Pozitif Psikoloji dersi Rektör Tarhan’dan…

Davranış bilimleri ve sağlığı alanında Türkiye’nin ilk ve tek tematik üniversitesinin kurucusu Rektör Prof. Dr. Nevzat Tarhan, psikoloji öğrencileriyle ders yaptı. Konferans Salonunda çok sayıda psikoloji öğrencisinin katılımıyla gerçekleştirilen “Pozitif Psikoloji” dersinde Tarhan, pozitif psikolojiye dair önemli bilgiler verdi.

Ruhsal sağlık bilim Pozitif psikolojinin insanlarda özgür iradeye, hedeflere ve toplumdaki değerlere bağlı işlediğine dikkat çeken Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, böylece kişisel farkındalığı olan kişilerin toplumu beyin-zihin ikirciliğine mahkum olmayan manevi boyuttan değerlendirebileceğini söyledi.

İnsanların olgunlaştıkça etraflarındaki biyolojik, psikolojik ve sosyal etkenlerin kendilerini ve başkaları ile olan ilişkilerini nasıl etkilediğini fark etmeye başladığını ifade eden Tarhan, kişilerin duygu karmaşasının olduğu durumlarda derin ve farklı düşünce becerisiyle krizi yönetebileceğini kaydetti. Derin düşünce ve güçlü duygusal desteğin ancak öğrenilerek kazanılabileceğinin altını çizen Tarhan, Pozitif Psikolojiyle bunu hedeflediklerini de sözlerine ekledi.

Tüm psikoloji öğrencilerinin katıldığı derste Rektör Tarhan:

“Herkesin içinde otomatik olarak mutlu olmaya, anlaşılmaya ve sevilmeye bir istek vardır. Fakat ne psikolojide ne de psikiyatride mutlu bir hayata varmanın adımları çözülmüştür. Bu alanlar sadece mutsuz insanları incelemiştir.

Psikiyatri ve psikolojinin ilerleyişi mutluluğun bilimini anlayabilmek için yetersiz kalmıştır çünkü bilim diğer alanlarındaki büyük gelişmeleri entegre etmeyi başaramamıştır. Çoğu psikologlar ve psikiyatristler insanların temel olarak bilgisayarlar gibi mekanik olduklarını düşünmektedir.

Fakat yaratıcı yetenek ve özgür irade gibi insan bilincinin bazı fenomenlerini açıklamak için kuantum fiziği yeterli olmayabilir çünkü bilgisayarların belirleyici logaritmaları kişisel farkındalığı olan kişilerin mutluluğunu açıklayabilmek için mümkün değildir.

Psikiyatri bilimi iki bölüme ayrılması nedeniyle mutluluk bilimini es geçiyordu. Biyomedikal bölüm beyni araştırır, psikososyal bölüm zihni araştırır. Aslında, bu iki yaklaşım ruhsal sağlık ve hastalıkları anlamaya yardımcı olacak iki farklı paradigmayı açıklıyor. Psikososyal yaklaşım insan paradigması ile çalıştığı için kişiye ait düşünceler, hisler ve davranışları dışarıdan ve içerden olan olaylar ile anlatmaktadır. Diğer yandan biyomedikal yaklaşım hastalık kategorileri paradigması ile çalıştığı için hastalıkların sebeplerini, tanı için özel kriterlerini ve hastalığın tahmin edilebilir gelişimini farklı birimler kullanarak açıklıyor.

Önümüzdeki yıllarda hastalık paradigmasını ve insanlık paradigmasını birleştirmeyi başarabilmek gerekmektedir.”