İçeriğe atla

İçerik

Prof. Dr. Hadiye Yılmaz’ın yeni kitabı Cumhuriyet’in yüz yıllık tarihini ele alıyor

Haber ile ilişkili SDG etiketleri

SDGS IconSDGS IconSDGS IconSDGS Icon

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hadiye Yılmaz’ın “Türkiye Cumhuriyeti’nin 100 Yılı: Açıklamalı, Kaynakçalı Kronoloji (1923-2023)” adlı kitabı Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları tarafından yayımlandı. Cumhuriyet’in yüz yıllık tarihini siyasal, ekonomik, toplumsal ve kültürel gelişmeler üzerinden ele alan eser, tarihsel olayları kaynakları ve açıklamalarıyla birlikte kronolojik bir yapı içerisinde sunuyor.  

Cumhuriyet’in yüz yıllık tarihini ele alan kitabın ortaya çıkış sürecini anlatan Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hadiye Yılmaz, çalışmanın Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığının Genel Okuyucu Serisi hazırlama girişimiyle başladığını belirtti. 

“Kronoloji hazırlamak yalnızca bilgi toplamak değil”

Yılmaz, kitabın hazırlanma sürecini şöyle anlattı: “Cumhuriyet tarihine ilişkin böylesine kapsamlı bir çalışmanın sorumluluğunu üstlenmek benim için hem heyecan verici hem de son derece anlamlıydı. Kuşkusuz yüz yıllık bir dönemin kronolojisini hazırlamak oldukça meşakkatli bir iş. Burada amaç yalnızca önemli olayları tarih sırasına göre sıralamak değil. Siyasal, ekonomik, toplumsal ve kültürel alanlarda yaşanan gelişmeleri belirli ölçütler doğrultusunda seçmek, bunların tarihlerini ve içeriklerini doğrulamak, gerektiğinde açıklamalarla tarihsel bağlamlarını ortaya koymak gerekiyordu. Çalışmanın en güç yanlarından biri, yüz yıl boyunca yaşanmış sayısız olay arasından hangilerinin kitaba alınacağına karar vermekti. Çünkü bir kronoloji hazırlamak, yalnızca bilgi toplamak değil, aynı zamanda tarihsel önem taşıyan olayları belirli ve tutarlı ölçütlerle seçmek anlamına geliyor. Bu nedenle toplum üzerinde geniş etkiler yaratan, ortak bellekte iz bırakan, döneminin ruhunu yansıtan gelişmelere ve kimi zaman tarih anlatılarında geri planda kalmış dikkat çekici olaylara da yer vermeye çalıştım. İki yıl süren yoğun bir kaynak taraması, karşılaştırma, doğrulama ve düzenleme çalışmasının sonunda eser ortaya çıktı. Sonuçta yalnızca Cumhuriyet’in yüz yıllık tarihini belgeleyen değil, aynı zamanda okuyucuya bu uzun tarihsel sürecin büyük resmini sunan, gerektiğinde başvurabileceği güvenilir ve kapsamlı bir kaynak hazırlamayı amaçladım.” ifadelerini kullandı.

“Kronolojik yöntem, bugünün nasıl oluştuğunu anlamak için de önemli bir araç”

