İçeriğe atla

İçerik

Kriz odaklı değil, risk odaklı yaklaşım şart!

Haber ile ilişkili SDG etiketleri

SDGS IconSDGS IconSDGS IconSDGS IconSDGS IconSDGS IconSDGS IconSDGS IconSDGS Icon

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) tarafından 1-7 Mart Deprem Haftası kapsamında “Deprem Haftası Farkındalık Eğitimi” gerçekleştirildi. SHMYO Acil Durum ve Afet Yönetimi Programı Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Yıldırım tarafından verilen eğitimde deprem öncesi alınacak tedbirlerin hayati önemine değinildi. Türkiye’nin fay hatlarıyla örümcek ağı gibi sarılı olduğunu ve depremin kaçınılmaz bir doğa olayı olduğunu vurgulayan Yıldırım, asıl önceliğin kriz yönetimi değil, ‘risk odaklı’ hazırlık süreci olması gerektiğini belirtti. Yıldırım, “Binanız ne kadar sağlam olursa olsun, zemin etüdü yapılmamış bir yapı her zaman risk taşır; bu yüzden hazırlık aşamasını bir an önce gerçekleştirmeli ve yaşam alanlarımızı YOTA (Yapısal Olmayan Tehlikelerin Azaltılması) çalışmalarıyla güvenli hale getirmeliyiz.” dedi.

Çarşı Yerleşke Emirnebi-1 Konferans salonunda düzenlenen eğitimin moderatörlüğünü SHMYO Müdür Yardımcısı, Acil Durum ve Afet Yönetimi Program Başkanı Öğr. Gör. Esad Sadık Demirtaş yaptı. Yoğun ilgi gören eğitime SHMYO akademisyenleri ile öğrenciler katıldı.

Öğr. Gör. Esad Sadık Demirtaş: “Türkiye deprem gerçeğiyle her an yüz yüze”

Eğitimin açılış konuşmasını SHMYO Müdür Yardımcısı, Acil Durum ve Afet Yönetimi Program Başkanı Öğr. Gör. Esad Sadık Demirtaş gerçekleştirdi. Demirtaş, Türkiye’nin coğrafi konumu gereği deprem gerçeğiyle her an yüz yüze olduğunu hatırlatarak bireysel hazırlığın hayati önemine değindi. Afet sonrası profesyonel ekiplerin ulaşma süresinin uzayabileceğini de belirten Demirtaş; “Büyük bir afet meydana geldiği andan itibaren profesyonel ekiplerin bizlere ulaşma süresinin uzaması ve bizim ilk 72 saat dediğimiz süre içerisinde hayatta kalmamız, bireysel yapmış olduğumuz hazırlıkla mümkün olacaktır.” dedi. Depremi durdurmanın mümkün olmadığını ancak bilinçlenerek etkilerinin azaltılabileceğini vurguladı.

Kriz odaklı değil, risk odaklı yaklaşım şart!

SHMYO Acil Durum ve Afet Yönetimi Programı Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Yıldırım, afet yönetiminin dört aşamalı döngüsünü anlatırken Türkiye’deki genel yaklaşımın “kriz odaklı” olduğunu ancak asıl önceliğin “risk odaklı” olması gerektiğini belirtti. Afet öncesi zarar azaltma çalışmalarının önemini vurgulayan Yıldırım; “Asıl önceliğimizin risk odaklı olması gerekiyor. Yani aslında afet öncesi risk ve zarar azaltmayla hazırlık aşamasına gereken önemi vermemiz gerekiyor. Afet yönetiminin en önemli aşaması, tehlikelerin analiz edildiği ve risklerin azaltıldığı birinci aşamadır.” ifadelerini kullandı.

Hazırlık aşaması bir an önce gerçekleştirilmeli

Türkiye’nin fay hatlarıyla örümcek ağı gibi sarılı olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Yıldırım, beklenen büyük İstanbul depremi üzerine Kandilli Rasathanesinin senaryolarını paylaştı. Olası bir 7.5 büyüklüğündeki depremde on binlerce binanın ağır hasar alabileceğini hatırlatan Yıldırım; “Deprem kaçınılmaz, bizim bir an önce hazırlık aşamasını gerçekleştirmemiz gerekiyor. Binanız ne kadar sağlam olursa olsun eğer kötü bir zemindeyse yine zemin sıvılaşmasına bağlı olarak binanız hasar görecektir; o yüzden zemin etüdünün mutlaka yapılmış olması lazım.” diyerek güvenli yapılaşmaya dikkat çekti.

YOTA ile yaşam alanları güvenli hale gelebilir

Deprem sırasında yapısal olmayan unsurların, eşyaların yaralanmalara neden olduğunu belirten Yıldırım, “YOTA” (Yapısal Olmayan Tehlikelerin Azaltılması) çalışmasının önemini anlattı. Ev içindeki eşyaların sabitlenmesi gerektiğini vurgulayan Yıldırım; “Evin içerisindeki dolapları sabitlemek, mobilyaları cam kenarından uzak yerlere yerleştirmek gibi yapabileceğimiz basit ama hayatımızı kurtaracak önemli çalışmalar var. Camlardan kaynaklanabilecek risklere karşı kalın perde kullanabilir, ağır mobilyaları L demir profillerle sabitleyebilirsiniz.” şeklinde konuştu.

İlk 72 saat oldukça kritik!

Afet çantası hazırlamanın hazırlık sürecinin en kritik parçası olduğunu ifade eden Yıldırım, “altın saatler” olarak adlandırılan ilk üç gün için herkesin kendi kendine yetebilmesi gerektiğini söyledi. Çantanın içeriğinde mevsime uygun kıyafetlerden ilk yardım malzemelerine kadar pek çok unsurun bulunması gerektiğini belirten Yıldırım; “Herkes bu üç gün hayatta kalmayı başarabilmeli. 72 saate yeterli olacak suyunuzu, yiyeceğinizi ve sürekli kullandığınız ilaçların yedeğini afet çantasına koymanız son derece önemli.” uyarısında bulundu.

Sarsıntı geçene kadar “Çök-Kapan-Tutun” uygulanmalı

Deprem anında yapılan en büyük hatanın panikle merdivenlere veya balkonlara koşmak olduğunu belirten Yıldırım, sarsıntı geçene kadar “Çök-Kapan-Tutun” hareketinin uygulanması gerektiğini vurguladı. Deprem sonrasında ise iletişim kanallarının açık tutulması için telefonların meşgul edilmemesi gerektiğini hatırlatan Yıldırım; “Sesli aramadan kaçınmamız; WhatsApp veya SMS yoluyla iletişim sağlamamız şart. Çünkü orada arama kurtarma personellerinin işini telefon trafiğiyle zorlaştırıyoruz.” diyerek toplumsal sorumluluğa işaret etti.

Hafif arama kurtarma çalışmaları hayati öneme sahip

Dr. Öğretim Üyesi Ayşe Yıldırım, afet sonrası süreçte profesyonel ekipler bölgeye ulaşana kadar yerel afet gönüllülerine büyük görevler düştüğünü belirterek, özellikle uzmanlık gerektirmeyen “hafif arama kurtarma” çalışmalarının hayati önemine değindi. Yıldırım; “Hafif arama kurtarma dediğimiz şey aslında hiçbir uzmanlık gerektirmeyen basit arama kurtarma faaliyetleridir. Orada kayıp bir afetzede varsa bulunmasına yardımcı olmak, yaralılara ilk yardım uygulamak ve afetzedelere psikolojik destek sağlamak yerel gönüllülerden beklenen en temel çalışmalardır.” dedi. 

Türkiye’nin depremden yangına, gaz sızıntısından siber saldırılara kadar pek çok afet riskiyle karşı karşıya olduğunu hatırlatan Yıldırım, depremlerin kaçınılmaz doğa olayları olması sebebiyle toplumun her kesiminin risk odaklı hazırlık çalışmalarını önceliklendirmesi gerektiğinin altını çizdi.
 

Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA)

Paylaş

Oluşturulma Tarihi06 Mart 2026

Sizi Arayalım

Phone