Üsküdar Üniversitesi Kurumsal İletişim Daire Başkanlığı Medya PR Birim Yöneticisi, İletişim Uzmanı Şaban Özdemir, Manisa Büyükşehir Belediyesi Eğitim Merkezleri (MABEM) tarafından düzenlenen çevrimiçi söyleşide eğitimcilerle bir araya geldi. “İletişimin Gücü: Sahne Enerjisi” başlığında söyleşen ve etkili iletişimin temel unsurlarına dikkat çeken Özdemir, iletişimde beden dili, ses tonu ve dinleme becerisinin belirleyici olduğunu vurguladı. Özdemir, iletişim becerilerinin geliştirilmesine yönelik önemli değerlendirmelerde de bulundu. Diksiyon, beden dili, dinleme ve dijitalleşmenin iletişim üzerindeki etkilerinin de ele alındığı buluşmada Özdemir, yapay zeka ve teknolojideki gelişmelere paralel ise insanın iletişimin merkezinde olmaya devam edeceğini kaydetti.

Çevrimiçi gerçekleştirilen etkinliğin moderatörlüğünü Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Uzmanı Ece Tözeniş Ayaz üstlendi.
“İletişimin büyük bir kısmını beden dili, ses tonu ve mimikler oluşturuyor”
İletişimde beden dilinin ve sesin belirleyici rolüne dikkat çeken İletişim Uzmanı Şaban Özdemir; “İletişimde çoğu zaman kelimelere gereğinden fazla anlam yüklüyoruz ancak yapılan araştırmalar gösteriyor ki iletişimin büyük bir kısmını beden dili, ses tonu ve mimikler oluşturuyor. Yani ne söylediğimiz kadar nasıl söylediğimiz de büyük önem taşıyor. Aynı cümleyi farklı bir tonla, farklı bir mimikle ifade ettiğinizde tamamen başka bir anlam ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle etkili iletişim kurmak isteyen bir kişinin yalnızca kelime dağarcığını geliştirmesi yeterli değil duruşuna, bakışına, sesinin ritmine ve vurgusuna da dikkat etmesi gerekiyor.” dedi.

“İyi bir konuşmacı olmanın yolu iyi bir dinleyici olmaktan geçer”
Dinleme becerisine vurgu yapan Özdemir, iletişimde en büyük eksikliklerden birinin dinlememek olduğunu belirtti. Özdemir; “Günümüzde insanlar karşısındakini anlamak için değil cevap vermek için dinliyor. Oysa gerçek iletişim karşımızdakini gerçekten anlamaya çalıştığımızda başlar. Dinlemek pasif bir süreç değildir aksine dikkat, sabır ve empati gerektiren aktif bir beceridir. Karşımızdaki kişiye ‘seni anlıyorum’ hissini verebilmek iletişimin en güçlü adımlarından biridir. Bu yüzden iyi bir konuşmacı olmanın yolu öncelikle iyi bir dinleyici olmaktan geçer.” şeklinde konuştu.
“Gençler artık daha hızlı tüketilen içeriklere alışkın”
Dijitalleşmenin iletişim alışkanlıklarını dönüştürdüğünü ifade eden Özdemir; “Dijitalleşmeyle birlikte iletişim dili de değişti. Gençler artık daha hızlı tüketilen içeriklere alışkın ve bu durum onların iletişim biçimlerini de etkiliyor. Kısa videolar, hızlandırılmış içerikler ve görsel ağırlıklı iletişim düşünme ve ifade etme biçimini dönüştürüyor. Bu nedenle gençlerle sağlıklı bir iletişim kurabilmek için onların dünyasını anlamak, ilgi alanlarını keşfetmek ve ortak noktalar üzerinden iletişim kurmak gerekiyor. Onları eleştirmek yerine anlamaya çalışmak, iletişimi güçlendiren en önemli adımlardan biri.” ifadelerini kullandı.

“Etkili konuşmak geliştirilebilir bir beceridir”
Konuşma becerisinin geliştirilebilir bir yetenek olduğunu belirten Özdemir, diksiyon çalışmalarından bahsetti. Özdemir; “Etkili konuşmak doğuştan gelen bir yetenek gibi algılansa da aslında geliştirilebilir bir beceridir. İyi bir kulağa sahip olmakla birlikte düzenli egzersizler, nefes çalışmaları, artikülasyon pratikleri ve ses kayıtlarıyla yapılan analizler bu sürecin en önemli parçalarıdır. Özellikle parazit sesler dediğimiz ‘ıı, ee, hani, yani’ gibi ifadeler fark edilip azaltıldığında konuşma çok daha akıcı ve etkili hale gelir. Kişi kendi sesini dinledikçe hatalarını fark eder ve zamanla daha bilinçli bir iletişim kurmaya başlar.” dedi.
“Önemli olan korkuyu, duyguyu bastırmak değil yönetebilmek”
Sahne korku ve kaygısına da değinen Özdemir, bu duygunun doğru yönetildiğinde avantaja dönüşebileceğini belirtti. Özdemir; “Sahne korkusu aslında herkesin yaşadığı doğal bir duygudur. Önemli olan bu duyguyu bastırmak değil, doğru yönetebilmektir. Kaygı, korku doğru kullanıldığında kişiyi daha dikkatli ve hazırlıklı hale getirir. Ancak mükemmel olma isteği bazen iletişimi zorlaştırabilir. İnsanlar kusursuz olanı değil samimi ve doğal olanı daha kolay kabul eder. Bu yüzden iletişimde en önemli unsurlardan biri doğallığı koruyabilmektir.” şeklinde konuştu.
“İnsan iletişimin merkezinde olmaya devam edecek”
Katılımcılardan gelen soruları da cevaplayan Özdemir, yapay zekanın iletişim üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Özdemir; “Yapay zekâ bugün iletişim süreçlerini ciddi anlamda hızlandırıyor ve kolaylaştırıyor. Ancak iletişim sadece bilgi aktarmak değil aynı zamanda duygu ve anlam taşır. Yapay zekâ size ne söylemeniz gerektiğini sunabilir ama o söze anlam ve duygu katacak olan insandır. Göz teması, samimiyet, empati ve duygusal bağ kurma gibi unsurlar hala insanın en güçlü yönleri arasında yer alıyor. Bu nedenle teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, iletişimin merkezinde insan olmaya devam edecektir.” ifadelerini kullandı.





