Prof. Dr. İbrahim Öztek: “Kıbrıs adası son derece stratejik bir öneme sahip”

Haber ile ilişkili SDG etiketleri

DOI : https://doi.org/10.32739/uha.id.48382

Üsküdar Üniversitesi Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İbrahim Öztek, Kıbrıs Zaferinin 50’nci yılı kapsamında Kıbrıs ve önemine ilişkin bilgi verdi. Öztek, Kıbrıs’ın birçok imparatorluklara ve medeniyetlere ev sahipliği yaptığını vurguladı. Kıbrıs Adası’nın Doğu Akdeniz, Süveyş Kanalı ve Orta Doğuyu kontrol açısından son derece stratejik bir öneme sahip olduğuna dikkat çekerken, zengin petro-gaz yataklarının adanın önemini daha da artırdığını söyledi. Kıbrıs halkına karşı katliamların 1967 ve 1968 yıllarında da sürdüğüne dikkat çeken Öztek, o dönemde Türklere karşı hayat hakkının tanınmadığını kaydetti.

Üsküdar Üniversitesi Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İbrahim Öztek, Kıbrıs Zaferinin 50’nci yılında Kıbrıs’ın tarihi ve önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“Türklere karşı hayat hakkı tanımamışlardır…”

Birçok imparatorluklara ve medeniyetlere ev sahipliği yapan Kıbrıs adasının 1571 yılında 70 bin şehit verilerek, Venediklilerden alındığını hatırlatan Öztek, “1877-78 Osmanlı-Rus savaşı sonrası Ruslara yenilmemiz üzerine, Ruslar İstanbul önlerine kadar geldiler. Rusları durdurma karşılığında ada, 2’nci Abdülhamit tarafından İngilizlere kiralandı. Birinci dünya savaşında İngiltere’ye karşı cephe almamızla beraber İngiltere Kıbrıs’ı tamamen sahiplendi. Adada yaşayan ve çoğunlukta olan Rumlar 1921 yılından itibaren, İngilizlere ve Türklere karşı savaşmaya başladılar. Adaya hâkim olma ve adayı Yunanistan’a bağlama düşüncesi (ENOSİS) ile Akritas planı çerçevesinde 1925 yılında Emekli Albay Grivas tarafından Kıbrıslı Rum Milli Birliği (EOKA) kuruldu. 1919 yılında Yunan ordusunda teğmen olarak İzmir’e çıkan, Sakarya savaşındaki yenilgi sonrası Yunanistan’a dönen Grivas, Ada Hristiyan halkının papazı olan Makarios ve daha sonra Makarios’u tahtından indiren Sampson isimli kana susamış caniler, adanın tamamına yayılmış olarak yaşayan Türklere karşı 1954, 1958, 1960, 1963 ve 1964 yıllarında can, mal ve namuslarına kastetmişler, hayat hakkı tanımamışlardır.” ifadelerini kullandı.

“Cumhuriyeti sonlandırmaya kararlıydılar…”

Kanlı Noel olarak anılan Rum katliamından bahseden Prof. Dr. İbrahim Öztek: “1959'da Zürih ve Londra antlaşmaları sonucu 16 Ağustos 1960 tarihinde Rum ve Türklerin ortaklığı ile bağımsız bir Cumhuriyet kurularak duruldu. Türkiye, İngiltere ve Yunanistan Kıbrıs için garantör devlet oldular. Makarios Cumhurbaşkanı Dr. Fazıl Küçük ise Cumhurbaşkanı yardımcısı oldu. Fakat Türk nüfus, adada Enosis için engeldi. 1963 yılında Rumlar, Kıbrıs’ı Türklerden temizleme amacı ile Akritas planına hız verdi. Paramiliter güçler oluşturdular ve ortak Cumhuriyeti sonlandırmaya kararlıydılar. 1963 yılında Türk köy ve mahallelerinde 364 soydaşımız katledildi. Kıbrıs tarihinde, ‘küvet katliamı’ ya da ‘Kanlı Noel’ olarak anılan Rum katliamı, 21 Aralık 1963’te, Lefkoşa’da yaşandı. Rum terör örgütü EOKA militanları, Türk alayında görev yapan Tabip Binbaşı Nihat İlhan’ın evine baskın düzenleyerek, küvete saklanan eşi Mürüvvet Hanım ile küçük oğulları Kutsi, Murat ve Hakan’ı hunharca katlettiler.” dedi.

