İçeriğe atla

İçerik

TED Üsküdar’da yılın ilk dersi Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak’tan…

Haber ile ilişkili SDG etiketleri

SDGS IconSDGS IconSDGS IconSDGS IconSDGS Icon

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak, TED Üsküdar Koleji ‘2026-2027 Akademik Yılı İlk Ders’ ini verdi. Aidiyet duygusunun önemine, sporun kazandırdığı dayanışma ve adalet anlayışına dikkat çeken Kaynak, teknolojik gelişmelerin de altını çizerek, yapay zekânın doğru kullanılmadığında insanın yaratıcı kapasitesini olumsuz etkileyebileceğini söyledi. Gençlerin kendi yeteneklerini geliştirmeleri gerektiğini vurgulayan Kaynak, konuşmasının sonunda hayata karşı nasıl bir duruş sergileyeceğimizi seçme özgürlüğüne dikkat çekti, gençleri hayatlarına anlam katmaya davet etti.  

Kendisi de TED Ankara Kolejinden 1982 yılında mezun olan Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak, yeni akademik yılın başlangıcında gençlere seslendi. 

“Sonsuz bağlantılarımızın olduğu bir dünyada yaşıyoruz”

Akademik ve idarecilerle birlikte öğrencilerin de yoğun ilgi gösterdiği programda Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak, aidiyet duygusunun önemine dikkat çekti. Kaynak; “TED dediğimiz şey bir kimlik bir aidiyettir ve bugünün dünyasındaki en önemli şeylerden biridir. Çünkü sonsuz bağlantılarımızın olduğu bir dünyada yaşıyoruz ama geride çok fazla bağımız kalmış durumda değil. Bağlantı ve bağ çok farklı şeyler. Bağlantı, hiç tanımadığınız bir insanla anlık bir ilişki oluşturmak, sohbet etmek ya da bir duygu paylaşmak olabilir ama bağ dediğimiz bir ailenin parçası olduğunuzu ve dayanışmayı hissettiğiniz, sizi hayatın zorluklarına karşı daha dayanıklı hale getiren bir kimliktir. O yüzden TED’li olmanın gelecekte sizlere çok önemli bir avantaj sağlayacağını göreceksiniz. Bizler sizin büyükleriniz olarak yollarınızı açmaya çalışacağız. Çünkü biliyoruz ki bu okuldan belli değerlerle çıkacak, o aidiyetin taşıyıcısı olarak bu değerlerin sahibi olacaksınız. Onları geliştirmeye kendinizi adayacak ve sonuç olarak ailemizi büyüteceksiniz. Sizler, gelecek nesillere aktarılacak meşalemizin yeni neferleri, yeni jenerasyonumuzsunuz.” ifadelerini kullandı.

“Spor bize önemli bir hayat tecrübesi kazandırdı”

Serüveninin nasıl başladığını anlatan Kaynak; “TED Kolejinin spora verdiği önem ve değer var. Atlettim, hentbol da oynuyordum ama esasında basketbolcuydum. Basketbol oynadığım yıllardaki takım arkadaşlarımın hepsi bugün de arkadaşlarım. Hâlâ birlikte olduğum ve dayanışma içinde olduğum insanlar. Spor bize önemli bir hayat tecrübesi kazandırdı. Yenildiğimiz zaman ertesi gün yeniden kalkıp başlamak, rakibe saygı duymak ve etik kurallar içerisinde yarışmak bizim için hayatın anlamıydı. Kazandığımızda ise rakibi aşağılamamayı, zaferi abartmamayı öğrendik. Çünkü bugün kazananın yarın kaybedebileceğini biliyorduk. Hakem haksızlık yaptığında ya da rakibimiz dezavantajlı koşullarda yarıştığında, böyle bir yarıştan birinci çıkmanın bizi mutlu etmeyeceğini öğrendik. Biz adalete ve dayanışmaya güveniyorduk. Zaferin, karşı tarafı aşağılamadan ve üzmeden kazanılan bir şey olduğuna inanıyorduk. Zafer benim açımdan, iyi günleri başkalarıyla paylaşmayı ve elde ettiğim bir başarının sonraki günlerde üzerimde bir yüke dönüşmemesini öğrenmek anlamına geliyordu.” şeklinde konuştu.

