Aday Üsküdar | Dünyayı Değiştirmeye Var mısın? uskudar.edu.tr/aday

Halkla İlişkiler ve Tanıtım Akademik Etkinlikler

03 OCA 2022

Üsküdar İletişim’de mezuniyet projeleri heyecanı yaşanıyor

Üsküdar İletişim’de mezuniyet projeleri heyecanı yaşanıyorHaber Üsküdar – Melike ÇakırÜsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin tüm bölümlerinde son sınıf dersi olarak verilen Mezuniyet Projesi I ve II dersleri kapsamında öğrenciler kendi eğitim programlarına uygun olarak hazırladıkları proje ve tezleri jüriler önünde sunuyor. 2021-2022 eğitim yılı Güz döneminde tüm bölümler jürilerini 14-18 Şubat 2022 tarihleri arasında yapma kararı aldılar.   Prof. Dr. Süleyman İrvan: “Yeni Medya ve Gazetecilik mezuniyet projesi sunumlarına gazeteciler de katılacak”Gazetecilik Bölümü Yeni Medya ve Gazetecilik programı son sınıf öğrencileri mezuniyet projesi dersi kapsamında hazırladıkları bireysel haber siteleriyle basılı gazetelerini 15-17 Şubat tarihlerinde jüri önünde sunacaklar.Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan, proje sunumlarıyla ilgili olarak şunları söyledi: “Öğrencilerimiz Mezuniyet Projesi I ve II derslerinde dilerlerse tercih yaparak ya tez yazıyorlar ya da proje hazırlıyorlar. Tez yazanlar ilk dönemde tezin teorik çerçevesini ikinci dönemde de araştırmayı yaparak tezlerini tamamlıyorlar. Bu öğrencilerimiz sunumlarını tezleri bittiği ikinci dönemde yapıyorlar. Proje seçenler ise ya tematik bir haber sitesi hazırlıyorlar ya da 8 sayfalık bir gazete tasarlıyorlar.” Prof. İrvan, proje seçen öğrencilerin her dönem sonunda jüri önünde sunum yaptıklarını, proje notlarının bu sunumlara katılan jüri üyeleri tarafından verildiğini ifade etti. Prof. Dr. Süleyman İrvan proje sunumları hakkında da şu açıklamayı yaptı: “Bu dönem bölüm olarak pandemi koşullarını da gözeterek sunumları çevrim içi ortamda yapmaya karar verdik. Ayrıca jürilere her gün için bir gazeteci de davet edeceğiz.”Doç. Dr. Özgül Dağlı: “Reklamcılık Bölümü öğrencileri reklam verene sunum yapar gibi hazırlanıyorlar”Reklamcılık Bölümü Başkanı Doç. Dr. Özgül Dağlı, dönem sonu mezuniyet projesi sunumlarının 15 Şubat’ta gerçekleşeceğini açıkladı. Dağlı, sunumlar hakkında şu bilgileri verdi: “Reklamcılık Bölümünde 7 ile 10 kişilik öğrenci grupları reklam ajansı olarak sunum yapıyorlar ve reklam verene sunum yapar gibi detaylı hazırlıklarını gerçekleştiriyorlar. İlk dönem ajanslarını ve markaları ile ilgili pazar ve durum analizini bizlere sunacaklar. Jüri üyeleri ise Reklamcılık bölümündeki tüm hocalar ile dış paydaşımız olan Kooperatif Ajans başkanı Tolga Kayasu olmasını planlıyoruz. Öğrenciler ile konuşarak belki salgının seyri sebebiyle sunumları çevrim içi olarak revize edebiliriz.”Doç. Dr. Esennur Sirer: “Proje sunumlarımız Fuat Sezgin Konferans Salonu’nda yapılacak”Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Başkanı Doç. Dr. Esennur Sirer, mezuniyet projesi sunumlarının 14,15,16 Şubat 2022 tarihlerinde Güney Yerleşke Fuat Sezgin Konferans Salonu’nda yapılacağını açıkladı. Sirer, yaklaşık 80 öğrencinin mezuniyet projesi kapsamında hazırladıkları kısa film, belgesel, radyo ve televizyon programı veya tezlerine ilişkin sunumlarını yüz yüze ortamda gerçekleştirileceklerini, jürinin bölüm öğretim elemanlarından oluşacağını ifade etti.Doç. Dr. Özge Uğurlu: Proje sunumlarımız çevrim içi ortamda gerçekleştirilecek”Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü Başkanı Doç. Dr. Özge Uğurlu, bölümün mezuniyet projesi sunumlarının 15-16 Şubat 2022 tarihlerinde Zoom üzerinden çevrim içi olarak gerçekleştirileceğini açıkladı. Bölümün son sınıfında okuyan 75 öğrenci arasından kampanya seçenler ile tez seçenler sunumlarını Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü öğretim üyelerinden oluşan jüri önünde sunacaklar. Özge Uğurlu, “Kampanya yapacak öğrencilerimiz yapacakları halkla ilişkiler kampanyalarına ilişkin detaylı araştırma raporlarını, amaçlarını ve planlamalarını sunacak, bitirme tezi yazan öğrencilerimiz ise literatür taramalarını ve ileriye dönük çalışma takvimlerini bölüm hocalarıyla paylaşacaktır” dedi.Doç. Dr. And Algül: Görsel İletişim öğrencileri mezuniyet projelerini Mac Lab’da sunacaklar”Görsel İletişim Tasarımı Bölüm Başkanı Doç. Dr. And Algül, bölüm mezuniyet projesi sunumlarının 14-15-16 Şubat 2022 tarihlerinde Mac Lab 1’de yapılacağını duyurdu. And Algül şu bilgileri verdi: “Toplamda tahmini 91 öğrencinin mezuniyet projesi sunumu yapılacak. Jüri yüz yüze gerçekleştirilecektir. Juri üyeleri Doç. Dr. And Algül, Doç. Dr. İpek Fatma Çevik, Doç. Dr. Tolga Erkan, Dr. Öğr. Üyesi Cem Tutar, Dr. Öğr. Üyesi Ebru Karadoğan’dan oluşacaktır. Öğrencilerin sunumları mezuniyet projesinde proje veya tez konusunu seçmelerine bağlı olarak değişiklik arz edecektir. Mezuniyet projesi kapsamında tez hazırlamak isteyen öğrenciler sunumlarında tez çalışmalarının aktarımını sağlarken, proje seçen öğrenciler belirledikleri proje kapsamındaki çalışmalarını jüri üyelerine kendilerine tanımlanan süre kapsamında sunacaklardır.”Doç. Dr. Feride Zeynep Güder: “Yeni Medya ve İletişim öğrencileri mezuniyet projesi sunumlarını çevrim içi ortamda yapacaklar”Yeni Medya ve İletişim Bölümü Başkanı Doç. Dr. Feride Zeynep Güder, bölümün son sınıf öğrencilerinin mezuniyet projeleri sunumlarını 14-15-16 Şubat tarihlerinde Zoom üzerinden çevrim içi olarak gerçekleşeceklerini açıkladı. Doç. Dr. Güder şu bilgileri verdi: “Öğrenciler bölüm öğretim üyelerinden oluşan jüri önünde 10’ar dakika süre kullanarak hazırladıkları belgesellerin yazılı halini, foto projelerini, podcastlerini veya tezlerinin birinci bölümünü sunacaklar.”Kaynak için: Haber Üsküdar

06 HAZ 2021

Otizmi Anlamaya Bir Adım Daha

Veysel Şahin: “Otizmi Anlamaya Bir Adım Daha” Etkinliği

03 HAZ 2021

“Bir Çömlek Bir Umut” Öğrenci Sergisi

'Bir Çömlek Bir Umut' farkındalık projesi Üsküdar İletişim'de sergilendiOtizmli çocukların eğitimine katkı sağlamak ve farkındalık yaratmak amacıyla yürütülen “Bir Çömlek Bir Umut” adlı proje çerçevesinde Üsküdar İletişim'de sergi açıldı.Serginin açılış konuşmasını yapan İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör, farkındalık projesini yürüten Dr. Öğr. Üyesi Nejla Polat'ı ve öğrencilerini kutlayarak otizm farkındalığının önemine değindi.Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Nejla Polat'ın danışmanlığında, Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü öğrencilerinden Merve Öztürk, Hamza Ferhat Karaca, Şeyma Afacan Işık, Enes Yükler, Aleyna Satu Yurtseven, İsmail Tümöz ve Ercan Görer “Bir Çömlek Bir Umut” adlı projeyi yürütüyorlar.Otizmli çocukların eğitimine katkı sağlamak ve farkındalık yaratmak amacıyla yürütülen “Bir Çömlek Bir Umut” projesi çerçevesinde, Hamit İbrahimiye Özel Eğitim Uygulama Okulu'unda eğitim gören oztizmli  çocukların çizdiği resimlerden ve el işlerinden oluşan sergi . 1 Haziran 2021 Salı tarihinde İletişim fakültesi'nin fuaye alanında sergide, 17 tablo, 10 ahşap boyama, 20 anahtarlık, 50 mum, 10 çerçeve, 50 magnet ve 5 kapı süsü sergileniyor.“Otizm farkındalığına katkı geleceğe gatkıdır” sloganıyla düzenlenen proje kapsamında açılan serginin tanıtımını yapan Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri, serginin toplumdaki otizm farkındalığına katkı sunmasını beklediklerini ifade ettiler.Kaynak İçin: Haber Üsküdar

24 MAY 2021

Etkili Sosyal Medya Kullanımı

Oğuzhan Saruhan- Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Seminerleri: “Etkili Sosyal Medya Kullanımı "

