İçeriğe atla

İçerik

Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Yapay zekâ her şeyi öğretecektir ama bilgeliği öğretemez!”

Haber ile ilişkili SDG etiketleri

SDGS IconSDGS IconSDGS IconSDGS IconSDGS Icon

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Düzce Üniversitesi tarafından düzenlenen söyleşiye katıldı. “Gençlik ve Gelecek Vizyonu” başlığındaki söyleşide Tarhan geleceğe hazırlanan gençlere önemli tavsiyelerde bulundu. ‘Yapay zekâ her şeyi öğretecektir ama bilgeliği öğretemez.’ Diyen Tarhan, kendi değerlerini korumanın ve amaçlı hareket etmenin önemine dikkat çekti. Geleceğin gençlerinin sorgulayan, eleştiren ve derin düşünebilen bireyler olması gerektiğini vurguladı. 

Düzce Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Kariyer Geliştirme ve Mezun İzleme Uygulama Araştırma Merkezi ile Çevre ve Ahlak Topluluğu tarafından Düzce Üniversitesi Cumhuriyet Konferans salonunda düzenlenen söyleşinin moderatörlüğünü Düzce Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Ertuğrul üstlendi. 

“Yapay zekâ bizi ciddi şekilde yönlendiriyor”

Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir’in de katıldığı programda teknolojinin nasıl kullanılması gerektiğini aktaran Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan; “Daha önce bilginin yarı ömrü 30 seneymiş. Şimdi neredeyse bazı mesleklerde birkaç aya indi. O kadar hızlı bir dönüşüm yaşanıyor. Burada engel gibi gözüken şeyler mesela yapay zekâ, aslında bir tehdit gibi gözüküyor ama fırsat boyutu daha fazla. Yani eğer yapay zekânın kölesi olursak, yapay zekâ bizi ciddi şekilde yönlendiriyor. Kendi algoritmaları şeffaf değil. Biz yapay zekânın efendisi olursak, yapay zekâyı asistan gibi kullanırsak, yapay zekâ bizim hayatımızı çok kolaylaştıracak. Yani teknoloji hayatımızı hızlandırıyor, değerler hayatımıza yön veriyor. Değerler pusula hayatımızda. Gençlerin şu anda küresel olarak değer karmaşası yaşanıyor. Yaşam felsefesi küresel olarak değişti. Sosyoekonomik göstergeler ile ahlaki göstergeler arasında bir yarış var. Bu yarışta, ahlaki göstergelerin aleyhine gidişat daha hızlı oluyor. İnsanlar daha önce daha sakin bir hayat sürüyordu ama şimdi öyle değil. O kadar hızlı bir yaşantı var ki haz, hız ve hırs üç ‘H’ arttı. Yani küresel sistem de kapitalist sistem de bunu çok iyi destekliyor.” ifadelerini kullandı.

“Kendi kültürümüzü koruyarak modernleşmeyi seçmemiz gerek”

Gençlerin düşünce kalıplarını değiştirmeleri gerektiğini belirten Tarhan; “1998'de Türkiye'de psikiyatride ilk beyin görüntüleme ve beyin fonksiyonlarını ölçerek tedavi etme yöntemine biz başladık. Onun için kutunun dışında düşünmemiz gerekiyor. En büyük engellerden birisi de biziz. Biz maalesef kültürel olarak sanki Batı kültürü üstün kültür, bizim kültürümüz düşük kültür, onu taklit edelim duygusundayız. Gençlerin önündeki en büyük engel o. Biz Batı'yla aynı medeniyet yolunda onları geçeceğiz, bunu hedef koyalım. Hedef koyarsak kendimizi aşarız ama hep kendi kültürümüzü koruyarak modernleşmeyi seçmemiz gerekir.” şeklinde konuştu.

