Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Birleşmiş Milletler Uluslararası Kontrol Kurulu (INCB) Başkanı Prof. Dr. Sevil Atasoy, 1’inci sınıf Adli Bilimler öğrencileri ve aileleriyle bir araya geldi. Geleneksel buluşmada öğrencilere adli bilimler mesleğinin önemini ve sorumluluklarını anlatan Atasoy, delilin tarafsızlığı, bilimsel titizlik ve entelektüel dürüstlüğün adaletin sağlanmasındaki rolüne dikkat çekti. Ailelere de seslenen Atasoy, adli bilimler alanında yetişecek gençlerin insan hayatına, insan onuruna ve adalete doğrudan dokunacaklarını vurgulayarak öğrencilere meraklı, dürüst ve titiz olmaları yönünde tavsiyelerde bulundu.
İçerik
Prof. Dr. Sevil Atasoy, Adli Bilimler öğrencileri ve aileleriyle bir araya geldi

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Birleşmiş Milletler Uluslararası Kontrol Kurulu (INCB) Başkanı Prof. Dr. Sevil Atasoy, bu yıl Adli Bilimler bölümünü kazanan öğrenciler ve aileleriyle bir araya geldi.
Üsküdar Üniversitesi Nermin Tarhan Konferans salonunda düzenlenen buluşmaya öğrenciler ve veliler yoğun ilgi gösterdi.

“Dünyanın en önemli mesleklerinden birine hoş geldiniz”
Konuşmasına, adli bilimler alanında görev alacak kişilerin üstleneceği sorumluluğun önemine dikkat çekerek başlayan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy; “Bir an için etrafınıza bakın. Sağınızda ve solunuzda oturan insanlara bakın. Birkaç yıl sonra, bazılarınız gecenin üçünde bir tezgâhın başında, binada uyanık olan tek kişi olarak, tek bir lifin önemli olup olmadığına karar veriyor olacak. Bazılarınız bir mahkeme salonunda olacak ve bir hâkim, ne bulduğunuzu duymak için öne eğilecek çünkü sizin bulduğunuz şey bir insanın çocuklarının yanına dönüp dönmeyeceğine ya da ömrünün geri kalanını bir duvarın ardında geçirip geçirmeyeceğine karar vermeye yardım edecek. Bazılarınız yirmi yıl önce kaybolan bir kızına ne olduğunu bir ailenin nihayet öğrenmesinin sebebi olacak ve bazılarınız, bunu size söz veriyorum, masum bir insanın özgür kalmasının sebebi olacak. Seçtiğiniz iş budur. O yüzden başka bir şey konuşmadan önce açıkça söyleyeyim dünyanın en önemli mesleklerinden birine hoş geldiniz.” diyerek sözlerine başladı.

“Adli bilim, sihir değil sabırdır”
Adli bilimlerin kamuoyunda çoğu zaman yanlış ve dramatize edilmiş bir biçimde algılandığını belirten Atasoy; “İnsanlar ‘adli bilimler’ dediğinde çoğu kez televizyonda gördüklerini hayal eder. Dramatik ışıklar. Tek bir zekice ipucu. Ortasında reklam arası olan altmış dakikada çözülen bir dava. Bu tabloyu bugün, nazikçe, bir kenara bırakmanızı istiyorum çünkü gerçek çok daha güzel ve çok daha zor. Gerçek adli bilim sihir değildir. Sabırdır. Doksan dokuz kişinin onuncu bakışta vazgeçeceği bir şeye yüzüncü kez bakma isteğidir. Polisin, basının, kamuoyunun sizden kesin bir şey söylemenizi umutsuzca beklediği anda, ‘Henüz bilmiyorum.’ diyebilme disiplinidir. Adli bilim keşif kadar sınırını bilmenin de bilimidir ve delilin izin verdiğinden fazlasını söylememe konusundaki bu tutum, sizi güçlü kılar. Çünkü ilk gününüzden itibaren yanınızda taşımanızı istediğim, alanımıza dair bir gerçek var: fiziksel dünya adına konuşan bizleriz.” ifadelerini kullandı.