“Türkiye Cumhuriyeti kimliği bir zafer kimliğidir”

Geçmişe kapanarak yaşamanın sağlıksız olduğunu dile getiren Kaynak; “Türkiye Cumhuriyeti kimliği bir zafer kimliğidir diye baktığınızda şunu görürsünüz: Biz Osmanlı’nın kaybı üzerine kurulmuş bir ideolojiye sahip değiliz. Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı’nın yasının ve travmasının üzerine kurulmuş bir devlet değildir. Tam tersine Lozan Antlaşması ve İstiklal Harbi ile birlikte oluşturduğumuz bir zafer anlatısı vardır ve bizim anlatımız zaferle başlar. Bunun farkı ne biliyor musunuz? Bir travma yaşadığınızda ve yas sürecine girdiğinizde geçmişe dönük olursunuz. Sevdiğiniz bir insanı kaybettiğinizde onunla yaşadığınız güzel günleri hatırlar, onu anlatır ve yasını tutarsınız. Ancak sonra oradan çıkmak zorundasınız. Ertesi gün okula, işe gitmek zorundasınız. Oradan çıkamazsanız uzamış yas süreci dediğimiz sağlıksız bir durum başlar. Gelecekle ilgili umutlarınız, planlarınız ve hayalleriniz olmadan yalnızca geçmişe kapanarak yaşamak, zamanla sağlıksız bir hâle dönüşebilir.” dedi.

“Biz dünyayı kendi yetiştiğimiz dönemin değerleri üzerinden okuyoruz”

Dünyayı doğru anlayıp doğru yorumlamanın önemini vurgulayan Kaynak; “Mustafa Kemal Atatürk sadece ideolojik zeminde inşa edilmiş efsanevi bir kimlik değildir. Çok zeki, dünyayı okuyan ve neyin ne olduğunu bilen bir devlet adamıdır. Bugün dünyada neyin ne olduğunu bilmezseniz aldığınız eğitimin de ne işe yaradığını anlayamaz, içinde bulunduğunuz dünyayı çözemezsiniz. Tıpkı bir aslan gibi zeminin nereye doğru kaydığını görmeniz gerekir. Anneleriniz ve babalarınız da bugün yaşanan dünyanın nasıl olduğunu her zaman bilemeyebilirler. Onları bu anlamda mazur görün, bizi de mazur görün. Çünkü biz dünyayı kendi yetiştiğimiz dönemin değerleri üzerinden okuyoruz. Sizin göreviniz onlara kızmak değil, sabırla dünyanın nasıl değiştiğini anlatmak. Bunu yaptığınızda size daha rahat yardımcı olabilirler. Bugünden geriye baktığımızda, 100 yıl önce yapılan bir hareketin ne kadar doğru ve stratejik bir akılla gerçekleştirildiğini görüyoruz. ‘Türk milleti asildir, Türk milleti çalışkandır, bir Türk dünyaya bedeldir.’ gibi söylemler hamasi söylemler değildir. Yıkılmış, travmatize edilmiş, aşağılanmış ve ‘hasta adam’ olarak tanımlanmış bir toplumun yeniden harekete geçmesi ve özgüvenini kazanması için ortaya konulan düşüncelerdir.” ifadelerini kullandı.

Yapay zekâ ile yaratıcı zekamız %11 azaldı! 

Yapay zekanın dönüştürücü gücünü ele alan Kaynak; “MIT ve Stanford’un yaptığı ortak bir araştırma, yapay zekânın hayatımıza girmesinden bu yana insanlardaki yaratıcı zekânın yüzde 11 azaldığını gösteriyor. Bunu basite almayın. Ortaya çıkan bu teknolojik ürün doğru kullanılmazsa bizi giderek daha fazla köreltebilir hatta hastalıklı hâle getirebilir. Dünya üzerindeki savunma harcamaları şu anda 3 trilyon dolar. Ruhsal sağlık problemlerinin dünyaya yarattığı maliyet ise iki yıl önce 5 trilyon dolardı. Bu rakamın içinde Alzheimer, Parkinson ve demans gibi hastalıklar yok. Kaygı bozuklukları, mutsuzluk, depresyon ve dikkat sorunları gibi ruhsal problemlerden söz ediyoruz. Brookings’in aynı raporuna göre bu maliyetin 2030 yılında 16 trilyon dolara çıkması bekleniyor. O zaman bize ne olduğunu konuşmak zorundayız. Neye dönüştüğümüzü anlamak ve bize verilen bilgilerin aynı zamanda bir şeyin inşasına katkıda bulunabileceğini görmek zorundayız.” şeklinde konuştu.

