Animasyon alanında yapay zeka kullanımının üretim süreçlerini hızlandırırken yaratıcılık, telif hakları ve mesleğin geleceğine ilişkin yeni tartışmaları da beraberinde getirdiğini belirten Çizgi Film ve Animasyon Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Özge Kaya, “Bir diğer kaygı da özellikle mesleğe yeni başlayan gençlerin öğrenerek ustalaştığı giriş seviyesindeki işlerin azalması.” dedi. Yapay zekanın animasyon sanatçılarının yerini almaktan çok mesleği dönüştürdüğünü vurgulayan Kaya, “Yapay zekâ bir fikri görselleştirebilir ama neyin anlatmaya değer olduğuna, bir karakterin neden öyle davrandığına ve izleyicide hangi duygunun uyanacağına hâlâ insan karar veriyor.” ifadelerini kullandı.
İçerik
Yapay zeka animasyon dünyasını dönüştürüyor!

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Çizgi Film ve Animasyon Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Özge Kaya, 28 Ekim Dünya Animasyon Günü dolayısıyla animasyonun sanatsal anlatım gücünü, yapay zekânın sektöre etkilerini, animasyon eğitiminin geleceğini ve çizgi film karakterlerinin çocukların gelişimindeki rolünü değerlendirdi.
“Animasyonun en büyük gücü, kamerayla çekilemeyecek olanı görünür kılabilmesidir”
Animasyonun yalnızca çocuklara yönelik çizgi filmlerden ibaret olmadığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Özge Kaya, bu alanın farklı yaş gruplarına hitap eden güçlü bir anlatım dili olduğunu söyledi.
Animasyonun savaş, göç, yas ve kimlik gibi toplumsal ve bireysel konuları da ele alabildiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Özge Kaya, “Animasyon, bir anlatım dilidir. Çocuklar için çizgi film yapılabildiği gibi savaşı, göçü, yası ve kimliği anlatan yetişkin filmleri de bu dille üretilebilir. Animasyonun en büyük gücü, kamerayla çekilemeyecek olanı görünür kılabilmesidir. Bir duygu, bir anı, bir rüya ya da binlerce yıl önce yıkılmış bir kent…” dedi.
Animasyonun kullanım alanlarının giderek genişlediğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Özge Kaya, “Bugün animasyonu sinema ve televizyonun yanı sıra dijital oyunlarda, reklamlarda, müzik kliplerinde, tıp ve mühendislik eğitiminde, müzelerde ve arkeolojik alanların dijital canlandırmalarında görüyoruz. Bir çocuğun izlediği çizgi film, bir sanal müze, geçmişi canlandıran sanal gerçeklik deneyimi, bir cerrahın ameliyat öncesi izlediği simülasyon da aynı sanatın ürünüdür.” diye konuştu.
Yapay zekâ küçük ekiplerin de büyük projeler üretmesini sağlıyor
Yapay zekâ teknolojilerinin animasyon üretim süreçlerinde önemli değişiklikler getirdiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Özge Kaya, şunları söyledi:
“Animasyon her zaman çok emek isteyen bir iş oldu. Bir saniyelik hareket için oldukça fazla karelerle titiz bir şekilde çalışılmıştır. Yapay zekâ özellikle bu rutin tekrar gerektiren işlerde üretimi hızlandırıyor. Hareketler arasındaki ara karelerin oluşturulması, arka plan taslakları, renk ve ışık denemeleri, seslendirmelerin temizlenmesi, dudak hareketlerinin konuşmaya uydurulması gibi. Bu da küçük ekiplerin, bağımsız sanatçıların ve öğrencilerin daha önce yalnızca büyük stüdyolara özgü olan işleri yapabilmesini sağlıyor.”
Yapay zekânın fikir geliştirme aşamasında da yaratıcı süreçleri desteklediğini ifade eden Dr. Kaya, hızlı görsel denemeler yapılabilmesinin sanatçılara yeni olanaklar sunduğunu dile getirdi.
“Yasal düzenlemeler henüz teknolojinin hızına yetişebilmiş değil”
Yapay zekânın sunduğu fırsatların yanında önemli etik ve hukuki sorunları da gündeme getirdiğini belirten Dr. Kaya, “Bu araçların hangi sanatçıların eserleriyle ve onların izni olmadan eğitildiği, yapay zekâyla üretilen bir görselin kime ait olduğu, bir çizerin yıllar içinde geliştirdiği tarzın birkaç saniyede taklit edilebilmesi hem dünyada hem de ülkemizde tartışılıyor. Yasal düzenlemeler henüz teknolojinin hızına yetişebilmiş değil.” dedi.
Yapay zekânın istihdam üzerindeki olası etkilerine de değinen Dr. Öğr. Üyesi Özge Kaya, “Bir diğer kaygı da özellikle mesleğe yeni başlayan gençlerin öğrenerek ustalaştığı giriş seviyesindeki işlerin azalması.” ifadelerini kullandı.