“Delil tarafsızdır ve onun tercümanı sizsiniz”
Adli bilimlerin adalet sistemi içerisindeki kritik rolüne dikkat çeken Atasoy; “Bir tanık yanılabilir. Hafıza kırılganlıktır. Hatalı tanık ifadesi, haksız mahkûmiyetlerin başlıca nedenlerinden biri olduğunu artık biliyoruz. Bir itiraf zorla alınmış olabilir. Bir hikâye, kimin anlattığına ve neyi kazanacağına göre onlarca farklı biçimde anlatılabilir ama bir kan lekesi yalan söylemez. Bir alet izi, savcıyı memnun etmek için hikâyesini değiştirmez. Bir DNA profili, sanığın zengin mi yoksul mu, güçlü mü, unutulmuş mu olduğuna aldırmaz. Delil tarafsızdır ve onun tercümanı sizsiniz. İşinizi dürüstçe yaptığınızda, her suçtaki kendisi için konuşamayan tek katılımcıya bir ses verirsiniz. O da gerçektir. Bu kutsal bir sorumluluktur ve bu kelimeyi hafife alarak kullanmıyorum. Adli bilim, bilim ile adaletin tam kesiştiği noktada durur ve bu iki kelimenin de ağırlığı çok büyüktür. Adli bilim titiz olduğunda masumu korur, suçluyu tespit eder ve güçlüyü hesap vermeye çağırır. Özensiz, önyargılı ya da abartılmış olduğunda ise tam tersini yapar yanlış kişiyi mahkûm eder, doğru kişiyi salıverir. İyi iş ile kötü iş arasındaki farkın doğrudan insan hayatlarıyla ve insan özgürlüğüyle ölçüldüğü başka hiçbir bilim dalı yoktur. Çoğu alanda hatalı bir deney, geri çekilen bir makale doğurur. Hatalı bir adli analiz ise haksız bir mahkûmiyet doğurabilir.” şeklinde konuştu.