“Zaman perspektifi olan tek varlık insan”

İnsanın sahip olduğu kaynakları doğru kullanabilmesi için hayattaki amacını bilmesi gerektiğini söyleyen Tarhan; “İnsan hayat yolunda ilerlerken parasal sermaye gibi sosyal sermayesini de ne kadar zenginleştirirse, insanlar arasındaki ilişkilerde o kadar etkili ve başarılı olur. Bunu yaparken en önemli şey amaçlarının peşinde olması lazım. Bir bardak alıyorsunuz. O bardağın amacı nedir? Bir şeyleri içmek içindir. Bir çamaşır makinesi alıyorsunuz, amacı nedir? Çamaşırları yıkamak içindir. İnsanın vücudunu, bedenini incelediğiniz zaman, mesela bir aslanı incelediğiniz zaman pençeleri görürüz, dişler görürüz bunlar parçalamak içindir. Bir insanı incelediğiniz zaman insan sadece yemek, içmek, üremek, barınmak değil insan bir anlam arayışı içinde. Dört temel anksiyetesi var. Biri anlam arayışı, ikincisi özgürlük arayışı... Diğer canlılarda yok. Genetik kodlarında hepsi bu kadardır. Yani aslan, kaplan, köpek idrarıyla çizdiği yerler güvenlik alanıdır. Oraya girmezsen karışmaz sana. Girersen saldırır bu böyledir. Ama insanlarda bu sınırlar yok. Özgürlük arayışı, yalnızlığı gidermek, bağlanma ihtiyacı... Bir de ölümü açıklama ihtiyacı. Yani zaman perspektifi olan tek varlık insan. Bunlarla ilgili genetik kodları araştırıldı ve bazılarının genetik kodları bulundu.” dedi.

“Dikkat yönetimi akademik başarıda çok önemli”

Teknoloji kullanımında dikkat edilmesi gereken risklere değinen Tarhan; “Şu anda ‘scrolling’ ile ilgili Fransa'da kitaplar yazılıyor. Hatta şu anda 0-3 yaş arasına ekran kesinlikle yasaklandı. Çünkü o kadar zarar veriyor ki beyindeki beyaz cevherin gelişmesini önlüyor. Mesela bebek uyurken uykusunda bile kaydırma hareketi yapıyor. Yani anne, ucuz bakıcı olarak çocuğun eline veriyor, bütün gün çocuk onunla uğraşırken anne de işiyle ilgileniyor. Burada çocukta beynin sözcük üretme becerisi gelişmediği için gecikmiş konuşma oluyor. Gecikmiş konuşma, otizm demektir. Dijital otizmden bahsediliyor şu anda. Yani dijitale fazla ekran maruziyeti olanlar akademik zekâları yüksek, sosyal ve duygusal zekâları değersiz oluyor. İletişim başlatamıyor, sosyal iletişim kuramıyor, sohbet edemiyor. Ekran maruziyeti arttı, ekran zorbalığı artıyor. Ekran zorbalığının artması sebebiyle sosyalleşmeyi engelleyen, aşırı sosyal izolasyon yapan bir diğer unsur da dijitalleşme. Onun için dikkat yönetimi akademik başarıda çok önemli. Gençler şimdi dikkatini veremiyor, çabuk sıkılıyorlar.” ifadelerini kullandı.

“İnsan beyni amaçlı davranmayla çalışıyor”

Vizyonu olmayan kimsenin kaynak yönetimini doğru yapamayacağını söyleyen Tarhan; “Gençler, ‘5 ile 6 arası çalışacağım.’ değil, ‘Her gün yarım saat çalışacağım.’ gibi kendinize somut hedefler koyun ve o şekilde gününüzü planlayın. Yakın zaman planlaması yapmak, orta ve uzun vadeli planlama yapmak önemli. Böyle olursa insan beyni amaçlı davranmayla çalışıyor. Amaçlı davranabilen kişi de kaynaklarını iyi yönetir. Hatta Arapçada iktisat kelimesi ilginçtir. Mesela bizde ekonomi olarak kullanılıyor. Tasarruf Fransızcadan gelir, tasarruf karşılığı olarak kullanılıyor. Arapçadaki iktisat kelimesi maksat kökünden gelir. Önce maksadını belirleyeceksin ondan sonra kaynakların yatırımını ona göre yapacaksın. Kaynakları verimli kullanmak aslında. Yoksa cimriler, pintiler bitiriyorlar. Hedef olmadan bir insan kaynak yönetimi yapamaz. Yani vizyon, misyon belirlemek burada önemli. Vizyonu olmayan bir kimse kaynak yönetimi yapamaz.” şeklinde konuştu.