11 MAY 2021

Pandemi Döneminde Dijital Oyunlar

Pandemi sürecinde dijital oyunlara ilgi arttıİletişim teknolojilerinin gelişmesiyle gerek internet, gerek sosyal medya ve gerekse de dijital oyunlar hayatımızın bir parçası haline geldi. 2020 yılı başında küresel çapta başlayan Kovid-19 pandemisi insanların gerek davranışlarına, gerek aktivitelerine, hobilerine ve kişisel seçimlerine birtakım yeni özellikler getirdi. İnsanların özellikle karantina süreçlerinde evde oldukları zamanlarda vakit geçirmek, kafa dağıtmak ve gerek kendi sosyal çevresiyle gerekse dijital oyunların içinde anonim hesaplarla iletişimde ve etkileşimde olmak için pandemi öncesi zamanlara göre daha fazla oynadıkları ve artık bu durumu bir aktivite haline getirdikleri gözlemlenmekte. Bu süreçte özellikle dijital oyuncu sayısında ve oyun izlenmelerinde çok büyük artışlar yaşandı. Oyun sektörünün 2019-2020 raporunda aktarılan verilere göre, pandemi sürecinde çeşitli internet mecralarında yapılan oyun yayınlarının izlenmeleri pandemi öncesi oyun yayınların izlenmelerine göre yüzde 70 artış gösterdi.Pandemiyle birlikte en çok yatırım alan sektörlerden biri de oyun sektörü oldu. Türkiye Oyun Sektörü Raporu 2020 verilerine göre en çok tercih edilen oyunlar şu şekilde:Aynı şekilde, Covid19 döneminde evde kalan tüketicinin aylık oyun sektörü harcamalarında yaşanan artış sadece Türkiye’yi değil, birçok ülkeyi de derinden etkiledi. Simon-Kucher & Partners ile Dynata tarafından yapılan “Global Oyun Sektörü ve COVID-19 Etkileri” başlıklı araştırmaya göre, pandemi döneminde dünya genelinde video oyunlarına yapılan harcama yüzde 39, Türkiye'de ise yüzde 21 artış gösterdi. Oyun sektörü harcamalarında en yüksek artış yüzde 56 ile Şili'de, yüzde 55 ile Brezilya ve Endonezya'da, yüzde 53 ile Çin'de, yüzde 52 ile de Singapur'da yaşandı.Dr. Öğr. Üyesi Özge Uğurlu Akbaş: “Tüketiciler dijital oyunlara yöneldi”Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölüm başkanı Dr. Öğr. Üyesi Özge Uğurlu Akbaş, pandemi sürecinde dijital oyunlar ve oyun çalışmaları hakkında sorularımı cevapladı. Uğurlu Akbaş, "Pandemi sürecinde evde kalan bir tüketici kitle var. Dolayısıyla o tüketiciye seslenebilmek için çevrim içi ya da çevrim dışı, yani sadece dijital oyunlar değil aynı zamanda kart oyunları, puzzle, lego gibi oyunların çok yoğun bir şekilde hane içerisinde eğlence aracı olarak kullanıldığını görüyoruz. Tabii insanlar bir yerden sonra dizi ve film izlemekten sıkıldılar ve bir noktadan sonra doğal olarak dijital oyunlara yöneldiler. Özellikle çevrim içi oynayabildiğimiz, tanıdığımız veya tanımadığımız birçok insanla dijital oyunlar üzerinden iletişim kurmaya başladık. Şuraya dikkat çekmekte fayda var: Çoğu oyunlarda insan olmak istediği şekilde bir avatar oluşturup oyunun içinde olmak istediği kişi gibi oynuyor. Tabii ki bu herkes için geçerli olmasa da yapılan araştırmalar bununda çok önemli olduğunu bize göstermekte. Pandemi sürecinde oyun indirme işlemlerine veya oyun oynama pratiklerine baktığımızda, nasıl oyun türleri varsa oyuncu türleri de var. Oyuncu türlerine baktığımızda da farklı farklı araçlardan oyun oynama alışkanlığı olan insanlar var. Örneğin ‘’Gamer’’ olarak hitap ettiğimiz oyuncu kitlesi birçok ekrandan oyunları oynar ve takip eder. Bu kitle artık oyunu hayatının bir parçası haline getirmiş, geçimini bile bununla sağlayan bir kitledir. Amatör oyuncu dediğimiz kitle ise telefonlarından veya bilgisayarlarından oynamayı tercih etmekte. Pandemi sürecinde gamerlar stabil kalsa da amatör olarak, keyif almak amaçlı oynayan kitlede artışın yükseldiğini görüyoruz" dedi.Kaynak için: Haber Üsküdar

06 MAY 2021

Reklamcılık ve Halkla İlişkiler Seminerleri Dijital Pazarlamada SEO yaklaşımı

Tolga Kayasu: Google algoritması kalite puanı üzerine kuruluÜsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Reklamcılık ile Halkla İlişkiler Semineri kapsamında ‘Dijital Pazarlamada SEO Yaklaşımı’ konulu etkinlik düzenlendi. Etkinliğin moderatörlüğünü üstlenen Reklamcılık Bölüm Başkanı Doç. Dr. Özgül Dağlı’nın konuğu Koperatiff Ajans kurucusu Tolga Kayasu oldu.Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Reklamcılık Bölümü ile Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü tarafından ‘Reklamcılık ve Halkla İlişkiler Semineri: Dijital Pazarlamada SEO Yaklaşımı’ konulu etkinlik düzenlendi. Doç. Dr. Özgül Dağlı’nın konuğu Tolga Kayasu, Google algoritması ile web sitelerinin nasıl ön plana çıkabileceği hakkında konuştu. Etkinliğe İletişim Fakültesi araştırma görevlileri ve öğrencileri katıldı."Türkiye’de AVM ve perakendeye yoğunlaşmış bir ajans yoktu"Pazarlama alanındaki eğitim ve tecrübelerini paylaşarak konuşmasına başlayan Tolga Kayasu, ‘‘Ben de Halkla İlişkiler ve Reklamcılık mezunuyum. Sonrasında yüksek lisans yaptım. Aktif bir öğrencilik hayatım oldu. Okurken birçok yerde çalıştım. Uluslararası ajanslarda görev aldım. Özellikle sağlık, ilaç firması ve hastane grubuyla çalıştım. Hem Türkiye hem Ortadoğu hem de Kuzey Afrika bölgelerinde çalıştım. Daha sonra işin kurumsal tarafını görmek istedim ve Etika Sağlık Grubu’nun Pazarlama Müdürlüğü’nü yaptım. Sonrasında işin marka boyutu olan bir alana girmek istedim bu da bir AVM idi aslında. İçerisinde birçok markanın pazarlamasını ve çatı markaları yürüttüğüm bir iş oldu. Kurumsal hayatımı da bu şekilde sonlandırdım. Sektörün açığını gördüm; Türkiye’de AVM ve perakendeye yoğunlaşmış bir ajans yoktu. Bu açığı görerek ‘Koperatiff’ kuruldu. Türkiye’de ilk AVM ve perakendeye yoğunlaşmış ajansız. Birçok AVM ve AVM iç mağazası ve yönetim şirketleriyle çalışıyoruz" sözlerini kullandı."Sağlık Bakanlığı ve Tarım Bakanlığı onaylı ürünlerin reklamı için aradaki ince çizgiyi bilmelisiniz"İşin sağlık kısmına değinerek sağlık sektöründe dijital pazarlamanın önemine dikkat çeken Kayasu, ‘‘Ufak bir soruyla başlamak istiyorum. Dünyada en fazla harcamanın yapıldığı sektörler; sağlık, tütün ve alkol, silah ve benzer harcamalar. Aslında reklam pastasında en fazla paralar buralara gidiyor. Buralarda kapalı devre çalışmalar yapılıyor. Bu alanlara özgü ajanslar kurulmuştur. Bu üç sektörde de reklam yasağı vardır. İçerik pazarlaması ve alt kırılım ilerler. Bunun da yanında reklam yaparlar ama kime nasıl yaptıkları bir sorun. Sağlık ajansları bakımından anlatacağım, kariyerinizi bu yönde yapabilirsiniz. Aynı şekilde dijital pazarlama konusuna da değineceğim ve SEO kavramından da burada bahsedeceğim. Sağlık sektörünün şöyle bir farkı vardır; reklam yasağı vardır ama kime ve neye göre vardır? Kozmetik ve besin destekleri de sağlığa girer ve ikiye ayrılır birisi Sağlık Bakanlığı'na bağlı olanlar diğeri Tarım Bakanlığı'na bağlı olanlar. Besin destekleri Tarım Bakanlığı onaylıdır ve burada reklam yapabilirsiniz ama burada içeriğiniz önemlidir. Sağlık Bakanlığı bir tek vereceğiniz içeriğe bakar. Dünyada ise bütün kozmetikler Sağlık Bakanlığı onaylıdır. En basit ruj bile onaylıdır ve dikkat edin reklamlarını yapabilirsiniz. Buradaki ince çizgileri bilmeniz gerekir’’ ifadelerini kullandı."Bütün sosyal medya mecraları birer arama motoru mantığıyla ilerliyor"SEO yani ‘Arama Motoru Optimizasyonu’ndan bahseden Kayasu, ‘‘Web sitesi hakkında arama motorları için yapılan tüm iyileştirme çalışmaları olarak tanımlanır. Google nedir? Google bir teknoloji şirketi ve dünyanın en büyük reklam ajansıdır. Bir reklam şirketidir ve ana gelir kaynağı da reklamdır ve buradan para kazanır. Geriye kalan her şey ise Google’ın ürünüdür. Mesela; Gmail’ler, Navigasyon’lar, Analytics’ler hep Google’ın ürünleridir. En büyük görsel ve video arama motoru ise YouTube’dur. Google’ın iki tane arama motoru var birisi metinsel olarak bildiğimiz diğeri ise görsel ve video aradığımız ‘YouTube’. YouTube’da da metin olarak arayıp buluyoruz. Mesela bir algoritması var; benim dinlediğim bir iki müziği alıp onlara göre bir liste çıkarıyor. Artık benim tüketici davranışımı ölçüyor. Aynı mantıkla Instagram, Facebook ve diğer arama motorları da aynı şekilde çalışıyor. Artık bütün sosyal medya mecraları birer arama motoru mantığıyla ilerliyor. Biliyorsunuz bir kelime yazıyorsunuz ve insanları bulmaya çalışıyorsunuz. Bundan dolayı da yapacağınız bir SEO çalışması bunların hepsinde geçerli oluyor. Üretilen her çalışma burada devam ediyor. Dikkat edin; besin destekleri, ilaç firmaları sizleri buradan yakalamaya çalışıyor. Özellikle pandemi döneminde besin desteği pazarı yüzde 30 büyüdü’’ ifadelerini kullandı."Google her şeyi literatür taramasından geçiriyor"SEO hakkında konuşmaya devam eden Kayasu, web sitemizi ön plana çıkarabilmemiz için nelere dikkat etmemiz gerektiğini şu sözlerle belirtti: ‘‘Arama motoru optimizasyonları nasıl yapılıyor? Bir kelime seçiyorsunuz örneğin, C vitamini. Ama bu C vitaminine çıkana kadar Google algoritması bütün alt kırımlara kadar iniyor: ‘Siz neden vitamin tercih ediyorsunuz? Neden C vitamini kullanıyorsunuz? Neden C vitamini almalısınız?’ bunların bütün kelime analizlerini çıkartarak ‘kelime araştırması’ noktasına geliyor. ‘Keyword research’ dediğimiz olay budur. Ve bu araştırmalar sonucunda sizin kelimenizin ön plana çıkma durumuna bakılıyor. Google’ın temel algoritması kalite puanı üzerine kuruludur. Sizin o kelimeyle kurulu ne kadar çok içeriğiniz, alt yapınız var ise kalite puanınız o kadar yüksektir. Bu bahsettiğim C vitamini araştırırken altında yatan bütün kelimelerle siz ürettiğiniz içeriği beslediyseniz o kadar çok öne çıkarsınız. SEO’nun ilk aşaması budur. İkinci aşama ise bizim ‘links building’ dediğimiz olaydır. Bu siz bir şeyler öğrenirken de meydana geliyor. Size öğretilen her şey birçok literatür taramasından geçiyor. Yani benim arattığım şey hakkında ne kadar çok kaynak var. Google bunun taramasını yapıyor. Sizin güvenirliliğinizi araştırıyor; ne kadar çok yer sizden bahsetmiş, ne kadar çok kişi sizin hakkınızda yorum yapmış bunları çıkarıp tespit ediyor. Bu nedenle forum siteleri ya da benzer haber portalları çok değerli. Hep ürün hakkında bilgi aradığınızda öne çıkıyor. Ya da YouTube’da karşımıza çıkan kutu açılımları da bunlara dahil’’ sözlerini kullandı."Her bir görselinizin ve içeriğinizin hem Google’a hem de kullanıcıya yönelik olması gerekiyor"Tolga Kayasu içeriğin hem kullanıcıya hem de arama motorlarına uygun bir şekilde sunulması gerektiğini belirterek, ‘‘Yaptığınız her işi optimize etmeniz gerekiyor. Dikkat edin çok uzun sürede açılan sitelere girmiyoruz, arama yaparken çok alt satırlarda kalıyorsa ne yapıyoruz siteden çıkıyoruz. Bunlara site optimizasyonu diyoruz. Her bir görselinizin, içeriğinizin hem Google’a hem de nihai kullanıcıya yönelik olması gerekiyor. Yazılımınızın da bu işe uygun olması gerekiyor. Biz buna ‘Responsive Tasarım’ diyoruz. Her cihaza uygun şekilde açılmasıdır. Mesela Trendyol. Hepimiz alışveriş yapıyoruz. Web siteniz tabletlerde, telefonlarda ve bilgisayarlarda farklı açılır. Birçok web sayfası buna dikkat eder. Her şekle uyum sağlayabilir. Dikkat edin bilgisayarda sayfalar yatay açılır, telefonda ise dikeydir. Yatay olan bir şeyi dikey ekranda açamazsınız ya da zor okursunuz büyütmeye çalışırsınız, olmaz ve kapatırsınız. Bunun için yazılımınızın da uyumlu olması lazım. Bir de ‘Web Design’ var. Sizlerin dikkatini çekecek tarzda tasarımın olması gerekiyor. Çok karamsar, görselleri büyük, okuyamadığınız sitelere girmiyorsunuz. Dikkat çekici, size uygun olan sitelere girersiniz. Ama bütün noktalar markalara göre değişir. Nihai tüketicinizin web sitenizdeki geri bildirimlerini inceleyerek sürekli bir strateji belirlemeniz gerekiyor. Bu noktada araştırmalar yaparak ve uygulamalarla takip ederek stratejinizi belirlemeniz gerekiyor’’ ifadelerini kullandı.Kaynak İçin: Haber Üsküdar

