Deprem öncesi sağlık çalışanlarının yapabileceği çok şey var!

DOI : https://doi.org/10.32739/uha.id.44303

Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Tıp Öğrencileri Birliği Kulübü tarafından “6 Şubat Depreminin Düşündürdükleri” başlıklı bir panel gerçekleştirildi. Başkanlığını Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Hikmet Koçak’ın yaptığı panele İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı ve Nefroloji Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Şükrü Sever ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Lale Sever katıldı. 

Öğrenciler tarafından yoğun ilgi gösterilen panel, İbn-i Sina Oditoryumunda gerçekleştirildi.

Panele aynı zamanda Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur da katılım sağladı.

Prof. Dr. Hikmet Koçak: “Deprem olmadan önce sağlık çalışanlarının yapabileceği çok şey var”

Deprem olmadan önce yapılacak çok şey olduğuna dikkat çeken Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Hikmet Koçak; “Deprem olmadan önce sağlık çalışanlarının yapabileceği çok şey var. Bizler elimizden gelen imkân ne ise onu aktarmaya çalışıyoruz. Bir bilim yuvası olarak ve bir sağlık çalışanı olarak öyle bir felaketle karşılaştığımızda ne yapabiliriz bunu düşünüyoruz. Bizim bölümümüz genelde deprem olduktan sonra önem kazanan bir bölüm, olmadan önce de elbette yapabileceğimiz çok şey var. Bu yüzden yapılması gerekenin neler olduğunu anlatmak da bizlere düşüyor.” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Mehmet Şükrü Sever: “Sağlık personeli mutlaka afet tıbbı hakkında bilgi veriyor olmalı”

Afet tıbbından bahseden ve sağlık personellerinin bu konuda bilgi vermesinin oldukça önemli olduğunu belirten İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı ve Nefroloji Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Şükrü Sever; “Afet tıbbı ve ezilme sendromu konusunda hem yurtiçinde hem de uluslararası alanda çok konuşuyorum. Türkiye bir depremler ülkesi. Ülkenin her yerinden sıkça depremlerle ve afetlerle karşı karşıya kalıyoruz. Eğer ki bu afetler çok büyük ölçüdeyse ve lokal olarak başa çıkılamıyor ise çevreden hatta diğer ülkelerden yardım alma ihtiyacı hasıl oluyorsa, o zaman hakikaten afetten bahsediyoruz. Afetlerin çok farklı sınıflamaları var ama en basiti ve en sık kullanılanı doğal ve insan kaynaklı suni afetler denilebilir. Doğal afetlerde bugün yoğunlaşacağımız depremler, tsunamiler, hem de Güney Amerika’da oldukça sık olan kasırgalar söz konusu. O nedenle her sağlık personelinin mutlaka afet tıbbı hakkında bilgi veriyor olmasında katkı var.” dedi.

“Kahramanmaraş depremleriyle ilgili araştırmalarımız devam ediyor”

Ezilme sendromu hakkında bilgiler veren Prof. Dr. Mehmet Şükrü Sever, afetzedelerin iyileşmiş olsalar bile hayat boyu bir risk taşıdıklarının altını çizdi. Sever; “Kahramanmaraş depremleriyle ilgili hala araştırmalarımız devam ediyor. İki bin ila üç bin arasında olduğunu düşündüğümüz ezilme sendromunda hasta var. Ezilme sendromunun ortaya çıkmasında çok sayıda faktör etkili oluyor.  Afetin tabii ki şiddeti, bölgenin nüfus yoğunluğu yani uçsuz bucaksız bir çölde istediği kadar şiddet daha fazla olsun ezilme sendromu pek olmayacaktır. Afetzedelerde bazen tam travmaya maruz kalanlar hiç saklanamadan hayatlarını kaybederler.  Kısmi olarak iyileşmiş afetzedelerin ise hayat boyu devam eden bir riskleri vardır.” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Lale Sever: “Çocuklar afetlerde ayrı bir özen ayrı bir bakış açısı gerektiriyor”

Deprem anında ve deprem sonrasında çocuklarda yaşanan travmanın önemine dikkat çeken Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Lale Sever; “Afetlerde en savunmasız veya afete en duyarlı gruplardan biri çocuklardır. Hamileler ve yaşlılar sonra geliyorlar. Çocuklar büyüklerin bir kopyası, bir küçültülmüş şekli değil. Çocukların fiziki özellikleri, fizyolojik özellikleri farklı hatta psikolojik özellikleri erişkinlerden farklıdır. Çocuklar afetlerde ayrı bir özen ayrı bir bakış açısı gerektiriyor. Hasta çocuklar hem akut dönemde hastalanan hem de kronik hasta çocuklar varsa bunların daha eğitimli sağlık personeline ihtiyacı oluyor. Çocuk bir afetzede, felaketzede haline geldiğinde yaralanıyor veya ölebiliyor. Tam iyileşebiliyor ama psikolojik problemleri devam ediyor. Hiç yaralanmamış çocuklar aynı erişkinler gibi tamamen sağlıklı olabildikleri gibi psikolojik problemleri hayatının ileri evrelerine taşınabiliyor.” şeklinde konuştu.

Öğrencilerin sorularının cevaplandırılmasının ardından konuşmacılara çiçek takdim edildi.

Toplu fotoğraf çekimiyle panel sona erdi.

 

Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA)