Krizlerin iki ayağı: “Tehlike ve kazanım”

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı, Rektör Danışmanı Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan'ın hazırlayıp sunduğu Bein Gurme kanalında yayınlanan Bunu Yemekte Konuşalım programının konuğu oldu.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan

“Yaptığımız işten zevk almak için sevdiğimiz işi yapmalıyız”

İnsanın işini severek yapmasının önemine dikkat çeken Tarhan; “İnsan yaptığı işten zevk almalı. Zevk alması için de sevdiği işi yapmalı. İnsanın yaptığı işten geri bildirim alması insanı motive eden bir durum. Yaptığımız işe inanmamız da diğer bir unsur. Bunlar kişiyi daha çok harekete geçiriyor. Hekimler olarak mesela bir hasta geliyor, tedavisini bir şekilde yapıyoruz ama o hasta iyileşip memnuniyeti belirttikten sonra haz duyuyoruz. Bir hasta iyileştiği zaman insana verdiği o olumlu etki, sonuç alabilmek, insanın ruhuna dokunabilmek, bir insanın sevinerek gitmesine sebep olmak… Özellikle psikiyatrik hastalıklarda çoğu karamsar, yaşamaktan zevk almayan, zor hastalıklar oluyor. Bu hastalarda sonuç alabilmenin hazzı gerçekten insanı motive ediyor. Bu durum maddi bir karşılıkla ölçülmez, para için yapılmaz.” İfadelerini kullandı.  

Prof. Dr. Nevzat Tarhan

“Covid-19 pandemisi bizi üç alanda sorgulamaya itti”

Covid-19 pandemisinin travma boyutuna değinen Tarhan; “Covid-19, kişinin aldığı pozisyona göre travma da olabilir, psikolojik olgunlaşma da olabilir. Pandemi hem sosyal hem ekonomik ve de hem aileyi hem bireyi etkileyen bir travma. Covid-19 pandemisi bizi üç alanda sorgulamaya itti. Birincisi özgürlüğümüz kısıtlandı. Elimizi ağzımıza götürmek konusunda bile özgür değiliz şu anda. Sevdiklerimize bile sarılamıyoruz, dar bir alanda yaşamak zorundayız. Hızlı yaşantı yavaşlamak zorunda kaldı. Haz peşinde koşan insan davranışı değişmek zorunda kaldı. Özgürlüğümüzde bir kısıtlanma oldu. Ölümle yoğurulma duygusuyla bedeni rahatlığımızın istediğimiz gibi olmadığını, tehdit altına olduğunu gördük. Örnekleri de gördükçe bir nevi ağızımızın tadı kaçtı. Üçüncü etkide kişinin yaşam felsefesini sorgulamasına sebep oldu. Özellikle ölümün yakın olduğunu hissetme, varoluşla ilgili soruların daha çok sorulması gibi sorular entelektüel düzeyi yüksek olan kişileri entelektüel bunalıma götürdü. Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayan insan birdenbire ölümlü olduğunu hissetti.” Şeklinde konuştu.

“Krizlerin iki ayağı var: Tehlike ve kazanım”

 Sözlerinin devamında krizlerin tehlike ve kazanım olmak üzere iki ayağının olduğuna dikkat çeken Tarhan; “Krizlerin bir tehlike ayağı vardır bir de kazanım ayağı. Tehlike ayağında kişi panik olup ‘virüs gelir sevdiklerime bulaşır, ya sevdiğim biri yoğun bakıma girerse?’ şeklinde düşünüp zihninde canlandırırsa kişinin huzuru kaçar. Bu durum IQ’su yüksek kişilerde daha çok ortaya çıkıyor. Çünkü IQ’su 70-80 olan bir kişinin günde aklına 1000 sözcük geliyorsa, IQ’su yüksek olan kişinin zihninden 5-10 bin sözcük geçiyor. Sözcükler, kavramlar, duygular… Kişi bunları yönetemezse bunalıyor. Böyle bir durumda korkuyu yönetebilmesi için bir kişinin zihinsel potansiyelini doğru kullanması gerekiyor. Kişi durumun tehlike boyutunu görmeli ve onunla ilgili önlemini almalı. Böyle durumlarda bilime, kamu çalışanına sisteme güvenmeliyiz ve virüsü düşman gibi görmemeliyiz. Pandemiyi düşman gibi görmemeli, sadece mesafeli ilişki kurmalıyız. Bu durumu yeniden anlamlandırmalı ve rutin işlerimize devam etmeliyiz. 5 dakika onu düşündüysek 25 dakika rutin işimize dönmeliyiz. Bunu yaparsak korku kontrollü stres olur.” Dedi.

Program videosu için: 


 

Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA)