İçeriğe atla

İçerik

Üsküdar’da pozitif psikoloji rüzgârı: Prof. Dr. David Baron öğrencilerle buluştu

Haber ile ilişkili SDG etiketleri

SDGS IconSDGS IconSDGS IconSDGS Icon

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor (SKS) Daire Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Pozitif Psikoloji ve Haydi Tut Elimi Kulüpleri iş birliğiyle 8. Uluslararası Pozitif Psikoloji Kongresi öncesinde dünyaca ünlü Western Sağlık Bilimleri Üniversitesi Kıdemli Başkan Yardımcısı ve Rektör Yardımcısı Psikiyatrist Prof. Dr. David Baron ile söyleşi gerçekleştirildi. Üsküdar’ın dünya standartlarında imkanlara sahip olduğuna dikkat çeken Baron, bunun öğrenciler için çok büyük bir şans olduğunun altını çizdi. Sosyal izolasyonun günde bir paket sigara içmek kadar toksik olduğunu belirten Baron, toksik ev ortamının çocukların nöral gelişimini ve biyolojisini doğrudan etkilediğini de söyledi. Baron söyleşi kapsamında NPİSTANBUL Hastanesi ve Üsküdar Üniversitesi ileri seviye uygulama laboratuvarlarını da ziyaret etti.

Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşke Kuleli salonunda düzenlenen etkinlikte, dünya çapında tanınan Psikiyatrist Prof. Dr. David Baron, öğrencilerle söyleşi gerçekleştirdi. 

Etkinliğin moderatörlüğünü İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Fatma Turan üstlenirken, Psikoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Ebru Morgül ise tercümanlığını yaptı. 

Üsküdar dünya standartlarında imkanlara sahip!

Üsküdar Üniversitesinin uygulama ortağı NPİSTANBUL Hastanesini ziyaret ettiğinden bahseden Prof. Dr. David Baron, üniversitenin nörogörüntüleme ve teknolojik altyapı bakımından dünya standartlarında olduğunu vurguladı. Baron; “Siz çok şanslısınız çünkü burada ileri derecede biyolojik açıdan beyinde neler olduğuna bakılıyor. İnsanın neler hissettiğini, duygularını ve davranışlarının beyinde nasıl görüldüğünü anlayabiliyoruz. Bu şekilde biyomarkerlar var. Bu şekilde bilim ışığında daha iyi anlıyoruz. Biz yıllarca bu alanda beyne bakmadık, şimdi ileri seviye görüntüleme teknikleriyle tarihte ilk kez beyne bakıyoruz. Sizin de burada dünya standartlarında bu gibi araştırmalarınız. Yani tedavi sonucunda kişinin sadece, ‘Ben iyi hissediyorum.’ demesi değil, beyinde ne değiştiğini görüyoruz. Beyinde ne olduğunu bilim ışığında anladığınızdan dolayı şanslısınız. Biyoloji ve beynin pozitif psikolojiyle ilişkisini anlamak zaman aldı ancak gelecek burada. Sizler bu bilimsel ışığın altında olduğunuz için çok şanslısınız. Halka, diğer uzmanlara, yöneticilere yaptığımızın önemli olduğunu, pozitif psikolojinin neden önemli olduğunu anlatmak. Yani onları da eğitmek. Bunu herkes anlamayabilir, bunu anlatmak için öğretici olmanız gerekecek. Kırk yıl boyunca araştırmalarda bulundum ama benim için en önemlisi öğretmek. Doktor demek teşhis koyan kişi değil, öğreten kişi demek.” ifadelerini kullandı.

“Umutsuzluk tedavisi olmayan bir konu değil”

Yapay zekanın gelecekte kişiselleştirilmiş tedavilerde büyük rol oynayacağını ifade eden Baron; “Umutsuzluk zor teşhis edilen bir konu. Çünkü umut olmayınca insanlarda intihar eğilimi olabiliyor. Depresyonun içinde umutsuzluk olduğunda bu çok daha zorlaşıyor. Dünyadan alacakları zevk duygusunu kaybetmiş oluyorlar, tedaviye dirençli olabiliyorlar. Ama yeni tedaviler var ve umutsuzluk da tedavisi olmayan bir konu değil. Hem biyolojik hem psikolojik hem de manevi yönü olan bir durum. Son teknolojiler var, buradaki hastanede olduğu gibi nörogörüntüleme teknikleri kullanılıyor. Bu tedavi edilebilir ama bir tür kombinasyon tedavisi gerekli. Mesela hangi tedavinin hangi hastaya daha uygun olduğunu yapay zeka ile birlikte daha iyi anlayabileceğiz. Bu bir nevi antibiyotik gibi; her tedavi şekli her hastaya uymayabilir ama bazı antibiyotikler nasıl bazı enfeksiyonlarda etkiliyse, burada da daha kişiselleştirilmiş tedavilere doğru kombinasyonları bulma yolunda gidiyoruz. Dolayısıyla umutsuzluk da tedavi edilebilir. Bir hasta umutsuz olduğu zaman tedaviyi de istemiyor çünkü tedavi olabileceğine inanmıyor. Kombinasyon tedavileri ve hastaya somut biyomarkerlar sunmak, tedaviye olan inancı artırıyor.” şeklinde konuştu.

