İçeriğe atla

İçerik

Prof. Dr. Reşat Öngören: “Peygamberler ve velîler bile Hak ve hakikatle buluşmadan önce yalnızlık yaşıyor!”

Haber ile ilişkili SDG etiketleri

SDGS IconSDGS IconSDGS IconSDGS IconSDGS Icon

Hakîkat teriminin “doğru, gerçek, bir şeyi gerçekleştirmek” gibi anlamlara gelen “hak” kelimesinden türetildiğini belirten Prof. Dr. Reşat Öngören, “‘Hakîkatler hakîkati’ denildiğinde bütün hakikatleri kendisinde toplayan Cenâb-ı Hakk’ın zâtı kastedilir.” dedi.

Dinimizin temel kaynaklarında peygamberlerin ve velîlerin bile Hak ve hakikatle buluşmadan önce yalnızlık yaşadıklarının özellikle belirtildiğini anlatan Prof. Dr. Öngören, “Kur’ân-ı Kerîm’de Hz. Mûsâ’nın Hak’la konuşması, hakîkatle (vahiy) buluşması öncesi Sîna dağında yalnız başına kırk gece hazırlık yaptığı (el-Bakara 51; Ârâf 142), Peygamber Efendimizin de vahiy öncesi Hıra mağarasında üç sene boyunca belli aralıklarla mânevî arınma yaşadığı bildirilmektedir.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Reşat Öngören, hakîkate giden yolda yalnızlığın önemini değerlendirdi.

Hakîkat deyince neyi anlamalıyız?

Hakîkat teriminin “doğru, gerçek, bir şeyi gerçekleştirmek” gibi anlamlara gelen “hak” kelimesinden türetildiğini belirten Prof. Dr. Reşat Öngören, “’Hâlis, saf, en doğru, en mükemmel’ anlamlarında kullanılmaktadır. İslâm’ın samimiyetle yaşanması durumunu ifade eden tasavvufta bu terim ‘görünenin ardındaki örtülü ve gizli mâna, dinî hayatın en yüksek seviyede yaşanarak ilâhî sırlara âşinâlık’ gibi anlamlar ifade eder. Hakikatin Hak ile ilişkili olması, Hakk’ın ise çeşitli mertebelerde görünür olması (tecellî) sebebiyle, farklı düzeylerde hakikatlerden ve bunların farklı derecelerde kavranmasından söz edilir; ‘hakîkatler hakîkati’ denildiğinde bütün hakikatleri kendisinde toplayan Cenâb-ı Hakk’ın zâtı kastedilir.” dedi.

Hakîkatin doğduğu yer

Kur’an ve hadiste geçtiği şekliyle “kalp” kelimesinin insanın anlama, kavrama, düşünme ve eşyanın hakikatini bilme yönünü ifade ettiğini, daha doğrusu insanı insan yapan ve diğer canlılardan ayıran temel niteliği olarak anıldığını dile getiren Prof. Dr. Öngören, “İnsanın idrak eden, bilen ve kavrayan tarafı olduğu için kalp hakîkatin doğduğu yer olarak kabul edilmiştir. Zira kalbin biri duyular âlemini, diğeri fizik ötesi gayb âlemini algılamaya müsait iki yönü bulunduğu belirtilir. Beş duyu vasıtasıyla dış dünyayı idrak eden kalp, iç duyusuyla da metafizik boyuta ağar.” diye konuştu.

Hakîkat için yalnızlık

Kalbin birtakım hakikatlere ulaşması için her türlü kirlilikten ve gereksiz ilgilerden arınarak olgunlaşması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Öngören, “Bunun için önce fizikî daha sonra mânevî yalnızlık şarttır. Fizikî yalnızlığı ifade eden ‘halvet’ terimi esasen insanın yalnız başına olması değil hakîkatin kaynağı olan Hak ile baş başa olması demektir. İnsan bir süreliğine dış dünya ile temasını kesip birtakım ritüellerle iç dünyasını Hakk’a açmayı başardığı zaman gönlünde hakikate engel olan perdeler açılarak

(keşf) hakikat idrak edilir. Bu durum iyice yerleştikten sonra artık fizikî yalnızlığa gerek kalmadan dış dünya ile temas sırasında bile kalp safiyetini koruduğu sürece hakikatle birliktelik söz konusu olur.” ifadesinde bulundu.

Dinimizin temel kaynaklarında peygamberlerin ve velîlerin bile Hak ve hakikatle buluşmadan önce yalnızlık yaşadıklarının özellikle belirtildiğini anlatan Prof. Dr. Öngören, “Kur’ân-ı Kerîm’de Hz. Mûsâ’nın Hak’la konuşması, hakîkatle (vahiy) buluşması öncesi Sîna dağında yalnız başına kırk gece hazırlık yaptığı (el-Bakara 51; Ârâf 142), Peygamber Efendimizin de vahiy öncesi Hıra mağarasında üç sene boyunca belli aralıklarla mânevî arınma yaşadığı bildirilmektedir (Buhârî, Bed’ul-Vahy 3; Müslim, İman 252).” dedi.

Hakîkati kavrama düzeyleri

Bir şeyi bilmenin ve kavramanın değişik düzeylerde gerçekleştiğini belirtmek gerektiğine işaret eden Prof. Dr. Reşat Öngören, şöyle devam etti:

“Salt okumak ya da dinlemek suretiyle bir şeyi öğrenme ve kavrama (ilme’l-yakîn) bu düzeylerin ilkini oluşturur. Mesela ‘deniz’ diye bir gerçeklikten haberi olmayan kimsenin bunu bir kitaptan okuyarak ya da bir kimseden dinleyerek öğrenmesi böyledir. O kimse denizi gördüğünde bilgisinin kesinliği daha ileri aşamaya; görerek kavrama (ayne’l-yakîn) düzeyine yükselir. Bunun son aşaması ise bizzat kişinin suya girmesi ve yüzmesi ile; denizi hissederek ve yaşayarak (hakka’l-yakîn) gerçekleşir. Aynı derecelenme metafizik boyut için de geçerlidir. Tasavvuf ehli bu bilgi ve kesinlik aşamaları için Türkçede ‘bilmek, görmek ve olmak’ kelimelerini kullanmaktadır.”

Hakîkat ve rüyâlar

Yalnızlığın hakikate ulaşmadaki etkisinin dünya hayatında en güzel örneğinin rüyalar olduğunu söyleyen Prof. Dr. Öngören, “Nitekim uyku sırasında insanın dış dünya ile teması kesilmekte, bedenin etkisinden kurtulan rûhun hakikatle buluşabilmesinin önü açılmaktadır. İnsan ruhu rüya öncesi iç (enfüsî) ve dış (âfâkî) etkilere maruz kalmamış ise semboller şeklinde de olsa hakikatle; gayb ve gelecek bilgisiyle karşılaşabilmektedir. Semboller doğru yorumlandığında hakikat ortaya çıkmaktadır. Kurân-ı Kerim’de geçen sembollerle örülü rüyalardan birisi Mısır kralına aittir ve bu semboller Yûsuf Peygamber tarafından doğru yorumlanınca, o bölgede gelecek on dört sene boyunca yedi sene bolluk ardından yedi sene kuraklık ve kıtlık yaşanacağı gerçeği öğrenilmiştir (Yûsuf 47-48).” diye konuştu.

“İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar”

Öte yandan bir hadis-i şerifte dünya hayatı için “İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar” buyrulduğunu hatırlatan Prof. Dr. Öngören, “Burada dünya hayatı uyku hali olarak tanımlanıyor; nasıl gece uykuda iken dünyada olup bitenden haberdar değil isek, dünyadaki yaşamımız boyunca da ölüm sonrası hayattan (âhiret) ve orada olup bitenlerden haberimiz olmuyor. Ancak hakikatin doğduğu yer olan kalbi maddî ve/veya mânevî yalnızlık ile lüzumsuz ilgilerden arındırarak ölmeden önce metafizik boyuta ağmayı (keşf) başaranlar, uyanıkken ya da uyku ile uyanıklık arasında dünya ötesi ve/veya dünya sonrası ile ilgili hakikatleri öğrenme ve kavrama imkanına kavuşmuş oluyorlar.” şeklinde sözlerini tamamladı.

Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA)

Paylaş

Oluşturulma Tarihi27 Mayıs 2026

Sizi Arayalım

Phone