28 NİS 2021

Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Seminerleri: "MÜŞTERİ DENEYİMİNİ HARİTALAMAK”

İnci İşler- Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Seminerleri: "MÜŞTERİ DENEYİMİNİ HARİTALAMAK”

25 MAR 2021

Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Seminerleri: Marka Seçim Setleri

Halkla İlişkiler söyleşisinde nörobilimin pazarlama üzerindeki etkileri ele alındıÜsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Reklamcılık Bölümü ile Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümlerinin düzenlediği “Marka Seçim Setleri” söyleşisi gerçekleştirildi. Etkinliğe pazarlama uzmanı ve reklamcı Deniz Karaca konuk oldu. Moderatörlüğünü Üsküdar Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Özge Uğurlu’nun yaptığı etkinlikte, Deniz Karaca “Marka Seçim Setleri” konulu çalışması hakkında bilgi verdi.Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü ile Reklamcılık Bölümü’nün çevrimiçi olarak gerçekleştirdiği etkinliğe Pazarlama Uzmanı ve Reklamcı Deniz Karaca konuk oldu. Söyleşinin moderatörlüğünü Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Özge Uğurlu’nun yaptığı etkinlikte, “Marka Seçim Setleri” tezi üzerinden nörobilimin pazarlama üzerindeki etkisine değinildi.“Yeni dönemde liste sistemi çok farklı boyutlara taşındı”Kariyerine ve nörobilimi neden seçtiğine değinen Reklamcı Deniz Karaca, “Ben de sizler gibi iki ay öncesine kadar Üsküdar Üniversitesi’nde öğrenciydim. Nöropazarlama alanında yüksek lisans tezimi tamamladım. Üsküdar Üniversitesi’nde tamamladığım yüksek lisans tezimin konusu da 'Marka Seçim Setleri' hakkındaydı. Bu konuyu size anlatmaya gayret göstereceğim. Önce kısaca kim olduğumdan bahsetmek istiyorum. 43 yaşındayım. ODTÜ İstatistik bölümünden mezun oldum. Mezun olduktan sonra iş hayatına başladım. Yaklaşık on beş sene boyunca Anadolu Efes ve McDonalds’ta pazarlamanın çeşitli alanlarında yöneticilik yaptım. 2017 yılında iş hayatıma ara verdim ve öğrencilik hayatıma dönme ihtiyacı duydum. Üsküdar Üniversitesi'nde Nöropazarlama programında yüksek lisansa başladım. ‘Niye nöropazarlama?’ diyecek olursak, benim çok ilgi duyduğum bir konuydu ve gördüğüm kadarıyla da kariyerim boyunca pazarlama faaliyetlerini anlamlandırabilmek için insan beyninin nasıl işlediğini bilmek gerekiyordu. Nöropazarlamanın daha çok teorik kısmı ile ilgilendim. Bunu pazarlama ile nasıl birleştirebilirim gayreti içerisinde oldum ve araştırdım. Kent FM’de radyo programcılığı yaptım. Kent’in Sesi adında bir programım vardı. Bu ‘Marka Seçim Seti’ konusunu bulma hikayem esasında radyoculuğumdan kaynaklandı. Radyo olarak çok dinlenenler seviyesine ulaşamıyorduk. ‘Biz nasıl dinleniriz?’ sorusuyla yukarılara çıkmak için çözüm aramaya başladık. O zaman 2000’lerin başındaki arabaların radyo kısmı vardı ve o radyolarda 6 düğme var. Bu düğmelerde 6 tane hafızaya atma hakkınız var. Bu 6’lı sete nasıl gireriz diye düşünürken benim o an aklıma ‘Marka repertuarı nasıl oluşturulur?’ diye br düşünce geldi. Şimdiki dönemde liste sistemi çok farklı boyutlara taşındı” ifadelerini kullandı.“Liste yapmak hayatımızın bir parçası”Liste sisteminin ve yapılmasının hayatımızda önemli bir yerde olduğuna değinen Deniz Karaca, “Liste yapmamız hayatımızın bir parçası. Bizim geçmişten günümüze hayatımızı kolaylaştıran ve daha hızlı, kolay karar vermemizi sağlayan duruma gelmiş durumda. Günümüzde Spotify, Netflix gibi uygulamalarda yaptığımız sıralama da bu örneklerimizin birkaçını oluşturuyor. Alışveriş yaparken bile o kadar çeşitlilik arasında bazı ürünleri favori listemize alıyoruz. Favorilerimiz arasına aldığımız ürünler arasında bu sefer seçim yapma gayretine giriyoruz. Onedio gibi siteler içerisinde ‘Bunlar olmazsa olmaz denilecek on yedi şey’ gibi listeler içerisinde dolaşıyoruz. Dolayısıyla ‘Bu listelere ihtiyaç nereden çıkmış?’ ve ‘Bu listelere ilgi ne kadar oldu?’ gibi soruların üzerine çalışmalar yapılmış ve benim bu konular merak odağım oldu. Bu konuları araştırmak istedim. Bu çalışma ile ilgili uluslararası literatürde çok fazla çalışma yapılmasına rağmen Türkçe literatürde tek araştırma var. O da yurtdışındaki çalışmaları Türkçe’ye kazandırmış. Onun dışında bir çalışma yapılmamış. Fakat pazarlama açısından çok önemli bir konuydu. Marka seçim setlerinin nasıl oluşturulabileceğini bilmek gerekiyor. Çünkü yarın bir gün birçoğunuz pazarlamacı olacaksınız ya da birçoğunuzun kendi şirketi olacak. Bu kurduğunuz markaları ya da yönettiğiniz markaları insanların hafızalarına nasıl sokabileceğinizi anlamak, onların seçim setleri içerisine bu markaları nasıl ekleyebileceğinizi öğrenmek, size pazarlama açısından çok yarar sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.“Beyin küçük olmasına rağmen en çok enerji tüketen organ”Beynin küçük, verimsiz olduğunu ancak hayati bir öneme sahip olduğunu dile getiren Deniz Karaca, “Bunu anlayabilmek için de beynimizin nasıl çalıştığını anlamamızda fayda var. Beynimiz, normal vücut ağırlığımızın %2’sini oluşturuyor. Ortalama 65-70 kiloluk bir insandan bahsediyoruz. Bu sonuçta 1 ya da 1.5 kilo arasında değişiyor. Beyin vücut oranımıza göre küçük olmasına rağmen vücut enerjinizin %25’ini tek başına kullanıyor. İnanılmaz enerji tüketen bir organ. Tabii bunun ilk amacı sizi hayatta tutabilmek. Bunları yapmazsa hayatta kalamazsınız ama çok verimsiz. Dolayısıyla beyin de bu verimsizliği kapatabilmek için kendine bazı kısa yollar geliştiriyor. Bunların en akla geleni duygularımız. Sevinme, üzülme, öfkelenme gibi duygularımız, temelde bizim hayatta kalmamızı sağlayan kısa yollar. Örneğin bir yemeğin vücudumuzda olumsuz etki bırakmaması için ve beynin bunun için çok enerji harcamaması için beyin kısa yollar kullanır. Yemeği kokusundan ve şeklinden anlayabiliriz. En çok kullandığımız kısa yollar ise standart alışkanlıklarımız. Pazarlamada detaylandırmak yerine bunları küçük bir liste haline getirip sadece sizi onlara yönlendirmeye çalışıyor. Tamamen o enerjiyi korumak ve o enerjiyle sizi hayatta tutabilmek için bunu yapıyor” dedi.“Tüketicinin hafızasında yer edinebilmemiz gerekiyor”‘Tüketici Satın Alma Süreçleri’ konusuna değinen Deniz Karaca, kültür ve referans gruplarının çok önemli faktörler arasında olduğunu dile getirdi. Karaca, “Bir diğer konumuz da ‘Tüketici Satın Alma Süreçleri’. Bu süreç üç temel aşamadan oluşuyor. Bunlardan biri ‘girdi’ aşamasıdır. Bu aşama siz herhangi bir konu hakkında karar almadan önce sizin beyninize, hafızanıza hangi bilgileri depoladığınızla ilgili şeyleri inceler. Bunlar sadece bilgi de olmayabilir. Aşamalardan bir diğeri ‘Pazarlama Aktarması’. Öncelikle bir markanın olması lazım. Markanın da olabilmesi için bir ürün olması gerekiyor. Üründen sonra da bu ürünü satabilmemiz gerekiyor. Satabilmemiz için ise bu ürünü tüketicilere ulaştırmamız gerekiyor. Ulaştırmak da yetmiyor, üketicilerin hafızalarında yer alabilmemiz, tanınabilmemiz, tercih edilmemiz için tutundurma faaliyeti yürütmemiz gerekiyor. Bu ürünlerde yapılan promosyonlar, festivaller, aktiviteler tutundurma faaliyetlerini oluşturmaktadır. Bu süreçleri etkileyen bazı faktörler var. Kültür faktörü çok önemli. Doğu ile Batı kültüründe farklılıklar olduğu için kültür faktörü bu aşamada çok büyük rol oynar. Sosyal sınıf da bunlardan biri olabilir. Toplumdaki gelir düzeyine veya eğitim durumunuza göre alımınız çok farklı olabilir. Özellikle bizim gibi ülkelerde çok farklı bir süreç. Referans grupları çok ciddi etki ediyor. Bu referans grupları içerisinde aile, cemiyet, dernek, dini inanca yönelik gruplar insanların tüketim sürecini çok ciddi bir şekilde etkiliyorlar. Bir diğer faktör de ‘Kurumsal Faktörler’. Yaşadığınız çevre, sosyal ortamınızın nasıl olduğu, bir süreçte karar alabilmeniz için ne kadar zamanınızın olduğu, hangi amaçla alışveriş yapmak istediğiniz, duygusal durumlarınız bunlara örnektir. Kurumsal faktörler biraz da sizin kim olduğunuzu belirler. 'Pazarlama ve İletişim' kaynaklı faktörleri ise dışarıdan gelen mesajları belirlerler” ifadelerini kullandı.Kaynak İçin: Haber Üsküdar

