Tarhan: “Hiç görmediğimiz kadar ergeni hastaneye yatırmak zorunda kalıyoruz…”

DOI : https://doi.org/10.32739/uha.id.44310

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Beyaz TV’de yayınlanan “Ezgi & Barış ile Sağlık ve Yaşam Rehberi” programına katıldı. Sosyal medyanın hayatımıza etkisi konusuna ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulunan Tarhan, evin açık kapısı olarak tanımladığı sosyal medyanın nesnesi değil öznesi olmak gerektiğini söyledi. Sosyal medyada bilinçli kullanım dışında günde 3 saatten fazla bulunmanın ruh sağlığını bozabileceğine dikkat çeken Tarhan, günümüz ergenlerinin sosyal medya kurbanı olduklarını belirtti. Tarhan, “Hiç görmediğimiz kadar ergen hastaneye yatırıyoruz, yatırmak zorunda kalıyoruz.” dedi.

Evin açık kapısı: Sosyal Medya

Çocuk ve erişkinlerin medya okuryazarlığını öğrenmesi gerektiğine dikkat çeken Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan; “Sosyal medya bir teknolojidir, teknoloji doğası gereği tarafsızdır. Onu kullanma biçimimize göre faydalı veya zararlı olabilir. Bu nedenle sosyal medyayı hemen sanık sandalyesine oturtmamak gereklidir. Bunun kullanıp, kullanılmamasını değerlendirmek gerekir. 2015’te İngiltere resmî olarak sosyal medya tugayları kurdu. ‘Tugay’ kelimesiyle sosyal medyanın ne ilgisi var? Bu aslında bir nevi savaş argümanı olarak gördüğünü gösteriyor. Sosyal medyayı politik hedefler için kullanacağı veya kitleleri değiştirmek, manipüle etmek için kullanacağı tarzında ismini bu şekilde vermesi… İnternette araştırdım, doğru mu diye kaynağına baktım, doğru buldum ve şaşırdım! 2015’te bu büyük bir ordu troller ordusu da olabilir, normal propaganda, kara propaganda, gri propaganda da olabilir. Yani her şey yapılabilir. Şu an da internet ortamının her kelimeyi bir kurşun gibi kullanma ihtimali var. Her kelimenin bir insanın ruhunda güzel gelme ihtimali var, her kelamın bir iki insanın ruhuna kötü gelme ihtimali var. Sosyal medya dediğimiz zaman biz evin güvenli ortamında, elimizde akıllı telefon çocuğumuz en güvensiz yerlere girebiliyor. Yaşına uygun olmayan, kronolojik, biyolojik yaşına uygun olmayan, ruhsal yaşına uygun olmayan zaman ve yerlere rahatlıkla girebiliyor. Bunun için biz artık sosyal medya, akıllı telefonlara evin açık kapısı diyoruz. Yani anne ve baba evde gözünün önünde sanıyor ama çocuk çok güvensiz girebiliyor. Onun için çocuklara hatta erişkinlere medya okuryazarlığı öğretmek gerekiyor. Herkesin medya okuryazarlığının olması gerekiyor eğer bunu yapmazsa sosyal medya olumsuz etkilemeye başlıyor.” şeklinde konuştu. 

Sadakat yükümlülüğünü yerine getirmeyen deşifre oluyor…

Sosyal medyanın dürüstlüğe faydası olduğunu söyleyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sosyal medyada gizli bir iş yapmanın mümkün olmadığını ve kişinin muhakkak dijital bir iz bıraktığını belirtti. Tarhan; “Bir söz vardır; ‘Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.’ Diye… Ben onu; ‘Yalancının mumu internete kadar yanar.’ diye çevirdim. Yani er ya da geç çıkıyor, bu yüzden evlilikte sadakat yükümlülüğünü yerine getirmeyenler ciddi şekilde kolayca deşifre oluyorlar. Aslında dürüstlüğe de sosyal medyanın faydası var diyebiliriz. Kişi taraflarını açık, şeffaf ve dürüstlüğe itiyor. Böyle bir insanın sosyal medyada gizli bir iş yapması mümkün değil, muhakkak dijital bir iz bırakıyor. Bu nedenle insanı dürüst olmaya zorunlu yapıyor yoksa hayatı allak bullak oluyor. İş adamlarının bir sözü vardır; ‘Para kaybederim ama güven kaybetmek istemem.’ der çünkü güven kaybettiğin zaman kredi limitesi gidiyor.” dedi. 

3 saatten fazla bulunmak ruh sağlığını bozuyor… 

Kişilerin sosyal medyanın etkisiyle kültürel olarak yönetildiğinden bahseden Tarhan; “Sosyal medya doğası gereği çok elverişli, kullanışlı ve çekici, müthiş çekici. Şu an da televizyona göre daha çekici ve rahatlıkla anında aktif iletişim oluyor. Dürtü kontrol bozukluğu olan kişilerde mesela stres azaltma tekniği olarak sosyal medya hesabına giriyorlar, bakıyorsun saatler geçmiş. Yapılan çalışmalar var. Günde 3 saatten fazla sosyal medyada bulunan kişilerin ruh sağlığı bozuluyor ama bu saatten daha önemlisi aslında sosyal medyada kişinin nelerle ilgilendiği. Yani sosyal medyada bir insanın amacı vardır, o amaca yönelik sosyal medyayla zaman geçirebilir. Mesela gazetecidir, amaca yönelik bir analiz yapmak için bir konuyu araştırmak için saatlerce geçirebilir, bunun sakıncası yok ama bu sosyal medyanın öznesi oluyorsun. Sosyal medyanın nesnesi olursan mesela hoşuna giden bir şey çıktı bakıyorsun saatlerin geçmiş. Ne oluyor? Kendimizi kandırmış oluyoruz. Kişi gönüllü olarak orada satılanlara, reklamlara vs. her şeyin etkisinde kalıp kendinin kültürünü değiştiriyor. Kişiler kültürel olarak yönetiliyor. Yapay zekayla kişinin en çok girdiği konular neyse onunla ilgili anahtar kelimelerden size hiç istemediğiniz halde ilgi alanınızı yakalıyor, oradan haber gönderiyor. Hatta bununla ilgi arama motorlarında ikna laboratuvarları kurulmuş.” ifadelerini kullandı. 

“Ergenler sosyal medya kurbanı oldular”

Sosyal medyanın olumsuz kullanımında özellikle kurbanların çocuklar olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Tarhan; “Sağlık açısından sosyal medyanın kullanımında kişi özellikle en çok etkilenen ergenlerdir. Şu an da ergenler gerçekten sosyal medya kurbanı oldular. Sırf o yüzden aileler, ‘Neslimiz kayboluyor.’ diye feryat içerisindeler ama bu sadece Türkiye’de değil, küresel olan bir şey. Şu an da biz hiç görmediğimiz kadar ergen hastaneye yatırıyoruz, yatırmak zorunda kalıyoruz. Polise anne babasını ihbar eden, anneye babaya bıçak çeken. Sosyal medyanın olumsuz kullanımı da özellikle kurbanlar çocuklar oluyor. Aile içerisinde, insan ilişkilerinde çok etki ediyor. İnsan ilişkilerinde güveni zayıflatıyor. Güven insan ilişkilerinde özellikle duygu durum bozukluğu olan, bipolar olan hastalar hastalığın etkisiyle o duygu regülasyonu yapamıyorlar.” dedi.

“Kaliteli işin görünür olmasını sağlamak gerekiyor”

Sosyal medyayı kullanacak olan reklam verenlerin dikkat etmesi gereken şeylerden bahseden Tarhan; “Sosyal medyanın reklam ve tanıtım gücü çok önemli. Orada da doğru olanlar biraz yavaş etki ediyor ama sürdürülebilir oluyorlar. Doğru olmayanlar bir saman alevi gibi propaganda yapıyorlar insanı etkiliyorlar fakat sürdürebilirliği olmadığı için sonunda dağılıp gidiyorlar. Onun için sosyal medyayı kullanacakların yani reklam verenlerin dikkat etmesi gereken: Açık, dürüst ve şeffaf ilanlar vererek sürdürülebilir olmayı sağlamak. Böyle bir anlık çekici şeyler değil, içini doldurabileceğimiz savunmalar, bilgilendirmeler yapabilmek önemli. Bu çağda görünebilirlilik önemli. Görünürlük önemli onun için bir iş yapıyorsun ama görünür değilse sınırlı kalırsın. Kaliteli işin görünür olmasını sağlamak gerekiyor. Bu sosyal medyanın olumlu kullanımıdır.” şeklinde konuştu.

Haber: Ebranur Özdemir


 

 

Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA)