
Üsküdar Üniversitesi Adli Bilimler Bölümü ikinci sınıf öğrencisi Buğra Kaan Atsız ile Tıbbi Dokümantasyon ve Sekreterlik Programı öğrencisi Kerem Akçin, ringlerde elde ettikleri şampiyonluklarla üniversitelerine gurur yaşattı. Derslerini, antrenmanlarını ve iş yaşamlarını bir arada yürütmeye çalışan iki öğrenci, başarılarında disiplinli çalışmanın, ailelerinin ve antrenörlerinin desteğinin belirleyici olduğunu dile getirdi.
Babasının desteğiyle başladığı kick boksta milli takıma uzandı
Kick boksla babasının yönlendirmesiyle tanıştığını anlatan Buğra Kaan Atsız, dünya şampiyonu antrenör Orhan Doğan’ın yanında başladığı spor yolculuğunun, zamanla milli takım hedefine dönüştüğünü belirtti. Atsız, spora başlangıcını ve milli takıma seçilme sürecini şöyle anlattı:
“Ben Buğra Kaan Atsız. Üsküdar Üniversitesi Adli Bilimler Bölümü ikinci sınıf öğrencisiyim ve aktif olarak kick boks yapıyorum. Kick boksla tanışma hikâyem babamla başladı. Küçüklüğümden beri dövüşmeyi seven bir çocuktum. Bu yüzden babam beni Avcılar’da, kendisinin de tanıdığı ve şu anda hocam olan dünya şampiyonu Orhan Doğan hocamın yanına verdi. Bu şekilde kick boksla tanıştım. Milli sporcu olma yolunda ise İstanbul’da çeşitli turnuvalara katılarak Türkiye Şampiyonası’nda dövüşmeye hak kazandım. Ardından bu yıl iki Türkiye şampiyonasında ve bir Dünya Kupası’nda gösterdiğim başarılarla milli takıma gitmeye hak kazandım.”

“Bu şampiyona için bir buçuk yıl çalıştık, ter döktük”
2026 yılının Dünya Kupası şampiyonluğuna ulaşan Atsız, başarının arkasında uzun bir hazırlık dönemi ve fedakârlık bulunduğunu söyledi. Bu süreçte en çok iş, okul, sosyal hayat ve antrenmanları birlikte yürütmekte zorlandığını dile getiren Atsız, antrenörleri Orhan Doğan ve Tolga Doğan ile babasının desteğini şu sözlerle aktardı:
“Şampiyonluğa giden süreç çok uzun ve meşakkatliydi. Yaklaşık bir buçuk yıl bu şampiyona için çalıştık, ter döktük. Gerektiği zamanlarda bazı şeylerden fedakârlık yaptık. Bu süreçte yanımda olan Orhan Doğan ve Tolga Doğan hocalarım bütün idmanlarda destek oldular. Babam da her daim arkamdaydı. En çok zorlayan kısım; iş, okul, sosyal hayat ve idmanlarımı bir arada götürmeye çalışmaktı.”
“Türk bayrağımızı İtalya’da dalgalandırmak tarif edilemez bir duygu”
Uluslararası bir organizasyonda Türkiye’yi temsil etmenin kendisi için büyük bir gurur olduğunu vurgulayan Atsız, şampiyonluğun yalnızca sportif bir başarı değil, uzun süredir verilen emeğin karşılığı olduğunu ifade etti.
Atsız, yaşadığı duyguları şöyle anlattı:
“En başta çok gurur verici bir şey olduğunu söylemem lazım. Türk bayrağımızı İtalya’da dalgalandırmak, İstiklal Marşımızı orada o kadar ülkeye dinletmenin gururu ve mutluluğu tarif edilemez bir duygu. Şampiyon olarak ayrılmak, verdiğimiz bütün emeklerin karşılığını almak da tarif edilemeyecek bir duygu.”
Şampiyonluk anında sevincin ve gururun yanı sıra büyük bir rahatlama hissettiğini belirten Atsız, bu mutluluğu öncelikle ailesi ve antrenörleriyle paylaşmak istediğini söyledi:
“Aklımdan geçen ilk şey; yaşadığım sevinç, gurur ve verdiğim mücadelenin hakkını almanın getirdiği rahatlamaydı. Bu başarıyı başta ailemle, ardından da bu süreçte beni destekleyen, saydığım ve sevdiğim iki insan olan Orhan hocam ve Tolga hocamla paylaşmak istedim.”
Üsküdar Üniversitesi’ndeki hocalar ve arkadaşları eğitim yolculuğuna destek oluyor
Milli sporculuk ile üniversite eğitimini birlikte sürdürmenin yoğun bir tempo gerektirdiğini anlatan Atsız, Üsküdar Üniversitesi’ndeki hocalarının ve sınıf arkadaşlarının desteğinin bu süreçte önemli bir yer tuttuğunu belirtti.
Müsabaka ve antrenman dönemlerinde derslerine özel olarak zaman ayırdığını ifade eden Atsız, şunları söyledi:
“Zor olsa da koşuşturmacalı geçse de gerek hocalarımızın gerek sınıf arkadaşlarımın desteğiyle akademik olarak açılan boşluğu doldurabiliyorum. Yoğun antrenman dönemlerinde diğer her şeyi hayatımdan çıkararak sadece derslerime ve antrenmanlarıma odaklanıp dengeyi korumaya çalışıyorum.”
Üniversitedeki akademik desteğe ayrıca dikkat çeken Atsız, “Turnuvalara gittiğimde derslerde oluşan eksiklerimi kapatmak için hocalarımın yanına gittiğimde beni hiçbir şekilde kırmıyorlar. Ders konusunda her zaman destek oluyor ve anlayış gösteriyorlar.” dedi.
Dünya Kupası şampiyonluğunun ardından uluslararası başarılarına yenilerini eklemek istediğini söyleyen Atsız, hedefini de “Gelecek yıllarda da ülkemizi milli takımda temsil ederek bayrağımızı dalgalandırmak, İstiklal Marşımızı tüm dünyaya hem duyurmak hem de ezberletmek.” sözleriyle dile getirdi.

