
Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak, Yükseköğretim Kurulunun, üniversitelerden 2026-2027 eğitim-öğretim yılı açılış törenlerinde ve ilk derslerinde “Terörsüz Türkiye” hedefinin işlenmesini istemesi üzerine öğrencilerle bir araya geldi. Kaynak terör, güvenlik ve çatışma yönetimi konularını etraflıca değerlendirdi.

“Temel mesele bilgiye ulaşmak değil”
Teknolojik gelişmelerle birlikte insanın bilgiyle kurduğu ilişkinin değiştiğine dikkat çeken Prof. Dr. Kaynak, üniversitelerin sorumluluğunun yalnızca bilgi aktarmakla sınırlı olmadığını vurguladı.
Öğrencilerin mobil cihazları aracılığıyla geniş bilgi kaynaklarına erişebildiğini belirten Prof. Dr. Kaynak, “Cebinizde taşıyorsunuz; Harvard’ın kütüphanesini, Stanford’ın kütüphanesini cebinizde taşıyorsunuz. O açıdan temel mesele bilgiye ulaşmak değil” dedi.
Farklı düşüncelere ve çalışma alanlarına sahip akademisyenlerin üniversitenin zenginliğini oluşturduğunu dile getiren Prof. Dr. Kaynak, “Birbirinden farklı analizler getirebiliriz, açılımlar sağlayabiliriz. Aynı konuyu birbirinden farklı bir dille anlatabiliriz. Bu üniversitenin zenginliği anlamına gelir; birinin doğru, birinin yanlış olduğu anlamına gelmez” diye konuştu.
“Konuyu akademik, tarafsız ve nötr bir çerçevede ele almalıyız”
Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak, Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK), üniversitelerde açılış ve oryantasyon döneminde “Terörsüz Türkiye” konusunda sunum yapılmasını istediğini belirterek, “Yükseköğretim Kurulu bir karar aldı ve bütün üniversitelere açılış ve oryantasyon döneminde ‘Terörsüz Türkiye’ ile ilgili bir sunum yapılmasını istedi. O sunumu yapacağım. Benim uzmanlık alanım bu. Çok uzun zamandır bu konuya çalışan, yazan, çizen, senelerdir bu sürecin içerisinde olan birisiyim.” dedi.
Prof. Dr. Kaynak, fakülte hocalarından Prof. Dr. Havva Kök Arslan’ın Türkiye Büyük Millet Meclisinde kanun teklifinin hazırlanmasında görev aldığını, kendisinin de komisyonda konuşmacı olarak yer aldığını belirtti.

Terörle terörizm farklı şeyler
Bir ağacın yalnızca görünen dallarıyla değil, kökleri ve içinde bulunduğu ekosistemle birlikte değerlendirilmesi gerektiği benzetmesini yapan Prof. Dr. Kaynak, terör örgütlerini besleyen koşulların da analiz edilmesi gerektiğini ifade etti.
Prof. Dr. Kaynak, “Dünya üzerinde PKK tipindeki terör örgütleri çok fazla değil; yani uzun yıllara dayanan, çok geniş kitlelerin desteklediği terör örgütleri çok yoğun değil. IRA var; İrlanda Cumhuriyet Ordusu dedikleri. FARC var; Kolombiya'da. ETA var; Bask Bölgesi ile ilgili İspanya’da, bazen Fransa tarafına da kayıyorlar. Bunlar dünya üzerinde uzun zaman yer alan, kendi devletlerine, halklarına acılar çektirmiş olan ve siyasi mücadelelerini eli silahlı bir çerçeve içerisinde sürdüren yapılar. Terörle terörizm farklı şeyler. Herhangi birisi gelse eli silahlı, herkesi tarasa burada terör yaratır. Terör; dehşet demektir.” şeklinde konuştu.
“Bir siyasi sonuç doğurması lazım”
Terör ve terörizm kavramları arasındaki ayrıma değinen Prof. Dr. Kaynak, terörizmin siyasi amaçları ve toplumda oluşturmayı hedeflediği psikolojik etkiler üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Prof. Dr. Kaynak, “Bir şeyin terörizm olması için mutlaka siyasi bir amacının olması gerekiyor” diyerek, şöyle devam etti:
“Bir siyasi sonuç doğurması lazım ve bir psikopolitik tepki üretmesi lazım. Bir korku üretmesi lazım, kaygı üretmesi lazım ve ürettiği o psikopolitik çerçeve içerisinde siyasal bir davranışa, bir tepkiye dönüştürmesi lazım.”
Terör eylemlerinin etkilerinin doğrudan can kayıplarıyla sınırlı kalmadığını dile getiren Prof. Dr. Kaynak, korku, öfke ve intikam duygularının siyasal davranışlara yansımasının da bu çerçevede ele alınması gerektiğini söyledi.

