Üsküdar Üniversitesi, Maltepe Üniversitesi ve Türkiye Alzheimer Derneği Kadıköy Şubesi iş birliğinde Dünya Alzheimer Günü kapsamında “Dünya Alzheimer Günü Sempozyumu” gerçekleştirildi. Sempozyuma katılan Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dr. Öğr. Üyesi İdil Arasan Doğan sempozyum kapsamında “Demansla Yaşamayı Öğrenmek: Erken Müdahale ve Psikoeğitim Temelli Rehabilitasyon” başlığında bir konuşma gerçekleştirdi. Demans sürecinde erken müdahale ve bakım veren desteğinin önemine dikkat çeken Doğan, psikoeğitimin yalnızca bilgilendirme ya da broşür vermekten ibaret olmadığını belirterek bakım verenlerin hastalığın seyri, davranışsal belirtiler, duygusal süreçler ve aile içi rol paylaşımı konularında yapılandırılmış bir destek programına ihtiyaç duyduğunu vurguladı.
İçerik
Dr. Öğr. Üyesi İdil Arasan Doğan, demansla yaşamda erken müdahalenin önemini anlattı

Maltepe Üniversitesi Süha Arın Konferans salonunda gerçekleştirilen sempozyumun açılış konuşmalarını Maltepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Esra Sağlam ile Türkiye Alzheimer Derneği Kadıköy Şubesi Başkanı Prof. Dr. Nilgün Çınar yaptı.
Programda Dr. Öğr. Üyesi İdil Arasan Doğan “Demansla Yaşamayı Öğrenmek: Erken Müdahale ve Psikoeğitim Temelli Rehabilitasyon” başlığında konuştu.

Dr. Öğr. Üyesi İdil Arasan Doğan: “Broşür vermek psikoeğitim değildir”
Bilgilendirme ile psikoeğitimin sıklıkla aynı şey sanıldığını belirten Dr. Öğr. Üyesi İdil Arasan Doğan, ikisinin birbirinden ayrılması gerektiğini söyledi. Doğan; “Broşür vermek psikoeğitim değildir. Psikoeğitim bir program, bir takvim ve bir uygulayıcı ister. Çünkü hastaya yönelik bütün müdahaleleri evde uygulayacak olan kişi bakım verendir ve o kişi çoğu zaman donanımsız bırakılmaktadır.” dedi.
Bakım verene yönelik psikoeğitim programlarının dört bileşen üzerine kurulduğunu aktaran Doğan; “Hastalığın seyri ve tıbbi takip konusunda bilgi iletişim, davranışsal belirtileri okuma ve günlük düzen konusunda beceri suçluluk, öfke ve tükenmişliğin ele alındığı duygusal işleme aile içi rol paylaşımı ve kurumsal destekleri kapsayan sistem boyutu gerekir.” ifadelerini kullandı.

Bakım verenin yaşadığı, yaşayan bir kişinin yasıdır
Erken evrede hastanın kendisinde görülen depresyonun sıklıkla gözden kaçtığını belirten Doğan, tanı anının aynı zamanda bir rol geçişi olduğunu vurguladı. Kişinin karar veren konumundan hasta konumuna geçtiğini, kaybedilen işlevlerin yasının tutulduğunu ve aile içi rol çatışmalarının bu dönemde belirginleştiğini aktardı.
Benzer bir tablonun bakım verende de görüldüğünü söyleyen Arasan Doğan, şunları kaydetti:
“Bakım verenin yaşadığı yas, yaşayan bir kişinin yasıdır. ‘Eşim burada ama artık o değil.’ cümlesi bunu anlatır. Buna eş ya da evlat olmaktan bakım veren olmaya geçiş, kardeşler arasında yük paylaşımı sorunu ve destek istemeyi bilememekten kaynaklanan yalıtılma eklenir. Bunlar dağınık şikâyetler değil, üzerinde çalışılmış müdahale başlıklarıdır.”
Salondaki her meslek grubu için bir madde
Sunumunu salondaki farklı meslek gruplarına yönelik önerilerle tamamlayan Arasan Doğan, hekimlere tanıyı iletirken hastanın yanındaki kişiye de “Siz nasılsınız?” diye sormalarını, psikologlara genel destek yerine protokolleri uygulamalarını kurumlara ise bir oda, iki eğitimli uygulayıcı ve bir geçici bakım çözümünün programı başlatmak için yeterli olduğunu hatırlattı.
Arasan Doğan, konuşmasını hasta yakınlarına yönelik şu sözlerle tamamladı; “Yorgunluğunuz zayıflık değildir, ölçülebilen ve müdahale edilebilen bir durumdur. Demansta bugün durduramadığımız şeyin yanında, güçlendirebildiğimiz bir taraf her zaman vardır.”
Paylaş
Sizi Arayalım
Diğer Haberler
- Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Toplumun her kesimi ‘Bu anayasa benim anayasam’ diyebilmeli!”
- İSG’den endüstriyel robotlarda güvenli çalışma rehberi
- Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Sosyal medya dijital fast food'dur”
- 2026-2027 Akademik Yılı oryantasyonları tamamlandı
- Üsküdar’da oryantasyon öğretim elemanlarını da kapsıyor!





