İçeriğe atla

İçerik

Koruyucu aile hizmetlerinin önemi Üsküdar Üniversitesinde vurgulandı

Haber ile ilişkili SDG etiketleri

SDGS IconSDGS IconSDGS IconSDGS Icon

İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından desteklenen, Üsküdar Üniversitesinin bilimsel danışmanlığında, İstanbul Koruyucu Aile Derneği tarafından yürütülen “Koruyucu Aile Günü” programı düzenlendi. Etkinlikte, koruyucu aile hizmetlerinin çocukların güvenli, sevgi dolu ve sağlıklı bir ortamda yetişmeleri açısından taşıdığı önem vurgulandı. Bu kapsamda kamu, üniversite ve sivil toplum iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiği ifade edildi. Koruyucu aileliğin yalnızca bir sosyal sorumluluk değil aynı zamanda toplumsal ve insani bir değer olduğuna dikkat çekilerek, çocukların gelişiminde erken müdahale, sağlık ve psikososyal destek süreçlerinin önemi anlatıldı.

Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşke Senato salonunda gerçekleştirilen programa Rektör Danışmanı Prof. Dr. İsmail Barış, Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ergün Yücel, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Konrot, Toplumsal Katkı Koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi Nebiye Yaşar, İstanbul Koruyucu Aile Derneği Başkanı Neşe Gökalp, İstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdür Yardımcısı Halis Kuralay başta olmak üzere proje paydaşlarının temsilcileri, akademisyenler, öğrenciler ve sivil toplum kuruluşlarının üyeleri katıldı.

Programda, koruyucu aile hizmetlerinin çocukların güvenli, sevgi dolu ve sağlıklı bir aile ortamında yetişmeleri açısından taşıdığı kritik önem vurgulanırken, koruyucu aile modelinin yaygınlaştırılması için kamu, üniversite ve sivil toplum iş birliğinin stratejik değeri ifade edildi.

Prof. Dr. İsmail Barış: “Evlat edinme sürecinin hem maddi hem manevi yönü var”

Rektör Danışmanı Prof. Dr. İsmail Barış, programda yaptığı konuşmada şunları ifade etti:

“Koruyucu ailelik ve evlat edinme sürecinin hem maddi hem manevi yönü olduğunu ifade etmek isterim. Manevi boyutuna baktığımızda, tarihsel ve insani örnekler üzerinden bu yaklaşımın çok güçlü bir karşılığı olduğunu görüyoruz. Hz. Muhammed’in hayatında da yetim ve kimsesiz çocuklara yönelik merhamet ve sahiplenme örnekleri vardır. Çocukların yalnızlığını fark edip onlara sevgi ve güven ortamı sunması, bu yaklaşımın manevi temelini oluşturan çok kıymetli bir örnektir. Benzer şekilde, Mustafa Kemal Atatürk’ün de birçok çocuğun eğitimine, bakımına ve geleceğine sahip çıktığı bilinmektedir. Bu yönüyle koruyucu ailelik, sadece bireysel bir sorumluluk değil, aynı zamanda toplumsal ve insani bir değer olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle koruyucu aileleri gördüğümde, büyük bir sorumluluk üstlenen ve çok kıymetli bir iyilik hareketinin parçası olan insanlar olarak görüyorum. Bu süreç her ne kadar dışarıdan kolay gibi görünse de aslında ciddi bir emek ve fedakârlık gerektiriyor. Bu anlamda çok önemli bir adım atılmış durumda. Bu sürecin bir parçası olmaktan da büyük mutluluk ve gurur duyuyorum.” dedi.