23 MAR 2021

TÜHİD - Halkla İlişkiler Öğrencileri Buluşması

23 Mart 2021- TÜHİD- Halkla İlişkiler Öğrencileri Buluşması

01 ARA 2020

Uluslararası dijital medyada bir sosyal temsil olarak Aylan Kurdi haberleri

 Zindan Çakıcı "Uluslararası dijital medyada bir sosyal temsil olarak Aylan Kurdi haberleri" 

02 MAY 2019

Dijital dönüşüm Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde tartışıldı

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından düzenlenen 6. Uluslararası İletişim Günleri’nde (İFİG) iletişimde dijital dönüşüm her yönüyle irdelendi. Sempozyumda Türkiye’nin yanı sıra İngiltere ve İspanya’dan da alanında tanınmış akademisyenlerin katılımıyla dijital dönüşümün etkileri ve geleceği tartışıldı.Yurt içi ve yurt dışındaki çeşitli üniversitelerden yaklaşık 150 akademisyenin bildiri katılımının yanı sıra yerli ve yabancı tanınmış ana konuşmacıların sunumlarıyla iki gün boyunca, eşzamanlı oturumlar biçiminde, 23 oturumla gerçekleştirilen sempozyumda dijitalleşme süreçleri iletişim eksenli olarak çeşitli yönleriyle masaya yatırıldı.Yazılı basından yeni medyaya, sinemadan reklamcılığa, halkla ilişkilerden kişilerarası iletişime, iletişimin tüm boyutlarında etkisini gösteren dijitalleşme olumlu ve olumsuz yanlarıyla ele alındı. İletişim akademisyenleri ve medya profesyonelleri tarafından gerçekleştirilen oturumlarda konular çeşitli yönleriyle tartışıldı.Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen sempozyumun açılış töreninde Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör, altı yıldan bu yana kesintisiz şekilde düzenledikleri etkinlikte bu yıl bir yenilik yaptıklarını ve İletişim Günleri’ni bildirilere açtıklarını söyledi.Prof. Dr. Güngör: “Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi bir markadır, İFİG de fakültemizin marka değerini pekiştirmektedir”Akademik camiayı birlikte tartışmak ve çözüm aramak için davet ettiklerini ifade eden Prof. Dr. Nazife Güngör, “Her yıl akademik camiada tartışılan konulara göre temaları belirleyip tüm üniversitelerin katılımı ile gerçekleştirmeye devam edeceğiz. Son yıllarda özellikle iletişim bilimlerinde dijitalleşmenin etkisi ile çok önemli değişimler oluyor. Dijitalleşme nasıl ki toplumun, kültürün, siyasetin değişik alanlarına, toplumun kılcal damarlarına kadar etkisini gösteriyor ve etkili oluyor, aynı şekilde iletişim bilimlerinin de kılcal damarlarına kadar etkisini göstermeye başladı. Bu çok büyük anlamlar taşıyor. İletişim bilimlerinde şu ana kadar ortaya konulan kurallar ve yaklaşımların, metodolojinin yeniden ele alınması ve üzerinde yeniden düşünülmesi ihtiyacı bulunuyor. Biz de bu nedenle birlikte tartışalım ve iletişim bilimlerinin bu yeniye açılan boyutlarını ele alalım istedik. İletişim bilimleri bu teknolojik dönüşümle birlikte artık çok merkezi bir yerde, iletişim bilimlerinde yeni tartışmalar devam ediyor. Bütün kurum ve kuruluşlarda birimler oluşmaya başladı, bu da gelecekte iletişimciler için önemli istihdam alanları olduğu anlamına geliyor. Değişen dijital süreç ile birlikte bu yıl sempozyumda dijital dönüşümü tartışacağız” dedi. Bu yıl TÜBİTAK desteği ile düzenledikleri sempozyuma yoğun katılımdan duyduğu memnuniyeti vurgulayan Prof. Dr. Nazife Güngör, Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin artık bir marka fakülte olduğunu, Uluslararası İletişim Günleri’nin ise İFİG logosuyla marka bir bilimsel etkinlik haline geldiğini dile getirdi. İFİG’in tam bir takım çalışmasıyla gerçekleştiğinin altını da çizen Güngör,  etkinliğin gerçekleşmesinde emeği geçen herkese teşekkür etti.Prof. Dr. Atasoy: “Dijital dönüşümün suç dünyasına etkisi çok büyük”Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Adli Bilimler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sevil Atasoy, açılış konuşmasında bu yılki konusu “Dijital Dönüşüm” olarak belirlenen, iletişim akademisyenleri ve medya profesyonellerinin katılımı ile gerçekleşecek sempozyumun çok başarılı ve verimli geçeceğini düşündüğünü söyledi. “Dervişin fikri neyse zikri de odur” diyen Prof. Dr. Sevil Atasoy şunları söyledi: “Belki sizlerin dikkatini çekmemiştir ama dijital dönüşümün suç dünyasına etkisi çok büyük. Bu nedenle dönüşümün sağlıklı işleyişi siber suçlarla mücadelenin başarısına bağlı. Teknolojik gelişmeyi patolojik bir suçlunun elindeki baltaya benzeten Albert Einstein kadar kötümser değilim ama hastaneler, telefon şirketleri, bankalar, üniversiteler ve hükümetlerin yanı sıra bireylere yönelik olarak gerçekleştirilen siber saldırılar, suç örgütlerinin en azından şimdilik yasal organizasyonlardan çok daha hızlı ve başarılı bir biçimde dijitalleştiğinin bir göstergesi. Nitekim son 10 yılda hırsızlık, gasp gibi geleneksel suçlar azaldı, buna karşın sahte, çalıntı kredi kartı ya da kredi kartı bilgilerinin kopyalanması ile yapılan online alışverişler, ayrıca hedefin ya da silahın bilgisayar olduğu değişik nitelikte siber suçlar logaritmik olarak arttı. Bu nedenle gerek lisans gerek lisansüstü düzeydeki adli bilimler programlarımızda yer alan kriminalistik ders içeriklerine dijital olay yeri inceleme, siber suçlu profillemesi, siber suç soruşturmasında coğrafi profilleme gibi konuları ekledik.”İnternetin bir de özel yazılımlarla ulaşılabilen darkneti olduğunu kaydeden Prof. Dr. Sevil Atasoy, “Bu karanlık dünyada uyuşturucu, silah, mermi ve patlayıcı satışlarından çocuk pornografisine, kiralık katil bulma sitelerinden ya da 2014 ortalarında hizmete giren Google benzeri arama motorundan ve bütün bu melanetlerle ilgili olarak yapılan reklamlardan haberimiz çok yok. Dijital dönüşüm ile birlikte henüz bilmediğimiz yeni suç tipleri ortaya çıkacak. Hatta adam öldürmek için yeni yöntemler olacak. İnsanoğlunun ilk büyük keşfi ateştir, nasıl ateşin hem bizi ısıtmak, yemeklerimizi pişirmek gibi faydaları, buna karşılık yangın çıkarma gibi zararları varsa dijital dönüşümün de iyi ve kötü yanları bulunuyor. Bunları değerlendirmek için önümüzde 23 oturum var. Ancak unutulmamalı ki dönüşümün henüz çok başındayız” dedi.Prof. Dr. Arıboğan: “İnsanlık tarihi denilen şey, aslında teknolojinin tarihi”Sempozyumun davetli konuşmacıları arasında yer alan Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, “Siyasette Dijital Dönüşüm” başlıklı konuşmasında siyaset biliminin devlet merkezli incelenen bir alan olduğunu ancak son yıllarda teknolojik gelişmeler eşliğinde de okunduğunu söyledi. Siyaset biliminin genel olarak ana laboratuvar alanı olarak kullandığı şeyin tarih olduğunu belirten Prof. Dr. Arıboğan, “Siyasi tarih içerisinde değerlendirilir ve bunlar üzerinden bir dünya okuması yapmaya çalışırız. Yakın zamanlarda uluslararası ilişkiler alanındaki önemli değişikliklerden biri insan psikolojisi üzerinden yapılmaya başlandı. Bir diğeri de teknoloji bilimi üzerinden okumalar ve yeni yaklaşım tarzları ortaya çıktı. Dönüşüm, dijital dönüşüm, yeni dünya dediğimiz şey aslında tarihte ilk defa bu kadar büyük bir hızla, devrimci yapının merkezine doğru vurarak geliyor. İnsanoğlunun, insan topluluklarının tarihin başından beri bir değişim dönüşüm içerisinde olduğu aşikar. İnsanlık tarihi denilen şey, aslında teknolojinin tarihi. Teknoloji geliştikçe insan dönüşüyor, insan değiştikçe teknoloji gelişiyor. İnsanoğlu içinde yaşadığı teknolojiyi bir an kabul ediyor. Aslında bunun ne kadar olağanüstü olduğuyla da çok fazla ilgilenmiyor. Onu hayatın bir parçası olarak düşünüyor. Bugün ilk defa karşımızda insan topluluklarından, yaşam tarzımızdan kısmen bağımsızlaşmaya başlayan ve sanki başka bir uygarlığın izlerini, alarmını bize doğru yansıtmaya başlayan bir dönüşümden bahsediyoruz” dedi.Siyaset bilimi açısından iletişimin çeşitli taktikler sunduğunu, değişimin kaçınılmaz olduğunu ve mutlaka uyum sağlanması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, “Sistem değişiyor, sadece ders anlatım biçimleri değil. Yeni dünyaya adapte olmazsak tamamen out’a çıkma ihtimalimiz var. Bizim deneyimlerimiz ‘Endüsrti 4.0’ın, gençliğin dünyasına yetişemiyor. Onun için zamanı durdurmaya çalışıyoruz. Duvarlı dünya aslında zamanı durdurmaya çalışan orta yaşın dünyası. Bu büyük dönüşümü durdurmanın yolu yok, adapte olamıyoruz. Daha kaç kuşak tarımda büyüdük, sanayide büyüdük, sanayi sonrasında olgunlaştık, bu da dördüncü. Kaç uygarlık birden göçebe yaşayacağız? Bari bunu tutalım diyoruz” diye konuştu.Prof. Dr. Nalçaoğlu: “Geleceğin bilimi yapay zekâ ekseninde biçimlenecektir”Sempozyumun ana konuşmacılarından Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Halil Nalçaoğlu, “Bir Paradigmanın Dönüşümü: Sibernetikten Yapay Zekaya” başlıklı konuşmasında yapay zekanın istihdam alanlarının kapanması, etik sorunlara ve yönetsel/yönetişimsel sorunlara yol açtığını söyledi. Nalçaoğlu, “Yapay zeka kavramı günümüz bilim dünyasına temel oluşturmaya, tüm düşünsel paradigmamızı etkilemeye başladı. Olumlu yanları ve olumsuz yanlarıyla ele alınması gerekiyor. Etik meselesi çok önemli” dedi.Prof. Dr. Antonioi: “Biz hala buzdağının görünen kısmını görüyoruz”Ana konuşmacılardan İspanya Santiago de Compostela Üniversitesi’nden Prof. Dr. Neira Cruz Xose Antonioi ise dijital çağda iletişim yöntemlerini anlattı. Prof. Dr. Neira Cruz Xose Antonioi, gelişen teknolojilerle beraber dijital çağda kullanılan iletişim araçlarının değiştiğini, bunun da kitle iletişiminde çok önemli değişmelere yol açtığını söyledi. Dijital çağda iletişimin yeni bir dile sahip olduğunu belirten Antonioi, kitle iletişiminin beraberinde değerli avantajlar, sayılamayan ihtimaller ve belirsiz sınırlar ortaya koyduğunu kaydederek “Biz hâlâ buzdağının görünen kısmını görüyoruz” dedi.Dijital dönüşüm her yönüyle ele alındıÜÜ TV’den canlı olarak yayınlanan, iki gün süren sempozyumun ilk gününde Güney Yerleşkesi’nde “Dijital Dönüşüm ve Artırılmış Gerçeklik”, “Dijital Dönüşüm ve Pazarlama”, “Popüler Kültür ve Gündelik Yaşam”, “Sosyal Medya ve Sosyal Ağlar”, “Geleneksel Medyadan Yeni Medyaya”, “Dijital Kültür”, “Dijital Dönüşüm ve Sanat”, “Dijital Dönüşüm, Yeni Medya ve Etkileri”,  “Dijital Dönüşüm, Tüketici ve Tüketim”, “Dijital Dönüşüm ve İletişim Bilimleri” ve “Dijital Bağımlılık” başlıklı oturumlar gerçekleştirildi.İletişim Günleri, oturumlar ve kültürel etkinlikler ile ikinci günde de devam ettiSempozyumun ikinci gününde ise davetli konuşmacı Bournemouth Üniversitesi’nden Doç. Dr. Salvatore Scifo, “Radio, Audio and Digitalization: The Changing Roles of Broadcasters Producers and Listeners” başlıklı bir konuşma yaptı İngiltere’de BBC’nin dijital dönüşüme nasıl ayak uydurmaya çabaladığını anlattı. Scifo, radyo dinleme alışkanlıkları açısından kuşaklar arası farkla bulunduğunu ve radyo yayıncılarının da özellikle genç kuşağın beklentilerine uymaya çabaladıklarını söyledi.Basın İlan Kurumu İlan Hizmetleri Müdürü İdris Armağan Çam ise “Basın İlan Kurumu ve Yeni Medyaya İlişkin Faaliyetleri” başlıklı bir konuşma yaparak, Basın İlan Kurumu’nun dijital dönüşüme nasıl hazırlandığını anlattı. Çam, yerel medyanın dijital dönüşümüne de katkı koyduklarını ifade etti. Çam, internet gazeteciliğinin yasal mevzuata henüz sahip olmadığını, Basın İlan Kurumu olarak bu sorunun çözümüne de katkı koymaya çabaladıklarını ifade etti.İkinci günde 11 oturumSempozyumun ikinci gününde davetli konuşmacıların dışında “Haber İncelemeleri”, “Dijital Dönüşüm ve Reklam”, “Gazetecilik”, “Yapay Zekâ”, ”Dijital Çağda Gerçekliğin Yeniden Üretimi”, “Dijital Dönüşüm ve Görsel İletişim Tasarımı”, “Halkla İlişkiler”, “Dijital Dönüşüm ve Yayıncılık”, “Dijital Dönüşüm ve Sinema” ve “Dijital Dönüşüm ve Siyaset” oturumları gerçekleştirildi.Sempozyuma çeşitli üniversitelerden çok sayıda akademisyen bildirileriyle katılırken yine çeşitli üniversitelerden akademisyenler de oturumlarda moderatörlük yaptı. İstanbul Şehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Peyami Çelikcan, İstanbul Üniversitesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Suat Gezgin, Prof. Dr. Yıldız Dilek Ertürk, Prof. Dr. Murat Özgen, Marmara Üniversitesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Filiz Aydoğan, Prof. Dr. Ebru Özgen, Maltepe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Selahattin Yıldız, Yeditepe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Defne Özonur, İstanbul Aydın Üniversitesi’nden Prof. Dr. Özer Kambur ve Doç. Dr. Deniz Yenğin, Ankara Hacı Bayram Üniversitesi’nden Doç. Dr. Aytül Tamer, Doç. Dr. Esra Keloğlu ve Dr. Kurtuluş Özgen, Hacettepe Üniversitesi’nden Doç. Dr. Özlem Pektaş Turgut bildiri ve oturum moderatörlükleriyle sempozyuma destek verenler arasındaydılar.İFİG kapsamında açılan sergiler büyük beğeni aldı6’ıncı İletişim Günleri kapsamında bu yıl öğretim üyelerinin ve öğrencilerin çalışmalarından oluşan sergiler de açıldı. Prof. Dr. Hasip Pektaş’ın Ekslibris Sergisi Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Sanat Galerisi’nde açıldı. Açılışını Rektör Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın yaptığı sergi 12 Mayıs’a kadar ziyarete açık tutulacak.Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü öğrencilerinin Uygulamalı Gazetecilik dersi kapsamında, hocaları Dr. Öğr. Üyesi Aylin Tutgun Ünal’ın danışmanlığında açtıkları Gazete Sergisi de Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan tarafından açıldı.Görsel İletişim ve Tasarım Bölümü öğrencilerinin Grafik Tasarım dersi kapsamında, hocaları Öğr. Gör. Pınar Çelik danışmanlığında gerçekleştirdikleri sergi de bir dijital teknoloji harikası olarak etkinlik kapsamındaki yerini aldı.İFİG kapsamında İletişim Fakültesi öğrencilerinin sosyal sorumluluk projeleri de dikkat çekiciydi. İnsanları su içmeye teşvik eden ‘Su İçin’ sloganlı sosyal sorumluluk projesi sayesinde sempozyum konukları kana kana su içtiler. Bir çevre dostu olarak yeşili korumayı ve organik beslenmeyi teşvik eden projeyle ise konuklara bitkiler dağıtıldı.İFİG genç iletişimcilere etkinlik yönetimi deneyimi kazandırdı6. Uluslararası İletişim Günleri’nde, Etkinlik Yönetimi dersi öğrencileri uygulamalı eğitimin bir parçası olarak görev aldılar. Dr. Öğr. Üyesi Şaha Özpınar tarafından verilmekte olan dersin uygulamalı eğitim kesitini öğrenciler İFİG organizasyonunda görev alarak tamamladılar. İletişim öğrencileri başarılı çalışmalarıyla başka üniversitelerden sempozyuma katılan akademisyenlerin ve öğrencilerin takdirini topladılar.6. Uluslararası İletişim Günleri, İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör’ün teşekkür konuşmasıyla sona erdi. Güngör, teşekkür konuşmasında fakültenin akademik kadrosuna, etkinlikte özveriyle görev alan öğrencilere, sempozyuma bildirileriyle katılan akademisyenlere, oturum başkanı olarak katkı veren akademisyenlere, sempozyuma desteğini esirgemeyen Rektörlük Yönetimi’ne, üniversitenin ilgili idari birimlerine, sempozyuma destek veren TÜBİTAK’a ve etkinlikte kahve sponsorluğu desteği veren Tchibo’ya teşekkürlerini iletti.  Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA)