Çatışma yönetimi ile çatışma çözümü arasında fark var
Çatışma yönetimi ve çatışma çözümünün farklı kavramlar olduğunu belirten Prof. Dr. Kaynak, 2013 yılında yürütülen süreci çatışma yönetimi çerçevesinde değerlendirdi.
“Terörsüz Türkiye” sürecini ise bölgesel gelişmeler ve jeopolitik güvenlik kaygıları bağlamında ele alan Kaynak, PKK’nın tasfiye sürecinde bölgesel koşulların belirleyici olduğunu, örgütün varlığını sürdürmesini zorlaştıran bir konjonktür oluştuğunu söyledi.
Devlet dışı aktörler sistemin dışına itiliyor!
Bölgedeki devlet dışı aktörlerin giderek alan kaybettiğini belirten Prof. Dr. Kaynak, “PKK’nın tasfiye edilmesinin en önemli nedenlerinden bir tanesi, PKK istemese de var olamayacağı bir bölgesel konjonktür oluşması. Artık devlet dışı aktörler sistemin dışına itiliyor” dedi.
El-Kaide’nin uzantıları, IŞİD, Wagner, Hizbullah ve Hamas gibi yapıların bölgedeki rollerine değinen Prof. Dr. Kaynak, “PKK bölgede zaten varlığını sürdüremeyeceği bir zamanın ruhuna tosladı şu anda.” ifadelerini kullandı.
“Sürecin psikolojisinin aşama aşama yönetilmesi gerekiyor”
Türkiye’de terörün zaman içinde ekonomik, siyasi ve psikolojik boyutları olan bir yapı oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak, çatışmadan barışa geçişin toplumsal açıdan da yönetilmesi gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Kaynak, “Bugün geldiğimiz noktada Türkiye’de de olgunlaşmış bir terör ekonomisi, bir terör endüstrisi, bir terör psikolojisi ve bir terör siyaseti var. Buradan buraya atlamak öyle kolay değil. ‘Hadi ben bugüne kadar kavga ediyordum, hadi hep beraber barışıyoruz.’ Öyle kolay olmuyor o işler. Bunun psikolojisinin yönetilmesi gerekiyor, aşama aşama yönlendirilmesi gerekiyor.” dedi.
Sürecin yasal boyutuna ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Prof. Dr. Kaynak, Meclisteki kabulün toplumda aynı ölçüde karşılık bulmadığını savundu.
“Herhangi bir uluslararası denetim yok bu sürecin içerisinde”
Silahların teslim edilmesi ve sürecin izlenmesine ilişkin açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Kaynak, farklı ülkelerdeki silah bırakma süreçlerinde uluslararası kurumların görev aldığını, Türkiye’de ise sürecin üçüncü bir tarafın denetimine bırakılmadığını söyledi. Kaynak, şöyle devam etti:
“Silahlar teslim edilecek ve bu silahları teslim ederken gözetleme ve izleme komiteleri kurulacak. Diğer örgütler silahlarını bırakırlarken hep üçüncü gözler devrede olmuş; uluslararası kurumlar girmişler devreye, silahları ve barışın devamlılığını sağlamışlar. Türkiye’nin tarihsel güven eksikliği nedeniyle Türkiye kesinlikle üçüncü tarafa bırakmıyor. ‘Biz iki taraf çözeceğiz kendi aramızda’ diyor. Yani herhangi bir uluslararası denetim yok bu sürecin içerisinde.”
“Genel af yapılmıyor, infaz erteleme var”
Sürece ilişkin hukuki düzenlemeleri genel af kapsamında değerlendirmediğini belirten Prof. Dr. Kaynak, “Genel af yapılmıyor, infaz erteleme var. Adam öldürmüşlerin hiçbirine af verilmiyor. Sadece eli silah tutmamış, dağda olan birtakım gençler, çocuklar var; onların geri dönüşleri olacak” dedi.
Yurt dışında bulunan örgüt yöneticilerinin durumuna da değinen Kaynak, “Görüldüğü kadarıyla yabancı ülkelerde yaşayan birtakım terör liderlerinin Türkiye’ye dönüşlerine izin verilmeyecek. Onlar için ayrı programlamalar yapılıyor gibi görünüyor” diye konuştu.
Süreç kapsamındaki kişilerin uzun süre izleneceğini ifade eden Prof. Dr. Kaynak, yeniden terör eylemlerine girişilmesi durumunda ertelenen cezaların infaz edileceğini belirtti. Merkezi bir takip sistemi kurulacağını söyleyen Kaynak, “Adalet Bakanlığı, Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı var, MİT var bunun içerisinde ve bazı bürokratik mekanizmalar var. Sonuç olarak altı ay içinde başvuru yapılacak ve buradaki en önemli şey, üçüncü gözün de var olmaması.” ifadelerini kullandı.
“Hâlâ çatışma yönetimi aşamasındayız”
Gelinen aşamayı çatışma yönetimi çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Kaynak, Türkiye’nin güvenlik kaygılarının süreçte belirleyici olduğunu vurguladı.
Prof. Dr. Kaynak, “Şu anda geldiğimiz nokta hâlâ çatışma çözümü değil, çatışma yönetimi aşamasındayız. Temel nedeni de Türkiye şu anda çok ciddi bir güvenlik endişesi yaşıyor. Sadece Türkiye değil, şu anda bütün dünyada bir dünya savaşı ortamı var.” şeklinde sözlerini tamamladı.