
Küresel ölçekte yaşanan değerler erozyonu, beraberinde yalnızlığı, şiddeti ve anlam kaybını getirirken; Üsküdar Üniversitesi, insanı "insan" yapan öz değerleri yeniden inşa etmek amacıyla 11 yıldır "Yüksek İnsani Değerler Ödülleri" ile modern dünyanın maddeci kuşatmasına karşı vicdanın, doğruluğun ve erdemin bayrağını dalgalandırıyor.

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın "İnsani değer mirası hızla tükeniyor" uyarısıyla dikkat çektiği bu süreçte, üniversite bünyesinde belirlenen 24 Altın Değer, toplumun geleceğine tutulan bir fener niteliği taşıyor. Bu değerler; “Adalet, Şefkat ve Merhamet, Dürüstlük, Şeffaflık, Cesaret, Empati ve Sorumluluk, Güven ve Sadakat, Utanma, Alçakgönüllülük, Yardımlaşma, Helalleşme, Selamlaşma, İçtenlik, Bağışlama, Cömertlik, Fedakarlık, Minnettarlık, Çoğulculuk, Katılımcılık, Özgürlükçülük, Hesap Verebilirlik, Uzlaşmacılık, Yenilikçilik, Vefa”.
Bu değerlerin kalbinde yer alan "Dürüstlük" ise sadece bir etik kural değil, gençlerin ve toplumun ruh sağlığını koruyan en güçlü kalkan olarak tanımlanıyor.

"Dürüstlük" gibi kavramlar toplumsal barışın çimentosu
Üsküdar Üniversitesi Seçici Kurulu tarafından 11 yıldır aralıksız verilen bu ödüller, dünyada benzeri olmayan bir akademik hassasiyetle yönetiliyor. Batı dünyasında başarı ve teknik beceriler alkışlanırken, Üsküdar Üniversitesi; "Utanma", "Vefa", "Alçakgönüllülük" ve özellikle "Dürüstlük" gibi kavramları toplumsal barışın çimentosu olarak ilan ediyor.
Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın "Kapitalist sistemde kısa vadede çıkarcı olmak kârlı görünebilir; ancak çocuklara erdemli ve dürüst olmanın orta ve uzun vadede tek gerçek faydayı sağlayacağı öğretilmelidir. Dürüstlük mirasını kaybeden bir toplum, tüm kalelerini kaybetmiş demektir." sözleri dikkat çekiyor.
Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 11 yıldır ödül törenlerinin açılışında aynı sosyolojik gerçeğe parmak basıyor: Kültürel Taarruz. Tarhan’a göre, son 200 yıldır devam eden bu taarruzun hedefi, toplumları bir arada tutan "ortak hikâye, ortak idealler ve ortak değerler" üçlüsünü yıkmak.
11. Yılın Rol Modelleri
2026 yılındaki 11. tören, her zamankinden daha renkli ve toplumsal karşılığı yüksek bir isim listesine sahipti:
Serap ve Ümit Güler: Dünyaca ünlü futbolcu Arda Güler’in anne ve babası, "değer temelli ebeveynlik" anlayışıyla ödüle layık görüldü. Baba Ümit Güler’in "İnsanlar Arda’yı iyi futbolcu olduğu için değil, karakteri için seviyor" tespiti, başarının ahlakla taçlandığında kalıcı olduğunu kanıtladı.
Taha Akyol: Hukukun üstünlüğü ve tarihsel perspektif konusundaki tavizsiz duruşuyla onurlandırıldı. Akyol, konuşmasında özellikle "utanma duygusunun" kaybına dikkat çekerek, bu ödüllerin Türkiye’de sistemli değer eğitimi yapan tek kurum tarafından verilmesinin önemini vurguladı.
Nilgün Çiçek: Engelli oğlu Muratcan Çiçek’in eğitim hayatında gösterdiği olağanüstü azimle, anneliğin bir "insani değer mirası" olduğunu tüm Türkiye’ye gösterdi.