Kerem Akçin, İstanbul şampiyonluğunu teknik boksör ödülüyle taçlandırdı
Üsküdar Üniversitesi Tıbbi Dokümantasyon ve Sekreterlik Programı öğrencisi Kerem Akçin ise İstanbul Boks Şampiyonası’nda +90 kilo kategorisinde kazandığı şampiyonluğun yanı sıra “Turnuvanın En Teknik Boksörü” ödülüne layık görüldü.
Henüz 18 yaşında olan Akçin, çocukluğundan beri ilgi duyduğu boksa babasının desteğiyle başladığını belirterek, sporun zamanla yaşamının ayrılmaz bir parçası hâline geldiğini anlattı:
“Aslen Kırklareliliyim, doğma büyüme İstanbulluyum. Boks, küçüklüğümden beri ilgilenmek istediğim bir spor dalıydı. Babamın desteğiyle bu spora başlamış oldum. Hocamın desteği ve disipliniyle zamanla antrenmanlar hayatımın düzenli bir parçası hâline geldi. Maçlara çıkmaya, kendimi geliştirmeye ve hedefler koymaya başladıkça da boksa olan bağlılığım arttı.”

“Her şeye rağmen turnuvayı şampiyon olarak tamamladım”
İstanbul şampiyonluğuna uzanan süreçte yoğun antrenmanların yanı sıra sakatlıklarla da mücadele ettiğini belirten Akçin, iş yaşamıyla spor çalışmalarını birlikte sürdürdüğünü söyledi.
Akçin, hazırlık dönemini “Yorucu ve yoğun bir antrenman sürecinden geçtim. Koşular, antrenmanlar, sakatlıklar ve iş hayatı derken her şeye rağmen turnuvayı şampiyon olarak tamamladım.” sözleriyle değerlendirdi.
Şampiyonluğun yanında aldığı “Turnuvanın En Teknik Boksörü” ödülünün kendisi ve antrenörleri için ayrı bir anlam taşıdığını ifade eden Akçin, “Emeklerimin karşılığı olarak bu ödülü almak benim ve hocalarım için gurur ve onur vericiydi.” dedi.
Ringde ayak çalışması, mesafe kontrolü ve savunmaya odaklanıyor
Teknik gelişiminin antrenman programında önemli bir yer tuttuğunu söyleyen Akçin, her müsabakaya rakibine uygun bir hazırlıkla çıktığını belirtti. Antrenörlerinin yönlendirmeleriyle teknik ve taktik çalışmalar yürüttüğünü anlatan genç sporcu, şu bilgileri verdi:
“Ringde özellikle ayak çalışması, mesafe kontrolü ve savunma konusunda kendimi geliştirmeye önem veriyorum. Her rakibe farklı bir teknik ve taktik çalışıyoruz. Müsabakalara da hocalarımızın tavsiyeleriyle hazırlanıyoruz.”
Yeni hedefi, Üsküdar Üniversitesi’ni Türkiye Boks Şampiyonası’nda temsil etmek
Üsküdar Üniversitesi’ndeki eğitimini antrenmanlarıyla birlikte sürdüren Akçin, günlük programını “Gündüz okula gelip akşam kulübümüzde antrenmanlarımızı yaparak süreci ilerletiyorum.” sözleriyle anlattı.
Genç yaşta kazandığı derecelerin yeni hedefler için motivasyon sağladığını vurgulayan Akçin, bundan sonraki hedefinin Üsküdar Üniversitesi’ni üniversiteler arası müsabakalarda başarıyla temsil etmek olduğunu söyledi:
“Genç yaşta elde ettiğim başarılar bana aslında yolun başında olduğumu gösterdi. Kazandığım her maç ve elde ettiğim her derece, doğru çalıştığımda neler başarabileceğimi görmemi sağladı. Bir sonraki hedefim ise üniversiteler arası Türkiye Boks Şampiyonası’nda üniversitemizi en güzel şekilde temsil etmek.”
“Sonuçtan çok gelişime odaklanın”
Üniversite eğitimiyle birlikte spor kariyerini sürdürmek isteyen gençlere deneyimlerinden hareketle önerilerde bulunan Akçin, sabrın, zaman planlamasının ve istikrarlı çalışmanın önemini vurguladı.
Boksun kendisine ring dışında da disiplin ve sorumluluk kazandırdığını belirten Akçin, sözlerini şöyle tamamladı:
“Boksa yeni başlayan arkadaşlara öncelikle sabırlı olmalarını ve sonuçtan çok gelişime odaklanmalarını tavsiye ederim. İlk başlarda zorlanmak, hata yapmak veya istediğiniz sonuçları hemen alamamak çok normal. Önemli olan bunlardan ders çıkarıp devam edebilmek. Üniversite eğitimiyle birlikte spor kariyerini sürdürmek isteyenlere ise zamanlarını iyi planlamalarını ve hedeflerinden vazgeçmeden istikrarlı bir şekilde çalışmalarını öneririm. Ben de bu sürecin içerisindeyim ve boksun bana sadece ringde değil, hayatın diğer alanlarında da disiplinli olmayı ve sorumluluk almayı öğrettiğini düşünüyorum.”