“Kendi yeteneklerinizi iyi geliştirin”

Gençlere önemli tavsiyelerde bulunan Kaynak; “Sizler avantajlısınız. Bu yeni uygarlığın nasıl şekilleneceğini biz henüz tam olarak bilmiyoruz. Ben çok takip eden biri olmama rağmen hâlâ birçok şey bana Çince gibi geliyor. Sizden öncekilerin sahip olduğu deneyimler bu kez onlara aynı avantajı sağlamayacak. Siz bu yeni dünyanın ilk inşa edenlerisiniz. Öyle bir noktaya gelebiliriz ki 18 yaşındaki bir genç, 60 yaşındaki birinden daha değerli hâle gelebilir. Bu nedenle kendi yeteneklerinizi iyi geliştirin. Yapay zekâya teslim olmayın, onu kullanmayı öğrenin. Yaratıcı zekânızdan vazgeçmeyin ve zamanınızı siz yönetin. Onu siz regüle edin, sizi ele geçirmesine izin vermeyin. Bir diğer önemli konu da bilgi. Her bilgiye inanmayın. İnanılmaz derecede kirletilmiş bir bilgi ortamı var. Bilgiyi mutlaka kendi akıl süzgecinizden geçirin ve çok yönlü bilgi edinin. Tek bir taraftan gelen ideolojik anlatılarla yetinmeyin. ‘Atamızın izindeyiz.’ diyorsunuz. Atatürk'ün izinde olan bir jenerasyonun yapması gereken, ülkesinde bir zorluk çıktığında ülkesini terk etmeyi düşünmek değildir. Mustafa Kemal Atatürk, ‘Geldikleri gibi giderler.’ dedi ve sizin yaşlarınızdayken mücadeleye başladı. Ülkesinde kalıp ülkesi için çalıştı ve mücadele etti. Onun izinde olanların da karşılaştıkları zorluklar karşısında ülkeleri için çalışmayı ve mücadele etmeyi göze almaları gerekir.” dedi.

“Hayata karşı nasıl bir duruş sergileyeceğimiz bizim seçimimizdir”

Hayata anlam katmanın gerekliliğini vurgulayan Kaynak; “Hayatın anlamı önemli bir şeydir. Viktor Frankl diye bir adam vardı. Bir psikolog olan Frankl, toplama kamplarında yaşamış ve karısını, annesini ve ailesinin büyük bölümünü burada kaybetmişti. Viktor Frankl'ın hayatın anlamıyla ilgili çok hoş bir sözü var. Bunun sizin hayat mottonuz olmasını isterim. Bir gün Auschwitz’te günlerce aç bırakılmış insanların arasından biri küçük bir parça ekmek buluyor ve onu yanındakilerle paylaşıyor. Kendisi de çok zayıf olmasına rağmen ekmeği kendisine saklamıyor, eşit şekilde bölüştürüyor. Frankl burada şunu gördüğünü söylüyor: Başımıza gelen her şeyi seçemeyebiliriz. Hayatımıza her türlü kötülük gelebilir ama başımıza gelenler karşısında nasıl bir duruş sergileyeceğimizi belirleme özgürlüğümüzü kimse elimizden alamaz. Hayata karşı nasıl bir duruş sergileyeceğimiz bizim seçimimizdir. Hayata anlam katmanın yolu da budur.” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Programın sonunda TED Üsküdar Koleji Kurucu Genel Müdürü Nevzat Kulaberoğlu, Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak’a teşekkür plaketi ve çiçek takdiminde bulundu. 

 

Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA)

Paylaş

Oluşturulma Tarihi17 Eylül 2026

Sizi Arayalım

Phone