de su imkanları arasındadır. Taban su seviyesi yüksek olan tarım alanlarında eğer yüksek bir su içeriği varsa bu durum ciddi kayıplar oluşturur. Örnek olarak; lavanta, biberiye, ada çayı, kekik gibi türler aslında hiç sulama yapılmadan da üretilen türlerdir. Bunlar fazla suya hassasiyeti olan türlerdir. Sulamayı varlıklara göre yapmakta fayda var. Damla sulama sistemi ve yağmurlama sulama sistemi uygulanan sistemler arasında yer alır. Su, üretimin en önemli parçalarından biridir.” dedi.“Hasat zamanında bitkinin içinde yabancı ot olmamalı”Hasat zamanı ve üretimde, bitkilerde dikkat edilmesi gerekenleri sıralayan Altıokka; “Bitkinin içinde, hasat torbasında yabancı ota yer yok. Baharat çay bitkisi ya da diğer bitkiler fark etmeksizin, bu bitkiler hasata karıştığı zaman bunları alan kurumlar tarafından, türün üretim sürecinde elde edilen tüm hasadın geri dönmesine sebebiyet verecektir. İçerisindeki zehirli kısımlar istenmeyen kısımlardır. Alıcı firmalarda buna özen gösteriyor ve ürünleri olduğu gibi geri gönderiyorlar. Hasat zamanında bitkinin içinde yabancı ot olmamalı.” diye konuştu. 

18 MAY 2021

Gökhan Balcıoğlu: “2030 yılında su fakiri olma ihtimalimiz var”

“Doğal kaynaklarımızı korumak için atık suları arıtmalıyız”Atık suların arıtılma nedeninin yasal zorunluluklar olduğunu ifade eden Balcıoğlu, bu işlemin amacının doğal kaynakların korunması olduğunu aktardı. Balcıoğlu; “Sürdürülebilirlik, doğal kaynakların ileriye dönük olarak faydalı kullanımı için arıtma oldukça önemli. Çevre mühendisliğinin alanı yalnızca atık sular değil aynı zamanda; hava kirliliği, toprak kirliliği ve gürültü kirliliği ile ilgilidir. Piyasaya sürülen her şeyin verimliliğini artırmak için optimizasyona ihtiyaç var.” diye konuştu.“Yasal zorunluluk uygulanmazsa atık sular arıtılmaz”Üretim ve tüketim sonucu oluşan atık suların arındırılması konusunda yasal zorunlulukların caydırıcı etki yaptığını aktaran Balcıoğlu; “Eğer bu zorunluluk uygulanmasaydı, atık sular arındırılmazdı. Yasal zorunluluk bu işin en sağlam kalesidir. Cezalar ve denetlemeler oldukça önemli. Yönetmeliklerle işlerin dizayn edilmesi, atık suların arıtılmasında yol gösterici oluyor. Bu işler tek ayaklı yürütülemez; akademik ayak, mühendislik ayağı ve yasal uygulamalar birbirini destekliyor. Bu alanlar koordineli çalışırsa ileriye dönük sorunlar yaşanmaz.” dedi.“TÜİK verilerine göre 2030 yılında Türkiye’nin su fakiri olma ihtimali var”Türkiye’de su kaynaklarının iyi durumda olduğunu dile getiren Balcıoğlu, bu rakamların bir sene kuraklık yaşanmasıyla tersine dönebileceğini belirtti. Balcıoğlu; “TÜİK verilerine göre 2030 yılında Türkiye’nin su fakiri olma ihtimali bulunuyor. Atık sular tasarruf amacıyla yeniden kullanılabilir. Bu sular tarımda damla sulama tekniği ile kullanılırsa yılda milyonlarca metreküp tasarruf yapma şansımız var. Şu anda su miktarı olarak tehlikenin sınırındayız, bir an önce önlem almalıyız.” ifadelerini kullandı.“Atık suları arıttıktan sonra birçok alanda yeniden kullanabiliriz”Su tüketimini önlemeye yönelik adımlar atılması gerektiğini belirten Balcıoğlu; “Atık su arıtıldıktan sonra zayi olup gidiyor. Eğer su kullanımını azaltırsak atık su oluşumunu da önlemiş oluruz. Ailemizden başlayarak çevremizi bu konuda bilinçlendirmeliyiz. Bulaşıkları bulaşık makinesinde yıkamayı teşvik ederek yüzlerce ton sudan tasarruf edebiliriz. Atık suları arıttıktan sonra gıda alanı dışında birçok alanda tekrar kullanabiliriz.” dedi.“Dünya; enerji, iklim değişikleri, elektrikli araba alanına yönelmiş durumda”Kullanılabilir enerji kaynaklarında fırsatları değerlendirmek gerektiğini aktaran Balcıoğlu; “Türkiye’nin doğusu, batısı, kuzeyi, güneyinde çok yüksek bir güneş potansiyeli var. Karadeniz’de yağışlardan dolayı uygulanamaz diye düşünmeyin, İngiltere’de bile kullanılıyor. Rüzgâr coğrafi olarak çok ulaşılabilir ve ekonomik olmayabilir. Ülkemizde ayrıca çok kuvvetli dalga enerjisi potansiyeli de mevcut. Kullanılabilir enerji kaynaklarında eğitim ve alandaki gelişmelerde öncü olmak oldukça önemli. Dünya; enerji, iklim değişikleri, elektrikli araba alanına yönelmiş durumda.” diyerek sözlerini noktaladı.

26 MAR 2021

Uykudan 2 Saat Önce Mavi Işıktan Uzaklaşın!

“Gözümüz görme dışında farklı fonksiyonlara da sahip”Hayatımızın her noktasında olan elektromanyetik dalgaların bazen bir bina kadar büyük, bazen de bir atom kadar küçük olabildiğini dile getiren Begüm Genç; “Günümüzde elektromanyetik dalgalar televizyonlardan, telefonlardan ve daha birçok teknolojik aletten dolayı etrafımızı sarmış durumda. Bu kadar büyük elektromanyetik alanın içerisinde bizler sadece 380-320 nanometre arasını gözlemleyebiliyoruz. Ufacık alan beyaz ışığa tekabül ediyor. Güneşten gelen ışıklar beyaz ışıktır. Beyaz ışıklar herhangi bir prizmadan geçtiğinde renklerine ayrılır. Bunlar kırmızı, sarı, mavi, mor gibi ilerlerler. Gözümüz görme dışında farklı fonksiyonlara da sahiptir. Görsel olmayan fonksiyonları iletmekte görevlendirilmiştir. Gözümüzde sinir hücrelerinin üzerinde bulunan ve ganziyon sinir hücreleri dediğimiz kısımda ışık geldikten sonra onlar da aktive olur. Beyine sinyal yollar, sinyal gittiğinde biz herhangi bir görüntü görmeyiz. Gün ışığında, en yüksek enerji bulunan mavi ışık geldiğinde sinir hücresi uyarılıyor. Artık ışık geldi vücut için günaydın sinyali veriliyor.” Dedi.“Günü enerjik tamamlayamıyorsanız mavi ışıktan yeterince yararlanmıyorsunuzdur”Melatonin hormonunun mavi ışıkla bastırıldığını belirten Genç; “Eğer güne enerjik başlayıp günü enerjik bitiremiyorsanız mavi ışıktan yeterince yararlanmıyorsunuzdur. Mavi ışık vücudun doğal uyku/uyanıklık döngüsü olan sirkadyen ritmin düzenlenmesinde çok önemlidir. Gündüz saatlerinde mavi ışığa maruz kalmak, sağlıklı bir sirkadyen ritmin korunmasına yardımcı olur ve birçok hormonunuzun salınımına da etki eder. Gece yatarken kırmızı ışık melatonin üretiminde faydalıdır. Fakat gece yatmadan telefonla oynamak melatonin üretimini 2 saat geriye atar. Gece uykudan uyanıp telefona bakıp kapatmak bile bunu etkiliyor. Sağlığınız için yatmadan 2 saat önce mavi ışıktan çekilmeniz gerekir. Sokaktan gelen sokak lambaları gibi ışıklar da çok önemlidir. Bunlar için olabildiğince karartmalı perdeler kullanmak gerekir. Şarj aletinizden veya başka teknolojik aletinizden gelen ışıklar da melatonin hormonunu üretmeyi önemli miktarda etkileyebilir.” İfadelerini kullandı.

22 MAR 2021

“Vitamin ve Minerallerin Kalorisi Yoktur”

Programın moderatörlüğünü üstlenen Üsküdar Üniversitesi Eczane Hizmetleri Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Sultan Mehtap Büyüker, son bir yılda yaşanan Covid-19 pandemisinin vitamin ve mineral kullanımını arttığını söyledi. Vitamin ve mineral kullanımının önemine değinen Büyüker ayrıca bu süreçte bilinçsiz kullanımların fazlalaştığına da dikkat çekti.“Vitamin ve minerallerin kalorisi yoktur”Pandemide takviye edici gıdaların kullanımının arttığını ifade eden Solar İlaç Firması Eğitim Uzmanı Neval Durmuş Ünlüer; “Bu süreçte vitamin ve mineral kullanımında yaşanan artışla beraber insanların soruları oluştu. Bununla birlikte en çok merak edilen konulardan biri de vitamin ve mineraller kilo aldırıp aldıramadığı oldu. Vitamin ve minerallerin kalorisi yoktur. Vitamin ve minerallerin yetersizliği sağlıklı beslenilmediğinde, besinlerin saklanmasında oluşan besin kayıplarıyla ve emilim bozuklukları sonucu ortaya çıkar." Dedi.“Bağışıklık sistemini en çok D vitamini destekliyor”Vitamin kelimesinin Latince 'hayat' anlamına gelen vita kelimesinde türediğini söyleyen Durmuş; “Vitaminler yağda ve suda çözülenler olmak üzere ikiye ayrılır. Suda çözülen vitaminler her gün alınması gereken vitaminlerdir. A vitamini yağda çözülen, biyolojik aktivite gösteren bir maddedir. A vitaminine Retinol adı verilir. Eksikliğinde göz fonksiyonlarında ve bağışıklık sisteminde etkilenmeler görülür. Gece körlüğü ve çocuklarda büyüme eksikliği olarak ortaya çıkabilir. Günümüzde bağışıklık sisteminin en çok destekleyicilerinden biri olan vitamin D vitaminidir. Besinlerle alınımı kısıtlıdır. Etkisi güneşte direk temasla gerçekleşir. Güneş sadece senteze destek olan kaynaklardan biridir. Hayvansal ürünlerle vücuda alınır. Hipertansiyon, hatta kanser riskinin artmasına kadar D vitamini araştırılıyor. D vitamini eksikliğinin en büyük nedenlerinden biri kuzeyde yaşayanların çok fazla güneş ışığına maruz kalamaması ve çok fazla kapalı ortamda bulunmaları. Ayrıca D vitamini eksikliği diyabet, depresyon, zayıf bağışıklık, hormonal denge bozukluğuna gibi rahatsızlıklara da neden olur.” İfadelerini kullandı.“B Grubu vitaminler hayati öneme sahip”B grubu vitaminlerin vücutta, enerji üretiminden karaciğer sağlığına kadar hayati öneme sahip olduğunu belirten Neval Durmuş Ünlüer; “B vitamini eksik olduğunda sinir sisteminde bozulmalar, hafızada unutmalara neden olur. B vitaminleri enerji yapan vitaminler olduğu için kişinin enerji ihtiyacını arttırır ve kişi kendine hâkim olamazsa kilo alabilir. B2 vitamini göz sağlığı için oldukça önemlidir. Eksikliğinde gözde kaşıntıya neden olur. Migren tedavisinde de kullanılır. Biotin, B7 vitamini olarak geçer. Genelde saç ve tırnak bakımında kullanılır. Eksikliğinde hamilelik sonrasında, beslenmedeki sıkıntılarda ortaya çıkabilir. Çiğ yumurta tüketen kişilerde de ortaya çıkabilir. B12 vitamininin midede bir protein sayesinde bağırsaklara aktarılarak emilimi sağlanır. Bazı hastalarda emilim sağlanamadığı için dilaltıyla emilim sağlanır. B12 mental ve sinirsel problemlerde ve kansızlıkta kullanılabilir.” Şeklinde konuştu.“Mineraller, vitaminlere destek maddelerdir”Minerallerin vücutta pek çok işlevi olduğunu söyleyen Durmuş; “Mineraller sağlıklı diş ve kemik yapısında kullanılır. Kalori değeri olmayan maddelerdir. Solar'da kalsiyum, magnezyum, demir, selenyum, krom ve çinko çeşitleri var. Mineraller inorganik yapıdadır. Bu sebeple vücudumuz, emilimde bazı sıkıntılar yaşayabilir.” Dedi. 

18 MAR 2021

COVİD-19 Aşı Çalışmaları Konuşuldu.

“Aşılama modern tıp için mucizedir”Geçmişten günümüze süregelen aşı çalışmaları ve hastalıklar hakkında paylaşımlarda bulunan Soylamış; “Vücudumuzun inanılmaz bir savunma sistemi var. Bakteri, parazit, virüs gibi yabancı her türlü moleküleri tanıyor ve bunlara bağışıklık kazanıyor. Bağışıklık sistemi konusunda canlı veya cansız etkenlerin her türlü yapısına antijen adını veriyoruz. Bunlar genellikle hastalıklara neden olan özellikle protein yapısında yer alan maddeler. Aşılar, antijen taşıyan tıbbi ilaç olarak tanımlanıyor. Aşılama ise bağışıklık sisteminin antijenleri ile birlikte etkisiz hale getiren, antikor adını verdiğimiz karşıt proteinler üretmesine yardımcı oluyor. Beyaz kan ise bakteri, virüs gibi saydıklarımıza hafıza oluşturup daha öncesinden tanıyarak moleküler etkenlerini ortadan kaldırıyor. Aşılama modern tıp için mucizedir.” İfadelerini kullandı.“Enfeksiyonlar çok eski yıllardan beri var”Hastalıklar ve aşı çalışmalarının geçmişten günümüze kadar hep var olduğunu söyleyen Soylamış; “Bu tip hastalıklar her zaman vardı. Enfeksiyonların çok eski yıllardan beri var olduğunu görüyoruz. Aşı ise bu hastalıklara, enfeksiyonlara karşı geliştirilmiş çok önemli bir yöntem. İlk kez Çinliler tarafından çiçek hastalığına karşı geliştirilen, ama ilkel bir yöntem vardı. Hasta olan bir bireyin giysilerini sağlıklı birine giydirerek bağışıklık kazandırdıklarını düşünüyorlardı. Günümüzde aşının geliştirilip uygulanma sürecine bakarsak aşıların bebeklere veya sağlıklı insanlara da uygulanmasının ilaca göre daha sıkı ve titiz olduğunu görüyoruz.” Dedi.“Şu anda tamamen onaylanmış ve kullanıma açılmış 6 aşı var”Konuşmasının devamında aşı çalışmalarına değinen Soylamış; “Aşı çalışmalarında ilk basamak olarak hangi teknolojilerin kullanılacağı çok önemli. İlk aşamada virüs özellikleri belirlenip uygulamaya geçiliyor. İkinci basamakta laboratuvar ve denek hayvanları kullanılıyor. Covid-19 üzerinden konuşursak yarasalar üzerinden geliştirildiği görülüyor. Üçüncü basamakta ise hayvan deneyleri ile sonlandırılıyor. Gönüllü insanlar ile de çalışmalar basamağına yani faz aşamalarına geçiliyor. Faz-1, Faz-2, Faz-3 olmak üzere üç tane faz aşaması var. Faz-1 evresinde az sayıda gönüllü insan ile istenmeyen toksik etkilerin araştırılması yapılıyor. Faz-2 aşamasında daha fazla gönüllü insan ile istenmeyen etkiler, etkililik (aşıda koruyuculuk) ve doz ayarlanması yapılıyor. Faz-3 aşamasında ise kalabalık bir gönüllü grubu, az görülen yan etkilerin saptanması, yaşlılar, başka hastalıkları olanlar gibi alt gruplar da dahil olmak üzere etkililik ve güvenlilik araştırılması yapılıyor. Covid-19 hakkında 114 tane aşı çalışması başlatılmış. Faz-1 evresinde olan 42, Faz-2 evresinde olan 33, Faz-3 evresinde olan 22 tane aşı var. Yetkilendirilmiş ve onaylanmış 17 aşı bulunurken, tamamen onaylanmış ve kullanıma açılmış 6 aşı var.” Şeklinde konuştu.

12 MAR 2021

Üsküdar Üniversitesinden 23 Bin Öğrencisine ZOOM Lisansı!

Önemli yatırımlar ile sağlam teknolojik altyapı oluşturan Üsküdar Üniversitesi, Pandemi sürecinde öğrencilerine uzaktan, kesintisiz eğitim olanakları sunmak üzere “Fi-Jital Üniversite” kavramını hayata geçirmişti. Bu adımla birlikte öğrenciler üniversitenin hem fiziki hem de dijital eğitiminden en efektif şekilde yararlanıyor. Birçok dijital platform üzerinden gerçekleştirilen uzaktan eğitim ders ve uygulamalarıyla Üsküdar Üniversitesi öğrencileri, ALMS programı ile sanal sınıf uygulaması Perculus’a girerek senkron (canlı) şekilde online eğitim alabilirken şimdi Zoom ile iş birliğine gidildi. ALMS üzerinden Zoom’ a girerek senkron (canlı) eğitim yapılması ve yapılan derslerin kayıt ve yeniden izlenmesine yönelik entegrasyon çalışmaları ise ayrıca sürdürülüyor.İnteraktif Katılım Kolaylaştı Öğrencilerinin online derslerden daha fazla verim alabilmesi adına önemli bir adım daha atan üniversite, akademik kadroyla birlikte her bir öğrencisi için toplam 23 bin Zoom lisansı satın aldı. Öğrencilere daha kolay interaktif katılım imkânı sunan, etkileşim ve süre sınırının olmadığı STIX programı üzerinden, Yüksek Lisans derslerinin Zoom yazılımı aracılığı ile verilmesi testlerinden sonra, şimdi de alınan Zoom lisansları ile ALMS üzerinden Zoom yazılımı kullanılarak dersler yapılacak. Zoom derslerinde, tüm öğrenciler kişi sınırı olmaksızın kameralarını da açık tutabilecek. Mikrofon ile anında katılım sağlayabilecek. Böylece daha interaktif yapılacak derslerde öğrenme veriminin artması ve etkileşimin üst düzeye taşınması amaçlanıyor.Öğrenciler çok daha nitelikli eğitim alabilecek...ZOOM programından online toplantı ve konferanslardan da yararlanabilen akademisyenler ve öğrenciler aynı zamanda Üsküdar Üniversitesi Bilgi Teknolojileri Direktörlüğü’nün geliştirdiği STIX programı (stix.uskudar.edu.tr) ile birbirleriyle iletişim halinde olarak bilgi, belge ve ödev paylaşımını 7/24 sağlayabiliyorlar.

10 MAR 2021

Öğr. Gör. Yeter Saçlı: “Kulak içi kulaklıklar doğal salgı mekanizmasını bozabiliyor”

“İşitme kaybında erken tanı oldukça önemli”Öğr. Gör. Yeter Saçlı “İşitme Sağlığı” başlıklı konuşmasında 3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü’nün önemine dikkat çekerek; “Graham Bell, işitme kayıplı bireyler için birçok çalışma yaptı. Bu sebeple Graham Bell’in doğum günü olan 3 Mart, Dünya Kulak ve İşitme Günü olarak belirlendi. Dünyada 34 milyonu çocuk olmak üzere toplamda 466 milyon kişi işitme kayıplı. Ülkemizde ise 1 milyonu aşkın işitme kayıplı birey var. İşitme kaybının birçok sebebi olabilir. Bunlardan biri de gürültüdür. İşitme kayıplarının yaklaşık üçte biri gürültüye maruz kalma sonucu oluşuyor. Bu şekilde işitme kaybı yaşayanların büyük bir çoğunluğunu ise gürültülü ortamlarda çalışanlar meydana getiriyor. İşitmenin korunması için gürültülü bir iş yerinde çalışanların kulak koruyucu kullanması oldukça etkili bir yöntem. Ayrıca işitme kaybını önlemede, her hastalıkta olduğu gibi, erken tanı da çok önemli.” ifadelerini kaydetti.“Kulak içi kulaklıklar doğal salgı mekanizmasını bozabiliyor!”Öğr. Gör. Yeter Saçlı yüksek sesle müzik dinlemenin işitme için oldukça tehlikeli olduğunu belirtti. En çok merak edilen konulardan birinin kulaklık tercihi olduğunu aktaran Saçlı: “Kulak içi kulaklıkla dış kulağa giren materyal, doğal salgı mekanizmasını bozabilir. Kulaklık kullanmak zorundaysak kulak üstü kulaklık tercih edelim. Kulak üstü kulaklıkta dışarıdan gelen sesler daha az duyulduğu için fazladan ses açma ihtiyacı da yaşanmayacaktır.” dedi.“Kulak çubukları oldukça zararlı ve kullanılmaması gerekiyor”Kulak çubuklarının oldukça zararlı olduğunu ve kullanılmaması gerektiğini aktaran Saçlı: “Bu çubuklarla kulağın içini görmeden müdahalede bulunarak kirleri daha da ileriye götürüyor ve kulağın tıkanmasına neden oluyoruz. Kulakta kendi kendini temizleme özelliği vardır. Fakat fazla bir akıntı varsa doktora başvurabilirsiniz. Kulaklar suya maruz kaldığında ise bir havlu yardımıyla yüzeysel temizleyebilirsiniz. Kulak çubuklarının kullanımı, çınlamayı da tetikleyebilir. Çınlama önemli bir işitme kaybı bulgusudur ama her çınlama işitme kaybının habercisi değildir. İşitme kaybının tanısıyla birlikte problemin geçici veya kalıcı olduğu anlaşılabilir. Sorun geçiciyse medikal tedavi yapılabilir. Kalıcı durumlarda ise işitme cihazı kullanılmalıdır.” şeklinde konuştu.

08 MAR 2021

“Pandemide Kadın Olmak” Semineri Gerçekleştirildi

İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan'ın açılış konuşmasıyla başlayan seminerde Uçan, pandemi sürecinin zorluklarına değinerek, bu sürece adapte olmada herkesin zorlandığını aktardı. Bu süreçte en çok zorlananların kadınlar olduğunu söyleyen Uçan, kadınların iş güçlerinin arttığına değindi.Dr. Öğr. Üyesi Hacer Kayhan: “Kadınlar her olayda kilit noktadır”Seminerin ilk konuşmacısı olan İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Hacer Kayhan, konuşmasında pandemi sürecini ilk duyduğunda önceki gripler gibi geçici olduğunu düşündüğünü fakat süreç ilerledikçe çok daha uzun süreceğini anladığını aktardı. Kayhan; “Süreç o kadar hızlı gelişti ki ilk vakadan sonra üç ay okula gidemedik. İlk olarak virüsü tanımadığımız için korktuk. Şu an hala korkuyoruz ama artık virüsü bildiğimiz için bilinçli bir korku yaşıyoruz. Bu süreçte yaşlılar da gençlerde ayrı etkilendi. Ebeveynler olarak bizler de ruhen büyük sıkıntılar yaşadık. Bu süreçte ekonomiyi kesme gibi bir lüksümüz olmadı. Çünkü çalışanlarımız var ve geçimlerini bu şekilde sağlıyorlar. Bu sebeple pandeminin yaşandığı ve virüsün görüldüğü yerlere girmek zorunda kaldık. Çoğu işi online yapmaya çalışıyoruz ama her iş online olamıyor. Bazı sektörlerde insanlar sahadayken onlarla beraber olmanız gerekiyor. Pandemi ve iş hayatı ayrı bir senaryo, mesleki iş sağlığı ve güvenliği ayrı bir senaryo. Çoğu şirket artık iş güvenliğini ‘iyi olma halinde’ tutmaya çalışıyor. Bu süreçte pandemiyle yaşamayı öğrendik. Önümüzdeki bir yıl daha bu sürecin içerisinde olacağımızı tahmin ediyorum. Dikkatli olmak ve birbirimizi korumak zorundayız. Kadınlar her olayda kilit noktadır. Bu süreçte bize çok büyük bir rol düşüyor.” Şeklinde konuştu.Sağlık personeli İlknur Aktürk: “Sağlık çalışanlarının %70'i kadınlardan oluşuyor”Seminerin ikinci konuşmacısı Üsküdar Üniversitesi Sağlık Personeli İlknur Aktürk oldu. Hemşire olan Aktürk, pandemi ilk başladığında ilk olarak neler yapılacağını saptadıklarını aktardı. Aktürk; “Sağlıkçılar olarak daha soğukkanlı bir durum sergiledik. Sağlıkçı olarak bu süreci halka anlatmak ilk olarak zor oldu. Fakat bizim görevimiz bunu anlatmaktı ve başardığımızı düşünüyorum. Sağlık çalışanlarının %70'i kadınlardan oluşuyor. Bizlerin iş gücü bu süreçte arttı. Çünkü evlerdeydik ama aynı zamanda çalışmaya devam ettik. Bu süreçte bizi zorlayan işin psikolojik boyutu oldu. Çocuğum bu süreçte okula gidemediği için psikolojik olarak etkilendi ve online eğitime bir direnç oluşturdu. Çocuk, anne babanın işe gidip kendisinin dışarı çıkamamasını anlamlandıramadı.” Dedi.Arzu Temizalan Uçar: “Çalışan anneler pandemide dezavantajlı gruplar arasındaydı”MESKA Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Arzu Temizalan Uçar pandemi süreci başladığında ilk olarak sağlıklı bilgiye ulaşma ihtiyacı hissettiğini belirtti. Kurum olarak hemen aksiyon aldıklarını belirten Uçar; “Pandemi sürecinde personelimize bu konularda eğitimler verdik. Müşterilerimize eylem planına ilişkin raporlar gönderdik. Eğitici afişler hazırladık. Vaka yönetim rehberi oluşturarak COVİD-19’lu personelimizi takip ettik. Bu süreçte aile büyüklerimizi de bilgilendirmeye çalıştık ve ziyaretlerimizi seyrekleştirdik. Çalışan anneler için çok dezavantajlı bir durum oldu pandemi. Çünkü iş hayatlarını evlere taşıdılar ve bu sebeple belki çocuklarını ihmal etmek durumunda kaldılar.” İfadelerini kullandı. Nagihan Demir pandemide eğitim konusuna değindi Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği öğrencisi Nagihan Demir online eğitim tecrübesi hakkında bilgi verdi. Demir; “Online eğitimle yüz yüze eğitimde olduğu gibi verim alamıyoruz. Sistemsel sıkıntılar ve internet nedeniyle ders akışında kopmalar yaşanıyor. Pandemi süreci başladığından beri farkındalığın arttığını düşünüyorum.” Dedi.

03 MAR 2021

Doç. Dr. Mesut Karahan editörlüğünde yeni bir kitap…

On üç farklı üniversiteden katılım sağlandı!Taylor and Francis (CRC Press) yayınlarından okuyucusuyla buluşan ve Doç. Dr. Mesut Karahan’ın editörlüğünü yaptığı "Synthetic Peptide Vaccine Models Design, Synthesis, Purification, and Characterization" kitap, on üç farklı üniversiteden katkı yapan akademisyenlerin makalelerinden oluşuyor. Kitapta lisans öğrencilerinin makaleleri de yer alıyor. Yeni sentetik peptit aşılar Karahan’ın kitabında inceleniyor.Karahan’ın editörlüğünü yaptığı kitapta sadece bulaşıcı hastalıkları değil aynı zamanda kanser, Alhzeimer, Parkinson ve psikiyatrik hastalıklar gibi beyin ölümleri için de araştırılan yeni sentetik peptit aşılarını da inceliyor. Karahan, 20 yıllık akademik hayatında çalışma konusu olan kitabıyla hayallerini gerçekleştirdiğini kaydetti.

12 ŞUB 2021

Öğrenciler pandemide uzaktan eğitim uygulamalarından memnun…

Üsküdar Üniversitesi’nde 2020-2021 güz döneminde öğrencilerin memnuniyet düzeyleri ölçüldü. 17 bin 684 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilen çalışmada pandemi sürecinde uzaktan eğitim ve teknolojik altyapıya ilişkin görüşler değerlendirildi. Çalışmaya göre aşağıdaki sonuçlar ortaya çıktı:Sosyal medya uygulamalarından %81 memnuniyet“Sosyal medya, mobil uygulama, TV gibi iletişim kanalları aktif olarak kullanımı ve bilgilendirme faaliyetleri yeterlidir” önermesine katılımcılardan %81 oranındaki 12 bin 365 katılımcı olumlu görüş bildirdi.Dijital ulaşılabilirlik memnuniyeti %78“Çağrı merkezi, ondestek, whatsapp hattı gibi iletişim kanalları kolay ulaşılabilir ve yeterlidir” önermesine 14 bin 800 katılımcıdan %78 oranındaki 11 bin 608 kişi olumlu cevap vererek katıldığını belirtti.  Uzaktan eğitim uygulamalarında %79 memnuniyet“LMS, ZOOM, ÜÜTV vb. senkron eğitimler kolay ulaşılabilir ve yeterlidir” şeklindeki değerlendirmeye 15 bin 998 katılımcıdan %79 oranındaki 12 bin 571 kişi olumlu cevap vererek katıldığını söyledi.  STIX programından %87 memnun kaldıUzaktan eğitim sisteminin bir parçası olan STIX dosya paylaşım uygulamasına ilişkin olarak da öğrencilere memnuniyet durumları soruldu. “STIX dosya paylaşım sistemi kolay ulaşılabilir ve yeterlidir” değerlendirmesine 16 bin 109 katılımcıdan %87 oranındaki 14 bin 42 kişi olumlu görüş bildirdi.  Uzaktan eğitim teknolojilerinden memnuniyet de yüksek“Uzaktan eğitim teknolojilerinin kullanımından genel olarak memnunum” önermesine ise 15 bin 907 katılımcıdan %73’ü (11 bin 612 kişi) olumlu bulup katıldığını ifade etti.  İdari hizmetlerde memnuniyet %81 oranında“İdari hizmetler (ders kayıt, belge alma, askerlik işlemleri vb.) yeterlidir” şeklindeki değerlendirmeye 13 bin 999 kişiden %81 oranındaki 11 bin 316 kişi olumlu yanıt verdi.  Danışman hoca memnuniyeti %83“Danışman hocam bana gerekli zamanı ayırmakta ve yeterli şekilde benimle görüşmektedir” önermesine 14 bin 570 katılımcıdan %83 oranında 12 bin 151 kişi olumlu bulup katıldığını söyledi.  Online mecralardaki etkinlikler %70 oranında yeterli bulundu“Online mecralarda yapılan sanatsal, kültürel ve bilimsel etkinlikler tatmin edici ve yeterlidir” önermesine 13 bin 913 katılımcıdan %70’i yani 9 bin 691 kişi olumlu görüş bildirdi.  Kütüphane kaynak yeterliliği memnuniyeti %79“Kütüphane gerek duyduğum her türlü kaynak açısından yeterlidir” önermesine 11 bin 702 kişiden %79 oranındaki 9 bin 258 kişi olumlu görüşlerini iletti.   Öğrenciler rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinden memnun“Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri ulaşılabilir ve yeterlidir” şeklindeki değerlendiremeye 11 bin 296 katılımcıdan %78’i yani 8 bin 804 katılımcı olumlu yanıt verdi.  %74’ü aldığı eğitimin beklentilerini karşıladığını söylüyor “Üniversitede aldığım eğitim beklentilerimi karşılamaktadır” değerlendirmesinin de sorulduğu çalışmada 15 bin 330 katılımcıdan %74’ü yani 11 bin 297 öğrenci, aldığı eğitimin beklentilerini karşıladığını ifade etti.

11 ŞUB 2021

Konsey üyeleri SHMYO ile toplandı…

SHMYO Müdürü Doç. Dr. Mesut Karahan’ın başkanlığıyla gerçekleşen toplantıya Müdür Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Salih Tuncay, Öğr. Gör. Ömer Faruk Karasakal, Öğrenci Konsey Başkanı Emine Sıla Kanat, Başkan Yardımcısı F. Zehra Zelka ile SHMYO Temsilcisi Canan Demirbaş katıldı.Bahar dönemi için planlamalar yapıldı!SHMYO ve Öğrenci konseyi arasında gerçekleştirilen toplantıda, iletişimi güçlü tutarak sınıf temsilcileri ile işbirliği içerisinde bahar döneminin tamamlanması için gerekli planlamalar ele alındı.Ayrıca, öğrencilerin danışman hocaları ve ilgili ders hocaları ile iletişimlerini kolaylaştıran STIX yazılımının daha etkin kullanılması ve bahar döneminde SHMYO öğrencileri ile ilgili yapılabilecek olan öğrenci etkinliklerine yoğunluk verilmesi hususu da değerlendirildi.

02 ŞUB 2021

SHMYO Güz Dönemi Genel Değerlendirme Toplantısı Gerçekleştirildi

Program Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Müdürü Doç. Dr. Mesut Karaman’ın açılış konuşmaları ile başladı.Pandemi sürecinde Güz Dönemi Eğitim-Öğretiminin genel değerlendirilmesi, SHMYO’da yer alan çeşitli komisyonların faaliyetleri, komisyonların yeni dönem hazırlıkları ve çalışma gruplarının akademik araştırmaları ile ilgili süreçler görüşüldü.Toplantı, program başkanlarının programları ile ilgili dilek ve temennilerini belirtmeleri ile tamamlanmıştır.

27 OCA 2021

İnce: “Başka amaçlarla yapılmış binalar hastaneye çevrilemez”

“Başka amaçlarla yapılmış binalar hastaneye çevrilemez”Uzun yıllardır hastanelerde yangın güvenliği konusunda çalışmalar yapan İnce; “Hastaneler yangına karşı en riskli binalar. Özellikle hastane binalarında tasarım aşamasında yangına karşı güvenlik önlemlerinin alınması gerekiyor. Başka amaçlarla yapılmış binalar hastaneye çevrilemez. Maalesef öyle yapıldığını da görüyoruz. Otel olarak yapılmış birçok binanın hastane binası olarak kullanıldığını görüyoruz. Bir binanın hastane olabilmesi için o kadar çok nitelik gerekiyor ki daha kazma vurulmadan, tasarım aşamasında diğer mimarlarla birlikte projeye yangın uzmanı gözüyle bakılması gerekiyor. Sonradan bunları yapmak, binaları yıkıp yapmak kadar zor. O yüzden yapılan binalar daha tasarım aşamasındayken hastane binası olarak tasarlanmalı.” Dedi.“İtfaiye teşkilatlarına ulaşım ve erişim imkânları da bizler için önemli”İnce, sözlerinin devamında hastanelerin konumlarının çok önemli olduğuna dikkat çekerek; “Hastane yalıtım güvenliğini dikkate alırken aynı zamanda itfaiye teşkilatlarına ulaşım ve erişim imkânları da bizler için önemli. İtfaiye buraya kaç dakikada gelebilir? Hangi cephelerden erişebilir? En yakın itfaiye istasyonu kaç kilometre uzaklıkta? Yoğun trafikte bile ne kadar sürede ulaşabilir? Gibi bilgiler hastane yöneticilerinin ihtiyacı olan bilgilerdir. İkinci ve üçüncü en yakın itfaiye istasyonu bilgilerinin hastane ve acil durum yöneticilerinin planlarında kayıtlı olması lazım.” İfadelerini kullandı.“Yangında asıl tehlike duman ve zehirli gazdır”Yangında asıl tehlikenin duman ve zehirli gaz olduğunu belirten İnce; “Yangının maruz bırakacağı duman, zehirli gazlar, boğulma ve zehirlenmenin olduğu yangınları ele aldığımızda zarar görme ve ölümlerin büyük bir çoğunluğu yangının çıkarmış olduğu duman ve zehirli gazlardan kaynaklanıyor. Hastanelerde çalışanlar da binayı kullananlar da sağlıklı insanlardır. Ama hastanelerde aynı büyüklükteki yangının maruz bırakacağı hastaların hareket kabiliyetleri yok. O nedenle hastanelerde risk çok. Bu yüzden hastanelerde kesinlikle iç yangının çıkmaması lazım. Mevzuat ve standartların istediği önlemleri kesinlikle almak lazım.” İfadelerini kullandı.

22 OCA 2021

Üsküdar Üniversitesi Aday Öğrencileri Bilgilendirmeye Devam Ediyor

Meslek tanıtımları gerçekleştirildiÖğrencilerin kariyerlerine yönelik çalışmalarına devam eden Üsküdar Üniversitesi fijital üniversite anlayışıyla online meslek tanıtım buluşmaları gerçekleştiriyor. Bu kapsamda Bahçelievler Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Bilyön Koleji, Zonguldak Devrek Anadolu Lisesi, ODTÜ Geliştirme Vakfı Kocaeli Okulları, Sabri çalışkan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ile Ümraniye Era Koleji aday öğrencilerine meslek tanıtımları gerçekleştirildi.SHMYO TanıtıldıSağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Müdürü Yardımcısı Öğr. Gör. Ömer Faruk Karasakal adaylara Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu’nda yer alan programlar ile ilgili bilgilendirme yaparken, Öğr. Gör. Selen Akçay Gıda Teknolojisi, Öğr. Gör. Eyser Kılıç Boz Biyomedikal Cihaz Teknolojisini, Öğr. Gör. Müge Çolakoğlu Özer Çocuk Gelişimini, Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karaoğlu Sağlık Kurumları İşletmeciliğini anlattı.Mühendislik ve Sağlık Bilimleri Bölümleri Anlatıldı Öte yandan, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Gökhan Apaydın öğrencilere Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümünü anlatırken, Prof. Dr. Tunç Çatal Moleküler Biyoloji ve Genetik, Dr. Öğr. Üyesi Uğur Çini Elektrik-Elektronik Mühendisliği, Dr. Öğr. Üyesi Murat Anlı Endüstri Mühendisliği, Arş. Gör. Mina Gök Sağlık Bilimleri Fakültesi bölümleri, Berfin Demirci de Ergoterapi, bölümlerini anlattı.İkinci dönemde de devam edecekÜniversitenin sağladığı eğitim imkânları, mezuniyet sonrası iş olanakları hakkında öğrencilere detaylı bilgi verilen buluşmalar eğitim öğretim yılının ikinci döneminde de devam edecek.