Prof. Dr. Ergün Yücel: “Çocuklara katkı sunmayı bir sorumluluk olarak görüyoruz”

Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ergün Yücel, programın açılış konuşmasını gerçekleştirdi. Yücel; “Hayatta benim için önemli olan Aşık Veysel’in de dediği gibi iki kapılı bir handa geçen bu yolculuğu anlamlı ve dolu yaşamaktır. Bu süreçte çocuklar her zaman en temel odağım oldu. İster biyolojik olsun ister farklı yollarla hayatımıza katılsın, çocukların topluma faydalı bireyler olarak yetişmesi benim en büyük hedefimdir. Koruyucu ailelik ve çocuklara yönelik çalışmalar bu nedenle benim için çok kıymetli. Akademik hayatım boyunca çocuklarla ilgili pek çok farklı alanda gözlem yapma imkanım oldu. Özellikle travmatik süreçler yaşayan çocuklarda dil ve konuşma bozuklukları, adaptasyon sorunları, ağız ve diş sağlığı problemleri ve psikolojik ihtiyaçların bir arada ele alınması gerektiğini gördük. Bu nedenle Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile yürütülen bu projeyi çok değerli buluyorum. Üsküdar Üniversitesinin imkanları ve akademik birikimiyle, öğrencilerimizle birlikte bu çocuklara katkı sunmayı bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bu çalışma bizim için maddi bir karşılık değil, tamamen toplumsal bir sorumluluk ve gönül işidir. Koruyucu ailelerin üstlendiği bu büyük emek ve fedakârlığın karşısında söylenebilecek en doğru söz sadece teşekkürdür.” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Ahmet Konrot: “Çocuklar hepimizin hayatına bir şekilde dokunuyor”

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Konrot, projenin öneminden bahsetti. Konrot; “Aslında çocuklar hepimizin hayatına bir şekilde dokunuyor ister kendi çocuğumuz olsun ister evlat edinmiş olalım ister eğitim süreçlerine katkı sunan kişiler olalım… Çocuklar bizim geleceğimizdir. Bu nedenle geleceğe yapılan her yatırım çok kıymetli. Biyolojik bağ olmasa bile bu sorumluluğu üstlenmek ve kolay olmayan bir sürecin içinde yer almak gerçekten takdir edilmesi gereken bir durumdur. Eğitim ve sağlığın mümkün olduğunca erişilebilir ve kamu tarafından desteklenmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu kapsamda yapılan her düzenleme kıymetlidir. Proje çerçevesinde üzerimize düşen her görevi yerine getirmeye hazırız. Ailelerin bilgilendirilmesi, çocukların taranması, değerlendirilmesi ve gerekli terapilerin sağlanması süreçlerinde hem proje süresince hem de sonrasında katkı sunmaya devam edeceğiz.” şeklinde konuştu. 

Dr. Öğr. Üyesi Nebiye Yaşar: “Multidisipliner bir çalışma yürütülüyor”

Proje Koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi Nebiye Yaşar, program kapsamında konuşmasını gerçekleştirdi. Yaşar; “İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğünün desteklediği bir proje. Projemiz, Çocuk Dostu Bütünleşik Sağlık Hizmetleri Modeli. Diş Hekimliği Fakültemiz, başta Dekanımız Prof. Dr. Ergün Yücel hocamız olmak üzere tüm ekibiyle bu önemli projeye destek veriyor. Buradaki amacımız koruyucu aile yanında yaşayan, koruma altındaki ve dezavantajlı çocukların biyopsikososyal iyilik hallerini artırmak için bilimsel kanıta dayalı, multidisipliner bir sosyal inovasyon modeli geliştirmek. Çocukların özellikle fiziksel, psikolojik, sosyal ve dil becerileri açısından desteklenmesini hedefliyoruz. Bu nedenle projemizde diş sağlığı taramalarının yanı sıra dil ve konuşma terapisi de önemli bir yer tutuyor. Hedeflerimiz arasında erken müdahaleyi güçlendirmek, dil ve konuşma terapisi desteğiyle çocukların iletişim becerilerini geliştirmek ve öğrenme süreçlerine katkı sağlamak var. Aslında burada tamamen multidisipliner bir çalışma yürütülüyor. Ailelere yönelik rehberlik çalışmaları ve ebeveyn farkındalığını artırmaya yönelik faaliyetler de projemizin önemli bir parçasını oluşturuyor.” ifadelerini kullandı.