“Tutumun hangi acıyı gizlediğini anlamak gerekir”

Kronik kötümserliğin genellikle bir savunma mekanizması veya erken çocukluk travmalarının bir sonucu olduğunu belirten Baron; “Birine sadece, ‘Daha iyi hissetmelisin’ diyemezsiniz. Bu tutumun hangi acıyı gizlediğini anlamak gerekir. Özellikle yeme bozuklukları gibi durumlarda, kaçınma davranışlarının kökenine inmek ve güven ilişkisi kurmak pozitif psikolojinin temelidir. Terapide en önemlisi hastanın size güvenmesidir. Pozitif psikoloji de buna yani pozitife odaklanıyor. Pozitife odaklanıyor olmasını seviyorum. Bazen aile problemin bir parçası olabiliyor ve bu durumla çalışmak çok zor oluyor. Eğer aile destekliyorsa kişiyi o zaman çok kolay.” ifadelerini kullandı.

“Toksik ev ortamları çocukların nöral gelişimini ve biyolojisini doğrudan etkiliyor”

Anne-baba olmanın eğitim gerektiren bir sorumluluk olduğunun altını çizen Baron; “Çocukların sadece maddi ihtiyaçlarını değil, ‘Seviliyorum ve güvendeyim.’ duygusunu karşılamalıyız. Toksik ev ortamları çocukların nöral gelişimini ve biyolojisini doğrudan etkiliyor. Belki de insanlar anne baba olmak için eğitim almalı. Trafiğe çıkmak için eğitim alınıyor ama anne baba olmak için bir eğitim yok. Tabii bunu uygulamada yaymak çok kolay değil. İyi anne-baba olmak için eğitim alınabilir. Eğer anne babalar çocuklarını seviyorlarsa bu konuda yine kendilerini geliştirmek istemeliler. Biz aslında dünya çapında anne babalara nasıl daha iyi anne baba olacağını öğretmeliyiz. Çocuklarını istismar edenler genellikle geçmişte kendileri de istismara uğramış oluyorlar. Bunun aslında sihirli bir formülü yok. Genellikle nasıl sağlıklı bir şekilde pozitif olunur diye düşünülmeli.” dedi.

“Sosyal izolasyon günde bir paket sigara içmek kadar toksik”

Sosyal bağların fiziksel sağlık üzerindeki etkisine değinen Baron, sosyal izolasyonun insan vücudu için günde bir paket sigara içmek kadar zararlı olduğunu söyledi. Baron; “Hastane ortamında cerrahlar gördüm. Kalp ameliyatları yapıyorlar, hastalar iyi oluyor ama ameliyat sonrasında daha iyi hissetmiyorlar, daha iyi ilişkileri olmuyor. Kalbi iyileşiyor belki ama iyi hissetmiyor. Sadece vücut iyileşiyor. Sosyal olduğumuzu düşünürsek vücudumuz iyileşti ama ilişkilerimiz, ailemizle olan ilişkilerimiz iyileşmediği takdirde sonucunu göremiyoruz. Sosyal izolasyon, sosyal olarak ayrı kalmak çok toksik bir şey; günde bir paket sigara içmek gibi. İzole olduğumuzda sadece fiziksel olarak değil ayrıca zihinsel olarak, ruhsal olarak da kendimizi kötü hissediyoruz. Bağlarımızda bir kopma hissediyoruz. Bunu Covid zamanı özellikle izole olduğumuzda yaşadık. Hasta artık hayattan zevk alıyorum, yemek yemekten zevk alıyorum, ailemle birlikte olmaktan zevk alıyorum dediğinde bu benim için önemli.” şeklinde konuştu.

Bilimsel altyapıyı ve uygulama alanlarını inceledi

Söyleşinin sonlanmasının ardından Prof. Dr. David Baron, Üsküdar Üniversitesi Merkez yerleşkede yer alan ileri seviye uygulama laboratuvarlarını ziyaret etti.

Laboratuvarlardaki teknik donanımı ve yürütülen AR-GE çalışmalarını yerinde inceleyerek akademisyenlerden bilgi alan Baron, üniversitenin sunduğu bilimsel altyapının dünya standartlarında olduğunu ifade etti.


 

Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA)

Paylaş

Oluşturulma Tarihi24 Nisan 2026

Sizi Arayalım

Phone