07 OCA 2021

Öğr. Gör. Ayşe Aydemir: “Afet Bir Sebep Değil Sonuçtur”

“Afet bir sebep değil sonuçtur”Afetin ne olduğu hakkında bilgi veren Aydemir; “Afetler, toplumun tamamını veya belirli kesimini kapsayan, insan yaşantısını durduran veya kesintiye uğratan fiziksel, sosyal, ekonomik anlamda kayıplar doğuran, doğa veya insan kökenli baş edemediğimiz olaylardır. Afet bir sebep değil sonuçtur. Bir olayı afet olarak sayabilmemiz içi çok ciddi sonuçlar oluşması gerekiyor. Depremler bir doğa olayıdır depremlerin oluşmasının önüne geçemeyiz, engel olamayız fakat depremlerin afete dönüşmesine engel olabiliriz. Her deprem afet değildir. Depremleri afet olarak sayabilmemiz için o bölgeye çok ciddi zararlar bırakması gerekiyor.” İfadelerini kullandı.“Afet yönetim sisteminin dört aşaması”Afet yönetim sistemi konusuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Aydemir; “Afet yönetimi afetleri önlemek ve zararları azaltmak amacıyla afet öncesi, sırası ve sonrasında yapılacak tüm çalışmaları planlayan, koordine eden ve yöneten bir süreci kapsamakta. Afet yönetimi sistemi dört aşamadan oluşmaktadır; Birinci ve en önemli aşaması risk ve zarar azaltma, ikincisi hazırlık aşaması sonrasında ise müdahale ve iyileştirme aşaması gelmektedir.” Dedi.Olası bir Marmara depreminde beklenen sonuçlar!Aydemir, sözlerinin devamında olası bir Marmara depreminde Kandilli Rasathanesi tarafından yapılan tahminleri ise şu şekilde paylaştı: “Kandilli Rasathanesi’nin tahminlerine göre İstanbul’da Marmara Denizinde olası 7.5 büyüklüğünde bir depremde; 50-60 bin ağır hasarlı bina, 500-600 bin evsiz nüfus oluşması beklenmekte. Ayrıca 70-90 bin civarında can kaybı, 120 - 130 bin ağır yaralı insan olması beklenmektedir. Bunların yanı sıra alt yapı sistemlerinin de çökmesi beklenmektedir. Bizlerin bu afetler gerçekleşmeden önce önlemlerimizi almamız gerekmektedir. Deprem sonrası gereksiz telefon çağrıları yapılıp hatlar meşgul edilmemeli. Binalar mimarlar, uzman kişiler tarafından yapılmalı 1999 depreminden önce yapılmış binalar kontrol ettirilmeli.” Şeklinde konuştu.  

29 ARA 2020

Pozitif Duygu Durum Alışveriş Davranışını Etkiliyor…

“Kişinin içinde bulunduğu duygu durumun alışverişe doğrudan etkisi var”Kişinin içinde bulunduğu duygu durumun alışverişe doğrudan etkisi olduğunu vurgulayan Yılmazoğlu şunları kaydetti: “Kişilik bir bireyi diğerinden ayıran zihinsel ve davranışsal özelliklerin tamamı. Bireyin davranışlarını etkileyen sahip olduğu organize özellikler kümesidir. Kişilik özellikleri; dışa dönüklük, uyumluluk, duygusal denge ve yeniliklere açık olma boyutlarından oluşmaktadır. Duygu durum kısa veya uzun süreli belirsiz olarak ortaya çıkan geçici ruhsal durum şeklinde tanımlanıyor. Davranış ve eylemlerdeki istikrarını bize ifade ediyor. Duygu durum kavramı son yıllarda nörobilim, kararbilim gibi çalışmaların ön plana çıkmasıyla tüketici davranışlarının daha doğrusu tüketicilerin satın alma kararlarının ardında yatan gerçek sebepleri anlamak amacıyla incelenmesi gereken önemli bir değişken haline gelmiştir.”“Kozmetik pazarında her yıl yaklaşık civarında bir büyüme oluşuyor”Yılmazoğlu, hem ülkemizde hem de tüm dünyada gerek kadın, gerek erkek tüketicilerin kozmetik sektörüne göstermiş olduğu ilgiden dolayı bu alan üzerinde çalışmalarını gerçekleştirdiklerini belirterek şunları söyledi; “Biz bu çalışma kapsamında İstanbul ilinde faaliyet gösteren bir kozmetik mağazası içerisinde alışveriş yapan tüketicilerden araştırma verilerini topladık. Aslında bunun ardında yatan en önemli sebep hem ülkemizde hem tüm dünyada son 10 yıl içinde gerek kadın tüketicilerin gerek erkek tüketicilerin kozmetik sektörüne ve kozmetik ürünlerine göstermiş olduğu ilgi. Bu ilgi kozmetik pazarında her yıl yaklaşık civarında bir büyümeyi oluşturuyor. Biz tüketicilerin alışveriş öncesi hangi duygu durumlarını daha yoğun hissettiğini belirlemek amacıyla kendimize kozmetik sektörünü örnek olarak seçtik. Bu araştırmanın evrenini alışveriş mağazalarında alışveriş yapmakta olan tüketiciler oluşturuyor.”Pozitif duygu durum içerisinde olan tüketiciler mağaza içerisinde daha fazla zaman geçiriyorlarYılmazoğlu, tüketicilerin içinde bulundukları pozitif durum onların hem daha fazla alışveriş yapmalarına, hem de planladıklarından daha fazla miktarda ürün satın almalarına etki ettiğine dikkat çekti. Bu çalışmada diğer geçmişte yapılmış çalışmalardan farklı olarak duygu durum ifadelerine daha geniş kapsamlı yer verildiğini belirten Yılmazoğlu “Tüketicilerin alışveriş öncesi hissettiği duygu durum ifadeleri daha bütüncül bir şekilde değerlendirildi. Yapısal eşitlik sonuçlarına göre duygu durumun değişkeni hem kişilik özelliklerinden etkilenen hem de plansız satın alma ve diğer satın alma davranışları üzerinde etkisi olan bir değişken olduğu verisini elde ettik. Kişilik özelliklerinin duygu durum üzerindeki etkilerine ilişkin analiz bulguları bize tüketicilerin alışveriş esnasında ve alışveriş öncesinde hissetmiş olduğu pozitif duyguların onların hem satın almak için harcadığı para üzerinde pozitif yönde bir etkisi olduğunu yine mağaza içerisinde geçirdiği zaman üzerinde arttırıcı yönde bir etkisi olduğunu gösterdi. Yani pozitif duygu durum içerisinde olan tüketiciler mağaza içerisinde daha fazla zaman geçiriyorlar. Belki planlanandan daha fazla miktarda ürün satın alıyorlar. Alışveriş yaptıkları mağazayı ilerleyen zamanda tekrar ziyaret edip alışveriş yapacaklarına dair daha olumlu geri bildirimde bulundular dolayısıyla tüketicilerin içinde bulundukları pozitif durum onların hem daha fazla alışveriş yapmalarına, planladıklarından daha fazla miktarda ürün satın almaları üzerinde pozitif yönde bir etkisi olduğunu gördük. Alışveriş süresince hissedilen duygu durum tüketicilerin mağaza içerisinde daha fazla zaman harcamasına, daha fazla para harcamalarına ve dolayısıyla bu elde ettiğimiz verinin de işletme sahipleri ve uygulamacılar tarafından bir rekabet avantajı olarak kullanılabileceğini söylememiz mümkün.” Dedi.

18 ARA 2020

Üsküdar Üniversitesi Covid-19 Aşı Çalışmalarını Sürdürüyor…

Üsküdar Üniversitesi, Covid-19’a karşı aşı geliştirme çalışmalarını sürdürüyor.Aşı alanında çalışmalar yürüten Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Müdürü Doç. Dr. Mesut Karahan şimdi de “Covid-19’a Karşı Peptit Temelli Aşı Araştırması ve Geliştirme Çalışması”nda yer alıyor. Karahan ve beraberindekiler Peptid sentezi ve saflaştırılması üzerinde çalışıyor.Üsküdar Üniversitesi’nin de içerisinde yer aldığı projeyi Hacettepe Üniversitesi, Ankara Üniversitesi ile Trabzon Teknik Üniversitesi birlikte yürütüyor.Proje kapsamında yürütülen çalışmalar Hacattepe Üniversitesi Aşı Enstitüsünden proje yürütücüsü Prof. Dr. Serhat Ünal tarafından TÜBİTAK COVİD-19 Türkiye Platformu Aşı ve İlaç Sanal Konferansında sunuldu.TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal’ın da bulunduğu toplantıda Mandal, böyle bir alanda üniversiteler arası ortak çalışmanın kendilerini çok sevindirdiğini, dört üniversitenin hem bilim insanlarını hem de alt yapıların birleştirilmelerinden ötürü proje yürütücülerine teşekkür etti.

15 ARA 2020

İSG Öğrencilerinden anlamlı 3 Sosyal Sorumluluk Projesi!

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürü Müdürü Doç. Dr. Mesut Karahan tarafından verilen Sosyal Sorumluluk dersi kapsamında öğrenciler, geliştirdikleri sosyal sorumluluk projelerini hayata geçirdi.“3 farklı sosyal sorumluluk projesi hayata geçirildi”İş Sağlığı ve Güvenliği Programı 1’inci sınıf öğrencileri Vedat Atahan Ekiz, Emine Sude Orhan, Hakan Emre Bol, geliştirdikleri “Sokaktaki Kalbe Dokun” projesinde sokakta gülmeyi, çocuk olmayı unutan minik kalplere unuttukları duyguları yaşatmak istediklerini ifade etti.“Karanlık Evlere Işık Ol” isimli sosyal sorumluluk projesinde ise desteğe ihtiyacı olan ailelere gıda yardımı yapıldı.Öte yandan “İmkânı Olan Bıraksın İhtiyacı Olan Alsın” adı altında bir zincir oluşturularak sakakta yaşayan ihtiyaç sahipleri de unutulmadı.  

03 ARA 2020

Beslenme Ve Mikrobiyata İlişkisi Programı Gerçekleştirildi

İnsan Mikrobiyatası Nedir?İnsan mikrobiyatasının ne olduğuna dair bilgiler veren Öğr. Gör. Keziban Çördükçü; “İnsan mikrobiyatası, insanın vücudunda yaşayan ve insan hücresi olmayan bakteri, virüs ve protozoa ailesinin tamıdır. İnsan mikrobiyatasının başta sindirim sistemi olmak üzere; deri, genitoüriner sistem ve solunum sistemine kanalize olmuştur. Sindirim sisteminin çok geniş bir yüzey alanı olduğu için ve mikroorganizmalar için zengin besin öğeleri içerdiğinden dolayı kolonazyon için çok uygun bir ortamdır.” İfadelerini kullandı.Mikrobiyata nasıl oluşur? Çördükçü, mikrobiyatanın oluşumundan bahsederek; “İnsanda sindirim sistemi mikrobiyatası doğumdan hemen sonra oluşmaya başlar. Bebeklerde doğum şekli mikrobiyatanın şekillenmesi için çok önemlidir. Vajinal doğum ile dünyaya gelen bebeklerde sağlıklı intestinal mikrobiyata gelişirken, sezaryen doğumlarda ise bebeğin intestinal sistem mikrobiyata kompozisyonunun deri floransına benzer şekilde oluştuğu biliniyor. Sağlıklı bir mikrobiyatanın gelişimi için probiyotikler, prebiyotikler, sinbiyotikler ve bitki liflerine yani posalara ihtiyaç vardır.” Dedi.Beslenmenin mikrobiyataya etkisiBeslenme ve mikrobiyata ilişkisi hakkında bilgilendirmelerde bulunan Öğr. Gör. Keziban Çördükçü; “Besin alımı ve bağırsak mikrobiyatası arasında karşılıklı ve güçlü bir etkileşim olduğu bilinmektedir. Araştırmalara göre bu konuda bazı besinlerin rolünün daha büyük olduğu gösteriliyor. Mikrobiyatayı etkileyen ilk diyetsel etmen anne sütü almaktır. Çünkü bebeklerde bağırsak mikrobiyata oluşumunu etkileyen en önemli etmenlerden birinin anne sütü olduğu kabul edilmektedir.” Dedi.

19 KAS 2020

2020-2021 Akademik Yıl Fi-jital Açılış Töreni Gerçekleştirildi

Üsküdar Üniversitesi 2020-2021 Akademik Yıl Fi-jital Açılış Töreni, pandemi önlemleri çerçevesinde çevrimiçi olarak gerçekleştirildi. Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, açılış konuşmasında 2020 – 2021 Akademik Yıl açılış töreninin pandemi gölgesinde gerçekleştirildiğini belirterek pandeminin ciddi bir şekilde herkesi etkilediğini söyledi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “9 yılda çok önemli büyüme yaşadık”Üsküdar Üniversitesi’nin 22 bin öğrencileri olduğunu, vakıf üniversitesi olarak 9 senede ciddi ve hızlı bir büyüme yaşadıklarını ve altyapılarını genişlettiklerini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, üniversitelerin dört ayağı bulunduğunu hatırlattı.Birinci ayağın üniversite denildiğinde anlaşılan eğitim ayağı, ikinci ayağın AR-GE çalışmaları olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “AR-GE ile ilgili daha yeni bir yapılanma hayata geçirdik. AR-GE’ye yönelik politikalarla ilgili ayrı bir birim kurduk. TÜBİTAK’ın yeni açıkladığı üniversitelerin yetkinlik hacimleri ve kaliteleri ile ilgili grafikte nörobilim, psikiyatri ve psikoloji alanlarında ilk sırada yer aldık. Diğer alanlarda da yayın kalitesi, yaptığı projeler ve diğer akademik etkinlikler açısından TÜBİTAK’ın istatistikleri bizi sevindirdi. Tabii devam etmek gerekiyor, sürdürülebilirlik önemli. Bir üniversitenin üçüncü ayağı bilgiyi ürüne dönüştürmesi. Yaptığı bilgiyi ticarileştirmesi, sanayi ile iş birliği yapabilmesidir. Bir üniversite bunu yapamazsa, sadece bilgi üreten ama topluma faydalı olmayan bir üniversite olur. Bilimin geleceğine katkı sağlaması gerekiyor” dedi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Sosyal projeleri hayata geçiriyoruz”Üniversitelerin bir diğer görevinin de toplumu bilgilendirmek olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bununla ilgili sosyal projeler gerçekleştiriyoruz. TÜBİTAK sosyal projelerle ilgili daha çok bütçe ayırdı. Bu alanda çeşitli çalışmalarımız var.  Aileler Üniversitede, Gençler Üniversitede tarzında lise öğrencilerine ve ailelere üniversite ortamında eğitimlerle ilgili projelerimiz var. İstanbul Valiliği ile Aileler Üniversitede projesi için protokol imzaladık. 24 Kasım’da başlayacak projede birçok aileye dokunacağız” dedi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Fi-jital Üniversite kavramını hayata geçirdik”Üsküdar Üniversitesi olarak hayatın her alanını etkileyen pandemi dönemine uyum sağlamayı başardıklarını kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, fi-jital üniversite kavramını hayata geçirdiklerini belirterek “Yaz döneminde vizyon toplanımızı gerçekleştirdik. Pandemi bu şekilde devam ediyorken önümüzdeki yıl ne yapacağımızı değerlendirdik. Mezuniyet törenini yapamadık, Akademik Yıl Açılış Töreni zamanında da pandeminin artacağını öngörüyorduk ve öyle oldu. Bunun üzerine toplantıda yüz yüze ile dijital eğitimi birleştirmeye yönelik ‘Fi-jital’ Üniversite kavramını hayata geçirmeyi kararlaştırdık. Sağlık alanındayız biz ve bu alanda uygulama önemli. Uygulamadan kopmamak gerekiyordu. Uygulamadan kopmamak için de gelebilecek öğrencileri yüz yüze seyreltilmiş şekilde, gelemeyecek öğrencileri de uzaktan hep canlı sınıf ortamında bulunmalarını sağlayarak akademik takvimi bozmadan eğitime bu şekilde başladık. Bu haftaya kadar ilerleyebildik ama bu hafta pandemi uçuşa geçti. Uçuşa geçtiği için de biz yeniden değerlendirme yapıyoruz. Bazı zorunlu olanlar dışında canlı sınıf şeklinde dijitale daha çok ağırlık vermek gibi bir planımız var” dedi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Uzaktan öğretim olur ama uzaktan eğitim olmaz”Üsküdar Üniversitesi akademisyenlerinin bu süreçte büyük fedakarlıkları olduğunu kaydeden Tarhan, “Pandeminin zorluklarına karşı öğrenci danışmanlığı konusunda, sınıf yönetimleri ile kazasız ve belasız bir şekilde atlatabilmemizde çok faydaları oldu. Yaptığımız Fi-jital manifestoyu da tekrar okumamızda fayda var. Orada ‘Uzaktan öğretim olur ama uzaktan eğitim olmaz’ dedik. Bunu vurguladık. Eğitim usta – çırak işidir. Hoca ile öğrencinin usta – çırak ilişkisi var. Biz sadece bilim öğretmiyoruz aynı zamanda sanat da öğretiyoruz. Sanatta da usta – çırak ilişkisi önemli. Bu ilişkinin olması için de yüz yüze olma zorunluluğu var. Olamadığı zamanlarda telafi edeceğiz. Öğrencilerimizin en iyi eğitimi alması için öğrencinin yüksek yararını hedef ediniyoruz. Eğitim politikalarında karar verirken birçok konuda bizim için öğrencinin yüksek yararı stratejik bir ölçüttür. Buna göre hareket ediyoruz. Pandemi döneminde de buna önem verdik, umuyoruz ki bu sıkıntılı günler geçecek” dedi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Pandeminin psikolojik boyutu ihmal edilmemeli”Pandemi sürecinin psikolojik boyutunun mutlaka ele alınması gerektiğini vurguluyan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Pandeminin bütün dünyada yaptığı ikinci alevlenmesiyle ilgili görüşleri Levent Hocamızdan alacağız ama işin psikolojik boyutunun da önemli olduğunu hatta Dünya Sağlık Örgütü’nün psikiyatrik hastalık pandemisinden söz eden bir açıklaması olduğunu okudum. Bu da işin diğer bir ciddi yönü. O halde pandemiye karşı duruş önemli. Çin’in pandeminden sonra bir üniversite ile hazırlanan raporunu okumuştum. O raporda ‘Biz pandemiyi sosyal izolasyon ile değil sosyal iş birliği ile çözdük’ diyordu. Sosyal iş birliği ile çözülen bir pandemi, toplumla sağlık çalışanlarının, pandemi epidemiyologlarının, halk sağlığı uzmanlarının ve enfeksiyon uzmanlarının bunu iyi yönetmesi gerekiyor. Yeter ki kurallara uyulabilsin” dedi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan, gençlere tavsiyelerde bulunduGençlere tavsiyelerde de bulunan Tarhan, “İnsan doğarken bazı şeyleri seçemiyor. Anne ve babasını, kendi cinsiyetini, etnik coğrafyasını ve etnik kökenini seçemiyor. Ama koronayı da seçemiyor. Covid pandemisini biz hiçbirimiz seçemiyoruz. Bazı şeyleri seçebiliriz. Bir genç için neler var seçebileceği? Varlıklı olmayı seçemiyorsun ama çok çalışmayı seçebilirsin. Hayatta bazı şeyler vardır. Ahlaklı, adaletli, iyi, dürüst, çalışkan olmak gibi bütün bu insani özellikleri seçebiliriz. Bunları seçmemizin bize faydası ne olacak diye düşünürsek orta ve uzun vadede hep faydası olduğunu söyleyebilirim. Her zaman vurgulamaya çalıştığım bir kural var: Erdemli olmak mı karlıdır, çıkarcı olmak mı karlıdır? Kapitalist mantıkla ve o ahlakla düşünen kişiler hep çıkarcı olmanın karlı olduğunu söyler. Kısa vadede öyle görünür ama orta ve uzun vadede tarihte erdemli olanlar kazanmıştır. Gandi örneği gibi. Bu nedenle gençlere seçim yapma hakkını da sunmak zorundayız. Gençlik dönemi sadece kısa vadeli düşünülen, akıldan ve mantıktan çok hislerin hakim olduğu bir dönemdir. Hisleri ile hareket eden bir gence o hislerini artıran yönelimlere girilirse o genç yanlış yapmaya devam eder. O halde onun düşünen beynini de devreye sokacağız. Sadece hisseden beyniyle hareket eden bir gencin düşünen beynini de devreye sokmak bizim de sorumluluğumuzdadır” dedi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Covid konusunda delikanlılık yapılmaz”Pandemiyle ilişkiyi fırtınayla olan ilişkiye benzeten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Yağmur ve fırtınayı kimse istemez. Dallar kırılır, sular basar, birçok zorluklar yaşanır. Biz fırtınaya karşı ilişkimizi doğru kurarsak, yani evimizi sağlam yaparsak, tedbirlerimizi alırsak ve güvenlikli bir ortam oluşturursak fırtına olduğu zaman tedbirimizi almış oluruz ve hayatımızdan vazgeçmeyiz, sokakta kalmamış oluruz. Aynı şekilde Covid’de de öyle. Gençlere özellikle söylüyorum: Covid konusunda delikanlılık yapılmaz. Fırtınaya karşı nasıl delikanlılık yapılmazsa bu Covid için de geçerli. Muhakkak önlemleri almak çok önemli. Bilimin söylediği temizlik, mesafe ve maske kuralı önemli. Amasyalı hekim Şerafettin Sabuncuoğlu, ‘Salgın olduğu zaman iyi ye, iyi uyu, uzaktan selam ver’ diyor. Şu anda sosyal mesafe dediğimizi hatta fiziksel mesafe olması gerekiyor, bunun aynısını söylemiş. İbn-i Sina da salgın olduğu zaman herkesin kaçtığını, kendilerinin de kaçması gerektiğini söyleyen yardımcısına sağlıkçı olduklarını ve kaçamayacaklarını söylemiş. Bunu düzeltmek vazifemiz diyerek alanda kalmış ve elini sirke ile yıkayarak hastaları görmüş. O zamandan bu yana 500 – 600 yıldır bir İbn-i Sina çıkaramadık, o da ayrı bir konu. Bu da bizim ders alacağımız bir örnek. Bilimin de doğruladığı temel kurallar değişmiyor. Gençlere bunu söylemek istiyorum” diye konuştu.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Pandemi, stres yönetimini öğrenmek için bir fırsat”Pandemi döneminden çıkarılması gereken dersler olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Genç arkadaşlara son tavsiyem de şu: Pandemi dönemi bize birçok şeyi öğretiyor. Daha çok kendimizi tanımak için bir fırsat. Zorluklara karşı, stres altında soğukkanlı kalma becerimizi geliştirmek için bir fırsat. Stres yönetimini öğrenmek için bir fırsat. Bu pandemi neden oldu, neden istediğim gibi eğlenemiyorum, gezemiyorum diye yakınmak yerine bu krizi yönetmemiz önemli. Krizin iki ayağı var. Biri tehdit ayağı, diğeri de fırsat ayağı. Fırsat ayağını yönetebilirsek gençler için özellikle kazanım olur. Hayatın zor bir döneminde bazı şeyleri başarmamıza vesile olabilir” dedi.Prof. Dr. Levent Akın’dan ilk ders: “Covid Pandemisine Bakış”Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi, Hacettepe Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Aşı Enstitüsü Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Levent Akın tarafından “Covid-19 Pandemisine Bakış” başlıklı yeni akademik yılın ilk dersi verildi. İlk dersin moderatörlüğünü Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur yaptı.Prof. Dr. Levent Akın: “Pandemileri bitirmenin tek yolu aşılamadır”Pandeminin dünyada ve ülkemizde görülmesinden itibaren yapılan çalışmalar hakkında bilgiler veren Prof. Dr. Levent Akın, aşı çalışmalarına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Dünyada 180’den fazla, ülkemizde ise 12 aşı çalışması olduğunu kaydeden Prof. Dr. Levent Akın, “Aşıya çok umit bağlandı. Dünyada bulaşıcı hastalık salgınlarına ve pandemilerini engellemenin yegane yolu aşılamadır. Önlemlerle bazı şeyleri düzeltebiliyoruz ama buna rağmen bu hastalığın ortadan kaldırılması ve tehdit boyutunun düşürülmesi için aşıya ihtiyacımız var” dedi.Prof. Dr. Levent Akın: “İnaktif virüs aşısının çalışmaları tamamlanmak üzere”Prof. Dr. Levent Akın, şunları söyledi: “Dünyada çok çeşitli çalışmalar var. Hacettepe Üniversitesi Aşı Enstitüsü olarak çalıştığımız recombinant bir aşı var. En yaygın olarak kullandığımız aşılardan biri inaktif virüs aşısı. Bu Çin kaynaklı bir aşı. Türkiye’de çalışmaları tamamlanmak üzere. Çin’den de bu anlamda ciddi miktarda aşı alınacağını, muhtemelen Aralık ayında uygulanabileceğini  tahmin ediyoruz. Öne çıkan konulardan biri RNA aşıları. Özellikle Almanya’da BioNTech’in yöneticisi olan Türk asıllı olması nedeniyle gurur duyduğumuz Prof. Dr. Uğur Şahin’in Türkiye’de de çalışmasını sürdürdüğü ki Türkiye’de bu çalışmasının olmasının sebebi Uğur Bey, Türkiye’de olmasını sağlamıştır.”Prof. Dr. Levent Akın: “Aralık’ta 1 milyon doz aşı geleceğini tahmin ediyoruz”Prof. Dr. Levent Akın, “BioNTech’in aşısının ticari olarak dağıtılması için Avrupa Birliği İlaç ve Tıbbi Malzemeler Kurulu dediğimz EMA diye bahsedilen kuruldan izin çıkması lazım. Ruhsat alması lazım. Bununla ilgili faz1 ve faz2 çalışmalarına ait raporları aldı. Faz 3 çalışmasının da olumlu raporunu alıp ruhsatın tamamlanmasını bekliyor. O yüzden beklenti, Aralık ayında Türkiye’de mRNA aşısının gelebileceğini tahmin ediyoruz. Çünkü Türkiye’de ciddi miktarda sözü var. Ama bütün dünya, ABD bu aşıdan 300 milyon doz istiyor. Türkiye’nin bu konuda yeteri miktarda alacağını tahmin ediyorum. Bazı tartışmalar var, sayı vermek ne kadar doğru bilmem ama Aralık ayında 1 milyon dozun geleceğini tahmin edebiliriz. Bu sayınım altında da kalabilir. Çünkü aşı üretimi biraz terzilik işidir de yani üretimde bir aksilik olabilir” dedi.Prof. Dr. Levent Akın: “mRNA aşısı, genetik yapıda değişiklik yapmaz”mRNA aşılarıyla ilgili dünyada çok çeşitli çalışmaların olduğunu, zaman zaman asılsız iddiaların da ortaya atıldığını kaydeden Prof. Dr. Levent Akın, “Şu anda üç aşı çalışması insanlar üzerinde deneniyor. İki tanesiyle ilgili çalışması bitirmek üzere. Bazıları diyor ki ‘mRNA aşısı ki Almanya’da üretilen ve Türkiye’de yakın zamanda uygulamaya geçeceğini tahmin ettiğimiz aşıya genetik yapısına girer, genetik yapısını bozar.’ mRNA’lar kalıcı bir genetik materyal değildir. İhtiyaç olduğu zaman ortaya çıkar, gerekli protein üretimini yaptıktan sonra kendisini kaybeder. Bu hücre bilimlerini yakından bilen tüm arkadaşlarımızın bildiği bir özelliktir. Kabaca söylemek gerekirse siz RNA aşısını veriyorsunuz. Virüsün insan hücresine yapışan proteine karşı mRNA size o proteini üretiyor. O proteine karşı vücut antikor üretiyor. Antikor üreterek bağışıklık sistemini ona hazırlıyor. Dolayısıyla gerçek virüsle karşılaştığınızda hastalığı yok ediyor. Bunun başarısı %90’lar düzeyde. Net olarak altını çizeyim: mRNA aşılarının genetik yapıda herhangi bir değişikliğe sebep vermesi mümkün değildir” diye konuştu.Prof. Dr. Levent Akın, Covid-19’un bulaş yollarına ilişkin yapılan çalışmalara da değinerek bulaş riskinin en çok aile içinde aile bireyleri, arkadaş ve eş dost arasında olduğunu, seyahat etmenin, toplu taşıma araçlarının da önemli oranda risk barındırdığına dikkat çekti.Yükselen akademisyenler cübbe giydiZOOM, ÜÜ TV ve Youtube hesapları üzerinden de canlı seyredilen Akademik Yıl Açılış Töreninde akademik yükseltme cübbe giyme merasimi de düzenlendi. Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan tarafından Prof. Dr. Ali Kocailik, Prof. Dr. Aslı Umut Dinç, Prof. Dr. Barış Metin, Prof. Dr. Burhan Pektaş, Prof. Dr. Ebru Öztürk, Prof. Dr. Ece Harman, Prof. Dr. Feride Gökben Hızlı Sayar, Prof. Dr. İbrahim Fırat Helvacıoğlu, Prof. Dr. Remzi Abalı, Prof. Dr. Sabri Cavkaytar, Prof. Dr. Sevgi Kızılcı Öz, Prof. Dr. Sevim Işık, Prof. Dr. Zehra Burçak Tümerdem Uluğ’a cübbeleri giydirildi.Üsküdar Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Mehmet Zelka da Doç. Dr. Asil Özdoğru, Doç. Dr. Aylin Yalçın Sarıbey, Doç. Dr. Emel Kaşıkçı, Doç. Dr. Gül Esra Atalay, Doç. Dr. İbrahim Arslan, Doç. Dr. İsmail Oral Hastaoğlu, Doç. Dr. Kaan Yılancıoğlu, Doç. Dr. Oğuz Tan, Doç. Dr. Özge Kılıçoğlu Mehmetcik’e cübbelerini giydirdi.Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Konuk ise Dr. Öğretim Üyesi Nebiye Yaşar, Dr. Öğretim Üyesi Nuri Bingöl, Dr. Öğretim Üyesi Öznur Karaoğlu, Dr. Öğretim Üyesi Yeşim Ünveren, Dr. Öğretim Üyesi Zeynep Gümüş, Dr. Öğretim Üyesi Ayşe Özçetin Şenöz’e cübbelerini giydirdi.2020-2021 Akademik Yıl Açılış Töreni videosu için: 

12 KAS 2020

Neden akıllı ilaç?

“Akılcı ilaç kullanımında sorumluluk sahibi taraflar var”Kişilerin klinik bulgularına ve bireysel özelliklerine göre uygun ilacı, uygun süre ve dozda en düşük fiyata ve kolayca sağlayabilmelerini akılcı ilaç kullanımı olarak tanımlayan Kıngır; “Akılcı ilaç kullanımında sorumluluk sahibi taraflar vardır. Bu taraflar ise eczacı, hekim, hemşire, diğer sağlık personeli, hasta ve hasta yakını, üretici, düzenleyici ve diğer unsurlardır.” Şeklinde konuştu.“Tanı ve tedavi yöntemi önem arz ediyor”Akılcı ilaç kullanımında tanı ve tedavinin önemine dikkat çeken Kıngır; “Öncelikli olarak yapılması gereken şey hastanın probleminin tanımlanmasıdır. Hekim tarafından doğru teşhisin konulması, ilaçlı veya ilaçsız, etkili ve güvenilir tedavinin tanımlanması, tedavinin gerçekleşebilirliğinin ve maliyetinin değerlendirilmesi ve en sonunda da tedavi başarısı ile hasta uyumunun değerlendirilmesi gerekmektedir. Akılcı ilaç kullanımında tanı ve tedavi yöntemi önem arz ediyor.Tüm bunların yanı sıra eğer ilaçla tedavi uygulanacaksa hastaya uygun ilaçların seçimi, çoklu ilaç kullanımında etkileşimlerin öngörülmesi, güncel tanı ve tedavi kılavuzlarının esas alınması ve hasta/hasta yakınının tedavi hakkında bilgilendirilmesi çok önemli.” İfadelerini kullandı.“Özel gruplara dikkat edilmesi gerekiyor” Akılcı ilaç kullanımında özel gruplar olduğuna değinen Kıngır; “Bu gruplarda ilaç kullanımına daha da dikkat edilmesi gerekiyor. Akılcı ilaç kullanımında özel gruplar çocuklar, yaşlılar, hamilelik ve emzirme dönemindeki kadınlar, böbrek ve karaciğer yetmezliği olan hastalar, kronik hastalığı olanlar ve ilaç veya besin alerjisi olanlar oluşturuyor.” Dedi. 

27 AĞU 2020

Öğr. Gör. Ayhan Demircan’a Başkanlık Görevi

2019 yılında geçici yöntemlerle kurulan Optisyen-Gözlükçüler Odası Başkanlık seçimleri Covid-19 Pandemisi nedeniyle ertelenmişti.  Gerçekleşen seçim sonucunda Üsküdar Üniversitesi mezunu ve Optisyenlik Programı Öğr. Gör. Ayhan Demircan seçimi kazanarak, Optisyen-Gözlükçüler Odası Başkanı oldu.

11 AĞU 2020

Milyonlarca Aday Öğrenci ve Ailelerinden Yoğun İlgi

2020 Tercih ve Tanıtım Dönemi’ne pandemi koşulları altında giren Üsküdar Üniversitesi, aldığı yoğun önlemler ile hem yüz yüze hem de farklı dijital mecralar yoluyla aday öğrencileri bu yıl da yalnız bırakmadı. Hijyen ve fiziki mesafe kurallarına tam uyum içinde yerleşkeleri ziyaret eden binlerce üniversite adayı ve yakınları, güvenli bir ortamda tercih-tanıtım hizmeti almanın mutluluğunu yaşarken, üniversite bu tercih döneminde de pek çok farklı iletişim kanalı ile milyonlarca aday ve ailelerine ulaşmanın gururunu yaşıyor.Üsküdar Üniversitesi, tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19 pandemisinin ülkemizde de görüldüğü 2020 Mart ayı itibariyle uzaktan eğitime hızlıca adapte olmuş, ÜÜTV, ALMS, STIX ve ZOOM gibi farklı dijital platformlarla öğrencilere senkron (canlı) ve asenkron verilen eğitimlerle yükseköğretimi kesintisiz bir şekilde devam ettirmişti. Üniversite, uzaktan eğitimdeki başarısını 2020 Tercih ve Tanıtım günlerinde de sürdürdü. Türkiye’de ilk kez “Fi-jital Üniversite” kavramını hayata geçirerek hem fiziki hem de dijital eğitimi en efektif şekilde harmanlayan Üsküdar Üniversitesi, zorlu YKS maratonunun ardından tercih yapacak aday öğrenciler için de adeta seferber oldu. İstanbul’un kalbi Üsküdar’daki yerleşkelerinde tüm temizlik, hijyen ve fiziki mesafe kurallarını harfiyen yerine getiren üniversite, 100’ü aşkın “sarı tişörtlü” görevli öğrenci ekibi, tanıtım uzmanları ve akademisyenleriyle üniversite adaylarının yanında oldu. 37 bini aşkın adayla birebir görüşmeYKS sonuçlarının açıklandığı 27 Temmuz 2020 itibariyle tüm yerleşkelerinde adaylara hizmet vermeye başlayan Üsküdar Üniversitesi, 15 günlük tanıtım dönemi zarfında binlerce aday öğrenci ve ailelerini tercih merkezlerinde ağırladı, onlara en doğru tercih konusunda destek oldu. Dijital mecraları da aktif bir şekilde kullanan üniversite, çağrı merkezi, canlı-destek, Microsoft Teams, WhatsApp, 360 derece sanal tur gibi uygulamalarla 37 bini aşkın adayla birebir iletişim kurdu. Kurucu Rektör Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve Mütevelli Heyet Başkanı A. Furkan Tarhan başta olmak üzere tüm akademik ve idari kadro adaylarla birebir ilgilendi. Üsküdar Üniversitesi, resmi tercih sürecinin son bulacağı 14 Ağustos 2020, Cuma gününe kadar kesintisiz şekilde tercih-tanıtım hizmeti vermeyi sürdürecek. Sosyal medyada 10 milyonluk rekor izlenme Sosyal ve dijital medyada da aktif bir iletişim yürüten Üsküdar Üniversitesi’nin 28 saniyelik tanıtım filmi, sadece 15 gün içinde YouTube platformu üzerinden 1 milyon 350 bin kez izlenerek üniversiteler arasında adeta bir rekora imza attı. Facebook ve Instagram’daki tanıtım videolarının gösterim sayılarıyla sadece sosyal medyadaki izlenme rakamlarının 10 milyonu aşması dikkat çekti.Üsküdar Üniversitesi kısa kurumsal filmi:“Türkiye’nin Fi-jital Üniversitesi” yeni öğrencilerini bekliyor! Üniversite adaylarının bu zorlu dönemde hep yanında olan Üsküdar Üniversitesi, yeni dönemde de yüz yüze eğitim ile uzaktan eğitimi en efektif şekilde sentezleyerek hem fiziki hem de dijital altyapısını öğrencilerinin hizmetine sunarak “Fi-jital Üniversite” kavramını hayata geçiriyor. Böylece “Üsküdarlı” öğrenciler, şartlar ne olursa olsun daha iyi bir geleceğe bilgili ve donanımlı emin adımlarla yürüyecekler. 

30 TEM 2020

Üsküdar Üniversitesi Öğrencilerinin Memnuniyetini Araştırdı!

