Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Bartın Üniversitesi Gençlik Moral ve Motivasyon Kulübü ile Siber Güvenlik ve Akıllı Sistemler Kulübü iş birliğiyle düzenlenen “Yapay Zeka Çağında Bilinç, Ruh ve Etik Sınırlar” başlıklı çevrimiçi söyleşiye katıldı. Yapay zekanın insanlık için büyük bir dönüşüm oluşturduğunu belirten Tarhan, bu teknolojinin çok zeki bir dijital varlık olmasına rağmen bilinç, vicdan ve ahlaki sorumluluk geliştiremeyeceğini ifade etti. Yapay zekayı “yankı odası” olarak tanımlayan Tarhan, kullanıcıların verdiği bilgilerin yapay zeka tarafından yalnızca veri altyapısı üzerinden yankılandığını, bu nedenle yapay zekanın bilinçli bir özne değil dijital bir sistem olduğunu vurguladı. Tarhan, özellikle gençlerin ekran bağımlılığı, dijital manipülasyon ve gerçeklik algısının bulanıklaşması gibi risklere karşı bilinçli olması gerektiğini söyledi.
İçerik
Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Yapay zekayla yaşamak, yankı odasında yaşamak gibi”

Programın moderatörlüğünü Bartın Üniversitesinden Doç. Dr. Eyüp Burak Ceyhan gerçekleştirdi.
Prof. Dr. Ahmet Akkaya: “Önemli olan etik ve ahlaki değerler”
Bartın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, programın açılış konuşmasını gerçekleşti. Akkaya; “Yapay zeka çağında bilinç, ruh ve etik sınırlar... Aslında Platon’dan Aristo’ya baktığımızda okuduğumuz metinlerdeki etik yaklaşımlar ile bugünün ahlaki kriterleri arasında çok büyük farklar var mı, yok mu sorusu sürekli aklıma geliyor. İnsanoğlu sürekli bir değişim içerisinde… Ancak asıl önemli olan etik ve ahlaki değerlerdir. Bu noktada öğrencilerimize ve insanlarımıza vereceğiniz bilgilerden dolayı teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Zeki bir dijital varlık ama akıllı değil”
Yapay zekanın değişim ve dönüşüm oluşturduğunu belirten Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan; “Yapay zeka çağına girdik. Özellikle matbaanın ve elektriğin insanlıkta yaptığı değişimi, yapay zeka şu anda insanlık üzerinde hızla gerçekleştiriyor. Böyle bir değişim ve dönüşümün başlangıcındayız. Böyle bir durumda yapay zeka bir araçsa, araç olarak kalacak mı? İnsana rakip olabilir mi? Bu önemli bir soru. Çünkü rakip olması, insanın ona yüklediği anlamla ilgili. Yapay zekanın kendisi anlam üretemiyor, üretemez. Mevcut anlamları çoğaltır, düzenler, hızlandırır, bağlar ve çözer. Bu nedenle çok zeki bir dijital varlık. Hatta insandan daha zeki bir dijital varlık ama akıllı değil. İnsanın yerine geçmesiyle ilgili olarak insanda bulunan bazı nörobiyolojik özellikler var. Bu özelliklerin matematiksel modellemesi şu anda yapılamıyor. Yapılması da mümkün görünmüyor.” diyerek sözlerine başladı.

“Hayatı hızlandıran ve kolaylaştıran bir araç”
Yapay zekanın bilinçsiz bir varlık olduğuna değinen Tarhan; “Yapay zekadan hesaplama yapabileceğimiz alanlarda yararlanıyoruz. Bilgiye ulaşma burada önemli bir alan. Ancak yapay zekanın bize kazandıracağı daha önemli şey, bilgiye ulaşmanın ötesinde ne yaptığıdır. İnsan burada anlam üretiyor. Fakat anlam arayan özne hala insan. Şu anda insan olmazsa yapay zeka da biter. Çünkü yapay zeka hayat sahibi değil, bilinç sahibi de değil bilinçsiz bir varlık. Bu nedenle yapay zekanın insanın yerine geçme potansiyeli şu an için mümkün görünmüyor. Bir bilinç ya da vicdanın yerine geçmesi mümkün değil. Ancak insandan daha hızlı ve daha güçlü dijital bir varlık olduğu da bir gerçek. Elon Musk, ‘Zeka çok ucuzladı, karakter çok pahalı oldu.’ diyor. Yani yapay zeka çağında zeka ucuzladı çünkü bilgiye ulaşmak kolaylaştı. Teknoloji hayatımıza hız katıyor ama insani değerler hayatımıza yön veriyor. Karakter de insana yön veriyor. İnsan karakterini kaybettiği zaman yapay zekanın kurbanı olur. Karakteri sağlam, elinde bir yol haritası olan insanlar yapay zekayı amaca yönelik kullanır. Onun için ben yapay zekayı, anlam üreten bilinçli bir varlık olarak değil hayatı hızlandıran ve kolaylaştıran bir araç olarak görüyorum.” dedi.