Neşe Gökalp: “Koruyucu ailelik bizim hayatımızın anlamı”

İstanbul Koruyucu Aile Derneği Başkanı Neşe Gökalp, dernek hakkında bazı bilgilendirmelerde bulundu. Gökalp; “Biz bir sivil toplum kuruluşu olmanın yanı sıra aynı zamanda koruyucu aileleriz. Koruyucu ailelik bizim hayatımızın anlamı. Bir çocuğu ailemize katıp büyütme yolculuğumuz bizi 2012 yılında dernekleşmeye götürdü. O günden bu yana çocukların daha iyi yetişmesi, yaşanan sorunların daha etkili çözülebilmesi için çalışmalar yürütüyoruz. Daha önce ‘İlk Temas’ projesiyle çocukların aileye ilk katıldıkları dönemde yaşadıkları uyum süreçlerine yönelik psikolojik destek sağladık. Ardından Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızla Avrupa Birliği destekli uzun soluklu bir projeyi tamamladık. Bu proje ise sağlık alanındaki ilk çalışmamız. Çünkü sağlıkta erken müdahale çok önemli. Aynı zamanda yeni koruyucu ailelere rehberlik etmek ve deneyimlerimizi paylaşmak da bizim için çok kıymetli.” şeklinde konuştu.

Halis Kuralay: “En önemli kazanım, çocuğun kendini ait hissedeceği bir aile ortamına kavuşmasıdır”

İstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdür Yardımcısı Halis Kuralay, program kapsamında konuşmasını gerçekleştirdi. Kuralay; “Koruyucu ailelik bazen bir öneriyle, bazen de hayatın doğal akışı içinde gelişen çok kıymetli bir süreç. Bu yolculukta önemli olan, çocukların güvenli, sevgi dolu ve destekleyici bir aile ortamına kavuşabilmesi. İlk temas sürecinden itibaren çocuk ile aile arasında zamanla güçlü bir bağ oluşabiliyor. Koruyucu aile süreci, uyum dönemleriyle birlikte emek, sabır ve anlayış gerektiriyor. Ancak zaman içinde çocukların aile ortamına uyum sağlamasıyla birlikte güçlü ve sağlıklı ilişkiler kurulabiliyor. Bu süreçlerin sonunda en önemli kazanım, çocuğun kendini ait hissedeceği bir aile ortamına kavuşması oluyor.” ifadelerini kullandı.

İlknur Gerçek: “Koruyucu ailelik emek, sabır ve sevgi isteyen bir süreç”

Programda tüm koruyucu anneler adına söz alan İlknur Gerçek, süreç hakkında konuştu. Gerçek; “Koruyucu ailelik gerçekten emek, sabır ve sevgi isteyen bir süreç. Bize gelen çocuklar çok zor deneyimler yaşamış olabiliyor. Biz de önce ona anne baba olmaktan ziyade kendini ait hissedeceği bir aile ortamı sunmaya çalıştık. Zamanla birlikte birçok zorluğu aştık. Bugün onun başarılarını görmek bizim için en büyük mutluluk. Koruyucu aile olmak, bir çocuğun hayatına dokunmak ve onun geleceğine katkı sunabilmek çok kıymetli. Bu çocuklar için doğru aileyle buluşmak çok önemli. Biz de her zaman onun yanında olacağımıza söz verdik ve onu kendi evladımızdan hiçbir zaman ayrı görmedik.” dedi. 

Etkinlikte, koruyucu aile olmanın yalnızca bir sosyal sorumluluk değil aynı zamanda çocukların geleceğine yapılan en kıymetli yatırım olduğu belirtilirken, Üsküdar Üniversitesinin toplumsal katkı vizyonu doğrultusunda yürüttüğü çalışmaların, sürdürülebilir sosyal etki oluşturma hedefiyle ülkemizin sosyal kalkınmasına katkı sunmaya devam ettiği vurgulandı.

Düzenlenen program toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi. 

Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA)

Paylaş

Oluşturulma Tarihi01 Temmuz 2026

Sizi Arayalım

Phone