Üsküdar Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor (SKS) Daire Başkanlığına bağlı Perfüzyon Kulübü tarafından “Organ Bağışı Farkındalık Semineri” düzenlendi. Seminere konuk olarak Başkent Üniversitesi İstanbul Hastanesi Organ Nakli Koordinatörü Güzide Özdemir katıldı. Organ bağışının tıbbi olduğu kadar insani ve toplumsal bir sorumluluk olduğuna dikkat çeken Özdemir, organ bağışının toplumsal önemi, beyin ölümü kavramı ve organ nakli süreçlerinden bahsetti. Seminer kapsamında ayrıca organ bağışına ilişkin doğru bilginin yaygınlaştırılması ve farkındalığın artırılması da amaçlandı.
İçerik
Bir bağış bazen birden fazla insanın yaşamını değiştirebilir!

NP Sağlık Yerleşkesi İbn-i Sina Oditoryumunda gerçekleştirilen seminer akademisyenler ve öğrenciler tarafından yoğun ilgi gördü.

Prof. Dr. Ali Kocailik: “Türkiye dünya ile eş zamanlı gidiyor”
Etkinlikte konuşma gerçekleştiren Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Perfüzyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Kocailik, organ nakli alanındaki tarihsel gelişime değinerek dünyada ve Türkiye’de yapılan ilk kalp nakli çalışmalarına ilişkin bilgilendirmelerde bulundu. Organ nakli cerrahisinin uzun yıllara dayanan bilimsel çalışmalar ve deneysel araştırmalar sonucunda geliştiğini belirten Kocailik; “Kalp cerrahisi olarak Türkiye dünya ile eş zamanlı gidiyor. Yani dünyada ne varsa hemen 1-2 yıl sonra Türkiye’de uygulanıyor. Oldukça başarılıyız.” dedi.

Güzide Özdemir: “İnsanın yedek parçasının kaynağı yine insan”
Organ naklinin tıbbi açıdan önemli bir tedavi yöntemi olduğunu belirten Başkent Üniversitesi İstanbul Hastanesi Organ Nakli Koordinatörü Güzide Özdemir, teknolojik gelişmelere rağmen organ kaynağının hâlâ insan olduğunu ifade etti. Yapay organ çalışmalarının umut verici olduğunu ancak henüz yaygın şekilde kullanılabilir durumda olmadığını belirten Özdemir, “Bir organı alıyoruz ve başka birine takıyoruz ama organ kaynağı maalesef fabrikalarda üretilmiyor. Hâlâ insanın yedek parçasının kaynağı insanın kendisi.” dedi. Özdemir bu nedenle özellikle kadavradan yapılan organ bağışlarının hayati önem taşıdığını dile getirdi.

“Yeni bir yaşamın başlangıcını temsil ediyor”
Organ bağışının insanlarda güçlü duygular uyandırabildiğine dikkat çeken Özdemir; “İlk kez organ bağışı yapmaya kalkıştığımda, hem kendim hem eşim için sisteme girdim. Kendi bağışımı yaparken hiçbir şey olmadı ama eşimin bağışını girerken ağlamaya başladığımı fark ettim. O gün nedenini anlamamıştım, sonra fark ettim ki organ bağışı bana ölümü hatırlatmıştı.” dedi.
Özdemir, organ bağışının içinde ölüm düşüncesi bulunsa da aslında yeni bir yaşamın başlangıcını temsil ettiğini vurguladı.
“Bir bağış bazen birden fazla insanın yaşamını değiştirebilir”
Organ bağışı konusunda toplumda bazı yanlış algıların bulunduğuna dikkat çekerek bu konuda farkındalığın artırılması gerektiğini belirten Özdemir, organ bağışının hayat kurtaran bir süreç olduğunu vurguladı. Özdemir; “Organ bağışı bir kişinin hayatını kaybetmesinden sonra başka insanların hayata tutunmasını sağlayan çok değerli bir dayanışmadır. Bir bağış bazen birden fazla insanın yaşamını değiştirebilir.” ifadelerini kullandı.

“İnsanın başka bir insana bırakabileceği en büyük miraslardan biri”
Güzide Özdemir, organ bağışı konusunda doğru bilginin toplumda yaygınlaşmasının önemine değindi. Organ bağışının hayat kurtaran bir süreç olduğunu vurgulayan Özdemir; “Organ bağışı aslında bir insanın başka insanlara bırakabileceği en büyük miraslardan biridir. Bir kişinin bağışladığı organlar, bekleme listesinde olan birçok hastaya yeniden yaşam umudu olabilir. Gençlerin bu konuda bilinçlenmesi ve organ bağışı konusunda farkındalık oluşturması büyük önem taşıyor.” dedi.
Beyin ölümü ile bitkisel hayat arasındaki farka dikkat çekildi
Toplumda en çok karıştırılan konulardan birinin beyin ölümü ile bitkisel hayat olduğunu belirten Özdemir, beyin ölümünün geri dönüşü olmayan kesin bir ölüm hali olduğunu ifade etti. Özdemir ayrıca bitkisel hayatla beyin ölümünün birbirinden tamamen farklı olduğunu vurguladı.

Öğr. Gör. İsmail Yerli: “Bu teknolojiyi Türkiye’de daha ulaşılabilir hale getirmeyi amaçlıyoruz”
Sağlık Bilimleri Fakültesi Perfüzyon Bölümü Öğr. Gör. İsmail Yerli, organ nakli bekleme listelerindeki artışa ve “Ex-vivo Perfüzyon” teknolojisinin bu süreçteki kritik rolüne dikkat çekti. Yerli; “Bekleme sürelerinde bir hasta ölürken bir başkası nakil bekliyor. Biz bu yöntemi hem organ bağışını artırmak hem de ‘sınırda’ kalarak kullanılamaz hale gelen organları kurtarmak için kullanıyoruz. Özellikle akciğer, yoğun bakım sürecinde barotravmatik veya volütravmatik etkenlerle hızla hasar görüp sınırın altına düşebiliyor. İşte bu noktada organı vücut dışına alarak (ex-vivo) iyileştirilmesi hususunda çalışmalar yapıyoruz. Bu sürecin en büyük maliyeti kullanılan özel solüsyonlar. Şu an dışarıdan ithal edilen bu solüsyonu ‘yerli ve milli’ imkanlarla geliştirmek için onayı aldık ve ilk çalışmalarımızı başlattık. Amacımız, dışarıdan yüksek maliyetlerle gelen bu teknolojiyi kendi projelerimizle Türkiye’de daha ulaşılabilir ve ucuz yollu hale getirmek.” ifadelerini kullandı.

Toplu fotoğraf çekilmesinin ardından seminer, kan bağışı standının ziyaret edilmesiyle sona erdi.





