İçeriğe atla

İçerik

Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Çocuğu korumak yalnızca ekranın önünde ona engel koymak değil!”

Haber ile ilişkili SDG etiketleri

SDGS IconSDGS IconSDGS IconSDGS Icon

Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, LGBT hareketi, cinsiyet uyum süreçleri ve dijital içeriklerin çocuklar üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. “Çocuğu korumak yalnızca ekranın önünde ona engel koymak değil. Ekranın karşısına çıktığı zaman ona değerlendirebilme muhakemesi kazandırmak.” diyen Prof. Dr. Tarhan, çocuğun zorlandığında ailesinden yardım isteyebilmesinin önemine dikkat çekti. 

Karşılaşılan içerikleri değerlendirme becerisinin ve aile içindeki güven ilişkisinin önemine dikkat çekti. Prof. Dr. Tarhan, “Etiketlemek yerine, karşılaştıkları içerikleri nasıl anlamlandırdıklarına bakalım. Bu içeriklere ne anlam yüklediklerini ve desteğe ihtiyaç duyup duymadıklarını değerlendirelim.” dedi. 
 

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Akit TV’de katıldığı programda LGBT hareketine yönelik görüşlerini, ailelerin çocuklarıyla iletişiminde dikkat etmesi gereken noktaları ve dijital platformların etkilerini anlattı.

LGBT hareketinin örgütlenmesi 

LGBT hareketinin başlangıçta hak ve özgürlük talepleriyle, kişilerin düşmanlaştırılmasına ve nefret söylemine karşı ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Tarhan, Uluslararası LGBT örgütlerinin stratejilerine değinerek, “Burada konuyu bir özgürlük hareketi ve bir ideoloji olarak tanımlayan bir yapılanma söz konusu. Yalnızca yerel düzeyde bireysel haklarla sınırlı kalmayıp örgütlü bir yapı olarak strateji geliştirdiğini görüyoruz. Konuyu bir dava ve ideoloji olarak ele alıyorlar.” ifadelerini kullandı.

Hareketin küresel sermaye ve medya tarafından desteklendiğini dile getiren Prof. Dr. Tarhan, aile ve nüfus politikalarıyla da ilişkilendirdiği bu yapılanmaya yönelik Türkiye’de alınan önlemleri desteklediğini belirtti.

Biyolojik cinsiyet, toplumsal cinsiyet nedir?

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 2019 yılında yayımlanan bir genetik araştırmaya atıfta bulunarak, cinsel yönelimin doğuştan geldiğine ilişkin görüşlerin bilimsel dayanağını yitirdiğini söyledi. Biyolojik cinsiyet, toplumsal cinsiyet ve cinsel yönelim kavramlarına değinen Prof. Dr. Tarhan, “Amerikan Psikiyatri Birliği konuyu yeniden tanımlayarak biyolojik cinsiyet, toplumsal cinsiyet ve cinsel yönelim olmak üzere üç ayrı kavram üzerinde durdu. Biyolojik cinsiyet genetiktir; kadın ve erkek olarak tanımlanır. Üçüncü bir biyolojik cinsiyete karşılık gelen ayrı bir gen veya kromozom bulunmaz. Amerikan Psikiyatri Birliği, biyolojik cinsiyet için ‘atanmış cinsiyet’, toplumsal cinsiyet için ise ‘kazanılmış cinsiyet’ ifadelerini kullandı. Toplumsal cinsiyeti genetik değil, epigenetik, yani sonradan öğrenilmiş olarak tanımladı.” diye konuştu. 

İngiltere’de de 18 yaş altına yönelik cinsiyet değiştirme merkezlerinin kapatıldığını kaydeden Tarhan, “Ayrıca transgender ideolojisinin yıkıcı etkilerini ele alan bir kitap yayımlandı. Biz de üniversite olarak bu kitabı yayımladık; şu anda internet sitemizden ücretsiz olarak indirilebiliyor. Geçen yıl başka bir yayınevi de çocukların cinsiyetleriyle barışık olmalarını konu alan bir kitap yayımladı. Anne babaların nasıl bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini ele alan bu kitabı da tavsiye edebiliriz.” ifadesinde bulundu.

