
Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi İngilizce Mütercim ve Tercümanlık Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Sabri Gürses, 30 Eylül Uluslararası Çeviri Günü dolayısıyla yapay zekâ tabanlı çeviri araçlarının mütercim-tercümanlık mesleğine etkilerini değerlendirdi.
“İnsana duyulan ihtiyaç hiçbir zaman ortadan kalkmayacak”
Google Translate ve yapay zekâ tabanlı araçların saniyeler içinde çeviri yapabilmesine rağmen insan çevirmene duyulan ihtiyacın devam edeceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Sabri Gürses, mesleklerin teknolojiyle ortadan kalkmaktan çok dönüşerek yeni uzmanlık alanları kazandığını söyledi.
Dr. Gürses, “İnsanlık tarihi boyunca meslekler ortadan kalkmıyor aslında, hep yeni meslekler ve uzmanlıklar ekleniyor onlara. Makineler geldi diye insanın varlığına duyulan ihtiyaç hiçbir zaman ortadan kalkmayacak, çünkü insan dünyasında yaşıyoruz. Teknoloji insanların hayatını, işlerini kolaylaştırmak için var, onları ortadan kaldırmak için değil.” dedi.
Çevirmen artık yalnızca dil bilen kişi değil
Çağdaş mütercim-tercümanlık eğitiminde yalnızca yabancı dil bilgisinin yeterli olmadığını vurgulayan Gürses, çevirmenlerin kültür, yöntem, tarih ve toplumsal ihtiyaçlar konusunda da uzmanlaşması gerektiğini belirtti.
“Çağımızda mütercim-tercümanlar sadece dil bilen kişiler olarak değil, çevirinin yöntemlerini ve tarihini, kültür farklarını, toplumsal ihtiyaçları bilen uzmanlar olarak yetişiyor.” diyen Gürses, Türkiye’nin çeviri geleneğinin günümüzde üniversitelerin mütercim-tercümanlık bölümlerinde yeni teknolojilerle devam ettiğini kaydetti.
“Makine biliyormuş gibi yapabiliyor, insan gerçek bir deneyim yaşatıyor”
Yapay zekânın kültür, mizah, ironi ve toplumsal bağlamı kavrama kapasitesine de değinen Dr. Gürses, yapay zekânın insan davranışlarını ve kültürünü, beslendiği insan üretimi veriler üzerinden öğrenebildiğini ifade etti.
Dr. Gürses, “Yapay zekâ ya da makineler toplumsal bağlamı sadece okuyup kopyaladıkları insan metinlerinden, filmlerinden öğrendikleri kadar biliyor. İnsanın öngörülemezliğini, ruhunu, psikolojisini, yaratıcılığını tanımıyor, yaşamıyor makineler. Sadece topladıkları verilere bakarak biliyormuş gibi yapabiliyorlar.” dedi.
İnsan ile makine arasındaki temel farkın deneyim olduğunu dile getiren Gürses, şöyle devam etti:
“İnsan çevirmenin makineye üstünlüğü bu; makine hızlı çözümleri içine kaydettiği verileri sentezleyerek verebilir ama insan gerçek bir deneyim yaşatır.”
“Yapay zekâ çevirisi hızlı olabilir ama felaketleri de hızlı olabilir”
Hukuk, sağlık, diplomasi ve uluslararası ilişkiler gibi yanlış bir kelimenin bile ciddi sonuçlara yol açabileceği alanlarda yapay zekâ çevirilerinin mutlaka denetlenmesi gerektiğine dikkat çeken Dr. Gürses, profesyonel üretim süreçlerinde kontrol mekanizmalarının vazgeçilmez olduğunu söyledi.
Tek başına makine tarafından oluşturulan bir çevirinin doğrudan kullanılmasının riskli olduğunu vurgulayan Dr. Gürses, “Makinenin tek başına yaptığı çeviriyi öylece alıp kullanmak her zaman risklidir. Yanlış, kontrol edilmemiş insan çevirilerinin bizi savaşların kıyısına kadar getirdiğini biliyoruz. Yapay zekâ çevirisi hızlı olabilir ama felaketleri de hızlı olabilir.” diye konuştu.
“Artık yapay zekâ sonrası çağdayız”
Mütercim-tercümanlık eğitiminin de teknolojik dönüşüme paralel olarak değiştiğini ifade eden Gürses, yapay zekânın çeviri alanına yeni girmiş bir teknoloji olmadığını belirtti.
“Ben artık yapay zekâ çağında değil, yapay zekâ sonrası çağda olduğumuza inanıyorum.” diyen Gürses, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yapay zekâ çağı 1950’lerde, daha ilk bilgisayarlar yapıldığı zaman başladı, bütün dünya internete bağlandığı zaman neredeyse tamamlandı. Mütercim-tercümanlık eğitimi de böyle gelişti. Uzun zamandır bilgisayar kullanıyor, çeviri belleklerinden, internet sözlüklerinden yararlanıyor çevirmenler. Bu yapay zekâ sonrası dönemde makinelerle yan yana değil, iç içe yaşayan bir çevirmenlik söz konusu.”
Geleceğin çevirmeni teknolojiyi de tanımak zorunda
Teknolojinin çevirmenin bilgiye ulaşmasını hızlandırdığını ve kaynaklarını çoğalttığını belirten Gürses, gelecekte çeviri alanlarının daha da çeşitleneceğini dile getirdi.
Dr. Gürses, “İşinin kolaylaşması, bilgiye erişiminin hızlanması, kaynakların çoğalması sayesinde kültürel gücü ve becerileri arttı çevirmenin. İnsanlar ve makineler uzaya yayılıyor yavaş yavaş, Ay’da ve yakın gezegenlerde koloniler kuruldukça çok daha beklenmedik çeviri sorunları ve alanlarının ortaya çıktığını göreceğiz.” dedi.
Birçok ülkenin kendi yapay zekâ sistemlerini geliştirdiğine işaret eden Gürses, geleceğin çevirmenlerinin yalnızca dillerin inceliklerini değil, teknolojik sistemleri de anlaması gerektiğini vurgulayarak, “Şimdi bile birçok ülkenin kendi yapay zekâ sistemleri var. Bunlar görünüşte insan dilini konuşuyor ama bunlar arasındaki iletişimi sağlayacak çevirmenlere bile ihtiyaç var. Bu yeni ortamda çevirmenin dillerin incelikleriyle birlikte onları şekillendiren yeni teknolojileri de öğrenmesi, kullanabilir olması gerekiyor.” şeklinde sözlerini tamamladı.