17 NİS 2019

Brand Camp Marka Günleri 3. kez Üsküdar’da!

Üsküdar Üniversitesi, “Brand Camp Marka Günleri” etkinliğine 3. kez ev sahipliği yapıyor. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesinin geleneksel hale getirdiği Brand Camp Marka Günleri etkinliği sektörün önde gelen isimlerini öğrencilerle buluşturmaya devam ediyor.İletişim Fakültesi Reklam Tasarımı ve İletişimi Bölümü ile Halkla İlişkiler Bölümünün ortaklaşa düzenlediği etkinliğe Wave İstanbul Storyteller Onur Çakı, Promedia PR Ajans Başkanı Feray Alpay, Reklam Derneği Ajans Başkanı aynı zamanda Tazefikir Reklam Ajansı Başkanı Çağlar Gözüaçık, Y&R Team Red ekibinden Reklam Yazarı Burcu Tatari ve Reklam Yazarı Hüseyin Gündüz konuk oldu.Üsküdar Üniversitesi Güney Yerleşke İletişim Fakültesi Fuat Sezgin Konferans Salonunda gerçekleşen etkinliğin sunuculuğunu Reklam Tasarımı ve İletişimi 2. Sınıf öğrencileri Özge Özcan ve Anıl Özkonuş üstlendi. Brand Camp Marka Günleri etkinliği saygı duruşu ardından İstiklal Marşı’nın okunması ile başladı.Etkinliğin açılış konuşmalarını Reklam Tasarımı ve İletişimi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Özgül Dağlı ve İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör yaptı.Doç. Dr. Dağlı: “Brand Camp Marka Günleri öğrencilerimizin oluşturduğu bir fikir”Doç. Dr. Özgül Dağlı, gelenekselleşme yolunda ilerleyen Brand Camp Marka Günleri fikrinin öğrenciler tarafından geliştirildiğini belirterek ortaya çıkış hikâyesini katılımcılarla paylaştı. Dağlı, “Brand Camp Marka Günleri etkinliği bu sene üçüncüsü ile karşınızda aslında bu öğrencilerimizin reklama giriş dersinde geliştirdiği, afiş tasarımları dahi öğrencilerimizin oluşturduğu bir fikir. Umuyorum ki Brand Camp fakültemizde gelenekselleşerek marka olarak anılacak bir etkinlik olacak” dedi.Doç. Dr. Dağlı: “Teknolojik gelişmeler markanın başarısında önemli faktörlerdendir”Reklam sektöründeki teknolojik gelişmelere ilişkin paylaşımlarda bulunan Dağlı, yaşanan teknolojik gelişmelerin marka başarısında önemli rol oynadığını ifade etti. Dağlı, “Reklam ve marka ile ilişkili tüm sektörler için başarının yolu yaratıcılık ve bilimin birlikte harmanlandığı doğru bir pazarlama iletişimi stratejisinden geçiyor. Teknolojik gelişmeler, yoğun rekabette bir markanın başarısında göz önünde bulundurulması gereken önemli faktörlerin başında yer alıyor, reklam sektöründeki hızlı teknolojik dönüşümler reklam ve pazarlama araştırmalarındaki yenilikleri sektörle değerlendirmek oldukça önemli” şeklinde konuştu.Prof. Dr. Güngör: “Sektörle buluşmalar derslikteki eğitimlerin önemli bir pekiştiricisi!”Prof. Dr. Nazife Güngör üniversitede oluşturulan networklerin, yapılan ortak çalışmaların iş hayatında önemli katkıları olduğunu belirterek sektörden isimler ile öğrencilerin bir araya gelmesinin önemli bir fırsat olduğunu ifade etti. Güngör, “Üniversitede kurduğunuz arkadaşlıklar, birlikte yaptığınız çalışmaların uzantısı iş hayatıdır. Her biriniz sektörün bir yerinde yer alacaksınız ve birbirinizden haberdar olacaksınız.  Birtakım işleri hem sektörde hem profesyonel hayatta birlikte çoğaltacaksınız. Sektörle buluşmalar bilimsel çalışmaların, derslikteki eğitimlerin çok önemli bir pekiştiricisi. Sektördeki kişileri burada tanıyarak yavaş yavaş sektöre kayıyorsunuz. Bu tür platformlar önemli buluşma, önemli paylaşım ve önemli işbirliği platformlarıdır” dedi Güngör sektörle buluşmaların sıklıkla yapılması ve desteklenmesi gerektiğini vurguladı.Çakı, Konvansiyonel taraf dijitali, dijital taraf konvansiyoneli kabul etmiyor”Açılış konuşmaları ardından Wave İstanbul Storyteller Onur Çakı, “Marka ve Reklam Üzerine” konulu sunumunu yaptı. Kendisi hakkında bilgi veren Çakı, tecrübelerini katılımcılarla paylaştı. Çakır, 20 senedir hem konvansiyonel alan hem de dijital alanda çalıştığını belirtti. Çakır, “Yaklaşık 20 senedir hem konvansiyonel reklam hem dijital reklam alanında çalıştım ve hep şunu gördüm konvansiyonel taraf hiçbir zaman dijitali, dijital taraf da hiçbir zaman konvansiyonel tarafı kabul etmiyor” dedi.Alpay, “Her şey beyinde başlayıp beyinde bitiyor”Promedia PR Ajans Başkanı Feray Alpay, “Marka ve Reklam Üzerine” konulu sunumunu yaptı. Çalışmaları hakkında bilgi veren Alpay, halkla ilişkiler sektörünün geleceği ile ilgili paylaşımlarda bulundu. Alpay, “Sektörün geleceği ile ilgili yapılan çalışmalarda neuromarketing çalışmalarının önemi büyük, ardından internet ve sosyal medya geliyor. Gelenekselin dışında günümüzde neuromarketing çalışmaları çok önem kazandı” şeklinde konuştu. Teknolojik gelişmelerin takip edilmesi gerektiğini vurgulayan Alpay, öğrencilere tavsiyelerde bulundu. Alpay, “Her şey beyinde başlayıp beyinde bitiyor, beyine bu kadar önem veren bir üniversitede iletişim ile ilgili eğitim alıyorsunuz bunun kıymetini iyi bilin” dedi. Reklam sektöründeki önemli isimler konuşulduEtkinliğin 2. oturumunda Reklam Derneği Ajans Başkanı ve Tazefikir Reklam Ajansı Başkanı Çağlar Gözüaçık,  “Neden Reklamcı Oldum? Nasıl Reklamcı Olursun?” konulu sunum yaptı. Reklam Derneği hakkında bilgi veren Gözüaçık derneğin yaptığı ve yapacağı projelere değindi. Gözüaçık, reklam mesleğini seçme nedenlerini belirterek sektördeki önemli isimler hakkında paylaşımlarda bulundu.Yaratıcı işler üzerinden yaratıcı süreç ele alındıY&R Team Red ekibinden Reklam Yazarı Burcu Tatari ve Reklam Yazarı Hüseyin Gündüz “Reklamda Yaratıcı Strateji Konuşuyoruz” konulu sunum yaptı. Yaratıcı işlerin meydana geliş aşamasında yaşanılan sıkıntılara değinen Tatari, sorunların üstesinden nasıl geldiklerini anlattı. Hüseyin Gündüz ise ödül kazanmış yaratıcı işler üzerinden yaratıcı süreç ile ilgili öğrencilere bilgi verdi.Toplu fotoğraf çekimi ardından etkinlik sona erdi. 

05 ARA 2018

Halkla İlişkiler Sempozyumunda “Kurumsal Sosyal Sorumluluk” ele alındı

Halkla İlişkiler Sempozyumunda “Kurumsal Sosyal Sorumluluk” ele alındıBu yıl ikincisi düzenlenen Halkla İlişkiler Sempozyumu etkinliği, Üsküdar Üniversitesi Güney Yerleşke Fuat Sezgin Konferans salonunda gerçekleşti. Kurumsal sosyal sorumluluk kavramının ele alındığı sempozyumun sunuculuğunu Halkla İlişkiler bölümü öğrencisi Serra Betül Kösoğlu üstlendi.“Halkla İlişkiler algısı değişti”Halkla İlişkiler Sempozyumu etkinliğinin açılış Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör tarafından gerçekleştirildi. Güngör, halkla ilişkilerin geçmişten günümüze gelişimine değinerek halkla ilişkiler algısının değiştiğini ifade etti. Halkla ilişkilerin çok ciddi bir disiplin haline geldiğini belirten Güngör, halkla ilişkilerin arka planının sağlam bilimsel ve bilişsel zemine dayanması gerektiğinin de altını çizdi.“Bilimsel eğitim ile birlikte halkla ilişkiler felsefesi de öğretilmeli” Halkla İlişkiler Sempozyumu etkinliğinin ikinci açılış konuşmasını Halkla İlişkiler Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Özge Uğurlu Akbaş gerçekleştirdi. Kamu ve özel sektörde halkla ilişkiler faaliyetlerine değinen Akbaş, halkla ilişkiler ile ilgili verilen eğitimin bilimsel olmasının yanı sıra halkla ilişkiler felsefesi ile birlikte verilmesi gerektiğini vurguladı.  “Monologdan ziyade diyalog gerçekleştirilmeli”Halkla İlişkiler Sempozyumu etkinliğinin birinci oturum konuşmasını Prof. Dr. Ebru Özgen gerçekleştirdi. Geçmişten günümüze halkla ilişkiler konusunda paylaşımlarda bulunan Özgen, halkla ilişkiler bünyesinde çalışanların birer iletişimci olduğunun altını çizdi. Gerçekleştirilen iletişimlerin iletimden çok iletişim olması gerektiğini vurgulayan Özgen, monologdan ziyade insanlarla diyalog halinde olunması, bunun içinde öncelikle karşımızdakini anlamamız gerektiğini ifade etti.    “Halkla ilişkiler algı yönetimidir”Prof. Dr. Ebru Özgen, halkla İlişkiler kavramının toplum mühendisliği olduğunu, halkla ilişkilerin toplum mühendisliğini pozitif bir şekilde inşa ettiği belirtti. Özgen, halkla ilişkilerin bir algı yönetim şekli olduğunu dile getirerek çarpıcı algı yönetimi ve manipülasyon örneklerinden bahsetti. Özgen, halkla ilişkilerin algı yönetim şekli olmasının yanı sıra halkla ilişkiler ile iyi niyet tasarlanabileceğini de ifade etti.“Bireysel olarak sosyal sorumluluk anlayışına sahip olmalıyız”Prof. Dr. Ebru Özgen, insanı kötülükten ayıracak, mükemmelleştirecek, iyiye hizmet ettirecek yegâne işin sosyal sorumluluk olduğunu ifade etti. Kendi sosyal sorumluluk anlayışının Kant’ın ödev ahlakına dayandığını ifade eden Özgen, sosyal sorumluluğun sadece kurumlardan, devletten beklenilmemesini, insanın bireysel olarak da sosyal sorumluluk anlayışına sahip olması gerektiğinin altını çizdi.“Sosyal sorumluluk, kendi evimizin önünü temizlemek demek değil”Sosyal sorumluluk kavramının sadece kendi evimizin önünü temizlemeden ibaret olmadığını belirten Özgen, kurumsal sosyal sorumluluğunun önce kurum içinde başlaması gerektiğini belirtti. Stratejik sosyal sorumluluk kavramına değinen Özgen, sosyal sorumluluk projeleri yürüten markaların hedefinde satışları artırma, marka farkındalığı oluşturma gibi nedenlerin yattığını belirterek markaların sosyal sorumluluk kampanya örneklerine yer verdi.“Ölçülemeyen iletişimin başarısı bilinemez”Sosyal sorumluluğun kriz sonrası oluşan marka algısını değiştirebilecek etkisinin olduğunu belirten Özgen, bu süreçte araştırma ve analizin çok önemli unsurlar olduğunu ifade etti. Sosyal sorumluluk projelerinde ölçümlemenin önemine değinen Özgen, ölçülemeyen iletişim başarısının bilenemeyeceğine, sosyal sorumluluk projesinin amacına ulaşıp ulaşmadığının anlaşılması için ölçümleme yapılması gerektiğini belirtti.Konuşmasının ardından Prof. Dr. Ebru Özgen’e Üsküdar Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Özge Uğurlu Akbaş tarafından plaket taktim edildi.Wilo’nun sosyal sorumluluk projeleri hakkında bilgi verildiHalkla İlişkiler Sempozyumu etkinliğinin birinci oturumunda ikinci konuşmayı bina teknolojileri, endüstri, su ve atık su yönetimi alanlarında faaliyet gösteren Wilo Pazarlama Koordinatörü Melis Öner gerçekleştirdi. İlk olarak sektöre girişi hakkında bilgi veren Öner, Wilo markası ile ilgili farkındalık yaratmak için gerçekleştirdikleri sosyal sorumluluk projelerine değindi.“Sosyal sorumluluk projeleri ile toplum bilinci yaratıldı”Öner, yürütülen sosyal sorumluluk projeleri kapsamında Wilo’nun marka bilinirliğini artırdığını, küresel düzeyde yer alan bir marka haline geldiğini belirtti. Öner, düzenledikleri fotoğraf yarışmaları, sergiler, su için yürüyoruz projesi gibi birçok sosyal sorumluluk faaliyeti sonrasında suyun önemi ile ilgili toplum bilincinin yaratıldığını ve konunun köşe yazarları tarafından da ele alındığını ifade etti.Wilo Pazarlama Koordinatörü Melis Öner’in konuşması ardından Üsküdar Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Necla Polat tarafından kendisine plaket taktim edildi.Küresel trendler ışığında sosyal sorumluluk kavramı ele alındıHalkla İlişkiler Sempozyumu etkinliğinin ikinci oturumu Arçelik Kurumsal İletişim Uzmanı Yasemin Başçavuşoğlu tarafından gerçekleştirildi. Küresel trendler ışığında kurumsal sosyal sorumluluk kavramına değinen Başçavuşoğlu, küresel trendlerin iş dünyasının dinamiklerini belirlediğini ifade etti. Başçavuşoğlu, Arçelik olarak değişen ve gelişen dijital trendlere uyum sağlamaya çalıştıklarını, teknolojik anlamda her türlü gelişime ve değişime açık olduklarının belirtti.Arçeliğin yürüttüğü sosyal sorumluluk kampanyaları hakkında bilgi verildiYasemin Başçavuşoğlu, Arçelik tarafından düzenlenen toplumsal sosyal sorumluluk kampanyaları hakkında bilgi verdi. Toplumsal cinsiyet ayrımı konusunda bilinç oluşturmak adına “Eşit sözlükle dilini eşitle” projesini anlatan Başçavuşoğlu, dilde bir dönüşüm sağlamak için yola çıkıldığını belirterek projenin şirket içinde çok sahiplenildiğini ifade etti. Başçavuşoğlu, düzenledikleri sosyal sorumluluk projeleri sonrasında gelen ödül ve başarılar hakkında bilgilendirmede bulundu.Arçelik Kurumsal İletişim Uzmanı Yasemin Başçavuşoğlu konuşması ardından merak edilen soruları yanıtladı. Üsküdar Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Özge Uğurlu Akbaş, Yasemin Başçavuşoğlu’na plaket taktim etti.“Tezhip ve minyatür anlatım sanatıdır”Halkla İlişkiler Sempozyumu etkinliğinin ikinci oturumunda son konuşmayı Tezhip ve Minyatür sanatçısı Sabiha Şeker gerçekleştirdi. Tezhip ve minyatür sanatı hakkında bilgi veren Şeker, Tezhip ve minyatürün bir anlatım sanatı olduğunu ifade etti. Tezhip öğretmenliği yapan Şeker, çalışmalarını Şeker Sanat Evi’nde sürdürdüğünü belirtti. Şeker Sanat Evi’nde gerçekleştirilen sosyal sorumluluk projeleri hakkında bilgi verdi. Şeker, otizmli, down sendromlu ve spastik çocuklar ile birlikte yürüttüğü çalışmalara değindi.Etkinliğin son oturumunda Sabriye Şeker merak edilen soruları yanıtladı.Üsküdar Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Necla Polat tarafından Sabriye Şeker’e plaket taktim edildi.Toplu fotoğraf çekimi ardından etkinlik sona erdi.Haber: Meryem ÖzkanFotoğraf: Esra Gül Batal Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA)