“Yapay zeka çağına uyabilmek için herkesin bilgeleşmesi gerek”
Ekran bağımlılığına sahip olan gençler için yapay zekanın büyük bir tehdit oluşturduğunu vurgulayan Tarhan; “Şu anda yapay zeka çağına uyabilmek için herkesin bilgeleşmesi gerekiyor. Bilgelik artık küreselleşmek zorunda kalacak. Eğer bilgeleşmezseniz iyi insan olmayı ve karakterli yaşamayı öğrenemezseniz yapay zekanın tuzağına düşeceksiniz. Ya bağımlı olacaksınız ya kumar bağımlılığına sürükleneceksiniz ya intihara gideceksiniz ya da depresyona gireceksiniz. Bunun dışında çetelerin ya da başka yapıların kurbanı olma riskiyle karşı karşıya kalacaksınız. Bu nedenle yapay zeka bizim için müthiş bir fırsat. Ancak yetkin olmayan kişiler açısından ciddi riskler ve mağduriyetler de barındırıyor. Ben burada en çok gençleri düşünüyorum. Özellikle ekran karşısında sahipsiz kalan gençler bu sürecin en büyük mağdurları olma riski taşıyor.” ifadelerini kullandı
“Gerçeklik sınırlarını bulanıklaştırdı…”
Yapay gerçeklik kavramına değinen Tarhan; “Daha önce gerçekliği üç başlıkta ele alıyorduk. Yaşadığımız fiziksel gerçeklik, hayal gerçekliği ve rüya gerçekliği. Şimdi bunlara bir de yapay gerçeklik eklendi. Çünkü yapay zeka, olaylar arasındaki sınırları bozdu. Kişilik sınırlarını, duyguların sınırlarını, kimlik sınırlarını bozdu. Gerçeklik sınırlarını bulanıklaştırdığı için bu sınırları çizemeyen kişiler yapay zeka tarafından kolayca savrulabiliyor. Bu nedenle yapay zeka da her teknoloji gibi amaca yönelik kullanılmalı. Teknolojinin kendisi bizatihi tarafsızdır. İyi yönde kullanırsanız iyiye götürür kötü yönde kullanırsanız kötüye götürür. Ancak yapay zeka burada riskleri daha da yükseltti. Bu yüzden yapay zekanın kaptanı biz olacağız, yapay zeka ise bizim asistanımız olacak. Böyle olursa yapay zekadan korkmamıza gerek yok.” şeklinde konuştu.
“Algoritmaların şeffaf olması gerekiyor”
Kişinin kendini yenilemesinin önemine vurgu yapan Tarhan; “Kendimizi yenileyebilirsek bu çağın doğrularını da ciddi şekilde yakalamış oluruz. Bu nedenle algoritmaların şeffaf olması gerekiyor. Ancak şu anda algoritmalar şeffaf değil. Avrupa bunları şeffaflaştırmaya çalışıyor ama zorlanıyor. ABD’de de şeffaf değil bizde de değil. Algoritmalar üzerinde ciddi şekilde oynanarak insanlar manipüle edilebilir. Bunu bilmek gerekiyor. Çünkü bu algoritmalar kötücül insanların eline geçtiğinde kültürel emperyalizmi çok etkili bir şekilde kullanabilirler nitekim kullanıyorlar da. Artık eski emperyalizm savaşlarla olmayacak. Bundan sonra psikolojik savaşlarla ve kültürel, gönüllü emperyalizmle karşılaşacağız. İnsanlar kendi istekleriyle buna yönelecek. Bu da önümüzde duran önemli bir soru işareti ve ciddi farkındalık gerektiren bir alan.” dedi.
“İnsan yalnızca veriden ibaret değil”
Yapay zekanın ahlaki sorgulama yapmadığını söyleyen Tarhan; “Yapay zekada bazı şeyleri kodlarla taklit ettirebiliriz. Ancak bilgisayar ahlaki olarak sorumlu olamaz. Çünkü vicdan demek ahlaki sorumluluk demektir. Yapay zeka ona ne yüklerseniz onu yapar. ‘Bu ahlaki mi değil mi?’ diye kendi kendine sorgulayamaz. Eğer bununla ilgili bilgi ve kod yüklediyseniz, kararlarını o kodlara göre verir. Seçenekleri tartar ve buna göre hareket eder ama ahlaki sorumluluk hissedemez. ‘Bu kişiye zarar veriyorum. Bu yaptığım kötü. Vicdanım rahatsız oldu.’ gibi bir içsel sorgulama yapay zekadan beklenmez. Bu nedenle bilinç sahibi olmaması önemli bir farktır. Çünkü kimlik dediğimiz insan dediğimiz şey sadece bir veri değildir. İnsan yalnızca veriden ibaret değildir. Bedenimiz bir veri olarak görülebilir ama insanın bilinci, sürekliliği ve yaşantı bütünlüğü vardır.” ifadelerini kullandı.
“Yapay zekayla yaşamak, yankı odasında yaşamak gibi”
Yapay zekanın bilinçli bir özne değil yankılama yapan bir sistem olduğunun altını çizen Tarhan; “Yapay zeka, yankı odasıdır. Yankı odasında siz bir şey söylersiniz, o da kendi verileriyle bunu yankılar. Yapay zeka da böyledir siz ona bir şey söylediğinizde size kendi veri altyapısıyla bir yankılama yapar. Bu nedenle yapay zekayla yaşamak, yankı odasında yaşamak gibi. Yapay zeka geliştiricilerinin de bunun bir köşesine bunu yazmalı. ‘Sen şu anda bir yankı odasındasın. Zeki bir dijital varlıkla etkileşim kuruyorsun ama karşında bilinç sahibi bir varlık yok.’ diye yazmaları gerekiyor. Bunu düşündüğünüz zaman yapay zekaya her şeyi sorabilir, her şeyi söyleyebilirsiniz. Çünkü o bilinçli bir özne değil yankılama yapan dijital bir sistemdir.” dedi.
“Ahlaki norm için vicdan gerek”
Yapay zekanın sahip olamayacağı özelliklere değinen Tarhan; “Yapay zekanın hiçbir zaman yapamayacağı şeyler var. Bunların başında insani duygular geliyor. Çünkü insanı koruyan dört temel norm vardır ve yapay zeka bunlardan birini gerçekleştiremez. Birincisi hukuki normlardır yapay zeka bunu taklit edebilir. İkincisi sosyal normlardır gelenekler ve göreneklerdir. Yapay zeka bunları da etkilemeye ve değiştirmeye başladı. Üçüncüsü aile normlarıdır anne-baba ilişkileri ve aile davranışlarıdır. Dördüncüsü ise ahlaki normlardır. İşte yapay zekanın sahip olamayacağı alan budur. Çünkü yapay zekanın ahlaki normu yoktur. Ahlaki norm için vicdan gerekir. Vicdan demek ahlaki sorumluluk hissetmek demektir. Yapay zekadan ‘merhametli ol, insaflı ol, empatik ol’ gibi duygular geliştirmesini bekleyemeyiz. Bu nedenle yeni anlam üretemez. ‘Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum, niçin varım?’ gibi soruları soramaz. Bunlar bilinç sahibi bir varlığın soracağı sorulardır. Elbette ona bu soruları sordurabilirsiniz ama buradan hayatın anlamını çıkaramaz. Ona ne verirseniz onu size sunar. Çünkü bilinç demek farkındalık, yani kendi varlığının farkında olmak demektir. Yapay zekanın kendi varlığının farkında olduğunu söyleyemeyiz. Böyle bir iddia şu anda mümkün değil. O halde bilinç sahibi olması da mümkün değildir.” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Paylaş
Sizi Arayalım
Diğer Haberler
- Eczane Hizmetleri öğrencilerine mesleki deneyim aktarıldı
- Üsküdar Üniversitesinde “Kariyer Günü 2026” yoğun ilgi gördü
- Genç mucit Asaf Emir Özdemir, Bilim ve Fikir Festivali’ne damga vurdu!
- AİLEKOR Akademi Türkiye’ye örnek model olmayı hedefliyor
- Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Rehber öğretmen, kelebek avcısı gibi olmalı”