“Entelektüel dürüstlük mesleğimizin kalbidir”
“Önümüzdeki yıllarda çok şey öğreneceksiniz. Kimya, biyoloji ve fizik öğreneceksiniz ve zorlu bir dönemin sonunda, tezgâhtaki cihaz işi kendi yapıyormuş gibi görünürken, altta yatan bilimi neden bu kadar derinlemesine anlamanız gerektiğini merak edebilirsiniz. Cevabınız şudur: cihaz tanıklık etmez. Siz edersiniz. Bir makine bir sayı üretebilir ama o sayının ne anlama geldiğini ve aynı derecede önemlisi, ne anlama gelmediğini, mahkemeye ancak bir bilim insanı anlatabilir. Kendi yöntemlerinizi anlamayı bıraktığınız an, tehlikeli hâle geldiğiniz andır. O yüzden temelleri, hayatlar buna bağlıymış gibi öğrenin, çünkü bir gün gerçekten bağlı olacak. Ayrıca hiçbir ders kitabının tam olarak öğretemeyeceği bir şey de öğreneceksiniz, entelektüel dürüstlük. Bu mesleğimizin kalbidir. Adli bilimde öğreneceğiniz en önemli cümle ‘Cevabı buldum.’ değildir. ‘Deliller bu sonucu desteklemiyor.’ cümlesidir. Herkesin bulmanızı istediği şeyi bulmanız için baskı hissedeceksiniz, gerçek bir baskı. Bu baskıya her seferinde, istisnasız direnmek, işin ta kendisidir. Sadakatiniz polise değil, iddiaya değil, savunmaya değil. Sadakatiniz delile, delil aracılığıyla da gerçeğedir. Bunu ısrarla koruyun. İşinizi değerli kılan tek şey budur.” dedi.
“Bu meslekte başka hiçbir yerde bulamayacağınız bir duygu var…”
Adli bilimler alanında teknik bilgi kadar bilimsel yöntemleri derinlemesine anlamanın ve mesleki baskılar karşısında entelektüel dürüstlüğü korumanın da önemli olduğunu belirten Atasoy; “Deha olmanıza gerek yok. Dikkatsizce hatalar yapan parlak insanlarla da çalıştım. Asla kolayına kaçmayan, sessiz ve titiz insanlarla da ve o titiz olanlar, parlak olanların vazgeçtiği davaları çözdü. Bu alan çıplak zekâyı ödüllendirmez. Özeni ödüllendirir. Pes etmeyen merakı ödüllendirir. Protokolü bir kez daha okuyan, yorgunluktan bitmiş hâlde bir gece yarısı örneği doğru etiketleyen, herkes konuyu geçmek isterken toplantıda rahatsız edici soruyu soran kişiyi ödüllendirir. Eğer o kişi olmaya razıysanız, ki bugünden itibaren o kişi olmayı seçebilirsiniz, buraya tamamen aitsiniz. Zorlu çalışmanın öbür yanında sizi neyin beklediğini söyleyeyim. Bu meslekte, başka hiçbir yerde bulamayacağınız bir duygu var. Parçaların hizaya girdiği an, bilimin sağlam, yöntemin geçerli olduğu ve elinizde tuttuğunuzun yalnızca bir sonuç değil, gerçek bir ailenin, gerçek bir toplumun, gerçek bir mahkemenin beklediği bir cevap olduğunu fark ettiğiniz an. En derin anlamıyla faydalı olma duygusu. Hayran olunan değil. Ünlü olan değil. Faydalı. İnsanların hayatlarının en kötü günlerinde, belki hiç tanışmayacağınız insanlara, belki hiç tam olarak anlamayacakları biçimde yardım edeceksiniz. Bu, sessiz bir kahramanlıktır ve sizi her uzun gecede ayakta tutacaktır.” ifadelerini kullandı.