Cumhuriyet tarihini kronolojik bir yapı içerisinde ele almanın önemine değinen Yılmaz, bu yöntemin tarihsel olaylar arasındaki bağlantıları görmeye yardımcı olduğunu ifade etti. Yılmaz; “Kronolojik bir yapı, Cumhuriyet tarihini birbirinden bağımsız olaylar toplamı olarak değil de süreklilikleri, kırılmaları ve dönüşümleri olan tarihsel bir süreç olarak ortaya koymak için elverişli bir zemin sunuyor. Cumhuriyet’in yüz yıllık tarihi, yalnızca siyasal iktidarların veya yönetim biçimlerinin değişiminden ibaret değil. Aynı zamanda toplumun, ekonominin, kurumların ve gündelik hayatın dönüşümünün de tarihi. Kronolojik yöntem, bütün bu gelişmelerin hangi tarihsel koşullarda ortaya çıktığını ve birbirini nasıl etkilediğini görmemize imkân tanıyor. Bu yaklaşımın önemli bir katkısı da bugünü geçmişle ilişkilendirmesidir. Bugün karşı karşıya olduğumuz pek çok meselenin kökleri Cumhuriyet’in farklı dönemlerine uzanıyor. Dolayısıyla kronoloji, yalnızca geçmişte ne olduğunu anlatmak için değil, bugünün nasıl oluştuğunu anlamak için de önemli bir araç. Asıl amacım, okuyucunun yüz yıllık Cumhuriyet tarihinin büyük resmini görebilmesini sağlamaktı. Kronoloji, tarihsel olayları tarihlerine göre sıralarken aynı zamanda farklı alanlarda yaşanan gelişmelerin aynı dönemde nasıl kesiştiğini ve zaman içinde nasıl bir dönüşüm yarattığını da görünür kılar. Böylece okuyucu hem Cumhuriyet’in değişen yönlerini hem de yüz yıl boyunca devam eden meselelerini birlikte değerlendirebilir.” şeklinde konuştu. 

“Tarihsel bilgilerin güvenilirliği ve doğrulanabilirliği önemli”

Kitabı hazırlarken kaynak seçimi ve tarihsel bilgilerin doğrulanması üzerinde titizlikle durduğunu belirten Yılmaz; “Bir tarihçinin en fazla önem verdiği husus, tarihsel bilgilerin güvenilirliği ve doğrulanabilirliğidir. Bu nedenle oldukça geniş ve farklı türde bir kaynak havuzundan yararlandım. Dönemin gazeteleri, resmî kurumların yayınları, istatistikler, akademik kitaplar, makaleler, tezler ve dijital kaynaklar çalışmanın temel malzemesini oluşturdu. Özellikle tarihsel olayların tarihlendirilmesinde ve ayrıntılarının değerlendirilmesinde farklı kaynakların karşılaştırılması önemliydi. Benim için asıl mesele bilgilerin doğruluğu kadar hangi olayların bu yüz yıllık tarihe dâhil edileceğiydi. Çünkü her gün yüzlerce olay yaşanıyor ve bunların tamamını bir kitaba almak mümkün değil. Bu noktada olayların toplum üzerindeki etkisini, ortak bellekte bıraktıkları izleri ve yaşandıkları dönemin karakterini ne ölçüde yansıttıklarını esas aldım. Kitapta açıklamalara ve kaynaklara yer vermemin nedeni de okuyucuya yalnızca bir tarih ve olay sunmak değil, aynı zamanda olayın arka planının anlaşılmasını ve istenildiğinde ilgili kaynaklara ulaşılarak daha derinlemesine araştırma yapılabilmesini sağlamaktı. Böylece kitabın hem genel okuyucu için anlaşılır bir başvuru eseri hem de araştırmacılar için yararlanılabilecek bir kaynak olmasını hedefledim.” dedi.

“Tarih yalnızca devletlerin ve siyasetçilerin değil toplumların da tarihidir”

