Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi tarafından “Dijital Dünyada Denge: Oyun Bağımlılığı ve Dijital Sadelik” başlıklı etkinlik düzenlendi. Etkinlikte Siber Güvenlik Uzmanı Ömer Yerlikaya, dijital oyunların kullanıcıları oyunda tutmaya yönelik tasarım unsurlarına, oyun içi ödül ve süreli tekliflerin oluşturduğu aciliyet ve bir şeyi kaçırma korkusuna dikkat çekti. Çocukların dijital ortamlarda karşılaşabileceği siber zorbalık, dolandırıcılık ve siber grooming gibi risklere de değinen Yerlikaya, ailelerin çocukları cezalandırmak yerine ekran planı oluşturmasının, kullandıkları oyun ve dijital platformları tanımasının ve çocuklarıyla açık iletişim kurmasının önemini vurguladı.
İçerik
Dijital oyunların arkasındaki tasarım stratejileri ve siber riskler konuşuldu

Üsküdar Üniversitesi Güney Yerleşke Sokrates salonunda düzenlenen etkinliğe Siber Güvenlik Uzmanı Ömer Yerlikaya konuk oldu.
Etkinliğin moderatörlüğünü ise Dekan Yardımcısı, Sosyoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin üstlendi.

“Herkesten üstün olma duygusunu oluşturuyor”
Siberay olarak temel amaçlarının insanların dijital ortamda mağdur olmadan yaşayabilmesini sağlamak olduğunu belirten Siber Güvenlik Uzmanı Ömer Yerlikaya, dijital oyunların yalnızca eğlence amacıyla değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Dijital oyunların kullanıcıyı oyunda tutmaya yönelik çeşitli tasarım unsurları barındırdığını ifade eden Yerlikaya; “Mobil oyunları o kadar güzel tasarlıyorlar ki hep kaydırma, sonsuzluk duygusu, hep bir şey gelecek, bitmeyecek. Oyunlar da böyle dizayn ediliyor. Her şey o kadar güzel ayarlanmış ki. Günlük ödül kısmı, üst üste girersen ödül alacağın sistem, görevler ve level sistemi kullanıcıyı devam etmeye teşvik ediyor. ‘Şu kadar görev yaparsan bu elması alacaksın, bu altını alacaksın.’ diyor. Seni teşvik ediyor, ‘Gel, bana gel.’ diyor, ‘Sonunda güzel bir şey var.’ diyor. Level sistemiyle de herkesten üstün olma, birinci olma duygusunu oluşturuyor.” dedi.
“Aciliyet hissi veriyor”
Dijital oyunlarda kullanıcıyı oyuna geri döndüren unsurların yalnızca ödüllerle sınırlı olmadığını kaydeden Yerlikaya, seriye bağlama ve bir şeyi kaçırma korkusunun da bu süreçte etkili olduğunu dile getirdi. Yerlikaya; “Streak dediğimiz olay seriye bağlamaktır. Bir de FOMO var. Gündemden eksik kalmama, bir şeyi kaçırmama. Dijital ortamda bir şeyden eksik kalmama. ‘X’e bakmam lazım, YouTube’a bakmam lazım.’ düşüncesi oluşuyor. Oyunlarda da süreli teklifler var. ‘Bu süre içinde bu paketi bu fiyata alabilirsin.’ deniliyor. Bu da aciliyet hissi veriyor. ‘Bitecek, bunu kaçırmamalıyım.’ düşüncesiyle kullanıcı hemen harekete geçiyor. Çocuk da ‘Anne, kredi kartını verir misin? Bunu almak zorundayım’ diyebiliyor.” şeklinde konuştu.