“Yargılayıp suçlamamak gerekiyor”

Örgütlü yapılara yönelik eleştiriler ile bireylere yaklaşımın birbirinden ayrılması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:
“Buradaki mücadelede kişileri cinsel yönelimleri, cinsel kimlik karmaşaları ya da sapmaları dolayısıyla yargılayıp suçlamamak gerekiyor. Kişi; uyuşturucu, müstehcenlik veya pornografi içeren örgütlü bir suç faaliyeti içinde değilse bu, belli bir yaştan sonra özgürlük alanıdır. Türkiye’de şu anda 18 yaşından sonra ameliyat olmak isteyenlerin bu ameliyatlarını SGK bile karşılıyor. Ancak bu ameliyatlar için yaş sınırını 25’e çıkarmak gerekiyor. Çünkü literatüre göre ergenlik 22 yaş civarında sona eriyor. Kişinin böyle bir kararı 25 yaşında vermesi gerekiyor. Bu ameliyatları olan kişilerin çoğu pişman oluyor ve geri dönmek istiyor. Bununla ilgili çok sayıda çalışma birikti. Aralarında intihar vakaları da çok fazla. Bu nedenle konu ciddi bir sağlık sorunu hâline gelmeye başladı.” 

Çocuğu korumak yalnızca ekranı sınırlamak değil

Dijital platformların çocukların gelişimindeki rolüne de değinen Prof. Dr. Tarhan, ebeveynlerin yalnızca erişim engellerine odaklanmasının yeterli olmayacağını söyledi.

“Çocuğu korumak yalnızca ekranın önünde ona engel koymak değil. Ekranın karşısına çıktığı zaman ona değerlendirebilme muhakemesi kazandırmak.” diyen Prof. Dr. Tarhan, çocuğun zorlandığında ailesinden yardım isteyebilmesinin önemine dikkat çekti.

Prof. Dr. Tarhan, ebeveynlerin önceliklerinden birinin, çocuklarıyla “zorlandığında yardım isteyebileceği güvenli ilişki kurmak” olması gerektiğini belirtti.

“Kültür aktarımını popüler kültür ve medya yapıyor”

Çocukların değerlerini ve davranışlarını şekillendiren kaynaklar arasında dijital platformların giderek daha fazla yer aldığını ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Şimdi kültür aktarımını popüler kültür ve medya yapıyor. Dijital medya yapıyor. Dijital platformlar yapıyor.” dedi.

Şiddeti, aşağılamayı, zorlamayı ve kendine zarar vermeyi normalleştiren içeriklere dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, sürekli tekrarlanan paylaşımların çocukların doğru ve olağan kabul ettiği davranışları etkileyebildiğini söyledi.

Kusursuz beden algısı, lüks yaşam özentisi ve sağlıksız yeme davranışlarını teşvik eden paylaşımların yanı sıra siber zorbalık ve cinsel şantaj risklerine de değinen Prof. Dr. Tarhan, çocuklara medya okuryazarlığı kazandırılması gerektiğini vurguladı.

“Çocuğu etiketlemek yerine nasıl anlamlandırdığına bakalım”

Çocukların merak ederek ya da istemeden zararlı içeriklerle karşılaşabileceğini belirten Prof. Dr. Tarhan, “Çocuklar merak ederek ya da istemeden zararlı içeriklerle karşılaşabilir. Anne babalar olarak onları hemen kötü, bozulmuş veya sapkın diye etiketlemeyelim. Etiketlemek yerine, karşılaştıkları içerikleri nasıl anlamlandırdıklarına bakalım. Bu içeriklere ne anlam yüklediklerini ve desteğe ihtiyaç duyup duymadıklarını değerlendirelim. Böylece çocuklarımız, dijital platformların olumsuz etkileriyle baş etmeyi ve en azından bu süreci yönetmeyi öğrenebilir.” dedi.
Ebeveynliğin temel ihtiyaçları karşılamanın ötesinde bir sorumluluk olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, çocukları hayata hazırlamanın ve zorluklarla baş etme becerilerini geliştirmenin önemine işaret etti.