Cumhuriyet’in yüz yıllık tarihinde öne çıkan dönüm noktalarını değerlendiren Yılmaz, büyük siyasal gelişmelerin yanı sıra gündelik hayatın dönüşümünün de tarihsel açıdan önemli olduğuna dikkat çekti. Yılmaz; “Cumhuriyet’in yüz yıllık tarihine baktığımda beni en çok düşündüren mesele, Türkiye’nin büyük dönüşümlere rağmen bazı temel sorunlarının farklı biçimlerde varlığını sürdürmesi oldu. Tarihçi olarak benim için önemli olan yalnızca kırılma noktalarını tespit etmek değil, bu kırılmaların hangi tarihsel birikimin sonucunda ortaya çıktığını ve toplumu nasıl dönüştürdüğünü anlamak. Cumhuriyet’in kuruluşu ve 1920’li, 1930’lu yıllarda gerçekleştirilen köklü reformların yanı sıra 1946’da çok partili siyasal hayata geçiş, 1950’de iktidarın seçim yoluyla el değiştirmesi, askerî müdahaleler ve 2000’li yıllardaki siyasal ve kurumsal değişimler de bugünkü Türkiye’yi anlamak açısından son derece önemli. Beni özellikle düşündüren konulardan biri, Türkiye’de modernleşme ve demokratikleşme süreçlerinin her zaman aynı doğrultuda ilerlememiş olması. Eğitim, kentleşme, teknoloji ve kadınların toplumsal hayata katılımı gibi alanlarda büyük mesafeler alınırken siyasal kutuplaşma, demokrasi, hukuk ve özgürlükler gibi meselelerin farklı dönemlerde yeniden gündeme geldiğini görüyoruz. Kitabı hazırlarken büyük siyasal olaylarla gündelik hayat arasındaki ilişkiye de dikkat ettim. Anayasa değişiklikleri, ekonomik krizler ve askerî müdahaleler kadar tüketim alışkanlıklarının, iletişim araçlarının ve yaşam tarzlarının değişmesi de Cumhuriyet tarihinin önemli bir parçası. Çünkü tarih yalnızca devletlerin ve siyasetçilerin değil, toplumların da tarihidir. Kanımca yüz yıllık Cumhuriyet tarihinin bize gösterdiği en önemli şey, değişimin hiçbir zaman tek yönlü ve kesintisiz olmadığıdır. İlerlemeler kadar gerilemeler, kazanımlar kadar kayıplar da bu tarihin bir parçası. Bugünü doğru anlayabilmek için geçmişi bütün bu çelişkileriyle birlikte değerlendirmemiz gerekiyor. Kitapta ortaya koymaya çalıştığım büyük resim de esas olarak buydu.” ifadelerini kullandı. 

“Cumhuriyet’in yüz yılı, yeni bir toplum ve vatandaşlık anlayışı oluşturma çabasının tarihi”

Türkiye’nin yüz yıllık dönüşümünü değerlendiren Yılmaz; Bu yüz yıllık kronoloji bize, Türkiye’nin siyasal rejim ve kurumlarının yanı sıra toplumsal yapısı, ekonomisi, kültürü ve gündelik hayatıyla da büyük bir dönüşüm geçirdiğini gösteriyor. 1923’te savaşların ardından yeniden yapılanmaya çalışan, nüfusunun büyük bölümü kırsalda yaşayan bir ülkeden kentleşmiş, sanayileşmiş ve dünyayla daha yoğun ilişkiler kuran bir Türkiye’ye uzanan süreçten söz ediyoruz. Ancak bu dönüşümü yalnızca maddi gelişmeler üzerinden değerlendirmeyi yeterli bulmuyorum. Cumhuriyet’in yüz yılı aynı zamanda yeni bir toplum, vatandaşlık anlayışı ve kolektif kimlik oluşturma çabasının tarihi. Eğitimden hukuka, kadınların toplumsal konumundan aile yapısına kadar pek çok alanda köklü değişimler yaşandı. Kronolojiyi hazırlarken dikkatimi çeken hususlardan biri, değişimin hızının ve yönünün dönemlere göre farklılaşmasıydı. Bazı dönemlerde siyasal ve kurumsal dönüşümler öne çıkarken bazı dönemlerde ekonomik gelişmeler, toplumsal hareketlilik ve kültürel değişimler belirleyici oldu. Kanımca bu kronolojinin en önemli katkılarından biri, Türkiye’nin yüz yıllık tarihinin yalnızca büyük başarıların ve krizlerin değil, sıradan insanların hayatlarındaki değişimin de tarihi olduğunu göstermesi. Cumhuriyet, her kuşağın kendi koşulları içinde yeniden şekillendirdiği dinamik bir süreç. Bugünkü Türkiye de yüz yıl boyunca yaşanan tercihlerin, mücadelelerin, kazanımların ve kırılmaların birikimiyle oluştu.” şeklinde konuştu. 