Üsküdar Üniversitesi, öğrencilerinin memnuniyet düzeylerini ölçümledi. Yaklaşık 17 bin öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilen çalışmada özellikle pandemi sürecinde üniversitenin uzaktan eğitim, sosyal medya ve teknolojik altyapısına ilişkin görüşleri değerlendirildi. Çalışmada dijital ulaşılabilirlik memnuniyeti %80 çıkarken, uzaktan eğitim uygulamalarına ilişkin memnuniyet düzeyi ise %78 olarak yansıdı.Üsküdar Üniversitesi’nde 2019-2020 Bahar döneminde öğrencilerin memnuniyet düzeyleri ölçüldü. 16 bin 991 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilen çalışmada özellikle pandemi sürecinde uzaktan eğitim ve teknolojik altyapıya ilişkin görüşler değerlendirildi.Çıkan sonuçlar ise şu şekilde:Sosyal medya uygulamalarından %80 memnuniyet“Sosyal medya, mobil uygulama, TV gibi iletişim kanalları aktif olarak kullanımı ve bilgilendirme faaliyetleri yeterlidir” önermesine 14 bin 983 katılımcıdan %80 oranındaki 11 bin 960 katılımcı olumlu görüş bildirdi.Dijital ulaşılabilirlik memnuniyeti %80“Çağrı merkezi, ondestek, whatsapp hattı gibi iletişim kanalları kolay ulaşılabilir ve yeterlidir” önermesine 14 bin 110 katılımcıdan %80 oranındaki 11 bin 223 kişi olumlu cevap vererek katıldığını belirtti.Uzaktan eğitim uygulamalarında %78 memnuniyet“LMS, ZOOM, ÜÜTV vb. senkron eğitimler kolay ulaşılabilir ve yeterlidir” şeklindeki değerlendirmeye 15 bin 275 katılımcıdan %78 oranında, 11 bin 935 kişi olumlu cevap vererek katıldığını söyledi.STIX programından %85 memnun kaldıUzaktan eğitim sisteminin bir parçası olan STIX dosya paylaşım uygulamasına ilişkin olarak da öğrencilere memnuniyet durumları soruldu. “STIX dosya paylaşım sistemi kolay ulaşılabilir ve yeterlidir” değerlendirmesine 15 bin 381 katılımcıdan %85 oranında 13 bin 126 kişi olumlu bulduğunu belirtti.Uzaktan eğitim teknolojilerinden memnuniyet de yüksek“Uzaktan eğitim teknolojilerinin kullanımından genel olarak memnunum” önermesine ise 15 bin 225 katılımcıdan %73’ü (11 bin 163 kişi) olumlu bulup katıldığını ifade etti.İdari hizmetlerde memnuniyet %81 oranında“İdari hizmetler (ders kayıt, belge alma, askerlik işlemleri vb.) yeterlidir” şeklindeki değerlendirmeye 13 bin 915 kişiden %81 oranındaki 11 bin 211 kişi olumlu yanıt verdi.Danışman hoca memnuniyeti %81 “Danışman hocam bana gerekli zamanı ayırmakta ve yeterli şekilde benimle görüşmektedir” önermesine 14 bin 409 kişiden %81 oranında 11 bin 679 kişi olumlu bulup katıldığını söyledi.Online mecralardaki etkinlikler %81 oranında yeterli bulundu“Online mecralarda yapılan sanatsal, kültürel ve bilimsel etkinlikler tatmin edici ve yeterlidir” önermesine 13 bin 800 katılımcıdan %72’si yani 9 bin 919 kişi olumlu görüş bildirdi.Kütüphane kaynak yeterliliği memnuniyeti %77“Kütüphane gerek duyduğum her türlü kaynak açısından yeterlidir” önermesine 13 bin 294 kişiden %77 oranındaki 10 bin 272 kişi olumlu görüşlerini iletti.  Öğrenciler rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinden memnun“Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri ulaşılabilir ve yeterlidir” şeklindeki değerlendiremeye 12 bin 272 katılımcıdan %78’i (9 bin 535 kişi) olumlu yanıt verdi.%73’ü aldığı eğitimin beklentilerini karşıladığını söylüyor“Üniversitede aldığım eğitim beklentilerimi karşılamaktadır” değerlendirmesinin de sorulduğu çalışmada 14 bin 995 katılımcıdan %73’ü (10 bin 896 kişi) aldığı eğitimin beklentilerini karşıladığını söyledi.

29 TEM 2020

SHMYO Akademik Kurul Toplantısı Gerçekleştirildi

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Meslek Yüksek Okulu Akademik Kurul toplantısı, Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Rektör Vekili Prof. Dr. Mehmet Zelka, Sağlık Meslek Yüksek Okulu Müdürü Doç. Dr. Mesut Karahan’ın katılımıyla Güney Yerleşke bahçesinde yapıldı.İdari ve akademik kadronun yer aldığı toplantıda Sağlık Meslek Yüksek Okulu’nun artıları, eksileri ve gelecek planları hakkında fikir alışverişinde bulunuldu.Prof. Dr. Nevzat Tarhan; “Uzaktan öğretim olur ama uzaktan eğitim olmaz”Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Covid-19 salgınıyla birlikte dijitalleşmenin arttığına dikkat çekerek; “Uzaktan öğretim olur ama uzaktan eğitim olmaz. Uygulamalı dersleri dijital ortamda yapmak olağanüstü bir durumdu. Biz bunu çok verimli şekilde geçirdik. Birçok okul kampüslerini kapatırken biz pandemi döneminde eğitimlerimize maksimum verimlilikle dijital ortamda devam ettik. Eğitimde dijitalleşme kaçınılmaz bir durum. Önemli olan dijitalleşmeyi en olumlu ve uyumlu şekilde kullanmaktır. Üsküdar Üniversitesi’nin eğitim felsefesi öğrenci odaklı öğreten örgüt felsefesidir. Hepimiz öğreniyoruz. Eski kuşaklar zorluk içinde olgunluk öğrendiler. Z kuşağı varlık içinde öğreniyor, olgunlaşıyor. Kolaylık içinde her şeyi öğreniyorlar fakat hayat o kadar da kolay değil. Bu nedenle bizim öğrencilerimize yeni yöntemlerle yaklaşmamız gerekiyor.” İfadelerini kullandı.Prof. Dr. Mehmet Zelka: “Süreci en iyi yöneten ilk üç üniversite arasındayız”Rektör Vekili Prof. Dr. Mehmet Zelka, Akademik birimlerin kendi öz değerlendirmesini yapmaları gerektiğinin altını çizerek; “Toplantılarımızı kendi öz değerlendirmemizi yapabilmek adına düzenliyoruz. Akademik birim olarak geçmişteki tecrübeleri ileriye yönelik programlarımızın geliştirilmesi hususunda önemli görüyoruz. Böylece yeni yeni fikirler öğreniyoruz. Öğrenmek dinamik bir süreçtir. Hepimiz önümüzdeki dönemde nasıl yol izleyeceğimizin notlarını almalıyız. Pandemi dönemi boyunca süreci en iyi yöneten ilk üç üniversite arasında olduğumuzu memnuniyetle ifade ediyorum. Bu dönem bizler için tecrübe oldu. Önümüzdeki dönem daha iyi bir şekilde sürdüreceğiz.” Şeklinde konuştu.Doç. Dr. Mesut Karahan: “Senkron derslere en hızlı adapte olan bizlerdik”Sağlık Meslek Yüksek Okulu Müdürü Doç. Dr. Mesut Karahan, pandemi döneminde canlı derslerle sürecin çok iyi yönetildiğinin altını çizerek; “Pandemi meydana gelince uzaktan eğitime döndük. Ancak dijital ortamda devam eden senkron derslere en hızlı adapte olan bizlerdik. Her perşembe günü ÜÜ TV Sağlık Meslek Yüksek Okulu derslerine aitti. Gayet verimli geçti. 72 laboratuvarda, kendi hocalarımızla çekim yaptık. Ben bu süreçten çok güçlü çıktığımızı düşünüyorum. Önümüzdeki dönemde aynı güçlülükle devam edeceğimize inanıyorum.” Dedi.

17 TEM 2020

Türk Bilim İnsanlarından Yerli ve Milli Covid-19 İlacı

Covid – 19 tedavisinde kullanılan ve Çin’de yapılan bir klinik çalışmada hastalığın iyileşme süresini 11 günden 4 güne indirdiği görülen Favipiravir isimli ilacın hammaddesi sentezlenerek Türkiye’nin yerli ve milli ilacı üretildi. Üsküdar Üniversitesinden Dr. Öğr. Üyesi Salih Tuncay’ın da ekip lideri olarak aralarında bulunduğu 32 kişilik bir ekip şimdi yeni bir ilaç için çalışıyor.Covid – 19 tedavisini 11 günden 4 gün gibi kısa sürelere indiren ilacın hammaddesi Türk bilim insanları tarafından sentezlendi ve Türkiye’de de üretildi. Favicovir adı verilen ilacı üreten ekipte Üsküdar Üniversitesi Gıda Teknolojisi Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Salih Tuncay da yer aldı.Tedavi süresini kısaltıyorMedipol Üniversitesi-Atabay İlaç Sanayi işbirliğiyle TÜBİTAK 1004 projesi kapsamında 1 Mayıs 2020 tarihinde sentez çalışmalarına başladıklarını ifade eden Tuncay, “Kovid-19 tedavisinde kullanılan ve Çin’de yapılan bir klinik çalışmada hastalığın iyileşme sürecini 11 günden 4 güne indirdiği görülen bir ilacın, TÜBİTAK bünyesinde Türkiye’de bir ilk olarak kamu, üniversite-sanayi işbirliği kapsamında sentezlenmesi amaçlandı. Bu hedef doğrultusunda yine hem ülkemizde hem de yabancı ülkelerde klinik tedavilerde hastalığın iyileşmesinde öne çıkmış farklı antiviral ilaçların yerli ve milli olarak sentezlenmesi hedeflendi. Ayrıca bu ilaçlara ait farklı etken türevlerinin de özgün sentezleri çalışmalarda eş zamanlı yürütülüyor. Bu amaçla favipiravir ilacı laboratuvar ölçeğinde üretildi. Sanayi ölçeğinde çalışmalar tamamlandı, üretimi gerçekleştirildi ve ilacın biyo-eşdeğerlik çalışmalarının da ivedilikle tamamlanması sonucunda ilacın ruhsatı 10 Temmuz 2020 tarihinde alındı” dedi.32 kişilik ekiple 40 günde tamamlandıFarklı hastalıklar için ilaç olabilecek aktif moleküllerin total sentezi üzerine yoğun çalışmalar yürüttüğünü belirten Tuncay, “Salgının hemen öncesinde belirlenen üç ilacın sentezi için ekip lideri ve araştırmacı olarak projeye dahil oldum. Doç. Dr. Mustafa Güzel ve Zeynep Atabay Taşkent’in öncülüğünde akademiden 12 kişi, sanayiden 20 kişinin katılımıyla toplam 32 kişiden oluşan bir ekip bu ilacın üretiminde çalıştı. Farklı üniversitelerden doktora sonrası çalışmalar yapan bilim insanları projeye araştırmacı veya bursiyer olarak dahil oldu. Ekibin özverili çalışmalarıyla 40 gün gibi kısa bir sürede favipiravir ilacının ham maddesini ürettik. Sentezlenen bu ilacı ‘Favicovir’ adıyla hastaların tedavisinde kullanıma sunulacak hale getirdik” dedi.Yeni bir ilaç daha geliyorFavipiravir ilacının yanı sıra hidroksiklorokin ilacının da laboratuvar ölçeğinde sentezinin tamamlandığını söyleyen Tuncay, sözlerine şöyle devam etti:“Büyük ölçekte üretilebilmesi için çalışmalar süratle devam ediyor ve sanayi ölçeği için optimizasyon çalışmalarında sona yaklaşmış bulunmaktayız. Yapılan çalışmalar, içinden geçtiğimiz bu zorlu süreçte sağlık sektörümüzün halkımıza daha kaliteli hizmet vermesine katkı sağladığı gibi pandemi ile mücadelede ülkemizi güçlendirecektir. Ayrıca dışa bağımlılığı azaltarak milli ekonomimize katkı sağlayacaktır.”

19 HAZ 2020

Akademisyenlerimize TÜBİTAK Proje Yazımı Eğitimi Verildi

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Mesut Karahan ve Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Dr. Öğrt. Üyesi Miraç Kamışlıoğlu moderatörlüğünde Üsküdar Üniversitesi akademisyenlerine “TÜBİTAK Programları için proje yazım teknikleri ve kalite unsurları” eğitimi verildi.96 akademisyenin katılımıyla gerçekleştirilen eğitimin konuşmacısı Yozgat Bozok Üniversitesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Böyükata oldu.Prof. Dr. Muhsin Konuk: “Akademisyenler olarak kendimizi geliştirmeliyiz”Eğitimin açılış konuşmasını Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Konuk gerçekleştirdi. Konuk; “Üsküdar Üniversitesi olarak girişimciliği, projeleri, girişimci ve yenilikçi gençleri her zaman destekliyoruz. Öğrencilere destek olmamızın yanı sıra akademisyenler olarak da kendimizi geliştirmeliyiz. Bu ve benzeri eğitimlerle bunu başaracağımıza inanıyorum.” Şeklinde konuştu.Böyükata: “Proje döngüsünü yönetebilmek çok önemli”Proje döngüsü, hazırlık süreçleri, proje yazım teknikleri ve kalite unsurlarının projeyi ayakta tutan maddeler olduğunu dile getiren Prof. Dr. Mustafa Böyükata; “Proje döngüsünü yönetebilmek çok önemli. Bu döngü fikir, analiz, değerlendirme, sözleşme, uygulama ve kapanış maddelerinden oluşuyor. Fikir, belleğimizde var olan düşünceler arasında bağlantı kurduğumuzda ortaya çıkıyor. Oluşturulan fikri alt metinlerine ayırdığımızda ise alt metni bulmuş oluyoruz. Hakem heyetinin projeyi incelemesi ve proje için talepler, ihtiyaçlar vs. gibi maddelerin belirlenmesi de değerlendirme ve sözleşme ayaklarını oluşturuyor. Bu adımlardan sonra projeyi uygulama ve kapanış raporlarının yapılması kalıyor. Proje döngüsü kabaca bu şekilde yapılıyor ve bu sayede mükemmel projeler hayata geçiriliyor.” İfadelerini kullandı.“Projeyi her zaman bir bütün olarak ele almalıyız”Prof. Dr. Böyükata, proje yazmanın pek çok farklı koldan çalışmak ve parçadan bütüne gitmek olduğunu ifade etti. Böyükata; “Her projeyi bir bütün olarak ele almamız lazım. Projeler pek çok farklı aşamalardan oluşur fakat her aşaması birbiri ile ilişkilidir. Projenin hiçbir aşamasını birbirinden bağımsız düşünemeyiz.” Dedi.“Projenin en önemli yeri başlıktır”Sözlerinin devamında proje yazım tekniklerine değinen Böyükata; “Proje yazım teknikleri genel hatları itibarıyla 9 maddeden oluşur. Bu maddeler proje başlığı, özet ve anahtar kelimeler, konu, kapsam ve literatür özeti, özgün amaç ve hedefler, yöntem, iş zaman çizelgesi, başarı ölçütleri ve risk yönetimi, yaygın etki ve proje bütçe tablosudur. Bir projenin en önemli yeri başlıktır. Projede kişilerin ilk baktığı yer başlık ve özet kısmıdır. Başlık, projeyi yansıtmalı, özet ise proje konusunun önemini göstermelidir.” Dedi.“Proje konusuna yeteri kadar önem göstermiyoruz”Halk arasında doğru bilinen yanlışların çok fazla olduğuna dikkat çeken Böyükata; “TÜBİTAK Projeleri kabul etmiyor diye bir algı oluşturuluyor. Aslında projeyi kabul ettiren iyi yazılmış olmasıdır. Biz genel olarak proje ve proje yazmaya yeteri kadar önem göstermiyoruz. Düşünün ki evinizde un, şeker, yağ hepsi var ama birleştirip helva yapamıyorsunuz. Bizim durumumuz da aynı bu şekilde. Elimizde pek çok imkân var ama değerlendirmiyoruz.” Şeklinde konuştu.

27 MAY 2020

“Optisyenlik Ticari Sektör Olarak Görülmemeli”

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Optisyenlik programı “Mikrofon Sende” etkinliği düzenledi. Online olarak gerçekleştirilen etkinlik, alanında uzman birçok ismi konuk etti. Optisyenlik alanındaki son gelişmelerin konuşulduğu etkinliğe öğrencilerin de katılımı yoğun oldu.Etkinliğe, Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Şahbaz, Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Optisyenlik programı Dr. Öğr. Üyesi Aykut Demirkol, Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Optisyenlik programı Öğr. Gör. Ayhan Demircan ve Acıbadem Üniversitesi Optisyenlik programı Öğr. Üyesi Turgut Çakar katıldı.“Yaptığımız işi tamamlayacak tek bir sektör var; Optisyenlik”Dr. Öğr. Üyesi Aykut Demirkol optisyen ve göz hekimlerinin takım arkadaşı olduğunu belirtti. Demirkol, “Biz doktor olarak hastayı muayene ediyoruz ve bir gözlük reçetesi oluşturuyoruz. Bu gözlük reçetesini oluşturmak hastaya bir fayda sağlamıyor. Gözlüğü almaz ya da kendine uygun bir gözlüğü almadıktan sonra göz doktorunun yaptığı şeylerin hiçbir anlamı yok. Bizim yaptığımız işi tamamlayacak tek bir sektör var o da optisyenlik. Benim göz doktoru olarak doğru reçeteyi vermem haricinde gözlüğün doğru olarak da yapılması gerekiyor. Burada da optisyenlik devreye giriyor. Biz birbirini tamamlayan iki sektörüz” ifadelerini kullandı.“Optisyenliğin ticari sektör olarak görülmemesi gerekiyor”Optisyenlik bölümünün geleceği ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Şahbaz, “Optisyenlik sağlık ile ilgilenen bir branş. Göz sağlığı ile de ilgilenen üç branş var. Göz doktoru, optisyen ve odyometrist. Türkiye’de odyometrist sistemi yok dolayısıyla optisyenlik çok önemli. Türkiye’de normalde optisyenler şu anda yerini bulmuş değil. optisyenin benim sağ kolum olması lazım. Bir ticari sektör olarak görülmemesi gerekiyor. Optisyenler bizatihi göz hekimlerinin yaptığı bir operasyon gibi optik cihazlarla operasyon yapar. Onun için ileride optisyenliğin layık olduğu yere geleceğini düşünüyorum” dedi.“Göz hekimleriyle biz aynı takımın bir parçasıyız”Acıbadem Üniversitesi Öğr. Gör. Turgut Çakar, iyi bir gözlük ortaya çıkarabilmek için yapılması gerekenleri anlattı. Çakar, “İlk önce sağlıklı ve düzgün bir muayene gerekiyor. Ondan sonra mühendislik ve meslek ahlakına uygun çalışan optisyenlik işletmesinin çalışan grubunun olması gerekiyor. Bu bir takımdır ve birbirinden ayrılamaz bir şeydir. Ben optisyenliğin geleceğini çok çok iyi görüyorum. Her alanda optisyenlik mesleği şu anda Türkiye’de kabul görebilecek en iyi mesleklerden bir tanesidir. Göz hekimleriyle biz aynı takımın bir parçasıyız. Kazanırsak birlikte kazanacağız, kaybedersek de birlikte kaybedeceğiz” şeklinde konuştu.Müşteri mağazaya girer girmez dezenfektan verilmeliDr. Aykut Demirkol, Covid-19’un gözle ilgili durumuna ilişkin bilgi verdi. Demirkol, “Müşteri optik mağazaya girer girmez hiçbir gözlüğe dokunmadan ilk önce dezenfektan verip elini dezenfekte ettirmeniz lazım. Kesinlikle hem müşretinin hem de çalışanların maske takması lazım onun dışında mümkün olduğunca müşteriden müşretiye geçerken ya da aralarda kendi ellerinizi dezenfekte etmeniz gerekiyor. Bu önlemler alındıktan sonra hiçbir sorun yaşanmaz diye düşünüyorum” ifadeleri kullandı.

06 NİS 2020

Üsküdarlı öğrencilerden uzaktan eğitime yoğun ilgi!

Koronavirüs nedeniyle uzaktan eğitime geçen Üsküdar Üniversitesi, eğitiminin aksamaması adına öğrencilerine uzaktan eğitimde birçok olanak sundu. Eğitim öğretime hız kesmeden devam eden ön lisans, lisans ve yüksek lisans öğrencileri, farklı dijital uygulamalar üzerinden sağlanan uzaktan eğitim derslerine ilk haftadan itibaren yoğun ilgi gösterdi.100.000’den fazla öğrenci ALMS sistemini kullandıÜsküdar Üniversite öğrencileri ALMS arayüzü ile uzaktan eğitimde akademisyenlerle bir araya geldi. 1 hafta boyunca sanal sınıf uygulaması ALMS üzerinden 827 canlı ders gerçekleşti. 100.000’den fazla öğrenci ALMS sistemine giriş yaptı.  ZOOM üzerinden 243 canlı ders yayını yapıldı…Üsküdar Üniversitesi öğrencilerini uzaktan eğitim için ALMS programının yanı sıra Zoom programı ile de destekledi. Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği Zoom programında akademisyenler, ZOOM üzerinden 243 canlı ders yayını yaptı.STIX sayfası 1.000.000’a yakın kez görüntülediÜsküdar Üniversitesi Yazılım Planlama Birimi tarafından geliştirilen STIX ise derse katılamayan öğrencilerin ders videosuna ulaşıp videoyu izlemesine olanak tanıdı. Üsküdarlı öğrenciler STIX sayfasını 1.000.000’a yakın kez görüntüledi.  Üsküdarlı öğrenciler ÜÜTV’de 35.000 canlı dersi izlediÖğrencilerinin eğitimlerinin aksamaması için uzaktan eğitime başlayan Üsküdar Üniversitesi tüm fakültelerin, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu’nun ve enstitülerin derslerini hazırlanan program çerçevesinde haftanın 6 günü ÜÜ TV’den de canlı olarak yayınladı.ÜÜTV1 ve ÜÜTV2 yayınlarından 35.000 öğrenci canlı dersi izledi. Öğrenciler, 1 hafta da ÜÜ Web sayfasını 275.000 kez görüntüledi.

30 MAR 2020

ÜÜ TV Canlı yayında uzaktan eğitime başladı…

Üsküdar Üniversitesi, YÖK’ün bahar dönemine yönelik kararı doğrultusunda öğrencilerinin eğitimlerinin aksamaması için uzaktan eğitime başladı. Tüm fakültelerin, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu’nun ve enstitülerin dersleri, hazırlanan program çerçevesinde haftanın 6 günü ÜÜ TV’den olarak yayınlanıyor. Üsküdar Üniversitesi, öğrenci odaklı faaliyetlerine Koronavirüs sürecinde de ara vermeden devam ediyor. Bahar döneminde örgün eğitimin yapılamayacak olması nedeniyle üniversitenin kanalı olan ÜÜ TV, Tıp, Sağlık Bilimleri, İletişim, İnsan ve Toplum Bilimleri, Mühendislik ve Doğa Bilimleri fakülteleri, SHMYO, Hazırlık Okulu ve enstitülerin derslerini yayınlayacak. Öğrenciler derslerine uzaktan canlı yayında devam edebilecek.  Uzaktan eğitim canlı yayınları başladıÜÜ TV’de yayınlanmaya başlayan uzaktan eğitim programları Pazartesi - Cumartesi akşamına kadar devam edecek. İlk 5 gün fakültelerin, hazırlık okulunun ve SHMYO’nun dersleri yayınlanacak, Cumartesi günü ise enstitü dersleri canlı yayın ile öğrencilerle buluşacak. Böylece öğrenciler üniversiteye gidemeseler de derslerine kaldıkları yerden etkin bir şekilde devam edebilecekler.ÜÜTV’nin https://tv.uskudar.edu.tr/ sitesi üzerinden başladığı uzaktan eğitimlerin programı ise şöyle;Pazartesi: 09:30 – 12:30 / Tıp Fakültesi, 13:30 – 17:30 / Sağlık Bilimleri FakültesiSalı: 09:30 – 12:30 & 13:30 – 17:30 / İletişim FakültesiÇarşamba: 09:30 – 12:30 & 13:30 – 18:30 / Hazırlık OkuluPerşembe: 09:30 – 12:30 & 13:30 – 17:30 / Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek OkuluCuma: 09:30 – 12:30 / İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, 13:30 – 17:30 / Mühendislik ve Doğa Bilimleri FakültesiCumartesi: 09:00 – 11:00 / Sosyal Bilimler Enstitüsü, 11:00 – 13:00 / Sağlık Bilimleri Enstitüsü, 13:00 – 15:00 / Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü, 15:00 – 17:00 / Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü, 17:00 – 19:00 / Fen Bilimleri EnstitüsüUzaktan eğitim yayın akışı için tıklayınız: https://uskudar.edu.tr/tr/icerik/5058/uutv-uzaktan-egitim-yayin-akisi

23 MAR 2020

Üsküdar Üniversitesi SHMYO Akademik Proje Hazırlama eğitiminde

TÜBİTAK 2237-B - Proje Eğitim Etkinliklerini Destekleme Programı kapsamında "Fen ve Mühendislik Alanında Akademik Proje Hazırlama Eğitimi" etkinliği İstanbul Ataşehir Zübeyde Hanım Öğretmenevi tesislerinde gerçekleştirildi.Akademik Proje Hazırlama etkinliğin koordinatörlüğünü İstanbul Medeniyet Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. M. Nureddin Türkan üstlenirken, Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu ve Fen Bilimleri Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Mesut Karahan etkinlikte eğitmen olarak yer aldı.30 akademisyene uygulamalı aktarıldıProje hazırlamada temel basamaklar, problemi belirleme ve hipotez oluşturma, bilimsel bir araştırma konusunun seçimi ve planlanması, bulguların analizi, proje yönetimi gibi konularda eğitime katılan ülkemizin farklı üniversitelerinden gelen yaklaşık 30 akademisyene uygulamalı bir şekilde aktarıldı.Fen ve Mühendislik Alanında Akademik Proje Hazırlama Eğitimine Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Dr. Öğr. Üyesi Salih Tuncay, Dr. Öğr. Üyesi Miraç Kamışlıoğlu, Öğr. Gör. Ömer Faruk Karasakal, Öğr.Gör. Ahmet Adiller, Öğr.Gör. Muammer Zengin ve Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan katıldı.Eğitimin sonunda eğitimcilere teşekkür belgesi ve plaket takdimi, etkinliğe katılan akademisyenlere ise katılım belgesi dağıtıldı.

03 MAR 2020

Üsküdarlı akademisyenlerden ilkyardım konferansı

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu İlk ve Acil Yardım Program Başkanı Öğr. Gör. Duygu Deniz ile Acil Durum ve Afet Yönetimi Bölümü Öğr. Gör. Ayşe Aydemir Beşiktaş Anadolu Lisesi öğretmenlerine ilkyardım konferansı verdi.Beşiktaş Anadolu Lisesi Konferans Salonunda gerçekleşen konferansta “Acil durum ve afet yönetiminde nasıl davranılmalı? İlkyardım çantasında neler bulunmalı? Olay yeri müdahalesi nasıl yapılmalı?” konu başlıkları ele alındı. Eğitimcilerin yoğun ilgi gösterdiği programda afet ve acil durumlarına yönelik önemli bilgiler aktarıldı.

27 ŞUB 2020

Sağlıkta yapay zekâ Üsküdar’da konuşuldu

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Sağlıkta Yapay Zekâ etkinliği düzenledi. Etkinliğin konuğu Bayer IT İnovasyon Danışmanı Gökay Kılıç oldu. Kılıç, yapay zekâ ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu.Çarşı Yerleşke Emir Nebi-1 Konferans salonunda düzenlenen etkinliğe katılımcılar yoğun ilgi gösterdi.“Yapay zekânın içinde yaşıyoruz”Yapay zekâ konusunda paylaşımlarda bulunan Kılıç, yapay zekâ örneklerine değindi. Kılıç, “Bir giyim mağazası satış asistanlarının üzerinde bulunan kartlar sayesinde onların müşteriler ile ne kadar ilgilendiklerini ve bunu nasıl satışa dönüştüğü konusunda gözlem yapıyor. Bu aslında yapay zekâ nerede dediğimiz şey. Yapay zekânın içinde yaşıyoruz” dedi.“Hızlı balıklar yavaş balığı yer”Gökhan Kılıç, teknolojinin gelişmesi ile firmaların rakiplerinden ayrılmak adına daha hızlı hareket etmesi gerektiğini belirtti. Kılıç, “Eskiden büyük firmalar küçük firmaları çok hızlı bir şekilde yok edebiliyor ve satın alabiliyordu. Şimdi ise dünya ekonomik formunun yeni yaklaşımı ile konu biraz daha değişti. Artık hızlı balık yavaş balığı yiyor. Yani siz bir kurum olarak yavaş hareket ederseniz ve teknolojiye kendinizi adapte etmezseniz, rakiplerinize karşı daha iyi bir teknoloji ile çözüm bulmazsanız bir girişim ya da birçok girişim sizi yok edebilir” şeklinde konuştu.“Firmalarda karşılıklı kazan kazan konularına girilmesi lazım”Çalıştığı firma ve yürüttüğü faaliyetlerden bahseden Kılıç, büyük firmaların küçük firmaları önemsemediğini belirtti. Kılıç, girişimcilik faaliyetlerine verdiği katkılara değindi.Program Gökay Kılıç’a Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Mesut Karahan tarafından plaket takdim edildi. Toplu fotoğraf çekimi ardından program sona erdi.

20 ŞUB 2020

“Coronovirüs Hakkında Merak Edilenler” konulu eğitim düzenlendi

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu akademisyenleri tarafından yürütülenProgramda Dünya Sağlık Örgütü’nün uluslararası acil durum ilan ettiği salgın yüzünden tehlike arz eden Coronavirüs (2019-nCoV)’un bulaşma yolları, tanısı ve tedavisi, korunma yöntemleri hakkında önemli bilgiler paylaşıldı.Eğitimde coronavirüs (2019-nCoV)’ün, ilk olarak Çin’in Hubey eyaletine bağlı Wuhan şehrinde 2019 yılının Aralık ayında bir dizi pnömoni vakası ile ortaya çıktığı anlatıldı. Etken olan organizmanın diğer virüslerden farklı olduğu ve Dünya Sağlık Örgütü’nün bu virüsü “2019 Yeni Koronavirüs (2019-nCov)” olarak adlandırdığı belirtildi.Virüsten korunma yollarına ilişkin bilgiler paylaşıldıVirüse yakalananlarda akut solunum yolu enfeksiyonu görüldüğünü ifade eden Öğr. Gör. Tuğçe Soylamış virüs belirtileri soğuk algınlığı ya da grip benzeri olmasından dolayı hastalığı sadece şikâyetlere dayanarak tanımlamak zor olabileceğinden korunma yollarına ilişkin önemli bilgiler paylaştı.Eğitimde Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı çalışmalar ilgili bilgiler de verildi. Risk Değerlendirme ve Bilim Kurulu, Türk Hava Yolları, Türkiye Hudut ve Sahiller Genel Müdürlüğü gibi konunun tüm paydaşların bu sürece dâhil olduklarından ve çalışmaları yakından takip ettiklerinin üzerinde duruldu.Gerçekleştirilen eğitim sonrasında Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu akademsiyenleri Coronovirüs (2019-nCoV)’den korunma yöntemleri, yaygın belirtileri, kaynak ve bulaş yolları hakkında en güncel bilgileri edindi.

27 ARA 2019

Radyoterapi öğrencileri mesleki gezi gerçekleştirdi

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) Radyoterapi Programı öğrencileri, Öğr. Görevlisi Nadir Küçük’ün Tedavi Planlaması ve Klinik Setup-Lar I dersi kapsamında Dr. Öğr. Üyesi Miraç Kamışlıoğlu ve Öğr. Gör. Elif Ebru Altunsoy Güçlü rehberliğinde Johns Hopkins Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesini ziyaret etti.Yapılan teknik gezi ile Radyoterapi programında okuyan öğrencilere güncel teknolojiye sahip cihazların yapısı, işleyişi ve çekim teknikleri hakkında önemli bilgiler verildi. Varian Edge cihazı ile ilgili bilgi verildi Radyoterapi öğrencilerine Varian Edge cihazı anlatıldı. Cihaz, Radyoterapinin temel cihazlarından biri olmakla birlikte en hassas tedavi yapabilen de bir cihaz. Türkiye’de ilk defa Haziran 2018 tarihinde Anadolu Sağlık Merkezi çatısı altında kullanılmaya başlayan cihaz radyoterapide en önemli amaç olan kanserli dokuyu kontrol altına alırken veya yok ederken çevredeki sağlıklı dokulara olabildiğince hasar vermeme prensibine dikkat ediyor.Tomoterapi cihazı anlatıldıÖğrencilere, çoklu tümör ışınlamalarında avantaj sağlayan Tomoterapi cihazı ile ilgili önemli bilgiler verildi. Tümörün yaygın yayılımı dolayısıyla pek çok alandan radyoterapi alma ihtiyacının duyulması ve klasik linak yönteminde çok uzun sürebilecek olması tedavileri daha kısa zamanda ve hastanın sağlığı açısından daha konforlu bir hale getiriyor.CyberKnife M6 cihazı ile ilgili bilgi verildiÖğrencilere hastayı açmadan sadece yüksek radyasyonla belli boyutlardaki tümörleri yok edebilmeyi sağlayan CyberKnife M6 Cihazı da anlatıldı. Cihaz, çevre dokulara çok az hasar verip tümöre ise pek çok noktadan ulaşabiliyor.Radyoterapi öğrencilerine cihazların yapısı anlatıldıJohns Hopkins Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi, onkolojik bilimler, kalp sağlığı, kadın sağlığı ve IVF, nörolojik bilimler, cerrahi bilimler, dâhili bilimler, tanı ve görüntüleme başta olmak üzere tüm branşlarda hizmet sunan, Türkiye ve yakın coğrafyada akreditasyona sahip ilk ve tek klinik kanser merkezi (CCC) olarak biliniyor.Avrupa Kanser Enstitüleri Birliği’nin standartlarını sağlayarak Türkiye’de OECI (Organisation of European Institues) akreditasyonu alan ilk ve tek kanser merkezi olan Anadolu Sağlık Merkezinde (ASM) ilerleyen teknolojik gelişmelere bağlı olarak en güncel teknolojik cihazları bünyesinde barındırıyor.Teknik gezi sonrasında Radyoterapi Programı öğrencileri, alanlarındaki en gelişmiş cihazları oluşturan temel bileşenlerin yapı malzemelerini, çalışma prensiplerini ve kumanda odasını gezdi.

27 ARA 2019

Sulardan numune alma teknikleri anlatıldı

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Çevre Sağlığı Program Başkanı Öğr. Gör. İnci Karakaş öncülüğünde “Sulardan Numune Alma Teknikleri” konusunda seminer düzenledi. Seminere Haliç Çevre Ölçüm ve Analiz Laboratuvarları Uzmanı İlker Civil katıldı.  Çarşı Yerleşkede düzenlenen etkinliğe öğrenciler yoğun ilgi gösterdi.Su ölçümlerinde kullanılan cihazlar tanıtıldı…Sulardan numune alınırken dikkat edilmesi gerekenlere değinen Civil, suda gerçekleştirilen çeşitli analizler için uygun numune kaplarını tanıttı. Civil, öğrencilere gelecekteki çalışma alanlarına etki edecek tavsiyelerde bulundu. Arazide öncelikli ölçülecek parametreler hakkında bilgiler veren Civil, su ölçümlerinde kullanılan taşınabilir cihazları öğrencilere uygulamalı olarak anlattı.  Soru – cevap bölümünün ardından seminer sona erdi.Programa katılan öğrencilere katılım sertifikası verildi.

23 ARA 2019

Üsküdar Üniversitesi öğrencileri, üç boyutlu yazıcı üretti

Üsküdar Üniversitesi Biyomedikal Cihaz Teknolojisi Programı öğrencileri Mustafa Tarık Tiryaki, Kadir Kalaz, Hamza Kanık ve Bünyamin Atağan,  “Mikrodenetleyiciler” dersi kapsamında üç boyutlu yazıcı üretti. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) Biyomedikal Cihaz Teknolojisi Programı öğrencileri, öğretim görevlisi Muammer Zengin koordinatörlüğünde üç boyutlu yazıcı üretimini gerçekleştirdi.Öğretim Görevlisi Muammer Zengin, “Üç boyutlu yazıcının tasarım ve üretimindeki tüm detayları incelikle tamamlayan öğrenciler farklı malzeme türleri ile de baskılar almayı başardı. Üç boyutlu yazıcılar ile ilgili çalışmalarına devam eden öğrenciler, üç boyutlu biyo-yazıcı ile yapay organ baskısı ile ilgili alanlarda da tasarımlar yapmak üzere AR-GE faaliyetlerine devam etmektedirler” dedi.Zengin, ayrıca Biyomedikal Cihaz Teknolojisi Programındaki diğer çalışma gruplarında yer alan öğrencilerin farklı konular ile çeşitli projelerle ilgili çalışmalarının da devam ettiğini sözlerine ekledi.

19 KAS 2019

2 öğrenciden biri tam burslu!

Davranış Bilimleri ve Sağlık alanında özgün eğitim modeliyle Türkiye’de fark oluşturan Üsküdar Üniversitesi, öğrencilerine sunduğu burs olanaklarıyla da dikkat çekiyor. 21 binin üzerinde öğrencisiyle eğitimde niteliği önemseyen Üsküdar Üniversitesinde öğrencilerin %56’sı tam burslu olarak eğitim hayatlarını sürdürüyor. Üniversite, sunduğu yemek ve çalışma burslarıyla da öğrencilere kolaylıklar sağlıyor.Üsküdar Üniversitesi, Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzunda yer alan burs olanakları dışında da öğrencilere zengin burs olanakları sağlıyor.Tercih bursu kapsamında Üsküdar Üniversitesi bölümlerinden birine ilk tercihinden yerleşenlere yüzde 25, ikinci tercihinden yerleşenlere yüzde 15, üçüncü, dördüncü ve beşinci tercihlerinden yerleşenlere ise yüzde 10 oranında indirim veriyor.Öte yandan Üsküdar Üniversitesi uluslararası öğrencileri de destekliyor.  İlk 5 tercihe yüzde 25 bursBurs zenginliğiyle dikkat çeken Üsküdar Üniversitesi ücretli lisans ve ön lisans programlarına kayıt yaptıran öğrencilerden, ilk 5 tercihinin tamamını Üsküdar Üniversitesi olan ve bu tercihlerinden birine yerleşenlere yüzde 25 oranında indirim uygulanıyor.Üsküdar Üniversitesinden ücretsiz yurt ve yemek olanağıÜsküdar Üniversitesi eğitim öğretim hayatına devam eden öğrencilerine şartları sağlamaları halinde ücretsiz yurt ve yemek olanağı da sağlıyor.Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi ÖSYS sonuçlarına göre;İlk 10 içerisinden kayıt yaptıran öğrencilere lisans eğitimi ve başarılarına katkı olarak 8 ay süreyle aylık 5000 TL burs ile ücretsiz yurt ve yemek olanağı,İlk 11-100 içerisinden kayıt yaptıran öğrencilere lisans eğitimi ve başarılarına katkı olarak 8 ay süreyle aylık 4000 TL burs,İlk 101-500 içerisinden kayıt yaptıran öğrencilere lisans eğitimi ve başarılarına katkı olarak 8 ay süreyle aylık 3000 TL burs,İlk 501-1000 içerisinden kayıt yaptıran öğrencilere lisans eğitimi ve başarılarına katkı olarak 8 ay süreyle aylık 2000 TL burs veriliyor.İlk 10 içerisinden kayıt yaptıran öğrencilerden isteğe bağlı İngilizce hazırlık okumak isteyenlere ücretsiz hazırlık kursu verilmektedir.Üniversite giriş bursuÜsküdar Üniversitesi, 4 yıl boyunca Üsküdar Üniversitesinde eğitim öğretim hayatına devam edecek lisans öğrencilerine burs imkânı da sağlıyor. Üsküdar Üniversitesinin Tıp Fakültesi hariç lisans programlarına ÖSYS sonuçlarına göre; İlk 1000 içerisinden kayıt yaptıran öğrencilere; lisans eğitimi ve başarılarına katkı olarak 8 ay süreyle aylık 1000 TL burs veriyor.  Üsküdar Üniversitesinde burs olanaklarıÜsküdar Üniversitesi başarılı öğrencileri de destekliyor. Akademik yıl sonunda başarı gösteren öğrencilerin burs miktarlarını arttırmasına olanak sağlıyor. “Akademik Başarı Bursu” olarak adlandırılan burs, en az iki yarıyıl öğrenim görmüş ve ağırlıklı genel not ortalaması 3,50 ve üzeri olan öğrencilere uygulanıyor. Akademik başarı bursu dışında Üsküdar Üniversitesi bünyesinde Mütevelli Heyeti Bursu, İhtiyaç Bursu, Yabancı Uyruklu Öğrenci Bursu, Engelli Öğrenci Bursu gibi çok sayıda burs olanakları da bulunuyor.ÖSYM bursları kapsamında Üsküdar Üniversitesinin birçok bölümü %50, %75 burslardan oluşurken İletişim Fakültesi, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi gibi kimi fakülte bölümlerinde hiç ücretli kontenjan da bulunmuyor. Bu da öğrenciler için önemli bir fırsat oluşturuyor.Üsküdar Üniversitesinin sunduğu tüm burs olanaklarına aşağıdaki linkten ulaşmak mümkün.https://uskudar.edu.tr/tr/burslar 

09 EKI 2019

2019-2020 akademik yılı oryantasyon programları sona erdi

Üsküdar Üniversitesinin 2019-2020 akademik yılında Üsküdar Üniversitesini kazanan öğrencilere yönelik, akademik ve idari kadronun katılımıyla gerçekleştirdiği oryantasyon programları sona erdi. 5 gün süren programlarda üniversitenin tüm işleyişi ve çalışmaları hakkında öğrencilere bilgi verildi.Merkez Yerleşke Nermin Tarhan konferans salonu ve Çarşı Yerleşke Emirnebi Konferans salonunda gerçekleşen programlarda Tıp, İletişim, İnsan ve Toplum Bilimleri, Mühendislik ve Doğa Bilimleri, Sağlık Bilimleri Fakülteleri ile Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu, Hazırlık Okulu ve Uluslararası Ofis eğitim görevlileri öğrencileri her yönüyle bilgilendirdi.Oryantasyon programlarında ayrıca Kurumsal İletişim, Öğrenci İşleri, Bilgi Teknolojileri, Sağlık Kültür ve Spor, Kütüphane Dokümantasyon Direktörlüğü, Kariyer Merkezi Direktörlüğü ile Uluslararası İlişkiler Direktörlüğü de öğrencilerle tanışarak birimlerini tanıttı.

