İçeriğe atla

İçerik

Tasavvuf ve modern insan ilişkisi masaya yatırıldı

Haber ile ilişkili SDG etiketleri

SDGS IconSDGS IconSDGS IconSDGS Icon

Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü ve Kerim Vakfı iş birliğinde “İnsan Tasavvuf Düşüncesi ve Şifa Konuşmaları” kapsamında “Ne Oluyor Ne Olmalı?” başlıklı söyleşi düzenlendi. Devlet Sanatçısı ve Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü Öğr. Görevlisi Ahmet Özhan’ın konuk olduğu söyleşide, modern insanın varlık sancıları tasavvufi perspektiften ele alındı. Ahmet Özhan, sağlıklı bir düşünce yapısı için zihinsel arınmanın ve imanın derinleştirilmesinin önemine dikkat çekerken, din ile ilmin ayrılmaz bir bütün olduğunu vurguladı. Programın moderatörlüğünü üstlenen İTBF Tarih Bölümü öğretim görevlisi Dr. Hasan Kerim Güç ise modern dünyada insanın merkezden uzaklaştırılarak maddenin ön plana çıkarıldığını ifade etti. 

Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans salonunda düzenlenen programda usta sanatçı Ahmet Özhan ve İTBF Tarih Bölümü Öğr. Gör. Dr. Hasan Kerim Güç, modern insanın varlık sancılarını ve çıkış yollarını tasavvuf penceresinden değerlendirdi.

Ahmet Özhan: “Tezyinat en sondadır önce hafriyat lazım”

Konuşmasına varlık bilgisi üzerinden bir giriş yapan Ahmet Özhan, sağlıklı bir inanç yapısının inşası için zihni temizliğin şart olduğunu belirtti.
Bir binanın sağlamlığı için önce zeminin ayıklanması gerektiğini vurgulayan Özhan, günümüzde insanların temelden ziyade süslemelerle meşgul olduğunu ifade etti. Özhan; “Sağlıklı bir bina için evvela ciddi bir hafriyata ihtiyaç vardır. Ondan sonra izolasyonu gerçekleştirirsiniz, sonra duvarlar çıkar. Tezyinat yani süsleme ise en sondadır. Günümüzde tezyinat en başta konuşuluyor ama hafriyat kaale alınmıyor.” dedi. 

“Nota bilmek müzik bilmek değildir”

İlim ile dinin birbirinden ayrılmaz bir bütün olduğunu vurgulayan Özhan, didaktik bilginin tek başına yeterli olmadığını, sanat dünyasından verdiği bir örnekle dile getirdi. Özhan; “Ben müziği konservatuvarda değil sahnede öğrendim. Nota bilmek müzik bilmek değildir. Müzik bir nosyondur onu algılayacaksın. Okulda sadece prensipler öğrenilir ama o makamın ruhu eserde gizlidir ve eser ancak yorumla açığa çıkar. Aynı durum din için de geçerlidir. Prensipleri öğrenirsiniz ama sahada yani hayatta ihtisas yaparsınız.” şeklinde konuştu.

“İnsanın neye inandığını içselleştirmesi lazım”

Kur'an-ı Kerim'deki bir ayete dikkat çeken Özhan, imanın sadece bir kabul değil, bir ‘itminan’ (iç huzuru ve kesinlik) seviyesi olduğunu söyledi. İnsanın neye inandığını mutmainne seviyesinde içselleştirmesi gerektiğini savunan Özhan, sözlerine şöyle devam etti:

“İman etmiş adama Cenab-ı Hak, ‘Ey iman edenler, iman ediniz!’ buyuruyor. Arz etmeye çalıştığım bu. İnsanın neye inandığını içselleştirmesi lazım. Bir yerlere ötelenmiş, itelenmiş birtakım farklı boyutlarda sadece bir potansiyel olarak ismi ‘Allah’ olan bir varlığa inanıyorsanız ne dini ne İslam’ı ne de mahlukatı doğru dürüst anlayamayız, keşfedemeyiz.”

“Kur’an-ı Kerim’in her satırı İslam’ın şartıdır” 

Kur’an-ı Kerim’in her satırının bir şart olduğunu ifade eden Özhan, ‘had bilmeyi’ altıncı, ‘Allah'ı çokça zikretmeyi’ ise yedinci şart olarak niteledi. Özhan; “İslam’ın şartları beşle sınırlı değildir. Bütün varlık ilmi, iletişim ilmi ve eşyanın hakikatinin algılanması bu satır aralarındadır. Dünyanın yegane konusu ve insanın hakikatte yegane mesleği dindir.” dedi. 

Hakikate açılan “Jilet kesiği”

Vahdet bilincinde ‘öteki’ kavramının yerinin olmadığını belirten Özhan, her mahlukatın hakikati kendi kapasitesi kadar gördüğünü benzersiz bir metaforla anlattı:

“Her mahlukat kendi görücülük kabiliyeti nispetinde bir 'jilet kesiği' kadar açılan yerden hakikate bakar. Kedi de kendi kesitinden seyrediyor varlığı ve biz ona saygı gösteriyoruz. O daha neşeli seyretsin diye ona hizmet etmemiz lazım. ‘Nereye dönersen Allah’ın veçhi oradadır.’ ayetine iman ediyorsan nasıl zulüm yapabilirsin?”

Modern insanın en büyük sorunu şuhut kaybı… 

Modern insanın en büyük sorununun şahit olma yeteneğini kaybetmesi olduğunu dile getiren Özhan, seküler anlayışın maddeyi merkeze koyarak manayı perdelediğini söyledi. Özhan; “Gaflet içindeyseniz şuhut zevkinden mahrum olursunuz. Şuhut, eşyanın hakikatine dahil olmaktır. Buraya baktığında sadece koltuk, oraya baktığında sadece duvar görüyorsan bu şahitlik değildir. Eşyanın hakikatine dahil olamazsanız kuru kuru maddeye bakarsınız ama hikmeti göremezsiniz. Felsefede bile merkezden insan kalktı yerine madde kondu.” dedi.

Dr. Hasan Kerim Güç: “İnsan araçsallaştı”

Programın moderatörlüğünü üstlenen Dr. Hasan Kerim Güç ise sanayi devrimi sonrası hakim olan pragmatist düşüncenin sonuçlarına dikkat çekti. Şehir planlaması ve trafik üzerinden bir analiz yapan Güç, şunları kaydetti:

“Eskiden kaldırım dediğimizde yayanın gittiği güzel yol anlaşılırdı. Bugün taşıtlar için dört şerit, yayalar için tek şerit yol yapıyoruz. Bu durum yaşanılan felsefede insanın merkezden kalktığının ve insanın araçsallaştığının en somut göstergesidir. Hz. Muhammed Medine’yi kurarken merkeze mescidi yani ilahi irtibatı koymuştu. Modern dünya ise maddeyi koydu. İnsan araçsallaştı.” 

Söyleşide dualar edildi

Söyleşi, katılımcıların yoğun ilgisi ve Ahmet Özhan’ın yaptığı dua ile manevi bir atmosferde sona erdi. 

Hediye takdim edildi

Programın sonunda Kerim Vakfı Mütevelli Üyesi Dr. Asuman Kulaksız, gerçekleştirilen söyleşi için Ahmet Özhan’a teşekkür ederek hediye takdiminde bulundu.

Program, çekilen hatıra fotoğrafının ardından sona erdi. 

Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA)

Paylaş

Oluşturulma Tarihi09 Nisan 2026

Sizi Arayalım

Phone