“Katliamlar 1967 ve 1968 yıllarında da sürdü”

Türkiye’nin o dönem olaylar karşısında adeta ayağa kalkmış, bıraksalar bir kartal gibi adaya inip avını parçalayacak bir hale geldiğine değinen Öztek; “6 Ağustos 1964 günü Grivas birlikleri Erenköy’e saldırdı. Gazilerimiz ölüm kalım savaşı verirken, Türk hava kuvvetleri ilk kez ada ufuklarında görüldü ve mücahitlerimizi kurtardı. Bu arada filo komutanı Yzb. Cengiz Topel’in uçağı düşürüldü. Paraşütle atlayan Topel, Rumların eline geçti ve çok ağır işkencelere tabi tutularak şehit edildi. 5 Haziran 1964 tarihinde Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahale girişimini maalesef ABD başkanı Lyndon B. Johnson, Başbakanımız İnönü’ye yazdığı mektupla engelledi. Katliamlar 1967 ve 1968 yıllarında da sürdü. Türkiye olaylar karşısında adeta ayağa kalkmış, bıraksalar bir kartal gibi adaya inecek ve avını parçalayacak hale gelmişti. Nikos Sampson, Yunanistan'daki Cunta hükûmetinin de desteği ile Rum subaylarını ve Rum milli muhafız güçlerini yanına alarak, 15 Temmuz 1974'te Cumhurbaşkanı Makarios’u devirdi. Ulusal kurtuluş hükümeti kurduklarını ve Kıbrıs'ta bir Helen/Yunan cumhuriyeti oluşturduklarını ilan ettiler.” şeklinde konuştu.

“Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanmasını engelledi”

Türkiye’nin önce barışçıl yollara başvurduğunun altını çizen Öztek; “Başbakan Bülent Ecevit’in barışçıl girişimleri sonuç vermeyince Türk Silahlı Kuvvetleri 20 Temmuz 1974 sabahı Barış Harekâtını gerçekleştirdi. Türk ordusu havadan ve denizden Kıbrıs’a çıkarak adadaki Türklerin haklarını güvence altına aldı. Can güvenliğini sağladı ve Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanmasını engelledi. 13 Ağustos 1975’te Kıbrıs Türk federe devleti, 15 Kasım 1983 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kuruldu. Kıbrıs’ta yapılan bu sınırlı harekât, Yunanistan ve Kıbrıslı Rumları giderek azdırmış, ABD ve AB’yi arkasına alan Rumlar adada Türk varlığını hiçe sayarak, kendi başlarına batının tanıdığı bir devlet kurmuşlardır. Büyük Ortadoğu Projesinin önemli bir parçası olan Kıbrıs adası çevresinde ortaya çıkan zengin petro-gaz yatakları Rumlar tarafından gelişmiş ülkelere pazarlanmış ve Türkiye bu ülkelerle de karşı karşıya getirilmiştir.” ifadelerini kullandı.

“Kıbrıs adası son derece stratejik bir öneme sahip”

Zengin petro-gaz yataklarının adanın önemini daha da artırdığından bahseden Öztek; “Kıbrıs adası, Doğu Akdeniz, Süveyş Kanalı ve Orta Doğuyu kontrol açısından son derece stratejik bir öneme sahiptir. Zengin petro-gaz yatakları ise adanın önemini daha da artırmaktadır. Türkiye’nin petrol ve gaz sondajları, Libya ile iş birliği ve Mavi Vatan uygulamaları önem kazandıkça ve Doğu Akdeniz’deki haklarımıza kararlılıkla sahip çıkıldıkça Yunanistan ve Rumlar geri adım atmak zorundadırlar. Bugün artık sıra Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin uluslararası alanda tanınmasına gelmiştir. Kıbrıs Türk Cumhuriyeti; pek çok uluslararası spor alanlarında, kültürel aktivitelerde, turizmde ve birçok yüksek eğitim kurumları içinde yer almıştır. Bazı haritalarda ayrı sınırlar içinde gösterilmektedir. Parlamenterleri BM’de tanınmaktadır. TÜRKSOY, Türk Devletler Teşkilatı ve İslam İş Birliği Teşkilatı içinde gözlemci olarak bulunmaktadır. Böylece hayli yol kat etmiştir.” dedi.

 “Müslüman ülkelere önemli görevler düşmektedir”

Prof. Dr. İbrahim Öztek, Türk sivil toplum örgütleri ve medyanın bilinçli bir şekilde Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin bağımsızlığı için var gücüyle çalışması gerektiğinin altını çizdi. Öztek; “Bundan sonra da Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin tanınmasında Türkiye’nin yanı sıra, Azerbaycan diğer Türk devletleri, Afganistan, Pakistan, Bangladeş ve Müslüman ülkelere önemli görevler düşmektedir. Hatta bunun için Rusya zorlanmalıdır. Bundan böyle tüm Türk sivil toplum örgütleri ve medya, bilinçli bir şekilde Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin bağımsızlığı için var gücüyle çalışmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti devletinin uluslararası birçok televizyonu vardır. Bu organ, Kıbrıs Türk Cumhuriyeti için hazırladığı özel programları yayınlandığı ülkelerde hayata geçirilmelidir. Kıbrıs Türk Cumhuriyetindeki üniversitelerde 45 bin yabancı öğrenci eğitim görmektedir. Bu üniversitelerin uluslararası etkinliği ve tanıtımı artırılmalıdır. Türkiye’de düzenlenen tüm sportif organizasyonlar ve kültürel etkinliklere Kıbrıs Türk ekipleri dahil edilmelidir. Kıbrıs Türk Cumhuriyeti dünyaya turizm cenneti olarak açılmalıdır. 
Türkiye Kıbrıs’ta, Türk Kıbrıs için sağlam temellere dayanan kuruluşlara yer vermelidir. Doğu Akdeniz’de petro-gaz aramaları aralıksız sürdürülmelidir.” şeklinde konuştu. 

Kıbrıs Zaferinin 50’nci yılı kutlu olsun!

Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin varlığının ortaya koyulması gerektiğine dikkat çeken Öztek; “Yurt içi ve yurt dışı her çeşit kültürel etkinliklerde Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin varlığı ortaya koyulmalıdır. Zira Kıbrıs 500 yıldır Türk toprağıdır ve burada işgalci olan Rumlardır. Bu vesile ile Kıbrıs Zaferinin 50’nci yılı kutlu olsun. 20 Temmuz günü Kıbrıs’a büyük bir coşku ile yeniden çıkıyoruz. Kıbrıs Türk’lerinin özgürlük mücadelesine öncülük eden Kıbrıs’ın büyük mücahitleri Dr. Fazıl Küçük ve kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş'ı, Denktaş ile birlikte İlk TMT kurucuları Burhan Nalbantoğlu ve Mustafa Kemal Tanrısevdi’yi, Teşkilatın yöneticileri Daniş Karabelen paşayı, ilk Bayraktar Rıza Vuruşkan Albayı, tüm Bayraktarları, Mehmetcik’le omuz omuza savaşan kahraman mücahitleri her zaman şükran ve rahmetle anacağız. Ruhları şad olsun.” ifadelerini kullandı.

 

Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA)