İçeriğe atla

İçerik

Yapay zekâ televizyon ve sinema sektörünü dönüştürüyor!

Haber ile ilişkili SDG etiketleri

SDGS IconSDGS IconSDGS IconSDGS Icon

Reklam gelirlerindeki düşüş, dijital platformların yükselişi ve artan yapım maliyetleri, televizyon ve sinema sektörünü yeni çözümler aramaya yönlendiriyor. Yapay zekâ destekli içerik üretimi ise bu dönüşümün en dikkat çekici unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. 

Yapay zekânın senaryo yazımı, diyalog oluşturma, görüntü ve ses üretimi gibi birçok alanda kullanılabildiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Denizcan Kabaş, “Geleneksel reklam gelirlerinin önemli bir bölümü dijital platformlara kayarken yapım maliyetleri sürekli artıyor. Bu nedenle yapay zekâya, sektör için teknolojik bir yenilik olarak kullanımının yanı sıra, ekonomik bir çözüm olarak da başvuruluyor.” dedi.
 

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Denizcan Kabaş, TV ve sinema sektöründe yapay zekayla içerik üretimini değerlendirdi. 

Yapay zekâ artık ekonomik bir çözüm olarak da değerlendiriliyor

Televizyon ve sinema sektörünün son yıllarda ciddi ekonomik baskılarla karşı karşıya olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Denizcan Kabaş, “Geleneksel reklam gelirlerinin önemli bir bölümü dijital platformlara kayarken yapım maliyetleri sürekli artıyor. Bu nedenle yapay zekâya, sektör için teknolojik bir yenilik olarak kullanımının sıra, ekonomik bir çözüm olarak da başvuruluyor.” dedi.

Dr. Öğr. Üyesi Denizcan Kabaş, Netflix'in 2025 yapımı The Eternaut dizisinde bazı görsel efekt süreçlerinin yapay zekâ desteğiyle çok daha kısa sürede tamamlanmasının bu dönüşümün güncel örneklerinden biri olduğuna dikkat çekerek, “Yapay zekâ özellikle ön hazırlık, görsel tasarım, kurgu ve pazarlama süreçlerinde maliyetleri düşürebiliyor. Medya ekonomisi açısından baktığımızda bu dönüşüm, şirketlerin daha az maliyetle daha fazla içerik üretme arayışının bir sonucu. Ancak bu noktada karşımıza şu soru kaçınılmaz olarak çıkıyor: Ortaya çıkan tasarruf içerik kalitesinin gelişmesi için mi var yoksa sadece şirketlerin kârını artırmak için mi önem taşıyor?” diye konuştu.

Yapay zekâ üreticinin yerine geçmez, güçlü bir yardımcı olur

Yapay zekânın senaryo yazımı, diyalog oluşturma, görüntü ve ses üretimi gibi birçok alanda kullanılabildiğini kaydeden Dr. Kabaş, “Yapay zekâ bugün senaryo taslakları oluşturabiliyor, alternatif diyaloglar yazabiliyor, görüntü ve ses üretebiliyor. Bu durum elbette ki yaratıcı süreçleri hızlandırıyor. Ancak yaratıcılık teknik üretimden ibaret değil. İyi bir hikâye çoğu zaman insan deneyiminden, gözlemden ve duygudan beslenmektedir. Bu nedenle yapay zekâyı üreticilerin yerine geçen bir aktörden ziyade onların kullandığı güçlü bir araç olarak görmek daha doğru olacaktır. Önümüzdeki dönemde en başarılı üretimler, insan yaratıcılığı ile yapay zekâ imkânlarını birlikte kullanan ekiplerden çıkacaktır.” şeklinde konuştu.

Duygusal bağ yalnızca teknik kaliteyle kurulmaz

Yapay zekâ destekli içeriklerin izleyiciler üzerindeki etkisine de değinen Dr.  Kabaş, “İzleyiciler için teknik kalite kadar duygusal inandırıcılık da önemlidir. Martin Scorsese'nin The Irishman (2019) ya da Indiana Jones and the Dial of Destiny (2023) filmlerinde kullanılan dijital gençleştirme teknolojileri oldukça etkileyiciydi. Ancak izleyiciyi etkileyen temel unsur görüntüyle sınırlı kalmamaktadır. Karakterlerin taşıdığı insani deneyim de bu duygusal bağın kurulması adına önem taşımaktadır. Yapay zekâ ünlü oyuncuların yüzlerini gençleştirebilir ama deneyimin kendisini gençleştirememektedir. Ayrıca bu tür teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte izleyicilerin gerçek ile kurgu arasındaki sınırı ayırt etmesi de zorlaşabilmektedir. Bu nedenle yapay zekânın farklı kullanım biçimleri etik ve kültürel bir tartışma alanını genişletmektedir.” dedi.