“Sorgulamayı ve eleştirel düşünmeyi başaran kişiler ileride yaşıtlarına fark atacak”

Küresel olarak dikkati bozan durumun dijitalleşme olduğunu söyleyen Tarhan; “Sol beyin yap komutu verir, sağ beyin de yapma komutu verir. Biri yap, yap, yap der, diğeri yapma, yapma der. Hatta ayrık beyin çalışmaları var. Beynin ortasında iki yarım küre birbirinden habersiz çalışan kişilerde mesela sağ eliyle raftan bir şey alacak sol beyin al diyor, sağ beyin alma diyor. Ayrık beyin çalışmalarında bu görülüyor. Demek ki bizim her yaptığımız işte beynimizde bir ön beyin, zihinsel bir jüri var. Uygun-uygun değil, geçerli-geçerli değil, faydalı-faydalı değil, güvenli-güvenli değil, doğru-doğru değil diye karar verir. Bu jürinin bir de yargıcı var. İşte o yargıç bunu yap-bunu yapma diye karar veriyor. Beynimizdeki ön beyin bölgesi, çocuklarda gelişmemiştir. Çocuklar geliştikçe gelişir. Dikkat süresi de yaş ilerledikçe uzar. Çocuklarda dikkat çok kısadır. Şu anda küresel olarak dikkat bozan şey aşırı dijitalleşmedir. Bu derin öğrenmeyi engelliyor. Analitik düşünme, eleştirel düşünme, derin düşünme... Bunların hepsi birer beceridir. Bunların gelişmesini engelliyor. Derin öğrenmeyi öğrenen, sorgulamayı ve eleştirel düşünmeyi başaran kişiler ileride yaşıtlarına farklı atacak.” dedi.

“İnanan insanlar o inanmanın huzurunu yakalayamıyor”

İnsanın hayatını yönetmesinde anlam ve inancın önemli bir yer tuttuğunu söyleyen Tarhan; “Hazreti Mevlana'nın bir sözü var, ‘Dost istersen Allah yeter, yaren istersen Kur'an yeter, düşman istersen nefis yeter, nasihat istersen ölüm yeter.’ diyor. Dost istersen Allah yeter derken Allah'la dost, kalbi bağ kurmak... Yani rabıta denilen o hâl. Kişi Allah'la bağ kurduğu an dua eder. Dualarda bazı hormonlar çalışıyor ama bu dua için bir çeşit duygusal ve zihinsel hazırlık gerekiyor. Dua insana yalnız olmadığını hissettirir. İnsanın değiştirebileceği şey var, değiştiremeyeceği şey var. Kontrol edebileceği şey var, kontrol edemeyeceği şey var. Öyle durumlarda yüksek bir anlamın parçası olmak yine o tedavilerden birisidir. Bu radikal kabullenme diye geçiyor. Bir insan değiştiremeyeceği, gücü yetmediği şeyi kabul edip yüksek bağlamın parçası olursa o zaman karamsarlığa düşmez. İnancın bu dünyadaki huzurunu yakalamak önemli. Şu anda inanan insanlar o inanmanın huzurunu yakalayamıyor. Demek ki teslimiyet zayıf olduğu için. Yani o duyguları yakalayabilecek bir derinlik gerekiyor.” ifadelerini kullandı. 

“Yapay zekâ her şeyi öğretecektir ama bilgeliği öğretemez”

İnsanlığın sadece maddi gelişmeye değil, yeniden anlam ve bilgelik arayışına ihtiyaç duyduğunu söyleyen Tarhan; “Doğunun sosyal sermayesi, Batının parasal sermayesi çöktü. Şu anda Batı'da depresyon salgını var, narsisizm salgını var. Narsisizm Epidemisi diye kitaplar çıktı şu anda ABD'de. Çünkü gençler arasında yüzde 60'a artmış, paramparça olmuş. 2015'lerden sonra yükseliyor. Ve birçok yerde yalnızlaşma salgınlarından birisi... İngiltere ve Japonya’da Yalnızlık Bakanlığı kurdu. Küresel bir tehdit bu. İşte bu nedenle 21. yüzyıl bilgelik çağı olmak zorunda. Yapay zekâ her şeyi öğretecektir ama bilgeliği öğretemez. Bilgelik hakkında bir irfan var. İlim ayrı, irfan ayrı. İlim, teorik bilgilerin içerisindedir. Bilim adamı olabilirsin ama arif olamazsın. Arif olmak için tasavvuf bize irfan öğretiyor. Tasavvuf irfan öğretiyor.” şeklinde konuştu. 

 

Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA)

Paylaş

Oluşturulma Tarihi: 09 Ekim 2026

Sizi Arayalım

Phone