Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) Sosyal Hizmetler Programı tarafından “Aile Odaklı Koruma Yaklaşımları: Koruyucu Aile, Evlat Edinme” etkinliği gerçekleştirildi. Etkinlikte korunma ihtiyacı olan çocuklara yönelik aile odaklı hizmet modelleri ile koruyucu aile ve evlat edinme şartları ele alındı. Etkinlikte ayrıca biyolojik aile ve akraba yanına dönüş süreçleri ile yeni uygulanmaya başlanan geçici koruyucu aile ile gönüllü aile modelleri de konuşuldu.

Üsküdar Üniversitesi Çarşı Yerleşke Emirnebi 2 Konferans salonunda gerçekleştirilen etkinliğe SHMYO Sosyal Hizmetler Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Çaylak, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İstanbul İl Müdür Yardımcısı Ayten Yılmaz, Koruyucu Aile ve Evlat Edinme Birim Sorumlusu Ayla Keyf ve öğrenciler katıldı.

Ayten Yılmaz: “En büyük risk aile şefkatinden mahrum kalmak”
Korunma ihtiyacı olan çocukların profiline değinen Sosyal Hizmetler Bakanlığı İl Müdür Yardımcısı Ayten Yılmaz, ihmal, istismar, madde bağımlılığı ve şiddet gibi risk faktörlerinin çocukları devlet korumasına yönlendirdiğini belirtti. Yılmaz; “Sosyal devlet ilkesi gereği, bir çocuğun biyolojik ailesi yanında kalması mümkün değilse önceliğimiz her zaman akraba yanı veya koruyucu aile modelidir. Araştırmalar gösteriyor ki aile ortamında büyümeyen çocuklarda davranış problemleri çok daha yüksek seyrediyor. Buradaki en büyük risk aile şefkatinden mahrum kalmak.” dedi.
“Onlar işe yerleşene kadar elimiz üzerlerinde”
Kamuoyunda yanlış bilinen ‘18 yaşını dolduran çocuk sokağa atılıyor.’ algısını yıkan Yılmaz, eğitim hayatı devam eden gençlerin 25 yaşına kadar devlet korumasında kaldığını vurguladı. Yılmaz; “Sadece barınma değil atanamayan veya iş kurmak isteyen gençlerimize rehberlik birimlerimizle destek oluyoruz. Daha yeni farklı illerden gelen dört öğretmen adayımızı İstanbul’da ağırlamaya başladık. Onlar işe yerleşene kadar elimiz üzerlerinde…” ifadelerini kullandı.

İstanbul’da yaklaşık bin 300 koruyucu aile!
İstanbul genelindeki verilere de değinen Yılmaz, şehirde yaklaşık bin 300 koruyucu ailenin bulunduğunu, Türkiye genelinde ise bu sayının 10 binin üzerine çıktığını belirtti. Bekar bireylerin de koruyucu aile olabildiğini hatırlatan Yılmaz; “25-65 yaş arası düzenli geliri olan ve en az ilkokul mezunu her vatandaşımız bir çocuğun hayatını değiştirebilir.” diyerek çağrıda bulundu.
“Bebeklerin yüzünde güller açıyor”
Koruyucu aile hizmetinin duygusal boyutuna da değinen Yılmaz, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Bebekleri koruyucu aileye verdikten birkaç hafta sonra gördüğümüzde yüzlerinde güller açtığını, bakışlarının değiştiğini görüyoruz. Bir çocuğun çehresindeki o değişim, bizim mesleki olarak en büyük mutluluğumuzdur.”

Ayla Keyf: “Ekonomik şartlar tercihleri de değiştirdi”
Etkinlikte katılımcıların sorularını cevaplayan Koruyucu Aile ve Evlat Edinme Birim Sorumlusu Ayla Keyf, ‘Aileler daha çok hangi yaş grubunu tercih ediyor?’ sorusuna; “Bundan 5-6 yıl önce herkes bebek istiyordu ve gelen bebek anında bir aileye yerleşiyordu. Ancak şu an tercih 4 yaş ve üstüne kaymış durumda. İstanbul’un ekonomik şartları nedeniyle aileler çalışmak zorunda olduğu için çocukların kreş veya okul öncesi dönemde olmasını tercih ediyorlar. Ekonomik şartlar tercihleri de değiştirdi.” şeklinde cevap verdi.
Davranış bozukluklarına psikiyatrik müdahale ediliyor
‘Koruyucu ailelik sürecinde en çok ergen çocuklarda mı zorlanıyorsunuz?’ sorusunu cevaplayan Keyf; “Evet özellikle ergenlik dönemindeki kız çocukları daha sorgulayıcı oluyor. ‘Neden bırakıldım?’ sorusuyla baş etmekte zorlanabiliyorlar. Ayrıca genetik geçişli rahatsızlıklar da bu dönemde belirti verebiliyor. Burada sadece ergenler değil bazen 10 yaşındaki bir çocukta da duygu yoksunluğu gibi davranış bozuklukları görebiliyoruz. Bu durumlarda hemen psikiyatrik tedavi sürecini başlatıyoruz.” dedi.
Etkinlik katılımcılara teşekkür belgesinin verilmesinin ardından ve toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.