Dr. Ömer Demirbağ: Türk dili ve edebiyatı alanındaki uzun soluklu akademik çalışmaları ile kültürel mirasın korunması ve aktarılmasına yönelik bilimsel katkılar sunan, edebiyat, dil ve kültür bilincinin gelişmesine etki sağlayan akademisyen olarak yer aldı.
Taha Kılınç: Ortadoğu ve Doğu Türkistan üzerine yaptığı araştırmalarla "kültürel farkındalık" ödülünü aldı ve ödülünü Uygur Türklerine ithaf ederek mazlumların sesi oldu.
Prof. Dr. Zuhal ve Acar Baltaş: Psikoloji bilimini iş hayatı ve etik değerlerle buluşturarak, "vicdanlı başarı" modelini literatüre kazandırdıkları için seçildiler.
11 yılda neler oldu?
Üsküdar Üniversitesi tarafından toplumsal değerlerin gelişmesine katkı sunan kişi ve kurumları onurlandırmak amacıyla verilen “Yüksek İnsani Değerler Ödülleri” (YİDER), bugüne kadar çok sayıda akademisyen, sanatçı, siyasetçi ve gönüllüyü bir araya getirdi. Farklı yıllarda düzenlenen törenlerde, yaşamı ve çalışmalarıyla topluma örnek olan isimler ödüle layık görüldü.
İlk kez verilen ödüllerde; Mim Kemal Öke, Agop Kotoğyan, Fuat Oktay ve Hasan Can gibi isimlerin yanı sıra Aşhane Kardeşlik Seferberliği gönüllüleri ile Saniye Altakhan ödüllendirildi.
İkinci yıl düzenlenen törende ise Doğan Cüceloğlu ve İlber Ortaylı başta olmak üzere, Hilmi Türkmen ve İsmail Hakkı Turunç ödül alan isimler arasında yer aldı. 15 Temmuz kahramanları Ömer Halisdemir ve Fethi Sekin de törende anıldı.
Üçüncü yılda ödüller; Gökhan Hotamışlıgil, İhsan Süreyya Sırma, Nuri Pakdil ve Hülya Koçyiğit gibi farklı alanlardan isimlere verilirken, Ampute Milli Takımı da ödüle değer görüldü.
Dördüncü yıl ödüllerinde ise Fuat Sezgin adına eşi Ursula Sezgin, Ferit Şahenk, Hamza Cebeci ve sanatçı Mehmet Gürsoy ödül aldı.
İlerleyen yıllarda YİDER kapsamında ödül alanlar arasında; Fahrettin Koca, Şadi Yazıcı, Hayrettin Karaca, İoanna Kuçuradi, Muhammad Yunus, Sezai Karakoç, Cemil Meriç ve Gamze Özçelik gibi isimler yer aldı. Ayrıca Tohum Türkiye Otizm Erken Tanı ve Eğitim Vakfı ve Kadın Hekimler Eğitime Destek Vakfı gibi sivil toplum kuruluşları da ödüle layık görüldü.
Spor, sanat ve bilim dünyasından Mete Gazoz, Özdemir Erdoğan ve İskender Pala gibi isimlerin de yer aldığı ödül listesi, geniş bir yelpazeye yayıldı. Ödül alan bu isimler, 24 altın değerin farklı renklerini temsil ettiler.
Bu ödüllerin dünyada bir eşi yok
Üsküdar Üniversitesi tarafından her yıl düzenli olarak verilen YİDER ödülleri, toplumsal fayda üreten, insanlığa katkı sağlayan ve örnek teşkil eden kişi ve kurumları görünür kılmayı hedefliyor. Üsküdar Üniversitesi’nin bu ödül törenleri, bir üniversitenin sadece diploma veren bir yer değil, bir "yaşam ekolü" olduğunu kanıtlıyor.
Bu ödüllerin dünyada bir eşinin olmaması, Türkiye adına da büyük bir kazanım. 24 altın değer, sadece Üsküdar’ın değil; insanlığın ortak mirası. 11 yıldır bu mirasa sahip çıkan Üsküdar Üniversitesi, "İyi insan, iyi toplum" hedefiyle gelecek kuşaklara en büyük hazineyi, vicdanlı bir hafızayı bırakmaya devam ediyor.