“İnsan onuruna ve adalete doğrudan dokunan bir mesleğe ilk adımlarını attılar”
Konuşmasının devamında öğrenci ailelerine de seslenen Atasoy, adli bilimler alanında eğitim almanın taşıdığı anlamı ve bu mesleğin insan hayatına dokunan yönünü vurguladı. Atasoy; “Şimdi bir an için yalnızca öğrencilerimize değil, bugün burada onlarla bulunan annelere, babalara, büyükanne ve büyükbabalara, kardeşlere ve bütün yakınlarına seslenmek istiyorum. Sevgili aileler, bugün buraya gelirken belki de içinizden şöyle geçirdiniz. Daha dün elinden tuttuğumuz, okula götürdüğümüz, sınavlarına hazırlanırken endişelerini paylaştığımız çocuklarımız artık üniversiteli oldu. Biraz gurur biraz heyecan belki biraz da kaygı duyuyorsunuz. Bundan sonra nasıl bir hayatları olacak? Seçtikleri meslek onlara neler getirecek? Mutlu ve başarılı olabilecekler mi? Bunların hepsi çok doğal sorular. Çocuklarınız yalnızca bir üniversiteye girmediler. İnsan hayatına, insan onuruna ve adalete doğrudan dokunan bir mesleğe ilk adımlarını attılar. Bir gün bir laboratuvarda yaptıkları analiz, yıllardır cevapsız kalmış bir soruyu yanıtlayabilir. Bir gün titizlikle inceledikleri küçücük bir delil, suçsuz bir insanın özgürlüğüne kavuşmasını sağlayabilir. Belki de bir ailenin yıllardır beklediği gerçeği ortaya çıkarabilirler. Bunlar televizyon dizilerinde gördüğümüz kahramanlıklar değil. Gerçek hayatta, çoğu zaman kimsenin adını bile duymadığı bilim insanlarının sessizce gerçekleştirdiği başarılardır.” şeklinde konuştu.
“Her dava dosyasının arkasında bir insan olduğunu asla unutmayın”
Adli bilimler alanında başarılı olmanın temelinde merak, dürüstlük, titizlik ve insan hayatına karşı duyulan sorumluluğun bulunduğunu vurgulayan Atasoy; “Dört yıl sonra çocuklarınızı mezuniyet töreninde gördüğünüzde, yalnızca bir diploma almış gençler görmeyeceksiniz. Umarım karşınızda daha bağımsız düşünen, kendi kararlarını verebilen, gerektiğinde çoğunluğa karşı çıkabilen ve doğru bildiğini savunma cesaretine sahip genç insanlar bulacaksınız. Çünkü bizim yetiştirmek istediğimiz adli bilimci, yalnızca doğru analizi yapabilen kişi değildir. Doğruyu söylemesi zor olduğunda da söyleyebilen kişidir. Sevgili aileler, bugün çocuklarınızla gurur duyun. Onların bu yolculuğa tanıklık ettiğiniz için kendinizle gurur duyun. Onları bize emanet ettiğiniz için teşekkür ederim. Biz de onların yalnızca iyi birer bilim insanı değil, iyi birer insan olarak yetişmeleri için elimizden geleni yapacağız. O yüzden başlarken öğrencilerimizden şunu istiyorum. Durmaksızın meraklı olun. Bir şeyin nasıl işlediğini sorun, sonra tekrar sorun. Delilin önünde alçakgönüllü olun. Onu siz değil, o sizi yönlendirsin. Size bir bedeli olsa bile dürüst olun. Çünkü olacak ve olmalı da. Küçük şeylere özen gösterin, etiketler, delil zinciri, belgeleme, çünkü bizim alanımızda küçük şeyler asla küçük değildir. Ve her dava dosyasının arkasında bir insan olduğunu, her sonucun arkasında bu laboratuvarın çok ötesine uzanan bir sonucun bulunduğunu asla unutmayın.” dedi.
“Kaosla adaletin sınırında nöbet tutan bir mesleğe adım atıyorsunuz”
Konuşmasının sonunda adli bilimler alanının toplumsal önemine ve bu alanda görev alacak bilim insanlarının üstleneceği sorumluluğa dikkat çeken Atasoy; “Kaosla adaletin sınırında nöbet tutan bir mesleğe adım atıyorsunuz. Dünyanın, bu işi özenle, cesaretle ve dürüstçe yapacak insanlara ihtiyacı var. Bugün, o insan olmaya başlıyorsunuz. Adli bilimlere hoş geldiniz.” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Konuşmalarının ardından Adli Bilimler Bölümü akademisyenleri de öğrencilerle tanıştı.

Geleneksel o fotoğraf da çekildi…
Buluşmanın yanında geleneksel hale gelen açık hava fotoğraf çekimi de gerçekleştirildi. Atasoy ve beraberindeki akademik heyet üniversiteye bu yıl başlayan Adli Bilimler öğrencileriyle o geleneksel hale gelen pozu verdi. Karede Vakıf Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan da yer aldı.
Paylaş
Sizi Arayalım
Diğer Haberler
- SEDEF Federasyon Başkanlığına Prof. Dr. Nevzat Tarhan getirildi
- Prof. Dr. İbrahim Özdemir: “İklim krizi karşısında gözlerimizi kapatamayız”
- Tarhan, Gaziantep Üniversitesi Kahraman Eruslu Böbrek Nakil Hastanesini ziyaret etti
- Üsküdarlı Destek AFAD gönüllüleri Ayazağa’da sel sonrası çalışmalara katıldı
- Endüstri Mühendisliği öğrencileri ERP uygulamalarını sektör deneyimiyle öğreniyor







