
Üsküdar Üniversitesi Çevre Forumu, Türkiye’nin 9–20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da ev sahipliği yapacağı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) öncesinde, “Dünya Bilim İnsanlarından İnsanlığa Uyarı: Üçüncü Bildiri” başlıklı metni Türkçeye çevirdi.
William J. Ripple, Christopher Wolf ve Johan Rockström’ün de aralarında bulunduğu uluslararası bir bilim insanları grubu tarafından hazırlanan ve BioScience dergisinde yayımlanmak üzere kabul edilen bildiri, Dünya’daki yaşamın “gezegensel bir acil durum” içinde olduğuna dikkat çekiyor.
İlk uyarıdan bugüne çevresel bozulma sürüyor
Bildiri, 1992 yılında yaklaşık 1700 bilim insanının imzasıyla yayımlanan ilk uyarının ve 2017’de 184 ülkeden 15 binden fazla bilim insanının imzaladığı ikinci uyarının devamı niteliğini taşıyor.
İkinci uyarıdan bu yana geçen yaklaşık on yılda çevresel sorunların ağırlaşmayı sürdürdüğünü belirten bilim insanları, gelinen aşamayı şu sözlerle ifade ediyor:
“Artık gezegensel bir acil duruma yaklaşmıyoruz; onun içinde yaşıyoruz.”
Dokuz gezegensel sınırdan yedisi aşıldı
Bildirinin öne çıkan tespitleri şöyle:
Dokuz gezegensel sınırdan yedisi aşıldı: İklim değişikliği, biyosfer bütünlüğü, arazi kullanımı, tatlı su, azot ve fosfor döngüleri, insan yapımı kimyasallar ve en son olarak okyanus asitlenmesi güvenli sınırların ötesinde.
Kritik eşikler: Grönland ve Batı Antarktika buz tabakalarının devrilme eşikleri şimdiden aşılmış olabilir; Amazon yağmur ormanı ve dağ buzulları da risk altında.
Umut veren işaretler: Yenilenebilir enerji, yüzyılı aşkın sürede ilk kez küresel elektrik üretiminde kömürü geride bıraktı. Ozon tabakasının kısmen iyileşmesi, bilim ile siyasi irade buluştuğunda neler başarılabileceğini gösteriyor.
Altı dönüşüm çağrısı: Fosil yakıtlardan hızla çıkış, doğanın korunması ve onarılması, ekonominin gezegenin sınırlarıyla uyumlu hâle getirilmesi, varlıklı toplumlarda aşırı tüketimin azaltılması, sürdürülebilir gıda sistemleri ve sosyal adalet.
İklim adaleti: Krize en az katkıda bulunanlar bedelin en ağırını öderken, sorumluluk ve harekete geçme kapasitesi en çok yüksek gelirli ülkelerde, en varlıklı kesimlerde ve büyük şirketlerde yoğunlaşıyor.
“Bu uyarı doğrudan bizim geleceğimizle ilgili”
Çeviriye kapsamlı bir sunuş yazısıyla eşlik eden Üsküdar Üniversitesi Çevre Ahlakı Platformu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Özdemir, bildirinin Türkiye açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek, unları söyledi:
“Türkiye, iklim krizinin etkilerini en yoğun yaşayan bölgelerden biri olan ve küresel ortalamadan daha hızlı ısınan Akdeniz havzasında yer alıyor. Orman yangınları, kuraklık, kuruyan göller ve Konya Ovası’nda çoğalan obruklar, bildiride anlatılan küresel eğilimlerin bizdeki yansımalarıdır.”
Türkiye iklim adaletinin savunan bir öncü olabilir
Antalya’da gerçekleştirilecek COP31’in Türkiye açısından önemine işaret eden Özdemir, şöyle devam etti:
“Antalya’da ev sahibi olarak üstleneceğimiz rol, bir organizasyonu başarıyla yürütmenin ötesine geçmelidir. Türkiye, bilimin uyarısını ciddiye alan ve iklim adaletini savunan bir öncü olabilir. Bu çeviriyle politika yapıcıların, akademisyenlerin, sivil toplumun, medyanın ve özellikle gençlerin bu ortak sese kendi dillerinde ulaşmasını istiyoruz.”
“Dönüşüm yalnızca teknolojiyle mümkün değil”
Bildirinin ahlaki boyutunu da değerlendiren Prof. Dr. İbrahim Özdemir, şu ifadeleri kullandı:
“Bilim insanları, sesini yükseltmeyi ahlaki bir yükümlülük olarak tanımlıyor ve dönüşümün yalnızca teknolojiyle değil, değerlerde ve dünya görüşlerinde bir değişimle mümkün olacağını kabul ediyor. Kâinatı bir emanet olarak gören, ölçüyü ve israftan sakınmayı ahlakın temeli sayan medeniyet birikimimiz için bu sonuç hiç de yabancı değildir.”
Bildirinin Türkçe tam metni, Prof. Dr. İbrahim Özdemir’in sunuş yazısı, özgün şekiller ve terim açıklamalarını içeren mütercim notuyla birlikte ücretsiz erişime sunuluyor. Bildirinin kamuya açık sürümü, dünyanın dört bir yanındaki yurttaşların imzasına da açık bulunuyor.