Standartlaşma kültürel çeşitlilik için risk oluşturabilir

Yapay zekânın geçmişte üretilmiş milyonlarca içerikten öğrenerek çalıştığını hatırlatan Dr. Kabaş, “Bu nedenle bazen mevcut kalıpları tekrar etme eğilimi gösterebiliyor. Eğer sektör yalnızca algoritmaların başarılı bulduğu formüllere yönelirse birbirine benzeyen hikâyeler ve karakterler giderek artabilecek; hatta tek tipleşme sektörünün bir tür hedefine dahi dönüşebilecektir. Özellikle yerel kültürler açısından bu önemli bir risk. Örneğin Türk dizilerinin uluslararası başarısı büyük ölçüde yerel hikâyelerden ve özgün karakterlerden kaynaklanıyor. Yapay zekâ bu çeşitliliği destekleyen bir araç olursa faydalı olabilecektir ancak standartlaşmayı hızlandırırsa kültürel zenginlik de zarar görebilir.” diye konuştu.

Hem algoritmik hem özgün yapımlar birlikte var olacak

Yapay zekâ sayesinde içerik üretiminin ucuzlayıp hızlanmasının iki farklı sonucu beraberinde getireceğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Denizcan Kabaş, “Yapay zekâ sayesinde daha fazla insan içerik üretebilecek ve teknik kaliteye daha kolay erişebilecek. Bu olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Ancak benzer anlatı kalıpları ve güvenli formüllerin çoğalması riski de bulunmaktadır. Önümüzdeki dönemde bir yanda hızlı ve algoritmik içerikler, diğer yanda ise insan yaratıcılığının belirleyici olduğu daha özgün yapımların birlikte var olduğunu görebiliriz. Asıl mesele niceliğin değil, niteliğin nasıl korunacağı olacaktır.” ifadesinde bulundu.

Meslekler yok olmayacak, iş tanımları değişecek

Yapay zekânın medya sektöründeki meslekleri tamamen ortadan kaldırmayacağını ancak çalışma biçimlerini önemli ölçüde değiştireceğini belirten Dr. Kabaş, “Örneğin 2023 yılında Hollywood’da yaşanan senarist ve oyuncu grevleri, yapay zekânın yaratıcı emek üzerindeki etkilerine yönelik kaygıları açık biçimde ortaya koydu. Gelecekte yapay zekâya doğru komutları verebilen, üretilen içerikleri değerlendirebilen ve yaratıcı kararlar alabilen profesyoneller öne çıkacaktır. Diğer sektörlere benzer biçimde teknik bazı görevler azalırken denetleme, editörlük ve yaratıcı yönlendirme gibi alanların önemi artacaktır.” şeklinde konuştu.

İletişim fakülteleri yapay zekâ okuryazarlığını merkeze almalı

Türkiye'nin dizi ihracatında dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer aldığını hatırlatan Dr. Kabaş, “Ancak yapay zekâ dönüşümü konusunda sektörün henüz deneme aşamasında olduğunu söyleyebiliriz. Yapım şirketleri ve medya kuruluşları çeşitli uygulamalar deniyor fakat ortak standartlar ve uzun vadeli stratejiler henüz netleşmiş değil. Üniversiteler açısından da benzer bir tablo var. İletişim fakültelerinin artık yalnızca kamera kullanmayı, kurgu yapmayı veya senaryo yazmayı öğretmesi yeterli değil. Yapay zekâ okuryazarlığı, veri etiği, telif hakları ve eleştirel medya okuryazarlığı da eğitimin temel parçaları haline gelmeli. Çünkü geleceğin iletişim profesyonelleri yapay zekânın kullanıcısı olmasının yanı sıra denetleyici ve yönlendiricisi de olacaktır.” şeklinde sözlerini tamamladı.

Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA)

Paylaş

Oluşturulma Tarihi10 Temmuz 2026

Sizi Arayalım

Phone