23 KAS 2018

Üsküdar İletişim, sektörü derse taşıdı

Üsküdar İletişim, sektörü derse taşıdıÜsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler Bölümünün Dijital Pazarlama dersi kapsamında Öğr. Gör. Yasemin Kızıldoğan tarafından düzenlenen dijital pazarlama konulu etkinliğe Mopp Media’dan Ufuk Cebeci ve pazarlama iletişimi uzmanı Burhanettin Mirzooğlu konuk oldu. İletişim Fakültesi öğrencilerinin sektörün işleyişi hakkında ilk elden bilgi sahibi olmasını amaçlayan ‘dijital pazarlama’ konulu etkinlik sektörden önemli isimlerin katılımıyla gerçekleştirildi. Markalar yaratıcı çözümlere ihtiyaç duyuyorMoop Media’dan Ufuk Cebeci, başarılı dijital kampanyaların fikir geliştirme aşamasından uygulama sürecine kadar nasıl geliştirildiğini uygulamalı örnekler eşliğinde öğrencilerle paylaştı. Cebeci, “Farklı sektörlerde büyük firmalara hizmet veriyoruz ve artık markalar bir şekilde hem prodüksiyon hem dijital pazarlama hem de yaratıcı çözümlemelere ihtiyaç duyuyorlar. Çünkü artık ne yaratıcılık ne de dijital pazarlama tek başına yeterli” dedi. Cebeci, her zaman “Farklı ne yapabiliriz?” sorusunu sorduklarını belirtti. Başarının sırrı, değişimin gerisinde kalmamakPazarlama iletişimi uzmanı Burhanettin Mirzooğlu ise internetin ilk günlerinden günümüze kadar gelen süreçte şirketlerin pazarda tutunma stratejilerinden ve kullanıcı deneyimlerinden bahsetti. Pazarlamada başarının sırrının değişimin gerisinde kalmamak olduğunu belirten Mirzooğlu, iyi bir iletişimcinin yalnızca günümüz trendlerini değil, yarının eğilimlerini de öngörmek zorunda olduğunu ifade etti. Mirzooğlu, “2009 senesinde hocalarımız mobil kullanım masaüstünü geçecek derlerdi ve inanmazdık, ancak günümüzde mobil kullanım gerçekten de masaüstünü geçti” dedi. Mevcut durumda dijital sektörün en önemli markaları haline gelen Google, Facebook ve Twitter örneklerinin nasıl başarılı olduklarını anlatan Mirzooğlu, markaların dijitalde tutunabilmek için kendi platformlarını kullanıcıya ücretsiz olarak sunmaları gerektiğini anlattı. Mirzooğlu, “Dijital markalar ticari beklentilerini son kullanıcıyı ücretlendirmekten çok son kullanıcıya reklamlar aracılığıyla ulaşmaya çalışan diğer firmaların reklam giderlerine dayandırmalı” dedi.   Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA)

01 KAS 2018

“Yapay zekâ, işe ruh katamaz”

“Yapay zekâ, işe ruh katamaz”Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin düzenlediği Marka Atölyesi etkinliği Güney Yerleşkede gerçekleştildi. Programın konuğu Neslihan Muradoğlu oldu. Muradoğlu, İletişim Fakültesi öğrencilerine “İletişim kocaman bir dünya, sizin alanınız ne olacak? konulu bir sunum gerçekleştirdi.Son iki senedir kariyer üzerine çalışmakta olduğunu belirten Muradoğlu “Kariyer deme bana adlı kitabım 2019'da raflarda olacak. Bu kitap tam sizlere yönelik bir kitap. Benim kurumsal hayatımı anlatan, teoriden uzak, pratik tabanlı bir kitap ve sizlere katkı sağlayacağını düşünüyorum” dedi.“Dijital medya iletişimcilerin önünü kolay kolay kesemez”Dijital öyle bir noktaya gelecek ki insan gerektiren işlerin sayısı yüzde otuz azalacak diyen Muradoğlu “Fakat yapay zekâ, işe ruh katamaz bu sebepten dolayı iletişimcilerin meslek hayatındaki avantajı çok yüksek. Dijital medya iletişimcilerin önünü kolay kolay kesemez” şeklinde konuştu.“İletişimi en iyi boyutta sağlayacaksınız”Neslihan Muradoğlu şunlar söyledi: Arkadaşlar ister firma, ister ajans, ister müşteriye yakın ya da uzak çalışın her halükarda insanlarla iletişiminiz olacak. Bir gün aynı gün içerisinde dört farklı iş yapacaksınız ve bunu iletişimci olarak en iyi şekilde yönetmelisiniz. İnsanlarla en iyi şekilde koordine olmalısınız. Yapacağınız her iş farklı gibi gözükse de bir biri ile bağlantılı ve iç içe olacak tüm bunların ayarlamasını siz yapacaksınız. İnsanı yapay zekâdan ayıran bu, işe ruh katacak, iletişimi en iyi boyutta sağlayacaksınız.“İletişimci olarak bir şey koyamıyorsanız bu bir kayıptır”Gençlerden gelen maillerin ortak konusunun öz geçmişimizi nasıl yazalım sorusu olduğunun altını çizen Muradoğlu “Bunun cevabını zaten internet veriyor, ayrıca buna iletişimci olarak bir şey koyamıyorsanız bu bir kayıptır. İletişimci olarak sizlerin çok iyi Türkçe yanı sıra çok iyi İngilizce bilmeniz gerekmektedir. Akıllı, hızlı ve güler yüzlü olunması iletişimciler için önemli konular” diye belirtti.“İletişiminizi en iyi şekilde kullanmanız gerekiyor”İş hayatından bahseden Muradoğlu, “Herkes aynı enerjide olmak zorunda değil, fakat benim enerjimi düşüremezsin bu yüzden herkesin çalıştığı yerde güler yüzlü olması çok önemli. İletişim okuyorsunuz ve çalıştığınız ajansta, kanalda aslında her yerde, çalışanların hepsi ile iletişiminize dikkat etmeniz ve en iyi şekilde kullanmanız gerekmektedir” ifadelerini kullandı.“Kaygılanmayın ve kalıpların dışına çıkın”CV’ler üzerinde duran Muradoğlu, “İçerisinde hedeflere yönelik yapılan, işe yönelik giriş cümlesine ihtiyacım var. Öncelikle duygunuzu o CV'de görmem gerekiyor. Kaygılanmamanız gerekiyor, kalıpların dışında samimi düzgün bir şeyler çıkartın. Farklı olun fakat farklı olurken kendiniz olun ve samimi olun en önemlisi kariyerinize odaklanın” diyerek öğrencileri uyardı.Toplu fotoğraf çekiminin ardından program sona erdi. Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA) 

31 EKI 2018

Üsküdar İletişim, Yemekneredeyenir.com’un kurucusu İlker Kulaksız’ı misafir etti

Üsküdar İletişim, Yemekneredeyenir.com’un kurucusu İlker Kulaksız’ı misafir etti  Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler Bölümü’nde verilen Dijital Pazarlama dersi kapsamında Öğr. Gör. Yasemin Kızıldoğan tarafından düzenlenen etkinliğe yemekneredeyenir.com’un kurucusu İlker Kulaksız konuk oldu. İlker Kulaksız, öğrencilere sektörle ilgili önemli bilgiler verdi. Dijitalleşmenin insan hayatında artık her alanda var olduğunu belirten Kulaksız, sohbet havasında geçen konuşmasının ardından öğrencilerin sorularını da yanıtladı.Yanlış paylaşımlardan doğan hataları telafi etmek zor!   Sosyal medya kavramı, kullanımı ve gücü hakkında öğrencileri bilgilendiren İlker Kulaksız, sosyal medyanın önemiyle ilgili keyifli bir sohbet gerçekleştirdi. Sosyal medyanın günümüzde çok önemli olduğunu belirten İlker Kulaksız, sosyal medyanın gücüne değinerek öğrencilerle deneyimlerini paylaştı. Sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlarda çok dikkatli olunması gerektiğini vurgulayan Kulaksız; “Sektörde yanlış paylaşımlardan doğan hataları telafi etmek çok zordur. Yapılan hataların ardından süreç, mahkemeye kadar gidebilir” diyerek öğrencileri sosyal medya kullanımı hakkında uyardı. Yemekneredeyenir.com olarak sosyal medyadaki varlıkları ile ilgili olarak ise; “Biz başlangıçta Instagram’ı sadece pazarlama (marketing)  için kullanmıştık. Daha sonra iyi bir planlama yaptık ve bu süreci başarılı bir şekilde yürüttük. Atılan doğru adımlar sayesinde büyüdük ve bugünlere geldik. Ancak biz bile bu kadar büyüyebileceğimizi tahmin etmemiştik” dedi.“Doğru görsel için çağa ayak uydurmak gerekiyor”Sosyal medyada kullanılan görsellerin önemine de değinen Kulaksız; “Sosyal medyada dikkat edilmesi gereken kurallar vardır. Paylaşılan görseller dikkat çekici olmalıdır. Bu noktada doğru görseli yakalayabilmek için çağa ayak uydurmak çok önemlidir” dedi. Yemekneredeyenir.com’un sosyal medya paylaşımlarıyla ilgili olarak istatiksel bilgiler de paylaşan Kulaksız; “Her bir görselimiz 500 bin ile 1 milyon arası görüntüleniyor. Takipçilerimizin yüzde 68’ini kadınlar oluşturuyor. Takipçilerimizin yüzde 90’ı İstanbul’da yaşayan bireylerken, yüzde 10’u ise diğer illerden” dedi.“Hedef kitleyi bulmanız gerekiyor”Sosyal medyanın doğru kullanımı için hedef kitleyi belirlemenin önemini vurgulayan İlker Kulaksız; “Hedef kitleyi bulmanız çok önemlidir.  Kime hitap ettiğinizi bilmeniz gerekiyor. Sürekli yanı başımızda olan bir dijitalleşme sürecinin içerisindeyiz” diyerek hedef kitleyi doğru belirleme ve başarı ilişkisinin altını çizdi. Son olarak öğrencilerin sorularını yanıtlayan İlker Kulaksız, “Mail Marketing kavramının gücüne inanıyor musunuz? Yoksa Mail Marketing bitti mi?” şeklinde yöneltilen soruya; “maillerinizi aktif bir şekilde kullanıyorsanız bitmemiştir” cevabını verdi. Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA)

Üniversitemizle ilgili “AKLINDA NE VARSA” bize sor!