Üsküdar Üniversitesi Sağlık, Kültür ve Spor (SKS) Daire Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Genç Tıbbiyeliler Kulübü tarafından “Bilim Bilim Bilmektir” başlıklı etkinlik düzenlendi. Dijital içerik üreticisi Fikret Çetin’in katılım sağladığı programda bilim ve felsefe arasındaki tarihsel ve kavramsal bağ incelenerek bilginin kaynağının yalnızca deney ve gözlemle sınırlı olup olamayacağını tartışıldı. Gerçek bilimin, insanın bilmesi gerekeni bilmesi olduğuna dikkat çeken Çetin, bilimsel üretimin yalnızca deney ve gözlemle sınırlı olmadığını belirtti.

Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesi Galenos konferans salonunda düzenlenen etkinliğe Üsküdar Üniversitesi Genç Tıbbiyeliler Kulübü üyeleri ve öğrenciler katıldı.

Fikret Çetin: ‘‘Gerçek bilim, bilmen gerekeni bilmendir’’
Fikret Çetin ile söyleşi öğrencilerle etkileşimli olarak gerçekleşti.
Fikret Çetin felsefe, bilim ve din ekseninde modern bilimin doğasını, tarihsel gelişimini ve bilginin niteliğini eleştirel bir perspektifle değerlendirdi. Bilimin önemine ilişkin dikkat çekici ifadeler kullanan Çetin; “Bilim neden önemli biliyor musunuz? Aslında çok basit bir sebebi var. Birileri ‘Bunları bilmeye değer.’ diyor ve siz de bunun değerli olduğuna inanıyorsunuz. Böylece bilinmesi gereken şey, size değerli olduğu söylenen şey oluyor. Din ise size ‘Bu dünyayı ve kendi hâlini tek bir kelimeyle anlat.’ der. Ben de bunu şöyle ifade ediyorum: ‘Yoldasın, yakında yol bitecek ya bir dinlenme başlayacak ya da daha büyük bir çile. Bu yüzden eğlenmeye vaktin yok, yapman gerekenleri derhal yapmalısın.’ Peki ne yapmalıyız? Gerçek bilim, bilmen gerekeni bilmendir.” dedi.

Albert Einstein örneği…
Bilimsel üretimin yalnızca deney ve gözlemle sınırlı olmadığını belirten Çetin, Albert Einstein örneğinden bahsetti. Çetin; “Einstein’a ‘Bilimsel çalışmalarını nerede ve neyle yapıyorsun?’ diye sormuşlar. O da kalemini göstererek ‘Bilimsel çalışmalarımı tek bir şeyle yapıyorum. Kalem ve kâğıt.’ demiş. Yaptığı çalışmaların tamamı teorik, hepsi matematiksel hesaplamalara dayanıyor. Bu tartıştığımız gibi ‘Bu bilim mi, değil mi?’ sorusu gündeme geliyor ama o, ‘Benim yaptığım her şey matematiksel hesaplamalardan ibaret.’ diyerek yaklaşımını ortaya koyuyor.” ifadelerini kullandı.

Bilim ve felsefenin ayrımı konuşuldu
Bilim ve felsefe ayrımının tarihsel kökenlerine de değinen Fikret Çetin, bu iki alanın geçmişte iç içe olduğunu vurguladı. Isaac Newton üzerinden örnekler veren Çetin; “Newton’un kitabının adı Principia, yani ‘Doğa Felsefesinin Matematiksel İlkeleri’. Yer çekimiyle ilgileniyor ama yaptığı şeyi ‘doğa felsefesi’ olarak adlandırıyor. Aslında burada ‘Doğanın bir felsefesi vardır ve bunun matematiksel dayanakları bulunur; ben de bu temelleri ortaya koymaya çalışıyorum.’ diyor. Bugün doktora yaptığınızda aldığınız unvan PhD, yani ‘Philosophy Doctor’ (Felsefe Doktoru). Bir anlamda doktora yaptığınızda ‘felsefe hocası’ unvanı almış oluyorsunuz. Örneğin fizikte doktora yapan biri de aslında bu anlamda bir ‘felsefe doktoru’. Burada asıl dikkat çekici olan bilim dediğimiz alan, geçmişte doğa felsefesi olarak adlandırılıyordu. Peki biz ne zaman bilimi doğa felsefesinden ayrı bir şekilde düşünmeye başladık? Bu ayrım ortaya çıktığında ne değişti ne eklendi de ‘doğa felsefesi’ tanımı yetersiz kalmaya başladı?” şeklinde konuştu.
Etkinlik, toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.