Hem genel okuyucu hem de araştırmacılar için bir başvuru kaynağı

Kitabın öğrencilerden araştırmacılara kadar geniş bir okur kitlesine hitap etmesini amaçladığını ifade eden Yılmaz; “Bu kitabı hazırlarken temel amacım, Cumhuriyet’in yüz yıllık tarihini hem akademik araştırmalarda yararlanılabilecek hem de tarih meraklılarının kolaylıkla başvurabileceği, güvenilir ve anlaşılır bir kaynak hâline getirmekti. Tarih bilgisinin yalnızca akademik çevrelerle sınırlı kalmaması, toplumun geniş kesimlerine ulaşması gerektiğini düşünüyorum. Tarih öğreniminde olaylar çoğu zaman birbirinden kopuk biçimde öğreniliyor. Bu kronoloji, siyasal, ekonomik, toplumsal ve kültürel gelişmeleri aynı zaman çizelgesinde bir araya getirerek öğrencilerin dönemler arasında bağlantı kurmalarına yardımcı olabilir. Araştırmacılar açısından ise kitabın bir başvuru ve araştırmaya başlangıç kaynağı olmasını amaçladım. Belirli bir dönemi veya olayı inceleyen araştırmacılar, aynı tarihte Türkiye’de yaşanan diğer gelişmeleri görebilir, açıklamalardan ve kaynaklardan yararlanarak araştırmalarını derinleştirebilir. Çalışmanın, ihtiyaç duyulduğunda belirli bir yılın veya dönemin incelenebileceği, yeniden başvurulabilecek bir kaynak olmasını önemsiyorum. Okuyucunun kitabı kapattığında yalnızca daha fazla tarihsel bilgi edinmesini değil, Cumhuriyet’in yüz yıllık serüvenine daha geniş bir perspektiften bakabilmesini de istiyorum.” dedi.

“Geçmişi doğru anlayarak geleceği daha bilinçli biçimde şekillendirebiliriz”

Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında tarih bilincinin önemine değinen Yılmaz; “Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına girerken ilk yüz yılın tarihini bilmenin her zamankinden daha önemli olduğunu düşünüyorum. Bugün karşı karşıya olduğumuz siyasal, ekonomik ve toplumsal meselelerin önemli bir bölümünün tarihsel kökleri var. Geçmişi bilmeden bugünü doğru değerlendirmek, bugünü anlamadan da geleceğe ilişkin sağlıklı bir perspektif geliştirmek güç. Cumhuriyet’in ilk yüz yılı bize büyük dönüşümlerin, kazanımların, toplumsal mücadelelerin ve krizlerin yanı sıra toplumların değişen koşullar karşısında nasıl kararlar aldığını ve bu tercihlerin ne tür sonuçlar doğurduğunu da gösteriyor. Bu nedenle tarihe yalnızca övünülecek başarılar ya da eleştirilecek yanlışlar üzerinden bakmamak gerekiyor. Tarihçinin görevi geçmişi yüceltmek veya mahkûm etmek değil, onu kendi koşulları içinde anlamaya çalışmaktır. Kitabımın okura vermesini istediğim temel mesaj da bu. Tarih, yalnızca geçmişte yaşananların kaydı değil, bugün yaşadığımız dünyanın nasıl oluştuğunun hikâyesidir. Bu nedenle büyük siyasal olayların yanı sıra gündelik hayatı etkileyen ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmelere de yer verdim. Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına girerken geçmişten çıkarılabilecek en önemli derslerden biri, geleceğin kendiliğinden şekillenmediğidir. Bugünün kararları ve tercihleri de yarının tarihini oluşturacak. Geçmişi değiştiremeyiz ancak onu doğru anlayarak geleceği daha bilinçli biçimde şekillendirebiliriz. Okurun kitabı bitirdiğinde geçmişe daha sorgulayıcı, bugüne daha geniş bir perspektiften ve geleceğe daha güçlü bir tarih bilinciyle bakmasını arzu ediyorum.” diyerek sözlerini sonlandırdı.  

Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA)

Paylaş

Oluşturulma Tarihi: 14 Ekim 2026

Sizi Arayalım

Phone