“Önce güven kuruyor”
Çevrim içi oyunlarda çocukların karşı karşıya kalabileceği risklerin yalnızca dolandırıcılık ve veri hırsızlığıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Yerlikaya, siber zorbalık ve çocuklarla güven ilişkisi kurularak gerçekleştirilen siber grooming tehlikesine dikkat çekti. Yerlikaya; “Siber grooming riskinde önce çocukla tanışıyor. Ben çoğu ailenin oyun içi sohbetlerde çocukların kimlerle konuştuğunu takip ettiğini düşünmüyorum. Daha sonra güven kuruyor. ‘Bak sana bir hediye.’ diyor, oyun içindeki karakterini geliştirecek bir eşya veriyor. Çocuk da ‘Bedava, zaten annem bana para vermedi, alamıyordum, sen bana verdin.’ diyor. Güveni kurduktan sonra çocuğu başka bir platforma çağırıyor. Daha sonra kişisel bilgilerini istiyor ve gizlilik baskısı oluşturuyor. ‘Bunu kimseye söyleme.’ diyerek çocuğu korkutuyor. Çocuk artık karşı tarafın söylediği şeyleri yapmaya başlıyor.” ifadelerini kullandı.
“Çocukların yaşadıkları sorunları rahatlıkla ebeveynleriyle paylaşabilmesi gerekiyor”
Çocukların dijital ortamda yaşadıkları sorunları çoğu zaman ailelerinden gizleyebildiğine dikkat çeken Yerlikaya, bu durumun siber zorbalığın daha da ilerlemesine neden olabildiğini söyledi. Özellikle oyun içi sohbetlerde maruz kalınan zorbalığın çocuklarda kaygı, utanç ve özgüven kaybına yol açabildiğini belirten Yerlikaya; “Çocuklar oyun içi sohbetlerde arkadaşları tarafından zorbalanabiliyor. ‘Bir şey beceremedin, senden olmuyor, bizim ekibi bozuyorsun.’ gibi ifadeler kullanılıyor. Çocuk psikolojik olarak kendini kötü hissediyor. Bunun arkasından kaygı, utanç ve özgüven kaybı gelebiliyor. Çocuk odasında, sen ‘Ağlamasın, dursun orada.’ diyorsun ama çocuk orada cebelleşiyor. Bazen de ‘Bunu kimseye söyleme.’ denilerek tehdit ediliyor. Çocuk korkuyor ve sessiz kalıyor. Oysa aile fark etmiyor. Bu nedenle çocukların yaşadıkları sorunları rahatlıkla ebeveynleriyle ve öğretmenleriyle paylaşabilmesi gerekiyor.” diye konuştu.
“Ceza vermiyoruz, ekran planı oluşturuyoruz”
Ailelerin çocukları dijital dünyadan tamamen uzaklaştırmak yerine onların kullandıkları ortamları ve oyunları tanımasının önemli olduğunu vurgulayan Yerlikaya, çocuklara yönelik baskıcı ve cezalandırıcı tutumların sorunları daha da büyütebileceğini ifade etti. Yerlikaya; “Aileler için bir kere çocukları bunaltmayacağız, ceza vermeyeceğiz. Ceza verirsek daha kötü oluyor. Ekran planı oluşturacağız. Şu kadar, şu zaman diliminde girmesi gerektiğini belirleyeceğiz. Kesinlikle yatakta telefon olmamalı. Uygulama içi satın almayı da kapatmak gerekiyor. Bunun yanında çocukla konuşacağız, sohbet edeceğiz. Biraz da teknolojik olarak gündemi takip etmek lazım. Çocuğa ‘Fortnite’ta şöyle şeyler yapılıyormuş.’ dediğiniz zaman çocuk ‘Bu oyunu annem nereden biliyor?’ diyecek. Böylece çocukla eşitleniyorsunuz ve güç kazanıyorsunuz. Çocuğun ‘Bir şey yaşadım, babama sorayım çünkü biliyor.’ demesini sağlamamız gerekiyor. Bizim rol model olmamız ve çocuğa destek vermemiz önemli” dedi.

Programın sonunda Siber Güvenlik Uzmanı Ömer Yerlikaya’ya teşekkür belgesi takdim edildi.
Katılımcıların yoğun ilgi gösterdiği program toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.
Paylaş
Sizi Arayalım
Diğer Haberler
- SABİTEK’in yeni sayısı yayımlandı!
- Prof. Dr. Tayfun Uzbay: “Bağımlılık bir ahlak problemi değil, bir hastalık!”
- İşitme sağlığını yalnızca yüksek ses tehdit etmiyor!
- Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Yapay zekâ her şeyi öğretecektir ama bilgeliği öğretemez!”
- Maltepe’deki çökmenin ardından binalardaki tadilatlara dikkat çekildi!





