Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Felsefe Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. İbrahim Özdemir, “Tanrı’nın Yaratımının Koruyuculuğu: Ortak Bir Sorumluluk” başlıklı sempozyuma çevrimiçi olarak katıldı. “İslam’da Yaratılışa Özen Göstermek Ahlaki Bir Zorunluluktur” başlıklı sunum gerçekleştiren Özdemir, küresel ekolojik kriz karşısında dini geleneklerin ortak bir ahlaki sorumluluk taşıdığına dikkat çekti.
İçerik
Prof. Dr. İbrahim Özdemir: “İslam’da yaratılışa özen göstermek ahlaki bir zorunluluktur”


İzmir’de gerçekleştirilen sempozyum Müslüman ve Hristiyan din adamlarını, akademisyenleri ve çevre düşünürlerini bir araya getirerek insanlığın yeryüzüne karşı sorumluluğunu ele aldı. Programda farklı dini gelenekler arasında çevre konusunda ortak bilinç geliştirilmesi ve iklim krizine karşı iş birliğinin güçlendirilmesi hedeflendi.
Sunumunda çevre krizinin yalnızca bilimsel ya da siyasi bir mesele olmadığını aynı zamanda derin bir teolojik ve ahlaki kriz olduğunu vurgulayan Özdemir, Üsküdar Üniversitesi bünyesinde kurulan Çevre Etiği Platformu hakkında da bilgi verdi.
“Savaşlar kadim şehirleri yerle bir ediyor”
Çevre sorunu olarak değerlendirdiği bazı küresel gelişmelere dikkat çeken Prof. Dr. İbrahim Özdemir; “Bugün yaşadığımız dünya hakkında açıkça konuşmazsam hem kendi geleneklerimize hem de içinde bulunduğumuz bu ana karşı görevimi ihmal etmiş olurum. Biz burada toplanırken şehirler yıkılıyor ve yanıyor. Allah’ın yarattığı mahlukatın emanetçiliğinden söz ederken, o yaratılışın tacı olan insanlar sistematik biçimde yok ediliyor. Savaşlar kadim şehirleri yerle bir ediyor. Nesiller boyunca kurulmuş mahalleleri siliyor. Bir zamanlar insan topluluğuna şekil veren evleri, okulları, hastaneleri, camileri ve kiliseleri enkaza çeviriyor.” dedi.
Özdemir, her gün artan can kayıplarının yanı sıra milyonlarca insanın topraklarından, dillerinden ve aidiyetlerinden koparılarak yerinden edildiğini belirterek, tüm bu gelişmeleri çevre sorununun bir parçası olarak değerlendirdi.
Hilafet, Allah’ın yarattığı aleme karşı bir emanet ve sorumluluktur
Kur’an-ı Kerim, İslam hukuk düşüncesi ve klasik İslam ahlakı çerçevesinde değerlendirmelerde bulunan Özdemir, İslam’daki hilafet kavramının doğa üzerinde egemenlik değil, Allah’ın yarattığı âleme karşı bir emanet ve sorumluluk anlamına geldiğini ifade etti.
Bu anlayışın Yunus Emre’nin “Yaratılanı severim, Yaratandan ötürü.” sözlerinde en güzel şekilde karşılık bulduğunu belirten Özdemir, iklim değişikliği, biyolojik çeşitliliğin azalması, çevre kirliliği ve ekosistemlerin tahribinin Kur’an-ı Kerim’de “fesad” olarak tanımlanan bozulma ve yıkım biçimlerine karşılık geldiğini vurguladı.
“Liderlerin birlikte hareket etmesi dünyaya güçlü bir ahlaki mesaj veriyor”
Küresel vicdanın yeniden inşasının önemine işaret eden Özdemir, “Yaratılışa özen göstermek İslam’da tali bir mesele değildir. Bu merhamet, adalet ve manevi sorumluluk anlayışına dayanan ahlaki bir zorunluluktur.” dedi.
Çevre krizine karşı dindar insanların iş birliği içinde hareket etmesinin önemine de değinen Özdemir, Müslüman ve Hristiyan liderlerin birlikte hareket etmelerinin dünyaya güçlü bir ahlaki mesaj verdiğini ifade etti. İnsan hayatının ve tabiatın kutsallığını birlikte savunmanın küresel vicdanın yeniden inşası açısından büyük önem taşıdığını söyledi.
İslam ahlakı yalnızca insanı değil bütün canlıları kapsıyor
Hz. Muhammed’in hayvan hakları ve çevreye ilişkin öğretilerine de değinen Özdemir, İslam ahlakının yalnızca insanı değil bütün canlıları kapsayan geniş bir merhamet anlayışı sunduğunu belirtti.
Bu merhamet anlayışının 19’uncu yüzyılın sonlarına kadar Müslüman toplumların günlük yaşamını nasıl şekillendirdiğini, Fransız şair ve devlet adamı Alphonse de Lamartine’den yaptığı şu alıntıyla anlattı:
“Müslümanlar, canlı ve cansız mahlûkâtın hepsiyle iyi geçinirler: Ağaçlara, kuşlara, köpeklere, velhasıl Allah’ın yarattığı her şeye hürmet ederler; bizim memleketlerde başıboş bırakılan veyahut eziyet edilen bu zavallı hayvan cinslerinin hepsine şefkat ve merhametlerini teşmil ederler.”
“Adaletsizliğe yol açıyorsa ahlaken meşru sayılamaz”
Konuşmasının sonunda Özdemir, hukuken meşru ya da ekonomik açıdan kârlı görülen uygulamaların, Allah’ın yarattığı ve insanlara emanet edilen çevrenin yıkımına, tahribine ve adaletsizliğe yol açması halinde ahlaken meşru kabul edilemeyeceğini ifade etti.
Özdemir, dinî kurumları, eğitim çevrelerini ve karar alıcıları merhamet, adalet ve sürdürülebilirlik temelinde yeni etik yaklaşımlar geliştirmeye çağırdı.
Uluslararası girişimlerin bir parçası olarak değerlendirilen sempozyum, farklı dini gelenekler arasında çevre konusunda ortak bilinç geliştirmeyi ve iklim krizine karşı iş birliğini güçlendirmeyi amaçladı.
Prof. Dr. İbrahim Özdemir halen American Islamic College bünyesinde Akademik İşlerden Sorumlu Rektör Yardımcısı olarak görev yaparken aynı zamanda Üsküdar Üniversitesi Çevre Ahlakı Platformu’nun kurucu direktörü olarak çalışmalarını sürdürüyor. Özdemir, İslam çevre ahlakı, din-ekoloji ilişkisi ve dinlerarası diyalog alanlarındaki çalışmalarıyla uluslararası düzeyde tanınıyor.