Çocukları dijital dünyanın etkilerine hazırlamak için aile içi iletişimin güçlendirilmesi gerektiğini belirten Tarhan, sabır, dayanıklılık ve isteklerini erteleyebilme becerilerinin önemine dikkat çekti.

Nasihat yerine karşılıklı iletişim

Dijital platformlar karşısında ebeveynlerin zorlandığını söyleyen Prof. Dr. Tarhan, çocuklara ayrılan zamanın artırılması gerektiğini belirterek, “Daha önce bir anne ve baba çocuğuna yarım saat ayırıyorsa, şimdi daha çok zaman ayırması gerekiyor.” dedi.

Bu zamanın nasıl değerlendirildiğinin de önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Ama bu da monolog tarzında değil, konferans vermek, vaaz vermek, nasihat vermek tarzında değil.” ifadelerini kullandı. 

Prof. Dr. Tarhan, çocuklarla çift yönlü iletişim kurulması, doğru ve yanlışların birlikte konuşulması gerektiğini kaydetti.

Çocukların karşılaşabilecekleri güçlüklerle baş edebilmesi için sabır ve dayanıklılıklarının geliştirilmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr.  Tarhan, bu süreçte doyumu erteleme becerisi üzerinde de durduklarını söyledi.

“İyi bir baba, iyi bir anne, iyi bir eş olmak”

Çocuğun ilk öğretmenlerinin anne ve babası olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, özellikle erken çocukluk döneminde ebeveynlerin rolünün önemine dikkat çekti.

Mesleki sorumluluklar yerine getirilirken aile içindeki rollerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Tarhan, “İyi bir iş adamı olmak, iyi bir iş kadını olmaktan daha önemlisi, iyi bir baba, iyi bir anne, iyi bir eş olmak. Bunları ihmal etmeyelim.” dedi.

Çocuğun maddi ihtiyaçlarını karşılamanın tek başına yeterli olmadığını söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “Yediğin önünde, yemediğin arkanda” yaklaşımının çocuğun duygusal ihtiyaçlarına yanıt vermediğini belirtti.

Çocukların ihtiyacı dinlenmek ve önemsenmek

“Çocuğa kaliteli zaman ayırmak gerekiyor.” diyen Prof. Dr. Tarhan, çocukların ve gençlerin dinlenmeye, değer görmeye ve birey olarak kabul edilmeye ihtiyaç duyduğunu ifade etti.

Bazı ebeveynlerin çocuklarının büyüdüğünü kabul etmekte zorlandığını ya da yorgunluk nedeniyle onları dinlemeyi ertelediğini belirten Tarhan, çocuk yetiştirmenin mesleki kazanımlardan daha önemsiz görülemeyeceğini söyledi. 

Prof. Dr. Tarhan, hayatı tanıyan, zorluklarla baş edebilen, sosyal ve duygusal becerileri gelişmiş çocuklar yetiştirmenin önemini vurguladı.

Eğitimde sosyal ve duygusal becerilere yer verilmeli

Eğitimcilere de seslenen Prof. Dr. Tarhan, özellikle 4–6 yaş döneminde değerler eğitiminin önemine dikkat çekerek, “Erdem, ahlak öğretmek gerekiyor çocuklara.” dedi.

Eğitimin teorik bilgi aktarımıyla sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Tarhan; kendini tanıma, güçlü ve zayıf yönlerinin farkına varma, sorun çözme, stres ve öfke yönetimi gibi becerilerin de geliştirilmesi gerektiğini söyledi. Farkındalık çalışmalarına değinen Prof. Dr. Tarhan, minnettarlık ve şükran duygularının geliştirilmesinin de bu süreçte yer alabileceğini kaydetti.

Çocukların karşılaştıkları sorunlara çözüm üretebilmelerini destekleyen yöntemlerin önemini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Bilimsel temele dayalı çok çözümler var. Hem de bizim inanç sistemimize, kültür sistemimize uyumlu çok güzel yöntemler var.” diyerek sözlerini tamamladı.

Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA)

Paylaş

Oluşturulma Tarihi24 Eylül 2026

Sizi Arayalım

Phone