“İyi bir animasyon sanatçısı önce iyi bir gözlemcidir”
Animasyon eğitiminde teknolojik becerilerin yanı sıra yaratıcılık, gözlem ve hikâye anlatımının da büyük önem taşıdığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Özge Kaya, “Üsküdar Üniversitesi Çizgi Film ve Animasyon bölümünde öğrencilerimiz işe temelden başlıyor. Çizmeyi, çevrelerini gözlemlemeyi, hareketi ve zamanlamayı anlamayı öğreniyorlar. Çünkü teknoloji ne kadar değişirse değişsin, iyi bir animasyon sanatçısı önce iyi bir gözlemcidir.” dedi.
Öğrencilerin senaryo yazımı, storyboard, karakter tasarımı, iki ve üç boyutlu animasyon, kurgu, ses ve müzik tasarımı gibi alanlarda eğitim gördüğünü aktaran Dr. Öğr. Üyesi Özge Kaya, “Öğrencilerimiz bu araçları hem kullanmayı hem de sorgulamayı öğreniyor. Eğitim anlayışımızın merkezinde ise her zaman insan var. Teknik becerileri güncel tutarken, her tasarım kararında izleyicinin kim olduğunu, neye ihtiyaç duyduğunu ve ne hissedeceğini sormayı öğretiyoruz. Amacımız bir yazılımı kullanabilmekle birlikte, ne anlatmak istediğini bilen, ekip içinde çalışabilen ve kendi sanatsal sesini bulmuş sanatçılar yetiştirmek.” diye konuştu.
Animasyon karakterleri çocukların duygu dünyasını etkiliyor
Animasyonun çocukların dünyayı algılama biçimi üzerinde önemli etkileri bulunduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Özge Kaya, “Çocuklar animasyon karakterleriyle çok güçlü bağlar kurar. Onları çoğu zaman gerçek birer arkadaş gibi görürler. Bir karakterin cesareti, dostluğu, korkusunu yenmesi ya da hatasından ders çıkarması, çocuğun kendi duygularını tanımasına, adlandırmasına ve başkalarıyla empati kurmasına yardımcı olabilir.” dedi.
“Çocuklar için içerik üretmek büyük bir sorumluluk gerektirir”
Animasyonun çocuklar üzerindeki etkilerinin her zaman olumlu olmayabileceğine de dikkat çeken Dr. Kaya, “Bu nedenle çocuklar için içerik üretmek büyük bir sorumluluk gerektirir. Ailelerin de çocuklarının ne izlediğini bilmesi, mümkünse birlikte izleyip üzerine konuşması çok önemlidir. Doğru içerikle animasyon, çocuğun hayal gücünü besleyen en güçlü araçlardan biridir.” ifadelerini kullandı.
“Meslek ortadan kalkmıyor, dönüşüyor”
Yapay zekânın gelişmesiyle birlikte animasyon sanatçılarının sahip olması gereken becerilerin de değiştiğini vurgulayan Kaya, teknolojiyi kullanabilmenin tek başına yeterli olmadığını söyledi.
Sanatsal üretimde insanın belirleyici rolünün devam ettiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Özge Kaya, sözlerini şöyle tamamladı:
“Yapay zekâ bir fikri görselleştirebilir ama neyin anlatmaya değer olduğuna, bir karakterin neden öyle davrandığına ve izleyicide hangi duygunun uyanacağına hâlâ insan karar veriyor. Bu nedenle gelişen teknolojiye ve yapay zekâya teknik olarak uyum sağlamak bir zorunluluktur. Ancak bu uyumu sağlarken insanı merkeze alan tasarım yaklaşımını her zaman ön planda tutmalıyız. Teknoloji, ancak anlatının ve izleyicinin hizmetinde olduğunda anlam kazanır. Bu yüzden meslek ortadan kalkmıyor, dönüşüyor. Geleceğin animasyon sanatçıları, bu araçları bilinçli ve etik biçimde kullanabilen ama asıl gücünü hikâye anlatma, gözlem ve tasarım becerisinden alan entelektüel kişiler olmalıdır.”
Paylaş
Sizi Arayalım
Diğer Haberler
- Prof. Dr. Tarhan: “Evlilik mutluluk beklenen değil iyilik üretilen alandır”
- Game Design 101’de oyun tasarımının farklı yönleri ele alındı
- Doç. Dr. Feride Kulalı Özdek: “Nükleer enerji, düşük karbonlu ve kesintisiz hidrojen üretimi için önemli bir seçenek”
- Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak, İTBF öğrencileriyle bir araya geldi
- Üsküdar’da meme kanserinde erken tanı ve farkındalık etkinliği düzenlendi





