Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Sultan Tarlacı tarafından kaleme alınan “NöroTarih” adlı iki ciltlik eser, Üsküdar Üniversitesi Yayınları ile okuyucuyla buluştu. İnsanlığın beyni ve zihni anlama serüvenini tarihsel, bilimsel ve felsefi yönleriyle ele alan eser; antik çağlardan modern nörobilime uzanan kapsamlı bir perspektif sunuyor.
İçerik
Üsküdar Üniversitesinden nörobilim tarihine ışık tutan iki ciltlik eser
Birçok tarihsel gelişme okuyucuya aktarılıyor
“NöroTarih” serisinin ilk cildi “Ruhun Peşinde: Antik Çağlardan Aydınlanmaya Beynin Hikayesi” başlığını taşıyor. Eserde trepanasyondan Antik Mısır’a, Antik Yunan düşüncesinden Orta Çağ’a, İslam dünyasından Rönesans’a kadar beynin tarihsel yolculuğu ele alınıyor.

Beyin işlevlerini anlamaya yönelik ilk girişimler…
Kitapta, insanlığın beynin işlevlerini anlamaya yönelik ilk girişimleri aktarılırken, Hipokrat, Platon, Aristoteles, Galen, Leonardo da Vinci ve Vesalius gibi tarihe yön veren isimlerin düşüncelerine ve çalışmalarına da yer veriliyor. İlk beyin ameliyatları olarak kabul edilen trepanasyon uygulamalarından, İskenderiye’de gerçekleştirilen diseksiyon çalışmalarına kadar birçok tarihsel gelişme okuyucuya sunuluyor.
Eserin arka kapak yazısında beynin yalnızca biyolojik bir organ olmadığına dikkat çekilerek şu soruya vurgu yapılıyor:
“Kafatasının içindeki 1,3 kiloluk bu organ, nasıl olup da evreni sorgulayan, aşık olan, matematiksel teoremler kuran ve kendi varlığının farkında olan bir varlığa dönüştü?”

Modern sinirbilimin doğuşundan kuantum nörobilime…
Serinin ikinci cildi ise “Hayvansal Elektrikten Kuantuma: Modern Sinirbilimin Doğuşu ve Geleceği” adıyla yayımlandı. Elektronörofizyolojinin başlangıcından nöron teorisine, beyin haritalama çalışmalarından nörotransmitterlerin keşfine ve kuantum nörobilime kadar geniş bir içeriğe sahip eser, modern nörobilimin gelişim sürecini detaylı biçimde inceliyor.
Kitapta, Camillo Golgi ve Santiago Ramón y Cajal’ın nöron teorisine katkıları, Paul Broca ve Carl Wernicke’nin dil merkezlerine ilişkin keşifleri, Phineas Gage vakası, Hodgkin-Huxley modeli, Otto Loewi’nin kimyasal iletim deneyleri ve Wilder Penfield’ın beyin haritalama çalışmaları gibi nörobilim tarihinin dönüm noktaları ele alınıyor.
Eserin arka kapak yazısında ise bilimsel gelişmelerin merkezindeki temel sorulara dikkat çekiliyor:
“Beyin bir makineyse, eğer düşünceler sadece sinir hücrelerinin ateşlenmesiyse, o zaman bir müziği dinlerken hissettiğimiz o tarifsiz duygu, bir manzara karşısında yaşadığımız o derin hayranlık nedir?”
Bilim, felsefe, psikoloji ve teoloji arasındaki ilişkilere de ışık tutuyor
“NöroTarih” yalnızca nörobilim tarihini anlatmakla kalmıyor aynı zamanda bilim, felsefe, psikoloji ve teoloji arasındaki ilişkilere de ışık tutuyor. İki ciltlik eser, insan zihninin ve bilincinin anlaşılmasına yönelik tarihsel yolculuğu kapsamlı bir bakış açısıyla ele alırken, geçmişten günümüze nörobilimin geçirdiği dönüşümü okuyucuyla buluşturuyor.