30 EYL 2019

“Pozitif psikoloji” yaşlılarda “iyi oluşu” artırıyor

Yaşamın önemli dönemlerinden biri olan yaşlılık döneminde pozitif psikoloji uygulamalarının yaşlıların iyi oluşunu etkileyeceğini ve yaşam kalitesini artırabileceğini Darülacezede yürüttükleri projeyle de ortaya koyan Dr. Öğr. Üyesi Remziye Keskin ve Zeynep Gümüş, bu alandaki uygulamaların yaygınlaştırılması gerektiğine dikkat çekiyor. Tüm dünyada 1 Ekim, yaşlı nüfus artış hızına paralel olarak yaşlılık ve yaşlı sağlığı konularında farkındalık yaratmak amacıyla Dünya Yaşlılar Günü olarak anılıyor.Üsküdar Üniversitesi SHMYO Müdür Yardımcısı Dr. Öğretim Üyesi Remziye Keskin Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) kronolojik sınıflamasına göre yaşlılığın, 65 yaş ve üzeri yaşam dönemini kapsadığını belirterek “Bilimsel gelişmelerin hızındaki artışla birlikte ortalama insan ömrü uzamakta ve yaşlı nüfus giderek artmaktadır” dedi.Yaşlılık döneminde sağlık ve sosyal sorunlar artmaktadırDr. Öğretim Üyesi Remziye Keskin, “Toplumun yaş ortalamasının artması, insan ömrünün uzaması anlamına gelse de, fizyolojik kapasitede düşme, sosyal rollerin kayıpları ve bireylerin duygularında, algılamalarında ve davranışlarında meydana gelen değişimler nedeniyle aynı zamanda sağlık ve sosyal sorunların artacağı anlamına da gelmektedir. Yaşlanma ile gelen değişiklikler birbirini tetiklemekte, özellikle psikolojik yaşlanma bu değişimleri hızlandırmakta ve derinleştirmektedir” diye konuştu.Pozitif Psikoloji, iyi oluşu artırmaktadırYaşlılık döneminde ortaya çıkacak olası sorunlara pozitif psikoloji alanının çözüm önerileri getirebileceğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Remziye Keskin, “Pozitif Psikoloji insanların güçlü yanlarına ve erdemlerine odaklanan, yaşamlarını daha doyumlu ve kaliteli şekilde geçirmelerine ve kişisel gelişimlerine katkıda bulunmayı amaçlayan bir bilim dalı olarak tanımlanabilir. Bu tanım, Pozitif Psikolojinin hayatın olumsuz yönlerini göz ardı ettiği anlamına gelmemektedir. Aksine Pozitif Psikoloji, kişinin zayıf yönleriyle baş etmesinde, güçlü yanlarını nasıl kullanılabileceğine odaklanmaktadır. İnsanları daha pozitif ve realist bakış açısına adapte etmeyi hedeflemektedir. Yapılmış araştırmalar, Pozitif Psikoloji odaklı uygulamaların, bireylerin psikolojik iyi oluş, yaşam tatmini ve olumlu duygulanım düzeyini arttırdığını bildirmektedir” dedi.  Yaşam kalitesinin artırılmasına katlı sağlayabilirDünyadaki demografik dönüşümle gelen toplumsal yaşlanmanın, sağlık ve sosyal politikaların üzerinde durduğu önemli bir konu olduğunu vurgulayan Dr. Öğretim Üyesi Remziye Keskin, “Günümüzde giderek artan yaşlı popülasyon ve buna bağlı gelişen toplumsal değişim, yeni bir sosyal yapılanmayı beraberinde getirmiştir. Pozitif Psikoloji ile bu sosyal yapılanmanın destekleneceği ve yaşlı bireylerin yaşam kalitelerinin arttırılmasına katkıda bulunulabileceği kanaatindeyiz” dedi.Pozitif Yaşlanma Projesi, olumlu sonuçlar verdiÜsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Yaşlı Bakımı Hizmetleri Programı Bölüm Başkanı Öğr. Görevlisi Zeynep Gümüş ise yaşlılık dönemini Pozitif Psikoloji öğretileri ile desteklemek amacıyla üniversite olarak Darülaceze ortaklığında Pozitif Yaşlanma projesini hayata geçirdiklerini belirtti. Gümüş, olumlu sonuçlar aldıkları projeye ilişkin şu bilgileri verdi:“Pozitif Psikolojinin bakış açısına sahip bir toplumun daha mutlu olabileceği düşünülmektedir. Bu düşünceden yola çıkarak spesifik ve doğal sorunları ile gelen yaşlılık dönemini Pozitif Psikoloji öğretileri ile desteklemek amacıyla Üsküdar Üniversitesi ve Darülaceze ortaklığında “Pozitif Yaşlanma” projesini geliştirdik. Bu proje kapsamında; 65 yaş ve üzeri 16 Darülaceze sakini ile haftada bir gün, iki oturum ve her oturum 45 dakika olmak üzere toplam beş hafta, Pozitif Psikoloji öğretilerini kapsayan eğitim ve uygulamaları yüz yüze, interaktif olarak gerçekleştirdik. Projemiz Pozitif Psikolojinin öğretilerini kullanarak; yaşlı bireyleri bilinçlendirmeyi, sosyal açıdan daha aktif olmaya yönlendirmeyi, katılımcıların olumlu benlik algılarını, yaşam doyumlarını, etkili iletişim ve stresle baş etme becerilerini geliştirmelerini sağlamayı ve toplumun konuya dikkatini çekmeyi hedeflemekteydi. Gerçekleştirdiğimiz Pozitif Yaşlanma etkinliğimizin sonunda; katılımcılarımızın beklendiği gibi emosyonel durumlarının olumlu yönde değiştiğini, daha sosyal olduklarını, daha etkin iletişim kurduklarını gördük.”

31 TEM 2019

Darülaceze sakinleri pozitif yaşlanmayı öğreniyor!

Üsküdar Üniversitesi ve Darülaceze Başkanlığı’nın yürüttüğü “Pozitif Yaşlanma Etkileşim” programı kapsamında 5 hafta boyunca 65 yaş üstü 16 kişiye pozitif yaşlanma eğitimi verildi. Eğitimi başarıyla tamamlayanlara ise katılım belgeleri düzenlenen törenle verildi. Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın da katıldığı törende süper yaşlanmaya dikkat çeken Tarhan, yaşlı insanın halini, hatırını sormanın o kişide oksitosin etkisi oluşturduğunu söyledi.Darülaceze sakinleri, destekçileri ve çalışanları “Pozitif Yaşlanma Etkileşim” grubu eğitimi programı kapsamında Darülaceze Başkanlığı binasında bir araya geldi.Programa, Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Darülaceze gönüllüsü ve aynı zamanda da Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu (SHMYO) Müdürü Doç. Dr. Hüseyin Ozan Tekin ile Darülaceze Başkanı Hamza Cebeci de katıldı.Üsküdar Üniversitesi SHMYO Öğr. Gör. Zeynep Gümüş sorumluluğunda, Dr. Öğr. Üyesi Remziye Keskin eşliğinde gerçekleştirilen proje kapsamında 5 hafta boyunca, 65 yaş üzeri 16 kişiye pozitif yaşlanma eğitimleri verildi. Etkileşim gurubunda başarı gösteren Darülaceze sakinleri düzenlenen törenle katılım belgelerini aldı.Saygıyı ve iyi geçinmeyi en çok hak edenlerin yaşlılar olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Remziye Keskin projeye inanan ve destekleyenlere teşekkür etti. Öğr. Gör. Zeynep Gümüş ise konuşmasında pozitif psikolojiyi üniversite olarak çok önemsediklerini, öğrencilerine pozitif psikoloji dersini zorunlu olarak okuttuklarını belirtti.Yaşlanmamak elimizde değil diyen Darülaceze Başkanı Hamza Cebeci pozitif yaşlanma ile güzel ve mutlu yaşlanmanın önemine dikkat çekti. Cebeci, günümüzde gençliğe örnek olacak nesillere ihtiyaç olduğunu da vurguladı.Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan: “Modernizm insanlığı unutturdu”Aynı zamanda Darülaceze gönüllüsü de olan Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan insanı önemli kılan, bireyi ve kişiyi ön plana çıkaran modernizmin maalesef günümüzde insanlığı unutturduğunu söyledi. Bugün kalpten kalbe olan yolu unuttuk diyen Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, darülacezenin gönülden gönüle köprü kurduğunu belirtti. Burada yalnızlığın insan sevgisi ile aşıldığını ifade eden Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan insanın dili değil, dilin insanı konuştuğunu ifade etti.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Pozitif yaşlanma çalışması sürdürülmeli” Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan konuşmasında Darülaceze’nin mottusu olan “Hepinizin evi” duygusunu bu programda çok güzel yaşadığını belirtti Prof. Dr. Nevzat Tarhan ilk olarak pozitif enerjisiyle başta Darülaceze Başkanı Hamza Cebeci ve tüm ekibine teşekkür etti. Projenin hayata geçirilmesinde ciddi katma değer ve gayret gösteren Üsküdar Üniversitesi akademik kadrosuna da teşekkür eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, şu değerlendirmelerde bulundu; “Burada yapılan çalışmaların sürdürülüyor olması gerekiyor. Artık yaşlılık ile ilgili kavramlar değişti. Bugün süper yaşlanmayı konuşuyoruz. Geçen mart ayında Los Angeles’ta bir kongreye katıldık, beyin haritalama kongresi. Oraya Nobel Tıp ödülü alan tek psikiyatrist Eric Kandel geldi. Şuan 90 yaşında olan Kandel’in hafızayla ilgili bilimde ufuk açan buluşları var. Yolda birlikte yürüdüğümüz sırada kendisine sordum: ‘Baya dinamiksiniz, enerjiniz bol ve halen kongrelere geliyorsunuz, bunu neye borçlusunuz?’ verdiği tek cevap şu oldu; ‘Ben her şeyden keyif almaya çalışıyorum’ ifadelerini kullandı. Bu aslında bizim kültürümüzde var. Şükür kavramı. Küçük, sıradan şeylerden mutlu olma. Sahip olduğun şeyin kıymetini bilmek. Yetinme duygusu dediğimiz şükür kavramını hayatına yaşam felsefesi yapmış.”Tarhan: “Pozitif yorum yapanlar süper yaşlanıyor”Konuşmasında süper yaşlanmaya vurgu yapan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, süper yaşlanmada ana başlıklar olduğunu söyledi. Tarhan bu başları şu şekilde sıraladı: “Birincisi bir insanın hayatta pozitif hedeflerinin olması. İkincisi hayatında pozitif anlamların olması. Daha sonra olayları pozitif yorumlaması. Mesela tanıdığın birisi gelirken selam vermedi, negatif yorumlayan hemen der ki adama bak burnu hemen büyüdü. Bu negatif yorumdur, bu stres yapar. Ama pozitif yorum yapan der ki belki beni görmedi, bu Kur’an-ı Kerim’de zan konusu var. Bazı zanlara dikkat edin onlar sizin için günah olabilir tarzında meali olan Ayet-i Kerim var. Zanlarımız bizim kimliğimiz ve kişiliğimizi oluşturuyor. Zan demek yorum yapabilmek demek. Pozitif yorum yapmayı yaşam felsefesi yapan kişiler süper yaşlanma konusuna başarılı olan kişiler.”Yapılan beyin araştırmalarının süper yaşlanma olanların beyninde stres hormonu kortizon değil de mutluluk hormonu oksitosinin daha çok salgılandığını belirten Tarhan şu örneği verdi:“Yine 92 yaşında bir hanımefendiye soruyorlar çok mutlu, bu mutluluğu neye borçlusunuz diye… Kendisi; ‘Ben çalışmayan organlarım değil, çalışan organlarımı düşünüyorum’ diyor. 92 yaşında olup ağrı çekmeyen insan yoktur, ama ağrı çekip ah vah etmek insanı kötü bir psikolojiye sokar. Oksitosin hormonunu beyinde salgılamanın yolu da pozitif düşüncedir. Olaylara pozitif yorum yapabilmek. Pozitif yorumlar bir kişinin hayatında varsa, o kişi hem mutlu oluyor, hem üretken oluyor.”Süper yaşlanmayla ilgili önemli kavramlardan birisi de hayatında pozitif anlamların olması olduğunu ifade eden Tarhan, hayatına anlam katan bir değerin parçası olduğu hissinin de kişi için önemli olduğunu kaydetti. Buraya gelen kişiler hayatlarına anlam katmak için bir şeyler yapıyor diyen Tarhan, sosyal sorumluluk çalışmalarının da hayata anlam katma çabası olduğunu söyledi. Tarhan konuşmasında benmerkezciliğe dikkat çekti.Yalnızlık neyin sonucu? Yalnızlık konusuna da değinen Prof. Dr. Nevzat Tarhan; “Modernizim bizde benmerkezciliği yükseltti. 2000’li yıllarda bunun kötü sonuçlarını gördüler, şiddet artmış, ileri yaşta yalnızlık artmış, İngiltere yalnızlıkla ilgili bakanlık kuruldu, Finlandiya’dan da böyle bir haber aldık. İleri yaştaki 8,5 milyon İngiliz evde yalnız yaşıyor. Evlerde ani ölümler var. Bu o kadar sosyal bir sorun olmuş ki, bunun üzerine ne yapabiliriz diyorlar. Ama yalnızlık bir sebep değil, sonuçtur. Neyin sonucu? Son yüzyılda mutluluk paradigmasında büyük bir değişim yaşandı, doğrular değişti. Daha önceki yıllarda insanın yaşam amacı nedir? Sorusuna hayatta anlamlı bir şeyler yapabilmek, vatan ve toplum için hayallerin olsun diye insanların düşünceleri vardı. Daha sonra bu düşünceler değişti. İnsanlar zevkçi oldu. Zevki yaşam amacı oldu. Bunun sonucunda benmerkezcilik ortaya çıktı. Ve yalnızlık ortaya çıktı. Dördüncü olarak da mutsuzluk ortaya çıktı. Buna Kaliforniya sendromu deniyor. Bugün bilimsel platformlarda pozitif psikoloji kavramını konuşuyoruz, mutluluk bilimi diye. Kongrelerde tartışıyoruz, çıkan sonuçlar da kitap haline getiriyoruz. Sonuçlar, Anadolu irfanına işaret ediyor. Mesela minnettarlık eğitimi diyor bağışlayıcılık, öfke kontrolü, stres yönetimi diyor. Merhamet duygusuyla ilgili modüller yazılmış. Şu anda kötülüğün en büyük sebebi empati yoksunluğu olarak biliniyor. Bizim merhamet kavramımız empatinin karşılığı. Bunları topluma öğretmemiz gerekir” dedi.“Sakın dede ve torun arasına girmeyin”İleri yaştaki insanlara yapılacak en büyük yardımın sosyal temas olduğunu ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan yaşlılarla iletişimin önemine dikkat çekti. Tarhan şu ifadeleri kullandı:“Anne- çocuk arasında nasıl oksitosin sağlanıyorsa, yaşlı insanın halini hatırını sormak da onda oksitosin salgılar. Bu hediye almaktan daha evladır. Dede- torun muhabbeti çok meşhurdur bizim kültürümüzde mesela. Onun sebebiyle ilgili şöyle bir düşündüğümde çocukların ihtiyacı nedir? Soru sormak, öğrenmek. İleri yaşlardaki insanlar da bildiklerini anlatmak ister. İkisi bir araya gelince çok iyi anlaşıyorlar. Diğer insanlar sakın dedelerle torunlar arasına girmesin. O iki tarafı da mutlu eden bir şey. Çocuğun tek başarı ihtiyacı akademik başarı ihtiyacı değil, hayat başarı ihtiyacı da var. Çocuğun duygusal beyninin de gelişmesi gerekiyor. İnsan sadece mantıktan oluşan bir varlık değil. İnsan aynı zamanda duygulardan da oluşan bir varlık. Mantık otomobilin şoförü gibidir. Duygu da otomobilin motoru gibi. Motor çok sağlam, çok iyi olabilir ama şoför acemiyse hiçbir şey olmaz. Ama şoför çok ustadır motoru yok, o da bir işe yaramaz. Biri bay mantık, diğeri bayan duygu. İkisi birbirini tamamlıyor. Mantık ve duygunun bir arada olması da geliştirmemizle ilgili. Süper yaşlanmayla ilgili önemli bir kavram da insanın pozitif hedefinin olması. Ve birebir iyili yapmak. Rahibe Teressa’ya soruyorlar dünya nasıl daha yaşanılabilir olur diye o da çok güzel bir cevap veriyor. Birebir iyilik yaparak diyor.” Darülaceze haberi için: https://www.darulaceze.gov.tr/Haber/Details/7600

20 TEM 2019

Tercih fuarında Üsküdar Üniversitesine yoğun ilgi!

İstanbul Kongre Merkezinde düzenlenen ve 105 üniversitenin katıldığı üniversite tercih fuarında Üsküdar Üniversitesi standı yine aday öğrenciler ve ailelerin yoğun ilgisiyle karşılaştı. Üsküdar Üniversitesi akademisyenleri, öğrencileri ve uzman tercih danışmanları tercihte bulunacak aday ve velilere her konuda bilgi veriyor.İstanbul Kongre Merkezi Seminer Salonu’ndaki fuara Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan da katıldı. Tarhan ve Arıboğan, aday öğrenci ve velilerle sohbet ederek onların sorularını cevapladı.“Yapacağınız tercih hayatınızın son tercihi değil”Tercih günleri kapsamında, Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan aday öğrencilere bir de konferans verdi. “Değişen Dünyada Doğru Tercih ve Yeni Meslekler” başlıklı konferansta Arıboğan katılımcılara ufuk açıcı söylemlerde bulundu.Adaylara, hayatınızın önemli bir dönemindesiniz hatırlatmasını yapan Arıboğan, tercihin hayatın son tercihi olmadığını, bunun için stresten uzak durulması gerektiğini söyledi.  “Meslekler yeni uygarlık düzlemine ayak uydurmak zorunda” Değişen dünyada yeni bir uygarlık düzlemi oluştuğunu ifade eden Arıboğan, “Yeni uygarlık düzlemi alışılagelmiş meslekleri tahrip ediyor. Meslekler yeni uygarlık düzlemine ayak uydurmak zorunda. Yapay zekâ bilmeyen doktor, avukat olmamalı. Geleceğin mesleklerine bu düzlemde yön verilmeli” şeklinde konuştu.“Herkes doktor olabilir, ama herkes iyi doktor olamaz”Gençleri yetenekleri doğrultusunda mesleklere yöneltmenin önemini vurgulayan Arıboğan, “Bütün gençler kendi yetenekleri doğrultusunda bir mesleğe yönlendirilmeli. Herkes doktor olabilir, ama herkes iyi doktor olamaz. Bir mesleği severek yapmak, o meslekte ilerlemeyi beraberinde getirir” ifadelerini kullandı.“Doğru seçimlerle yolunuzu kısaltabilirsiniz” Prof. Dr. Arıboğan, sözlerinin devamında “Öğrenciler kendi yeteneğiyle uyumlu meslekler yapsın. İstedikleri alanlara yönelsin. Gitar çalmayı seven gitar çalsın, mühendis olmasın. Dikiş dikmeyi seven dikiş alanında uzmanlaşsın. Yeteneğiniz yoksa bir alanda belirli bir yere kadar gidebilirsiniz. Ama yapacağınız doğru seçimlerle yolunuzu kısaltabilirsiniz” diyerek öğrencilere ilgi alanlarına yönelme konusunda tavsiyeler verdi.Program Arıboğan’ın öğrencilerin sorularını cevaplamasının ardından sona erdi.21 Temmuz tarihine kadar sürecek olan fuar 10:00-18:00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek.

06 TEM 2019

Üsküdar Üniversitesi’nin Mezuniyet Coşkusu

Üsküdar Üniversitesi’nin 2018-2019 Akademik Yılı Mezuniyet Töreni’nde ön lisans, lisans ve yüksek lisans programlarından mezun olan 5 bin 943 öğrenci görkemli bir törenle diplomalarını aldı. Genç mezunlara tavsiyelerde bulunan Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Öğrencilerimizin hem başarılı hem mutlu bireyler olmalarının yanı sıra yaşadığı toplum için ve insanlık için hayalleri olan gençler olmalarını istiyoruz” dedi. Çocuk Gelişimi mezunları, “çocuk gelinler” sorununa dikkat çekerken; bilgisayar mühendisliği bölümünden mezun olan Gazzeli Hasan Wasfi Salman Dader, törene katılamayan ailesi ve yakınlarının Gazze’den gelen video mesaj ile duygulu anlar yaşadı.İstanbul Ataşehir’deki Ülker Spor ve Etkinlik Salonu’nda gerçekleştirilen törende Üsküdar Üniversitesi’nin ön lisans, lisans ve yüksek lisans programlarından mezun olan 5 bin 943 öğrenci törenle diplomalarını aldı.Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, mezuniyet konuşmasında ilk mezunlarını 2014 yılında verdiklerini ve o zaman 230 olan mezunların her yıl katlanarak arttığını, bu yıl 5 bin 943 öğrenciyi mezun etmenin gururunu yaşadıklarını söyledi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Öğrenci odaklı üniversiteyiz”Öğrencilerinin sadece başarılı olmaları için değil, iyi insan olmaları için de çalıştıklarını belirten Tarhan, kaliteyi yüksek tutmaya ve öğrenci odaklı olmaya çalıştıklarını belirterek “Öğrenci odaklı olmak gibi bir kalite standardımız var. Bunu önemsiyoruz çünkü kalitenin olmadığı yerde verimli üretim olmuyor. Üniversite olarak kalite çıtasını daha da yükseltmeyi hedefliyoruz” dedi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Kendinizi değiştirmeden dünyayı değiştiremezsiniz”“Üniversiteye gelirken kıvılcımdınız, şimdi alev oldunuz” diyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Alev ne yapar? Etrafını aydınlatmaya ve ısıtmaya başlar ama aydınlatmadan önce kendisinin yanması lazım. Kendinizi değiştirmeden dünyayı değiştiremezsiniz. Eğer bir şeyler yapacaksanız ilk başarınızı, zaferinizi kendinize karşı kazanmanız önemli. Dünyayı düzeltmeye kendinizden başlamanız önemli genç arkadaşlarım” dedi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Yardımlaşma esastır, mücadele istisnadır”Hayat mücadeledir sözünün günümüzde yanlış anlaşılan bir söz haline geldiğini belirten Tarhan, “Hayat mücadeledir sözünde rekabet var. Oysa hayatta yardımlaşma esastır, mücadele istisnadır. İnsan ilişkilerinde de güven esastır, kuşku istisnadır. Kuşkuyu güvensizliği teşvik eden sözler nedeniyle ilişki sermayesini kaybetmeyin” dedi. Tarhan, gelecek kaygısının en büyük sebebinin mutsuzluk, yalnızlık ve amaçsızlık olduğunu söyledi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan’dan tavsiyeler 21. Yüzyılın becerilerinin yenilikçilik, girişimcilik ve en önemlisi de takım çalışması olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, öğrencilerine ego ideallerinin olmasını, gelecekle ilgili plan yapmalarını, bir yabancı dil öğrenmelerini, teknoloji bağımlısı değil ama teknolojiye hâkim olmalarını tavsiye etti. Prof. Dr. Tarhan, “İnsanı iyi niyetli olmak hatadan korumaz, vatansever olmak korumaz, dindar olmak korumaz, insanı koruyan şey hesap verebilirliktir. Muhakkak hesap verme duygunuzu kaybetmemeniz gerekiyor” dedi. Tarhan, “Öğrencilerimizin hem başarılı hem mutlu bireyler olmalarının yanı sıra yaşadığı toplum için ve insanlık için hayalleri olan gençler olmalarını istiyoruz” dedi.Dereceye girenlere ödül verdiİşaret dili eğitmeni Ahmet Kerem Erkan da işaret dili ile Prof. Dr. Nevzat Tarhan’a eşlik etti. Törende ilk üç dereceye giren öğrencilere ödülleri takdim edildi. Dereceye giren öğrencilerin yanı sıra törende Uluslararası Öğrenci Temsilcisi Firomsa David Osman ve Mezunlar Derneği Başkanı Tayfun Gözler birer konuşma yaptı. Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Üsküdar Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Furkan Tarhan ve İDER Vakfı Mütevelli Heyet Üyesi Fırat Tarhan, aralarında birincilerin de bulunduğu mezun öğrencilere diplomalarını verdi. Rektör Yardımcıları, Fakülte Dekanları, SHMYO Müdürü ile diğer akademik kadro da mezunlara diplomalarını takdim etti.Törende üniversiteler arası spor müsabakalarında Üsküdar Üniversitesini başarıya taşıyan futbol, futsal ve basketbol sporcuları da ödüllendirildi.Kızlarına diplomalarını takdim ettiler Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı ve Ak Parti 22, 23 ve 24. Dönem İstanbul Milletvekili Halide İncekara, psikoloji bölümünden mezun olan kızı Ülkü İncekara’ya; Üsküdar Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Hasan Çiçek de İngilizce Psikoloji bölümünden mezun olan kızına diplomasını takdim etti. Törende Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muhammet Güzel Kurtoğlu,  Moleküler Biyoloji ve Genetik İngilizce bölümünden mezun olan kızı Fatma Hacer Kurtoğlu’na diplomasını verdi. Anne-kız birlikte mezun oldu Heyecanlı, coşkulu ve zaman zaman da duygulu anların yaşandığı törende Psikoloji bölümünden mezun olan anne-kız birlikte diploma almanın sevincini yaşadı. Filiz Yılmaz ve kızı Zeynep Yılmaz, törende ilgi odağı oldu.Gazze’den gelen mesajla gözleri doldu Törende bilgisayar mühendisliği bölümünden mezun olan Gazzeli Hasan Wasfi Salman Dader, törene katılamayan ailesi ve yakınlarının Gazze’den gelen video mesaj ile duygulu anlar yaşadı. Dader, kendisiyle gurur duyduğunu belirten ailesinin sözleri nedeniyle hüzünlendi.“Çocuk gelinlere” dikkat çekildi Birbirinden renkli pankartların açıldığı törenin en ilginç ve dikkat çeken mesajını Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi mezunları verdi. “Dünyada her 7 dakikada bir çocuk ‘gelin’ oluyor/Dünyada her 7 dakikada bir çocuk umutlarına küsüyor/Dünyada her 7 dakikada bir yarının ışıklarından biri daha sönüyor” yazılı pankart dakikalarca alkışlandı.Keplerini attılarMezuniyet töreni flama teslim töreni ve mezuniyet andının okunması ile sona erdi. Oldukça coşkulu geçen tören, yeni mezunların kep atmaları ile son buldu. Mezuniyet töreni ÜÜ TV’den ve Üsküdar Üniversitesi Facebook hesabından canlı olarak yayınlandı.

14 MAY 2019

Kontak lens kullanımında hataları sonlandıracak video hazırlandı

Üsküdar Üniversitesi SHMYO Optisyenlik programı öğretim üyesi ve öğrencileri kontak lensler hakkında kamu spotu niteliğinde bilgilendirme videosu hazırladı.Öğretim Görevlisi Turgut Çakar ve Öğretim Görevlisi Begüm Genç eşliğinde kontak lens kullanımı sırasında yapılan hatalara son verecek video hem halkı hem de optisyenleri bilinçlendirecek.Kontak lensler hakkında çekilen ilk videoKontak lensler videosu Türkiye’de kamu spotu niteliğinde kontak lens kullanımı hakkında çekilen ilk video olma özelliği taşıyor.Çekimler sırasında optisyenlik öğrencileri Pelin Tufan, Medine Çalışkan ve Ruken Elif Oğlağa tarafından konu hakkında bilgilendirme yapılırken çekimi Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri Eren Kara, Batıkan Hitay ve Ahmet Hakan Demirkaya tarafından yapıldı.Kamudaki eksikliğin giderilmesi için sosyal medyada yayınlanacak olan video optisyenlik sektörünün medya mecraları tarafından da yayınlanacaktır.Video için:

22 NİS 2019

Üsküdar Üniversitesi öğrencileri Darülaceze ve Gazileri ziyaret etti

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Optisyenlik programı öğrencileri sosyal sorumluluk projesi kapsamında Darülacezeyi ziyaret etti. Optisyenlik öğrencileri Ataşehir’de bulunan Darülaceze’ye giderek yaşlılarla zaman geçirdi. Öğrencilerle yaşlılar arasında güzel diyaloglar yaşandı. Öğrenciler tarafından yaşlılara bez ve gözlük zincirleri hediye edildi ve kullandıkları gözlüklerin bakımları yapıldı. Ziyaretten memnun kalan Darülaceze sakinleri ile sık sık fotoğraf çektirdi.Yaşlılar gözlüklerinin bakımından dolayı teşekkür ederek öğrencileri tekrar beklediklerini belirtti.Üsküdarlı öğrenciler gazileri de ziyaret etti,Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Optisyenlik programı öğrencileri de sosyal sorumluluk projesi kapsamında Türkiye Harp Malülü Gaziler ve Şehit Dul ve Yetimler Derneğini ziyaret etti.Dernek Atatürk zamanında savaşa katılan gazilerin protez yapımlarının karşılanması için kurulduğu belirtildi. Gazilerle sohbet ederek moral veren öğrenciler kendi imkânlarıyla yaptıkları güneş gözlüklerini kendilerine takdim etti. Kendileri için yapılan bu ziyaretten duygulanan gaziler unutulmadıklarını gördükleri için mutlu olduklarını belirtti.

16 NİS 2019

Radyoterapinin önemi ve işleyişi ele alındı

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetli Meslek Yüksek Okulu Radyoterapi Bölümü “Radyocerahhi” konulu seminer düzenledi. Seminerin konuğu Özel Anadolu Sağlık Merkezi Medikal Fizik Uzmanı Nadir Küçük oldu. Küçük, radyoterapinin önemi ve işleyişi ile ilgili bilgi verdi.Üsküdar Üniversitesi Çarşı Yerleşke Emir Nebi Konferans Salonunda gerçekleşen etkinliğe öğrenciler yoğun ilgi gösterdi.Radyoterapinin işleyişi konuşuldu Radyoterapi mesleğinin önemi ile ilgili bilgi veren Küçük, radyoterapi departmanındaki işleyişe değindi. Küçük, “radyoterapi departmanda öncelikle hastaya simülasyon yapılıyor sonrasında konturlama, planlama, QA (kalite kontrol) ve sonrasında tedavi uygulanıyor. Tedavinin yapılabilmesi için beş - altı basamağın geçilmesi gerekiyor ve bu basamakların büyük bir kısmını hasta ile geçiyoruz fakat kalite kontrol gibi planlama gibi hastanın olmadığı özel durumlarda mevcut” dedi.Simülasyon yöntemi ile ilgili bilgi verildiRadyoterapide kullanılan simülasyon yönteminin amacına ilişkin paylaşımlarda bulunan Küçük, “Simülasyonları tedaviyi kopyalamak için yapıyoruz. Hastaya birtakım uygulamalarda bulunarak tedaviye hazır hale getiriyoruz. Simülasyonlar birçok yerde kullanılıyor radyoterapide ise hastada bulunan kanserli hücreyi tedavi etmeden önce yapılan bir uygulama” şeklinde konuştu. Küçük, simülasyonun yapım yöntemleri ile ilgili bilgi vererek, simülasyonlarda dikkat edilmesi gereken unsurlara değindi.Soru cevap eşliğinde gerçekleşen etkinliğin sonunda Nükleer Teknoloji ve Radyasyon Güvenliği Dr. Öğr. Üyesi Miraç Kamışlıoğlu, Nadir Küçük’e çiçek ve plaket taktim etti.

09 NİS 2019

Radyoterapide güncel teknolojiler ele alındı

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetli Meslek Yüksek Okulu Radyoterapi Bölümü “Radyoterapide Güncel Teknolojiler” konulu etkinlik düzenledi. Etkinliğin konukları Özel Anadolu Sağlık Merkezi Medikal Fizik Uzmanı Nadir Küçük ve Anadolu Medikal Center Medikal Dozimetris Hande Sertkaya Yaman oldu.Üsküdar Üniversitesi Çarşı Yerleşke Emir Nebi Konferans Salonunda gerçekleşen etkinliğin sunuculuğunu Sağlık Hizmetli Meslek Yüksek Okulu Radyoterapi Bölümü öğrencisi İrem Nur Turgut üstlendi.Radyoterapinin amacı ile ilgili bilgi verildiNadir Küçük konuşmasını başında yaşamı ve mesleki deneyimleri ile ilgili bilgi verdi. Radyoterapide güncel olarak kullanılan cihazlara değinen Küçük, radyoterapinin tanımı ve radyoterapi mesleğinin amacı ile ilgili paylaşımlarda bulundu. Küçük, “Radyoterapi mesleğinde temel işimiz hastalık hücreyi yani tümörlü hücreye yüksek radyasyon dozu vererek çevresindeki normal dokuları korumak. Bunu yaparken de bir takım teknikler ve cihazlar kullanılıyor” dedi.Küçük: “Tedavide doğru doz çok önemli!”Radyoterapide kullanılan radyasyon ışınları ile ilgili paylaşımlarda bulunan Küçük, uygulanan tedavide hastaya bilinen dozda tedavi verilmesi gerektiğini vurguladı. Küçük, “Tümör dozunu artırırsanız bütün tümörleri öldürürsünüz fakat tümör dokularını artırmanın da dezavantajı var. Tümör dokuları artıkça sağlıklı dokular ölmeye başlıyor. Sağlıklı dokuların ölmesi hastaya zarar verir bu nedenle doğru dozda tedavi uygulanmalı” şeklinde konuştu.   Kritik organ ile ilgili bilgi verildiHande Sertkaya Yaman ise kritik organ tanımı ile ilgili paylaşımlarda bulundu. Yaman, “Kritik organ ışınlanacak olan hedefin etrafında bulunan organlardan her biridir” dedi. Yaman, normal doku konturlamasında dikkat edilmesi gereken unsurlara değindi.Soru cevap eşliğinde gerçekleşen etkinliğin sonunda Nükleer Teknoloji ve Radyasyon Güvenliği Dr. Öğr. Üyesi Miraç Kamışlıoğlu, Nadir Küçük’e çiçek ve sertifika taktim etti.

03 NİS 2019

İlker Ayaz: “Uzman optisyen, profesör optisyen diye bir ayrım yok”

Üsküdar Üniversitesi OptikKoop Başkanı İlker Ayaz ve İstanbul Ticaret Odası Gözlükçülük Meslek Komitesi Üyesi Orhan Küreli’yi öğrencilerle buluşturdu. Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu’nun daveti üzere Çarşı Yerleşke de gerçekleştirilen söyleşide Ayaz, Tıbbi Hizmetler ve Teknikler ile Optisyenlik Programı öğrencilerine deneyimlerini aktardı ve sektör hakkında bilgi verdi.“Gözlükçü ile optisyen aynı şahıstır”Camiada genç optisyenler diye bir algı yaratıldığını belirten Ayaz, bunun optisyen ve gözlükçü arasında manasız bir kavram kargaşasının başlamasına neden olduğunu söyledi. Ayaz, “Sadece bizim ülkemizde bu var. Gözlükçü dediğimiz şeyle optisyen dediğimiz şahıs aynı şahıstır. İkisi de Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmış gözlük camını, gözlük çerçevesine monte etmeye yani o hizmeti vermeye yetkili kişidir. Bizim branşımızda uzman optisyen ve profesör optisyen diye bir ayrım yok. Bu ayrım sektörde kutuplaşmaya sebebiyet verdi” şeklinde konuştu.“Hem para kazanacak hem de gülümseyeceksiniz”Öğrencilere, “Çok güzel bir mesleğiniz var, çok güzel bir bölümde okuyorsunuz.” diyen İlker Ayaz, “İnsan sağlığıyla birebir ilişkili inanılmaz anılar biriktirebileceğiniz, para kazanırken inanılmaz mutlu olacağınız bir sektör. Görme problemi ile karşınıza gelen bir insanın reçetede yazanları kuralına ve usulüne uygun olarak hazırlayarak ona teslim ettiğinizde o gözlüğü taktığında verdiği tepkileri sizi mutlu edecek. Hem para kazanacaksınız, hem de gülümseyeceksiniz. Bizim mesleğimiz ikili ilişkilerde bunu kullanabileceğiniz çok güzel bir platform” ifadelerini kullandı.Söyleşi, Optik Koop Başkanı İlker Ayaz’a plaket ve İstanbul Ticaret Odası Gözlükçülük Meslek Komitesi Üyesi Orhan Küreli’ye çiçek takdim edilmesinin ardından toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

03 NİS 2019

Üsküdar Üniversitesi öğrencileri 26. Expomed Eurasia fuarına katıldı

Üsküdar Üniversitesi Biyomedikal Cihaz Teknolojisi programı öğrencileri 28-30 Mart 2019 tarihlerinde İstanbul TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezinde düzenlenen 26. Expomed Eurasia fuarına katıldı.Öğrenciler birçok firma ile görüşmeler gerçekleştirdiYüzlerce yerli ve yabancı medikal firmaya ev sahipliği yapan fuarda öğrenciler, Öğr. Gör. Muammer Zengin ile birlikte birçok firma ile görüşmeler gerçekleştirerek sektör ve sektördeki yeni teknolojiler hakkında firmalardan bilgi aldı. Fuar ziyaretleri sırasında öğrenciler pek çok firma ile staj ve mezuniyet sonrası iş başvuruları konusunda da görüşmeler gerçekleştirdi.Ziyaret kapsamında, ayrıca Aymed Medikal Teknoloji (Türkiye), Karabük Üniversitesi Tıp Mühendisliği Bölümü (Türkiye), Berry Medical Electronics (Çin), Söhngen (Almanya) başta olmak üzere birçok firma ile görüşmeler yapılarak medikal alanda son teknoloji cihazlardaki gelişmeler hakkında bilgi alındı.TSE standını ziyaret ettilerÖğrenciler Türk Standardları Enstitüsü (TSE) standını da ziyaret etti. Bu kapsamda tıbbi cihaz belgelendirme ve medikal firmalardaki kalite yönetim sistemi ile ilgili yapılacak olan revizyonla ilgili MDR sürecinde kurumsal stratejiler paneli hakkında da görüşmeler yapıldı

25 MAR 2019

SHMYO önemli isimleri öğrencileriyle buluşturuyor

Üniversitemizin Meslek Yüksekokulu Tıbbi Hizmetler ve Teknikler ile Optisyenlik Programı öğrencileri, meslekte önemli isimleri misafir ediyor.Optisyenlik sektörünün genç, dinamik ve önde gelen ekiplerinden Optisyen.com ekibi optisyenlik programı öğrencilerinin merak ettikleri soruları cevapladı.Söyleşiye Optisyen.com ekibinden Optisyen Erdem Güngör, Optisyen Zeynep Tunç, Optisyen Ali Atay ve Optisyen Ayhan Demircan katıldı.İnteraktif gerçekleşen söyleşide konuklar; gözlükçülük sektörü, optisyenlik mesleğinin dünü, bugünü, yarını ve sektörün ihtiyaç duyduğu optisyenler hakkında öğrencilere bilgi verdi.Söyleşi sonunda Adıyaman Üniversitesi’nin başlattığı kamuda istihdama dikkat çekme projesine katkıda bulunularak boş çerçevelerle poz verildi.Yeni cihazları deneyimledilerÖte yandan Tıbbi Hizmetler ve Teknikler ile Optisyenlik Programı öğrencileri mezuniyet öncesinde sektörde kullanılacak yeni ve güncellenen cihazların eğitimi kapsamında Uğur Optik Makinadan Kaan Varan’ı misafir etti.Öğrencilere sektördeki son istatistikler, müessese kurulumundaki cihazlar ve cihazların kullanımı hakkında bilgi veren Varan, yeni cihazları optisyenlik laboratuvarına kurarak öğrencilere uygulama imkânı da sundu.Geleceğin optisyenlerinin yanında olduğunu vurgulayan Varan, etkinliği düzenleyen Öğretim Görevlisi Turgut Çakar ve Öğretim Görevlisi Begüm Genç’e teşekkür etti.Uğur Optik Makina’ya plaket takdimi sonrasında etkinlik sona erdi.

25 MAR 2019

“Görmek herkesin hakkı” dediler Afrika’ya yardım ettiler

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu (SHMYO) Optisyenlik programı öğrencileri, sosyal sorumluluk kapsamında Afrika’ya gözlük yardımında bulundu. Optisyenlik öğrencileri üniversite laboratuvarında montajı gerçekleştirilen gözlükleri ‘Görmek Herkesin Hakkı” projesi bağlamında Afrika’ya gönderdi.Üsküdar Üniversitesi SHMYO Optisyenlik programı öğrencileri, Optisyen.com’un Afrika’da gerçekleşen katarak ameliyatı sonrasında kullanımı önemli olan güneş gözlüğü ihtiyacını karşılamak amacıyla başlattığı “Görmek Herkesin Hakkı” sosyal sorumluluk kampanyasına tam destek verdi.Öğretim Görevlisi Turgut Çakar eşliğinde öğrenciler Üsküdar Üniversitesi laboratuvarında montajı gerçekleştirilen gözlükleri Afrika’ya gönderdi.Öğrenciler proje kapsamına ek olarak da kendi imkânları ile yakın okuma gözlükleri de yaparak Optisyen.com ekibine teslim etti.Bu davranışlarıyla Optisyenlik öğrencileri mesleki bir sosyal sorumluluk örneğini de yerine getirmiş oldu.

25 MAR 2019

Optisyenlik öğrencileri için göz muayene laboratuvarı kuruldu

Üsküdar Üniversitesi laboratuvarlarına bir yenisini daha ekledi. Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Optisyenlik Programı 6 yıldır uygulamalı derslerin işlendiği optisyenlik laboratuvarına ek olarak göz muayene ekipmanlarına sahip özel laboratuvar ekledi.Gelişen ve değişen dünya ile multidisipliner yaklaşımlar yeni çalışma alanlarını ortaya çıkarırken, Üsküdar Üniversitesi bu ihtiyaçlar doğrultusunda öğrencilerin tam donanımlı olması adına bu ihtiyaçları karşılıyor. Üniversite, optisyenlik öğrencileri için laboratuvarını güncelledi. Göz doktoru Öğretim Üyesi İbrahim Şahbaz ve sektörün önde gelen isimlerinden Öğretim Görevlisi Turgut Çakar’ın önderliği ve katkıları ile optisyenlik laboratuvarına özel cihazlardan oluşan ek yapıldı.  Laboratuvar bünyesinde bulunan Otorefraktometre, Biyomikroskop(görüntülü ) ve Kerometri cihazları ile öğrenciler alana çıkmadan uygulama yapma olanağı buluyor.Optisyenlik Programı Başkanı göz doktoru Öğretim Üyesi İbrahim Şahbaz: “Optisyenlerin özel sektörde göz doktorları yanında istihdam edilmesi öğrencilerin göz doktorlarının kullandığı cihazları yakından tanıması gereksinimlerini ortaya çıkardı. Bizde bunu sağladık.” dedi.Optisyenlik Programı Öğretim Görevlisi Turgut Çakar ise “Üsküdar Üniversitesi olarak sektörün ihtiyaçlarını ve gelişimini yakından takip etmekteyiz. Laboratuvarımız sayesinde öğrencilerimizi çalışma hayatı öncesinde hem teorik hem de uygulama açısından tam donanımlı hazırlamayı planlamaktayız” ifadelerini kullandı.Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okul Müdürü Doç. Dr. Hüseyin Ozan Tekin de şu değerlendirmelerde bulundu: “Öğrencilerimizin gelişen dünyadaki ihtiyaçları her zaman önceliğimizdir. Daha iyi eğitim vermek için elimizden geleni yapmaya hazırız” dedi.

20 MAR 2019

2019 Golden Axon Liderlik Ödülü Prof. Dr. Nevzat Tarhan’a

Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Beyin Haritalama Vakfı tarafından 2019 Golden Axon Liderlik Ödülü’ne layık görüldü. Liderlik ödülü sahiplerinin arasındaki tek Türk olan Prof. Dr. Nevzat Tarhan’a ödülü, Los Angeles'ta düzenlenen törende takdim edildi. Aynı ödüle 2018’de Nobel Ödüllü Amerikalı Nöropsikiyatrist Eric Kandel layık görülmüştü.ABD merkezli Beyin Haritalama Vakfı (Brain Mapping Foundation) tarafından düzenlenen Yıllık Dünya Beyin Haritalama Kongresi’nde dünyanın önde gelen 800'den fazla bilim insanı buluştu.Los Angeles Kongre Merkezi’nde düzenlenen 2019 Dünya Beyin Haritalama Kongresi kapsamında; İnsani Yardım Ödülü, Tıpta Öncü Ödülü, Teknoloji Gelişiminde Öncü Ödülü ve Golden Axon Liderlik Ödülü sunuldu.Prof. Dr. Nevzat Tarhan Liderlik Ödülü’ne layık görüldü 2019 Golden Axon Liderlik Ödülleri; stratejik programlar, küresel iş birlikleri ve ortaklıklar yoluyla vakıf ve vakıf misyonu hakkında farkındalık yaratmadaki rolleri ile Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Dr. Jeff Wang, Harry Kloor, Oyuncu, Yönetmen ve Yapımcı Sean Stone’a takdim edildi.2019 İnsani Yardım Ödülü, küresel insani ve hayırsever çalışmaları dolayısıyla Dr. Deepak Chopra; Tıpta Öncü Ödülü, Avrupa İnsan Beyin Projesi'nin bilimsel direktörü olarak rol aldığı çalışmaları ve insan beyninin 3B atlasını geliştirmesi nedeniyle Dr. Katrin Amunts ve Teknoloji Gelişiminde Öncü Ödülü ise Musküler Distrofisi olan binlerce hastanın hayatını kurtaran ve hayat kurtarıcı ilaçların tanıtılmasındaki çabaları için Fransız Musküler Distrofisi (AFM) Telethon'una verildi.Öncü olan ve liderlik gösteren kişilere sunuluyor   Prof. Dr. Nevzat Tarhan, liderlik ödülü takdim edilen isimler arasında tek Türk oldu. Aynı ödüle 2018’de Nobel Ödüllü Amerikalı Nöropsikiyatrist Eric Kandel layık görüldü.Beyin Haritalama Vakfı (Brain Mapping Foundation), yıllık toplantıları birçok faklı disiplinden bilim adamlarını, doktorları ve mühendisleri bir araya getiriyor.Bunun yanı sıra nörolojik bozukluğu olan siviller ve yaralı askerlerin bakım ve tedavisi her zaman ön planda yer alıyor. Bu kapsamda hayat kurtaran multidisipliner klinik denemeler de gerçekleştiriyor. Bu organizasyon, her yıl hayırseverlerin yanı sıra bu alanda öncü olan ve liderlik gösteren kişilere ödül veriyor.Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan 2019 Golden Axon Liderlik Ödülü töreninde Türkiye'nin Los Angeles Başkonsolosluğu Muavin Konsolosu Aylin Şenyüz Eleveld ile de bir süre görüştü.Ödül töreninden görüntüler için;Prof. Dr. Nevzat Tarhan'ın 2019 Golden Axon Liderlik Ödülü Töreninde gösterilen filmi için:2019 Golden Axon Liderlik Ödülleri ile ilgili bilgi için;

18 MAR 2019

Üsküdar Üniversitesi’nden binlerce öğrenciye staj imkânı!

Üsküdar Üniversitesi; Psikolojiden, Diyalize; Anesiteziden, Radyoterapiye; Sağlık Yönetiminden, Otopsi Yardımcılığına; Fizyoterapi ve Rehabilitasyondan, Ebeliğe; Dil ve Konuşma Terapisinden, Çocuk Gelişimine kadar birçok bölümde eğitim gören öğrencilerine kamu ve özel hastanelerde staj ve tecrübe imkânı sağlıyor. Başta Üsküdar Üniversitesi’nin bilim ortağı NPİSTANBUL Beyin Hastanesi olmak üzere birçok kurumda tecrübe kazanan öğrenciler, iş hayatına donanımlı bir şekilde hazırlanıyor.Üsküdar Üniversitesi, öğrencilerine staj imkânı sağlıyor. Üsküdar Üniversitesi’nden binlerce öğrenci, bu yıl başta NPİSTANBUL Beyin Hastanesi olmak üzere, kamu & özel hastaneler, rehabilitasyon merkezi, eğitim evi, itfaiye vb. birçok kurum ve kuruluşta staj yaparak tecrübe kazanıyor.3 bin 156 öğrenci staj yapıyor! “Fizyoterapi ve Rehabilitasyon, Fizyoterapi Ön Lisans, Ağız ve Diş Sağlığı, Anestezi, Yaşlı Bakımı, Radyoterapi, Diyaliz, Tıbbi Laboratuvar Teknikleri, Tıbbi Dökümantasyon ve Sekreterlik, Sosyoloji, Sosyal Hizmet, Sağlık Yönetimi, Sağlık Bilgi Sistemleri, Sağlık Kurumları İşletmeciliği, Psikoloji, Patoloji, Otopsi Yardımcılığı, Odyometri, Odyoloji,  Elektronörofizyoloji, Engelli Bakımı ve Rehabilitasyon, Biyomedikal, Çocuk Gelişimi, Dil ve Konuşma Terapisi, Ebelik, Ergoterapi, Evde Hasta Bakımı, Gıda Teknolojisi, Ameliyathane Hizmetleri, Acil Durum ve Afet Yönetimi, Hemşirelik, İlk ve Acil Yardım, Laboratuvar Teknolojisi, Nükleer Teknoloji ve Radyasyon Güvenliği” bölümlerinden bu yıl 3 bin 156 öğrenci, birçok hastane ve kurumda staj yaparak, tecrübe kazanma fırsatı buldu.Kamu & özel hastanelerde tecrübe fırsatıÜsküdar Üniversitesi öğrencileri, başta NPİSTANBUL Beyin Hastanesi olmak üzere, Sultanbeyli Devlet Hastanesi, Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin de aralarında bulunduğu birçok hastane ve kurumda iş hayatına hazırlanıyor.Öğrenciler, akademik hayatlarında öğrendikleri teorik bilgileri, uygulama alanlarında bire bir görme şansını yakalıyor.  

18 MAR 2019

12. Radyoteknoloji semineri Üsküdar Üniversitesinde yapıldı.

Üsküdar Üniversitesi ve Türk Medikal Radyoteknoloji Derneği işbirliğiyle ve Ge Healthcare desteği ile 12. Radyoteknoloji Eğitim Semineri yapıldı. Eğitime önemli isimler katılırken radyolojinin lisans eğitimi seviyesine çıkarılması gerekliliğine dikkat çekildi.Üsküdar Üniversitesi Çarşı Yerleşkede gerçekleştirilen eğitim seminerine Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) Müdürü Doç. Dr. Hüseyin Ozan Tekin,İstanbul İl Radyoloji Koordinatörü Prof. Dr. Hakkı Muammer Karakaş ve Türk Medikal Radyoteknoloji Derneği (TMRT-Der) başkanı Barış CAVLI da katıldı.Dernek çalışmalarına ilişkin bilgi veren Cavlı Türk Medikal Radyoteknoloji Derneği (TMRT-Der) akademik faaliyetlerin ve bilimsel aktivitelerin önemine vurgu yaparak, bu tip bilimsel etkinliklerin mesleğin global ölçekte ilerlemesine fırsat sağlayacağını belirleyerek radyolojinin lisans ve lisansüstü düzeyinde eğitime devam etmesi gerektiğini vurguladı. Dernek olarak çabalarının bu yönde olduğunu ve Dünya Standartlarına uygun olarak eğitim süresinin tekrar gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi.Karakaş: “Radyoloji iki senede öğrenilemeyecek kadar geniş” Açılış konuşmasını yapan Prof. Karakaş, Radyolojinin iki senelik bir ön lisans eğitimiyle öğrenilemeyecek kadar çok genişlediğini ve her şeyin başında bu eğitimin lisans düzeyine çıkartılması gerektiğini söyledi. Karakaş, lisans seviyesine çıkartılana kadar ve sonrasında da meslek derneklerin hizmet içi eğitimlere, konferans ve sempozyumlara çok önem vermeleri gerektiğini de ekledi.Tekin: “Radyoloji lisansüstü düzeyinde devam etmeli”Doç. Dr. Hüseyin Ozan Tekin da radyolojinin lisansüstü düzeyinde devam etmesi gerektiğine dikkat çekerek,  çabalarının ve amaçlarının bu yönde olduğunu söyledi. Karşılarına farklı durumlar çıkabildiğini ve bunun üstesinden bir araya gelerek, mesleğe sahip çıkarak gelinebileceğini belirten Tekin, bu gibi eğitimlerin daha da üst düzeye çıkmasının sürece katkıda bulunabileceğini ifade etti.Karakaş: “Kim yaptıysa o düzeltsin!”Prof. Karakaş, “Zaman geçtikçe daha güçlü x ışınları cihazları yapılmış ve insan üzerinde eskiye göre daha ciddi hasarlar meydana gelmeye başlamış. İnsanlar uzun yıllar boyunca x ışınlarının neden zararlı olduğunu anlayamamışlar fakat geçici olduğunu fark etmişler. Bu zararlı ışınlar kansere yol açmış ve bunları x ışını yaptıysa x ışını düzeltsin deyip daha fazla x ışınıyla kanseri tedavi etmeye başlamışlar. Buda radyoterapinin ilk ortaya çıkışı oluyor. Kim yaptıysa o düzeltsin.”  İfadelerini kullandı.Tekin: “Cone Beam Geometry hızlı ve çok kesitli tarama özelliklerine sahip”SHMYO Müdürü Doç. Dr. Hüseyin Ozan Tekin, “X ışınları tarihsel süreçte nasıl geliştiyse x ışını penceresinden üretilen x ışını geometrik demetlerinin yapısı da yıllar içinde değişmiş ve evrimleşmiştir. Günümüzde Cone Beam Geometryler radyoterapilerde tedavi esnasında kullanılıyor ve çok daha hızlı ve kesitli tarama sürecine sahip olunuyor.” dedi.Günümüzde tomografinin ciddi bir AR-GE yatırımında olduğunu vurgulayan Tekin, bu işi değiştirmeye ve geliştirmeye yönelik yüksel meblağlarda para harcandığının ve her yıl bilgisayarlı tomografi sektöründe yenilikler görüldüğünün altını çizdi.

07 MAR 2019

SHMYO Radyolojik Uygulamalar Laboratuvarı Kuruldu

Üsküdar Üniversitesi, uygulamalı eğitim faaliyetlerini geliştirme adımlarına devam ediyor. Bu kapsamda SHMYO Tıbbi Görüntüleme Teknikleri Programı bünyesinde ‘Radyolojik Uygulamalar Laboratuvarı’ kuruldu. Radyoloji teknikeri adayları şimdi teorinin yanında öğrenciliğinde pratik yapma imkânı da buluyor.Üsküdar Üniversitesi teorik eğitimin yanında pratiği de önemsiyor, mesleğinin profesyonellerini bu bağlamda yetiştiriyor.Radyolojik uygulamalar laboratuvarında uygulama imkânıNPİSTANBUL Beyin Hastanesi bünyesinde mevcut olan Radyolojik cihazların yanında, Çarşı Yerleşkesinde kurulan Radyolojik Uygulamalar Laboratuvarında yapılacak olan derslerde ise öğrenciler tam teçhizatlı ve X ışını açısından pasifleştirilmiş Röntgen ünitesinde teorik olarak elde ettikleri bilgileri uygulama imkânı bulacaklar.​​​​Tekniker adayları pratik bilgilerle donatılıyor Günümüzde radyoloji birimlerinin en fazla iş yükünü oluşturan ve radyolojik uygulamaların temeli kabul edilen Röntgen işlemlerini öğrenciliğinde uygulama fırsatı bulacak tekniker adayları, aynı zamanda mesleki yaşamlarına hazırlanırken pratik bilgiler ile de donanmış olacak.Tekin: “Geliştirme adımlarına devam edeceğiz”Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okul Müdürü Doç. Dr. Hüseyin Ozan Tekin, bu imkâna sahip olan sayılı Üniversitelerden birisi olduklarını belirterek şu değerlendirmelerde bulundu: “Üsküdar Üniversitesinin sağlığın her alanında uygulamalı eğitime vermiş olduğu önemi göstermektedir. SHMYO bünyesinde önümüzdeki günlerde bu gibi uygulamaya dönük faaliyetleri geliştirme adımları atılmaya devam edecektir.”

18 ŞUB 2019

TEDx Uskudar University’de değişen dünya konuşuldu

Üsküdar Üniversitesi, dünyanın en önemli fikir ve tartışma platformlarından biri olan TEDx’e ev sahipliği yapmaya devam ediyor.  Bu yıl “Değişen İnsan, Değişen Bilim” temasıyla gerçekleştirilen TEDx Uskudar University’de siyasetten psikiyatriye pekçok farklı alanda uzman fikirlerini paylaştı. Siyaset bilimci Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, bugün yepyeni bir duvar sisteminden bahsedildiğini belirterek “Artık konumuz Berlin duvarının yıkılışı değil, Meksika duvarının dikilişi. Bu çok önemli bir değişikliiğin göstergesi. Dünya üzerinde politik yapıda ve mimaride çok ciddi değişikliklerin olduğunu gösteriyor” dedi.Üsküdar Üniversitesi Altunizade Kampüsü Nermin Tarhan Konferans Salonunda gerçekleştirilen TEDx Uskudar University, kamuoyunun çok yakından tanıdığı akademisyenleri bir araya getirdi.Artık konumuz Meksika duvarıÜsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan “Dünyamızı Çevreleyen Duvarlar” başlıklı konuşmasında dünya siyasetini uluslar arası ilişkileri fazlasıyla etkileyen ülkeler arasındaki duvalarların sadece dünya siyasetini değil, insanların ve toplumların hayatını etkilediğine dikkat çekti. Prof. Dr. Arıboğan, Berlin duvarının yıkılmasıyla dünyada pek çok şeyin değiştiğini belirterek “Bugün yepyeni bir duvar sisteminden söz ediyoruz. Bir zamanlar Berlin duvarının yıkılışıyla özdeşleştirdiğimiz o yeni dünya paradigmasını, bugün başka bir dünyada başka bir duvarın inşası üzerinden yepyeni formatlar içerisinde tanımlıyoruz.  Artık konumuz Berlin duvarının yıkılışı değil, Meksika duvarının dikilişi. Bu çok önemli bir değişikliiğin göstergesi. Dünya üzerinde politik yapıda ve mimaride çok ciddi değişikliklerin olduğunu gösteriyor. Artık 1980’li yılların sonunda başlayan o çok optimist iyimser hava, dünya üzerinde çok fazla yaygın değil. Küreselleşmeciler, küresel yönetişimciler, liberalleşmeciler, özgürlükçüler seslerini önemli ölçüde kısmış durumdalar. Çünkü artık bugünün dünyasında insan haklarından refahtan sınırları olmayan dünyadan küresel bir köye dönüşmüş gezegenimizden söz etmiyoruz. Tam tersine sınırları uzaydan görünebilen, 3 metreden yüksek duvarlarla tahkim edilmiş, elektrikli dikenli tellerle çevrilmiş ülkesel sınırlardan söz ediyoruz” dedi.Göçmenler, duvarlardan sonra mülteci olduTarihte görülen bütün duvarların aşıldığını belirten Prof. Dr. Arıboğan, çok eski zamanlardan beri var olan göç olgusunun devam ettiğini vurguladı. Bütün duvarların içinde yaşayan insanları kendi içlerine doğru kapattığını, dışarda kalan insanlar için ise o duvarın aşılmasının en büyük motivasyon kaynağı olduğunu belirten Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, şunları söyledi:“Bir yerde bir duvar olduğu zaman o duvar dışında kalan  insanların temel motivasyonu o duvarı aşmaktır. Bu onlar için hayat-memat meselesidir. Hayatlarının ana dinamiğidir. Bugün dünyada 244 milyon göçmenden söz edliyor. 65 milyon mülteciden, 10 milyon vatansızdan söz ediyoruz. Bu rakam 2. Dünya Savaşı koşullarından daha ağır rakamlar. İnsanlar bir yerlere gitmeye çalışıyor. Bütün bu düz dünya sırasında yani sınırları zayıflatılmış dünya sırasında insanlar bir yerden bir yere gitmeye çalıştılar. Bu sırada göçmendiler ama  insanlar ne zamanki duvarlar oluşmaya başladı ondan sonra mültecileşmeye başladılar. Mülteciler hayatlarını kurtarabilmek, evini barkını bırakıp bütün hayatını hatıralarını geride bırakarak sığınmak zorunda kalan, güvenlik endişesi yaşayan insanlardan söz ediyoruz. Bunlar hayatlarını kurtarmak için bir yerlere sığınmaya doğru gelirken duvarların gerisinde yaşayan insanlar için yeni bir motivasyon vardır. Eski hayatlarını korumak, işlerini ve statülerini korumak duygusundadır. Onlar hayatlarını korumak isterken bunlar da hayatlarını korumak istemektedir. Aslında bu çatışma duvarların bitirilişi için kullanılabilecek çok önemli bir motivasyona dönüşmüş. Halk yavaş yavaş ne kadar liberal, özgürlükçü, insani  olursa olsun bunların meşruiyetine inanmaya başlar ve duvarlı dünya kafamızın içerisnde bir yerlere yerleşmeye başlar.”Yaratıcı beyinler engelleri fırsata çeviriyorÜsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü, NP Feneryolu Tıp Merkezi Psikyatri Uzmanı Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar “Daha Yaratıcı Beyinler Geliştirmek” başlıklı sunumunda eşi karikatürist İrfan Sayar’ın çizimlerinden örnekler verdiği sunumunda yaratıcı beyne sahip olan kişilerin aslında sıradışı düşünme tarzına sahip olduklarına işaret etti. Sıradışı düşünme tarzı olan kişilerin özelliklerini sıralayan Sayar, “Engeller karşısında yılmazlar. Bizler genellikle bir engelle karşılaştığımızda motivasyonumuz düşer, bu kişiler aşılması gereken engelleri fırsata çeviriyor. Problemlere daha farklı açılardan bakmayı biliyorlar. Birden fazla ilgi alanlarına sahip olmaları da diğer bir özellikleri. Tarihe baktığınızda da örnekler görüyorsunuz. Einstein keman çalıyor, Churchil resim yapıyor yani sıradışı düşünce tarzına sahip kişiler tek bir alanda çalışmıyorlar, birden fazla ilgi alanları oluyor” dedi.Psikolojik iyi oluşun kaynakları; anlamlı yaşam, umut ve şükran duygusuİnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Tayfun Doğan “Psikolojik İyi Oluşun Kaynakları”nı anlattığı konuşmasında yaşamın anlamlı kılınmasının önemli olduğunu belirterek “Anlamlı yaşam bizim çabalarımız sonucu ortaya koyduğumuz bir şey. Derinlemesine düşündüğümüzde yaptığımız her şeyin neredeyse tamamının yaşamı anlamlı kılmak için yaptığını görürüz. Çocuk sahibi olmak istiyoruz, kariyer yapmak istiyoruz. Anlamlı ilişkiler kurmak istiyoruz. Tüm bunların amacı yaşamımızı daha anlamlı hale getirmek.Bunu başaramazsak iyi yaşayamamış olmanın suçluluğunu duymuş oluyoruz” dedi. Doğan, sosyal destek, umut ve şükran duygusunun da psikolojik iyi oluş kaynakları arasında yer aldığını söyledi.Bebeklik döneminde ebeveynle kurulan ilişki geleceği etkiliyorÜsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Sermin Kesebir “Psikiyatrik Bozukluklar, Bedensel Hastalıklardır (Brain, Mind and Body)” başlıklı konuşmasında depresyon başta olmak üzere Bipolar Bozukluk gibi hastalıkların obezite, hipertansiyon ve diyabet gibi metabolik hastalıklarla olan ilişkisinden bahsetti. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurper Ülküer de “Bebeklikte İçilen ‘Bir Fincan Sevginin’ Yaşam Boyu Süren Hatırı” başlıklı sunumunda özellikle 0-3 yaş arasındaki erken çocukluk döneminde ebeveynle kurulan sağlıklı ilişki ve iletişimin çocuğun gelecek hayatındaki etkilerine dikkat çekti.Üsküdar Üniversitesi Reklam Tasarımı ve İletişimi Dr. Öğretim Üyesi Dinçer Atlı “Yetenek Yönetimi”,  Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Endüstri Mühendisliği Dr. Öğretim Üyesi Rüştü Murat Demirer’in “Gelecekte Yapay Zekâ ve Büyük Veri Paradigmalarında Devrimler Olacak mı?”, Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Dr. Öğretim Üyesi Esin Tümer’in ise “İstanbul! Her Bina Residense, Hwer Oda Ayrı Akıllı. Kentten Önce, Zihni Dönüşüm…” başlıklı konuları ile katıldığı program, Üsküdar Üniversitesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Hüseyin Ünübol’un “Mutsuzluk, Mutluluğun Sermayesidir” başlıklı konuşmasıyla devam etti.Bilim değişiyor, biz değişiyoruzÜsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyomühendislik Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Kaan Yılancıoğlu, “İnsanoğlu Antibiyotiksiz Çağa Hazır mı? Hayatta Kalabilecek miyiz?” başlıklı konuşması ile yer alırken, Üsküdar Üniversitesi GETIPMER Müdürü Dr. Murat Ulusoy ve GETIPMER Bilimsel Danışma Kurulu Üyesi Uzm. Psikolog Nalan Eyin, ’Artırılmış Cinsel Doyum – Expanded Sexuel Response Hipnoz’ Neden ve Niçin Gerekli?” başlıklı konuşmalarında cinsel terapilerde geleneksel tedavi bakış açısına cinsel beynin de katılması gerektiğini belirterek “Geleneksel tedaviler, mekanik ve tekrarlayıcı. Oysa sürekli tekrar edilen ödevler bir süre sonra otomatik davranışlara döner. Ve otomatik davranışlar ne daha fazla düşünmeyi sağlar ne de mutluluk ve haz hormonlarını salgılamamızı teşvik eder. Bilim değişiyor, bizler değişiyoruz. Bugün bilimin önündeki en büyük engel hayal gücünü yok saymak” dedi.Üsküdar Üniversitesi Proje Geliştirme Müdürü, NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Barış Metin’in koordinatörlüğünü yürüttüğü program sonunda katılımcılar birlikte hatıra fotoğrafı çektirdi.

07 ŞUB 2019

Üsküdarlı öğrenciler, teknolojik cihazların üretimine imza attı

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu öğrencileri, teknolojik cihazların üretimini gerçekleştirdi. Biyomedikal Cihaz Teknolojisi Programı öğrencileri; Engelden Kaçan Araç, Sıcaklık ve Nem Ölçer, Ultrasonik Mesafe Ölçer, OLED ve 8x8 Matrix Ekran Kontrolü uygulamalarının yazılım ve donanım kısımlarını tasarladı.Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Biyomedikal Cihaz Teknolojisi Programı 2. Sınıf öğrencileri, “Mikrodenetleyiciler” dersi kapsamında teknolojik cihazların üretimini gerçekleştirdi.Öğretim Görevlisi Muammer Zengin öncülüğünde gerçekleştirilen çalışmalarda; Arduino ile Engelden Kaçan Araç, Sıcaklık ve Nem Ölçer, Ultrasonik Mesafe Ölçer, OLED ve 8x8 Matrix Ekran Kontrolü uygulamalarının yazılım ve donanım kısımlarını tasarladı.Öğretim Görevlisi Muammer Zengin, çalışmalar hakkında şu bilgileri verdi:Engel algılayan robot, kendisine engel olan cisimleri atlatıyor“‘Engelden kaçan robot’, diğer adıyla ‘engel algılayan robot’, otonom olarak çevre kontrolü yapabilen ve hareketini önleyebilecek cisimleri atlatabilen robot tipidir. Çevre kontrolünü sağlayabilmesi için ultrasonik sensör kullanılmıştır. Bu uygulamada Arduino Uno ile Ultrasonik Sensör kullanılarak karşılaştığı engelleri algılayıp yön değiştiren bir robot tasarımı yapılmıştır.Sıcaklık ve nem bilgisi hassas şekilde ölçülüyor‘Sıcaklık ve Nem Ölçer’ uygulamasında; Arduino Uno kullanılarak sıcaklık ve ne ölçüm işlemleri gerçekleştirilmiş elde edilen ölçüm sonuçları ise LCD ekranda yazdırılmıştır. Uygulamada sıcaklık ve nem bilgilerini algılayabilmek için bir sensör, elde edilen sensör bilgilerini ekranda gösterebilmek amacı ile de LCD ekran kullanılmıştır. Yapılan bu uygulama ile bulunulan ortamdaki sıcaklık ve nem bilgisi hassas bir şekilde ölçülebilmektedir.Mesafe ölçümü, milimetre ölçeklerinde gerçekleştiriliyor‘Mesafe Ölçer’ uygulamasında, Arduino Uno ile mesafe ölçme işlemi için bir sistem tasarlanmıştır. Burada mesafe ölçme işlemi için ultrasonik mesafe sensörü kullanılmıştır. Elde edilen ölçüm sonucu ise LCD ekranda gösterilmiştir. Yapılan bu proje ile milimetre ölçeklerinde mesafe ölçümü gerçekleştirilebilmektedir. OLED ekran birçok projeye adapte edilebiliyor Çeşitli uygulamalarda sensörlerden alınan ölçüm ya da bilgi sonuçlarının bir ekranda görüntülenmesi istenmektedir. Bu işlemler için birden çok ekran tercih edilebilmektedir. Örneğin; LCD, OLED, TFT vb… Burada ekran tercihinde önemli olan konu, sizin ekranda görüntülemek istediğiniz bilginin hacmi ve türüdür. Bu çalışmada oldukça sık kullanılan OLED ekranların nasıl kullanıldığı ve ekranına istenilen bilginin nasıl aktarıldığı üzerine çalışmıştır. Kontrol sistemi öğrenilen OLED ekran birçok projeye adapte edilebilir.8x8 Dot Matrix Ekran KontrolüLED matrixler, içerisindeki LED’lerin bir düzen ile tek renk veya RGB LED kullanılarak 4×4, 8×8 LED matrix bulunmaktadır. Ayrıca birbirlerine bağlanarak çok daha büyük boyutları elde edilebilir. Yapısı ve dış görüşlerini bakımından ‘dot matrix’ şeklinde de adlandırılabilir. 8×8 ifadesi dikeyde 8 LED düşeyde 8 LED şeklinde toplam 64 adet LED’i ifade etmektedir. LED matrixler kayan yazı devrelerinde ya da LED’lerin entegreler veya mikrodenetleyiciler yardımı ile sürülerek çeşitli şekil ve ifadelerin oluşturulmasında kullanılmaktadır.”

17 OCA 2019

TEDx buluşmaları, 2. kez Üsküdar Üniversitesinde!

Üsküdar Üniversitesi, dünyanın en önemli fikir ve tartışma platformlarından biri olan TEDx’e ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Şubat ayında gerçekleştirilecek programda; Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, Prof. Dr. Sermin Kesebir ve Prof. Dr.  Nurper Ülküer ile Doç. Dr. Gökben Hızla Sayar’ın da aralarında bulunduğu akademisyenler, “Değişen İnsan, Değişen Bilim” başlığı altında, kendi alanlarında en çok ilgi çeken konuları konuşacak.Üsküdar Üniversitesi Altunizade Kampüsü Nermin Tarhan Konferans Salonunda 15 Şubat 2019 Cuma günü gerçekleştirilecek TEDx, kamuoyunun çok yakından tanıdığı akademisyenleri bir araya getirecek.Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan “Dünyamızı Çevreleyen Duvarlar, NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Sermin Kesebir “Psikiyatrik Bozukluklar, Bedensel Hastalıklardır (Brain, Mind and Body)” başlığı ile katılacağı programda, Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurper Ülküer de “Bebeklikte İçilen ‘Bir Fincan Sevginin’ Yaşam Boyu Süren Hatırı” başlıklı konuşması ile yer alacak.Psikolojik iyi oluştan, yaratıcı beyinlere yolculuk…Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar “Daha Yaratıcı Beyinler Geliştirmek”, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Tayfun Doğan “Psikolojik İyi Oluşun Kaynakları”, Reklam Tasarımı ve İletişimi Dr. Öğretim Üyesi Dinçer Atlı “Yetenek Yönetimi” konusunda görüşlerini paylaşacak.Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Endüstri Mühendisliği Dr. Öğretim Üyesi Rüştü Murat Demirer’in “Gelecekte Yapay Zekâ ve Büyük Veri Paradigmalarında Devrimler Olacak mı?”, Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Dr. Öğretim Üyesi Esin Tümer’in ise “İstanbul! Her Bina Residense, Hwer Oda Ayrı Akıllı. Kentten Önce, Zihni Dönüşüm…” başlıklı konuları ile katılacağı program, Üsküdar Üniversitesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Hüseyin Ünübol’un “Mutsuzluk, Mutluluğun Sermayesidir” başlıklı konuşmasıyla devam edecek.Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyomühendislik Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Kaan Yılancıoğlu’nun “İnsanoğlu Antibiyotiksiz Çağa Hazır mı? Hayatta Kalabilecek miyiz?” başlıklı konuşmasını gerçekleştireceği paylaşacağı TEDx – Üsküdar buluşması, Üsküdar Üniversitesi GETIPMER Müdürü Dr. Murat Ulusoy ve GETIPMER Bilimsel Danışma Kurulu Üyesi Uzm. Psikolog Nalan Eyin’in “’Artırılmış Cinsel Doyum – Expanded Sexuel Response Hipnoz’ Neden ve Niçin Gerekli?” başlıklı konuşmaları ile tamamlanacak. Daha fazla bilgi için: https://tedxuskudaruniversity.com/tr/2019

10 OCA 2019

SHMYO öğrencileri TRIGA Mark II Eğitim ve Araştırma Reaktörünü ziyaret etti

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) Nükleer Teknoloji ve Radyasyon Güvenliği Programı öğrencileri Radyasyon Güvenliği ve Uygulamaları I dersi kapsamında Dr. Öğr. Üyesi Miraç Kamışlıoğlu ve Öğr. Gör. Elif Ebru Altunsoy rehberliğinde İTÜ Enerji Enstitüsü TRIGA Mark II Eğitim ve Araştırma Reaktörünü ziyaret etti.TRIGA II Reaktörünün ilk kurulduğu günden bugüne yapılan çalışmalar ve Reaktör yapısı hakkında bilgi alarak, yetkililere soru sorma fırsatı buldu. Geziye başlamadan iki saatlik eğitime katılan öğrenciler İTÜ Enerji Enstitüsü TRIGA Mark II genel yapısı hakkında da bilgi aldı.Uygulama yerinden doğrudan bilgi alma fırsatı Teknik geziye katılan öğrenciler, TRIGA Mark II Eğitim ve Araştırma reaktörünün ilk yapımından günümüze kadarki gelişimi ve reaktörde yapılan çalışmalar hakkında uygulama yerinden doğrudan bilgi alma fırsatı yakaladı.PRIS verilerine göre, 31 ülkede 449 nükleer reaktör işletme halindedir. 2018 yılı itibariyle dünya genelinde elektrik üretiminin yaklaşık ’i 2477 TWh nükleer santrallerden sağlanmaktadır. 18 ülkede 55 nükleer reaktör inşası devam etmektedir. Türkiye’de ise 2 adet eğitim ve araştırma reaktörü bulunmaktadır.Gerçekleştirilen bu teknik gezi sonrasında Nükleer Teknoloji ve Radyasyon Güvenliği Programı öğrencileri, İTÜ Enerji Enstitüsü TRIGA Mark II Eğitim ve Araştırma Reaktörünü oluşturan temel bileşenlerin yapı malzemelerini, çalışma prensiplerini ve kumanda odası gezilerek operatör tarafından en güncel bilgileri edindi.

26 ARA 2018

Galatasaray Lisesi öğrencileri Üsküdar Üniversitesi Herbaryumunu ziyaret etti

TÜBİTAK projesi kapsamında Galatasaray Lisesinden bir grup öğrenci, Üsküdar Üniversitesi Herbaryumunu ziyaret etti. Öğrenciler, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Memduh Serin’den bitkiler hakkında bilgiler aldı.Öğrencilere bitkiler hakkında bilgi verildiProf. Dr. Memduh Serin, 40 yıllık meslek hayatında yapmış olduğu floristik çalışmalar sonucu toplamış olduğu bitkilerden 800’e yakın doğa ve tıbbi bitki türlerini hibe ederek Üsküdar Üniversitesi Herbaryumunu oluşturmuştu. Herbaryum, bu alanda çalışma yapmak isteyenlerin ilgisini çekiyor.TÜBİTAK projeleri kapsamında herbaryum oluşturmak isteyen Galatasaray Lisesinden bir grup öğrenci Üsküdar Üniversitesi Herbaryumunu ziyaret etti. Öğrencilere Prof. Dr. Memduh Serin, 1982’den bugüne bitkileri nasıl muhafaza ettiklerini ve nasıl herbaryum haline getirdiklerini anlattı.Galatasaray Lisesi florası ve herbaryumunu oluşturmak isteyen öğrenciler gezi ve incelemenin ardından herbaryumdan ayrıldı.Üsküdar Üniversitesi Herbaryum’uHerbaryum, üniversitelerin tarım, eczacılık, peyzaj,  genetik,  doğa ve tıbbi bitkilerin bir teşhis merkezi olmakla birlikte birçok bilimsel alanda yapılacak çalışmalara da temel veri sağlayan öğretim ve araştırma kurumları. Kuruluşunun 2017 Prof. Dr. Memduh Serin ve Dr. Öğretim Üyesi Tuğba Şahin Kaman ve bölüm öğrencilerini tarafından gerçekleştirilmiş ve ÜSH (Üsküdar Üniversitesi Herbaryumu) kodu verilmiştir.

14 ARA 2018

Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “İş kazalarında duygusal ihmaller önemli”

İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl ikinci düzenlenen “Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi Fuarı IOHS EXPO” kapsamında gerçekleştirilen “Çalışanlarda Psikolojik Motivasyon ve Ödüllendirme Sistemlerinin Performansa Yansımaları” adlı konferansın moderatörlüğünü Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan yaptı. Tarhan, iş kazalarında psikolojik faktörlerin ve duygusal ihmallerin de önemli bir rol oynadığını kaydetti.Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda gerçekleşen oturum Prof. Dr. Nevzat Tarhan'ın moderatörlüğünde Prof. Dr. Acar Baltaş, Derek Smıth, Doç. Dr. İdil Işık ve Mehmet Erhan Doğrul İş Sağlığı ve Güvenliği alanındaki sunumlarını gerçekleştirdi.Tarhan konuşmasında bu kongrenin İş Sağlığı ve Güvenliği için önemli bilgilerin paylaşıldığı, deneyimlerin birlikte analiz edildiği bir ortam olduğunu ve buradaki bilgilerin paylaşımının sahada da yayılmasının son derece faydalı olduğunu dile getirdi.Geçtiğimiz yıl da bu kongreye katıldığını söyleyen Tarhan,  kongrenin özellikle İş Sağlığı ve Güvenliği alanında çalışan veya eğitim gören kişilere etkisinin büyük olduğunu söyledi.“İş sağlığı ve güvenliği bir kültür haline gelmeli”İş Sağlığı ve Güvenliğinin bir kültür haline gelmesini sağlamanın önemine değinen Tarhan,  İş Sağlığı ve Güvenliği algısının insanların zihin haritasına bir seçenek olarak yerleşmesi gerektiğinin ve bir iş yaparken insanların İş Sağlığı ve Güvenliğini bir seçenek olarak görmelerinin şart olduğunun altını çizdi. İş kazalarında psikolojik faktörlerin ve duygusal ihmallerin de önemli bir rol oynadığını, çalışanlardaki psikolojik motivasyonun İş Sağlığı ve Güvenliği ile doğru orantılı olduğunu da ekledi.“Beklenmeyen ödül daha çok motive eder”İnsanın en önemli davranış geliştiren sisteminin ödül-ceza sistemi olduğunu söyleyen Tarhan,  ödül-ceza sisteminin bir bağımlılık haline geldiğini dile getirdi. Ve bu bağımlılığın yeni adının “Ödül yetmezliği sendromu” olduğunu, insanların ödüle doymadığını ve daha fazla ödül istediklerini bunun da yeni bir sendrom haline geldiğini kaydetti. Tarhan, beynin ödül ceza sisteminde alışılmış ödüllerin değil de beklenmeyen ödüllerin daha çok motive ettiğini de dile getirdi.Konuşmasının devamında İş Sağlığı ve Güvenliği ile Pozitif Psikoloji ilişkisine değinen Tarhan,  Pozitif Psikolojinin çalışan sağlığı konusunda ele alınmasının çok faydalı olduğunu ve insanların pozitif psikolojiyi hem yaşam felsefesi hem de çalışma odağı olarak görmelerinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.“Eksiyi sıfıra getirmek değil, sıfırı ileriye götürmektir”Pozitif Psikolojinin bir mutluluk bilimi olduğunu söyleyen Tarhan, Pozitif Psikolojinin “Daha iyi nasıl yaşarım?” sorusunu benimsediğini söyledi. Ve aynı zamanda pozitif psikolojinin eksiyi sıfıra götürmediğini aksine sıfırı daha ileriye götürdüğünün de altını çizdi.İstanbul Büyükşehir Belediyesi İş Sağlığı ve Güvenliği Müdürü Süleyman Bakan tarafından plaket takdim edilmesinin ardından çekilen hatıra fotoğrafı ile konferans sona erdi.Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği fuarındaLütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı fuar alanında ise Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği bölümü öğrencileri tarafından kurulan stantta gün boyu ziyaretçilere İş Sağlığı ve Güvenliği Lisans ve Yüksek Lisans bölümleri hakkında bilgi verildi.                       

19 KAS 2018

Üsküdar’dan sonra Harvard ve Yale Üniversitesinde okutuluyor

“Mutluluk Bilimi” olarak da bilinen Pozitif Psikoloji, empati, duygusal zeka, sıkıntılarla başa çıkma gibi kişisel becerilerin artırılmasını hedefliyor. Amerika’daki Yale ve Harvard üniversitelerinde ders olarak okutulan Pozitif Psikoloji, Üsküdar Üniversitesi’nde 2012’den bu yıla zorunlu ders olarak okutuluyor. “Mutluluk Bilimi” olarak da bilinen Pozitif Psikoloji, bireyin empati, duygusal zeka, stres ve sıkıntılarla başa çıkma gibi kişisel becerilerinin artırılmasını ve kişinin sosyal başarı konusunda hedefliyor.Amerika’daki Yale ve Harvard üniversitelerinde ders olarak okutulan Pozitif Psikoloji, Üsküdar Üniversitesi’nde 2012’den bu yıla zorunlu ders olarak okutuluyor.Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, hayat başarısında akademik donanım, mesleki bilgi ve tecrübenin önemli olduğunu ancak insani ilişkilerin güçlü olması, empati kurma gibi özelliklerin de fark oluşturduğuna dikkat çekti.Üniversite olarak “iyi insan” yetiştirmeyi amaçladıklarını belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Akademik donanımın yanı sıra öğrencilerimize Proje Kültürü, İletişim Becerileri ve Pozitif Psikoloji derslerini zorunlu olarak veriyoruz. Harvard Üniversitesi’nin en çok tercih edilen dersi pozitif psikoloji. Çığır açan ders olarak web sitelerinde duyurdular. Yale Üniversitesi’nde de Pozitif Psikoloji ders olarak müfredatta yer alıyor. Üniversite olarak biz 2012 yılından bu yana Pozitif Psikoloji bilimini ders olarak veriyoruz. Sadece akademik başarıyı önemsemiyoruz. Bu sayede sosyal başarı, mutluluk bilimini ve insani değerleri öğretmeyi hedefliyoruz. Harvard ve Yale Üniversiteleri bu dersi daha yeni vermeye başladılar” dedi.

05 EKI 2018

Öğrenci oryantasyon programları tamamlandı

Üsküdar Üniversitesinin öğrencilere yönelik, akademik ve idari kadronun katılımıyla gerçekleştirdiği oryantasyon programları sona erdi. 5 gün süren programlarda üniversitenin tüm işleyişi ve çalışmaları hakkında bilgilendirmeler yapıldı.Merkez Yerleşke Nermin Tarhan konferans salonu ve Çarşı Yerleşke Emirnebi Konferans salonunda gerçekleşen programlarda İletişim, İnsan ve Toplum Bilimleri, Mühendislik ve Doğa Bilimleri, Sağlık Bilimleri Fakülteleri ile Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu, Hazırlık Okulu ve Uluslararası Ofis eğitim görevlileri öğrencileri her yönüyle bilgilendirdi.Oryantasyon programlarında ayrıca Kurumsal İletişim, Öğrenci İşleri, Bilgi Teknolojileri, Sağlık Kültür ve Spor, Kütüphane Dokümantasyon Direktörlüğü, Kariyer Merkezi Direktörlüğü ile Uluslararası İlişkiler Direktörlüğü öğrencilerle tanışarak birimleriyle ilgili üniversiteyi anlattı.

25 EYL 2018

Üsküdar Üniversitesinde TÜBİTAK Destekli Proje Yazma Eğitimi verildi

Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Moleküler Biyoloji (İngilizce) Bölüm Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Tunç Çatal ve Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mesut Karahan tarafından Nermin Tarhan Konferans salonunda “TÜBİTAK Destekli Proje Yazma Eğitimi” verildi.Eğitim programının açılış konuşmasını Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Konuk yaptı.Açılışın ardından Prof. Dr. Tunç Çatal Mikrobiyal Biyoteknoloji Araştırma Laboratuvarı ile İleri Protein Analiz laboratuvarları ve PROMER faaliyetleri hakkında katılımcılara bilgiler verdi.Çatal, bilimsel bir projenin yeni bilgiler üretmek, bilginin uygulamaya dönüştürülmesi, bilimsel çıktılar için yazıldığını belirtti.Doç. Dr. Mesut Karahan ise sunumunda, ideal proje yazmak ve proje metninin hazırlanmasında konusunda katılımcıları bilgilendirdi.Karahan, ideal bir projenin hazırlanma sürecinin 3-6 ay olması gerektiğini, proje metninin hazırlanması ve nihai hale getirilmesi için yaklaşık 6 haftalık bir süreye ihtiyaç olduğunu söyledi.Nermin Tarhan Konferans Salonunda gerçekleştirilen eğitime, öğretim görevlilerinin katılımı oldukça yoğun oldu.   Katılımcılara Prof. Dr. Haydar Sur ve Prof. Dr. Hasan Hüseyin Eker’in kalem aldığı “Giriş Kapısı-Akademisyenliğe İlk Adım” kitabı da dağıtıldı.  

06 EYL 2018

Doç. Dr. Hüseyin Ozan Tekin’e, Genç Bilim İnsanı Ödülü

Üsküdar Üniversitesi SHMYO Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hüseyin Ozan Tekin, fizik bilimindeki üstün bilimsel başarıları dolayısıyla 34. Uluslararası Türk Fizik Derneği Kongresi’nde 2018 Yılı Prof. Dr. Şevket Erk Genç Bilim İnsanı Ödülü’ne layık görüldü.Türkiye’de her yıl en başarılı bilim insanlarına verilen Prof. Dr. Şevket Erk Genç Bilim İnsanı Ödülü’nün bu yılki sahibi Doç. Dr. Hüseyin Ozan Tekin oldu. Üsküdar Üniversitesi SHMYO Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hüseyin Ozan Tekin’e, 34. Uluslararası Türk Fizik Derneği Kongresi’nde fizik bilimindeki üstün bilimsel başarıları dolayısıyla 2018 Yılı Prof. Dr. Şevket Erk Genç Bilim İnsanı Ödülü verildi.Kongrenin açılış seramosinde düzenlenen ödül törenine YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal ve birçok üniversitenin rektörleri katılıdı.

14 AĞU 2018

Uluslararası donanımlarda iş sağlığı ve güvenliği eğitimi

Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği alanında ön lisans, lisans ve yüksek lisans eğitimleri ile uygulamalı eğitimin öncüsü konumunda. Açık ve kapalı laboratuvarları ile dikkat çeken bölüm, sağlıklı ve güvenli ortamlarda sürdürülebilir bir hayat hedefliyor.T.C Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın çalışma hayatında “Güvenli ve Sağlıklı” çalışanlar ve iş yerleri için sürdürdüğü yaklaşımın bir parçası olan İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmeti, Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü ve Üsküdar Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi (USEM)’nin yoğun çalışmaları ile destekleniyor.“Ahlak ve gayret önemli”Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu.Bugün üniversitemizde okuyan her öğrencinin yarının ülkemize katkı sağlayacak birer çalışan olacağını vurgulayan Uçan, “Öğrencilerin vatana millete hayırlı işler yapması zemini bu yıllarda atılıyor. Sağlıklı ve güvenli ortamlarda sürdürülebilir bir hayat için önce ahlak, ardından gayret gerekli” dedi.Güçlü eğitim kadrosuÖğretim kadrosunun, Türkiye’de bu işi kamusal alanda ve özel sektörde en iyi bilen ve uygulayan akademisyenlerden oluştuğunu belirten Uçan, “Her bir hocamız kendini iş güvenliği konusunda yetiştirmekte, 2. master veya 2. doktoralarını bu alanda yapmaktadır. Diğer bölümlerimizde olduğu gibi İş Sağlığı ve Güvenliği alanında da uygulamalı eğitim olmaz ise olmaz gereklerden biridir. İş Sağlığı ve Güvenliği bölümümüze özel Yüksekte Çalışma Platformu, İş Sağlığı ve Güvenliği Laboratuvarı bulunmaktadır. Ayrıca bilgisayar laboratuvarımızda dünyanın en kapsamlı proses tehlike analizi tasarımı ve operasyonlarına ait uluslararası yazılımlar (PHAST, MAROS, TARO, SAFETI ve SISTEMA vb.); uzmanların kullanacağı ve akademik çalışmaların gerektirdiği programlar (AUTOCAD, SPSS) ile MEDİTEK İSG ve MEDİTEK PKD gibi ulusal programlarımız bulunmaktadır” şeklinde konuştu.Uluslararası donanımlara sahip tek iş sağlığı ve güvenliği bölümüDr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, ulusal ve uluslararası yazılımların hem lisans hem de yüksek lisans düzeyinde öğrencilerin çalışmalarında kullanıldığını belirterek, ülkemizde bu donanıma sahip tek iş sağlığı ve güvenliği bölümünün Üsküdar Üniversitesinde olduğunun altını çizdi. Uçan sözlerini şöyle sürdürdü:“Bugüne kadar mezun verdiğimiz tüm sınıflarımızdan her yıl en az bir veya iki lisans öğrencimizin yurt dışında bir dönem okuyup çok olumlu referanslar ile dönmeleri, akademik kadromuzun ders vermek üzere Avrupa Birliği’ne davet edilmeleri, eğitim kalitemizin göstergelerinden sadece bir kaçı. Bölüm, akademik çalışmalarını Gebze Teknik Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi ortak şekilde ve artık gelenekselleşen bilimsel kongrelerle sürdürürken; akademik kadromuz bakanlığın her yıl düzenlediği uluslararası kongrede hakem olarak yer almaktadır. İş Sağlığı ve Güvenliği bölümü tarafından sürdürülen sahaya yönelik ‘1. Seviyede Yangın Eğitici Eğitimi’, ‘Yüksekte Çalışma Eğitici Eğitimi’, ‘Patlamadan Korunma Dokümanı Hazırlama Eğitimi’ sertifika programları ve ‘Laboratuvar ve Saha’ uygulamaları ile birlikte sürdürülmektedir. Öğrencilerimizin mezuniyet öncesi donanımlarını en üst noktaya taşıdık. Önümüzdeki akademik takvim ile 3. dönem mezunlarını verecek olan bölümümüzden mezun İş Sağlığı ve Güvenliği uzmanlarımız, uluslararası firmalarda çalışmaya başlamış olup halen kamu ve özel sektörün en çok talep ettiği uzmanlar konumundadır.”

13 AĞU 2018

Sağlık eğitiminde Türkiye’nin en kapsamlı üniversitesi

Üsküdar Üniversitesi 13 bölüm, 2 bin 950 öğrencisiyle Sağlık Bilimleri Fakültesi, 55 program 6 bin öğrencisiyle de Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu olarak Türkiye’nin en büyüğü olma özelliğine sahip. Toplamda 8 bin 950 öğrencisiyle Üsküdar Üniversitesi, Türkiye’nin sağlık üssü olma yolunda ilerliyor.Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Şefik Dursun, 55 program ve 6 bin öğrenci ile Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu’nun Türkiye’nin en büyük Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu olduğunu vurguladı.55 Programı ile Türkiye’nin en büyük Sağlık Hizmetleri Meslek YüksekokuluProf. Dr. Şefik Dursun, “55 programımız ile tüm üniversitelerin önündeyiz, bu büyüklük başka üniversitelerde yok. İyi bir iş bölümü yapıyoruz. Üniversitemizin rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan’a teşekkür ediyorum. Yeni açılan programlar ve öğretim elemanları açığı konusunda bize çok yardımcı oldu” dedi.İyi organize olmuş ekiplerin daha iyi iş çıkardıklarını söyleyen Dursun, “Bu yönetim iradesinin aşağıdakilere yansıması için kurulmuş sağlıklı bir düzen. Biz enerjimizi iyi ve birlik içinde kullanıyoruz” şeklinde konuştu.2 yıl içinde meslek sahibi olabilirsinizProf. Dr. Şefik Dursun, 2 yıl içerisinde alanında meslek sahibi olmanın yolunu açan meslek yüksekokullarının, bu süre sonunda milletine hizmet eder hale gelen bireyler yetiştirdiğini dile getirdi.Çift diploma ile mezun olma şansıİkinci öğretimde okuyan öğrencinin örgün öğretimde, aynı zamanda örgün öğretimde okuyan öğrencilerin de ikinci öğretimde çap yapabileceklerinin altını çizen Dursun, üniversitelerin farklı fakültelerinde eğitim alan öğrencilerin, SHMYO’da da çap yapabileceğini vurguladı. Mühendislik okuyan öğrencinin aynı zamanda biyomedikal cihaz teknikerliği okuyup 2 diploma sahibi olabileceğini belirten Dursun, bu durumun da piyasada öğrenci için farklılık getireceğinin altını çizdi.“Amacımız işimizi güzel yapmak”Üsküdar Üniversitesi olarak programlarının gelişmeleri karşıladığını belirten Dursun, “Teknolojiyi yakından takip ediyoruz, iyi sağlık teknikerleri yetiştiriyoruz. Amacımız işimizi güzel yapmak. İşimizi güzel yaparsak bu öğrencilerin yeteneklerine yansıyacak. Öğrenci gittiği yerlerde bizim vizyonumuz olacak” dedi.Mezun olan öğrencilerinden de örnek veren Dursun, “Tıbbi Tanıtım ve Pazarlama bölümünden mezun olan öğrencilerimizi ilaç firmasına gönderdik, bizi arayıp, ‘Bir 5 öğrenci daha gönderebilir misiniz’ diye sordular” dedi.Prof. Dr. Şefik Dursun, Üsküdar Üniversitesini tercih edecek öğrencilerin en iyi eğitimi verecek bir kadro, bir yönetim anlayışı ve öğrencilerini seven insani bir ortamı bulacağını söyledi.Türkiye’nin en büyük Sağlık Bilimleri Fakültesi Üsküdar’da…Davranış bilimleri ve sağlık alanında Türkiye'nin ilk tematik üniversitesi olan Üsküdar Üniversitesi, Türkiye’nin sağlık üssü olarak çalışmalarına devam ederken, 13 bölümü ve 2 bin 950 öğrencisi ile Sağlık Bilimleri Fakültesi olarak da Türkiye’nin en büyüğü olma özelliğine sahip.

17 TEM 2018

Yılın en genç başarılı bilim insanı Üsküdar Üniversitesinden seçildi

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hüseyin Ozan Tekin, literatüre katkı sağlayan çalışmalardan dolayı Türk Fizik Derneği tarafından “Prof. Dr. Şevket Erk Genç Bilim İnsanı” ödülüne layık görüldü.Üsküdar Üniversitesinin bilim alanında yaptığı çalışmalar ödüllendiriliyor. Bu kapsamda Doç. Dr. Hüseyin Ozan Tekin yaptığı bilimsel çalışmalarından dolayı en genç başarılı bilim insanı ödülü almaya hak kazandı.Doç. Dr. Hüseyin Ozan Tekin ödülünü 5-9 Eylül 2018 tarihleri arasında düzenlenecek olan 34. Uluslararası Türk Fizik Derneği kongresinde alacak.Türk Fizik Derneği 2018 yılı ödüllerine ait link:https://www.tfd34.org/tfd34-odulleri-2/

10 TEM 2018

64 yaşındaki doktor baba, bir de oğlu ile mezun oldu

Üsküdar Üniversitesi 2017- 2018 akademik yılı mezuniyet töreni,  Ülker Spor ve Etkinlik Salonunda görkemli bir törenle gerçekleştirildi. Ön lisans, lisans ve yüksek lisans bölüm ve programlarından 4 bin 900 öğrenci mezun olurken, Optisyenlik programından mezun olan 64 yaşında doktor baba ve oğlu ise dikkatleri üzerine çekti. Baba Tütüncü’nün bir hayali daha var; torunuyla da bir bölümde okumak.Üsküdar Üniversitesi Optisyenlik bölümünden birlikte mezun olan 24 yaşındaki Mehmet Tütüncü ve 64 yaşındaki babası Dr. Celal Tütüncü törenin ilgi odağı oldu.30 yıl ürolog hekimliğinin ardından optik dükkânı açan Celal Tütüncü, hastalarına daha kaliteli hizmet verebilmek için oğlu ile birlikte Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Optisyenlik bölümünde eğitim aldığını belirterek aynı sıralarda okumanın baba oğul ilişkisini daha da geliştirdiğini söyledi.“Çocuğunuzla birlikte okuyun”Oğlu ile birlikte aynı sıralarda okumanın harika bir duygu olduğunu belirten Tütüncü, “Bu duyguyu tarif etmek çok zor, yaşamak gerekiyor. Okul arkadaşlığı ile baba oğul ilişkisini birleştirdiğimizde ortaya arkadaşlık çıkıyor, arkadaşlık paylaşımları çıkıyor, sevgi daha çok artıyor. Çocuğunuzun iyi ve eksik yönlerini daha iyi anlamanızı sağlıyor. Sonuçta daha iyi bir baba ve oğul ilişkisi ortaya çıkıyor. Her anne babaya oğulları, kızları ve torunları ile okumayı tavsiye ederim.Çünkü bu durum size enerji veriyor aile iletişimini daha güçlü kılıyor” şeklinde konuştu.“Torunumla da okumak istiyorum”Oğlu ile birlikte mezun olmanın heyecanını yaşayan Celal Tütüncü, vize ve final haftasına oğlu ile birlikte çalıştıklarını, şimdiki hayalinin ise şuan 14 yaşında olan torunu ile Odyometri ya da Fizyoterapi ön lisans okumak istediğini söyledi.“Keşke diğer çocuklarımla da okusaydım”64 yaşında 4 çocuğu olan Celal Tütüncü, “Diğer çocuklarımla okuyamadığım için keşkelerim arttı. Hayata bakış açım daha farklı olabilirdi” diye de ekledi.“Üsküdar Üniversitesi teşvik etti”Üsküdar Üniversitesini evine yakın olduğu için tercih eden Celal Tütüncü, “Üniversitenin hocalarını sevdim, sınıf arkadaşlarımı sevdim. Umduğumdan daha fazla katkısı oldu. Hocalarım yaptığım optisyenlik işini teşvik ettiler. Bu sayede gözlük konusunda ya da lens konusunda hastalarıma yardımcı olma gayretim farklılaştı. Onların isteklerini yerine getirme konusunda bilgilerim arttı” diye konuştu.

11 HAZ 2018

Üsküdar Üniversitesi Herbaryumu açıldı

Üsküdar Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Memduh Serin’in 40 yıllık meslek hayatında yaptığı floristik çalışmalar sonucu toplanan 800’e yakın doğal tıbbi bitki türlerinin yer aldığı herbaryum açıldı. Üsküdar Üniversitesi Herbaryumu ile Türkiye florasının yeni yazımının yapılması ve ülkemizin bitkisel hammadde kaynaklarının ortaya çıkarılması hedefleniyor.2017’de Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Programı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Memduh Serin ve Dr. Öğretim Üyesi Tuğba Şahin Kaman ve bölüm öğrencileri tarafından kurulan Üsküdar Üniversitesi Herbaryumu, resmi olarak açıldı.800’e yakın bitki türü varProf. Dr. Memduh Serin, 40 yıllık meslek hayatında yapmış olduğu floristik çalışmalar sonucu toplanmış bitkilerden 800’e yakın doğa tıbbi bitki türlerini herbaryuma hibe etti.Üsküdar Üniversitesi Çarşı Yerleşkesinde açılışı gerçekleştirilen ve çok sayıda bitki örneğinin yer aldığı herbaryum, öğrencilere ve bu konuda çalışacak bilim insanlarına ışık tutacak.Prof. Dr. Memduh Serin: “Bilimsel alanda çalışmalara veri sağlayacak”Üsküdar Üniversitesi’nde kurdukları ve şu an üzerinde çalıştıkları herbaryumun, öğrencileri ve diğer bilimsel alanda yapılacak çalışmalara temel veri sağlayacağının altını çizen Prof. Dr. Memduh Serin, “Herbaryumlar kısa bir sürede bilim, kültür ve ekonomi alanında ülkemize birçok yarar sağlayacak. Öncelikle Türkiye florasının yeni yazımının kesinlikle yurdumuzda yapılmasını sağlayacaktır. Kısa bir süre sonra bu gereksinim tekrar ortaya çıkacaktır.Böylece ülkemizin bitkisel hammadde kaynakları ortaya çıkarılacaktır. Türkiye florası şimdilik en iyi temeldir. Bunun sonucu olarak, bu kaynaklara yönelik birçok araştırma yoğunlaştırılmış ve koordine edilmiş olacaktır” diye konuştu.Herbaryum, pek çok bölüme hizmet ediyorProf. Dr. Memduh Serin, Üsküdar Üniversitesi’ndeki pek çok bölümün herbaryumdan yararlandığını belirterek “Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Bölümü, Eczane Hizmetleri Bölümü, Bitki Tanıma ve Pazarlama Bölümleri ile Sağlık Bilimler Fakültesi’nden Beslenme Diyetetik ile Ergoterapi bölümlerinden de öğretim materyali olarak bitkiler herbaryumda gösterilmektedir” dedi.Herbaryum nedir?Bitkilerin önemli özelliklerini kaybetmeksizin kurutulup saklanmasıyla oluşturulan koleksiyonlara “herbaryum” deniyor. Bir bölgenin florasını ortaya koyabilmek veya bir yetişme yerinin (habitat) vejetasyonunu genel özellikleri ile tanımak amacıyla herbaryum kuruluyor. Herbaryum örnekleri, bitki toplama gezilerinde tanımlamasında güçlük çekilen bitkilerin teşhisi amacıyla da kullanılabiliyor.Herbaryumlar önemli bir kaynakHerbaryumlar daha değişik birçok konularda çalışacaklara, bir danışma, bir dokümantasyon merkezi olarak temel bir kaynak olup, öğretim ve araştırma merkezleri olarak görev yaparlar.Bir herbaryum, özel bir çeşit müzedir ve ham verilerin depolandığı bir veri bankası olarak düşünülebilir. Bugün “herbaryum” terimi sadece bitki örneklerinin korunması değil, belirli botanik etkinliklerini de anlatır.Herbaryum taksonomistin temel başvuru kaynağıdır.Bitkileri bilimsel tarzda toplayarak oluşturulan herbaryum gerektiğinde içindeki örneklerden faydalanmak ve özellikle Bitki Coğrafyası, Bitki Sistematiği ve Farmasötik Botanik bilim dalları açısından önemli bir yere sahip.Botanik araştırmaları için gerekli bitkilerin sağlanması, yılın her mevsiminde mümkün olmadığı için ve ayrıca öğretim materyali olarak gerekli bitkilerin çalışma bölgesinde bulunmayabileceği gibi nedenlerle bitki veya bitki kısımları, uygun şekilde toplanıp kurutularak bitki koleksiyonları yani herbaryumlar oluşturuluyor.Herbaryum kuruluşunun getireceği yararlarHerbaryumlar, üniversitelerin ilgili bölümleriyle (özellikle biyoloji, sonra tarım, eczacılık ve tıp) iyi bir işbirliği kurarak lisans ve lisansüstü eğitim için çok iyi bir başvuru merkezi görevi üstlenmektedir.Bu araştırmalarla yurdun ilginç ve önemli gen kaynaklarını gelecek nesillere aktarmak üzere, daha bilinçli olarak korumaya alınacaktır.  Örneğin Atatürk Barajı'nın suları altında kalacak olan yörede, hangi türlerinin bir daha gelmemek üzere yok olacağını, herbaryumlar bu alandaki sorunu kısa sürede çözümleyebilir.Ve bu türlerin başka korunmalı alanlara aktarılarak nesillerinin devamını sağlayabileceklerdir.Herbaryumlar, tarım, ormancılık, eczacılık, bahçecilik, peyzaj, ekoloji, genetik, evrim, bitki coğrafyası, bitki hastalıkları ve daha birçok alanda çalışma yapacak veya bilgi gereksinimi olanlara temel veri sağlayacaktır.Ülkemizin güzel yabani çiçeklerini bahçede sergileyerek bilimsel çalışmaların yanında bahçe düzenleme gibi sanatsal etkinliklere ve ekonomik değer kazanmalarına ortam hazırlayacaktır.

07 HAZ 2018

Tıbbi ve Aromatik öğrencileri Kartepe’de bitkileri inceledi

Üsküdar Üniversitesi Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Programı 1. Sınıf öğrencileri Herbaryum Teknikleri uygulama dersi kapsamında Kocaeli Kartepe’de sahada incelemelerde bulundu.Öğretim üyesi Prof. Dr. Memduh Serin ile gerçekleştirilen ders kapsamında öğrenciler bitkileri yerinde inceledi.Üsküdar Üniversitesi Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Programı öğretim üyesi Prof. Dr. Memduh Serin öncülüğündeki gezide öğrenciler derslerini açık havada gerçekleştirdi.Öğrenciler Kartepe ve çevresindeki bitkileri incelendi.Aynı zamanda değişik türdeki bitkileri de topladı. “Yüksekliğe göre bitki türleri değişir”Yüksekliğe göre bitki türlerinin değişebileceğini söyleyen Serin, bitki türlerine özellikle ağaçlardan olmak üzere çok sayıda örnek verdi.Ihlamur ve kestanenin bunlardan bir kaçının olduğunu belirten Serin, bitkilerin yetişme ortamından, işlevlerinden de bahsetti.

15 MAY 2018

2. Geleneksel kırmızı baret takma töreni gerçekleştirildi

Bu sene ikincisi düzenlenen baret takma töreninde Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu İş Sağlığı ve Güvenliği bölümü öğrencilerine kırmızı baretleri takıldı.Üsküdar Üniversitesi Emirnebi konferans salonunda gerçekleşen programın açılış konuşmasını İş Sağlığı ve Güvenliği Program Başkanı Öğr. Gör. Gamze Kağan gerçekleştirdi.Kağan, öğrencilere tebrik ve teşekkürlerini sundu.Açılış konuşmasının ardından İş Sağlığı ve Güvenliği Öğr. Gör. Ömer Faruk Okuyucu, Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan ve Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Müdürü Prof. Dr. Şefik Dursun misafirlere teşekkürlerini sunduktan sonra öğrencilere nasihatlerde bulunarak iyi dileklerini sundu.Konuşmaların ardından konuklara öğrencilerin vedası için hazırlanan video izletildi.Videonun ardından öğrenciler ve öğretim görevlileri toplu fotoğraf çektirdi.Öğretim görevlileri öğrencilerin baretlerini takarak katılım belgelerini takdim etti.Tören Üsküdar Üniversitesi öğrencilerinden oluşan Grup Sümela’nın mini konseriyle son buldu.Haber-Fotoğraf: Beyza Bıyıkoğlu

17 NİS 2018

Sağlıklı yaşam eğitimi

Üsküdar Üniversitesi Sağlıklı Yaşam Kulübü'nün düzenlediği "Radyasyondan Korunma ve Onkoloji Hemşireliği"  konulu etkinlik Emir Nebi konferans salonunda gerçekleşti. Bir günlük eğitim niteliğinde olan konferansa özellikle hemşirelik bölümü öğrencilerinin katılımı yoğundu.Konuşmacı Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdür Yardımcısı ve Öğretim Üyesi Dr. Hüseyin Ozan Tekin, radyasyonun genel tanımı, medikal radyasyon ve kaynakları, radyasyondan korunma gibi önemli konuları anlattı.Radyoloji hemşiresinin görevleri, ontoloji hastalarının ve yakınlarının eğitimi gibi konulara da değinildi.Program Tekin’e çiçek takdimi ile ve fotoğraf çekimi ile sona erdi.

12 NİS 2018

Hüseyin Ozan Tekin, ISRRT Avrupa Eğitim Koordinatörü oldu

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Müdür Yardımcısı, Radyoterapi, Tıbbi Görüntüleme Teknikleri Öğretim Üyesi, ÜSMERA Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Hüseyin Ozan Tekin, tüm dünyadaki en büyük radyoloji oluşumu ISRRT'nin Avrupa Eğitim Koordinatörü olarak seçildi. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Müdür Yardımcısı, Radyoterapi, Tıbbi Görüntüleme Teknikleri Öğretim Üyesi, ÜSMERA Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Hüseyin Ozan Tekin, dünyadaki en büyük radyoloji oluşumu ISRRT’nin kongresinde Avrupa Eğitim Koordinatörü olarak seçildi.Dünya Radyoloteknolog ve Radyoloji Teknolojistleri Derneği’nin Board üyesi ve Avrupa Direktörü Agadakos Euthimos'tan gelen yazıda, ISRRT2018 Kongresi’nde Tekin’in Avrupa Eğitim Koordinatörü olarak seçildiği belirtildi. Dr. Öğretim Üyesi Hüseyin Ozan Tekin, böylece tüm Avrupa’daki radyoloji ve radyoteknoloji eğitiminden sorumlu olacak.

08 MAR 2018

Sağlık Hizmetleri MYO Müdürlüğü’ne anlamlı ziyaret

Üsküdar Üniversitesi öğrencilerinden Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu programında eğitim gören işitme ve konuşma engelli Sena Saime Sönmez ile Aleyna Yüksel Sağlık Hizmetleri MYO Müdürü Prof. Dr. Şefik Dursun'u odasında ziyaret etti.Eczane Hizmetleri Program Başkanı Gamze Odabaşı ve Tıbbi Laboratuvar Teknikleri Program Başkanı Ömer Faruk Karasakal öncülüğünde gerçekleşen ziyarete, işaret dili eğitmeni Ahmet Kerem Erkan da eşlik etti.İlklerin üniversitesiTürkiye'de işitme ve konuşma engelli öğrencisi olan ilk üniversitenin Üsküdar Üniversitesi olduğunu dile getiren Dursun,“Okulumuz Sağlık Meslek Yüksekokulu ekibinin %70-80 oranındaki kesimi doktora yapan hocalardan oluşmaktadır. Zorlukları tecrübeleriyle aşmasını biliyorlar” diye belirtti.Tüm bunların kendileri için de kaliteli bir tecrübe olduğuna değinen Dursun, buralara ilgili hocalar sayesinde geldiklerini söyleyerek kendilerine teşekkürlerini iletti.Ziyaret, öğrencilerin çiçek takdimi ve fotoğraf çekimi ile sona erdi.

14 ARA 2017

İSG öğrencileri mesleğin duayenleriyle buluştu

 Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) 1. Sınıf öğrencileri sosyal sorumluk projesi isimli dersleri kapsamında “İSG Uzmanının Kimliği ve Sorunları” başlıklı programda mesleğin duayenleriyle bir araya geldi. Nurdoğan İnci ve Hüseyin Avni Yardımcı’nın konuşmacı olarak katıldığı programda İş Sağlığı ve Güvenliği öğrencilerine meslekle ilgili nelere dikkat etmeleri gerektiği anlatıldı.İSG Anabilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Rüştü Uçan’ın destekleri ile İSG Önlisans Program Başkanı Öğr. Gör. Gamze Kağan’ın önderliğinde İSG 1. Sınıf öğrencilerinden Ümit Kırtıl, Erkan Kır, Emre Temel, Umut Uzuner, Mustafa Başar ve Hakan Elgün’ün düzenledikleri “İSG Uzmanının Kimliği ve Sorunları” isimli program Üsküdar Üniversitesi Çarşı Yerleşke Emir Nebi 2 Konferans Salonu’nda yapıldı.Proje kapsamında kendi bölümleri ile ilgili konuları bir platform da tartışabilmek amacıyla alanlarında duayen hocalar Gedik Üniversitesi öğretim görevlisi Nurdoğan İnci ve MESKA Başkanı Hüseyin Avni Yardımcı, ‘Sosyal Sorumluluk Projesi’ isimli dersleri kapsamında öğrencilerle bir araya geldi.Yrd. Doç. Dr. Rüştü Uçan’ın oturum başkanlığında ki programın açılış konuşmasını Öğr. Gör. Gamze Kağan yaptı. İSG alanında farkındalığın Türkiye’de 2012 yılında getirilen yasa ile oluştuğunu belirten Kağan, bu alanın geçmişinin olduğundan ve bu alana yıllarını veren bugünlere gelmesinde katkısı olan hocaları şimdi öğrencileriyle buluşturmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi.Akıllı ve zeki olalımAklımızın, topladığımız bilgilerin toplandığı bir arşiv, zekâmızın ise bu bilgileri kontrol eden, kullanan kişi olduğundan bahseden Nurdoğan İnci, “Aklınızı bir araba, zekânızı bir şoför gibi düşünün. Eğer bilgileriniz ne kadar doğruysa şoförlüğünüzle sık sık o bilgileri kullanarak deneyiminizi artırırsınız. İyi bir iş güvenliği uzmanı olursunuz” dedi.Güvenlik kültürü yoksunluğu işi engelliyorBugüne kadar gelmiş geçmiş milletlerin birikimlerine kültür tortusu dendiğine dikkat çeken Hüseyin Avni Yardımcı ise güvenlik kültürü olmazsa insanların işi engelleyici olabileceğinden bahsetti. Bilgisiz otorite temin edilmeyeceğini belirten Yardımcı, iş sağlığı uzmanlarının her şeyleriyle çalıştıkları kurumda başrolde olmaları gerektiklerinin altını çizdi.Katılımcıların ilgi gösterdiği programda merak edilen soruları da cevaplayan İnci ve Yardımcı’ya programın sonunda plaket taktim edildi.Program hatıra fotoğrafıyla sona erdi.

08 KAS 2017

Elektronörofizyoloji Sempozyumu’nda mesleki gelişime destek

Üsküdar Üniversitesi Elektronörofizyoloji Sempozyumu’na ev sahipliği yaptı. N Beyin Kulübü ile Sağlık, Kültür ve Spor Direktörlüğü (SKS) tarafından düzenlenen sempozyuma farklı üniversitelerden çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı. Etkinlik, Çarşı Yerleşke Emir Nebi Konferans Salonu’nda yapıldı.Elektronörofizyolojinin tarihteki gelişimsel sürecinin aktarılması ile başlayan sempozyum, Çocuk EEG’si teorik eğitim sunumunu takiben, doğru ilk yardım müdahalesi ve elektronörofizyoloji cihazlarının kullanımı sunumu ile devam etti.EEG’nin TarihiAfyon Kocatepe Üniversitesi Elektronörofizyoloji Bölümü Asistanı ve Pratik Uygulama Görevlisi Kürşat Erdoğan Zülfikar, Çocuk EEG’si ve Yeni Doğan EEG’si başlıklı sunumunda, katılımcılara öncelikle EEG’nin tarihçesini anlattı. Zülfikar, Alman Psikiyatrist Hans Berger’in kafatasını açmadan beynin ürettiği elektrik akımlarının kaydedebileceğini ve bunların bir kâğıt parçasında grafikler halinde ifade edilebileceğini, bu yeni kayıt metoduna elektroensefalogram (EEG) adını verdiğini belirtti.Türkiye’de ilk EEG çekimlerinin 1950’li yıllarda Gülhane Askeri Tıp Fakültesi’nde gerçekleştiğini ve daha sonra Hacettepe Tıp Fakültesinin ardından tüm Türkiye’ye yayıldığını belirten Zülfikar, daha sonra EEG’ye bağlı bipolar ve monopolar olarak ikiye ayrılan bağlantı metotlarını ve alt başlıklarını katılımcılar ile paylaştı.Kürşat Erdoğan Zülfikar, sunumunda Yenidoğan EEG’sinde dikkat edilmesi gereken önemli noktalara dikkat çekti. Yeni doğan EEG’sini EEG inceleme teknikleriyle örneklendiren Zülfikar, okul çağı ve ergenlik dönemi EEG incelemeleri ile ilgili verdiği bilginin ardından Çocuk EEG vaka sunumunda epilepsi hastası çocukların EEG’lerinde görülen çizgisel ritimlerle ilgili bilgilerini aktardı.Yanlış ilk yardım hastaya zarar veriyorBilinç bozukluklarında acil müdahale eğitimi vermek üzere sahneye çıkan Çiğdem Yaralı, ilk yardımda yapılması gereken öncelikli davranışları belirtirken, toplumda yanlış bilinen ilk yardım müdahalelerinin de altını çizdi. Epilepsi hastalarının kriz anında olay yerinin güvenliği sağlandıktan sonra krizin kendisini tamamlamasını beklemenin en doğru yöntem olduğunu belirten Yaralı, kitlenmiş çenenin açılmamasının ve yabancı hiçbir madde koklatılmamasının, ağızdan içecek verilmemesinin yanlış sonuçların önüne geçeceğini belirtti.Epilepsi bulaşıcı değilBilinç bozukluklarında acil müdahale eğitimi vermek üzere söz alan Elektronörofizyoloji EEG EMG Teknikeri Çiğdem Yaralı, ilk yardımda yapılması gereken öncelikli davranışları belirtirken, toplumda yanlış bilinen ilk yardım müdahalelerinin de altını çizdi. Epilepsi hastalarının kriz anında olay yerinin güvenliği sağlandıktan sonra krizin kendisini tamamlamasını beklemenin en doğru yöntem olduğunu belirten Yaralı, kitlenmiş çenenin açılmamasının ve yabancı hiçbir madde koklatılmamasının, ağızdan içecek verilmemesinin yanlış sonuçların önüne geçeceğini belirtti.Elektronörofizyoloji cihazları uygulamalı anlatıldıKonuşmacılardan Dr. Mehmet Yağmur da elektronörofizyoloji cihazlarının kullanımını öğrencilere uygulamalı olarak anlattı.Türkiye Epilepsi ve Hasta Yakınları Derneği başkanı Ebru Öztürk, epilepsinin toplumdaki bilinçsizlikten kaynaklı yanlış bilinen bir hastalık olduğunu ve bulaşıcı olmadığını, aynı zamanda her yaştan insanın her dönemde bu hastalığa yakalanabileceğini belirterek epilepsi hastalarının sosyolojik açıdan sorunlarına değindi.Sempozyumun ardından konuşmacıları katılımlarından dolayı teşekkür sertifikaları takdim edildi.

25 EYL 2017

MR Görüntüleme Teknikleri kitabı raflardaki yerini aldı

 Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Müdür Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Ozan Tekin'in yazarlığını ve editörlüğünü yaptığı “Manyetik Rezonans Görüntüleme Teknikleri ve Temel Prensipleri” kitabı çıktı. Tekin kitabında; doku manyetizasyonundan sinyal işleme sürecinde anatomik pozisyonlardan görüntüleme esaslarına, bölgesel çekimlerden kritik uygulama ayrıntılarına, MR güvenliğinden kontrast madde kullanım esaslarına kadar birçok parametre başta olmak üzere, MR görüntülemenin temellerini oluşturan tüm konular detaylı bir şekilde okuyuculara aktarıyor.Radyolojinin multidisipliner 3 ana ayağı olan, Tıp-Uygulama-Fizik konuları büyük bir titizlik ile bir araya getirmeye çalışan kitap, MR literatürüne ait Türkçe eğitim materyali boşluğunu dolduruyor.Kongre Kitabevi’nden çıkan “Manyetik Rezonans Görüntüleme Teknikleri ve Temel Prensipleri” kitabı şimdi raflarda.

08 TEM 2017

Üsküdar Üniversitesi görkemli törenle 4. mezunlarını uğurladı

 Üsküdar Üniversitesi 2016-2017 Akademik Yılı Mezuniyet Töreni, Ülker Sports Arena’da gerçekleştirdi. Ön lisans, lisans ve yüksek lisans bölümlerinden mezun 3 bin 808 öğrenciye diplomaları görkemli bir törenle verildi. Heyecanlı ve duygulu anların yaşandığı törende Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan alınlarından öperek mezun ettiği öğrencilerine “Son Ders ve Mezunlara Veda” başlıklı bir de konuşma yaptı. Törende 7 Haziran 2016 tarihinde İstanbul Vezneciler'de gerçekleştirilen terör saldırısında şehit olan Üsküdar Üniversitesi öğrencisi polis memuru Duha Beker de anıldı. Fizyoterapi bölümü öğrencileri, diplomalarını alırken bu yıl kendileriyle beraber mezun olacak Duha Beker’i de unutmadılar. “Seni unutmayacağız” yazılı pankart açan arkadaşları salonda dakikalarca ayakta alkışlandı. Üsküdar Üniversitesi, 2016-2017 Akademik Yılı sonunda ön lisans, lisans ve yüksek lisans öğrencilerini mezun etmenin sevincini ve gururunu yaşadı. Ataşehir Ülker Sports Arena’da gerçekleştirilen 4. mezuniyet töreninde 3 bin 808 öğrenci diplomalarını aldı.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Mutlaka bir amacınız ve yol haritanız olsun”Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Son Ders ve Mezunlara Veda” başlıklı konuşmasında eğitimin hayat boyu sürdüğünü belirterek önemli tavsiyelerde bulundu:“Mesleğinizi yaparken ne yaptığınız kadar nasıl yaptığınız da önemli. Özellikle sağlık alanında çalışacak mezunlarımız size danışan hasta ve hasta yakınlarını sanki ailenizin bir üyesi gibi düşünmeyi ihmal etmeyin. Üniversiteye başladığınızda bir kıvılcımdınız şimdi alev oldunuz bundan sonra bulunduğunuz yeri ısıtacak, aydınlatacak ve canlandıracaksınız. Burada öğrendiğiniz bilgileri kendinizi geliştirerek hayatınızın sonuna kadar götürmeniz önemli. Mutlaka hayatta bir hedefiniz olmalı, yaşam amacınız olmalı. Bunun için nereye gittiğinizi bilmeniz gerekiyor onun için de mutlaka bir yol haritanız olmalı. Daha iyilerden mutlaka yardım alın danışmadan karar vermeyin. Gelecek projeleriniz olmalı hedefe giderken karşınıza çıkan zorluklardan asla yılmayın. Uçurtmayı uçuran rüzgâr değil uçurtmanın rüzgâra karşı aldığı pozisyondur. O nedenle siz olaylara karşı doğru pozisyon alırsanız o pozisyon sizi uçurabilir. Doğru pozisyonu almak için ne yapacağız? Bir bilenden yardım alacağız. Kendimizi tanıyacağız, niyetimize bakacağız. Niyetimiz iyiyse ve ilkeli yaşamayı başarıyorsak iyi pozisyonu mutlaka yakalıyoruz. Bireysel fayda yerine toplumsal faydayı hedefleyen kişiler başarılı oluyor.”Törene Adnan Tanrıverdi ve Mustafa Ataş da katıldıÜniversiteden birinci, ikinci ve üçüncülükle mezun olan öğrenciler anons edilerek ödülleri takdim edildi. Törene katılan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Üsküdar Üniversitesi Mütevelli Heyeti Kurucu Üyesi Mustafa Ataş, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Adnan Tanrıverdi,  Üsküdar Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Furkan Tarhan ve Mütevelli Heyet Üyesi Fırat Tarhan, aralarında birincilerin de bulunduğu mezun öğrencilere diplomalarını verdi.Rektör yardımcılarının mutlu günüÜsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mehmet Zelka ve Prof. Dr. Muhsin Konuk da kızlarını mezun etmenin heyecanını yaşadı. Prof. Dr. Mehmet Zelka, Fen Bilimleri Enstitüsü Moleküler Biyoloji Bölüm Birincisi Meryem Kevser Zelka’ya, Prof. Dr. Konuk ise bu yıl psikoloji bölümünden mezun kızı Büşra Konuk’un diplomasını verdi.Birincilikle mezun olan öğrenciler konuşma yaptıTörende ön lisans birincisi Odyometri bölümünden Mehtap Dölen, lisans birincisi Sosyal Hizmetler Bölümünden Nurefşan Tomaç ve yüksek lisans mezunlarını temsilen Lebriz Canpoyraz Germen bir konuşma yaptı.Üsküdar Üniversitesi’nde okuyan yabancı öğrencileri temsilen de Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik bölümünden Muna Mohamed Abdalla bir konuşma yaptı. Duygu yüklü konuşmasında Abdalla zaman zaman gözyaşlarını tutamadı.Tarhan birincileri alınlarından öptüLisans birincisi Nurefşan Tomaç ve önlisans birincisi Mehtap Dölen, konuşmalarının ardından yaş kütüğüne plaka çaktı. Rektör Tarhan birinci olan öğrencilerini alınlarından öptü.Arkadaşları şehit polis Duha Beker’i unutmadıÖğrenci ailelerinin de bulunduğu 12 bin kişi mezuniyet sevincine ortak oldu. Duygusal anların yaşandığı törende 7 Haziran 2016 tarihinde İstanbul Vezneciler'de gerçekleştirilen hain terör saldırısında şehit olan Üsküdar Üniversitesi öğrencisi polis memuru Duha Beker de anıldı.Fizyoterapi bölümü öğrencileri, diplomalarını alırken bu yıl kendileriyle beraber mezun olacak Duha Beker’i de unutmadılar. “Seni unutmayacağız” yazılı pankart açan arkadaşları salonda dakikalarca ayakta alkışlandı.Sosyal Sorumluluk Özel Ödülü verildiTörende terör olaylarını protesto etmek için geçtiğimiz Ocak ayında İstanbul’dan Ankara’ya yürüyen Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ergoterapi Bölümü öğrencisi İsa Kör’e de Sosyal Sorumluluk Özel Ödülü verildi. Kör’e plaketi Üsküdar Üniversitesi Mütevelli Heyeti Kurucu Üyesi Mustafa Ataş verdi.Sürpriz evlilik teklifiTörende Tıbbi Dökümantasyon ve Sekreterlik Bölümü’nden mezun olan Musa Geyik, aynı bölümden mezun olan Ebru Cengiz’e evlenme teklif etti. Diplomalarını almak için sahneye çıkan Musa Geyik, hazırladığı pankartı açarak salondakilerin huzurunda Ebru Cengiz’e “Benimle evlenir misin?” dedi. Musa Geyik’in sürprizi karşısında şaşıran genç kız arkadaşlarının alkışları arasında kabul etti.  Törene annesi Elif Kantar’ın kucağında katılan 2,5 aylık Ahmet Emir de ilgi odağı oldu.Törende önlisans, lisans ve yüksek lisans programlarından mezun olan öğrenciler diplomalarını aldı.Bayrak ve flama teslim törenlerinin de gerçekleştirildiği programda mezun öğrencilerden Begüm Aygördü, bayrağı Mücahit Ayhan’a, flamayı ise lisans birincisi Nurefşan Tomaç, Ayça Turan’a teslim etti.Tören sonunda mezunlar Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur eşliğinde Üsküdar Üniversitesi andını okudular. Mezuniyet töreni yeni mezunların kep atmaları ile sona erdi.

25 MAY 2017

Türkiye’nin ilk baret töreni Üsküdar Üniversitesinde yapıldı.

Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Ön Lisans öğrencileri, düzenlenen baret giyinme töreniyle, mesleğe ilk adımı attı. Çarşı Yerleşke Emirnebi Konferans Salonu'nda düzenlenen törene; bölüm akademisyenleri, öğrenciler ve aileleri katıldı.Üsküdar Üniversitesi, Türkiye’de bir ilke daha imza atarak, üniversitede baret giyinme töreni gerçekleştirdi.İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü öğrencileri düzenlenen törenle baretlerini giyindi.Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Rüştü Uçan, Öğr. Gör. Gamze Kağan ve Öğr. Gör. Ömer Faruk Okuyucu'nun açılış konuşmalarının ardından başlayan törende, İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Ön Lisans öğrencileri baretlerini giyinerek sembolik olarak gelecekteki mesleklerine başlangıç yaptı.Çok yoğun katılıma sahne olan etkinlikte öğrencilerin heyecanı yüzlerine yansıdı.

12 MAY 2017

Üsküdar Üniversitesinde gönüllü itfaiyecilik eğitimi

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Acil Durum ve Afet Yönetimi ile İş Sağlığı ve Güvenliği Önlisans Programları öğrencileri Gönüllü İtfaiyecilik Eğitimi aldı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı ve Üsküdar Üniversitesi işbirliği ile gerçekleştirilen eğitimde öğrenciler; gönüllü olarak kurtarma, yangına müdahale etme, trafik kazaları ve benzeri acil durumlarda itfaiyeye yardımcı olunması için gerekli eğitimi, gönüllü itfaiyeci eğitmenleri Orhan Sönmez ve Özdemir Günday tarafından aldı.Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Rüştü Uçan, Acil Durum ve Afet Yönetimi Program Başkanı Öğr. Gör. Jale Yazgan ile İş Sağlığı ve Güvenliği Program Başkanı Öğr. Gör. Gamze Kağan başkanlığında düzenlenen programda, 30 saatlik teorik eğitim verildi. Eğitim sonunda programa katılan öğrencilere sınav yapılarak, sınav başarısına göre yine bu etkinlik kapsamında Kocaeli Büyük Şehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı bünyesindeki Kocaeli KOBİTEM’de uygulamalı eğitim verildi.Başarıyla tamamlanan eğitimin ardından gönüllü itfaiyecilik eğitmenleri Orhan Sönmez ve Özdemir Günday’a Yrd. Doç. Dr. Rüştü Uçan ve Öğr. Gör. Gamze Kağan tarafından teşekkür amaçlı fidan belgesi ve hediye takdim edildi.

24 NİS 2017

Üsküdar Üniversitesinde 23 yeni bölüm ve program açıldı!

Davranış bilimleri ve sağlık alanında Türkiye’nin ilk tematik üniversitesi olan Üsküdar Üniversitesinde yeni bölümler açıldı. Yeni bölümler arasında Çizgi Film ve Animasyon, Adli Bilimler, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler(Türkçe) ile Yazılım Mühendisliği bulunuyor.Davranış bilimleri ve sağlık alanında Türkiye’nin ilk tematik üniversitesi olan Üsküdar Üniversitesi, 4 fakülte, 5 enstitü ve 1 meslek yüksekokulu bünyesinde yeni bölümler açtı.İletişim Fakültesi’nde Çizgi Film ve Animasyon Bölümü, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi’nde Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü(Türkçe),  Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi’nde Adli Bilimler(Türkçe), Kimya-Biyoloji Mühendisliği (İngilizce), Yazılım Mühendisliği (İngilizce) bölümleri açıldı.Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde Ortez Protez ve Perfüzyon bölümleri açılırken Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) bünyesinde, Çevre Sağlığı, Çocuk Koruma ve Bakım Hizmetleri, Denizci Sağlığı, Evde Hasta Bakımı, Laboratuvar Teknolojisi, Nükleer Teknoloji ve Radyasyon Güvenliği, Sağlık Bilgi Sistemleri Teknikerliği, Sosyal Güvenlik, Otopsi Yardımcılığı bölümleri açıldı.SHMYO açılan ikinci öğretimler ise Ağız ve Diş Sağlığı, Biyomedikal Cihaz Teknolojisi, Eczane Hizmetleri, Gıda Teknolojisi, Tıbbi ve Aromatik Bitkiler bölümleri oldu.Sağlık Bilimleri Enstitüsünde ise; Dil ve Konuşma Terapisi (Tezli) Programı açıldı.

03 NİS 2017

Odyoloji öğrencileri önlüklerini giyerek mesleğe ilk adımı attı

 Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Odyoloji Bölümü öğrencileri düzenlenen törenle beyaz önlüklerini giydi. Böylece sağlık mesleğine ilk adımlarını da atmış olan öğrenciler, törende duygu dolu anlar yaşadı. Öğrencileri bu anlamlı günde, aileleri de yalnız bırakmadı. Çarşı Kampüsü Emirnebi Konferans Salonunda törene Odyoloji Bölüm Başkan Yrd. Doç. Dr. Burak Öztürk ve öğretim üyeleri de katıldı.Önlüklerini hocalarının elinden giyerek mesleğine ilk adımlarını atan öğrenciler salondakileri duygu dolu anlar da yaşattı.Öğrenciler fotoğraflarla bu özel günü ölümsüzleştirdi.

17 MAR 2017

Üsküdar Üniversitesi V. Ulusal Biyomühendislik Öğrenci Kongresi başladı

Üsküdar Üniversitesi tarafından düzenlenen Ulusal Biyomühendislik Öğrenci Kongresi beşincisi başladı. İki gün sürecek olan kongreye, 800 civarında öğrenci kayıt yaptırdı. Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonu'nda başlayan kongrenin açılış konuşmasını, Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay yaptı.Kongreye gösterdikleri yoğun ilgiden dolayı katılımcı öğrencilere teşekkür eden Uzbay, bu yıl 5. kez düzenlenen kongrenin bir bilimsek şölen olduğunu, öğrencilik döneminde katılacakları bu tip kongrelerin meslek hayatlarındaki başarı için kendilerine çok faydasını olacağını söyledi.Son 20-30 yılda 70 bin yıllık gelişim kaydettikUzbay; "Bilgi çağı baş döndürücü bir hızda ilerliyor ve gelişiyor. Tarım devrimi, sanayi devrimi gibi uzun süreli dönüşümlerle kıyasladığımızda internetin hayatımıza girmesiyle son 20-30 yılda yaşadığımız gelişme, 70 bin yılda yaşadığımızdan daha fazla. O nedenle bu kongreler çok hızlı gelişen biyoteknolojiyi yakından takip etmek ve kariyer için mesleki gelişimi sağlamak konusunda çok faydalı. Biyoteknoloji günümüzün yükselen değeri olarak dikkat çekiyor." dedi.Prof. Dr. Tayfun Uzbay'ın ardından bir açılış konuşmasını da Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan yaptı. Tarhan, artık biyoloji, tıp ve mühendisliğin içiçe girdiğini, birbirini tamamlayan bilimler haline geldiğini vurguladı.Biyoloji, tıp ve mühendislik ayrılmaz hale geldiTarhan; "Biyomühendislik yeni bir ala, çok önemli hale geldi çünkü çok hızlı gelişiyor. Diğer yandan biyoloji ve mühendislik artık birleşiyor. Neredeyse mühendis olmadan tıpta adım atamaz hale geldik. O yüzden biyomühendislere çok büyük görev düşüyor. Biyomühendislerin artık yazılım konusunda da bilgi sahibi olması gerekiyor. Onlar da küçük bir yazılımcı gibi çalışmalı, tabii ki daha üst düzeyde yazılım biliyorsa çok daha faydalı olur. Biyomühendislerin matematiksel modelleme yapabilir hale gelmesi de önemli hal almaya başladı. Çünkü tıpta sanal gerçeklik kullanılmaya başlandı. Eğer bunu yapabiliyorsanız hem iş bulma konusunda, hem de akademik kariyer tarafında çok faydası olacaktır. Tıp artık dijitalleşiyor ve nakledilebilir hale geliyor. Koku bile dijital hale çevrildi ve nakledilebiliyor. Radyo frekansları sayesinde elektromanyetik dalgalar tedavi ve bilgi iletme çalışmaları da devam ediyor. Sağlık bilimleri içinde olanların yazılım bilmesi çok önemli hale geldi artık." dedi.Kansere savaş açan bilim adamı Salih GencerKanserin, teşhis ve tedavisinde yardımcı olacak yeni bir sinyal yolağı keşfeden ve çok sayıda uluslararası ödül alan Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi, Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Salih Gencer metastatik kanserlerin erken tanı ve tedavisine dair yaptığı çalışmaları anlatan bir sunum yaptı.Yaptığı sunum ilgiyle dinlenen Gencer, Münih’te European Organization for Research and Treatment of Cancer (EORTC), National Cancer Institute (NCI) ve American Association for Cancer Research (AARC)’nin birlikte düzenlediği, 35 farklı ülkeden 3 bin bilim adamının katıldığı sempozyumda “ENA Travel Grant Award” ile ödüllendirilmiş ve hayatını kanseri yenmeye adayan adam olarak nitelenmişti.Kongre yoğun katılımla devam ediyorİki sürecek olan Üsküdar Üniversitesi V. Ulusal Biyomühendislik Öğrenci Kongresi'nde çok sayıda akademisyen ve sektör uzmanı konuşma ve sunumlar yaparak biyoteknoloji dünyasındaki en son gelişmeleri paylaşacak.Kongre, 18 Mart Cumartesi günü yapılacak 4 oturumun ardından 18.00'de sona erecek.Kongreyle ilgili daha geniş bilgi ve programa biyomuhendislik2017.uskudar.edu.tr adresinden ulaşabilirsiniz.

16 OCA 2017

Şifayı sahte otlarda aramayın!

Soğuk algınlığından zayıflamaya kadar birçok alanda ve bazı hastalıkların tedavisinde kullandığımız bitkiler ne kadar doğru? Aktarlardan 7 bitki aldık. Laboratuvarda yapılan analizler sonunda anladık ki, şifayı ya sahte ya da hatalı bitkiyle arıyoruz.Son dönemin en popüler tedavi yöntemi fitoterapi; yani bitkisel tedavi. Özellikle internette bu alanda teyide muhtaç çok fazla bilgi var. Konunun uzmanlarına neredeyse her gün yenileri ekleniyor ve televizyonlardan sürekli bitkisel kür tarifleri yapılıyor. Kimi ekranda bitkilerle zayıflama, kimi kanseri iyileştirme vaadi veriyor. Tüm bu reçetelerin kökeninde ise bitki yatıyor. Peki bitkiler ne kadar doğru? Bunu Üsküdar Üniversitesi’nde fitoterapi dersleri veren Doğal Tıp Uzmanı Şaduman Karaca’yla araştırdık.Mısır Çarşısı’na, toptancılara ve aktarlara gidip 7 bitki aldık ve anladık ki şifayı ya sahte ya da hatalı bitkiyle arıyoruz. Bunu, alanın uzman isimlerinden Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Fitoterapi ve Farmakognozi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erdem Yeşilada’nın deneyimleri de destekliyor. Yeşilada, doktora çalışmaları için aktarlardan alınan bitkilere dair sonuçları oluşabilecek tepki nedeniyle yayınlamaya çekindiklerini anlatıyor.Süs bitkisi çıktıBerlin’deki Fitoterapi Enstitüsü’nde 4 yıl fitoterapi; Patasophia Doğal Tıp Okulu’nda da 3 yıl homeopati eğitimi alan Şaduman Karaca, Almanya’da bitkisel tedavi alanında muayenehane açarak bir süre hasta baktı. Sonrasında Türkiye’ye dönerek Türkiye’nin zengin florasında çalışmalar yürüten Karaca, Üsküdar Üniversitesi’nde fitoterapi dersleri veriyor. Ancak Karaca ve öğrencilerinin en çok zorlandığı şey, Türkiye gibi endemik bitki türü cenneti bir ülkede doğru bitkiye ulaşmak. Bu yakınmanın nedenlerini pazarda araştırdık.Şaduman Karaca’yla kentin en ünlü bitki ve baharat çarşısı olan Mısır Çarşısı’ndan ve İstanbul’daki muhtelif aktarlardan fitoterapide kullanmak üzere bitki alışverişi yaptık. Mısır Çarşısı’nda girdiğimiz herhangi bir dükkandaki satıcıya “Oğulotu” olarak da bilinen Melisa (Melissa Officinialis) satın almak istediğimizi söyledik.Satıcı, bize üzerinde Melisa yazan paketlenmiş bir bitki getirdi. Açık halde satın almak istediğimizi belirtsek de görevli, Tarım Bakanlığı’nın açık baharat satışına yasak getirdiğini, o yüzden artık paketli satışların yasal olduğunu söyledi. Paketli ürünü alarak laboratuvarda incelediğimizde ise aslında satın aldığımız ürünün Melisa değil Limon Çalısı (Aloysia triphylla) olduğunu gördük.Yüzde 1’i satılabilirKaraca’ya göre iki bitkinin sadece limoni kokusu ile sakinleştirici etkisi ortak. Melisa’nın çoğunlukla sakinleştirici ve rahatlatıcı etkisi nedeniyle kullanıldığını ve limon çalısına göre çok daha kuvvetli bir bitki olduğunu anlatan Karaca, “Diğeri ise aslında bir süs bitkisi. Çok iyi aktarlarda bile Melisa otu yerine limon çalısı veriliyor halka. Fitoterapi eğitimi aldığını belirten doktorlar da televizyonlarda ‘Sakinleşmek için Melisa için’ derken elinde limon çalısını tuttuğunun farkında değil. Biz de Türkiye’de birçok bitkinin gerçeğini bulmakta sıkıntı yaşıyoruz. Şu an piyasadaki bitkilerin etken madde değer analizleri yapılsa tahmin ediyorum ki, aktarlarda satılan ürünlerin sadece yüzde 1’i satışta kalır” diyor.Kokusundan anlaşılıyorYine Mısır Çarşısı’ndan ‘Özellikle “Tıbbi papatya” (matricaria recutita) istiyoruz’ diyerek aldığımız ürünün ise laboratuvarda Rumi papatya (matricaria nobile) olduğunu anlıyoruz. Papatyayı eline aldığında ‘Resmen yol kenarından toplanmış papatya bu’ yorumunu yapan Karaca, 3 yıl önce satın aldığı tıbbi papatyayla aldığımız ürünü yan yana koyuyor. Tıbbi papatya el sürer sürmez dağılıyor ve çok keskin bir koku yayıyorken, diğer papatyada hiç koku olmaması ve çiçeğinin diğerine göre çok büyük olması dikkat çekiyor.Bitkiyi tanıyan birinin ikisi arasındaki ayrımı yapabileceğini ancak halkın ve aktarların çok büyük bölümünün bu bilgilere haiz olmadığını kaydeden Karaca, aslında her iki bitkinin de farklı kullanım özellikleri olduğunu anlatıyor: “Tıbbi papatya benim için en kutsal bitkilerden biri. Esas işlevi spazm çözücü etkisi. Rahim ve regl krampları gibi kramplar için kullanılması gerekir ve çok etkilidir. Ama televizyonlarda insanlara uykusuzluk için öneriliyor. Oysa ki hiç ilgisi yok. Uykusuzluk çeken bir insan bu öneriye kanıp gidip aktardan tıbbi papatya istiyor. Ama onu nasıl kullanacağıyla ilgili hiçbir bilgisi yok. Zaten aktardan aldığı da büyük olasılıkla rumi papatya oluyor. Uykusuzluk için onu kullanıyor ama bol bol yemek yemeye başlıyor. Çünkü o bitki iştah açıyor. Özellikle çocuklarda iştahsızlık varsa rumi papatya önerilir. Ama o kadar yanlış bilgilerle yanlış ürünler kullanılıyor ki şifa bulmak için bitkiye yönelen insanlar sağlıklarından olma tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor.”Papatyadan zehirli madde çıktıSahte veya yanlış bitkiden Prof. Dr. Erdem Yeşilada da muzdarip. Karşılaştığı örneklerden sonra aktarlara güveninin sıfır olduğunu belirten Yeşilada, “Mezuniyet çalışmalarında ve yüksek lisans ile doktora çalışmalarında aktarlardan ürünler alıp analizlerini yaptık ama bunları yayınlamadık. Bir çalışmamızda piyasadan 25 tane “Melisa” örneği aldık hiçbiri Melisa çıkmadı. Hepsi limon çalısıydı. Papatyayla ilgili doktora tezi yaptık. 25 tane aktara gidip tıbbi papatya almak istedik. Aldıklarımızın hiçbiri tıbbi papatya değildi. Hatta “rumi papatya” bile değildi. Onu verseler öpün başınıza koyun. Çünkü o da gerçek papatyadır. Verdikleri papatyanın zehirli bir türüydü. Analiz ettiğimizde bitkide karaciğerde büyüme ve karaciğer hasarına neden olacak pirozoin alkolitleri taşıyan madde çıktı içeriğinde. Mesela Hıfzısıhha’da papatya zehirlenmesi vakaları var. Sizce bu neden kaynaklı olabilir. Papatya zehirler mi? Gerçek papatyayı ben torunum doğduğunda gazını alması için verdim. Aktarlardan aldık gördük ki, içinde hiçbirinin etken maddesi bulunmadığı gibi zararlı maddelerle dolu.”Lavantada ‘kanserojen’ etkiÇarşıdan aldığımız bir diğer ürün ise lavanta(lavandula angustifolia). Lavantanın 2 çeşidini alıyoruz. Biri kapalı kutuda diğeri ise aslında tezgahta daha çok süs olarak durduğu belli olan lavantayı. Kapalı kutudakinin rengi griye yakın iken diğerinin mora yakın olması dikkat çekiyor. İkisinin de aynı tür lavanta olduğunu ancak gri olanın güneşte kurutulduğunu belirten Karaca, “Gölgede kurutulanın rengi mora yakın. Bunu süs için evlere koku vermesi amacıyla satıyorlar. Piyasada böylesini bulmak özellikle aktarlarda pek mümkün değil ama asıl doğru olan ve kullanılması gerekeni bu. Rengi mora yakın olan ve keskin bir kokusu olan lavantadan 100 birim etki alınıyorsa diğerinden ya1 birim etki alınabilecek ya da güneşe aşırı maruziyetten dolayı zararlı hale gelecek. Çünkü güneşte kurutulması kanserojen etki yaratıyor” dedi.Yanlış kullanım delirtirKaraca, lavantanın yanlış kullanımına yönelik de şu uyarıyı yapıyor;  “Çoğunlukla karaciğer detoksu için öneriliyor ama bu çok tehlikeli. Çünkü lavanta sinirleri aşırı şekilde uyaran bir etken maddeye sahip. Karaciğer yağlanmasına karşı aşırı kullanımı insanı delirtebilir. Çayını bile önermem ben. Biz daha çok lavantanın aromatik etkisiyle çalışıyoruz. Lavanta zaten aromaterapinin çıkış noktası. Yara iyileştirici, iz kapatıcı bir etkisi var. Bazıları da ‘Lavanta yağını çocuklarınıza verin, burun tıkanıklığının giderilmesine ve solunum yolunun rahatlamasına etkisi olur’ diyor. Oysa ki çok hassas bir şekilde kullanılmalı lavantanın gerçek uçucu yağı. Gerçek diyorum çünkü piyasada 10-20 liraya satılanlar gerçek lavanta yağı değil. Gerçek yağı mesela1 oda için kullandığınızda 1 damla yeterli. Bunu çocuklara verip koklayın demek, o çocukların sinir sistemlerinde istenmeyen etkilere neden olabilir. Lavantayı çok dikkatli kullanmak gerekiyor. Sarı kantaron da aynı lavanta gibi yığınsal şekilde yanlış kullanılıyor. Oysa ki felce varan etkileri var.”MİLLİYET 

05 OCA 2017

Üsküdar şehidini gözyaşlarıyla andı!

Üsküdar Üniversitesi, teröre kurban giden öğrencisi Duha Beker anısına düzenlediği törende terör şehitlerini andı. Şehidin ailesinin de katıldığı programda şehit Duha Beker’e çocukları gibi sahip çıktıklarını belirten Rektör Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Duha Beker’in ismini üniversitemizde yaşatmak istedik. Senato kararı ile Duha’nın adını verdiğimiz bu salonda yapılacak güzel işler Duha Beker’in sevap ve hayır defterine yazılacak inşallah” dedi. Duygulu anların yaşandığı programda Tarhan da konuşurken gözyaşlarını tutamadı. Üsküdar Üniversitesi, İstanbul Vezneciler’de gerçekleştirilen hain saldırıda şehit olan polis memuru öğrencisi Duha Beker anısına düzenlediği törende tüm terör kurbanlarını andı.Üsküdar Üniversitesi Güney Yerleşkesi Duha Beker Konferans Salonu’nda yapılan anma töreni saygı duruşu, İstiklal Marşı ve sonrasında İletişim Fakültesi öğrencisi, 2009 yılı Kur’an-ı Kerim Okuma dünya birincisi Kudret Arslan’ın Tilaveti ile başladı.İstanbul İl Emniyet Müdür Yardımcısı Turgay Aytepe, Üsküdar Kaymakamı Mustafa Güler ve Sultanbeyli Kaymakamı Metin Kubilay’ın katıldığı anma programında ilk olarak İstanbul Vezneciler’de 7 Haziran 2016 tarihinde terör saldırısında şehit olan fizyoterapi bölümü öğrencisi Duha Beker anısına hazırlanan özel kısa film gösterildi.Üsküdar Üniversitesi SHMYO Müdürü Prof. Dr. Şefik Dursun, Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy, Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve İstanbul İl Emniyet Müdür Yardımcısı Turgay Aytepe birer konuşma yaptı.Duha Rahat Uyusun!Üsküdar Üniversitesi SHMYO Müdürü Prof.Dr. Şefik Dursun da konuşmasında Duha Bekeri’in bundan sonra Üsküdar Üniversitesi ailesinin bir ferdi olarak anılacağını belirterek “Türkiye’nin içinde bulunduğu durum, Duha’nın birlik ve beraberliğimizin korunması, vatanımızın bölünmemesi için kendi mesleğinin gereği yaptığı güzel hizmetleri şehitlikle şehadetle taçlandırdı. Türkiye her birimizden Duha’nın kendi alanında yaptıklarını bekliyor. Öğretim üyeleri olarak, öğrencilerimiz ve çalışanlarımız olarak biz Duha’ya destek olmak amacıyla işimizi en güzel şekilde yapacağız ve kıskaca alınıp geleceğimizi yok etmek isteyen terör olayına karşı dimdik ayakta duracağız. Cukhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi bir istiklal savaşındayız. Bu savaşta her birimiz üzerine düşen görevi en iyi şekilde yerine getirecek ve bu ülkeyi böldürmeyeceğiz. Duha rahat uyusun” diye konuştu.Prof. Dr. Sevil Atasoy: “Bizi daha da vatansever hale getiriyorsunuz”Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy 28 yılda ülke genelinde 70 binin üzerine terör olayı yaşandığını, 550 polis, 5 bin askerimiz, bin 500 köy korucumuzun şehit olduğunu, 6 bin 500 vatandaşımızın da yaşamını yitirdiğini söyledi.22 yaşındaki Duha Beker’in şehit olduğu saldırının Üsküdar Üniversitesi ailesini derinden yaraladığını söyleyen Prof. Dr. Atasoy, “Bir ana kuzusu vatan evladını cennete göndererek bu milleti daha da güçlendirdiğinin farkında olmayan hainler elbet sizin de sonunuz yaklaştı.Olanca melanetinizi kustuğunuz 15 Temmuz gecesi nasıl bu halkı tek bir güç haline getirdiyseniz bu güzel evladımızı şehit etmekle size karşı olan öfkemizin büyümesinden ve bizi daha da vatansever hale getirmekten başka bir işe yaramıyorsunuz” dedi.Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Duha Beker’in ismini yaşatacağız”Konuşmakta zorluklar yaşayan, zaman zaman gözyaşlarını tutamayan Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, asker ve polislerin görevlerini yaparken kendilerini feda etmeye hazır olduklarını belirterek “Duha da vazifesini yaparken şehit oluyor. Şehitlik aslında ölüm değil. Cenabı Allah ‘Şehit olanlara ölü demeyiniz, onlar hayattadır ve uyumuyorlardır’ diyor.Onlar bizi görüyor ama biz onları görmüyoruz. İnsanın en büyük sermayesi hayat sermayesidir. Hayat sermayesini riske edebilmek askerlik ve polislik mesleğinde vardır. Şehitlik o yüzden peygamberlikten sonraki en büyük makamdır çünkü kişi en büyük sermayesini riske ediyor. Şu anda burada konuşuyorsak onlar sayesinde” dedi.Üsküdar Üniversitesi olarak şehit Duha Beker’e çocukları gibi sahip çıktıklarını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Duha Beker’in ismini üniversitemizde yaşatmak istedik. Senato kararı ile Duha’nın adını verdiğimiz bu salonda yapılacak güzel işler Duha Beker’in sevap ve hayır defterine yazılacak inşallah” dedi.Turgay Aytepe: “Elbirliğiyle problemlerimizin üstesinden geleceğiz”İstanbul İl Emniyet Müdür Yardımcısı Turgay Aytepe de herkesin bu vatanın evladı ve bu toplumun bir parçası olarak birtakım sorumluluklar taşıdığını belirterek “Bu sorumluluklarımızı kimimiz doktor hemşire kimimiz asker, polis mühendis ve öğrenci olarak yerine getiriyoruz. Kimimiz bu görevlerimizi yerine getirirken bu vatan borcunu kahramanca canlarıyla ödemekteler.Bu kahramanlardan biri de Üsküdar Üniversitemizin bu salona ismini verdiği Duha Beker kardeşimizdi. Ülkemiz uzun süredir sıkıntılı süreçlerden geçmektedir. Siyasi, ekonomik, sosyal ve asker olarak gayrı nizami bir harp içerisindeyiz ama inancım odur ki el ele, gönül gönüle elbirliğiyle problemlerimizin üstesinden gelerek mutlu ve huzurlu günlere erişeceğiz” diye konuştu.Duygusal anlar yaşandıAnma törenine Duha Beker’in annesi Emine, kız kardeşi Elmaziye ve kardeşi Melik Beker ve amcası Hayrettin Beker de katıldı. Duygusal anların yaşandığı törende Beker ailesi, çocuklarının ismini yaşatan Üsküdar Üniversitesi’ne teşekkür etti.Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Beker ailesine teşekkür plaketi verdi.Duha Beker’in hayatını anlatan filmin gösterimi sırasında salonda bulunanlar gözyaşlarını tutamadı.Programın sonunda şehit Beker’in sınıf arkadaşları Beker ailesine sarılarak onları teskin etti.Üsküdar Üniversitesi Senatosu aldığı kararla şehit öğrencisi Duha Beker’in adını tüm şehitleri unutmamak ve onları sonsuza dek yaşatmak adına Üsküdar Üniversitesi Güney Kampüsü Konferans Salonu’na vermişti.

30 ARA 2016

Üsküdar’da müzik coşkusu

Üsküdar Üniversitesi Çarşı Yerleşkesi Emir Nebi Konferans Salonu'nda düzenlenen "Üsküdar'da Müzik" etkinliğe müziksever akademisyen ve öğrenciler katıldı. Aslıhan Çiçek, Emre Göksal, Gökhan Metin, Zeynep Birinci, İlkan Selvi'nin katılım ve sunumlarıyla renklenen programa öğrencilere yoğun ilgi gösterdi.Romantik ve duygusal şarkılarla başlayan program, kemençe ustası İlkan Selvi nameleriyle öğrencilerin gönül sazına dokundu.Programın sonuna doğru hareketli parçaların başlamasıyla salonun enerjisi yükseldi, öğrenciler de sahneye çıktı ve keyifli anlar geçirdi.Katılımcılar yeni yıl öncesi gönüllerince eğlendi.

23 ARA 2016

Rektörle Buluşmalar devam ediyor

Üsküdar Üniversitesinin öğrenci ve yönetim diyaloğuna geliştirmeye yönelik çalışması olan "Rektörle Buluşmalar" devam ediyor. Buluşmaların 2'inci gününde iki oturum düzenlendi.Çarşı Yerleşkisi Emirnebi 1 Konferans Salonu'nda yapılan buluşmaların ilkine; Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Konuk ve Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur ile Sağlık Bilimleri Fakültesi öğrencileri katıldı.Öğrencilerin istek ve önerilerini paylaştığı toplantıya katılım oldukça fazlaydı.Buluşmaların ikincisi de yine Emirnebi 1 Konferans Salonu'nda yapıldı.  Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Prof. Dr. Muhsin Konuk ile Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokul Müdürü Prof. Dr. Şefik Dursun SHMYO öğrencileri ile buluştu.Öğrenciler, okul ve bölümle ilgili isteklerini Rektör Prof. Dr. Nevzat Tarhan ile paylaştı.  Öğrencilerin istek, talep ve önerileri her iki oturumda dikkatle dinlendi.  

12 ARA 2016

Üsküdar Üniversitesi Senatosu’ndan terörü kınama (2016-12-12)

Üsküdar Üniversitesi Senatosu, cumartesi akşamı İstanbul Beşiktaş'ta Vodafone Arena yakını ve Maçka Parkı'nda gerçekleştirilen hain saldırıyı kınadı. ‘Şehitlerimize yüce Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve milletimize başsağlığı, yaralılarımıza acil şifalar’ ifadelerinin yer aldığı açıklamada ‘Bugün, dünden daha çok teröre karşı güçlü daha kararlı ve daha yüksek bir azimle mücadele ve kararlılık içinde olacağımızı kamuouyuna ifade ederiz’ dendi.Üsküdar Üniversitesi Senatosu, 10 Aralık Cuma akşamı İstanbul Beşiktaş’ta gerçekleştirilen çifte bombalı saldırının ardından yayımladığı kamuoyuna duyuruda şu ifadelere yer verdi:“ KAMUOYUNA DUYURUDefalarca kitlesel terör eylemlerine kalkışan bu menfur odaklar ne millitimizi bölmeyi başarabildiler ne de teröre karşı dik ve kararlı duruşumuzda bir zaaf göstermimize yol açtılar. Bugün, dünden daha çok teröre karşı güçlü daha kararlı ve daha yüksek bir azimle mücadele ve kararlılık içinde olacağımızı kamuouyuna ifade eder, bu hain saldırıyı bir kez daha lanetlerken, şehitlerimize yüce Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve milletimize başsağlığı, yaralılarımıza acil şifalar dileriz.ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ SENATOSU”

25 KAS 2016

Çocuk ve aile sorunları konuşuldu.

Üsküdar Üniversitesi Küreselleşme ve Gençlik Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi önemli bir konuyu masaya yatırdı. “Küreselleşen Dünyada Çocuk ve Aile Sorunları” başlıklı seminere konuşmacı olarak Adli Bilimler Uzmanı Oben Südütemiz katıldı.Üsküdar Üniversitesinin gündeminde bu hafta “Küreselleşen Dünyada Çocuk Ve Aile Sorunları” vardı.Üsküdar Üniversitesi Çarşı Yerleşke, Emir Nebi konferans salonunda gerçekleştirilen seminere konuşmacı olarak Adli Bilimler Uzmanı Oben Südütemiz katıldı.Küreselleşme ve Gençlik Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi ve Sosyal Hizmet kulübünün düzenlediği seminere öğrencilerin ilgisi yoğundu.Öğrencilerin konuyla ilgili sorularını da cevaplayan Südütemiz, önemli paylaşımlarda bulundu.Südütemiz konuşmasında “Çocuğun yaşam ve gelişme hakkı çok önemlidir, asla ve asla engellenemez” vurgusu yaptı.

11 KAS 2016

Tekin, Türkiye'nin 2020 Dünya Radyoteknoloji Kongresine adaylık sunumunu yaptı.

Üsküdar Üniversitesi SHMYO Öğretim Üyesi ve Türk Medikal Radyoteknoloji Derneği Eğitim ve Bilim Komisyonu Başkanı Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Ozan Tekin, Sağlık Bakanlığı’nın davetlisi olarak “Sağlıkta Kalite ve Akreditasyon” isimli eğitim programına katıldı. Tekin, programda “Radyoloji ve Nükleer Tıp Ünitelerinde Radyasyon Faktörü" başlıklı bir eğitim verdi. Tekin, sağlık yöneticilerinin katıldığı programda ayrıca “Doz Optimizasyonu”, Protokoller”, “Hasta ve Çalışan açısından Radyasyon Güvenliği” gibi konularda de bilgiler sundu. 160 kişinin katıldığı eğitim sonunda Sağlık Bakanlığı Sağlıkta Kalite ve Akreditasyon Daire Başkanlığı, Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Ozan Tekin’e Teşekkür Plaketi verdi. Dünya Radyoteknoloji Kongresi’nin 2020 Türkiye adaylık sunumunu Tekin yaptı.Tekin öte yandan Güney Kore’de düzenlenen Dünya Radyoteknoloji Kongresi’nde, 2020’deki kongrenin Türkiye’de gerçekleşmesi için adaylık sunumu yaptı. Tekin, Dünya Radyoteknoloji Kongresi’nde Türk delegasyonunda yer aldı. Güney Kore’nin başkenti Seul’da 20-22 Ekim 2016 tarihleri arasında düzenlenen Kongre’de ISRRT2020 Dünya Kongresi için Türkiye’nin adaylık sunumunu yapan Tekin kongrede ayrıca “Peripheral Angiography by Using Low Dose and Low Contrast”, “An Overview if Radiological Educational Activities in Turkey and Contributions of Turkish Society of Medical Radiotechnology” ve “Application of Monte Carlo Method for Radiological Studies and Basic Principles” başlıklı sunumlarını tüm dünyadan gelen uzmanlarla paylaştı.

07 KAS 2016

Yrd. Doç. İbrahim Şahbaz: “Optometristin Genel Tıp Eğitimi Olmalı”

İstanbul Ticarete Odası Gözlükçülük Meslek Komitesi’nin düzenlediği Optometri Toplantısı yapıldı. Optometri’nin Türkiye’ye gelmesi durumunda sektöre ve toplum sağlığına katkılarının neler olabileceğinin ele alındığı toplantıya Üsküdar Üniversitesi’nden Optisyenlik Programı Başkanı Yrd. Doç. Dr. İbrahim Şahbaz da katıldı. Gözler hastalıkların aynasıdır diyen Şahbaz, optometrist eğitimine dikkat çekti.İstanbul Ticaret Odası Gözlükçülük Meslek Komitesi’nin düzenlediği optometri başlıklı toplantı Ticaret Odası’nda gerçekleştirildi. Optometri başlıklı toplantıda Optometri’ nin Türkiye ye gelmesi durumunda sektöre ve toplum sağlığına katkılarının neler olabileceği, bu nedenle Optometri’ nin ülkemize gelmesinin ne kadar doğru olduğu gibi birçok konu masaya yatırıldı. İlginin yoğun olduğu toplantıya optisyenlik eğitimi alan üniversite öğrencileri de katıldı. Toplantıya konuşmacı olarak Üsküdar Ünivresitesi Optisyenlik Programı Başkanı Yrd. Doç. Dr. İbrahim Şahbaz da katıldı. Şahbaz yaptığı konuşmasında optometristlerin eğitimine vurgu yaptı.Optometristin genel tıp eğitimi olmalıTürkiye’nin illerinde yeterli sayıda göz doktoru bulunduğuna, optometristlerin genel tıp eğitimi almış olmasının zorunluluğuna dikkat çeken Şahbaz sözlerini şu şekilde sürdürdü:“Gözler hastalıkların aynasıdır. Mesela göz doktoru muayenede hastasının beyin, kalp, bağırsak hastalıkları varsa bunu gözlerden anlar. Bu nedenle göz muayenesi yapan kişi donanımlı, doktor olmak zorundadır ve bu nedenle de optometristler tıp eğitimli olmalıdır.Refraksiyon kusurlarını anlamaya indiremeyiz konuyu. Pratisyen hekimlerimize optik cihaz ve refraksiyon eğitimi verebiliriz. Kendi ülkemizin gerçeklerine göre en güzelini yapmalıyız, başka ülkelerinin gerçeklerine göre değil. Optometri uzmanı, optisyen ve göz hekimi ayrı ayrı branşlaşmalı, birbirlerinin sahasına girmemeli.”Günün sonunda konukların görüşlerinin de alındığı Toplantı, birlikte çekilen fotoğraf ile sona erdi.

09 EYL 2016

Uluslararası Fizik Kongresine Üsküdarlı Öğrencilerden Çıkartma!

Üsküdar Üniversitesi, 32. Uluslararası Türk Fizik Derneği Kongresi’ne lisans düzeyinde 15 çalışma ile katıldı. Böylece Üsküdar Üniversitesi öğrencileri kongreye en çok çalışmayla katılan üniversite oldu.Üsküdar Üniversitesi Medikal Radyasyon Uygulama Araştırma Merkezi’nin (ÜSMERA) Mühendislik Fakültesi lisans öğrencileri ile beraber yaklaşık 6 aydan bu yana hazırladığı çalışmalar, 32. Uluslararası Türk Fizik Derneği Kongresi’nde “Radyoloji, Nükleer Tıp, Medikal Fizik” başlığı altında sunuldu.Üsküdar Üniversitesi, kongreye en çok çalışmayla katılan üniversite oldu. Medikal Radyasyon Uygulama Araştırma Merkezi araştırmacılarından Tuğba Manici, Elif Ebru Altunsoy ve Mühendislik Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü öğrencilerinden Ayşe Özdemir, Melin Fındıklı, Furkan Düzyol, Merve Yıldız, Büşra Demirkan ve Elif Ayşe Kaçar’ın toplamda 15 çalışma ile kongreye katıldı.ÜSMERA Müdürü Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Ozan Tekin, lisans öğrencilerinin ÜSMERA Araştırma Merkezi ile gerçekleştirdiği çalışmalarının uluslararası saygın bir kongrede değer bulmasının, öğrencilerin lisansüstü eğitimlerine şimdiden yapılmış büyük bir yatırım olduğunu vurguladı.  Üsküdar Üniversitesinin lisans düzeyinde oldukça geniş bir katılımla Kongre’ye katıldığını belirten Tekin, söz konusu çalışmaların öğrencilerin bilimsel anlamda bir çalışmanın başından sonuna nasıl yürütüldüğünü öğrenmeleri ve perspektiflerini genişletmelerinde önemli katkı sağladığını söyledi.

28 TEM 2016

Üsküdar Üniversitesinden 5 yeni bölüm...

Davranış bilimleri ve sağlık alanında Türkiye’nin ilk tematik üniversitesi olan Üsküdar Üniversitesi, yeni açılan bölümleriyle adaylara alternatifler meslekler sunuyor. Üniversite açtığı 5 yeni bölüm ile 4 fakültede toplam 27 bölüme, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulunda ise 29 bölüme ulaştı.Üsküdar Üniversitesi, davranış bilimleri ve sağlık alanında ihtiyaç duyulan uzman ve personel yetiştirmek amacıyla çalışmalarını sürdürüyor.Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde; Halkla İlişkiler, Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde; Beslenme ve Diyetetik, Ebelik bölümleri ile Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu’nda; Patoloji Laboratuvar Teknikleri, Acil Durum ve Afet Yönetimi programları açıldı.Üsküdar Üniversitesi, yeni açılan bölüm ve programlarla 4 fakültede toplam 27 bölüme, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu’nda da 29 programa ulaştı.2016-2017 Akademik Yılı’na yeni bölümlerle büyüyerek ve daha da güçlenerek hazırlanan üniversite, kadro olarak da büyürken alanında deneyimli uzman kadrosuyla eğitim sınırlarını genişletiyor.Meslek ve Üniversite seçimine dair Üsküdar Üniversitesi tercih ve tanıtım günleri 5 Ağustos’a kadar devam ediyor.

11 TEM 2016

Üsküdar Üniversitesi adaylara yol gösteriyor!

LYS sonuçlarının 18 Temmuz’da açıklanması bekleniyor, sonrasında da tercih dönemi başlayacak. Hayatlarının en önemli kararını verecek gençlerin 26 Temmuz-2 Ağustos 2016 tarihleri arasında istedikleri bölüm, şehir ve üniversiteyi tercih etmesi gerekiyor. Üsküdar Üniversitesi Altunizade Yerleşkesi’nde başlayan Tercih ve Tanıtım Günleri’nde adaylara meslek seçimi konusunda bilgi veriliyor. Adayları öğrenciler karşılıyor…Kişinin yaşamında önemli dönemlerden biri olan üniversite ve bölüm seçimleri sağlıklı yapılmadığında kişi için telafisi mümkün olmayan kayıpları beraberinde getirebiliyor. LYS sonuçlarının 18 Temmuz’da açıklanması bekleniyor, sonrasında da zorlu bir süreç, tercih dönemi başlayacak. Üniversite adayları, 26 Temmuz – 2 Ağustos 2016 tarihleri arasında tercihlerini yapacak.Üsküdar Üniversitesi, bu dönemde adaylara yol göstermek amacıyla tercih ve tanıtım günlerine başladı. 11 Temmuz – 5 Ağustos tarihleri arasında Altunizade başta olmak üzere diğer yerleşkelerde Üsküdar Üniversitesi’nin deneyimli akademik kadrosu, adaylara meslek seçimi ile ilgili bilgiler veriyor. Üsküdar Üniversitesi eğitim uzmanı-tercih danışmanı Ece Tözeniş ve Ahmet Alkayış ile birlikte çok sayıda tercih danışmanı da adaylara yol gösterecek.Kararsız gençlere Kariyer Testi Üsküdar Üniversitesi, seçeceği meslek konusunda kararsız kalan adaylara kariyer testi imkânı da sunuyor.“Holland Meslek Tercihi Puanlama Cetveli” olarak da bilinen Kariyer Testi, 90 sorudan oluşuyor. Adayların sorulara verdiği “hoşlanırım” ya da “hoşlanmam” yanıtı adayların kişilik tipini ortaya çıkarıyor.“Gerçekçi”, “Araştırıcı”, “Artistik”, “Sosyal”, “Girişimci” ve “Geleneksel” olarak belirlenen tiplerin belirgin özelliklerinin öne çıktığı Kariyer Testi’nde bu tiplere uygun etkinlikler ve tipik meslekler anlatılıyor.Kariyer Testi, seçeceği meslekle ilgili karar vermekte zorlanan adaylara ilgi duydukları alan konusunda yardımcı olmayı amaçlıyor.Meslek seçiminde halen kararsızlık yaşayan gençler Kariyer Testi’ne ulaşabilir.Kariyer Testi İçin

24 HAZ 2016

Patoloji Laboratuvar Teknikerleri Üsküdar Üniversitesinde yetişecek!

Türkiye’nin ilk tematik üniversitesi olan Üsküdar Üniversitesi, sağlık alanında bünyesine yeni programlar katmaya devam ediyor. İnsan sağlığını etkileyen biyolojik, toplumsal, ruhsal alanlarda projeler üreterek bilime ve toplumsal gelişmeye ivme kazandırma misyonuyla hareket eden üniversite, sektörde ihtiyaç duyulan Patoloji Laboratuvar Teknikerliği programını açıyor.Üsküdar Üniversitesi, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu(SHMYO) bünyesinde açacağı yeni programıyla sağlık alanındaki ivmesini yükseltmeye devam ediyor. Patoloji Laboratuvar Teknikerliği 2 yıllık bir program olup, mezuniyet sonrasında doğrudan patoloji ve histoloji laboratuvarlarında çalışabilecek nitelikte laboratuvar teknisyenlerini yetiştirmeyi hedefliyor.Programa ilişkin bilgi veren Üsküdar Üniversitesi SHMYO Müdürü Prof. Dr. Besti Üstün, bölümün müfredatında bu konuya temel oluşturacak genel bir tıp nosyonunu kazandıracak olan anatomi, fizyoloji, histoloji, biyokimya, genel patoloji gibi derslerin verildiğini söyledi.  Prof. Dr. Üstün, bu derslerin yanı sıra da öğrencilere özellikle ikinci dönemden itibaren ağırlıklı olarak histoteknoloji, sitoteknoloji, immünhistokimya teknikleri, moleküler patoloji teknikleri, patoloji laboratuvar teknikleri uygulamalı derslerini görerek teorik ve pratik olarak bu alanda yetkin kılınmalarının amaçlandığını kaydetti.Prof. Dr. Besti Üstün şunları söyledi:Programın eğitim hedefleri arasında patoloji laboratuvarının öncesi, sırası ve sonrasındaki tüm işlemleri bilen, gerekli işlemleri uygulayabilecek bilgi/beceriye sahip, patoloji laboratuvarının kalite kontrol ve güvencesini bilen, geliştiren ve denetleyebilen; araştırma patolojisi hakkında bilgi ve becerisi olan; sağlık alanındaki gelişmeleri izleyen ve dolayısıyla ayırdında olan teknikerler yetiştirmek yer alıyor.Patoloji teknikerleri nerelerde çalışabilir?Patoloji teknikerliği programından mezun olan öğrenciler Üniversite, devlet ve özel hastanelerin patoloji laboratuvarları, özel patoloji laboratuvarları, Adli Tıp Kurumu Patoloji Laboratuvarları, Tıp Fakültesi Histoloji Laboratuvarları, Moleküler Patoloji Laboratuvarlarında çalışabilecekler.

23 HAZ 2016

Acil Durum ve Afet Yönetimi uzmanları yetişecek…

Türkiye bir deprem bölgesi, her an her yerde büyük depremler olabilir. Bu nedenle olası acil durum ve afetlerde yetişmiş insan gücü toplum için yaşamsal önem taşıyor. Sağlık ve sosyal alanlarda farkındalık oluşturmayı amaçlayan Üsküdar Üniversitesi de, afet yönetimi alanında yeni açacağı ön lisans programında uzman, donanımlı ve girişimci elemanlar yetiştirmeyi hedefliyor.Türkiye’nin depremler gibi doğal afetler için risk taşıyan coğrafi bir bölgede olması nedeniyle, bir afet durumunda inisiyatif alacak iyi yetişmiş insan gücüne olan gereksinimi toplum için yaşamsal önem taşıyor. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Müdür Prof. Dr. Besti Üstün şu değerlendirmelerde bulundu.Acil Durum ve Afet Yönetimi programının amacı da deprem, sel, çığ, heyelan gibi afetlerin öncesinde eğitim, bilinçlendirme, proje geliştirme gibi önlemleri almak; afet olması durumunda ise koordinasyon başta olmak üzere her türlü kayıp azaltıcı faaliyeti yapmaya ve yönetmeye mesleği ile ilgili bilgi ve beceri ile donanıma sahip, yenilikçi, araştırmacı ve girişimci elemanlar yetiştirmektir.Bu program, öğrencilere acil durum ve afet yönetimi anlayışı sağlamanın yanı sıra onların çözümleyici ve iletişim becerilerini ilerletmeye ve onları yangın güvenliği, tahliye, afet öncesi planlama ve yasal dayanaklar da içinde olmak üzere çeşitli kariyer yollarında geliştirmeye yöneliktir.Bu programı başarıyla tamamlayan öğrenciler, Acil Durum ve Afet Yönetimi önlisans derecesi almaya hak kazanmakta. Mezunlar Acil Durum ve Afet Yönetimi Teknikeri unvanını alacakBölümden mezun olan öğrenciler, afet öncesinde eğitim, bilinçlendirme, proje geliştirme gibi önlemleri alabilecek, afet olması durumunda da koordinasyon başta olmak üzere her türlü kayıp azaltıcı faaliyeti yapabilecek ve yönetebilecek, afetlerde kriz masası sorumluluğu üstlenebilecek, kendisine bağlı sivil savunma birimlerini eğitip yönetebileceklerdir. Her şartta arama ve kurtarma çalışmalarını organize ederek, sevk ve idaresini üstlenebilecek, gerektiğinde görev yaptığı bölgede yaşayan tüm insanlara arama- kurtarma ve hayatta kalma konularında periyodik olarak eğitim verebileceklerdir. Böylece kurumların ve kişilerin tehlikelere, afetlere ve doğal zararlara karşı proaktif hazırlık yapabilir hale gelmelerini sağlayabilecekler.Çalışma alanı geniş bir meslek imkanıAcil Durum ve Afet Yönetimi programından mezun olanlar, kazandıkları yeterlilikler doğrultusunda; Afet ve Acil Durum Başkanlığına bağlı il müdürlüklerinde, Afet Yönetim ve Koordinasyon Merkezleri’nde, itfaiye teşkilatlarında, sivil savunma arama ve kurtarma birliklerinde, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarında afet yönetimiyle ilgili alanlarda, kamu kurum ve kuruluşları (hastane, okullar vb.) ile yerel yönetimlerin ilgili birimlerinde, uluslararası kuruluşlarda afet yönetimiyle ilgili organizasyonlarda çalışma imkânı bulabilirler.

21 HAZ 2016

Üsküdar Üniversitesi Ailesi Geleneksel İftar Yemeğinde Buluştu…

Üsküdar Üniversitesi ailesi geleneksel hale getirdiği iftar buluşmalarının birini daha gerçekleştirdi. Hilton Kozyatağın’da gerçekleştirilen programda çok sayıda Üsküdar Üniversitesi çalışanı bir araya geldi. Samimi bir ortamda gerçekleştirilen yemekte Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan Ramazan’ın önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Birlik, beraberlik, dayanışma ve paylaşmanın önemli olduğu bir ayda bir araya gelmenin huzurunu yaşadığını belirten Tarhan, aile üyelerinin yaklaşan bayramlarını da tebrik etti.Üsküdar Üniversitesi’nin geleneksel hale getirdiği iftar programı bu yıl da Hilton Kozyatağı’nda yoğun katılımla gerçekleştirildi.Yemeğe Mütevelli Heyeti Başkanı Furkan Tarhan, Mütevelli Heyeti Üyesi Fırat Tarhan, Genel Sekreter Selçuk Uysaler, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Zelka, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Konuk, Rektör Danışmanı Halide İncekara, Fakültelerin dekanları ile akademik ve idari personel ve aileleri katıldı. Samimi bir ortamda gerçekleştirilen iftar buluşmasında aile üyelerine seslenen Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bu anlamlı buluşmaya katılan herkese teşekkürlerini sunarak, aynı sofranın etrafında bir arada bulunmaktan mutluluk duyduğunu kaydetti.Ramazan ayının önemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tarhan, bu ayın insanın arınmasında, kendini bulmasında çok önemli bir dönem olduğunun altını çizdi. Ramazan’ın psiko­lojik arınma dönemi, manevi yıkanma dönemi, insanın kötü huylarından, kötü alışkanlıklarından arınma iyi ve güzel şey­lere niyetlendikleri bir ay olduğunu belirten Tarhan bu ayın aynı zamanda aile bağlarını güç­lendiği, bütün kötü huylarından arınmaya vesile olduğunu da vurguladı.Bir araya gelmenin mutluluğu ve huzurunu yaşadığını ifade eden Tarhan, Üsküdar Üniversitesi ailesinin günden güne büyüdüğünü, 700 öğrenci ile başlanılan yolda bugün 10 binin üzerine çıkıldığını söyledi.“Bu mübarek akşamda sizlerle birlikte olmaktan ve aynı iftar sofrasında bulunmaktan duyduğum mutluluğu bir kez daha ifade etmek istiyorum” diyen Tarhan, katılımcılara teşekkür etti.Üsküdar Üniversitesi ailesinin üyeleri de günün anlam ve önemine ilişkin görüşlerini gecede paylaştı.İftar buluşmasında bir de sürpriz yaşandı. Üsküdar Üniversitesi için hazırlanan tanıtım videosu da ilk kez bir arada seyredildi.

16 HAZ 2016

KPSS'de Üsküdar Üniversitesi Başarısı...

Davranış Bilimleri ve Sağlık alanında eğitim sunan Üsküdar Üniversitesi 2016 mezunları diplomalarını alarak iş hayatına adım attılar. Güçlü akademik kadrosu, son teknolojilere uygun altyapısı ve multidisipliner bir eğitim anlayışı ile öğrencilerini hayata hazırlayan Üsküdar Üniversitesi mezunlarının son gösterdikleri başarıları gurur kaynağı oldu.Sağlık Bakanlığı KPSS personel alımı kapsamında atanan teknikerlerden 12 tanesi Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) mezunu arasından gerçekleşti. Sağlık Bakanlığı Türkiye genelinde, 2015 yılı Haziran ayında yapılan ilk atamalardan bugüne kadar toplam 25 Elektronörofizyoloji Teknikeri’nin atamasını yaptı. Bu 25 kişilik kontenjanın 12’sini Üsküdar Üniversitesi öğrencileri oluşturdu.Eğitim anlayışı ile öğrencilerini hayata hazır bir şekilde mezun ettiklerini belirten Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) Müdürü Prof. Dr. Besti Üstün konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede; “Eğitim kalitemiz ve öğrencilerimizin başarıları katlanarak devam ediyor. Öğrencilerimizi son teknolojilere uygun olarak hem teorik hem de uygulamalı eğitim ile hayata hazırlıyoruz. KPSS sınavlarına yoğun katılım oluyor. Bizim öğrencilerimizin bu kadar katılımcı arasından aldıkları puanla dereceye girmeleri ve atamalarının yapılmalarından dolayı tüm öğrencilerimizle gurur duyuyoruz. ” dedi. 

15 HAZ 2016

Millilerimizin Fizyoterapisti Üsküdar Üniversitesi’nden…

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Araştırma Görevlisi Mahmut Çalık, Nisan 2015’te Tekerlekli Sandalye Basketbol Erkek A Milli Takım kampına “Fizyoterapist” olarak davet edildi. 2015’te İngiltere’de düzenlenen Avrupa Şampiyonası’nda milli takım fizyoterapisti olarak kafilede yer alan Çalık, 2016 Rio Paralimpik Oyunları kapsamında özel turnuva ve kamplar süresince milli takım fizyoterapisti olarak görevlendirildi.  Üsküdar Üniversitesi millilerimizin yanındı.Tekerlekli Sandalye Basketbol Erkek A Milli Takımı 7-18 Eylül 2016’da Brezilya’nın Rio kentinde gerçekleşecek olan Paralimpik Oyunları kapsamında çalışmalarını tüm hızıyla sürdürüyor. 2015 yılında İngiltere’nin Birmingham şehrinde gerçekleşen Avrupa Şampiyonası’nda final oynama başarısını gösteren milli takımımız Avrupa ikincisi olarak “2016 Paralimpik Oyunları”na katılma hakkı elde etti.2009, 2013 ve 2015 yıllarında Avrupa Şampiyonalarında üç kez Avrupa ikincilik kupasını Ülkemize kazandıran milli takımımız 2014 yılında da Dünya Şampiyonasında Dünya üçüncüsü olmuştu. Paralimpik Oyunlarına tarihinde ilk kez 2012 Londra Paralimpik Oyunlarına katılan millilerimiz, 2016 Rio Paralimpik Oyunlarına da katılarak arka arkaya iki paralimpik oyuna katılma başarısı gösterecek.Süper Lig’in sona ermesiyle birlikte hazırlık kamplarına başlayan milli takımımız, 17-26 Mayıs tarihleri arasındaki İstanbul kampının hemen ardından 26 Mayıs-2 Haziran tarihleri arasında Kanada’da özel bir turnuvaya katıldı. Takım, çalışmalara 15-30 Haziran’da İstanbul’daki kamp ve “Garanti Cup” turnuvasıyla devam edecek. Ardından temmuz ayı içerisinde Amerika, Almanya ve Hollanda’da gerçekleştirilecek olan özel turnuvalara katılacak. Ağustos’ta da çalışmalarını kamp ve özel turnuvalarla devam edecek takımımız, Ağustos sonunda Rio’ya hareket edecek ve ülkemiz adına madalya için mücadele edecek.Nisan 2015’te Tekerlekli Sandalye Basketbol Erkek A Milli Takım kampına “Fizyoterapist” olarak davet edilen Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Araştırma Görevlisi Mahmut Çalık, devam eden kamp ve özel turnuvalarda milli takım kampına katılıp, 2015’te İngiltere’de düzenlenen Avrupa Şampiyonası’nda milli takım fizyoterapisti olarak kafilede yer aldı. Çalık, 2016 Rio Paralimpik Oyunları kapsamındaki yukarıda belirtilen özel turnuva ve kamplar süresince milli takım fizyoterapisti olarak görevlendirildi.  

13 HAZ 2016

Üsküdar Üniversitesi, mezunlarına “Senin Hikâyen Şimdi Başlıyor” filmiyle seslendi…

İstanbul Ataşehir Ülker Sports Arena’da gerçekleştirilen Üsküdar Üniversitesi 2015-2016 Akademik Yılı Mezuniyet Töreni’nde ön lisans, lisans ve yüksek lisans programlarından 2 bin 500 öğrenci mezun oldu.Türkiye’nin ilk tematik üniversitesi olan Üsküdar Üniversitesi, 2016 Akademik Yılı sonunda ilk lisans mezunlarını verdi. Ataşehir Ülker Sports Arena’da gerçekleşen ve yaklaşık 10 bin kişinin katıldığı Üsküdar Üniversitesi, 2016 Mezuniyet Töreni’nde öğrencilerine özel olarak Mapping yöntemi ile bir  film hazırladı. Film ile geleceğe hazırladığı mezunlarına “Senin hikâyen asıl şimdi başlıyor!” diyerek seslendi.Film’de yer alan ve mezunlara son tavsiye niteliğinde dikkat çeken her bir söz öğüt niteliğindeydi…Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan tarafından kaleme alınan o öğütler; Geleceğini planlaHayal etmekten korkmaBaşarı için zorluklara tahammül etEstetik değerlerin olsun. Güzelliği takdir et.Etik değerlerin olsun. İnsanlığa değer ver.İnsanı insan yapan değerleri hiç kaybetme. Yenilikçi ol. Yeni deneyimlere açık ol. Risk almaktan çekinme.Yelkenli gemi gibi değil, buharlı gemi gibi ol, başkası seni yönlendirmesinÖzgür olSosyal sermayeni biriktirTek rakibin sensin. Cesur ve özgüven sahibi ol.Hak ve sorumluluk dengeni koruAdil ve demokrat olİsimsiz iyilikler yapİyilikle alçak gönüllüğü birleştirPozitif düşünZorluklardan yılmaGizli cahilliğe dikkat etUnutma, fırtınada yönünü belirlerken rüzgâr sana zarar değil, güç verir.Kendini geliştirme iradeni ve azmini hep koruFarkında olİz bırakDeğiştirİnsanı anla dünyayı değiştir.Her insanın bir hikâyesi varVe senin hikâyen asıl şimdi başlıyor.VİDEO İÇİN

09 HAZ 2016

Şehit Duha Beker'in ismi Üsküdar Üniversitesi'nde yaşayacak...

7 Haziran 2016 tarihinde İstanbul Vezneciler'de gerçekleştirilen terör eyleminde şehit olan polis aynı zamanda da Üsküdar Üniversitesi öğrencisi Duha Beker'in ismi Üsküdar Üniversitesi'nde yaşayacak. Alınan senato kararıyla şehit Beker'in ismi Üsküdar Üniversitesi Güney Kampüsü Konferans Salonuna verildi. Terör olayını kınayan ve lanetleyen senatonun kararı şu şekildedir.ACIMIZ BÜYÜK!Fizyoterapi Programı ÖğrencimizPolis MemuruDUHA BEKERİstanbul Vezneciler ’de yaşanan hain saldırı sonucunda şehit olmuştur.Üsküdar Üniversitesi olarak acımız büyük!Son dönemlerde ülkemizin çeşitli bölgelerinde yaşanan terörist saldırılar toplumun her ferdini derinden etkilemekle birlikte, 7 Haziran 2016 tarihinde gerçekleştirilen Vezneciler saldırısıyla bu büyük acıyı bir kez daha yaşadık.İnsanları birbirine yakınlaştıran Ramazan gününde dahi eylemlerine ara vermeyen teröristler, çoluk çocuk, kadın erkek ayırmadığını son Vezneciler saldırısıyla tekrar göstermiştir.Bu hain saldırıları gerçekleştiren, topraklarımızın bütünlüğüne kastı olan tüm terör eylemlerini kınıyor, lanetliyoruz.Saldırıların üzüntüsünü yaşadığımız bu günlerde kirli emellere sahip örgütlerin bizi ayırma girişimlerine karşı dimdik ayakta kalmaya devam edeceğiz.Farklılıklarımızın zenginliğimiz olduğunu bir kez daha hatırlatarak, yüzyıllarca kardeşliğin hüküm sürdüğü coğrafyamızda beraberliğimizi bozmaya çalışan herkese kardeş kalacağımızı bir kez daha göstereceğiz.Bu duygu ve düşünceler ile hayatını kaybeden şehitlerimize Allah'tan rahmet, yaralı vatandaşlarımıza acil şifalar, tüm ulusumuza başsağlığı diliyoruz."Üsküdar Üniversitesi olarak öğrencimiz Şehit Duha Beker ve diğer bütün şehitlerimizi rahmetle anıyor, terörü bir kez daha lanetliyoruz!Şehit öğrencimiz Duha Beker’in adı, tüm şehitlerimizi unutmamak ve onları sonsuza dek yaşatmak adına Üsküdar Üniversitesi Güney Kampüsü Konferans Salonuna Senato Kararıyla verilmiştir.Üsküdar Üniversitesi Senatosu

06 HAZ 2016

Perfüzyon öğrencilerine Uygulamalı Perfüzyonist Eğitimi…

Üsküdar Üniversitesi ve Çanakkale 18 Mart Üniversitesi işbirliğiyle Perfüzyon 2. Sınıf öğrencileri “Perfüzyonist Uygulama Eğitimi” ne katıldı. Üsküdarlı öğrenciler, öğrendikleri teorik bilgileri, uygulama imkânı buldu. Kariyer Merkezi öncülüğünde Çanakkale’de gerçekleştirilen eğitimin ardından öğrenciler katılım belgesi aldı.Üsküdar Üniversitesi Kariyer Merkezi ile Çanakkale 18 Mart Üniversitesi önemli bir işbirliğine imza attı.Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Perfüzyon 2. Sınıf öğrencileri Çanakkale’de gerçekleştirilen “Perfüzyonist Eğitimi” programına katıldı.4 gün süren uygulamalı eğitimde Perfüzyonist adayları öğrendikleri teorik bilgileri, laboratuvar ortamında pratiğe dökme imkânı buldu.Adaylar böylece iş yaşamlarında ameliyathanedeki kullanacakları cihazları bire bir kullanma şansı da elde etmiş oldu.Eğitimi başarıyla tamamlayan öğrenciler Perfüzyonist katılım belgesi alırken öğrencilere eşlik eden Kariyer Merkezi Uzmanı Damla Arslan’a da teşekkür belgesi verildi.

Üniversitemizle ilgili “AKLINDA NE VARSA” bize sor!